GEN 1:1 Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.
GEN 1:2 Yer biçimsiz ve boştu. Derinliğin yüzeyinde karanlık vardı. Tanrı'nın Ruhu suların yüzeyinde dolaşıyordu.
GEN 1:3 Tanrı, “Işık olsun” dedi ve ışık oldu.
GEN 1:4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü. Tanrı ışığı karanlıktan ayırdı.
GEN 1:5 Işığa “gündüz”, karanlığa “gece” adını verdi. Akşam oldu ve sabah oldu, ilk gün.
GEN 1:6 Tanrı, “Suların ortasında boşluk olsun ve suları sulardan ayırsın” dedi.
GEN 1:7 Tanrı boşluğu yarattı ve boşluğun altındaki suları, boşluğun üstündeki sulardan ayırdı; ve öyle oldu.
GEN 1:8 Tanrı boşluğa “gökyüzü” adını verdi. Akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün.
GEN 1:9 Tanrı, “Gökyüzünün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” dedi ve öyle oldu.
GEN 1:10 Tanrı kuru toprağa “kara”, toplanan sulara “denizler” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
GEN 1:11 Tanrı, “Yer ot, tohum veren bitki ve türlerine göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları versin” dedi ve öyle oldu.
GEN 1:12 Yer ot, türlerine göre tohum veren bitki ve tohumu meyvesinden bulunan meyve ağaçları verdi; ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
GEN 1:13 Akşam oldu ve sabah oldu, üçüncü gün.
GEN 1:14 Tanrı, “Gökyüzündeki boşlukta ışıklar olsun, gündüzü geceden ayırsın, zamanları, günleri ve yılları belirleyen işaretler olsun,
GEN 1:15 yeryüzünü aydınlatsın” dedi ve öyle oldu.
GEN 1:16 Tanrı iki büyük ışığı yarattı: Büyüğü gündüze, küçüğü geceye hükmedecekti. Tanrı ayrıca yıldızları da yarattı.
GEN 1:17 Tanrı, yeryüzüne ışık vermesi, gündüze ve geceye hükmetmesi, ışığı karanlıktan ayırması için onları gökyüzündeki boşluğa yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
GEN 1:19 Akşam oldu ve sabah oldu, dördüncü gün.
GEN 1:20 Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın ve yerin üzerinde, gökyüzündeki boşlukta kuşlar uçsun” dedi.
GEN 1:21 Tanrı büyük deniz canavarlarını ve suların içinde kaynaşan canlıları ve kanatlı her kuşu kendi türüne göre yarattı. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
GEN 1:22 Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizlerdeki suları doldurun ve karada kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı.
GEN 1:23 Akşam oldu ve sabah oldu, beşinci gün.
GEN 1:24 Tanrı, “Yeryüzü türlerine göre canlılar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve türlerine göre canlılar üretsin” dedi ve öyle oldu.
GEN 1:25 Tanrı türüne göre çeşit çeşit yabanıl hayvanı, evcil hayvanı, sürüngenleri yaptı. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
GEN 1:26 Tanrı, “Bizim suretimizde, kendimize benzer insan yapalım” dedi. “Denizin balıklarına, gökyüzünün kuşlarına, evcil hayvanlara, tüm yeryüzüne ve yerde sürünen her şeye hükmetsinler.”
GEN 1:27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Onu Tanrı suretinde yarattı; onları erkek ve kadın olarak yarattı.
GEN 1:28 Tanrı onları kutsadı. Tanrı onlara, “Verimli olun, çoğalın, yeryüzünü doldurun ve onu boyun eğdirin” dedi. “Denizin balıklarına, göklerin kuşlarına ve yerde hareket eden her canlıya hükmedin.”
GEN 1:29 Tanrı şöyle dedi: “İşte, yeryüzünde bulunup tohum veren her bitkiyi ve tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size verdim. Bunlar sizin yiyeceğiniz olacak.
GEN 1:30 Yeryüzündeki hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere, içinde yaşam olan her şeye yeşil otları yiyecek olarak verdim.” ve öyle oldu.
GEN 1:31 Tanrı yapmış olduğu her şeyi gördü ve işte, çok iyiydi. Akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.
GEN 2:1 Gökler ve yer, onların bütün uçsuz bucaksız dizilişi tamamlandı.
GEN 2:2 Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu bütün işi bitirdi; ve yaptığı işten yedinci günde dinlendi.
GEN 2:3 Tanrı yedinci günü kutsadı ve onu kutsal kıldı. Çünkü Tanrı yaptığı bütün yaratılış işini tamamlayıp o gün dinlendi.
GEN 2:4 Bu, Yahve Tanrı’nın yeri ve gökleri yaptığı günde, göklerin ve yerin yaratılış hikayesidir.
GEN 2:5 Henüz yerin toprağında yabanıl bir bitki, bir ot bile yoktu. Çünkü Yahve Tanrı yeryüzüne henüz yağmur yağdırmamıştı. Toprağı işleyecek adam da yoktu.
GEN 2:6 Yerden yükselen buhar yerin bütün yüzeyini suluyordu.
GEN 2:7 Yahve Tanrı yerin toprağından Adem’e biçim verdi ve onun burnuna yaşam soluğunu üfledi; ve Adem yaşayan bir can oldu.
GEN 2:8 Yahve Tanrı doğuya doğru, Aden'de bir bahçe dikti ve biçim vermiş olduğu Adem’i oraya koydu.
GEN 2:9 Yahve Tanrı görünüşü güzel ve yemek için iyi olan her ağacı, bahçenin ortasındaki yaşam ağacını ve iyiyle kötüyü bilme ağacını yerden bitirdi.
GEN 2:10 Bahçeyi sulamak için Aden'den bir ırmak çıktı; oradan bölünüp dört ırmağın kaynağı oldu.
GEN 2:11 İlkinin adı Pişon’dur. Altın bulunan bütün Havila diyarından akar.
GEN 2:12 O diyarın altını iyidir. Orada reçine ve oniks de vardır.
GEN 2:13 İkinci ırmağın adı Gihon'dur. Tüm Kûş ülkesinde akan bu ırmaktır.
GEN 2:14 Üçüncü ırmağın adı Dicle'dir. Aşur'un önünden akan budur. Dördüncü ırmak Fırat'tır.
GEN 2:15 Yahve Tanrı Adem’i aldı ve yetiştirmesi ve bakması için onu Aden bahçesine koydu.
GEN 2:16 Yahve Tanrı Adem’e, “Bahçenin her ağacından özgürce yiyebilirsin” diye buyurdu.
GEN 2:17 “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yemeyeceksin. Çünkü ondan yediğin gün kesin olarak ölürsün.”
GEN 2:18 Yahve Tanrı “Adem'in yalnız kalması iyi değil. Ona kendisine kıyas bir yardımcı yapacağım” dedi.
GEN 2:19 Yahve Tanrı, kırdaki her hayvanı ve gökteki her kuşu topraktan yarattı ve onlara ne ad vereceğini görmek için Adem’e getirdi. Adem her birinin adını ne koyduysa, adı o oldu.
GEN 2:20 Adem bütün evcil hayvanlara, göklerin kuşlarına ve kırdaki her hayvana ad koydu. Ama Adem için ona denk bir yardımcı bulunamadı.
GEN 2:21 Yahve Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken kaburga kemiğinden birini aldı ve yerini etle kapladı.
GEN 2:22 Yahve Tanrı Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adem’e getirdi.
GEN 2:23 Adem, “İşte, bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir” dedi. İnsandan alındığı için ona ‘kadın’ denecek.”
GEN 2:24 Bu nedenle insan babasını annesini bırakıp karısına bağlanacak ve tek beden olacaklar.
GEN 2:25 Adem de karısı da çıplaktı ve utançları yoktu.
GEN 3:1 Yahve Tanrı'nın yarattığı kır hayvanlarının en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçenin hiçbir ağacından yemeyin’ dedi mi?” diye sordu.
GEN 3:2 Kadın yılana, “Bahçedeki ağaçların meyvesinden yiyebiliriz” dedi,
GEN 3:3 “Ama bahçenin ortasındaki ağacın meyvesi hakkında Tanrı, ‘Ondan yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.”
GEN 3:4 Yılan kadına, “Gerçekten ölmezsiniz” dedi,
GEN 3:5 “Çünkü Tanrı biliyor ki, ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”
GEN 3:6 Kadın, ağacın yemek için iyi, göze hoş, insanı bilge kılmak için çekici olduğunu gördü. Meyvesinden biraz aldı ve yedi. Ardından yanındaki kocasına da biraz verdi, o da yedi.
GEN 3:7 Gözleri açıldı ve ikisi de çıplak olduklarını bildiler. İncir yapraklarını dikip kendilerine örtü yaptılar.
GEN 3:8 Günün serinliğinde bahçede yürüyen Yahve Tanrı'nın sesini duydular. Adamla karısı Yahve Tanrı'nın huzurundan bahçedeki ağaçların arasına saklandılar.
GEN 3:9 Yahve Tanrı adama, “Neredesin?” diye seslendi.
GEN 3:10 Adam, “Bahçede sesini duydum ve korktum, çünkü çıplaktım” dedi. “Bu nedenle saklandım.”
GEN 3:11 Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi? Sana yememeni buyurduğum ağaçtan mı yedin?” dedi.
GEN 3:12 Adam, “Yanıma verdiğin kadın ağacın meyvesinden bana verdi, ben de yedim” dedi.
GEN 3:13 Yahve Tanrı kadına, “Ne yaptın?” dedi. Kadın, “Yılan beni aldattı, ben de yedim” dedi.
GEN 3:14 Yahve Tanrı yılana şöyle dedi: “Bunu yaptığın için, tüm evcil ve kır hayvanlarının en lanetlisi sen olacaksın. Karnının üstünde sürünecek, ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin.
GEN 3:15 Seninle kadının, onun soyuyla senin soyunun arasına düşmanlık koyacağım. O senin başını ezecek. Sen onun topuğunu yaralayacaksın.”
GEN 3:16 Kadına şöyle dedi: “Çocuk doğururken acını katlanarak artıracağım. Ağrı içinde doğum yapacaksın. Arzun kocan için olacak, ve o sana hükmedecek.”
GEN 3:17 Adem'e şöyle dedi: “Karının sesine kulak verdiğin, ve sana, meyvesini yememeni buyurduğum ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden lanetlendi. Hayatının bütün günlerinde büyük emekle ondan yiyeceksin.
GEN 3:18 Sana dikenler ve çalılar verecek; ve kır otunu yiyeceksin.
GEN 3:19 Toprağa dönünceye dek alın teriyle ekmek yiyeceksin, çünkü topraktan çıkarıldın. Çünkü toz topraksın, ve yine toz toprağa döneceksin.”
GEN 3:20 Adam bütün yaşayanların annesi olacağı için karısına Havva adını verdi.
GEN 3:21 Yahve Tanrı Adem'le karısı için hayvan derisinden giysiler yaptı, onları giydirdi.
GEN 3:22 Yahve Tanrı şöyle dedi: “İşte, adam iyiyi ve kötüyü bilmekle bizden biri gibi oldu. Şimdi, elini uzatıp yaşam ağacından almasın, yiyip sonsuza dek yaşamasın.”
GEN 3:23 Bu nedenle Yahve Tanrı, içinden alındığı toprağı işlemesi için onu Aden bahçesinden gönderdi.
GEN 3:24 Böylece adamı kovdu; ve yaşam ağacına giden yolu korumak için Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yöne dönen alevli bir kılıç koydu.
GEN 4:1 Adem karısı Havva'yı bildi; ve gebe kalıp Kain'i doğurdu. “Yahve'nin yardımıyla bir adam kazandım” dedi.
GEN 4:2 Yeniden doğum yaptı ve Kain'in kardeşi Habel'i dünyaya getirdi. Habel koyun çobanı oldu, ama Kain çiftçi oldu.
GEN 4:3 Bir süre sonra, Kain toprağın ürününden Yahve’ye sunu getirdi.
GEN 4:4 Habel de sürüsünün ilk doğanlarından ve yağından getirdi. Yahve Habel'i ve onun sunusunu saydı.
GEN 4:5 Ama Kain'i ve onun sunusunu saymadı. Kain çok öfkelendi ve suratını astı.
GEN 4:6 Yahve Kain'e, “Niçin öfkelendin? Niçin suratını astın?
GEN 4:7 Eğer iyi yaparsan, yükseltilmeyecek mi? Eğer iyi yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış durumda; onun istediği sensin, ama sen ona hükmetmelisin.”
GEN 4:8 Kain, kardeşi Habel'e, “Haydi, kıra gidelim” dedi. Kırda birlikteyken, Kain kardeşi Habel’e karşı kalktı ve onu öldürdü.
GEN 4:9 Yahve Kain'e, “Kardeşin Habel nerede?” dedi. O, “Bilmiyorum. Ben kardeşimin bekçisi miyim?” dedi.
GEN 4:10 Yahve, “Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana haykırıyor.
GEN 4:11 Artık kardeşinin kanını senden almak için ağzını açan toprağın laneti altındasın.
GEN 4:12 Bundan böyle işlediğin toprak gücünü sana vermeyecek. Yeryüzünde kaçak ve göçebe olacaksın.” dedi.
GEN 4:13 Kain, Yahve’ye, “Cezam dayanamayacağım kadar ağır” dedi,
GEN 4:14 “İşte, bugün beni toprağın üstünden kovdun. Senin huzurundan ayrı kalacağım, yeryüzünde bir kaçak ve gezgin olacağım. Beni kim bulursa öldürecek.”
GEN 4:15 Yahve ona, “Bunun üzerine, Kain'i kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak” dedi. Yahve, Kain’in üzerine bir işaret koydu, öyle ki, onu bulan kimse ona vurmasın.
GEN 4:16 Kain Yahve'nin huzurundan ayrılıp Aden'in doğusundaki Nod diyarına yerleşti.
GEN 4:17 Kain karısını bildi. Gebe kalıp Hanok'u doğurdu. Bir kent kurdu ve kente oğlu Hanok'un adını verdi.
GEN 4:18 Hanok’tan İrad oldu. Irad, Mehuyael'in babası oldu. Mehuyael, Metuşael'in babası oldu. Metuşael Lamek'in babası oldu.
GEN 4:19 Lemek iki kadın aldı. İlkinin adı Ada, ikincisinin adı Tsilla’ydı.
GEN 4:20 Ada, çadırlarda yaşayan ve hayvan besleyenlerin atası olan Yabal'ı doğurdu.
GEN 4:21 Kardeşinin adı Yubal'dı. O, çenk ve kaval çalan herkesin atasıydı.
GEN 4:22 Tsilla, her türlü tunç ve demirden kesici aletler yapan Tuval Kain'i de doğurdu. Tuval Kain'in kız kardeşi Naama'ydı.
GEN 4:23 Lamek karılarına şöyle dedi: “Ey Ada ve Tsilla, sesime kulak verin. Lamek'in karıları, sözümü dinleyin, beni yaraladığı için bir adamı, beni hırpaladığı için bir genci öldürdüm.
GEN 4:24 Kain'in intikamı yedi kez alınacaksa, Lamek’in yetmiş yedi kez alınacaktır.”
GEN 4:25 Adem karısını yeniden bildi. Bir oğul doğurdu ve “Tanrı bana Habel yerine başka bir çocuk verdi, çünkü onu Kain öldürdü” diyerek ona Şit adını verdi.
GEN 4:26 Şit'in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu. O zaman insanlar Yahve’yi adıyla çağırmaya başladılar.
GEN 5:1 Bu, Adem soylarının kitabıdır. Tanrı insanı yarattığı gün, onu Tanrı'nın benzerliğinde yarattı.
GEN 5:2 Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve onları kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara Adam adını verdi.
GEN 5:3 Adem yüz otuz yaşında, kendi benzerliğinde, kendi suretinde bir oğul babası oldu ve ona Şit adını koydu.
GEN 5:4 Adem Şit'in babası olduktan sonra sekiz yüz yıl yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:5 Adem toplam dokuz yüz otuz yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:6 Şit yüz beş yaşında Enoş'un babası oldu.
GEN 5:7 Şit, Enoş'un babası olduktan sonra sekiz yüz yedi yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:8 Şit toplam dokuz yüz on iki yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:9 Enoş doksan yaşındayken Kenan'ın babası oldu.
GEN 5:10 Enoş, Kenan'ın babası olduktan sonra sekiz yüz on beş yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:11 Enoş toplam dokuz yüz beş yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:12 Kenan yetmiş yaşındayken Mahalalel'in babası oldu.
GEN 5:13 Kenan, Mahalalel'in babası olduktan sonra sekiz yüz kırk yıl yaşadı, başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:14 Kenan toplam dokuz yüz on yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:15 Mahalalel altmış beş yaşındayken Yeret'in babası oldu.
GEN 5:16 Mahalalel, Yeret'in babası olduktan sonra sekiz yüz otuz yıl daha yaşadı ve başka oğulları ve kızları oldu.
GEN 5:17 Mahalalel toplam sekiz yüz doksan beş yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:18 Yeret yüz altmış iki yaşındayken Hanok'un babası oldu.
GEN 5:19 Yeret, Hanok'un babası olduktan sonra sekiz yüz yıl daha yaşadı ve başka oğulları ve kızları oldu.
GEN 5:20 Yeret toplam dokuz yüz altmış iki yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:21 Hanok altmış beş yaşındayken Metuşelah'ın babası oldu.
GEN 5:22 Metuşelah'ın doğumundan sonra Hanok üç yüz yıl Tanrı’yla yürüdü ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:23 Hanok'un tüm günleri üç yüz altmış beş yıldı.
GEN 5:24 Hanok Tanrı'yla yürüdü ve bulunamadı, çünkü Tanrı onu aldı.
GEN 5:25 Metuşelah yüz seksen yedi yaşındayken Lamek'in babası oldu.
GEN 5:26 Metuşelah, Lamek'in babası olduktan sonra yedi yüz seksen iki yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:27 Metuşelah toplam dokuz yüz altmış dokuz yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:28 Lamek yüz seksen iki yaşındayken bir oğul babası oldu.
GEN 5:29 “İşimizden ve Yahve’nin lanetlediği toprak yüzünden çektiğimiz zahmetten, bu bizi rahatlatacak” diyerek çocuğa Noa adını verdi.
GEN 5:30 Lamek, Noa'nın babası olduktan sonra beş yüz doksan beş yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 5:31 Lamek toplam yedi yüz yetmiş yedi yıl yaşadıktan sonra öldü.
GEN 5:32 Noa beş yüz yaşındaydı. Noa Sam’ın, Ham’ın ve Yafet'in babası oldu.
GEN 6:1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızları doğdu.
GEN 6:2 Tanrı oğulları insan kızlarının güzel olduğunu gördüler ve dilediklerini kendilerine eş olarak aldılar.
GEN 6:3 Yahve, “Ruhum insanla sonsuza dek çekişmeyecek” dedi, “Çünkü o et ve kemiktir; onun günleri yüz yirmi yıl olacaktır.”
GEN 6:4 Tanrı oğullarının insan kızlarına vardıkları, onlarla çocuk sahibi oldukları günlerde ve sonrasında yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar kudretli ve ünlü eski çağ adamlarıydı.
GEN 6:5 Yahve yeryüzünde insanın kötülüğünün büyüklüğünü ve insanın yüreğindeki düşüncelerindeki her hayalinin sürekli yalnızca kötülük olduğunu gördü.
GEN 6:6 Yahve yeryüzünde insanı yarattığına üzüldü ve yüreği kederlendi.
GEN 6:7 Yahve, “Yarattığım insanı, hayvanları, sürüngenleri, göğün kuşlarını yerin yüzeyinden yok edeceğim” dedi, “Çünkü onları yarattığıma üzüldüm.”
GEN 6:8 Ama Noa Yahve'nin gözünde lütuf buldu.
GEN 6:9 Bu, Noa soylarının tarihidir: Noa doğru bir adamdı, kendi kuşağının arasında kusursuz biriydi. Noa Tanrı’yla yürüdü.
GEN 6:10 Noa'nın üç oğlu oldu: Sam, Ham ve Yafet.
GEN 6:11 Yeryüzü Tanrı'nın önünde bozulmuştu ve yeryüzü zorbalıkla doluydu.
GEN 6:12 Tanrı yeryüzünü gördü ve işte bozulmuştu. Yeryüzünde yaşayanların tümü yollarını bozmuştu.
GEN 6:13 Tanrı Noa'ya, “Bütün yaşayanların sonunu getireceğim” dedi, “Çünkü onların yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. İşte, onları da yeryüzünü de yok edeceğim.
GEN 6:14 Gofer ağacından bir gemi yap. Gemide odalar yapacaksın, içini ve dışını ziftle kaplayacaksın.
GEN 6:15 Onu şöyle yapacaksın: Geminin uzunluğu üç yüz arşın, genişliği elli arşın ve yüksekliği otuz arşın olacak.
GEN 6:16 Gemide pencere de yapacaksın ve onu yukarıya doğru bir arşına tamamlayacaksın. Geminin kapısını yanına koyacaksın. Alt, ikinci ve üçüncü katlı seviyeler yapacaksın.
GEN 6:17 Gökyüzünün altından yaşam soluğu taşıyan bütün canlıları yok etmek için yeryüzüne tufan getireceğim. Yeryüzündeki her şey ölecek.
GEN 6:18 Ama seninle antlaşmamı kuracağım. Sen, oğulların, karın ve oğullarının karıları seninle birlikte gemiye gireceksiniz.
GEN 6:19 Yanınızda yaşamaları için her türden canlıdan ikişer ikişer gemiye getireceksiniz. Erkek ve dişi olacaklar.
GEN 6:20 Cinsine göre kuşlardan, cinsine göre davarlardan, cinsine göre topraktaki her sürüngenden, her cinsten ikişer sağ kalmak üzere sana gelecekler.
GEN 6:21 Yenilen tüm yiyeceklerden yanına al ve kendiniz için toplayın; ve size ve onlara yiyecek olacaklar.”
GEN 6:22 Noa böyle yaptı. Tanrı’nın kendisine buyurduğu her şeyi yerine getirdi.
GEN 7:1 Yahve Noa'ya, “Bütün ev halkınla birlikte gemiye gir” dedi, “Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni önümde doğru gördüm.
GEN 7:2 Tüm yeryüzü üzerinde bulunan tohumlarının hayatta kalması için, yanına her temiz hayvandan, erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, temiz olmayan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere birer çift,
GEN 7:3 gökyüzünün kuşlarından da erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift al.
GEN 7:4 Yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdıracağım. Yapmış olduğum her canlıyı yeryüzünden yok edeceğim.”
GEN 7:5 Noa Yahve’nin kendisine buyurduğu her şeyi yaptı.
GEN 7:6 Yeryüzüne tufan geldiğinde Noa altı yüz yaşındaydı.
GEN 7:7 Noa tufan sularından ötürü oğulları, karısı ve oğullarının karılarıyla birlikte gemiye bindi.
GEN 7:8 Temiz hayvanlar, kirli hayvanlar, kuşlar ve toprak üzerinde sürünenlerin hepsi
GEN 7:9 Tanrı'nın Noa'ya buyurduğu gibi, erkek ve dişi olarak ikişer ikişer gemiye gelip Noa'nın yanına girdiler.
GEN 7:10 Yedi gün sonra yeryüzü sularla kaplandı.
GEN 7:11 Noa altı yüz yaşındayken, ikinci ayın on yedinci günü, büyük derinliğin bütün kaynakları fışkırdı, gökyüzünün pencereleri açıldı.
GEN 7:12 Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.
GEN 7:13 Tam o gün Noa, Noa'nın oğulları Sam, Ham, Yafet, karısı ve oğullarının üç karısıyla birlikte gemiye girdiler.
GEN 7:14 Cinsine göre hayvanlar, cinsine göre bütün evcil hayvanlar, cinsine göre toprak üzerinde sürünenlerin hepsi, cinsine göre her kuş, uçan yaratıkların her cinsi gemiye girdi.
GEN 7:15 İçlerinde yaşam soluğu bulunan her canlıdan ikişer ikişer gemiye Noa'nın yanına geldiler.
GEN 7:16 İçeri girenler, Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi, her hayvandan erkek ve dişi olarak girdiler.
GEN 7:17 Yeryüzünde kırk gün tufan oldu. Sular çoğaldı, gemiyi kaldırdı ve yerin üstüne çıktı.
GEN 7:18 Yeryüzünde sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; ve gemi suların yüzeyinde yüzmeye başladı.
GEN 7:19 Yeryüzünde sular pek çok yükseldi. Tüm gökyüzünün altında bulunan bütün yüksek dağlar örtüldüler.
GEN 7:20 Örtülen dağları sular on beş arşın aştı.
GEN 7:21 Kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, yeryüzünde sürünen her canlı ve insan, yeryüzünde yaşayan tüm canlılar öldü.
GEN 7:22 Karada olup burunlarında yaşam ruhunun soluğunu taşıyanların hepsi öldü.
GEN 7:23 Yerin yüzeyindeki her canlı, insan, evcil hayvanlar, sürüngenler ve gökte uçan kuşlar yok oldu. Yeryüzünden yok edildiler. Geride yalnızca Noa ve onunla birlikte gemide bulunanlar kalmıştı.
GEN 7:24 Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı.
GEN 8:1 Tanrı Noa'yı, onunla birlikte gemide bulunan bütün evcil ve yabanıl hayvanları, hatırladı. Tanrı yeryüzünün üzerinden rüzgâr estirdi. Sular çekildi.
GEN 8:2 Derinliğin kaynakları ve gökyüzünün pencereleri de durduruldu, gökten yağan yağmur kesildi.
GEN 8:3 Sular gittikçe yerden çekildi. Yüz elli günün sonunda sular azaldı.
GEN 8:4 Gemi yedinci ayın on yedinci günü, Ararat dağlarının üzerine oturdu.
GEN 8:5 Sular onuncu aya kadar sürekli çekildi. Onuncu ayın birinci günü dağların dorukları göründü.
GEN 8:6 Kırk gün sonra Noa yapmış olduğu geminin penceresini açtı.
GEN 8:7 Bir kuzgun gönderdi. Kuzgun sular yeryüzünden kuruyana dek öteye beriye gitti.
GEN 8:8 Noa’nın kendisi yerin yüzeyindeki suların çekilip çekilmediğini görmek için bir güvercin gönderdi.
GEN 8:9 Güvercin ayağını koyup dinlenebileceği bir yer bulamayınca gemiye, Noa’ya geri döndü. Çünkü yeryüzünün tümü sularla kaplıydı. Elini uzatıp onu tuttu ve kendi yanına gemiye aldı.
GEN 8:10 Yedi gün daha bekledi; ve yine güvercini gemiden gönderdi.
GEN 8:11 Güvercin akşam üstü ona geri geldi ve işte, ağzında yeni koparılmış bir zeytin yaprağı vardı. Böylece Noa, suların yeryüzünden çekildiğini bildi.
GEN 8:12 Yedi gün daha bekleyip güvercini gönderdi. Artık güvercin ona geri dönmedi.
GEN 8:13 Altı yüz birinci yılının birinci ayında, ayın birinci gününde sular kurudu. Noa geminin örtüsünü kaldırdı ve baktı. Toprağın yüzünün kuru olduğunu gördü.
GEN 8:14 İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak kurudu.
GEN 8:15 Tanrı Noa'ya şöyle dedi:
GEN 8:16 “Sen, karın, oğullarınız ve oğullarınızın karılarıyla birlikte gemiden çıkın.
GEN 8:17 Kuşları, evcil hayvanları ve yerde sürünen sürüngenleri, yanınızda olan her canlıyı çıkarın ki, yeryüzünde bol bol üresinler ve verimli olup yeryüzünde çoğalsınlar.”
GEN 8:18 Noa, oğulları, karısı ve oğullarının karılarıyla birlikte çıktı.
GEN 8:19 Yeryüzünde yaşayan her hayvan, her sürüngen, her kuş, familyalarına göre gemiden çıktılar.
GEN 8:20 Noa Yahve’ye bir sunak yaptı, her temiz hayvandan, her temiz kuştan aldı ve sunakta yakmalık sunular sundu.
GEN 8:21 Yahve hoş kokuyu kokladı. Yahve yüreğinde şöyle dedi: “Artık insan yüzünden toprağı yeniden lanetlemeyeceğim, çünkü insanın yüreğinin hayalleri gençliğinden beri kötüdür. Daha önce yaptığım gibi her canlıya bir daha asla vurmayacağım.
GEN 8:22 Dünya durdukça, tohum ve hasat zamanı, soğuk ve sıcak, yaz ve kış, gündüz ve gece son bulmayacak.”
GEN 9:1 Tanrı Noa'yı ve oğullarını kutsadı ve onlara, “Verimli olun, çoğalın ve yeryüzünü doldurun” dedi.
GEN 9:2 “Yerdeki hayvanların, gökyüzündeki kuşların hepsi sizden korkup ürkecek. Toprağın üzerinde hareket edenlerin tümü, denizdeki bütün balıklar elinize teslim edildiler.
GEN 9:3 Hareket eden her canlı size yiyecek olacaktır. Size verdiğim yeşil bitkiler gibi, hepsini size veriyorum.
GEN 9:4 Ama eti, onun yaşamı olan, kanıyla birlikte yemeyeceksiniz.
GEN 9:5 Sizin de kanınızın hesabını mutlaka soracağım. Her hayvanın elinden bunu soracağım. Her insanın elinden, hatta her insanın kardeşinin elinden, insan yaşamının hesabını soracağım.
GEN 9:6 Kim insan kanı dökerse, onun kanı insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
GEN 9:7 Verimli olun ve çoğalın. Yeryüzünde üreyin ve onda çoğalın.”
GEN 9:8 Tanrı Noa'ya ve oğullarına şöyle dedi:
GEN 9:9 “İşte ben, sizinle ve sonraki kuşaklarınızla,
GEN 9:10 sizinle birlikte olan her canlıyla, kuşlarla, evcil hayvanlarla ve sizinle birlikte olan yerin bütün hayvanlarıyla, gemiden çıkanların hepsiyle, hatta yeryüzünün bütün hayvanlarıyla
GEN 9:11 antlaşmamı kuracağım. Tufan suları artık hiçbir canlıyı yok etmeyecek. Bir daha yeryüzünü yok edecek bir tufan olmayacak.”
GEN 9:12 Tanrı şöyle dedi: “Sizinle ve sizinle birlikte olan bütün canlılarla daima sürecek antlaşmamın işareti şudur:
GEN 9:13 Gökkuşağımı buluta yerleştirdim, benimle yerin arasında bir antlaşma işareti olacaktır.
GEN 9:14 Yeryüzünün üzerine bulut getirdiğim zaman, gökkuşağı da görünecektir
GEN 9:15 ve böylece benimle ve sizinle ve tüm canlı varlıklarla aramızda olan antlaşmamı hatırlayacağım ve tüm canlıları yok etmek için artık sular tufan olmayacaktır.
GEN 9:16 Gökkuşağı bulutta olacaktır. Tanrı’yla yeryüzünde yaşayan her canlı yaratık arasındaki sonsuz antlaşmayı hatırlamak için ona bakacağım.”
GEN 9:17 Tanrı Noa'ya, “Bu, benimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında kurduğum antlaşmanın işaretidir” dedi.
GEN 9:18 Gemiden çıkan Noa'nın oğulları: Sam, Ham ve Yafet idiler. Ham, Kenan'ın babasıdır.
GEN 9:19 Bu üçü Noa'nın oğullarıydı ve bütün yeryüzündekiler onlardan çoğaldı.
GEN 9:20 Noa çiftçiliğe başladı ve bir bağ dikti.
GEN 9:21 Şarap içip sarhoş oldu. Çadırının içinde çıplaktı.
GEN 9:22 Kenan'ın babası Ham, babasının çıplaklığını görünce dışarıdaki iki kardeşine söyledi.
GEN 9:23 Sam'la Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri gidip babalarının çıplaklığını örttüler. Yüzleri geriye dönüktü ve babalarının çıplaklığını görmediler.
GEN 9:24 Noa ayılınca küçük oğlunun kendisine ne yaptığını bildi.
GEN 9:25 Ve şöyle dedi: Kenan lanetlendi. Kardeşlerine hizmetkârlar hizmetkârı olacak.”
GEN 9:26 “Sam'ın Tanrısı Yahve'ye övgüler olsun. Kenan onun hizmetkârı olsun.
GEN 9:27 Tanrı Yafet’e bolluk versin, Sam'ın çadırlarında yaşasın. Kenan onun hizmetkârı olsun.”
GEN 9:28 Noa tufandan sonra üç yüz elli yıl yaşadı.
GEN 9:29 Noa’nın bütün günleri dokuz yüz elli yıldı ve sonra öldü.
GEN 10:1 Noa'nın oğulları ile Sam'ın, Ham'ın ve Yafet'in soylarının öyküsü bunlardır. Tufandan sonra onlara oğullar doğdu.
GEN 10:2 Yafet'in oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yavan, Tubal, Meşek, Tiras.
GEN 10:3 Gomer'in oğulları: Aşkenaz, Rifat, Togarma.
GEN 10:4 Yavan'ın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim.
GEN 10:5 Ülkelerinde her biri kendi diline göre, ailelerine göre, uluslarına göre ulusların adaları bunlardan bölündü.
GEN 10:6 Ham'ın oğulları: Kuş, Misraim, Put ve Kenan.
GEN 10:7 Kuş'un oğulları: Seva, Havila, Sevta, Raama, Savteka. Raama'nın oğulları: Şeva ve Dedan.
GEN 10:8 Kuş Nimrod'un babası oldu. Yeryüzünde kudretli biri olmaya başladı.
GEN 10:9 Yahve’nin önünde güçlü bir avcıydı. Bu nedenle, “Yahve'nin önünde Nimrod gibi güçlü bir avcı” denir.
GEN 10:10 Onun krallığının başlangıcı Şinar diyarında Babil, Erek, Akkad ve Kalne idi.
GEN 10:11 Bu topraklardan Aşur'a gitti ve Nineve ile büyük Kala kenti arasında Nineve, Rehovot-İr, Kalah
GEN 10:12 ve Resen'i kurdu.
GEN 10:13 Misraim, Ludiler’in, Anamiler’in, Lehabiler'in, Naftuhiler’in,
GEN 10:14 Patrusiler’in, Kasluhiler’in (Filistliler bunlardan geldi) ve Kaftorinler'in atası oldu.
GEN 10:15 Kenan ilk oğlu Sidon, Het'in,
GEN 10:16 Yevuslular'ın, Amorlular'ın, Girgaşlılar'ın,
GEN 10:17 Hivliler'in, Arklılar'ın, Sinliler'in,
GEN 10:18 Arvadlılar'ın, Semarlılar'ın ve Hamatiler'in atası oldu. Daha sonra Kenanlı soyları yayıldı.
GEN 10:19 Kenanlılar'ın sınırı Sayda'dan Gerar, Gaza, Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim'e doğru Laşa'ya kadar uzanıyordu.
GEN 10:20 Ülkelerinde ve uluslarında dillerine göre boylarına göre Ham'ın oğulları bunlardır.
GEN 10:21 Eber'in bütün çocuklarının atası olan Sam’ın da (Yafet'in ağabeyi) çocukları oldu.
GEN 10:22 Sam'ın oğulları: Elam, Aşur, Arpakşad, Lud, Aram.
GEN 10:23 Aram'ın oğulları: Uz, Hul, Geter, Maş.
GEN 10:24 Arpakşat Şelah'ın babası oldu. Şelah, Eber'in babası oldu.
GEN 10:25 Eber'in iki oğlu oldu. Birinin adı Pelek'di, çünkü onun günlerinde yeryüzü bölünmüştü. Erkek kardeşinin adı Yoktan'dı.
GEN 10:26 Yoktan, Almodad, Şelef, Hatsarmavet, Yerah,
GEN 10:27 Hadoram, Uzal, Dikla,
GEN 10:28 Obal, Abimael, Şeba,
GEN 10:29 Ofir, Havila ve Yoba'nın babası oldu. Bunların hepsi Yoktan'ın oğullarıydı.
GEN 10:30 Doğuda, Meşa’dan Sefar’a uzanan dağlık bölgeye yerleşmişlerdi.
GEN 10:31 Ülkelerinde uluslarına göre, dillerine göre, boylarına göre Sam'ın oğulları bunlardır.
GEN 10:32 Uluslarına göre soylarına göre Noa'nın oğullarının aileleri bunlardır. Tufandan sonra yeryüzünde uluslar bunlardan bölündü.
GEN 11:1 Bütün dünyanın dili ve sözü birdi.
GEN 11:2 Doğuya göçerlerken Şinar diyarında bir ova bulup orada yaşadılar.
GEN 11:3 Birbirlerine, “Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla ve harç yerine zift kullandılar.
GEN 11:4 “Gelin, kendimize bir kent, başı gökyüzüne erişecek bir kule yapalım, ün salıp yeryüzüne dağılmayalım” dediler.
GEN 11:5 Yahve Ademoğulları’nın yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi.
GEN 11:6 Yahve, “İşte, onlar bir halk ve hepsinin bir dili var” dedi, “Yapmaya başladıkları şey budur. Artık yapmaya niyetlendikleri şeyden onları hiçbir şey alıkoyamayacaktır.
GEN 11:7 Gelin, aşağı inelim ve birbirlerinin konuşmalarını anlamasınlar diye orada dillerini karıştıralım.”
GEN 11:8 Böylece Yahve onları oradan tüm yeryüzüne dağıttı. Kenti inşa etmeyi bıraktılar.
GEN 11:9 Bu nedenle kentin adına Babil adı verildi. Çünkü Yahve bütün yeryüzünün dilini orada karıştırdı. Yahve oradan onları bütün yeryüzüne dağıttı.
GEN 11:10 Sam'ın soylarının öyküsü bunlardır: Tufandan iki yıl sonra Arpakşad'ın babası olduğunda Sam yüz yaşındaydı.
GEN 11:11 Sam, Arpakşad'ın babası olduktan sonra beş yüz yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:12 Arpakşad otuz beş yaşındayken Şelah'ın babası oldu.
GEN 11:13 Arpakşat Şelah'ın doğumundan sonra dört yüz üç yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:14 Şelah otuz yaşındayken Ever'in babası oldu.
GEN 11:15 Şelah, Ever'in babası olduktan sonra dört yüz üç yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:16 Ever otuz dört yaşındayken Pelek'in babası oldu.
GEN 11:17 Ever, Pelek'in babası olduktan sonra dört yüz otuz yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:18 Pelek otuz yaşındayken Reu'nun babası oldu.
GEN 11:19 Pelek, Reu'nun babası olduktan sonra iki yüz dokuz yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:20 Reu otuz iki yaşındayken Seruk'un babası oldu.
GEN 11:21 Seruk'un babası olduktan sonra Reu iki yüz yedi yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:22 Seruk otuz yaşındayken Nahor'un babası oldu.
GEN 11:23 Seruk, Nahor'un doğumundan sonra iki yüz yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:24 Nahor yirmi dokuz yaşındayken Terah'ın babası oldu.
GEN 11:25 Nahor, Terah'ın doğumundan sonra yüz on dokuz yıl daha yaşadı ve başka oğullar ve kızlar babası oldu.
GEN 11:26 Terah yetmiş yaşındayken Avram, Nahor ve Haran'ın babası oldu.
GEN 11:27 Terah’ın soylarının tarihi budur. Terah Avram, Nahor ve Haran'ın babası oldu. Haran, Lut'un babası oldu.
GEN 11:28 Haran, babası Terah daha sağken, doğduğu topraklarda, Keldaniler'in Ur şehrinde öldü.
GEN 11:29 Avram ve Nahor kendilerine karılar alarak evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray'dı, Nahor'un karısının adı da Milka’ydı. Milka Yiska’nın babası olan Haran'ın kızıydı.
GEN 11:30 Saray kısırdı. Çocuğu yoktu.
GEN 11:31 Terah oğlu Avram'ı, Haran'ın oğlu torunu Lut'u ve oğlu Avram'ın karısı gelini Saray'ı yanına aldı. Kenan diyarına gitmek için Keldaniler’in Ur şehrinden ayrıldılar. Haran'a gelip orada yaşadılar.
GEN 11:32 Terah'ın günleri iki yüz beş yıldı. Terah, Haran'da öldü.
GEN 12:1 Yahve Avram'a şöyle dedi: “Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git.
GEN 12:2 Seni büyük bir ulus yapacağım. Seni kutsayacak adını büyük yapacağım. Bereket olacaksın.
GEN 12:3 Seni kutsayanları kutsayacağım, seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzünün bütün aileleri senin aracılığınla kutsanacak.”
GEN 12:4 Böylece Avram, Yahve'nin kendisine söylediği gibi gitti. Lut da onunla gitti. Avram Haran'dan ayrıldığında yetmiş beş yaşındaydı.
GEN 12:5 Avram karısı Saray'ı, kardeşinin oğlu Lut'u, Haran’da kazanmış oldukları bütün malları ve edinmiş oldukları canları alıp Kenan ülkesine gittiler. Kenan ülkesine geldiler.
GEN 12:6 Avram ülke üzerinden geçerek Şekem bölgesine, More meşesine gitti. O sırada Kenanlılar ülkedeydi.
GEN 12:7 Yahve Avram'a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Kendisine görünmüş olan Yahve’ye orada bir sunak yaptı.
GEN 12:8 Beytel'in doğusunda olan dağa gitmek üzere oradan ayrıldı. Çadırını batıdaki Beytel'le doğudaki Ay Kenti’nin arasına kurdu. Orada Yahve’ye bir sunak yaptı ve Yahve’nin adını çağırdı.
GEN 12:9 Avram güneye doğru ilerledi.
GEN 12:10 Ülkede kıtlık oldu. Avram orada bir yabancı olarak yaşamak üzere Mısır'a indi, çünkü ülkede kıtlık şiddetliydi.
GEN 12:11 Mısır'a yaklaştıklarında, karısı Saray'a, “İşte, senin görünüşü güzel bir kadın olduğunu biliyorum” dedi.
GEN 12:12 “Olur ki, Mısırlılar seni görünce, ‘Bu onun karısı’ derler. Beni öldürürler, ama seni sağ bırakırlar.
GEN 12:13 Lütfen kız kardeşim olduğunu söyle ki, senin yüzünden bana iyi davransınlar ve senin sayende canım yaşasın.”
GEN 12:14 Avram Mısır'a geldiğinde bazı Mısırlılar kadının çok güzel olduğunu gördüler.
GEN 12:15 Firavunun beyleri onu görünce Firavun'a övdüler; ve kadın Firavun'un sarayına götürüldü.
GEN 12:16 Onun hatırı için Firavun Avram'a iyi davrandı. Avram’ın koyunları, sığırları, eşekleri, erkek hizmetkârları, cariyeleri, dişi eşekleri ve develeri oldu.
GEN 12:17 Yahve Avram'ın karısı Saray yüzünden Firavun'la ev halkını büyük felaketlerle vurdu.
GEN 12:18 Firavun Avram'ı çağırtarak, “Bana bu yaptığın nedir?” dedi. “Onun karın olduğunu neden bana söylemedin?
GEN 12:19 Neden, ‘O benim kız kardeşim’ dedin ben de onu karım olarak aldım? Şimdi işte, karını al ve kendi yoluna git.”
GEN 12:20 Firavun adamlarına Avram hakkında buyruk verdi ve onlar da karısı ve sahip olduğu her şeyle birlikte onu gönderdiler.
GEN 13:1 Avram, karısı, sahip olduğu her şey ve Lut'la birlikte Mısır'dan güneye çıktı.
GEN 13:2 Avram sürü, gümüş ve altın bakımından çok zengindi.
GEN 13:3 Güneyden Beytel'e, Beytel ile Ay arasındaki başlangıçta çadırının bulunduğu yere,
GEN 13:4 oradan ilk yaptığı sunağın bulunduğu yere kadar gitti. Avram orada Yahve’nin adını çağırdı.
GEN 13:5 Avram'la birlikte giden Lut'un da davarları, sığırları, çadırları vardı.
GEN 13:6 Toprak, birlikte yaşamalarına el vermedi; malları o kadar çoktu ki birlikte yaşayamadılar.
GEN 13:7 Avram'ın sürüsünün çobanlarıyla Lut'un sürüsünün çobanları arasında çekişme oldu. O dönemde bu topraklarda Kenanlılar ve Perizliler yaşıyordu.
GEN 13:8 Avram Lut'a şöyle dedi: Rica ederim, seninle benim, senin çobanlarınla benim çobanlarımın arasında çekişme olmasın; çünkü biz akrabayız.
GEN 13:9 Bütün ülke senin önünde değil mi? Rica ederim benden ayrıl. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Ya da sen sağa gidersen, ben sola giderim.”
GEN 13:10 Lut gözlerini kaldırdı ve bütün Yarden Ovası’nı gördü. Yahve Sodom ve Gomora'yı yok etmeden önce, Yahve’nin bahçesi gibi, Mısır diyarı gibi, Soar'a giderken her yerde bol su vardı.
GEN 13:11 Böylece Lut kendisine Yarden Ovası'nı seçti. Lut doğuya gitti ve birbirlerinden ayrıldılar.
GEN 13:12 Avram Kenan diyarında, Lut da ovadaki kentlerde oturdu ve çadırını Sodom'a kadar taşıdı.
GEN 13:13 Sodom halkı çok kötü ve Yahve’ye karşı günahkârdılar.
GEN 13:14 Lut yanından ayrıldıktan sonra Yahve Avram'a şöyle dedi: “Şimdi gözlerini kaldır ve bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya ve batıya bak.
GEN 13:15 Çünkü gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim.
GEN 13:16 Senin soyunu yerin tozu gibi yapacağım. Öyle ki, bir adam yerin tozunu sayabilirse, senin soyun da sayılabilir.
GEN 13:17 Kalk, toprakları enine boyuna dolaş çünkü onu sana vereceğim.”
GEN 13:18 Avram çadırını kaldırdı, gelip Hevron'daki Mamre meşeliği yanında yaşadı ve orada Yahve’ye bir sunak yaptı.
GEN 14:1 Şinar Kralı Amrafel'in günlerinde; Ellasar Kralı Ariyok; Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal,
GEN 14:2 Sodom Kralı Bera ile savaştılar. Gomora Kralı Birşa’ya Adma Kralı Şinav’a, Sevoim Kralı Şemever’e ve Bala (Zoar da denir) Kralı’na karşı savaş açtı.
GEN 14:3 Bunların hepsi Siddim vadisinde (Tuzlu Deniz de denir) birleştiler.
GEN 14:4 Kedorlaomer'e on iki yıl hizmet ettiler ve on üçüncü yılda isyan ettiler.
GEN 14:5 On dördüncü yılda Kedorlaomer'le kendisiyle beraber olan krallar gelip Aşterot Karnayim'deki Refalılar'ı, Ham'daki Zuzlular'ı, Şave Kiryatayim'deki Emliler'i,
GEN 14:6 çöl kenarındaki El-Paran’a kadar uzanan dağlık Seir bölgesindeki Horiler’i bozguna uğrattılar.
GEN 14:7 Geri dönüp Eyn Mişpat'a (Kadeş de denir) geldiler. Amalekliler'in ve Hazazon Tamar'da yaşayan Amorlular'ın bütün ülkesini vurdular.
GEN 14:8 Sodom Kralı, Gomora Kralı, Adma Kralı, Sevoyim Kralı ve Bela (Tsoar da denir) Kralı dışarı çıktılar.
GEN 14:9 Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Şinar Kralı Amrafel ve Ellasar Kralı Aryok'a karşı dört kral beşe karşı Siddim Vadisi'nde savaş düzenine girdiler.
GEN 14:10 Siddim vadisi zift çukurlarıyla doluydu ve Sodom ve Gomora kralları kaçtı ve bazıları orada düştü. Geri kalanları tepelere kaçtılar.
GEN 14:11 Sodom ve Gomora'nın bütün mallarını, bütün yiyeceklerini alıp gittiler.
GEN 14:12 Avram'ın kardeşinin Sodom'da yaşayan oğlu Lut'u ve malını da alıp gittiler.
GEN 14:13 Kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram'a durumu bildirdi. O sırada Eşkol'un ve Aner'in kardeşi Amorlu Mamre'nin meşeliğinde yaşıyordu. Bunların hepsi Avram’dan yanaydılar.
GEN 14:14 Avram akrabasının tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını çıkarıp Dan'a kadar kovaladı.
GEN 14:15 Geceleyin kendisi ve hizmetkârları onlara karşı bölük bölük ayrıldılar ve onları vurup Damaskus'un solunda kalan Hova'ya kadar kovaladılar.
GEN 14:16 Bütün malını, akrabası Lut'u, malını, kadınları ve diğer insanları geri getirdi.
GEN 14:17 Avram Kedorlaomer ve yanında bulunan kralları bozguna uğratıp dönerken, Sodom Kralı onu karşılamak için Şave vadisine (yani Kral Vadisi'ne) çıktı.
GEN 14:18 Şalem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap çıkardı. Yüce Tanrı'nın kâhiniydi.
GEN 14:19 Onu kutsayarak şöyle dedi: “Göğün ve yerin sahibi Yüce Tanrı Avram’ı kutsasın.
GEN 14:20 Düşmanlarını onun eline teslim eden Yüce Tanrı'ya övgüler olsun.” Avram ona her şeyin onda birini verdi.
GEN 14:21 Sodom Kralı Avram'a, “Adamları bana ver, malları kendine al” dedi.
GEN 14:22 Avram Sodom Kralı’na şöyle dedi: “Sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma göğün ve yerin sahibi Yüce Tanrı Yahve'ye elimi kaldırdım. Öyle ki, ‘Avram'ı zengin ettim’ demeyesin.
GEN 14:24 Gençlerin yediklerinden ve benimle birlikte gelen Aner, Eşkol ve Mamre'nin payından başka senden hiçbir şey kabul etmeyeceğim. Paylarına düşeni alsınlar.”
GEN 15:1 Bu olaylardan sonra bir görümde Avram’a Yahve’nin şu sözü geldi: “Korkma, ey Avram. Ben senin kalkanınım, senin çok büyük ödülünüm.”
GEN 15:2 Avram, “Efendim Yahve, bana ne vereceksin? Ben çocuksuz gidiyorum ve evimin sahibi bu Damaskus’lu Eliezer olacaktır.” dedi.
GEN 15:3 Avram, “İşte, bana çocuk vermedin” dedi, “İşte, evimde doğan mirasçım olacaktır.”
GEN 15:4 İşte, ona Yahve’nin şu sözü geldi: “Bu adam senin mirasçın olmayacak, ama kendi bedeninden çıkacak olan senin mirasçın olacaktır.”
GEN 15:5 Yahve onu dışarı çıkarıp, “Gökyüzüne bak” dedi, “Eğer yıldızları sayabilirsen say.” Avram'a, “Senin soyun da böyle olacaktır” dedi.
GEN 15:6 Avram Yahve’ye iman etti ve Yahve bunu ona doğruluk saydı.
GEN 15:7 Avram'a, “Bu toprakları miras olarak sana vermek için Keldaniler'in Ur kentinden seni çıkaran Yahve benim” dedi.
GEN 15:8 “Efendi Yahve, onu miras alacağımı nereden bileceğim?” dedi.
GEN 15:9 Ona, “Bana üç yaşında bir düve, üç yaşında bir keçi, üç yaşında bir koç, bir kumru ve bir güvercin yavrusu getir” dedi.
GEN 15:10 Bütün bunları O’na getirdi, ortadan ikiye ayırdı ve her yarımı ötekisinin karşısına koydu; ama kuşları ayırmadı.
GEN 15:11 Yırtıcı kuşlar leşlerin üzerine kondular ve Avram onları kovdu.
GEN 15:12 Güneş batarken Avram'ın üzerine derin bir uyku çöktü. Üzerine dehşet ve koyu bir karanlık çöktü.
GEN 15:13 Avram'a şöyle dedi: “Şunu iyi bil ki, senin soyun, kendilerine ait olmayan bir ülkede yabancı olarak yaşayacak ve onlara hizmet edecekler. Kendilerine dört yüz yıl eziyet edecekler.
GEN 15:14 Ben de hizmet edecekleri o ulusu yargılayacağım. Sonra büyük bir servetle çıkacaklar.
GEN 15:15 Ama sen atalarına esenlikle gideceksin. İyi bir yaşta gömüleceksin.
GEN 15:16 Dördüncü kuşakta buraya tekrar gelecekler. Çünkü Amorlular’ın suçu henüz tamamına ermedi.”
GEN 15:17 Güneş batıp karanlık çökünce, bu parçaların arasından tüten bir fırın ve yanan bir meşale geçti.
GEN 15:18 O gün Yahve Avram'la bir antlaşma yaparak şöyle dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük ırmağa, Fırat Irmağı’na kadar bu toprakları
GEN 15:19 -Ken, Keniz, Kadmon,
GEN 15:20 Hitit, Periz, Refa,
GEN 15:21 Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını- senin soyuna verdim.
GEN 16:1 Avram'ın karısı Saray ona çocuk doğurmadı. Saray’ın adı Hagar olan Mısırlı bir hizmetçisi vardı.
GEN 16:2 Saray Avram'a şöyle dedi: “Bak, Yahve beni doğurmaktan alıkoydu. Lütfen hizmetçimin yanına gir. Belki ondan çocuklarım olur.” Avram, Saray'ın sözünü dinledi.
GEN 16:3 Avram'ın karısı Saray, Avram Kenan ülkesinde on yıl yaşadıktan sonra hizmetçisi Mısırlı Hagar'ı alıp kocası Avram'a karı olarak verdi.
GEN 16:4 Avram Hagar’ın yanına girdi ve Hagar hamile kaldı. Hagar hamile kaldığını görünce kendi hanımını hor gördü.
GEN 16:5 Saray Avram'a, “Bu senin suçun” dedi. “Hizmetçimi senin koynuna verdim, hamile kaldığını görünce beni hor gördü. Yahve benimle senin aranda hüküm versin.”
GEN 16:6 Ama Avram Saray'a, “İşte, hizmetçin senin elinde” dedi. “Gözünde iyi olan neyse onu yap.” Saray ona sert davrandı ve Hagar hanımının yanından kaçtı.
GEN 16:7 Yahve’nin meleği onu çölde, Şur yolundaki bir pınarın yanında buldu.
GEN 16:8 “Saray'ın hizmetçisi Hagar, nereden geldin?” dedi. “Nereye gidiyorsun?” O, “Hanımım Saray'ın yüzünden kaçıyorum” dedi.
GEN 16:9 Yahve’nin meleği ona, “Hanımına dön ve kendini onun ellerine teslim et” dedi.
GEN 16:10 Yahve’nin meleği ona, “Senin soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım, sayılamayacak kadar çoğaltacağım” dedi.
GEN 16:11 Yahve’nin meleği ona, “İşte hamilesin, bir oğul doğuracaksın” dedi. “Adını İşmael koyacaksın, çünkü Yahve çektiğin sıkıntıyı işitti.
GEN 16:12 İnsanlar arasında yaban eşeği gibi olacak. Eli herkese karşı, herkesin eli ona karşı olacak. Kardeşlerinin hepsiyle çekişme içinde yaşayacak.”
GEN 16:13 Hagar kendisiyle konuşan Yahve’nin adını, “Sen gören Tanrı'sın” diye çağırdı. “O'nu görüp de hayatta mı kaldım?” dedi.
GEN 16:14 Bu nedenle kuyuya, beni gören ve hayatta kalanın kuyusu anlamına gelen Beer Lahay Roy adı verildi. İşte, bu yer Kadeş ile Bered arasındadır.
GEN 16:15 Hagar Avram'a bir oğul doğurdu. Avram, Hagar'ın doğurduğu oğlunun adını İşmael koydu.
GEN 16:16 Hagar İşmael'i Avram'a doğurduğunda Avram seksen altı yaşındaydı.
GEN 17:1 Avram doksan dokuz yaşındayken Yahve Avram'a görünüp ona şöyle dedi: “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yım. Önümde yürü ve suçsuz ol.
GEN 17:2 Seninle benim aramda bir antlaşma yapacağım ve seni fazlasıyla çoğaltacağım.”
GEN 17:3 Avram yüzüstü kapandı. Tanrı onunla konuşup şöyle dedi:
GEN 17:4 “Bana gelince, işte, antlaşmam seninledir. Birçok ulusun babası olacaksın.
GEN 17:5 Artık adın Avram olarak anılmayacak, adın Avraham olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yaptım.
GEN 17:6 Seni çok verimli kılacağım, senden uluslar ve krallar çıkacak.
GEN 17:7 Senin ve soyunun Tanrısı olmak için benimle ve seninle ve senden sonra gelen soyunla yaptığım antlaşmayı kuşaklar boyu kalıcı bir antlaşma olarak sürdüreceğim.
GEN 17:8 Geçmekte olduğun diyarı, bütün Kenan diyarını sonsuza dek mülk olarak sana ve senden sonraki soyuna vereceğim. Ben onların Tanrısı olacağım.”
GEN 17:9 Tanrı Avraham’a, “Sen ve senden sonra gelen soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalacaksınız.
GEN 17:10 Bu, senin ve senden sonra gelen soyunla benim aramda tutacağın antlaşmadır. Aranızdaki her erkek sünnet edilecek.
GEN 17:11 Sünnet derinizden sünnet edileceksiniz. Bu sizinle benim aramdaki antlaşmanın bir işareti olacak.
GEN 17:12 Aranızda evde doğan ya da soyunuzdan olmayıp bir yabancıdan parayla satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk kuşaklar boyunca sünnet edilecek.
GEN 17:13 Evinizde doğan ve paranızla satın alınan mutlaka sünnet edilmelidir. Antlaşmam sonsuza dek sürecek bir antlaşma olarak bedeninizde olacaktır.
GEN 17:14 Sünnet derisinden sünnet edilmemiş olan her erkek halkının arasından atılacaktır. O benim antlaşmamı bozmuştur.” dedi.
GEN 17:15 Tanrı Avraham’a şöyle dedi: “Karın Saray'a gelince, onun adına Saray demeyeceksin, artık onun adı Sarah olacak.
GEN 17:16 Onu kutsayacağım ve ondan sana bir oğul vereceğim. Evet, onu kutsayacağım ve o ulusların anası olacaktır. Halkların kralları ondan çıkacak.”
GEN 17:17 Avraham yüzüstü yere kapandı, güldü ve yüreğinde şöyle dedi: “Yüz yaşına gelenin çocuğu olur mu? Doksan yaşındaki Sarah doğurur mu?”
GEN 17:18 Avraham Tanrı'ya, “Keşke İşmael senin önünde yaşasa!” dedi.
GEN 17:19 Tanrı, “Hayır, ama Sarah, senin karın sana bir oğul doğuracak” dedi. “Adını İshak koyacaksın. Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.
GEN 17:20 İşmael'e gelince, seni işittim. İşte, onu kutsadım; onu verimli kılacağım ve onu haddinden fazla çoğaltacağım. On iki beyin atası olacak ve onu büyük bir ulus yapacağım.
GEN 17:21 Ama antlaşmamı gelecek yıl bu zamanda Sarah'ın sana doğuracağı İshak'la sürdüreceğim.”
GEN 17:22 Onunla konuşmasını bitirince, Tanrı Avraham’ın yanından yukarı çıktı.
GEN 17:23 Avraham, oğlu İşmael'i, evinde doğanların hepsini, parasıyla satın alınanların hepsini, evinde bulunan adamlar arasındaki her erkeği aldı ve Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi aynı gün sünnet derilerinden sünnet etti.
GEN 17:24 Avraham sünnet derisinden sünnet olduğu zaman doksan dokuz yaşındaydı.
GEN 17:25 Oğlu İşmael sünnet derisinden sünnet edildiğinde on üç yaşındaydı.
GEN 17:26 Aynı gün Avraham’la oğlu İşmael sünnet edildi.
GEN 17:27 Evindeki bütün erkekler, evde doğanlar, bir yabancıdan parayla satın alınanlar, onunla birlikte sünnet oldular.
GEN 18:1 Mamre meşeliği yanında, günün sıcağında çadırın kapısında otururken Yahve ona göründü.
GEN 18:2 Gözlerini kaldırıp baktı ve üç kişinin karşısında durduğunu gördü. Onları görünce çadırın kapısından onları karşılamak için koştu ve yere kapandı.
GEN 18:3 O, “Efendim, eğer gözünüzde lütuf bulduysam, lütfen hizmetkârının yanından ayrılmayın” dedi.
GEN 18:4 “Şimdi biraz su getirilsin ayaklarınızı yıkayın ve ağacın altında dinlenin.
GEN 18:5 Mademki, hizmetkârının yanına geldiniz, bir parça ekmek getireyim de yüreğinizi güçlendirin. Ondan sonra yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Pekala, dediğin gibi yap” dediler.
GEN 18:6 Avraham aceleyle çadıra, Sarah’ın yanına gidip, “Hemen üç ölçek has un hazırla, yoğur ve pide yap” dedi.
GEN 18:7 Avraham sığırlara koştu, körpe iyi bir buzağı alıp hizmetçisine verdi. Hizmetçisi hemen hazırladı.
GEN 18:8 Ayran, süt ve hazırlamış olduğu buzağıyı alıp önlerine koydu. Onlar yemek yerken o da ağacın altında yanlarında durdu.
GEN 18:9 Ona, “Karın Sarah nerede?” diye sordular. “Orada, çadırda” dedi.
GEN 18:10 O, “Gelecek yıl bu zamanlar mutlaka yanına geleceğim” dedi. “İşte, karın Sarah'ın bir oğlu olacak.” Sarah, onun arkasındaki çadır kapısından dinliyordu.
GEN 18:11 Avraham’la Sarah yaşlanmış, yaşları iyice ilerlemişti. Sarah çocuk doğurma yaşını geçmişti.
GEN 18:12 Sarah kendi kendine gülerek, “Bu yaştan sonra böyle bir sevinci tadabilir miyim? Efendim de yaşlandı.” dedi.
GEN 18:13 Yahve Avraham'a şöyle dedi: “Sarah, ‘Yaşlılığımda gerçekten çocuk doğuracak mıyım?’ diyerek neden güldü?
GEN 18:14 Yahve için zor bir şey var mı? Belirlenen zamanda, mevsimi geldiğinde sana döneceğim ve Sarah'ın bir oğlu olacak.”
GEN 18:15 Bunun üzerine Sarah, korktuğu için, “Gülmedim” diyerek bunu inkâr etti. Yahve, “Hayır, güldün” dedi.
GEN 18:16 Adamlar oradan kalkıp Sodom'a baktılar. Avraham onları yolcu etmek için onlarla birlikte gitti.
GEN 18:17 Yahve, “Yapmakta olduğum şeyi Avraham’dan mı gizleyeceğim?” dedi.
GEN 18:18 “Avraham kesin olarak büyük ve güçlü bir ulus olacak, yeryüzünün bütün ulusları onda kutsanacaklar.
GEN 18:19 Çünkü doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi kendisinden sonra çocuklarına ve ev halkına buyursun diye onu tanıdım. Öyle ki, Yahve onun hakkında söylemiş olduğunu Avraham’ın üzerine getirsin.”
GEN 18:20 Yahve şöyle dedi: “Sodom ve Gomora'nın feryadı büyük ve günahları çok ağır olduğundan,
GEN 18:21 şimdi aşağı inip yaptıklarının bana gelen haberler kadar kötü olup olmadığına bakacağım. Değilse, bileceğim.”
GEN 18:22 Adamlar oradan dönüp Sodom'a doğru gittiler, ama Avraham hâlâ Yahve’nin huzurunda duruyordu.
GEN 18:23 Avraham yaklaşıp şöyle dedi: “Doğruyu kötüyle birlikte mi yok edeceksin?
GEN 18:24 Ya kentte elli doğru varsa? O yeri içinde bulunan elli doğru için esirgemeyecek misin?
GEN 18:25 Böyle yapmak senden uzak olsun. Doğru kişiyi kötüyle bir tutup doğruyu kötüyle birlikte öldürmek senden uzak olsun. Tüm dünyanın Yargıcı’nın adil olması gerekmez mi?”
GEN 18:26 Yahve, “Eğer Sodom'da kentin içinde elli doğru kişi bulursam, onların hatırına tüm kenti esirgeyeceğim” dedi.
GEN 18:27 Avraham şöyle yanıt verdi: “İşte, ben toz ve kül olduğum halde Efendi’yle konuşma cesaretini göstereceğim.
GEN 18:28 Ya elli doğru kişiden beş eksik olursa? Beş kişi eksik diye tüm kenti yok edecek misin?” Yahve, “Eğer orada kırk beş kişi bulursam kenti yok etmeyeceğim” dedi.
GEN 18:29 O’nunla tekrar konuşup, “Ya orada kırk kişi bulunursa?” dedi. Yahve, “Kırk kişinin hatırı için yapmayacağım” dedi.
GEN 18:30 O, “Efendi kızmasın, ben söyleyeceğim” dedi. “Ya orada otuz kişi bulunursa?” Yahve, “Orada otuz kişi bulursam yapmayacağım” dedi.
GEN 18:31 O, “İşte, Efendi’yle konuşma cesaretini gösteriyorum” dedi. “Ya orada yirmi kişi bulunursa?” Yahve, “Yirmi kişi için kenti yok etmeyeceğim” dedi.
GEN 18:32 “Efendi kızmasın” dedi, “Bir kez daha konuşacağım. Ya orada on kişi bulunursa?” Yahve, “On kişinin hatırı için yok etmeyeceğim” dedi.
GEN 18:33 Yahve, Avraham’la konuşmasını bitirince yoluna gitti, Avraham da yerine döndü.
GEN 19:1 İki melek akşam Sodom'a geldiler. Lut, kentin kapısında oturuyordu. Lut onları gördü ve karşılamak için ayağa kalktı. Yüzüstü yere kapanarak,
GEN 19:2 “Efendilerim, şimdi lütfen hizmetkârınızın evine gelin, geceyi geçirin, ayaklarınızı yıkar, erken kalkıp yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Hayır, biz geceyi meydanda geçireceğiz” dediler.
GEN 19:3 Lut çok ısrar etti ve onunla birlikte içeri gelip evine girdiler. Onlara bir ziyafet verdi ve mayasız ekmek pişirdi ve yediler.
GEN 19:4 Ama onlar yatmadan önce kentin erkekleri, Sodom'un erkekleri, genç yaşlı, her mahalleden bütün halk evi kuşattı.
GEN 19:5 Lut'a seslenip ona: “Bu gece yanına gelen adamlar nerede? Onları bize getir de onlarla yatalım” dediler.
GEN 19:6 Lut kapıya çıktı ve kapıyı arkasından kapattı.
GEN 19:7 “Kardeşlerim, lütfen böyle bir kötülük yapmayın” dedi.
GEN 19:8 “Bakın, erkek eli değmemiş iki kızım var. Onları size getireyim, ne isterseniz yapın. Yalnız bu adamlara bir şey yapmayın, çünkü onlar benim çatımın gölgesi altına girdiler.”
GEN 19:9 “Geri çekil!” dediler. Sonra, “Bu adam yabancı olarak yaşamak için geldi ve kendini yargıç sayıyor. Şimdi seni onlardan beter ederiz!” Lut’u çok zorladılar ve kapıyı kırmak için yaklaştılar.
GEN 19:10 Ama adamlar ellerini uzatıp Lut'u eve, yanlarına getirdiler ve kapıyı kapattılar.
GEN 19:11 Evin kapısındaki adamları büyük küçük hepsini körlükle vurdular, öyle ki kapıyı aramaktan bitkin düştüler.
GEN 19:12 Adamlar Lut'a, “Burada başka kimsen var mı? Damadın, oğulların, kızların ve kentte kimlerin varsa onları oradan çıkar.
GEN 19:13 Çünkü burayı yok edeceğiz. Çünkü Yahve’nin önünde onların feryadı çok büyüdü. Yahve kenti yok etmemiz için bizi gönderdi.” dedi.
GEN 19:14 Lut dışarı çıktı, kızlarının sözlüleri olan adamlarla konuştu ve “Kalkın! Buradan uzaklaşın, çünkü Yahve kenti yok edecek!” dedi. Ama damatları onun şaka yaptığını sandı.
GEN 19:15 Sabah olunca melekler Lut'a, “Kalk! Karını ve burada olan iki kızını al, öyle ki kentin kötülüğü sizi de yutmasın.” dedi.
GEN 19:16 Ama Lut yavaş davrandı ve adamlar onun, karısının ve iki kızının elinden tuttular. Yahve ona merhamet etti, onu tutup kentin dışına koydular.
GEN 19:17 Onları dışarı çıkardıklarında adamlardan biri, “Hayatını kurtarmak için kaç!” dedi. “Arkana bakma ve ovada hiçbir yerde durma. Dağlara kaçın yoksa, mahvolursunuz!”
GEN 19:18 Lut onlara, “Aman, efendim!” dedi.
GEN 19:19 “İşte şimdi, hizmetkârın gözünde iyilik buldu ve hayatımı kurtarmakla bana gösterdiğin lütfunu büyüttün. Dağa kaçamam, yoksa kötülük beni yakalar ve ölürüm.
GEN 19:20 İşte, bu kent kaçmak için yakın ve küçük bir kenttir. O küçük yere kaçmama izin verin ki, canım kurtulsun.”
GEN 19:21 Ona, “İşte, hakkında söylediğin kenti yıkmayacağıma ilişkin isteğini kabul ettim” dedi.
GEN 19:22 “Acele et, oraya kaç, çünkü sen oraya varmadan ben bir şey yapamam.” Bu nedenle o kente Soar adı verildi.
GEN 19:23 Lut Soar'a geldiğinde güneş yer üzerine doğmuştu.
GEN 19:24 Yahve Sodom ve Gomora üzerine gökten kükürt ve ateş yağdırdı.
GEN 19:25 O kentleri, bütün ovayı, kentlerde oturanların hepsini, toprakta yetişen her şeyi yerle bir etti.
GEN 19:26 Ama Lut'un karısı onun arkasından bakınca tuzdan bir sütun oldu.
GEN 19:27 Avraham sabah erkenden kalkıp Yahve’nin önünde durmuş olduğu yere gitti.
GEN 19:28 Sodom ve Gomora'ya ve bütün ovaya baktı ve yerden dumanın ocak dumanı gibi yükseldiğini gördü.
GEN 19:29 Tanrı ovadaki kentleri yok ettiğinde, Tanrı Avraham’ı hatırladı ve Lut'un yaşadığı kentleri yerle bir ettiği zaman, Lut'u yıkımın ortasından dışına gönderdi.
GEN 19:30 Lut Soar'dan çıkıp iki kızıyla birlikte dağda yaşadı. Çünkü Soar'da yaşamaktan korkuyordu. İki kızıyla birlikte bir mağarada yaşıyordu.
GEN 19:31 Büyük olan küçüğüne, “Babamız yaşlı” dedi, “Yeryüzünde, dünya geleneklerine göre yanımıza girecek kimse yok.
GEN 19:32 Gel, babamıza şarap içirelim ve babamızın soyunu korumak için onunla yatalım.”
GEN 19:33 O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız içeri girip babasıyla yattı. Lut yatıp kalktığını bilmiyordu.
GEN 19:34 Ertesi gün büyük olan küçüğüne, “İşte, dün gece babamla yattım. Bu gece ona yine şarap içirelim. Babamızın soyunu koruyabilmek için içeri girip onunla sen de yat.” dedi.
GEN 19:35 O gece de babalarına şarap içirdiler. Küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığını bilmiyordu.
GEN 19:36 Böylece Lut'un iki kızı da babalarından hamile kaldılar.
GEN 19:37 Büyük olanın bir oğlu oldu, adını Moav koydu. O bugünkü Moavlılar’ın atasıdır.
GEN 19:38 Küçük olanın da bir oğlu oldu ve adını Ben Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular’ın atasıdır.
GEN 20:1 Avraham oradan Güney bölgesine gitti ve Kadeş ile Şur arasında yaşadı. Gerar'da bir yabancı olarak yaşadı.
GEN 20:2 Avraham karısı Sarah için, “O benim kız kardeşimdir” dedi. Gerar Kralı Avimelek adam gönderip Sarah'ı aldı.
GEN 20:3 Ama Tanrı, geceleyin bir düşte Avimelek'e gelip ona şöyle dedi: “Aldığın kadın yüzünden işte, sen bir ölüsün; çünkü o bir adamın karısıdır.”
GEN 20:4 Avimelek ona yaklaşmamıştı. Avimelek, “Efendim, doğru bir ulusu da öldürecek misin?
GEN 20:5 Bana, ‘Kendisi benim kız kardeşimdir’ demedi mi? Kadın kendisi de, ‘O benim kardeşim’ dedi. Bunu temiz vicdanla, suçsuz ellerle yaptım” dedi.
GEN 20:6 Tanrı ona düşünde şöyle dedi: “Evet, bunu temiz vicdanla yaptığını biliyorum ve ben de seni bana karşı günah işlemekten alıkoydum. Bu yüzden ona dokunmana izin vermedim.
GEN 20:7 Şimdi, adamın karısını geri ver. Çünkü o bir peygamberdir ve sizin için dua edecek ve siz yaşayacaksınız. Onu geri vermezsen, sen ve sana ait olan herkes mutlaka ölecek.”
GEN 20:8 Avimelek sabah erkenden kalkıp bütün hizmetkârlarını çağırdı ve bütün bunları onlara söyledi. Adamlar çok korktular.
GEN 20:9 Bunun üzerine Avimelek Avraham’ı çağırdı ve ona, “Bize ne yaptın? Sana karşı nasıl günah işledim ki, bana ve krallığıma büyük bir günah getirdin? Bana yapılmaması gereken şeyler yaptın!” dedi.
GEN 20:10 Avimelek Avraham’a, “Ne gördün de bu işi yaptın?” dedi.
GEN 20:11 Avraham, “Çünkü, ‘Gerçekten bu yerde Tanrı korkusu yoktur’ diye düşündüm” dedi. “‘Karım yüzünden beni öldürecekler.’
GEN 20:12 Üstelik o gerçekten de benim kız kardeşimdir, babamın kızıdır, ama annemin kızı değildir ve benim karım oldu.
GEN 20:13 Tanrı beni babamın evinden gurbete çıkardığında, ona, ‘Bana göstereceğin iyilik budur’ dedim. Gittiğimiz her yerde benim hakkımda ‘O benim kardeşimdir’ de.”
GEN 20:14 Avimelek davarları, sığırları, köleleri, cariyeleri alıp Avraham’a verdi, karısı Sarah'ı da geri verdi.
GEN 20:15 Avimelek, “İşte, ülkem senin önünde” dedi. “Nerede istersen orada kal.”
GEN 20:16 Sarah’a, “İşte, kardeşine bin parça gümüş verdim” dedi. İşte, bu senin için yanında olanların hepsinin gözünde bir örtüdür. Herkesin önünde suçsuzsun.” dedi.
GEN 20:17 Avraham Tanrı'ya dua etti. Böylece Tanrı Avimelek'i, karısını ve cariyelerini iyileştirdi ve çocuk doğurdular.
GEN 20:18 Çünkü Yahve, Avraham’ın karısı Sarah yüzünden Avimelek'in evindeki bütün rahimleri kapatmıştı.
GEN 21:1 Yahve demiş olduğu gibi Sarah'ı ziyaret etti ve Yahve Sarah’a söylemiş olduğu sözü yerine getirdi.
GEN 21:2 Sarah hamile kaldı ve Avraham’ın yaşlılığında, tam Tanrı'nın belirttiği zamanda bir oğul doğurdu.
GEN 21:3 Avraham, Sarah'ın kendisine doğurduğu oğlunun adını İshak koydu.
GEN 21:4 Avraham, Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi, oğlu İshak'ı sekiz günlükken sünnet etti.
GEN 21:5 Avraham, oğlu İshak kendisine doğduğu zaman yüz yaşındaydı.
GEN 21:6 Sarah, “Tanrı beni güldürdü” dedi. “Duyan herkes benimle birlikte gülecek.”
GEN 21:7 Sarah, “Sarah'ın çocuk emzireceğini Avraham’a kim derdi?” dedi. “Çünkü yaşlılığında ona bir oğul doğurdum.”
GEN 21:8 Çocuk büyüdü ve sütten kesildi. Avraham, İshak'ın sütten kesildiği gün büyük bir ziyafet verdi.
GEN 21:9 Sarah, Mısırlı Hagar’ın Avraham’a doğurduğu oğlunun alay ettiğini gördü.
GEN 21:10 Bu nedenle Avraham’a, “Bu hizmetçiyle oğlunu kov!” dedi. “Çünkü bu hizmetçinin oğlu, oğlum İshak'ın mirasçısı olmayacak.”
GEN 21:11 Oğlu olduğundan bu durum Avraham’ı çok üzdü.
GEN 21:12 Tanrı Avraham’a şöyle dedi: “Oğlun ve hizmetçin için üzülme. Sarah'ın sana söylediği her şeyde, onun sözünü dinle. Çünkü senin soyun İshak’ın adından çıkacak.
GEN 21:13 Hizmetçinin oğlundan da bir ulus yaratacağım, çünkü o da senin çocuğundur.”
GEN 21:14 Avraham sabah erkenden kalktı, ekmekle bir su tulumu aldı ve Hagar’ın omzuna attı, çocuğu da verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde dolaştı.
GEN 21:15 Tulumdaki su bitince çocuğu bir çalının altına bıraktı.
GEN 21:16 Gidip karşıda bir ok atımı kadar uzakta oturdu. Çünkü, “Çocuğun ölümünü görmeyeyim” dedi. Karşıda oturup yüksek sesle ağladı.
GEN 21:17 Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrı'nın meleği gökyüzünden Hagar’a seslenip ona şöyle dedi: “Neyin var, Hagar? Korkma çünkü Tanrı, bulunduğu yerde çocuğun sesini işitti.
GEN 21:18 Kalk, çocuğu kaldır, elinle tut. Çünkü onu büyük bir ulus yapacağım.”
GEN 21:19 Tanrı Hagar’ın gözlerini açtı ve bir su kuyusu gördü. Gidip tulumu suyla doldurdu ve çocuğa içirdi.
GEN 21:20 Tanrı çocukla birlikteydi ve büyüdü. Çölde yaşadı ve büyüyünce okçu oldu.
GEN 21:21 Paran Çölü'nde yaşadı. Annesi ona Mısır diyarından bir eş aldı.
GEN 21:22 O sırada Avimelek'le ordusunun komutanı Fikol Avraham’a şöyle dediler: “Yaptığın her şeyde Tanrı seninledir.
GEN 21:23 Şimdi, ne bana, ne oğluma, ne de oğlumun oğluna karşı haksızlık etmeyeceğine dair Tanrı önünde bana ant iç. Bana ve konuk olarak yaşadığın bu ülkeye, benim sana yaptığım gibi davranacaksın.”
GEN 21:24 Avraham, “Ant içerim” dedi.
GEN 21:25 Avraham, Avimelek'in adamları tarafından zorla ele geçirilen bir su kuyusundan ötürü Avimelek'e yakındı.
GEN 21:26 Avimelek, “Bunu kimin yaptığını bilmiyorum” dedi. “Bana söylemedin ve ben de ancak bugün işittim.”
GEN 21:27 Avraham koyun ve sığır alıp Avimelek'e verdi. İkisi bir antlaşma yaptılar.
GEN 21:28 Avraham sürüsünden yedi dişi kuzu ayırdı.
GEN 21:29 Avimelek Avraham’a, “Ayırmış olduğun bu yedi dişi kuzu ne anlama geliyor?” dedi.
GEN 21:30 O, “Bu yedi dişi kuzuyu elimden almalısın, öyle ki, bu kuyuyu benim kazdığıma tanık olsun” dedi.
GEN 21:31 Bu yüzden oraya Beerşeva adını verdi, çünkü ikisi de orada ant içtiler.
GEN 21:32 Böylece Beer-Şeva'da bir antlaşma yaptılar. Avimelek, ordusunun komutanı Fikol'la birlikte kalkıp Filist ülkesine döndüler.
GEN 21:33 Avraham Beer-Şeva'da bir ılgın ağacı dikti ve orada Ebedi Tanrı Yahve’nin adını çağırdı.
GEN 21:34 Avraham Filist diyarında uzun süre yabancı olarak yaşadı.
GEN 22:1 Bu şeylerden sonra Tanrı Avraham’ı denedi ve ona, “Avraham!” dedi. O, “İşte buradayım” dedi.
GEN 22:2 Tanrı, “Şimdi oğlunu, sevdiğin biricik oğlun İshak'ı al ve Moriya diyarına git. Sana söyleyeceğim dağların biri üzerinde onu yakmalık sunu olarak sun.” dedi.
GEN 22:3 Avraham sabah erkenden kalkıp eşeğine palan vurdu, iki uşağıyla oğlu İshak'ı da yanına aldı. Yakmalık sunu için odunları yardı ve kalkıp Tanrı'nın kendisine söylemiş olduğu yere gitti.
GEN 22:4 Üçüncü gün Avraham gözlerini kaldırıp uzaktan o yeri gördü.
GEN 22:5 Avraham genç adamlarına, “Eşekle beraber burada kalın” dedi. “Çocukla ben oraya gideceğiz. Tapınıp yanınıza döneceğiz.”
GEN 22:6 Avraham yakmalık sunu odunlarını alıp oğlu İshak’a yükledi. Ateşi ve bıçağı eline aldı. İkisi birlikte gittiler.
GEN 22:7 İshak babası Avraham’a, “Baba?” dedi. O, “Evet oğlum” dedi. O, “İşte ateş ve odun, ama yakmalık sunu için kuzu nerede?” dedi.
GEN 22:8 Avraham, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. Böylece ikisi birlikte gittiler.
GEN 22:9 Tanrı'nın kendisine söylemiş olduğu yere geldiler. Avraham orada bir sunak yaptı ve odunları üzerine dizdi. Oğlu İshak'ı bağlayıp onu sunağın üzerine yatırdı.
GEN 22:10 Avraham elini uzattı ve oğlunu öldürmek için bıçağı aldı.
GEN 22:11 Yahve’nin meleği gökten ona, “Avraham, Avraham!” diye seslendi. Avraham, “İşte buradayım” dedi.
GEN 22:12 “Çocuğa elini sürme, ona bir şey yapma” dedi. “Şimdi, biricik oğlunu benden esirgemediğin için Tanrı'dan korktuğunu biliyorum.”
GEN 22:13 Avraham gözlerini kaldırıp baktığında arkasında boynuzlarından çalılara takılmış bir koç gördü. Avraham gidip koçu aldı ve oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.
GEN 22:14 Avraham o yerin adını “Yahve Yire -Yahve Sağlar- koydu. Bugüne dek söylendiği gibi, “Yahve'nin dağında sağlanacak.”
GEN 22:15 Yahve’nin meleği gökten Avraham’a ikinci kez seslendi:
GEN 22:16 “Yahve diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu benden esirgemediğin için
GEN 22:17 seni fazlasıyla kutsayacağım ve soyunu göklerin yıldızları ve deniz kıyısındaki kum kadar çoğaltacağım. Senin soyun, düşmanlarının kapısını ele geçirecek.
GEN 22:18 Dünyanın bütün ulusları senin soyunla kutsanacak, çünkü sözümü dinledin.” dedi.
GEN 22:19 Böylece Avraham genç adamlarının yanına döndü ve birlikte kalkıp Beer-Şeva'ya gittiler. Avraham, Beer-Şeva’da yaşadı.
GEN 22:20 Bundan sonra Avraham’a şu haber verildi: “İşte, Milka, kardeşin Nahor'a çocuklar doğurdu:
GEN 22:21 İlk oğlu Uts, kardeşi Buz, Aram'ın atası olan Kemuel,
GEN 22:22 Kesed, Hazo, Pildaş, Yidlaf, Betuel.”
GEN 22:23 Betuel, Rebeka'nın babası oldu. Milka bu sekizi Avraham’ın kardeşi Nahor'a doğurdu.
GEN 22:24 Adı Reuma olan cariyesi de Tebah, Gaham, Tahaş ve Maaka'yı doğurdu.
GEN 23:1 Sarah yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.
GEN 23:2 Sarah, Kenan ülkesindeki Kiryat-Arba'da (Hebron da denir) öldü. Avraham, Sarah için yas tutmaya ve onun için ağlamaya geldi.
GEN 23:3 Avraham ölüsünün başından kalkıp Het oğullarına şöyle dedi:
GEN 23:4 “Ben sizinle yaşayan garip ve bir yabancıyım. Yanınızda bana mülk olarak bir mezar verin ki, ölümü önümden kaldırıp gömeyim.”
GEN 23:5 Het oğulları Avraham'a şu karşılığı verdiler:
GEN 23:6 “Efendim, bizi dinle. Sen aramızda Tanrı'nın bir beyisin. Ölünü mezarlarımızın en iyisine göm. Ölünü gömmek için hiçbirimiz mezarını senden esirgemez.”
GEN 23:7 Avraham ayağa kalkıp ülke halkı olan Het oğullarının önünde eğildi.
GEN 23:8 Onlara şunu söyledi: “Ölümü önümden kaldırıp gömmeme razıysanız, beni dinleyin ve benim için Sohar oğlu Efron'a rica edin.
GEN 23:9 Tarlasının dibindeki Makpela Mağarası’nı bana satsın. Tam fiyatını huzurunuzda ödeyip mezarlık yeri olarak bana versin.”
GEN 23:10 Efron, Het oğullarının arasında oturuyordu. Hititli Efron, Het oğullarının, kent kapısından giren herkesin duyacağı biçimde, Avraham’a şu karşılığı verdi:
GEN 23:11 “Hayır, efendim, beni dinle. Sana tarlayı ve içindeki mağarayı veriyorum. Halkımın huzurunda onu sana veriyorum. Ölünü göm.”
GEN 23:12 Avraham ülke halkının önünde eğildi.
GEN 23:13 Ülke halkının önünde Efron'a şöyle dedi: “Lütfen beni dinle. Tarlanın bedelini ödeyeyim. Onu benden al ki ölümü oraya gömeyim.”
GEN 23:14 Efron Avraham’a şu karşılığı verdi:
GEN 23:15 “Efendim, beni dinle. Seninle benim aramda dört yüz şekel gümüşlük bir toprak parçasının sözü mü olur? Ölünü göm.”
GEN 23:16 Avraham Efron'u dinledi. Avraham, Het oğulları arasında söylemiş olduğu gümüşü Efron'a tartarak, tüccar ölçüsüne göre dört yüz şekel gümüş verdi.
GEN 23:17 Böylece Mamre önündeki Makpela’da olan Efron’un tarlası, çevresindeki bütün ağaçlarla ve içindeki mağarayla birlikte, kent kapısında toplanan Heth oğullarının önünde Avraham’a mülk edildi.
GEN 23:19 Bundan sonra Avraham karısı Sarah'ı Kenan ülkesindeki Mamre'nin (yani Hebron'un) önündeki Makpela tarlasında bulunan mağaraya gömdü.
GEN 23:20 Tarla ve içindeki mağara, Het oğulları tarafından mezarlık yeri olmak üzere Avraham’a mülk edildi.
GEN 24:1 Avraham kocamış ve yaşı iyice ilerlemişti. Yahve Avraham’ı her şeyde kutsamıştı.
GEN 24:2 Avraham, evindeki en yaşlı ve kendisine ait olan her şeyi idare eden hizmetçisine, “Lütfen elini uyluğumun altına koy.
GEN 24:3 Aralarında yaşadığım Kenanlılar’ın kızlarından oğluma kız almayacağına dair göğün Tanrısı ve yerin Tanrısı Yahve adına ant iç.
GEN 24:4 Sen benim ülkeme ve akrabalarıma gideceksin ve oğlum İshak için bir eş alacaksın.” dedi.
GEN 24:5 Hizmetçi, “Ya kız benim ardımca bu ülkeye gelmek istemezse? Oğlunu geldiğin ülkeye geri götüreyim mi?” dedi.
GEN 24:6 Avraham ona, “Sakın oğlumu oraya götürme” dedi.
GEN 24:7 “Beni babamın evinden ve doğduğum ülkeden alan, benimle konuşup, ‘Bu ülkeyi senin soyuna vereceğim’ diye ant içen göklerin Tanrısı Yahve, senin önünde meleğini gönderecek ve oğlum için oradan bir eş alacaksın.
GEN 24:8 Eğer kız senin ardınca gelmek istemezse, sen de bu anttan özgür olursun. Yalnız oğlumu oraya götürmeyeceksin.”
GEN 24:9 Hizmetçi elini efendisi Avraham’ın uyluğunun altına koydu ve bu konuda ona ant içti.
GEN 24:10 Hizmetçi, efendisinin develerinden on tanesini alıp yanında efendisinden çeşitli güzel şeyler alarak yola çıktı. Kalkıp Mezopotamya'ya, Nahor’un kentine gitti.
GEN 24:11 Akşam vakti, kadınların su çekmek için dışarı çıktıkları sırada, develerini kentin dışında, su pınarının yanına çöktürdü.
GEN 24:12 Hizmetçi, “Efendim Avraham'ın Tanrısı Yahve, lütfen bugün beni başarılı kıl” dedi, “Efendim Avraham’a iyilik et.
GEN 24:13 İşte, pınarının başında duruyorum. Kent halkının kızları su çekmeye çıkıyorlar.
GEN 24:14 Birine, ‘Lütfen testini indir de içeyim’ diyeceğim. O da, “İç, develerine de içireyim’ derse bileceğim ki, hizmetkârın İshak için belirlemiş olduğun kızdır. Bununla efendime iyilik ettiğini anlayacağım.” dedi.
GEN 24:15 O sözünü bitirmeden, işte, Avraham’ın kardeşi Nahor'un karısı olan Milka'nın oğlu Betuel’e doğmuş olan Rebeka, omzunda testisiyle dışarı çıktı.
GEN 24:16 Erkek eli değmemiş olan genç kız bakılışta çok güzeldi. Pınara indi, testisini doldurup çıktı.
GEN 24:17 Hizmetçi koşup onu karşıladı, “Lütfen testinden bana biraz su ver, içeyim” dedi.
GEN 24:18 “İç, efendim” dedi. Hemen testisini indirdi, içmesi için ona su verdi.
GEN 24:19 Ona su verdikten sonra, “Develerin için de doyuncaya dek su çekeyim” dedi.
GEN 24:20 Çabucak testisini tekneye boşalttı ve su çekmek için tekrar kuyuya koştu. Onun bütün develeri için su çekti.
GEN 24:21 Adam, Yahve’nin yolunu açık edip etmediğini bilmek için sessizce genç kızı izliyordu.
GEN 24:22 Develer su içmeyi bitirince adam yarım şekel ağırlığında altın bir halka ve kolları için on şekel ağırlığında iki bilezik aldı.
GEN 24:23 Ona, “Kimin kızısın? Lütfen söyle. Babanın evinde kalmam için bir yer var mı?” dedi.
GEN 24:24 Adama, “Ben, Milka'nın Nahor'a doğurduğu oğlu Betuel'in kızıyım” dedi.
GEN 24:25 “Hem samanımız hem de yeterince yemimiz ve kalacak yerimiz de var.”
GEN 24:26 Adam başını eğip Yahve’ye tapındı.
GEN 24:27 “Efendim Avraham’ın Tanrısı Yahve’ye övgüler olsun” dedi, “Lütfunu ve içtenliğini efendimden esirgemedi. Bana da, efendimin akrabalarının evine giden yolu Yahve gösterdi.”
GEN 24:28 Genç kız koşarak annesinin evine bu sözleri bildirdi.
GEN 24:29 Rebeka'nın bir erkek kardeşi vardı, adı Lavan'dı. Lavan adama, pınara koştu.
GEN 24:30 Kız kardeşinin burnundaki halkayı, kollarındaki bilezikleri görmüştü. Lavan kız kardeşi Rebeka'nın, “Adam bana böyle söyledi” sözlerini duyunca, adamın yanına geldi. İşte, o pınar başında develerin yanında duruyordu.
GEN 24:31 “Ey Yahve’nin kutsadığı adam içeri gel” dedi. “Neden dışarıda duruyorsun? Çünkü senin için evi, develer için de yer hazırladım.”
GEN 24:32 Adam eve girdi ve develerin yüklerini boşalttı. Develere saman ve yem, adamla yanındakilere ayaklarını yıkamaları için su verdi.
GEN 24:33 Önüne yemek konuldu, ama o, “Neden geldiğimi söylemeden yemek yemeyeceğim” dedi. Lavan, “Öyleyse söyle” dedi.
GEN 24:34 Adam, “Ben Avraham’ın hizmetçisiyim.
GEN 24:35 Yahve efendimi çok kutsadı. O büyük oldu. Ona davar, sığır, altın, gümüş, erkek ve kadın hizmetçiler, develer, eşekler verdi.
GEN 24:36 Karısı Sarah ona ileri yaşta bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi oğluna verdi.
GEN 24:37 Efendim, ‘Ülkelerinden yaşadığım Kenanlılar’dan oğluma kız almayacaksın. Oğluma kız almak için babamın evine, akrabalarımın yanına gideceksin’ diye bana ant içirdi.
GEN 24:39 Efendime, ‘Ya kadın ardımdan gelmezse?’ diye sordum.
GEN 24:40 Bana, ‘Huzurunda yürüdüğüm Yahve meleğini seninle gönderecek ve yolunu açık edecek’ dedi. ‘Oğluma akrabalarımdan ve babamın evinden bir eş alacaksın.
GEN 24:41 Akrabalarıma vardığında o zaman andından özgür olacaksın. Eğer onu sana vermezlerse andından özgür olmuş olursun.’
GEN 24:42 Bugün pınara geldim ve şöyle dedim: ‘Efendim Avraham’ın Tanrısı Yahve, şimdi yürüdüğüm yolu aç.
GEN 24:43 İşte, bu pınarın başında duruyorum. Su çekmeğe gelen kızlardan birine, lütfen testinden bana biraz su ver içeyim, diyeceğim.
GEN 24:44 O da iç, develerin için de su çekeyim, derse, bileceğim ki efendimin oğlu için Yahve’nin seçtiği kız odur.’
GEN 24:45 Daha yüreğimden bunları söylemeyi bitirmeden, işte, Rebeka testisi omzunda dışarı çıktı. Pınara gitti ve su çekti. Ona, ‘Lütfen su ver içeyim’ dedim.
GEN 24:46 Hemen testisini omzundan indirip, ‘İç, develerine de içireyim’ dedi. Ben içtim, develere de su verdi.
GEN 24:47 Ona, ‘Kimin kızısın sen?’ diye sordum. ‘Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım’ dedi. Bunun üzerine burnuna halka, kollarına bilezikler taktım.
GEN 24:48 Başımı eğip Yahve’ye tapındım ve efendim Avraham’ın Tanrısı Yahve’yi yücelttim.
GEN 24:49 Şimdi, efendime karşı iyilik ve içtenlikle davranacaksanız, bana söyleyin. Yoksa, bana bildirin ki, sağa ya da sola döneyim.”
GEN 24:50 Lavan'la Betuel, “Bu iş Yahve'den geliyor” diye yanıtladılar. Sana iyi ya da kötü diyemeyiz.
GEN 24:51 İşte Rebeka karşındadır. Onu al ve git ve Yahve’nin söylediği gibi, efendinin oğlunun karısı olsun.”
GEN 24:52 Avraham’ın hizmetçisi onların sözlerini duyunca, Yahve’nin önünde yere kapandı.
GEN 24:53 Hizmetçi gümüş, altın takımlar ve giysiler çıkarıp Rebeka'ya verdi. Erkek kardeşine ve annesine de değerli şeyler verdi.
GEN 24:54 Kendisi ve yanındakiler yiyip içtiler ve geceyi orada geçirdiler. Sabah kalktılar ve o, “Beni efendime gönderin” dedi.
GEN 24:55 Ağabeyi ve annesi, “Kız birkaç gün bizimle kalsın, hiç olmazsa on gün” dediler. “Ondan sonra gider.”
GEN 24:56 Onlara, “Bana engel olmayın” dedi, “Çünkü Yahve yolumu açtı. Beni gönderin de efendime gideyim.”
GEN 24:57 Onlar, “Kızı çağırıp ona soralım” dediler.
GEN 24:58 Rebeka'yı çağırıp ona, “Bu adamla gider misin?” diye sordular Rebeka, “Giderim” dedi.
GEN 24:59 Kız kardeşleri Rebeka’yı dadısıyla birlikte, Avraham’ın hizmetçisi ve adamlarıyla birlikte gönderdiler.
GEN 24:60 Rebeka'yı kutsayarak ona, “Kız kardeşimiz, binlerin, onbinlerin anası olasın, soyun kendilerinden nefret edenlerin kapılarını sahiplensinler” dediler.
GEN 24:61 Rebeka genç hizmetçileriyle birlikte kalktı. Develere binip hizmetçiyi izlediler. Hizmetçi, Rebeka'yı alıp gitti.
GEN 24:62 İshak, Güney bölgesinde yaşadığı için Beer-Lahai-Roi yolundan geldi.
GEN 24:63 İshak akşama doğru düşünmek için tarlaya gitti. Gözlerini kaldırdı ve baktı. İşte, develer geliyordu.
GEN 24:64 Rebeka gözlerini kaldırdı ve İshak'ı görünce deveden indi.
GEN 24:65 Hizmetçiye, “Bizi karşılamak için kırda yürüyen adam kim?” dedi. Hizmetçi, “Efendimdir” dedi. Peçesini alıp örtündü.
GEN 24:66 Uşak yaptığı her şeyi İshak'a anlattı.
GEN 24:67 İshak onu annesi Sarah'ın çadırına getirdi, Rebeka'yı aldı ve Rebeka onun karısı oldu. Onu sevdi. Böylece İshak, annesinin ölümünden sonra teselli buldu.
GEN 25:1 Avraham başka bir eş aldı, adı Ketura'ydı.
GEN 25:2 Ona Zimran’ı, Yokşan’ı, Medan’ı, Midyan’ı, İşbak’ı ve Şuah'ı doğurdu.
GEN 25:3 Yokşan, Şeva'yla Dedan'ın babası oldu. Dedan'ın oğulları, Aşurlular, Letuşlular ve Leumlular’dır.
GEN 25:4 Midyan'ın oğulları, Efa, Efer, Hanok, Avida, Eldaa’dır. Bunların hepsi Ketura'nın çocuklarıydı.
GEN 25:5 Avraham sahip olduğu her şeyi İshak'a verdi.
GEN 25:6 Avraham, cariyelerinin oğullarına ise hediyeler verdi. Henüz hayatta iken onları oğlu İshak'tan doğuya, doğu ülkesine gönderdi.
GEN 25:7 Avraham’ın yaşadığı ömür yıllarının günleri bunlardır: Yüz yetmiş beş yıl.
GEN 25:8 Avraham kocamış, yıllara doymuş olarak güzel ihtiyarlıkta ruhunu teslim etti. Ölüp halkına kavuştu.
GEN 25:9 Oğulları İshak'la İşmael onu Mamre karşısındaki Makpela Mağarası'na, Hititli Zohar'ın oğlu Efron'un tarlasına gömdüler.
GEN 25:10 Avraham o tarlayı Hetoğulları'ndan satın almıştı. Avraham, karısı Sarah ile birlikte oraya gömüldü.
GEN 25:11 Tanrı, Avraham’ın ölümünden sonra oğlu İshak'ı kutsadı. İshak, Beer-Lahai-Roi’de yaşıyordu.
GEN 25:12 Sarah'ın hizmetçisi Mısırlı Hagar'ın Avraham’a doğurduğu Avraham oğlu İşmael'in soylarının öyküsü şöyledir.
GEN 25:13 Doğum sırasına göre İşmaeloğulları’nın adları şunlardır: İlk oğlu Nevayot. Sonra Kedar, Adbeel, Mivsam,
GEN 25:14 Mişma, Duma, Massa,
GEN 25:15 Hadat, Tema, Yetur, Nafiş ve Kedema’dır.
GEN 25:16 İşmael’in oğulları bunlardır; köylerine ve ordugâhlarına göre adları şunlardır: Uluslarına göre on iki beydiler.
GEN 25:17 İşmael'in ömrünün yılları yüz otuz yedi yıldı. Ruhunu teslim edip öldü ve halkına kavuştu.
GEN 25:18 Havila'dan Aşur'a doğru giderken Mısır’ın yakınındaki Şur arasındaki bölgeye yerleştiler. Akrabalarının hepsinin karşısında yaşadı.
GEN 25:19 Avraham’ın oğlu İshak'ın soylarının öyküsü şöyledir. Avraham, İshak'ın babası oldu.
GEN 25:20 İshak Aramlı Lavan'ın kız kardeşi Paddan Aram'dan Arami Betuel'in kızı Rebeka'yı kendisine eş olarak aldığında kırk yaşındaydı.
GEN 25:21 İshak, karısı kısır olduğu için Yahve’ye yakardı. Yahve yalvarışını kabul etti ve karısı Rebeka hamile kaldı.
GEN 25:22 Çocuklar onun içinde itiştiler. Rebeka, “Madem böyle, ben niye yaşıyorum” dedi. Yahve’ye danışmaya gitti.
GEN 25:23 Yahve ona şöyle dedi: “Rahminde iki ulus var. Bedeninden iki halk ayrılacak. Biri diğerinden güçlü olacak. Büyüğü küçüğüne hizmet edecek.”
GEN 25:24 Doğum vakti geldiğinde, işte, rahminde ikizler vardı.
GEN 25:25 Birincisinin her yeri kıllı bir giysi gibi kıpkırmızı doğdu. Adını Esav koydular.
GEN 25:26 Bundan sonra kardeşi doğdu ve eli Esav'ın topuğundaydı. Adı Yakov koyuldu. Rebeka onları doğurduğunda İshak altmış yaşındaydı.
GEN 25:27 Çocuklar büyüdüler. Esav yetenekli bir avcıydı, bir kır adamı oldu. Yakov çadırlarda yaşayan sakin bir adamdı.
GEN 25:28 İshak Esav'ı severdi, çünkü onun av etini yerdi. Rebeka, Yakov’u severdi.
GEN 25:29 Yakov çorba pişiriyordu. Esav kırdan geldi ve aç ve bitkindi.
GEN 25:30 Esav Yakov'a, “Lütfen bana şu kızıl çorbandan yedir, çünkü aç ve bitkinim” dedi. Bu nedenle ona Edom adı verildi.
GEN 25:31 Yakov, “Önce bana ilk oğulluk hakkını sat” dedi.
GEN 25:32 Esav, “İşte, ben ölmek üzereyim” dedi. “İlk oğulluk hakkımın bana ne faydası var?”
GEN 25:33 Yakov, “Önce ant iç” dedi. Esav ant içti. İlk oğulluk hakkını Yakov'a sattı.
GEN 25:34 Yakov Esav'a ekmekle mercimek çorbası verdi. Yedi, içti, kalkıp yoluna gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını hor gördü.
GEN 26:1 Avraham’ın günlerinde olan ilk kıtlıktan başka, ülkede bir kıtlık daha oldu. İshak, Filist Kralı Avimelek'e, Gerar'a gitti.
GEN 26:2 Yahve ona görünüp, “Mısır'a inme” dedi, “Sana söyleyeceğim ülkede yaşa.
GEN 26:3 Bu ülkede yaşa, ben seninle olacağım ve seni kutsayacağım. Çünkü bütün bu toprakları sana ve soyuna vereceğim, baban Avraham’a verdiğim sözü pekiştireceğim.
GEN 26:4 Soyunu gökyüzünün yıldızları kadar çoğaltacağım ve bütün bu toprakları senin soyuna vereceğim.
GEN 26:5 Çünkü Avraham sözümü dinledi, uyarılarımı, buyruklarımı, kurallarımı, ilkelerimi yerine getirdi.”
GEN 26:6 İshak Gerar'da yaşadı.
GEN 26:7 O yörenin erkekleri ona karısını sordular. “Karım” demekten korktuğu için “O benim kız kardeşimdir” dedi, “Oranın adamları Rebeka için beni öldürebilir, çünkü o çok güzel” diye düşündü.
GEN 26:8 Orada uzun süre kaldıktan sonra, Filist Kralı Avimelek pencereden dışarı bakıp gördü ve işte, İshak karısı Rebeka'yı okşuyordu.
GEN 26:9 Avimelek İshak'ı çağırıp, “Bak, o gerçekten senin karın” dedi. “Neden ‘O benim kız kardeşim’ dedin?” İshak ona, “Çünkü ‘Onun yüzünden ölmeyeyim’ dedim” dedi.
GEN 26:10 Avimelek, “Bize bu yaptığın nedir? Halkımdan birisi karınla kolayca yatabilirdi ve sen de suçu üzerimize atmış olurdun!” dedi.
GEN 26:11 Avimelek halka, “Bu adama ya da karısına dokunan kesin olarak öldürülecek” diye buyruk verdi.
GEN 26:12 İshak o ülkede ekti ve aynı yıl ektiğinin yüz katını biçti. Yahve onu kutsamıştı.
GEN 26:13 İshak büyüdü ve gittikçe daha da büyüdü.
GEN 26:14 Sürüleri, sığırları ve evinde çok sayıda hizmetçisi vardı. Filistliler onu kıskandılar.
GEN 26:15 Filistliler, babası Avraham’ın günlerinde babasının hizmetkârlarının kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.
GEN 26:16 Avimelek, İshak'a, “Yanımızdan git, çünkü bizden daha güçlü oldun” dedi.
GEN 26:17 İshak oradan ayrılıp Gerar Vadisi'nde konakladı ve orada yaşadı.
GEN 26:18 İshak, babası Avraham’ın günlerinde kazdıkları su kuyularını yeniden açtı. Çünkü Avraham’ın ölümünden sonra Filistliler onları kapatmışlardı. Babasının onlara verdiği aynı adlarla onları adlandırdı.
GEN 26:19 İshak'ın hizmetçileri vadide kazdılar ve orada bir kaynak buldular.
GEN 26:20 Gerar'ın çobanları İshak'ın çobanlarıyla tartışıp, “Su bizimdir” dediler. Onunla çekiştikleri için kuyuya Esek adını verdi.
GEN 26:21 Başka bir kuyu kazdılar ve bu kuyu için de kavga ettiler. Sitna adını verdi.
GEN 26:22 Oradan ayrılıp başka bir kuyu kazdılar. Bunun için kavga etmediler. Bu yüzden ona Rehovot adını verdi. “Çünkü Yahve bize şimdi yer verdi ve biz bu ülkede verimli olacağız.” dedi.
GEN 26:23 Oradan Beer-Şeva'ya çıktı.
GEN 26:24 Aynı gece Yahve ona görünüp şöyle dedi: “Ben baban Avraham’ın Tanrısı’yım. Korkma, çünkü ben seninleyim ve seni kutsayacağım ve hizmetkârım Avraham’ın hatırı için soyunu çoğaltacağım.”
GEN 26:25 İshak orada bir sunak yaptı, Yahve’yi adıyla çağırdı ve çadırını oraya kurdu. Orada İshak'ın hizmetkârları bir kuyu kazdılar.
GEN 26:26 Avimelek, dostu Ahuzzat ve ordusunun komutanı Fikol ile Gerar'dan İshak’ın yanına geldiler.
GEN 26:27 İshak onlara, “Benden nefret ettiğiniz halde neden yanıma geldiniz? Üstelik beni yanınızdan göndermiştiniz.” dedi.
GEN 26:28 “Yahve'nin seninle olduğunu açıkça gördük” dediler.
GEN 26:29 “Bizim sana dokunmadığımız, sana hep iyilik edip seni esenlik içinde gönderdiğimiz gibi, senin de bize hiçbir kötülük etmeyeceğine dair seninle bir antlaşma yapalım. Artık sen Yahve’nin kutsadığı kişisin.”
GEN 26:30 İshak onlara bir ziyafet verdi, yiyip içtiler.
GEN 26:31 Sabah erken kalkıp birbirlerine ant içtiler. İshak onları yolcu etti ve ondan barış içinde ayrıldılar.
GEN 26:32 Aynı gün İshak'ın hizmetkârları gelip kazdıkları kuyu hakkında ona bilgi verdiler. “Su bulduk” dediler.
GEN 26:33 Kuyuya “Şiva” adını verdi. Bu nedenle kentin adı bugüne dek “Beerşeva” olarak kaldı.
GEN 26:34 Esav kırk yaşındayken Hititli Beeri'nin kızı Yudit'le Hititli Elon'un kızı Basemat'ı eş olarak aldı.
GEN 26:35 Bu kadınlar İshak'la Rebeka için can sıkıntısı oldular.
GEN 27:1 İshak yaşlanıp gözleri görmez olduğu zaman, büyük oğlu Esav'ı çağırdı ve ona, “Oğlum?” dedi. Ona, “İşte buradayım” dedi.
GEN 27:2 “Bak, ben yaşlandım” dedi. “Öleceğim günü bilmiyorum.
GEN 27:3 Şimdi silahlarını, ok kılıfını ve yayını al, kıra çıkıp bana av eti getir.
GEN 27:4 Sevdiğim lezzetli bir yemek yap ve bana getir de yiyeyim. Ölmeden önce canım seni kutsasın.”
GEN 27:5 Rebeka, İshak'ın oğlu Esav'la konuştuklarını duydu. Esav avlanıp avı getirmek için kıra çıktı.
GEN 27:6 Rebeka oğlu Yakov'a şöyle dedi: “Babanın kardeşin Esav'a şöyle dediğini duydum:
GEN 27:7 ‘Bana av getir ve lezzetli bir yemek yap da yiyeyim ve ölümümden önce seni Yahve’nin önünde kutsayayım.’
GEN 27:8 Şimdi oğlum, sana vereceğim buyruğu iyi dinle.
GEN 27:9 Şimdi sürüye git ve oradan bana iki iyi oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapacağım.
GEN 27:10 Yemesi için onu babana götüreceksin, ölmeden önce seni kutsasın.”
GEN 27:11 Yakov annesi Rebeka'ya şöyle dedi: “Kardeşim Esav kıllı bir adam, bense kılsız bir adamım.
GEN 27:12 Ya babam bana dokunursa? Ona bir düzenbaz gibi görüneceğim ve üzerime kutsama değil, lanet getireceğim.”
GEN 27:13 Annesi, “Senin lanetin benim üzerime olsun oğlum” dedi. “Sadece sözümü dinle ve git onları benim için getir.”
GEN 27:14 Gidip onları aldı ve annesine getirdi. Annesi, babasının sevdiği gibi lezzetli bir yemek yaptı.
GEN 27:15 Rebeka büyük oğlu Esav'ın evde yanında bulunan güzel giysilerini alıp küçük oğlu Yakov'a giydirdi.
GEN 27:16 Ellerine ve ensesinin tüysüz kısmına oğlak derisiyle kapladı.
GEN 27:17 Hazırladığı lezzetli yemeği ve ekmeği oğlu Yakov'un eline verdi.
GEN 27:18 Yakov babasının yanına varıp, “Baba” dedi. “İşte buradayım. Sen kimsin oğlum?”
GEN 27:19 Yakov babasına, “Ben senin ilk oğlun Esav'ım” dedi. “Benden yapmamı istediğin şeyi yaptım. Lütfen kalk, otur ve avımı ye ki canın beni kutsasın.”
GEN 27:20 İshak oğluna, “Oğlum, nasıl bu kadar çabuk buldun?” dedi. “Çünkü Tanrın Yahve beni başarılı kıldı” dedi.
GEN 27:21 İshak Yakov'a, “Lütfen yaklaş, oğlum, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin, dokunayım” dedi.
GEN 27:22 Yakov babası İshak'a yaklaştı. Ona dokundu, “Ses Yakov'un sesi, ama eller Esav'ın elleridir” dedi.
GEN 27:23 Kardeşi Esav'ın elleri gibi elleri kıllı olduğu için onu tanımadı. Böylece onu kutsadı.
GEN 27:24 “Sen gerçekten oğlum Esav mısın?” dedi. Yakov, “Benim” dedi.
GEN 27:25 “Onu bana getir, oğlumun avından yiyeyim de canım seni kutsasın” dedi. Yanına getirdi ve yedi. Ona şarap getirdi ve içti.
GEN 27:26 Babası İshak ona, “Yaklaş, oğlum, beni öp” dedi.
GEN 27:27 Yaklaşıp onu öptü. Elbisesinin kokusunu kokladı ve onu kutsayarak şöyle dedi: “İşte, oğlumun kokusu Yahve’nin kutsadığı kırın kokusu gibidir.
GEN 27:28 Tanrı sana göklerin çiyinden, yerin veriminden, bol miktarda tahıl ve yeni şarap versin.
GEN 27:29 Halklar sana kulluk etsin, uluslar sana boyun eğsin. Kardeşlerinin efendisi ol. Annenin oğulları sana boyun eğsin. Sana lanet edenler lanetli olsun. Seni kutsayanlar kutsansın.”
GEN 27:30 İshak Yakov'u kutsadıktan ve Yakov babası İshak'ın yanından çıkar çıkmaz, kardeşi Esav avdan döndü.
GEN 27:31 Ayrıca lezzetli yemek yapıp babasına getirdi. Babasına, “Baba kalk ve oğlunun avından ye de canın beni kutsasın” dedi.
GEN 27:32 Babası İshak ona, “Sen kimsin?” dedi. “Ben senin oğlun, ilk oğlun Esav'ım” dedi.
GEN 27:33 İshak şiddetle titredi ve şöyle dedi: “Öyleyse, av avlayan ve bana getiren kimdi? Sen gelmeden önce hepsini yedim ve onu kutsadım? O da kutsanacaktır.”
GEN 27:34 Esav babasının sözlerini işitince çok büyük ve acı bir feryatla ağladı ve babasına, “Beni de kutsa, ey baba” dedi.
GEN 27:35 “Kardeşin hile ile geldi, kutsamanı elinden aldı” dedi.
GEN 27:36 Esav “Ona boşuna mı Yakov diyorlar? İki kezdir beni aldatıyor. İlk oğulluk hakkımı elimden aldı. Bak, şimdi de benim kutsamamı elimden aldı.” dedi. “Benim için bir kutsama alıkoymadın mı?” dedi.
GEN 27:37 İshak, Esav'a şu karşılığı verdi: “İşte, onu senin efendin yaptım ve bütün kardeşlerini ona hizmetkâr atadım. Onu tahıl ve yeni şarapla besledim. O zaman senin için ne yapayım oğlum?”
GEN 27:38 Esav babasına, “Baba, sende yalnız bir kutsamamı var? Beni kutsa, beni de baba.” dedi. Esav yüksek sesle ağladı.
GEN 27:39 Babası İshak ona şu karşılığı verdi: “İşte, meskenin göklerin çiğinde, yerin veriminde olacak.
GEN 27:40 Kılıcınla yaşayacak ve kardeşine hizmet edeceksin. Özgür olmak isteyince, onun boyunduruğunu kırıp atacaksın.”
GEN 27:41 Esav, babasının onu kutsadığı bereket yüzünden Yakov'dan nefret ediyordu. Esav yüreğinde şöyle dedi: “Babamın yas günleri yakındır. O zaman kardeşim Yakov’u öldürürüm.”
GEN 27:42 Büyük oğlu Esav'ın sözleri Rebeka'ya iletildi. Rebeka küçük oğlu Yakov'u çağırttı ve ona şöyle dedi: “Kardeşin Esav seni öldürmeyi tasarlayarak kendini avutuyor.
GEN 27:43 Şimdi oğlum, sözümü dinle. Kalk, Haran'daki kardeşim Lavan'a kaç.
GEN 27:44 Kardeşinin öfkesi yatışıp kızgınlığı geçinceye ve ona yaptığını unutuncaya dek bir süre onun yanında kal. Sonra birini gönderir, seni oradan aldırtırım. Neden bir günde ikinizden de yoksun kalayım?”
GEN 27:46 Rebeka, İshak'a şöyle dedi: “Het'in kızları yüzünden canımdan bezdim. Yakov da Het kızlarından, ülke kızlarından bir eş alırsa, ne diye yaşayayım?”
GEN 28:1 İshak Yakov'u çağırdı, kutsadı ve ona, “Kenan kızlarından kendine eş almayacaksın.
GEN 28:2 Kalk, Paddan Aram'a, annenin babası Betuel'in evine git. Oradan annenin kardeşi Lavan'ın kızlarından bir eş al.
GEN 28:3 Her Şeye Gücü Yeten Tanrı seni kutsasın, seni verimli kılıp çoğaltsın ki, halklar topluluğu olasınız.
GEN 28:4 Avraham kutsamasını sana ve seninle birlikte soyuna versin. Öyle ki, Tanrı’nın Avraham’a verdiği ve üzerinden geçmekte olduğun diyarı miras alasın.” dedi.
GEN 28:5 İshak Yakov'u gönderdi. Paddan Aram'a, Yakov'la Esav'ın annesi Rebeka'nın kardeşi Aramlı Betuel'in oğlu Lavan'ın yanına gitti.
GEN 28:6 Esav, İshak'ın Yakov'u kutsadığını ve bir eş alması için Paddan-Aram'a gönderdiğini ve onu kutsadığı zaman, Kenan kızlarından kendine eş almayacaksın diye buyurduğunu, Yakov’un da anne babasını dinleyerek Paddan-Aram’a gittiğini öğrendi.
GEN 28:8 Esav, babası İshak’ın Kenan kızlarından hoşlanmadığını gördü.
GEN 28:9 Böylece Esav İşmael'e gitti. Karılarının üzerine Avraham oğlu İşmael’in kızı Nevayot'un kız kardeşi, Mahalat'ı da eş olarak aldı.
GEN 28:10 Yakov Beer-Şeva'dan Harran'a doğru yola çıktı.
GEN 28:11 Bir yere gelip orada geceledi. Çünkü güneş batmıştı. Yerin taşlarından birini alıp başının altına koydu ve uyumak için o yere yattı.
GEN 28:12 Düşünde yeryüzünün üzerine dikilmiş, tepesi göğe ulaşan bir merdiven gördü. İşte, Tanrı’nın melekleri onun üzerine inip çıkıyorlardı.
GEN 28:13 Yahve onun üzerinde durup, “Ben, atan Avraham’ın, İshak'ın Tanrısı Yahve’yim” dedi. “Üzerinde yatmakta olduğun diyarı sana ve soyuna vereceğim.
GEN 28:14 Soyun yerin tozu gibi olacak; batıya, doğuya, kuzeye ve güneye yayılacaksınız. Yerin bütün aileleri sende ve soyunda kutsanacaktır.
GEN 28:15 İşte, ben seninleyim, gideceğin her yerde seni koruyacağım ve seni bu diyara geri getireceğim. Çünkü sana söylediğim şeyi yapana dek seni bırakmayacağım.”
GEN 28:16 Yakov uykusundan uyanıp, “Yahve gerçekten burada, ben fark edemedim” dedi.
GEN 28:17 Korktu ve “Bu yer ne heybetli! Burası Tanrı'nın evinden başka bir yer olamaz. Burası göğün kapısıdır.”
GEN 28:18 Yakov sabah erkenden kalktı, başının altına koyduğu taşı alıp sütun yaptı, üzerine yağ döktü.
GEN 28:19 O yere Beytel (Tanrı’nın Evi) adını verdi. Kentin adı ilk adı Luz'du.
GEN 28:20 Yakov adak adayıp şöyle dedi: “Tanrı benimle olursa, gittiğim yolda beni korursa, bana yiyecek ekmek, giyecek giysi verirse,
GEN 28:21 esenlik içinde babamın evine dönersem, o zaman Yahve benim Tanrım olacak.
GEN 28:22 O zaman sütun olarak diktiğim bu taş Tanrı'nın Evi olacak. Bana vereceğin her şeyin ondalığını mutlaka sana vereceğim.”
GEN 29:1 Yakov yola çıkıp Doğuoğulları’nın ülkesine geldi.
GEN 29:2 Baktı ve kırda bir kuyu gördü ve yanında yatan üç koyun sürüsü vardı. Çünkü o kuyudan sürüleri su verirlerdi. Kuyunun ağzındaki taş büyüktü.
GEN 29:3 Bütün sürüler orada toplanırdı. Taşı kuyunun ağzından yuvarlarlar, koyunlara su verdikten sonra taşı tekrar kuyunun ağzına, yerine koyarlardı.
GEN 29:4 Yakov onlara, “Kardeşler, nerelisiniz?” dedi. “Biz Harranlı’yız” dediler.
GEN 29:5 Onlara, “Nahor'un oğlu Lavan'ı tanır mısınız?” “Tanırız” dediler.
GEN 29:6 Onlara, “Kendisi iyi mi?” diye sordu. “İyidir. Bak, kızı Rahel koyunlarla geliyor.” dediler.
GEN 29:7 “İşte, daha gün ortası, sürülerin toplanma vakti değil” dedi. “Koyunları su verdikten sonra götürüp otlatın.”
GEN 29:8 “Bütün sürüler bir araya toplanmadan ve kuyunun ağzındaki taşı yuvarlamadan olmaz” dediler. “Sonra koyunlara su vereceğiz.”
GEN 29:9 Daha onlarla konuşurken, Rahel babasının koyunlarıyla geldi çünkü o çobandı.
GEN 29:10 Yakov, annesinin kardeşi Lavan'ın kızı Rahel'i ve annesinin kardeşi Lavan'ın koyunlarını görünce yaklaştı, kuyunun ağzındaki taşı yuvarladı. Annesinin kardeşi Lavan'ın sürüsüne su verdi.
GEN 29:11 Yakov Rahel'i öptü, yüksek sesle ağladı.
GEN 29:12 Yakov Rahel'e babasının akrabası ve Rebeka'nın oğlu olduğunu söyledi. O da koşarak babasına haber verdi.
GEN 29:13 Lavan, kız kardeşinin oğlu Yakov'la ilgili haberi duyunca onu karşılamaya koştu. Yakov'u kucaklayıp öptü ve onu evine götürdü. Yakov bütün olanları Lavan'a anlattı.
GEN 29:14 Lavan, “Gerçekten sen benim kemiğim ve etimsin” dedi. Yakov onun yanında bir ay kaldı.
GEN 29:15 Lavan, Yakov'a, “Akrabam olduğun için bana karşılıksız mı hizmet edeceksin?” dedi. “Söyle bana, ücretin nedir?”
GEN 29:16 Lavan'ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel'di.
GEN 29:17 Lea'nın gözleri zayıftı, ama Rahel görünüş açısından güzel ve çekiciydi.
GEN 29:18 Yakov Rahel'i sevdi. “Küçük kızın Rahel için sana yedi yıl hizmet ederim” dedi.
GEN 29:19 Lavan, “Onu başka bir adama vermektense sana vermem daha iyi” dedi. Benimle kal.”
GEN 29:20 Yakov Rahel için yedi yıl hizmet etti. Ona duyduğu sevgisinden dolayı birkaç gün gibi geldi ona.
GEN 29:21 Yakov Lavan'a, “Karımı bana ver, günlerim doldu, yanına gireyim” dedi.
GEN 29:22 Lavan yöre halkını toplayıp bir ziyafet verdi.
GEN 29:23 Akşam kızı Lea'yı Yakov'a getirdi. Yakov onun yanına girdi.
GEN 29:24 Lavan hizmetçisi Zilpa'yı kızı Lea’nın hizmetine verdi.
GEN 29:25 Sabah olunca Yakov bir baktı ki, yanında Lea! Lavan'a, “Bana bu yaptığın nedir?” dedi. “Sana Rahel için hizmet etmedim mi? O zaman neden beni aldattın?”
GEN 29:26 Lavan, “Küçüğü büyüğünden önce vermek bizim buralarda uygun değildir” dedi.
GEN 29:27 “Bu haftayı doldur, yanımda edeceğin başka yedi yıllık hizmete karşılık onu da sana veririz.”
GEN 29:28 Yakov öyle yaptı ve haftasını tamamladı. Ona kızı Rahel'i eş olarak verdi.
GEN 29:29 Lavan hizmetçisi Bilha'yı kızı Rahel’in hizmetine verdi.
GEN 29:30 Yakov Rahel'in yanına girdi ve Rahel'i Lea'dan daha çok sevdi. Yakov Lavan’ın yanında yedi yıl daha hizmet etti.
GEN 29:31 Yahve Lea'dan nefret edildiğini görünce onun rahmini açtı, ama Rahel kısırdı.
GEN 29:32 Lea hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu, adını Ruven (Bak erkek çocuk) koydu. Çünkü, “Madem Yahve çektiğim sıkıntıyı gördü. Şimdi kocam beni sevecek.” dedi.
GEN 29:33 Tekrar hamile kaldı ve bir oğul doğurdu. “Yahve benden nefret edildiğini duyduğundan bana bu oğulu da verdi” dedi. Ona Şimon (Duyar) adını verdi.
GEN 29:34 Tekrar hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. “Artık kocam bana bağlanacak, çünkü ona üç oğul doğurdum” dedi. “Bu nedenle çocuğa Levi (Bağlılık) adı verildi.
GEN 29:35 Tekrar hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. “Bu sefer Yahve’yi öveceğim” dedi. Bu nedenle ona Yahuda (Övgü) adını verdi. Sonra doğum yapmayı bıraktı.
GEN 30:1 Rahel Yakov'a çocuk doğuramadığını görünce kız kardeşini kıskandı. Yakov'a, “Bana çocuklar ver, yoksa öleceğim” dedi.
GEN 30:2 Yakov Rahel'e öfkelendi ve şöyle dedi: “Ben rahmin meyvesini senden esirgeyen Tanrı'nın yerinde miyim?”
GEN 30:3 “İşte hizmetçim Bilha” dedi. “Yanına gir. Öyle ki, dizlerimin üzerinde doğursun da ondan çocuklarım olsun.”
GEN 30:4 Hizmetçisi Bilha'yı ona eş olarak verdi ve Yakov onun yanına girdi.
GEN 30:5 Bilha hamile kaldı ve Yakov'a bir oğul doğurdu.
GEN 30:6 Rahel, “Tanrı davamı gördü, sesimi işitip bana bir oğul verdi” dedi. Bu nedenle onun adını Dan (Haklı) koydu.
GEN 30:7 Rahel'in hizmetçisi Bilha yine hamile kaldı ve Yakov'a ikinci bir oğul doğurdu.
GEN 30:8 Rahel, “Kız kardeşimle çetin güreşler yaptım ve yendim” dedi. Ona Naftali (Güreşim) adını verdi.
GEN 30:9 Lea artık hamile kalamadığını görünce, hizmetçisi Zilpa'yı alıp Yakov'a karı olarak verdi.
GEN 30:10 Lea'nın uşağı Zilpa Yakov'a bir oğul doğurdu.
GEN 30:11 Lea, “Uğurum!” dedi. Adını Gad (Uğur) koydu.
GEN 30:12 Lea'nın hizmetçisi Zilpa Yakov'a ikinci bir oğul doğurdu.
GEN 30:13 Lea, “Ne mutlu bana, çünkü kadınlar bana mutlu diyecekler” dedi. Ona Aşer (Mutlu) adını verdi.
GEN 30:14 Ruven buğday hasadı günlerinde gidip tarlada adamotu buldu ve annesi Lea'ya getirdi. Rahel, Lea'ya, “Lütfen bana oğlunun adamotundan biraz ver” dedi.
GEN 30:15 Lea ona, “Kocamı aldığın yetmiyor mu?” dedi. “Oğlumun adamotunu da mı alacaksın?” Rahel, “Öyleyse, oğlunun adamotuna karşılık kocam bu gece seninle yatacak” dedi.
GEN 30:16 Akşam Yakov tarladan geldi. Lea onu karşılamaya çıkıp, “Benim yanıma gireceksin” dedi. “Çünkü seni oğlumun adamotuyla gerçekten tuttum.” O gece onunla yattı.
GEN 30:17 Tanrı Lea'yı işitti ve hamile kaldı. Yakov'a beşinci bir oğul doğurdu.
GEN 30:18 Lea, “Hizmetçimi kocama verdiğim için Tanrı bana bedelini verdi” dedi. Ona İsakar (Bedel) adını verdi.
GEN 30:19 Lea yine hamile kaldı ve Yakov'a altıncı bir oğul doğurdu.
GEN 30:20 Lea, “Tanrı bana güzel bir çeyiz verdi” dedi. “Artık kocam benimle yaşayacak çünkü ona altı erkek çocuk doğurdum.” Adını Zevulun (Saygın mesken) koydu.
GEN 30:21 Sonra bir kız doğurdu, adını Dina koydu.
GEN 30:22 Tanrı Rahel'i hatırladı ve onu işitip rahmini açtı.
GEN 30:23 Hamile kaldı, bir erkek çocuk doğurdu ve “Tanrı utancımı kaldırdı” dedi.
GEN 30:24 “Yahve bana bir oğul daha versin” diyerek çocuğun adını Yosef koydu.
GEN 30:25 Rahel Yosef'i doğurunca Yakov Lavan'a, “Beni gönder de kendi evime, ülkeme gideyim” dedi.
GEN 30:26 “Hizmetime karşılık karılarımı ve çocuklarımı ver, bırak gideyim. Çünkü sana nasıl hizmet ettiğimi biliyorsun.”
GEN 30:27 Lavan, “Eğer şimdi gözünde lütuf bulduysam, burada kal” dedi, “Çünkü Yahve’nin senin sayende beni kutsadığını anladım.”
GEN 30:28 “Ücretini bana bildir de vereyim” dedi.
GEN 30:29 Yakov ona, “Sana nasıl hizmet ettiğimi, sürülerine nasıl baktığımı biliyorsun” dedi.
GEN 30:30 “Çünkü ben gelmeden önce malın azdı, fazlasıyla çoğaldı. Gelişimle Yahve seni kutsadı. Şimdi ben kendi evim için ne zaman çalışacağım?”
GEN 30:31 Lavan, “Sana ne vereyim?” dedi. Yakov, “Bana bir şey vermeyeceksin” dedi. “Eğer bana şunu yaparsan, yine sürünü güderim.
GEN 30:32 Bugün bütün sürünün içinden geçip noktalı ve benekli, koyunları, kara kuzuları, benekli ve noktalı keçileri ayıracağım. Benim ücretim bu olsun.
GEN 30:33 Bundan sonra ücretim için geldiğinde, doğruluğum benim hakkında tanıklık edecektir. Yanımda bulunan keçiler arasında noktalı ve benekli, kuzularım arasında kara olmayanların hepsi çalıntı sayılacaktır.”
GEN 30:34 Lavan, “İşte, sözüne göre olsun” dedi.
GEN 30:35 O gün benekli ve çizgili tekeleri, noktalı ve benekli keçileri, beyaz keçilerin hepsini, bütün kara kuzuları ayırıp oğullarının eline verdi.
GEN 30:36 Kendisiyle Yakov arasında üç günlük yol bıraktı. Yakov Lavan'ın kalan sürülerini güdüyordu.
GEN 30:37 Yakov kavak, badem ve çınar ağaçlarından taze çubuklar aldı. Üzerindeki kabukları soyup beyaz rengini gösteren çizgiler yaptı.
GEN 30:38 Soyduğu çubukları sürülerin su içmek için geldikleri yalaklara, sürülerin önüne koydu. Su içmek için gelince çiftleşiyorlardı.
GEN 30:39 Çubukların önünde çiftleşince sürüler çizgili, noktalı ve benekli doğarlardı.
GEN 30:40 Yakov kuzuları ayırdı ve sürülerin yüzünü Lavan'ın sürüsünün çizgili ve kara olanlarına çevirdi. Kendi sürülerini ayırdı, onları Lavan'ın sürüsüne koymadı.
GEN 30:41 Sürünün güçlü olanları kızışınca, Yakov sürünün gözü önünde, yalaklara çubuklar koyuyordu. Öyle ki, çubukların yanında çiftleşsinler.
GEN 30:42 Ama sürünün zayıf olanlarının yanına koymazdı. Böylece zayıf olanlar Lavan’ın, güçlüleriyse Yakov’un oldu.
GEN 30:43 Yakov alabildiğince çoğaldı. Sürüleri, kadın ve erkek hizmetçileri, develeri, eşekleri oldu.
GEN 31:1 Yakov Lavan'ın oğullarının, “Yakov babamıza ait olan her şeyi aldı. Bütün bu serveti babamızın şeylerinden elde etti.” sözlerini söylediğini işitti.
GEN 31:2 Yakov Lavan'ın yüzünü gördü ve kendisine karşı eskisi gibi değildi.
GEN 31:3 Yahve Yakov'a, “Atalarının ülkesine, akrabalarının yanına dön” dedi, “Seninle birlikte olacağım.”
GEN 31:4 Yakov Rahel'le Lea'yı sürüsünün yanına, kıra çağırdı.
GEN 31:5 Onlara, “Babanızın yüzünü görüyorum, bana karşı eskisi gibi değil. Ama babamın Tanrısı benimledir.
GEN 31:6 Var gücümle babanıza hizmet ettiğimi biliyorsunuz.
GEN 31:7 Babanız beni aldattı, ücretimi on kez değiştirdi, ama Tanrı bana kötülük etmesine izin vermedi.
GEN 31:8 Benekliler senin ücretin olacak dediğinde, bütün sürü benekli doğurdu. Ücretin çizgililer olacak dediğinde bütün sürü çizgili doğurdu.
GEN 31:9 Böylece Tanrı babanızın sürüsünü alıp bana verdi.
GEN 31:10 Çiftleşme mevsiminde, gözlerimi kaldırdım ve rüyada gördüm. Baktım, çiftleşen tekeler çizgili, noktalı ve kırçıldı.
GEN 31:11 Tanrı'nın meleği rüyada bana, ‘Yakov’ dedi. ‘Burdayım’ dedim.
GEN 31:12 Bana, ‘Bak, bütün çiftleşen tekeler çizgili, noktalı ve kırçıl’ dedi. ‘Çünkü Lavan’ın sana yaptıklarının hepsini gördüm.
GEN 31:13 Sütun üzerine mesh ettiğin, bana adak adadığın Beytel'in Tanrısı benim. Şimdi kalk, bu topraklardan çık ve doğduğun ülkeye dön.’” dedi.
GEN 31:14 Rahel ile Lea ona şu karşılığı verdiler: “Babamızın evinden payımız ya da mirasımız kaldı mı?
GEN 31:15 Onun gözünde artık yabancı sayılmıyor muyuz? Çünkü bizi sattı ve bedelimizi de tamamen yedi.
GEN 31:16 Tanrı'nın babamızdan aldığı tüm o servet bizim ve çocuklarımızındır. Şimdi, Tanrı sana ne dediyse öyle yap.”
GEN 31:17 Yakov kalktı, oğullarıyla karılarını develere bindirdi.
GEN 31:18 Babası İshak’ın yanına, Kenan ülkesine gitmek üzere bütün hayvanlarını, Paddan Aram'da kazandığı davarlar da dahil kazandığı her şeyi aldı.
GEN 31:19 Lavan koyunlarını kırkmaya gitmişti ve Rahel, babasına ait olan terafimi (Aile putu) çaldı.
GEN 31:20 Yakov kaçacağını söylemeyerek Aramlı Lavan'ı kandırdı.
GEN 31:21 Böylece sahip olduğu her şeyle birlikte kaçtı. Kalkıp Irmağı geçti ve Gilad Dağı’na doğru yöneldi.
GEN 31:22 Üçüncü gün Yakov'un kaçtığı Lavan'a bildirildi.
GEN 31:23 Yakınlarını da yanına alıp yedi gün boyunca onu takip etti. Gilad Dağı’nda ona yetişti.
GEN 31:24 Tanrı geceleyin düşte Aramlı Lavan'a gelip ona, “Dikkat et, Yakov'a iyi, ne de kötü bir şey söyleme” dedi.
GEN 31:25 Lavan Yakov'a yetişti. Yakov çadırını dağa kurmuştu. Lavan da yakınlarıyla birlikte Gilad Dağı’nda çadır kurdu.
GEN 31:26 Lavan Yakov'a, “Nedir bu yaptığın? Beni aldattın.” dedi, “Kızlarımı savaş esirleri gibi alıp götürdün?
GEN 31:27 Niçin gizlice kaçtın ve beni aldattın? Seni sevinçle, ezgilerle, tef ve çenkle yolcu ederdim.
GEN 31:28 Torunlarımı ve kızlarımı öpmeme izin vermedin. Şimdi akılsızca davrandın.
GEN 31:29 Size kötülük etmek elimdedir. Ama babanın Tanrısı dün gece bana görünüp, ‘Dikkat et!’ dedi, ‘Yakov’a ne iyi, ne de kötü bir şey söyleme.’
GEN 31:30 Babanın evini çok özlediğin için çıkıp gittin. Ama niçin ilâhlarımı çaldın?”
GEN 31:31 Yakov Lavan'a şu karşılığı verdi: “Korktum, çünkü, ‘Kızlarını zorla benden alırsın’ dedim.
GEN 31:32 İlâhlarını kimde bulursan o kişi sağ kalmayacaktır. Yakınlarımızın önünde kendin ara, eşyalarımın arasında sana ait ne bulursan al.” Yakov onları Rahel’in çaldığını bilmiyordu.
GEN 31:33 Lavan Yakov'un çadırına, Lea'nın çadırına ve iki hizmetçinin çadırına girdi, ama onları bulamadı. Lea'nın çadırından çıkıp Rahel'in çadırına girdi.
GEN 31:34 Rahel terafimi alıp devenin semerine koymuştu ve üzerinde oturuyordu. Lavan bütün çadırı yokladı ama bulamadı.
GEN 31:35 Rahel babasına, “Efendim, senin huzurunda kalkamadığım için bana kızma, çünkü adet görüyorum da” dedi. Araştırdı ama terafimi bulamadı.
GEN 31:36 Yakov öfkelendi ve Lavan'a çıkıştı. Yakov Lavan'a şu karşılığı verdi: “Benim suçum ne? Benim günahım ne ki, hararetle peşime düştün?
GEN 31:37 Madem bütün eşyalarımı karıştırdın, kendi eşyalarından ne buldun? Onu burada benim yakınlarımın ve senin yakınlarının önüne koy da aramızda hüküm versinler.” dedi.
GEN 31:38 “Yirmi yıldır yanındayım. Koyunların ve keçilerin hiç düşük yapmadı. Sürülerinden bir koç yemedim.
GEN 31:39 Vahşi hayvanların parçaladıklarını sana getirmedim. Zararını ben çektim. Gerek gündüz gerekse gece, çalınmış hayvanın karşılığını benim elimden istedin.
GEN 31:40 Durumum buydu: Gündüz kuraklık, gece ayaz beni yiyip bitirdi. Gözümü kırpmadım.
GEN 31:41 Yirmi yıldır senin evindeyim. İki kızın için sana on dört yıl, sürün için altı yıl hizmet ettim ve sen benim ücretimi on kez değiştirdin.
GEN 31:42 Babamın Tanrısı, Avraham'ın Tanrısı ve İshak'ın Korktuğu benimle birlikte olmasaydı, şimdi beni kesin boş gönderirdin. Tanrı çektiğim sıkıntıyı ve verdiğim emeği gördü ve dün gece seni azarladı.”
GEN 31:43 Lavan Yakov'a şöyle yanıt verdi: “Kızlar benim kızlarım, çocuklar benim çocuklarım, sürüler benim sürülerim ve bütün gördüklerin benim! Bugün kızlarıma ya da onların doğurduğu çocuklarına ne yapabilirim?
GEN 31:44 Şimdi gel, seninle bir antlaşma yapalım. Bu, seninle benim aramızda bir tanık olsun.”
GEN 31:45 Yakov bir taş alıp onu sütun olarak dikti.
GEN 31:46 Yakov yakınlarına, “Taş toplayın” dedi. Taşları alıp bir yığın yaptılar. Orada yığının yanında yemek yediler.
GEN 31:47 Lavan oraya Yegar Sahaduta adını verdi. Yakov ise ona Galed adını verdi.
GEN 31:48 Lavan, “Bu yığın bugün seninle benim aramızda tanıktır” dedi. Bu nedenle oraya Galed adı verildi.
GEN 31:49 Mispa diye de bilinir. Çünkü Lavan şöyle dedi: “Birbirimizi gözden kaybettiğimiz zaman Yahve seninle benim aramızda gözcü olsun.
GEN 31:50 Kızlarımı incitirsen ya da kızlarımın üzerine başka eşler alırsan, yanımızda kimse olmasa bile Tanrı tanık olacaktır.”
GEN 31:51 Lavan Yakov'a, “İşte şu yığın ve seninle benim aramızda diktiğim sütun!” dedi.
GEN 31:52 “Bu yığın tanık olsun, sütun da tanık olsun ki, bu yığının ötesine geçip sana kötülük etmeyeceğim. Sen de bu yığını ve sütunu geçip bana kötülük etmeyeceksin.
GEN 31:53 Avraham’ın Tanrısı ve Nahor'un Tanrısı, babalarının Tanrısı aramızda yargıç olsun.” Yakov, babası İshak'ın Korktuğu’nun üzerine ant içti.
GEN 31:54 Yakov dağda kurban kesti ve yakınlarını yemeye çağırdı. Yemeği yiyip geceyi dağda geçirdiler.
GEN 31:55 Lavan sabah erkenden kalktı. Torunlarını ve kızlarını öptükten sonra onları kutsadı. Lavan gidip kendi yerine döndü.
GEN 32:1 Yakov yola çıktı ve Tanrı'nın melekleri onu karşıladı.
GEN 32:2 Yakov onları görünce, “Bu Tanrı'nın ordusu” dedi. O yerin adını Mahanaim koydu.
GEN 32:3 Yakov kardeşi Esav'a, Seir ülkesine, Edom bölgesine, önünden ulaklar gönderdi.
GEN 32:4 Onlara şöyle buyruk verdi: “Efendim Esav'a şöyle deyin: ‘Hizmetkârın Yakov böyle diyor. Lavan’ın yanında konuk oldum ve şimdiye kadar kaldım.
GEN 32:5 Sığırlarım, eşeklerim, davarlarım, erkek ve kadın hizmetçilerim var. Gözünde lütuf bulabileyim diye efendime haber gönderdim.’”
GEN 32:6 Haberciler Yakov'a dönerek, “Kardeşin Esav'ın yanına vardık” dediler. “Seni karşılamaya geliyor ve yanında dört yüz adam var.”
GEN 32:7 O zaman Yakov çok korktu ve sıkıldı. Yanındaki halkı, davarları, sığırları ve develeri iki bölüğe ayırdı.
GEN 32:8 “Esav bir bölüğün yanına gelip onu vurursa, kalan bölük kurtulur” dedi.
GEN 32:9 Yakov şöyle dedi: “Ey atam Avraham’ın, babam İshak’ın Tanrısı Yahve, bana, ‘Ülkene ve akrabalarının yanına dön ve sana iyilik edeceğim’ dedin.
GEN 32:10 Hizmetkârına gösterdiğin bunca iyiliğe ve içtenliğe layık değilim. Çünkü Yarden’i geçtiğimde yalnızca bir değneğim vardı ama şimdi iki ordu oldum.
GEN 32:11 Lütfen kurtar beni kardeşimin elinden, Esav'ın elinden. Çünkü gelip bana, annelerine ve çocuklara vurmasından korkuyorum.
GEN 32:12 ‘Sana kesin olarak iyilik edeceğim, soyunu deniz kumu gibi sayılamayacak kadar çoğaltacağım’ demiştin.”
GEN 32:13 O gece orada kaldı. Yanında bulunan hayvanlardan kardeşi Esav'a hediye olarak,
GEN 32:14 iki yüz keçi, yirmi teke, iki yüz koyun, yirmi koç,
GEN 32:15 yavrularıyla birlikte otuz dişi deve, kırk inek, on boğa, yirmi dişi eşek ve on sıpa ayırdı.
GEN 32:16 Onları, ayrı sürüler olarak hizmetçilerinin eline teslim etti. Hizmetçilerine, “Önümden gidin, sürüler arasına mesafe koyun” dedi.
GEN 32:17 Birincisine buyruk verip şöyle dedi: “Kardeşim Esav’la karşılaştığında, ‘Sen kiminsin? Nereye gidiyorsun? Önündekiler kimindir?’ diye sorduğunda,
GEN 32:18 ‘Bunlar, hizmetkârın Yakov'undur’ diyeceksin. ‘Efendim Esav'a gönderilmiş bir hediyedir. İşte, kendisi de arkamızda.’”
GEN 32:19 İkincisine, üçüncüsüne, sürülerin hepsinin ardından gidenlere de buyruk verdi, “Esav'ı bulduğunuzda onunla böyle konuşacaksınız” dedi.
GEN 32:20 “‘Yalnız bu kadar değil, işte, hizmetkârın Yakov arkamızda’ diyeceksiniz.” Çünkü, “Onu önümden giden hediyeyle yatıştırıp sonra yüzünü göreceğim” dedi. “Belki beni kabul eder.”
GEN 32:21 Böylece hediye onun önünden geçti ve kendisi o gece ordugâhta kaldı.
GEN 32:22 O gece kalkıp iki karısını, iki hizmetkârını ve on bir oğlunu alıp Yabbok geçidini geçti.
GEN 32:23 Onları alıp ırmaktan geçirdi ve kendisine ait olan şeyi de geçirdi.
GEN 32:24 Yakov yalnız kaldı ve gün ağarana dek orada bir adamla güreşti.
GEN 32:25 Adam onu yenemediğini görünce, uyluğunun başına dokundu. Yakov güreşirken uyluğunun başı incindi.
GEN 32:26 Adam, “Bırak gideyim, gün ağarıyor” dedi. Yakov, “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” dedi.
GEN 32:27 Ona, “Adın ne?” dedi. “Yakov” dedi.
GEN 32:28 “Artık sana Yakov değil, İsrael denecek” dedi. “Çünkü Tanrı'yla ve insanlarla çekişip galip geldin.”
GEN 32:29 Yakov, “Lütfen adını söyle” dedi. “Adımın ne olduğunu neden soruyorsun?” dedi. Orada Yakov’u kutsadı.
GEN 32:30 Yakov o yerin adını Peniel koydu.
GEN 32:31 Yakov Peniel’den geçerken güneş üzerine doğdu ve uyluğu yüzünden aksıyordu.
GEN 32:32 Bu nedenle İsrael’in çocukları bugüne dek uyluk kemiğinin üzerindeki siniri yemezler. Çünkü Yakov’un uyluk kemiğinin başındaki sinire dokunulmuştu.
GEN 33:1 Yakov gözlerini kaldırıp baktı ve işte Esav, yanında dört yüz adamla geliyordu. Çocukları Lea, Rahel ve iki hizmetkârına teslim etti.
GEN 33:2 Hizmetçilerle çocuklarını öne, Lea'yla çocuklarını arkaya, Rahel'le Yosef'i en arkaya koydu.
GEN 33:3 Kendisi de onların önünden geçerek kardeşinin yanına gelene kadar yedi kez yere eğildi.
GEN 33:4 Esav onu karşılamak için koştu. Onu kucakladı, boynuna sarılıp, onu öptü. Birlikte ağladılar.
GEN 33:5 Gözlerini kaldırdı, kadınları ve çocukları gördü, “Yanındaki bunlar kim?” dedi. “Tanrı’nın hizmetkârına lütfettiği çocuklar” dedi.
GEN 33:6 Hizmetçiler çocuklarıyla yaklaşıp eğildiler.
GEN 33:7 Lea ve çocukları da yaklaşıp eğildiler. Onlardan sonra Yosef, Rahel ile yaklaşıp eğildiler.
GEN 33:8 Esav, “Karşılaştığım önceki topluluğun anlamı nedir?” dedi. Yakov, “Efendimin gözünde lütuf bulmak içindir” dedi.
GEN 33:9 Esav, “Ben yeterincesine sahibim kardeşim” dedi. “Sahip oldukların senin olsun.”
GEN 33:10 Yakov, “Hayır, lütfen, eğer şimdi gözünde lütuf bulduysam, hediyemi al” dedi, “Çünkü senin yüzünü görmek Tanrı'nın yüzünü görmek gibi. Sen benden hoşnut oldun.
GEN 33:11 Lütfen sana getirdiğim hediyeyi al. Çünkü Tanrı bana lütufta bulundu ve bende yeterince var.” Onu zorladı ve o aldı.
GEN 33:12 Esav, “Yola çıkalım, gidelim” dedi, “Ben senin önünden gideceğim.”
GEN 33:13 Yakov ona şöyle dedi: “Efendim, çocukların narin olduğunu bilirsin. Yanımdaki davarların ve sığırların yavruları var. Bir gün daha yürümeye zorlanırsa sürünün hepsi ölür.
GEN 33:14 Lütfen efendim, hizmetkârının önünden geçsin, ben de efendimin yanına, Seir'e varıncaya kadar önümde olan hayvanların hızına ve çocukların hızına göre yavaşça yol alacağım.”
GEN 33:15 Esav, “Yanımdaki adamlardan bazılarını yanınıza bırakayım” dedi. Yakov, “Bu niçin? Efendimin gözünde lütuf bulayım.” dedi.
GEN 33:16 Esav o gün Seir'e dönmek üzere yola çıktı.
GEN 33:17 Yakov Sukkot'a gitti, kendine bir ev yaptı, hayvanları için barınak yaptı. Bu nedenle o yerin adına Sukkot denilir.
GEN 33:18 Yakov Paddan Aram'dan Kenan ülkesindeki Şekem Kenti'ne esenlikle vardı. Kentin önünde konakladı.
GEN 33:19 Çadırını kurduğu arsayı Şekem'in babası Hamor'un oğullarından yüz parça gümüşe satın aldı.
GEN 33:20 Orada bir sunak kurup adını El Elohe İsrael koydu.
GEN 34:1 Lea'nın Yakov'a doğurduğu kızı Dina, memleketin kızlarını görmek için dışarı çıktı.
GEN 34:2 Ülkenin önderi Hivli Hamor'un oğlu Şekem onu gördü. Dina’yı alıp onunla yattı ve onu alçalttı.
GEN 34:3 Canı Yakov'un kızı Dina'ya bağlandı. Genç kızı sevdi ve ona nazik davrandı.
GEN 34:4 Şekem babası Hamor'a, “Bana bu kızı eş olarak al” dedi.
GEN 34:5 Yakov kızı Dina'yı kirletildiğini duyduğunda oğulları kırda hayvanlarının yanındaydı. Yakov onlar gelene kadar sustu.
GEN 34:6 Şekem'in babası Hamor, Yakov'la konuşmak için yanına gitti.
GEN 34:7 Yakov'un oğulları bunu duyunca kırdan geldiler. Üzüntülü ve öfkeliydiler. Çünkü Yakov'un kızıyla yatarak İsrael'de çirkinlik etmişti. Bu yapılmaması gereken bir şeydi.
GEN 34:8 Hamor onlarla konuşup şöyle dedi: “Oğlum Şekem, kızınızı özlüyor. Lütfen onu ona eş olarak verin.
GEN 34:9 Bizimle evlilik yapın. Kızlarınızı bize verin, kızlarımızı da kendinize alın.
GEN 34:10 Bizimle oturursunuz, ülke önünüzdedir. İçinde yaşayın, ticaret yapıp mülk edinin.”
GEN 34:11 Şekem kızın babasına ve kardeşlerine, “Gözünüzde iyilik bulmama izin verin” dedi, “Ne isterseniz veririm.
GEN 34:12 Benden büyük bir çeyiz isteyin, ne dilerseniz veririm. Yeter ki, kızı bana eş olarak verin.”
GEN 34:13 Yakov'un oğulları Şekem'le babası Hamor'a hileli bir yanıt verdiler, çünkü kız kardeşleri Dina'yı kirletmişti.
GEN 34:14 Onlara, “Kız kardeşimizi sünnetli olmayan bir adama vermek bizim için ayıptır.
GEN 34:15 Yalnızca şu koşulla kabul ederiz. Bütün erkekleriniz sünnet edilip bizim gibi olursanız,
GEN 34:16 o zaman kızlarımızı size veririz, kızlarınızı kendimize alırız ve sizinle birlikte oturur, tek bir halk oluruz.
GEN 34:17 Ama bizi dinlemez ve sünnet olmazsanız, kız kardeşimizi alıp gideriz.” dediler.
GEN 34:18 Sözleri Hamor'la Hamor'un oğlu Şekem'in hoşuna gitti.
GEN 34:19 Genç adam bunu yapmak için beklemedi. Çünkü Yakov’un kızını çok beğenmişti ve kendisi babasının evindekilerin en saygınıydı.
GEN 34:20 Hamor ve oğlu Şekem, kent kapısına geldiler ve halkla konuşup şöyle dediler:
GEN 34:21 “Bu adamlar bizimle barış içindeler. Onun için ülkede yaşasınlar ve ticaret yapsınlar. Bakın, topraklarımız onlar için yeterince geniştir. Kızlarını kendimize eş olarak alalım, kızlarımızı onlara verelim.
GEN 34:22 Ancak aramızdaki her erkeğin onlar gibi sünnet edilmesi koşuluyla bizimle yaşamayı ve bir halk olmayı kabul ediyorlar.
GEN 34:23 Onların sürüleri, malları ve bütün hayvanları bizim olmayacak mı? Yeter ki onlarla anlaşalım ve bizimle birlikte otursunlar.”
GEN 34:24 Kentin kapısından çıkan herkes Hamor'la oğlu Şekem'in sözünü dinledi. Kent kapısından çıkan her erkek sünnet edildi.
GEN 34:25 Üçüncü gün, Yakov'un oğullarından ikisi, Dina'nın kardeşleri Şimon'la Levi, onlar hala acı çekerken kılıçlarını aldılar, habersiz kente saldırdılar, bütün erkekleri öldürdüler.
GEN 34:26 Hamor'la oğlu Şekem'i de kılıçtan geçirdiler, Dina’yı Şekem'in evinden alıp gittiler.
GEN 34:27 Yakov'un oğulları cesetleri soyup kız kardeşlerini kirlettikleri için kenti yağmaladılar.
GEN 34:28 Sürülerini, sığırlarını, eşeklerini, kentte ve kırda ne varsa hepsini aldılar.
GEN 34:29 Bütün çocuklarını ve eşlerini esir aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.
GEN 34:30 Yakov Şimon'la Levi'ye şöyle dedi: “Ülkede yaşayan Kenanlılar'la Perizliler’i bana düşman ettiniz, başımı belaya soktunuz. Sayıca azım. Bana karşı birleşip beni vuracaklar ve ben ve ev halkım yok olacağız.”
GEN 34:31 “Kızkardeşimize bir fahişeye olduğu gibi mi davranmalıydı?” dediler.
GEN 35:1 Tanrı Yakov'a, “Kalk, Beytel'e git ve orada yaşa” dedi. Orada, kardeşin Esav'ın yüzünden kaçtığın zaman sana görünen Tanrı'ya bir sunak yap.”
GEN 35:2 Yakov ailesine ve yanındakilerin hepsine şöyle dedi: “Aranızdaki yabancı ilâhları atın, kendinizi arındırın, giysilerinizi değiştirin.
GEN 35:3 Kalkıp Beytel'e gidelim. Sıkıntılı günümde bana yanıt veren, gittiğim yolda benimle birlikte olan Tanrı'ya orada bir sunak yapacağım.”
GEN 35:4 Ellerindeki bütün yabancı ilâhları, kulaklarındaki küpeleri Yakov'a verdiler. Yakov onları Şekem yanındaki meşe ağacının altına gömdü.
GEN 35:5 Yola çıktılar ve çevrelerindeki kentlerin üzerinde Tanrı'nın dehşeti vardı. Yakovoğulları’nın peşine düşmediler.
GEN 35:6 Yakov, yanındakilerle birlikte Kenan ülkesindeki Luz'a, yani Beytel'e geldi.
GEN 35:7 Orada bir sunak yapıp oraya El-Beytel (Beytel’in Tanrısı) adını verdi. Çünkü kardeşinden kaçtığı zaman Tanrı orada kendisine görünmüştü.
GEN 35:8 Rebeka'nın dadısı Debora öldü ve Beytel'in alt tarafındaki meşe ağacının altına gömüldü. Oraya Allon-Bakut (Yas meşesi) adı koyuldu.
GEN 35:9 Yakov Paddan-Aram'dan gelince, Tanrı ona yine görünerek onu kutsadı.
GEN 35:10 Tanrı ona, “Adın Yakov'dur” dedi. “Artık adın Yakov olmayacak, adın İsrael olacak.” Adını İsrael koydu.
GEN 35:11 Tanrı ona, “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yım” dedi. “Verimli ol ve çoğal. Senden bir ulus ve uluslar topluluğu olacak ve bedeninden krallar çıkacak.
GEN 35:12 Avraham'la İshak'a verdiğim diyarı sana vereceğim ve senden sonra senin soyuna vereceğim.”
GEN 35:13 Tanrı, Yakov’la konuştuğu yerden, onun yanından yukarıya çıktı.
GEN 35:14 Yakov onunla konuştuğu yere taştan bir sütun dikti. Üzerine dökmelik sunu ve üzerine zeytinyağı döktü.
GEN 35:15 Yakov, Tanrı'nın kendisiyle konuştuğu yerin adını “Beytel” koydu.
GEN 35:16 Beytel'den yola çıktılar. Efrata'ya hâlâ biraz mesafe vardı. Rahel doğum yaptı ve ağır sancılı bir doğumdu.
GEN 35:17 Doğum sancısı çekerken ebe, “Korkma, bir oğlun daha oluyor” dedi.
GEN 35:18 Canı ayrılırken (çünkü öldü), adını Benoni koydu. Ama babası ona Benyamin adını verdi.
GEN 35:19 Rahel öldü ve Efrat (Beytlehem de denir) yolunda gömüldü.
GEN 35:20 Yakov onun mezarına bir sütun dikti; bugüne dek Rahel'ın mezar taşıdır.
GEN 35:21 İsrael göç edip çadırını Eder kulesinin ötesine kurdu.
GEN 35:22 İsrael o ülkede yaşarken Ruven gidip babasının cariyesi Bilha'yla yattı. İsrael bunu duydu. Yakov'un on iki oğlu vardı.
GEN 35:23 Lea'nın oğulları: Ruven (Yakov'un ilk oğlu), Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun.
GEN 35:24 Rahel'in oğulları: Yosef ve Benyamin.
GEN 35:25 Rahel'in cariyesi Bilha'nın oğulları: Dan, Naftali.
GEN 35:26 Lea'nın cariyesi Zilpa'nın oğulları: Gad, Aşer. Bunlar Yakov'un Paddan Aram'da doğan oğullarıdır.
GEN 35:27 Yakov babası İshak'ın yanına, Avraham’la İshak'ın yabancı olarak yaşadığı Mamre'ye, Kiryat-Arba'ya (Hevron denir) geldi.
GEN 35:28 İshak'ın günleri yüz seksen yıldı.
GEN 35:29 İshak kocamış, günlere doymuş olarak ruhunu teslim etti ve halkının arasına katıldı. Oğulları Esav ve Yakov onu gömdüler.
GEN 36:1 Esav (yani Edom’un) kuşaklarının öyküsü budur.
GEN 36:2 Esav eşlerini Kenan'ın kızlarından aldı: Hititli Elon'un kızı Âda ve Hivli Sivon'un kızı Âna'nın kızı Oholivama;
GEN 36:3 İşmael'in kızı, Nevayot'un kız kardeşi Basemat.
GEN 36:4 Ada, Esav'a Elifaz’ı, Basemat Reuel’i,
GEN 36:5 Oholivama Yeuş, Yalam ve Korah'ı doğurdu. Esav'ın Kenan diyarında dünyaya gelen oğulları bunlardır.
GEN 36:6 Esav eşlerini, oğullarını, kızlarını, evindeki bütün adamlarını, hayvanlarının tümünü, Kenan diyarında topladığı bütün malını alıp kardeşi Yakov’dan uzak bir diyara gitti.
GEN 36:7 Çünkü malları bir arada oturamayacakları kadar çoktu ve sürüleri yüzünden gelip geçtikleri toprak onları taşıyamadı.
GEN 36:8 Esav Seir'in dağlık bölgesinde yaşıyordu. Esav, Edom'dur.
GEN 36:9 Seir dağlık bölgesinde Edomlular'ın babası Esav kuşaklarının öyküsü şunlardır:
GEN 36:10 Esav'ın oğullarının adları: Esav'ın karısı Ada oğlu Elifaz ve Esav'ın karısı Basemat'ın oğlu Reuel’dir.
GEN 36:11 Elifaz'ın oğulları: Teman, Omar, Sefo, Gatam ve Kenaz.
GEN 36:12 Timna, Esav'ın oğlu Elifaz'ın hizmetçisiydi ve Elifaz Amalek'i doğurdu. Bunlar Esav'ın karısı Ada'nın soyundandır.
GEN 36:13 Reuel'in oğulları: Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Bunlar Esav'ın karısı Basemat'ın soyundandır.
GEN 36:14 Esav'ın karısı Sivon'un kızı Ana'nın kızı Oholivama'nın Esav'a doğurduğu oğulları şunlardı: Yeuş, Yalam, Korah.
GEN 36:15 Esav oğullarının beyleri şunlardır: Esav'ın ilk oğlu Elifaz'ın oğulları: Teman, Omar, Sefo, Kenaz,
GEN 36:16 Korah, Gatam, Amalek. Edom diyarına Elifaz’dan gelen beyler bunlardır. Bunlar Ada’nın oğullarıdır.
GEN 36:17 Esav oğlu Reuel'in oğulları şunlardır: Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Edom diyarına Reuel'den gelen beyler bunlardır. Bunlar Esav'ın karısı Basemat'ın oğullarıdır.
GEN 36:18 Esav'ın karısı Oholivama'nın oğulları şunlardır: Yeuş, Yalam, Korah. Esav'ın karısı Ana'nın kızı Oholivama'dan gelen beyler bunlardır.
GEN 36:19 Bunlar Esav (yani Edom'un) oğulları ve onların beyleri bunlardır.
GEN 36:20 Ülkede yaşayan Horlu Seir'in oğulları şunlardır: Lotan, Şoval, Sivon, Ana,
GEN 36:21 Dişon, Eser, Dişan. Edom diyarında Horlular’dan gelen Seiroğulları’nın beyleri bunlardır.
GEN 36:22 Lotan'ın oğulları: Hori ve Heman. Lotan'ın kız kardeşi Timna'dır.
GEN 36:23 Şoval'ın oğulları şunlardır: Alvan, Manahat, Eval, Şefo, Onam.
GEN 36:24 Sivon'un oğulları: Aya ve Âna. Bu, babası Sivon'un eşeklerini güderken çölde kaplıcaları bulan Ana'dır.
GEN 36:25 Âna’nın çocukları şunlardır: Dişon ve Âna'nın kızı Oholivama.
GEN 36:26 Dişon'un oğulları şunlardır: Hemdan, Eşban, İtran, Keran.
GEN 36:27 Eser'in oğulları şunlardır: Bilhan, Zaavan, Akan.
GEN 36:28 Dişan'ın oğulları: Uz ve Aran.
GEN 36:29 Horlular’dan gelen beyler şunlardır: Lotan, Şoval, Sivon, Ana,
GEN 36:30 Dişon, Ezer, Dişan. Seir diyarındaki beylerine göre Horlular'dan gelen beyler bunlardır.
GEN 36:31 Bunlar, İsrael’in çocukları üzerinde herhangi bir kral saltanat sürmeden önce, Edom diyarında hüküm sürmüş olan krallardır.
GEN 36:32 Beor oğlu Bala Edom'da kral oldu. Kentinin adı Dinhava'ydı.
GEN 36:33 Bala ölünce, yerine Bosralı Zerah'ın oğlu Yovav kral oldu.
GEN 36:34 Yovav ölünce, onun yerine Temaniler diyarından Huşam kral oldu.
GEN 36:35 Huşam ölünce, Midyan'ı Moav kırlarında vuran Bedat oğlu Hadat kral oldu. Şehrinin adı Avit'ti.
GEN 36:36 Hadat ölünce, onun yerine Masrekalı Samla kral oldu.
GEN 36:37 Samla ölünce onun yerine ırmak kıyısındaki Rehovotlu Şaul kral oldu.
GEN 36:38 Şaul ölünce, yerine Akbor oğlu Baal Hanan kral oldu.
GEN 36:39 Akbor oğlu Baal Hanan ölünce yerine Hadar kral oldu. Kentinin adı Pau'ydu. Karısının adı Mezahav'ın kızı Matret'in kızı Mehetavel'di.
GEN 36:40 Esav'dan gelen beylerin boylarına, yerlerine ve adlarına göre adları şunlardır: Timna, Alva, Yetet,
GEN 36:41 Oholivama, Ela, Pinon,
GEN 36:42 Kenaz, Teman, Mivsar,
GEN 36:43 Magdiel ve İram. Sahip oldukları diyardaki yerlerine göre Edom beyleri bunlardı. Edomlular'ın atası Esav’dır.
GEN 37:1 Yakov babasının gelip geçtiği Kenan diyarında yaşadı.
GEN 37:2 Yakov soyunun öyküsü budur. On yedi yaşındaki Yosef, kardeşleriyle birlikte sürüyü güdüyordu. Yosef babasının eşleri Bilha ve Zilpa'nın oğullarıyla birlikteydi. Yosef onların yaptığı kötülükleri babasına ulaştırırdı.
GEN 37:3 İsrael Yosef'i bütün çocuklarından daha çok severdi. Çünkü o yaşlılığının oğluydu ve ona rengârenk uzun bir giysi yaptı.
GEN 37:4 Kardeşleri, babalarının onu bütün kardeşlerinden daha çok sevdiğini gördüler, ondan nefret ettiler ve onunla hoş konuşmaz oldular.
GEN 37:5 Yosef bir düş gördü, kardeşlerine anlattı ve ondan daha çok nefret ettiler.
GEN 37:6 Onlara, “Lütfen gördüğüm bu düşü dinleyin.
GEN 37:7 İşte, tarlanın ortasında biz demetler bağlıyorduk ve benim demetim kalktı ve dikildi. Sizin demetleriniz çevresine toplanıp benim demetime eğildiler.” dedi.
GEN 37:8 Kardeşleri, “Gerçekten bize kral mı olacaksın? Üzerimizde gerçekten hüküm mü süreceksin?” dediler. Düşleri ve sözleri yüzünden ondan daha çok nefret ettiler.
GEN 37:9 Başka bir düş daha gördü ve onu kardeşlerine anlatıp, “Bakın, ben yine bir düş gördüm” dedi, “İşte, güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler.”
GEN 37:10 Bunu babasına ve kardeşlerine anlattı. Babası onu azarladı ve ona, “Gördüğün bu düş nedir? Ben, annen ve kardeşlerin gerçekten gelip önünde yere mi kapanacağız?” dedi.
GEN 37:11 Kardeşleri onu kıskandılar, ama babası bu sözü yüreğinde sakladı.
GEN 37:12 Kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekem'e gittiler.
GEN 37:13 İsrael Yosef'e şöyle dedi: “Kardeşlerin Şekem'de sürüyü güdüyor mu? Gel, seni onlara göndereyim.” Ona, “İşte buradayım” dedi.
GEN 37:14 Ona, “Şimdi git, kardeşlerinin ve sürünün iyi olup olmadığına bak ve bana bildir” dedi. Onu Hebron vadisinden gönderdi ve Şekem'e vardı.
GEN 37:15 Bir adam onu bulduğunda o kırda dolanıyordu. Adam, “Ne arıyorsun?” diye ona sordu.
GEN 37:16 “Kardeşlerimi arıyorum” dedi. “Lütfen bana sürüyü nerede güttüklerini söyle.”
GEN 37:17 Adam, “Buradan ayrıldılar” dedi, “‘Dotan'a gidelim’ dediklerini duydum.” Yosef kardeşlerinin peşine düştü ve onları Dotan'da buldu.
GEN 37:18 Onu uzaktan gördüler. Yosef kendilerine yaklaşmadan onu öldürmek için düzen kurdular.
GEN 37:19 Birbirlerine, “İşte bu düşçü geliyor” dediler.
GEN 37:20 “Şimdi gelin, onu öldürelim ve kuyulardan birisinin içine atalım, ‘Onu vahşi bir hayvan yedi’ deriz. Bakalım düşleri ne olacak.”
GEN 37:21 Ruven bunu işitti, onu ellerinden kurtardı. “Canına kıymayın” dedi.
GEN 37:22 Ruven onlara, “Kan dökmeyin” dedi. “Onu çölde olan bu kuyuya atın, ama ona el sürmeyin.” Niyeti onu ellerinden kurtarıp babasına geri götürmekti.
GEN 37:23 Yosef kardeşlerinin yanına varınca, Yosef'in üzerindeki rengârenk uzun giysiyi çıkardılar.
GEN 37:24 Onu alıp kuyuya attılar. Kuyu boştu ve içinde su yoktu.
GEN 37:25 Ekmek yemek için oturduklarında gözlerini kaldırıp baktılar. İşte, Gilad’dan İşmaeli kervanı geliyordu. Develerin baharat, pelesenk ve mür yüklüydü. Mısır’a götürmek için gidiyorlardı.
GEN 37:26 Yahuda kardeşlerine şöyle dedi: “Kardeşimizi öldürüp kanını gizlersek bize ne faydası var?
GEN 37:27 Gelin, onu İşmaeloğulları’na satalım ve elimiz ona bulaşmasın. Çünkü o bizim kardeşimiz, etimizdir.” Kardeşleri onu dinlediler.
GEN 37:28 Tüccar olan Midyanlılar geçiyordu. Yosef'i çukurdan çekip çıkardılar ve onu yirmi gümüşe İşmaeloğulları’na sattılar. Tüccarlar Yosef’i Mısır'a götürdüler.
GEN 37:29 Ruven kuyuya döndü ve Yosef’in kuyuda olmadığını gördü. Giysilerini yırttı.
GEN 37:30 Kardeşlerinin yanına dönerek, “Artık çocuk yok” dedi. “Ben, nereye gideyim?”
GEN 37:31 Yosef’in gömleğini alıp bir teke kestiler ve giysisini kana batırdılar.
GEN 37:32 Rengârenk giysiyi alıp babalarına getirdiler ve ona, “Bunu bulduk” dediler. “Bak, bakalım, oğlunun mu değil mi?”
GEN 37:33 Yakov onu tanıdı ve “Oğlumun giysisidir” dedi. “Vahşi bir hayvan onu yemiş. Yosef’i kesin parçalamış.”
GEN 37:34 Yakov giysilerini yırttı, beline çul sardı ve günlerce oğlu için yas tuttu.
GEN 37:35 Bütün oğulları ve kızları onu teselli etmeye çalıştılar, ama o teselli edilmek istemedi. “Çünkü oğlumun yanına, Şeol'e yas tutarak ineceğim” dedi. Babası onun için ağladı.
GEN 37:36 Midyanlılar onu Mısır'da, Firavun'un bir memuruna, muhafız birliği komutanı Potifar'a sattılar.
GEN 38:1 O sırada Yahuda kardeşlerinden ayrılarak Adullamlı, adı Hira olan birini ziyaret etti.
GEN 38:2 Yahuda orada Şua adında Kenanlı bir adamın kızını gördü. Onu aldı ve yanına girdi.
GEN 38:3 Kız hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Yahuda çocuğa Er adını verdi.
GEN 38:4 Tekrar hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu ve ona Onan adını verdi.
GEN 38:5 Yine bir erkek çocuk doğurdu, adını Şela koydu. Onu doğurduğu zaman, Yahuda Keziv'deydi.
GEN 38:6 Yahuda ilk oğlu Er için bir kadın aldı. Adı Tamar'dı.
GEN 38:7 Yahuda'nın ilk oğlu Er, Yahve’nin gözünde kötüydü. Bu nedenle Yahve onu öldürdü.
GEN 38:8 Yahuda Onan'a, “Kardeşinin karısının yanına gir” dedi, “Kardeşine kayınbiraderlik görevini yap ve kardeşine soy yetiştir.”
GEN 38:9 Onan, soyun kendisinin olmayacağını biliyordu. Kardeşinin karısının yanına girince, erkek kardeşine soy vermesin diye menisini yere döküyordu.
GEN 38:10 Yaptığı şey Yahve’nin gözünde kötüydü ve onu da öldürdü.
GEN 38:11 Yahuda gelini Tamar'a, “Oğlum Şela büyüyünceye kadar babanın evinde dul kal” dedi. “Çünkü, kardeşleri gibi o da ölmesin” dedi. Tamar gidip babasının evinde yaşadı.
GEN 38:12 Çok zaman sonra Yahuda'nın karısı Şua'nın kızı öldü. Yahuda teselli bulduktan sonra arkadaşı Adullamlı Hira ile koyun kırkıcılarının yanına, Timna'ya gitti.
GEN 38:13 Tamar'a, “Bak, kayınpederin koyunlarını kırkmak için Timna'ya gidiyor” denildi.
GEN 38:14 Üzerindeki dulluk giysisini çıkardı. Peçesini örtüp sarındı ve Timna yolu üzerindeki Enaim Kapısı’nda oturdu. Çünkü Şela'nın büyüdüğünü ve kendisinin ona eş olarak verilmediğini gördü.
GEN 38:15 Yahuda onu görünce fahişe sandı, çünkü yüzünü örtmüştü.
GEN 38:16 Yolda ona dönerek, “Lütfen gel, yanına gireyim” dedi. Çünkü onun gelini olduğunu bilmiyordu. O, “Yanıma girmek için bana ne verirsin?” dedi.
GEN 38:17 “Sana sürüden bir oğlak gönderirim” dedi. “Gönderinceye kadar bana bir rehin verir misin?” dedi.
GEN 38:18 “Sana ne rehin vereyim?” dedi. “Mührünü, ipini ve elindeki değneği” dedi. Onları ona verip yanına girdi. Kadın ondan hamile kaldı.
GEN 38:19 Kalkıp gitti ve peçesini çıkardı. Dulluk giysilerini giydi.
GEN 38:20 Yahuda, kadının elinden rehini alması için Adullamlı dostunun eliyle oğlağı gönderdi, ama onu bulamadı.
GEN 38:21 Sonra orada yaşayanlara, “Enayim'de yol kenarındaki fahişe nerede?” diye sordu. Onlar “Burada fahişe yok” dediler.
GEN 38:22 Yahuda'ya döndü ve şöyle dedi: “Onu bulamadım ve yöre halkı da, ‘Burada fahişe yok’ dedi.”
GEN 38:23 Yahuda, “Bırak eşyalar yanında kalsın” dedi, “Kendimizi utandırmayalım. Bak, ben bu oğlağı gönderdim, ama sen bulamadın.”
GEN 38:24 Yaklaşık üç ay sonra Yahuda'ya, “Gelinin Tamar zina etti” diye haber geldi. “Üstelik bak, o zinadan hamile kalmış.” Yahuda, “Onu dışarı çıkarın yakılsın” dedi.
GEN 38:25 Dışarı çıkarıldığı zaman kayınpederine haber göndererek, “Bunların sahibinden hamileyim” dedi. Ayrıca, “Lütfen şunlara bak. Mühür, ipler ve değnek kimin?” dedi.
GEN 38:26 Yahuda onları tanıyarak, “O benden daha doğru birisi, çünkü onu oğlum Şela'ya vermedim” dedi. Artık bir daha onu bilmedi.
GEN 38:27 Doğum vakti geldiğinde, işte, rahminde ikizler vardı.
GEN 38:28 Doğum sırasında biri elini uzattı. Ebe, “Önce bu doğdu” diyerek onun eline kırmızı bir iplik bağladı.
GEN 38:29 Çocuk elini geri çekerken, işte, kardeşi doğdu ve ebe, “Neden kendine gedik açtın?” dedi. Bu nedenle ona Peres adı koyuldu.
GEN 38:30 Sonra elinde kırmızı iplik olan kardeşi doğdu ve ona Zerah adı konuldu.
GEN 39:1 Yosef Mısır'a getirildi. Firavun'un bir memuru, muhafız birliği komutanı, Mısırlı Potifar, onu oraya getiren İşmaelliler’in elinden satın aldı.
GEN 39:2 Yahve Yosef'le birlikteydi ve o başarılı bir adamdı. Yosef Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu.
GEN 39:3 Efendisi, Yahve’nin onunla birlikte olduğunu ve yaptığı her şeyde Yahve’nin ona başarı verdiğini gördü.
GEN 39:4 Yosef onun gözünde lütuf buldu ve onu hizmetine aldı. Potifar onu evinin sorumlusu yaptı ve sahip olduğu her şeyi eline verdi.
GEN 39:5 Yahve onu evinde ve sahip olduğu her şeyin üzerinde sorumlu atadığı andan itibaren Yosef'in hatırı için Mısırlı’nın evini kutsadı. Yahve, evde ve tarlada sahip olduğu her şeyi bereketledi.
GEN 39:6 Potifar sahip olduğu her şeyi Yosef’in eline bıraktı. Yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmezdi. Yosef güzel yapılı ve yakışıklıydı.
GEN 39:7 Bir süre sonra efendisinin karısı Yosef'e göz dikip, “Benimle yat” dedi.
GEN 39:8 Ama o reddedip efendisinin karısına şöyle dedi: “Bak, ben evde olduğum için efendim evde ne olduğuyla ilgilenmez. Sahip olduğu her şeyi benim elime verdi.
GEN 39:9 Bu evde benden daha büyük kimse yok ve senden başka benden hiçbir şeyi esirgemedi. Çünkü sen onun karısısın. O zaman nasıl bu büyük kötülüğü yapar ve Tanrı'ya karşı günah işlerim?”
GEN 39:10 Her gün Yosef’e söylese de, yanında yatmak ya da onunla birlikte olma isteğini dinlemedi.
GEN 39:11 Bir gün işini yapmak için eve girdiğinde ev halkından içeride kimse yoktu.
GEN 39:12 “Benimle yat!” diyerek onu giysisinden yakaladı. Yosef elbisesini onun elinde bırakıp dışarı kaçtı.
GEN 39:13 Onun giysisini elinde bırakıp dışarı kaçtığını görünce,
GEN 39:14 ev halkına seslenip onlara şöyle dedi: “Bakın, bizi aşağılamak için bize bir İbrani getirdi. Benimle yatmak için yanıma geldi ve ben yüksek sesle bağırdım.
GEN 39:15 Sesimi yükseltip bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.”
GEN 39:16 Efendisi eve gelinceye dek giysisini yanında tuttu.
GEN 39:17 Ona da aynı şeyi anlattı: “Bize getirdiğin İbrani hizmetçi beni aşağılamak için yanıma geldi.
GEN 39:18 Sesimi yükseltip bağırınca giysisini yanıma bırakıp dışarı kaçtı.”
GEN 39:19 Efendisi, karısının kendisine söylediği, “Hizmetçinin bana yaptığı buydu” sözlerini duyunca, öfkesi alevlendi.
GEN 39:20 Yosef’in efendisi onu alıp zindana, kralın tutuklularının tutulduğu yere koydu. Orada zindanda kaldı.
GEN 39:21 Ama Yahve Yosef’le birlikteydi, ona lütfetti ve zindan müdürünün gözünde ona lütuf verdi.
GEN 39:22 Zindan müdürü, zindandaki bütün tutukluları Yosef’in eline teslim etti. Orada yapılan her şeyden o sorumluydu.
GEN 39:23 Zindan müdürü onun elinde olan hiçbir şeye bakmazdı. Çünkü Yahve onunla birlikteydi ve yaptığı işte Yahve onu başarılı kıldı.
GEN 40:1 Bu olaylardan sonra Mısır Kralı’nın sakisiyle fırıncısı, efendileri Mısır Kralı’nı gücendirdiler.
GEN 40:2 Firavun iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.
GEN 40:3 Onları, Yosef'in tutuklu olduğu zindana, muhafız birliği komutanının evine hapsetti.
GEN 40:4 Muhafız birliği komutanı Yosef’i onların üzerine atadı ve Yosef onlarla ilgilendi. Bir süre cezaevinde kaldılar.
GEN 40:5 Mısır Kralı’nın zindanda tutuklu olan sakisi ve fırıncısı, aynı gece düşlerinin yorumlarına göre birer düş gördüler.
GEN 40:6 Sabahleyin Yosef yanlarına geldiğinde üzgün olduklarını gördü.
GEN 40:7 Efendisinin evinde, kendisiyle birlikte tutuklu bulunan Firavun'un görevlilerine, “Bugün neden bu kadar üzgün görünüyorsunuz?” diye sordu.
GEN 40:8 Ona, “Biz bir düş gördük, onu yorumlayacak kimse yok” dediler. Yosef onlara, “Yorum Tanrı'ya ait değil mi? Lütfen düşünüzü bana anlatın.” dedi.
GEN 40:9 Baş saki Yosef’e düşünü anlatıp ona şöyle dedi: “Düşümde önümde bir asma vardı.
GEN 40:10 Asmada üç dal vardı. Sanki tomurcuklanmış gibiydi. Çiçek açtı, salkımları olgun üzümler verdi.
GEN 40:11 Firavun’un kâsesi elimdeydi. Üzümleri alıp Firavun'un kâsesine sıktım ve kâseyi Firavun'un eline verdim.”
GEN 40:12 Yosef ona, “Onun yorumu şudur” dedi, “Üç çubuk üç gündür.
GEN 40:13 Üç güne kadar Firavun senin başını yükseltecek ve eski görevini iade edecek. Firavun'un kadehini, eskiden kadeh taşıyıcısı olduğun zamanki gibi yine onun eline vereceksin.
GEN 40:14 Ama senin için her şey yoluna girdiğinde lütfen beni hatırla. Lütfen bana iyilik et. Firavun'a benden söz et ve beni bu evden çıkar.
GEN 40:15 Gerçekten de İbraniler diyarından kaçırıldım ve burada da beni zindana atmaları için hiçbir şey yapmadım.”
GEN 40:16 Fırıncıbaşı yorumun iyi olduğunu görünce Yosef’e, “Ben de düşümdeydim” dedi, “İşte, başımın üstünde üç sepet beyaz ekmek vardı.
GEN 40:17 En üstteki sepette Firavun için her çeşidinden ekmekçi işleri vardı. Kuşlar başımdaki sepetten onları yiyorlardı.”
GEN 40:18 Yosef, “Onun yorumu budur” diye yanıtladı. “Üç sepet üç gündür.
GEN 40:19 Üç güne kadar Firavun başını üzerinden kaldıracak ve seni bir ağaca asacak. Kuşlar senin etini yiyecekler.”
GEN 40:20 Üçüncü günde, Firavun'un doğum gününde, bütün görevlilerine bir ziyafet verdi. Görevlilerinin ortasında baş sakisiyle başfırıncının başını yükseltti.
GEN 40:21 Baş sakiyi sakiliğe geri döndürdü ve kâseyi Firavun'un eline verdi.
GEN 40:22 Ama Yosef’in yorumladığı gibi fırıncıbaşıyı astı.
GEN 40:23 Ancak baş saki Yosef’i hatırlamadı, onu unuttu.
GEN 41:1 Tam iki yılın sonunda, Firavun bir düş gördü ve işte, ırmağın yanında duruyordu.
GEN 41:2 Irmaktan yedi inek çıktı. Güzel ve besiliydiler ve sazlar arasında otluyorlardı.
GEN 41:3 Onlardan sonra ırmaktan çirkin ve cılız yedi inek daha çıktı. Nehrin kıyısında diğer ineklerin yanında durdular.
GEN 41:4 Çirkin ve cılız inekler yedi güzel ve besili ineği yedi. Böylece Firavun uyandı.
GEN 41:5 Uyudu ve ikinci kez düş gördü. İşte, bir sapta güzel ve dolgun yedi başak bitti.
GEN 41:6 Onlardan sonra, cılız ve doğu rüzgârıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.
GEN 41:7 Cılız başaklar yedi güzel ve dolgun başakları yuttular. Firavun uyandı ve işte, bu bir düştü.
GEN 41:8 Sabahleyin canı sıkıldı ve Mısır'ın bütün büyücülerini ve bilgelerini çağırttı. Firavun onlara düşünü anlatmış, ama düşünü Firavun'a yorumlayacak kimse çıkmamıştı.
GEN 41:9 Baş saki Firavun'a şöyle dedi: “Bugün suçlarımı hatırlıyorum.
GEN 41:10 Firavun hizmetkârlarına öfkelendiğinde beni fırıncıbaşının yanında, muhafız komutanının evinde zindana atmıştın.
GEN 41:11 Aynı gece ben ve o birer düş gördük. Herkes kendi düşünün yorumuna göre bir düş görmüştü.
GEN 41:12 Yanımızda muhafız birliği komutanının hizmetkârı İbrani bir genç vardı, ona anlattık ve bize düşlerimizi yorumladı. Her birimize düşüne göre bir yorum verdi.
GEN 41:13 Bize nasıl yorumladıysa öyle oldu. Ben görevime geri döndüm, o asıldı.”
GEN 41:14 Bunun üzerine Firavun adam gönderip Yosef’i çağırttı. Onu hemen zindandan çıkardılar. Yosef tıraş olup giysilerini değiştirdikten sonra Firavun'un huzuruna geldi.
GEN 41:15 Firavun, Yosef’e, “Bir düş gördüm” dedi, “Onu yorumlayacak kimse yok. Senin duyduğun düşleri yorumlayabildiğinin söylendiğini duydum.”
GEN 41:16 Yosef, Firavun'a, “Bende yok” diye yanıtladı. “Esenlik yanıtını Tanrı Firavun'a verecektir.”
GEN 41:17 Firavun Yosef'e şöyle dedi: “Düşümde ırmağın kıyısında duruyordum.
GEN 41:18 İşte, ırmaktan besili ve güzel yedi sığır çıktı. Sazlıklar arasında otlanıyorlardı.
GEN 41:19 Onlardan sonra, çirkinlikte onlar gibi tüm Mısır ülkesinde hiç görmediğim, zavallı, çirkin ve cılız yedi inek daha çıktı.
GEN 41:20 Cılız ve çirkin inekler ilk yedi besili ineği yedi.
GEN 41:21 Onları yediklerinde, yedikleri bellli olmadı, hala başlangıçtaki kadar çirkindiler. Sonra uyandım.
GEN 41:22 Düşümde, işte, bir sapta dolgun ve güzel yedi başak bittiğini gördüm.
GEN 41:23 İşte, onlardan sonra solgun, cılız ve doğu rüzgârıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.
GEN 41:24 Cılız başaklar yedi iyi başağı yuttu. Büyücülere bunu anlattım, bana yorumlayabilen kimse çıkmadı.”
GEN 41:25 Yosef, Firavun'a, “Firavun'un gördüğü düş birdir” dedi. “Tanrı yapmak üzere olduğu şeyi Firavun'a bildirdi.
GEN 41:26 Yedi iyi sığır, yedi yıldır ve yedi iyi başak yedi yıldır. Düş birdir.
GEN 41:27 Onlardan sonra çıkan yedi cılız ve çirkin inek ve doğu rüzgârıyla kavrulmuş yedi boş başak da yedi yıldır. Yedi yıl kıtlık olacak.
GEN 41:28 Firavun'a söylediğim şey budur. Tanrı, Firavun'a yapmak üzere olduğu şeyi göstermiştir.
GEN 41:29 İşte, bütün Mısır diyarında yedi büyük bolluk yılı geliyor.
GEN 41:30 Onlardan sonra yedi kıtlık yılı çıkacaktır. Mısır'da bolluk unutulacaktır. Kıtlık diyarı kasıp kavuracaktır.
GEN 41:31 Ülkeyi kıtlık kaplayacak, ardından gelen kıtlık nedeniyle ülkede bolluk bilinmeyecektir. Çünkü çok şiddetli olacaktır.
GEN 41:32 Düş Firavun’a iki kez tekrar edildi. Çünkü bu olay Tanrı tarafından sabitlendi ve Tanrı yakında onu gerçekleştirecektir.”
GEN 41:33 “Şimdi Firavun akıllı ve bilge bir adam arasın ve onu Mısır ülkesinin başına koysun.
GEN 41:34 Firavun bunu yapsın ve ülkeye gözetmenler atasın ve yedi bolluk yılında Mısır ülkesinin ürününün beşte birini alsın.
GEN 41:35 Gelecek bu iyi yılların bütün yiyeceğini toplasınlar. Kentlerde yiyecek olmak üzere Firavun’un eli altında tahılı depolayıp saklasınlar.
GEN 41:36 Bu yiyecek Mısır'da olacak olan yedi yıllık kıtlığa karşı ülkeyi doyurmak için erzak olacak, öyle ki, ülke kıtlık yüzünden mahvolmasın.”
GEN 41:37 Bu söz Firavun'un ve bütün görevlilerinin gözünde iyiydi.
GEN 41:38 Firavun görevlilerine, “Bunun gibi, kendisinde Tanrı'nın Ruhu olan bir adam bulabilir miyiz?” dedi.
GEN 41:39 Firavun Yosef'e, “Mademki Tanrı sana bütün bunları gösterdi, senin kadar akıllı ve bilgesi yoktur” dedi.
GEN 41:40 “Evimin başında olacaksın. Bütün halkım senin sözüne göre yönetilecek. Ben yalnız tahtta senden daha büyük olacağım.”
GEN 41:41 Firavun Yosef'e, “İşte, seni bütün Mısır ülkesi üzerine atadım” dedi.
GEN 41:42 Firavun mühür yüzüğünü elinden çıkarıp Yosef'in eline taktı, ona ince ketenden kaftan giydirdi. Boynuna altın bir zincir taktı.
GEN 41:43 Onu kendisinin ikinci arabasına bindirdi. Onun önünde “Diz çökün!” diye bağırdılar. Onu bütün Mısır ülkesinin üzerine koydu.
GEN 41:44 Firavun Yosef'e, “Ben Firavun'um” dedi. “Mısır diyarında sensiz hiç kimse elini ve ayağını kaldırmayacak.”
GEN 41:45 Firavun Yosef’in adını Safenat-Paneah koydu. On Kenti kâhini Potifera'nın kızı Asenat'ı ona eş olarak verdi. Yosef Mısır diyarını boydan boya dolaştı.
GEN 41:46 Yosef Mısır Firavunu'nun huzuruna çıktığında otuz yaşındaydı. Yosef Firavun'un huzurundan çıkıp bütün Mısır diyarını dolaştı.
GEN 41:47 Yedi bolluk yılında toprak bol bol ürün verdi.
GEN 41:48 Yedi yıl boyunca Mısır'da olan bütün yiyeceği toplayıp kentlere yığdı. Her kentte o kentin çevresinde tarlalardan yiyecek depoladı.
GEN 41:49 Yosef denizin kumu kadar çok tahıl biriktirdi, öyle ki artık saymayı bıraktı. Çünkü sayısızdı.
GEN 41:50 Kıtlık yılı gelmeden önce Yosef’in iki oğlu oldu. On Kenti'nin kâhini Potifera'nın kızı Asenat ona doğurdu.
GEN 41:51 Yosef ilk oğlunun adını Manaşşe koydu, “Çünkü” dedi, “Tanrı bana bütün sıkıntılarımı ve babamın evini unutturdu.”
GEN 41:52 İkincisinin adını Efraim koydu. “Çünkü Tanrı sıkıntı çektiğim diyarda beni verimli kıldı.” dedi.
GEN 41:53 Mısır'da yedi bolluk yılı sona erdi.
GEN 41:54 Yosef’in söylediği gibi yedi kıtlık yılı başladı. Bütün ülkede kıtlık vardı, ama bütün Mısır diyarında ekmek vardı.
GEN 41:55 Mısır'ın tamamı aç kalınca, halk ekmek için Firavun'a yakardı. Firavun tüm Mısırlılar’a, “Yosef’e gidin” dedi. “O size ne derse öyle yapın.”
GEN 41:56 Kıtlık bütün yeryüzünü kaplamıştı. Yosef erzak depolarının hepsini açtı ve Mısırlılar’a satmaya başladı. Mısır diyarında kıtlık şiddetliydi.
GEN 41:57 Bütün ülkeler tahıl satın almak için Yosef’in yanına, Mısır'a geldiler. Çünkü bütün yeryüzünde kıtlık şiddetliydi.
GEN 42:1 Yakov Mısır'da tahıl olduğunu görünce oğullarına, “Niçin birbirinize bakıyorsunuz?” dedi.
GEN 42:2 “İşte, Mısır'da tahıl olduğunu duydum. Oraya gidin, satın alın ki, yaşayalım ve ölmeyelim.”
GEN 42:3 Yosef’in on erkek kardeşi tahıl almak için Mısır'a gittiler.
GEN 42:4 Ama Yakov Yosef’in kardeşi Benyamin'i kardeşleriyle birlikte göndermedi. Çünkü, “Başına bir zarar gelebilir” dedi.
GEN 42:5 Gelenler arasında İsrael’in oğulları da satın almak için geldiler. Çünkü Kenan diyarında kıtlık vardı.
GEN 42:6 Yosef ülkenin valisiydi. Ülkenin bütün insanlarına satan oydu. Yosef’in kardeşleri geldiler ve onun önünde yere kapandılar.
GEN 42:7 Yosef kardeşlerini gördü ve onları tanıdı. Ancak onlara bir yabancı gibi davranıp onlarla sert konuştu. Onlara, “Nereden geliyorsunuz?” dedi. “Yiyecek satın almak için Kenan ülkesinden” dediler.
GEN 42:8 Yosef kardeşlerini tanıdı, ama onlar onu tanımadı.
GEN 42:9 Yosef onlar hakkında gördüğü düşleri hatırladı ve onlara, “Siz casussunuz! Ülkenin açığını görmeye geldiniz.” dedi.
GEN 42:10 Ona, “Hayır, efendim” dediler, “Hizmetkârların yiyecek almaya geldiler.
GEN 42:11 Hepimiz bir adamın oğullarıyız, bizler dürüst insanlarız. Hizmetkârların casus değildir.”
GEN 42:12 Onlara, “Hayır, siz ülkenin açıklarını görmek için geldiniz!” dedi.
GEN 42:13 Onlar, “Biz hizmetkârların, Kenan diyarında bir adamın oğulları, on iki kardeşiz” dediler. “En küçüğü bugün babamızın yanındadır, biri de yoktur.” dedi.
GEN 42:14 Yosef onlara şöyle dedi: “‘Siz casussunuz’ dediğim budur!
GEN 42:15 Bununla sınanacaksınız. Firavun'un hayatı üzerine ant içerim ki, küçük kardeşiniz buraya gelmedikçe buradan çıkmayacaksınız.
GEN 42:16 Sizden birini gönderin de kardeşinizi getirsin. Sözlerinizin doğru olup olmadığı sınanacak ve geri kalanınız gözaltında tutulacak. Yoksa Firavun’un hayatı üzerine ant içerim ki, sizler kesin olarak casussunuz.”
GEN 42:17 Hepsini üç gün boyunca gözaltında tuttu.
GEN 42:18 Üçüncü gün Yosef onlara şöyle dedi: “Bunu yapın ve yaşayın, çünkü ben Tanrı'dan korkarım.
GEN 42:19 Eğer dürüst insanlarsanız, kardeşlerinizden biri hapiste tutuklu kalsın. Siz gidin, evlerinizdeki kıtlık için tahıl götürün.
GEN 42:20 Küçük kardeşinizi bana getirin. Böylece sözleriniz doğrulanacak ve ölmeyeceksiniz.” Öyle yaptılar.
GEN 42:21 Birbirlerine, “Kardeşimiz konusunda kesin olarak suçluyuz” dediler, “Bize yalvardığı zaman canının sıkıntısını gördük ve dinlemedik. Onun için bu sıkıntı başımıza geldi.”
GEN 42:22 Ruven onlara şu karşılığı verdi: “Ben size, ‘Çocuğa karşı günah işlemeyin’ demedim mi? Dinlemediniz. Bu nedenle, işte, kanının hesabı soruluyor.”
GEN 42:23 Yosef’in onları anladığını bilmiyorlardı, çünkü aralarında bir tercüman vardı.
GEN 42:24 Onlardan uzaklaştı ve ağladı. Sonra onlara dönüp kendileriyle konuştu. Aralarından Şimon'u aldı ve gözleri önünde onu bağladı.
GEN 42:25 Yosef, torbalarına tahıl doldurulmasını, herkesin parasının kesesine koyulmasını ve yol için onlara yiyecek verilmesini buyurdu. Onlara böyle yapıldı.
GEN 42:26 Tahıllarını eşeklerine yükleyip oradan ayrıldılar.
GEN 42:27 İçlerinden biri konakladıkları yerde eşeğine yem vermek için çuvalını açınca parasını gördü. Hemen çuvalının ağzındaydı.
GEN 42:28 Kardeşlerine, “Param geri verilmiş” dedi. “İşte, çuvalımda!” Yürekleri yerinden oynadı ve titreyerek birbirlerine dönüp, “Tanrı'nın bize bu yaptığı nedir?” dediler.
GEN 42:29 Kenan diyarına, babaları Yakov’a gelip başlarına gelen her şeyi ona anlatıp şöyle dediler:
GEN 42:30 “Ülkenin efendisi olan adam bizimle sert konuştu ve bizi ülkenin casusları sandı.
GEN 42:31 Biz ona, ‘Biz dürüst insanlarız’ dedik. ‘Casus değiliz.
GEN 42:32 Biz babamızın oğulları, on iki kardeşiz. Biri yoktur ve en küçüğü de bugün Kenan diyarında babamızın yanındadır.’
GEN 42:33 Ülkenin efendisi olan adam bize dedi ki, ‘Bununla sizin dürüst insanlar olup olmadığınızı bileceğim. Kardeşlerinizden birini yanımda bırakarak evlerinizdeki kıtlık için tahıl alın ve yolunuza gidin.
GEN 42:34 En küçük kardeşinizi bana getirin. O zaman casus olmadığınızı, dürüst insanlar olduğunuzu bileceğim. Ben de kardeşinizi size teslim edeceğim ve siz de ülkede ticaret yaparsınız.”
GEN 42:35 Torbalarını boşaltırken, işte, her adamın para kesesi çuvalındaydı. Kendileri ve babaları, para keselerini görünce korktular.
GEN 42:36 Babaları Yakov onlara, “Beni çocuklarımdan ettiniz” dedi. “Artık Yosef yok, Şimon da yok ve siz Benyamin'i alıp götürmek istiyorsunuz. Bütün bunlar benim başıma geliyor.”
GEN 42:37 Ruven babasına şöyle dedi: “Onu sana getirmezsem iki oğlumu öldür. Onu bana emanet et, ben de onu sana tekrar getiririm.”
GEN 42:38 O, “Oğlum sizinle gitmeyecek. Çünkü kardeşi öldü ve geriye sadece o kaldı. Eğer gideceğiniz yolda ona bir zarar gelirse, benim ak saçlarımı kederle Şeol'e indireceksiniz.” dedi.
GEN 43:1 Ülkede kıtlık şiddetliydi.
GEN 43:2 Mısır'dan getirdikleri buğdayı yiyip tükettikten sonra babaları onlara, “Yine gidin, bize biraz daha yiyecek satın alın” dedi.
GEN 43:3 Yahuda ona şöyle dedi: “O adam, ‘Kardeşiniz yanınızda olmadan yüzümü göremezsiniz’ diyerek bizi ciddi bir şekilde uyardı.
GEN 43:4 Kardeşimizi bizimle gönderirsen, gideriz ve sana yiyecek satın alırız.
GEN 43:5 Ama onu göndermezsen gitmeyiz. Çünkü adam bize, ‘Kardeşiniz yanınızda olmadıkça yüzümü göremezsiniz’ dedi.”
GEN 43:6 İsrael, “Adama başka bir kardeşinizin olduğunu söyleyerek neden bana bu kötülüğü ettiniz?” dedi.
GEN 43:7 Onlar, “Adam doğrudan bizim ve akrabalarımız hakkında, ‘Babanız yaşıyor mu? Başka kardeşiniz var mı?’ diyerek sorular sordu. Biz de yanıt verdik. ‘Kardeşinizi getirin’ diyeceğini nereden bilebilirdik?” dediler.
GEN 43:8 Yahuda, babası İsrael'e, “Çocuğu benimle gönder” dedi, “Sen de biz de çocuklarımız da yaşar ölmeyiz.
GEN 43:9 Ona ben kefil olurum. Beni sorumlu tut. Eğer onu sana getirmez ve karşına çıkarmazsam, o zaman sonsuza dek suçlu sayılayım.
GEN 43:10 Çünkü gecikmemiş olsaydık, şimdiye dek kesin olarak ikinci kez dönmüş olurduk.”
GEN 43:11 Babaları İsrael onlara şöyle dedi: “Öyleyse böyle yapın: Torbalarınıza ülkenin seçkin meyvelerinden alın ve adama hediye olarak biraz pelesenk, biraz bal, baharat, mür, fıstık ve badem götürün.
GEN 43:12 Yanınıza iki katı para alın ve çuvallarınızın ağzında geri verilmiş olan parayı geri götürün. Belki bir yanlışlık olmuştur.
GEN 43:13 Kardeşini de alıp götürün ve adamın yanına dönün.
GEN 43:14 Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, adamın önünde size merhamet etsin de, diğer kardeşinizi ve Benyamin'i size teslim etsin. Ben çocuklarımdan olacaksam olayım.”
GEN 43:15 Adamlar bu hediyeyi, ellerine iki kat parayı ve Benyamin’i alıp kalktılar ve Mısır’a gittiler. Yosef’in önünde durdular.
GEN 43:16 Yosef Benyamin'i yanlarında görünce, evinin kâhyasına şöyle dedi: “Adamları eve götür, bir hayvan kesip hazırla. Çünkü onlar öğle yemeğini benimle birlikte yiyecekler.”
GEN 43:17 Kâhya Yosef’in dediğini yaptı ve adamları Yosef’in evine götürdü.
GEN 43:18 Adamlar korktular, çünkü Yosef’in evine götürülmüşlerdi. Onlar, “İlk seferinde çuvallarımıza geri verilmiş olan para yüzünden getirildik” dediler. “Fırsat kollayıp saldıracak, ele geçirip eşeklerimizle birlikte bizi köle edecek.”
GEN 43:19 Yosef’in evinin kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular.
GEN 43:20 “Aman efendim” dediler. “İlk defa yiyecek almak için gelmiştik.
GEN 43:21 Konaklama yerine vardığımızda çuvallarımızı açtık ve işte, herkesin parası eksiksiz olarak çuvalının ağzındaydı. Onu elimizle geri getirdik.
GEN 43:22 Yiyecek satın almak için başka paralar getirdik. Paramızı çuvallarımıza kimin koyduğunu bilmiyoruz.”
GEN 43:23 Kâhya, “Esenlik olsun size” dedi. “Korkmayın Tanrınız, babanızın Tanrısı size çuvallarınızda hazine verdi. Paranızı aldım.” Şimon'u yanlarına getirdi.
GEN 43:24 Birisi, adamları Yosef’in evine getirdi, onlara su verdi ve ayaklarını yıkadılar. Eşeklerine yem verdi.
GEN 43:25 Öğleyin Yosef’in gelişine kadar hediyeler hazırladılar. Orada ekmek yiyeceklerini duymuşlardı.
GEN 43:26 Yosef eve gelince ellerindeki hediyeyi eve getirdiler ve önünde yere kapandılar.
GEN 43:27 Onlara hal hatır sordu, “Sözünü ettiğiniz ihtiyar babanız iyi mi? Yaşıyor mu?” dedi.
GEN 43:28 “Babamız hizmetkârın iyi” dediler. “O hâlâ yaşıyor.” Saygıyla eğilip yere kapandılar.
GEN 43:29 Yosef gözlerini kaldırdı ve annesinin oğlu olan kardeşi Benyamin'i görünce, “Bana sözünü ettiğiniz en küçük kardeşiniz bu mu?” dedi. “Tanrı sana lütfetsin oğlum” dedi.
GEN 43:30 Yosef acele etti. Çünkü yüreği kardeşi için yanıyordu ve ağlayacak bir yer aradı. Odasına girdi ve orada ağladı.
GEN 43:31 Yüzünü yıkayıp dışarı çıktı. Kendini tuttu ve “Yemek koyun” dedi.
GEN 43:32 Yosef’e ayrı, kardeşlerine ayrı ve Yosef’le yemek yiyen Mısırlılar’a ayrı hizmet edildi. Çünkü Mısırlılar İbraniler’le yemek yemezlerdi ve bunu iğrençlik sayarlardı.
GEN 43:33 Kardeşleri onun önünde büyükten küçüğe doğru yaş sırasına göre oturdular. Birbirlerine bakıp şaşırdılar.
GEN 43:34 Yosef önünden onlara pay ayırdı, ama Benyamin'in payı onların her birinin payından beş kat daha fazlaydı. İçtiler ve onunla birlikte hoş vakit geçirdiler.
GEN 44:1 Evinin kâhyasına şu buyruğu verdi: “Adamların çuvallarına taşıyabilecekleri kadar yiyecek doldur ve her birinin parasını çuvalının ağzına koy.
GEN 44:2 Benim kâsemi, gümüş kâseyi, tahıl parasıyla birlikte en küçüğünün çuvalının ağzına koy.” Yosef’in söylediği söze göre yaptı.
GEN 44:3 Sabah olur olmaz adamlar, eşekleriyle birlikte gönderildiler.
GEN 44:4 Kentten henüz çıkmışlar daha uzaklaşmamışlardı, Yosef kâhyasına, “Kalk, adamların peşinden git” dedi. “Onlara yetiştiğin zaman onlara de ki: ‘Niçin iyiliğe kötülükle karşılık verdiniz?
GEN 44:5 Bu, efendimin ondan içtiği hem de fal baktığı kâse değil mi? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.’”
GEN 44:6 Onlara yetişti ve kendilerine bu sözleri söyledi.
GEN 44:7 Ona, “Efendim neden böyle sözler söylüyor? Böyle bir şey yapmak hizmetkârlarından uzak olsun!
GEN 44:8 İşte, çuvallarımızın ağzında bulmuş olduğumuz parayı Kenan diyarından sana geri getirdik. O halde nasıl efendinizin evinden gümüş ya da altın çalalım?
GEN 44:9 Hizmetkârlarından kimde bulunursa, öldürülsün, biz de efendimin köleleri oluruz.” dediler.
GEN 44:10 Kâhya, “Peki, şimdi, sözlerinize göre olsun” dedi. “Kimin yanında bulunursa, o benim kölem olur. Siz de suçsuz olursunuz.”
GEN 44:11 Sonra aceleyle herkes çuvalını yere indirip kendi çuvalını açtı.
GEN 44:12 En büyüğünden en küçüğüne kadar aradı. Kâse Benyamin'in çuvalında bulundu.
GEN 44:13 Sonra giysilerini yırttılar ve her biri eşeğini yükleyip kente döndüler.
GEN 44:14 Yahuda ve kardeşleri Yosef’in evine geldiler, Yosef hâlâ oradaydı. Onun önünde yere kapandılar.
GEN 44:15 Yosef onlara, “Yaptığınız bu iş nedir? Benim gibi bir adamın elbet fala bakabileceğini bilmiyor muydunuz?” dedi.
GEN 44:16 Yahuda, “Efendime ne diyelim? Ne söyleyelim? Kendimizi nasıl aklayalım? Tanrı, hizmetkârlarının suçunu ortaya çıkardı. Bakın, hem biz hem de kendisinde kâse bulunan efendimin köleleriyiz.” dedi.
GEN 44:17 Yosef, “Böyle yapmak benden uzak olsun. Kâse elinde bulunan adam benim kölem olacak, ama siz esenlikle babanızın yanına gidin.” dedi.
GEN 44:18 Yahuda ona yaklaşıp şöyle dedi: “Efendim, lütfen hizmetkârların efendimin kulağına bir söz söylesin ve hizmetkârına karşı öfken alevlenmesin. Çünkü sen Firavun gibisin.
GEN 44:19 Efendim hizmetkârlarına sorup demişti: ‘Babanız ya da erkek kardeşiniz var mı?’ diye.
GEN 44:20 Biz de efendime, ‘Yaşlı bir babamız ve onun yaşlılığında doğan küçük bir kardeşimiz var. O çocuğun kardeşi öldü, annesinden yalnız o kaldı. Babası onu sever.’ demiştik.
GEN 44:21 Hizmetkârlarına, ‘Onu bana getirin de bir göreyim’ demiştiniz.
GEN 44:22 Efendime, ‘Çocuk babasını bırakamaz, babasını bırakırsa babası ölür.’ demiştik.
GEN 44:23 Hizmetkârlarına, ‘Küçük kardeşiniz sizinle birlikte gelmezse, bir daha yüzümü göremezsiniz’ demiştin.
GEN 44:24 Hizmetkârın babamızın yanına vardığımızda, ona efendimin sözlerini ilettik.
GEN 44:25 Babamız, ‘Yine gidip bize biraz yiyecek satın alın’ dedi.
GEN 44:26 ‘Gidemeyiz’ dedik. ‘En küçük kardeşimiz bizimle olursa gideriz. Çünkü en küçük kardeşimiz yanımızda olmazsa adamın yüzünü göremeyiz.’
GEN 44:27 Hizmetkârın babam bize, ‘Karımın bana iki oğul doğurduğunu biliyorsunuz.
GEN 44:28 Biri yanımdan gitti ve ben, “Kesin parçalanmış dedim” ve o zamandan beri onu görmedim.
GEN 44:29 Bunu da benden alırsanız ve ona bir zarar gelirse, ak saçımı kederle Şeol'e indirirsiniz.
GEN 44:30 Şimdi hizmetkârın babamın yanına vardığımızda, çocuk bizimle birlikte olmazsa, onun hayatı, çocuğun hayatına bağlı olduğundan,
GEN 44:31 çocuğun artık olmadığını görünce ölür. Hizmetkârların, hizmetkârın babamın ak saçlarını kederle Şeol'e indirirler.
GEN 44:32 Çünkü hizmetkârın babama çocuk için kefil oldu. ‘Onu sana getirmezsem, sonsuza dek babama karşı suçlu olayım’ dedim.
GEN 44:33 Bu nedenle, lütfen efendimin kölesi olan çocuğun yerine ben hizmetkârın kalayım. Çocuk kardeşleriyle birlikte çıkıp gitsin.
GEN 44:34 Çocuk yanımda olmadan babamın yanına nasıl giderim? Babamın başına gelecek kötülüğü görmeyeyim.”
GEN 45:1 Bunun üzerine Yosef, yanında duranların hepsinin önünde kendini tutamayıp, “Herkesi yanımdan çıkarın!” diye bağırdı. Yosef kendisini kardeşlerine tanıttığı zaman yanında hiç kimse yoktu.
GEN 45:2 Yüksek sesle ağladı. Mısırlılar duydu ve Firavun'un ev halkı da duydu.
GEN 45:3 Yosef kardeşlerine, “Ben Yosef'im” dedi. “Babam hâlâ yaşıyor mu?” Kardeşleri ona yanıt veremedi. Çünkü onun önünde dehşete kapıldılar.
GEN 45:4 Yosef kardeşlerine, “Lütfen bana yaklaşın” dedi. Yaklaştılar. “Ben Mısır'a sattığınız kardeşiniz Yosef'im” dedi.
GEN 45:5 “Şimdi beni buraya sattığınız için üzülmeyin ve kendinize kızmayın. Çünkü Tanrı, yaşamı korumak için beni önünüzden gönderdi.
GEN 45:6 Bu iki yıldır ülkede kıtlık var ve daha beş yıl daha var ki, bu süre içinde ne sürme ne de biçme olacaktır.
GEN 45:7 Tanrı yeryüzünde sizin için bir bakiye saklamak ve sizi büyük bir kurtuluşla yaşatmak için beni önünüzden gönderdi.
GEN 45:8 Şimdi beni buraya siz değil, Tanrı gönderdi ve beni Firavun’a baba, bütün evine efendi ve tüm Mısır diyarının hükümdarı yaptı.
GEN 45:9 Hemen babama gidin ve ona deyin, ‘Oğlun Yosef şöyle diyor: Tanrı beni Mısır'ın efendisi yaptı. Yanıma gel, durma
GEN 45:10 Goşen diyarında oturursunuz; sen ve çocukların, çocuklarının çocukları, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte bana yakın olursunuz.
GEN 45:11 Orada sana bakarım, çünkü daha beş yıl kıtlık olacak. Yoksa sen ve ev halkın, senin olanların hepsi yoksulluk çekersiniz.’
GEN 45:12 İşte, gözleriniz ve kardeşim Benyamin'in gözleri görüyor ki, sizinle konuşan benim ağzımdır.
GEN 45:13 Mısır'daki bütün görkemimi ve bütün gördüklerinizi babama söyleyin. Acele edip babamı buraya getirin.”
GEN 45:14 Kardeşi Benyamin'in boynuna kapanıp ağladı, Benyamin de onun boynunda ağladı.
GEN 45:15 Bütün kardeşlerini öptü ve onlarla ağladı. Ondan sonra kardeşleri kendisiyle konuştu.
GEN 45:16 Firavun'un evinde, “Yosef'in kardeşleri geldi” diye haber duyuldu. Firavun ve görevlileri hoşnut oldu.
GEN 45:17 Firavun Yosef'e şöyle dedi: “Söyle kardeşlerine, ‘Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.
GEN 45:18 Babanı ve ev halkını alıp yanıma gelin. Size Mısır diyarında iyi olanı vereceğim, ülkenin yağından yiyeceksiniz.’
GEN 45:19 Şimdi size şöyle yapmanız buyruluyor: Yavrularınız ve karılarınız için Mısır diyarından kendinize arabalar alın ve babanızı da alıp getirin.
GEN 45:20 Ayrıca kendi malınız için endişelenmeyin, çünkü bütün Mısır diyarının iyi şeyleri sizindir.”
GEN 45:21 İsrael’in oğulları böyle yaptılar. Yosef, Firavun'un buyruğu uyarınca onlara arabalar verdi ve yol için yiyecek sağladı.
GEN 45:22 Her birine yedek giysi verdi. Benyamin'e ise üç yüz parça gümüşle beş kat yedek giysi verdi.
GEN 45:23 Babasına, Mısır'ın iyi mallarıyla yüklü on eşek, tahıl, ekmek ve ayrıca erzak yüklü on dişi eşek gönderdi.
GEN 45:24 Böylece kardeşlerini gönderdi ve onlar da gittiler. Onlara, “Yolda kavga etmeyin” dedi.
GEN 45:25 Mısır'dan çıkıp Kenan ülkesine, babaları Yakov’un yanına vardılar.
GEN 45:26 Ona, “Yosef hâlâ yaşıyor ve tüm Mısır ülkesinin hükümdarı” dediler. Yüreği kendinden geçti çünkü onlara inanmadı.
GEN 45:27 Yosef’in kendilerine bildirdiği bütün sözleri ona söylediler. Yosef’in kendisini taşımak için gönderdiği arabaları görünce, babaları Yakov’un ruhu canlandı.
GEN 45:28 İsrael, “Yeter artık” dedi. “Oğlum Yosef hâlâ yaşıyor. Ölmeden önce gidip onu göreceğim.”
GEN 46:1 İsrael sahip olduğu her şeyle birlikte göç ederek Beer-Şeva'ya geldi. Babası İshak'ın Tanrısı'na kurbanlar sundu.
GEN 46:2 Tanrı gece görümlerinde İsrael'le konuşarak, “Yakov, Yakov!” dedi. O, “İşte buradayım” dedi.
GEN 46:3 “Ben Tanrı’yım. Babanın Tanrısı’yım.” dedi. “Mısır'a gitmekten korkma, çünkü seni orada büyük bir ulus yapacağım.
GEN 46:4 Ben seninle birlikte Mısır'a geleceğim. Seni kesin olarak tekrar çıkaracağım. Senin gözlerini Yosef’in eli kapatacak.”
GEN 46:5 Yakov Beer-Şeva'dan kalktı. İsrael’in çocukları babaları Yakov’u yavrularını, karılarını, onu taşımak için Firavun’un göndermiş olduğu arabalarda taşıdılar.
GEN 46:6 Hayvanlarını, Kenan diyarından edindikleri malları, Yakov'la bütün soyunu alıp Mısır’a geldiler.
GEN 46:7 Kendisiyle birlikte oğullarını, oğullarının oğullarını, kızlarını, oğullarının kızlarını ve bütün soyunu Mısır'a getirdi.
GEN 46:8 Mısır'a gelen İsrael’in çocuklarının adları şöyledir: Yakov'la oğulları, Yakov'un ilk oğlu Ruven.
GEN 46:9 Ruven'in oğulları: Hanok, Pallu, Hetsron, Karmi.
GEN 46:10 Şimon'un oğulları: Yemuel, Yamin, Ohat, Yakin, Sohar ve Kenanlı bir kadının oğlu olan Şaul.
GEN 46:11 Levi'nin oğulları: Gerşon, Kehat, Merari.
GEN 46:12 Yahuda’nın oğulları: Er, Onan, Şela, Peres, Zerah. Ancak Er ve Onan, Kenan diyarında öldüler. Peres'in oğulları: Hetsron ve Hamul.
GEN 46:13 İssakar'ın oğulları: Tola, Puva, Yov, Şimron.
GEN 46:14 Zevulun'un oğulları: Seret, Elon, Yahleel.
GEN 46:15 Bunlar Lea'nın Paddan-Aram'da kızı Dina’yla birlikte Yakov'a doğurduğu oğullarıdır. Oğullarının ve kızlarının toplam canları otuz üçtü.
GEN 46:16 Gad'ın oğulları: Sifyon, Hagi, Şuni, Ezbon, Eri, Arodi, Areli.
GEN 46:17 Aşer'in oğulları: İmna, Yişva, Yişvi, Beria ve kız kardeşleri Serah. Beria'nın oğulları: Hever ve Malkiel.
GEN 46:18 Bunlar, Lavan'ın kızı Lea'ya verdiği Zilpa'nın Yakov'a doğurduğu oğulları, on altı candır.
GEN 46:19 Yakov'un karısı Rahel'in oğulları: Yosef ve Benyamin.
GEN 46:20 Mısır diyarında Yosef'e Manaşşe ve Efraim doğdu. Onları kendisine On Kenti'nin kâhini Potifera'nın kızı Asenat doğurdu.
GEN 46:21 Benyamin'in oğulları: Bala, Beker, Aşbel, Gera, Naaman, Ehi, Roş, Muppim, Huppim, Ard.
GEN 46:22 Rahel'in Yakov’a doğurduğu oğulları şunlardır: Toplam on dört candı.
GEN 46:23 Dan’ın oğlu: Huşim.
GEN 46:24 Naftali'nin oğulları: Yahseel, Guni, Yeser, Şillem.
GEN 46:25 Lavan'ın kızı Rahel'e verdiği Bilha'nın oğulları bunlardır. Bunları Yakov'a doğurdu, toplam yedi candı.
GEN 46:26 Bütün canlar, Yakov’un oğullarının karılarından başka Yakov’un soyundan olup kendisiyle Mısır’a gelmiş olan bütün canların toplamı altmıştı.
GEN 46:27 Yosef'e Mısır'da doğan oğulları iki candı. Mısır'a gelen Yakov'un ev halkının toplam canları yetmiş kişiydi.
GEN 46:28 Yakov, Goşen'e giden yolu göstermesi için Yahuda'yı kendisinden önce Yosef'e gönderdi. Goşen diyarına geldiler.
GEN 46:29 Yosef arabasını hazırlayıp babası İsrael'i karşılamak için Goşen'e gitti. Kendisini ona takdim edip boynuna kapandı ve bir süre boynunda ağladı.
GEN 46:30 İsrael, Yosef'e, “Hâlâ yaşıyorsun yüzünü de gördüğüme göre, şimdi bırak öleyim” dedi.
GEN 46:31 Yosef kardeşlerine ve babasının ev halkına şöyle dedi: “Gidip Firavun'la konuşacağım ve ona, ‘Kenan ülkesinde olan kardeşlerim ve babamın ev halkı bana geldi’ diyeceğim.
GEN 46:32 ‘Bu adamlar çobandır, çünkü davar sahibidirler ve davarlarını, sığırlarını ve sahip oldukları her şeyi getirdiler.’
GEN 46:33 Firavun sizi çağırıp da, ‘Ne iş yaparsınız?’ diye sorarsa,
GEN 46:34 Goşen diyarında oturabilesiniz diye, ‘Gençliğimizden beri biz hizmetkârların, atalarımız gibi hayvancılıkla uğraşırız’ diyeceksiniz. Çünkü Mısırlılar için her çoban iğrençtir.”
GEN 47:1 Yosef içeri girdi ve Firavun’a haber verip şöyle dedi: “Babam ve kardeşlerim davarları, sığırları ve sahip oldukları her şeyle birlikte Kenan diyarından geldiler. İşte, Goşen diyarındalar.”
GEN 47:2 Kardeşlerinden beşini alıp Firavun’un huzuruna çıkardı.
GEN 47:3 Firavun kardeşlerine, “Ne iş yaparsınız?” dedi. Firavun'a, “Hizmetkârların, hem biz hem de atalarımız çobandır” dediler.
GEN 47:4 Firavun'a, “Biz bu ülkeye yabancı olarak yaşamaya geldik” dediler, “Çünkü hizmetkârlarının sürüleri için otlak yoktur. Çünkü Kenan diyarında kıtlık şiddetlidir. Şimdi lütfen hizmetkârlarının Goşen diyarında oturmasına izin ver.”
GEN 47:5 Firavun Yosef’e şöyle dedi: “Baban ve kardeşlerin sana geldiler.
GEN 47:6 Mısır diyarı senin önündedir. Babanı ve kardeşlerini ülkenin en iyi yerinde oturt. Goşen diyarında otursunlar. Eğer onlar arasında becerikli adamlar tanıyorsan, onları davarlarıma bakmakla görevlendir.”
GEN 47:7 Yosef babası Yakov'u getirip Firavun'un huzuruna çıkardı. Yakov Firavun'u kutsadı.
GEN 47:8 Firavun Yakov'a, “Kaç yaşındasın?” dedi.
GEN 47:9 Yakov, Firavun'a, “Yolculuk yıllarım yüz otuz yıldır” dedi. “Ömrümün yıllarının günleri az ve kötüydü. Atalarımın yolculuk günlerinde yaşadıkları yıllara ulaşamadı.”
GEN 47:10 Yakov Firavun'u kutsadı ve Firavun'un huzurundan ayrıldı.
GEN 47:11 Yosef babasını ve kardeşlerini yerleştirdi ve Firavun’un buyurduğu gibi Mısır diyarında, ülkenin en iyi yerinde, Ramses diyarında onlara mülk verdi.
GEN 47:12 Yosef babasına, kardeşlerine ve babasının bütün ev halkına ailelerinin sayısına göre yiyecek sağladı.
GEN 47:13 Bütün ülkede ekmek yoktu. Çünkü kıtlık çok şiddetliydi, öyle ki Mısır diyarı ve Kenan diyarı kıtlıktan kırılıyordu.
GEN 47:14 Yosef satın aldıkları tahıl bedeli olarak Mısır ve Kenan diyarında bulunan bütün parayı onlardan topladı. Yosef parayı Firavun’un evine getirdi.
GEN 47:15 Mısır ve Kenan diyarındaki paranın tamamı tükenince, bütün Mısırlılar Yosef'e gelip şöyle dediler: “Bize ekmek ver, senin önünde ölelim mi? Çünkü paramız bitti.”
GEN 47:16 Yosef, “Davarlarınızı bana verin” dedi. “Eğer paranız bittiyse, hayvanlarınıza karşılık yiyecek veririm.”
GEN 47:17 Davarlarını Yosef'e getirdiler. Yosef atlara, davarlara, sığırlara ve eşeklere karşılık olarak ekmek verdi. O yıl için bütün davarlarına karşılık onları ekmekle besledi.
GEN 47:18 O yıl sona erince, ikinci yıl da ona gelip dediler: “Paramızın nasıl tükendiğini efendimden gizlemeyeceğiz, sürüler de efendimindir. Efendimin önünde bedenlerimizden ve topraklarımızdan başka bir şeyimiz kalmadı.
GEN 47:19 Hem biz hem de toprağımız senin gözlerinin önünde niçin ölelim? Bizi ve toprağımızı ekmek karşılığında satın al, toprağımızla birlikte Firavun'un hizmetkârı olalım. Bize tohum ver ki, yaşayalım, ölmeyelim ve ülke ıssız kalmasın.”
GEN 47:20 Böylece Yosef Mısır’ın bütün toprağını Firavun için satın aldı. Çünkü Mısırlılar’ın her biri kendi tarlasını sattı. Çünkü kıtlık onları zorluyordu ve toprak Firavun’un oldu.
GEN 47:21 Yosef, halkı Mısır’ın bir ucundan öbür ucuna kadar kentlere göçtürdü.
GEN 47:22 Ancak kâhinlerin toprağını satın almadı. Çünkü kâhinler Firavun'dan bir pay aldılar ve Firavun'un kendilerine verdiği paydan yediler. Bu yüzden toprak satmadılar.
GEN 47:23 Yosef halka, “İşte, bugün sizi ve toprağınızı Firavun'a satın aldım” dedi. “İşte, size tohum ve toprağı ekeceksiniz.
GEN 47:24 Hasat zamanı, beşte birini Firavun'a vereceksiniz. Tarlanın tohumu, kendi yiyeceğiniz, evinizde bulunanlara, küçük çocuklarınıza yiyecek olmak üzere dört pay sizin olacak.”
GEN 47:25 Onlar, “Hayatımızı kurtardın! Efendimizin gözünde lütuf bulalım, Firavun'a hizmetkârlar oluruz.” dediler.
GEN 47:26 Yosef Mısır toprağı için bunu yasa haline getirdi. Bugüne dek beşte biri Firavun’undur. Yalnızca kâhinlerin toprağı Firavun'un olmadı.
GEN 47:27 İsrael Mısır ülkesinde, Goşen diyarında yaşıyordu. Orada kendilerine mal mülk edindiler, verimli olup fazlasıyla çoğaldılar.
GEN 47:28 Yakov Mısır'da on yedi yıl yaşadı. Böylece Yakov'un günleri, ömrünün yılları yüz kırk yedi yıl sürdü.
GEN 47:29 İsrael'in öleceği zaman yaklaştığında oğlu Yosef'u çağırdı ve ona şöyle dedi: “Eğer şimdi gözünde lütuf buldumsa, lütfen elini uyluğumun altına koy ve bana karşı iyilik ve içtenlikle davran. Lütfen beni Mısır'a gömme.
GEN 47:30 Ama atalarımla birlikte uyuduğum zaman beni Mısır'dan çıkarıp onların mezarına göm.” Yosef, “Dediğin gibi yapacağım” dedi.
GEN 47:31 İsrael, “Ant iç” dedi. Yosef ant içti. Sonra İsrael yatağın başucunda eğildi.
GEN 48:1 Bu şeylerden sonra biri Yosef'e, “Bak, baban hasta” dedi. Yosef iki oğlu Manaşşe ve Efraim'i yanına aldı.
GEN 48:2 Biri Yakov'a, “İşte, oğlun Yosef geliyor” dedi. İsrael kendini toparlayıp yatağın üzerine oturdu.
GEN 48:3 Yakov Yosef'e şöyle dedi: “Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, Kenan diyarında, Luz'da bana görünerek beni kutsadı.
GEN 48:4 Bana, ‘Seni verimli kılacağım ve çoğaltacağım. Seni uluslar topluluğu yapacağım. Bu diyarı senden sonra sonsuza dek mülk olarak senin soyuna vereceğim’ dedi.
GEN 48:5 Şimdi, ben senin yanına Mısır'a gelmeden önce Mısır ülkesinde doğmuş olan iki oğlun benimdir. Efraim ve Manaşşe, Ruven ve Şimon gibi benim olacaklar.
GEN 48:6 Onlardan sonra sana doğacak olan soyun senin olacaklar. Miraslarında kardeşlerinin adına göre çağırılacaklardır.
GEN 48:7 Bana gelince, Paddan'dan geldiğimde, Efrat'a daha biraz mesafe varken, Kenan diyarında, yolda Rahel yanımda öldü ve onu Efrat (Beytlehem de denir) yolunda oraya gömdüm.”
GEN 48:8 İsrael Yosef’in oğullarını görünce, “Bunlar kim?” dedi.
GEN 48:9 Yosef babasına, “Tanrı'nın burada bana verdiği oğullarımdır” dedi. İsrael, “Lütfen onları bana getir de kutsayayım” dedi.
GEN 48:10 İsrael'in gözleri ihtiyarlıktan iyi göremiyordu. Yosef onları yanına getirdi ve onları öptü ve kucakladı.
GEN 48:11 İsrael Yosef'e, “Senin yüzünü göreceğimi sanmıyordum” dedi, “İşte, Tanrı senin soyunu bile görmeme izin verdi.”
GEN 48:12 Yosef onları onun dizlerinin arasından çıkardı ve yere kapandı.
GEN 48:13 Yosef, Efraim'i sağ eline İsrael'in sol eline doğru, Manaşşe'yi sol eline İsrael'in sağ eline doğru ikisini alıp ona yaklaştırdı.
GEN 48:14 İsrael sağ elini uzatıp küçüğü olan Efraim’in başına koydu, sol elini Manaşşe'nin başına koydu ve ellerini kasten değiştirdi, çünkü Manaşşe ilk doğandı.
GEN 48:15 Yosef'i kutsayarak şöyle dedi: “Atalarım Avraham ve İshak'ın önünde yürüdükleri Tanrı, Bugüne dek hayatım boyunca beni güden Tanrı,
GEN 48:16 beni tüm kötülüklerden kurtaran melek, bu çocukları kutsasın, Benim adım ve atalarım Avraham’la İshak’ın adları onların üzerlerinde anılsın, Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.”
GEN 48:17 Yosef babasının sağ elini Efraim'in başına koyduğunu görünce, bu hoşuna gitmedi. Efraim'in başından Manaşşe'nin başına getirmek için babasının elini kaldırdı.
GEN 48:18 Yosef babasına, “Öyle değil baba” dedi, “Çünkü bu ilk doğandır. Sağ elini onun başının üzerine koy.”
GEN 48:19 Babası koymak istemedi ve “Biliyorum oğlum, biliyorum” dedi. “O da bir halk olacak ve o da büyük olacak. Ancak küçük kardeşi ondan daha büyük olacak ve onun soyu uluslar topluluğu olacak.”
GEN 48:20 O gün onları kutsayarak, “‘Tanrı seni Efraim ve Manaşşe gibi etsin’ diyerek İsrael sizin adınızla kutsayacak” dedi. Efraim'i Manaşşe'nin önüne geçirdi.
GEN 48:21 İsrael Yosef’e, “Ben ölüyorum” dedi, “Ama Tanrı sizinle olacak ve sizi yeniden atalarınızın ülkesine götürecek.
GEN 48:22 Ben sana kardeşlerinden bir pay fazla veriyorum, onu kılıcımla ve yayımla Amorlular’ın elinden aldım.”
GEN 49:1 Yakov oğullarına seslenip şöyle dedi: “Toplanın da, gelecekte başınıza gelecekleri size bildireyim.
GEN 49:2 Toplanın ve dinleyin, ey Yakov'un oğulları. Babanız İsrael'i dinleyin.”
GEN 49:3 “Ruven, sen benim ilk oğlum, gücüm, gücümün başlangıcısın. Saygı ve güçte birincisin.
GEN 49:4 Ama su gibi oynaksın, birinci olmayacaksın, çünkü babanın yatağına girdin, onu kirlettin. O benim yatağıma çıktı.”
GEN 49:5 “Şimon'la Levi kardeştir. Kılıçları şiddet silahlarıdır.
GEN 49:6 Ey canım, onların toplantılarına katılma. Ey yüceliğim, toplantılarında onlarla bir olma çünkü öfkelendiklerinde adam öldürdüler. İsteyerek sığırları sakatladılar.
GEN 49:7 Lanet olsun öfkelerine, çünkü şiddetlidir. Lanet olsun gazaplarına, çünkü zalimcedir. Onları Yakov'da böleceğim, Onları İsrael'de dağıtacağım.”
GEN 49:8 “Yahuda, kardeşlerin seni övecekler. Elin düşmanlarının boynunda olacaktır. Babanın oğulları önünde eğilecekler.
GEN 49:9 Yahuda bir aslan yavrusudur. Oğlum benim! Avından yukarı çıktın. O yere çöktü, aslan gibi, dişi aslan gibi yattı. Kim onu kaldırabilir?
GEN 49:10 Sahibi gelinceye dek, saltanat asası Yahuda'dan, hükümdarlık asası ayaklarının arasından ayrılmayacak. Ulusların itaati ona olacaktır.
GEN 49:11 Sıpasını asmaya, eşeğinin yavrusunu seçme bir asmaya bağlayarak, giysilerini şarapta, Kaftanını üzümlerin kanında yıkadı.
GEN 49:12 Gözleri şaraptan kızıl, dişleri sütten beyaz olacak.”
GEN 49:13 “Zevulun deniz kıyısında oturacak. Gemilere liman olacak.” Sınırı Sayda’nın yanında olacak.
GEN 49:14 “İssakar heybelerin arasında yatan, güçlü bir eşektir.
GEN 49:15 İyi bir dinlenme yeri, hoşuna giden bir memleket görürse, omzunu yüke eğer, Angaryada çalışan bir hizmetçi olur.”
GEN 49:16 “Dan İsrael oymaklarından biri olarak, halkını yargılayacak.
GEN 49:17 Dan yolda bir yılan, toprak yolda bir engerek olacak, atın topuklarını ısıran, böylece binicisini sırtüstü düşüren bir engerek olacak.
GEN 49:18 Ben senin kurtarışını bekledim, ey Yahve.”
GEN 49:19 “Bir birlik Gad'a saldıracak, ama onların topuklarını ezecek.”
GEN 49:20 “Aşer'in yiyeceği zengin olacak. Kraliyet lezzetleri üretecek.”
GEN 49:21 “Naftali salıverilmiş bir geyiktir, güzel yavrular doğurur.”
GEN 49:22 “Yosef verimli bir asmadır, kaynak başında verimli bir asma. Onun dalları duvarın üzerinden aşar.
GEN 49:23 Okçular onu çok hırpaladılar, ok atıp ona zulmettiler.
GEN 49:24 Ama onun yayı sağlam, ellerinin kolları güçlü çıktı, Yakov’un Kudretlisi’nin elleriyle, (İsrael'in çobanı ve kayası oradandır),
GEN 49:25 Sana yardım edecek olan babanın Tanrısı’dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’dır seni kutsayacak olan. Yukarıdaki göğün, aşağıda yatan derinliğin bereketleriyle, memelerin ve rahmin bereketleriyle seni kutsayacak.
GEN 49:26 Babanın kutsamaları, eski tepelerin sınırları üzerinden, atalarının kutsamalarından üstün geldi. Yosef’in başında olacak.” Önderlik kardeşlerinden ayrı olanın başı üzerinde olacak.
GEN 49:27 “Benyamin yırtıcı bir kurttur. Sabah avını yutar. Akşam ganimeti paylaşır.”
GEN 49:28 Bunların hepsi İsrael'in on iki oymağıdır. Babaları bunları söyleyip onları kutsadı. Herkesi kendi bereketine göre kutsadı.
GEN 49:29 Onlara buyruk verip şöyle dedi: “Ben halkımın arasına katılmak üzereyim. Beni atalarımın yanına Hititli Efron'un tarlasındaki mağaraya,
GEN 49:30 Avraham’ın mezar yeri olarak tarlasıyla birlikte Hititli Efron'dan satın almış olduğu Kenan diyarındaki, Mamre yakınlarında Makpela tarlasındaki mağaraya gömün.
GEN 49:31 Avraham’la karısı Sarah'ı oraya gömdüler. İshak'la karısı Rebeka'yı da oraya gömdüler. Ben de Lea'yı oraya gömdüm.
GEN 49:32 Tarla ve içindeki mağara Het'in çocuklarından satın alınmıştı.
GEN 49:33 Yakov oğullarına verdiği buyrukları bitirdikten sonra ayaklarını yatağın içine çekti, son nefesini vererek halkına kavuştu.
GEN 50:1 Yosef babasının yüzü üzerine kapandı. Onun üzerinde ağladı ve onu öptü.
GEN 50:2 Yosef hekim hizmetkârlarına babasını mumyalamalarını buyurdu. Hekimler İsrael'i mumyaladılar.
GEN 50:3 Onun için kırk günlük bir süre kullanıldı. Çünkü mumyalamak için gereken gün sayısı bu kadardı. Mısırlılar İsrael için yetmiş gün yas tuttular.
GEN 50:4 Onun için yas günleri geçince, Yosef Firavun'un ev halkına, “Eğer şimdi gözünüzde lütuf bulduysam, lütfen Firavun’un kulağına seslenip şöyle deyin,
GEN 50:5 ‘Babam, İşte, ben ölüyorum. Beni Kenan diyarında kendim için kazdığım mezara gömeceksin diyerek bana ant içtirdi. Bu nedenle, lütfen izin verin şimdi çıkıp babamı gömüp geleyim.’” dedi.
GEN 50:6 Firavun, “Git, babanı sana ant içirdiği gibi göm” dedi.
GEN 50:7 Yosef babasını gömmek için çıktı. Firavun’un bütün hizmetkârları, evinin ileri gelenleri, Mısır diyarının bütün ileri gelenleri,
GEN 50:8 Yosef’in bütün ev halkı, kardeşleri ve babasının ev halkı onunla birlikte çıktılar. Goşen diyarında yalnızca çocuklarını, sürülerini ve sığırlarını geride bıraktılar.
GEN 50:9 Savaş arabaları ve atlılar onunla birlikte çıktılar. Kalabalık bir topluluk oldular.
GEN 50:10 Yarden'in ötesindeki Atad'ın harman yerine varınca, yüksek sesle acı acı ağıt yaktılar. Babası için yedi gün yas tuttular.
GEN 50:11 Ülkede yaşayan Kenanlılar, Atad'ın harman yerindeki yası görünce, “Bu, Mısırlılar'ın hüzünlü yasıdır” dediler. Bu nedenle Yarden'in ötesinde olan o yere Avel-Misrayim (Mısırlılar’ın yası) adı verildi.
GEN 50:12 Oğulları ona tam kendilerine buyurduğu gibi yaptı.
GEN 50:13 Onu Kenan ülkesine götürdüler. Avraham’ın mezar yeri olarak Hititli Efron’dan tarlasıyla birlikte mülk olarak satın almış olduğu Mamre karşısında Makpela Tarlası'ndaki mağaraya gömdüler.
GEN 50:14 Yosef, kendisi, kardeşleri ve babasını gömmek için onunla birlikte gelenlerin hepsi babasını gömdükten sonra Mısır'a döndüler.
GEN 50:15 Yosef’in kardeşleri babalarının öldüğünü görünce, “Belki Yosef bizden nefret edecek ve ona yaptığımız bütün kötülüklerin karşılığını bize ödetecek” dediler.
GEN 50:16 Yosef’e haber gönderip şöyle dediler: “Baban ölmeden önce şöyle buyurmuştu:
GEN 50:17 ‘Yosef’e şunu söyleyin: Şimdi lütfen kardeşlerinin itaatsizliğini ve günahlarını bağışla. Çünkü sana kötülük ettiler.’ Şimdi, lütfen babanın Tanrısı'nın hizmetkârlarının itaatsizliğini bağışla.” Yosef onlar kendisiyle konuşurken ağladı.
GEN 50:18 Kardeşleri de gidip onun önünde yere kapandılar ve şöyle dediler: “Bak, biz senin hizmetkârlarınız.”
GEN 50:19 Yosef onlara, “Korkmayın, çünkü ben Tanrı'nın yerinde miyim?
GEN 50:20 Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını kurtarmak için bunu iyiliğe çevirdi.
GEN 50:21 Bu nedenle şimdi korkmayın. Size ve çocuklarınıza bakacağım.” Onları teselli ederek yumuşak bir şekilde onlarla konuştu.
GEN 50:22 Yosef, babasının ev halkıyla birlikte Mısır'da yaşıyordu. Yosef yüz on yıl yaşadı.
GEN 50:23 Yosef üçüncü kuşaktan Efraim'in çocuklarını gördü. Manaşşe oğlu Makir'in çocukları da Yosef'in dizleri üzerinde doğdu.
GEN 50:24 Yosef kardeşlerine, “Ben ölüyorum” dedi, “Tanrı sizi mutlaka ziyaret edecektir ve sizi bu ülkeden Avraham’a, İshak'a ve Yakov'a ant içerek söz verdiği ülkeye götürecektir.”
GEN 50:25 Yosef İsraelliler'den, “Tanrı mutlaka sizi ziyaret edecektir, kemiklerimi buradan çıkaracaksınız” diye ant içirdi.
GEN 50:26 Böylece Yosef yüz on yaşında öldü. Onu mumyaladılar ve Mısır'da bir tabuta koydular.
EXO 1:1 Mısır'a gelen İsrael'in oğullarının adları şunlardır (her biri ve onun ev halkı Yakov'la birlikte geldi):
EXO 1:2 Ruven, Şimon, Levi, Yahuda,
EXO 1:3 İsakar, Zevulun, Benyamin,
EXO 1:4 Dan, Naftali, Gad ve Aşer.
EXO 1:5 Yakov'un bedeninden gelen canların tümü yetmiş candı ve Yosef zaten Mısır'daydı.
EXO 1:6 Yosef de kardeşleri ve tüm o kuşak gibi öldü.
EXO 1:7 İsrael'in çocukları verimli oldular, bolca artıp çoğaldılar, fazlasıyla güçlendiler ve ülke onlarla doldu.
EXO 1:8 Şimdi Mısır üzerinde Yosef'i tanımayan yeni bir kral çıktı.
EXO 1:9 Halkına şöyle dedi, “İşte , İsrael'in çocuklarının halkı bizden daha çok ve daha güçlü.
EXO 1:10 Gelin, onlara karşı bilgece davranalım, yoksa çoğalacaklar, olur da bir savaş çıkarsa, onlar da düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır ve ülkeden kaçarlar.
EXO 1:11 Bu nedenle yükleriyle onlara sıkıntı çektirmek için üzerlerine angarya görevlileri atadılar.
EXO 1:12 Ama onlara ne kadar eziyet ettilerse, onlar o kadar çok çoğaldılar ve daha da yayıldılar.
EXO 1:13 Mısırlılar İsrael'in çocuklarına acımasızca hizmet ettirdiler.
EXO 1:14 Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç işi gibi ağır işlerle yaşamlarını zehir ettiler, onları acımasızca hizmet ettirdiler.
EXO 1:15 Mısır Kralı, birinin adı Şifrah, diğerinin adı Puah olan İbrani ebelerle konuştu.
EXO 1:16 Ve şöyle dedi, “İbrani kadınlara ebelik yaptığınızda, onları doğum sandalyesinde gördüğünüzde, eğer çocuk erkekse, öldürün, kızsa yaşasın.”
EXO 1:17 Ama ebeler Tanrı'dan korktular, Mısır Kralı'nın kendilerine buyurduğu şeyi yapmayıp, erkek çocukları canlı kurtardılar.
EXO 1:18 Mısır Kralı ebeleri çağırıp onlara, “Neden bunu yapıp erkek çocukları canlı kurtardınız?” dedi.
EXO 1:19 Ebeler Firavun'a şöyle dediler, “Çünkü İbrani kadınlar Mısırlı kadınlara benzemiyor. Onlar güçlü oldukları için ebe yanlarına gelmeden doğum yapıyor.”
EXO 1:20 Tanrı ebelere iyi davrandı ve halk çoğalıp fazlasıyla güçlendi.
EXO 1:21 Ebeler Tanrı'dan korktukları için Tanrı onlara aileler verdi.
EXO 1:22 Firavun halkının tümüne şöyle buyurdu, “Doğan her erkek çocuğu nehre atın, her kız çocuğu canlı kurtarın.”
EXO 2:1 Levi evinden bir adam gitti ve bir Levi kızını aldı.
EXO 2:2 Kadın gebe kaldı ve bir oğul doğurdu. Kadın çocuğun güzel olduğunu görünce onu üç ay sakladı.
EXO 2:3 Artık onu daha fazla gizleyemeyince, papirüs ağacından bir sepet alıp onu katranla kapladı. Çocuğu içine koydu ve nehrin kıyısındaki sazlığa bıraktı.
EXO 2:4 Kız kardeşi ona ne olacağını görmek için uzakta duruyordu.
EXO 2:5 Firavun'un kızı yıkanmak için nehre indi. Onun hizmetçileri nehrin kenarında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti gördü ve onu alması için hizmetçilerini gönderdi.
EXO 2:6 Onu açtı ve çocuğu gördü. İşte bebek ağlıyordu. Ona acıdı ve şöyle dedi, “Bu İbraniler'in çocuklarından biridir.”
EXO 2:7 Bunun üzerine kız kardeşi, Firavun'un kızına, “Çocuğu emzirmesi için sana İbrani kadınlardan bir dadı çağırayım mı?” dedi.
EXO 2:8 Firavun'un kızı ona, “Git” dedi. Genç kız gidip çocuğun annesini çağırdı.
EXO 2:9 Firavun'un kızı ona, “Bu çocuğu al ve benim için emzir, ben de ücretini veririm” dedi. Kadın çocuğu alıp emzirdi.
EXO 2:10 Çocuk büyüdü ve kadın onu Firavun'un kızına getirdi ve onun oğlu oldu. Ona Moşe adını verdi, “Çünkü onu sudan çıkardım” dedi.
EXO 2:11 Moşe büyüdüğü o günlerde kardeşlerinin yanına çıktı ve onların yüklerini gördü. Bir Mısırlı'nın kardeşlerinden biri olan bir İbrani'ye vurduğunu gördü.
EXO 2:12 Çevresine bakınıp kimsenin olmadığını görünce Mısırlı'yı öldürüp kumun içine sakladı.
EXO 2:13 Ertesi gün çıktı, işte iki İbrani birbiriyle kavga ediyordu. Yanlış yapana, “Neden arkadaşına vuruyorsun?” dedi.
EXO 2:14 Adam, “Kim seni üzerimize bey ve yargıç yaptı? Mısırlı'yı öldürdüğün gibi beni de öldürmeyi mi tasarlıyorsun?” dedi. Moşe korktu, “Bu şey kesin biliniyor” dedi.
EXO 2:15 Firavun bunu duyunca Moşe'yi öldürmeye çalıştı. Ama Moşe Firavun'un önünden kaçtı ve Midyan diyarında yaşadı ve bir kuyunun yanına oturdu.
EXO 2:16 Midyanlı bir kâhinin yedi kızı vardı. Gelip su çektiler ve babalarının sürüsünü sulamak için yalakları doldurdular.
EXO 2:17 Çobanlar gelip onları uzaklaştırdı. Ama Moşe kalktı ve onlara yardım etti ve sürülerini suladı.
EXO 2:18 Babaları Reuel'in yanına vardıklarında o, “Nasıl oldu da bugün bu kadar erken geldiniz?” dedi.
EXO 2:19 Onlar, “Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı, üstelik bizim için su çekip sürüyü suladı” dediler.
EXO 2:20 Adam kızlarına, “Nerede o? Adamı neden bıraktınız? Onu çağırın da yemek yesin” dedi.
EXO 2:21 Moşe adamın yanında kalmaktan hoşnuttu. Adam kızı Sipporah'ı Moşe'ye verdi.
EXO 2:22 Bir oğul doğurdu ve o, adını Gerşom koydu; “Çünkü yabancı bir diyarda garip olarak yaşıyorum” dedi.
EXO 2:23 Aradan çok sayıda günler gelip geçti, Mısır Kralı öldü. İsrael'in çocukları esaretten dolayı ah çektiler, feryat ettiler ve feryatları esaret nedeniyle Tanrı'ya ulaştı.
EXO 2:24 Tanrı onların iniltilerini duydu ve Tanrı Avraham'la, İshak'la ve Yakov'la yaptığı antlaşmayı hatırladı.
EXO 2:25 Tanrı İsrael'in çocuklarını gördü ve Tanrı anladı.
EXO 3:1 Moşe, kayınpederi Midyanlı Yetro'nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün arka tarafına götürüp Tanrı Dağı'na, Horev'e geldi.
EXO 3:2 Yahve'nin meleği bir çalının ortasındaki alevin içinde ona göründü. Baktı, işte, çalı ateşte yanıyordu ama tükenmiyordu.
EXO 3:3 Moşe, “Şimdi gidip bu büyük manzarayı, çalının neden tükenmediğini göreyim” dedi.
EXO 3:4 Yahve onun bakmaya geldiğini görünce, Tanrı ona çalının ortasından seslenip şöyle dedi, “Moşe! Moşe!” O, “İşte buradayım” dedi.
EXO 3:5 “Yaklaşma. Çarıklarını çıkar, çünkü üzerinde durduğun yer kutsal topraktır” dedi.
EXO 3:6 Üstelik, “Ben babanın Tanrısı, Avraham'ın Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakov'un Tanrısı'yım” dedi. Moşe, yüzünü sakladı çünkü Tanrı'ya bakmaya korkuyordu.
EXO 3:7 Yahve şöyle dedi, “Mısır'da olan halkımın sıkıntısını elbette gördüm, angarya görevlileri yüzünden feryatlarını duydum. Çünkü onların acılarını biliyorum.
EXO 3:8 Onları Mısırlılar'ın elinden kurtarmak ve o ülkeden iyi ve geniş bir ülkeye süt ve bal akan bir ülkeye, Kenanlı, Hititli, Amorlu, Perizli, Hivli ve Yevuslular'ın yerine götürmek için aşağıya indim.
EXO 3:9 İşte, İsrael çocuklarının feryadı bana ulaştı. Üstelik Mısırlılar'ın onlara ettiği zulmü gördüm.
EXO 3:10 Bu nedenle şimdi gel, halkım İsrael'in çocuklarını Mısır'dan çıkarman için seni Firavun'a göndereyim.”
EXO 3:11 Moşe Tanrı'ya, “Ben kimim ki, Firavun'a gideyim de İsrael'in çocuklarını Mısır'dan çıkarayım?” dedi.
EXO 3:12 Ve Tanrı, “Ben kesinlikle seninle olacağım. Seni gönderdiğimin belirtisi şu olacak, halkı Mısır'dan çıkardığın zaman, bu dağda Tanrı'ya hizmet edeceksiniz” dedi.
EXO 3:13 Moşe Tanrı'ya şöyle dedi, “İşte, İsrael'in çocuklarının yanına gelip onlara, 'Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi' dediğimde, onlar bana, 'O'nun adı nedir?' diye sorduklarında, onlara ne diyeyim?”
EXO 3:14 Tanrı Moşe'ye, “BEN BEN OLAN'IM” dedi ve, “İsrael'in çocuklarına şunu diyeceksin” dedi: 'Beni size BEN'İM gönderdi.'”
EXO 3:15 Ayrıca Tanrı Moşe'ye, “İsrael'in çocuklarına böyle diyeceksin” dedi, “'Atalarınızın Tanrısı, Avraham'ın Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakov'un Tanrısı Yahve beni size gönderdi.' Sonsuza dek adım bu ve bütün kuşaklarca anılmam budur.
EXO 3:16 Git, İsrael'in ihtiyarlarını bir araya topla ve onlara şöyle de: 'Atalarınızın Tanrısı, Avraham'ın Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakov'un Tanrısı Yahve bana göründü ve şöyle dedi: Sizi gerçekten ziyaret ettim ve Mısır'da size yapılanı gördüm.
EXO 3:17 Dedim ki, sizi Mısır'ın sıkıntısından, Kenanlı Hititli, Amorlu, Perizli, Hivli ve Yevuslular'ın ülkesine, süt ve bal akan diyara götüreceğim.'
EXO 3:18 “Onlar sözünü dinleyecekler. Sen ve İsrael'in ihtiyarları Mısır Kralı'nın yanına gelip ona, 'İbraniler'in Tanrısı Yahve bizimle görüştü diyeceksiniz. Şimdi lütfen izin ver de Tanrımız Yahve'ye kurban sunmak için üç günlük bir yolculuk yapalım.'
EXO 3:19 Mısır Kralı'nın güçlü bir el aracılığıyla olsa bile gitmek için size izin vermeyeceğini biliyorum.
EXO 3:20 Elimi uzatıp aralarında yapacağım harikalarla Mısır'ı vuracağım. Ondan sonra sizi bırakacak.
EXO 3:21 Mısırlılar'ın gözünde bu halka lütuf vereceğim. Öyle ki, gittiğiniz zaman eli boş gitmeyeceksiniz.
EXO 3:22 Ancak her kadın komşusundan ve evini ziyaret edenden gümüş takılar, altın takılar ve giysiler isteyecek. Bunları oğullarınızın ve kızlarınızın üzerine takacaksınız. Mısırlılar'ı yağmalayacaksınız.”
EXO 4:1 Moşe şöyle yanıt verdi, “Ama, işte, bana inanmayacaklar, ne de sözümü dinleyecekler, çünkü 'Yahve sana görünmedi' diyecekler.”
EXO 4:2 Yahve ona, “Elindeki nedir?” dedi. O, “Bir değnek” dedi.
EXO 4:3 “Onu yere at” dedi. O yere attı ve bir yılan oldu. Moşe ondan kaçtı.
EXO 4:4 Yahve Moşe'ye, “Elini uzat ve kuyruğundan tut” dedi. O elini uzattı ve tuttu. Elinde bir değnek oldu.
EXO 4:5 “Bu atalarının Tanrısı, Avraham'ın Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakov'un Tanrısı Yahve'nin sana göründüğüne iman etmeleri içindir.”
EXO 4:6 Yahve ayrıca ona, “Şimdi elini abanın içine koy” dedi. Elini abasının içine soktu ve onu çıkardığında, işte, eli kar gibi beyaz cüzamlıydı.
EXO 4:7 “Elini yine abanın içine koy” dedi. Elini tekrar abasının içine soktu ve onu abasından çıkardığında, işte, yine diğer eti gibi olmuştu.
EXO 4:8 “Eğer sana inanmazlarsa ya da ilk belirtinin sözünü dinlemezlerse, sonraki belirtinin sözüne inanacaklar.
EXO 4:9 Eğer bu iki belirtiye de inanmazlarsa ya da sözünü dinlemezlerse, şöyle olacak, ırmağın suyundan alıp kuru toprağa dökeceksin. Irmaktan çıkaracağın su, kuru toprak üzerinde kana dönüşecek.”
EXO 4:10 Moşe Yahve'ye şöyle dedi, “Ey Efendim, ne önceden, ne de hizmetkârınla konuştuğundan beri güzel konuşan biri değilim. Çünkü ben konuşmada yavaşım ve yavaş dilliyim.”
EXO 4:11 Yahve ona şöyle dedi, “İnsanın ağzını yapan kim? Ya da insanı dilsiz, sağır, gören ya da kör yapan kimdir? Ben Yahve değil miyim?
EXO 4:12 Bu nedenle şimdi git, ben de senin ağzınla olacağım ve ne konuşacağını sana öğreteceğim.”
EXO 4:13 Moşe, “Ey Efendim, lütfen başka birisini gönder” dedi.
EXO 4:14 Yahve Moşe'ye karşı öfkelendi ve şöyle dedi, “Peki ya kardeşin Levili Aron? Onun iyi konuşabildiğini biliyorum. Hem de, işte, o seni karşılamak için dışarı çıkıyor. Seni gördüğünde yüreği sevinecek.
EXO 4:15 Onunla konuşacaksın ve sözleri onun ağzına koyacaksın. Ben senin ağzınla ve onun ağzıyla olacağım ve yapacağınız şeyi size öğreteceğim.
EXO 4:16 O senin halka karşı sözcün olacak. Öyle olacak ki, o sana ağız ve sen de ona Tanrı gibi olacaksın.
EXO 4:17 Belirtileri onunla yapacağın bu değneği eline alacaksın.”
EXO 4:18 Moşe gidip kayınpederi Yetro'nun yanına döndü ve ona, “Lütfen izin ver de gidip Mısır'daki kardeşlerimin yanına döneyim, onlar hâlâ hayatta mı göreyim?” dedi. Yetro Moşe'ye, “Esenlikle git” dedi.
EXO 4:19 Yahve Midyan'da Moşe'ye şöyle dedi, “Git, Mısır'a dön; çünkü seni öldürmeye çalışan bütün insanlar öldü.”
EXO 4:20 Moşe karısını ve oğullarını alıp bir eşeğe bindirdi ve Mısır ülkesine döndü. Moşe Tanrı'nın değneğini eline aldı.
EXO 4:21 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Mısır'a döndüğün zaman, sana verdiğim bütün harikaları Firavun'un önünde yapmaya bak, ama ben onun yüreğini katılaştıracağım ve o, halkın gitmesine izin vermeyecek.
EXO 4:22 Firavun'a de ki, 'Yahve diyor ki, İsrael benim ilk oğlum, ilk doğanımdır.
EXO 4:23 Ben de sana, 'Oğlumu bırak, bana hizmet etsin' dedim ve sen onun gitmesine izin vermeyi reddettin. İşte, ilk doğan oğlunu öldüreceğim.'”
EXO 4:24 Yahve, konaklayacağı yere giderken yolda Moşe'yle karşılaştı ve onu öldürmek istedi.
EXO 4:25 Bunun üzerine Sipporah bir çakmaktaşı alıp oğlunun sünnet derisini kesip ayaklarının dibine attı ve şöyle dedi, “Kesinlikle sen bana kan güveyisin.”
EXO 4:26 Bunun üzerine onu rahat bıraktı. Daha sonra sünnetten dolayı “Sen kan güveyisin” dedi.
EXO 4:27 Yahve Aron'a, “Moşe'yi karşılamak için çöle git” dedi. Gidip Tanrı'nın dağında onunla karşılaştı ve onu öptü.
EXO 4:28 Moşe, Yahve'nin kendisiyle gönderdiği tüm sözleri ve kendisine buyurmuş olduğu bütün belirtileri Aron'a anlattı.
EXO 4:29 Moşe ile Aron gidip İsrael çocuklarının bütün ihtiyarlarını bir araya topladılar.
EXO 4:30 Aron, Yahve'nin Moşe'ye söylediği bütün sözleri söyledi ve halkın önünde belirtileri yaptı.
EXO 4:31 Halk iman etti ve Yahve'nin İsrael çocuklarını ziyaret ettiğini, onların sıkıntılarını gördüğünü duyunca başlarını eğerek tapındılar.
EXO 5:1 Daha sonra Moşe ile Aron gelip Firavun'a şöyle dediler, “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'Halkımın gitmesine izin ver, çölde bana bayram etsinler.'”
EXO 5:2 Firavun şöyle dedi, “Yahve kim ki, İsrael'in gitmesine izin vermek için O'nun sözünü dinleyeyim? Yahve'yi tanımıyorum ve dahası İsrael'in gitmesine izin vermeyeceğim.”
EXO 5:3 Onlar, “İbraniler'in Tanrısı bizimle görüştü” dediler. Lütfen, çölde üç günlük yol almamıza izin ver ki, Tanrımız Yahve'ye kurban keselim. Yoksa üzerimize salgın hastalık ya da kılıçla inebilir.”
EXO 5:4 Mısır Kralı onlara şöyle dedi, “Ey Moşe ve Aron, neden halkı işlerinden alıkoyuyorsunuz? Yüklerinize geri dönün!”
EXO 5:5 Firavun, “İşte, şimdi ülke halkı çoktur, siz onları yüklerinden dinlendiriyorsunuz” dedi.
EXO 5:6 Aynı gün Firavun halkın angarya görevlilerine ve memurlara şu emri verdi,
EXO 5:7 “Artık eskisi gibi halka kerpiç yapmaları için saman vermeyeceksiniz. Gidip kendileri için saman toplasınlar.
EXO 5:8 Onlardan daha önce yaptıkları kerpiçlerin sayısını isteyeceksiniz. Ondan hiçbir şey eksiltmeyeceksiniz; çünkü onlar tembeldirler. Bu nedenle, 'Hadi gidip Tanrımız'a kurban keselim' diyerek bağırıyorlar.
EXO 5:9 Adamların üzerine daha ağır işler yüklensinler ki, çalışsınlar. Yalan sözlere aldırış etmesinler.”
EXO 5:10 Halkın angarya görevlileri memurlarıyla birlikte dışarı çıktılar ve halka şöyle konuşup dediler, “Firavun şöyle diyor, 'Size saman vermeyeceğim.
EXO 5:11 Siz gidin, bulduğunuz yerden saman alın; çünkü işinizden hiçbir şey eksiltilmeyecektir.'”
EXO 5:12 Böylece halk, saman için anız toplamak amacıyla tüm Mısır diyarına dağıldı.
EXO 5:13 Angaryacılar aceleyle, “Saman varken olduğu gibi gündelik iş kotanızı doldurun!” diyorlardı!
EXO 5:14 Firavun'un angaryacılarının üzerlerine atadığı İsrael'in çocuklarının memurları dövüldü ve onlara, “Daha önce olduğu gibi kerpiç yapımında neden dün de bugün de kotanızı doldurmadınız?” diye soruldu.
EXO 5:15 Bunun üzerine İsrael'in çocuklarının memurları gelip Firavun'a şöyle feryat ettiler, “Hizmetkârlarına neden böyle davranıyorsun?
EXO 5:16 Hizmetkârlarına saman verilmiyor ve bize, 'Kerpiç yap!' diyorlar. Ama işte hizmetkârların dövülüyor; ama suç senin kendi halkındadır.”
EXO 5:17 Ama Firavun, “Siz tembelsiniz” dedi. “Boş duruyorsunuz! Bu nedenle, 'Hadi gidip Yahve'ye kurban keselim' diyorsunuz.
EXO 5:18 Bunun için şimdi gidin ve çalışın, çünkü size saman verilmeyecek; yine de aynı sayıda kerpiç teslim edeceksiniz!”
EXO 5:19 İsrael'in çocuklarının memurları, “Günlük kerpiç kotanızdan hiçbir şey eksiltmeyeceksiniz!” denildiğinde başlarının belada olduğunu anladılar.
EXO 5:20 Firavun'un yanından çıkarken yolda durmakta olan Moşe ve Aron'la karşılaştılar.
EXO 5:21 Onlara, “Yahve size baksın ve yargılasın” dediler, “Çünkü bizi Firavun'un ve hizmetkârlarının gözünde tiksindirici bir koku yaptınız, bizi öldürmeleri için ellerine bir kılıç verdiniz.”
EXO 5:22 Moşe Yahve'ye dönüp şöyle dedi, “Ey Efendi, neden bu halkın başına dert açtın? Beni neden gönderdin?
EXO 5:23 Senin adına konuşmak için Firavun'a geldiğimden beri, o bu halkın başına bela getirdi. Sen de halkını hiç kurtarmadın!”
EXO 6:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Şimdi Firavun'a ne yapacağımı göreceksin; çünkü güçlü el ile onların gitmesine izin verecek ve güçlü el ile onları ülkesinden kovacak.”
EXO 6:2 Tanrı Moşe'ye konuşup ona şöyle dedi, “Ben Yahve'yim.
EXO 6:3 Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a Her Şeye Gücü Yeten Tanrı olarak göründüm, ama onlar beni Yahve adımla bilmiyordu.
EXO 6:4 Ayrıca, yabancı olarak yaşadıkları, gezip dolaştıkları Kenan ülkesini onlara vermek üzere onlarla antlaşmamı kurdum.
EXO 6:5 Üstelik Mısırlılar'ın esaret altında tuttuğu İsrael'in çocuklarının inlemelerini duydum ve antlaşmamı hatırladım.
EXO 6:6 Bu nedenle İsrael'in çocuklarına de ki, 'Ben Yahve'yim ve sizi Mısırlılar'ın yükleri altından çıkaracağım, sizi onların esaretinden kurtaracağım ve uzanmış kolumla ve büyük hükümlerle sizi kurtaracağım.
EXO 6:7 Sizi kendime bir halk olarak alacağım. Sizin Tanrınız olacağım ve bileceksiniz ki, sizi Mısırlılar'ın yükleri altından çıkaran Tanrınız Yahve benim.
EXO 6:8 Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a vermeye söz verdiğim ülkeye sizi getireceğim ve onu miras olarak size vereceğim. Ben Yahve'yim.'”
EXO 6:9 Moşe İsrael'in çocuklarına böyle söyledi, ama onlar ruh ıstırabından ve acımasız esaretten dolayı Moşe'yi dinlemediler.
EXO 6:10 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu,
EXO 6:11 “İçeri gir, Mısır Kralı Firavun'a İsrael çocuklarının ülkesinden gitmesine izin vermesini söyle.”
EXO 6:12 Moşe Yahve'nin huzurunda şöyle dedi, “İşte, İsrael'in çocukları beni dinlemediler. Dudaklarım sünnetsizken, Firavun beni nasıl dinleyecek?”
EXO 6:13 Yahve Moşe ve Aron'la konuştu ve onlara İsrael'in çocuklarına ve Mısır Kralı Firavun'a, İsrael'in çocuklarını Mısır diyarından çıkarmaları buyruğunu verdi.
EXO 6:14 Bunlar babalarının evlerinin başlarıdır. İsrael'in ilk oğlu Ruven'in oğulları: Hanok ve Pallu, Hetsron ve Karmi. Bunlar Ruven'in aileleridir.
EXO 6:15 Şimon'un oğulları: Yemuel, Yamin, Ohad, Yakin, Zohar ve Kenanlı bir kadının oğlu Şaul. Bunlar Şimon'un aileleridir.
EXO 6:16 Kuşaklarına göre Levi oğullarının adları şunlardır: Gerşon, Kohat, Merari ve Levi'nin yaşam yılları yüz otuz yedi yıldı.
EXO 6:17 Gerşon'un oğulları: Ailelerine göre Livni ve Şimi.
EXO 6:18 Kohat'ın oğulları: Amram, Yishar, Hebron, Uzziel. Kohat'ın yaşam yılları yüz otuz üç yıldı.
EXO 6:19 Merari'nin oğulları: Mahli ve Muşi. Kuşaklarına göre Levi boyları bunlardır.
EXO 6:20 Amram babasının kız kardeşi Yokevet'i kendine eş olarak aldı ve ona Aron'la Moşe'yi doğurdu. Amram'ın yaşam yılları yüz otuz yedi yıldı.
EXO 6:21 Yishar'ın oğulları: Korah, Nefek ve Zikri.
EXO 6:22 Uzziel'in oğulları: Mişael, Elsafan ve Sitri.
EXO 6:23 Aron, Nahşon'un kız kardeşi Amminadav'ın kızı Elişeva'yı kendine eş olarak aldı ve ona Nadav'ı, Avihu'yu, Eleazar'ı ve İtamar'ı doğurdu.
EXO 6:24 Korah'ın oğulları: Assir, Elkana ve Aviasaf. Bunlar Korahoğulları'nın aileleridir.
EXO 6:25 Aron'un oğlu Eleazar Putiel'in kızlarından birini kendine eş olarak aldı ve ona Phinehas'ı doğurdu. Ailelerine göre Levililer'in babalarının başları bunlardır.
EXO 6:26 Bunlar, Yahve'nin, “İsrael'in çocuklarının ordularına göre Mısır diyarından çıkarın” dediği Aron ve Moşe'dir.
EXO 6:27 İsrael'in çocuklarını Mısır'dan çıkarmak için Mısır Kralı Firavun'la konuşanlar bunlardı. Bunlar Moşe ve Aron'dur.
EXO 6:28 Yahve'nin Mısır'da Moşe'yle konuştuğu gün,
EXO 6:29 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Ben Yahve'yim. Sana söyleyeceklerimin hepsini Mısır Kralı Firavun'a söyle.”
EXO 6:30 Moşe Yahve'nin huzurunda şöyle dedi, “İşte, ben sünnetsiz dudakları olan biriyim, Firavun beni nasıl dinleyecek?”
EXO 7:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “İşte, seni Firavun'a Tanrı gibi yaptım ve kardeşin Aron senin peygamberin olacak.
EXO 7:2 Sana buyurduğum her şeyi söyleyeceksin ve kardeşin Aron Firavun'la konuşacak, ta ki, İsrael'in çocuklarının kendi ülkesinden gitmesine izin versin.
EXO 7:3 Firavun'un yüreğini katılaştıracağım, Mısır diyarında belirtilerimi ve harikalarımı çoğaltacağım.
EXO 7:4 Ama Firavun seni dinlemeyecek, o zaman elimi Mısır'ın üzerine koyacağım ve ordularımı, halkım İsrael'in çocuklarını, büyük hükümlerle Mısır diyarından çıkaracağım.
EXO 7:5 Mısır'a elimi uzattığım ve İsrael çocuklarını aralarından çıkardığım zaman, Mısırlılar benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EXO 7:6 Moşe ve Aron da öyle yaptılar. Yahve onlara nasıl buyurduysa öyle yaptılar.
EXO 7:7 Firavun'la konuştuklarında Moşe seksen, Aron da seksen üç yaşındaydı.
EXO 7:8 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi,
EXO 7:9 “Firavun seninle konuşup, 'Bir mucize gerçekleştir' derse, o zaman Aron'a, 'Değneğini al ve onu Firavun'un önüne at, değnek yılan olacak' diyeceksin.”
EXO 7:10 Moşe ile Aron Firavun'un yanına gittiler ve Yahve'nin buyurduğu gibi yaptılar. Aron değneğini Firavun'un ve hizmetkârlarının önüne attı ve değneği bir yılana dönüştü.
EXO 7:11 Bunun üzerine Firavun bilgeleri ve büyücüleri de çağırdı. Mısır'ın büyücüleri, onlar da büyüleriyle aynı şeyi yaptılar.
EXO 7:12 Çünkü her biri kendi değneğini attı ve yılana dönüştüler, ama Aron'un değneği onların değneklerini yuttu.
EXO 7:13 Firavun'un yüreği katılaştı ve Yahve'nin söylemiş olduğu gibi onları dinlemedi.
EXO 7:14 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Firavun'un yüreği inatçıdır. Halkı salıvermeyi reddediyor.
EXO 7:15 Sabahleyin Firavun'un yanına gidin. İşte, o suya çıkıyor. Onu karşılamak için nehrin kıyısında duracaksın. Yılana çevrilmiş değneği eline alacaksın.
EXO 7:16 Ona diyeceksiniz ki, 'İbraniler'in Tanrısı Yahve, 'Halkımın gitmesine izin ver, çölde bana hizmet etsinler' diyerek beni sana gönderdi. İşte, şimdiye kadar dinlemedin.”
EXO 7:17 Yahve şöyle diyor, “Bununla benim Yahve olduğumu bileceksin. İşte, ben elimdeki değneği ırmaktaki sulara vuracağım ve sular kana dönecekler.
EXO 7:18 Irmakta bulunan balıklar ölecek, nehir kokacak. Mısırlılar ırmaktan su içmekten tiksinecekler.''
EXO 7:19 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Aron'a de ki, 'Değneğini al ve elini Mısır'ın sularına, ırmaklarına, derelerine, havuzlarına ve bütün su birikintileri üzerine uzat da kan olsun. Bütün Mısır diyarında, hem ağaç kaplarda hem de taş kaplarda kan olacak.'”
EXO 7:20 Moşe ve Aron, Yahve'nin buyurduğu gibi yaptılar. Firavun'un ve hizmetkârlarının gözü önünde değneği kaldırdı ve ırmaktaki sulara vurdu ve ırmaktaki bütün sular kana döndü.
EXO 7:21 Irmakta bulunan balıklar öldü. Irmak koktu. Mısırlılar ırmaktan su içemediler. Kan tüm Mısır diyarındaydı.
EXO 7:22 Mısır'ın büyücüleri de yaptıkları büyülerle aynı şeyi yaptılar. Böylece Firavun'un yüreği katılaştı ve Yahve'nin söylediği gibi onları dinlemedi.
EXO 7:23 Firavun dönüp evine gitti, ama bunu ciddiye bile almadı.
EXO 7:24 Bütün Mısırlılar içecek su bulmak için nehrin çevresini kazdılar; çünkü nehrin suyunu içemiyorlardı.
EXO 7:25 Yahve'nin nehri vurmasının üzerinden yedi gün geçti.
EXO 8:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu, “Firavun'un yanına git ve ona söyle, 'Yahve şöyle diyor, Halkımın gitmesine izin ver de bana hizmet etsinler.
EXO 8:2 Eğer onların gitmesine izin vermeyi reddedersen, işte, bütün sınırlarını kurbağalarla vuracağım.
EXO 8:3 Irmak kurbağalarla dolup taşacak, kurbağalar yukarı çıkıp evinize, yatak odanıza, yatağınıza, hizmetkârlarının evine, halkınızın üzerine, fırınlarınıza ve hamur teknelerinize girecek.
EXO 8:4 Kurbağalar hem senin, hem halkının, hem de bütün hizmetkârlarının üzerine çıkacak.'”
EXO 8:5 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Aron'a de ki, ‘Değneğinle elini ırmakların, derelerin, havuzların üzerine uzat ve Mısır diyarının üzerine kurbağalar çıkart.'”
EXO 8:6 Aron elini Mısır suları üzerine uzattı ve kurbağalar çıkıp Mısır diyarını kapladılar.
EXO 8:7 Büyücüler de büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve Mısır diyarı üzerine kurbağaları getirdiler.
EXO 8:8 Bunun üzerine Firavun Moşe'yle Aron'u çağırıp şöyle dedi, “Yahve'ye yalvarın da kurbağaları benden ve halkımdan uzaklaştırsın. Ben de Yahve'ye kurban kesmeleri için halkın gitmesine izin vereceğim.”
EXO 8:9 Moşe Firavun'a şöyle dedi, “Kurbağaların senden ve evlerinden yok edilmesi ve yalnızca ırmakta kalması için senin, hizmetkârların ve halkın için dua etmem için bir zaman kararlaştırma onurunu sana veriyorum.”
EXO 8:10 Firavun, “Yarın” dedi. Moşe şöyle dedi, “Sözün uyarınca olsun, ta ki, Tanrımız Yahve gibisinin olmadığını bilesin.
EXO 8:11 Kurbağalar senden, evlerinden, hizmetkârlarından ve halkından ayrılacak. Yalnızca ırmakta kalacaklar.”
EXO 8:12 Moşe ile Aron Firavun'un yanından ayrıldılar. Moşe, Firavun'a getirdiği kurbağalar hakkında Yahve'ye feryat etti.
EXO 8:13 Yahve Moşe'nin sözüne göre yaptı ve evlerde, avlularda ve kırlarda kurbağalar öldü.
EXO 8:14 Onları yığınlar halinde topladılar, ülke koktu.
EXO 8:15 Ama Firavun ara verildiğini görünce yüreğini katılaştırdı ve Yahve'nin söylediği gibi onları dinlemedi.
EXO 8:16 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Aron'a de ki, 'Değneğini uzat ve yerin toprağına vur ki, bütün Mısır'da bit olsun.'”
EXO 8:17 Onlar da öyle yaptılar ve Aron değneğiyle elini uzattı ve yerin toprağına vurdu. İnsanların ve hayvanların üzerinde bit vardı. Mısır diyarında yerin bütün tozu bit oldu.
EXO 8:18 Büyücüler büyüleriyle bit yapmaya çalıştılar ama başaramadılar. İnsanda ve hayvanda bit vardı.
EXO 8:19 Bunun üzerine büyücüler Firavun'a, “Bu, Tanrı'nın parmağıdır” dediler. Ama Firavun'un yüreği katılaştı ve Yahve'nin söylediği gibi onları dinlemedi.
EXO 8:20 Yahve Moşe'ye şöyle dedi, “Sabah erkenden kalk ve Firavun'un huzuruna çık. İşte, o, suya çıkıyor ve ona de ki, 'Yahve şöyle diyor, Halkımın gitmesine izin ver ki, bana hizmet etsinler.
EXO 8:21 Yoksa halkımın gitmesine izin vermezsen, işte, senin, hizmetkârlarının, halkının ve evlerinin üzerine sinek sürüleri göndereceğim. Mısırlılar'ın evleri ve bulundukları toprak sinek sürüleriyle dolu olacak.
EXO 8:22 O gün halkımın yaşadığı Goşen diyarını, orada sinek sürüsü olmasın diye ayıracağım, ta ki, benim yeryüzünde Yahve olduğumu bilesin.
EXO 8:23 Kendi halkımla senin halkın arasına bölme koyacağım. Bu belirti yarın gerçekleşecek.'”
EXO 8:24 Yahve öyle yaptı. Firavun'un evine ve hizmetkârlarının evlerine korkunç sinek sürüleri geldi. Bütün Mısır diyarında sinek sürüleri yüzünden ülke harap oldu.
EXO 8:25 Firavun, Moşe'yle Aron'u çağırıp, “Gidin, ülkede Tanrınız'a kurban kesin” dedi.
EXO 8:26 Moşe şöyle dedi, “Böyle yapmak uygun değil. Çünkü Mısırlılar için iğrenç olanı Tanrımız Yahve'ye kurban edeceğiz. İşte, Mısırlılar için iğrenç olanı onların gözleri önünde kurban edersek, bizi taşlamazlar mı?
EXO 8:27 Çölde üç günlük yol gideceğiz ve Tanrımız Yahve'nin bize buyuracağı gibi kurban keseceğiz.”
EXO 8:28 Firavun şöyle dedi, “Çölde Tanrınız Yahve'ye kurban kesmeniz için sizin gitmenize izin vereceğim, ama çok uzağa gitmeyeceksiniz. Benim için dua edin.”
EXO 8:29 Moşe şöyle dedi, “İşte, yanından çıkıyorum. Yarın sinek sürülerinin Firavun'dan, hizmetkârlarından ve halkından uzaklaşması için Yahve'ye dua edeceğim. Yalnız Firavun Yahve'ye kurban kesmek için halkın gitmesine izin vermeyerek bir daha hilekârlık yapmasın.”
EXO 8:30 Moşe Firavun'un yanından çıkıp Yahve'ye dua etti.
EXO 8:31 Yahve Moşe'nin sözüne göre yaptı ve Firavun'un, hizmetkârlarının ve halkının üzerinden sinek sürülerini uzaklaştırdı. Bir tane bile kalmadı.
EXO 8:32 Firavun bu kez de yüreğini katılaştırdı ve halkın gitmesine izin vermedi.
EXO 9:1 Bunun üzerine Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Firavun'un yanına git ve ona şunu söyle: 'İbraniler'in Tanrısı Yahve şöyle dedi: Halkımı salıver de bana hizmet etsinler.
EXO 9:2 Çünkü onları salıvermeyi reddedip onları daha tutarsan,
EXO 9:3 işte, Yahve'nin eli çok ağır bir salgınla kırdaki hayvanlarınızın, atlarınızın, eşeklerinizin, develerinizin, sığırlarınızın ve davarlarınızın üzerindedir.
EXO 9:4 Yahve İsrael'in hayvanları ile Mısır'ın hayvanları arasında ayrım yapacak. İsrael'in çocuklarına ait olanlardan hiçbiri ölmeyecek.'”
EXO 9:5 Yahve belli bir zaman belirleyip şöyle dedi: “Yahve yarın ülkede bu işi yapacak.”
EXO 9:6 Yahve ertesi gün o şeyi yaptı. Mısır'ın bütün hayvanları öldü, ama İsrael'in çocuklarının hayvanlarından biri bile ölmedi.
EXO 9:7 Firavun adam gönderdi ve işte, İsrael'in çocuklarının tek bir hayvanı bile ölmemişti. Ancak Firavun'un yüreği inatçıydı ve halkın gitmesine izin vermedi.
EXO 9:8 Yahve Moşe ve Aron'a şöyle dedi: “Ocak külünden avuç dolusu alın ve Moşe onu Firavun'un gözü önünde havaya saçsın.
EXO 9:9 Bütün Mısır diyarı üzerinde ince bir toz haline gelecek, bütün Mısır diyarında insanlarda ve hayvanlarda irinli çıbanlar çıkacak.”
EXO 9:10 Ocak külünü alıp Firavun'un huzuruna çıktılar. Moşe onu havaya doğru serpti, insanda ve hayvanda irinli çıbanlar oldu.
EXO 9:11 Büyücüler çıbanlardan dolayı Moşe'nin önünde duramadılar. Çünkü büyücülerin ve bütün Mısırlılar'ın üzerinde çıbanlar vardı.
EXO 9:12 Yahve Firavun'un yüreğini katılaştırdı ve Yahve'nin Moşe'ye söylemiş olduğu gibi Firavun onları dinlemedi.
EXO 9:13 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Sabah erkenden kalk, Firavun'un huzuruna çık ve ona söyle: İbraniler'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: Halkımı salıver de bana hizmet etsinler.
EXO 9:14 Bu kez bütün belalarımı yüreğine, görevlilerine ve halkına göndereceğim, öyle ki, bütün yeryüzünde benim gibisinin olmadığını bilesin.
EXO 9:15 Çünkü şimdi elimi uzatmış olsaydım, seni ve halkını vebayla vururdum, sen de yeryüzünden kesilip koparılırdın.
EXO 9:16 Ama aslında ben seni bunun için, adım tüm yeryüzünde duyurulsun diye, sana gücümü göstermek için ayakta tuttum.
EXO 9:17 Çünkü hâlâ halkıma karşı kendini yüceltiyorsun ve onların gitmesine izin vermiyorsun.
EXO 9:18 İşte, yarın bu zamanlarda Mısır'da kurulduğu günden bu yana görülmemiş derecede şiddetli bir dolu yağdıracağım.
EXO 9:19 Bu nedenle şimdi bütün hayvanlarının ve kırdaki tüm hayvanlarının barınağa alınmasını buyur. Kırda bulunan ve eve getirilmeyen her insan ve hayvanın üzerine dolu yağacak ve onlar ölecekler.'”
EXO 9:20 Firavun'un hizmetkârları arasında Yahve'nin sözünden korkanlar, hizmetçilerini ve hayvanlarını evlerine kaçırdılar.
EXO 9:21 Yahve'nin sözüne saygı göstermeyen, hizmetçilerini ve hayvanlarını kırda bıraktı.
EXO 9:22 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Elini gökyüzüne doğru uzat ki, bütün Mısır diyarında, insanların, hayvanların ve Mısır diyarındaki bütün kır otlarının üzerine dolu yağsın.”
EXO 9:23 Moşe değneğini göklere doğru uzattı ve Yahve gök gürültüsü ve dolu gönderdi ve yeryüzüne yıldırım düştü. Yahve Mısır topraklarına dolu yağdırdı.
EXO 9:24 Böylece çok şiddetli dolu vardı ve doluyla karışık şimşekler çaktı, Mısır'ın ulus haline gelmesinden bu yana bunun gibisi olmamıştı.
EXO 9:25 Dolu, Mısır'ın her yerinde, insan olsun hayvan olsun, kırdaki her şeyi vurdu, dolu kırdaki her bitkiyi vurdu ve kırın her ağacını kırdı.
EXO 9:26 Yalnızca İsrael'in çocuklarının bulunduğu Goşen diyarında dolu yoktu.
EXO 9:27 Firavun Moşe'yle Aron'u çağırıp onlara şöyle dedi: “Bu sefer günah işledim. Yahve doğrudur, ben ve halkım kötüyüz.
EXO 9:28 Yahve'ye dua edin, çünkü güçlü gök gürültüsü ve dolu yetti. Gitmenize izin vereceğim ve artık durmayacaksınız.”
EXO 9:29 Moşe ona şöyle dedi: “Kentten çıkar çıkmaz ellerimi Yahve'ye açacağım. Gök gürlemeleri kesilecek ve artık dolu olmayacak, ta ki, yeryüzünün Yahve'ye ait olduğunu bilesin.
EXO 9:30 Ama sana ve hizmetkârlarına gelince, Yahve Tanrı'dan henüz korkmadığınızı biliyorum.”
EXO 9:31 Keten ve arpa vuruldu, çünkü arpa olgunlaşmış, keten de çiçek açmıştı.
EXO 9:32 Ama buğday ve çavdar henüz büyümediğinden zarar görmemişti.
EXO 9:33 Moşe Firavun'un yanından kentten çıktı ve ellerini Yahve'ye açtı. Gök gürültüsü ve dolu kesildi ve yeryüzünde yağmur dindi.
EXO 9:34 Firavun yağmurun, dolunun ve gök gürültüsünün dindiğini görünce, daha da günah işledi ve hem kendisi, hem de hizmetkârları yüreklerini katılaştırdı.
EXO 9:35 Firavun'un yüreği katılaştı ve Yahve'nin Moşe aracılığıyla söylemiş olduğu gibi İsrael'in çocuklarının gitmesine izin vermedi.
EXO 10:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Firavun'un yanına git, belirtilerimi aralarında göstermek için onun ve hizmetkârlarının yüreğini katılaştırdım.
EXO 10:2 Mısır'a neler yaptığımı, onların arasında yaptığım belirtilerimi oğluna ve oğlunun oğlunun duyacağı şekilde anlat, öyle ki, benim Yahve olduğumu bilesiniz.”
EXO 10:3 Moşe ile Aron Firavun'un yanına gidip ona şöyle dediler: “İbraniler'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Benim önümde alçakgönüllü olmayı ne zamana dek reddedeceksin? Halkımın gitmesine izin ver ki, bana hizmet etsinler.
EXO 10:4 Yoksa halkımın gitmesine izin vermezsen, işte, yarın ülkene çekirgeler getireceğim.
EXO 10:5 Çekirgeler yeryüzünü kaplayacak, öyle ki kimse yeryüzünü göremeyecek. Doludan size kurtulmuş, artakalan yiyecekleri ve kırda sizin için büyüyen her ağacı yiyecekler.
EXO 10:6 Senin evin, tüm hizmetkârlarının evleri ve tüm Mısırlılar'ın evleri, yeryüzünde bulundukları günden bugüne dek ne babaların ne de balarının babalarının görmediği şekilde dolacak.'” Dönüp Firavun'un yanından çıktı.
EXO 10:7 Firavun'un hizmetkârları ona, “Bu adam bize ne zamana dek tuzak olacak?” dediler. “Adamları bırak gitsinler de Tanrıları Yahve'ye hizmet etsinler. Mısır'ın harap olduğunu hala bilmiyor musun?”
EXO 10:8 Moşe ile Aron tekrar Firavun'un yanına getirildiler. Firavun onlara şöyle dedi: “Gidin, Tanrınız Yahve'ye hizmet edin, ama gidecek olanlar kimlerdir?”
EXO 10:9 Moşe, “Gençlerimizle, yaşlılarımızla gideceğiz” dedi. “Oğullarımızla, kızlarımızla, davarlarımızla, sığırlarımızla gideceğiz. Çünkü Yahve için bayram yapacağız.”
EXO 10:10 O onlara şöyle dedi: “Eğer sizi çocuklarınızla birlikte bırakırsam Yahve sizinle olsun! Bakın, kötülük apaçık önünüzdedir.
EXO 10:11 Öyle olmaz! Ey erkekler, şimdi gidin ve Yahve'ye hizmet edin, çünkü istediğiniz şey de bu!” Sonra onlar Firavun'un huzurundan kovuldular.
EXO 10:12 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Çekirgeler için elini Mısır toprakları üzerine uzat da Mısır topraklarına çıksınlar ve diyarın bütün otlarını, doludan arta kalanları yesinler.”
EXO 10:13 Moşe değneğini Mısır ülkesinin üzerine uzattı. Yahve bütün gün ve bütün gece ülkeye doğu rüzgârı getirdi. Sabah olduğunda doğu rüzgârı da çekirgeleri getirdi.
EXO 10:14 Çekirgeler bütün Mısır topraklarına yayılıp Mısır'ın bütün sınırlarına kondu. Çok feciydiler. Onlardan önce onlar gibi çekirge olmamıştı, bir daha da olmayacaktır.
EXO 10:15 Çünkü bütün yeryüzünü kapladılar, öyle ki, ülke karardı ve dolunun bıraktığı tüm otları ve ağaçlarda kalan tüm meyveleri yediler. Bütün Mısır diyarında kırın ağacında ve otunda hiçbir yeşillik kalmadı.
EXO 10:16 Firavun aceleyle Moşe'yle Aron'u çağırıp şöyle dedi: “Tanrınız Yahve'ye ve size karşı günah işledim.
EXO 10:17 Şimdi lütfen günahımı bir kez daha bağışla ve bu ölümü benden uzaklaştırması için de Tanrın Yahve'ye dua et.”
EXO 10:18 Moşe Firavun'un yanından çıkıp Yahve'ye dua etti.
EXO 10:19 Yahve çok kuvvetli bir batı rüzgârı göndererek çekirgeleri alıp Kızıldeniz'e sürdü. Mısır'ın bütün sınırlarında tek bir çekirge kalmadı.
EXO 10:20 Ancak Yahve Firavun'un yüreğini katılaştırdı ve İsrael'in çocuklarının gitmesine izin vermedi.
EXO 10:21 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Elini göğe doğru uzat ki, Mısır diyarında karanlık olsun, üstelik hissedilebilen bir karanlık olsun.”
EXO 10:22 Moşe elini gökyüzüne doğru uzattı, bütün Mısır topraklarında üç gün boyunca koyu bir karanlık vardı.
EXO 10:23 Üç gün boyunca birbirlerini görmediler ve kimse yerinden kalkmadı, ancak bütün İsrael'in çocuklarının evlerinde ışık vardı.
EXO 10:24 Firavun Moşe'yi çağırıp şöyle dedi: “Gidin, Yahve'ye hizmet edin. Yalnız davarlarınız ve sığırlarınız geride kalsın. Küçükleriniz de sizinle birlikte gitsin.”
EXO 10:25 Moşe şöyle dedi: “Tanrımız Yahve'ye kurban sunmamız için bize kurbanlar ve yakmalık sunular da vermelisin.
EXO 10:26 Hayvanlarımız da bizimle birlikte gidecek. Geride tek bir toynak bile kalmayacak. Çünkü Tanrımız Yahve'ye hizmet etmek için onlardan almalıyız. Oraya varıncaya dek Yahve'ye neyle hizmet etmemiz gerektiğini bilmiyoruz.”
EXO 10:27 Ama Yahve Firavun'un yüreğini katılaştırdı ve o onların gitmesine izin vermedi.
EXO 10:28 Firavun ona, “Benden uzak dur!” dedi. “Dikkatli ol, artık yüzümü görme. Çünkü yüzümü gördüğün gün öleceksin!”
EXO 10:29 Moşe, “İyi dedin.” dedi. “Bir daha yüzünü görmeyeceğim.”
EXO 11:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Firavun'un ve Mısır'ın başına bir bela daha getireceğim, ondan sonra gitmenize izin verecek. Gitmenize izin verdiğinde, sizi kesinlikle toplu olarak kovacaktır.
EXO 11:2 Şimdi halkın kulağına söyle, her adam kendi komşusundan, her kadın da kendi komşusundan gümüş, altın mücevherler istesin.''
EXO 11:3 Yahve Mısırlılar'ın gözünde halka lütuf verdi. Üstelik, Moşe denen adam Mısır diyarında Firavun'un hizmetkârlarının ve halkın gözünde çok büyüktü.
EXO 11:4 Moşe şöyle dedi: “Yahve şöyle diyor: 'Gece yarısına doğru Mısır'ın ortasına çıkacağım.
EXO 11:5 Tahtında oturan Firavun'un ilk doğanından, değirmen ardındaki cariyenin ilk doğanına kadar, Mısır ülkesindeki bütün ilk doğanlar, hayvanların ilk doğanları ölecek.
EXO 11:6 Bütün Mısır diyarında benzeri olmamış, bir daha da olmayacak büyük bir feryat kopacak.
EXO 11:7 Ancak Yahve'nin Mısırlılar ile İsraelliler arasında ayrım yaptığını bilesiniz diye, insandan hayvana dek, İsrael'in çocuklarından hiçbirine karşı bir köpek havlamayacak, dilini bile oynatmayacak.
EXO 11:8 Bütün bu hizmetkârların aşağıya yanıma gelip önümde eğilecekler ve şöyle diyecekler: “Sen ve ardından gelen bütün halkla birlikte çıkın.” ve ben ondan sonra çıkacağım.'” Firavun'un yanından kızgın bir öfkeyle çıktı.
EXO 11:9 Yahve Moşe'ye, “Mısır ülkesinde harikalarım çoğalsın diye Firavun seni dinlemeyecek” dedi.
EXO 11:10 Moşe ve Aron tüm bu harikaları Firavun'un önünde yaptılar, ama Yahve Firavun'un yüreğini katılaştırdı ve İsrael'in çocuklarının ülkesinden çıkmasına izin vermedi.
EXO 12:1 Yahve Mısır'da Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi,
EXO 12:2 “Bu ay sizin için ayların başlangıcı olacak. Bu sizin için yılın ilk ayı olacak.
EXO 12:3 Bütün İsrael topluluğuna konuşup söyleyin, 'Bu ayın onuncu günü, her biri kendilerine bir kuzu, atalarının evlerine göre, ev halkına bir kuzu alacak.
EXO 12:4 Eğer ev halkı bir kuzu için çok küçükse, o zaman o ve evinin yanındaki komşusu, canların sayısına göre bir tane alacaklar. Kuzu hesabını herkesin yiyebileceği kadarıyla yapacaksınız.
EXO 12:5 Kuzunuz kusursuz, bir yaşında erkek olacak. Onu koyunlardan ya da keçilerden alacaksınız.
EXO 12:6 Onu aynı ayın on dördüncü gününe dek saklayacaksınız. İsrael halkının bütün topluluğu akşam onu öldürecekler.
EXO 12:7 Kanın bir kısmını alıp onu içlerinde yiyecekleri evlerin iki kapı sövesine ve üst eşiği üzerine sürecekler.
EXO 12:8 O gece ateşte kızartılmış eti mayasız ekmekle yiyecekler. Onu acı otlarla yiyecekler.
EXO 12:9 Onu ne çiğ, ne de suda haşlanmış yiyin, yalnızca başı, bacakları ve iç kısımlarıyla birlikte ateşte kızarmış olarak yiyin.
EXO 12:10 Sabaha kadar ondan hiçbir şey kalmayacak, ondan sabaha kadar artakalanı ateşle yakacaksın.
EXO 12:11 Eti şu şekilde yiyeceksiniz: Kuşağınız belinizde, çarıklarınız ayağınızda ve değneğiniz elinizde olacak. Onu acele ederek yiyeceksiniz, bu, Yahve'nin Pesah'ıdır.
EXO 12:12 Çünkü o gece Mısır diyarından geçeceğim ve Mısır diyarında insan olsun hayvan olsun bütün ilk doğanları vuracağım. Mısır'ın bütün ilâhlarını yargılayacağım. Ben Yahve'yim.
EXO 12:13 Bulunduğunuz evlerin kanı sizin için bir işaret olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim ve Mısır diyarını vurduğumda üzerinizde sizi yok edecek bela olmayacak.
EXO 12:14 Bugün sizin için bir anma günü olacak. Onu Yahve'ye bir bayram olarak tutacaksınız. Sonsuza dek süren bir kuralla onu kuşaklarınız boyunca bayram olarak tutacaksınız.'”
EXO 12:15 “'Yedi gün mayasız ekmek yiyeceksiniz. Hatta ilk gün evinizden mayayı çıkaracaksınız, çünkü kim birinci günden yedinci güne kadar mayalı ekmek yerse, o can İsrael'den atılacaktır.
EXO 12:16 İlk gün sizin için kutsal bir toplantı olacak, yedinci gün de kutsal bir toplantı olacaktır. Herkesin yeme zorunluluğu dışında, ki yalnızca bunu yapabilirler, onlarda başka hiçbir iş yapılmayacaktır.
EXO 12:17 Mayasız Ekmek Bayramı'nı tutacaksınız, çünkü aynı gün ordularınızı Mısır diyarından çıkardım. Bu nedenle bu günü kuşaklarınız boyunca daima süren bir kuralla tutacaksınız.
EXO 12:18 Birinci ayın on dördüncü günü akşamından, yirmi birinci günü akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.
EXO 12:19 Evlerinizde yedi gün boyunca maya bulunmayacak, çünkü kim mayalı olanı yerse, ister yabancı olsun ister ülkede doğmuş olsun, o can İsrael topluluğundan atılacaktır.
EXO 12:20 Mayalı hiçbir şey yemeyeceksiniz. Yaşadığınız her yerde mayasız ekmek yiyeceksiniz.'”
EXO 12:21 Bunun üzerine Moşe İsrael'in bütün ihtiyarlarını çağırıp onlara şöyle dedi: “Ailenize göre kendiniz için kuzular çekip alın ve Pesah kurbanını kesin.
EXO 12:22 Bir demet mercanköşkotu alıp leğendeki kana batıracaksınız, leğendeki kanla üst söveye ve iki kapı eşiğine çalacaksınız. Hiçbiriniz sabaha kadar evinin kapısından çıkmasın.
EXO 12:23 Çünkü Yahve Mısırlılar'ı vurmak için geçecek. Yahve üst eşik üzerindeki ve iki kapı sövesindeki kanı görünce kapının üzerinden geçecek ve yok edicinin evlerinize gelip sizi vurmasına izin vermeyecek.
EXO 12:24 Kendiniz ve oğullarınız için bir kural olarak bu şeyi daima tutacaksınız.
EXO 12:25 Böyle olacak, Yahve'nin söz verdiği gibi size vereceği ülkeye geldiğiniz zaman bu hizmeti tutacaksınız.
EXO 12:26 Böyle olacak, çocuklarınız size, 'Bu hizmet ne demektir?' diye sorduklarında,
EXO 12:27 şöyle diyeceksiniz: 'Bu, Mısır'da İsrael'in çocuklarının evlerinin üzerinden geçen, Yahve'nin Pesah kurbanıdır, O Mısırlılar'ı vurduğunda evlerimizi esirgedi.'” Halk başlarını eğip tapındı.
EXO 12:28 İsrael'in çocukları gidip öyle yaptılar, Yahve'nin Moşe ve Aron'a buyurduğu gibi öyle yaptılar.
EXO 12:29 Gece yarısı Yahve, tahtında oturan Firavun'un ilk doğanından, zindandaki tutsağın ilk doğanına kadar Mısır diyarında bütün ilk doğanları ve hayvanların ilk doğanlarını vurdu.
EXO 12:30 Firavun'un kendisi, bütün hizmetkârları ve bütün Mısırlılar geceleyin kalktılar; ve Mısır'da büyük bir feryat vardı, çünkü içinde ölü olmayan ev yoktu.
EXO 12:31 Gece Moşe'yle Aron'u çağırıp şöyle dedi: “Kalkın, hem siz hem de İsrael'in çocukları halkımın arasından çıkın. Gidin, söylediğiniz gibi Yahve'ye hizmet edin!
EXO 12:32 Söylediğiniz gibi davarlarınızı ve sığırlarınızı alın ve gidin. Beni de kutsayın!”
EXO 12:33 Mısırlılar, “Hepimiz ölü insanlarız” dediklerinden, onları bir an önce ülkeden göndermek için halka acil çağrıda bulundular.
EXO 12:34 Halk hamurlarını daha mayalanmadan aldılar, hamur tekneleri giysilerine sarılmış omuzlarındaydı.
EXO 12:35 İsrael'in çocukları Moşe'nin sözüne göre yaptılar ve Mısırlılar'dan gümüş takılar, altın takılar ve giysiler istediler.
EXO 12:36 Yahve Mısırlılar'ın gözünde halka lütuf verdi, böylece onlar da istediklerini aldılar. Mısırlılar'ı yağmaladılar.
EXO 12:37 İsrael'in çocukları, çocukların yanı sıra yaklaşık altı yüz bin kişi yaya olarak Ramses'ten Sukkot'a doğru yola çıktılar.
EXO 12:38 Davarlar, sığırlar ve çok sayıda hayvanla karışık bir kalabalık da onlarla birlikte yola çıktı.
EXO 12:39 Mısır'dan getirdikleri hamurdan mayasız pideler pişirdiler, çünkü mayalanmamıştı, çünkü Mısır'dan kovuldular, bekleyemediler ve kendilerine yiyecek hazırlamamışlardı.
EXO 12:40 İsrael'in çocuklarının Mısır'da yaşadığı süre dört yüz otuz yıldı.
EXO 12:41 Dört yüz otuz yılın sonunda Yahve'nin bütün orduları Mısır diyarından aynı günde çıktılar.
EXO 12:42 Onları Mısır diyarından çıkardığı için Yahve için çok kutlanması gereken bir gecedir. Bu, İsrael'in çocuklarının kuşaklar boyunca çokça kutlayacağı, Yahve'nin o gecesidir.
EXO 12:43 Yahve Moşe'yle Aron'a şöyle dedi: “Pesah'ın kuralı budur. Hiçbir yabancı ondan yemeyecek.
EXO 12:44 Ancak para karşılığında satın alınan her hizmetkâr, sünnet ettirildikten sonra ondan yiyecektir.
EXO 12:45 Yabancı ve ücretli hizmetçi ondan yemeyecektir.
EXO 12:46 Bir evde yenmeli. Etin hiçbirini evin dışına taşımayacaksınız. Kemiklerinden hiçbirini kırmayacaksınız.
EXO 12:47 Bütün İsrael topluluğu onu tutacaktır.
EXO 12:48 Yanında garip olarak yaşayan bir yabancı Yahve'ye Pesah tutmak isterse, onun bütün erkekleri sünnet edilsinler, ondan sonra yaklaşıp onu tutsun. O ülkede doğmuş biri gibi olacak, ancak sünnetsiz hiç kimse ondan yemeyecektir.
EXO 12:49 Kendi evinizde doğan ve aranızda garip olarak yaşayan yabancı için yasa aynı olacaktır.”
EXO 12:50 Bütün İsrael'in çocukları böyle yaptılar. Yahve Moşe ve Aron'a nasıl buyurduysa onlar da öyle yaptılar.
EXO 12:51 Aynı o günde Yahve İsrael'in çocuklarını ordularıyla Mısır diyarından çıkardı.
EXO 13:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 13:2 “İsrael'in çocukları arasında insan olsun hayvan olsun rahmi açan tüm ilk doğanları bana ayır. O benimdir.”
EXO 13:3 Moşe halka şöyle dedi: “Mısır'dan, esaret evinden çıktığınız bu günü hatırlayın. Çünkü Yahve elinin gücüyle sizi bu yerden çıkardı. Mayalı ekmek yenilmeyecek.
EXO 13:4 Bugün siz Aviv ayında çıkıyorsunuz.
EXO 13:5 Böyle olacak, Yahve seni atalarına vereceğine dair ant içtiği Kenan, Hitit, Amor, Hiv ve Yevus topraklarına, süt ve bal akan ülkeye getirdiği zaman, bu ay bu hizmeti tutacaksın.
EXO 13:6 Yedi gün mayasız ekmek yiyeceksin, yedinci gün Yahve'ye bayram olacak.
EXO 13:7 Yedi gün boyunca mayasız ekmek yenilecek ve sende mayalı ekmek görülmeyecek. Bütün sınırlarında, sende maya görülmeyecek.
EXO 13:8 O gün oğluna, 'Mısır'dan çıktığımda Yahve'nin benim için yaptığı şey içindir' diyeceksin.
EXO 13:9 Bu, elinde bir işaret, gözlerinin arasında bir anma olacak, ta ki, Yahve'nin yasası ağzında olsun. Çünkü Yahve güçlü eliyle seni Mısır'dan çıkardı.
EXO 13:10 Bu nedenle bu kutsal kuralı her yıl mevsiminde tutacaksın.”
EXO 13:11 “Böyle olacak, Yahve size ve atalarınıza ant içtiği gibi sizi Kenan diyarına götürüp orayı size vereceği zaman,
EXO 13:12 rahmi açan her şeyi, sana ait olan hayvanın ilk doğanlarını Yahve'ye ayıracaksın. Erkekler Yahve'nin olacak.
EXO 13:13 Eşeğin her ilk doğanı için bir kuzu fidye vereceksin. Eğer fidye veremeyeceksen o zaman onun boynunu kıracaksın. Oğullarının arasında insanın ilk doğanlarının hepsinin fidyesini vereceksin.
EXO 13:14 Böyle olacak, oğlun ileride sana, 'Bu nedir?' diye sorduğunda, ona diyeceksin ki, 'Yahve bizi Mısır'dan, esaret evinden elinin gücüyle çıkardı.
EXO 13:15 Firavun inatla bizi bırakmayı reddedince, Yahve Mısır'da hem insanın hem de hayvanların ilk doğanlarını öldürdü. Bu nedenle rahmi açan bütün erkekleri Yahve'ye kurban ediyorum, ancak oğullarımın ilk doğanlarının hepsi için fidye veriyorum.'
EXO 13:16 Bu, elinde bir işaret, gözlerinin arasında simge olacak, Çünkü Yahve elinin gücüyle bizi Mısır'dan çıkardı.”
EXO 13:17 Firavun halkı salıverdiğinde, orası daha yakın olduğu halde Tanrı onları Filist ülkesinin yolundan götürmedi Çünkü Tanrı şöyle dedi: “Belki halk savaşı görünce fikir değiştirip Mısır'a döner.”
EXO 13:18 Ama Tanrı halkı Kızıldeniz kıyısındaki çöl yolundan götürdü. İsrael'in çocukları Mısır diyarından silahlı olarak çıktılar.
EXO 13:19 Moşe, “Tanrı sizi mutlaka ziyaret edecek ve kemiklerimi buradan sizinle birlikte taşıyacaksınız” diyerek İsrael'in çocuklarına ant içirdiği için Yosef'in kemiklerini de yanına aldı.
EXO 13:20 Sukkot'tan yola çıkıp çölün kıyısındaki Etam'da konakladılar.
EXO 13:21 Yahve gündüzleri bir bulut sütunu içinde önlerinden giderek onlara yol gösterdi, geceleyin de bir ateş sütunu içinde onlara ışık vererek gece gündüz yol alabilmeleri için önlerinden gidiyordu.
EXO 13:22 Gündüzleri bulut sütunu, geceleyin de ateş sütunu halkın önünden ayrılmadı.
EXO 14:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
EXO 14:2 “İsrael halkına geri dönüp Pihahirot'un önünde, Migdol ile deniz arasında, Baal Sefon'un önünde kamp kurmalarını söyle. Onun karşısında, deniz kenarında kamp kuracaksınız.
EXO 14:3 Firavun İsrael'in çocukları için, 'Onlar o diyarın içinde şaşkındırlar' diyecek. 'Çöl onları hapsetmiştir.’
EXO 14:4 Firavun'un yüreğini katılaştıracağım, o da onların peşine düşecek. Firavun ve onun bütün orduları üzerinde yücelik kazanacağım. Mısırlılar benim Yahve olduğumu bilecekler.” Öyle yaptılar.
EXO 14:5 Mısır Kralı'na halkın kaçtığı söylendi. Firavun ile hizmetkârlarının yüreği halka karşı değişti ve dediler: “Biz ne yaptık da İsrael'i bize hizmet etmekten salıverdik?”
EXO 14:6 Arabasını hazırlayıp ordusunu da yanına aldı.
EXO 14:7 Seçme altı yüz savaş arabasını ve Mısır'ın bütün savaş arabalarını, hepsinin komutanlarıyla birlikte aldı.
EXO 14:8 Yahve Mısır Kralı Firavun'un yüreğini katılaştırdı ve İsrael'in çocuklarının peşine düştü. Çünkü İsrael'in çocukları yüksek elle dışarı çıkmışlardı.
EXO 14:9 Mısırlılar onların peşine düştü. Firavun'un bütün atları ve savaş arabaları, atlıları ve ordusu, deniz kenarında, Pihahirot'un yanında, Baal Sefon'un önünde kamp kurarken onlara yetiştiler.
EXO 14:10 Firavun yaklaşınca İsrael'in çocukları gözlerini kaldırdılar, işte, Mısırlılar onların peşinden yürüyorlardı ve çok korktular. İsrael'in çocukları Yahve'ye feryat ettiler.
EXO 14:11 Moşe'ye şöyle dediler, “Mısır'da mezar olmadığı için bizi çölde ölmeye mi getirdin? Bizi Mısır'dan çıkarmakla bize neden böyle davrandın?
EXO 14:12 Mısır'da sana, 'Bizi rahat bırak, Mısırlılar'a hizmet edelim' diye söylediğimiz söz bu değil mi? Çünkü çölde ölmektense Mısırlılar'a hizmet etmek bizim için daha iyi olurdu.”
EXO 14:13 Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın. Sakin durun ve bugün sizin için gerçekleştireceği Yahve'nin kurtarışını görün. Çünkü bugün gördüğünüz Mısırlılar'ı bir daha asla görmeyeceksiniz.
EXO 14:14 Yahve sizin için savaşacak, siz de sakin olacaksınız.”
EXO 14:15 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Neden bana feryat ediyorsun? İsrael'in çocuklarına ileri gitmelerini söyle.
EXO 14:16 Değneğini kaldır, elini denizin üzerine uzat ve onu ayır. Sonra İsrael'in çocukları denizin ortasına kuru yerden girecekler.
EXO 14:17 İşte, ben Mısırlılar'ın yüreklerini katılaştıracağım ve onlar da onların arkasından girecekler. Firavun'un, bütün ordularının, savaş arabalarının ve atlılarının önünde kendime yücelik kazandıracağım.
EXO 14:18 Firavun'un, savaş arabalarının ve atlılarının önünde yücelik kazandığımda, Mısırlılar benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EXO 14:19 İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı'nın meleği yer değiştirip arkalarına gitti. Bulut sütunu da önlerinden yer değiştirip arkalarında durdu.
EXO 14:20 Mısır ordugâhıyla İsrael ordugâhının arasına geldi. Bulut ve karanlık vardı ama geceyi aydınlatıyordu. Bütün gece biri ötekinin yanına yaklaşmadı.
EXO 14:21 Moşe elini denizin üzerine uzattı ve Yahve bütün gece kuvvetli doğu rüzgârıyla denizi geri döndürdü, denizi karaya çevirdi ve sular ayrıldı.
EXO 14:22 İsrael'in çocukları kuru yerden denizin ortasına girdiler. Sular sağlarında ve sollarında onlara duvar oldu.
EXO 14:23 Mısırlılar onları takip ettiler, Firavun'un bütün atları, savaş arabaları ve atlıları arkalarından denizin ortasına girdiler.
EXO 14:24 Sabah nöbetinde Yahve ateş ve bulut sütunundan Mısır ordusuna baktı ve Mısır ordusunu şaşkına çevirdi.
EXO 14:25 Arabaların tekerleklerini çıkardı ve onları ağır bir şekilde sürdüler. Mısırlılar, “İsrael'in önünden kaçalım, çünkü Yahve onlar için Mısırlılar'a karşı savaşıyor!” dediler.
EXO 14:26 Yahve Moşe'ye, “Elini denizin üzerine uzat” dedi, “Sular yeniden Mısırlılar'ın, savaş arabalarının ve atlılarının üzerine gelsin.”
EXO 14:27 Moşe elini denizin üzerine uzattı. Sabah olunca deniz yeniden eski gücüne döndü. Mısırlılar onun karşısında kaçtılar. Yahve Mısırlılar'ı denizin ortasında devirdi.
EXO 14:28 Sular döndü ve savaş arabalarını, atlıları, arkalarından denize giren Firavun'un tüm ordusunu örttü. Onlardan biri bile kalmadı.
EXO 14:29 Ancak İsrael'in çocukları denizin ortasındaki kuru toprakta yürüdüler, sular sağlarında ve sollarında onlara duvar oldu.
EXO 14:30 Böylece Yahve o gün İsrael'i Mısırlılar'ın elinden kurtardı ve İsrael Mısırlılar'ın deniz kıyısında öldüğünü gördü.
EXO 14:31 İsrael, Yahve'nin Mısırlılar'a yaptığı büyük işi gördü ve halk Yahve'den korktu. Yahve'ye ve hizmetkârı Moşe'ye inandılar.
EXO 15:1 Bunun üzerine Moşe ile İsrael'in çocukları Yahve'ye bu ezgiyi söylediler ve şöyle dediler: “Yahve'ye ezgi söyleyeceğim, çünkü O görkemle zafer kazandı. Atı ve binicisini denize attı.
EXO 15:2 Yahve benim gücüm ve ezgimdir. O benim kurtuluşum oldu. O benim Tanrım'dır ve O'nu öveceğim, babamın Tanrısı ve ben O'nu yücelteceğim.
EXO 15:3 Yahve bir savaş adamıdır. Adı Yahve'dir.
EXO 15:4 Firavun'un savaş arabalarını ve ordusunu denize attı. Seçme subayları Kızıldeniz'de battı.
EXO 15:5 Derinler onları örttü. Taş gibi derinliklere indiler.
EXO 15:6 Senin sağ elin, ey Yahve, kudrette yücedir. Senin sağ elin, ey Yahve, düşmanı parçalara ayırır.
EXO 15:7 Heybetinin büyüklüğüyle sana karşı ayaklananları alt edersin. Gazabını gönderirsin. Onları anız gibi tüketir.
EXO 15:8 Öfkenin soluğuyla sular yığıldılar. Seller yığın gibi dimdik durdu. Derinlikler denizin ortasında dondular.
EXO 15:9 Düşman, 'Ben kovalayacağım' dedi. 'Yetişeceğim. Ganimeti paylaşacağım. Arzum onlarda yerine gelecek. Kılıcımı çekeceğim. Elim onları yok edecek.’
EXO 15:10 Sen rüzgârınla üfledin. Deniz onları örttü. Güçlü sularda kurşun gibi battılar.
EXO 15:11 İlâhlar arasında senin gibi kim var, ey Yahve? Senin gibi kutsallıkta yüce, övgülerde heybetli, harikalar yapan kim var?
EXO 15:12 Sağ elini uzattın. Yer onları yuttu.
EXO 15:13 “Sen kurtardığın halka sevgi dolu iyiliğinle rehberlik ettin. Gücünle onlara kutsal meskenine doğru yol gösterdin.
EXO 15:14 Halklar duydu. Titriyorlar. Dehşetler Filist sakinlerini ele geçirdi.
EXO 15:15 O zaman Edom ileri gelenleri dehşete düştüler. Moav'ın güçlü adamları titremeye başladı. Kenan'da oturanların tümü eriyip gitti.
EXO 15:16 Üzerlerine korku ve dehşet indi. Senin halkın geçene kadar, ey Yahve, kendine satın aldığın halkın geçene kadar, kolunun büyüklüğünden taş gibi kesildiler.
EXO 15:17 Onları içeri getireceksin, mirasın olan dağa, ey Yahve, kendine oturmak için yaptığın yere, ey Yahve, ellerinin kurduğu kutsal yerde onları dikeceksin.
EXO 15:18 Yahve sonsuza dek hüküm sürecek.”
EXO 15:19 Çünkü Firavun'un atları savaş arabalarıyla ve atlılarıyla birlikte denize girdiler ve Yahve denizin sularını üzerlerine geri getirdi. Ama İsrael'in çocukları denizin ortasındaki kuru yerden yürüdüler.
EXO 15:20 Aron'un kız kardeşi Peygamber Miryam eline bir tef aldı. Bütün kadınlar teflerle ve danslarla onun peşinden çıktılar.
EXO 15:21 Miryam onlara şöyle yanıt verdi: “Yahve'ye ezgi söyleyin, çünkü O görkemle zafer kazandı. Atı ve binicisini denize attı.”
EXO 15:22 Moşe İsrael'i Kızıldeniz'den ileri götürdü ve Şur Çölü'ne çıktılar. Çölde üç gün gittiler ve su bulamadılar.
EXO 15:23 Mara'ya vardıklarında Mara sularından içemediler. Çünkü onlar acıydı. Bu nedenle adına Mara denildi.
EXO 15:24 Halk, “Ne içelim?” diye Moşe'ye karşı söylendiler.
EXO 15:25 Sonra o Yahve'ye feryat etti. Yahve ona bir ağaç gösterdi, o da onu sulara attı ve sular tatlılaştı. Orada onlar için bir kural ve hüküm koydu. Onları orada sınadı.
EXO 15:26 Şöyle dedi, “Tanrınız Yahve'nin sözünü dikkatle dinlerseniz, O'nun gözünde doğru olanı yaparsanız, buyruklarına dikkat ederseniz ve bütün kurallarına uyarsanız, Mısırlılar'ın üzerine koyduğum hastalıkların hiçbirini sizin üzerinize koymayacağım. Çünkü sana şifa veren Yahve benim.”
EXO 15:27 On iki su kaynağı ve yetmiş palmiye ağacının bulunduğu Elim'e geldiler. Orada suların kenarında kamp kurdular.
EXO 16:1 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Elim'den yola çıktılar ve Mısır diyarından ayrıldıktan sonraki ikinci ayın on beşinci günü, İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Elim ile Sina arasındaki Sin Çölü'ne geldiler.
EXO 16:2 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu çölde Moşe'ye ve Aron'a karşı söylendiler.
EXO 16:3 İsrael'in çocukları onlara şöyle dediler: “Keşke Mısır diyarında et kazanlarının başında oturduğumuzda, ekmeğimizi doyuncaya dek yediğimiz sırada Yahve'nin eliyle ölseydik. Çünkü bütün bu topluluğu açlıkla öldürmek için sen bizi bu çöle çıkardın.”
EXO 16:4 Bunun üzerine Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İşte, senin için gökten ekmek yağdıracağım ve halk çıkıp her gün bir günlük pay toplayacak, böylece yasama göre yürüyüp yürümeyeceklerini sınayacağım.
EXO 16:5 Altıncı günde getirdiklerini hazırlayacaklar ve bu, günlük topladıklarının iki katı olacak.”
EXO 16:6 Moşe ile Aron bütün İsrael'in çocuklarına şöyle dediler: “Akşam, Yahve'nin sizi Mısır diyarından çıkardığını bileceksiniz.
EXO 16:7 Sabah Yahve'nin görkemini göreceksiniz. Çünkü Yahve kendisine karşı söylenmenizi işitiyor. Biz kimiz ki, bize karşı söyleniyorsunuz?”
EXO 16:8 Moşe şöyle dedi: “Şimdi Yahve size akşamları yemeniz için et, sabahları da doymanız için ekmek verecek. Çünkü Yahve, kendisine karşı söylenmelerinizi işitiyor. Peki biz kimiz? Söylenmeleriniz bize karşı değil, Yahve'ye karşıdır.”
EXO 16:9 Moşe Aron'a şöyle dedi: “Bütün İsrael'in çocuklarının topluluğuna deyin ki, 'Yahve'ye yaklaşın, çünkü O sizin söylenmelerinizi duydu.'''
EXO 16:10 Aron bütün İsrael'in çocuklarının topluluğuyla konuşurken çöle doğru baktılar ve işte, Yahve'nin görkemi bulutta göründü.
EXO 16:11 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 16:12 “İsrael'in çocuklarının söylenmelerini duydum. Onlara de ki, 'Akşam et yiyeceksiniz ve sabahleyin ekmekle doyacaksınız. O zaman benim Tanrınız Yahve olduğumu bileceksiniz.'”
EXO 16:13 Akşam bıldırcınlar çıkıp ordugâhı kapladı ve sabahleyin ordugâhın çevresine çiy serilmişti.
EXO 16:14 Yere serilmiş çiy kaybolduğunda, işte, çölün yüzeyinde yerdeki kırağı kadar küçük, yuvarlak bir şey vardı.
EXO 16:15 İsrael çocukları bunu görünce birbirlerine, “Bu nedir?” dediler. Çünkü ne olduğunu bilmiyorlardı. Moşe onlara şöyle dedi: “Bu, yemeniz için Yahve'nin size verdiği ekmektir.
EXO 16:16 Yahve'nin buyurduğu şey şudur: 'Her biriniz yiyeceğine göre ondan toplayın. Her biriniz çadırında olanların sayısına göre bir omer, bir baş alacak.'”
EXO 16:17 İsrael'in çocukları da öyle yaptı. Bazıları daha çok, bazıları daha az topladı.
EXO 16:18 Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu. Her biri yiyeceğine göre toplamıştı.
EXO 16:19 Moşe onlara, “Sabaha kadar kimse ondan bırakmasın” dedi.
EXO 16:20 Ne var ki Moşe'nin sözünü dinlemediler ve bazıları ondan sabaha kadar bıraktılar. Kurtlanıp koktu. Moşe de onlara öfkelendi.
EXO 16:21 Herkes yiyeceğine göre sabahtan sabaha ondan topladılar. Güneş ısınınca erirdi.
EXO 16:22 Altıncı gün her biri için iki omer olmak üzere iki kat ekmek topladılar. Topluluğun bütün önderleri gelip Moşe'ye bildirdiler.
EXO 16:23 Onlara şöyle dedi: “Yahve'nin söylediği budur, 'Yarın kutsal dinlenme günü, Yahve için kutsal Şabat'dır. Pişirmek istediğinizi pişirin, haşlamak istediğinizi haşlayın. Arta kalanı da sabaha kadar saklamak üzere kendiniz için bir kenara koyun.'”
EXO 16:24 Moşe'nin buyurduğu gibi onu sabaha kadar bir kenara koydular, kokmadı, onda kurt da yoktu.
EXO 16:25 Moşe, “Onu bugün yiyin” dedi, “Çünkü bugün Yahve için Şabat'dır. Bugün onu kırda bulamayacaksınız.
EXO 16:26 Altı gün toplayacaksınız, ama yedinci gün Şabat'dır. O günde hiçbir şey bulunmayacak.”
EXO 16:27 Yedinci gün halktan bazıları toplamaya çıktı ama hiçbir şey bulamadılar.
EXO 16:28 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Buyruklarımı ve yasalarımı tutmayı ne zamana dek reddedeceksiniz?
EXO 16:29 İşte, Yahve size Şabat'ı verdiği için, altıncı günde size iki günlük ekmeğinizi veriyor. Herkes kendi yerinde kalsın. Yedinci günde kimse yerinden çıkmasın.”
EXO 16:30 Böylece halk yedinci gün dinlendi.
EXO 16:31 İsrael evi onun adını Man koydu. Kişniş tohumu gibi beyazdı. Tadı da ballı yufkaya benziyordu.
EXO 16:32 Moşe şöyle dedi: “Yahve'nin buyurduğu şey şudur: 'Mısır diyarından sizi çıkardığım zaman, çölde size yedirdiğim ekmeği görsünler diye bundan bir omer dolusu kuşaklarınız boyunca saklansın.'”
EXO 16:33 Moşe Aron'a, “Bir testi al, içine bir omer dolusu man koy” dedi, “Kuşaklar boyu saklanmak üzere onu Yahve'nin huzuruna koy.”
EXO 16:34 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi Aron onu saklanmak üzere Tanıklığın önüne koydu.
EXO 16:35 İsrael'in çocukları üzerinde yaşayanların bulunduğu bir diyara gelene dek kırk yıl boyunca man yediler.
EXO 16:36 Bir omer efanın onda biridir.
EXO 17:1 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Yahve'nin buyruğu uyarınca Sin Çölü'nden yola çıkıp Refidim'de konakladı. Ancak halkın içeceği su yoktu.
EXO 17:2 Bunun üzerine halk Moşe'yle tartışıp, “Bize içecek su ver” dediler. Moşe onlara şöyle dedi: “Neden benimle tartışıyorsunuz? Neden Yahve’yi sınıyorsunuz?”
EXO 17:3 Orada halk susamıştı. Bunun üzerine halk Moşe'ye karşı söylenip şöyle dediler: “Bizi, çocuklarımızı ve hayvanlarımızı susuzluktan öldürmek için neden bizi Mısır'dan çıkardın?”
EXO 17:4 Moşe Yahve'ye feryat edip, dedi: “Bu halka ne yapayım? Neredeyse beni taşlayacaklar.”
EXO 17:5 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Halkın önünde yürü, İsrael'in ihtiyarlarını da yanına al ve Nil'e vurduğun değneği eline alıp git.
EXO 17:6 İşte, ben Horev'deki kayanın üzerinde önünde duracağım. Kayaya vuracaksın ve halk içsin diye oradan su çıkacak.” Moşe İsrael'in ihtiyarlarının önünde böyle yaptı.
EXO 17:7 İsrael çocukları çekiştiğinden ve “Yahve aramızda mı, değil mi?” diyerek Yahve'yi sınadıkları için bu yere Massa ve Meriva adını verdi.
EXO 17:8 Sonra Amalek gelip Refidim'de İsrael'le savaştı.
EXO 17:9 Moşe Yeşu'ya, “Bizim için adamlar seç ve Amalek'le savaşmaya çık” dedi. “Yarın elimde Tanrı'nın değneği ile tepenin zirvesinde duracağım.”
EXO 17:10 Yeşu Moşe'nin kendisine söylediği gibi yaptı ve Amalek'le savaştı. Moşe, Aron ve Hur tepenin zirvesine çıktılar.
EXO 17:11 Moşe elini kaldırdığında İsrael galip geliyordu, elini indirdiğinde Amalek galip geliyordu.
EXO 17:12 Ama Moşe'nin elleri ağırlaştı, bir taş alıp altına koydular, o da üzerine oturdu. Aron ve Hur, biri bir tarafta, diğeri öbür tarafta onun ellerini kaldırdılar. Gün batımına kadar elleri sabit kaldı.
EXO 17:13 Yeşu, Amalek'le halkını kılıcın ağzıyla yendi.
EXO 17:14 Yahve Moşe'ye, “Bunu anma olarak kitaba yaz ve Yeşu'nun kulağına tekrarla” dedi, “Öyle ki, Amalek'in anısını gökyüzünün altından tamamen sileyim.”
EXO 17:15 Moşe bir sunak yaptı ve adını “Yahve Sancağımızdır” koydu.
EXO 17:16 O şöyle dedi: “Yah, 'Yahve Amalek'le kuşaktan kuşağa savaş içinde olacaktır' diye ant içti.”
EXO 18:1 Moşe'nin kayınpederi Midyanlı kâhin Yetro, Tanrı'nın Moşe ve halkı İsrael için yaptığı her şeyi, Yahve'nin İsrael'i Mısır'dan nasıl çıkardığını duydu.
EXO 18:2 Moşe'nin kayınpederi Yetro, Moşe'nin geri göndermiş olduğu karısı Sippora'yı,
EXO 18:3 ve iki oğlunu aldı. Oğullarından birinin adı Gerşom'du, çünkü Moşe, “Yabancı bir ülkede garip olarak yaşadım” dedi.
EXO 18:4 Diğerinin adı Eliezer'di, çünkü şöyle dedi: “Babamın Tanrısı benim yardımcımdı ve beni Firavun'un kılıcından kurtardı.”
EXO 18:5 Moşe'nin kayınpederi Yetro, Moşe'nin oğulları ve karısıyla birlikte Moşe'nin konakladığı çöle, Tanrı Dağı'na geldi.
EXO 18:6 Moşe'ye, “Ben, kayınpederin Yetro, karın ve iki oğluyla birlikte sana geldim” dedi.
EXO 18:7 Moşe kayınpederini karşılamaya çıktı, eğilip onu öptü. Birbirlerine hal hatır sorup çadıra girdiler.
EXO 18:8 Moşe kayınpederine, Yahve'nin İsrael uğruna Firavun'a ve Mısırlılar'a yaptıklarını, yolda başlarına gelen tüm zorlukları ve Yahve'nin onları nasıl kurtardığını anlattı.
EXO 18:9 Yetro, Yahve'nin İsrael'e yaptığı bütün iyiliklere, onları Mısırlılar'ın elinden kurtardığına sevindi.
EXO 18:10 Yetro şöyle dedi: “Seni Mısırlılar'ın ve Firavun'un elinden kurtaran Yahve'ye övgüler olsun. Halkı Mısırlılar'ın elinden kurtaran O'dur.
EXO 18:11 Onların insanlara kibirli davranmalarından artık biliyorum ki, Yahve bütün ilâhlardan daha büyüktür.”
EXO 18:12 Moşe'nin kayınpederi Yetro, Tanrı'ya yakmalık sunu ve kurbanlar sundu. Aron, İsrael'in tüm ihtiyarlarıyla birlikte Moşe'nin kayınpederiyle birlikte Tanrı'nın önünde ekmek yemeye geldi.
EXO 18:13 Ertesi gün Moşe halkı yargılamak için oturdu ve halk sabahtan akşama kadar Moşe'nin çevresinde durdu.
EXO 18:14 Moşe'nin kayınpederi onun halka yaptıklarını görünce şöyle dedi: “Halk için yaptığınız bu şey nedir? Neden tek başına oturuyorsun ve bütün insanlar sabahtan akşama kadar senin etrafında duruyor?”
EXO 18:15 Moşe kayınpederine şöyle dedi: “Çünkü halk Tanrı'ya sormak için bana geliyor.
EXO 18:16 Bir mesele olduğunda bana gelirler, ben de adamla komşusu arasında hükmederim ve onlara Tanrı'nın hükümlerini ve yasalarını bildiririm.”
EXO 18:17 Moşe'nin kayınpederi ona şöyle dedi: “Yaptığın şey iyi değil.
EXO 18:18 Hem sen, hem de seninle birlikte olan bu halk kesin olarak usanacaksınız. Çünkü bu şey senin için çok ağır. Bunu tek başına kendin yapamazsın.
EXO 18:19 Şimdi sözümü dinle. Sana öğüt vereyim ve Tanrı seninle olsun. Sen halk için Tanrı'nın önünde ol ve konuları Tanrı'ya getir.
EXO 18:20 Onlara hükümleri ve yasaları öğretirsin, yürümeleri gereken yolu ve yapmaları gereken işi onlara gösterirsin.
EXO 18:21 Ayrıca bütün halk arasından Tanrı'dan korkan yetenekli adamlar, haksız kazançtan nefret eden dürüst adamlar çıkar. Onları, binlerin başı, yüzlerin başı, ellilerin başı ve onların başı olarak onların üzerine koy.
EXO 18:22 Halkı her zaman onlar yargılasınlar. Öyle olacak ki, her büyük meseleyi sana getirecekler, ama her küçük meseleyi kendileri yargılayacaklar. Böylece işin kolaylaşacak ve yükü seninle paylaşacaklar.
EXO 18:23 Eğer bunu yaparsan, Tanrı da sana öyle buyurursa, o zaman dayanabilirsin ve bütün bu halk da esenlik içinde yerine gider.”
EXO 18:24 Böylece Moşe kayınpederinin sözünü dinledi ve söylediklerinin hepsini yaptı.
EXO 18:25 Moşe tüm İsrael'den yetenekli adamlar seçti ve onları halkın üzerine, binlere, yüzlere, ellilere ve onlara baş yaptı.
EXO 18:26 Halkı her zaman yargıladılar. Zor davaları Moşe'ye getirdiler, ama her küçük meseleyi kendileri yargıladılar.
EXO 18:27 Moşe kayınpederinin gitmesine izin verdi ve o da kendi ülkesine doğru yola çıktı.
EXO 19:1 İsrael'in çocukları Mısır diyarından çıktıktan sonraki üçüncü ayda, aynı gün Sina Çölü'ne geldiler.
EXO 19:2 Refidim'den ayrılıp Sina Çölü'ne vardıklarında çölde konakladılar. İsrael orada dağın önünde konakladı.
EXO 19:3 Moşe Tanrı'nın yanına çıktı. Yahve dağdan onu çağırıp şöyle dedi: “Yakov'un evine ve İsrael'in çocuklarına şunu söyleyeceksin:
EXO 19:4 'Mısırlılar'a ne yaptığımı, sizi nasıl kartal kanatları üzerinde taşıdığımı ve sizi kendime getirdiğimi gördünüz.
EXO 19:5 Şimdi, eğer gerçekten sözümü dinlerseniz ve antlaşmamı tutarsanız, o zaman bütün halklar arasında benim kendi mülküm olursunuz; çünkü bütün dünya benimdir.
EXO 19:6 Sizler bana kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus olacaksınız.' İsrael'in çocuklarına söyleyeceğin sözler bunlardır.”
EXO 19:7 Moşe gelip halkın ihtiyarlarını çağırdı ve Yahve'nin kendisine buyurduğu tüm bu sözleri onların önüne koydu.
EXO 19:8 Bütün halk hep birlikte şöyle yanıt verdi: “Yahve'nin söylediği her şeyi yapacağız.” Moşe halkın sözlerini Yahve'ye bildirdi.
EXO 19:9 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Seninle konuştuğumu halk duysun, hem de sana daima inansınlar diye, sana koyu bir bulut içinde geleceğim.” Moşe halkın sözlerini Yahve'ye bildirdi.
EXO 19:10 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Halka git, onları bugün ve yarın kutsa, giysilerini yıkasınlar,
EXO 19:11 ve üçüncü günde hazır olsunlar, çünkü üçüncü gün Yahve bütün halkın gözü önünde Sina Dağı'na inecek.
EXO 19:12 'Dikkat edin, dağa çıkmayın, sınırına dokunmayın diyerek çevredeki insanlara sınır koyacaksın. Kim dağa dokunursa kesin olarak öldürülecektir.
EXO 19:13 Ona kimse dokunmayacak; mutlaka taşlanacak ya da vurulacak; ister hayvan olsun ister insan, yaşamayacaktır.' Boru uzun süre çalınca dağa çıkacaklar.”
EXO 19:14 Moşe dağdan halkın yanına indi ve halkı kutsadı ve elbiselerini yıkadılar.
EXO 19:15 Halka, “Üçüncü güne hazır olun” dedi. “Bir kadınla cinsel ilişkiye girmeyin.”
EXO 19:16 Üçüncü gün sabah olduğunda gök gürlemeleri, şimşekler, dağın üzerinde koyu bir bulut ve çok güçlü boru sesi oldu ve ordugâhta bulunan herkes titredi.
EXO 19:17 Moşe Tanrı'nın huzuruna çıkmak için halkı ordugâhtan çıkardı. Dağın eteğinde durdular.
EXO 19:18 Yahve ateş içinde onun üzerine indiği için Sina Dağı'nın tamamı tütüyordu. Dumanı ocak dumanı gibi yükseldi ve bütün dağ şiddetle sarsıldı.
EXO 19:19 Borunun sesi git gide yükselince Moşe konuştu ve Tanrı ona sesle yanıt verdi.
EXO 19:20 Yahve Sina Dağı'nın zirvesine indi. Yahve Moşe'yi dağın zirvesine çağırdı ve Moşe yukarı çıktı.
EXO 19:21 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Aşağı in ve halkı uyar, yoksa görmek için Yahve'ye doğru sınırı aşarlar, onlardan çoğu yok olurlar.
EXO 19:22 Yahve'ye yaklaşan kâhinler de kendilerini kutsasınlar, yoksa Yahve onlara saldırır.”
EXO 19:23 Moşe Yahve'ye şöyle dedi, “Halk Sina Dağı'na çıkamaz, çünkü sen bizi uyardın: 'Dağın çevresine sınırlar koy ve onu kutsa' demiştin.”
EXO 19:24 Yahve ona, “Aşağı in!” dedi. “Aron'u da yanında getireceksin, ama kâhinler ve halk Yahve'ye doğru çıkmasınlar, yoksa onlara saldırır.”
EXO 19:25 Bunun üzerine Moşe halkın yanına indi ve onlara anlattı.
EXO 20:1 Tanrı bütün bu sözleri söyleyip şöyle dedi:
EXO 20:2 “Seni Mısır diyarından, esaret evinden çıkaran Tanrın Yahve benim.”
EXO 20:3 “Önümde başka ilâhların olmayacak.”
EXO 20:4 “Kendin için bir put, yukarıda göklerde olanın, ya da aşağıda yerde olanın ya da yerin altında sularda olanın herhangi bir suretini yapmayacaksın.
EXO 20:5 Onlara eğilmeyeceksin; çünkü ben, Tanrın Yahve, benden nefret edenlerin babalarının suçunu çocuklarına, üçüncü ve dördüncü kuşaklarına çektiren,
EXO 20:6 ve beni seven ve buyruklarımı tutanların binlercesine sevgi dolu iyilik gösteren, kıskanç bir Tanrı'yım.”
EXO 20:7 “Tanrın Yahve'nin adını hor kullanmayacaksın; çünkü Yahve, adını hor kullananı suçsuz tutmayacaktır.”
EXO 20:8 “Şabat Günü'nü kutsal tutmak için onu hatırla.
EXO 20:9 Altı gün çalışacak ve tüm işini yapacaksın.
EXO 20:10 Ama yedinci gün Tanrın Yahve için Şabat'dır. Sen, oğlun, kızın, erkek kölen, kadın kölen, hayvanların ve kapılarında olan yabancı onda hiçbir iş yapmayacak.
EXO 20:11 Çünkü Yahve göğü, yeri, denizi ve içlerindeki her şeyi altı günde yarattı ve yedinci gün dinlendi; bu nedenle Yahve Şabat Günü'nü kutsadı ve onu kutsal kıldı.”
EXO 20:12 “Babana ve annene saygı göster ki, Tanrın Yahve'nin sana vereceği toprakta günlerin uzun olsun.
EXO 20:13 “Öldürmeyeceksin.”
EXO 20:14 “Zina etmeyeceksin.”
EXO 20:15 “Çalmayacaksın.”
EXO 20:16 “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.”
EXO 20:17 “Komşunun evine göz dikmeyeceksin. Komşunun karısına, erkek hizmetçisine, kadın hizmetçisine, öküzüne, eşeğine ve komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin.”
EXO 20:18 Bütün halk gök gürlemelerini, şimşekleri, boru sesini ve dağdan yükselen dumanı fark etti. İnsanlar bunu görünce titrediler ve uzakta durdular.
EXO 20:19 Moşe'ye, “Bizimle sen konuş, biz de dinleyelim” dediler. “Ama Tanrı bizimle konuşmasın, yoksa ölürüz.”
EXO 20:20 Moşe halka, “Korkmayın, çünkü Tanrı sizi sınamak ve günah işlemeyesiniz, O'nun korkusu önünüzde olsun diye geldi” dedi.
EXO 20:21 Halk uzakta durdu ve Moşe, Tanrı'nın bulunduğu koyu karanlığa yaklaştı.
EXO 20:22 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İsrael'in çocuklarına bunu söyleyeceksin: 'Sizinle gökten konuştuğumu kendiniz gördünüz.
EXO 20:23 Benim yanımsıra kendinize gümüşten ya da altından ilâhlar kesinlikle yapmayacaksınız.
EXO 20:24 Benim için topraktan bir sunak yapacaksın ve yakmalık sunularını, esenlik sunularını, koyunlarını ve sığırlarını onun üzerinde kurban edeceksin. Adımı hatırlattığım her yerde sana geleceğim ve seni kutsayacağım.
EXO 20:25 Eğer bana taştan bir sunak yaparsan, onu yontma taşlardan yapmayacaksın; çünkü eğer aletini onun üzerine kaldırırsan, onu kirletmiş olursun.
EXO 20:26 Çıplaklığınız ortaya çıkmasın diye, sunağıma basamakla çıkmayacaksınız.'”
EXO 21:1 “Şimdi onların önüne koyacağın hükümler şunlardır:”
EXO 21:2 “Eğer İbrani bir hizmetçi satın alırsan, altı yıl hizmet edecek ve yedincisinde hiçbir şey ödemeden özgür olarak çıkacak.
EXO 21:3 Eğer yalnız geldiyse, tek başına çıkacaktır. Evli ise karısı da onunla birlikte çıkacaktır.
EXO 21:4 Eğer efendisi ona bir eş verir ve o kadın ona oğulları ya da kızları doğurursa, karısı ve çocukları efendisinin olacak ve kendisi tek başına çıkacaktır.
EXO 21:5 Ama hizmetçi açıkça, 'Efendimi, karımı ve çocuklarımı seviyorum' derse;”
EXO 21:6 o zaman efendisi onu Tanrı'ya getirecek. Onu kapıya ya da kapı sövesine getirecek ve efendisi bizle onun kulağını delecek. O da ona daima hizmet edecektir.
EXO 21:7 “Eğer bir adam kızını hizmetçi olarak satarsa, kız erkek hizmetçiler gibi dışarı çıkmayacaktır.
EXO 21:8 Eğer kendisiyle evlenmiş olan kız, efendisini memnun etmezse, efendisi onun geri satın alınmasına izin verecektir. Ona hileyle davrandığı için onu yabancı bir halka satmaya hakkı olmayacaktır.
EXO 21:9 Eğer onu kendi oğluyla evlendirirse, ona kızı gibi davranacaktır.
EXO 21:10 Eğer kendine başka bir kadın alırsa, öncekinin yiyeceğini, giyeceğini ve evlilik haklarını kısmayacaktır.
EXO 21:11 Eğer bu üç şeyi onun için yapmazsa, kadın hiçbir para ödemeden özgür gidebilir.”
EXO 21:12 “Bir adamı vuran, vurduğu kişi de ölürse, kesinlikle öldürülecektir.
EXO 21:13 Ama bu kasıtsızsa, Tanrı bunun olmasına izin vermişse, o zaman sana onun kaçacağı bir yer tayin edeceğim.
EXO 21:14 Eğer bir kişi kendisini öldürmek için komşusuna düzen kurar ve haddini bilmez bir şekilde komşusunun üstüne gelirse, onu ölsün diye sunağımdan alacaksınız.”
EXO 21:15 “Babasına ya da annesine saldıran kesinlikle öldürülecektir.”
EXO 21:16 “Birini kaçırıp satan ya da elinde bulunduran kişi kesinlikle öldürülecektir.”
EXO 21:17 “Babasına ya da annesine lanet eden kesinlikle öldürülecektir.”
EXO 21:18 “Eğer insanlar kavga eder ve biri diğerine taşla ya da yumrukla vurursa, o da ölmeyip yatağa mahkûm olursa;
EXO 21:19 eğer tekrar ayağa kalkıp değneğiyle dolaşırsa, ona vuran aklanacak, yalnızca kaybettiği zamanın bedelini kendisi ödeyecek ve tamamen iyileşene dek iyileşmesini karşılayacaktır.”
EXO 21:20 “Eğer bir adam hizmetçisine ya da kadın hizmetçisine değnekle vurursa ve o kişi onun eli altında ölürse, o adam kesinlikle cezalandırılacaktır.
EXO 21:21 Bununla birlikte, eğer hizmetçisi bir ya da iki gün sonra kalkarsa cezalandırılmaz; çünkü hizmetçi onun mülküdür.”
EXO 21:22 “Eğer insanlar kavga edip gebe bir kadını incitir, kadın da düşük yaparsa ve hiçbir zarar gelmese de, mutlaka kadının kocasının talep edeceği ve hakimlerin izin vereceği ölçüde para cezasına çarptırılacaktır.
EXO 21:23 Ama bundan bir zarar gelirse, cana karşılık can,
EXO 21:24 göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak,
EXO 21:25 yanmaya karşılık yanma, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere alacaksın.”
EXO 21:26 “Eğer bir adam hizmetçisinin ya da kadın hizmetçisinin gözüne vurup onu sakatlarsa, gözü uğruna onu özgür bırakacaktır.
EXO 21:27 Eğer erkek hizmetçisinin ya da kadın hizmetçisinin dişine vurursa, dişi uğruna hizmetçiyi özgür bırakacaktır.”
EXO 21:28 “Eğer bir boğa bir erkeği ya da kadını süsüp öldürürse, boğa kesinlikle taşlanacak ve eti yenmeyecektir; ancak boğanın sahibi sorumlu tutulmayacaktır.
EXO 21:29 Ancak boğanın geçmişte süsme alışkanlığı varsa ve bu durum sahibine bildirilmişse ve o da onu içeride tutmamışsa ve bir erkeği ya da kadını öldürmüşse, boğa taşlanacak, sahibi de öldürülecektir.
EXO 21:30 Eğer kendisi üzerine bir fidye konulursa, o zaman yaşamının fidyesi olarak üzerine konulan ne ise ödeyecektir.
EXO 21:31 İster oğlunu, ister kızını süsmüş olsun, ona bu hükme göre yapılacaktır.
EXO 21:32 Eğer boğa bir erkek ya da kadın hizmetçiyi süserse, efendilerine otuz şekel gümüş verilecek ve öküz taşlanacaktır.”
EXO 21:33 “Eğer bir kişi bir çukur açar, ya da bir kişi bir çukur kazar ve onu örtmezse ve içine bir boğa ya da eşek düşerse,
EXO 21:34 çukurun sahibi karşılığını ödeyecektir. Parayı onların sahibine verecek ve ölü hayvan kendisinin olacaktır.”
EXO 21:35 “Eğer birinin boğası başka birinin boğasını yaralar o da ölürse, o zaman canlı boğayı satıp bedelini bölüşecekler; ölü hayvanı da böleceklerdir.
EXO 21:36 Ya da boğanın geçmişte süsme alışkanlığı olduğu biliniyorsa ve sahibi onu içeride tutmamışsa, kesinlikle boğa karşılığında boğa ödeyecek ve ölü hayvan kendisinin olacaktır.”
EXO 22:1 “Eğer biri bir öküz ya da koyun çalar ve onu öldürür ya da satarsa, bir öküz için beş öküz, bir koyun için dört koyun ödeyecektir.
EXO 22:2 Eğer hırsız içeri girerken yakalanır ve vurularak ölürse, onun için kan dökme suçu yoktur.
EXO 22:3 Eğer güneş onun üzerine doğmuşsa, kan dökmeden suçludur. Zararı karşılayacaktır. Hiçbir şeyi yoksa hırsızlıktan dolayı satılacaktır.
EXO 22:4 Çalınan mal, ister öküz, ister eşek, ister koyun olsun, elinde canlı olarak bulunursa, iki katını ödeyecek.”
EXO 22:5 “Eğer biri hayvanını salıverip bir tarladan ya da bağdan yedirirse ve hayvan başka bir adamın tarlasında otluyorsa, karşılığını kendi tarlasının ya da bağının en iyisiyle ödeyecektir.”
EXO 22:6 “Eğer yangın çıkar dikenlere sıçrar ve ekinler, ekin demetleri ya da tarla yanarsa; ateşi tutuşturan, kesinlikle karşılığını ödeyecektir.”
EXO 22:7 “Biri komşusuna saklaması için para ya da eşya verir ve bunlar adamın evinden çalınırsa, eğer hırsız bulunursa iki katını ödeyecektir.
EXO 22:8 Hırsız bulunamazsa, evin sahibi, komşusunun eşyasına el atıp atmadığını öğrenmek için Tanrı'ya yaklaşacaktır.
EXO 22:9 Her suç meselesi hakkında, ister öküz, eşek, koyun, giysi ya da herhangi bir kayıp eşyayla ilgili olsun, 'Bu benimdir' diyen her iki tarafın davası Tanrı'ya getirilecektir. Tanrı'nın suçlu çıkardığı kişi komşusuna iki kat ödeyecektir.”
EXO 22:10 “Eğer biri komşusuna bakması için bir eşek, bir öküz, bir koyun ya da herhangi bir hayvan teslim ederse ve bu hayvan ölürse, yaralanırsa ya da sürülüp götürülürse ve onu kimse görmezse;
EXO 22:11 komşusunun malına el sürmemiştir diye, Yahve'nin andı ikisi arasında olacaktır; sahibi bunu kabul edecek ve karşılık ödemeyecektir.
EXO 22:12 Ama eğer ondan çalınmışsa, çalan kişi, sahibine karşılığını ödeyecektir.”
EXO 22:13 Parçalanmışsa kanıt olarak getirsin. Parçalanmış olanı ödemiyecektir.
EXO 22:14 “Eğer biri komşusundan bir şey ödünç alırsa ve o şey sahibi yanında olmadan yaralanırsa ya da ölürse, kesinlikle borcunu ödeyecektir.
EXO 22:15 Eğer sahibi onun yanındaysa, ödemeyecektir. Eğer kiralık bir şeyse, kirasına sayılacaktır.”
EXO 22:16 “Bir adam nişanlı olmayan el değmemiş bir kızı ayartıp onunla yatarsa, onun karısı olması için kesinlikle bir çeyiz ödeyecektir.
EXO 22:17 Eğer babası onu kendisine vermeyi tümüyle reddederse, el değmemiş kızların çeyizine göre para ödeyecektir.”
EXO 22:18 “Büyücünün yaşamasına izin vermeyeceksin.”
EXO 22:19 “Kim bir hayvanla cinsel ilişkiye girerse kesinlikle öldürülecektir.”
EXO 22:20 “Yalnız Yahve'nin dışında başka bir ilâha kurban sunan kişi tümüyle yok edilecek.”
EXO 22:21 “Bir yabancıya haksızlık etmeyeceksin ve onu ezmeyeceksin; çünkü siz Mısır diyarında yabancıydınız.”
EXO 22:22 “Hiçbir dul kadını ya da yetimi istismar etmeyeceksiniz.
EXO 22:23 Onları bir şekilde istismar eder ve bana feryat ederlerse, feryatlarını mutlaka duyacağım;
EXO 22:24 ve öfkem alevlenecek ve sizi kılıçla öldüreceğim; ve karılarınız dul, çocuklarınız yetim kalacaklar.”
EXO 22:25 “Eğer halkımdan yanında olan yoksul birine borç verirsen, ona tefeci gibi olmayacaksın. Ondan faiz almayacaksın.
EXO 22:26 Eğer komşunun giysisini rehin olarak alırsan, onu güneş batmadan önce ona geri vereceksin.
EXO 22:27 Çünkü bu onun tek örtüsüdür, bu onun derisinin giysisidir. Neyle yatsın? Böyle olacak, o bana feryat ettiğinde onu duyacağım, çünkü ben lütufkârım.”
EXO 22:28 “Tanrı'ya sövmeyeceksin, halkının hükümdarına lanet etmeyeceksin.”
EXO 22:29 “Hasatınızdan ve masaranızdan çıkanı sunmakta gecikmeyeceksiniz.” “Oğullarının ilk doğanı bana vereceksin.”
EXO 22:30 Sığırlarınız ve koyunlarınız için de aynısını yapacaksınız. Yedi gün annesiyle birlikte kalacak, sonra sekizinci gün onu bana vereceksiniz.”
EXO 22:31 “Siz benim için kutsal insanlar olacaksınız; bu nedenle kırda hayvanların parçaladığı etleri yemeyeceksiniz. Onu köpeklere atacaksınız.”
EXO 23:1 “Yalan haber yaymayacaksın. Kötü niyetli tanık olmak için kötüye el vermeyeceksin.”
EXO 23:2 “Kötülük yapmak için kalabalığın peşinden gitmeyeceksin. Adaleti saptırmak için mahkemede kalabalığın yanında tanıklık yapmayacaksın.
EXO 23:3 Davasında yoksulu kayırmayacaksın.”
EXO 23:4 “Eğer düşmanının öküzünü ya da eşeğini yoldan sapmış halde bulursan, onu mutlaka kendisine geri getireceksin.
EXO 23:5 Eğer senden nefret edenin eşeğinin yükü altında çökmüş görürsen, onu yalnız bırakmayacaksın. Bu konuda ona mutlaka yardım edeceksin.”
EXO 23:6 “Yoksul halkınızın davalarında adaleti saptırmayacaksın.”
EXO 23:7 “Yalan suçlamadan uzak dur, suçsuzu ve doğruyu öldürme; çünkü ben kötüyü aklamam.”
EXO 23:8 “Rüşvet almayacaksın; çünkü rüşvet, görenleri kör eder ve doğruların sözlerini saptırır.”
EXO 23:9 “Yabancıyı ezmeyeceksin; çünkü siz Mısır diyarında yabancı olduğunuz için, yabancının yüreğini bilirsiniz.”
EXO 23:10 “Toprağını altı yıl ekeceksin ve ürününü toplayacaksın.
EXO 23:11 Ama yedinci yıl onu, halkınızın yoksulları yiyebilsin diye dinlenmeye ve nadasa bırakacaksın; onların bıraktıklarını da kır hayvanı yiyecek. Bağın ve zeytinliğin için de aynı şekilde yapacaksın.”
EXO 23:12 “Altı gün işini yapacaksın, yedinci gün dinleneceksin ki, öküzün, eşeğin, hizmetçinin oğlu ve yabancı ferahlasın.”
EXO 23:13 “Size söylediğim her şeyi yapmaya dikkat edin; ve başka ilâhların adını anmayın ve onlar ağzında bile duyulmasın.”
EXO 23:14 “Yılda üç kez bana bayram edeceksiniz.
EXO 23:15 Mayasız Ekmek Bayramı'nı tutacaksınız. Size buyurduğum gibi, Aviv ayının belirlenen vaktinde (çünkü Mısır'dan o ayda çıktınız) yedi gün mayasız ekmek yiyeceksiniz ve kimse önüme boş çıkmayacak.
EXO 23:16 Tarlaya ekmiş olduğunuz emeğinizin ilk ürünü olan Hasat Bayramı'nı; yıl sonunda, tarladan emeklerinizi topladığınız zaman Toplama Bayramı'nı tutacaksınız.
EXO 23:17 Bütün erkekleriniz yılda üç kez Efendi Yahve'nin önünde görünecek.”
EXO 23:18 “Kurbanımın kanını mayalı ekmekle sunmayacaksın. Bayramımın yağı bütün gece sabaha kadar kalmayacak.
EXO 23:19 Toprağınızın seçme ilk ürünlerini Tanrınız Yahve'nin Tapınağı'na getireceksiniz.” “Oğlağı anasının sütünde kaynatmayacaksınız.”
EXO 23:20 “İşte, size yolda bakması ve hazırladığım yere getirmesi için önünüzden bir Melek gönderiyorum.
EXO 23:21 O'na dikkat edin ve sözünü dinleyin. O'nu kışkırtmayın, çünkü O itaatsizliğinizi bağışlamayacaktır; çünkü benim adım Onda'dır.
EXO 23:22 Ama gerçekten onun sözünü dinler ve söylediklerimin hepsini yaparsanız, o zaman düşmanlarınıza düşman, hasımlarınıza hasım olacağım.
EXO 23:23 Çünkü Melek'im önünüzden gidecek ve sizi Amorlular'ın, Hititler'in, Perizliler'in, Kenanlılar'ın, Hivliler'in ve Yevuslular'ın yanına getirecek; ben de onları kesip koparacağım.
EXO 23:24 Onların ilâhlarına eğilmeyecek, onlara hizmet etmeyecek, onların uygulamalarını izlemeyeceksiniz; tersine onları tamamen devirecek ve dikili taşlarını yıkacaksınız.
EXO 23:25 Tanrınız Yahve'ye hizmet edeceksiniz, O da ekmeğinizi ve suyunuzu bereketleyecek, ben de aranızdan hastalıkları kaldıracağım.
EXO 23:26 Ülkenizde kimse düşük yapmayacak, kısır bulunmayacak. Günlerinizin sayısını tamamına erdireceğim.
EXO 23:27 Önünüzden dehşetimi salacağım, karşılaşacağınız bütün halkları şaşkına çevireceğim, bütün düşmanlarınızın size sırtını çevirteceğim.
EXO 23:28 Hivliler'i, Kenanlılar'ı, Hititliler'i önünüz sıra kovacak, eşek arısını önünüzden göndereceğim.
EXO 23:29 Ülke ıssız kalmasın, kır hayvanları size karşı çoğalmasın diye, onları bir yıl içinde önünüzden kovmayacağım.
EXO 23:30 Siz çoğalıncaya ve ülkeyi miras alana dek onları azar azar önünüzden kovacağım.
EXO 23:31 Sınırınızı Kızıldeniz'den Filist denizine kadar, çölden o Nehre kadar koyacağım; çünkü ülkede yaşayanları elinize teslim edeceğim ve siz onları önünüzden kovacaksınız.
EXO 23:32 Onlarla ve ilâhlarıyla antlaşma yapmayacaksınız.
EXO 23:33 Bana karşı günah işlememeniz için ülkenizde oturmayacaklar. Çünkü onların ilâhlarına hizmet ederseniz, bu kesin olarak sizin için bir tuzak olacaktır.”
EXO 24:1 Ve Moşe'ye şöyle dedi: “Sen, Aron, Nadav, Avihu ve İsrael ihtiyarlarından yetmiş kişi Yahve'nin yanına çıkın; ve uzaktan tapının.
EXO 24:2 Yalnız Moşe Yahve'ye yaklaşacak, ama onlar yaklaşmayacak. Halk onunla birlikte çıkmayacak.”
EXO 24:3 Moşe gelip Yahve'nin bütün sözlerini ve bütün hükümlerini halka anlattı; bütün halk da bir sesle yanıt verdi ve: “Yahve'nin söylediği bütün sözleri yapacağız.” dedi.
EXO 24:4 Moşe Yahve'nin tüm sözlerini yazdı, sonra sabah erkenden kalktı ve dağın eteğinde İsrael'in on iki oymağı için on iki sütunlu bir sunak kurdu.
EXO 24:5 İsrael'in çocuklarından gençler gönderdi, Yahve'ye yakmalık sunular sundular, esenlik kurbanı olarak boğalar kestiler.
EXO 24:6 Moşe kanın yarısını leğenlere koydu, yarısını da sunağın üzerine serpti.
EXO 24:7 Antlaşma kitabını alıp halkın önünde okudu ve onlar, “Yahve'nin bütün söylediklerini yapacağız ve itaat edeceğiz” dediler.
EXO 24:8 Moşe kanı alıp halkın üzerine serpti ve şöyle dedi: “İşte, bu, tüm bu sözlerle ilgili olarak Yahve'nin sizinle yaptığı antlaşmanın kanıdır.”
EXO 24:9 Bunun üzerine Moşe, Aron, Nadav, Avihu ve İsrael'in ihtiyarlarından yetmiş kişi yukarı çıktılar.
EXO 24:10 İsrael'in Tanrısı'nı gördüler. Ayaklarının altında safir taşını andıran bir döşeme vardı; sanki gökyüzünün berraklığı gibiydi.
EXO 24:11 İsrael'in çocuklarının soylularına el sürmedi. Tanrı'yı gördüler, yediler, içtiler.
EXO 24:12 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Dağa, yanıma çık ve burada kal. Onlara öğretebilmen için yazdığım yasa ve buyruklarının bulunduğu taş levhalarını sana vereceğim.”
EXO 24:13 Moşe ile hizmetkârı Yeşu kalktılar ve Moşe Tanrı Dağı'na çıktı.
EXO 24:14 İhtiyarlara şöyle dedi: “Biz tekrar yanınıza gelinceye dek bizi burada bekleyin. İşte Aron ve Hur seninle birlikteler. Anlaşmazlığa düşen herkes onlara gidebilir.”
EXO 24:15 Moşe dağa çıktı ve bulut dağı örttü.
EXO 24:16 Yahve'nin görkemi Sina Dağı'nın üzerinde durdu ve bulut onu altı gün boyunca örttü. Yedinci gün bulutun içinden Moşe'yi çağırdı.
EXO 24:17 Yahve'nin görkeminin görünüşü, İsrael'in çocuklarının gözünde dağın zirvesinde yiyip bitiren ateş gibiydi.
EXO 24:18 Moşe bulutun içine girip dağa çıktı; Moşe kırk gün kırk gece dağda kaldı.
EXO 25:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
EXO 25:2 “İsrael'in çocuklarına söyle, bana sunu getirsinler. Yüreği istekli olan herkesten sunumu alacaksın.
EXO 25:3 Onlardan alacağın sunular şunlardır: Altın, gümüş, tunç,
EXO 25:4 mavi, mor, kırmızı, ince keten, keçi kılı,
EXO 25:5 kırmızı boyalı koç derileri, deniz ayısı derileri, akasya ağacı,
EXO 25:6 kandil için yağ, mesh yağı ve hoş kokulu buhur için baharatlar,
EXO 25:7 oniks taşları, efod ve göğüslük için kakılacak taşlar.
EXO 25:8 Aralarında oturmam için bana kutsal bir yer yapsınlar.
EXO 25:9 Sana gösterdiğim her şeye, konutun örneğine ve içindeki tüm takımların örneğine göre, öyle yapacaksın.”
EXO 25:10 “Akasya ağacından bir sandık yapacaklar. Uzunluğu iki buçuk arşın, eni bir buçuk arşın ve yüksekliği bir buçuk arşın olacak.
EXO 25:11 Onu saf altınla kaplayacaksın. İçini ve dışını kaplayacaksın, çevresine de altın pervaz yapacaksın.
EXO 25:12 Onun için dört altın halka dökeceksin ve onları dört ayağına takacaksın. Bir tarafında iki halka, diğer tarafında iki halka bulunacaktır.
EXO 25:13 Akasya ağacından sırıklar yapacaksın ve onları altınla kaplayacaksın.
EXO 25:14 Sandığı taşımak için sırıkları sandığın yanlarındaki halkalara takacaksın.
EXO 25:15 Sırıklar sandığın halkalarında kalacak. Ondan ayrılmayacaklar.
EXO 25:16 Sana vereceğim antlaşmayı sandığın içine koyacaksın.
EXO 25:17 Saf altından bir merhamet örtüsü yapacaksın. Uzunluğu iki buçuk arşın, genişliği bir buçuk arşın olacak.
EXO 25:18 Dövme altından iki keruv yapacaksın. Bunları merhamet örtüsünün iki ucuna yapacaksın.
EXO 25:19 Bir uçta bir keruv, diğer uçta öbür keruvu yap. Keruvların iki ucunu merhamet örtüsüyle birlikte tek parça yapacaksın.
EXO 25:20 Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açacak, yüzleri birbirine bakacak şekilde merhamet örtüsünü kanatlarıyla örtecekler. Keruvların yüzleri merhamet örtüsüne doğru olacak.
EXO 25:21 Merhamet örtüsünü sandığın üstüne koyacaksın ve sana vereceğim antlaşmayı sandığın içine koyacaksın.
EXO 25:22 Orada seninle buluşacağım ve İsrael'in çocukları için sana buyuracağım her şeyi, antlaşma sandığı üzerindeki iki keruvun arasından, merhamet örtüsünün üzerinden sana söyleyeceğim.”
EXO 25:23 “Akasya ağacından bir masa yapacaksın. Uzunluğu iki arşın, eni bir arşın ve yüksekliği bir buçuk arşın olacak.
EXO 25:24 Onu saf altınla kaplayacaksın ve çevresine altın pervaz yapacaksın.
EXO 25:25 Çevresine bir karış genişliğinde bir kenar yapacaksın. Kenarın çevresine altın pervaz yapacaksın.
EXO 25:26 Onun için dört altın halka yapacaksın ve halkaları dört ayağının dört köşesine yerleştireceksin.
EXO 25:27 Masayı taşıyacak sırıkların yeri için halkalar kenara yakın olacak.
EXO 25:28 Sırıkları akasya ağacından yapacaksın, onları altınla kaplayacaksın ve masa onlarla taşınacak.
EXO 25:29 Onun tabaklarını, kaşıklarını, kepçelerini, sunuları dökeceğiniz taslarını siz yapacaksınız. Onları saf altından yapacaksın.
EXO 25:30 Huzur ekmeğini her zaman önüme koyacaksın.”
EXO 25:31 “Saf altından bir şamdan yapacaksın. Şamdanın ayağı ve gövdesi dövmeci işi olacak. Tabanı, gövdesi, çanakları, tomurcukları ve çiçekleri ondan tek parça olacak.
EXO 25:32 Yanlarından altı kol çıkacak: şamdanın bir yanından üç kol, diğer yanından da üç kol çıkacak;
EXO 25:33 bir kolda badem çiçeğine benzeyen üç tas, bir tomurcuk ve bir çiçek; diğer kolda da badem çiçeğine benzeyen üç tas, bir tomurcuk ve bir çiçek olacak, şamdandan çıkan altı kol için böyle olacaktır;
EXO 25:34 şamdanda badem çiçeğine benzer dört tas, onun tomurcukları ve çiçekleri olacaktır;
EXO 25:35 ondan çıkan altı kol için, iki kol altında kendinden bir tomurcuk, iki kol altında kendinden bir tomurcuk ve iki kol altında kendinden bir tomurcuk olacaktır.
EXO 25:36 Tomurcukları ve kolları onunla tek parça olacak; hepsi saf altından dövmeci işi olacaktır.
EXO 25:37 Onun kandillerini yedi tane yapacaksın; onlar da önündeki boşluğa ışık versin diye kandillerini yakacaklar.
EXO 25:38 Makasları ve tablaları saf altından olacak.
EXO 25:39 Bütün bu takımlarla birlikte bir talant saf altından yapılacak.
EXO 25:40 Bak, bunları dağda sana gösterilen örneklerine göre yap.”
EXO 26:1 “Dahası konutu ince ketenden, mavi, erguvani ve kırmızı, keruvlarla on perdeyle yapacaksın. Bunları usta bir işçinin işiyle yapacaksın.”
EXO 26:2 Her perdenin uzunluğu yirmi sekiz arşın, her perdenin eni dört arşın olacak; bütün perdelerin bir ölçüsü olacak.
EXO 26:3 Beş perde birbirine bağlanacak, diğer beş perde de birbirine bağlanacak.
EXO 26:4 Bağlantı parçasındaki kenardan itibaren bir perdenin kenarına mavi ilmekler yapacaksın; aynısını ikinci bağlantı parçasındaki perdenin en dıştaki kenarına da yapacaksın.
EXO 26:5 Bir perdede elli ilmek yapacaksın ve ikinci bağlamadaki perdenin kenarında da elli ilmek yapacaksın. İlmekler birbirinin karşısında olacak.
EXO 26:6 Elli altın kopça yapacaksın ve perdeleri kopçalarla birbirine bağlayacaksın. Konut tek parça olacaktır.
EXO 26:7 “Konutun üzerini örtmek için keçi kılından perdeler yapacaksın. On bir perde yapacaksın.
EXO 26:8 Her perdenin uzunluğu otuz arşın, her perdenin eni dört arşın olacak; on bir perdenin bir ölçüsü olacak.
EXO 26:9 Beş perdeyi ayrı ayrı, altı perdeyi ayrı ayrı birleştireceksin; altıncı perdeyi çadırın ön tarafında ikiye katlayacaksın.
EXO 26:10 Bağlamadaki en dıştaki perdenin kenarına elli ilmek, ikinci bağlamadaki en dıştaki perdenin kenarına elli ilmek yapacaksın.
EXO 26:11 Elli tunç kopça yapacaksın, kopçaları ilmeklere geçireceksin ve çadırı birleştireceksin ki, tek parça olsun.
EXO 26:12 Çadırın perdelerinden artan yarım perde, çadırın arka kısmından sarkacak.
EXO 26:13 Çadırın perdelerinin uzunluğundan artakalan miktarın bir yanda ve diğer yanda arşın kadarı, çadırı örtmek için bu yanda ve öte yanda, çadırın yanlarından sarkacak.
EXO 26:14 Çadır için kırmızı boyalı koç derilerinden bir örtü, üstüne de deniz ayısı derilerinden bir örtü yapacaksın.”
EXO 26:15 “Konutun çerçevelerini dik duracak şekilde akasya ağacından yapacaksın.
EXO 26:16 Bir çerçevenin uzunluğu on arşın, her bir çerçevenin eni bir buçuk arşın olacak.
EXO 26:17 Her kenarda birbirine bağlı iki geçmesi olacak; çadırın bütün çerçevelerini böyle yapacaksın.
EXO 26:18 Konutun güney tarafı, güney yönü için yirmi çerçeve yapacaksın.
EXO 26:19 Yirmi çerçevenin altına kırk gümüş taban; iki geçmesi için bir çerçevenin altında iki taban ve iki geçmesi için başka bir çerçevenin altında iki geçme yapacaksın.
EXO 26:20 Konutun kuzey tarafı, ikinci yanı için yirmi çerçeve,
EXO 26:21 ve bir çerçeve altında iki taban, diğer çerçeve altında iki taban olmak üzere bunların kırk gümüş tabanını yapacaksın.
EXO 26:22 Konutun batıya bakan uzak tarafı için altı çerçeve yapacaksın.
EXO 26:23 Konutun uzak tarafındaki köşeleri için iki çerçeve yapacaksın.
EXO 26:24 Aşağıda çift olacaklar ve aynı şekilde tepeden tek halkaya kadar çift olacaklar; ikisi için de böyle olacak; onlar iki köşe için olacak.
EXO 26:25 Sekiz çerçeve ve bunların gümüş tabanları, bir çerçeve altında iki taban ve diğer çerçevenin altında iki taban olmak üzere, onların on altı tabanları olacak.”
EXO 26:26 “Konutun bir tarafındaki çerçeveler için beş, konutun diğer tarafındaki çerçeveler için beş,
EXO 26:27 ve konutun doğu uzak tarafındaki çerçeveler için beş olmak üzere akasya ağacından kirişler yapacaksın.
EXO 26:28 Çerçevelerin ortasındaki orta kiriş bir uçtan bir uca geçecek.
EXO 26:29 Çerçeveleri altınla kaplayacaksın, ve kirişlerin yeri olarak altın halkalar yapacaksın. Kirişleri altınla kaplayacaksın.
EXO 26:30 Konutu dağda sana gösterildiği şekle göre kuracaksın.”
EXO 26:31 “Lacivert, mor, kırmızı ve ince dokunmuş ince ketenden keruvlarla bir perde yapacaksın. Usta bir işçinin işi olacak.
EXO 26:32 Onu altınla kaplanmış akasya ağacından dört sütun üzerine asacaksın. Çengelleri dört gümüş taban üzerinde altından olacak.
EXO 26:33 Perdeyi kopçaların altına asacaksın ve Antlaşma Sandığı'nı perdenin içine, oraya getireceksin. Perde sizin için Kutsal Yeri En Kutsal Yer'den ayıracaktır.
EXO 26:34 Merhamet Örtüsü'nü Antlaşma Sandığı'nın üzerine, En Kutsal Yer'e koyacaksın.
EXO 26:35 Masayı perdenin dışına koyacaksın, şamdanı da masanın karşısına, çadırın güney tarafına koyacaksın. Masayı kuzey tarafına koyacaksın.”
EXO 26:36 “Çadırın kapısına mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden nakışçı işi bir perde yapacaksın.
EXO 26:37 Perde için akasya ağacından beş direk yapacaksın ve onları altınla kaplayacaksın. Çengelleri altından olacak. Onlar için beş tunç taban dökeceksin.”
EXO 27:1 “Sunağı akasya ağacından, uzunluğu beş arşın, eni beş arşın olacak şekilde yapacaksın. Sunak kare şeklinde olacak. Yüksekliği üç arşın olacak.
EXO 27:2 Dört köşesine boynuz yapacaksın. Boynuzları kendisiyle tek parça olacaktır. Onu tunçla kaplayacaksın.
EXO 27:3 Küllerini uzaklaştırmak için onun kaplarını, küreklerini, leğenlerini, et çatallarını ve ateş kaplarını yapacaksın. Onun bütün takımlarını tunçtan yapacaksın.
EXO 27:4 Onun için tunç ağdan bir ızgara yapacaksın. Ağın dört köşesine dört tunç halka yapacaksın.
EXO 27:5 Ağ sunağın yarısına kadar ulaşsın diye onu alttaki sunağın çevresindeki çıkıntının altına koyacaksın.
EXO 27:6 Sunak için akasya ağacından sırıklar yapacaksın ve onları tunçla kaplayacaksın.
EXO 27:7 Sırıkları halkalara geçirilecek ve sırıklar sunağı taşırken sunağın iki yanında olacak.
EXO 27:8 Tahtadan içi boş olarak yapacaksın. Dağda sana gösterildiği gibi yapacaklar.”
EXO 27:9 “Konutun avlusunu yapacaksın; güney tarafı için güneye doğru, avlunun bir tarafı için yüz arşın uzunluğunda özenle dokunmuş ince ketenden perdeler olacak.
EXO 27:10 Yirmi direği, tabanları da yirmi tunçtan olacak. Direklerin çengelleri ve çemberleri gümüşten olacak.
EXO 27:11 Aynı şekilde kuzey tarafının uzunluğu için de yüz arşın uzunluğunda perdeler, yirmi direk ve tunçtan yirmi tabanları olacak; sütunların çengelleri ve çemberleri gümüşten olacak.
EXO 27:12 Çünkü avlunun batı tarafında eni elli arşın perde olacak; on direk, on taban olacak.
EXO 27:13 Avlunun doğuya doğru eni elli arşın olacak.
EXO 27:14 Kapının bir tarafındaki perdeler on beş arşın olacak; direkleri üç, tabanları da üç olacak.
EXO 27:15 Diğer tarafta on beş arşınlık perdeler olacak; direkleri üç, tabanları da üç olacak.
EXO 27:16 Avlunun kapısı için yirmi arşın boyunda mavi, mor, kırmızı, özenle dokunmuş ince ketenden, nakışçı işi bir perde olacak; direkleri dört ve tabanları da dört olacak.
EXO 27:17 Avlunun çevresindeki tüm direkler gümüşle kaplanacak; çengelleri gümüşten, tabanları tunçtan olacak.
EXO 27:18 Avlunun uzunluğu yüz arşın, eni elli arşın, yüksekliği beş arşın olacak ve özenle dokunmuş ince ketenden olacak; tabanları tunçtan olacak.
EXO 27:19 Konutun tüm hizmetinde kullanılan bütün aletleri, bütün kazıkları, avlunun kazıklarının tümü tunçtan olacak.”
EXO 27:20 “Şamdan sürekli yansın diye, ışık için sıkma saf zeytinyağı getirmelerini İsrael'in çocuklarına buyuracaksın.
EXO 27:21 Aron'la oğulları, Buluşma Çadırı'nda, antlaşma önündeki perdenin dışında, onu akşamdan sabaha kadar Yahve'nin önünde tutacaklar; bu, İsrael'in çocukları için kuşaklar boyu daima geçerli olacak bir kural olacak.”
EXO 28:1 “İsrael'in çocukları arasından bana kâhinlik makamında hizmet etmeleri için kardeşin Aron'u ve oğulları Nadav'ı, Avihu'yu, Eleazar'ı ve İtimar'ı yanına getir.
EXO 28:2 Kardeşin Aron'a görkem ve güzellik için kutsal giysiler yapacaksın.
EXO 28:3 Kendilerini bilgelik ruhuyla doldurduğum tüm bilge yürekli adamlara söyleyeceksin, bana kâhinlik makamında hizmet etmek üzere Aron'un kutsal kılınması için onun giysilerini yapsınlar.
EXO 28:4 Yapacakları giysiler şunlardır: Göğüslük, efod, kaftan, nakışlı gömlek, sarık ve kuşak. Kardeşin Aron'a ve oğullarına, kâhinlik makamında bana hizmet etmesi için kutsal giysiler yapacaklar.
EXO 28:5 Altını, maviyi, moru, kırmızıyı ve ince keteni kullanacaklar.”
EXO 28:6 “Efodu altın, mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden usta işi olarak yapacaklar.
EXO 28:7 Birbirine bağlanabilmesi için iki ucunda birleştirilmiş iki omuz askısı bulunacak.
EXO 28:8 Üzerindeki ustalıkla dokunmuş şerit onun işi gibi ve aynı parçadan olacak; altın, mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden olacak.
EXO 28:9 İki oniks taşı alıp üzerlerine İsrael'in çocuklarının adlarını oyacaksın.
EXO 28:10 Doğum sırasına göre altısının adı bir taşta, altısının adı ise diğer taşta olacak.
EXO 28:11 İki taşı, İsrael çocuklarının adlarına göre, mühür oyması gibi, taşa oymacı ustalığıyla oyacaksın. Onları altın yuvalar içine koyduracaksın.
EXO 28:12 İsrael'in çocukları için anma taşları olarak iki taşı efodun omuzluklarına koyacaksın. Aron onların adlarını anılma için Yahve'nin önünde iki omzunda taşıyacak.
EXO 28:13 Altından yuvalar,
EXO 28:14 saf altından iki zincir yapacaksın; onları örgülü kordon gibi yapacaksın. Örgülü zincirleri yuvalara takacaksın.”
EXO 28:15 “Hüküm göğüslüğünü usta işi yapacaksın; onu efodun işi gibi yapacaksın; altından, mavi, erguvan, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden yapacaksın.
EXO 28:16 Kare şeklinde ve ikiye katlanmış olacak; bir karış uzunluğu, bir karış da eni olacak.
EXO 28:17 Oraya dört sıra taş yuvası koyacaksın; ilk sırada yakut, topaz ve beril olacak;
EXO 28:18 ve ikinci sırada firuze, safir ve zümrüt;
EXO 28:19 üçüncü sırada gök yakut, agat, ametist;
EXO 28:20 ve dördüncü sırada sarı yakut, oniks ve yeşim olacak. Onlar altın yuvalarına kakılacak.
EXO 28:21 Taşlar İsrael çocuklarının adlarına göre on iki adet olacak; mühür oymaları gibi, on iki oymak için her birinin kendi adına göre olacak.
EXO 28:22 Göğüslük üzerine saf altından örgülü kordon gibi zincirler yapacaksın.
EXO 28:23 Göğüslük üzerine iki altın halka yapacaksın ve bu iki halkayı göğüslüğün iki ucuna takacaksın.
EXO 28:24 İki örgülü altın zinciri göğüslüğün uçlarındaki iki halkaya takacaksın.
EXO 28:25 İki örgü zincirin diğer iki ucunu iki yuvanın üzerine geçirip efodun ön kısmındaki omuzluklara takacaksın.
EXO 28:26 İki altın halka yapacaksın ve bunları göğüslüğün iki ucuna, efodun iç tarafına doğru olan kenarına takacaksın.
EXO 28:27 İki altın halka yapacaksın ve bunları efodun iki omuz askısının altına, ön kısmına, bağlantı parçasının yakınına, efodun ustaca dokunmuş şeridinin üstüne takacaksın.
EXO 28:28 Göğüslüğü halkalarıyla efodun halkaları mavi bir kordonla birbirine bağlayacaklar. Öyle ki, göğüslük efodun ustaca dokunmuş şeridi üzerinde olsun ve göğüslük efodtan ayrılmasın.
EXO 28:29 Aron, Yahve'nin önünde anılmak üzere kutsal yere girdiğinde, İsrael'in çocuklarının adlarını hüküm göğüslüğünde sürekli olarak yüreği üzerinde taşıyacaktır.
EXO 28:30 Urim'i ve Tummim'i hüküm göğüslüğüne koyacaksın; Aron Yahve'nin huzuruna girdiğinde bunlar onun yüreği üzerinde olacaklar. Aron, İsrael'in çocuklarının hükmünü Yahve'nin önünde sürekli yüreği üzerinde taşıyacak.”
EXO 28:31 “Efodun kaftanını tamamen mavi yapacaksın.
EXO 28:32 Ortasında baş için bir delik olacak. Yırtılmaması için boşluğunun kenarında, bir zırh deliği gibi dokuma işi bir kenarlık bulunacak.
EXO 28:33 Etek kısmı boyunca mavi, mor ve kırmızı narlar yapacaksın; tüm etek boyunca aralarında ve çevresinde altın çıngıraklar olacak:
EXO 28:34 Kaftanının eteğinde bir altın çıngırak, bir nar, bir altın çıngırak ve bir nar olacak.
EXO 28:35 Hizmet etme görevi Aron'a ait olacak; kutsal yere Yahve'nin huzuruna girdiğinde ve çıktığında ölmedi diye onun sesi duyulacak.”
EXO 28:36 “Saf altından bir levha yapacaksın ve üzerine mühür oyması gibi 'Yahve'ye kutsaldır' yazısını oyacaksın.
EXO 28:37 Onu mavi bir kordon üzerine koyacaksın, sarığın üzerinde olacak, sarığın ön tarafında olacaktır.
EXO 28:38 Aron'un alnı üzerinde olacak ve İsrael'in çocuklarının tüm kutsal armağanlarında, bütün kutsal şeylerindeki suçu Aron taşıyacak; ve bunlar Yahve'nin önünde kabul edilsinler diye, bu her zaman onun alnı üzerinde olacaktır.
EXO 28:39 Gömleği ince ketenden dokuyacaksın. İnce ketenden sarık yapacaksın. Nakışçı işi kuşak yapacaksın.”
EXO 28:40 “Aron'un oğulları için gömlekler yapacaksın. Onlar için kuşak yapacaksın. Görkem ve güzellik için onlara başlıklar yapacaksın.
EXO 28:41 Onları kardeşin Aron'a ve onunla birlikte olan oğullarına giydireceksin; onları meshedeceksin, atayacaksın ve kutsal kılacaksın ki, kâhinlik makamında bana hizmet etsinler.
EXO 28:42 Onlara çıplak yerlerini örtecek keten donlar yapacaksın. Belden kalçalara kadar uzanacak.
EXO 28:43 Suç taşıyıp ölmesinler diye, Buluşma Çadırı'na girdiklerinde ya da kutsal yerde hizmet etmek için sunağa yaklaştıklarında Aron'la oğulları üzerinde olacaklar. Bu, hem kendisi hem de kendisinden sonraki soyu için daima bir kural olacaktır.”
EXO 29:1 “Bana kâhinlik makamında hizmet edebilmeleri için onları kutsal kılmak üzere şunları yapacaksın: Kusursuz bir boğa ve iki koç,
EXO 29:2 mayasız ekmek, yağla yoğrulmuş mayasız pideler ve yağla meshedilmiş mayasız yufkalar al. Bunları ince buğday unundan yapacaksın.
EXO 29:3 Onları bir sepete koy, boğa ve iki koçu birlikte getir.
EXO 29:4 Aron'la oğullarını Buluşma Çadırı'nın kapısına getirip onları suyla yıkayacaksın.
EXO 29:5 Giysileri al, Aron'a gömleği, efodun kaftanını, efodu ve göğüslüğü giydir, efodun ustaca dokunmuş şeridini ona bağla.
EXO 29:6 Onun başına sarığı koyacaksın, sarığın üstüne de kutsal tacı koyacaksın.
EXO 29:7 Sonra mesh yağını alıp başına dökeceksin ve onu meshedeceksin.
EXO 29:8 Oğullarını getirip üzerlerine gömlek giydireceksin.
EXO 29:9 Aron'la oğullarına kuşaklar takacaksın, onlara başlıklar bağlayacaksın. Kalıcı bir kuralla kâhinlik onların olacak. Aron'la oğullarını adayacaksın.”
EXO 29:10 “Boğayı Buluşma Çadırı'nın önüne getireceksin; Aron ile oğulları ellerini boğanın başına koyacaklar.
EXO 29:11 Boğayı Yahve'nin önünde, Buluşma Çadırı'nın kapısında keseceksin.
EXO 29:12 Boğanın kanını alıp parmağınla sunağın boynuzlarına süreceksin; bütün kanı sunağın dibine dökeceksin.
EXO 29:13 İçini kaplayan yağın tamamını, karaciğerin zarını, iki böbreği ve üzerlerindeki yağı alıp onları sunak üzerinde yakacaksın.
EXO 29:14 Ancak boğanın etini, derisini ve gübresini ordugâhın dışında ateşle yakacaksın. Bu bir günah sunusudur.”
EXO 29:15 “Sen de bir koç alacaksın; Aron'la oğulları ellerini koçun başına koyacaklar.
EXO 29:16 Koçu keseceksin, kanını alıp sunağın üzerine çepeçevre serpeceksin.
EXO 29:17 Koçu parçalara ayıracaksın, içini ve bacaklarını yıkayacak, parçalarıyla ve başıyla birlikte koyacaksın.
EXO 29:18 Koçun tamamını sunak üzerinde yakacaksın; bu Yahve'ye yakmalık bir sunudur; hoş bir kokudur, ateşle Yahve'ye yapılan bir sunudur.”
EXO 29:19 “Diğer koçu alacaksın; Aron'la oğulları ellerini koçun başına koyacaklar.
EXO 29:20 Sonra koçu kesip kanından biraz alacaksın, onu Aron'un sağ kulak memesi üzerine, ve oğullarının sağ kulak memeleri üzerine, ve sağ ellerinin başparmağı üzerine ve sağ ayaklarının başparmağı üzerine koyacaksın; kanı sunağın üzerine serpeceksin.
EXO 29:21 Sunağın üzerindeki kanı ve mesh yağını alıp Aron'un, onun giysilerinin, oğullarının ve onunla birlikte oğullarının giysilerinin üzerine serpeceksin; o ve onun giysileri, oğulları ve oğullarının giysileri de kendisiyle birlikte kutsal kılınacak.
EXO 29:22 Ayrıca koçun yağının bir kısmını, kuyruk yağını, içini kaplayan yağı, karaciğerin zarını, iki böbreği, üzerlerindeki yağı ve sağ budu (çünkü o bir adama koçudur),
EXO 29:23 Yahve'nin önündeki mayasız ekmek sepetinden bir somun ekmek, bir yağlı pide ve bir de yufka alacaksın.
EXO 29:24 Bunların hepsini Aron'un ve oğullarının ellerine koyacaksın ve onları sallama sunusu olarak Yahve'nin önünde sallayacaksın.
EXO 29:25 Onları ellerinden alacaksın ve Yahve'nin önünde hoş bir koku olarak sunak üzerinde yakmalık sunu üzerinde yakacaksın; bu, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunudur.”
EXO 29:26 “Aron'un adaklık koçunun döşünü alacaksın ve onu Yahve'nin önünde sallama sunusu olarak sallayacaksın. Bu senin payın olacak.
EXO 29:27 Aron için olan, oğulları için olan adama koçundan, sallanan sallama sunusu döşünü ve kaldırılan kaldırma budunu kutsayacaksın.
EXO 29:28 Aron için ve oğulları için, İsrael'in çocuklarından daima onların payı olacaktır; çünkü bu bir sallama sunusudur. Bu, İsrael'in çocuklarının esenlik sunularının kurbanlarından sallama sunusu, onların Yahve'ye sallama sunusu olacaktır.”
EXO 29:29 “Aron'un kutsal giysileri kendisinden sonra onların meshedilmesi ve kutsanması için oğullarının olacaktır.
EXO 29:30 Onun yerine kâhin olan oğul, Kutsal Yer'de hizmet etmek üzere Buluşma Çadırı'na girdiğinde bunları yedi gün giyecek.”
EXO 29:31 “Adama koçunu alıp etini kutsal bir yerde haşlayacaksın.
EXO 29:32 Aron'la oğulları koç etini ve sepetteki ekmeği Buluşma Çadırı'nın kapısında yiyecekler.
EXO 29:33 Onları atayan ve kutsal kılmak için kefaret edilmiş olan şeyleri yiyecekler; ama bir yabancı ondan yemeyecek; çünkü bunlar kutsaldır.
EXO 29:34 Eğer adama etinden ya da ekmekten sabaha kalırsa, o zaman kalanını ateşte yakacaksın. Yenmeyecektir çünkü kutsaldır.”
EXO 29:35 “Sana buyurduğum her şeye göre Aron'la oğullarına böyle yapacaksın. Onları yedi gün adayacaksın.
EXO 29:36 Her gün günah sunusu olan boğayı kefaret için sunacaksın. Sunak için kefaret ettiğinde onu temizleyeceksin. Onu kutsal kılmak için meshedeceksin.
EXO 29:37 Yedi gün sunak için kefaret edeceksin ve onu kutsal kılacaksın; sunak çok kutsal olacak. Sunağa dokunan her şey kutsal olacaktır.
EXO 29:38 “Sunakta sunacağınız budur: Devamlı olarak bir yaşında iki kuzu.
EXO 29:39 Bir kuzuyu sabahleyin sunacaksın; ve diğer kuzuyu akşam üstü sunacaksın;
EXO 29:40 bir kuzuyla birlikte dörtte bir hin sıkma yağla yoğrulmuş onda bir efa ince un ve dökülen sunu olarak dörtte bir hin şarap sunacaksın.
EXO 29:41 Diğer kuzuyu akşam üstü sunacaksın ve hoş koku, Yahve'ye ateşle yakmalık sunu olarak ona, sabahın ekmek sunusu gibi, dökülen sunu gibi yapacaksın.
EXO 29:42 Bu, sizinle konuşmak için sizinle buluşacağım Buluşma Çadırı'nın kapısında, Yahve'nin önünde kuşaklarınız boyunca sürekli olarak yakmalık bir sunu olacaktır.
EXO 29:43 Orada İsrael'in çocuklarıyla buluşacağım; bu yer benim yüceliğim aracılığıyla kutsal kılınacak.
EXO 29:44 Buluşma Çadırı'nı ve sunağı kutsal kılacağım. Aron'u ve oğullarını da kâhinlik makamında bana hizmet etmeleri için kutsayacağım.
EXO 29:45 İsrael'in çocukları arasında oturacağım ve onların Tanrısı olacağım.
EXO 29:46 Aralarında oturmak için kendilerini Mısır diyarından çıkaran Tanrıları Yahve olduğumu bilecekler: Ben onların Tanrısı Yahve'yim.”
EXO 30:1 “Buhur yakmak için bir sunak yapacaksın. Onu akasya ağacından yapacaksın.
EXO 30:2 Uzunluğu bir arşın, eni bir arşın olacak. Kare şeklinde olacak ve yüksekliği iki arşın olacak. Boynuzları kendisiyle tek parça olacaktır.
EXO 30:3 Onu, üstünü, yanlarını ve boynuzlarını saf altınla kaplayacaksın; çevresine altın pervaz yapacaksın.
EXO 30:4 Pervazının altına iki altın halka yapacaksın; iki yanları üzerinde, iki tarafa yapacaksın; bunlar onu taşıyacak sırıklar için yer olacak.
EXO 30:5 Sırıkları akasya ağacından yapıp altınla kaplayacaksın.
EXO 30:6 Onu, seninle buluşacağım Antlaşma Sandığı'nın yanındaki perdenin önüne, antlaşma üzerindeki Merhamet Örtüsü'nün önüne koyacaksın.
EXO 30:7 Aron her sabah onun üzerine hoş baharatlardan buhur yakacak. Kandilleri düzelttiği zaman onu yakacak.
EXO 30:8 Aron akşam üstü kandilleri yaktığında, onu Yahve'nin önünde kuşaklar boyu sürekli bir buhur olarak yakacak.
EXO 30:9 Onun üzerinde yabancı buhur, yakmalık sunu ve ekmek sunusu sunmayacaksınız; üzerine dökülen sunudan dökmeyeceksiniz.
EXO 30:10 Aron yılda bir kez onun boynuzları üzerinde kefaret edecek; yılda bir kez günah kefareti sunusunun kanı ile kuşaklarınız boyunca kefaret edecektir. Yahve için çok kutsaldır.”
EXO 30:11 Yahve Moşe'ye söyle dedi:
EXO 30:12 “İsrael'in çocuklarının sayımını, aralarında sayılanlara göre yaptığın zaman, saydığında herkes canına karşılık Yahve'ye fidye verecek, ta ki onları saydığın zaman aralarında bela olmasın.
EXO 30:13 Sayılmış olanlar tarafına geçen herkes, Kutsal Yer'in şekeline göre yarım şekel, (bir şekel yirmi geradır) Yahve'ye sunu olarak yarım şekel verecektir.
EXO 30:14 Yirmi yaşında ve ondan yukarı olup sayılanlar tarafında geçen herkes, Yahve'ye sunu verecektir.
EXO 30:15 Canlarınızın kefareti olarak Yahve'ye sunu verdiklerinde, zengin yarım şekelden fazla, yoksul da yarım şekelden az vermeyecektir.
EXO 30:16 İsrael'in çocuklarından kefaret parasını alıp Buluşma Çadırı'nın hizmetine vereceksin; ta ki bu, canlarınızın kefareti olsun diye, İsrael'in çocuklarına Yahve'nin önünde bir anma olsun.”
EXO 30:17 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 30:18 “Yıkanmak için tunçtan bir kazan ve onun ayağını da tunçtan yapacaksın. Onu Buluşma Çadırı ile sunak arasına koyacaksın ve içine su koyacaksın.
EXO 30:19 Aron'la oğulları ellerini ve ayaklarını onda yıkayacaklar.
EXO 30:20 Buluşma Çadırı'na girdikleri zaman, ya da hizmet etmek için Yahve'ye ateşle yapılan sunuyu yakmak için sunağa yaklaştıkları zaman, ölmesinler diye suyla yıkanacaklar.
EXO 30:21 Ölmesinler diye ellerini ve ayaklarını yıkayacaklar. Bu onlara, kendisi ve onun soyundan gelenler için kuşaklar boyu daima bir kural olacaktır.”
EXO 30:22 Dahası Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 30:23 “Ayrıca güzel baharatlar da al: Beş yüz şekel sıvı mür, yarısı kadar, iki yüz elli şekel hoş kokulu tarçın; iki yüz elli şekel hoş kokulu kamış;
EXO 30:24 kutsal yerin şekeline göre beş yüz şekel hıyarşembe ve bir hin zeytinyağı.
EXO 30:25 Onu kutsal mesh yağı haline getireceksin, attar işine göre hazırlanmış bir hoş koku; kutsal mesh yağı olacak.
EXO 30:26 Buluşma Çadırı'nı, Antlaşma Sandığı'nı,
EXO 30:27 sofrayı ve içindeki bütün eşyaları, şamdan ve takımlarını, buhur sunağını,
EXO 30:28 yakmalık sunu sunağını ve tüm takımlarını, kazanı ve ayağını meshetmek için onu kullanacaksın.
EXO 30:29 Onları kutsal kılacaksın, onlar da çok kutsal olacaklar. Onlara dokunan her şey kutsal olacaktır.
EXO 30:30 Aron'la oğullarını meshedecek ve onları kutsal kılacaksın ki, onlar bana kâhinlik makamında hizmet etsinler.
EXO 30:31 İsrael'in çocuklarına şöyle diyeceksin: 'Bu, kuşaklarınız boyunca benim için kutsal mesh yağı olacak.
EXO 30:32 İnsan bedeni üzerine dökülmeyecek ve derlemesine göre onun benzerini yapmayacaksınız. Bu kutsaldır. Sizin için kutsal olacaktır.
EXO 30:33 Kim buna benzer bir derleme yaparsa ya da kim ondan bir yabancıya sürerse, halkının arasından atılacaktır.'”
EXO 30:34 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Kendine hoş baharatlar, sakız reçinesi, onika, kasnı: Saf günnük ile hoş baharatlar al. Her birinin ağırlığı eşit olacak.
EXO 30:35 Ondan, tuzlanmış, saf ve kutsal bir buhur, attar işine göre bir koku yapacaksın.
EXO 30:36 Bir kısmını çok ince döveceksin ve seninle buluşacağım Buluşma Çadırı'ndaki antlaşmanın önüne koyacaksın. Bu sizin için çok kutsal olacaktır.
EXO 30:37 Bu buhuru derlemesine göre kendiniz için yapmayacaksınız; o senin için Yahve'ye kutsal olacaktır.
EXO 30:38 Koklamak için kim buna benzer bir şey yaparsa, halkından atılacaktır.”
EXO 31:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 31:2 “İşte, Yahuda oymağından Hur oğlu Uri oğlu Bezalel'i adıyla çağırdım.
EXO 31:3 Onu Tanrı'nın Ruhu'yla, bilgelikle, anlayışla, bilgiyle ve her türlü ustalıkla doldurdum;
EXO 31:4 ta ki, ustaca işler tasarlasın, altında, gümüşde ve tunçda,
EXO 31:5 taş kesmede ve kakmada, ağaç oymacılığında ve her çeşit ustalıkta işlesin.
EXO 31:6 İşte ben de onun yanına Dan oymağından Ahisamak oğlu Oholiav'ı atadım; sana buyurduğum her şeyi yapabilsinler diye, yüreği bilge olanların hepsinin yüreğine bilgelik koydum:
EXO 31:7 Buluşma Çadırı'nı, Antlaşma Sandığı'nı, onun üzerindeki Merhamet Örtüsü'nü, Çadır'ın bütün takımlarını,
EXO 31:8 masayı ve takımlarını, saf altın şamdanı ve tüm takımlarını, buhur sunağını,
EXO 31:9 yakmalık sunu sunağını ve tüm takımlarını, kazanı ve ayağını,
EXO 31:10 özenle dokunmuş giysileri, kâhin Aron'un kutsal giysilerini, oğullarının kâhinlik makamında hizmet edecekleri giysilerini;
EXO 31:11 mesh yağını ve kutsal yer için hoş baharatlardan oluşan buhuru; sana buyurduğum her şeye göre yapacaklar.”
EXO 31:12 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 31:13 “İsrael'in çocuklarına da söyle: 'Şabat günlerimi mutlaka tutacaksınız; çünkü bu, benim sizi kutsayan Yahve olduğumu bilesiniz diye kuşaklar boyu sizinle benim aramda bir belirtidir.
EXO 31:14 Bunun için Şabat'ı tutacaksınız, çünkü o sizin için kutsaldır. Onu bozan herkes kesinlikle öldürülecektir; çünkü onun içinde her kim bir iş işlerse, o can halkının arasından atılacaktır.
EXO 31:15 Altı gün iş işlenecek, ama yedinci günde Yahve'ye kutsal dinlenme Şabatı'dır. Şabat Günü'nde iş işleyen herkes kesinlikle öldürülecektir.
EXO 31:16 Bu nedenle İsrael'in çocukları, daimi bir antlaşma gereği olarak, kuşaklar boyunca Şabat'a uymak için Şabat'ı tutacaklar.
EXO 31:17 Bu benimle İsrael'in çocukları arasında daima bir belirti olacaktır; çünkü Yahve göğü ve yeri altı günde yarattı ve yedinci günde dinlendi ve rahatladı.'”
EXO 31:18 Sina Dağı'nda Moşe'yle konuşmasını bitirince, Tanrı'nın parmağı ile yazılmış olan iki antlaşma levhasını, ona verdi.
EXO 32:1 Halk, Moşe'nin dağdan inmekte geciktiğini görünce, Aron'un yanında toplanıp ona şöyle dediler: “Gel, bize önümüzden gidecek ilâhlar yap; çünkü bizi Mısır diyarından çıkaran adama, bu Moşe'ye ne oldu bilmiyoruz.”
EXO 32:2 Aron onlara, “Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulaklarındaki altın yüzükleri çıkarıp bana getirin” dedi.
EXO 32:3 Bütün halk kulaklarındaki altın küpeleri çıkarıp Aron'a getirdi.
EXO 32:4 Ona verilenleri aldı, oymacı aletiyle ona şekil verdi ve dökme bir buzağı yaptı. Sonra onlar, “Ey İsrael, seni Mısır diyarından çıkaran ilâhların bunlardır” dediler.
EXO 32:5 Aron bunu görünce önünde bir sunak yaptı; Aron ilan edip şöyle dedi: “Yarın Yahve'ye bayramdır.”
EXO 32:6 Ertesi gün erkenden kalktılar, yakmalık sunuları sındular ve esenlik sunularını getirdiler; insanlar yemek ve içmek için oturdular ve oynamak için kalktılar.
EXO 32:7 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Git, aşağı in; çünkü Mısır diyarından çıkardığın halkın bozuldu!
EXO 32:8 Onlar kendilerine buyurduğum yoldan çabuk saptılar. Kendileri için dökme bir buzağı yaptılar ve ona tapındılar, ona kurban kestiler ve dediler: Ey İsrael, seni Mısır diyarından çıkaran ilâhların bunlardır dediler.”
EXO 32:9 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Bu halkı gördüm ve işte, onlar sert enseli bir halktır.
EXO 32:10 Şimdi beni bırak da, onlara karşı öfkem alevlensin ve onları yok edeyim; seni de büyük bir ulus yapacağım.”
EXO 32:11 Moşe Tanrısı Yahve'ye yalvarıp şöyle dedi: “Ey Yahve, Mısır diyarından büyük güçle, kudretli elle çıkardığın halkına karşı neden öfken alevleniyor?
EXO 32:12 Mısırlılar neden, 'Onları kötülük için, dağlarda öldürmek ve yeryüzünden yok etmek için çıkardı' diye konuşsunlar? Kızgın öfkenden dön ve halkına karşı bu kötülükten vazgeç.
EXO 32:13 Kendin üzerine ant içtiğin ve onlara, 'Senin soyunu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım, hakkında söylediğim bütün bu diyarı sizin soyunuza vereceğim, onu sonsuza dek miras alacaklar' dediğin, hizmetkârların Avraham'ı', İshak'ı ve İsrael'i anımsa.”
EXO 32:14 Böylece Yahve halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.
EXO 32:15 Moşe dönüp elinde iki antlaşma levhasıyla dağdan indi; levhaların iki tarafı da yazılıydı. Onların bir tarafına ve öteki tarafına yazılmıştı.
EXO 32:16 Levhalar Tanrı'nın işiydi ve levhaların üzerine kazınmış olan yazı da Tanrı'nın yazısıydı.
EXO 32:17 Yeşu, halkın bağırışlarını duyunca Moşe'ye, “Ordugâhta savaş gürültüsü var” dedi.
EXO 32:18 O şöyle dedi: “Bu, zafer için bağıranların sesi değil. Yenilenlerin de feryat sesi değil bu; ama ben ezgi söyleyenlerin sesini duyuyorum.”
EXO 32:19 Ordugâha yaklaştığında buzağıyı ve dans edenleri gördü. O zaman Moşe'nin öfkesi alevlendi ve levhaları elinden fırlattı ve dağın eteğinde onları kırdı.
EXO 32:20 Yaptıkları buzağıyı alıp ateşte yaktı, toz haline gelinceye kadar ezdi suyun üzerine serpti ve İsrael'in çocuklarına içirdi.
EXO 32:21 Moşe Aron'a, “Bu halk sana ne yaptı da onların üzerine büyük bir günah getirdin?” dedi.
EXO 32:22 Aron şöyle dedi: “Efendimin öfkesi alevlenmesin. Halkı sen bilirsin, kötülüğe eğilimlidir.
EXO 32:23 Çünkü bana, 'Bizim için önümüzden gidecek ilâhlar yap' dediler. “Bizi Mısır diyarından çıkaran adama, bu Moşe'ye ne oldu bilmiyoruz.'
EXO 32:24 Ben de onlara, 'Kimde altın varsa çıkarsın' dedim. Onlar da bana verdi; onu ateşe attım ve bu buzağı çıktı.”
EXO 32:25 Moşe halkın kontrolden çıktığını görünce (çünkü Aron onları dizginlemediği için düşmanlarının alay konusu olmalarına neden olmuştu),
EXO 32:26 Moşe ordugâhın kapısında durdu ve şöyle dedi: “Kim Yahve'nin tarafındaysa, bana gelsin!” Levi'nin bütün oğulları onun yanında toplandılar.
EXO 32:27 Onlara şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Herkes kılıcını beline kuşansın, ordugâhta kapı kapı dolaşsın ve herkes kendi kardeşini, herkes kendi arkadaşını, ve herkes kendi komşusunu öldürsün.'”
EXO 32:28 Levi oğulları Moşe'nin sözüne göre yaptılar. O gün yaklaşık üç bin kişi halktan düştü.
EXO 32:29 Moşe, “Bugün size bereket versin diye kendinizi Yahve'ye adayın” dedi, “Çünkü herkes oğluna ve kardeşine karşıydı.”
EXO 32:30 Ertesi gün Moşe halka şöyle dedi: “Büyük bir günah işlediniz. Şimdi Yahve'nin önüne çıkacağım. Belki günahınız için kefaret ederim.”
EXO 32:31 Moşe Yahve'ye dönüp şöyle dedi: “Ah bu halk büyük bir günah işledi ve kendilerine altından ilâhlar yaptılar.
EXO 32:32 Ama şimdi onların günahlarını bağışlasan—yoksa yazmış olduğun kitabından lütfen beni sil.”
EXO 32:33 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Kim bana karşı günah işlemişse, kitabımdan onu sileceğim.
EXO 32:34 Şimdi git, halkı sana söylediğim yere götür. İşte, meleğim senin önünden gidecek. Ancak cezalandıracağım gün, onları günahlarından ötürü cezalandıracağım.”
EXO 32:35 Çünkü Aron'un yaptığı buzağıya yaptıkları yüzünden Yahve halkı vurdu.
EXO 33:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Yola çık, sen ve Mısır diyarından çıkardığın halk Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a, 'Senin soyuna vereceğim' diye ant içtiğim diyara buradan çıkın.
EXO 33:2 Önünden bir melek göndereceğim; Kenanlılar'ı, Amorlular'ı, Hititler'i, Perizziler'i, Hivliler'i ve Yevuslular'ı kovacağım.
EXO 33:3 Süt ve bal akan ülkeye gidin; ama ben sizin aranıza çıkmayacağım, çünkü siz sert enseli bir halksınız, yoksa yolda sizi tüketirim.”
EXO 33:4 Halk bu kötü haberi duyunca yas tuttu; ve kimse takılarını takmadı.
EXO 33:5 Yahve Moşe'ye şöyle demişti: “İsrael'in çocuklarına de ki, 'Siz sert enseli bir halksınız. Bir an aranıza çıksam, sizi tüketirim. Bu nedenle şimdi takılarını çıkar da sana ne yapacağımı bileyim.’”
EXO 33:6 İsrael'in çocukları Horev Dağı'ndan itibaren takılarını çıkardılar.
EXO 33:7 Moşe çadırı alıp ordugâhın dışına, ordugâhın çok uzağına kurardı ve ona “Buluşma Çadırı” adını verdi. Yahve'yi arayan herkes ordugâhın dışındaki Buluşma Çadırı'na giderdi.
EXO 33:8 Moşe Çadır'a çıkınca bütün halk ayağa kalkar, herkes kendi çadırının kapısında durup Moşe Çadır'a girene kadar onu izlerdi.
EXO 33:9 Moşe Çadır'a girince bulut sütuna inip Çadır'ın kapısında dururdu. Yahve Moşe'yle konuşurdu.
EXO 33:10 Bütün halk bulut sütununun Çadır'ın kapısında durduğunu görürdü. Herkes ayağa kalkıp kendi çadırının kapısında tapınırdı.
EXO 33:11 Yahve Moşe'yle, bir adamın arkadaşıyla konuştuğu gibi yüz yüze konuşurdu. Tekrar ordugâha dönerdi ama genç bir adam olan hizmetkârı Nun oğlu Yeşu Çadır'dan ayrılmazdı.
EXO 33:12 Moşe Yahve'ye şöyle dedi: “İşte, sen bana, 'Bu halkı çıkar' diyorsun ama benimle kimi göndereceğini bana söylemedin. Ama sen, 'Seni adınla tanıyorum, sen de benim gözümde lütuf buldun' dedin.
EXO 33:13 Bu nedenle, eğer senin gözünde lütuf bulduysam, lütfen şimdi bana yolunu göster, ta ki, gözünde lütuf bulayım diye seni bileyim; bu ulusun da senin halkın olduğunu gör.”
EXO 33:14 Ve dedi, “Varlığım seninle birlikte gidecek, sana rahat vereceğim.”
EXO 33:15 Moşe O'na şöyle dedi: “Eğer varlığın benimle gitmeyecekse, bizi buradan çıkarma.
EXO 33:16 Benim ve halkının senin gözünde lütuf bulduğumuzu insanlar nasıl bilecek? Senin bizimle gelmenle, böylece benim ve senin halkının yeryüzündeki bütün halklardan ayrılmış olmamızla değil mi?”
EXO 33:17 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Söylediğin bu şeyi de yapacağım; çünkü gözümde lütuf buldun ve seni adınla tanıyorum.”
EXO 33:18 Moşe, “Lütfen bana görkemini göster” dedi.
EXO 33:19 O dedi, “Bütün iyiliğimi önünden geçireceğim ve senin önünde Yahve'nin adını ilan edeceğim. Lütfedeceğim insana lütfedeceğim, merhamet göstereceğim insana merhamet göstereceğim.”
EXO 33:20 “Yüzümü göremezsin, çünkü insan beni görüp de yaşayamaz” dedi.
EXO 33:21 Yahve şunu da dedi: “İşte, yanımda bir yer var ve sen kayanın üzerinde duracaksın.
EXO 33:22 Böyle olacak, görkemim gelip geçerken, seni bir kaya yarığına koyacağım ve ben oradan geçene kadar seni elimle örteceğim;
EXO 33:23 o zaman elimi kaldıracağım, sen de arkamı göreceksin; ama yüzüm görülmeyecek.”
EXO 34:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İlki gibi iki taş levha yont. Kırdığın ilk levhaların üzerinde olan sözleri levhaların üzerine yazacağım.
EXO 34:2 Sabah hazır ol, sabahleyin Sina Dağı'na çık ve orada, dağın zirvesinde yanıma gel.
EXO 34:3 Kimse seninle çıkmayacak, dağın hiçbir yerinde kimse görülmeyecek. O dağın önünde sürüler ya da sığırlar otlamasın.”
EXO 34:4 İlki gibi iki taş levhayı yonttu; sonra Moşe sabah erkenden kalktı, Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi Sina Dağı'na çıktı ve eline iki taş levha aldı.
EXO 34:5 Yahve bulutun içinde indi, orada onunla durdu ve Yahve'nin adını ilan etti.
EXO 34:6 Yahve onun önünden geçerken ilan etti: “Yahve! Yahve, merhametli ve lütufkâr, geç öfkelenen, sevgi dolu iyiliği ve gerçeği bol olan,
EXO 34:7 binlercesi için sevgi dolu iyiliğini koruyan, haksızlığı, itaatsizliği ve günahı bağışlayan, babaların suçu için çocukları, çocukların üçüncü ve dördüncü kuşaklarını ziyaret ederek suçluyu hiçbir şekilde suçsuz çıkarmayan bir Tanrı'dır.”
EXO 34:8 Moşe aceleyle başını yere eğip tapındı.
EXO 34:9 Ve şöyle dedi: “Eğer şimdi senin gözünde lütuf bulduysam, ey Efendi, ensesi sert bir halk olsa da, lütfen Efendi bizimle birlikte gelsin; suçumuzu ve günahımızı bağışla ve bizi mirasın olarak al.”
EXO 34:10 Ve şöyle dedi: “İşte, bir antlaşma yapıyorum. Bütün halkının önünde, ne tüm dünyada, ne de hiçbir ulusta yapılmamış harikalar yapacağım; ve aralarında bulunduğun bütün halk Yahve'nin işini görecek; çünkü seninle yaptığım heybetli bir şeydir.
EXO 34:11 Bugün sana buyurduğum şeyi tut. İşte, Amorlu, Kenanlı, Hititli, Perizli, Hivli ve Yevuslu'yu senin önünden kovacağım.
EXO 34:12 Gideceğin ülkede yaşayanlarla antlaşma yapmamaya dikkat et, yoksa aranızda tuzak olur;
EXO 34:13 ama onların sunaklarını yıkacaksın, dikili taşlarını parçalayacaksın ve onların Aşera putlarını keseceksin;
EXO 34:14 çünkü başka hiçbir ilâha tapmayacaksın; çünkü adı Kıskanç olan Yahve kıskanç bir Tanrı'dır.”
EXO 34:15 “Ülkede yaşayanlarla antlaşma yapma, yoksa onların ilâhlarının peşinden fahişelik ederler, ilâhlarına kurban sunarlar, biri seni çağırır, sen de onun kurbanından yersin;
EXO 34:16 onların kızlarını oğullarına alırsın ve onların kızları kendi ilâhlarının peşinden fahişelik eder, oğullarını da kendi ilâhlarının ardından fahişelik ettirirler.”
EXO 34:17 “Kendiniz için dökme put yapmayacaksın.”
EXO 34:18 “Mayasız Ekmek Bayramı'nı tutacaksın. Sana buyurduğum gibi, Aviv ayının belirlenen vaktinde, yedi gün mayasız ekmek yiyeceksin; çünkü Mısır'dan Aviv ayında çıktın.”
EXO 34:19 “Rahimi açan her şey; inekten ve koyundan, bütün hayvanlarının ilk doğan erkeklerinin hepsi benimdir.
EXO 34:20 Eşeğin ilk doğanı için bir kuzunun fidyesini vereceksin. Eğer fidyesini veremeyeceksen, o zaman boynunu kıracaksın. Oğullarının tüm ilk doğanlarının fidyesini vereceksin. Hiç kimse karşımda boş görünmeyecek.”
EXO 34:21 “Altı gün çalışacaksın, ama yedinci gün dinleneceksin: Tarla sürme ve hasat zamanında dinleneceksin.”
EXO 34:22 “Buğday hasadının ilk ürünleriyle Haftalar Bayramı'nı, yıl sonunda da Hasat Bayramı'nı yapacaksın.
EXO 34:23 Bütün erkeklerin yılda üç kez İsrael'in Tanrısı Efendi Yahve'nin önünde görünecekler.
EXO 34:24 Çünkü önündeki ulusları kovacak, sınırlarını genişleteceğim; yılda üç kez Tanrın Yahve'nin önünde görünmek için çıktığında, hiç kimse ülkenizi arzulamayacak.”
EXO 34:25 “Kurbanımın kanını mayalı ekmekle sunmayacaksın. Pesah Bayramı kurbanı sabaha bırakılmayacak.”
EXO 34:26 “Toprağının ilk seçme ürününü Tanrın Yahve'nin evine getireceksin. “Oğlağı anasının sütünde pişirmeyeceksin.”
EXO 34:27 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Bu sözleri yaz; çünkü bu sözler uyarınca seninle ve İsrael'le bir antlaşma yaptım.”
EXO 34:28 Kırk gün kırk gece Yahve'nin yanındaydı; ne ekmek yedi, ne de su içti. Antlaşmanın sözlerini, on buyruğu levhaların üzerine yazdı.
EXO 34:29 Moşe, elinde iki antlaşma levhasıyla Sina Dağı'ndan indiğinde, dağdan inerken Moşe, O'nunla konuştuğu için yüzünün derisinin parladığını bilmiyordu.
EXO 34:30 Aron'la bütün İsrael'in çocukları Moşe'yi gördüler, işte, yüzünün derisi parlıyordu; ve onun yanına yaklaşmaya korktular.
EXO 34:31 Moşe onları çağırdı. Aron'la bütün topluluk önderleri onun yanına döndüler. Moşe onlarla konuştu.
EXO 34:32 Daha sonra bütün İsrael'in çocukları yaklaştı ve Yahve'nin Sina Dağı'nda kendisine söylemiş olduğu bütün buyrukları onlara verdi.
EXO 34:33 Moşe onlarla konuşmayı bitirince yüzüne bir peçe koydu.
EXO 34:34 Ancak Moşe konuşmak için Yahve'nin önüne gittiğinde, dışarı çıkana dek peçeyi kaldırırdı; ve dışarı çıkıp kendisine buyrulanı İsrael'in çocuklarına söylerdi.
EXO 34:35 İsrael'in çocukları Moşe'nin yüzünü gördüler, Moşe'nin yüzünün derisi parlıyordu; Moşe O'nunla konuşmak için içeri girene kadar peçeyi tekrar yüzüne kordu.
EXO 35:1 Moşe İsrael'in çocuklarının bütün topluluğunu toplayıp onlara şöyle dedi: “Yahve'nin yapmanız için buyurduğu şeyler şunlardır.
EXO 35:2 'Altı gün iş işlenecek, ama yedinci gün sizin için kutsal bir gün, Yahve'ye Şabat, dinlenme günü olacak; onun içinde iş işleyen her kişi öldürülecektir.
EXO 35:3 Şabat Günü evlerinizde ateş yakmayacaksınız.'”
EXO 35:4 Moşe İsrael'in çocuklarının bütün topluluğuna şöyle dedi: “Yahve'nin buyurduğu şey şudur:
EXO 35:5 'Aranızda Yahve'ye sunu alın. Yüreği istekli olan herkes, onu Yahve'ye sunu olarak getirsin: Altın, gümüş, tunç,
EXO 35:6 mavi, mor, kırmızı, ince keten, keçi kılı,
EXO 35:7 kırmızı boyalı koç derileri, deniz ayısı derisi, akasya ağacı,
EXO 35:8 ışık için yağ, mesh yağı ve hoş kokulu buhur için baharatlar,
EXO 35:9 efod ve göğüslük için oniks ve kakma taşlar.'”
EXO 35:10 “'Aranızda bilge yürekli olan her adam gelsin ve Yahve'nin buyurduğu her şeyi:
EXO 35:11 Konutu, onun dış kaplamasını, tepesini, kopçalarını, çerçevelerini, kirişlerini, direklerini ve tabanlarını;
EXO 35:12 sandığı ve sırıklarını, Merhamet Örtüsü'nü, bölme perdesini;
EXO 35:13 masayla sırıklarını, bütün takımlarını ve huzur ekmeğini;
EXO 35:14 ışık için şamdanı, onun takımlarını, kandillerini, ışık için yağı;
EXO 35:15 buhur sunağını ve sırıklarını, mesh yağını, hoş kokulu buhuru, çadırın kapısındaki kapı perdesini;
EXO 35:16 yakmalık sunu sunağını, tunç ızgarasını, sırıklarını, bütün takımlarını, kazanı ve ayağını;
EXO 35:17 avlunun perdelerini, direklerini, tabanlarını ve avlu kapısının perdesini;
EXO 35:18 konutun kazıklarını, avlunun kazıklarını ve onları iplerini;
EXO 35:19 kutsal yerde hizmet etmek için özenle dokunmuş giysiler, kâhin Aron'un kutsal giysileri ve onun oğullarının - kâhinlik makamında hizmet etmek için giysilerini yapsınlar.'”
EXO 35:20 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Moşe'nin önünden ayrıldı.
EXO 35:21 Yüreği kendisini harekete geçiren ve ruhu istekli olan herkes geldiler ve Buluşma Çadırı'nın işi, tüm hizmetleri ve kutsal giysiler için Yahve'nin sunularını getirdiler.
EXO 35:22 Erkek olsun kadın olsun, yüreği istekli olan herkes geldi, hepsi Yahve'ye altın sunular sundular, broşlar, küpeler, mühür yüzükleri, bilezikler getirdiler; hepsi altın takıydı.
EXO 35:23 Yanında mavi, mor, kırmızı, ince keten, keçi kılı, kırmızı boyalı koç derileri ve deniz ayısı derileri bulunan herkes bunları getirdi.
EXO 35:24 Gümüş ve tunç sunu sunan herkes Yahve'nin sunusunu getirdi; hizmetin herhangi bir işi için yanında akasya ağacı bulunan herkes onu getirdi.
EXO 35:25 Bilge yürekli kadınların tümü elleriyle eğirdiler ve eğirdikleri mavi, moru, kırmızıyı ve ince keteni getirdiler.
EXO 35:26 Yürekleri bilgelikle harekete geçen kadınların tümü keçi kılı eğirdiler.
EXO 35:27 Önderler efod ve göğüslük için oniks taşlarını ve kakma taşlarını;
EXO 35:28 ışık için, mesh yağı için ve hoş kokulu buhur için baharatı ve yağı getirdiler.
EXO 35:29 Yahve'nin Moşe tarafından yapılmasını buyurduğu tüm işler için yürekleri kendilerini istekli kılan her erkek ve kadın, İsrael'in çocukları, Yahve'ye gönüllü sunu getirdiler.
EXO 35:30 Moşe İsrael'in çocuklarına şöyle dedi: “İşte, Yahve Yahuda oymağından Hur oğlu Uri oğlu Bezalel'i adıyla çağırdı.
EXO 35:31 Bilgelikte, anlayışta, bilgide ve her türlü ustalıkta;
EXO 35:32 altın, gümüş ve tunç işlerken marifetli işler yapmak,
EXO 35:33 taş kesmede ve kakmada, ağaç oymacılığında, her türlü ustalık gerektiren işçilikte çalışmak üzere, Tanrı onu kendi ruhuyla doldurdu.
EXO 35:34 Hem kendisinin hem de Dan oymağından Ahisamak oğlu Oholiav'ın öğretmesini onun yüreğine koydu.
EXO 35:35 Ve O, oymacılıkta, ustalık işlerinde, mavide, morda, kırmızıda, ince ketende dokuma ve nakış işlerinde, her türlü ustalık işini yapabilmeleri için onları yürek bilgeliğiyle doldurdu, ta ki, herhangi bir işi yapan ustaca işler yapanlardan olsunlar.
EXO 36:1 “Besalel ile Oholiav, kutsal yerin hizmetiyle ilgili bütün işi Yahve'nin buyurduğu her şeye göre nasıl yapacaklarını bilmek için Yahve'nin bilgelik ve anlayış verdiği her bilge yürekli adamla birlikte çalışacaklardır.”
EXO 36:2 Moşe, Besalel'i ve Oholiav'ı, Yahve'nin yüreğine bilgelik koyduğu tüm bilge yürekli adamları, bu işe gelme konusunda yüreği harekete geçen herkesi çağırdı.
EXO 36:3 İsrael'in çocukları kutsal yerin hizmeti için getirdikleri tüm sunuları Moşe'den aldılar. Her sabah ona gönüllü sunuları getirmeye devam ettiler.
EXO 36:4 Kutsal yerin bütün işlerini yapan bilgelerin hepsi yapmakta olduğu kendi işinden geldi.
EXO 36:5 Moşe'ye şöyle dediler: “Halk, Yahve'nin yapın diye buyurduğu iş için gereğinden çok daha fazlasını getirdi.”
EXO 36:6 Moşe bir buyruk verdi ve bunu ordugâhın her yerinde ilan ederek şöyle dediler: “Ne erkek ne de kadın kutsal yer için sunu olarak başka bir şey yapmasın.” Böylece halkın getirmesi engellendi.
EXO 36:7 Çünkü sahip oldukları malzeme bütün işi yapmaya yeter ve fazlasıyla artardı bile.
EXO 36:8 İşi yapanların arasındaki bilge yürekli kişilerin tümü, konutu mavi, mor ve kırmızı renkte, özenle dokunmuş ince ketenden on perdeyle yaptı. Bunları usta işi Keruvlar'la yaptılar.
EXO 36:9 Her perdenin uzunluğu yirmi sekiz arşın, her perdenin eni dört arşındı. Bütün perdelerin ölçüsü birdi.
EXO 36:10 Beş perdeyi birbirine, diğer beş perdeyi de birbirine bağladı.
EXO 36:11 Takımın kenarından perdelerden birinin kenarına mavi ilmekler yaptı. İkinci takımda perdenin en dıştaki kenarına da aynısını yaptı.
EXO 36:12 Bir perdede elli ilmek yaptı, ikinci takımdaki perdenin kenarında da elli ilmek yaptı. İlmekler birbirine karşıydılar.
EXO 36:13 Elli altın kopça yaptı ve perdeleri kopçalarla birbirine bağladı; böylece çadır bir bütün oldu.
EXO 36:14 Konutun üzerini örtmek için keçi kılından perdeler yaptı. Onlar için on bir perde yaptı.
EXO 36:15 Her perdenin uzunluğu otuz arşın, eni dört arşındı. On bir perdenin ölçüsü birdi.
EXO 36:16 Beş perdeyi birbirine, altı perdeyi de birbirine bağladı.
EXO 36:17 Bir takım perdenin en dıştaki kenarına elli ilmek yaptı, ikinci takımdaki perdenin en dıştaki kenarına da elli ilmek yaptı.
EXO 36:18 Çadırın tek bir bütün olabilmesi için elli tunç kopça yaptı.
EXO 36:19 Çadır için kırmızı boyalı koç derilerinden bir örtü, üstüne de deniz ayısı derilerinden bir örtü yaptı.
EXO 36:20 Konutun çerçevelerini akasya ağacından dikine yaptı.
EXO 36:21 Bir çerçevenin uzunluğu on arşın, her bir çerçevenin eni bir buçuk arşındı.
EXO 36:22 Her çerçevenin birbirine bağlı iki kolu vardı. Konutun bütün çerçevelerini bu şekilde yaptı.
EXO 36:23 Konut için çerçeveleri güneye bakan güney tarafı için yirmi çerçeve yaptı.
EXO 36:24 Yirmi çerçevenin altına kırk gümüş taban; bir çerçevenin altında iki kol için iki taban, başka bir çerçevenin altında iki kol için iki taban yaptı.
EXO 36:25 Konutun kuzey tarafındaki ikinci tarafı için yirmi çerçeve,
EXO 36:26 bir çerçevenin altında iki taban, diğer bir çerçevenin altında iki taban olmak üzere onların kırk gümüş tabanını yaptı.
EXO 36:27 Konutun batı tarafındaki uzak kısmı için altı çerçeve yaptı.
EXO 36:28 Konutun uzak tarafındaki köşeleri için iki çerçeve yaptı.
EXO 36:29 Altları iki kattı ve aynı şekilde tepeden tek bir halkaya kadar uzanıyorlardı. Bunu iki köşede ikisine de yaptı.
EXO 36:30 Sekiz çerçeve, her çerçevenin altında iki taban olmak üzere onların on altı gümüş tabanı vardı.
EXO 36:31 Akasya ağacından konutun bir tarafındaki çerçeveler için beş kiriş,
EXO 36:32 konutun diğer tarafındaki çerçeveler için de beş kiriş, batıya bakan arka kısmı için de çadırın çerçeveleri için beş kiriş yaptı.
EXO 36:33 Ortadaki kirişi çerçevelerin ortasından bir uçtan diğer uca geçecek şekilde yaptı.
EXO 36:34 Çerçeveleri altınla kapladı, kirişlerin yeri olarak onların halkalarını altın yaptı, kirişleri de altınla kapladı.
EXO 36:35 Perdeyi mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden Keruvlar'la yaptı. Bunu usta işi bir işçilikle yaptı.
EXO 36:36 Bunun için akasya ağacından dört direk yaptı ve onları altınla kapladı. Çengelleri altındandı. Onlar için dört gümüş taban döktü.
EXO 36:37 Çadırın kapısına mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden nakış işi bir perde;
EXO 36:38 ve onun çengelleriyle birlikte beş direği yaptı. Başlıklarını ve çemberlerini altınla kapladı ve beş tabanı da tunçtandı.
EXO 37:1 Besalel sandığı akasya ağacından yaptı. Uzunluğu iki buçuk arşın, eni bir buçuk arşın ve yüksekliği bir buçuk arşındı.
EXO 37:2 Onun içini ve dışını saf altınla kapladı, çevresine de altın pervaz yaptı.
EXO 37:3 Onun dört ayağına, bir yanına iki halka, öbür yanına iki halka olmak üzere dört altın halka döktü.
EXO 37:4 Akasya ağacından sırıklar yapıp onları altınla kapladı.
EXO 37:5 Sandığı taşımak için sırıkları sandığın yanlarındaki halkalara yerleştirdi.
EXO 37:6 Saf altından bir Merhamet Örtüsü yaptı. Uzunluğu iki buçuk arşın ve eni bir buçuk arşındı.
EXO 37:7 Altından iki Keruv yaptı. Onları Merhamet Örtüsü'nün iki ucunda dövmeci işi olarak,
EXO 37:8 bir uçta bir Keruv, diğer uçta bir Keruv olmak üzere yaptı. Keruvlar'ı iki ucunda Merhamet Örtüsü olacak şekilde tek parça yaptı.
EXO 37:9 Keruvlar kanatları yukarıya doğru açık, yüzleri birbirine dönük şekilde Merhamet Örtüsü'nü kanatlarıyla örtüyorlardı. Keruvlar'ın yüzleri Merhamet Örtüsü'ne doğruydu.
EXO 37:10 Masayı akasya ağacından yaptı. Uzunluğu iki arşın, eni bir arşın ve yüksekliği bir buçuk arşındı.
EXO 37:11 Onu saf altınla kapladı ve çevresine altın pervaz yaptı.
EXO 37:12 Çevresine bir karış genişliğinde bir kenar, onun çevresine de altın pervaz yaptı.
EXO 37:13 Onun için dört altın halka döktü ve halkaları dört ayağı üzerinde olan dört köşesine yerleştirdi.
EXO 37:14 Halkalar kenara, sırıkların masayı taşıyacağı yerlere yakındı.
EXO 37:15 Masayı taşımak için sırıkları akasya ağacından yaptı ve altınla kapladı.
EXO 37:16 Masanın üzerindeki kapları, tabakları, kaşıkları, tasları, dökmelik sunu testileri saf altından yaptı.
EXO 37:17 Şamdanı saf altından yaptı. Onu dövmeci işi olarak yaptı. Tabanı, gövdesi, çanakları, tomurcukları ve çiçekleri ondan tek parçaydı.
EXO 37:18 Bir yanından üç kol, diğer yanından üç kol olmak üzere şamdanın yanlarından altı kol çıkıyordu;
EXO 37:19 bir kolda badem çiçeğine benzer üç çanak, bir tomurcuk, bir çiçek ve diğer kolda ise badem çiçeği şekline benzer üç çanak, bir tomurcuk, bir çiçek vardı; şamdandan çıkan altı kol böyleydi.
EXO 37:20 Şamdanda badem çiçeğine benzer dört çanak, tomurcukları ve çiçekleri vardı;
EXO 37:21 ve ondan çıkan altı kol için, iki kol altında kendisinden bir tomurcuk, iki kol altında kendisinden bir tomurcuk ve iki kol altında kendisinden bir tomurcuk vardı.
EXO 37:22 Tomurcukları ve kolları ondan tek parçaydı. Hepsi saf altından bir dövmeci işiydi.
EXO 37:23 Onun yedi kandilini, maşalarını ve tablalarını saf altından yaptı.
EXO 37:24 Bütün takımlarıyla birlikte onu bir talant saf altından yaptı.
EXO 37:25 Buhur sunağını akasya ağacından yaptı. Kare şeklindeydi; uzunluğu bir arşın ve eni bir arşındı. Yüksekliği iki arşındı. Boynuzları da onunla tek parçaydı.
EXO 37:26 Üstünü, yanlarını ve boynuzlarını saf altınla kapladı. Çevresine altın pervaz yaptı.
EXO 37:27 Onu taşımak için sırık yeri olarak, pervazın altına, iki yanları üzerine ve iki tarafına iki altın halka yaptı.
EXO 37:28 Sırıkları akasya ağacından yaptı ve altınla kapladı.
EXO 37:29 Attar işine uygun olarak kutsal mesh yağını ve hoş baharatlardan oluşan saf buhuru yaptı.
EXO 38:1 Yakmalık sunu sunağını akasya ağacından yaptı. Kare şeklindeydi. Uzunluğu beş arşın, eni beş arşın ve yüksekliği üç arşındı.
EXO 38:2 Boynuzlarını dört köşesi üzerine yaptı. Boynuzları onunla tek parçaydı ve onu tunçla kapladı.
EXO 38:3 Sunağın bütün takımlarını, kovaları, kürekleri, çanakları, çatalları ve ateş kaplarını yaptı. Bütün kaplarını tunçtan yaptı.
EXO 38:4 Sunak için, etrafındaki çıkıntının altına yarıya kadar uzanan tunç ağ şeklinde bir ızgara yaptı.
EXO 38:5 Sırıkların yeri olarak tunç ızgaranın dört köşesine dört halka döktü.
EXO 38:6 Sırıkları akasya ağacından yaptı ve onları tunçla kapladı.
EXO 38:7 Sırıkları sunağın yanlarındaki halkalara taktı, onu taşımak için kullandı. Onu tahtadan içi boş yaptı.
EXO 38:8 Buluşma Çadırı'nın kapısında hizmet eden hizmetkâr kadınların aynalarından kazanı ve ayağını tunçtan yaptı.
EXO 38:9 Avluyu yaptı; güney tarafı için avlunun perdeleri güneye doğru yüz arşın boyunda özenle dokunmuş ince ketendendi;
EXO 38:10 yirmi direği ve yirmi tabanı tunçtandı; direklerin çengelleri ve çemberleri gümüştendi.
EXO 38:11 Kuzey tarafı için yüz arşındı, direkleri yirmi ve tabanları yirmi tunçtandı; direklerin çengelleri ve çemberleri gümüştendi.
EXO 38:12 Batı tarafında elli arşınlık perdeler, on direk ve on taban vardı; direklerin çengelleri ve çemberleri gümüştendi.
EXO 38:13 Doğu tarafı için doğuya doğru elli arşındı,
EXO 38:14 bir tarafın perdeleri on beş arşındı; direkleri üç, tabanları üç;
EXO 38:15 ve diğer tarafta da böyleydi; bu tarafta ve avlu kapısının yanında on beş arşınlık perdeler vardı; direkleri üç, tabanları da üçtü.
EXO 38:16 Avlunun etrafındaki perdelerin tümü özenle dokunmuş ince ketendendi.
EXO 38:17 Direklerin tabanları tunçtandı. Direklerin çengelleri ve çemberleri gümüştendi. Başlıkları gümüşle kaplanmıştı. Avlunun tüm direklerinde gümüş şeritler vardı.
EXO 38:18 Avlu kapısının perdesi mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ketenden nakışçı işiydi. Avlu perdeleri gibi uzunluğu yirmi arşın, eninde yüksekliği ise beş arşındı.
EXO 38:19 Direkleri dört, tabanları dört tunçtandı; çengelleri gümüşten, başlıklarının kaplamaları ve çemberleri gümüştendi.
EXO 38:20 Konutun ve avlunun çevresindeki tüm kazıklar tunçtandı.
EXO 38:21 Antlaşma Çadırı'nda kullanılan malzemelerin miktarları bunlardı; Moşe'nin buyruğu uyarınca Levililer'in hizmeti için kâhin Aron oğlu İtamar'ın eliyle sayıldı.
EXO 38:22 Yahuda oymağından Hur oğlu Uri oğlu Besalel, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeyi yaptı.
EXO 38:23 Dan oymağından Ahisamak oğlu, oymacı, usta bir işçi ve mavi, mor, kırmızı ve ince keten kumaşlarda nakışçı olan Oholiav onunla birlikteydi.
EXO 38:24 Kutsal yerin bütün işlerinde kullanılan altının tamamı, sunu altınıyla birlikte kutsal yerin şekeline göre yirmi dokuz talant ve yedi yüz otuz şekeldi.
EXO 38:25 Topluluktan sayılanların gümüşü, kutsal yerin şekeline göre yüz talant ve bin yedi yüz yetmiş beş şekeldi;
EXO 38:26 yirmi yaşında ve yukarı olan altı yüz üç bin beş yüz elli kişi için, sayılanlar tarafına geçen herkes için, nüfus başına bir beka, yani kutsal yerin şekeline göre yarım şekeldi.
EXO 38:27 Yüz talant gümüş, kutsal yerin ve perdenin tabanlarının dökümü içindi; yüz talant için yüz taban, taban başına bir talanttı.
EXO 38:28 Bin yedi yüz yetmiş beş şekelden direkler için çengeller yaptı, direk başlıklarını kapladı ve onlara çemberler yaptı.
EXO 38:29 Sununun tuncu yetmiş talant ve iki bin dört yüz şekeldi.
EXO 38:30 Bununla Buluşma Çadırı'nın kapısının tabanlarını, tunç sunağı, onun için olan tunç ızgarayı, sunağın tüm takımlarını,
EXO 38:31 avlunun çevresindeki tabanları, avlu kapısının tabanlarını, konutun tüm kazıklarını, avlunun çevresindeki tüm kazıkları yaptı.
EXO 39:1 Kutsal yerde hizmet etmek için mavi, mor ve kırmızı renklerden özenle dokunmuş giysiler yaptılar; Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi Aron için de kutsal giysiler yaptılar.
EXO 39:2 Efodu altın, mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden yaptı.
EXO 39:3 Altını dövüp ince levhalar haline getirdiler ve ustalık işçiliği ile mavi, mor, kırmızı ve ince keten arasına işlemek için onu teller halinde kestiler.
EXO 39:4 Onun için birleştirilmiş omuz askıları yaptılar. İki ucundan birleştirilmişti.
EXO 39:5 Üzerinde bulunan ve onu tutturmak için kullanılan ustaca dokunmuş şerit de tıpkı onun işi gibi aynı parçadandı, altından, mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketendendi; Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibiydi.
EXO 39:6 Altın yuvalar içine kakılmış, İsrael'in çocuklarının adlarına göre mühür oymasıyla oyulmuş, oniks taşlarını işlediler.
EXO 39:7 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, İsrael'in çocuklarına anma taşları olsun diye bunları efodun omuz askılarına taktı.
EXO 39:8 Efodun işi gibi usta işçiliğiyle göğüslüğü altından, mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ince ketenden yaptı.
EXO 39:9 Kare biçimindeydi. Göğüslüğü iki kat yaptılar. İki katı olarak uzunluğu bir karış, eni bir karıştı.
EXO 39:10 İçine dört sıra taş dizdiler. İlk sırada bir sıra yakut, topaz ve zümrüt;
EXO 39:11 ikinci sırada firuze, safir ve aytaşı;
EXO 39:12 üçüncü sırada gökyakut, agat ve ametist;
EXO 39:13 dördüncü sırada gökzümrüt, oniks, ve yeşim vardı; yuvalarında altın çerçeveler içine kakılmıştı.
EXO 39:14 Taşlar İsrael'in çocuklarının adlarına göre, on iki oymak için her birinin kendi adına göre, mühür oymaları gibi adlarına göre, on ikiydi.
EXO 39:15 Göğüslük üzerine saf altından örmeci işi kordona benzer zincirler yaptılar.
EXO 39:16 İki altın yuva ve iki altın halka yapıp iki halkayı göğüslüğün iki ucuna taktılar.
EXO 39:17 İki örme altın zinciri göğüslüğün uçlarındaki iki halkaya taktılar.
EXO 39:18 İki örme zincirin diğer iki ucunu iki yuva üzerine geçirip efodun ön tarafındaki omuz askılarına taktılar.
EXO 39:19 İki altın halka yapıp bunları göğüslüğün iki ucuna, efodun iç tarafına doğru olan kenarına taktılar.
EXO 39:20 İki altın halka daha yapıp efodun iki omuz askısına, efodun ustaca dokunmuş şeridinin üstüne, ön kısmına, birleştiği yerin yakınına taktılar.
EXO 39:21 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, efodun ustaca dokunmuş şeridi üzerinde olsun ve göğüslük efodtan ayrılmasın diye, göğüslüğü halkalarıyla efodun halkalarına mavi bir kordonla bağladılar.
EXO 39:22 Efodun kaftanını tamamen mavi dokuma kumaştan yaptı.
EXO 39:23 Kaftanının ortasındaki boşluk, bir zırhın boşluğuna benziyordu; boşluğun çevresinde yırtılmaması için bir bağ vardı.
EXO 39:24 Kaftanın etekleri üzerine mavi, mor, kırmızı ve özenle dokunmuş ketenden narlar yaptılar.
EXO 39:25 Saf altından çıngıraklar yaptılar ve çıngırakları kaftanın etekleri üzerine çepeçevre narların arasına, narların ara yerlerine;
EXO 39:26 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi hizmet etmek için kaftan eteklerinin etrafına bir çıngırak ve bir nar, bir çıngırak ve bir nar şeklinde yaptılar.
EXO 39:27 Aron'la oğulları için ince ketenden dokunmuş gömlekler,
EXO 39:28 ince ketenden sarık, ince ketenden süslü başlıkları, özenle dokunmuş ince ketenden keten donlar,
EXO 39:29 özenle dokunmuş ince ketenden mavi, mor, ve kırmızı nakışçı işi kuşaklar, Yahve'nin Moşe'ye buyurmuş olduğu gibi yaptılar.
EXO 39:30 Kutsal tacın levhasını saf altından yaptılar ve üzerine mühür oymaları gibi “YAHVE'YE KUTSAL” yazısını yazdılar.
EXO 39:31 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, yukarıdaki sarığın üzerine bağlamak için ona mavi bir kordon bağladılar.
EXO 39:32 Böylece Buluşma Çadırı'nın konutuyla ilgili tüm işler tamamlandı. İsrael'in çocukları Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeye göre yaptılar; onlar da öyle yaptılar.
EXO 39:33 Konutu, Çadırı, onun bütün takımlarını, kopçalarını, çerçevelerini, kirişlerini, direklerini, tabanlarını,
EXO 39:34 kırmızı boyalı koç derilerinden örtüyü, deniz ayısı derilerinden örtüyü, bölme perdesini,
EXO 39:35 sırıklarıyla birlikte Antlaşma Sandığı'nı, Merhamet Örtüsü'nü,
EXO 39:36 masayı, bütün takımlarını, huzur ekmeğini,
EXO 39:37 saf şamdanı, kandillerini, dizilecek kandillerini, bütün takımlarını, ışık için yağı,
EXO 39:38 altın sunağı, mesh yağını, hoş kokulu buhuru, Çadır kapısının perdesini,
EXO 39:39 tunç sunağı, onun tunç ızgarasını, sırıklarını, bütün takımlarını, kazanı ve onun ayağını,
EXO 39:40 avlu perdelerini, direklerini, tabanlarını, avlu kapısının perdesini, iplerini, kazıklarını ve Buluşma Çadırı için çadırın hizmetinde kullanılan bütün aletleri,
EXO 39:41 kutsal yerin hizmeti için özenle dokunmuş giysileri, Kâhin Aron'un kutsal giysilerini ve kâhinlik makamında hizmet edecek oğullarının giysilerini Moşe'ye getirdiler.
EXO 39:42 İsrael'in çocukları Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeye göre bütün işi öyle yaptılar.
EXO 39:43 Moşe bütün işi gördü ve işte, Yahve'nin buyurduğu gibi yapmışlardı. Öyle yapmışlardı, Moşe de onları kutsadı.
EXO 40:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
EXO 40:2 “Birinci ayın birinci günü Buluşma Çadırı'nın konutunu kuracaksın.
EXO 40:3 Antlaşma Sandığı'nı içine koyacaksın ve sandığı perdeyle gizleyeceksin.
EXO 40:4 Masayı içeri getirip üzerindeki şeyleri dizeceksin. Şamdanı getirip kandillerini yakacaksın.
EXO 40:5 Buhur için altın sunağı Antlaşma Sandığı'nın önüne koyacaksın ve konutun kapısının perdesini takacaksın.”
EXO 40:6 “Yakmalık sunu sunağını Buluşma Çadırı'nın konutunun kapısı önüne koyacaksın.
EXO 40:7 Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koyacaksın ve içine su koyacaksın.
EXO 40:8 Çevresine avluyu kuracak, avlu kapısının perdesini asacaksın.”
EXO 40:9 “Mesh yağını alacaksın, konutu ve içindekilerin hepsini meshedeceksin, onu ve içindeki tüm takımları kutsal kılacaksın ve kutsal olacaktır.
EXO 40:10 Yakmalık sunu sunağını tüm takımlarıyla birlikte meshedeceksin ve sunağı kutsal kılacaksın; sunak çok kutsal olacak.
EXO 40:11 Kazanı ve ayağını meshedecek ve onu kutsayacaksın.”
EXO 40:12 “Aron'la oğullarını Buluşma Çadırı'nın kapısına getirip onları suyla yıkayacaksın.
EXO 40:13 Aron'a kutsal giysileri giydireceksin; kâhinlik makamında bana hizmet edebilmesi için onu meshedip kutsal kılacaksın.
EXO 40:14 Oğullarını getirip üzerlerine gömlekler giydireceksin.
EXO 40:15 Kâhinlik makamında bana hizmet edebilmeleri için, babalarını meshettiğin gibi onları da meshedeceksin. Meshedilmeleri onlara kuşakları boyunca sonsuz bir kâhinlik için olacaktır.”
EXO 40:16 Moşe öyle yaptı. Yahve'nin kendisine buyurduğu her şeye göre, öyle yaptı.
EXO 40:17 İkinci yılın birinci ayının birinci gününde konut ayağa kaldırıldı.
EXO 40:18 Moşe konutu kaldırdı, tabanlarını koydu, çerçevelerini yerleştirdi, kirişlerini taktı ve direklerini dikti.
EXO 40:19 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi örtüyü çadırın üzerine serdi, konutun örtüsünü üst taraftan onun üstüne koydu.
EXO 40:20 Antlaşmayı alıp sandığın içine koydu, sırıkları sandığa taktı ve Merhamet Örtüsü'nü üst taraftan sandığın üstüne koydu.
EXO 40:21 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi sandığı konutun içine getirdi, bölme perdesini taktı ve Antlaşma Sandığı'nı gizledi.
EXO 40:22 Masayı Buluşma Çadırı'na, konutun kuzey tarafına, perdenin dışına koydu.
EXO 40:23 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi ekmeği onun üzerine Yahve'nin önünde dizdi.
EXO 40:24 Şamdanı Buluşma Çadırı'nın içine, konutun güneyine, masanın karşısına koydu.
EXO 40:25 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, Yahve'nin önünde kandilleri yaktı.
EXO 40:26 Altın sunağı Buluşma Çadırı'nın içindeki perdenin önüne koydu;
EXO 40:27 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, onun üzerinde hoş kokulu buhur yaktı.
EXO 40:28 Konutun kapısının perdesini taktı.
EXO 40:29 Yakmalık sunu sunağını Buluşma Çadırı'nın kapısına koydu ve Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yakmalık sunu ve ekmek sunusunu onun üzerinde sundu.
EXO 40:30 Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu ve içine yıkanmak üzere su koydu.
EXO 40:31 Moşe, Aron ve oğulları ellerini ve ayaklarını orada yıkadılar.
EXO 40:32 Buluşma Çadırı'na girip sunağa yaklaştıklarında Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yıkanırlardı.
EXO 40:33 Avluyu konutun ve sunağın çevresinde yükseltti, avlu kapısının perdesini taktı. Böylece Moşe işi bitirdi.
EXO 40:34 Sonra bulut Buluşma Çadırı'nı kapladı ve Yahve'nin görkemi konutu doldurdu.
EXO 40:35 Moşe Buluşma Çadırı'na giremedi; çünkü bulut onun üzerinde duruyordu ve Yahve'nin görkemi çadırı doldurmuştu.
EXO 40:36 İsrael'in çocukları bütün yolculuklarını, bulut konutun üzerinden kalkınca sürdürürlerdi;
EXO 40:37 ama eğer bulut kalkmazsa, kalkacağı güne dek yola çıkmazlardı.
EXO 40:38 Çünkü bütün yolculukları boyunca, bütün İsrael evinin gözü önünde, Yahve'nin bulutu gündüzleri konutun üzerindeydi, geceleri de bulutta ateş vardı.
LEV 1:1 Yahve Moşe'yi çağırdı ve Buluşma Çadırı'ndan onunla konuşup şöyle dedi:
LEV 1:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Sizden biri Yahve'ye bir sunu sunduğu zaman, hayvanlardan, sığır ve davardan sunacaksınız.'”
LEV 1:3 “'Eğer sunusu sığırdan yakmalık sunu ise, kusursuz erkek sunacak. Yahve'nin önünde kabul edilsin diye onu Buluşma Çadırı'nın kapısında sunacak.
LEV 1:4 Elini yakmalık sununun başına koyacak ve kendisi için kefaret etmek üzere kabul olunacaktır.
LEV 1:5 Boğayı Yahve'nin önünde kesecek. Aron'un oğulları kâhinler kanı sunacaklar ve kanı Buluşma Çadırı'nın kapısındaki sunağın üzerine çepeçevre serpecekler.
LEV 1:6 Yakmalık sunuların derisini yüzecek ve onu parçalar halinde kesecek.
LEV 1:7 Kâhin Aron'un oğulları sunak üzerine ateş koyacaklar ve ateşin üzerine odunlar dizecekler;
LEV 1:8 Aron'un oğulları kâhinler parçaları, başı ve yağı sunaktaki ateşin üzerindeki odunların üzerine dizecekler;
LEV 1:9 ama onun içini ve bacaklarını suyla yıkayacak. Kâhin, yakmalık sunu olarak, ateşle yapılan sunu olarak, Yahve'ye hoş koku olarak, bunların hepsini sunak üzerinde yakacaktır.'”
LEV 1:10 “'Yakmalık sunu olarak sunusu davardan, koyunlardan ya da keçilerdense, kusursuz erkek sunacak.
LEV 1:11 Onu Yahve'nin önünde sunağın kuzey tarafında kesecek. Aron'un oğulları, kâhinler, onun kanını sunağın üzerine çepeçevre serpecekler.
LEV 1:12 Onu başı ve yağıyla birlikte parçalar halinde kesecek. Kâhin bunları sunaktaki ateşin üzerindeki odunların üzerine dizecek,
LEV 1:13 ama iç organlarını ve bacaklarını suyla yıkayacak. Kâhin hepsini sunacak ve sunak üzerinde yakacaktır. Bu yakılan bir sunudur, ateşle yapılan, Yahve'ye hoş kokudur.'”
LEV 1:14 “'Eğer Yahve'ye yakmalık sunu kuşlardansa, sunusunu kumrulardan ya da güvercin yavrularından sunacaktır.
LEV 1:15 Kâhin onu sunağa getirecek, başını ayırıp sunak üzerinde yakacak; kanı sunağın yan tarafında akıtılacak;
LEV 1:16 onun kursağını ve tüylerini alıp sunağın yanına, doğu tarafına, küllerin yerine atacaktır.
LEV 1:17 Onu kanatlarından ayıracak ama bölmeyecektir. Kâhin onu sunakta, yanan odunların üzerinde yakacaktır. Bu yakılan bir sunudur, ateşle yapılan, Yahve'ye hoş kokudur.'”
LEV 2:1 “'Birisi Yahve'ye ekmek sunusu sunduğu zaman, sunusu ince undan olacak. Üzerine yağ dökecek ve üzerine günnük koyacak.
LEV 2:2 Onu Aron'un oğullarına, kâhinlere getirecek. Onun ince unundan ve yağından, bütün günnüğüyle birlikte bir avuç alacak ve kâhin, onun anılması olarak onu sunak üzerinde yakacaktır; o ateşle yapılan bir sunu, Yahve'ye hoş kokudur.
LEV 2:3 Ekmek sunusundan arta kalan Aron'un ve oğullarının olacak. Yahve'ye ateşle yapılan sunuların en kutsal kısmıdır.'”
LEV 2:4 “'Fırında pişmiş ekmek sunusu sunduğun zaman, ince undan yağla yoğrulmuş mayasız pideler, ya da üzerine yağ sürülmüş mayasız yufkalar olacak.
LEV 2:5 Eğer sununuz tavada pişirilen bir ekmek sunusu ise, yağla yoğrulmuş mayasız ince undan olacak.
LEV 2:6 Onu parçalara ayırıp üzerine yağ dökeceksin. Bu bir ekmek sunusudur.
LEV 2:7 Eğer sunun tavada sunulan bir ekmek sunusu ise, ince undan ve zeytinyağıyla yapılacaktır.
LEV 2:8 Bunlardan yapılan ekmek sunusunu Yahve'ye getireceksin. Kâhine verilecek, o da onu sunağa getirecek.
LEV 2:9 Kâhin, anma sunusu olarak ekmek sunusundan alacak ve onu, ateşle yapılan, Yahve'ye hoş koku olarak sunak üzerinde yakacak.
LEV 2:10 Ekmek sunusundan arta kalan Aron'la oğullarının olacak. Yahve'ye ateşle yapılan sunuların en kutsal kısmıdır.'”
LEV 2:11 “'Yahve'ye sunacağınız hiçbir ekmek sunusu mayayla yapılmayacaktır; çünkü Yahve'ye ateşle yapılan sunu olarak ne maya ne de bal yakacaksın.
LEV 2:12 İlk ürünleri sunu olarak Yahve'ye sunacaksınız, ama sunakta hoş koku olarak yükselmeyecekler.
LEV 2:13 Ekmek sununuzun her sunusunu tuzlayacaksınız. Tanrın'la yaptığın antlaşmanın tuzunun ekmek sunusundan eksik etmeyeceksin. Bütün sunularınızla tuz sunacaksın.'”
LEV 2:14 “'Eğer Yahve'ye ilk ürünlerden ekmek sunusu sunuyorsan, ilk ürünlerinin ekmek sunusu olarak ateşte kavrulmuş ve ezilmiş taze buğday başakları sunacaksın.
LEV 2:15 Üzerine yağ döküp günnük koyacaksın. Bu bir ekmek sunusudur.
LEV 2:16 Kâhin onun için anılma olarak, ezilmiş tahılla yağının bir kısmını ve bütün günnüğüyle birlikte yakacak. Bu, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunudur.'”
LEV 3:1 “'Eğer sunusu esenlik kurbanı ise, bunu erkek olsun, dişi olsun, sığırdan sunuyorsa, onu Yahve'nin önünde kusursuz olarak sunacaktır.
LEV 3:2 Elini sunusunun başına koyacak ve onu Buluşma Çadırı'nın kapısında kesecek. Aron'un oğulları, kâhinler, kanı sunağın üzerine çepeçevre serpecekler.
LEV 3:3 Yahve'ye esenlik kurbanından ateşle yapılan bir sunu sunacak. İçini kaplayan yağı, iç kısımdaki yağın tamamını,
LEV 3:4 iki böbreği, onların üzerinde belin yanında olan yağı, böbreklerle birlikte karaciğerin zarını da ayıracak.
LEV 3:5 Aron'un oğulları onu sunakta, ateşteki odunların üzerindeki yakmalık sunu üzerinde yakacaklar; bu, ateşle yapılan, Yahve'ye hoş kokulu bir sunudur.'”
LEV 3:6 “'Eğer Yahve'ye esenlik kurbanı olarak sunusu erkek ya da dişi davardan ise, onu kusursuz olarak sunacak.
LEV 3:7 Eğer sunu olarak bir kuzu sunarsa, onu Yahve'nin önünde sunacak.
LEV 3:8 Elini sunusunun başına koyacak ve onu Buluşma Çadırı'nın önünde kesecek. Aron'un oğulları onun kanını sunağın üzerine çepeçevre serpecekler.
LEV 3:9 Esenlik kurbanından Yahve'ye ateşle yapılan bir sunu sunacak; yağının tamamını, kuyruk yağının tamamını kuyruk sokumu yakınından ayıracak; içleri kaplayan yağı, içinin üzerindeki yağın tamamını,
LEV 3:10 iki böbreği, onların üzerinde, belin yanında olan yağı, böbreklerle birlikte karaciğerin üzerindeki zarı ayıracak.
LEV 3:11 Kâhin onu sunak üzerinde yakacak; bu, Yahve'ye ateşle yapılan yiyecek sunusudur.'”
LEV 3:12 “'Eğer sunusu keçi ise, onu Yahve'nin önünde sunacak.
LEV 3:13 Elini onun başına koyacak ve onu Buluşma Çadırı'nın önünde kesecek; Aron'un oğulları onun kanını sunağın üzerine çepeçevre serpecekler.
LEV 3:14 O ondan Yahve'ye ateşle yapılan bir sunu olarak sunacak; içini kaplayan yağı ve iç kısımdaki tüm yağları,
LEV 3:15 iki böbreği ve onların üzerinde belin yanında olan yağı ve böbreklerle birlikte karaciğerin zarını ayıracak.
LEV 3:16 Kâhin onları sunakta yakacak; hoş koku olarak ateşle yapılan sunu yemeğidir bu; tüm yağlar Yahve'nindir.'”
LEV 3:17 “'Ne yağ ne de kan yememeniz, bütün konutlarınızda kuşaklarınız boyunca kalıcı bir kural olacaktır.'”
LEV 4:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 4:2 “İsrael'in çocuklarına de ki: 'Bir kimse Yahve'nin yapılmamasını buyurduğu şeylerden birinde bilmeden günah işlerse ve bunlardan herhangi birini yaparsa,
LEV 4:3 eğer meshedilmiş kâhin günah işleyip halkın üzerine suç getirirse, işlediği günahın karşılığında, günah sunusu olarak Yahve'ye kusursuz bir genç boğa sunsun.
LEV 4:4 Boğayı Buluşma Çadırı'nın kapısına, Yahve'nin önüne getirecek; elini boğanın başına koyacak ve boğayı Yahve'nin önünde kesecek.
LEV 4:5 Meshedilmiş kâhin boğanın kanından biraz alıp Buluşma Çadırı'na getirecek.
LEV 4:6 Kâhin parmağını kana batıracak ve Yahve'nin önünde, kutsal yerin perdesi önünde kanın bir kısmını yedi kez serpecek.
LEV 4:7 Kâhin kanın bir kısmını Yahve'nin önünde, Buluşma Çadırı'nda bulunan hoş kokulu buhur sunağının boynuzlarına sürecek; boğanın kanının geri kalanını Buluşma Çadırı'nın kapısındaki yakmalık sunu sunağının dibine dökecek.
LEV 4:8 Günah sunusu olan boğanın tüm yağını, içini kaplayan yağı, iç kısımlarındaki bütün yağı,
LEV 4:9 iki böbreği, onların üzerinde belin yanında olan yağı, böbrekleriyle birlikte karaciğerinin üzerindeki zarı,
LEV 4:10 esenlik kurbanının boğadan alındığı gibi ayıracak. Kâhin onları yakmalık sunu sunağında yakacak.
LEV 4:11 Boğanın derisini, bütün etini, başıyla, bacaklarıyla, iç kısmını, gübresiyle birlikte
LEV 4:12 boğanın geri kalan kısmını ordugâhın dışına, küllerin döküldüğü temiz bir yere taşıyacak, onu odunların üzerinde ateşle yakacaktır. Küllerinin döküldüğü yerde yakılacak.'”
LEV 4:13 “'Tüm İsrael topluluğu günah işlerse ve bu durum topluluğun gözünden kaçarsa ve onlar Yahve'nin yapılmamasını buyurduğu şeylerden herhangi birini yaparlar ve suçlu olurlarsa;
LEV 4:14 işledikleri günah bilindiği zaman topluluk günah sunusu olarak bir boğa sunacak ve onu Buluşma Çadırı'nın önüne getirecekler.
LEV 4:15 Topluluğun ihtiyarları Yahve'nin önünde ellerini boğanın başına koyacaklar; boğa Yahve'nin önünde kesilecek.
LEV 4:16 Meshedilmiş kâhin boğanın kanının bir kısmını Buluşma Çadırı'na getirecek.
LEV 4:17 Kâhin parmağını kana batıracak ve onu Yahve'nin önünde, perdenin önünde yedi kez serpecek.
LEV 4:18 Yahve'nin önünde, Buluşma Çadırı'nda bulunan sunağın boynuzlarına kanın bir kısmını sürecek; kanın geri kalanını Buluşma Çadırı'nın kapısındaki yakmalık sunu sunağının dibine dökecek.
LEV 4:19 Bütün yağını ondan alıp sunak üzerinde yakacak.
LEV 4:20 Bunu boğayla yapacak; günah sunusu olan boğaya ne yaptıysa, bunu da öyle yapacak; kâhin onlar için kefaret edecek ve bağışlanacaktır.
LEV 4:21 Boğayı ordugâhın dışına taşıyacak ve ilk boğayı yaktığı gibi onu da yakacak. Bu, topluluk için günah sunusudur.'”
LEV 4:22 “'Önderlerden biri günah işleyip Tanrısı Yahve'nin yapılmamasını buyurduğu şeylerden herhangi birini bilmeden yapar ve suçlu olursa,
LEV 4:23 işlediği günah kendisine bildirilirse, sunu olarak kusursuz bir erkek keçi getirecektir.
LEV 4:24 Elini tekenin başına koyacak ve onu Yahve'nin önünde yakmalık sunuların kesildiği yerde kesecek. Bu bir günah sunusudur.
LEV 4:25 Kâhin günah sunusu kanının bir kısmını parmağıyla alıp yakmalık sunu sunağının boynuzlarına sürecek. Kanının geri kalanını yakmalık sunu sunağının dibine dökecek.
LEV 4:26 Esenlik kurbanının yağı gibi, yağının tamamını sunakta yakacak; kâhin onun günahına kefaret edecek, o da bağışlanacaktır.'”
LEV 4:27 “'Eğer halktan biri Yahve'nin yapılmamasını buyurduğu şeylerden herhangi birini yaparak bilmeden günah işlerse ve suçlu olursa,
LEV 4:28 eğer işlediği günah kendisine bildirilirse, o zaman işlediği günaha karşılık kusursuz bir dişi keçi getirecektir.
LEV 4:29 Elini günah sunusunun başına koyacak ve günah sunusunu yakmalık sunu yerinde kesecek.
LEV 4:30 Kâhin parmağıyla onun kanının bir kısmını alıp yakmalık sunu sunağının boynuzlarına sürecek; kanının geri kalanını sunağın dibine dökecek.
LEV 4:31 Esenlik kurbanının yağının ayrıldığı gibi, o da onun bütün yağını ayıracak; kâhin onu Yahve'ye hoş koku olarak sunakta yakacak; kâhin onun için kefaret edecek, o da bağışlanacaktır.'”
LEV 4:32 “'Günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kusursuz bir dişi getirsin.
LEV 4:33 Elini günah sunusunun başına koyacak ve onu yakmalık sununun kesildiği yerde günah sunusu olarak kesecek.
LEV 4:34 Kâhin günah sunusunun kanından parmağıyla alacak ve onu yakmalık sunu sunağının boynuzlarının üzerine sürecek; geri kalan kanın tümünü sunağın dibine dökecek.
LEV 4:35 Esenlik kurbanından kuzunun yağı ayrıldığı gibi, o da onun tüm yağını ayıracak. Kâhin onları Yahve'nin ateşle yapılan sunuları gibi sunak üzerinde yakacak. Kâhin, işlediği günahtan dolayı onun için kefaret edecek, o da bağışlanacaktır.'”
LEV 5:1 “'Eğer biri şunda günah işlerse; tanıklık etmek üzere bir yemini duyup, bir tanık olarak ister görmüş olsun ister bilsin ve bunu bildirmezse, o zaman suçunu yüklenecektir.'”
LEV 5:2 “'Ya da bir kimse kirli bir şeye, kirli bir yabanıl hayvanın leşine, kirli bir evcil hayvanın leşine ya da yerde sürünen kirli şeyin leşine dokunursa, bunun farkına varmazsa, kendisi kirlidir, o zaman suçlu olacaktır.'”
LEV 5:3 “Ya da insan kirliliğine dokunursa, onu kirliliğiyle kirleten kirlilik ne olursa olsun ve bunun farkına varmazsa, onu bildiği zaman suçlu olacaktır.'”
LEV 5:4 “'Ya da bir kimse kötülük yapmak ya da iyilik yapmak için dudaklarıyla aceleyle ant içerse—bir insanın aceleyle söylediği her ne olursa olsun ve bunun farkına varmazsa—onu bildiğinde, o zaman bunlardan birinden suçlu olur.
LEV 5:5 Bunlardan birinden suçlu olduğunda, işlediği günahı itiraf edecek;
LEV 5:6 işlediği günahtan dolayı Yahve'ye suç sunusunu: Günah sunusu olarak sürüden bir dişi, bir kuzu ya da bir keçi getirecek; kâhin onun günahı için kefaret edecektir.'”
LEV 5:7 “'Eğer bir kuzu almaya gücü yetmezse, işlediği günaha karşılık suç sunusu olarak, iki kumru ya da iki güvercin yavrusunu Yahve'ye getirecek; biri günah sunusu, diğeri ise yakmalık sunu içindir.
LEV 5:8 Bunları kâhine getirecek; o da günah sunusu olanı ilk sunacak. Başını boynundan ayıracak, ancak onu tamamen ayırmayacaktır.
LEV 5:9 Günah sunusunun kanından bir kısmını sunağın kenarına serpecek; kanın geri kalanı sunağın dibinde akıtılacak. Bu bir günah sunusudur.
LEV 5:10 Kural uyarınca ikincisini yakmalık sunu olarak sunacak; kâhin işlediği günahtan dolayı onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır.'”
LEV 5:11 “'Ancak eğer iki kumru ya da iki güvercin yavrusu almaya gücü yetmezse, o zaman işlediği günahın karşılığı günah sunusu olarak efanın onda biri kadar ince un getirecek. Üzerine yağ sürmeyecek ve üzerine günnük koymayacak; çünkü bu bir günah sunusudur.
LEV 5:12 Onu kâhine getirecek ve kâhin anma payı olarak ondan bir avuç alacak ve onu Yahve'ye ateşle yapılan sunuların üzerine sunakta yakacak. Bu bir günah sunusudur.
LEV 5:13 Kâhin bu şeylerden herhangi birinde işlediği günahtan dolayı onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır; geri kalanı da ekmek sunusu gibi kâhinin olacak.'”
LEV 5:14 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 5:15 “Eğer biri bir suç işlerse ve Yahve'nin kutsal şeyleri konusunda bilmeden günah işlerse, o zaman suç sunusunu, günah sunusu olmak üzere, kutsal yerin şekeline göre, gümüş şekel olarak, Yahve'ye sürüden kusursuz bir koç getirecek.
LEV 5:16 Kutsal şeyle ilgili yaptığı yanlışın bedelini ödeyecek, onun üzerine beşte birini ekleyip kâhine verecek; kâhin suç sunusu olarak sunulan koçla onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır.”
LEV 5:17 “Bir kimse, Yahve'nin yapılmamasını buyurduğu şeylerden birini bilmeden yaparak günah işlerse, yine suçludur ve suçunu yüklenecektir.
LEV 5:18 Senin biçtiğin değere göre, suç sunusu olarak sürüden kusursuz bir koçu kâhine getirecek; kâhin bilmeden işlediği günah yüzünden onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır.
LEV 5:19 Bu bir suç sunusudur. O, Yahve'nin önünde kesin olarak suçludur.”
LEV 6:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 6:2 “Eğer bir kimse günah işlerse, Yahve'ye karşı suç işlerse, komşusuna emanet, pazarlık ya da hırsızlık konusunda yalan söylerse, ya da komşusuna baskı yaparsa,
LEV 6:3 ya da kaybolan şeyi bulup onun hakkında yalan söylerse ve yalan üzerine ant içerse; bir kişi bu şeylerden herhangi birinde, yaptıklarıyla günah işlerse,
LEV 6:4 o zaman böyle olacak, eğer kişi günah işlemiş ve suçluysa, çaldığını geri verecek ya da baskı yoluyla elde ettiğini, ya da kendisine emanet edilen emaneti, ya da bulduğu kayıp şeyi,
LEV 6:5 ya da hakkında yalan yere ant içtiği herhangi bir şeyi; onu tam olarak geri verecek ve üzerine beşte birini ekleyecektir. Suçlu bulunduğu gün onu ait olduğu insana geri verecektir.
LEV 6:6 Yahve'ye suç sunusunu, kâhine suç sunusu olarak senin biçtiğin değere göre sürüden kusursuz bir koç getirecek.
LEV 6:7 Kâhin onun için Yahve'nin önünde kefaret edecek ve suçlu sayılmış olmak için ne yapmış olursa olsun bağışlanacaktır.”
LEV 6:8 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 6:9 “Aron'la oğullarına buyurup de: 'Yakmalık sunu yasası şudur: Yakmalık sunu bütün gece sabaha kadar sunaktaki ateşin üzerinde olacak; sunağın ateşi onun üzerinde yanmaya devam edecek.
LEV 6:10 Kâhin keten giysisini giyecek, keten donunu da üzerine giyecek; sunaktaki yakmalık sunuların küllerini alıp sunağın yanına koyacak.
LEV 6:11 Giysilerini çıkarıp başka giysiler giyecek ve külleri ordugâhın dışında temiz bir yere taşıyacak.
LEV 6:12 Sunağın üzerindeki ateş yanmaya devam edecek, sönmeyecek; kâhin her sabah onun üzerinde odun yakacak. Yakmalık sunuları onun üzerine dizecek ve esenlik sunularının yağını onun üzerinde yakacak.
LEV 6:13 Sunakta ateş sürekli yanacak; sönmeyecek.'”
LEV 6:14 “'Ekmek sunusuyla ilgili yasa şudur: Aron'un oğulları onu sunağın önünde Yahve'nin önünde sunacaklar.
LEV 6:15 Oradan ekmek sunusu ince unundan ve yağından bir avuç dolusu alacak ve tahıl sunusu üzerindeki tüm günnükleri anma payı, Yahve'ye hoş koku olarak sunakta yakacak.
LEV 6:16 Artakalanı Aron'la oğulları yiyecekler. Kutsal bir yerde mayasız olarak yenecektir. Onu Buluşma Çadırı'nın avlusunda yiyecekler.
LEV 6:17 Mayayla pişirilmeyecek. Ateşle yapılan sunularımdan onlara pay olarak bunu verdim. Günah sunusu ve suç sunusu gibi bu da çok kutsaldır.
LEV 6:18 Aron çocukları arasındaki her erkek, Yahve'nin ateşle yapılan sunularından, kuşaklarınız boyunca daima kendi payları olarak yiyecek. Onlara kim dokunursa kutsal olacaktır.'”
LEV 6:19 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 6:20 “Aron'la oğullarının, meshedildiği gün Yahve'ye sunacakları sunu şudur: Yarısı sabah, yarısı akşam olmak üzere sürekli ekmek sunusu olarak efanın onda biri ince undur.
LEV 6:21 Tavada yağla yapılacak. Yağı iyice çekince onu içeri getireceksin. Ekmek sunusunu Yahve'ye hoş koku olarak, pişmiş parçalar halinde sunacaksın.
LEV 6:22 Onun yerine oğulları arasından gelecek olan meshedilmiş kâhin bunu sunacak. Sonsuza dek sürecek bir kural olarak Yahve'ye tümü yakılacaktır.
LEV 6:23 Bir kâhinin sunduğu her ekmek sunusu tümüyle yakılacak. Ondan yenilmeyecektir.”
LEV 6:24 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 6:25 “Aron'la oğullarına de ki, 'Günah sunusu yasası şudur: Yakmalık sunuların kesildiği yerde, günah sunusu Yahve'nin önünde kesilecek. Çok kutsaldır.
LEV 6:26 Onu günah için sunan kâhin onu yiyecek. Kutsal bir yerde, Buluşma Çadırı'nın avlusunda yenilecek.
LEV 6:27 Onun etine dokunan her şey kutsal olacaktır. Onun kanından bir giysi üzerine sıçradığında, üzerine sıçrayan şeyi kutsal bir yerde yıkayacaksınız.
LEV 6:28 Ama içinde kaynatıldığı toprak kap kırılacak; eğer tunç bir kapta kaynatılırsa, ovulacak ve suda durulanacaktır.
LEV 6:29 Kâhinler arasındaki her erkek ondan yiyecek. Çok kutsaldır.
LEV 6:30 Kutsal Yer'de kefaret olarak Buluşma Çadırı'na getirilen hiçbir günah sunusu yenilmeyecek. Ateşle yakılacaktır.'”
LEV 7:1 “'Suç sunusuyla ilgili yasa şudur: Çok kutsaldır.
LEV 7:2 Yakmalık sunuların kesildiği yerde, suç sunusunu kesecek; kanını sunağın üzerine çepeçevre serpecek.
LEV 7:3 Bütün yağlarını, kuyruk yağını ve iç kısmını kaplayan yağı sunacak,
LEV 7:4 iki böbreği, onların üzerlerindeki, bele yakın olan yağı ve karaciğerin zarını böbreklerle ayıracak;
LEV 7:5 kâhin onları Yahve'ye ateşle yapılan sunu olarak sunakta yakacak; bu bir suç sunusudur.
LEV 7:6 Kâhinler arasında her erkek ondan yiyebilir. Kutsal bir yerde yenilecek. Çok kutsaldır.'”
LEV 7:7 “'Günah sunusu nasılsa, suç sunusu da öyledir; onlar için tek bir yasa var. Onlarla kefaret eden kâhin kimse onun olacak.
LEV 7:8 Bir kişinin yakmalık sunusunu sunan kâhin, sunduğu yakmalık sunuların derisini kendisine alacaktır.
LEV 7:9 Fırında pişirilen her ekmek sunusu, tavada ve saç üzerinde hazırlanan her şey, onu sunan kâhinin olacak.
LEV 7:10 Yağla yoğrulmuş, ya da kuru, her ekmek sunusu, tek tek Aron'un oğullarının hepsine aittir.'”
LEV 7:11 “'Bir kişinin Yahve'ye sunacağı esenlik sunuları kurbanının yasası şudur:
LEV 7:12 Eğer o bunu şükran için sunuyorsa, o zaman şükran kurbanıyla birlikte, yağla karıştırılmış mayasız pideler, yağla meshedilmiş mayasız yufkalar ve yağla yoğrulmuş pideler sunacaktır.
LEV 7:13 Şükran için sunusunu esenlik kurbanıyla birlikte mayalı ekmek pideleriyle sunacak.
LEV 7:14 Her sunudan birini Yahve'ye kaldırma sunusu olarak sunacak. Esenlik sunularının kanını serpen kâhinin olacak.
LEV 7:15 Şükran için sunduğu esenlik kurbanının eti, sunulduğu gün yenilecek. Sabaha kadar hiçbir şey bırakmayacak.'”
LEV 7:16 “'Ancak eğer sunduğu kurban bir adak ya da gönüllü bir sunu ise, bu kurbanı sunduğu gün yenilecektir. Arta kalanlar ertesi gün yenilecek.
LEV 7:17 Ama üçüncü gün kurbanın etinden arta kalanlar ateşte yakılacak.
LEV 7:18 Üçüncü günde esenlik kurbanının etinden yenilirse, kabul edilmeyecek ve onu sunan insana sayılmayacaktır. Bu iğrenç bir şey olacak ve ondan yiyen can, onun kötülüğünün yükünü taşıyacak.'”
LEV 7:19 “'Kirli bir şeye dokunan et yenmeyecek. Ateşle yakılacak. Ete gelince, onu temiz olan herkes yiyebilir;
LEV 7:20 ancak kirliliği üzerinde olup Yahve'ye ait olan esenlik kurbanının etini yiyen can, halkından atılacaktır.
LEV 7:21 Bir kimse kirli bir şeye, insanın kirliliğine, kirli bir hayvana ya da kirli iğrenç bir şeye dokunursa ve Yahve'ye ait olan esenlik kurbanının etinden yerse, o can halkından atılacaktır.'”
LEV 7:22 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 7:23 “İsrael'in çocuklarına de ki: 'Hiç yağ, boğa, koyun ya da keçi yağı yemeyeceksiniz.
LEV 7:24 Kendiliğinden ölen hayvanın yağı ve hayvanlardan parçalananın yağı başka herhangi bir iş için kullanılabilir, ancak onu hiçbir şekilde yemeyeceksiniz.
LEV 7:25 İnsanların Yahve'ye ateşle yapılan sunu olarak sunduğu hayvanın yağını kim yerse, onu yiyen can halkından atılacaktır.
LEV 7:26 Konutlarınızın hiçbirinde kuş ya da hayvan kanı hiç yemeyeceksiniz.
LEV 7:27 Her kim kan yerse, o can halkının arasından atılacaktır.'”
LEV 7:28 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 7:29 “İsrael'in çocuklarına de ki, 'Kim Yahve'ye kendi esenlik kurbanını sunarsa, Yahve'ye sunusunu esenlik sunuları kurbanından getirecek.
LEV 7:30 Yahve'ye ateşle yapılan sunuları kendi elleriyle getirecek. Döş Yahve'nin önünde sallamalık sunu olarak sallanmak üzere, yağı döşle birlikte getirecek.
LEV 7:31 Kâhin yağı sunakta yakacak, ama döş Aron'la oğullarının olacak.
LEV 7:32 Esenlik sunularınızın sağ budunu, kaldırma sunusu olarak kâhine vereceksiniz.
LEV 7:33 Aron'un oğulları arasında esenlik sunularının kanını ve yağını sunanın payı olarak sağ but kendisinin olacak.
LEV 7:34 Çünkü İsrael'in çocuklarının esenlik sunularından sallama döşünü ve kaldırma budunu aldım ve onları İsrael'in çocuklarından payları olarak sonsuza dek Kâhin Aron'a ve oğullarına verdim.'”
LEV 7:35 Bu, Aron'un ve oğullarının, Yahve'ye kâhinlik makamında hizmet etmek üzere atandığı gün, Yahve'nin ateşle yapılan sunularından adama payıdır;
LEV 7:36 bunu İsrael'in çocukları tarafından onlara verilmesini, kendilerini meshettiği günde Yahve buyurdu. Kuşaklar boyunca daima onların payı budur.
LEV 7:37 Yakmalık sunu, ekmek sunusu, günah sunusu, suç sunusu, adama ve esenlik sunuları kurbanıyla ilgili yasa budur,
LEV 7:38 Yahve'ye Sina Çölü'nde sunularını sunmaları için İsrael'in çocuklarına buyurduğu günde, Yahve Sina Dağı'nda Moşe'ye bunu buyurdu.
LEV 8:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 8:2 “Aron'u ve kendisiyle birlikte oğullarını, giysilerini, mesh yağını, günah sunusu olan boğayı, iki koçu ve mayasız ekmek sepetini al;
LEV 8:3 bütün topluluğu Buluşma Çadırı'nın kapısında topla.”
LEV 8:4 Moşe Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi yaptı; topluluk Buluşma Çadırı'nın kapısında toplandı.
LEV 8:5 Moşe topluluğa, “Yahve'nin yapılmasını buyurduğu şey şudur” dedi.
LEV 8:6 Moşe Aron'la oğullarını getirdi ve onları suyla yıkadı.
LEV 8:7 Ona gömleği giydirdi, beline kuşağı bağladı, ona kaftanı giydirdi, ona efodu giydirdi ve efodun ustaca dokunmuş şeridini üzerine bağlayıp efodu kendisine onunla bağladı.
LEV 8:8 Göğüslüğü onun üzerine yerleştirdi. Urim ve Tummim'i göğüslüğün içine koydu.
LEV 8:9 Sarığı başına koydu. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi altın levhayı, kutsal tacı sarığın üzerine, ön kısmına koydu.
LEV 8:10 Moşe mesh yağını aldı, konutu ve içindekilerin hepsini meshedip kutsal kıldı.
LEV 8:11 Bunu sunağın üzerine yedi kez serpti ve sunağı, tüm takımlarını, kazanı ve ayağını kutsal kılmak için meshetti.
LEV 8:12 Aron'un başına mesh yağından biraz döktü ve kendisini kutsal kılmak için onu meshetti.
LEV 8:13 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, Moşe Aron'un oğullarını getirdi, onlara gömlek giydirdi, üzerlerine kuşaklar bağladı ve onlara başlıklar taktı.
LEV 8:14 Günah sunusu olan boğayı getirdi; Aron'la oğulları ellerini günah sunusu olan boğanın başı üzerine koydular.
LEV 8:15 Onu kesti; Moşe kanı aldı, parmağıyla sunağın boynuzları üzerine çepeçevre sürdü, sunağı arındırdı, kanı sunağın dibine döktü ve onun için kefaret etmek üzere onu kutsal kıldı.
LEV 8:16 İç kısmındaki bütün yağı, karaciğerin zarını, iki böbreği ve bunların yağlarını aldı; Moşe onu sunakta yaktı.
LEV 8:17 Ama boğayı, derisini, etini ve gübresini Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi ordugâhın dışında ateşle yaktı.
LEV 8:18 Yakmalık sunu olarak koçu sundu. Aron'la oğulları ellerini koçun başı üzerine koydular.
LEV 8:19 Onu kesti; Moşe kanı sunağın üzerine çepeçevre serpti.
LEV 8:20 Koçu parçalar halinde kesti; Moşe başı, parçalarını ve yağını yaktı.
LEV 8:21 İç kısmını ve bacaklarını suyla yıkadı; Moşe koçun tamamını sunakta yaktı. Hoş koku olarak yakılan bir sunuydu. Bu, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunuydu.
LEV 8:22 Diğer koçu, adama koçunu sundu. Aron'la oğulları ellerini koçun başı üzerine koydular.
LEV 8:23 Onu kesti; Moşe onun kanının bir kısmını alıp Aron'un sağ kulak memesinin üzerine, sağ elinin baş parmağı üzerine ve sağ ayağının başparmağı üzerine sürdü.
LEV 8:24 Aron'un oğullarını getirdi; Moşe kanın bir kısmını onların sağ kulak memesi üzerine, onların sağ ellerinin başparmağı üzerine ve onların sağ ayağının başparmağı üzerine sürdü; Moşe kanı sunağın üzerine çepeçevre serpti.
LEV 8:25 Yağı, kuyruk yağını, iç kısımdaki yağın tamamını, karaciğerin zarını, iki böbreği, yağlarını ve sağ budu aldı;
LEV 8:26 Yahve'nin önündeki mayasız ekmek sepetinden bir mayasız pide, bir yağlı ekmek ve bir yufka alıp yağın ve sağ budun üzerine koydu.
LEV 8:27 Bütün bunları Aron'un ve oğullarının ellerine koydu ve Yahve'nin önünde onları sallamalık sunu olarak salladı.
LEV 8:28 Moşe onları ellerinden aldı ve sunakta yakmalık sunu üzerinde yaktı. Bunlar hoş koku olarak adama sunusuydu. Bu, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunuydu.
LEV 8:29 Moşe döşü alıp sallamalık sunu olarak Yahve'nin önünde onu salladı. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi bu, adama koçundan Moşe'nin payıydı.
LEV 8:30 Moşe sunağın üzerindeki mesh yağından ve kandan biraz aldı, Aron'un üzerine, giysileri üzerine, kendisiyle birlikte oğulları üzerine ve oğullarının giysileri üzerine serpti, Aron'u, giysilerini kendisiyle birlikte oğullarını ve oğullarının giysilerini kutsal kıldı.
LEV 8:31 Moşe Aron'la oğullarına şöyle dedi: “Eti Buluşma Çadırı'nın kapısında haşlayın, sonra onu ve adak sepetindeki ekmeği, 'Aron'la oğulları onu yiyecekler' diye buyurmuş olduğum gibi orada yiyin.
LEV 8:32 Etten ve ekmekten arta kalanları ateşte yakacaksınız.
LEV 8:33 Adama günleriniz doluncaya dek yedi gün boyunca Buluşma Çadırı'nın kapısından çıkmayacaksınız; çünkü adanmanız yedi gün sürecektir.
LEV 8:34 Bu gün yapılanın öyle yapılmasını, sizin için kefaret etmek üzere Yahve buyurdu.
LEV 8:35 Yedi gün gece gündüz Buluşma Çadırı'nın kapısında kalacaksınız ve ölmemek için Yahve'nin buyruğunu tutacaksınız; çünkü bana öyle buyuruldu.”
LEV 8:36 Aron'la oğulları Yahve'nin Moşe aracılığıyla buyurduğu her şeyi yaptılar.
LEV 9:1 Sekizinci gün Moşe Aron'la oğullarını ve İsrael'in ihtiyarlarını çağırdı;
LEV 9:2 ve Aron'a şöyle dedi: “Sürüden günah sunusu olarak kusursuz bir buzağı, yakmalık sunu olarak da kusursuz bir koç al ve onları Yahve'nin önünde sun.
LEV 9:3 İsrael'in çocuklarına şöyle diyeceksiniz: 'Günah sunusu olarak bir teke; yakmalık sunu olarak her ikisi de bir yaşında kusursuz bir buzağı ve bir kuzu;
LEV 9:4 esenlik sunuları olarak Yahve'nin önünde kurban etmek üzere bir boğayla bir koç; yağla yoğrulmuş ekmek sunusu alın; çünkü bugün Yahve size görünecektir.'”
LEV 9:5 Moşe'nin buyurduklarını Buluşma Çadırı'nın önüne getirdiler. Bütün topluluk yaklaşıp Yahve'nin önünde durdu.
LEV 9:6 Moşe şöyle dedi: “Yahve'nin size yapmanızı buyurduğu şey budur; Yahve'nin yüceliği size görünecektir.”
LEV 9:7 Moşe Aron'a şöyle dedi: “Sunağa yaklaş, kendi günah sununu ve yakmalık sununu sun, kendin ve halk için kefaret et; Yahve'nin buyurduğu gibi halkın sunusunu sun ve onlar için kefaret et.”
LEV 9:8 Bunun üzerine Aron sunağa yaklaştı ve kendisi için olan günah sunusunun buzağısını kesti.
LEV 9:9 Aron'un oğulları kanı ona sundular; ve parmağını kana batırıp sunağın boynuzları üzerine sürdü ve kanı sunağın dibine döktü;
LEV 9:10 ama günah sunusunun yağını, böbreklerini ve karaciğerinin zarını Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi sunakta yaktı.
LEV 9:11 Eti ve deriyi ordugâhın dışında ateşle yaktı.
LEV 9:12 Yakmalık sunuyu kesti; Aron'un oğulları kanı ona teslim ettiler; o da onu sunağın üzerine serpti.
LEV 9:13 Yakmalık sunuları parça parça ve başı ona teslim ettiler. Onları sunak üzerinde yaktı.
LEV 9:14 İç kısmını ve bacaklarını yıkadı ve bunları sunaktaki yakmalık sunu üzerinde yaktı.
LEV 9:15 Halkın sunusunu sundu ve halk için olan günah sunusu olan keçiyi aldı, onu kesti ve ilki gibi onu da günah sunusu olarak sundu.
LEV 9:16 Yakmalık sunuyu sundu ve onu kuralına göre sundu.
LEV 9:17 Ekmek sunusunu sundu, ondan avucunu doldurdu ve sabahın yakmalık sunusuna ek olarak onu da sunak üzerinde yaktı.
LEV 9:18 Halk için esenlik kurbanı olan boğayla koçu da kesti. Aron'un oğulları sunağın üzerine serptiği kanı ona teslim ettiler;
LEV 9:19 boğanın ve koçun yağı, kuyruk yağı, iç kısımları, böbrekleri ve karaciğerin zarını;
LEV 9:20 yağı döşlerin üzerine koydular, o da yağı sunak üzerinde yaktı.
LEV 9:21 Aron Moşe'nin buyurduğu gibi Yahve'nin önünde sallamalık sunu olarak döşleri ve sağ budu salladı.
LEV 9:22 Aron ellerini halka doğru kaldırıp onları kutsadı; günah sunusunu, yakmalık sunuyu ve esenlik sunularını sunduktan sonra indi.
LEV 9:23 Moşe ile Aron Buluşma Çadırı'na girip çıktılar ve halkı kutsadılar; ve Yahve'nin yüceliği bütün halka göründü.
LEV 9:24 Yahve'nin önünden çıkan ateş, sunaktaki yakmalık sunuyu ve yağı tüketti. Bütün halk bunu görünce bağırdılar ve yüzüstü düştüler.
LEV 10:1 Aron'un oğulları Nadav ile Avihu, her biri kendi buhurdanlığını alıp içine ateş koydular, üzerine buhur koydular ve Yahve'nin kendilerine buyurmadığı yabancı bir ateş sundular.
LEV 10:2 Yahve'nin önünden çıkan ateş onları yuttu ve Yahve'nin önünde öldüler.
LEV 10:3 Bunun üzerine Moşe Aron'a şöyle dedi: “Yahve, 'Bana yaklaşanlara kendimi kutsal göstereceğim, bütün halkın önünde yüceleceğim' diyerek söylediği budur.” Aron sessiz kaldı.
LEV 10:4 Moşe, Aron'un amcası Uzziel'in oğulları Mişael ile Elsafan'ı çağırdı ve onlara şöyle dedi: “Yaklaşın, kardeşlerinizi kutsal yerin önünden ordugâhın dışına taşıyın.”
LEV 10:5 Yaklaştılar ve Moşe'nin söylediği gibi onları gömlekleriyle ordugâhın dışına taşıdılar.
LEV 10:6 Moşe Aron'a, Eleazar'a ve oğulları İtamar'a şöyle dedi: “Ölmemeniz için saçlarınızı çözmeyin, giysilerinizi yırtmayın; öyle ki Yahve bütün topluluğa öfkelenmesin; ama kardeşleriniz, bütün İsrael evi, Yahve'nin tutuşturduğu yangına ağlasınlar.
LEV 10:7 Ölmemek için Buluşma Çadırı'nın kapısından çıkmayacaksınız; çünkü Yahve'nin mesh yağı senin üzerindedir.” Moşe'nin sözüne göre yaptılar.
LEV 10:8 Bunun üzerine Yahve Aron'a şöyle dedi:
LEV 10:9 “Sen ve oğulların, Buluşma Çadırı'na her girdiğinizde şarap ya da içki içmeyin, yoksa ölürsünüz. Bu, kuşaklarınız boyunca daima geçerli bir kural olacaktır.
LEV 10:10 Kutsalla sıradan olanı, kirliyle temizi birbirinden ayıracaksınız.
LEV 10:11 Yahve'nin Moşe aracılığıyla kendilerine bildirdiği bütün kuralları İsrael'in çocuklarına öğreteceksin.”
LEV 10:12 Moşe, Aron'a, geride kalan oğulları Eleazar'a ve İtamar'a şöyle dedi: “Yahve'nin ateşle yapılan sunularından arta kalan ekmek sunusunu alın ve onu mayasız olarak sunağın yanında yiyin; çünkü o çok kutsaldır;
LEV 10:13 onu kutsal bir yerde yiyeceksiniz; çünkü bu, Yahve'ye ateşle yapılan sunulardan senin ve oğullarının payıdır; çünkü bana böyle buyuruldu.
LEV 10:14 Sallama döşünü ve kaldırma budunu, sen, oğulların ve kızlarınla birlikte temiz bir yerde yiyeceksiniz; çünkü bunlar, İsrael'in çocuklarının esenlik sunularının kurbanlarından sana ve oğullarınıza pay olarak verildi.
LEV 10:15 Kaldırma budu ve sallama döşü yağlardan ateşte yapılan sunularla birlikte sallamalık sunu olarak Yahve'nin önünde sallamak üzere getirecekler. Yahve'nin buyurduğu gibi, daima pay olarak senin ve oğullarının olacak.”
LEV 10:16 Moşe günah sunusu olan keçiyi özenle araştırdı ve işte, o keçi yanmıştı. Aron'un geride kalan oğulları Eleazar'a ve İtamar'a öfkelenip şöyle dedi:
LEV 10:17 “Neden günah sunusunu kutsal yerde yemediniz? Çünkü o çok kutsaldır ve topluluğun suçunu yüklenesiniz ve Yahve'nin önünde onlar için kefaret etmeniz için onu size vermiştir.
LEV 10:18 İşte, onun kanı kutsal yerin iç kısmına getirilmedi. Buyurduğum gibi onu mutlaka kutsal yerde yemeliydiniz.”
LEV 10:19 Aron Moşe'ye şöyle dedi: “İşte, bugün onların günah sunusunu ve yakmalık sunusunu Yahve'nin önünde sundular; buna benzer şeyler başıma geldi. Eğer bugün günah sunusunu yemiş olsaydım, bu Yahve'nin gözünde hoş olur muydu?”
LEV 10:20 Moşe bunu duyduğunda bu onun gözüne hoş göründü.
LEV 11:1 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup onlara şöyle dedi:
LEV 11:2 “İsrael'in çocuklarına de ki, 'Bunlar yeryüzündeki bütün hayvanlar arasında yiyebileceğiniz canlılardır.
LEV 11:3 Hayvanlar arasında, çatal ve yarık tırnaklı olup geviş getiren her hayvanı yiyebilirsiniz.'”
LEV 11:4 “'Ancak geviş getirenlerden ya da çatal tırnaklardan bunları yemeyeceksiniz. Deve, çünkü o geviş getirir, ama çatal tırnaklı olmadığından sizin için kirlidir.
LEV 11:5 Kaya porsuğu, çünkü o geviş getirir ama çatal tırnaklı olmadığından sizin için kirlidir.
LEV 11:6 Tavşan, çünkü o geviş getirir, ama çatal tırnaklı olmadığından sizin için kirlidir.
LEV 11:7 Domuz, çünkü çatal tırnaklı ve yarık tırnaklıdır, ama geviş getirmediğinden, sizin için kirlidir.
LEV 11:8 Onların etini yemeyeceksiniz. Onların leşlerine dokunmayacaksınız. Onlar sizin için kirlidir.'”
LEV 11:9 “'Sularda olanların hepsinden, sularda, denizlerde ve ırmaklarda yüzgeçleri ve pulları olan ne varsa yiyebilirsiniz.
LEV 11:10 Denizlerde ve ırmaklarda yüzgeçleri ve pulları olmayanların hepsi, sularda hareket edenlerin hepsi, sularda yaşayan tüm canlılar sizin için iğrençtir.
LEV 11:11 Onlardan tiksineceksiniz. Onların etini yemeyeceksiniz ve leşlerinden tiksineceksiniz.
LEV 11:12 Sularda yüzgeçleri ve pulları olmayanlar sizin için iğrençtir.'”
LEV 11:13 “'Kuşların arasında bunlardan tiksineceksiniz; yenilmeyecekler, çünkü bunlar iğrençtir: Kartal, akbaba, kara akbaba,
LEV 11:14 kızıl çaylak, her tür kara çaylak,
LEV 11:15 her tür kuzgun,
LEV 11:16 baykuş, puhu, martı, her türlü atmaca,
LEV 11:17 küçük baykuş, karabatak, ve büyük baykuş
LEV 11:18 beyaz baykuş, çöl baykuşu, balıkkartalı,
LEV 11:19 leylek, her türden balıkçıl, ibibik ve yarasa.'”
LEV 11:20 “'Dört ayak üzerinde yürüyen uçan böceklerin hepsi sizin için iğrençtir.
LEV 11:21 Yine de şunları: Dört ayak üzerinde yürüyen, yerde sıçramak için uzun eklemli bacakları olan kanatlı böcekleri yiyebilirsiniz.
LEV 11:22 Bunlardan da yiyebilirsiniz: Her tür çekirge, her tür küçük çekirge, her tür cırcır böceği ve her tür ağustosböceği.
LEV 11:23 Ama dört ayağı olan, kanatlı, böceklerin hepsi sizin için iğrençtir.'”
LEV 11:24 “'Bunlarla siz kirli olursunuz; onların leşine dokunan kişi akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 11:25 Kim onların leşinden bir parça taşırsa, giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 11:26 “'Çatal tırnaklı olan, tırnağı yarık olmayan, ya da geviş getirmeyen her hayvan sizin için kirlidir. Onlara dokunan herkes kirli olacaktır.
LEV 11:27 Dört ayak üzerinde yürüyen hayvanlardan pençeleri üzerinde yürüyenler sizin için kirlidir. Kim onların leşine dokunursa akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 11:28 Onların leşini taşıyan kişi giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır. Onlar sizin için kirlidir.
LEV 11:29 “'Yer üzerinde sürünen hayvanlar arasında sizin için kirli olanlar şunlardır: Gelincik, fare, her tür büyük kertenkele,
LEV 11:30 geko, varan, duvar kertenkelesi, keler ve bukalemun.
LEV 11:31 Bütün bu sürüngenler arasında size kirli olanlar bunlardır. Ölüsüne dokunan her kişi akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 11:32 Öldüklerinde üzerine düşecekleri her şey kirli olacaktır. İster ağaçtan, ister giysiden, ister deriden, ister çuldan yapılmış bir kap olsun, hangi kapla iş yapılırsa yapılsın, suya konulmalı ve akşama kadar kirli olacak. Ondan sonra temiz olacaktır.
LEV 11:33 Bunlardan herhangi birinin içine düştüğü her toprak kap ve içindekilerin tümü kirli olacaktır. Onu kıracaksınız.
LEV 11:34 Su katılarak yenilen her türlü yiyecek kirli olacaktır. Bu tür kaplarda içilen her türlü içecek kirli olacaktır.
LEV 11:35 Onların leşlerinin üzerine düştüğü her şey kirli olacak; İster fırın ister ocak olsun, parçalanacaktır. Onlar kirlidir ve sizin için de kirli olacaklardır.
LEV 11:36 Bununla birlikte, suyun toplandığı kaynak ya da sarnıç temiz olacak, ama onların leşlerine dokunan kirli olacaktır.
LEV 11:37 Eğer ekilecek tohumun üzerine onların leşinin bir kısmı düşerse, o size temiz olacaktır.
LEV 11:38 Ama tohumun üzerine su konulur da leşinin bir kısmı üzerine düşerse, o sizin için kirli olacaktır.'”
LEV 11:39 “'Yiyebileceğiniz hayvanlardan herhangi biri ölürse, onun leşine dokunan kişi akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 11:40 Onun leşini yiyen, giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır. Onun leşini taşıyan da giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 11:41 “'Yerde sürünen her canlı iğrençtir. Yenilmeyecektir.
LEV 11:42 Karnının üzerinde sürünen, dört ayak üzerinde yürüyen, çok ayağı olan, yerde sürünen canlılarn hiçbirini yemeyeceksiniz; çünkü onlar iğrençtir.
LEV 11:43 Sürünen hiçbir şeyle kendinizi iğrenç kılmayacaksınız. Onlar tarafından kirletileceksiniz diye kendinizi onlarla kirletmeyeceksiniz.
LEV 11:44 Çünkü ben Tanrınız Yahve'yim. Bu nedenle kendinizi kutsal kılın ve kutsal olun; çünkü ben kutsalım. Yeryüzünde sürünen hiçbir şeyle kendinizi kirletmeyeceksiniz.
LEV 11:45 Çünkü Tanrınız olmak için sizi Mısır diyarından çıkaran Yahve benim. Bu nedenle siz de kutsal olacaksınız, çünkü ben kutsalım.
LEV 11:46 “'Kirliyle temizi birbirinden, yenilebilen canlıyla yenilemeyen canlıyı ayırt etmek için,
LEV 11:47 hayvanların, kuşların, sularda hareket eden her canlının ve yerde sürünen her yaratığın yasası budur.'”
LEV 12:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 12:2 “İsrael'in çocuklarına de ki: 'Bir kadın gebe kalıp erkek çocuk doğurursa, yedi gün kirli olacaktır; âdet günlerinde olduğu gibi kirli olacaktır.
LEV 12:3 Sekizinci gün sünnet derisinin eti sünnet edilecek.
LEV 12:4 Otuz üç gün boyunca kendi arınma kanında kalacak. Arınma günleri tamamlanıncaya kadar hiçbir kutsal şeye dokunmayacak ve tapınağa girmeyecek.
LEV 12:5 Ama kız çocuk doğurursa, adet döneminde olduğu gibi iki hafta kirli sayılacaktır ve altmış altı gün kendi arınma kanında kalacaktır.'”
LEV 12:6 “'Bir erkek çocuk ya da kız çocuk için arınma günleri tamamlanınca, Buluşma Çadırı'nın kapısına, kâhine, yakmalık sunu olarak bir yaşında bir kuzu ve günah sunusu olarak bir güvercin yavrusu ya da bir kumru getirecektir.
LEV 12:7 Onu Yahve'nin önünde sunacak ve kadın için kefaret edecek; o zaman kanının pınarından temizlenecek.'” “‘Çocuk erkek olsun, kız olsun, doğuran kadın için yasa budur.
LEV 12:8 Eğer kuzu almaya gücü yetmezse, biri yakmalık sunu, diğeri günah sunusu olmak üzere iki kumru ya da iki yavru güvercin alacaktır. Kâhin onun için kefaret edecek ve o temiz olacaktır.'”
LEV 13:1 Yahve Moşe'ye ve Aron'a konuşup şöyle dedi:
LEV 13:2 “Bir adamın bedeninin derisinde şişlik, yara kabuğu ya da parlak bir leke varsa ve bu durum bedeninin derisinde cüzzam haline gelirse, o zaman o kişi kâhin Aron'a ya da onun oğullarından biri olan kâhinlere getirilecek.
LEV 13:3 Kâhin bedenin derisindeki vebayı inceleyecek. Vebadaki kıl ağarmışsa ve vebanın görünümü beden derisinden daha derinse, bu cüzzam belasıdır; bu yüzden kâhin onu inceleyecek ve onu kirli ilan edecek.
LEV 13:4 Bedenin derisindeki parlak leke beyazsa, görünümü deriden derin değilse ve kılı ağarmamışsa, kâhin hastayı yedi gün boyunca kapayacaktır.
LEV 13:5 Yedinci gün kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer kâhinin gözünde veba durmuş ve veba deriye yayılmamışsa, o zaman kâhin onu yedi gün daha kapayacaktır.
LEV 13:6 Yedinci gün kâhin onu tekrar inceleyecek. İşte, eğer veba hafiflemişse ve veba deriye yayılmamışsa, o zaman kâhin onu temiz ilan edecektir. Bu bir kabuktur. Elbiselerini yıkayacak ve temiz olacaktır.
LEV 13:7 Ama arınmak için kendini kâhine gösterdikten sonra derisinde kabuk yayılırsa, kendisini tekrar kâhine gösterecektir.
LEV 13:8 Kâhin onu inceleyecek; işte, eğer kabuk deriye yayılmışsa, o zaman kâhin onu kirli ilan edecek. Bu cüzzamdır.”
LEV 13:9 “Bir adamda cüzzam vebası olduğunda, o zaman o kişi kâhine götürülecek;
LEV 13:10 kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer deride beyaz bir şişlik varsa ve bu şişlik kılı ağartmışsa ve şişkinliğin içinde diri kızıl et varsa,
LEV 13:11 bu, bedenin derisinde kronik bir cüzzamdır ve kâhin onu kirli ilan edecektir. Onu kapamayacak; zaten kirlidir.”
LEV 13:12 “Eğer cüzzam derinin her yerine yayılmışsa ve cüzzam, hastalığın görüldüğü insanın başından ayaklarına kadar, kâhinin gördüğü kadarıyla bütün derisini kaplamışsa,
LEV 13:13 o zaman kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer cüzzam bütün bedenini kaplamışsa, onu vebadan temiz ilan edecek. Hepsi ağarmıştır: O kişi temizdir.
LEV 13:14 Ama ne zaman onda kızıl et görünürse kirli olacaktır.
LEV 13:15 Kâhin kızıl eti inceleyecek ve onu kirli ilan edecek; kızıl et kirlidir. Bu cüzzamdır.
LEV 13:16 Ya da kızıl et tekrar ağarırsa, o zaman kâhine gelecektir.
LEV 13:17 Kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer veba beyaza dönmüşse, o zaman kâhin onu vebadan temiz ilan edecek. O kişi temizdir.”
LEV 13:18 “Bedenin derisinde bir çıban olup iyileştiğinde,
LEV 13:19 çıban yerinde beyaz bir şişlik ya da kırmızımsı beyaz parlak leke olursa, o zaman kâhine gösterilecek.
LEV 13:20 Kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer görünüşü derisinden daha derinse ve kılı ağarmışsa, o zaman kâhin onu kirli ilan edecektir. Bu cüzzam vebasıdır. Çıbanda meydana çıkmıştır.
LEV 13:21 Ancak kâhin onu inceler ve içinde hiç beyaz kıl bulunmadığını, deriden daha derin olmayıp solmuş olduğunu görürse, o zaman kâhin onu yedi gün kapayacak.
LEV 13:22 Eğer deriye yayılırsa, kâhin onu kirli ilan edecek. Bu bir vebadır.
LEV 13:23 Ama eğer parlak leke yerinde duruyorsa ve yayılmadıysa, bu çıban kabuğudur; ve kâhin onu temiz ilan edecektir.”
LEV 13:24 “Ya da bedeninde ateş yanığı varsa ve yanıktaki kızıl et kırmızımsı beyaz ya da beyaz parlak bir leke haline gelirse,
LEV 13:25 o zaman kâhin onu inceleyecek; işte, eğer parlak lekede kıl ağarmışsa ve görünüşü deriden daha derinse, bu cüzzamdır. Yanıkta meydana çıkmıştır ve kâhin onu kirli ilan edecektir. Bu cüzzam vebasıdır.
LEV 13:26 Ama kâhin onu inceleyip parlak lekede hiç beyaz kıl olmadığını ve deriden daha derin olmayıp solgunlaştığını görürse, o zaman kâhin onu yedi gün kapayacaktır.
LEV 13:27 Yedinci gün kâhin onu inceleyecek. Eğer deriye yayılmışsa, kâhin onu kirli ilan edecek. Bu cüzzam vebasıdır.
LEV 13:28 Eğer parlak leke yerinde duruyorsa ve deriye yayılmayıp solmuşsa, bu yanıktan kaynaklanan şişliktir. Kâhin onu temiz ilan edecektir; çünkü yanık kabuğudur.”
LEV 13:29 “Bir erkeğin ya da kadının başında ya da sakalında veba varsa,
LEV 13:30 o zaman kâhin vebayı inceleyecek; işte, eğer görünüşü deriden daha derinse ve içindeki tüyler sarı ve ince ise, o zaman kâhin onu kirli ilan edecektir. Bu bir kaşıntı. Bu, baş ya da sakal cüzzamıdır.
LEV 13:31 Eğer kâhin kaşıntı belasını inceler ve görünüşü deriden daha derin değilse ve içinde hiç siyah kıl yoksa, o zaman kâhin kaşıntıya yakalanan kişiyi yedi gün kapayacaktır.
LEV 13:32 Yedinci gün kâhin vebayı inceleyecek; işte, eğer kaşıntı yayılmamışsa, içinde sarı kıl yoksa ve kaşıntı deriden daha derin değilse,
LEV 13:33 o zaman kişi tıraş edilecek, ancak kaşıntıyı tıraş etmeyecektir. Daha sonra kâhin kaşıntısı olan kişiyi yedi gün daha kapayacak.
LEV 13:34 Yedinci gün kâhin kaşıntıyı inceleyecek; işte, eğer kaşıntı deriye yayılmamışsa ve görünüşü deriden daha derin değilse, o zaman kâhin onu temiz ilan edecek. Elbiselerini yıkayacak ve temiz olacaktır.
LEV 13:35 Ama temizlendikten sonra deride kaşıntı yayılırsa,
LEV 13:36 kâhin onu inceleyecek; işte, eğer deride kaşıntı yayılmışsa, kâhin sarı kıl aramayacak; o kirlidir.
LEV 13:37 Ama eğer kâhinin gözünde kaşıntı geçmişse ve onda siyah kıl çıkmışsa, kaşıntı iyileşmiştir. O kişi temizdir. Kâhin onu temiz ilan edecektir.”
LEV 13:38 “Bir erkeğin ya da kadının bedeninde parlak lekeler, beyaz parlak lekeler varsa,
LEV 13:39 o zaman kâhin onları inceleyecek, işte, eğer bedeninin derisindeki parlak lekeler solgun beyaz ise, bu zararsız bir döküntüdür. Deride meydana çıkmıştır. O kişi temizdir.”
LEV 13:40 “Bir adamın saçları başından dökülmüşse o kişi keldir. O kişi temizdir.
LEV 13:41 Saçları başının ön kısmından dökülmüşse alın keldir. O kişi temizdir.
LEV 13:42 Ama kel kafada ya da kel alnında kırmızımsı beyaz bir veba varsa, bu, kel kafasında ya da kel alnında meydana çıkan cüzzamdır.
LEV 13:43 Sonra kâhin onu inceleyecek. İşte, kel kafasındaki ya da kel alnındaki vebanın şişi, bedeninin derisindeki cüzzam görünümüne benzer, kırmızımsı beyaz ise,
LEV 13:44 o kişi cüzzamlı biridir. O kişi kirlidir. Kâhin onu kesin olarak kirli ilan edecek. Onun vebası başındadır.”
LEV 13:45 “Kendisinde cüzzam vebası olan kişi, yırtık giysiler giyecek, saçı çözülecek. Üst dudağını kapatacak ve 'Kirli, kirli!' diye bağıracak.
LEV 13:46 Vebanın onda olduğu bütün günler kirli olacak. O kişi kirlidir. Yalnız başına oturacak. Oturduğu yer ordugâhın dışında olacaktır.”
LEV 13:47 “Cüzzam vebasının bulunduğu giysi, ister yünlü, ister keten giysi olsun;
LEV 13:48 ister çözgü ister atkı, ister keten, ister yün; ister deri olsun, ister deriden yapılmış herhangi bir şey olsun;
LEV 13:49 eğer veba giyside, deride, çözgüde, atkıda ya da deriden yapılmış herhangi bir şeyde yeşilimsi ya da kırmızımsı ise; cüzzam vebasıdır ve kâhine gösterilecektir.
LEV 13:50 Kâhin vebayı inceleyecek ve vebayı yedi gün kapayacaktır.
LEV 13:51 Yedinci gün vebayı inceleyecek. Eğer veba giysiye, çözgüye, atkıya ya da deriye yayılmışsa, deri ne amaçla kullanılırsa kullanılsın, veba yıkıcı bir küftür. Bu kirlidir.
LEV 13:52 Vebanın bulunduğu yünden, ketenden ya da deriden yapılmış çözgü ya da atkı olsun, giysiyi yakacak; çünkü bu yıkıcı bir küftür. Ateşte yakılacaktır.”
LEV 13:53 “Kâhin onu incelediğinde vebanın giysiye, çözgüye, atkıya ya da deriden herhangi bir şeye yayılmamışsa;
LEV 13:54 sonra kâhin vebanın olduğu şeyi yıkamalarını buyuracak ve onu yedi gün daha kapayacak.
LEV 13:55 Veba yıkandıktan sonra kâhin onu inceleyecek; işte, vebanın rengi değişmediyse ve yayılmadıysa kirlidir; onu ateşte yakacaksın. Tüysüzlük içeride de olsa dışarıda da olsa, küflenmiş bir lekedir.
LEV 13:56 Eğer kâhin bakar ve işte, veba yıkandıktan sonra solmuşsa, o zaman onu giysiden, ya da deriden, ya da çözgüden ya da atkıdan yırtacaktır;
LEV 13:57 eğer giysinin çözgüsünde, atkısında ya da deriden herhangi bir şeyde tekrar görünürse, yayılmaktadır. Kendisinde veba olan o şeyi ateşle yakacaksın.
LEV 13:58 Yıkayacağınız giysi, çözgü, atkı ya da deriden herhangi bir şey, eğer üzerinden veba geçmişse, o zaman ikinci kez yıkanacak ve temiz olacaktır.”
LEV 13:59 Yünlü ya da keten bir giysinin çözgüsünde, atkısında ya da deriden herhangi bir şeyde, onu temiz ya da kirli ilan etmek için küf vebasının yasası budur.
LEV 14:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 14:2 “Cüzzamlının temiz kılınacağı gün yasası şu olacak: O, kâhine getirilecek,
LEV 14:3 kâhin ordugâhtan çıkacak. Kâhin onu inceleyecek. İşte, eğer cüzzamlıdaki cüzzam vebası iyileşirse,
LEV 14:4 o zaman kâhin onlara, temiz kılınacak kişi için iki canlı, temiz kuş, sedir ağacı, kırmızı ve mercanköşkotu almalarını buyuracak.
LEV 14:5 Kâhin onlara kuşlardan birini akan suyun üzerinde toprak bir kapta kesmelerini buyuracak.
LEV 14:6 Canlı kuşa gelince, onu, sedir ağacını, kırmızıyı ve mercanköşkotunu alacak; onları ve canlı kuşu akarsu üzerinde kesilen kuşun kanına batıracak.
LEV 14:7 Cüzzamdan temiz kılınacak insanın üzerine yedi kez serpecek, onu temiz ilan edecek ve canlı kuşu kıra salacaktır.”
LEV 14:8 “Temiz kılınacak olan kişi giysilerini yıkayacak, bütün kıllarını tıraş edecek ve suda yıkanacak; o da temiz olacak. Bundan sonra ordugâhın içine gelecek ama yedi gün çadırının dışında kalacak.
LEV 14:9 Yedinci gün böyle olacak, saçını, sakalını ve kaşlarını tıraş edecek. Bütün kıllarını tıraş edecek. Giysilerini yıkayacak ve bedenini suda yıkayacak. O zaman temiz olacaktır.”
LEV 14:10 “Sekizinci gün kusursuz iki erkek kuzu, bir yaşında kusursuz bir dişi kuzu, ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş onda üç efa ince un ve bir log yağ alacak.
LEV 14:11 Onu temiz kılan kâhin, temiz kılınacak kişiyi ve bu şeyleri, Yahve'nin önüne, Buluşma Çadırı'nın kapısında durduracak.”
LEV 14:12 “Kâhin erkek kuzulardan birini alıp onu bir log yağla birlikte suç sunusu olarak sunacak ve sallamalık sunu olarak Yahve'nin önünde sallayacak.
LEV 14:13 Erkek kuzuyu, günah sunusunu ve yakmalık sunuyu kestikleri yerde, kutsal yerde kesecek; çünkü günah sunusu gibi suç sunusu da kâhinindir. Çok kutsaldır.
LEV 14:14 Kâhin suç sunusunun kanından biraz alacak ve bunu temiz kılınacak insanın sağ kulak memesi üzerine, sağ elinin başparmağı üzerine ve sağ ayağının başparmağı üzerine sürecek.
LEV 14:15 Kâhin bir log yağ alıp kendi sol avucuna dökecek.
LEV 14:16 Kâhin sağ parmağını sol elindeki yağa batıracak ve Yahve'nin önünde yedi kez parmağıyla yağdan biraz serpecek.
LEV 14:17 Kâhin elindeki geri kalan yağdan temiz kılınacak insanın sağ kulak memesi üzerine, sağ elinin başparmağı üzerine, sağ ayağının başparmağı üzerine ve suç sunusunun kanı üzerine sürecek.
LEV 14:18 Kâhinin elindeki yağın geri kalanını temiz kılınacak insanın başına sürecek ve kâhin Yahve'nin önünde onun için kefaret edecek.”
LEV 14:19 “Kâhin günah sunusunu sunacak ve kirliliğinden dolayı temiz kılınacak olan insana kefaret edecek. Ondan sonra yakmalık sunuyu kesecek;
LEV 14:20 sonra kâhin yakmalık sunuyu ve ekmek sunusunu sunakta sunacak. Kâhin onun için kefaret edecek, o da temiz olacak.”
LEV 14:21 “Eğer yoksulsa ve gücü bu kadarına yetmezse, o zaman kendisi için kefaret etmek üzere sallamalık suç sunusu olarak bir erkek kuzu ve ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş onda bir efa ince un ve bir log yağ alacak;
LEV 14:22 gücünün yettiği kadar iki kumru ya da iki güvercin yavrusu alacak; biri günah sunusu, diğeri yakmalık sunu olacak.”
LEV 14:23 “Sekizinci gün onları arınmaları için Yahve'nin önüne, Buluşma Çadırı'nın kapısına, kâhine getirecek.
LEV 14:24 Kâhin suç sunusunun kuzusunu ve bir log yağı alacak ve bunları sallamalık sunu olarak Yahve'nin önünde sallayacak.
LEV 14:25 Suç sunusunun kuzusunu kesecek. Kâhin suç sunusunun kanının bir kısmını alıp temiz kılınacak insanın sağ kulak memesi üzerine, sağ elinin başparmağı üzerine ve sağ ayağının başparmağı üzerine sürecek.
LEV 14:26 Kâhin yağın bir kısmını kendi sol avucuna dökecek;
LEV 14:27 kâhin sol elindeki yağdan sağ parmağıyla Yahve'nin önünde yedi defa serpecek.
LEV 14:28 Sonra kâhin elindeki yağdan bir kısmını temiz kılınacak insanın sağ kulak memesi üzerine, sağ elinin başparmağı üzerine ve sağ ayağının başparmağı üzerine ve suç sunusu kanının yeri üzerine sürecek.
LEV 14:29 Kâhinin elindeki yağın geri kalanını, Yahve'nin önünde kefaret etmek üzere temiz kılınacak insanın başı üzerine sürecek.
LEV 14:30 Gücü yettiği kadar kumrulardan ya da güvercin yavrularından birini,
LEV 14:31 gücünün yettiği kadarıyla ekmek sunusuyla birlikte birini günah sunusu, diğerini yakmalık sunu olarak sunacak. Kâhin, Yahve'nin önünde temiz kılınacak kişi için kefaret edecek.”
LEV 14:32 Kendisinde cüzzam vebası bulunan ve arınması için kurban sunmaya gücü yetmeyen kişi için yasa budur.
LEV 14:33 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
LEV 14:34 “Size mülk olarak vereceğim Kenan diyarına girdiğinizde ve mülkünüz olan ülkede bir eve yayılan küf koyduğumda,
LEV 14:35 o zaman o evin sahibi gelip, 'Bana öyle geliyor ki, evde sanki veba gibi bir şey var' diyerek kâhine söyleyecek.
LEV 14:36 Kâhin, evde olanlar her şey kirlenmesin diye vebayı incelemek için içeri girmeden önce evi boşaltmalarını buyuracak. Daha sonra kâhin evi incelemek için içeri girecek.
LEV 14:37 Vebayı inceleyecek; işte, eğer veba evin duvarlarında yeşilimsi ya da kırmızımsı lekeler halindeyse ve onlar duvardan daha derin görünüyorsa,
LEV 14:38 o zaman kâhin evden evin kapısına çıkacak ve evi yedi gün kapayacak.
LEV 14:39 Yedinci gün kâhin tekrar gelip bakacak. Eğer veba evin duvarlarına yayılmışsa,
LEV 14:40 o zaman kâhin, vebanın bulunduğu taşları çıkarıp şehrin dışındaki kirli bir yere atmalarını buyuracak.
LEV 14:41 Evin içinin her tarafı kazınacak. Kazıdıkları harcı şehrin dışına, kirli bir yere dökecekler.
LEV 14:42 Başka taşlar alıp bu taşların yerine koyacaklar; başka harç alıp evi sıvayacak.”
LEV 14:43 “Eğer taşlar çıkarıldıktan, evi kazıdıktan ve sıvandıktan sonra veba evde yine meydana çıkarsa,
LEV 14:44 o zaman kâhin içeri girip bakacaktır; işte, eğer veba evde yayılmışsa, evde yıkıcı bir küf vardır ve kirlidir.
LEV 14:45 Evi, taşlarını, kerestesini ve evin tüm harcını yıkacak. Onları şehrin dışına, kirli bir yere taşıyacak.”
LEV 14:46 “Üstelik, kapalıyken eve giren kişi akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 14:47 Evde yatan giysilerini yıkayacak; evde yemek yiyen de giysilerini yıkayacak.”
LEV 14:48 “Eğer kâhin içeri girip evi incelerse, işte, ev sıvandıktan sonra veba evde yayılmamışsa, o zaman kâhin evi temiz ilan edecek; çünkü veba geçmiştir.
LEV 14:49 Evi temizlemek için iki kuş, sedir ağacı, kırmızı ve mercanköşkotu alacak.
LEV 14:50 Kuşlardan birini akan suyun üzerinde toprak bir kapta kesecek.
LEV 14:51 Sedir ağacını, mercanköşkotu, kırmızı ve canlı kuşu alıp onları öldürülen kuşun kanına ve akan suya batıracak ve eve yedi kez serpecek.
LEV 14:52 Evi kuşun kanıyla, akan suyla, canlı kuşla, sedir ağacıyla, mercanköşkotuyla ve kırmızıyla temizleyecek;
LEV 14:53 ancak canlı kuşu kentten çıkıp kıra salacak. Böylece ev için kefaret edecek; ve temiz olacaktır.”
LEV 14:54 Her türlü cüzzam hastalığı ve kaşıntı için,
LEV 14:55 giysi küfü için, ev için,
LEV 14:56 şiş için, kabuk için ve parlak leke için yasa budur;
LEV 14:57 Ne zaman kirli, ne zaman temiz olduğunu öğretmek için; cüzzam yasası budur.
LEV 15:1 Yahve Moşe ve Aron'a şöyle konuştu:
LEV 15:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Bir adamın bedeninden akıntısı varsa, o kişi kirlidir.
LEV 15:3 Onun akıntısından kirliliği şu olacak: İster bedeni akıntısını akıtıyor, ister bedeni akıntıyı durdurmuş olsun, bu onun kirliliğidir.'”
LEV 15:4 “'Akıntısı olan insanın yattığı her yatak kirli olacaktır; üzerine oturduğu her şey kirli olacak.
LEV 15:5 Yatağına dokunan her kişi giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 15:6 Akıntısı olan adamın oturduğu herhangi bir yere oturan kişi, giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:7 “'Akıntısı olan birinin bedenine dokunan kişi giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:8 “'Eğer akıntısı olan kişi temiz olana tükürürse, o zaman o kişi giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:9 “'Akıntısı olanın üzerine bindiği eyer kirli olacaktır.
LEV 15:10 Onun altındaki herhangi bir şeye dokunan kişi akşama kadar kirli sayılacaktır. Bunları taşıyan kişi giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:11 “'Akıntısı olan kişi, ellerini suyla yıkamadan kime dokunursa, o kişi giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:12 “'Akıntısı olanın dokunduğu toprak kap kırılacak; ve her ağaç kap suyla durulanacak.'”
LEV 15:13 “'Akıntısı olan kişi akıntısından arındığında, arınmak için kendine yedi gün sayacak ve giysilerini yıkayacak; ve bedenini akar suda yıkayacak ve temiz olacak.'”
LEV 15:14 “'Sekizinci gün iki kumru ya da iki güvercin yavrusu alıp Yahve'nin önüne, Buluşma Çadırı'nın kapısına gelecek ve onları kâhine verecek.
LEV 15:15 Kâhin bunlardan birini günah sunusu, diğerini yakmalık sunu olarak sunacak. Kâhin akıntısından dolayı Yahve'nin önünde onun için kefaret edecek.'”
LEV 15:16 “'Eğer bir adamdan meni çıkarsa, o zaman bütün bedenini suda yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 15:17 Üzerinde meni olan her giysi ve her deri suyla yıkanacak ve akşama kadar kirli olacak.
LEV 15:18 Bir adam bir kadınla yatarsa ve meni çıkarsa, ikisi de suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaklar.'”
LEV 15:19 “'Bir kadının akıntısı varsa ve akıntısı kansa, yedi gün kirli olacaktır. Ona dokunan kişi akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:20 “'Kendi kirliliğinde üzerinde yattığı her şey kirli olacak. Üzerinde oturduğu her şey de kirli olacaktır.
LEV 15:21 Kim onun yatağına dokunursa, giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 15:22 Kim onun üzerinde oturduğu herhangi bir şeye dokunursa, giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.
LEV 15:23 Kadının oturmuş olduğu yatak ya da kadının üzerinde oturduğu herhangi bir şeye dokunan kişi, akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:24 “'Bir erkek onunla yatarsa ve kadının aylık akıntısı onun üzerine gelirse, yedi gün kirli olacaktır; yattığı her yatak da kirli olacaktır.'”
LEV 15:25 “'Eğer bir kadının âdet zamanı dışında birçok gün kan akıntısı olursa ya da âdet zamanının ötesinde akıntısı varsa, kirliliğinin akıntısının bütün günleri âdet günleri gibi olacak. O kirlidir.
LEV 15:26 Akıntısı olduğu günler boyunca yattığı her yatak, onun için âdet yatağı gibi olacaktır. Üzerinde oturduğu her şey, kendi âdet kirliliği gibi kirli olacaktır.
LEV 15:27 Bu şeylere dokunan her kişi kirli olacak, giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır.'”
LEV 15:28 “'Ama eğer akıntısından temizlenmişse, o zaman kendisine yedi gün sayacak ve ondan sonra temiz olacaktır.
LEV 15:29 Sekizinci günde iki kumru ya da iki güvercin yavrusu alıp onları kâhine, Buluşma Çadırı'nın kapısına getirecek.
LEV 15:30 Kâhin birini günah sunusu, diğerini yakmalık sunu olarak sunacak; kâhin onun için, akıntısının kirliliğinden dolayı Yahve'nin önünde kefaret edecektir.'”
LEV 15:31 “'İsrael'in çocuklarını kendi kirliliklerinden böyle ayıracaksın ki, aralarındaki konutumu kirlettiklerinde kendi kirlilikleri içinde ölmesinler.'”
LEV 15:32 Akıntısı olanın ve kendisinden meni çıkmasından dolayı kirli olanın;
LEV 15:33 âdet gören kadının, akıntısı olan erkek ya da kadının ve kirli olan kadınla birlikte yatan erkeğin yasası budur.
LEV 16:1 Yahve'nin önüne yaklaştıkları zaman ölen Aron'un iki oğlunun ölümünden sonra, Yahve Moşe'ye şöyle konuştu;
LEV 16:2 Yahve Moşe'ye dedi: “Kardeşin Aron'a söyle, perdenin içindeki En Kutsal Yer'e, sandık üzerinde Merhamet Örtüsü'nün iç tarafına her vakit girmesin; yoksa ölür; çünkü ben Merhamet Örtüsü'nün üzerindeki bulutta görüneceğim.”
LEV 16:3 “Aron, günah sunusu olarak bir boğa ve yakmalık sunu olarak bir koçla birlikte Kutsal Yer'e girecek.
LEV 16:4 Kutsal keten gömleğini giyecek. Bedeni üzerinde keten don olacak, keten kuşak takacak ve kendisine keten sarık giydirilecek. Onlar kutsal giysilerdir. Bedenini suyla yıkayacak ve onları giyecektir.
LEV 16:5 İsrael'in çocuklarının topluluğundan günah sunusu olarak iki teke, yakmalık sunu olarak da bir koç alacaktır.”
LEV 16:6 “Aron kendisi için günah sunusu olan boğayı sunacak, kendisi ve evi için kefaret edecektir.
LEV 16:7 İki keçiyi alıp Buluşma Çadırı'nın kapısında, Yahve'nin önünde durduracaktır.
LEV 16:8 Aron iki keçi için kura çekecek; kuralardan biri Yahve için, diğeri Azazel içindir.
LEV 16:9 Aron Yahve'ye kura düşen tekeyi sunacak ve onu günah sunusu olarak sunacak.
LEV 16:10 Ancak Azazel için üzerine kura düşen keçiyi, onun için kefaret etmek, onu Azazel için çöle salıvermek üzere, canlı olarak Yahve'nin önünde durdurulacaktır.”
LEV 16:11 “Aron kendisi için olan günah sunusu boğasını sunacak, kendisi ve evi için kefaret edecek ve kendisi için olan günah sunusu boğasını kesecek.
LEV 16:12 Yahve'nin önündeki sunak üzerindeki ateş korlarıyla dolu bir buhurdan ve ince ezilmiş iki avuç hoş kokulu buhur alacak ve onu perdenin iç tarafına getirecek.
LEV 16:13 Buhur bulutu, antlaşma üzerinde olan Merhamet Örtüsü'nü örtsün ve ölmesin diye, buhuru Yahve'nin önünde ateş üzerine koyacak.
LEV 16:14 Boğanın kanından biraz alıp parmağıyla doğuya doğru Merhamet Örtüsü'ne serpecek; merhamet örtüsünün önünde parmağıyla yedi kez kanın bir kısmını serpecektir.”
LEV 16:15 “Sonra halk için olan günah sunusu olan keçiyi kesecek, kanını perdenin iç tarafına getirecek, boğanın kanına yaptığının aynısını onun kanına da yapacak, onu Merhamet Örtüsü'nün üzerine, Merhamet Örtüsü'nün önünde serpecektir.
LEV 16:16 İsrael'in çocuklarının kirliliğinden, isyanlarından, bütün günahlarından dolayı Kutsal Yer için kefaret edecek; kirliliklerinin ortasında kendileriyle birlikte duran Buluşma Çadırı için de aynısını yapacaktır.
LEV 16:17 Kutsal Yer'e kefaret etmek için girdiğinde, kendisi, ailesi ve tüm İsrael topluluğu için kefaret edip çıkana kadar Buluşma Çadırı'nda hiç kimse bulunmayacaktır.”
LEV 16:18 “Yahve'nin önündeki sunağa çıkıp onun için kefaret edecek, boğanın kanından ve keçinin kanından biraz alıp sunağın boynuzları üzerine çepeçevre sürecek.
LEV 16:19 Parmağıyla yedi kez kanın bir kısmını üzerine serpecek, onu İsrael'in çocuklarının kirliliğinden arındırıp kutsal kılacaktır.”
LEV 16:20 “Kutsal Yer, Buluşma Çadırı ve sunağın kefaretini bitirince canlı keçiyi sunacak.
LEV 16:21 Aron iki elini canlı keçinin başına koyacak, İsrael'in çocuklarının bütün suçlarını, bütün isyanlarını ve bütün günahlarını onun üzerine itiraf edecek; bunları keçinin başı üzerine koyacak ve hazırlanmış bir adamın eliyle onu çöle salıverecek.
LEV 16:22 Keçi onların bütün kötülüklerini ıssız bir ülkeye kendi üzerinde taşıyacak ve keçiyi çöle salıverecektir.”
LEV 16:23 “Aron Buluşma Çadırı'na girecek ve Kutsal Yer'e girerken giydiği keten giysilerini çıkarıp orada bırakacak.
LEV 16:24 Sonra kutsal bir yerde kendini suyla yıkayacak, giysilerini giyecek ve dışarı çıkıp kendi yakmalık sunusunu ve halkın yakmalık sunusunu sunacak, kendisi ve halk için kefaret edecektir.
LEV 16:25 Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.”
LEV 16:26 “Keçiyi günah keçisi olarak salıveren kişi, giysilerini yıkayacak, bedenini suda yıkayacak, ondan sonra ordugâha girecektir.
LEV 16:27 Kutsal Yer'de kefaret etmek üzere kanı getirilen günah sunusu boğası ve günah sunusu tekesi ordugâhın dışına taşınacak, derilerini, etlerini ve gübrelerini ateşte yakacaklar.
LEV 16:28 Bunları yakan kişi giysilerini yıkayacak, bedenini suda yıkayacak ondan sonra ordugâha girecektir.
LEV 16:29 “Size daima bir kural olacak: Yedinci ayda, ayın onuncu gününde, canlarınızı sıkıntıya sokacaksınız, ister yerli olsun, ister yabancı olarak aranızda yaşayan bir garip olsun, hiçbir iş yapmayacaksınız.
LEV 16:30 Çünkü o gün sizi arındırmak üzere sizin için kefaret edilecek. Yahve'nin önünde bütün günahlarınızdan arınacaksınız.
LEV 16:31 Bu sizin için tam bir dinlenme Şabatı'dır ve canlarınızı sıkıntıya sokacaksınız. Bu daima sürecek bir kuraldır.
LEV 16:32 Babasının yerine kâhin olmak üzere meshedilen ve atanan kâhin, kefareti gerçekleştirecek ve keten giysileri, kutsal giysileri giyecektir.
LEV 16:33 Ondan sonra Kutsal Konut için kefaret edecek; Buluşma Çadırı ile sunak için kefaret edecek; kâhinler ve topluluktaki tüm halk için kefaret edecek.
LEV 16:34 “Bu, İsrael'in çocuklarının bütün günahlarından dolayı yılda bir kez onlara kefaret etmen için senin için kalıcı bir kural olacak.” Bu, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yapıldı.
LEV 17:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 17:2 “Aron'la, oğullarıyla ve tüm İsrael'in çocuklarıyla konuş ve onlara de: 'Yahve'nin buyruğu şudur:
LEV 17:3 İsrael evinden kim olursa olsun, ordugâhta bir boğayı, kuzuyu ya da keçiyi kesen ya da ordugâhın dışında kesen kişi,
LEV 17:4 Yahve'nin Konutu'nun önünde Yahve'ye sunu olarak sunmak üzere onu Buluşma Çadırı'nın kapısına getirmemişse; kanı o insana sayılacaktır; kan dökmüştür; o kişi halkının arasından atılacaktır.
LEV 17:5 Bu, İsrael'in çocuklarının kırda kestikleri kurbanlarını Yahve'ye, Buluşma Çadırı'nın kapısına, kâhine getirebilmeleri ve onları Yahve'ye esenlik sunuları kurbanı olarak sunabilmeleri içindir.
LEV 17:6 Kâhin kanı Buluşma Çadırı'nın kapısındaki Yahve'nin sunağı üzerine serpecek ve yağını Yahve'ye hoş koku olarak yakacaktır.
LEV 17:7 Artık ardlarınca zina ettikleri keçi putlarına kurban kesmeyecekler. Bu, onlara kuşaklar boyunca daima geçerli olacak bir kural olacak.'”
LEV 17:8 “Onlara diyeceksiniz ki, 'İsrael evinden ya da aralarında yabancı olarak yaşayan yabancılardan biri yakmalık sunu ya da kurban sunar,
LEV 17:9 eğer kurbanı Yahve'ye sunmak üzere Buluşma Çadırı'nın kapısına getirmezse, o kişi halkının arasından atılacaktır.'”
LEV 17:10 “'İsrael evinden ya da onların arasında yabancı olarak yaşayan yabancılardan her kim herhangi bir çeşit kan yerse, kan yiyen cana karşı yüzümü çevireceğim ve onu kendi halkının arasından atacağım.
LEV 17:11 Çünkü etin yaşamı kandadır. Ben onu sunak üzerinde canlarınıza kefaret etmek için size verdim; çünkü yaşamdan ötürü kefaret eden kandır.
LEV 17:12 Bu nedenle İsrael'in çocuklarına dedim: “Aranızda hiç kimse kan yemesin, aranızda yabancı olarak yaşayan hiçbir yabancı da kan yemesin.”
LEV 17:13 “'İsrael'in çocuklarından ya da aralarında yabancı olarak yaşayan yabancılardan kim olursa olsun, yenilebilir bir hayvan ya da kuş avlarsa, onun kanını akıtacak ve onu toprakla örtecektir.
LEV 17:14 Çünkü her etin yaşamına gelince, onun kanı yaşamıyladır. Bu nedenle İsrael'in çocuklarına şöyle dedim: “Hiçbir çeşit etin kanını yemeyeceksiniz; çünkü her çeşit etin yaşamı onun kanıdır. Onu her yiyen atılacaktır.”
LEV 17:15 “'İster yerli ister yabancı olsun, kendiliğinden ölen ya da hayvanların parçaladığı hayvanı yiyen herkes giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşama kadar kirli olacaktır. O zaman temiz olacaktır.
LEV 17:16 Ancak eğer onları yıkamaz ya da bedenini yıkamazsa, o zaman kötülüğünü taşıyacaktır.'”
LEV 18:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 18:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Ben Tanrınız Yahve'yim.
LEV 18:3 İçinde yaşamış olduğunuz Mısır diyarında onların yaptığı gibi yapmayacaksınız. Sizi götürmekte olduğum Kenan diyarında onların yaptığı gibi yapmayacaksınız. Onların kurallarını izlemeyeceksiniz.
LEV 18:4 İlkelerimi yerine getireceksiniz. Kurallarımı tutacak ve onların içinde yürüyeceksiniz. Ben Tanrınız Yahve'yim.
LEV 18:5 Bu nedenle kurallarımı ve ilkelerimi tutacaksınız; eğer bir kişi bunları yaparsa, onlarla yaşayacaktır. Ben Yahve'yim.'”
LEV 18:6 “'Hiçbiriniz çıplaklığını açmak için yakın akrabasına yaklaşmayacaktır; ben Yahve'yim.'”
LEV 18:7 “'Babanın çıplaklığını, annenin çıplaklığını açmayacaksın; o senin annendir. Onun çıplaklığını açmayacaksın.'”
LEV 18:8 “'Babanın karısının çıplaklığını açmayacaksın. O senin babanın çıplaklığıdır.'”
LEV 18:9 “'Kız kardeşinin, babanın kızının, ya da annenin kızının, ister evde ister dışarıda doğmuş olsun, çıplaklığını açmayacaksın.'”
LEV 18:10 “'Senin oğlunun kızının ya da kendi kızının kızının çıplaklığını, onların çıplaklığını açmayacaksın; çünkü onlarınki senin kendi çıplaklığındır.'”
LEV 18:11 “'Babanın karısının babandan olan kızının çıplaklığını açmayacaksın, çünkü o senin kız kardeşindir.'”
LEV 18:12 “'Babanın kız kardeşinin çıplaklığını açmayacaksın. O, babanın yakın akrabasıdır.'”
LEV 18:13 “'Annenin kız kardeşinin çıplaklığını açmayacaksın; çünkü o, annenin yakın akrabasıdır.'”
LEV 18:14 “'Babanın kardeşinin çıplaklığını açmayacaksın. Onun karısına yaklaşmayacaksın. O senin yengendir.'”
LEV 18:15 “'Kendi gelininin çıplaklığını açmayacaksın. O, oğlunun karısıdır. Onun çıplaklığını açmayacaksın.'”
LEV 18:16 “'Kardeşinin karısının çıplaklığını açmayacaksın. O kardeşinin çıplaklığıdır.
LEV 18:17 “'Bir kadının ve onun kızının çıplaklığını açmayacaksın. Çıplaklığını açmak için onun oğlunun kızını ya da kızının kızını almayacaksın. Onlar yakın akrabadır. Bu kötülüktür.
LEV 18:18 “'Kız kardeşi hayattayken, çıplaklığını açmak için ona rakip olarak kardeşini eş olarak almayacaksın.
LEV 18:19 “'Bir kadına, âdet kirliliğindeyken, çıplaklığını açmak için yaklaşmayacaksın.
LEV 18:20 “'Komşunun karısıyla yatmayacaksın ve onunla birlikte kendini kirletmeyeceksin.
LEV 18:21 “'Çocuklarınızdan hiçbirini Molek'e kurban olarak vermeyeceksin. Tanrınız'ın adına saygısızlık etmeyeceksin. Ben Yahve'yim.
LEV 18:22 “'Bir erkekle kadınla yatar gibi yatmayacaksın. Bu iğrenç bir şeydir.'”
LEV 18:23 “'Kendini kirletmek için hiçbir hayvanla yatmayacaksın. Hiçbir kadın kendini bir hayvana verip onunla yatmayacak; bu sapkınlıktır.'”
LEV 18:24 “'Bu şeylerin hiçbiriyle kendinizi kirletmeyin; çünkü önünüzden kovmakta olduğum bu ulusların hepsi bu şeylerle kirlendiler.
LEV 18:25 Ülke kirletildi. Bu yüzden onun kötülüğünü cezalandırdım ve ülke kendi sakinlerini kustu.
LEV 18:26 Bu nedenle kurallarımı ve ilkelerimi tutacaksınız; ne yerli, ne de aranızda garip olarak yaşayan yabancılar bu iğrençliklerin hiçbirini yapmayacak,
LEV 18:27 (çünkü sizden önceki ülke halkı bütün bu iğrençlikleri yapmışlardı ve ülke kirlenmişti),
LEV 18:28 ta ki, siz onu kirlettiğinizde, sizden önceki ulusu kustuğu gibi, ülke sizi de kusmasın.'”
LEV 18:29 “'Kim bu iğrençliklerden birini yaparsa, onları yapan canlar halkının arasından atılacaktır.
LEV 18:30 Bu nedenle, sizden önce yapılan bu iğrenç törelerin hiçbirini yapmamanız ve bunlarla kendinizi kirletmemeniz için buyruklarımı tutacaksınız. Ben Tanrınz Yahve'yim.'”
LEV 19:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 19:2 “İsrael'in çocuklarının bütün topluluğuna söyle ve onlara de: 'Kutsal olacaksınız; çünkü ben, Tanrınız Yahve, kutsalım.'”
LEV 19:3 “‘Her biriniz annesine ve babasına saygı göstersin. Şabatlarımı tutacaksınız. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:4 “'Putlara dönmeyin, kendinize dökme ilâhlar yapmayın. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:5 “'Yahve'ye esenlik kurbanı sunacağınız zaman, kabul edilesiniz diye onu sunacaksınız.
LEV 19:6 O, sunduğunuz gün ve ertesi gün yenilecek. Üçüncü güne kadar bir şey kalırsa ateşle yakılacak.
LEV 19:7 Üçüncü günde bir parça bile yenirse bu iğrençtir. Kabul edilmeyecektir;
LEV 19:8 ve onu yiyen herkes kendi kötülüğünü yüklenecektir; çünkü o, Yahve'nin kutsal şeyini kirletmiştir ve o can, halkının arasından atılacaktır.'”
LEV 19:9 “'Toprağınızın hasadını biçtiğinizde, tarlanızın köşelerini tamamıyla biçmeyeceksiniz, ve hasadınızın kırıntılarını da toplamayacaksınız.
LEV 19:10 Bağınızı toplamayacaksınız ve bağınızın yere düşmüş üzümlerini toplamayacaksınız. Onları yoksul ve yabancı için bırakacaksın. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:11 “'Çalmayacaksın.'” “'Yalan söylemeyeceksin. “‘Birbirinizi kandırmayacaksınız.'”
LEV 19:12 “'Benim adımla yalan yere ant içmeyeceksin ve Tanrın'ın adını kirletmeyeceksin. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:13 “'Komşuna zulmetmeyeceksin, onu soymayacaksın.'” “‘Ücretli bir hizmetçinin ücretini bütün gece sabaha kadar yanında tutmayacaksın.'”
LEV 19:14 “'Sağıra lanet etmeyeceksin, körün önüne tökezleme taşı koymayacaksın; ama Tanrınız'dan korkacaksınız. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:15 “'Yargılarken haksızlık yapmayacaksın. Yoksula karşı taraf tutmayacaksın, büyükleri kayırmayacaksın; komşunu ise adaletle yargılayacaksın.'”
LEV 19:16 “'Halkının arasında iftiracı olarak dolaşmayacaksın.'” “‘Komşunun hayatını tehlikeye atmayacaksın. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:17 “'Yüreğinde kardeşinden nefret etmeyeceksin. Komşunu mutlaka azarlayacaksın ve onun yüzünden günah taşımayacaksın.'”
LEV 19:18 “'Öç almayacaksın, halkının çocuklarına kin tutmayacaksın, komşunu ise kendin gibi seveceksin. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:19 “'Kurallarımı tutacaksın. “‘Farklı türden hayvanları çiftleştirmeyeceksin. “‘Tarlana iki çeşit tohum ekmeyeceksin; “‘İki çeşit malzemeden yapılmış giysi giymeyin.
LEV 19:20 “'Bir adam, başka bir adamla nişanlı olan, ancak fidye ödenmemiş ya da özgürlüğüne kavuşturulmamış bir cariye kadınla yatarsa; cezalandırılacaklar. Öldürülmeyecekler, çünkü kadın özgür değildir.
LEV 19:21 Yahve'ye suç sunusunu, Buluşma Çadırı'nın kapısına, suç sunusu olarak bir koç getirecek.
LEV 19:22 Kâhin, işlediği günahtan dolayı Yahve'nin önünde suç sunusu koçuyla onun için kefaret edecek; işlediği günah kendisine bağışlanacaktır.'”
LEV 19:23 “'Ülkeye gelip yiyecek olarak her çeşit ağacı diktiğinizde, onların meyvelerini yasak sayacaksınız. Üç yıl boyunca size yasak olacak. Yenilmeyecektir.
LEV 19:24 Ama dördüncü yılda bütün meyvesi Yahve'ye övgü sunmak için kutsal olacaktır.
LEV 19:25 Beşinci yıl meyvesini yiyeceksiniz ki, size bol ürün versin. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:26 “'Kanı hâlâ içinde olan et yemeyeceksin. Büyü yapmayacaksınız ve büyücülükle uğraşmayacaksınız.'”
LEV 19:27 “'Başınızın yanlarındaki saçları kesmeyeceksiniz, sakalınızın kenarlarını düzeltmeyeceksiniz.'”
LEV 19:28 “'Ölüler için bedeninizi yaralamayacaksınız, üzerinize dövme işareti yapmayacaksınız. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:29 “'Kızını fahişe ederek onu kirletme; öyle ki, ülke fuhuş edip diyar kötülükle dolmasın.'”
LEV 19:30 “'Şabatlarımı tutacaksınız ve konutuma saygı göstereceksiniz; Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:31 “'Medyumlara ya da büyücülere yönelmeyin. Onları aramayın, onlar tarafından kirletilmeyin. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:32 “'Ak saçlının önünde ayağa kalkacaksın, yaşlıların yüzüne hürmet edeceksin; Tanrın'dan korkacaksın. Ben Yahve'yim.'”
LEV 19:33 “'Eğer bir yabancı ülkenizde sizinle birlikte garip olarak yaşıyorsa, ona haksızlık etmeyeceksiniz.
LEV 19:34 Sizinle yabancı olarak yaşayan garip, sizin için aranızda doğmuş biri gibi olacak ve onu kendin gibi seveceksin; çünkü Mısır diyarında yabancı olarak yaşadınız. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:35 “'Yargıda, uzunluk, ağırlık ya da miktar ölçülerinde haksızlık etmeyeceksiniz.
LEV 19:36 Sizde bulunan terazi doğru, tartı doğru, efa doğru, hin doğru olacak. Ben sizi Mısır diyarından çıkaran Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 19:37 “'Bütün kurallarımı, bütün ilkelerimi tutacaksınız ve onları yapacaksınız. Ben Yahve'yim.'”
LEV 20:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 20:2 “Ayrıca İsrael'in çocuklarına şunu söyle: 'İsrael'in çocuklarından ya da İsrael'de garip olarak yaşayan yabancılardan Molek'e soyundan birini veren her kişi, kesinlikle öldürülecektir. Ülke halkı o kişiyi taşlayacaktır.
LEV 20:3 Ben de o insana karşı yüzümü çevireceğim ve onu halkının arasından atacağım; çünkü o, kutsal yerimi kirletmek ve kutsal adımı lekelemek için soyundan Molek'e vermiştir.
LEV 20:4 Eğer o kişi çocuğunu Molek'e verirken ülke halkı o kişiyi görmezlikten gelir ve onu öldürmezlerse,
LEV 20:5 o zaman o insana ve ailesine karşı yüzümü çevireceğim ve onu ve onun ardınca Molek'le fahişelik yapmak üzere fahişelik edenlerin hepsini halkının arasından atacağım.'”
LEV 20:6 “'Medyumlara ve büyücülere yönelip onların ardından fahişelik yapan insana karşı da yüzümü çevireceğim ve onu halkının arasından atacağım.'”
LEV 20:7 “'Bunun için kendinizi kutsal kılın ve kutsal olun; çünkü ben Tanrınız Yahve'yim.
LEV 20:8 Kurallarımı tutacak ve onları yapacaksınız. Sizi kutsal kılan Yahve benim.'”
LEV 20:9 “'Babasına ya da annesine lanet eden herkes kesinlikle öldürülecektir. Babasına ya da annesine lanet etmiştir. Onun kanı kendi üzerinde olacaktır.'”
LEV 20:10 “'Başka birinin karısıyla zina eden kişi, komşusunun karısıyla zina eden kişi, zina eden adam da, zina eden kadın da kesinlikle öldürülecektir.'”
LEV 20:11 “'Babasının karısıyla yatan, babasının çıplaklığını açmıştır. Her ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Onların kanı kendi üzerlerinde olacaktır.'”
LEV 20:12 “'Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Sapkınlık yaptılar. Onların kanı kendi üzerlerinde olacaktır.'”
LEV 20:13 “'Eğer bir adam bir kadınla yatar gibi bir erkekle yatarsa, ikisi iğrençlik etmiştir. Kesinlikle öldürülecekler. Onların kanı kendi üzerlerinde olacaktır.'”
LEV 20:14 “'Bir adam bir kadınla birlikte annesini alırsa, bu kötülüktür. Aranızda kötülük olmasın diye, hem kendisi hem de onlar ateşte yakılacaktır.'”
LEV 20:15 “'Bir kişi bir hayvanla yatarsa kesinlikle öldürülecektir; hayvanı da öldüreceksiniz.'”
LEV 20:16 “'Eğer bir kadın herhangi bir hayvana yaklaşıp onunla yatarsa, kadını da hayvanı da öldüreceksiniz. Kesinlikle öldürülecekler. Kanları onların üzerinde olacak.'”
LEV 20:17 “'Bir adam kız kardeşini, babasının kızını ya da annesinin kızını alır ve onun çıplaklığını görürse, kadın da onun çıplaklığını görürse, bu utanç verici bir şeydir. Halklarının çocuklarının gözü önünde atılacaklardır. Kız kardeşinin çıplaklığını açmıştır. Kötülüğüne katlanacaktır.'”
LEV 20:18 “'Eğer bir adam âdet gören bir kadınla yatar ve onun çıplaklığını açarsa, onun pınarını çıplak etmiştir, kadın da kendi kan pınarını çıplak etmiştir. İkisi de kendi halkının arasından atılacaktır.'”
LEV 20:19 “'Kendi annenin kız kardeşinin ya da babanın kız kardeşinin çıplaklığını açmayacaksın; çünkü o, yakın akrabasını çıplak etmiştir. Onlar kötülüklerini taşıyacaklar.'”
LEV 20:20 Bir adam amcasının karısıyla yatarsa, amcasının çıplaklığını açmıştır. Günahlarına katlanacaklar. Çocuksuz öleceklerdir.
LEV 20:21 “'Bir adam kardeşinin karısını alırsa, bu kirliliktir. Kardeşinin çıplaklığını açmıştır. Çocuksuz olacaklardır.'”
LEV 20:22 “'Bütün kurallarımı, bütün ilkelerimi tutacaksın ve onları yapacaksın; öyle ki, orada oturmak üzere sizi götürmekte olduğum ülke sizi dışa kusmasın.
LEV 20:23 Önünüzden kovacağım ulusun töreleri içinde yürümeyeceksiniz; çünkü bütün bunları onlar yaptılar ve bu yüzden onlardan tiksindim.
LEV 20:24 Ama ben size, “Onların topraklarını miras alacaksınız, ben de onu, süt ve bal akan ülkeyi mülk olarak size vereceğim” dedim. Sizi halklardan ayıran Tanrınız Yahve benim.'”
LEV 20:25 “'Bu nedenle temiz hayvanla kirli olanı, kirli kuşla temiz olanı birbirinden ayıracaksınız. Sizin için kirli diye sizden ayırdığım hayvanlarla, kuşlarla ya da yerde sürünen hiçbir şeyle kendinizi iğrenç kılmayacaksınız.
LEV 20:26 Benim için kutsal olacaksınız; çünkü ben, Yahve, kutsalım ve benim olasın diye seni halkların arasından ayırdım.'”
LEV 20:27 “'Medyum ya da büyücü olan erkek ya da kadın kesinlikle öldürülecektir. Onlar taşlanacaklar. Onların kanı kendi üzerlerinde olacaktır.'”
LEV 21:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Aron'un oğullarıyla, kâhinlerle konuş ve onlara söyle: 'Kâhin halkının ölüleri için kendini şunlar dışında kirletmeyecektir:
LEV 21:2 Kendisine yakın olan akrabalarından annesi için, babası için, oğlu için, kızı için, erkek kardeşi için,
LEV 21:3 ve kendisine yakın olan, kocaya varmamış, el değmemiş kız kardeşi için kendisini kirletebilir.
LEV 21:4 Halkı arasında bir önder olarak kendisini lekelemek üzere kendisini kirletmeyecektir.
LEV 21:5 “'Başlarını tıraş etmeyecekler, sakallarının kenarlarını tıraş etmeyecekler, bedenlerinde yara açmayacaklar.
LEV 21:6 Kendi Tanrıları'na kutsal olacaklar ve Tanrıları'nın adına saygısızlık etmeyecekler; çünkü Yahve'nin ateşle yapılan sunularını, Tanrıları'nın ekmeğini onlar sunuyorlar. Bu nedenle kutsal olacaklar.'”
LEV 21:7 “‘Fahişe ya da lekelenmiş kadınla evlenmeyecekler. Bir kâhin kocasından boşanmış bir kadınla evlenmeyecektir; çünkü o, Tanrısı'na kutsaldır.
LEV 21:8 Bu nedenle onu kutsal kılacaksın; çünkü Tanrınız'ın ekmeğini o sunuyor. O sizin için kutsal olacaktır; çünkü sizi kutsal kılan ben Yahve, kutsalım.'”
LEV 21:9 “'Herhangi bir kâhinin kızı, fahişelik ederek kendini lekelerse, babasını lekelemiş olur. Kız ateşle yakılacaktır.'”
LEV 21:10 “'Kardeşleri arasında başkâhin olan, başına mesh yağı dökülen ve giysileri giymek için atanan kişi, saçlarını çözmeyecek, ya da giysilerini yırtmayacak.
LEV 21:11 Hiçbir ölünün yanına girmeyecek, babası ya da annesi için kendini kirletmeyecektir.
LEV 21:12 Konutun dışına çıkmayacak, Tanrısı'nın konutunu kirletmeyecek; çünkü Tanrısı'nın mesh yağının tacı onun üzerindedir. Ben Yahve'yim.'”
LEV 21:13 “'Eş olarak alacağı el değmemiş kız olacaktır.
LEV 21:14 Dul bir kadınla, boşanmış biriyle, kirletilmiş bir kadınla, ya da fahişeyle evlenmeyecek. Kendi halkından el değmemiş bir kızı kendine eş olarak alacaktır.
LEV 21:15 Kendi halkının arasında soyunu lekelemeyecek; çünkü onu kutsal kılan Yahve benim.'”
LEV 21:16 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 21:17 “Aron'a söyle: 'Senin soyundan kuşaklar boyunca kusurlu olan hiç kimse Tanrısı'nın ekmeğini sunmak için yaklaşmasın.
LEV 21:18 Kusurlu kim olursa olsun, yaklaşmayacak: Kör, ya da topal, yassı burunlu, ya da herhangi bir şekil bozukluğu olan,
LEV 21:19 ya da ayağı kırık, ya da eli kırık olan,
LEV 21:20 ya da kambur, ya da cüce, ya da gözü kusurlu, ya da kaşıntısı olan, ya da kabuklu, ya da testislerinde hasar olan.
LEV 21:21 Kâhin Aron'un soyundan kusurlu olan hiç kimse, Yahve'ye ateşle yapılan sunuları sunmak üzere yaklaşmayacak. Bir kusuru olduğundan, Tanrısı'nın ekmeğini sunmaya yaklaşmayacaktır.
LEV 21:22 Tanrısı'nın ekmeğinden, hem çok kutsal olandan, hem de kutsal olandan yiyecektir.
LEV 21:23 Bir kusuru olduğundan perdeye ve sunağa yaklaşmayacak; ta ki, kutsal yerlerimi kirletmesin; çünkü onları kutsal kılan Yahve benim.'”
LEV 21:24 Böylece Moşe Aron'la, oğullarıyla ve bütün İsrael'in çocuklarıyla konuştu.
LEV 22:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 22:2 “Aron'la oğullarına söyle, İsrael'in çocuklarının bana kutsal kıldıkları kutsal şeylerden kendilerini sakınsınlar ve kutsal adıma saygısızlık etmesinler. Ben Yahve'yim.”
LEV 22:3 “Onlara söyle, 'Kuşaklarınız boyunca bütün soyunuzdan her kim, İsrael'in çocuklarının Yahve'ye kutsal kıldığı kutsal şeylere kirliliği üzerinde olarak yaklaşırsa, o can benim önümden atılacaktır. Ben Yahve'yim.'”
LEV 22:4 “'Aron'un soyundan cüzzamlı ya da akıntısı olan kişi temiz oluncaya dek kutsal şeylerden yemeyecek. Kim ölü nedeniyle kirli olmuş bir şeye, ya da meni çıkmış bir adama dokunursa,
LEV 22:5 ya da kim kendisini kirletecek sürünen bir şeye, ya da kirliliği ne olursa olsun insanı kirleten bir insana dokunursa,
LEV 22:6 böyle bir şeye dokunan akşama kadar kirli sayılacak ve bedenini suda yıkamadıkça kutsal şeylerden yemeyecektir.
LEV 22:7 Güneş battığında temiz olacak; ondan sonra kutsal şeylerden yiyecektir, çünkü bu onun ekmeğidir.
LEV 22:8 Kendiliğinden ölmüş, ya da hayvanlar tarafından parçalanmış hayvanın leşini, onunla kendisini kirletmek üzere yemeyecektir. Ben Yahve'yim.'”
LEV 22:9 “'Bu nedenle, buyruğumu bozarlarsa günah yüklenmesinler ve onun içinde ölmesinler diye, buyruklarımı izleyecekler. Onları kutsal kılan Yahve benim.'”
LEV 22:10 “'Hiçbir yabancı kutsal şeyden yemeyecek; kâhinlerin yanında yaşayan bir yabancı, ya da ücretli bir hizmetçi kutsal şeyden yemeyecek.
LEV 22:11 Ancak eğer kâhin, kendi parasıyla bir hizmetçi satın alırsa, ondan yiyecektir; onun evinde doğanlar onun ekmeğinden yiyeceklerdir.
LEV 22:12 Bir kâhinin kızı yabancı biriyle evliyse, kutsal şeylerin kaldırma sunularından yemeyecek.
LEV 22:13 Ama bir kâhinin kızı dulsa ya da boşanmışsa, çocuğu yoksa ve gençliğinde olduğu gibi babasının evine dönmüşse, babasının ekmeğinden yiyebilir; ama hiçbir yabancı ondan yemeyecektir.'”
LEV 22:14 “'Eğer bir kişi bilmeden kutsal bir şey yerse, o zaman ona değerinin beşte birini ekleyecek ve kutsal şeyi kâhine verecektir.
LEV 22:15 Kâhinler İsrael'in çocuklarının Yahve'ye sundukları kutsal şeyleri bozmayacaklar,
LEV 22:16 böylece kutsal şeyleri yediklerinde suçluluk duygusu getirecek kötülüğü onlara yükletirler; çünkü onları kutsal kılan Yahve benim.'”
LEV 22:17 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 22:18 “Aron'la, oğullarıyla ve bütün İsrael'in çocuklarıyla konuş ve onlara söyle: 'İsrael evinden ve İsrael'de olan yabancılardan kim olursa olsun, Yahve'ye yakmalık sunu olarak sundukları, ister adaklarından biri olsun, ya da ister gönüllü sunularından biri olsun, sunusunu sunduğu zaman,
LEV 22:19 kabul edilesiniz diye, boğalardan, koyunlardan, ya da keçilerden kusursuz bir erkek sunacaksınız.
LEV 22:20 Ama kusurlu olanı sunmayacaksınız; çünkü o sizin için kabul edilebilir olmayacaktır.
LEV 22:21 Kim bir adak ödemek için, Yahve'ye esenlik sunuları, ya da sığır, ya da davardan gönüllü bir kurban sunarsa, kabul edilmesi için kusursuz olacaktır. Hiçbir kusuru olmayacaktır.
LEV 22:22 Kör, yaralı, sakat, siğilli, iltihaplı ya da yarası açık olanı Yahve'ye sunmayacaksınız; bunları sunak üzerinde Yahve'ye ateşle sunmayacaksınız.
LEV 22:23 Herhangi bir parçası fazla ya da eksik olan boğayı, ya da kuzuyu gönüllü sunulan sunu olarak sunabilirsiniz; ancak adak olarak kabul edilmeyecektir.
LEV 22:24 Testisleri vurulmuş, ezilmiş, burulmuş ya da kesilmiş olanı Yahve'ye sunmayacaksınız. Bunu diyarınızda yapmamalısınız.
LEV 22:25 Bunlardan hiçbirini bir yabancının elinden Tanrınız'ın ekmeği olarak sunmayacaksınız; çünkü onların bozukluğu kendilerindedir. Onlarda kusur vardır. Bunlar sizin için kabul edilmeyecektir.'”
LEV 22:26 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 22:27 “Bir buzağı, kuzu ya da oğlak doğduğunda, annesiyle birlikte yedi gün kalacak. Sekizinci günden itibaren Yahve'ye ateşle yapılan sunu olarak kabul edilecektir.
LEV 22:28 İster inek, ister koyun olsun, onu ve yavrusunu aynı günde kesmeyeceksiniz.”
LEV 22:29 “Yahve'ye şükran kurbanı kurban edeceğiniz zaman, kabul edilesiniz diye onu kurban edeceksiniz.
LEV 22:30 Aynı günde yenilecektir; hiçbirini sabaha kadar bırakmayacaksınız. Ben Yahve'yim.”
LEV 22:31 “Bu nedenle buyruklarımı tutacak ve yapacaksınız. Ben Yahve'yim.
LEV 22:32 Kutsal adıma saygısızlık etmeyeceksiniz, ama İsrael'in çocukları arasında kutsal kılınacağım. Seni kutsal kılan Yahve benim,
LEV 22:33 Tanrın olmak için seni Mısır'dan çıkardım. Ben Yahve'yim.”
LEV 23:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 23:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Yahve'nin kutsal toplantılar olarak ilan edeceğiniz bayramları, benim bayramlarım bunlardır.'”
LEV 23:3 “'Altı gün iş yapılacak, ama yedinci gün tam dinlenme Şabat'ı, kutsal toplantı olacak; hiçbir iş yapmayacaksınız. Bütün konutlarınızda Yahve'ye Şabat'tır.'”
LEV 23:4 “'Bunlar, belirlenen vakitte ilan edeceğiniz Yahve'nin belirlediği bayramlar, kutsal toplantılardır.
LEV 23:5 Birinci ayın on dördüncü günü akşam Yahve'nin Pesah'ıdır.
LEV 23:6 Aynı ayın on beşinci günü Yahve'ye Mayasız Ekmek Bayramı'dır. Yedi gün mayasız ekmek yiyeceksiniz.
LEV 23:7 Birinci günde kutsal toplantınız olacak. Olağan işleri yapmayacaksınız.
LEV 23:8 Yahve'ye ateşle yapılan sunuyu ise yedi gün sunacaksınız. Yedinci gün kutsal toplantıdır. Olağan işleri yapmayacaksınız.'”
LEV 23:9 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 23:10 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de: 'Size vereceğim ülkeye gelip ürününü biçeceğiniz zaman, o zaman hasadınızın ilk ürünlerinden oluşan demetini kâhine getireceksiniz.
LEV 23:11 Sizin için kabul edilsin diye demetini Yahve'nin önünde sallayacak. Kâhin onu Şabat'ın ertesi günü sallayacaktır.
LEV 23:12 Demetini sallayacağın gün, yakmalık sunu olarak Yahve'ye bir yaşında kusursuz bir erkek kuzu sunacaksınız.
LEV 23:13 Ekmek sunusuyla birlikte, Yahve'ye ateşle yapılan sunu, hoş koku olarak yağla yoğrulmuş onda iki efa ince un olacak; ve onunla birlikte dökmelik sunu da bir hinin dörtte biri kadar şaraptan olacak.
LEV 23:14 Bu aynı güne, Tanrınız'a sunu getirene kadar ekmek, kavrulmuş buğday ya da taze buğday yemeyeceksiniz. Bu, tüm konutlarınızda kuşaklar boyunca daima geçerli olacak bir kuraldır.'”
LEV 23:15 “'Şabat'ın ertesi gününden, sallama sunusu demetini getirdiğiniz günden itibaren sayacaksınız: Yedi Şabat tamamlanacak.
LEV 23:16 Yedinci Şabat'tan sonraki gün elli gün sayacaksın; ve Yahve'ye yeni ekmek sunusu sunacaksınız.
LEV 23:17 Yaşadığınız yerden sallama sunusu olarak onda iki efa ince undan yapılmış iki ekmek getireceksiniz. Bunlar Yahve'ye ilk ürünler olarak mayayla pişirilecek.
LEV 23:18 Ekmekle birlikte bir yaşında kusursuz yedi kuzu, bir genç boğa ve iki koç sunacaksınız. Ekmek sunuları ve dökmelik sunularıyla birlikte bunlar, Yahve'ye yakmalık sunu, ateşle yapılan sunu, Yahve'ye hoş koku olacak.
LEV 23:19 Günah sunusu olarak bir teke, esenlik kurbanı olarak da bir yaşında iki erkek kuzu sunacaksınız.
LEV 23:20 Kâhin onları sallamalık sunu olarak iki kuzuyla birlikte ilk ürünlerden oluşan ekmekle birlikte Yahve'nin önünde sallayacak. Kâhin için Yahve'ye kutsal olacaklar.
LEV 23:21 Aynı günde sizin için kutsal bir toplantı olacağını duyuracaksınız. Olağan işler yapmayacaksınız. Bu, kuşaklarınız boyunca tüm konutlarınızda daima geçerli olacak bir kuraldır.
LEV 23:22 “'Toprağınızın hasatını biçtiğinizde, tarlanızın köşelerini tamamen biçmemelisiniz, hasatınızın başaklarını toplamamalısınız. Bunları yoksullara ve yabancılara bırakmalısınız. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 23:23 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 23:24 “İsrael'in çocuklarına söyle: 'Yedinci ayda, ayın birinci gününde sizin için tam bir dinlenme; boru sesiyle anma, kutsal toplantı olacak.
LEV 23:25 Olağan işler yapmayacaksınız. Yahve'ye ateşle yapılan sunu sunacaksınız.'”
LEV 23:26 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 23:27 “Ancak bu yedinci ayın onuncu günü kefaret günüdür. Bu sizin için kutsal toplantı olacaktır. Kendinize acı çektireceksiniz ve Yahve'ye ateşle yapılan bir sunu sunacaksınız.
LEV 23:28 O gün hiçbir iş yapmayacaksınız; çünkü bu, sizin için Tanrınız Yahve'nin önünde kefaret etmek üzere kefaret günüdür.
LEV 23:29 Çünkü o aynı günde kendini inkar etmeyen kişi halkından atılacaktır.
LEV 23:30 Kim o aynı günde herhangi bir iş yaparsa, onu halkının arasından yok edeceğim.
LEV 23:31 Hiçbir iş yapmayacaksınız; bu, tüm konutlarınızda kuşaklar boyunca daima geçerli olacak bir kuraldır.
LEV 23:32 Bu sizin için tam bir Şabat, dinlenme günü olacak ve kendinizi inkar edeceksiniz. Ayın dokuzuncu günü akşam üstü, bir akşamdan diğer akşama kadar Şabatınız'ı tutacaksınız.”
LEV 23:33 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 23:34 “İsrael'in çocuklarına söyle ve de: 'Bu yedinci ayın on beşinci günü Yahve için yedi günlük Çardak Bayramı'dır.
LEV 23:35 İlk gün kutsal toplantı olacak. Olağan işleri yapmayacaksınız.
LEV 23:36 Yedi gün Yahve'ye ateşle yapılan sunu sunacaksınız. Sekizinci gün size kutsal toplantı olacak. Yahve'ye ateşle yapılan sunu sunacaksınız. Bu tam toplantıdır; olağan işleri yapmayacaksın.'”
LEV 23:37 “'Yahve'ye ateşle yapılan sunu, yakmalık sunu, ekmek sunusu, kurban ve dökmelik sunular sunmak için, her biri kendi gününde olmak üzere, kutsal toplantılar olarak ilan edeceğiniz Yahve'nin belirlenmiş bayramları bunlardır.
LEV 23:38 Yahve'nin Şabatları'na ek olarak, armağanlarınıza ek olarak, bütün adaklarınıza ek olarak, Yahve'ye gönülden verdiğiniz sunulara ek olarak, Yahve'ye verdiklerinizdir.'”
LEV 23:39 “'Yedinci ayın on beşinci günü, ülkenin ürünlerini topladığınızda, Yahve'nin bayramını yedi gün tutacaksınız. Birinci gün tam dinlenme olacak ve sekizinci gün tam dinlenme olacak.
LEV 23:40 Birinci gün heybetli ağaçların meyvelerini, palmiye ağaçlarının dallarını, sık ağaç dallarını ve dere söğütlerini alacaksınız; ve Tanrınız Yahve'nin önünde yedi gün sevineceksiniz.
LEV 23:41 Bunu yılın yedi günü Yahve'ye bayram olarak tutacaksınız. Kuşaklarınız boyunca daima geçerli olacak bir kuraldır. Onu yedinci ayda tutacaksınız.
LEV 23:42 Yedi gün boyunca geçici barınaklarda oturacaksınız. İsrael'de doğmuş olan herkes geçici barınaklarda oturacak;
LEV 23:43 ta ki, İsrael'in çocuklarını Mısır diyarından çıkardığımda onları geçici barınaklarda oturttuğumu sizin kuşaklarınız bilsin. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 23:44 Böylece Moşe İsrael'in çocuklarına Yahve'nin belirlenmiş bayramlarını bildirdi.
LEV 24:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 24:2 “İsrael'in çocuklarına buyur ki, kandil sürekli yansın diye ışık için sana ezilmiş saf zeytinyağı getirsinler.
LEV 24:3 Aron, tanıklık perdesinin dışında, Buluşma Çadırı'nda onu akşamdan sabaha dek sürekli olarak Yahve'nin önünde tutacak. Kuşaklarınız boyunca daima geçerli bir kural olacak.
LEV 24:4 Yahve'nin önündeki saf altın şamdanlık üzerindeki kandilleri sürekli olarak düzende tutacaktır.”
LEV 24:5 “İnce undan alıp on iki pide pişireceksin; bir pidede efanın onda ikisi olacak.
LEV 24:6 Onları iki sıra halinde, altışar tane olmak üzere Yahve'nin önünde saf altın masanın üzerine koyacaksın.
LEV 24:7 Her sıranın üzerine saf buhur koyacaksın; böylece ekmek için anılma, Yahve'ye ateşle yapılan sunu olsun.
LEV 24:8 Her Şabat'ta onu sürekli olarak Yahve'nin önünde hazırlayacak. Bu, İsrael'in çocukları adına kalıcı bir antlaşmadır.
LEV 24:9 Aron'la oğulları için olacak. Onu kutsal bir yerde yiyecekler; çünkü sürekli bir kuralla Yahve'nin ateşle yapılan sunularından kendisi için çok kutsaldır.”
LEV 24:10 Babası Mısırlı olan İsraelli bir kadının oğlu, İsrael'in çocukları arasına çıktı; İsraelli kadının oğluyla İsraelli bir adam ordugâhta kavga ettiler.
LEV 24:11 İsraelli kadının oğlu Ad'a küfretti; ve onu Moşe'ye getirdiler. Annesinin adı Dan oymağından Divri'nin kızı Şelomit'ti.
LEV 24:12 Yahve'nin isteği kendilerine bildirilene kadar onu gözaltında tuttular.
LEV 24:13 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 24:14 “Lanet edeni ordugâhın dışına çıkar; ve onu duyan herkes ellerini onun başı üzerine koysun ve bütün topluluk onu taşlasın.
LEV 24:15 İsrael'in çocuklarına şöyle diyeceksin: 'Kim Tanrısı'na lanet ederse, günahını yüklenecektir.
LEV 24:16 Yahve'nin adına küfreden, kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk onu mutlaka taşlayacaktır. Ad'a küfreden yabancı olsun, yerli olsun öldürülecektir.'”
LEV 24:17 “'Bir insana ölümcül darbe vuran kesinlikle öldürülecektir.
LEV 24:18 Bir hayvana ölümcül bir darbe vuran, bedelini ödeyecek, yaşama karşılık yaşam verecektir.
LEV 24:19 Kim komşusunu yaralarsa, ona da onun yaptığının aynısı yapılacak:
LEV 24:20 Kırığa karşılık kırık, göze karşılık göz, dişe karşılık diş. Birini nasıl yaraladı ise, kendisine de öyle yapılacaktır.
LEV 24:21 Hayvanı öldüren onu ödeyecek; adam öldüren, öldürülecektir.
LEV 24:22 Yerli için de, yabancı için de, tek bir yasa olacak; çünkü ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 24:23 Moşe İsrael'in çocuklarıyla konuştu; lanet edeni ordugâhın dışına çıkarıp taşladılar. İsrael'in çocukları Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yaptılar.
LEV 25:1 Yahve Sina Dağı'nda Moşe'ye şöyle dedi:
LEV 25:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de: 'Size vermekte olduğum ülkeye girdiğinizde, diyar Yahve'ye Şabat tutacaktır.
LEV 25:3 Tarlanızı altı yıl ekeceksin, bağınızı altı yıl budayıp ürünlerini toplayacaksın;
LEV 25:4 ama yedinci yılda ülke için tam dinlenme Şabat'ı, Yahve'ye Şabat olacak. Tarlanı ekmeyecek, bağını budamayacaksın.
LEV 25:5 Hasadında kendiliğinden yetişeni biçmeyeceksin, ve budanmamış asmanın üzümlerini toplamayacaksın. Ülke için tam dinlenme yılı olacak.
LEV 25:6 Ülkenin Şabat'ı sizin için, kendin için, hizmetçin için, kadın hizmetçin için, ücretli hizmetçin için, garibin için, seninle birlikte yaşayan yabancı için yiyecek olacak.
LEV 25:7 Onun bütün ürünü senin sığırların, diyarda bulunan hayvanların için de yiyecek olacak.'”
LEV 25:8 “'Yedi yıl, yedi kere yedi yılların Şabat'larını sayacaksın; ve senin için yılların Şabat'larının günleri, kırk dokuz yıl olacak.
LEV 25:9 O zaman yedinci ayın onuncu günü yüksek sesle boru çalacaksınız. Kefaret Günü'nde bütün ülkenizde boru çalacaksınız.
LEV 25:10 Ellinci yılı kutsal kılacaksınız ve ülke sakinlerinin hepsine özgürlük ilan edeceksiniz. Bu sizin için bir jübile olacak; ve her biriniz kendi mülküne, her biriniz kendi ailesine dönecek.
LEV 25:11 O ellinci yıl size jübile olacak. Onun içinde ekim yapmayacaksınız, kendiliğinden yetişenleri biçmeyeceksiniz ve budanmamış asmayı toplamayacaksınız.
LEV 25:12 Çünkü jübiledir; sizin için kutsal olacaktır. Onun ürününü tarladan yiyeceksiniz.'”
LEV 25:13 “'Bu Jübile Yılı'nda her biriniz kendi mülküne dönecek.'”
LEV 25:14 “'Komşuna bir şey satarsan ya da komşundan satın alırsan, birbirinize haksızlık etmeyeceksiniz.
LEV 25:15 Jübile'den sonraki yıl sayısına göre komşundan satın alacaksın. Ürünlerin yıl sayısına göre sana satacak.
LEV 25:16 Yılların uzunluğuna göre bedelini artıracaksın, yılların kısalığına göre de bedelini azaltacaksın; çünkü o sana ürünlerinin sayısını satıyor.
LEV 25:17 Birbirinize haksızlık yapmayacaksınız, tersine Tanrınız'dan korkacaksınız; çünkü ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 25:18 “'Bu nedenle kurallarımı yapacaksınız, ilkelerimi tutacaksınız ve onları yapacaksınız; ülkede güvenlik içinde oturacaksınız.
LEV 25:19 Toprak ürününü verecek, siz de doyana kadar yiyeceksiniz ve orada güvenlik içinde oturacaksınız.
LEV 25:20 Eğer: “İşte, ekmeyeceğiz ve ürünümüzü toplamayacağız; yedinci yıl ne yiyeceğiz?” derseniz;
LEV 25:21 o zaman altıncı yılda kutsamamı üzerinize buyuracağım ve üç yıllık ürün verecektir.
LEV 25:22 Sekizinci yıl ekim yapacaksın ve dokuzuncu yıla kadar ambarın eski ürününden yiyeceksin. Ürünü gelinceye kadar eski ambardan yiyeceksin.'”
LEV 25:23 “'Toprak temelli olarak satılmayacak, çünkü toprak benimdir; çünkü siz yabancısınız ve benim yanımda konuklarsınız.
LEV 25:24 Mülkünüz olan tüm topraklarda, toprak için fidye kabul edeceksiniz.'”
LEV 25:25 “'Eğer kardeşin yoksullaşır ve mülklerinin bir kısmını satarsa, kendisine en yakın akrabası gelip kardeşinin sattığını geri alacaktır.
LEV 25:26 Eğer bir adamın onu geri alacak kimsesi yoksa ve bolluğa kavuşup onu geri almak için yeterli yolu bulursa,
LEV 25:27 o zaman satışından bu yana geçen yılları hesaplasın ve arta kalan kısmı onu sattığı adama geri ödesin; ve mülküne dönecektir.
LEV 25:28 Ama eğer onu geri alamazsa, sattığı şey Jübile Yılı'na kadar onu satın alanın elinde kalacaktır. Jübile'de serbest bırakılacak ve o, mülküne geri dönecektir.'”
LEV 25:29 “'Eğer bir adam surlarla çevrili bir kentte oturduğu evi satarsa, satıldıktan sonraki tam bir yıl içinde onu geri alabilir. Tam bir yıl boyunca onu geri alma hakkına sahip olacaktır.
LEV 25:30 Eğer bir yıl içinde geri almazsa, surlarla çevrili kentteki ev, onu satın alan insana kuşaklar boyu temelli olarak kalacaktır. Jübile'de serbest kalmayacaktır.
LEV 25:31 Ama çevrelerinde duvar olmayan köylerin evleri ülkenin kırlarıyla bir sayılacaktır; bedeli ödenebilir ve Jübile'de serbest bırakılacaklardır.'”
LEV 25:32 “'Ancak Levililer'in kentleri, mülkleri olan kentlerdeki evlerini, Levililer istedikleri zaman geri alabilirler.
LEV 25:33 Levililer mülkü olan kentteki satılmış evi geri alabilirler, Jübile'de serbest bırakılacaktır, çünkü Levililer'in kentlerdeki evleri İsrael'in çocukları arasında onların mülküdür.
LEV 25:34 Ama onların kentlerindeki otlaklar satılamaz; çünkü orası onların daimi mülküdür.'”
LEV 25:35 “'Kardeşin yoksul düştüyse ve eli aranızda kendini geçindiremiyorsa, ona destek olacaksın. O, sizinle bir yabancı ve konuk gibi yaşayacak.
LEV 25:36 Ondan ne faiz ne de kâr alın; tersine Tanrınız'dan korkun ki, kardeşiniz aranızda yaşasın.
LEV 25:37 Ona paranızı faizle ödünç vermeyeceksin, yiyeceklerini de kâr amacıyla ona vermeyeceksin.
LEV 25:38 Kenan diyarını size vermek ve Tanrınız olmak için sizi Mısır diyarından çıkaran Tanrınız Yahve benim.'”
LEV 25:39 “'Eğer kardeşiniz aranızda yoksullaşır ve kendini size satarsa, onu köle gibi hizmet ettirmeyeceksin.
LEV 25:40 Yanında ücretli bir hizmetçi ve konuk gibi olacak; Jübile Yılı'na kadar yanında hizmet edecektir.
LEV 25:41 Sonra kendisi ve çocukları senin yanından çıkıp kendi ailesinin ve atalarının mülküne dönecek.
LEV 25:42 Çünkü onlar Mısır diyarından çıkardığım hizmetkârlarımdır. Köle olarak satılmayacaklardır.
LEV 25:43 Ona sertlikle hükmetmeyeceksin, ancak Tanrın'dan korkacaksın.'”
LEV 25:44 “'Çevrenizdeki uluslardan sahip olduğunuz erkek ve kadın kölelerinize gelince, onlardan erkek ve kadın köleler satın alabilirsiniz.
LEV 25:45 Ayrıca aranızda yaşayan yabancıların çocuklarından ve onların sizinle birlikte olan ailelerinden ülkenizde doğmuş olanları satın alabilirsiniz; onlar da sizin mülkünüz olacaktır.
LEV 25:46 Bunları sizden sonra çocuklarınıza mülk olarak miras bırakabilirsiniz. Kölelerinizi sonsuza kadar onlardan alabilirsiniz, ama kardeşleriniz İsrael'in çocuklarına, birbirinize sertlikle hükmetmeyeceksiniz.'”
LEV 25:47 “'Aranızda yaşayan bir yabancı ya da konuk olan biri zenginleşirse, yanındaki kardeşin de yoksul düşer ve kendisini aranızda yaşayan bir yabancıya ya da konuğun aile üyesinden birine satarsa,
LEV 25:48 satıldıktan sonra o geri alınabilir. Kardeşlerinden biri geri alabilir;
LEV 25:49 ya da amcası, ya da amcasının oğlu, onu geri alabilir, ya da ailesinden ona yakın akrabası olan biri onun fidyesini verebilir; ya da eğer o zenginleşirse kendisi için fidye verebilir.
LEV 25:50 Kendisini satın alan kişiyle, ona kendisini sattığı yıldan Jübile Yılı'na kadar hesap görecektir. Satışının bedeli yılların sayısına göre olacaktır; onun yanında ücretli bir hizmetçinin zamanı gibi olacaktır.
LEV 25:51 Eğer daha uzun yıllar varsa, onlara göre, satın alındığı paradan özgürlüğünün bedelini geri verecektir.
LEV 25:52 Jübile Yılı'na yalnızca birkaç yıl kalmışsa, o zaman onunla hesap görecek; hizmet yıllarına göre özgürlüğünün bedelini geri verecektir.
LEV 25:53 Her yıl tutulan bir hizmetçi olarak onun yanında olacak. O, senin önünde, ona sert bir şekilde hükmetmeyecektir.
LEV 25:54 Eğer bu yollarla geri alınmazsa, Jübile Yılı'nda kendisi ve çocukları da serbest bırakılacaktır.
LEV 25:55 Çünkü İsrael'in çocukları benim hizmetkârlarımdır; Mısır diyarından çıkardığım kendi hizmetkârlarımdır. Ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 26:1 “'Kendinize putlar yapmayacaksınız, oyma put ya da dikili taş dikmeyeceksiniz, ülkenizde önünde eğilmek için oymalı taş koymayacaksınız; çünkü ben Tanrınız Yahve'yim.'”
LEV 26:2 “'Şabat'larımı tutacaksınız ve konutuma saygı duyacaksınız. Ben Yahve'yim.'”
LEV 26:3 “'Eğer kurallarım içinde yürürseniz, buyruklarımı tutarsanız ve onları yaparsanız,
LEV 26:4 o zaman yağmurlarınızı size vaktinde vereceğim; toprak da ürününü verecek, kırın ağaçları da meyvesini verecekler.
LEV 26:5 Harmanınız bağ bozumuna kadar, bağ bozumu da ekim zamanına kadar sürecek. Ekmeğinizi doyasıya yiyeceksiniz ve ülkenizde güvenlik içinde oturacaksınız.'”
LEV 26:6 “'Ülkeye barış vereceğim, siz de yatacaksınız ve kimse sizi korkutmayacak. Kötü hayvanları diyardan kovacağım ve ülkenizden kılıç geçmeyecektir.
LEV 26:7 Düşmanlarınızı kovalayacaksınız ve onlar önünüzde kılıçla düşecekler.
LEV 26:8 Sizden beşiniz yüz kişiyi kovalayacak, yüzünüz de on bin kişiyi kovalayacak; düşmanlarınız da önünüzde kılıçla düşecekler.'”
LEV 26:9 “'Sana saygım olacak, seni verimli kılacağım, seni çoğaltacağım ve seninle antlaşmamı sürdüreceğim.
LEV 26:10 Uzun süredir saklanan eski erzağı yiyeceksin ve yenisi için eskisini yerinden çıkaracaksın.
LEV 26:11 Çadırımı aranıza kuracağım, canım sizden nefret etmeyecek.
LEV 26:12 Ben aranızda yürüyeceğim, sizin Tanrınız olacağım, siz de benim halkım olacaksınız.
LEV 26:13 Ben, onların kölesi olmayasınız diye sizi Mısır diyarından çıkaran Tanrınız Yahve'yim. Boyunduruğunun demirlerini kırdım ve seni dik yürüttüm.'”
LEV 26:14 “'Ancak beni dinlemezseniz ve bu buyrukların tümünü yapmazsanız,
LEV 26:15 kurallarımı reddederseniz ve canınız benim ilkelerimden nefret ederse, bütün buyruklarımı yapmaz ve antlaşmamı bozarsanız,
LEV 26:16 ben de size şunu yapacağım: Üzerinize dehşeti, gözleri yiyip bitiren ve canı perişan eden veremi, ateşi üzerinize atayacağım. Tohumunu boşuna ekeceksin, çünkü onu düşmanların yiyecek.
LEV 26:17 Yüzümü sana karşı çevireceğim, düşmanlarınızın önünde vurulacaksınız. Sizden nefret edenler size hükmedecek; sizi kovalayan yokken bile kaçacaksınız.'”
LEV 26:18 “'Bunlara rağmen beni dinlemezseniz, günahlarınız için sizi yedi kat daha cezalandıracağım.
LEV 26:19 Gücünün övüncünü kıracağım, gökyüzünü demir gibi, toprağını tunç gibi yapacağım.
LEV 26:20 Gücün boşa gidecek; çünkü toprağınız ürün vermeyecek, ülkenin ağaçları da meyvesini vermeyecek.'”
LEV 26:21 “'Bana karşı yürür ve beni dinlemezseniz, günahlarınıza göre başınıza yedi kat daha bela getireceğim.
LEV 26:22 Çocuklarınızı elinizden alacak, hayvanlarınızı yok edecek ve sayınızı azaltacak yaban hayvanları aranıza göndereceğim. Yollarınız ıssızlaşacak.'”
LEV 26:23 “'Bunlarla bana geri dönmezseniz ve bana karşı yürürseniz,
LEV 26:24 o zaman ben de size karşı yürüyeceğim; ve ben de sizi günahlarınız için yedi kat vuracağım.
LEV 26:25 Antlaşmanın öcünü alan kılıcı üzerinize getireceğim. Kentlerinizde toplanacaksınız ve aranıza veba göndereceğim. Düşmanın eline teslim edileceksiniz.
LEV 26:26 Ekmek desteğinizi kırdığımda, ekmeğini on kadın aynı fırında pişirecekler ve ekmeğinizi tartarak getirecekler. Yiyeceksiniz ama doymayacaksınız.'”
LEV 26:27 “'Buna rağmen beni dinlemezseniz, bana karşı yürürseniz,
LEV 26:28 ben de öfkeyle size karşı yürüyeceğim. Günahlarınız için de sizi yedi kat cezalandıracağım.
LEV 26:29 Oğullarınızın etini yiyeceksiniz, kızlarınızın etini yiyeceksiniz.
LEV 26:30 Yüksek yerlerinizi yok edeceğim, buhur sunaklarınızı devireceğim, ölü bedenlerinizi putlarınızın bedenleri üzerine atacağım; canım da sizden tiksinecek.
LEV 26:31 Kentlerinizi harap edeceğim, kutsal yerlerinizi ıssız bırakacağım. Hoş kokulu sunularınızdan hoşnut olmayacağım.
LEV 26:32 Ülkeyi ıssız bırakacağım; içinde oturan düşmanlarınız buna şaşacaklar.
LEV 26:33 Sizi uluslar arasına dağıtacağım ve ardınızdan kılıç çekeceğim. Ülkeniz ıssız kalacak, kentleriniz çöl olacak.
LEV 26:34 O zaman ülke ıssız kaldığı ve siz düşman topraklarında olduğunuz sürece Şabat'lardan tat alacak. O zaman ülke dinlenecek ve Şabat'lardan tat alacak.
LEV 26:35 Issız kaldığı sürece, siz onun üzerinde yaşarken Şabat'larınızda sahip olmadığı dinlenmeye sahip olacak.'”
LEV 26:36 “'Sizden arta kalanlara gelince, düşman topraklarında onların yüreklerine bir baygınlık göndereceğim. Sürüklenen bir yaprağın sesi onları uçuracak; ve kılıçtan kaçan biri gibi kaçacaklar. Kovalayan yokken düşecekler.
LEV 26:37 Kovalayan yokken, sanki kılıç önündeymiş gibi birbirlerine çarpıp düşecekler. Düşmanlarınızın önünde duracak gücünüz olmayacak.
LEV 26:38 Ulusların arasında yok olacaksınız. Düşmanlarınızın ülkesi sizi yiyip bitirecek.
LEV 26:39 Sizden sağ kalanlar düşmanlarınızın topraklarında kötülüklerinin acısını çekecekler; babalarının kötülüklerini de onlarla birlikte çekecekler.'”
LEV 26:40 “'Eğer bana karşı işledikleri suçta kendi kötülüklerini ve atalarının kötülüklerini itiraf ederlerse; bana karşı yürüdükleri için,
LEV 26:41 ben de onlara karşı yürüdüm ve onları düşmanlarının ülkesine getirdim; eğer o zaman sünnetsiz yürekleri alçakgönüllü olur ve kötülüklerinin cezasını kabul ederlerse,
LEV 26:42 o zaman Yakov'la olan antlaşmamı, İshak'la olan antlaşmamı ve Avraham'la olan antlaşmamı hatırlayacağım; ülkeyi de hatırlayacağım.
LEV 26:43 Ülke de onlar tarafından bırakılacak ve onlarsız ıssız kaldığı sürece Şabat'lardan tat alacak; kurallarımı reddettikleri ve canları ilkelerimden tiksindiği için, suçlarının cezasını kabul edecekler.
LEV 26:44 Bütün bunlara rağmen, düşmanlarının ülkesinde olduklarında, onları tamamen yok etmek ve onlarla olan antlaşmamı bozmak için onları reddetmeyeceğim ve onlardan nefret etmeyeceğim; çünkü ben onların Tanrısı Yahve'yim.
LEV 26:45 Ama onların Tanrısı olmak için Mısır'dan ulusların gözü önünde çıkardığım atalarının antlaşmasını onlar uğruna hatırlayacağım. Ben Yahve'yim.'”
LEV 26:46 Bunlar, Yahve'nin Moşe aracılığıyla Sina Dağı'nda kendisi ile İsrael'in çocukları arasında yaptığı kurallar, ilkeler ve yasalardır.
LEV 27:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
LEV 27:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Bir adam bir kişiyi Yahve'ye adak olarak adadığında, senin biçtiğin değere göre,
LEV 27:3 yirmi ile altmış yaş arasındaki bir erkeğe biçtiğin değer, kutsal yerin şekeline göre elli şekel gümüş olacak.
LEV 27:4 Eğer kadınsa, o zaman biçtiği değer otuz şekel olacaktır.
LEV 27:5 Eğer kişi beş ile yirmi yaş arasındaysa, o zaman biçtiğin değer erkek için yirmi şekel, kız için on şekel olacaktır.
LEV 27:6 Eğer kişi bir aylıktan beş yaşına kadarsa, o zaman biçtiğin değer erkek için beş şekel gümüş, kız için üç şekel gümüş olacaktır.
LEV 27:7 Kişi altmış yaş ve üzeri ise; eğer erkek ise, o zaman biçtiğiniz değer on beş şekel, bir kadın için ise on şekel olacaktır.
LEV 27:8 Ama biçtiğin değerden daha yoksulsa, o zaman kâhinin önünde durdurulacak ve kâhin ona bir değer biçecektir. Kâhin ödeme gücüne göre değer biçecektir.'”
LEV 27:9 “'İnsanların Yahve'ye sunu olarak sunduğu bir hayvansa, insanın bu hayvandan Yahve'ye verdiği her şey kutsal olacaktır.
LEV 27:10 Onu değiştirmeyecek, iyiyi kötüyle, kötüyü iyiyle değiştirmeyecek. Eğer hayvanı hayvanla değiştirirsen, o zaman hem o, hem de değiştirilen kutsal olacaktır.
LEV 27:11 Eğer bu, Yahve'ye sunu olarak sunulmayan kirli bir hayvansa, hayvanı kâhinin önünde durduracak;
LEV 27:12 kâhin bunun iyi mi ya da kötü mü olduğunun değerini biçecek. Kâhin ona nasıl değer biçerse, öyle olacaktır.
LEV 27:13 Ama eğer gerçekten onu geri alacaksa, o zaman onun beşte birini biçtiğin değerin üzerine ekleyecektir.'”
LEV 27:14 “'Bir adam evini Yahve'ye kutsal kılmak üzere adadığında, kâhin bunun iyi mi ya da kötü mü olduğuna değer biçecek. Kâhin ona nasıl değer biçerse, öyle olacaktır.
LEV 27:15 Eğer onu adayan kişi evini geri alırsa, o zaman senin değer biçtiğin paranın beşte birini ona ekleyecek ve ev onun olacak.'”
LEV 27:16 “'Eğer bir adam mülkü olan tarlanın bir kısmını Yahve'ye adarsa, o zaman biçeceğin değer onun tohumuna göre olacaktır. Bir homer arpa ekiminin değeri elli şekel gümüş olacak.
LEV 27:17 Eğer tarlasını Jübile Yılı'ndan itibaren adarsa, senin biçtiğin değere göre kalacaktır.
LEV 27:18 Ama eğer tarlasını Jübile'den sonra adarsa, o zaman kâhin ona parayı Jübile Yılı'na kadar kalan yıllara göre hesaplayacak; ve biçtiğin değerden düşecektir.
LEV 27:19 Eğer tarlayı adayan kişi gerçekten onu geri alacaksa, o zaman senin biçtiğin değerin beşte birini onun üzerine ekleyecek ve tarla onun olarak kalacaktır.
LEV 27:20 Tarlayı geri almazsa, ya da tarlayı başka birine satarsa, bir daha geri alınamaz;
LEV 27:21 ama tarla Jübile'de çıktığı zaman, Yahve'ye adanmış bir tarla gibi kutsal olacak. Mülkiyeti kâhinlere ait olacak.'”
LEV 27:22 “'Eğer biri satın aldığı ve kendi mülkü olmayan bir tarlayı Yahve'ye adarsa,
LEV 27:23 o zaman kâhin senin biçtiğin değerin bedelini Jübile Yılı'na kadar ona hesap edecek; ve o gün senin biçtiğin değeri Yahve'ye kutsal bir şey olarak verecektir.
LEV 27:24 Jübile Yılı'nda tarla, kendisinden satın alınan insana, toprağın mülkiyeti kendisine ait olan insana dönecektir.
LEV 27:25 Bütün biçtiğiniz değerler kutsal yerin şekeline göre olacak: Şekel başına yirmi gerah olacaktır.'”
LEV 27:26 “Ancak hayvanlar arasında ilk doğan, ilk doğan olarak Yahve'ye ait olduğu için, hiç kimse onu adayamaz; ister öküz, ister koyun olsun, o Yahve'nindir.
LEV 27:27 Eğer kirli bir hayvan ise, o zaman onu senin biçeceğin değere göre geri satın alacak ve beşte birini onun üzerine ekleyecektir; ya da geri alınamazsa o zaman senin biçeceğin değere göre satılacaktır.'”
LEV 27:28 “'Bununla birlikte, bir insanın sahip olduğu insan olsun, hayvan olsun ya da mülkü olan tarla olsun, Yahve'ye adadığı hiçbir şey satılmayacak ya da geri alınmayacaktır. Kalıcı olarak adanan her şey Yahve'ye çok kutsaldır.'”
LEV 27:29 “'İnsanlar arasından yıkıma ayrılan hiç kimse fidyeyle kurtarılmayacak. Kesinlikle öldürülecektir.'”
LEV 27:30 “'İster toprağın tohumu, ister ağaçların meyvesi olsun, toprağın bütün ondalığı Yahve'ye aittir. Yahve'ye kutsaldır.
LEV 27:31 Bir adam ondalığının bir kısmını geri alırsa, onun üzerine beşte birini ekleyecektir.
LEV 27:32 Bütün sığırların ya da davarların ondalığı, her değnek altından geçenlerin ondalığı, Yahve'ye kutsal olacaktır.
LEV 27:33 Onun iyi mi kötü mü olduğunu incelemeyecek ve onu değiştirmeyecek. Eğer onu değiştirirse, o zaman hem o, hem de değiştirdiği kutsal olacaktır. O ödenip geri alınamayacaktır.'”
LEV 27:34 Bunlar, Yahve'nin Sina Dağı'nda İsrael'in çocukları için Moşe'ye buyurduğu buyruklardır.
NUM 1:1 Yahve, Mısır diyarından çıkışlarının ikinci yılında, ikinci ayın birinci günü, Sina Çölü'nde, Buluşma Çadırı'nda Moşe'yle konuşup şöyle dedi:
NUM 1:2 “İsrael'in çocuklarının topluluğunu, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, her erkeği,
NUM 1:3 İsrael'de yirmi yaş ve üzeri, savaşa gidebilecek durumda olanların hepsini, sen ve Aron onları bölüklerine göre, birer birer sayacaksınız.
NUM 1:4 Yanınızda her oymaktan bir adam, her biri atalarının evinin başı olacak.
NUM 1:5 Sizinle birlikte duracak adamların adları şunlardır: Ruven'den: Şedeur oğlu Elizur.
NUM 1:6 Şimon'dan: Surişadday oğlu Şelumiel.
NUM 1:7 Yahuda'dan: Amminadav oğlu Nahşon.
NUM 1:8 İssakar'dan: Zuar oğlu Netanel.
NUM 1:9 Zevulun'dan: Helon oğlu Eliav.
NUM 1:10 Yosef'in çocuklarından: Efraim'den: Ammihud oğlu Elişama; Manaşşe'den: Pedahsur oğlu Gamaliel.
NUM 1:11 Benyamin'den: Gideoni oğlu Avidan.
NUM 1:12 Dan'dan: Ammişadday oğlu Ahiezer.
NUM 1:13 Aşer'den: Okran oğlu Pagiel.
NUM 1:14 Gad'dan: Deuel oğlu Elyasaf.
NUM 1:15 Naftali'den: Enan oğlu Ahira.”
NUM 1:16 Topluluktan çağrılanlar, atalarının oymaklarının beyleri bunlardır; onlar İsrael binlerinin başlarıydı.
NUM 1:17 Moşe ile Aron adları anılan bu adamları aldılar.
NUM 1:18 İkinci ayın birinci günü bütün topluluğu bir araya topladılar; soylarını ailelerine göre, atalarının evlerine göre, ad sayısına göre yirmi yaş ve üzeri olarak teker teker ilan ettiler.
NUM 1:19 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi onları Sina Çölü'nde saydı.
NUM 1:20 İsrael'in ilk doğanı Ruven'in çocukları, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek her erkek, teker teker hepsi:
NUM 1:21 Ruven oymağından sayılanlar kırk altı bin beş yüz kişiydi.
NUM 1:22 Şimon'un çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre teker teker, onlardan sayılanlar, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanların hepsi:
NUM 1:23 Şimon oymağından sayılanlar elli dokuz bin üç yüz kişiydi.
NUM 1:24 Gad'ın çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:25 Gad oymağından sayılanlar kırk beş bin altı yüz elli kişiydi.
NUM 1:26 Yahuda'nın çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:27 Yahuda oymağından sayılanlar yetmiş dört bin altı yüz kişiydi.
NUM 1:28 İssakar'ın çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:29 İssakar oymağından sayılanlar elli dört bin dört yüz kişiydi.
NUM 1:30 Zevulun'un çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:31 Zevulun oymağından sayılanlar elli yedi bin dört yüz kişiydi.
NUM 1:32 Yosef çocuklarından: Efraim'in çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:33 Efraim oymağından sayılanlar kırk bin beş yüz kişiydi.
NUM 1:34 Manaşşe'nin çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:35 Manaşşe oymağından sayılanlar otuz iki bin iki yüz kişiydi.
NUM 1:36 Benyamin'in çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:37 Benyamin oymağından sayılanlar otuz beş bin dört yüz kişiydi.
NUM 1:38 Dan'ın çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:39 Dan oymağından sayılanlar altmış iki bin yedi yüz kişiydi.
NUM 1:40 Aşer'in çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:41 Aşer oymağından sayılanlar kırk bir bin beş yüz kişi vardı.
NUM 1:42 Naftali'nin çocuklarından, onların kuşakları, soylarına göre, atalarının evlerine göre, adlarının sayısına göre, yirmi yaş ve üzeri savaşa gidebilecek durumda olanlar:
NUM 1:43 Naftali oymağından sayılanlar elli üç bin dört yüz kişiydi.
NUM 1:44 Sayılanlar bunlardır; onları Moşe ve Aron'la İsrael'in on iki beyleri saydılar; bunlardan her biri kendi atalarının evi içindi.
NUM 1:45 Böylece atalarının evlerine göre İsrael'in çocuklarından sayılan yirmi yaş ve üzeri İsrael'de savaşa gidebilecek durumda olanların hepsi,
NUM 1:46 sayılanların tamamı altı yüz üç bin beş yüz elli kişiydi.
NUM 1:47 Ancak Levililer atalarının oymağına göre onların arasında sayılmadı.
NUM 1:48 Çünkü Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 1:49 “Yalnız Levi oymağını saymayacaksın, İsrael'in çocuklarının arasında onların sayımını yapmayacaksın;
NUM 1:50 ancak Levililer'i Levha Sandığı'nın, onun tüm takımlarının ve ona ait olan her şeyin üzerinde görevlendir. Konutu ve onun tüm takımlarını onlar taşıyacaklar; onunla onlar ilgilenecekler ve onun çevresinde konaklayacaklar.
NUM 1:51 Konut taşınacağı zaman Levililer onu indirecekler; ve konut kurulacağı zaman onu Levililer kuracaklar. Yaklaşan yabancı öldürülecektir.
NUM 1:52 İsrael'in çocukları, kendi bölüklerine göre, herkes kendi ordugâhına ve herkes kendi sancağının yanında çadırlarını kuracaklar.
NUM 1:53 Ama İsrael'in çocuklarının topluluğu üzerine gazap gelmesin diye Levililer Levha Sandığı'nın çevresinde konaklayacaklar. Levililer Tanıklık Konutu'ndan sorumlu olacaklar.”
NUM 1:54 İsrael'in çocukları böyle yaptılar. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeye göre onlar da öyle yaptılar.
NUM 2:1 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
NUM 2:2 “İsrael'in çocukları, herkes kendi bayrağının yanında, atalarının evlerinin sancaklarıyla konaklayacak. Buluşma Çadırı'nın çevresinde, ondan uzakta konaklayacaklar.”
NUM 2:3 “Gündoğumuna doğru doğu tarafında konaklayanlar, bölüklerine göre Yahuda ordugâhının bayrağından olacaklar. Yahuda'nın çocuklarının beyi Amminadav oğlu Nahşon olacak.
NUM 2:4 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar yetmiş dört bin altı yüz kişiydi.”
NUM 2:5 “Onun yanında konaklayanlar İssakar oymağı olacak. İssakar'ın çocuklarının beyi Zuar oğlu Netanel olacak.
NUM 2:6 Onun bölüğü ve ondan sayılanlar elli dört bin dört yüz kişiydi.”
NUM 2:7 “Zevulun oymağı: Zevulun'un çocuklarının beyi Helon oğlu Eliav olacak.
NUM 2:8 Onun bölüğü ve ondan sayılanlar elli yedi bin dört yüz kişiydi.”
NUM 2:9 “Yahuda ordugâhından sayılanların hepsi bölüklerine göre yüz seksen altı bin dört yüz kişiydi. İlk olarak onlar yola çıkacaklardır.”
NUM 2:10 “Bölüklerine göre Ruven ordugâhının bayrağı güney tarafında olacak. Ruven çocuklarının beyi Şedeur oğlu Elizur olacak.”
NUM 2:11 Onun bölüğü ve ondan sayılanlar kırk altı bin beş yüz kişiydi.
NUM 2:12 “Onun yanında konaklayan Şimon oymağı olacak. Şimon'un çocuklarının beyi Surişadday oğlu Şelumiel olacak.
NUM 2:13 Onun bölüğü ve ondan sayılanlar elli dokuz bin üç yüz kişiydi.”
NUM 2:14 “Gad oymağı: Gad'ın çocuklarının beyi Reuel oğlu Elyasaf olacak.
NUM 2:15 Onun bölüğü ve ondan sayılanlar kırk beş bin altı yüz elli kişiydi.”
NUM 2:16 “Ruven ordugâhından sayılanların hepsi bölüklerine göre yüz elli bir bin dört yüz elli kişiydi. İkinci olarak onlar yola çıkacaklardır.”
NUM 2:17 “Sonra Buluşma Çadırı yola çıkacak, Levililer'in ordugâhı ordugâhların ortasında olacak. Konakladıkları gibi, herkes kendi bayraklarına göre, her kişi kendi yerinden yola çıkacak.”
NUM 2:18 “Bölüklerine göre Efraim ordugâhının sancağı batı tarafında olacak. Efraim'in çocuklarının beyi Ammihud oğlu Elişama olacak.
NUM 2:19 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar kırk bin beş yüz kişiydi.”
NUM 2:20 “Onun yanında Manaşşe oymağı olacak. Manaşşe'nin çocuklarının beyi Pedahzur oğlu Gamaliel olacak.
NUM 2:21 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar otuz iki bin iki yüz kişiydi.”
NUM 2:22 “Benyamin oymağı: Benyamin'in çocuklarının beyi Gideoni oğlu Avidan olacak.
NUM 2:23 Onun ordusu ve onlardan sayılanlar otuz beş bin dört yüz kişiydi.”
NUM 2:24 “Efraim ordugâhından sayılanların hepsi bölüklerine göre yüz sekiz bin yüz kişiydi. Üçüncü olarak onlar yola çıkacaklardır.”
NUM 2:25 “Bölüklerine göre Dan ordugâhının bayrağı kuzey tarafında olacak. Dan'ın çocuklarının beyi Ammişadday oğlu Ahiezer olacak.
NUM 2:26 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar altmış iki bin yedi yüz kişiydi.”
NUM 2:27 “Onun yanında konaklayanlar Aşer oymağı olacak. Aşer'in çocuklarının beyi Okran oğlu Pagiel olacak.
NUM 2:28 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar kırk bir bin beş yüz kişiydi.”
NUM 2:29 “Naftali oymağı: Naftali'nin çocuklarının beyi Enan oğlu Ahira olacak.
NUM 2:30 Onun bölüğü ve onlardan sayılanlar elli üç bin dört yüz kişiydi.”
NUM 2:31 “Dan ordugâhından sayılanların hepsi yüz elli yedi bin altı yüz kişiydi. Kendi bayraklarına göre en son onlar yola çıkacaklardır.”
NUM 2:32 Bunlar atalarının evlerine göre İsrael'in çocuklarından sayılanlardır. Ordularına göre ordugâhlardan sayılanların hepsi altı yüz üç bin beş yüz elli kişiydi.
NUM 2:33 Ancak Yahve'nin Moşe'ye buyurmuş olduğu gibi Levililer İsrael'in çocukları arasında sayılmadılar.
NUM 2:34 İsrael'in çocukları da böyle yaptı. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeye göre, kendi bayraklarına göre konakladılar ve böylece herkes aileleri ile atalarının evlerine göre yola çıktılar.
NUM 3:1 Yahve'nin Sina Dağı'nda Moşe'yle konuştuğu gün Aron'la Moşe'nin soylarının tarihi şöyledir.
NUM 3:2 Aron'un oğullarının adları şunlardır: İlk doğan Nadav, Avihu, Eleazar ve İtamar.
NUM 3:3 Aron'un oğullarının, kâhinlik makamında hizmet etmek üzere adadığı, meshedilmiş kâhinlerin adları bunlardır.
NUM 3:4 Nadav ile Avihu, Sina Çölü'nde Yahve'nin önünde yabancı ateş sundukları zaman Yahve'nin önünde öldüler; onların çocukları yoktu. Eleazar ve İtamar, babaları Aron'un önünde kâhinlik makamında hizmet ettiler.
NUM 3:5 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 3:6 “Levi oymağını yaklaştır ve onları kâhin Aron'un önünde, ona hizmet etsinler diye durdur.
NUM 3:7 Konutun hizmetini yapmak üzere onun ve tüm topluluğun gereksinimlerini Buluşma Çadırı'nın önünde onlar sağlayacaklar.
NUM 3:8 Buluşma Çadırı'nın bütün takımlarını ve İsrael'in çocuklarının konut hizmetiyle ilgili yükümlülüklerini onlar karşılayacak.
NUM 3:9 Levililer'i Aron'la oğullarına vereceksin. Onlar İsrael'in çocukları adına tamamen ona verilmiştir.
NUM 3:10 Aron'la oğullarını sen atayacaksın, onlar da kâhinliklerini sürdürecekler, yaklaşan yabancı ise öldürülecektir.”
NUM 3:11 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 3:12 “İşte, İsrael'in çocukları arasında rahmi açan ilk doğanların yerine, Levililer'i İsrael'in çocukları arasından seçtim; ve Levililer benim olacak.
NUM 3:13 Çünkü ilk doğanların hepsi benimdir. Mısır diyarında bütün ilk doğanları vurduğum gün, İsrael'de insan olsun hayvan olsun bütün ilk doğanları kendime kutsal kıldım. Benim olacaklar. Ben Yahve'yim.”
NUM 3:14 Yahve Sina Çölü'nde Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 3:15 “Levi çocuklarını atalarının evlerine, ailelerine göre say. Bir aylık ve üstü olan her erkeği sayacaksın.”
NUM 3:16 Moşe onları Yahve'nin sözüne göre, kendisine buyurulduğu gibi saydı.
NUM 3:17 Levi'nin oğulları adlarıyla şunlardır: Gerşon, Kehat ve Merari.
NUM 3:18 Gerşon'un oğullarının ailelerine göre adları şunlardır: Livni ve Şimi.
NUM 3:19 Ailelerine göre Kohat'ın oğulları: Amram, Yishar, Hevron ve Uzziel.
NUM 3:20 Ailelerine göre Merari'nin oğulları: Mahli ve Muşi. Babalarının evlerine göre Levililer'in aileleri bunlardır.
NUM 3:21 Livnî ailesi ve Şimi ailesi Gerşon'dandı. Bunlar Gerşonlular'ın aileleridir.
NUM 3:22 Onlardan sayılanlar, bir aylık ve üstü olan tüm erkeklerin sayısına göre yedi bin beş yüz kişiydi.
NUM 3:23 Gerşonlular'ın aileleri konutun arkasında batıya doğru konaklayacaklar.
NUM 3:24 Lael oğlu Elyasaf Gerşonlular'ın atalar evinin beyi olacak.
NUM 3:25 Buluşma Çadırı'nda Gerşon oğullarının görevi konut, çadır, onun örtüsü, Buluşma Çadırı'nın kapı perdesi,
NUM 3:26 konutla sunağın çevresindeki avlunun perdeleri, avlu kapısının perdesi ve bütün hizmeti için onun ipleri olacaktır.
NUM 3:27 Amramlılar'ın ailesi, Yisharlılar'ın ailesi, Hevronlular'ın ailesi ve Uzzielliler'in ailesi Kohat'tandı.
NUM 3:28 Bir aylık ve üstü olan tüm erkeklerin sayısına göre, kutsal yerin gereksinimlerini karşılayan sekiz bin altı yüz kişi vardı.
NUM 3:29 Kohatoğulları'nın aileleri konutun güney tarafında konaklayacaklar.
NUM 3:30 Kohatlılar'ın ailelerinin atalar evi beyi Uzziel oğlu Elizafan olacak.
NUM 3:31 Sandık, masa, şamdan, sunaklar, hizmet ettikleri kutsal yerin takımları, perde ve onun tüm hizmeti onların görevi olacak.
NUM 3:32 Kâhin Aron'un oğlu Eleazar, kutsal yerin gereksinimlerini sağlayanların üzerinde Levili beylerin beyi olacak.
NUM 3:33 Mahlitliler ailesi ve Muşililer ailesi Merari'dendi. Bunlar Merari'nin aileleridir.
NUM 3:34 Bir aylık ve daha üstü olan tüm erkeklerin sayısına göre onlardan sayılanlar altı bin iki yüz kişiydi.
NUM 3:35 Merari ailelerinin atalar evinin beyi Avihail oğlu Suriel'di. Onlar konutun kuzey tarafında konaklayacaklar.
NUM 3:36 Merarioğulları'nın belirlenmiş görevleri konutun çerçeveleri, kirişleri, direkleri, tabanları, bütün takımları, onun tüm hizmetleri,
NUM 3:37 çevresindeki avlunun direkleri, tabanları, kazıkları ve ipleridir.
NUM 3:38 Doğuya doğru konutun önünde, güneşin doğduğu yere doğru Buluşma Çadırı'nın önünde, İsrael'in çocuklarının görevi için kutsal yerin gereksinimlerini karşılamak üzere konaklayanlar, Moşe, Aron ve oğulları olacaklar. Yaklaşan yabancı öldürülecektir.
NUM 3:39 Moşe ile Aron'un Yahve'nin buyruğu uyarınca ailelerine göre saydıkları Levililer'in tümü, bir aylık ve üstü olan tüm erkekler yirmi iki bin kişiydi.
NUM 3:40 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İsrael'in çocuklarından bir aylık ve üstü olan ilk doğan tüm erkekleri say ve adlarının sayısını al.
NUM 3:41 İsrael'in çocukları arasında ilk doğanların yerine Levililer'i, —Ben Yahve'yim—benim için alacaksın; ve İsrael'in çocuklarının hayvanları arasında bütün ilk doğanlar yerine Levililer'in hayvanlarını alacaksın.”
NUM 3:42 Moşe, Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi, İsrael'in çocukları arasında ilk doğanların hepsini saydı.
NUM 3:43 Ad sayısına, bir aylık ve üstü olanlardan sayılanlara göre ilk doğan bütün erkekler yirmi iki bin iki yüz yetmiş üç kişiydi.
NUM 3:44 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 3:45 “İsrael'in çocukları arasında ilk doğanların tümü yerine Levililer'i, onların hayvanları yerine de Levililer'in hayvanlarını al; Levililer de benim olacak. Ben Yahve'yim.
NUM 3:46 İsrael'in çocuklarının ilk doğanlarından Levililer'in sayısını aşan iki yüz yetmiş üç kişinin bedeli için,
NUM 3:47 kişi başına beş şekel alacaksın; onları kutsal yerin şekeline göre alacaksın (şekel yirmi geradır);
NUM 3:48 ve onlardan geri kalan bedel parasını Aron'la oğullarına vereceksin.”
NUM 3:49 Moşe, Levililer'le bedeli verilmiş olanları aşanların bedel parasını aldı;
NUM 3:50 İsrael'in çocuklarının ilk doğanlarından kutsal yerin şekeline göre bin üç yüz altmış beş şekel para aldı;
NUM 3:51 Yahve'nin sözü uyarınca Moşe, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi bedel parasını Aron'la oğullarına verdi.
NUM 4:1 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
NUM 4:2 “Levioğulları arasından Kohat'ın oğullarını, ailelerine, ata evlerine göre,
NUM 4:3 otuz yaştan başlayarak elli yaşına kadar Buluşma Çadırı'nda iş yapmak üzere hizmete girenlerin tümünü sayın.”
NUM 4:4 “Buluşma Çadırı'nda Kohatoğulları'nın en kutsal şeylerle ilgili hizmeti budur.
NUM 4:5 Ordugâh göç edince Aronoğulları'yla birlikte içeri girecek ve bölme perdesini indirecekler, Levha Sandığı'nı onunla örtecekler,
NUM 4:6 üzerine fok derisinden bir örtü koyacaklar, üzerine mavi bir bez serip sırıklarını takacaklar.”
NUM 4:7 “Sergi ekmeği masasının üzerine mavi bir bez serip üzerine tabakları, kaşıkları, kâseleri, dökmelik sunu için tasları koyacaklar; ve sürekli ekmek onun üzerinde olacak.
NUM 4:8 Üzerlerine kırmızı bir bez serip onu fok derisinden bir örtüyle örtecekler ve sırıklarını takacaklar.”
NUM 4:9 “Lacivert bir bez alıp ışık veren şamdanı, kandillerini, makaslarını, tablalarını ve onun hizmetinde kullanılan tüm yağ kaplarını örtecekler.
NUM 4:10 Onu ve içindeki tüm takımlarını fok derisinden bir örtü içine koyacaklar ve onu sedye üzerine koyacaklar.”
NUM 4:11 “Altın sunağın üzerine mavi bir bez serip onu deri bir örtüyle örtecekler ve sırıklarını geçirecekler.”
NUM 4:12 “Kutsal yerde hizmet ettikleri bütün hizmet takımlarını alıp mavi bir beze saracaklar, üzerini fok derisinden bir örtüyle örtecekler ve sedye üzerine koyacaklar.”
NUM 4:13 “Sunağın küllerini kaldırıp üzerine mor bir bez serecekler.
NUM 4:14 Onun üzerinde hizmet için kullanılan tüm takımları, ateş tavalarını, et kancalarını, kürekleri ve leğenleri, sunağın tüm takımlarını onun üzerine koyacaklar; ve üzerine fok derisinden bir örtü serip sırıklarını geçirecekler.”
NUM 4:15 “Aron'la oğulları kutsal yeri ve kutsal yerin tüm takımlarını örtmeyi bitirince, ordugâh göç ederken; ondan sonra Kohat'ın oğulları onu taşımaya gelecekler; ama ölmesinler diye kutsal yere dokunmayacaklar. Buluşma Çadırı'na ait olan bu şeyleri Kohat'ın oğulları taşıyacak.”
NUM 4:16 “Kâhin Aron oğlu Eleazar'ın görevi, ışık için yağ, kokulu buhur, sürekli ekmek sunusu, mesh yağı, tüm konutun, ve içinde bulunan her şeyin, kutsal yer ve onun takımlarının gereksinimleri olacak.”
NUM 4:17 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
NUM 4:18 “Kohatlı ailelerin boyunu Levililer arasından ayırmayın;
NUM 4:19 ama onlara şöyle yapın ki, çok kutsal şeylere yaklaştıklarında ölmesinler, yaşasınlar. Aron'la oğulları içeri girecekler ve herkesi kendi hizmetine ve yüküne atayacaklar;
NUM 4:20 ama ölmemek için bir an bile kutsal yeri görmeye girmeyecekler.”
NUM 4:21 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 4:22 “Gerşon'un oğullarını da atalarının evlerine, ailelerine göre say;
NUM 4:23 onları, otuz yaşından elli yaşına kadar Buluşma Çadırı'nda hizmete hazır, iş yapmak üzere içeri girenlerin hepsini sayacaksın.”
NUM 4:24 “Gerşonlu ailelerin hizmet ve yük taşımakta hizmeti şudur:
NUM 4:25 Konutun perdelerini ve Buluşma Çadırı'nı ve onun üstündeki fok derisinden örtüyü, Buluşma Çadırı'nın kapı perdesini,
NUM 4:26 avlunun perdelerini, konutun yanındaki ve sunağın çevresindeki avlu kapısının kapı perdesi, bunların ipleri, onların hizmetinde kullanılan bütün aletleri onlar taşıyacaklar; onlarla yapılan her işte onlar hizmet edecekler.
NUM 4:27 Gerşon'un oğullarının bütün hizmetinde, tüm yükleri ve tüm hizmetleri Aron'la oğullarının buyruğuyla olacak; ve tüm sorumluluklarında onlara görev atayacaksın.
NUM 4:28 Gerşonlu oğulları ailelerinin Buluşma Çadırı'ndaki hizmeti budur. Görevleri kâhin Aron oğlu İtamar'ın eli altında olacaktır.”
NUM 4:29 “Merari'nin oğullarına gelince, onları ailelerine, atalarının evlerine göre sayacaksın;
NUM 4:30 Buluşma Çadırı'nın işini yapmak üzere hizmete giren herkesi otuz yaşından elli yaşına kadar sayacaksın.
NUM 4:31 Buluşma Çadırı'nda yaptıkları tüm hizmete göre onların yükleri şunlardır: Bütün takımları ve bütün hizmetleriyle birlikte, konutun çerçeveleri, kirişleri, direkleri, tabanları,
NUM 4:32 çevresindeki avlunun direkleri, bunların tabanları, kazıkları, ipleridir. Yüklerinin görev aletlerini adlarıyla onlara atayacaksınız.
NUM 4:33 Merarioğulları ailelerinin, Kâhin Aron oğlu İtamar'ın eli altında Buluşma Çadırı'nda yaptıkları bütün hizmetlerine göre hizmeti budur.”
NUM 4:34 Moşe, Aron ve topluluğun beyleri, Kohatlıoğulları'nı ailelerine ve atalarının evlerine göre;
NUM 4:35 otuz yaşından elli yaşına kadar, Buluşma Çadırı'nda çalışmak üzere hizmete giren herkesi saydılar.
NUM 4:36 Ailelerine göre onlardan sayılanlar iki bin yedi yüz elli kişiydi.
NUM 4:37 Buluşma Çadırı'nda hizmet eden Kohatlı ailelerden sayılanlar bunlardı; Yahve'nin Moşe aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca Moşe ile Aron'un saydıkları onlardı.
NUM 4:38 Ailelerine ve atalarının evlerine göre Gerşon'un oğulları arasında sayılanlar,
NUM 4:39 otuz yaşından elli yaşına kadar, Buluşma Çadırı'nda çalışmak üzere hizmete giren hepsi,
NUM 4:40 ailelerine ve atalarının evlerine göre onlardan sayılanlar iki bin altı yüz otuz kişiydi.
NUM 4:41 Moşe ve Aron'un Yahve'nin buyruğu uyarınca saydıkları, Buluşma Çadırı'nda hizmet eden Gerşon'un oğullarının ailelerinden sayılanlar bunlardı.
NUM 4:42 Ailelerine ve atalarının evlerine göre Merarioğulları ailelerinden sayılanlar,
NUM 4:43 otuz yaşından elli yaşına kadar, Buluşma Çadırı'nda çalışmak üzere hizmete giren herkes;
NUM 4:44 ailelerine göre onlardan sayılanlar üç bin iki yüz kişiydi.
NUM 4:45 Bunlar, Yahve'nin Moşe aracılığıyla verdiği buyruğa göre Moşe ile Aron'un saydıkları Merarioğulları ailelerinden sayılanlardı.
NUM 4:46 Moşe, Aron ve İsrael beylerinin ailelerine ve atalarının evlerine göre saydıkları Levililer arasında sayılanlar,
NUM 4:47 otuz yaşından elli yaşına kadar hizmet işini ve Buluşma Çadırı'nda yükler taşıma işini yapmak için girenlerin hepsi,
NUM 4:48 onlardan sayılanlar sekiz bin beş yüz seksen kişiydi.
NUM 4:49 Yahve'nin buyruğu uyarınca, herkes kendi hizmetine ve yüküne göre Moşe tarafından sayıldı. Böylece Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi onlar onun tarafından sayıldılar.
NUM 5:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 5:2 “İsrael'in çocuklarına buyur, her cüzzamlıyı, her akıntısı olanı ve ölüden dolayı kirli olan her kişiyi ordugâhtan çıkarsınlar.
NUM 5:3 Ortasında oturduğum ordugâhı kirletmesinler diye, hem erkekleri hem de kadınları ordugâhın dışına çıkaracaksınız.”
NUM 5:4 İsrael'in çocukları da öyle yaptılar ve onları ordugâhın dışına çıkardılar; Yahve Moşe'ye nasıl söylediyse, İsrael'in çocukları da öyle yaptı.
NUM 5:5 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 5:6 “İsrael'in çocuklarına de ki: 'Bir erkek ya da kadın, Yahve'ye karşı gelerek, insanların işlediği günahlardan birisini işlediğinde ve o can suçlu olduğunda,
NUM 5:7 o zaman işlemiş olduğu günahı itiraf edecek; ve suçunun karşılığını tamamen ödeyecek, üzerine beşte birini ekleyecek ve onu suçlu olduğu insana verecektir.
NUM 5:8 Ancak eğer suçun karşılığını ödemek için o adamın yakın akrabası yoksa, kendisi için kefaret edecek olan kefaret koçunun yanı sıra, Yahve'ye ödenen suç karşılığı da kâhinin olacaktır.
NUM 5:9 İsrael'in çocuklarının kâhine sundukları tüm kutsal şeylerden her kaldırma sunusu onun olacak.
NUM 5:10 Herkesin kutsal şeyleri onun olacaktır; kim kâhine bir şey verirse, onun olacaktır.'”
NUM 5:11 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 5:12 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de: 'Bir adamın karısı yoldan sapar ve ona sadakatsizlik ederse,
NUM 5:13 bir erkek onunla yatar, bu kocasının gözlerinden gizlenir ve saklı kalırsa, ve kadın kirlenir, ona karşı hiçbir tanık yoksa, kadın eylem sırasında tutulmazsa;
NUM 5:14 adamın üzerine kıskançlık ruhu gelir, karısı kirli olduğu halde karısını kıskanırsa; ya da eğer adamın üzerine kıskançlık ruhu gelir ve karısı kirli olmadığı halde karısını kıskanırsa;
NUM 5:15 o zaman adam karısını kâhine getirecek ve onun için sunu olarak onda bir efa arpa unu getirecek. Üzerine yağ dökmeyecek ve üzerine buhur koymayacak; çünkü bu kıskançlık ekmeği sunusu, kötülüğü hatırlatan anma ekmek sunusudur.
NUM 5:16 Kâhin kadını yaklaştırıp Yahve'nin önünde durduracak.
NUM 5:17 Kâhin kutsal suyu toprak bir kap içine alacak; ve kâhin konutun zemini üzerindeki tozun bir kısmını alıp suya koyacak.
NUM 5:18 Kâhin kadını Yahve'nin önünde durduracak, kadının saçlarını çözecek ve anma ekmek sunusunu onun ellerine koyacak, kıskançlık ekmek sunusudur. Kâhinin elinde lanet getiren acılık suyu olacak.
NUM 5:19 Kâhin ona ant içirtip kadına şöyle diyecek: “Eğer seninle bir erkek yatmamışsa ve kocanın yetkisi altında kirliliğe sapmadıysan, lanet getiren bu acılık suyundan kurtul.
NUM 5:20 Ama eğer kocanın yetkisi altındayken yoldan sapmışsan, kirlenmişsen ve kocandan başka bir adam seninle yatmışsa…”
NUM 5:21 o zaman kâhin kadına lanet andı içirtip kâhin kadına şöyle diyecek: “Yahve kalçanın düşmesine ve vücudunun şişmesine izin verdiğinde, Yahve seni halkının arasında bir lanet ve küfür yapsın;
NUM 5:22 lanet getiren bu su bağırsaklarına girecek, vücudunu şişirecek, kalçanı düşürecek.'' Kadın “Amin, Amin” diyecek.'”
NUM 5:23 “'Kâhin bu lanetleri bir kitaba yazacak ve onları acılık suyu içinde silecek.
NUM 5:24 Lanet getiren acılık suyunu kadına içirecek; ve lanete neden olan su onun içine girecek ve acılaşacak.
NUM 5:25 Kâhin kıskançlık ekmek sunusunu kadının elinden alacak ve ekmek sunusunu Yahve'nin önünde sallayacak ve onu sunağa getirecek.
NUM 5:26 Kâhin anma payı olarak ekmek sunusundan bir avuç alacak, onu sunakta yakacak, sonra da suyu kadına içirecek.
NUM 5:27 O, suyu ona içirdiğinde, eğer kadın kirlenmişse ve kocasına karşı bir suç işlemişse, lanete neden olan su onun içine girecek ve acılaşacak, vücudu şişecek ve kalçası düşecek; kadın da halkı arasında bir lanet olacaktır.
NUM 5:28 Eğer kadın kirli değilse ama temizse; o zaman kurtulacak ve soy sahibi olacaktır.'”
NUM 5:29 “'Kocasına bağlı kadın yoldan sapıp kirlendiğinde,
NUM 5:30 ya da kıskançlık ruhu erkeğin üzerine geldiğinde ve karısını kıskandığında kıskançlık yasası budur; o zaman kadını Yahve'nin önünde durduracak ve kâhin bu yasanın tamamını onun üzerinde uygulayacaktır.
NUM 5:31 Erkek kötülükten özgür olacak, o kadın da kendi kötülüğünü taşıyacaktır.'”
NUM 6:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 6:2 “İsrael'in çocuklarına konuş ve onlara şunu söyle: 'Erkek ya da kadın, kendini Yahve'ye ayırmak için özel bir adak, yani bir Neziri adağı adarsa,
NUM 6:3 kendini şaraptan ve ağır içkiden ayrı tutacak. Şarap sirkesi ya da mayalanmış içecek sirkesi içmeyecek, hiç üzüm suyu içmeyecek, taze üzüm ya da kurutulmuş üzüm yemeyecektir.
NUM 6:4 Ayrıldığı günler boyunca, çekirdeklerinden kabuğuna kadar asmadan yapılan hiçbir şeyi yemeyecektir.
NUM 6:5 “'Ayrılık adağı günleri boyunca, kendisini Yahve'ye ayıracağı günler doluncaya dek başına ustura gelmeyecek. O kutsal olacaktır. Başındaki saçlarını uzatacaktır.
NUM 6:6 “'Yahve'ye ayrıldığı günler boyunca ölünün yanına yaklaşmayacak.
NUM 6:7 Babası, annesi, erkek kardeşi ya da kız kardeşi öldüğü zaman onlar için kendini kirletmeyecektir; çünkü Tanrı'ya ayrılması onun başı üzerindedir.
NUM 6:8 Ayrıldığı günler boyunca Yahve'ye kutsaldır.
NUM 6:9 “'Eğer bir kişi aniden onun yanında ölürse ve ayrılığının başını kirletirse, o zaman temizlendiği gün başını tıraş edecek. Yedinci gün onu tıraş edecek.
NUM 6:10 Sekizinci gün kâhine, Buluşma Çadırı'nın kapısına iki kumru ya da iki güvercin yavrusu getirecek.
NUM 6:11 Kâhin birini günah sunusu, diğerini yakmalık sunu olarak sunacak ve ölü yüzünden günah işlediği için onun için kefaret edecek ve aynı gün başını kutsal kılacaktır.
NUM 6:12 Ayrılık günlerini Yahve'ye ayıracak ve suç sunusu olarak bir yaşında bir erkek kuzu getirecek; ancak önceki günler boşa gidecektir, çünkü onun ayrılığı kirlenmiştir.
NUM 6:13 “'Nezir'in yasası şudur: Ayrılık günleri tamamlanınca, Buluşma Çadırı'nın kapısına getirilecek.
NUM 6:14 Yahve'ye yakmalık sunu olarak kusursuz bir yaşında, erkek kuzu, günah sunusu olarak kusursuz bir yaşında dişi kuzu, esenlik sunuları olarak kusursuz bir koç,
NUM 6:15 bir sepet mayasız ekmek, yağla yoğrulmuş ince undan pideler ve onların ekmek sunusuyla ve onların dökmelik sunusuyla birlikte yağ sürülmüş mayasız yufkalar sunacaktır.
NUM 6:16 Kâhin bunları Yahve'nin önüne çıkaracak, günah sunusunu ve yakmalık sunusunu sunacak.
NUM 6:17 Koçu, mayasız ekmek sepetiyle birlikte Yahve'ye esenlik sunuları kurbanı olarak sunacak. Kâhin ayrıca onun ekmek sunusunu ve dökmelik sunusunu da sunacak.
NUM 6:18 Nezir, ayrılığının başını Buluşma Çadırı'nın kapısında tıraş edecek, ayrılık başının saçını alıp esenlik sunuları kurbanının altındaki ateşin üzerine koyacak.
NUM 6:19 Kâhin koçun haşlanmış omzunu, bir mayasız pideyi ve bir mayasız yufkayı sepetten çıkarıp Nezir'in başını tıraş ettikten sonra bunları onun ellerine koyacak;
NUM 6:20 ve kâhin bunları Yahve'nin önünde sallamalık sunu olarak sallayacak. Sallanan döş ve sunulan butla birlikte bunlar kâhin için kutsaldır. Bundan sonra Nezir şarap içebilir.
NUM 6:21 “'Adak adayan Neziri'nin, gücünün yettiği diğer şeylerin yanı sıra, ayrılığı için Yahve'ye sunusunun yasası budur. Adadığı adak uyarınca, kendi ayrılığının yasasına göre böyle yapmalıdır.'”
NUM 6:22 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 6:23 “Aron'la ve oğullarıyla konuş ve şöyle de: İsrael'in çocuklarını böyle kutsayacaksınız. Onlara diyeceksiniz:
NUM 6:24 'Yahve sizi kutsasın ve korusun.
NUM 6:25 Yahve yüzünü sizin üzerinizde ışıldatsın ve size lütfetsin.
NUM 6:26 Yahve yüzünü size doğru kaldırsın ve size esenlik versin.'
NUM 6:27 “Böylece İsrael'in çocukları üzerine adımı koyacaklar; ve ben onları kutsayacağım.”
NUM 7:1 Moşe konutu kurmayı bitirdiği, onu meshettiği, tüm takımlarıyla birlikte, sunağı da tüm eşyalarıyla birlikte kutsadığı ve onları mesh edip kutsadığı gün;
NUM 7:2 atalarının evlerinin başları olan İsrael beyleri sunular sundular. Bunlar oymakların beyleriydi. Bunlar, sayılanların başında olanlardı;
NUM 7:3 her iki beye bir araba ve her birine bir öküz olmak üzere, Yahve'nin önüne sunularını altı kapalı araba ve on iki öküz getirdiler. Bunları konutun önünde takdim ettiler.
NUM 7:4 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 7:5 “Buluşma Çadırı'nın hizmetinde kullanılmak üzere bunları onlardan al; ve bunları her adama hizmetine göre Levililer'e vereceksin.”
NUM 7:6 Moşe arabaları ve öküzleri alıp Levililer'e verdi.
NUM 7:7 Yaptıkları hizmete göre Gerşon'un oğullarına iki araba ve dört öküz verdi.
NUM 7:8 Kâhin Aron oğlu İtamar'ın yönetimi altında Merari'nin oğullarına hizmetlerine göre dört araba ve sekiz öküz verdi.
NUM 7:9 Ancak Kohat'ın oğullarına hiçbir şey vermedi; çünkü kutsal yerin hizmeti onlara aitti; onu omuzlarında taşırlardı.
NUM 7:10 Beyler sunağın meshedildiği gün onun adanması için sunular sundular. Beyler sunağın önünde sunularını sundular.
NUM 7:11 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Sunağın adanması için her bey kendi gününde kendi sunularını sunacaklar.”
NUM 7:12 İlk gün sunusunu sunan kişi Yahuda oymağından Amminadav oğlu Nahşon'du,
NUM 7:13 onun sunusu şunlardı: Kutsal yerin şekeline göre, ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:14 buhurla dolu on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:15 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:16 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:17 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Amminadav oğlu Nahşon'un sunusuydu.
NUM 7:18 İkinci gün sunusunu sunan İssakar beyi Suar oğlu Netanel'di.
NUM 7:19 Sunusu olarak şunları sundu: Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:20 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:21 yakmalık sunu olarak bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:22 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:23 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke, bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Suar oğlu Netanel'in sunusuydu.
NUM 7:24 Üçüncü gün Zevulunoğulları'nın beyi Helon oğlu Eliav sunusunu sundu:
NUM 7:25 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:26 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:27 yakmalık sunu olarak bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:28 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:29 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Helon oğlu Eliav'ın sunusuydu.
NUM 7:30 Dördüncü gün Ruvenoğulları beyi Şedeur oğlu Elizur sunusunu sundu:
NUM 7:31 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:32 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:33 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:34 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:35 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Şedeur oğlu Elizur'un sunusuydu.
NUM 7:36 Beşinci gün Şimonoğulları beyi Surişadday oğlu Şelumiel sunusunu sundu:
NUM 7:37 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:38 buhurla dolu on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:39 yakmalık sunu olarak bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:40 günah sunusu için bir teke;
NUM 7:41 esenlik kurbanı için iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu; bu, Surişadday oğlu Şelumiel'in sunusuydu.
NUM 7:42 Altıncı gün, Gadoğulları'nın beyi Deuel oğlu Elyasaf sunusunu sundu:
NUM 7:43 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:44 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:45 yakmalık sunu olarak bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:46 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:47 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Deuel oğlu Elyasaf'ın sunusuydu.
NUM 7:48 Yedinci gün Efraimoğulları beyi Ammihud oğlu Elişama sunusunu sundu:
NUM 7:49 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:50 buhurla dolu, on şekellik bir altın kepçe;
NUM 7:51 yakmalık sunu olarak bir genç boğa, bir koç ve bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:52 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:53 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Ammihud oğlu Elişama'nın sunusuydu.
NUM 7:54 Sekizinci gün Manaşşeoğulları beyi Pedahzur oğlu Gamaliel sunusunu sundu:
NUM 7:55 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:56 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:57 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç, bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:58 günah sunusu için bir teke;
NUM 7:59 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Pedahzur oğlu Gamaliel'in sunusuydu.
NUM 7:60 Dokuzuncu gün Benyaminoğulları beyi Gideoni oğlu Avidan sunusunu sundu:
NUM 7:61 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:62 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:63 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç, bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:64 günah sunusu için bir teke;
NUM 7:65 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Gideoni oğlu Avidan'ın sunusuydu
NUM 7:66 Onuncu gün Danoğulları beyi Ammişadday oğlu Ahiezer sunusunu sundu:
NUM 7:67 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:68 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:69 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç, bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:70 günah sunusu için bir teke;
NUM 7:71 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Ammişadday oğlu Ahiezer'in sunusuydu.
NUM 7:72 On birinci gün Aşeroğulları beyi Okran oğlu Pagiel sunusunu sundu:
NUM 7:73 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:74 buhurla dolu, on şekellik altın bir kepçe;
NUM 7:75 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç, bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:76 günah sunusu için bir teke;
NUM 7:77 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Okran oğlu Pagiel'in sunusuydu.
NUM 7:78 On ikinci gün Naftalioğulları beyi Enan oğlu Ahira sunusunu sundu:
NUM 7:79 Ağırlığı yüz otuz şekel olan bir gümüş tepsi, kutsal yerin şekeline göre yetmiş şekellik bir gümüş tas; bunların her ikisi de ekmek sunusu için yağla yoğrulmuş ince unla doluydu;
NUM 7:80 buhurla dolu, on şekellik bir altın kepçe;
NUM 7:81 yakmalık sunu için bir genç boğa, bir koç, bir yaşında bir erkek kuzu;
NUM 7:82 günah sunusu olarak bir teke;
NUM 7:83 esenlik kurbanı olarak iki sığır, beş koç, beş teke ve bir yaşında beş erkek kuzu. Bu, Enan oğlu Ahira'nın sunusuydu.
NUM 7:84 Sunağın İsrael beyleri tarafından meshedildiği gün onun adama sunusu şunlardı: On iki gümüş tepsi, on iki gümüş tas, on iki altın kepçe;
NUM 7:85 her biri yüz otuz şekel ağırlığında gümüş tepsi ve her tas yetmiş şekel; kapların tüm gümüşü, kutsal yerin şekeline göre iki bin dört yüz şekeldi;
NUM 7:86 kutsal yerin şekeline göre her biri on şekel ağırlığında, buhurla dolu on iki altın kepçe; kepçelerdeki altınların tamamının ağırlığı yüz yirmi şekeldi;
NUM 7:87 yakmalık sunu için bütün sığırlar on iki boğa, on iki koç, bir yaşında on iki erkek kuzu ve bunların ekmek sunusu; ve günah sunusu olarak on iki teke;
NUM 7:88 ve esenlik sunuları kurbanı için bütün sığırlar: Yirmi dört boğa, altmış koç, altmış teke ve birer yaşında altmış erkek kuzu. Bu, sunağın meshedilmesinden sonra sunulan adama sunusuydu.
NUM 7:89 Moşe, Yahve'yle konuşmak için Buluşma Çadırı'na girdiğinde, Levha Sandığı'nın üzerindeki Merhamet Örtüsü'nün üzerinden, iki keruvun arasından, kendisiyle konuşan O'nun sesini duydu; ve O'nunla konuştu.
NUM 8:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 8:2 “Aron'la konuş ve ona söyle: 'Kandilleri yaktığında, yedi kandil şamdanın önüne ışık verecek.'”
NUM 8:3 Aron öyle yaptı. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, şamdanın önündeki alanı aydınlatmak için kandillerini yaktı.
NUM 8:4 Bu, şamdan işçiliğiydi, dövmeci işi altındı. Tabanından çiçeklerine kadar dövmeci işiydi. Şamdanı Yahve'nin Moşe'ye gösterdiği örneğe göre yaptı.
NUM 8:5 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 8:6 “Levililer'i İsrael'in çocukları arasından alıp onları temizle.
NUM 8:7 Onları temizlemek için şunu yapacaksın: Arınma suyunu üzerlerine serp, bütün vücutlarını usturayla tıraş etsinler, giysilerini yıkasınlar ve kendilerini temizlesinler.
NUM 8:8 Sonra genç bir boğayla onun ekmek sunusunu, yağla yoğrulmuş ince unu alsınlar; ve günah sunusu olarak başka bir genç boğa alacaksın.
NUM 8:9 Levililer'i Buluşma Çadırı'nın önüne çıkaracaksın. İsrael'in çocuklarının bütün topluluğunu bir araya toplayacaksın.
NUM 8:10 Levililer'i Yahve'nin önüne çıkaracaksın. İsrael'in çocukları ellerini Levililer'in üzerine koyacaklar,
NUM 8:11 Aron, Yahve'ye hizmet etmek onların işi olsun diye, İsrael'in çocuklarının adına Levililer'i sallamalık sunu olarak Yahve'nin önünde sunacaktır.”
NUM 8:12 “Levililer ellerini boğaların başları üzerine koyacaklar; sen de Levililer'in günahlarını bağışlatmak için birini günah sunusu, diğerini de yakmalık sunu olarak Yahve'ye sunacaksın.
NUM 8:13 Levililer'i Aron'la oğullarının önünde durduracaksın ve onları sallamalık sunu olarak Yahve'ye sunacaksın.
NUM 8:14 Böylece Levililer'i İsrael'in çocuklarının arasından ayıracaksın ve Levililer benim olacaktır.”
NUM 8:15 “Bundan sonra Levililer Buluşma Çadırı'ndaki hizmete girecekler. Onları temizleyip sallamalık sunu olarak sunacaksın.
NUM 8:16 Çünkü İsrael'in çocuklarının arasından onların tamamı bana verildi; rahmi açanların hepsinin yerine, bütün İsrael'in çocuklarının ilk doğanlarının yerine, onları kendime aldım.
NUM 8:17 Çünkü İsrael'in çocuklarının arasında ilk doğanların tümü, insan olsun, hayvan olsun, benimdir. Mısır diyarında ilk doğanların hepsini vurduğum gün, onları kendim için kutsal kıldım.
NUM 8:18 İsrael'in çocuklarının arasında ilk doğanların yerine Levililer'i aldım.
NUM 8:19 İsrael'in çocukları kutsal yere yaklaştığı zaman İsrael'in çocukları arasında bela olmasın diye, Buluşma Çadırı'nda İsrael'in çocuklarına hizmet etmeleri ve İsrael'in çocuklarına kefaret etmeleri için İsrael'in çocukları arasından Levililer'i Aron'a ve oğullarına hediye olarak verdim.”
NUM 8:20 Moşe, Aron ve İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Levililer'e böyle yaptılar. Yahve'nin Levililer hakkında Moşe'ye buyurduğu her şeye göre İsrael'in çocukları da onlara öyle yaptılar.
NUM 8:21 Levililer kendilerini günahtan arındırıp giysilerini yıkadılar; Aron, Yahve'nin önünde onları sallamalık sunu olarak sundu ve Aron onları temizlemek üzere onlar için kefaret etti.
NUM 8:22 Bundan sonra Levililer, Aron'un ve oğullarının önünde hizmetlerini yapmak üzere Buluşma Çadırı'na girdiler; Yahve'nin Levililer hakkında Moşe'ye buyurduğu gibi onlara öyle yaptılar.
NUM 8:23 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 8:24 “Levililer'e verilen görev şudur: Yirmi beş yaş ve üstünde olanlar, Buluşma Çadırı hizmetinde hizmet etmek üzere içeri girecekler;
NUM 8:25 elli yaşını doldurduktan sonra hizmetten ayrılacaklar ve artık hizmet etmeyecekler.
NUM 8:26 Ancak Buluşma Çadırı'ndaki kardeşlerinin görevi yerine getirmesine yardım edecekler ve hizmet etmeyecekler. Levililer'e görevlerini böyle yaptıracaksın.”
NUM 9:1 Mısır diyarından çıkışlarının ikinci yılının birinci ayında, Yahve Sina Çölü'nde Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 9:2 “İsrael'in çocukları Pesah'ı belirlenen zamanda tutsunlar.
NUM 9:3 Bu ayın on dördüncü günü akşam, onu belirlenen zamanda tutacaksınız. Onu tüm kurallarına ve tüm ilkelerine göre tutacaksınız.”
NUM 9:4 Moşe İsrael'in çocuklarına Pesah'ı tutmaları gerektiğini söyledi.
NUM 9:5 Birinci ayın on dördüncü günü akşam vakti Sina Çölü'nde Pesah'ı tuttular. Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu her şeye göre İsrael'in çocukları öyle yaptı.
NUM 9:6 İnsan ölüsü nedeniyle kirli sayılan, o gün Pesah'ı tutamayan bazı insanlar vardı ve o gün Moşe'yle Aron'un önüne geldiler.
NUM 9:7 Bu kişiler ona, “İnsan ölüsü yüzünden kirliyiz” dediler. “Yahve'nin sunusunu belirlenen zamanda İsrael'in çocuklarının arasında sunmamamız için neden geri tutuluyoruz?”
NUM 9:8 Moşe onlara şu karşılığı verdi: “Durun da Yahve'nin sizin için ne buyuracağını duyayım.”
NUM 9:9 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 9:10 “İsrael'in çocuklarına de ki: 'Sizden ya da soylarınızdan herhangi biri ölü yüzünden kirliyse, ya da uzak bir yolculuktaysa, yine de Yahve'ye Pesah tutacaktır.
NUM 9:11 İkinci ayın on dördüncü günü akşam onu tutacaklar; onu mayasız ekmek ve acı otlarla yiyecekler.
NUM 9:12 Sabaha kadar ondan bir şey bırakmayacaklar, bir kemiğini bile kırmayacaklar. Pesah kuralına göre onu tutacaklar.
NUM 9:13 Ama temiz olup yolculukta olmayan ve Pesah'ı tutmayan insanın canı halkından atılacaktır. Belirlenen zamanda Yahve'ye sunu sunmadığı için bu adam günahını yüklenecektir.'”
NUM 9:14 “'Aranızda yaşayan bir yabancı Yahve'ye Pesah tutmak isterse, bunu Pesah kuralına ve ilkesine göre yapacaktır. Hem yabancı, hem de ülkede doğan kişi için tek bir kural olacak.'”
NUM 9:15 Konutun kurulduğu gün bulut, konutu, Levha Sandığı'nı örttü. Akşamleyin ateş görünüşü gibi sabaha kadar konutun üzerindeydi.
NUM 9:16 Böylece hep devam etti. Bulut onu örterdi, geceleyin de ateş görünümü.
NUM 9:17 Bulut Çadır'ın üzerinden kaldırılınca İsrael'in çocukları yola çıkardı; bulutun durduğu yerde de İsrael'in çocukları konaklardı.
NUM 9:18 İsrael'in çocukları Yahve'nin buyruğuna göre yola çıkarlar ve Yahve'nin buyruğuna göre konaklarlardı. Bulut konutun üzerinde durduğu sürece konaklarlardı.
NUM 9:19 Bulut konutun üzerinde çok günler kaldığı zaman İsrael'in çocukları Yahve'nin buyruğunu tutar ve yola çıkmazlardı.
NUM 9:20 Bazen konutun üzerinde bulut birkaç gün kalırdı; o zaman Yahve'nin buyruğuna göre konaklar ve Yahve'nin buyruğuna göre yola çıkarlardı.
NUM 9:21 Bazen bulut akşamdan sabaha kadar dururdu; ve sabahleyin bulut kaldırıldığında yola çıkarlardı; ya da gece gündüz bulut kaldırıldığında yolculuk yaparlardı.
NUM 9:22 Bulut ister iki gün, ister bir ay, ister bir yıl olsun konutun üzerinde durduğunda, İsrael'in çocukları konaklar ve yola çıkmazlardı; ancak kaldırıldığında yola çıkarlardı.
NUM 9:23 Yahve'nin buyruğuna göre konaklar ve Yahve'nin buyruğuna göre yola çıkarlardı. Yahve'nin Moşe aracılığıyla verdiği buyruk üzerine, Yahve'nin buyruğunu tutarlardı.
NUM 10:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 10:2 “Gümüşten iki boru yap. Onları dövmeci işi olarak yapacaksın. Bunları topluluğu çağırmak ve orduların yola çıkması için kullanacaksın.
NUM 10:3 Onlar çalınınca, bütün topluluk Buluşma Çadırı'nın kapısında senin yanında toplanacak.
NUM 10:4 Biri bile çalınırsa, o zaman beyler, İsrael binlerinin başları senin yanında toplanacak.
NUM 10:5 Yüksek sesle çaldığınızda doğu tarafında konaklayan ordular yola çıkacak.
NUM 10:6 İkinci kez yüksek sesle çaldığınızda güney tarafında konaklayan ordular yola çıkacak. Yola çıkmaları için yüksek sesle çalacaklar.
NUM 10:7 Topluluk toplanacağı zaman çalacaksınız, ancak yüksek sesle çalmayacaksınız.”
NUM 10:8 “Boruları Aron'un oğulları, kâhinler çalacaklar. Bu sizin için kuşaklar boyu daima geçerli bir kural olacaktır.
NUM 10:9 Ülkenizde size baskı yapan düşmana karşı savaşa gittiğinizde, boruları yüksek sesle çalacaksınız. O zaman Tanrınız Yahve'nin önünde anılacak ve düşmanlarınızdan kurtulacaksınız.”
NUM 10:10 “Ayrıca sevinç günlerinde, bayramlarınızda ve aylarınızın başında, yakmalık sunularınızın ve esenlik sunularınızın üzerinde boruları çalacaksınız; ve onlar Tanrı'nın önünde sizin için anılma olacaklar. Ben Tanrınız Yahve'yim.”
NUM 10:11 İkinci yıl, ikinci ayın yirminci günü, bulut antlaşma konutunun üzerinden kaldırıldı.
NUM 10:12 İsrael'in çocukları Sina Çölü'nden yolculuklarına devam ettiler; ve bulut Paran Çölü'nde durdu.
NUM 10:13 Yahve'nin Moşe aracılığıyla verdiği buyruğa uyarak ilk defa yola çıktılar.
NUM 10:14 Önce Yahuda çocukları ordugâhının bayrağı ordularına göre yola çıktı. Amminadav oğlu Nahşon onun ordusunun başındaydı.
NUM 10:15 Suar oğlu Netanel, İssakar'ın çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:16 Helon oğlu Eliav, Zevulun'un çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:17 Konut indirildi; ve konutu taşıyan Gerşon'un oğulları ile Merari'nin oğulları yola çıktılar.
NUM 10:18 Ruven ordugâhının bayrağı ordularına göre yola çıktı. Şedeur oğlu Elizur ordusunun başındaydı.
NUM 10:19 Surişadday oğlu Şelumiel, Şimon'un çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:20 Deuel oğlu Elyasaf, Gad'ın çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:21 Kohatlılar kutsal yeri taşıyarak yola çıktılar. Diğerleri onlar gelmeden önce konutu kurarlardı.
NUM 10:22 Efraim'in çocukları ordugâhının bayrağı ordularına göre yola çıktı. Ammihud oğlu Elişama onun ordusunun başındaydı.
NUM 10:23 Pedahzur oğlu Gamaliel, Manaşşe'nin çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:24 Gideoni oğlu Avidan Benyamin'in çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:25 Bütün ordugâhların arka muhafızı olan Dan'ın çocukları ordugâhının bayrağı, ordularına göre yola çıktı. Ammişhadday oğlu Ahiezer onun ordusunun başındaydı.
NUM 10:26 Okran oğlu Pagiel Aşer'in çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:27 Enan oğlu Ahira, Naftali'nin çocukları oymağının ordusunun başındaydı.
NUM 10:28 Ordularına göre İsrael'in çocuklarının yola çıkışları şöyleydi; ve onlar göç ettiler.
NUM 10:29 Moşe, kayınpederi Midyanlı Reuel'in oğlu Hovav'a şöyle dedi: “Yahve'nin, 'Size vereceğim' dediği yere gidiyoruz. Bizimle gel, sana iyilik ederiz; çünkü Yahve İsrael hakkında iyilik konuştu.”
NUM 10:30 Ona, “Gitmeyeceğim” dedi. “Yalnız kendi topraklarıma ve akrabalarımın yanına gideceğim.”
NUM 10:31 Moşe, “Lütfen bizden ayrılma” dedi. “Çünkü çölde nasıl konaklayacağımızı sen biliyorsun ve bizim gözümüz olursun.
NUM 10:32 Eğer bizimle gidersen, o zaman öyle olacak ki, Yahve bize ne iyilik yaparsa, biz de sana aynısını yapacağız.”
NUM 10:33 Yahve'nin Dağı'ndan üç günlük yol aldılar. Yahve'nin Antlaşma Sandığı, onlara dinlenme yeri bulmak için üç günlük yol boyunca önlerinden gidiyordu.
NUM 10:34 Ordugâhtan yola çıkarken Yahve'nin bulutu gündüzün onların üzerindeydi.
NUM 10:35 Sandık yola çıktığında Moşe şöyle dedi: “Kalk, ey Yahve, düşmanların dağılsın! Senden nefret edenler önünden kaçsın!”
NUM 10:36 Sandık durduğunda, “Ey Yahve, onbinlerce, binlerce İsraelli'ye dön” derdi.
NUM 11:1 Halk Yahve'nin kulağına yakınıyordu. Yahve bunu duyunca öfkesi alevlendi; ve Yahve'nin ateşi onların arasında yandı ve ordugâhın bazı kenar kısımlarını kül etti.
NUM 11:2 Halk Moşe'ye feryat etti; Moşe Yahve'ye dua etti ve ateş geçti.
NUM 11:3 O yere Taberah adı verildi, çünkü onların arasında Yahve'nin ateşi yandı.
NUM 11:4 Onların arasındaki karışık halk aşırı derecede iştahlandı; İsrael'in çocukları da yine ağlayıp dediler: “Bize yememiz için kim et verecek?”
NUM 11:5 Mısır'da bedava yediğimiz balığı hatırlıyoruz; salatalıkları, kavunları, pırasaları, soğanlar ve sarımsakları;
NUM 11:6 ama artık iştahımızı kaybettik. Bu mandan başka görülecek hiçbir şey yok.”
NUM 11:7 Kişniş tohumu gibi olan man, görünüşüyle de reçineye benziyordu.
NUM 11:8 Halk dolaşır, onu toplardı, değirmende öğütür ya da havanda döverdi, tencerelerde kaynatır ve pideler yaparlardı. Tadı taze yağın tadı gibiydi.
NUM 11:9 Gece ordugâhın üzerine çiy düştüğünde, üzerine man düşerdi.
NUM 11:10 Moşe, herkesin çadırının kapısında, aile boyu ağladığını duydu; ve Yahve'nin öfkesi çok alevlendi; Moşe de hoşnutsuzdu.
NUM 11:11 Moşe Yahve'ye şöyle dedi: “Hizmetkârına neden bu kadar kötü davrandın? Bütün bu halkın yükünü bana yüklediğin halde neden senin gözünde lütuf bulamadım?
NUM 11:12 Bu halkın tümüne ben mi gebe kaldım? Bana, 'Atalarına ant içtiğin ülkeye, emzikteki çocuğu taşıyan bir dadı gibi onları koynunda taşı' diyesin diye mi onları dışarı çıkardım?
NUM 11:13 Bunca insana verecek eti nereden bulabilirim? Çünkü, 'Bana et ver de yiyelim' diyerek önümde ağlıyorlar.
NUM 11:14 Bu halkın tümünü ben tek başıma taşıyamam, çünkü bu benim için çok ağır.
NUM 11:15 Eğer bana böyle davranırsan, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen beni hemen öldür; ve sefaletimi görmeyeyim.”
NUM 11:16 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Halkın ihtiyarları, onların ileri gelenleri olduğunu bildiğin İsrael ihtiyarlarından yetmiş kişiyi bana topla; ve onları Buluşma Çadırı'na getir ki, orada seninle dursunlar.
NUM 11:17 İneceğim ve orada seninle konuşacağım. Senin üzerinde olan Ruh'tan alıp onların üzerine koyacağım; ve sen tek başına taşımayasın diye, halkın yükünü onlar seninle birlikte taşıyacaklar.”
NUM 11:18 “Halka de ki, 'Yarın için hazırlık yaparak kendinizi kutsal kılın, et yiyeceksiniz; çünkü siz, “Kim bize yemek için et verecek? Çünkü Mısır'da halimiz iyiydi.” diyerek Yahve'nin kulaklarına ağladınız. Bu nedenle Yahve size et verecek ve yiyeceksiniz.
NUM 11:19 Sadece bir gün, iki gün, beş gün, on gün, yirmi gün değil,
NUM 11:20 ancak bütün bir ay; ta ki o, burnunuzdan gelinceye kadar; sizi tiksindirinceye kadar yiyeceksiniz; çünkü aranızda olan Yahve'yi reddettiniz ve “Mısır'dan neden çıktık?” diyerek O'nun önünde ağladınız.'”
NUM 11:21 Moşe şöyle dedi: “Aralarında bulunduğum halk yaya olarak altı yüz bin kişidir; ve sen, 'Bir ay boyunca yiyebilmeleri için onlara et vereceğim' dedin.
NUM 11:22 Onlara yetecek kadar davar ve sığır onlar için boğazlanacak mı? Onlara yetecek kadar denizin bütün balıkları onlar için toplanacak mı?”
NUM 11:23 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Yahve'nin eli mi kısaldı? Şimdi benim sözümün başınıza gelip gelmeyeceğini göreceksiniz.”
NUM 11:24 Moşe dışarı çıkıp halka Yahve'nin sözlerini anlattı; halkın ihtiyarlarından yetmiş kişiyi toplayıp Çadır'ın çevresinde durdurdu.
NUM 11:25 Yahve bulutun içinde inip onunla konuştu ve kendisindeki Ruh'u alıp yetmiş ihtiyarın üzerine koydu. Ruh onların üzerinde durunca peygamberlik ettiler, ama bunu bir daha yapmadılar.
NUM 11:26 Ancak ordugâhta iki kişi kaldı. Birinin adı Eldad, diğerinin adı Medad'dı; ve Ruh onların üzerine durdu. Onlar yazılanlar arasındaydı, ama Çadır'dan çıkmamış olanlardandı; ve ordugâhta peygamberlik ettiler.
NUM 11:27 Genç bir adam koşup Moşe'ye şöyle dedi: “Eldad'la Medad ordugâhta peygamberlik ediyorlar!”
NUM 11:28 Moşe'nin seçmiş olduğu adamlardan biri olan hizmetkârı Nun oğlu Yeşu, “Efendim Moşe, onlara yasak koy!” diye yanıt verdi.
NUM 11:29 Moşe ona şöyle dedi: “Sen benim için mi kıskanıyorsun? Keşke Yahve'nin tüm halkı peygamber olsaydı ve Yahve onların üzerine Ruhu'nu koysaydı!”
NUM 11:30 Moşe, kendisi ve İsrael'in ihtiyarları ordugâha girdiler.
NUM 11:31 Yahve'den çıkan rüzgâr denizden bıldırcınları getirdi ve onları ordugâhın yakınına düşürdü; bu tarafta yaklaşık bir günlük yol, diğer tarafta ise ordugâhın çevresinde bir günlük yol olmak üzere yerin yüzeyinden iki arşın kadar yüksekteydi.
NUM 11:32 Halk bütün o gün, bütün o gece ve bütün ertesi gün kalkıp bıldırcın topladı. En az toplayan on homer topladı ve kendileri için hepsini ordugâhın çevresine serdiler.
NUM 11:33 Et henüz dişlerinin arasındayken, daha çiğnenmeden, Yahve'nin öfkesi halka karşı alevlendi ve Yahve halkı çok büyük bir belayla vurdu.
NUM 11:34 İştahlanan halkı oraya gömdüklerinden o yere Kivrot Hattaava adı verildi.
NUM 11:35 Halk Kivrot Hattaava'dan yola çıktı; ve Haserot'da kaldılar.
NUM 12:1 Miryam ile Aron, evlendiği Kûşlu kadın yüzünden Moşe'ye karşı konuştular; çünkü Kûşlu bir kadınla evlenmişti.
NUM 12:2 Onlar şöyle dediler: “Yahve gerçekten yalnızca Moşe'yle mi konuştu? Bizimle de konuşmadı mı?” Ve Yahve bunu duydu.
NUM 12:3 Moşe denen adam, yeryüzündeki bütün insanlardan çok daha alçakgönüllüydü.
NUM 12:4 Yahve ansızın Moşe'ye, Aron'a ve Miryam'a, “Siz üçünüz Buluşma Çadırı'na çıkın!” dedi. Üçü de dışarı çıktı.
NUM 12:5 Yahve bir bulut sütunu içinde indi, Çadır'ın kapısında durup Aron'la Miryam'ı çağırdı; ve ikisi de öne çıktı.
NUM 12:6 “Şimdi sözlerimi dinleyin” dedi. “Eğer aranızda bir peygamber varsa, ben Yahve, görümde ona kendimi tanıtacağım. Onunla rüyada konuşacağım.
NUM 12:7 Hizmetkârım Moşe öyle değildir. O, tüm evimde sadıktır.
NUM 12:8 Onunla bilmecelerle değil, ağızdan ağıza konuşacağım; ve Yahve'nin suretini görecek. O halde neden hizmetkârımın aleyhinde, Moşe aleyhinde konuşmaktan korkmadınız?”
NUM 12:9 Yahve'nin öfkesi onlara karşı alevlendi; ve oradan gitti.
NUM 12:10 Bulut Çadırın üzerinden ayrıldı; ve işte, Miryam kar gibi beyaz, cüzzamlıydı. Aron Miryam'a baktı ve onun cüzzamlı olduğunu gördü.
NUM 12:11 Aron Moşe'ye şöyle dedi: “Efendim, lütfen akılsızlık ederek işlediğimiz günahı, bu günahı bize sayma.
NUM 12:12 Yalvarırım, o, annesinin rahminden çıktığında etinin yarısı tükenmiş bir ölü gibi olmasın.”
NUM 12:13 Moşe Yahve'ye şöyle feryat etti: “Tanrım, onu iyileştir, sana yalvarırım!”
NUM 12:14 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Eğer babası onun yüzüne tükürseydi, yedi gün utanması gerekmez miydi? Yedi gün orduğâhın dışında kapalı kalsın, ondan sonra tekrar içeri getirilecek.”
NUM 12:15 Miryam yedi gün orduğâhın dışında kapatıldı ve Miryam tekrar getirilene kadar halk yola çıkmadı.
NUM 12:16 Daha sonra halk Haserot'tan ayrıldı ve Paran Çölü'nde konakladı.
NUM 13:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 13:2 “İsrael'in çocuklarına vereceğim Kenan ülkesini araştırsınlar diye adamlar gönder. Atalarının her oymağından bir adam göndereceksin, her biri aralarında bir bey olacak.”
NUM 13:3 Moşe Yahve'nin buyruğu uyarınca onları Paran Çölü'nden gönderdi. Hepsi İsrael'in çocuklarının başları olan adamlardı.
NUM 13:4 Adları şunlardı: Ruven oymağından Zakkur oğlu Şammua.
NUM 13:5 Şimon oymağından Hori oğlu Şafat.
NUM 13:6 Yahuda oymağından Yefunne oğlu Kalev.
NUM 13:7 İssakar oymağından Yosef oğlu İgal.
NUM 13:8 Efraim oymağından Nun oğlu Hoşea.
NUM 13:9 Benyamin oymağından Rafu oğlu Palti.
NUM 13:10 Zevulun oymağından Sodi oğlu Gaddiel.
NUM 13:11 Yosef oymağından, Manaşşe oymağından Susi oğlu Gaddi.
NUM 13:12 Dan oymağından Gemalli oğlu Ammiel.
NUM 13:13 Aşer oymağından Mikael oğlu Setur.
NUM 13:14 Naftali oymağından Vofsi oğlu Nahbi.
NUM 13:15 Gad oymağından Maki oğlu Geuel.
NUM 13:16 Moşe'nin ülkeyi araştırmak üzere gönderdiği adamların adları bunlardır. Moşe, Nun oğlu Hoşea'ya Yeşu adını verdi.
NUM 13:17 Moşe onları Kenan ülkesini araştırmak üzere gönderip şöyle dedi: “Güneyden bu tarafa gidin ve dağlık bölgeye çıkın.
NUM 13:18 Ülkenin nasıl olduğuna bakın; ve orada oturanlar, güçlü mü yoksa zayıf mı, az mı yoksa çok mu;
NUM 13:19 ve üzerinde oturdukları yer nasıl, iyi mi yoksa kötü mü, içinde oturdukları kentler nasıl, açık mı yoksa surlu mu;
NUM 13:20 ve toprağın nasıl, verimli mi yoksa zayıf mı, içinde ağaç var mı yoksa yok mu? Cesur olun ve memleketin ürününden biraz getirin.” Şimdi vakit üzüm turfandası zamanıydı.
NUM 13:21 Böylece çıkıp Zin Çölü'nden Rehov'a, Hamat'ın girişine kadar olan ülkeyi araştırdılar.
NUM 13:22 Güney yönünde ilerleyerek Hevron'a geldiler; Anak'ın çocukları Ahiman, Şeşay ve Talmay da oradaydı. (Hevron, Mısır'daki Soan'dan yedi yıl önce kurulmuştu.)
NUM 13:23 Eşkol Vadisi'ne geldiler ve oradan bir salkım üzüm ile birlikte bir dal kestiler ve onu iki adam sırıkta taşıdı. Biraz narlardan ve incirlerden de getirdiler.
NUM 13:24 İsrael'in çocuklarının oradan kestiği salkımlardan dolayı oraya Eşkol Vadisi denildi.
NUM 13:25 Kırk gün sonra ülkeyi araştırmaktan döndüler.
NUM 13:26 Paran Çölü'ne, Kadeş'e gidip Moşe'nin, Aron'un ve İsrael'in çocuklarının bütün topluluğunun yanına geldiler; ve onlara ve tüm topluluğa haber getirdiler. Onlara memleketin ürününü gösterdiler.
NUM 13:27 Bunu ona bildirip dediler: “Bizi gönderdiğin ülkeye vardık. Gerçekten süt ve bal akıyor ve bu da onun ürünüdür.
NUM 13:28 Ancak ülkede oturan halk güçlü, kentler surlu ve çok büyük. Üstelik Anak'ın çocuklarını da orada gördük.
NUM 13:29 Amalek Güney ülkesinde oturuyor. Hititler, Yebuslular ve Amorlular dağlık bölgede oturuyorlar. Kenanlılar deniz kıyısında ve Yarden kıyısı boyunca oturuyorlar.”
NUM 13:30 Kalev Moşe'nin önünde halkı susturdu ve şöyle dedi: “Hemen çıkıp orayı ele geçirelim; çünkü biz bunun üstesinden gelebiliriz!”
NUM 13:31 Ama onunla birlikte çıkan adamlar şöyle dediler: “O halka karşı çıkmaya gücümüz yetmez; çünkü onlar bizden daha güçlüdürler.”
NUM 13:32 Araştırdıkları ülke hakkında İsrael'in çocuklarına kötü haber getirdiler ve şöyle dediler: “Araştırmak için içinden geçtiğimiz ülke, içinde oturanları yiyip bitiren bir ülkedir; ve orada gördüğümüz insanların hepsi uzun boylu insanlardı.
NUM 13:33 Orada Nefilim'den gelen Anak'ın oğullarını Nefilim'i gördük. Kendi gözümüzde çekirgeler gibiydik ve onların gözünde de öyleydik.”
NUM 14:1 Bütün topluluk sesini yükseltip bağırdı; ve insanlar o gece ağladılar.
NUM 14:2 Bütün İsrael'in çocukları Moşe'ye ve Aron'a karşı söylendiler. Bütün topluluk onlara şöyle dedi: “Keşke Mısır diyarında ölseydik, ya da bu çölde ölseydik!
NUM 14:3 Yahve bizi neden bu ülkeye kılıçla düşelim diye götürüyor? Karılarımız ve çocuklarımız ya yakalanacak, ya da öldürülecek! Mısır’a dönmemiz daha iyi olmaz mı?”
NUM 14:4 Birbirlerine, “Bir önder seçip Mısır'a dönelim” dediler.
NUM 14:5 Bunun üzerine Moşe ile Aron, İsrael'in çocukları topluluğunun bütün meclisi önünde yüzüstü yere kapandılar.
NUM 14:6 Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşu ile Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar.
NUM 14:7 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğuna şöyle dediler: “Araştırmak için içinden geçtiğimiz ülke son derece iyi bir ülkedir.
NUM 14:8 Eğer Yahve bizden hoşnutsa, bizi bu ülkeye, süt ve bal akan ülkeye getirecek ve onu bize verecektir.
NUM 14:9 Yalnız Yahve'ye isyan etmeyin, ülke halkından da korkmayın; çünkü onlar bizim için ekmektir. Savunmaları onların üzerinden kaldırıldı ve Yahve bizimledir. Onlardan korkmayın.”
NUM 14:10 Ama bütün topluluk onları taşlamakla tehdit etti. Yahve'nin görkemi Buluşma Çadırı'nda bütün İsrael'in çocuklarına göründü.
NUM 14:11 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Bu halk beni ne zamana dek küçümseyecek? Aralarında yapmış olduğum tüm belirtilere rağmen ne zamana dek bana inanmayacaklar?
NUM 14:12 Onları vebayla vuracağım, onları mirastan mahrum bırakacağım ve seni onlardan daha büyük ve daha güçlü bir ulus yapacağım.”
NUM 14:13 Moşe Yahve'ye şöyle dedi: “O zaman Mısırlılar bunu duyacak; çünkü bu halkı kendi gücünle onların arasından çıkardın.
NUM 14:14 Bunu bu ülkede oturanlara anlatacaklar. Sen, Yahve'nin bu halkın arasında olduğunu duydular; çünkü sen, Yahve yüz yüze görünüyorsun ve senin bulutun onların üzerinde duruyor; sen gündüz bulut sütunu içinde, gece ateş sütunu içinde onların önünde yürüyorsun.
NUM 14:15 Eğer bu halkı bir adam gibi öldürürsen, o zaman ününü duyan uluslar şöyle diyecekler,
NUM 14:16 'Çünkü Yahve bu halkı kendilerine ant içerek söz verdiği ülkeye götüremediği için onları çölde katletti.'
NUM 14:17 Şimdi, söyleyip dediğin gibi, lütfen Efendi'nin gücü büyük olsun,
NUM 14:18 'Yahve öfkelenmekte yavaştır, sevgi dolu iyiliği boldur, haksızlığı ve itaatsizliği bağışlar; suçluyu asla temize çıkarmaz, babaların suçu için çocukların, üçüncü ve dördüncü kuşaklarını ziyaret eder.'
NUM 14:19 Mısır'dan bugüne kadar bu halkı bağışladığın gibi, sevginin büyüklüğüne göre, lütfen, bu halkın suçunu bağışla.”
NUM 14:20 Yahve şöyle dedi: “Senin sözün uyarınca bağışladım;
NUM 14:21 ancak gerçekte, varlığımın hakkı için, tüm dünya Yahve'nin görkemi ile dolacaktır,
NUM 14:22 çünkü yüceliğimi ve Mısır'da, çölde yaptığım harikalarımı gören bütün bu adamlar, yine de beni on kez denediler, benim sözümü de dinlemediler;
NUM 14:23 atalarına ant içtiğim ülkeyi kesin olarak görmeyecekler, beni küçümseyenlerden hiçbiri orayı görmeyecektir.
NUM 14:24 Ama hizmetkârım Kalev'i, kendisinde başka bir ruh olduğu ve tümüyle peşimden geldiği için gitmiş olduğu ülkeye onu götüreceğim. Onun soyu onu mülk edinecektir.
NUM 14:25 Amalekliler ile Kenanlılar vadide oturduğu için, yarın dönüp Kızıldeniz yolundan çöle gidin.”
NUM 14:26 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
NUM 14:27 “Bana karşı söylenen bu kötü topluluğa daha ne kadar katlanacağım? İsrael'in çocuklarının bana karşı olan söylenmelerini duydum.
NUM 14:28 Onlara de ki, 'Varlığım hakkı için diyor Yahve, kulaklarıma söylediğiniz gibi, kesinlikle size de öyle yapacağım.
NUM 14:29 Cesetleriniz bu çöle serilecek; bana karşı söylenen yirmi yaş ve üzeri, tam sayınıza göre sizden tüm sayılanlar,
NUM 14:30 sizi orada oturtacağıma ant içtiğim ülkenin içine, Kalev, Yefunne oğlu ve Nun oğlu Yeşu dışında siz kesin olarak girmeyeceksiniz.
NUM 14:31 Ama yakalanacaklarını ya da öldürüleceklerini söylediğiniz çocuklarınızı oraya götüreceğim ve sizin reddettiğiniz ülkeyi onlar bilecekler.
NUM 14:32 Ama size gelince, cesetleriniz bu çöle serilecek.
NUM 14:33 Çocuklarınız kırk yıl çölde dolaşacak ve cesetleriniz çölde tükeninceye kadar sizin fahişeliğinize katlanacaklar.
NUM 14:34 Ülkeyi araştırdığınız günlerin sayısı kadar, kırk gün, her gün için bir yıl, kırk yıl boyunca suçlarınıza katlanacaksınız ve size yabancı olduğumu bileceksiniz.'
NUM 14:35 Ben, Yahve, söyledim. Bunu bana karşı toplanan bütün bu kötü topluluğa mutlaka yapacağım. Bu çölde yok olup gidecekler ve orada ölecekler.”
NUM 14:36 Moşe'nin ülkeyi araştırmak için gönderdiği adamlar geri döndüler ve ülke hakkında kötü haberler çıkararak tüm topluluğu ona karşı söylendiren adamlar,
NUM 14:37 ülkeyle ilgili kötü haberler getiren o adamlar Yahve'nin önünde vebadan öldüler.
NUM 14:38 Ülkeyi araştırmak için giden adamlardan Nun oğlu Yeşu ile Yefunne oğlu Kalev sağ kaldılar.
NUM 14:39 Moşe bu sözleri bütün İsrael'in çocuklarına söyledi ve halk büyük yas tuttu.
NUM 14:40 Sabah erkenden kalkıp dağın tepesine çıkıp şöyle dediler: “İşte, biz buradayız ve Yahve'nin söz verdiği yere çıkacağız; çünkü günah işledik.”
NUM 14:41 Moşe şöyle dedi: “Başarılı olunmayacak şey için neden şimdi Yahve'nin buyruğuna karşı geliyorsunuz?
NUM 14:42 Çıkmayın, çünkü Yahve aranızda değildir; bu şekilde düşmanlarınızın önünde vurulmayasınız.
NUM 14:43 Çünkü orada Amalekliler ve Kenanlılar önünüzdedir; Yahve'nin ardınca gitmekten döndüğünüz için kılıçtan geçirileceksiniz; bu nedenle Yahve sizinle olmayacaktır.”
NUM 14:44 Ama onlar dağın tepesine çıkmakla hadlerini aştılar. Buna rağmen Yahve'nin Antlaşma Sandığı ve Moşe ordugâhtan ayrılmadı.
NUM 14:45 Bunun üzerine Amalekliler ve o dağda oturan Kenanlılar indiler ve onları vurup Horma'ya kadar kırdılar.
NUM 15:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 15:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: 'Size vermekte olduğum, oturacağınız diyara girdiğinizde,
NUM 15:3 Yahve'ye ateşle yapılan sunu—yakmalık sunu olsun, ya da kurban olsun, ya da adak yerine getirme olsun, ya da gönülden verilen bir sunu olsun, ya da belli bayramlarınızda Yahve'ye hoş koku yapmak için sığırdan ya da davardan kurban olsun—
NUM 15:4 o zaman sunusunu sunan kişi, Yahve’ye ekmek sunusu olarak dörtte bir hin yağla yoğrulmuş onda bir efa ince un sunacaktır.
NUM 15:5 Dökmelik sunu olarak, yakmalık sunu ya da kurbanla birlikte her kuzu için dörtte bir hin şarap hazırlayacaksın.'”
NUM 15:6 “'Koç için, ekmek sunusu için bir hinin üçte biri yağla yoğrulmuş onda iki efa ince un hazırlayacaksın;
NUM 15:7 ve dökmelik sunu olarak Yahve'ye hoş kokulu bir hin üçte bir oranında şarap sunacaksın.
NUM 15:8 Yakmalık sunu, kurban, adak yerine getirme, ya da esenlik sunuları için Yahve'ye boğa hazırladığında,
NUM 15:9 boğayla birlikte ekmek sunusu olarak yarım hin yağla yoğrulmuş efanın onda üçü ince un sunacaktır;
NUM 15:10 ve dökme sunusu olarak, ateşle yapılan sunu, Yahve'ye hoş koku olarak yarım hin şarap sunacaksın.
NUM 15:11 Her boğa, her koç, her erkek kuzu ya da oğlak için böyle yapılacaktır.
NUM 15:12 Hazırlayacağınız sayıya göre, herkesin sayısına göre öyle yapacaksınız.'”
NUM 15:13 “'Memlekette doğan herkes bunları Yahve'ye ateşle yapılan, hoş kokulu bir sunu olarak bu şekilde yapacak.
NUM 15:14 Eğer bir yabancı sizinle birlikte garip olarak yaşıyorsa, ya da kuşaklarınız boyunca aranızda olan ve Yahve'ye ateşle yapılan, hoş kokulu bir sunu sunarsa, sizin yaptığınız gibi, öyle yapacaktır.
NUM 15:15 Topluluk için, hem sizin için, hem de yabancı olarak yaşayan garip için, kuşaklarınız boyunca daima geçerli olacak tek bir kural olacak. Siz nasılsanız, yabancı da Yahve'nin önünde öyle olacaktır.
NUM 15:16 Sizin için de, sizinle yabancı olarak yaşayan garip için de, bir yasa ve bir ilke olacaktır.'”
NUM 15:17 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 15:18 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara şunu de: 'Sizi götürmekte olduğum ülkeye girdiğinizde,
NUM 15:19 böyle olacak, o ülkenin ekmeğinden yediğinizde, Yahve'ye sallamalık sunu sunacaksınız.
NUM 15:20 İlk hamurunuzdan sallamalık sunu olarak bir pide sunacaksınız. Onu harman sallama sunusu olarak kaldıracaksınız.
NUM 15:21 Kuşaklarınız boyunca Yahve'ye ilk hamurunuzdan sallamalık sunu sunacaksınız.'”
NUM 15:22 “'Yanlış yaptığınızda ve Yahve'nin Moşe'ye söylediği tüm bu buyrukları,
NUM 15:23 Yahve'nin buyurduğu günden itibaren kuşaklarınız boyunca tutmadığınızda,
NUM 15:24 o zaman böyle olacak; eğer bu, topluluk tarafından bilmeden yapılmışsa, tüm topluluk, yakmalık sunu, Yahve'ye hoş koku olarak genç bir boğa, usule göre onun ekmek sunusuyla dökmelik sunusunu, suç sunusu olarak bir teke sunacaktır.
NUM 15:25 Kâhin İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu için kefaret edecektir ve onlar bağışlanacaktır; çünkü bu bir hataydı ve hatalarından dolayı sunularını, Yahve'ye ateşle yapılan sunuyu ve onların günah sunusunu Yahve'nin önüne getirmişlerdir.
NUM 15:26 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu ve aralarında garip olarak yaşayan yabancı da bağışlanacaktır; çünkü bu tüm insanlarla ilgilidir, farkında olmadan yapıldı.'”
NUM 15:27 “'Bir kimse bilmeden günah işlerse, o zaman günah sunusu olarak bir yaşında bir dişi keçi sunacaktır.
NUM 15:28 Yahve'nin önünde bilmeden günah işleyen can için kâhin kefaret edecek. Onun için kefaret edecek; o da bağışlanacaktır.
NUM 15:29 İsrael'in çocukları arasında yerli olsun, aralarında oturan yabancı olsun, bilmeden yanlış bir şey yapan için, tek bir yasanız olacaktır.'”
NUM 15:30 “'Ama ister yerli, ister yabancı olsun, herhangi bir şeyi bilinçli yapan can, Yahve'ye küfretmiştir. O can halkının arasından atılacaktır.
NUM 15:31 Yahve'nin sözünü küçümsediği ve buyruğu çiğnediği için o can mutlaka atılacaktır. Kötülüğü kendi üzerinde olacaktır.'”
NUM 15:32 İsrael'in çocukları çöldeyken Şabat Günü odun toplayan bir adam buldular.
NUM 15:33 Onu odun toplarken bulanlar onu Moşe'yle Aron'un ve bütün topluluğun yanına getirdiler.
NUM 15:34 Ona ne yapılacağı bildirilmediği için onu gözaltına aldılar.
NUM 15:35 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “O adam kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk ordugâhın dışında onu taşlayacaktır.”
NUM 15:36 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi, bütün topluluk onu ordugâhın dışına çıkardı ve onu taşlarla taşlayarak öldürdü.
NUM 15:37 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu,
NUM 15:38 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara kuşaklar boyunca giysilerinin kenarlarına saçak yapmalarını ve her eteğin saçağı üzerine mavi kordon koymalarını söyle.
NUM 15:39 Görebilmeniz ve Yahve'nin bütün buyruklarını hatırlayıp onları yapmanız için bu size bir saçak olacak; ta ki, ardınca fahişelik etmiş olduğunuz kendi yüreğinizin ve kendi gözlerinizin ardınca gitmeyesiniz;
NUM 15:40 öyle ki, bütün buyruklarımı hatırlayıp yapasınız ve Tanrınız'a kutsal olasınız.
NUM 15:41 Tanrınız olmak için sizi Mısır diyarından çıkaran Tanrınız Yahve benim; Ben Tanrınız Yahve'yim.”
NUM 16:1 Levi oğlu Kohat oğlu Yishar oğlu Korah, Ruven'in oğullarından Eliav'ın oğulları Datan ve Aviram ve Pelet oğlu On ile birlikte birkaç adam aldı.
NUM 16:2 İsrael'in çocuklarından bazılarıyla birlikte, topluluğun iki yüz elli beyi, meclise çağrılanlar, tanınmış kişiler Moşe'nin önünde kalktılar.
NUM 16:3 Moşe ve Aron'a karşı bir araya gelerek şöyle dediler: “Kendinize gereğinden fazla pay çıkarıyorsunuz; çünkü bütün topluluk, onlardan her biri kutsaldır, Yahve de onların arasındadır. Neden kendinizi Yahve'nin topluluğu üstüne çıkarıyorsunuz?”
NUM 16:4 Moşe bunu duyunca yüzüstü kapandı.
NUM 16:5 Korah'la yanındakilere şöyle dedi: “Sabahleyin Yahve kendisinin olanı, kutsal olanı gösterecek ve onu kendisine yaklaştıracaktır. Seçeceği kişiyi kendisine yaklaştıracaktır.
NUM 16:6 Şunu yapın: Ey Korah ve yanındakiler kendinize buhurdanlar alın,
NUM 16:7 içlerine ateş koyun ve yarın Yahve'nin önünde üzerlerine buhur koyun. Yahve'nin seçeceği kişi kutsal olacaktır. Siz çok ileri gittiniz, Levioğulları!”
NUM 16:8 Moşe Korah'a şöyle dedi: “Şimdi dinleyin, ey Levioğulları!
NUM 16:9 Sizi kendisine yakınlaştırmak, Yahve'nin konutunda hizmet etmek ve topluluğun önünde durup onlara hizmet etmek için İsrael'in Tanrısı'nın sizi İsrael topluluğundan ayırması size az mı geldi?
NUM 16:10 Seni ve Levioğulları kardeşlerinin tümünü seninle birlikte kendisine yaklaştırmadı mı? Kâhinliği de mi arıyorsunuz?
NUM 16:11 Bu nedenle sen ve bütün yanındakiler Yahve'ye karşı bir araya geldiniz! Aron nedir ki, ona karşı söyleniyorsunuz?”
NUM 16:12 Moşe Eliav'ın oğulları Datan ve Aviram'ı çağırmak için adam gönderdi; onlar da, “Çıkmayacağız!” dediler.
NUM 16:13 Bizi süt ve bal akan bir diyardan çıkarıp çölde öldürmek için çıkarman azmış gibi, üzerimize bey de mi olacaksın?
NUM 16:14 Bizi süt ve bal akan bir diyara da getirmedin, miras olarak tarlalar ve bağlar da vermedin. Bu adamların gözlerini mi çıkaracaksın? Çıkmayacağız.”
NUM 16:15 Moşe çok kızmıştı ve Yahve'ye şöyle dedi: “Onların sunularına değer verme. Onlardan bir eşek bile almadım, hiçbirini de incitmedim.”
NUM 16:16 Moşe Korah'a şöyle dedi: “Sen ve bütün arkadaşların, sen, onlar ve Aron, yarın Yahve'nin önüne çıkın.
NUM 16:17 Her biriniz kendi buhurdanını alıp üzerine buhur koysun. Her biriniz kendi buhurdanını, iki yüz elli buhurdanını Yahve'nin önüne getirsin; sen ve Aron da, ikiniz de kendi buhurdanınızı getirin.”
NUM 16:18 Her biri kendi buhurdanını alıp içine ateş koydu, üzerine buhur koydu ve Moşe ve Aron'la birlikte Buluşma Çadırı'nın kapısında durdu.
NUM 16:19 Korah bütün topluluğu onlara karşı, Buluşma Çadırı'nın kapısında topladı. Yahve'nin görkemi bütün topluluğa göründü.
NUM 16:20 Yahve Moşe ve Aron'a şöyle konuştu:
NUM 16:21 “Bu topluluğun arasından ayrılın da onları bir anda tüketeyim!”
NUM 16:22 Yüzüstü yere kapanıp şöyle dediler: “Tanrı, tüm insan ruhlarının Tanrısı, bir kişi günah işleyince bütün topluluğa mı kızacaksın?”
NUM 16:23 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 16:24 “Topluluğa söyle ve, 'Korah, Datan ve Aviram'ın çadırının çevresinden uzaklaş' de.”
NUM 16:25 Moşe kalkıp Datan ve Aviram'ın yanına gitti; İsrael'in ihtiyarları da onun ardından gittiler.
NUM 16:26 Topluluğa şöyle dedi: “Lütfen bu kötü adamların çadırlarından ayrılın ve onların hiçbir şeyine dokunmayın, yoksa onların bütün günahlarıyla tükenirsiniz!”
NUM 16:27 Böylece onlar Korah'ın, Datan'ın ve Aviram'ın çadırının her yanından uzaklaştılar. Datan ile Aviram dışarı çıkıp karıları, oğulları ve küçük çocuklarıyla birlikte çadırlarının kapısında durdular.
NUM 16:28 Moşe şöyle dedi: “Bütün bu işleri yapmam için Yahve'nin beni gönderdiğini bununla bileceksiniz; çünkü bunlar benim kendi fikrim değildir.
NUM 16:29 Eğer bu adamlar herkesin öldüğü gibi ölürse, ya da herkesin yaşadığını yaşarsa, o zaman Yahve beni göndermemiştir.
NUM 16:30 Ama eğer Yahve yeni bir şey yaparsa ve yer ağzını açarsa, onları ve kendilerine ait olan her şeyi yutarsa ve onlar da diri diri Şeol'e inerlerse, o zaman bu adamların Yahve'yi küçümsediklerini anlayacaksınız.”
NUM 16:31 Tüm bu sözleri söylemeyi bitirince, onların altındaki yer yarıldı.
NUM 16:32 Yer ağzını açtı ve onları, ev halklarını, Korah'ın bütün adamlarını ve mallarını yuttu.
NUM 16:33 Böylece onlar ve onlara ait olanların hepsi diri diri Şeol'e indiler. Yer onların üzerine kapandı ve topluluğun arasından yok oldular.
NUM 16:34 Etraflarında bulunan İsrael'in tümü onların feryadı üzerine kaçtı; çünkü, “Yer bizi yutmasın!” dediler.
NUM 16:35 Yahve'nin yanından gelen ateş buhur sunan iki yüz elli kişiyi yiyip bitirdi.
NUM 16:36 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 16:37 “Kâhin Aron oğlu Eleazar'a söyle, o da yangından buhurdanları alıp ordugâhın dışına dağıtsın; çünkü onlar kutsaldır,
NUM 16:38 kendi hayatlarına karşı günah işleyenlerin buhurdanlarıdır. Onları sunak için örtü olmak üzere dövülmüş levhalar yapsınlar, çünkü onları Yahve'nin önünde sundular. Bu nedenle kutsaldırlar. Bunlar İsrael'in çocuklarına bir belirti olacaktır.”
NUM 16:39 Kâhin Eleazar, yakılan adamların sunduğu tunç buhurdanları aldı;
NUM 16:40 Aron'un soyundan olmayan hiçbir yabancı Yahve'nin önünde buhur yakmak üzere yaklaşmasın ve Korah ve onun arkadaşları gibi olmasın diye, İsrael'in çocuklarına anılma olmak üzere, Yahve'nin Moşe aracılığıyla kendisine söylemiş olduğu gibi sunak için örtü olarak buhurdanları dövdüler.
NUM 16:41 Ama ertesi gün İsrael'in çocukları topluluğunun tümü Moşe'ye ve Aron'a karşı söylenip, “Yahve'nin halkını siz öldürdünüz!” dediler.
NUM 16:42 Topluluk Moşe'ye ve Aron'a karşı toplandığında, Buluşma Çadırı'na doğru baktılar. İşte, bulut onu örttü ve Yahve'nin görkemi ortaya çıktı.
NUM 16:43 Moşe'yle Aron Buluşma Çadırı'nın önüne geldiler.
NUM 16:44 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 16:45 “Bu topluluğun arasından çıkın da onları bir anda tüketeyim!” Yüzüstü kapandılar.
NUM 16:46 Moşe Aron'a şöyle dedi: “Buhurdanını al, sunaktan üzerine ateş koy, üzerine buhur koy, onu hemen topluluğa taşı ve onlar için kefaret et; çünkü Yahve'nin yanından gazap çıktı! Veba başladı.”
NUM 16:47 Aron Moşe'nin dediğini yaptı ve topluluğun ortasına koştu. Halk arasında veba çoktan başlamıştı. Buhur yakıp halk için kefaret etti.
NUM 16:48 Ölülerle diriler arasında durdu; veba da durdu.
NUM 16:49 Korah meselesi yüzünden ölenlerin yanı sıra vebadan ölenlerin sayısı da on dört bin yedi yüz kişiydi.
NUM 16:50 Aron Moşe'nin yanına, Buluşma Çadırı'nın kapısına döndü ve salgın kesildi.
NUM 17:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 17:2 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlardan her ata evi için bir tane olmak üzere, atalarının evlerine göre bütün beylerinden on iki değnek al. Her birinin adını değneğinin üzerine yaz.
NUM 17:3 Aron'un adını Levi değneği üzerine yazacaksın. Atalarının evlerinin her beyi için bir değnek olacak.
NUM 17:4 Onları Buluşma Çadırı'nda sizinle buluştuğum Levha'nın önüne koyacaksınız.
NUM 17:5 Seçeceğim adamın değneği tomurcuklanacak. İsrael'in çocuklarının size karşı söylenmelerini benden kaldıracağım.”
NUM 17:6 Moşe İsrael'in çocuklarıyla konuştu; ve onların bütün beyleri ona, atalarının evlerine göre her bey için bir tane olmak üzere toplam on iki değnek verdiler. Aron'un değneği de onların değnekleri arasındaydı.
NUM 17:7 Moşe değnekleri Tanıklık Çadırı'nda Yahve'nin önüne koydu.
NUM 17:8 Ertesi gün Moşe Tanıklık Çadırı'na girdi; ve işte, Aron'un Levi evi için olan değneği filizlenmiş, tomurcuklanmış, çiçek açmış ve olgun bademler vermişti.
NUM 17:9 Moşe bütün değnekleri Yahve'nin önünden bütün İsrael'in çocuklarına çıkardı. Baktılar ve her biri kendi değneğini aldı.
NUM 17:10 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İsyan çocuklarına karşı bir işaret olarak saklanmak üzere Aron'un değneğini yine Levha'nın önüne koy; ta ki, bana karşı söylenmelerine bir son ver ki, ölmesinler.”
NUM 17:11 Moşe öyle yaptı. Yahve ona nasıl buyurduysa öyle yaptı.
NUM 17:12 İsrael'in çocukları Moşe'ye şöyle dediler: “İşte, yok oluyoruz! İşimiz bitti! Hepimizin işi bitti!
NUM 17:13 Yahve'nin konutuna yaklaşan herkes ölüyor! Hepimiz yok mu olacağız?”
NUM 18:1 Yahve Aron'a şöyle dedi: “Kutsal yerin kötülüğünü sen ve seninle birlikte, oğulların ve atalarının evi taşıyacaksınız; sen ve seninle birlikte oğulların kâhinliğinizin suçunu taşıyacaksınız.
NUM 18:2 Kardeşlerinizi, atanızın oymağını, Levi oymağını da yanınıza getirin ki, onlar da size katılsınlar ve size hizmet etsinler; ama sen ve oğulların Levha Çadırı'nın önünde olacaksınız.
NUM 18:3 Buyruklarınızı ve tüm Çadır'ın görevini tutacaklar; ancak ne onlar ne de siz ölmeyesiniz diye kutsal yerdeki takımlara ve sunağa yaklaşmayacaklar.
NUM 18:4 Onlar size katılacak ve Buluşma Çadır'ın tüm hizmetinin sorumluluğunu, tüm Çadır hizmeti için tutacaklar. Bir yabancı size yaklaşmayacak.”
NUM 18:5 “İsrael'in çocukları üzerinde artık gazap olmasın diye, konutun görevini ve sunağın görevini siz yerine getireceksiniz.
NUM 18:6 İşte, ben kendim İsrael'in çocukları arasından kardeşleriniz Levililer'i aldım. Bunlar, Buluşma Çadırı'nın hizmetini yapmak için Yahve'ye adanmış olarak size verilen bir armağandır.
NUM 18:7 Sen ve seninle birlikte olan oğulların, sunağın her şeyi ve perdenin iç tarafı için kâhinliğinizi tutacaksınız. Hizmet edeceksiniz. Size kâhinlik hizmetini bir armağan olarak veriyorum. Yaklaşan yabancı öldürülecektir.”
NUM 18:8 Yahve Aron'a şöyle konuştu: “İşte, sallamalık sunularımı, İsrael'in çocuklarına ait bütün kutsal şeyleri ben kendim sana verdim. Bunları mesh nedeniyle sana ve oğullarına sonsuza dek pay olarak verdim.
NUM 18:9 Ateşten gelen çok kutsal şeylerden biri bu olacak: Onların bana sunacakları her sunu, onların her ekmek sunusu, onların her günah sunusu ve onların her suç sunusu senin ve oğulların için çok kutsal olacaktır.
NUM 18:10 Onları çok kutsal şeyler gibi yiyeceksiniz. Her erkek ondan yiyecek. Senin için kutsal olacaktır.”
NUM 18:11 “Bu da senindir: Onların armağanının sallamalık sunuları, İsrael'in çocuklarının sallamalık sunularının tümü. Bunları sana, seninle birlikte oğullarına ve kızlarına sonsuza dek pay olarak verdim. Evinizde temiz olan herkes ondan yiyecektir.”
NUM 18:12 “Yahve'ye verdikleri yağın en iyisini, bağ bozumunun en iyisini, tahılın ve bunların ilk ürünlerini sana verdim.
NUM 18:13 Memleketlerinde olanın tümünden Yahve'ye getirdikleri ilk olgun meyveler senin olacak. Evinizde temiz olan herkes ondan yiyecektir.”
NUM 18:14 “İsrael'de adanan her şey senin olacaktır.
NUM 18:15 İnsan olsun hayvan olsun Yahve'ye sundukları her canlıdan rahmi açan her şey sizin olacak. Bununla birlikte, mutlaka insanın ilk doğanı ile kirli hayvanların ilk doğanlarının bedelini alacaksın.
NUM 18:16 Senin biçtiğin değere göre bedel alınacak olanlardan, bir aylıktan itibaren, yirmi gerah ağırlığındaki kutsal yerin şekeline göre beş şekel para olarak, bedel alacaksın.
NUM 18:17 Ancak ineğin ilk doğanı, koyunun ilk doğanı ya da keçinin ilk doğanı için bedel almayacaksın. Onlar kutsaldır. Kanlarını sunağın üzerine serpeceksin, ve yağlarını, Yahve'ye hoş koku olması için ateşle yapılan sunu olarak yakacaksın.
NUM 18:18 Onların eti senin olacak, sallamalık sunu döş ve sağ but gibi senin olacaklar.
NUM 18:19 İsrael'in çocuklarının Yahve'ye sunduğu kutsal şeylerden sallamalık sunuların hepsini sonsuza dek pay olarak sana, oğullarına ve kızlarına verdim. Bu, Yahve'nin önünde seninle ve seninle birlikte soyuna daima geçerli bir tuz antlaşmasıdır.”
NUM 18:20 Yahve Aron'a şöyle dedi: “Onların diyarında senin mirasın olmayacak, aralarında hiçbir payın olmayacak. İsrael'in çocukları arasında senin payın ve mirasın benim.”
NUM 18:21 “İşte, yaptıkları hizmete, Buluşma Çadırı hizmetine karşılık, İsrael'deki tüm ondalığı miras olarak Levi çocuklarına verdim.
NUM 18:22 Bundan böyle İsrael'in çocukları, günah yüklenip ölmesinler diye Buluşma Çadırı'na yaklaşmayacaklar.
NUM 18:23 Ancak Buluşma Çadırı'nın hizmetini Levililer yapacak ve onların suçunu onlar yüklenecek. Kuşaklarınız boyunca daima geçerli olacak bir kural olacak. İsrael'in çocukları arasında onların mirası olmayacaktır.
NUM 18:24 Çünkü İsrael'in çocuklarının Yahve'ye sallamalık sunu olarak sundukları ondalığı miras olarak Levililer'e verdim. Bu nedenle onlara, 'İsrael'in çocukları arasında mirasları olmayacak' dedim.”
NUM 18:25 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 18:26 “Ayrıca Levililer'le konuşup onlara şöyle diyeceksin: 'İsrael'in çocuklarından mirasınız olarak size verdiğim ondalığı aldığınız zaman, ondan Yahve'ye sallamalık sunu olarak ondalığın ondalığını sunacaksınız.
NUM 18:27 Sizin sallamalık sununuz, harman yeri buğdayı ve şarap cenderesinin doluluğu gibi size sayılacak.
NUM 18:28 Böylece siz de İsrael'in çocuklarından aldığınız ondalıklarınızın hepsinden Yahve'ye sallamalık sunu olarak sunacaksınız; ve ondan Yahve'nin sallamalık sunusunu kâhin Aron'a vereceksiniz.
NUM 18:29 Aldığınız bütün armağanlardan, sallamalık sunuların en iyi kısımlarını, en kutsalını Yahve'ye sunacaksınız.'”
NUM 18:30 “Bu nedenle onlara şunu diyeceksin: 'En iyi kısmını çıkardığınızda, Levililer'e harman mahsulü gibi ve şarap cenderesinin mahsulü gibi sayılacaktır.
NUM 18:31 Onu siz ve ev halkınız her yerde yiyebilirsiniz. Çünkü Buluşma Çadırı'ndaki hizmetinize karşılık bu sizin ödülünüzdür.
NUM 18:32 Ondan en iyisini çıkardığınızda, bundan dolayı hiçbir günah yüklenmeyeceksiniz. Ölmemek için İsrael'in çocuklarının kutsal şeylerine saygısızlık etmeyeceksiniz.'”
NUM 19:1 Yahve Moşe ve Aron'la konuşup şöyle dedi:
NUM 19:2 “Yahve'nin buyurduğu yasanın kuralı budur. İsrael'in çocuklarına, sana lekesiz, hiçbir kusuru olmayan ve boyunduruk takılmamış kırmızı bir düve getirmelerini söyle.
NUM 19:3 Onu kâhin Eleazar'a vereceksin; o da onu ordugâhın dışına çıkaracak; biri onu onun önünde kesecek.
NUM 19:4 Kâhin Eleazar parmağıyla onun kanından biraz alacak ve kanını yedi kez Buluşma Çadırı'nın önüne doğru serpecek.
NUM 19:5 Birisi düveyi onun gözü önünde yakacak; onun derisini, etini ve kanını gübresiyle birlikte yakacak.
NUM 19:6 Kâhin sedir ağacını, mercanköşkotu ve kırmızıyı alıp düvenin yakıldığı ateşin ortasına atacak.
NUM 19:7 Sonra kâhin giysilerini yıkayacak, bedenini suda yıkayacak, sonra ordugâha girecek ve kâhin akşama kadar kirli olacaktır.
NUM 19:8 Onu yakan kişi giysilerini suda yıkayacak, bedenini de suda yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır.”
NUM 19:9 “Temiz bir adam düvenin külünü toplayacak ve onları ordugâhın dışında, temiz bir yere koyacak; ve kirliliklerini temizleyen suda kullanılmak üzere İsrael'in çocukları topluluğu için saklanacaktır. Bu bir günah sunusudur.
NUM 19:10 Düvenin külünü toplayan kişi giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli olacaktır. Bu, İsrael'in çocuklarına ve aralarında garip olarak yaşayan yabancıya sonsuza dek bir kural olacaktır.”
NUM 19:11 “Herhangi bir insan ölüsüne dokunan kişi yedi gün kirli olacaktır.
NUM 19:12 Üçüncü gün suyla arınacak, yedinci gün de temiz olacak; ama kendini üçüncü gün arındırmazsa, o zaman yedinci gün temiz olmayacaktır.
NUM 19:13 Ölüye, ölmüş birinin bedenine dokunan ve kendini arındırmayan kişi, Yahve'nin konutunu kirletmiş olur; ve o can İsrael'den atılacaktır; üzerine kirlilik suyu serpilmediği için kirli olacaktır. Kirliliği hâlâ üzerindedir.”
NUM 19:14 “Bir adam çadırda öldüğünde yasa şudur: Çadıra giren ve çadırda bulunan herkes yedi gün kirli olacaktır.
NUM 19:15 Üzerinde örtüsü bağlı olmayan her açık kap kirlidir.”
NUM 19:16 “Kırda kılıçla öldürülmüş birine, bir ölüye, bir insan kemiğine ya da bir mezara dokunan kişi yedi gün kirli olacaktır.”
NUM 19:17 “Kirli kişiler için yakılan günah sunusunun küllerinden alacaklar; ve bir kapta onların üzerine akarsu dökülecektir.
NUM 19:18 Temiz kişi mercanköşkotu alıp suya batıracak ve çadırın üzerine, bütün kapların üzerine, orada bulunanların üzerine, kemiğe, öldürülmüş insana, ölüye ya da mezara dokunanın üzerine serpecek.
NUM 19:19 Temiz kişi üçüncü ve yedinci günde kirli olanın üzerine serpecek. Yedinci gün onu arındıracak. Giysilerini yıkayacak, suda yıkanacak ve akşam temiz olacaktır.
NUM 19:20 Ama kirli olup kendini arındırmayan kişi, Yahve'nin kutsal yerini kirlettiği için topluluğun arasından atılacaktır. Üzerine kirlilik suyu serpilmemiştir. O kirlidir.
NUM 19:21 Bu onlar için kalıcı bir kural olacaktır. Kirlilik suyu serpen kişi, giysilerini yıkayacak ve kirlilik suyuna dokunan kişi, akşama kadar kirli olacaktır.”
NUM 19:22 “Kirli kişinin dokunduğu her şey kirli olacaktır; ve ona dokunan can akşama kadar kirli olacaktır.”
NUM 20:1 İsrael'in çocukları, bütün topluluk birinci ayda Zin Çölü'ne geldiler. Halk Kadeş'te oturdu. Miryam orada öldü ve oraya gömüldü.
NUM 20:2 Topluluk için su yoktu; Moşe'ye ve Aron'a karşı bir araya toplandılar.
NUM 20:3 Halk Moşe'yle çekişip şöyle dedi: “Keşke kardeşlerimiz Yahve'nin önünde öldüğü gibi biz de ölseydik!
NUM 20:4 Biz ve hayvanlarımız burada ölelim diye neden Yahve'nin topluluğunu bu çöle getirdiniz?
NUM 20:5 Bizi bu kötü yere getirmek için neden bizi Mısır'dan çıkardınız? Tohumun, incirlerin, asmaların ya da narların yeri değil; içecek su da yok.”
NUM 20:6 Moşe ile Aron topluluğun önünden Buluşma Çadırı'nın kapısına gidip yüzüstü yere kapandılar. Yahve'nin görkemi onlara göründü.
NUM 20:7 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 20:8 “Değneği al, sen ve kardeşin Aron'la birlikte topluluğu toplayın ve onların gözleri önünde kayaya, suyunu vermesini söyleyin. Onlara kayadan su çıkaracaksın; böylece topluluğa ve hayvanlarına içecek vereceksin.”
NUM 20:9 Moşe, kendisine buyurduğu gibi değneği Yahve'nin önünden aldı.
NUM 20:10 Moşe ile Aron topluluğu kayanın önünde topladılar ve o onlara şöyle dedi: “Ey siz başkaldıranlar, şimdi dinleyin! Size bu kayadan su çıkaralım mı?”
NUM 20:11 Moşe elini kaldırıp değneğiyle kayaya iki kez vurdu ve bol miktarda su çıktı. Topluluk ve hayvanları içti.
NUM 20:12 Yahve Moşe'yle Aron'a şöyle dedi: “İsrael'in çocuklarının gözünde beni kutsal kılmak için bana inanmadığınızdan bu topluluğu onlara verdiğim ülkeye götürmeyeceksiniz.”
NUM 20:13 Bunlar Meriva sularıdır; çünkü İsrael'in çocukları Yahve ile çekiştiler ve O onlarda kutsal kılındı.
NUM 20:14 Moşe Kadeş'ten Edom Kralı'na ulaklar göndererek şöyle dedi: “Kardeşin İsrael diyor ki: Başımıza gelen bütün sıkıntıları biliyorsun;
NUM 20:15 atalarımız Mısır'a indiler, biz de uzun süre Mısır'da yaşadık. Mısırlılar bize ve atalarımıza kötü davrandılar.
NUM 20:16 Yahve'ye feryat ettiğimizde sesimizi duydu, bir melek göndererek bizi Mısır'dan çıkardı. İşte, biz senin sınırının kenarındaki Kadeş kentindeyiz.
NUM 20:17 “Lütfen izin ver ülkenden geçelim. Tarladan, bağdan geçmeyeceğiz, kuyu suyundan da içmeyeceğiz. Kralın yolundan gideceğiz. Sınırınızı geçinceye kadar ne sağa ne de sola sapacağız.”
NUM 20:18 Edom ona, “Benden geçmeyeceksin, yoksa karşına kılıçla çıkarım” dedi.
NUM 20:19 İsrael'in çocukları ona, “Ana yoldan yukarı çıkacağız” dediler. “Eğer ben ve hayvanlarım senin suyundan içersek, o zaman bedelini vereceğim. Başka hiçbir şey yapmadan yürüyüp geçmeme izin ver.”
NUM 20:20 “Geçmeyeceksin” dedi. Edom birçok kişiyle ve güçlü bir el ile ona karşı çıktı.
NUM 20:21 Bunun üzerine Edom, İsrael'in kendi sınırından geçmesine izin vermeyi reddetti ve İsrael onun yanından döndü.
NUM 20:22 Kadeş'ten göç ettiler ve İsrael'in çocukları, bütün topluluk Hor Dağı'na geldiler.
NUM 20:23 Yahve, Edom ülkesinin sınırındaki Hor Dağı'nda Moşe ve Aron'a şöyle konuştu:
NUM 20:24 “Aron halkına kavuşacak; çünkü Meriva sularında sözüme karşı isyan ettiğiniz için İsrael'in çocuklarına verdiğim diyara girmeyecek.
NUM 20:25 Aron'la oğlu Eleazar'ı al ve onları Hor Dağı'na götür;
NUM 20:26 Aron'un giysilerini çıkarıp oğlu Eleazar'a giydir. Aron kavuşturulacak ve orada ölecektir.”
NUM 20:27 Moşe Yahve'nin buyurduğu gibi yaptı. Bütün topluluğun gözü önünde Hor Dağı'na çıktılar.
NUM 20:28 Moşe Aron'un giysilerini çıkarıp oğlu Eleazar'a giydirdi. Aron orada dağın zirvesinde öldü ve Moşe ile Eleazar dağdan indiler.
NUM 20:29 Aron'un öldüğünü gören bütün topluluk, bütün İsrael evi Aron için otuz gün ağladı.
NUM 21:1 Güneyde yaşayan Kenanlı, Arad Kralı, İsrael'in Atarim yolundan geldiğini duydu. İsrael'e karşı savaştı ve onlardan bazılarını esir aldı.
NUM 21:2 İsrael Yahve'ye adak adayıp şöyle dedi: “Eğer bu halkı gerçekten benim elime verirsen, o zaman kentlerini tamamen yok edeceğim.”
NUM 21:3 Yahve İsrael'in sesini duydu ve Kenanlılar'ı teslim etti; onları ve kentlerini tamamen yok ettiler. O yere Horma adı verildi.
NUM 21:4 Edom ülkesinin etrafından dolanmak için Hor Dağı'ndan, Kızıldeniz yolundan yol aldılar. Yolculuktan dolayı halkın canı çok sıkkındı.
NUM 21:5 Halk, Tanrı'ya ve Moşe'ye karşı şöyle konuştu: “Çölde ölmemiz için neden bizi Mısır'dan çıkardınız? Çünkü ekmek yok, su yok canımız da bu iğrenç yiyecekten tiksiniyor!”
NUM 21:6 Yahve halkın arasına zehirli yılanlar gönderdi, onlar da insanları ısırdılar. İsraelliler'in çoğu öldü.
NUM 21:7 Halk Moşe'ye gelip şöyle dedi: “Günah işledik, çünkü Yahve'ye ve sana karşı konuştuk. Yılanları bizden uzaklaştırması için Yahve'ye dua et.” Moşe halk için dua etti.
NUM 21:8 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Zehirli bir yılan yap ve onu bir direğin üzerine koy. Öyle olacak ki, ısırılan herkes onu görünce yaşayacak.”
NUM 21:9 Moşe tunçtan bir yılan yapıp onu direğin üzerine koydu. Eğer bir kişiyi yılan ısırmışsa, o kişi tunç yılana baktığında yaşıyordu.
NUM 21:10 İsrael'in çocukları yola koyuldular ve Ovot'ta konakladılar.
NUM 21:11 Ovot'tan ayrılıp gün doğumuna doğru Moav'ın önündeki çölde, İyeavarim'de konakladılar.
NUM 21:12 Oradan ayrılıp Zered Vadisi'nde konakladılar.
NUM 21:13 Oradan ayrılıp Arnon Nehri'nin karşı yakasında, Amorlular'ın sınırından çıkan çölde konakladılar. Çünkü Arnon, Moav'la Amorlular arasındaki Moav sınırıdır.
NUM 21:14 Bu nedenle Yahve'nin Savaşları Kitabı'nda şöyle deniyor: “Vahev, Arnon vadilerindeki Sufa'da,
NUM 21:15 vadilerin Ar yerleşkesine doğru uzanan yamacı Moav sınırına kadar dayanır.”
NUM 21:16 Oradan Beer'e gittiler; Yahve'nin Moşe'ye, “Halkı topla, onlara su vereceğim” dediği kuyu budur.
NUM 21:17 Sonra İsrael şu ezgiyi söyledi: “Ey kuyu, fışkır!
NUM 21:18 Beylerin kazdığı, halkın ileri gelenlerinin asayla ve sırıklarla kazdıkları kuyuya ezgi söyleyin.” Çölden Mattana'ya;
NUM 21:19 Mattana'dan Nahaliel'e; ve Nahaliel'den Bamot'a;
NUM 21:20 Bamot'tan Moav kırındaki vadiye, çöle bakan Pisga Tepesi'ne gittiler.
NUM 21:21 İsrael, Amorlular'ın Kralı Sihon'a ulaklar göndererek şöyle dedi:
NUM 21:22 “İzin ver ülkenden geçeyim. Tarlaya, bağa sapmayacağız. Kuyuların suyundan içmeyeceğiz. Sınırından geçinceye kadar kralın yolundan gideceğiz.”
NUM 21:23 Sihon İsrael'in kendi sınırından geçmesine izin vermedi; ve Sihon bütün halkını bir araya topladı ve İsrael'e karşı çöle çıkıp Yahesa'ya geldi. İsrael'e karşı savaştı.
NUM 21:24 İsrael onu kılıçla vurdu ve Arnon'dan Yabbok'a kadar, Ammon'un çocuklarına kadar, onun diyarına sahip oldu; çünkü Ammon'un çocuklarının sınırı güçlüydü.
NUM 21:25 İsrael bu kentlerin hepsini aldı. İsrael Amorlular'ın bütün kentlerinde, Heşbon'da ve onun bütün köylerinde yaşıyordu.
NUM 21:26 Çünkü Heşbon, eski Moav Kralı'na karşı savaşan ve Arnon'a kadar bütün ülkesini elinden alan Amorlular'ın Kralı Sihon'un kentiydi.
NUM 21:27 Bu nedenle özdeyişleri söyleyenler, “Heşbon'a gelin” diyorlar. “Sihon kenti kurulsun ve sağlamlaştırılsın;
NUM 21:28 Çünkü Heşbon'dan bir ateş, Sihon kentinden bir alev çıktı. Arnon'un yüksek yerlerinin efendileri Moavlı Ar'ı yiyip bitirdi.
NUM 21:29 Vay başına, ey Moav! İşiniz bitti, Kemoş halkı! Oğullarını kaçak, kızlarını ise Amorlular'ın kralı Sihon'a sürgüne verdi.
NUM 21:30 Onlara ok attık. Heşbon, Divon'a kadar yok oldu. Medeva'ya dek uzanan Nofa'ya kadar yerle bir ettik.”
NUM 21:31 Böylece İsrael Amorlular'ın diyarında yaşadı.
NUM 21:32 Moşe Yazer'i araştırmak üzere adamlar gönderdi. Onun köylerini aldılar ve orada bulunan Amorlular'ı kovdular.
NUM 21:33 Dönüp Başan yoluna çıktılar. Başan Kralı Og, kendisi ve tüm halkı Edrei'de savaşmak için onlara karşı çıktılar.
NUM 21:34 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Ondan korkma; çünkü onu, bütün halkıyla ve ülkesiyle birlikte senin eline teslim ettim. Heşbon'da yaşayan Amorlular'ın Kralı Sihon'a yaptığın gibi yapacaksın.”
NUM 21:35 Böylece, bir kişi bile sağ kalmayana dek onu, oğullarını ve bütün halkını vurdular; ve onun diyarına sahip oldular.
NUM 22:1 İsrael'in çocukları yola çıktılar ve Yarden'in ötesindeki Moav ovalarında, Yeriha yanında konakladılar.
NUM 22:2 Sippor oğlu Balak, İsrael'in Amorlular'a yaptıklarının tümünü gördü.
NUM 22:3 Moav bu halktan çok korkuyordu, çünkü çoktular. Moav, İsrael'in çocukları yüzünden sıkıntı çekiyordu.
NUM 22:4 Moav Midyan'ın ihtiyarlarına şöyle dedi: “Öküzün kır otunu yaladığı gibi, bu kalabalık da çevremizdeki her şeyi yalayacak.” O sırada Sippor oğlu Balak Moav Kralı'ydı.
NUM 22:5 Beor oğlu Balam'a, onun halkının çocuklarının yaşadığı ülkeye, o Irmak kıyısındaki Petor'a ulaklar göndererek onu çağırmak üzere şöyle dedi: “İşte, Mısır'dan çıkan bir halk var. Bak, yerin yüzünü kaplıyorlar ve karşımda duruyorlar.
NUM 22:6 Lütfen, şimdi gel de benim için bu halka lanet et; çünkü onlar benden çok güçlüdürler. Belki galip gelirim de onları vururuz ve onları ülkeden kovarım; çünkü senin kutsadığın insanın kutsandığını, lanetlediğin insanın de lanetlendiğini biliyorum.”
NUM 22:7 Moav ihtiyarlarıyla Midyan ihtiyarları ellerinde falcılık ödülleriyle yola çıktılar. Balam'a gelip Balak'ın sözlerini ona bildirdiler.
NUM 22:8 Onlara, “Bu gece burada kalın, Yahve'nin bana söyleyeceği gibi size de haberi bildireceğim” dedi. Moav beyleri Balam'ın yanında kaldı.
NUM 22:9 Tanrı Balam'a gelip, “Yanındaki bu adamlar kim?” dedi.
NUM 22:10 Balam Tanrı'ya şöyle dedi: “Moav Kralı Sippor oğlu Balak bana şöyle dedi:
NUM 22:11 'İşte, Mısır'dan çıkan halk yerin yüzünü kaplıyor. Şimdi gel de benim için onlara lanet oku. Belki onlara karşı savaşabilir ve onları kovabilirim.'”
NUM 22:12 Tanrı Balam'a, “Onlarla gitmeyeceksin” dedi. “O halkı lanetlemeyeceksin, çünkü onlar kutsanmıştır.”
NUM 22:13 Balam sabah kalktı ve Balak'ın beylerine şöyle dedi: “Ülkenize gidin; çünkü Yahve sizinle gelmeme izin vermiyor.”
NUM 22:14 Moav beyleri kalkıp Balak'a giderek, “Balam bizimle gelmeyi reddediyor” dediler.
NUM 22:15 Balak yine onlardan daha çok ve daha saygın beyler gönderdi.
NUM 22:16 Balam'a gelip şöyle dediler: “Sippor oğlu Balak şöyle diyor: 'Lütfen, hiçbir şey bana gelmene engel olmasın.
NUM 22:17 Çünkü seni büyük bir saygınlıkla yükselteceğim ve bana ne dersen onu yapacağım. Lütfen, gel de benim için bu halka lanet et.'”
NUM 22:18 Balam, Balak'ın hizmetkârlarına şöyle yanıt verdi: “Eğer Balak bana altın ve gümüş dolu evini verse bile, az olsun çok olsun, Tanrım Yahve'nin sözünün dışına çıkamam.
NUM 22:19 Bu nedenle şimdi lütfen, bu gece de burada kalın ki, Yahve'nin bana başka neler söyleyeceğini bileyim.”
NUM 22:20 Gece Tanrı Balam'a gelip şöyle dedi: “Eğer adamlar seni çağırmaya geldiyse kalk, onlarla birlikte git; ama yalnızca sana söylediğim sözü yapacaksın.”
NUM 22:21 Balam sabah kalktı, eşeğine palan vurdu ve Moav beyleriyle birlikte gitti.
NUM 22:22 O gittiği için Tanrı'nın öfkesi alevlendi; ve Yahve'nin meleği ona karşı bir düşman olarak yolda dikildi. Eşeğine binmişti ve iki hizmetçisi de yanındaydı.
NUM 22:23 Eşek, Yahve'nin meleğinin elinde kılıcını çekmiş yolda durduğunu gördü; ve eşek yoldan sapıp tarlanın içine girdi. Balam onu yola döndürmek için eşeğe vurdu.
NUM 22:24 Yahve'nin meleği üzüm bağları arasındaki dar bir yolda durdu; bu tarafta bir duvar, o tarafta bir duvar vardı.
NUM 22:25 Eşek Yahve'nin meleğini görünce kendini duvara attı ve Balam'ın ayağını duvara sıkıştırdı. Ona tekrar vurdu.
NUM 22:26 Yahve'nin meleği daha da ileri gitti, ne sağa ne de sola sapmak için yolun olmadığı dar bir yerde durdu.
NUM 22:27 Eşek Yahve'nin meleğini görünce Balam'ın altında yattı. Balam'ın öfkesi alevlendi ve değneğiyle eşeğe vurdu.
NUM 22:28 Yahve eşeğin ağzını açtı ve Balam'a, “Sana ne yaptım da bana böyle üç kez vurdun?” dedi.
NUM 22:29 Balam eşeğe, “Madem benimle alay ettin, keşke elimde bir kılıç olsaydı, seni şimdi öldürürdüm” dedi.
NUM 22:30 Eşek Balam'a şöyle dedi: “Bugüne dek bütün ömrün boyunca üzerine bindiğin eşeğin ben değil miyim? Sana böyle yapmışlığım oldu mu hiç?” “Hayır” dedi.
NUM 22:31 Sonra Yahve Balam'ın gözlerini açtı ve Yahve'nin meleğinin elinde kılıcını çekmiş yolda durduğunu gördü; ve başını eğip yüzüstü yere kapandı.
NUM 22:32 Yahve'nin meleği ona şöyle dedi: “Eşeğine neden böyle üç kez vurdun? İşte, sana düşman olarak çıktım, çünkü senin yolun önümde sapkındır.
NUM 22:33 Eşek beni gördü ve üç kez önümden saptı. Eğer önümden sapmamış olsaydı, şimdi seni kesinlikle öldürür, onu da sağ bırakırdım.”
NUM 22:34 Balam Yahve'nin meleğine şöyle dedi: “Günah işledim; çünkü bana karşı durduğunu bilmiyordum. Bu nedenle, eğer sen bundan hoşnut değilsen, geri döneceğim.”
NUM 22:35 Yahve'nin meleği Balam'a şöyle dedi: “Adamlarla birlikte git; ama yalnızca sana söyleyeceğim sözü söyleyeceksin.” Balam Balak'ın beyleriyle birlikte gitti.
NUM 22:36 Balak, Balam'ın geldiğini duyunca, onu karşılamak için Arnon sınırında, sınırın en uzak yerindeki Moav Kenti'ne gitti.
NUM 22:37 Balak, Balam'a şöyle dedi: “Seni çağırtmak için ciddiyetle çağrıda bulunmadım mı? Neden bana gelmedin? Seni gerçekten saygınlık için yükseltmeye ben yeterli değil miyim?”
NUM 22:38 Balam Balak'a şöyle dedi: “İşte, sana geldim. Artık bir şey söylemeye gücüm var mı? Tanrı’nın ağzıma koyduğu sözü söyleyeceğim.”
NUM 22:39 Balam Balak'la birlikte gitti ve Kiryat-Husot'a geldiler.
NUM 22:40 Balak sığır ve koyun kurban etti ve Balam'a ve kendisiyle birlikte olan beylere gönderdi.
NUM 22:41 Sabah Balak Balam'ı alıp Baal'ın yüksek yerlerine götürdü; ve oradan halkın bir kısmını gördü.
NUM 23:1 Balam, Balak'a, “Burada bana yedi sunak yap, burada benim için yedi boğayla yedi koç hazırla” dedi.
NUM 23:2 Balak, Balam'ın söylediği gibi yaptı; ve Balak ile Balam her sunakta bir boğa ve bir koç sundular.
NUM 23:3 Balam Balak'a, “Yakmalık sunularının yanında dur, ben de gideceğim” dedi. “Belki Yahve benimle buluşmaya gelecektir. Bana ne gösterirse onu sana söyleyeceğim.” Çıplak bir tepeye gitti.
NUM 23:4 Tanrı Balam'la karşılaştı ve Balam O'na şöyle dedi: “Yedi sunak hazırladım ve her sunakta bir boğayla bir koç sundum.”
NUM 23:5 Yahve Balam'ın ağzına bir söz koydu, “Balak'a dön, böylece konuşacaksın” dedi.
NUM 23:6 Onun yanına döndü ve işte, kendisi ve tüm Moav beyleri yakmalık sunusunun yanında duruyordu.
NUM 23:7 Benzetmesine şu sözle başladı: “Doğu dağlarındaki Moav Kralı Balak beni Aram'dan getirdi. Gel, benim için Yakov'a lanet et. Gel, İsrael'e meydan oku.
NUM 23:8 Tanrı'nın lanetlemediğini ben nasıl lanet edeyim? Yahve'nin meydan okumadığına ben nasıl meydan okuyayım?
NUM 23:9 Çünkü onu kayaların doruğundan görüyorum. Tepelerden ona bakıyorum. İşte, bu tek başına oturan bir halktır ve ulusların arasında sayılmayacaktır.
NUM 23:10 Yakov'un tozunu kim sayabilir, İsrael'in dörtte birini hesap edebilir? Doğruların ölümüyle öleyim! Benim sonum onunki gibi olsun!”
NUM 23:11 Balak, Balam'a, “Bana ne yaptın?” dedi. “Seni düşmanlarıma lanet etmeye getirdim ve işte, onları, hepsini yalnızca kutsadın.”
NUM 23:12 O yanıt verip dedi: “Yahve'nin ağzıma koyduğunu söylemeye dikkat etmem gerekmez mi?”
NUM 23:13 Balak ona, “Lütfen benimle birlikte onları görebileceğin başka bir yere gel” dedi. “Sadece bir kısmını göreceksin, hepsini görmeyeceksin. Benim için onlara oradan lanet et.”
NUM 23:14 Onu Sofim Kırı'na, Pisga Tepesi'ne götürdü, yedi sunak yaptı, her sunakta bir boğa ve bir koç sundu.
NUM 23:15 Balak'a, “Ben orada Tanrı'yla buluşurken sen burada, yakmalık sunularının yanında dur” dedi.
NUM 23:16 Yahve Balam'la karşılaştı ve onun ağzına bir söz koyup, “Balak'a dön ve şunu söyle” dedi.
NUM 23:17 Onun yanına geldi ve işte, kendisi ve Moav beyleri de yakmalık sunusunun yanında duruyordu. Balak ona, “Yahve ne söyledi?” dedi.
NUM 23:18 Benzetmesini sürdürüp şöyle dedi: “Kalk, ey Balak, ve dinle! Dinle beni, ey Sippor oğlu.
NUM 23:19 Tanrı bir insan değil ki, yalan söylesin, insanoğlu değil ki, düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı? Ya da konuşur da gerçekleştirmez mi?
NUM 23:20 İşte, kutsamak için buyruk aldım. O kutsadı, ben de geri çeviremem.
NUM 23:21 Yakov'da kötülük görmedi. İsrael'de de sapkınlık görmedi. Tanrısı Yahve onunladır. Bir kralın haykırışı onların arasındadır.
NUM 23:22 Tanrı onları Mısır'dan çıkarıyor. Yaban öküzü gibi gücü var.
NUM 23:23 Kesinlikle Yakov'a büyü tutmaz; İsrael'e fal işlemez. Şimdi Yakov ve İsrael için, 'Tanrı neler yaptı?' denilecektir.
NUM 23:24 İşte, bir halk dişi aslan gibi kalkıyor. Bir aslan gibi kendini yukarı kaldırıyor. Avının etini yemeden ve öldürülenlerin kanını içmeden yatmayacaktır.”
NUM 23:25 Balak, Balam'a, “Onlara ne hiç lanet et, ne de onları hiç kutsa” dedi.
NUM 23:26 Ama Balam Balak'a şu karşılığı verdi: “Ben sana, 'Yahve ne söylerse hepsini yapmalıyım' demedim mi?”
NUM 23:27 Balak, Balam'a, “Şimdi gel, seni başka bir yere götüreyim” dedi. “Belki oradan benim için onlara lanet etmenden Tanrı hoşnut olur.''
NUM 23:28 Balak, Balam'ı çöle bakan Peor Tepesi'ne götürdü.
NUM 23:29 Balam Balak'a, “Burada bana yedi sunak yap, burada benim için yedi boğayla yedi koç hazırla” dedi.
NUM 23:30 Balak, Balam'ın söylediklerini yaptı ve her sunakta bir boğayla bir koç sundu.
NUM 24:1 Balam, Yahve'nin İsrael'i kutsamaktan hoşnut olduğunu görünce, diğer seferler olduğu gibi kehanete başvurmak yerine yüzünü çöle çevirdi.
NUM 24:2 Balam gözlerini kaldırdı ve İsrael'in oymaklarına göre oturduğunu gördü; ve onun üzerine Tanrı'nın Ruhu geldi.
NUM 24:3 Benzetmesini şöyle sürdürdü ve dedi: “Beor oğlu Balam diyor ki, gözleri açık olan adam diyor ki;
NUM 24:4 Tanrı'nın sözlerini duyan, Her Şeye Gücü Yeten'in görümünü gören, yere kapanıp gözleri açılmış olan şöyle diyor:
NUM 24:5 Çadırların ne kadar güzel, ey Yakov, konutların da, ey İsrael!
NUM 24:6 Vadiler gibi, ırmak kıyısındaki bahçeler gibi, Yahve'nin diktiği öd ağaçları gibi, su kıyısındaki sedir ağaçları gibi yayıldılar.
NUM 24:7 Onun kovalarından su akacaktır. Onun tohumu birçok sularda olacaktır. Onun Kralı Agag'dan daha üstün olacaktır. Onun krallığı yüceltilecektir.
NUM 24:8 Tanrı onu Mısır'dan çıkarıyor. Onun yaban öküzü gibi gücü var. Düşmanları olan ulusları tüketecek, kemiklerini kıracak ve oklarıyla onları delecektir.
NUM 24:9 Çömeldi, aslan gibi yattı, dişi aslan gibi; onu kim kaldıracak? Seni kutsayan herkes kutsansın. Seni lanetleyen herkes lanetlensin.”
NUM 24:10 Balak'ın öfkesi Balam'a karşı alevlendi ve ellerini birbirine vurdu. Balak, Balam'a şöyle dedi: “Seni düşmanlarıma lanet etmeye çağırdım ve işte, onları bu üç keredir yalnızca kutsadın.
NUM 24:11 Bu nedenle şimdi yerine koş! Seni büyük bir saygınlıkla yükseltmeyi düşünmüştüm; ama işte, Yahve seni saygınlıktan yoksun bıraktı.”
NUM 24:12 Balam Balak'a şöyle dedi: “Bana gönderdiğin ulaklarına:
NUM 24:13 'Eğer Balak bana altın ve gümüş dolu evini verse bile, kendi fikrimle iyilik ya da kötülük etmek için Yahve'nin sözünün dışına çıkamam. Yahve'nin söylediğini söyleyeceğim' diye dememiş miydim?
NUM 24:14 İşte şimdi halkımın yanına gidiyorum. Gel, bu halkın son günlerde senin halkına ne yapacaklarını sana bildireyim.”
NUM 24:15 Benzetmesini şöyle sürdürdü ve dedi: “Beor oğlu Balam diyor ki, gözleri açık olan adam şöyle diyor;
NUM 24:16 Tanrı'nın sözlerini duyan, Yüceler Yücesi'nin bilgisini bilen ve yere kapanıp gözleri açık olarak Her Şeye Gücü Yeten'in görümünü gören şöyle diyor:
NUM 24:17 Onu görüyorum, ama şimdi değil. Ona bakıyorum ama yakın değil. Yakov'dan bir yıldız çıkacak. İsrael'den bir asa yükselecek, Moav'ı dört bir yanından vuracak ve Şet'in bütün oğullarını ezecek.
NUM 24:18 Edom mülk olacak. İsrael yiğitçe bunu yaparken, düşmanı Seir de mülk olacak.
NUM 24:19 Yakov'dan biri hüküm sürecek, ve kentte artakalanları yok edecek.”
NUM 24:20 Amalek'e baktı, benzetmesini sürdürüp şöyle dedi: “Amalek ulusların birincisiydi, ama onun sonu yıkım olacak.”
NUM 24:21 Kenli'ye baktı ve benzetmesini sürdürüp şöyle dedi: “Mesken yerin güçlüdür. Senin yuvan kaya içine koyulmuştur.
NUM 24:22 Yine de Aşur seni tutsak alana dek Keni harap olacaktır.”
NUM 24:23 Benzetmesini sürdürdü ve şöyle dedi: “Ne yazık ki, Tanrı bunu yaptığı zaman kim yaşayacak?
NUM 24:24 Ama Kittim kıyısından gemiler gelecek. Aşur'u ve Ever'i sarsacaklar. O da yıkıma uğrayacaktır.”
NUM 24:25 Balam kalkıp gitti ve yerine döndü; Balak da kendi yoluna gitti.
NUM 25:1 İsrael Şittim'de kaldı; ve halk Moav kızlarıyla zina yapmaya başladı;
NUM 25:2 çünkü halkı kendi ilâhlarına kurban sunmaya çağırıyorlardı. Halk yedi ve onların ilâhlarına eğildiler.
NUM 25:3 İsrael Baal Peor'a bağlandı ve Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi.
NUM 25:4 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Halkın bütün ileri gelenlerini al ve onları güneşe karşı Yahve'nin önünde as ki, Yahve'nin kızgın öfkesi İsrael'den dönsün.”
NUM 25:5 Moşe İsrael hâkimlerine şöyle dedi: “Herkes Baal Peor'a bağlanan adamlarını öldürsün.”
NUM 25:6 İşte, İsrael'in çocuklarından biri geldi, Moşe'nin gözü önünde, Buluşma Çadırı kapısında ağlamakta olan bütün İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu gözü önünde kardeşlerine Midyanlı bir kadın getirdi.
NUM 25:7 Kâhin Aron'un oğlu Eleazar'ın oğlu Pinehas bunu görünce topluluğun ortasından kalktı ve eline bir mızrak aldı.
NUM 25:8 İsraelli adamın peşinden çadıra girdi ve ikisini de, İsraelli adamın da, kadının da bedeninden mızrağı sapladı. Böylece İsrael'in çocukları arasındaki veba durduruldu.
NUM 25:9 Vebadan ölenler yirmi dört bindi.
NUM 25:10 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 25:11 “Kâhin Aron'un oğlu, Eleazar'ın oğlu Finehas, aralarındaki kıskançlığımla kıskandığı için İsrael'in çocuklarından gazabımı döndürdü, bundan ötürü İsrael'in çocuklarını kıskançlığımla tüketmedim.
NUM 25:12 Bu nedenle söyle, 'İşte, ona esenlik antlaşmamı veriyorum.
NUM 25:13 Kendisi ve kendisinden sonra soyu için sonsuz bir kâhinlik antlaşması olacaktır; çünkü o, Tanrı için kıskandı ve İsrael'in çocukları için kefaret etti.'”
NUM 25:14 İsraelli adamın adı, Midyanlı kadınla birlikte öldürülen kişi, Şimon'un oğulları ata evinin beyi Salu oğlu Zimri'ydi.
NUM 25:15 Öldürülen Midyanlı kadının adı Sur'un kızı Kozbi'ydi. Midyan'daki bir ata evi halkının beyiydi.
NUM 25:16 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 25:17 “Midyanlılar'ı sıkıştır ve onları vur;
NUM 25:18 çünkü Peor meselesinde hileleriyle sizi sıkıştırdılar; Peor meselesinde ve veba gününde öldürülen kız kardeşleri Midyan beyinin kızı Kozbi ile ilgili olayda sizi aldattılar.”
NUM 26:1 Vebadan sonra Yahve Moşe'ye ve kâhin Aron oğlu Eleazar'a şöyle dedi:
NUM 26:2 “Atalarının evlerine göre yirmi yaş ve üzeri İsrael'in çocuklarından tüm topluluğu, İsrael'de savaşa çıkabileceklerin tümünü sayın.”
NUM 26:3 Moşe ile Kâhin Eleazar, Yarden yanında, Yeriha'daki Moav ovalarında onlarla konuşup şöyle dediler:
NUM 26:4 “Yahve'nin Moşe'ye ve İsrael'in çocuklarına buyurduğu gibi, yirmi yaş ve yukarısını sayın.” Bunlar Mısır diyarından çıkanlardır.
NUM 26:5 İsrael'in ilk oğlu Ruven; Ruven'in oğulları: Hanok'tan Hanokiler soyu; Pallu'dan Palluliler soyu;
NUM 26:6 Hetsron'dan Hetsroniler soyu; Karmi'den Karmiler soyu.
NUM 26:7 Ruvenliler'in soyları bunlardır; ve onlardan sayılanlar kırk üç bin yedi yüz otuz kişiydi.
NUM 26:8 Pallu'nun oğlu: Eliav.
NUM 26:9 Eliav'ın oğulları: Nemuel, Datan ve Aviram. Bunlar, Yahve'ye başkaldırdıklarında Korah'ın yanında Moşe'ye ve Aron'a başkaldıran, topluluk tarafından çağrılan Datan ve Aviram'dır;
NUM 26:10 ve o topluluk öldüğünde, yer ağzını açıp Korah'la birlikte onları da yutmuştu; o sırada ateş iki yüz elli kişiyi yakıp tüketti ve onlar bir belirti haline geldiler.
NUM 26:11 Ne var ki, Korah'ın oğulları ölmedi.
NUM 26:12 Şimon'un oğulları soylarına göre: Nemuel'den Nemuelliler soyu; Yamin'den Yaminiler soyu; Yakin'den Yakiniler soyu;
NUM 26:13 Zerah'tan Zerahiler soyu; Şaul'dan Şauliler soyu.
NUM 26:14 Şimoniler'in soyları bunlardır; yirmi iki bin iki yüz.
NUM 26:15 Soylarına göre Gad'ın oğulları: Sefon'dan Sefoniler soyu; Haggi'den Haggililer soyu; Şuni'den Şunililer soyu;
NUM 26:16 Ozni'den Ozniniler soyu; Eri'den Erililer soyu;
NUM 26:17 Arod'tan Arodiler soyu; Areli'den Areliler soyu.
NUM 26:18 Gadoğulları'ndan sayılanlara göre soyları bunlardır, kırk bin beş yüz.
NUM 26:19 Yahuda'nın oğulları: Er ve Onan. Er ve Onan Kenan diyarında öldüler.
NUM 26:20 Soylarına göre Yahuda'nın oğulları: Şela'dan Şelaniler soyları; Peres'ten Peresiler soyu; Zerah'tan Zerahiler soyu.
NUM 26:21 Peres'in oğulları: Hetsron'dan Hetsroniler soyu; Hamul'dan Hamuliler soyu.
NUM 26:22 Onlardan sayılanlara göre Yahuda soyları bunlardır; yetmiş altı bin beş yüz.
NUM 26:23 Soylarına göre İssakar'ın oğulları: Tola'dan Tolaliler soyu; Puva'dan Puniler soyu;
NUM 26:24 Yaşuv'dan Yaşuviler soyu; Şimron'dan Şimroniler soyu.
NUM 26:25 Onlardan sayılanlara göre İssakar'ın soyları bunlardır; altmış dört bin üç yüz.
NUM 26:26 Soylarına göre Zevulun'un oğulları: Sered'ten Serediler soyu; Elon'dan Eloniler soyu; Yahleel'den Yahleeliler soyu.
NUM 26:27 Sayılanlara göre Zevuluniler soyları bunlardır, altmış bin beş yüz.
NUM 26:28 Soylarına göre Yosef'in oğulları: Manaşşe ve Efraim.
NUM 26:29 Manaşşe'nin oğulları: Makir'den Makiriler soyu; ve Makir Gilad'ın babası oldu; Gilad'tan Giladlılar soyu.
NUM 26:30 Gilad'ın oğulları şunlardır: İezer'den İezerliler soyu; Helek'ten Helekiler soyu;
NUM 26:31 ve Asriel'den Asrieliler soyu; ve Şekem'den Şekemiler soyu;
NUM 26:32 ve Şemida'dan Şemidailer soyu; ve Hefer'den Heferiler soyu.
NUM 26:33 Hefer oğlu Zelofehad'ın oğlu yoktu, yalnızca kızları vardı; ve Selofhad'ın kızlarının adları Mahla, Nuh, Hogla, Milka ve Tirsa idi.
NUM 26:34 Manaşşe'nin soyları bunlardır. Onlardan sayılanlar elli iki bin yedi yüz.
NUM 26:35 Soylarına göre Efraim'in oğulları şunlardır: Şutelah'tan Şutelahiler soyu; Beker'den Bekeriler soyu; Tahan'dan Tahaniler soyu.
NUM 26:36 Şutelah'ın oğulları şunlardır: Eran'dan Eraniler soyu.
NUM 26:37 Efraimoğulları'ndan sayılanlara göre soyları bunlardır, otuz iki bin beş yüz. Bunlar soylarına göre Yosef'in oğullarıdır.
NUM 26:38 Soylarına göre Benyamin'in oğulları: Bela'dan Belailer soyu; Aşbel'den Aşbeliler soyu; Ahiram'dan Ahiramiler soyu;
NUM 26:39 Şufam'dan Şufamiler soyu; Hufam'dan Hufamiler soyu.
NUM 26:40 Bela'nın oğulları Ard ve Naaman'dı; Ardiler soyu; ve Naaman'dan Naamiler soyu.
NUM 26:41 Soylarına göre Benyamin'in oğulları şunlardır; ve onlardan sayılanlar kırk beş bin altı yüz.
NUM 26:42 Soylarına göre Dan'ın oğulları şunlardır: Şuham'dan Şuhamiler soyu. Bunlar soylarına göre Dan'ın soylarıdır.
NUM 26:43 Kendilerinden sayılanlara göre Şuhamiler'in bütün soyları altmış dört bin dört yüz.
NUM 26:44 Soylarına göre Aşer'in oğulları: Yimna'dan Yimniler soyu; Yişvi'den Yişviler soyu; Beria'dan Berililer soyu.
NUM 26:45 Beria'nın oğullarından: Heber'den Heberiler soyu; Malkiel'den Malkieliler soyu.
NUM 26:46 Aşer'in kızının adı Serah'tı.
NUM 26:47 Sayılanlara göre Aşeroğulları'nın soyları bunlardır; elli üç bin dört yüz.
NUM 26:48 Soylarına göre Naftali'nin oğulları: Yahseel'den Yahseeliler soyu; Guni'den Guniler soyu;
NUM 26:49 Yeser'den Yeseriler soyu; Şillem'den Şillemiler soyu.
NUM 26:50 Soylarına göre Naftali soyları şunlardır; ve onlardan sayılanlar kırk beş bin dört yüz kişiydi.
NUM 26:51 İsrael'in çocuklarından sayılanlar bunlardır; altı yüz bin yedi yüz otuz.
NUM 26:52 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 26:53 “Ülke adlarının sayısına göre miras olarak bunlara bölünecektir.
NUM 26:54 Daha çok olana daha çok miras verecekseniz, daha az olana daha az miras vereceksiniz. Kendisinden sayılanlara göre herkese mirası verilecektir.
NUM 26:55 Bununla birlikte ülke kurayla bölünecek. Ata oymaklarının adlarına göre miras alacaklar.
NUM 26:56 Mirasları çok olanla az olan arasında kuraya göre bölünecektir.”
NUM 26:57 Levililer'den soylarına göre sayılanlar şunlardı: Gerşon'dan Gerşoniler soyu; Kohat'tan Kohatiler soyu; Merari'den Merariler soyu.
NUM 26:58 Levi soyları şunlardır: Livnî soyu, Hevronî soyu, Mahliler soyu, Muşîler soyu ve Korahîler soyu. Kohat Amram'ın babası oldu.
NUM 26:59 Amram'ın karısının adı Levi'nin Mısır'da doğan kızı Yokevet'ti. Amram'a Aron'u, Moşe'yi ve kız kardeşleri Miryam'ı doğurdu.
NUM 26:60 Aron'a Nadav, Avihu, Eleazar ve İtamar doğdu.
NUM 26:61 Nadav ile Avihu, Yahve'nin önünde yabancı ateş sundukları zaman öldüler.
NUM 26:62 Onlardan sayılanlar, bir aylık ve daha yukarı hepsi erkek olmak üzere, yirmi üç bin kişiydi; çünkü İsrael'in çocukları arasında sayılmadılar, çünkü İsrael'in çocukları arasında onlara miras verilmedi.
NUM 26:63 Bunlar, Yarden yanında, Yeriha'daki Moav ovalarında İsrael'in çocuklarını sayan Moşe ve Kâhin Eleazar'ın saydıkları kişilerdir.
NUM 26:64 Ancak bunların arasında, Sina Çölü'nde İsrael'in çocuklarını saymış olan Moşe ve Kâhin Aron'un saydıklarından kimse yoktu.
NUM 26:65 Çünkü Yahve onlar hakkında, “Kesinlikle çölde ölecekler” demişti. Onlardan Yefunne oğlu Kalev ile Nun oğlu Yeşu dışında kimse kalmamıştı.
NUM 27:1 Bunun üzerine Yosef'in oğlu Manaşşe soylarından Manaşşe oğlu Makir oğlu Gilad oğlu Hefer oğlu Selofhad'ın kızları yaklaştı. Kızlarının adları şunlardır: Mahla, Nuh, Hogla, Milka ve Tirsa.
NUM 27:2 Moşe'nin, Kâhin Eleazar'ın, beylerin ve bütün topluluğun önünde Buluşma Çadırı'nın kapısında durup şöyle dediler:
NUM 27:3 “Babamız çölde öldü. O, Korah'ın yanında Yahve'ye karşı toplananların arasında değildi, ama kendi günahı içinde öldü. Oğulları yoktu.
NUM 27:4 Oğlu olmadığı için babamızın adı neden soyu arasından kaldırılsın? Bize babamızın kardeşleri arasında bir mülk verin.”
NUM 27:5 Moşe onların davasını Yahve'nin önüne götürdü.
NUM 27:6 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 27:7 “Selofhad'ın kızları doğru söylüyor. Babalarının kardeşleri arasında onlara mutlaka miras vereceksin. Babalarının mirasını onlara geçireceksin.
NUM 27:8 İsrael'in çocuklarına söyleyip diyeceksin, 'Eğer bir adam oğlu olmadan ölürse, onun mirası onun kızına geçecektir.
NUM 27:9 Kızı yoksa mirasını kardeşlerine vereceksiniz.
NUM 27:10 Kardeşi yoksa mirasını babasının kardeşlerine vereceksiniz.
NUM 27:11 Babasının erkek kardeşi yoksa, mirasını soyundan kendisine en yakın olan akrabasına vereceksiniz ve o da onun mülkü olacak. Bu, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi İsrael'in çocukları için bir kural ve ilke olacaktır.'”
NUM 27:12 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Bu Havarim Dağı'na çık ve İsrael'in çocuklarına verdiğim ülkeyi gör.
NUM 27:13 Onu gördükten sonra, kardeşin Aron gibi sen de halkına kavuşacaksın.
NUM 27:14 Çünkü topluluğun çekişmesi sırasında, Zin Çölü'nde, onların gözleri önünde beni sularda kutsal sayma sözüme karşı başkaldırdın.'' (Bunlar Zin Çölü'ndeki Kadeş'te Meriva sularıdır.)
NUM 27:15 Moşe Yahve'ye şöyle dedi:
NUM 27:16 “Bütün insanların ruhlarının Tanrısı Yahve, topluluğun başına bir adam atasın;
NUM 27:17 o da onların önünden çıksın, onların önünden girsin, onları dışarı çıkarsın, onları içeri de getirsin ki, Yahve'nin topluluğu çobansız koyunlar gibi olmasın.”
NUM 27:18 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “Kendisinde Ruh bulunan Nun oğlu Yeşu'yu al ve elini onun üzerine koy.
NUM 27:19 Onu kâhin Eleazar'ın ve tüm topluluğun önüne çıkar; ve onu onların gözü önünde görevlendir.
NUM 27:20 Ona yetki vereceksin ki, İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu itaat etsinler.
NUM 27:21 Urim'in kararına göre Yahve'nin önünde onun için soracak olan Kâhin Eleazar'ın önünde duracak. Hem kendisi, hem de onunla birlikte bütün İsrael'in çocukları, bütün topluluk, onun sözü üzerine çıkacaklar ve onun sözü üzerine içeri girecekler.”
NUM 27:22 Moşe Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi yaptı. Yeşu'yu alıp kâhin Eleazar'ın ve bütün topluluğun önünde durdurdu.
NUM 27:23 Yahve'nin Moşe aracılığıyla söylediği gibi ellerini onun üzerine koydu ve onu görevlendirdi.
NUM 28:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 28:2 “İsrael'in çocuklarına buyur ve onlara de: 'Ateşle yapılan sunular yiyeceğimi, hoş koku olarak, zamanı geldiğinde bana sunmaya dikkat edin.'
NUM 28:3 Onlara şöyle diyeceksin: 'Yahve'ye sunacağınız ateşle yapılan sunu şudur: Sürekli yakmalık sunu olarak her gün iki baş olmak üzere bir yaşında kusursuz erkek kuzular.
NUM 28:4 Kuzulardan birini sabah, diğerini akşam sunacaksın,
NUM 28:5 ekmek sunusu olarak hinin dörtte biri kadar dövülmüş yağla yoğrulmuş onda bir efa ince un sunacaksın.
NUM 28:6 Bu, hoş koku olarak Sina Dağı'nda atanmış sürekli yakmalık sunudur, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunudur.
NUM 28:7 Onun dökmelik sunusu her kuzu için bir hinin dörtte biri kadar olacaktır. Kutsal Yerde Yahve'ye dökmelik sunu olarak ağır içkiden dökeceksin.
NUM 28:8 Diğer kuzuyu akşam üstü sunacaksın. Sabahın ekmek sunusu gibi, onun dökmelik sunusu gibi, onu Yahve'ye hoş koku olarak, ateşle yapılan sunu olarak sunacaksın.”
NUM 28:9 “'Şabat Günü, bir yaşında kusursuz iki erkek kuzu, ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş onda iki efa ince un ve onun dökmelik sunusunu sunacaksın.
NUM 28:10 Sürekli yakmalık sunuya ve onun dökmelik sunusuna ek olarak, her Şabat'ın yakmalık sunusu budur.”'
NUM 28:11 “'Aylarınızın başında Yahve'ye yakmalık sunu sunacaksınız: İki genç boğa, bir koç, bir yaşında kusursuz yedi erkek kuzu,
NUM 28:12 ve her boğa için, ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş efanın onda üçü ince un; ve bir koç için, ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş efanın onda ikisi ince un;
NUM 28:13 ve her kuzu için ekmek sunusu olarak yağla yoğrulmuş efanın onda biri ince un, yakmalık sunu, hoş koku olarak Yahve'ye ateşle yapılan sunu sunacaksınız.
NUM 28:14 Onların dökmelik sunuları olarak boğa için yarım hin şarap, koç için hinin üçte biri ve kuzu için hinin dörtte biri kadar şarap olacak. Bu, yılın ayları boyunca her ayın yakmalık sunusudur.
NUM 28:15 Sürekli yakmalık sunu ve dökmelik sunuya ek olarak Yahve'ye günah sunusu olarak bir teke de sunulacaktır.'”
NUM 28:16 “'Birinci ayın on dördüncü günü Yahve'nin Pesah'ıdır.
NUM 28:17 Bu ayın on beşinci günü bayram olacaktır. Yedi gün mayasız ekmek yenilecektir.
NUM 28:18 İlk gün kutsal toplantı yapılacak. Olağan hiçbir iş yapmayacaksınız;
NUM 28:19 yalnızca Yahve'ye ateşte yapılan sunu olarak yakmalık sunu sunacaksınız: İki genç boğa, bir koç ve bir yaşında yedi erkek kuzu. Onlar kusursuz olacaklar,
NUM 28:20 onların ekmek sunusuyla birlikte, yağla yoğrulmuş ince un. Boğa için onda üç, koç için onda iki sunacaksınız.
NUM 28:21 Yedi kuzunun her kuzusu için onda birini;
NUM 28:22 ve günah sunusu olarak sizin için kefaret etmek üzere bir teke sunacaksınız.
NUM 28:23 Sürekli yakmalık sunu olarak sunulan sabah yakmalık sunularına ek olarak bunları da sunacaksınız.
NUM 28:24 Böylece, Yahve'ye hoş koku olarak, ateşle yapılan sununun yiyeceğini her gün, yedi gün boyunca sunacaksınız. Sürekli yakmalık sunu ve dökmelik sunuya ek olarak sunulacaktır.
NUM 28:25 Yedinci gün kutsal toplantı olacaktır. Olağan hiçbir iş yapmayacaksınız.'”
NUM 28:26 “'İlk ürünler günü, Haftalar Bayramı'nda Yahve'ye yeni ekmek sunusu sunduğunuz zaman, sizin için kutsal bir toplantı da olacaktır. Olağan hiçbir iş yapmayacaksınız;
NUM 28:27 ama Yahve'ye hoş koku, yakmalık sunu olarak: İki genç boğa, bir koç, bir yaşında yedi erkek kuzu;
NUM 28:28 ve onların ekmek sunusu, yağla yoğrulmuş ince un, her boğa için onda üç, bir koç için onda iki,
NUM 28:29 yedi kuzunun her kuzusu için onda bir;
NUM 28:30 ve sizin için kefaret etmek üzere bir de teke sunacaksınız.
NUM 28:31 Sürekli yakmalık sunu ve ekmek sunusu dışında, bunları ve onların dökmelik sunuları da sunacaksınız. Onların kusursuz olmasına dikkat edin.'”
NUM 29:1 “'Yedinci ayın birinci günü kutsal toplantınız olacak; olağan hiçbir iş yapmayacaksın. Bu size boru çalma günüdür.
NUM 29:2 Yahve'ye hoş koku, yakmalık sunu olarak: Bir genç boğa, bir koç, bir yaşında kusursuz yedi erkek kuzu;
NUM 29:3 ve bunların ekmek sunuları olarak, yağla yoğrulmuş ince un; boğa için onda üç, koç için onda iki,
NUM 29:4 ve yedi kuzunun her kuzusu için onda bir;
NUM 29:5 ve günah sunusu olarak sizin için kefaret etmek üzere bir teke sunacaksınız;
NUM 29:6 bu, yakmalık sunuyla birlikte yeni ay sunusuna, onun ekmek sunusuyla sürekli yakmalık sunuya ve usulüne göre hoş koku için dökmelik sunulara ek olarak, Yahve'ye ateşle yapılan bir sunudur.'”
NUM 29:7 “'Bu yedinci ayın onuncu günü kutsal toplantınız olacak. Canlarınıza acı çektireceksiniz. Hiçbir iş yapmayacaksınız;
NUM 29:8 yalnızca hoş koku olarak Yahve'ye yakmalık sunu olarak: Bir genç boğa, bir koç, bir yaşında yedi erkek kuzu; hepsi kusursuz olacaklar;
NUM 29:9 ve bunların ekmek sunusu olarak, yağla yoğrulmuş ince un; boğa için onda üç, bir koç için onda iki,
NUM 29:10 yedi kuzunun her kuzusu için onda bir;
NUM 29:11 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, kefaret günah sunusuna, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunularına ektir.'”
NUM 29:12 “'Yedinci ayın on beşinci günü kutsal toplantınız olacaktır. Olağan hiçbir iş yapmayacaksınız. Yedi gün Yahve'ye bayram tutacaksınız.
NUM 29:13 Yakmalık sunu, ateşle yapılan sunu, hoş kokulu olarak, on üç genç boğa, iki koç, bir yaşında on dört erkek kuzu; hepsi kusursuz olacaklar;
NUM 29:14 ve bunların ekmek sunusu olarak, yağla yoğrulmuş ince un; on üç boğadan her boğa için onda üç, iki koçtan her koç için onda iki,
NUM 29:15 ve on dört kuzunun her kuzusu için onda biri;
NUM 29:16 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:17 “'İkinci gün on iki genç boğa, iki koç ve bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu sunacaksınız;
NUM 29:18 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:19 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:20 “'Üçüncü gün on bir boğa, iki koç, bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu;
NUM 29:21 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:22 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:23 “'Dördüncü günde on boğa, iki koç, bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu;
NUM 29:24 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:25 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:26 “'Beşinci gün dokuz boğa, iki koç, bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu;
NUM 29:27 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:28 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:29 “'Altıncı gün sekiz boğa, iki koç, bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu;
NUM 29:30 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:31 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:32 “'Yedinci gün: Yedi boğa, iki koç, bir yaşında kusursuz on dört erkek kuzu;
NUM 29:33 ve bunların sayısına göre, usulüne göre, boğalar, koçlar ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:34 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.'”
NUM 29:35 “'Sekizinci gün kutsal toplanmanız olacaktır. Olağan hiçbir iş yapmayacaksınız;
NUM 29:36 yalnız yakmalık sunu, ateşte yapılan sunu, hoş koku olarak Yahve'ye, bir boğa, bir koç, bir yaşında kusursuz yedi erkek kuzu;
NUM 29:37 bunların sayısına göre, usulüne göre, boğa için, koç için ve kuzular için onların ekmek sunusunu ve onların dökmelik sunularını;
NUM 29:38 günah sunusu olarak bir teke sunacaksınız; bu, sürekli yakmalık sunuya, onun ekmek sunusuna ve onun dökmelik sunusuna ektir.
NUM 29:39 “'Yakmalık sunularınız, ekmek sunularınız, dökmelik sunularınız ve esenlik sunularınız olarak, adaklarınızın ve gönüllü sunularınızın yanısıra, bunları da belirlenen bayramlarınızda Yahve'ye sunacaksınız.'”
NUM 29:40 Moşe Yahve'nin kendisine buyurduğu her şeye göre İsrael'in çocuklarına söyledi.
NUM 30:1 Moşe İsrael'in çocuklarının oymak başlarıyla konuşup şöyle dedi: “Yahve'nin buyurduğu şey şudur.
NUM 30:2 Bir adam Yahve'ye adak adadığında, ya da canını bir bağla bağlayacağına dair ant içtiğinde, sözünden dönmeyecektir. Ağzından çıkan her şeye göre yapacaktır.”
NUM 30:3 “Bir kadın da gençliğinde babasının evindeyken Yahve'ye adak adadığında ve kendisini bir sözle bağladığında,
NUM 30:4 ve babası onun canını bağladığı adağı ve sözü duyar; ona hiçbir şey söylemezse, bütün adakları geçerli olacak ve canını bağladığı her söz yerinde duracaktır.
NUM 30:5 Ama eğer babası duyduğu gün onu yasaklarsa, onun canını bağladığı adakların ya da verdiği sözlerin hiçbiri geçerli olmayacaktır. Babası onu yasakladığı için Yahve onu bağışlayacaktır.”
NUM 30:6 “Eğer adakları, ya da canının bağladığı dudaklarının aceleci sözleri üzerindeyken kocaya varırsa,
NUM 30:7 ve kocası bunu duyarsa ve duyduğu gün ona hiçbir şey söylemezse; o zaman onun adakları geçerli olacak ve canını bağladığı sözleri yerinde duracaktır.
NUM 30:8 Ama kocası bunu duyduğu gün onu yasaklarsa, o zaman onun üzerine olan adağını ve canını bağladığı dudaklarının aceleci sözlerini geçersiz kılmış olur. Yahve onu bağışlayacaktır.”
NUM 30:9 “Ancak dul kadının ya da boşanmış kadının adağı, canını bağladığı her şey ona karşı olacaktır.”
NUM 30:10 “Eğer kadın kocasının evinde adak adadıysa, ya da canını bir antla bağladıysa,
NUM 30:11 ve kocası bunu duyduysa, ona karşı sessiz kaldıysa ve ona engel olmadıysa, o zaman onun bütün adakları geçerli olacak ve canını bağladığı her söz yerinde duracaktır.
NUM 30:12 Ama eğer kocası duyduğu gün bunları geçersiz kıldıysa, o zaman onun adaklarıyla ya da canının bağıyla ilgili olarak ağzından çıkan hiçbir şey geçerli olmayacaktır. Kocası bunları geçersiz kılmıştır. Yahve onu bağışlayacaktır.
NUM 30:13 Canı yaralayan her adak ve bağlayan andı kocası yerine getirebilir, ya da kocası onu geçersiz kılabilir.
NUM 30:14 Ama eğer kocası günden güne geçerken ona bir şey söylemezse, o zaman kocası onun üzerine olan bütün adaklarını ya da verdiği bütün sözlerini sağlamlaştırmıştır. Bunları duyduğu gün ona hiçbir şey söylemediği için pekiştirmiştir.
NUM 30:15 Ama eğer onları duyduktan sonra geçersiz kılarsa, o zaman kadının suçunu yüklenecektir.”
NUM 30:16 Bunlar, erkekle karısı arasında, bir baba ile kızı arasında, gençliğinde kızın babasının evinde olduğunda, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu kurallardır.
NUM 31:1 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 31:2 “İsrael'in çocuklarının Midyanlılar'dan öcünü al. Ondan sonra halkına kavuşacaksın.”
NUM 31:3 Moşe halka seslenip şöyle dedi: “Midyan'dan Yahve'nin öcünü almak için Midyan'a karşı savaşmak üzere aranızdan adamlar silahlandırın.
NUM 31:4 Her oymaktan, İsrael'in bütün oymaklarından bin kişiyi savaşa göndereceksiniz.”
NUM 31:5 Böylece İsrael binlerinden, her oymaktan bin kişi, savaş için silahlanmış on iki bin kişi teslim edildi.
NUM 31:6 Moşe, elinde Kutsal Yer'in takımları ve çağrı borularıyla, her oymaktan bin kişiyi kâhin Eleazar oğlu Pinehas'la savaşa gönderdi.
NUM 31:7 Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi Midyan'a karşı savaştılar. Her erkeği öldürdüler.
NUM 31:8 Midyan krallarını da diğerleriyle birlikte öldürdüler: Beş Midyan kralı Evi, Rekem, Sur, Hur ve Reva'dır. Beor oğlu Balam'ı da kılıçla öldürdüler.
NUM 31:9 İsrael'in çocukları Midyanlı kadınları çocuklarıyla birlikte esir aldılar; ve bütün hayvanlarını, bütün davarlarını ve bütün mallarını yağmaladılar.
NUM 31:10 Yaşadıkları yerlerdeki bütün kentleri ve ordugâhlarını ateşe verdiler.
NUM 31:11 Bütün tutsakları, insan olsun hayvan olsun yağmalanan her şeyi aldılar.
NUM 31:12 Tutsakları ganimetle birlikte yağmayı Moşe'ye, Kâhin Eleazar'a ve İsrael'in çocukları topluluğuna, Yarden'in yanında, Yeriha'daki Moav ovalarında bulunan ordugâha getirdiler.
NUM 31:13 Moşe ve Kâhin Eleazar, topluluğun bütün beyleriyle birlikte onları karşılamak için ordugâhın dışına çıktılar.
NUM 31:14 Moşe, savaş hizmetinden gelen subaylara, binbaşılara, yüzbaşılara öfkelendi.
NUM 31:15 Moşe onlara şöyle dedi: “Kadınların hepsini sağ mı bıraktınız?
NUM 31:16 İşte bunlar, Balam'ın öğüdüyle İsrael'in çocuklarının Peor meselesinde Yahve'ye karşı suç işlemesine neden oldu ve böylece Yahve'nin topluluğu arasında veba oldu.
NUM 31:17 Şimdi çocuklar arasındaki her erkeği öldürün ve erkekle yatmış, erkek bilen her kadını öldürün.
NUM 31:18 Yalnız erkekle yatmamış, erkek bilmeyen bütün kızları kendiniz için sağ bırakın.”
NUM 31:19 “Yedi gün ordugâhın dışında konaklayın. İnsan öldüren herkes ve öldürülmüş olana dokunan herkes, siz ve esirleriniz üçüncü ve yedinci günde kendinizi arındırın.
NUM 31:20 Her giysiyi, deriden yapılmış her şeyi, keçi kılından yapılmış her işi ve ağaçtan yapılmış her şeyi arındıracaksınız.”
NUM 31:21 Kâhin Eleazar savaşa giden askerlere şöyle dedi: “Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu yasanın kuralı budur.
NUM 31:22 Ancak altını, gümüşü, tuncu, demiri, kalayı ve kurşunu,
NUM 31:23 ateşe dayanıklı olan her şeyi ateşten geçireceksiniz ve o temiz olacaktır; yine de kirlilik suyu ile arındırılacaktır. Ateşe dayanamayan her şeyi sudan geçireceksiniz.
NUM 31:24 Yedinci gün giysilerinizi yıkayacaksınız ve temiz olacaksınız. Ondan sonra ordugâha gireceksiniz.”
NUM 31:25 Yahve Moşe'ye şöyle dedi,
NUM 31:26 “Sen, kâhin Eleazar ve topluluğun ata evlerinin başları olmak üzere insanlardan ve hayvanlardan alınan ganimeti say;
NUM 31:27 ve ganimeti savaşta becerikli, savaşa giden adamlar ile tüm topluluk arasında ikiye böl.
NUM 31:28 Savaşa çıkan savaşçılardan beş yüzde bir can olmak üzere; insanlardan, sığırlardan, eşeklerden ve sürülerden Yahve için vergi alacaksın.
NUM 31:29 Onların yarısından alıp Yahve'ye sallamalık sunu olarak kâhin Eleazar'a vereceksin.
NUM 31:30 İsrael'in çocuklarına düşen yarıdan, insanlardan, sığırlardan, eşeklerden, davarlardan ve bütün hayvanlardan seçilen her elli kişiden birini alıp onları Yahve'nin konutu görevini gerçekleştiren Levililer'e vereceksin.”
NUM 31:31 Moşe ve Kâhin Eleazar, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yaptılar.
NUM 31:32 Savaşçıların yağmaladığı ganimetin dışında, yağmalananlar arasında altı yüz yetmiş beş bin koyun,
NUM 31:33 yetmiş iki bin sığır,
NUM 31:34 altmış bir bin eşek,
NUM 31:35 ve erkekle yatmamış, erkek bilmeyen kadınlardan toplam otuz iki bin kişi vardı.
NUM 31:36 Savaşa çıkanların payına düşen yarının sayısı üç yüz otuz yedi bin beş yüz koyundu;
NUM 31:37 Yahve'nin koyunlardan aldığı vergi altı yüz yetmiş beşti.
NUM 31:38 Sığırlar otuz altı bindi; bunlardan Yahve'nin vergisi yetmiş ikiydi.
NUM 31:39 Eşekler otuz bin beş yüzdü; bunların Yahve'nin vergisi altmış birdi.
NUM 31:40 On altı bin kişi vardı; bunlardan Yahve'nin vergisi otuz iki kişiydi.
NUM 31:41 Moşe, Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi, Yahve'nin sallamalık sunu olan vergiyi Kâhin Eleazar'a verdi.
NUM 31:42 Moşe'nin savaşan erkeklerden böldüğü İsrael'in çocuklarının yarısından
NUM 31:43 (şimdi topluluğun yarısı üç yüz otuz yedi bin beş yüz koyun,
NUM 31:44 otuz altı bin sığır,
NUM 31:45 otuz bin beş yüz eşek,
NUM 31:46 ve on altı bin kişiydi),
NUM 31:47 İsrael'in çocuklarının yarısından, insandan olsun, hayvandan olsun, her elliden çekilmiş olsun birisini, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi Yahve'nin konutu görevini gerçekleştiren Levililer'e verdi.
NUM 31:48 Ordu binlerinin başındaki subaylar, binbaşılar ve yüzbaşılar Moşe'ye yaklaştı.
NUM 31:49 Moşe'ye şöyle dediler: “Hizmetkârların, komutamız altındaki askerlerin tamamını aldık; aramızdan tek bir adam bile eksik değil.
NUM 31:50 Yahve'nin önünde canlarımızın kefareti olsun diye, herkesin bulduğu sunuları, altın takıları, ayak halkaları, bilezikleri, mühür yüzüklerini, küpeleri ve kolyeleri getirdik.”
NUM 31:51 Moşe ile Kâhin Eleazar onlardan altınları, işlenmiş mücevherlerin hepsini aldılar.
NUM 31:52 Binbaşıların ve yüzbaşıların Yahve'ye sundukları sallama sunusu altının tamamı on altı bin yedi yüz elli şekeldi.
NUM 31:53 Savaşcılar, hepsi kendisi için ganimet almıştı.
NUM 31:54 Moşe ile Kâhin Eleazar, binbaşılardan ve yüzbaşılardan altını aldılar ve Yahve'nin önünde İsrael'in çocuklarının anılması için Buluşma Çadırı'na getirdiler.
NUM 32:1 Ruven'in çocuklarının ve Gad'ın çocuklarının çok sayıda hayvanı vardı. Yazer ülkesini ve Gilad ülkesini gördüler. İşte, o yer hayvanlara göre bir yerdi.
NUM 32:2 Bunun üzerine Gad'ın çocukları ve Ruven'in çocukları gelip Moşe'ye, Kâhin Eleazar'a ve topluluğun beylerine şöyle dediler:
NUM 32:3 “Atarot, Dibon, Yazer, Nimra, Heşbon, Eleale, Sevam, Nevo, ve Beon,
NUM 32:4 Yahve'nin İsrael topluluğunun önünde vurduğu ülke, hayvancılık diyarıdır; hizmetkârının da hayvanları var.”
NUM 32:5 Onlar, “Eğer senin gözünde lütuf bulduysak, bu diyar mülk olarak hizmetkârlarına verilsin” dediler. “Bizi Yarden'den geçirmeyin.”
NUM 32:6 Moşe Gad'ın çocuklarına ve Ruven'in çocuklarına şöyle dedi: “Siz burada otururken kardeşleriniz savaşa mı gidecek?
NUM 32:7 İsrael'in çocuklarının yüreğini Yahve'nin kendilerine verdiği ülkeye gitmekten neden vazgeçiriyorsunuz?
NUM 32:8 Babalarınızı ülkeyi görmek için Kadeş-Barnea'dan gönderdiğimde öyle yaptılar.
NUM 32:9 Çünkü Eşkol Vadisi'ne çıkıp ülkeyi gördüklerinde, Yahve'nin kendilerine verdiği ülkeye girmesinler diye, İsrael'in çocuklarının yüreğini yılgınlığa düşürdüler.
NUM 32:10 O gün Yahve'nin öfkesi alevlendi ve şöyle ant içti:
NUM 32:11 'Mısır'dan çıkan yirmi yaş ve üzeri adamlardan hiçbiri, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a ant içtiğim ülkeyi kesinlikle görmeyecekler; çünkü tamamen beni izlemediler,
NUM 32:12 Kenizzi Yefunne oğlu Kalev ve Nun oğlu Yeşu dışında, tamamen beni izlemediler; çünkü onlar tamamen Yahve'nin ardınca gittiler.'
NUM 32:13 Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve Yahve'nin gözünde kötülük yapan tüm kuşak tükeninceye dek, kırk yıl onları çölde gezdirdi.”
NUM 32:14 “İşte, Yahve'nin İsrael'e karşı öfkesini artırmak için, günahkâr artışıyla, atalarınızın yerine siz kalktınız.
NUM 32:15 Çünkü onun arkasından dönerseniz, yine onları çölde bırakacaktır; siz de bu insanların hepsini yok edeceksiniz.”
NUM 32:16 Onun yanına gelip şöyle dediler: “Burada hayvanlarımız için ağıllar, çocuklarımız için kentler kuracağız;
NUM 32:17 ama biz, İsrael'in çocuklarını kendi yerlerine götürünceye kadar, onların önünden gitmek üzere silahlanmış olacağız. Küçüklerimiz bu ülke sakinleri yüzünden surlu kentlerde oturacaklar.
NUM 32:18 İsrael'in çocuklarının tümü miraslarını alana dek evlerimize dönmeyeceğiz.
NUM 32:19 Çünkü biz Yarden'in karşı yakasında ve ötesinde miras almayacağız; çünkü mirasımız bize Yarden'in bu yakasında, doğuya doğru düştü.”
NUM 32:20 Moşe onlara şöyle dedi: “Eğer bunu yaparsanız, Yahve'nin önünde savaşa gitmek üzere silahlanırsanız,
NUM 32:21 silahlı adamlarınızın her biri, düşmanlarını önden kovana dek Yahve'nin önünde Yarden'den geçecek,
NUM 32:22 ülke Yahve'nin önünde boyunduruk altına alınınca; sonra geri döneceksiniz ve Yahve'ye ve İsrael'e karşı yükümlülüklerinizden kurtulacaksınız. O zaman bu diyar Yahve'nin önünde sizin mülkünüz olacaktır.”
NUM 32:23 “Ama eğer bunu yapmazsanız, işte, Yahve'ye karşı günah işlemiş olursunuz; ve emin olun günahınız sizi bulacaktır.
NUM 32:24 Çocuklarınız için kentler, koyunlarınız için ağıllar yapın; ve ağzınızdan çıkanı yapın.”
NUM 32:25 Gad'ın çocukları ile Ruven'in çocukları Moşe'ye şöyle dediler: “Hizmetkârların efendimin buyurduğu gibi yapacaklar.
NUM 32:26 Çocuklarımız, karılarımız, davarlarımız ve bütün hayvanlarımız burada, Gilad kentlerinde olacaklar;
NUM 32:27 ama efendimin dediği gibi, savaş için silahlanmış olan herkes, hizmetkârların Yahve'nin önünden geçecekler.''
NUM 32:28 Bunun üzerine Moşe, Kâhin Eleazar'a, Nun oğlu Yeşu'ya ve İsrael'in çocuklarının boylarının atalar evleri beylerine onlar hakkında buyruk verdi.
NUM 32:29 Moşe onlara şöyle dedi: “Eğer Gad'ın çocukları ve Ruven'in çocukları, savaşmak üzere silahlanmış olan her adam Yahve'nin önünde sizinle birlikte Yarden'den geçerlerse, ve ülke önünüzde boyunduruk altına alınırsa, o zaman onlara mülk olarak Gilad diyarını vereceksiniz;
NUM 32:30 ama eğer silahlı olarak sizinle birlikte geçmezlerse, Kenan ülkesinde aranızda mülkleri olacaktır.”
NUM 32:31 Gad'ın çocukları ile Ruven'in çocukları şöyle yanıt verdiler: “Yahve'nin senin hizmetkârlarına söylediği gibi, biz de öyle yapacağız.
NUM 32:32 Yahve'nin önünde silahlanmış olarak Kenan ülkesine geçeceğiz ve mirasımızın mülkü Yarden'in ötesinde bizde kalacaktır.”
NUM 32:33 Moşe onlara, Amorlular'ın kralı Sihon'un krallığını ve Başan Kralı Og'un krallığını; ülkeyi, kentlerine ve sınırlarına göre, kentin çevresindeki arazileriyle, Gad'ın çocuklarına, Ruven'in çocuklarına ve Yosef oğlu Manaşşe'nin yarım oymağına verdi.
NUM 32:34 Gad'ın çocukları Divon'u, Atarot'u, Aroer'i,
NUM 32:35 Atrot-şofan'ı, Yazer'i, Yogveha'yı,
NUM 32:36 Beyt-Nimra'yı ve Beyt-Haran'ı kurdular; bunlar surlu kentler ve koyun ağıllarıydı.
NUM 32:37 Ruven'in çocukları Heşvon'u, Eleale'yi, Kiriatayim'i,
NUM 32:38 Nevo'yu, Baal Meon'u (adları değiştirildi) ve Sivma'yı kurdular. Kurdukları kentlere başka adlar verdiler.
NUM 32:39 Manaşşe oğlu Makir'in çocukları Gilad'a giderek orayı aldılar ve orada yaşayan Amorlular'ın mülklerinden ettiler.
NUM 32:40 Moşe Gilad'ı Manaşşe oğlu Makir'e verdi; ve orada yaşadı.
NUM 32:41 Manaşşe oğlu Yair gitti ve onların köylerini aldı ve onlara Havvot Yair adını verdi.
NUM 32:42 Novah gidip Kenat'ı ve köylerini aldı ve oraya kendi adını, Novah adını verdi.
NUM 33:1 İsrael'in çocuklarının Moşe'yle Aron'un eli altında ordularıyla Mısır diyarından çıktıklarında yaptıkları yolculuklar bunlardır.
NUM 33:2 Moşe Yahve'nin buyruğu uyarınca yolculuklarının başlangıç noktalarını yazdı. Bunlar başlangıç noktalarına göre yolculuklarıdır.
NUM 33:3 Birinci ayın on beşinci günü Ramses'ten yola çıktılar. Pesah'ın ertesi günü, İsrael'in çocukları tüm Mısırlılar'ın gözü önünde büyük bir el aracılığıyla çıktılar.
NUM 33:4 Mısırlılar, Yahve'nin aralarında vurduğu ilk doğanların hepsini gömüyordu. Yahve aynı zamanda onların ilâhlarını da yargılamıştı.
NUM 33:5 İsraelliler Ramses'ten yola çıkıp Sukkot'ta konakladılar.
NUM 33:6 Sukkot'tan yola çıkıp çölün kıyısındaki Etam'da konakladılar.
NUM 33:7 Etam'dan yola çıkıp Baal Sefon'un önündeki Pihahirot'a döndüler ve Migdol'un önünde konakladılar.
NUM 33:8 Hahirot'un önünden yola çıkıp denizin ortasından çöle doğru ilerlediler. Etam çölünde üç günlük bir yol alıp Mara'da konakladılar.
NUM 33:9 Mara'dan yola çıkıp Elim'e geldiler. Elim'de on iki su kaynağı ve yetmiş palmiye ağacı vardı ve orada konakladılar.
NUM 33:10 Elim'den yola çıkıp Kızıldeniz'in yanında konakladılar.
NUM 33:11 Kızıldeniz'den yola çıkıp Sin Çölü'nde konakladılar.
NUM 33:12 Sin Çölü'nden yola çıkıp Dofka'da konakladılar.
NUM 33:13 Dofka'dan yola çıkıp Aluş'ta konakladılar.
NUM 33:14 Aluş'tan yola çıkıp halkın içmesi için suyun olmadığı Refidim'de konakladılar.
NUM 33:15 Refidim'den yola çıkıp Sina Çölü'nde konakladılar.
NUM 33:16 Sina Çölü'nden yola çıkıp Kivrot Hattaava'da konakladılar.
NUM 33:17 Kivrot Hattaava'dan yola çıkıp Haserot'ta konakladılar.
NUM 33:18 Haserot'tan yola çıkıp Ritma'da konakladılar.
NUM 33:19 Ritma'dan yola çıkıp Rimmon Peres'te konakladılar.
NUM 33:20 Rimmon Peres'ten yola çıkıp Livna'da konakladılar.
NUM 33:21 Livna'dan yola çıkıp Rissa'da konakladılar.
NUM 33:22 Rissa'dan yola çıkıp Kehelata'da konakladılar.
NUM 33:23 Kehelata'dan yola çıkıp Şefer Dağı'nda konakladılar.
NUM 33:24 Şefer Dağı'ndan yola çıkıp Harada'da konakladılar.
NUM 33:25 Harada'dan yola çıkıp Makhelot'ta konakladılar.
NUM 33:26 Makhelot'tan yola çıkıp Tahat'ta konakladılar.
NUM 33:27 Tahat'tan yola çıkıp Terah'ta konakladılar.
NUM 33:28 Terah'tan yola çıkıp Mitka'da konakladılar.
NUM 33:29 Mitka'dan yola çıkıp Haşmona'da konakladılar.
NUM 33:30 Haşmona'dan yola çıkıp Moserot'ta konakladılar.
NUM 33:31 Moserot'tan yola çıkıp Bene Yaakan'da konakladılar.
NUM 33:32 Bene Yaakan'dan yola çıkıp Hor Haggidgad'da konakladılar.
NUM 33:33 Hor Haggidgad'dan yola çıkıp Yotvata'da konakladılar.
NUM 33:34 Yotvata'dan yola çıkıp Avrona'da konakladılar.
NUM 33:35 Avrona'dan yola çıkıp Esyon Geber'de konakladılar.
NUM 33:36 Esyon Geber'den yola çıkıp Zin Çölü'ndeki Kadeş'te konakladılar.
NUM 33:37 Kadeş'ten yola çıkıp Edom ülkesinin kenarındaki Hor Dağı'nda konakladılar.
NUM 33:38 Kâhin Aron, İsrael'in çocuklarının Mısır diyarından çıkışının kırkıncı yılında, beşinci ayın, ayın birinci günü, Yahve'nin buyruğu uyarınca Hor Dağı'na çıktı ve orada öldü.
NUM 33:39 Aron Hor Dağı'nda öldüğünde yüz yirmi üç yaşındaydı.
NUM 33:40 Güneyde Kenan ülkesinde yaşayan Kenanlı Arad Kralı, İsrael'in çocuklarının geldiğini duydu.
NUM 33:41 Hor Dağı'ndan yola çıkıp Salmona'da konakladılar.
NUM 33:42 Salmona'dan yola çıkıp Punon'da konakladılar.
NUM 33:43 Punon'dan yola çıkıp Ovot'ta konakladılar.
NUM 33:44 Ovot'tan yola çıkıp Moav sınırındaki İye Avarim'de konakladılar.
NUM 33:45 İyim'den yola çıkıp Divon Gad'da konakladılar.
NUM 33:46 Divon Gad'dan yola çıkıp Almon Divlatayim'de konakladılar.
NUM 33:47 Almon Divlatayim'den yola çıkıp Nevo'nun önündeki Avarim dağlarında konakladılar.
NUM 33:48 Avarim dağlarından ayrılıp Yarden yanında, Yeriha'daki Moav ovalarında konakladılar.
NUM 33:49 Yarden yanında, Beyt-Yeşimot'tan Moav ovalarındaki Avel-Şittim'e kadar konakladılar.
NUM 33:50 Yahve, Moav ovalarında, Yarden yanında, Yeriha'da Moşe'ye şöyle dedi,
NUM 33:51 İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de ki: “Yarden'i geçerek Kenan ülkesine girdiğinizde,
NUM 33:52 o zaman ülkede oturanların hepsini önünüzden kovacaksınız, bütün taştan putlarını yok edeceksiniz, bütün dökme putlarını yok edeceksiniz, ve tüm yüksek yerlerini yıkacaksınız.
NUM 33:53 Ülkeyi mülk edinecek ve orada oturacaksınız; çünkü ülkeyi mülk edinmek için size verdim.
NUM 33:54 Ülkeyi oymaklarınıza göre kurayla miras alacaksınız; daha büyük gruplara daha çok, daha küçük gruplara daha az miras vereceksiniz. Birine kura nereye düşerse, orası onun olacaktır. Atalarınızın oymaklarına göre miras alacaksınız.”
NUM 33:55 “Ama eğer ülkede yaşayanları önünüzden kovmazsanız, onlardan geriye bıraktıklarınız gözlerinizde iğne, böğrünüzde diken gibi olacak. İçinde oturduğunuz ülkeden sizi sıkıştıracaklar.
NUM 33:56 Öyle olacak ki, onlara ne yapmayı düşündümse size de öyle yapacağım.”
NUM 34:1 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 34:2 “İsrael'in çocuklarına buyur ve onlara söyle: 'Kenan ülkesine girdiğiniz zaman, (burası size miras olarak düşecek olan ülkedir; sınırlarına göre Kenan ülkesi),
NUM 34:3 güney sınırınız Zin Çölü'nden Edom kıyısı boyunca olacak ve güney sınırınız Tuz Denizi'nin ucundan doğuya doğru olacak.
NUM 34:4 Sınırınız Akravvim yokuşunun güneyine doğru dönecek ve Zin'e kadar geçecek; ve Kadeş-Barnea'nın güneyinden geçecek; ve oradan Hazar Addar'a gidecek ve Asmon'a geçecek.
NUM 34:5 Sınır Asmon'dan Mısır Irmağı'na doğru dönecek ve denizde sona erecektir.'”
NUM 34:6 “'Batı sınırında Büyük Deniz ve onun sınırı olacaktır. Burası sizin batı sınırınız olacaktır.'”
NUM 34:7 “'Kuzey sınırınız bu olacak; kendinize Büyük Deniz'den Hor Dağı'na kadar işaret koyacaksınız.
NUM 34:8 Hor Dağı'ndan Hama'nın girişine doğru işaret koyacaksınız; sınır Sedad'ın yanından geçecek.
NUM 34:9 Ondan sonra sınır Sifron'a gidecek ve Hazar Enan'da son bulacak. Bu sizin kuzey sınırınız olacaktır.'”
NUM 34:10 “'Doğu sınırınızı Hazar Enan'dan Şefam'a kadar işaret koyacaksınız.
NUM 34:11 Sınır Şefam'dan Ain'in doğusundaki Rivla'ya kadar inecek. Sınır aşağıya inecek ve doğuya doğru Kinneret Denizi kıyısına kadar ulaşacak.
NUM 34:12 Sınır Yarden'e kadar inecek ve Tuz Denizi'nde son bulacaktır. Çevresindeki sınırlarına göre bu sizin ülkeniz olacaktır.'”
NUM 34:13 Moşe İsrael'in çocuklarına buyruk verip şöyle dedi: “Bu, kurayla miras alacağınız Yahve'nin dokuz buçuk oymağa verilmesini buyurmuş olduğu ülkedir;
NUM 34:14 atalarının evlerine göre Ruven'in çocukları oymağı, atalarının evlerine göre Gad'ın çocukları oymağı ve Manaşşe oymağının yarısı miraslarını aldılar.
NUM 34:15 İki oymakla yarım oymak miraslarını Yarden'in ötesinde, doğuda, gün doğusuna doğru Yeriha'da aldılar.”
NUM 34:16 Yahve Moşe'ye şöyle dedi:
NUM 34:17 “Ülkeyi miras olarak size bölecek olan adamların adları şunlardır: Kâhin Eleazar ve Nun oğlu Yeşu.
NUM 34:18 Ülkeyi miras olarak bölmek üzere her oymaktan bir bey alacaksın.
NUM 34:19 O adamların adları şunlardır: Yahuda oymağından Yefunne oğlu Kalev.
NUM 34:20 Şimon'un çocukları oymağından Ammihud oğlu Şemuel.
NUM 34:21 Benyamin oymağından Kislon oğlu Elidad.
NUM 34:22 Dan'ın çocukları oymağından bey olarak, Yogli oğlu Bukki.
NUM 34:23 Yosef'in çocuklarından: Manaşşe'nin çocukları oymağından bey olarak, Efod oğlu Hanniel.
NUM 34:24 Efraim'in çocukları oymağından bey olarak, Şiftan oğlu Kemuel.
NUM 34:25 Zevulun'un çocukları oymağından bey olarak, Parnak oğlu Elisafan.
NUM 34:26 İssakar'ın çocukları oymağından bey olarak, Azzan oğlu Paltiel.
NUM 34:27 Aşer'in çocukları oymağından bey olarak, Şelomi oğlu Ahihud.
NUM 34:28 Naftali'nin çocukları oymağından bey olarak, Ammihud oğlu Pedahel.”
NUM 34:29 Kenan ülkesinde İsrael'in çocuklarına mirası bölmek için Yahve'nin buyurduğu kişiler bunlardır.
NUM 35:1 Yahve, Moav ovalarında, Yarden yanında, Yeriha'da Moşe'ye şöyle dedi,
NUM 35:2 “İsrael'in çocuklarına buyur, miraslarından oturmaları için Levililer'e kentler versinler. Kentler için onların çevresinde Levililer'e otlaklar vereceksiniz.
NUM 35:3 İçinde oturmak için kentleri olacak. Onların otlakları hayvanları, malları ve bütün sığırları için olacaktır.
NUM 35:4 “Levililer'e vereceğiniz kentlerdeki otlaklar kentin surlarından başlayıp çevresine doğru bin arşın olacak.
NUM 35:5 Kentin ortada olmak üzere, kentin dışını doğu tarafı için iki bin arşın, güney tarafı için iki bin arşın, batı tarafı için iki bin arşın, kuzey tarafı için iki bin arşın ölçeceksiniz. Bu onların kentlerinin otlakları olacaktır.”
NUM 35:6 “Levililer'e vereceğiniz kentler, adam öldüren insanın oraya kaçması için vereceğiniz altı sığınak kent olacaktır. Bunların dışında kırk iki kent vereceksiniz.
NUM 35:7 Levililer'e vereceğiniz kentlerin tümü, otlaklarıyla birlikte kırk sekiz kent olacaktır.
NUM 35:8 İsrael'in çocuklarına mülk olarak vereceğiniz kentlerin çoğundan çoğunu, azından da azını alacaksınız. Herkes miras aldığı mirasa göre kentlerinden bazılarını Levililer'e verecek.
NUM 35:9 Yahve Moşe'ye şöyle konuştu:
NUM 35:10 “İsrael'in çocuklarına söyle ve onlara de: Yarden'i aşıp Kenan ülkesine girdiğinizde,
NUM 35:11 ondan sonra kendinize sığınacak kentler olarak kentler atayacaksınız; kasıtsız birini öldüren kişi oraya kaçabilecektir.
NUM 35:12 Kentler sizin için öç alandan sığınacağınız yer olacak; öyle ki, adam öldüren kişi yargılanmak üzere topluluğun önüne çıkana dek ölmesin.
NUM 35:13 Vereceğiniz kentler sizin için altı sığınak kent olacak.
NUM 35:14 Yarden'in ötesinde üç kent vereceksiniz ve Kenan ülkesinde de üç kent vereceksiniz. Bunlar sığınma kentleri olacaklar.
NUM 35:15 Bu altı kent İsrael'in çocuklarına, gariplere ve aralarında yaşayan yabancılara sığınak olacak; öyle ki, kasıtsız birini öldüren herkes oraya kaçabilsin.”
NUM 35:16 “'Ama eğer onu demir bir aletle vurmuş ve o ölmüşse, o katildir. Katil kesinlikle öldürülecektir.
NUM 35:17 Eğer elindeki bir adamı öldürebilecek bir taşla onu vurmuş ve o ölmüşse, o katildir. Katil kesinlikle öldürülecektir.
NUM 35:18 Ya da insanı öldürebilecek elindeki ağaçtan bir silahla ona vurmuş ve o ölmüşse, o katildir. Katil kesinlikle öldürülecektir.
NUM 35:19 Kan öcü alan, katili kendisi öldürecektir. Onunla karşılaştığında onu öldürecektir.
NUM 35:20 Eğer kinden dolayı onu iterse, ya da pusuya yatıp ona bir şey fırlatmışsa ve o ölmüşse,
NUM 35:21 ya da düşmanlıkla ona eliyle vurmuşsa ve o ölmüşse, ona vuran kişi kesinlikle öldürülecektir. O katildir. Kan öcünü alan, katille karşılaştığında onu öldürecektir.'”
NUM 35:22 “'Ama eğer onu ansızın düşmanlık olmadan iterse, ya da pusuya yatmadan üzerine bir şey fırlatmışsa,
NUM 35:23 ya da görmeden üstüne insanın ölebileceği bir taş atmış ve o ölmüşse, onun düşmanı olmadan zararını aramamışsa,
NUM 35:24 o zaman topluluk, vuranla kan öcünü alan arasında bu hükümlere göre hüküm verecektir.
NUM 35:25 Topluluk, adam öldüren kişiyi kan öcü alanın elinden kurtaracak ve topluluk onu kaçtığı sığınma kentine geri gönderecektir. Kutsal yağla meshedilen başkâhinin ölümüne dek orada oturacaktır.'”
NUM 35:26 “'Ama adam öldüren kişi herhangi bir zamanda kaçmış olduğu sığındığı kentin sınırlarının dışına çıkarsa,
NUM 35:27 kan öcünü alan kişi de onu sığındığı kentin sınırının dışında bulur ve kan öcü alan onu öldürürse, o kişi kandan suçlu olmayacaktır,
NUM 35:28 çünkü onun başkâhinin ölümüne dek sığındığı kentte kalması gerekirdi. Yalnız başkâhinin ölümünden sonra, adam öldüren kişi kendi mülkü olan diyara geri dönecektir.'”
NUM 35:29 “'Bunlar, tüm konutlarınızda kuşaklar boyunca sizin için kural ve ilke olacaktır.'”
NUM 35:30 “'Kim bir insanı öldürürse, katil tanıkların ifadesine göre öldürülecektir; ancak bir tanık, herhangi bir insanın ölmesine karşı tek başına tanıklık etmeyecektir.'”
NUM 35:31 “'Ölüm suçlusu katilin yaşamı için de fidye almayacaksınız. Kesinlikle öldürülecektir.'”
NUM 35:32 “'Kâhinin ölümünden önce tekrar gelip diyarda otursun diye sığındığı kente kaçan kişiden fidye almayacaksınız.'”
NUM 35:33 “'Yaşadığınız ülkeyi kirletmeyeceksiniz; çünkü kan ülkeyi kirletir. Ülke içinde dökülen kanın kefareti ancak onu dökenin kanı ile olur.
NUM 35:34 Oturduğunuz ve benim oturduğum ülkeyi kirletmeyeceksiniz; çünkü ben, Yahve, İsrael'in çocukları arasında oturuyorum.'”
NUM 36:1 Yosef'in oğulları soylarından Manaşşe oğlu Makir oğlu, Gilad'ın oğulları soyundan atalar evleri beyleri yaklaştılar ve Moşe'nin önünde ve İsrael'in çocuklarının atalar evleri başları olan beylerin önünde konuştular.
NUM 36:2 Onlar şöyle dediler: “Yahve efendime, bu toprakları kurayla İsrael'in çocuklarına miras olarak vermesini buyurdu. Efendime Yahve tarafından kardeşimiz Selofhad'ın mirasını kızlarına vermesi buyruldu.
NUM 36:3 İsrael'in çocuklarından başka oymakların oğullarından biriyle evlenirlerse, o zaman onların mirası atalarımızın mirasından alınacak ve ait olacakları oymağın mirasına katılacak. Böylece mirasımızın kurasından alınmış olacak.
NUM 36:4 İsrael'in çocuklarının Jübile'si geldiğinde, onların mirası ait olacakları oymağın mirasına katılacak. Böylece onların mirası atalarımızın oymağının mirasından alınacak.”
NUM 36:5 Moşe, Yahve'nin sözüne göre İsrael'in çocuklarına şu buyruğu verdi: “Yosefoğulları oymağı doğru söylüyor.
NUM 36:6 Selofhad'ın kızları hakkında Yahve'nin buyurup söylediği şey şudur: Onlar en iyisinin kim olduğunu düşünüyorsa onunla evlensinler, yalnız babalarının oymağının soyu içinde evlenecekler.
NUM 36:7 Böylece İsrael'in çocuklarının mirası oymaktan oymağa geçmeyecek; çünkü İsrael'in çocuklarının hepsi atalarının oymağının mirasını koruyacaklar.
NUM 36:8 İsrael'in çocuklarından herhangi bir oymağında mirasa sahip olan her kız, babasının oymağının soyundan birine eş olacak; böylece İsrael'in çocuklarının her biri atalarının mirasına sahip olabilecekler.
NUM 36:9 Böylece miras bir oymaktan diğerine geçmeyecektir; çünkü İsrael'in çocuklarının oymaklarının her biri kendi mirasını koruyacaktır.”
NUM 36:10 Selofhad'ın kızları, Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yaptı:
NUM 36:11 Çünkü Selofhad'ın kızları Mahlah, Tirsa, Hoglah, Milka ve Noa, babalarının kardeşinin oğullarıyla evlendiler.
NUM 36:12 Yosef oğlu Manaşşe'nin oğullarının soyları içinde evlendiler. Mirasları atalarının soyunun oymağında kaldı.
NUM 36:13 Bunlar, Yahve'nin Moşe aracılığıyla Yarden yanında Yeriha'daki Moav ovalarında İsrael'in çocuklarına buyurduğu buyruk ve kurallardır.
DEU 1:1 Bunlar Moşe'nin Yarden'in ötesinde, çölde, Suf'un karşısındaki Arava'da, Paran, Tofel, Lavan, Hazerot ve Dizahav arasında bütün İsrael'e söylediği sözlerdir.
DEU 1:2 Horev'den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea'ya on bir günlük bir yoldur.
DEU 1:3 Heşbon'da yaşayan Amorlular'ın Kralı Sihonu ve Edrei'deki Aştarot'ta yaşayan Başan Kralı Og'u vurduktan sonra,
DEU 1:4 kırkıncı yıl, on birinci ayın birinci günü Moşe, Yahve'nin kendisine verdiği buyrukların hepsini İsrael'in çocuklarına söyledi.
DEU 1:5 Yarden'in ötesinde, Moav ülkesinde Moşe bu yasayı şöyle duyurmaya başladı:
DEU 1:6 “Tanrımız Yahve Horev'de bizimle konuştu ve şöyle dedi, 'Bu dağda yeterince yaşadınız.
DEU 1:7 Dönüp yola çıkın ve Amorlular'ın dağlık bölgesine ve oraya yakın bütün yerlere, Arava'da, dağlık bölgede, ovada, güneyde, deniz kıyısında, Kenanlılar ve Lübnan'da büyük nehre, Fırat Nehri'ne kadar gidin.
DEU 1:8 İşte, ülkeyi önünüze koydum. Girin ve Yahve'nin atalarınıza, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a, onlara ve kendilerinden sonra onların soyuna vereceğine dair ant içtiği ülkeyi mülk edinin.'”
DEU 1:9 O sırada sizinle konuşup şöyle dedim: “Ben sizi tek başıma taşıyamam.
DEU 1:10 Tanrınız Yahve sizi çoğalttı; ve işte, bugün çok sayıda gökteki yıldızlar gibisiniz.
DEU 1:11 Atalarınızın Tanrısı Yahve, sizi olduğunuzdan bin kat daha fazla kılsın ve söz verdiği gibi sizi kutsasın!
DEU 1:12 Sorunlarınıza, yüklerinize, çekişmelerinize ben tek başıma nasıl katlanabilirim?
DEU 1:13 Oymaklarınız arasından saygın, anlayışlı bilge adamları alın, ben de onları üzerinize baş olarak atayacağım.”
DEU 1:14 Bana yanıt verip dediniz: “Söylemiş olduğun şeyin yapılması iyidir.”
DEU 1:15 Bunun üzerine oymaklarınızdan bilge ve saygın adamların başlarını aldım ve onları üzerinize başlar, binbaşılar, yüzbaşılar, ellibaşılar ve onbaşılar ve oymaklarınıza göre görevliler yaptım.
DEU 1:16 O zaman hakimlerinize şöyle buyurmuştum: “Kardeşlerinizin arasındaki davaları dinleyin ve bir adamla kardeşi ve onunla birlikte yaşayan yabancı arasında doğrulukla hükmedin.
DEU 1:17 Hüküm verirken taraf tutmayacaksınız; küçüğü de büyüğü gibi dinleyeceksiniz. İnsan yüzünden korkmayacaksınız, çünkü hüküm Tanrı'nındır. Sizin için çok zor olan davayı bana getireceksiniz, ben de onu dinleyeceğim.”
DEU 1:18 O zaman yapmanız gereken her şeyi size buyurmuştum.
DEU 1:19 Tanrımız Yahve'nin bize buyurduğu gibi Horev'den yola çıktık ve Amorlular'ın dağlık bölgesine giden yolda gördüğünüz o büyük ve korkunç çölden geçtik; ve Kadeş Barnea'ya geldik.
DEU 1:20 Size şöyle dedim: “Tanrımız Yahve'nin bize vermekte olduğu Amorlular'ın dağlık bölgesine geldiniz.
DEU 1:21 İşte, Tanrınız Yahve ülkeyi önünüze koydu. Çıkın, atalarınızın Tanrısı Yahve'nin size söylediği gibi mülk edinin. Korkmayın, yılmayın.”
DEU 1:22 Hepiniz yanıma gelip şöyle dediniz: “Önümüzden adamlar gönderelim, bizim için diyarı araştırsınlar, gitmemiz gereken yol ve gideceğimiz kentler hakkında bize haber getirsinler.”
DEU 1:23 Bu şey beni hoşnut etti. Her oymaktan bir adam olmak üzere on iki adamınızı aldım.
DEU 1:24 Dönüp dağlık bölgeye çıkıp Eşkol Vadisi'ne geldiler ve orayı araştırdılar.
DEU 1:25 Ülkenin ürünlerinden bir kısmını ellerine alıp bize getirdiler ve bize tekrar haber getirip, “Burası Tanrımız Yahve'nin bize verdiği iyi bir ülkedir” dediler.
DEU 1:26 Yine de yukarı çıkmadınız ve Tanrınız Yahve'nin buyruğuna karşı isyan ettiniz.
DEU 1:27 Çadırlarınızda söylenip şöyle dediniz: “Yahve bizden nefret ettiği için, bizi yok etmek üzere Amorlular'ın eline teslim etmek için bizi Mısır diyarından çıkardı.
DEU 1:28 Nereye çıkıyoruz? Kardeşlerimiz, ‘O halk bizden büyük ve uzundur’ diyerek yüreklerimizi erittiler. 'Kentler büyüktür, gökyüzüne kadar da surludur. Üstelik orada Anakoğulları'nı da gördük!'”
DEU 1:29 Sonra size, “Dehşete kapılmayın” dedim. “Onlardan korkmayın.
DEU 1:30 Önünüzden gitmekte olan Tanrınız Yahve, Mısır'da gözlerinizin önünde sizin için yaptığı her şeye göre sizin için savaşacaktır,
DEU 1:31 ve çölde bu yere gelinceye kadar gittiğiniz bütün yolda, Tanrınız Yahve'nin bir adamın oğlunu taşıdığı gibi sizi nasıl taşıdığını gördünüz.”
DEU 1:32 Ancak, çadırlarınızı kurmak üzere size yer aramak, gitmeniz gereken yolu size göstermek için geceleyin ateşte ve gündüzleri bulutta,
DEU 1:33 önünüzden yolda giden Tanrınız Yahve'ye bu şeyde inanmadınız.
DEU 1:34 Yahve sizin sözlerinizin sesini duydu ve öfkelendi ve şöyle ant içti:
DEU 1:35 “Atalarınıza vermeye ant içtiğim güzel ülkeyi, bu kötü kuşağın bu kötü adamlarından, Yefunne oğlu Kalev dışında hiç kimse kesinlikle görmeyecektir.
DEU 1:36 O görecektir. Ayak bastığı diyarı ona ve çocuklarına vereceğim, çünkü o tümüyle Yahve'nin peşinden gitti.”
DEU 1:37 Yahve sizin yüzünüzden bana da kızıp şöyle dedi: “Sen de oraya girmeyeceksin.
DEU 1:38 Önünde duran Nun oğlu Yeşu oraya girecek. Onu yüreklendir, çünkü o, ülkeyi İsrael'e miras edindirecektir.
DEU 1:39 Tutsak alınacaklarını ya da öldürüleceklerini söylediğiniz çocuklarınız, bugün iyiyi ve kötüyü bilmeyen çocuklarınız da oraya girecekler. Onu onlara vereceğim, onlar da onu mülk edinecekler.
DEU 1:40 Ama siz dönün ve Kızıldeniz yolundan çöle doğru yol alın.”
DEU 1:41 O zaman siz bana şöyle yanıt verdiniz: “Yahve'ye karşı günah işledik. Tanrımız Yahve'nin bize buyurduğu her şeye göre çıkıp savaşacağız.” Her biriniz savaş silahlarını kuşandı ve dağlık bölgeye çıkmakla haddinizi aştınız.
DEU 1:42 Yahve bana şöyle dedi: “Onlara de ki, 'Çıkmayın ve savaşmayın; çünkü ben aranızda değilim, düşmanlarınızın önünde vurulmayasınız.'”
DEU 1:43 Böylece size söyledim, ama dinlemediniz; ama siz Yahve'nin buyruğuna karşı isyan ettiniz, küstahlık ettiniz ve dağlık bölgeye çıktınız.
DEU 1:44 O dağlık bölgede yaşayan Amorlular size karşı çıktılar, sizi arılar gibi kovaladılar, Seir'de, Horma'ya kadar sizi yendiler.
DEU 1:45 Siz geri döndünüz ve Yahve'nin önünde ağladınız, ama Yahve sesinizi dinlemedi, kulağını size döndürmedi.
DEU 1:46 Böylece kaldığınız günlere göre, Kadeş'te birçok günler oturdunuz.
DEU 2:1 Sonra döndük ve Yahve'nin bana söylediği gibi Kızıldeniz yolundan çöle doğru yola çıktık; Seir Dağı'nın çevresinde günlerce dolaştık.
DEU 2:2 Yahve benimle konuşup şöyle dedi,
DEU 2:3 “Bu dağın çevresinde yeterince uzun dolandınız. Kuzeye dönün.
DEU 2:4 Halka buyurup deyin: 'Seir'de oturan kardeşlerinizin, Esav'ın çocuklarının sınırından geçeceksiniz; ve sizden korkacaklar. Bu nedenle dikkatli olun.
DEU 2:5 Onlarla çekişmeyin; çünkü size onların diyarından ayak tabanı basacak kadar bile toprak vermeyeceğim; çünkü mülk olarak Seir Dağı'nı Esav'a verdim.
DEU 2:6 Onlardan para karşılığında yiyecek satın alacaksınız. İçmek için suyu da onlardan para karşılığında satın alacaksınız.’”
DEU 2:7 Çünkü Tanrınız Yahve, ellerinizin tüm işinde sizi kutsadı. Bu büyük çölde yürüdüğünüzü biliyor. Bu kırk yıl boyunca Tanrınız Yahve sizinle birlikteydi. Hiçbir eksiğiniz olmadı.
DEU 2:8 Böylece Seir'de oturan kardeşlerimiz Esav'ın çocuklarının yanından, Arava yolundan Elat'tan ve Esion Gever'den geçtik. Dönüp Moav Çölü yolundan geçtik.
DEU 2:9 Yahve bana şöyle dedi: “Moav'ı rahatsız etme, onlarla savaşa girişme; çünkü Ar'ı mülk olarak Lut'un çocuklarına verdim.”
DEU 2:10 (Daha önce orada Emler yaşıyordu; büyük ve kalabalık bir halktı ve Anaklılar kadar uzun boyluydu.
DEU 2:11 Bunlar da Anaklılar gibi Refalar sayılırlar; ama Moavlılar onlara Emler derler.
DEU 2:12 Geçmişte Horlular de Seir'de yaşardı, ama Esav'ın çocukları onların yerini aldı. İsraelliler, Yahve'nin kendilerine verdiği mülkü olan ülkeye yaptığı gibi, onları önlerinde yok edip onların yerinde yaşadılar.)
DEU 2:13 “Şimdi kalkın ve Zered Deresi'ni geçin.” Zered Deresi'nin üzerinden geçtik.
DEU 2:14 Yahve'nin onlara ant içtiği gibi, ordugâhın ortasından bütün savaş adamlarının kuşağı tükeninceye dek, Kadeş-Barnea'dan Zered Deresi'ne varıncaya kadar geldiğimiz günler otuz sekiz yıldı.
DEU 2:15 Yahve'nin eli de, onları ordugâhın ortasından tükeninceye kadar yok etmek üzere onlara karşıydı.
DEU 2:16 Böylece, halkın arasından bütün savaş adamları tükenip ölünce,
DEU 2:17 Yahve benimle konuşup şöyle dedi:
DEU 2:18 “Sen bugün Moav sınırındaki Ar'ı geçeceksin.
DEU 2:19 Ammonlular'ın sınırına yaklaştığınızda onları rahatsız etmeyin, onlarla çekişmeyin. Çünkü Ammon'un çocuklarına ait diyardan hiçbirini mülk olarak sana vermeyeceğim; çünkü onu mülk olarak Lut'un çocuklarına verdim.”
DEU 2:20 (Burası da Refalar diyarı sayılır. Geçmişte Refalar orada yaşamıştı, ama Ammonlular onlara Zamzumlar derler;
DEU 2:21 Anaklılar gibi çok sayıda ve uzun boylu, büyük bir halktı; ama Yahve onları İsrael'in önünden yok etti ve onlar onların yerine aldı ve yerlerinde yaşadılar).
DEU 2:22 Horlular'ı onların önlerinden yok ettiğinde Seir'de oturan Esav'ın çocukları için yaptığı gibi, onlar da onların yerini aldı ve bugüne dek onların yerinde yaşadılar.
DEU 2:23 Avlar Gaza'ya kadar olan köylerde yaşıyordu: Kaftor'dan çıkan Kaftorlular onları yok edip yerlerinde yaşadılar.)
DEU 2:24 “Kalkın, yola çıkın ve Arnon Vadisi'ni geçin. İşte Heşbon Kralı Amorlu Sihon'u ve ülkesini elinize verdim; mülk olarak onu almaya başlayın ve onunla savaşa girişin.
DEU 2:25 Bugün gökyüzünün altında olan halklar üzerine, sizin dehşetinizi ve korkunuzu koymaya başlayacağım, onlar sizin haberinizi duyacaklar ve sizin yüzünüzden titreyecek ve acı içinde kalacaklar.''
DEU 2:26 Kedemot Çölü'nden Heşbon Kralı Sihon'a esenlik sözleriyle ulaklar gönderip dedim,
DEU 2:27 “İzin ver diyarından geçeyim. Ana yoldan gideceğim. Ne sağa ne sola sapacağım.
DEU 2:28 Yemem için bana para karşılığında yiyecek satacaksın; ve içeyim diye bana para karşılığında su vereceksin.
DEU 2:29 Seir'de yaşayan Esav'ın çocukları ve Ar'da yaşayan Moavlılar'ın bana yaptığı gibi, Yarden'den Tanrımız Yahve'nin bize vermekte olduğu ülkeye geçene kadar yalnızca ayaklarımın üzerinde geçeyim.''
DEU 2:30 Ama Heşbon Kralı Sihon onun yanından geçmemize izin vermedi; çünkü Tanrınız Yahve, onu bugün olduğu gibi elinize teslim etmek için onun ruhunu katılaştırdı ve yüreğini inatçı yaptı.
DEU 2:31 Yahve bana şöyle dedi: “İşte, Sihon'u ve ülkesini senin önünde teslim etmeye başladım. Mülk edinmeye başlayın ki, onun ülkesini miras alasın.”
DEU 2:32 Bunun üzerine Sihon, kendisi ve bütün halkı Yahaz'da savaşmak üzere bize karşı çıktı.
DEU 2:33 Tanrımız Yahve onu önümüze teslim etti; biz de onu, oğullarını ve bütün halkını vurduk.
DEU 2:34 O zaman onun bütün kentlerini aldık ve içinde oturulan her kenti, kadınları ve çocukları ile birlikte tamamen yok ettik. Kimseyi bırakmadık.
DEU 2:35 Alıp yağmaladığımız kentlerin yanı sıra yalnızca kendimiz için yağma olarak aldığımız hayvanlar vardı.
DEU 2:36 Arnon Vadisi kıyısındaki Aroer'den ve vadideki kentten Gilad'a kadar bizden daha üstün bir kent yoktu. Tanrımız Yahve önümüzde hepsini teslim etti.
DEU 2:37 Yalnız Ammon'un çocuklarının ülkesine, Yabbok Irmağı'nın bütün kıyılarına, dağlık bölgedeki kentlere ve Tanrımız Yahve'nin bizi yasakladığı yerlere yaklaşmadınız.
DEU 3:1 Ondan sonra dönüp Başan'a doğru yola çıktık. Başan Kralı, kendisi ve tüm halkı Edrei'de savaşmak üzere bize karşı çıktı.
DEU 3:2 Yahve bana şöyle dedi: “Ondan korkma; çünkü onu, bütün halkıyla ve ülkesiyle birlikte senin eline teslim ettim. Heşbon'da yaşayan Amorlular'ın Kralı Sihon'a yaptığın gibi ona da yapacaksın.”
DEU 3:3 Böylece Tanrımız Yahve Başan Kralı Og'u ve tüm halkını elimize teslim etti. Kimsesi kalmayana dek onu vurduk.
DEU 3:4 O zaman onun bütün kentlerini aldık. Onlardan almadığımız bir kent bile kalmadı: Altmış kent, Argov bölgesinin tamamı, Başan'daki Og Krallığı.
DEU 3:5 Bunların hepsi yüksek duvarlarla, kapılarla ve sürgülerle sağlamlaştırılmış kentlerdi ve bunun yanı sıra çok sayıda duvarsız köy de vardı.
DEU 3:6 Heşbon Kralı Sihon'a yaptığımız gibi, onları da tamamen yok ettik; kadınlar ve çocuklarla birlikte içinde oturulan her kenti tamamen yok ettik.
DEU 3:7 Ancak bütün hayvanları ve kentlerden yağmalanan malları kendimiz için yağmaladık.
DEU 3:8 O sırada o diyarı, Yarden'in ötesinde, Arnon Vadisi'nden Hermon Dağı'na kadar Amorlular'ın iki kralının elinden aldık.
DEU 3:9 (Saydalılar Hermon'a Sirion, Amorlular ise Senir derler.)
DEU 3:10 Ovadaki bütün kentleri, bütün Gilad'ı ve bütün Başan'ı, Başan'daki Og Krallığı'nın kentleri olan Saleka ve Edrei'ye kadar ele geçirdik.
DEU 3:11 (Refalar'dan geride kalan yalnızca Başan Kralı Og vardı. İşte, onun yatağı demirden bir yataktı. Yatak Ammon'un çocuklarının Rabba'sında değil mi? İnsan arşınına göre, uzunluğu dokuz arşın, genişliği dört arşındı.
DEU 3:12 O sırada mülk edindiğimiz bu diyarı, Arnon Vadisi kıyısındaki Aroer'den, Gilad dağlık bölgesinin yarısını ve kentlerini Ruvenliler'e ve Gadiler'e verdim;
DEU 3:13 Gilad'ın geri kalanını ve Og Krallığı olan Başan'ın tamamını, Argov bölgesinin tamamını, Başan'ın tamamını Manaşşe'nin yarım oymağına verdim. (Aynı yere Refalar diyarı da denir.
DEU 3:14 Manaşşe oğlu Yair, Geşurlular ile Maakalılar sınırına kadar olan Argov bölgesinin tamamını ele geçirdi ve onlara Başan'a, kendi adına göre Havvot Yair adını verdi, bugüne kadar böyle denir.)
DEU 3:15 Gilad'ı Makir'e verdim.
DEU 3:16 Ruvenliler'e ve Gadlılar'a Gilad'dan vadinin ortası sınır olmak üzere Arnon Vadisi'ne kadar, Ammon oğullarının sınırı olan Yabbok Irmağı'na kadar verdim;
DEU 3:17 Yarden sınır olmak üzere Kinneret'ten Arava Denizi'ne, Tuz Denizi'ne, doğuda Pisga yamaçları altına kadar Arava'yı da verdim.
DEU 3:18 O zaman size buyurup dedim, “Tanrınız Yahve bu diyarı mülk olarak size verdi. Siz bütün yiğitler, kardeşlerinizin, İsrael'in çocuklarının önünden silahlı olarak geçeceksiniz.
DEU 3:19 Ancak karılarınız, çocuklarınız ve hayvanlarınız (çok sayıda hayvanınız olduğunu biliyorum),
DEU 3:20 Yahve size verdiği gibi kardeşlerinize de rahat verinceye ve Yarden'in ötesinde Tanrınız Yahve'nin onlara vermekte olduğu mülke onlar da sahip oluncaya dek size verdiğim kentlerde yaşayacaklar. Ondan sonra her biriniz size verdiğim mülküne geri dönecektir.”
DEU 3:21 O sırada Yeşu'ya buyurup dedim: “Tanrın Yahve'nin bu iki krala yaptığı her şeyi gözlerin gördü. Yahve gitmekte olduğunuz bütün krallıklara da öyle yapacaktır.
DEU 3:22 Onlardan korkmayacaksınız; Çünkü Tanrınız Yahve'nin kendisi sizin için savaşıyor.”
DEU 3:23 O sırada Yahve'ye yalvarıp dedim,
DEU 3:24 “Ey Efendi Yahve, hizmetkârına büyüklüğünü, güçlü elini göstermeye başladın. Çünkü gökte ve yerde seninki gibi işler yapabilecek ve seninki gibi kudretli eylemler yapabilecek hangi ilâh var?
DEU 3:25 Lütfen izin ver de geçeyim, Yarden'in ötesindeki güzel ülkeyi, o güzel dağı ve Lübnan'ı göreyim.”
DEU 3:26 Ancak Yahve sizin yüzünüzden bana kızdı ve beni dinlemedi. Yahve bana şöyle dedi: “Yeter! Artık bana bu konu hakkında bir daha konuşma.
DEU 3:27 Pisga'nın zirvesine çık, gözlerini batıya, kuzeye, güneye ve doğuya kaldır ve gözlerinle gör; çünkü bu Yarden'i geçmeyeceksin.
DEU 3:28 Ama Yeşu'yu görevlendir, onu cesaretlendir ve güçlendir; çünkü bu halkın önüne geçecek ve göreceğin o ülkeyi miras olarak onlara aldıracak olan odur.”
DEU 3:29 Böylece Beyt-Peor yakınındaki vadide kaldık.
DEU 4:1 Şimdi, ey İsrael, sana öğrettiğim kuralları ve ilkeleri yapmak için dinle ta ki, yaşayasınız, içeri giresiniz ve atalarınızın Tanrısı Yahve'nin size vermekte olduğu ülkeyi mülk edinesiniz.
DEU 4:2 Size buyurmakta olduğum söze bir şey katmayacaksınız ve ondan bir şey çıkarmayacaksınız ta ki, Tanrınız Yahve'nin size buyurmakta olduğum buyruklarını tutasınız.
DEU 4:3 Yahve'nin Baal Peor yüzünden yaptıklarını gözleriniz gördü; çünkü Tanrınız Yahve aranızdan Baal Peor'un ardından gitmiş olan bütün erkekleri yok etti.
DEU 4:4 Ama siz, Tanrınız Yahve'ye sadık olanlar, hepiniz bugün hayattasınız.
DEU 4:5 İşte, Tanrım Yahve'nin bana buyurduğu gibi, mülk edinmek için gittiğiniz ülkenin ortasında öyle yapmanız için size kurallar ve ilkeler öğrettim.
DEU 4:6 Bu nedenle bunları tutun ve yapın; çünkü bütün bu kuralları duyup, “Gerçekten bu büyük ulus bilge ve anlayışlı bir halktır” diyecek olan halkların gözünde sizin bilgeliğiniz ve anlayışınız budur.
DEU 4:7 Çünkü kendisini her çağırdığımızda Tanrımız Yahve'nin bize yakın olduğu gibi, kendilerine bu kadar yakın bir tanrısı olan hangi büyük ulus vardır?
DEU 4:8 Bugün önünüze koymakta olduğum bu yasa gibi doğru kuralları ve ilkeleri olan hangi büyük ulus var?
DEU 4:9 Ancak dikkatli olun ve canınızı özenle koruyun, gözlerinizin gördüğü şeyleri unutmayasınız ve bunlar yaşamınızın bütün günleri boyunca yüreğinizden kaybolmasın; ama bunları çocuklarınıza ve çocuklarınızın çocuklarına bildirin;
DEU 4:10 Horev'de Tanrınız Yahve'nin önünde durduğunuz gün, Yahve bana şöyle dedi: “Halkı yanıma topla, ben de sözlerimi onlara işittireceğim ta ki, yeryüzünde yaşadıkları bütün günler boyunca benden korkmayı öğrensinler ve çocuklarına öğretsinler.”
DEU 4:11 Siz de yaklaştınız ve dağın altında durdunuz. Dağ, karanlıkla, bulutla ve koyu karanlıkla birlikte gökyüzünün yüreğine kadar ateşle yandı.
DEU 4:12 Yahve sizinle ateşin içinden konuştu; siz sözlerin sesini duydunuz, ama bir biçim görmediniz; sadece bir ses duydunuz.
DEU 4:13 O, yapmanızı buyurduğu antlaşmasını, On Buyruk'u size bildirdi. Bunları iki taş levha üzerine yazdı.
DEU 4:14 Yahve o sırada bana, mülk edinmek üzere geçmekte olduğunuz ülkede yapabilesiniz diye size kurallar ve ilkeler öğretmemi buyurdu.
DEU 4:15 Çok dikkatli olun; çünkü Yahve'nin Horev'de sizinle ateşin içinden konuştuğu gün hiçbir biçim görmediniz;
DEU 4:16 kendinizi yozlaştırmayasınız ve kendinize herhangi bir biçimde erkek ya da kadın benzerliğinde,
DEU 4:17 yeryüzündeki herhangi bir hayvanın benzerliğinde, gökyüzünde uçan herhangi bir kanatlı kuşun benzerliğinde,
DEU 4:18 toprakta sürünen herhangi bir şeyin benzerliğinde, yeryüzünün altında suda olan herhangi bir balığın benzerliğinde, oyma put yapmayasınız;
DEU 4:19 ve gözlerinizi gökyüzüne kaldırmayın ve Tanrınız Yahve'nin tüm gökyüzünün altındaki bütün halklara bölüştürdüğü güneşi, ayı ve yıldızları, gökyüzünün bütün ordusunu gördüğünüzde, geri çekilip onlara tapmayasınız ve onlara hizmet etmeyesiniz.
DEU 4:20 Ancak Yahve bugün olduğu gibi kendisine miras halkı olasınız diye sizi alıp demir eritme fırınından, Mısır'dan çıkardı.
DEU 4:21 Üstelik Yahve sizin yüzünüzden bana öfkelendi ve Yarden'den geçmemem ve Tanrınız Yahve'nin miras olarak size vermekte olduğu o güzel ülkeye girmemem için ant içti.
DEU 4:22 Ancak benim bu ülkede ölmem gerekiyor. Ben Yarden'in ötesine geçmemeliyim ama siz geçip o güzel ülkeyi mülk olarak alacaksınız.
DEU 4:23 Dikkat edin ki, Tanrınız Yahve'nin sizinle yaptığı antlaşmayı unutmayasınız ve Tanrınız Yahve'nin size yasakladığı herhangi bir şeyin biçiminde kendinize oyma put yapmayasınız.
DEU 4:24 Çünkü Tanrınız Yahve yiyip bitiren ateş, kıskanç bir Tanrı'dır.
DEU 4:25 Senin çocukların, çocukarının çocukları olup uzun süre ülkede kaldığınızda, sonra kendinizi bozduğunuzda, herhangi bir biçime benzer oyma put yaptığınızda ve Tanrınız Yahve'yi kışkırtmak için O'nun gözünde kötü olanı yaptığınızda,
DEU 4:26 bugün göğü ve yeri size karşı tanık tutuyorum ki, mülk edinmek için Yarden'in üzerinden geçmekte olduğunuz ülkede çok geçmeden tamamen yok olacaksınız. Onun üzerindeki günleriniz uzun sürmeyecek, ancak tamamıyla yok olacaksınız.
DEU 4:27 Yahve sizi halkların arasına dağıtacak, Yahve'nin sizi götüreceği uluslar arasında sayınız az kalacak.
DEU 4:28 Orada görmeyen, duymayan, yemeyen, koklamayan, insan eli işi, tahta ve taştan ilâhlara tapacaksınız.
DEU 4:29 Ama Tanrınız Yahve'yi oradan arayacaksınız ve O'nu bütün yüreğinizle, bütün canınızla aradığınızda O'nu bulacaksınız.
DEU 4:30 Baskı altındayken ve bütün bunlar başınıza geldiğinde, son günlerde Tanrınız Yahve'ye dönüp O'nun sesini dinleyeceksiniz.
DEU 4:31 Çünkü Tanrınız Yahve merhametli bir Tanrı'dır. O, sizi yüzüstü bırakmayacak, sizi yok etmeyecek, atalarınızın antlaşmasını, onlara içtiği andı unutmayacaktır.
DEU 4:32 Çünkü Tanrı'nın yeryüzünde insanı yarattığı günden beri, sizden önceki geçmiş günleri, gökyüzünün bir ucundan öbür ucuna dek şimdi bir sorun; bu şey kadar büyük bir şey oldu mu, ya da böylesi duyuldu mu?
DEU 4:33 Sizin gibi, ateşin içinden konuşan Tanrı'nın sesini duyup da hayatta kalan bir halk oldu mu?
DEU 4:34 Ya da Tanrınız Yahve Mısır'da gözlerinizin önünde sizin için yaptığı şeylere göre, denemelerle, belirtilerle, harikalarla, savaşla, kudretli elle, uzanmış kolla ve büyük dehşetlerle gidip başka bir ulus içinden kendisi için bir ulusu almaya kalkıştı mı?
DEU 4:35 Yahve'nin Tanrı olduğunu bilesiniz diye bu size gösterildi. O'nun dışında kimse yok.
DEU 4:36 O, size buyruk vermek için gökten size sesini duyurdu. Yeryüzünde size büyük ateşini gösterdi; ve siz O'nun sözlerini ateşin içinden duydunuz.
DEU 4:37 Atalarınızı sevdiği için onların soyunu seçti;
DEU 4:38 sizden daha büyük ve daha güçlü ulusları önünüzden kovmak, onların ülkesini bugün olduğu gibi miras olarak size vermek üzere, içeri getirmek için sizi kendi varlığıyla, büyük gücüyle Mısır'dan çıkardı.
DEU 4:39 Bu nedenle, bugün yukarıda gökte, aşağıda yeryüzünde bilin ve yüreğinize koyun ki, Yahve'nin kendisi Tanrı'dır. Başka biri yoktur.
DEU 4:40 Sizin ve sizden sonra çocuklarınızın hali iyi olsun ve Tanrınız Yahve'nin sonsuza dek size vermekte olduğu ülkede günleriniz uzun olsun diye, bugün size buyurmakta olduğum kuralları ve buyrukları tutacaksınız.
DEU 4:41 Ondan sonra Moşe, Yarden'in ötesinde, gün doğumuna doğru üç kent ayırdı;
DEU 4:42 ta ki, komşusunu geçmişte nefreti olmadan kasıtsızca onu öldüren kişi oraya kaçabilsin ve bu kentlerden birine kaçıp yaşayabilsin:
DEU 4:43 Ruvenililer için ovadaki kırsal, çöldeki Beser; Gadlılar için Gilad'da Ramot; ve Manaşşeliler için Başan'daki Golan.
DEU 4:44 Moşe'nin İsrael'in çocuklarının önüne koyduğu yasa budur.
DEU 4:45 Mısır'dan çıktıklarında Moşe'nin İsrael'in çocuklarına söylediği tanıklıklar, kurallar ve ilkeler bunlardır;
DEU 4:46 Yarden'in ötesinde, Beyt Peor'un karşısındaki vadide, yaşayan Amorlular'ın Kralı Sihon'un ülkesinde, Heşbon'da Moşe ile İsrael'in çocukları onları Mısır'dan çıktıklarında vurdular.
DEU 4:47 Onun ülkesini ve Yarden'in ötesinde, gün doğumuna doğru bulunan Amorlular'ın iki kralı Başan Kralı Og'un ülkesini;
DEU 4:48 Arnon Vadisi'nin kıyısındaki Aroer'den Sion Dağı'na (Hermon da denir) kadar,
DEU 4:49 ve Yarden'in ötesinde doğuya doğru, Pisga yamaçları altındaki Arava Denizi'ne kadar bütün Arava'yı aldılar.
DEU 5:1 Moşe bütün İsrael'i çağırdı ve onlara şöyle dedi: “Dinle Ey İsrael, bugün kulaklarınıza söylediğim kuralları ve ilkeleri öğrenin ve onlara uymaya dikkat edin.”
DEU 5:2 Tanrımız Yahve Horev'de bizimle bir antlaşma yaptı.
DEU 5:3 Yahve bu antlaşmayı atalarımızla değil, bizimle, bugün burada hayatta olan bizlerle yaptı.
DEU 5:4 Yahve dağda ateşin içinden sizinle yüz yüze konuşup,
DEU 5:5 (Ben o sırada Yahve'nin sözünü size göstermek için Yahve ile aranızda durdum; çünkü ateşten korktunuz ve dağa çıkmadınız), dedi.
DEU 5:6 “Seni Mısır diyarından, esaret evinden çıkaran Tanrın Yahve benim.”
DEU 5:7 “Önümde benden başka ilâhların olmayacak.”
DEU 5:8 “Kendine yukarıda gökte olanın, aşağıda yerde olanın ya da yerin altında sularda olanın hiçbir benzerini oyma put yapmayacaksın.
DEU 5:9 Onların önünde eğilmeyeceksin, onlara hizmet etmeyeceksin; çünkü ben, senin Tanrın Yahve, benden nefret edenlerin babalar suçunu çocuklarında, üçüncü ve dördüncü kuşağında arayan,
DEU 5:10 beni seven ve buyruklarımı tutan binlercesine sevgi dolu iyiliğini gösteren kıskanç bir Tanrı'yım.”
DEU 5:11 “Tanrınız Yahve'nin adını hor kullanmayacaksın; çünkü Yahve, adını hor kullananı suçsuz tutmayacaktır.”
DEU 5:12 “Tanrınız Yahve'nin size buyurduğu gibi Şabat Günü'nün kutsallığını korumak için onu tut.
DEU 5:13 Altı gün çalışacaksın ve bütün işini yapacaksın;
DEU 5:14 ama yedinci gün, Tanrınız Yahve için Şabat'tır; ne sen, ne oğlun, ne kızın, ne erkek hizmetçin, ne kadın hizmetçin, ne öküzün, ne eşeğin, ne hayvanın, ne kapılarında olan yabancın, hiçbir iş yapmayacaksınız; ta ki, erkek hizmetçin ve kadın hizmetçin, senin gibi dinlenebilsinler.
DEU 5:15 Mısır diyarında hizmetçi olduğunu ve Tanrın Yahve'nin seni güçlü ve uzanmış koluyla oradan çıkardığını hatırlayacaksın. Bu nedenle Tanrın Yahve sana Şabat Günü'nü tutmanı buyurdu.”
DEU 5:16 “Tanrın Yahve'nin sana buyurduğu gibi babana ve annene saygı göster ki, günlerin uzun olsun ve Tanrınız Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkede işin yolunda gitsin.”
DEU 5:17 “Öldürmeyeceksin.”
DEU 5:18 “Zina etmeyeceksin.”
DEU 5:19 “Çalmayacaksın.”
DEU 5:20 “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.”
DEU 5:21 “Komşunun karısına göz dikmeyeceksin. Komşunuzun evini, tarlasını, erkek hizmetçisini, kadın hizmetçisini, öküzünü, eşeğini ya da komşunun hiçbir şeyini arzulamayacaksın.”
DEU 5:22 Yahve bu sözleri dağda ateşin, bulutun ve koyu karanlığın içinden yüksek sesle tüm topluluğunuza söyledi. Başka bir şey eklemedi. Bunları iki taş levhaya yazdı ve onları bana verdi.
DEU 5:23 Dağ ateşle yanarken, karanlığın içinden sesi duyduğunuzda, bütün oymak başlarınız ve ihtiyarlarınız bana yaklaştınız;
DEU 5:24 ve dediniz: “İşte, Tanrımız Yahve bize yüceliğini ve büyüklüğünü gösterdi; biz de O'nun sesini ateşin içinden duyduk. Bugün Tanrı'nın insanla konuştuğunu ve onun yaşadığını gördük.
DEU 5:25 Öyleyse şimdi neden ölelim? Çünkü bu büyük ateş bizi tüketecek. Eğer Tanrımız Yahve'nin sesini bir daha duyarsak, o zaman öleceğiz.
DEU 5:26 Bütün canlılar arasında, bizim gibi ateşin içinden konuşan diri Tanrı'nın sesini duyup sağ kalan kim var?
DEU 5:27 Sen yaklaş, Tanrımız Yahve'nin söyleyeceği her şeyi dinle ve Tanrımız Yahve'nin sana söyleyeceği her şeyi bize söyle; biz de onu duyacağız ve yapacağız.”
DEU 5:28 Benimle konuştuğunuzda Yahve sözlerinizin sesini duydu; ve Yahve bana şöyle dedi: “Bu halkın sana söylediği sözlerin sesini duydum. Söyledikleri her şeyi iyi söylediler.
DEU 5:29 Keşke onlarda öyle bir yürek olsaydı da, hem kendilerine hem de çocuklarına daima iyilik olsun diye benden korkup bütün buyruklarımı daima tutsalardı!”
DEU 5:30 “Git onlara, 'Çadırlarınıza dönün' de.
DEU 5:31 Ama sen burada, yanımda dur. Ben de onlara öğreteceğin bütün buyrukları, kuralları ve ilkeleri sana söyleyeceğim, ta ki mülk edinmek için kendilerine vermekte olduğum ülkede onları yapsınlar.”
DEU 5:32 Bunun için Tanrınız Yahve'nin size buyurduğu gibi yapmaya dikkat edeceksiniz. Sağa ve sola sapmayacaksınız.
DEU 5:33 Yaşayasınız, iyi olasınız ve mülk edineceğiniz ülkede günleriniz uzun olsun diye, Tanrınız Yahve'nin size buyurduğu bütün yolda yürüyeceksiniz.
DEU 6:1 Tanrınız Yahve'nin mülk edinmek için geçmekte olduğunuz ülkede yapmanız için size öğretmeyi buyurduğu buyruklar, kurallar ve ilkeler şunlardır;
DEU 6:2 ta ki, yaşamınızın bütün günlerinde sen, oğlun ve oğlunun oğlu sana buyurduğum bütün kuralları ve buyrukları tutarak, Tanrın Yahve'den korkasın ve günlerin uzun olsun.
DEU 6:3 Bu nedenle, dinle ey İsrael, ve bunu yapmaya dikkat et ki, sana iyilik olsun ve atalarının Tanrısı Yahve'nin sana söz verdiği gibi süt ve bal akan diyarda fazlasıyla çoğalasınız.
DEU 6:4 Dinle ey İsrael: Yahve bizim Tanrımız'dır. Yahve birdir.
DEU 6:5 Tanrın Yahve'yi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün gücünle seveceksin.
DEU 6:6 Bugün size buyurmakta olduğum bu sözler senin yüreğinde olacaktır;
DEU 6:7 ve bunları çocuklarına özenle öğreteceksin ve evinde oturduğunda, yolda yürürken, yattığında ve kalktığında onlardan söz edeceksin.
DEU 6:8 Onları elinin üzerine bir işaret olarak bağlayacaksın ve gözlerinin arasında alın bağı olacaklar.
DEU 6:9 Bunları evinin kapı sövelerine ve kapılarının üzerine yazacaksın.
DEU 6:10 Öyle olacak ki, Tanrın Yahve, senin bina etmediğin büyük ve iyi kentleri, senin doldurmadığın bütün iyi şeylerle dolu evleri,
DEU 6:11 senin kazmadığın kazılmış sarnıçları ve senin dikmediğin bağları ve zeytin ağaçlarını sana vermek üzere, atalarına, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a ant içtiği diyara seni getirecek ve yiyip doyacaksın,
DEU 6:12 o zaman seni Mısır diyarından, esaret evinden çıkaran Yahve'yi unutmaktan sakın.
DEU 6:13 Tanrın Yahve'den korkacaksın; ve O'na hizmet edeceksin ve O'nun adıyla ant içeceksin.
DEU 6:14 Çevrenizdeki halkların ilâhları olan başka ilâhların ardınca gitmeyeceksiniz.
DEU 6:15 Çünkü Tanrın Yahve aranızda kıskanç bir Tanrı'dır, öyle ki, Tanrınız Yahve'nin öfkesi sana karşı alevlenmesin ve seni yeryüzünden yok etmesin.
DEU 6:16 Tanrınız Yahve'yi Massa'da denediğiniz gibi denemeyeceksiniz.
DEU 6:17 Tanrınız Yahve'nin buyruklarını, tanıklıklarını, size buyurduğu kuralları özenle tutacaksınız.
DEU 6:18 Yahve'nin gözünde doğru ve iyi olanı yapacaksın; öyle ki, sana iyilik olsun,
DEU 6:19 ve içeri girip, Yahve'nin söylediği gibi bütün düşmanlarını önünden kovmak için atalarına ant içtiği güzel ülkeyi mülk olarak alasın.
DEU 6:20 Oğlun ileride sana, “Tanrımız Yahve'nin size buyurduğu tanıklıklar, kurallar ve ilkeler ne anlama geliyor?” diye sorunca,
DEU 6:21 o zaman oğluna, “Mısır'da Firavun'un köleleriydik” diyeceksin. “Yahve güçlü eliyle bizi Mısır'dan çıkardı;
DEU 6:22 ve Yahve Mısır'da, gözlerimizin önünde, Firavun'un üzerinde ve onun bütün evi üzerinde büyük ve dehşet verici belirtiler ve harikalar gösterdi;
DEU 6:23 ve atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeyi bize vermek üzere bizi içeri getirmek için oradan çıkardı.
DEU 6:24 Yahve bize bütün bu kuralları tutmamızı, her zaman iyiliğimiz için Tanrımız Yahve'den korkmamızı ve bugün olduğu gibi biz sağ kalalım diye buyurdu.
DEU 6:25 Tanrımız Yahve'nin önünde tüm bu buyrukları O'nun bize buyurduğu gibi dikkatle yaparsak, bizim için doğru olacaktır.''
DEU 7:1 Tanrın Yahve seni mülk olarak almak için gittiğin ülkeye götürüp önünüzden birçok ulusu - Hititler'i, Girgaşiler'i, Amorlular'ı, Kenanlılar'ı, Perizziler'i, Hivliler'i ve Yevuslular'ı - senden daha büyük ve senden daha güçlü yedi ulusu kovduğunda;
DEU 7:2 Tanrın Yahve onları önünde teslim ettiği ve onları vurduğunda, o zaman onları tümüyle yok edeceksin. Onlarla antlaşma yapmayacaksın ve onlara merhamet göstermeyeceksin.
DEU 7:3 Onlarla evlenmeyeceksin. Kızını onun oğluna vermeyeceksin, onun kızını da kendi oğluna almayacaksın.
DEU 7:4 Çünkü bu, oğullarını benim ardımca gitmekten saptırır ve başka ilahlara hizmet ederler. Böylece Yahve'nin öfkesi size karşı alevlenir ve sizi çabucak yok eder.
DEU 7:5 Ancak onlara şöyle yapacaksın: Sunaklarını yıkacaksın, dikili taşlarını parçalayacaksın, Aşera putlarını keseceksin ve oyma putlarını ateşle yakacaksın.
DEU 7:6 Çünkü sen Tanrın Yahve'ye kutsal bir halksın. Tanrın Yahve, kendine ait halk olman için, yeryüzündeki bütün halkların üstünde seni seçti.
DEU 7:7 Yahve sizi sayıca bütün halklardan çok olduğunuz için sevip seçmedi; çünkü siz bütün halkların en az olanıydınız;
DEU 7:8 ama Yahve sizi sevdiğinden ve atalarınıza ettiği andı tutmak istediğinden, Yahve güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı ve esaret evinden, Mısır Kralı Firavun'un elinden kurtardı.
DEU 7:9 Bu nedenle şunu bil ki, Tanrın Yahve Tanrı'nın kendisidir, kendisini seven ve buyruklarını tutan bin kuşak boyunca antlaşmasını ve sevgi dolu iyiliğini koruyan,
DEU 7:10 ve kendisinden nefret edenleri yok etmek için yüzlerine karşılığını veren sadık Tanrı'dır. Kendisinden nefret edene karşı gevşeklik göstermez. Karşılığını yüzüne verecektir.
DEU 7:11 Bu nedenle, bugün sana buyurduğum buyrukları, kuralları ve ilkeleri tutacaksın.
DEU 7:12 Bu kuralları dinlediğiniz, tuttuğunuz ve onları yaptığınız için, Tanrın Yahve atalarına ettiği andı, antlaşmayı ve sevgi dolu iyiliğini senin için koruyacak.
DEU 7:13 O seni sevecek, kutsayacak ve seni çoğaltacak. Sana vermek için atalarına ant içtiği ülkede bedeninin ürününü, toprağının ürününü, tahılını, yeni şarabını ve zeytin yağını, sığırlarının artışını, sürünün yavrularını da kutsayacak.
DEU 7:14 Bütün halklardan çok sen kutsanacaksın. Erkek yada kadın olsun sizin aranızda, hayvanlarınız arasında kısır olmayacak.
DEU 7:15 Yahve senden her hastalığı kaldıracak; ve Mısır'ın bildiğin kötü hastalıklarından hiçbirini senin üzerinize koymayacak, ancak senden nefret edenlerin hepsinin üzerine koyacak.
DEU 7:16 Tanrın Yahve'nin sana teslim edeceği bütün halkları tüketeceksin. Gözlerin onlara acımayacak. Onların ilâhlarına hizmet etmeyeceksin; çünkü bu sana tuzak olacaktır.
DEU 7:17 Yüreğinde, “Bu uluslar benden çoktur, onları nasıl mülksüz bırakabilirim?” dersen,
DEU 7:18 onlardan korkmayacaksın. Tanrın Yahve'nin Firavun'a ve tüm Mısır'a yaptıklarını,
DEU 7:19 gözlerinin gördüğü büyük denemeleri, belirtileri, harikaları, güçlü eli ve Tanrınız Yahve'nin seni oradan çıkarmak için uzanan kolunu iyi hatırlayacaksın. Tanrın Yahve korktuğunuz bütün halklara da öyle yapacaktır.
DEU 7:20 Üstelik Tanrın Yahve, geride kalanları ve gizlenenleri önünden yok oluncaya dek onların aralarına eşekarısı gönderecektir.
DEU 7:21 Onlardan korkmayacaksın; çünkü Tanrın Yahve, büyük ve heybetli bir Tanrı olarak arandadır.
DEU 7:22 Tanrın Yahve bu ulusları önünden azar azar kovacak. Onları hemen tüketemezsin, yoksa kır hayvanları senin üzerine çoğalır.
DEU 7:23 Ama Tanrın Yahve onları önüne teslim edecek, yok oluncaya dek onları büyük bir şaşkınlıkla akıllarını karıştıracak.
DEU 7:24 Krallarını eline teslim edecek ve sen de onların adını gökyüzünün altından yok edeceksin. Sen onları yok edene kadar hiç kimse senin önünde duramayacak.
DEU 7:25 Onların ilâhlarının oyma putlarını ateşle yakacaksın. Üzerlerindeki gümüşe ya da altına göz dikmeyeceksin, ve onu kendine almayacaksın; yoksa onunla tuzağa düşersin. Çünkü bu, Tanrın Yahve'ye iğrenç bir şeydir.
DEU 7:26 Evine iğrenç bir şey getirmeyecek ve ona bağlanmayacaksın. Bundan kesinlikle nefret edeceksin. Ondan tamamen tiksineceksin; çünkü bu bağlılıkla ilgili bir şeydir.
DEU 8:1 Yaşayasın, çoğalasın ve Yahve'nin atalarınıza ant içerek söz verdiği ülkeye girip mülk edinebilesin diye bugün size buyurduğum bütün buyrukları tutacaksın.
DEU 8:2 Tanrın Yahve'nin seni alçaltmak, seni sınamak, O'nun buyruklarını tutacak mısın yoksa tutmayacak mısın diye yüreğinde olanı bilmek için bu kırk yıl boyunca çölde seni yürüttüğü bütün yolu hatırlayacaksın.
DEU 8:3 O, seni alçalttı, aç kalmana izin verdi ve insanın yalnızca ekmekle yaşamadığını, Yahve'nin ağzından çıkan her sözle insanın yaşadığını sana öğretmek için senin bilmediğin, atalarının da bilmediği man ile seni doyurdu.
DEU 8:4 Bu kırk yıl, giysilerin eskimedi, ayağın da şişmedi.
DEU 8:5 Bir adam oğlunu nasıl terbiye ederse, Tanrın Yahve'nin de seni öyle terbiye etmekte olduğunu yüreğinde düşüneceksin.
DEU 8:6 Tanrın Yahve'nin yollarında yürümek ve O'ndan korkmak için O'nun buyruklarını tutacaksın.
DEU 8:7 Çünkü Tanrın Yahve seni güzel ülkeye, derelerin, pınarların, vadilerin ve tepelerin içine akan yer altı sularının diyarına;
DEU 8:8 buğday, arpa, üzüm, incir ağaçları ve nar diyarı; zeytin ağaçları ve bal diyarına götürüyor;
DEU 8:9 kıtlık çekmeden ekmek yiyeceğiniz bir ülke, orada hiçbir eksiğiniz olmayacak; taşları demir olan ve tepelerinden bakır çıkarabileceğiniz bir ülke.
DEU 8:10 Yiyip doyacaksın ve sana verdiği güzel ülke için Tanrın Yahve'yi yücelteceksin.
DEU 8:11 Bugün sana buyurmakta olduğum O'nun buyruklarını, kurallarını ve ilkelerini tutmayarak Tanrın Yahve'yi unutmaktan sakın;
DEU 8:12 yiyip doyduğunda, güzel evler yapıp onlarda oturduğunda;
DEU 8:13 sığırların ve davarların çoğaldığı, gümüşün ve altının çoğaldığı ve sahip olduğun her şey çoğaldığında;
DEU 8:14 o zaman yüreğin yükselebilir ve seni Mısır diyarından, esaret evinden çıkaran;
DEU 8:15 içinde zehirli yılanlar ve akreplerle dolu, susuz kurak toprağın bulunduğu o büyük ve korkunç çölde sana öncülük eden; çakmaktaşı kayadan sana su çıkaran;
DEU 8:16 seni alçaltsın, ve sonunda sana iyilik etmek için seni denesin diye, atalarının bilmediği man ile çölde seni besleyen Tanrın Yahve'yi unutmayasın;
DEU 8:17 sakın yüreğinde, “Bana bu serveti yapan benim kendi gücüm ve elimin kudretidir” demeyesin.
DEU 8:18 Ama Tanrın Yahve'yi hatırlayacaksın; çünkü atalarına ettiği andı bugün olduğu gibi pekiştirmek için sana servet kazanma gücünü veren O'dur.
DEU 8:19 Öyle olacak ki, eğer Tanrın Yahve'yi unutur ve başka ilâhların ardınca yürürsen, onlara hizmet edip onlara taparsan, bugün size tanıklık ederim ki, kesinlikle yok olacaksınız.
DEU 8:20 Yahve'nin önünüzden yok ettiği uluslar gibi, siz de yok olacaksınız, çünkü Tanrınız Yahve'nin sözünü dinlemediniz.
DEU 9:1 Dinle, ey İsrael! Senden daha büyük ve güçlü ulusları, büyük uzun boylu bir halkı,
DEU 9:2 bildiğin ve hakkında: “Anak'ın oğullarının önünde kim durabilir?” dendiğini duyduğun Anakim'in oğullarını, büyük ve gökyüzüne kadar uzanan surlu kentleri mülksüz bırakmak üzere bugün Yarden'den geçeceksin.
DEU 9:3 Bu nedenle bugün şunu bil ki, önünden yiyip bitiren bir ateş gibi geçen Tanrın Yahve'dir. Onları yok edecek ve senin önünde onlara boyun eğdirecektir. Bu yüzden Yahve'nin sana söylediği gibi onları kovacaksın ve onları tez zamanda yok edeceksin.
DEU 9:4 Tanrın Yahve onları önünden attıktan sonra, yüreğinden, “Doğruluğumdan dolayı Yahve beni bu ülkeye mülk edinmek için getirdi” deme; çünkü bu ulusların kötülükleri yüzünden Yahve onları önünden kovuyor.
DEU 9:5 Onların topraklarını mülk edinmek için doğruluğun ya da yüreğinin doğruluğu için girmiyorsun; ancak bu ulusların kötülüğünden dolayı, ve Yahve'nin atalarına, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a ant içtiği sözü pekiştirmek için Tanrın Yahve onları önünden kovuyor.
DEU 9:6 Bunun için şunu bil ki, Tanrın Yahve bu güzel ülkeyi, doğruluğundan dolayı sana mülk edinmen için vermiyor; çünkü sen sert enseli bir halksın.
DEU 9:7 Tanrın Yahve'yi çölde nasıl öfkelendirdiğini hatırla ve unutma. Mısır diyarından ayrıldığın günden bu yere gelinceye kadar Yahve'ye karşı isyankâr oldunuz.
DEU 9:8 Horev'de de Yahve'yi öfkelendirdiniz ve Yahve sizi yok etmek için gazaba geldi.
DEU 9:9 Taş levhaları, Yahve'nin sizinle yaptığı antlaşmanın levhalarını almak için dağa çıktığımda kırk gün kırk gece dağda kaldım. Ne ekmek yedim ne de su içtim.
DEU 9:10 Yahve Tanrı'nın parmağıyla yazılmış iki taş levhayı bana teslim etti. Toplantı gününde Yahve'nin dağda ateşin içinden size söylediği bütün sözler onların üzerindeydi.
DEU 9:11 Kırk gün kırk gecenin sonunda Yahve bana iki taş levhayı, antlaşma levhalarını verdi.
DEU 9:12 Yahve bana şöyle dedi: “Kalk, buradan çabuk in; çünkü Mısır'dan çıkardığın halkın kendilerini bozdular. Onlara buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir suret yaptılar!”
DEU 9:13 Bundan başka Yahve benimle konuşup şöyle dedi: “Bu insanları gördüm ve işte onlar sert enseli bir halktır.
DEU 9:14 Beni bırak da onları yok edeyim, adlarını gökyüzünün altından sileyim; seni de onlardan daha kudretli ve daha büyük bir ulus yapacağım.”
DEU 9:15 Bunun üzerine dönüp dağdan indim; dağ ateşle yanıyordu. Antlaşmanın iki levhası iki elimdeydi.
DEU 9:16 İşte, Tanrınız Yahve'ye karşı günah işlemiş olduğunuzu gördüm. Kendinize dökme bir buzağı yapmıştınız. Yahve'nin size buyurduğu yoldan çabucak sapmıştınız.
DEU 9:17 İki levhayı alıp iki elimden attım ve onları gözünüzün önünde kırdım.
DEU 9:18 İlk seferki gibi kırk gün kırk gece Yahve'nin önünde yere kapandım. Yahve'yi öfkelendirmek için gözünde kötü olanı yaparak işlediğiniz bütün günahtan dolayı ne ekmek yedim, ne de su içtim.
DEU 9:19 Çünkü Yahve'nin sizi yok etmek için size öfkelenmesinden ve kızgın hoşnutsuzluğundan korkuyordum. Ama Yahve o zaman da beni dinledi.
DEU 9:20 Yahve Aron'u yok edecek kadar öfkeliydi. Aynı zamanda Aron için de dua ettim.
DEU 9:21 Günahınızı, yaptığınız buzağıyı alıp ateşle yaktım ve onu parçaladım ve toz haline gelinceye kadar onu iyice ezdim. Tozunu dağdan inen dereye attım.
DEU 9:22 Tabera'da, Massa'da ve Kivrot Hattaava'da Yahve'yi öfkelendirdiniz.
DEU 9:23 Yahve, “Gidin, size verdiğim ülkeyi mülk edinin” diyerek sizi Kadeş-Barnea'dan gönderdiği zaman, Tanrınız Yahve'nin buyruğuna karşı isyan ettiniz, O'na inanmadınız, O'nun sözünü dinlemediniz.
DEU 9:24 Sizi tanıdığım günden beri Yahve'ye karşı isyankâr oldunuz.
DEU 9:25 Böylece kırk gün kırk gece Yahve'nin önünde yere kapandım, çünkü Yahve sizi yok edeceğini söylemişti.
DEU 9:26 Yahve'ye dua edip şöyle dedim: “Efendim Yahve, halkını, büyüklüğünle kurtardığın, güçlü elle Mısır'dan çıkardığın mirasını yok etme.
DEU 9:27 Hizmetkârların Avraham'ı, İshak'ı ve Yakov'u hatırla. Bu halkın inatçılığına, kötülüğüne, günahına bakma,
DEU 9:28 yoksa bizi çıkardığın ülke, 'Çünkü Yahve onları kendilerine vaat ettiği ülkeye götüremedi ve onlardan nefret ettiği için onları çölde öldürmek üzere çıkardı.' demesin.
DEU 9:29 Ama onlar senin halkındır ve senin büyük gücünle ve uzanmış kolunla çıkardığın mirasındır.”
DEU 10:1 O sırada Yahve bana şöyle dedi: “İlki gibi iki taş levha kes, dağa yanıma çık ve ağaçtan bir sandık yap.
DEU 10:2 Kırdığın önceki levhaların üzerindeki sözleri bu levhaların üzerine yazacağım ve onları sandığa koyacaksın.”
DEU 10:3 Akasya ağacından bir sandık yaptım, ilki gibi iki taş levha kestim ve elimde iki levhayla dağa çıktım.
DEU 10:4 Toplantı gününde Yahve'nin dağda ateşin içinden size söylediği On Buyruk'u önceki yazıya göre levhaların üzerine yazdı; ve Yahve onları bana verdi.
DEU 10:5 Dönüp dağdan indim ve levhaları yapmış olduğum sandığa koydum; ve onlar Yahve'nin bana buyurduğu gibi oradalar.
DEU 10:6 (İsrael'in çocukları Beerot Bene Yaakan'dan Moseray'a gittiler. Orada Aron öldü ve orada gömüldü; ve oğlu Eleazar onun yerine kâhinlik makamında hizmet etti.
DEU 10:7 Oradan Gudgoda'ya ve Gudgoda'dan Yotvata'ya gittiler.
DEU 10:8 O sırada Yahve, Levi oymağını, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşımaları, bugüne dek Yahve'nin önünde durup O'na hizmet etmeleri ve O'nun adıyla kutsamaları için ayırmıştı.
DEU 10:9 Bu nedenle Levi'nin kardeşleri ile payı ve mirası yoktur. Tanrın Yahve'nin ona söylediği gibi, Yahve onun mirasıdır.)
DEU 10:10 İlk seferinde olduğu gibi kırk gün kırk gece dağda kaldım; Yahve o zaman da beni dinledi. Yahve seni yok etmeyecekti.
DEU 10:11 Yahve bana şöyle dedi: “Kalk, halkın önünde yola çık; ve onlara vermek üzere atalarına ant içtiğim diyara girecekler ve onu mülk edinecekler.”
DEU 10:12 Şimdi, ey İsrael, Tanrın Yahve'den korkmaktan, O'nun bütün yollarında yürümekten, O'nu sevmekten, Tanrın Yahve'ye bütün yüreğinle, bütün canınla hizmet etmekten,
DEU 10:13 bugün iyiliğin için sana buyurmakta olduğum Yahve'nin buyrukları ve kurallarını tutmaktan başka, Tanrın Yahve senden ne ister?
DEU 10:14 İşte, gökler, göklerin göğü, yeryüzü ve içindeki her şey Tanrın Yahve'ye aittir.
DEU 10:15 Yalnız Yahve atalarınızı sevmekten hoşlandı ve onlardan sonra soylarını, bugün olduğu gibi sizi bütün halkların üstünde seçti.
DEU 10:16 Bu nedenle yüreğinizin sünnet derisini sünnet edin ve artık sert enseli olmayın.
DEU 10:17 Tanrınız Yahve, ilâhların Tanrısı, efendilerin Efendi'si, büyük, güçlü ve heybetli Tanrı'dır, insanları kayırmaz ve rüşvet almaz.
DEU 10:18 Yetimin ve dulun hakkını verir, yabancıyı yiyecek ve giyecek vererek onu sever.
DEU 10:19 Bu nedenle yabancıyı sevin; çünkü siz de Mısır diyarında yabancıydınız.
DEU 10:20 Tanrın Yahve'den korkacaksın. O'na hizmet edeceksin. O'na bağlanacaksın ve O'nun adıyla ant içeceksin.
DEU 10:21 Gözlerinin gördüğü bu büyük ve heybetli şeyleri senin için yapan Tanrın'dır, O senin övgündür.
DEU 10:22 Ataların yetmiş kişiyle birlikte Mısır'a indiler; ve şimdi Tanrın Yahve seni kalabalıkta gökyüzünün yıldızları gibi yaptı.
DEU 11:1 Bu nedenle Tanrın Yahve'yi seveceksin ve O'nun uyarılarını, kurallarını, ilkelerini ve buyruklarını her zaman tutacaksın.
DEU 11:2 Bugün bilin; çünkü Tanrınız Yahve'nin yola getirişini, büyüklüğünü, kudretli elini, uzanmış kolunu, belirtileri ve yaptığı işleri bilmeyen ve görmeyen çocuklarınızla konuşmuyorum.
DEU 11:3 Mısır'ın ortasında Mısır Kralı Firavun'a ve onun bütün ülkesine yaptığını;
DEU 11:4 Mısır ordusuna, atlarına ve savaş arabalarına ne yaptığını; onlar sizi kovalarken Kızıldeniz'in sularını nasıl onların üzerine taştırdığını ve Yahve'nin onları bugüne kadar nasıl yok ettiğini;
DEU 11:5 ve siz bu yere gelinceye kadar çölde size ne yaptığını;
DEU 11:6 Ruven oğlu Eliav'ın oğulları Datan ve Aviram'a ne yaptığını; bütün İsrael'in ortasında yerin ağzını açıp onları, ev halklarını, çadırlarını ve onların ardından giden her canlı şeyi nasıl yuttuğunu;
DEU 11:7 ama sizin gözleriniz Yahve'nin yaptığı büyük işlerin hepsini gördü.
DEU 11:8 Bu nedenle, güçlü olmanız ve mülk edinmek için gitmekte olduğunuz diyara girip onu mülk edinmeniz için bugün size buyurmakta olduğum buyruğun tamamını tutacaksın;
DEU 11:9 öyle ki, Yahve'nin atalarınıza ve onların soyuna vermek için ant içtiği süt ve bal akan diyarda günleriniz uzun olsun.
DEU 11:10 Çünkü mülk edinmek için girmekte olduğun ülke, tohum ektiğin ve ayağınla suladığın, çıktığın Mısır ülkesine, sebze bahçesine benzemez;
DEU 11:11 ama mülk edinmek için geçmekte olduğun diyar, gökten gelen yağmurdan su içen, tepeler ve vadilerle dolu bir ülkedir;
DEU 11:12 Tanrın Yahve'nin ilgilendiği bir ülkedir. Tanrın Yahve'nin gözleri, yılın başından sonuna dek her zaman onun üzerindedir.
DEU 11:13 Eğer Tanrın Yahve'yi sevmek ve O'na bütün yüreğinle, bütün canınla hizmet etmek için bugün size buyurmakta olduğum buyruklarımı özenle dinlerseniz, öyle olacak ki,
DEU 11:14 tahılını, yeni şarabını ve yağını toplayasın diye diyarınızın yağmurunu, ilk yağmur ve son yağmuru mevsiminde vereceğim.
DEU 11:15 Tarlalarında hayvanların için ot vereceğim; sen de yiyip doyacaksın.
DEU 11:16 Dikkatli olun, yüreğiniz aldanmasın ve başka ilahlara hizmet etmek için sapmayasınız ve onlara tapmayasınız;
DEU 11:17 ve Yahve'nin öfkesi size karşı alevlenmesin; yağmur yağmasın ve toprak ürününü vermesin diye gökyüzünü kapatmasın; ve Yahve'nin size vermekte olduğu güzel ülkede çabucak yok olmayasınız.
DEU 11:18 Bu nedenle bu sözlerimi yüreğinize ve canınıza koyacaksınız. Onları elinize işaret olarak bağlayacaksınız ve gözlerinizin arasında alın bağı olacaklar.
DEU 11:19 Evinde oturduğunda, yolda yürürken, yattığında ve kalktığında onlardan söz edecek bunları çocuklarına öğreteceksin.
DEU 11:20 Onları evinin kapı sövelerine ve kapılarının üzerine yazacaksın;
DEU 11:21 öyle ki, Yahve'nin atalarınıza vermek için ant içtiği o ülkede sizin ve çocuklarınızın günleri, yerin üzerindeki göklerin günleri gibi çoğalsın.
DEU 11:22 Çünkü size buyurduğum bütün bu buyrukları yapmak için, Tanrınız Yahve'yi sevmek, O'nun bütün yollarında yürümek ve O'na yapışmak için onu özenle tutarsanız,
DEU 11:23 o zaman Yahve bütün bu ulusları önünüzden kovacak ve sizden daha büyük ve daha güçlü ulusları mülksüz bırakacaksınız.
DEU 11:24 Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak; sınırınız çölden ve Lübnan'dan, ırmaktan, Fırat Nehri'nden batı denizine kadar olacak.
DEU 11:25 Hiç kimse önünüzde duramayacak. Tanrınız Yahve, size söylediği gibi, bastığınız bütün diyara sizin korkunuzu ve dehşetinizi koyacak.
DEU 11:26 İşte, bugün önünüze bereketi ve laneti koyuyorum:
DEU 11:27 Eğer bugün size buyurmakta olduğum Tanrınız Yahve'nin buyruklarını dinlerseniz, bereket;
DEU 11:28 ve eğer Tanrınız Yahve'nin buyruklarını dinlemezseniz ve bugün size buyurduğum yoldan sapıp, bilmediğiniz başka ilâhların ardınca giderseniz, lanet.
DEU 11:29 Tanrın Yahve seni mülk edinmek için gitmekte olduğun ülkeye getirdiğinde, bereketi Gerizim Dağı üzerine, laneti ise Eval Dağı üzerine koyacaksın.
DEU 11:30 Onlar Yarden'in ötesinde, güneşin battığı yolun arkasında, Gilgal yakınındaki Arava'da, Moreh Meşeliği yanında oturan Kenanlılar'ın ülkesinde değiller mi?
DEU 11:31 Çünkü Tanrınız Yahve'nin size vermekte olduğu ülkeyi mülk edinmek için Yarden'i geçeceksiniz; onu mülk edinecek ve orada oturacaksınız.
DEU 11:32 Bugün önünüze koymakta olduğum bütün kuralları ve ilkeleri yapmaya dikkat edeceksiniz.
DEU 12:1 Atalarınızın Tanrısı Yahve'nin, yeryüzünde yaşayacağınız bütün günler boyunca size mülk olarak verdiği ülkede dikkatle yapacağınız kurallar ve ilkeler bunlardır.
DEU 12:2 Mülksüz bırakacağınız ulusların ilâhlarına tapındıkları bütün yerleri, yüksek dağları, tepeleri ve her yeşil ağacın altını kesinlikle yok edeceksiniz.
DEU 12:3 Onların sunaklarını yıkacaksın, dikili taşlarını parçalayacaksın, Aşera putlarını ateşle yakacaksın. Onların ilâhlarının oyma putlarını keseceksin. Adlarını o yerden yok edeceksiniz.
DEU 12:4 Tanrınız Yahve'ye böyle yapmayacaksınız.
DEU 12:5 Ama Tanrınız Yahve'nin adını yerleştirmek için bütün oymaklarınız arasından seçeceği yere, O'nun konutunu arayacaksınız ve oraya geleceksiniz.
DEU 12:6 Yakmalık sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, sallama sunusunu, adaklarınızı, gönüllü sunularınızı, sığırlarınızın ve sürünüzün ilk doğanlarını oraya getireceksiniz.
DEU 12:7 Orada Tanrınız Yahve'nin önünde yiyeceksiniz; siz ve ev halkınız elinizi attığınız ve Tanrınız Yahve'nin sizi kutsadığı her şeyde sevineceksiniz.
DEU 12:8 Bugün burada bizim yaptığımız her şeye göre yapmayacaksınız, herkes kendi gözünde doğru olanı yapmakta;
DEU 12:9 çünkü dinlenmeye ve Tanrınız Yahve'nin size vermekte olduğu mirasa henüz girmediniz.
DEU 12:10 Ama Yarden'in ötesine geçip Tanrınız Yahve'nin size miras olarak vereceği ülkede oturduğunuzda ve güvenlik içinde oturmak üzere çevrenizdeki tüm düşmanlarınızdan size rahat verdiğinde,
DEU 12:11 o zaman öyle olacak ki, Tanrınız Yahve'nin kendi adına konut olarak seçeceği yere, size buyurduğum her şeyi, yakmalık sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, elinizdeki sallama sunusunu ve Yahve'ye adadığınız bütün seçme adaklarınızı oraya getireceksiniz.
DEU 12:12 Tanrınız Yahve'nin önünde, siz, oğullarınız, kızlarınız, erkek hizmetçileriniz, kadın hizmetçileriniz ve kapılarınızda olan Levili sevineceksiniz; çünkü Levili'nin sizinle hiç payı ve mirası yoktur.
DEU 12:13 Yakmalık sunularını gördüğün her yerde sunmamaya dikkat et;
DEU 12:14 ancak Yahve'nin oymaklarının birinde seçeceği yerde yakmalık sunularını orada sunacaksın ve sana buyurmakta olduğum her şeyi orada yapacaksın.
DEU 12:15 Yine de, Tanrın Yahve'nin sana verdiği berekete göre, canının dilediği her ne ise, bütün kapılarında kesebilir ve et yiyebilirsin. Ceylan ve geyik gibi, kirli ve temiz olanlar da ondan yiyebilir.
DEU 12:16 Yalnız kanını yemeyeceksin. Onu su gibi yere dökeceksin.
DEU 12:17 Tahılının, yeni şarabının, yağının ondalığını, sığırlarının ya da sürülerinin ilk doğanlarını, adadığın adakların hiçbirini ya da gönülden verdiğin sunuları ve elinin sallama sunusunu kapılarında yiyemezsin;
DEU 12:18 ama onları sen, oğlun, kızın, erkek hizmetçin, kadın hizmetçin ve kapılarında olan Levili, Tanrınız Yahve'nin önünde, Tanrın Yahve'nin seçeceği yerde yiyeceksin. El attığın her şeyde Tanrın Yahve'nin önünde sevineceksin.
DEU 12:19 Ülkende yaşadığın sürece Levililer'i yalnız bırakmamaya dikkat et.
DEU 12:20 Tanrın Yahve, sana verdiği söz uyarınca sınırını genişlettiğinde ve canın et yemek istediğinde, “Et yemek istiyorum” dersen, canının her arzusuna göre et yiyebilirsin.
DEU 12:21 Tanrın Yahve'nin adını koymak için seçeceği yer senden çok uzaksa, o zaman Yahve'nin sana verdiği sığırlarını ve sürülerini sana buyurduğum gibi keseceksin ve canının bütün arzusuna göre kapılarında yiyebilirsin.
DEU 12:22 Ceylan ve geyik nasıl yenirse, sen de ondan öyle yiyeceksin. Kirli ve temiz olan ondan aynı şekilde yiyebilir.
DEU 12:23 Yalnız kan yemediğinden emin ol; çünkü kan yaşamdır. Yaşamı etle birlikte yemeyeceksin.
DEU 12:24 Onu yemeyeceksin. Onu su gibi yere dökeceksin.
DEU 12:25 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptığında, sana ve senden sonra çocuklarına iyilik olsun diye onu yemeyeceksiniz.
DEU 12:26 Yalnızca kutsal şeylerini ve adaklarını alıp Yahve'nin seçeceği yere gideceksin.
DEU 12:27 Yakmalık sunularını, etini ve kanını Tanrın Yahve'nin sunağı üzerinde sunacaksın. Kurbanlarının kanı Tanrın Yahve'nin sunağı üzerine dökülecek ve eti yiyeceksin.
DEU 12:28 Tanrın Yahve'nin gözünde iyi ve doğru olanı yaptığında, senin ve senden sonra çocukların daima iyilik olsun diye, sana buyurmakta olduğum bütün bu sözleri tut ve dinle.
DEU 12:29 Tanrın Yahve, mülklerinden etmek için gitmekte olduğun ulusları önünden kesip attığında ve sen onları mülklerinden edip ülkelerinde oturduğunda,
DEU 12:30 dikkatli ol, onlar önünden yok edildikten sonra onları takip ederek tuzağa düşme “Bu uluslar kendi ilâhlarına nasıl hizmet ediyorlar ben de öyle yapacağım” diye onların ilâhlarını arama.
DEU 12:31 Tanrın Yahve'ye böyle yapmayacaksın; Yahve'nin nefret ettiği her iğrençliği kendi ilâhlarına yaptılar; çünkü oğullarını ve kızlarını bile ateşte kendi ilâhlarına yakarlar.
DEU 12:32 Sana ne buyurduysam onu dikkatle yapacaksın. Ona ne bir şey ekleyeceksin, ne de ondan bir şey eksilteceksin.
DEU 13:1 Eğer aranızda bir peygamber ya da rüya gören biri çıkar ve size bir belirti ya da şaşılacak bir şey verirse,
DEU 13:2 ve bilmediğiniz “Başka ilâhların ardınca gidelim ve onlara hizmet edelim” der ve size söylediği belirti ya da şaşılacak şey gerçekleşirse,
DEU 13:3 o peygamberin ya da o rüya görenin sözlerini dinlemeyeceksin; çünkü Tanrınız Yahve, Tanrınız Yahve'yi bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi bilmek için sizi sınıyor.
DEU 13:4 Tanrınız Yahve'nin ardından yürüyeceksiniz, O'ndan korkacaksınız, O'nun buyruklarını tutacaksınız ve O'nun sözünü dinleyeceksiniz. O'na hizmet edeceksiniz ve O'na yapışacaksınız.
DEU 13:5 O peygamber ya da o rüya gören, Tanrınız Yahve'nin size yürümenizi buyurduğu yoldan çıkarmak için, sizi Mısır diyarından çıkaran, esaret evinden kurtaran Tanrınız Yahve'ye karşı başkaldırı konuştuğu için öldürülecektir. Böylece kötülüğü aranızdan kaldıracaksınız.
DEU 13:6 Eğer erkek kardeşin, annenin oğlu, kendi oğlun, kızın, ya da koynundaki karın ya da can dostun, seni gizlice ayartırsa, senin ve atalarının bilmediği;
DEU 13:7 dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar çevrenizde, yakınınızda ya da senden uzakta olan halkların ilâhları hakkında; “Gidip başka ilahlara hizmet edelim” derse;
DEU 13:8 ona razı olmayacak, onu dinlemeyeceksin; gözün ona acımayacak, onu esirgemeyeceksin, onu gizlemeyeceksin;
DEU 13:9 ancak onu kesinlikle öldüreceksin. Onu öldürmek için ilk önce senin elin, sonra da bütün halkın eli onun üzerinde olacak.
DEU 13:10 Onu taşlarla taşlayarak öldüreceksin; çünkü o, seni Mısır diyarından, esaret evinden çıkaran Tanrın Yahve'den uzaklaştırmaya çalıştı.
DEU 13:11 Bütün İsrael bunu duyup korkacak ve aranızda bunun gibi bir kötülük yapmayacak.
DEU 13:12 Tanrın Yahve'nin oturmak için sana vermekte olduğu kentlerden birinde,
DEU 13:13 bazı kötü adamların aranızdan çıkıp bilmediğiniz, “Hadi gidip başka ilâhlara kulluk edelim” diyerek kentlerinde yaşayanları uzaklaştırdıklarını duyarsan,
DEU 13:14 o zaman araştırıp, soruşturacak ve özenle soracaksın. İşte, eğer aranızda böyle bir iğrençliğin yapıldığı doğruysa ve kesinse,
DEU 13:15 mutlaka o kentte yaşayanları kılıçtan geçirecek, onu, içindeki her şeyle ve hayvanlarıyla birlikte tamamen yok edeceksin.
DEU 13:16 Onun bütün ganimetini sokağın ortasına yığacaksın ve kenti, bütün yağmalarıyla birlikte Tanrın Yahve'ye ateşle yakacaksın. Sonsuza dek bir yığın olacak. Bir daha yapılmayacaktır.
DEU 13:17 Adanmış olandan hiçbir şey eline yapışmayacak ta ki, Tanrın Yahve'nin gözünde doğru olanı yapmak için, bugün sana buyurmakta olduğum Yahve'nin bütün buyruklarını tutmak üzere,
DEU 13:18 Yahve'nin sözünü dinlediğinde, Yahve öfkesinin kızgınlığından dönsün ve atalarına ant içtiği gibi, sana merhamet etsin, sana acısın ve seni çoğaltsın.
DEU 14:1 Siz Tanrınız Yahve'nin çocuklarısınız. Ölü için kendinizi kesmeyeceksiniz ve gözlerinizin arasını tüysüz yapmayacaksınız.
DEU 14:2 Çünkü sen Tanrın Yahve'ye kutsal bir halksın ve Yahve, kendi mülkü olan bir halk olman için yeryüzündeki bütün halkların üstünde seni seçti.
DEU 14:3 İğrenç hiçbir şeyi yemeyeceksin.
DEU 14:4 Yiyebileceğiniz hayvanlar şunlardır: Öküz, koyun, keçi,
DEU 14:5 geyik, ceylan, karaca, yaban keçisi, dağ keçisi, antilop ve dağ koyunu.
DEU 14:6 Hayvanlar arasında tırnağı yarık, tırnağı çatal ve geviş getiren her hayvanı yiyebilirsiniz.
DEU 14:7 Bununla birlikte, geviş getirenlerden ya da tırnağı yarık olanlardan deveyi, tavşanı ve kaya porsuğunu yemeyeceksiniz. Çünkü geviş getirirler ama çatal tırnaklı değildirler, onlar size kirlidirler.
DEU 14:8 Domuz, çatal tırnaklı olduğu halde geviş getirmediği için size kirlidir. Onların etini yemeyeceksiniz. Onların leşlerine dokunmayacaksınız.
DEU 14:9 Sularda olanların hepsinden şunları yiyebilirsiniz; yüzgeçli ve pullu olanları yiyebilirsiniz.
DEU 14:10 Yüzgeçleri ve pulları olmayan hiçbir şeyi yemeyeceksiniz. Bu size kirlidir.
DEU 14:11 Bütün temiz kuşlardan yiyebilirsiniz.
DEU 14:12 Ancak yemeyeceğiniz hayvanlar şunlardır: Kartal, akbaba, balıkkartalı,
DEU 14:13 kırmızı çaylak, şahin, her türden çaylak,
DEU 14:14 her türden karga,
DEU 14:15 devekuşu, baykuş, martı, her türden atmaca
DEU 14:16 kukumav, büyük baykuş, peçeli baykuş,
DEU 14:17 pelikan, akbaba, karabatak,
DEU 14:18 leylek, türlerine göre balıkçıl, ibibik ve yarasa.
DEU 14:19 Bütün kanatlı böcekler size kirlidir. Bunlar yenmeyecek.
DEU 14:20 Bütün temiz kuşlardan yiyebilirsiniz.
DEU 14:21 Kendiliğinden ölen hiçbir şeyi yemeyeceksiniz. Onu aranızda yaşayan ve kapılarınızda olan bir garibe yemesi için verebilirsin; ya da yabancıya satabilirsin; çünkü sen Tanrın Yahve'ye kutsal bir halksın. Oğlağı anasının sütünde pişirmeyeceksin.
DEU 14:22 Her yıl tarladan çıkan tohumunun bütün ürününün ondalığını mutlaka vereceksin.
DEU 14:23 Tahılının, yeni şarabının, zeytin yağının ondalığını, sığırlarının ve sürünün ilk doğanlarını, Tanrın Yahve'nin önünde adını yerleştirmek için seçeceği yerde yiyeceksin; öyle ki, Tanrın Yahve'den her zaman korkmayı öğrenesin.
DEU 14:24 Eğer yol senin için çok uzunsa ve Tanrın Yahve'nin adını koymak için seçeceği yer senden çok uzak olduğundan onu taşıyamayacaksan, Tanrın Yahve seni kutsadığında,
DEU 14:25 o zaman onu paraya çevireceksin, çevirdiğin parayı eline bağlayıp Tanrın Yahve'nin seçeceği yere gideceksin.
DEU 14:26 Parayı canının dilediği herhangi bir şeyle, sığırla, koyunla, şarapla, ağır içkiyle ya da canının senden istediği her şeyle değiştireceksin. Orada Tanrın Yahve'nin önünde yiyeceksin; sen ve ev halkın sevineceksiniz.
DEU 14:27 Kapılarında olan Levili'yi bırakmayacaksın; çünkü onun seninle payı ve mirası yoktur.
DEU 14:28 Her üç yılın sonunda, o yıldaki ürününün ondalığını getirip kapılarında biriktireceksin.
DEU 14:29 Levili, seninle hiçbir payı ve mirası olmadığı için, aranda yaşayan yabancı, yetim ve kapılarında olan dul kadın da gelip yiyecek ve doyacaklar; öyle ki, Tanrın Yahve elinin her işinde seni kutsasın.
DEU 15:1 Her yedi yılın sonunda borçları sileceksin.
DEU 15:2 Şu şekilde yapılacak: Her alacaklı komşusuna ödünç verdiğini serbest bırakacak. Çünkü Yahve'nin serbestliği ilan edildiği için komşusundan ve kardeşinden ödeme talep etmeyecektir.
DEU 15:3 Bir yabancıdan bunu talep edebilirsin; ama kardeşinin yanında neyin varsa, elin serbest bırakacak.
DEU 15:4 Ancak yanında yoksul olmayacak çünkü Tanrın Yahve'nin mülk olarak sana miras olarak vermekte olduğu diyarda,
DEU 15:5 eğer yalnızca Tanrın Yahve'nin sesini özenle dinlersen ve bugün sana buyurmakta olduğum tüm bu buyruğu yapmak için tutarsan, Yahve seni kesin olarak kutsayacaktır.
DEU 15:6 Çünkü Tanrın Yahve, sana söz verdiği gibi seni kutsayacaktır. Birçok ulusa borç vereceksin ama sen ödünç almayacaksın. Birçok ulusa hükmedeceksin, ama onlar sana hükmetmeyecekler.
DEU 15:7 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkedeki kapılardan birinde kardeşlerinden biri, yoksul bir adam yanındaysa, yüreğini katılaştırmayacak, yoksul kardeşine elini kapatmayacaksın;
DEU 15:8 ancak sen ona mutlaka elini açacaksın ve eksik kaldığı ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar ona kesinlikle ödünç vereceksin.
DEU 15:9 Sakın, “Yedinci yıl, serbest bırakma yılı yaklaştı” diyerek yüreğinde kötü bir düşünce olmasın ve yoksul kardeşine karşı gözün kötü olmasın ve ona bir şey vermemezlik etmeyesin; ve o sana karşı Yahve'ye feryat ederse, bu sana günah olur.
DEU 15:10 Mutlaka vereceksin ve ona verdiğin zaman yüreğin kederlenmeyecek; çünkü bu şey için Tanrın Yahve bütün işlerinde ve elini attığın her şeyde seni kutsayacaktır.
DEU 15:11 Çünkü yoksullar ülkede eksik olmayacaktır. Bu nedenle, ülkendeki kardeşine, muhtaçlarına ve yoksullarına kesinlikle elini açmanı sana buyuruyorum.
DEU 15:12 Eğer kardeşin, İbrani bir erkek ya da İbrani bir kadın sana satılır ve altı yıl sana hizmet ederse, yedinci yılda onu yanından özgür olarak salıvereceksin.
DEU 15:13 Onu yanından salıverdiğinde, onu boş elle salıvermeyeceksin.
DEU 15:14 Süründen, harmanından ve üzüm cenderenden ona bol bol vereceksin. Tanrın Yahve'nin seni kutsadığı gibi, ona vereceksin.
DEU 15:15 Mısır diyarında köle olduğunu ve Tanrın Yahve'nin seni kurtardığını hatırlayacaksın. Bu nedenle bugün sana bu şeyi buyuruyorum.
DEU 15:16 Öyle olacak ki, seni ve evini sevdiği için, seninle iyi olduğu için, “Yanından çıkmayacağım” derse,
DEU 15:17 o zaman bir biz alıp kulağından kapıya doğru saplayacaksın ve o daima senin hizmetkârın olacak. Kadın hizmetçine de aynısını yapacaksın.
DEU 15:18 Onu yanından salıverdiğinde bu sana zor gelmeyecek; çünkü altı yıl sana hizmet ettiğinden, değeri gündelik işçinin iki katıdır. Tanrın Yahve yaptığın her şeyde seni kutsayacaktır.
DEU 15:19 Sığırlarından ve sürülerinden doğan bütün ilk doğan erkekleri Tanrın Yahve'ye adayacaksın. Sığırlarının ilk doğanı ile iş yapmayacaksın ve sürülerinin ilk doğanını kırkmayacaksınız.
DEU 15:20 Sen ve ev halkın, onu yıldan yıla Tanrın Yahve'nin önünde, Yahve'nin seçeceği yerde yiyeceksiniz.
DEU 15:21 Eğer bir kusuru varsa, topal ya da körse ya da herhangi bir kusuru varsa, onu Tanrın Yahve'ye kurban etmeyeceksin.
DEU 15:22 Onu kapılarında yiyeceksin. Onu ceylan ve geyik gibi, kirli ve temiz olanlar aynı şekilde yiyecekler.
DEU 15:23 Yalnız onun kanını yemeyeceksin. Onu su gibi yere dökeceksin.
DEU 16:1 Aviv ayını tutun ve Tanrınız Yahve için Pesah'ı kutlayın; çünkü Tanrın Yahve Aviv ayında seni Mısır'dan geceleyin çıkardı.
DEU 16:2 Tanrın Yahve'ye sürülerden ve sığırlardan Pesah kurbanını, Yahve'nin adını yerleştirmek için seçeceği yerde keseceksin.
DEU 16:3 Onunla mayalı ekmek yemeyeceksin. Onunla birlikte yedi gün mayasız ekmek, sıkıntı ekmeği (çünkü Mısır diyarından aceleyle çıktın) yiyeceksin ki, Mısır diyarından çıktığın günü yaşamının bütün günlerinde hatırlayasın.
DEU 16:4 Yedi gün boyunca bütün sınırının içinde maya görülmeyecek; birinci gün akşam kurban edeceğin etten bütün gece sabaha kadar kalmayacak.
DEU 16:5 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu kapılardan hiçbirinde Pesah kurbanı kesemezsin.
DEU 16:6 Ancak Tanrın Yahve'nin adını yerleştirmek için seçeceği yerde, Mısır'dan çıktığın mevsimde, akşam güneş batarken Pesah kurbanını orada keseceksin.
DEU 16:7 Onu Tanrın Yahve'nin seçeceği yerde pişirip yiyeceksin. Sabah çadırlarına döneceksin.
DEU 16:8 Altı gün mayasız ekmek yiyeceksin. Yedinci gün Tanrın Yahve'nin önünde kutsal toplantı olacak. Hiçbir iş yapmayacaksın.
DEU 16:9 Kendine yedi hafta sayacaksın. Dik duran ekine orak salladığın vakitten itibaren yedi haftayı saymaya başlayacaksın.
DEU 16:10 Tanrın Yahve'nin seni kutsamasına göre vereceğin elinin gönüllü sunusunun vergisiyle, Tanrın Yahve'ye Haftalar Bayramı'nı tutacaksın.
DEU 16:11 Sen, oğlun, kızın, erkek hizmetçin, kadın hizmetçin, kapılarında olan Levili, aranda olan yabancı, yetim ve dul kadın, Tanrın Yahve'nin adına konut olmak üzere seçeceği yerde Tanrın Yahve'nin önünde sevineceksiniz.
DEU 16:12 Mısır'da köle olduğunu hatırlayacaksın. Bu kuralları tutacak ve yapacaksın.
DEU 16:13 Harman yerinden ve şarap cenderenden topladıktan sonra yedi gün Çardak Bayramı'nı tutacaksın.
DEU 16:14 Sen, oğlun, kızın, erkek hizmetçin, kadın hizmetçin, kapılarında olan Levili, yabancı, yetim ve kapılarındaki dul kadın bayramında sevineceksiniz.
DEU 16:15 Yahve'nin seçeceği yerde, Tanrın Yahve'ye yedi gün bayram yapacaksın, çünkü Tanrın Yahve, bütün ürününde ve ellerinin tüm işlerinde seni kutsayacak ve çok sevineceksin.
DEU 16:16 Bütün erkeklerin yılda üç kez Tanrın Yahve'nin önüne, O'nun seçeceği yerde çıkacaklar: Mayasız Ekmek Bayramı'nda, Haftalar Bayramı'nda ve Çardaklar Bayramı'nda. Yahve'nin önüne boş çıkmayacaklar.
DEU 16:17 Tanrın Yahve'nin sana verdiği bereket uyarınca, herkes gücü yettiğince verecek.
DEU 16:18 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu bütün kapılarında oymaklarına göre hakimler ve görevliler atayacaksın; ve halkı doğru hükümle yargılayacaklar.
DEU 16:19 Adaleti saptırmayacaksın. Taraf tutmayacaksın. Rüşvet almayacaksın; çünkü rüşvet bilgelerin gözlerini kör eder ve doğruların sözlerini saptırır.
DEU 16:20 Yaşamak ve Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkeyi miras almak için tümüyle adil olanı izleyeceksin.
DEU 16:21 Tanrın Yahve'nin kendin için yapacağın sunağının yanına kendine herhangi bir ağaçtan Aşera dikmeyeceksin.
DEU 16:22 Tanrın Yahve'nin nefret ettiği dikili bir taş kendinize dikmeyeceksin.
DEU 17:1 Tanrın Yahve'ye kusurlu ya da kötü bir şeyi olan öküz ya da koyun kurban etmeyeceksin; çünkü bu, Tanrın Yahve'ye iğrenç bir şeydir.
DEU 17:2 Eğer aranızda, Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu kapılardan herhangi birinde, Tanrın Yahve'nin gözünde kötü olanı yapan, antlaşmasını bozan, bir erkek ya da kadın bulunursa,
DEU 17:3 gidip başka ilâhlara, ya da güneşe, ya da aya, ya da göğün yıldızlarından herhangi birine hizmet etmişse ve onlara tapmışsa, ki bunu ben buyurmadım,
DEU 17:4 ve sana söylendiyse ve bunu duyduysan, o zaman dikkatle araştıracaksınız. İşte, İsrael'de böyle bir iğrençliğin yapıldığı doğruysa ve kesinse,
DEU 17:5 o zaman bu kötülüğü yapan o erkeği ya da kadını, o aynı erkeği ya da kadını kapılarına çıkaracaksın; ve onları taşlarla taşlayarak öldüreceksin.
DEU 17:6 Ölecek olan, iki ya da üç tanığın ağzıyla öldürülecektir. Tek bir tanığın ağzıyla öldürülmeyecektir.
DEU 17:7 Onu öldürmek için önce tanıkların eli, sonra da bütün halkın eli onun üzerinde olacak. Böylece kötülüğü aranızdan uzaklaştıracaksın.
DEU 17:8 Eğer kanla kan arasında, davayla dava arasında, döğüşle döğüş arasında, kapılarında tartışma konusu olan, yargılamada senin için çok zor bir mesele çıkarsa, o zaman kalkacaksın ve Tanrın Yahve'nin seçeceği yere gideceksin.
DEU 17:9 Levili kâhinlere ve o günlerdeki hakime geleceksin. Soracaksın, onlar sana hüküm kararını verecekler.
DEU 17:10 Yahve'nin seçeceği yerden sana verilecek hüküm uyarınca hareket edeceksin. Sana öğretecekleri her şeye göre yapmaya dikkat edeceksin.
DEU 17:11 Sana öğretecekleri yasanın kararlarına ve sana söyleyecekleri hükümlere göre yapacaksın. Sana bildirdikleri hükümden ne sağa ne de sola sapacaksın.
DEU 17:12 Orada Tanrın Yahve'nin önünde hizmet etmek üzere duran kâhini ya da hakimi dinlemeyerek küstahça davranan kişi ölecektir. Kötülüğü İsrael'den uzaklaştıracaksın.
DEU 17:13 Bütün halk bunu duyup korkacak ve artık küstahlık etmeyecekler.
DEU 17:14 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkeye gelip onu mülk edinip orada oturduğun ve, “Çevremdeki bütün uluslar gibi, üzerime bir kral koyacağım” dediğin zaman,
DEU 17:15 kesinlikle Tanrın Yahve'nin üzerine kral olarak seçtiği kişiyi koyacaksın. Kardeşlerin arasından birini kral olarak koyacaksın. Kardeşin olmayan bir yabancıyı üzerine koyamazsın.
DEU 17:16 Ancak kendisi için atlar çoğaltmayacak ve at çoğaltmak için halkın Mısır'a dönmesine neden olmayacaktır; çünkü Yahve sana, “Bir daha o yola dönmeyeceksin” dedi.
DEU 17:17 Yüreği sapmasın diye kendine eşler çoğaltmayacak. Kendisine fazla gümüş ve altın çoğaltmayacak.
DEU 17:18 Krallığının tahtına oturduğunda, Levili kâhinlerin önünde bulunan bu yasanın bir kopyasını kendisi için bir kitaba yazacak.
DEU 17:19 Bu kitap onun yanında olacak ve Tanrısı Yahve'den korkmayı, bu yasanın bütün sözlerini ve bu kuralları yapmak üzere onları tutmayı öğrenmesi için yaşamının bütün günlerinde ondan okuyacak;
DEU 17:20 ta ki, yüreği kardeşlerinin üstüne çıkmasın ve kendisi ve çocukları, İsrael'in ortasında krallığındaki günlerini uzatmak için buyruktan sağa ya da sola sapmasın.
DEU 18:1 Kâhinlerin ve Levililer'in, bütün Levi oymağının İsrael'de payı ve mirası olmayacaktır. Yahve'ye ateşle yapılan sunuları ve O'nun payını yiyeceklerdir.
DEU 18:2 Kardeşleri arasında onların mirası olmayacak. Yahve'nin onlara söylediği gibi, kendisi onların mirasıdır.
DEU 18:3 Halktan, sığır olsun, koyun olsun, kurban sunanlardan kâhinlere verilecek hak şu olacaktır: Kol, iki çene ve iç kısımlar.
DEU 18:4 Tahılının, yeni şarabının, zeytin yağının ilk ürününü ve koyunlarının ilk yapağısını ona vereceksin.
DEU 18:5 Çünkü Tanrın Yahve, kendisini ve oğullarını daima Yahve'nin adına hizmet etmek üzere dursunlar diye bütün oymaklarından onu seçti.
DEU 18:6 Eğer bir Levili yaşadığı bütün İsrael'in kapılarından herhangi birinden çıkıp Yahve'nin seçeceği yere canının bütün arzusuyla gelirse,
DEU 18:7 o zaman orada Yahve'nin önünde duran bütün kardeşleri, Levililer gibi Tanrısı Yahve'nin adıyla hizmet edecektir.
DEU 18:8 Aile mülkü satışından elde edilene ek olarak aynı yiyecek payları olacaktır.
DEU 18:9 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkeye geldiğinde, o ulusların iğrençliklerini örnek almayı öğrenmeyeceksin.
DEU 18:10 Aranızda oğlunu ya da kızını ateşten geçiren, falcı, bilici, büyücü, medyum,
DEU 18:11 ya da sihirbaz, ya da ruh çağıran, ya da muskacı, ya da ruhlara danışan bulunmayacak.
DEU 18:12 Çünkü bunları yapan kişi Yahve'ye iğrençtir. Bu iğrenç şeyler yüzünden Tanrın Yahve onları senin önünden kovuyor.
DEU 18:13 Tanrın Yahve ile suçsuz olacaksın.
DEU 18:14 Mülksüz bırakacağınız bu uluslar, büyücüleri ve falcıları dinlerler; ama sana gelince, Tanrın Yahve seni böyle yapmaya bırakmadı.
DEU 18:15 Tanrın Yahve aranızdan, kardeşlerinizden size benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyeceksin.
DEU 18:16 Toplantı gününde Horev'de, “Tanrım Yahve'nin sesini bir daha duymayayım, bu büyük ateşi bir daha görmeyeyim, ölmeyeyim” diye Tanrın Yahve'den dilediğin her şey buna göreydi.
DEU 18:17 Yahve bana şöyle dedi: “Söylediklerin iyi dediler.
DEU 18:18 Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzına koyacağım ve kendisine buyuracağım her şeyi onlara söyleyecek.
DEU 18:19 Öyle olacak ki, benim adımla söyleyeceğim sözlerimi dinlemeyen kişiden bunu isteyeceğim.
DEU 18:20 Ama bir peygamber kendisine söylemeyi buyurmadığım bir sözü küstahça söyler, ya da başka ilâhların adıyla söylerse, o aynı peygamber ölecektir.”
DEU 18:21 Yüreğinde şöyle diyebilirsin: “Yahve'nin söylemediği sözü nasıl bileceğiz?”
DEU 18:22 Bir peygamber Yahve'nin adıyla konuştuğunda, eğer o şey yerine gelmez ya da olmazsa, bu, Yahve'nin söylemediği şeydir. Peygamber bunu küstahça söylemiştir. Ondan korkmayacaksın.
DEU 19:1 Tanrın Yahve'nin ülkelerini sana vermekte olduğu ulusları, Tanrın Yahve yok ettiğinde ve sen onların yerine geçip onların kentlerinde ve evlerinde oturduğun zaman,
DEU 19:2 Tanrın Yahve'nin mülk edinmek için vermekte olduğu ülkenin ortasında kendine üç kent ayıracaksın.
DEU 19:3 Yolu hazırlayacaksın ve Tanrın Yahve'nin sana miras olarak vermekte olduğu ülkenin sınırlarını üçe böleceksin; böylece her adam öldüren oraya kaçabilsin.
DEU 19:4 Sağ kalmak için oraya kaçan adam öldürenin durumu şudur: Komşusunu kasıtsız öldüren ve geçmişte ondan nefret etmeyen kişi;
DEU 19:5 bir adamın komşusuyla birlikte ormana odun kesmeye gittiğinde, eli ağacı kesmek için balta salladığında demirin saptan çıkıp komşusuna çarpması ve onu öldürmesi gibidir; o, bu kentlerden birine kaçacak ve sağ kalacaktır.
DEU 19:6 Aksi takdirde, kanın öcünü alan kişi, yüreğinde kızgın öfke varken adam öldürenin peşine düşebilir ve ona yetişebilir, çünkü yol uzundur ve öldürdüğü adamdan geçmişte ondan nefret etmediğinden ve ölümü hak etmediği halde, onu ölümcül bir şekilde vurabilir.
DEU 19:7 Bu nedenle kendine üç kent ayırmanı buyuruyorum.
DEU 19:8 Tanrın Yahve'yi sevmek ve her zaman O'nun yollarında yürümek için bugün sana buyurmakta olduğum bu buyruğu yapmak için tutarsan,
DEU 19:9 eğer Tanrın Yahve atalarına ant içtiği gibi senin sınırlarını genişletirse ve atalarına vermeyi vaat ettiği bütün diyarı sana verirse, o zaman kendin için bu üç kentin üzerine üç daha ekleyeceksin.
DEU 19:10 Bunun nedeni, Tanrın Yahve'nin sana miras olarak vermekte olduğu ülkenin ortasında suçsuz kanı dökülmesin ve kan suçu üzerinde kalmasın.
DEU 19:11 Ama eğer bir adam komşusundan nefret eder ve onu pusuda beklerse, kalkıp onu öldürecek kadar vurur ve o ölürse, ve bu kentlerden birine kaçarsa;
DEU 19:12 o zaman kendi kentinin ihtiyarları gönderip onu oraya getirecekler ve ölmesi için onu kan öcü alanın eline teslim edecekler.
DEU 19:13 Gözün ona acımayacak, ama sana iyilik olsun diye suçsuz kanı İsrael'den temizleyeceksin.
DEU 19:14 Tanrın Yahve'nin mülk edinmek için sana vermekte olduğu diyarda alacağın mirasında, eskilerin koymuş oldukları komşunun sınır işaretini kaldırmayacaksın.
DEU 19:15 Bir insana karşı herhangi bir kötülükten ya da işlediği herhangi bir günahtan dolayı tek bir tanık kalkmayacak. İki tanığın ya da üç tanığın ağzıyla bir mesele tespit edilecektir.
DEU 19:16 Eğer yalancı bir tanık, bir adamın aleyhine tanıklık etmek için onun aleyhine tanıklık ederse,
DEU 19:17 o zaman aralarında çekişme olan her iki adam da Yahve'nin, o günlerdeki kâhinlerin ve hakimlerin önünde duracaklar;
DEU 19:18 ve hakimler titizlikle soruşturacaklar; ve işte, eğer tanık yalancı tanıksa ve kardeşi aleyhine yalan yere tanıklık etmişse,
DEU 19:19 o zaman onun kardeşine yapmayı düşündüğünü ona yapacaksın. Böylece kötülüğü aranızdan kaldıracaksın.
DEU 19:20 Geride kalanlar bunu duyacak ve korkacaklar; aranızda bir daha asla böyle bir kötülük yapmayacaklar.
DEU 19:21 Gözün acımayacak: Cana karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak.
DEU 20:1 Düşmanlarına karşı savaşmaya çıktığında, atları, savaş arabalarını ve senden daha kalabalık bir halkı gördüğünde, onlardan korkmayacaksın; çünkü seni Mısır diyarından çıkaran Tanrın Yahve seninledir.
DEU 20:2 Savaşa yaklaştığında, kâhin yaklaşıp halka konuşacak,
DEU 20:3 ve onlara şöyle diyecek: “Dinle, ey İsrael, bugün düşmanlarınıza karşı savaşmak için yaklaşıyorsunuz. Yüreğiniz bitkin düşmesin! Korkmayın, titremeyin, onlardan ürkmeyin;
DEU 20:4 çünkü sizin için düşmanlarınıza karşı savaşmak ve sizi kurtarmak üzere sizinle birlikte giden Tanrınız Yahve'dir.”
DEU 20:5 Görevliler halka konuşup şöyle diyecekler: “Yeni bir ev yapıp da onu adamamış olan kim var? Bırakın gitsin ve evine dönsün, yoksa savaşta ölür ve onu başka bir adam adar.
DEU 20:6 Bağ dikip de meyvesini tüketmeyen kim var? Bırakın gitsin ve evine dönsün, yoksa savaşta ölür ve meyvesini başka biri tüketir.
DEU 20:7 Bir kızla nişanlanıp da onu almayan kim var? Bırakın gitsin ve evine dönsün, yoksa savaşta ölür ve onu başka bir adam alır.”
DEU 20:8 Memurlar halka daha fazlasını söyleyip şöyle diyecekler: “Korkan ve yüreği bitkin düşen kim var? Bırakın gitsin ve evine dönsün, yoksa kardeşinin yüreği de kendi yüreği gibi erimesin.”
DEU 20:9 Görevliler halkla konuşmayı bitirince, onlar halkın başına ordu komutanlarını atayacaklar.
DEU 20:10 Savaşmak için bir kente yaklaştığında, ona barış ilan edin.
DEU 20:11 Öyle olacak ki, eğer sana barış yanıtı verir ve sana açılırsa, o zaman orada bulunan bütün insanlar sizin için angaryacı olacak ve size hizmet edecekler.
DEU 20:12 Eğer seninle barışmayıp sana karşı savaşırsa, o zaman onu kuşatacaksın.
DEU 20:13 Tanrın Yahve onu senin eline verdiğinde, onun her erkeğini kılıçtan geçireceksin;
DEU 20:14 ancak kadınları, küçükleri, hayvanları ve kentteki her şeyi, bütün çapulunu kendin için yağmalayacaksın. Tanrın Yahve'nin sana verdiği düşmanlarının çapulundan yararlanabilirsin.
DEU 20:15 Bu ulusların kentlerinden olmayan senden çok uzakta olan bütün kentlere böyle yapacaksın.
DEU 20:16 Ancak Tanrın Yahve'nin miras olarak sana vermekte olduğu bu halkların kentlerinden nefes alan hiçbir şeyi canlı bırakmayacaksın;
DEU 20:17 ama onları, Tanrın Yahve'nin sana buyurduğu gibi Hititler'i, Amorlular'ı, Kenanlılar'ı, Perizziler'i, Hivliler'i ve Yevuslular'ı tümüyle yok edeceksin;
DEU 20:18 kendi ilâhları için yaptıkları bütün iğrençliklerin peşinden gitmeyi size öğretmesinler; yoksa siz de Tanrınız Yahve'ye karşı günah işlersiniz.
DEU 20:19 Bir kenti uzun süre kuşatıp onu almak için savaşırken, ağaçları balta kullanıp yok etmeyeceksin; çünkü onlardan yiyebilirsin. Onları kesmeyeceksin, çünkü kırın ağacı insan mıdır ki, senin tarafından kuşatılsın?
DEU 20:20 Yalnız yiyecek için olmadığını bildiğin ağaçları yok edip keseceksin. Seninle savaşan kent düşene dek ona karşı siper kuracaksın.
DEU 21:1 Tanrın Yahve'nin sana mülk edinmek için vermekte olduğu ülkede, kırda yatan ve onu kimin vurduğu bilinmeyen, öldürülmüş biri bulunursa,
DEU 21:2 o zaman senin ihtiyarların ve hakimlerin çıkacaklar ve öldürülen insanın çevresinde olan kentlere uzaklığını ölçecekler.
DEU 21:3 Öyle olacak ki, öldürülen adama en yakın olan kentin ileri gelenleri sürüden çalıştırılmamış ve boyunduruğa takılmamış bir düve alacaklar.
DEU 21:4 O kentin ileri gelenleri, düveyi, sürülmemiş ve ekilmemiş, akan suyun olduğu bir vadiye indirecekler ve orada, vadide düvenin boynunu kıracaklar.
DEU 21:5 Levi'nin oğulları kâhinler yaklaşacak; Tanrın Yahve, kendisine hizmet etmek ve Yahve'nin adıyla kutsamak için onları seçti; her tartışma ve her saldırı onların sözüne göre karara bağlanacaktır.
DEU 21:6 Öldürülen adama en yakın olan kentin bütün ihtiyarları, vadide boynu kırılan düvenin üzerinde ellerini yıkayacaklar.
DEU 21:7 Onlar da şöyle yanıt verecekler: “Bu kanı ellerimiz dökmedi, gözlerimiz de görmedi.
DEU 21:8 Ey Yahve, kurtardığın halkın İsrael'i bağışla ve halkın İsrael arasında suçsuz kanın bulunmasına izin verme.” Kan onlara bağışlanacaktır.
DEU 21:9 Böylece Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptığında suçsuz kanı aranızdan kaldıracaksın.
DEU 21:10 Düşmanlarınla savaşmaya çıktığında ve Tanrın Yahve onları eline teslim ettiğinde ve onları esir olarak götürdüğünde,
DEU 21:11 esirlerin arasında güzel bir kadın görür, seni cezbederse ve onu kendine almak istersen,
DEU 21:12 o zaman onu kendi evine getireceksin. Kadın başını tıraş edecek ve tırnaklarını kesecek.
DEU 21:13 Esirlik giysilerini çıkaracak, evinde kalacak ve tam bir ay boyunca annesiyle babasına ağlayacak. Bundan sonra onun yanına gireceksin ve onun kocası olacaksın, o da senin karın olacak.
DEU 21:14 Öyle olacak ki, eğer ondan hoşlanmazsan, onu istediği yere bırakacaksın; ama onu para karşılığında kesinlikle satmayacaksın. Ona köle muamelesi yapmayacaksın, çünkü onu alçalttın.
DEU 21:15 Bir adamın biri sevdiği, diğeri nefret ettiği iki karısı olur da hem sevilen hem de nefret edilen kadınlar ona çocuklar doğurmuşsa ve eğer ilk doğan oğul nefret edilen kadındansa,
DEU 21:16 o zaman öyle olacak ki, sahip olduğu şeyi oğullarına miras ederken, sevilenin oğluna, nefret edilenin ilk doğan oğlundan önce ilk doğanın haklarını veremez;
DEU 21:17 ama nefret edilenin oğlu olan ilk doğanı, sahip olduğu her şeyin iki katı olarak ona verecek; çünkü o, gücünün başlangıcıdır. İlk doğanın hakkı onundur.
DEU 21:18 Bir adamın, babasının ya da annesinin sözünü dinlemeyen, onu terbiye etmelerine rağmen onları dinlemeyen inatçı ve asi bir oğlu varsa,
DEU 21:19 o zaman babasıyla annesi onu tutacaklar ve onu kentlerinin ihtiyarlarına ve bulunduğu yerin kapısına çıkaracaklar.
DEU 21:20 Kentin ihtiyarlarına şöyle diyecekler: “Bu oğlumuz inatçı ve asidir. Bizim sözümüzü dinlemez. O, obur ve ayyaştır.”
DEU 21:21 Kentinin bütün erkekleri onu taşlarla taşlayarak öldürecek. Böylece kötülüğü aranızdan uzaklaştıracaksın. Bütün İsrael duyacak ve korkacak.
DEU 21:22 Eğer bir adam ölümü hak eden bir günah işlemişse ve onu öldürürseniz ve onu bir ağaca asarsanız,
DEU 21:23 Bedeni bütün gece ağaç üzerinde kalmayacak, ama onu aynı günde mutlaka gömeceksiniz; çünkü asılan kişi Tanrı tarafından lanetlenmiştir. Tanrın Yahve'nin miras olarak sana vermekte olduğu diyarı kirletmeyeceksin.
DEU 22:1 Kardeşinin öküzünün ya da koyununun yoldan saptığını görüp de onlardan yüzünü gizlemeyeceksin. Onları mutlaka kardeşine geri getireceksin.
DEU 22:2 Kardeşin sana yakın değilse ya da onu tanımıyorsan, o zaman onu evine, kendi evine getireceksin; kardeşin onu aramaya gelinceye kadar yanında olacak ve onu kendisine geri vereceksin.
DEU 22:3 Onun eşeğine de öyle yapacaksın. Onun giysisine de öyle yapacaksın. Kardeşinin kaybettiği ve senin bulduğun her kayıp şeyi böyle yapacaksın. Kendini gizlememelisin.
DEU 22:4 Kardeşinin eşeğinin ya da öküzünün yolda düştüğünü görüp de yüzünü onlardan gizlemeyeceksin. Onları tekrar kaldırmasına mutlaka yardım edeceksin.
DEU 22:5 Kadın erkek giysisi giymeyecek, erkek de kadın giysisi giymeyecek; çünkü bunları yapan kişi, Tanrın Yahve'ye iğrençtir.
DEU 22:6 Eğer yolda, herhangi bir ağaçta ya da yerde yavruları ya da yumurtaları olan bir kuş yuvasına rastlarsan ve ana yavruların ya da yumurtaların üzerinde oturmaktaysa, anayı yavrularla birlikte almayacaksın.
DEU 22:7 Sana iyilik olsun ve günlerin uzasın diye anayı kesinlikle salıvereceksin, ama yavrularını kendin için alabilirsin.
DEU 22:8 Yeni bir ev yaptığın zaman, damın için korkuluk yapacaksın, ta ki oradan biri düşerse, evinin üzerine kan getirmeyesin.
DEU 22:9 Bağına iki tür tohum ekmeyeceksin, yoksa ektiğin tohum ve bağın ürünü ve meyvenin tümü kirlenir.
DEU 22:10 Öküzle eşeği birlikte koşup çift sürmeyeceksin.
DEU 22:11 Yünle ketenin birlikte dokunduğu giysiler giymeyeceksin.
DEU 22:12 Kendini örttüğün abanın dört köşesine saçaklar yapacaksın.
DEU 22:13 Eğer bir adam bir kadın alır ve onun yanına girerse, ondan nefret ederse,
DEU 22:14 onu utanç verici şeylerle suçlar, adını kötülerse ve “Bu kadını aldım ve yanına yaklaştığımda onda bekaret nişanları bulmadım” derse;
DEU 22:15 o zaman genç kadının babasıyla annesi, genç kadının bekaret nişanlarını alıp kapıdaki şehrin ihtiyarlarına getirecekler.
DEU 22:16 Genç kadının babası ihtiyarlara şöyle diyecek: “Kızımı bu adama eş olarak verdim, o da ondan nefret ediyor.
DEU 22:17 İşte, 'Kızınızda bekaret nişanlarını bulamadım' diyerek onu utanç verici şeylerle suçladı; oysa bunlar kızımın bekaret nişanlarıdır.” Bezi kentin ihtiyarlarının önüne serecekler.
DEU 22:18 O kentin ileri gelenleri adamı alıp yola getirecekler.
DEU 22:19 Ona yüz şekel gümüş para cezası kesecekler ve bunları genç kadının babasına verecekler; çünkü o, İsrael'in el değmemiş bir kızının adını kötüledi. Onun karısı olacak. Adam bütün günlerince onu bir kenara bırakmayacaktır.
DEU 22:20 Ama eğer bu şey doğruysa, genç kadında bekaret nişanları bulunmadıysa,
DEU 22:21 o zaman genç kadını babasının evinin kapısına çıkaracaklar ve kentin adamları onu taşlarla taşlayarak öldürecekler, çünkü babasının evinde fahişelik ederek İsrael'de alçaklık yapmıştır. Böylece kötülüğü aranızdan uzaklaştıracaksın.
DEU 22:22 Eğer bir adam, başka bir adamla evli bir kadınla yatarken bulunursa, kadınla yatan adam da, kadın da, ikisi de ölecektir. Böylece kötülüğü İsrael'den kaldıracaksın.
DEU 22:23 Eğer bir adama nişanlı, el değmemiş genç bir kız varsa, bir adam da onu kentte bulup onunla yatarsa,
DEU 22:24 o zaman onların ikisini de o kentin kapısına çıkaracaksınız; kızı, kentte olduğu halde bağırmadığı için; erkeği de komşusunun karısını alçalttığı için, onları taşlarla taşlayıp öldüreceksiniz. Böylece kötülüğü aranızdan uzaklaştıracaksın.
DEU 22:25 Ama adam, nişanlı kızı kırda bulur ve zorla onunla yatarsa, o zaman yalnızca onunla yatmış olan adam ölecektir;
DEU 22:26 ama kadına bir şey yapmayacaksın. Kadının ölümü hak edecek bir günahı yoktur; çünkü bir adam komşusuna karşı nasıl kalkar ve onu öldürürse, bu mesele de öyledir;
DEU 22:27 çünkü onu kırda buldu, nişanlı kız bağırmış, ama onu kurtaracak kimse yokmuş.
DEU 22:28 Eğer bir adam, nişanlı olmayan el değmemiş bir kız bulursa, onu tutup onunla yatarsa ve onlar bulunursa,
DEU 22:29 o zaman onunla yatan adam kadının babasına elli şekel gümüş verecektir. Onu alçalttığı için kadın onun karısı olacaktır. Adam bütün günlerince onu bir kenara bırakamayacaktır.
DEU 22:30 Bir adam babasının karısını almayacak ve babasının eteğini açmayacaktır.
DEU 23:1 Ezilerek ya da kesilerek hadım edilen kişi Yahve'nin topluluğuna girmeyecek.
DEU 23:2 Yasa dışı birliktelikten doğan kişi Yahve'nin topluluğuna girmeyecek; onuncu kuşağa kadar ondan hiç kimse Yahve'nin topluluğuna girmeyecektir.
DEU 23:3 Ammonlu ya da Moavlı Yahve'nin topluluğuna girmeyecek; onuncu kuşağa kadar onlardan hiç kimse asla Yahve'nin topluluğuna girmeyecektir.
DEU 23:4 Çünkü Mısır'dan çıktığınızda yolda sizi ekmek ve suyla karşılamadılar ve Mezopotamya'lı Pethor'dan sana lanet etmek için Beor oğlu Balam'ı sana karşı ücretle tuttular.
DEU 23:5 Ancak Tanrın Yahve Balam'ı dinlemedi, tersine Tanrın Yahve laneti sizin için berekete çevirdi, çünkü Tanrın Yahve seni sevdi.
DEU 23:6 Sonsuza dek bütün günlerin boyunca onların esenliğini ve iyiliğini aramayacaksın.
DEU 23:7 Edomlu'dan nefret etmeyeceksin, çünkü o senin kardeşindir. Mısırlı'dan nefret etmeyeceksin, çünkü onun ülkesinde yabancı olarak yaşadın.
DEU 23:8 Üçüncü kuşaktan doğan onların çocukları Yahve'nin topluluğuna girebilir.
DEU 23:9 Dışarı çıkıp düşmanlarına karşı ordugâh kurduğunda, o zaman kendini her kötülükten sakınacaksın.
DEU 23:10 Eğer aranızda gece başına gelen olay nedeniyle temiz olmayan biri varsa, o zaman ordugâhın dışına çıkacak. Ordugâhın içine girmeyecek;
DEU 23:11 ancak akşam olunca suda yıkanacak. Güneş battığında ordugâhın içine girecektir.
DEU 23:12 İhtiyaçlarını gidermek için ordugâhın dışında da bir yerin olacak.
DEU 23:13 Silahlarının arasında mala da olacak. Öyle olacak ki, ihtiyacını giderdiğinde, onunla kazacaksın ve geri dönüp dışkını örteceksin;
DEU 23:14 çünkü Tanrın Yahve seni kurtarmak, düşmanlarını önünde teslim etmek için ordugâhının ortasında yürüyor. Bu nedenle ordugâhın kutsal olacak ki, sen de kirli bir şey görmesin ve senden yüz çevirmesin.
DEU 23:15 Efendisinden kaçıp sana gelen köleyi efendisine teslim etmeyeceksin.
DEU 23:16 O, seninle birlikte aranızda, kapılarından birinde seçeceği yerde, kendisini en çok memnun edecek yerde yaşayacak. Ona baskı yapmayacaksın.
DEU 23:17 İsrael kızlarından fahişe olmayacak, İsrael oğullarından da Sodomlu olmayacak.
DEU 23:18 Herhangi bir adak için fahişenin ücretini ya da erkek fahişenin ücretini Tanrın Yahve'nin evine getirmeyeceksin; çünkü bunların her ikisi de Tanrın Yahve'ye iğrençtir.
DEU 23:19 Para faizi olsun, yiyecek faizi olsun, ödünç verilen herhangi bir şeyin faizi olsun, kardeşine faizle ödünç vermeyeceksin.
DEU 23:20 Yabancıdan faiz alabilirsin; ama kardeşinden faiz almayacaksın; ta ki, Tanrın Yahve, mülk edinmek için gitmekte olduğun diyarda, elini koyacağın her şeyde seni kutsasın.
DEU 23:21 Tanrın Yahve'ye adak adadığında, onu ödemede gecikmeyeceksin, çünkü Tanrın Yahve senden bunu kesinlikle isteyecektir; ve bu senin için günah olur.
DEU 23:22 Ama adak adamaktan kaçınırsan, bu senin için günah olmayacaktır.
DEU 23:23 Ağzından çıkanı tutup yapacaksın. Tanrın Yahve'ye gönülden sunu olarak adadığın ve ağzınla söz verdiğin her şeyi yapmalısın.
DEU 23:24 Komşunun bağına girdiğin zaman dilediğince üzüm yiyebilirsin, ancak kabına hiçbir şey koymayacaksın.
DEU 23:25 Komşunun ekinine girdiğin zaman, ellerinle başakları koparabilirsin; ama komşunun ekinine orak vurmayacaksın.
DEU 24:1 Bir adam bir kadın alıp onunla evlendiğinde, eğer kadında yakışıksız bir şey bulduğu için kadın onun gözünde lütuf bulmazsa, ona bir boşanma belgesi yazıp eline verecek ve onu evinden gönderecektir.
DEU 24:2 Kadın onun evinden çıkınca gidip başka bir adamın karısı olabilir.
DEU 24:3 Eğer sonraki koca ondan nefret eder ve ona boşanma belgesi yazıp onu eline verir ve onu evinden gönderirse; ya da onu kendine eş olarak alan sonraki koca ölürse;
DEU 24:4 onu gönderen önceki kocası, kirlendikten sonra onu tekrar karısı olarak alamaz; çünkü bu Yahve için iğrenç bir şeydir. Tanrın Yahve'nin miras olarak sana vermekte olduğu ülkeyi günaha sokmayacaksın.
DEU 24:5 Bir adam yeni bir eş aldığında savaşa çıkmayacak ve kendisine herhangi bir iş verilmeyecek. Bir yıl evinde özgür olacak ve almış olduğu karısını sevindirecektir.
DEU 24:6 Hiç kimse değirmeni ya da değirmenin üst taşını rehin almayacak, çünkü yaşamını rehin almış demektir.
DEU 24:7 Bir adam İsrael'in çocuklarından, kardeşlerinden birini çalarken yakalanır ve ona köle gibi davranır ya da onu satarsa, o zaman o hırsız ölecektir. Böylece kötülüğü aranızdan uzaklaştıracaksın.
DEU 24:8 Cüzzam vebasına karşı dikkatli olun; dikkatle inceleyin ve Levili kâhinlerin size öğrettiklerine göre yapın. Onlara buyurduğum gibi, sen de öyle yapmaya dikkat edeceksin.
DEU 24:9 Mısır'dan çıktığınızda Tanrın Yahve'nin yolda Miryam'a ne yaptığını hatırlayın.
DEU 24:10 Komşuna ödünç verdiğinde, onun rehinini almak için evine girmeyeceksin.
DEU 24:11 Dışarıda duracaksın ve ödünç verdiğin adam rehini sana dışarı getirecek.
DEU 24:12 Eğer o fakir bir adamsa, onun rehiniyle yatmayacaksın.
DEU 24:13 Güneş battığında, elbisesiyle uyuyabilmesi ve seni kutsaması için rehini kesinlikle ona geri vereceksin. Tanrın Yahve'nin önünde bu sana doğruluk sayılacaktır.
DEU 24:14 İster kardeşlerinden biri olsun, ister ülkende kapılarının içinde olan yabancılardan biri olsun, yoksul ve muhtaç bir ücretli hizmetçiye baskı yapmayacaksın.
DEU 24:15 O gün ücretini ona vereceksin, güneş de onun üzerine batmayacak; çünkü o yoksuldur ve yüreğini ona bağlamıştır, yoksa sana karşı Yahve'ye feryat eder, bu da sana günah olur.
DEU 24:16 Çocukları uğruna babalar, babaları uğruna da çocuklar öldürülmeyecek. Herkes kendi günahı için öldürülecektir.
DEU 24:17 Yabancıyı ya da yetimi adaletten yoksun bırakmayacak, dul kadının giysilerini rehin almayacaksın;
DEU 24:18 ama Mısır'da köle olduğunu ve Tanrın Yahve'nin seni orada kurtardığını hatırlayacaksın. Bu yüzden sana bu şeyi yapmanı buyuruyorum.
DEU 24:19 Tarlada hasadını biçtiğinde ve bir demetini tarlada unuttuğunda, onu almak için tekrar gitmeyeceksin. Bu, yabancının, yetimin ve dul kadının olacak, ta ki, Tanrın Yahve ellerinin her işinde seni kutsasın.
DEU 24:20 Zeytin ağacını dövdüğünde bir daha dalların üzerinden geçmeyeceksin. Yabancının, yetimin ve dul kadının olacaktır.
DEU 24:21 Bağını hasat ettiğinde, onu kendi ardından devşirmeyeceksin. Yabancının, yetimin ve dul kadının olacaktır.
DEU 24:22 Mısır diyarında köle olduğunu hatırlayacaksın. Bu yüzden sana bu şeyi yapmanı buyuruyorum.
DEU 25:1 İnsanlar arasında bir anlaşmazlık olur da yargıya gelirlerse ve hakimler onları yargılarsa, o zaman doğruyu haklı çıkaracak ve kötüyü mahkûm edeceklerdir.
DEU 25:2 Kötü adam dövülmeyi hak ediyorsa, hakim onu kendi önünde yere yatırtacak ve kötülüğüne göre, sayıyla onu dövdürecektir.
DEU 25:3 Onu en fazla kırk sopayla cezalandırabilir. Daha fazlasını vermeyecek, yoksa daha fazlasını verirse ve onu bu kadar çok sopayla döverse, o zaman kardeşin senin gözünde alçalır.
DEU 25:4 Harman döverken öküzün ağzını bağlamayacaksın.
DEU 25:5 Eğer kardeşler birlikte oturuyorsa ve içlerinden biri ölürse ve oğlu yoksa, ölenin karısı dışarıda bir yabancıyla evlenmeyecek. Kocasının erkek kardeşi onun yanına girecek ve onu kendine eş olarak alacak ve ona karşı kayın biraderlik görevini yerine getirecektir.
DEU 25:6 Öyle ki, kadının doğurduğu ilk doğan, ölen kardeşinin adına varis olacak ve onun adı İsrael'den silinmeyecektir.
DEU 25:7 Eğer adam kardeşinin karısını almak istemezse, o zaman kardeşinin karısı kapıya çıkıp ihtiyarların yanına çıkacak ve şöyle diyecek: “Kocamın erkek kardeşi, İsrael'de kardeşine isim yetiştirmeyi reddediyor. Bana karşı kayın biraderlik görevini yerine getirmeyecek.”
DEU 25:8 O zaman kentin ihtiyarları onu çağırıp onunla konuşacaklar. Eğer adam ayağa kalkıp, “Onu almak istemiyorum” derse,
DEU 25:9 o zaman kardeşinin karısı ihtiyarların önünde onun yanına gelecek, çarığını ayağından çıkaracak ve yüzüne tükürecek. Kadın yanıt verip, “Kardeşinin evini bina etmeyen adama böyle yapılacak” diyecek.
DEU 25:10 İsrael'de onun adı, “Çarığı çıkarılmış olanın evi” diye çağrılacak.
DEU 25:11 Erkekler birbirleriyle kavga ederken ve birinin karısı, kocasını kendisine vuran insanın elinden kurtarmak için yaklaşıp, elini uzatır onu mahrem yerlerinden tutarsa,
DEU 25:12 o zaman onun elini keseceksin. Gözün acımayacaktır.
DEU 25:13 Torbanda biri ağır, biri hafif olmak üzere farklı ağırlıklar bulunmayacak.
DEU 25:14 Evinde biri büyük, biri küçük olmak üzere farklı ölçüler bulunmayacak.
DEU 25:15 Tam ve doğru bir tartın olacak. Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkede günlerin uzun olsun diye, tartın tam ve doğru olacak.
DEU 25:16 Böyle şeyler yapanlar, haksızlık yapan herkes Tanrın Yahve'ye iğrençtirler.
DEU 25:17 Siz Mısır'dan çıkarken Amalek'in yolda size ne yaptığını,
DEU 25:18 yolda seni nasıl karşıladığını ve siz baygın ve bitkinken, senin en geride kalanlarını, arkanda zayıf olan herkesi nasıl vurduğunu hatırla; Tanrı'dan da korkmadı.
DEU 25:19 Bu nedenle öyle olacak ki, Tanrın Yahve'nin mülk edinmek üzere sana miras olarak vermekte olduğu ülkede, Tanrın Yahve seni çepeçevre bütün düşmanlarından rahat verdiğinde, Amalek'in anısını göğün altından sileceksin. Unutmayacaksın.
DEU 26:1 Öyle olacak ki, Tanrın Yahve'nin miras olarak sana vermekte olduğu ülkeye girdiğinde, onu mülk edinip orada oturduğunda,
DEU 26:2 Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu diyardan toplayacağın toprağın bütün ürünün ilk ürününden bir kısmını alacaksın. Onu bir sepete koyacaksın ve Tanrın Yahve'nin adını yerleştirmek için seçeceği yere gideceksin.
DEU 26:3 O günlerde kâhin olana gelip şöyle diyeceksin: “Bugün senin Tanrın Yahve'ye, Yahve'nin bize vereceğine dair atalarımıza ant içtiği ülkeye geldiğimi açıkça söylüyorum.”
DEU 26:4 Kâhin sepeti elinden alıp Tanrın Yahve'nin sunağının önüne koyacak.
DEU 26:5 Tanrın Yahve'nin önünde şöyle yanıt vereceksin: “Babam yok olmaya hazır bir Suriyeli'ydi. Sayıca az olarak Mısır'a indi ve orada yaşadı. Orada büyük, güçlü ve kalabalık bir ulus haline geldi.
DEU 26:6 Mısırlılar bize kötü davrandı, eziyet çektirdi ve bizi ağır işlere zorladılar.
DEU 26:7 Sonra atalarımızın Tanrısı Yahve'ye feryat ettik. Yahve sesimizi duydu ve sıkıntımızı, emeğimizi ve boyunduruğumuzu gördü.
DEU 26:8 Yahve güçlü eliyle, uzanmış koluyla, büyük dehşetle, belirtilerle ve harikalarla bizi Mısır'dan çıkardı;
DEU 26:9 ve bizi bu yere getirip bu diyarı, süt ve bal akan diyarı bize verdi.
DEU 26:10 Şimdi, işte, ey Yahve, senin bana verdiğin toprağın ilk ürününü getirdim.” Onu Tanrın Yahve'nin önüne koyacaksın ve Tanrın Yahve'nin önünde tapınacaksın.
DEU 26:11 Sen ve Levili, aranızda olan yabancı, Tanrın Yahve'nin sana ve evine verdiği bütün iyiliklerle sevineceksiniz.
DEU 26:12 Ondalık yılı olan üçüncü yılda, ürününün bütün ondalığını verdiğinde, yemeleri için onu Levili'ye, yabancıya, yetime ve dul kadına vereceksin, ta ki, kapılarının içinde onlar yiyip doysunlar.
DEU 26:13 Tanrın Yahve'nin önünde diyeceksin ki, “Kutsal şeyleri evimden kaldırdım, ayrıca bana buyurduğun gibi, verdiğin bütün buyruklara göre onları Levili'ye, yabancıya, yetime ve dul kadına verdim. Senin buyruklarından çıkmadım ve unutmadım.
DEU 26:14 Yas tutarken ondan yemedim, kirliyken ondan hiçbirini çıkarmadım, ölü için de ondan vermedim. Tanrım Yahve'nin sözünü dinledim. Bana buyurduğu her şeye göre yaptım.
DEU 26:15 Kutsal konutundan, gökten aşağıya bak ve halkın İsrael'i ve atalarımıza ant içerek bize verdiğin diyarı, süt ve bal akan diyarı kutsa.”
DEU 26:16 Bugün Tanrın Yahve bu kuralları ve ilkeleri yapmanı buyuruyor. Bu nedenle bunları bütün yüreğinle ve bütün canınla tutup yapacaksın.
DEU 26:17 Bugün Yahve'nin Tanrın olduğunu, O'nun yollarında yürüyeceğini, kurallarını, buyruklarını, ilkelerini tutacağını ve O'nun sözünü dinleyeceğini bildirdin.
DEU 26:18 Yahve, sana söz verdiği gibi, bugün seni kendi mülkü olacağını ve O'nun bütün buyruklarını tutacağını bildirdi.
DEU 26:19 Övgüde, ünde ve saygınlıkta seni yarattığı bütün uluslardan üstün kılacak, öyle ki, söylediği gibi Tanrın Yahve'ye kutsal bir halk olasın.
DEU 27:1 Moşe ile İsrael'in ihtiyarları halka buyurup dediler: “Bugün size buyurmakta olduğum bütün buyrukları tut.
DEU 27:2 Öyle olacak ki, Yarden'den Tanrınız Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkeye geçeceğiniz gün, kendine büyük taşlar dikip onları kireçle kaplayacaksın.
DEU 27:3 Atalarının Tanrısı Yahve'nin sana söz verdiği gibi, Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu süt ve bal akan ülkeye girebilmen için, bu yasanın bütün sözlerini onların üzerine yazacaksın.
DEU 27:4 Bugün sana buyurmakta olduğum bu taşları Yarden'den geçtiğinde Eval Dağı'na dikecek ve onları kireçle kaplayacaksın.
DEU 27:5 Orada Tanrın Yahve'ye taşlardan bir sunak yapacaksın. Üzerlerinde herhangi bir demir alet kullanmayacaksın.
DEU 27:6 Tanrın Yahve'nin sunağını kesilmemiş taşlardan yapacaksın. Üzerinde Tanrın Yahve'ye yakmalık sunular sunacaksın.
DEU 27:7 Esenlik sunularını kesip orada yiyeceksin. Tanrın Yahve'nin önünde sevineceksin.
DEU 27:8 Bu yasanın bütün sözlerini taşların üzerine çok açık bir şekilde yazacaksın.”
DEU 27:9 Moşe ve Levili kâhinler bütün İsrael'e seslenip şöyle dediler: “Ey İsrael, sus ve dinle! Bugün sen Tanrın Yahve'nin halkı oldun.
DEU 27:10 Bu nedenle, Tanrın Yahve'nin sözünü dinleyecek, bugün sana buyurmakta olduğum O'nun buyruklarını ve kurallarını yapacaksın.”
DEU 27:11 Moşe aynı gün halka buyurup dedi,
DEU 27:12 “Arden'den geçtiğinizde, halkı kutsamak için Gerizim Dağı'nda şunlar duracak: Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Yosef ve Benyamin.
DEU 27:13 Lanet etmek için Eval Dağı'nda şunlar duracak: Ruven, Gad, Aşer, Zevulun, Dan ve Naftali.
DEU 27:14 Levililer yüksek sesle bütün İsrael halkına şöyle diyecekler,
DEU 27:15 'Sanatçının el işi olan, Yahve'ye iğrenç olan oyma ya da dökme putu yapan ve onu gizlice diken adama lanet olsun!'
DEU 27:16 'Babasına ya da annesine saygısızlık edene lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:17 'Komşusunun sınırının yerini değiştirene lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:18 'Körü yoldan saptırana lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:19 'Yabancıdan, yetimden ve dul kadından adaleti esirgeyene lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:20 'Babasının karısıyla yatana lanet olsun, çünkü babasının yatağına saygısızlık etmiştir.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:21 'Herhangi bir hayvanla yatana lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:22 'Kız kardeşiyle, babasının kızıyla ya da annesinin kızıyla yatana lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:23 'Kayınvalidesiyle yatana lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:24 'Komşusunu gizlice öldürene lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:25 'Masum birini öldürmek için rüşvet alana lanet olsun.' Bütün halk, 'Amin' diyecek.
DEU 27:26 'Bu yasanın sözlerini yapmak için onları onaylamayana lanet olsun.' Bütün halk 'Amin' diyecek.”
DEU 28:1 Eğer Tanrın Yahve'nin sözünü dikkatle dinlersen ve bugün sana buyurmakta olduğum bütün buyrukları yapmak için tutarsan, öyle olacak ki, Tanrın Yahve seni dünyadaki bütün uluslardan üstün kılacaktır.
DEU 28:2 Tanrın Yahve'nin sözünü dinlersen, bütün bu bereketler üzerine gelecek ve seni ele geçireceklerdir.
DEU 28:3 Kentte de kutsanacaksın, kırda da kutsanacaksın.
DEU 28:4 Bedeninin ürünü, toprağının ürünü, hayvanlarının ürünü, sığırlarının yavruları ve sürünün yavruları kutsanacak.
DEU 28:5 Sepetin ve hamur teknen bereketli olacak.
DEU 28:6 İçeri girdiğinde kutsanacaksın, dışarı çıktığında da kutsanacaksın.
DEU 28:7 Yahve sana karşı ayaklanan düşmanlarını senin önünde vuracak. Onlar sana karşı bir yoldan çıkacaklar ve önünden yedi yoldan kaçacaklar.
DEU 28:8 Ambarlarında ve el attığın her şeyde Yahve senin üzerine bereket buyuracak. Tanrın Yahve'nin sana vermekte olduğu ülkede O seni kutsayacaktır.
DEU 28:9 Tanrın Yahve'nin buyruklarını tutar ve O'nun yollarında yürürsen, Yahve sana ant içtiği gibi seni kendisi için kutsal bir halk olarak pekiştirecektir.
DEU 28:10 Yeryüzünün bütün halkları senin Yahve'nin adıyla çağrıldığını görecek ve senden korkacaklar.
DEU 28:11 Yahve'nin sana vermek için atalarınıza ant içtiği diyarda, Yahve bedeninin ürününde, hayvanlarının ürününde, toprağının ürününde sana çok bolluk verecektir.
DEU 28:12 Yahve, ülkene yağmurunu mevsiminde vermek ve elinin bütün işlerini kutsamak için gökteki güzel hazinesini sana açacaktır. Birçok ulusa borç vereceksin, ama sen ödünç almayacaksın.
DEU 28:13 Tanrın Yahve'nin bugün sana buyurmakta olduğum buyruklarını tutmak ve yapmak için onları dinlersen,
DEU 28:14 ve başka ilâhlara hizmet etmek için onların peşinden gitmek üzere bugün sana buyurmakta olduğum bütün sözlerden sağa ya da sola sapmazsan, Yahve seni kuyruk değil baş yapacak, altta değil yalnızca üstte olacaksın.
DEU 28:15 Ama öyle olacak ki, eğer Tanrın Yahve'nin sözünü dinlemez ve bugün sana buyurmakta olduğum O'nun bütün buyruklarını ve kurallarını yapmak üzere tutmazsan, bütün bu lanetler üzerine gelecek ve seni ele geçirecek.
DEU 28:16 Kentte de, tarlada da lanetli olacaksın.
DEU 28:17 Sepetin ve hamur teknen lanetli olacak.
DEU 28:18 Bedeninin ürünü, toprağının ürünü, sığırlarının yavruları ve sürünün yavruları lanetli olacak.
DEU 28:19 İçeri girdiğinde lanetli olacaksın, dışarı çıktığında da lanetli olacaksın.
DEU 28:20 Kötü işlerinle beni terk ettiğin için, sen yok oluncaya, hızla yok oluncaya dek, el attığın her şeyde Yahve senin üzerine lanet, şaşkınlık ve azar gönderecek.
DEU 28:21 Mülk edinmek için gitmekte olduğun ülkeden seni tüketinceye kadar, Yahve vebayı sana yapıştıracak.
DEU 28:22 Yahve seni veremle, ateşle, iltihapla, yüksek ateşle, kılıçla, küfle vuracak. Sen yok olana dek seni kovalayacaklar.
DEU 28:23 Başının üzerindeki gökyüzü tunç, altındaki yeryüzü de demir olacak.
DEU 28:24 Yahve ülkendeki yağmuru toz ve kum haline getirecek. Sen yok olana dek gökten üzerine inecektir.
DEU 28:25 Yahve seni düşmanlarının önünde vurduracaktır. Onlara karşı bir yoldan çıkacaksın ve onların önünden yedi yoldan kaçacaksın. Dünyanın bütün krallıkları arasında ileri geri savrulacaksın.
DEU 28:26 Cesetlerin gökteki bütün kuşlara ve yerdeki hayvanlara yem olacak, ve onları ürkütüp kaçıracak kimse olmayacak.
DEU 28:27 Yahve seni Mısır'daki çıbanlarla, urlarla, uyuzla ve iyileşemeyeceğin kaşıntıyla vuracak.
DEU 28:28 Yahve seni delilikle, körlükle, yürek şaşkınlığıyla vuracak.
DEU 28:29 Körlerin karanlıkta el yordamıyla yürüdüğü gibi, öğle vakti el yordamıyla yürüyeceksin ve yollarında başarılı olmayacaksın. Her zaman yalnızca ezilecek ve soyulacaksın ve seni kurtaracak kimse olmayacak.
DEU 28:30 Bir kadınla nişanlanacaksın ve onunla başka bir adam yatacak. Ev yapacaksın ve içinde oturmayacaksın. Bağ dikeceksin, meyvesinden faydalanamayacaksın.
DEU 28:31 Öküzün gözlerinin önünde kesilecek ve ondan bir şey yemeyeceksin. Eşeğin gözünün önünden zorla alınacak ve sana geri verilmeyecek. Koyunların düşmanlarına verilecek ve seni kurtaracak kimsen olmayacak.
DEU 28:32 Oğulların ve kızların başka halka verilecek. Gözlerin gün boyu bakacak ve özlemle sönecekler. Elinden bir şey gelmeyecek.
DEU 28:33 Tanımadığın bir ulus toprağının ve bütün emeğinin ürününü yiyecek. Her zaman yalnızca sıkıştırılacak ve ezileceksin,
DEU 28:34 öyle ki, gözlerinle gördüklerin seni delirtecek.
DEU 28:35 Yahve seni dizlerinde ve bacaklarında, ayağının tabanından başının tepesine kadar iyileşemeyeceğin kötü çıbanla vuracak.
DEU 28:36 Yahve seni ve başına koyacağın kralını, senin ve atalarının bilmediği bir ulusa götürecek. Orada tahtadan ve taştan yapılmış başka ilâhlara hizmet edeceksin.
DEU 28:37 Yahve'nin seni götüreceği bütün halklar arasında şaşılacak şey, özdeyiş ve dile düşmüş olacaksın.
DEU 28:38 Tarlaya çok tohum taşıyacak, az toplayacaksın; çünkü çekirge onu tüketecek.
DEU 28:39 Bağlar dikeceksin ve onları işleyeceksin, ama ne şarabından içeceksin ne de devşiriceksin, çünkü onları kurt yiyecek.
DEU 28:40 Bütün sınırlarında zeytin ağaçların olacak, ama kendini yağla meshetmeyeceksin, çünkü zeytinlerin dökülecek.
DEU 28:41 Oğulların ve kızların olacak, ama onlar senin olmayacak, çünkü esaret altına girecekler.
DEU 28:42 Bütün ağaçlarını ve toprağının ürününü çekirge yiyip bitirecek.
DEU 28:43 Arandaki yabancı senin üzerinde yükseldikçe yükselecek, sen de alçaldıkça alçalacaksın.
DEU 28:44 O sana ödünç verecek, sen ona ödünç vermeyeceksin. O baş olacak, sen de kuyruk olacaksın.
DEU 28:45 Bütün bu lanetler üzerine gelecek, sen yok oluncaya dek seni kovalayıp sana yetişecekler; çünkü sana buyurduğu buyrukları ve kuralları tutmak için Tanrın Yahve'nin sözünü dinlemedin.
DEU 28:46 Bunlar sana ve soyuna daima bir belirti ve harika olacak.
DEU 28:47 Çünkü her şeyin bolluğu yüzünden Tanrın Yahve'ye sevinçle, memnuniyetle hizmet etmedin;
DEU 28:48 bu nedenle Yahve'nin üzerine gönderdiği düşmanlarına açlık, susuzluk, çıplaklık ve her türlü yokluk içinde hizmet edeceksin. Seni yok edinceye kadar boynuna demir boyunduruk takacak.
DEU 28:49 Yahve uzaktan, dünyanın öbür ucundan, kartal uçar gibi bir ulusu, dilini anlamadığın bir ulusu üzerine getirecek;
DEU 28:50 yaşlılara saygı duymayan, çocuklara sevecenlik göstermeyen, sert yüzlü bir ulus.
DEU 28:51 Onlar sen yok olana dek hayvanlarının ürününü, toprağının ürününü yiyecekler. Sen yok oluncaya dek, sana tahıl, yeni şarap, yağ, hayvanlarının yavrularını ve sürünün yavrularını da bırakmayacaklar.
DEU 28:52 Bütün ülkende güvenmiş olduğun yüksek ve sağlam duvarların yıkılıncaya kadar seni bütün kapılarında kuşatacaklar. Tanrın Yahve'nin sana verdiği ülkenin her yerinde seni bütün kapılarında kuşatacaklar.
DEU 28:53 Kuşatmada ve düşmanlarının seni sıkıntıya sokacağı sıkıntı sırasında, kendi bedeninin ürününü, Tanrın Yahve'nin sana verdiği oğullarının ve kızlarının etini yiyeceksin.
DEU 28:54 Aranızda şefkatli ve çok duyarlı olan adamın gözü kardeşine karşı, sevdiği karısına karşı ve elinde kalan çocuklarından arta kalanlara karşı kötü olacaktır,
DEU 28:55 öyle ki, kuşatmada ve düşmanının bütün kapılarında seni sıkıntıya sokacağı sıkıntı sırasında, kendine hiçbir şey kalmadığı için kendisinin yemekte olduğu çocuklarının etinden onlardan hiçbirine bir şey vermeyecek.
DEU 28:56 Aranda, incelik ve şefkat uğruna ayağının tabanını yere koymaya alışmamış olan şefkatli ve duyarlı kadının, sevdiği kocasına karşı, oğluna karşı, kızına karşı,
DEU 28:57 ayakları arasından çıkan yeni doğan çocuğuna karşı, doğuracağı çocuklara karşı kötü olacak; çünkü kuşatmada ve kapılarında düşmanının seni sıkıntıya sokacağı sıkıntı sırasında her türlü yokluktan dolayı onları gizlice yiyecek.
DEU 28:58 Eğer bu yüce ve heybetli Tanrın YAHVE adından korkmak için bu yasanın bu kitapta yazılı olan tüm sözlerini yapmak üzere tutmazsan,
DEU 28:59 o zaman Yahve senin belalarını ve soyunun belalarını korkunç, büyük uzun süreli vebalar, ağır ve uzun süreli hastalıklar yapacak.
DEU 28:60 Korktuğun Mısır'ın bütün hastalıkları yeniden senin üzerine getirecek; ve sana yapışacaklar.
DEU 28:61 Sen yok olana dek, Yahve bu Yasa Kitabı'nda yazılmayan her hastalığı ve belayı da senin üzerine getirecek.
DEU 28:62 Tanrın Yahve'nin sözünü dinlemediğiniz için gökteki yıldızlar gibi kalabalık olsanız da sayıca az bırakılacaksınız.
DEU 28:63 Öyle olacak ki, Yahve size iyilik yapmak ve sizi çoğaltmak için nasıl sevindiyse, Yahve sizi mahvetmek ve yok etmek için de öyle sevinecektir. Mülk edinmek için girmekte olduğunuz ülkeden söküleceksiniz.
DEU 28:64 Yahve sizi yeryüzünün bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkların arasına dağıtacak. Orada senin ve atalarının bilmediği başka ilâhlara, tahtaya ve taşa bile hizmet edeceksin.
DEU 28:65 Bu uluslar arasında rahat etmeyeceksin, ayak tabanın dinlenmeyecek; ama Yahve orada sana titreyen bir yürek, sönük gözler ve can çilesi verecek.
DEU 28:66 Yaşamın önünde belirsizlik üzerinde asılı olacak. Gece gündüz korkacaksın ve yaşamının güvencesi olmayacak.
DEU 28:67 Yüreğini ürküten korkundan ve gözlerinin gördüklerinden dolayı, sabah, “Keşke akşam olsaydı!” diyeceksin, akşam da, “Keşke sabah olsaydı!” diyeceksin.
DEU 28:68 Sana bir daha asla göremeyeceksin dediğim yoldan, Yahve seni gemilerle tekrar Mısır'a getirecek. Orada kendinizi erkek ve kadın köleler olarak düşmanlarınıza sunacaksınız ve kimse sizi satın almayacak.
DEU 29:1 Bunlar, Yahve'nin Horev'de İsrael'in çocuklarına yapmış olduğu antlaşmaya ek olarak Moşe'ye Moav diyarında onlarla yapmasını buyurduğu antlaşmanın sözleridir.
DEU 29:2 Moşe bütün İsrael'i çağırıp onlara şöyle dedi: “Yahve'nin Mısır diyarında Firavun'a, onun bütün hizmetkârlarına ve onun bütün ülkesine yaptığı her şeyi;
DEU 29:3 gözlerinizin gördüğü büyük denemeleri, belirtileri ve o büyük harikaları gördünüz.
DEU 29:4 Ancak Yahve bugüne kadar size bilmek için yürek, görmek için göz, duymak için kulaklar vermedi.
DEU 29:5 Size kırk yıl çölde yol gösterdim. Üzerinizdeki elbiseleriniz eskimedi, ayağınızda çarığınız eskimedi.
DEU 29:6 Benim Tanrınız Yahve olduğumu bilesiniz diye ekmek yemediniz, şarap ya da ağır içki içmediniz.
DEU 29:7 Bu yere geldiğinizde Heşbon Kralı Sihon ile Başan Kralı Og savaşmak için bize karşı çıktılar, biz de onları vurduk.
DEU 29:8 Onların ülkesini aldık ve miras olarak Ruvenliler'e, Gadlılar'a ve Manaşşe oymağının yarısına verdik.
DEU 29:9 Bu nedenle bu antlaşmanın sözlerini tutun ve onları yapın ki, yaptığınız her şeyde başarılı olasınız.
DEU 29:10 Bugün hepiniz, başlarınız, oymaklarınız, ihtiyarlarınız, görevlileriniz, bütün İsrael erkekleri,
DEU 29:11 çocuklarınız, karılarınız ve konaklarınızın ortasında olan yabancılar, odununuzu kesenden suyunuzu çeken adama kadar Tanrınız Yahve'nin önünde duruyorsunuz,
DEU 29:12 ta ki, Tanrınız Yahve'nin antlaşmasına ve Tanrın Yahve'nin bugün seninle yapmakta olduğu andına giresin;
DEU 29:13 ta ki, bugün seni kendi halkı olarak pekiştirsin ve sana söylediği ve atalarına, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a ant içtiği gibi, O senin Tanrın olsun.
DEU 29:14 Bu antlaşmayı ve bu andı yalnızca seninle değil,
DEU 29:15 bugün burada bizimle birlikte Tanrımız Yahve'nin önünde duranlarla ve ayrıca bugün burada aramızda olmayanlarla da yapıyorum
DEU 29:16 (Çünkü siz Mısır ülkesinde nasıl yaşadığımızı ve geçmiş olduğumuz ulusların ortasından nasıl geldiğimizi biliyorsunuz;
DEU 29:17 ve onların iğrenç şeylerini ve aralarında bulunan ağaçtan, taştan, gümüşten ve altından yapılmış putları gördünüz);
DEU 29:18 öyle ki, aranızda o ulusların ilâhlarına hizmet etmek üzere Tanrımız Yahve'den yüreği dönen bir erkek, bir kadın, bir soy ya da oymak olmasın; aranızda acı zehir üreten bir kök bulunmasın;
DEU 29:19 ve öyle olmasın ki, bu lanetin sözlerini duyduğu zaman, yaşı kuruyla birlikte yok etmek için, “Yüreğimin inatçılığında yürüsem de esenliğe kavuşacağım” diyerek yüreğinde kendini kutsamasın.
DEU 29:20 Yahve onu bağışlamayacak, ama o zaman Yahve'nin öfkesi ve kıskançlığı o adama karşı tütecek; bu kitapta yazılı olan bütün lanet onun üzerine inecek ve Yahve onun adını göklerin altından silecek.
DEU 29:21 Bu Yasa Kitabı'nda yazılı olan antlaşmanın bütün lanetlerine göre, Yahve onu İsrael'in bütün oymaklarından bela için ayıracak.
DEU 29:22 Gelecek kuşak, sizden sonra yükselecek çocuklarınız ve uzak ülkeden gelecek yabancı, o ülkedeki belaları ve Yahve'nin onu hasta ettiği hastalıkları gördüklerinde şöyle diyecekler:
DEU 29:23 Yahve'nin öfkesinde ve gazabında yerle bir ettiği Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim gibi diyarının tümü kükürt, tuz ve yanıktır; ekilmez, ürün vermez ve ot yetiştirmez.
DEU 29:24 Bütün uluslar da şöyle diyecek: “Yahve bu ülkeye bunu neden yaptı? Bu büyük öfkenin hiddeti ne anlama geliyor?”
DEU 29:25 O zaman insanlar şöyle diyecekler: “Çünkü kendilerini Mısır diyarından çıkardığı zaman atalarının Tanrısı Yahve'nin kendileriyle yaptığı antlaşmayı bıraktılar;
DEU 29:26 bilmedikleri ve O'nun onlara vermediği başka ilâhlara gidip hizmet ettiler ve onlara tapındılar.
DEU 29:27 Bu nedenle Yahve bu kitapta yazılı olan tüm lanetleri bu ülkenin üzerine getirmek için ona karşı öfkesi alevlendi.
DEU 29:28 Yahve öfkeyle, gazapla ve büyük hiddetle onları ülkelerinden söktü ve bugün olduğu gibi başka bir ülkeye attı.”
DEU 29:29 Gizli şeyler Tanrımız Yahve'nindir; ama açığa çıkarılmış olan şeyler daima bizim ve çocuklarımızındır; öyle ki, bu yasanın bütün sözlerini yapalım.
DEU 30:1 Bütün bu şeyler, önüne koyduğum kutsama ve lanet başına geldiğinde; Tanrın Yahve'nin seni sürdüğü bütün uluslar arasında bunları aklına getireceksin;
DEU 30:2 ve Tanrın Yahve'ye dönüp, bugün sana buyurduğum her şeye göre, sen ve çocukların bütün yüreğinizle ve bütün canınızla O'nun sözünü dinlediğinde,
DEU 30:3 o zaman, Tanrın Yahve seni esaretten kurtaracak, sana merhamet edecek ve dönecek, Tanrın Yahve'nin seni dağıttığı bütün halklardan seni toplayacaktır.
DEU 30:4 Eğer sürgünlerin göklerin en uzak bölgelerindeyse, Tanrın Yahve seni oradan toplayacak ve oradan geri getirecek.
DEU 30:5 Tanrın Yahve seni atalarının mülk edindiği ülkeye getirecek ve onu mülk edineceksin. O sana iyilik edecek ve sayını atalarından fazla çoğaltacak.
DEU 30:6 Tanrın Yahve'yi bütün yüreğinle, bütün canınla sevmek için, yaşayasın diye, Tanrın Yahve senin yüreğini ve soyunun yüreğini sünnet edecek.
DEU 30:7 Tanrın Yahve bütün bu lanetleri düşmanlarının, senden nefret edenlerin, sana zulmedenlerin üzerine koyacak.
DEU 30:8 Geri döneceksin, Yahve'nin sözünü dinleyeceksin ve bugün sana buyurmakta olduğum bütün buyrukları yapacaksın.
DEU 30:9 Tanrın Yahve, elinin her işinde, bedeninin ürününde, hayvanlarının ürününde, toprağının ürününde seni başarılı kılacak; çünkü Yahve atalarına nasıl sevindiyse, sana iyilik olsun diye senin için yeniden sevinecektir,
DEU 30:10 eğer Tanrın Yahve'nin sözünü dinlersen, O'nun bu Yasa Kitabı'nda yazılı olan buyruklarını ve kurallarını tutarsan, eğer Tanrın Yahve'ye bütün yüreğinle, bütün canınla dönersen.
DEU 30:11 Çünkü bugün sana buyurmakta olduğum bu buyruk senin için ne çok zor, ne de senden çok uzaktır.
DEU 30:12 O göklerde değil ki, “Kim bizim için göğe çıkacak, onu bize getirecek ve onu bize duyuracak da, onu yapalım?” diyesin.
DEU 30:13 O denizin ötesinde değil ki, “Kim bizim için denizi aşacak, onu bize getirecek ve onu bize duyuracak da onu yapalım?” diyesin.
DEU 30:14 Ancak onu yapasın diye söz sana çok yakındır, ağzında ve yüreğindedir.
DEU 30:15 İşte, bugün önünüze yaşam ve bolluğu, ölüm ve kötülüğü koydum.
DEU 30:16 Çünkü bugün sana Tanrın Yahve'yi sevmeni, O'nun yollarında yürümeni, buyruklarını, kurallarını ve ilkelerini tutmanı buyuruyorum; öyle ki, yaşayıp çoğalasın ve mülk edinmek için gitmekte olduğun ülkede Tanrın Yahve seni kutsasın.
DEU 30:17 Ama eğer yüreğin döner ve dinlemezsen, uzaklaşıp başka ilâhlara tapar ve onlara hizmet edersen,
DEU 30:18 bugün sana kesin olarak yok olacağını bildiriyorum. Yarden'i aşarak mülk edinmek için girmekte olduğun ülkede günlerin uzun olmayacak.
DEU 30:19 Önüne yaşamla ölümü, kutsamayla laneti koyduğuma bugün gökleri ve yeri size karşı tanık etmek üzere çağırıyorum. Bu nedenle yaşamı seç ki,
DEU 30:20 Tanrın Yahve'yi sevmek, O'nun sözünü dinlemek ve O'na bağlanmak için sen ve torunların yaşayasın, çünkü Yahve'nin atalarına, Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a vermek üzere ant içtiği ülkede oturasın diye, O senin yaşamın ve günlerinin uzunluğudur.
DEU 31:1 Moşe gidip bu sözleri bütün İsrael'e söyledi.
DEU 31:2 Onlara şöyle dedi: “Bugün yüz yirmi yaşındayım. Artık dışarı çıkıp içeri giremiyorum. Yahve bana, 'Bu Yarden'den geçmeyeceksin' dedi.
DEU 31:3 Senin önünden geçecek olan Tanrın Yahve'dir. O, bu ulusları senin önünden yok edecek, sen de onları mülksüz bırakacaksın. Yahve'nin söylediği gibi Yeşu önünden geçecek.
DEU 31:4 Yahve, Amorlular'ın kralları Sihon'u, Og'u ve ülkelerini yok ettiği zaman onlara yaptığını bunlara da yapacak.
DEU 31:5 Yahve onları senin önünde teslim edecek; sen de sana buyurmuş olduğum bütün buyruklara göre onlara yapacaksın.
DEU 31:6 Güçlü ve cesur olun. Onlardan korkmayın ve onlardan ürkmeyin; çünkü seninle birlikte giden Tanrın Yahve'nin kendisidir. Seni yüzüstü bırakmayacak ve seni terk etmeyecek.”
DEU 31:7 Moşe Yeşu'yu çağırıp bütün İsrael'in gözü önünde ona şöyle dedi: “Güçlü ve cesur ol, çünkü Yahve'nin atalarına vermek için ant içtiği ülkeye bu halkla birlikte gideceksin; ve orayı onlara sen miras aldıracaksın.
DEU 31:8 Önünden giden Yahve'nin kendisidir. O seninle olacak. Seni yüzüstü bırakmayacak ve seni terk etmeyecek. Korkma. Yılma.”
DEU 31:9 Moşe bu yasayı yazıp Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levioğulları kâhinlere ve İsrael'in bütün ihtiyarlarına teslim etti.
DEU 31:10 Moşe onlara şu buyruğu verdi: “Her yedi yılın sonunda, salıverilme yılının belirlenen zamanında, Çardaklar Bayramı'nda,
DEU 31:11 bütün İsrael Tanrın Yahve'nin önünde, seçeceği yere görünmek için geldiğinde, bu yasayı bütün İsrael'in önünde, onların duyacağı şekilde okuyacaksın.
DEU 31:12 Kapılarında bulunan halkı, erkekleri, kadınları, çocukları ve yabancıları toplayın ki, duysunlar, öğrensinler, Tanrın Yahve'den korksunlar ve bu yasanın bütün sözlerini yapmak için tutsunlar;
DEU 31:13 ve onların bilmeyen çocukları da duysunlar, mülk edinmek için Yarden üzerinden gitmekte olduğunuz ülkede yaşadığınız sürece, Tanrınız Yahve'den korkmayı öğrensinler.”
DEU 31:14 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İşte, öleceğin günler yaklaşıyor. Yeşu'yu çağır ve Buluşma Çadırı'nda hazır olun, ben de onu görevlendireyim.” Moşe ile Yeşu geldiler ve Buluşma Çadırı'na hazır oldular.
DEU 31:15 Yahve Çadırda bir bulut sütunu içinde göründü ve bulut sütunu Çadırın kapısının üzerinde durdu.
DEU 31:16 Yahve Moşe'ye şöyle dedi: “İşte, atalarınla uyuyacaksın. Bu halk ayaklanacak ve aralarında olmak için gitmekte oldukları ülkenin yabancı ilâhların ardınca fahişelik edecekler, beni terk edip onlarla yaptığım antlaşmayı bozacaklar.
DEU 31:17 O gün onlara karşı öfkem alevlenecek ve onları bırakacağım, yüzümü onlardan gizleyeceğim ve onlar yutulacaklar ve başlarına birçok kötülükler ve sıkıntılar gelecek; böylece, o gün, 'Bu kötülükler, Tanrımız aramızda olmadığı için başımıza gelmedi mi?' diyecekler.
DEU 31:18 Başka ilâhlara dönmekle yaptıkları kötülüklerden dolayı o gün kesinlikle yüzümü çevireceğim.”
DEU 31:19 “Şimdi bu ezgiyi kendiniz için yazın ve İsrael'in çocuklarına öğretin. Bunu onların ağzına koy ki, bu ezgi İsrael'in çocuklarına karşı benim için tanık olsun.
DEU 31:20 Çünkü onları atalarına ant içtiğim süt ve bal akan ülkeye getirdiğimde, yiyip doyup semirdiklerinde, o zaman başka ilâhlara dönüp onlara hizmet edecekler ve beni küçümseyecekler ve antlaşmamı bozacaklar.
DEU 31:21 Başlarına birçok kötülükler ve sıkıntılar geldiğinde, bu ezgi onların önünde tanık olarak tanıklık edecek; çünkü onların soyundan gelenlerin ağzında unutulmayacak; çünkü onlara söz verdiğim ülkeye onları getirmeden önce bugün onların yollarını ve ne yapmakta olduklarını biliyorum.”
DEU 31:22 Moşe aynı gün bu ezgiyi yazıp İsrael'in çocuklarına öğretti.
DEU 31:23 Nun oğlu Yeşu'yu görevlendirip şöyle dedi: “Güçlü ve cesur ol; çünkü İsrael'in çocuklarını onlara ant içtiğim ülkeye sen götüreceksin. Ben seninle olacağım.”
DEU 31:24 Moşe bu yasanın sözlerini bir kitaba yazmayı bitirince, bunlar tamamlanıncaya kadar,
DEU 31:25 Moşe, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levililer'e şöyle buyurdu:
DEU 31:26 “Bu Yasa Kitabı'nı alın ve onu Tanrınız Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nın yanına, sana karşı tanık olsun diye koyun.
DEU 31:27 Çünkü isyanını ve sert enseni bilirim. İşte, ben bugün hâlâ sizinle birlikte sağken, siz Yahve'ye karşı asi oldunuz. Ölümümden sonra ne kadar dahası olacak?
DEU 31:28 Oymaklarınızın bütün ihtiyarlarını ve görevlilerinizi yanıma toplayın da, bu sözleri onların kulaklarına söyleyeyim ve göğü ve yeri onlara karşı tanık olarak çağırayım.
DEU 31:29 Çünkü biliyorum ki, benim ölümümden sonra kendinizi tamamen yozlaştıracaksınız ve size buyurduğum yoldan sapacaksınız; ve son günlerde başınıza kötülük gelecek; çünkü ellerinizin işiyle O'nu öfkelendirmek için Yahve'nin gözünde kötü olanı yapacaksınız.”
DEU 31:30 Moşe bu ezginin sözlerini bitirinceye dek bütün İsrael topluluğunun kulağına söyledi.
DEU 32:1 Ey gökler, kulak verin, konuşayım. Ağzımın sözlerini yeryüzü duysun.
DEU 32:2 Öğretim yağmur gibi damlayacak. Sözüm düşecek, çiy gibi, narin çimenlerin üzerindeki hafif yağmur gibi, otların üzerindeki sağanaklar gibi.
DEU 32:3 Çünkü Yahve'nin adını duyuracağım. Tanrımız'a büyüklük verin!
DEU 32:4 Kaya: O'nun işi tamdır, çünkü bütün yolları doğrudur. O haksızlık etmez, adil ve doğru, sadık bir Tanrı'dır.
DEU 32:5 O'na karşı çürük davrandılar. Kusurlarından dolayı O'nun çocukları değillerdir. Onlar sapık ve çarpık bir kuşaktır.
DEU 32:6 Ey akılsız ve bilgelikten yoksun insanlar, Yahve'ye böyle mi karşılık veriyorsunuz? Seni satın alan Baban O değil mi? Seni yarattı ve seni durdurdu.
DEU 32:7 Eski günleri hatırlayın. Birçok kuşakların yıllarını düşünün. Babana sor, o sana gösterecektir; büyüklerine sor, onlar sana söyleyecektir.
DEU 32:8 Yüceler Yücesi uluslara miraslarını verdiğinde, Adem'in çocuklarına ayırdığında, halkların sınırlarını İsrael'in çocuklarının sayısına göre belirledi.
DEU 32:9 Çünkü Yahve'nin payı kendi halkıdır. Yakov O'nun mirasının hissesidir.
DEU 32:10 Onu kurak bir diyarda, uluyan bir çölde buldu. Onun çevresini sardı. Onunla ilgilendi. Onu kendi gözbebeği gibi korudu.
DEU 32:11 Yuvasını harekete geçiren, yavrularının üzerinde kanat çırpan bir kartal gibi, kanatlarını açtı, onları aldı, onları kanatları üzerinde taşıdı.
DEU 32:12 Ona yalnızca Yahve önderlik etti. Yanında yabancı bir ilâh yoktu.
DEU 32:13 Onu yeryüzünün yüksek yerlerine bindirdi. Tarlanın ürününü yedi. Ona kayadan bal, çakmaktaşından yağ emdirdi;
DEU 32:14 kuzuların yağıyla sürünün tereyağını, koyunların sütünü, buğdayın en iyisiyle, başan cinsi koçları ve keçileri yedin. Üzümün kanından şarap içtin.
DEU 32:15 Ama Yeşurun şişmanladı ve tekmeledi. Sen şişmanladın. Sen kalınlaştın. Sen gösterişli oldun. Sonra kendisini yaratan Tanrı'yı terk etti, kurtuluşunun Kayası'nı reddetti.
DEU 32:16 Onu yabancı ilâhlarla kıskandırdılar. İğrenç şeylerle O'nu öfkelendirdiler.
DEU 32:17 Tanrı'ya değil iblislere, bilmedikleri ilâhlara, atalarınızın korkmadığı, son zamanlarda ortaya çıkan yeni ilâhlara kurban kestiler.
DEU 32:18 Baban olan Kaya'yı aklından çıkardın, seni dünyaya getiren Tanrı'yı unuttun.
DEU 32:19 Yahve, oğullarının ve kızlarının kışkırtmalarını gördü, tiksindi.
DEU 32:20 “Yüzümü onlardan gizleyeceğim” dedi. “Bakalım sonları ne olacak; çünkü onlar çok sapkın bir kuşaktır, kendilerinde sadakat bulunmayan çocuklardır.
DEU 32:21 Beni Tanrı olmayanla kıskandırdılar. Kibirleriyle beni öfkelendirdiler. Ben de onları halk olmayanlarla kıskandıracağım. Akılsız bir ulusla onları öfkelendireceğim.
DEU 32:22 Çünkü öfkemde, Şeol'ün en dibine kadar yanan bir ateş alevlendi, ürünüyle yeryüzünü yiyip bitiriyor, dağların temellerini ateşe veriyor.”
DEU 32:23 “Üzerlerine kötülükler yığacağım. Oklarımı onların üzerinde tüketeceğim.
DEU 32:24 Açlıkla telef olacaklar, Yakıcı ateşle ve acı yıkımla yenilip bitirilecekler. Toprakta sürünen engerek zehiriyle birlikte, hayvanların dişlerini üzerlerine göndereceğim.
DEU 32:25 Hem genci, hem el değmemiş kızı, emzikteki çocukla, ak saçlı adamı, dışarıda kılıç, içeride dehşet yok edecek.
DEU 32:26 Düşmanlar yanlış hüküm vermesinler, 'Bütün bunları yapan Yahve değildir, bizim elimiz üstün geldi', demesinler diye, düşmanın kışkırtmasından korkmasaydım;
DEU 32:27 Derdim: Onları uzaklara dağıtacağım, insanlar arasından onların anısına son vereceğim'”
DEU 32:28 Çünkü onlar öğütten yoksun bir ulustur. Onlarda anlayış yoktur.
DEU 32:29 Keşke bilge olsalardı, bunu anlasalardı, sonlarını da düşünselerdi!
DEU 32:30 Kayaları onları satmış olmasaydı, Yahve onları teslim etmiş olmasaydı, nasıl biri bin kişiyi kovalardı ikisi de on bin kişiyi kaçırırdı?
DEU 32:31 Çünkü onların kayası bizim Kayamız gibi değil, düşmanlarımız bile bunu kabul ediyor.
DEU 32:32 Çünkü onların asması Gomora kırlarındaki, Sodom asmasındandır. Üzümleri zehirli üzümdür. Salkımları acıdır.
DEU 32:33 Onların şarabı yılanların zehiri, engereklerin zalim zehiridir.
DEU 32:34 “Bu, hazinelerimin arasında mühürlenmiş, yanımda saklı değil mi?
DEU 32:35 Öç benimdir ve ayaklarının kaydığı zaman karşılık veririm; çünkü onların felaket günü yakındır. Onların hükmü hızla onlara doğru geliyor.”
DEU 32:36 Çünkü Yahve kendi halkını yargılayacak, hizmetkârlarının gücünün tükendiğini, kimsenin kalmadığını, kapalı ya da serbest kimsenin kalmadığını görünce, onlara acıyacaktır.
DEU 32:37 O şöyle diyecek: “Kurbanlarının yağını yiyen ve dökmelik sunu şarabını içen, sığındıkları kaya olan ilâhları nerede?
DEU 32:38 Kalkıp size yardım etsinler! Onlar sizin korumanız olsun.”
DEU 32:39 “Bakın, şimdi ben, ben O'yum. Yanımda başka ilâh yoktur. Ben öldürür ve ben yaşatırım. Ben yaralar ve ben iyileştiririm. Elimden kurtarabilecek kimse yoktur.
DEU 32:40 Çünkü elimi göğe kaldırıyorum, ebedi varlığımın hakkı için şunu ilan ediyorum:
DEU 32:41 Işıltılı kılıcımı bilersem, Elim yargıda onu kavrarsa; düşmanlarımdan öç alacağım, benden nefret edenlere karşılığını vereceğim.
DEU 32:42 Oklarımı kanla sarhoş edeceğim. Kılıcım, düşman önderlerinin başıyla, öldürülmüş olanların ve esirlerin kanıyla et yiyecek.”
DEU 32:43 Ey, siz uluslar, O'nun halkıyla birlikte sevinin; çünkü hizmetkârlarının kanının öcünü alacak. Düşmanlarından öç alacak ve diyarı ve halkı için kefaret edecektir.
DEU 32:44 Moşe Nun oğlu Yeşu ile geldi ve bu ezginin bütün sözlerini insanların kulaklarına söyledi.
DEU 32:45 Moşe bu sözlerin tümünü bütün İsrael'e söylemeyi bitirdi.
DEU 32:46 Onlara, “Bugün size tanıklık ettiğim, çocuklarınıza bu yasanın tüm sözlerini tutup yapmaya buyuracağınız bütün sözlere yüreğinizi koyun.
DEU 32:47 Çünkü bu sizin için boş bir şey değildir, çünkü bu sizin yaşamınızdır, mülk edinmek için Yarden üzerinden geçmekte olduğunuz ülkede bununla günleriniz uzayacaktır.”
DEU 32:48 Yahve, aynı gün Moşe'ye konuşup dedi,
DEU 32:49 “Yeriha karşısında, Moav ülkesinde olan bu Avarim dağına, Nebo Dağı'na çık; mülk olarak İsrael'in çocuklarına vermekte olduğum Kenan diyarını gör.
DEU 32:50 Kardeşin Aron Hor Dağı'nda ölüp halkına kavuştuğu gibi, sen de çıkmakta olduğun dağda öl ve halkına kavuş;
DEU 32:51 çünkü Zin Çölü'nde, Kadeş Meriva sularında, İsrael'in çocukları arasında bana karşı günah işlediniz; çünkü İsrael'in çocukları arasında kutsallığımı yukarıda tutmadınız.
DEU 32:52 Ülkeyi uzaktan göreceksin; ama oraya İsrael'in çocuklarına vermekte olduğum diyara girmeyeceksin.”
DEU 33:1 Bu, Tanrı adamı Moşe'nin ölümünden önce İsrael'in çocuklarına söylediği kutsama sözleridir.
DEU 33:2 Şöyle dedi, “Yahve Sina'dan geldi, Seir'den onlara yükseldi. Paran Dağı'ndan parladı. On binlerce kutsalıyla geldi. Sağ elinde onlar için ateşli bir yasa vardı.
DEU 33:3 Evet, halkları sever. Bütün kutsalları senin elindedir. Ayaklarının dibinde oturdular. Her biri sözlerini kabul eder.
DEU 33:4 Moşe bize bir yasa buyurdu, Yakov'un topluluğu için bir miras.
DEU 33:5 İsrael'in bütün oymaklarıyla birlikte, halkın başları toplandığı zaman, Yeşurun'da O kraldı.”
DEU 33:6 “Ruven yaşasın ve ölmesin; adamları sayıca az olmasın.”
DEU 33:7 Yahuda için budur dedi, “Ey Yahve, Yahuda'nın sesini duy. Onu halkının içine getir. Elleriyle kendisi için uğraştı. Düşmanlarına karşı yardımı sen olacaksın.”
DEU 33:8 Levi hakkında şöyle dedi, “Tummim'in ve Urim'in Tanrısal olanladır, Massa'da onu denedin, Meriva sularında onunla çekiştin.
DEU 33:9 Babası ve annesi hakkında 'Onu görmedim' dedi. Kardeşlerini tanımadı ve kendi çocuklarını bilmedi; çünkü senin sözünü tuttular ve antlaşmanı korumaktalar.
DEU 33:10 Yakov'a ilkelerini, İsrael'e yasanı öğretecekler. Senin önünde buhur, sunağının üzerine bütün yakmalık sunuyu koyacaklar.
DEU 33:11 Yahve onun becerilerini kutsa. Ellerinin işini kabul et. Ona karşı ayaklananların ve ondan nefret edenlerin, yeniden kalkmasınlar diye kalçalarından vur.”
DEU 33:12 Benyamin hakkında şöyle dedi, “Yahve'nin sevgilisi O'nun yanında güvende oturacaktır. Onu bütün gün boyunca örter. O'nun omuzları arasında oturur.”
DEU 33:13 Yosef hakkında şöyle dedi, “Diyarı Yahve tarafından, göklerin değerli şeyleriyle, çiyle, altında yatan derinlikle,
DEU 33:14 güneş ürününün değerli şeyleriyle, ayların verdiği değerli şeylerle,
DEU 33:15 kadim dağların en iyi şeyleriyle, Sonsuz tepelerin değerli şeyleriyle,
DEU 33:16 yeryüzünün değerli şeyleriyle ve onun doluluğuyla, çalıda yaşayanın iyiliğiyle kutsansın. Bunlar Yosef'in başı üzerine, kardeşlerinden ayrı olanın başının tacı üzerine gelsin.
DEU 33:17 Heybet, sürüsünün ilk doğanına aittir. Onun boynuzları yaban öküzünün boynuzlarıdır. Onlarla bütün halkları dünyanın uçlarına itecek. Onlar Efraim'in on binleridir. Onlar Manaşe'nin binleridir.”
DEU 33:18 Zevulun hakkında şöyle dedi, “Ey Zevulun, dışarı çıkışınla, ey İssakar çadırlarında sevinin.
DEU 33:19 Onlar halkları dağa çağıracaklar. Orada doğruluk kurbanları sunacaklar, çünkü denizlerin bolluğunu, kumun gizli hazinelerini çıkaracaklar.”
DEU 33:20 Gad hakkında şöyle dedi, “Gad'ı genişleten kutsanmıştır. Dişi aslan gibi oturuyor, kolu da başın tacını da parçalar.
DEU 33:21 Kendisi için ilk parçayı sağladı, çünkü kanun koyanın payı onun için ayrıldı. Halkının başlarıyla geldi. Yahve'nin doğruluğunu ve O'nun ilkelerini, İsrael'le birlikte yerine getirdi.”
DEU 33:22 Dan hakkında şöyle dedi, “Dan, Başan'dan sıçrayan bir aslan yavrusudur.”
DEU 33:23 Naftali hakkında şöyle dedi, “Ey Naftali, lütufla doygundur, Yahve'nin bereketiyle dolu, batıyı ve güneyi mülk edin.”
DEU 33:24 Aşer hakkında şöyle dedi, “Aşer çocuklarla kutsanmıştır. Kardeşleri tarafından kabul görsün. Ayağını yağa batırsın.
DEU 33:25 Sürgülerin demir ve tunç olacaktır. Günlerin gibi, gücün öyle olacak.”
DEU 33:26 “Ey Yeşurun, sana yardım için göklere, haşmetiyle gökyüzüne binen Tanrı gibisi yoktur.
DEU 33:27 Ebedi Tanrı senin konutundur. Altında olan ebedi kollardır. Düşmanı senin önünden itti ve 'Harap et!' dedi.
DEU 33:28 İsrael, tahıl ve yeni şarap ülkesinde, yalnızca Yakov'un pınarı güvenlikte oturuyor. Evet, O'nun gökleri çiy damlatıyor.
DEU 33:29 Mutlusun, ey İsrael! Senin gibi, yardımının kalkanı, haşmetinin kılıcı olan, Yahve tarafından kurtarılan bir halk var mı? Düşmanların kendilerini sana teslim edecekler. Onların yüksek yerlerine basacaksın.”
DEU 34:1 Moşe Moav ovalarından Nebo Dağı'na, Yeriha'nın karşısındaki Pisga Tepesi'ne çıktı. Yahve ona Gilad'dan Dan'a kadar olan toprakların tamamını,
DEU 34:2 Naftali'nin tamamını, Efraim ve Manaşşe diyarını, Batı Denizi'ne kadar tüm Yahuda ülkesini,
DEU 34:3 ve güneyi ve Soar'a kadar palmiye ağaçları kenti olan Yeriha Kenti vadisindeki ovayı gösterdi.
DEU 34:4 Yahve ona şöyle dedi: “Burası Avraham'a, İshak'a ve Yakov'a, 'Onu senin soyuna vereceğim' diye ant içtiğim ülkedir. Onu gözlerinle sana gösterdim, ama sen oraya girmeyeceksin.”
DEU 34:5 Böylece Yahve'nin sözü uyarınca, Yahve'nin hizmetkârı Moşe Moav diyarında öldü.
DEU 34:6 Tanrı onu Moav ülkesinde, Beyt-Peor'un karşısındaki vadide gömdü; ancak bugüne kadar mezarının nerede olduğunu kimse bilmez.
DEU 34:7 Moşe öldüğünde yüz yirmi yaşındaydı. Ne gözü zayıfladı, ne de gücü tükendi.
DEU 34:8 Moşe için yas gözyaşları günleri sona erinceye kadar İsrael'in çocukları Moav ovalarında Moşe için otuz gün ağladılar.
DEU 34:9 Nun oğlu Yeşu bilgelik ruhuyla doluydu; çünkü Moşe ellerini onun üzerine koymuştu. İsrael'in çocukları onu dinlediler ve Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yaptılar.
DEU 34:10 Yahve'nin Mısır ülkesinde yapması için onu Firavun'a ve bütün hizmetkârlarına, bütün diyarına gönderdiği belirtilerde ve harikalarda,
DEU 34:11 bütün İsrael'in gözü önünde Moşe'nin yapmış olduğu bütün güçlü elde,
DEU 34:12 bütün dehşet verici işlerde, o zamandan beri Moşe gibi Yahve'nin yüz yüze bildiği başka bir peygamber İsrael'de çıkmadı.
JOS 1:1 Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin ölümünden sonra Yahve, Moşe'nin hizmetkârı Nun oğlu Yeşu'ya şöyle dedi,
JOS 1:2 “Hizmetkârım Moşe öldü. Şimdi kalk, sen ve bütün bu halk, kendilerine, İsrael'in çocuklarına vermekte olduğum diyara, bu Yarden'den geçin.
JOS 1:3 Moşe'ye söylediğim gibi, ayağınızın tabanının basacağı her yeri size verdim.
JOS 1:4 Sınırınız çölden ve bu Lübnan'dan büyük nehre, Fırat Nehri'ne kadar, Hititler'in bütün ülkesi ve gün batımına doğru uzanan büyük denize kadar olacaktır.
JOS 1:5 Yaşamının bütün günlerince kimse senin önünde duramayacak. Moşe'yle olduğum gibi, seninle de olacağım. Seni yüzüstü bırakmayacağım ve seni terk etmeyeceğim.”
JOS 1:6 “Güçlü ve cesur ol; çünkü kendilerine vermek için atalarına ant içtiğim ülkeyi bu halka miras olarak sen vereceksin.
JOS 1:7 Yalnız güçlü ve tam cesur ol. Hizmetkârım Moşe'nin sana buyurduğu bütün yasaya göre yapmaya dikkat et. Gitmekte olduğun her yerde sağlam başarıya ulaşasın diye, ondan sağa ya da sola sapma.
JOS 1:8 Bu Yasa Kitabı ağzından ayrılmayacak; ama içinde yazılanların hepsine göre yapmaya dikkat edesin diye gece gündüz onun üzerinde düşüneceksin; çünkü o zaman yolunu başarıya ulaştıracak ve o zaman sağlam başarıya kavuşacaksın.
JOS 1:9 Sana buyurmadım mı? Güçlü ve cesur ol. Korkma. Yılma, çünkü Tanrın Yahve gitmekte olduğun her yerde seninledir.”
JOS 1:10 Bunun üzerine Yeşu halkın görevlilerine buyurup dedi,
JOS 1:11 “Ordugâhın ortasından geçin ve halka buyurup deyin, 'Yiyecek hazırlayın; çünkü üç gün içinde Tanrınız Yahve'nin size vermekte olduğu diyarı mülk olarak almak için bu Yarden'i geçeceksiniz.'”
JOS 1:12 Yeşu Ruvenliler'e, Gadlılar'a ve Manaşşe'nin yarım oymağına şöyle dedi,
JOS 1:13 “Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin size buyurduğu şu sözü hatırlayın: 'Tanrınız Yahve size rahat verecek ve size bu diyarı verecek.
JOS 1:14 Karılarınız, çocuklarınız ve hayvanlarınız Yarden ötesinde Moşe'nin size verdiği diyarda yaşayacak; ama siz, bütün güçlü yiğit adamlar silahlı olarak kardeşlerinizin önünden geçecek ve
JOS 1:15 Yahve'nin size verdiği gibi kardeşlerinize de rahat verinceye ve onlar Tanrınız Yahve'nin kendilerine vermekte olduğu diyarı mülk edininceye kadar onlara yardım edeceksiniz. O zaman Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin Yarden'in ötesinde, gün doğumuna doğru size verdiği kendi mülkünüz olan diyara dönüp onu mülk edineceksiniz.'”
JOS 1:16 Onlar Yeşu'ya yanıt verip dediler: “Bize buyurduğun her şeyi yapacağız ve bizi nereye gönderirsen gideceğiz.
JOS 1:17 Her şeyde Moşe'yi dinlediğimiz gibi, seni de öyle dinleyeceğiz. Yalnız Tanrın Yahve Moşe'yle olduğu gibi seninle de olsun.
JOS 1:18 Kim senin buyruğuna isyan eder ve kendisine buyurduğun her şeyde senin sözlerini dinlemezse, kendisi ölümle cezalandırılacak. Yalnızca güçlü ve cesur ol.”
JOS 2:1 Nun oğlu Yeşu, Şittim'den gizlice iki adamı casus olarak göndererek, “Gidin, Yeriha da dahil bütün ülkeye bakın” dedi. Gidip adı Rahav olan bir fahişenin evine geldiler ve orada uyudular.
JOS 2:2 Yeriha Kralı'na şöyle söylendi: “İşte, İsrael'in çocuklarından adamlar bu gece ülkeyi araştırmak için buraya geldiler.”
JOS 2:3 Yeriha'nın kralı Rahav'a haber göndererek şöyle dedi: “Sana gelen, evine giren adamları dışarı çıkar; çünkü bütün ülkeyi araştırmaya geldiler.”
JOS 2:4 Kadın iki adamı alıp sakladı. Sonra şöyle dedi: “Evet, adamlar bana geldi ama nereden geldiklerini bilmiyordum.
JOS 2:5 Kapının kapanmasına doğru hava kararınca adamlar dışarı çıktılar. Adamların nereye gittiğini bilmiyorum. Çabuk onları kovalayın. Onlara yetişebilirsiniz.”
JOS 2:6 Ama o onları dama çıkarmış ve dam üzerine dizdiği keten saplarının altına onları gizlemişti.
JOS 2:7 Adamlar Yarden Nehri'nin sığ geçitlerine kadar olan yolda onları kovaladılar. Onları kovalayanlar dışarı çıkar çıkmaz kapıyı kapattılar.
JOS 2:8 Onlar yatmadan önce kadın yanlarına dama çıktı.
JOS 2:9 Adamlara şöyle dedi: “Yahve'nin size ülkeyi verdiğini biliyorum, sizin korkunuz üzerimize çöktü ve ülkede oturanların hepsi önünüzde eriyip gidiyor.
JOS 2:10 Çünkü siz Mısır'dan çıktığınızda Yahve'nin Kızıldeniz'in suyunu önünüzde nasıl kuruttuğunu; Yarden'in ötesindeki Amorlular'ın iki kralına, Sihon'a ve Og'a yaptıklarınızı, onları tamamen yok ettiğinizi duyduk.
JOS 2:11 Bunu duyar duymaz yüreklerimiz eridi ve sizin yüzünüzden kimsede ruh kalmadı; çünkü Tanrınız Yahve, yukarıda göklerde ve aşağıda yeryüzünde olan Tanrı'dır.
JOS 2:12 Bu nedenle, şimdi lütfen bana Yahve'nin aracılığıyla and için, çünkü size nezaketle davrandım, siz de babamın evine nezaketle davranacaksınız, bana da gerçek bir işaret verin;
JOS 2:13 babamı, annemi, erkek ve kız kardeşlerimi ve sahip oldukları her şeyi sağ bırakacaksınız ve canlarımızı ölümden kurtaracaksınız.”
JOS 2:14 Adamlar ona, “Eğer bu işimizden söz etmezsen, canlarımız senin canındır” dediler; “Yahve de bize ülkeyi verdiğinde, sana nezaketle ve doğrulukla davranacağız.”
JOS 2:15 Sonra onları bir iple pencereden aşağı indirdi; çünkü evi surun yanındaydı ve kendisi de surun üzerinde yaşıyordu.
JOS 2:16 Onlara şöyle dedi: “Dağa çıkın, sizi kovalayanlar bulmasın. Kovalayanlar dönene kadar üç gün orada saklanın. Daha sonra kendi yolunuza gidebilirsiniz.”
JOS 2:17 Adamlar ona, “Bize ettirdiğin bu andından dolayı suçsuz olacağız” dediler.
JOS 2:18 “İşte, ülkeye girdiğimizde bizi indirdiğin pencereye bu kırmızı ipi bağla. Babanı, anneni, kardeşlerini ve babanın bütün ev halkını yanına, eve topla.
JOS 2:19 Öyle olacak ki, senin evinin kapısından sokağa çıkan herkesin kanı kendi başı üzerinde olacak ve biz suçsuz olacağız. Evde yanında kim varsa, eğer ona bir el dokunursa, onun kanı bizim başımız üzerinde olacaktır.
JOS 2:20 Ama eğer bizim bu işimiz hakkında konuşursan, bize ettirdiğin andından dolayı suçsuz oluruz.”
JOS 2:21 Kadın, “Söylediğiniz gibi olsun” dedi. Onları gönderdi ve onlar da gittiler. Sonra kırmızı ipliği pencereye bağladı.
JOS 2:22 Gidip dağa vardılar ve kovalayanlar dönene kadar üç gün orada kaldılar. Kovalayanlar yol boyunca onları aradılar ama bulamadılar.
JOS 2:23 Sonra iki adam geri dönüp dağdan indiler, nehri geçerek Nun oğlu Yeşu'nun yanına geldiler. Başlarına gelen her şeyi ona anlattılar.
JOS 2:24 Yeşu'ya, “Gerçekten Yahve bütün ülkeyi elimize verdi” dediler. “Üstelik bu ülkede oturanların hepsi önümüzde eriyip gidiyor.”
JOS 3:1 Yeşu sabah erkenden kalktı; ve kendisi ve bütün İsrael'in çocukları Şittim'den ayrılıp Yarden'e geldiler. Karşıya geçmeden önce orada konakladılar.
JOS 3:2 Üç gün sonra görevliler ordugâhın ortasından geçtiler;
JOS 3:3 ve halka buyurup dediler, “Tanrınız Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı ve onu Levili kâhinlerin taşıdığını gördüğünüzde, o zaman yerinizden ayrılın ve onu takip edin.
JOS 3:4 Ancak sizinle onun arasında ölçüyle yaklaşık iki bin arşın kadar bir mesafe olacak; ona yaklaşmayın; böylece gitmeniz gereken yolu bilesiniz; çünkü daha önce bu yoldan geçmediniz.”
JOS 3:5 Yeşu halka şöyle dedi: “Kendinizi kutsayın; çünkü yarın Yahve aranızda harikalar yapacaktır.”
JOS 3:6 Yeşu kâhinlere şöyle dedi: “Antlaşma Sandığı'nı kaldırın ve halkın önünde karşıya geçin.” Antlaşma Sandığı'nı kaldırıp halkın önünden gittiler.
JOS 3:7 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi: “Bugün seni bütün İsrael'in gözünde büyütmeye başlayacağım; böylece benim Moşe'yle birlikte olduğum gibi, seninle de birlikte olacağımı bilsinler.
JOS 3:8 Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinlere, 'Yarden sularının kıyısına geldiğinizde, Yarden'de duracaksınız' diye buyuracaksın.”
JOS 3:9 Yeşu İsrael'in çocuklarına şöyle dedi: “Buraya gelin de Tanrınız Yahve'nin sözlerini dinleyin.”
JOS 3:10 Yeşu şöyle dedi, “Yaşayan Tanrı'nın aranızda olduğunu bununla bileceksiniz ve Kenanlılar'ı, Hititliler'i, Hivliler'i, Perizziler'i, Girgaşiler'i, Amorlular'ı ve Yevuslular'ı önünüzden mutlaka kovacaktır.
JOS 3:11 İşte, bütün dünyanın Efendisi'nin Antlaşma Sandığı önünüzden Yarden'e giriyor.
JOS 3:12 Şimdi, her oymaktan bir adam olmak üzere İsrael oymaklarından on iki adam alın.
JOS 3:13 Öyle olacak ki, bütün dünyanın Efendisi Yahve'nin Sandığı'nı taşıyan kâhinlerin ayak tabanları Yarden sularında durunca, Yarden suları, yukarıdan inen sular kesilecek ve bir yığın halinde duracak.”
JOS 3:14 Halk Yarden'i geçmek üzere çadırlarından ayrıldığında, Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinler halkın önündeydi,
JOS 3:15 ve sandığı taşıyanlar Yarden'e geldiklerinde, Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinlerin ayakları suların kıyısına batmıştı (çünkü Yarden her hasat zamanında bütün kıyılarından taşardı),
JOS 3:16 yukarıdan inen sular durdu ve çok uzakta, Saretan'ın yanında olan Adem Kenti'nde, tek bir yığın halinde yükseldi; Arava Denizi'ne, Tuz Denizi'ne doğru inen sular tamamen kesildi. Daha sonra halk Yeriha'nın yakınından geçtiler.
JOS 3:17 Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinler Yarden'in ortasında kuru zeminde sağlam ayakta duruyorlardı; ve bütün halk tamamen Yarden'i geçinceye kadar bütün İsrael kuru yerden geçti.
JOS 4:1 Bütün ulus Yarden'den geçtikten sonra, Yahve Yeşu'ya şöyle dedi,
JOS 4:2 “Halkın arasından her oymaktan birer kişi olmak üzere on iki adam al.
JOS 4:3 Onlara buyurup de, 'Bu yerden, Yarden'in ortasından, kâhinlerin ayaklarının sağlam durduğu yerden on iki taş alın, onları yanınızda götürün ve onları bu gece konaklayacağınız yere koyun.'”
JOS 4:4 Sonra Yeşu, İsrael'in çocuklarından her oymaktan bir adam olmak üzere hazırladığı on iki adamı çağırdı.
JOS 4:5 Yeşu onlara şöyle dedi, “Tanrınız Yahve'nin Sandığı'nın önünden Yarden'in ortasından geçin; İsrael'in çocuklarının oymak sayısına göre her biriniz birer taş alıp omuzunuza koyun;
JOS 4:6 öyle ki, bu aranızda bir belirti olsun, gelecekte çocuklarınız, 'Bu taşların anlamı nedir?' diye sorduklarında onlara,
JOS 4:7 'Çünkü Yarden'in suları, Yahve'nin Antlaşma Sandığı önünde kesildi. Yarden'den o geçerken Yarden'in suları kesildi. Bu taşlar İsrael'in çocuklarına daima anılma için olacaklardır' diyeceksiniz.”
JOS 4:8 İsrael'in çocukları Yeşu'nun buyurduğu gibi yaptılar ve Yahve'nin Yeşu'ya söylediği gibi, İsrael'in çocuklarının oymak sayısına göre Yarden'in ortasından on iki taşı kaldırdılar. Onları konakladıkları yere kadar yanlarında taşıdılar ve orada yere bıraktılar.
JOS 4:9 Yeşu, Yarden'in ortasında, Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinlerin ayaklarının durduğu yerde on iki taş dikti; bugüne dek de oradadırlar.
JOS 4:10 Moşe'nin Yeşu'ya buyurduğu her şeye göre, halka söylemesi için Yahve'nin Yeşu'ya buyurduğu her şey bitinceye kadar, sandığı taşıyan kâhinler, Yarden'in ortasında durdular; halk aceleyle geçti.
JOS 4:11 Bütün halk karşıya geçtikten sonra, halkın önünde Yahve'nin Sandığı kâhinlerle karşıya geçti.
JOS 4:12 Moşe'nin onlara söylediği gibi, Ruven'in çocukları, Gad'ın çocukları ve Manaşe oymağının yarısı İsrael'in çocuklarının önünden silahlı olarak karşıya geçtiler.
JOS 4:13 Savaşa hazır ve silahlanmış yaklaşık kırk bin kişi, savaşmak için Yahve'nin önünden Yeriha ovalarına geçti.
JOS 4:14 O gün Yahve Yeşu'yu bütün İsrael'in gözünde yüceltti; ve yaşamının bütün günleri boyunca Moşe'den korktukları gibi ondan da korktular.
JOS 4:15 Yahve Yeşu'ya şöyle konuştu,
JOS 4:16 “Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinlere Yarden'den çıksınlar diye buyur.”
JOS 4:17 Bunun üzerine Yeşu kâhinlere, “Yarden'den çıkın!” diye buyurdu.
JOS 4:18 Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan kâhinler Yarden'in ortasından çıkıp da kâhinlerin ayak tabanları kuru toprağa bastığında, Yarden'in suları yerlerine geri döndü ve daha önceden olduğu gibi bütün kıyılarından taşarak aktı.
JOS 4:19 Halk birinci ayın onuncu günü Yarden'den çıkıp Yeriha'nın doğu sınırındaki Gilgal'da konakladı.
JOS 4:20 Yeşu, Yarden'den aldıkları on iki taşı Gilgal'da dikti.
JOS 4:21 İsrael'in çocuklarına şöyle dedi: “İleride çocuklarınız babalarına 'Bu taşların anlamı nedir?' diye sorduklarında,
JOS 4:22 o zaman çocuklarınıza, 'İsrael bu Yarden'den kuru yerden geçti' diye bildireceksiniz.
JOS 4:23 'Çünkü Tanrınız Yahve biz karşıya geçinceye kadar kurutmuş olduğu Kızıldeniz'e yaptığı gibi, Tanrınız Yahve siz karşıya geçinceye kadar Yarden'in sularını önünüzden kuruttu,
JOS 4:24 öyle ki, yeryüzünün bütün halkları Yahve'nin elinin güçlü olduğunu bilsin, siz de Tanrınız Yahve'den daima korkasınız.'”
JOS 5:1 Yarden'in ötesinde batıda bulunan Amorlular'ın bütün kralları ve deniz kıyısındaki bütün Kenanlı krallar, biz geçene kadar Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünde Yarden sularını nasıl kuruttuğunu duyduklarında, İsrael'in çocukları yüzünden onların yürekleri eridi ve artık içlerinde ruh kalmadı.
JOS 5:2 O sırada Yahve Yeşu'ya, “Çakmaktaşından bıçaklar yap ve İsrael'in oğullarını ikinci kez sünnet et” dedi.
JOS 5:3 Yeşu çakmaktaşından bıçaklar yaptı ve İsrael'in çocuklarını Beytel'in kuzeyinde sünnet derisi üzerinden sünnet etti.
JOS 5:4 Yeşu'nun onları sünnet etmesinin nedeni şuydu: Mısır'dan çıkan bütün halk, erkekler, bütün savaş adamları, Mısır'dan çıktıktan sonra çölde, yolda öldüler.
JOS 5:5 Çünkü çıkanların hepsi sünnetliydi; ancak Mısır'dan çıktıktan sonra çölde doğanların hiçbiri sünnet edilmemişti.
JOS 5:6 Çünkü bütün halk, Mısır'dan çıkmış olan savaş adamları tükenene kadar İsrael'in çocukları çölde kırk yıl yürüdüler, çünkü Yahve'nin sözünü dinlemediler. Yahve, bize vermek üzere atalarına ant içtiği toprakları, süt ve bal akan ülkeyi görmelerine izin vermeyeceğine dair onlara ant içti.
JOS 5:7 Onların yerine yetiştirdiği çocukları Yeşu tarafından sünnet edildi; çünkü onlar sünnetsizdi, çünkü yolda onları sünnet etmemişlerdi.
JOS 5:8 Bütün ulusun sünneti bittikten sonra iyileşinceye dek ordugâhta, yerlerinde kaldılar.
JOS 5:9 Yahve Yeşu'ya, “Bugün Mısır'ın utancını senden kaldırdım” dedi. Bu nedenle bugüne kadar o yerin adına Gilgal denildi.
JOS 5:10 İsrael'in çocukları Gilgal'da konakladılar. Ayın on dördüncü günü akşam üstü Yeriha ovalarında Pesah'ı tuttular.
JOS 5:11 Pesah'ın ertesi günü, aynı günde, ülkenin ürününden mayasız pideler ve kavrulmuş tahıl yediler.
JOS 5:12 Ertesi gün ülkenin ürününü yedikten sonra man kesildi. İsrael'in çocuklarının artık manı yoktu; ancak o yıl Kenan diyarının ürününden yediler.
JOS 5:13 Yeşu Yeriha'nın yanındayken gözlerini kaldırıp baktı ve işte, önünde elinde kılıcını çekmiş bir adam duruyordu. Yeşu onun yanına giderek şöyle dedi: “Sen bizden mi yanasın, yoksa düşmanlarımızdan mı yanasın?”
JOS 5:14 O, “Hayır; ama ben şimdi Yahve'nin ordusunun komutanı olarak geldim.” Yeşu yüzüstü yere kapanıp tapındı ve ona, “Efendim hizmetkârına ne söyler?” diye sordu.
JOS 5:15 Yahve'nin ordusunun hükümdarı Yeşu'ya, “Çarığını çıkar, üzerinde durduğun yer kutsaldır” dedi. Yeşu da öyle yaptı.
JOS 6:1 İsrael'in çocukları yüzünden Yeriha sıkı sıkıya kapatılmıştı. Çıkan da ve giren de kimse yoktu.
JOS 6:2 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi, “İşte, Yeriha'yı, kralıyla ve güçlü yiğitleriyle birlikte senin eline verdim.
JOS 6:3 Bütün savaşçılarınız kentin çevresini bir kez dolanacak. Bunu altı gün yapacaksın.
JOS 6:4 Yedi kâhin sandığın önünde koç boynuzundan yedi boru taşıyacak. Yedinci gün kentin çevresinde yedi kez dolanacaksınız ve kâhinler boruları çalacaklar.
JOS 6:5 Öyle olacak ki, koç boynuzundan boruyu uzun uzun çaldıklarında ve borunun sesini duyduğunuzda, bütün halk yüksek sesle bağıracak; o zaman kentin surları dümdüz yıkılacak ve halk, herkes kendi önüne doğru düz çıkacak.”
JOS 6:6 Nun oğlu Yeşu kâhinleri çağırıp onlara şöyle dedi, “Antlaşma Sandığı'nı kaldırın ve Yahve'nin sandığı önünde yedi kâhin koç boynuzundan yedi boru taşısın.”
JOS 6:7 Halka, “İlerleyin! Kenti dolanın ve silahlı adamlar Yahve'nin sandığının önünde geçsinler.” dediler.
JOS 6:8 Öyle oldu ki, Yeşu halkla konuştuğunda, Yahve'nin önünde koç boynuzundan yapılmış yedi boru taşıyan yedi kâhin ilerlediler ve boruları çaldılar; Yahve'nin Antlaşma Sandığı da onları takip etti.
JOS 6:9 Silahlı adamlar boru çalan kâhinlerin önünden gidiyor, sandık da onların ardından gidiyordu. Onlar ilerledikçe borular çalınıyordu.
JOS 6:10 Yeşu halka buyrup dedi, “Size bağırmanızı söyleyeceğim güne dek bağırmayacaksınız, sesinizi duyurmayacaksınız, ağzınızdan tek bir söz çıkmayacak. Sonra bağıracaksınız.”
JOS 6:11 Bunun üzerine Yahve'nin Sandığı'nı kentin çevresinde bir kez dolandırdı. Sonra ordugâha girdiler ve ordugâhta kaldılar.
JOS 6:12 Yeşu sabah erkenden kalktı. Kâhinler Yahve'nin Sandığı'nı kaldırdılar.
JOS 6:13 Yedi kâhin, koç boynuzundan yapılmış yedi boru taşıyarak Yahve'nin sandığı önünde sürekli ilerliyor ve boruları çalıyorlardı. Silahlı adamlar önlerine çıktı. Arka muhafız Yahve'nin Sandığı'nın ardından geliyordu. Onlar ilerlerken borular çalınıyordu.
JOS 6:14 İkinci gün kentin çevresini bir kez dolanıp ordugâha döndüler. Bunu altı gün yaptılar.
JOS 6:15 Yedinci gün, şafak vakti erkenden kalktılar ve aynı şekilde kentin çevresini yedi kez dolandılar. Yalnız o gün kentin çevresinde yedi kez dolandılar.
JOS 6:16 Yedinci kez kâhinler boruları çaldığında Yeşu halka şöyle dedi: “Bağırın, çünkü Yahve bu kenti size verdi!
JOS 6:17 Kent ve içindekilerin tümü Yahve'ye adanacak. Yalnızca fahişe Rahav ve onunla birlikte evde olanların hepsi yaşayacak, çünkü o, gönderdiğimiz habercileri sakladı.
JOS 6:18 Ama size gelince, yalnızca yıkıma adanmış olandan sakının, yoksa adadıktan sonra adanmış olunandan alırsınız, böylece İsrael ordugâhını lanetli edip onu sıkıntıya sokarsınız.
JOS 6:19 Ancak bütün gümüş, altın, tunç ve demir eşyalar Yahve'ye kutsaldır. Yahve'nin hazinesine girecekler.”
JOS 6:20 Böylece halk bağırdı ve kâhinler boruları çaldı. Halk boruların sesini duyunca yüksek sesle bağırdılar ve duvar dümdüz çöktü, öyle ki, herkes kendi önüne doğru halk kente çıktı ve kenti aldılar.
JOS 6:21 Erkek kadın, genç yaşlı, öküz, koyun ve eşek, kente bulunan her şeyi kılıçtan geçirip tamamen yok ettiler.
JOS 6:22 Yeşu, ülkeyi araştıran iki adama, “Fahişenin evine gidin ve ona ant içtiğiniz gibi, kadını ve sahip olduğu her şeyi oradan çıkarın” dedi.
JOS 6:23 Genç casuslar içeri girip Rahav'ı babası, annesi, kardeşleri ve sahip olduğu her şeyle birlikte dışarı çıkardılar. Ayrıca onun bütün akrabalarını da dışarı çıkarıp İsrael ordugâhının dışına koydular.
JOS 6:24 Kenti ve içindekilerin hepsini ateşe verdiler. Yalnızca gümüşü, altını, tunç ve demir eşyaları Yahve'nin evinin hazinesine koydular.
JOS 6:25 Ama Yeşu fahişe Rahav'ı, babasının ev halkını ve sahip olduğu her şeyi sağ kurtardı. Yeşu'nun Yeriha'yı araştırmak için gönderdiği habercileri sakladığı için bugüne dek İsrael'in ortasında yaşıyor.
JOS 6:26 Yeşu o sırada ant içerek onlara buyurup dedi, “Kalkıp bu kenti Yeriha'yı kuran adam, Yahve'nin önünde lanetli olsun. İlk doğanı kaybetmek için temelini koyacak, en küçük oğlu kaybetmek için de kapılarını takacaktır.”
JOS 6:27 Böylece Yahve Yeşu'yla birlikteydi; onun ünü de ülkenin her yanındaydı.
JOS 7:1 Ama İsrael'in çocukları adanan şeylerde suç işlediler; çünkü Yahuda oymağından Zerah oğlu Zavdi oğlu Karmi oğlu Akan adanan şeylerden bazılarını aldı. Bu nedenle Yahve'nin öfkesi İsrael'in çocuklarına karşı alevlendi.
JOS 7:2 Yeşu, Yeriha'dan Beytel'in doğusunda, Beyt-Aven'in yanında bulunan Ay Kenti'ne adam gönderip onlara şöyle dedi: “Gidin, ülkeyi araştırın.” Adamlar yukarı çıkıp Ay Kenti'ni araştırdılar.
JOS 7:3 Yeşu'nun yanına dönüp şöyle dediler: “Bütün halk çıkmasın, iki ya da üç bin kişi çıkıp Ay Kenti'ni vursunlar. Bütün halk oraya kadar zahmet etmesin, çünkü onlar azdırlar.”
JOS 7:4 Halktan yaklaşık üç bin kişi oraya çıktı ve Ay Kenti'nin adamlarının önünden kaçtılar.
JOS 7:5 Ay Kenti'nin adamları yaklaşık otuz altı kişiyi vurdular. Onları kapının önünden Şevarim'e kadar kovaladılar ve inişte vurdular. Halkın yürekleri eriyip su gibi oldu.
JOS 7:6 Yeşu giysilerini yırttı ve kendisi ve İsrael'in ihtiyarları akşama kadar Yahve'nin Sandığı'nın önünde yüzüstü yere kapandılar ve başları üzerine toz saçtılar.
JOS 7:7 Yeşu şöyle dedi: “Ah, Efendi, Yahve, bizi Amorlular'ın eline teslim etmek ve yok ettirmek için bu halkı neden Yarden'den geçirdin? Keşke yetinseydik ve Yarden'in ötesinde yaşasaydık!
JOS 7:8 Ah, ey Efendimiz, İsrael düşmanlarına sırtlarını çevirdikten sonra ne diyeyim?
JOS 7:9 Çünkü Kenanlılar ve ülkede oturanların tümü bunu duyacak, etrafımızı saracak ve adımızı yeryüzünden kesip atacaklar. Kendi yüce ismin için ne yapacaksın?”
JOS 7:10 Yahve Yeşu'ya, “Kalk!” dedi. “Neden böyle yüzüstü kapandın?
JOS 7:11 İsrael günah işledi. Evet, onlara buyurmuş olduğum antlaşmamı dahi bozdular. Evet, adanan şeylerin bir kısmını aldılar, hem çaldılar, hem de kandırdılar. Hem onu kendi eşyalarının arasına koydular.
JOS 7:12 Bu nedenle İsrael'in çocukları düşmanlarının önünde duramıyor. Yıkıma adandıkları için düşmanlarının önünde sırtlarını çeviriyorlar. Aranızdaki adanmış şeyleri yok etmediğiniz sürece artık yanınızda olmayacağım.
JOS 7:13 Kalk! Halkı kutsayıp de: 'Yarın için kendinizi kutsayın; çünkü İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Ey İsrael, aranızda adanmış bir şey var. Aranızdaki adanmış şeyi ortadan kaldırmadıkça düşmanlarının önünde duramazsın.”
JOS 7:14 Bu nedenle sabahleyin oymaklarını yaklaştıracaksın. Öyle olacak ki, Yahve'nin seçeceği oymak boylarına göre yaklaşacak. Yahve'nin seçeceği boy, ev halkıyla yaklaşacaktır. Yahve'nin seçeceği ev halkı teker teker yaklaşacaktır.
JOS 7:15 Öyle olacak ki, adanan şeyle birlikte alınan kişi, Yahve'nin antlaşmasını bozduğu ve İsrael'de utanç verici bir şey yaptığı için kendisi ve sahip olduğu her şey ateşle yakılacaktır.'”
JOS 7:16 Böylece Yeşu sabah erkenden kalktı ve İsrael'i oymaklarına göre yaklaştırdı. Yahuda oymağı seçildi.
JOS 7:17 Yahuda boylarını yakınına getirdi ve Zerahoğulları boyunu seçti. Zerahoğulları'nın ailelerini teker teker yaklaştırdı ve Zavdi seçildi.
JOS 7:18 Ev halkını teker teker yanına getirdi ve Yahuda oymağından Zerah oğlu Zavdi oğlu Karmi oğlu Akan seçildi.
JOS 7:19 Yeşu, Akan'a şöyle dedi: “Oğlum, lütfen İsrael'in Tanrısı Yahve'yi yücelt ve O'na itiraf et. Şimdi bana ne yaptığını söyle! Bunu benden saklama!”
JOS 7:20 Akan Yeşu'ya şöyle yanıt verdi: “İsrael'in Tanrısı Yahve'ye karşı gerçekten günah işledim ve bunu yaptım.
JOS 7:21 Yağmanın arasında güzel bir Babil kaftanı, iki yüz şekel gümüş ve elli şekel ağırlığında bir altın külçe görünce, onlara göz diktim ve onları aldım. İşte, onlar çadırımın ortasında, altında gümüşle birlikte toprakta saklılar.”
JOS 7:22 Bunun üzerine Yeşu haberciler gönderdi ve onlar da çadıra koştular. İşte, onun altında gümüşle birlikte çadırında saklanmıştı.
JOS 7:23 Onları çadırın ortasından alıp Yeşu'ya ve bütün İsrael'in çocuklarına getirdiler. Onları Yahve'nin önüne koydular.
JOS 7:24 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael, Zerah oğlu Akan'ı, gümüşü, kaftanı, altın külçesini, onun oğullarını, kızlarını, sığırlarını, eşeklerini, koyunlarını, çadırını ve sahip olduğu her şeyi aldılar; ve onları Akor Vadisi'ne çıkardılar.
JOS 7:25 Yeşu, “Neden bizi sıkıntıya soktun?” dedi. “Yahve bugün seni sıkıntıya sokacak.” Bütün İsrael onu taşlarla taşladı, onları ateşle yaktı ve onları taşlarla taşladı.
JOS 7:26 Onun üzerine bugüne kadar duran büyük bir taş yığını yığdılar. Yahve kızgın öfkesinden döndü. Bu nedenle o yerin adı bugüne dek “Akor Vadisi” olarak anıldı.
JOS 8:1 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi: “Korkma ve yılma. Bütün savaşçıları yanına al, kalk ve Ay Kenti'ne çık. İşte, Ay'ın kralını, halkını, kentini ve ülkesini senin eline verdim.
JOS 8:2 Yeriha'ya ve kralına yaptığını Ay Kenti'ne ve onun kralına da yapacaksın; ancak kentin mallarını ve hayvanlarını kendinize alacaksınız. Kente arka tarafından pusu kur.”
JOS 8:3 Bunun üzerine Yeşu, bütün savaşçılarıyla birlikte Ay Kenti'ne çıkmak üzere kalktı. Yeşu, güçlü ve yiğit adamlardan otuz bin kişiyi seçti ve onları geceleyin gönderdi.
JOS 8:4 Onlara buyurup şöyle dedi: “İşte, kente karşı, kentin arkasında pusuya yatacaksınız. Kentten çok uzağa gitmeyin ama hepiniz hazır olun.
JOS 8:5 Ben ve yanımdaki bütün halk kente yaklaşacağız. İlk seferde olduğu gibi, bize karşı çıktıklarında, biz onların önünden kaçacağız.
JOS 8:6 Biz onları kentten uzaklaştırıncaya kadar peşimizden gelecekler; çünkü onlar, 'İlk seferki gibi önümüzden kaçıyorlar' diyecekler. Biz de onların önünden kaçacağız.
JOS 8:7 Siz de pusudan kalkıp kenti ele geçireceksiniz; çünkü Tanrınız Yahve onu elinize teslim edecek.
JOS 8:8 Kenti ele geçirdiğiniz zaman onu ateşe vereceksiniz. Bunu Yahve'nin sözüne göre yapacaksınız. İşte, size buyurdum.”
JOS 8:9 Yeşu onları dışarı gönderdi; ve pusu kurmaya gittiler, ve Beytel ile Ay Kenti arasında, Ay Kenti'nin batı yakasında kaldılar; ama Yeşu o gece halkın arasında kaldı.
JOS 8:10 Yeşu sabah erkenden kalktı, halkı topladı ve İsrael'in ihtiyarlarıyla birlikte halkın önünde Ay Kenti'ne çıktı.
JOS 8:11 Bütün halk, onunla birlikte olan savaş adamları da çıkıp yaklaştılar, kentin önüne gelip Ay Kenti'nin kuzey tarafında konakladılar. Artık onunla Ay Kenti arasında bir vadi vardı.
JOS 8:12 Yaklaşık beş bin kişiyi alıp Beytel ile Ay Kenti arasında, kentin batı yakasında onları pusuya koydu.
JOS 8:13 Böylece onlar halkı, kentin kuzeyindeki bütün orduyu ve kentin batısında pusuya yatanları yerleştirdiler; ve Yeşu o gece vadinin ortasına gitti.
JOS 8:14 Ay Kralı bunu görünce onlar aceleyle erkenden kalktılar. Kentin adamları, belirlenen zamanda İsrael'e karşı savaşmak üzere Arava'nın önünde çıktılar; ama kentin arkasında kendisine karşı bir pusu olduğunu bilmiyordu.
JOS 8:15 Yeşu ve bütün İsrael, sanki önlerinde yeniliyormuş gibi davrandılar ve çöl yolundan kaçtılar.
JOS 8:16 Kentte yaşayanların tümü onları kovalamak için bir araya çağrıldı. Yeşu'yu kovaladılar ve kentten uzaklaştırıldılar.
JOS 8:17 Ay Kenti'nde ya da Beytel'de İsrael'in peşinden gitmeyen tek kişi kalmamıştı. Kenti açık bırakıp İsrael'i kovaladılar.
JOS 8:18 Yahve Yeşu'ya, “Elindeki mızrağı Ay Kenti'ne doğru uzat, çünkü onu senin eline vereceğim” dedi. Yeşu elindeki mızrağı kente doğru uzattı.
JOS 8:19 Pusudakiler yerlerinden hızla kalktı. Elini uzatır uzatmaz onlar da koşup kente girip onu aldılar. Acele edip kenti ateşe verdiler.
JOS 8:20 Ay Kenti'nin halkı arkalarına baktıklarında kentin dumanının göğe yükseldiğini gördüler ve onların şu ya da bu yana kaçmaya güçleri yoktu. Çöle kaçan halk kendilerini kovalayanların üzerine geri döndü.
JOS 8:21 Yeşu ve bütün İsrael, pusudakilerin kenti aldığını ve kentin dumanının yükseldiğini görünce geri dönüp Ay Kenti adamlarını öldürdüler.
JOS 8:22 Ötekiler de kentten onlara karşı çıktılar; İsrael'in ortasında kaldılar; bazıları bu tarafta, bazıları da o taraftaydı. Onları vurdular; hiçbirinin geride kalmasına ya da kaçmasına izin vermediler.
JOS 8:23 Ay Kralı'nı canlı yakalayıp Yeşu'nın yanına getirdiler.
JOS 8:24 İsrael, kendilerini kovalamış oldukları çölde, Ay Kenti'nde oturanların hepsini öldürmeyi bitirince ve hepsi kılıçtan geçirilip tükenince, bütün İsrael Ay Kenti'ne döndü, orayı da kılıçtan geçirdi.
JOS 8:25 O gün düşen erkek ve kadınların hepsi, Ay Kenti halkının tümü on iki bin kişiydi.
JOS 8:26 Yeşu, Ay Kenti'nde oturanların hepsini tamamen yok edinceye kadar mızrak uzattığı elini geri çekmedi.
JOS 8:27 Yahve'nin Yeşu'ya buyurduğu söz uyarınca İsrael, o kentin yalnızca hayvanlarını ve mallarını kendilerine aldı.
JOS 8:28 Böylece Yeşu Ay Kenti'ni yaktı ve onu bugüne dek sonsuz bir yığına, harabeye çevirdi.
JOS 8:29 Ay Kralı'nı akşama kadar bir ağaca astı. Gün batımında Yeşu buyurdu ve cesedini ağaçtan indirip kent kapısının girişine attılar ve üzerine bugüne dek duran büyük bir taş yığını yaptılar.
JOS 8:30 Bunun üzerine Yeşu, İsrael'in Tanrısı Yahve'ye Eval Dağı'nda bir sunak yaptı.
JOS 8:31 Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin İsrael'in çocuklarına buyurduğu gibi, Moşe'nin Yasa Kitabı'nda yazılı olduğu gibi: üzerinde hiç kimsenin demir kaldırmadığı, yontulmamış taşlardan bir sunak yaptı. Bunun üzerinde Yahve'ye yakmalık sunular sundular ve esenlik sunuları kurban ettiler.
JOS 8:32 Moşe'nin İsrael halkının önünde yazdığı yasanın bir kopyasını orada taşların üzerine yazdı.
JOS 8:33 Bütün İsrael, ihtiyarları, görevlileri ve hakimleriyle birlikte, yerli olsun yabancı olsun, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levili kâhinlerin önünde sandığın her iki yanında, İsrael halkını kutsasınlar diye, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin ilk başta buyurduğu gibi, yarısı Gerizim Dağı'nın önünde, yarısı da Eval Dağı'nın önünde duruyordu.
JOS 8:34 Sonra Yasa Kitabı'nda yazılı olanların hepsine göre yasadaki bütün sözleri, bereketi ve laneti okudu.
JOS 8:35 Moşe'nin buyurduklarından, kadınlarla, çocuklarla ve aralarında bulunan yabancılarla birlikte, bütün İsrael topluluğunun önünde, Yeşu'nun okumadığı tek bir söz kalmadı.
JOS 9:1 Yarden'in ötesinde, dağlık bölgede, ovada ve Lübnan'ın önündeki büyük deniz kıyısında bulunan bütün krallar, Hititler, Amoritler, Kenanlılar, Perizliler, Hivliler ve Yevuslular bunu duydular.
JOS 9:2 Yeşu'ya ve İsrael'e karşı savaşmak üzere fikir birliğiyle bir araya toplandılar.
JOS 9:3 Ama Givon halkı Yeşu'nun Yeriha ve Ay Kenti'ne yaptıklarını duyunca,
JOS 9:4 onlar da bir hileye başvurdular ve gidip kendilerini elçi gibi yaptılar, eşeklerine eski çuvallar, eskimiş, yırtık ve bağlanmış şarap tulumları aldılar.
JOS 9:5 Ayaklarına eski, yamalı çarıklar ve üzerilerine eski giysiler giydiler. Erzakları olarak bütün ekmekleri kuru ve küflüydü.
JOS 9:6 Gilgal'daki ordugâhtaki Yeşu'nun yanına gidip ona ve İsrael adamlarına şöyle dediler: “Uzak bir diyardan geldik. Şimdi bizimle bir antlaşma yapın.”
JOS 9:7 İsrael adamları Hivliler'e, “Ya aramızda yaşıyorsanız?” dediler. “Sizinle nasıl bir antlaşma yapabiliriz?”
JOS 9:8 Yeşu'ya, “Biz senin hizmetkârlarınız” dediler. Yeşua onlara şöyle dedi: “Siz kimsiniz? Nereden geliyorsunuz?”
JOS 9:9 Ona şöyle dediler, “Tanrın Yahve'nin adından ötürü hizmetkârların çok uzak bir ülkeden geldi; çünkü O'nun ününü, Mısır'da bütün yaptıklarını,
JOS 9:10 Yarden'in ötesindeki Amorlular'ın iki kralına, Heşbon Kralı Sihon'a ve Aştarot'ta bulunan Başan Kralı Og'a yaptıklarının hepsini duyduk.
JOS 9:11 İhtiyarlarımız ve ülke sakinlerimizin hepsi bizimle konuşup şöyle dediler: 'Yolculuk için elinize erzak alın ve onları karşılamaya gidin. Onlara deyin ki: “Biz sizin hizmetkârınız. Şimdi bizimle bir antlaşma yapın.''
JOS 9:12 Bu, size gelmek üzere yola çıktığımız gün, evimizden sıcak olarak aldığımız erzak ekmeğimizdir; ama şimdi, işte, kurudu ve küflendi.
JOS 9:13 Doldurduğumuz bu şarap tulumları yeniydi; ve işte, yırtıldılar. Bu giysilerimiz, çarıklarımız da uzun yolculuktan dolayı eskidi.”
JOS 9:14 Adamlar erzaklarının tadına baktılar ve Yahve'nin ağzından öğüt istemediler.
JOS 9:15 Yeşu onlarla barış yaptı ve yaşamaları için onlarla bir antlaşma yaptı. Topluluğun beyleri onlara ant içti.
JOS 9:16 Kendileriyle antlaşma yaptıktan üç gün sonra komşuları olduklarını ve aralarında yaşadıklarını duydular.
JOS 9:17 İsrael'in çocukları yol alıp üçüncü günde onların kentlerine geldiler. Şimdi onların kentleri Givon, Kefira, Beerot ve Kiryat-Yearim'di.
JOS 9:18 İsrael'in çocukları onları vurmadı; çünkü topluluğun ihtiyarları İsrael'in Tanrısı Yahve aracılığıyla onlara ant içmişlerdi. Bütün topluluk beylere karşı söylendiler.
JOS 9:19 Ama beylerin hepsi bütün topluluğa şöyle dediler: “Biz onlara İsrael'in Tanrısı Yahve aracılığıyla ant içtik. Bu nedenle onlara dokunamayız.
JOS 9:20 Onlara şöyle yapacağız, yaşamalarına izin vereceğiz; yoksa onlara içtiğimiz anttan dolayı üzerimize gazap olur.”
JOS 9:21 Beyler onlara, “Yaşasınlar” dediler. Böylece beylerin onlara söylediği gibi, bütün topluluk için odun kesici ve su çekici oldular.
JOS 9:22 Yeşu onları çağırdı ve onlarla konuşup şöyle dedi: “Aramızda yaşarken, 'Sizden çok uzaktayız' diyerek neden bizi kandırdınız?
JOS 9:23 İşte bu yüzden lanetlisiniz ve bazılarınız Tanrımın evi için hem odun kesici hem de su çekici olarak köleler olmaktan hiç geri kalmayacaksınız.”
JOS 9:24 Yeşu'ya şöyle yanıt verip dediler: “Çünkü hizmetkârlarınıza, Tanrınız Yahve'nin, hizmetkârı Moşe'ye bütün toprakları size vermesini ve önünüzden ülkede yaşayanların hepsini yok etmesini nasıl buyurduğu kesin bir şekilde söylendi. Bu nedenle sizin yüzünüzden yaşamlarımız için çok korktuk ve bu şeyi yaptık.
JOS 9:25 İşte şimdi senin elindeyiz. Sana nasıl iyi ve doğru geliyorsa bize onu yap.”
JOS 9:26 Onlara böyle yaptı ve onları öldürmesinler diye İsrael'in çocuklarının elinden kurtardı.
JOS 9:27 O gün Yeşu, topluluk için ve Yahve'nin kendi seçeceği yerde sunağı için, bugüne dek onları odun kesiciler ve su çekiçiler yaptı.
JOS 10:1 Yeruşalem Kralı Adoni-Sedek, Yeşu'nun Ay Kenti'ni nasıl aldığını ve onu tümüyle yok ettiğini; Yeriha ve kralına yaptığı gibi Ay Kenti'ne ve kralına da yaptığını; ve Givon halkının İsrael'le nasıl barış yaptığını ve onların arasında olduklarını duyunca, çok korktular.
JOS 10:2 Çünkü Givon kral kentlerinden biriydi, büyük bir kentti, ve Ay Kenti'nden daha büyüktü, onun bütün adamları da güçlüydü.
JOS 10:3 Bunun üzerine Yeruşalem Kralı Adoni-Sedek, Hevron Kralı Hoham'a, Yarmut Kralı Piram'a, Lakiş Kralı Yafia'ya ve Eglon Kralı Debir'e haber göndererek şöyle dedi:
JOS 10:4 “Yanıma gelin ve bana yardım edin. Hadi Givon'u vuralım; çünkü Yeşu ve İsrael'in çocuklarıyla barış yaptılar.”
JOS 10:5 Bunun üzerine Amorlular'ın beş kralı, Yeruşalem Kralı, Hevron Kralı, Yarmut Kralı, Lakiş Kralı ve Eglon Kralı kendileri ve bütün ordularıyla toplanıp çıktılar ve Givon'a karşı ordugâh kurdular, ona karşı savaştılar.
JOS 10:6 Givon adamları Gilgal'daki ordugâhta bulunan Yeşu'ya haber göndererek şöyle dediler: “Hizmetkârlarını bırakma! Tez yanımıza çık ve bizi kurtar! Bize yardım et; çünkü dağlık bölgede oturan Amorlular'ın bütün kralları bize karşı toplandılar.”
JOS 10:7 Bunun üzerine Yeşu, kendisiyle birlikte bütün orduyla, cesur yiğitlerin tümüyle birlikte Gilgal'dan çıktı.
JOS 10:8 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi: “Onlardan korkma, çünkü onları senin ellerine teslim ettim. Onlardan hiç kimse senin önünde duramayacak.”
JOS 10:9 Yeşu ansızın yanlarına geldi. Bütün gece Gilgal'dan yürüdü.
JOS 10:10 Yahve onları İsrael'in önünde şaşkına çevirdi. Onları Givon'da büyük vuruşla öldürdü ve onları Beyt-Horon yokuşu yolunda kovaladı ve onları Azeka'ya ve Makkeda'ya kadar vurdu.
JOS 10:11 İsrael'in önünden kaçarken Beyt-Horon'un inişinde Yahve Azeka'ya kadar gökten üzerlerine büyük taşlar attı ve öldüler. Dolu taşları nedeniyle ölenler, İsrael'in çocuklarının kılıçla öldürdüklerinden daha fazlaydı.
JOS 10:12 Sonra Yeşu, Yahve'nin Amorlular'ı İsrael'in çocuklarının önünde teslim ettiği gün Yahve'ye konuştu. İsrael'in gözü önünde şöyle dedi: “Ey güneş, Givon üzerinde dur! Sen, ey ay, Ayalon Vadisi'nde kal!”
JOS 10:13 Ulus düşmanlarından öç alana dek güneş durdu, ay da yerinde kaldı. Yaşar'ın Kitabı'nda bu yazılı değil mi? Güneş gökyüzünün ortasında kaldı ve neredeyse bütün gün batmakta acele etmedi.
JOS 10:14 Yahve'nin bir adamın sesini dinlediği ne ondan önce ne de sonra böyle bir gün olmadı; çünkü Yahve İsrael için savaştı.
JOS 10:15 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael, Gilgal'daki ordugâha döndü.
JOS 10:16 Bu beş kral kaçıp Makkeda'daki mağaraya saklandılar.
JOS 10:17 Yeşu'ya, “Beş kral Makkeda'daki mağarada saklanmış halde bulundu” diye söylendi.
JOS 10:18 Yeşu şöyle dedi: “Mağaranın girişini kapatmak için büyük taşlar yuvarlayın ve onları beklemek için yanına adamlar koyun;
JOS 10:19 ama siz orada durmayın. Düşmanlarınızı kovalayın ve onlara arkadan saldırın. Kentlerine girmelerine izin vermeyin; çünkü Tanrınız Yahve onları sizin elinize teslim etti.”
JOS 10:20 Yeşu ile İsrael'in çocukları onları tükeninceye kadar büyük vuruşla öldürdükten ve onlardan artakalanlar surlu kentlere girdikten sonra,
JOS 10:21 bütün halk esenlik içinde Yeşu'nun yanına Makkeda'taki ordugâha döndü. Hiçbiri İsrael'in çocuklarına karşı ağzını açamadı.
JOS 10:22 Bunun üzerine Yeşu, “Mağaranın girişini açın ve o beş kralı mağaradan çıkarıp bana getirin” dedi.
JOS 10:23 Bunu yaptılar ve beş kralı mağaradan ona getirdiler: Yeruşalem Kralı, Hevron Kralı, Yarmut Kralı, Lakiş Kralı ve Eglon Kralı.
JOS 10:24 Kralları Yeşu'nun yanına getirdikleri zaman, Yeşu bütün İsrael adamlarını çağırdı ve kendisiyle birlikte giden savaş adamlarının komutanlarına, “Yaklaşın” dedi. “Ayaklarınızı bu kralların boyunları üzerine koyun.” Yaklaştılar ve ayaklarını onların boyunları üzerine koydular.
JOS 10:25 Yeşu onlara şöyle dedi: “Korkmayın ve yılmayın. Güçlü ve cesur olun; çünkü Yahve, savaşmakta olduğunuz bütün düşmanlarınıza böyle yapacaktır.”
JOS 10:26 Daha sonra Yeşu onları vurup öldürdü ve onları beş ağaç üzerine astı. Akşama kadar ağaçların üzerinde asılı kaldılar.
JOS 10:27 Güneş battığında Yeşu buyurdu ve onları ağaçların üzerinden indirip saklandıkları mağaraya attılar ve mağaranın ağzına büyük taşlar koydular, bu güne dek durmaktadır.
JOS 10:28 Yeşu o gün Makkeda'yı aldı ve kralıyla birlikte onu kılıçtan geçirdi. Onu ve içinde bulunan bütün canları tamamen yok etti. Geride kimseyi bırakmadı. Yeriha Kralı'na yaptığını Makkeda Kralı'na da yaptı.
JOS 10:29 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael Makkeda'dan Livna'ya geçti ve Livna'ya karşı savaştılar.
JOS 10:30 Yahve onu da kralıyla birlikte İsrael'in eline teslim etti. Onu ve içindeki bütün canları kılıçtan geçirdi. İçinde kimseyi bırakmadı. Yeriha Kralı'na yaptığı gibi onun kralına da yaptı.
JOS 10:31 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael Livna'dan Lakiş'e geçti, orada ordugâh kurup ona karşı savaştılar.
JOS 10:32 Yahve Lakiş'i İsrael'in eline teslim etti. İkinci gün onu aldı ve Livna'ya yaptığı her şeye göre, içindeki bütün canlarla birlikte onu kılıçtan geçirdi.
JOS 10:33 Bunun üzerine Gezer Kralı Horam Lakiş'e yardıma geldi; ve Yeşu, kendisinden kimse kalmayana kadar onu ve halkını vurdu.
JOS 10:34 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael Lakiş'ten Eglon'a geçti; ve ona karşı ordugâh kurup ona karşı savaştılar.
JOS 10:35 O gün onu alıp kılıçtan geçirdiler. Lakiş'e yaptığı her şeye göre, o gün onun içinde bulunan bütün canları tamamen yok etti.
JOS 10:36 Yeşu ve onunla birlikte bütün İsrael Eglon'dan Hevron'a çıktı; ve ona karşı savaştılar.
JOS 10:37 Onu alıp kralını, bütün kentlerini ve içindeki bütün canları kılıçtan geçirdiler. Eglon'a yaptığı her şeye göre, geride kimseyi bırakmadı; ama onu ve içindeki tüm canları tümüyle yok etti.
JOS 10:38 Yeşu, kendisiyle birlikte bütün İsrael'le birlikte Devir'e dönüp ona karşı savaştı.
JOS 10:39 Onu, kralıyla ve bütün kentleriyle birlikte aldı. Onları kılıçtan geçirdiler ve içindeki tüm canları tümüyle yok ettiler. Kimseyi bırakmadı. Hevron'a yaptığı gibi Livna'ya ve onun kralına yaptığı gibi, Devir'e ve onun kralına da öyle yaptı.
JOS 10:40 Böylece Yeşu bütün ülkeyi, dağlık bölgeyi, güneyi, ovayı, yamaçları ve bunların bütün krallarını vurdu. Kimseyi geride bırakmadı ama İsrael'in Tanrısı Yahve'nin buyurduğu gibi nefesi olanları tümüyle yok etti.
JOS 10:41 Yeşu Kadeş'ten Barnea'dan Gaza'ya kadar, bütün Goşen ülkesini, Givon'a kadar onları vurdu.
JOS 10:42 İsrael'in Tanrısı Yahve İsrael için savaştığı için Yeşu bu kralların hepsini ve ülkelerini bir anda ele geçirdi.
JOS 10:43 Yeşu, kendisiyle birlikte bütün İsrael, Gilgal'daki ordugâha döndüler.
JOS 11:1 Hasor Kralı Yavin bunu duyunca, Madon Kralı Yovav'a, Şimron Kralı'na, Akşaf Kralı'na,
JOS 11:2 kuzeyde, dağlık bölgede, Kinnerot'un güneyinde Arava'da, ovada ve batıda Dor tepelerinde bulunan krallara,
JOS 11:3 doğuda ve batıda Kenanlılar'a, Amorlular'a, Hititler'e, Perizliler'e, dağlık bölgede Yevuslular'a ve Hermon'un altındaki Mispa diyarında olan Hivliler'e haber gönderdi.
JOS 11:4 Onlar ve kendileriyle birlikte bütün orduları, çok sayıda insan, deniz kıyısındaki kumlar kadar çok sayıda atlar ve savaş arabalarıyla çıktılar.
JOS 11:5 Bütün bu krallar bir araya geldi; ve İsrael ile savaşmak için gelip Merom sularında birlikte konakladılar.
JOS 11:6 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi: “Onlar yüzünden korkma; yarın bu saatlerde, hepsini İsrael'in önünde öldürülmüş olarak teslim edeceğim. Atlarını sakatlayacaksın ve savaş arabalarını ateşle yakacaksın.”
JOS 11:7 Bunun üzerine Yeşu, bütün savaşçılarıyla birlikte Merom suları yanında ansızın onların üzerine geldi ve onlara saldırdı.
JOS 11:8 Yahve onları İsrael'in eline teslim etti; onlar da onları vurup Büyük Sayda'ya, Misrefot Maim'e ve doğuya doğru Mispe Vadisi'ne kadar kovaladılar. Onlardan kimse kalmayıncaya kadar onları vurdular.
JOS 11:9 Yeşu onlara Yahve'nin söylediği gibi yaptı. Atlarını sakatladı ve savaş arabalarını ateşle yaktı.
JOS 11:10 O sırada Yeşu geri dönüp Hasor'u aldı ve kralını kılıçla vurdu; çünkü Hasor bütün bu krallıkların başıydı.
JOS 11:11 Onda bulunan canların hepsini kılıçtan geçirip onları tamamen yok ettiler. Nefes alan kimse kalmamıştı. Hasor'u ateşle yaktı.
JOS 11:12 Yeşu, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin buyurduğu gibi, bu kralların bütün kentlerini krallarıyla birlikte ele geçirdi ve onları kılıçtan geçirip tamamen yok etti.
JOS 11:13 Ama tepecikleri üzerinde duran kentlere gelince, İsrael, Hasor dışında hiçbirini yakmadı. Yeşu onu yaktı.
JOS 11:14 İsrael'in çocukları bu kentlerdeki yağmalanan bütün malları hayvanlarla birlikte kendilerine yağma olarak aldılar; ama hepsini yok edinceye kadar onları kılıçtan geçirdiler. Nefes alan kimseyi bırakmadılar.
JOS 11:15 Yahve, hizmetkârı Moşe'ye buyurduğu gibi, Moşe de Yeşu'ya öyle buyurdu. Yeşu da öyle yaptı. Yahve'nin Moşe'ye buyurduklarından hiçbirini yarım bırakmadı.
JOS 11:16 Böylece Yeşu, dağlık bölgeyi, bütün güneyi, bütün Goşen bölgesini, ovayı, Arava'yı, İsrael'in dağlık bölgesini ve aynı ovayı,
JOS 11:17 Seir'e çıkan Halak Dağı'ndan, Hermon Dağı'nın altındaki Lübnan Vadisi'ndeki Baal Gad'a kadar bütün bu diyarı ele geçirdi. Bütün krallarını aldı, onları vurdu ve öldürdü.
JOS 11:18 Yeşu bu kralların hepsiyle uzunca bir süre savaştı.
JOS 11:19 Givon'da yaşayan Hivliler dışında İsrael'in çocuklarıyla barış yapan kent yoktu. Hepsini savaşta aldılar.
JOS 11:20 Çünkü Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi onları tümüyle yok etmek, İsrael'e karşı savaşa çıkmak için onların yüreklerini katılaştırmak, hiçbir lütuf görmeyerek onları yok etmek Yahve'dendi.
JOS 11:21 O sırada Yeşu geldi ve Anaklılar'ı dağlık bölgeden, Hevron'dan, Devir'den, Anav'dan, Yahuda'nın bütün dağlık bölgesinden ve İsrael'in bütün dağlık bölgesinden söküp attı. Yeşu onları kentleriyle birlikte tümüyle yok etti.
JOS 11:22 İsrael'in çocuklarının ülkesinde Anaklılar'dan kimse kalmamıştı. Yalnızca Gaza'da, Gat'ta ve Aşdod'da biraz kaldı.
JOS 11:23 Böylece Yahve'nin Moşe'ye söylediği her şeye göre Yeşu bütün ülkeyi aldı; ve Yeşu onu oymaklarına göre paylarına göre İsrael'e miras olarak verdi. O zaman ülke savaştan dinlendi.
JOS 12:1 İsrael'in çocuklarının vurdukları ve gün doğumuna doğru Yarden'in ötesinde, Arnon Vadisi'nden Hermon Dağı'na kadar ve doğuda bütün Arava'ya kadar ülkelerini mülk edindikleri diyarın kralları şunlardır:
JOS 12:2 Amorlular'ın Kralı Sihon. Heşbon'da yaşadı ve Arnon Vadisi'nin kenarında ve vadinin ortasında bulunan Aroer'den ve Gilad'ın yarısına, Ammon'un çocuklarının sınırı olan Yabbok Irmağı'na kadar hükmetti;
JOS 12:3 ve doğuda Kinnerot Denizi'ne kadar Arava, ve Arava Denizi'ne kadar, Tuz Denizi'ne kadar, doğuda Beyt Yeşimot'a yoluna kadar; ve güneyde, Pisga yamaçları altında:
JOS 12:4 Aştarot'ta ve Edrei'de yaşayan Refalar'dan artakalan Başan Kralı Og'un sınırı,
JOS 12:5 Hermon Dağı'nda, Saleka'da ve bütün Başan'da, Geşurlular'la Maakalılar'ın sınırına kadar, ve Heşbon Kralı Sihon'un sınırı olan Gilad'ın yarısına kadar hükmeden oydu.
JOS 12:6 Yahve'nin hizmetkârı Moşe ile İsrael'in çocukları onları vurdu. Yahve'nin hizmetkârı Moşe onu mülk olarak Ruvenliler'e, Gadlılar'a ve Manaşşe oymağının yarısına verdi.
JOS 12:7 Yeşu ile İsrael'in çocuklarının Yarden'in batısına doğru, Lübnan vadisindeki Baal Gad'dan Seir'e kadar uzanan Halak Dağı'na kadar vurdukları ülkenin kralları bunlardır. Yeşu onu paylarına göre mülk olarak İsrael oymaklarına verdi;
JOS 12:8 dağlık bölgede, ovada, Arava'da, yamaçlarda, çölde ve güneyde; Hititler, Amoritler, Kenanlılar, Perizliler, Hivliler ve Yevuslular;
JOS 12:9 Eriha Kralı bir; Beytel'in yanındaki Ay Kralı bir;
JOS 12:10 Yeruşalem Kralı bir; Hevron Kralı bir;
JOS 12:11 Yarmut Kralı bir; Lakiş Kralı bir;
JOS 12:12 Eglon Kralı bir; Gezer Kralı bir;
JOS 12:13 Devir Kralı bir; Geder Kralı bir;
JOS 12:14 Horma Kralı bir; Arad Kralı bir;
JOS 12:15 Livna Kralı bir; Adullam Kralı bir;
JOS 12:16 Makkeda Kralı bir; Beytel Kralı bir;
JOS 12:17 Tappua Kralı bir; Hefer Kralı bir;
JOS 12:18 Aphek Kralı bir; Lasşaron Kralı bir;
JOS 12:19 Madon Kralı bir; Hasor Kralı bir;
JOS 12:20 Şimron Kralı bir; Ahşaf Kralı bir;
JOS 12:21 Taanak Kralı bir; Megiddo Kralı bir;
JOS 12:22 Kedeş Kralı bir; Karmel'deki Yokneam Kralı bir;
JOS 12:23 Dor sırtındaki Dor Kralı bir; Gilgal'daki Goyim Kralı bir;
JOS 12:24 Tirsa Kralı bir; kralların tümü otuz bir.
JOS 13:1 Yeşu artık yaşlanmıştı ve yılları oldukça ilerlemişti. Yahve ona şöyle dedi: “Yaşlısın ve yılların ilerledi; hâlâ mülk olarak alınacak çok yer var.”
JOS 13:2 “Hâlâ beklemekte olan yer şudur: Filistliler'in bütün bölgeleri ve Geşur'un tamamı;
JOS 13:3 Mısır'ın önündeki Şihor'dan kuzeyde Kenanlılar'ın sayılan Ekron sınırına kadar; Filistliler'in beş beyleri; Gazazlılar ve Aşdodlular, Aşkelonlular, Gatlılar ve Ekronlular; güneyde de Avlar,
JOS 13:4 Afek'e, Amorlular'ın sınırına kadar bütün Kenan ülkesi ve Saydalılar'ın Meara'sı;
JOS 13:5 Hermon Dağı eteğindeki Baal Gad'dan Hamat'ın girişine kadar Geballılar ülkesi ve gün doğumuna kadar bütün Lübnan;
JOS 13:6 Lübnan'dan Misrefot-Maim'e kadar dağlık bölgede yaşayanların tümü, Saydalılar'ın da tümü. Onları İsrael'in çocuklarının önünden kovacağım. Size buyurduğum gibi onu miras olarak İsrael'e paylaştır.
JOS 13:7 Şimdi bu diyarı miras olarak dokuz oymağa ve Manaşşe oymağının yarısına paylaştır.”
JOS 13:8 Onunla birlikte Ruvenliler ile Gadlılar, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin onlara vermiş olduğu gibi, Yarden'in doğusunda Moşe'nin kendilerine verdiği miraslarını aldılar;
JOS 13:9 Arnon Vadisi'nin kıyısındaki Aroer'den ve vadinin ortasında olan kentle Divon'a kadar bütün Medeva Ovası;
JOS 13:10 ve Heşbon'da hüküm süren Amorlular'ın kralı Sihon'un Ammon'un çocuklarının sınırına kadar olan bütün kentleri;
JOS 13:11 ve Gilad, Geşurlular ile Maakalılar sınırı, ve Hermon Dağı'nın tamamı ve Saleka'ya kadar olan Başan'ın tümü;
JOS 13:12 Refalılar'dan kalmış olan Aştarot ve Edrei'de hüküm süren Başan'daki Og'un bütün krallığı; çünkü Moşe bunlara saldırıp onları kovmuştu.
JOS 13:13 Ne var ki, İsrael'in çocukları Geşurlular'ı ya da Maakalılar'ı kovmadılar; ama Geşur ve Maaka bugüne dek İsrael'in içinde yaşamaktadır.
JOS 13:14 Ancak Levi oymağına miras vermedi. Ona söylediği gibi, İsrael'in Tanrısı Yahve'nin ateşle yapılan sunuları onun mirasıdır.
JOS 13:15 Moşe soylarına göre Ruven'in çocukları oymağına verdi.
JOS 13:16 Sınırları Arnon Vadisi kıyısındaki Aroer'den, vadinin ortasındaki kentten ve Medeva yanındaki bütün ova;
JOS 13:17 Heşbon ve ovadaki bütün kentleri; Divon, Bamot Baal, Beyt Baal Meon,
JOS 13:18 Yahaz, Kedemot, Mefaat,
JOS 13:19 Kiryatayim, Sivma, vadinin dağındaki Seret Şahar,
JOS 13:20 Beyt Peor, Pisga yamaçları, Beyt Yeşimot,
JOS 13:21 ovadaki bütün kentler ve Heşbon'da hüküm süren Amorlular'ın kralı Sihon'un bütün ülkesiydi; onu ve Midyan önderleri, Evi'yi, Rekem'i, Sur'u, Hur'u ve Reva'yı, ülkede yaşayan Sihon'un beylerini Moşe vurdu.
JOS 13:22 İsrael'in çocukları, öldürdükleriyle birlikte Beor oğlu falcı Balam'ı da kılıçla öldürdüler.
JOS 13:23 Ruven'in çocuklarının sınırı Yarden'in kıyısıydı. Boylarına, kentlerine ve köylerine göre Ruven'in çocuklarının mirası bunlardı.
JOS 13:24 Moşe boylarına göre Gad oymağına, Gad'ın çocuklarına verdi.
JOS 13:25 Onların sınırları Yazer, Gilad'ın bütün kentleri ve Rabba yakınındaki Aroer'e kadar Ammon'un çocuklarının diyarının yarısı;
JOS 13:26 Heşbon'dan Ramat Mispe'ye ve Betonim'e kadar; ve Mahanayim'den Devir sınırına kadar;
JOS 13:27 ve vadide Beyt Haram, Beyt Nimra, Sukkot ve Safon, Heşbon Kralı Sihon'un krallığından geri kalanı, Yarden kıyısı, doğuya doğru Yarden'in ötesinde, Kinneret Denizi'nin en uç kısmına kadardı.
JOS 13:28 Boylarına göre, Gad'ın çocuklarının mirası olan kentler ve onların köyleri budur.
JOS 13:29 Moşe Manaşşe oymağının yarısına miras verdi. Boylarına göre Manaşşe'nin çocuklarının yarım oymağı içindi.
JOS 13:30 Onların sınırları Mahanayim'den, Başan'ın tamamı, Başan Kralı Og'un bütün krallığı ve Başan'daki Yair'in bütün köyleri, altmış kentti.
JOS 13:31 Gilad'ın yarısı, Başan'da Og Krallığı'nın, Aştarot ve Edrei kentleri, Manaşşe oğlu Makir'in çocukları için, boylarına göre Makir'in çocuklarının yarısı içindi.
JOS 13:32 Yarden'in ötesinde, doğuda Yeriha'daki Moav ovalarında Moşe'nin dağıttığı miraslar bunlardır.
JOS 13:33 Ama Moşe Levi oymağına miras vermedi. Onlara söylediği gibi, onların mirası İsrael'in Tanrısı Yahve'dir.
JOS 14:1 İsrael'in çocuklarının Kenan diyarında aldıkları, kâhin Eleazar'ın, Nun oğlu Yeşu'nun ve İsrael'in çocukları oymaklarının ata evleri başlarının onlara dağıttığı miraslar bunlardır.
JOS 14:2 Yahve'nin Moşe aracılığıyla buyurduğu gibi, onların miras payını dokuz oymağa ve bir oymağın yarısına dağıttılar.
JOS 14:3 Çünkü Moşe iki oymakla yarım oymağın mirasını Yarden'in ötesinde vermişti; ama Levililer'e onların arasında hiç miras vermedi.
JOS 14:4 Yosef'in çocukları Manaşşe ve Efraim olmak üzere iki oymaktı. Levililer'e, oturacakları kentler dışında, hayvanları ve malları için otlakları dışında topraktan hiç pay vermedi.
JOS 14:5 İsrael'in çocukları Yahve'nin Moşe'ye buyurduğu gibi yaptılar ve ülkeyi paylaştılar.
JOS 14:6 Bunun üzerine Yahuda'nın çocukları Gilgal'daki Yeşu'nun yanına geldiler. Kenizzî Yefunne oğlu Kalev ona şöyle dedi, “Yahve'nin Kadeş Barnea'da Tanrı adamı Moşe'ye benim ve senin hakkında söylediği şeyi biliyorsun.
JOS 14:7 Yahve'nin hizmetkârı Moşe ülkeyi araştırmam için beni Kadeş Barnea'dan gönderdiğinde kırk yaşındaydım. Yüreğimde olduğu gibi ona yeniden haber getirdim.
JOS 14:8 Ancak benimle birlikte çıkmış olan kardeşlerim halkın yüreğini eritti; ama ben tümüyle Tanrım Yahve'nin ardından gittim.
JOS 14:9 Moşe o gün şöyle ant içti: 'Üzerinde yürüdüğün diyar kesin olarak daima sana ve çocuklarına miras olacak, çünkü sen tümüyle Tanrım Yahve'nin ardından gittin.'”
JOS 14:10 “İşte, İsrael çölde yürürken, Yahve'nin Moşe'ye bu sözü söylemesinden bu yana geçen bu kırk beş yıl boyunca, O söylemiş olduğu gibi Yahve beni yaşattı. İşte, bugün seksen beş yaşındayım.
JOS 14:11 Bugün Moşe'nin beni gönderdiği günkü kadar güçlüyüm. Dışarı çıkmak ve içeri girmek için o zamanki gücüm nasılsa, şimdi de savaş için gücüm öyledir.
JOS 14:12 Bu nedenle, Yahve'nin o gün söylediği bu dağlık bölgeyi şimdi bana ver; çünkü o gün Anaklılar'ın ve büyük ve surlu kentlerin orada olduğunu duydun. Belki Yahve benimle olur ve Yahve'nin dediği gibi onları kovarım.”
JOS 14:13 Yeşu onu kutsadı; ve Hevron'u miras olarak Yefunne oğlu Kalev'e verdi.
JOS 14:14 Bu nedenle Hevron, Kenizzi Yefunne oğlu Kalev'in bugüne kadar mirası oldu; çünkü o, bütün yüreğiyle İsrael'in Tanrısı Yahve'nin ardından gitti.
JOS 14:15 Daha önce Hevron'un adı önce Kiryat Arba'ydı; o Anaklılar'ın arasında en büyük olan adamdı. Ondan sonra ülke savaştan dinlendi.
JOS 15:1 Yahuda'nın çocukları oymağının boylarına göre payı Edom sınırına, güneydeki Zin Çölü'ne, güneyin en uzak bölgesine kadardı.
JOS 15:2 Onların güney sınırı Tuz Denizi'nin en uç kısmından, güneye bakan körfezdendi;
JOS 15:3 ve Akravvim yokuşunun güneyinden çıkıp Zin'e doğru ilerliyordu ve Kadeş Barnea'nın güneyinden yukarı çıkıyor Hetsron'un yanından geçiyordu, Addar'a çıkıp Karka'ya doğru dönüyordu;
JOS 15:4 ve Asmon'a geçip Mısır deresine çıkıyordu; ve sınır denizde sona eriyordu. Bu sizin güney sınırınız olacaktır.
JOS 15:5 Doğu sınırı, Yarden'in sonuna kadar Tuz Denizi'ydi. Kuzey bölgesi sınırı Yarden'in sonundaki deniz körfezindendi.
JOS 15:6 Sınır Beyt Hogla'ya kadar çıkıyor ve Beyt Arava'nın kuzeyinden geçiyordu; ve sınır Ruven oğlu Bohan'ın taşına kadar çıkıyordu.
JOS 15:7 Sınır, Akor Vadisi'nden Devir'e kadar, kuzeye doğru, nehrin güney tarafındaki Adummim yokuşuna bakan Gilgal'a doğru çıkıyordu. Sınır En Şemeş sularına kadar uzanıyor ve En Rogel'de sona eriyordu.
JOS 15:8 Sınır, Hinnom oğlu Vadisi'nden güneye doğru Yevuslular (Yeruşalem de denir) tarafına kadar çıkıyordu; ve sınır batıda Hinnom Vadisi'nin önünde, kuzeyde Refaim Vadisi'nin en uzak yerinde bulunan dağın tepesine kadar çıkıyordu.
JOS 15:9 Sınır dağın tepesinden Neftoah sularının kaynağına kadar uzanıyor ve Efron Dağı'ndaki kentlere kadar çıkıyordu; ve sınır Baala'ya (Kiryat Yearim de denir) kadar uzanıyordu;
JOS 15:10 ve sınır Baala'dan batıya doğru Seir Dağı'na dönüyordu ve kuzeyde Yearim Dağı'nın (Kesalon da denir) yanından geçiyordu ve Beyt Şemeş'e inip Timna'nın yanından geçiyordu;
JOS 15:11 sınır Ekron yanından kuzeye doğru çıkıyordu; ve sınır Şikkeron'a kadar uzanıyordu, ve Baala Dağı'na geçerek Yavneel'e çıkıyordu; ve sınır dışına çıkışlar denizdeydi.
JOS 15:12 Batı sınırı Büyük Deniz'in kıyısındaydı. Boylarına göre Yahuda'nın çocuklarının sınırı budur.
JOS 15:13 Yahve'nin Yeşu'ya verdiği buyruk uyarınca, Yahuda'nın çocukları arasından, Anak'ın babasının (Hevron da denir) adını taşıyan Kiryat Arba'yı pay olarak Yefunne oğlu Kalev'e verdi.
JOS 15:14 Kalev, Anak'ın üç oğlunu, Anak'ın çocukları, Şeşay, Ahiman ve Talmay'ı kovdu.
JOS 15:15 Devir'de oturanlara karşı çıktı; eskiden Devir'in adı Kiryat Sefer'di.
JOS 15:16 Kalev, “Kim Kiryat Sefer'i vurup onu alırsa, ona kızım Aksa'yı eş olarak ona vereceğim” dedi.
JOS 15:17 Onu Kalev'in kardeşi Kenaz oğlu Otniel aldı ve kızı Aksa'yı ona eş olarak verdi.
JOS 15:18 Kız gelince, eşi ondan babasından bir tarla istemesini istedi. Kadın eşeğinden indi ve Kalev, “Ne istiyorsun?” dedi.
JOS 15:19 “Bana bir kutsama ver” dedi. “Mademki beni Güney diyarına koydun, bana su pınarları da ver.” Böylece üst pınarları ve alt pınarları ona verdi.
JOS 15:20 Boylarına göre Yahuda'nın çocukları oymağının mirası budur.
JOS 15:21 Yahuda'nın çocukları oymağının güneyde Edom sınırına doğru en uzak kentleri şunlardı: Kavseel, Eder, Yagur,
JOS 15:22 Kina, Dimona, Adada,
JOS 15:23 Kedeş, Hasor, İtnan,
JOS 15:24 Zif, Telem, Bealot,
JOS 15:25 Hasor Hadatta, Keriot Hetsron.
JOS 15:26 Amam, Şema, Molada,
JOS 15:27 Hasar Gadda, Heşmon, Beyt Pelet,
JOS 15:28 Hasar Şual, Beerşeba, Bizyotya,
JOS 15:29 Baala, İyim, Esem,
JOS 15:30 Eltolad, Kesil, Horma,
JOS 15:31 Ziklag, Madmanna, Sansanna,
JOS 15:32 Lebaot, Şilhim, Ayin, ve Rimmon'durlar. Bütün kentler köyleriyle birlikte yirmi dokuzdur.
JOS 15:33 Ovada, Eştaol, Sora, Aşna,
JOS 15:34 Sanoa, En Gannim, Tappua, Enam,
JOS 15:35 Yarmut, Adullam, Soko, Aseka,
JOS 15:36 Şarayim, Aditayim ve Gedera (ya da Gederotayim); köyleriyle birlikte on dört kent.
JOS 15:37 Senan, Hadaşa, Migdal Gad,
JOS 15:38 Dilean, Mizpa, Yokteel,
JOS 15:39 Lakiş, Bozkat, Eglon,
JOS 15:40 Kabbon, Lahmam, Kitliş,
JOS 15:41 Gederot, Beyt Dagon, Naama ve Makkeda; köyleriyle birlikte on altı kent.
JOS 15:42 Libna, Eter, Aşan,
JOS 15:43 İftah, Aşna, Nesiv,
JOS 15:44 Keila, Akziv ve Mareşa; köyleriyle birlikte dokuz kent.
JOS 15:45 Ekron, kasabaları ve köyleriyle birlikte;
JOS 15:46 Ekron'dan denize kadar köyleriyle birlikte Aşdod'un yanında olanlar.
JOS 15:47 Aşdod, kasabaları ve köyleri; Mısır Deresi'ne, ve Büyük Deniz'le onun kıyısına kadar Gaza, kasabaları ve köyleri.
JOS 15:48 Dağlık bölgede Şamir, Yattir, Soko,
JOS 15:49 Danna, Kiryat Sanna (Devir'dir),
JOS 15:50 Anav, Eştemo, Anim,
JOS 15:51 Goşen, Holon ve Gilo; köyleriyle birlikte on bir kent.
JOS 15:52 Arab, Duma, Eşan,
JOS 15:53 Yanim, Beyt Tappua, Apheka,
JOS 15:54 Humta, Kiryat Arba (Hevron da denir) ve Sior; köyleriyle birlikte dokuz kent.
JOS 15:55 Maon, Karmel, Zif, Yuta,
JOS 15:56 Yizreel, Yokdeam, Zanoah,
JOS 15:57 Kain, Giva ve Timna; köyleriyle birlikte on kent.
JOS 15:58 Halhul, Beyt Sur, Gedor,
JOS 15:59 Maarat, Beyt Anot ve Eltekon; köyleriyle birlikte altı kent.
JOS 15:60 Kiryat Baal (Kiryat Yearim de denir) ve Rabba; köyleriyle birlikte iki kent.
JOS 15:61 Çölde Beyt Araba, Middin, ve Sekaka,
JOS 15:62 Nivşan, Tuz Kenti ve Eyn Gedi; köyleriyle birlikte altı kent.
JOS 15:63 Yeruşalem'de oturan Yevuslular'a gelince, Yahuda'nın çocukları onları kovamadılar; ama Yevuslular bugüne dek Yahuda'nın çocuklarıyla birlikte Yeruşalem'de yaşıyorlar.
JOS 16:1 Yosef'in çocukları için kura, Yarden'den Yeriha'ya, doğuda Yeriha sularına, çöle, Yeriha'dan dağlık bölgeyi geçerek Beytel'e kadar düştü.
JOS 16:2 Beytel'den Luz'a doğru çıkıyordu ve Arkitler sınırından Atarot'a kadar geçiyordu;
JOS 16:3 ve batıya doğru Yafletliler sınırına, aşağı Beyt Horon sınırına ve Gezer'e kadar iniyordu; ve denizde sona eriyordu.
JOS 16:4 Yosef'in çocukları Manaşşe ve Efraim miraslarını aldılar.
JOS 16:5 Boylarına göre Efraim'in çocuklarının sınırı buydu. Miraslarının sınırı doğuda, yukarı Beyt Horon'a kadar Atarot Addar'dı.
JOS 16:6 Sınır batıya, kuzeydeki Mikmetat'a doğru çıkıyordu. Sınır doğuya doğru Taanat Şilo'ya dönüyor ve Yanoah'ın doğusundan geçiyordu.
JOS 16:7 Yanoah'tan Atarot'a, Naara'ya iniyordu ve Yeriha'ya ulaşıp Yarden'e çıkıyordu.
JOS 16:8 Sınır Tappua'dan batıya doğru Kana Çayı'na kadar uzanıyordu; ve denizde sona eriyordu. Boylarına göre Efraim'in çocukları oymağının mirası;
JOS 16:9 Manaşşe'nin çocuklarının mirasının arasında Efraim'in çocuklarına ayrılan kentlerle birlikte bütün kentleri ve köyleri budur.
JOS 16:10 Onlar Gezer'de yaşayan Kenanlılar'ı kovmadılar; ama Kenanlılar bugüne dek Efraim bölgesinde oturmaktadırlar ve angarya hizmetçisi oldular.
JOS 17:1 Manaşşe oymağının kurası bu oldu; çünkü o, Yosef'in ilk oğluydu. Gilad'ın babası Manaşşe'nin ilk oğlu Makir ise savaş adamı olduğundan Gilad ve Başan onun oldu.
JOS 17:2 Boylarına göre Manaşşe'nin geri kalan oğulları için şöyleydi: Aviezer'in çocukları için, Helek'in çocukları için, Asriel'in çocukları için, Şekem'in çocukları için, Hefer'in çocukları için ve Şemidan'ın çocukları için. Boylarına göre bunlar Yosef oğlu Manaşşe'nin erkek çocuklarıydı.
JOS 17:3 Ama Manaşşe oğlu Makir oğlu, Gilad oğlu, Hefer oğlu Selofhad'ın oğulları yoktu, yalnızca kızları vardı. Kızlarının adları şunlardır: Mahla, Nuh, Hogla, Milka ve Tirsa.
JOS 17:4 Kâhin Eleazar'a, Nun oğlu Yeşu'ya ve beylere gelip şöyle dediler: “Yahve Moşe'ye kardeşlerimiz arasında bize miras vermesini buyurdu.” Bu nedenle Yahve'nin buyruğu uyarınca onlara babalarının kardeşleri arasında miras verdi.
JOS 17:5 Yarden'in ötesindeki Gilad ve Başan diyarının yanı sıra Manaşşe'ye on pay düştü;
JOS 17:6 çünkü Manaşşe'nin kızları onun oğulları arasında mirası oldu. Gilad diyarı Manaşşe'nin geri kalan oğullarına aitti.
JOS 17:7 Manaşşe sınırı Aşer'den Şekem'in önündeki Mikmetat'a kadar uzanıyordu. Sınır sağ tarafa, En Tappuah sakinlerine doğru gidiyordu.
JOS 17:8 Tappuah diyarı Manaşşe'nindi; ama Manaşşe sınırındaki Tappuah Efraim'in çocuklarınındı.
JOS 17:9 Sınır, Kana Çayı'nın güneyinde, Kana Çayı'na kadar iniyordu. Bu kentler Manaşşe kentleri arasında Efraim'e aitti. Manaşşe sınırı çayın kuzey tarafındaydı ve denizde sona eriyordu.
JOS 17:10 Güney tarafı Efraim'in, kuzey tarafı Manaşşe'nindi; sınırı denizdi. Kuzeyden Aşer'e, doğudan İssakar'a ulaşıyordu.
JOS 17:11 Manaşşe'nin İssakar'da üç tepesi vardı, Aşer'de Beyt Şean ve kasabaları, İbleam ve kasabaları, Dor sakinleri ve kasabaları, Endor sakinleri ve kasabaları, Taanak sakinleri ve kasabaları ve Megiddo sakinleri ve kasabaları.
JOS 17:12 Ancak Manaşşe'nin çocukları bu kentlerde oturanları kovamadılar; ama Kenanlılar o diyarda yaşayacaklardı.
JOS 17:13 İsrael'in çocukları güçlenince Kenanlılar'ı angaryaya koydular ve onları tamamen kovmadılar.
JOS 17:14 Yosef'in çocukları Yeşu'ya şöyle dediler: “Yahve bizi bugüne dek kutsadığından, madem kalabalık bir halkız, neden bana miras olarak yalnızca bir kura ve bir pay verdin?”
JOS 17:15 Yeşu onlara şöyle dedi: “Eğer kalabalıksan, Efraim'in dağlık bölgesi sana çok darsa, ormana çık ve Perizliler ve Refayim diyarında kendine yer aç.”
JOS 17:16 Yosef'in çocukları şöyle dediler: “Dağlık bölge bize yetmez. Vadi diyarında, hem Beyt Şean'la kasabalarında, hem de Yizreel Vadisi'nde oturan bütün Kenanlılar'ın demirden savaş arabaları var.”
JOS 17:17 Yeşu, Yosef'in evine, Efraim ve Manaşşe'ye şöyle dedi: “Sen kalabalık bir halksın ve büyük bir güce sahipsin. Yalnızca tek bir kuran olmayacak;
JOS 17:18 ama dağlık bölge senin olacak. Her ne kadar orman olsa da onu keseceksin, açılacak yerleri senin olacak; çünkü onların demirden savaş arabaları olmasına ve güçlü olmalarına karşın Kenanlılar'ı kovacaksın.”
JOS 18:1 İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu Şilo'da toplanıp orada Buluşma Çadırı'nı kurdular. Ülke onların önünde boyun eğdirildi.
JOS 18:2 İsrael'in çocukları arasında miraslarını henüz paylaşmamış yedi oymak kaldı.
JOS 18:3 Yeşu İsrael'in çocuklarına şöyle dedi: “Atalarınızın Tanrısı Yahve'nin size verdiği ülkeyi mülk edinmek için girmeyi ne zamana dek ihmal edeceksiniz?
JOS 18:4 Kendinize her oymaktan üç adam belirleyin. Onları göndereceğim, onlar da kalkıp ülkeyi dolaşacaklar ve miraslarına göre onu çizip sonra yanıma gelecekler.
JOS 18:5 Onu yedi parçaya bölecekler. Yahuda güneydeki sınırlarında yaşayacak, Yosef'in evi de kuzeydeki sınırlarında yaşayacak.
JOS 18:6 Ülkeyi yedi parça olarak çizeceksin, çizimi buraya bana getireceksin; ben de burada, Tanrımız Yahve'nin önünde sizin için kura çekeceğim.
JOS 18:7 Ancak aranızda Levililer'in payı yoktur. Çünkü Yahve'nin kâhinliği onların mirasıdır. Gad, Ruven ve Manaşşe oymağının yarısı, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin kendilerine verdiği Yarden'in doğusunda miraslarını aldılar.”
JOS 18:8 Adamlar kalkıp gittiler. Yeşu ülkeye bakmaya gidenlere buyurup dedi, “Gidin, ülkeyi dolaşın, bakın ve yanıma gelin. Burada, Şilo'da Yahve'nin önünde sizin için kura çekeceğim.”
JOS 18:9 Adamlar ülkeyi dolaştılar ve onu kentlere göre bir kitapta yedi pay olarak ayırdılar. Yeşu'nun yanına, Şilo'daki ordugâha geldiler.
JOS 18:10 Yeşu Şilo'da Yahve'nin önünde onlar için kura çekti. Orada Yeşu ülkeyi İsrael'in çocuklarına paylarına göre bölüştürdü.
JOS 18:11 Benyamin'in çocukları oymağının kurası boylarına göre düştü. Onların payının sınırı Yahuda'nın çocukları ile Yosef'in çocukları arasından çıkıyordu.
JOS 18:12 Onların kuzey bölgesindeki sınırları Yarden'dendi. Sınır kuzeyde Yeriha'nın yanına kadar uzanıyor ve batıya doğru dağlık bölgeden yukarıya doğru çıkıyordu. Beyt Aven Çölü'nde sona eriyordu.
JOS 18:13 Sınır oradan Luz'a, güneyde Luz'a (Beytel de denir) doğru uzanıyordu. Sınır, Beyt Horon'un güneyinde yer alan dağın yanındaki Atarot Addar'a kadar iniyordu.
JOS 18:14 Sınır batı kısmından Beyt Horon'un önündeki dağdan güneye doğru uzanıp dönüyordu; ve Yahuda'nın çocuklarının kenti olan Kiryat Baal'da (Kiryat Jearim de denir) sona eriyordu. Burası batı bölgesiydi.
JOS 18:15 Güney bölgesi Kiryat Yearim'in en uzak kısmındaydı. Sınır batıya doğru çıkıyor ve Neftoah sularının pınarına kadar çıkıyordu.
JOS 18:16 Sınır, kuzeydeki Refaim Vadisi'ndeki Hinnom Oğlu Vadisi'nin önündeki dağın en uzak kısmına kadar iniyordu. Hinnom Vadisi'ne, Yeuslular'ın güneyine doğru iniyor ve En Rogel'e kadar iniyordu.
JOS 18:17 Kuzeye doğru uzanıyor, En Şemeş'ten çıkıp Adummim Dağı'nın karşısındaki Gelilot'a doğru çıkıyordu. Ruven oğlu Bohan'ın taşına iniyordu.
JOS 18:18 Arava'nın karşı yakasından kuzeye doğru geçip Arava'ya iniyordu.
JOS 18:19 Sınır kuzeye doğru Beyt Hogla tarafına uzanıyordu; ve sınır, Yarden'in güney ucunda, Tuz Denizi'nin kuzey körfezinde sona eriyordu. Burası güney sınırıydı.
JOS 18:20 Yarden doğu bölgesindeki sınırıydı. Boylarına göre çevre sınırlarıyla Benyamin'in çocuklarının mirası buydu.
JOS 18:21 Boylarına göre Benyamin'in çocukları oymağının kentleri şunlardı: Yeriha, Beyt Hogla, Emek Kesis,
JOS 18:22 Beyt Arava, Semarayim, Beytel,
JOS 18:23 Avvim, Para, Ofra,
JOS 18:24 Kefar Ammoni, Ofni ve Geva; köyleriyle birlikte on iki kent.
JOS 18:25 Givon, Rama, Beerot,
JOS 18:26 Mispe, Kefira, Mosa,
JOS 18:27 Rekem, Yirpeel, Tarala,
JOS 18:28 Sela, Elef, Yevuslular (Yeruşalem de denir), Givat ve Kiryat; köyleriyle birlikte on dört kent. Boylarına göre Benyamin'in çocuklarının mirası budur.
JOS 19:1 İkinci kura Şimon için, boylarına göre Şimon'un çocukları oymağına düştü. Onların mirası Yahuda'nın çocuklarının mirasının ortasındaydı.
JOS 19:2 Beerşeva (ya da Şeva), Molada,
JOS 19:3 Hasar Şual, Bala, Ezem,
JOS 19:4 Eltolad, Betul, Horma,
JOS 19:5 Sikla, Beyt Markavot, Hasar Susa,
JOS 19:6 Beyt Levaot ve Şaruhen idi; köyleriyle birlikte on üç kent;
JOS 19:7 Ayin, Rimmon, Eter ve Aşan; köyleriyle birlikte dört kent;
JOS 19:8 ve bu kentlerin çevresindeki bütün köyler güneydeki Rama'daki Baalat Beere kadar onların mirasıydı. Boylarına göre Şimon'un çocukları oymağının mirası budur.
JOS 19:9 Şimon'un çocuklarının mirası Yahuda'nın çocuklarının payındaydı; çünkü Yahuda'nın çocuklarının payı onlar için çok fazlaydı. Bu nedenle Şimon'un çocukları onların mirasının ortasında miras aldı.
JOS 19:10 Boylarına göre üçüncü kura Zevulun'un çocuklarına düştü. Onların mirasının sınırı Sarid'e kadardı.
JOS 19:11 Sınırları batıya doğru Marala'ya kadar çıkıyor ve Dabbeşet'e kadar ulaşıyordu. Yokneam'ın önündeki çaya ulaşıyordu.
JOS 19:12 Sarid'den doğuya, gün doğumuna doğru, Kiloth Tabor sınırına doğru dönüyordu. Daberat'a gidiyor ve Yafia'ya çıkıyordu.
JOS 19:13 Oradan doğuya doğru Gat Hefer'e, Etkazin'e doğru ilerliyordu; ve Neah'a kadar uzanıp Rimmon'da çıkıyordu.
JOS 19:14 Sınır kuzeyden Hannaton'a doğru dönüyordu; ve İftah El Vadisi'nde sona eriyordu;
JOS 19:15 Kattat, Nahalal, Şimron, İdala ve Beytlehem; köyleriyle birlikte on iki kent.
JOS 19:16 Boylarına göre Zevulun'un çocuklarının mirası, köyleriyle birlikte bu kentlerdi.
JOS 19:17 Dördüncü kura İssakar için, İssakar'ın çocukları için boylarına göre düştü.
JOS 19:18 Onların sınırı Yizreel, Kesullot, Şunem,
JOS 19:19 Hafarayim, Şion, Anaharat,
JOS 19:20 Rabbit, Kişion, Eves,
JOS 19:21 Remet, Engannim, En Hadda ve Beyt Passes'ti.
JOS 19:22 Sınır Tabor'a, Şahazuma'ya ve Beyt Şemeş'e ulaşıyordu. Sınırları Yarden'de sona eriyordu: Köyleriyle birlikte on altı kentti.
JOS 19:23 Boylarına göre İssakar'ın çocukları oymağının mirası, köyleriyle birlikte kentler budur.
JOS 19:24 Beşinci kura Aşer'in çocukları oymağı için boylarına göre düştü.
JOS 19:25 Sınırları Helkat, Hali, Beten, Akşaf,
JOS 19:26 Allammelek, Amad ve Mishal'dı. Batıda Karmel'e ve Shihorlibnat'a ulaşıyordu.
JOS 19:27 Gün doğusuna doğru Beyt Dagon'a dönüp Zevulun'a, İftah El Vadisi'ne, kuzeyde Beyt Emek ve Neiel'e ulaşıyordu. Sol tarafta Kabol'a,
JOS 19:28 Evron'a, Rehov'a, Hammon'a, Kana'ya, Büyük Sayda'ya kadar çıkıyordu.
JOS 19:29 Sınır Rama'ya, surlu Sur Kenti'ne doğru uzanıyordu; ve sınır Hosa'ya dönüyordu. Akzib bölgesinde deniz yanında sona eriyordu;
JOS 19:30 Umma, Afek ve Rehov: Köyleriyle birlikte yirmi iki kenttir.
JOS 19:31 Boylarına göre Aşer'in çocukları oymağının mirası budur, köyleriyle birlikte bu kentlerdir.
JOS 19:32 Altıncı kura Naftali'nin çocukları için, boylarına göre Naftali'nin çocuklarına düştü.
JOS 19:33 Onların sınırları Helef'ten, Saanannim'deki meşe ağacından Adami-nekeb ve Yavneel'den Lakkum'a kadardı. Yarden'de sona eriyordu.
JOS 19:34 Sınır batıya doğru, Aznot Tabor'a dönüyor, oradan da Hukkok'a çıkıyordu. Güneyde Zevulun'a, batıda Aşer'e ve gün doğumuna doğru Yarden'den Yahuda'ya ulaşıyordu.
JOS 19:35 Surlu kentler, Siddim, Ser, Hammat, Rakkat, Kinneret,
JOS 19:36 Adama, Rama, Hator,
JOS 19:37 Kedeş, Edrei, En Hasor,
JOS 19:38 İron, Migdal El, Horem, Beyt Anat ve Beyt Şemeş; köyleriyle birlikte on dokuz kent.
JOS 19:39 Boylarına göre Naftali'nin çocukları oymağının mirası, köyleriyle birlikte kentleri buydu.
JOS 19:40 Yedinci kura Dan'ın çocukları boyu için boylarına göre düştü.
JOS 19:41 Miraslarının sınırı Sora, Eştaol, İrşemeş,
JOS 19:42 Şaalabbin, Ayalon, İtla,
JOS 19:43 Elon, Timna, Ekron,
JOS 19:44 Elteke, Gibbeton, Baalat,
JOS 19:45 Yehud, Bene Berak, Gat Rimmon,
JOS 19:46 Me Yarkon ve Yafa'nın karşısında olan sınırıyla Rakkon'dur.
JOS 19:47 Dan'ın çocuklarının sınırı onların ötesine uzanıyordu; çünkü Dan'ın çocukları çıkıp Leshem'e karşı savaştılar ve onu aldılar ve onu kılıçtan geçirdiler, onu mülk edinip orada yaşadılar ve ataları Dan'ın adına göre Leşem, Dan adını verdiler.
JOS 19:48 Boylarına göre Dan'ın çocukları oymağının mirası, budur; köyleriyle birlikte bu kentlerdi.
JOS 19:49 Böylece diyarı sınırlarıyla miras olarak dağıtmayı bitirdiler. İsrael'in çocukları aralarında Nun oğlu Yeşu'ya miras verdiler.
JOS 19:50 Yahve'nin buyruğu uyarınca, istediği kenti, Efraim'in dağlık bölgesindeki Timnatserah'ı ona verdiler; ve kenti bina edip orada yaşadı.
JOS 19:51 Kâhin Eleazar'ın, Nun oğlu Yeşu'nun ve İsrael'in çocukları oymaklarının atalar evleri başlarının Şilo'da, Yahve'nin önünde, Buluşma Çadırı'nın kapısında kurayla miras olarak dağıttıkları miraslar bunlardır. Böylece diyarı bölmeyi bitirdiler.
JOS 20:1 Yahve Yeşu'ya şöyle dedi:
JOS 20:2 “İsrael'in çocuklarına de ki, 'Moşe aracılığıyla size söylemiş olduğum sığınak kentlerini belirleyin;
JOS 20:3 kazara ya da bilmeden birini öldüren katil oraya kaçabilsin. Onlar kan öcü alandan sizin için sığınak olacak.
JOS 20:4 Adam kentlerden birine kaçacak, kent kapısının girişinde duracak ve davasını o kentin ihtiyarlarının kulağına bildirecek. Onu yanlarında kente götürecekler ve aralarında yaşaması için ona bir yer verecekler.
JOS 20:5 Eğer kan öcünü alan kişi onun peşine düşerse, o zaman adam öldüren kişiyi onun eline teslim etmeyecekler; çünkü istemeden komşusuna vurmuştur ve daha önce ondan nefret etmemiştir.
JOS 20:6 Hüküm için topluluğun önüne çıkana dek, o günlerde başkâhinin ölümüne kadar o kentte oturacak. O zaman adam öldüren geri dönecek ve kendi kentine, kendi evine, kaçtığı kente gelecektir.'”
JOS 20:7 Naftali'nin dağlık bölgesindeki Galile'deki Kedeş'i ve Efraim'in dağlık bölgesindeki Şekem'i ve Yahuda'nın dağlık bölgesindeki Kiryat Arba'yı (Hevron da denilir) ayırdılar.
JOS 20:8 Yarden'in ötesinde, Yeriha'da doğuya doğru, Ruven oymağından çölde, ovadaki Bezer'i, Gad oymağından Gilad'da Ramot'u, Manaşşe oymağından Başan'da Golan'ı ayırdılar.
JOS 20:9 Bunlar, bütün İsrael'in çocukları için ve aralarında yaşayan yabancılar için belirlenmiş kentlerdi; öyle ki, kim istemeden birini öldürürse oraya kaçsın ve topluluk önünde yargı için duruncaya dek kan öcünü alan insanın eliyle ölmesin.
JOS 21:1 Bunun üzerine Levililer'in ata evleri başları, Kâhin Eleazar'a, Nun oğlu Yeşu'ya ve İsrael'in çocukları oymaklarının atalar evleri başlarına yaklaştılar.
JOS 21:2 Kenan ülkesindeki Şilo'da onlarla konuşup şöyle dediler: “Yahve Moşe aracılığıyla bize oturmamız için kentler ve hayvanlarımız için onların otlaklarını verilmesini buyurdu.”
JOS 21:3 İsrael'in çocukları Yahve'nin buyruğu uyarınca bu kentleri ve otlaklarını miraslarından Levililer'e verdiler.
JOS 21:4 Kohatlılar boyları için kura çıktı. Levililer'den olan kâhin Aron'un çocuklarına, Yahuda oymağından, Şimon oymağından ve Benyamin oymağından kurayla on üç kent düştü.
JOS 21:5 Geri kalan Kohat'ın çocuklarına Efraim oymağının boylarından, Dan oymağından ve Manaşşe oymağının yarısından kurayla on kent düştü.
JOS 21:6 Gerşon'un çocuklarına İssakar oymağının boylarından, Aşer oymağından, Naftali oymağından ve Başan'daki Manaşşe oymağının yarısından kurayla on üç kent düştü.
JOS 21:7 Boylarına göre Merari'nin çocuklarına Ruven oymağından, Gad oymağından ve Zevulun oymağından on iki kent düştü.
JOS 21:8 Yahve'nin Moşe aracılığıyla buyurduğu gibi, İsrael'in çocukları bu kentleri otlaklarıyla birlikte kurayla Levililer'e verdiler.
JOS 21:9 Yahuda'nın çocukları oymağından ve Şimon'un çocukları oymağından adlarıyla anılan şu kentleri verdiler:
JOS 21:10 Ve bunlar Levi çocuklarından olan Kohatlılar boylarından Aron'un çocukları içindiler.
JOS 21:11 Onlara, Yahuda'nın dağlık bölgesinde, çevresindeki otlaklarla birlikte, Anak'ın babasının adını taşıyan Kiryat Arba'yı (Hevron da denir) verdiler.
JOS 21:12 Ama kentin tarlalarını ve onun köylerini mülkü olarak Yefunne oğlu Kalev'e verdiler.
JOS 21:13 Kâhin Aron'un çocuklarına Hevron'u otlaklarıyla birlikte, adam öldüren için sığınak kenti Livna'yı, otlağıyla,
JOS 21:14 Yattir'i otlağıyla, Eştemoa'yı otlaklarıyla,
JOS 21:15 Holon'u otlaklarıyla, Debir'i otlaklarıyla verdiler.
JOS 21:16 Ayin'i otlaklarıyla, Yuttah'ı otlaklarıyla, Beytşemeş'i otlaklarıyla verdiler: Bu iki oymaktan dokuz kent.
JOS 21:17 Benyamin oymağından Givon'u otlaklarıyla, Geva'nı otlaklarıyla,
JOS 21:18 Anatot'u otlaklarıyla ve Almon'u otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:19 Kâhin Aron'nun çocuklarının kentlerinin tümü, otlaklarıyla birlikte on üç kentti.
JOS 21:20 Kohat'ın çocukları boyları, Levililer, Kohat'ın çocuklarının geri kalanı, kendi kuralarına düşen kentleri Efraim oymağından aldılar.
JOS 21:21 Onlara Efraim'in dağlık bölgesindeki otlaklarıyla birlikte Şekem'i, adam öldüren için sığınak kenti olan, Gezer'i otlaklarıyla,
JOS 21:22 Kivsaim'i otlaklarıyla ve Beyt Horon'u otlaklarıyla birlikte verdiler: Dört kent.
JOS 21:23 Dan oymağından Elteke'yi otlaklarıyla, Gibbeton'u otlaklarıyla,
JOS 21:24 Ayalon'u otlaklarıyla, Gat Rimmon'u otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:25 Manaşşe oymağının yarısından Taanak'ı otlaklarıyla, Gat Rimmon'u otlaklarıyla: İki kent.
JOS 21:26 Geri kalan Kohat'ın çocukları boylarının bütün kentleri otlaklarıyla birlikte on taneydi.
JOS 21:27 Levili boylarından Gerşon'un çocuklarına, Manaşşe oymağının yarısından adam öldüren için sığınak kent olan Başan'daki Golan'ı ve Be Eştera'yı otlaklarıyla verdiler: İki kent.
JOS 21:28 İssakar oymağından Kişion'u otlaklarıyla, Daverat'ı otlaklarıyla,
JOS 21:29 Yarmut'u otlaklarıyla, En Gannim'i otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:30 Aşer oymağından Mişal'ı otlaklarıyla, Avdon'u ve otlaklarıyla,
JOS 21:31 Helkat'ı otlaklarıyla ve Rehov'u otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:32 Naftali oymağından adam öldüren için sığınak kent olan Galile'deki Kedeş'i otlaklarıyla, Hammotdor'u otlaklarıyla ve Kartan'ı otlaklarıyla: Üç kent.
JOS 21:33 Boylarına göre Gerşonlular'ın bütün kentleri otlaklarıyla birlikte on üç kentti.
JOS 21:34 Zevulun oymağından Merari'nin çocukları boylarına, Levililer'in geri kalanına, Yokneam'ı otlaklarıyla, Karta'yı otlaklarıyla,
JOS 21:35 Dimna'yı otlaklarıyla ve Nahalal'ı otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:36 Ruven oymağından Bezer'i otlaklarıyla, Yahaz'ı otlaklarıyla,
JOS 21:37 Kedemot'u otlaklarıyla ve Mefaat'ı otlaklarıyla: Dört kent.
JOS 21:38 Gad oymağından, adam öldüren için sığınak kenti olan Gilad'daki Ramot'u otlaklarıyla, Mahanayim'i otlaklarıyla,
JOS 21:39 Heşbon'u otlaklarıyla, Yazer'i otlaklarıyla: Toplam dört kent.
JOS 21:40 Boylarına göre bunların hepsi Merari'nin çocuklarının, Levililer'in geri kalan boylarının kentleridir. Onların kurası on iki kentti.
JOS 21:41 İsrael'in çocuklarının mülkleri arasında Levililer'in bütün kentleri otlaklarıyla birlikte kırk sekiz kentti.
JOS 21:42 Bu kentlerin her birinin çevresinde otlakları vardı. Bütün bu kentlerde böyleydi.
JOS 21:43 Bunun üzerine Yahve atalarına vermeye ant içtiği diyarın tümünü İsrael'e verdi. Onu mülk edindiler ve içinde yaşadılar.
JOS 21:44 Yahve atalarına ant içtiği her şeye göre onlara her yandan rahat verdi. Düşmanlarının biri bile önlerinde duramadı. Yahve bütün düşmanlarını onların eline teslim etti.
JOS 21:45 Yahve'nin İsrael evine söylemiş olduğu iyi şeylerden hiçbiri boşa çıkmadı. Hepsi gerçekleşti.
JOS 22:1 Bunun üzerine Yeşu, Ruvenliler'i, Gadlılar'ı ve Manaşşe oymağının yarısını çağırdı.
JOS 22:2 Onlara şöyle dedi: “Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin size buyurduğu her şeyi yerine getirdiniz ve size buyurduğum her şeyde sözümü dinlediniz.
JOS 22:3 Bugüne kadar kardeşlerinizi bırakmadınız, Tanrınız Yahve'nin buyruğunun yükümlülüğünü yerine getirdiniz.
JOS 22:4 Şimdi Tanrınız Yahve kendilerine konuştuğu gibi kardeşlerinize rahat verdi. Bu nedenle şimdi dönün, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin Yarden'in ötesinde size vermiş olduğu mülkünüz olan diyara, çadırlarınıza gidin.
JOS 22:5 Yalnız Tanrınız Yahve'yi sevmek, O'nun bütün yollarında yürümek, buyruklarını tutmak, O'na sımsıkı sarılmak ve bütün yüreğinizle ve bütün canınızla O'na hizmet etmek için, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin size buyurduğu buyruk ve yasaya özenle dikkat edin.”
JOS 22:6 Bunun üzerine Yeşu onları kutsadı ve gönderdi; onlar da çadırlarına gittiler.
JOS 22:7 Moşe, Başan'da Manaşşe oymağının yarım oymağına miras vermişti; ama Yeşu, diğer yarısına Yarden'in ötesinde batıya doğru, kardeşlerinin arasında miras verdi. Üstelik Yeşu onları çadırlarına gönderdiğinde onları kutsadı;
JOS 22:8 ve onlarla konuşup şöyle dedi: “Çadırlarınıza çok zenginlikle, çok sayıda hayvanla, gümüşle, altınla, tunçla, demirle ve çok sayıda kıyafetle dönün. Düşmanlarınızın ganimetini kardeşlerinizle paylaşın.”
JOS 22:9 Ruven'in çocukları, Gad'ın çocukları ve Manaşşe oymağının yarısı geri döndüler ve Yahve'nin Moşe aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca mülk edinmiş oldukları Gilad diyarına, mülkleri olan diyara gitmek üzere Kenan ülkesindeki Şilo'dan İsrael'in çocuklarının yanından ayrıldılar.
JOS 22:10 Ruven'in çocukları, Gad'ın çocukları ve Manaşşe oymağının yarısı Kenan bölgesinde bulunan Yarden yakınına vardıkları zaman, orada, Yarden yanında büyük bir sunak, bakmak için büyük bir sunak yaptılar.
JOS 22:11 İsrael'in çocukları, “İşte, Ruven'in çocukları, Gad'ın çocukları ve Manaşşe oymağının yarısı, Kenan ülkesinin sınırı yanına, Yarden çevresi bölgesinde İsrael'in çocuklarına ait olan tarafta bir sunak yaptılar” diye duydular.
JOS 22:12 İsrael'in çocukları bunu duyunca, İsrael'in çocuklarının bütün topluluğu onlara karşı savaşmak üzere Şilo'da toplandı.
JOS 22:13 İsrael'in çocukları Gilad diyarına Ruven'in çocuklarına, Gad'ın çocuklarına ve Manaşşe oymağının yarısına kâhin Eleazar oğlu Pinehas'ı gönderdiler.
JOS 22:14 Yanında İsrael'in her oymağından bir ata evi beyi olmak üzere on bey vardı; ve İsrael'in binlercesinin arasında her biri atalar evlerinin beyleriydi.
JOS 22:15 Ruven'in çocuklarına, Gad'ın çocuklarına ve Manaşşe oymağının yarısına, Gilad diyarına geldiler ve onlarla konuşup şöyle dediler:
JOS 22:16 “Yahve'nin bütün topluluğu şöyle diyor, 'Bugün Yahve'nin ardınca gitmekten dönerek, bugün Yahve'ye karşı isyan ederek kendinize bir sunak yapmakla İsrael'in Tanrısı'na karşı işlediğiniz bu suç nedir?
JOS 22:17 Yahve'nin topluluğunun üzerine bela gelmiş olmasına rağmen, bugüne kadar kendimizi arındırmadığımız Peor'un kötülüğü bizim için az mı da,
JOS 22:18 bugün Yahve'nin ardınca yürümekten dönmeniz gerekiyor? Bugün Yahve'ye karşı isyan ettiğiniz için, yarın O, bütün İsrael topluluğuna karşı öfkelenecek.
JOS 22:19 Ancak, eğer mülk edindiğiniz diyar kirliyse, o zaman Yahve'nin Konutu'nun bulunduğu, Yahve'nin mülkü olan diyara geçin ve aramızda mülk edinin; ama Tanrımız Yahve'nin sunağından başka bir sunak yaparak Yahve'ye isyan etmeyin, bize karşı da isyan etmeyin.
JOS 22:20 Zerah oğlu Akan adanan şeyde suç işlemedi mi ve bütün İsrael topluluğu üzerine gazap düşmedi mi? O adam işlediği fesat yüzünden tek başına mahvolmadı.'”
JOS 22:21 Bunun üzerine Ruven'in çocukları, Gad'ın çocukları ve Manaşşe oymağının yarısı yanıt verip binlerce İsraelli'nin başlarına şöyle konuştu:
JOS 22:22 “Güçlü Olan, Tanrı Yahve, Güçlü Olan, Tanrı Yahve, biliyor; ve İsrael de bilecek: Eğer isyan içinde ya da Yahve karşı suç içinde (bugün bizi kurtarmayın),
JOS 22:23 Yahve'nin ardınca gitmekten dönmek için ya da eğer üzerinde yakmalık sunu ya da ekmek sunusunu ya da eğer üzerinde esenlik sunularını sunmak için, kendimize sunak yaptıysak;
JOS 22:24 eğer bunu kaygıdan dolayı ve bir amaç için yapmadıysak, bunu Yahve'nin kendisi arasın. Dedik ki, 'Gelecekte sizin çocuklarınız bizim çocuklarımıza söyleyip, 'İsrael'in Tanrısı Yahve ile sizin ne işiniz var?
JOS 22:25 Çünkü ey Ruven'in çocukları ve Gad'ın çocukları, Yahve sizinle bizim aramızda Yarden'i sınır yaptı. Sizin Yahve'de payınız yoktur”' diyebilirler. Böylece sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımızın Yahve'den korkmasını engelleyebilirlerdi.”
JOS 22:26 “Bu nedenle, 'Şimdi yakmalık sunu ya da kurban için değil, kendimize bir sunak yapmaya hazırlanalım' dedik,
JOS 22:27 ama bizim ve sizin arasında ve bizden sonra kuşaklarımız tanık olacaktır, ta ki, Yahve'nin hizmetini yakmalık sunularımızla, kurbanlarımızla kendi önünde yapalım; sizin çocuklarınız gelecekte bizim çocuklarımıza, 'Yahve'de sizin payınız yoktur' demesinler.”
JOS 22:28 “Bu nedenle şöyle dedik: 'Gelecekte bunu bize ya da kuşaklarımıza söylediklerinde şöyle diyeceğiz: 'Atalarımızın yaptığı Yahve'nin sunağının örneğine bakın, yakmalık sunu ya da kurban için değil; ama bu sizinle bizim aramızda bir tanıktır.'”
JOS 22:29 “Tanrımız Yahve'nin konutunun önündeki kendi sunağı dışında yakmalık sunu için, ekmek sunusu için ya da kurban için sunak yapmak üzere Yahve'ye isyan etmek ve bugün Yahve'nin ardından gitmekten dönmek bizden uzak olsun!”
JOS 22:30 Kâhin Pinehas, topluluğun beyleri, yanında bulunan binlerce İsrael'in başları Ruven'in çocuklarının, Gad'ın çocuklarının ve Manaşşe'nin çocuklarının söylediklerini duyunca, bu onları çok memnun etti.
JOS 22:31 Kâhin Eleazar oğlu Pinehas, Ruven'in çocuklarına, Gad'ın çocuklarına ve Manaşşe'nin çocuklarına şöyle dedi: “Bugün Yahve'nin aramızda olduğunu biliyoruz, çünkü siz Yahve'ye karşı bu suçu işlemediniz. Şimdi İsrael'in çocuklarını Yahve'nin elinden kurtardınız.”
JOS 22:32 Kâhin Eleazar oğlu Pinehas ile beyler, Ruven'in çocuklarından ve Gad'ın çocuklarından Gilad diyarından Kenan diyarına, İsrael'in çocuklarının yanına döndüler ve onlara yeniden haber getirdiler.
JOS 22:33 Bu şey İsrael'in çocuklarını memnun etti; ve İsrael'in çocukları Tanrı'yı yücelttiler ve Ruven'in çocukları ile Gad'ın çocukları yaşadığı diyarı yok etmek için onlara karşı savaşa gitmekten bir daha söz etmediler.
JOS 22:34 Ruven'in çocukları ve Gad'ın çocukları sunağa, “Yahve'nin Tanrı olduğuna aramızda o tanıktır” adını verdiler.
JOS 23:1 Çok günler sonra, Yahve İsrael'i çevresindeki bütün düşmanlarından rahat verdiği ve Yeşu yaşlanıp yılları oldukça ilerlediği zaman,
JOS 23:2 Yeşu bütün İsrael'i, ihtiyarlarını, başlarını, hakimlerini ve görevlilerini çağırdı ve onlara şöyle dedi: “Ben yaşlandım ve yıllarım oldukça ilerledi.
JOS 23:3 Tanrınız Yahve'nin sizin uğrunuza bütün bu uluslara neler yaptığını gördünüz; çünkü sizin için savaşan Tanrınız Yahve'dir.
JOS 23:4 İşte, Yarden'den gün batımına doğru Büyük Deniz'e kadar söküp attığım bütün uluslarla birlikte geride kalan bu ulusları oymaklarınız için mülk olarak kurayla size böldüm.
JOS 23:5 Tanrınız Yahve onları önünüzden kovacak, gözünüzün önünden onları uzaklaştıracak. Tanrınız Yahve'nin size söylediği gibi, onların ülkesini mülk edineceksiniz.”
JOS 23:6 “Bu nedenle, Moşe'nin Yasa Kitabı'nda yazılı olan her şeyi tutmak ve yapmak için çok yürekli olun; ta ki, ondan sağa ya da sola sapmayasınız;
JOS 23:7 öyle ki, aranızda kalan bu ulusların arasına girmeyesiniz; onların ilâhlarının adını anmayasınız, onlarla ant içmeyesiniz, onlara hizmet etmeyesiniz, ve onlara eğilmeyesiniz.
JOS 23:8 Ama bugüne kadar yaptığınız gibi, Tanrınız Yahve'ye sımsıkı sarılın.”
JOS 23:9 “Çünkü Yahve büyük ve güçlü ulusları önünüzden kovdu. Ama size gelince, bugüne dek hiç kimse sizin önünüzde durmadı.
JOS 23:10 İçinizden bir kişi bin kişiyi kovalayacaktır; çünkü size söylediği gibi, sizin için savaşan Tanrınız Yahve'dir.
JOS 23:11 Bu nedenle Tanrınız Yahve'yi sevmeye iyice dikkat edin.”
JOS 23:12 “Ama eğer geri dönerseniz ve bu ulusların geri kalanına, aranızda kalanlara sıkıca bağlanırsanız, onlarla evlilik yaparsanız ve onlara girerseniz, onlar da size;
JOS 23:13 kesin olarak bilin ki, Tanrınız Yahve bu ulusları artık gözünüzün önünden kovmayacaktır; ama Tanrınız Yahve'nin size verdiği bu güzel ülkede yok oluncaya kadar onlar sizin için tuzak ve kapan, böğürlerinizde dert, gözlerinizde diken olacaklardır.”
JOS 23:14 “İşte, bugün bütün yeryüzünün o yolundan gidiyorum. Tanrınız Yahve'nin hakkınızda söylediği bütün iyi şeylerden tek birinin bile boşa çıkmadığını bütün yüreklerinizde ve bütün canlarınızda biliyorsunuz. Size hepsi oldu. Ondan hiçbiri boşa çıkmadı.
JOS 23:15 Öyle olacak ki, Tanrınız Yahve'nin size söylediği bütün iyi şeyler başınıza geldiği gibi; Tanrınız Yahve'nin size verdiği bu güzel ülkeden sizi yok edinceye kadar, bütün kötü şeyleri de Yahve öyle üzerinize getirecektir.
JOS 23:16 Tanrınız Yahve'nin size buyurduğu antlaşmaya uymadığınızda, gidip başka ilâhlara hizmet ettiğinizde ve onlara eğildiğinizde, o zaman Yahve'nin öfkesi size karşı alevlenecek ve size verdiği güzel ülke üzerinden hızla yok olacaksınız.”
JOS 24:1 Yeşu İsrael'in bütün oymaklarını Şekem'de topladı ve İsrael'in ihtiyarlarını, başlarını, hakimlerini ve görevlilerini çağırdı; ve kendilerini Tanrı'nın önünde sundular.
JOS 24:2 Yeşu bütün halka şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'Avraham'ın babası ve Nahor'un babası, Terah da, atalarınız eskiden Irmak'ın ötesinde yaşadılar. Başka ilâhlara hizmet ederlerdi.
JOS 24:3 Atanız Avraham'ı Irmak'ın öte yanından aldım ve onu bütün Kenan ülkesinde gezdirdim, soyunu çoğalttım ve ona İshak'ı verdim.
JOS 24:4 İshak'a Yakov'u Esav'ı verdim; ve onu mülk olarak alması için Seir Dağı'nı Esav'a verdim. Yakov ve çocukları Mısır'a indiler.'”
JOS 24:5 “'Moşe'yle Aron'u gönderdim ve onların arasında yaptıklarıma göre Mısır'ı vurdum; sonra da sizi oradan çıkardım.
JOS 24:6 Atalarınızı Mısır'dan çıkardım ve denize geldiniz. Mısırlılar atalarınızı savaş arabalarıyla ve atlılarla Kızıldeniz'e kadar kovaladılar.
JOS 24:7 Onlar Yahve'ye feryat edince, Yahve sizinle Mısırlılar arasına karanlık koydu, onların üzerine denizi getirip onları örttü; Mısır'da yaptığım şeyi gözleriniz gördü. Çok günler çölde yaşadınız.'”
JOS 24:8 “'Sizi Yarden'in ötesinde yaşayan Amorlular ülkesine getirdim. Sizinle savaştılar, ben de onları sizin elinize verdim. Siz onların ülkesini miras aldınız, ben de onları sizin önünüzden yok ettim.
JOS 24:9 Bunun üzerine Moav Kralı Sippor oğlu Balak kalktı ve İsrael'e karşı savaştı. O, Beor oğlu Balam'ı gönderip size lanet etmesi için çağırdı,
JOS 24:10 ama ben Balam'ı dinlemedim; bu nedenle sizi yine de kutsadı. Böylece sizi onun elinden kurtardım.'”
JOS 24:11 “'Yarden'i aşıp Yeriha'ya geldiniz. Yeriha halkı, Amorlular, Perizliler, Kenanlılar, Hititler, Girgaşiler, Hivliler ve Yevuslular size karşı savaştı; ve onları elinize teslim ettim.
JOS 24:12 Önünüzden eşek arısını gönderdim; o, onları, Amorlular'ın iki kralını önünüzden kovdu; kılıcınla ya da yayınla değil.
JOS 24:13 Size üzerinde emek vermediğiniz ülkeyi, bina etmediğiniz kentleri verdim ve siz onlarda yaşıyorsunuz. Kendi dikmediğiniz bağlardan, zeytinliklerden yiyorsunuz.'
JOS 24:14 “Bu nedenle Yahve'den korkun, O'na içtenlikle ve doğrulukla hizmet edin. Atalarınızın Irmak'ın ötesinde, Mısır'da kulluk ettikleri ilâhları atın; ve Yahve'ye hizmet edin.
JOS 24:15 Eğer Yahve'ye hizmet etmek size kötü geliyorsa, kime hizmet edeceğinizi bugün seçin; atalarınızın hizmet ettiği, Irmak'ın ötesindeki ilâhlara mı, yoksa diyarında oturduğunuz Amorlular'ın ilâhlarına mı; ama ben ve ev halkım Yahve'ye hizmet edeceğiz.”
JOS 24:16 Halk şöyle yanıt verdi: “Yahve'yi bırakıp başka ilâhlara hizmet etmek bizden uzak olsun;
JOS 24:17 çünkü bizi ve atalarımızı Mısır diyarından, kölelik evinden çıkaran, gözümüzün önünde o büyük belirtileri yapan, gittiğimiz bütün yolda ve ortasından geçtiğimiz bütün halklar arasında bizi koruyan Tanrımız Yahve'dir.
JOS 24:18 Yahve bütün halkları, ülkede yaşayan Amorlular'ı bile önümüzden kovdu. Bu nedenle biz de Yahve'ye hizmet edeceğiz; çünkü O bizim Tanrımız'dır.”
JOS 24:19 Yeşu halka şöyle dedi: “Yahve'ye hizmet edemezsiniz, çünkü O kutsal bir Tanrı'dır. O kıskanç bir Tanrı'dır. İtaatsizliğinizi ve günahlarınızı bağışlamayacaktır.
JOS 24:20 Eğer Yahve'yi bırakır ve yabancı ilâhlara hizmet ederseniz, o zaman O, size iyilik yapmışken dönüp size kötülük yapacak ve sizi tüketecektir.”
JOS 24:21 Halk Yeşu'ya, “Hayır, ama biz Yahve'ye hizmet edeceğiz” dedi.
JOS 24:22 Yeşu halka şöyle dedi: “Sizler, Yahve'ye hizmet etmek için O'nu seçtiğinize kendiniz tanıksınız.” Onlar, “Biz tanığız” dediler.
JOS 24:23 “Şimdi aranızda olan yabancı ilâhları atın ve yüreğinizi İsrael'in Tanrısı Yahve'ye yöneltin.”
JOS 24:24 Halk Yeşu'ya, “Tanrımız Yahve'ye hizmet edeceğiz ve O'nun sözünü dinleyeceğiz” dedi.
JOS 24:25 Böylece Yeşu o gün halkla bir antlaşma yaptı ve Şekem'de onlar için bir kural ve ilke koydu.
JOS 24:26 Yeşu şu sözleri Tanrı'nın Yasa Kitabı'na yazdı; ve büyük bir taş alıp onu Yahve'nin Konutu'nun yanındaki meşe ağacının altına dikti.
JOS 24:27 Yeşu bütün halka şöyle dedi: “İşte, bu taş bize karşı tanık olacak, çünkü Yahve'nin bize söylediği bütün sözleri o duydu. Bu nedenle, Tanrınız'ı inkar etmeyeseniz diye bu, size karşı bir tanık olacaktır.”
JOS 24:28 Bunun üzerine Yeşu halkı, her birini kendi mirasına gönderdi.
JOS 24:29 Bu şeylerden sonra Yahve'nin hizmetkârı Nun oğlu Yeşu yüz on yaşında olarak öldü.
JOS 24:30 Onu, Efraim'in dağlık bölgesindeki Gaaş Dağı'nın kuzeyindeki Timnatserah'da, mirasının sınırı içinde gömdüler.
JOS 24:31 İsrael, Yeşu'nun bütün günlerinde ve Yeşu'dan sonra sağ kalan ihtiyarların bütün günlerinde Yahve'ye hizmet etti ve Yahve'nin İsrael için yapmış olduğu bütün işlerini biliyordu.
JOS 24:32 İsrael'in çocuklarının Mısır'dan çıkarmış olduğu Yosef'in kemiklerini Şekem'de, Yakov'un Şekem'in babası Hamor'un oğullarından yüz parça gümüş karşılığında satın aldığı toprak parçasına gömdüler. Onlar Yosef'in çocuklarının mirası oldu.
JOS 24:33 Aron'un oğlu Eleazar öldü. Onu Efraim dağlık bölgesinde oğlu Pinehas'a verilmiş olan tepeye gömdüler.
JDG 1:1 Yeşu'nun ölümünden sonra İsraelliler Yahve'ye sorup dediler: “Kenanlılar'a karşı savaşmak için bizim için ilk kim çıkacak?”
JDG 1:2 Yahve, “Yahuda çıkacak. İşte, ülkeyi onun eline teslim ettim” dedi.
JDG 1:3 Yahuda, kardeşi Şimon'a, “Bana düşen paya benimle birlikte gel, Kenanlılar'a karşı savaşalım; ben de sana düşen paya seninle birlikte gideceğim” dedi. Böylece Şimon onunla birlikte gitti.
JDG 1:4 Yahuda çıktı ve Yahve Kenanlılar'ı ve Perizziler'i onların eline teslim etti. Bezek'te on bin kişiyi vurdular.
JDG 1:5 Bezek'te Adoni-Bezek'i buldular ve ona karşı savaştılar. Kenanlılar'ı ve Perizziler'i vurdular.
JDG 1:6 Ama Adoni-Bezek kaçtı. Onu kovaladılar, yakaladılar ve ellerinin ve ayaklarının başparmaklarını kestiler.
JDG 1:7 Adoni-Bezek, “Yetmiş kral, ellerinin ve ayaklarının başparmakları kesilmiş olarak soframın altındaki kırıntıları yediler. Ben nasıl yaptıysam, Tanrı da bana öyle yaptı” dedi. Onu Yeruşalem'e getirdiler ve orada öldü.
JDG 1:8 Yahuda'nın çocukları Yeruşalem'e karşı savaştılar, onu aldılar, kılıçtan geçirdiler ve kenti ateşe verdiler.
JDG 1:9 Bundan sonra Yahuda'nın çocukları dağlık bölgede, güneyde ve ovada yaşayan Kenanlılar'a karşı savaşmak için aşağı indiler.
JDG 1:10 Yahuda, Hevron'da yaşayan Kenanlılar'a karşı gitti. (Hevron'un bundan önceki adı Kiryat Arba'ydı.) Şeşay'ı, Ahiman'ı ve Talmay'ı vurdular.
JDG 1:11 Oradan Devir sakinlerine karşı yürüdüler. (Devir'in eski adı Kiryat Sefer'di.)
JDG 1:12 Kalev, “Kiryat Sefer'i vurup onu alan adama kızım Aksa'yı eş olarak vereceğim” dedi.
JDG 1:13 Kalev'in küçük kardeşi Kenaz'ın oğlu Otniel orayı aldı, bu yüzden kızı Aksa'yı ona eş olarak verdi.
JDG 1:14 Kadın gelince, adam kadına babasından bir tarla istetti. Eşeğinden indi ve Kalev ona, “Ne istersin?” diye sordu.
JDG 1:15 Kalev, “Bana bir kutsama ver, çünkü beni Güney diyarına yerleştirdin, bana su kaynaklarını da ver” dedi. Sonra Kalev ona üst ve alt kaynakları verdi.
JDG 1:16 Moşe'nin kayınbiraderi Kenit'in çocukları, Yahuda'nın çocuklarıyla birlikte Palmiye Ağaçları Kenti'nden çıkıp Arad'ın güneyindeki Yahuda Çölü'ne gittiler ve gidip halkla birlikte yaşadılar.
JDG 1:17 Yahuda, kardeşi Şimon'la birlikte gitti ve Sefat'ta oturan Kenanlılar'ı vurup tamamen yok ettiler. Kente Horma deniliyordu.
JDG 1:18 Yahuda üstelik Gaza'yı sınırıyla, Aşkelon'u sınırıyla, Ekron'u sınırıyla aldı.
JDG 1:19 Yahve Yahuda'yla birlikteydi ve dağlık bölgenin sakinlerini kovdu; ancak vadi sakinlerini kovamadı, çünkü demirden arabaları vardı.
JDG 1:20 Moşe'nin söylediği gibi Hevron'u Kalev'e verdiler, o da Anak'ın üç oğlunu oradan kovdu.
JDG 1:21 Benyamin'in çocukları Yeruşalem'de oturan Yevuslular'ı kovmadılar; ama Yevuslular bugüne dek Yeruşalem'de Benyamin'in çocukları ile birlikte oturuyorlar.
JDG 1:22 Yosef'in evi de Beytel'e çıktı ve Yahve onlarla birlikteydi.
JDG 1:23 Yosef'in evi Beytel'i araştırmak için adam gönderdi. (Kentin bundan önceki adı Luz'du.)
JDG 1:24 Gözcüler kentten çıkan bir adam gördüler ve ona, “Lütfen bize kentin girişini göster, sana iyilikle davranacağız” dediler.
JDG 1:25 O da onlara kentin girişini gösterdi, kenti kılıçtan geçirdiler; ama adamı ve bütün ailesini salıverdiler.
JDG 1:26 Adam Hititler ülkesine gitti, bir kent kurdu ve adını Luz koydu; bugüne dek adı budur.
JDG 1:27 Manaşşe, Beyt Şean ve köylerinin sakinlerini, Taanak ve köylerinin sakinlerini, Dor ve köylerinin sakinlerini, İvleam ve köylerinin sakinlerini, Megiddo ve köylerinin sakinlerini kovmadı; ama Kenanlılar o ülkede oturmaya niyetliydi.
JDG 1:28 İsrael güçlenince Kenanlılar'ı angaryaya koydular ve onları tümüyle kovmadılar.
JDG 1:29 Efraim, Gezer'de yaşayan Kenanlılar'ı kovmadı, ama Kenanlılar Gezer'de onların arasında yaşadılar.
JDG 1:30 Zevulun, Kitron sakinlerini ve Nahalol sakinlerini kovmadı; ama Kenanlılar onların arasında yaşadılar ve angaryaya tabi oldular.
JDG 1:31 Aşer, Akko sakinlerini, Sayda sakinlerini, Ahlav sakinlerini, Akziv sakinlerini, Helba sakinlerini, Afik sakinlerini ve Rehov sakinlerini kovmadı;
JDG 1:32 ancak Aşerliler, memleketin sakinleri olan Kenanlılar arasında yaşıyorlardı; çünkü onları kovmadılar.
JDG 1:33 Naftali, Beyt Şemeş sakinlerini ve Beyt Anat sakinlerini kovmadı; ama memleketin sakinleri olan Kenanlılar arasında yaşıyordu. Ancak Beyt Şemeş ve Beyt Anat sakinleri angaryaya tabi tutuldular.
JDG 1:34 Amorlular, Dan'ın çocuklarını dağlık bölgeye zorladılar; çünkü onların vadiye inmelerine izin vermiyorlardı;
JDG 1:35 ama Amorlular Heres Dağı'nda, Ayalon'da ve Şaalvim'de oturmaya niyetliydiler. Ancak Yosef'in evinin eli galip geldi ve angaryaya tabi tutuldular.
JDG 1:36 Amorlular'ın sınırı, Akrabbim'in yokuşundan, kayadan yukarıya doğruydu.
JDG 2:1 Yahve'nin meleği Gilgal'dan Bokim'e çıktı. Ve şöyle dedi, “Sizi Mısır'dan çıkardım ve atalarınıza vermeye ant içtiğim ülkeye getirdim. 'Sizinle olan antlaşmamı asla bozmayacağım dedim.
JDG 2:2 Bu ülkenin sakinleriyle antlaşma yapmayacaksınız. Sunaklarını yıkacaksınız.' Ama sözümü dinlemediniz. Bunu neden yaptınız?
JDG 2:3 Bu yüzden şunu da dedim, 'Onları önünüzden kovmayacağım; ama böğrünüzde olacaklar, ilâhları da size tuzak olacak.'”
JDG 2:4 Yahve'nin meleği bu sözleri bütün İsrael'in çocuklarına söylediğinde, halk seslerini yükseltip ağladı.
JDG 2:5 O yerin adına Bokim dediler ve orada Yahve'ye kurban kestiler.
JDG 2:6 Yeşu halkı gönderdiğinde, İsrael'in çocukları ülkeyi mülk edinmek için her biri kendi mirasına gitti.
JDG 2:7 Halk, Yeşu'nun bütün günlerinde ve Yahve'nin İsrael için yaptığı bütün büyük işi görmüş olup Yeşu'dan sonra yaşayan ihtiyarların günlerinde Yahve'ye hizmet etti.
JDG 2:8 Yahve'nin hizmetkârı Nun oğlu Yeşu yüz on yaşında öldü.
JDG 2:9 Onu, Efraim dağlık bölgesindeki Timnat Heres'te, Gaaş Dağı'nın kuzeyindeki mirasının sınırına gömdüler.
JDG 2:10 O kuşağın hepsi atalarına kavuştuktan sonra, onlardan sonra Yahve'yi ve İsrael için yaptığı işi bilmeyen başka bir kuşak yetişti.
JDG 2:11 İsraelliler Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar ve Baal'lara hizmet ettiler.
JDG 2:12 Onları Mısır diyarından çıkaran atalarının Tanrısı Yahve'yi bıraktılar, çevrelerinde olan ulusların ilâhlarından olan başka ilâhların ardına düştüler ve onlara eğildiler; Yahve'yi öfkelendirdiler.
JDG 2:13 Yahve'yi bırakıp Baal'a ve Aştarot'a hizmet ettiler.
JDG 2:14 Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve onları yağmalayan akıncıların eline teslim etti. Onları çevredeki düşmanlarının eline sattı, böylece artık düşmanlarının önünde duramaz oldular.
JDG 2:15 Her nereye çıktılarsa, Yahve'nin eli kötülük için onlara karşıydı, Yahve'nin söylemiş olduğu gibi ve Yahve'nin onlara ant içmiş olduğu gibi; çok da sıkıntı çektiler.
JDG 2:16 Yahve, onları yağmalayanların elinden kurtaran hâkimler çıkardı.
JDG 2:17 Yine de hâkimlerini dinlemediler; çünkü başka ilâhlarla fahişelik ettiler ve onlara eğildiler. Atalarının Yahve'nin buyruklarını tutarak yürüdüğü yoldan onlar hemen saptılar. Onlar öyle yapmadılar.
JDG 2:18 Yahve onlar için hâkimler çıkardığında, Yahve hâkimlerle birlikteydi ve hâkimin bütün günlerinde onları düşmanlarının elinden kurtardı; çünkü onları ezen ve sıkıntıya sokanların yüzünden inlemeleri Yahve'yi üzüyordu.
JDG 2:19 Ama hâkim ölünce geri döndüler, başka ilâhlara hizmet edip onlara eğilmek için, onların peşinden gitmekte atalarından daha da çok yozlaştılar; Yaptıklarını bırakmadılar ve inatçı yollarından vazgeçmediler.
JDG 2:20 Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve şöyle dedi: “Çünkü bu ulus atalarına buyurduğum antlaşmamı bozdu ve sözümü dinlemedi,
JDG 2:21 ben de Yeşu öldüğünde bıraktığı uluslardan hiçbirini artık önlerinden kovmayacağım,
JDG 2:22 ta ki, atalarının tuttuğu gibi Yahve'nin yolunda yürüyüp yürümeyeceklerini, görmek için onlarla İsrael'i sınayacağım.”
JDG 2:23 Böylece Yahve o ulusları çabucak kovmadan bıraktı. Onları Yeşu'nun eline teslim etmedi.
JDG 3:1 İşte bunlar, İsrael'i bütün Kenan savaşlarını bilmeyenlerin hepsini onlar aracılığıyla denesin,
JDG 3:2 yalnızca İsrael'in çocukları kuşaklarının, en azından savaşları daha önceden hiç bilmeyenlerin savaş öğrenme bilgileri olsun diye Yahve'nin bıraktığı uluslardır:
JDG 3:3 Filistliler'in beş beyi, bütün Kenanlılar, Saydalılar ve Lübnan Dağı'nda, Baal Hermon Dağı'ndan Hamat girişine kadar yaşayan Hivliler.
JDG 3:4 Onlar, İsrael'i denemek, Yahve'nin Moşe aracılığıyla atalarına buyurduğu buyrukları dinleyip dinlemeyeceklerini bilmek için yanlarında bırakıldılar.
JDG 3:5 İsrael'in çocukları Kenanlılar, Hititliler, Amorlular, Perizililer, Hivliler ve Yevuslular arasında yaşadılar.
JDG 3:6 Kızlarını eş olarak aldılar, kendi kızlarını da oğullarına verdiler ve onların ilâhlarına hizmet ettiler.
JDG 3:7 İsraelliler, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar ve Tanrıları Yahve'yi unuttular ve Baal'lara ve Aşera'ya hizmet ettiler.
JDG 3:8 Bu yüzden Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve onları Mezopotamya Kralı Kuşan Rişatayim'in eline sattı; ve İsraelliler sekiz yıl Kuşan Rişatayim'e hizmet ettiler.
JDG 3:9 İsraelliler Yahve'ye yakardıklarında, Yahve İsraelliler için bir kurtarıcı çıkardı; bu, Kalev'in küçük kardeşi Kenaz'ın oğlu Otniel'di.
JDG 3:10 Yahve'nin Ruhu onun üzerine geldi ve İsrael'e hükmetti; ve savaşa çıktı ve Yahve Mezopotamya Kralı Kuşan Rişatayim'i onun eline teslim etti. Eli Kuşan Rişatayim'e karşı galip geldi.
JDG 3:11 Ülke kırk yıl dinlendi, sonra Kenaz'ın oğlu Otniel öldü.
JDG 3:12 İsraelliler yine Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar. Yahve, Moav Kralı Eglon'u İsraiel'e karşı güçlendirdi. Çünkü Yahve'nin gözünde kötü olanı yapmışlardı.
JDG 3:13 Ammon'un ve Amalek'in çocuklarını yanına topladı. Gidip İsrael'i vurdu. Palmiye Ağaçları Kenti'ni ele geçirdiler.
JDG 3:14 İsraelliler Moav Kralı Eglon'a on sekiz yıl hizmet ettiler.
JDG 3:15 İsraelliler Yahve'ye yakardıklarında, Yahve onlar için bir kurtarıcı çıkardı: Benyaminli Gera'nın oğlu, solak bir adam olan Ehud. İsraelliler onun aracılığıyla Moav Kralı Eglon'a haraç gönderdiler.
JDG 3:16 Ehud kendine iki ağızlı, bir arşın uzunluğunda bir pala yaptı. Bunu sağ uyluğunda, giysisinin altında kuşandı.
JDG 3:17 Haracı Moav Kralı Eglon'a sundu. Eglon çok şişman bir adamdı.
JDG 3:18 Ehud haraç sunmayı bitirince, haracı taşıyan adamları gönderdi.
JDG 3:19 Ama kendisi Gilgal'ın yanındaki taş putlardan geri döndü ve, “Ey kral, sana gizli bir haberim var” dedi. Kral, “Sus!” dedi. Yanında duranların hepsi ayrıldı.
JDG 3:20 Ehud yanına geldi; ve o, serin üst odada tek başına oturuyordu. Ehud, “Tanrı'dan sana bir haberim var” dedi. Oturduğu yerden kalktı.
JDG 3:21 Ehud sol elini uzattı ve sağ uyluğundan palayı alıp onun vücuduna sapladı.
JDG 3:22 Palanın sapı da ucunun ardından girdi; ve yağ ucunun üzerine kapandı, çünkü palayı vücudundan çekmedi; pala da arkadan çıktı.
JDG 3:23 Bunun üzerine Ehud verandaya çıktı, üst kattaki odanın kapılarını onun üzerine kapatıp kilitledi.
JDG 3:24 O gittikten sonra hizmetkârları gelip üst odanın kapılarının kilitli olduğunu gördüler. “Kesin o, üst kattaki odada ayaklarını örtüyor” dediler.
JDG 3:25 Sıkılıncaya kadar beklediler; ve işte, o, üst odanın kapısını açmadı. Bunun üzerine anahtarı alıp açtılar ve bir baktılar ki, efendileri ölü bir şekilde yere düşmüştü.
JDG 3:26 Onlar beklerken Ehud kaçtı, taş putların ötesine geçerek Seira'ya kaçtı.
JDG 3:27 Gelince Efraim'in dağlık bölgesinde boru çaldı. ve İsrael'in çocukları dağlık bölgeden onunla birlikte indiler; o da onlara öncülük etti.
JDG 3:28 Onlara şöyle dedi: “Beni takip edin; çünkü Yahve düşmanlarınız Moavlılar'ı elinize teslim etti.” Onu takip ettiler ve Yarden'in geçitlerini Moavlılar'a karşı ele geçirdiler ve kimsenin geçmesine izin vermediler.
JDG 3:29 O sırada Moavlılar'ın her biri güçlü ve yiğit olmak üzere yaklaşık on bin kişiyi vurdular. Kimse kaçamadı.
JDG 3:30 Böylece Moav o gün İsrael'in eli altında boyun eğdirildi. Daha sonra ülke seksen yıl rahat etti.
JDG 3:31 Ondan sonra Anat'ın oğlu Şamgar vardı ve Filistliler'den altı yüz kişiyi öküz üvendiresiyle vurdu. O da İsrael'i kurtardı.
JDG 4:1 Ehud öldüğünde İsrael'in çocukları yine Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar.
JDG 4:2 Yahve onları Hasor'da hüküm süren Kenan Kralı Yavin'in eline sattı; ordusunun komutanı, öteki ulusların Haroşet'inde yaşayan Sisera idi.
JDG 4:3 İsrael'in çocukları Yahve'ye yakardılar; çünkü onun dokuz yüz demir arabası vardı; yirmi yıl boyunca da İsrael'in çocuklarına çok baskı yaptı.
JDG 4:4 O sırada Lappidot'un karısı Peygamber Devora İsrael'e hükmediyordu.
JDG 4:5 O, Efraim'in dağlık bölgesindeki Rama ile Beytel arasındaki Devora'nın palmiye ağacının altında yaşıyordu; İsrael'in çocukları da hüküm için onun yanına çıkarlardı.
JDG 4:6 Gönderip Avinoam oğlu Barak'ı Kedeş Naftali'den çağırdı ve ona şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve, 'Git, yanına Naftali'nin çocuklarından ve Zevulun'un çocuklarından on bin kişi alıp Tabor Dağı'na götür' diye buyurmadı mı?
JDG 4:7 'Yavin'in ordusunun komutanı Sisera'yı onun savaş arabaları ve kalabalığıyla birlikte Kişon Irmağı'na, sana doğru çekeceğim; onu senin eline teslim edeceğim.'”
JDG 4:8 Barak ona şöyle dedi: “Benimle geleceksen giderim; ama sen benimle gelmeyeceksen ben de gitmem.”
JDG 4:9 O, “Ben kesinlikle seninle geleceğim” dedi. “Ancak çıkacağın yolculuk senin onuruna olmayacak; çünkü Yahve Sisera'yı bir kadının eline satacak.” Devora kalktı ve Barak'la birlikte Kedeş'e gitti.
JDG 4:10 Barak Zevulun ile Naftali'yi birlikte Kedeş'e çağırdı. On bin adam onu takip etti; Devora da onunla birlikte yukarı çıktı.
JDG 4:11 Kenli Hever, Moşe'nin kayınbiraderi Hovav'ın çocuklarından, Kenliler'den kendini ayırmıştı ve çadırını Kedeş yakınındaki Zaanannim'deki meşe ağacına kadar kurmuştu.
JDG 4:12 Sisera'ya Avinoam oğlu Barak'ın Tavor Dağı'na çıktığını bildirdiler.
JDG 4:13 Sisera, öteki ulusların Haroşet'inden Kişon Irmağı'na kadar bütün savaş arabalarını, dokuz yüz demir savaş arabasını da ve kendisiyle birlikte olan bütün halkı bir araya topladı.
JDG 4:14 Devora Barak'a, “Git; çünkü bu, Yahve'nin Sisera'yı elinize teslim ettiği gündür. Yahve senin önünden çıkmadı mı?” dedi. Böylece Barak ve ardında on bin kişi Tabor Dağı'ndan indi.
JDG 4:15 Yahve Sisera'yı, savaş arabalarını ve ordusunu Barak'ın önünde kılıçtan geçirip şaşkına çevirdi. Sisera arabasını bırakıp yaya kaçtı.
JDG 4:16 Ama Barak savaş arabalarını ve orduyu öteki ulusların Haroşet'ine kadar kovaladı; Sisera'nın bütün ordusu da kılıçtan geçirildi. Bir kişi bile kalmadı.
JDG 4:17 Ne var ki Sisera, Kenli Hever'in karısı Yael'in çadırına yaya kaçtı; çünkü Hasor Kralı Yavin ile Kenli Hever'in evi arasında barış vardı.
JDG 4:18 Yael, Sisera'yı karşılamaya çıktı ve ona şöyle dedi: “Efendim, dön, bana dön; korkma.” Çadırın içine onun yanına girdi ve onu bir kilimle örttü.
JDG 4:19 O, “Lütfen bana içmem için biraz su ver; çünkü susadım” dedi. Bir süt kabı açtı, ona içirdi ve üzerini örttü.
JDG 4:20 O ona şöyle dedi: “Çadırın kapısında dur; eğer biri gelip sana sorarsa ve 'Burada kimse var mı?' derse, 'Hayır' diyeceksin.”
JDG 4:21 Sonra Hever'in karısı Yael, bir çadır kazığı aldı ve tokmağı elinde tuttu, yavaşça ona doğru gitti ve kazığı şakaklarına vurdu, kazık da yere kadar delip geçti; çünkü o derin uykudaydı; bu yüzden bayıldı ve öldü.
JDG 4:22 İşte Barak Sisera'yı kovalarken Yael onu karşılamaya çıktı ve ona, “Gel, sana aradığın adamı göstereyim” dedi. Yanına geldi; ve işte, Sisera ölü yatıyordu ve çadır kazığı şakaklarındaydı.
JDG 4:23 Böylece Tanrı o gün Kenan Kralı Yavin'i İsrael'in çocuklarının önünde boyun eğdirdi.
JDG 4:24 Kenan Kralı Yavin'i yok edene dek, İsrael çocuklarının eli, Kenan Kralı Yavin'e karşı giderek daha da güçlendi.
JDG 5:1 O gün Devora ile Avinoam oğlu Barak ezgi söyleyip dediler:
JDG 5:2 “İsrael'de önderler öncülük ettikleri için, halk gönüllü olarak kendilerini sundukları için, yücelsin Yahve!”
JDG 5:3 “Duyun, ey krallar! Kulak verin ey beyler! Ben, Yahve'ye ben ezgi söyleyeceğim. İsrael'in Tanrısı Yahve'yi ezgiyle öveceğim.”
JDG 5:4 “Ey Yahve, Seir'den çıktığın zaman, Edom kırından yürüdüğün zaman Yeryüzü sarsıldı, gökyüzü de damlattı. Evet, bulutlar su damlattı.
JDG 5:5 Dağlar Yahve'nin önünde, Sina Dağı bile İsrael'in Tanrısı Yahve'nin önünde sarsıldı.”
JDG 5:6 “Anat oğlu Şamgar'ın günlerinde, Yael'in günlerinde de ana yollar boştu. Yolcular sapa yollardan geçtiler.
JDG 5:7 İsrael'de hâkimler sona erdi. Ben Devora ayağa kalkana dek kesildiler; ta ki, İsrael'de bir ana olarak ben ortaya çıkana dek.
JDG 5:8 Onlar yeni ilâhlar seçtiler. O zaman savaş kapılardaydı. İsrael'de kırk bin arasında kalkan ya da mızrak görüldü mü?
JDG 5:9 Yüreğim kendilerini halkın arasında gönüllü olarak sunan İsrael önderlerinden yanadır. Yahve'yi yüceltin!”
JDG 5:10 “Ey beyaz eşeklere binenler, ey gösterişli halılar üzerinde oturanlar ve ey yolda yürüyenler, söyleyin.
JDG 5:11 Okçuların gürültüsünden uzak, su çekilen yerlerde, Yahve'nin doğru işlerini, O'nun İsrael'deki yönetiminin doğru işlerini anlatacaklar. “O zaman Yahve'nin halkı kapılara indi.”
JDG 5:12 'Uyan, uyan, Devora! Uyan, uyan, bir ezgi söyle! Kalk ey Barak, ey Abinoam oğlu, tutsaklarını götür.'”
JDG 5:13 “Sonra soyluların ve halkın geri kalanları aşağı indi. Yahve güçlülere karşı benim için indi.
JDG 5:14 Kökü Amalek'te olanlar, senin halklarının arasında Senden sonra Benyamin'den, Efraim'den çıktılar. Yöneticiler Makir'den indiler. Mareşalin asasını idare edenler Zevulun'dan geldi.
JDG 5:15 İssakar beyleri Devora'nın yanındaydı. İssakar nasılsa Barak da öyleydi. Ayaklarının dibindeki vadiye koştular. Ruven'in su yollarının yanında yüreğin önemli kararları vardı.
JDG 5:16 Neden koyun ağıllarının arasında oturdun? Sürülerin ıslık sesini duymak için mi? Ruven'in su yollarında yüreğin önemli arayışları vardı.
JDG 5:17 Gilad Yarden'in ötesinde yaşıyordu. Dan neden gemilerde kaldı? Asher denizin limanında kıpırdamadan oturuyor ve derelerinin kıyısında yaşıyordu.
JDG 5:18 Zevulun canlarını ölüme kadar tehlikeye atan bir halktı; Naftali de meydanın yüksek yerlerindeydi.”
JDG 5:19 “Krallar gelip savaştılar; sonra Kenan kralları Megiddo suları kıyısındaki Taanak'ta savaştılar. Hiç gümüş yağmalamadılar.
JDG 5:20 Gökyüzünden yıldızlar savaştılar. Sisera'ya karşı rotalarından savaştılar.
JDG 5:21 Kişon Irmağı, o eski ırmak, Kişon Irmağı onları süpürüp attı. Ey ruhum, üzerlerine güçle yürü.
JDG 5:22 Sonra atların şahlanması yüzünden, güçlülerinin şahlanması yüzünden, at toynakları yere damga vurdular.
JDG 5:23 Yahve'nin meleği, 'Meroz'a lanetleyin' dedi. ‘Orada yaşayanları ağır bir şekilde lanetleyin, Çünkü onlar Yahve'nin yardımına, Güçlülere karşı Yahve'nin yardımına gelmediler.’”
JDG 5:24 “Kenli Hever'in karısı, Yael, kadınlar arasında fazlasıyla kutsanacak; çadır kadınları arasında fazlasıyla kutsansın.
JDG 5:25 Su istedi. Kadın ona süt verdi. Ona efendilere layık bir tabakta tereyağı getirdi.
JDG 5:26 Elini çadır kazığına, sağ elini de işçi tokmağına koydu. Tokmakla Sisera'yı vurdu. Kafasına çaktı. Evet, şakaklarından delip geçirdi.
JDG 5:27 Onun ayaklarına kapandı, düşüp yattı. Ayaklarının dibinde eğildi, düştü. Eğildiği o yere, ölü düştü.”
JDG 5:28 “Kadın pencereden dışarı baktı ve bağırdı: Sisera'nın annesi kafesten baktı. 'Arabasının gelmesi neden bu kadar uzun sürüyor? Arabalarının tekerlekleri neden bekliyor?'
JDG 5:29 Bilge hanımları ona yanıt verdi, evet, kendi kendine yanıt verdi,
JDG 5:30 'Bir kız, her erkeğe iki kız; Sisera'ya boyalı giysi yağması, işlenmiş boyalı giysi yağması, yağma olarak iki yanı işlenmiş boyalı giysi, ganimeti bulup da paylaşmadılar mı?'
JDG 5:31 “Bütün düşmanların yok olsun, ey Yahve, ama O'nu sevenler, gücünde doğan güneş gibi olsunlar.” Ondan sonra ülke kırk yıl rahat etti.
JDG 6:1 İsrael'in çocukları Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar. Bunun üzerine Yahve onları yedi yıl Midyanlılar'ın eline teslim etti.
JDG 6:2 Midyan'ın eli İsrael'e galip geldi; Midyan yüzünden de İsrael'in çocukları kendilerine dağlarda bulunan sığınaklar, mağaralar ve kaleler yaptılar.
JDG 6:3 Böylece İsrael ektikten sonra Midyanlılar, Amalekliler ve doğunun çocukları onlara karşı çıkarlardı.
JDG 6:4 Onlara karşı ordugâh kurup Gaza'ya gelinceye dek yerin ürününü yok ederlerdi. Koyun olsun, öküz olsun, eşek olsun, İsrael'de yiyecek bırakmazlardı.
JDG 6:5 Çünkü hayvanları ve çadırlarıyla birlikte gelirlerdi. Çekirge gibi kalabalık gelirlerdi. Hem kendilerinin hem de develerinin sayısı çoktu; ve ülkeyi yok etmek için gelirlerdi.
JDG 6:6 Midyan yüzünden İsrael çok alçaldı; İsrael'in çocukları da Yahve'ye feryat ettiler.
JDG 6:7 İsrael'in çocukları Midyan yüzünden Yahve'ye yakarınca,
JDG 6:8 Yahve İsrael'in çocuklarına bir peygamber gönderdi; ve onlara şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'Sizi Mısır'dan ben çıkardım ve esaret evinden çıkardım.
JDG 6:9 Sizi Mısırlılar'ın elinden ve size baskı yapanların hepsinin elinden ben kurtardım, onları sizin önünüzden kovdum ve onların ülkelerini size verdim.
JDG 6:10 Size şöyle dedim: “Ben Tanrınız Yahve'yim. Ülkesinde oturduğunuz Amorlular'ın ilâhlarından korkmayacaksınız.” Ama siz sözümü dinlemediniz.'”
JDG 6:11 Yahve'nin meleği gelip Aviezerli Yoaş'ın Ofra Kenti'ndeki meşe ağacının altına oturdu. Oğlu Gidyon, buğdayı Midyanlılar'dan saklamak için üzüm sıkma çukurunda dövüyordu.
JDG 6:12 Yahve'nin meleği ona görünüp şöyle dedi: “Ey cesur yiğit, Yahve seninledir!”
JDG 6:13 Gidyon ona şöyle dedi: “Efendim, eğer Yahve bizimleyse, bütün bunlar neden başımıza geldi? Atalarımızın, 'Yahve bizi Mısır'dan çıkarmadı mı?' diyerek bize anlattığı bütün O'nun harika işleri nerede? Ama şimdi Yahve bizi attı ve Midyan'ın eline teslim etti.”
JDG 6:14 Yahve ona baktı ve şöyle dedi: “Bu gücünle git ve İsrael'i Midyan'ın elinden kurtar. Seni ben göndermedim mi?”
JDG 6:15 O da O'na, “Ey Efendim, İsrael'i nasıl kurtaracağım?” dedi. “İşte, benim ailem Manaşşe'nin en yoksulu, ben de babamın evinde en küçüğüyüm.”
JDG 6:16 Yahve ona, “Kesinlikle ben seninle olacağım ve sen Midyanlılar'ı bir adammış gibi vuracaksın” dedi.
JDG 6:17 O'na şöyle dedi: “Eğer şimdi senin gözünde lütuf bulduysam, benimle konuşanın sen olduğunu gösteren bana bir belirti göster.
JDG 6:18 Lütfen ben yanına gelip hediyemi çıkarıncaya dek, önüne koyuncaya dek, buradan ayrılma.” “Sen dönene dek bekleyeceğim” dedi.
JDG 6:19 Gidyon içeri girip bir oğlak ve bir efalık mayasız pideler hazırladı. Eti bir sepete koydu, et suyunu da bir tencereye koyup meşe ağacının altına getirip O'na sundu.
JDG 6:20 Tanrı'nın meleği ona, “Eti ve mayasız pideleri al, bu kayanın üzerine koy ve et suyunu dök” dedi. O da öyle yaptı.
JDG 6:21 Bunun üzerine Yahve'nin meleği elindeki değneğin ucunu uzattı, ete ve mayasız pidelere dokundu; ve kayadan ateş çıkıp etleri ve mayasız pideleri yiyip bitirdi. Sonra Yahve'nin meleği gözünün önünden ayrıldı.
JDG 6:22 Gidyon O'nun Yahve'nin meleği olduğunu gördü; Gidyon şöyle dedi: “Eyvah, Ey Efendi Yahve! Çünkü Yahve'nin meleğini yüz yüze gördüm!”
JDG 6:23 Yahve ona şöyle dedi: “Esenlik olsun sana! Korkma. Ölmeyeceksin.”
JDG 6:24 Bunun üzerine Gidyon orada Yahve'ye bir sunak yaptı ve ona, “Yahve Esenliktir” adını verdi. Bu sunak bugüne dek hâlâ Aviezerliler'in Ofra Kenti'ndedir.
JDG 6:25 Aynı gece Yahve ona şöyle dedi: “Babanın yedi yaşındaki ikinci boğasını al, babanın Baal sunağını yık ve yanındaki Aşera'yı kes.
JDG 6:26 Sonra bu kalenin tepesinde Tanrın Yahve'ye düzenine göre bir sunak yap, ikinci boğayı al ve keseceğin Aşera odunuyla yakmalık sunu sun.”
JDG 6:27 Bunun üzerine Gidyon hizmetkârlarından on kişiyi aldı ve Yahve'nin kendisine söylediği gibi yaptı. Babasının ev halkından ve kentin insanlarından korktuğu için bunu gündüz yapamadı ama gece yaptı.
JDG 6:28 Kentin insanları sabah erkenden kalktılar, işte, Baal'ın sunağı yıkılmıştı, yanındaki Aşera kesilmişti ve ikinci boğa yapılan sunağın üzerinde sunulmuştu.
JDG 6:29 Birbirlerine, “Bu şeyi kim yaptı?” dediler. Sorup soruşturduklarında, “Bunu Yoaş oğlu Gidyon yaptı” dediler.
JDG 6:30 Kentin insanları Yoaş'a, “Oğlunu dışarı çıkar da ölsün” dediler, “Çünkü o Baal'ın sunağını yıktı ve onun yanındaki Aşera'yı kesti.”
JDG 6:31 Yoaş kendisine karşı çıkanların hepsine şöyle dedi: “Baal için siz mi çekişeceksiniz? Yoksa onu siz mi kurtaracaksınız? Onun için çekişecek olan, sabaha öldürülsün! Eğer o bir ilâhsa, birisi onun sunağını yıktı diye kendisi çekişsin!”
JDG 6:32 Bu nedenle o gün ona Yerub-Baal adını verdi ve şöyle dedi: “Baal onunla çekişsin, çünkü o onun sunağını yıktı.”
JDG 6:33 Bunun üzerine bütün Midyanlılar, Amalekliler ve doğunun çocukları bir araya toplandılar; ve geçip Yizreel Vadisi'nde ordugâh kurdular.
JDG 6:34 Ama Yahve'nin Ruhu Gidyon'un üzerine indi ve o boru çaldı. Aviezer de onu takip etmek üzere toplandı.
JDG 6:35 Manaşşe'nin her yerine ulaklar gönderdi; onlar da onu takip etmek üzere bir araya toplandılar. Aşer'e, Zevulun'a ve Naftali'ye ulaklar gönderdi; ve onları karşılamaya çıktılar.
JDG 6:36 Gidyon Tanrı'ya şöyle dedi: “Eğer söylediğin gibi İsrael'i benim ellerimle kurtaracaksan,
JDG 6:37 işte, harman yerine yün yapağı koyacağım. Yalnızca yapağının üzerinde çiy varsa ve toprağın tümü kuruysa, o zaman söylediğin gibi İsrael'i benim ellerimle kurtaracağını bileceğim.”
JDG 6:38 Öyle oldu; çünkü ertesi gün erkenden kalktı, yapağıyı sıktı ve yapağının içinden bir tas dolusu su çıkardı.
JDG 6:39 Gidyon Tanrı'ya şöyle dedi: “Bana karşı öfken alevlenmesin, bu seferlik konuşacağım. Lütfen yalnızca bu seferlik yapağıyla bir deneme yapayım. Şimdi yapağının üstü kuru olsun, toprağın tümü üzerinde de çiy olsun.”
JDG 6:40 Tanrı o gece öyle yaptı; çünkü yalnızca yapağının üstü kuruydu ve toprağın tümünde çiy vardı.
JDG 7:1 Bunun üzerine Yerubbaal, yani Gidyon ve onunla birlikte olanların tümü erkenden kalkıp Harod Pınarı yanında ordugâh kurdular. Midyan ordugâhı kuzey tarafında, vadideki Moreh Tepesi'nin yanındaydı.
JDG 7:2 Yahve Gidyon'a şöyle dedi: “İsrael, 'Beni kendi elim kurtardı' diyerek övünmesin diye, seninle birlikte olanların sayısı Midyanlılar'ı onların eline veremeyeceğim kadar çok.
JDG 7:3 Şimdi bunu halkın kulağına duyurup de, 'Korkan ve titreyen kimse geri dönsün ve Gilad Dağı'ndan ayrılsın.'” Böylece halktan yirmi iki bin kişi geri döndü ve on bin kişi kaldı.
JDG 7:4 Yahve Gidyon'a şöyle dedi: “Hâlâ çok fazla insan var. Onları suya indir, ben de onları senin için orada sınayacağım. Öyle olacak ki sana, 'Bu seninle gidecek' dediğim kişi seninle birlikte gidecek; ve sana, 'Bu seninle gitmeyecek' dediğim kişi gitmeyecek.”
JDG 7:5 Bunun üzerine halkı suya indirdi; ve Yahve Gidyon'a şöyle dedi: “Köpek gibi suyu diliyle içen her kişiyi ayrı; içmek için dizleri üzerine çöken her kişiyi de ayrı koyacaksın.”
JDG 7:6 Ellerini ağızlarına götürüp dilleriyle içenlerin sayısı üç yüz kişiydi; ama halkın geri kalanlarının hepsi su içmek için dizleri üzerine çöktüler.
JDG 7:7 Yahve Gidyon'a şöyle dedi: “Seni dille içen üç yüz adamla kurtaracağım ve Midyanlılar'ı eline teslim edeceğim. Diğer herkes kendi yerine gitsin.”
JDG 7:8 Halk ellerine yiyecek ve borularını aldı; ve geri kalan İsrael adamlarının hepsini kendi çadırlarına gönderdi, ama üç yüz kişiyi alıkoydu; Midyan'ın ordugâhı onun altında, vadideydi.
JDG 7:9 Aynı gece Yahve ona şöyle dedi: “Kalk, ordugâha in; çünkü orayı sana teslim ettim.
JDG 7:10 Ama aşağı inmeye korkuyorsan, uşağın Purah'la birlikte ordugâha gidin.
JDG 7:11 Ne dediklerini duyacaksın; ve sonra ordugâha inmek için ellerin kuvvetlendirilecek.” Sonra uşağı Purah'la birlikte ordugâhtaki silahlı adamların en dış kısmına indiler.
JDG 7:12 Midyanlılar, Amalekliler ve doğunun bütün çocukları, kalabalık çekirgeler gibi vadide yatıyorlardı; ve develeri, deniz kıyısındaki kumların çokluğu gibi sayısızdı.
JDG 7:13 Gidyon geldiğinde, işte, arkadaşına rüyasını anlatan bir adam vardı. Şöyle dedi: “İşte, bir rüya gördüm; ve işte, arpa ekmeğinden bir somun Midyan ordugâhına yuvarlandı, çadıra geldi ve ona çarpıp düşürdü ve onu baş aşağı döndürdü, öyle ki çadır dümdüz oldu.”
JDG 7:14 Arkadaşı şöyle yanıt verdi: “Bu, İsraelli Yoaş oğlu Gidyon'un kılıcından başka bir şey değil. Tanrı Midyan'ı bütün orduyla birlikte onun eline teslim etti.”
JDG 7:15 Gidyon düşün anlatıldığını ve yorumlandığını duyunca tapındı. Sonra İsrael ordugâhına dönüp şöyle dedi: “Kalkın, çünkü Yahve Midyan ordusunu elinize teslim etti!”
JDG 7:16 Üç yüz adamı üç bölüğe ayırdı ve hepsinin eline boruları, içi meşalelerle birlikte boş testileri verdi.
JDG 7:17 Onlara, “Beni izleyin, siz de aynısını yapın” dedi. “İşte, ordugâhın en dış kısmına geldiğimde, öyle olacak ki, benim yaptığımı siz de yapacaksınız.
JDG 7:18 Boru çaldığım zaman, ben ve yanımdaki herkes, ordugâhın her yanında boruları çalın ve 'Yahve için, Gidyon için' diye bağırın.”
JDG 7:19 Böylece Gidyon ve onunla birlikte olan yüz adam orta nöbetin başlangıcında, nöbetçileri henüz yeni koyduklarında ordugâhın en dış kısmına geldiler. Daha sonra boru çaldılar ve ellerindeki testileri kırdılar.
JDG 7:20 Üç bölük boru çaldılar, testileri kırdılar, meşaleleri sol ellerinde, boruları çalmak için sağ ellerinde tuttular; ve “Yahve'nin ve Gidyon'un kılıcı!” diye bağırdılar.
JDG 7:21 Herkes ordugâhın çevresinde kendi yerlerinde durdu ve bütün ordu koştu; bağırdılar ve onları kaçırdılar.
JDG 7:22 Üç yüz boru çaldılar ve Yahve her birinin kılıcını arkadaşına karşı ve bütün orduya karşı koydu; ve ordu Beyt Şitta'ya, Sereray'a doğru, Tabbat yanındaki Avel Mehola sınırına kadar kaçtı.
JDG 7:23 İsrael adamları Naftali'den, Aşer'den ve bütün Manaşşe'den toplanıp Midyan'ı kovaladılar.
JDG 7:24 Gidyon Efraim'in bütün dağlık bölgesine ulaklar göndererek şöyle dedi: “Midyan'a karşı inin ve önlerinde Beytbara'ya kadar suları, Yarden'i alın!” Böylece bütün Efrayim adamları bir araya toplanıp Beytbara'ya kadar suları, Yarden'i de aldılar.
JDG 7:25 Midyan'ın iki beyi Orev ile Zeev'i tuttular. Orev'i Orev'in Kayası'nda öldürdüler ve Zeev'i de Midyan'ı kovalarken Zeev'in üzüm sıkma çukurunda öldürdüler. Daha sonra Orev ile Zeev'in başlarını Yarden'in ötesinden Gidyon'a getirdiler.
JDG 8:1 Efraimliler ona, “Neden bize böyle davrandın da Midyan'la savaşmaya gittiğinde bizi çağırmadın?” dediler. Onu sert bir şekilde azarladılar.
JDG 8:2 Onlara şöyle dedi: “Sizinle karşılaştırıldığında benim şimdi yaptığım nedir? Efraim'in üzümlerinin toplanması Aviezer'in bağbozumundan daha iyi değil mi?
JDG 8:3 Tanrı Midyan'ın, Orev'in ve Zeev'in beylerini sizin elinize teslim etti. Sizinle karşılaştırıldığında ben ne yapabilirdim ki?” Sonra bunu söyleyince ona olan öfkeleri yatıştı.
JDG 8:4 Gidyon Yarden'e geldi, yanında bulunan üç yüz adamla birlikte bitkindi ama yine de kovalayarak geçti.
JDG 8:5 Sukkotlular'a şöyle dedi: “Lütfen arkamdan gelenlere ekmek verin; çünkü bitkinler; ben de Midyan kralları Zevah'ı ve Salmunna'yı kovalıyorum.”
JDG 8:6 Sukkot beyleri, “Orduna ekmek vermemiz için Zevah ve Salmunna'nın elleri şimdi senin elinde mi?” dediler.
JDG 8:7 Gidyon şöyle dedi: “Bu nedenle Yahve Zevah'ı ve Salmunna'yı elime verdiğinde, o zaman etini çöldeki dikenlerle ve çalılarla yaracağım.”
JDG 8:8 Oraya Penuel'in yanına çıktı ve onlarla aynı şekilde konuştu; ve Penuel'in adamları ona Sukkot'un adamları gibi yanıt verdiler.
JDG 8:9 Penuel adamlarıyla da konuşarak, “Esenlik içinde geri döndüğümde bu kuleyi yıkacağım” dedi.
JDG 8:10 Zevah ile Salmunna Karkor'daydı ve kendileriyle birlikte yaklaşık on beş bin kişilik orduları vardı; bunların hepsi doğu çocuklarının ordusundan arta kalanlardı; çünkü kılıç çeken yüz yirmi bin adam düşmüştü.
JDG 8:11 Gidyon Nova ile Yogbeha'nın doğusunda çadırlarda yaşayanların yolundan çıkıp orduyu vurdu; çünkü ordu kendini güvende hissetti.
JDG 8:12 Zevah ile Salmunna kaçtılar, o da onları kovaladı. Midyan'ın iki kralı Zevah ve Salmunna'yı tuttu ve bütün orduyu karıştırdı.
JDG 8:13 Yoaş oğlu Gidyon, Heres Yokuşu'ndan savaştan döndü.
JDG 8:14 Sukkot adamlarından bir genci yakalayıp ona sordu, o da Sukkot beylerini ve ihtiyarları olan yetmiş yedi kişiyi tarif etti.
JDG 8:15 Sukkot adamlarına gelip şöyle dedi: “'Zevah ve Salmunna'nın elleri şimdi senin elinde mi ki, yorgun adamlarınıza ekmek verelim' diye benimle alay ettiğiniz Zevah ve Salmunna'ya bakın?
JDG 8:16 Kentin ihtiyarlarını, çöldeki dikenleri ve çalıları alıp onlarla Sukkot adamlarına ders verdi.
JDG 8:17 Penuel Kulesi'ni yıktı ve kent halkını öldürdü.
JDG 8:18 Sonra Zevah ve Salmunna'ya, “Tavor'da öldürdüğünüz adamlar nasıl insanlardı?” diye sordu. Şöyle yanıt verdiler: “Onlar da senin gibiydi. Hepsi bir kralın çocuklarına benziyordu.”
JDG 8:19 “Onlar benim kardeşlerim, annemin oğullarıydı” dedi. “Yahve'nin hakkı için, eğer onları sağ bırakmış olsaydınız, sizi öldürmezdim.”
JDG 8:20 İlk oğlu Yeter'e, “Kalk, onları öldür!” dedi. Ama genç kılıcını çekmedi; çünkü korkuyordu, çünkü henüz gençti.
JDG 8:21 Bunun üzerine Zevah ile Salmunna şöyle dediler: “Sen kalk da üzerimize in; çünkü adam nasılsa, gücü de öyledir.” Gidyon kalkıp Zevah'la Salmunna'yı öldürdü ve develerinin boyunlarındaki hilâlleri aldı.
JDG 8:22 Bunun üzerine İsrael halkı Gidyon'a şöyle dediler: “Hem sen, hem oğlun, hem de oğlunun oğlu bize hükmetsin; çünkü bizi Midyan'ın elinden kurtardın.”
JDG 8:23 Gidyon onlara şöyle dedi: “Ben size hükmetmeyeceğim, oğlum da size hükmetmeyecek. Yahve size hükmedecek.”
JDG 8:24 Gidyon onlara şöyle dedi: “Sizden bir dileğim var: Her biriniz ganimetinin küpelerini bana versin.” (İşmaelliler oldukları için altın küpeleri vardı.)
JDG 8:25 Onlar, “Onlara seve seve veririz” dediler. Bir giysi serdiler ve herkes ganimetinin küpelerini onun içine attı.
JDG 8:26 İstediği altın küpelerin ağırlığı, hilâller, kolyeler, Midyan krallarının üzerindeki mor giysilerden başka ve develerinin boyunlarındaki zincirlerden başka bin yedi yüz şekel altındı.
JDG 8:27 Gidyon ondan bir efod yapıp onu kendi kenti Ofra'ya koydu. Sonra bütün İsrael orada onunla fahişelik etti; Gidyon ile evi için de bir tuzak oldu.
JDG 8:28 Böylece Midyan, İsrael çocuklarının önünde boyun eğdirildi; onlar artık başlarını kaldırmadılar. Gidyon'un günlerinde ülke kırk yıl rahat etti.
JDG 8:29 Yoaş oğlu Yerubbaal gidip kendi evinde yaşadı.
JDG 8:30 Gidyon'un kendi bedeninden yetmiş oğlu oldu; çünkü çok karısı vardı.
JDG 8:31 Şekem'deki cariyesi de ona bir oğul doğurdu ve ona Avimelek adını verdi.
JDG 8:32 Yoaş oğlu Gidyon güzel ihtiyarlıkta öldü ve Aviezerliler'in Ofra Kenti'nde babası Yoaş'ın mezarına gömüldü.
JDG 8:33 Gidyon ölür ölmez İsrael'in çocukları tekrar dönüp Baallar'ın ardından fahişelik ettiler, Baal Berit'i de kendilerine ilâh yaptılar.
JDG 8:34 İsrael'in çocukları, kendilerini her yandaki düşmanlarının elinden kurtaran Tanrıları Yahve'yi hatırlamadılar;
JDG 8:35 Yerubbaal'ın evine, yani Gidyon'a da, onun İsrael'e gösterdiği bütün iyiliğe göre iyilik göstermediler.
JDG 9:1 Yerubbaal oğlu Avimelek, Şekem'e annesinin kardeşlerinin yanına gitti ve onlarla ve annesinin babasının evindeki bütün aile üyeleriyle konuştu ve şöyle dedi:
JDG 9:2 “Lütfen bütün Şekem halkının kulağına konuşun, 'Sizin için hangisi daha iyi, Yerubbaal'ın yetmiş kişilik bütün oğullarının size hükmetmesi mi, yoksa bir insanın mi size hükmetmesi?' Benim sizin kemiğiniz ve etiniz olduğumu da hatırlayın.”
JDG 9:3 Annesinin kardeşleri onun hakkında bütün bu sözleri Şekem halkının kulağına söylediler. Onların yürekleri Avimelek'in ardınca gitme eğilimindeydi; çünkü “O bizim kardeşimizdir” dediler.
JDG 9:4 Baal Berit'in evinden ona yetmiş gümüş verdiler; Avimelek bu parayla kendisini izleyen faydasız ve pervasız adamları tuttu.
JDG 9:5 Ofra'da babasının evine gitti ve kardeşlerini, Yerubbaal'ın yetmiş oğlunu, bir taş üzerinde öldürdü; ancak Yerubbaal'ın en küçük oğlu Yotam saklandığı için sağ kaldı.
JDG 9:6 Bütün Şekemliler, Millo'nun evinin tümüyle birlikte toplandılar ve gidip Şekem'deki dikili taş meşesinin yanında Avimelek'i kral yaptılar.
JDG 9:7 Bunu Yotam'a söylediklerinde o gidip Gerizim Dağı'nın tepesinde durdu, sesini yükseltip bağırdı ve onlara şöyle dedi: “Ey Şekemliler, beni dinleyin de, Tanrı sizi duysun.
JDG 9:8 Ağaçlar kendilerine bir kral atamak için yola çıktılar. Zeytin ağacına, 'Bize hükümdarlık yap' dediler.”
JDG 9:9 “Ama zeytin ağacı onlara şöyle dedi: 'Benim aracılığımla Tanrı'yı ve insanı onurlandırdıkları yağımı üretmeyi bırakıp, ağaçların üzerinde ileri geri sallanmaya mı gideyim?'”
JDG 9:10 “Ağaçlar incir ağacına, 'Gel ve üzerimize hükümdar ol' dedi.”
JDG 9:11 “Ama incir ağacı onlara şöyle dedi: 'Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp da ağaçların üzerinde ileri geri sallanmaya mı gideyim?'”
JDG 9:12 “Ağaçlar asmaya, 'Gel de üzerimize hükümdar ol' dedi.”
JDG 9:13 “Asma onlara şöyle dedi: 'Tanrı'yı ve insanları neşelendiren yeni şarabımı bırakıp da ağaçların üzerinde ileri geri sallanmaya mı gideyim?'”
JDG 9:14 “Sonra bütün ağaçlar kara çalıya, 'Gel de üzerimize hükümdar ol' dediler.”
JDG 9:15 “Kara çalı ağaçlara şöyle dedi: 'Eğer gerçekten beni üzerinize kral olarak meshederseniz, o zaman gelin gölgeme sığının; yoksa kara çalıdan ateş çıksın ve Lübnan'ın sedir ağaçlarını yiyip bitirsin.'”
JDG 9:16 “Şimdi, eğer Avimelek'i kral yaparak doğru ve haklı olarak davrandıysanız ve Yerubbaal'a ve onun evine karşı iyilikle davrandıysanız, onun ellerinin hak ettiğine göre karşılık verdiyseniz
JDG 9:17 (çünkü babam sizin için savaştı, canını tehlikeye attı ve sizi Midyan'ın elinden kurtardı;
JDG 9:18 siz de bugün babamın evine karşı ayaklandınız ve onun oğullarını, yetmiş kişiyi bir taş üzerinde öldürdünüz ve cariyesinin oğlu Avimelek'i Şekemliler üzerine kral yaptınız; çünkü o sizin kardeşinizdir);
JDG 9:19 eğer bugün Yerubbaal'a ve onun evine doğru ve haklı olarak davrandıysanız, Avimelek'le sevinin, o da sizinle sevinsin;
JDG 9:20 ama öyle değilse, Avimelek'ten ateş çıksın ve Şekemliler'i ve Millo evini yiyip bitirsin; Şekemliler'den ve Millo evinden de ateş çıksın ve Avimelek'i yiyip bitirsin.”
JDG 9:21 Yotam kardeşi Avimelek'ten korktuğu için kaçıp Beer'e gitti ve orada yaşadı.
JDG 9:22 Avimelek üç yıl İsrael'e beylik yaptı.
JDG 9:23 Bunun üzerine Tanrı, Avimelek'le Şekemliler'in arasına kötü bir ruh gönderdi,
JDG 9:24 Yerubbaal'ın yetmiş oğluna yapılan zorbalık onun üzerine gelsin ve onların kanı, onları öldüren kardeşleri Avimelek'in üzerine ve kardeşlerini öldürmek için onun ellerini güçlendiren Şekemliler'in üzerine dökülsün diye, Şekemliler Avimelek'e hainlik ettiler.
JDG 9:25 Şekemliler ona karşı dağların başlarında pusu kurdular ve o yoldan yanlarından geçenlerin hepsini soydular; Avimelek'e de bundan söz edildi.
JDG 9:26 Ebed oğlu Gaal kardeşleriyle birlikte gelip Şekem'e gitti; ve Şekemliler ona güvendiler.
JDG 9:27 Kıra çıktılar, bağlarını topladılar, üzümleri çiğnediler, kutlama yaptılar, ilâhlarının evine girdiler, yiyip içtiler ve Avimelek'e lanet ettiler.
JDG 9:28 Ebed oğlu Gaal, “Avimelek ve Şekem kimdir ki, ona hizmet edelim?” dedi. “Yerubbaal'ın oğlu değil mi o? Zevul onun görevlisi değil mi? Şekem'in babası Hamor'un adamlarına hizmet edin, ama biz neden ona hizmet edelim?
JDG 9:29 Keşke bu halk benim elimin altında olsaydı! O zaman Avimelek'i ortadan kaldırırdım.” Avimelek'e, “Ordunu çoğalt da dışarı çık” dedi.
JDG 9:30 Kentin yöneticisi Zevul, Ebed oğlu Gaal'ın sözlerini duyunca öfkesi alevlendi.
JDG 9:31 Avimelek'e kurnazca ulaklar göndererek şöyle dedi: “İşte, Ebed oğlu Gaal ve kardeşleri Şekem'e geldiler; ve işte, kenti sana karşı kışkırtıyorlar.
JDG 9:32 Şimdi sen ve yanındaki halk geceleyin yola çıkın ve kırda pusuya yatın.
JDG 9:33 Sabah güneş doğar doğmaz erkenden kalkıp kente hücum edeceksiniz. İşte, o ve onunla birlikte olan halk size karşı çıktıklarında, onlara elinden geleni yaparsın.”
JDG 9:34 Avimelek ve yanındaki halk geceleyin kalktılar ve dört bölük halinde Şekem'e karşı pusuda yattılar.
JDG 9:35 Ebed oğlu Gaal dışarı çıkıp kentin kapısının girişinde durdu. Avimelek ve yanındaki halk pusudan kalktı.
JDG 9:36 Gaal halkı görünce Zevul'a, “İşte, insanlar dağların başlarından iniyor” dedi. Zevul ona, “Dağların gölgelerini sanki insanmış gibi görüyorsun” dedi.
JDG 9:37 Gaal tekrar konuştu ve şöyle dedi: “İşte, insanlar diyarın ortasından aşağıya iniyor ve bir bölük de Meonenim Meşesi yolundan geliyor.”
JDG 9:38 Bunun üzerine Zevul ona şöyle dedi: “'Avimelek kimdir ki, ona hizmet edelim' diyen ağzın şimdi nerede? Bu küçümsediğin halk değil mi? Lütfen şimdi çık da onlarla savaş.”
JDG 9:39 Gaal, Şekemliler'in önünden çıkıp Avimelek'le savaştı.
JDG 9:40 Avimelek onu kovaladı, o da onun önünden kaçtı; çok kişi kapının girişine kadar yaralı düştü.
JDG 9:41 Avimelek Arumah'ta yaşıyordu; ve Zevul, Şekem'de oturmasınlar diye Gaal'la kardeşlerini kovdu.
JDG 9:42 Ertesi gün halk kıra çıktı; Avimelek'e de söylediler.
JDG 9:43 Halkı alıp üç bölüğe ayırdı ve kırda pusuya yattı; ve baktı ve halkın kentten çıktığını gördü. Bunun üzerine onlara karşı kalkıp onları vurdu.
JDG 9:44 Avimelek ve beraberindekiler ileri hücum ettiler ve kent kapısının girişinde durdular; iki bölük de kırda olanların üzerine hücum edip onları vurdular.
JDG 9:45 Avimelek bütün gün kente karşı savaştı; ve kenti aldı ve içindeki insanları öldürdü. Kenti yerle bir etti ve üzerine tuz saçtı.
JDG 9:46 Şekem Kulesi'ndeki bütün insanlar bunu duyunca Elberit Evi'nin kalesine girdiler.
JDG 9:47 Avimelek'e Şekem Kulesi'ndeki bütün insanların toplandığı söylendi.
JDG 9:48 Avimelek ve yanındaki halkın tümü Salmon Dağı'na çıktı; ve Avimelek eline bir balta aldı, ve ağaçlardan bir dal kesti, ve onu kaldırıp omuzu üzerine koydu. Sonra yanında olan halka, “Benim ne yaptığımı gördünüz, acele edin, siz de benim gibi yapın!” dedi.
JDG 9:49 Bütün halk da aynı şekilde onun dalını kesti, Avimelek'in ardından gitti ve onları kalenin dibine koydu ve kaleyi üzerlerine ateşe verdi; böylece Şekem Kulesi'ndeki bütün halk, kadın ve erkek olmak üzere, bin kadar kişi öldü.
JDG 9:50 Bunun üzerine Avimelek Teves'e gitti, Teves'e karşı ordugâh kurdu ve kenti aldı.
JDG 9:51 Ama kentin içinde güçlü bir kule vardı; kentin bütün kadın ve erkekleri oraya kaçıp kendilerini içeri kapattılar ve kulenin damına çıktılar.
JDG 9:52 Avimelek kuleye gelip ona karşı savaştı ve onu ateşe vermek için kulenin kapısına yaklaştı.
JDG 9:53 Bir kadın Avimelek'in başına değirmenin üst taşını attı ve kafatasını kırdı.
JDG 9:54 Sonra aceleyle silah taşıyıcısı genç adamı çağırdı ve ona şöyle dedi: “Kılıcını çek ve beni öldür ki, insanlar benim için 'Onu bir kadın öldürdü' demesin. Genç adamı kılıcını ona sapladı ve o öldü.”
JDG 9:55 İsraelliler Avimelek'in öldüğünü görünce hepsi kendi yerlerine gittiler.
JDG 9:56 Böylece Tanrı, Avimelek'in yetmiş kardeşini öldürerek babasına yaptığı kötülüğün karşılığını böyle ödedi;
JDG 9:57 ve Tanrı Şekemliler'in bütün kötülüklerinin karşılığını onların başlarına ödedi; Yerubbaal oğlu Yotam'ın da laneti üzerlerine geldi.
JDG 10:1 Avimelek'ten sonra, İsrael'i kurtarmak için İssakar'dan biri olan Dodo oğlu, Puah oğlu Tola, ortaya çıktı. Efraim'in dağlık bölgesinde Şamir'de yaşıyordu.
JDG 10:2 İsrael'e yirmi üç yıl hükmetti ve öldü ve Şamir'e gömüldü.
JDG 10:3 Ondan sonra Giladlı Yair ortaya çıktı. İsrael'e yirmi iki yıl hükmetti.
JDG 10:4 Onun sıpaya binen otuz oğlu vardı. Gilad diyarında olup bugüne dek Havvot Yair denilen otuz kentleri vardı.
JDG 10:5 Yair öldü ve Kamon'a gömüldü.
JDG 10:6 İsrael'in çocukları yine Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar ve Baallar'a, Aştoretler'e, Aram ilâhlarına, Sayda ilâhlarına, Moav ilâhlarına, Ammon çocuklarının ilâhlarına ve Filistliler'in ilâhlarına hizmet ettiler. Yahve'yi bıraktılar ve O'na hizmet etmediler.
JDG 10:7 Yahve’nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve onları Filistliler'in eline ve Ammon çocuklarının eline sattı.
JDG 10:8 O yıl İsrael'in çocuklarını sıkıntıya sokup ezdiler. On sekiz yıl boyunca, Gilad'da bulunan Amorlular'ın ülkesinde, Yarden'in ötesinde olan bütün İsrael çocuklarını ezdiler.
JDG 10:9 Ammon'un çocukları, Yahuda'ya ve Benyamin'e ve Efraim'in evine karşı savaşmak için Yarden'den geçti, bu yüzden İsrael çok sıkıntılıydı.
JDG 10:10 İsrael'in çocukları Yahve'ye feryat edip “Tanrımızı bırakıp Baallar'a hizmet ettiğimiz için sana karşı günah işledik” dediler.
JDG 10:11 Yahve İsrael'in çocuklarına, “Sizi Mısırlılar'dan ve Amorlular'dan, Ammon'un çocuklarından ve Filistliler'den kurtarmadım mı?
JDG 10:12 Saydalılar ve Amalekliler ve Maonlular sizi ezdi; ve bana feryat ettiniz, ben de sizi onların elinden kurtardım.
JDG 10:13 Yine de beni bıraktınız ve başka ilâhlara hizmet ettiniz. Bu yüzden sizi bir daha kurtarmayacağım.
JDG 10:14 Gidin de seçmiş olduğunuz ilâhlara feryat edin. Sıkıntı zamanınızda onlar sizi kurtarsın!” dedi.
JDG 10:15 İsrael'in çocukları Yahve'ye, “Günah işledik! Senin gözünde iyi görünen her ne ise bize öyle yap; Lütfen, bizi yalnız bugün kurtar.”
JDG 10:16 Yabancı ilâhları aralarından uzaklaştırdılar ve Yahve'ye hizmet ettiler; O'nun Ruhu da İsrael'in sefaleti için kederlendi.
JDG 10:17 Ammon'un çocukları toplanıp ve Gilad'da ordugâh kurdular. İsrael'in çocukları da toplandılar ve Mizpah'da ordugâh kurdular.
JDG 10:18 Gilad beyleri, birbirlerine dediler, “Ammon çocuklarına karşı savaşmaya başlayacak olan adam kimdir? Gilad'ın tüm sakinleri üzerinde o baş olacaktır.”
JDG 11:1 Giladlı Yeftah cesur bir yiğitti. Bir fahişenin oğluydu. Yeftah'ın babası Gilad'dı.
JDG 11:2 Gilad'ın karısı ona oğullar doğurdu. Karısının oğulları büyüyünce Yeftah'ı dışarı çıkarıp ona, “Babamızın evinde mirasçı olmayacaksın, çünkü sen başka bir kadının oğlusun” dediler.
JDG 11:3 Bunun üzerine Yeftah kardeşlerinden kaçıp Tob diyarına yerleşti. Kanun kaçakları Yeftah'a katıldı ve onunla birlikte çıkarlardı.
JDG 11:4 Bir süre sonra Ammonlular İsrael'e savaş açtılar.
JDG 11:5 Ammon'un çocukları İsrael'e karşı savaş açtığında Gilad ihtiyarları Tob ülkesinden Yeftah'ı getirmek için yola çıktılar.
JDG 11:6 Yeftah'a, “Gel, reisimiz ol, Ammon'un çocuklarıyla savaşalım” dediler.
JDG 11:7 Yeftah Gilad ihtiyarlarına şöyle dedi: “Benden nefret edip beni babamın evinden kovmadınız mı? Şimdi sıkıntı içindeyken neden bana geldiniz?”
JDG 11:8 Gilad ihtiyarları Yeftah'a şöyle dediler: “Bu nedenle bizimle gelip Ammon'un çocuklarıyla savaşasın diye şimdi sana döndük. Gilad'ın bütün sakinleri üzerinde başımız olacaksın.”
JDG 11:9 Yeftah Gilad ihtiyarlarına şöyle dedi: “Eğer Ammon'un çocuklarıyla savaşmak için beni yeniden eve götürürseniz ve Yahve onları benim önümde teslim ederse, ben sizin başınız olacak mıyım?”
JDG 11:10 Gilad ihtiyarları Yeftah'a şöyle dediler: “Yahve aramızda tanık olacaktır. Kesinlikle senin söylediklerini yapacağız.”
JDG 11:11 Bunun üzerine Yeftah Gilad'ın ihtiyarlarıyla birlikte gitti ve halk onu kendilerine baş ve reis yaptı. Yeftah bütün sözlerini Mitspa'da Yahve'nin önünde söyledi.
JDG 11:12 Yeftah, Ammon çocuklarının Kralı'na ulaklar göndererek şöyle dedi: “Ülkemle savaşmak için bana geldin de benimle ne işin var ki?”
JDG 11:13 Ammon'un çocuklarının Kralı Yeftah'ın ulaklarına şöyle yanıt verdi: “Çünkü İsrael Mısır'dan çıktığında Arnon'dan Yabbok'a ve Yarden'e kadar olan benim diyarımı aldı. Bu nedenle şimdi bu bölgeyi barışçıl bir şekilde geri ver.”
JDG 11:14 Yeftah Ammon'un çocuklarının Kralı'na yine ulaklar gönderdi;
JDG 11:15 ve ona şöyle dedi: “Yeftah diyor ki: İsrael Moav ülkesini ya da Ammon'un çocuklarının ülkesini almadı;
JDG 11:16 ama Mısır'dan çıktıkları zaman İsrael çölden Kızıldeniz'e kadar gitti ve Kadeş'e geldi,
JDG 11:17 sonra İsrael Edom Kralı'na ulaklar göndererek, 'Lütfen senin ülkenin içinden geçeyim' dedi; ama Edom Kralı dinlemedi. Aynı şekilde Moav Kralı'na da gönderdi ama o reddetti; böylece İsrael Kadeş'te kaldı.
JDG 11:18 Sonra çölden geçip Edom ülkesinin ve Moav ülkesinin çevresini dolaştılar, Moav ülkesinin doğu yakasına geldiler ve Arnon Nehri'nin karşı yakasında konakladılar; ama Moav sınırı içine girmediler; çünkü Arnon Moav sınırıydı.
JDG 11:19 İsrael, Amorlular'ın Kralı, Heşbon Kralı Sihon'a ulaklar gönderdi; İsrael ona, 'Lütfen senin diyarının içinden yerimize geçelim' dedi.
JDG 11:20 Ama Sihon, İsrael'in kendi sınırından geçip gideceğine güvenmedi; ama Sihon bütün halkını bir araya toplayıp Yahats'da ordugâh kurdu ve İsrael'e karşı savaştı.
JDG 11:21 İsrael'in Tanrısı Yahve Sihon'u ve bütün halkını İsrael'in eline teslim etti ve onlar da onları vurdu. Böylece İsrael, o ülkede oturan Amorlular'ın bütün diyarını mülk edindi.
JDG 11:22 Arnon'dan Yabbok'a kadar, çölden Yarden'e kadar Amorlular'ın bütün sınırı mülk edindiler.
JDG 11:23 Şimdi İsrael'in Tanrısı Yahve, Amorlular'ı kendi halkı İsrael'in önünden mülkünden etti; sen mi onları mülk edineceksin?
JDG 11:24 İlâhın Kemoş'un sana mülk olarak verdiğini sen mülk edinmeyecek misin? Böylece Tanrımız Yahve'nin önümüzden mülksüz ettiklerini, biz onları mülk edineceğiz.
JDG 11:25 Şimdi sen Moav Kralı Sippor oğlu Balak'tan daha mı iyisin? O hiç İsrael'e karşı çekişti mi ya da onlara karşı hiç savaştı mı?
JDG 11:26 İsrael, Heşbon'da ve kasabalarında, Aroer'de ve kasabalarında ve Arnon yanında olan bütün kentlerde üç yüz yıl yaşadı. Neden bu süre içinde onları kurtarmadınız?
JDG 11:27 Bu nedenle ben sana karşı günah işlemedim, ama sen bana karşı savaşarak bana haksızlık ediyorsun. Bugün Yargıç olan Yahve İsrael'in çocukları ile Ammon'un çocukları arasında hükmetsin.”
JDG 11:28 Ancak Ammon çocuklarının Kralı Yeftah'ın kendisine gönderdiği sözleri dinlemedi.
JDG 11:29 Bunun üzerine Yahve'nin Ruhu Yeftah'ın üzerine indi ve Gilad'dan ve Manaşşe'den geçti, Gilad'daki Mitspa'dan geçti ve Gilad'daki Mitspa'dan Ammon'un çocuklarına geçti.
JDG 11:30 Yeftah, Yahve'ye bir adak adadı ve şöyle dedi: “Eğer gerçekten Ammon çocuklarını elime verirsen,
JDG 11:31 o zaman öyle olacak ki, ben Ammon'un çocuklarından esenlik içinde döndüğümde beni karşılamak için evimin kapılarından çıkan Yahve'nin olacaktır ve onu yakmalık sunu olarak sunacağım.''
JDG 11:32 Bunun üzerine Yeftah, Ammonlular'la savaşmak üzere Ammonlular'ın yanına geçti; ve Yahve onları onun eline teslim etti.
JDG 11:33 Aroer'den Minnit'e varıncaya dek yirmi kenti ve Abelkeramim'e kadar çok büyük bir kıyımla onları vurdu. Böylece Ammon'un çocukları İsrael'in çocukları önünde boyun eğdirildi.
JDG 11:34 Yeftah Mizpah'a, kendi evine geldi; ve işte, kızı onunla tef ve danslarla buluşmaya çıktı. O onun tek çocuğuydu. Onun dışında ne oğlu ne de kızı vardı.
JDG 11:35 Onu görünce giysilerini yırttı ve “Eyvah, kızım! Beni fena yıktın ve beni sıkıntıya sokanlardan birisi oldun; çünkü ağzımı Yahve'ye açtım ve geri dönemem. ”
JDG 11:36 Kız ona, “Babam, ağzını Yahve'ye açtın; bana ağzından çıkmış olana göre yap, çünkü Yahve düşmanlarından, Ammon'un çocuklarından senin için öç aldı. ”
JDG 11:37 Babasına, “Bu şey benim için yapılsın. Beni iki ay yalnız bırak, ayrılıp dağlara ineyim, arkadaşlarımla birlikte el değmemiş kızlığıma ağlayayım.”
JDG 11:38 “Git” dedi. Onu iki aylığına gönderdi; arkadaşlarıyla birlikte gitti ve dağlarda el değmemiş kızlığına ağladı.
JDG 11:39 İki ayın sonunda, babasına döndü, adamış olduğu anda göre ona yaptı. El değmemiş bir kızdı. İsrael'de bir gelenek oldu,
JDG 11:40 İsrael kızları yılda dört gün Giladlı Yeftah'ın kızını anmak için yıldan yıla giderler.
JDG 12:1 Efraimliler toplanıp kuzeye doğru geçtiler ve Yeftah'a dediler: “Neden Ammon'un çocuklarıyla savaşmak için geçtin de seninle birlikte gitmemiz için bizi çağırmadın? Çepeçevre senin üzerine evini ateşle yakacağız!”
JDG 12:2 Yeftah onlara şöyle dedi: “Ben ve halkım Ammon'un çocuklarıyla büyük bir çekişme içindeydik; sizi çağırdığımda da beni onların elinden kurtarmadınız.
JDG 12:3 Beni kurtarmadığınızı görünce canımı elime aldım, Ammon'un çocuklarına karşı üzerlerinden geçtim. Yahve onları elime teslim etti. O halde neden bugün bana karşı savaşmak için yanıma çıktınız?”
JDG 12:4 Bunun üzerine Yeftah Gilad'ın bütün adamlarını toplayıp Efraim'le savaştı. Giladlılar Efraim'i vurdular, çünkü şöyle dediler: “Ey Giladlılar, Efraim'in ortasında ve Manaşşe'nin ortasında, siz Efraim'in kaçaklarısınız.”
JDG 12:5 Giladlılar Efraimliler'e karşı Yarden'in geçitlerini aldılar. Efraimli bir kaçak, “Geçeyim” dediğinde, Giladlılar ona, “Sen Efraimli misin?” derlerdi. “Hayır” derse;
JDG 12:6 o zaman ona, “Şimdi 'Şibbolet' de” derlerdi, o da “Sibbolet” derdi; çünkü onu doğru söyleyemezdi, sonra onu Yarden'in geçitlerinde yakalayıp öldürürlerdi. O sırada kırk iki bin Efraimli düştü.
JDG 12:7 Yeftah altı yıl İsrael'e hükmetti. Sonra Giladlı Yeftah öldü ve Gilad kentlerinde gömüldü.
JDG 12:8 Ondan sonra Beytlehemli İvsan İsrael'e hükmetti.
JDG 12:9 Otuz oğlu vardı. Otuz kızını kendi boyunun dışına gönderdi ve oğulları için de kendi boyunun dışından otuz kız getirdi. İsrael'e yedi yıl hükmetti.
JDG 12:10 İvsan öldü ve Beytlehem'de gömüldü.
JDG 12:11 Ondan sonra İsrael'e Zevulunlu Elon hükmetti; ve on yıl İsrael'e hükmetti.
JDG 12:12 Zevulunlu Elon öldü ve Zevulun diyarındaki Ayyalon'da gömüldü.
JDG 12:13 Ondan sonra İsrael'e Piratonlu Hillel oğlu Avdon hükmetti.
JDG 12:14 Onun yetmiş sıpaya binen kırk oğlu ve otuz torunu vardı. İsrael'e sekiz yıl hükmetti.
JDG 12:15 Piratonlu Hillel oğlu Avdon öldü ve Amalekliler'in dağlık bölgesindeki Efraim ülkesindeki Piraton'da gömüldü.
JDG 13:1 İsrael'in çocukları yine Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı; ve Yahve onları kırk yıl Filistliler'in eline teslim etti.
JDG 13:2 Danlılar'dan Soralı bir adam vardı; adı Manoah'tı; karısı ise kısır ve çocuksuzdu.
JDG 13:3 Yahve'nin meleği kadına görünüp şöyle dedi: “Bak, sen kısır ve çocuksuzsun; ama gebe kalacaksın ve bir oğul doğuracaksın.
JDG 13:4 Bu nedenle şimdi lütfen, şarap ve ağır içki içmekten sakın ve kirli bir şey de yeme;
JDG 13:5 çünkü işte, gebe kalacaksın ve bir oğul doğuracaksın. Başına ustura değmeyecek; çünkü çocuk, rahimden Tanrı'nın Adanmışı olacaktır. O, İsrael'i Filistliler'in elinden kurtarmaya başlayacak.”
JDG 13:6 Sonra kadın gelip kocasına şöyle dedi: “Bana bir Tanrı adamı geldi; yüzü Tanrı'nın meleğinin yüzü gibiydi, çok heybetliydi. Ona nereli olduğunu sormadım, bana adını da söylemedi;
JDG 13:7 ama bana dedi: 'İşte gebe kalacaksın ve bir oğul doğuracaksın; artık şarap ve ağır içki içme. Kirli bir şey yeme; çünkü çocuk, ana rahminden öleceği güne dek Tanrı'nın Adanmışı olacaktır.'”
JDG 13:8 Bunun üzerine Manoah Yahve'ye yalvarıp şöyle dedi: “Ey Efendim, lütfen gönderdiğin Tanrı adamı bize yine gelsin ve doğacak çocuğa ne yapmamız gerektiğini bize öğretsin.”
JDG 13:9 Tanrı, Manoah'ın sesini duydu ve Tanrı'nın meleği, kadın tarlada otururken ona yeniden geldi; ama kocası Manoah onun yanında değildi.
JDG 13:10 Kadın aceleyle koşup kocasına şöyle dedi: “İşte, o gün yanıma gelen adam bana göründü.”
JDG 13:11 Manoah kalkıp karısının ardından gitti ve adamın yanına gelerek, “Karımla konuşan adam sen misin?” dedi. “Ben'im” dedi.
JDG 13:12 Manoah şöyle dedi: “Şimdi sözlerin gerçekleşsin. Çocuğun yaşamının yönü ve görevi ne olacak?”
JDG 13:13 Yahve'nin meleği Manoah'a şöyle dedi: “Kadın ona söylediğim her şeyden sakınsın.
JDG 13:14 Asmadan çıkan hiçbir şeyi yemesin, şarap ya da ağır içki içmesin, kirli bir şey de yemesin. Ona buyurduklarımın hepsini tutsun.”
JDG 13:15 Manoah, Yahve'nin meleğine, “Lütfen bizimle kal, sana bir oğlak hazırlayalım” dedi.
JDG 13:16 Yahve'nin meleği Manoah'a şöyle dedi: “Beni alıkoysan da, senin ekmeğini yemeyeceğim. Yakmalık sunu hazırlayacaksan onu Yahve'ye sunmalısın.” Çünkü Manoah O'nun Yahve'nin meleği olduğunu bilmiyordu.
JDG 13:17 Manoah, Yahve'nin meleğine, “Adın nedir, ta ki, sözlerin gerçekleştiğinde seni onurlandıralım?” dedi.
JDG 13:18 Yahve'nin meleği ona, “Adım hakkında neden soruyorsun? Çünkü onu akıl almaz.” dedi.
JDG 13:19 Bunun üzerine Manoah oğlağı ekmek sunusuyla birlikte alıp kayanın üzerinde Yahve'ye sundu. Sonra Manoah ve karısı izlerken melek şaşılacak bir şey yaptı.
JDG 13:20 Sunaktaki alev gökyüzüne doğru yükselirken, Yahve'nin meleği sunağın aleviyle yükseldi. Manoah ve karısı izlerken; yüzüstü yere kapandılar.
JDG 13:21 Ancak Yahve'nin meleği bir daha Manoah ya da karısına görünmedi. Yahve'nin meleği olduğunu Manoah o zaman bildi.
JDG 13:22 Manoah karısına, “Kesin öleceğiz, çünkü Tanrı'yı gördük” dedi.
JDG 13:23 Ama karısı ona şöyle dedi: “Eğer Yahve bizi öldürmek isteseydi, elimizden yakmalık sunuyu ve ekmek sunusunu almazdı, bütün bu şeyleri bize göstermezdi, ya da bize bu zamanda buna benzer şeyler bildirmezdi.”
JDG 13:24 Kadın bir oğul doğurdu ve ona Şimşon adını verdi. Çocuk büyüdü ve Yahve onu kutsadı.
JDG 13:25 Yahve'nin Ruhu onu Sora ile Eştaol arasındaki Mahane Dan'da harekete geçirmeye başladı.
JDG 14:1 Şimşon Timna'ya gitti ve Timna'da Filistliler'in kızlarından bir kadın gördü.
JDG 14:2 Çıkıp babası ve annesine şöyle dedi: “Timna'da Filistliler'in kızlarından bir kadın gördüm. Şimdi onu karım olarak bana alın.”
JDG 14:3 Bunun üzerine babasıyla annesi ona, “Kardeşlerinin kızları arasında ya da bütün halkım arasında bir kadın yok mu ki, sünnetsiz Filistliler'den kadın almaya gidiyorsun?” dediler. Şimşon babasına, “Onu bana alın, çünkü o benin çok hoşuma gidiyor” dedi.
JDG 14:4 Ama annesiyle babası bunun Yahve'den olduğunu bilmiyordu; çünkü Filistliler'e karşı bir fırsat arıyordu. O sıralarda İsrael üzerinde Filistliler hüküm sürüyordu.
JDG 14:5 Bunun üzerine Şimşon, babası ve annesiyle birlikte Timna'ya inip Timna'nın bağlarına geldi; ve işte, genç bir aslan ona kükredi.
JDG 14:6 Yahve'nin Ruhu güçlü bir şekilde onun üzerine geldi, bir oğlağı çıplak ellerle parçalar gibi onu parçaladı, ama yaptığını babasına ya da annesine bildirmedi.
JDG 14:7 Aşağıya inip kadınla konuştu; kadın Şimşon'un hoşuna gitti.
JDG 14:8 Bir süre sonra onu almak için geri döndü ve aslanın leşini görmeye gitti; ve işte, aslanın vücudunda bir arı sürüsü ve bal vardı.
JDG 14:9 Onu eline aldı ve giderken yiyerek gitti. Babasının ve annesinin yanına geldi onlara da verdi, onlar da yediler ama balı aslanın leşinden çıkardığını onlara söylemedi.
JDG 14:10 Babası kadının yanına indi; ve Şimşon orada bir ziyafet verdi; çünkü gençler böyle yaparlardı.
JDG 14:11 O'nu görünce yanında olsun diye otuz arkadaş getirdiler.
JDG 14:12 Şimşon onlara şöyle dedi: “Şimdi size bir bilmece söyleyeyim. Yanıtını ziyafetin yedi günü içinde bulup bana söyleyebilirseniz, o zaman size otuz keten giysi ve otuz yedek giysi vereceğim;
JDG 14:13 ama yanıtı bana söyleyemezseniz, bana otuz keten giysi ve otuz yedek giysi vereceksiniz.” Ona, “Bize bilmeceni söyle de duyalım” dediler.
JDG 14:14 Onlara şöyle dedi: “Yiyenden yiyecek çıktı. Güçlüden tatlılık çıktı.” Üç gün içinde bilmeceyi açıklayamadılar.
JDG 14:15 Yedinci gün Şimşon'un karısına şöyle dediler: “Kocanı kandır da bilmeceyi bize açıklasın, yoksa seni ve babanın evini yakarız. Bizi fakirleştirmek için mi çağırdınız? Öyle değil mi?”
JDG 14:16 Şimşon'un karısı onun önünde ağlayarak şöyle dedi: “Benden yalnızca nefret ediyorsun, beni sevmiyorsun. Halkımın çocuklarına bir bilmece söyledin ama bana bildirmedin.” Ona, “İşte, bunu ne babama ne de anneme söylemedim, öyleyse sana neden söyleyeyim?” dedi.
JDG 14:17 Ziyafet sürerken, yedi gün onun önünde ağladı; ve yedinci gün, ona çok baskı yaptığı için bunu ona söyledi; o da bilmeceyi halkının çocuklarına anlattı.
JDG 14:18 Yedinci gün güneş batmadan önce kentin adamları ona, “Baldan daha tatlı ne olabilir?” dediler. Aslandan daha güçlü olan nedir?” Onlara, “Eğer düvemle çift sürmüş olmasaydınız, bilmecemi çözemezdiniz” dedi.
JDG 14:19 Yahve'nin Ruhu güçlü bir şekilde onun üzerine geldi ve Aşkelon'a inerek onlardan otuz kişiyi vurdu. Yağmalarını aldı, sonra bilmeceyi bildirenlere yedek kıyafetleri verdi. Öfkesi alevlendi ve babasının evine gitti.
JDG 14:20 Ama Şimşon'un karısı Şimşon'a eşlik eden arkadaşına verildi.
JDG 15:1 Ancak bir süre sonra buğday hasadı sırasında Şimşon, yanında bir oğlakla birlikte karısını ziyaret etti. “Karımın odasına gireceğim” dedi. Ama babası onun içeri girmesine izin vermedi.
JDG 15:2 Babası şöyle dedi: “Senin ondan kesin olarak nefret ettiğini düşündüm; bu yüzden onu arkadaşına verdim. Küçük kız kardeşi ondan daha güzel değil mi? Lütfen onun yerine onu al.”
JDG 15:3 Şimşon onlara şöyle dedi: “Bu sefer Filistliler'e zarar verdiğimde onlardan dolayı suçsuz olacağım.”
JDG 15:4 Şimşon gidip üç yüz tilki yakaladı, meşaleler aldı, kuyruk kuyruğa çevirdi ve her iki kuyruğun ortasına bir meşale koydu.
JDG 15:5 Meşaleleri ateşe verip onları Filistliler'in ekinlerine saldı ve hem demetleri, hem ekinleri, hem de zeytinliklerini yaktı.
JDG 15:6 Bunun üzerine Filistliler, “Bunu kim yaptı?” diye sordular. Onlar, “Timnalı'nın damadı Şimşon, çünkü onun karısını alıp arkadaşına verdi” dediler. Filistliler gelip onu ve babasını ateşle yaktılar.
JDG 15:7 Şimşon onlara, “Eğer böyle davranırsanız, kesinlikle sizden öç alırım ve ondan sonra da dururum” dedi.
JDG 15:8 Onların kalça ve uyluğunu büyük bir kıyımla vurdu; ve inip Etam'ın kayasındaki mağarada yaşadı.
JDG 15:9 Bunun üzerine Filistliler Yahuda'ya çıkıp ordugâh kurdular ve Lehi'ye yayıldılar.
JDG 15:10 Yahudalılar, “Neden bize karşı çıktınız?” dediler. “Şimşon'u bağlamak ve bize yaptığı gibi ona yapmak için geldik” dediler.
JDG 15:11 Bunun üzerine üç bin Yahudalı adam Etam kayasındaki mağaraya inip Şimşon'a şöyle dediler: “Filistliler'in üzerimizde hükmettiklerini bilmiyor musun? Peki bize yaptığın bu nedir?” Onlara, “Onların bana yaptığını ben de onlara yaptım” dedi.
JDG 15:12 Ona, “Seni bağlamak ve Filistliler'in eline teslim etmek için geldik” dediler. Şimşon onlara, “Bana kendiniz saldırmayacağınıza dair bana ant için” dedi.
JDG 15:13 Onunla konuşup dediler: “Hayır, ama seni sağlam bir şekilde bağlayıp onların ellerine teslim edeceğiz; ama seni kesinlikle öldürmeyeceğiz.” Onu iki yeni urganla bağlayıp kayadan çıkardılar.
JDG 15:14 Lehi'ye geldiğinde, Filistliler onunla karşılaşınca bağırdılar. O zaman Yahve'nin Ruhu kuvvetle onun üzerine geldi ve kollarındaki urganlar ateşle yanmış keten gibi oldu; ve ellerinden bağları düştü.
JDG 15:15 Bir eşeğin taze çene kemiğini buldu, elini uzatıp aldı, onunla da bin insana vurdu.
JDG 15:16 Şimşon şöyle dedi: “Bir eşeğin çene kemiğiyle yığın üstüne yığın; bir eşeğin çene kemiğiyle bin kişi vurdum.”
JDG 15:17 Konuşmasını bitirince çene kemiğini elinden attı; ve oraya Ramat Lehi adı verildi.
JDG 15:18 Çok susamıştı ve Yahve'ye seslenip dedi: “Sen bu büyük kurtuluşu hizmetkârının eliyle verdin; şimdi susuzluktan öleceğim ve sünnetsizlerin eline mi düşeceğim?”
JDG 15:19 Ama Tanrı Lehi'deki çukuru yardı ve oradan su çıktı. İçtiğinde ruhu geri geldi ve canlandı. Bu nedenle En Hakkore adıyla anılmıştır ve bugüne dek Lehi'dedir.
JDG 15:20 Filistliler'in günlerinde İsrael'e yirmi yıl hükmetti.
JDG 16:1 Şimşon Gaza'ya gitti, orada bir fahişe gördü ve yanına girdi.
JDG 16:2 Gazalılar'a, “Şimşon burada!” diye söylendi. Etrafını sardılar ve bütün gece kentin kapısında ona karşı pusuya yattılar, bütün gece de sessiz kalıp şöyle dediler: “Gün ağarana dek bekleyin; sonra onu öldüreceğiz.”
JDG 16:3 Şimşon gece yarısına kadar yattı, sonra gece yarısı kalktı, kent kapısının kanatlarını iki direğiyle tuttu, sürgüyle birlikte hepsini kopardı, omuzlarına attı ve Hevron'un karşısındaki dağın tepesine taşıdı.
JDG 16:4 Sonradan Sorek Vadisi'nde adı Delila olan bir kadına aşık oldu.
JDG 16:5 Filistliler'in beyleri kadının yanına çıkıp şöyle dediler: “Onu kandır ve büyük gücünün nereden kaynaklandığını gör; onu bağlayıp ezmek için neyle ona karşı galip gelebiliriz; ve her birimiz sana bin yüz parça gümüş vereceğiz.”
JDG 16:6 Delila Şimşon'a, “Lütfen bana büyük gücünün nereden kaynaklandığını ve seni ezmek için neyle bağlanabileceğini söyle” dedi.
JDG 16:7 Şimşon ona, “Eğer beni kurumamış yedi yeşil sırımla bağlarlarsa, o zaman zayıflarım ve başka bir adam gibi olurum” dedi.
JDG 16:8 Bunun üzerine Filistliler'in beyleri ona kurumamış yedi yeşil sırım getirdiler ve o da onu onlarla bağladı.
JDG 16:9 Şimdi kadının iç odada bekleyen bir pususu vardı. Ona, “Filistliler senin üzerinde, Şimşon!” dedi. Kendir ipliğinin ateşe değince koptuğu gibi o da sırımları kopardı. Bu yüzden gücü bilinmiyordu.
JDG 16:10 Delila Şimşon'a şöyle dedi: “İşte, sen benimle alay ettin, bana yalanlar söyledin. Şimdi lütfen bana nasıl bağlanabileceğini söyle.”
JDG 16:11 O da ona, “Eğer beni hiçbir iş yapılmamış yeni urganlarla bağlarlarsa, o zaman zayıf olurum ve başka bir adam gibi olurum” dedi.
JDG 16:12 Delila yeni urganlar alıp onu bunlarla bağladı ve ona, “Filistliler senin üzerinde, Şimşon!” dedi. Pusu iç odada bekliyordu. Onları iplik gibi kollarından kopardı.
JDG 16:13 Delila Şimşon'a şöyle dedi: “Şimdiye kadar benimle alay ettin, bana yalanlar söyledin. Neyle bağlanılabileceğini bana söyle.” Ona, “Eğer başımın yedi örgüsünü tezgahtaki kumaşla birlikte dokursan” dedi.
JDG 16:14 Kadın onu kazıkla tutturdu ve ona, “Filistliler senin üzerinde, Şimşon!” dedi. Uykusundan uyandı ve tezgâh kazığını ve kumaşı kopardı.
JDG 16:15 Kadın ona şöyle dedi: “Yüreğin benimle değilken nasıl 'Seni seviyorum' diyebilirsin? Benimle bu üç kezdir alay ettin ve bana büyük gücünün nereden kaynaklandığını söylemedin.”
JDG 16:16 Her gün sözleriyle onu sıkıştırıp baskı yapınca, canı ölesiye sıkıntıya girdi.
JDG 16:17 Yüreğini tümüyle ona anlattı ve şöyle dedi: “Başıma hiç ustura değmedi; çünkü ben ana rahminden Tanrı'nın Adanmışı'yım. Eğer tıraş olursam, o zaman gücüm benden gider, zayıf düşerim ve herkes gibi olurum.”
JDG 16:18 Delila onun yüreğini tümüyle kendisine bildirdiğini görünce, Filistliler'in beylerini çağırıp şöyle dedi: “Bu kez de çıkın, çünkü o bana tüm yüreğini anlattı.” Sonra Filistliler'in beyleri onun yanına çıktılar, parayı ellerinde getirdiler.
JDG 16:19 Onu dizlerinin üzerinde uyuttu; ve bir adam çağırıp başının yedi örgüsünü tıraş ettirdi; ve ona eziyet etmeye başladı ve gücü ondan gitti.
JDG 16:20 “Filistliler senin peşinde, Şimşon!” dedi. Uykusundan uyandı ve şöyle dedi: “Diğer zamanlarda olduğu gibi çıkar silkinirim.” Ama Yahve'nin kendisinden ayrılmış olduğunu bilmiyordu.
JDG 16:21 Filistliler onu tutup gözlerini oydular; ve onu Gaza'ya indirip tunç zincirlerle bağladılar; ve hapishanede değirmen çeviriyordu.
JDG 16:22 Ancak tıraş olduktan sonra başındaki saçlar yeniden çıkmaya başladı.
JDG 16:23 Filistliler'in beyleri, ilâhları Dagon'a büyük bir kurban sunmak ve sevinmek için toplandılar; çünkü, “İlâhımız, düşmanımız Şimşon'u elimize teslim etti” dediler.
JDG 16:24 Halk onu görünce ilâhlarını övdüler; çünkü şöyle dediler, “Ülkemizi harap eden, bir çoğumuzu katleden düşmanımızı ilâhımız elimize teslim etti.”
JDG 16:25 Yürekleri neşelenince, “Şimşon'u çağırın da bizi eğlendirsin” dediler. Şimşon'un hapishaneden çıkması için çağrıda bulundular; ve onların önünde oynadı. Onu sütunların arasına koydular;
JDG 16:26 Şimşon elinden tutan gence, “İzin ver, evin üzerinde dayandığı sütunlara dokunayım da onlara yaslanayım” dedi.
JDG 16:27 Ev erkeklerle ve kadınlarla doluydu; Filistliler'in bütün beyleri oradaydı; ve Şimşon'un oynamasını gören yaklaşık üç bin erkek ve kadın damın üzerindeydi.
JDG 16:28 Şimşon Yahve'ye seslenip şöyle dedi: “Ey Efendim Yahve, lütfen beni hatırla, lütfen, yalnız bu seferlik beni güçlendir, ey Tanrı, iki gözümün öcünü Filistliler'den birden alayım.”
JDG 16:29 Şimşon, evin üzerinde durduğu ortadaki iki sütunu tuttu; biri sağ eliyle, öbürü sol eliyle onlara yaslandı.
JDG 16:30 Şimşon, “Filistliler'le birlikte öleyim!” dedi. Bütün gücüyle eğildi; ve ev beylerin ve içinde olan bütün halkın üzerine düştü. Böylece ölümünde öldürdüğü ölüler, hayatında öldürdüğünden daha fazlaydı.
JDG 16:31 Bunun üzerine kardeşleri ve babasının bütün ev halkı indiler onu aldılar ve onu kaldırıp Sora ile Eştaol arasında, babası Manoah'ın mezarına gömdüler. O İsrael'e yirmi yıl hükmetmişti.
JDG 17:1 Efraim'in dağlık bölgesinde Mika adında bir adam vardı.
JDG 17:2 Annesine şöyle dedi: “Senden alınmış olan, hakkında lanet ettiğin, bunu kulaklarıma da söylediğin bin yüz gümüş, işte gümüş yanımda. Onu ben aldım.” Annesi, “Yahve oğlumu kutsasın!” dedi.
JDG 17:3 Bin yüz parça gümüşü annesine geri verdi, sonra annesi şöyle dedi: “Gümüşü oğlum için bir oyma suret ve bir dökme suret yapmak üzere tarafımdan Yahve'ye kesin bir şekilde adadım. Bu yüzden şimdi onu sana geri vereceğim.”
JDG 17:4 Parayı annesine geri verince, annesi iki yüz parça gümüş alıp bunları bir gümüşçüye verdi; o da bundan oyma bir suret ve dökme bir suret yaptı. Mika'nın evindeydi.
JDG 17:5 Mika denen adamın ilâhlar evi vardı; bir efod ve terafim yaptı ve oğullarından birini kutsadı, o da kendisine kâhin oldu.
JDG 17:6 O günlerde İsrael'de kral yoktu. Herkes kendi gözünde doğru olanı yapardı.
JDG 17:7 Beytlehem Yahuda'dan, Yahuda soyundan Levili bir genç vardı; ve orada yaşıyordu.
JDG 17:8 Adam bulabildiği bir yerde yaşamak üzere kentten, Beytlehem Yahuda'dan ayrıldı; yolculuk sırasında Efraim'in dağlık bölgesine, Mika'nın evine geldi.
JDG 17:9 Mika ona, “Nereden geldin?” dedi. Ona, “Ben Beytlehem Yahuda'dan bir Levili'yim ve yaşayacak bir yer arıyorum” dedi.
JDG 17:10 Mika ona, “Benimle otur, bana baba ve kâhin ol” dedi, “Sana yılda on parça gümüş, bir elbise ve yiyeceğini vereceğim.” Böylece Levili içeri girdi.
JDG 17:11 Levili adamın yanında oturmaktan memnundu; genç adam da onun için oğullarından biri gibiydi.
JDG 17:12 Mika Levili'yi kutsadı ve genç adam onun kâhini oldu ve Mika'nın evindeydi.
JDG 17:13 Bunun üzerine Mika, “Kâhinim bir Levili olduğundan, Yahve'nin bana iyilik edeceğini artık biliyorum” dedi.
JDG 18:1 O günlerde İsrael'de kral yoktu. O günlerde Danlılar oymağı oturacak bir miras arıyordu; çünkü o güne dek İsrael boyları arasında mirasları onlara düşmemişti.
JDG 18:2 Dan'ın çocukları ülkeyi gözetlemek ve araştırmak üzere kendi soylarından, bütün sayılarından, Sorah ve Eştaol'dan beş kişiyi, cesur yiğitler gönderdiler. Onlara, “Gidin, ülkeyi araştırın!” dediler. Efraim'in dağlık bölgesine, Mika'nın evine gelip orada konakladılar.
JDG 18:3 Mika'nın evinin yanındayken Levili gencin sesini tanıdılar; bunun üzerine oraya gittiler ve ona dediler: “Seni buraya kim getirdi? Bu yerde ne yapıyorsunuz? Burada neyin var?”
JDG 18:4 Onlara şöyle dedi: “Mika bana böyle böyle davrandı, beni ücretli tuttu ve onun kâhini oldum.”
JDG 18:5 Ona, “Lütfen Tanrı'dan öğüt iste de, gideceğimiz yolun başarılı olup olmayacağını bilelim” dediler.
JDG 18:6 Kâhin onlara, “Esenlikle gidin” dedi. “Gideceğiniz yol Yahve'nin önündedir.”
JDG 18:7 Bunun üzerine beş adam ayrılıp Laiş'e geldiler ve orada bulunan halkın Saydalılar'ın yaşadığı gibi güvenlik içinde, sakin ve emniyette yaşadıklarını gördüler; çünkü ülkede onları herhangi bir şeyde utandıracak hüküm sahibi kimse yoktu ve Saydalılar'dan uzaktılar ve başka kimseyle ilişkileri yoktu.
JDG 18:8 Sorah ve Eştaol'daki kardeşlerinin yanına geldiler; ve kardeşleri onlara, “Ne diyorsunuz?” diye sordular.
JDG 18:9 Onlar, “Kalkın, onlara karşı çıkalım” dediler. “Çünkü diyarı gördük ve işte, orası çok iyidir. Hâlâ kımıldamıyor musunuz? Diyarı mülk edinmek için gitmekte ve girmekte tembel olmayın.
JDG 18:10 Gittiğinizde kuşkulanmayan bir halkın yanına varacaksınız. Ülke geniştir; çünkü Tanrı orayı, yeryüzünde hiçbir şeyin eksik olmadığı bir yeri elinize verdi.”
JDG 18:11 Danlılar soyu, savaş silahları kuşanmış altı yüz adamla birlikte Sora ve Eştaol'dan yola çıktı.
JDG 18:12 Yahuda'ya çıkıp Kiryat Yearim'de konakladılar. Bu nedenle bugüne kadar o yere Mahaneh Dan denilir. İşte, Kiryat Yearim'in arkasındadır.
JDG 18:13 Oradan Efraim'in dağlık bölgesine geçip Mika'nın evine geldiler.
JDG 18:14 O zaman Laiş ülkesine araştırmaya giden beş adam yanıt verip kardeşlerine şöyle dediler: “Bu evlerde efod, terafim, oyma suret ve dökme suret olduğunu biliyor musunuz? Şimdi ne yapmanız gerektiğini düşünün.”
JDG 18:15 Oraya giderek Levili genç adamın evine, Mika'nın evine kadar gelip ona nasıl olduğunu sordular.
JDG 18:16 Dan'ın çocuklarından savaş silahlarıyla kuşanmış altı yüz adam kapı girişi yanında duruyordu.
JDG 18:17 Ülkeyi araştırmak için giden beş adam çıkıp oraya geldiler, oyma sureti, efodu, terafimi ve dökme sureti aldılar; ve kâhin, savaş silahlarıyla donanmış altı yüz adamla birlikte kapı girişinin yanında duruyordu.
JDG 18:18 Bunlar Mika'nın evine gidip oyma sureti, efodu, terafimi ve dökme sureti aldıklarında, kâhin onlara, “Ne yapıyorsunuz?” dedi.
JDG 18:19 Ona, “Sus, elini ağzının üzerine koy ve bizimle gel” dediler. “Bize baba ve kâhin ol. Senin için bir adamın evine kâhin olmak mı daha iyi, yoksa İsrael'de bir oymağa ve bir soya kâhin olmak mı?”
JDG 18:20 Kâhinin yüreği sevindi ve efodu, terafimi ve oyma sureti alıp halkla birlikte gitti.
JDG 18:21 Bunun üzerine dönüp gittiler; çocukları, hayvanları ve malları önlerine koydular.
JDG 18:22 Mika'nın evinden epey uzaklaşınca, Mika'nın evinin yakınındaki evlerde bulunan adamlar toplanıp Dan'ın çocuklarına yetiştiler.
JDG 18:23 Onlar Dan'ın çocuklarına seslenince yüzlerini çevirip Mika'ya dediler: “Neden böyle bir toplulukla geldin?”
JDG 18:24 O, “Yaptığım ilâhları ve kâhini alıp gittiniz” dedi. “Başka neyim kaldı? Bana, 'Neyin var?' diye nasıl sorarsınız?”
JDG 18:25 Dan'ın çocukları ona şöyle dediler: “Aramızda sesini duyurma, yoksa öfkeli adamlar sana saldıracak ve kendi yaşamını ev halkının yaşamlarını kaybedeceksin.”
JDG 18:26 Dan'ın çocukları yollarına gittiler; Mika onların kendisi için çok güçlü olduklarını görünce dönüp evine gitti.
JDG 18:27 Mika'nın yapmış olduğu ve sahip olduğu kâhini alıp Laiş'e gelerek sessiz ve kuşkulanmayan halkın yanına geldiler ve onları kılıçtan geçirdiler; sonra kenti ateşle yaktılar.
JDG 18:28 Kurtaran yoktu, çünkü Sayda'dan uzaktı ve başka kimseyle ilişkileri yoktu; Beyt Rehov'un yanındaki vadideydi. Kenti bina ettiler ve içinde yaşadılar.
JDG 18:29 İsrael'e doğmuş olan babaları Dan'ın adı ardınca kentin adını Dan koydular; ancak kentin eski adı Laiş'ti.
JDG 18:30 Dan'ın çocukları oyma sureti kendileri için diktiler; Moşe oğlu Gerşom oğlu Yonatan, kendisi ve oğulları, ülkenin sürgününe dek Dan oymağının kâhinleriydi.
JDG 18:31 Böylece Mika'nın yaptığı oyma sureti kendileri için diktiler; ve Tanrı'nın evi Şilo'da olduğu sürece o suret orada kaldı.
JDG 19:1 İsrael'de kralın olmadığı o günlerde, Efraim'in dağlık bölgesinin uzak tarafında yaşayan bir Levili vardı ve Beytlehem Yahuda'dan kendine bir cariye almıştı.
JDG 19:2 Cariyesi ona karşı fahişelik etti ve ondan ayrılıp babasının evine, Beytlehem Yahuda'ya gitti ve orada dört ay kaldı.
JDG 19:3 Kocası kalktı, onunla yumuşak bir şekilde konuşmak ve onu geri getirmek için, yanında hizmetçisi ve birkaç eşekle birlikte onun peşinden gitti. Kadın onu babasının evine getirdi; ve genç kadının babası onu görünce onu sevinçle karşıladı.
JDG 19:4 Genç kadının babası kayınpederi onu orada tuttu; ve üç gün onun yanında kaldı. Böylece yediler, içtiler ve orada kaldılar.
JDG 19:5 Dördüncü gün sabah erkenden kalktılar, o da yola çıkmak üzere kalktı. Genç kadının babası damadına, “Bir lokma ekmekle yüreğini güçlendir, sonra yoluna gidersin” dedi.
JDG 19:6 Hep birlikte oturdular, yiyip içtiler. Bunun üzerine genç kadının babası adama şöyle dedi: “Lütfen bütün geceyi burada geçirmekten memnun ol, yüreğin de neşelensin.”
JDG 19:7 Adam ayrılmak üzere ayağa kalktı; ama kayınpederi onu zorladı, o da yine orada kaldı.
JDG 19:8 Beşinci gün yola çıkmak üzere sabah erkenden kalktı; ve genç kadının babası şöyle dedi: “Lütfen yüreğini güçlendir ve gün batana dek kalın.” ve ikisi de yediler.
JDG 19:9 Adam, cariyesi, hizmetçisi ile ayrılmak üzere kalktığında, kayınpederi, genç kadının babası ona şöyle dedi: “İşte, artık gün akşama yakınlaşıyor, lütfen bütün gece kalın. Bakın gün bitiyor. Burada kal ki, yüreğin neşelensin; yarın erkenden yola çıkar evine gidersin.”
JDG 19:10 Ama adam o gece orada kalmadı, ama kalkıp Yevus'un (Yeruşalem olarak da bilinir) yanına gitti. Yanında eyerlenmiş birkaç eşek vardı. Cariyesi de yanındaydı.
JDG 19:11 Yevus'un yakınındayken gün çoktan geçmişti; hizmetçi efendisine, “Lütfen gel, Yevuslular'ın bu kentine girelim ve orada kalalım” dedi.
JDG 19:12 Efendisi ona şöyle dedi: “İsrael'in çocuklarından olmayan bir yabancının kentine girmeyeceğiz; ama biz Giva’ya geçeceğiz.”
JDG 19:13 Uşağına, “Gel, bu yerlerden birine yaklaşalım; ve Giva'da ya da Rama'da konaklayacağız” dedi.
JDG 19:14 Böylece geçip gittiler; ve Benyamin'e ait olan Giva yakınında güneş üzerlerine battı.
JDG 19:15 Giva'da kalmak üzere oraya girdiler. İçeri girdi ve şehrin sokağına oturdu; çünkü onları kalmaları için evine götüren kimse yoktu.
JDG 19:16 İşte akşamleyin kırdan yaşlı bir adam işinden geliyordu. Adam Efraim'in dağlık bölgesindendi ve Giva'da yaşıyordu; ama o yerin adamları Benyaminli'ydi.
JDG 19:17 Gözlerini kaldırdı ve kentin sokağındaki yolcuyu gördü; ve yaşlı adam şöyle dedi: “Nereye gidiyorsun? Nereden geldin?”
JDG 19:18 O da ona şöyle dedi: “Beytlehem Yahuda'dan Efraim'in dağlık bölgesinin uzak tarafına geçiyoruz. Ben oradanım ve Beytlehem Yahuda'ya gittim. Yahve'nin evine gidiyorum; ve beni evine alan kimse yok.
JDG 19:19 Oysa eşeklerimiz için hem saman hem de yem var; ve benim için, hizmetkârın için ve hizmetkârlarınla birlikte olan genç için de ekmek ve şarap var. Hiçbir şey eksik değil.”
JDG 19:20 Yaşlı adam şöyle dedi: “Size esenlik olsun! Bütün ihtiyaçlarınızı ben karşılayayım ama sakın sokakta uyumayın.”
JDG 19:21 Bunun üzerine onu evine getirip eşeklere yem verdi. Daha sonra ayaklarını yıkadılar, yiyip içtiler.
JDG 19:22 Onlar yüreklerini neşelendirirken, işte, kentin adamları, bazı kötü adamlar evin etrafını sardılar, kapıyı vurdular; evin efendisi olan yaşlı adamla konuşup şöyle dediler: “Evine gelen adamı dışarı çıkar da onunla yatalım!”
JDG 19:23 Evin sahibi olan adam yanlarına çıkıp şöyle dedi: “Hayır, kardeşlerim, lütfen bu kadar kötü davranmayın; madem bu adam evime geldi, bu deliliği yapmayın.
JDG 19:24 İşte, el değmemiş kızımla cariyesi burada. Şimdi onları dışarı çıkaracağım. Onları alçaltın ve onlara size iyi gelene göre yapın; ama bu adama böyle bir delilik yapmayın.”
JDG 19:25 Ama adamlar onu dinlemediler; adam cariyesini tutup yanlarına çıkardı; ve onunla yattılar ve bütün gece sabaha kadar ona kötü davrandılar. Gün ağarmaya başlayınca onu salıverdiler.
JDG 19:26 Bunun üzerine kadın gün ağarırken geldi ve hava aydınlanıncaya kadar efendisinin bulunduğu adamın evinin kapısı önünde yere kapandı.
JDG 19:27 Efendisi sabah kalktı, evin kapılarını açtı ve yola çıkmak üzere dışarı çıktı; ve işte, cariyesi kadın, elleri eşikte, evin kapısında yere düşmüştü.
JDG 19:28 Ona, “Kalk, gidelim!” dedi ama kimse yanıt vermedi. Sonra onu eşeğe bindirdi; ve adam kalkıp kendi yerine gitti.
JDG 19:29 Evine vardığında bir bıçak alıp cariyesini parçaladı, onu uzuv uzuv on iki parçaya böldü ve onu bütün İsrael sınırlarına gönderdi.
JDG 19:30 Öyle oldu ki, bunu gören herkes şöyle dedi: “İsrael çocuklarının Mısır'dan çıktığı günden bu güne dek böyle bir şey ne yapıldı, ne de görüldü! Düşünün, öğütleşin ve konuşun.”
JDG 20:1 Bunun üzerine bütün İsrael'in çocukları çıktılar ve Gilad ülkesiyle Dan'dan Beerşeva'ya kadar topluluk bir adammış gibi Mispa'da Yahve'nin önünde toplandı.
JDG 20:2 Bütün halkın, İsrael'in bütün oymaklarının ileri gelenleri, kılıç çeken dört yüz bin yaya, Tanrı halkının toplantısında kendilerini sundular.
JDG 20:3 (Benyamin'in çocukları, İsrael'in çocuklarının Mispa'ya çıkmış olduklarını duydular.) İsrael'in çocukları, “Söyle bize, bu kötülük nasıl oldu?” dediler.
JDG 20:4 Öldürülen kadının kocası Levili şöyle yanıt verdi: “Cariyemle birlikte geceyi geçirmek üzere Benyamin'in Giva'sına geldim.
JDG 20:5 Givalılar bana karşı kalktılar ve geceleyin evi kuşattılar. Beni öldürmek istediler, cariyeme tecavüz ettiler, o da öldü.
JDG 20:6 Cariyemi alıp onu parçalara ayırdım ve onu İsrael'in mirası olan bütün memlekete gönderdim; çünkü İsrael'de namussuzluk ve delilik yaptılar.
JDG 20:7 İşte, ey İsrael'in çocukları, hepiniz burada önerinizi ve öğüdünüzü verin.”
JDG 20:8 Bütün halk tek bir adammış gibi ayağa kalkıp şöyle dedi: “Hiçbirimiz çadırına gitmeyecek, hiçbirimiz evine dönmeyecek.
JDG 20:9 Ama şimdi Giva'ya şunu yapacağız: Ona kurayla karşı çıkacağız;
JDG 20:10 ve halk için yiyecek sağlamak üzere İsrael'in bütün oymaklarından yüz kişiden on, bin kişiden yüz ve on bin kişiden bin kişi alacağız, ve Benyamin'in Giva'sına gelince, onlar Givalılar'ın İsrael'de yaptıkları bütün deliliğe göre yapsınlar.”
JDG 20:11 Böylece bütün İsraelliler o kente karşı toplanıp bir adammış gibi birleştiler.
JDG 20:12 İsrael oymakları Benyamin oymağının her yerine adamlar gönderip şöyle dediler: “Aranızda gerçekleşen bu kötülük nedir?
JDG 20:13 Şimdi Giva'daki adamları, kötü adamları teslim edin ki, onları öldürelim ve İsrael'den kötülüğü kaldıralım.'' Ancak Benyamin kardeşleri İsrael'in çocuklarının sesine kulak vermedi.
JDG 20:14 Benyamin'in çocukları İsrael'in çocuklarına karşı savaşmak üzere kentlerden Giva'ya doğru toplandılar.
JDG 20:15 O gün Benyamin'in çocuklarından kentlerden kılıç çeken yirmi altı bin kişi sayıldı; buna ek olarak Giva sakinlerinden yedi yüz seçilmiş adam sayıldı.
JDG 20:16 Bütün bu askerler arasında solak yedi yüz seçme adam vardı. Her biri sapanla bir kıla taş atabilir ve ıskalamazdı.
JDG 20:17 İsrael'in çocukları Benyamin'in yanı sıra kılıç çeken dört yüz bin kişi sayıldı. Bunların hepsi savaş adamlarıydı.
JDG 20:18 İsrael'in çocukları kalkıp Beytel'e gittiler ve Tanrı'dan öğüt istediler. “Benyamin'in çocuklarına karşı savaşmak için ilk kim bizim için çıkacak?” diye sordular. Yahve, “İlk Yahuda” dedi.
JDG 20:19 İsrael'in çocukları sabah kalkıp Giva'ya karşı ordugâh kurdular.
JDG 20:20 İsraelliler Benyamin'e karşı savaşmaya çıktılar; ve İsrael adamları Giva'da onlara karşı savaşa dizildiler.
JDG 20:21 Benyamin'in çocukları Giva'dan çıkıp o gün İsraelliler'den yirmi iki bin kişiyi yere serdi.
JDG 20:22 Halk, İsrael adamları, kendilerini cesaretlendirdiler ve ilk gün savaşa dizildikleri yerde yeniden dizildiler.
JDG 20:23 İsrael'in çocukları çıkıp akşama kadar Yahve'nin önünde ağladılar; ve Yahve'ye sorup dediler: “Kardeşimiz Benyamin'in çocuklarına karşı savaşmak için tekrar yaklaşalım mı?” Yahve, “Ona karşı çıkın” dedi.
JDG 20:24 İkinci gün İsrael'in çocukları Benyamin'in çocuklarına yaklaştılar.
JDG 20:25 Benyamin ikinci gün Giva'dan onlara karşı çıktı ve yine İsrael'in çocuklarından on sekiz bin kişiyi yere serdi. Bunların hepsi kılıç çekenlerdi.
JDG 20:26 Bunun üzerine bütün İsrael'in çocukları ve bütün halk çıkıp Beytel'e geldiler, ağladılar, orada Yahve'nin önünde oturdular ve o gün akşama kadar oruç tuttular; sonra Yahve'nin önünde yakmalık sunular ve esenlik sunuları sundular.
JDG 20:27 İsrael'in çocukları Yahve'ye sorup (çünkü Tanrı'nın Antlaşma Sandığı o günlerde oradaydı;
JDG 20:28 ve Aron oğlu Eleazar oğlu Pinehas o günlerde onun önünde duruyordu) şöyle dediler: “Kardeşimiz Benyamin'in çocuklarına karşı savaşmaya yine bir daha çıkalım mı, yoksa duracak mıyız?” Yahve şöyle dedi: “Çıkın; çünkü yarın onları sizin elinize teslim edeceğim.”
JDG 20:29 İsrael Giva'nın her yerinde pusu kurdu.
JDG 20:30 İsrael'in çocukları üçüncü gün Benyamin'in çocuklarına karşı çıktılar ve diğer zamanlarda olduğu gibi Giva'ya karşı dizildiler.
JDG 20:31 Benyamin'in çocukları halka karşı çıktılar ve kentten uzaklaştırıldılar; ve başka zamanlarda olduğu gibi, biri Beytel'e, diğeri kırdan Giva'ya giden ana yollarda, halktan vurmaya başladılar, otuz kadar İsraelli'yi öldürdüler.
JDG 20:32 Benyamin'in çocukları, “İlk başta olduğu gibi önümüzde vuruldular” dediler. Ama İsrael'in çocukları, “Kaçalım ve onları kentten ana yollara çekelim” dediler.
JDG 20:33 İsrael'in bütün erkekleri yerlerinden kalkıp Baal Tamar'da dizildiler. Bunun üzerine İsrael'in pusuda yatanları yerlerinden, Maare Geva'dan fırladılar.
JDG 20:34 Bütün İsrael'den on bin seçme adam Giva'ya karşı geldi; savaş şiddetliydi; ama felaketin kendilerine yakın olduğunu bilmiyorlardı.
JDG 20:35 Yahve Benyamin'i İsrael'in önünde vurdu; ve İsrael'in çocukları o gün Benyamin'den yirmi beş bin yüz kişiyi yok ettiler. Bunların hepsi kılıç çekenlerdi.
JDG 20:36 Böylece Benyamin'in çocukları vurulduklarını gördüler; çünkü İsraelliler Giva'ya karşı kurdukları pusuculara güvendikleri için Benyamin'e yol vermişlerdi.
JDG 20:37 Pusu kuranlar aceleyle Giva'ya saldırdılar; bunun üzerine pusu kuranlar dağılıp bütün kenti kılıçtan geçirdiler.
JDG 20:38 İsraelliler ile pusu kuranlar arasındaki belirlenmiş olan işaret, kentten büyük bir duman bulutu çıkarmalarıydı.
JDG 20:39 İsraelliler savaşta geri döndüler. Benyamin vurmaya başlayarak İsraelliler'den otuz kadar kişiyi öldürdü. Çünkü onlar, “Onlar belli ki, ilk savaşta olduğu gibi önümüzde vuruldular” dediler.
JDG 20:40 Ama bulut bir duman sütunu halinde kentin içinden yükselmeye başlayınca, Benyamin'in çocukları arkalarına baktılar; ve işte, bütün kent dumanlar içinde gökyüzüne yükseliyordu.
JDG 20:41 İsraelliler geri döndüler, Benyaminliler dehşete düştüler; çünkü üzerlerine felaket gelmiş olduğunu gördüler.
JDG 20:42 Bu nedenle İsraelliler'in önünde çöl yoluna sırtlarını döndüler, ama savaş onları sert bir şekilde takip etti; ve kentlerden çıkanlar onları ortalarında yok ettiler.
JDG 20:43 Benyaminiler'in etrafını sardılar, kovaladılar ve gün doğumuna doğru Giva yakınlarına kadar dinlenme yerlerinde onları çiğnediler.
JDG 20:44 Benyaminliler'den on sekiz bin kişi düştü; bunların hepsi cesur yiğitlerdi.
JDG 20:45 Dönüp çöldeki Rimmon Kayası'na doğru kaçtılar. Ana yollarda onlardan beş bin kişiyi topladılar ve Gidom'a kadar sıkı bir şekilde peşlerine düştüler ve iki bin kişiyi vurdular.
JDG 20:46 Böylece Benyamin'den o gün ölenlerin hepsi, kılıç çeken yirmi beş bin kişiydi. Bunların hepsi cesur yiğitlerdi.
JDG 20:47 Ama altı yüz kişi dönüp çöldeki Rimmon Kayası'na kaçtılar ve Rimmon Kayası'nda dört ay kaldılar.
JDG 20:48 İsraelliler yine Benyamin'in çocuklarına karşı döndüler ve onları, bütün kenti, hayvanları ve buldukları her şeyi kılıçtan geçirdiler. Dahası buldukları bütün kentleri ateşe verdiler.
JDG 21:1 İsraelliler Mispa'da ant içerek şöyle dediler: “Hiçbirimiz kızını Benyamin'e eş olarak vermeyeceğiz.”
JDG 21:2 Halk Beytel'e gelip orada akşama kadar Tanrı'nın önünde oturdular, seslerini yükseltip şiddetle ağladılar.
JDG 21:3 Onlar, “Ey Yahve, İsrael'in Tanrısı, neden İsrael'de böyle oldu da bugün İsrael'de bir oymak eksildi?” dediler.
JDG 21:4 Ertesi gün halk erkenden kalktı, orada bir sunak yaptı, yakmalık sunularla esenlik sunuları sundu.
JDG 21:5 İsrael'in çocukları, “Bütün İsrael oymaklarından toplantıda Yahve'ye çıkmayan kim var?” dediler. Çünkü Mispa'da Yahve'ye çıkmayan adam için, “Mutlaka öldürülecektir” diyerek büyük ant içmişlerdi.
JDG 21:6 İsrael'in çocukları, kardeşleri Benyamin için üzülüp şöyle dediler: “Bugün İsrael'den kopmuş bir oymak var.
JDG 21:7 Kızlarımızı onlara eş olarak vermeyeceğimize Yahve'ye ant içtiğimize göre, geride kalanlara nasıl eşler sağlayacağız?”
JDG 21:8 “İsrael oymaklarından Mispa'ya, Yahve'ye çıkmayan kim var?” dediler. İşte, Yaveş Gilad'dan ordugâha, toplantıya kimse gelmemişti.
JDG 21:9 Çünkü halk sayıldığında, orada Yaveş Gilad sakinlerinden kimse yoktu.
JDG 21:10 Topluluk oraya en cesur adamlardan on iki binini göndererek onlara şu buyruğu verdi: “Gidin, kadınlar ve küçük çocuklarla birlikte Yaveş Gilad halkını kılıçtan geçirin.
JDG 21:11 Yapacağın şey şudur: Her erkeği, erkekle yatmış olan her kadını tamamen yok edeceksiniz.”
JDG 21:12 Yaveş Gilad sakinleri arasında, erkek bilmeyen, el değmemiş dört yüz genç kız buldular; ve onları Kenan ülkesinde bulunan Şilo'daki ordugâha getirdiler.
JDG 21:13 Bütün topluluk, Rimmon Kayası'nda bulunan Benyamin'in çocuklarına adam gönderip onlarla konuştu ve onlara barış ilan etti.
JDG 21:14 O sırada Benyamin geri döndü; ve Yaveş Gilad kadınlarından canlı olarak kurtardıkları kadınları onlara verdiler. Hâlâ onlara yetmiyordu.
JDG 21:15 Yahve İsrael oymaklarına gedik açtığı için halk Benyamin için yas tuttu.
JDG 21:16 Bunun üzerine topluluğun ihtiyarları, “Benyamin'in kadınları yok edildiğine göre, geride kalanlara nasıl eşler sağlayacağız?” dediler.
JDG 21:17 Onlar şöyle dediler: “Benyamin'den kurtulanlara bir miras verilmeli ki, İsrael'den bir oymak silinmesin.
JDG 21:18 Ancak onlara kızlarımızdan eşler veremeyiz; çünkü İsrael'in çocukları, 'Benyamin'e eş verene lanet olsun' diyerek ant içmişlerdi.”
JDG 21:19 Onlar, “İşte, Beytel'in kuzeyinde, Beytel'den Şekem'e çıkan yolun doğusunda ve Lebona'nın güneyinde bulunan Şilo'da Yahve'nin yıldan yıla bir bayramı vardır” dediler.
JDG 21:20 Benyamin'in çocuklarına şu buyruğu verip dediler: “Gidin, bağlarda pusuya yatın;
JDG 21:21 ve bakın, ve işte, eğer Şilo kızları dans etmek için çıkarlarsa, o zaman bağlardan çıkın ve her adam kendine eş olarak Şilo kızlarından yakalasın ve Benyamin ülkesine gidin.
JDG 21:22 Öyle olacak ki, babaları ya da kardeşleri bize şikayette bulunmak için geldiklerinde onlara şöyle diyeceğiz: 'Onları bize lütfederek bağışlayın; çünkü biz savaşta her birine bir eş almadık, ne de siz onlara verdiniz; yoksa şimdi suçlu olurdunuz.'”
JDG 21:23 Benyamin'in çocukları da öyle yaptılar ve kendi sayılarına göre dans edenlerden alıp götürdüler. Gidip miraslarına döndüler, kentler bina ettiler ve onlarda yaşadılar.
JDG 21:24 O zaman İsrael'in çocukları, her biri kendi oymağına ve ailesine göre oradan ayrıldı ve her biri oradan kendi mirasına çıktı.
JDG 21:25 O günlerde İsrael'de kral yoktu. Herkes kendi gözünde doğru olanı yapardı.
RUT 1:1 Hâkimlerin hükmettiği günlerde, ülkede kıtlık vardı. Beytlehem Yahuda'dan bir adam, karısı ve iki oğluyla birlikte Moav ülkesinde yaşamaya gitti.
RUT 1:2 Adamın adı Elimelek, karısının adı Naomi'ydi. İki oğlunun adları Mahlon ve Kilyon olup, Beytlehem Yahuda'dan Efratalı'ydılar. Moav ülkesine gelip orada yaşadılar.
RUT 1:3 Naomi'nin kocası Elimelek öldü ve Naomi iki oğluyla kaldı.
RUT 1:4 Moav kadınlarından kendilerine eşler aldılar. Birinin adı Orpa, öbürünün adı Rut'tu. Orada yaklaşık on yıl yaşadılar.
RUT 1:5 Mahlon ve Kilyon ikisi de öldüler, kadın iki çocuğundan ve kocasından yoksun kaldı.
RUT 1:6 Sonra Moav ülkesinden dönmek için gelinleriyle birlikte kalktı. Çünkü Moav ülkesinde Yahve'nin halkına ekmek verip onları nasıl ziyaret ettiğini duymuştu.
RUT 1:7 İki geliniyle birlikte bulunduğu yerden çıktı. Yahuda ülkesine dönmek üzere yola koyuldular.
RUT 1:8 Naomi iki gelinine, “Gidin, her biriniz annenizin evine dönün” dedi, “Siz ölülere ve bana nasıl iyilikle davrandınızsa Yahve size iyilikle davransın.
RUT 1:9 Yahve size versin de, her biriniz kocanızın evinde rahat bulasınız.” Sonra onları öptü, onlar da yüksek sesle ağladılar.
RUT 1:10 Ona, “Hayır, seninle birlikte halkına döneceğiz” dediler.
RUT 1:11 Naomi, “Geri dönün, kızlarım” dedi, “Neden benimle gelmek istiyorsunuz? Artık rahmimde oğullarım mı var ki, size kocalar olabilsinler?
RUT 1:12 Geri dönün, kızlarım, yolunuza gidin; çünkü ben kocam olamayacak kadar yaşlıyım. Eğer, ‘Umudum var’ desem, bu gece kocam olsa, oğullar da doğursam,
RUT 1:13 o halde onlar büyüyene dek bekleyecek misiniz? Öyleyse kocaya varmaktan kaçınacak mısınız? Hayır, kızlarım, çünkü sizin yüzünüzden çok üzülüyorum, çünkü Yahve'nin eli bana karşı çıktı.”
RUT 1:14 Seslerini yükseltip yine ağladılar; sonra Orpa kaynanasını öptü, ama Rut onunla kaldı.
RUT 1:15 “İşte, eltin kendi halkına ve kendi ilâhına döndü. Eltini izle” dedi.
RUT 1:16 Rut, “Seni bırakıp da ardından dönmeye beni zorlama, çünkü sen nereye gidersen ben oraya gideceğim; sen nerede kalırsan ben orada kalacağım. Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak.
RUT 1:17 Sen nerede ölürsen ben de orada öleceğim ve oraya gömüleceğim. Eğer seni ve beni ölümden başka bir şey ayırırsa, Yahve bana öyle, fazlasını da yapsın.” dedi.
RUT 1:18 Naomi onun kendisiyle gitmeye kararlı olduğunu görünce, onu zorlamayı bıraktı.
RUT 1:19 Böylece ikisi de Beytlehem'e varana kadar gittiler. Beytlehem'e vardıklarında, bütün kent onlar hakkında heyecanlandı ve, “Bu Naomi mi?” diye sordular.
RUT 1:20 Onlara, “Bana Naomi demeyin. Bana Mara deyin, çünkü Her Şeye Gücü Yeten bana çok acı davrandı.” dedi.
RUT 1:21 “Dolu çıktım, ama Yahve beni eve geri boş getirdi. Mademki, Yahve bana karşı tanıklık etti ve Her Şeye Gücü Yeten beni sıkıntıya soktu, neden bana Naomi diyorsunuz?”
RUT 1:22 Böylece Naomi, Moav ülkesinden dönen gelini Moavlı Rut'la birlikte geri döndü. Arpa hasadının başlangıcında Beytlehem'e geldiler.
RUT 2:1 Naomi'nin kocasının akrabası, Elimelek soyundan güçlü ve zengin bir adam vardı; adı Boaz'dı.
RUT 2:2 Moavlı Rut, Naomi'ye, “İzin ver, tarlaya gideyim, gözünde lütuf bulacağım adamın ardından başakların arasında başak toplayayım” dedi. Kadın ona, “Git, kızım” dedi.
RUT 2:3 Naomi gitti, gelip tarlada orakçıların ardından başak topladı; ve Elimelek soyundan Boaz'ın tarlasındaki paya denk geldi.
RUT 2:4 Boaz da Beytlehem'den geldi ve orakçılara, “Yahve sizinle olsun” dedi. Onlar da, “Yahve seni kutsasın” diye karşılık verdiler.
RUT 2:5 Boaz, orakçıların başında duran hizmetçisine, “Bu genç kız kimin?” diye sordu.
RUT 2:6 Orakçıların başındaki hizmetçi, “Moav ülkesinden Naomi ile birlikte dönen Moavlı genç kadındır” diye yanıtladı.
RUT 2:7 Kadın bana, “Lütfen izin ver de başak toplayayım, orakçıların ardından demetler arasında toplayayım” dedi. “Böylece geldi ve sabahtan bu yana evde biraz dinlenmek dışında çalışmaya devam etti.”
RUT 2:8 Sonra Boaz, Rut’a, “Dinle kızım. Başka bir tarlada başak toplamaya gitme, buradan da ayrılma, kızlarımın yanında burada kal.
RUT 2:9 Gözlerini onların biçtikleri tarlaya dik ve onları takip et. Gençlere sana dokunmamalarını buyurmadım mı? Susadığında kaplara git ve gençlerin çektiklerinden iç” dedi.
RUT 2:10 Sonra yüzüstü yere kapanıp eğildi ve ona, “Yabancı olduğum halde, neden gözünde lütuf buldum ki, beni sayasın?” dedi.
RUT 2:11 Boaz ona, “Kocanın ölümünden beri kaynanana yaptıklarını, babanı, anneni ve doğduğun ülkeyi bırakıp daha önce tanımadığın bir halkın yanına geldiğini bana anlattılar” diye karşılık verdi.
RUT 2:12 “Yahve emeğinin karşılığını versin ve kanatlarının altına sığınmak için geldiğin İsrael'in Tanrısı Yahve'den sana dolu ödül verilsin.”
RUT 2:13 Kadın, “Efendim, gözünde lütuf bulayım, çünkü beni rahatlattın ve senin hizmetkârlarından biri gibi değilken hizmetkârına yumuşak konuştun” dedi.
RUT 2:14 Yemek vakti Boaz ona, “Gel, biraz ekmek ye, lokmanı sirkeye batır” dedi. O, orakçıların yanına oturdu, ona kavrulmuş başak uzattılar. O yedi, doydu ve birazını bıraktı.
RUT 2:15 Başak toplamak için kalktığında, Boaz genç adamlarına, “Başakların arasında bile toplasın, onu utandırmayın” diye buyurdu.
RUT 2:16 “Destelerden onun için biraz çıkarıp bırakın. Toplasın ve onu azarlamayın” dedi.
RUT 2:17 Akşama kadar tarlada başak topladı; topladığını dövdü, bir efa kadar arpa oldu.
RUT 2:18 Yüklenip kente gitti. Kaynanası onun topladığı şeyi gördü ve doyduktan sonra artakalanını çıkarıp ona verdi.
RUT 2:19 Kaynanası ona, “Bugün nerede başak topladın? Nerede çalıştın? Seni önemseyen kutsansın.” dedi. Kimin yanında çalışmış olduğunu kaynanasına, “Bugün yanında çalıştığım adamın adı Boaz’dır” diyerek söyledi.
RUT 2:20 Naomi gelinine, “Yaşayanlara ve ölülere karşı iyiliğini esirgemeyen Yahve tarafından o kutsansın” dedi. Naomi ona, “Bu adam bize yakın akrabadır, yakın akrabalarımızdan biridir” dedi.
RUT 2:21 Moavlı Rut şöyle dedi, “Evet, bana, ‘Gençlerim bütün hasadımı bitirinceye kadar onların yanında kalacaksın’ dedi.”
RUT 2:22 Naomi gelini Rut’a, “Kızım, onun kızlarıyla çıkman iyi olur, ta ki başka bir tarlada sana zarar vermesinler” dedi.
RUT 2:23 Böylece arpa hasatı ve buğday hasatı sonuna kadar başak toplamak için Boaz'ın kızlarının yanında kaldı; kaynanasıyla birlikte yaşadı.
RUT 3:1 Kaynanası Naomi ona, “Kızım, sana iyilik olsun diye senin için rahat bir yer aramayayım mı?” dedi.
RUT 3:2 “Şimdi Boaz bizim yakın akrabamız değil mi, sen de kızlarının arasındaydın? İşte, bu gece harman yerinde arpa savuracak.
RUT 3:3 Bu nedenle yıkan, yağ sürün, giyin ve harman yerine in; ama adam yiyip içmeyi bitirinceye kadar kendini ona belli etme.
RUT 3:4 Öyle olacak ki, yattığı zaman, yattığı yere dikkat edeceksin. Sonra içeri gireceksin, onun ayaklarını açacaksın ve yatacaksın. O zaman sana ne yapacağını söyleyecek.”
RUT 3:5 Ona, “Söylediklerinin hepsini yapacağım” dedi.
RUT 3:6 Harman yerine indi ve kaynanasının kendisine söylediği her şeyi yaptı.
RUT 3:7 Boaz yiyip içtikten ve yüreği neşelendikten sonra, gidip buğday yığınının ucuna uzandı. Kadın yavaşça geldi, ayaklarını açtı ve yattı.
RUT 3:8 Gece yarısı adam ürktü ve döndü; ve işte, ayaklarının dibinde bir kadın yatıyordu.
RUT 3:9 “Sen kimsin?” diye sordu. Kadın, “Ben hizmetkârın Rut’um” diye yanıt verdi. “Bu yüzden giysinin ucunu hizmetkârının üzerine ört; çünkü sen yakın akrabasın.”
RUT 3:10 O, “Kızım, Yahve tarafından kutsanmışsın” dedi. “Sonunda başlangıçtan daha çok iyilik gösterdin, çünkü ister yoksul ister zengin olsun, genç adamların peşinden gitmedin.
RUT 3:11 Şimdi kızım, korkma. Sana söylediğin her şeyi yapacağım; çünkü halkımın bütün kenti senin değerli bir kadın olduğunu biliyor.
RUT 3:12 Şimdi benim yakın bir akraba olduğum doğrudur. Ancak benden daha yakın bir akraba var.
RUT 3:13 Bu gece kal, ve sabahleyin, eğer o sana yakın akrabalık görevini yaparsa, iyi. O yakın akrabalık görevini yapsın. Ama eğer o sana yakın akrabalık görevini yapmazsa, yaşayan Yahve hakkı için, ben sana yakın akrabalık görevini yapacağım. Sabaha kadar yat.”
RUT 3:14 Sabah oluncaya kadar onun ayaklarının dibinde yattı, sonra biri bir diğerini ayırt edebilecek duruma gelmeden kalktı. Çünkü Boaz, “Kadının harman yerine geldiği bilinmesin” demişti.
RUT 3:15 “Üzerindeki örtüyü getir ve tut” dedi. Kadın tuttu; ve altı ölçek arpa ölçtü ve kadına yükletti; sonra kente gitti.
RUT 3:16 Kaynanasının yanına gelince, “Nasıl geçti kızım?” dedi. Adamın kendisi için yaptığı her şeyi ona anlattı.
RUT 3:17 Kadın, “Bana bu altı ölçek arpayı verdi; çünkü, ‘Kaynananın yanına boş gitme’ dedi” dedi.
RUT 3:18 Sonra, “Kızım, ne olacağını öğrenene dek bekle; çünkü adam bugün bunu halledinceye kadar rahat etmeyecektir” dedi.
RUT 4:1 Boaz kapıya çıktı ve oturdu. İşte, Boaz'ın söylemiş olduğu yakın akrabası geldi. Boaz ona, “Buraya gel, dostum, otur!” dedi. Adam gelip oturdu.
RUT 4:2 Boaz kentin ihtiyarlarından on adam aldı, “Buraya oturun” dedi, onlar da oturdular.
RUT 4:3 Yakın akrabaya, “Moav ülkesinden dönen Naomi, kardeşimiz Elimelek'in olan tarla hissesini satıyor” dedi.
RUT 4:4 “Sana, 'Burada oturanların ve halkımın ihtiyarları önünde satın al' demeyi düşündüm. Eğer onu satın alacaksan, satın al; ama eğer satın almayacaksan, bana söyle de bileyim. Çünkü onu senden başka satın alacak kimse yok; ben de senden sonrayım.” Adam, “Ben satın alırım” dedi.
RUT 4:5 O zaman Boaz, “Tarlayı Naomi’nin elinden satın aldığın gün, ölenin karısı Moavlı Rut’u da satın almalısın ki, ölenin adı mirasında yükselsin” dedi.
RUT 4:6 Yakın akraba, “Kendim için satın alamam, yoksa kendi mirasımı tehlikeye atarım. Satın alma hakkımı kendi üzerine al; çünkü satın alamam.” dedi.
RUT 4:7 Eskiden İsrael’de satın alma ve takas etme konusunda, her şeyi doğrulamak için uygulanan gelenek şuydu: Bir adam çarığını çıkarıp komşusuna verirdi; İsrael’de işlemleri resmileştirmenin yolu buydu.
RUT 4:8 Yakın akraba Boaz’a, “Kendin için satın al” dedi, ardından çarığını çıkardı.
RUT 4:9 Boaz ihtiyarlara ve bütün halka, “Bugün sizler tanıksınız, Elimelek’in, Kilyon’un ve Mahlon’un olan her şeyi Naomi’nin elinden satın aldım.
RUT 4:10 Dahası, ölenin adı kardeşleri arasından ve yerinin kapısından kesilmesin diye, ölenin adını mirasında yükseltmek için Mahlon’un karısı Moavlı Rut’u da karım olarak satın aldım. Bugün sizler tanıksınız.” dedi.
RUT 4:11 Kapıda bulunan bütün halk ve ihtiyarlar, “Biz tanığız” dediler, “Yahve, evine gelen kadını, ikisi İsrael evini kuran Rahel ve Lea gibi yapsın; seni Efrata’da layık görsün ve Beytlehem’de tanınmış kılsın.
RUT 4:12 Eviniz, Yahve'nin bu genç kadından sana vereceği soyla, Tamar'ın Yahuda'ya doğurduğu Perez'in evi gibi olsun.”
RUT 4:13 Böylece Boaz, Rut'u aldı ve karısı oldu. Boaz onun yanına girdi ve Yahve onun gebe kalmasını sağladı, Rut da bir oğul doğurdu.
RUT 4:14 Kadınlar Naomi'ye, “Bugün seni yakın akrabasız bırakmayan Yahve yücelsin” dediler. “Adı İsrael'de tanınmış olsun.
RUT 4:15 O seni yaşama döndüren ve yaşlılığında seni taşıyan biri olacak; çünkü seni seven, yedi oğuldan daha iyi olan gelinin onu doğurdu.”
RUT 4:16 Naomi çocuğu alıp kucağına yatırdı ve ona dadı oldu.
RUT 4:17 Komşu kadınlar, “Naomi'ye bir oğul doğdu” diyerek ona bir ad koydular. Adını Oved koydular. O, David'in babası olan Yişay'ın babasıdır.
RUT 4:18 Perez'in kuşaklarının öyküsü şudur: Perez, Hetsron'un babası oldu.
RUT 4:19 Hetsron, Ram'ın babası oldu. Ram, Amminadav'ın babası oldu.
RUT 4:20 Amminadav, Nahşon'un babası oldu. Nahşon, Salmon'un babası oldu.
RUT 4:21 Salmon, Boaz'ın babası oldu. Boaz, Oved'in babası oldu.
RUT 4:22 Oved, Yişay'ın babası oldu. Yişay da David'in babası oldu.
1SA 1:1 Efraim dağlık kesiminden Ramataim Sofim'den bir adam vardı. Adı Elkana'ydı. Yeroham'ın oğlu, Elihu'nun oğlu, Tohu'nun oğlu, Suf'un oğlu Efraimli'ydi.
1SA 1:2 İki karısı vardı. Birinin adı Hanna, öbürünün adı Peninna'ydı. Peninna'nın çocukları vardı, ama Hanna'nın çocuğu yoktu.
1SA 1:3 Bu adam yıldan yıla Şilo'da Ordular Yahvesi'ne tapınmak ve kurban kesmek için kentinden çıkardı. Eli'nin iki oğlu, Hofni ve Pinehas, Yahve'nin kâhinleri oradaydı.
1SA 1:4 Elkana kurban keseceği gün gelince, karısı Peninna'ya ve bütün oğullarıyla kızlarına paylar verirdi.
1SA 1:5 Ancak Hanna'ya iki kat pay verirdi. Çünkü Hanna'yı severdi, ancak Yahve onun rahmini kapatmıştı.
1SA 1:6 Rakibi onu öfkelendirmek için onu şiddetle kızdırırdı, çünkü Yahve onun rahmini kapatmıştı.
1SA 1:7 Böylece yıldan yıla Yahve'nin evine çıktığında, rakibi onu kızdırıyordu. Bu yüzden ağlar ve yemek yemezdi.
1SA 1:8 Kocası Elkana ona, “Hanna, neden ağlıyorsun? Neden yemiyorsun? Neden yüreğin kederli? Ben sana on oğuldan daha iyi değil miyim?” dedi.
1SA 1:9 Böylece Hanna, Şilo'da yiyip içtikten sonra kalktı. Kâhin Eli ise Yahve'nin tapınağının kapı sövesinin yanındaki koltuğunda oturuyordu.
1SA 1:10 Canı acılık içindeydi, Yahve'ye dua ediyor, acı acı ağlıyordu.
1SA 1:11 Kadın adak adayıp şöyle dedi: “Ey Ordular Yahvesi, eğer hizmetkârının sıkıntısını gerçekten görür, beni hatırlar, hizmetkârını unutmaz ve hizmetkârına bir erkek çocuk verirsen, onu yaşamının bütün günlerinde Yahve'ye vereceğim, başına ustura değmeyecek.”
1SA 1:12 Kadın Yahve'nin önünde dua etmeye devam ederken, Eli onun ağzını gördü.
1SA 1:13 Hanna yüreğinde konuşuyordu. Sadece dudakları oynuyordu, ama sesi duyulmuyordu. Bu yüzden Eli onun sarhoş olduğunu sandı.
1SA 1:14 Eli ona, “Ne zamana dek sarhoş kalacaksın? Şarabından kurtul!” dedi.
1SA 1:15 Hanna, “Hayır efendim, ben ruhu kederli bir kadınım” diye yanıt verdi. “Ne şarap ne de içki içtim, yalnızca canımı Yahve'nin önüne döktüm.
1SA 1:16 Hizmetkârını kötü bir kadın sanma, çünkü yakınmamın ve kızgınlığımın çokluğundan konuşuyordum.”
1SA 1:17 Eli, “Esenlikle git, İsrael’in Tanrısı kendisinden istediğin dileğini sana versin” diye yanıt verdi.
1SA 1:18 Kadın, “Hizmetkârın senin gözünde lütuf bulsun” dedi. Kadın kendi yoluna gidip yedi; yüzünün görünümü artık üzüntülü değildi.
1SA 1:19 Sabah erkenden kalkıp Yahve'ye tapındılar, sonra dönüp Rama’daki evlerine geldiler. Elkana karısı Hanna’yı bildi; Yahve kadını hatırladı.
1SA 1:20 Zamanı gelince, Hanna gebe kaldı ve bir oğul doğurdu. Adını Samuel koydu ve, “Çünkü onu Yahve'den diledim” dedi.
1SA 1:21 Elkana adlı adam ve bütün evi Yahve'ye yıllık kurbanı ve adağını sunmak için çıktılar.
1SA 1:22 Ama Hanna çıkmadı, çünkü kocasına, “Çocuk sütten kesilinceye kadar olmaz; onu o zaman Yahve'nin önünde görünsün diye getireceğim, daima da orada kalacaktır” dedi.
1SA 1:23 Kocası Elkana ona, “Sana iyi geleni yap. Onu sütten kesinceye dek bekle; yalnız Yahve sözünü yerine getirsin” dedi. Kadın bekledi ve oğlunu sütten kesinceye dek emzirdi.
1SA 1:24 Çocuğu sütten kestikten sonra, üç boğa, bir efa un ve bir kap şarapla birlikte onu yanında çıkardı ve Şilo’daki Yahve'nin evine getirdi. Çocuk henüz küçüktü.
1SA 1:25 Boğayı kesip çocuğu Eli’ye getirdiler.
1SA 1:26 Kadın, “Aman efendim, canın hakkı için, burada senin yanında durup Yahve'ye dua eden kadınım” dedi.
1SA 1:27 “Bu çocuk için dua ettim ve Yahve kendisinden istemiş olduğum dileğimi bana verdi.
1SA 1:28 Bu yüzden onu Yahve'ye verdim. Yaşadığı sürece Yahve'ye armağan edilmiştir.” O orada Yahve'ye tapındı.
1SA 2:1 Hanna dua edip şöyle dedi: “Yüreğim Yahve'de sevinçle coşuyor! Boynuzum Yahve'de yükseldi. Ağzım düşmanlarıma karşı büyüdü, çünkü senin kurtarışınla seviniyorum.
1SA 2:2 Yahve kadar kutsal kimse yoktur, çünkü senden başka kimse yoktur, Tanrımız gibi kaya da yoktur.”
1SA 2:3 “Böyle aşırı gururla konuşmaya devam etme. Ağzından kibir çıkmasın, çünkü Yahve bilgi Tanrısı'dır. Eylemler O'nun tarafından tartılır.”
1SA 2:4 “Güçlülerin yayları kırıldı. Tökezleyenler güçle kuşandı.
1SA 2:5 Tok olanlar ekmek için kendilerini ücretli işçi ettiler. Aç olanlar doydu. Evet, kısır yedi çocuk doğurdu. Çok çocuğu olan kadın da cansızlaşıyor.”
1SA 2:6 “Yahve öldürür ve diriltir. O, Şeol'e indirir ve çıkarır.
1SA 2:7 Yahve yoksullaştırır ve zenginleştirir. Hem alçaltır, hem yükseltir.
1SA 2:8 Beylerle birlikte otursunlar diye, yücelik tahtını miras alsınlar diye, yoksulları tozdan kaldırır. Muhtaçları gübre yığınından yükseltir. Çünkü yeryüzünün direkleri Yahve'nindir. Dünyayı onların üzerine kurdu.
1SA 2:9 Kutsallarının ayaklarını koruyacak, ama kötüler karanlıkta susturulacaktır; çünkü hiç kimse güçle galip gelemeyecek.
1SA 2:10 Yahve ile çekişenler paramparça olacaklar. Onların üzerine gökyüzünden gürleyecektir.” “Yahve yeryüzünün uçlarını yargılayacaktır. Kralı'na güç verecek, meshedilmişinin boynuzunu yükseltecek.”
1SA 2:11 Elkana Rama'daki evine gitti. Çocuk, kâhin Eli'nin önünde Yahve'ye hizmet ediyordu.
1SA 2:12 Eli'nin oğulları kötü adamlardı. Yahve'yi bilmiyorlardı.
1SA 2:13 Kâhinlerin halkla olan âdeti şuydu: Birisi kurban sunduğunda, kâhinin hizmetkârı et haşlanırken elinde üç dişli bir çatalla gelirdi;
1SA 2:14 ve onu tavaya, kaba, kazana ya da tencereye daldırırdı. Kâhin çatalın kendisi için çıkardığı her şeyi alırdı. Bunu Şilo'ya gelen bütün İsraelliler'e yaparlardı.
1SA 2:15 Evet, iç yağını yakmadan önce kâhinin hizmetkârı gelip kurban kesen adama, “Kâhine kızartmalık et ver; çünkü senden haşlanmış et kabul etmeyecek, çiğ et alacak.” derdi.
1SA 2:16 Eğer adam ona, “Önce iç yağı yakılsın, sonra canının istediği kadarını al” derse, o zaman, “Hayır, ama şimdi bana vereceksin; eğer vermezsen zorla alacağım” derdi.
1SA 2:17 Gençlerin günahı Yahve'nin önünde çok büyüktü; çünkü Yahve'nin sunusunu hor görüyorlardı.
1SA 2:18 Ama çocuk olan Samuel Yahve'nin önünde hizmet ediyordu, keten bir efod giyinmişti.
1SA 2:19 Annesi de ona küçük bir kaftan yapardı ve her yıl kocasıyla birlikte yıllık kurbanı sunmak için geldiğinde ona getirirdi.
1SA 2:20 Eli, Elkana'yı ve karısını kutsayıp, “Yahve, Yahve'den istenmiş olan dileğin yerine sana bu kadından bir soy versin” dedi. Sonra kendi evlerine gittiler.
1SA 2:21 Yahve, Hanna'yı ziyaret etti ve Hanna gebe kalıp üç oğul ve iki kız doğurdu. Çocuk Samuel, Yahve'nin önünde büyüdü.
1SA 2:22 Eli çok yaşlıydı ve oğullarının bütün İsrael'e yaptıklarını hepsini, Buluşma Çadırı'nın kapısında hizmet eden kadınlarla yattıklarını duyuyordu.
1SA 2:23 Onlara, “Neden böyle şeyler yapıyorsunuz?” dedi, “Çünkü bütün bu halktan sizin kötü işlerinizi duyuyorum.
1SA 2:24 Hayır oğullarım, çünkü duyduğum haber iyi değildir! Siz Yahve'nin halkını söz dinlememeye sevkediyorsunuz.
1SA 2:25 Bir adam diğerine karşı günah işlerse, Tanrı onu yargılayacaktır; ama bir adam Yahve'ye karşı günah işlerse, kim onun için aracılık edecek?” Buna rağmen, babalarının sözünü dinlemediler, çünkü Yahve onları öldürmek niyetindeydi.
1SA 2:26 Çocuk Samuel büyüyordu, hem Yahve'nin hem de insanların beğenisini kazanıyordu.
1SA 2:27 Tanrı'nın bir adamı Eli'ye gelip ona, “Yahve diyor ki, 'Firavun'un evine köle olarak Mısır'da oldukları sırada, kendimi babanın evine göstermedim mi?
1SA 2:28 Sunağıma çıkması, buhur yakması, önümde efod giymesi için İsrael'in bütün oymaklarından onu kâhin olarak seçmedim mi? İsrael'in çocuklarının ateşle yapılan bütün sunularını babanın evine vermedim mi?
1SA 2:29 Evimde buyurduğum kurbanımı ve sunumu neden tepiyorsun da halkım İsrael'in en iyi sunularıyla kendinizi şişmanlatmak için oğullarını benden üstün sayıyorsun?'”
1SA 2:30 “Bu nedenle İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'Gerçekten senin evinin ve babanın evinin daima önümde yürüsünler demiştim.' Ama şimdi Yahve diyor ki, 'Bu benden uzak olsun; çünkü beni onurlandıranları onurlandıracağım, beni hor görenler lanetlenecek.
1SA 2:31 İşte, senin ve babanın evinin kolunu keseceğim günler geliyor, öyle ki evinde yaşlı adam olmayacak.
1SA 2:32 İsrael'e vereceğim bütün zenginlikte, sen konutumun sıkıntısını göreceksin. Evinde sonsuza dek yaşlı bir adam olmayacak.
1SA 2:33 Sunaklarından kesip atmadığım senin adamın gözlerini söndürecek ve yüreğini kederlendirecek. Senin evinin bütün çocukları yaşlarının baharında ölecekler.
1SA 2:34 Bu, iki oğlun Hofni ve Pinehas'ın üzerine gelecek belirti şu olacak: Bir günde ikisi de ölecek.
1SA 2:35 Kendim için yüreğimde ve aklımda olanı yapacak sadık bir kâhin çıkaracağım. Ona sağlam bir ev yapacağım. Meshedilmişimin önünde sonsuza dek yürüyecek.
1SA 2:36 Öyle olacak ki, evinde kalan herkes gelip bir parça gümüş ve bir somun ekmek için ona eğilecek ve, “Lütfen beni kâhinlik makamlarından birine koy da bir lokma ekmek yiyebileyim” diyecek.'”
1SA 3:1 Çocuk Samuel, Eli’nin önünde Yahve’ye hizmet ediyordu. O günlerde Yahve’nin sözü nadirdi. Pek fazla görüm de yoktu.
1SA 3:2 O sırada Eli yerine yatmıştı (gözleri sönükleşmeye başlamıştı, göremiyordu),
1SA 3:3 Tanrı’nın kandili henüz sönmemişti ve Samuel, Tanrı’nın Sandığı'nın bulunduğu Yahve’nin tapınağında yatmıştı,
1SA 3:4 Yahve Samuel’i çağırdı. O, “Buradayım” dedi.
1SA 3:5 Eli’ye koşup, “Buradayım, çünkü beni çağırdın” dedi. Eli, “Ben çağırmadım. Yeniden yat.” dedi. Gidip yattı.
1SA 3:6 Yahve yine çağırdı, “Samuel!” Samuel kalktı ve Eli’nin yanına gitti ve, “Buradayım, çünkü beni çağırdın” dedi. Eli, “Ben çağırmadım, oğlum. Yeniden yat.” diye karşılık verdi.
1SA 3:7 Samuel henüz Yahve'yi bilmiyordu, Yahve'nin sözü de henüz ona açıklanmamıştı.
1SA 3:8 Yahve Samuel'i üçüncü kez yeniden çağırdı. Samuel kalkıp Eli'nin yanına gitti ve, “İşte buradayım, çünkü beni çağırdın” dedi. Eli, Yahve'nin çocuğu çağırdığını fark etti.
1SA 3:9 Eli Samuel'e, “Git, yat” dedi. “Eğer seni çağırırsa, 'Konuş, ey Yahve, çünkü hizmetkârın dinliyor' diyeceksin.” Samuel gidip yerine yattı.
1SA 3:10 Yahve gelip durdu ve öteki seferlerde olduğu gibi, “Samuel! Samuel!” diye çağırdı. Samuel, “Konuş, çünkü hizmetkârın dinliyor” dedi.
1SA 3:11 Yahve Samuel'e, “İşte İsrael'de öyle bir şey yapacağım ki, onu işiten herkesin kulağı çınlayacak.
1SA 3:12 O gün, Eli'nin eviyle ilgili olarak başından sonuna dek söylediklerimin hepsini ona karşı yapacağım.
1SA 3:13 Çünkü ona, bildiği kötülük yüzünden evini daima yargılayacağımı söyledim, çünkü oğulları kendilerine lanet getirdiler ve onlara engel olmadı.
1SA 3:14 Bu yüzden, Eli evinin kötülüğü kurban ya da sunu ile sonsuza dek ortadan kaldırılmayacak diye Eli evine ant içtim.” dedi.
1SA 3:15 Samuel sabaha kadar yattı ve Yahve'nin evinin kapılarını açtı. Samuel, Eli'ye görümü göstermekten korkuyordu.
1SA 3:16 Sonra Eli Samuel'i çağırdı ve, “Oğlum Samuel!” dedi. Samuel, “İşte buradayım” dedi.
1SA 3:17 “O'nun sana söylediği şey nedir? Lütfen onu benden saklama. Eğer O'nun sana söylediği her şeyden birini saklarsan Tanrı sana öylesini, daha da fazlasını yapsın.”
1SA 3:18 Samuel ona her şeyi anlattı ve ondan hiçbir şey saklamadı. “O Yahve'dir. Kendisine iyi görüneni yapsın.” dedi.
1SA 3:19 Samuel büyüdü ve Yahve onunla birlikteydi ve onun sözlerinden hiçbirinin yere düşmesine izin vermedi.
1SA 3:20 Dan'dan Beer-Şeva'ya kadar bütün İsrael, Samuel'in Yahve'nin peygamberi olarak atandığını biliyordu.
1SA 3:21 Yahve Şilo'da yeniden göründü; çünkü Yahve kendini, Yahve'nin sözü aracılığıyla Şilo'da Samuel'e gösterdi.
1SA 4:1 Samuel'in sözü bütün İsrael'e ulaştı. İsrael Filistliler'e karşı savaşa çıktı ve Evenezer'in yanında ordugâh kurdu; Filistliler de Afek'te ordugâh kurdular.
1SA 4:2 Filistliler İsrael'e karşı dizildiler. Savaşa tutuştuklarında İsrael Filistliler tarafından yenildi ve ordudan dört bin kadarını kırda öldürdüler.
1SA 4:3 Halk ordugâha vardığında İsrael ihtiyarları, “Bugün Yahve bizi Filistliler'in önünde neden yendi? Hadi, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı Şilo'dan çıkarıp bize getirelim; böylece aramıza gelsin ve bizi düşmanlarımızın elinden kurtarsın.” dediler.
1SA 4:4 Bunun üzerine halk Şilo'ya adam gönderdi ve oradan, Keruvlar üstünde oturan Ordular Yahvesi'nin Antlaşma Sandığı'nı getirdiler; Eli'nin iki oğlu Hofni ve Pinehas da Tanrı'nın Antlaşma Sandığı'yla birlikte oradaydılar.
1SA 4:5 Yahve'nin Antlaşma Sandığı ordugâha gelince, bütün İsraelliler büyük bir haykırışla bağırdılar, öyle ki yer yankılandı.
1SA 4:6 Filistliler bağırış gürültüsü duyunca, “İbraniler'in ordugâhındaki bu büyük bağırış gürültüsünün anlamı nedir?” dediler. Yahve'nin Sandığı'nın ordugâha geldiğini anladılar.
1SA 4:7 Filistliler korktular, “Tanrı ordugâha geldi” dediler. “Vay başımıza! Daha önce böyle bir şey olmamıştı” dediler.
1SA 4:8 “Vay başımıza! Bu güçlü ilâhların elinden bizi kim kurtaracak? Bunlar, çölde Mısırlılar'ı her türlü belayla vuran ilâhlardır.
1SA 4:9 Ey Filistliler, güçlü olun ve erkek gibi davranın, öyle ki, İbraniler'in size hizmetçi olduğu gibi siz de onlara hizmetçi olmayın. Kendinizi erkek gibi güçlendirin ve savaşın!”
1SA 4:10 Filistliler savaştı ve İsrael yenildi, her adam çadırına kaçtı. Çok büyük bir kıyım oldu; çünkü İsrael'in otuz bin yaya askeri düştü.
1SA 4:11 Tanrı'nın Sandığı alındı ve Eli'nin iki oğlu, Hofni ve Pinehas öldürüldü.
1SA 4:12 Benyaminli bir adam ordudan kaçıp aynı gün Şilo'ya geldi; giysileri yırtılmış ve başında toprak vardı.
1SA 4:13 Geldiğinde, Eli yol kenarındaki koltuğunda oturmuş bakıyordu; çünkü yüreği Tanrı'nın Sandığı için titriyordu. Adam kente girip olanları anlattığında, bütün kent feryat etti.
1SA 4:14 Eli haykırış sesini duyunca, “Bu gürültünün anlamı ne?” diye sordu. Adam aceleyle gelip Eli'ye bildirdi.
1SA 4:15 Eli doksan sekiz yaşındaydı. Gözleri donmuştu, göremiyordu.
1SA 4:16 Adam Eli'ye, “Ordudan çıkan benim ve bugün ordudan kaçtım” dedi. O, “Oğlum, durum nasıl oldu?” dedi.
1SA 4:17 Haber getiren adam, “İsraelliler Filistliler’in önünden kaçtılar ve halk arasında büyük bir kıyım oldu. İki oğlun da, Hofni ve Pinehas, öldüler ve Tanrı’nın Sandığı ele geçirildi.” diye yanıt verdi.
1SA 4:18 Tanrı’nın Sandığı’ndan söz edince, Eli koltuğundan geriye doğru kapının yanına düştü; boynu kırıldı ve öldü, çünkü yaşlı bir adamdı ve ağırdı. İsrael’e kırk yıl hükmetmişti.
1SA 4:19 Gelini, Pinehas’ın karısı, gebeydi ve doğum yapmak üzereydi. Tanrı’nın Sandığı'nın alındığı ve kayınpederinin ve kocasının öldüğü haberini duyduğunda, eğilip doğum yaptı; çünkü sancıları üzerine gelmişti.
1SA 4:20 Ölümüne yakın, yanında duran kadınlar ona, “Korkma, çünkü bir oğul doğurdun” dediler. Ama o yanıt vermedi, aldırmadı da.
1SA 4:21 Çocuğa İkavod adını verdi. “İsrael’den yücelik ayrıldı!” dedi; çünkü Tanrı’nın Sandığı alınmıştı ve kayınpederi ile kocası da öyle.
1SA 4:22 “İsrael’den yücelik ayrıldı, çünkü Tanrı’nın Sandığı alındı” dedi.
1SA 5:1 Filistliler Tanrı’nın Sandığı'nı alıp Evenezer’den Aşdod’a getirdiler.
1SA 5:2 Filistliler Tanrı’nın Sandığı'nı alıp Dagon’un evine getirdiler ve Dagon’un yanına koydular.
1SA 5:3 Ertesi gün Aşdod halkı erkenden kalktığında, işte, Dagon Yahve'nin Sandığı'nın önünde yüzüstü yere düşmüştü. Dagon’u alıp yine yerine koydular.
1SA 5:4 Ertesi sabah erkenden kalktıklarında, işte, Dagon Yahve'nin Sandığı'nın önünde yüzüstü yere düşmüştü. Dagon’un başı ve iki ellerinin avuç içleri kesilmiş eşikteydi. Yalnızca Dagon’un gövdesi sağlamdı.
1SA 5:5 Bu nedenle, Dagon kâhinleri ve Dagon’un evine gelen hiç kimse bugüne dek Aşdod’da Dagon’un eşiği üzerine basmaz.
1SA 5:6 Ama Yahve'nin eli Aşdod halkına karşı ağırdı ve onları yok etti ve onları, Aşdod ve onun sınırlarını urlarla vurdu.
1SA 5:7 Aşdodlular bunu görünce, “İsrael Tanrısı'nın Sandığı bizimle kalmayacak, çünkü eli bize ve ilâhımız Dagon'a karşı serttir” dediler.
1SA 5:8 Bunun üzerine gönderip bütün Filistli beylerini topladılar ve “İsrael Tanrısı'nın Sandığı ile ne yapacağız?” dediler. Onlar, “İsrael Tanrısı'nın Sandığı Gat'a taşınsın” diye yanıtladılar. İsrael Tanrısı'nın Sandığı'nı oraya taşıdılar.
1SA 5:9 Böylece, sandığı oraya taşıdıktan sonra, Yahve'nin eli kente karşıydı, çok büyük bir kargaşa oldu; ve kentin hem küçük hem de büyük insanlarını vurdu, öyle ki, üzerlerinde urlar çıktı.
1SA 5:10 Böylece Tanrı'nın Sandığı'nı Ekron'a gönderdiler. Tanrı'nın Sandığı Ekron'a gelince, Ekronlular, “İsrael Tanrısı'nın Sandığı'nı buraya bize, bizi ve halkımızı öldürmek için getirdiler” diye feryat ettiler.
1SA 5:11 Bunun üzerine gönderip bütün Filistli beylerini topladılar ve, “İsrael Tanrısı'nın Sandığı'nı gönderin, kendi yerine geri gitsin, bizi ve halkımızı öldürmesin” dediler. Çünkü bütün kentte ölümcül bir telaş vardı. Tanrı'nın eli orada çok ağırdı.
1SA 5:12 Ölmeyen adamlar urlarla vuruldular ve kentin feryadı göğe yükseldi.
1SA 6:1 Yahve'nin Sandığı Filistliler ülkesinde yedi ay kaldı.
1SA 6:2 Filistliler kâhinleri ve falcıları çağırıp, “Yahve'nin Sandığı'na ne yapalım? Onu yerine nasıl göndereceğimizi bize gösterin” dediler.
1SA 6:3 Onlar, “İsrael Tanrısı'nın Sandığı'nı gönderirseniz, onu boş göndermeyin; ama mutlaka ona bir suç sunusu geri verin. O zaman iyileşeceksiniz ve O'nun elinin sizden neden çekilmediği size bildirilecektir.” dediler.
1SA 6:4 Sonra, “Ona geri vereceğimiz suç sunusu ne olmalı?” dediler. “Filistliler'in beyleri sayısına göre beş altın ur ve beş altın fare; çünkü hepinizin ve beylerinizin üzerinde olan bela birdir.
1SA 6:5 Bu yüzden, urlarının suretlerini ve ülkenizi bozan farelerinizin suretlerini yapacaksınız; ve İsrael Tanrısı'na yücelik vereceksiniz. Belki de elini sizden, ilâhlarınızdan ve toprağınızdan çeker.
1SA 6:6 Öyleyse neden Mısırlılar'ın ve Firavun'un yüreklerini katılaştırdıkları gibi siz de yüreklerinizi katılaştırıyorsunuz? O, aralarında harikalar yaptığında, halkı salıvermediler mi? Onlar da gittiler.”
1SA 6:7 “Şimdi, kendinize yeni bir araba ve hiç boyunduruk takılmamış emzikli iki inek alın ve hazırlayın; inekleri arabaya koşun ve buzağılarını onlardan ayırıp eve getirin;
1SA 6:8 ve Yahve'nin Sandığı'nı alın ve arabanın üzerine koyun. O'na suç sunusu olarak geri vereceğiniz altın mücevherleri, onun yanında bir kutuya koyun; gönderin de gitsin.
1SA 6:9 Bakın, eğer kendi sınırının yolundan Beyt Şemeş'e kadar çıkarsa, o zaman bize bu büyük kötülüğü O yapmıştır; ama değilse, o zaman bize vuranın O'nun eli olmadığını bileceğiz. Bu bize rastgele olmuştur.”
1SA 6:10 Adamlar öyle yaptılar ve emzikli iki ineği alıp arabaya koştular ve buzağılarını eve kapattılar.
1SA 6:11 Yahve'nin Sandığı'nı arabaya koydular ve altın farelerle dolu kutuyu, urların suretlerini de koydular.
1SA 6:12 İnekler Beyt Şemeş yolundan doğru gittiler. Yol boyunca ana yoldan böğürerek gittiler, sağa ya da sola sapmadılar; Filistliler'in beyleri de onları Beyt Şemeş sınırına kadar takip ettiler.
1SA 6:13 Beyt Şemeş halkı vadide buğday hasadını biçiyordu; gözlerini kaldırıp sandığı gördüler ve onu gördükleri için sevindiler.
1SA 6:14 Araba Beyt Şemeşli Yeşu'nun tarlasına girdi ve orada durdu, orada büyük bir taş vardı. Sonra arabanın odununu yardılar ve inekleri Yahve'ye yakmalık sunu olarak sundular.
1SA 6:15 Levililer Yahve'nin Sandığı'nı ve içinde altın mücevherlerin bulunduğu, onunla birlikte olan kutuyu indirdiler ve büyük taşın üzerine koydular; ve Beyt Şemeşliler aynı gün Yahve'ye yakmalık sunular sundular ve kurbanlar kestiler.
1SA 6:16 Filistliler'in beş beyi bunu görünce aynı gün Ekron'a döndüler.
1SA 6:17 Filistliler'in Yahve'ye suç sunusu olarak geri verdikleri altın urlar şunlardır: Aşdod için bir, Gaza için bir, Aşkelon için bir, Gat için bir, Ekron için bir;
1SA 6:18 ve Yahve'nin Sandığı'nın üzerine koydukları büyük taşa kadar beş beye ait Filistliler'in bütün kentlerinin, hem surlu kentlerin hem de kasabaların sayısına göre altın fareler. O taş bugüne kadar Beyt Şemeşli Yeşu'nun tarlasında durmaktadır.
1SA 6:19 Tanrı Beyt Şemeşliler'den, Yahve'nin Sandığı'nın içine baktıkları için elli bin yetmiş kişiyi vurdu. Halk yas tuttu, çünkü Yahve halkı büyük bir kıyımla vurmuştu.
1SA 6:20 Beyt Şemeşliler, “Bu kutsal Tanrı Yahve'nin önünde kim durabilir? Bizden kimin yanına çıkacak?” dediler.
1SA 6:21 Kiryat Yearim sakinlerine, “Filistliler Yahve'nin Sandığı'nı geri getirdiler. Aşağı inin de onu kendinize çıkarın.” diye ulaklar gönderdiler.
1SA 7:1 Kiryat Yearimliler gelip Yahve'nin Sandığı'nı aldılar ve onu tepedeki Avinadav'ın evine getirdiler ve oğlu Eleazar'ı Yahve'nin Sandığı'na bakmak üzere kutsadılar.
1SA 7:2 Sandık Kiryat Yearim'de kaldığı günden itibaren uzun zaman geçti; yirmi yıl oldu; ve bütün İsrael halkı Yahve'nin ardından ağıt yaktı.
1SA 7:3 Samuel bütün İsrael evine konuşup şöyle dedi: “Eğer bütün yüreğinizle Yahve'ye dönüyorsanız, yabancı ilâhları ve Aştoretler'i aranızdan atın ve yüreklerinizi Yahve'ye yöneltin ve yalnız O'na hizmet edin; O da sizi Filistliler'in elinden kurtaracaktır.”
1SA 7:4 Sonra İsraelliler Baallar'ı ve Aştoretler'i kaldırıp yalnız Yahve'ye hizmet ettiler.
1SA 7:5 Samuel, “Bütün İsrael'i Mispa'ya toplayın, ve sizin için Yahve'ye dua edeceğim” dedi.
1SA 7:6 Mispa'da toplandılar, su çekip Yahve'nin önünde döktüler, o gün oruç tuttular ve orada, “Yahve'ye karşı günah işledik” dediler. Samuel, İsrael'in çocuklarına Mispa'da hükmetti.
1SA 7:7 Filistliler, İsrael'in çocuklarının Mispa'da toplandığını duyunca, Filistliler'in beyleri İsrael'e karşı çıktılar. İsrael'in çocukları bunu duyunca, Filistliler'den korktular.
1SA 7:8 İsrael'in çocukları Samuel'e, “Tanrımız Yahve'ye bizim için yakarmaktan vazgeçme, bizi Filistliler'in elinden kurtarsın” dediler.
1SA 7:9 Samuel bir süt kuzusu aldı ve onu Yahve'ye tümüyle yakmalık sunu olarak sundu. Samuel, İsrael için Yahve'ye yakardı ve Yahve ona yanıt verdi.
1SA 7:10 Samuel yakmalık sunuyu sunarken, Filistliler İsrael'e karşı savaşmak için yaklaştılar; ancak Yahve o gün Filistliler üzerine büyük bir gök gürültüsüyle gürledi ve onları şaşırttı; ve İsrael'in önünde yere çaldı.
1SA 7:11 İsraelliler Mispa'dan çıkıp Filistliler'i kovaladılar ve Beyt Kar'ın altına gelene kadar onları vurdular.
1SA 7:12 Sonra Samuel bir taş alıp Mispa ile Şen arasına dikti ve adını Evenezer koyup, “Yahve bize şimdiye kadar yardım etti” dedi.
1SA 7:13 Böylece Filistliler boyun eğdirildi ve İsrael sınırı içine girmekten vazgeçtiler. Yahve'nin eli Samuel'in bütün günleri boyunca Filistliler'e karşıydı.
1SA 7:14 Filistliler'in İsrael'den aldığı kentler Ekron'dan Gat'a kadar İsrael'e geri verildi; İsrael sınırlarını da Filistliler'in elinden kurtarıldı. İsrael ile Amorlular arasında barış vardı.
1SA 7:15 Samuel yaşamının bütün günleri boyunca İsrael'e hükmetti.
1SA 7:16 Yıldan yıla Beytel'e, Gilgal'a ve Mispa'ya sırayla gidip dolaşır ve İsrael'e tüm bu yerlerde hükmederdi.
1SA 7:17 Dönüşü Rama'ya olurdu; çünkü evi oradaydı; İsrael'e oradan hükmederdi; orada Yahve'ye bir sunak kurdu.
1SA 8:1 Samuel yaşlanınca oğullarını İsrael'in üzerine hâkim yaptı.
1SA 8:2 İlk oğlunun adı Yoel, ikincisinin adı Aviya'ydı. Onlar Beer Şeva'da hâkimdiler.
1SA 8:3 Oğulları onun yollarında yürümediler, haksız kazancın ardına saptılar, rüşvet aldılar ve adaleti çarpıttılar.
1SA 8:4 Sonra İsrael'in bütün ihtiyarları toplanıp Rama'ya Samuel'in yanına geldiler.
1SA 8:5 Ona, “İşte, sen yaşlandın, oğulların da senin yollarında yürümüyor. Şimdi bütün uluslar gibi bize hükmedecek bir kral ata.” dediler.
1SA 8:6 Ama, “Bize hükmedecek bir kral ver” dediklerinde, bu şey Samuel'in hoşuna gitmedi. Samuel Yahve'ye dua etti.
1SA 8:7 Yahve Samuel'e, “Halkın sana söyledikleri her şeyi dinle, çünkü seni reddetmediler, ama üzerlerinde kral olarak beni reddettiler.
1SA 8:8 Mısır'dan çıkardığım günden bugüne dek beni bırakıp başka ilâhlara hizmet ederek yaptıkları bütün işlere göre, sana da öyle yapıyorlar.
1SA 8:9 Şimdi onların sözünü dinle. Ancak onlara ciddi bir şekilde itiraz edeceksin ve onlara üzerlerinde krallık edecek kralın yolunu göstereceksin.” dedi.
1SA 8:10 Samuel, kendisinden kral isteyen halka, Yahve'nin bütün sözlerini anlattı.
1SA 8:11 “Üzerinizde hüküm sürecek olan kralın yolu şu olacak: Oğullarınızı alıp, savaş arabaları ve atlıları için onları hizmetkârları olarak atayacak; onlar da onun savaş arabalarının önünde koşacaklar.
1SA 8:12 Onları kendisine binbaşı ve ellibaşı olarak atayacak; bazılarını da toprağını sürmek ve hasadını biçmek için, savaş aletlerini ve savaş arabalarının aletlerini yapmak için görevlendirecek.
1SA 8:13 Kızlarınızı alıp attar, aşçı ve fırıncı yapacak.
1SA 8:14 Tarlalarınızı, bağlarınızı ve zeytinliklerinizi, onların en iyilerini alacak ve hizmetkârlarına verecek.
1SA 8:15 Tohumlarınızın ve bağlarınızın onda birini alıp memurlarına ve hizmetkârlarına verecek.
1SA 8:16 Erkek hizmetçilerinizi, kadın hizmetçilerinizi, en iyi gençlerinizi ve eşeklerinizi alıp kendi işine koyacak.
1SA 8:17 Sürülerinizin onda birini alacak ve siz onun hizmetkârları olacaksınız.
1SA 8:18 O gün kendiniz için seçmiş olduğunuz kralınız yüzünden feryat edeceksiniz; Yahve de o gün size yanıt vermeyecek.”
1SA 8:19 Ama halk Samuel'in sözünü dinlemeyi reddetti, “Hayır, ama üzerimizde bir kral olacak,
1SA 8:20 böylece biz de bütün uluslar gibi olacağız, kralımız bize hükmedecek, önümüzde çıkıp savaşlarımızı yapacak” dediler.
1SA 8:21 Samuel halkın bütün sözlerini duydu ve bunları Yahve'nin kulağına söyledi.
1SA 8:22 Yahve, Samuel'e, “Onların sözünü dinle ve onlara bir kral ata” dedi. Samuel, İsraelliler'e, “Herkes kendi kentine gitsin” dedi.
1SA 9:1 Benyaminli Kiş adında bir adam vardı. Aviel oğlu, Seror oğlu, Bekorat oğlu, Afiah oğlu, Benyaminli bir adamın oğlu, cesur bir yiğitti.
1SA 9:2 Saul adında genç ve yakışıklı bir oğlu vardı. İsraelliler arasında ondan daha yakışıklısı yoktu. Omuzlarından yukarısı halkın hepsinden daha uzundu.
1SA 9:3 Saul'un babası Kiş'in eşekleri kayboldu. Kiş, oğlu Saul'a, “Şimdi hizmetkârlardan birini yanına al, kalk, eşekleri ara” dedi.
1SA 9:4 O, Efraim dağlık bölgesinden geçti, Şalişa diyarından geçti, ama onları bulamadılar. Sonra Şaalim diyarından geçtiler, orada da değildiler. Sonra Benyaminliler'in diyarından geçtiler, ama onları bulamadılar.
1SA 9:5 Suf diyarına vardıklarında, Saul yanındaki hizmetkârına, “Gel! Geri dönelim, yoksa babam eşekleri bırakıp bizim için kaygılanır.” dedi.
1SA 9:6 Hizmetkâr ona, “İşte, bu kentte bir Tanrı adamı var, o saygın bir adamdır. Söylediği her şey mutlaka gerçekleşir. Hadi, oraya gidelim. Belki bize hangi yoldan gideceğimizi söyler.” dedi.
1SA 9:7 Saul hizmetkârına, “Ama işte, gidersek adama ne götürelim? Çünkü ekmek torbalarımızda tükendi ve Tanrı adamına götürecek armağan yok. Neyimiz var?” dedi.
1SA 9:8 Hizmetkâr Saul’a yine, “İşte, elimde dörtte bir şekel gümüş var. Bunu Tanrı adamına vereceğim ve bize yolumuzu söyler.” dedi.
1SA 9:9 (İsrael'de eskiden bir adam Tanrı'ya danışmaya gittiğinde, “Gel! Görene gidelim.” derdi; çünkü şimdi Peygamber denen insana önceden Gören denirdi.)
1SA 9:10 Sonra Saul hizmetkârına, “İyi söyledin. Gel! Gidelim” dedi. Böylece Tanrı adamının bulunduğu kente gittiler.
1SA 9:11 Kente yokuştan çıkarken, su çekmeye çıkan genç kızlar buldular ve onlara, “Gören burada mı?” diye sordular.
1SA 9:12 Onlara, “O burada” dediler. “İşte, önünüzde. Çabuk olun, çünkü bugün kente geldi; çünkü halkın bugün yüksek yerde kurbanı vardır.
1SA 9:13 Kente girer girmez, yemek için yüksek yere çıkmadan önce onu hemen bulacaksınız; çünkü halk o gelmeden yemek yemeyecek, çünkü o kurbanı kutsar. Daha sonra davet edilenler yer. Şimdi çıkın; çünkü onu bu zamanda bulacaksınız.”
1SA 9:14 Kente çıktılar. Kentin içine girdiklerinde, işte Samuel yüksek yere çıkmak üzere onlara doğru çıktı.
1SA 9:15 Saul gelmeden bir gün önce Yahve Samuel’e açıp demişti,
1SA 9:16 “Yarın bu saatlerde sana Benyamin diyarından bir adam göndereceğim ve onu halkım İsrael’in başına hükümdar olarak meshedeceksin. O, halkımı Filistliler'in elinden kurtaracak. Çünkü halkıma baktım, çünkü onların feryadı bana ulaştı.”
1SA 9:17 Samuel Saul’u görünce, Yahve ona, “İşte, sana söylemiş olduğum adam! Halkım üzerinde o hüküm sürecektir.” dedi.
1SA 9:18 Saul kapıda duran Samuel’e yaklaştı ve, “Lütfen bana Gören'in evinin nerede olduğunu söyle” dedi.
1SA 9:19 Samuel, Saul’a yanıt verip, “Ben Gören'im. Önümden yüksek yere çıkın, bugün benimle birlikte yemek yiyeceksiniz. Sabahleyin seni göndereceğim, yüreğinde olan her şeyi de sana bildireceğim.
1SA 9:20 Üç gün önce kaybolan eşeklerine gelince, onları düşünme, çünkü onlar bulundu. Bütün İsrael kimi istiyor? Senin ve babanın bütün evini değil mi?”
1SA 9:21 Saul, “Ben İsrael oymaklarının en küçüğünden, Benyaminli değil miyim? Ailem de Benyamin oymağının bütün ailelerinin en küçüğü değil mi? O halde benimle neden böyle konuşuyorsun?” diye yanıt verdi.
1SA 9:22 Samuel, Saul’u ve hizmetkârını alıp misafir odasına götürdü ve otuz kadar davetlinin arasında en iyi yere oturttu.
1SA 9:23 Samuel aşçıya, “Sana verdiğim, ‘Bir yana ayır’ dediğim payı getir” dedi.
1SA 9:24 Aşçı budu ve üzerindekini kaldırıp Saul’un önüne koydu. Samuel dedi, “İşte ayrılan budur! Onu kendi önüne koy ve ye; çünkü o, belirlenen zamana kadar senin için saklandı; çünkü, ‘Halkı davet ettim’ dedim.” Böylece Saul o gün Samuel’le birlikte yemek yedi.
1SA 9:25 Yüksek yerden kente indiklerinde, Saul’la damda konuştu.
1SA 9:26 Erkenden kalktılar; ve gün ağarırken, Samuel damda Saul’u çağırdı ve, “Kalk, seni göndereyim” dedi. Saul kalktı ve kendisi ve Samuel, ikisi birlikte dışarı çıktılar.
1SA 9:27 Kentin kenarında inerlerken, Samuel Saul’a, “Hizmetkârının önümüzden gitmesini söyle” dedi. O önden gitti, sonra Samuel, “Ama önce sen dur da Tanrı’nın haberini sana duyurayım” dedi.
1SA 10:1 Sonra Samuel yağ şişesini alıp onun başı üzerine döktü, ardından onu öptü ve şöyle dedi: “Yahve seni mirası üzerine hükümdar olmak üzere meshetmedi mi?
1SA 10:2 Bugün benden ayrılınca, Benyamin sınırında, Selsah’da, Rahel’in mezarının yanında iki adam bulacaksın. Sana, ‘Aradığın eşekler bulundu; ve işte, baban eşekleri aramayı bıraktı ve senin için kaygılanıyor, “Oğlum için ne yapacağım?” diyor’ diyecekler.
1SA 10:3 Sonra oradan ilerleyeceksin ve Tabor meşesine varacaksın. Orada seni Tanrı’ya, Beytel’e çıkan üç adam karşılayacak: Biri üç oğlak, biri üç somun ekmek, biri de bir tulum şarap taşıyor.
1SA 10:4 Seni selamlayacaklar ve sana iki somun ekmek verecekler, sen de onların elinden alacaksın.”
1SA 10:5 “Bundan sonra Filistliler'in garnizonunun bulunduğu Tanrı tepesine varacaksın; ve oraya, kente vardığında, yüksek yerden inen bir peygamber topluluğuyla karşılaşacaksın; önlerinde bir ud, bir tef, bir kaval ve bir çenk olacak; peygamberlik de edecekler.
1SA 10:6 O zaman Yahve'nin Ruhu senin üzerine güçlü bir şekilde gelecek, o zaman onlarla birlikte peygamberlik edeceksin ve başka bir adama dönüşeceksin.
1SA 10:7 Bu belirtiler sana geldiğinde, duruma uygun olanı yap; çünkü Tanrı seninledir.”
1SA 10:8 “Benden önce Gilgal'a in; ve işte, yakmalık sunular sunmak ve esenlik kurbanları kesmek için senin yanına ineceğim. Sana gelip ne yapman gerektiğini sana gösterinceye kadar yedi gün bekle.”
1SA 10:9 Öyle oldu ki, Samuel'den ayrılmak için sırtını döndüğünde, Tanrı ona başka bir yürek verdi; bütün bu belirtiler de o gün gerçekleşti.
1SA 10:10 Oraya tepeye varınca, işte, bir peygamber topluluğu onu karşıladı. Ve Tanrı'nın Ruhu onun üzerine güçlü bir şekilde geldi ve onların aralarında peygamberlik etti.
1SA 10:11 Onu daha önce tanıyanların hepsi, işte, onun peygamberlerle birlikte peygamberlik ettiğini görünce, o zaman halk birbirlerine, “Kiş oğluna gelen nedir? Saul da peygamberler arasında mı?” dediler.
1SA 10:12 Aynı yerden biri, “Babaları kim?” diye yanıt verdi. Bu yüzden, “Saul da peygamberler arasında mı?” sözü özdeyiş oldu.
1SA 10:13 Peygamberlik etmeyi bitirince, yüksek yere geldi.
1SA 10:14 Saul'un amcası ona ve hizmetkârına, “Nereye gittiniz?” diye sordu. “Eşekleri aramaya gittik” dedi. “Bulunmadıklarını görünce, Samuel'e geldik.”
1SA 10:15 Saul'un amcası, “Lütfen bana Samuel'in sana ne dediğini söyle” dedi.
1SA 10:16 Saul amcasına, “Eşeklerin bulunduğunu bize açıkça söyledi” dedi. Ama Samuel'in söylemiş olduğu krallık meselesini ona söylemedi.
1SA 10:17 Samuel halkı birlikte Mispa'ya, Yahve'nin yanına çağırdı.
1SA 10:18 İsrael'in çocuklarına, “İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'İsrael'i Mısır'dan çıkardım ve sizi Mısırlılar'ın elinden ve size baskı yapan bütün krallıkların elinden sizi kurtardım.'
1SA 10:19 Ama siz bugün, sizi bütün felaketlerinizden ve sıkıntılarınızdan kurtaran Tanrınız'ı reddettiniz; ve O'na, 'Hayır! Üzerimize bir kral koy!' dediniz. Şimdi, oymaklarınıza ve binlerinize göre kendinizi Yahve'nin önünde sunun.”
1SA 10:20 Böylece Samuel İsrael'in bütün oymaklarını yaklaştırdı ve Benyamin oymağı seçildi.
1SA 10:21 Benyamin oymağı ailelerine göre yaklaştırdı ve Matriler ailesi seçildi. Sonra Kiş oğlu Saul seçildi; ama onu aradılar, ama o bulunamadı.
1SA 10:22 Bunun üzerine Yahve'ye tekrar sordular: “Buraya gelecek daha bir adam var mı?” Yahve, “İşte, yüklerin arasına saklandı” diye yanıtladı.
1SA 10:23 Koşup onu oradan aldılar. Halkın arasında durduğunda, omuzlarından yukarısı bütün halktan daha uzundu.
1SA 10:24 Samuel bütün halka, “Yahve'nin seçtiği adamı görüyor musunuz? Bütün halk arasında onun gibisi yok.” dedi. Bütün halk bağırdı ve “Yaşasın kral!” dedi.
1SA 10:25 Sonra Samuel halka krallığın kurallarını anlattı, bir kitaba yazdı ve Yahve'nin önüne koydu. Samuel bütün halkı, herkesi evine gönderdi.
1SA 10:26 Saul da Giva'daki evine gitti; Tanrı'nın yüreklerine dokunduğu ordu da onunla birlikte gitti.
1SA 10:27 Ama bazı değersiz adamlar, “Bu adam bizi nasıl kurtarabilir?” dediler. Onu hor gördüler ve ona armağan vermediler. Ama o sustu.
1SA 11:1 Sonra Ammonlu Nahaş çıkıp Yaveş Gilad'a karşı ordugâh kurdu. Yaveşliler'in hepsi Nahaş'a, “Bizimle bir antlaşma yap, sana hizmet edeceğiz” dediler.
1SA 11:2 Ammonlu Nahaş onlara, “Şu koşullar üzerine sizinle antlaşma yaparım, hepinizin sağ gözü oyulsun. Bunu bütün İsrael'in utancı yapacağım.” dedi.
1SA 11:3 Yaveşli ihtiyarlar ona, “Bize yedi gün ver, İsrael'in bütün sınırlarına haberciler gönderelim; eğer bizi kurtaracak kimse olmazsa, sana geleceğiz” dediler.
1SA 11:4 Sonra haberciler Saul'un yaşadığı Giva'ya geldiler ve halkın kulağına bu sözleri söylediler; sonra bütün halk seslerini yükseltip ağladı.
1SA 11:5 İşte Saul öküzlerin ardından tarladan çıktı. Saul, “Halkın ne sıkıntısı var ki ağlıyorlar?” dedi. Yaveşliler'in sözlerini ona anlattılar.
1SA 11:6 O, bu sözleri duyunca, Tanrı'nın Ruhu güçlü bir şekilde Saul'un üzerine geldi ve öfkesi alevlendi.
1SA 11:7 Bir çift öküz alıp onları parçaladı, sonra onları habercilerin aracılığıyla İsrael'in bütün sınırlarına göndererek, “Saul ve Samuel'in ardından kim çıkmazsa, öküzlerine böyle yapılacak” dedi. Halkın üzerine Yahve korkusu düştü ve hepsi tek bir adammış gibi çıktılar.
1SA 11:8 Bezek'te onları saydı; İsraelliler üç yüz bin, Yahudalılar da otuz bin kişiydi.
1SA 11:9 Gelen habercilere, “Yaveş Giladlılar'a, 'Yarın güneş iyice ısınınca kurtulacaksınız' deyin” dediler. Haberciler gelip Yaveşliler'e bildirdiler; onlar da sevindiler.
1SA 11:10 Bunun üzerine Yaveşliler, “Yarın sana çıkacağız, sen de sana iyi gelen her şeyi bize yapacaksın” dediler.
1SA 11:11 Ertesi gün Saul halkı üç bölüğe ayırdı. Sabah nöbetinde ordugâhın ortasına gelip Ammonlular'ı gün ısınıncaya kadar vurdular. Geriye kalanlar dağıldı, öyle ki, içlerinden ikisi bile bir arada kalmadı.
1SA 11:12 Halk Samuel'e, “‘Saul bize krallık edecek mi?’ diyen kimdir? Onları getirin de öldürelim.” dedi.
1SA 11:13 Saul, “Bugün hiç kimse öldürülmeyecek; çünkü bugün Yahve İsrael'i kurtardı” dedi.
1SA 11:14 Sonra Samuel halka, “Hadi, Gilgal'a gidelim, orada krallığı yenileyelim” dedi.
1SA 11:15 Bütün halk Gilgal'a gitti ve orada Saul'u Yahve'nin önünde kral yaptılar. Orada Yahve'nin önünde esenlik kurbanları kestiler; ve orada Saul ve bütün İsraelliler büyük bir sevinç içindeydiler.
1SA 12:1 Samuel bütün İsrael halkına, “İşte, bana söylediğiniz her şeyde sözünüzü dinledim ve üzerinize bir kral atadım.
1SA 12:2 Şimdi işte, kral önünüzde yürüyor. Ben yaşlı ve ak saçlıyım. İşte, oğullarım sizinle birlikte. Çocukluğumdan bu yana önünüzde yürüdüm.
1SA 12:3 İşte buradayım. Yahve'nin ve meshedilmişinin önünde bana karşı tanıklık edin. Kimin öküzünü aldım? Kimin eşeğini aldım? Kimi dolandırdım? Kimi ezdim? Gözlerim kör olsun diye kimin elinden rüşvet aldım? Size geri vereceğim.” dedi.
1SA 12:4 Onlar, “Bizi dolandırmadın, bize zulmetmedin, kimsenin elinden de bir şey almadın” dediler.
1SA 12:5 Onlara, “Yahve size karşı tanıktır, meshedilmişi de bugün tanıktır ki, elimde bir şey bulmadınız” dedi. Onlar, “O tanıktır” dediler.
1SA 12:6 Samuel halka, “Moşe ve Aron’u görevlendiren ve atalarınızı Mısır diyarından çıkaran Yahve’dir” dedi.
1SA 12:7 “Şimdi durun da Yahve'nin size ve atalarınıza yaptığı bütün doğru işler konusunda sizinle Yahve'nin önünde davacı olayım.
1SA 12:8 “Yakov Mısır’a girdiğinde ve atalarınız Yahve'ye yakardığında, Yahve, atalarınızı Mısır’dan çıkaran ve onları bu yerde oturtan Moşe ve Aron’u gönderdi.
1SA 12:9 Ama Tanrıları Yahve'yi unuttular; ve onları Hazor ordusunun başkomutanı Sisera’nın, Filistliler’in ve Moav Kralı'nın eline sattı; ve bunlar onlara karşı savaştılar.”
1SA 12:10 Yahve'ye feryat edip, “Günah işledik, çünkü Yahve'yi bıraktık, Baallar’a ve Aştoretler’e hizmet ettik; ama şimdi bizi düşmanlarımızın elinden kurtar da sana hizmet edeceğiz” dediler.
1SA 12:11 “Yahve Yerubbaal'ı, Bedan'ı, Yeftah'ı ve Samuel'i gönderdi ve sizi her yandan düşmanlarınızın elinden kurtardı; ve güvenlik içinde yaşadınız.
1SA 12:12 Ammon'nun çocuklarının kralı Nahaş'ın size karşı geldiğini gördüğünüzde, Tanrınız Yahve sizin Kralınız'ken bana, 'Hayır, üzerimize bir kral hükmedecek' dediniz.
1SA 12:13 Şimdi seçtiğiniz ve istediğiniz kralı görün. İşte, Yahve sizin üzerinize bir kral koydu.
1SA 12:14 Eğer Yahve'den korkar, O'na hizmet eder, sözünü dinler ve Yahve'nin buyruğuna karşı gelmezseniz, hem siz hem de üzerinizde hüküm süren kral Tanrınız Yahve'nin takipçileri olursunuz.
1SA 12:15 Ama eğer Yahve'nin sözünü dinlemez, Yahve'nin buyruğuna karşı gelirseniz, Yahve'nin eli atalarınıza karşı olduğu gibi size karşı da olacaktır.”
1SA 12:16 “Şimdi durun ve Yahve'nin gözlerinizin önünde yapacağı bu büyük şeyi görün.
1SA 12:17 Bugün buğday hasadı değil mi? Yahve'ye gök gürültüsü ve yağmur göndersin diye sesleneceğim; bir kral istemekle yaptığınız kötülüğün Yahve'nin gözünde büyük olduğunu bilecek ve göreceksiniz.”
1SA 12:18 Bunun üzerine Samuel Yahve'ye seslendi ve Yahve o gün gök gürültüsü ve yağmur gönderdi. O zaman bütün halk Yahve'den ve Samuel'den çok korktu.
1SA 12:19 Bütün halk Samuel'e, “Hizmetkârların için Tanrın Yahve'ye dua et de ölmeyelim; çünkü bütün günahlarımıza bu kötülüğü, bir kral istemeyi kattık” dedi.
1SA 12:20 Samuel halka, “Korkmayın” dedi, “Gerçekten bütün bu kötülüğü yaptınız; yine de Yahve'nin ardından gitmekten sapmayın, yalnız bütün yüreğinizle Yahve'ye hizmet edin.
1SA 12:21 Yararı olmayan ve kurtaramayan boş şeylerin peşinden gitmek için sapmayın, çünkü onlar boştur.
1SA 12:22 Çünkü Yahve, büyük adı uğruna halkını bırakmayacaktır, çünkü Yahve sizi kendisi için bir halk yapmaktan hoşnuttur.
1SA 12:23 Dahası, benim için, sizin için dua etmekten vazgeçerek Yahve'ye karşı günah işlemek benden uzak olsun; ama sizi iyi ve doğru yolda eğiteceğim.
1SA 12:24 Yalnızca Yahve'den korkun ve bütün yüreğinizle O'na doğrulukla hizmet edin; çünkü sizin için ne denli büyük şeyler yaptığını düşünün.
1SA 12:25 Ama kötülük yapmaya devam ederseniz, hem siz hem de kralınız yok olacak.”
1SA 13:1 Saul kral olduğunda otuz yaşındaydı ve İsrael üzerinde kırk iki yıl hüküm sürdü.
1SA 13:2 Saul İsraelliler'den üç bin adam seçti; bunlardan iki bini Mikmaş'ta ve Beytel Dağı'nda Saul'la birlikteydi ve bini Benyamin'in Givası'nda Yonatan'la birlikteydi. Halkın geri kalanını kendi çadırlarına gönderdi.
1SA 13:3 Yonatan Giva'da bulunan Filistli garnizonunu vurdu ve Filistliler bunu duydu. Saul, “İbraniler duysun!” diyerek bütün ülkede boru çaldı!”
1SA 13:4 Bütün İsraelliler, Saul'un Filistli garnizonunu vurduğunu ve ayrıca İsrael'in Filistliler için iğrenç sayıldığını duydular. Halk Saul'un ardından Gilgal'de toplandı.
1SA 13:5 Filistliler İsrael'le savaşmak için toplandılar: Otuz bin savaş arabası, altı bin atlı ve deniz kıyısındaki kum kadar kalabalıktı. Çıkıp Beyt Aven'in doğusundaki Mikmaş'ta ordugâh kurdular.
1SA 13:6 İsraelliler sıkıntı içinde olduklarını görünce (halk sıkıntı içindeydi), halk mağaralarda, çalılıklarda, kayalarda, mezarlarda ve çukurlarda saklandı.
1SA 13:7 İbraniler'den bazıları Yarden'i geçip Gad ve Gilad topraklarına gitmişlerdi; ama Saul hâlâ Gilgal'daydı ve bütün halk titreyerek onu izliyordu.
1SA 13:8 Samuel'in belirlediği zamana göre yedi gün kaldı; ama Samuel Gilgal'a gelmedi ve halk yanından dağılıyordu.
1SA 13:9 Saul, “Yakmalık sunuyu ve esenlik sunularını bana getirin” dedi. Yakmalık sunuyu sundu.
1SA 13:10 Yakmalık sunuyu sunmayı bitirir bitirmez, işte Samuel geldi; Saul selamlamak için onu karşılamaya çıktı.
1SA 13:11 Samuel, “Ne yaptın?” dedi. Saul, “Halkın yanımdan dağıldığını gördüm, sen de belirlenen günlerde gelmedin, Filistliler de Mikmaş’ta toplandılar.
1SA 13:12 Bu yüzden, ‘Filistliler şimdi Gilgal’a kadar üzerime inecekler, ama ben Yahve'nin lütfunu dilememiştim’ dedim. Bu yüzden kendimi zorladım ve yakmalık sunuyu sundum.”
1SA 13:13 Samuel, Saul’a, “Akılsızlık ettin. Tanrın Yahve'nin sana verdiği buyruğu tutmadın. Çünkü Yahve, senin krallığını sonsuza dek İsrael’de pekiştirmek istiyordu.
1SA 13:14 Ama şimdi krallığın devam etmeyecek. Yahve, kendi yüreğine göre bir adam aradı ve Yahve onu halkının başına hükümdar olarak atadı. Çünkü sen Yahve'nin sana buyurduğunu tutmadın.”
1SA 13:15 Samuel kalktı ve Gilgal’dan Benyamin’in Givası'na gitti. Saul, beraberindeki adamları saydı, yaklaşık altı yüz kişiydiler.
1SA 13:16 Saul, oğlu Yonatan ve onlarla birlikte bulunan adamlar Benyamin'in Givası'nda kaldılar; Filistliler ise Mikmaş'ta ordugâh kurdular.
1SA 13:17 Akıncılar Filistliler'in ordugâhından üç bölük halinde çıktılar; bir bölük Ofra'ya, Şual ülkesine giden yola saptı;
1SA 13:18 bir başka bölük Beyt Horon yoluna saptı, bir başka bölük de Sevoyim Vadisi'ne bakan sınır yoluna, çöle doğru saptı.
1SA 13:19 İsrael ülkesinin hiçbir yerinde demirci bulunmazdı. Çünkü Filistliler, “İbraniler kendilerine kılıç ya da mızrak yapmasınlar” diyorlardı.
1SA 13:20 Ama bütün İsraelliler, her biri kendi saban demirini, kazmasını, baltasını ve orağını bilemek için Filistliler'in yanına inerlerdi.
1SA 13:21 Kazma, saban demiri, dirgen, balta ve mızrak bilemek için her birinin ücreti bir payim idi.
1SA 13:22 Böylece öyle oldu ki, savaş günü Saul ve Yonatan'la birlikte olanlardan hiçbirinin elinde kılıç ve mızrak bulunmuyordu; ancak Saul ve oğlu Yonatan'da bulunuyordu.
1SA 13:23 Filistliler'in garnizonu Mikmaş geçidine çıktı.
1SA 14:1 Bir gün öyle oldu ki, Saul oğlu Yonatan, silahını taşıyan genç adama, “Gel, karşı yakadaki Filistlin garnizonuna gidelim” dedi. Ama Yonatan babasına söylemedi.
1SA 14:2 Saul, Giva'nın en uç bölgesinde, Migron'daki nar ağacının altında kaldı. Yanında olan halk yaklaşık altı yüz kişiydi,
1SA 14:3 Şilo'da Yahve'nin kâhini Eli'nin oğlu Pinehas'ın oğlu, İkavod'un kardeşi Ahituv'un oğlu Ahiya da bunlardan biriydi, Efod giymişti. Halk Yonatan'ın gittiğini bilmiyordu.
1SA 14:4 Yonatan'ın Filistliler'in yanına geçmek için çabaladığı geçitlerin arasında bir yanda sivri bir kaya, öbür yanda sivri bir kaya vardı. Birinin adı Boses, öbürünün adı Sene'ydi.
1SA 14:5 Kuzeyde bir kaya Mikmaş'ın önünde, güneyde öbürü Giva'nın önünde yükseliyordu.
1SA 14:6 Yonatan, silahını taşıyan genç adama, “Gel! Sünnetsizlerin garnizonuna geçelim.” dedi. “Belki de Yahve bizim için çalışır; çünkü çoklukla ya da azlıkla kurtarmak için Yahve'nin üzerinde bir sınır yoktur.”
1SA 14:7 Silah taşıyıcısı ona, “Yüreğindeki her şeyi yap. Git, işte, yüreğine göre ben seninleyim.” dedi.
1SA 14:8 Yonatan, “İşte, adamların yanına geçeceğiz ve kendimizi onlara göstereceğiz” dedi.
1SA 14:9 “Eğer bize, 'Size gelene kadar bekleyin!' derlerse, yerimizde durup onlara çıkmayacağız.
1SA 14:10 Ama bize, 'Bize gelin!' derlerse, çıkacağız. Çünkü Yahve onları elimize teslim etmiştir. Bu bizim için belirti olacak.”
1SA 14:11 İkisi de kendilerini Filistliler'in garnizonuna gösterdi. Filistliler, “İşte, İbraniler saklandıkları deliklerden çıkıyorlar!” dediler.
1SA 14:12 Garnizondaki adamlar Yonatan'a ve silah taşıyıcısına yanıt verip, “Yanımıza çıkın, size bir şey göstereceğiz!” dediler. Yonatan silah taşıyıcısına, “Ardımdan gel, çünkü Yahve onları İsrael'in eline teslim etti” dedi.
1SA 14:13 Yonatan elleri ve ayaklarıyla tırmandı, silah taşıyıcısı da arkasından. Yonatan'ın önünde düştüler. Onun ardı sıra silah taşıyıcısı da onları öldürdü.
1SA 14:14 Yonatan'la silah taşıyıcısının yaptığı ilk kıyım, yarım dönüm kadar bir alanda, yaklaşık yirmi kişiydi.
1SA 14:15 Ordugâhta, kırda ve bütün halk arasında titreme oldu; garnizon ve akıncılar da titredi, yer de sarsıldı, böylece çok büyük bir titreme oldu.
1SA 14:16 Benyamin'in Givası'nda Saul'un nöbetçileri baktılar; ve işte, kalabalık eriyip dağıldı.
1SA 14:17 Bunun üzerine Saul, yanındaki adamlara, “Şimdi sayın, bizden kimin eksik olduğunu görün” dedi. Saydıktan sonra, işte, Yonatan'la silah taşıyıcısı orada değildi.
1SA 14:18 Saul, Ahiya'ya, “Tanrı'nın Sandığı'nı buraya getir” dedi. Çünkü Tanrı'nın Sandığı o sırada İsrael'in çocuklarıyla birlikteydi.
1SA 14:19 Saul kâhinle konuşurken, Filistliler'in ordugâhındaki kargaşalık giderek arttı ve Saul kâhine, “Elini çek!” dedi.
1SA 14:20 Saul ve yanındaki bütün adamlar toplandılar ve savaşa geldiler; ve işte, hepsi kılıçlarıyla birbirlerine vuruyorlardı, çok büyük bir kargaşa içindeydiler.
1SA 14:21 Önceden Filistliler'le birlikte olan ve onlarla birlikte her yandan ordugâha çıkan İbraniler de Saul ve Yonatan'la birlikte olan İsraelliler'in yanına geçtiler.
1SA 14:22 Aynı şekilde, Efraim dağlık bölgesinde saklanan bütün İsraelliler de Filistliler'in kaçtığını duyunca, onlar da peşlerinden bastırıp savaştılar.
1SA 14:23 Böylece Yahve o gün İsrael'i kurtardı; ve savaş Beyt Aven'den ileriye geçti.
1SA 14:24 İsraelliler o gün sıkıntı içindeydiler; çünkü Saul halka ant içirip, “Ben düşmanlarımdan öç alana dek, akşama kadar bir şey yiyen adam lanetli olsun” demişti. Böylece halktan hiçbiri yemek tatmadı.
1SA 14:25 Halkın tümü ormana girdi; yerde de bal vardı.
1SA 14:26 Halk ormana vardığında, işte, bal damlıyordu; ama kimse elini ağzına götürmedi, çünkü halk anttan korkuyordu.
1SA 14:27 Ancak Yonatan, babasının halka ant içirdiğini duymamıştı. Bu yüzden elindeki değneğin ucunu uzattı ve bal peteğine batırdı ve elini ağzına koydu; ve gözleri parladı.
1SA 14:28 O zaman halktan biri yanıt verip dedi, “Baban halka açık ant içirip, 'Bugün yemek yiyen adam lanetli olsun' diye buyruk verdi.” Böylece halk bitkin düştü.
1SA 14:29 O zaman Yonatan, “Babam ülkeyi sıkıntıya soktu. Lütfen bakın, bu baldan biraz tattığım için gözlerim nasıl parladı.” dedi.
1SA 14:30 “Eğer halk bugün bulmuş oldukları düşmanlarının ganimetinden serbestçe yemiş olsaydı, daha neler olurdu? Çünkü şimdi Filistliler arasında büyük bir kıyım olmadı.”
1SA 14:31 O gün Filistliler'i Mikmaş'tan Ayalon'a kadar vurdular. Halk çok bitkin düşmüştü;
1SA 14:32 halk da ganimetin üzerine saldırdı, koyunlar, sığırlar, buzağılar aldılar, toprak üzerinde kestiler; halk da onları kanıyla yedi.
1SA 14:33 Bunun üzerine Saul'a söyleyip dediler, “İşte, halk kanlı et yemekle Yahve'ye karşı günah işliyor”. O, “Hainlik ettiniz. Bugün üzerime büyük bir taş yuvarlayın.” dedi.
1SA 14:34 Saul, “Halkın arasına dağılın ve onlara deyin, 'Herkes öküzünü, herkes koyununu bana getirsin, burada kesip yiyin, kanlı et yiyerek Yahve'ye karşı günah işlemeyin'” dedi. O gece bütün halk herkes kendi öküzünü yanına alıp orada kesti.
1SA 14:35 Saul Yahve'ye bir sunak yaptı. Bu, Yahve'ye yaptığı ilk sunaktı.
1SA 14:36 Saul, “Geceleyin Filistliler’in peşine düşelim, sabah ışığına kadar aralarında ganimet alalım. Onlardan kimseyi bırakmayalım.” dedi. Onlar, “Sana iyi görüneni yap” dediler. Sonra kâhin, “Buraya, Tanrı’ya yaklaşalım” dedi.
1SA 14:37 Saul Tanrı’ya danıştı: “Filistliler’in peşine düşeyim mi? Onları İsraelliler’in eline teslim edecek misin?” Ama o gün ona yanıt vermedi.
1SA 14:38 Saul, “Buraya yaklaşın, ey halkın başları, ve bilin ve görün, bu günah bugün kimde oldu.
1SA 14:39 Çünkü İsrael’i kurtaran yaşayan Yahve hakkı için, oğlum Yonatan’da bile olsa, o kesin olarak ölecektir.” dedi. Ama bütün halk arasında ona yanıt veren kimse yoktu.
1SA 14:40 Sonra bütün İsrael’e, “Siz bir tarafta olun, ben ve oğlum Yonatan öbür tarafta olacağız” dedi. Halk Saul’a, “Sana iyi görüneni yap” dedi.
1SA 14:41 Bu yüzden Saul, İsrael'in Tanrısı Yahve'ye, “Doğruyu göster” dedi. Yonatan ve Saul seçildiler, ama halk kurtuldu.
1SA 14:42 Saul, “Benimle oğlum Yonatan arasında kura çekin” dedi. Yonatan seçildi.
1SA 14:43 Bunun üzerine Saul, Yonatan'a, “Ne yaptığını söyle bana!” dedi. Yonatan ona, “Elimde olan değneğin ucuyla biraz bal tattım; ve işte, ben ölmeliyim” dedi.
1SA 14:44 Saul, “Tanrı bunu ve daha fazlasını yapsın; çünkü kesinlikle öleceksin, Yonatan” dedi.
1SA 14:45 Halk Saul'a, “İsrael'de bu büyük kurtuluşu gerçekleştiren Yonatan mı ölecek? Asla! Yaşayan Yahve'nin hakkı için, başındaki tek bir saç teli yere düşmeyecek, çünkü bugün Tanrı ile birlikte çalıştı!” dedi. Böylece halk Yonatan'ı kurtardı, o da ölmedi.
1SA 14:46 Sonra Saul, Filistliler'i takipten döndü; Filistliler de kendi yerlerine gittiler.
1SA 14:47 Saul İsrael Krallığı'nı aldığında, her yandan bütün düşmanlarına karşı savaştı: Moav'a, Ammon'un çocuklarına, Edom'a, Sova krallarına ve Filistliler'e karşı. Nereye yöneldiyse onları yendi.
1SA 14:48 Amalekliler'i yiğitçe vurdu ve İsrael'i onları yağma edenlerin elinden kurtardı.
1SA 14:49 Saul'un oğulları Yonatan, İşvi ve Malkişua'ydı. İki kızının adları şunlardı: İlk doğanının adı Merav, küçüğünün adı da Mikal'di.
1SA 14:50 Saul'un karısının adı Ahimaas'ın kızı Ahinoam'dı. Ordu komutanının adı Saul'un amcası Ner'in oğlu Avner'di.
1SA 14:51 Saul'un babası Kiş, Avner'in babası Ner, Aviel'in oğluydu.
1SA 14:52 Saul'un bütün günleri boyunca Filistliler'e karşı şiddetli bir savaş vardı. Saul, yiğit ya da cesur bir adam gördüğünde onu hizmetine alırdı.
1SA 15:1 Samuel Saul'a şöyle dedi: “Yahve halkı üzerine, İsrael üzerine, kral olarak seni meshetmek için beni gönderdi. Şimdi Yahve'nin sözlerini dinle.
1SA 15:2 Ordular Yahvesi diyor ki, 'Amalek'in İsrael'e yaptıklarını, Mısır'dan çıktığında yolda ona nasıl karşı çıktığını hatırlıyorum.
1SA 15:3 Şimdi git, Amalek'i vur ve sahip oldukları her şeyi tamamen yok et, onları esirgeme; erkeği ve kadını, çocuğu ve emzikteki bebeği, öküzü ve koyunu, deveyi ve eşeği öldür.'”
1SA 15:4 Saul halkı çağırdı ve onları Telaim'de saydı, iki yüz bin yaya ve Yahuda'dan on bin adam.
1SA 15:5 Saul Amalek kentine geldi ve vadide pusu kurdu.
1SA 15:6 Saul Kenliler'e, “Gidin, ayrılın, Amalekliler'in arasından inin, yoksa sizi onlarla birlikte yok ederim” dedi. “Çünkü siz Mısır'dan çıktıkları zaman, bütün İsrael'in çocuklarına iyilik ettiniz.” Böylece Kenliler Amalekliler'in arasından ayrıldılar.
1SA 15:7 Saul Amalekliler'i, Mısır'ın önündeki Şur'a varıncaya dek Havila'dan vurdu.
1SA 15:8 Amalekliler'in Kralı Agag'ı sağ olarak ele geçirdi ve bütün halkı tamamen kılıçtan geçirdi.
1SA 15:9 Ama Saul ve halk Agag'ı ve koyunların, sığırların, semiz buzağıların, kuzuların en iyilerini ve iyi olan şeylerin hepsini esirgediler; onları tamamen yok etmek istemediler; yalnızca kötü ve değersiz olan her şeyi tamamen yok ettiler.
1SA 15:10 Bunun üzerine Yahve'nin sözü Samuel'e geldi ve şöyle dedi,
1SA 15:11 “Saul'u kral yaptığım için kederliyim; çünkü beni izlemekten vazgeçti ve buyruklarımı yerine getirmedi.” Samuel çok öfkelendi ve bütün gece Yahve'ye yakardı.
1SA 15:12 Samuel sabahleyin Saul'lu karşılamak için erkenden kalktı. Samuel'e, “Saul Karmel'e geldi ve işte kendisi için bir anıt dikti, döndü, geçip Gilgal'a indi” diye bildirildi.
1SA 15:13 Samuel Saul'un yanına geldi. Saul ona, “Sen Yahve tarafından kutsanasın! Ben Yahve'nin buyruğunu yerine getirdim.” dedi.
1SA 15:14 Samuel, “Öyleyse kulağımdaki koyunların melemesi ve sığırların böğürmesi ne anlama geliyor?” dedi.
1SA 15:15 Saul, “Bunları Amalekliler'den getirdiler. Çünkü halk, Tanrın Yahve'ye kurban etmek için koyunların ve sığırların en iyilerini esirgedi. Geri kalanını tamamen yok ettik.” dedi.
1SA 15:16 Bunun üzerine Samuel Saul'a, “Dur da Yahve'nin dün gece bana ne söylediğini sana söyleyeyim” dedi. Saul ona, “Söyle” dedi.
1SA 15:17 Samuel, “Sen kendi gözünde küçük olduğun halde, İsrael oymaklarının başı yapılmadın mı?” dedi. “Yahve seni İsrael üzerine kral olarak meshetti.
1SA 15:18 Yahve seni yola gönderip, ‘Git, günahkâr Amalekliler’i tümüyle yok et ve tükeninceye dek onlarla savaş’ dedi.
1SA 15:19 Öyleyse neden Yahve'nin sözünü dinlemedin, ama ganimeti aldın ve Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptın?”
1SA 15:20 Saul, Samuel’e, “Ama ben Yahve'nin sözünü dinledim, Yahve'nin beni gönderdiği yoldan gittim ve Amalek Kralı Agag’ı getirdim ve Amalekliler’i tümüyle yok ettim.
1SA 15:21 Ama halk ganimetten koyunları ve sığırları, adanmış şeylerin en iyilerini, senin Tanrın Yahve'ye Gilgal'da kurban etmek için aldı.” dedi.
1SA 15:22 Samuel, “Yahve, kendi sözüne itaat edimesinden hoşlandığı kadar yakmalık sunulardan ve kurbanlardan hoşlanır mı?” dedi. “İşte, itaat etmek kurbandan, dinlemek de koçların yağından daha iyidir.
1SA 15:23 Çünkü isyan büyücülük günahı gibidir, inatçılık da putperestlik ve terafim gibidir. Yahve'nin sözünü reddettiğin için, o da seni kral olmaktan reddetti.”
1SA 15:24 Saul, Samuel’e, “Günah işledim; çünkü Yahve'nin buyruğunu ve senin sözlerini çiğnedim, çünkü halktan korktum ve onların sözüne itaat ettim.
1SA 15:25 Şimdi lütfen günahımı bağışla ve benimle birlikte dön ki, Yahve'ye tapınayım.” dedi.
1SA 15:26 Samuel, Saul’a, “Seninle dönmem; çünkü sen Yahve'nin sözünü reddettin, Yahve'de seni İsrael’in üzerinde kral olmaktan reddetti.” dedi.
1SA 15:27 Samuel gitmek üzere arkasını döndüğünde, Saul onun cübbesinin eteğini tuttu ve yırtıldı.
1SA 15:28 Samuel ona, “Yahve bugün İsrael Krallığı'nı senden yırttı ve senden daha iyi olana, komşuna verdi” dedi.
1SA 15:29 “İsrael’in Güçlüsü de ne yalan söyler ne de tövbe eder; çünkü o insan değil ki tövbe etsin.”
1SA 15:30 Bunun üzerine, “Günah işledim” dedi, “Ama şimdi halkımın ihtiyarları ve İsrael’in önünde beni onurlandır ve benimle birlikte geri dön ki, senin Tanrın Yahve'ye tapınayım.”
1SA 15:31 Böylece Samuel Saul’la birlikte geri döndü ve Saul Yahve'ye tapındı.
1SA 15:32 Sonra Samuel, “Amalekliler’in kralı Agag’ı buraya, bana getir!” dedi. Agag neşeyle yanına geldi. Agag, “Kesinlikle ölüm acısı geçti” diyordu.
1SA 15:33 Samuel, “Kılıcın kadınları çocuksuz bıraktığı gibi, annen de kadınlar arasında çocuksuz kalacak!” dedi. Sonra Samuel, Agag’ı Gilgal’de Yahve'nin önünde parçaladı.
1SA 15:34 Sonra Samuel Rama’ya gitti; Saul da kendi evine, Saul'un Giva’sına çıktı.
1SA 15:35 Samuel, öldüğü güne dek Saul’u bir daha görmeye gelmedi; ama Samuel Saul için yas tuttu. Yahve, Saul’u İsrael’in üzerine kral yapmış olduğu için kederlendi.
1SA 16:1 Yahve Samuel'e, “Saul'u İsrael üzerinde kral olmaktan reddettiğim için ne zamana dek yas tutacaksın?” dedi. “Boynuzunu yağla doldur ve git. Seni Beytlehemli Yişay'a göndereceğim. Çünkü oğulları arasından kendime bir kral sağladım.”
1SA 16:2 Samuel, “Nasıl gidebilirim? Saul bunu duyarsa beni öldürür.” dedi. Yahve, “Yanına bir düve al ve, 'Yahve'ye kurban sunmaya geldim' de.” dedi.
1SA 16:3 “Yişay'ı kurban sunmaya çağır ve sana ne yapacağını göstereceğim. Sana kimi söylersem onu bana meshedeceksin.”
1SA 16:4 Samuel, Yahve'nin söylediğini yaptı ve Beytlehem'e geldi. Kentin ihtiyarları titreyerek onu karşılamaya geldiler ve, “Barışçıl bir şekilde mi geliyorsun?” dediler.
1SA 16:5 Samuel, “Barışçıl bir şekilde, Yahve'ye kurban sunmaya geldim” dedi. “Kendinizi kutsayın ve kurbana benimle gelin.” Yişay’ı ve oğullarını kutsayıp kurbana çağırdı.
1SA 16:6 Onlar gelince Eliav’a baktı ve, “Gerçekten de Yahve'nin meshettiği O'nun önündedir” dedi.
1SA 16:7 Ama Yahve Samuel’e, “Yüzüne ya da boyunun uzunluğuna bakma, çünkü onu reddettim; çünkü ben insanın gördüğü gibi görmem. Çünkü insan dışa bakar, Yahve ise yüreğe bakar.” dedi.
1SA 16:8 Sonra Yişay Avinadav’ı çağırdı ve onu Samuel’in önünden geçirdi. Samuel, “Yahve bunu da seçmedi” dedi.
1SA 16:9 Sonra Yişay Şamma’yı geçirdi. “Yahve bunu da seçmedi” dedi.
1SA 16:10 Yişay yedi oğlunu Samuel’in önünden geçirdi. Samuel, “Yahve bunları seçmedi” dedi.
1SA 16:11 Samuel, “Bütün çocukların burada mı?” diye sordu. “Daha en küçüğü kaldı. İşte, koyunları güdüyor.” dedi. Samuel, “Gönder de onu getirt, çünkü o buraya gelmeden oturmayacağız” dedi.
1SA 16:12 Gönderdi ve onu içeri getirdi. Kızıl, yakışıklı yüzlü ve iyi görünümlüydü. Yahve, “Kalk! Onu meshet, çünkü bu odur.” dedi.
1SA 16:13 Sonra Samuel yağ boynuzunu aldı ve onu kardeşlerinin ortasında meshetti. O günden sonra Yahve'nin Ruhu David’in üzerine güçlü bir şekilde geldi. Samuel kalkıp Rama’ya gitti.
1SA 16:14 Yahve'nin Ruhu Saul’dan ayrıldı ve Yahve'den kötü bir ruh onu rahatsız ediyordu.
1SA 16:15 Saul’un hizmetkârları ona, “Bak, Tanrı’dan kötü bir ruh seni rahatsız ediyor” dediler.
1SA 16:16 “Efendimiz, şimdi önündeki hizmetkârlarına, iyi arp çalan bir adam bulmalarını buyur. O zaman Tanrı'dan kötü ruh üzerine geldiğinde, o eliyle çalacak ve sen iyi olacaksın.”
1SA 16:17 Saul hizmetkârlarına, “Bana iyi çalan bir adam sağlayın ve onu bana getirin” dedi.
1SA 16:18 O zaman gençlerden biri yanıt verip dedi, “İşte, Beytlehemli Yişay'ın iyi çalan, cesur bir yiğit, savaşçı, akıllıca konuşan ve yakışıklı bir oğlunu gördüm. Yahve de onunla birliktedir.”
1SA 16:19 Bunun üzerine Saul, Yişay'a haberciler gönderip, “Koyunlarının yanında olan oğlun David'i bana gönder” dedi.
1SA 16:20 Yişay, ekmek yüklü bir eşek, bir tulum şarap ve bir oğlak aldı ve bunları oğlu David'in aracılığıyla Saul'a gönderdi.
1SA 16:21 David Saul'un yanına geldi ve önünde durdu. Saul onu çok sevdi ve onun silah taşıyıcısı oldu.
1SA 16:22 Saul Yişay'a gönderip dedi, “Lütfen David önümde dursun, çünkü gözümde lütuf buldu.”
1SA 16:23 Tanrı'dan olan ruh Saul'un üzerindeyken, David arpını alır ve eliyle çalardı; böylece Saul ferahlar ve iyileşirdi ve kötü ruh ondan ayrılırdı.
1SA 17:1 Filistliler ordularını savaşa topladılar. Yahuda'ya ait Soko'da toplandılar ve Efesdammim'de Soko ile Azeka arasında ordugâh kurdular.
1SA 17:2 Saul ve İsraelliler toplandılar ve Ela Vadisi'nde ordugâh kurdular. Filistliler'e karşı savaş düzeni aldılar.
1SA 17:3 Filistliler dağda bir yanda, İsraelliler dağda öbür yanda duruyorlardı; aralarında bir vadi vardı.
1SA 17:4 Filistliler'in ordugâhından Gatlı Golyat adında altı arşın bir karış boyunda bir savaşçı çıktı.
1SA 17:5 Başında tunç bir miğfer, üzerinde bir zırh vardı; zırhın ağırlığı beş bin şekel tunçtu.
1SA 17:6 Bacakları üzerinden tunç kaval zırhı, omuzlarının arasında tunç bir kargı vardı.
1SA 17:7 Mızrağının sapı bir dokumacı sırığı gibiydi; ve mızrağının başı altı yüz şekel ağırlığında demirdi. Kalkan taşıyıcısı onun önünde yürüyordu.
1SA 17:8 Ayağa kalkıp İsrael ordularına bağırdı ve onlara, “Neden savaş düzenine girdiniz? Ben bir Filistli değil miyim, siz de Saul’un hizmetkârları değil misiniz? Kendinize bir adam seçin ve yanıma insin.
1SA 17:9 Eğer benimle dövüşebilir ve beni öldürebilirse, o zaman biz sizin hizmetkârlarınız oluruz; ama eğer ben ona karşı galip gelir ve onu öldürürsem, o zaman siz bizim hizmetkârlarımız olursunuz ve bize hizmet edersiniz.” dedi.
1SA 17:10 Filistli, “Bugün İsrael ordularına meydan okuyorum! Bana bir adam verin ki, birlikte dövüşelim!” dedi.
1SA 17:11 Saul ve bütün İsraelliler Filistli’nin bu sözlerini duyunca dehşete kapıldılar ve çok korktular.
1SA 17:12 David, Yahuda Beytlehem’inden Yişay adında bir Efratlı’nın oğluydu; sekiz oğlu vardı. Saul'un günlerinde bu adam yaşlı bir ihtiyardı.
1SA 17:13 Yişay'ın üç büyük oğlu Saul'un ardından savaşa gitmişti. Savaşa giden üç oğlunun adları ilk oğul Eliav, ondan sonra Avinadav ve üçüncüsü Şamma'ydı.
1SA 17:14 En küçüğü David'di. Üç büyük Saul'un ardınca gitti.
1SA 17:15 David, Beytlehem'de babasının koyunlarını gütmek için Saul'un yanına gidip geliyordu.
1SA 17:16 Filistli sabah akşam yaklaşıp kırk gün orada durdu.
1SA 17:17 Yişay oğlu David'e, “Kardeşlerin için bu kavrulmuş tahıldan bir efa ve bu on somun ekmeği al, hemen ordugâha, kardeşlerinin yanına götür;
1SA 17:18 bu on peyniri de onların binbaşısına götür. Kardeşlerinin ne durumda olduğunu gör ve haber getir.” dedi.
1SA 17:19 Saul, onlar ve bütün İsraelliler Ela Vadisi'nde Filistliler'le savaşıyorlardı.
1SA 17:20 David sabah erkenden kalktı ve koyunları bir bekçiye bıraktı ve erzakları Yişay'ın kendisine buyurduğu gibi alıp gitti. Savaşa çıkan ordu savaş için bağırırken arabaların olduğu yere geldi.
1SA 17:21 İsraelliler ve Filistliler ordu orduya karşı olmak üzere savaş düzenine girdiler.
1SA 17:22 David eşyalarını eşya bekçisinin eline bıraktı ve orduya doğru koştu, gelip kardeşlerini selamladı.
1SA 17:23 Onlarla konuşurken, işte, adı Golyat olan Gatlı Filistli savaşçı, Filistliler'in saflarından çıktı ve aynı sözleri söyledi; David de bunları duydu.
1SA 17:24 İsraelliler'in hepsi adamı görünce ondan kaçtılar ve dehşete kapıldılar.
1SA 17:25 İsraelliler, “Bu çıkan adamı gördünüz mü? Kesinlikle İsrael'e meydan okumak için çıktı” dediler. “Kral, onu öldüren adama büyük zenginlikler verecek, kızını verecek ve babasının evini İsrael'de vergiden muaf tutacak.”
1SA 17:26 David, yanında duran adamlara şöyle konuştu: “Bu Filistli'yi öldüren ve İsrael'den utancı kaldıran adam için ne yapılacak? Çünkü bu sünnetsiz Filistli kimdir ki, yaşayan Tanrı'nın ordularına meydan okusun?”
1SA 17:27 Halk ona şöyle yanıt verdi: “Onu öldüren adam için de o söze göre yapılacak.”
1SA 17:28 En büyük kardeşi Eliav, David'in adamlarla konuşmasını duydu; Eliav'ın öfkesi David'e karşı alevlendi ve şöyle dedi: “Neden aşağı indin? Çöldeki o birkaç koyunu kiminle bıraktın? Gururunu ve yüreğinin kötülüğünü biliyorum; çünkü savaşı görebilmek için aşağı indin.”
1SA 17:29 David, “Şimdi ben ne yaptım? Bir nedeni yok mu ki?” dedi.
1SA 17:30 Ondan başka birine doğru döndü ve yine aynı şekilde konuştu; ve halk ona yine aynı şekilde yanıt verdi.
1SA 17:31 David'in söylediği sözler duyulunca, bunları Saul'un önünde tekrarladılar; o da onu çağırttı.
1SA 17:32 David Saul'a, “Kimsenin yüreği onun yüzünden yılmasın. Hizmetkârın gidip bu Filistli ile dövüşecek” dedi.
1SA 17:33 Saul David'e şöyle dedi, “Bu Filistli ile dövüşmek için sen ona karşı gidemezsin; çünkü sen daha gençsin ve o gençliğinden beri bir savaşçıdır.”
1SA 17:34 David Saul'a dedi ki, “Hizmetkârın babasının koyunlarını güderdi; ve aslan ya da ayı gelip sürüden bir kuzu kaptığında,
1SA 17:35 ben ardından çıkar ve ona vururdum, kuzuyu da ağzından kurtarırdım. Bana karşı kalktığında, onu sakalından yakalar, vurup öldürürdüm.
1SA 17:36 Hizmetkârın hem aslanı hem de ayıyı vurdu. Bu sünnetsiz Filistli, yaşayan Tanrı'nın ordularına meydan okuduğu için onlardan biri gibi olacak.”
1SA 17:37 David, “Beni aslanın pençesinden ve ayının pençesinden kurtaran Yahve, beni bu Filistli'nin elinden de kurtaracak” dedi. Saul, David'e, “Git! Yahve seninle olacak” dedi.
1SA 17:38 Saul, David'e kendi giysilerini giydirdi. Başına tunç bir miğfer taktı ve ona bir zırh giydirdi.
1SA 17:39 David, kılıcını giysisine bağladı ve hareket etmeye çalıştı, çünkü alışık değildi. David, Saul'a, “Bunlarla gidemem, çünkü alışık değilim” dedi. Sonra David onları çıkardı.
1SA 17:40 Değneğini eline aldı ve dereden kendine beş tane düzgün taş seçip yanında bulunan çoban torbasının kesesine koydu. Sapanı elindeydi ve Filistli'ye yaklaştı.
1SA 17:41 Filistli yürüyüp David'e yaklaştı; kalkanı taşıyan adam da onun önünden gidiyordu.
1SA 17:42 Filistli çevresine bakınca David'i gördü ve onu küçümsedi. Çünkü David daha gençti, kızıl ve güzel yüzlüydü.
1SA 17:43 Filistli David'e, “Ben köpek miyim ki, bana değneklerle geliyorsun?” dedi. Filistli David'i kendi ilâhlarıyla lanet etti.
1SA 17:44 Filistli David'e, “Bana gel, etini gökteki kuşlara ve kırdaki hayvanlara vereceğim” dedi.
1SA 17:45 David Filistli'ye, “Sen bana kılıçla, mızrakla ve kargı ile geliyorsun; ama ben sana, meydan okuduğun İsrael ordularının Tanrısı, Ordular Yahvesi adıyla geliyorum” dedi.
1SA 17:46 “Bugün Yahve seni elime teslim edecek. Seni vuracağım ve başını senden alacağım. Bugün Filist ordusunun ölülerini gökteki kuşlara ve yeryüzündeki yabanıl hayvanlara vereceğim. Böylece bütün yeryüzü İsrael'de bir Tanrı olduğunu bilsin,
1SA 17:47 ve bütün bu topluluk Yahve'nin kılıç ve mızrakla kurtarmadığını bilsin; çünkü savaş Yahve'nindir ve seni elimize teslim edecektir.”
1SA 17:48 Filistli David'le karşılaşmak üzere kalkıp yaklaşınca, David aceleyle Filistli'yle karşılaşmak üzere orduya doğru koştu.
1SA 17:49 David elini torbasına koydu, bir taş alıp fırlattı ve Filistli'nin alnına vurdu. Taş alnına saplandı ve yüzüstü yere düştü.
1SA 17:50 Böylece David Filistli'yi sapanla ve taşla yendi ve Filistli'ye vurup onu öldürdü. Ama David'in elinde kılıç yoktu.
1SA 17:51 David koşup Filistli’nin üzerine çıktı, kılıcını aldı, kınından çekip onu öldürdü, onunla da başını kesti. Filistliler savaşçılarının öldüğünü görünce kaçtılar.
1SA 17:52 İsraelliler ve Yahudalılar kalkıp bağırdılar ve Filistliler'i Gay’a ve Ekron kapılarına kadar kovaladılar. Filistliler'in yaralıları Şaaraim yolunda, Gat’a kadar, Ekron’a kadar düştüler.
1SA 17:53 İsraelliler Filistliler'i kovalamaktan döndüler ve ordugâhlarını yağmaladılar.
1SA 17:54 David Filistli’nin başını alıp Yeruşalem’e getirdi, ama silahlarını çadırına koydu.
1SA 17:55 Saul, David’in Filistli’ye karşı çıktığını görünce, ordu komutanı Avner’e, “Avner, bu genç kimin oğlu?” diye sordu. Avner, “Canının hakkı için, ey kral, söyleyemiyorum” dedi.
1SA 17:56 Kral, “Bu gencin kimin oğlu olduğunu sor!” dedi.
1SA 17:57 David, Filistli’yi öldürüp dönünce, Avner onu alıp Saul’un önüne getirdi, Filistli’nin başı elindeydi.
1SA 17:58 Saul, “Genç adam, sen kimin oğlusun?” diye sordu. David, “Ben hizmetkârın Beytlehemli Yişay’ın oğluyum” diye yanıtladı.
1SA 18:1 Saul'la konuşmasını bitirince, Yonatan'ın canı David'in canına bağlandı ve Yonatan onu kendi canı gibi sevdi.
1SA 18:2 Saul o gün onu aldı ve bir daha babasının evine gitmesine izin vermedi.
1SA 18:3 Sonra Yonatan ve David bir antlaşma yaptılar, çünkü onu kendi canı gibi sevdi.
1SA 18:4 Yonatan üzerindeki kaftanı çıkarıp onu, kılıcına, yayına ve kuşağına kadar giysileriyle birlikte David'e verdi.
1SA 18:5 David, Saul'un kendisini gönderdiği her yere çıktı ve akıllıca davrandı; Saul da onu savaşçıların başına koydu. Bu, bütün halkın ve Saul'un hizmetkârlarının gözünde iyiydi.
1SA 18:6 David'in Filistliler'i öldürmesinden döndükleri sırada, İsrael'in bütün kentlerinden gelen kadınlar, teflerle, sevinçle ve müzik aletleriyle Kral Saul'u karşılamak için şarkı söyleyip dans ederek çıktılar.
1SA 18:7 Kadınlar oynarken birbirlerine ezgi söylüyorlardı ve şöyle diyorlardı, “Saul binlerini öldürdü, David de on binlerini.”
1SA 18:8 Saul çok öfkelendi ve bu söz onun hoşuna gitmedi. “David’e on binleri verdiler, bana ise yalnızca binleri verdiler. Onun krallıktan başka daha neyi olabilir ki?” dedi.
1SA 18:9 Saul o günden itibaren David'e dikkat eder oldu.
1SA 18:10 Ertesi gün, Tanrı’dan kötü bir ruh Saul’un üzerine güçlü bir şekilde geldi ve evin ortasında peygamberlik etti. David her gün yaptığı gibi eliyle çalıyordu. Saul’un elinde mızrağı vardı;
1SA 18:11 Saul mızrağı fırlattı, çünkü “David’i duvara çivileyeceğim!” diyordu. David iki kez önünden kaçtı.
1SA 18:12 Saul David'den korkuyordu, çünkü Yahve onunla birlikteydi ve Saul’dan ayrılmıştı.
1SA 18:13 Bu yüzden Saul onu yanından uzaklaştırdı ve bin kişinin başına kendi komutanı yaptı; halkın önünde çıkar girerdi.
1SA 18:14 David bütün yollarında akıllıca davrandı; Yahve de onunla birlikteydi.
1SA 18:15 Saul onun çok akıllıca davrandığını görünce, ondan korktu.
1SA 18:16 Ama bütün İsrael ve Yahuda David'i seviyordu; çünkü onların önünde çıkıp giriyordu.
1SA 18:17 Saul David'e şöyle dedi, “İşte, büyük kızım Merav. Onu sana eş olarak vereceğim. Yalnız benim için cesur ol ve Yahve'nin savaşlarını yap.” Çünkü Saul, “Benim elim onun üzerinde olmasın, ancak Filistliler'in eli onun üzerinde olsun.” diyordu.
1SA 18:18 David Saul'a, “Ben kimim, yaşamım, ya da İsrael'deki babamın ailesi ne ki, kralın damadı olayım?” dedi.
1SA 18:19 Ama Saul'un kızı Merav, David'e verilmesi gereken zamanda, Meholalı Adriel'e eş olarak verildi.
1SA 18:20 Saul'un kızı Mikal David'i seviyordu. Saul'a söylediler ve bu onun hoşuna gitti.
1SA 18:21 Saul, “Kızı ona vereceğim, böylece kız ona tuzak kuracak ve Filistliler'in eli ona karşı olacak” diyordu. Bunun üzerine Saul, David'e ikinci kez, “Bugün benim damadım olacaksın” dedi.
1SA 18:22 Saul, hizmetkârlarına, “David'le gizlice konuşup, 'İşte, kral senden hoşlanıyor ve bütün hizmetkârları seni seviyor. Şimdi kralın damadı ol' deyin” diye buyurdu.
1SA 18:23 Saul'un hizmetkârları bu sözleri David'in kulağına söylediler. David, “Ben yoksul ve az tanınan bir adamken, kralın damadı olmak size hafif bir şey mi geliyor?” dedi.
1SA 18:24 Saul'un hizmetkârları, “David böyle söyledi” diyerek kendisine bildirdiler.
1SA 18:25 Saul, “David’e söyleyin, ‘Kral, düşmanlarından öç almak için Filistliler’in yüz sünnet derisinden başka bir çeyiz istemiyor.’” dedi. Saul, David’in Filistliler’in elinden düşeceğini sanıyordu.
1SA 18:26 Hizmetkârları bu sözleri David’e ilettiklerinde, David kralın damadı olacağına sevindi. Teslim edilme gününden önce,
1SA 18:27 David adamlarıyla birlikte kalkıp gitti ve Filistliler’den iki yüz adam öldürdü. Sonra David kralın damadı olabilmek için onların sünnet derilerini getirdi, onları tam sayısıyla krala verdiler. Bunun üzerine Saul, kızı Mikal’ı ona eş olarak verdi.
1SA 18:28 Saul, Yahve'nin David’le birlikte olduğunu gördü ve anladı. Saul’un kızı Mikal de onu sevdi.
1SA 18:29 Saul David’ten daha da çok korktu ve Saul sürekli olarak David'in düşmanı oldu.
1SA 18:30 Filistliler’in beyleri de dışarı çıktılar, ve her dışarı çıktıklarında David, Saul'un bütün hizmetkârlarından daha akıllıca davranıyordu; öyle ki, adı oldukça saygınlaştı.
1SA 19:1 Saul, oğlu Yonatan'a ve bütün hizmetkârlarına David'i öldürmelerini söyledi. Ama Saul'un oğlu Yonatan, David'den çok hoşnuttu.
1SA 19:2 Yonatan David'e şöyle dedi: “Babam Saul seni öldürmek istiyor. Şimdi lütfen sabah kendine dikkat et, gizli bir yerde otur ve saklan.
1SA 19:3 Ben dışarı çıkıp senin olduğun tarlada babamın yanında duracağım ve babamla senin hakkında konuşacağım; eğer bir şey görürsem sana bildireceğim.”
1SA 19:4 Yonatan, babası Saul'a David'den iyilikle söz etti ve ona şöyle dedi: “Kralın hizmetkârına, David'e karşı günah işlemesine izin verme; çünkü sana karşı günah işlemedi, çünkü sana karşı işleri de çok iyiydi.
1SA 19:5 Çünkü canını eline koyup Filistli'yi vurdu ve Yahve bütün İsrael için büyük bir zafer gerçekleştirdi. Bunu gördün ve sevindin. Öyleyse neden masum kana karşı günah işleyip nedensiz yere David'i öldüreceksin?”
1SA 19:6 Saul, Yonatan'ın sözünü dinledi; ve Saul, “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, o öldürülmeyecektir” diye ant içti.
1SA 19:7 Yonatan David'i çağırdı ve Yonatan ona bütün bunları gösterdi. Sonra Yonatan, David'i Saul'a getirdi ve daha önce olduğu gibi onun önündeydi.
1SA 19:8 Yine savaş çıktı. David çıktı ve Filistliler'le savaştı ve onları büyük bir kıyımla öldürdü; ve onlar onun önünden kaçtılar.
1SA 19:9 Saul, elinde mızrağıyla evinde otururken, Yahve'den kötü bir ruh üzerindeydi; ve David eliyle müzik çalıyordu.
1SA 19:10 Saul, David'i mızrakla duvara çakmaya çalıştı, ama o Saul'un önünden yana kaydı; ve mızrağı duvara sapladı. David o gece kaçıp kurtuldu.
1SA 19:11 Saul, David'i gözetlemek ve sabah onu öldürmek için evine haberciler gönderdi. David'in karısı Mikal, ona, “Eğer bu gece yaşamını kurtarmazsan yarın öldürüleceksin” dedi.
1SA 19:12 Bunun üzerine Mikal, David'i pencereden aşağı indirdi. O gidip kaçtı ve kurtuldu.
1SA 19:13 Mikal terafimi alıp yatağa koydu ve başına keçi kılından bir yastık koydu ve üzerini giysilerle örttü.
1SA 19:14 Saul, David'i getirmek için haberciler gönderdiğinde kadın, “O hasta” dedi.
1SA 19:15 Saul, habercileri David'i görmeye gönderdi ve, “Onu yatağında getirin de öldüreyim” dedi.
1SA 19:16 Haberciler içeri girdiğinde, terafim yataktaydı ve başında keçi kılından bir yastık vardı.
1SA 19:17 Saul, Mikal'e, “Neden beni böyle kandırdın ve düşmanımı salıverdin de kurtuldu?” dedi. Mikal, Saul'a, “Bana, 'Bırak beni! Seni neden öldüreyim?' dedi” diye yanıt verdi.
1SA 19:18 David kaçtı ve kurtuldu, Rama'daki Samuel'in yanına geldi ve Saul'un kendisine yaptığı her şeyi ona anlattı. O ve Samuel gidip Nayot'ta yaşadılar.
1SA 19:19 Saul'a, “İşte David Rama'daki Nayot'ta” diye bildirildi.
1SA 19:20 Saul, David'i yakalamak için haberciler gönderdi. Peygamber topluluğunun peygamberlik ettiğini ve Samuel'in de onların üzerinde baş olarak durduğunu görünce, Tanrı'nın Ruhu Saul'un habercilerinin üzerine geldi ve onlar da peygamberlik ettiler.
1SA 19:21 Saul'a bildirildiğinde, başka haberciler gönderdi ve onlar da peygamberlik ettiler. Saul üçüncü kez yine haberciler gönderdi ve onlar da peygamberlik ettiler.
1SA 19:22 Bunun üzerine Rama'ya gitti ve Seku'daki büyük kuyuya geldi ve “Samuel ve David nerede?” diye sordu. Biri, “İşte, onlar Rama'daki Nayot'ta” dedi.
1SA 19:23 Oraya, Rama'daki Nayot'a gitti. Sonra Tanrı'nın Ruhu onun da üzerine geldi ve Rama'daki Nayot'a varana dek peygamberlik ederek gitti.
1SA 19:24 Üstündeki giysileri de çıkardı. Samuel'in önünde de peygamberlik etti ve bütün o gün ve bütün o gece çıplak yattı. Bu yüzden, “Saul da peygamberler arasında mı?” derler.
1SA 20:1 David Rama'daki Nayot'tan kaçtı ve gelip Yonatan'a dedi: “Ne yaptım? Suçum ne? Babanın önünde günahım ne ki canımı arıyor?”
1SA 20:2 Ona dedi: “Uzak olsun; ölmeyeceksin. İşte, büyük olsun küçük olsun, babam bana açmadan hiçbir şey yapmaz. Babam bu şeyi benden neden saklasın? Öyle değildir.”
1SA 20:3 Dahası David ant içip dedi: “Baban senin gözünde lütuf bulduğumu çok iyi biliyor; ve diyor, 'Yonatan bunu bilmesin, yoksa kederlenir'; ama gerçekten yaşayan Yahve'nin hakkı için ve senin canın hakkı için, benimle ölüm arasında sadece bir adım var.”
1SA 20:4 Sonra Yonatan David'e dedi: “Canın ne dilerse senin için onu yapacağım.”
1SA 20:5 David Yonatan'a dedi: “İşte, yarın yeni ay ve kralla birlikte yemeğe oturmaktan geri kalmamalıyım; ama bırak gideyim, üçüncü günün akşamına kadar kırda saklanayım.
1SA 20:6 Eğer baban yokluğumu tamamen farkederse, de ki: ‘David, Beytlehem kentine koşmak için ciddiyetle benden izin istedi; çünkü orada bütün aile için yıllık kurban vardır.’
1SA 20:7 Eğer, ‘İyi’ derse, hizmetkârın esenliğe kavuşacaktır; ama öfkelenirse, bil ki onun tarafından kötülük kararlaştırılmıştır.
1SA 20:8 Bu yüzden hizmetkârına iyilikle davran, çünkü hizmetkârını kendinle Yahve'nin antlaşması içine soktun; ama bende kötülük varsa, beni kendin öldür; çünkü beni babana neden götüresin?”
1SA 20:9 Yonatan, ‘Senden uzak olsun! Çünkü babamın senin üzerine gelsin diye kötülük kararlaştırdığını bilseydim, bunu sana söylemez miydim?’ dedi.
1SA 20:10 David, Yonatan’a, “Baban sana sert yanıt verirse bana kim söyleyecek?’ dedi.
1SA 20:11 Yonatan, David’e, “Gel! Kıra çıkalım.” dedi. İkisi birlikte kıra çıktılar.
1SA 20:12 Yonatan David'e, “İsrael'in Tanrısı Yahve aracılığıyla, yarın bu saatlerde ya da üçüncü gün babamı soruşturduğumda, işte, David'e karşı iyilik varsa, o zaman sana gönderip açmaz mıyım?” dedi.
1SA 20:13 “Eğer sana kötülük yapmak babamı hoşnut eder de bunu sana açmazsam ve seni esenlik içinde göndermezsem, Yahve Yonatan'a öyle, hatta daha da fazlasını yapsın. Yahve babamla olduğu gibi seninle de olsun.
1SA 20:14 Yahve'nin sevgi dolu iyiliğini ben ölmeyeyim diye yalnızca ben hayattayken göstermeyeceksin;
1SA 20:15 Yahve David'in bütün düşmanlarını yeryüzünden yok ettiği zaman bile, evimden daima sevgi dolu iyiliğini kesmeyeceksin.”
1SA 20:16 Böylece Yonatan David'in eviyle bir antlaşma yaptı ve şöyle dedi: “Yahve bunu David'in düşmanlarının elinden isteyecek.”
1SA 20:17 Yonatan David'e olan sevgisinden dolayı ona yeniden ant içirtti; çünkü onu kendi canı gibi seviyordu.
1SA 20:18 Sonra Yonatan ona dedi: “Yarın Yeni Ay ve yokluğun fark edilecek, çünkü yerin boş olacak.
1SA 20:19 Üç gün kaldıktan sonra hemen inersin ve bu başladığında saklandığın o yere gelirsin ve Ezel Taşı'nın yanında kalırsın.
1SA 20:20 Bir hedefe atıyormuş gibi, onun yanına üç ok atacağım.
1SA 20:21 İşte, gence, 'Git, okları bul!' diyeceğim. Eğer gence, 'İşte, oklar senin bu yanındadır. Onları al' dersem, o zaman gelirsin, çünkü yaşayan Yahve'nin hakkı için senin için esenlik vardır ve tehlike yoktur.
1SA 20:22 Ama eğer gence şunu dersem, ‘İşte, oklar senden ötede’, o zaman yoluna git, çünkü Yahve seni göndermiştir.
1SA 20:23 Senin ve benim aramda konuştuğumuz konuya gelince, işte, Yahve daima seninle benim aramdadır.”
1SA 20:24 Böylece David kırda saklandı. Yeni Ay gelince, Kral yemek yemek için oturdu.
1SA 20:25 Kral, öteki seferler gibi, duvarın yanındaki koltuğuna oturdu; ve Yonatan ayağa kalktı, Avner de Saul’un yanına oturdu, ama David'in yeri boştu.
1SA 20:26 Yine de Saul o gün bir şey söylemedi, çünkü “Ona bir şey olmuştur. Temiz değil. Kesin temiz değil.” diye düşündü.
1SA 20:27 Yeni Ay'dan sonraki gün, ikinci gün, David’in yeri boştu. Saul, oğlu Yonatan’a, “Neden Yişay’ın oğlu dün ya da bugün yemek yemeye gelmedi?” dedi.
1SA 20:28 Yonatan Saul'a şöyle yanıt verdi: “David Beytlehem'e gitmek için benden ciddiyetle izin istedi.
1SA 20:29 'Lütfen gitmeme izin ver, çünkü ailemizin kentte kurbanı var. Kardeşim orada olmamı buyurdu. Şimdi, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen gidip kardeşlerimi göreyim' dedi. Bu yüzden kralın sofrasına gelmedi.”
1SA 20:30 Bunun üzerine Saul'un Yonatan'a karşı öfkesi alevlendi ve ona şöyle dedi: “Ey sapık ve asi kadının oğlu, kendi utancın ve annenin çıplaklığının utancı için, Yişay'ın oğlunu kendine seçmiş olduğunu ben bilmiyor muyum?
1SA 20:31 Çünkü Yişay'ın oğlu yeryüzünde yaşadığı sürece sen de krallığın da sağlam olmayacak. Bu yüzden şimdi gönder de onu bana getir, çünkü kesinlikle ölecek!”
1SA 20:32 Yonatan babası Saul'a yanıt verip ona şöyle dedi: “Neden öldürülsün? Ne yaptı?”
1SA 20:33 Saul ona vurmak için mızrağını fırlattı. Yonatan, babasının David'i öldürmeye kararlı olduğunu bundan anladı.
1SA 20:34 Bunun üzerine Yonatan kızgın öfkeyle sofradan kalktı ve ayın ikinci günü yemek yemedi; çünkü David için kederliydi, çünkü babası ona utanç verici bir şekilde davranmıştı.
1SA 20:35 Sabahleyin Yonatan, David'le birlikte belirlenen saatte kıra çıktı ve yanında genç bir çocuk vardı.
1SA 20:36 Çocuğa, “Koş, attığım okları bul” dedi. Çocuk koşarken, onun ötesine bir ok attı.
1SA 20:37 Çocuk Yonatan'ın atmış olduğu okun yerine gelince, Yonatan çocuğun ardından bağırarak, “Ok senin ötende değil mi?” dedi.
1SA 20:38 Yonatan çocuğun ardından bağırarak, “Çabuk git! Acele et! Gecikme!” dedi. Yonatan'ın genci okları toplayıp efendisinin yanına geldi.
1SA 20:39 Ama çocuk bir şey bilmiyordu. Konuyu yalnızca Yonatan ve David biliyordu.
1SA 20:40 Yonatan silahlarını çocuğa verip, “Git, onları kente götür” dedi.
1SA 20:41 Çocuk gider gitmez, David güneyden kalktı, yüzüstü yere kapandı ve üç kez eğildi. Birbirlerini öptüler ve birbirleriyle ağladılar ve David en çok ağlayan oldu.
1SA 20:42 Yonatan David'e, “Esenlik içinde git, çünkü ikimiz de Yahve'nin adıyla ant içtik, 'Yahve benimle senin aranda, benim soyumla senin soyun arasında sonsuza dek' dedik.” Kalkıp gitti; Yonatan da kente girdi.
1SA 21:1 Sonra David, kâhin Ahimelek'in yanına Nov'a geldi. Ahimelek titreyerek David'i karşılamaya geldi ve ona, “Neden yalnızsın ve yanında kimse yok?” dedi.
1SA 21:2 David kâhin Ahimelek'e, “Kral bana bir şey yapmamı buyurdu ve bana, 'Seni gönderdiğim iş ve sana buyurduğum şey hakkında kimse bir şey bilmesin. Gençleri belli bir yere gönderdim.' dedi.
1SA 21:3 Şimdi elinin altında ne var? Lütfen elime beş somun ekmek ya da ne varsa ver.” dedi.
1SA 21:4 Kâhin David'e yanıt verip, “Benim olağan ekmeğim yok, ancak kutsal ekmek var; keşke gençler kadından uzak dursalardı” dedi.
1SA 21:5 David kâhine yanıt verip ona, “Gerçekten, bu üç gündür her zamanki gibi kadınlar bizden uzak tutuldu. Dışarı çıktığımda, sıradan bir yolculuk olmasına rağmen, gençlerin kapları kutsaldı. Bugün onların kapları daha ne kadar çok kutsal olacaktır?” dedi.
1SA 21:6 Kâhin ona kutsal ekmek verdi. Çünkü orada, Yahve'nin önünden alınan ve kaldırıldığı gün yerine sıcak ekmek konulan sergi ekmeğinden başka ekmek yoktu.
1SA 21:7 O gün Saul'un hizmetkârlarından biri, Yahve'nin önünde alıkonmuştu. Adı Edomlu Doeg olup Saul'un çobanlarının en iyisiydi.
1SA 21:8 David Ahimelek'e, “Elinin altında mızrak ya da kılıç yok mu?” dedi. “Kral'ın işi acele gerektirdiği için kılıcımı ya da silahlarımı yanımda getirmedim.”
1SA 21:9 Kâhin, “İşte, Ela Vadisi'nde öldürdüğün Filistli Golyat'ın kılıcı burada, efodun arkasında bir beze sarılı. Onu almak istiyorsan al, çünkü burada ondan başka yok” dedi. David, “Onun gibisi yok.” dedi.
1SA 21:10 David o gün Saul'dan korktuğu için kalkıp kaçtı ve Gat Kralı Akiş'in yanına gitti.
1SA 21:11 Akiş'in hizmetkârları ona, “Bu ülkenin kralı David değil mi? Dans ederek birbirlerine: Saul binlerini vurdu, David'de on binlerini diye onun hakkında ezgi söylemediler mi?” dediler.
1SA 21:12 David bu sözleri yüreğinde sakladı ve Gat Kralı Akiş'ten çok korktu.
1SA 21:13 Onların önünde tavrını değiştirdi, onların elinde kendisini deli gibi gösterdi, kapının kanatlarına tırmaladı, salyasını sakalına akıttı.
1SA 21:14 Bunun üzerine Akiş hizmetkârlarına, “Bakın, görüyorsunuz bu adam deli. Öyleyse onu neden bana getirdiniz?” dedi.
1SA 21:15 “Delilerden yoksun muyum ki, bu adamı delilik etsin diye önüme getirdiniz? Bu adam evime girmeli mi?”
1SA 22:1 David oradan ayrılıp Adullam’ın Mağarası'na kaçtı. Kardeşleri ve babasının bütün evi bunu duyunca, oraya, onun yanına indiler.
1SA 22:2 Sıkıntıda olan herkes, borçlu olan herkes ve hoşnutsuz olan herkes onun yanına toplandı. O da onların üzerinde komutan oldu. Yanında dört yüz kadar adam vardı.
1SA 22:3 David oradan Moav’ın Mispe’sine gitti ve Moav Kralı'na, “Lütfen, Tanrı’nın benim için ne yapacağını bilene dek babam ve annemin çıkıp yanınıza gelsin” dedi.
1SA 22:4 Onları Moav Kralı'nın önüne getirdi, David de kalede olduğu sürece onunla birlikte yaşadılar.
1SA 22:5 Peygamber Gad David’e, “Kalede kalma. Ayrıl ve Yahuda diyarına git.” dedi. Bunun üzerine David ayrıldı ve Heret Ormanı'na girdi.
1SA 22:6 Saul, David'le yanında olan adamların bulunduğunu duydu. Saul, elinde mızrağıyla Giva'ya, Rama'daki tamarisk ağacının altında oturuyordu. Bütün hizmetkârları da çevresinde duruyordu.
1SA 22:7 Saul, çevresinde duran hizmetkârlarına, “Şimdi dinleyin, ey Benyaminliler! Yişay'ın oğlu hepinize tarla ve bağ mı verecek? Hepinizi binbaşı ve yüzbaşı mı yapacak?
1SA 22:8 Bu yüzden mi hepiniz bana karşı düzen kurdunuz? Oğlum Yişay'ın oğluyla antlaşma yaptığında da bana açan olmadı, sizden bana hiç acıyan da yok, bugün olduğu gibi oğlumun hizmetkârımı bana karşı kışkırttığını, pusuya yattığını bana açan olmadı.” dedi.
1SA 22:9 Saul'un hizmetkârlarının yanında duran Edomlu Doeg, “Yişay'ın oğlunun Nov'a, Ahituv oğlu Ahimelek'in yanına geldiğini gördüm” diye yanıt verdi.
1SA 22:10 “O, onun için Yahve'ye danıştı, ona yiyecek verdi ve ona Filistli Golyat'ın kılıcını verdi.”
1SA 22:11 Bunun üzerine kral, Ahituv oğlu kâhin Ahimelek'i ve babasının bütün evini, Nov'daki kâhinleri çağırmak için adam gönderdi; hepsi krala geldiler.
1SA 22:12 Saul, “Şimdi dinle, ey Ahituv oğlu!” dedi. O, “İşte buradayım, efendim!” diye yanıt verdi.
1SA 22:13 Saul, “Sen ve Yişay oğlu, neden bana karşı düzen kurdunuz? Ona ekmek ve kılıç verdin ve bugün olduğu gibi bana karşı çıkıp pusuya yatması için Tanrı'ya danıştın?” dedi.
1SA 22:14 Ahimelek krala yanıt verip şöyle dedi: “Bütün hizmetkârların arasında David kadar sadık olan var mı? Kral'ın damadı, muhafızlarının komutanı ve evinde saygı duyulan kişi kimdir?
1SA 22:15 Tanrı'ya onun için danışmaya bugün mü başladım? Benden uzak olsun! Kral hizmetkârına ve babamın bütün evi üzerine bir şey yüklemesin; çünkü hizmetkârın bunların hiçbirini, azını ya da çoğunu bilmiyordu.”
1SA 22:16 Kral, “Ey Ahimelek, sen ve babanın bütün evi kesin olarak öleceksiniz” dedi.
1SA 22:17 Kral, çevresinde duran muhafıza, “Dön ve Yahve'nin kâhinlerini öldür, çünkü onların eli de David'le birlikte ve onun kaçtığını biliyorlardı ve bana açmadılar” dedi. Ama kralın hizmetkârı Yahve'nin kâhinlerine saldırmak için ellerini uzatmadı.
1SA 22:18 Kral Doeg'e, “Dön ve kâhinlere saldır!” dedi. Edomlu Doeg döndü ve kâhinlere saldırdı ve o gün keten efod giyen seksen beş kişiyi öldürdü.
1SA 22:19 Kâhinler kenti Nov'u kılıçtan geçirdi; erkekleri, kadınları, çocukları, emzikteki bebekleri, sığırları, eşekleri, koyunları kılıçtan geçirdi.
1SA 22:20 Ahituv oğlu Ahimelek'in oğullarından biri olan Aviyatar adlı biri kurtuldu ve David'in ardından kaçtı.
1SA 22:21 Aviyatar, David'e Saul'un Yahve'nin kâhinlerini öldürdüğünü söyledi.
1SA 22:22 David, Aviyatar'a, “O gün, Edomlu Doeg oradaydı, Saul'a mutlaka söyleyeceğini biliyordum. Babanın evindeki bütün insanların ölümünden ben sorumluyum.
1SA 22:23 Benimle kal. Korkma, çünkü benim yaşamımı arayan senin yaşamını da arıyor. Benimle güvende olacaksın.” dedi.
1SA 23:1 David'e, “İşte Filistliler Keila'ya karşı savaşıyor ve harman yerlerini soyuyorlar” diye bildirildi.
1SA 23:2 Bunun üzerine David Yahve'ye danışıp, “Gidip bu Filistlileri vurayım mı?” dedi. Yahve David'e, “Git Filistlileri vur ve Keila'yı kurtar” dedi.
1SA 23:3 David'in adamları ona, “İşte, biz burada Yahuda'da korkuyoruz. Filistli ordularına karşı Keila'ya gidersek daha da çok korkarız?” dediler.
1SA 23:4 Bunun üzerine David yine Yahve'ye danıştı. Yahve ona, “Kalk, Keila'ya in; çünkü Filistlileri senin eline teslim edeceğim” dedi.
1SA 23:5 David ve adamları Keila'ya gidip Filistlilerle savaştılar, hayvanlarını alıp götürdüler ve onları büyük bir kıyımla öldürdüler. Böylece David Keila sakinlerini kurtardı.
1SA 23:6 Ahimelek oğlu Aviyatar, David'in yanına, Keila'ya kaçtığında, elinde bir efodla aşağı indi.
1SA 23:7 Saul'a, David'in Keila'ya geldiği bildirildi. Saul, “Tanrı onu elime teslim etti, çünkü kapıları ve sürgüleri olan bir kente girerek kapandı” dedi.
1SA 23:8 Saul Keila'ya inmek için David'i ve adamlarını kuşatmak için bütün halkı savaşa çağırdı.
1SA 23:9 David, Saul'un kendisine kötülük tasarladığını biliyordu. Kâhin Aviyatar'a, “Efodu buraya getir” dedi.
1SA 23:10 David, “Ey İsrael'in Tanrısı Yahve, benim uğruma kenti yok etmek için Saul'un Keila'ya gelmeye çalıştığını bu hizmetkârın kesin olarak duydu” dedi.
1SA 23:11 “Keila halkı beni onun eline teslim edecek mi? Saul, hizmetkârının duyduğu gibi aşağı inecek mi? Ey İsrael'in Tanrısı Yahve, sana yalvarırım hizmetkârına söyle.” Yahve, “O inecek” dedi.
1SA 23:12 David, “Keilalılar beni ve adamlarımı Saul’un eline teslim edecekler mi?” diye sordu. Yahve, “Sizi teslim edecekler” dedi.
1SA 23:13 David ve yaklaşık altı yüz kişi olan adamları kalkıp Keila’dan ayrıldılar ve gidebildikleri her yere gittiler. Saul, David’in Keila’dan kaçtığını öğrendi ve oraya gitmekten vazgeçti.
1SA 23:14 David çölde, kalelerde kaldı ve Zif Çölü'ndeki dağlık bölgede kaldı. Saul her gün onu aradı, ama Tanrı onu onun eline teslim etmedi.
1SA 23:15 David, Saul’un yaşamını aramaya çıktığını gördü. David, Zif Çölü'nde ormandaydı.
1SA 23:16 Saul’un oğlu Yonatan kalkıp ormana, David’in yanına gitti ve Tanrı’da onun elini güçlendirdi.
1SA 23:17 Ona, “Korkma, çünkü babam Saul’un eli seni bulamayacak; ve sen İsrael’in üzerine kral olacaksın, ben de senden sonra ikinci olacağım; babam Saul da bunu biliyor” dedi.
1SA 23:18 İkisi de Yahve'nin önünde bir antlaşma yaptılar. Sonra David ormanda kaldı, Yonatan da evine gitti.
1SA 23:19 Zifliler Giva'ya Saul’un yanına çıkıp, “David bizimle birlikte ormandaki kalelerde, çölün güneyindeki Hakila Tepesi'nde saklanmıyor mu?” dediler.
1SA 23:20 “Şimdi bu yüzden, ey kral, aşağı in. Canının bütün istediğine göre, aşağı in; bizim görevimiz onu kralın eline teslim etmek olacak.”
1SA 23:21 Saul, “Yahve tarafından kutsanasınız, çünkü bana acıdınız” dedi.
1SA 23:22 “Lütfen daha da emin olun, onun yerini ve inini, orada onu kimin gördüğünü bilin ve görün; Çünkü bana onun çok kurnaz olduğu söylendi.
1SA 23:23 Bu yüzden görün ve saklandığı bütün yerleri tanıyın; ve kesin bilgiyle bana geri dönün, ben de sizinle geleceğim. Öyle olacak ki, eğer o diyardaysa, onu Yahuda'nın bütün binleri arasında arayacağım.”
1SA 23:24 Kalktılar ve Saul'un önünde Zif'e gittiler; ama David ve adamları, çölün güneyindeki Arava'da, Maon Çölü'ndeydiler.
1SA 23:25 Saul'la adamları onu aramaya gittiler. David'e bildirildiğinde, kayaya indi ve Maon Çölü'nde kaldı. Saul bunu duyunca Maon Çölü'nde David'in peşine düştü.
1SA 23:26 Saul dağın bu tarafına, David'le adamları da dağın o tarafına gittiler; ve David, Saul'dan korktuğu için aceleyle oradan kaçtı; çünkü Saul ve adamları onları yakalamak için David'in ve adamlarının etrafını sardılar.
1SA 23:27 Ama Saul'a bir haberci gelip şöyle dedi: “Acele edin, gelin, çünkü Filistliler ülkeye baskın yaptılar!”
1SA 23:28 Bunun üzerine Saul David'i kovalamaktan vazgeçip Filistliler'e karşı gitti. Bu nedenle oraya Sela Hammahlekot denildi.
1SA 23:29 David oradan çıkıp En Gedi'nin kalelerinde yaşadı.
1SA 24:1 Saul Filistliler'in peşinden döndüğünde kendisine, “İşte David, En Gedi Çölü'nde” denildi.
1SA 24:2 Bunun üzerine Saul bütün İsrael'den üç bin seçme adamı alıp yaban keçilerinin kayalıkları üzerinde David'le adamlarını aramaya gitti.
1SA 24:3 Bir mağaranın bulunduğu yol kenarındaki koyun ağıllarına geldi; ve Saul ihtiyacını gidermek için içeri girdi. Şimdi David ve adamları mağaranın en iç kısımlarında kalıyorlardı.
1SA 24:4 David'in adamları ona şöyle dediler: “İşte, Yahve'nin sana söylediği gün: 'İşte, düşmanını eline teslim edeceğim ve sen ona sana iyi gelene göre yapacaksın.'” Bunun üzerine David ayağa kalktı ve Saul'un kaftanının eteğini gizlice kesti.
1SA 24:5 Daha sonra David'in yüreği, Saul'un eteğini kestiği için kendisini suçladı.
1SA 24:6 Adamlarına şöyle dedi: “Efendim Yahve'nin meshettiği insana böyle bir şey yapmaktan, ona elimi uzatmaktan Yahve beni korusun, çünkü o Yahve'nin meshettiğidir.”
1SA 24:7 Bunun üzerine David adamlarını bu sözlerle durdurdu ve Saul'a karşı kalkmalarına izin vermedi. Saul mağaradan kalkıp yoluna devam etti.
1SA 24:8 Daha sonra David de kalkıp mağaradan çıktı ve “Efendim kral!” diyerek Saul'un ardından bağırdı. Saul arkasına baktığında David yüzünü yere eğerek saygı gösterdi.
1SA 24:9 David Saul'a şöyle dedi: “Neden, 'İşte David senin zararını arıyor' diyen insanların sözünü dinliyorsun?
1SA 24:10 İşte, bugün gözlerin Yahve'nin bugün mağarada seni nasıl elime teslim ettiğini gördü. Bazıları seni öldürmem için beni kışkırttı ama ben seni esirgedim. 'Efendime elimi uzatmayacağım, çünkü o Yahve'nin meshettiğidir' dedim.
1SA 24:11 Üstelik baba, işte, evet, kaftanının eteğinin elimde olduğunu gör; çünkü ben senin kaftanının eteğini kestim ve seni öldürmedim, bil ve gör ki, benim elimde ne kötülük ne de başkaldırı vardır. Yaşamımı almak için onu avladığın halde, ben sana karşı günah işlemedim.
1SA 24:12 Yahve benimle senin aranda hüküm versin ve Yahve senden öcümü alsın; ama benim elim senin üzerinde olmayacak.
1SA 24:13 Eskilerin özdeyişinin dediği gibi: 'Kötülerden kötülük gelir' ama benim elim senin üzerinde olmayacak.
1SA 24:14 İsrael Kralı kime karşı çıktı? Kimi kovalıyor? Ölü bir köpeği mi? Bir pireyi mi?
1SA 24:15 Bu nedenle Yahve yargıç olsun, seninle aramda hüküm versin, görsün, davamı savunsun ve beni senin elinden kurtarsın.''
1SA 24:16 Öyle oldu ki, David Saul'a bu sözleri söylemeyi bitirdiğinde Saul şöyle dedi: “Bu senin sesin mi, oğlum David?” Saul sesini yükseltip ağladı.
1SA 24:17 David'e şöyle dedi: “Sen benden daha doğrusun; çünkü sen bana iyilik yaptın, oysa ben sana kötülük yaptım.
1SA 24:18 Bugün bana ne kadar iyi davrandığını açıkladın, çünkü Yahve beni eline teslim ettiğinde beni öldürmedin.
1SA 24:19 Çünkü eğer biri düşmanını bulursa, onun zarar görmeden gitmesine izin verir mi? Bu nedenle bugün bana yaptıklarından dolayı Yahve seni iyilikle ödüllendirsin.
1SA 24:20 Şimdi işte, senin kesin olarak kral olacağını ve İsrael Krallığı'nın senin elinde pekiştirileceğini biliyorum.
1SA 24:21 Şimdi bana, benden sonra soyumu kesmeyeceğine ve adımı babamın evinden yok etmeyeceğine Yahve aracılığıyla ant iç.”
1SA 24:22 David Saul'a ant içti. Saul evine gitti ama David ve adamları kaleye çıktılar.
1SA 25:1 Samuel öldü; ve bütün İsrael toplanıp onun için yas tuttu ve onu Rama'daki evine gömdüler. Sonra David kalkıp Paran Çölü'ne indi.
1SA 25:2 Malları Karmel'de olan Maon'da bir adam vardı; ve adam çok büyüktü. Üç bin koyunu ve bin keçisi vardı; ve Karmel'de koyunlarını kırkıyordu.
1SA 25:3 Adamın adı Naval'dı; karısının adı da Avigail'di. Bu kadın akıllıydı ve güzel bir yüzü vardı; ama adam huysuz ve işlerinde kötüydü. Kalev'in evindendi.
1SA 25:4 David çölde Naval'ın koyunlarını kırktığını duydu.
1SA 25:5 David on genç gönderdi; David gençlere şöyle dedi: “Karmel'e çıkın, Naval'ın yanına gidin ve onu benim adımla selamlayın.
1SA 25:6 Ona, 'Çok yaşa! Sana esenlik olsun! Evinde esenlik olsun! Sahip olduğun her şeye esenlik olsun!
1SA 25:7 Şimdi kırkıcılarının olduğunu duydum. İşte, senin çobanların yanımızdaydı ve onlara zarar vermedik. Karmel'de oldukları bütün zaman boyunca onlardan hiçbir şey eksilmedi.
1SA 25:8 Gençlerinize sorun, size anlatacaklardır. Bu nedenle gençler senin gözünde lütuf bulsun, çünkü biz iyi günde geldik. Lütfen elinden geleni, hizmetkârlarına ve oğlun David'e ver.' deyin”
1SA 25:9 David'in adamları gelince, David'in adına bütün bu sözleri Naval'a söyleyip beklediler.
1SA 25:10 Naval, David'in hizmetkârlarına şöyle yanıt verdi: “David de kimdir? Yişay'ın oğlu da kim? Bugünlerde efendilerinden kopan pek çok hizmetkâr var.
1SA 25:11 O halde ekmeğimi, suyumu ve kırkıcılarım için kestiğim etimi alıp nereden geldiklerini bilmediğim adamlara mı vereyim?”
1SA 25:12 Bunun üzerine David'in adamları yollarına dönüp geri gittiler ve gelip bütün bu sözleri ona bildirdiler.
1SA 25:13 David adamlarına, “Herkes kılıcını kuşansın!” dedi. Herkes kılıcını kuşandı. David de kılıcını kuşandı. Yaklaşık dört yüz kişi David'i takip etti ve iki yüz kişi eşyaların yanında kaldı.
1SA 25:14 Ama gençlerden biri Naval'ın karısı Avigail'e şöyle dedi: “İşte, David efendimizi selamlamak için çölden ulaklar gönderdi; o da onları aşağıladı.
1SA 25:15 Ama adamlar bize çok iyi davrandılar, zarar görmedik ve kırlarda onlarla birlikte gittiğimiz sürece hiçbir şeyimiz eksilmedi.
1SA 25:16 Koyunları güderken onlarla birlikteyken, gece gündüz bize duvar oldular.
1SA 25:17 Şimdi ne yapacağını bil ve düşün; çünkü efendimize ve onun bütün evine karşı kötülük kararlaştırılmıştır, çünkü o, o kadar değersiz bir adamdır ki, kimse onunla konuşamaz.”
1SA 25:18 Bunun üzerine Avigail acele edip iki yüz somun ekmek, iki tulum şarap, hazırlanmış beş koyun, beş sea kavrulmuş tahıl, yüz salkım kuru üzüm ve iki yüz parça kurutulmuş incir alıp eşeklerin üzerine yükletti.
1SA 25:19 Gençlerine, “Önümden gidin” dedi. “İşte, ben arkanızdan geliyorum.” Ama kocası Naval'a haber vermedi.
1SA 25:20 Eşeğine binip dağın görünmez yanından inerken, işte, David'le adamları ona doğru indiler, o da onlarla karşılaştı.
1SA 25:21 David şöyle demişti: “Bu adamın çölde sahip olduğu her şeyi boşuna korudum, böylece ona ait olan hiçbir şey eksilmedi. O bana iyilik yerine kötülükle karşılık verdi.
1SA 25:22 Eğer sabah ışığına dek onun bütün duvara çöğdürenlerden birini bırakırsam Tanrı David'in düşmanlarına öyle, hatta daha fazlasını yapsın.”
1SA 25:23 Avigail David'i görünce aceleyle eşeğinden indi ve David'in önünde yüzüstü düştü ve yere kapandı.
1SA 25:24 Kadın onun ayaklarına kapanıp şöyle dedi: “Benim üzerime, efendim, suç benim üzerime olsun! Lütfen hizmetkârın kulaklarına konuşsun. Hizmetkârının sözlerini duy.
1SA 25:25 Lütfen, efendim bu değersiz adama, Naval'a aldırış etmesin; çünkü adı nasılsa kendisi de öyledir. Onun adı Naval'dır ve kendisinde akılsızlık vardır; ama ben, hizmetkârın, efendimin gönderdiğin genç adamlarını görmedim.
1SA 25:26 Bu nedenle, efendimiz, yaşayan Yahve'nin hakkı için ve senin canının hakkı için, Yahve seni kan suçundan ve kendi ellerinle öç almaktan alıkoyduğuna göre, şimdi düşmanların ve efendimin kötülüğünü arayanlar Naval gibi olsunlar.
1SA 25:27 Şimdi hizmetkârının efendime getirdiği bu hediye, efendimin ardından giden gençlere verilsin.
1SA 25:28 Lütfen hizmetkârının suçunu bağışla. Çünkü Yahve, efendimi mutlaka emin bir ev yapacaktır; çünkü efendim, Yahve'nin savaşlarında savaşıyor. Bütün günlerin boyunca sende kötülük bulunmayacaktır.
1SA 25:29 İnsanlar seni kovalamak ve canını aramak için ayağa kalksa da, efendimin canı Tanrın Yahve'nin yanında yaşam demeti içinde bağlı olacaktır. Düşmanlarının canlarını sapanın ortasından atar gibi atacaktır.
1SA 25:30 Öyle olacak ki, Yahve efendimize senin hakkında söylediği bütün iyilikleri yerine getirdiğinde ve seni İsrael'in üzerine hükümdar atadığında,
1SA 25:31 nedensiz yere kan dökmüş ve efendime kendisi için öç almış olması, sana keder ve efendime yürek kırıklığı olmayacaktır. Yahve efendime iyilikle davrandığında, hizmetkârını hatırla.”
1SA 25:32 David Avigail'e şöyle dedi: “Bugün beni karşılamak üzere seni gönderen İsrael'in Tanrısı Yahve'ye övgüler olsun!
1SA 25:33 Bugün beni kan suçundan ve kendi elimle öç almaktan alıkoyan sağduyuna ve sana ne mutlu.
1SA 25:34 Çünkü gerçekten de, sana zarar vermekten beni alıkoyan, İsrael'in Tanrısı yaşayan Yahve'nin hakkı için, eğer acele edip beni karşılamaya gelmeseydin, sabahın ilk ışığına dek Naval'ın duvara çöğdürenlerinden biri bile kalmazdı.”
1SA 25:35 Böylece David, kadının kendisine getirdiğini onun elinden aldı. Sonra ona şöyle dedi: “Esenlikle evine çık. İşte, sözünü dinledim ve isteğini kabul ettim.”
1SA 25:36 Avigail Naval'ın yanına geldi; ve işte, adam evinde kral ziyafeti gibi bir ziyafet düzenlemişti. Çok sarhoş olduğundan Naval'ın yüreği içinde sevinçliydi. Bu nedenle sabah ışığına dek ona hiçbir şey söylemedi.
1SA 25:37 Sabahleyin Naval'dan şarap çıktığında karısı ona bunları söyledi; ve yüreği içinde öldü, taş gibi oldu.
1SA 25:38 Yaklaşık on gün sonra Yahve, Naval'ı vurdu, o da öldü.
1SA 25:39 David Naval'ın öldüğünü duyunca şöyle dedi: “Benim Naval'ın elinden olan utancımın davasını gören ve hizmetkârını kötülükten alıkoyan Yahve'ye övgüler olsun. Yahve, Naval'ın yaptığı kötülükleri kendi başı üzerine döndürdü.” David, Avigail'i kendine eş olarak almak için onunla konuşmak üzere adamlar gönderdi.
1SA 25:40 David'in hizmetkârları Karmel'e, Avigail'in yanına vardıklarında onunla konuşup, “Seni kendisine eş olarak almamız için David bizi sana gönderdi” dediler.
1SA 25:41 Kadın kalkıp yüzüstü yere eğildi ve şöyle dedi: “İşte, hizmetkârın, efendimin hizmetkârlarının ayaklarını yıkamak için bir hizmetkârdır.”
1SA 25:42 Avigail aceleyle kalktı ve onu takip eden beş kadın hizmetçisiyle birlikte eşeğe bindi; ve David'in ulaklarının ardınca gitti ve onun karısı oldu.
1SA 25:43 David Yizreelli Ahinoam'ı da aldı; ve ikisi de onun karısı oldu.
1SA 25:44 Saul, David'in karısı olan kızı Mikal'ı Gallimli Laiş oğlu Palti'ye vermişti.
1SA 26:1 Zifliler Giva'daki Saul'a gelip şöyle dediler: “David çölün önündeki Hakila Tepesi'nde saklanmıyor mu?”
1SA 26:2 Bunun üzerine Saul kalkıp Zif Çölü'nde David'i aramak üzere İsrael'den seçme üç bin adamıyla birlikte Zif Çölü'ne indi.
1SA 26:3 Saul çölün önündeki Hakila Tepesi'nde, yol kenarında ordugâh kurdu. Ancak David çölde kaldı ve Saul'un çöle kendisinden sonra girdiğini gördü.
1SA 26:4 Bunun üzerine David gözcüler gönderdi ve Saul'un kesin olarak gelmiş olduğunu anladı.
1SA 26:5 O zaman David kalkıp Saul'un ordugâh kurduğu yere geldi; ve David, Saul'un, ordusunun komutanı Ner oğlu Avner ile birlikte yattığı yeri gördü. Saul arabaların bulunduğu yerin içinde yatıyordu, halk da onun çevresinde konaklamıştı.
1SA 26:6 Bunun üzerine David Hititli Ahimelek'e ve Yoav'ın kardeşi Seruya oğlu Avişay'a yanıt verip şöyle dedi: “Kim benimle Saul'un yanına, ordugâha inecek?” Avişay, “Ben de seninle ineceğim” dedi.
1SA 26:7 David'le Avişay geceleyin halkın yanına geldiler ve işte, Saul arabaların bulunduğu yerde uyuyordu, mızrağı başında yere saplıydı; Avner ve halk onun çevresinde yatıyorlardı.
1SA 26:8 Bunun üzerine Avişay David'e şöyle dedi: “Tanrı bugün düşmanını senin eline teslim etti. Şimdi lütfen izin ver onu mızrakla bir vuruşta yere çakayım, ona ikinci kez vurmayacağım.”
1SA 26:9 David Avişay'a, “Onu öldürme, çünkü kim Yahve'nin meshedilmişine elini uzatıp da suçsuz olabilir?” dedi.
1SA 26:10 David şöyle dedi: “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, Yahve onu vuracaktır; ya da günü gelip ölecektir; ya da savaşa gidip yok olacaktır.
1SA 26:11 Yahve'nin meshettiğine elimi uzatmaktan Yahve beni menetsin; ama şimdi lütfen başındaki mızrağı ve su matarasını al da gidelim.”
1SA 26:12 O zaman David, Saul'un başından mızrağını ve su matarasını alıp gitti. Kimse onu görmedi, bilmiyordu ve hiçbiri uyanmadı; çünkü hepsi uyuyordu, çünkü üzerlerine Yahve'den derin bir uyku düşmüştü.
1SA 26:13 David karşı yakaya geçip uzaktaki dağın tepesinde durdu; aralarında büyük bir mesafe vardı;
1SA 26:14 ve David halka ve Ner oğlu Avner'e, “Yanıt vermiyor musun, Avner?” diye bağırdı. O zaman Avner şöyle yanıt verdi: “Krala seslenen sen kimsin?”
1SA 26:15 David Avner'e, “Sen erkek değil misin?” dedi. “İsrael'de senin gibi kim var? O halde neden efendin krala bekçilik etmedin? Çünkü halktan biri efendin kralı yok etmek için geldi.
1SA 26:16 Yaptığın bu iyi bir şey değil. Yaşayan Yahve'nin hakkı için ölümü hak ettiniz, çünkü efendinize, Yahve'nin meshettiğine bekçilik etmediniz. Şimdi kralın mızrağının ve başındaki su matarasının nerede olduğunu görün.”
1SA 26:17 Saul David'in sesini tanıdı ve şöyle dedi: “Bu senin sesin mi, oğlum David?” David, “Efendim, ey kral, bu benim sesimdir” dedi.
1SA 26:18 “Efendim neden hizmetkârını kovalıyor?” dedi. “Ben ne yaptım? Elimde ne kötülük var?
1SA 26:19 Şimdi lütfen efendim kral, hizmetkârının sözlerini duysun. Eğer seni bana karşı kışkırtan Yahve ise, bir sunu kabul etsin. Ama eğer bunlar insan çocuklarıysa, onlar Yahve'nin önünde lanetli olsunlar; çünkü Yahve'nin mirasına tutunmayayım diye, 'Git, başka ilâhlara hizmet et!' diyerek beni bugün kovdular.
1SA 26:20 Şimdi, Yahve'nin önünden uzakta kanım yere düşmesin; çünkü İsrael Kralı dağlarda keklik avlayan biri gibi bir pire aramaya çıktı.”
1SA 26:21 Bunun üzerine Saul şöyle dedi: “Günah işledim. Geri dön oğlum David; çünkü artık sana zarar vermeyeceğim, çünkü bugün hayatım senin gözünde değerliydi. İşte ben akılsızlık ettim ve çok fazla yanlış yaptım.”
1SA 26:22 David şöyle yanıt verdi: “İşte mızrak, ey kral! Gençlerden biri gelsin de onu alsın.
1SA 26:23 Yahve herkese doğruluğuna ve sadakatine göre verecektir; çünkü Yahve bugün seni elime teslim etti ve ben de Yahve'nin meshedilmişine elimi uzatmadım.
1SA 26:24 İşte, bugün benim gözümde senin yaşamın sayıldığı gibi, Yahve'nin gözünde de benim yaşamım sayılsın ve O beni her türlü baskıdan kurtarsın.”
1SA 26:25 Bunun üzerine Saul David'e şöyle dedi: “Sen kutsanasın, oğlum David. Sen hem yiğitlik yapacaksın hem de mutlaka galip geleceksin.” Böylece David kendi yoluna gitti ve Saul da kendi yerine döndü.
1SA 27:1 David yüreğinden şöyle dedi: “Ben de bir gün Saul'un eliyle yok olacağım. Benim için Filist diyarına kaçmaktan daha iyi bir şey yoktur; Saul da benden ve İsrael'in bütün sınırlarında beni aramaktan artık umudunu kesecek. Böylece onun elinden kurtulacağım.”
1SA 27:2 David kalkıp yanındaki altı yüz adamla birlikte Gat Kralı Maok oğlu Akiş'in yanına geçti.
1SA 27:3 David, kendisi ve adamları, her biri ev halkıyla, David da iki karısı Yizreelli Ahinoam ve Naval'ın karısı Karmelli Avigail ile birlikte Gat'ta Akiş'le birlikte yaşadı.
1SA 27:4 David'in Gat'a kaçtığı Saul'a bildirildi, böylece onu aramayı bıraktı.
1SA 27:5 David Akiş'e şöyle dedi: “Eğer şimdi senin gözünde lütuf bulduysam, bana ülkedeki kentlerden birinde yer versinler, orada oturayım. Çünkü hizmetkârın neden kral kentinde seninle birlikte otursun?”
1SA 27:6 Akiş o gün ona Ziklag'ı verdi; bu nedenle Ziklag bugüne dek Yahuda krallarınındır.
1SA 27:7 David'in Filistliler'in diyarında yaşadığı günlerin sayısı tam bir yıl dört aydı.
1SA 27:8 David'le adamları çıkıp Geşurlular'a, Girzliler'e ve Amalekliler'e baskın düzenlediler; çünkü bunlar, Şur yolunda, Mısır diyarına kadar, ülkenin eskiden beri sakinleriydi.
1SA 27:9 David ülkeyi vurdu, hiçbir erkeği ve kadını sağ bırakmadı; koyunları, sığırları, eşekleri, develeri ve giysileri aldı. Sonra dönüp Akiş'in yanına geldi.
1SA 27:10 Akiş, “Bugün kimlere karşı baskın düzenlediniz?” dedi. David, “Yahuda'nın güneyine, Yerahmeelliler'in güneyine ve Kenliler'in güneyine karşı” dedi.
1SA 27:11 David şunu yaptı, '“Bizim hakkımızda söylemesinler' diyerek, David onları Gat'a getirmek için ne erkek ne de kadın sağ bırakmadı.” Filistliler diyarında yaşadığı bütün zaman boyunca da böyle yaptı.
1SA 27:12 Akiş, David'e güvenerek şöyle dedi: “O, halkı İsrael'i kendisinden tamamen nefret ettirdi. Bu nedenle sonsuza kadar benim hizmetkârım olacak.”
1SA 28:1 O günlerde Filistliler İsrael'le savaşmak üzere ordularını savaşa topladılar. Akiş, David'e, “Sen ve adamların benimle birlikte orduda çıkacağınızı kesin bilin” dedi.
1SA 28:2 David Akiş'e, “Bunun için hizmetkârının neler yapabileceğini bileceksin” dedi. Akiş, David'e, “Bunun için seni daima korumam yapacağım” dedi.
1SA 28:3 Samuel ölmüştü ve bütün İsrael onun için yas tutup onu Rama'da, kendi kentinde gömmüştü. Saul, ruh çağıranları ve büyücüleri ülkeden göndermişti.
1SA 28:4 Filistliler bir araya toplandılar ve gelip Şunem'de ordugâh kurdular; Saul da bütün İsrael'i bir araya topladı, onlar da Gilboa'da ordugâh kurdular.
1SA 28:5 Saul Filist ordusunu görünce korktu ve yüreği çok titredi.
1SA 28:6 Saul Yahve'ye sorduğunda Yahve ona rüyalarla, Urim'le ya da peygamberlerle yanıt vermedi.
1SA 28:7 Bunun üzerine Saul hizmetkârlarına, “Bana ruh çağıran bir kadın arayın da ona gidip sorayım” dedi. Hizmetkârları ona, “İşte, Endor'da ruh çağıran bir kadın var” dediler.
1SA 28:8 Saul kılık değiştirip başka giysiler giydi ve kendisi ve yanındaki iki adamla birlikte gittiler; geceleyin kadının yanına geldiler. Sonra şöyle dedi: “Lütfen benim için ruha danış ve sana adını vereceğim kişiyi bana çıkar.”
1SA 28:9 Kadın ona şöyle dedi: “İşte, Saul'un ne yaptığını, ruh çağıranları ve büyücüleri ülkeden nasıl attığını biliyorsun. O halde neden beni öldürmek için hayatıma tuzak kuruyorsun?”
1SA 28:10 Saul ona Yahve aracılığıyla ant içerek şöyle dedi, “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, bu şeyden dolayı sana hiç ceza gelmeyecektir.”
1SA 28:11 O zaman kadın, “Sana kimi çıkarayım?” dedi. “Benim için Samuel'i çıkar” dedi.
1SA 28:12 Kadın Samuel'i görünce yüksek sesle bağırdı; kadın Saul'la konuşup dedi: “Beni neden kandırdın? Çünkü sen Saul'sun!”
1SA 28:13 Kral ona şöyle dedi: “Korkma! Ne görüyorsun?” Kadın Saul'a, “Yerden bir ilâhın çıktığını görüyorum” dedi.
1SA 28:14 Ona, “Neye benziyor?” dedi. “Yaşlı bir adam geliyor. Üzerinde bir kaftan var.” Saul onun Samuel olduğunu anladı ve yüzüstü yere kapanıp saygı gösterdi.
1SA 28:15 Samuel Saul'a, “Beni çıkararak neden rahatsız ettin?” dedi. Saul şöyle yanıt verdi: “Çok sıkıntılıyım; çünkü Filistliler bana karşı savaşıyorlar ve Tanrı benden ayrıldı ve artık bana ne peygamberlerle ne de rüyalarla yanıt veriyor. Bu nedenle ne yapacağımı bana bildirmen için seni çağırdım.”
1SA 28:16 Samuel şöyle dedi: “Madem Yahve senden ayrılmış ve senin düşmanın olmuş, öyleyse neden bana soruyorsun?”
1SA 28:17 “Yahve benim aracılığımla söylediği gibi sana yaptı. Yahve krallığı elinden kopardı ve onu komşuna, David'e verdi.
1SA 28:18 Sen Yahve'nin sözünü dinlemediğin ve Amalek'e olan kızgın gazabını yerine getirmediğin için, Yahve bugün sana bu şeyi yaptı.
1SA 28:19 Dahası Yahve İsrael'i de seninle birlikte Filistliler'in eline teslim edecek; ve yarın sen ve oğulların benimle olacaksınız. Yahve İsrael ordusunu da Filistliler'in eline teslim edecek.”
1SA 28:20 Bunun üzerine Saul boylu boyuna ansızın yere düştü ve Samuel'in sözleri yüzünden dehşete kapıldı. Bütün gün ya da bütün gece boyunca hiç ekmek yemediğinden gücü yoktu.
1SA 28:21 Kadın Saul'un yanına gelip onun çok sıkıntılı olduğunu gördü ve ona şöyle dedi: “İşte, hizmetkârın senin sözünü dinledi, ben de yaşamımı elime koydum ve bana söylediğin sözleri dinledim.
1SA 28:22 Bu nedenle şimdi lütfen hizmetkârının sözünü dinle de önüne bir lokma ekmek koyayım. Ye ki, yoluna giderken gücün olsun.”
1SA 28:23 Ama o reddetti ve “Yemek yemeyeceğim” dedi. Ama hizmetkârları kadınla birlikte onu zorladılar; o da onların sözünü dinledi. Böylece yerden kalkıp yatağın üzerine oturdu.
1SA 28:24 Kadının evde besili bir danası vardı. Aceleyle onu kesti; unu da alıp yoğurdu ve ondan mayasız ekmek pişirdi.
1SA 28:25 Onu Saul'un ve hizmetkârlarının önüne getirdi, onlar da yediler. Sonra o gece kalkıp gittiler.
1SA 29:1 Filistliler bütün ordularını Afek'te topladılar; İsraelliler de Yizreel'deki pınarın yanında ordugâh kurdular.
1SA 29:2 Filistliler'in beyleri yüzlerle, binlerle geçti; David'le adamları Akiş'le birlikte arkadan geçtiler.
1SA 29:3 Bunun üzerine Filistliler'in beyleri, “Peki ya bu İbraniler?” dediler. Akiş, Filistliler'in beylerine şöyle dedi: “Bu günlerde, daha doğrusu bu yıllarda benimle birlikte olan İsrael Kralı Saul'un hizmetkârı David değil mi? Düştüğü günden bu güne dek onda hiçbir kusur bulmadım.”
1SA 29:4 Ama Filistliler'in beyleri ona kızdılar; ve Filistliler'in beyleri ona dediler: “Adamı geri gönder ki, kendisine tayin ettiğin yere dönsün; ve bizimle birlikte savaşa inmesin, yoksa savaşta bize düşman olur. Çünkü bu adam efendisiyle başka neyle barışabilir? Bu adamların başlarıyla değil mi?
1SA 29:5 İnsanların birbirlerine dans ederek, 'Saul binlerini, David de onbinlerini öldürdü' diye ezgi söyledikleri David bu değil mi?”
1SA 29:6 Bunun üzerine Akiş David'i çağırıp ona şöyle dedi: “Yaşayan Yahve'nin hakkı için sen doğrusun ve orduya benimle birlikte çıkman ve girmen benim gözümde iyidir; çünkü yanıma geldiğin günden bu güne dek sende kötülük bulmadım. Ama yine de beyler sana iyilikle bakmıyorlar.
1SA 29:7 Bu nedenle şimdi geri dönün ve esenlik içinde gidin, öyle ki, Filist beylerini gücendirmeyesiniz.”
1SA 29:8 David Akiş'e şöyle dedi: “Ama ben ne yaptım? Ben bugüne dek önünde bulunduğum sürece bu hizmetkârında ne buldun ki, çıkıp efendim kralın düşmanlarıyla savaşmayayım?”
1SA 29:9 Akiş David'e şöyle yanıt verdi: “Tanrı'nın bir meleği gibi benim gözümde senin iyi olduğunu biliyorum. Ancak Filist beyleri, 'Bizimle birlikte savaşa çıkmayacak' dediler.
1SA 29:10 Bu nedenle, seninle gelmiş olan efendinin hizmetkârlarıyla birlikte sabah erkenden kalkın; sabah erkenden kalkar kalkmaz, ortalık aydınlanınca ayrılın.”
1SA 29:11 Böylece David, Filist diyarına dönmek üzere sabahleyin yola çıkmak için kendisi ve adamları erkenden kalktı; Filistliler de Yizreel'e çıktılar.
1SA 30:1 Üçüncü gün David'le adamları Ziklag'a vardıklarında Amalekliler güneye ve Ziklag'a baskın düzenlemiş, Ziklag'ı da vurup ateşe vermişlerdi,
1SA 30:2 kadınları ve oradakilerin hepsini, küçük büyük esir aldılar. Hiçbirini öldürmediler ama onları alıp yollarına gittiler.
1SA 30:3 David'le adamları kente vardıklarında, işte, kent ateşle yakılmıştı; onların eşleri, oğulları ve kızları esir alınmıştı.
1SA 30:4 Bunun üzerine David ile yanındaki halk, ağlamak için kendilerinde hiç güç kalmayıncaya kadar seslerini yükseltip ağladılar.
1SA 30:5 David'in iki karısı, Yizreelli Ahinoam ve Karmelli Naval'ın karısı Avigail esir alınmıştı.
1SA 30:6 David çok dertliydi, çünkü halk onu taşlamaktan söz ediyordu; çünkü bütün halkın, hepsi kendi oğulları ve kızları için canları kederliydi; ama David Tanrısı Yahve'de kendisini güçlendirdi.
1SA 30:7 David, Ahimelek oğlu Kâhin Aviyatar'a, “Lütfen efodu buraya, bana getir” dedi. Aviyatar efodu David'e getirdi.
1SA 30:8 David Yahve'ye sorup dedi: “Eğer bu akıncıları kovalarsam onlara yetişir miyim?” Ona yanıt verdi: “Kovala, çünkü onlara kesinlikle yetişeceksin ve mutlaka hepsini kurtaracaksın.”
1SA 30:9 Bunun üzerine David, kendisi ve yanındaki altı yüz adamla birlikte gidip Besor Çayı'na geldi; geride kalanlar orada kaldı.
1SA 30:10 Ama David, kendisi ve dört yüz adamla birlikte kovaladı; geride kalan iki yüz kişi o kadar bitkindi ki, Besor Çayı'nı geçemediler.
1SA 30:11 Kırda bir Mısırlı buldular, onu David'e getirdiler, ona ekmek verdiler ve o da yedi; ona içmesi için su da verdiler.
1SA 30:12 Ona bir parça kuru incir ve iki salkım kuru üzüm verdiler. Yemeğini yiyince ruhu yeniden kendine geldi; çünkü üç gün üç gecedir ekmek yememiş ve su içmemişti.
1SA 30:13 David ona, “Sen kime aitsin?” diye sordu. “Nerelisin?” Şöyle dedi, “Ben bir Amalekli'nin hizmetçisi Mısırlı bir gencim; ve efendim üç gün önce hastalandığım için beni terk etti.
1SA 30:14 Keretliler'in güneyine, Yahuda'nınkine ve Kalev'in güneyine baskın düzenledik. Ziklag'ı da ateşle yaktık.”
1SA 30:15 David ona, “Beni bu akıncıların yanına indirir misin?” dedi. Genç, “Beni öldürmeyeceğine ve efendimin eline teslim etmeyeceğine dair Tanrı aracılığıyla ant iç, ben de seni bu birliğin yanına indireceğim” dedi.
1SA 30:16 Onu aşağı indirdiğinde, işte, Filistliler'in diyarından ve Yahuda diyarından almış oldukları büyük ganimet nedeniyle, onlar her yere yayılmışlardı; yiyor, içiyor ve dans ediyorlardı.
1SA 30:17 David alacakaranlıktan ertesi günün akşamına kadar onları vurdu. Onlardan deveye binip kaçan dört yüz genç dışında oradan hiç kimse kurtulmadı.
1SA 30:18 David Amalekliler'in aldıklarının hepsini geri aldı, David iki karısını da kurtardı.
1SA 30:19 Küçük olsun, büyük olsun, oğullarından, kızlarından, yağmaladıklarından, onların almış olduklarından hiçbir şey eksik değildi. David hepsini geri getirdi.
1SA 30:20 David, diğer hayvanların önünden sürdükleri bütün davarları ve sığırları aldı ve, “Bu David'in ganimetidir” dedi.
1SA 30:21 David, kendisini takip edemeyecek kadar bitkin olan ve Besor Çayı'nda kalmış olan iki yüz adamın yanına geldi; onlar da David'i karşılamaya ve onunla birlikte olan insanları karşılamaya çıktılar. David halka yaklaştığı zaman onları selamladı.
1SA 30:22 Bunun üzerine David'le birlikte giden bütün kötü adamlar ve değersiz olanları şöyle yanıt verdiler: “Bizimle birlikte gitmedikleri için, alıp gitsinler diye her erkeğin karısı ve çocukları dışında, geri aldığımız ganimetten onlara hiçbir şey vermeyeceğiz.”
1SA 30:23 O zaman David şöyle dedi: “Kardeşlerim, bizi koruyan ve üzerimize gelen akıncıları elimize teslim eden Yahve'nin bize verdiği şeyle böyle yapmayın.
1SA 30:24 Bu konuda sizi kim dinleyecek? Çünkü savaşa inenin payı ne ise, eşyayla kalanın payı da o olacaktır. Aynı şekilde paylaşacaklar.”
1SA 30:25 O günden itibaren bunu İsrael için bugüne dek bir kural ve ilke yaptı.
1SA 30:26 David Ziklag'a varınca, ganimetlerin bir kısmını Yahuda ihtiyarlarına, kendi dostlarına gönderip şöyle dedi: “İşte, Yahve'nin düşmanlarının yağmasından size bir hediye.”
1SA 30:27 Beytel'de olanlara, Güney'de Ramot'ta olanlara, Yattir'de olanlara,
1SA 30:28 Aroer'de olanlara, Sifmot'ta olanlara, Eştemoa'da olanlara,
1SA 30:29 Rakal'da olanlara, Yerahmeeliler'in kentlerinde olanlara, Kenliler'in kentlerinde olanlara,
1SA 30:30 Horma'da olanlara, Boraşan'da olanlara, Atak'ta olanlara,
1SA 30:31 Hevron'da olanlara ve David'le adamlarının kalmış olduğu yerlerin tümüne ondan gönderdi.
1SA 31:1 Filistliler İsrael'e karşı savaştı; ve İsraelliler Filistliler'in önünden kaçtılar ve Gilboa Dağı'nda öldürülüp düştüler.
1SA 31:2 Filistliler Saul'la oğullarına yetiştiler; Filistliler Saul'un oğulları Yonatan'ı, Avinadav'ı ve Malkişua'yı öldürdüler.
1SA 31:3 Saul'a karşı savaş çetinleşti; okçular ona yetişti; ve okçuların yüzünden çok sıkıntılıydı.
1SA 31:4 Bunun üzerine Saul silah taşıyıcısına, “Kılıcını çek ve onu bana sapla, yoksa bu sünnetsizler gelip onlar bana saplayacaklar ve benimle alay edecekler” dedi. Ama silah taşıyıcısı bunu yapamadı çünkü çok korkmuştu. Bunun üzerine Saul kılıcını alıp üzerine düştü.
1SA 31:5 Silah taşıyıcısı Saul'un öldüğünü görünce o da kılıcının üzerine düştü ve onunla birlikte öldü.
1SA 31:6 Böylece Saul, üç oğlu, silah taşıyıcısı ve bütün adamlarıyla birlikte aynı gün öldü.
1SA 31:7 Vadinin karşı yakasında ve Yarden'in ötesinde bulunan İsraelliler, İsraelliler'in kaçtığını, Saul'la oğullarının öldüğünü görünce, kentlerini terk edip kaçtılar; Filistliler gelip buralarda yaşadılar.
1SA 31:8 Ertesi gün Filistliler öldürülenleri soymak için geldiklerinde, Saul'la üç oğlunun Gilboa Dağı'nda düşmüş olduğunu gördüler.
1SA 31:9 Onun başını kestiler, zırhını çıkardılar ve bu haberi putlarının evlerine ve halka ulaştırmak için Filist diyarının her yanına gönderdiler.
1SA 31:10 Zırhını Aştoret'in evine koydular ve cesedini Beyt Şan'ın surlarına bağladılar.
1SA 31:11 Yaveş Gilad sakinleri, Filistliler'in Saul'a yaptıklarını duyunca,
1SA 31:12 bütün yiğitler kalkıp bütün gece gittiler ve Saul'un ve oğullarının cesetlerini Beyt Şan surlarından aldılar; ve Yaveş'e gelip onları orada yaktılar.
1SA 31:13 Kemiklerini alıp Yaveş'teki ılgın ağacının altına gömdüler ve yedi gün oruç tuttular.
2SA 1:1 Saul'un ölümünden sonra, David Amalekliler'in kıyımından döndüğünde, David Ziklag'da iki gün kaldı,
2SA 1:2 üçüncü gün, işte, Saul'un yanından, ordugâhtan giysileri yırtılmış ve başında toprak olan bir adam geldi. David'in yanına gelince yere kapanıp saygı gösterdi.
2SA 1:3 David ona, “Nereden geliyorsun?” dedi. Adam ona, “İsrael ordugâhından kaçtım” dedi.
2SA 1:4 David ona şöyle dedi: “Durum nasıl oldu? Lütfen söyle.” O şöyle yanıt verdi: “Halk savaştan kaçtı ve çok insan da düştü ve öldü. Saul ve oğlu Yonatan da öldüler.”
2SA 1:5 David kendisine bunu anlatan genç adama, “Saul ile oğlu Yonatan'ın öldüğünü nereden biliyorsun?” dedi.
2SA 1:6 Kendisine anlatan genç adam şöyle dedi: “Bir raslantı eseri Gilboa Dağı'nda karşılaştım, işte, Saul mızrağına yaslanmıştı; işte savaş arabaları ve atlılar onun ardında, yakından takip ediyordu.
2SA 1:7 Arkasına baktığında beni gördü ve bana seslendi. 'İşte buradayım' diye yanıt verdim.
2SA 1:8 Bana, 'Sen kimsin?' dedi. 'Ben Amalekli'yim' diye yanıt verdim.
2SA 1:9 Bana, 'Lütfen yanımda dur da beni öldür, çünkü ızdırap içindeyim ve can çekişiyorum' dedi.
2SA 1:10 Ben de onun yanında durup onu öldürdüm, çünkü düştükten sonra yaşayamayacağından emindim. Başındaki tacı ve kolundaki bileziği alıp onları buraya, efendime getirdim.”
2SA 1:11 Sonra David giysilerini tutup yırttı; ve yanındaki bütün adamlar da aynısını yaptı.
2SA 1:12 Kılıçla düştükleri için Saul ve oğlu Yonatan, Yahve'nin halkı ve İsrael evi için yas tuttular, ağladılar ve akşama kadar oruç tuttular.
2SA 1:13 David kendisine bunu anlatan genç adama, “Nerelisin?” dedi. Adam, “Ben bir yabancının, bir Amalekli'nin oğluyum” diye yanıt verdi.
2SA 1:14 David ona, “Yahve'nin meshettiği kişiyi yok etmek için elini uzatmaktan neden korkmadın?” dedi.
2SA 1:15 David gençlerden birini çağırıp, “Yaklaş ve onu vur!” dedi. Onu öyle bir vurdu ki, öldü.
2SA 1:16 David ona şöyle dedi: “Kanın kendi başının üzerinde olsun, çünkü 'Yahve'nin meshettiğini öldürdüm' diyerek ağzın sana karşı tanıklık etti.”
2SA 1:17 David bu ağıtla Saul ve oğlu Yonatan için ağıt yaktı.
2SA 1:18 (ve onlara yay ezgisini Yahuda çocuklarına öğretsinler diye buyurdu; işte, Yaşar Kitabı'nda yazılmıştır):
2SA 1:19 “Ey İsrael, senin yüceliğin, yüksek yerlerinde öldürüldü! Yiğitler nasıl da düştü!
2SA 1:20 Bunu Gat'ta söylemeyin. Bunu Aşkelon sokaklarında yaymayın ki, Filistliler'in kızları sevinmesin, sünnetsizlerin kızları zafer kazanmasın.
2SA 1:21 Ey Gilboa dağları, üzerinizde ne çiy, ne yağmur, ne de adak tarlaları olmasın; çünkü orada yiğitlerin kalkanı kirlendi ve atıldı; Saul'un kalkanı yağla meshedilmedi.
2SA 1:22 Öldürülenlerin kanından, yiğitlerin yağından Yonatan'ın yayı geri dönmezdi. Saul'un kılıcı boş geri gelmezdi.
2SA 1:23 Saul ve Yonatan hayatlarında sevimli ve hoş idiler. Ölümlerinde de ayrılmadılar. Kartallardan daha hızlıydılar. Aslanlardan daha güçlüydüler.
2SA 1:24 Siz ey İsrael kızları, size narin kırmızıyla giydiren, giysilerinize altın süsler takan Saul için ağlayın.
2SA 1:25 Yiğitler savaşın ortasında nasıl da düştüler! Yonatan sizin yüksek yerlerinizde öldürüldü.
2SA 1:26 Senin için kederliyim kardeşim Yonatan. Bana çok hoş davrandın. Bana olan sevgin harikaydı, kadın sevgisini aşıyordu.
2SA 1:27 Yiğitler nasıl da düştü, savaş silahları nasıl yok oldu!”
2SA 2:1 Bundan sonra David Yahve'ye sorup, “Yahuda'nın herhangi bir kentine gideyim mi?” dedi. Yahve ona, “Çık” dedi. David, “Nereye çıkayım?” dedi. “Hevron'a” dedi.
2SA 2:2 Böylece David, iki karısı Yizreelli Ahinoam ve Karmelli Naval'ın karısı Avigail ile birlikte oraya çıktı.
2SA 2:3 David yanındaki adamlarını, hepsini kendi ev halkıyla birlikte götürdü. Hevron'un kentlerinde yaşadılar.
2SA 2:4 Yahudalılar geldiler ve orada David'i Yahuda evi üzerine kral olarak meshettiler. David'e, “Saul'u gömenler Yaveş Giladlılar'dı” dediler.
2SA 2:5 David Yaveş Giladlılar'a ulaklar gönderip şöyle dedi: “Efendinize, Saul'a bu iyiliği gösterip onu gömdüğünüz için Yahve tarafından kutsanasınız!
2SA 2:6 Şimdi Yahve size sevgi dolu iyilik ve doğruluk göstersin. Bu şeyi yaptığınız için ben de sizi iyiliğiniz için ödüllendireceğim.
2SA 2:7 Şimdi elleriniz güçlü olsun ve yiğit olun; çünkü efendimiz Saul öldü; Yahuda halkı da beni onların üzerine kral olarak meshetti.”
2SA 2:8 Şimdi Saul'un ordusunun komutanı Ner oğlu Avner, Saul'un oğlu İşboşet'i alıp Mahanayim'e getirmişti.
2SA 2:9 Onu Gilad'ın üzerine, Aşurlular'ın üzerine, Yizreel'in üzerine, Efraim'in üzerine, Benyamin'in üzerine ve bütün İsrael'in üzerine kral yaptı.
2SA 2:10 Saul'un oğlu İşboşet İsrael'de hüküm sürmeye başladığında kırk yaşındaydı ve iki yıl hüküm sürdü. Ama Yahuda evi David'in ardından gitti.
2SA 2:11 David'in Hevron'da Yahuda halkı üzerinde kral olduğu süre yedi yıl altı ay sürdü.
2SA 2:12 Ner oğlu Avner ve Saul oğlu İşboşet'in hizmetkârları Mahanayim'den Givon'a doğru yola çıktılar.
2SA 2:13 Seruya oğlu Yoav ile David'in hizmetkârları çıktılar ve onlarla Givon havuzunun yanında karşılaştılar. Bunlar havuzun bir tarafına, onlar havuzun diğer tarafına oturdular.
2SA 2:14 Avner Yoav'a, “Lütfen gençler kalkıp önümüzde yarışsınlar” dedi. Yoav, “Kalksınlar!” dedi.
2SA 2:15 Bunun üzerine kalkıp sayıyla geçtiler: Benyamin ve Saul oğlu İşboşet için on iki kişi ve David'in hizmetkârlarından on iki kişi.
2SA 2:16 Her biri karşısındakinin başından yakalayıp kılıcını karşısında olanın böğrüne sapladı; böylece birlikte yere düştüler. Bu nedenle Givon'daki o yere Helkat Hassurim denildi.
2SA 2:17 O gün savaş çok şiddetliydi; ve Avner ile İsraelliler David'in hizmetkârlarının önünde yenildiler.
2SA 2:18 Seruya'nın üç oğlu da oradaydı: Yoav, Avişay ve Asahel. Asahel'in ayağı yaban ceylanı kadar hafifti.
2SA 2:19 Asahel Avner'i kovaladı. Avner’in peşinden ne sağa ne de sola saptı.
2SA 2:20 Bunun üzerine Avner arkasına bakıp, “Bu sen misin Asahel?” dedi. “Öyledir” diye yanıt verdi.
2SA 2:21 Avner ona, “Sağına ya da soluna dön, gençlerden birini yakala ve zırhını al” dedi. Ancak Asahel onu takip etmekten dönmedi.
2SA 2:22 Avner yine Asahel'e, “Ardımdan dön” dedi. “Seni neden yere çalayım? O zaman kardeşin Yoav'ın yüzüne nasıl bakabilirim?”
2SA 2:23 Ancak o geri dönmeyi reddetti. Bunun üzerine Avner mızrağının arka ucuyla onun bedenine vurdu ve mızrak arkasından çıktı; oraya düştü ve aynı yerde öldü. Asahel'in düşüp öldüğü yere gelenlerin hepsi durdu.
2SA 2:24 Ama Yoav ile Avişay Avner'in peşine düştüler. Givon Çölü yolu üzerinde, Giah'ın önünde bulunan Amma Tepesi'ne vardıklarında güneş battı.
2SA 2:25 Benyamin'in çocukları Avner'in ardınca toplanıp tek bir grup oldular bir tepenin başında durdular.
2SA 2:26 Bunun üzerine Avner Yoav'a seslenip şöyle dedi: “Kılıç sonsuza dek yiyip bitirecek mi? Sonunda acılık olacağını bilmiyor musun? O halde halka kardeşlerinizin ardından dönün demeniz daha ne kadar sürecek?”
2SA 2:27 Yoav şöyle dedi: “Yaşayan Tanrı hakkı için, eğer sen konuşmamış olsaydın, sabahleyin halk mutlaka gitmiş olur ve hiçbiri kardeşini takip etmezdi.”
2SA 2:28 Bunun üzerine Yoav boru çaldı; bütün halk durdu ve artık İsrael'i kovalamadı, artık bir daha da savaşmadılar.
2SA 2:29 Avner ve adamları bütün gece Arava boyunca gittiler; Yarden'i de aşıp bütün Bitron'u geçerek Mahanayim'e geldiler.
2SA 2:30 Yoav, Avner'in ardından döndü; bütün halkı topladığında David'in ve Asahel'in on dokuz adamı yoktu.
2SA 2:31 Ama David'in hizmetkârları Benyaminli Avner'in adamlarını vurdular böylece üç yüz altmış kişi öldü.
2SA 2:32 Asahel'i alıp babasının Beytlehem'deki mezarına gömdüler. Yoav ve adamları bütün gece yol aldılar ve üzerlerine Hevron'da gün doğdu.
2SA 3:1 Saul'un evi ile David'in evi arasındaki savaş uzun oldu. David giderek güçlendi ama Saul'un evi giderek zayıfladı.
2SA 3:2 Hevron'da David'e oğullar doğdu. İlk oğlu Yizreelli Ahinoam'dan Amnon'du;
2SA 3:3 ve ikincisi Karmelli Naval'ın karısı Avigail'den olan Kilav'dı; ve üçüncüsü, Geşur Kıralı Talmay'ın kızı Maaka'nın oğlu Avşalom'du;
2SA 3:4 ve dördüncüsü Hagit'in oğlu Adoniya; ve beşincisi Avital'ın oğlu Şefatya'ydı;
2SA 3:5 ve altıncısı David'in karısı Egla'dan olan İtream'dı. Bunlar Hevron'da David'e doğdular.
2SA 3:6 Saul'un evi ile David'in evi arasında savaş varken, Avner Saul'un evinde kendini güçlendirdi.
2SA 3:7 Saul'un, Aya'nın kızı olup Rispa adında bir cariyesi vardı; ve İşboşet Avner'e, “Neden babamın cariyesinin yanına girdin?” dedi.
2SA 3:8 Bunun üzerine Avner, İşboşet'in sözlerine çok öfkelendi ve şöyle dedi: “Ben Yahuda'ya ait bir köpek başı mıyım? Bugün baban Saul'un evine, kardeşlerine ve dostlarına iyilik etmekteyim, seni de David'in eline teslim etmedim; ama sen yine de bugün beni bu kadından ötürü suçluyorsun!
2SA 3:9 Krallığı Saul'un evinden alıp Dan'dan Beer Şeva'ya kadar, İsrael üzerine ve Yahuda üzerine David'in tahtını kurmak üzere,
2SA 3:10 Yahve'nin David'e ant içmiş olduğu gibi ona yapmazsam, Tanrı Avner'e böyle, daha da fazlasını yapsın.”
2SA 3:11 Ondan korktuğu için Avner'e başka bir söz etmedi.
2SA 3:12 Avner David'e kendi adına ulaklar gönderip, “Ülke kimin?” diye sordu, ve dedi: “Benimle ittifak yapın ve işte, bütün İsrael'i sana döndürmek için elim seninle birlikte olacak.”
2SA 3:13 David şöyle dedi: “İyi. Seninle bir antlaşma yapacağım ama senden bir şey istiyorum. O da şudur, yüzümü görmeye geldiğinde önce Saul'un kızı Mikal'i getirmezsen yüzümü görmeyeceksin.”
2SA 3:14 David Saul'un oğlu İşboşet'e haberciler göndererek, “Filistlilerin yüz sünnet derisi karşılığında bana evlenmek üzere verilen karım Mikal'i bana ver” dedi.
2SA 3:15 İşboşet gönderip onu kocası Laiş oğlu Paltiel'den aldı.
2SA 3:16 Kocası ağlayarak onunla birlikte gitti, Bahurim'e kadar onu takip etti. Bunun üzerine Avner ona, “Git! Geri dön!” dedi, adam da geri döndü.
2SA 3:17 Avner İsrael ihtiyarlarıyla konuşup dedi: “Geçmişte David'in üzerinize kral olmasını istiyordunuz.
2SA 3:18 O zaman şimdi yapın! Çünkü Yahve David hakkında söyleyip dedi: 'Hizmetkârım David'in eliyle halkım İsrael'i Filistliler'in elinden ve bütün düşmanlarının elinden kurtaracağım.'”
2SA 3:19 Avner Benyamin'in kulaklarına da söyledi; Avner İsrael'e iyi gelen ve bütün Benyamin evine iyi gelen her şeyi Hevron'da David'in kulağına söylemek için de gitti.
2SA 3:20 Bunun üzerine Avner, yanında yirmi adamla birlikte Hevron'a, David'in yanına geldi. David, Avner'e ve yanındaki adamlara bir ziyafet verdi.
2SA 3:21 Avner David'e, “Ben kalkıp gideceğim,” dedi, “Seninle bir antlaşma yapmaları ve canının dilediği her şey üzerinde hüküm sürmen için bütün İsrael'i efendim krala toplayacağım.” David Avner'i gönderdi; o da esenlik içinde gitti.
2SA 3:22 İşte, David'in hizmetkârları ve Yoav baskından geldiler ve yanlarında büyük bir ganimet getirdiler; ama Avner Hevron'da David'le birlikte değildi; çünkü onu göndermiş ve esenlik içinde gitmişti.
2SA 3:23 Yoav'la yanındaki bütün ordu geldiğinde Yoav'a, “Ner oğlu Avner kralın yanına geldi, onu gönderdi, o da esenlik içinde gitti” dediler.
2SA 3:24 Bunun üzerine Yoav kralın yanına gelip şöyle dedi: “Ne yaptın? İşte Avner yanına geldi. Onu neden gönderdin, o da çoktan gitti?
2SA 3:25 Ner oğlu Avner'i tanıyorsun. O, seni kandırmak, çıkışını ve girişini fark etmek ve yaptığın her şeyi bilmek için geldi.”
2SA 3:26 Yoav David'in yanından çıkınca Avner'in ardından haberciler gönderdi. Onlar da onu Sirah Kuyusu'ndan geri getirdiler. Ama David bunu bilmiyordu.
2SA 3:27 Avner Hevron'a dönünce, Yoav sessizce onunla konuşmak için onu kapının ortasına çekti, kardeşi Asahel'in kanı için onu orada bedeninden vurdu, o da öldü.
2SA 3:28 Daha sonra David bunu duyunca şöyle dedi: “Ner oğlu Avner'in kanından dolayı ben ve krallığım Yahve'nin önünde sonsuza dek suçsuzuz.
2SA 3:29 Bu, Yoav'ın ve babasının bütün evinin başı üzerine düşsün. Yoav'ın evinden akıntılı, cüzzamlı, değneğe yaslanan, kılıçtan düşen ya da ekmeğe muhtaç olan eksik olmasın.”
2SA 3:30 Böylece Yoav ile kardeşi Avişay, Avner'i öldürdüler; çünkü o, kardeşleri Asahel'i Givon'daki savaşta öldürmüştü.
2SA 3:31 David, Yoav'a ve yanında bulunan bütün halka, “Giysilerinizi yırtın, çul giyinin ve Avner'in önünde yas tutun” dedi. Kral David cenazenin ardında yürüdü.
2SA 3:32 Avner'i Hevron'da gömdüler; ve kral sesini yükseltip Avner'in mezarı başında ağladı; bütün halk da ağladı.
2SA 3:33 Kral, Avner için yas tutarak şöyle dedi: “Avner bir akılsız gibi ölmeli miydi?
2SA 3:34 Senin ellerin bağlı değildi, ayakların zincire vurulmamıştı. Kötülük çocukları önünde düşen biri gibi, sen de öyle düştün.” Bütün halk onun için yeniden ağladı.
2SA 3:35 Halkın tümü, henüz gündüzken David'e ekmek yeme konusunda ısrar etmeye geldi; ama David ant içip dedi: “Güneş batana dek ekmek ya da başka bir şey tadarsam, Tanrı bana aynısını, daha da fazlasını yapsın.”
2SA 3:36 Bütün halk bunu önemsedi, kralın yaptığı her şey bütün halkı memnun ettiği gibi, bu da onları memnun etti.
2SA 3:37 Böylece bütün halk ve İsrael'in tümü o gün Ner oğlu Avner'in öldürülmesinin kraldan olmadığını anladı.
2SA 3:38 Kral hizmetkârlarına şöyle dedi: “Bugün İsrael'de bir beyin ve büyük bir adamın düştüğünü bilmiyor musunuz?
2SA 3:39 Ben meshedilmiş bir kral olmama rağmen bugün zayıfım. Seruya'nın oğulları olan bu adamlar benim için çok aşırıdırlar. Yahve kötülük yapana, yaptığı kötülüğe göre karşılığını versin.”
2SA 4:1 Saul'un oğlu, Avner'in Hevron'da öldüğünü duyunca elleri güçsüzleşti ve bütün İsraelliler tedirgin oldu.
2SA 4:2 Saul'un oğlunun akıncı birliklerinin komutanları olan iki adamı vardı. Benyamin oğullarından Beerotlu Rimmon'un oğulları olup birinin adı Baana ve ötekinin adı Rekav'dı (çünkü Beerot da Benyamin'in parçası sayılır;
2SA 4:3 ve Beerotlular Gittaim'e kaçtılar ve orada yabancı olarak bugüne dek yaşadılar).
2SA 4:4 Saul'un oğlu Yonatan'ın ayakları topal olan bir oğlu vardı. Yizreel'den Saul ve Yonatan'ın haberi geldiğinde o beş yaşındaydı; bakıcısı da onu alıp kaçtı. Aceleyle kaçarken çocuk düştü ve topal oldu. Adı Mefiboşet'ti.
2SA 4:5 Beerotlu Rimmon'un oğulları Rekav ve Baana, öğle vakti İşboşet dinlenirken, günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkıp onun evine geldiler.
2SA 4:6 Buğday getirecekmiş gibi evin ortasına girdiler ve O'nun bedeninden vurdular; ve Rekav ile kardeşi Baana kaçtılar.
2SA 4:7 Onlar eve girdiklerinde o, yatak odasında yatağının üzerinde yatıyordu, onu vurup öldürdüler, başını kestiler, başını aldılar ve bütün gece Arava yolundan gittiler.
2SA 4:8 İşboşet'in başını Hevron'daki David'e getirdiler ve krala şöyle dediler: “İşte, canını arayan düşmanın Saul oğlu İşboşet'in başı! Yahve bugün Saul'dan ve onun soyundan efendim kralın öcünü aldı.”
2SA 4:9 David Beerotlu Rimmon'un oğulları Rekav ve kardeşi Baana'ya yanıt verip onlara şöyle dedi: “Canımı her sıkıntıdan kurtaran yaşayan Yahve'nin hakkı için,
2SA 4:10 birisi bana, müjde getirdiğini düşünerek, 'İşte, Saul öldü' dediğinde onu yakaladım ve onu Ziklag'da öldürdüm. Haberi için ona verdiğim ödül buydu.
2SA 4:11 Kötü kişiler doğru bir kişiyi kendi evinde, yatağı üzerinde öldürdüklerinde, şimdi onun kanını sizin elinizden fazlasıyla arayıp sizi yeryüzünden kaldırmaz mıyım?”
2SA 4:12 David genç adamlarına buyruk verdi; onlar da onları öldürdüler, ellerini ve ayaklarını kestiler ve Hevron'daki havuzun yanına astılar. Ama İşboşet'in başını alıp Hevron'da Avner'in mezarına gömdüler.
2SA 5:1 Bunun üzerine İsrael'in bütün oymakları Hevron'a, David'in yanına gelip şöyle dediler: “İşte, biz senin kemiğin ve etiniz.
2SA 5:2 Geçmişte, Saul üzerimizde kral iken, İsrael'i dışarı çıkaran içeri getiren sendin. Yahve sana, 'Halkım İsrael'in çobanı olacaksın, İsrael üzerine sen hükümdar olacaksın' dedi.”
2SA 5:3 Bunun üzerine İsrael'in bütün ihtiyarları Hevron'a, kralın yanına geldiler; Kral David onlarla Hevron'da Yahve'nin önünde bir antlaşma yaptı; ve David'i İsrael üzerine kral olarak meshettiler.
2SA 5:4 David hükmetmeye başladığında otuz yaşındaydı ve kırk yıl hüküm sürdü.
2SA 5:5 Hevron'da yedi yıl altı ay Yahuda'ya hükmetti, Yeruşalem'de de otuz üç yıl bütün İsrael'e ve Yahuda'ya hükmetti.
2SA 5:6 Kral ve adamları, ülkede yaşayan Yevuslular'a karşı Yeruşalem'e gittiler. Onlar David'le konuşup şöyle dediler: “Körler ve topallar seni buradan uzak tutacak.” “David buraya giremez” diye düşünüyorlardı.
2SA 5:7 Bununla birlikte David Siyon'un kalesini ele geçirdi. Burası David'in kentidir.
2SA 5:8 O gün David şöyle dedi: “Kim Yevuslular'ı vurursa, su yoluna çıksın ve David'in canının nefret ettiği topal ve körleri vursun.” Bu yüzden onlar, “Kör ve topal eve giremez” diyorlar.
2SA 5:9 David kalede yaşadı ve buraya David Kenti denildi. David, Millo'dan çepeçevre içeriye doğru bina etti.
2SA 5:10 David giderek büyüdü; çünkü Ordular Tanrısı Yahve onunla birlikteydi.
2SA 5:11 Sur Kralı Hiram, David'e sedir ağaçları, marangozlar ve duvar ustalarıyla birlikte ulaklar gönderdi; ve David'e bir ev yaptılar.
2SA 5:12 David, Yahve'nin kendisini İsrael üzerine kral yaptığını ve halkı İsrael uğruna krallığını yükselttiğini anladı.
2SA 5:13 David Hevron'dan geldikten sonra Yeruşalem'den kendine başka cariyeler ve eşler aldı; ve David'e daha çok oğullar ve kızlar doğdu.
2SA 5:14 Ona Yeruşalem'de doğanların adları şunlardır: Şammua, Şovav, Natan, Solomon,
2SA 5:15 İvhar, Elişua, Nefek, Yafia,
2SA 5:16 Elişama, Elyada ve Elifelet.
2SA 5:17 Filistliler, David'i İsrael Kralı olarak meshettiklerini duyunca, bütün Filistliler David'i aramaya çıktılar, ama David bunu duyup kaleye indi.
2SA 5:18 Filistliler gelip Refaim Vadisi'ne yayılmışlardı.
2SA 5:19 David Yahve'ye sorup şöyle dedi: “Filistliler'e karşı çıkayım mı? Onları elime teslim edecek misin?” Yahve David'e şöyle dedi: “Çık; çünkü Filistliler'i kesinlikle eline teslim edeceğim.”
2SA 5:20 David Baal Perazim'e geldi ve orada onları vurdu. Sonra şöyle dedi: “Suların yarığı gibi Yahve düşmanlarımı önümde kırdı.” Bu nedenle o yerin adını Baal Perazim koydu.
2SA 5:21 Onlar suretlerini orada bıraktılar, David'le adamları onları alıp götürdüler.
2SA 5:22 Filistliler yeniden bir daha çıkıp Refaim Vadisi'ne yayıldılar.
2SA 5:23 David Yahve'ye sorunca şöyle dedi: “Çıkmayacaksın. Arkalarından dolanın ve dut ağaçlarının önünde onlara saldırın.
2SA 5:24 Dut ağaçlarının tepelerinde yürüyüş sesini duyduğunuzda, o zaman harekete geçin; çünkü o zaman Yahve Filist ordusunu vurmak için senin önünde çıkmıştır.”
2SA 5:25 David, Yahve'nin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve Geva'dan Gezer'e kadar Filistliler'i vurdu.
2SA 6:1 David İsrael'in otuz bin seçme adamını yeniden bir araya topladı.
2SA 6:2 David kalkıp kendisiyle birlikte Baale Yahuda'dan gelen bütün halkla birlikte, Keruvlar'ın üzerinde oturan Ordular Yahvesi'nin Adı ile çağırılan Tanrı'nın Sandığı'nı oradan çıkarmaya gitti.
2SA 6:3 Tanrı'nın Sandığı'nı yeni bir arabaya koydular ve onu Avinadav'ın tepedeki evinden çıkardılar; Avinadav'ın oğulları Uzza ve Ahyo da yeni arabayı sürüyorlardı.
2SA 6:4 Onu Tanrı'nın Sandığı'yla birlikte Avinadav'ın tepedeki evinden çıkardılar; Ahyo da sandığın önünden gidiyordu.
2SA 6:5 David ve bütün İsrael evi, selvi ağacından yapılmış her türlü çalgıyla, arplarla, telli çalgılarla, teflerle, çıngıraklarla ve zillerle Yahve'nin önünde oynuyordu.
2SA 6:6 Nakon'un harman yerine vardıklarında Uzza Tanrı'nın Sandığı'na uzanıp onu tuttu; çünkü sığırlar tökezlemişti.
2SA 6:7 Yahve'nin öfkesi Uzza'ya karşı alevlendi ve Tanrı, suçu nedeniyle onu orada vurdu; ve orada Tanrı'nın Sandığı'nın yanında öldü.
2SA 6:8 Yahve Uzza'ya karşı patladığı için David hoşnutsuzdu; ve bugüne dek o yere Peres Uzza denilir.
2SA 6:9 David o gün Yahve'den korkup dedi, “Yahve'nin Sandığı nasıl yanıma gelebilir?”
2SA 6:10 Bunun üzerine David, Yahve'nin Sandığı'nı kendisiyle birlikte David'in Kenti'ne taşımadı; ama David onu Gatlı Oved-Edom'un evine ayrı taşıdı.
2SA 6:11 Yahve'nin Sandığı Gatlı Ovet-Edom'un evinde üç ay kaldı; ve Yahve Ovet-Edom'u ve bütün evini kutsadı.
2SA 6:12 Kral David'e, “Tanrı'nın Sandığı nedeniyle Yahve, Ovet-Edom'un evini ve ona ait olan her şeyi kutsadı” denildi. Böylece David gitti ve Tanrı'nın Sandığı'nı Ovet-Edom'un evinden David'in kentine sevinçle çıkardı.
2SA 6:13 Yahve'nin Sandığı'nı taşıyanlar altı adım gittikten sonra bir öküzle besili bir dana kurban etti.
2SA 6:14 David Yahve'nin önünde var gücüyle dans etti; ve David keten bir efod giymişti.
2SA 6:15 Bunun üzerine David ve bütün İsrael evi, bağırışlarla ve boru sesiyle Yahve'nin Sandığı'nı çıkarıyorlardı.
2SA 6:16 Yahve'nin Sandığı David kentine girdiğinde, Saul'un kızı Mikal pencereden dışarı baktı ve Kral David'in Yahve'nin önünde sıçrayıp dans ettiğini gördü; ve onu yüreğinde küçümsedi.
2SA 6:17 Yahve'nin Sandığı'nı içeri getirip onun için David'in kurmuş olduğu çadırın ortasındaki yerine koydular. David Yahve'nin önünde yakmalık sunular ve esenlik sunuları sundu.
2SA 6:18 David yakmalık sunuları ve esenlik sunularını sunmayı bitirince, Ordular Yahvesi'nin adıyla halkı kutsadı.
2SA 6:19 Bütün halka, bütün İsrael topluluğuna, kadın erkek herkese birer parça ekmek, hurma ve kuru üzüm verdi. Böylece bütün halk, her biri kendi evine gitti.
2SA 6:20 Sonra David ev halkını kutsamak için geri döndü. Saul'un kızı Mikal, David'i karşılamak için dışarı çıktı ve şöyle dedi: “Bugün, hizmetkârlarının cariyeleri önünde yalnızca boş adamlardan birinin utanmadan soyunması gibi soyunan İsrael Kralı, bugün ne kadar görkemliydi!”
2SA 6:21 David Mikal'a şöyle dedi: “İsrael üzerine beni hükümdar atamak için babanın ve onun bütün evinin yerine beni seçmiş olan Yahve'nin önünde yaptım. Bu nedenle Yahve'nin önünde bayram edeceğim.
2SA 6:22 Bundan daha da onursuz olacağım ve kendi gözümde değersiz olacağım. Ama sözünü ettiğin cariyeler beni onurlandıracaklardır.”
2SA 6:23 Saul'un kızı Mikal'ın öldüğü güne dek çocuğu olmadı.
2SA 7:1 Kral evinde yaşadığında ve Yahve onu çevresindeki bütün düşmanlarından rahat verdiğinde,
2SA 7:2 Kral Peygamber Natan'a şöyle dedi: “İşte, ben sedirden bir evde oturuyorum, ama Tanrı'nın Sandığı perdelerin içinde duruyor.”
2SA 7:3 Natan krala, “Git, yüreğinde olan her şeyi yap, çünkü Yahve seninledir” dedi.
2SA 7:4 Aynı gece Yahve'nin sözü Natan'a geldi ve şöyle dedi,
2SA 7:5 “Git, hizmetkârım David'e söyle: 'Yahve diyor ki, “Oturmam için sen mi bana konut yapacaksın?
2SA 7:6 Çünkü İsrael'in çocuklarını Mısır'dan çıkardığım günden bugüne dek bir konutta yaşamadım; ama bir çadırda, bir tapınakta etrafta dolaştım.
2SA 7:7 Bütün İsrael'in çocuklarıyla birlikte yürüdüğüm yerlerin tümünde, halkım İsrael'in çobanı olmasını buyurduğum İsrael oymaklarından birine, 'Neden bana sedirden konut yapmadınız?' diye bir söz söyledim mi?”'
2SA 7:8 Şimdi hizmetkârım David'e şunu söyle: 'Ordular Yahvesi diyor ki, “Halkımın üzerine ve İsrael'in üzerine hükümdar olmak için seni ağıllardan, koyunların peşinden aldım.
2SA 7:9 Gittiğin her yerde seninle birlikteydim ve düşmanlarının tümünü senin önünden kesip attım. Sana yeryüzündeki büyüklerin adı gibi büyük bir ad yapacağım.
2SA 7:10 Halkım İsrael'e bir yer belirleyip onları dikeceğim ki, kendi yerlerinde otursunlar ve artık kıpırdamasınlar. Kötülüğün çocukları, ilk başta olduğu gibi,
2SA 7:11 ve halkım İsrael'in üzerinde hâkimlere buyurduğum günden beri olduğu gibi artık onları sarsmayacaklar. Seni bütün düşmanlarından rahat ettireceğim. Yahve sana Yahve'nin sana bir ev yapacağını da bildiriyor.
2SA 7:12 Günlerin dolduğunda ve atalarınla uyuduğunda, senden sonra senin bedeninden çıkacak soyunu yerleştireceğim ve onun krallığını pekiştireceğim.
2SA 7:13 O benim adıma bir konut yapacak, ben de onun krallığının tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.
2SA 7:14 Ben onun babası olacağım, o da benim oğlum olacak. Eğer kötülük işlerse, onu insan değneğiyle ve insan çocuklarının vuruşlarıyla yola getireceğim;
2SA 7:15 ama senin önünden kaldırmış olduğum Saul'dan geri aldığım gibi, sevgi dolu iyiliğim ondan ayrılmayacaktır.
2SA 7:16 Evin ve krallığın sonsuza dek senin önünde güvence altına alınacak. Tahtın sonsuza dek ayakta kalacak.”'”
2SA 7:17 Natan David'e bütün bu sözleri bu görümün tamamına göre söyledi.
2SA 7:18 Bunun üzerine Kral David içeri girdi ve Yahve'nin önünde oturup şöyle dedi: “Ey Efendim Yahve, ben kimim ve benim evim nedir ki, beni buralara kadar getirdin?”
2SA 7:19 Ey Efendim Yahve, bu senin gözünde henüz küçük bir şeydi, ama uzun bir süre için hizmetkârının evi hakkında da söyledin; bu da insanların arasında, ey Efendim Yahve!
2SA 7:20 David sana daha ne söyleyebilir? Çünkü hizmetkârını sen bilirsin, ey Efendim Yahve.
2SA 7:21 Sözün uğruna ve kendi yüreğine göre, bütün bu büyüklüğü hizmetkârına bildirmek için yaptın.
2SA 7:22 Bu yüzden sen büyüksün, ey Yahve Tanrı. Çünkü kulaklarımızla duyduğumuzun tümüne göre, senin gibisi yoktur, senden başka Tanrı da yoktur.
2SA 7:23 Yeryüzünde senin halkın gibi, İsrael gibi hangi ulus var ki, Tanrı onu bir halk olarak kendisine kurtarmak, kendisine bir isim yapmak, sizin için büyük şeyler yapmak ve Mısır'dan, uluslardan ve onların ilâhlarının elinden kurtardığı halkının önünde ülkesi için korkunç şeyler yapmış olsun?
2SA 7:24 Halkın İsrael'i sonsuza dek kendi halkın olarak kendin için belirledin; sen de, ey Yahve, onların Tanrısı oldun.
2SA 7:25 Şimdi, ey Yahve Tanrı, hizmetkârın hakkında ve evi hakkında söylediğin sözü sonsuza kadar doğrula ve söylediğin gibi yap.
2SA 7:26 'Ordular Yahvesi İsrael üzerinde Tanrı'dır' diye adın sonsuza dek büyütülsün; 've hizmetkârın David'in evi senin önünde sürsün.'
2SA 7:27 Çünkü sen, İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi, hizmetkârına, 'Sana bir ev yapacağım' diye açıkladın. Bu yüzden hizmetkârın sana bu duayı etmek için yüreklilik buldu.”
2SA 7:28 “Şimdi, ey Efendim Yahve, sen Tanrı'sın, sözlerin doğru ve hizmetkârına bu iyi şeyi söz verdin.
2SA 7:29 Şimdi, daima senin önünde sürmesi için hizmetkârının evini kutsamak seni hoşnut etsin; çünkü bunu sen söyledin, ey Efendim Yahve. Hizmetkârının evi senin kutsamanla daima kutsansın.”
2SA 8:1 Bundan sonra David Filistliler'i vurdu ve onlara boyun eğdirdi. David ana kentin dizginlerini Filistliler'in elinden aldı.
2SA 8:2 Moav’ı yendi, onları yere yatırdı ve ölçü ipiyle onları ölçtü. Öldürmek için iki çizgi, sağ bırakmak için de bir çizgi ölçtü. Moavlılar David’e hizmetçi oldular ve haraç getirdiler.
2SA 8:3 David, Irmak kıyısındaki egemenliğini geri almaya giden Rehov Kralı Hadadezer’i de vurdu.
2SA 8:4 David ondan bin yedi yüz atlı ve yirmi bin yaya asker aldı. David savaş arabalarının atlarını sakatladı, ama yüz savaş arabasına yetecek kadarını ayırdı.
2SA 8:5 Damaskus Suriyeliler'i, Sova Kralı Hadadezer’e yardım etmeye geldiklerinde, David Suriyeliler'den yirmi iki bin kişiyi vurdu.
2SA 8:6 David Damaskus Suriyesi'ne garnizonlar yerleştirdi. Suriyeliler David’e hizmetçi oldular ve haraç getirdiler. Yahve David'e gittiği her yerde zafer verdi.
2SA 8:7 David, Hadadezer'in hizmetkârlarının üzerindeki altın kalkanları alıp Yeruşalem'e getirdi.
2SA 8:8 Hadadezer'in kentleri olan Betah ve Berotay'dan Kral David büyük miktarda tunç aldı.
2SA 8:9 Hamat Kralı Toy, David'in Hadadezer'in bütün ordusunu vurduğunu duyunca,
2SA 8:10 Toy, oğlu Yoram'ı Kral David'i selamlamak ve onu kutsamak için ona gönderdi; çünkü David Hadadezer'e karşı savaşmış ve onu vurmuştu; çünkü Hadadezer'in, Toy ile savaşları vardı. Yoram, kendisiyle birlikte gümüş kaplar, altın kaplar ve tunç kaplar getirdi.
2SA 8:11 Kral David de bunları, boyunduruğu altına aldığı bütün uluslardan,
2SA 8:12 Suriye'den, Moav'dan, Ammon'un çocuklarından, Filistliler'den, Amalekliler'den ve Sova Kralı Rehov oğlu Hadadezer'den adadığı gümüş ve altınla birlikte Yahve'ye adadı.
2SA 8:13 David, Tuz Vadisi'nde Suriyeliler'i, on sekiz bin kişiyi yere çaldıktan sonra geri döndüğünde ün kazandı.
2SA 8:14 Edom'a garnizonlar yerleştirdi. Bütün Edom'a garnizonlar yerleştirdi ve bütün Edomlular David'in hizmetçileri oldular. Yahve, gittiği her yerde David'e zafer verdi.
2SA 8:15 David bütün İsrael'e hükmetti ve David halkının tümü için adalet ve doğruluk sağladı.
2SA 8:16 Seruya oğlu Yoav ordu komutanıydı, Ahilud oğlu Yehoşafat katipti,
2SA 8:17 Ahituv oğlu Sadok ve Aviyatar oğlu Ahimelek kâhinlerdi, Seraya yazıcıydı,
2SA 8:18 Yehoyada oğlu Benaya Keretiler ve Peletliler'in komutanıydı, David'in oğulları da baş yöneticilerdi.
2SA 9:1 David, “Saul’un evinden hâlâ kalan kimse var mı ki, Yonatan'ın hatırı için ona iyilik edeyim?” dedi.
2SA 9:2 Saul’un evinde Siva adında bir hizmetkârı vardı. Onu David’e çağırdılar. Kral ona, “Sen Siva mısın?” dedi. O da, “Ben senin hizmetkârınım” dedi.
2SA 9:3 Kral, “Saul’un evinden hâlâ kalan kimse var mı ki, ona Tanrı’nın iyiliğini göstereyim?” dedi. Siva, “Yonatan’ın ayaklarından topal olan bir oğlu daha var” dedi.
2SA 9:4 Kral, “Nerede?” dedi. Siva, “İşte, Lo Devar’da, Ammiel oğlu Makir’in evinde” dedi.
2SA 9:5 Kral David adam gönderip onu Lo Devar’dan, Ammiel oğlu Makir’in evinden getirdi.
2SA 9:6 Saul'un oğlu Yonatan'ın oğlu Mefiboşet David'in yanına geldi, yüzüstü yere kapandı ve saygı gösterdi. David, “Mefiboşet misin?” dedi. Mefiboşet, “İşte, hizmetkârın!” diye yanıt verdi.
2SA 9:7 David ona, “Korkma, çünkü baban Yonatan'ın hatırı için sana kesinlikle iyilik edeceğim ve baban Saul'un bütün topraklarını sana geri vereceğim. Sürekli olarak soframda ekmek yiyeceksin.” dedi.
2SA 9:8 Eğildi ve, “Hizmetkârın kim ki, benim gibi ölü bir köpeğe bakasın?” dedi.
2SA 9:9 Sonra kral, Saul'un hizmetkârı Siva'yı çağırdı ve adama, “Saul'a ve bütün evine ait olan her şeyi efendinin oğluna verdim.
2SA 9:10 Sen, oğulların ve hizmetkârların onun için toprağı işleyin. Hasadı getirin ki, efendinin oğlunun yiyecek ekmeği olsun; ama efendinin oğlu Mefiboşet her zaman soframda ekmek yiyecek.” Siva'nın on beş oğlu ve yirmi hizmetkârı vardı.
2SA 9:11 Siva krala, “Efendim kral hizmetkârına ne buyurursa, hizmetkârın da öyle yapacaktır” dedi. Böylece Mefiboşet kralın oğullarından biri gibi kralın sofrasında yemek yedi.
2SA 9:12 Mefiboşet’in Mika adında küçük bir oğlu vardı. Siva’nın evinde yaşayanların hepsi Mefiboşet’in hizmetkârlarıydı.
2SA 9:13 Mefiboşet Yeruşalem’de yaşıyordu. Çünkü kralın sofrasında sürekli yemek yiyordu. Her iki ayağı da topaldı.
2SA 10:1 Bundan sonra Ammon'un çocuklarının kralı öldü ve onun yerine oğlu Hanun hüküm sürdü.
2SA 10:2 David, “Babası bana iyilik ettiği gibi ben de Nahaş oğlu Hanun’a iyilik edeceğim” dedi. Bunun üzerine David, babasına karşı onu teselli etmek için hizmetkârlarını gönderdi. David’in hizmetkârları Ammon'un çocuklarının ülkesine geldiler.
2SA 10:3 Ama Ammon'un çocuklarının beyleri efendileri Hanun’a, “David’in sana teselliciler göndererek babana saygı gösterdiğini mi sanıyorsun? David, kenti araştırmak, onu gözetlemek ve onu yıkmak için hizmetkârlarını sana göndermedi mi?” dediler.
2SA 10:4 Bunun üzerine Hanun, David’in hizmetkârlarını tutup sakallarının yarısını tıraş etti, giysilerinin ortasını, kalçalarına kadar kesti ve onları gönderdi.
2SA 10:5 Bunu David’e bildirdiklerinde, onları karşılamak için gönderdi, çünkü adamlar çok utanıyorlardı. Kral, “Sakalların uzayıncaya kadar Yeriha’da bekleyin, sonra geri dönün” dedi.
2SA 10:6 Ammon'un çocukları, David için kendilerinin iğrenç hale geldiklerini görünce, Ammon'un çocukları adam gönderip Beyt Rehov Suriyelileri'ni ve Sova Suriyelileri'ni, yirmi bin yaya askeri, Maaka Kralı'nı bin kişiyleve Tov halkından on iki bin kişiyi ücretle tuttular.
2SA 10:7 David bunu duyunca, Yoav’ı ve yiğitler ordusunun tümünü gönderdi.
2SA 10:8 Ammon'un çocukları çıkıp kapının girişinde savaş düzeni aldılar. Sova ve Rehov Suriyelileri ile Tov ve Maaka adamları tek başlarına kırdaydılar.
2SA 10:9 Yoav, savaşın önünde ve arkasında kendisine karşı olduğunu görünce, İsrael’in bütün seçme adamlarından ayırıp onları Suriyeliler'e karşı dizdi.
2SA 10:10 Halkın geri kalanını kardeşi Avişay’ın eline teslim etti ve onları Ammon'un çocuklarına karşı dizdi.
2SA 10:11 Ve dedi, “Eğer Suriyeliler benden daha güçlü çıkarsa, sen bana yardım edeceksin; ama eğer Ammon'un çocukları senden daha güçlü çıkarsa, ben gelip sana yardım edeceğim.
2SA 10:12 Cesur ol, halkımız ve Tanrımız'ın kentleri için güçlü olalım; Yahve de kendisine iyi geleni yapsın.”
2SA 10:13 Böylece Yoav ve onunla beraber olan halk Suriyeliler'e karşı savaş için yaklaştılar, onlar da onun önünden kaçtılar.
2SA 10:14 Ammon'un çocukları Suriyeliler'in kaçmış olduklarını görünce, onlar da Avişay'ın önünden kaçıp kente girdiler. O zaman Yoav Ammon'un çocuklarından dönüp Yeruşalem'e geldi.
2SA 10:15 Suriyeliler İsraelliler tarafından yenildiklerini görünce, bir araya toplandılar.
2SA 10:16 Hadadezer adam gönderip Irmak ötesindeki Suriyeliler'i çıkardı; ve başlarında Hadadezer'in ordusunun komutanı Şovak ile Helam'a geldiler.
2SA 10:17 Bu, David'e bildirildi; o, bütün İsrael'i topladı, Yarden'i geçti ve Helam'a geldi. Suriyeliler David'e karşı dizildiler ve onunla savaştılar.
2SA 10:18 Suriyeliler İsrael'in önünden kaçtılar; David de Suriyeliler'den yedi yüz arabacıyı ve kırk bin atlıyı öldürdü ve ordularının komutanı Şovak'ı vurdu, o da orada öldü.
2SA 10:19 Hadadezer'in hizmetkârı olan bütün krallar İsrael'in önünde yenildiklerini görünce İsrael'le barış yaptılar ve onlara hizmet ettiler. Böylece Suriyeliler Ammon'un çocuklarına yardım etmekten korktular.
2SA 11:1 Yıl dönümünde, kralların çıktığı zamanda, David, Yoav'ı ve onunla birlikte hizmetkârlarını ve bütün İsrael'i gönderdi; ve Ammon'un çocuklarını yok ettiler ve Rabba'yı kuşattılar. Ama David Yeruşalem'de kaldı.
2SA 11:2 Akşamleyin David yatağından kalktı ve kralın evinin damı üzerinde dolaşıyordu. Damdan yıkanan bir kadın gördü; kadının görünüşü çok güzeldi.
2SA 11:3 David gönderip kadın hakkında soruşturdu. Biri, “Bu, Eliam'ın kızı, Hititli Uriya'nın karısı Batşeva değil mi?” dedi.
2SA 11:4 David elçiler gönderip kadını aldırdı; ve kadın onun yanına girdi ve o, kadınla yattı (çünkü kirliliğinden arınmıştı); ve kendi evine döndü.
2SA 11:5 Kadın gebe kaldı; ve gönderip David'e bildirdi ve “Gebe kaldım” dedi.
2SA 11:6 David, Yoav'a, “Bana Hititli Uriya'yı gönder” dedi. Yoav, Uriya’yı David'e gönderdi.
2SA 11:7 Uriya yanına gelince, David ona Yoav’ın nasıl olduğunu, halkın nasıl olduğunu ve savaşın nasıl gittiğini sordu.
2SA 11:8 David, Uriya’ya, “Evine in ve ayaklarını yıka” dedi. Uriya kralın evinden ayrıldı ve kraldan bir armağan onun ardından gönderildi.
2SA 11:9 Ama Uriya, efendisinin bütün hizmetkârlarıyla birlikte kralın evinin kapısında uyudu ve evine inmedi.
2SA 11:10 David’e, “Uriya evine inmedi” diye bildirildiğinde, David, Uriya’ya, “Yolculuktan gelmedin mi? Niçin evine inmedin?” dedi.
2SA 11:11 Uriya David’e, “Sandık, İsrael ve Yahuda çadırlarda kalıyor; efendim Yoav ve efendimin hizmetkârları açık alanda konaklıyorlar” dedi. “O zaman yemek ve içmek ve karımla yatmak için ben evime mi gideyim? Senin yaşamının hakkı için, canının hakkı için, ben bu şeyi yapmam.”
2SA 11:12 David Uriya'ya, “Bugün de burada kal, yarın seni yola çıkaracağım” dedi. Böylece Uriya o gün ve ertesi gün Yeruşalem'de kaldı.
2SA 11:13 David onu çağırdığında, önünde yiyip içti ve onu sarhoş etti. Akşamleyin efendisinin hizmetkârlarıyla birlikte yatağına yatmak için dışarı çıktı, ama evine inmedi.
2SA 11:14 Sabahleyin David Yoav'a bir mektup yazıp Uriya'nın eliyle gönderdi.
2SA 11:15 Mektuba şöyle yazdı: “Uriya'yı savaşın en şiddetli ön saflarına gönder ve onun yanından çekilin ki, vurulup da ölsün.”
2SA 11:16 Yoav kenti gözetlediğinde, Uriya'yı yiğit adamların bulunduğunu bildiği yere atadı.
2SA 11:17 Kentin adamları çıkıp Yoav'la savaştılar. Halktan bazıları, David'in hizmetkârlarından düştüler; Hititli Uriya'da öldü.
2SA 11:18 Sonra Yoav gönderip David'e savaşla ilgili her şeyi anlattı.
2SA 11:19 Ve ulağa şöyle buyurdu: “Savaşla ilgili her şeyi krala anlatmayı bitirince,
2SA 11:20 öyle olacak ki, kralın öfkesi yükselir ve sana, 'Neden savaşmak için kente bu kadar yaklaştınız? Surdan ok atacaklarını bilmiyor muydunuz?
2SA 11:21 Yerubbeşet oğlu Avimelek'i kim vurdu? Bir kadın surdan onun üzerine bir değirmen üst taşını attı da, o da Tebes'te ölmedi mi? Neden surlara bu kadar yaklaştınız?' diye sorarsa, o zaman 'Hizmetkârın Hititli Uriya da öldü' diyeceksin.”
2SA 11:22 Bunun üzerine ulak gitti, geldi ve Yoav'ın kendisiyle göndermiş olduğu her şeyi David'e gösterdi.
2SA 11:23 Ulak David'e, “Adamlar bize karşı galip geldiler ve bize karşı kıra çıktılar; biz de kapının girişine kadar onların üzerlerindeydik.
2SA 11:24 Ok atanlar surdan hizmetkârlarına attılar; kralın hizmetkârlarından bazıları da öldü, hizmetkârın Hititli Uriya da öldü.”
2SA 11:25 Bunun üzerine David ulağa şöyle dedi: “Yoav’a de ki, ‘Bu senin canını sıkmasın, çünkü kılıç hem birini hem diğerini yiyip bitirir. Kente karşı savaşını daha da güçlendir ve onu yık.’ Onu yüreklendir.”
2SA 11:26 Uriya’nın karısı, kocası Uriya’nın öldüğünü duyunca kocası için yas tuttu.
2SA 11:27 Yası geçince David gönderip onu evine aldı. Kadın onun karısı oldu ve ona bir oğul doğurdu. Ama David'in yaptığı Yahve'nin hoşuna gitmedi.
2SA 12:1 Yahve, Natan'ı David'a gönderdi. Ona gelip şöyle dedi: “Bir kentte iki adam vardı: Biri zengin, öbürü yoksul.
2SA 12:2 Zengin adamın çok sayıda koyunu ve sığırı vardı.
2SA 12:3 Yoksul adamın da satın alıp beslemiş olduğu küçük bir dişi kuzudan başka bir şeyi yoktu. Kuzu onunla ve çocuklarıyla birlikte büyüdü. Onun kendi yemeğinden yer, kendi kâsesinden içer, koynunda yatar ve onun kızı gibiydi.
2SA 12:4 Zengin adamın yanına bir yolcu geldi. Kendisine gelen yolcuya yemek hazırlamak için kendi koyunundan ve sığırından almak istemedi. Yoksul adamın kuzusunu alıp kendisine gelen adam için onu hazırladı.”
2SA 12:5 David'in adama karşı öfkesi alevlendi ve Natan'a şöyle dedi: “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, bunu yapan adam ölmeyi hak etti!
2SA 12:6 Bu işi yaptığı ve acımadığı için kuzuyu dört kat geri ödemelidir!”
2SA 12:7 Natan David'e, “Sen o adamsın!” dedi, “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Seni İsrael üzerine kral olarak meshettim ve seni Saul'un elinden kurtardım.
2SA 12:8 Efendinin evini ve efendinin karılarını koynuna verdim ve İsrael evini ve Yahuda'yı sana verdim; eğer bu çok az geldiyse, sana böyle şeylerin daha çoğunu katardım.
2SA 12:9 Neden Yahve'nin sözünü hor gördün de gözünde kötü olanı yaptın? Hititli Uriya'yı kılıçla vurdun, karısını kendine eş olarak aldın ve onu Ammon'un çocuklarının kılıcıyla katlettin.
2SA 12:10 Şimdi kılıç evinden asla ayrılmayacak, çünkü beni hor gördün ve Hititli Uriya'nın karısını kendine eş olarak aldın.'”
2SA 12:11 “Yahve şöyle diyor: 'İşte, kendi evinden sana karşı kötülük çıkaracağım; ve gözlerinin önünde karılarını alıp komşuna vereceğim; o da bu güneşin gözü önünde karılarınla yatacak.
2SA 12:12 Çünkü sen bunu gizlice yaptın, ama ben bunu bütün İsrael'in önünde ve güneşin gözü önünde yapacağım.'”
2SA 12:13 David, Natan'a, “Yahve'ye karşı günah işledim” dedi. Natan, David'e, “Yahve de senin günahını sildi. Ölmeyeceksin.” dedi.
2SA 12:14 “Ancak, bu işle Yahve'nin düşmanlarına küfür etmeleri için büyük fırsat verdiğin için, sana doğan çocuk da kesin olarak ölecektir.”
2SA 12:15 Sonra Natan evine gitti. Yahve, Uriya’nın karısının David’e doğurduğu çocuğu vurdu ve çocuk çok hastaydı.
2SA 12:16 David çocuk için Tanrı’ya yalvardı. David oruç tuttu, içeri girip bütün gece yerde yattı.
2SA 12:17 Evinin ihtiyarları kalktılar, onu yerden kaldırmak için yanına durdular; ama o istemedi ve onlarla birlikte ekmek yemedi.
2SA 12:18 Yedinci gün çocuk öldü. David’in hizmetkârları ona çocuğun öldüğünü söylemekten korktular, çünkü, “İşte, çocuk daha sağken, ona söyledik, ama sözümüzü dinlemedi. Eğer çocuğun öldüğünü söylersek kendine o zaman zarar verecek.” dediler.
2SA 12:19 Ama David hizmetkârlarının birbiriyle fısıldaştıklarını görünce, David çocuğun öldüğünü anladı; David hizmetkârlarına, “Çocuk öldü mü?” dedi. Onlar, “Öldü” dediler.
2SA 12:20 Sonra David yerden kalktı, yıkanıp yağ süründü, giysilerini değiştirdi; ve Yahve'nin evine girip tapındı. Sonra kendi evine geldi ve istediğinde önüne ekmek koydular, o da yedi.
2SA 12:21 Sonra hizmetkârları ona dediler ki, “Bu yaptığın nedir? Çocuk sağken onun için oruç tuttun ve ağladın, ama çocuk ölünce kalktın ve ekmek yedin.”
2SA 12:22 O şöyle dedi, “Çocuk daha sağken oruç tuttum ve ağladım; çünkü, 'Kim bilir, belki Yahve bana lütfeder de çocuk yaşar mı?' dedim.
2SA 12:23 Ama şimdi öldü. Neden oruç tutayım? Onu tekrar geri getirebilir miyim? Ben ona gideceğim, ama o bana geri dönmeyecek.”
2SA 12:24 David karısı Batşeva'yı teselli etti, yanına girdi ve onunla yattı. Kadın bir oğul doğurdu ve onun adını Solomon koydu. Yahve onu sevdi;
2SA 12:25 ve Peygamber Natan'ın eliyle gönderdi ve Yahve'nin hatırına ona Yedidyah adını verdi.
2SA 12:26 Yoav Ammon'un çocuklarının Rabba'sına karşı savaştı ve kral kentini aldı.
2SA 12:27 Yoav David'e haberciler gönderip şöyle dedi, “Rabba'ya karşı savaştım. Evet, sular kentini aldım.
2SA 12:28 Şimdi halkın geri kalanını topla ve kente karşı ordugâh kur ve onu al; yoksa kenti ben alırım ve o benim adımla çağrılır.”
2SA 12:29 David bütün halkı toplayıp Rabba'ya gitti, ona karşı savaştı ve onu aldı.
2SA 12:30 Krallarının tacını başından çıkardı; ağırlığı bir talant altındı ve onda değerli taşlar vardı; ve David'in başına konuldu. Kentten çok miktarda ganimet çıkardı.
2SA 12:31 İçinde bulunan halkı dışarı çıkardı ve onları testerelerin, demir kazmaların, demir baltaların altında çalıştırdı ve onları tuğla ocağına götürdü; ve Ammon'un çocuklarının bütün kentlerine böyle yaptı. Sonra David ve bütün halk Yeruşalem'e döndü.
2SA 13:1 Bundan sonra David oğlu Avşalom'un Tamar adında güzel bir kız kardeşi vardı; David oğlu Amnon da onu sevdi.
2SA 13:2 Amnon kız kardeşi Tamar yüzünden çok üzgündü ve hasta oldu; çünkü Tamar el değmemiş bir kızdı ve ona bir şey yapmak Amnon'a zor geliyordu.
2SA 13:3 Ama Amnon'un David'in kardeşi Şimeah'ın oğlu Yonadav adında bir arkadaşı vardı; Yonadav da çok akıllı bir adamdı.
2SA 13:4 Ona, “Ey kralın oğlu, günden güne neden bu kadar üzgünsün? Bana anlatmayacak mısın?” dedi. Amnon ona, “Kardeşim Avşalom'un kız kardeşi Tamar'ı seviyorum” dedi.
2SA 13:5 Yonadav ona, “Yatağına uzan ve hastaymış gibi görün” dedi. “Baban seni görmeye gelince, ona de ki, ‘Lütfen kız kardeşim Tamar gelip bana yiyecek ekmek versin ve yemeği gözümün önünde hazırlasın da, göreyim ve onun elinden yiyeyim.’”
2SA 13:6 Bunun üzerine Amnon yatıp hastaymış gibi yaptı. Kral onu görmeye geldiğinde, Amnon krala, “Lütfen kız kardeşim Tamar gelip gözümün önünde bana iki pide yapsın da, elinden yiyeyim” dedi.
2SA 13:7 Bunun üzerine David evine, Tamar’a gönderip, “Şimdi kardeşin Amnon’un evine git, ona yemek hazırla” dedi.
2SA 13:8 Böylece Tamar, kardeşi Amnon’un evine gitti, o yatıyordu. Hamur alıp yoğurdu, önünde pideler yaptı ve pideleri pişirdi.
2SA 13:9 Tavayı alıp önüne döktü, ama o yemek istemedi. Amnon, “Herkesi yanımdan çıkarın” dedi. Sonra herkes yanından çıktı.
2SA 13:10 Amnon Tamar'a, “Yemeği odaya getir de elinden yiyeyim” dedi. Tamar yaptığı ekmekleri alıp odaya, kardeşi Amnon'a getirdi.
2SA 13:11 Kız onları yesin diye yanına getirince, onu tuttu ve ona, “Gel, benimle yat, kız kardeşim!” dedi.
2SA 13:12 Kız ona, “Hayır, kardeşim, beni zorlama! Çünkü İsrael'de böyle bir şey yapılmamalı. Bu deliliği yapma!” diye yanıt verdi.
2SA 13:13 “Bana gelince utancımı nereye taşıyacağım? Sen de İsrael'deki akılsızlardan biri gibi olacaksın. Şimdi kralla konuş; çünkü beni senden esirgemeyecektir.”
2SA 13:14 Ancak o kızın sözünü dinlemedi; ondan daha güçlü olduğu için kızı zorladı ve onunla yattı.
2SA 13:15 O zaman Amnon ondan çok büyük bir nefretle nefret etti; çünkü ona duyduğu nefret, ona duymuş olduğu sevgiden daha büyüktü. Amnon ona, “Kalk, defol!” dedi.
2SA 13:16 Kız ona, “Hayır, çünkü beni kovmakla yaptığın bu büyük kötülük, bana yaptığın öbür kötülükten daha kötü!” dedi. Ama Amnon onu dinlemedi.
2SA 13:17 Sonra kendisine hizmet eden hizmekârını çağırdı ve, “Şimdi bu kadını yanımdan çıkar arkasından da kapıyı sürgüle” dedi.
2SA 13:18 Kızın üzerinde çeşit çeşit renklerden bir entari vardı, el değmemiş kral kızları böyle giysiler giyerlerdi. Sonra hizmetkârı onu dışarı çıkardı ve arkasından kapıyı sürgüledi.
2SA 13:19 Tamar başına kül saçtı ve üzerindeki çeşit çeşit renkli entarisini yırttı. Elini başına koydu ve yüksek sesle ağlaya ağlaya gitti.
2SA 13:20 Kardeşi Avşalom ona, “Kardeşin Amnon seninle mi oldu? Ama şimdi sus, kız kardeşim. O senin kardeşindir.” dedi. Bu şeyi yüreğine sokma.” dedi. Böylece Tamar, kardeşi Avşalom’un evinde kimsesiz kaldı.
2SA 13:21 Ancak Kral David bütün bunları duyunca çok öfkelendi.
2SA 13:22 Avşalom Amnon’a ne iyi ne de kötü konuştu; çünkü Avşalom, kız kardeşi Tamar’ı zorladığı için Amnon’dan nefret ediyordu.
2SA 13:23 Tam iki yıl sonra Avşalom'un, Efraim’in yakınlarındaki Baal Hasor’da koyun kırkıcıları vardı ve Avşalom kralın bütün oğullarını çağırdı.
2SA 13:24 Avşalom krala gelip, “Bak, hizmetkârının koyun kırkıcıları var. Lütfen kral ve hizmetkârları hizmetkârınla birlikte gitsinler.” dedi.
2SA 13:25 Kral Avşalom’a, “Hayır oğlum, hepimiz gitmeyelim, yoksa sana yük oluruz” dedi. O sıkıştırdı, ancak gitmek istemedi, ama onu kutsadı.
2SA 13:26 Bunun üzerine Avşalom, “Olmazsa, lütfen kardeşim Amnon bizimle gitsin” dedi. Kral ona, “Neden o seninle gitsin?” dedi.
2SA 13:27 Ama Avşalom onu sıkıştırdı ve Amnon’un ve kralın bütün oğullarının onunla gitmesine izin verdi.
2SA 13:28 Avşalom hizmetkârlarına şöyle buyurdu: “Şimdi bakın, Amnon’un yüreği şarapla neşelendiğinde ve size, ‘Amnon’u vurun’ dediğimde o zaman onu öldürün. Korkmayın. Size buyuran ben değil miyim? Cesur ve yiğit olun!”
2SA 13:29 Avşalom’un hizmetkârları Amnon’a Avşalom’un buyurduğu gibi yaptılar. Sonra kralın bütün oğulları kalktı ve her biri katırına binip kaçtı.
2SA 13:30 Onlar yoldayken David’e haber geldi: “Avşalom kralın bütün oğullarını katletti ve onlardan hiçbiri kalmadı!”
2SA 13:31 Bunun üzerine kral kalktı, giysilerini yırttı ve yere yattı; hizmetkârlarının tümü elbiseleri yırtılmış yanında duruyordu.
2SA 13:32 David'in kardeşi Şimeah'ın oğlu Yonadav, “Efendim, bütün gençleri, kralın oğullarının hepsini öldürdüklerini sanmasın, çünkü yalnız Amnon öldü; çünkü Avşalom'un tayiniyle, kız kardeşi Tamar'ı zorladığı günden beri bu kararlaştırılmıştı.
2SA 13:33 Şimdi efendim kral, kralın oğullarının hepsinin öldüğünü düşünerek yüreğine o şeyi koymasın; çünkü yalnız Amnon öldü.” diye yanıt verdi.
2SA 13:34 Ama Avşalom kaçtı. Nöbetçi genç adam gözlerini kaldırıp baktı ve işte, arkasındaki yamaç yolundan gelen bir sürü insan vardı.
2SA 13:35 Yonadav krala, “İşte, kralın oğulları geliyor! Hizmetkârının söylediği gibi.” dedi.
2SA 13:36 Konuşmasını bitirir bitirmez, işte, kralın oğulları geldiler, seslerini yükselterek ağladılar. Kral ve bütün hizmetkârıları da acı acı ağladılar.
2SA 13:37 Ama Avşalom kaçıp Geşur Kralı Ammihur oğlu Talmay’ın yanına gitti. David her gün oğlu için yas tuttu.
2SA 13:38 Bunun üzerine Avşalom kaçtı ve Geşur’a gitti ve orada üç yıl kaldı.
2SA 13:39 Kral David, Avşalom’un yanına gitmek için can atıyordu, çünkü Amnon ölmüş olduğundan onun hakkında teselli bulmuştu.
2SA 14:1 Seruya oğlu Yoav, kralın yüreğinin Avşalom yönünde olduğunu anladı.
2SA 14:2 Yoav, Tekoa'ya gönderip oradan bilge bir kadın getirtti ve ona, “Lütfen yas tutan biri gibi davran, lütfen yas giysisi giyin, kendine yağ sürme, ama uzun zamandır ölü için yas tutan bir kadın gibi ol” dedi.
2SA 14:3 “Kralın yanına git ve ona böyle konuş.” Böylece Yoav sözleri kadının ağzına koydu.
2SA 14:4 Tekoa'lı kadın kralla konuşurken yüzüstü yere kapandı, saygı gösterdi ve, “Yardım et, ey kral!” dedi.
2SA 14:5 Kral ona, “Neyin var?” diye sordu. Kadın, “Gerçekten dul bir kadınım, kocam da öldü” diye yanıt verdi.
2SA 14:6 “Hizmetkârının iki oğlu vardı; ikisi de kırda dövüştüler, onları ayıran olmadı, biri öbürünü vurup öldürdü.
2SA 14:7 İşte, bütün aile hizmetkârına karşı ayaklandı ve, ‘Kardeşini vuranı teslim et de öldürdüğü kardeşinin yaşamına karşılık onu öldürelim, böylece mirasçıyı da yok edelim’ dediler. Bunun için geride kalan közümü söndürecekler ve kocama yeryüzünde ne ad ne de kalıntı bırakacaklar.”
2SA 14:8 Kral kadına, “Evine git, seninle ilgili buyruk vereceğim” dedi.
2SA 14:9 Tekoalı kadın krala, “Efendim, ey kral, haksızlık benim üzerime ve babamın evinin üzerine olsun; kral ve onun tahtı suçsuz olsun” dedi.
2SA 14:10 Kral, “Kim sana bir şey söylerse onu bana getir, bir daha seni rahatsız etmeyecektir” dedi.
2SA 14:11 Sonra, “Lütfen kral, Tanrın Yahve'yi hatırlasın ki, kan öcünü alan bir daha yok etmesin, yoksa oğlumu yok ederler” dedi. Ve dedi, “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, oğlunun bir saç teli yere düşmeyecektir.”
2SA 14:12 O zaman kadın, “Lütfen hizmetkârın efendim krala bir söz söylesin” dedi. “Söyle” dedi.
2SA 14:13 Kadın, “Öyleyse neden Tanrı halkına karşı böyle bir şey tasarladın? Çünkü bu sözü söylemekle kral suçlu biri gibi oluyor, çünkü kral sürgününü eve geri getirmiyor.
2SA 14:14 Çünkü ölmemiz gerek, yere dökülen ve yeniden toplanamayan su gibiyiz; Tanrı da yaşamı alıp götürmez, ama sürgüne gönderilen kendisinden uzak kalmasın diye çareler tasarlar.
2SA 14:15 Şimdi bu yüzden efendim krala bu sözü söylemeye geldim, çünkü halk beni korkuttu. Hizmetkârın dedi ki, ‘Şimdi kralla konuşacağım; kral belki de hizmetkârının dileğini yerine getirir.'
2SA 14:16 Çünkü Tanrı'nın mirasından beni ve oğlumu birlikte yok etmek isteyen adamın elinden hizmetkârını kurtarmak için kral dinleyecektir.
2SA 14:17 O zaman hizmetkârın dedi ki, 'Lütfen efendim kralın sözü rahatlık getirsin; çünkü iyiyi ve kötüyü ayırt etmede Tanrı'nın meleği ne ise efendim kral da öyledir. Tanrın Yahve seninle birlikte olsun.'”
2SA 14:18 O zaman kral kadına yanıt verdi, “Lütfen senden soracağım hiçbir şeyi benden gizleme.” Kadın, “Efendim kral şimdi konuşsun” dedi.
2SA 14:19 Kral, “Bütün bunda Yoav'ın eli seninle mi?” dedi. Kadın, “Efendim kral, canının hakkı için, efendim kralın söylediği hiçbir şeyden sağa sola kimse dönemez; çünkü hizmetkârın Yoav beni zorladı ve bütün bu sözleri hizmetkârının ağzına koydu” diye yanıt verdi.
2SA 14:20 “Hizmetkârın Yoav, meselenin yüzünü değiştirmek için bunu yaptı. Efendim, Tanrı'nın meleğinin bilgeliğine göre, yeryüzünde olan her şeyi bilmek için bilgedir.”
2SA 14:21 Kral Yoav'a, “İşte, bu şeyi kabul ettim. Bunun için git ve genç Avşalom'u geri getir.” dedi.
2SA 14:22 Yoav yüzüstü yere kapandı, saygı gösterdi ve kralı kutsadı. Yoav, “Efendim ey kral, bugün kralın hizmetkârının dileğini yerine getirmesiyle senin gözünde lütuf bulduğumu hizmetkârın biliyor” dedi.
2SA 14:23 Bunun üzerine Yoav kalkıp Geşur'a gitti ve Avşalom'u Yeruşalem'e getirdi.
2SA 14:24 Kral, “Kendi evine dönsün, ama yüzümü görmesin” dedi. Böylece Avşalom kendi evine döndü ve kralın yüzünü görmedi.
2SA 14:25 Bütün İsrael'de Avşalom kadar güzelliğiyle övülen kimse yoktu. Ayağının tabanından tepesine kadar kendisinde kusur yoktu.
2SA 14:26 Başındaki saçı kestiği zaman (her yıl sonunda keserdi; çünkü ona ağır gelirdi, bu yüzden keserdi), başındaki saçı kral ağırlığına göre iki yüz şekel tartardı.
2SA 14:27 Avşalom'a üç oğul ve bir kız doğdu; kızın adı Tamar'dı. Güzel yüzlü bir kadındı.
2SA 14:28 Avşalom Yeruşalem'de tam iki yıl yaşadı ve kralın yüzünü görmedi.
2SA 14:29 Sonra Avşalom Yoav'ı çağırıp onu krala göndermek istedi, ama o yanına gelmedi. Sonra ikinci kez yine gönderdi, ama o gelmedi.
2SA 14:30 Bu yüzden hizmetkârlarına, “İşte, Yoav'ın tarlası benimkine yakın, orada arpası var. Gidip onu ateşe verin.” dedi. Böylece Avşalom'un hizmetkârları tarlayı ateşe verdiler.
2SA 14:31 Sonra Yoav kalkıp Avşalom'a, evine geldi ve ona, “Hizmetkârların neden tarlamı ateşe verdi?” diye sordu.
2SA 14:32 Avşalom Yoav'a yanıt verdi: “İşte, sana gönderip dedim, 'Buraya gel de seni krala göndereyim ve “Geşur'dan neden geldim? Orada kalmam benim için daha iyi olurdu. Şimdi bu yüzden kralın yüzünü göreyim; eğer içimde bir kötülük varsa, beni öldürsün' diyeyim' dedim.”
2SA 14:33 Bunun üzerine Yoav krala geldi ve ona anlattı; ve Avşalom'u çağırınca kralın yanına geldi ve kralın önünde yüzüstü yere eğildi; kral da Avşalom'u öptü.
2SA 15:1 Bundan sonra Avşalom kendisi için bir araba ve atlar, önünde koşacak elli adam hazırladı.
2SA 15:2 Avşalom erkenden kalkardı ve kapı yolunun kenarında dururdu. Kral'a hüküm için götürmesi gereken davası olan biri olduğunda Avşalom onu çağırır, “Hangi kenttensin?” diye sorardı. O da, “Hizmetkârın İsrael oymaklarından birindendir” derdi.
2SA 15:3 Avşalom ona, “İşte, meselelerin iyi ve doğrudur; ama kralın seni dinlemek üzere görevlendirdiği kimse yok” derdi.
2SA 15:4 Avşalom, “Keşke ülkede hâkim olsaydım da, davası ya da sorunu olan herkes yanıma gelse ve ben de ona adalet sağlasam!” derdi.
2SA 15:5 Öyle olurdu ki, ona önünde eğilmek için yaklaşan biri olduğunda elini uzatır, onu tutar ve öperdi.
2SA 15:6 Avşalom, hüküm için krala gelen bütün İsraelliler'e böyle yapardı. Böylece Avşalom İsraelliler'in yüreğini çaldı.
2SA 15:7 Kırk yılın sonunda Avşalom krala, “Lütfen gidip Hevron’da Yahve'ye adadığım adağı yerine getireyim” dedi.
2SA 15:8 “Çünkü ben Suriye’deki Geşur’da kalırken senin hizmetkârın adak adadı ve şöyle dedi: ‘Eğer gerçekten Yahve beni Yeruşalem’e geri getirirse, o zaman Yahve'ye hizmet edeceğim.'”
2SA 15:9 Kral ona, “Esenlikle git” dedi. Bunun üzerine Avşalom kalkıp Hevron’a gitti.
2SA 15:10 Ama Avşalom İsrael’in bütün oymaklarına casuslar gönderip, “Boru sesini duyar duymaz, o zaman ‘Avşalom Hevron’da kraldır!’ diyeceksiniz” dedi.
2SA 15:11 Avşalom’la birlikte Yeruşalem’den davet edilen iki yüz kişi gitti, temiz yürekle gitmişlerdi ve onlar hiçbir şey bilmiyorlardı.
2SA 15:12 Avşalom, kurbanları sunarken, Gilo’dan, David’in danışmanı olan Gilonlu Ahitofel’i kentinden çağırttı. Gizli düzen güçlüydü, çünkü Avşalom’la birlikte olan halk gittikçe artıyordu.
2SA 15:13 Bir haberci David’e gelip, “İsraelliler'in yürekleri Avşalom’un peşinde” dedi.
2SA 15:14 David, Yeruşalem’de kendisiyle birlikte olan bütün hizmetkârlarına, “Kalkın! Kaçalım, yoksa hiçbirimiz Avşalom’dan kaçamayız. Hemen gidin, yoksa bize çarçabuk yetişir, başımıza bela getirir ve kenti kılıçtan geçirir.” dedi.
2SA 15:15 Kralın hizmetkârları krala, “İşte, hizmetkârların efendim kralın istediği her şeyi yapmaya hazır” dediler.
2SA 15:16 Kral çıktı ve bütün ev halkı da peşinden gitti. Kral, eve bakmaları için cariyelerinden on kadın bıraktı.
2SA 15:17 Kral çıktı ve bütün halk da peşinden gitti; ve Beyt Merhak'ta kaldılar.
2SA 15:18 Bütün hizmetkârları onun yanından geçtiler; ve bütün Keretililer, bütün Peletliler ve bütün Gittililer, Gat'tan gelen altı yüz adam kralın önünden geçtiler.
2SA 15:19 Sonra kral Gatlı İttay'a dedi: “Sen de neden bizimle geliyorsun? Dön ve kralla kal; çünkü sen hem yabancısın hem de sürgünsün. Kendi yerine dön.
2SA 15:20 Daha dün gelmiştin, bugün seni bizimle yukarı aşağı mı dolaştırayım, çünkü ben istediğim yere gidebilirim? Dön, kardeşlerini de geri döndür. Merhamet ve gerçek seninle olsun.”
2SA 15:21 İttay krala yanıt verip dedi: “Yaşayan Yahve ve yaşayan efendim kral hakkı için, efendim kral nerede ise, kesinlikle senin hizmetkârın da, ister ölüm için olsun ister yaşam için, orada olacaktır.”
2SA 15:22 David İttay'a dedi: “Koyul ve geç.” Gittili İttay ve bütün adamları ve onunla birlikte olan bütün çocuklar geçtiler.
2SA 15:23 Bütün ülke yüksek sesle ağladı ve bütün halk geçti. Kral da Kidron Vadisi'ni geçti ve bütün halk çöl yoluna doğru geçtiler.
2SA 15:24 İşte, Sadok da ve onunla birlikte bütün Levililer geldiler, Tanrı'nın Antlaşma Sandığı'nı taşıyorlardı; Tanrı'nın Sandığı'nı yere koydular; ve Aviyatar bütün halk kentten çıkıncaya kadar yukarı çıktı.
2SA 15:25 Kral Sadok'a, “Tanrı'nın Sandığı'nı kente geri götür” dedi. “Eğer Yahve'nin gözünde lütuf bulursam, beni geri getirecek ve hem sandığı hem de oturduğu yeri bana gösterecektir;
2SA 15:26 ama, 'Senden hoşnut değilim' derse, işte, ben buradayım. Kendisine iyi gelen şeyi bana yapsın.”
2SA 15:27 Kral ayrıca kâhin Sadok'a şöyle dedi, “Sen bir Gören değil misin? Sen ve oğlun Ahimaas, Aviyatar'ın oğlu Yonatan, sizinle birlikte iki oğlunuz kente esenlikle dönün.
2SA 15:28 İşte, senden bana haber veren bir söz gelinceye dek çölün geçitlerinde kalacağım.”
2SA 15:29 Bunun üzerine Sadok ve Aviyatar Tanrı’nın Sandığı’nı yine Yeruşalem’e götürdüler ve orada kaldılar.
2SA 15:30 David Zeytin Dağı’nın yamacına çıkıyor ve ağlayarak gidiyordu; başı örtülüydü ve yalınayak yürüyordu. Onunla birlikte olan bütün halk da başını örtmüş ağlayarak çıkıyordu.
2SA 15:31 Birisi David’e, “Ahitofel, Avşalom’la birlikte gizli düzencilerin arasındadır” diye bildirdi. David, “Ey Yahve, lütfen Ahitofel’in öğüdünü akılsızlığa döndür” dedi.
2SA 15:32 David Tanrı’ya tapınılan zirveye vardığında, işte Arklı Huşay gömleği yırtılmış ve başı toprak içinde onu karşılamaya geldi.
2SA 15:33 David ona, “Eğer benimle birlikte devam edersen, bana yük olursun” dedi;
2SA 15:34 “Ama kente geri dönersen ve Avşalom'a, 'Ey kral, ben senin hizmetkârın olacağım. Geçmişte babanın hizmetkârı olduğum gibi, şimdi de senin hizmetkârın olacağım dersen, o zaman Ahitofel'in öğüdünü benim için boşa çıkaracaksın.'
2SA 15:35 Orada seninle birlikte kâhinler Sadok ve Aviyatar yok mu? Öyleyse kralın evinden ne duyarsan, kâhinler Sadok ve Aviyatar'a bildir.
2SA 15:36 İşte, onların yanında iki oğulları var: Sadok'un oğlu Ahimaas ve Aviyatar'ın oğlu Yonatan. Onlardan duyacağın her şeyi bana ilet.”
2SA 15:37 Böylece David'in dostu Huşay kente girdi, Avşalom da Yeruşalem'e girdi.
2SA 16:1 David tepenin az ötesine geçince, Mefiboşet'in hizmetkârı Siva, iki yüz somun ekmek, yüz salkım kuru üzüm, yüz yaz meyvesi ve bir tulum şarapla yüklü eğerlenmiş iki eşekle onu karşıladı.
2SA 16:2 Kral Siva'ya, “Bunlarla ne demek istiyorsun?” dedi. Siva, “Eşekler kralın ev halkının binmesi için, ekmek ve yaz meyveleri genç adamların yemesi için, şarap da çölde bitkin düşenlerin içmesi için” dedi.
2SA 16:3 Kral, “Efendinin oğlu nerede?” dedi. Siva, krala dedi, “İşte Yeruşalem'de kalıyor; çünkü o, 'İsrael halkı bugün babamın krallığını bana geri verecek' dedi.”
2SA 16:4 Sonra kral Siva'ya, “İşte, Mefiboşet'in bütün malları senindir” dedi. Siva, “Eğiliyorum” dedi. “Ey efendim, ey kral, senin gözünde lütuf bulayım.”
2SA 16:5 Kral David Bahurim’e geldiğinde, işte, Saul evi ailesinden Gera oğlu Şimei adında bir adam çıktı. Çıkarken lanet ediyordu.
2SA 16:6 David’e ve Kral David’in bütün hizmetkârlarına taş attı, bütün halk ve bütün güçlü adamlar da David'in sağında ve solundaydı.
2SA 16:7 Şimei lanet ederken, “Defol git, defol git, ey kanlı adam ve kötü adam!” diyordu.
2SA 16:8 “Yahve, Saul evinin bütün kanını, yerine hüküm sürdüğün yere geri döndürdü! Yahve, krallığı oğlun Avşalom’un eline teslim etti! İşte, kendi kötülüğünle yakalandın, çünkü sen kanlı bir adamsın!”
2SA 16:9 Bunun üzerine Seruya oğlu Avişay krala, “Bu ölü köpek neden efendim krala lanet etsin? Lütfen geçip başını keseyim.” dedi.
2SA 16:10 Kral, “Ey Seruya oğulları, benden size ne? Çünkü Yahve ona, ‘David’e lanet et’ dediği için o lanet ediyorsa, o zaman kim, ‘Neden böyle yaptın?’ diyecek?”
2SA 16:11 David, Avişay’a ve bütün hizmetkârlarına, “İşte, içimden çıkan oğlum canımı arıyor. Şimdi bu Benyaminli ne kadar daha fazlasını? Onu bırakın da lanet etsin; çünkü Yahve onu çağırdı.
2SA 16:12 Belki Yahve bana yapılan haksızlığa bakar da bugün bana edilen lanetin karşılığını Yahve bana iyilikle öder.” dedi.
2SA 16:13 Böylece David ve adamları yoldan geçtiler; Şimei ise onun karşısındaki yamaçta gidiyor, giderken lanet ediyor, ona taş atıyor ve toz atıyordu.
2SA 16:14 Kral ve yanındaki bütün halk yorgun bir halde geldiler; o orada dinlendi.
2SA 16:15 Avşalom ve bütün halk, İsraelliler, Ahitofel de onunla birlikte Yeruşalem'e geldiler.
2SA 16:16 David'in dostu Arklı Huşay Avşalom'a gelince, Huşay Avşalom'a, “Yaşasın kral! Yaşasın kral!” dedi.
2SA 16:17 Avşalom Huşay'a, “Dostuna gösterdiğin iyilik bu mu? Neden dostunla gitmedin?” dedi.
2SA 16:18 Huşay Avşalom'a, “Hayır; yalnız Yahve, bu halk ve bütün İsraelliler kimi seçerse, ben onun olacağım ve onunla kalacağım” dedi.
2SA 16:19 “Yine kime hizmet edeyim? Oğlunun önünde hizmet etmem gerekmez mi? Babanın önünde hizmet ettiğim gibi, senin önünde de hizmet edeceğim.”
2SA 16:20 Sonra Avşalom Ahitofel'e, “Öğüdünüzü verin, ne yapacağız” dedi.
2SA 16:21 Ahitofel Avşalom'a, “Babanın evi bakması için bıraktığı cariyelerinin yanına gir. O zaman bütün İsrael baban tarafından senin nefret edildiğini duyacak. Ondan sonra seninle birlikte olanların hepsinin elleri güçlenecektir.” dedi.
2SA 16:22 Böylece Avşalom için evin damına bir çadır kurdular ve Avşalom bütün İsrael'in gözü önünde babasının cariyelerinin yanına girdi.
2SA 16:23 O günlerde Ahitofel'in verdiği öğüt, Tanrı tapınağının iç bölmesinde bir adamın sorması gibiydi. Ahitofel'in bütün öğütleri hem David'e hem de Avşalom'a böyleydi.
2SA 17:1 Dahası Ahitofel Avşalom'a, “Şimdi on iki bin adam seçeyim, kalkayım ve bu gece David'in peşine düşeyim” dedi.
2SA 17:2 “Yorgun ve bitkin bir haldeyken üzerine gelip onu korkutacağım. Yanındaki bütün halk kaçacak. Yalnız kralı vuracağım.
2SA 17:3 Bütün halkı sana geri getireceğim. Aradığın adam hepsinin geri dönmesi demektir. Bütün halk esenlikte olacak.”
2SA 17:4 Bu söz Avşalom'un ve İsrael'in bütün ihtiyarlarının hoşuna gitti.
2SA 17:5 O zaman Avşalom, “Şimdi Arklı Huşay'ı da çağır, o ne diyor, aynı şekilde dinleyelim” dedi.
2SA 17:6 Huşay Avşalom'un yanına gelince, Avşalom ona, “Ahitofel böyle konuştu. Onun dediğini yapalım mı? Değilse, konuş.” dedi.
2SA 17:7 Huşay Avşalom'a, “Ahitofel'in bu kez verdiği öğüt iyi değil” dedi.
2SA 17:8 Dahası Huşay şöyle dedi: “Babanı ve adamlarını biliyorsun, onlar güçlü adamlardır ve kırda yavrularından edilen ayı gibi düşüncelerinde kızgındırlar. Baban bir savaş adamıdır ve halkla birlikte gecelemez.
2SA 17:9 İşte, şimdi bir çukurda ya da başka bir yerde saklanıyordur. İlk önce onlardan bazıları düşünce, bunu duyan herkes, ‘Avşalom’u izleyen halk arasında kıyım var!’ diyecek.
2SA 17:10 Yüreği aslan yüreği gibi olan yiğit bile tamamen eriyecek; çünkü bütün İsrael, babanın güçlü bir adam olduğunu ve onunla birlikte olanların yiğit adamlar olduğunu biliyor.
2SA 17:11 Ama ben, bütün İsrael’in, Dan’dan Beerşeva’ya kadar, kalabalıkta deniz kıyısındaki kum gibi, senin yanında toplanmasını ve kendin olarak savaşa gitmeni öğütlüyorum.
2SA 17:12 Bu yüzden onu bulunacağı bir yerde üzerine gideceğiz ve yere çiy düşer gibi onun üzerine düşeceğiz; o zaman onu ve kendisiyle birlikte olan adamların hepsinden tek bir kişi bile bırakmayacağız.
2SA 17:13 Dahası bir kente girmişse, o zaman bütün İsraelliler o kente ipler getirecek, orada tek bir küçük taş bile bulunmayıncaya dek onu nehre çekeriz.”
2SA 17:14 Avşalom ve bütün İsraelliler, “Arklı Huşay’ın öğüdü Ahitofel’in öğüdünden daha iyidir” dediler. Çünkü Yahve Avşalom’un üzerine kötülük getirsin diye Ahitofel’in iyi öğüdünü boşa çıkarmayı Yahve kararlaştırmıştı.
2SA 17:15 Sonra Huşay, Sadok ve Aviyatar kâhinlere, “Ahitofel, Avşalom’a ve İsrael ihtiyarlarına bu şekilde öğüt verdi; ben de bu şekilde öğüt verdim” dedi.
2SA 17:16 “Şimdi hemen gönderin, David'e söyleyin, 'Bu gece çölün geçitlerinde gecelemeyin, ama kesinlikle geçin, yoksa kral ve onunla birlikte olan bütün halk yutulur.'”
2SA 17:17 Yonatan ve Ahimaas En Rogel'de kalıyorlardı; ve bir hizmetçi kız gidip onlara haber veriyordu; onlar da gidip Kral David'e haber veriyorlardı; çünkü kente girerken görülme riskine giremezlerdi.
2SA 17:18 Ama bir çocuk onları gördü ve Avşalom'a bildirdi. Sonra ikisi de hemen gittiler ve Bahurim'de avlusunda bir kuyu olan bir adamın evine geldiler; ve onun içine indiler.
2SA 17:19 Kadın alıp kuyunun ağzını örttü ve üzerine bulgur serdi; ve hiçbir şey bilinmedi.
2SA 17:20 Avşalom'un hizmetkârları kadının evine geldiler; “Ahimaas ve Yonatan nerede?” dediler. Kadın onlara, “Irmağın üzerinden geçtiler” dedi. Arayıp onları bulamayınca Yeruşalem'e döndüler.
2SA 17:21 Onlar ayrıldıktan sonra kuyudan çıktılar ve gidip Kral David'e bildirdiler. David'e, “Kalkın, hemen suyun üzerinden geçin; çünkü Ahitofel sana karşı böyle öğüt verdi” dediler.
2SA 17:22 David ve onunla birlikte olan bütün halk kalkıp Yarden'i geçtiler. Sabah ışığına kadar onlardan Yarden'i geçmemiş olan bir kişi bile kalmadı.
2SA 17:23 Ahitofel, öğüdünün tutulmadığını görünce eşeğine eyer vurdu, kalktı, kentine gitti, evini düzene koydu, kendini astı ve öldü, babasının mezarına gömüldü.
2SA 17:24 David Mahanaim'e geldi. Avşalom, kendisi ve yanındaki bütün İsrael adamları Yarden'i geçti.
2SA 17:25 Avşalom, Yoav'ın yerine ordunun başına Amasa'yı koydu. Amasa, İsraelli İtra adında bir adamın oğluydu ve o Yoav'ın annesi Seruya'nın kız kardeşi olan Nahaş'ın kızı Abigail'in yanına girdi.
2SA 17:26 İsraelliler ve Avşalom Gilad ülkesinde ordugâh kurdular.
2SA 17:27 David Mahanayim'e gelince, Ammon'un çocuklarının Rabbalı Nahaş'ın oğlu Şovi, Lodevarlı Ammiel'in oğlu Makir ve Rogelim'den Giladlı Barzillay,
2SA 17:28 yataklar, leğenler, toprak kaplar ve David ve yanındaki halk yesin diye buğday, arpa, un, kavrulmuş tahıl, bakla, mercimek, kavrulmuş nohut,
2SA 17:29 bal, tereyağı, koyunlar ve inek peyniri getirdiler. Çünkü halk çölde aç, yorgun ve susuz dediler.
2SA 18:1 David, yanında olan halkı saydı ve üzerlerine binbaşılar ve yüzbaşılar koydu.
2SA 18:2 David, halkı, üçte biri Yoav'ın eli altında, üçte biri Yoav'ın kardeşi Seruya oğlu Avişay'ın eli altında, üçte biri de Gatlı İttay'ın eli altında olarak gönderdi. Kral halka, “Ben de mutlaka sizinle birlikte çıkacağım” dedi.
2SA 18:3 “Ama halk, “Çıkmayacaksın, çünkü biz kaçarsak bize aldırmazlar, yarımız ölse bile bize aldırmazlar” dedi. Ama sen on binimizin değerindesin. Bu nedenle şimdi kentten bize yardım etmeye hazır olman daha iyi olur.”
2SA 18:4 Kral onlara, “Size en iyi geleni yapacağım” dedi. Kral kapının yanında durdu ve bütün halk yüzlerle ve binlerle çıktı.
2SA 18:5 Kral, Yoav, Avişay ve İttay'a, “Genç Avşalom'a karşı benim hatırım için yumuşak davranın” diye buyurdu. Kral Avşalom hakkında komutanların hepsine buyruk verirken bütün halk duydu.
2SA 18:6 Böylece halk İsrael'e karşı kıra çıktı; ve savaş Efraim ormanındaydı.
2SA 18:7 İsrael halkı orada David'in hizmetkârlarının önünde vuruldu ve o gün orada yirmi bin kişilik büyük bir kıyım oldu.
2SA 18:8 Çünkü savaş bütün ülkenin üzerine yayıldı ve orman o gün kılıcın yiyip bitirdiğinden daha fazla insanı yiyip bitirdi.
2SA 18:9 Avşalom David'in hizmetkârlarına rastgeldi. Avşalom katırına binmişti ve katır büyük bir meşe ağacının sık dallarının altından gitti; Avşalom'un başı meşe ağacına takıldı ve gök ile yer arasında asılı kaldı; ve altındaki katır yoluna devam etti.
2SA 18:10 Bunu bir adam gördü ve Yoav'a bildirdi ve, “Bak, Avşalom'u bir meşe ağacına asılı gördüm” dedi.
2SA 18:11 Yoav, kendisine bildiren adama, “İşte, gördün de, neden onu orada yere sermedin? Sana on gümüş ve bir kemer verirdim.” dedi.
2SA 18:12 Adam Yoav'a, “Elime bin gümüş bile geçse, kralın oğluna karşı elimi uzatmam” dedi. “Çünkü kral, bizim duyduğumuz gibi, sana, Avişay'a ve İttay'a, 'Genç Avşalom'a kimse dokunmasın” diye buyurdu.
2SA 18:13 Yoksa, eğer onun canına karşı hileyle davranmış olsaydım (kraldan hiçbir şey gizli kalmaz), o zaman sen kendin bana karşı dururdun.”
2SA 18:14 Yoav, “Seninle böyle bekleyemem” dedi. Eline üç ok aldı ve henüz meşe ağacının ortasında sağken Avşalom'un yüreğine sapladı.
2SA 18:15 Yoav'ın zırhını taşıyan on genç adam Avşalom'u kuşatıp vurdular ve onu öldürdüler.
2SA 18:16 Yoav boruyu çaldı ve halk İsrael'i kovalamaktan döndü; çünkü Yoav halkı geri tuttu.
2SA 18:17 Avşalom'u alıp ormandaki büyük bir çukura attılar ve üzerine çok büyük bir taş yığını yaptılar. Sonra bütün İsraelliler, her biri kendi çadırına kaçtı.
2SA 18:18 Avşalom daha sağken, kral vadisindeki sütunu almış ve kendisi için dikmişti; çünkü, “Adımı hatırlatacak bir oğlum yok” demişti. Sütuna kendi adını verdi. Bugüne dek Avşalom'un anıtı denilir.
2SA 18:19 O zaman Sadok oğlu Ahimaas, “Yahve'nin düşmanlarından onun öcünü nasıl aldığını koşup krala haber götüreyim” dedi.
2SA 18:20 Yoav ona, “Bugün haber götürmemelisin, ama başka bir gün haber götürmelisin” dedi. “Ama bugün haber götürmemelisin, çünkü kralın oğlu öldü.”
2SA 18:21 Yoav Kuşlu’ya, “Git, krala gördüklerini anlat!” dedi. Kuşlu, Yoav’ın önünde eğildi ve koştu.
2SA 18:22 O zaman Sadok oğlu Ahimaas yine Yoav’a, “Ama ne olursa olsun, lütfen ben de Kuşlu’nun peşinden koşayım” dedi. Yoav, “Mademki, haberin karşılığında ödül almayacaksın, neden koşmak istiyorsun, oğlum?” dedi.
2SA 18:23 O, “Ama ne olursa olsun, koşacağım” dedi. O da ona, “Koş!” dedi. Sonra Ahimaas ova yolundan koştu ve Kuşlu'yu geçti.
2SA 18:24 David iki kapı arasında oturuyordu. Nöbetçi kapının damına, duvara çıktı, gözlerini kaldırıp baktı ve işte tek başına koşan bir adam gördü.
2SA 18:25 Nöbetçi bağırıp krala bildirdi. Kral, “Tek başınaysa ağzında haber var” dedi. Gittikçe yaklaştı.
2SA 18:26 Nöbetçi koşan başka bir adam gördü. Nöbetçi kapıcıya seslendi ve “İşte tek başına koşan bir adam!” dedi. Kral, “O da haber getiriyor” dedi.
2SA 18:27 Nöbetçi, “Sanırım birincisinin koşusu Sadok oğlu Ahimaas'ın koşusuna benziyor” dedi. Kral, “İyi bir adamdır ve iyi haberlerle gelir” dedi.
2SA 18:28 Ahimaas seslenip krala, “Her şey yolunda” dedi. Kralın önünde eğilip yüzüstü yere kapandı ve şöyle dedi: “Efendim krala karşı el kaldıran adamları teslim eden Tanrın Yahve yücelsin!”
2SA 18:29 Kral, “Genç Avşalom iyi mi?” dedi. Ahimaas, “Yoav kralın hizmetkârını, beni gönderdiğinde büyük bir kargaşalık gördüm, ama ne olduğunu bilmiyorum” diye yanıtladı.
2SA 18:30 Kral, “Gel ve burada dur” dedi. Geldi ve durdu.
2SA 18:31 İşte Kuşlu geldi. Kuşlu, “Efendim kral için iyi haber, çünkü Yahve bugün sana karşı ayaklananların hepsinden öcünü aldı” dedi.
2SA 18:32 Kral Kuşlu’ya, “Genç Avşalom iyi mi?” dedi. Kuşlu, “Efendim kralın düşmanları ve sana kötülük yapmak için ayaklananların hepsi o genç adam gibi olsun” diye yanıt verdi.
2SA 18:33 Kral çok sarsıldı ve kapının üstündeki odaya çıkıp ağladı. Giderken, “Oğlum Avşalom! Oğlum, oğlum Avşalom! Keşke senin yerine ben ölseydim, oğlum, oğlum ey Avşalom!” dedi.
2SA 19:1 Yoav'a, “İşte, kral Avşalom için ağlıyor ve yas tutuyor” diye bildirildi.
2SA 19:2 O günkü zafer, bütün halk arasında yasa döndü; çünkü halk o gün, “Kral oğlu için yas tutuyor” dendiğini duydu.
2SA 19:3 Savaştan kaçtığında utanan halk nasıl sessizce giderse, o gün halk da kente sessizce girdi.
2SA 19:4 Kral yüzünü örttü ve kral yüksek sesle, “Oğlum Avşalom, Avşalom, oğlum, oğlum!” diye bağırdı.
2SA 19:5 Yoav eve, kralın yanına geldi ve, “Bugün, yaşamını, oğullarının ve kızlarının yaşamlarını, karılarının yaşamlarını ve cariyelerinin yaşamlarını kurtaran bütün hizmetkârlarının yüzünü utandırdın;
2SA 19:6 bununla senden nefret edenleri seviyor, seni sevenlerden nefret ediyorsun. Çünkü bugün, beylerin ve hizmetkârların senin için hiç olduklarını ilan etmiş oldun. Çünkü bugün anlıyorum ki, Avşalom yaşasaydı ve hepimiz bugün ölmüş olsaydık, o zaman bu seni daha memnun edecekti.
2SA 19:7 Şimdi kalk, dışarı çık ve hizmetkârlarını teselli etmek için konuş; çünkü Yahve aracılığıyla ant içerim ki, eğer dışarı çıkmazsan, bu gece seninle kimse kalmayacak. Bu, çocukluğundan bu yana başına gelen bütün kötülüklerden daha kötü olurdu.”
2SA 19:8 Sonra kral kalkıp kapıda oturdu. Halka, “İşte, kral kapıda oturuyor” diye bildirildi. Bütün halk kralın önüne geldi. İsraelliler ise her biri çadırına kaçmıştı.
2SA 19:9 İsrael'in bütün oymaklarında bütün halk çekişip şöyle diyorlardı: “Kral bizi düşmanlarımızın elinden kurtardı, o bizi Filistliler'in elinden kurtardı; şimdi de Avşalom'un yüzünden ülkeden kaçtı.
2SA 19:10 Üzerimize meshettiğimiz Avşalom savaşta öldü. Öyleyse şimdi neden kralı geri getirmek için bir söz söylemiyorsunuz?”
2SA 19:11 Kral David, kâhinler Sadok'a ve Aviyatar'a haber gönderip şöyle dedi: “Yahuda ihtiyarlarına söyleyin, 'Kendisini evine geri getirmek için bütün İsrael'in sözü krala ulaştığına göre, siz neden kralı evine geri getirmekte en sonuncusunuz?
2SA 19:12 Siz kardeşlerimsiniz. Siz benim kemiğim ve etimsiniz. Öyleyse kralı geri getirmekte neden en sonuncu siz oldunuz?'
2SA 19:13 Amasa'ya de ki, 'Sen benim kemiğim ve etim değil misin? Eğer sen benim önümde Yoav'ın yerine sürekli olarak ordunun komutanı olmazsan, Tanrı bana aynısını, daha da fazlasını yapsın.'”
2SA 19:14 Yahuda'nın bütün adamlarının yüreğini tek bir adam gibi eğdi, öyle ki krala haber gönderip, “Sen ve bütün hizmetkârların geri dönün' dediler.
2SA 19:15 Böylece kral geri döndü ve Yarden'e geldi. Yahuda, kralı karşılamak, kralı Yarden'den geçirmek için Gilgal'a geldi.
2SA 19:16 Bahurim'den Benyaminli Gera oğlu Şimei aceleyle Yahudalılar'la birlikte Kral David'i karşılamaya indi.
2SA 19:17 Onunla birlikte Benyaminli bin kişi, Saul'un evinin hizmetkârı Siva, onun on beş oğlu ve onun yirmi hizmetkârı vardı. Kralın önünde Yarden'den geçtiler.
2SA 19:18 Kralın ev halkını geçirmek ve onun iyi gördüğü şeyi yapmak için bir kayık gitti. Gera oğlu Şimei, kral Yarden'i geçince onun önünde yere kapandı.
2SA 19:19 Krala, “Efendim bana suç yüklemesin, ya da efendim kralın Yeruşalem'den çıktığı gün hizmetkârının yaptığı sapıklığı hatırlamasın, kral bunu yüreğine koymasın” dedi.
2SA 19:20 “Çünkü günah işledim, hizmetkârın biliyor. Bu yüzden işte, bugün Yosef'in bütün evinden ilk olarak efendim kralı karşılamaya ben geldim.
2SA 19:21 Ama Seruya oğlu Avişay, “Yahve'nin meshedilmişine lanet etmiş olan Şimei bunun için öldürülmesi gerekmez mi?” diye yanıt verdi.
2SA 19:22 David, “Siz Seruya oğulları, benim sizinle ne işim var ki, bugün bana düşman olasınız? Bugün İsrael'de biri öldürülür mü? Çünkü bugün İsrael'in üzerine kral olduğumu ben bilmiyor muyum?” dedi.
2SA 19:23 Kral, Şimei'ye, “Ölmeyeceksin” dedi. Kral ona ant içti.
2SA 19:24 Saul oğlu Mefiboşet, kralı karşılamaya indi. Kral gittiği günden esenlik içinde eve döndüğü güne dek ne ayaklarına bakmış, ne sakalını düzeltmiş, ne de giysilerini yıkamıştı.
2SA 19:25 Kralı karşılamak için Yeruşalem'e geldiğinde, kral ona, “Mefiboşet, neden benimle gelmedin?” dedi.
2SA 19:26 O da şöyle yanıt verdi: “Efendim, ey kral, hizmetkârım beni aldattı. Çünkü hizmetkârın, ‘Kendim için bir eşeğe eyer vuracağım, ona bineceğim ve kralla gideceğim’ demiştim. Çünkü hizmetkârın topaldır.
2SA 19:27 Efendim krala hizmetkârın hakkında iftira etti, oysa efendim kral Tanrı’nın bir meleği gibidir. Bu nedenle gözünde iyi olanı yap.
2SA 19:28 Çünkü babamın bütün evi efendim kralın önünde ölü adamlardı. Yine de hizmetkârını kendi sofranda yemek yiyenlerin arasına koydun. Öyleyse krala daha fazla başvurmaya ne hakkım var?”
2SA 19:29 Kral ona, “Neden artık meselelerinden bahsediyorsun? Diyorum ki, sen ve Siva ülkeyi paylaşacaksınız.” dedi.
2SA 19:30 Mefiboşet krala, “Evet, hepsini alsın, çünkü efendim kral kendi evine esenlik içinde geldi” dedi.
2SA 19:31 Giladlı Barzillay Rogelim'den indi ve kralla birlikte Yarden'den geçerek onu Yarden'den geçirdi.
2SA 19:32 Barzillay çok yaşlı bir adamdı, seksen yaşındaydı. Mahanaim'de kaldığında krala yiyecek sağlamıştı, çünkü çok büyük bir adamdı.
2SA 19:33 Kral Barzillay'a, “Benimle gel, ben de Yeruşalem'de seni yanımda beslerim” dedi.
2SA 19:34 Barzillay krala, “Hayatımın yıllarının kaç günü var ki, kralla birlikte Yeruşalem'e çıkayım?” dedi.
2SA 19:35 “Bugün seksen yaşındayım. İyiyle kötüyü ayırt edebilir miyim? Hizmetkârın yediğinin ya da içtiğinin tadını alabilir mi? Ezgi söyleyen erkeklerin ve kadınların sesini artık duyabilir miyim? Öyleyse hizmetkârın efendim kral için neden yük olsun?
2SA 19:36 Hizmetkârın kralla birlikte Yarden'i geçecek. Kral bana neden böyle bir ödülle karşılık versin?
2SA 19:37 Lütfen hizmetkârın geri dönsün de, kendi kentimde, babamın ve annemin mezarı yanında öleyim. Ama işte, hizmetkârın Kimham; efendim kralla o geçsin; ve sana iyi gelecek olanı ona yap.”
2SA 19:38 Kral, “Kimham benimle birlikte geçecek, sana iyi gelen şeyi ona yapacağım. Benden ne dilersen senin için onu yapacağım.” diye yanıt verdi.
2SA 19:39 Bütün halk Yarden'i geçti, kral da geçti. Sonra kral Barzillay’ı öptü ve onu kutsadı; sonra kendi yerine döndü.
2SA 19:40 Böylece kral Gilgal’e geçti, Kimham da onunla birlikte geçti. Yahuda halkının tümü ve İsrael halkının da yarısı kralı geçirdiler.
2SA 19:41 İşte, İsrael halkının tümü krala gelip, “Kardeşlerimiz Yahuda halkı seni neden kaçırdı ve kralı, ev halkını ve onunla birlikte bütün David'in adamlarını Yarden'den geçirdiler?” dediler.
2SA 19:42 Yahuda halkının tümü İsrael halkına, “Çünkü kral bize yakın akrabamızdır. Öyleyse neden bu konuda öfkeleniyorsunuz? Biz kralın hesabından hiç yemek yedik mi? Ya da bize bir armağan mı verdi?” diye yanıt verdi.
2SA 19:43 İsraelliler Yahudalılar'a yanıt verip dediler: “Kralda on payımız var ve David’de sizden daha fazla hakkımız var. Öyleyse neden bizi hor gördünüz ki, kralımızı geri getirmek için önce bizim öğütlerimiz alınmadı?” Yahudalılar'ın sözleri İsraelliler'in sözlerinden daha sertti.
2SA 20:1 Orada Benyaminli Bikri oğlu Şeva adında kötü bir adam vardı. Boru çaldı ve şöyle dedi, “David’te payımız yoktur, Yişay oğlunda da mirasımız yoktur. Herkes çadırlarına, ey İsrael!”
2SA 20:2 Böylece İsraelliler'in hepsi David’in peşinden ayrılıp Bikri oğlu Şeva’nın ardından gittiler; ama Yahudalılar Yarden’den Yeruşalem’e kadar krallarına katıldılar.
2SA 20:3 David Yeruşalem’deki evine geldi; ve kral cariyeleri olan ve evi bakmak için bıraktığı on kadını aldı, onları gözaltında tuttu ve onlara yiyecek sağladı, ama onların yanına girmedi. Böylece dul yaşayarak ölüm günlerine kadar kapalı kaldılar.
2SA 20:4 Sonra kral Amasa’ya, “Üç gün içinde Yahudalıları bana çağır ve burada hazır ol” dedi.
2SA 20:5 Bunun üzerine Amasa Yahudalılar'ı çağırmaya gitti, ama kendisine tayin edilmiş olan zamandan daha uzun kaldı.
2SA 20:6 David Avişay'a, “Şimdi Bikri oğlu Şeva bize Avşalom'dan daha çok kötülük yapacak. Efendinin hizmetkârlarını al ve onu kovala, yoksa surlu kentler bulur ve gözümüzün önünden kaçar.” dedi.
2SA 20:7 Yoav'ın adamları Keretililer, Peletliler ve bütün yiğitlerle birlikte onun peşinden gittiler; ve Bikri oğlu Şeva'yı kovalamak için Yeruşalem'den çıktılar.
2SA 20:8 Givon'daki büyük taşın yanındayken Amasa onları karşılamaya geldi. Yoav savaş giysilerini giymişti ve onun üzerinde, belinde kınında bir kılıç bulunan bir kemer vardı; ve yürürken kılıç düştü.
2SA 20:9 Yoav Amasa'ya, “İyi misin, kardeşim?” diye sordu. Yoav, Amasa'yı öpmek için sağ eliyle sakalından tuttu.
2SA 20:10 Amasa, Yoav'ın elindeki kılıca aldırmadı. Böylece Yoav onu bedeninden vurdu ve bağırsaklarını yere döktü, bir daha vurmadı ve öldü. Yoav ve kardeşi Avişay, Bikri oğlu Şeva'yı kovaladılar.
2SA 20:11 Yoav'ın gençlerinden biri onun yanında durdu ve, “Kim Yoav'ı kayırıyorsa ve David'ten yanaysa, Yoav'ı izlesin!” dedi.
2SA 20:12 Amasa, kanı içinde yuvarlanmış ana yolun ortasında yatıyordu. Adam, bütün halkın durduğunu görünce, Amasa'yı ana yoldan kıra taşıdı ve yanından geçen herkesin durduğunu görünce, üzerine bir giysi attı.
2SA 20:13 Amasa yoldan kaldırılınca, bütün halk Bikri oğlu Şeva'yı kovalamak için Yoav'ın peşinden gitti.
2SA 20:14 İsrael'in bütün oymaklarından geçerek Abel'e, Beyt Maaka'ya ve bütün Berililer'e gitti. Toplanıp onlar da onun peşinden gittiler.
2SA 20:15 Gelip Beyt Maaka'daki Abel'de onu kuşattılar ve kente karşı yığın yaptılar ve sura dayandı; ve Yoav'la birlikte olan bütün halk onu yıkmak için duvarı dövdüler.
2SA 20:16 Sonra kentten bilge bir kadın bağırdı: “Dinleyin, dinleyin! Lütfen Yoav'a söyleyin, 'Yaklaşın da, onunla konuşayım.'”
2SA 20:17 Kadına yaklaştı; ve kadın, “Sen Yoav mısın?” dedi. O, “Benim” diye yanıtladı. Sonra kadın ona, “Hizmetkârının sözlerini dinle” dedi. O, “Dinliyorum” diye yanıtladı.
2SA 20:18 Sonra konuşup dedi: “Eskiden, 'Avel'de mutlaka danışacaklar' derlerdi ve böylece bir meseleyi karara bağlarlardı.
2SA 20:19 Ben İsrael'de barışsever ve sadık olanlardanım. İsrael'de bir kenti ve bir anayı yıkmak istiyorsunuz. Neden Yahve'nin mirasını yutacaksınız?”
2SA 20:20 Yoav, “Uzak olsun, benden uzak olsun, yutmam ya da yok etmem” diye yanıt verdi.
2SA 20:21 “Mesele öyle değil. Ama Efraim dağlık bölgesinden Bikri oğlu Şeva adında bir adam, krala, David'e karşı elini kaldırdı. Onu teslim edin, ben de kentten ayrılacağım.” Kadın, Yoav'a, “İşte, başı duvarın üzerinden sana atılacaktır” dedi.
2SA 20:22 Kadın bilgeliğiyle bütün halka gitti. Bikri oğlu Şeva'nın başını kesip Yoav'a attılar. Yoav boru çaldı ve kentten dağıldılar, herkes çadırına gitti. Sonra Yoav Yeruşalem'e, kralın yanına döndü.
2SA 20:23 Yoav bütün İsrael ordusunun başındaydı; Yehoyada oğlu Benaya Keretliler'in ve Peletliler'in başındaydı,
2SA 20:24 Adoram angaryacıların başındaydı; Ahilud oğlu Yehoşafat kâtipti;
2SA 20:25 Şeva yazıcıydı; Sadok ve Aviyatar kâhinlerdi;
2SA 20:26 Yairli İra David'in baş hizmetkârıydı.
2SA 21:1 David'in günlerinde ardı ardına üç yıl kıtlık oldu. David Yahve'nin yüzünü aradı. Yahve, “Saul ve kanlı evi yüzünden, çünkü Givonlular'ı öldürdü” dedi.
2SA 21:2 Kral Givonlular'ı çağırdı ve onlara şöyle dedi: (Givonlular İsrael'in çocuklarından değil, Amorlular'ın kalıntısıydı ve İsrael'in çocukları onlara ant içmişti; Saul, İsrael ve Yahuda çocukları için duyduğu gayretten dolayı onları öldürmeye çalıştı);
2SA 21:3 David Givonlular'a, “Sizin için ne yapayım? Ve Yahve'nin mirasını kutsamanız için neyle kefaret edeyim?” dedi.
2SA 21:4 Givonlular ona, “Bizimle Saul ve evi arasında gümüş ya da altın meselesi yok; İsrael'de hiç kimseyi öldürmek de bize düşmez” dediler. David, “Siz ne derseniz onu yapacağım” dedi.
2SA 21:5 Krala, “Bizi tüketen, İsrael'in sınırlarının hiçbirinde kalmayalım diye bize düzen kuran adamın,
2SA 21:6 oğullarından yedisi bize teslim edilsin, onları Yahve'nin seçtiği Saul'un Givası'nda Yahve'ye asalım” dediler. Kral, “Onları vereceğim” dedi.
2SA 21:7 Ancak kral, David'le Saul'un oğlu Yonatan arasındaki, kendileri arasındaki Yahve'nin andı yüzünden, Saul'un oğlu Yonatan'ın oğlu Mefiboşet'i esirgedi.
2SA 21:8 Ama kral, Saul'a doğurduğu Aya'nın kızı Rispa'nın iki oğlunu, Armoni ve Mefiboşet'i ve Saul'un kızı Merav'ın, Meholalı Barzillay'ın oğlu Adriel'e doğurduğu beş oğlunu aldı.
2SA 21:9 Onları Givonlular'ın eline teslim etti; onlar da onları Yahve'nin önünde dağda astılar, yedisi de birlikte düştüler. Hasat günlerinde, ilk günlerde, arpa hasadının başlangıcında öldürüldüler.
2SA 21:10 Aya'nın kızı Rispa, hasadın başlangıcından gökten üzerlerine su dökülünceye kadar kendisi için bir çul alıp kayanın üzerine serdi. Gündüzleri gökteki kuşların, geceleri de kırdaki hayvanların üzerlerinde durmasına izin vermedi.
2SA 21:11 Saul'un cariyesi Aya'nın kızı Rispa'nın yaptıkları David'e bildirildi.
2SA 21:12 Bunun üzerine David gidip Saul'un kemiklerini ve oğlu Yonatan'ın kemiklerini, Filistliler'in Saul'u Gilboa'da öldürdükleri gün Filistliler'in onları asmış oldukları Beyt Şan sokağından çalmış olan Yaveş Giladlılar'dan aldı;
2SA 21:13 ve David oradan Saul'un kemiklerini ve oğlu Yonatan'ın kemiklerini çıkardı. Asılmış olanların kemiklerini de topladılar.
2SA 21:14 Saul ve oğlu Yonatan'ın kemiklerini Benyamin ülkesindeki Sela'da, babası Kiş'in mezarına gömdüler; ve kralın buyurduğu her şeyi yaptılar. Bundan sonra Tanrı, ülke için olan duayı yanıtladı.
2SA 21:15 Filistliler'in yine İsrael'le savaşı oldu; ve David, hizmetkârlarıyla birlikte aşağı inip Filistliler'e karşı savaştı. David bitkin düştü;
2SA 21:16 ve dev oğullarından olan ve mızrağının ağırlığı üç yüz şekel tunç olan İşbibenov, yeni bir kılıç kuşanmış olarak David'i öldüreyim diye düşündü.
2SA 21:17 Ama Seruya'nın oğlu Avişay ona yardım etti ve Filistli'yi vurup öldürdü. Sonra David'in adamları ona ant içerek, “Bir daha bizimle savaşa çıkma ki, İsrael'in kandilini söndürmeyesin” dediler.
2SA 21:18 Bundan sonra Filistliler'le Gov'da yine savaş çıktı. Sonra Huşalı Sibbekay, dev oğullarından Saf'ı öldürdü.
2SA 21:19 Gov'da Filistliler ile yine savaş çıktı. Beytlehemli Yaare Oregim oğlu Elhanan, Gatlı Golyat'ın kardeşini öldürdü. Golyat'ın mızrağının değneği dokumacı kirişi gibiydi.
2SA 21:20 Gat'ta yine savaş çıktı, orada iri yapılı bir adam vardı, her elinde altı parmağı, her ayağında altı parmağı vardı; sayıda yirmi dört parmağı vardı, o da deve doğmuştu.
2SA 21:21 İsrael'e meydan okuyunca, David'in kardeşi Şimei'nin oğlu Yonatan onu öldürdü.
2SA 21:22 Bu dördü Gat'ta deve doğmuştu; David'in ve hizmetkârlarının eliyle düştüler.
2SA 22:1 David, Yahve'nin onu bütün düşmanlarının elinden ve Saul'un elinden kurtardığı gün, Yahve'ye bu ezginin sözlerini söyledi.
2SA 22:2 Ve şöyle dedi: “Yahve benim kayam, kalem, evet, kurtarıcımdır.
2SA 22:3 Tanrı kayamdır, O'na sığınırım; kalkanım, kurtuluşumun boynuzu, yüksek kulem ve sığınağımdır. Kurtarıcım, beni zorbalıktan sen kurtarırsın.
2SA 22:4 Övgüye layık olan Yahve'yi çağırıyorum; böylece düşmanlarımdan kurtulacağım.
2SA 22:5 Çünkü ölüm dalgaları beni kuşattı. Tanrısızlığın selleri beni korkuttu.
2SA 22:6 Şeol'ün ipleri çevremi sardı. Ölüm tuzakları beni yakaladı.
2SA 22:7 Sıkıntıda Yahve'yi çağırdım. Evet, Tanrım'ı çağırdım. Tapınağından sesimi duydu. Feryadım O'nun kulaklarına ulaştı.
2SA 22:8 Sonra yeryüzü sarsıldı ve titredi. Göğün temelleri oynadı ve sarsıldı, çünkü O öfkelenmişti.
2SA 22:9 Burnundan duman yükseldi. Ağzından yiyip bitiren ateş çıktı. Bundan közler tutuştu.
2SA 22:10 Gökleri de eğip aşağıya indi. Ayaklarının altı koyu karanlıktı.
2SA 22:11 Bir Keruv'a binip uçtu. Evet, rüzgârın kanatları üzerinde göründü.
2SA 22:12 Karanlığı, göklerin koyu bulutlarını, suların toplanmasını, kendi çevresinde sığınak yaptı.
2SA 22:13 Önündeki parlaklıkta, ateş közleri tutuştular.
2SA 22:14 Yahve göklerden gürledi. En Yüce Olan sesini duyurdu.
2SA 22:15 Oklar gönderip onları dağıttı, şimşek çaktırıp onları şaşkına çevirdi.
2SA 22:16 Sonra denizin kanalları göründü. Dünyanın temelleri, Yahve'nin azarlamasıyla, burun soluğunun şiddetinde açığa çıktı.
2SA 22:17 Yukarıdan gönderip beni aldı, beni çok sulardan çıkardı.
2SA 22:18 Beni güçlü düşmanımdan, benden nefret edenlerden kurtardı, çünkü onlar benden çok güçlüydüler.
2SA 22:19 Felaket günümde üzerime geldiler, ama Yahve bana destek oldu.
2SA 22:20 Beni geniş bir yere çıkardı. Beni kurtardı, çünkü benden hoşnut oldu.
2SA 22:21 Yahve doğruluğuma göre beni ödüllendirdi, ellerimin temizliğine göre bana karşılık verdi.
2SA 22:22 Çünkü Yahve'nin yollarını tuttum, kötülükle de Tanrım'dan ayrılmadım.
2SA 22:23 Çünkü bütün kuralları önümdeydi, ilkelerine gelince, onlardan ayrılmadım.
2SA 22:24 Ben de ona karşı kusursuzdum. Kötülüğümden kendimi alıkoydum.
2SA 22:25 Bu yüzden Yahve doğruluğuma göre, gözündeki temizliğime göre beni ödüllendirdi.
2SA 22:26 Merhametli olana kendini merhametli göstereceksin. Kusursuz insana kendini kusursuz göstereceksin.
2SA 22:27 Pak olana kendini pak olarak göstereceksin. Eğri olana kendini sert olarak göstereceksin.
2SA 22:28 Ezilenleri kurtaracaksın, ama gözlerin onları alçaltmak için kibirlilerin üzerindedir.
2SA 22:29 Çünkü sen benim kandilimsin, ey Yahve. Benim karanlığımı Yahve aydınlatacaktır.
2SA 22:30 Çünkü seninle askerlere karşı koşarım. Tanrım'la suru aşarım.
2SA 22:31 Tanrı'ya gelince, O'nun yolu kusursuzdur. Yahve'nin sözü sınanmıştır. O kendisine sığınanların hepsine kalkandır.
2SA 22:32 Çünkü Yahve dışında Tanrı kimdir? Tanrımız'ın dışında kaya kimdir?
2SA 22:33 Tanrı benim güçlü kalemdir. Yolumu kusursuz kılar.
2SA 22:34 Onun ayaklarını geyik ayakları gibi yapar, beni yüksek yerlerime yerleştirir.
2SA 22:35 Ellerime savaşmayı öğretir, kollarımla tunç bir yayı gereyim diye.
2SA 22:36 Kurtarışının kalkanını da bana verdin. Yumuşaklığın beni büyük yaptı.
2SA 22:37 Adımlarımı altımda genişlettin. Ayaklarım kaymadı.
2SA 22:38 Düşmanlarımı kovaladım ve onları yok ettim. Onlar tükenmeden geri dönmedim.
2SA 22:39 Onları tükettim ve vurdum, artık kalkamazlar. Evet, ayaklarımın altına düştüler.
2SA 22:40 Çünkü savaş için beni güçle donattın. Bana karşı kalkanları altımda boyun eğdirdin.
2SA 22:41 Düşmanlarımın sırtını da bana çevirttin, benden nefret edenleri yok edeyim diye.
2SA 22:42 Onlar baktılar, ama kurtaracak kimse yoktu; Yahve'ye baktılar, ama onlara yanıt vermedi.
2SA 22:43 O zaman onları yerin tozu gibi dövdüm, onları sokakların çamuru gibi ezdim ve dağıttım.
2SA 22:44 Halkımın çekişmelerinden beni kurtardın. ulusların başı olmam için beni korudun. Bilmediğim bir halk bana hizmet edecek.
2SA 22:45 Yabancılar bana boyun eğecekler. Benim hakkımda duyar duymaz bana itaat edecekler.
2SA 22:46 Yabancılar zayıflayacaklar, titreyerek kapalı yerlerinden çıkacaklar.
2SA 22:47 Yahve yaşıyor! Kayam yücelsin! Kurtuluşumun kayası, Tanrı yücelsin,
2SA 22:48 O'dur öcümü alan, halkları bana tabi kılan,
2SA 22:49 beni düşmanlarımdan uzaklaştıran Tanrı. Evet, bana karşı ayaklananların üzerine beni sen yükseltirsin. Beni zorba adamdan kurtarırsın.
2SA 22:50 Bu yüzden, ey Yahve, uluslar arasında sana şükredeceğim, adını ilahilerle öveceğim.
2SA 22:51 O, kralına büyük kurtuluş verir, meshedilmişine, David'e ve onun soyuna Sonsuza dek sevgi dolu iyiliğini gösterir.”
2SA 23:1 Şimdi bunlar David'in son sözleridir. Yişay oğlu David, yükseğe çıkarılan adam, Yakov'un Tanrısı'nın meshedilmişi, İsrael'in tatlı mezmur yazarı şöyle diyor:
2SA 23:2 “Yahve'nin Ruhu benim aracılığımla konuştu. O'nun sözü dilimdeydi.
2SA 23:3 İsrael'in Tanrısı dedi, İsrael'in Kayası bana konuştu, ‘İnsanların üzerinde adaletle hüküm süren, Tanrı korkusuyla hüküm süren,
2SA 23:4 Bulutsuz bir sabah gibi, güneşin doğduğu zamanki sabah ışığı gibi olacak, berrak parıltısı yağmurdan sonra yeryüzünden taze otlar bitirir.'
2SA 23:5 Benim evim de Tanrı ile öyle değil mi? Yine de her şeyde düzenli ve emin benimle sonsuz bir antlaşma yaptı, çünkü bütün kurtuluşum ve bütün dileğim odur. O bunu büyütmeyecek mi?
2SA 23:6 Ama bütün tanrısızlar, elle tutulamayacakları için, atılması gereken dikenler gibi olacaklar.
2SA 23:7 Onlara dokunan adam demir ve mızrak sapıyla silahlanmalıdır. Yerlerinde ateşle tamamen yakılacaklardır.”
2SA 23:8 David'in yiğitlerinin adları şunlardır: Tahkemonlu Yoşeb Başşevet, komutanların başı; Esnili Adino diye çağrılırdı, bir defada sekiz yüz kişiyi öldürdü.
2SA 23:9 Ondan sonra, David'in yanında savaşa toplanmış Filistliler'e meydan okuyan üç yiğitten biri olan Ahohlu'nun oğlu Doday oğlu Eleazar vardı, İsraelliler de gitmişti.
2SA 23:10 O kalktı, eli yorulana ve eli kılıca yapışana dek Filistliler'i vurdu; ve Yahve o gün büyük bir zafer sağladı; ve halk sadece yağma almak için onun ardından geri döndü.
2SA 23:11 Ondan sonra Hararlı Age oğlu Şamma geldi. Filistliler mercimek dolu bir tarlanın olduğu yerde birlik halinde toplanmışlardı, halk da Filistliler'den kaçtı.
2SA 23:12 Ama o tarlanın ortasında durup onu savundu ve Filistliler'i öldürdü; ve Yahve büyük bir zafer sağladı.
2SA 23:13 Otuzlar'ın başlarından üçü aşağı inip hasat zamanında David'in yanına, Adullam mağarasına geldiler; ve Filistliler'in birliği Refaim Vadisi'nde ordugâh kurmuştu.
2SA 23:14 O sırada David kaledeydi; ve Filistliler'in garnizonu o sırada Beytlehem'deydi.
2SA 23:15 David özlemle, “Keşke biri bana Beytlehem'in kapısındaki kuyudan içecek su verseydi!” dedi.
2SA 23:16 Üç yiğit Filist ordusunu yarıp, Beytlehem'in kapısındaki kuyudan su çekip aldılar ve David'e getirdiler; ama David onu içmek istemedi, ama onu Yahve'ye döktü.
2SA 23:17 Şöyle dedi, “Ey Yahve, bunu yapmak benden uzak olsun! Bu, yaşamlarını tehlikeye atarak gidenlerin kanı değil mi?” Bu yüzden içmek istemedi. Bu üç yiğit bu şeyleri yaptı.
2SA 23:18 Seruya oğlu Yoav'ın kardeşi Avişay, Üçler'in başıydı. Mızrağını üç yüze karşı kaldırdı ve onları öldürdü ve Üçler'in arasında adı vardı.
2SA 23:19 O, Üçler'in en saygını değil miydi? Bu yüzden onların komutanı oldu. Ancak Üçler'den biri olarak sayılmadı.
2SA 23:20 Yehoyada oğlu Benaya, Kavseel'den cesur bir adamın oğluydu. O, kudretli işler yapmıştı. Moavlı Ariel'in iki oğlunu öldürdü. Karlı bir zamanda çukurun ortasında bir aslanı da öldürdü.
2SA 23:21 Büyük bir Mısırlı'yı öldürdü. Mısırlı'nın elinde bir mızrak vardı. Ama bir değnek ile ona doğru indi ve mızrağı Mısırlı'nın elinden çekip aldı ve onu kendi mızrağıyla öldürdü.
2SA 23:22 Yehoyada oğlu Benaya bu şeyleri yaptı ve üç yiğit arasında ünü vardı.
2SA 23:23 Otuzlar'dan daha saygındı, ama Üçler'e ulaşamadı. David onu muhafızlarının başına koydu.
2SA 23:24 Yoav'ın kardeşi Asahel Otuzlar'dan biriydi: Beytlehemli Dodo oğlu Elhanan,
2SA 23:25 Harotlu Şamma, Harotlu Elika,
2SA 23:26 Paletli Heles, Tekoalı İkkeş oğlu İra,
2SA 23:27 Anatotlu Aviezer, Huşatlı Mevunnay,
2SA 23:28 Ahohlu Salmon, Netofalı Maharay,
2SA 23:29 Netofalı Baana oğlu Helev, Benyamin'in çocuklarından Givalı Rivay oğlu İttay,
2SA 23:30 Piratonlu Benaya, Gaaş derelerinden Hidday.
2SA 23:31 Arvalı Avialvon, Barhumlu Azmavet,
2SA 23:32 Şaalbonlu Elyahba, Yaşenoğulları, Yonatan,
2SA 23:33 Hararlı Şamma, Hararlı Şarar oğlu Ahiam,
2SA 23:34 Maakalı oğlu Ahasbay oğlu Elifelet, Gilolu Ahitofel oğlu Eliam,
2SA 23:35 Karmelli Hesro, Aravlı Paaray,
2SA 23:36 Sovalı Natan oğlu İgal, Gadlı Bani,
2SA 23:37 Ammonlu Selek, Seruya oğlu Yoav'ın silah taşıyıcıları Beerotlu Nahray,
2SA 23:38 İtrili İra, İtrili Garev
2SA 23:39 Ve Hititli Uriya: Toplam otuz yedi kişi.
2SA 24:1 Yahve'nin öfkesi yine İsrael'e karşı alevlendi ve David'i onlara karşı kışkırtarak, “Git, İsrael ve Yahuda'yı say” dedi.
2SA 24:2 Kral, yanında bulunan ordu komutanı Yoav'a, “Şimdi, Dan'dan Beer Şeva'ya kadar İsrael'in bütün oymaklarını dolaş, halkı sayın, halkın toplamını bileyim” dedi.
2SA 24:3 Yoav, krala, “Şimdi Tanrın Yahve, ne kadar çok olursa olsun, halka yüz kat daha fazlasını katsın; efendim kralın gözleri de bunu görsün. Ama neden efendim kral bu şeyden hoşnut oluyor?” dedi.
2SA 24:4 Bununla birlikte, kralın sözü Yoav'a ve ordu komutanlarına karşı üstün geldi. Yoav ve ordu komutanları, İsrael halkını saymak için kralın önünden çıktılar.
2SA 24:5 Yarden'i geçip Gad Vadisi'nin ortasındaki kentin sağ tarafında Aroer'de konakladılar ve Yazer'e,
2SA 24:6 sonra Gilad'a ve Tahtim Hodşi diyarına geldiler; Dan Yaan'a ve Sayda'nın çevresine geldiler,
2SA 24:7 Sur Kalesi'ne ve Hivliler'in ile Kenanlılar'ın bütün kentlerine geldiler; ve Yahuda'nın güneyinde, Beer Şeva'ya çıktılar.
2SA 24:8 Böylece bütün ülkeyi dolaşınca, dokuz ay yirmi gün sonunda Yeruşalem'e vardılar.
2SA 24:9 Yoav halkın sayımını krala teslim etti; ve İsrael'de kılıç çeken sekiz yüz bin yiğit vardı ve Yahuda adamları beş yüz bin kişiydi.
2SA 24:10 David halkı saydıktan sonra yüreği onu vurdu. David Yahve'ye, “Yaptığım işte büyük günah işledim” dedi. “Ama şimdi, ey Yahve, yalvarırım, hizmetkârının suçunu sil; çünkü çok akılsızlık ettim.”
2SA 24:11 Sabahleyin David kalkınca, Yahve'nin sözü David'in Gören'i Peygamber Gad'a geldi ve şöyle dedi:
2SA 24:12 “Git, David'e söyle, Yahve diyor ki, ‘Sana üç şey sunuyorum. Bunlardan birini seç de sana yapayım.’”
2SA 24:13 Bunun üzerine Gad David'e geldi ve ona şöyle dedi: “Ülkende yedi yıl kıtlık mı olsun? Ya da düşmanların seni kovalarken onların önünden üç ay mı kaçarsın? Ya da ülkende üç gün veba mı olsun? Şimdi yanıt ver de beni gönderene ne yanıt vereceğimi düşün.”
2SA 24:14 David Gad'a dedi: “Sıkıntıdayım. Şimdi Yahve'nin eline düşelim, çünkü merhametleri büyüktür. İnsan eline düşmeyeyim.”
2SA 24:15 Böylece Yahve sabahleyin belirlenen zamana dek İsrael'in üzerine veba gönderdi; ve Dan'dan Beer Şeva'ya kadar halktan yetmiş bin kişi öldü.
2SA 24:16 Melek elini Yeruşalem'i yok etmek için uzattığında, Yahve felaketten vazgeçti ve halkı yok eden meleğe, “Yeter artık. Şimdi elini çek.” dedi. Yahve'nin meleği Yevuslu Aravna'nın harman yerinin yanındaydı.
2SA 24:17 David, halkı vuran meleği görünce Yahve'ye söyleyip dedi, “İşte, ben günah işledim ve sapıklık ettim; ama bu koyunlar ne yaptılar? Lütfen elin bana ve babamın evine karşı olsun.”
2SA 24:18 O gün Gad David'in yanına geldi ve ona, “Çık, Yevuslu Aravna'nın harman yeri üzerinde Yahve'ye bir sunak yap” dedi.
2SA 24:19 Gad'ın sözüne göre David Yahve'nin buyurduğu gibi çıktı.
2SA 24:20 Aravna dışarı baktı ve kralla hizmetkârlarının kendisine doğru geldiğini gördü. Sonra Aravna dışarı çıktı ve yüzüstü yere kapanarak kralın önünde eğildi.
2SA 24:21 Aravna, “Efendim kral neden hizmetkârına geldi?” dedi. David, “Harman yerini satın almak, Yahve'ye bir sunak yapmak için, böylece veba halkın üzerinden kaldırılsın” dedi.
2SA 24:22 Aravna, David'e, “Efendim kral alsın ve kendisine iyi gelene göre sunsun. İşte, yakmalık sunu için sığırlar, odun için de harman dövenleri ve öküz boyundurukları.
2SA 24:23 Ey kral, Aravna bunların hepsini krala veriyor.” dedi. Aravna, krala, “Tanrın Yahve seni kabul etsin” dedi.
2SA 24:24 Kral Aravna'ya, “Hayır, ama kesinlikle senden bir bedel karşılığında satın alacağım. Tanrım Yahve'ye bana hiçe malolmuş yakmalık sunular sunmayacağım.” dedi. Böylece David harman yerini ve öküzleri elli şekel gümüşe satın aldı.
2SA 24:25 David orada Yahve'ye bir sunak yaptı ve yakmalık sunular ve esenlik sunuları sundu. Böylece Yahve ülke için yalvarışı kabul etti ve veba İsrael'den kaldırıldı.
1KI 1:1 Kral David yaşlanmış ve yılları ilerlemişti. Üzerine giysilerle örttüler, ama ısınamıyordu.
1KI 1:2 Bu nedenle hizmetkârları ona, “Efendim kral için el değmemiş genç bir kız aransın. Kralın önünde dursun, ona baksın ve koynunda yatsın da efendim kral ısınsın.” dediler.
1KI 1:3 Böylece İsrael'in bütün sınırlarında güzel bir genç kız aradılar ve Şunemli Abişag'ı bulup krala getirdiler.
1KI 1:4 Genç kız çok güzeldi, krala baktı ve ona hizmet etti; ama kral onu yakından bilmedi.
1KI 1:5 Hagit'in oğlu Adoniya, “Ben kral olacağım” diyerek kendini yükseltti. Sonra kendisine arabalar, atlılar ve önünde koşacak elli adam hazırladı.
1KI 1:6 Babası, “Neden böyle yaptın?” diyerek hiçbir zaman onu gücendirmemişti. Üstelik çok yakışıklı bir adamdı; ve Avşalom'dan sonra doğmuştu.
1KI 1:7 Seruya oğlu Yoav ve kâhin Aviyatar ile görüştü; ve onlar Adoniya'yı izlediler ve ona yardım ettiler.
1KI 1:8 Ancak kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimei, Rei ve David'e ait olan yiğitler Adoniya ile birlikte değildi.
1KI 1:9 Adoniya, En Rogel'in yanındaki Sohelet taşının yanında koyun, sığır ve besili hayvanlar kesti; ve bütün kardeşlerini, kralın oğullarını ve kralın hizmetkârları olan Yahudalılar'ı çağırdı;
1KI 1:10 ama Peygamber Natan'ı, Benaya'yı, yiğitleri ve kardeşi Solomon'u çağırmadı.
1KI 1:11 O zaman Natan, Solomon'un annesi Batşeva'ya şöyle dedi: “Haggit oğlu Adoniya'nın kralllık ettiğini ve efendimiz David'in bunu bilmediğini duymadın mı?
1KI 1:12 Şimdi gel, sana öğüt vereyim de hem kendi hayatını hem de oğlun Solomon'un hayatını kurtarabilesin.
1KI 1:13 Kral David'in yanına gir ve ona de ki, 'Efendim kral, hizmetkârına ant içip, “Kesinlikle oğlun Solomon benden sonra kral olacak ve tahtıma oturacak” demedin mi? Öyleyse Adoniya neden krallık ediyor?'
1KI 1:14 İşte, sen orada kralla konuşurken, ben de senin ardından girip sözlerini doğrulayacağım.”
1KI 1:15 Bat Şeva kralın yanına, odasına girdi. Kral çok yaşlıydı ve Şunemli Abişag krala hizmet ediyordu.
1KI 1:16 Bat Şeva eğildi ve krala saygı gösterdi. Kral, “Ne istiyorsun?” dedi.
1KI 1:17 Kadın ona dedi: “Efendim, Tanrın Yahve aracılığıyla hizmetkârına ant içtin, ‘Kesinlikle oğlun Solomon benden sonra kral olacak ve tahtıma oturacak.’
1KI 1:18 Şimdi işte, Adoniya krallık ediyor; ama sen, efendim kral, bunu bilmiyorsun.
1KI 1:19 Birçok sığır, besili sığır ve koyun kesti ve kralın bütün oğullarını, kâhin Aviyatar'ı ve ordu komutanı Yoav'ı çağırdı; ama hizmetkârın Solomon'u çağırmadı.
1KI 1:20 Efendim kralın tahtına kendisinden sonra kimin oturacağını onlara söyleyesin diye, sen, efendim kral, bütün İsrael'in gözleri senin üzerindedir.
1KI 1:21 Yoksa öyle olacak ki, efendim kral atalarıyla uyuduğunda ben ve oğlum Solomon suçlu sayılacağız.”
1KI 1:22 İşte, o daha kralla konuşurken, Peygamber Natan içeri girdi.
1KI 1:23 Krala, “İşte, Peygamber Natan!” dediler. Kralın önüne gelince, yüzüstü yere kapanarak kralın önünde eğildi.
1KI 1:24 Natan, “Efendim, kral, ‘Benden sonra Adoniya krallık edecek ve tahtıma o oturacak’ dedin mi?” dedi.
1KI 1:25 “Çünkü o bugün aşağı indi ve çok sayıda sığır, besili dana ve koyun kesti ve kralın bütün oğullarını, ordu komutanlarını ve kâhin Aviyatar’ı çağırdı. İşte, onun önünde yiyip içiyorlar ve, ‘Yaşasın Kral Adoniya!’ diyorlar.
1KI 1:26 Ama beni, bu hizmetkârını, kâhin Sadok’u, Yehoyada oğlu Benaya’yı ve hizmetkârın Solomon’u çağırmadı.
1KI 1:27 Bu şey efendim kral tarafından mı yapıldı? Ve efendim kralın tahtına kendisinden sonra kimin oturacağını hizmetkârlarına göstermedin.”
1KI 1:28 Bunun üzerine Kral David, “Bana Bat Şeva'yı çağır” diye karşılık verdi. Bat Şeva kralın önüne geldi ve kralın önünde durdu.
1KI 1:29 Kral ant içip şöyle dedi: “Canımı her sıkıntıdan kurtaran diri olan Yahve'nin hakkı için,
1KI 1:30 İsrael'in Tanrısı Yahve aracılığıyla sana ant içtiğim gibi, 'Kesinlikle senin oğlun Solomon benden sonra krallık edecek ve benim yerime tahtıma o oturacak.' Bunu bugün kesinlikle yapacağım.”
1KI 1:31 Bunun üzerine Bat Şeva yüzünü yere eğdi ve krala saygı göstererek, “Efendim Kral David daima yaşasın!” dedi.
1KI 1:32 Kral David, “Bana kâhin Sadok'u, Peygamber Natan'ı ve Yehoyada oğlu Benaya'yı çağırın” dedi. Kralın önüne çıktılar.
1KI 1:33 Kral onlara, “Efendinizin hizmetkârlarını yanınıza alın ve oğlum Solomon’u kendi katırıma bindirip Gihon’a indirin” dedi.
1KI 1:34 “Kâhin Sadok ve Peygamber Natan onu orada İsrael’in üzerine kral olarak meshetsinler. Boruyu çalın ve, 'Yaşasın Kral Solomon!' deyin.
1KI 1:35 O zaman siz de çıkın, o gelip tahtıma otursun; çünkü benim yerime kral olacak. Onu İsrael ve Yahuda’nın üzerine hükümdar olarak atadım.”
1KI 1:36 Yehoyada oğlu Benaya krala yanıt verip, “Amin, efendim kralın Tanrısı Yahve böyle desin” dedi.
1KI 1:37 “Yahve efendim kralla birlikte olduğu gibi Solomon'la da birlikte olsun ve onun tahtını efendim Kral David'in tahtından daha büyük etsin.”
1KI 1:38 Böylece kâhin Sadok, Peygamber Natan, Yehoyada oğlu Benaya, Keretililer ve Peletliler inip Solomon'u Kral David'in katırına bindirdiler ve Gihon'a getirdiler.
1KI 1:39 Kâhin Sadok Çadır'dan yağ boynuzunu alıp Solomon'u meshetti. Boruyu çaldılar ve bütün halk, “Yaşasın Kral Solomon!” dedi.
1KI 1:40 Bütün halk onun ardından geldi ve halk zurnalar çaldı ve büyük bir sevinçle sevindi, öyle ki, yer onların sesiyle sarsıldı.
1KI 1:41 Adoniya ve onunla birlikte olan bütün konuklar yemeklerini bitirdikleri sırada bunu duydular. Yoav boru sesini duyunca, “Nedir kentin bu gürültüsü patırtısı?” dedi.
1KI 1:42 Daha o konuşurken, işte, kâhin Aviyatar’ın oğlu Yonatan geldi; ve Adoniya, “İçeri gir; çünkü sen saygıdeğer bir adamsın ve iyi haber getiriyorsun” dedi.
1KI 1:43 Yonatan, Adoniya’ya yanıt verdi, “Gerçekten efendimiz Kral David, Solomon’u kral yaptı.
1KI 1:44 Kral, kâhin Sadok’u, Peygamber Natan’ı, Yehoyada’nın oğlu Benaya’yı, Keretiler’i ve Peletliler’i onunla birlikte gönderdi; ve onu kralın katırına bindirdiler.
1KI 1:45 Kâhin Sadok ve Peygamber Natan onu Gihon'da kral olarak meshettiler. Oradan sevinçle çıktılar, öyle ki, kent yeniden çınladı. Duyduğunuz ses budur.
1KI 1:46 Solomon da krallığın tahtında oturuyor.
1KI 1:47 Kralın hizmetkârları da efendimiz Kral David'i kutsamak için geldiler ve, 'Tanrın Solomon'un adını senin adından daha iyi yapsın ve tahtını senin tahtından daha büyük yapsın' dediler; kral da yatak üzerinde eğildi.
1KI 1:48 Kral da şöyle dedi: “İsrael’in Tanrısı Yahve yücelsin! Bugün tahtım üzerine oturan birini verdi, gözlerim de bunu görüyor.'”
1KI 1:49 Adoniya’nın bütün konukları korktular ve ayağa kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.
1KI 1:50 Adoniya Solomon yüzünden korktu; kalktı, gitti ve sunağın boynuzlarına sarıldı.
1KI 1:51 Solomon’a, “İşte, Adoniya Kral Solomon’dan korkuyor; çünkü işte, sunağın boynuzlarına sarıldı ve ‘Kral Solomon önce bana, hizmetkârını kılıçla öldürmeyeceğine ant içsin’ diyor” denildi.
1KI 1:52 Solomon, “Saygıdeğer bir adam olduğunu gösterirse, saçının bir teli yere düşmeyecek; ama içinde kötülük bulunursa, ölecek” dedi.
1KI 1:53 Bunun üzerine Kral Solomon adam gönderdi ve onu sunaktan indirdiler. Gelip Kral Solomon’a eğildi; Solomon da ona, “Evine git” dedi.
1KI 2:1 David'in ölüm günleri yaklaştı. Oğlu Solomon'a şöyle buyurup dedi:
1KI 2:2 “Ben de bütün yeryüzünün o yolundan gidiyorum. Bu nedenle sen güçlü ol ve erkek gibi ol;
1KI 2:3 Tanrın Yahve'nin buyruğunu tut. Moşe'nin yasasında yazılı olana göre, O'nun yollarında yürü, kurallarını, buyruklarını, ilkelerini ve tanıklıklarını tut. Böylece yaptığın her şeyde ve yöneldiğin her yerde başarılı olabilesin.
1KI 2:4 O zaman Yahve, benim hakkımda söylediği şu sözü yerine getirsin: ‘Çocukların yollarına dikkat ederlerse, bütün yürekleriyle ve bütün canlarıyla önümde doğrulukla yürürlerse, İsrael tahtında senden bir adam eksik olmayacaktır’ dedi.”
1KI 2:5 “Ayrıca, Seruya oğlu Yoav’ın bana ne yaptığını, İsrael ordularının iki komutanına, Ner oğlu Avner’e ve Yeter oğlu Amasa’ya ne yaptığını da biliyorsun. Onları öldürdü ve barış içindeyken savaş kanı döktü ve savaş kanını beline doladığı kuşağa ve ayaklarındaki çarıklara sürdü.
1KI 2:6 Bu nedenle bilgeliğine göre davran ve onun ak saçlı başının esenlik içinde Şeol’e inmesine izin verme.
1KI 2:7 Ama Giladlı Barzillay’ın oğullarına iyilik et ve sofranda yemek yiyenler arasında olsunlar. Çünkü kardeşin Avşalom’dan kaçtığım zaman bana böyle geldiler.”
1KI 2:8 “İşte, Bahurimli Benyaminli Gera oğlu Şimei seninle birliktedir. Mahanaim'e gittiğim gün beni ağır bir lanetle lanetledi. Ancak Yarden'de benimle buluşmak için aşağı indi. Ben de ona Yahve aracılığıyla ant içtim: 'Seni kılıçla öldürmeyeceğim' dedim.
1KI 2:9 Şimdi onu suçsuz tutma. Çünkü sen bilge bir adamsın. Ona ne yapacağını bileceksin ve onun ak başını kanla Şeol'e indireceksin.”
1KI 2:10 David atalarıyla uyudu ve David'in kentinde gömüldü.
1KI 2:11 David'in İsrael üzerinde hüküm sürdüğü günler kırk yıldı. Hevron'da yedi yıl, Yeruşalem'de otuz üç yıl hüküm sürdü.
1KI 2:12 Solomon babası David'in tahtına oturdu ve krallığı sağlamlaştı.
1KI 2:13 Sonra Hagit oğlu Adoniya, Solomon'un annesi Batşeva'nın yanına geldi. Batşeva, “Esenlikle mi geldin?” dedi. O, “Esenlikle” dedi.
1KI 2:14 Ayrıca, “Sana söyleyecek bir şeyim var” dedi. Batşeva, “Söyle” dedi.
1KI 2:15 Adoniya, “Krallık benimdi ve biliyorsun benim hüküm sürmem için bütün İsrael bana yönelmişti” dedi. “Ancak krallık tersine döndü ve kardeşimin oldu; çünkü Yahve tarafından onundu.
1KI 2:16 Şimdi senden bir dilekte bulunuyorum. Beni reddetme.” Batşeva, “Söyle” dedi.
1KI 2:17 Adoniya, “Lütfen Kral Solomon'a söyle (çünkü sana 'hayır' demeyecektir), Şunemli Abişag'ı bana eş olarak versin” dedi.
1KI 2:18 Batşeva, “Tamam, senin için kralla konuşacağım” dedi.
1KI 2:19 Bunun üzerine Batşeva, Adoniya için konuşmak üzere Kral Solomon'un yanına gitti. Kral onu karşılamak için ayağa kalktı ve önünde eğildi, tahtına oturdu ve kralın annesi için bir taht koydurdu; ve annesi onun sağ tarafına oturdu.
1KI 2:20 Sonra Batşeva, “Senden küçük bir ricam var; beni reddetme” dedi. Kral ona, “İste, annem, çünkü seni reddetmem” dedi.
1KI 2:21 Kadın, “Şunemli Abişag, kardeşin Adoniya'ya eş olarak verilsin” dedi.
1KI 2:22 Kral Solomon annesine, “Şunemli Abişag'ı Adoniya için neden istiyorsun? Krallığı da onun için iste, çünkü o benim ağabeyimdir; hem onun için, hem kâhin Aviyatar için, hem de Seruya oğlu Yoav için.” diye yanıt verdi.
1KI 2:23 O zaman Kral Solomon, Yahve'ye ant içerek şöyle dedi: “Eğer Adoniya kendi hayatına karşı bu sözü söylemediyse Tanrı bana aynısını, daha da fazlasını yapsın.
1KI 2:24 Şimdi, beni sağlamlaştıran, babam David'in tahtına oturtan ve bana söz verdiği gibi bir ev yapan Yahve'nin hakkı için, Adoniya bugün kesinlikle öldürülecektir.”
1KI 2:25 Kral Solomon, Yehoyada oğlu Benaya'yı gönderdi; ve onun üzerine indi ve öldü.
1KI 2:26 Kâhin Aviyatar'a, “Anatot'a, kendi tarlalarına git, çünkü ölümü hak ettin. Ama seni şimdi öldürmeyeceğim, çünkü sen Efendi Yahve'nin Sandığı'nı babam David'in önünde taşıdın ve babamın çektiği her sıkıntıda sen de sıkıntı çektin.” dedi.
1KI 2:27 Böylece Solomon, Eli'nin eviyle ilgili olarak Yahve'nin Şilo'da söylediği sözü yerine getirmek için, Aviyatar'ı Yahve'nin kâhinliğinden çıkardı.
1KI 2:28 Bu haber Yoav'a ulaştı; çünkü Yoav, Avşalom'un ardından gitmediği halde Adoniya'nın ardından gitti. Yoav, Yahve'nin Çadırı'na kaçtı ve sunağın boynuzlarına tutundu.
1KI 2:29 Kral Solomon'a, “Yoav Yahve'nin Çadırı'na kaçtı; işte, sunağın yanında” diye bildirildi. Bunun üzerine Solomon, Yehoyada oğlu Benaya'yı göndererek, “Git, onun üzerine in” dedi.
1KI 2:30 Benaya Yahve'nin Çadırı'na geldi ve ona, “Kral, 'Çık!' diyor” dedi. O, “Hayır, ben burada öleceğim” dedi. Benaya krala yine haber getirdi ve “Yoav'ın söylediği bu ve bana verdiği yanıt da bu” dedi.
1KI 2:31 Kral ona, “Söylediği gibi yap, üzerine in ve onu göm. Böylece Yoav’ın nedensiz yere döktüğü kanı benden ve babamın evinden kaldırasın.” dedi.
1KI 2:32 “Yahve kanını kendi başı üzerine döndürecek. Çünkü kendisinden daha doğru ve daha iyi iki adamın üzerine inip onları kılıçla öldürdü. Babam David de bunu bilmiyordu: İsrael ordusunun komutanı Ner oğlu Avner ve Yahuda ordusunun komutanı Yeter oğlu Amasa.
1KI 2:33 Böylece kanları sonsuza dek Yoav’ın ve soyunun başı üzerine dönecek. Ama David için, soyundan gelenler için, evi için ve tahtı için Yahve'den sonsuza dek esenlik olacak.”
1KI 2:34 O zaman Yehoyada oğlu Benaya gidip üzerine indi ve onu öldürdü. Çölde kendi evine gömüldü.
1KI 2:35 Kral, ordunun başına Yehoyada oğlu Benaya'yı, kral Aviyata'ın yerine de Kâhin Sadok'u koydu.
1KI 2:36 Kral gönderip Şimei'yi çağırdı ve ona, “Yeruşalem'de kendine bir ev yap, orada otur, başka yere gitme” dedi.
1KI 2:37 “Çünkü çıkıp Kidron Vadisi'ni geçtiğin gün, kesinlikle öleceğini bil. Kanın kendi başın üzerinde olacak.”
1KI 2:38 Şimei krala, “Söylediğin iyidir. Efendim kral ne dediyse, hizmetkârın da öyle yapacak.” dedi. Şimei Yeruşalem'de uzun günler yaşadı.
1KI 2:39 Üç yılın sonunda Şimei'nin iki kölesi Gat Kralı Maaka oğlu Akiş'in yanına kaçtı. Şimei'ye, “İşte, kölelerin Gat'ta” diye bildirdiler.
1KI 2:40 Şimei kalktı, eşeğine eyer vurdu ve kölelerini aramak için Gat'a Akiş'in yanına gitti. Şimei de gidip kölelerini Gat'tan getirdi.
1KI 2:41 Solomon'a, Şimei'nin Yeruşalem'den Gat'a gidip geri döndüğü bildirildi.
1KI 2:42 Kral adam gönderip Şimei'yi çağırttı ve ona, “Ben seni Yahve aracılığıyla uyarmadım mı, 'Şunu iyi bil ki, dışarı çıkıp başka bir yerde yürüdüğün gün kesinlikle öleceksin' demedim mi? Sen bana, 'Duyduğum söz iyidir' dedin.
1KI 2:43 Öyleyse neden Yahve'nin andını ve sana verdiğim buyruğu tutmadın?” dedi.
1KI 2:44 Kral ayrıca Şimei'ye, “Babam David'e yaptığın bütün kötülüğü yüreğinde biliyorsun. Bu yüzden Yahve kötülüğünü kendi başın üzerine döndürecektir.” dedi.
1KI 2:45 “Ama Kral Solomon kutsanacak ve David'in tahtı sonsuza dek Yahve'nin önünde sağlam kalacaktır.”
1KI 2:46 Bunun üzerine kral Yehoyada oğlu Benaya'ya buyurdu; o da çıkıp onun üzerine indi, ve o öldü. Krallık Solomon'un elinde sağlamlaştırıldı.
1KI 3:1 Solomon, Mısır Kralı Firavun ile bir evlilik bağı kurdu. Firavun'un kızını aldı ve onu David'in kentine getirdi, ta ki kendi evini, Yahve'nin evini ve Yeruşalem'in etrafındaki duvarı yapmayı bitirene kadar.
1KI 3:2 Ancak halk yüksek yerlerde kurban kesiyordu, çünkü henüz Yahve adına bir ev yapılmamıştı.
1KI 3:3 Solomon, babası David'in kurallarında yürüyerek Yahve'yi sevdi, ancak yüksek yerlerde kurban ediyor ve buhur yakıyordu.
1KI 3:4 Kral, orada kurban kesmek için Givon'a gitti, çünkü orası büyük yüksek yerdi. Solomon o sunak üzerinde bin yakmalık sunu sundu.
1KI 3:5 Givon'da, Yahve geceleyin Solomon'a bir rüyada göründü ve Tanrı, “Sana ne vereyim iste” dedi.
1KI 3:6 Solomon, “Hizmetkârın babam David'e büyük sevgi dolu iyiliği gösterdin, çünkü senin önünde gerçekte, doğrulukla ve dürüst bir yürekle yürüdü” dedi. “Ona bu büyük sevgi dolu iyiliği gösterdin ve bugün olduğu gibi tahtına oturması için ona bir oğul verdin.
1KI 3:7 Şimdi, Tanrım Yahve, hizmetkârını babam David yerine kral yaptın. Ben daha küçücük bir çocuğum. Nasıl dışarı çıkılır, nasıl içeri girilir bilmem.
1KI 3:8 Hizmetkârın, seçtiğin halkın arasındadır, kalabalıkta sayılamayacak kadar büyük bir halktır.
1KI 3:9 Bu nedenle, halkına hükmetmek için hizmetkârına anlayışlı bir yürek ver ki, iyiyle kötüyü ayırt edebileyim. Çünkü senin bu büyük halkına kim hükmedebilir?”
1KI 3:10 Bu istek Yahve'nin hoşuna gitti, çünkü Solomon bu şeyi dilemişti.
1KI 3:11 Tanrı ona şöyle dedi: “Mademki bu şeyi istedin, ancak kendin için uzun ömür istemedin, kendin için zenginlik istemedin, düşmanlarının yaşamını da istemedin, ancak doğruyu ayırt etmek üzere kendin için anlayış istedin.
1KI 3:12 İşte, senin sözüne göre yaptım. İşte, sana bilge ve anlayışlı bir yürek verdim. Öyle ki, senden önce senin gibisi olmadı, senden sonra da senin gibisi çıkmayacaktır.
1KI 3:13 Sana istemediğin şeyi de verdim: Hem zenginlik hem de saygınlık. Öyle ki, krallar arasında bütün günlerinde senin gibisi olmayacaktır.
1KI 3:14 Eğer benim yollarımda yürür, kurallarımı ve buyruklarımı baban David gibi tutarsan, senin günlerini uzatacağım.”
1KI 3:15 Solomon uyandı ve işte, bu bir rüyaydı. Sonra Yeruşalem'e geldi ve Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nın önünde durdu, yakmalık sunular sundu, esenlik sunuları sundu ve bütün hizmetkârlarına bir ziyafet verdi.
1KI 3:16 Sonra fahişe olan iki kadın kralın yanına geldi ve önünde durdu.
1KI 3:17 Kadınlardan biri, “Aman efendim, ben ve bu kadın aynı evde oturuyoruz. Evde onunla birlikte bir çocuk doğurdum.” dedi.
1KI 3:18 “Ben doğurduktan sonraki üçüncü gün bu kadın da doğurdu. Birlikteydik. Evde bizimle birlikte yabancı yoktu, evde sadece ikimiz vardık.
1KI 3:19 Bu kadının çocuğu geceleyin öldü, çünkü onun üzerine yattı.
1KI 3:20 Gece yarısı kalktı, hizmetkârın uyurken yanımdaki oğlumu aldı, kendi koynuna yatırdı, ölü çocuğunu da benim koynuma yatırdı.
1KI 3:21 Sabah çocuğumu emzirmek için kalktığımda, işte ölmüştü. Ama sabah ona baktığımda, doğurduğum kendi oğlum değildi.”
1KI 3:22 Öbür kadın, “Hayır! Ama yaşayan benim oğlum, ölen senin oğlun.” dedi. Birincisi, “Hayır! Ama ölen senin oğlun, yaşayan da benim oğlum.” dedi. Kralın önünde böyle tartışıyorlardı.
1KI 3:23 O zaman kral, “Birisi, ‘Bu yaşayan benim oğlum, ölen senin oğlun” diyor; öbürü, ‘Hayır! Ama ölen senin oğlun yaşayan benim oğlum” diyor.
1KI 3:24 Kral, “Bana bir kılıç getirin” dedi. Bunun üzerine kralın önüne bir kılıç getirdiler.
1KI 3:25 Kral, “Yaşayan çocuğu ikiye bölün, yarısını birine, yarısını da öbürüne verin” dedi.
1KI 3:26 Yaşayan çocuğun sahibi olan kadın, oğlunun acısıyla yüreği yanarak, “Efendim, yaşayan çocuğu ona verin, ama onu kesinlikle öldürmeyin!” dedi. Öteki ise, “Ne benim ne de senin olacak. Onu bölüştürün.” dedi.
1KI 3:27 Kral, “Yaşayan çocuğu birinci kadına verin, ama onu kesinlikle öldürmeyin. Çünkü annesi odur.” diye yanıt verdi.
1KI 3:28 Bütün İsraelliler, kralın verdiği hükmü duydular ve kraldan korktular. Çünkü hükmetmek için Tanrı'nın bilgeliğinin onda bulunduğunu gördüler.
1KI 4:1 Kral Solomon bütün İsrael üzerinde kraldı.
1KI 4:2 Onun beyleri şunlardı: Kâhin Sadok oğlu Azarya;
1KI 4:3 Yazıcılar Şişa'nın oğulları Elihoref ve Ahiya; tarihçi Ahilud oğlu Yehoşafat;
1KI 4:4 ordu komutanı Yehoyada oğlu Benaya; kâhin Sadok ve Aviyatar;
1KI 4:5 Natan oğlu Azarya görevlilerin başındaydı; Natan oğlu Zavud baş vezir ve kralın dostuydu;
1KI 4:6 Ahişar ev halkının başındaydı, Avda'nın oğlu Adoniram da angaryacıların başındaydı.
1KI 4:7 Solomon'un bütün İsrael'in başında on iki görevlisi vardı. Bunlar krala ve ev halkına yiyecek sağlıyorlardı. Her biri yılda bir aylık yiyecek sağlamak zorundaydı.
1KI 4:8 Bunların adları şunlardır: Efraim dağlık bölgesinde Ben Hur;
1KI 4:9 Makaz'da, Şaalvim'de, Beyt Şemeş'te ve Elon Beyt Hanan'da Ben Deker;
1KI 4:10 Arubbot'ta Ben Hesed (Soko ve bütün Hefer toprakları ona aitti);
1KI 4:11 Dor'un bütün tepesinde Ben Avinadav (Solomon'un kızı Tafat onun karısıydı);
1KI 4:12 Taanak ve Megiddo'da ve Yizreel'in altında, Zerathan'ın yanında bulunan bütün Beyt Şean, Beyt Şean'dan Avel Meholah'a, Yokmeam'ın ötesine kadar Ahilud oğlu Baana;
1KI 4:13 Ramot Gilad'da Ben Geber (Gilad'da bulunan Manaşşe oğlu Yair'in kentleri ona aitti; Başan'da olan Argov bölgesi, surları ve tunç sürgüleri olan altmış büyük kent de ona aitti);
1KI 4:14 Mahanaim'de İddo oğlu Ahinadav;
1KI 4:15 Naftali'de Ahimaaz (ayrıca Solomon'un kızı Basemat'ı da eş olarak aldı);
1KI 4:16 Aşer ve Bealot'ta Huşay oğlu Baana;
1KI 4:17 İssakar'da Paruah oğlu Yehoşafat;
1KI 4:18 Benyamin'de Ela oğlu Şimei;
1KI 4:19 Gilad diyarında, Amor Kralı Sihon'un ve Başan Kralı Og'un ülkesinde Uri oğlu Gever; ve ülkede bulunan tek memur oydu.
1KI 4:20 Yahuda ve İsrael, kalabalıkta deniz kıyısındaki kum gibi çoktu; yiyip içiyor ve neşeliydiler.
1KI 4:21 Solomon, Irmak'tan Filistliler ülkesine ve Mısır sınırına kadar bütün krallıklar üzerinde hüküm sürüyordu. Solomon'un bütün günlerinde ona vergi verdiler ve hizmet ettiler.
1KI 4:22 Solomon'un bir günlük yiyeceği otuz kor ince un, altmış ölçek un,
1KI 4:23 on baş semiz sığır, otlaklardan yirmi baş sığır ve geyik, ceylan, karaca ve semiz kümes hayvanlarından başka yüz koyundu.
1KI 4:24 Çünkü Irmak'ın bu tarafında Tifsah'tan Gaza'ya kadar her yerde, Irmak'ın bu tarafında olan bütün kralların üzerinde hüküm sürüyordu; ve çevresinde, her yanında barış vardı.
1KI 4:25 Yahuda ve İsrael halkı, her biri asmasının altında ve incir ağacının altında, Dan'dan Beer Şeva'ya kadar Solomon'un bütün günlerinde güvenlik içinde yaşadı.
1KI 4:26 Solomon'un savaş arabaları için kırk bin ahır atı ve on iki bin atlısı vardı.
1KI 4:27 Bu memurlar Kral Solomon'a ve Kral Solomon'un sofrasına gelen herkese, her biri kendi ayında yiyecek sağlıyordu. Hiçbir şeyi eksik bırakmıyorlardı.
1KI 4:28 Ayrıca, her biri görevine göre memurların bulundukları yere, atlar ve hızlı atlar için arpa ve saman getirirlerdi.
1KI 4:29 Tanrı, Solomon'a deniz kıyısındaki kum kadar bol bilgelik, anlayış ve yürek genişliği verdi.
1KI 4:30 Solomon'un bilgeliği, bütün doğuluların bilgeliğinden ve bütün Mısırlılar'ın bilgeliğinden üstündü.
1KI 4:31 Çünkü o, bütün insanlardan daha bilgeydi; Ezrahlı Etan'dan, Mahol'un oğulları Heman'dan, Kalkol'dan ve Darda'dan daha bilgeydi; ünü çevredeki bütün uluslardaydı.
1KI 4:32 Üç bin özdeyiş söyledi, ezgilerinin sayısı bin beşdi.
1KI 4:33 Lübnan'daki sedirden duvarda biten mercanköşküne kadar ağaçlardan söz ederdi; ayrıca hayvanlardan, kuşlardan, sürüngenlerden ve balıklardan söz ederdi.
1KI 4:34 Bütün uluslardan insanlar Solomon'un bilgeliğini duymaya gelirdi; onun bilgeliğini duymuş olan yeryüzünün bütün kralları adamlar gönderirdi.
1KI 5:1 Sur Kralı Hiram, Solomon'a hizmetkârlarını gönderdi. Çünkü babasının yerine kendisini kral olarak meshettiklerini duymuştu. Hiram da David'i her zaman sevmişti.
1KI 5:2 Solomon Hiram'a adam gönderip şöyle dedi:
1KI 5:3 “Babam David'in, Yahve düşmanlarını onun ayaklarının altına koyana dek, çevresinde her taraftaki savaşlar yüzünden Tanrısı Yahve'nin adına bir ev yapamadığını biliyorsun.
1KI 5:4 Ama şimdi Tanrım Yahve bana her tarafta rahatlık verdi. Düşman yok, kötü olay da yok.
1KI 5:5 İşte, Yahve'nin, babam David'e, 'Senin yerine tahtına oturtacağım oğlun benim adıma bir ev yapacak' dediği gibi, Tanrım Yahve'nin adına bir ev yapmayı amaçlıyorum.
1KI 5:6 Şimdi bana Lübnan'dan sedir ağaçları kesilmesini buyur. Hizmetkârlarım senin hizmetkârlarınla birlikte olacak. Söyleyeceğin her şeye göre hizmetkârların için sana ücret vereceğim. Çünkü aramızda Saydalılar gibi kereste kesmeyi bilen kimse olmadığını biliyorsun.”
1KI 5:7 Hiram, Solomon’un sözlerini duyunca çok sevindi ve şöyle dedi: “Bugün Yahve övülsün! David’e bu büyük halka hükmedecek bilge bir oğul verdi.”
1KI 5:8 Hiram, Solomon’a adam gönderip, “Bana gönderdiğin haberi duydum. Sedir kerestesi ve selvi kerestesi konusunda bütün isteğini yapacağım.
1KI 5:9 Hizmetkârlarım onları Lübnan’dan denize indirecekler. Onları sallar halinde yapıp deniz yoluyla bana bildireceğin yere götüreceğim. Orada onları çözdüreceğim ve sen onları alacaksın. Ev halkıma yiyeceğini vererek dileğimi yerine getireceksin.”
1KI 5:10 Hiram, Solomon’a dileğine göre sedir kerestesi ve selvi kerestesi verdi.
1KI 5:11 Solomon, Hiram’a ev halkının yiyeceği için yirmi bin kor buğday ve yirmi kor saf zeytin yağ verdi. Solomon bunları her yıl Hiram’a veriyordu.
1KI 5:12 Yahve, Solomon'a söz verdiği gibi bilgelik verdi. Hiram ile Solomon arasında barış vardı ve ikisi birlikte bir antlaşma yaptılar.
1KI 5:13 Kral Solomon bütün İsrael'den angaryacılar topladı; ve angaryacılar otuz bin adamdı.
1KI 5:14 Onları Lübnan'a gönderdi, ayda on bin kişi bölük bölük; bir ay Lübnan'da, iki ay evde kaldılar; ve Adoniram angarya işlerine tabi tutulan adamların başındaydı.
1KI 5:15 Solomon'un yük taşıyan yetmiş bin ve dağlarda taş kesen seksen bin adamı,
1KI 5:16 bunların dışında Solomon'un işte çalışan halkı yöneten, işin başında olan üç bin üç yüz baş görevlisi vardı.
1KI 5:17 Kral buyurdu ve evin temelini yontulmuş taşla atmak için büyük taşlar, değerli taşlar kestiler.
1KI 5:18 Solomon'un yapıcıları, Hiram'ın yapıcıları ve Geballılar bunları kestiler ve evi yapmak için keresteyi ve taşları hazırladılar.
1KI 6:1 İsrael'in çocukları Mısır diyarından çıktıktan dört yüz seksen yıl sonra, Solomon'un İsrael üzerindeki hükmünün dördüncü yılında, ikinci ay olan Ziv ayında, Yahve'nin evini yapmaya başladı.
1KI 6:2 Kral Solomon'un Yahve için yaptığı evin uzunluğu altmış arşın, genişliği yirmi, yüksekliği otuz arşındı.
1KI 6:3 Evin tapınağının önündeki eyvan, evin eni boyunca yirmi arşın uzunluğundaydı. Evin önündeki genişliği on arşındı.
1KI 6:4 Ev için sabit kafesli pencereler yaptı.
1KI 6:5 Evin duvarına bitişik, evin her yanında, hem tapınağın hem de iç odanın duvarlarına bitişik katlar yaptı; ve her yanında yan odalar yaptı.
1KI 6:6 Alt kat beş arşın genişliğinde, orta kat altı arşın genişliğinde, üçüncü kat yedi arşın genişliğindeydi; çünkü evin duvarında, kirişler evin duvarlarına girmesin diye, dış tarafta her yönde çıkıntılar yaptı.
1KI 6:7 Ev, yapılmaktayken, taş ocağında hazırlanmış taştan yapılmıştı; ve yapılmaktayken evde çekiç, balta ya da herhangi bir demir aletin sesi duyulmadı.
1KI 6:8 Orta yan odaların kapısı evin sağ tarafındaydı. Döner merdivenlerle orta kata, ortadan da üçüncüye çıkıyordu.
1KI 6:9 Böylece evi yaptı ve onu bitirdi; ve evi sedir kirişleri ve tahtalarıyla kapladı.
1KI 6:10 Ev boyunca, her biri beş arşın yüksekliğinde katlar yaptı; ve sedir keresteleriyle evin üzerine oturdular.
1KI 6:11 Yahve'nin sözü Solomon'a geldi ve şöyle dedi:
1KI 6:12 “Yapmakta olduğun bu eve gelince, eğer benim kurallarımda yürür, hükümlerimi yerine getirir ve bütün buyruklarımda yürümek için onları tutarsan, o zaman baban David'e söylediğim sözümü seninle sağlamlaştıracağım.
1KI 6:13 İsrael'in çocukları arasında oturacağım ve halkım İsrael'i terk etmeyeceğim.”
1KI 6:14 Böylece Solomon evi yaptı ve onu bitirdi.
1KI 6:15 Evin duvarlarını içeriden sedir tahtalarıyla yaptı; evin tabanından tavan duvarlarına kadar, bunları içeriden tahtayla kapladı. Evin tabanını selvi tahtalarıyla kapladı.
1KI 6:16 Evin arka tarafını tabandan tavana kadar sedir tahtalarıyla yirmi arşın yaptı. Bunu içeride, iç oda olarak, En Kutsal Yer olarak yaptı.
1KI 6:17 Tapınağın önündeki oda kırk arşın uzunluğundaydı.
1KI 6:18 Evin içi sedirdi, tomurcuklarla ve açılmış çiçeklerle oyulmuştu. Her yer sedirdi. Taş hiç görünmüyordu.
1KI 6:19 Evin iç tarafının ortasında, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı oraya koymak için bir iç oda hazırladı.
1KI 6:20 İç odanın içi yirmi arşın uzunluğunda, yirmi arşın genişliğinde ve yirmi arşın yüksekliğindeydi. Onu saf altınla kapladı. Sunağı sedirle kapladı.
1KI 6:21 Böylece Solomon içeriden evi saf altınla kapladı. İç oda önüne altın zincirler çekti ve onu altınla kapladı.
1KI 6:22 Ev bitinceye kadar bütün evi altınla kapladı. Ayrıca iç odaya ait olan bütün sunağı da altınla kapladı.
1KI 6:23 İç odanın içinde zeytin ağacından her biri on arşın yüksekliğinde iki Keruv yaptı.
1KI 6:24 Keruv'un bir kanadının uzunluğu beş arşın, öbür kanadının uzunluğu da beş arşındı. Bir kanadın ucundan öbürünün ucuna kadar on arşındı.
1KI 6:25 Öteki Keruv'un uzunluğu on arşındı. Her iki Keruv da ölçüde ve biçimde birdi.
1KI 6:26 Bir Keruv on arşın yüksekliğindeydi, öbür Keruv da öyleydi.
1KI 6:27 Keruvlar'ı iç evin içine yerleştirdi. Keruvlar'ın kanatları gerilmişti, öyle ki birinin kanadı bir duvara, öbür Keruv'un kanadı öbür duvara değiyordu; kanatları evin ortasında birbirine değiyordu.
1KI 6:28 Keruvlar'ı altınla kapladı.
1KI 6:29 Evin bütün duvarlarını içten ve dıştan oyma Keruvlar, palmiye ağacı ve çiçek motifleriyle oydu.
1KI 6:30 Evin tabanını içten ve dıştan altınla kapladı.
1KI 6:31 İç tapınağın girişi için zeytin ağacından kapılar yaptı. Üst eşik ve kapı söveleri duvarın beşte biriydi.
1KI 6:32 Zeytin ağacından iki kapı yaptı; üzerlerine Keruvlar, palmiye ağacı ve çiçek oymaları oyup altınla kapladı. Altını Keruvlar'ın ve palmiye ağaçlarının üzerine serpti.
1KI 6:33 Tapınağın kapı sövelerinin girişini de duvarın dörtte biri olmak üzere zeytin ağacından,
1KI 6:34 selvi ağacından da iki kapı yaptı. Bir kapının iki kanadı katlanır, öbür kapının iki kanadı katlanırdı.
1KI 6:35 Keruvlar, palmiye ağacı ve çiçek oymaları yaptı; oyma işçiliğine uygun altınla kapladı.
1KI 6:36 İç avluyu üç sıra yontulmuş taşla ve bir sıra sedir kirişiyle yaptı.
1KI 6:37 Yahve'nin evinin temeli dördüncü yılda Ziv ayında atıldı.
1KI 6:38 On birinci yılda, sekizinci ay olan Bul ayında, ev bütün kısımlarıyla ve bütün tanımlamalarına göre bitirildi. Böylece onu yapmak yedi yılını aldı.
1KI 7:1 Solomon kendi evini on üç yıldır yapıyordu ve bütün evini bitirdi.
1KI 7:2 Çünkü Lübnan Ormanı Evi'ni yaptı. Uzunluğu yüz arşın, genişliği elli arşın ve yüksekliği otuz arşındı, dört sıra sedir sütun üzerinde, sütunların üzerinde sedir kirişleri vardı.
1KI 7:3 Direklerin üzerindeki kırk beş kirişin üstü sedirle kaplıydı, bir sırada on beş.
1KI 7:4 Üç sıra kiriş vardı ve pencere üç sıra pencereye bakıyordu.
1KI 7:5 Bütün kapılar ve söveler kirişlerle kare yapıldı; pencere üç sıra pencereye bakıyordu.
1KI 7:6 Direkler salonunu yaptı. Uzunluğu elli arşın ve genişliği otuz arşındı, önlerinde bir eyvan, direkler ve önlerinde bir eşik vardı.
1KI 7:7 Hüküm vereceği tahtın eyvanını, hüküm eyvanını yaptı ve tabandan tabana sedirle kaplıydı.
1KI 7:8 Oturacağı ev, eyvanın içindeki diğer avlu, aynı yapıdaydı. Solomon kendine eş olarak aldığı Firavun'un kızı için de bu eyvana benzer bir ev yaptı.
1KI 7:9 Bütün bunlar değerli taşlardandı, ölçüye göre yontulmuş, içten ve dıştan temelden dama kadar testereyle kesilmişti, dıştan büyük avluya kadar da böyleydi.
1KI 7:10 Temel değerli taşlardan, büyük taşlardan, on arşınlık ve sekiz arşınlık taşlardandı.
1KI 7:11 Üstünde ölçüye göre yontulmuş değerli taşlar ve sedir ağacı vardı.
1KI 7:12 Çevresindeki büyük avluda, Yahve'nin evinin iç avlusu ve evin eyvanı gibi, üç sıra yontulmuş taş ve bir sıra sedir kirişleri vardı.
1KI 7:13 Kral Solomon gönderip Hiram'ı Sur'dan getirtti.
1KI 7:14 Naftali oymağından dul bir kadının oğluydu ve babası Surlu bir tunç işçisiydi. Ve tunçtan her türlü işi yapmak için bilgelik, anlayış ve beceriyle doluydu. Kral Solomon'a geldi ve onun bütün işlerini yaptı.
1KI 7:15 Çünkü her biri on sekiz arşın yüksekliğinde iki tunç direk yaptı ve her birini on iki arşınlık bir ip çevreliyordu.
1KI 7:16 Direklerin tepelerine koymak için dökme tunçtan iki başlık yaptı. Bir başlığın yüksekliği beş arşın, öbür başlığın yüksekliği beş arşındı.
1KI 7:17 Direklerin tepesindeki başlıklar için örgü işi ağlar ve zincir işi çelenkler vardı: Bir başlık için yedi, öbür başlık için yedi.
1KI 7:18 Böylece direkleri yaptı ve direklerin tepesindeki başlıkları örtmek için bir ağın etrafında iki sıra nar vardı; ve öbür başlık için de böyle yaptı.
1KI 7:19 Eyvandaki direklerin tepesindeki başlıklar zambak işindendi, dört arşın.
1KI 7:20 Ağın yanındaki göbeğin yakınında, iki direğin üstünde de başlıklar vardı. Öbür başlığın çevresinde sıra sıra iki yüz nar vardı.
1KI 7:21 Tapınağın eyvanına direkleri dikti. Sağdaki direği dikti ve onun adını Yakin koydu; soldaki direği dikti ve onun adını Boaz koydu.
1KI 7:22 Direklerin tepelerinde zambak işi vardı. Böylece direklerin işi bitmiş oldu.
1KI 7:23 Dökme denizi kenardan kenara on arşın, yuvarlak biçimde yaptı. Yüksekliği beş arşındı; ve otuz arşınlık bir çizgi onu çevreliyordu.
1KI 7:24 Çevresindeki kenarının altında, onu on arşın çevreleyen tomurcuklar vardı, denizi çevreliyordu. Tomurcuklar iki sıra halindeydi, döküm sırasında dökülmüşlerdi.
1KI 7:25 Üçü kuzeye, üçü batıya, üçü güneye, üçü doğuya bakan on iki öküz üzerinde duruyordu; deniz yukarıdan üzerlerine yerleştirilmişti ve onların bütün arka kısımları içe dönüktü.
1KI 7:26 Bir karış kalınlığındaydı. Kenarı bir kâse kenarı gibi, bir zambak çiçeği gibi işlenmişti. İki bin bat su alıyordu.
1KI 7:27 On ayaklığı tunçtan yaptı. Bir ayaklığın uzunluğu dört arşın, genişliği dört arşın ve yüksekliği üç arşındı.
1KI 7:28 Ayaklıkların işi şöyleydi: Levhaları vardı; pervazlar arasında levhaları vardı;
1KI 7:29 pervazlar arasındaki levhalarda aslanlar, öküzler ve Keruvlar vardı; pervazların üzerinde yukarıda bir kaide vardı; aslanların ve öküzlerin altında asılı çelenkler işlenmişti.
1KI 7:30 Her ayaklığın dört tunç tekerleği ve tunç dingilleri vardı; ve onun dört ayağının destekleri vardı. Destekler kazanın altına dökülmüştü, her birinin yanlarında çelenkler vardı.
1KI 7:31 Başlığın içinde ve üstünde ağzı bir arşındı. Ağzı bir kaide işi gibi yuvarlaktı, bir buçuk arşındı; ve ağzında da oymalar vardı ve onların levhaları yuvarlak değil, kareydi.
1KI 7:32 Dört tekerlek levhaların altındaydı; ve tekerleklerin dingilleri ayaklıktaydı. Bir tekerleğin yüksekliği bir buçuk arşındı.
1KI 7:33 Tekerleklerin işi bir savaş arabası tekerleğinin işi gibiydi. Dingilleri, kasnakları, parmaklıkları ve göbekleri hepsi döküm metaldendi.
1KI 7:34 Her ayağının dört köşesinde dört destek vardı. Destekleri ayaklığın kendisindendi.
1KI 7:35 Ayaklığın tepesinde yarım arşın yüksekliğinde yuvarlak bir şerit vardı; ayaklığın tepesinde destekleri ve levhaları aynıydı.
1KI 7:36 Desteklerinin düz yerleri ve levhaları üzerine, her birinin yerine Keruvlar, aslanlar ve palmiye ağaçları oydu; çelenklerle çevrelendi.
1KI 7:37 On ayağı bu şekilde yaptı: Hepsinin dökümü, ölçüsü ve biçimi birdi.
1KI 7:38 Tunçtan on kazan yaptı. Bir kazan kırk bat alıyordu. Her kazan dört arşındı. On ayağın her birinde bir kazan vardı.
1KI 7:39 Ayakları, beşini evin sağ tarafına, beşini evin sol tarafına yerleştirdi. Denizi doğuya ve güneye doğru evin sağ tarafına yerleştirdi.
1KI 7:40 Hiram kazanları, kürekleri ve leğenleri yaptı. Hiram, Kral Solomon için Yahve'nin evinde yaptığı bütün işi bitirdi:
1KI 7:41 İki direği; direklerin tepesindeki başlıkların iki yuvarlağını; direklerin tepesindeki başlıkların iki yuvarlağını örten iki ağ işi;
1KI 7:42 İki ağ işi için dört yüz narı; direklerin üzerindeki başlıkların iki yuvarlağını örten her ağ işi için iki sıra narı;
1KI 7:43 on ayaklığı; ayaklıklar üzerindeki on kazanı;
1KI 7:44 bir denizi; deniz altındaki on iki öküzü;
1KI 7:45 kapları; kürekleri ve leğenleri. Hiram'ın Kral Solomon için Yahve'nin evinde yaptığı bütün bu kaplar cilalı tunçtandı.
1KI 7:46 Kral bunları Yarden Ovası'nda, Sukkot ile Saretan arasındaki balçık toprakta döktü.
1KI 7:47 Solomon çok sayıda kap olduğu için bütün kapları tartmadı. Tuncun ağırlığı belirlenemedi.
1KI 7:48 Solomon, Yahve'nin evindeki bütün kapları, altın sunağı ve üzerinde sergi ekmeğinin bulunduğu masayı altından;
1KI 7:49 ve iç tapınağın önünde, sağda beş, solda beş olmak üzere kandil ayaklarını saf altından; çiçekleri, kandilleri ve maşaları altından;
1KI 7:50 tasları, makasları, leğenleri, kaşıkları ve ateş tablaları saf altından; hem iç evin, En Kutsal Yer'in kapılarının hem de tapınağın, evinin kapılarının menteşelerini altından yaptı.
1KI 7:51 Böylece Kral Solomon'un Yahve'nin evinde yaptığı bütün iş bitmiş oldu. Solomon, babası David'in adamış olduğu şeyleri, gümüşü, altını ve kapları getirip Yahve'nin evinin hazinelerine koydu.
1KI 8:1 O zaman Solomon, İsrael'in ihtiyarlarını, oymakların bütün başlarını, İsrael'in çocuklarının ata evleri beylerini, David'in kenti olan Siyon'dan Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı yukarı getirmek üzere Yeruşalem'e, Kral Solomon'un yanına topladı.
1KI 8:2 Bütün İsraelliler, yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Solomon'un yanına toplandılar.
1KI 8:3 İsrael'in bütün ihtiyarları geldiler ve kâhinler sandığı kaldırdılar.
1KI 8:4 Yahve'nin Sandığı'nı, Buluşma Çadırı'nı ve Çadır'da bulunan bütün kutsal takımları yukarı getirdiler. Kâhinler ve Levililer bunları yukarı getirdiler.
1KI 8:5 Kral Solomon ve yanına toplanmış olan bütün İsrael topluluğu, onunla birlikte sandığın önündeydiler, çoklukta sayılamayacak kadar çok koyun ve sığır kurban ediyorlardı.
1KI 8:6 Kâhinler, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı yerine, evin iç odasına, En Kutsal Yere, Keruvlar'ın kanatlarının altına getirdiler.
1KI 8:7 Çünkü Keruvlar kanatlarını sandığın yeri üzerine germişlerdi ve Keruvlar sandığı ve onun sırıklarını üstten örtüyorlardı.
1KI 8:8 Sırıklar o kadar uzundu ki, sırıkların uçları iç odanın önündeki kutsal yerden görülüyordu, ama dışarıdan görünmüyorlardı. Bugüne kadar oradadırlar.
1KI 8:9 İsrael'in çocukları Mısır ülkesinden çıktıkları zaman, Yahve'nin onlarla antlaşma yaptığı Horev'de Moşe'nin koymuş olduğu iki taş levhadan başka sandığın içinde bir şey yoktu.
1KI 8:10 Öyle oldu ki, kâhinler kutsal yerden çıktıkları zaman, bulut Yahve'nin evini doldurdu,
1KI 8:11 öyle ki, kâhinler bulut yüzünden hizmet etmek için ayakta duramadılar; çünkü Yahve'nin görkemi Yahve'nin evini doldurmuştu.
1KI 8:12 Solomon, “Yahve koyu karanlıkta oturduğunu söylemişti” dedi.
1KI 8:13 “Gerçekten sana bir konut evi, daima oturacağın bir yer yaptım.”
1KI 8:14 Kral yüzünü çevirdi ve İsrael topluluğunun hepsini kutsadı. İsrael topluluğunun hepsi ayaktaydı.
1KI 8:15 “İsrael'in Tanrısı Yahve yücelsin” dedi. “O, baban David'e ağzıyla söyledi,
1KI 8:16 'Halkım İsrael'i Mısır'dan çıkardığım günden beri, İsrael'in bütün oymaklarından adım orada olsun diye bir ev yapmak üzere hiçbir kent seçmedim. Ama halkım İsrael üzerinde olsun diye David'i seçtim.' dedi ve bunu eliyle yerine getirdi.”
1KI 8:17 “Babam David'in yüreğinde İsrael'in Tanrısı Yahve adına bir ev yapmak vardı.
1KI 8:18 Ama Yahve babam David'e dedi, 'Mademki, adım için bir ev yapmak yüreğindeydi, bunu yüreğinde bulundurmakla iyi ettin.
1KI 8:19 Ancak evi sen yapmayacaksın; ama senin bedeninden gelecek oğlun adım için evi yapacaktır.'
1KI 8:20 Yahve söylediği sözü yerine getirdi; çünkü babam David'in yerine ben yükseldim, Yahve'nin vaat ettiği gibi İsrael tahtına oturdum ve İsrael'in Tanrısı Yahve'nin adına evi yaptım.
1KI 8:21 Orada, Yahve'nin atalarımızı Mısır diyarından çıkardığı zaman onlarla yaptığı antlaşmanın içinde bulunduğu sandık için bir yer hazırladım.”
1KI 8:22 Solomon bütün İsrael topluluğunun önünde Yahve'nin sunağının önünde durdu ve ellerini göğe açtı;
1KI 8:23 ve şöyle dedi, “İsrael'in Tanrısı Yahve, ne yukarıda gökte, ne de aşağıda yeryüzünde senin gibi bir Tanrı yoktur; sen bütün yürekleriyle önünde yürüyen hizmetkârlarınla antlaşmayı ve sevgi dolu iyiliği tutarsın;
1KI 8:24 sen hizmetkârın babam David'e verdiğin sözü tuttun; evet, ağzınla söyledin ve bugün olduğu gibi elinle yerine getirdin.
1KI 8:25 Şimdi İsrael'in Tanrısı ey Yahve, hizmetkârın babam David'e, 'İsrael tahtında oturmak için önümde bir adam eksik olmayacak, yeter ki çocukların yollarına dikkat etsinler, senin önümde yürüdüğün gibi önümde yürüsünler' diye verdiğin sözü tut.
1KI 8:26 Şimdi İsrael'in Tanrısı, hizmetkârın babam David'e söylediğin sözün gerçekleşsin.
1KI 8:27 Ama Tanrı gerçekten yeryüzünde oturur mu? İşte, gök ve göklerin gökleri seni alamaz; benim bu yaptığım bu ev nedir ki!
1KI 8:28 Ama ey Tanrım Yahve, hizmetkârının bugün senin önünde ettiği feryadı ve duayı işitmek için hizmetkârının duasını ve yakarışını say;
1KI 8:29 öyle ki, hizmetkârının bu yere doğru edeceği duayı işitmek için gözlerin gece gündüz bu eve, 'Adım orada olacak' dediğin yere açık olsun.
1KI 8:30 Hizmetkârının ve halkın İsrael'in bu yere doğru dua ettiklerinde yakarışını işit. Evet, gökte, meskeninde işit; ve işittiğin zaman bağışla.”
1KI 8:31 “Bir adam komşusuna karşı günah işlerse ve yemin etsin diye ona ant yükletilirse ve gelip bu evdeki sunağın önünde yemin ederse,
1KI 8:32 o zaman gökte işit, davran, kötünün yolunu kendi başına getirmek için onu mahkûm et, doğruya doğruluğuna göre vermek için onu haklı çıkarıp hizmetkârlarını yargıla.”
1KI 8:33 “Halkın İsrael, sana karşı günah işledikleri için düşman önünde yere vuruldukları zaman, eğer tekrar sana dönerlerse, adını itiraf edip bu evde sana dua edip yakarırlarsa,
1KI 8:34 o zaman gökten işit, halkın İsrael'in günahını bağışla ve onları atalarına verdiğin ülkeye geri getir.”
1KI 8:35 “Gökyüzü kapandığında ve sana karşı günah işledikleri için yağmur yağmadığında, eğer bu yere doğru dua edip adını itiraf ederlerse ve onları sıkıntıya soktuğun zaman günahlarından dönerlerse,
1KI 8:36 o zaman gökte işit, hizmetkârlarının ve halkın İsrael'in günahını bağışla, onlara yürümeleri gereken iyi yolu öğrettiğinde; halkına da miras olarak verdiğin ülkene yağmur gönder.”
1KI 8:37 “Eğer ülkede kıtlık varsa, veba varsa, yanıklık, küf, çekirge ya da tırtıl varsa; eğer düşmanları onları kentlerinin olduğu diyarda kuşatırsa, ne türlü bela, ne türlü hastalık olursa olsun,
1KI 8:38 herhangi bir adam ya da bütün halkın İsrael tarafından edilen her türlü dua ve yakarış olursa, her biri kendi yüreğinin derdini bilip ellerini bu eve doğru açarsa,
1KI 8:39 o zaman gökte, meskeninde işit, bağışla, davran ve yüreğini bildiğin her birine bütün yollarına göre ver (çünkü sen, yalnız sen, bütün insan çocuklarının yüreklerini bilirsin);
1KI 8:40 öyle ki, atalarımıza verdiğin ülkede yaşadıkları bütün günlerde senden korksunlar.”
1KI 8:41 “Halkın İsrael'den olmayan yabancı da, senin adın uğruna uzak bir ülkeden çıktığında,
1KI 8:42 (çünkü büyük adını, güçlü elini ve uzanmış kolunu işitecekler), gelip bu eve doğru dua ettiğinde,
1KI 8:43 gökte, meskeninde işit ve yabancının sana yalvardığı her şeye göre yap; ta ki, yeryüzünün bütün halkları adını bilsin, halkın İsrael gibi senden korksunlar ve yaptığım bu evin senin adınla anıldığını bilsinler.”
1KI 8:44 “Eğer halkın, onları gönderdiğin herhangi bir yoldan düşmanlarına karşı savaşa çıkarsa, ve Yahve'ye, seçtiğin kente ve adın için yaptığım eve doğru dua ederlerse,
1KI 8:45 o zaman gökte dualarını ve yakarışlarını işit ve davasını savun.
1KI 8:46 Eğer sana karşı günah işlerlerse (çünkü günah işlemeyen kimse yoktur), ve sen onlara öfkelenip onları düşmana teslim edersen, onlar da onları düşman diyarına, uzak ya da yakın, esir alıp götürürlerse;
1KI 8:47 ama esir alınıp götürüldükleri diyarda tövbe ederlerse, geri dönerlerse ve kendilerini esir alanların diyarında sana yalvarırlarsa, 'Günah işledik, sapıklık ettik, kötülük yaptık' derlerse,
1KI 8:48 eğer kendilerini esir alıp götüren düşmanlarının diyarında bütün yürekleriyle ve bütün canlarıyla sana dönerlerse, atalarına verdiğin diyarlarına, seçtiğin kente ve adın için yaptığım eve doğru sana dua ederlerse,
1KI 8:49 o zaman dualarını ve yakarışlarını gökte, meskeninde işit ve davalarını savun;
1KI 8:50 ve sana karşı günah işleyen halkını ve sana karşı işledikleri bütün suçları bağışla; ve onları esir alıp götürenlerin önünde sen onlara acı ki, onlar da onlara acısınlar
1KI 8:51 (çünkü onlar senin halkın ve mirasındır; onları Mısır'dan, demir ocağının içinden çıkardın);
1KI 8:52 öyle ki, sana her yalvardıklarında hizmetkârının yakarışını ve halkın İsrael'in yakarışını duymak için gözlerin açık olsun.
1KI 8:53 Çünkü sen, atalarımızı Mısır'dan çıkardığın zaman hizmetkârın Moşe aracılığıyla söylediğin gibi, onları yeryüzünün bütün halkları arasından mirasın olmak üzere ayırdın, ey Efendimiz Yahve.”
1KI 8:54 Öyle oldu ki, Solomon bütün bu duayı ve yakarışı Yahve'ye bitirince, diz çöküp ellerini göğe doğru açmış olduğu Yahve'nin sunağının önünden kalktı.
1KI 8:55 Ayağa kalktı ve bütün İsrael topluluğunu yüksek sesle kutsayarak şöyle dedi:
1KI 8:56 “Vaat ettiği her şeye göre halkı İsrael'e rahatlık vermiş olan Yahve yücelsin. Hizmetkârı Moşe aracılığıyla vaat ettiği bütün iyi vaatlerinden tek bir söz bile boşa çıkmadı.
1KI 8:57 Tanrımız Yahve, atalarımızla olduğu gibi bizimle olsun. Bizi terk etmesin ve bırakmasın,
1KI 8:58 öyle ki, O'nun bütün yollarında yürümek için, atalarımıza buyurduğu buyruklarını, kurallarını ve ilkelerini tutmak için yüreklerimizi kendisine yöneltsin.
1KI 8:59 Bu sözlerim, Yahve'nin önünde yakarırken gece gündüz Tanrımız Yahve'ye yakın olsun ki, hizmetkârının davasını ve halkı İsrael'in davasını her gün gerektiği gibi savunsun;
1KI 8:60 öyle ki, yeryüzünün bütün halkları, Yahve'nin kendisinin Tanrı olduğunu bilsinler. Başka kimse yoktur.”
1KI 8:61 “Bu nedenle bugün olduğu gibi, O'nun kurallarına göre yürümek için ve buyruklarını tutmak için yüreğiniz Tanrımız Yahve'ye karşı tam olsun.”
1KI 8:62 Kral ve onunla birlikte bütün İsrael, Yahve'nin önünde kurban sundular.
1KI 8:63 Solomon, Yahve'ye sunduğu esenlik kurbanı olarak yirmi iki bin sığır ve yüz yirmi bin koyun sundu. Böylece kral ve bütün İsrael'in çocukları, Yahve'nin evini adadılar.
1KI 8:64 Aynı günde kral, Yahve'nin evinin önündeki avlunun ortasını kutsal kıldı; çünkü orada yakmalık sunuyu, ekmek sunusunu ve esenlik sunularının yağını sundu, çünkü Yahve'nin önündeki tunç sunak yakmalık sunuyu, tahıl sunusunu ve esenlik sunularının yağını alabilmek için küçük geldi.
1KI 8:65 Böylece Solomon, o sırada bütün İsrael de kendisiyle birlikte, Hamat'ın girişinden Mısır vadisine kadar büyük bir topluluk halinde, Tanrımız Yahve'nin önünde yedi gün, yedi gün daha, tam on dört gün bayram etti.
1KI 8:66 Sekizinci gün halkı gönderdi. Ve onlar kralı kutsayıp çadırlarına gittiler; çünkü Yahve'nin hizmetkârı David'e ve halkı İsrael'e gösterdiği bütün iyiliklerden ötürü yürekleri sevinçli ve neşeliydi.
1KI 9:1 Solomon, Yahve'nin evinin, kralın evinin ve Solomon'un yapmak istediği bütün arzuladığı şeylerin yapımını bitirince,
1KI 9:2 Yahve, Givon'da kendisine göründüğü gibi, Solomon'a ikinci kez göründü.
1KI 9:3 Yahve ona, “Önümde yaptığın duayı ve yakarışı duydum” dedi, “Adımı daima oraya yerleştirmek için yaptığın bu evi kutsal kıldım. Gözlerim ve yüreğim daima orada olacaktır.
1KI 9:4 Eğer sen de baban David'in yürüdüğü gibi, yürek bütünlüğü ile ve doğrulukla önümde yürürsen, sana buyurduğum her şeyi yapmak için, kurallarımı ve ilkelerimi tutarsan,
1KI 9:5 baban David'e söz verdiğim gibi, İsrael üzerinde krallığının tahtını sonsuza dek sağlamlaştıracağım: 'İsrael tahtı üzerinde senden hiç kimse eksik olmayacaktır.'
1KI 9:6 Ama sen ya da çocukların beni izlemekten döner, önünüze koyduğum buyruklarımı ve kurallarımı tutmaz, gidip başka ilâhlara kulluk eder ve onlara taparsanız,
1KI 9:7 İsrael'i kendilerine verdiğim ülkeden söküp atacağım; adım için kutsal kıldığım bu tapınağı önümden atacağım; İsrael bütün halklar arasında bir özdeyiş ve alay konusu olacak.
1KI 9:8 Bu tapınak çok yüksek olmasına karşın, yanından geçen herkes şaşkına dönüp ıslık çalıp diyecekler, 'Yahve bu diyara ve bu eve neden bunu yaptı?'
1KI 9:9 onlar da, 'Çünkü atalarını Mısır diyarından çıkaran Tanrıları Yahve'yi terk ettiler, başka ilâhlara sarıldılar, onlara taptılar ve onlara hizmet ettiler. Bu yüzden Yahve bütün bu kötülükleri onların üzerine getirdi' diye yanıt verecekler.”
1KI 9:10 Solomon'un iki evi, Yahve'nin evini ve kral evini yaptığı yirmi yılın sonunda,
1KI 9:11 (Sur Kralı Hiram, Solomon'a istediği kadar sedir ve selvi ağacı ve altın sağlamıştı), Kral Solomon Hiram'a Galile diyarında yirmi kent verdi.
1KI 9:12 Hiram, Solomon'un kendisine verdiği kentleri görmek için Sur'dan çıktı; ama kentler onun hoşuna gitmedi.
1KI 9:13 Kardeşim, bana verdiğin bu kentler nedir? dedi. O, bugüne dek onlara Kabul adını verdi.
1KI 9:14 Hiram, krala yüz yirmi talant altın gönderdi.
1KI 9:15 Kral Solomon'un angaryacı almasının nedeni şudur: Yahve'nin evini, kendi evini, Millo'yu, Yeruşalem surlarını, Hazor'u, Megiddo'yu ve Gezer'i yapmak.
1KI 9:16 Mısır Kralı Firavun çıkıp Gezer'i almış, ateşe vermiş, kentte yaşayan Kenanlılar'ı öldürmüş ve onu kızına, Solomon'un karısına düğün hediyesi olarak vermişti.
1KI 9:17 Solomon, Gezer ülkesinde, aşağı tarafta Beyt Horon'u,
1KI 9:18 çölde Baalat'ı, Tamar'ı,
1KI 9:19 Solomon'un bütün ambar kentlerini, savaş arabaları için kentleri, atlılar için kentleri ve Solomon'un Yeruşalem'de, Lübnan'da ve saltanatı altındaki bütün ülkede kendi zevki için yapmayı istediği şeyleri yaptırdı.
1KI 9:20 İsrael'in çocuklarından olmayan Amorlular, Hititler, Perizliler, Hivliler ve Yevuslular'dan arta kalan bütün halka gelince,
1KI 9:21 İsrael'in çocuklarının tümüyle yok edemediği, onların ardından ülkede kalan çocuklarından, Solomon bugüne dek angaryacı hizmetçiler topladı.
1KI 9:22 Ancak Solomon İsrael'in çocuklarından zorla hizmetçi yapmadı; onlar savaşçılar, hizmetkârlar, beyler, komutanlar ve savaş arabalarının ve atlılarının yöneticileriydi.
1KI 9:23 Bunlar Solomon'un işinin başında olan ve işte çalışan halkı yöneten beş yüz elli baş görevliydi.
1KI 9:24 Ancak Firavun'un kızı David'in kentinden Solomon'un kendisi için yaptırdığı evine çıktı. Sonra Millo'yu yaptı.
1KI 9:25 Solomon, yılda üç kez Yahve'ye yaptığı sunak üzerinde yakmalık sunular ve esenlik sunuları sunardı, onlarla birlikte Yahve'nin önündeki sunakta buhur yakardı. Böylece evi bitirdi.
1KI 9:26 Kral Solomon, Kızıldeniz kıyısında, Edom ülkesinde, Elat'ın yanında bulunan Esion Gever'de bir gemi filosu yaptı.
1KI 9:27 Hiram, kendi hizmetkârlarını, denizi bilen denizcileri, Solomon'un hizmetkârlarıyla birlikte gemilerde gönderdi.
1KI 9:28 Ofir'e geldiler ve oradan dört yüz yirmi talant altın alıp Kral Solomon'a getirdiler.
1KI 10:1 Şeba Kraliçesi, Solomon'un Yahve'nin adıyla ilgili ününü duyunca, onu zor sorularla sınamaya geldi.
1KI 10:2 Çok büyük bir kervanla, baharat, çok miktarda altın ve değerli taşlar taşıyan develerle Yeruşalem'e geldi. Solomon'un yanına vardığında, yüreğindeki her şeyi onunla konuştu.
1KI 10:3 Solomon bütün sorularını yanıtladı. Kralın ona söyleyemediği, kendisinden gizlenmiş hiçbir şey yoktu.
1KI 10:4 Şeba Kraliçesi, Solomon'un bütün bilgeliğini, yaptığı evi,
1KI 10:5 sofrasındaki yemeği, hizmetkârlarının oturuşunu, görevlilerinin hazır bulunuşunu, onların giysilerini, sakilerini ve Yahve'nin evine çıktığı merdiveni görünce, kendisinde artık ruh kalmamıştı.
1KI 10:6 Krala, “Yaptıkların ve bilgeliğin hakkında kendi ülkemde duyduğum doğru habermiş” dedi.
1KI 10:7 “Ancak, gelip gözlerimle görene kadar bu sözlere inanmamıştım. İşte, bana yarısı bile anlatılmamış! Bilgeliğin ve bolluğun duymuş olduğum ününden üstün çıktı.
1KI 10:8 Adamların ne mutlu, sürekli önünde duran, bilgeliğini dinleyen bu hizmetkârların ne mutlu.
1KI 10:9 Seni İsrael tahtı üzerine koymak için senden hoşnut olan Tanrın Yahve yücelsin. Çünkü Yahve İsrael'i sonsuza dek sevdi, bu yüzden seni kral yaptı, adalet ve doğruluk yapasın diye.”
1KI 10:10 Krala yüz yirmi talant altın, çok miktarda baharat ve değerli taşlar verdi. Şeba Kraliçesi'nin Kral Solomon'a verdiği baharat kadar bol baharat bir daha asla olmadı.
1KI 10:11 Ofir'den altın getiren Hiram'ın gemileri de Ofir'den çok miktarda almug ağacı ve değerli taşlar getirdi.
1KI 10:12 Kral almug ağaçlarından Yahve'nin evi ve kralın evi için direkler yaptı, ezgiciler için de çenkler ve telli çalgılar yaptı; bugüne kadar böyle almug ağaçları gelmedi ve görülmedi.
1KI 10:13 Kral Solomon, Şeba Kraliçesi'ne, krallık armağanlarından kendisine verdiğinin yanı sıra, bütün isteklerini, ne dilediyse verdi. Böylece Kraliçe dönüp hizmetkârlarıyla birlikte kendi ülkesine gitti.
1KI 10:14 Solomon'a bir yılda gelen altının ağırlığı,
1KI 10:15 tüccarların, alış veriş yapanların ve karma halkın bütün krallarının ve ülke valilerinin getirdiklerinin yanı sıra, altı yüz altmış altı talant altındı.
1KI 10:16 Kral Solomon, dövme altından iki yüz kalkan yaptırdı; bir kalkan için altı yüz şekel altın gitti.
1KI 10:17 Dövme altından üç yüz kalkan yaptırdı; bir kalkan için üç mina altın gitti; kral bunları Lübnan Ormanı Evi'ne koydu.
1KI 10:18 Kral fildişinden büyük bir taht da yaptırdı ve onu en iyi altınla kaplattı.
1KI 10:19 Tahtın altı basamağı vardı ve tahtın tepesi arkada yuvarlaktı; oturulacak yerin iki yanında kollar ve kolların yanında duran iki aslan vardı.
1KI 10:20 Altı basamağın bir yanında ve öbür yanında on iki aslan duruyordu. Hiçbir krallıkta buna benzer bir şey yapılmamıştı.
1KI 10:21 Kral Solomon'un bütün içecek kapları altındandı ve Lübnan Ormanı Evi'nin bütün kapları saf altındandı. Hiçbiri gümüşten değildi, çünkü Solomon'un günlerinde gümüş az değerli sayılırdı.
1KI 10:22 Çünkü kralın denizde Hiram'ın gemileriyle birlikte Tarşiş gemileri vardı. Tarşiş gemileri üç yılda bir altın, gümüş, fildişi, maymunlar ve tavus kuşları getirirdi.
1KI 10:23 Böylece Kral Solomon zenginlikte ve bilgelikte yeryüzünün bütün krallarını geçti.
1KI 10:24 Bütün dünya, Tanrı'nın onun yüreğine koymuş olduğu bilgeliği duymak için Solomon'un yüzünü arardı.
1KI 10:25 Her yıl herkes takdir olarak, gümüş kaplar, altın kaplar, giysiler, zırhlar, baharatlar, atlar ve katırlar getirirlerdi.
1KI 10:26 Solomon savaş arabaları ve atlılar topladı. Bin dört yüz savaş arabası ve on iki bin atlısı vardı. Bunları savaş arabası kentlerinde ve Yeruşalem'de kralın yanında tutuyordu.
1KI 10:27 Kral, Yeruşalem'de gümüşü taş kadar sıradan, sedirleri de ovadaki çınar ağaçları kadar sıradan yaptı.
1KI 10:28 Solomon'un atları Mısır'dan getirildi. Kralın tüccarları onları sürüler halinde bir bedelle alırlardı.
1KI 10:29 Mısır'dan altı yüz şekel gümüşe bir savaş arabası, yüz elli şekel gümüşe bir at getirildi. Böylece bunları Hititler'in ve Suriye krallarının hepsine, dışa satılırdı.
1KI 11:1 Kral Solomon Firavun'un kızıyla birlikte birçok yabancı kadını sevdi: Moavlı, Ammonlu, Edomlu, Saydalı ve Hititli kadınlar.
1KI 11:2 Yahve'nin İsrael'in çocuklarına, “Siz onların arasına girmeyeceksiniz, onlar da sizin aranıza girmeyecekler, çünkü yüreğinizi kesin olarak kendi ilahlarına saptıracaklar” dediği uluslardandı. Solomon bunlara sevgiyle bağlandı.
1KI 11:3 Yedi yüz karısı, kral kızları ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onun yüreğini saptırdı.
1KI 11:4 Solomon yaşlanınca, karıları onun yüreğini başka ilâhların ardınca saptırdı. Ve yüreği, babası David'in yüreği gibi, Tanrısı Yahve'ye karşı bütün değildi.
1KI 11:5 Çünkü Solomon Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'in ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Milkom'un ardından gitti.
1KI 11:6 Solomon Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve babası David gibi Yahve'nin ardınca tamamen gitmedi.
1KI 11:7 Sonra Solomon, Yeruşalem'in önündeki dağda, Moav'ın iğrençliği Kemoş için ve Ammon'un çocuklarının iğrençliği Molek için yüksek bir yer yaptı.
1KI 11:8 Bunu, buhur yakan ve ilâhlarına kurban sunan bütün yabancı karıları için yaptı.
1KI 11:9 Yahve, Solomon'a öfkelendi, çünkü kendisine iki kez görünmüş olan
1KI 11:10 ve başka ilâhların ardınca gitme, diye bunun için ona buyurmuş olan İsrael'in Tanrısı Yahve'den yüreği saptı; ve Yahve'nin buyurduğu şeyi tutmadı.
1KI 11:11 Bu yüzden Yahve Solomon'a, “Mademki bu senin tarafından yapıldı, sana buyurduğum antlaşmamı ve kurallarımı tutmadın, kesinlikle krallığı senden koparacağım ve onu senin hizmetkârına vereceğim” dedi.
1KI 11:12 “Ancak bunu senin günlerinde, baban David'in hatırı için yapmayacağım; ama onu oğlunun elinden koparıp alacağım.
1KI 11:13 Ancak bütün krallığı koparmayacağım; ama hizmetkârım David ve seçtiğim Yeruşalem uğruna oğluna bir oymak vereceğim.”
1KI 11:14 Yahve, Solomon'a bir düşman çıkardı: Edomlu Hadad. O, Edom'da kral soyundandı.
1KI 11:15 Çünkü David Edom'da iken, ordu komutanı Yoav öldürülenleri gömmeye çıktığı ve Edom'daki bütün erkekleri vurduğu zaman
1KI 11:16 (çünkü Yoav ve bütün İsraelliler, Edom'daki bütün erkekleri yok edene kadar altı ay orada kaldılar)
1KI 11:17 Hadad, babasının hizmetkârlarından bazı Edomlular'la birlikte Mısır'a gitmek için kaçtı. O sırada Hadad daha küçük bir çocuktu.
1KI 11:18 Midyan'dan kalkıp Paran'a geldiler. Kendileriyle birlikte Paran'dan adamlar alıp Mısır'a, Mısır Kralı Firavun'a geldiler. Firavun ona bir ev verdi, yiyecek verdi ve toprak verdi.
1KI 11:19 Hadad Firavun'un gözünde büyük bir lütuf buldu; öyle ki, ona kendi karısının kız kardeşini, Kraliçe Tahpenes'in kız kardeşini eş olarak verdi.
1KI 11:20 Tahpenes'in kız kardeşi ona oğlu Genubat'ı doğurdu; Tahpenes onu Firavun'un evinde sütten kesti. Genubat, Firavun'un evinde, Firavun'un oğulları arasındaydı.
1KI 11:21 Hadad Mısır'da David'in atalarıyla uyumuş olduğunu ve ordu komutanı Yoav'ın ölmüş olduğunu duyunca, Firavun'a, “İzin ver de kendi ülkeme gideyim” dedi.
1KI 11:22 Firavun ona, “Peki, benim yanımda ne eksiğin var ki, işte, kendi ülkene gitmek istiyorsun?” dedi. O, “Hiçbir şey, yalnızca bırak gideyim” diye yanıtladı.
1KI 11:23 Tanrı, efendisi Sova kralı Hadadezer'den kaçmış olan Eliada oğlu Rezon'u bir düşman olarak Solomon'a karşı kaldırdı.
1KI 11:24 David Sovalılar'ı öldürdüğünde, yanına adamlar topladı ve bir çetenin komutanı oldu. Damaskus'a gittiler ve orada yaşadılar ve Damaskus'da hüküm sürdüler.
1KI 11:25 Solomon'un bütün günlerinde, Hadad'ın kötülüğüne ek olarak, İsrael'e düşman oldu. İsrael'den nefret etti ve Suriye üzerinde hüküm sürdü.
1KI 11:26 Solomon'un hizmetkârı, Zereda'lı bir Efraimli olan Nevat'ın oğlu Yarovam, annesinin adı Serua'ydı ve dul bir kadındı, o da krala karşı elini kaldırdı.
1KI 11:27 Kral'a karşı elini kaldırmasının nedeni şuydu: Solomon Millo'yu yaptı ve babası David'in kentindeki gediği onardı.
1KI 11:28 Yarovam güçlü ve yiğit bir adamdı; Solomon genç adamın çalışkan olduğunu gördü ve onu Yosef evinin bütün işleri üzerine koydu.
1KI 11:29 O sırada Yarovam Yeruşalem'den çıktığında, Şilonlu Peygamber Ahiya onu yolda buldu. Ahiya yeni bir giysi giymişti ve ikisi de kırda yalnızdılar.
1KI 11:30 Ahiya üzerindeki yeni giysiyi tutup on iki parça etti.
1KI 11:31 Yarovam'a, “On parçayı al” dedi, “İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'İşte, krallığı Solomon'un elinden koparıp on oymağını sana vereceğim.
1KI 11:32 Ama hizmetkârım David'in hatırı ve İsrael'in bütün oymaklarından seçmiş olduğum Yeruşalem kentinin hatırı için bir oymak onun olacak.
1KI 11:33 Çünkü beni terk ettiler ve Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e, Moav ilâhı Kemoş'a ve Ammon'un çocuklarının ilâhı Milkom'a taptılar. Onlar, onun babası David gibi, benim gözümde doğru olanı yapmak, kurallarımı ve ilkelerimi tutmak için benim yollarımda yürümediler.
1KI 11:34 “'Ancak, krallığın tümünü elinden almayacağım, ama seçtiğim, buyruklarımı ve kurallarımı tutan hizmetkârım David'in hatırı için, onu yaşamının bütün günlerinde hükümdar yapacağım.
1KI 11:35 Ama krallığı oğlunun elinden alacağım ve sana vereceğim, on oymağı.
1KI 11:36 Hizmetkârım David'in Yeruşalem'de, adımı koymak için seçmiş olduğum kentte, her zaman önümde bir kandili olsun diye, oğluna bir oymak vereceğim.
1KI 11:37 Seni alacağım ve canının dilediği her şeye göre hüküm süreceksin ve İsrael üzerine kral olacaksın.
1KI 11:38 Öyle olacak ki, hizmetkârım David'in yaptığı gibi kurallarımı ve buyruklarımı tutmak için eğer sana buyurduğum her şeyi dinlersen, benim yollarımda yürürsen, gözümde doğru olanı yaparsan, seninle olacağım ve David için yaptığım gibi sana sağlam bir ev yapacağım ve İsrael'i sana vereceğim.
1KI 11:39 David soyunu bundan ötürü sıkıntıya sokacağım, ama daima değil.'”
1KI 11:40 Bu yüzden Solomon Yarovam'ı öldürmeye çalıştı, ama Yarovam kalkıp Mısır'a, Mısır Kralı Şişak'a kaçtı ve Solomon'un ölümüne dek Mısır'da kaldı.
1KI 11:41 Solomon'un işlerinin geri kalanı, yaptığı her şey ve bilgeliği, Solomon'un İşler'i kitabında yazılı değil midir?
1KI 11:42 Solomon'un Yeruşalem'de bütün İsrael üzerinde hüküm sürdüğü zaman kırk yıldı.
1KI 11:43 Solomon atalarıyla birlikte uyudu ve babası David'in kentinde gömüldü; oğlu Rehovam onun yerinde hüküm sürdü.
1KI 12:1 Rehovam Şekem'e gitti, çünkü bütün İsrael onu kral yapmak için Şekem'e gelmişti.
1KI 12:2 Nevat oğlu Yarovam bunu duyunca (çünkü o hâlâ Mısır'daydı, Kral Solomon'un önünden kaçmıştı ve Yarovam Mısır'da yaşıyordu;
1KI 12:3 ve gönderip onu çağırdılar), Yarovam ve bütün İsrael topluluğu gelip Rehovam'a söyleyip dediler,
1KI 12:4 “Baban boyunduruğumuzu zorlaştırdı. Şimdi babanın ağır hizmetini ve üzerimize koyduğu ağır boyunduruğu hafiflet, sana hizmet edelim.”
1KI 12:5 Onlara, “Üç günlüğüne gidin, sonra yanıma dönün” dedi. Böylece halk gitti.
1KI 12:6 Kral Rehovam, babası Solomon daha hayattayken onun önünde duran yaşlı adamlarla danışıp şöyle dedi: “Bu halka yanıt vermek için bana ne öğüt verirsiniz?”
1KI 12:7 Onlar, “Eğer bugün sen bu halka hizmetkâr olursan, onlara hizmet eder ve onlara iyi sözlerle yanıt verirsen, onlar daima senin hizmetkârın olurlar” diye karşılık verdiler.
1KI 12:8 Ama o, kendisine verdikleri yaşlı adamların öğüdünü bıraktı ve kendisiyle birlikte büyüyen, önünde duran genç adamlarla danıştı.
1KI 12:9 Onlara, “Bana, ‘Babanın üzerimize koyduğu boyunduruğu hafifletin’ diyen bu halka yanıt vermemiz için ne öğüt verirsiniz?” dedi.
1KI 12:10 Kendisiyle birlikte büyüyen gençler ona, “Sana, ‘Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı, ama bizim için onu hafiflet’ diyen bu halka de ki, ‘Benim küçük parmağım babamın belinden daha kalındır.
1KI 12:11 Babam size ağır bir boyunduruk yükledi, ama ben boyunduruğunuzu artıracağım. Babam sizi kamçılarla terbiye etti, ama ben sizi akreplerle terbiye edeceğim.'”
1KI 12:12 Böylece Yarovam ve bütün halk, kralın istediği gibi üçüncü gün Rehovam'ın yanına geldiler, “Üçüncü gün yine yanıma gelin” demişti.
1KI 12:13 Kral halka sert bir şekilde yanıt verdi ve yaşlıların kendisine verdikleri öğüdü bıraktı,
1KI 12:14 gençlerin öğüdüne göre onlara şöyle dedi: “Babam boyunduruğunuzu ağır etti, ama ben boyunduruğunuzu artıracağım. Babam sizi kırbaçlarla terbiye etti, ama ben sizi akreplerle terbiye edeceğim.”
1KI 12:15 Böylece kral halkı dinlemedi; çünkü bu, Yahve'nin Şilolu Ahiya aracılığıyla Nevat oğlu Yarovam'a söylediği sözünü yerine getirmek için yaptığı bir şeydi.
1KI 12:16 İsrael'in çocuklarının tümü kralın kendilerini dinlemediğini görünce, halk krala, “David'de bizim payımız ne?” diye yanıt verdi. “Yişay'ın oğlunda mirasımız yoktur; ey İsrael, çadırlarınıza! Ey David, şimdi sen kendi evine bak.” Böylece İsraelliler kendi çadırlarına gitti.
1KI 12:17 Yahuda kentlerinde yaşayan İsrael'in çocuklarına gelince, Rehovam onların üzerinde hüküm sürdü.
1KI 12:18 O zaman Kral Rehovam angarya işlerine bakan Adoram'ı gönderdi; ve bütün İsrael onu taşlayarak öldürdü. Kral Rehovam Yeruşalem'e kaçmak için kendi savaş arabasına binmek için acele etti.
1KI 12:19 İsrael bugüne dek David'in evine karşı isyan etmiştir.
1KI 12:20 Bütün İsrael Yarovam'ın döndüğünü duyunca, gönderip onu topluluğa çağırdılar ve bütün İsrael üzerine onu kral yaptılar. Yahuda oymağı dışında David'in evinin ardından giden kimse olmadı.
1KI 12:21 Rehovam Yeruşalem'e gelince, Solomon oğlu Rehovam'a krallığı geri getirmek için İsrael evine karşı savaşmak üzere Yahuda halkının tamamını ve Benyamin oymağını, seçkin savaşçılardan oluşan yüz seksen bin kişiyi topladı.
1KI 12:22 Ancak Tanrı'nın sözü Tanrı adamı Şemaya'ya geldi ve şöyle dedi,
1KI 12:23 “Yahuda Kralı Solomon oğlu Rehovam'a, bütün Yahuda ve Benyamin evine ve geri kalan halka söyleyip de,
1KI 12:24 'Yahve diyor ki, “Kardeşleriniz İsrael'in çocuklarına karşı çıkmayacak ve savaşmayacaksınız. Herkes evine dönsün; çünkü bu şey bendendir.’”” Böylece Yahve'nin sözünü dinlediler ve Yahve'nin sözüne göre dönüp kendi yollarına gittiler.
1KI 12:25 Sonra Yarovam Efraim dağlık bölgesinde Şekem'i kurdu ve orada yaşadı; oradan çıkıp Penuel'i kurdu.
1KI 12:26 Yarovam yüreğinde şöyle dedi: “Şimdi krallık David'in evine geri dönecek.
1KI 12:27 Eğer bu halk Yeruşalem’deki Yahve'nin evine kurban sunmaya çıkarsa, o zaman bu halkın yüreği yine efendilerine, Yahuda Kralı Rehovam’a dönecek; beni öldürüp Yahuda Kralı Rehovam’a dönecekler.”
1KI 12:28 Bunun üzerine kral danıştı ve altından iki buzağı yaptı; ve onlara dedi: “Yeruşalem’e çıkmanız fazladır. Ey İsrael, bakın, işte, sizi Mısır diyarından çıkaran ilâhlarınız!”
1KI 12:29 Birini Beytel’e koydu, öbürünü de Dan’a yerleştirdi.
1KI 12:30 Bu şey günah oldu, çünkü halk oradakinin önünde tapınmak için Dan’a kadar gidiyordu.
1KI 12:31 Yüksek yerlerde evler yaptı ve Levioğulları'ndan olmayan bütün halk arasından kâhinler seçti.
1KI 12:32 Yarovam, Yahuda'daki bayrama benzer şekilde, sekizinci ayda, ayın on beşinci günü bir bayram atadı ve sunağa çıktı. Yapmış olduğu buzağılara kurban kesmek için Beytel'de öyle yaptı ve yaptığı yüksek yerlerin kâhinlerini Beytel'de yerleştirdi.
1KI 12:33 Sekizinci ayın on beşinci günü, kendi yüreğinden uydurduğu ayda, Beytel'de yapmış olduğu sunağın yanına çıktı; İsrael'in çocukları için bir bayram atadı ve buhur yakmak üzere sunağın yanına çıktı.
1KI 13:1 İşte, Tanrı adamı Yahve'nin buyruğuyla Yahuda'dan Beytel'e geldi. Yarovam da buhur yakmak için sunağın yanında duruyordu.
1KI 13:2 Yahve'nin sözüyle sunağa haykırıp, “Sunak! Sunak!” dedi. “Yahve diyor ki: “İşte, David'in evine Yoşiya adında bir oğul doğacak. Senin üzerinde buhur yakan yüksek yer kâhinlerini kurban edecek ve senin üzerinde insan kemikleri yakacaklar.'”
1KI 13:3 Aynı gün bir belirti verip dedi, 'İşte, Yahve'nin söylediği belirti budur: Sunak parçalanacak ve üzerindeki küller dökülecek.”
1KI 13:4 Kral, Tanrı adamının Beytel'deki sunağa haykırıp söylediği sözü duyunca, Yarovam elini sunaktan uzatarak, “Onu tutun!” dedi. Ona karşı uzattığı eli kurudu, öyle ki, onu bir daha kendine çekemedi.
1KI 13:5 Tanrı adamının Yahve'nin sözüyle verdiği belirtiye göre sunak da yarıldı ve külleri sunaktan döküldü.
1KI 13:6 Kral Tanrı adamına, “Şimdi Tanrın Yahve'nin lütfu için yalvar ve benim için dua et ki, elim eski haline dönsün” diye karşılık verdi. Tanrı adamı Yahve'ye yalvardı ve kralın eli eski haline döndü ve eskisi gibi oldu.
1KI 13:7 Kral Tanrı adamına, “Benimle eve gel ve biraz dinlen, sana ödül vereceğim” dedi.
1KI 13:8 Tanrı adamı krala, “Evinin yarısını bile bana versen, seninle içeri girmem, bu yerde ne ekmek yerim, ne de su içerim” dedi;
1KI 13:9 “Çünkü Yahve'nin sözüyle bana şöyle buyruldu: 'Ekmek yemeyeceksin, su içmeyeceksin, geldiğin yoldan da dönmeyeceksin.'”
1KI 13:10 Böylece başka bir yoldan gitti ve Beytel'e geldiği yoldan dönmedi.
1KI 13:11 Beytel'de yaşlı bir peygamber yaşıyordu. Oğullarından biri gelip Tanrı adamının o gün Beytel'de yaptığı bütün işleri ona anlattı. Krala söylediği sözleri de babalarına anlattılar.
1KI 13:12 Babaları onlara, “Hangi yoldan gitti?” dedi. Oğulları Yahuda'dan gelen Tanrı adamının hangi yoldan gittiğini görmüşlerdi.
1KI 13:13 Oğullarına, “Eşeği benim için eyerleyin” dedi. Onlar da eşeği eyerlediler ve eşeğe bindi.
1KI 13:14 Tanrı adamının peşinden gitti ve onu bir meşe ağacının altında otururken buldu. Ona, “Yahuda'dan gelen Tanrı adamı sen misin?” dedi. Adam, “Benim” dedi.
1KI 13:15 O zaman ona, “Benimle birlikte eve gel ve ekmek ye” dedi.
1KI 13:16 “Seninle geri dönemem, seninle içeri giremem. Bu yerde seninle ekmek yemem, su içmem.” dedi.
1KI 13:17 “Çünkü bana, ‘Orada ekmek yiyip su içmeyeceksin, geldiğin yoldan geri dönmeyeceksin’ diye Yahve'nin sözü ile söylendi.”
1KI 13:18 “Ben de senin gibi bir peygamberim” dedi. “Bir melek, Yahve'nin sözüyle söyleyip bana, ‘Onu evine geri götür, ekmek yiyip su içsin’ dedi.” Adam ona yalan söyledi.
1KI 13:19 Bunun üzerine onunla geri döndü, evinde ekmek yedi, su içti.
1KI 13:20 Sofraya otururlarken, Yahve'nin sözü onu geri getiren peygambere geldi;
1KI 13:21 ve Yahuda'dan gelen Tanrı adamına haykırıp dedi: “Yahve diyor ki, 'Mademki, Yahve'nin sözüne itaatsizlik ettin ve Tanrın Yahve'nin sana buyurduğu buyruğu tutmadın,
1KI 13:22 ve geri döndün ve sana, 'Ekmek yeme, su içme' dediği yerde ekmek yedin ve su içtin, bedenin atalarının mezarına varmayacak.'”
1KI 13:23 Ekmek yedikten ve içtikten sonra, geri getirmiş olduğu peygamber için eşeği eyerledi.
1KI 13:24 Gittikten sonra, bir aslan yolda onunla karşılaştı ve onu öldürdü. Cesedi yola atıldı ve eşek onun yanında durdu. Aslan da cesedin yanında durdu.
1KI 13:25 İşte, yoldan geçenler cesedin yola atıldığını ve aslanın cesedin yanında durduğunu gördüler; ve gelip yaşlı peygamberin yaşadığı kentte anlattılar.
1KI 13:26 Onu yoldan geri getiren peygamber bunu duyunca, “Bu, Yahve'nin sözüne itaatsizlik eden Tanrı adamıdır. Bu yüzden Yahve onu aslana teslim etti. Aslan onu parçaladı ve Yahve'nin kendisine söylediği söze göre onu öldürdü.” dedi.
1KI 13:27 Oğullarına, “Eşeği benim için eyerleyin” dedi ve eyerlediler.
1KI 13:28 Gidip cesedini yolda atılmış, eşeğin ve aslanın da cesedin yanında durduğunu gördü. Aslan cesedi yememiş ve eşeği parçalamamıştı.
1KI 13:29 Peygamber Tanrı adamının cesedini kaldırıp eşeğe yükledi ve geri getirdi. Yas tutmak ve onu gömmek için yaşlı peygamberin kentine geldi.
1KI 13:30 Cesetini kendi mezarına yatırdı. Onlar da onun için yas tutup, “Ah, kardeşim!” dediler.
1KI 13:31 Onu gömdükten sonra oğullarına söyleyip dedi: “Ben öldükten sonra, Tanrı adamının gömüldüğü mezara beni gömün. Kemiklerimi onun kemiklerinin yanına koyun.
1KI 13:32 Çünkü Beytel’deki sunağa ve Samiriye kentlerindeki bütün yüksek yerlerin evlerine karşı Yahve'nin sözüyle haykırdığı söz kesinlikle olacaktır.”
1KI 13:33 Bu şeyden sonra Yarovam kötü yolundan dönmedi, ama yine bütün halkın arasından yüksek yerlerin kâhinlerini seçti. Yüksek yerlerin kâhinleri olsunlar diye, isteyen herkesi adadı.
1KI 13:34 Yarovam'ın evini yeryüzünden söküp atmak ve yok etmek için bu şey ona günah oldu.
1KI 14:1 O sırada Yarovam oğlu Aviya hastalandı.
1KI 14:2 Yarovam karısına, “Lütfen kalk ve kılık değiştir ki, Yarovam’ın karısı olarak tanınmayasın” dedi. “Şilo’ya git. İşte, bu halk üzerine kral olacağımı söyleyen Peygamber Ahiya orada.
1KI 14:3 Yanına on somun ekmek, birkaç kurabiye ve bir testi bal al ve ona git. O sana çocuğa ne olacağını bildirecektir.”
1KI 14:4 Yarovam’ın karısı da öyle yaptı ve kalkıp Şilo’ya gitti ve Ahiya’nın evine vardı. Ahiya ise yaşlılığından dolayı göremez olmuştu.
1KI 14:5 Yahve, Ahiya’ya, “İşte Yarovam’ın karısı, oğlu için sana sormaya geliyor, çünkü o hastadır. Ona şöyle diyeceksin; çünkü içeri girdiğinde başka bir kadınmış gibi davranacak.” dedi.
1KI 14:6 Ahiya kapıdan içeri girerken ayak seslerini duyunca, “Gel içeri, Yarovam’ın karısı! Neden başkasıymış gibi davranıyorsun? Sana ağır haberlerle gönderildim.
1KI 14:7 Git, Yarovam’a söyle, 'İsrael’in Tanrısı Yahve diyor ki: “Mademki, seni halkın arasından yükselttiğim, halkım İsrael’in başına hükümdar yaptığım,
1KI 14:8 krallığı David’in evinden koparıp onu sana verdiğim halde; sen buyruklarımı tutmuş olan, yalnızca gözümde doğru olanı yapmak için bütün yüreğiyle benim ardımca yürüyen hizmetkârım David gibi olmadın,
1KI 14:9 ama senden öncekilerin hepsinden daha çok kötülük yaptın. Beni öfkelendirmek için gidip kendine başka ilâhlar, dökme putlar yaptın ve beni arkana attın.
1KI 14:10 Bu yüzden işte, Yarovam'ın evi üzerine kötülük getireceğim. İsrael'de tutsak olsun özgür olsun, duvara çöğdüren herkesi Yarovam'dan kesip atacağım. Yarovam'ın evini, bir adamın gübresini süpürdüğü gibi tümüyle tükenene dek süpürüp atacağım.
1KI 14:11 Yarovam'a ait olup kentte öleni köpekler yiyecek. Kırda öleni gökteki kuşlar yiyecek. Çünkü Yahve böyle söyledi.'”
1KI 14:12 Bu nedenle kalk, evine git. Ayakların kente girince, çocuk ölecek.
1KI 14:13 Bütün İsrael halkı onun için yas tutacak ve onu gömecek; çünkü yalnız Yarovam'dan olan o mezara girecek, çünkü onda İsrael'in Tanrısı Yahve'ye karşı, Yarovam'ın evinde iyi bir şey bulunuyor.
1KI 14:14 Dahası Yahve, İsrael üzerine kendisi için bir kral yükseltecek, o da Yarovam'ın evini kesip atacak. Bugün o gündür! Hatta şimdi.
1KI 14:15 Çünkü Yahve, İsrael'i suda sallanan bir kamış gibi vuracak; ve İsrael'i atalarına verdiği bu güzel ülkeden sökecek ve onları Irmak'ın ötesine dağıtacak, çünkü Aşera direklerini yaptılar ve Yahve'yi öfkelendirdiler.
1KI 14:16 Yahve, Yarovam'ın günahları yüzünden İsrael'i terk edecek, günah işledi ve İsrael'e günah işletti.”
1KI 14:17 Yarovam'ın karısı kalkıp gitti ve Tirsa'ya geldi. Kadın evin eşiğine vardığında çocuk öldü.
1KI 14:18 Bütün İsrael onu gömdü ve Yahve'nin, hizmetkârı Peygamber Ahiya aracılığıyla söylediği söze göre onun için yas tuttu.
1KI 14:19 Yarovam'ın işlerinin geri kalanı, nasıl savaştığı ve nasıl hüküm sürdüğü, işte, İsrael krallarının Tarihler kitabında yazılıdır.
1KI 14:20 Yarovam'ın hüküm sürdüğü günler yirmi iki yıldı; sonra atalarıyla uyudu ve oğlu Nadav onun yerinde hüküm sürdü.
1KI 14:21 Solomon'un oğlu Rehovam Yahuda'da hüküm sürdü. Rehovam hüküm sürmeye başladığında kırk bir yaşındaydı ve Yahve'nin kendi adını koymak için bütün İsrael oymaklarından seçtiği kentte, Yeruşalem'de on yedi yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Ammonlu Naama'ydı.
1KI 14:22 Yahuda, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve işledikleri günahlarla, atalarının yaptıklarından daha çok, Yahve'yi kıskandırdılar.
1KI 14:23 Çünkü her yüksek tepede ve her yeşil ağacın altında kendilerine yüksek yerler, dikili taşlar ve Aşera direkleri yaptılar.
1KI 14:24 Ülkede Sodomlular da vardı. Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovduğu ulusların bütün iğrençliklerine göre yaptılar.
1KI 14:25 Kral Rehovam'ın beşinci yılında, Mısır Kralı Şişak Yeruşalem'e karşı çıktı;
1KI 14:26 Yahve'nin evinin hazinelerini ve kral evinin hazinelerini aldı. Solomon'un yapmış olduğu bütün altın kalkanlar da dahil olmak üzere hepsini aldı.
1KI 14:27 Kral Rehovam onların yerine tunç kalkanlar yaptı ve bunları kral evinin kapısını tutan muhafız komutanlarının eline teslim etti.
1KI 14:28 Öyle oldu ki, kral Yahve'nin evine her girdiğinde, muhafızlar onları taşırlardı ve muhafız odasına geri getirirlerdi.
1KI 14:29 Rehovam'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, onlar Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 14:30 Rehovam ile Yarovam arasında sürekli savaş vardı.
1KI 14:31 Rehovam atalarıyla uyudu ve atalarının yanına David'in kentinde gömüldü. Annesinin adı Ammonlu Naama'ydı. Yerine oğlu Aviyam hüküm sürdü.
1KI 15:1 Nevat oğlu Kral Yarovam'ın on sekizinci yılında Aviyam Yahuda üzerinde hüküm sürmeye başladı.
1KI 15:2 Üç yıl Yeruşalem'de hüküm sürdü. Annesinin adı Avişalom'un kızı Maaka'ydı.
1KI 15:3 Babasının kendisinden önce işlemiş olduğu bütün günahlarda yürüdü ve yüreği, babası David'in yüreği gibi Tanrısı Yahve ile tam değildi.
1KI 15:4 Ancak Tanrısı Yahve David hatırına, ona oğlunu kendisinden sonra yerine geçirmesi ve Yeruşalem'i sağlamlaştırması için Yeruşalem'de bir kandil verdi;
1KI 15:5 Çünkü David Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı ve yaşamının bütün günlerinde Yahve'nin kendisine buyurduğu hiçbir şeyden sapmadı, yalnızca Hititli Uriya meselesi hariç.
1KI 15:6 Rehovam ile Yarovam arasında yaşamının bütün günlerinde savaş vardı.
1KI 15:7 Aviyam'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir? Aviyam ile Yarovam arasında savaş vardı.
1KI 15:8 Aviyam atalarıyla uyudu ve onu David'in kentinde gömdüler; ve oğlu Asa onun yerine kral oldu.
1KI 15:9 İsrael Kralı Yarovam'ın yirminci yılında Asa Yahuda üzerinde hüküm sürmeye başladı.
1KI 15:10 Kırk bir yıl Yeruşalem'de hüküm sürdü. Annesinin adı Avişalom'un kızı Maaka'ydı.
1KI 15:11 Asa, atası David'in yaptığı gibi, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
1KI 15:12 Ülkeden Sodomlular'ı kovdu ve atalarının yapmış olduğu bütün putları kaldırdı.
1KI 15:13 Annesi Maaka'yı da kraliçelikten aldı, çünkü Aşera için iğrenç bir put yapmıştı. Asa onun putunu kesip Kidron Deresi'nde yaktı.
1KI 15:14 Ancak yüksek yerler kaldırılmadı. Yine de Asa'nın yüreği bütün günlerinde Yahve ile tamdı.
1KI 15:15 Babasının adadığı şeyleri, kendisinin de adadığı şeyleri, gümüşü, altını ve kapları Yahve'nin evine getirdi.
1KI 15:16 Asa ile İsrael Kralı Baaşa arasında bütün günlerinde savaş vardı.
1KI 15:17 İsrael Kralı Baaşa Yahuda'ya karşı çıktı ve Rama'yı bina etti; böylece Yahuda Kralı Asa'nın yanına kimsenin girip çıkmasına izin vermedi.
1KI 15:18 Sonra Asa, Yahve'nin evinin hazinelerinde kalan bütün gümüşü ve altını ve kral evinin hazinelerini aldı ve onları hizmetkârlarının eline teslim etti. Sonra Kral Asa onları Damaskus'ta yaşayan Suriye Kralı Hezyon oğlu Tavrimmon oğlu Ben Hadad'a gönderip dedi,
1KI 15:19 “Benimle senin aranda, babamla baban arasında olduğu gibi bir antlaşma olsun. İşte, sana bir armağan olarak gümüş ve altın gönderdim. Git, İsrael Kralı Baaşa ile yaptığın antlaşmayı boz ki, benden gitsin.”
1KI 15:20 Ben Hadat, Kral Asa’yı dinledi ve ordularının komutanlarını İsrael kentlerine gönderdi ve İyon’u, Dan’ı, Abel Beyt Maaka’yı ve bütün Kinnerot’u ve bütün Naftali ülkesini vurdu.
1KI 15:21 Baaşa bunu duyunca Rama’nın yapımını durdurdu ve Tirsa’da yaşadı.
1KI 15:22 O zaman Kral Asa bütün Yahuda’ya çağrıda bulundu. Hiç kimse muaf tutulmadı. Baaşa’nın bina ettiği Rama’nın taşlarını ve kerestelerini taşıdılar ve Kral Asa bunları Benyamin’deki Geva’yı ve Mispa’yı bina etmek için kullandı.
1KI 15:23 Asa’nın bütün işlerinin geri kalanı, bütün gücü, yaptığı her şey ve bina ettiği kentler, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir? Ama yaşlılığında ayaklarından hastalandı.
1KI 15:24 Asa atalarıyla uyudu ve babası David'in kentinde atalarının yanına gömüldü. Yerine oğlu Yehoşafat kral oldu.
1KI 15:25 Yahuda Kralı Asa'nın ikinci yılında Yarovam oğlu Nadav İsrael üzerinde hüküm sürmeye başladı. İsrael üzerinde iki yıl hüküm sürdü.
1KI 15:26 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve babasının yolunda, İsrael'e işlettiği günahının içinde yürüdü.
1KI 15:27 İssakar soyundan Ahiya oğlu Baaşa ona karşı düzen kurdu. Baaşa onu Filistliler'e ait olan Gibbeton'da vurdu. Çünkü Nadav ve bütün İsrael halkı Gibbeton'u kuşatıyordu.
1KI 15:28 Yahuda Kralı Asa'nın üçüncü yılında Baaşa onu öldürdü ve yerine kral oldu.
1KI 15:29 Kral olur olmaz, Yarovam'ın bütün evini vurdu. Yarovam'a, Yahve'nin hizmetkârı Şilolu Ahiya aracılığıyla söylediği söze göre, onu yok edinceye kadar, soluk alan hiç kimseyi bırakmadı;
1KI 15:30 bu da, Yarovam'ın günahları yüzünden, İsrael'i günah işlettiği ve İsrael'in Tanrısı Yahve'yi öfkelendirdiği için oldu.
1KI 15:31 Nadav'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, İsrael krallarının Tarihleri Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 15:32 İsrael Kralı Asa ile Baaşa arasında bütün günlerinde savaş vardı.
1KI 15:33 Yahuda Kralı Asa'nın üçüncü yılında, Ahiya oğlu Baaşa, Tirssa'da İsrael üzerindeki yirmi dört yıllık hükmüne başladı.
1KI 15:34 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve Yarovam'ın yolunda yürüdü; İsrael'e işlettiği günahının içinde yürüdü.
1KI 16:1 Baaşa'ya karşı Hanani oğlu Yehu'ya Yahve'nin sözü geldi ve şöyle dedi,
1KI 16:2 “Seni topraktan yükselttim, halkım İsrael'in üzerine seni hükümdar yaptım, ve sen Yarovam'ın yolunda yürüdün, ve halkım İsrael'in günahlarıyla beni öfkelendirmek için onlara günah işlettirdin,
1KI 16:3 işte, Baaşa'yı ve evini tümüyle süpürüp atacağım; ve senin evini Nevat oğlu Yarovam'ın evi gibi edeceğim.
1KI 16:4 Kentte ölen Baaşa'nın soyundan gelenleri köpekler yiyecek; ve kırda öleni gökteki kuşlar yiyecek.”
1KI 16:5 Baaşa'nın işlerinin geri kalanı, ve yaptıkları, ve gücü, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 16:6 Baaşa atalarıyla uyudu ve Tirsa'da gömüldü; ve oğlu Ela onun yerine kral oldu.
1KI 16:7 Dahası Yahve'nin gözünde yaptığı bütün kötülüklerden, ellerinin işleriyle onu öfkelendirmek için, Yarovam'ın evi gibi olduğundan dolayı, onu vurduğunda dolayı, Yahve'nin sözü, Hanani oğlu Peygamber Yehu aracılığıyla Baaşa'ya ve evine karşı geldi.
1KI 16:8 Yahuda Kralı Asa'nın yirmi altıncı yılında, Baaşa oğlu Ela, Tirsa'da, İsrael üzerinde iki yıl süren hükmü başladı.
1KI 16:9 Savaş arabalarının yarısının başkomutanı olan hizmetkârı Zimri ona karşı bir düzen kurdu. O sırada Tirsa'daydı, Tirsa'daki kendi ev halkının kâhyası olan Arza'nın evinde içip sarhoş oluyordu;
1KI 16:10 ve Zimri içeri girdi ve Yahuda Kralı Asa'nın yirmi yedinci yılında onu vurdu ve öldürdü ve onun yerine kral oldu.
1KI 16:11 Hüküm sürmeye başlayınca, tahtına oturur oturmaz Baaşa'nın bütün evine saldırdı. Kendisine akrabalarından ve dostlarından bir duvara çöğdüren bile bırakmadı.
1KI 16:12 İsrael'in Tanrısı Yahve'yi putlarıyla öfkelendirmek için Baaşa'nın bütün günahları, oğlu Ela'nın günahları, işledikleri ve İsrael'e işlettirdikleri günahlar yüzünden,
1KI 16:13 Zimri, Baaşa'nın bütün evini, Peygamber Yehu aracılığıyla Baaşa'ya karşı Yahve'nin söylemiş olduğu söze göre yıktı.
1KI 16:14 Ela'nın öteki işleri ve yaptığı her şey, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 16:15 Yahuda Kralı Asa'nın yirmi yedinci yılında Zimri Tirsa'da yedi gün hüküm sürdü. Halk Filistliler'e ait olan Gibbeton'un karşısında ordugâh kurmuştu.
1KI 16:16 Ordugâh kuran halk, Zimri'nin düzen kurduğunu ve kralı da öldürdüğünü duydu. Bunun üzerine bütün İsrael, ordu komutanı Omri'yi o gün ordugâhta İsrael üzerine kral yaptı.
1KI 16:17 Omri, bütün İsrael halkıyla birlikte Gibbeton'dan çıkıp Tirsa'yı kuşattılar.
1KI 16:18 Zimri kentin alındığını görünce, kral evinin surlu bölümüne girdi ve kendi üzerine kral evini ateşe verdi,
1KI 16:19 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaparak, Yarovam'ın yolunda yürüyerek ve İsrael'i günah işletmekle işlediği günah yüzünden öldü.
1KI 16:20 Zimri'nin işlerinin geri kalanı, yaptığı ihanet, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 16:21 İsrael halkı ikiye bölündü: Halkın yarısı Ginat oğlu Tivni'yi kral yapmak için ardından gitti, yarısı da Omri'nin ardından gitti.
1KI 16:22 Ama Omri'nin ardından gidenler, Ginat oğlu Tivni'nin ardından gidenlere üstün geldiler; böylece Tivni öldü ve Omri hüküm sürdü.
1KI 16:23 Yahuda Kralı Asa'nın otuz birinci yılında Omri, İsrael üzerinde on iki yıl süren hükmü başladı. Tirsa'da altı yıl krallık yaptı.
1KI 16:24 Şemer'in Samariya Tepesi'ni iki talant gümüşe satın aldı; tepenin üzerine bina ederek yapmış olduğu kentin adını, tepenin sahibi Şemer'in adına göre Samariya koydu.
1KI 16:25 Omri, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve kendisinden öncekilerin hepsinden daha kötü davrandı.
1KI 16:26 Çünkü Nevat oğlu Yarovam'ın bütün yolunda, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi putlarıyla onun İsrael'e işlettiği günahlarında yürüdü.
1KI 16:27 Omri'nin yaptığı işlerin geri kalanı ve gösterdiği kudreti, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 16:28 Böylece Omri atalarıyla uyudu ve Samariya'da gömüldü. Yerine oğlu Ahav kral oldu.
1KI 16:29 Yahuda Kralı Asa'nın otuz sekizinci yılında, Omri oğlu Ahav İsrael üzerinde hükmetmeye başladı. Omri oğlu Ahav, Samariya'da yirmi iki yıl İsrael üzerinde hüküm sürdü.
1KI 16:30 Omri oğlu Ahav, kendisinden öncekilerin hepsinden daha çok, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
1KI 16:31 Nevat oğlu Yarovam'ın günahlarında yürümesi onun için hafif bir şeymiş gibi, Saydalılar'ın Kralı Etbaal'ın kızı İzebel'i karı olarak aldı, gidip Baal'a hizmet etti ve ona tapındı.
1KI 16:32 Samariya'da yaptığı Baal evinde Baal için bir sunak kurdu.
1KI 16:33 Ahav Aşera'yı yaptı; ve Ahav İsrael'in Tanrısı Yahve'yi öfkelendirmek için kendisinden önceki bütün İsrael krallarından daha fazlasını yaptı.
1KI 16:34 Onun günlerinde Beytelli Hiel Yeriha'yı inşa etti. Nun oğlu Yeşu aracılığıyla söylediği Yahve'nin sözüne göre İlk oğlu Aviram'ın kaybıyla temelini attı ve en küçük oğlu Seguv'un kaybıyla kapılarını taktı.
1KI 17:1 Gilad'ın göçmenlerinden biri olan Tişbeli Eliya, Ahav'a şöyle dedi: “Önünde durduğum İsrael'in Tanrısı yaşayan Yahve'nin hakkı için, bu yıllarda ne çiy ne de yağmur olacak, ancak benim sözüm uyarınca olacak.”
1KI 17:2 O zaman Yahve'nin sözü ona geldi ve şöyle dedi:
1KI 17:3 “Buradan uzaklaş, doğuya dön ve Yarden'in önündeki Kerit Deresi'nin yanında saklan.
1KI 17:4 Dereden içeceksin. Orada kargalara seni beslemeleri için buyruk verdim.”
1KI 17:5 Böylece gidip Yahve'nin sözüne göre yaptı; çünkü gidip Yarden'in önündeki Kerit Deresi'nin yanında yaşadı.
1KI 17:6 Kargalar ona sabahları ekmek ve et, akşamları ekmek ve et getiriyorlardı; o da dereden içiyordu.
1KI 17:7 Bir süre sonra dere kurudu, çünkü ülkede yağmur yoktu.
1KI 17:8 Yahve'nin sözü ona geldi ve şöyle dedi:
1KI 17:9 “Kalk, Sayda'nın Sarefatı'na git ve orada kal. İşte, orada seni beslemesi için bir dul kadına buyruk verdim.”
1KI 17:10 Bunun üzerine kalkıp Sarefat'a gitti. Kent kapısına vardığında, orada bir dul kadının odun topladığını gördü. Kadına seslenip, “Lütfen bana bir testide biraz su getir de içeyim” dedi.
1KI 17:11 Kadın su almaya giderken, kadına seslenip, “Lütfen elinde bir lokma ekmek de getir” dedi.
1KI 17:12 Kadın, “Yaşayan Tanrın Yahve hakkı için, pişmiş bir şeyim yok, sadece bir küpte bir avuç un, bir testide de biraz yağ var” dedi. “İşte, iki parça odun topluyorum, içeri girip kendim ve oğlum için pişireceğim, yiyip sonra öleceğiz” dedi.
1KI 17:13 Eliya kadına, “Korkma” dedi. “Git ve dediğin gibi yap. Ama önce ondan bana küçük bir pide yap, sonra bana getir, ondan sonra da kendin ve oğlun için biraz yaparsın.
1KI 17:14 Çünkü İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, ‘Yahve yeryüzüne yağmur göndereceği güne dek un küpü tükenmeyecek, yağ testisi eksilmeyecek.’”
1KI 17:15 Kadın gidip Eliya'nın sözüne göre yaptı; kendisi, oğlu ve ev halkı çok günler yediler.
1KI 17:16 Yahve'nin Eliya aracılığıyla söylediği söz uyarınca, un küpü tükenmedi, yağ testisi eksilmedi.
1KI 17:17 Bu şeylerden sonra ev sahibi kadının oğlu hastalandı; hastalığı öyle şiddetliydi ki, kendisinde soluk kalmadı.
1KI 17:18 Kadın Eliya'ya, “Ey Tanrı adamı, benim seninle ne işim var? Günahımı hatırlatmak ve oğlumu öldürmek için yanıma gelmişsin!” dedi.
1KI 17:19 Eliya kadına, “Oğlunu bana ver” dedi. Onu kadının koynundan aldı, kaldığı odaya taşıdı, onu yatağının üzerine yatırdı.
1KI 17:20 Yahve'ye yakarıp dedi, “Ey Yahve, Tanrım, yanında kaldığım dul kadının oğlunu öldürerek onun başına da mı kötülük getirdin?”
1KI 17:21 Çocuğun üzerine üç kez uzandı, Yahve'ye yakarıp dedi, “Ey Tanrım Yahve, lütfen bu çocuğun canı yeniden içine gelsin.”
1KI 17:22 Yahve, Eliya'nın sesini duydu; çocuğun canı yeniden içine girdi ve çocuk canlandı.
1KI 17:23 Eliya çocuğu alıp odadan eve indirdi ve annesine teslim etti. Eliya, “İşte oğlun yaşıyor” dedi.
1KI 17:24 Kadın, Eliya'ya, “Şimdi biliyorum ki, sen Tanrı adamısın ve ağzındaki Yahve'nin sözü gerçektir” dedi.
1KI 18:1 Çok günler sonra, üçüncü yılda, Yahve'nin sözü Eliya'ya geldi ve dedi: “Git, kendini Ahav'a göster; ben de yeryüzüne yağmur göndereceğim.”
1KI 18:2 Eliya kendini Ahav'a göstermeye gitti. Samariya'da kıtlık şiddetliydi.
1KI 18:3 Ahav, evine bakan Ovadya'yı çağırdı. (Ovadya Yahve'den çok korkardı;
1KI 18:4 çünkü İzebel Yahve'nin peygamberlerini öldürdüğünde, Ovadya yüz peygamberi alıp ellisini bir mağaraya sakladı ve onlara ekmek ve su verdi.)
1KI 18:5 Ahav, Ovadya'ya, “Ülkeyi dolaş, bütün su kaynaklarına ve bütün derelere git. Belki ot bulabiliriz ve atlarla katırları yaşatırız, böylece bütün hayvanları yitirmeyiz.” dedi.
1KI 18:6 Böylece ülkeyi aralarında bölüştüler ve içinden geçtiler. Ahav tek başına bir yoldan, Ovadya tek başına başka bir yoldan gitti.
1KI 18:7 Ovadya yolda iken, işte, Eliya onunla karşılaştı. Onu tanıdı, yüzüstü yere kapandı ve, “Sen misin, efendim Eliya?” dedi.
1KI 18:8 O da, “Benim” diye yanıt verdi. “Git, efendine, ‘İşte, Eliya burada!’ de.”
1KI 18:9 “Ben ne günah işledim ki, beni öldürsün diye hizmetkârını Ahav’ın eline teslim ediyorsun?” dedi.
1KI 18:10 “Yaşayan Tanrın Yahve hakkı için, efendimin seni aramaya göndermediği ulus ve krallık kalmadı. ‘Burada değil’ dediklerinde, o krallığa ve o ulusa seni bulamadıklarına ant içirdi.
1KI 18:11 Şimdi sen, ‘Git, efendine, “İşte, Eliya burada!’ diyorsun.
1KI 18:12 Öyle olacak ki, senden ayrılır ayrılmaz, Yahve'nin Ruhu seni bilmediğim bir yere götürecek; ve gelip Ahav'a bildirdiğim zaman o da seni bulamayınca beni öldürecek. Ben hizmetkârın gençliğimden beri Yahve'den korkar.
1KI 18:13 İzebel'in Yahve'nin peygamberlerini öldürdüğü zaman, yaptığım şey, Yahve'nin peygamberlerinden yüz kişiyi ellişer olarak birlikte bir mağaraya saklayıp onları ekmek ve suyla beslediğim, efendime bildirilmedi mi?
1KI 18:14 Şimdi sen, 'Git, efendine, “İşte, Eliya burada” de' diyorsun. O beni öldürecektir.”
1KI 18:15 Eliya, “Önünde durduğum Ordular Yahvesi hakkı için, bugün kesinlikle ona görüneceğim” dedi.
1KI 18:16 Bunun üzerine Ovadya, Ahav'ın karşısına çıktı ve ona bildirdi. Ahav da Eliya'yı karşılamaya gitti.
1KI 18:17 Ahav, Eliya'yı görünce, “Ey İsrael'i sıkıntıya sokan adam sen misin?” dedi.
1KI 18:18 Eliya, “Ben İsrael’i sıkıntıya sokmadım, ama sen ve babanın evi, Yahve'nin buyruklarını terk edip Baal’ları izlemekle siz sıkıntıya soktunuz” diye karşılık verdi.
1KI 18:19 “Şimdi adam gönder, bütün İsrael’i, İzebel’in sofrasında yemek yiyen Baal’ın dört yüz elli peygamberini ve Aşera’nın dört yüz peygamberini Karmel Dağı’na topla.”
1KI 18:20 Ahav da bütün İsrael'in çocuklarına adam gönderip peygamberleri Karmel Dağı’nda topladı.
1KI 18:21 Eliya bütün halka yaklaştı ve, “Ne zamana dek iki taraf arasında sallanacaksınız? Eğer Yahve Tanrı ise, O'nu izleyin; eğer Baal ise, o zaman onu izleyin.” Ama halk tek söz etmedi.
1KI 18:22 Eliya halka, “Yahve’nin peygamberi olarak yalnızca ben kaldım; ama Baal’ın peygamberleri dört yüz elli kişidir” dedi.
1KI 18:23 “Bunun için bize iki boğa verilsin; ve kendileri için bir boğa seçsinler, ve onu parçalara kessinler, odunların üzerine koysunlar, altına ateş koymasınlar; ben de öbür boğayı hazırlayıp odunların üzerine koyacağım ve altına ateş koymayacağım.
1KI 18:24 Siz ilâhınızın adını çağırın, ben de Yahve'nin adını çağıracağım. Ateşle yanıt veren Tanrı, Tanrı O'dur.” Bütün halk, “Söylediğin iyidir” diye karşılık verdi.
1KI 18:25 Eliya, Baal peygamberlerine şöyle dedi, “Kendinize bir boğa seçin, önce onu hazırlayın, çünkü siz çoksunuz; ve ilâhınızın adını çağırın, ancak altına ateş koymayın.”
1KI 18:26 Kendilerine verilen boğayı alıp hazırladılar ve sabahtan öğlene kadar Baal'ın adını çağırdılar, “Ey Baal, bizi duy!” dediler. Ama ne bir ses vardı, ne de kimse yanıt verdi. Yaptıkları sunağın etrafında sıçradılar.
1KI 18:27 Öğlen vakti Eliya onlarla alay ederek, “Yüksek sesle bağırın, çünkü o bir ilâhtır. Ya derin düşüncelere dalmıştır, ya bir yere gitmiştir, ya da yolculuktadır, ya da belki uykudadır ve uyandırılması gerek.” dedi.
1KI 18:28 Yüksek sesle bağırıp usullerine göre bıçaklarla ve mızraklarla kendilerini kestiler, ta ki kanları üzerlerine fışkırana dek.
1KI 18:29 Öğle vakti geçince, akşam sunusu vaktine kadar peygamberlik ettiler; ama ne bir ses, ne bir yanıt vardı, ne de kimse aldırış etti.
1KI 18:30 Eliya bütün halka, “Bana yaklaşın!” dedi; bütün halk da ona yaklaştı. Yıkılmış olan Yahve'nin sunağını onardı.
1KI 18:31 Eliya, Yahve'nin, “Senin adın İsrael olacak” sözünün kendisine gelmiş olan Yakovoğulları'nın oymaklarının sayısına göre on iki taş aldı.
1KI 18:32 Taşlarla Yahve adına bir sunak yaptı. Sunağın etrafına iki sea tohum alabilecek kadar büyük bir hendek yaptı.
1KI 18:33 Odunları dizdi, boğayı parçalara kesti ve odunların üzerine koydu. “Dört testiyi suyla doldurup yakmalık sunu ve odunların üzerine dökün” dedi.
1KI 18:34 “İkinci kez yapın” dedi; ve ikinci kez yaptılar. “Üçüncü kez yapın” dedi; ve üçüncü kez yaptılar.
1KI 18:35 Su sunağın çevresinde aktı; hendeği de suyla doldurdu.
1KI 18:36 Akşam sunusu vaktinde, Peygamber Eliya yaklaşıp şöyle dedi: “Ey Avraham’ın, İshak’ın ve İsrael’in Tanrısı Yahve, bugün bilinsin ki, sen İsrael’de Tanrı’sın, ben de senin hizmetkârınım ve bütün bu şeyleri senin sözünle yaptım.
1KI 18:37 Duy beni, ey Yahve, duy beni ki, bu halk ey Yahve, senin Tanrı olduğunu ve yüreklerini geri döndürdüğünü bilsin.”
1KI 18:38 O zaman Yahve'nin ateşi düştü ve yakmalık sunuyu, odunu, taşları ve toprağı yakıp tüketti; hendekteki suyu yaladı.
1KI 18:39 Bunu gören bütün halk yüzüstü yere kapandı. “Yahve, Tanrı’dır! Yahve, Tanrı’dır!” dediler.
1KI 18:40 Eliya onlara, “Baal’ın peygamberlerini tutun! Hiçbiri kaçmasın!” dedi. Onları tuttular; Eliya onları Kişon Deresi'ne indirdi ve onları orada öldürdü.
1KI 18:41 Eliya Ahav'a, “Kalk, ye, iç; çünkü yağmur bolluğu sesi var” dedi.
1KI 18:42 Ahav da yemek ve içmek için yukarı çıktı. Eliya Karmel Dağı'nın tepesine çıktı; yere eğildi ve yüzünü dizlerinin arasına koydu.
1KI 18:43 Uşağına, “Şimdi yukarı çık ve denize doğru bak” dedi. Uşak yukarı çıktı ve baktı, “Hiçbir şey yok” dedi. Yedi kez ona, “Yine git” dedi.
1KI 18:44 Yedinci kez, “İşte denizden insan eli büyüklüğünde küçük bir bulut çıkıyor” dedi. “Yukarı çık, Ahav'a, 'Hazırlan ve aşağı in, böylece yağmur seni engellemesin' de” dedi.
1KI 18:45 Kısa bir süre sonra gökyüzü bulutlarla ve rüzgârla karardı ve büyük bir yağmur oldu. Ahav bindi ve Yizreel'e gitti.
1KI 18:46 Yahve'nin eli Eliya'nın üzerindeydi. Eliya abasını beline dolayıp Ahav'ın önünde Yizreel'in girişine kadar koştu.
1KI 19:1 Ahav, İzebel'e Eliya'nın yaptığı her şeyi ve bütün peygamberleri kılıçla nasıl öldürdüğünü anlattı.
1KI 19:2 İzebel, Eliya'ya bir haberci gönderip, “Yarın bu vakitlerde senin yaşamını onlardan birinin yaşamı gibi yapmazsam, ilâhlar bana aynısını, hatta daha fazlasını yapsın!” dedi.
1KI 19:3 O bunu görünce kalkıp yaşamı için kaçtı ve Yahuda'ya ait Beerşeva'ya geldi ve uşağını orada bıraktı.
1KI 19:4 Kendisi ise çölde bir günlük yol gitti ve gelip bir ardıç ağacının altına oturdu. Sonra kendisi için ölmeyi dileyerek, “Yeter artık, ey Yahve, yaşamımı al; çünkü ben atalarımdan daha iyi değilim” dedi.
1KI 19:5 Eliya, bir ardıç ağacının altına yatıp uyudu. İşte, bir melek ona dokundu ve, “Kalk, ye!” dedi.
1KI 19:6 Baktı ve işte, başının yanında kömürde pişirilmiş bir pide ve bir testi su vardı. Yiyip içti ve tekrar yattı.
1KI 19:7 Yahve'nin meleği ikinci kez geldi ve ona dokundu ve dedi, “Kalk ve ye, çünkü gideceğin yol senin için çok uzundur.”
1KI 19:8 O kalktı, yiyip içti ve o yiyeceğin gücüyle kırk gün kırk gece Tanrı'nın Dağı Horev'e gitti.
1KI 19:9 Orada bir mağaraya geldi ve orada konakladı; ve işte, Yahve'nin sözü geldi ve ona dedi, “Eliya, burada ne yapıyorsun?”
1KI 19:10 O şöyle dedi, “Ordular Tanrısı Yahve için çok kıskanç oldum; çünkü İsrael'in çocukları senin antlaşmanı terk ettiler, sunaklarını yıktılar ve peygamberlerini kılıçla öldürdüler. Ben, yalnız ben kaldım; ve yaşamım almak için onu arıyorlar.”
1KI 19:11 Ve dedi, “Çık ve Yahve'nin önünde dağda dur.” İşte, Yahve geçiyordu ve büyük ve güçlü bir rüzgâr dağları yarıyordu ve Yahve'nin önünde kayaları parçalıyordu; ama Yahve rüzgârda değildi. Rüzgârdan sonra bir deprem oldu; ama Yahve depremde değildi.
1KI 19:12 Depremden sonra bir ateş geçti; ama Yahve ateşte değildi. Ateşten sonra, sakin, ince bir ses vardı.
1KI 19:13 Eliya bunu duyunca, yüzünü cübbesiyle örttü, dışarı çıktı ve mağaranın girişinde durdu. İşte, bir ses ona geldi ve dedi, “Eliya, burada ne yapıyorsun?”
1KI 19:14 O şöyle dedi, “Ordular Tanrısı Yahve için çok kıskanç oldum; çünkü İsrael'in çocukları senin antlaşmanı terk ettiler, sunaklarını yıktılar ve peygamberlerini kılıçla öldürdüler. Ben, yalnız ben kaldım; ve yaşamımı almak için onu arıyorlar.”
1KI 19:15 Yahve ona, “Git, Damaskus Çölü'ne doğru yoluna dön” dedi, “Oraya vardığında Hazael’i Suriye üzerine kral olarak meshet.
1KI 19:16 Nimşi oğlu Yehu’yu İsrael üzerine kral olarak meshet; Avel Mehola'dan Şafat oğlu Elişa’yı da senin yerine peygamber olarak meshet.
1KI 19:17 Hazael’in kılıcından kurtulanı Yehu öldürecek; Yehu’nun kılıcından kurtulanı da Elişa öldürecek.
1KI 19:18 Ama İsrael’de Baal’a diz çökmemiş, ağzı onu öpmemiş yedi bin kişiyi ayırdım.”
1KI 19:19 Bunun üzerine oradan ayrıldı ve önünde on iki çift öküzle saban süren Şafat oğlu Elişa’yı buldu; kendisi de on ikincisindeydi. Eliya yanına gidip cübbesini onun üzerine koydu.
1KI 19:20 Elişa öküzleri bırakıp Eliya'nın peşinden koştu ve, “Bırak da babamı ve annemi öpeyim, sonra senin ardından geleyim” dedi. Ona, “Geri dön; ben sana ne yaptım ki?” dedi.
1KI 19:21 Onun ardından döndü, öküzlerin boyunduruğunu çıkardı, onları kesti, etlerini öküzlerin takımıyla haşladı ve halka verdi; onlar da yediler. Sonra kalktı, Eliya'nın ardından gitti ve ona hizmet etti.
1KI 20:1 Suriye Kralı Ben Hadad bütün ordusunu topladı; yanında atlar ve savaş arabalarıyla otuz iki kral vardı. Çıkıp Samariya'yı kuşattı ve ona karşı savaştı.
1KI 20:2 Kente, İsrael Kralı Ahav'a ulaklar gönderip ona şöyle dedi: “Ben Hadad diyor ki,
1KI 20:3 'Gümüşün ve altının benimdir. Karıların ve çocukların, en iyilerin bile benimdir.'”
1KI 20:4 İsrael Kralı, “Söylediğin gibi, efendim, ey kral. Kendim ve sahip olduğum her şey de senindir.” diye yanıt verdi.
1KI 20:5 Ulaklar yine gelip şöyle dediler: “Ben Hadad diyor ki, 'Sana gerçekten, “Gümüşünü, altını, karılarını ve çocuklarını bana teslim edeceksin” diye haber gönderdim;
1KI 20:6 Ama yarın bu vakitte sana hizmetkârımı göndereceğim ve evini ve hizmetkârlarının evlerini arayacaklar. Senin gözünde hoş olan her şeyi kendi ellerine koyup alıp götürecekler.””
1KI 20:7 O zaman İsrael Kralı ülkenin bütün ihtiyarlarını çağırıp, “Bu adamın nasıl kötülük aradığını görün” dedi, “Karılarım, çocuklarım, gümüşüm ve altınım için bana haber gönderdi; ben de onu reddetmedim.”
1KI 20:8 Bütün ihtiyarlar ve bütün halk ona, “Dinleme, razı olma” dediler.
1KI 20:9 Bunun üzerine Ben Hadad'ın ulaklarına, “Efendim krala, 'Hizmetkârına ilk gönderdiğin her şeyi yapacağım, ama bu şeyi yapamam' deyin” dedi. Ulaklar gidip ona haberi getirdiler.
1KI 20:10 Ben Hadad ona haber gönderdi ve, “Eğer Samariya'nın tozu beni izleyen bütün halka avuçlarını doldurmaya yeterse, ilâhlar bana aynısını, hatta daha fazlasını yapsın” dedi.
1KI 20:11 İsrael Kralı şöyle karşılık verdi: “Ona de ki, ‘Zırhını giyen, onu çıkaran gibi övünmesin.’”
1KI 20:12 Ben Hadad ve kralları bu haberi duyduklarında, çadırlarda içki içiyorlardı ve hizmetkârlarına, “Saldırıya hazırlanın!” dedi. Böylece kente saldırmaya hazırlandılar.
1KI 20:13 İşte, bir peygamber İsrael Kralı Ahav’ın yanına geldi ve şöyle dedi: “Yahve diyor ki, ‘Bütün bu büyük kalabalığı gördün mü? İşte, bugün onu senin eline teslim edeceğim. O zaman bileceksin ki, ben Yahve'yim.’”
1KI 20:14 Ahav, “Kimin aracılığıyla?” dedi. O şöyle dedi, “Yahve diyor ki, ‘İl beylerinin gençleriyle.’” Sonra, “Savaşı kim başlatacak?” dedi. O, “Sen” diye karşılık verdi.
1KI 20:15 Sonra il beylerinin gençlerini topladı, ve onlar iki yüz otuz iki kişiydiler. Onlardan sonra, bütün halkı, yani bütün İsrael'in çocuklarını, yedi bin kişiyi topladı.
1KI 20:16 Öğle vakti dışarı çıktılar. Ancak Ben Hadad kendisi ve krallar, ona yardım eden otuz iki kral, çadırlarda içip sarhoş oluyordu.
1KI 20:17 Önce il beylerinin gençleri çıktı; ve Ben Hadad adam gönderdi, ve kendisine, “Samariya’dan adamlar çıkıyor” dediler.
1KI 20:18 O, “Barış için çıktılarsa, onları canlı yakalayın; ya da savaş için çıktılarsa, onları canlı yakalayın” dedi.
1KI 20:19 Böylece bunlar, il beylerinin gençleri ve onları izleyen ordu kentten çıktılar.
1KI 20:20 Her biri adamını öldürdü. Suriyeliler kaçtı ve İsrael onları kovaladı. Suriye Kralı Ben Hadad atlılarla birlikte bir at üzerinde kaçtı.
1KI 20:21 İsrael Kralı dışarı çıktı ve atları ve arabaları vurdu ve Suriyeliler'i büyük bir kıyımla öldürdü.
1KI 20:22 Peygamber İsrael Kralı'nın yanına geldi ve ona, “Git, kendini güçlendir ve ne yapman gerektiğini tasarla, çünkü yıl dönümünde Suriye Kralı sana karşı çıkacak” dedi.
1KI 20:23 Suriye Kralı'nın hizmetkârları ona, “Onların ilâhı dağlar ilâhıdır; bu yüzden bizden daha güçlüydüler” dediler. “Ama ovada onlarla savaşalım, kesinlikle onlardan daha güçlü olacağız.
1KI 20:24 Şunu yap: Kralları, her adamı yerinden al ve onların yerlerine komutanlar koy.
1KI 20:25 Kaybettiğin ordu gibi bir ordu topla, atlar için atlar ve arabalar için arabalar. Onlarla ovada savaşacağız ve kesinlikle onlardan daha güçlü olacağız.” Onların sözünü dinledi ve öyle yaptı.
1KI 20:26 Yıl dönümünde Ben Hadat, Suriyeliler'i topladı ve İsrael'e karşı savaşmak üzere Afek'e çıktı.
1KI 20:27 İsrael'in çocukları toplandı ve erzak verildi ve onlara karşı çıktılar. İsrael'in çocukları onların önünde iki küçük oğlak sürüsü gibi ordugâh kurdular, ama Suriyeliler ülkeyi doldurdular.
1KI 20:28 Tanrı'nın bir adamı yaklaşıp İsrael Kralı'na şöyle dedi: “Yahve diyor ki, 'Mademki, Suriyeliler, “Yahve dağlar ilâhıdır, ama vadiler ilâhı değildir” dediler, bu yüzden bütün bu büyük kalabalığı senin eline teslim edeceğim ve bileceksiniz ki, ben Yahve'yim.'”
1KI 20:29 Yedi gün boyunca birbirlerinin karşısında ordugâh kurdular. Sonra yedinci gün savaş başladı ve İsraelliler bir günde Suriyeliler'in yüz bin yayasını öldürdüler.
1KI 20:30 Geri kalanlar ise Afek'e, kente kaçtılar ve sur geride kalan yirmi yedi bin adamın üzerine yıkıldı. Ben Hadad kaçtı ve kente, bir iç odaya girdi.
1KI 20:31 Hizmetkârları ona, “İşte, İsrael evinin krallarının merhametli krallar olduğunu duyduk. Lütfen bedenlerimize çul, başlarımıza ipler bağlayalım ve İsrael Kralı'na gidelim. Belki o yaşamını kurtarır.” dediler.
1KI 20:32 Böylece bedenlerine çul, başlarına ipler bağladılar ve İsrael Kralı'na gelip, “Hizmetkârın Ben Hadad, ‘Lütfen yaşamama izin ver’ diyor” dediler. Ahav, “O hâlâ yaşıyor mu? O benim kardeşim.” dedi.
1KI 20:33 Adamlar dikkatle izlediler ve bu sözü almak için acele ettiler; ve “Kardeşin Ben Hadad” dediler. O zaman, “Git, onu getirin” dedi. Sonra Ben Hadad onun yanına çıktı; ve onu arabaya bindirdi.
1KI 20:34 Ben Hadad ona, “Babamın babandan aldığı kentleri geri vereceğim. Babamın Samariya’da yaptığı gibi sen de Damaskus’ta kendine yollar yapacaksın.” dedi. Ahav, “Ben” dedi, “Bu antlaşmayla seni serbest bırakacağım.” Böylece onunla bir antlaşma yaptı ve salıverdi.
1KI 20:35 Peygamber oğullarından bir adam, Yahve'nin sözüyle arkadaşına, “Lütfen beni vur!” dedi. Adam ona vurmayı reddetti.
1KI 20:36 O zaman ona, “Yahve'nin sözüne itaat etmediğin için, işte, benden ayrılır ayrılmaz bir aslan seni öldürecek” dedi. Ondan ayrılır ayrılmaz bir aslan onu bulup öldürdü.
1KI 20:37 Sonra başka bir adam buldu ve, “Lütfen beni vur” dedi. Adam onu vurdu ve yaraladı.
1KI 20:38 Bunun üzerine peygamber gitti, gözleri üzerine baş bağı koyup kılığını değiştirerek yol kenarında kralı bekledi.
1KI 20:39 Kral geçerken krala bağırıp dedi, “Hizmetkârın savaşın ortasına girdi, işte, bir adam yanıma geldi ve bana bir adam getirip dedi, 'Bu adama bekçilik et! Eğer kaçacak olursa, o zaman senin yaşamın onun yaşamına karşılık olacak, ya da bir talant gümüş ödersin.'
1KI 20:40 Hizmetkârın burada şurada meşgul olduğu için o gitti.” İsrael Kralı ona, “Senin hükmün öyle olacak. Sen kendin karar vermişsin.” dedi.
1KI 20:41 Acele edip gözlerindeki baş bağını çıkardı. İsrael Kralı onun peygamberlerden biri olduğunu anladı.
1KI 20:42 Ona, “Yahve diyor ki, ‘Mademki, yıkıma ayırdığım adamı elinden çıkardın, senin yaşamın onun yaşamının yerini alacak ve senin halkın da onun halkının yerini alacak’” dedi.
1KI 20:43 İsrael Kralı suratı asık ve öfkeli bir şekilde evine gitti ve Samariya’ya geldi.
1KI 21:1 Bu şeylerden sonra, Yizreelli Navot'un, Yizreel'de, Samariya Kralı Ahav'ın sarayının yanında bir bağı vardı.
1KI 21:2 Ahav, Navot'a söyleyip dedi: “Bağını bana ver de bana sebze bahçesi olsun. Çünkü o evimin yakınındadır. Onun yerine sana ondan daha iyi bir bağ vereyim. Ya da sana iyi gelirse, değerini para olarak öderim.”
1KI 21:3 Navot, Ahav'a, “Yahve bana atalarımın mirasını sana vermekten alıkoysun!” dedi.
1KI 21:4 Ahav, Yizreelli Navot'un kendisine söylediği, “Atalarımın mirasını sana vermem” sözü yüzünden asık suratlı ve öfkeli bir halde evine girdi. Yatağına uzandı, yüzünü döndürdü ve hiç ekmek yemedi.
1KI 21:5 Ama karısı İzebel yanına geldi ve ona, “Neden ruhun bu kadar üzgün ki ekmek yemiyorsun?” dedi.
1KI 21:6 Ve ona, “Çünkü Yizreelli Navot’la konuştum ve ona, ‘Bağını parayla bana ver, ya da istersen onun karşılığında sana başka bir bağ vereyim’ dedim. O da, ‘Bağımı sana vermem’ diye yanıtladı.”
1KI 21:7 Karısı İzebel ona, “Sen şimdi İsrael Krallığı'nı mı yönetiyorsun? Kalk, ekmek ye, yüreğin hoş olsun. Yizreelli Navot’un bağını ben sana vereceğim.” dedi.
1KI 21:8 Bunun üzerine Ahav’ın adına mektuplar yazdı, onun mührüyle mühürledi ve mektupları Navot’la birlikte yaşayan kentindeki ihtiyarlara ve soylulara gönderdi.
1KI 21:9 Mektuplarda, “Oruç ilan edin ve Navot’u halkın arasında yukarı oturtun” diye yazdı.
1KI 21:10 “Önüne iki adam, kötü adamlar oturtun, onlar da ona karşı tanıklık etsinler, ‘Sen Tanrı’ya ve krala lanet ettin!’ desinler. Sonra onu dışarı çıkarıp taşlayarak öldürün.”
1KI 21:11 Navot'un kentinin halkı, ihtiyarları ve kentte yaşayan soylular, İzebel’in kendilerine yazıp gönderdiği mektuplarda bildirdiği gibi yaptılar.
1KI 21:12 Oruç ilan ettiler ve Navot’u halkın arasında yukarı oturttular.
1KI 21:13 İki adam, kötü adamlar girip onun önüne oturdular. Bu kötü adamlar halkın önünde ona, Navot’a karşı tanıklık ettiler ve, “Navot Tanrı’ya ve krala lanet etti!” dediler. Sonra onu kentten dışarı götürüp taşlayarak öldürdüler.
1KI 21:14 O zaman İzebel’e, “Navot taşlandı ve öldü” diye haber gönderdiler.
1KI 21:15 İzebel, Navot'un taşlanarak öldürüldüğünü duyunca, Ahav'a, “Kalk, Yizreelli Navot'un sana para karşılığında vermeyi reddettiği bağını mülk edin; çünkü Navot hayatta değil, öldü” dedi.
1KI 21:16 Ahav, Navot'un öldüğünü duyunca, Yizreelli Navot'un bağını mülk edinmek üzere inmek için ayağa kalktı.
1KI 21:17 Yahve'nin sözü Tişbeli Eliya'ya geldi ve şöyle dedi,
1KI 21:18 “Kalk, Samariya'da oturan İsrael Kralı Ahav'ı karşılamaya in. İşte, Navot'un bağındadır; onu mülk edinmek için indi.
1KI 21:19 Ona söyleyip diyeceksin, ‘Yahve şöyle diyor, “Öldürdün, hem de mülk mü edindin?” Ona söyleyip diyeceksin, 'Yahve şöyle diyor, “Navot'un kanını köpeklerin yaladığı yerde, senin, senin de kanını köpekler yalayacaklar.”'”
1KI 21:20 Ahav, Eliya’ya, “Beni buldun mu, düşmanım?” dedi. Eliya, “Seni buldum, çünkü kendini Yahve'nin gözünde kötü olanı yapmak için sattın.” diye karşılık verdi.
1KI 21:21 “İşte, senin üzerine kötülük getireceğim, seni tümüyle süpürüp atacağım ve İsrael'de tutsak olsun özgür olsun Ahav’dan duvara karşı çöğdüren herkesi kesip atacağım.
1KI 21:22 Senin evini, Nevat oğlu Yarovam’ın evi gibi, Ahiya oğlu Baaşa’nın evi gibi yapacağım. Çünkü beni öfkelendirip İsrael’e günah işlettirdin.”
1KI 21:23 Yahve İzebel için de söyleyip dedi: “İzebel’i Yizreel surları yanında köpekler yiyecek.
1KI 21:24 Kentte Ahav’dan öleni köpekler yiyecek; kırda öleni de göğün kuşları yiyecek.”
1KI 21:25 Ama karısı İzebel’in kışkırttığı, Yahve'nin gözünde kötü olanı yapmak için kendini satan Ahav gibi hiç kimse yoktu.
1KI 21:26 Yahve’nin İsrael'in çocuklarının önünden kovduğu Amorlular’ın yaptığı her şeye göre, putların peşinden giderek çok iğrenç şeyler yaptı.
1KI 21:27 Ahav bu sözleri duyunca giysilerini yırttı, çul giydi, oruç tuttu, çulda yattı ve umutsuzca dolaştı.
1KI 21:28 Yahve’nin sözü Tişbeli Eliya’ya geldi ve şöyle dedi:
1KI 21:29 “Ahav’ın önümde nasıl alçaldığını görüyor musun? Çünkü o, önümde kendisini alçalttı, ben de onun günlerinde kötülüğü getirmeyeceğim; ama oğlunun gününde onun evi üzerine kötülüğü getireceğim.”
1KI 22:1 Suriye ile İsrael arasında üç yıl savaş olmadı.
1KI 22:2 Üçüncü yıl Yahuda Kralı Yehoşafat İsrael Kralı'nın yanına indi.
1KI 22:3 İsrael Kralı hizmetkârlarına, “Ramot Gilad'ın bizim olduğunu biliyorsunuz. Hiçbir şey yapmayıp, onu Suriye Kralı'nın elinden almayalım mı?” dedi.
1KI 22:4 Yehoşafat'a, “Ramot Gilad'a savaşa benimle gelir misin?” dedi. Yehoşafat İsrael Kralı'na, “Ben senin gibiyim, halkım senin halkın gibi, atlarım da senin atların gibidir” dedi.
1KI 22:5 Yehoşafat İsrael Kralı'na, “Lütfen önce Yahve'nin sözünü sor” dedi.
1KI 22:6 O zaman İsrael Kralı dört yüz kadar peygamberi bir araya topladı ve onlara, “Ramot Gilad'a savaşa gideyim mi, yoksa vaz mı geçeyim?” dedi. Onlar, “Çık, çünkü Yahve onu kralın eline teslim edecek” dediler.
1KI 22:7 Ama Yehoşafat, “Burada Yahve'nin peygamberi yok mu ki, ona soralım?” dedi.
1KI 22:8 İsrael Kralı Yehoşafat'a, “Aracılığıyla Yahve'ye sorabileceğimiz bir adam daha var, o da İmla oğlu Mikaya'dır. Ama ondan nefret ederim. Çünkü benim hakkımda iyi peygamberlik etmez, kötü peygamberlik eder.” dedi. Yehoşafat, “Kral böyle söylemesin!” dedi.
1KI 22:9 O zaman İsrael Kralı bir görevli çağırıp, “Hemen İmla oğlu Mikaya'yı getir” dedi.
1KI 22:10 İsrael Kralı'yla Yahuda Kralı Yehoşafat, kral giysilerini giymiş olarak, Samariya Kapısı'nın girişindeki açık yerde her biri tahtlarında oturuyorlardı. Bütün peygamberler onların önünde peygamberlik ediyorlardı.
1KI 22:11 Kenaana oğlu Sidkiya kendine demir boynuzlar yaptı ve şöyle dedi: “Yahve diyor ki, ‘Suriyeliler tükeninceye kadar onları bunlarla iteceksiniz.’”
1KI 22:12 Bütün peygamberler böyle peygamberlik edip şöyle dediler: “Ramot Gilad’a çık ve başarılı ol; çünkü Yahve onu kralın eline teslim edecektir.”
1KI 22:13 Mikaya’yı çağırmaya giden ulak ona söyleyip dedi: “Bak, peygamberler hep bir ağızdan krala iyi bildiriyorlar. Lütfen senin sözün de onlardan birinin sözü gibi olsun ve iyi konuş.”
1KI 22:14 Mikaya, “Yaşayan Yahve’nin hakkı için, Yahve bana ne derse onu söyleyeceğim” dedi.
1KI 22:15 Kralın yanına gelince, Kral ona şöyle dedi: “Mikaya, Ramot Gilad’a savaşa gidelim mi, yoksa vazgeçelim mi?” O, “Çık ve başarılı ol; Yahve de onu Kral'ın eline teslim edecektir” diye ona yanıt verdi.
1KI 22:16 Kral ona, “Yahve'nin adıyla bana yalnızca gerçeğin dışında bir şey söylemeyeceğine sana kaç kez ant içirmeliyim?” dedi.
1KI 22:17 Mikaya şöyle dedi, “Bütün İsrael’i dağlar üzerinde çobansız koyunlar gibi dağılmış gördüm. Yahve, ‘Bunların efendisi yok. Her biri esenlikle evine dönsün’ dedi.”
1KI 22:18 İsrael Kralı Yehoşafat’a, “Sana, benim hakkımda iyi peygamberlik etmeyeceğini, ama kötü peygamberlik edeceğini söylemedim mi?” dedi.
1KI 22:19 Mikaya, “Öyleyse Yahve’nin sözünü dinle” dedi. “Yahve’nin tahtında oturduğunu, bütün gök ordusunun da sağında ve solunda O'nun yanında durduğunu gördüm.
1KI 22:20 Yahve, 'Ahav’ı kim kandıracak ki, Ramot Gilad’a çıkıp düşsün?' dedi. Biri bir şey söyledi, öbürü başka bir şey.
1KI 22:21 Bir ruh çıktı, Yahve'nin önünde durdu ve, 'Onu kandıracağım' dedi.
1KI 22:22 Yahve ona, 'Nasıl?' dedi. O, 'Çıkacağım ve bütün peygamberlerinin ağzında yalancı bir ruh olacağım' dedi. 'Onu kandıracaksın, galip de geleceksin. Çık ve öyle yap.' dedi.
1KI 22:23 Şimdi işte, Yahve senin bütün bu peygamberlerinin ağzına yalancı bir ruh koydu ve Yahve senin hakkında kötü konuştu.”
1KI 22:24 O zaman Kenaana oğlu Sidkiya yaklaşıp Mikaya'nın yanağına vurdu ve, “Yahve'nin Ruhu sana seslenmek için hangi yoldan benden sana gitti?” dedi.
1KI 22:25 Mikaya, “İşte, saklanmak için iç odaya girdiğin gün göreceksin” dedi.
1KI 22:26 İsrael Kralı, “Mikaya’yı alıp kentin valisi Amon’a ve kralın oğlu Yoaş’a götürün” dedi.
1KI 22:27 De ki, “Kral şöyle diyor, ‘Bu adamı zindana atın ve ben esenlikle dönünceye dek ona sıkıntı ekmeği ve sıkıntı suyu verin.’”
1KI 22:28 Mikaya, “Eğer esenlikle dönersen, Yahve benim aracılığımla konuşmamış demektir” dedi. “Millet, hepiniz dinleyin!” dedi.
1KI 22:29 Bunun üzerine İsrael Kralı ve Yahuda Kralı Yehoşafat Ramot Gilad’a çıktılar.
1KI 22:30 İsrael Kralı Yehoşafat’a, “Ben kılık değiştirip savaşa gireceğim, ama sen giysilerini giy” dedi. İsrael Kralı kılık değiştirip savaşa girdi.
1KI 22:31 Suriye Kralı, savaş arabalarının otuz iki komutanına, “Ne küçükle ne büyükle, yalnız İsrael Kralı dışında kimseyle savaşmayın” diye buyurdu.
1KI 22:32 Savaş arabası komutanları Yehoşafat’ı görünce, “Kesinlikle İsrael Kralı odur!” dediler ve ona karşı savaşmak için yanına geldiler. Yehoşafat bağırdı.
1KI 22:33 Savaş arabası komutanları, onun İsrael Kralı olmadığını görünce, onu kovalamaktan döndüler.
1KI 22:34 Bir adam yayını rastgele çekti ve İsrael Kralı'nı zırhın eklemleri arasından vurdu. Bunun üzerine, savaş arabasının sürücüsüne, “Dön ve beni savaştan çıkar, çünkü ağır yaralandım” dedi.
1KI 22:35 O gün savaş arttı. Kral, Suriyeliler'e karşı arabasında dayandı ve akşamleyin öldü. Yaradan akan kan, arabanın altına aktı.
1KI 22:36 Güneş batmak üzereyken ordu arasında, “Herkes kendi kentine, herkes kendi ülkesine!” diye bir haykırış yükseldi.
1KI 22:37 Böylece Kral öldü ve Samariya'ya getirildi; Kralı Samariya'da gömdüler.
1KI 22:38 Arabayı Samariya havuzunun yanında yıkadılar; fahişelerin yıkandıkları yerde, Yahve'nin söylediği söze göre köpekler onun kanını yaladılar.
1KI 22:39 Ahav'ın işlerinin geri kalanı, yaptığı her şey, yaptırdığı fildişi ev ve yaptırdığı bütün kentler, bunlar İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 22:40 Böylece Ahav atalarıyla uyudu; yerine oğlu Ahazya kral oldu.
1KI 22:41 Asa oğlu Yehoşafat, İsrael Kralı Ahav'ın dördüncü yılında Yahuda üzerinde hüküm sürmeye başladı.
1KI 22:42 Yehoşafat hüküm sürmeye başladığında otuz beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de yirmi beş yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Şilhi'nin kızı Azuva'ydı.
1KI 22:43 Babası Asa'nın bütün yollarında yürüdü. Ondan sapmadı, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı. Ancak yüksek yerler kaldırılmamıştı. Halk hâlâ kurban kesip yüksek yerlerde buhur yakıyordu.
1KI 22:44 Yehoşafat İsrael Kralı'yla barış yaptı.
1KI 22:45 Yehoşafat'ın işlerinin geri kalanı, gösterdiği kudreti ve nasıl savaştığı Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil midir?
1KI 22:46 Babası Asa'nın günlerinde kalan Sodomlular'ın artıklarını ülkeden kovdu.
1KI 22:47 Edom'da kral yoktu. Bir vekil yönetiyordu.
1KI 22:48 Yehoşafat, altın için Ofir'e gitmek üzere Tarşiş gemileri yaptı, ama gitmediler; çünkü gemiler Esion Gever'de parçalandılar.
1KI 22:49 Ahav oğlu Ahazya, Yehoşafat'a, “Hizmetkârlarım senin hizmetkârlarınla birlikte gemilerde gitsinler” dedi. Ama Yehoşafat istemedi.
1KI 22:50 Yehoşafat atalarıyla uyudu ve babası David'in Kenti'nde atalarının yanına gömüldü. Yerine oğlu Yehoram kral oldu.
1KI 22:51 Ahav oğlu Ahazya, Yahuda Kralı Yehoşafat'ın on yedinci yılında Samariya'da İsrael üzerinde hüküm sürmeye başladı ve iki yıl İsrael üzerinde hüküm sürdü.
1KI 22:52 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı, babasının yolunda, annesinin yolunda ve İsrael'i günah işlettirmiş olan Nevat oğlu Yarovam'ın yolunda yürüdü.
1KI 22:53 Baal'a hizmet etti, ona tapındı ve babasının yapmış olduğu her şeyle İsrael'in Tanrısı Yahve'yi öfkelendirdi.
2KI 1:1 Ahav'ın ölümünden sonra Moav İsrael'e karşı başkaldırdı.
2KI 1:2 Ahazya Samariya'daki üst odasındaki kafesten düşüp hastalandı. Bunun üzerine haberciler gönderip onlara, “Gidin, Ekron ilâhı Baal Zevuv'a bu hastalıktan iyileşip iyileşmeyeceğimi sorun” dedi.
2KI 1:3 Ancak Yahve'nin meleği Tişbeli Eliya'ya şöyle dedi, “Kalk, Samariya Kralı'nın habercilerini karşılamaya çık ve onlara de ki, 'İsrael'de Tanrı olmadığı için mi Ekron ilâhı Baal Zevuv'a sormaya gidiyorsunuz?
2KI 1:4 Bu nedenle Yahve, “Üzerine çıktığın yataktan inmeyeceksin, kesin olarak öleceksin” diyor.'” Sonra Eliya ayrıldı.
2KI 1:5 Haberciler ona geri döndüler ve onlara, “Neden geri döndünüz?” diye sordu.
2KI 1:6 Ona şöyle dediler: “Bir adam bizi karşılamaya çıktı ve bize, ‘Gidin, sizi gönderen krala dönün ve ona, ‘Yahve diyor ki, ‘İsrael’de Tanrı yok mu da sen Ekron ilâhı Baal-Zevuv’a sormaya gönderdin? Bu yüzden üzerine çıktığın yataktan inmeyeceksin, kesin olarak öleceksin.’”'”
2KI 1:7 Onlara, “Sizi karşılamaya çıkan ve size bu sözleri söyleyen adam ne biçim bir adamdı?” diye sordu.
2KI 1:8 Ona, “Tüylü bir adamdı ve belinde deri bir kuşak vardı” diye yanıt verdiler. O, “Tişbeli Eliya’dır” dedi.
2KI 1:9 O zaman kral, elli kişilik birliğin komutanını elli adamıyla birlikte ona gönderdi. Adam yanına çıktı ve işte, Eliya tepenin üstünde oturuyordu. Ona şöyle dedi, “Tanrı adamı, kral, ‘İn aşağı!’ dedi.”
2KI 1:10 Eliya elli kişilik birliğin komutanına, “Eğer ben Tanrı adamıysam, gökten ateş insin ve seni ve elli adamını yakıp yok etsin!” diye karşılık verdi. Sonra gökten ateş indi ve onu ve elli adamını yakıp yok etti.
2KI 1:11 Yine ona elli kişilik bir birliğin komutanını ve elli adamını gönderdi. O şöyle dedi, “Tanrı adamı, kral, ‘Çabuk in aşağı!’ dedi.”
2KI 1:12 Eliya onlara şöyle karşılık verdi, “Eğer ben Tanrı adamıysam, gökten ateş insin ve seni ve elli adamını yakıp yok etsin!” Sonra Tanrı’nın ateşi gökten indi ve onu ve elli adamını yakıp yok etti.
2KI 1:13 Yine üçüncü bir elli kişilik birliğin komutanını ve elli adamını gönderdi. Üçüncü elli adamın komutanı yukarı çıktı, gelip Eliya'nın önünde diz çöktü ve ona yalvarıp şöyle dedi, “Tanrı adamı, lütfen benim hayatım ve hizmetkârlarından bu elli adamın hayatı senin gözünde değerli olsun.
2KI 1:14 İşte, gökten ateş indi ve son iki elli kişilik birliğin komutanlarını ve adamlarını yakıp yok etti. Ama şimdi hayatım senin gözünde değerli olsun.”
2KI 1:15 Yahve'nin meleği Eliya'ya, “Onunla aşağı in. Ondan korkma.” dedi. O zaman kalktı ve onunla birlikte krala indi.
2KI 1:16 Ona şöyle dedi, “Yahve diyor ki, ' İsrael'de sözünü soracak Tanrı olmadığı için mi Ekron ilâhı Baal Zevuv'a sormak için haberciler gönderdin? Bu yüzden üzerine çıktığın yataktan aşağı inmeyeceksin, kesin olarak öleceksin.'”
2KI 1:17 Böylece Eliya'nın söylediği Yahve'nin sözüne göre öldü. Yehoşafat'ın oğlu Yehoram'ın ikinci yılında onun yerine Yehoram hükmetmeye başladı; çünkü oğlu yoktu.
2KI 1:18 Ahazya'nın işlerinin geri kalanı, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 2:1 Yahve, Eliya'yı bir kasırga ile cennete almak üzereyken, Eliya, Elişa'yla Gilgal'dan gitti.
2KI 2:2 Eliya, Elişa'ya, “Lütfen burada bekle, çünkü Yahve beni Beytel'e kadar gönderdi” dedi. Elişa, “Yaşayan Yahve'nin ve senin canının hakkı için senden ayrılmayacağım” dedi. Böylece Beytel'e indiler.
2KI 2:3 Beytel'deki peygamberlerin oğulları çıkıp Elişa'nın yanına geldiler ve ona, “Bugün Yahve'nin efendini senin üzerinden alacağını biliyor musun?” dediler. Elişa, “Evet, biliyorum. Susun.” dedi.
2KI 2:4 Eliya, Elişa'ya, “Lütfen burada bekle, çünkü Yahve beni Yeriha'ya gönderdi” dedi. Elişa, “Yaşayan Yahve'nin ve senin canının hakkı için senden ayrılmayacağım” dedi. Böylece Yeriha'ya geldiler.
2KI 2:5 Yeriha'da bulunan peygamber oğulları Elişa'nın yanına varıp, “Yahve'nin bugün efendini senin üzerinden alacağını biliyor musun?” dediler. Elişa, “Evet, biliyorum. Susun.” diye karşılık verdi.
2KI 2:6 Eliya ona, “Lütfen burada bekle, çünkü Yahve beni Yarden'e gönderdi” dedi. O da, “Yaşayan Yahve'nin ve senin canının hakkı için senden ayrılmayacağım” dedi. Sonra ikisi de yola koyuldular.
2KI 2:7 Peygamber oğullarından elli kişi gidip onların karşısında, uzakta durdular. İkisi de Yarden'in yanında durdular.
2KI 2:8 Eliya cübbesini alıp yuvarladı, sulara vurdu; sular bu tarafa ve o tarafa ikiye bölündüler. İkisi de kuru toprak üzerinde karşıya geçtiler.
2KI 2:9 Geçtiklerinde, Eliya Elişa'ya, “Senden alınmadan önce senin için ne yapayım, iste” dedi. Elişa, “Lütfen ruhunun iki payı üzerimde olsun” dedi.
2KI 2:10 Eliya, “Zor bir şey istedin. Eğer senden alındığımda beni görürsen, sana öyle olacak; ama eğer görmezsen, öyle olmayacak.” dedi.
2KI 2:11 Devam edip konuşurlarken, işte, ateşten bir araba ve ateşten atlar onları ayırdı; ve Eliya bir kasırga ile cennete çıktı.
2KI 2:12 Elişa bunu gördü ve bağırdı, “Babam, babam, İsrael’in arabaları ve atlıları!” Onu bir daha görmedi. Sonra kendi giysilerini tuttu ve onları ikiye yırttı.
2KI 2:13 Eliya’nın üzerinden düşen cübbesini de aldı ve geri dönüp Yarden kıyısında durdu.
2KI 2:14 Eliya'nın üzerinden düşen cübbesini aldı, sulara vurdu ve şöyle dedi, “Eliya’nın Tanrısı Yahve nerede?” O da sulara vurunca, sular ikiye ayrıldı ve Elişa karşıya geçti.
2KI 2:15 Yeriha'da karşısında duran peygamber oğulları onu karşıdan görünce, “Eliya'nın ruhu Elişa'nın üzerinde duruyor” dediler. Onu karşılamak için geldiler ve önünde yere kapandılar.
2KI 2:16 Ona, “Bak, hizmetkârlarının yanında elli güçlü adam var. Lütfen gidip efendini arasınlar. Belki de Yahve'nin Ruhu onu kaldırıp bir dağa ya da vadiye koymuştur.” dediler. O, “Göndermeyin” dedi.
2KI 2:17 Utanana kadar onu sıkıştırdıklarında, “Gönderin” dedi. Bunun üzerine elli adam gönderdiler; ve üç gün aradılar, ama onu bulamadılar.
2KI 2:18 Yeriha'da kalırken yanına döndüler; ve onlara, “Size 'Gitmeyin' demedim mi?” dedi.
2KI 2:19 Kentin adamları Elişa'ya, “İşte, lütfen, efendimin gördüğü gibi bu kentin durumu iyidir; sular kötü ve toprak ürünsüz” dediler.
2KI 2:20 Elişa, “Bana yeni bir testi getirin, içine tuz koyun” dedi. O zaman testiyi ona getirdiler.
2KI 2:21 Suların kaynağına çıktı, içine tuz attı ve şöyle dedi: “Yahve diyor ki, ‘Bu suları iyileştirdim. Oradan artık ölüm ve ürünsüz çoraklık olmayacaktır.’”
2KI 2:22 Böylece Elişa’nın söylediği söz uyarınca, sular bugüne dek iyileşti.
2KI 2:23 Oradan Beytel’e çıktı. Yoldan yukarı çıkarken, kentten bazı gençler çıkıp onunla alay ettiler ve ona, “Çık, kel adam! Çık, kel adam!” dediler.
2KI 2:24 Arkasına baktı, onları gördü ve Yahve'nin adıyla onları lanetledi. O zaman ormandan iki dişi ayı çıktı ve o gençlerden kırk ikisini parçaladı.
2KI 2:25 Oradan Karmel Dağı'na gitti, oradan da Samariya'ya döndü.
2KI 3:1 Ahav oğlu Yehoram, Yahuda Kralı Yehoşafat'ın on sekizinci yılında Samariya'da İsrael'in üzerinde hüküm sürmeye başladı ve on iki yıl hüküm sürdü.
2KI 3:2 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı, ama babası ve annesi gibi değildi; çünkü babasının yaptırdığı Baal dikili taşını kaldırdı.
2KI 3:3 Yine de Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'e işlettirmiş olduğu günahları sürdürdü. Onlardan ayrılmadı.
2KI 3:4 Moav Kralı Meşa da koyun yetiştiricisiydi; İsrael Kralı'na yüz bin kuzu ve yüz bin koç yünü sağlıyordu.
2KI 3:5 Ama Ahav ölünce, Moav Kralı İsrael Kralı'na başkaldırdı.
2KI 3:6 O sırada Kral Yehoram Samariya'dan çıktı ve bütün İsrael'i topladı.
2KI 3:7 Gidip Yahuda Kralı Yehoşafat'a haber gönderip dedi: “Moav Kralı bana başkaldırdı. Moav'a karşı benimle birlikte savaşa gider misin?” O, “Çıkarım. Beni kendin gibi say, halkımı kendi halkın gibi say, atlarımı kendi atların gibi say.” dedi.
2KI 3:8 Sonra, “Hangi yoldan çıkalım?” diye sordu. Yehoram, “Edom Çölü yolundan” diye yanıtladı.
2KI 3:9 Böylece İsrael kralı, Yahuda Kralı ve Edom Kralı'yla birlikte yola çıktı ve yedi gün dolambaçlı bir yol boyunca yürüdüler. Ordu ve onları takip eden hayvanlar için su yoktu.
2KI 3:10 İsrael Kralı, “Eyvah! Çünkü Yahve bu üç kralı Moav'ın eline teslim etmek için bir araya çağırdı.” dedi.
2KI 3:11 Ama Yehoşafat, “Burada Yahve'nin bir peygamberi yok mu? Onun aracılığıyla Yahve'ye soralım.” dedi. İsrael Kralı'nın görevlilerinden biri, “Eliya'nın ellerine su döken Şafat oğlu Elişa burada” diye yanıtladı.
2KI 3:12 Yehoşafat, “Yahve'nin sözü onun yanındadır” dedi. Böylece İsrael Kralı, Yehoşafat ve Edom Kralı inip ona gittiler.
2KI 3:13 Elişa İsrael Kralı'na, “Benim seninle ne işim var? Babanın peygamberlerine ve annenin peygamberlerine git.” dedi. İsrael Kralı ona, “Hayır, çünkü Yahve bu üç kralı Moav’ın eline teslim etmek için bir araya çağırdı” dedi.
2KI 3:14 Elişa, “Önünde durduğum yaşayan Ordular Yahvesi'nin hakkı için, eğer Yahuda Kralı Yehoşafat’ın varlığına saygı duymasaydım, sana bakmazdım, seni de görmezdim.
2KI 3:15 Şimdi bana bir müzikçi getirin.” dedi. Müzikçi çalınca, Yahve'nin eli onun üzerine geldi.
2KI 3:16 Şöyle dedi, “Yahve diyor ki, ‘Bu vadinin her yanında hendekler kazın.’
2KI 3:17 Çünkü Yahve diyor ki, ‘Ne rüzgâr göreceksiniz, ne de yağmur. Yine de o vadi suyla dolacak ve hem siz, hem de sürüleriniz, diğer hayvanlarınız da içeceksiniz.
2KI 3:18 Bu, Yahve’nin gözünde kolay bir şeydir. O, Moavlılar'ı da elinize teslim edecektir.
2KI 3:19 Her surlu kenti ve her seçme kenti vuracaksınız, her iyi ağacı keseceksiniz, bütün su kaynaklarını kapatacaksınız ve her iyi toprak parçasını taşlarla bozacaksınız.’”
2KI 3:20 Sabah, kurban sunma saatinde, işte, Edom yolundan su geldi ve diyar suyla doldu.
2KI 3:21 Moavlılar'ın hepsi, kralların kendilerine karşı savaşmak için çıktığını duyunca, silah kuşanabilenlerin hepsi, genç yaşlı, toplanıp sınırda durdular.
2KI 3:22 Sabah erken kalktılar, güneş su üzerinde parlıyordu ve Moavlılar karşılarındaki suyun kan gibi kırmızı olduğunu gördüler.
2KI 3:23 “Bu kan” dediler. “Krallar kesinlikle yok edildi ve birbirlerine vurdular. Şimdi, Moav, yağmaya!”
2KI 3:24 İsrael ordugâhına geldiklerinde, İsraelliler kalkıp Moavlılar'ı vurdular, öyle ki önlerinden kaçtılar; ve Moavlılar'a saldırıp diyara doğru ilerlediler.
2KI 3:25 Kentleri yıktılar; ve her iyi toprak parçasına her biri taşını atıp onu doldurdu. Bütün su kaynaklarını da durdurdular ve bütün iyi ağaçları kestiler, o kadar ki, yalnız Kir Hareset'te onun taşlarını bıraktılar; ancak sapancılar onu kuşatıp saldırdılar.
2KI 3:26 Moav Kralı savaşın kendisi için çok şiddetli olduğunu görünce, Edom Kralı'nı yarıp geçmek için yanına kılıç çeken yedi yüz adam aldı; ama başaramadılar.
2KI 3:27 Sonra yerine kral olacak olan en büyük oğlunu aldı ve onu surda yakmalık sunu olarak sundu. İsrael'e karşı büyük bir öfke vardı; ve onun yanından ayrılıp kendi ülkelerine döndüler.
2KI 4:1 Peygamber oğullarının eşlerinden bir kadın Elişa'ya feryat edip, “Kocam hizmetkârın öldü. Hizmetkârın Yahve'den korkardı bilirsin. Şimdi alacaklı iki çocuğumu kendisine köle olsunlar diye onları almaya geldi.” dedi.
2KI 4:2 Elişa ona, “Senin için ne yapayım? Söyle bana, evde ne var?” diye sordu. Kadın, “Hizmetkârının evde bir kap yağdan başka bir şeyi yok” dedi.
2KI 4:3 Elişa, “Git, bütün komşularından boş kaplar ödünç al. Yalnızca birkaç olmasın.” dedi.
2KI 4:4 “İçeri gir, kapıyı kendinle oğullarının üzerine kapat ve bütün kaplara yağ dök; dolu olanları bir kenara koy.”
2KI 4:5 Kadın onun yanından ayrıldı, kapıyı kendi ve oğullarının üzerine kapattı. Kapları ona getirdiler ve yağ döktü.
2KI 4:6 Kaplar dolunca oğluna, “Bana başka bir kap getir” dedi. Kadına, “Başka kap yok” dedi. O zaman yağın akması durdu.
2KI 4:7 Sonra kadın gelip Tanrı adamına haber verdi. Adam, “Git, yağı sat ve borcunu öde; sen ve oğulların da geri kalanıyla geçinin” dedi.
2KI 4:8 Bir gün Elişa Şunem’e gitti; orada seçkin bir kadın vardı; ve onu ekmek yemeye ikna etti. Böylece her geçtiğinde ekmek yemek için oraya uğruyordu.
2KI 4:9 Kadın kocasına, “Bak, sürekli yanımızdan geçen bu adamın kutsal bir Tanrı adamı olduğunu anladım” dedi.
2KI 4:10 “Lütfen damda küçük bir oda yapalım. Oraya onun için bir yatak, bir masa, bir sandalye ve bir kandillik koyalım. Bize geldiğinde orada kalabilir.”
2KI 4:11 Bir gün oraya geldi, odaya girip orada yattı.
2KI 4:12 Uşağı Gehazi’ye, “Şunemli'yi çağır” dedi. Kadını çağırdığında kadın onun önünde durdu.
2KI 4:13 Elişa uşağına şöyle dedi, “Şimdi kadına söyle, ‘İşte, bunca zahmetle bizimle ilgilendin. Senin için ne yapılabilir? Kralla mı, yoksa ordu komutanıyla mı konuşulsun?’” Kadın, “Ben halkımın arasında oturuyorum” diye yanıtladı.
2KI 4:14 Elişa, “O halde onun için ne yapılabilir?” diye sordu. Gehazi, “Kesinlikle oğlu yok ve kocası da yaşlı” diye yanıtladı.
2KI 4:15 Elişa, “Onu çağır” dedi. Kadını çağırdıktan sonra kapıda durdu.
2KI 4:16 Elişa, “Gelecek yıl bu mevsimde bir oğul kucaklayacaksın” dedi. Kadın, “Hayır efendim, Tanrı adamı, hizmetkârına yalan söyleme” dedi.
2KI 4:17 Kadın gebe kaldı ve Elişa’nın kendisine söylediği gibi, o mevsim geldiğinde bir oğul doğurdu.
2KI 4:18 Çocuk büyüdüğünde, bir gün orakçıların yanına babasının yanına gitti.
2KI 4:19 Babasına, “Başım! Başım!” dedi. Hizmetçisine, “Onu annesine götür” dedi.
2KI 4:20 Onu alıp annesine getirdikten sonra, öğleye kadar annesinin dizlerinde oturdu, sonra da öldü.
2KI 4:21 Kadın yukarı çıkıp onu Tanrı adamının yatağına yatırdı, kapıyı kapatıp çıktı.
2KI 4:22 Kocasını çağırıp, “Lütfen hizmetçilerden birini ve eşeklerden birini bana gönder de Tanrı adamına koşup döneyim” dedi.
2KI 4:23 Kocası, “Bugün neden ona gitmek istiyorsun? Yeni ay ya da Şabat değil” dedi. Kadın, “Önemli değil.” dedi.
2KI 4:24 Sonra eşeğe eyer vurdu ve hizmetçisine, “Sür ve yürü! Ben söylemedikçe yavaşlama.” dedi.
2KI 4:25 Böylece gitti ve Karmel Dağı'ndaki Tanrı adamının yanına geldi. Tanrı adamı onu uzaktan görünce, uşağı Gehazi'ye, “İşte Şunemli kadın orada” dedi.
2KI 4:26 “Lütfen hemen koş, onu karşıla ve ona, 'İyi misin? Kocan iyi mi? Çocuğun iyi mi?' diye sor.” Kadın, “İyi” diye yanıtladı.
2KI 4:27 Kadın tepeye, Tanrı adamının yanına geldiğinde, ayaklarına yapıştı. Gehazi onu itmek için yaklaştı; ama Tanrı adamı, “Onu rahat bırak, çünkü canı içinde sıkıntılı; Yahve de bunu benden gizledi ve bana bildirmedi” dedi.
2KI 4:28 Kadın, “Efendim, ben senden bir oğul istedim mi? 'Beni aldatma' demedim mi?” dedi.
2KI 4:29 O zaman Gehazi'ye, “Cübbeni kuşağına sıkıştır, değneğimi eline al ve git” dedi. “Biriyle karşılaşırsan onu selamlama, biri seni selamlarsa, ona geri yanıt verme. Sonra değneğimi çocuğun yüzünün üzerine koy.”
2KI 4:30 Çocuğun annesi, “Yaşayan Yahve'nin hakkı ve senin canın hakkı için senden ayrılmayacağım” dedi. O da kalkıp kadının ardından gitti.
2KI 4:31 Gehazi önlerinden gidip değneği çocuğun yüzüne koydu; ama ne bir ses, ne de bir duyum vardı. Bu yüzden Elişa'yı karşılamak için geri döndü ve ona, “Çocuk uyanmadı” dedi.
2KI 4:32 Elişa eve girdiğinde, işte, çocuk ölmüştü ve yatağının üzerinde yatıyordu.
2KI 4:33 Bu yüzden içeri girdi, kapıyı ikisinin üzerine kapattı ve Yahve'ye dua etti.
2KI 4:34 Çıkıp çocuğun üzerine yattı, ağzını onun ağzının üzerine, gözlerini onun gözlerinin üzerine, ellerini onun ellerinin üzerine koydu. Kendisini onun üzerine uzattı; ve çocuğun bedeni ısındı.
2KI 4:35 Sonra geri döndü ve evin içinde bir kez ileri geri yürüdü, sonra yukarı çıkıp onun üzerine uzandı. Sonra çocuk yedi kez aksırdı ve çocuk gözlerini açtı.
2KI 4:36 Gehazi'yi çağırdı ve “Şunemli'yi çağır!” dedi. Böylece onu çağırdı. Kadın yanına girdiğinde, “Oğlunu al” dedi.
2KI 4:37 Sonra kadın içeri girdi, ayaklarına kapandı ve yere eğildi; sonra oğlunu alıp çıktı.
2KI 4:38 Elişa yine Gilgal'a geldi. Ülkede kıtlık vardı; peygamber oğulları onun önünde oturuyorlardı; ve uşağına, “Büyük tencereyi al ve peygamber oğulları için çorba kaynat” dedi.
2KI 4:39 Birisi ot toplamak için kıra çıktı ve yaban asması buldu ve ondan bir kucak dolusu yaban kabağı topladı ve gelip onları çorba tenceresine doğradı; çünkü onları tanımadılar.
2KI 4:40 Bunun üzerine adamların yemesi için döktüler. Çorbadan bir şeyler yerken, “Ey Tanrı adamı, tencerede ölüm var!” diye bağırdılar ve yiyemediler.
2KI 4:41 Ama dedi ki, “Öyleyse un getirin.” Ve tencereye attı; ve dedi, “Halkın önüne koy da yesinler.”
2KI 4:42 Baal Şalişa'dan bir adam geldi ve Tanrı adamına ilk ürünlerden biraz ekmek getirdi: Çuvalında yirmi arpa ekmeği ve taze başak vardı. Elişa, “Halka ver de yesinler” dedi.
2KI 4:43 Uşağı, “Ne, bunu yüz adamın önüne mi koyayım?” dedi. Ama o, “Halka ver de yesinler” dedi. “Çünkü Yahve şöyle diyor, 'Yiyecekler ve birazı artacak.'”
2KI 4:44 Bunun üzerine onu önlerine koydu, yediler ve Yahve'nin sözüne göre birazı da arttı.
2KI 5:1 Suriye Kralı'nın ordu komutanı Naaman, efendisinin yanında büyük ve saygın bir adamdı. Çünkü Yahve onun aracılığıyla Suriye'ye zafer vermişti. Ayrıca güçlü ve yiğit bir adamdı, ama cüzzamlıydı.
2KI 5:2 Suriyeliler çeteler halinde çıkmışlardı ve İsrael diyarından küçük bir kızı tutsak almışlardı. Kız, Naaman'ın karısına hizmet ediyordu.
2KI 5:3 Kız hanımına, “Keşke efendim, Samariya'daki peygamberle birlikte olsaydı! O zaman onu cüzzamından iyileştirirdi.” dedi.
2KI 5:4 Birisi içeri girip efendisine, “İsrael diyarından gelen kız şöyle diyor” diye bildirdi.
2KI 5:5 Suriye Kralı, “Şimdi git, İsrael Kralı'na bir mektup göndereceğim” dedi. Naaman gitti ve yanına on talant gümüş, altı bin altın ve on takım giysi aldı.
2KI 5:6 Mektubu İsrael Kralı'na getirdi, şöyle diyordu: “Bu mektup sana gelince, işte, hizmetkârım Naaman'ı cüzzamından iyileştiresin diye, onu sana gönderdim.”
2KI 5:7 İsrael Kralı mektubu okuyunca giysilerini yırttı ve şöyle dedi: “Ben hem öldüren hem de yaşatan Tanrı mıyım ki, bu adam cüzzamından iyileştirmek için bir adamı bana gönderiyor? Ama lütfen düşünün ve bana karşı nasıl kavga çıkarmaya çalıştığını görün.”
2KI 5:8 Öyle oldu ki, Tanrı adamı Elişa, İsrael Kralı'nın giysilerini yırttığını duyunca, krala haber gönderip, “Neden giysilerini yırttın? Hemen bana gelsin, İsrael'de bir peygamber olduğunu bilsin.” dedi.
2KI 5:9 Böylece Naaman atlarıyla ve arabalarıyla gelip Elişa'nın evinin kapısında durdu.
2KI 5:10 Elişa ona bir haberci gönderip, “Git, Yarden’de yedi kez yıkan, etin sana geri dönecek ve temiz olacaksın” dedi.
2KI 5:11 Ama Naaman öfkelendi ve gidip şöyle dedi: “İşte, ‘Kesinlikle yanıma çıkacak, duracak, Tanrısı Yahve’nin adını anacak, elini o yerin üzerinde sallayıp cüzzamı iyileştirecek’ diye düşünmüştüm.
2KI 5:12 Damaskus'un Abana ve Farpar ırmakları, İsrael’in bütün sularından daha iyi değil mi? Onlarda yıkanıp temiz olamaz mıyım?” Bunun üzerine öfkeyle dönüp gitti.
2KI 5:13 Hizmetkârları yaklaşıp ona şöyle dediler, “Babam, peygamber senden büyük bir şey yapmanı isteseydi, yapmaz mıydın? Onun yerine sana, ‘Yıkan ve temiz ol’ diyor, ne kadar daha iyi?”
2KI 5:14 Sonra indi, Tanrı adamının sözüne göre Yarden'de yedi kez daldı. Eti küçük bir çocuğun eti gibi eski haline döndü, temizlendi.
2KI 5:15 Kendisi ve bütün yanındakilerle birlikte Tanrı adamının yanına döndü ve gelip onun önünde durdu. Naaman, “İşte, şimdi biliyorum ki, İsrael'den başka yeryüzünde Tanrı yoktur. Şimdi lütfen hizmetkârından bir armağan al.” dedi.
2KI 5:16 Ama Elişa, “Önünde durduğum yaşayan Yahve'nin hakkı için, bir şey almayacağım” dedi. Onu almaya zorladı; ama o reddetti.
2KI 5:17 Naaman, “Hiç olmazsa, lütfen hizmetkârına iki katır yükü toprak verilsin” dedi. “Çünkü hizmetkârın bundan böyle başka ilâhlara ne yakmalık sunu ne de kurban sunacak, yalnızca Yahve'ye sunacak.
2KI 5:18 Bu şeyde Yahve hizmetkârını bağışlasın: Efendim Rimmon'un evine tapınmak için girdiğinde, elime yaslandığında ve ben Rimmon'un evinde eğildiğimde. Rimmon'un evinde eğildiğimde, Yahve bu şeyde hizmetkârını bağışlasın.”
2KI 5:19 Ona, “Esenlikle git” dedi. Böylece ondan biraz uzaklaştı.
2KI 5:20 Ama Tanrı adamı Elişa'nın uşağı Gehazi, “İşte efendim, getirdiği şeyi elinden almayarak bu Suriyeli Naaman'ı esirgedi” dedi. “Yaşayan Yahve'nin hakkı için, onun peşinden koşacağım ve ondan bir şey alacağım.”
2KI 5:21 Böylece Gehazi Naaman'ın peşinden gitti. Naaman, peşinden koşan birini görünce, arabadan inip onu karşılamaya çıktı ve, “Her şey yolunda mı?” dedi.
2KI 5:22 “Her şey yolunda” dedi. “Efendim beni gönderdi ve şöyle dedi: ‘İşte, peygamber oğullarından iki genç adam Efraim dağlığından yanıma geldi. Lütfen onlara bir talant gümüş ve iki yedek giysi ver.’”
2KI 5:23 Naaman, “Lütfen iki talant al” dedi. Onu zorladı, iki talant gümüşü de iki torbaya, iki yedek giysiyle bağlayıp iki hizmetkarının üzerine koydu; onlar da bunları onun önünden taşıdılar.
2KI 5:24 Tepeye varınca onları ellerinden alıp eve koydu. Sonra adamları salıverdi, onlar da gittiler.
2KI 5:25 Ama içeri girip efendisinin önünde durdu. Elişa ona, “Nereden geldin, Gehazi?” dedi. O da, “Hizmetkârın hiçbir yere gitmedi” dedi.
2KI 5:26 Elişa ona, “Adam arabasından inip seni karşılamaya çıktığında yüreğim seninle birlikte gitmedi mi?” dedi. “Para, giysi, zeytinlikler, bağlar, koyunlar, sığırlar, erkek ve kadın hizmetçiler alma zamanı mı?
2KI 5:27 Bu yüzden Naaman'ın cüzzam hastalığı daima sana ve soyuna yapışacaktır.” Onun önünden kar gibi beyaz cüzzamlı olarak çıktı.
2KI 6:1 Peygamber oğulları Elişa'ya, “Bak, yaşadığımız ve seninle buluştuğumuz yer bize dar geliyor” dediler.
2KI 6:2 Lütfen Yarden'e gidelim, her birimiz oradan birer tahta alıp orada kendimize yaşayabileceğimiz bir yer yapalım.” Elişa, “Gidin!” diye karşılık verdi.
2KI 6:3 Biri, “Lütfen hizmetkârlarınla birlikte gitmek ister misin?” dedi. Elişa, “Giderim” diye yanıt verdi.
2KI 6:4 Böylece Elişa onlarla birlikte gitti. Yarden'e vardıklarında odun kestiler.
2KI 6:5 Ama biri ağaç keserken baltanın başı suya düştü. Sonra bağırdı ve, “Eyvah efendim! Çünkü ödünç alınmıştı!” dedi.
2KI 6:6 Tanrı adamı, “Nereye düştü?” diye sordu. Ona yeri gösterdi. Bir ağaç kesti, oraya attı ve demir suyun üzerine çıktı.
2KI 6:7 “Al” dedi. Böylece elini uzatıp aldı.
2KI 6:8 Suriye Kralı İsrael'e karşı savaş halindeydi; hizmetkârlarıyla danışıp, “Ordugâhım falan filân yerde olacak” dedi.
2KI 6:9 Tanrı adamı İsrael Kralı'na haber gönderip, “Buradan sakın geçme, çünkü Suriyeliler oraya iniyor” dedi.
2KI 6:10 İsrael Kralı Tanrı adamının kendisine söylediği ve uyardığı yere adam gönderdi; ve orada bir kez değil, iki kez değil, kendini kurtardı.
2KI 6:11 Suriye Kralı'nın yüreği bundan çok sıkıldı. Hizmetkârlarını çağırıp, “İçimizden hangimizin İsrael Kralı için olduğunu bana göstermeyecek misiniz?” dedi.
2KI 6:12 Hizmetkârlarından biri, “Hayır efendim, ey kral; İsrael'deki Peygamber Elişa, yatak odanda söylediğin sözleri İsrael Kralı'na bildiriyor” dedi.
2KI 6:13 Adam, “Git, nerede olduğunu gör, ben de adam gönderip onu getireyim” dedi. Ona, “İşte Dotan'da” denildi.
2KI 6:14 Bu yüzden oraya atlar, arabalar ve büyük bir ordu gönderdi. Geceleyin gelip kenti kuşattılar.
2KI 6:15 Tanrı adamının hizmetkârı erkenden kalkıp dışarı çıktığında, işte, atlı ve arabalı bir ordu kentin etrafını sarmıştı. Hizmetkârı ona, “Eyvah efendim! Ne yapacağız?” dedi.
2KI 6:16 O, “Korkma, çünkü bizimle olanlar, onlarla olanlardan daha çoktur” diye karşılık verdi.
2KI 6:17 Elişa dua etti ve, “Ey Yahve, lütfen onun gözlerini aç da görsün” dedi. Yahve genç adamın gözlerini açtı ve o gördü; ve işte, Elişa’nın etrafında, dağ atlar ve ateşten arabalarla doluydu.
2KI 6:18 Onlar yanına indiklerinde, Elişa Yahve'ye dua etti ve, “Lütfen bu halkı körlükle vur” dedi. Ve Elişa’nın sözüne göre onları körlükle vurdu.
2KI 6:19 Elişa onlara, “Bu yol değil, bu kent de değil. Beni izleyin, sizi aradığınız adama götüreceğim.” dedi. Onları Samariya’ya götürdü.
2KI 6:20 Samariya’ya vardıklarında Elişa, “Ey Yahve, bu adamların gözlerini aç, görsünler” dedi. Yahve gözlerini açtı ve gördüler; ve işte, Samariya’nın ortasındaydılar.
2KI 6:21 İsrael Kralı onları görünce Elişa’ya, “Baba, onları vurayım mı? Onları vurayım mı?” dedi.
2KI 6:22 O da, “Onlara vurmayacaksın. Kılıcınla ve yayınla esir aldıklarını mı vuracaksın? Önlerine ekmek ve su koy ki yiyip içsinler, sonra da efendilerine gitsinler.” diye karşılık verdi.
2KI 6:23 Onlar için büyük bir ziyafet hazırladı. Yiyip içtikten sonra onları gönderdi ve efendilerine gittiler. Böylece Suriye çeteleri İsrael ülkesine baskın yapmayı bıraktılar.
2KI 6:24 Bundan sonra Suriye Kralı Benhadad bütün ordusunu topladı ve çıkıp Samariya'yı kuşattı.
2KI 6:25 Samariya'da büyük bir kıtlık oldu. İşte, bir eşek başı seksen gümüşe, güvercin gübresinin dörtte bir kavı beş gümüşe satılıncaya kadar kuşatma altında tuttular.
2KI 6:26 İsrael Kralı surdan geçerken, bir kadın ona, “Efendim, kral, yardım et!” diye feryat etti.
2KI 6:27 “Eğer Yahve sana yardım etmezse, ben sana nereden yardım edebilirim? Harman yerinden mi, yoksa şarap teknesinden mi?” dedi.
2KI 6:28 Kral ona, “Sorunun ne?” diye sordu. Kadın, “Bu kadın bana, 'Oğlunu ver, bugün yiyelim, yarın da benim oğlumu yiyelim' dedi” diye yanıtladı.
2KI 6:29 “Böylece oğlumu haşlayıp yedik; ertesi gün ona dedim, 'Oğlunu ver de yiyelim' o da oğlunu sakladı.”
2KI 6:30 Kral kadının sözlerini duyunca giysilerini yırttı. Duvarın üzerinden geçiyordu ve halk baktı, işte, bedeninin altında çul vardı.
2KI 6:31 Sonra şöyle dedi, “Eğer Şafat oğlu Elişa’nın başı bugün kendi üzerinde kalırsa, Tanrı bana aynısını, daha da fazlasını yapsın.”
2KI 6:32 Ama Elişa evinde oturuyordu, ihtiyarlar da onunla birlikte oturuyorlardı. Sonra kral önünden bir adam gönderdi; ama haberci yanına gelmeden önce ihtiyarlara dedi ki, “Bu katilin oğlunun başımı almak için nasıl adam gönderdiğini görüyor musunuz? İşte, haberci gelince kapıyı kapatın ve kapıyı ona karşı kapalı tutun. Efendisinin ayak sesleri onun arkasında değil mi?”
2KI 6:33 Onlarla konuşmasını sürdürürken, işte, haberci ona doğru indi. O zaman şöyle dedi, “İşte, bu kötülük Yahve’dendir. Yahve’yi daha fazla neden bekleyeyim?”
2KI 7:1 Elişa, “Yahve’nin sözünü dinleyin” dedi. “Yahve diyor ki, ‘Yarın bu zamanlarda bir sea ince un bir şekele, iki sea arpa bir şekele satılacak.’”
2KI 7:2 Kralın koluna dayandığı başkomutan Tanrı adamına yanıt verip, “İşte, eğer Yahve gökte pencereler yapsa, bu şey olabilir mi?” dedi. O da, “İşte, sen bunu gözlerinle göreceksin, ama ondan yemeyeceksin” dedi.
2KI 7:3 Kapının girişinde dört cüzzamlı adam vardı. Birbirlerine, “Ölene dek neden burada oturuyoruz?” dediler.
2KI 7:4 Eğer, “Kente girelim’ dersek, o zaman kentte kıtlık var, orada da öleceğiz. Eğer burada oturursak, biz de öleceğiz. Şimdi gelin, Suriye ordusuna teslim olalım. Bizi sağ bırakırlarsa, yaşarız; eğer öldürürlerse, sadece ölürüz.”
2KI 7:5 Alacakaranlıkta kalkıp Suriyeliler'in ordugâhına gittiler. Suriyeliler'in ordugâhının en kenarına geldiler, işte, orada hiç kimse yoktu.
2KI 7:6 Çünkü Efendi Suriyeliler'in ordusuna savaş arabalarının ve atların sesini, hatta büyük bir ordunun gürültüsünü duyurmuştu. Onlar da birbirlerine, “İşte, İsrael Kralı bize saldırmak için bize karşı Hitit krallarını ve Mısır krallarını ücretli tutmuş” dediler.
2KI 7:7 Bunun üzerine kalkıp alacakaranlıkta kaçtılar. Çadırlarını, atlarını ve eşeklerini, hatta ordugâhı olduğu gibi bırakıp canlarını kurtarmak için kaçtılar.
2KI 7:8 Bu cüzzamlılar ordugâhın en kenarına gelince, bir çadıra girip yiyip içtiler. Sonra gümüşü, altını ve giysileri alarak gidip sakladılar. Sonra geri döndüler, başka bir çadıra girdiler ve oradan da eşyalar taşıdılar ve gidip sakladılar.
2KI 7:9 Sonra birbirlerine, “Doğru yapmıyoruz” dediler, “Bugün müjde günü ve sessiz kalıyoruz. Eğer sabah ışığına kadar beklersek, ceza bize yetişir. Şimdi gelin, gidip kralın ev halkına bildirelim.”
2KI 7:10 Bunun üzerine gelip kent kapı görevlilerini çağırdılar; ve onlara şöyle dediler, “Suriyeliler'in ordugâhına geldik ve işte, orada kimse yoktu, hatta bir insan sesi bile yoktu, yalnızca bağlı atlar, bağlı eşekler ve oldukları gibi çadırlar vardı.”
2KI 7:11 Sonra kapı görevlileri seslenip bunu içerideki kralın evine bildirdiler.
2KI 7:12 Kral gece kalktı ve hizmetkârlarına, “Suriyeliler'in bize yaptıklarını şimdi size göstereyim” dedi. “Aç olduğumuzu biliyorlar. Bu nedenle ordugâhtan çıkıp kendilerini kırda gizlemişlerdir, 'Onlar kentten çıkınca kendilerini diri yakalarız, ve kente gireriz' demişlerdir.”
2KI 7:13 Hizmetkârlarından biri, “Kentte kalan beş atı birkaç kişi alsın” diye karşılık verdi, “İşte, onlar kentte kalan bütün İsrael kalabalığı gibiler. İşte, onlar tükenen bütün İsrael halkı gibiler. Gönderelim de görelim.”
2KI 7:14 Bunun üzerine atlarla iki araba aldılar. Kral onları Suriye ordusuna gönderip, “Gidin ve görün” dedi.
2KI 7:15 Onları Yarden'e kadar takip ettiler; ve işte, bütün yol, Suriyeliler'in aceleyle attıkları giysiler ve eşyalarla doluydu. Haberciler geri dönüp krala bildirdiler.
2KI 7:16 Halk dışarı çıkıp Suriyeliler'in ordugâhını yağmaladı. Böylece Yahve'nin sözü uyarınca bir sea ince un bir şekele, iki ölçek arpa bir şekele satıldı.
2KI 7:17 Kral, koluna dayandığı başkomutanı kapının başına getirmişti. Halk onu kapıda çiğnedi ve kral yanına indiğinde Tanrı adamının söylediği gibi o da öldü.
2KI 7:18 Tanrı adamı krala, “Yarın bu zamanlarda Samariya Kapısı'nda iki sea arpa bir şekel, bir sea ince un bir şekel olacak” demiş olduğu gibi oldu.
2KI 7:19 Başkomutan Tanrı adamına karşılık verip, “Şimdi, işte, eğer Yahve göklerde pencereler açsa, böyle bir şey olabilir mi?” demişti. O da, “İşte, bunu sen gözlerinle göreceksin, ama ondan yemeyeceksin” demişti.
2KI 7:20 Ona böyle oldu, halk onu kapıda çiğnedi, o da öldü.
2KI 8:1 Elişa, oğlunu diriltmiş olduğu kadına şöyle dedi: “Kalk, sen ve ev halkınla birlikte git, bir süre nerede kalabilirsen orada kal; çünkü Yahve kıtlık çağırdı, ülkenin üzerine de yedi yıllığına gelecek.”
2KI 8:2 Kadın kalktı ve Tanrı adamının sözüne göre yaptı. Ev halkıyla birlikte gitti ve Filistliler ülkesinde yedi yıl yaşadı.
2KI 8:3 Yedi yılın sonunda kadın Filistliler ülkesinden döndü. O zaman evi ve toprağı için krala yalvarmaya çıktı.
2KI 8:4 Kral, Tanrı adamının hizmetkârı Gehazi’yle konuşup, “Lütfen Elişa’nın yaptığı bütün büyük şeyleri bana anlat” dedi.
2KI 8:5 Kral’a ölmüş birini nasıl dirilttiğini anlatırken, işte oğlunu dirilttiği kadın, evi ve toprağı için krala yalvarıyordu. Gehazi, “Efendim, ey kral, bu o kadındır ve bu da Elişa’nın hayata döndürdüğü oğludur” dedi.
2KI 8:6 Kral kadına sorduğunda, kadın ona anlattı. Bunun üzerine kral ona bir görevli atadı ve şöyle dedi: “Ülkeyi terk ettiği günden şimdiye dek, ona ait olan her şeyi ve tarlanın bütün ürünlerini geri ver.”
2KI 8:7 Elişa Damaskus'a geldi; ve Suriye Kralı Benhadat hasta idi. Ona, “Tanrı adamı buraya geldi” diye bildirildi.
2KI 8:8 Kral Hazael'e, “Eline bir armağan al, git Tanrı adamını karşıla, 'Bu hastalıktan iyileşecek miyim?' diye onun aracılığıyla Yahve'ye sor” dedi.
2KI 8:9 Hazael onu karşılamaya gitti ve Damaskus'un her güzel şeylerinden kırk deve yükü armağan alarak yanına geldi ve önünde durup, “Suriye Kralı oğlun Benhadad, 'Bu hastalıktan iyileşecek miyim?' diye beni sana gönderdi” dedi.
2KI 8:10 Elişa ona, “Git, ona, 'Kesinlikle iyileşeceksin' de; ama Yahve bana onun kesinlikle öleceğini gösterdi” dedi.
2KI 8:11 Ona gözlerini dikti, ta ki utanana kadar. O zaman Tanrı adamı ağladı.
2KI 8:12 Hazael, “Neden ağlıyorsun efendim?” dedi. O, “Çünkü İsrael'in çocuklarına yapacağın kötülüğü biliyorum. Kalelerini ateşe vereceksin, gençlerini kılıçtan geçireceksin, yavrularını parçalayacaksın, gebe kadınlarının karınlarını yaracaksın.”
2KI 8:13 Hazael, “Ama senin bu hizmetkârın, daha köpekken, bu büyük işi nasıl yapabilir?” diye sordu. Elişa, “Yahve bana senin Suriye üzerinde kral olacağını gösterdi” diye karşılık verdi.
2KI 8:14 Hazael, Elişa’nın yanından ayrılıp efendisinin yanına geldi. Efendisi, “Elişa sana ne dedi?” diye sordu. Elişa, “Kesinlikle iyileşeceğini bana söyledi” diye karşılık verdi.
2KI 8:15 Ertesi gün kalın bir bez alıp suya batırdı, kralın yüzüne örttü ve kral öldü. Sonra Hazael onun yerine kral oldu.
2KI 8:16 İsrael Kralı Ahav’ın oğlu Yoram’ın beşinci yılında, o zaman Yehoşafat Yahuda kralıydı, Yehoşafat’ın oğlu Yehoram Yahuda kralı oldu.
2KI 8:17 Hüküm sürmeye başladığında otuz iki yaşındaydı. Yeruşalem'de sekiz yıl hüküm sürdü.
2KI 8:18 Ahav'ın evi gibi İsrael krallarının yolunda yürüdü, çünkü Ahav'ın kızıyla evlendi. Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 8:19 Ancak Yahve, hizmetkârı David'in hatırına Yahuda'yı yok etmek istemedi, çünkü ona çocukları için her zaman bir kandil vereceğine söz vermişti.
2KI 8:20 Onun günlerinde Edom, Yahuda'nın eli altından başkaldırdı ve kendileri üzerine bir kral koydular.
2KI 8:21 O zaman Yoram, bütün savaş arabalarıyla birlikte Sair'e geçti; gece kalkıp savaş arabalarının komutanlarıyla birlikte kendisini kuşatan Edomlular'ı vurdu; halk çadırlarına kaçtı.
2KI 8:22 Böylece Edom, Yahuda'nın eli altından bugüne dek başkaldırdı. Sonra Livna da aynı zamanda başkaldırdı.
2KI 8:23 Yoram'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 8:24 Yoram atalarıyla uyudu ve atalarının yanına David'in kentinde gömüldü; ve oğlu Ahazya onun yerine kral oldu.
2KI 8:25 İsrael Kralı Ahav'ın oğlu Yoram'ın on ikinci yılında, Yahuda Kralı Yehoram'ın oğlu Ahazya hükmetmeye başladı.
2KI 8:26 Ahazya hükmetmeye başladığında yirmi iki yaşındaydı; Yeruşalem'de de bir yıl hükmetti. Annesinin adı, İsrael Kralı Omri'nin kızı Atalya'ydı.
2KI 8:27 Ahav'ın evinin yolunda yürüdü ve Ahav'ın evinin yaptığı gibi, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı; çünkü kendisi Ahav evinin damadıydı.
2KI 8:28 Ahav oğlu Yoram'la birlikte Ramot Gilad'da Suriye Kralı Hazael'e karşı savaşmaya gitti. Aramlılar Yoram'ı yaraladılar.
2KI 8:29 Kral Yoram, Ramot Giad'da Suriye Kralı Hazael'e karşı savaşırken, Suriyeliler'in kendisine açmış oldukları yaralardan iyileşmek için Yizreel'e döndü. Yahuda Kralı Yehoram oğlu Ahazya, Ahav oğlu Yoram'ı Yizreel'de görmeye indi, çünkü o hastaydı.
2KI 9:1 Peygamber Elişa peygamber oğullarından birini çağırdı ve ona, “Kuşağını beline bağla, eline şu yağ şişesini al ve Ramot Gilad’a git” dedi.
2KI 9:2 “Oraya vardığında, Nimşi oğlu Yehoşafat oğlu Yehu’yu bul, içeri gir ve onu kardeşlerinin arasından kaldır, onu bir iç odaya götür.
2KI 9:3 Sonra yağ şişesini al, başına dök ve, ‘Yahve şöyle diyor, “Seni İsrael üzerine kral olarak meshettim” de.’ Sonra kapıyı aç, kaç ve bekleme.”
2KI 9:4 Böylece genç adam, genç peygamber Ramot Gilad’a gitti.
2KI 9:5 Geldiğinde, ordu komutanları oturuyordu. Sonra, “Komutan, sana bir haberim var” dedi. Yehu, “Hangimize?” diye sordu. “Sana, ey komutan” dedi.
2KI 9:6 Ayağa kalkıp eve girdi. Sonra yağı başına döktü ve ona şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, ‘Seni Yahve'nin halkı, İsrael üzerine kral olarak meshettim.
2KI 9:7 Efendin Ahav'ın evini vuracaksın ki, hizmetkârlarım peygamberlerin kanının ve Yahve'nin bütün hizmetkârlarının kanının öcünü İzebel'den alayım.
2KI 9:8 Çünkü Ahav'ın bütün evi yok olacak. İsrael'de köle olsun özgür olsun Ahav'dan duvara karşı çöğdüren herkesi kesip atacağım.
2KI 9:9 Ahav'ın evini Nevat oğlu Yarovam'ın evi ve Ahiya oğlu Baaşa'nın evi gibi yapacağım.
2KI 9:10 Yizreel'in tarlasında İzebel'i köpekler yiyecek ve onu gömecek kimse olmayacak.'” Sonra kapıyı açıp kaçtı.
2KI 9:11 Yehu efendisinin hizmetkârlarının yanına çıktığında, biri ona, “Her şey yolunda mı? Bu deli sana neden geldi?” diye sorunca, Yehu onlara, “Adamı ve nasıl konuştuğunu bilirsiniz” dedi.
2KI 9:12 “Bu bir yalan. Şimdi bize söyle.” dediler. Yehu, “Bana, ‘Yahve şöyle diyor, seni İsrael’in üzerine kral olarak meshettim’ dedi” dedi.
2KI 9:13 Sonra aceleyle her biri abasını alıp merdivenin başına onun altına koydu ve boruyu çalıp, “Yehu kraldır” dedi.
2KI 9:14 Böylece Nimşi’nin oğlu Yehoşafat’ın oğlu Yehu, Yoram’a karşı düzen kurdu. (Yoram, kendisi ve bütün İsrael, Suriye Kralı Hazael yüzünden Ramot Gilad'ı savunuyordu.
2KI 9:15 Ama Kral Yoram, Suriye Kralı Hazael'le savaşırken Suriyeliler'in kendisine açmış oldukları yaraların iyileşmesi için Yizreel'e dönmüştü.) Yehu, “Eğer böyle düşünüyorsanız, hiç kimse kaçıp Yizreel'e çıkıp bunu bildirmesin” dedi.
2KI 9:16 Bunun üzerine Yehu bir arabaya binip Yizreel'e gitti. Çünkü Yoram orada yatıyordu. Yahuda Kralı Ahazya da Yoram'ı görmeye gelmişti.
2KI 9:17 Nöbetçi Yizreel'deki kulede duruyordu. Yehu'nun bölüğünün geldiğini görünce, “Bir bölük görüyorum” dedi. Yoram, “Bir atlı gönder, onları karşılasın, ‘Barış için mi?’ desin” dedi.
2KI 9:18 Bunun üzerine biri at sırtında onu karşılamaya gitti ve, “Kral, ‘Barış için mi?’ diyor” dedi. Yehu, “Barışla ne işin var? Arkama geçin!” dedi. Nöbetçi, “Haberci onlara kadar vardı, ama geri dönmüyor” dedi.
2KI 9:19 Sonra at sırtında ikinci birini gönderdi, o da yanlarına geldi ve, “Kral, ‘Barış için mi?’ diyor” dedi. Yehu, “Barışla ne işin var? Arkama geçin!” diye karşılık verdi.
2KI 9:20 Nöbetçi, “Onlara kadar vardı, ama geri dönmüyor” dedi. “Sürüşü, Nimşi oğlu Yehu’nun sürüşüne benziyor, çünkü delice sürüyor.”
2KI 9:21 Yoram, “Hazır olun!” dedi. Arabasını hazırladılar. Sonra İsrael Kralı Yoram ve Yahuda Kralı Ahazya, her biri kendi arabasıyla dışarı çıktılar. Yehu'yu karşılamak için çıktılar ve onu Yizreelli Navot'un tarlasında buldular.
2KI 9:22 Yoram Yehu'yu görünce, “Barış için mi bu, Yehu?” dedi. Yehu, “Annen İzebel'in fahişeliği ve büyücülüğü çoğalırken ne barışı?” diye karşılık verdi.
2KI 9:23 Yoram ellerini çevirip kaçtı ve Ahazya'ya, “Bu hainlik, ey Ahazya!” dedi.
2KI 9:24 Yehu yayını bütün gücüyle çekti ve Yoram'ın kollarının arasından vurdu. Ok onun yüreğinden geçip çıktı ve arabasında yere yığıldı.
2KI 9:25 O zaman Yehu, komutanı Bidkar'a, “Onu kaldır ve Yizreelli Navot'un tarlasına at” dedi. “Çünkü hatırla, sen ve ben babası Ahav'ın ardından birlikte bindiğimizde, Yahve bu yükü onun üzerine yükledi:
2KI 9:26 'Dün gerçekten Navot'un ve oğullarının kanını gördüm' diyor Yahve; 'Ve sana bu toprak parçasında karşılığını vereceğim' diyor Yahve. Şimdi Yahve'nin sözüne göre onu al ve tarlaya at.”
2KI 9:27 Ama Yahuda Kralı Ahazya bunu görünce, bahçe evinin yolundan kaçtı. Yehu onu takip etti ve, “Onu da arabada vurun!” dedi. Onu İvleam yakınındaki Gur yokuşunda vurdular. Megiddo'ya kaçtı ve orada öldü.
2KI 9:28 Hizmetkârları onu bir arabada Yeruşalem'e taşıdılar ve David'in kentindeki atalarının yanına, kendi mezarına gömdüler.
2KI 9:29 Ahav'ın oğlu Yoram'ın on birinci yılında Ahazya Yahuda üzerinde hüküm sürmeye başladı.
2KI 9:30 Yehu Yizreel'e geldiğinde, İzebel bunu duydu; gözlerini boyadı, başını süsledi ve pencereden dışarı baktı.
2KI 9:31 Yehu kapıdan içeri girdiğinde, “Efendisini öldüren Zimri, barış için mi geldin?” dedi.
2KI 9:32 Yüzünü pencereye doğru kaldırdı ve “Kim benim tarafımda? Kim?” dedi. İki ya da üç hadım ona baktı.
2KI 9:33 “Onu aşağı atın!” dedi. Böylece onu aşağı attılar; kanının bir kısmı duvara ve atlara sıçradı. Sonra onu ayaklar altında çiğnedi.
2KI 9:34 İçeri girince yiyip içti. Sonra, “Şimdi bu lanetli kadına bakın ve onu gömün; çünkü kral kızıdır” dedi.
2KI 9:35 Onu gömmeye gittiler, ama kafatasından, ayaklarından ve ellerinin avuçlarından başka bir şey bulamadılar.
2KI 9:36 Bu yüzden geri dönüp ona bildirdiler. Ve dedi: “Bu Yahve'nin sözüdür; hizmetkârı Tişbeli Eliya aracılığıyla söyleyip dedi: 'İzebel'in etini köpekler Yizreel tarlasında yiyecekler.
2KI 9:37 İzebel'in cesedi ise Yizreel tarlasında yerin yüzünde gübre gibi olacak. Öyle ki, “Bu İzebel'dir” demeyecekler.'”
2KI 10:1 Ahav'ın Samariya'da yetmiş oğlu vardı. Yehu mektuplar yazıp Samariya'ya, Yizreel yöneticilerine, ihtiyarlara ve Ahav'ın oğullarını büyütenlere gönderdi ve şöyle dedi:
2KI 10:2 “Şimdi bu mektup size ulaştığında, madem ki efendinizin oğulları sizinle birliktedir, arabalar ve atlarınız, surlu kentiniz ve silahlarınız var,
2KI 10:3 efendinizin oğullarından en iyi ve en uygun olanını seçin, onu babasının tahtına koyun ve efendinizin evi için savaşın.”
2KI 10:4 Ama onlar çok korktular ve, “İşte, iki kral onun önünde duramadı! Öyleyse biz nasıl duracağız?” dediler.
2KI 10:5 Ev halkından sorumlu olan, kentten sorumlu olan, ihtiyarlar ve çocukları büyütenler, Yehu'ya haber gönderip, “Biz senin hizmetkârlarınız, istediğin her şeyi yapacağız. Hiç kimseyi kral yapmayacağız. Sen gözünde iyi olanı yap.” dediler.
2KI 10:6 Sonra onlara ikinci kez bir mektup yazdı ve şöyle dedi: “Eğer benim tarafımdaysanız ve sözümü dinlerseniz, efendinizin oğullarının başlarını alın ve yarın bu zamana kadar Yizreel'e yanıma gelin.” Kralın oğulları yetmiş kişiydi ve kendilerini büyüten kentin büyükleriyle birlikteydiler.
2KI 10:7 Mektup onlara ulaştığında, kralın oğullarını alıp öldürdüler, yetmiş kişinin başlarını sepetlere koyup Yizreel'e gönderdiler.
2KI 10:8 Bir haberci gelip ona, “Kralın oğullarının başlarını getirdiler” dedi. O da, “Onları iki yığın halinde kapının girişine sabaha kadar koyun” dedi.
2KI 10:9 Sabahleyin dışarı çıkıp durdu ve bütün halka, “Siz doğrusunuz” dedi, “İşte ben efendime karşı bir düzen kurdum ve onu öldürdüm, ama bunların hepsini kim öldürdü?
2KI 10:10 Şimdi bilin ki, Yahve'nin Ahav'ın eviyle ilgili söylediği sözünden hiçbiri yere düşmeyecektir. Çünkü Yahve, hizmetkârı Eliya aracılığıyla söylediği şeyi yaptı.”
2KI 10:11 Böylece Yehu, Yizreel'de Ahav'ın evinden geriye kalan herkesi, bütün ihtiyarları, yakın dostlarını ve onun kâhinlerini, geride hiç kimse kalmayana dek vurdu.
2KI 10:12 Kalkıp gitti, Samariya'ya vardı. Yolda çobanların kırkım evindeyken,
2KI 10:13 Yehu, Yahuda Kralı Ahazya'nın kardeşleriyle karşılaştı ve, “Siz kimsiniz?” diye sordu. Onlar, “Biz Ahazya'nın kardeşleriyiz. Kralın ve kraliçenin çocuklarını karşılamaya iniyoruz.” diye yanıtladılar.
2KI 10:14 Yehu, “Onları sağ yakalayın!” dedi. Onları sağ yakalayıp kırkım evinin çukurunda kırk iki kişiyi öldürdüler. Hiçbirini bırakmadı.
2KI 10:15 Oradan ayrılınca, Rekav oğlu Yehonadav'ın kendisini karşılamaya geldiğini gördü. Onu selamladı ve ona, “Yüreğin doğru mu, benim yüreğimin senin yüreğinle doğru olduğu gibi?” dedi. Yehonadav, “Doğrudur” diye yanıtladı. “Eğer doğruysa, elini ver.” Ona elini verdi ve onu yanına arabaya çıkardı.
2KI 10:16 “Benimle gel ve Yahve için olan gayretimi gör” dedi. Böylece onu arabasına bindirdiler.
2KI 10:17 Samariya'ya vardığında, Yahve'nin Eliya'ya söylediği söz uyarınca, Samariya'da Ahav'dan geri kalan herkesi yok edinceye kadar vurdu.
2KI 10:18 Yehu bütün halkı bir araya topladı ve onlara, “Ahav Baal'a az hizmet etti, ama Yehu ona çok hizmet edecek” dedi.
2KI 10:19 Şimdi, Baal'ın bütün peygamberlerini, bütün ona tapınanları ve bütün kâhinlerini bana çağırın. Hiç kimse eksik olmasın, çünkü Baal'a büyük bir kurbanım var. Eksik olan yaşamayacak.” Ancak Yehu Baal'a tapınanları yok etmek amacıyla hileyle davrandı.
2KI 10:20 Yehu, “Baal için kutsal bir toplantı düzenleyin!” dedi. Böylece ilan ettiler.
2KI 10:21 Yehu bütün İsrael'e haber gönderdi; ve bütün Baal'a tapınanlar geldi; öyle ki gelmeyen kimse kalmadı. Baal evine girdiler; ve Baal evi bir uçtan öbür uca doldu.
2KI 10:22 Giysiler görevlisine, “Bütün Baal tapanları için giysiler çıkar!” dedi. O da onlara giysiler çıkardı.
2KI 10:23 Yehu, Rekav oğlu Yehonadav ile Baal evine gitti. Sonra Baal tapınanlarına, “Arayıp bakın, burada Yahve'nin hizmetkârlarından kimse sizinle birlikte olmasın, yalnızca Baal tapınanları olsun” dedi.
2KI 10:24 Böylece kurban ve yakmalık sunular sunmak için içeri girdiler. Yehu ise dışarıda kendisi için seksen adam belirlemişti ve şöyle dedi: “Elinize getirdiğim adamlardan biri kaçarsa, onu serbest bırakanın canı onun canına karşılık olacaktır.”
2KI 10:25 Yakmalık sunuyu sunmayı bitirir bitirmez, Yehu muhafızlara ve komutanlara, “İçeri girip onları öldürün! Hiç kimse kaçmasın.” dedi. Böylece onları kılıçtan geçirdiler. Muhafızlar ve komutanlar cesetleri dışarı attılar ve Baal evinin iç bölümüne kadar gittiler.
2KI 10:26 Baal evindeki dikili taşları çıkarıp yaktılar.
2KI 10:27 Baal dikili taşlarını yıktılar ve Baal evini yıktılar ve onu bugüne dek hela yaptılar.
2KI 10:28 Böylece Yehu, Baal'ı İsrael'den yok etti.
2KI 10:29 Ancak Yehu, İsrael'e günah işlettiren Nevat oğlu Yarovam'ın günahlarından, Beytel'de ve Dan'da bulunan altın buzağılardan ayrılmadı.
2KI 10:30 Yahve Yehu'ya, “Gözümde doğru olanı yaparak iyi yaptığın ve Ahav'ın evine yüreğimde olan her şeye göre yaptığın için, soyun dördüncü kuşağa kadar İsrael tahtında oturacak” dedi.
2KI 10:31 Ama Yehu, İsrael'in Tanrısı Yahve'nin yasasında bütün yüreğiyle yürümeye dikkat etmedi. İsrael'i günah işlettiren Yarovam'ın günahlarından ayrılmadı.
2KI 10:32 O günlerde Yahve İsrael'in bazı bölgelerini parçalamaya başladı. Hazael de İsrael'in bütün sınırlarında onları vurdu.
2KI 10:33 Yarden'den doğuya doğru, bütün Gilad diyarını, Gadlılar'ı, Rubenliler'i, Manaşşeliler'i, Arnon Vadisi'nin yanındaki Aroer'den başlayarak Gilad ve Başan'ı da.
2KI 10:34 Yehu'nun işlerinin geri kalanı, yaptığı her şey ve bütün kudreti, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 10:35 Yehu atalarıyla uyudu; ve onu Samariya'da gömdüler. Oğlu Yehoahaz onun yerine kral oldu.
2KI 10:36 Yehu'nun Samariya'da İsrael üzerinde krallık ettiği zaman yirmi sekiz yıldı.
2KI 11:1 Ahazya'nın annesi Atalya, oğlunun öldüğünü görünce kalkıp bütün kral soyunu yok etti.
2KI 11:2 Ama Kral Yoram'ın kızı, Ahazya'nın kız kardeşi Yehoşeva, Ahazya'nın oğlu Yoaş'ı alıp, öldürülen kral oğulları arasından, onu ve dadısını alıp çaldı ve onları yatak odasına koydu; ve onu Atalya'dan sakladılar, böylece öldürülmedi.
2KI 11:3 Atalya ülke üzerinde hüküm sürerken, altı yıl boyunca, onunla birlikte Yahve'nin evinde saklandı.
2KI 11:4 Yedinci yılda Yehoyada gönderip Karyalılar'ı ve muhafızların yüzbaşılarını çağırdı ve onları Yahve'nin evine getirdi; ve onlarla bir antlaşma yaptı ve Yahve'nin evinde onlarla antlaşma yaptı ve onlara kralın oğlunu gösterdi.
2KI 11:5 Onlara şöyle buyurdu: “Şunu yapın: Şabat'ta içeri girenlerin üçte biri kralın evinin bekçisi olacak.
2KI 11:6 Üçte biri Sur Kapısı'nda, üçte biri de muhafızların arkasındaki kapıda olacak. Böylece evin bekçiliğini yapacak ve bir duvar olacaksınız.
2KI 11:7 Sizden iki bölük, Şabat'ta dışarı çıkanların hepsi kralın çevresinde Yahve'nin evinin bekçiliğini yapacak.
2KI 11:8 Herkes elinde silahlarıyla kralı saracak; safların içine giren öldürülsün. Kral dışarı çıktığında ve içeri girdiğinde onunla birlikte olun.”
2KI 11:9 Yüzbaşılar kâhin Yehoyada'nın buyurduğu her şeye göre yaptılar. Her biri, Şabat'ta içeri girecek olanlarla Şabat'ta dışarı çıkacak olan adamlarını alıp kâhin Yehoyada'nın yanına geldiler.
2KI 11:10 Kâhin, Kral David'in mızraklarını ve kalkanlarını yüzbaşılara teslim etti; bunlar Yahve'nin evindeydi.
2KI 11:11 Muhafızların her biri elinde silahlarıyla, evin sağından soluna kadar, sunağın ve evin yanında, kralın çevresinde duruyordu.
2KI 11:12 O zaman kralın oğlunu çıkardı, başına tacı koydu ve ona antlaşmayı verdi; ve onu kral yaptılar ve onu meshettiler; ve ellerini çırparak, “Kral uzun yaşasın!” dediler.
2KI 11:13 Atalya muhafızların ve halkın gürültüsünü duyunca, Yahve'nin evine, halkın yanına geldi;
2KI 11:14 ve baktı ve işte, kral, gelenek olduğu üzere, kralın yanında, komutanlar ve borularla birlikte direğin yanında duruyordu; ve ülkenin bütün halkı seviniyor ve borular çalıyorlardı. Sonra Atalya giysilerini yırttı ve, “Hainlik! Hainlik!” diye bağırdı.
2KI 11:15 Kâhin Yehoyada orduya komuta eden yüzbaşılara, “Onu safların arasından çıkarın. Kılıçla onu izleyen herkesi öldürün.” dedi. Çünkü kâhin, “Yahve'nin evinde öldürülmesin” dedi.
2KI 11:16 Böylece onu yakaladılar; ve atların giriş yolundan kralın evine doğru gitti ve orada öldürüldü.
2KI 11:17 Yehoyada, Yahve, kral ve halk arasında, Yahve'nin halkı olsunlar diye antlaşma yaptı; kral ve halk arasında da antlaşma yaptı.
2KI 11:18 Ülkenin bütün halkı Baal’ın evine gidip onu yıktılar. Sunaklarını ve suretlerini tamamen parçaladılar ve Baal’ın kâhini Mattan’ı sunakların önünde öldürdüler. Kâhin, Yahve'nin evinin başına görevliler atadı.
2KI 11:19 Yüzbaşıları, Karyalılar'ı, muhafızları ve ülkenin bütün halkını yanına aldı; ve kralı Yahve'nin evinden indirdiler ve muhafız kapısından geçerek kralın evine geldiler. Kralların tahtı üzerine oturdu.
2KI 11:20 Böylece ülkenin bütün halkı sevindi ve kent sessizdi. Atalya'yı kralın evinde kılıçla öldürmüşlerdi.
2KI 11:21 Yehoaş hüküm sürmeye başladığında yedi yaşındaydı.
2KI 12:1 Yehoaş, Yehu'nun yedinci yılında hükmetmeye başladı ve Yeruşalem'de kırk yıl hükmetti. Annesinin adı Beerşeva'lı Sivya'ydı.
2KI 12:2 Yehoaş, kâhin Yehoyada'nın kendisine öğrettiği bütün günlerinde, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2KI 12:3 Ancak yüksek yerler kaldırılmadı. Halk hâlâ yüksek yerlerde kurban kesiyor ve buhur yakıyordu.
2KI 12:4 Yehoaş kâhinlere, “Sayıdan geçmiş olup Yahve'nin evine getirilen kutsal şeylerin bütün parasını, her insanın vergisini, ve her insanın Yahve'nin evine getirmek için yüreğine gelen paranın tamamını,
2KI 12:5 kâhinler, her biri hazine görevlisinden alsınlar; ve evin neresinde hasar bulunursa, hasarı onarsınlar” dedi.
2KI 12:6 Ancak öyle oldu ki, Kral Yehoaş'ın yirmi üçüncü yılında kâhinler evin hasarını onarmamışlardı.
2KI 12:7 Sonra Kral Yehoaş kâhin Yehoyada'yı ve öbür kâhinleri çağırıp onlara, “Neden evin hasarını onarmıyorsunuz? Şimdi hazine görevlilerinizden artık para almayın, ancak onu evin hasarını onarmak için teslim edin.” dedi.
2KI 12:8 Kâhinler halktan artık para almamayı ve evin hasarını onarmamayı kabul ettiler.
2KI 12:9 Ama kâhin Yehoyada bir sandık aldı, kapağına bir delik açtı ve onu sunağın yanına, Yahve'nin evine girilirken sağ tarafa koydu. Eşiği koruyan kâhinler, Yahve'nin evine getirilen bütün parayı içine koydular.
2KI 12:10 Sandıkta çok para olduğunu görünce, kralın kâtibi ve başkâhin gelip parayı torbalara koydular ve Yahve'nin evinde bulunan parayı saydılar.
2KI 12:11 Tartılan parayı, Yahve'nin evinde görevli olan iş yapanların eline verdiler; ve onu Yahve'nin evinde çalışan marangozlara ve yapıcılara,
2KI 12:12 ve duvarcılara ve taş yontanlara ve Yahve'nin evindeki hasarı onarmak için kereste ve yontma taş satın almak için ve evin onarımı için harcanan her şey için ödediler.
2KI 12:13 Ancak Yahve'nin evine getirilen paradan Yahve'nin evi için gümüş kaplar, maşalar, leğenler, borular, altın ya da gümüş kaplar yapılmadı.
2KI 12:14 Çünkü bunları iş yapanlara verdiler ve Yahve'nin evini onunla onardılar.
2KI 12:15 Dahası işi yapanlara vermek üzere parayı ellerine teslim ettikleri adamlarla hesaplaşmadılar; çünkü onlar sadakatle davrandılar.
2KI 12:16 Suç sunuları ve günah sunuları için olan para Yahve'nin evine getirilmedi. Bunlar kâhinlerindi.
2KI 12:17 Sonra Suriye Kralı Hazael çıkıp Gat'a karşı savaştı ve onu aldı; ve Hazael Yeruşalem'e çıkmak için yöneldi.
2KI 12:18 Yahuda Kralı Yehoaş, ataları Yehoşafat, Yehoram ve Ahazya'nın, Yahuda krallarının adadığı bütün kutsal şeyleri, ve kendi kutsal şeylerini, ve Yahve'nin evinin ve kral evinin hazinelerinde bulunan bütün altını aldı ve Suriye Kralı Hazael'e gönderdi; ve Yeruşalem'den uzaklaştı.
2KI 12:19 Ve Yoaş'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı bütün işler, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 12:20 Hizmetkârları kalkıp düzen kurdular ve Yoaş'ı Silla'ya inen yolda Millo evinde vurdular.
2KI 12:21 Çünkü hizmetkârları Şimeat oğlu Yosakar ve Şomer oğlu Yehozavad onu vurdular ve Yoaş öldü; ve onu David'in kentinde atalarının yanına gömdüler; ve oğlu Amatsya onun yerine kral oldu.
2KI 13:1 Yahuda Kralı Ahazya oğlu Yoaş'ın yirmi üçüncü yılında, Yehu oğlu Yehoahaz, Samariya'da İsrael üzerindeki on yedi yıllık hükmüne başladı.
2KI 13:2 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı ve İsrael'i günah işlettiren Nevat oğlu Yarovam'ın günahlarını izledi. Ondan ayrılmadı.
2KI 13:3 Yahve'nin öfkesi İsrael'e karşı alevlendi ve onları sürekli olarak Suriye Kralı Hazael'in eline ve Hazael oğlu Benhadad'ın eline teslim etti.
2KI 13:4 Yehoahaz Yahve'ye yalvardı ve Yahve onu dinledi; çünkü İsrael'in sıkıntısını, Suriye Kralı'nın onları nasıl zulmettiğini gördü.
2KI 13:5 (Yahve İsrael'e bir kurtarıcı verdi, ve onlar Suriyeliler'in eli altından çıktılar; ve İsrael'in çocukları daha önce olduğu gibi çadırlarında yaşadılar.
2KI 13:6 Bununla birlikte, İsrael'i günah işlettiren Yarovoam evinin günahlarından ayrılmadılar, ve onların içinde yürüdüler; ve Aşera da Samariya'da kaldı.)
2KI 13:7 Çünkü Yehoahaz'a elli atlıdan, on savaş arabasından ve on bin yayadan başka insanlarından kimseyi bırakmadı; çünkü Suriye Kralı onları yok etti ve onları harman tozu gibi etti.
2KI 13:8 Şimdi Yehoahaz'ın işlerinin geri kalanı, ve yaptığı bütün işler ve kudreti, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 13:9 Yehoahaz atalarıyla uyudu; ve onu Samariya'da gömdüler; ve oğlu Yoaş onun yerine kral oldu.
2KI 13:10 Yahuda Kralı Yoaş'ın otuz yedinci yılında, Yehoahaz oğlu Yehoaş, Samariya'da on altı yıllık İsrael üzerindeki hükmüne başladı.
2KI 13:11 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'i günah işlettirdiği bütün günahlarından ayrılmadı; ama onların içinde yürüdü.
2KI 13:12 Yoaş'ın işlerinin geri kalanı, yaptığı her şey ve Yahuda Kralı Amatsya ile savaştığı kudreti, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 13:13 Yoaş atalarıyla uyudu, Yarovam da onun tahtına oturdu. Yoaş, Samariya'da İsrael krallarının yanına gömüldü.
2KI 13:14 Elişa hasta oldu ve bu hastalığından ölecekti; ve İsrael Kralı Yoaş onun yanına indi ve onun için ağladı ve şöyle dedi, “Ey baba, ey baba, İsrael’in arabaları ve atlıları!”
2KI 13:15 Elişa ona şöyle dedi, “Yay ve oklar al”; o da kendisi için yay ve oklar aldı.
2KI 13:16 İsrael Kralı'na şöyle dedi, “Elini yaya koy”; ve elini yaya koydu. Elişa ellerini kralın elleri üzerine koydu.
2KI 13:17 “Doğuya doğru pencereyi aç” dedi, o da açtı. O zaman Elişa, “At!” dedi. O da attı. “Yahve'nin zafer oku, Suriye üzerindeki zafer oku; çünkü Suriyeliler'i Afek’te tüketinceye kadar vuracaksın” dedi.
2KI 13:18 “Okları al” dedi ve okları aldı. İsrael Kralı'na şöyle dedi, “Yere vur”; o da üç kez vurdu ve durdu.
2KI 13:19 Tanrı adamı ona öfkelendi ve şöyle dedi: “Beş ya da altı kez vurmalıydın. O zaman Suriye'yi tüketene kadar vurmuş olacaktın, ama şimdi Suriye'yi yalnızca üç kez vuracaksın.”
2KI 13:20 Elişa öldü ve onu gömdüler. Moavlılar'ın çeteleri yıl başlarında ülkeyi istila ederlerdi.
2KI 13:21 Bir adamı gömerlerken, işte, bir akıncı çetesi gördüler ve adamı Elişa'nın mezarına attılar. Adam Elişa'nın kemiklerine dokunur dokunmaz dirildi ve ayakları üzerine dikildi.
2KI 13:22 Suriye Kralı Hazael, Yehoahaz'ın bütün günlerinde İsrael'i ezdi.
2KI 13:23 Ama Yahve Avraham, İshak ve Yakov'la yaptığı antlaşmadan dolayı onlara lütfetti, onlara acıdı, onları kayırdı, onları yok etmedi ve hâlâ önünden atmadı.
2KI 13:24 Suriye Kralı Hazael öldü; yerine de oğlu Benhadad kral oldu.
2KI 13:25 Yehoahaz'ın oğlu Yehoaş, Hazael'in oğlu Benhadad'ın elinden savaşla babası Yehoahaz'ın elinden aldığı kentleri geri aldı. Yoaş onu üç kez vurdu ve İsrael kentlerini geri aldı.
2KI 14:1 İsrael Kralı Yoahaz oğlu Yoaş'ın ikinci yılında, Yahuda Kralı Yoaş oğlu Amatsya hüküm sürmeye başladı.
2KI 14:2 Hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de yirmi dokuz yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Yeruşalemli Yehoaddin'di.
2KI 14:3 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı, ama atası David gibi değildi. Babası Yoaş'ın yapmış olduğu her şeye göre yaptı.
2KI 14:4 Ancak yüksek yerler kaldırılmamıştı. Halk hâlâ kurban kesiyor ve yüksek yerlerde buhur yakıyordu.
2KI 14:5 Krallık onun elinde sağlamlaşınca, babası kralı öldüren hizmetkârlarını öldürdü.
2KI 14:6 Ama öldürenlerin çocuklarını, Moşe'nin Yasa Kitabı'nda yazılı olduğu gibi öldürmedi. Yahve şöyle buyurup demişti: “Babalar çocukları için, çocuklar da babaları için öldürülmeyecek; ama herkes kendi günahı için ölecektir.”
2KI 14:7 Tuz Vadisi’nde on bin Edomlu’yu öldürdü ve Sela’yı savaşla ele geçirdi ve adını Yokteel koydu, bugün de öyledir.
2KI 14:8 Sonra Amatsya, İsrael Kralı Yehu’nun oğlu Yehoahaz’ın oğlu Yehoaş’a haberciler gönderip, “Gel, yüz yüze görüşelim” dedi.
2KI 14:9 İsrael Kralı Yehoaş, Yahuda Kralı Amatsya’ya haberciler gönderip, “Lübnan’daki devedikeni, Lübnan’daki sedir ağacına, ‘Kızını oğluma eş olarak ver’ diye haber gönderdi. Sonra Lübnan’dan geçen vahşi bir hayvan devedikenini çiğnedi.
2KI 14:10 Edom’u gerçekten vurdun ve yüreğin seni yükseltti. Onun görkeminin tadını çıkar ve evinde kal; yoksa neden sen ve Yahuda birlikte düşesiniz diye kendini belaya sokuyorsun?”
2KI 14:11 Amatsya dinlemedi. Böylece İsrael Kralı Yehoaş çıktı; ve o ve Yahuda Kralı Amatsya, Yahuda'ya ait Beyt Şemeş'te yüz yüze baktılar.
2KI 14:12 Yahuda İsrael tarafından yenildi; her adam da çadırına kaçtı.
2KI 14:13 İsrael Kralı Yehoaş, Ahazya oğlu Yehoaş'ın oğlu Yahuda Kralı Amatsya'yı Beyt Şemeş'te tuttu ve Yeruşalem'e geldi, sonra Yeruşalem surunu Efraim Kapısı'ndan köşe kapısına kadar dört yüz arşın yıktı.
2KI 14:14 Yahve'nin evinde ve kral evinin hazinelerinde bulunan bütün altını, gümüşü ve bütün kapları ve rehineleri de alıp Samariya'ya döndü.
2KI 14:15 Yehoaş'ın işlerinin geri kalanı, ve kudreti, ve Yahuda Kralı Amatsya ile nasıl savaştığı, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 14:16 Yehoaş atalarıyla uyudu ve Samariya'da İsrael krallarıyla birlikte gömüldü. Yerovoam onun yerine kral oldu.
2KI 14:17 Yahuda Kralı Yoaş'ın oğlu Amatsya, İsrael Kralı Yehoahaz'ın oğlu Yehoaş'ın ölümünden sonra on beş yıl daha yaşadı.
2KI 14:18 Amatsya'nın işlerinin geri kalanı Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 14:19 Yeruşalem'de ona karşı bir düzen kurdular ve Lakiş'e kaçtı; ama onun ardından Lakiş'e adam gönderip onu orada öldürdüler.
2KI 14:20 Onu at üzerinde getirdiler, Yeruşalem'de David'in kentinde atalarının yanına gömdüler.
2KI 14:21 Yahuda halkının tümü on altı yaşında olan Azarya'yı alıp babası Amatsya'nın yerine kral yaptı.
2KI 14:22 Elat'ı bina edip onu Yahuda'ya geri verdi. Bundan sonra kral atalarıyla uyudu.
2KI 14:23 Yahuda Kralı Yoaş oğlu Amatsya'nın on beşinci yılında, İsrael Kralı Yoaş oğlu Yarovam Samariya'da kırk bir yıllık hükmüne başladı.
2KI 14:24 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'e işlettirdiği bütün günahlarından ayrılmadı.
2KI 14:25 İsrael'in Tanrısı Yahve'nin Gat Hefer'den olan Amittay oğlu Yona Peygamber aracılığıyla söylediği söze göre, İsrael'in sınırını Hamat'ın girişinden Aravah Denizi'ne kadar eski durumuna o getirdi.
2KI 14:26 Çünkü Yahve İsrael'in sıkıntısını gördü; köle özgür herkes için çok acıydı; ve İsrael'e yardım eden yoktu.
2KI 14:27 Yahve İsrael'in adını göğün altından sileceğini söylemedi; ama onları Yoaş oğlu Yarovam'ın eliyle kurtardı.
2KI 14:28 Ve Yarovam'ın işlerinin geri kalanı, ve yaptığı bütün işler, kudreti, nasıl savaştığı ve Yahuda'ya ait olan Damaskus'u ve Hamat'ı İsrael için nasıl geri aldığı, İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 14:29 Yarovam atalarıyla, İsrael krallarıyla uyudu; ve oğlu Zekariya onun yerine kral oldu.
2KI 15:1 İsrael Kralı Yarovam'ın yirmi yedinci yılında, Yahuda Kralı Amatsya oğlu Azarya hüküm sürmeye başladı.
2KI 15:2 Hükmetmeye başladığında on altı yaşındaydı ve Yeruşalem'de elli iki yıl krallık yaptı. Annesinin adı Yeruşalemli Yekolya'ydı.
2KI 15:3 Babası Amatsya'nın yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2KI 15:4 Ancak yüksek yerler kaldırılmamıştı. Halk yüksek yerlerde kurban kesmeye ve buhur yakmaya devam etti.
2KI 15:5 Yahve kralı vurdu, öyle ki, öldüğü güne kadar cüzzamlı kaldı ve ayrı bir evde yaşadı. Kralın oğlu Yotam, ev halkının başındaydı ve ülke halkına hükmediyordu.
2KI 15:6 Azarya'nın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 15:7 Azarya atalarıyla uyudu; ve onu David'in kentinde atalarının yanına gömdüler; ve oğlu Yotam onun yerine kral oldu.
2KI 15:8 Yahuda Kralı Azarya'nın otuz sekizinci yılında, Yarovam oğlu Zekariya Samariya'da İsrael üzerinde altı ay hüküm sürdü.
2KI 15:9 Atalarının yaptığı gibi, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'e işlettirdiği günahlarından ayrılmadı.
2KI 15:10 Yaveş oğlu Şallum ona karşı düzen kurdu, onu halkın önünde vurup öldürdü ve onun yerine kral oldu.
2KI 15:11 Zekariya'nın işlerinin geri kalanı, işte, onlar İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılıdır.
2KI 15:12 Yahve'nin Yehu'ya söylediği söz şuydu: “Oğulların dördüncü kuşağa kadar İsrael tahtında oturacak.” Ve öyle oldu.
2KI 15:13 Yahuda Kralı Uzziya'nın otuz dokuzuncu yılında Yaveş oğlu Şallum hükmetmeye başladı ve Samariya'da bir ay hükmetti.
2KI 15:14 Gadi oğlu Menahem Tirsa'dan çıkıp Samariya'ya geldi ve Samariya'da Yaveş oğlu Şallum'u vurup öldürdü ve onun yerine kral oldu.
2KI 15:15 Şallum'un işlerinin geri kalanı ve kurduğu düzen, işte, onlar İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılıdır.
2KI 15:16 Sonra Menahem, Tirsa'dan Tifsah'a ve onun içindekilerin hepsini ve sınır bölgelerine saldırdı. Çünkü kapılarını ona açmadılar ve bütün gebe kadınların karınlarını yardı.
2KI 15:17 Yahuda Kralı Azarya'nın otuz dokuzuncu yılında, Gadi oğlu Menahem Samariya'da İsrael üzerindeki on yıllık hükmüne başladı.
2KI 15:18 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'e işlettirdiği günahlarından bütün günlerinde ayrılmadı.
2KI 15:19 Aşur Kralı Pul ülkeye karşı geldi; krallığı kendi elinde sağlamlaştırmak için Pul'un kendisiyle birlikte olması için Menahem ona bin talant gümüş verdi.
2KI 15:20 Menahem Aşur Kralı'na vermek üzere, İsrael üzerine, kişi başına elli şekel gümüş olmak üzere bütün zengin güçlü adamlara vergi koydu. Böylece Aşur Kralı geri döndü ve ülkede kalmadı.
2KI 15:21 Menahem'in işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 15:22 Menahem atalarıyla uyudu ve yerine oğlu Pekahya kral oldu.
2KI 15:23 Yahuda Kralı Azarya’nın ellinci yılında, Menahem oğlu Pekahya, Samariya'da İsrael üzerindeki iki yıllık hükmüne başladı.
2KI 15:24 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael’e işlettirdiği günahlarından ayrılmadı.
2KI 15:25 Kendi komutanı olan Remalya’nın oğlu Pekah, ona karşı düzen kurdu ve Samariya’da, kral evinin kalesinde, Argob ve Arye ile birlikte ona saldırdı. Yanında Giladlılar'dan elli kişi vardı. Pekahya onu öldürdü ve yerine kral oldu.
2KI 15:26 Pekahya’nın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, işte, onlar İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılıdır.
2KI 15:27 Yahuda Kralı Azarya’nın elli ikinci yılında, Remalya’nın oğlu Pekah, Samariya'da İsrael üzerindeki yirmi yılllık hükmüne başladı.
2KI 15:28 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'e işlettirdiği günahlarından ayrılmadı.
2KI 15:29 İsrael Kralı Pekah'ın günlerinde Aşur Kralı Tiglat Pileser gelip İyon'u, Abel Beyt Maaka'yı, Yanoah'ı, Kedeş'i, Hazor'u, Gilad'ı ve Galile'yi, Naftali'nin bütün topraklarını aldı ve onları Aşur'a sürgün etti.
2KI 15:30 Ela'nın oğlu Hoşea, Remalya'nın oğlu Pekah'a karşı bir düzen kurdu, ona saldırdı, onu öldürdü ve Uzziya'nın oğlu Yotam'ın yirminci yılında onun yerine kral oldu.
2KI 15:31 Pekah'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, işte, onlar İsrael krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılıdır.
2KI 15:32 İsrael Kralı Remalya'nın oğlu Pekah'ın ikinci yılında, Yahuda Kralı Uzziya'nın oğlu Yotam hükmetmeye başladı.
2KI 15:33 Hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de on altı yıl krallık yaptı. Annesinin adı Sadok'un kızı Yeruşa'ydı.
2KI 15:34 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı. Babası Uzziya'nın yapmış olduğu her şeye göre yaptı.
2KI 15:35 Ancak yüksek yerler kaldırılmadı. Halk yüksek yerlerde kurban kesip buhur yakmayı sürdürüyordu. Yahve'nin evinin üst kapısını yaptı.
2KI 15:36 Yotam'ın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 15:37 O günlerde Yahve, Suriye Kralı Resin'i ve Remalya oğlu Pekah'ı Yahuda'ya karşı göndermeye başladı.
2KI 15:38 Yotam atalarıyla uyudu ve babası David'in kentinde atalarıyla birlikte gömüldü; oğlu Ahaz onun yerine kral oldu.
2KI 16:1 Remalya oğlu Pekah'ın on yedinci yılında, Yahuda Kralı Yotam oğlu Ahaz hükmetmeye başladı.
2KI 16:2 Ahaz hükmetmeye başladığında yirmi yaşındaydı ve Yeruşalem'de on altı yıl krallık yaptı. Atası David gibi, Tanrısı Yahve'nin gözünde doğru olanı yapmadı.
2KI 16:3 Ama İsrael krallarının yolunda yürüdü ve Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovduğu ulusların iğrençliklerine göre oğlunu da ateşten geçirdi.
2KI 16:4 Yüksek yerlerde, tepelerde ve her yeşil ağacın altında kurbanlar kesti ve buhur yaktı.
2KI 16:5 Sonra Suriye Kralı Resin ve İsrael Kralı Remalya oğlu Pekah savaşmak için Yeruşalem'e çıktılar. Ahaz'ı kuşattılar, ama onu yenemediler.
2KI 16:6 O sırada Suriye Kralı Resin Elat'ı Suriye'ye geri aldı ve Yahudiler'i Elat'tan sürdü; Suriyeliler Elat'a girdiler ve bugüne dek orada yaşıyorlar.
2KI 16:7 Ahaz, Aşur Kralı Tiglat Pileser'e haberciler gönderip, “Ben senin hizmetkârınım, oğlunum. Gel, beni Suriye Kralı'nın elinden ve bana karşı ayaklanan İsrael Kralı'nın elinden kurtar.” dedi.
2KI 16:8 Ahaz, Yahve'nin evinde ve kralın evinin hazinelerinde bulunan gümüşü ve altını alıp Aşur Kralı'na armağan olarak gönderdi.
2KI 16:9 Aşur Kralı onu dinledi. Aşur Kralı Damaskus'a çıkıp onu aldı, halkını Kir'e sürgüne gönderdi ve Resin'i öldürdü.
2KI 16:10 Kral Ahaz, Aşur Kralı Tiglat Pileser'le görüşmek için Damaskus'a gitti ve Damaskus'ta bulunan sunağı gördü. Kral Ahaz, kâhin Uriya'ya sunağın bir çizimini ve onu bina etme planlarını gönderdi.
2KI 16:11 Kâhin Uriya bir sunak yaptı. Kral Ahaz’ın Damaskus’tan gönderdiği her şeye göre, kâhin Uriya da onu Kral Ahaz’ın Damaskus’tan gelişi için yaptı.
2KI 16:12 Kral Damaskus’tan gelince, kral sunağı gördü; ve sunağa yaklaştı ve üzerinde kurban sundu.
2KI 16:13 Yakmalık sunusunu ve ekmek sunusunu yaktı, dökmelik sunusunu döktü ve esenlik sunularının kanını sunağın üzerine serpti.
2KI 16:14 Yahve'nin önünde olan tunç sunağı evin önünden, kendi sunağıyla Yahve'nin evi arasından getirdi ve onu kendi sunağının kuzey tarafına koydu.
2KI 16:15 Kral Ahaz kâhin Uriya’ya, “Sabah yakmalık sunusunu, akşam ekmek sunusunu, kralın yakmalık sunusunu ve onun ekmek sunusunu, ülke halkının yakmalık sunusunu, onların ekmek sunularını ve onların dökmelik sunularını; büyük sunak üzerinde yak; ve yakmalık sununun bütün kanını, kurbanın bütün kanını onun üzerine serp; ama tunç sunak danışmak için benim olacaktır” diye buyruk verdi.
2KI 16:16 Kâhin Uriya, Kral Ahaz'ın buyurduğu her şeyi yaptı.
2KI 16:17 Kral Ahaz, ayaklıkların yan levhalarını kesti, leğeni onların üzerinden kaldırdı, altındaki tunç öküzlerin üzerinden denizi indirdi ve taş bir döşeme üzerine koydu.
2KI 16:18 Aşur Kralı yüzünden, Şabat için evde yaptırdıkları kapalı yolu ve kralın Yahve'nin evine dış girişini kaldırdı.
2KI 16:19 Ahaz'ın işlerinin geri kalanı, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 16:20 Ahaz atalarıyla uyudu ve atalarının yanına David'in kentinde gömüldü. Yerine oğlu Hizkiya kral oldu.
2KI 17:1 Yahuda Kralı Ahaz’ın on ikinci yılında, Ela oğlu Hoşea, Samariya’da İsrael üzerindeki dokuz yıllık hükmüne başladı.
2KI 17:2 Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı, ama kendisinden önceki İsrael kralları gibi değildi.
2KI 17:3 Aşur Kralı Şalmaneser ona karşı çıktı; Hoşea da ona hizmet etti ve ona vergi verdi.
2KI 17:4 Aşur Kralı, Hoşea’nın bir düzen kurduğunu keşfetti; çünkü Mısır Kralı So’ya haberciler göndermişti ve Aşur Kralı’na her yıl yaptığı gibi vergi ödememişti. Bunun üzerine Aşur Kralı onu yakaladı ve zindanda bağladı.
2KI 17:5 Sonra Aşur Kralı bütün ülkeye çıktı, Samariya’ya çıktı ve orayı üç yıl kuşattı.
2KI 17:6 Aşur Kralı Hoşea'nın dokuzuncu yılında Samariya'yı alıp İsrael'i Aşur'a sürdü ve onları Halah'a, Gozan Irmağı'nın Habor kıyısına ve Med kentlerine yerleştirdi.
2KI 17:7 Bunun nedeni, İsrael'in çocuklarının, kendilerini Mısır Kralı Firavun'un eli altından Mısır diyarından çıkarmış olan Tanrıları Yahve'ye karşı günah işlemeleri ve başka ilâhlardan korkmalarıydı.
2KI 17:8 Ve Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovmuş olduğu ulusların kurallarında ve İsrael krallarının yaptıkları kurallarda yürüdüler.
2KI 17:9 İsrael'in çocukları gizlice Tanrıları Yahve'ye karşı doğru olmayan şeyler yaptılar; ve bütün kentlerinde, bekçi kulesinden surlu kente kadar kendilerine yüksek yerler yaptılar.
2KI 17:10 Her yüksek tepede ve her yeşil ağacın altında kendilerine dikili taşlar ve Aşera direkleri diktiler.
2KI 17:11 Orada, Yahve'nin önlerinden kovmuş olduğu ulusların yaptığı gibi, bütün yüksek yerlerde buhur yaktılar; ve Yahve'yi öfkelendirmek için kötü şeyler yaptılar.
2KI 17:12 Yahve'nin kendilerine, “Bu şeyi yapmayacaksınız” dediği putlara hizmet ettiler.
2KI 17:13 Ve Yahve, İsrael ve Yahuda'ya, her peygamber ve her gören aracılığıyla tanıklık ederek şöyle demişti: “Kötü yollarınızdan dönün ve atalarınıza buyurduğum ve hizmetkârlarım peygamberler aracılığıyla size gönderdiğim bütün yasaya göre, buyruklarımı ve kurallarımı tutun.”
2KI 17:14 Ama dinlemediler ve Yahve Tanrıları'na inanmayan atalarının boynu gibi, boyunlarını sertleştirdiler.
2KI 17:15 O'nun kurallarını ve atalarıyla yapmış olduğu antlaşmayı ve kendilerine ettiği tanıklıkları reddettiler; boş şeylerin ardından gittiler, boş insanlar oldular, çevrelerinde bulunan uluslar gibi yapmasınlar diye Yahve onlara buyurduğu halde onların ardından gittiler.
2KI 17:16 Tanrıları Yahve'nin bütün buyruklarını terk ettiler, kendilerine dökme putlar, iki buzağı yaptılar, bir Aşera yaptılar, gökyüzünün bütün ordusuna tapındılar ve Baal'a hizmet ettiler.
2KI 17:17 Oğullarını ve kızlarını ateşten geçirdiler, falcılık ve büyücülük yaptılar, Yahve'nin gözünde kötü olanı yapmak için kendilerini sattılar, O'nu öfkelendirdiler.
2KI 17:18 Bu yüzden Yahve İsrael'e çok öfkelendi, onları gözü önünden kaldırdı. Geriye yalnızca Yahuda oymağı kaldı.
2KI 17:19 Yahuda da Tanrıları Yahve'nin buyruklarını tutmadı, İsrael'in yaptığı kurallarda yürüdü.
2KI 17:20 Yahve bütün İsrael'in soyunu reddetti, onları sıkıntıya soktu ve onları akıncıların eline teslim etti, ta ki onları gözü önünden atana dek.
2KI 17:21 Çünkü İsrael'i David'in evinden kopardı; ve Nevat oğlu Yarovam'ı kral yaptılar; Yarovam da İsrael'i Yahve'nin ardından saptırdı ve onlara büyük bir günah işlettirdi.
2KI 17:22 İsrael'in çocukları Yarovam'ın işlediği bütün günahlarda yürüdüler;
2KI 17:23 Yahve bütün peygamber hizmetkârları aracılığıyla söylemiş olduğu gibi, İsrael'i gözü önünden kaldırana dek, onlardan ayrılmadılar. Böylece İsrael kendi ülkesinden bugüne dek Aşur'a sürüldü.
2KI 17:24 Aşur Kralı Babil'den, Kuta'dan, Avva'dan, Hamat'tan ve Sefarvaim'den insanlar getirdi ve onları İsrael'in çocukları yerine Samariya kentlerine yerleştirdi; onlar da Samariya'yı mülk edindiler ve kentlerinde yaşadılar.
2KI 17:25 Böylece, orada oturmaya başladıklarında, Yahve'den korkmadılar. Bunun için Yahve aralarına aslanlar gönderdi, bunlar da bazılarını öldürdü.
2KI 17:26 Bu yüzden Aşur Kralı'na şöyle dediler: “Sürüp Samariya kentlerine yerleştirdiğin uluslar, ülkenin ilâhının yasasını bilmiyorlar. Bu yüzden aralarına aslanlar gönderdi; ve işte, onları öldürüyorlar, çünkü ülkenin ilâhının yasasını bilmiyorlar.”
2KI 17:27 O zaman Aşur Kralı, “Oradan sürdüğünüz kâhinlerden birini oraya götür; gidip o orada kalsın ve onlara ülkenin ilâhının yasasını öğretsin” diye buyurdu.
2KI 17:28 Böylece Samariya'dan sürdükleri kâhinlerden biri gelip Beytel'e yerleşti ve onlara Yahve'den nasıl korkmaları gerektiğini öğretti.
2KI 17:29 Bununla birlikte her ulus kendine ait ilâhlar yaptı ve her ulus yaşamakta oldukları kentlere, Samariyalılar'ın yapmış olduğu yüksek yerler evlerine bunları koydu.
2KI 17:30 Babilliler Sukkot Benot'u, Kutlular Nergal'i, Hamatlılar Aşima'yı yaptılar.
2KI 17:31 Avvalılar Nivhaz ve Tartak'ı yaptılar; Sefarvaimliler de çocuklarını Sefarvaim'in ilâhları olan Adrammelek ve Anammelek'e ateşte yaktılar.
2KI 17:32 Böylece Yahve'den korktular. Kendi aralarından yüksek yerler kâhinleri de yaptılar. Bunlar yüksek yerler evlerinde onlar için kurban kesiyordu.
2KI 17:33 Yahve'den korktular. Aralarından sürülmüş oldukları ulusların yollarına göre de kendi ilâhlarına hizmet ediyorlardı.
2KI 17:34 Bugüne dek daha önce yaptıklarını yapıyorlar. Yahve'den korkmuyorlar. Yahve'nin Yakov'un çocuklarına, İsrael adını verdiği çocuklarına buyurduğu kuralları, ilkeleri, yasayı ve buyruğu izlemiyorlar.
2KI 17:35 Yahve Yakov'un çocuklarıyla bir antlaşma yapmış ve onlara şöyle buyurmuştu: “Başka ilâhlardan korkmayacaksınız, onlara eğilmeyeceksiniz, onlara hizmet etmeyeceksiniz, onlara kurban kesmeyeceksiniz.
2KI 17:36 Ama sizi Mısır diyarından büyük bir güçle ve uzanmış koluyla çıkarmış olan Yahve'den korkacaksınız, O'na eğileceksiniz ve O'na kurban keseceksiniz.
2KI 17:37 Sizin için yazdığı kuralları, ilkeleri, yasayı ve buyruğu yapmak üzere daima tutacaksınız. Başka ilâhlardan korkmayacaksınız.
2KI 17:38 Sizinle yapmış olduğum antlaşmayı unutmayacaksınız. Başka ilâhlardan korkmayacaksınız.
2KI 17:39 Ama Tanrınız Yahve'den korkacaksınız, O da sizi bütün düşmanlarınızın elinden kurtaracak.”
2KI 17:40 Ancak dinlemediler, daha önce yaptıklarını yaptılar.
2KI 17:41 Böylece bu uluslar Yahve'den korktular, oyma suretlere de hizmet ettiler. Çocukları da aynısını yaptı ve çocuklarının çocukları da aynısını yaptı. Onlar da bugüne dek atalarının yaptığı gibi yapıyorlar.
2KI 18:1 İsrael Kralı Ela oğlu Hoşea’nın üçüncü yılında, Yahuda Kralı Ahaz oğlu Hizkiya hüküm sürmeye başladı.
2KI 18:2 Hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem’de yirmi dokuz yıl krallık yaptı. Annesinin adı Zekariya kızı Avi’ydi.
2KI 18:3 Atası David’in yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2KI 18:4 Yüksek yerleri kaldırdı, dikili taşları kırdı ve Aşera’yı kesti. Moşe’nin yapmış olduğu tunç yılanı da parçaladı, çünkü o günlerde İsrael'in çocukları ona buhur yakıyorlardı; ve ona Nehuştan adını verdi.
2KI 18:5 İsrael’in Tanrısı Yahve'ye güvendi; öyle ki, kendisinden sonra Yahuda kralları arasında ve kendisinden öncekiler arasında onun gibisi yoktu.
2KI 18:6 Çünkü Yahve'ye bağlandı, O'nu izlemekten ayrılmadı, Yahve'nin Moşe’ye buyurmuş olduğu buyruklarını tuttu.
2KI 18:7 Yahve onunlaydı. Gittiği her yerde başarılı oldu. Aşur Kralı'na başkaldırdı ve ona hizmet etmedi.
2KI 18:8 Gaza'ya ve sınırlarına, bekçilerin kulesinden surlu kente kadar Filistlileri vurdu.
2KI 18:9 Kral Hizkiya'nın dördüncü yılında, İsrael Kralı Ela oğlu Hoşea'nın yedinci yılında, Aşur Kralı Şalmaneser Samariya'ya karşı çıktı ve onu kuşattı.
2KI 18:10 Üç yılın sonunda onu aldılar. Hizkiya'nın altıncı yılında, İsrael Kralı Hoşea'nın dokuzuncu yılında Samariya alındı.
2KI 18:11 Aşur Kralı İsrael'i Aşur'a sürdü ve onları Halah'a, Gozan Irmağı'ndaki Habor'a ve Med kentlerine koydu.
2KI 18:12 Çünkü Tanrıları Yahve'nin sözüne itaat etmediler, O'nun antlaşmasını, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin buyurmuş olduğu her şeyi çiğnediler ve dinlemediler ve yapmadılar.
2KI 18:13 Kral Hizkiya'nın on dördüncü yılında, Aşur Kralı Sanherib Yahuda'nın bütün surlu kentlerine karşı geldi ve onları aldı.
2KI 18:14 Yahuda Kralı Hizkiya, Lakiş'teki Aşur Kralı'na haber gönderip, “Seni gücendirdim. Benden çekil. Üzerime koyduğunu taşıyacağım.” dedi. Aşur Kralı, Yahuda Kralı Hizkiya üzerine üç yüz talant gümüş ve otuz talant altın kararlaştırdı.
2KI 18:15 Hizkiya, Yahve'nin evinde ve kralın evinin hazinelerinde bulunan bütün gümüşü ona verdi.
2KI 18:16 O sırada Hizkiya, Yahve'nin tapınağının kapılarından ve Yahuda Kralı Hizkiya'nın kaplattığı direklerden altını kesip Aşur Kralı'na verdi.
2KI 18:17 Aşur Kralı, Tartan, Ravsaris ve Ravşake'yi Lakiş'ten büyük bir orduyla Yeruşalem'e, Kral Hizkiya'ya gönderdi. Onlar da çıkıp Yeruşalem'e geldiler. Çıktıklarında, gelip, çırpıcı tarlasının ana yolunda bulunan yukarı havuzun su yolu yanında durdular.
2KI 18:18 Kralı çağırdıklarında, kral evi başında olan Hilkiya oğlu Elyakim, Kâtip Şevna ve Tarihçi Asaf oğlu Yoah onların yanına çıktılar.
2KI 18:19 Ravşake onlara şöyle dedi: “Şimdi Hizkiya’ya söyleyin, ‘Büyük kral, Aşur Kralı diyor ki, ‘Senin güvenmekte olduğun bu güven nedir? diyor.
2KI 18:20 'Savaş için öğüt ve güç var' diyorsun (ama bunlar boş sözlerdir). Şimdi kime güveniyorsun da bana karşı isyan ediyorsun?
2KI 18:21 Şimdi, işte, sen şu kırık kamıştan değneğe, Mısır'a güveniyorsun. Eğer bir kişi ona yaslanırsa, eline batar ve onu deler. Mısır Kralı Firavun da kendisine güvenen herkese böyledir.
2KI 18:22 Ama eğer bana, ‘Tanrımız Yahve'ye güveniyoruz’ derseniz, Hizkiya’nın yüksek yerlerini ve sunaklarını kaldırdığı ve Yahuda ile Yeruşalem’e, ‘Yeruşalem’deki bu sunağın önünde tapınacaksınız’ dediği O değil mi?
2KI 18:23 Şimdi efendim Aşur Kralı ile bahse giriş, eğer sen onların üzerine biniciler koyabilirsen sana iki bin at vereyim.
2KI 18:24 Öyleyse efendimin en küçük hizmetkârlarından bir komutanın yüzünü nasıl geri çevirip, savaş arabaları ve atlılar için Mısır'a güvenebilirsin?
2KI 18:25 Şimdi ben, Yahve olmadan mı bu yeri yıkmak için ona karşı çıktım? Yahve bana, 'Bu ülkeye karşı çık ve onu yık' dedi.”'”
2KI 18:26 Hilkiya oğlu Elyakim, Şevna ve Yoah, Ravşake'ye, “Lütfen hizmetkârlarına Aram diliyle konuş, çünkü biz onu anlarız. Surların üstündeki halkın duyabileceği şekilde bizimle Yahudi dilinde konuşma.” dediler.
2KI 18:27 Ama Ravşake onlara, “Efendim beni bu sözleri söylemem için efendinize ve size mi gönderdi?” dedi. “Beni, duvarda oturan, kendi pisliklerini yiyip kendi idrarlarını sizinle birlikte içecek adamlara göndermedi mi?”
2KI 18:28 O zaman Ravşake ayağa kalktı ve Yahudiler'in dilinde yüksek sesle bağırıp şöyle dedi: “Büyük kralın, Aşur Kralı'nın sözünü dinleyin.
2KI 18:29 Kral şöyle diyor, 'Hizkiya sizi aldatmasın, çünkü sizi onun elinden kurtaramayacak.
2KI 18:30 Hizkiya sizi Yahve'ye güvendirmesin, “Yahve bizi kesinlikle kurtaracak ve bu kent Aşur Kralı'nın eline verilmeyecek” demesin.
2KI 18:31 Hizkiya'yı dinlemeyin.' Çünkü Aşur Kralı şöyle diyor, 'Benimle barışın, yanıma çıkın; ve her biriniz kendi asmasından yesin, ve herkes kendi incir ağacından yesin, ve herkes kendi sarnıcından su içsin;
2KI 18:32 Ben gelip sizi kendi ülkeniz gibi bir ülkeye, tahıl ve yeni şarap ülkesine, ekmek ve üzüm bağları ülkesine, zeytin ağaçları ve bal ülkesine götürene dek; böylece yaşayıp ölmezsiniz. Hizkiya sizi kandırıp, “Yahve bizi kurtaracak” dediğinde onu dinlemeyin.
2KI 18:33 Ulusların ilâhlarından hiçbiri ülkesini Aşur Kralı'nın elinden kurtardı mı?
2KI 18:34 Hamat ve Arpad'ın ilâhları nerede? Sefarvaim, Hena ve İvvah'ın ilâhları nerede? Samariya'yı elimden kurtardılar mı?
2KI 18:35 Ülkelerin bütün ilâhları arasında, ülkelerini elimden kurtaranlar kimler ki, Yahve Yeruşalem'i benim elimden kurtarsın?'”
2KI 18:36 Ancak halk sustu ve ona tek bir söz karşılık vermedi. Çünkü kralın buyruğu, “Ona karşılık vermeyin” idi.
2KI 18:37 O zaman kral evi başında olan Hilkiya oğlu Elyakim, Kâtip Şevna ve Tarihçi Asaf oğlu Yoah ile birlikte giysileri yırtılmış halde Hizkiya'nın yanına geldiler ve Ravşake'nin sözlerini ona bildirdiler.
2KI 19:1 Kral Hizkiya bunu duyunca giysilerini yırttı, çula sarındı ve Yahve'nin evine girdi.
2KI 19:2 Kral evinin başında olan Elyakim'i, Kâtip Şevna'yı ve kâhinlerin ihtiyarlarını çula sarınmış olarak Amots oğlu Peygamber Yeşaya'ya gönderdi.
2KI 19:3 Ona şöyle dediler, “Hizkiya diyor ki, 'Bugün sıkıntı, azarlama ve reddedilme günüdür; çünkü çocuklar doğum vaktine geldi ve onları doğuracak güç yok.
2KI 19:4 Belki de Tanrın Yahve, efendisi Aşur Kralı'nın yaşayan Tanrı'ya meydan okumak için gönderdiği Ravşake'nin bütün sözlerini duyar ve Tanrınız Yahve duymuş olduğu bu sözleri azarlar. Bu nedenle, geriye kalanlar için dua et.'
2KI 19:5 Böylece Kral Hizkiya'nın hizmetkârları Yeşaya'ya geldiler.
2KI 19:6 Yeşaya onlara şöyle dedi: “Efendinize şunu söyleyin: ‘Yahve diyor ki, “Aşur Kralı'nın hizmetkârlarının bana küfrettiği sözlerden korkmayın.
2KI 19:7 İşte, içine bir ruh koyacağım, bir haberi duyup kendi ülkesine dönecek. Onu kendi ülkesinde kılıçla düşüreceğim.”'”
2KI 19:8 Böylece Ravşake geri döndü ve Aşur Kralı'nın Livna’ya karşı savaşır buldu; çünkü onun Lakiş’ten ayrıldığını duymuştu.
2KI 19:9 Etiyopya Kralı Tirhaka için, “İşte, sana karşı savaşmaya çıktı” dendiğini duyunca, Hizkiya’ya yine haberciler gönderip şöyle dedi:
2KI 19:10 “Yahuda Kralı Hizkiya’ya şunu söyleyin: ‘Yeruşalem Aşur Kralı'nın eline verilmeyecek, diye güvendiğin Tanrın seni aldatmasın.
2KI 19:11 İşte, Aşur krallarının bütün ülkeleri tümüyle yok ederek onlara yaptıklarını duydun. Sen kurtulacak mısın?
2KI 19:12 Atalarımın yok ettiği ulusların ilâhları, Gozan, Haran, Rezef ve Telassar'da bulunan Aden'in çocuklarını kurtardı mı?
2KI 19:13 Hamat Kralı, Arpad Kralı, Sefarvaim Kenti'nin, Hena'nın ve İvva'nın kralı nerede?'”
2KI 19:14 Hizkiya mektubu habercilerin elinden aldı ve okudu. Sonra Hizkiya Yahve'nin evine çıktı ve Yahve'nin önüne serdi.
2KI 19:15 Hizkiya Yahve'nin önünde dua etti ve şöyle dedi: “Keruvlar'ın üzerinde taht kuran İsrael'in Tanrısı Yahve, yeryüzündeki bütün krallıkların Tanrısı sensin, yalnız sensin. Yeri ve göğü sen yarattın.
2KI 19:16 Kulağını eğ, ey Yahve, ve işit. Gözlerini aç, ey Yahve, ve gör. Sanherib'in, yaşayan Tanrı'ya meydan okumak için gönderdiği sözlerini duy.
2KI 19:17 Gerçekten, ey Yahve, Aşur kralları ulusları ve ülkelerini harap ettiler,
2KI 19:18 ve ilâhlarını ateşe attılar; çünkü onlar ilâh değildi, sadece insan ellerinin işi, ağaç ve taştı. Bu yüzden onları yok ettiler.
2KI 19:19 Şimdi, Tanrımız Yahve, yalvarıyorum, bizi onun elinden kurtar, ki yeryüzünün bütün krallıkları, senin, ey Yahve, tek Tanrı olduğunu bilsinler.”
2KI 19:20 Sonra Amots oğlu Yeşaya, Hizkiya'ya haber gönderip dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, Aşur Kralı Sanherib'e karşı bana dua ettin ve seni duydum.
2KI 19:21 Yahve'nin onun hakkında söylediği söz şudur: Siyon'un el değmemiş kızı seni hor gördü ve seninle alay etti. Yeruşalem kızı sana başını salladı.
2KI 19:22 Sen kime meydan okudun ve küfür ettin? Kime karşı sesini yükselttin ve gözlerini yukarı kaldırdın? İsrael'in Kutsalı'na karşı!
2KI 19:23 Ulakların aracılığıyla Yahve'ye meydan okudun ve şöyle dedin: “Çok sayıda arabamla dağların zirvesine, Lübnan'ın en iç kısımlarına çıktım, uzun sedirlerini ve seçme selvi ağaçlarını keseceğim; en iç yurduna, verimli tarlasının ormanına gireceğim.
2KI 19:24 Yabancı sular kazdım ve içtim, Mısır'ın bütün ırmaklarını ayaklarımın tabanıyla kurutacağım.”
2KI 19:25 Uzun zaman önce nasıl yaptığımı ve eski zamanlarda onu nasıl biçimlendirdiğimi duymadın mı? Şimdi onu yaptık ki, surlu kentleri harabe yığınlarına döndürmek senin olsun.
2KI 19:26 Bu yüzden onlarda oturanların gücü azdı. Yılgınlık ve şaşkınlık içindeydiler. Kır otu, yeşil bitki, damların üstündeki çayır ve daha büyümeden kavrulup giden buğday gibiydiler.
2KI 19:27 Ama senin oturuşunu, çıkışını, girişini ve bana karşı öfkeni biliyorum.
2KI 19:28 Bana karşı öfken ve küstahlığın kulağıma eriştiği için, kancamı burnuna, gemimi dudaklarına takacağım ve geldiğin yoldan seni geri döndüreceğim.
2KI 19:29 “Sana işaret şu olacak: Bu yıl kendiliğinden yetişeni yiyeceksin, ikinci yılda ondan çıkanı; üçüncü yılda ekin, biçin, bağlar dikin ve meyvesini yiyin.
2KI 19:30 Yahuda evinden kurtulanların geri kalanı yine aşağıya doğru kök salacak ve yukarıya doğru meyve verecek.
2KI 19:31 Çünkü geri kalanlar Yeruşalem'den, kurtulanlar Siyon Dağın'a çıkacak. Bunu Yahve'nin gayreti yapacak.”
2KI 19:32 “Bu nedenle Yahve, Aşur Kralı hakkında şöyle diyor: ‘Bu kente gelmeyecek, oraya ok atmayacak. Kalkanla onun önüne gelmeyecek, ona karşı rampa kurmayacak.
2KI 19:33 Geldiği yoldan geri dönecek ve bu kente gelmeyecek’ diyor Yahve.
2KI 19:34 ‘Çünkü bu kenti kendim ve hizmetkârım David uğruna kurtarayım diye onu koruyacağım.’”
2KI 19:35 O gece Yahve'nin meleği çıkıp Aşur ordugâhında yüz seksen beş bin kişiyi vurdu. Sabahleyin adamlar erkenden kalktıklarında, işte, bunların hepsi ölmüş leşlerdi.
2KI 19:36 Böylece Aşur Kralı Sanherib ayrıldı, evine gitti ve Ninova’da yaşadı.
2KI 19:37 İlâhı Nisrok’un evinde tapınırken, Adrammelek ve Şaretser onu kılıçla vurdular ve Ararat diyarına kaçtılar. Yerine oğlu Esar Haddon kral oldu.
2KI 20:1 O günlerde Hizkiya hastaydı ve ölüyordu. Amots oğlu Peygamber Yeşaya yanına gelip dedi: “Yahve şöyle diyor, ‘Evini düzene koy; çünkü öleceksin ve yaşamayacaksın.’”
2KI 20:2 O zaman yüzünü duvara çevirdi ve Yahve'ye dua edip şöyle dedi:
2KI 20:3 “Şimdi hatırla, ey Yahve, yalvarırım, senin önünde nasıl doğrulukla ve bütün yüreğimle yürüdüğümü ve senin gözünde iyi olanı yaptığımı.” Hizkiya acı acı ağladı.
2KI 20:4 Yeşaya kentin ortasına çıkmadan önce, Yahve'nin sözü ona geldi ve şöyle dedi:
2KI 20:5 “Geri dön ve halkımın hükümdarı Hizkiya’ya söyle, ‘Atan David’in Tanrısı Yahve şöyle diyor, “Duanı duydum. Gözyaşlarını gördüm. İşte, seni iyileştireceğim. Üçüncü gün, Yahve'nin evine çıkacaksın.
2KI 20:6 Günlerine on beş yıl daha ekleyeceğim. Seni ve bu kenti Aşur Kralı'nın elinden kurtaracağım. Bu kenti kendim için ve kulum David'in hatırına savunacağım.”'”
2KI 20:7 Yeşaya, “Bir kuru incir al” dedi. Onlar da alıp çıbanın üzerine koydular ve iyileşti.
2KI 20:8 Hizkiya, Yeşaya'ya, “Yahve'nin beni iyileştireceğine ve üçüncü gün Yahve'nin evine çıkacağıma dair işaret ne olacak?” dedi.
2KI 20:9 Yeşaya, “Bu, Yahve'nin söylemiş olduğu şeyi yapacağına dair Yahve'den sana işaret olacak: Gölge on adım ileri mi gitsin, yoksa on adım geri mi gitsin?” dedi.
2KI 20:10 Hizkiya, “Gölgenin on adım ileri gitmesi kolay bir şeydir. Hayır, gölge on adım geriye doğru dönsün.” diye yanıtladı.
2KI 20:11 Peygamber Yeşaya Yahve'ye yakardı; O da Ahaz'ın güneş saatinin üzerine inmiş olan gölgeyi on adım geri getirdi.
2KI 20:12 O sırada Babil Kralı Baladan oğlu Berodak Baladan, Hizkiya'ya mektuplar ve armağanlar gönderdi; çünkü Hizkiya'nın hasta olduğunu duymuştu.
2KI 20:13 Hizkiya onları dinledi ve onlara değerli eşyalarının bulunduğu bütün hazineyi, gümüşü, altını, baharatları ve değerli yağı, zırh evini ve hazinelerinde bulunan her şeyi gösterdi. Hizkiya'nın evinde ve bütün ülkesinde onlara göstermediği bir şey kalmadı.
2KI 20:14 O zaman Peygamber Yeşaya Kral Hizkiya'nın yanına geldi ve ona, “Bu adamlar ne dediler? Sana nereden geldiler?” dedi. Hizkiya, “Uzak bir ülkeden, Babil'den geldiler” dedi.
2KI 20:15 “Evinde ne gördüler?” dedi. Hizkiya, “Evimde olan her şeyi gördüler. Hazinelerimde onlara göstermediğim hiçbir şey kalmadı.” diye yanıtladı.
2KI 20:16 Yeşaya Hizkiya’ya, “Yahve'nin sözünü dinle” dedi.
2KI 20:17 “İşte, günler gelecek, evinde olan her şey ve atalarının bugüne kadar biriktirdiği her şey Babil’e taşınacak. Hiçbir şey kalmayacak.” diyor Yahve.
2KI 20:18 “Senden çıkacak, babası olacağın oğullarından bazılarını alıp götürecekler; ve Babil Kralı'nın sarayında hadım olacaklar.”
2KI 20:19 Sonra Hizkiya, “Söylediğin Yahve'nin sözü iyidir” dedi. Dahası, “Mademki benim günlerimde esenlik ve gerçek olacak öyle değil mi?” dedi.
2KI 20:20 Hizkiya'nın işlerinin geri kalanı, bütün kudreti, havuzu ve su yolunu nasıl yapıp suyu kente getirdiği, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 20:21 Hizkiya atalarıyla uyudu ve oğlu Manaşşe onun yerine kral oldu.
2KI 21:1 Manaşşee, hükmetmeye başladığında on iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de elli beş yıl krallık yaptı. Annesinin adı Heftsiva'ydı.
2KI 21:2 Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovduğu ulusların iğrençliklerine göre Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 21:3 Çünkü babası Hizkiya'nın yıktığı yüksek yerleri yeniden yaptı; Baal için sunaklar dikti ve İsrael Kralı Ahav'ın yapmış olduğu gibi bir Aşera yaptı ve gökyüzünün bütün ordusuna tapındı ve onlara hizmet etti.
2KI 21:4 Yahve, “Adımı Yeruşalem'e koyacağım” demiş olduğu Yahve'nin evinde sunaklar yaptı.
2KI 21:5 Yahve'nin evinin iki avlusunda gökyüzünün bütün ordusu için sunaklar yaptı.
2KI 21:6 Oğlunu ateşten geçirdi, büyücülük yaptı, sihir kullandı ve ruhlara danışanlarla ve büyücülerle uğraştı. Yahve'nin gözünde çok kötülük yaptı, O'nu öfkelendirdi.
2KI 21:7 Yahve'nin David'e ve oğlu Solomon'a, “Bu evde ve İsrael'in bütün oymakları arasından seçtiğim Yeruşalem'de adımı daima koyacağım” dediği eve yaptırdığı Aşera oyma suretini koydu.
2KI 21:8 “İsrael'in ayaklarını bir daha atalarına verdiğim ülkeden dışarıda gezdirmeyeceğim. Yeter ki, kendilerine buyurduğum her şeye ve hizmetkârım Moşe'nin kendilerine buyurduğu bütün yasaya göre yapmak üzere tutsunlar.”
2KI 21:9 Ama dinlemediler, Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünde yok etmiş olduğu uluslardan daha kötü olanı yapmak için Manaşşe onları baştan çıkardı.
2KI 21:10 Yahve, hizmetkârları peygamberler aracılığıyla söyleyip dedi,
2KI 21:11 “Yahuda Kralı Manaşşee bu iğrençlikleri yaptığı, kendisinden önceki Amorlular'ın yaptığından daha büyük kötülük yaptığı ve Yahuda'yı putlarıyla günah işlettirdiği için;
2KI 21:12 bu nedenle İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'İşte, ben Yeruşalem'in ve Yahuda'nın üzerine öyle bir kötülük getireceğim ki, bunu duyan herkesin kulakları çınlayacak.
2KI 21:13 Yeruşalem'in üzerine Samariya ipini, Ahav'ın evinin çekülünü gereceğim; bir adamın tabağı sildiği gibi, silip onu alt üst edeceğim.
2KI 21:14 Mirasımın artakalanını atıp onları düşmanlarının eline teslim edeceğim. Düşmalarının hepsine av ve ganimet olacaklar.
2KI 21:15 Çünkü gözümde kötü olanı yaptılar ve atalarının Mısır'dan çıktığı günden bugüne dek beni öfkelendirdiler.'”
2KI 21:16 Dahası Manaşşe, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaparak Yahuda'ya işlettirdiği günahın üstüne, Yeruşalem'i bir uçtan öbür uca doldurana dek çok fazla suçsuz kanı döktü.
2KI 21:17 Manaşşe'nin işerinin geri kalanı, yaptığı her şey, işlemiş olduğu günah, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 21:18 Manaşşe atalarıyla uyudu, kendi evinin bahçesine, Uzza Bahçesi'ne gömüldü; oğlu Amon onun yerine kral oldu.
2KI 21:19 Amon hükmetmeye başladığında yirmi iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de iki yıl krallık yaptı. Annesinin adı Yotvalı Haruts'un kızı Meşullemet'ti.
2KI 21:20 Babası Manaşşe gibi, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 21:21 Babasının yürümüş olduğu bütün yollarda yürüdü, babasının hizmet ettiği putlara hizmet etti ve onlara tapındı.
2KI 21:22 Atalarının Tanrısı Yahve'yi bıraktı ve Yahve'nin yolunda yürümedi.
2KI 21:23 Amon'un hizmetkârları ona karşı düzen kurdular ve kralı kendi evinde öldürdüler.
2KI 21:24 Ancak ülke halkı, Kral Amon'a karşı düzen kuranların hepsini öldürdü ve ülke halkı, oğlu Yoşiya'yı onun yerine kral yaptı.
2KI 21:25 Amon'un işlerinin geri kalanı, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 21:26 Uzza Bahçesi'ndeki mezarına gömüldü ve oğlu Yoşiya onun yerine kral oldu.
2KI 22:1 Yoşiya hükmetmeye başladığında sekiz yaşındaydı ve Yeruşalem'de otuz bir yıl krallık yaptı. Annesi Bozkatlı Adaya'nın kızı Yedida'ydı.
2KI 22:2 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı ve atası David'in bütün yollarında yürüdü, sağa sola sapmadı.
2KI 22:3 Kral Yoşiya'nın on sekizinci yılında kral, Meşullam oğlu Asalya'nın oğlu Kâtip Şafan'ı Yahve'nin evine gönderip şöyle dedi:
2KI 22:4 “Başkâhin Hilkiya'ya çık, Yahve'nin evine getirilen ve kapı bekçilerinin halktan topladığı parayı saysın.
2KI 22:5 Onlar onu Yahve'nin evinin işine konulan işçilerin eline versinler; onlar da parayı evin zarar gören yerlerini onarmak için Yahve'nin evinde olan işçilere,
2KI 22:6 marangozlara, yapıcılara, duvarcılara ve evi onarmak üzere kereste ve yontma taş satın almak için versinler.
2KI 22:7 Ancak, ellerine teslim edilen para için onlardan hesap sorulmayacak, çünkü sadakatle davranıyorlar.”
2KI 22:8 Başkâhin Hilkiya, Kâtip Şafan'a, “Yahve'nin evinde Yasa Kitabı'nı buldum” dedi. Hilkiya kitabı Şafan'a verdi, o da okudu.
2KI 22:9 Kâtip Şafan krala geldi ve krala yine haber getirip, “Hizmetkârların evde bulunan parayı boşalttılar ve onu Yahve'nin evinin işine koyulan işçilerin eline teslim ettiler” dedi.
2KI 22:10 Kâtip Şafan krala, “Kâhin Hilkiya bana bir kitap verdi” diye bildirdi. Sonra Şafan kitabı kralın önünde okudu.
2KI 22:11 Kral, Yasa Kitabı'ndaki sözleri duyunca giysilerini yırttı.
2KI 22:12 Kral, Kâhin Hilkiya'ya, Şafan oğlu Ahikam'a, Mikaya oğlu Akvor'a, Kâtip Şafan'a ve kralın hizmetkârı Asaya'ya şöyle buyurdu:
2KI 22:13 “Gidin, benim için, halk için ve bütün Yahuda için, bulunan bu kitabın sözleri hakkında Yahve'ye sorun; çünkü Yahve'nin bize karşı alevlenen öfkesi büyüktür; çünkü bizim için yazılmış olan her şeye göre yapmak üzere atalarımız bu kitabın sözlerini dinlemediler.”
2KI 22:14 Böylece Kâhin Hilkiya, Ahikam, Akvor, Şafan ve Asaya, Harhas oğlu Tikva oğlu Şallum'un karısı olan kadın Peygamber Hulda'nın yanına gittiler (o sırada Yeruşalem'in ikinci mahallesinde oturuyordu); ve onunla konuştular.
2KI 22:15 Kadın onlara şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'Sizi bana gönderen adama söyleyin,
2KI 22:16 “Yahve şöyle diyor, 'İşte, bu yere ve burada oturanlara, Yahuda Kralı'nın okuduğu kitabın bütün sözlerine göre felaket getireceğim.
2KI 22:17 Çünkü beni terk ettiler ve ellerinin bütün işleriyle beni öfkelendirmek için başka ilâhlara buhur yaktılar. Bu yüzden öfkem bu yere karşı tutuşacak ve sönmeyecek.'”
2KI 22:18 Ama seni Yahve'ye sormak için gönderen Yahuda Kralı'na de ki, “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, ‘Duyduğun sözlerle ilgili olarak,
2KI 22:19 mademki yüreğin yumuşaktı ve ıssız ve lanetli olacak diye bu yere ve burada oturanlara karşı söylediklerimi duyduğunda, Yahve'nin önünde kendini alçalttın, giysilerini yırttın ve önümde ağladın. Ben de seni duydum' diyor Yahve.
2KI 22:20 'Bu yüzden işte, seni atalarına kavuşturacağım ve esenlikle mezarına götürüleceksin. Gözlerin bu yere getireceğim bütün kötülüğü görmeyecektir.'”'” Böylece bu haberi krala geri getirdiler.
2KI 23:1 Kral adam gönderip Yahuda ve Yeruşalem'in bütün ihtiyarlarını yanına topladı.
2KI 23:2 Kral, bütün Yahudalılar ve Yeruşalem sakinlerinin hepsi, kâhinler, peygamberler ve küçük büyük bütün halk, Yahve'nin evine çıktı; ve Yahve'nin evinde bulunmuş olan Antlaşma Kitabı'nın bütün sözlerini onların duyabileceği şekilde okudu.
2KI 23:3 Kral direğin yanında durdu ve Yahve'nin ardından yürümek için, bütün yüreğiyle ve bütün canıyla buyruklarını, tanıklıklarını ve kurallarını tutmak, bu kitapta yazılı olan bu antlaşmanın sözlerini doğrulamak için Yahve'nin önünde antlaşma yaptı; bütün halk da antlaşmayı onayladı.
2KI 23:4 Kral, Başkâhin Hilkiya'ya, ikinci sıra kâhinlere ve eşik bekçilerine, Baal, Aşera ve bütün gökyüzünün ordusu için yapılmış olan bütün kapları Yahve'nin Tapınağı'ndan çıkarmalarını buyurdu. Bunları Yeruşalem'in dışında Kidron tarlalarında yaktı ve küllerini Beytel'e götürdü.
2KI 23:5 Yahuda krallarının, Yahuda kentlerindeki yüksek yerlerde ve Yeruşalem çevresindeki yerlerde buhur yakmak üzere atadıkları putperest kâhinleri de kovdu. Bunlar Baal'a, güneşe, aya, gezegenlere ve bütün gökyüzünün ordusuna buhur yakıyorlardı.
2KI 23:6 Yahve'nin evinden, Yeruşalem'in dışında, Kidron Vadisi'ne Aşera'yı çıkardı ve Kidron Vadisi'nde yaktı, toz etti, tozunu da sıradan insanların mezarlarına serpti.
2KI 23:7 Yahve'nin evinde bulunan ve kadınların Aşera için perdeler dokudukları tapınak fahişelerinin evlerini yıktı.
2KI 23:8 Yahuda kentlerinden bütün kâhinleri çıkardı ve Geva'dan Beerşeva'ya kadar kâhinlerin buhur yaktıkları yüksek yerleri kirletti; kent valisi Yeşu'nun kapısının girişinde bulunan, kentin kapısında bir adamın solunda bulunan kapıların yüksek yerlerini de yıktı.
2KI 23:9 Yine de yüksek yerlerin kâhinleri Yeruşalem'deki Yahve'nin sunağına çıkmadılar; ancak kardeşleri arasında mayasız ekmek yediler.
2KI 23:10 Hiç kimse oğlunu ya da kızını Molek'e ateşten geçirmesin diye, Hinnom'un Çocukları Vadisi'ndeki Tofet'i kirletti.
2KI 23:11 Yahuda krallarının güneşe adadıkları atları, Yahve'nin evinin girişinde, avlu görevlisi olan Natan Melek'in odasının yanından kaldırdı; güneşin arabalarını da ateşte yaktı.
2KI 23:12 Yahuda krallarının yapmış olduğu Ahaz'ın üst odasının damında bulunan sunakları ve Manaşşe'nin Yahve'nin evinin iki avlusunda yapmış olduğu sunakları kral yıktı, onları kırıp döverek tozlarını Kidron Vadisi'ne saçtı.
2KI 23:13 Kral, İsrael Kralı Solomon'un Saydalılar'ın iğrenç şeyi Aştoret, Moavlılar'ın iğrenç şeyi Kemoş ve Ammonlular'ın iğrenç şeyi Milkom için yaptırdığı Yıkım Dağı'nın sağında bulunan Yeruşalem'in önündeki yüksek yerleri kirletti.
2KI 23:14 Dikili taşları parçaladı, Aşera direklerini kesti ve yerlerini insan kemikleriyle doldurdu.
2KI 23:15 Dahası Nevat oğlu Yarovam'ın İsrael'i günah işlettirdiği Beytel'deki sunak ve yüksek yeri, o sunağı ve yüksek yeri yıktı; ve yüksek yeri yaktı, ezip toz etti ve Aşera'yı yaktı.
2KI 23:16 Yoşiya döndüğünde, dağda bulunan mezarları gördü; ve gönderip kemikleri mezarlardan aldı, bu şeyleri söylemiş olan Tanrı adamının ilan ettiği Yahve'nin sözüne göre onları sunak üzerinde yaktı onu kirletti.
2KI 23:17 Sonra dedi, “Gördüğüm anıt nedir?” Kent halkı ona, “Yahuda'dan gelen ve Beytel sunağına karşı yaptığın bu şeyleri ilan eden Tanrı adamının mezarıdır” dediler.
2KI 23:18 O da şöyle dedi, “Onu bırakın! Hiç kimse kemiklerini oynatmasın.” Böylece onun kemiklerini, Samariya'dan çıkmış olan peygamberin kemikleriyle birlikte bıraktılar.
2KI 23:19 Yoşiya, İsrael krallarının Yahve'yi öfkelendirmek için yaptırdıkları Samariya kentlerindeki bütün yüksek yerler evlerini de kaldırdı, Beytel'de yaptığı bütün işlere göre onlara da yaptı.
2KI 23:20 Orada bulunan bütün yüksek yerler kâhinlerini sunaklarda öldürdü, üzerlerinde insan kemikleri yaktı ve Yeruşalem'e döndü.
2KI 23:21 Kral bütün halka, “Bu Antlaşma Kitabı'nda yazılı olduğu gibi, Tanrınız Yahve için Pesah'ı tutun” diye buyurdu.
2KI 23:22 İsrael'i yargılayan hâkimlerin günlerinden, İsrael krallarının ve Yahuda krallarının bütün günlerinden beri böyle bir Pesah tutulmamıştı.
2KI 23:23 Bu Pesah ise Kral Yoşiya'nın on sekizinci yılında, Yeruşalem'de Yahve için tutuldu.
2KI 23:24 Dahası Yoşiya, kâhin Hilkiya'nın Yahve'nin evinde bulmuş olduğu kitapta yazılı olan yasanın sözlerini doğrulamak için, ruhlara danışanları, büyücüleri, terafimi, putları ve Yahuda diyarında ve Yeruşalem'de görülen bütün iğrençlikleri ortadan kaldırdı.
2KI 23:25 Kendisinden önce, Moşe'nin bütün yasasına göre, bütün yüreğiyle, bütün canıyla ve bütün gücüyle Yahve'ye dönen onun gibi bir kral olmadı; kendisinden sonra da onun gibisi çıkmadı.
2KI 23:26 Bununla birlikte, Yahve, Manaşşe'nin kendisini öfkelendirdiği bütün kışkırtmalardan ötürü, Yahuda'ya karşı alevlenen büyük gazabının kızgınlığından dönmedi.
2KI 23:27 Yahve, “İsrael'i kaldırdığım gibi, Yahuda'yı da gözümün önünden kaldıracağım” dedi. “Seçmiş olduğum bu kenti, Yeruşalem'i ve adım orada olacaktır dediğim evi kendimden atacağım.”
2KI 23:28 Yoşiya'nın işlerinin geri kalanı ve yaptığı her şey, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 23:29 Onun günlerinde Mısır Kralı Firavun Neko, Aşur Kralı'na karşı Fırat Irmağı'na çıktı. Kral Yoşiya da ona karşı çıktı. Ama Firavun Neko onu görünce Megiddo'da öldürdü.
2KI 23:30 Hizmetkârları onu Megiddo'dan bir arabayla ölü olarak taşıyıp Yeruşalem'e getirdiler ve kendi mezarına gömdüler. Ülke halkı Yoşiya'nın oğlu Yehoahaz'ı alıp meshetti ve babasının yerine kral yaptı.
2KI 23:31 Yehoahaz hükmetmeye başladığında yirmi üç yaşındaydı ve Yeruşalem'de üç ay krallık yaptı. Annesinin adı Livnalı Yeremya'nın kızı Hamutal'dı.
2KI 23:32 Atalarının yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 23:33 Firavun Neko, Yeruşalem'de krallık yapmasın diye onu Hamat ülkesindeki Rivla'da zincire vurdu ve ülke üzerine yüz talant gümüş ve bir talant altın vergi koydu.
2KI 23:34 Firavun Neko, babası Yoşiya'nın yerine Yoşiya'nın oğlu Elyakim'i kral yaptı ve adını Yehoyakim olarak değiştirdi; ama Yehoahaz'ı alıp Mısır'a gitti ve orada öldü.
2KI 23:35 Yehoyakim gümüşü ve altını Firavun'a verdi; ancak Firavun'un buyruğuna göre parayı vermek için ülke üzerine vergi koydu. Ülke halkının gümüşünü ve altını, herkesin kesilmiş vergisine göre toplayıp Firavun Neko'ya verdi.
2KI 23:36 Yehoyakim hükmetmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de on bir yıl krallık yaptı. Annesinin adı Ruma'lı Pedaya'nın kızı Zevida'ydı.
2KI 23:37 Atalarının yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 24:1 Onun günlerinde Babil Kralı Nebukadnetsar geldi ve Yehoyakim üç yıllığına onun hizmetkârı oldu. Sonra dönüp ona karşı başkaldırdı.
2KI 24:2 Yahve ona karşı Keldani akıncılarını, Suriye akıncılarını, Moav akıncılarını ve Ammon'un çocuklarının akıncılarını gönderdi; bunları hizmetkârları peygamberler aracılığıyla söylediği söze göre Yahuda'yı yok etmek için ona karşı gönderdi.
2KI 24:3 Gerçekten de bu, Yahuda'yı gözü önünden kaldırmak için Yahve'nin buyruğuyla geldi,
2KI 24:4 Manaşşe'nin yapmış olduğu her şeye göre, onun dökmüş olduğu suçsuz kandan dolayı oldu, çünkü Yeruşalem'i suçsuz kanla doldurdu; ve Yahve bağışlamadı.
2KI 24:5 Yehoyakim'in işlerinin geri kalanı ve yaptığı bütün işler, Yahuda krallarının Tarihler Kitabı'nda yazılı değil mi?
2KI 24:6 Böylece Yehoyakim atalarıyla uyudu ve yerine oğlu Yehoyakin kral oldu.
2KI 24:7 Mısır Kralı artık bir daha ülkesinden çıkmadı; çünkü Babil Kralı Mısır Vadisi'nden Fırat Nehri'ne kadar Mısır Kralı'na ait olan her şeyi almıştı.
2KI 24:8 Yehoyakin hükmetmeye başladığında on sekiz yaşındaydı ve Yeruşalem'de üç ay krallık yaptı. Annesinin adı Yeruşalemli Elnatan'ın kızı Nehuşta'ydı.
2KI 24:9 Babasının yaptığı her şeye göre, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 24:10 O sırada Babil Kralı Nebukadnetsar'ın hizmetkârları Yeruşalem'e çıktılar ve kent kuşatıldı.
2KI 24:11 O sırada Babil Kralı Nebukadnetsar, hizmetkârları kenti kuşatırken kente geldi.
2KI 24:12 Yahuda Kralı Yehoyakin, kendisi, annesi, hizmetkârları, beyleri ve görevlileriyle birlikte Babil Kralı'na çıktı; ve Babil Kralı onu hükmünün sekizinci yılında yakaladı.
2KI 24:13 Yahve'nin söylemiş olduğu gibi, Yahve'nin evinin bütün hazinelerini ve kral evinin hazinelerini oradan çıkardı. İsrael Kralı Solomon'un, Yahve'nin Tapınağı'nda yaptırmış olduğu bütün altın kapları parçaladı.
2KI 24:14 Bütün Yeruşalem'i, on bin sürgün olarak bütün beyleri, bütün cesur yiğitleri, bütün zanaatkârları ve demircileri götürdü. Ülkenin en yoksul halkından başka kimse kalmadı.
2KI 24:15 Yekoyakin'i, kralın annesini, kralın eşlerini, onun görevlilerini ve ülkenin ileri gelenlerini Babil'e götürdü. Onları Yeruşalem'den Babil'e sürgün etti.
2KI 24:16 Bütün güçlü adamları, yedi bin kişiyi, zanaatkârları ve demircileri, bin kişi; bütün bu yiğitleri ve savaşçıları, Babil Kralı onları da Babil'e sürgün getirdi.
2KI 24:17 Babil Kralı, Yehoyakin'in babasının kardeşi Mattanya'yı kendi yerine kral yaptı ve adını Sidkiya olarak değiştirdi.
2KI 24:18 Sidkiya hükmetmeye başladığında yirmi bir yaşındaydı ve Yeruşalem'de on bir yıl krallık yaptı. Annesinin adı Livnalı Yeremya'nın kızı Hamutal'dı.
2KI 24:19 Yehoyakim'in yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2KI 24:20 Çünkü onları gözünün önünden atana dek, Yahve'nin öfkesinden dolayı Yeruşalem'de ve Yahuda'da böyle oldu. Sonra Sidkiya Babil Kralı'na karşı başkaldırdı.
2KI 25:1 Krallığının dokuzuncu yılında, onuncu ayda, ayın onuncu gününde, Babil Kralı Nebukadnetsar bütün ordusuyla Yeruşalem'in karşısına geldi ve ona karşı ordugâh kurdu; ve etrafına rampalar yaptı.
2KI 25:2 Böylece kent, Kral Sidkiya'nın on birinci yılına kadar kuşatıldı.
2KI 25:3 Dördüncü ayın dokuzuncu gününde, kentte kıtlık öyle şiddetliydi ki, ülke halkı için ekmek yoktu.
2KI 25:4 O zaman kentte bir gedik açıldı ve bütün savaşçılar geceleyin, kral bahçesinin yanındaki iki duvar arasındaki kapı yolundan kaçtılar (Keldaniler çepeçevre kente karşıydı); ve Kral Arava yolundan gitti.
2KI 25:5 Ama Keldani ordusu kralı kovaladı ve Yeriha ovalarında ona yetişti; ve bütün ordusu yanından dağıldı.
2KI 25:6 Sonra kralı yakalayıp Babil Kralı'nın yanına, Rivla'ya götürdüler ve onun hakkında hüküm verdiler.
2KI 25:7 Sidkiya'nın oğullarını gözlerinin önünde öldürdüler, sonra Sidkiya'nın gözlerini oydular, onu zincire vurdular ve Babil'e götürdüler.
2KI 25:8 Beşinci ayda, ayın yedinci günü, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın on dokuzuncu yılında, Babil Kralı'nın hizmetkârı olan muhafız birliği komutanı Nebuzaradan Yeruşalem'e geldi.
2KI 25:9 Yahve'nin evini, kralın evini ve Yeruşalem'in bütün evlerini yaktı. Her büyük evi ateşe verdi.
2KI 25:10 Muhafız birliği komutanıyla birlikte olan bütün Keldani ordusu Yeruşalem'in çevresindeki surları yıktı.
2KI 25:11 Muhafız birliği komutanı Nebuzaradan, kentte kalan halkı ve Babil Kralı'na kaçanları, geri kalan kalabalığın hepsini sürgün götürdü.
2KI 25:12 Ama muhafız birliği komutanı ülkenin en yoksullarından bazılarını bağları ve tarlaları işlemek üzere bıraktı.
2KI 25:13 Keldaniler, Yahve'nin evindeki tunç direkleri, Yahve'nin evindeki ayaklıkları ve tunç denizi parçalayıp tunçlarını Babil'e götürdüler.
2KI 25:14 Kazanları, kürekleri, maşaları, kaşıkları ve hizmet için kullanılan bütün tunç kapları götürdüler.
2KI 25:15 Muhafız birliği komutanı ateş kaplarını, leğenleri, altın olandan altını, gümüş olandan gümüşü aldı.
2KI 25:16 Solomon'un Yahve'nin evi için yapmış olduğu iki direğin, bir denizin ve ayaklıkların, bütün bu kapların tuncu tartılamazdı.
2KI 25:17 Bir direğin yüksekliği on sekiz arşındı ve üzerinde tunç bir başlık vardı. Başlığın yüksekliği üç arşındı, onun çevresinde ağ ve nar motifleri vardı, hepsi tunçtu. Ağ motifli ikinci direk de bunlara benziyordu.
2KI 25:18 Muhafız birliği komutanı Seraya'yı, ikinci kâhin Sefanya'yı ve eşiğin üç bekçisini aldı;
2KI 25:19 ve kentten, savaşçıların başında bulunan bir subayı ve kralın yüzünü görenlerden kentte bulunan beş adamı ve ülke halkını sayan ordunun başı olan kâtibi ve kentte bulunan ülke halkından altmış kişiyi aldı.
2KI 25:20 Muhafız birliği komutanı Nebuzaradan onları alıp Rivla'ya, Babil Kralı'nın yanına götürdü.
2KI 25:21 Babil Kralı onlara saldırdı ve Hamat ülkesindeki Rivla'da onları öldürdü. Böylece Yahuda ülkesinden sürgün edildi.
2KI 25:22 Babil Kralı Nebukadnetsar'ın Yahuda topraklarında bıraktığı halkın üzerine, Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya'yı vali atadı.
2KI 25:23 Babil Kralı'nın Gedalya'yı vali atadığını duyan bütün ordu komutanları, kendileri ve adamları, Mispa'ya, Gedalya'nın yanına geldiler. Bunlar Netanya oğlu İşmael, Kareah oğlu Yohanan, Netofalı Tanhumet oğlu Seraya ve Maakalı oğlu Yaazanya'ydı.
2KI 25:24 Gedalya onlara ve adamlarına ant içip şöyle dedi: “Keldaniler'in hizmetkârlarından korkmayın. Ülkede oturun ve Babil Kralı'na hizmet edin. O zaman sizin için iyi olur.”
2KI 25:25 Ama yedinci ayda, kral soyundan Netanya oğlu, Elişama oğlu İşmael, on adamla birlikte geldi ve Gedalya'yı vurup öldürdüler, Mispa'da kendisiyle birlikte olan Yahudiler'i ve Keldaniler'i de vurdular.
2KI 25:26 Küçük büyük bütün halk ve ordu komutanları kalkıp Mısır'a geldiler; çünkü Keldaniler'den korkuyorlardı.
2KI 25:27 Yahuda Kralı Yehoyakin'in sürgününün otuz yedinci yılında, on ikinci ayın yirmi yedinci günü, Babil Kralı Evilmerodak, hükmetmeye başladığı yıl, Yahuda Kralı Yehoyakin'i zindandan bıraktı.
2KI 25:28 Ona güzel sözler söyledi ve tahtını Babil'de kendisiyle birlikte olan kralların tahtının üstüne koydu.
2KI 25:29 Zindan giysilerini değiştirdi. Yehoyakin, hayatının bütün günlerinde sürekli olarak onun önünde ekmek yedi.
2KI 25:30 Kral tarafından kendisine devamlı bir ödenek; hayatının bütün günlerinde, her gün bir pay verildi.
1CH 1:1 Adem, Şit, Enoş,
1CH 1:2 Kenan, Mahalalel, Yeret,
1CH 1:3 Hanok, Metuşelah, Lemek,
1CH 1:4 Noa, Sam, Ham, Yafet
1CH 1:5 Yafet'in oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras.
1CH 1:6 Gomer'in oğulları: Aşkenaz, Difat, Togarma.
1CH 1:7 Yâvan'ın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim.
1CH 1:8 Ham'ın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan.
1CH 1:9 Kûş'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raama'nın oğulları: Şeva, Dedan.
1CH 1:10 Kûş, Nimrod'un babası oldu. O yeryüzünde güçlü biri olmaya başladı.
1CH 1:11 Misrayim Ludlular'ın, Anamlılar'ın, Lehavlılar'ın, Naftuhlular'ın,
1CH 1:12 Patruslular'ın, Filistliler'in ataları olan Kasluhlular'ın (Filistliler bunlardan geldi) ve Kaftorlular'ın atasıydı.
1CH 1:13 Kenan ilk oğlu Sidon'un ve Hititler'in,
1CH 1:14 Yevuslular'ın, Amorlular'ın, Girgaşlılar'ın,
1CH 1:15 Hivliler'in, Arklılar'ın, Sinliler'in,
1CH 1:16 Arvatlılar'ın, Semarlılar'ın, Hamalılar'ın babasıydı.
1CH 1:17 Sam'ın oğulları: Elam, ve Aşur, ve Arpakşad, ve Lud, ve Aram, ve Uts, ve Hul, ve Geter, ve Meşek.
1CH 1:18 Arpakşad, Şelahın babası oldu, ve Şelah Everin babası oldu.
1CH 1:19 Ever'e iki oğul doğdu; birinin adı Pelek'di; çünkü onun günlerinde yeryüzü bölündü; ve kardeşinin adı Yoktan idi.
1CH 1:20 Yoktan, Almodad'ın, Şelef'in, Hazarmavet'in, Yerah'ın,
1CH 1:21 Hadoram'ın, Uzal'ın, Diklah'ın,
1CH 1:22 Eval'ın, Avimael'in, Şeva'nın,
1CH 1:23 Ofir, Havila ve Yovav'ın babası oldu. Bunların hepsi Yoktan'ın oğullarıydı.
1CH 1:24 Şem, Arpakşad, Şela,
1CH 1:25 Ever, Pelek, Reu,
1CH 1:26 Seruk, Nahor, Terah,
1CH 1:27 Avram (Avraham da denilir).
1CH 1:28 Avraham'ın oğulları: İshak ve İşmael.
1CH 1:29 Bunlar onların kuşaklarıdır: İşmael'in ilk oğlu Nevayot; sonra Kedar, Adbeel, Mivsam,
1CH 1:30 Mişma, Duma, Massa, Hadad, Tema,
1CH 1:31 Yetur, Nafiş ve Kedema. Bunlar İşmael'in oğullarıydı.
1CH 1:32 Avraham'ın cariyesi Ketura'nın oğulları: Zimran, Yokşan, Medan, Midyan, Yişvak ve Şuah'ı doğurdu. Yokşan'ın oğulları: Şeva ve Dedan.
1CH 1:33 Midyan'ın oğulları: Efa, Efer, Hanok, Avida ve Eldaa. Bunların hepsi Ketura'nın oğullarıydı.
1CH 1:34 Avraham, İshak'ın babası oldu. İshak'ın oğulları: Esav ve İsrael.
1CH 1:35 Esav'ın oğulları: Elifaz, Reuel, Yeuş, Yalam ve Korah.
1CH 1:36 Elifez'in oğulları: Teman, Omar, Sefi, Gatam, Kenaz, Timna ve Amalek.
1CH 1:37 Reuel'in oğulları: Nahat, Zerah, Şamma ve Mizza.
1CH 1:38 Seir'in oğulları: Lotan, Şoval, Siveon, Ana, Dişon, Ezer ve Dişan.
1CH 1:39 Lotan'ın oğulları: Hori ve Homam; Timna Lotan'ın kız kardeşiydi.
1CH 1:40 Şoval'ın oğulları: Alian, Manahat, Eval, Şefi ve Onam. Siveon'un oğulları: Aya ve Ana.
1CH 1:41 Anah'ın oğulları: Dişon. Dişon'un oğulları: Hamran, Eşvan, İtran ve Keran.
1CH 1:42 Ezer'in oğulları: Bilhan, Zaavan ve Yaakan. Dişan'ın oğulları: Uts ve Aran.
1CH 1:43 İsrael'in çocukları üzerinde hiçbir kral hüküm sürmeden önce, Edom ülkesinde hüküm süren krallar şunlardır: Beor oğlu Bela; ve kentinin adı Dinhabah idi.
1CH 1:44 Bela öldü ve yerine Bosralı Zerah oğlu Yovav kral oldu.
1CH 1:45 Yovav öldü ve yerine Temanlılar ülkesinden Huşam kral oldu.
1CH 1:46 Huşam öldü ve yerine Moav kırlarında Midyan'ı vuran Bedad oğlu Hadad kral oldu; kentinin adı Avit idi.
1CH 1:47 Hadad öldü ve yerine Masrekalı Samla kral oldu.
1CH 1:48 Samla öldü ve yerine Irmak kıyısındaki Rehovotlu Şaul kral oldu.
1CH 1:49 Şaul öldü ve yerine Akvor oğlu Baal Hanan kral oldu.
1CH 1:50 Baal Hanan öldü ve yerine Hadad kral oldu; kentinin adı Pai idi. Karısının adı Mezahav kızı Matred'in kızı Mehetabel'di.
1CH 1:51 Sonra Hadad öldü. Edom'un beyleri şunlardı: Bey Timna, Bey Aliah, Bey Yetet,
1CH 1:52 Bey Oholivama, Bey Ela, Bey Pinon,
1CH 1:53 Bey Kenaz, Bey Teman, Bey Mivsar,
1CH 1:54 Bey Magdiel ve Bey İram. Bunlar Edom'un beyleridir
1CH 2:1 İsrael'in oğulları şunlardır: Ruven, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun,
1CH 2:2 Dan, Yosef, Benyamin, Naftali, Gad ve Aşer.
1CH 2:3 Yahuda'nın oğulları: Er, Onan ve Şela. Bu üçü, Kenanlı Şua'nın kızından olan oğluydu. Yahuda'nın ilk oğlu olan Er, Yahve'nin gözünde kötüydü ve onu öldürdü.
1CH 2:4 Gelini Tamar ona Peres ve Zerah'ı doğurdu. Yahuda'nın bütün oğulları beştir.
1CH 2:5 Peres'in oğulları: Hetsron ve Hamul.
1CH 2:6 Zera'nın oğulları: Zimri, Etan, Heman, Kalkol ve Dara; bunların hepsi beştir.
1CH 2:7 Karmi'nin oğlu: Adanmış şeye karşı suç işleyerek İsrael'i sıkıntıya sokan Ahar.
1CH 2:8 Etan'ın oğlu: Azarya.
1CH 2:9 Hetsron'un kendisine doğan oğulları: Yerahmeel, Ram ve Keluva.
1CH 2:10 Ram, Amminadav'ın babası oldu; Amminadav da Yahuda oğullarının beyi Nahşon'un babası oldu.
1CH 2:11 Nahşon, Salma'nın babası oldu; Salma, Boaz'ın babası oldu.
1CH 2:12 Boaz, Oved'in babası oldu; Oved de Yişay'ın babası oldu.
1CH 2:13 Yişay, ilk oğlu Eliav'ın, ikinci oğlu Avinadav'ın, üçüncü oğlu Şimea'nın,
1CH 2:14 dördüncü oğlu Netanel'in, beşinci oğlu Radday'ın,
1CH 2:15 Altıncı oğlu Otsem'in ve yedinci oğlu David'in babası oldu.
1CH 2:16 Kız kardeşleri ise Seruya ve Avigail'di. Seruya'nın oğulları: Avişay, Yoav ve Asahel, üçtü.
1CH 2:17 Avigail, Amasa'yı doğurdu; Amasa'nın babası ise İşmaelli Yeter'di.
1CH 2:18 Hetsron oğlu Kalev, karısı Azuvah'dan ve Yeriot'tan çocuk sahibi oldu. Bunlar kadının oğullarıydı: Yeşer, Şovav ve Ardon.
1CH 2:19 Azuvah öldü ve Kalev, kendisine Hur'u doğuran Efrat'la evlendi.
1CH 2:20 Hur, Uri'nin babası oldu ve Uri de Betsalel'in babası oldu.
1CH 2:21 Daha sonra Hetsron, altmış yaşındayken Gilad'ın babası Makir'in kızının yanına girdi ve onu eş olarak aldı. Kadın ona Seguv'u doğurdu.
1CH 2:22 Seguv, Gilad ülkesinde yirmi üç kenti olan Yair'in babası oldu.
1CH 2:23 Geşur ve Aram, Yair'in kasabalarını, Kenat'ı ve köylerini, altmış kenti onlardan aldılar. Bunların hepsi Gilad'ın babası Makir'in oğullarıydı.
1CH 2:24 Hetsron Kalev Efrata'da öldükten sonra, Hetsron'un karısı Aviya, ona Tekoa'nın babası Aşhur'u doğurdu.
1CH 2:25 Hetsron'un ilk oğlu Yerahmeel'in oğulları, ilk oğlu Ram, Bunah, Oren, Otsem ve Ahiya'ydı.
1CH 2:26 Yerahmeel'in başka bir karısı daha vardı; adı Atara'ydı. Onam'ın annesiydi.
1CH 2:27 Yerahmeel'in ilk oğlu Ram'ın oğulları, Maats, Yamin ve Eker'di.
1CH 2:28 Onam'ın oğulları, Şammay ve Yada'ydı. Şammay'ın oğulları, Nadav ve Avişar'dı.
1CH 2:29 Avishur'un karısının adı Avihayil'di; kadın ona Ahvan ve Molid'i doğurdu.
1CH 2:30 Nadav'ın oğulları, Seled ve Appaim'di; ama Seled çocuksuz öldü.
1CH 2:31 Appaim'in oğlu, İşi. İşi'nin oğlu, Şeşan'dı. Şeşan'ın oğlu: Ahlay.
1CH 2:32 Şammay'ın kardeşi Yada'nın oğulları: Yeter ve Yonatan; ve Yeter çocuksuz öldü.
1CH 2:33 Yonatan'ın oğulları: Pelet ve Zaza. Bunlar Yerahmeel'in oğullarıydı.
1CH 2:34 Şeşan'ın oğlu yoktu, yalnız kızları vardı. Şeşan'ın bir hizmetkârı vardı, Mısırlı, adı Yarha'ydı.
1CH 2:35 Şeşan kızını hizmetkârı Yarha'ya eş olarak verdi; ve ona Attay'ı doğurdu.
1CH 2:36 Attay, Natan'ın babası oldu ve Natan, Zavad'ın babası oldu.
1CH 2:37 Zavad, Eflal'ın babası oldu ve Eflal, Oved'in babası oldu.
1CH 2:38 Oved, Yehu'nun babası oldu ve Yehu, Azarya'nın babası oldu.
1CH 2:39 Azarya, Heles'in babası oldu ve Heles, Eleasa'nın babası oldu.
1CH 2:40 Elasa, Sismay'ın babası oldu ve Sismay, Şallum'un babası oldu.
1CH 2:41 Şallum, Yekamya'nın babası oldu ve Yekamya, Elişama'nın babası oldu.
1CH 2:42 Yerahmeel'in kardeşi Kalev'in oğulları, ilk oğlu Zif'in babası olan Meşa ve Hevron'un babası olan Mareşah'ın oğullarıydı.
1CH 2:43 Hevron'un oğulları: Korah, Tappuah, Rekem ve Şema.
1CH 2:44 Şema, Yorkeam'ın babası olan Raham'ın babası oldu. Rekem, Şammay'ın babası oldu.
1CH 2:45 Şammay'ın oğlu Maon'du. Maon da Beyt Sur'un babasıydı.
1CH 2:46 Kalev'in cariyesi Efa, Haran'ı, Motsa'yı ve Gazez'i doğurdu. Haran, Gazez'in babası oldu.
1CH 2:47 Yahday'ın oğulları: Regem, Yotan, Geşan, Pelet, Efa ve Şaaf.
1CH 2:48 Kalev'in cariyesi Maaka, Şeber ve Tirhana'yı doğurdu.
1CH 2:49 Madmanna'nın babası Şaaf'ı, Makbena'nın babası Şeva'yı ve Gibea'nın babasını doğurdu; Kalev'in kızı da Aksa'ydı.
1CH 2:50 Efrata'nın ilk oğlu Hur'un oğlu Kalev'in oğulları şunlardı: Kiryat Yearim'in babası Şoval,
1CH 2:51 Beytlehem'in babası Salma ve Beyt Gader'in babası Haref.
1CH 2:52 Kiryat Yearim'in babası Şoval'ın oğulları vardı: Haroeh, Menuhot'un yarısı.
1CH 2:53 Kiryat Yearim'in aileleri: İtriler, Putiler, Şumatlılar ve Mişralılar; bunlardan da Soralılar ve Eştaollular geldi.
1CH 2:54 Salma'nın oğulları: Beytlehemliler, Netofalılar, Atrot Beyt Yoav ve Manahatlılar'ın yarısı, Sorlular.
1CH 2:55 Yaves'te yaşayan yazıcı aileleri: Tiratlılar, Şimeatlılar ve Şukatlılar. Bunlar, Rekav evinin babası olan Hammat'tan gelen Kenliler'dir.
1CH 3:1 Hevron'da David'e doğan oğulları şunlardır: İlk oğlu, Yizreelli Ahinoam'dan Amnon; ikincisi, Karmelli Avigail'den Daniel;
1CH 3:2 Üçüncüsü, Geşur Kralı Talmay'ın kızı Maaka'nın oğlu Avşalom; dördüncüsü, Hagit'in oğlu Adoniya;
1CH 3:3 Beşincisi, Avital'den Şefatya; altıncısı, karısı Egla'dan İtream.
1CH 3:4 Hevron'da kendisine altı çocuk doğdu; ve orada yedi yıl altı ay hüküm sürdü. Yeruşalem'de otuz üç yıl hüküm sürdü.
1CH 3:5 Ve Yeruşalem'de kendisine bunlar doğdu: Şimea, Şovav, Natan ve Solomon, dördü, Ammiel'in kızı Batşua'dan;
1CH 3:6 ve İvhar, Elişama, Elifelet,
1CH 3:7 Noga, Nefeg, Yafia,
1CH 3:8 Elişama, Eliyeda ve Elifelet, dokuz.
1CH 3:9 Bunların hepsi David'in oğullarıydı, cariyelerin oğulları hariç; Tamar da onların kız kardeşiydi.
1CH 3:10 Solomon'un oğlu Rehovam'dı; Aviya onun oğlu, Asa onun oğlu, Yehoşafat onun oğlu,
1CH 3:11 Yoram onun oğlu, Ahazya onun oğlu, Yoaş onun oğlu,
1CH 3:12 Amatsya onun oğlu, Azarya onun oğlu, Yotam onun oğlu,
1CH 3:13 Ahaz onun oğlu, Hizkiya onun oğlu, Manaşşe onun oğlu,
1CH 3:14 Amon onun oğlu Yoşiya onun oğlu.
1CH 3:15 Yoşiya'nın oğulları: İlk oğlu Yohanan, ikincisi Yehoyakim, üçüncüsü Sidkiya ve dördüncüsü Şallum.
1CH 3:16 Yehoyakim'in oğulları: Oğlu Yekonya ve oğlu Sidkiya.
1CH 3:17 Sürgün olan Yekonya'nın oğulları: Onun oğlu Şealtiel,
1CH 3:18 Malkiram, Pedaya, Şenazar, Yekamya, Hoşama ve Nedavya.
1CH 3:19 Pedaya'nın oğulları: Zerubbabel ve Şimei. Zerubbabel'in oğulları: Meşullam ve Hananya; onların kız kardeşi Şelomit'ti;
1CH 3:20 Haşuva, Ohel, Berekya, Hasadya ve Yuşav Hesed, beş.
1CH 3:21 Hananya'nın oğulları: Pelatya ve Yeşaya; Refaya'nın oğulları, Arnan'ın oğulları, Ovadya'nın oğulları, Şekanya'nın oğulları.
1CH 3:22 Şekanya'nın oğlu: Şemaya. Şemaya'nın oğulları: Hattuş, İgal, Barya, Nearya ve Şafat, altı.
1CH 3:23 Neraya'nın oğulları: Elyoenay, Hizkiya ve Azrikam, üç.
1CH 3:24 Elyoenay'ın oğulları: Hodavya, Elyaşiv, Pelaya, Akkub, Yohanan, Delaya ve Anani; yedi.
1CH 4:1 Yahuda'nın oğulları: Perez, Hetsron, Karmi, Hur ve Şoval.
1CH 4:2 Şoval'ın oğlu Reaya, Yahat'ın babası oldu; Yahat da Ahumay ve Lahad'ın babası oldu. Bunlar Soralılar'ın boylarıdır.
1CH 4:3 Etam'ın babasının oğulları şunlardır: Yizreel, İşma ve İdvaş. Kız kardeşlerinin adı Hazzelelponi'ydi.
1CH 4:4 Penuel, Gedor'un babasıydı ve Ezer, Huşa'nın babasıydı. Bunlar, Efrata'nın ilk oğlu Hur'un, Beytlehem'in babasıdır.
1CH 4:5 Tekoa'nın babası Aşhur'un iki karısı vardı: Helah ve Naara.
1CH 4:6 Naara ona Ahuzzam, Hefer, Temeni ve Haahaştari'yi doğurdu. Bunlar Naara'nın oğullarıydı.
1CH 4:7 Helah'ın oğulları Seret, Yitshar ve Etnan'dı.
1CH 4:8 Hakkots, Anuv'un, Soveva'nın ve Harum'un oğlu Aharhel boylarının atası oldu.
1CH 4:9 Yaves kardeşlerinden daha saygındı. Annesi ona Yaves adını verdi, “Çünkü onu acı çekerek doğurdum” dedi.
1CH 4:10 Yaves, İsrael'in Tanrısı'na feryat edip, “Keşke beni gerçekten kutsasan ve sınırımı genişletsen! Elin benimle olsun ve acı çekmeyeyim diye beni kötülükten koru!” dedi. Tanrı ona istediğini verdi.
1CH 4:11 Şuha'nın kardeşi Keluv, Eşton'un babası olan Mehir'in babası oldu.
1CH 4:12 Eşton, Beyt Rafa, Paseah ve İr Nahaş'ın babası Tehinna'nın babası oldu. Bunlar Reka adamlarıdır.
1CH 4:13 Kenaz'ın oğulları: Otniel ve Seraya. Otniel’in oğulları: Hatat.
1CH 4:14 Meonotay, Ofra’nın babası oldu; Seraya, Ge Haraşim’in babası Yoav’ın babası oldu; çünkü onlar zanaatkârlardı.
1CH 4:15 Yefunne’nin oğlu Kalev’in oğulları: İru, Ela ve Naam. Ela’nın oğlu: Kenaz.
1CH 4:16 Yehallelel’in oğulları: Zif, Zifa, Tirya ve Asarel.
1CH 4:17 Ezra’nın oğulları: Yeter, Mered, Efer ve Yalon. Mered’in karısı Miryam’ı, Şammay’ı ve Eştemoa’nın babası İşva’yı doğurdu.
1CH 4:18 Yahudi olan karısı, Gedor’un babası Yered’i, Soko’nun babası Hever’i ve Sanoah’ın babası Yekutiel’i doğurdu. Bunlar, Mered’in aldığı Firavun’un kızı Bitya’nın oğullarıydı.
1CH 4:19 Naham'ın kız kardeşi Hodiya'nın karısının oğulları, Keilalı Garmlılar'ın ve Eştemoalı Maakalılar'ın atalarıydı.
1CH 4:20 Şimon'un oğulları: Amnon, Rinna, Ben Hanan ve Tilon. Yişi'nin oğulları: Zohet ve Ben Zohet.
1CH 4:21 Yahuda oğlu Şela'nın oğulları: Leka'nın babası Er, Mareşah'ın babası Laada ve ince keten yapanlar evinin, Aşvea evinin boyları;
1CH 4:22 Yokim ve Moav ve Yaşubilehem'de egemenlik kuran Kozeva adamları, Yoaş ve Saraf. Bu kayıtlar eskidir.
1CH 4:23 Bunlar çömlekçiler ve Netaim ve Gederah sakinleriydi; kralın işinde onunla birlikte orada yaşıyorlardı.
1CH 4:24 Şimon'un oğulları: Nemuel, Yamin, Yariv, Zerah, Şaul;
1CH 4:25 Onun oğlu Şallum, onun oğlu Mivsam, onun oğlu Mişma.
1CH 4:26 Mişma'nın oğulları: Onun oğlu Hammuel, onun oğlu Zakkur, onun oğlu Şimei.
1CH 4:27 Şimei'nin on altı oğlu ve altı kızı vardı; ama kardeşlerinin çok çocuğu yoktu ve bütün boyları Yahuda'nın çocukları gibi çoğalmadı.
1CH 4:28 Beerşeva'da, Molada'da, Hazarşual'da,
1CH 4:29 Bilha'da, Esem'de, Tolad'da,
1CH 4:30 Betuel'de, Horma'da, Ziklag'da,
1CH 4:31 Bet Markavot'ta, Hazar Susim'de, Beyt Biri'de ve Şaaraim'de oturdular. David'in krallığına kadar kentleri bunlardı.
1CH 4:32 Köyleri Etam, Ayn, Rimmon, Token ve Aşan'dı; beş kent;
1CH 4:33 Ve aynı kentlerin çevresindeki Baal'a kadar bütün köyler onlarındı. Yerleşim yerleri bunlardı ve soy kütüklerini tuttular.
1CH 4:34 Meşovav, Yamlek, Amatsya'nın oğlu Yoşa,
1CH 4:35 Yoel, Asiel oğlu Seraya oğlu Yoşivya oğlu Yehu,
1CH 4:36 Elioenay, Yaakovah, Yeşohayya, Asaya, Adiel, Yesimiel, Benaya,
1CH 4:37 Ve Şemaya oğlu, Şimri'nin oğlu, Yedaya'nın oğlu, Allon'un oğlu, Şifi'nin oğlu Ziza.
1CH 4:38 Bunların adları anılanlar, kendi ailelerinde beylerdi. Atalarının evleri çok çoğaldı.
1CH 4:39 Sürüleri için otlak aramak üzere Gedor girişine, vadinin doğu tarafına gittiler.
1CH 4:40 Bol ve iyi otlaklar buldular. Ülke geniş, sakin ve huzurluydu. Çünkü daha önce orada yaşayanlar Ham soyundandı.
1CH 4:41 Bunlar, Yahuda Kralı Hizkiya'nın günlerinde adları yazılı olanlar geldiler ve onların çadırlarını ve orada bulunan Meunlar'ı vurdular; ve onları tamamen yok ettiler, bügüne dek böyledir ve onların yerinde yaşadılar, çünkü orada sürüleri için otlak vardı.
1CH 4:42 Onlardan bazıları, Şimonoğulları'ndan beş yüz kişi, Seir dağına gittiler; ve onların başları Yişi'nin oğulları Pelatya, Nearya, Refaya ve Uzziel'di.
1CH 4:43 Amalekliler'in kaçaklarından geri kalanını vurdular ve bugüne dek orada yaşadılar.
1CH 5:1 İsrael'in ilk oğlu Ruven'in oğulları (Çünkü ilk doğan oydu, ama babasının yatağını kirlettiği için ilk oğulluk hakkı İsrael'in oğlu Yosef'in oğullarına verildi; ve soy kütüğü ilk oğulluk hakkına göre sayılmadı.
1CH 5:2 Çünkü Yahuda kardeşlerinden üstün geldi ve hükümdar ondan çıktı; ama ilk oğulluk hakkı Yosef''indi)
1CH 5:3 İsrael'in ilk oğlu Ruven'in oğulları: Hanok, Pallu, Hetsron ve Karmi.
1CH 5:4 Yoel'in oğulları: Onun oğlu Şemaya, onun oğlu Gog, onun oğlu Şimei,
1CH 5:5 Onun oğlu Mika, onun oğlu Reaya, onun oğlu Baal,
1CH 5:6 ve onun oğlu Beera, Aşur Kralı Tilgat Pilneser'in sürgüne gönderdiği kişiydi. Ruvenliler'in beyiydi.
1CH 5:7 Boylarına göre kardeşleri, kuşaklarının soyağacına göre sayıldığında: Baş Yeiel ve Zekariya,
1CH 5:8 Ve Yoel oğlu Şema oğlu Azaz oğlu Bela, o Nebo'ya ve Baal Meon'a kadar Aroer'de yaşıyordu;
1CH 5:9 Ve Gilad ülkesinde hayvanları çoğaldığı için, Fırat Irmağı'ndan çölün girişine kadar doğuda yaşadı.
1CH 5:10 Saul'un günlerinde, onların eliyle düşen Hagriler ile savaştılar; ve Gilad'ın doğusundaki bütün ülkede çadırlarında yaşadılar.
1CH 5:11 Gadoğulları Başan ülkesinde Saleka'ya kadar onların yanında yaşadılar:
1CH 5:12 Başı Yoel, ikincisi Şafam, Yanay ve Başan'da Şafat.
1CH 5:13 Ataları evlerinden olan kardeşleri: Mikael, Meşullam, Şeva, Yoray, Yakan, Zia ve Ever, yedi.
1CH 5:14 Bunlar Huri oğlu, Yaroah oğlu, Gilad oğlu, Mikael oğlu, Yeşişay oğlu, Yahdo oğlu, Buz oğlu Avihayil'in oğullarıydı.
1CH 5:15 Guni oğlu Avdiel oğlu Ahi ataları evlerinin başıydı.
1CH 5:16 Gilad'da, Başan'da ve kasabalarında, Şaron'un bütün otlaklarında da, onların sınırlarına kadar yaşıyorlardı.
1CH 5:17 Bunların hepsi Yahuda Kralı Yotam'ın ve İsrael Kralı Yarovam'ın günlerinde soy kütüklerine göre sayıldı.
1CH 5:18 Ruvenoğulları, Gadlılar ve Manaşşe'nin yarım oymağı, yiğit adamlardan, kalkan ve kılıç taşıyabilen, yay ile ok atabilen ve becerikli savaşa çıkabilen kırk dört bin yedi yüz altmış kişiydi.
1CH 5:19 Hagrilerle, Yetur, Nafiş ve Nodav'la savaştılar.
1CH 5:20 Onlara karşı yardım gördüler ve Hagriler ve onlarla birlikte olanların hepsi onların eline teslim edildi; çünkü savaşta Tanrı'ya feryat ettiler ve O da onlara yanıt verdi, çünkü O'na güvenmişlerdi.
1CH 5:21 Onların hayvanlarını alıp götürdüler: Develerinden elli bin, koyunlarından iki yüz elli bin, eşeklerinden iki bin, adamlarından da yüz bin.
1CH 5:22 Çünkü savaş Tanrı'dan olduğu için düşüp ölen çok oldu. Sürgüne dek onların yerinde yaşadılar.
1CH 5:23 Manaşşe'nin yarım oymağı çocukları ülkede yaşadılar. Başan'dan Baal Hermon, Senir ve Hermon Dağı'na kadar çoğaldılar.
1CH 5:24 Ataları evlerinin başları şunlardı: Efer, Yişi, Eliel, Azriel, Yeremya, Hodavya ve Yahdiel. Bunlar cesur yiğitler, ünlü adamlardı, ataları evlerinin başlarıydı.
1CH 5:25 Atalarının Tanrısı'na karşı suç işlediler ve Tanrı'nın önlerinden yok ettiği ülke halklarının ilâhları ardınca fahişelik ettiler.
1CH 5:26 Böylece İsrael'in Tanrısı, Aşur Kralı Pul'un ve Aşur Kralı Tilgat Pilneser'in ruhunu harekete geçirdi ve Ruvenliler'i, Gadlılar'ı ve Manaşşe'nin yarım oymağını sürüp Halah'a, Habor'a, Hara'ya ve Gozan Irmağı'na götürdü; bugüne dek öyledir.
1CH 6:1 Levi'nin oğulları: Gerşon, Kehat ve Merari.
1CH 6:2 Kohat'ın oğulları: Amram, Yitshar, Hevron ve Uzziel.
1CH 6:3 Amram'ın oğulları: Aron, Moşe ve Miryam. Aron'un oğulları: Nadav, Avihu, Eleazar ve İtamar.
1CH 6:4 Eleazar, Pinehas'ın babası oldu. Pinehas, Abişua'nın babası oldu.
1CH 6:5 Avişua, Bukki'nin babası oldu. Bukki, Uzzi'nin babası oldu.
1CH 6:6 Uzzi, Zerahya'nın babası oldu. Zerahya, Merayot'un babası oldu.
1CH 6:7 Merayot, Amarya'nın babası oldu. Amarya, Ahituv'un babası oldu.
1CH 6:8 Ahituv, Sadok'un babası oldu. Sadok, Ahimaats'ın babası oldu.
1CH 6:9 Ahimaats, Azarya'nın babası oldu. Azarya, Yohanan'ın babası oldu.
1CH 6:10 Yohanan, Solomon'un Yeruşalem'de yaptırdığı evde kâhinlik görevini yürüten Azarya'nın babası oldu.
1CH 6:11 Azarya, Amarya'nın babası oldu. Amarya, Ahituv'un babası oldu.
1CH 6:12 Ahituv, Sadok'un babası oldu. Sadok, Şallum'un babası oldu.
1CH 6:13 Şallum, Hilkiya'nın babası oldu. Hilkiya, Azarya'nın babası oldu.
1CH 6:14 Azarya, Seraya'nın babası oldu. Seraya, Yehotsadak'ın babası oldu.
1CH 6:15 Yahve Nebukadnetsar'ın eliyle Yahuda ve Yeruşalem'i sürdüğü zaman, Yehotsadak sürgüne gitti.
1CH 6:16 Levi'nin oğulları: Gerşom, Kehat ve Merari.
1CH 6:17 Gerşom'un oğullarının adları şunlardır: Livni ve Şimei.
1CH 6:18 Kohat'ın oğulları: Amram, Yitshar, Hevron ve Uzziel'di.
1CH 6:19 Merari'nin oğulları: Mahli ve Muşi. Bunlar, ataları evlerine göre Levililer'in boylarıdır.
1CH 6:20 Gerşom'dan: Onun oğlu Livni, onun oğlu Yahat, onun oğlu Zimmah,
1CH 6:21 onun oğlu Yoah, onun oğlu İddo, onun oğlu Zerah ve onun oğlu Yeateray.
1CH 6:22 Kohat'ın oğulları: Onun oğlu Amminadav, onun oğlu Korah, onun oğlu Assir,
1CH 6:23 onun oğlu Elkana, onun oğlu Eviasaf, onun oğlu Assir,
1CH 6:24 onun oğlu Tahat, onun oğlu Uriel, onun oğlu Uzziya ve onun oğlu Şaul.
1CH 6:25 Elkana'nın oğulları: Amasay ve Ahimot.
1CH 6:26 Elkana'ya gelince, Elkana'nın oğulları: Onun oğlu Sofay, onun oğlu Nahat,
1CH 6:27 onun oğlu Eliav, onun oğlu Yeroham ve onun oğlu Elkana.
1CH 6:28 Samuel'in oğulları: İlk oğlu Yoel, ikincisi Aviya.
1CH 6:29 Merari'nin oğulları: Mahli, oğlu Livni, oğlu Şimei, oğlu Uzza,
1CH 6:30 onun oğlu Şimea, onun oğlu Haggya, onun oğlu Asaya.
1CH 6:31 Bunlar, David'in, Sandık oraya dinlenmeye geldikten sonra, Yahve'nin evinde ilahi söyleme hizmetine koyduğu kişilerdir.
1CH 6:32 Solomon, Yeruşalem'de Yahve'nin evini bina edene kadar, Buluşma Çadırı meskeni önünde ilahi söyleyerek hizmet ettiler. Görevlerini sıralarına göre yerine getirdiler.
1CH 6:33 Hizmet edenler ve oğulları şunlardır: Kohatoğulları'ndan: Samuel oğlu Yoel oğlu ilahi söyleyen Heman,
1CH 6:34 Toah oğlu, Eliel oğlu, Yeroham oğlu, Elkana oğlu,
1CH 6:35 Amasay oğlu Mahat oğlu Elkana oğlu Suf oğlu,
1CH 6:36 Sefanya oğlu Azarya oğlu Yoel oğlu Elkana oğlu,
1CH 6:37 Korah oğlu, Evyasaf oğlu, Assir oğlu, Tahat oğlu,
1CH 6:38 İsrael oğlu, Levi oğlu, Kohat oğlu, Yitshar oğlu.
1CH 6:39 Sağında duran onun kardeşi Asaf, Şimea oğlu, Berekya oğlu Asaf,
1CH 6:40 Malkiya oğlu, Baaseya oğlu Mikael oğlu,
1CH 6:41 Adaya oğlu, Serah oğlu Etni oğlu,
1CH 6:42 Şimei oğlu, Zimma oğlu, Etan oğlu,
1CH 6:43 Levi oğlu, Gerşom oğlu, Yahat
1CH 6:44 Sol tarafta onların kardeşleri Merarioğulları: Malluk oğlu, Avdi oğlu, Kişi oğlu Etan,
1CH 6:45 Hilkiya oğlu, Amatsya oğlu, Haşavya oğlu,
1CH 6:46 Şemer oğlu, Bani oğlu, Amtsi oğlu,
1CH 6:47 Levi oğlu, Merari oğlu, Muşi oğlu, Mahli oğlu.
1CH 6:48 Tanrı Evi'nin çadırının bütün hizmeti için kardeşleri Levililer atandı.
1CH 6:49 Ama Aron ve oğulları, Tanrı'nın hizmetkârı Moşe'nin buyurduğu her şeye göre, yakmalık sunu sunağında ve buhur sunağında, En Kutsal Yer'in bütün işleri için ve İsrael için kefaret etmek üzere sunular sundular.
1CH 6:50 Aron'un oğulları şunlardır: Onun oğlu Eleazar, onun oğlu Pinehas, onun oğlu Avişua,
1CH 6:51 onun oğlu Bukki, onun oğlu Uzzi, onun oğlu Zerahya,
1CH 6:52 onun oğlu Merayot, onun oğlu Amarya, onun oğlu Ahituv,
1CH 6:53 onun oğlu Sadok ve onun oğlu Ahimaats.
1CH 6:54 Şimdi, sınırlarında ordugâhlarına göre meskenleri şunlardır: Kohatlılar'ın boylarından Aronoğulları'na (çünkü ilk kura onlarındı),
1CH 6:55 Yahuda ülkesindeki Hevron'u ve çevresindeki otlakları onlara verdiler.
1CH 6:56 Ancak kentin tarlalarını ve köylerini Yefunne oğlu Kalev'e verdiler.
1CH 6:57 Aronoğulları'na sığınma kentlerini verdiler: Hevron, otlaklarıyla Livna, Yattir, Eştemoa, otlaklarıyla,
1CH 6:58 Hilen otlaklarıyla, Devir otlaklarıyla,
1CH 6:59 Aşan otlaklarıyla ve Beyt Şemeş otlaklarıyla;
1CH 6:60 ve Benyamin oymağından, Giva otlaklarıyla, Allemet otlaklarıyla ve Anatot otlaklarıyla. Boylarına göre bütün kentleri on üç kentti.
1CH 6:61 Kohatoğulları'nın geri kalanına, bu oymağın boylarından, yarım oymak, Manaşşe'nin yarısından, on kent kurayla verildi.
1CH 6:62 Gerşomoğulları'na, boylarına göre, İssakar oymağından, Aşer oymağından, Naftali oymağından ve Başan'daki Manaşşe oymağından, on üç kent verildi.
1CH 6:63 Merarioğulları'na, boylarına göre, Ruven oymağından, Gad oymağından ve Zevulun oymağından on iki kent kurayla verildi.
1CH 6:64 İsrael'in çocukları, Levililer'e otlaklarıyla birlikte o kentleri verdiler.
1CH 6:65 Yahuda'nın çocukları oymağından, Şimon'un çocukları oymağından, Benyamin'in çocukları oymağından adlarıyla anılan şu kentleri kura ile verdiler.
1CH 6:66 Kohatoğulları'nın bazı oymaklarının Efraim oymağından sınır kentleri vardı.
1CH 6:67 Onlara sığınma kentleri verildi: Efraim dağlık bölgesindeki Şekem ile otlaklarını ve Gezer ile otlaklarını,
1CH 6:68 Yokmeam ile otlaklarını ve Beyt Horon ile otlaklarını,
1CH 6:69 Ayalon ile otlaklarını ve Gat Rimmon ile otlaklarını;
1CH 6:70 Manaşşe'nin yarım oymağından da Aner ile otlaklarını, Bileam ile otlaklarını, Kohatoğulları boyunun geri kalanına verdiler.
1CH 6:71 Manaşşe yarım oymağının Gerşomoğulları'na, Başan'daki Golan ile otlaklarını, Aştarot ile otlaklarını;
1CH 6:72 İssakar oymağından Kedeş ile otlaklarını, Daverat ile otlaklarını,
1CH 6:73 Ramot ile otlaklarını, Anem ile otlaklarını;
1CH 6:74 Aşer oymağından Maşal ile otlaklarını, Avdon ile otlaklarını,
1CH 6:75 Hukok ile otlaklarını, Rehov ile otlaklarını;
1CH 6:76 Naftali oymağından Galile'deki Kedeş ile otlaklarını, Hammon ile otlaklarını, Kiriatayim ile otlaklarını verdiler.
1CH 6:77 Merarioğulları'na, Levililer'in geri kalanına, Zevulun oymağından, Rimmon ile otlaklarını ve Tabor ile otlaklarını,
1CH 6:78 Yarden'in ötesinde, Yeriha'da, Yarden'in doğusunda, Ruven oymağından, çölde Betser ile otlaklarını, Yahtsa ile otlaklarını,
1CH 6:79 Kedemot ile otlaklarını Mefaat ile otlaklarını,
1CH 6:80 Gad oymağından, Gilad'da Ramot ile otlaklarını, Mahanaim ile otlaklarını,
1CH 6:81 Heşbon ile otlaklarını, Yatser ile otlaklarını verdiler.
1CH 7:1 İssakaroğulları'ndan: Tola, Pua, Yaşuv ve Şimron, dört.
1CH 7:2 Tolaoğulları: Uzzi, Refaya, Yeriel, Yahmay, İvsam ve Şemuel, ataları evlerinin başları, Tola'dan; kuşaklarından cesur yiğitler. David'in günlerinde onların sayıları yirmi iki bin altı yüzdü.
1CH 7:3 Uzzi'nin oğlu: İzrahya. İzrahya'nın oğulları: Mikael, Ovadya, Yoel ve İşşiya, beş; hepsi de baş adamlardı.
1CH 7:4 Onlarla birlikte, kuşaklarına göre, ataları evlerine göre, savaş için ordu birlikleri, otuz altı bin; çünkü çok karıları ve oğulları vardı.
1CH 7:5 İssakar'ın bütün boyları arasında, soy kütüğüne göre sayılan cesur yiğitler, kardeşleri seksen yedi bindi.
1CH 7:6 Benyamin'in oğulları: Bela, Beker ve Yediael, üç.
1CH 7:7 Bela'nın oğulları: Etsvon, Uzzi, Uzziel, Yerimot ve İri, beş; atalar evlerinin başları, cesur yiğitler; ve soy kütüğüne göre yirmi iki bin otuz dört kişi sayıldı.
1CH 7:8 Beker'in oğulları: Zemirah, Yoaş, Eliezer, Elyoenay, Omri, Yeremot, Aviya, Anatot ve Alemet. Bunların hepsi Beker'in oğullarıydı.
1CH 7:9 Kuşaklarına göre soy kütüğüne göre, ataları evlerinin başları, cesur yiğitler, yirmi bin iki yüz kişi sayıldı.
1CH 7:10 Yediael'in oğlu: Bilhan. Bilhan'ın oğulları: Yeuş, Benyamin, Ehud, Kenaana, Zetan, Tarşiş ve Ahişahar.
1CH 7:11 Bütün bunlar, ataları evlerinin başlarına göre, Yediael'in oğullarıydı; savaşa gidebilecek kadar güçlü, cesur yiğitlerdi. On yedi bin iki yüz.
1CH 7:12 Şuppim, Huppim, İr'in oğulları, Aher'in oğulları, Huşim.
1CH 7:13 Naftali'nin oğulları: Yahziel, Guni, Yeser, Şallum ve Bilha'nın oğulları.
1CH 7:14 Manaşşe'nin oğulları: Aramlı cariyesi Asriel'i doğurdu. O, Gilad'ın babası Makir'i doğurdu.
1CH 7:15 Makir, Huppim ve Şuppim'den bir karı aldı. Kız kardeşinin adı Maaka'ydı. İkincisinin adı Selofhad'dı. Selofhad'ın da kızları oldu.
1CH 7:16 Makir'in karısı Maaka bir oğul doğurdu ve adını Pereş koydu. Kardeşinin adı Şereş'ti. Onun oğulları da Ulam ve Rakem'diler.
1CH 7:17 Ulam'ın oğulları: Bedan. Bunlar Manaşşe'nin oğlu Makir'in oğlu Gilad'ın oğullarıydı.
1CH 7:18 Kız kardeşi Hammoleket, İşhod'u, Aviezer'i ve Mahla'yı doğurdu.
1CH 7:19 Şemida'nın oğulları: Ahian, Şekem, Likhi ve Aniam idi.
1CH 7:20 Efraim'in oğulları: Şutelah, onun oğlu Bered, onun oğlu Tahat, onun oğlu Eleada, onun oğlu Tahat,
1CH 7:21 onun oğlu Zavad, onun oğlu Şutelah, Ezer ve Elead. Bunları ülkede doğmuş olan Gatlılar öldürdüler, çünkü onların hayvanlarını alıp götürmek için inmişlerdi.
1CH 7:22 Babaları Efraim günlerce yas tuttu ve kardeşleri onu avutmak için geldiler.
1CH 7:23 Karısının yanına girdi, kadın gebe kaldı ve bir oğul doğurdu ve babası evinde sıkıntı olduğu için adını Beria koydu.
1CH 7:24 Kızı, Aşağı ve Yukarı Beyt Horon'u ve Uzzen Şerah'ı kuran Şeera'ydı.
1CH 7:25 Refah onun oğluydu ve Reşef, onun oğlu Telah, onun oğlu Tahan,
1CH 7:26 Onun oğlu Ladan, onun oğlu Ammihud, onun oğlu Elişama,
1CH 7:27 onun oğlu Nun ve onun oğlu Yeşu'ydu.
1CH 7:28 Mülkleri ve yerleşim yerleri Beytel ve kasabaları, doğuda Naaran, batıda Gezer ve kasabaları, Şekem ve kasabaları, Azza ve kasabalarına kadar;
1CH 7:29 Manaşşeoğulları'nın sınırları yanında ise Beyt Şean ve kasabaları, Taanak ve kasabaları, Megiddo ve kasabaları, Dor ve kasabalarıydı. İsrael oğlu Yosef'in çocukları buralarda yaşıyordu.
1CH 7:30 Aşer'in oğulları: İmna, Yişva, Yişvi ve Beria. Serah kız kardeşleriydi.
1CH 7:31 Beria’nın oğulları: Hever ve Birzait'in babası olan Malkiel.
1CH 7:32 Hever, Yaflet’in, Şomer’in, Hotam’ın ve onların kız kardeşleri Şua’nın babası oldu.
1CH 7:33 Yaflet’in oğulları: Pasak, Bimhal ve Aşvat. Bunlar Yaflet’in oğullarıydı.
1CH 7:34 Şemer’in oğulları: Ahi, Rohga, Yehubba ve Aram.
1CH 7:35 Kardeşi Helem’in oğulları: Sofah, İmna, Şeleş ve Amal.
1CH 7:36 Sofah’ın oğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, İmra,
1CH 7:37 Bezer, Hod, Şamma, Şilshah, İtran ve Beera.
1CH 7:38 Yeter’in oğulları: Yefunne, Pispa ve Ara.
1CH 7:39 Ulla’nın oğulları: Arah, Hanniel ve Ritsya.
1CH 7:40 Bunların hepsi Aşer'in çocuklarıydı, ata evlerinin başlarıydı, cesur seçkin yiğitlerdi, beylerin başlarıydılar. Savaşta hizmet için soy kütüğüne göre sayılanların sayısı yirmi altı bin kişiydi.
1CH 8:1 Benyamin, ilk oğlu Bela'nın, ikinci oğlu Aşvel'in, üçüncü oğlu Aharah'ın,
1CH 8:2 dördüncü oğlu Noha'nın ve beşinci oğlu Rafa'nın babası oldu.
1CH 8:3 Bela'nın oğulları vardı: Addar, Gera, Avihud,
1CH 8:4 Avişua, Naaman, Ahoah,
1CH 8:5 Gera, Şefufan ve Huram.
1CH 8:6 Bunlar Ehud'un oğullarıydı. Bunlar, Manahat'a sürgün edilen Geva sakinlerinin ataları evlerinin başlarıydı:
1CH 8:7 Naaman, Ahiya ve Gera, onları sürgün eden buydu ve Uzza ile Ahihud'un babası oldu.
1CH 8:8 Şaharayim, onları gönderdikten sonra Moav kırlarında çocuklar babası oldu. Karıları Huşim ve Baara'ydı.
1CH 8:9 Karısı Hodeş'ten Yovav'ın, Sîvya'nın, Meşa'nın, Malkam'ın,
1CH 8:10 Yeuts'un, Şakya'nın ve Mirma'nın babası oldu. Bunlar onun oğullarıydı, atalar evlerinin başlarıydı.
1CH 8:11 Huşim'den Avituv ve Elpaal'ın babası oldu.
1CH 8:12 Elpaal'ın oğulları: Ever, Mişam, Ono ve Lod ile kasabalarını kuran Şemed;
1CH 8:13 Ayalon sakinlerinin ataları evlerinin başları olan ve Gat sakinlerini kaçıran Beria ve Şema;
1CH 8:14 Ahio, Şaşak, Yeremot,
1CH 8:15 Zevadya, Arad, Eder,
1CH 8:16 Mikael, İşpa, Yoha, Beria'nın oğulları,
1CH 8:17 Zevadya, Meşullam, Hizki, Hever,
1CH 8:18 İşmeray, İzliya, Yovav, Elpaal'ın oğulları,
1CH 8:19 Yakim, Zikri, Zavdi,
1CH 8:20 Elienay, Silletay, Eliel,
1CH 8:21 Adaya, Beraya, Şimrat, Şimei'nin oğulları,
1CH 8:22 İşpan, Ever, Eliel,
1CH 8:23 Avdon, Zikri, Hanan,
1CH 8:24 Hananya, Elam, Antotiya,
1CH 8:25 İfdeya, Penuel, Şaşak'ın oğulları,
1CH 8:26 Şamşeray, Şehariya, Atalya,
1CH 8:27 Yaareşiya, Eliya, Zikri ve Yeroham.
1CH 8:28 Bunlar kuşaklar boyunca atalar evlerinin başları, önderlerdi. Bunlar Yeruşalem'de yaşadılar.
1CH 8:29 Karısının adı Maaka olan Givon'un babası, Givon'da yaşadı.
1CH 8:30 İlk oğlu Avdon ile, Sur, Kiş, Baal, Nadav,
1CH 8:31 Gedor, Ahio, Zeker,
1CH 8:32 ve Şimeah'ın babası olan Miklot da orada yaşadı. Bunlar da aileleriyle birlikte Yeruşalem'de, akrabalarının yanında yaşadılar.
1CH 8:33 Ner, Kiş'in babası oldu. Kiş, Saul'un babası oldu. Saul, Yonatan'ın, Malkişua'nın, Avinadav'ın ve Eşvaal'ın babası oldu.
1CH 8:34 Yonatan'ın oğlu Meriv Baal'dı. Meriv Baal, Mika'nın babası oldu.
1CH 8:35 Mika'nın oğulları: Piton, Melek, Tarea ve Ahaz.
1CH 8:36 Ahaz, Yehoaddah'ın babası oldu. Yehoaddah, Alemet'in, Azmavet'in ve Zimri'nin babası oldu. Zimri, Motsa'nın babası oldu.
1CH 8:37 Motsa, Binea'nın babası oldu. Rafa onun oğluydu, Eleasa onun oğluydu ve Atsel de onun oğluydu.
1CH 8:38 Atsel'in altı oğlu vardı. Adları şunlardır: Atsrikam, Bokeru, İşmael, Şearya, Ovadya ve Hanan. Bunların hepsi Atsel'in oğullarıydı.
1CH 8:39 Kardeşi Esek'in oğulları: İlk oğlu Ulam, ikincisi Yeuş ve üçüncüsü Elifelet.
1CH 8:40 Ulam'ın oğulları cesur, okçu yiğitlerdi ve oğulları ve torunları çoktu, yüz elli. Bunların hepsi Benyamin'in oğullarındandı.
1CH 9:1 Böylece bütün İsrael soy kütüklerine göre sayıldılar; ve işte, bunlar İsrael krallarının kitabında yazılıdır. Yahuda, itaatsizliği yüzünden Babil'e sürgün edildi.
1CH 9:2 Kentlerindeki mülklerinde oturan ilk sakinler İsrael, kâhinler, Levililer ve tapınak görevlileriydi.
1CH 9:3 Yeruşalem'de Yahuda'nın çocuklarından, Benyamin'in çocuklarından, Efraim'in ve Manaşşe'nin çocuklarından şunlar oturuyordu:
1CH 9:4 Yahudanın oğlu Peretsin çocuklarından: Bani'nin oğlu, İmri'nin oğlu, Omri'nin oğlu, Ammihud'un oğlu Utay.
1CH 9:5 Şilolular'dan: İlk oğlu Asaya ve oğulları.
1CH 9:6 Zeraoğulları'ndan: Yeuel ve kardeşleri, altı yüz doksan.
1CH 9:7 Benyaminoğulları'ndan: Hassenua oğlu Hodavya oğlu Meşullam oğlu Sallu;
1CH 9:8 ve Yeroham'ın oğlu İvneya, ve Mikrinin oğlu, Uzzi oğlu Ela, ve İbniya'nın oğlu, Reuelin oğlu, Şefatya oğlu Meşullam;
1CH 9:9 ve onların kardeşleri, soylarına göre, dokuz yüz elli altı. Bunların hepsi ataları evlerine göre atalar evlerinin başlarıydı.
1CH 9:10 Kâhinlerden: Yedaya, Yehoyariv, Yakin,
1CH 9:11 Tanrı evinin yöneticisi Ahitiuv'un oğlu, Merayot'un oğlu, Sadok'un oğlu, Meşullam'ın oğlu, Hilkiya'nın oğlu Azarya;
1CH 9:12 ve Malkiya'nın oğlu, Paşhur'un oğlu, Yeroham'ın oğlu Adaya, ve İmmer'in oğlu, Meşillemit'in oğlu, Meşullam'ın oğlu, Yahzera'nın oğlu, Adiel'in oğlu Maasay;
1CH 9:13 ve atalar evlerinin başları olan kardeşleri, bin yedi yüz altmış; Tanrı evinin hizmetinde çok yetenekli adamlardı.
1CH 9:14 Levililer'den: Merarioğulları'ndan Haşavya oğlu, Azrikam oğlu, Haşşuv oğlu Şemaya;
1CH 9:15 Bakbakkar, Hereş, Galal ve Asaf oğlu Zikri oğlu Mika oğlu Mattanya;
1CH 9:16 Yedutun oğlu, Galal oğlu Şemaya oğlu, Ovadya; ve Netofalılar'ın köylerinde yaşayan Elkana oğlu, Asa oğlu Berekya.
1CH 9:17 Kapı bekçileri: Şallum, Akkuv, Talmon, Ahiman ve kardeşleri (Şallum baştı).
1CH 9:18 Daha önce doğu tarafındaki kral kapısında görev yapmışlardı. Levi'nin çocuklarının ordugâh kapı bekçileriydi bunlar.
1CH 9:19 Şallum, Kore'nin oğlu, Evyasaf'ın oğlu, Korah'ın oğluydu. Atalar evinden olan kardeşleri, Korahlılar, hizmet işi üzerinde, çadır eşiklerinin bekçileriydiler. Ataları, Yahve'nin ordugâhı üzerinde, girilecek yerin bekçileri olmuşlardı.
1CH 9:20 Eleazar'ın oğlu Pinehas eskiden onların başındaydı ve Yahve onunla birlikteydi.
1CH 9:21 Meşelemya'nın oğlu Zekariya, Buluşma Çadırı'nın kapısının kapı bekçisiydi.
1CH 9:22 Eşiklerde kapı bekçisi olarak seçilenlerin hepsi iki yüz on iki kişiydi. Bunlar, köylerinde soy kütüğüne göre yazılmıştı. David ve Gören Samuel, onları görevlerine atamışlardı.
1CH 9:23 Böylece kendileri ve çocukları, Yahve'nin evinin kapılarını, çadır evini muhafız olarak bakıyorlardı.
1CH 9:24 Dört tarafta, doğuya, batıya, kuzeye ve güneye doğru kapıcılar vardı.
1CH 9:25 Köylerindeki kardeşleri, zaman zaman onlarla birlikte olmak için her yedi günde bir gelirlerdi.
1CH 9:26 Çünkü Levili olan dört baş kapı bekçisi, görevdeydiler ve Tanrı evindeki odaların ve hazinelerin başındaydı.
1CH 9:27 Tanrı evinin çevresinde kalırlardı, çünkü bu onların göreviydi ve onu her sabah açmak onların göreviydi.
1CH 9:28 Bazıları hizmet kaplarından sorumluydu, çünkü bunlar sayıyla içeri getirilirdi ve bunlar sayıyla dışarı çıkarılırdı.
1CH 9:29 Onlardan bazıları da eşyaların ve kutsal yerin bütün kaplarının, ince unun, şarabın, yağın, günlük ve baharatların başına atandı.
1CH 9:30 Kâhin oğullarından bazıları baharatların karıştırılmasını hazırlardı.
1CH 9:31 Korahlı Şallum'un ilk oğlu olan Levililer'den Mattitya, tava işleri üzerinde görevliydi.
1CH 9:32 Kohatoğulları'ndan olan kardeşlerinden bazıları, her Şabat Günü sergi ekmeği hazırlamak için görevliydi.
1CH 9:33 Bunlar, Levililer'in ata evlerinin başları olan ezgi söyleyenlerdi. Odalarda yaşarlardı ve başka bir hizmetten muaf olurlardı. Çünkü gece gündüz işleriyle meşguldüler.
1CH 9:34 Bunlar, kuşaklar boyunca Levililer'in ata evlerinin başları, önderlerdi. Yeruşalem'de yaşarlardı.
1CH 9:35 Karısının adı Maaka olan Givon'un babası Yeiel, Givon'da yaşardı.
1CH 9:36 İlk oğlu Avdon'du; sonra Sur, Kiş, Baal, Ner, Nadav,
1CH 9:37 Gedor, Ahio, Zekariya ve Miklot.
1CH 9:38 Miklot, Şimeam'ın babası oldu. Onlar da akrabalarının yanında, Yeruşalem'de onlara yakın yaşıyorlardı.
1CH 9:39 Ner, Kiş'in babası oldu. Kiş, Saul'un babası oldu. Saul, Yonatan, Malkişua, Avinadav ve Eşbaal'ın babası oldu.
1CH 9:40 Yonatan'ın oğlu Merib Baal'dı. Merib Baal, Mika'nın babası oldu.
1CH 9:41 Mika'nın oğulları: Piton, Melek, Tahrea ve Ahaz.
1CH 9:42 Ahaz, Yarah'ın babası oldu. Yarah, Alemet, Azmavet ve Zimri'nin babası oldu. Zimri, Moza'nın babası oldu.
1CH 9:43 Motsa, Binea'nın babası oldu. Onun oğlu Refaya, onun oğlu Eleasah ve onun oğlu Atsel.
1CH 9:44 Atsel'in altı oğlu vardı. Bunların adları Atsrikam, Bokeru, İşmael, Şearya, Ovadya ve Hanan'dı. Bunlar Atsel'in oğullarıydı.
1CH 10:1 Filistliler İsrael'e karşı savaştılar. İsraelliler Filistliler'in önünden kaçtılar ve Gilboa Dağı'nda düşüp öldüler.
1CH 10:2 Filistliler Saul'un ve oğullarının ardından sertçe geldiler. Filistliler Saul'un oğulları Yonatan'ı, Avinadav'ı ve Malkişua'yı öldürdüler.
1CH 10:3 Saul'a karşı savaş sertleşti. Okçular onu bastırdı. Okçular yüzünden sıkıntıya girdi.
1CH 10:4 Saul silahını taşıyan adama, “Kılıcını çek de onu bana sapla, yoksa sünnetsizler gelip beni taciz edebilirler” dedi. Ama silahını taşıyan adamı yapmak istemedi, çünkü çok korkmuştu. Bunun üzerine Saul kılıcını alıp onun üzerine düştü.
1CH 10:5 Silahını taşıyan adam Saul'un öldüğünü görünce, kendisi de kılıcının üzerine düşüp öldü.
1CH 10:6 Böylece Saul üç oğluyla birlikte öldü, bütün evi de birlikte öldü.
1CH 10:7 Vadide bulunan bütün İsraelliler, onların kaçtıklarını ve Saul'un ve oğullarının öldüklerini görünce, kentlerini terk edip kaçtılar; Filistliler de gelip içlerinde yaşamaya başladılar.
1CH 10:8 Ertesi gün, Filistliler öldürülenleri soymaya geldiklerinde, Saul'u ve oğullarını Gilboa Dağı'nda düşmüş buldular.
1CH 10:9 Onu soyup başını ve zırhını aldılar, sonra Filist diyarının her yanına gönderip putlarına ve halka haber verdiler.
1CH 10:10 Zırhını kendi ilâhlarının evine koydular ve başını Dagon'un evinin içinde çaktılar.
1CH 10:11 Bütün Yaveş Gilad, Filistliler'in Saul'a yaptıklarını duyunca,
1CH 10:12 bütün yiğitler kalkıp Saul'un ve oğullarının cesetlerini aldılar ve Yaveş'e getirdiler, kemiklerini Yaveş'teki meşe ağacının altına gömdüler ve yedi gün oruç tuttular.
1CH 10:13 Böylece Saul, Yahve'ye karşı işlediği suçtan, Yahve'nin sözünü tutmadığı için ve Yahve'ye sormayıp ruh çağıranlardan öğüt almak için sorduğu için,
1CH 10:14 Yahve onu öldürdü ve krallığı Yişay oğlu David'e devretti.
1CH 11:1 Sonra bütün İsrael Hevron'da David'in yanına toplanıp dediler: “İşte, biz senin kemiğin ve senin etiniz.
1CH 11:2 Geçmişte, Saul kralken, İsrael'i dışarı çıkaran ve içeri sokan sendin. Tanrın Yahve sana, 'Halkım İsrael'in çobanı sen olacaksın ve halkım İsrael'in üzerine sen hükümdar olacaksın' dedi.”
1CH 11:3 Böylece İsrael'in bütün ihtiyarları Hevron'daki kralın yanına geldiler; David de Hevron'da Yahve'nin önünde onlarla bir antlaşma yaptı. Yahve'nin Samuel aracılığıyla olan sözüne göre David'i İsrael üzerine kral olarak meshettiler.
1CH 11:4 David ve bütün İsrael Yeruşalem'e (Yevus olarak da bilinir) gittiler; ve ülkenin sakinleri olan Yevuslular oradaydılar.
1CH 11:5 Yevuslular David'e, “Buraya girmeyeceksin!” dediler. Buna rağmen David Siyon Kalesi'ni aldı. Orası David'in kentidir.
1CH 11:6 David, “Yevuslular'ı önce vuran, baş ve komutan olacak” demişti. Seruya oğlu Yoav önce çıktı ve baş oldu.
1CH 11:7 David kalede yaşıyordu; bu yüzden ona David kenti dediler.
1CH 11:8 Kenti Millo'dan başlayarak çevresine kadar çepeçevre bina etti; Yoav da kentin geri kalanını onardı.
1CH 11:9 David gittikçe büyüyordu; çünkü Ordular Yahvesi onunla birlikteydi.
1CH 11:10 Yahve'nin İsrael için olan sözüne göre, David'i kral yapmak için kendisiyle ve bütün İsrael'le birlikte onun krallığında güç göstermiş olan David'in yiğitlerinin başları şunlardır;
1CH 11:11 David'in yiğitlerinin sayısı şudur: Otuzlar'ın başı Hakmonit oğlu Yaşoveam; mızrağını üç yüze karşı kaldırdı ve onları bir kerede öldürdü.
1CH 11:12 Ondan sonra, üç yiğitten biri olan Ahohlu Dodo oğlu Eleazar.
1CH 11:13 O David'le Pasdammim'deydi. Filistliler orada savaşmak için toplanmışlardı. Orada arpa dolu bir tarla vardı. Halk Filistliler'in önünden kaçtı.
1CH 11:14 Onlar tarlanın ortasında durup onu savundular ve Filistliler'i öldürdüler. Yahve de onları büyük bir zaferle kurtardı.
1CH 11:15 Baş Otuzlar'dan üçü kayaya, David'in yanına, Adullam Mağarası'na indiler. Filistliler'in ordusu Refaim Vadisi'nde ordugâh kurmuştu.
1CH 11:16 David o sırada kaledeydi. Filistliler'in birliği de o sırada Beytlehem'deydi.
1CH 11:17 David özlemle, “Keşke biri bana Beytlehem'deki kapının yanındaki kuyudan su verse!” dedi.
1CH 11:18 Üçlü Filist ordusunu yarıp, Beytlehem'in kapısındaki kuyudan su çekip aldılar ve David'e getirdiler; ama David içmek istemedi, onu Yahve'ye döktü,
1CH 11:19 Ve şöyle dedi, “Tanrım, bunu yapmaktan beni alıkoysun! Canlarını tehlikeye koyan bu adamların kanını mı içeyim?” Çünkü onu getirmek için canlarını tehlikeye attılar. Bu yüzden içmek istemedi. Bu şeyleri üç yiğit yaptı.
1CH 11:20 Üçler'in başı Yoav'ın kardeşi Avişay'dı; çünkü mızrağını üç yüze doğru kaldırıp onları öldürdü ve Üçler arasında üne sahipti.
1CH 11:21 Üçler'in ikisinden daha saygındı ve onların başı oldu; ancak Üçler'e dahil değildi.
1CH 11:22 Yehoyada oğlu Benaya, Kabseel'den cesur bir adamın oğluydu. O, kudretli işler yapmıştı. Moavlı Ariel'in iki oğlunu öldürdü. Karlı bir günde inip çukurun ortasında bir aslanı da öldürdü.
1CH 11:23 İri yapılı, beş arşın boyunda bir Mısırlı'yı öldürdü. Mısırlı'nın elinde dokumacı sırığı gibi bir mızrak vardı. Bir değnekle ona doğru indi, mızrağı Mısırlı'nın elinden kaptı ve onu kendi mızrağıyla öldürdü.
1CH 11:24 Yehoyada oğlu Benaya bu şeyleri yaptı ve üç yiğit arasında ünü vardı.
1CH 11:25 İşte, Otuzlar'dan daha saygındı, ama Üçler'e erişemedi; David de onu muhafızlarının başına koydu.
1CH 11:26 Orduların yiğitleri: Yoav'ın kardeşi Asahel, Beytlehemli Dodo oğlu Elhanan,
1CH 11:27 Harorlu Şammot, Pelonlu Heles,
1CH 11:28 Tekolu İkkeş oğlu İra, Anatotlu Aviezer,
1CH 11:29 Huşatlı Sivvekay, Ahohlu İlay,
1CH 11:30 Netofalı Maharay, Netofalı Baana oğlu Heled,
1CH 11:31 Benyamin'in çocuklarından Giva'lı Rivay oğlu İtay, Piratonlu Benaya,
1CH 11:32 Gaaş derelerinden Huray, Arbatlı Abiel,
1CH 11:33 Baharumlu Atsmavet, Şaalvonlu Eliahva,
1CH 11:34 Gizonlu Haşem'in oğulları, Hararlı Şagee oğlu Yonatan,
1CH 11:35 Hararlı Sakar oğlu Ahiam, Ur oğlu Elifal,
1CH 11:36 Mekeralı Hefer, Pelonlu Ahiya,
1CH 11:37 Karmelli Hetsro, Ezbay oğlu Naarai,
1CH 11:38 Natan'ın kardeşi Yoel, Hagri oğlu Mivhar,
1CH 11:39 Ammonlu Selek, Seruya oğlu Yoav'ın silah taşıyıcısı Berotlu Naharai,
1CH 11:40 İtritli İra, İtritli Garev,
1CH 11:41 Hititli Uriya, Ahlay oğlu Savad,
1CH 11:42 Ruvenliler'in başlarından Ruvenli Şitsa oğlu Adina ve onunla birlikte otuz kişi,
1CH 11:43 Maaka oğlu Hanan, Mitnitli Yoşafat,
1CH 11:44 Aşteralı Uzziya, Aroerli Hotam'ın oğulları Şama ve Yeiel,
1CH 11:45 Şimri oğlu Yediael, kardeşi Tizli Yoha,
1CH 11:46 Mahavlı Eliel, Elnaam'ın oğulları Yerivay ve Yoşavya, Moavlı İtma,
1CH 11:47 Eliel, Oved ve Metsobalı Yaasiel.
1CH 12:1 Bunlar, Kiş oğlu Saul'dan kaçmakta olan David'in yanına, Ziklag'a gelenlerdi. Onlar savaşta ona yardımcı olan yiğitler arasındaydılar.
1CH 12:2 Yaylarla silahlanmışlardı ve hem sağ ellerini hem de sol ellerini kullanarak taş atabiliyor ve yaydan ok atabiliyorlardı. Bunlar Benyamin oymağından Saul'un akrabalarıydı.
1CH 12:3 Baş Ahiezer'di, sonra Givalı Şemaah'ın oğulları Yoaş; Azmavet'in oğulları Yeziel ve Pelet; Beraka; Anatotlu Yehu;
1CH 12:4 Otuzlar'dan bir yiğit olup ve Otuzlar'ın önderi olan Givonlu İşmaya; Yeremya; Yahaziel; Yohanan; Gederalı Yozavad;
1CH 12:5 Eluzay; Yerimot; Bealya; Şemarya; Haruplu Şefatya;
1CH 12:6 Korahlılar'dan Elkana, İşşiya, Azarel, Yoezer ve Yaşoveam;
1CH 12:7 Gedorlu Yeroham'ın oğulları Yoelah ve Zevadya.
1CH 12:8 Çöldeki kalede David'e katılan bazı Gadlılar, savaşa hazır, kalkan ve mızrak kullanabilen cesur yiğitlerdi, yüzleri aslan yüzleri gibiydi ve dağlardaki ceylanlar kadar hızlıydılar:
1CH 12:9 Baş Ezer, ikincisi Ovadya, üçüncüsü Eliav,
1CH 12:10 Dördüncüsü Mişmanna, beşincisi Yeremya,
1CH 12:11 Altıncısı Attay, yedincisi Eliel,
1CH 12:12 Sekizinci Yohanan, dokuzuncusu Elzavad,
1CH 12:13 Onuncusu Yeremya ve on birincisi Makvannay'dı.
1CH 12:14 Gadoğulları'ndan bunlar ordu komutanlarıydı. En küçüğü yüz adama, en büyüğü bin adama denkti.
1CH 12:15 Bunlar, Yarden'in bütün kıyılarının taştığı birinci ayda ondan geçenlerdir; ve vadilerde oturanların hepsini hem doğuya hem de batıya doğru kaçırdılar.
1CH 12:16 Benyamin'in ve Yahuda'nın çocuklarından bazıları David'in yanına, kaleye geldiler.
1CH 12:17 David onları karşılamak için çıkıp onlara şöyle yanıt verdi: “Eğer bana yardım etmek için esenlikle bana geldiyseniz, yüreğim sizinle bir olacaktır; ama ellerimde hiçbir haksızık yokken, eğer beni düşmanlarımın eline vermek için geldiyseniz, atalarımızın Tanrısı bunu görsün ve onu azarlasın.”
1CH 12:18 O zaman Ruh Otuzlar'ın başı olan Amasay'ın üzerine geldi ve dedi: “Biz seniniz, ey David, senin tarafındayız, ey Yişay oğlu. Sana esenlik, esenlik olsun, sana yardım edenlere de esenlik olsun; çünkü Tanrın sana yardım ediyor.” Sonra David onları kabul etti ve onları çete başları yaptı.
1CH 12:19 Manaşşe'den bazıları da David'in Filistliler'le birlikte Saul'a karşı savaşmak için geldiğinde David'e katıldılar, ama Filistliler'e yardım etmediler. Çünkü Filistliler'in beyleri, “Efendisi Saul'un yanına geçip başımızı tehlikeye sokacak” diyerek danıştıktan sonra onu gönderdiler.
1CH 12:20 Ziklag'a gittiğinde, Manaşşe'den binlerin başları olan Adna, Yozavad, Yediael, Mikael, Yozavad, Elihu ve Silletay, Manaşşe'den ona katıldılar.
1CH 12:21 Akıncılara karşı David'e yardım ettiler. Çünkü hepsi de cesur yiğitlerdi, ordu komutanlarıydı.
1CH 12:22 Çünkü her gün David'e yardım etmek için adamlar geliyordu. Ta ki, Tanrı'nın ordusu gibi büyük bir ordu oluncaya dek.
1CH 12:23 Yahve'nin sözüne göre, Saul'un krallığını David'e döndürmek için onun yanına, Hevron'a, gelen savaş için silahlanmış olanların başlarının sayıları şunlardır.
1CH 12:24 Yahuda'nın çocuklarından kalkan ve mızrak taşıyanlar, savaş için silahlanmış altı bin sekiz yüz kişi.
1CH 12:25 Şimon'un çocuklarından, savaş için cesur yiğitler, yedi bin yüz kişi.
1CH 12:26 Levi'nin çocuklarından: Dört bin altı yüz kişi.
1CH 12:27 Aron'un ev halkının önderi Yehoyada idi; onunla birlikte üç bin yedi yüz kişi.
1CH 12:28 Cesur yiğit bir genç olan Sadok ve atası evinden yirmi iki komutan.
1CH 12:29 Benyamin'in çocuklarından, Saul'un akrabaları: Üç bin, çünkü o zamana dek onların çoğu Saul'un evine bağlı kalmıştı.
1CH 12:30 Efraim'in çocuklarından: Yirmi bin sekiz yüz, cesur yiğitler, ataları evlerinde ünlü adamlar.
1CH 12:31 Manaşşe'nin yarım oymağından: David'i kral yapmak için gelip adlarıyla anılan on sekiz bin kişi.
1CH 12:32 İssakar'ın çocuklarından, İsrael'in ne yapması gerektiğini bilmek için zamanların anlayışına sahip olanlar, onların başları iki yüz kişiydi; bütün kardeşleri de onların buyruğundaydı.
1CH 12:33 Zevulun'dan, orduyla çıkabilen, her türlü savaş aletiyle savaş düzeni alabilen: Buyruk verilebilir ve çift yürekli olmayan elli bin kişi.
1CH 12:34 Naftali'den: Bin komutan ve onlarla birlikte kalkan ve mızrakla otuz yedi bin kişi.
1CH 12:35 Danlılar'dan, savaş düzeni alabilen: Yirmi sekiz bin altı yüz kişi.
1CH 12:36 Aşer'den, orduyla çıkabilen, savaş düzeni alabilen: Kırk bin kişi.
1CH 12:37 Yarden'in öte yakasında, Ruvenliler'den, Gadlılar'dan ve Manaşşe'nin yarım oymağından, savaş için her türlü savaş aletiyle: Yüz yirmi bin kişi.
1CH 12:38 Bunların hepsi savaş düzenini bilen savaşçılardı ve David'i bütün İsrael'in üzerine kral yapmak için Hevron'a tam bir yürekle geldiler; İsrael'in geri kalanı da David'i kral yapmak için tek yürekti.
1CH 12:39 Onlar David'le birlikte üç gün orada kaldılar, yiyip içtiler; çünkü kardeşleri onlara erzak sağlamıştı.
1CH 12:40 İssakar, Zevulun ve Naftali'ye varıncaya kadar onlara yakın olanlar da, eşekler, develer, katırlar ve öküzler üzerinde ekmek getirdiler; un, basılmış incir, kuru üzüm salkımları, şarap, yağ, bol miktarda sığır ve koyun getirdiler; çünkü İsrael'de sevinç vardı.
1CH 13:1 David binlerin, yüzlerin başlarıyla ve her önderle danıştı.
1CH 13:2 David bütün İsrael topluluğuna şöyle dedi: “Eğer size iyi görünüyorsa ve bu Tanrımız Yahve'den ise, İsrael diyarında kalan kardeşlerimize, otlakları olan kentlerinde kâhinlerle Levililer'in bulunduğu her yere haber gönderelim de yanımıza toplansınlar.
1CH 13:3 Tanrımız'ın Sandığı'nı da geri getirelim. Çünkü Saul zamanında onu aramadık.”
1CH 13:4 Bütün topluluk, öyle yaparız dediler; çünkü bütün halkın gözünde bu şey doğru idi.
1CH 13:5 Bunun üzerine David bütün İsrael halkını, Mısır'ın Şihor Irmağı'ndan Hamat'ın girişine kadar, Tanrı'nın Sandığı'nı Kiryat Yearim'den getirmek üzere topladı.
1CH 13:6 David, bütün İsrael'le birlikte, Tanrı Yahve'nin, Keruvlar'ın üstünde oturan ve Adıyla anılan sandığını, Baala'dan, Yahuda'nın Kiryat Yearim'inden çıkarmak için oraya çıktı.
1CH 13:7 Tanrı'nın Sandığı'nı yeni bir arabaya bindirip Avinadav'ın evinden çıkardılar; Uzza ve Ahio da arabayı sürüyordu.
1CH 13:8 David ve bütün İsrael, Tanrı'nın önünde bütün güçleriyle, ezgilerle, çenklerle, telli çalgılarla, teflerle, zillerle ve borularla oynuyorlardı.
1CH 13:9 Kidon'un harman yerine geldiklerinde, Uzza elini uzatıp sandığı tuttu; çünkü öküzler tökezlemişti.
1CH 13:10 Yahve'nin öfkesi Uzza'ya karşı alevlendi ve elini sandığa koyduğu için onu vurdu; ve orada Tanrı'nın önünde öldü.
1CH 13:11 David hoşnut değildi, çünkü Yahve Uzza'ya karşı öfkelenmişti. O, o yere Perez Uzza dedi; bugüne dek öyle denir.
1CH 13:12 David o gün Tanrı'dan korkup, “Tanrı'nın Sandığı'nı nasıl eve yanıma getireyim?” dedi.
1CH 13:13 Bunun üzerine David sandığı kendisiyle birlikte David Kenti'ne götürmedi, ama onu Gadlı Oved Edom'un evine saptırıp götürdü.
1CH 13:14 Tanrı'nın Sandığı Oved Edom'un ailesiyle birlikte evinde üç ay kaldı. Yahve, Oved Edom'un evini ve sahip olduğu her şeyi kutsadı.
1CH 14:1 Sur Kralı Hiram, David'e haberciler ve ona ev yapmak için sedir ağaçları, duvarcılarla marangozlar gönderdi.
1CH 14:2 David, Yahve'nin kendisini İsrael üzerine kral olarak pekiştirdiğini, çünkü halkı İsrael uğruna krallığını çok yükselttiğini anladı.
1CH 14:3 David Yeruşalem'de daha çok karılar aldı ve David daha çok oğullar ve kızlar babası oldu.
1CH 14:4 Yeruşalem'de olan çocuklarının adları şunlardır: Şammua, Şovav, Natan, Solomon,
1CH 14:5 İvhar, Elişua, Elpelet,
1CH 14:6 Nogah, Nefeg, Yafia,
1CH 14:7 Elişama, Beeliada ve Elifelet.
1CH 14:8 Filistliler, David'in bütün İsrael üzerine kral olarak meshedildiğini duyunca, Filistliler'in tümü David'i aramaya çıktılar. David de bunu duyunca onlara karşı çıktı.
1CH 14:9 Filistliler gelip Refaim Vadisi'ne baskın yapmışlardı.
1CH 14:10 David Tanrı'ya sorup şöyle dedi, “Filistliler'e karşı çıkayım mı? Onları elime teslim edecek misin?” Yahve ona, “Çık, çünkü onları senin eline teslim edeceğim” dedi.
1CH 14:11 Bunun üzerine Baal Perazim'e çıktılar ve David onları orada yendi. David, “Suların yarıldığı gibi, Tanrı düşmanlarımı elimle kırdı” dedi. Bu yüzden o yerin adını Baal Perazim koydular.
1CH 14:12 Onlar ilâhlarını orada bıraktılar ve David buyruk verdi ve onlar ateşle yakıldı.
1CH 14:13 Filistliler vadide bir baskın daha yaptılar.
1CH 14:14 David Tanrı'ya yine sordu ve Tanrı ona, “Onların peşinden çıkmayacaksın. Onlardan dön ve dut ağaçlarının karşısında onların üzerine gel.” dedi.
1CH 14:15 “Dut ağaçlarının tepelerinde yürüyüş sesi duyduğunda savaşa çık; çünkü Tanrı Filist ordusunu vurmak için senden önce çıkmıştır.”
1CH 14:16 David Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi yaptı ve Filist ordusuna Givon'dan Gezer'e kadar saldırdılar.
1CH 14:17 David'in ünü bütün ülkelere yayıldı ve Yahve bütün ulusların üzerine onun korkusunu getirdi.
1CH 15:1 David, kendisi için David Kenti'nde evler yaptı; Tanrı'nın Sandığı için bir yer hazırladı ve onun için bir çadır kurdu.
1CH 15:2 David, “Tanrı'nın Sandığı'nı Levililer'den başkası taşımamalı. Çünkü Yahve, Tanrı'nın Sandığı'nı taşımak ve daima kendisine hizmet etmek için onları seçti.” dedi.
1CH 15:3 David, Yahve'nin Sandığı'nı hazırladığı yere çıkarmak için bütün İsrael'i Yeruşalem'de topladı.
1CH 15:4 David, Aron'un oğullarını ve Levililer'i topladı:
1CH 15:5 Kohatoğulları'nın başı Uriel ve kardeşleri yüz yirmi kişi;
1CH 15:6 Merari oğullarının başı Asaya ve kardeşleri iki yüz yirmi kişi;
1CH 15:7 Gerşom oğullarının başı Yoel ve kardeşleri yüz otuz kişi;
1CH 15:8 Elizafan oğullarının başı Şemaya ve kardeşleri iki yüz kişi;
1CH 15:9 Hevron oğullarının başı Eliel ve kardeşleri seksen kişi;
1CH 15:10 Uzziel oğullarının başı Amminadav ve kardeşleri yüz on iki kişi.
1CH 15:11 David, kâhinleri, Sadok'u ve Aviyatar'ı ve Levililer'i, Uriel, Asaya, Yoel, Şemaya, Eliel ve Amminadav'ı çağırdı.
1CH 15:12 Onlara, “Siz Levililer'in atalar evlerinin başlarısınız. Siz ve kardeşleriniz, İsrael'in Tanrısı Yahve'nin Sandığı'nı onun için hazırlamış olduğum yere çıkarmak için kendinizi kutsayın.” dedi.
1CH 15:13 “Çünkü siz onu ilk başta taşımadığınız için, Tanrımız Yahve bize karşı öfkeyle çıkıştı; çünkü biz O'nun kuralına göre aramadık.”
1CH 15:14 Böylece kâhinler ve Levililer, İsrael'in Tanrısı Yahve'nin Sandığı'nı çıkarmak için kendilerini kutsadılar.
1CH 15:15 Levililer'in çocukları, Yahve'nin sözüne göre Moşe'nin buyurduğu gibi, Tanrı'nın Sandığı'nı sırıklarıyla omuzları üzerinde taşıdılar.
1CH 15:16 David, Levililer'in başına, müzik aletleri, telli çalgılar, çenkler ve zillerle, sevinçle ses yükselten ezgi söyleyenleri kardeşlerinden atasın diye söyledi.
1CH 15:17 Böylece Levililer, Yoel oğlu Heman'ı, kardeşlerinden Berekya oğlu Asaf'ı, Merarioğulları'ndan kardeşleri Kuşaya oğlu Etan'ı,
1CH 15:18 ve onlarla birlikte ikinci sıradaki kardeşlerinden kapıcıları Zekariya, Ben, Yaaziel, Şemiramot, Yehiel, Unni, Eliav, Benaya, Maaseya, Mattitya, Elifelehu, Mikneya, Oved Edom ve Yeiel'i atadılar.
1CH 15:19 Böylece ezgi söyleyenler, Heman, Asaf ve Etan'a yüksek sesle çalmaları için tunç ziller verildi;
1CH 15:20 Zekariya, Aziel, Şemiramot, Yehiel, Unni, Eliav, Maaseya ve Benaya telli çalgılarla Alamot'a;
1CH 15:21 Matitya, Elifelehu, Mikneya, Oved Edom, Yeiel ve Azaziya ise sekiz telli lire göre ayarlanmış çenklerle önderlik etsinler diye atandılar.
1CH 15:22 Levililer'in başı Kenanya ezgiyi yönetiyordu. Yetenekli olduğu için ezgicilere o öğretiyordu.
1CH 15:23 Berekya ve Elkana sandık için kapıcılardı.
1CH 15:24 Şevanya, Yoşafat, Netanel, Amasay, Zekariya, Benaya ve Eliezer, kâhinler, Tanrı'nın Sandığı önünde boruları çalıyorlardı; Oved Edom ve Yehiya sandık için kapıcı idiler.
1CH 15:25 Böylece David, İsrael'in ihtiyarları ve binlerin başları, sevinçle Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı Oved Edom'un evinden yukarı çıkarmak için gittiler.
1CH 15:26 Tanrı, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı taşıyan Levililer'e yardım edince, yedi boğa ve yedi koç kurban ettiler.
1CH 15:27 David ince ketenden bir cübbe giymişti, sandığı taşıyan bütün Levililer, ezgi söyleyenlerle birlikte koro şefi Kenanya da öyle. David'in üzerinde keten bir efod vardı.
1CH 15:28 Böylece bütün İsrael, bağırışla, zurna sesiyle, borular ve zillerle, yüksek ses çıkaran telli çalgılar ve çenkler çalarak Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı yukarı çıkardılar.
1CH 15:29 Yahve'nin Antlaşma Sandığı David'in kentine geldiğinde, Saul'un kızı Mikal pencereden baktı ve Kral David'in dans edip oynadığını gördü; ve yüreğinde onu küçümsedi.
1CH 16:1 Tanrı'nın Sandığı'nı içeri getirip David'in onun için kurmuş olduğu çadırın ortasına koydular. Tanrı'nın önünde yakmalık sunular ve esenlik sunuları sundular.
1CH 16:2 David yakmalık sunuyu ve esenlik sunularını sunmayı bitirince, halkı Yahve'nin adıyla kutsadı.
1CH 16:3 İsraelliler'in her birine, hem erkek hem de kadın, herkese birer somun ekmek, birer parça et ve birer kuru üzüm pestili verdi.
1CH 16:4 Levililer'den bazılarını Yahve'nin Sandığı önünde hizmet etmek, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi anmak, O'na şükretmek ve O'nu övmek için atadı:
1CH 16:5 Baş Asaf, onun ikincisi olan Zekariya, sonra Yeiel, Şemiramot, Yehiel, Mattitya, Eliav, Benaya, Obed Edom ve Yeiel, telli çalgılar ve çenklerle; Asaf da yüksek ses çıkaran zillerle;
1CH 16:6 Benaya ve Yahaziel kâhinler, sürekli olarak, Tanrı'nın Antlaşma Sandığı'nın önünde borularla.
1CH 16:7 O zaman David, ilk olarak o gün Asaf ve kardeşleri eli aracılığıyla Yahve'ye şükretme işini verdi.
1CH 16:8 Yahve'ye şükredin. Adını çağırın. Yaptıklarını halklar arasında bildirin.
1CH 16:9 O'na ezgiler söyleyin. O'na övgüler sunun. Bütün şaşılası işlerini anlatın.
1CH 16:10 Kutsal adıyla övünün. Yahve'yi arayanların yüreği sevinsin.
1CH 16:11 Yahve'yi ve O'nun gücünü arayın. Daima O'nun yüzünü arayın.
1CH 16:12 O'nun yaptığı şaşılası işlerini, O'nun harikalarını ve ağzının hükümlerini hatırlayın,
1CH 16:13 Ey hizmetkârı İsrael'in soyu, ey seçilmişleri, Yakov'un çocukları.
1CH 16:14 O, Tanrımız Yahve'dir. Hükümleri bütün yeryüzündedir.
1CH 16:15 Sonsuza dek antlaşmasını, bin kuşağa kadar buyurduğu sözünü,
1CH 16:16 Avraham'la yaptığı antlaşmayı, İshak'a olan andını hatırlayın.
1CH 16:17 Bunu Yakov'a bir yasa olarak, İsrael'e de ebedi bir antlaşma olarak onayladı.
1CH 16:18 “Size Kenan diyarını, mirasınızın payı olmak üzere vereceğim” dedi.
1CH 16:19 Siz sayıca az, evet, çok az ve orada yabancıyken,
1CH 16:20 Ulustan ulusa, bir krallıktan başka bir halka dolaştınız.
1CH 16:21 Hiç kimsenin onlara kötülük etmesine izin vermedi. Evet, kralları onlar uğruna azarladı.
1CH 16:22 “Meshedilmişlerime dokunmayın! Peygamberlerime kötülük etmeyin!”
1CH 16:23 Ey bütün dünya, Yahve'ye ezgi söyleyin! Kurtarışını her gün gösterin.
1CH 16:24 Uluslar arasında görkemini, bütün halklar arasında şaşılası işlerini duyurun.
1CH 16:25 Çünkü Yahve büyüktür ve övgüye çok layıktır. Bütün ilâhlardan çok da O'ndan korkulmalıdır.
1CH 16:26 Çünkü halkların bütün ilâhları putlardır, ancak gökleri yaratan Yahve'dir.
1CH 16:27 O'nun önünde onur ve görkem vardır. Güç ve sevinç O'nun bulunduğu yerdedir.
1CH 16:28 Ey halkların soyları, Yahve'ye verin, yüceliği ve gücü Yahve'ye verin!
1CH 16:29 Yahve'ye adına yaraşır görkemi verin. Sunu getirin ve O'nun önüne çıkın. Kutsal giysiler içinde Yahve'ye tapının.
1CH 16:30 Ey bütün dünya Yahve'nin önünde titreyin. Dünya da kurulmuştur, sarsılamaz.
1CH 16:31 Gökler sevinsin, yeryüzü coşsun! Uluslar arasında, “Yahve hüküm sürüyor!” desinler.
1CH 16:32 Deniz ve onun doluluğu gürlesin! Kırlar ve içindekilerin hepsi sevinçle coşsun!
1CH 16:33 Orman ağaçları Yahve'nin önünde sevinçle ezgi söyleyecekler, çünkü O yeryüzüne hükmetmeye geliyor.
1CH 16:34 Yahve'ye şükredin, çünkü O iyidir, çünkü O'nun sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
1CH 16:35 Söyleyip deyin, “Kurtar bizi, kurtuluşumuzun Tanrısı! Bizi bir araya topla ve uluslardan kurtar, senin kutsal adına şükretmek, övgünle övünmek için.”
1CH 16:36 İsrael'in Tanrısı Yahve, sonsuzluktan sonsuza dek övülsün. Bütün halk, “Amin” dedi ve Yahve'ye övgüler sundu.
1CH 16:37 Bunun üzerine Asaf'ı ve kardeşlerini, her günkü işlerin gerektirdiği gibi, sürekli olarak sandığın önünde hizmet etsinler diye, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nın önünde;
1CH 16:38 ve Obed Edom'u ve altmış sekiz akrabasını; Yedutun oğlu Obed Edom'u ve Hosa'yı kapı bekçisi olarak bıraktı;
1CH 16:39 ve kâhin Sadok'u ve kâhin kardeşlerini, Givon'daki yüksek yerde bulunan Yahve'nin çadırının önünde;
1CH 16:40 Yahve'ye yakmalık sunular sunağında, Yahve'nin İsrael'e buyurduğu yasada yazılı olan her şeye göre, her sabah ve akşam sürekli olarak yakmalık sunular sunmak için;
1CH 16:41 ve onlarla birlikte Heman'ı, Yedutun'u ve adları anılan seçilmiş geri kalanları bıraktı, Yahve'ye şükretmek için, çünkü O'nun sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer;
1CH 16:42 ve onlarla birlikte Heman ve Yedutun da; yüksek ses çıkaranlara borular ve ziller, ve Tanrı'nın ezgileri için çalgılar verdi, kapıda olmak üzere Yedut'un oğullarını da orada bıraktı.
1CH 16:43 Bütün halk, her biri kendi evine gitti; David de evini kutsamak için geri döndü.
1CH 17:1 David evinde yaşarken, David Peygamber Natan'a, “Ben sedirden yapılmış bir evde oturuyorum, ama Yahve'nin Antlaşma Sandığı bir çadırda” dedi.
1CH 17:2 Natan David'e, “Yüreğinde olan her şeyi yap, çünkü Tanrı seninledir” dedi.
1CH 17:3 O gece Tanrı'nın sözü Natan'a geldi ve şöyle dedi,
1CH 17:4 “Git, hizmetkârım David'e söyle, 'Yahve şöyle diyor, “Bana oturmak için sen bana ev yapmayacaksın.
1CH 17:5 Çünkü İsrael'i çıkardığım günden bu güne dek bir evde yaşamadım, çadırdan çadıra, bir çadırdan öbürüne dolaştım.
1CH 17:6 Bütün İsrael'le birlikte yürüdüğüm yerlerin hepsinde, halkımın çobanı olmalarını buyurduğum İsrael hâkimlerinden herhangi birine, 'Neden bana sedirden bir ev yapmadınız?' diye bir söz söyledim mi?”'”
1CH 17:7 “Şimdi, hizmetkârım David'e şöyle diyeceksin: 'Ordular Yahvesi şöyle diyor, “Halkım İsrael'in üzerine hükümdar olmak üzere seni koyun ağılından, koyunların ardından aldım.
1CH 17:8 Gittiğin her yerde seninle oldum, önünden bütün düşmanlarını söküp attım. Yeryüzündeki büyüklerin adı gibi sana bir ad yapacağım.
1CH 17:9 Halkım İsrael için bir yer belirleyeceğim, onları dikeceğim, kendi yerlerinde oturacaklar ve bir daha yerinden oynatılmayacaklar. İlk başta olduğu gibi,
1CH 17:10 Ve halkım İsrael'in üzerine hâkimler buyurduğum günden beri olduğu gibi, kötülüğün çocukları onları bir daha harap etmeyecek. Bütün düşmanlarına boyun eğdireceğim. Yahve'nin sana bir ev yapacağını da sana bildiriyorum.
1CH 17:11 Öyle olacak ki, senin günlerin dolup atalarınla birlikte olmak üzere gitmen gerektiğinde, senden sonra oğullarından olacak soyunu durduracağım ve onun krallığını pekiştireceğim.
1CH 17:12 O bana ev yapacak ve onun tahtını sonsuza dek pekiştireceğim.
1CH 17:13 Ben onun babası olacağım ve o da benim oğlum olacak. Senden öncekinden geri aldığım gibi, sevgi dolu iyiliğimi ondan geri almayacağım.
1CH 17:14 Ama onu sonsuza dek evimde ve krallığımda yerleştireceğim. Tahtı sonsuza dek pekiştirilecektir.”'”
1CH 17:15 Bütün bu sözlere ve bütün bu görüme göre, Natan David’e böyle söyledi.
1CH 17:16 O zaman Kral David içeri girip Yahve'nin önünde oturdu ve şöyle dedi, “Ben kimim, Ey Yahve Tanrı, evim nedir ki, beni buraya kadar getirdin?
1CH 17:17 Ey Tanrım, bu senin gözünde küçük bir şeydi, ama hizmetkârının evinden uzun bir süre için söz ettin ve bana yüksek bir adammışım gibi saygı gösterdin, ey Yahve Tanrı.
1CH 17:18 David, hizmetkârına verilen bu saygınlıkla ilgili sana daha ne diyebilir? Çünkü hizmetkârını bilirsin.
1CH 17:19 Ey Yahve, hizmetkârının hatırı için ve senin kendi yüreğine göre, bütün bu büyük şeyleri bildirmek için bütün bu büyüklüğü yaptın.
1CH 17:20 Ey Yahve, kulaklarımızla duyduğumuz her şeye göre senin gibisi yoktur, senden başka Tanrı da yoktur.
1CH 17:21 Kendi halkının önünden ulusları kovarak, büyük ve korkunç şeylerle kendine isim yapmak için, Mısır'dan fidye ile kurtardığın halkın İsrael gibi, yeryüzünde hangi ulus var ki, Tanrı onu kendisine halk olması için kurtarmaya gitmiştir?
1CH 17:22 Çünkü halkın İsrael'i sonsuza dek kendi halkın yaptın ve sen, ey Yahve, onların Tanrısı oldun.
1CH 17:23 Şimdi, ey Yahve, hizmetkârın ve onun evi hakkında söylediğin söz sonsuza dek sabit olsun ve söylediğin gibi yap.
1CH 17:24 'Ordular Yahvesi, İsrael'in Tanrısı'dır, İsrael'e Tanrı'dır' denilip adın sonsuza dek sabit olsun ve yüceltilsin, 'Hizmetkârın David'in evi senin önünde sabit olsun.'
1CH 17:25 Çünkü sen, Tanrım, hizmetkârına bir ev yapacağını açığa vurdun. Bu nedenle hizmetkârın önünde dua etme cesaretini buldu.
1CH 17:26 Şimdi, ey Yahve, sen Tanrı'sın ve hizmetkârına bu iyi şeyi vaat ettin.
1CH 17:27 Şimdi, hizmetkârının evini daima önünde sürsün diye kutsamak seni hoşnut etti; çünkü sen, ey Yahve, kutsadın ve sonsuza dek kutsandı.
1CH 18:1 Bundan sonra David Filistliler'i yendi ve onlara boyun eğdirdi ve Gat'ı ve kasabalarını Filistliler'in elinden aldı.
1CH 18:2 Moav'ı yendi; Moavlılar David'e vergi ödeyen hizmetkârlar oldular.
1CH 18:3 David, Fırat Irmağı yanındaki hakimiyetini kurmak için giderken, Hamat'a doğru, Sova Kralı Hadadezer'i yendi.
1CH 18:4 David ondan bin savaş arabası, yedi bin atlı ve yirmi bin yaya asker aldı; David bütün savaş arabalarının atlarını sakatladı, ancak bunlardan yüz savaş arabasına yetecek kadarını ayırdı.
1CH 18:5 Damaskuslu Suriyeliler Sova Kralı Hadadezer'e yardım etmeye geldiklerinde, David Suriyeliler'den yirmi iki bin kişiyi vurdu.
1CH 18:6 Sonra David Suriye'nin Damaskus'unda askeri birlikler koydu; Suriyeliler David'e hizmetkâr oldular ve vergi ödediler. Yahve David'in gittiği her yerde ona zafer verdi.
1CH 18:7 David, Hadadezer'in hizmetkârlarının üzerindeki altın kalkanları alıp Yeruşalem'e getirdi.
1CH 18:8 Hadadezer'in kentleri olan Tivhat ve Kun'dan David çok miktarda tunç aldı. Solomon bunlarla tunç denizi, direkleri ve tunç kapları yaptı.
1CH 18:9 Hamat Kralı Tou, David'in Sova Kralı Hadadezer'in bütün ordusunu vurduğunu duyunca,
1CH 18:10 oğlu Hadoram'ı David'i selamlamak ve kutsamak için ona gönderdi; çünkü Hadadezer'e karşı savaşmış ve onu vurmuştu (çünkü Hadadezer'in, Tou ile savaşları vardı); yanında da her çeşit altın, gümüş ve tunç kaplar vardı.
1CH 18:11 Kral David de, bütün bu uluslardan Edom'dan, Moav'dan, Ammon'un çocuklarından, Filistliler'den ve Amalek'ten getirmiş olduğu gümüş ve altınla birlikte bunları Yahve'ye adadı.
1CH 18:12 Seruya oğlu Avişay da, Tuz Vadisi'nde Edomlular'dan on sekiz bin kişiyi vurdu.
1CH 18:13 Edom'a askeri birlikler koydu ve bütün Edomlular David'in hizmetkârları oldular. Yahve, David'in gittiği her yerde ona zafer verdi.
1CH 18:14 David bütün İsrael üzerinde hüküm sürdü ve halkının tümüne adalet ve doğruluk sağladı.
1CH 18:15 Seruya oğlu Yoav ordu komutanıydı; Ahilud oğlu Yehoşafat tarihçiydi;
1CH 18:16 Ahituv oğlu Sadok ve Aviyatar oğlu Avimelek kâhinlerdi; Şavşa kâtipti;
1CH 18:17 Yehoyada oğlu Benaya Keretiler ve Peletliler'in başındaydı; David'in oğulları ise krala hizmet eden baş görevlilerdi.
1CH 19:1 Bundan sonra Ammon'un çocuklarının kralı Nahaş öldü ve yerine oğlu kral oldu.
1CH 19:2 David, “Babası bana iyilik ettiği için ben de Nahaş oğlu Hanun’a iyilik edeceğim” dedi. Bunun üzerine David, babasıyla ilgili olarak onu teselli etmek için ulaklar gönderdi. David’in hizmetkârları, onu teselli etmek için Ammon'un çocuklarının ülkesine, Hanun’un yanına vardılar.
1CH 19:3 Ama Ammon'un çocuklarının beyleri Hanun’a, “David’in sana teselliciler göndererek babanı onurlandırdığını mı sanıyorsun? Hizmetkârları sana gelip ülkeyi araştırmak, devirmek ve casusluk yapmak için gelmediler mi?” dediler.
1CH 19:4 Bunun üzerine Hanun, David'in hizmetkârlarını aldı, onları tıraş etti ve giysilerini kalçalarının ortasından kesip gönderdi.
1CH 19:5 O zaman bazı kişiler gidip David’e adamlara nasıl davranıldığını anlattılar. David onları karşılamak için adam gönderdi; çünkü adamlar çok aşağılanmışlardı. Kral, “Sakallarınız uzayıncaya dek Yeriha’da kalın, sonra dönün” dedi.
1CH 19:6 Ammon'un çocukları, David’e karşı kendilerini iğrenç ettiklerini görünce, Hanun ve Ammon'un çocukları, Mezopotamya’dan, Aram Maaka’dan ve Sova’dan savaş arabaları ve atlılar tutmak için bin talant gümüş gönderdiler.
1CH 19:7 Böylece kendileri için otuz iki bin savaş arabası ve Maaka Kralı'nı ve adamlarını ücretli tuttular. Onlar da gelip Medeva’nın yakınında ordugâh kurdu. Ammon'un çocukları kentlerden toplanıp savaşa geldiler.
1CH 19:8 David bunu duyunca, Yoav’ı ve bütün yiğitler ordusunu gönderdi.
1CH 19:9 Ammon'un çocukları çıkıp kentin kapısında savaş düzenine koyuldular. Gelen krallar ise ayrı olarak kırdaydılar.
1CH 19:10 Yoav, savaşın önünde ve arkasında kendisine karşı olduğunu görünce, İsrael'in seçme adamlarından bazılarını ayırıp onları Suriyeliler'e karşı dizdi.
1CH 19:11 Halkın geri kalanını kardeşi Avişay'ın eline teslim etti, onlar da Ammon'un çocuklarına karşı dizildiler.
1CH 19:12 Şöyle dedi: “Eğer Suriyeliler benden güçlü çıkarsa, o zaman bana yardım edeceksiniz; ama eğer Ammon'un çocukları sizden güçlü çıkarsa, o zaman ben size yardım edeceğim.
1CH 19:13 Cesur olun ve halkımız ve Tanrımız'ın kentleri için güçlü olalım. Yahve kendisine iyi görüneni yapsın.”
1CH 19:14 Böylece Yoav ve yanındaki halk, savaş için Suriyeliler'in önüne yaklaştılar; onlar da onun önünden kaçtılar.
1CH 19:15 Ammon'un çocukları, Suriyeliler'in kaçtığını görünce, onlar da kardeşi Avişay'ın önünden kaçıp kente girdiler. O zaman Yoav Yeruşalem'e geldi.
1CH 19:16 Suriyeliler İsrael tarafından yenildiklerini görünce, ulaklar gönderip, Hadadezer'in ordusunun başkomutanı Şofak'ın önderliğinde, Irmak ötesindeki Suriyeliler'i çağırdılar.
1CH 19:17 David bunu duyunca, bütün İsrael'i topladı, Yarden'i geçti, onlara geldi ve onlara karşı savaş düzeni aldı. Böylece David Suriyeliler'e karşı savaş düzeni aldığında, onunla savaştılar.
1CH 19:18 Suriyeliler İsrael'in önünden kaçtılar; David Suriyeliler'den yedi bin arabacı ve kırk bin yaya asker öldürdü, ordunun başkomutanı Şofak'ı da öldürdü.
1CH 19:19 Hadadezer'in hizmetkârları İsrael tarafından yenildiklerini görünce, David'le barış yaptılar ve ona hizmet ettiler. Suriyeliler artık Ammon'un çocuklarına yardım etmediler.
1CH 20:1 Yıl dönümünde, kralların dışarı çıktığı zaman, Yoav orduyu çıkardı ve Ammon'un çocuklarının ülkesini harap etti ve gelip Rabba'yı kuşattı. Ama David Yeruşalem'de kaldı. Yoav Rabba'yı vurdu ve onu yıktı.
1CH 20:2 David krallarının tacını başından aldı ve onu bir talant altın ağırlığında buldu, içinde değerli taşlar vardı. David'in başına konuldu ve kentten çok miktarda ganimet çıkardı.
1CH 20:3 İçinde bulunan halkı dışarı çıkardı ve onları testerelere, demir kazmalara ve baltalara koydurdu. David Ammon'un çocuklarının bütün kentlerine böyle yaptı. Sonra David ve bütün halk Yeruşalem'e döndü.
1CH 20:4 Bundan sonra Gezer'de Filistliler'le savaş çıktı. Sonra Huşatlı Sibbekay dev oğullarından Sippay'ı öldürdü, onlar da boyun eğdiler.
1CH 20:5 Filistliler'le yine savaş çıktı; ve Yair oğlu Elhanan, Gatlı Golyat'ın kardeşi Lahmi'yi öldürdü. Mızrağının sapı dokumacı sırığı gibiydi.
1CH 20:6 Gat'ta yine savaş çıktı. Orada iri yapılı bir adam vardı. Adamın her elinde altı, her ayağında altı olmak üzere yirmi dört parmağı vardı. O da deve doğmuştu.
1CH 20:7 İsrael'e meydan okuyunca, David'in kardeşi Şimea'nın oğlu Yonatan onu öldürdü.
1CH 20:8 Bunlar Gat'taki deve doğmuşlardı. David'in ve hizmetkârlarının eliyle düştüler.
1CH 21:1 Şeytan İsrael'e karşı çıktı ve David'i İsrael'i saymak için harekete geçirdi.
1CH 21:2 David Yoav'a ve halkın beylerine, “Gidin, İsrael'i Beerşeva'dan Dan'a kadar sayın; bana haber getirin de kaç kişi olduğunu bileyim” dedi.
1CH 21:3 Yoav, “Yahve halkını olduklarından yüz kat daha çoğaltsın” dedi. “Ama efendim kral, onların hepsi efendimin hizmetkârları değil mi? Efendim neden bu şeyi istiyor? Neden İsrael'e suç getirtsin?”
1CH 21:4 Yine de kralın sözü Yoav'a karşı üstün geldi. Bunun üzerine Yoav ayrılıp bütün İsrael'i dolaştıktan sonra Yeruşalem'e geldi.
1CH 21:5 Yoav halkın yazılan sayısını David'e verdi. İsrael'in hepsi kılıç çeken bir milyon yüz bin kişiydi; Yahuda'da ise kılıç çeken dört yüz yetmiş bin kişi vardı.
1CH 21:6 Ama Levi ve Benyamin'i onların arasında saymadı, çünkü kralın sözü Yoav'a iğrenç geldi.
1CH 21:7 Tanrı bu şeyden hoşnut değildi ve bu yüzden İsrael'i vurdu.
1CH 21:8 David Tanrı'ya, “Bu işi yapmakla büyük günah işledim” dedi, “Ama şimdi yalvarırım, hizmetkârının suçunu kaldır, çünkü çok akılsızlık ettim.”
1CH 21:9 Yahve, David'in Gören'i Gad'a şöyle dedi:
1CH 21:10 “Git, David'e söyle, 'Yahve şöyle diyor, “Sana üç şey sunuyorum. Bunlardan birini seç de sana onu yapayım.'””
1CH 21:11 Gad David'in yanına geldi ve ona şöyle dedi: “Yahve şöyle diyor, 'Seçimini yap:
1CH 21:12 Ya üç yıl kıtlık; ya da düşmanlarının kılıcı seni yakalarken düşmanlarının önünde üç ay bitip tükenmek; ya da, üç gün Yahve'nin kılıcı, Yahve'nin meleğinin İsrael'in bütün sınırlarındaki yıkımı, ülkede veba. Şimdi bu nedenle beni gönderene ne yanıt götüreceğimi düşün.'”
1CH 21:13 David Gad'a, “Sıkıntıdayım” dedi, “Duacıyım, Yahve'nin eline düşeyim, çünkü O'nun merhametleri çok büyüktür. İnsan eline düşmeyeyim.”
1CH 21:14 Bunun üzerine Yahve İsrael'in üzerine veba gönderdi ve İsrael'den yetmiş bin kişi düştü.
1CH 21:15 Tanrı, Yeruşalem'i yok etmek için bir melek gönderdi. Onu yok etmek üzereyken Yahve gördü ve felaketten vazgeçti ve yok edici meleğe, “Yeter artık. Şimdi elini çek.” dedi. Yahve'nin meleği, Yevuslu Ornan'ın harman yerinin yanında duruyordu.
1CH 21:16 David gözlerini kaldırdı ve elinde çekilmiş bir kılıçla Yeruşalem üzerine uzatmış, yeryüzüyle gökyüzü arasında duran Yahve'nin meleğini gördü. O zaman çul giymiş olan David ve ihtiyarlar yüzüstü yere kapandılar.
1CH 21:17 David Tanrı'ya, “Halkın sayılmasını buyuran ben değil miyim? Günah işleyen ve çok kötülük eden benim. Ama bu koyunlar ne yaptılar? Lütfen, ey Tanrım Yahve, elin bana ve babamın evine karşı olsun; ama kendi halkını cezalandırmak için onlara karşı olmasın.” dedi.
1CH 21:18 O zaman Yahve'nin meleği Gad'a, David'e çıkıp Yevuslu Ornan'ın harman yerinde Yahve'ye bir sunak kurmasını söylemesini buyurdu.
1CH 21:19 David, Yahve'nin adıyla söylediği Gad'ın sözü üzerine yukarı çıktı.
1CH 21:20 Ornan arkasına döndü ve meleği gördü; ve kendisiyle birlikte olan dört oğlu saklandılar. Ornan buğday dövüyordu.
1CH 21:21 David Ornan'ın yanına gelince, Ornan baktı ve David'i gördü, harman yerinden çıktı ve yüzüstü yere kapanıp David'in önünde eğildi.
1CH 21:22 David Ornan'a, “Bu harman yerinin yerini bana sat da üzerinde Yahve'ye bir sunak yapayım. Bana tam değeriyle satacaksın ki, veba halkın üzerinden kalksın.” dedi.
1CH 21:23 Ornan David'e, “Onu kendine al, efendim kral gözünde iyi olanı yapsın. İşte, yakmalık sunular için öküzleri, odun için dövenleri ve ekmek sunusu için buğdayı veriyorum. Hepsini veriyorum.” dedi.
1CH 21:24 Kral David Ornan'a, “Hayır, ama kesinlikle tam değeriyle satın alacağım” dedi. “Çünkü senin olanı Yahve için almam, bana hiçe mal olmuş yakmalık sunu sunmam.”
1CH 21:25 Bunun üzerine David, Ornan'a yer için ağırlıkta altı yüz şekel altın verdi.
1CH 21:26 David orada Yahve'ye bir sunak yaptı, yakmalık sunularını ve esenlik sunularını sundu ve Yahve'yi çağırdı. Yahve de yakmalık sunu sunağı üzerinde gökyüzünden ateşle ona yanıt verdi.
1CH 21:27 O zaman Yahve meleğe buyurdu, o da kılıcını kınına koydu.
1CH 21:28 O sırada David, Yahve'nin kendisine Yevuslu Ornan'ın harman yerinde yanıt verdiğini görünce, orada kurban kesti.
1CH 21:29 Çünkü Moşe'nin çölde yaptığı Yahve'nin çadırı ve yakmalık sunu sunağı o sırada Givon'daki yüksek yerdeydi.
1CH 21:30 Ama David, Tanrı'dan sormak için O'nun önüne gidemedi; çünkü Yahve'nin meleğinin kılıcı yüzünden korkuyordu.
1CH 22:1 O zaman David, “Bu, Tanrı Yahve'nin evidir, İsrael için yakmalık sunu sunağı da budur” dedi.
1CH 22:2 David, İsrael ülkesinde bulunan yabancıların toplanmasını buyurdu ve Tanrı'nın evini yapmak için yontma taşlar kesmeleri için duvarcıları koydu.
1CH 22:3 David, kapıların çivileri ve bağlantı parçaları için bol miktarda demir, çoklukta tartılamaz miktarda tunç ve sayısız sedir ağacı hazırladı.
1CH 22:4 Saydalılar ve Sur halkı David'e bol miktarda sedir ağacı getirdiler.
1CH 22:5 David, “Oğlum Solomon genç ve toydur” dedi. “Yahve için yapılacak ev çok büyük, bütün ülkelerde ünlü ve görkemli olmalı. Bu nedenle onun için hazırlık yapacağım.” Böylece David ölümünden önce bolca hazırlık yaptı.
1CH 22:6 Sonra oğlu Solomon'u çağırdı ve ona İsrael'in Tanrısı Yahve için bir ev yapmasını buyurdu.
1CH 22:7 David oğlu Solomon'a şöyle dedi, “Ben kendim, Tanrım Yahve'nin adına bir ev yapmak yüreğimde vardı.
1CH 22:8 Ama Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi: Sen çok kan döktün ve büyük savaşlar yaptın. Adıma bir ev yapmayacaksın, çünkü gözümün önünde yeryüzünde çok kan döktün.
1CH 22:9 İşte, sana bir oğul doğacak, o barış adamı olacak. Ona çevresindeki bütün düşmanlarından rahat vereceğim; çünkü onun adı Solomon olacak ve İsrael'e onun günlerinde barış ve huzur vereceğim.
1CH 22:10 Adıma ev yapacak olan odur; ve o bana oğul olacak, ben ona baba olacağım; ve İsrael üzerinde krallığının tahtını sonsuza dek pekiştireceğim.
1CH 22:11 Şimdi oğlum, Yahve seninle birlikte olsun ve seni başarılı kılsın ve Tanrın Yahve'nin evini, senin hakkında söylediği gibi yap.
1CH 22:12 Yahve sana sağduyu ve anlayış versin ve seni İsrael'in başına koysun, öyle ki Tanrın Yahve'nin yasasını tutasın.
1CH 22:13 Yahve'nin Moşe'ye İsrael hakkında verdiği kuralları ve ilkeleri yapmak üzere onları tutarsan, o zaman başarılı olacaksın. Güçlü ve cesur ol. Korkma ve yılgınlığa düşme.
1CH 22:14 Şimdi, işte, sıkıntım içinde Yahve'nin evi için yüz bin talant altın, bir milyon talant gümüş, tartısız tunç ve demir hazırladım; çünkü bol miktardadır. Kereste ve taş da hazırladım; sen de bunlara ekleyebilirsin.
1CH 22:15 Yanında çok sayıda işçi de var; taş ve kereste kesen işçiler ve her türlü işte becerikli her çeşit adam var;
1CH 22:16 altının, gümüşün, tunçun ve demirin sayısı yoktur. Kalk da yap, Yahve seninle birlikte olsun.”
1CH 22:17 David İsrael'in bütün beylerine de oğlu Solomon'a yardım etmelerini buyurup dedi,
1CH 22:18 “Tanrınız Yahve sizinle birlikte değil mi? Her yandan size rahat vermedi mi? Çünkü ülkenin sakinlerini benim elime teslim etti; ülke Yahve'nin ve halkının önünde boyun eğdi.
1CH 22:19 Şimdi yüreğinizle ve canınızla Tanrınız Yahve'yi izlemeye koyulun. Bu yüzden kalkın ve Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı ve Tanrı'nın kutsal kaplarını Yahve'nin adına bina edilecek evin içine getirmek için Yahve Tanrı'nın kutsal yerini bina edin .”
1CH 23:1 David yaşlanmış ve günlere doymuştu. Oğlu Solomon'u İsrael üzerine kral yaptı.
1CH 23:2 İsrael'in bütün beylerini, kâhinleri ve Levililer'i bir araya topladı.
1CH 23:3 Otuz yaş ve ondan yukarı olan Levililer sayıldı. Onların birer birer sayısı otuz sekiz bin erkekti.
1CH 23:4 David, “Bunlardan yirmi dört bini Yahve'nin evinin işine bakmak içindi, altı bini memur ve hâkimdi,
1CH 23:5 dört bini kapı bekçisi ve dört bini de övgü sunmak için yaptığım aletlerle Yahve'yi övecek” dedi.
1CH 23:6 David onları Levi'nin oğullarına göre takımlara ayırdı: Gerşon, Kehat ve Merari.
1CH 23:7 Gerşonlular'dan: Ladan ve Şimei.
1CH 23:8 Ladan'ın oğulları: Baş Yehiel, Zetam ve Yoel, üç kişi.
1CH 23:9 Şimei'nin oğulları: Şelomit, Haziel ve Haran, üç kişi. Bunlar Ladan'ın atalar evlerinin başlarıydı.
1CH 23:10 Şimei'nin oğulları: Yahat, Sina, Yeuş ve Beria. Bu dördü Şimei'nin oğullarıydı.
1CH 23:11 Baş Yahat, ikincisi Ziza idi; ama Yeuş ve Beria'nın çok sayıda oğlu yoktu; bu yüzden bir sayıda ata evi oldular.
1CH 23:12 Kohat'ın oğulları: Amram, Yisthar, Hevron ve Uzziel, dört kişi.
1CH 23:13 Amram'ın oğulları: Aron ve Moşe; ve Aron, kendisi ve oğulları daima en kutsal şeyleri kutsal kılsınlar, Yahve'nin önünde buhur yaksınlar, O'na hizmet etsinler ve daima O'nun adıyla kutsasınlar diye ayrılmıştı.
1CH 23:14 Ama Tanrı adamı Moşe'ye gelince, oğulları Levi oymağı arasında sayıldılar.
1CH 23:15 Moşe'nin oğulları: Gerşom ve Eliezer.
1CH 23:16 Gerşom'un oğulları: Baş Şevuel.
1CH 23:17 Eliezer'in oğlu baş Rehavya'ydı. Eliezer'in başka oğlu yoktu. Ama Rehavya'nın oğulları çoktu.
1CH 23:18 Yitshar'ın oğulları: Baş Şelomit.
1CH 23:19 Hevron'un oğulları: Baş Yeriah, ikincisi Amarya, üçüncüsü Yahaziel ve dördüncüsü Yekameam.
1CH 23:20 Uzziel'in oğulları: Baş Mika ve ikincisi İşşiya.
1CH 23:21 Merari'nin oğulları: Mahli ve Muşi. Mahli'nin oğulları: Eleazar ve Kiş.
1CH 23:22 Eleazar öldü ve onun oğulları yoktu, sadece kızları vardı; ve onların akrabaları olan Kiş oğulları onları karıları olarak aldılar.
1CH 23:23 Muşi'nin oğulları: Mahli, Eder ve Yeremot, üç kişi.
1CH 23:24 Atalar evlerine göre Levioğulları; yirmi yaşında ve ondan yukarı adlarıyla tek tek sayılan atalar evlerinin başları; Yahve'nin evinin hizmeti için iş görenler bunlardı.
1CH 23:25 Çünkü David, “İsrael'in Tanrısı Yahve halkına rahat verdi; sonsuza dek Yeruşalem'de oturmaktadır” demişti.
1CH 23:26 “Levililer'in artık çadırı ve onun hizmetinde kullanılan bütün kapları taşımayacaklar.”
1CH 23:27 Çünkü David'in son sözleriyle Levioğulları yirmi yaşında ve ondan yukarı olanlar sayıldı.
1CH 23:28 Çünkü görevleri, Yahve'nin evinin hizmeti için, avlularda, odalarda ve bütün kutsal şeylerin temizlenmesinde, Tanrı evinin hizmetinde Aronoğulları'nın yanında durmak,
1CH 23:29 sergi ekmeğine, gerek mayasız yufkaların, gerek sacda pişirilen şeylerin, gerekse yoğrulmuş şeylerin ekmek sunusuna mahsus ince una, her çeşit ölçek ve ölçülere bakmak için;
1CH 23:30 her sabah ve akşam da aynı şekilde, Yahve'ye şükretmek ve O'nu övmek için durmak;
1CH 23:31 Şabatlar'da, yeni aylarda ve belli bayramlarda, bütün yakmalık sunuları sayısı ile, onlar hakkında olan yasaya göre, sürekli olarak Yahve'nin önünde, Yahve'ye sunmaktı;
1CH 23:32 Buluşma Çadırı görevini, kutsal yer görevini ve kardeşleri Aronoğulları'nın Yahve'nin evinin hizmetindeki görevini yerine getireceklerdi.
1CH 24:1 Aronoğulları'nın bölükleri şunlardı. Aron'un oğulları: Nadav, Avihu, Eleazar ve İtamar.
1CH 24:2 Ama Nadav ve Avihu babalarından önce öldüler ve çocukları yoktu; bu yüzden Eleazar ve İtamar kâhin olarak hizmet ettiler.
1CH 24:3 David ve Eleazaroğulları'ndan Sadok ve İtamaroğulları'ndan Ahimelek, onları kendi hizmetlerindeki sıraya göre ayırdı.
1CH 24:4 Eleazaroğulları'na göre, İtamaroğulları arasında daha fazla baş bulundu; ve şöyle ayrıldılar: Eleazaroğulları'ndan atalar evlerinin başları on altı; ve İtamaroğulları'ndan, ataları evlerine göre sekiz.
1CH 24:5 Böylece bunlar kura ile taraf tutmadan ayrıldılar; çünkü hem Eleazaroğulları'ndan, hem de İtamaroğulları'ndan kutsal yer için önderler ve Tanrı için önderler vardı;
1CH 24:6 Levililer'den Netanel'in oğlu kâtip Şemaya, bunları kralın, beylerin, kâhin Sadok'un, Aviyatar'ın oğlu Ahimelek'in ve kâhinlerin ve Levililer'in atalar evlerinin başları önünde yazdı. Bir atalar evi Eleazar için, bir atalar evi de İtamar için alındı.
1CH 24:7 İlk kura Yehoyariv'e, ikincisi Yedaya'ya,
1CH 24:8 Üçüncüsü Harim'e, dördüncüsü Seorim'e,
1CH 24:9 Beşincisi Malkiya'ya, altıncısı Miyamin'e,
1CH 24:10 Yedincisi Hakkos'a, sekizincisi Aviya'ya,
1CH 24:11 Dokuzuncusu Yeşua'ya, onuncusu Şekanya'ya,
1CH 24:12 On birincisi Elyaşiv'e, on ikincisi Yakim'e,
1CH 24:13 On üçüncüsü Hupa'ya, on dördüncüsü Yeşevav'a,
1CH 24:14 On beşincisi Bilga'ya, on altıncısı İmmer'e,
1CH 24:15 On yedincisi Hezir'e, on sekizincisi Hapitsets'e,
1CH 24:16 On dokuzuncusu Petahya'ya, yirmincisi Yehezkel'e,
1CH 24:17 Yirmi birincisi Yakin'e, yirmi ikincisi Gamul'a,
1CH 24:18 Yirmi üçüncüsü Delaya'ya, yirmi dördüncüsü Maaziya'ya çıktı.
1CH 24:19 Bu, İsrael'in Tanrısı Yahve'nin kendisine buyurmuş olduğu gibi, ataları Aron'un kendilerine verdiği kurala göre, Yahve'nin evine girmeleri için onların hizmet sırasıydı.
1CH 24:20 Levi'nin geri kalan oğullarına gelince: Amram'ın oğullarından Şuvael; Şuvael'in oğullarından Yehdeya.
1CH 24:21 Rehavya'dan: Rehavya'nın oğullarından, baş İşşiya.
1CH 24:22 Yitshariler'den Şelomot; Şelomot'un oğullarından Yahat.
1CH 24:23 Hevron'un oğulları: Yeriah, ikinci Amarya, üçüncü Yahaziel ve dördüncü Yekameam.
1CH 24:24 Uzziel'in oğulları: Mika; Mikaoğulları'ndan Şamir.
1CH 24:25 Mika'nın kardeşi: İşşiya; İşşiya'nın oğullarından Zekariya.
1CH 24:26 Merari'nin oğulları: Mahli ve Muşi. Yaaziya'nın oğlu: Beno.
1CH 24:27 Merari'nin Yaaziya'dan olan oğulları: Beno, Şoham, Zakkur ve İbri.
1CH 24:28 Mahli'den: Oğlu olmayan Eleazar.
1CH 24:29 Kiş'den, Kiş'in oğulları: Yerahmeel.
1CH 24:30 Muşi'nin oğulları: Mahli, Eder ve Yerimot. Bunlar ata evlerine göre Levililer'in oğullarıydı.
1CH 24:31 Bunlar da kardeşleri Aronoğulları gibi, Kral David'in, Sadok'un, Ahimelek'in ve kâhinlerin ve Levililer'in ata evlerinin başlarının önünde, atalar evlerinin başları küçük kardeşleri gibi kura çektiler.
1CH 25:1 David ve ordu komutanları, Asaf'ın, Heman'ın ve Yedutu'nun oğullarından bazılarını, çenklerle, telli çalgılar ve zillerle peygamberlik etmek üzere hizmet için ayırdılar. Hizmetlerine göre işi yapanların sayısı şöyleydi:
1CH 25:2 Asafoğulları'ndan: Zakkur, Yosef, Netanya ve Aşarela. Asaf'ın oğulları, kralın buyruğuna göre peygamberlik eden Asaf'ın eli altındaydı.
1CH 25:3 Yedutun'dan, Yedutoğulları: Gedalya, Zeri, Yeşaya, Şimei, Haşavya ve Mattitya, Yahve'ye şükredip övgüler sunarak çenkle peygamberlik eden babaları Yedutun'un eli altında altı kişiydi.
1CH 25:4 Heman'dan, Heman'ın oğulları: Bukkiya, Mattanya, Uzziel, Şevuel, Yerimot, Hananya, Hanani, Eliyata, Giddalti, Romamti Ezer, Yoşvekaşah, Malloti, Hotir ve Mahaziot.
1CH 25:5 Bunların hepsi, boynuzu kaldırmak için, Tanrı'nın sözlerinde kralın göreni olan Heman'ın oğullarıydı. Tanrı, Heman'a on dört oğul ve üç kız verdi.
1CH 25:6 Onların hepsi, zillerle, telli çalgılarla ve çenklerle, Tanrı evinin hizmeti için, babalarının eli altında, Yahve'nin evinde ezgi söylemek içindiler: Asaf, Yedutun ve Heman, kralın buyruğu altındaydılar.
1CH 25:7 Bunların sayısı, Yahve'ye ezgi söylemekte eğitilmiş kardeşleriyle birlikte, becerikli olanların hepsi, iki yüz seksen sekizdi.
1CH 25:8 Küçük büyük, öğretmen öğrenci ayrımı yapılmaksızın, görevleri için kura çektiler.
1CH 25:9 İlk kura Asaf'a, Yosef'e çıktı; ikincisi Gedalya'ya, kendisi ve kardeşleriyle oğulları on iki;
1CH 25:10 üçüncüsü Zakkur'a, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:11 dördüncüsü İzri'ye, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:12 Beşincisi, Netanya'ya, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:13 altıncısı Bukkiya'ya, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:14 yedincisi, Yeşarela'ya, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:15 sekizincisi, Yeşaya'ya, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:16 dokuzuncusu Mattanya'ya, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:17 onuncusu Şimei'ye, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:18 on birincisi Azarel'e, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:19 on ikincisi Haşavya'ya, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:20 on üçüncüsü Şubael'e, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:21 on dördüncüsü Mattitya'ya, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:22 on beşincisi Yeremot'a, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:23 on altıncısı Hananya'ya, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:24 on yedincisi Yoşvekaş'a, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:25 on sekizinci Hanani'ye, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:26 on dokuzuncusu Malloti'ye, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:27 yirmincisi Eliata'ya, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:28 yirmi birincisi Hotir'e, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:29 yirmi ikincisi Giddalti'ye, oğulları ve kardeşleri, on iki;
1CH 25:30 yirmi üçüncüsü Mahaziot'a, oğulları ve kardeşleri on iki;
1CH 25:31 yirmi dördüncüsü Romamti Ezer'e, oğulları ve kardeşleri on iki.
1CH 26:1 Kapı bekçilerinin bölükleri: Korahlılar'dan, Asafoğulları'ndan Kore'nin oğlu Meşelemya.
1CH 26:2 Meşelemya'nın oğulları: İlk oğlu Zekariya, ikincisi Yediael, üçüncüsü Zevadya, dördüncüsü Yatniel,
1CH 26:3 Beşincisi Elam, altıncısı Yehohanan ve yedincisi Elihoenay.
1CH 26:4 Oved Edom'un oğulları: İlk oğlu Şemaya, ikincisi Yehozavad, üçüncüsü Yoah, dördüncüsü Sakar, beşincisi Netanel,
1CH 26:5 altıncısı Ammiel, yedincisi İssakar ve sekizincisi Peulletay; çünkü Tanrı onu kutsamıştı.
1CH 26:6 Babalarının evini yöneten onun oğlu Şemaya'nın da oğulları oldu; çünkü onlar cesur yiğitlerdi.
1CH 26:7 Şemaya'nın oğulları: Otni, Refael, Oved ve Elzavad; akrabaları yiğit adamlardı, Elihu ve Semakya.
1CH 26:8 Bunların hepsi Oved Edomoğulları'ndan, bunlar oğullar ve kardeşleri, hizmet için güçte yiğit adamlardı: Oved Edom'dan altmış iki kişi.
1CH 26:9 Meşelemya'nın oğulları ve kardeşleri, yiğit adamlar, on sekiz kişi.
1CH 26:10 Merari'nin çocuklarından Hosa'nın da oğulları vardı: Baş Şimri (ilk doğan olmamasına rağmen babası onu baş yaptı),
1CH 26:11 ikincisi Hilkiya, üçüncüsü Tevalya ve dördüncüsü Zekariya. Hosa'nın bütün oğulları ve kardeşleri on üç kişi.
1CH 26:12 Yahve'nin evinde hizmet etmek için, kardeşleri gibi olan kapı bekçileri bölükleri bunlardan, baş adamlardı.
1CH 26:13 Her kapı için, atalar evlerine göre, küçüğü de büyüğü de kura çektiler.
1CH 26:14 Doğuya doğru kura Şelemya'ya düştü. Sonra bilge bir danışman olan oğlu Zekariya için kura çektiler; ve onun kurası kuzeye çıktı.
1CH 26:15 Oved Edom'a güneye; ve oğullarına ambar evine.
1CH 26:16 Şuppim ve Hosa'ya batıya, Şalleket Kapısı yanında, yukarı çıkan geçitte, karşılıklı iki nöbet yerine çıktı.
1CH 26:17 Doğuya doğru altı Levili, kuzeye günde dört, güneye günde dört ve ambar için ikişer ikişer.
1CH 26:18 Batıya doğru Parbar için, geçitte dört ve Parbar'da iki.
1CH 26:19 Kapı bekçilerinin bölükleri şunlardı: Korahlılar'ın oğulları ve Merarililer'in oğulları.
1CH 26:20 Levililer'den Ahiya, Tanrı evinin hazinelerinin ve adanmış şeylerin hazinelerinin başındaydı.
1CH 26:21 Ladanoğulları, Ladan'a ait Gerşonlular'ın oğulları, Ladan'a ait ata evlerinin başları Gerşonlu Yehieli.
1CH 26:22 Yehieli’nin oğulları: Zetam ve kardeşi Yoel, Yahve'nin evinin hazinelerinin başındaydılar.
1CH 26:23 Amramlılar'dan, Yitsharlılar'dan, Hebronlular'dan, Uzzielliler'den:
1CH 26:24 Moşe’nin oğlu Gerşom’un oğlu Şevuel hazinelerin yöneticisiydi.
1CH 26:25 Kardeşleri: Eliezer’den, oğlu Rehavya, onun oğlu Yeşaya, onun oğlu Yoram, onun oğlu Zikri ve onun oğlu Şelomot.
1CH 26:26 Bu Şelomot ve kardeşleri, Kral David’in ve atalar evlerinin başlarının, binlerin ve yüzlerin komutanlarının ve ordu komutanlarının adadığı bütün hazinelerin başındaydılar.
1CH 26:27 Savaşlarda kazanılan ganimetlerden bazılarını Yahve'nin evini onarmak için adadılar.
1CH 26:28 Gören Samuel'in, Kiş oğlu Saul'un, Ner oğlu Avner'in ve Seruya oğlu Yoav'ın adadığı her şey, kim bir şey adamışsa, Şelomot'un ve kardeşlerinin eli altındaydı.
1CH 26:29 Yitsharlılar'dan Kenanya ve oğulları, İsrael üzerine memurlar ve hâkimler olarak dışarıdaki işlere bakmak üzere atandılar.
1CH 26:30 Hevronlular'dan Haşavya ve kardeşleri, bin yedi yüz yiğit adam, Yahve'nin bütün işlerini ve kralın hizmetini, Yarden'in ötesinde batıya doğru İsrael'in gözetimini üstlendi.
1CH 26:31 Hevronlular'dan Yeriyah, ataları evlerinin kuşaklarına göre Hevronlular'ın başıydı. David'in krallığının kırkıncı yılında arandılar ve Gilad'ın Yatser Kenti'nde onların arasında cesur yiğitler bulundu.
1CH 26:32 Akrabaları yiğit adamlardı; atalar evlerinin başları olan iki bin yedi yüz kişiydiler. Kral David, Tanrı'yla ilgili her iş için ve kralın işleri için Ruvenliler, Gadlılar ve Manaşşeliler'in yarım oymağı üzerinde onları gözetmenler olarak atadı.
1CH 27:1 İsrael'in çocukları, sayılarına göre, atalar evlerinin başları, binlerin ve yüzlerin başları ve yılın bütün aylarında krala her ay girip çıkan bölüklerde hizmet eden memurları, her bölüğün yirmi dört bin kişisi vardı.
1CH 27:2 Birinci ay için, birinci bölüğün başında Zavdiel oğlu Yaşoveam vardı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:3 Kendisi Peres'in çocuklarındandı, birinci ay için bütün ordu komutanlarının başıydı.
1CH 27:4 İkinci ayın bölüğü başında Ahohlu Doday vardı, onun bölüğünde önder Miklot'du; onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:5 Üçüncü ay için üçüncü ordu komutanı, başkâhin Yehoyada'nın oğlu Benaya'ydı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:6 Otuzlar'ın yiğidi ve Otuzlar'ın başında olan Benaya budur. Onun bölüğünde oğlu Ammizavad vardı.
1CH 27:7 Dördüncü ay için dördüncü komutan Yoav'ın kardeşi Asahel ve kendisinden sonra oğlu Zevadya'ydı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:8 Beşinci ay için beşinci komutan İzrahlı Şamhut'tu. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:9 Altıncı ay için altıncı komutan Tekolu İkkeş'in oğlu İra'ydı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:10 Yedinci ay için yedinci komutan Efraim'in çocuklarından Pelonlu Heles'ti. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:11 Sekizinci ay için sekizinci komutan Zerahlılar'dan Huşalı Sivvekay'dı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:12 Dokuzuncu ay için dokuzuncu komutan Benyaminliler'den Anatotlu Aviezer'di. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:13 Onuncu ay için onuncu komutan Zerahlılar'dan Netofalı Maharay'dı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:14 On birinci ay için on birinci komutan, Efraim'in çocuklarından Piratonlu Benaya'ydı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:15 On ikinci ay için on ikinci komutan, Otniel'den Netofalı Helday'dı. Onun bölüğünde yirmi dört bin kişi vardı.
1CH 27:16 İsrael oymaklarının başında da şunlar vardı: Ruvenliler'den baş Zikri'nin oğlu Eliezer; Şimonlular'dan Maaka'nın oğlu Şefatya;
1CH 27:17 Levi'den Kemuel'in oğlu Haşavya; Aron'dan Sadok;
1CH 27:18 Yahuda'dan David'in kardeşlerinden Elihu; İssakar'dan Mikael'in oğlu Omri;
1CH 27:19 Zevulun'dan Ovadya oğlu İşmaya; Naftalililer'den Azriel'in oğlu Yeremot;
1CH 27:20 Efraim'in çocuklarından Azaziya'nın oğlu Hoşea; Manaşşe'nin yarım oymağından, Pedaya oğlu Yoel;
1CH 27:21 Gilad'daki Manaşşe'nin yarım oymağından, Zekariya oğlu İddo; Benyamin'den Avner'in oğlu Yaasiel;
1CH 27:22 Dan'dan Yeroham'ın oğlu Azarel. Bunlar İsrael oymaklarının komutanlarıydı.
1CH 27:23 Ancak David yirmi yaş ve altındakilerin sayısını almadı. Çünkü Yahve İsrael'i gökyüzünün yıldızları gibi çoğaltacağını söylemişti.
1CH 27:24 Seruya oğlu Yoav sayım yapmaya başladı, ama bitirmedi. Bunun üzerine İsrael üzerine gazap geldi. Sayı Kral David'in Tarihler Kitabı'nda hesaba konulmadı.
1CH 27:25 Kralın hazinelerinin başında Adiel oğlu Azmavet vardı. Kırlardaki, kentlerdeki, köylerdeki ve kulelerdeki hazinelerin başında Uzziya oğlu Yonatan vardı.
1CH 27:26 Tarlada çalışıp toprağı sürenlerin başında Keluv oğlu Ezri vardı.
1CH 27:27 Bağların başında Ramalı Şimei vardı. Şarap mahzenleri için bağların ürünü başında Şifamlı Zavdi vardı.
1CH 27:28 Ovadaki zeytin ağaçlarının ve yabanıl incir ağaçlarının başında Gedeli Baal Hanan vardı. Yağ mahzenlerinin başı Yoaş'tı.
1CH 27:29 Şaron'da otlayan sürülerin başında Şaronlu Şitray vardı. Vadilerdeki sürülerin başında Adlay oğlu Şafat vardı.
1CH 27:30 Develerin başında İşmaelli Ovil vardı. Eşeklerin başında Meronotlu Yehdeya vardı. Sürülerin başında Hagritli Yaziz vardı.
1CH 27:31 Bütün bunlar Kral David'in mülkünün yöneticileriydi.
1CH 27:32 David'in amcası Yonatan da danışman, anlayışlı bir adam ve yazıcıydı. Hakmoni'nin oğlu Yehiel kralın oğullarıyla birlikteydi.
1CH 27:33 Kralın danışmanı Ahitofel'di. Kralın dostu Arklı Huşay'dı.
1CH 27:34 Ahitofel'den sonra Benaya'nın oğlu Yehoyada ve Aviyatar vardı. Kralın ordusunun başkomutanı Yoav'dı.
1CH 28:1 David, İsrael'in bütün beylerini, oymak beylerini, krala bölük bölük hizmet eden birlik komutanlarını, binlerin başlarını, yüzlerin başlarını ve kralın ve oğullarının bütün malının ve mülklerinin yöneticilerini, subayları ve yiğitleri, bütün cesur yiğitleri Yeruşalem'e topladı.
1CH 28:2 O zaman Kral David ayağa kalkıp şöyle dedi: “Ey kardeşlerim ve halkım beni dinleyin! Ben, Yahve'nin Antlaşma Sandığı için ve Tanrımız'ın ayaklarının basamağı için bir dinlenme evi yapmak yüreğimdeydi. Onun için hazırlık da yapmıştım.
1CH 28:3 Ama Tanrı bana, 'Adım için bir ev yapmayacaksın, çünkü sen savaş adamısın ve kan döktün' dedi.
1CH 28:4 Ancak İsrael'in Tanrısı Yahve, İsrael üzerine daima kral olmak için babamın bütün evinden beni seçti; çünkü hükümdar olarak Yahuda'yı, Yahuda evinden de babamın evini seçti; ve bütün İsrael üzerine babamın oğulları arasında beni kral yapmaktan hoşnut oldu.
1CH 28:5 Bütün oğullarım arasından (çünkü Yahve bana birçok oğul verdi), İsrael üzerinde Yahve'nin krallığının tahtına oturması için oğlum Solomon'u seçti.
1CH 28:6 Bana şöyle dedi, 'Oğlun Solomon evimi ve avlularımı yapacak; çünkü onu oğlum olarak seçtim ben de onun babası olacağım.
1CH 28:7 Bugün olduğu gibi, buyruklarımı ve kurallarımı yerine getirmeyi sürdürürse, onun krallığını daima pekiştireceğim.'
1CH 28:8 Şimdi, bütün İsrael'in gözü önünde, Yahve'nin topluluğu önünde ve Tanrımız duyarken, Tanrınız Yahve'nin bütün buyruklarını tutun ve araştırın ki, bu güzel ülkeyi mülk olarak edinesiniz ve onu daima sizden sonraki çocuklarınıza miras olarak bırakasınız.
1CH 28:9 Sen, oğlum Solomon, babanın Tanrısı'nı tanı ve ona tam bir yürekle ve istekli bir düşünceyle hizmet et; çünkü Yahve bütün yürekleri araştırır ve düşüncelerin bütün hayal ettiği şeyleri anlar. Eğer onu ararsan, sana kendisini buldurur; ama eğer onu bırakırsan, seni sonsuza dek atar.
1CH 28:10 Şimdi dikkat et, çünkü kutsal yer için ev yapmak üzere Yahve seni seçti. Güçlü ol ve yap.”
1CH 28:11 Sonra David, oğlu Solomon'a tapınağın eyvanla evlerinin, hazinelerinin, üst odalarının, iç odalarının, merhamet yerinin planlarını verdi;
1CH 28:12 Yahve'nin evinin avluları, çevredeki bütün odalar, Tanrı evinin hazineleri ve adanmış şeylerin hazineleri için;
1CH 28:13 kâhinlerin ve Levililer'in takımları için, Yahve'nin evinin hizmetinin bütün işi için, Yahve'nin evindeki bütün hizmet kapları için,
1CH 28:14 altın kaplar için, tartısına göre altından, her türlü hizmetin bütün kapları için, bütün gümüş kaplar için, tartısına göre gümüşten her türlü hizmetin bütün kapları için, Ruh aracılığıyla sahip olduğu her şeyin planlarını verdi.
1CH 28:15 Her şamdanla ve onun kandillerinin tartısına göre, altın şamdanların ve kandillerinin tartısını; ve her şamdanın hizmetine göre gümüş şamdanlar için, her bir şamdanın ve kandillerinin tartısına göre onları da tartsın;
1CH 28:16 ve sergi ekmeği masaları için, her masa için altın; ve gümüş masalar için gümüş tartısını;
1CH 28:17 ve saf altından çatallarının, leğenlerin ve kâselerin tartısını; ve altın taslar için, her tasın tartısını, gümüş taslar için, her tasın tartısını;
1CH 28:18 ve buhur sunağı için, saf altının tartısını; ve kanatlarını yapıp Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı örten Keruvlar arabasının planlarına göre altın tartısını verdi.
1CH 28:19 David, “Bütün bunlar,” dedi, “Bu örneğin bütün işleri, Yahve'nin elinden bana yazılı olarak anlatıldı.”
1CH 28:20 David oğlu Solomon'a, “Güçlü ve cesur ol, yap” dedi, “Korkma, yılma, çünkü Yahve Tanrı, benim Tanrım seninle birliktedir. Yahve'nin evinin hizmeti için bütün iş bitinceye dek seni başarısızlığa uğratmayacak, seni bırakmayacaktır.
1CH 28:21 İşte, Tanrı'nın evinin bütün hizmeti için kâhinlerin ve Levililer'in bölükleri var. Her türlü hizmette, becerikli olan her istekli adam her türlü işte seninle birlikte olacak. Komutanlar ve bütün halk da tümüyle senin buyruğunda olacak.”
1CH 29:1 Kral David bütün topluluğa şöyle dedi: “Tanrı'nın tek seçtiği oğlum Solomon henüz genç ve toydur; yapılacak iş de büyüktür. Çünkü bu saray insan için değil, Tanrı Yahve içindir.
1CH 29:2 Şimdi Tanrım'ın evi için bütün gücümle altın şeyler için altın, gümüş şeyler için gümüş, tunç şeyler için tunç, demir şeyler için demir, ağaç şeyler için ağaç, ayrıca oniks taşları, kakma taşlar, ziynet taşları, çeşitli renkli taşlar, her türlü değerli taşlar ve bol miktarda mermer taşları da hazırladım.
1CH 29:3 Bundan başka, Tanrım'ın evini sevdiğim için, madem ki kendi altın ve gümüş hazinem vardır, kutsal ev için hazırladığım her şeyden daha fazlasını Tanrım'ın evine,
1CH 29:4 Ofir altınından üç bin talant altını ve evlerin duvarlarını kaplamak için yedi bin talant saf gümüşü;
1CH 29:5 altın şeyler için altını, gümüş şeyler için gümüşü ve zanaatkârların elleriyle yapılacak her türlü işler için veriyorum. Öyleyse kim bugün gönüllü olarak kendini Yahve'ye adıyor?”
1CH 29:6 Atalar evlerinin beyleri, İsrael oymaklarının beyleri, binlerin ve yüzlerin komutanları, kralın işlerinin yöneticileriyle birlikte gönülden sundular.
1CH 29:7 Tanrı'nın evinin hizmeti için beş bin talant altın, on bin darik, on bin talant gümüş, on sekiz bin talant tunç ve yüz bin talant demir verdiler.
1CH 29:8 Kendilerinde değerli taşlar bulunanlar, Gerşonlu Yehiel'in eliyle Yahve'nin evinin hazinesine verdiler.
1CH 29:9 O zaman halk sevindi, çünkü gönülden sunmuşlardı, çünkü bütün yürekle Yahve'ye gönülden sundular. Kral David de büyük bir sevinçle sevindi.
1CH 29:10 Bunun üzerine David bütün topluluğun önünde Yahve'yi övdü. David, “Ey Yahve, atamız İsrael'in Tanrısı, sen sonsuzluklar boyunca yücesin” dedi.
1CH 29:11 “Ey Yahve, büyüklük, güç, görkem, zafer ve heybet senindir! Çünkü göklerde ve yerde olan her şey senindir. Ey Yahve, krallık senindir ve sen baş olarak her şeyden yükseksin.
1CH 29:12 Zenginlik ve onur senden gelir ve sen her şeye hakimsin! Güç ve kudret senin elindedir! Büyük kılmak ve herkesi güçlendirmek senin elindedir!
1CH 29:13 Şimdi, ey Tanrımız, biz sana şükrederiz ve görkemli adını överiz.
1CH 29:14 Ama ben kimim ve halkım nedir ki, böyle gönülden sunabilelim? Çünkü her şey senden gelir ve biz sana seninkilerden verdik.
1CH 29:15 Çünkü biz senin önünde yabancıyız ve bütün atalarımız gibi misafiriz. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, geriye bir şey kalmaz.
1CH 29:16 Ey Tanrımız Yahve, kutsal adına bir ev yapmak için hazırladığımız bütün bu hazine senin elinden gelmiştir ve hepsi senindir.
1CH 29:17 Ey Tanrım, yüreği sınadığını ve doğruluktan hoşlandığını da biliyorum. Bense yüreğimin doğruluğuyla bütün bunları gönülden sundum. Şimdi burada bulunan halkının sana gönülden sunduğunu sevinçle gördüm.
1CH 29:18 Atalarımız Avraham'ın, İshak'ın ve İsrael'in Tanrısı ey Yahve, bu isteği daima halkının yüreğinin düşüncelerinde tut ve yüreğini kendine hazırla;
1CH 29:19 oğlum Solomon'a da senin buyruklarını, tanıklıklarını ve kurallarını tutmak için, bütün bu şeyleri yapmak için ve hazırlığını yaptığım sarayı bina etmek için bütün bir yürek ver.”
1CH 29:20 Sonra David bütün topluluğa, “Şimdi Tanrınız Yahve'yi övün!” dedi. Bütün topluluk atalarının Tanrısı Yahve'yi övdüler ve başlarını eğip Yahve'nin ve kralın önünde yere kapandılar.
1CH 29:21 Yahve'ye kurbanlar kestiler ve o günün ertesi gün Yahve'ye yakmalık sunular sundular; bin boğa, bin koç ve bin kuzu, onların dökmelik sunularını, bütün İsrael için bol miktarda kurbanlar sundular.
1CH 29:22 O gün büyük bir sevinçle Yahve'nin önünde yiyip içtiler. David oğlu Solomon'u ikinci kez kral yaptılar ve onu Yahve'nin önünde hükümdar, Sadok'u da kâhin olarak meshettiler.
1CH 29:23 O zaman Solomon babası David'in yerine Yahve'nin tahtına oturdu ve başarılı oldu; bütün İsrael ona itaat etti.
1CH 29:24 Bütün beyler, yiğitler ve Kral David'in bütün oğulları Kral Solomon'a boyun eğdiler.
1CH 29:25 Yahve, Solomon'u bütün İsrael'in gözünde çok büyüttü, İsrael'de kendisinden önce hiçbir kralın üzerinde olmayan krallık yüceliğini ona verdi.
1CH 29:26 Yişay oğlu David bütün İsrael üzerinde hüküm sürdü.
1CH 29:27 İsrael'de kırk yıl hüküm sürdü; Hevron'da yedi yıl hüküm sürdü, Yeruşalem'de de otuz üç yıl hüküm sürdü.
1CH 29:28 Güzel ihtiyarlıkta, günlere, zenginliğe ve onura doymuş olarak öldü; ve oğlu Solomon onun yerine kral oldu.
1CH 29:29 Kral David'in işleri, ilk ve son işleri, işte bunlar, gören Samuel'in tarihinde, Peygamber Natan'ın tarihinde ve gören Gad'ın tarihinde,
1CH 29:30 onun bütün krallığı ve kudreti, İsrael ve bütün ülkelerdeki krallıkların dahil olduğu olaylarla birlikte yazılıdır.
2CH 1:1 David oğlu Solomon krallığında sağlam bir şekilde yerleşmişti. Tanrısı Yahve onunla birlikteydi ve onu çok büyüttü.
2CH 1:2 Solomon bütün İsrael'e, binlerin, yüzlerin başlarına, hâkimlere ve bütün İsrael'deki her beye, atalar evlerinin başlarına seslendi.
2CH 1:3 Solomon ve onunla birlikte olan bütün topluluk Givon'daki yüksek yere gittiler. Çünkü Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin çölde yapmış olduğu Tanrı'nın Buluşma Çadırı oradaydı.
2CH 1:4 Ama David Tanrı'nın Sandığı'nı Kiryat Yearim'den onun için David'in hazırlamış olduğu yere çıkarmıştı. Çünkü David onun için Yeruşalem'de bir çadır kurmuştu.
2CH 1:5 Hur oğlu Uri oğlu Betsalel'in yaptığı tunç sunak da Yahve'nin çadırının önündeydi; Solomon ve topluluk orada öğüt ararlardı.
2CH 1:6 Solomon Buluşma Çadırı'nda bulunan Yahve'nin önündeki tunç sunağa çıktı ve üzerinde bin yakmalık sunu sundu.
2CH 1:7 O gece Tanrı Solomon'a görünüp ona, “Sana ne vermemi istiyorsan, dile” dedi.
2CH 1:8 Solomon Tanrı'ya, “Sen babam David'e büyük sevgi dolu iyiliğini gösterdin ve beni onun yerine kral yaptın” dedi.
2CH 1:9 “Şimdi, ey Yahve Tanrı, babam David'e verdiğin söz yerine gelsin; çünkü beni çoklukta yeryüzünün tozu gibi olan bir halkın üzerine kral yaptın.
2CH 1:10 Şimdi bana bilgelik ve bilgi ver ki, çıkıp bu halkın önüne gireyim; çünkü senin bu büyük halkına kim hükmedebilir?”
2CH 1:11 Tanrı Solomon'a, “Mademki yüreğinde bu vardı ve sen ne zenginlik, ne mal, ne onur, ne de senden nefret edenlerin canını istedin, ne de uzun ömür istedin; ancak seni üzerine kral yaptığım halkıma hükmedesin diye kendin için bilgelik ve bilgi istedin;
2CH 1:12 bu nedenle sana bilgelik ve bilgi verildi. Ben sana öyle zenginlik, servet, onur vereceğim ki, senden önceki kralların hiçbiri benzerine sahip olmadı ve senden sonrakiler de benzerine sahip olmayacaktır.”
2CH 1:13 Böylece Solomon, Givon'daki Buluşma Çadırı'nın önündeki yüksek yerden Yeruşalem'e geldi ve İsrael üzerinde hüküm sürdü.
2CH 1:14 Solomon savaş arabaları ve atlılar topladı. Bin dört yüz savaş arabası ve on iki bin atlısı vardı ve bunları savaş arabaları kentlerine ve kralın yanına, Yeruşalem'e yerleştirdi.
2CH 1:15 Kral, Yeruşalem'de gümüşü ve altını taş kadar sıradan yaptı ve sedirleri ovadaki incir ağaçları kadar sıradan yaptı.
2CH 1:16 Solomon'un atları Mısır'dan ve Keve'den getiriliyordu. Kralın tüccarları onları Keve'den satın alıyordu.
2CH 1:17 Mısır'dan altı yüz gümüşe savaş arabası, yüz elli gümüşe at alıp getirirlerdi. Bunları Hitit krallarına ve Suriye krallarına da satıp gönderirlerdi.
2CH 2:1 Solomon, Yahve'nin adına bir ev ve krallığı için bir ev yapmaya karar verdi.
2CH 2:2 Solomon, yük taşımak için yetmiş bin adam, dağlarda taş kesmek için seksen bin adam ve onların başında üç bin altı yüz adam saydı.
2CH 2:3 Solomon, Sur Kralı Huram'a haber gönderip şöyle dedi: “Babam David'e yaptığın ve kendisine oturacağı bir ev yapmak üzere sedir ağaçları gönderdiğin gibi, bana da öyle yap.
2CH 2:4 İşte, Tanrı'ya adamak, O'nun önünde güzel kokulu buhur yakmak, sürekli sergi ekmeği ve sabah akşam, Şabatlar'da, Yeni Ay'larda ve Tanrımız Yahve'nin belli bayramlarında yakmalık sunular sunmak için Tanrım Yahve'nin adına bir ev yapmak üzereyim. Bu, İsrael için daima bir kuraldır.”
2CH 2:5 “Yapmakta olduğum ev büyük olacak, çünkü Tanrımız bütün ilâhlardan büyüktür.
2CH 2:6 Ama gök ve göklerin gökleri O'nu içine alamazken, O'na kim bir ev yapabilir? Öyleyse ben kimim ki, O'na bir ev yapayım? Yalnızca O'nun önünde buhur yakmak için yapıyorum.”
2CH 2:7 “Şimdi bana altın, gümüş, tunç, demir, mor, kırmızı ve mavi işlemede usta, oymacılıkta yetenekli bir adam gönder ki, Yahuda'da ve Yeruşalem'de yanımda olan babam David'in sağlamış olduğu yetenekli adamlarla birlikte olsun.”
2CH 2:8 “Bana Lübnan'dan sedir ağaçları, selvi ağaçları ve algum ağaçları da gönder; çünkü senin hizmetkârlarının Lübnan'da kereste kesmeyi bildiklerini biliyorum. İşte, benim hizmetkârlarım hizmetkârlarınla birlikte olacaklar,
2CH 2:9 ve bana bol miktarda kereste hazırlayacaklar; çünkü yapmak üzere olduğum ev büyük ve şaşılacak olacak.
2CH 2:10 İşte, ben senin odun kesen hizmetkârlarına yirmi bin kor dövülmüş buğday, yirmi bin bat arpa, yirmi bin bat şarap ve yirmi bin bat zeytinyağı vereceğim.”
2CH 2:11 O zaman Sur Kralı Huram, Solomon'a gönderdiği yazıyla şöyle karşılık verdi: “Yahve halkını sevdiği için seni onların üzerine kral yaptı.”
2CH 2:12 Huram şöyle devam etti: “Yahve için bir ev, kendi krallığı için bir ev yapacak olan, Kral David'e bilge, anlayışlı ve sağduyulu bir oğul veren gökleri ve yeri yaratan İsrael'in Tanrısı Yahve yücelsin.
2CH 2:13 Ve işte, senin yetenekli adamlarınla ve baban efendim David'in yetenekli adamları ile birlikte kendisine bir yer verilsin diye, yetenek ve anlayış sahibi bir adamı, benim Huram Avi'yi gönderdim.
2CH 2:14 Dan kızlarından bir kadının oğludur, babası da Surlu bir adamdı; altın, ve gümüş, tunç, demir, taş, ve kereste, mor, mavi, ve ince keten, ve kırmızı işlemede, ve her çeşit oyma işinde, ve her çeşit tasarımda yeteneklidir.”
2CH 2:15 “Şimdi efendimin sözünü etmiş olduğu buğdayı, arpayı, yağı ve şarabı hizmetkârlarına göndersin.
2CH 2:16 Biz de Lübnan'dan sana ihtiyacın olduğu kadar odun keselim. Bunları sana deniz yoluyla sallarda Yafa'ya kadar sana getirelim. Sen de Yeruşalem'e kadar çıkarırsın.”
2CH 2:17 Solomon, babası David'in saydığı sayımdan sonra İsrael ülkesindeki bütün yabancıları saydı. Yüz elli üç bin altı yüz kişi bulundu.
2CH 2:18 Onlardan yetmiş binini yük taşımaya, seksen binini dağlarda taş kesmeye, üç bin altı yüz kişiyi de halka işlerini tayin etmeye koydu.
2CH 3:1 Solomon, Yahve'nin Yeruşalem'de babası David'e göründüğü Moria Dağı'nda, Yevuslu Ornan'ın harman yerinde David'in hazırlamış olduğu yerde, Yahve'nin evini yapmaya başladı.
2CH 3:2 Krallığının dördüncü yılında, ikinci ayın ikinci gününde yapmaya başladı.
2CH 3:3 Solomon'un Tanrı'nın evinin yapımı için koyduğu temeller şunlardır: Uzunluğu birinci ölçüye göre, altmış arşın, genişliği yirmi arşın.
2CH 3:4 Önündeki eyvan, evin enine göre uzunluğu yirmi arşın, yüksekliği yüz yirmi; içini saf altınla kapladı.
2CH 3:5 Daha büyük olan odayı selvi ağacından tavanla yaptı, onu ince altınla kapladı ve onu palmiye ağaçları ve zincirlerle süsledi.
2CH 3:6 Evi güzellik için değerli taşlarla süsledi. Altın, Parvaim altınıydı.
2CH 3:7 Evi, kirişleri, eşikleri, duvarlarını ve kapılarını da altınla kapladı ve duvarlara Keruvlar oydu.
2CH 3:8 En Kutsal Yer'i yaptı. Uzunluğu evin genişliğine göre yirmi arşın, genişliği yirmi arşındı. Ve onu altı yüz talant kadar saf altınla kapladı.
2CH 3:9 Çivilerin ağırlığı elli şekel altındı. Üst odaları altınla kapladı.
2CH 3:10 En Kutsal Yer'de oymacı işi iki Keruv yaptı ve onları altınla kapladı.
2CH 3:11 Keruvlar'ın kanatları yirmi arşın uzunluğundaydı. Birinin kanadı beş arşındı ve evin duvarına kadar uzanıyordu. Öbür kanat beş arşındı ve öbür Keruv'un kanadına kadar uzanıyordu.
2CH 3:12 Öbür Keruv'un kanadı beş arşındı ve evin duvarına kadar uzanıyordu; ve öbür kanat beş arşındı, öbür Keruv'un kanadına birleşiyordu.
2CH 3:13 Bu Keruvlar'ın kanatları yirmi arşın yayılıyordu. Ayakta duruyorlardı ve yüzleri eve dönüktü.
2CH 3:14 Lacivert, mor, kırmızı ve ince ketenden bir perde yaptı ve onu Keruvlar'la süsledi.
2CH 3:15 Evin önüne de otuz beş arşın yüksekliğinde iki direk yaptı ve her birinin tepesindeki başlık beş arşındı.
2CH 3:16 İç odada zincirler yaptı ve bunları direklerin tepelerine koydu; ve yüz nar yaptı ve bunları zincirlerin üzerine koydu.
2CH 3:17 Direkleri tapınağın önüne, birini sağ tarafa, öbürünü sol tarafa dikti; ve sağdakinin adını Yakin, soldakinin adını Boaz koydu.
2CH 4:1 Sonra tunçtan bir sunak yaptı, yirmi arşın uzunluğunda, yirmi arşın genişliğinde ve on arşın yüksekliğindeydi.
2CH 4:2 Kenardan kenara on arşın uzunluğunda dökme deniz de yaptı. Yuvarlaktı, beş arşın yüksekliğinde ve otuz arşın çevresi vardı.
2CH 4:3 Altında, onu çevreleyen her arşında on, denizi çevreleyen öküz suretleri vardı. Öküzler iki sıraydı ve dökülürken birlikte döküldü.
2CH 4:4 Üçü kuzeye, üçü batıya, üçü güneye ve üçü de doğuya bakan on iki öküz üzerinde duruyordu. Deniz yukarıdan üzerlerine yerleştirilmişti ve onların bütün arka tarafları içe dönüktü.
2CH 4:5 Kalınlığı el kadardı. Kenarı bir kâse kenarı gibi, zambak çiçeği gibi yapılmıştı. Üç bin bat aldı ve tuttu.
2CH 4:6 On kazan da yaptı ve yıkanmak için beşini sağ tarafa, beşini de sol tarafa koydu. Yakmalık kurbanlara ait şeyler bunların içinde yıkanıyordu, ama deniz kâhinlerin yıkanması içindi.
2CH 4:7 Onlarla ilgili yasaya göre on altın şamdan yaptı ve beşi sağda, beşi solda olmak üzere onları tapınağa koydu.
2CH 4:8 On masa da yaptı ve beşini sağda, beşi solda olmak üzere onları tapınağa koydu. Altından yüz leğen yaptı.
2CH 4:9 Dahası kâhinlerin avlusunu, büyük avluyu ve avlunun kapılarını yaptı ve onların kapılarını tunçla kapladı.
2CH 4:10 Denizi evin sağına, doğu tarafına, güneye doğru yerleştirdi.
2CH 4:11 Huram kazanları, kürekleri ve leğenleri yaptı. Böylece Huram, Tanrı'nın evinde Kral Solomon için yaptığı işi bitirdi:
2CH 4:12 İki direği, yuvarlakları, direklerin tepesindeki iki başlığı, direklerin tepesindeki başlıkların iki yuvarlaklarını örten iki ağ işi,
2CH 4:13 iki ağ işi için dört yüz nar, direklerin üzerindeki başlıkların iki yuvarlağını örten her ağ işi için iki sıra nar.
2CH 4:14 Ayaklıkları ve ayaklıkların üzerindeki kazanları da yaptı,
2CH 4:15 bir deniz ve onun altında on iki öküz yaptı.
2CH 4:16 Huram Avi Kral Solomon için, Yahve'nin evi için, tencereleri, kürekleri, çatalları ve onun bütün kaplarını da parlak tunçtan yaptı.
2CH 4:17 Kral bunları Yarden Ovası'nda, Sukkot ile Zereda arasındaki killi toprakta döktü.
2CH 4:18 Böylece Solomon bütün bu kapları bol miktarda yaptı; öyle ki, tunçun ağırlığı belirlenemedi.
2CH 4:19 Solomon Tanrı'nın evindeki bütün kapları yaptı: Altın sunak, üzerlerinde sergi ekmeği bulunan masalar,
2CH 4:20 ve iç odanın önünde, kurala göre yanmak üzere kandilleri ile birlikte şamdanlar saf altındandı;
2CH 4:21 ve çiçekler, kandiller ve maşalar saf altındandı;
2CH 4:22 ve maşalar, leğenler, kaşıklar ve tablaları saf altındandı. Evin girişi, en kutsal yerin iç kapıları ve tapınağın ana salonunun kapıları altındandı.
2CH 5:1 Böylece Solomon'un Yahve'nin evi için yaptığı bütün iş bitmiş oldu. Solomon, babası David'in adadığı şeyleri, gümüşü, altını ve bütün kapları getirip Tanrı'nın evinin hazinelerine koydu.
2CH 5:2 O zaman Solomon, İsrael'in ihtiyarlarını, bütün oymak başlarını, İsrael'in çocuklarının atalar evlerinin beylerini, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı David'in kenti olan Siyon'dan yukarı getirmek üzere Yeruşalem'e topladı.
2CH 5:3 Böylece bütün İsraelliler, yedinci ayda olan bayramda kralın yanında toplandılar.
2CH 5:4 İsrael'in bütün ihtiyarları geldi. Levililer sandığı kaldırdılar.
2CH 5:5 Sandığı, Buluşma Çadırı'nı ve Çadır'da bulunan bütün kutsal kapları yukarı getirdiler. Levili kâhinler bunları yukarı getirdiler.
2CH 5:6 Kral Solomon ve kendisinin yanında toplanmış olan bütün İsrael topluluğu sandığın önündeydiler; çoklukta sayılamayacak, hesap edilemeyecek kadar çok koyun ve sığır kurban ediyorlardı.
2CH 5:7 Kâhinler, Yahve'nin Antlaşma Sandığı'nı, içeriye, evin iç odasına, en kutsal yere, Keruvlar'ın kanatlarının altına getirdiler.
2CH 5:8 Çünkü Keruvlar kanatlarını sandığın yeri üzerine germişlerdi ve Keruvlar sandığı ve onun sırıklarını yukarıdan örtüyorlardı.
2CH 5:9 Sırıklar o kadar uzundu ki, sırıkların uçları iç odanın önündeki sandıktan görülüyordu, ama dışarıdan görünmüyorlardı; ve o bugüne dek oradadır.
2CH 5:10 Sandıkta, Yahve'nin Mısır'dan çıktıkları zaman İsrael'in çocuklarıyla antlaşma yaptığı sırada Moşe'nin Horev'de oraya koymuş olduğu iki levhadan başka bir şey yoktu.
2CH 5:11 Kâhinler kutsal yerden çıktıklarında (çünkü orada bulunan bütün kâhinler bölüklerini gözetmeden kendilerini kutsamışlardı;
2CH 5:12 ezgi söyleyen Levililer de, hepsi, Asaf, Heman, Yedutun ve oğulları ve kardeşleri, ince keten giysiler giymiş, ziller, telli çalgılar ve çenklerle sunağın doğu ucunda duruyorlardı. Onlarla birlikte yüz yirmi kâhin de boru çalıyordu);
2CH 5:13 boru çalanlar ve ezgi söyleyenler bir olup, Yahve'yi övmek ve ona şükretmek için tek ses çıkardılar. Borularla, zillerle ve çalgılarla seslerini yükseltip Yahve'yi övüp şöyle dediler: “Çünkü O iyidir, Çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer!” O zaman ev, Yahve'nin evi bulutla doldu.
2CH 5:14 Öyle ki, bulut yüzünden kâhinler hizmet için duramadılar. Çünkü Yahve'nin görkemi Tanrı'nın evini doldurmuştu.
2CH 6:1 O zaman Solomon, “Yahve koyu karanlıkta otururum demişti” dedi,
2CH 6:2 “Ama ben sana bir konut ve ev, daima oturacağın bir yer yaptım.”
2CH 6:3 Kral yüzünü çevirdi ve bütün İsrael topluluğunu kutsadı. Bütün İsrael topluluğu ayakta duruyordu.
2CH 6:4 Ve dedi, “Babam David'e ağzıyla söyleyen ve elleriyle yerine getiren İsrael'in Tanrısı Yahve'ye yücelik olsun; O, demişti,
2CH 6:5 'Halkımı Mısır'dan çıkardığım günden beri, İsrael'in bütün oymaklarından adım orada olsun diye ev yapmak üzere hiçbir kent seçmedim. Halkım İsrael üzerine hükümdar olsun diye hiçbir adam da seçmedim.
2CH 6:6 Ama şimdi adım orada olsun diye Yeruşalem'i seçtim. Halkım İsrael üzerinde olsun diye David'i seçtim.'
2CH 6:7 Babam David'in yüreğinde İsrael'in Tanrısı Yahve adına bir ev yapmak vardı.
2CH 6:8 Ama Yahve babam David'e dedi: 'Mademki adıma bir ev yapmak yüreğindeydi, yüreğinde olduğu için iyi yaptın.
2CH 6:9 Ancak evi sen yapmayacaksın, ama bedeninden çıkacak olan oğlun adım için evi yapacak.'”
2CH 6:10 “Yahve söylediği sözü yerine getirdi; çünkü babam David'in yerine kalktım ve Yahve'nin vaat ettiği gibi İsrael tahtına oturdum ve İsrael'in Tanrısı Yahve'nin adına evi yaptım.
2CH 6:11 Oraya sandığı koydum, Yahve'nin İsrael'in çocuklarıyla yaptığı antlaşma onun içindedir.”
2CH 6:12 Yahve'nin sunağının önünde, İsrael topluluğunun karşısında durdu ve ellerini açtı.
2CH 6:13 (Çünkü Solomon beş arşın uzunluğunda, beş arşın genişliğinde ve üç arşın yüksekliğinde tunç bir iskele yapmış ve onu avlunun ortasına koymuştu; onun üzerine durdu ve bütün İsrael topluluğunun önünde diz çöktü ve ellerini göğe doğru açtı.)
2CH 6:14 Sonra şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı ey Yahve, gökte ve yerde senin gibi bir Tanrı yoktur. Sen, bütün yürekleriyle senin önünde yürüyen hizmetkârlarına antlaşmayı ve sevgi dolu iyiliğini korursun.
2CH 6:15 Hizmetkârın babam David'e verdiğin sözü tuttun. Evet, ağzınla söyledin ve bugün olduğu gibi elinle yerine getirdin.”
2CH 6:16 “Şimdi, İsrael'in Tanrısı ey Yahve, hizmetkârın babam David'e verdiğin şu sözü tut: 'İsrael tahtına oturmak için gözümün önünde bir adamın eksik olmayacaktır. Yeter ki, çocukların kendi yollarına dikkat etsinler, sen önümde yürüdüğün gibi benim yasamda yürüsünler.'
2CH 6:17 Şimdi, İsrael'in Tanrısı ey Yahve, hizmetkârın David'e söylediğin söz doğru çıksın.”
2CH 6:18 “Ama Tanrı gerçekten yeryüzünde insanlarla birlikte mi oturacak? İşte, gökler ve göklerin gökleri seni alamaz; nerede kaldı ki, benim bu yaptığım ev!
2CH 6:19 Yine de ey Tanrım Yahve, hizmetkârının senin önünde ettiği yakarışı ve duayı duymak için hizmetkârının duasını ve yakarışını say.
2CH 6:20 Öyle ki, gözlerin gece gündüz bu eve, adını koyacağını söylediğin yere, hizmetkârının bu yere doğru edeceği duayı dinlemek için açık olsun.
2CH 6:21 Bu yere doğru dua ettiklerinde, hizmetkârının ve halkın İsrael'in yakarışlarını dinle. Evet, oturduğun yerden, gökten işit; işittiğin de bağışla.”
2CH 6:22 “Bir adam komşusuna karşı günah işlerse ve yemin etmesi için üzerine bir ant yüklenirse ve gelip bu evde sunağın önünde yemin ederse,
2CH 6:23 o zaman gökten işit, davran ve kendi yolunu kendi başına getirip kötüyü cezalandırarak, doğruyu doğruluğuna göre verip onu haklı çıkararak hizmetkârlarına hükmet.”
2CH 6:24 “Halkın İsrael, sana karşı günah işledikleri için düşman önünde vurulursa ve tekrar dönüp adını itiraf ederlerse ve bu evde senin önünde dua edip yalvarırlarsa,
2CH 6:25 o zaman göklerden işit, halkın İsrael'in günahını bağışla ve onları kendilerine ve atalarına verdiğin ülkeye geri getir.”
2CH 6:26 “Sana karşı günah işledikleri için gökyüzü kapandığında ve yağmur yağmadığında, eğer bu yere doğru dua ederler, adını itiraf ederler ve onları sıkıntıya soktuğun zaman günahlarından dönerlerse,
2CH 6:27 o zaman gökten işit ve hizmetkârlarının, halkın İsrael'in günahını bağışla. Onlara yürümeleri gereken iyi yolu öğret ve halkına miras olarak verdiğin ülkelerine yağmur gönder.”
2CH 6:28 “Eğer ülkede kıtlık olursa, veba olursa, samyeli ya da küf, çekirge ya da tırtıl olursa; düşmanları onları kentlerinin diyarında kuşatırsa; hangi bela ve hangi hastalık olursa olsun,
2CH 6:29 herhangi bir adam tarafından ya da bütün halkın İsrael tarafından bir dua yada yakarış olursa, her biri kendi belasını ve kendi acısını bilip ellerini bu eve doğru açarsa,
2CH 6:30 o zaman gökten, oturduğun yerden işit ve bağışla ve yüreğini bildiğin herkese bütün yollarına göre karşılık ver, (çünkü sen, yalnız sen, insan çocuklarının yüreğini bilirsin),
2CH 6:31 böylece atalarımıza verdiğin ülkede yaşadıkları sürece senin yollarında yürümek için senden korksunlar.”
2CH 6:32 “Dahası halkın İsrael'den olmayan yabancı, senin büyük adın, kudretli elin ve uzanmış kolun uğruna uzak bir ülkeden geldiğinde, gelip bu eve doğru dua ettiklerinde,
2CH 6:33 o zaman gökten, oturduğun yerden işit ve yabancının sana yalvardığı her şeye göre yap; ta ki yeryüzünün bütün halkları senin adını bilsin ve halkın İsrael gibi senden korksunlar ve yaptığım bu evin senin adınla anıldığını bilsinler.”
2CH 6:34 “Eğer halkın, onları gönderdiğin bir yoldan düşmanlarına karşı savaşa çıkarsa, ve sana, seçtiğin bu kente ve adına yaptırdığım eve doğru dua ederlerse;
2CH 6:35 o zaman gökten dualarını ve yakarışlarını işit ve onların davasını savun.”
2CH 6:36 “Eğer sana karşı günah işlerlerse (çünkü günah işlemeyen kimse yoktur), ve sen onlara öfkelenirsen ve onları düşmana teslim edersen, onun için onları uzak ya da yakın bir ülkeye sürgün olarak götürürlerse;
2CH 6:37 ama sürgün edildikleri ülkede akılları başlarına gelir de, dönüp sürgün edildikleri ülkede sana yalvarıp, 'Günah işledik, sapkınlık ettik, kötülük yaptık' derlerse;
2CH 6:38 eğer sürgün edildikleri ülkede, bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla sana dönerlerse, atalarına verdiğin ülkeye, seçtiğin kente ve adına yaptırdığım eve doğru dua ederlerse;
2CH 6:39 o zaman gökten, oturduğun yerden dualarını ve yakarışlarını işit, davalarını savun ve sana karşı günah işleyen halkını bağışla.”
2CH 6:40 “Şimdi, Tanrım, yalvarırım, bu yerde edilen duayı, gözlerin görsün, kulakların duysun.”
2CH 6:41 “Şimdi, ey Yahve Tanrı, sen ve gücünün sandığı dinlenme yerine çık. Ey Yahve Tanrı, kâhinlerin kurtuluşla giyinsinler ve kutsalların iyilikle sevinsinler.”
2CH 6:42 “Ey Yahve Tanrı, meshedilmişinin yüzünü geri çevirme. Hizmetkârın David'e olan sevgi dolu iyiliklerini hatırla.”
2CH 7:1 Solomon duasını bitirince, gökten ateş indi ve yakmalık sunuyu ve kurbanları yiyip bitirdi; ve Yahve'nin görkemi evi doldurdu.
2CH 7:2 Kâhinler Yahve'nin evine giremediler, çünkü Yahve'nin görkemi Yahve'nin evini doldurmuştu.
2CH 7:3 Ateş inerken, bütün İsrael'in çocukları baktılar, Yahve'nin görkemi evin üzerindeydi. Yüzlerini döşemenin üzerine koyup eğildiler, tapındılar ve Yahve'ye şükrederek, “Çünkü O iyidir, Çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer!” dediler.
2CH 7:4 Sonra kral ve bütün halk Yahve'nin önünde kurbanlar sundular.
2CH 7:5 Kral Solomon yirmi iki bin sığır ve yüz yirmi bin koyun kurban etti. Böylece kral ve bütün halk Tanrı'nın evini adadılar.
2CH 7:6 Kâhinler konumlarına göre durdular; Levililer de, Kral David'in Yahve'ye şükretmek için, “Çünkü O'nun sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer” onlarla överken yapmış olduğu Yahve'nin müzik aletleriyle durdular. Kâhinler onların önünde boru çaldılar; ve bütün İsrael ayakta durmaktaydı.
2CH 7:7 Dahası Solomon, Yahve'nin evinin önündeki avlunun ortasını kutsal kıldı; çünkü orada yakmalık sunuları ve esenlik sunularının yağını sundu; çünkü Solomon'un yapmış olduğu tunç sunak, yakmalık sunuyu, ekmek sunusunu ve yağı almadı.
2CH 7:8 Böylece Solomon, o sırada yedi gün boyunca bayram yaptı ve Hamat'ın girişinden Mısır Vadisi'ne kadar çok büyük bir toplulukla, bütün İsrael de onunla birlikteydi.
2CH 7:9 Sekizinci gün, kutsal bir toplantı düzenlediler; çünkü sunağın adanmasını yedi gün, bayramı da yedi gün tuttular.
2CH 7:10 Yahve'nin David'e, Solomon'a ve halkı İsrael'e gösterdiği iyilikten dolayı sevinçli ve mutlu bir yürekle yedinci ayın yirmi üçüncü günü, halkı çadırlarına gönderdi.
2CH 7:11 Böylece Solomon Yahve'nin evini ve kralın evini bitirdi ve Yahve'nin evinde ve kendi evinde Solomon yüreğine gelen her şeyi başarıyla tamamladı.
2CH 7:12 Sonra Yahve geceleyin Solomon'a görünüp, “Duanı duydum ve burayı kendime kurban evi olarak seçtim” dedi.
2CH 7:13 “Eğer gökyüzünü kaparsam ve yağmur olmazsa, eğer çekirgeye ülkeyi yiyip bitirsin diye buyruk verirsem, halkımın arasına veba gönderirsem,
2CH 7:14 eğer adımla çağırılan halkım kendilerini alçaltırsa, dua edip yüzümü ararsa ve kötü yollarından dönerlerse, gökten işiteceğim, günahlarını bağışlayacağım ve ülkelerini iyileştireceğim.
2CH 7:15 Şimdi bu yerde yapılan duaya gözlerim açık olacak ve kulaklarım dikkat kesilecek.
2CH 7:16 Adım daima orada bulunsun diye, şimdi bu evi seçip kutsal kıldım; gözlerim ve yüreğim sürekli orada olacaktır.”
2CH 7:17 “Sana gelince, eğer baban David'in yürüdüğü gibi önümde yürür, sana buyurduğum her şeyi yapar, kurallarımı ve ilkelerimi tutarsan,
2CH 7:18 o zaman: ‘İsrael'de senden hüküm sürecek adam eksik olmayacaktır’ diye baban David'le yaptığım antlaşma uyarınca krallığının tahtını pekiştireceğim.
2CH 7:19 Ama eğer siz saparsanız, önünüze koyduğum kurallarımı ve buyruklarımı bırakırsanız, gidip başka ilâhlara hizmet ederseniz ve onlara taparsanız,
2CH 7:20 o zaman onları kendilerine verdiğim ülkeden kökünden söküp atacağım; ve adım için kutsal kıldığım bu evi önümden atacağım ve onu bütün halklar arasında bir özdeyiş ve eğlence edeceğim.
2CH 7:21 Bu kadar yüksek olan bu eve, yanından geçen herkes şaşacak ve, ‘Yahve bu ülkeye ve bu eve neden bunu yaptı?’ diyecek.
2CH 7:22 Onlar da, ‘Çünkü kendilerini Mısır diyarından çıkaran atalarının Tanrısı Yahve'yi bıraktılar ve başka ilâhlar tuttular, onlara taptılar ve onlara hizmet ettiler. Bu yüzden bütün bu kötülüğü onların üzerine getirdi.’ diye yanıt verecekler.”
2CH 8:1 Solomon, Yahve'nin evini ve kendi evini yirmi yılda yaptıktan sonra,
2CH 8:2 Huram'ın Solomon'a vermiş olduğu kentleri Solomon bina etti ve İsrael'in çocuklarını orada oturttu.
2CH 8:3 Solomon, Hamat Sova'ya gitti ve onu yendi.
2CH 8:4 Çölde Tadmor'u ve Hamat'ta bina ettiği bütün ambar kentlerini yaptı.
2CH 8:5 Yukarı Beyt Horon'u ve Aşağı Beyt Horon'u, surlu kentleri, surlarla, kapılarla ve sürgülerle yaptı.
2CH 8:6 Baalat'ı ve Solomon'un sahip olduğu bütün ambar kentlerini, savaş arabaları için olan bütün kentleri, atlıları için olan kentleri ve Solomon'un Yeruşalem'de, Lübnan'da ve ülkesinin bütün diyarında zevki için yapmak istediği her şeyi yaptı.
2CH 8:7 İsrael'den olmayan Hititler'den, Amorlular'dan, Perizliler'den, Hivliler'den ve Yevuslular'dan arta kalan bütün halka gelince,
2CH 8:8 İsrael'in çocuklarının bitirmediği, kendilerinden sonra ülkede kalan çocuklarından Solomon bugüne dek angarya işçisi olarak çalıştırdı.
2CH 8:9 Ama Solomon kendi işi için İsrael'in çocuklarını hizmetçi etmedi, ama bunlar savaşçılar, komutanların önderi, savaş arabalarının ve atlılarının başları oldular.
2CH 8:10 Bunlar Kral Solomon'un baş görevlileriydi, halkın başındaki iki yüz elli kişiydi.
2CH 8:11 Solomon, Firavun'un kızını David'in kentinden, kendisi için yapmış olduğu eve çıkardı; çünkü, “Karım İsrael Kralı David'in evinde oturmayacak, çünkü Yahve'nin Sandığı'nın geldiği o yerler kutsaldır” demişti.
2CH 8:12 Solomon, eyvanın önünde yapmış olduğu Yahve'nin sunağında Yahve'ye yakmalık sunular sundu.
2CH 8:13 Günlük görevine göre, Moşe'nin buyruğu uyarınca, Şabatlar'da, Yeni Aylarda ve belli bayramlarda, yılda üç kez, Mayasız Ekmek Bayramı'nda, Haftalar Bayramı'nda ve Çardak Bayramı'nda sundu.
2CH 8:14 Babası David'in talimatına göre, kâhin bölüklerini hizmetlerine, günlük görevine göre övgü sunmaları için ve hizmet etmeleri için Levililer'i de görevlerine, kapıcıları da bölüklerine göre her kapıya atadı; çünkü Tanrı adamı David böyle buyurmuştu.
2CH 8:15 Her konuyla ilgili ve hazinelerle ilgili kralın kâhinlere ve Levililer'e olan buyruğundan ayrılmadılar.
2CH 8:16 Ve Solomon'un bütün işi, Yahve'nin evinin temelinin atıldığı günden bitinceye kadar tamamlandı. Böylece Yahve'nin evi tamamlandı.
2CH 8:17 Sonra Solomon Etsyon Gever'e, Edom ülkesindeki deniz kıyısındaki Elat'a gitti.
2CH 8:18 Huram ona hizmetkârlarının elleriyle gemiler ve denizi bilen hizmetkârlar gönderdi; ve onlar Solomon'un hizmetkârlarıyla birlikte Ofir'e geldiler ve oradan dört yüz elli talant altın alıp Kral Solomon'a getirdiler.
2CH 9:1 Şeba Kraliçesi, Solomon'un ününü duyunca, büyük bir kervanla, baharat, bol altın ve değerli taşlar yükleyerek, zor sorularla Solomon'u sınamak için Yeruşalem'e geldi. Solomon'un yanına varınca, yüreğindeki her şeyi onunla konuştu.
2CH 9:2 Solomon onun bütün sorularını yanıtladı. Solomon'un kadına yanıt vermediği gizli bir şey yoktu.
2CH 9:3 Şeba Kraliçesi, Solomon'un bilgeliğini, yaptığı evi,
2CH 9:4 sofrasındaki yiyecekleri, görevlilerinin oturuşunu, hizmetkârlarının hazır bulunuşunu, giysilerini, sakilerini ve giysilerini, Yahve'nin evine çıktığı merdiveni görünce, kendisinde artık ruh kalmamıştı.
2CH 9:5 Kral'a, “Yaptıkların ve bilgeliğin hakkında kendi ülkemde duyduğum haber doğruymuş” dedi.
2CH 9:6 “Ama ben gelip gözlerimle görünceye dek onların sözlerine inanmamıştım; işte, bilgeliğinin büyüklüğünün yarısı bile bana anlatılmamış. Sen benim duymuş olduğum ünün de ötesindesin!
2CH 9:7 Adamların ne mutlu, hizmetkârların ne mutlu, sürekli senin önünde durup bilgeliğini duyuyorlar.
2CH 9:8 Senden hoşnut kalan ve Tanrın Yahve uğruna kral olman için seni tahtına oturtan Tanrın Yahve'ye övgüler olsun. Çünkü senin Tanrın İsrael'i sonsuza dek pekiştirmek için onları sevdi. Bu yüzden adalet ve doğruluk sağlaman için seni üzerlerine kral yaptı.”
2CH 9:9 Krala yüz yirmi talant altın, bol miktarda baharat ve değerli taşlar verdi. Daha önce Şeba Kraliçesi'nin Kral Solomon'a vermiş olduğu kadar baharat olmamıştı.
2CH 9:10 Ofir'den altın getiren Huram'ın ve Solomon'un hizmetkârları da algum ağaçları ve değerli taşlar getirdiler.
2CH 9:11 Kral algum ağacından Yahve'nin evi ve kralın evi için teraslar, ezgiciler için çenk ve telli çalgılar yaptı. Yahuda ülkesinde daha önce böylesi görülmemişti.
2CH 9:12 Kral Solomon, Şeba Kraliçesi'ne, krala getirdiğinden daha fazlasını, onun istediğini, ne dilediyse, hepsini verdi. Bunun üzerine kraliçe dönüp hizmetkârlarıyla birlikte kendi ülkesine gitti.
2CH 9:13 Solomon'a bir yılda gelen altının ağırlığı, tüccarların ve alış veriş eden adamların getirdiklerinden başka, altı yüz altmış altı talant altındı,
2CH 9:14 Arabistan'ın bütün kralları ve ülkenin valileri Solomon'a altın ve gümüş getirdiler.
2CH 9:15 Kral Solomon, dövme altından iki yüz büyük kalkan yaptı. Bir büyük kalkan için altı yüz şekel dövme altın gitti.
2CH 9:16 Dövme altından üç yüz küçük kalkan yaptı. Bir kalkan için üç yüz şekel altın gitti. Kral bunları Lübnan Ormanı Evi'ne koydu.
2CH 9:17 Kral fildişinden büyük bir taht da yaptı ve onu saf altınla kaplattı.
2CH 9:18 Tahtın altı basamağı, tahta tutturulmuş altın ayak taburesi, koltuğun bulunduğu yerin iki yanında kollukları ve kollukların yanında duran iki aslan vardı.
2CH 9:19 Altı basamağın bir yanında ve öbür yanında on iki aslan duruyordu. Başka hiçbir krallıkta buna benzer bir şey yapılmamıştı.
2CH 9:20 Kral Solomon'un içecek kaplarının hepsi altındandı ve Lübnan Ormanı Evi'nin kaplarının hepsi saf altındandı. Solomon'un günlerinde gümüş değerli sayılmazdı.
2CH 9:21 Çünkü kralın, Huram'ın hizmetkârlarıyla Tarşiş'e giden gemileri vardı. Tarşiş gemileri üç yılda bir altın, gümüş, fildişi, maymunlar ve tavus kuşları getirirdi.
2CH 9:22 Böylece Kral Solomon zenginlik ve bilgelikte yeryüzündeki bütün kralları geçti.
2CH 9:23 Yeryüzünün bütün kralları, Tanrı'nın onun yüreğine koymuş olduğu bilgeliği duymak için Solomon'un yüzünü ararlardı.
2CH 9:24 Her biri vergi getirirdi: Her yıl gümüş kaplar, altın kaplar, giysiler, zırhlar, baharatlar, atlar ve katırlar.
2CH 9:25 Solomon'un atlar ve arabalar için dört bin ahırı vardı, on iki bin atlısı vardı, onları araba kentlerine ve kralın yanına Yeruşalem'e yerleştirdi.
2CH 9:26 Irmak'tan Filistliler ülkesine ve Mısır sınırına kadar bütün krallar üzerinde hüküm sürdü.
2CH 9:27 Kral, Yeruşalem'de gümüşü taş kadar sıradan yaptı ve sedirleri ovadaki yabanıl ağaçlar kadar bol yaptı.
2CH 9:28 Mısır'dan ve bütün ülkelerden Solomon'a atlar getirdiler.
2CH 9:29 Solomon'un işlerinin geri kalanı, ilk işleri de son işleri de, Peygamber Natan'ın tarihinde, Şilolu Ahiya'nın peygamberliğinde ve Nevat oğlu Yerovam'la ilgili Gören İddo'nun görümlerinde yazılı değil midir?
2CH 9:30 Solomon, Yeruşalem'de bütün İsrael üzerinde kırk yıl hüküm sürdü.
2CH 9:31 Solomon atalarıyla uyudu ve babası David'in kentinde gömüldü. Yerine oğlu Rehovam kral oldu.
2CH 10:1 Rehovam Şekem'e gitti, çünkü bütün İsrael onu kral yapmak için Şekem'e gelmişti.
2CH 10:2 Nevat oğlu Yarovam bunu duyunca (çünkü o, Kral Solomon'un önünden kaçıp Mısır'a gitmişti), Yarovam Mısır'dan döndü.
2CH 10:3 Gönderip onu çağırdılar; Yarovam ve bütün İsrael gelip Rehovam'a şöyle dediler:
2CH 10:4 “Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı. Şimdi babanın ağır hizmetini ve üzerimize yüklediği ağır boyunduruğu hafiflet de sana hizmet edelim.”
2CH 10:5 Onlara, “Üç gün sonra tekrar yanıma gelin” dedi. Böylece halk ayrıldı.
2CH 10:6 Kral Rehovam, babası Solomon hayattayken onun önünde duran yaşlı adamlara danışıp şöyle dedi: “Bu halka yanıt vermek için siz bana ne öğüt verirsiniz?”
2CH 10:7 Ona şöyle dediler: “Bu halka iyilikle davranırsan, onları hoşnut eder ve onlara güzel sözler söylersen, daima senin hizmetkârın olurlar.”
2CH 10:8 Ama o, kendisine verdikleri yaşlıların öğüdünü bırakıp, kendisiyle birlikte büyümüş olup önünde durmakta olan genç adamlara danıştı.
2CH 10:9 Onlara şöyle dedi: “Bana, ‘Babanın üzerimize koyduğu boyunduruğu hafiflet’ diyen bu halka bir yanıt vermek için siz ne öğüt verirsiniz?”
2CH 10:10 Birlikte büyüyen gençler ona şöyle dediler: “Sana, ‘Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı, ama bizim için hafiflet’ diyen halka şöyle diyeceksin: ‘Benim küçük parmağım babamın belinden daha kalındır.
2CH 10:11 Babam size ağır bir boyunduruk yüklediyse, ben boyunduruğunuzu artıracağım; babam sizi kamçılarla terbiye ettiyse; ama ben sizi akreplerle terbiye edeceğim.'”
2CH 10:12 Böylece “Üçüncü gün yine yanıma gelin” diye kralın söylemiş olduğu gibi Yerovam ve bütün halk, üçüncü gün Rehovam'ın yanına geldiler.
2CH 10:13 Kral onlara sert bir yanıt verdi. Kral Rehovam da ihtiyarların öğüdünü bıraktı.
2CH 10:14 Gençlerin öğüdüne uyarak onlara şöyle dedi: “Babam boyunduruğunuzu ağırlaştırdı, ama ben onu artıracağım. Babam sizi kırbaçlarla terbiye etti, ama ben sizi akreplerle terbiye edeceğim.”
2CH 10:15 Böylece kral halkı dinlemedi; çünkü Yahve Şilolu Ahiya aracılığıyla söylediği sözü yerine gelsin diye, bu Tanrı tarafından düzenlenmişti.
2CH 10:16 Bütün İsraelliler kralın kendilerini dinlemediğini görünce, halk krala, “David'te bizim payımız ne? Yişay'ın oğlunda mirasımız yoktur; ey İsrael, herkes çadırlarınıza! Ey David, şimdi kendi evine bak!” diye karşılık verdi. Böylece bütün İsrael çadırlarına gitti.
2CH 10:17 Ama Yahuda kentlerinde oturan İsrael'in çocuklarına gelince, Rehovam onların üzerinde hüküm sürdü.
2CH 10:18 Sonra Kral Rehovam angarya işlerine bakan Hadoram'ı gönderdi; İsrael'in çocukları onu taşlayarak öldürdüler. Kral Rehovam aceleyle arabasına binip Yeruşalem'e kaçtı.
2CH 10:19 Böylece İsrael David'in evine karşı bugüne kadar isyan ettiler.
2CH 11:1 Rehovam Yeruşalem'e gelince, İsrael'e karşı savaşmak ve krallığı Rehovam'a geri getirmek için Yahuda ve Benyamin evini, yüz seksen bin seçme savaşçıyı topladı.
2CH 11:2 Ama Tanrı adamı Şemaya'ya Yahve'nin sözü geldi:
2CH 11:3 “Yahuda Kralı Solomon oğlu Rehovam'a ve Yahuda ve Benyamin'deki bütün İsrael halkına şöyle dedi,
2CH 11:4 'Yahve diyor ki, “Çıkmayın ve kardeşlerinize karşı savaşmayın! Herkes evine dönsün; çünkü bu şey bendendir.”'” Böylece Yahve'nin sözlerini dinlediler ve Yerovam'a karşı gitmekten döndüler.
2CH 11:5 Rehovam Yeruşalem'de yaşadı ve Yahuda'da savunma için kentler yaptı.
2CH 11:6 Beytlehem, Etam, Tekoa,
2CH 11:7 Beyt Sur, Soko, Adullam,
2CH 11:8 Gat, Mareşa, Zif,
2CH 11:9 Adorayim, Lakiş, Azeka,
2CH 11:10 Sora, Ayalon ve Hevron'u yaptı; bunlar Yahuda ve Benyamin'de surlu kentlerdi.
2CH 11:11 Kaleleri güçlendirdi ve içlerine yiyecek, yağ ve şarap depolarıyla komutanlar yerleştirdi.
2CH 11:12 Her kente kalkanlar ve mızraklar koydu ve onları çok güçlendirdi. Yahuda ve Benyamin ona aitti.
2CH 11:13 Bütün İsrael'deki kâhinler ve Levililer, onların bütün bölgelerinden onunla birlikte durdular.
2CH 11:14 Çünkü Levililer otlaklarını ve mallarını bırakıp Yahuda ve Yeruşalem'e geldiler; çünkü Yerovam ve oğulları onları Yahve'ye kâhinlik görevini yerine getirmesinler diye attılar.
2CH 11:15 Kendisi yüksek yerler için, yaptığı teke ve buzağı putları için kâhinler atadı.
2CH 11:16 Onlardan sonra, İsrael'in bütün oymaklarından, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi aramaya yüreğini koyanlar, atalarının Tanrısı Yahve'ye kurban kesmek için Yeruşalem'e geldiler.
2CH 11:17 Böylece Yahuda Krallığı'nı güçlendirdiler ve Solomon oğlu Rehovam'ı üç yıl güçlü kıldılar; çünkü üç yıl David ve Solomon'un yolunda yürüdüler.
2CH 11:18 Rehovam, David oğlu Yerimot'un kızı olup Yişay oğlu Eliav'ın kızı Avihayil'in kızı olan Mahalat'ı kendisine karı olarak aldı.
2CH 11:19 Kadın ona Yeuş, Şemarya ve Zaham adında oğullar doğurdu.
2CH 11:20 Kadından sonra, Avşalom'un torunu Maaka'yı aldı; Maaka ona Aviya'yı, Attay'ı, Ziza'yı ve Şelomit'i doğurdu.
2CH 11:21 Rehovam, Avşalom'un torunu Maaka'yı bütün karılarından ve cariyelerinden daha çok sevdi; çünkü on sekiz karı ve altmış cariye aldı ve yirmi sekiz oğul ve altmış kız babası oldu.
2CH 11:22 Rehovam, Maaka'nın oğlu Aviya'yı kardeşleri arasında hükümdar, baş olarak atadı; çünkü onu kral yapmayı düşünüyordu.
2CH 11:23 Akıllıca davrandı ve oğullarından bazılarını Yahuda ve Benyamin'in bütün diyarındaki her surlu kente dağıttı. Onlara bol bol yiyecek verdi; ve onlar için birçok karılar aradı.
2CH 12:1 Rehovam'ın krallığı sağlamlaşıp güçlenince, o ve kendisiyle birlikte bütün İsrael Yahve'nin Yasası'nı bıraktı.
2CH 12:2 Kral Rehovam'ın beşinci yılında, Mısır Kralı Şişak, Yahve'ye karşı suç işledikleri için,
2CH 12:3 bin iki yüz savaş arabası ve altmış bin atlıyla Yeruşalem'e karşı geldi. Mısır'dan onunla birlikte gelen halk sayısızdı: Luvlu, Suklu ve Etiyopyalılar.
2CH 12:4 Yahuda'ya ait surlu kentleri alıp Yeruşalem'e geldi.
2CH 12:5 Peygamber Şemaya, Rehovam'ın ve Şişak yüzünden Yeruşalem'de toplanmış olan Yahuda beylerinin yanına geldi ve onlara şöyle dedi: “Yahve şöyle diyor, 'Beni bıraktınız, bu yüzden ben de sizi Şişak'ın eline bıraktım.'”
2CH 12:6 Sonra İsrael beyleri ve kral kendilerini alçalttılar ve, “Yahve adildir” dediler.
2CH 12:7 Yahve onların kendilerini alçalttıklarını görünce, Yahve'nin sözü Şemaya'ya geldi ve şöyle dedi: “Kendilerini alçalttılar. Onları yok etmeyeceğim, ama onlara biraz kurtuluş vereceğim ve öfkem Şişak'ın eliyle Yeruşalem'in üzerine dökülmeyecektir.
2CH 12:8 Yine de onun hizmetkârları olacaklar, böylece benim hizmetimi ve ülkelerin krallıklarının hizmetini bilecekler.”
2CH 12:9 Böylece Mısır Kralı Şişak Yeruşalem'e karşı geldi ve Yahve'nin evinin hazinelerini ve kral evinin hazinelerini alıp götürdü. Hepsini alıp götürdü. Solomon'un yapmış olduğu altın kalkanları da alıp götürdü.
2CH 12:10 Kral Rehovam onların yerine tunç kalkanlar yaptı ve onları kral evinin kapısını tutan muhafızların komutanlarının eline teslim etti.
2CH 12:11 Kral, Yahve'nin evine her girdiğinde muhafızlar gelip onları taşıyordu ve sonra onları muhafız odasına geri getiriyorlardı.
2CH 12:12 Kendini alçalttığında, onu tümüyle yok etmemek için, Yahve'nin gazabı ondan döndü. Yahuda'da da iyi şeyler bulundu.
2CH 12:13 Böylece Kral Rehovam Yeruşalem'de kendini güçlendirdi ve hüküm sürdü; çünkü Rehovam hüküm sürmeye başladığında kırk bir yaşındaydı ve Yahve'nin adını koymak için bütün İsrael oymakları arasından seçtiği kentte, Yeruşalem'de on yedi yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Ammonlu Naama'ydı.
2CH 12:14 Kötü olanı yaptı, çünkü yüreğine Yahve'yi aramayı koymadı.
2CH 12:15 Rehovam'ın yaptığı işler, ilk işleri de son işleri de, Peygamber Şemaya'nın ve Gören İddo'nun tarihlerinde, soy kütüklerinde yazılı değil midir? Rehovam ile Yerovam arasında sürekli savaşlar vardı.
2CH 12:16 Rehovam atalarıyla uyudu ve David'in kentinde gömüldü; ve yerine oğlu Aviya kral oldu.
2CH 13:1 Kral Yerovam’ın on sekizinci yılında Aviya Yahuda üzerinde hüküm sürmeye başladı.
2CH 13:2 Üç yıl Yeruşalem’de hüküm sürdü. Annesinin adı Giva’lı Uriel’in kızı Mikaya’ydı. Aviya ile Yerovam arasında savaş vardı.
2CH 13:3 Aviya, dört yüz bin seçme savaşçıdan oluşan yiğit bir orduyla savaşa girdi. Yerovam da sekiz yüz bin seçme adamla, cesur yiğitlerle ona karşı savaş düzeni aldı.
2CH 13:4 Aviya, Efraim’in dağlık kesiminde bulunan Semarayim Dağı’nda ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Beni dinleyin, ey Yerovam ve bütün İsrael:
2CH 13:5 İsrael’in Tanrısı Yahve'nin, İsrael üzerine krallığı sonsuza dek David’e, kendisine ve oğullarına tuz antlaşmasıyla verdiğini bilmiyor musunuz?
2CH 13:6 Ama David oğlu Solomon’un hizmetkârı Nevat oğlu Yerovam kalkıp efendisine karşı başkaldırdı.
2CH 13:7 Onun yanında değersiz ve kötü adamlar toplandı, Rehovam genç ve yumuşak yürekli olup onlara karşı koyamayınca, Solomon oğlu Rehovam'a karşı güçlendiler.
2CH 13:8 “Şimdi Davidoğulları'nın elinde olan Yahve'nin Krallığı'na karşı koymayı düşünüyorsunuz. Siz büyük bir kalabalıksınız, Yarovam'ın size ilâhlar diye yaptığı altın buzağılar da yanınızdadır.
2CH 13:9 Yahve'nin kâhinlerini, Aronoğulları'nı ve Levililer'i kovmadınız mı ve diğer ülkelerin halklarının yollarına göre kendinize kâhinler yapmadınız mı? Kim genç bir boğa ve yedi koçla kendini adamaya gelirse, ilâh olmayanların kâhini olabiliyor.”
2CH 13:10 “Ama bize gelince, Yahve Tanrımız'dır ve biz O'nu bırakmadık. Bizde Yahve'ye hizmet eden kâhinlerimiz, Aronoğulları ve işlerinin başında Levililer var.
2CH 13:11 Her sabah ve her akşam Yahve'ye yakmalık sunular ve hoş kokulu buhur yakarlar. Temiz sofra üzerine de sergi ekmeğini dizerler ve her akşam yanması için kandillerle birlikte altın şamdana bakarlar; çünkü biz Tanrımız Yahve'nin buyruğunu tutuyoruz, ama siz O'nu bıraktınız.
2CH 13:12 İşte, Tanrı başımızda bizimledir ve O'nun kâhinleri size karşı çalmak üzere ellerinde borularla. İsrael'in çocukları, atalarınızın Tanrısı Yahve'ye karşı savaşmayın; çünkü başarılı olmayacaksınız.”
2CH 13:13 Ama Yerovam arkalarında bir pusu kurdu; böylece onlar Yahuda'nın önündeydiler ve pusu arkalarındaydı.
2CH 13:14 Yahuda geriye baktığında, işte, savaş önlerinde ve arkalarındaydı; ve Yahve'ye feryat ettiler ve kâhinler boruları çaldılar.
2CH 13:15 O zaman Yahudalılar bağırdılar. Yahudalılar bağırınca, Tanrı Yerovam'ı ve bütün İsrael'i Aviya ve Yahuda'nın önünde vurdu.
2CH 13:16 İsrael'in çocukları Yahuda'nın önünden kaçtılar ve Tanrı onları onların eline teslim etti.
2CH 13:17 Aviya ve halkı onları büyük bir kıyımla öldürdü, böylece İsrael'in beş yüz bin seçme adamı ölü olarak yere serildi.
2CH 13:18 Böylece İsrael'in çocukları o vakitte alt edildiler ve Yahuda'nın çocukları galip geldi, çünkü atalarının Tanrısı Yahve'ye güvendiler.
2CH 13:19 Aviya Yerovam'ı kovaladı ve ondan şu kentleri aldı: Köyleriyle birlikte Beytel'i, köyleriyle birlikte Yeşanah'ı ve köyleriyle birlikte Efron'u.
2CH 13:20 Aviya'nın günlerinde Yerovam bir daha güçlenmedi. Yahve onu vurdu ve öldü.
2CH 13:21 Ama Aviya güçlendi ve on dört kadınla evlendi, yirmi iki oğul ve on altı kız babası oldu.
2CH 13:22 Aviya'nın diğer işleri, onun yolları ve sözleri Peygamber İddo'nun yorumunda yazılıdır.
2CH 14:1 Böylece Aviya atalarıyla uyudu ve onu David'in kentinde gömdüler. Ve oğlu Asa onun yerine kral oldu. Onun günlerinde ülke on yıl sakin kaldı.
2CH 14:2 Asa, Tanrısı Yahve'nin gözünde iyi ve doğru olanı yaptı.
2CH 14:3 Çünkü yabancı sunakları ve yüksek yerleri kaldırdı, dikili taşları kırdı, Aşera direklerini kesti.
2CH 14:4 Ve Yahuda'ya atalarının Tanrısı Yahve'yi aramasını ve yasasına ve buyruğuna uymasını buyurdu.
2CH 14:5 Yahuda'nın da bütün kentlerinden yüksek yerleri ve güneş suretlerini kaldırdı; ve krallık onun önünde sakindi.
2CH 14:6 Yahuda'da surlu kentler yaptı; çünkü ülke sakindi ve o yıllarda Yahve ona rahat verdiği için savaşı yoktu.
2CH 14:7 Çünkü Yahuda'ya, “Bu kentleri yapalım ve çevrelerine kuleler, kapılar ve sürgüler koyalım” dedi. “Ülke hâlâ önümüzdedir, çünkü biz Tanrımız Yahve'yi aradık. O'nu aradık ve bize her yandan rahatlık verdi.” Böylece bina ettiler ve başarılı oldular.
2CH 14:8 Asa'nın Yahuda'dan büyük kalkan ve mızrak taşıyan üç yüz bin kişilik bir ordusu ve Benyamin'den küçük kalkan taşıyan ve yay çeken iki yüz seksen bin kişilik bir ordusu vardı. Bunların hepsi cesur yiğitlerdi.
2CH 14:9 Etiyopyalı Zerah bir milyon kişilik bir ordu ve üç yüz savaş arabasıyla onlara karşı çıktı ve Mareşah'a geldi.
2CH 14:10 O zaman Asa onu karşılamak için çıktı ve Mareşah'taki Sefatah Vadisi'nde savaş düzenine girdiler.
2CH 14:11 Asa Tanrısı Yahve'ye feryat edip şöyle dedi: “Yahve, güçlüyle güçsüz arasında senden başka yardım edecek kimse yoktur. Bize yardım et, ey Tanrımız Yahve, çünkü biz sana güveniyoruz ve senin adınla bu kalabalığa karşı geldik. Ey Yahve, sen bizim Tanrımız'sın. İnsan sana üstün çıkmasın.”
2CH 14:12 Böylece Yahve, Etiyopyalılar'ı Asa'nın ve Yahuda'nın önünde vurdu; ve Etiyopyalılar kaçtı.
2CH 14:13 Asa ve onunla birlikte olan halk onları Gerar'a kadar kovaladı. Etiyopyalılar'ın çoğu düştü, kendilerini kurtaramadılar; çünkü Yahve'nin ve ordusunun önünde yok oldular. Yahuda ordusu çok ganimet götürdü.
2CH 14:14 Gerar çevresindeki bütün kentleri vurdular, çünkü Yahve'nin korkusu üzerlerine geldi. Bütün kentleri yağmaladılar, çünkü içlerinde çok ganimet vardı.
2CH 14:15 Sığırların çadırlarını da vurdular, çok sayıda koyun ve deveyi sürüp Yeruşalem'e döndüler.
2CH 15:1 Tanrı'nın Ruhu Oded oğlu Azarya'nın üzerine geldi.
2CH 15:2 Asa'yı karşılamaya çıktı ve ona, “Dinleyin beni, ey Asa ve bütün Yahuda ve Benyamin! Siz Yahve ile birlikte oldukça O sizinledir; eğer onu ararsanız, O sizin tarafınızdan bulunacaktır; ama eğer O'nu bırakırsanız, sizi bırakacaktır.
2CH 15:3 İsrael uzun zamandır gerçek Tanrı'dan, öğreten kâhinden ve yasadan yoksundu.
2CH 15:4 Ama sıkıntı içinde İsrael'in Tanrısı Yahve'ye dönünce, O'nu arayınca; O onlar tarafından bulundu.
2CH 15:5 O zamanlar ne dışarı çıkana, ne de içeri girene esenlik vardı; ama ülkelerin bütün sakinleri büyük sıkıntı içindeydi.
2CH 15:6 Ulus ulusa karşı, kent kente karşı parçalanmıştı; çünkü Tanrı onları her türlü sıkıntıyla sıkıştırıyordu.
2CH 15:7 Ama siz güçlü olun! Elleriniz gevşek olmasın, çünkü emeğiniz ödüllendirilecektir.”
2CH 15:8 Asa bu sözleri ve Peygamber Oded'in peygamberliğini işitince cesaretlendi ve Yahuda ve Benyamin diyarında, Efraim dağlık bölgesinde almış olduğu kentlerden iğrençlikleri kaldırdı; ve Yahve'nin eyvanı önünde olan Yahve'in sunağını yeniledi.
2CH 15:9 Bütün Yahuda ve Benyamin'i ve Efraim'den, Manaşşe'den ve Şimon'dan onlarla birlikte yaşayanları topladı; çünkü Tanrısı Yahve'nin onunla birlikte olduğunu görünce İsrael'den taşkın bir şekilde ona geldiler.
2CH 15:10 Böylece Asa'nın hükmünün on beşinci yılında, üçüncü ayda Yeruşalem'de toplandılar.
2CH 15:11 O gün, getirdikleri ganimetten, yedi yüz sığır ve yedi bin koyun kurban ettiler.
2CH 15:12 Bütün yürekleriyle ve bütün canlarıyla atalarının Tanrısı Yahve'yi aramak için antlaşmaya girdiler;
2CH 15:13 ve ister küçük ister büyük olsun, ister erkek ister kadın olsun, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi aramayan herkes öldürülecekti.
2CH 15:14 Yüksek sesle, bağırarak, borularla ve zurnalarla Yahve'ye ant içtiler.
2CH 15:15 Bu ant üzerine bütün Yahuda sevindi, çünkü bütün yürekleriyle ant içmişlerdi ve bütün arzularıyla O'nu aradılar; O da onlar tarafından bulundu. O zaman Yahve onlara her yandan rahatlık verdi.
2CH 15:16 Kral Asa'nın annesi Maaka'yı da kraliçelikten aldı, çünkü Aşera için iğrenç bir suret yapmıştı; bunun üzerine Asa onun suretini kesti, toz edip Kidron Vadisi'nde yaktı.
2CH 15:17 Ama yüksek yerler İsrael'den kaldırılmadı; yine de Asa'nın yüreği bütün günlerinde tamdı.
2CH 15:18 Babasının adadığı ve kendisinin adadığı şeyleri, gümüşü, altını ve kapları Tanrı'nın evine getirdi.
2CH 15:19 Asa'nın krallığının otuz beşinci yılına kadar savaş olmadı.
2CH 16:1 Asa'nın hükmünün otuz altıncı yılında, İsrael Kralı Baaşa Yahuda'ya karşı çıktı ve Yahuda Kralı Asa'nın yanına kimsenin girip çıkmasına izin vermemek için Rama'yı bina etti.
2CH 16:2 Asa, Yahve'nin evinin ve kral evinin hazinelerinden gümüş ve altın çıkarıp Damaskus'da yaşayan Suriye Kralı Ben Hadat'a haber gönderip şöyle dedi:
2CH 16:3 “Babamla baban arasında olduğu gibi, benimle senin aranda da bir antlaşma olsun. İşte, sana gümüş ve altın gönderdim. Git, İsrael Kralı Baaşa ile yaptığın antlaşmayı boz da benden ayrılsın.”
2CH 16:4 Ben Hadat, Kral Asa'yı dinledi ve ordularının komutanlarını İsrael kentlerine gönderdi. Onlar da İyon'u, Dan'ı, Abel Maim'i ve Naftali'nin bütün ambar kentlerini vurdular.
2CH 16:5 Baaşa bunu duyunca Rama'nın yapımını durdurdu ve işinden vazgeçti.
2CH 16:6 O zaman Kral Asa bütün Yahuda'yı aldı ve Baaşa'nın yapmış olduğu Rama'nın taşlarını ve kerestelerini götürdüler; bunlarla da Geva ile Mispa'yı bina ettiler.
2CH 16:7 O sırada kahin Hanani Yahuda Kralı Asa'nın yanına gelip şöyle dedi: “Mademki sen Suriye Kralı'na güvendin ve Tanrın Yahve'ye güvenmedin, bu yüzden Suriye Kralı'nın ordusu elinden kaçıp kurtuldu.
2CH 16:8 Etiyopyalılar ve Luvlular savaş arabaları ve çok sayıda atlısıyla büyük bir ordu değil miydi? Yine de sen Yahve'ye güvendiğin için onları senin eline teslim etti.
2CH 16:9 Çünkü Yahve'nin gözleri kendisine karşı yüreği tam olanlar uğrunda güçlü olduğunu göstermek için bütün yeryüzünde dolanır. Bunda akılsızlık ettin; çünkü bundan böyle seninle savaşlar olacak.”
2CH 16:10 Asa Gören'e öfkelendi ve onu zindana attı. Çünkü bu şeyden ötürü ona karşı hiddetlenmişti. Asa aynı zamanda halkın bir kısmına baskı yapıyordu.
2CH 16:11 İşte, Asa'nın işleri, ilk işleri de son işleri de, işte, onlar Yahuda ve İsrael krallarının kitabında yazılıdır.
2CH 16:12 Krallığının otuz dokuzuncu yılında Asa ayaklarından hastalandı. Hastalığı çok ağırdı; oysa hastalığında Yahve'yi değil, yalnızca hekimleri aradı.
2CH 16:13 Asa krallığının kırk birinci yılında ölüp atalarıyla uyudu.
2CH 16:14 Onu David'in kentinde kendisi için kazmış olduğu mezarına gömdüler ve onu güzel kokularla ve attar işiyle hazırlanmış çeşitli baharatlarla dolu yatağa yatırdılar; ve onun için çok büyük bir ateş yaktılar.
2CH 17:1 Oğlu Yehoşafat onun yerine kral oldu ve İsrael'e karşı kendini güçlendirdi.
2CH 17:2 Yahuda'nın bütün surlu kentlerine askerler koydu ve babası Asa'nın almış olduğu Yahuda diyarına ve Efraim kentlerine birlikler yerleştirdi.
2CH 17:3 Yahve Yehoşafat'la birlikteydi, çünkü atası David'in ilk yollarında yürüdü ve Baallar'ı aramadı,
2CH 17:4 ama babasının Tanrısı'nı aradı ve İsrael'in yollarına göre değil, Tanrı'nın buyruklarında yürüdü.
2CH 17:5 Bu nedenle Yahve onun elinde krallığı pekiştirdi. Bütün Yahuda Yehoşafat'a hediyeler getirdi ve bol serveti ve saygınlığı vardı.
2CH 17:6 Yüreği Yahve'nin yollarında cesaret buldu. Yahuda'dan da yüksek yerleri ve Aşera direklerini kaldırdı.
2CH 17:7 Krallığının üçüncü yılında da, beylerini, Ben Hail, Ovadya, Zekariya, Netanel ve Mikaya'yı Yahuda kentlerine öğretsinler diye gönderdi.
2CH 17:8 Onlarla birlikte Levililer'i, Şemaya'yı, Netanya'yı, Zevadya'yı, Asahel'i, Şemiramot'ı, Yehonatan'ı, Adoniya'yı, Toviya'yı ve Tovadoniya'yı, Levililer'i ve onlarla birlikte kâhinleri, Elişama'yı ve Yehoram'ı da gönderdi.
2CH 17:9 Yahuda'da öğrettiler, yanlarında Yahve'nin Yasa Kitabı vardı. Yahuda'nın bütün kentlerini dolaşıp halk arasında öğrettiler.
2CH 17:10 Yahuda çevresindeki bütün krallıkların üzerinde Yahve korkusu çöktü, öyle ki, Yehoşafat'a karşı savaşmadılar.
2CH 17:11 Filistliler'den bazıları Yehoşafat'a armağanlar ve haraç olarak gümüş getirdiler. Araplar da ona sürüler, yedi bin yedi yüz koç ve yedi bin yedi yüz teke getirdiler.
2CH 17:12 Yehoşafat fazlasıyla çok büyüdü; Yahuda'da kaleler ve ambar kentleri yaptı.
2CH 17:13 Yahuda kentlerinde çok işleri, Yeruşalem'de de savaşçıları, cesur yiğitleri vardı.
2CH 17:14 Ataları evlerine göre sayıları şöyleydi: Yahuda'dan binlerin başları: Başkomutan Adna ve onunla birlikte üç yüz bin cesur yiğit;
2CH 17:15 onun yanında başkomutan Yehohanan ve onunla birlikte iki yüz seksen bin;
2CH 17:16 onun yanında kendini gönüllü Yahve'ye adamış olan Zikri oğlu Amasya ve onunla birlikte iki yüz bin cesur yiğit.
2CH 17:17 Benyamin'den: Cesur bir yiğit olan Elyada ve onunla birlikte yay ve kalkanla silahlanmış iki yüz bin kişi;
2CH 17:18 onun yanında Yehozavad ve onunla birlikte savaşa hazır yüz seksen bin kişi.
2CH 17:19 Bunlar, kralın Yahuda'nın her yerindeki surlu kentlere yerleştirdiği askerlere ek olarak, krala hizmet edenlerdi.
2CH 18:1 Yehoşafat'ın bol zenginliği ve saygınlığı vardı; Ahav'la ittifak yaptı.
2CH 18:2 Birkaç yıl sonra Samariya'ya, Ahav'ın yanına indi. Ahav, onun ve yanındaki halk için bol miktarda koyun ve sığır kesti ve ona kendisiyle birlikte Ramot Gilad'a çıkma teklifinde bulundu.
2CH 18:3 İsrael Kralı Ahav, Yahuda Kralı Yehoşafat'a, “Benimle Ramot Gilad'a gider misin?” diye sordu. O, “Beni kendin gibi say, halkımı da halkın gibi say. Savaşta seninle olacağız.” diye karşılık verdi.
2CH 18:4 Yehoşafat, İsrael Kralı'na, “Lütfen önce Yahve'nin sözünü sor” dedi.
2CH 18:5 İsrael Kralı peygamberleri, dört yüz kişiyi topladı ve onlara, “Ramot Gilad'a savaşa gidelim mi, yoksa vaz mı geçeyim?” dedi. Onlar, “Çık, çünkü Tanrı onu kralın eline teslim edecek” dediler.
2CH 18:6 Ama Yehoşafat, “Burada bunlardan başka Yahve'nin bir peygamberi yok mu ki, ondan soralım?” dedi.
2CH 18:7 İsrael Kralı Yehoşafat’a, “Kendisi aracılıyla Yahve'ye sorabileceğimiz bir kişi daha var; ama ondan nefret ederim. Çünkü benim hakkımda asla iyi peygamberlik etmez, hep kötü peygamberlik eder. O, İmla oğlu Mikaya’dır.” dedi. Yehoşafat, “Kral böyle söylemesin!” dedi.
2CH 18:8 O zaman İsrael Kralı bir görevli çağırıp, “Hemen İmla oğlu Mikaya’yı getir” dedi.
2CH 18:9 İsrael Kralı ve Yahuda Kralı Yehoşafat, her biri kral giysilerini giymiş olarak kendi tahtı üzerinde oturdular ve Samariya Kapısı'nın girişindeki açık bir yerde oturuyorlardı. Bütün peygamberler onların önünde peygamberlik ediyorlardı.
2CH 18:10 Kenaana oğlu Sidkiya kendine demir boynuzlar yapıp şöyle dedi: “Yahve şöyle diyor, ‘Suriyeliler’i tükeninceye dek bunlarla iteceksiniz.’”
2CH 18:11 Bütün peygamberler böyle peygamberlik edip şöyle dediler: “Ramot Gilad’a çık, başarılı ol; çünkü Yahve onu kralın eline teslim edecektir.”
2CH 18:12 Mikaya’yı çağırmaya giden ulak ona şöyle dedi: “İşte, peygamberlerin sözleri bir ağızdan krala iyilik bildiriyor. Öyleyse senin sözün de onlarınki gibi olsun ve iyilik konuş.”
2CH 18:13 Mikaya, “Yahve'nin varlığı hakkı için, Tanrım’ın söylediğini söyleyeceğim” dedi.
2CH 18:14 Kralın yanına gelince, kral ona şöyle dedi: “Mikaya, Ramot Gilad’a savaşa gidelim mi, yoksa vaz mı geçeyim?” O, “Çıkın, başarılı olun. Onlar senin eline teslim edilecekler.” dedi.
2CH 18:15 Kral ona, “Yahve'nin adıyla gerçeğin dışında başka bir şey söylemeyeceğine sana kaç kez ant içireyim?” dedi.
2CH 18:16 Ve şöyle dedi, “Bütün İsrael'i dağlar üzerinde çobansız koyunlar gibi dağılmış gördüm. Yahve, ‘Bunların efendisi yok. Her biri esenlikle evine dönsün.’ dedi.”
2CH 18:17 İsrael Kralı Yehoşafat'a, “Sana, benim hakkımda iyi peygamberlik etmeyeceğini, ama kötü peygamberlik edeceğini söylemedim mi?” dedi.
2CH 18:18 Mikaya, “Öyleyse Yahve'nin sözünü dinle: Yahve'nin tahtında oturduğunu, bütün gök ordusunun da sağında ve solunda durduğunu gördüm.
2CH 18:19 Yahve, 'Ramot Gilad'a çıkıp düşsün diye İsrael Kralı Ahav'ı kim kandıracak?' dedi. Biri böyle, öteki şöyle diyordu.
2CH 18:20 Bir ruh çıktı, Yahve'nin önünde durdu ve, 'Onu kandıracağım' dedi. Yahve ona, 'Nasıl?' dedi.
2CH 18:21 O, 'Gideceğim ve bütün peygamberlerinin ağzında yalancı bir ruh olacağım' dedi. Ve dedi, 'Onu kandıracaksın ve galip de geleceksin. Git ve öyle yap.' dedi.
2CH 18:22 “Şimdi işte, Yahve bu senin peygamberlerinin ağzına yalancı bir ruh koydu ve Yahve senin hakkında kötü konuştu.”
2CH 18:23 O zaman Kenaana oğlu Sidkiya yaklaşıp Mikaya'nın yanağına vurdu ve, 'Yahve'nin Ruhu benden sana hangi yoldan geçti?' dedi.
2CH 18:24 Mikaya, “İşte, saklanmak için iç odaya girdiğin o gün göreceksin” dedi.
2CH 18:25 İsrael Kralı, “Mikaya’yı alıp kentin valisi Amon’a ve kralın oğlu Yoaş’a götürün.
2CH 18:26 Ve deyin, ‘Kral şöyle diyor, “Bu adamı zindana atın ve ben esenlikle dönünceye dek ona sıkıntı ekmeği ve sıkıntı suyu verin.”'”
2CH 18:27 Mikaya, “Eğer esenlikle dönersen, Yahve benim aracılığımla konuşmamıştır.” dedi. “Ey halk, hepiniz dinleyin!” dedi.
2CH 18:28 Bunun üzerine İsrael Kralı'yla Yahuda Kralı Yehoşafat Ramot Gilad’a çıktılar.
2CH 18:29 İsrael Kralı Yehoşafat’a, “Ben kılık değiştirerek savaşa gireceğim; ama sen kendi giysilerini giy” dedi. Böylece İsrael Kralı kılık değiştirdi; savaşa girdiler.
2CH 18:30 Suriye Kralı savaş arabalarının komutanlarına, “İsrael Kralı dışında, küçük büyük kimseyle savaşmayın” diye buyurdu.
2CH 18:31 Savaş arabalarının komutanları Yehoşafat'ı görünce, “Bu İsrael kralıdır!” dediler. Bunun üzerine ona karşı savaşmak için döndüler. Ama Yehoşafat bağırdı ve Yahve ona yardım etti; ve Tanrı onları ondan uzaklaştırdı.
2CH 18:32 Savaş arabalarının komutanları onun İsrael Kralı olmadığını görünce, onu kovalamaktan geri döndüler.
2CH 18:33 Bir adam yayını rastgele çekti ve İsrael Kralı'nı zırhının bitiştiği yerden vurdu. Bunun üzerine savaş arabasının sürücüsüne, “Dön ve beni savaştan çıkar, çünkü ağır yaralandım” dedi.
2CH 18:34 O gün savaş arttı. Ancak İsrael Kralı akşama kadar Suriyeliler'e karşı savaş arabasınla direndi; ve gün batımına doğru öldü.
2CH 19:1 Yahuda Kralı Yehoşafat, Yeruşalem'e, evine esenlik içinde döndü.
2CH 19:2 Hanani oğlu Gören Yehu onu karşılamak için çıktı ve Kral Yehoşafat'a, “Kötülere yardım etmen gerekiyor, Yahve'den nefret edenleri mi sevmen gerekiyor? Bu yüzden Yahve'nin önünden gazap üzerinedir.
2CH 19:3 Buna rağmen sende iyi şeyler bulundu, çünkü Aşeralar'ı ülkeden kaldırıp attın ve yüreğine Tanrı'yı aramayı koydun.”
2CH 19:4 Yehoşafat Yeruşalem'de yaşadı; ve yeniden Beer Şeva'dan Efraim dağlık bölgesine kadar halkın arasına çıktı ve onları atalarının Tanrısı Yahve'ye geri getirdi.
2CH 19:5 Ülkede, Yahuda'nın bütün surlu kentlerine, kent kent hâkimler koydu,
2CH 19:6 hâkimlere, “Yaptıklarınızı düşünün, çünkü insan için değil, Yahve adına hükmediyorsunuz. O da hükümde sizinle birliktedir.” dedi.
2CH 19:7 “Şimdi, üzerinizde Yahve korkusu olsun. Dikkat edin ve yapın; çünkü Tanrımız Yahve'de haksızlık ya da hatır gözetme ya da rüşvet almak yoktur.”
2CH 19:8 Yehoşafat Yahve için hükümde bulunmak ve anlaşmazlıklar için Yeruşalem'e de bazı Levililer'i, kâhinleri ve İsrael'in atalar evlerinin başlarını atadı. Onlar Yeruşalem'e döndüler.
2CH 19:9 Onlara, “Bunu Yahve korkusuyla, sadakatle ve tam bir yürekle yapacaksınız” diye buyurdu.
2CH 19:10 “Kentlerinde oturan kardeşlerinizden, kanla kan arasında, yasayla buyruk arasında, yasalar ve kurallar arasında bir anlaşmazlık çıktığında, onları uyarmalısınız ki, Yahve'ye karşı suçlu olmasınlar ve böylece sizin ve kardeşlerinizin üzerine gazap gelmesin. Bunu yapın, suçlu olmazsınız.
2CH 19:11 İşte, Yahve'nin bütün işlerinde Başkâhin Amarya sizin başınızdadır; ve kralın bütün işleri için Yehuda evinin önderi olan İşmael oğlu Zevadya sizin başınızdadır. Levililer de önünüzde memur olacaklar. Cesaretle davranın ve Yahve iyilerle olsun.”
2CH 20:1 Bundan sonra Moav'ın çocukları, Ammon'un çocukları ve onlarla birlikte Ammonlular'dan bazıları Yehoşafat'a karşı savaşmak için geldiler.
2CH 20:2 O zaman bazıları gelip Yehoşafat'a, “Suriye'den denizin ötesinden sana karşı büyük bir kalabalık geliyor. İşte, Hatsatson Tamar'dalar.” (o En Gedi'dir) dediler.
2CH 20:3 Yehoşafat korktu ve Yahve'yi aramaya koyuldu. Bütün Yahuda'da oruç ilan etti.
2CH 20:4 Yahuda, Yahve'den yardım istemek için toplandı. Yahuda'nın bütün kentlerinden Yahve'yi aramak için geldiler.
2CH 20:5 Yehoşafat, Yahuda ve Yeruşalem topluluğunun içinde, Yahve'nin evinde, yeni avlunun önünde durdu;
2CH 20:6 ve dedi, “Atalarımızın Tanrısı Yahve, sen gökteki Tanrı değil misin? Ulusların bütün krallıkları üzerinde hakim olan sen değil misin? Güç ve kudret senin elindedir, öyle ki, kimse sana karşı duramaz.
2CH 20:7 Ey Tanrımız, halkın İsrael'in önünden bu ülkede oturanları kovan ve onu sonsuza dek dostun Avraham'ın soyuna veren sen değil misin?
2CH 20:8 Orada yaşadılar ve adına orada kutsal yer yaptılar ve şöyle dediler,
2CH 20:9 'Eğer başımıza kötülük gelirse, kılıç, yargı, veba ya da kıtlık gelirse, bu evin önünde ve senin önünde duracağız (çünkü senin adın bu evdedir), sıkıntımızda sana feryat edeceğiz, sen de işiteceksin ve kurtaracaksın.'
2CH 20:10 Şimdi, işte, Mısır diyarından çıktıklarında İsrael'in onları ele geçirmesine izin vermediğin, ama yanlarından sapıp yok etmedikleri Ammon'un çocukları, Moav ve Seir dağındakiler,
2CH 20:11 miras olarak bize verdiğin senin mülkünden bizi kovmaya gelerek, işte, bize nasıl karşılık veriyorlar.
2CH 20:12 Ey Tanrımız, onları yargılamayacak mısın? Çünkü bize karşı gelen bu büyük topluluğa karşı gücümüz yok. Ne yapacağımızı bilmiyoruz, ama gözlerimiz senin üzerindedir.”
2CH 20:13 Bütün Yahuda, yavruları, karıları ve çocuklarıyla birlikte Yahve'nin önünde duruyordu.
2CH 20:14 O zaman topluluğun ortasında, Yahve'nin Ruhu, Asafoğulları'ndan Mattanya oğlu Yeiel oğlu Benaya oğlu Zekariya oğlu Levili Yahaziel'in üzerine geldi.
2CH 20:15 Ve şöyle dedi, “Dinleyin, bütün Yahuda ve Yeruşalem sakinleri ve sen, Kral Yehoşafat. Yahve size şöyle diyor, 'Korkmayın ve bu büyük kalabalıktan dolayı yılmayın; çünkü savaş sizin değil, ama Tanrı'nındır.
2CH 20:16 Yarın onlara karşı inin. İşte, Sits Yokuşu'ndan çıkıyorlar. Onları vadinin sonunda, Yeruel Çölü'nün önünde bulacaksınız.
2CH 20:17 Bu savaşı savaşmanız gerekmeyecek. Ey Yahuda ve Yeruşalem, yerinizde durup kımıldamayın, sizinle birlikte olan Yahve'nin kurtarışını görün. Korkmayın, yılmayın. Yarın onlara karşı çıkın, çünkü Yahve sizinle birliktedir.'”
2CH 20:18 Yehoşafat başını yere eğdi; bütün Yahuda ve Yeruşalem'de oturanlar Yahve'nin önünde yere kapanıp Yahve'ye tapındılar.
2CH 20:19 Kohat'ın çocukları ve Korah'ın çocukları Levililer, İsrael'in Tanrısı Yahve'yi çok yüksek sesle övmek için ayağa kalktılar.
2CH 20:20 Sabah erken kalkıp Tekoa Çölü'ne çıktılar. Çıktıkları zaman Yehoşafat durup şöyle dedi: “Ey Yahuda ve Yeruşalem'de oturanlar, beni dinleyin! Tanrınız Yahve'ye güvenin pekiştirileceksiniz! O'nun peygamberlerine güvenin, böylece başarılı olacaksınız.”
2CH 20:21 Halkla danıştıktan sonra, ordunun önünden çıkmak üzere Yahve'ye ezgi söyleyip kutsal düzende övgü sunacak olanları atadı ve şöyle diyeceklerdi, “Yahve'ye şükredin, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.”
2CH 20:22 Onlar ezgi söylemeye ve övgü sunmaya başlayınca, Yahve, Yahuda'ya karşı gelen Ammon'un çocuklarına, Moav ve Seir Dağı'nda olanlara pusu kurdu; ve vuruldular.
2CH 20:23 Çünkü Ammon'un çocukları ve Moav, Seir Dağı'nda oturanlara karşı durup onları tamamen öldürmek ve yok etmek için kalktılar. Seir halkını bitirdikten sonra, herkes birbirini yok etmek için yardımlaştı.
2CH 20:24 Yahuda çöle bakan yere gelince, kalabalığı gördü; ve işte, yere düşmüş cesetlerdi ve kaçıp kurtulan yoktu.
2CH 20:25 Yehoşafat ve halkı ganimetlerini almaya geldikleri zaman, onlar arasında bol miktarda zenginlik, değerli mücevherlerle birlikte cesetler buldular; onları kendileri için taşıyamayacakları kadar soydular. Üç gün boyunca ganimet aldılar, çok fazlaydı.
2CH 20:26 Dördüncü gün Beraka Vadisi'nde toplandılar, çünkü orada Yahve'yi övdüler. Bu nedenle o yerin adı bugüne dek “Beraka Vadisi” olarak anıldı.
2CH 20:27 O zaman Yahuda ve Yeruşalem'in her adamı, Yehoşafat önlerinde olmak üzere, sevinçle Yeruşalem'e döndüler; çünkü Yahve onlara düşmanları üzerinde sevinç vermişti.
2CH 20:28 Yaylı çalgılar, çenkler ve borularla Yeruşalem'e, Yahve'nin evine geldiler.
2CH 20:29 Yahve'nin İsrael'in düşmanlarına karşı savaştığını duyduklarında, ülkelerin bütün krallıkları üzerine Tanrı korkusu geldi.
2CH 20:30 Böylece Yehoşafat'ın ülkesi sakindi, çünkü Tanrısı ona her yandan rahat verdi.
2CH 20:31 Böylece Yehoşafat Yahuda üzerinde hüküm sürdü. Hüküm sürmeye başladığında otuz beş yaşındaydı. Yeruşalem'de yirmi beş yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Şilhi'nin kızı Azuva'ydı.
2CH 20:32 Babası Asa'nın yolunda yürüdü, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaparak ondan sapmadı.
2CH 20:33 Ancak yüksek yerler kaldırılmamıştı ve halk henüz atalarının Tanrısı'nı yüreklerine koymamıştı.
2CH 20:34 Şimdi Yehoşafat'ın işlerinin geri kalanı, ilk işleri de son işleri de, işte, İsrael kralları kitabında yer alan Hanani oğlu Yehu'nun tarihinde yazılıdır.
2CH 20:35 Bundan sonra Yahuda Kralı Yehoşafat, çok kötülük eden İsrael Kralı Ahazya ile anlaştı.
2CH 20:36 Tarşiş'e gitmek için gemiler yapmak üzere onunla anlaştı. Gemileri Etsyon Gever'de yaptılar.
2CH 20:37 Mareşahlı Dodavahu oğlu Eliezer, Yehoşafat'a karşı peygamberlik ederek, “Ahazya'yla anlaştığın için, Yahve senin işlerini mahvetti” dedi. Gemiler parçalandı, Tarşiş'e gidemediler.
2CH 21:1 Yehoşafat atalarıyla uyudu ve atalarıyla birlikte David Kenti'nde gömüldü; ve oğlu Yehoram onun yerine kral oldu.
2CH 21:2 Kardeşleri olan Yehoşafat'ın oğulları vardı: Azarya, Yehiel, Zekariya, Azarya, Mikael ve Şefatya. Bunların hepsi İsrael Kralı Yehoşafat'ın oğullarıydı.
2CH 21:3 Babaları onlara Yahuda'da surlu kentlerle birlikte gümüşten, altından ve değerli şeylerden büyük armağanlar verdi; ama krallığı Yehoram'a verdi, çünkü o ilk doğandı.
2CH 21:4 Yehoram babasının krallığı üzerine yükselip kendini güçlendirince, bütün kardeşlerini ve İsrael'in bazı beylerini de kılıçla öldürdü.
2CH 21:5 Yehoram hüküm sürmeye başladığında otuz iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de sekiz yıl hüküm sürdü.
2CH 21:6 Ahav'ın kızıyla evli olduğu için, Ahav'ın evinin yaptığı gibi İsrael krallarının yolunda yürüdü. Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2CH 21:7 Ancak Yahve, David'le yaptığı antlaşmadan ötürü ve David'e ve çocuklarına her zaman bir kandil vereceğine söz verdiği için, David'in evini yıkmak istemedi.
2CH 21:8 Onun günlerinde Edom, Yahuda'nın eli altından başkaldırdı ve kendi üzerlerine bir kral atadılar.
2CH 21:9 O zaman Yehoram komutanlarıyla ve bütün savaş arabalarıyla oraya gitti. Gece kalkıp kendisini kuşatan Edomlular'ı ve savaş arabalarının komutanlarını vurdu.
2CH 21:10 Böylece Edom, Yahuda'nın eli altından bugüne dek başkaldırmış durumdadır. Sonra Livna da aynı zamanda onun eli altından başkaldırdı, çünkü atalarının Tanrısı Yahve'yi bırakmıştı.
2CH 21:11 Yahuda dağlarında yüksek yerler yaptı, Yeruşalem'de oturanlara fahişelik ettirdi, Yahuda'yı da saptırdı.
2CH 21:12 Peygamber Eliya'dan ona bir mektup geldi: “Atan David'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'Mademki baban Yehoşafat'ın ve Yahuda Kralı Asa'nın yollarında yürümedin,
2CH 21:13 ama İsrael krallarının yolunda yürüdün, Yahuda'yı ve Yeruşalem'de oturanları Ahav'ın ailesi gibi fahişelik ettirdin, babanın evinden senden daha iyi olan kardeşlerini de öldürdün,
2CH 21:14 işte, Yahve senin halkını, çocuklarını, karılarını ve bütün mallını büyük bir felaketle vuracak.
2CH 21:15 Ve hastalık yüzünden günden güne bağırsakların çıkıncıya dek bağırsak hastalığı ile ağır hastalanacaksın.'”
2CH 21:16 Yahve, Etiyopyalılar'ın yanında bulunan Filistliler'in ve Araplar'ın ruhunu Yehoram'a karşı kışkırttı;
2CH 21:17 ve Yahuda'ya karşı çıktılar, yarıp içeri girdiler ve kralın evinde bulunan bütün malları, oğulları ve karıları da dahil olmak üzere götürdüler, öyle ki, oğullarından en küçüğü olan Yehoahaz'dan başka oğlu kalmadı.
2CH 21:18 Bütün bunlardan sonra, Yahve onu bağırsaklarından iyileşmez bir hastalıkla vurdu.
2CH 21:19 Bir süre sonra, iki yılın sonunda, hastalığından dolayı bağırsakları çıktı ve ağır hastalıklarla öldü. Halkı, ataları için yakılan gibi, onun için yakma yapmadı.
2CH 21:20 Hüküm sürmeye başladığında otuz iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de sekiz yıl hüküm sürdü. Onun ayrılışından kimse pişmanlık duymadı. Onu David'in kentine gömdüler, ama kralların mezarlarına değil.
2CH 22:1 Yeruşalem sakinleri, Araplarla ordugâha gelmiş olan çete bütün büyüklerini öldürmüş oldukları için, en küçük oğlu Ahazya'yı onun yerine kral yaptılar. Böylece Yahuda Kralı Yehoram oğlu Ahazya kral oldu.
2CH 22:2 Ahazya hüküm sürmeye başladığında kırk iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de bir yıl krallık yaptı. Annesinin adı Omri'nin kızı Atalya'ydı.
2CH 22:3 Ahav'ın evinin yollarında yürüdü, çünkü kötülük yaparken annesi onun öğütçüsüydü.
2CH 22:4 Ahav'ın evi gibi, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı, çünkü onun yıkımı için babasının ölümünden sonra öğütçüleri onlardı.
2CH 22:5 Ahazya da onların öğüdüne uyup İsrael Kralı Ahav'ın oğlu Yehoram'la birlikte Ramot Gilad'da Suriye Kralı Hazael'e karşı savaşmaya gitti; Suriyeliler Yoram'ı yaraladılar.
2CH 22:6 Rama'da, Suriye Kralı Hazael'e karşı savaşırken aldığı yaralardan iyi edilmek için Yizreel'e döndü. Yahuda Kralı Yehoram oğlu Azarya, Yizreel'de olan Ahav oğlu Yehoram'ı görmek için indi, çünkü hastaydı.
2CH 22:7 Ahazya'nın Yarom'ın yanına giderek yıkıma uğraması Tanrı'dandı; çünkü oraya vardığında, Yahve'nin Ahav'ın evini yok etmek için meshetmiş olduğu Nimşi oğlu Yehu'ya karşı, Yehoram'la birlikte çıktı.
2CH 22:8 Yehu, Ahav'ın evini yargılarken, Yahuda beyleri ile Ahazya'nın kardeşlerinin oğullarını Ahazya'ya hizmet ederken buldu ve onları öldürdü.
2CH 22:9 Ahazya'yı aradı ve onu yakaladılar (o sırada Samariya'da saklanıyordu), onu Yehu'ya getirip öldürdüler; ve onu gömdüler, çünkü, “Bütün yüreğiyle Yahve'yi aramış olan Yehoşafat'ın oğludur” dediler. Ahazya evinin krallığı elinde tutacak gücü yoktu.
2CH 22:10 Ahazya'nın annesi Atalya, oğlunun öldüğünü görünce kalkıp Yahuda evinin bütün kral soyunu yok etti.
2CH 22:11 Ama kralın kızı Yehoşaveat, Ahazya'nın oğlu Yoaş'ı alıp, öldürülen kral oğulları arasından gizlice kurtardı ve onu dadısıyla birlikte yatak odasına koydu. Böylece, Kral Yehoram'ın kızı, kâhin Yehoyada'nın karısı Yehoşaveat (çünkü Ahazya'nın kız kardeşiydi), onu Atalya'dan gizledi, böylece onu öldürmedi.
2CH 22:12 Atalya ülke üzerinde hüküm sürerken, altı yıl boyunca o onlarla birlikte Tanrı'nın evinde saklandı.
2CH 23:1 Yedinci yılda Yehoyada kendini güçlendirdi ve yüzlerin başları, Yeroham oğlu Azarya, Yehohanan oğlu İşmael, Oved oğlu Azarya, Adaya oğlu Maaseya ve Zikri oğlu Elişafat'la bir antlaşma yaptı.
2CH 23:2 Yahuda'yı dolaşıp Yahuda'nın bütün kentlerinden Levililer'i ve İsrael'in atalar evlerinin başlarını topladılar ve Yeruşalem'e geldiler.
2CH 23:3 Bütün topluluk Tanrı'nın evinde kralla bir antlaşma yaptı. Yehoyada onlara, “Yahve'nin Davidoğulları için söylemiş olduğu gibi, işte, kralın oğlu hüküm sürmeli” dedi.
2CH 23:4 “Yapacağınız şey şudur: Şabat'ta giren kâhinlerin ve Levililer'in üçte biri eşiklerin kapı bekçisi olacak.
2CH 23:5 Üçte biri kralın evinde olacak; üçte biri de temel kapısında olacak. Bütün halk Yahve'nin evinin avlularında olacak.
2CH 23:6 Ancak Yahve'nin evine kâhinler ve hizmet eden Levililer'in dışında hiç kimse girmesin. Onlar içeri girecekler, çünkü kutsaldırlar; ama bütün halk Yahve'nin buyruklarına uyacaklar.
2CH 23:7 Levililer, her biri elinde silahlarıyla kralı kuşatacaklar. Eve kim girerse öldürülsün. Kral girdiğinde ve çıktığında onunla birlikte olun.”
2CH 23:8 Böylece Levililer ve bütün Yahuda, kâhin Yehoyada'nın buyurduğu her şeyi yaptılar. Şabat'ta girenlerle Şabat'ta çıkanları, her biri kendi adamını aldı, çünkü kâhin Yehoyada bölükleri bırakmamıştı.
2CH 23:9 Kâhin Yehoyada, Kral David'in olup Tanrı'nın evinde bulunan mızrakları, küçük kalkanları ve büyük kalkanları yüzlerin başlarına teslim etti.
2CH 23:10 Ve bütün halkı, her biri elinde silahıyla, evin sağından soluna kadar, sunağın ve evin yanına, kralın etrafına yerleştirdi.
2CH 23:11 O zaman kralın oğlunu çıkarıp başına taç koydular, ona antlaşmayı verdiler ve onu kral yaptılar. Yehoyada ve oğulları onu meshettiler ve, “Yaşasın kral!” dediler.
2CH 23:12 Atalya halkın koşup kralı övme sesini duyunca, halkın yanına, Yahve'nin evine geldi.
2CH 23:13 O zaman baktı ve işte, kral girişteki direğin yanında, komutanlar ve boru çalanlarla birlikte duruyordu. Ülkenin bütün halkı seviniyordu ve borular çalıyorlardı. Ezgiciler de çalgıları çalıp övgü ilâhilerini yönetiyorlardı. Sonra Atalya giysilerini yırtarak, “Hainlik! Hainlik!” dedi.
2CH 23:14 Kâhin Yehoyada ordunun başında olan yüz başlarını dışarı çıkardı ve onlara, “Onu safların arasından çıkarın; onu izleyen herkes kılıçla öldürülsün” dedi. Çünkü kâhin, “Onu Yahve'nin evinde öldürmeyin” demişti.
2CH 23:15 Böylece ona yol verdiler. Kralın evinin at kapısının girişine gitti; ve onu orada öldürdüler.
2CH 23:16 Yehoyada kendisi, bütün halk ve kral arasında, Yahve'nin halkı olsunlar diye antlaşma yaptı.
2CH 23:17 Bütün halk Baal'ın evine gitti, onu yıktı, sunaklarını ve suretlerini parçaladı ve Baal'ın kâhini Mattan'ı sunakların önünde öldürdü.
2CH 23:18 Yehoyada, Yahve'nin evinin görevlilerini, David'in Yahve'nin evinde paylaştırmış olduğu kâhinlerin, Levililer'in eli altına atadı. Bunlar Yahve'nin yakmalık sunularını, David'in düzenine göre, Moşe'nin Yasası'nda yazılmış olduğu gibi, sevinçle ezgi sunmak içindi.
2CH 23:19 Herhangi bir şekilde kirli olan biri girmesin diye, Yahve'nin evinin kapılarına kapı bekçileri koydu.
2CH 23:20 Yüzlerin başlarını, soyluları, halkın valilerini ve ülkenin bütün halkını alıp kralı Yahve'nin evinden indirdi. Üst kapıdan kralın evine geldiler ve kralı krallık tahtı üzerine oturttular.
2CH 23:21 Böylece ülkenin bütün halkı sevindi ve kent sakindi. Atalya'yı kılıçla öldürmüşlerdi.
2CH 24:1 Yoaş hüküm sürmeye başladığında yedi yaşındaydı ve Yeruşalem'de kırk yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Beerşeva'lı Sivya'ydı.
2CH 24:2 Yoaş, kâhin Yehoyada'nın bütün günlerinde Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2CH 24:3 Yoaş iki kadın aldı ve oğullar ve kızlar babası oldu.
2CH 24:4 Bundan sonra Yoaş, Yahve'nin evini onarmayı yüreğine koydu.
2CH 24:5 Yoaş kâhinleri ve Levililer'i bir araya topladı ve onlara, “Yahuda kentlerine çıkın ve her yıl İsrael'in her yerinden Tanrınız'ın evini onarmak için para toplayın. Bu işi hızlandırın.” dedi. Ancak Levililer bunu hemen yapmadılar.
2CH 24:6 Kral, başta olan Yehoyada'yı çağırıp ona, “Neden Levililer'den, Yahuda ve Yeruşalem'den, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin ve İsrael topluluğunun, Tanıklık Çadırı için koyduğu vergiyi getirmelerini istemedin?” dedi.
2CH 24:7 Çünkü o kötü kadın Atalya'nın oğulları Tanrı'nın evini yıkmışlardı; Yahve'nin evinin bütün adanan eşyalarını da Baallar'a vermişlerdi.
2CH 24:8 Bunun üzerine kral buyurdu ve bir sandık yapıp, onu Yahve'nin evinin kapısının dışına koydular.
2CH 24:9 Yahuda ve Yeruşalem'de, Yahve'nin hizmetkârı Moşe'nin çölde İsrael üzerine koyduğu vergiyi getirmelerini buyurdu.
2CH 24:10 Bütün beyler ve bütün halk sevindi ve getirdiler ve sandık dolana dek içine attılar.
2CH 24:11 Sandık Levililer tarafından kralın görevlilerine getirildiğinde, çok para olduğunu gördüklerinde, kralın katibi ve başkâhinin görevlisi gelip sandığı boşaltır, alır ve tekrar yerine götürürlerdi. Bunu her gün yaparlardı ve bol miktarda para topladılar.
2CH 24:12 Kral ve Yehoyada onu Yahve'nin evinin hizmetinde çalışanlara verdiler. Yahve'nin evini onarmak için duvarcılar, marangozlar ve Yahve'nin evini onarmak için demir ve tunç işleyenleri de tuttular.
2CH 24:13 Böylece işçiler çalıştılar ve onarım işi onların elinde ilerledi. Tanrı'nın evini tasarlandığı gibi kurdular ve sağlamlaştırdılar.
2CH 24:14 İşleri bitince, artakalan parayı kralın ve Yehoyada'nın önüne getirdiler. Bununla Yahve'nin evi için kaplar, hizmet etmek ve sunu sunmak için kaplar, kaşıklar ve altın ve gümüş kaplar da yaptılar.
2CH 24:15 Ama Yehoyada yaşlandı ve günlere doydu ve öldü. Öldüğünde yüz otuz yaşındaydı.
2CH 24:16 İsrael'de ve Tanrı evi uğruna iyilik yaptığı için onu David'in kentinde kralların arasına gömdüler.
2CH 24:17 Yehoyada'nın ölümünden sonra Yahuda beyleri gelip krala eğildiler. O zaman kral da onları dinledi.
2CH 24:18 Atalarının Tanrısı Yahve'nin evini terk ettiler ve Aşera direklerine ve putlara hizmet ettiler. Bu suçlarından ötürü Yahuda ve Yeruşalem'e gazap geldi.
2CH 24:19 Ancak onları tekrar Yahve'ye getirmek için peygamberler gönderdi ve onlar onlara karşı tanıklık ettiler; ama onlar dinlemediler.
2CH 24:20 Tanrı'nın Ruhu, kâhin Yehoyada'nın oğlu Zekariya'nın üzerine geldi; ve halkın arasında yüksek bir yerde durdu ve onlara dedi, “Tanrı şöyle diyor, 'Neden Yahve'nin buyruklarına uymamazlık ediyorsunuz da başarılı olamıyorsunuz? Çünkü siz Yahve'yi bıraktığınız için o da sizi bıraktı.'”
2CH 24:21 Ona karşı düzen kurdular ve onu kralın buyruğuyla Yahve'nin evinin avlusunda taşlarla taşladılar.
2CH 24:22 Böylece Kral Yehoyada’nın kendisine yaptığı iyiliği hatırlamadı ve oğlunu öldürdü. Ölürken, “Yahve bunu görsün ve karşılığını versin” dedi.
2CH 24:23 Yıl sonunda Suriye ordusu ona karşı çıktı. Yahuda ve Yeruşalem’e geldiler ve halkın arasından halkın bütün beylerini yok ettiler ve bütün ganimetlerini Damaskus Kralı'na gönderdiler.
2CH 24:24 Suriye ordusu küçük bir bölükle geldiği halde; Yahve, atalarının Tanrısı Yahve'yi bıraktıkları için onların eline çok büyük bir ordu teslim etti. Böylece Yoaş'ı yargıladılar.
2CH 24:25 Ondan ayrıldıklarında (çünkü onu ağır yaralı bıraktılar), kendi hizmetkârları kâhin Yehoyada'nın oğullarının kanı için ona karşı düzen kurdular ve onu yatağında öldürdüler ve öldü. Onu David'in kentine gömdüler, ama kralların mezarlarına gömmediler.
2CH 24:26 Ona karşı düzen kuranlar şunlardır: Ammonlu Şimeat'ın oğlu Zavad ve Moavlı Şimrit'in oğlu Yehozavad.
2CH 24:27 Şimdi oğulları, ona yüklenen yüklerin büyüklüğü ve Tanrı'nın evinin yeniden bina edilmesi, işte, bunlar krallar kitabının yorumunda yazılıdır. Oğlu Amatsya onun yerine kral oldu.
2CH 25:1 Amatsya hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de yirmi dokuz yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Yeruşalemli Yehoaddan'dı.
2CH 25:2 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı, ama tam bir yürekle değil.
2CH 25:3 Krallık kendisi için sağlamlaştırılınca, babası kralı öldüren hizmetkârlarını öldürdü.
2CH 25:4 Ama çocuklarını öldürmedi, ama Moşe kitabındaki yasada yazılmış olana göre yaptı, Yahve buyurup şöyle demişti: “Babalar çocukları için ölmeyecek, çocuklar da babaları için ölmeyecek; ama her adam kendi günahı için ölecek.”
2CH 25:5 Dahası Amatsya Yahuda'yı topladı ve onları atalar evlerine göre, binlerin başlarına göre ve yüzlerin başlarına göre, bütün Yahuda ve Benyamin'i dizdi. Yirmi yaşında ve ondan yukarı olanları saydı ve savaşa gidebilecek, mızrak ve kalkan kullanabilen üç yüz bin seçme adam buldu.
2CH 25:6 İsrael'den yüz talant gümüş karşılığında yüz bin cesur yiğit de tuttu.
2CH 25:7 Tanrı'nın bir adamı ona gelip, “Ey kral, İsrael ordusu seninle gitmesin, çünkü Yahve İsrael'le, Efraim'in bütün çocuklarıyla birlikte değildir” dedi.
2CH 25:8 “Ama gideceksen, harekete geç ve savaş için güçlü ol. Tanrı seni düşmanın önünde devirecektir; çünkü Tanrı'nın yardım etmeye ve devirmeye gücü vardır.”
2CH 25:9 Amatsya Tanrı adamına, “İsrael ordusuna verdiğim yüz talant için ne yapacağız?” diye sordu. Tanrı adamı, “Yahve sana bundan çok daha fazlasını verebilir” diye yanıtladı.
2CH 25:10 O zaman Amatsya onları, Efraim'den kendisine gelen orduyu, evlerine dönsünler diye ayırdı. Bunun üzerine Yahuda'ya karşı onların öfkesi çok alevlendi ve kızgın öfkeyle evlerine döndüler.
2CH 25:11 Amatsya cesaretlendi, halkını çıkarıp Tuz Vadisi'ne gitti ve Seir'in çocuklarından on bin kişiyi vurdu.
2CH 25:12 Yahuda'nın çocuklarından on bin kişiyi canlı olarak götürdüler ve onları kayanın tepesine getirdiler ve kayanın başından aşağı attılar, öyle ki hepsi parçalandı.
2CH 25:13 Kendisiyle savaşa gitmesinler diye Amatsya'nın geri göndermiş olduğu ordu adamları, Samariya'dan Beyt Horon'a kadar Yahuda kentlerinin üzerine inip onlardan üç bin kişiyi vurdular ve çok miktarda ganimet aldılar.
2CH 25:14 Amatsya, Edomlular'ın kıyımından döndükten sonra, Seir'in çocuklarının ilâhlarını getirdi ve onları kendi ilâhları olmak üzere dikti, önlerinde eğildi ve onlara buhur yaktı.
2CH 25:15 Bunun üzerine Yahve Amatsya'ya öfkelendi ve ona bir peygamber gönderdi. Peygamber ona, “Neden halkın ilâhlarını arıyorsun? Çünkü kendi halklarını senin elinden kurtarmadılar?” dedi.
2CH 25:16 Kendisiyle konuşurken kral ona, “Seni kralın danışmanlarından biri mi yaptık? Dur! Neden vurulasın?” dedi. O zaman Peygamber durdu ve, “Tanrı'nın seni yok etmeye karar verdiğini biliyorum. Çünkü bunu yaptın ve öğüdümü dinlemedin.” dedi.
2CH 25:17 Yahuda Kralı Amatsya danışmanlarına danıştı ve İsrael Kralı Yehu'nun oğlu Yehoahaz'ın oğlu Yoaş'a, “Gel! Yüz yüze görüşelim.” diye haber gönderdi.
2CH 25:18 İsrael Kralı Yoaş, Yahuda Kralı Amatsya'ya haber gönderip dedi, “Lübnan'da olan çalı, Lübnan'da olan sedire haber gönderip, 'Kızını oğluma karı olarak ver' dedi. 'Sonra Lübnan'dan geçen bir yabanıl hayvan gelip çalıyı ayak altında çiğnedi.
2CH 25:19 Kendine Edom'u vurduğunu söylüyorsun; ve yüreğin seni övünmek için yükseltiyor. Şimdi evinde otur. Neden sen ve Yahuda birlikte düşesin diye belaya karışıyorsun?'”
2CH 25:20 Ama Amatsya dinlemek istemedi; çünkü bu, onları düşmanlarının eline teslim etmek için Tanrı'dandı; çünkü Edom'un ilâhlarını aramışlardı.
2CH 25:21 Böylece İsrael Kralı Yoaş çıktı, o ve Yahuda Kralı Amatsya Yahuda'ya ait Beyt Şemeş'te yüz yüze görüştüler.
2CH 25:22 Yahuda İsrael tarafından yenildi; bu yüzden herkes kendi çadırına kaçtı.
2CH 25:23 İsrael Kralı Yoaş, Yehoahaz oğlu Yoaş'ın oğlu Yahuda Kralı Amatsya'yı Beyt Şemeş'e tutup Yeruşalem'e getirdi ve Yeruşalem surunu Efraim Kapısı'ndan köşe kapısına kadar dört yüz arşın yıktı.
2CH 25:24 Tanrı'nın evinde, Oved Edom'la bulunan bütün altını, gümüşü, kapları, kral evinin hazinelerini ve rehineleri alıp Samariya'ya döndü.
2CH 25:25 Yahuda Kralı Yoaş'ın oğlu Amatsya, İsrael Kralı Yehoahaz'ın oğlu Yoaş'ın ölümünden sonra on beş yıl yaşadı.
2CH 25:26 Amatsya'nın işlerinin geri kalanı, ilk işleri de son işleri de, işte, onlar Yahuda ve İsrael krallarının kitabında yazılı değil midir?
2CH 25:27 Amatsya'nın Yahve'nin ardından saptığı zamandan beri ona karşı Yeruşalem'de düzen kurdular. Lakiş'e kaçtı, ama onu Lakiş'e kadar takip ettiler ve orada öldürdüler.
2CH 25:28 Onu atların üzerinde getirip Yahuda Kenti'nde atalarının yanına gömdüler.
2CH 26:1 Bütün Yahuda halkı, on altı yaşında olan Uzziya'yı alıp babası Amatsya'nın yerine kral yaptı.
2CH 26:2 Elat'ı bina edip Yahuda'ya geri verdi. Bundan sonra kral atalarıyla uyudu.
2CH 26:3 Uzziya hüküm sürmeye başladığında on altı yaşındaydı ve Yeruşalem'de elli iki yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Yeruşalemli Yehilya'ydı.
2CH 26:4 Babası Amatsya'nın yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2CH 26:5 Tanrı'nın görümünde anlayışa sahip olan Zekariya'nın günlerinde Tanrı'yı aramaya koyuldu ve Yahve'yi aradığı sürece Tanrı onu başarılı kıldı.
2CH 26:6 Filistliler'e karşı savaştı ve Gat surunu, Yavne surunu ve Aşdod surunu yıktı; Aşdod ülkesinde ve Filistliler arasında kentler kurdu.
2CH 26:7 Tanrı ona Filistliler’e karşı, Gur Baal’da oturan Araplar’a karşı ve Meunlular’a karşı yardım etti.
2CH 26:8 Ammonlular Uzziya’ya haraç verdiler. Adı Mısır’ın girişine kadar yayıldı, çünkü giderek çok güçlendi.
2CH 26:9 Dahası Uzziya Yeruşalem’de Köşe Kapısı'nda, Vadi Kapısı'nda ve surların kıvrımında kuleler yaptı ve onları sağlamlaştırdı.
2CH 26:10 Çölde kuleler yaptı ve çok sarnıçlar kazdı, çünkü hem ovalarda hem de düzlüklerde çok hayvanı vardı. Dağlarda ve verimli tarlalarda çiftçileri ve bağcıları vardı, çünkü çiftçiliği seviyordu.
2CH 26:11 Dahası Uzziya’nın, kralın komutanlarından biri olan Hananya’nın eli altında, yazıcı Yeiel ve görevli Maaseya’nın eliyle yapılan yoklamalarına göre, bölük bölük savaşa çıkan savaşçılardan bir ordusu vardı.
2CH 26:12 Atalar evleri başlarının, cesur yiğitlerin toplam sayısı iki bin altı yüzdü.
2CH 26:13 Onların eli altında, düşmana karşı krala yardım etmek için büyük güçle savaşan üç yüz yedi bin beş yüz kişilik bir ordu vardı.
2CH 26:14 Uzziya onlar için, bütün ordu için kalkanlar, mızraklar, miğferler, zırhlar, yaylar ve sapan taşları hazırladı.
2CH 26:15 Yeruşalem'de, kulelerin ve siperlerin üzerine durmak üzere, oklar ve büyük taşlar atmak için becerikli adamlar tarafından icat edilen makinalar yaptı. Adı çok uzaklara yayıldı, çünkü güçleninceye dek şaşılacak bir biçimde yardım edildi.
2CH 26:16 Ama güçlenince yüreği yükseldi, öyle ki bozuk davrandı ve Tanrısı Yahve'ye karşı suç işledi, çünkü buhur sunağında buhur yakmak için Yahve'nin Tapınağı'na girdi.
2CH 26:17 Kâhin Azarya ve kendisiyle birlikte, Yahve'nin seksen kâhini, yiğit adamlar, onun ardından girdiler.
2CH 26:18 Kral Uzziya'ya karşı koydular ve ona, “Ey Uzziya, Yahve'ye buhur yakmak senin için değil, ancak kutsal kılınmış olan Aronoğulları kâhinler içindir. Kutsal yerden çık, çünkü suç işledin. Bu, Yahve Tanrı'dan senin saygınlığına olmayacaktır.” dediler.
2CH 26:19 O zaman Uzziya öfkelendi. Elinde buhur yakmak için bir buhurdan vardı ve kâhinlere öfkelenirken, kâhinlerin önünde, Yahve'nin evinde, buhur sunağının yanında alnında cüzzam çıktı.
2CH 26:20 Başkâhin Azarya ve bütün kâhinler ona baktılar ve işte, alnında cüzzam vardı; ve onu oradan hemen dışarı çıkardılar. Nitekim, kendisi de çıkmak için acele etti, çünkü Yahve onu vurmuştu.
2CH 26:21 Kral Uzziya ölüm gününe dek cüzzamlı kaldı ve cüzamlı olarak ayrı bir evde yaşıyordu; çünkü Yahve'nin evinden kesilip atılmıştı. Oğlu Yotam, kral evinin başındaydı ve ülke halkına hükmediyordu.
2CH 26:22 Uzziya'nın işlerinin geri kalanını, ilk işlerini de son işlerini de, Amots'un oğlu Peygamber Yeşaya yazmıştır.
2CH 26:23 Böylece Uzziya atalarıyla uyudu; ve onu atalarının yanına, krallara ait olan mezarlık tarlasına gömdüler; çünkü, “O cüzzamlıdır” dediler. Oğlu Yotam onun yerine kral oldu.
2CH 27:1 Yotam hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de on altı yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Sadok'un kızı Yeruşa'ydı.
2CH 27:2 Babası Uzziya'nın yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı. Ancak Yahve'nin Tapınağı'na girmedi. Halk hâlâ kötülük yapıyordu.
2CH 27:3 Yahve'nin evinin üst kapısını yaptırdı ve Ofel suru üzerine çok şey yaptı.
2CH 27:4 Dahası Yahuda dağlık bölgesinde kentler bina etti ve ormanlarda kaleler ve kuleler yaptı.
2CH 27:5 Ammon'un çocuklarının kralıyla da savaştı ve onları yendi. Ammon'un çocukları aynı yıl ona yüz talant gümüş, on bin kor buğday ve on bin kor arpa verdiler. Ammon'un çocukları ikinci yılda ve üçüncü yılda da ona bu kadar verdiler.
2CH 27:6 Ve Yotam, Tanrısı Yahve'nin önünde yollarını düzenlediği için güçlü oldu.
2CH 27:7 Ve Yotam'ın işlerinin geri kalanı, bütün savaşları ve yolları, işte, onlar İsrael ve Yahuda krallarının kitabında yazılıdır.
2CH 27:8 Hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de on altı yıl hüküm sürdü.
2CH 27:9 Yotam atalarıyla uyudu ve onu David'in kentinde gömdüler; ve oğlu Ahaz onun yerine kral oldu.
2CH 28:1 Ahaz, hüküm sürmeye başladığında yirmi yaşındaydı ve Yeruşalem'de on altı yıl hüküm sürdü. Babası David gibi, Yahve'nin gözünde doğru olanı yapmadı.
2CH 28:2 İsrael krallarının yollarında yürüdü ve Baallar için dökme suretler de yaptı.
2CH 28:3 Hinnomoğlu Vadisi'nde buhur yaktı ve Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrençliklerine göre çocuklarını ateşte yaktı.
2CH 28:4 Yüksek yerlerde, tepelerde ve her yeşil ağacın altında kurban kesti ve buhur yaktı.
2CH 28:5 Bu yüzden Tanrısı Yahve onu Suriye Kralı'nın eline teslim etti. Onu vurdular ve kendisinden çok esir alıp Damaskus'a götürdüler. Onu büyük bir kıyımla vuran İsrael Kralı'nın eline de teslim edildi.
2CH 28:6 Çünkü Remalya oğlu Pekah, Yahuda'da bir günde yüz yirmi bin kişiyi öldürdü; hepsi de yiğit adamlardı. Çünkü atalarının Tanrısı Yahve'yi bırakmışlardı.
2CH 28:7 Efraimli yiğit, Zikri, kralın oğlu Maaseya'yı, kral evinin beyi Azrikam'ı ve kraldan sonra ikinci adam olan Elkana'yı öldürdü.
2CH 28:8 İsrael'in çocukları kendi kardeşlerinden iki yüz bin kadınlar, oğullar ve kızlar esir aldılar; onlardan çok ganimet de alıp ganimeti Samariya'ya getirdiler.
2CH 28:9 Ama orada Oded adında Yahve'nin bir peygamberi vardı. Samariya'ya gelen orduyu karşılamaya çıktı ve onlara şöyle dedi: “İşte, atalarınızın Tanrısı Yahve Yahuda'ya öfkelendiği için onları elinize teslim etti ve siz de göklere ulaşan bir öfkeyle onları öldürdünüz.
2CH 28:10 Şimdi Yahuda ve Yeruşalem'in çocuklarını kendiniz için erkek ve kadın köleler olarak aşağılamayı düşünüyorsunuz. Sizin de Tanrınız Yahve'ye karşı işlediğiniz suçlar yok mu?
2CH 28:11 Şimdi beni dinleyin ve kardeşlerinizden esir aldığınız tutsakları geri gönderin. Çünkü Yahve'nin kızgın gazabı üzerinizdedir.”
2CH 28:12 O zaman Efraim'in çocuklarının başlarından bazıları, Yohanan oğlu Azarya, Meşillemot oğlu Berekya, Şallum oğlu Yehizkiya ve Hadlay oğlu Amasa, savaştan gelenlere karşı kalktılar,
2CH 28:13 onlara, “Siz tutsakları buraya getirmemelisiniz. Çünkü Yahve'ye karşı suç işlememizi, günahlarımıza ve suçlarımıza suç katmamızı istiyorsunuz. Çünkü suçumuz büyük, İsrael'e karşı da kızgın bir gazap var.” dediler.
2CH 28:14 Böylece silahlı adamlar esirleri ve ganimeti beylerin ve bütün topluluğun önüne bıraktılar.
2CH 28:15 Adları geçen adamlar kalkıp esirleri aldılar ve aralarındaki çıplak olanların hepsini ganimetle giydirdiler, giysiler ve çarıklar verdiler, yiyecek ve içecek verdiler, onlara yağ sürdüler, bütün zayıflarını eşeklere bindirip palmiye ağaçları kenti Eriha'ya, kardeşlerinin yanına götürdüler. Sonra Samariya'ya döndüler.
2CH 28:16 O sırada Kral Ahaz, kendisine yardım etmeleri için Aşur krallarına haber gönderdi.
2CH 28:17 Çünkü Edomlular yine gelip Yahuda'yı vurmuş ve esirler götürmüşlerdi.
2CH 28:18 Filistliler de ova kentlerine ve Yahuda'nın güneyine saldırmışlar, Beyt Şemeş'i, Ayalon'u, Gederot'u, köyleriyle Soko'yu, köyleriyle Timna'yı, köyleriyle Gimzo'yu da almışlardı; ve orada yaşıyorlardı.
2CH 28:19 Çünkü Yahve, İsrael Kralı Ahaz yüzünden Yahuda'yı alçalttı; çünkü Yahuda'da azgınlık etmiş Yahve'ye karşı büyük bir suç işlemişti.
2CH 28:20 Aşur Kralı Tilgat Pilneser ona geldi ve ona sıkıntı verdi, ama onu güçlendirmedi.
2CH 28:21 Çünkü Ahaz, Yahve'nin evinden ve kralın ve beylerin evinden bir pay alıp Aşur Kralı'na verdi; ama bu ona yardımcı olmadı.
2CH 28:22 Sıkıntı zamanında, bu aynı Kral Ahaz, Yahve'ye karşı daha da çok suç işledi.
2CH 28:23 Çünkü kendisini yenen Damaskus ilâhlarına kurban sundu. “Mademki Suriye krallarının ilâhları onlara yardım ettiler, bana yardım etsinler diye ben de onlara kurbanlar sunacağım” dedi. Ama onlar kendisinin ve bütün İsrael'in yıkımına neden oldular.
2CH 28:24 Ahaz Tanrı evinin kaplarını topladı, Tanrı evinin kaplarını parçaladı, Yahve'nin evinin kapılarını kapattı; ve Yeruşalem'in her köşesinde kendine sunaklar yaptı.
2CH 28:25 Yahuda'nın her kentinde başka ilâhlara buhur yakmak için yüksek yerler yaptı ve atalarının Tanrısı Yahve'yi öfkelendirdi.
2CH 28:26 Şimdi onun işlerinin geri kalanı ve bütün yolları, ilk yolları ve son yolları, Yahuda ve İsrael krallarının kitabında yazılıdır.
2CH 28:27 Ahaz atalarıyla uyudu ve onu kentte, Yeruşalem'de gömdüler; çünkü onu İsrael krallarının mezarlarına getirmediler; ve oğlu Hizkiya onun yerine kral oldu.
2CH 29:1 Hizkiya yirmi beş yaşında hüküm sürmeye başladı ve Yeruşalem'de yirmi dokuz yıl hüküm sürdü. Annesinin adı Zekariya'nın kızı Aviya'ydı.
2CH 29:2 Babası David'in yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı.
2CH 29:3 Krallığının birinci yılında, birinci ayda, Yahve'nin evinin kapılarını açtı ve onları onardı.
2CH 29:4 Kâhinleri ve Levililer'i içeri getirip onları doğudaki geniş yere topladı.
2CH 29:5 Onlara, “Ey Levililer, beni dinleyin! Şimdi kendinizi kutsayın ve atalarınızın Tanrısı Yahve'nin evini kutsayın ve pisliği kutsal yerden çıkarın.” dedi.
2CH 29:6 Çünkü atalarımız sadakatsizlik ettiler, Tanrımız Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptılar, O'nu bıraktılar, Yahve'nin meskeninden yüzlerini çevirdiler, sırtlarını döndüler.
2CH 29:7 Eyvanın da kapılarını kapattılar, kandilleri söndürdüler, İsrael'in Tanrısı'na kutsal yerde buhur yakmadılar ve yakmalık sunular sunmadılar.
2CH 29:8 Bu yüzden Yahve'nin gazabı Yahuda ve Yeruşalem'in üzerine oldu ve onları oradan oraya savrulmaya, şaşkınlığa ve yuhalanmaya bıraktı, gözlerinizle gördüğünüz gibi.
2CH 29:9 Çünkü işte, atalarımız kılıçla düştü, oğullarımız, kızlarımız ve karılarımız bunun için sürgündeler.
2CH 29:10 Kızgın öfkesi bizden dönsün diye, şimdi, İsrael'in Tanrısı Yahve ile bir antlaşma yapmak yüreğimdedir.
2CH 29:11 Oğullarım, şimdi ihmal etmeyin; çünkü Yahve, kendisine hizmet edesiniz, buhur yakasınız diye, önünde durmak ve kendisine hizmet etmek için sizi seçti.
2CH 29:12 O zaman Levililer kalktılar: Amasay oğlu Mahat, Kohatoğulları'ndan Azarya oğlu Yoel; Merarioğulları'ndan Avdi oğlu Kiş, Yehallelel oğlu Azarya; Gerşonlular'dan Zimma oğlu Yoah ve Yoah oğlu Eden;
2CH 29:13 Elisafanoğulları'ndan Şimri ve Yeuel; Asafoğulları'ndan Zekariya ve Mattanya;
2CH 29:14 Hemanoğulları'ndan Yehuel ve Şimei; Yedutunoğulları'ndan Şemaya ve Uzziel.
2CH 29:15 Kardeşlerini topladılar, kendilerini kutsadılar ve Yahve'nin sözleriyle kralın buyruğuna göre Yahve'nin evini temizlemek için içeri girdiler.
2CH 29:16 Kâhinler temizlemek için Yahve'nin evinin iç kısmına girdiler ve Yahve'nin Tapınağı'nda buldukları bütün pisliği Yahve'nin evinin avlusuna çıkardılar. Levililer onu oradan alıp Kidron Vadisi'ne taşıdılar.
2CH 29:17 Birinci ayın birinci günü kutsamaya başladılar ve ayın sekizinci günü Yahve'nin eyvanına geldiler. Yahve'nin evini sekiz günde kutsadılar ve birinci ayın on altıncı günü bitirdiler.
2CH 29:18 O zaman saraydaki Kral Hizkiya'nın yanına girip, “Yahve'nin bütün evini, yakmalık sunu sunağını ve bütün kaplarını, sergi ekmeği masasını ve onun bütün kaplarını temizledik” dediler.
2CH 29:19 “Kral Ahaz'ın krallığı sırasında sadakatsizlik edip attığı bütün kapları hazırladık ve kutsadık. İşte, onlar Yahve'nin sunağının önünde.”
2CH 29:20 O zaman Kral Hizkiya erkenden kalktı, kentin beylerini topladı ve Yahve'nin evine çıktı.
2CH 29:21 Krallık için, kutsal yer için ve Yahuda için günah sunusu olarak yedi boğa, yedi koç, yedi kuzu ve yedi teke getirdiler. Aron'un oğulları olan kâhinlere bunları Yahve'nin sunağında sunmalarını buyurdu.
2CH 29:22 Böylece boğaları kestiler ve kâhinler kanı alıp sunağın üzerine serptiler. Koçları kesip kanını sunağın üzerine serptiler. Kuzuları da kesip kanını sunağın üzerine serptiler.
2CH 29:23 Günah sunusu olarak tekeleri kralın ve topluluğun önüne getirdiler; onlar da ellerini üzerlerine koydular.
2CH 29:24 O zaman kâhinler onları kestiler ve bütün İsrael için kefaret olsun diye sunağın üzerine onların kanını günah sunusu yaptılar. Çünkü kral, yakmalık sunu ve günah sunusu bütün İsrael için yapılsın diye buyurmuştu.
2CH 29:25 David'in, kralın Gören'i Gad'ın ve Peygamber Natan'ın buyruğu uyarınca Levililer'i zillerle, telli çalgılarla ve çenglerle Yahve'nin evine yerleştirdi; çünkü bu buyruk peygamberleri aracılığıyla Yahve tarafındandı.
2CH 29:26 Levililer David'in çalgılarıyla, kâhinler de borularla durdu.
2CH 29:27 Hizkiya yakmalık sunuyu sunağın üzerinde sunmalarını buyurdu. Yakmalık sunu başlayınca, borularla, İsrael Kralı David'in çalgılarıyla birlikte, Yahve'nin ezgisi de başladı.
2CH 29:28 Bütün topluluk tapındı, ezgi söyleyenler söyledi ve boru çalanlar çaldılar. Yakmalık sunu bitirilinceye kadar bütün bunlar devam etti.
2CH 29:29 Sunuyu bitirince, kral ve onunla birlikte bulunanların hepsi eğilip tapındılar.
2CH 29:30 Kral Hizkiya ve beyler, Levililer'e David'in ve Gören Asaf'ın sözleriyle Yahve'yi övsünler diye buyurdu. Sevinçle övgü ilâhileri söylediler, başlarını eğip tapındılar.
2CH 29:31 O zaman Hizkiya şöyle karşılık verdi: “Şimdi, kendinizi Yahve'ye adadınız. Yaklaşın ve Yahve'nin evine kurbanlar ve şükran sunuları getirin.” Topluluk kurbanlar ve şükran sunuları getirdi ve yüreği istekli olanların hepsi yakmalık sunular getirdiler.
2CH 29:32 Topluluğun getirdiği yakmalık sunuların sayısı yetmiş boğa, yüz koç ve iki yüz kuzuydu. Bunların hepsi Yahve'ye yakmalık sunu içindi.
2CH 29:33 Kutsanmış şeyler altı yüz sığır ve üç bin koyundu.
2CH 29:34 Ama kâhinler azdı, bu yüzden yakmalık sunuların hepsini yüzemediler. Bu nedenle, iş bitirilinceye ve kâhinler kendilerini kutsayıncaya kadar kardeşleri Levililer onlara yardım ettiler. Çünkü Levililer kendilerini kutsamada kâhinlerden daha doğru yürekliydiler.
2CH 29:35 Esenlik sunularının yağı ve her yakmalık sununun dökmelik sunularıyla birlikte yakmalık sunular da boldu. Böylece Yahve'nin evinin hizmeti düzene konuldu.
2CH 29:36 Hizkiya ve bütün halk, Tanrı'nın halk için hazırladığı şeyden ötürü sevindiler; çünkü bu şey ansızın olmuştu.
2CH 30:1 Hizkiya, İsrael'in Tanrısı Yahve için Pesah tutmak için Yeruşalem'de olan Yahve'nin evine gelsinler diye, bütün İsrael ve Yahuda'ya haber yolladı; Efraim ve Manaşşe'ye de mektuplar yazdı.
2CH 30:2 Çünkü kral, beyleriyle ve Yeruşalem'deki bütün toplulukla, Pesah'ı ikinci ayda tutmak için aralarında danışmışlardı.
2CH 30:3 Çünkü o sırada bunu tutamadılar; çünkü yeterli sayıda kâhinler kendilerini kutsamamışlardı ve halk da Yeruşalem'de toplanmamıştı.
2CH 30:4 Bu, kralın ve bütün topluluğun gözünde doğru bir şeydi.
2CH 30:5 Böylece, İsrael'in Tanrısı Yahve için Pesah'ı Yeruşalem'e gelip tutsunlar diye, Beerşeva'dan Dan'a kadar bütün İsrael'de bir duyuru yapmaya karar verdiler; çünkü yazılmış olduğu gibi çoktandır tutulmamıştı.
2CH 30:6 Böylece ulaklar kralın ve beylerinin mektuplarıyla birlikte kralın buyruğuna göre bütün İsrael ve Yahuda'ya gidip şöyle dediler: “Ey İsrael'in çocukları, Avraham, İshak ve İsrael'in Tanrısı Yahve'ye yeniden dönün, öyle ki, O da Aşur krallarının elinden kaçıp kurtulanlarınızın kalanına geri dönsün.
2CH 30:7 Atalarının Tanrısı Yahve'ye karşı suç işleyen atalarınız ve kardeşleriniz gibi olmayın; onun için, gördüğünüz gibi onları haraplığa verdi.
2CH 30:8 Şimdi atalarınız gibi sert enseli olmayın; Yahve'ye teslim olun ve O'nun sonsuza dek kutsal kılmış olduğu kutsal yere girin ve Tanrınız Yahve'ye hizmet edin ki, O'nun kızgın öfkesi sizden dönsün.
2CH 30:9 Çünkü eğer yeniden Yahve'ye dönerseniz, kardeşleriniz ve çocuklarınız onları esir alanların önünde merhamet bulurlar ve bu ülkeye geri dönerler. Çünkü Tanrınız Yahve lütufkâr ve merhametlidir ve eğer O'na dönerseniz yüzünü sizden çevirmez.”
2CH 30:10 Böylece ulaklar Efraim ve Manaşşe diyarından, Zevulun'a kadar kentten kente geçtiler. Ama halk onlarla alay etti ve onlarla eğlendiler.
2CH 30:11 Bununla birlikte Aşer, Manaşşe ve Zevulun'dan bazı adamlar kendilerini alçalttılar ve Yeruşalem'e geldiler.
2CH 30:12 Onlara bir yürek vermek için, Yahve'nin sözüne göre kralın ve beylerin buyruğunu yapmaları için Tanrı'nın eli de Yahuda'nın üzerine geldi.
2CH 30:13 İkinci ayda Mayasız Ekmek Bayramı'nı tutmak için Yeruşalem'de çok insan, çok büyük bir toplulukla toplandı.
2CH 30:14 Kalkıp Yeruşalem'deki sunakları kaldırdılar, bütün buhur sunaklarını da kaldırıp Kidron Vadisi'ne attılar.
2CH 30:15 O zaman ikinci ayın on dördüncü günü Pesah kurbanını kestiler. Kâhinler ve Levililer utandılar ve kendilerini kutsadılar ve Yahve'nin evine yakmalık sunular getirdiler.
2CH 30:16 Tanrı adamı Moşe'nin Yasası'na göre, düzenleri uyarınca kendi yerlerinde durdular. Kâhinler, Levililer'in elinden aldıkları kanı serptiler.
2CH 30:17 Çünkü toplulukta kendilerini kutsamayan çok kişi vardı; bu nedenle Levililer, temiz olmayan herkesin Pesah kurbanlarını kesmek, onları Yahve'ye adamak için görevliydiler.
2CH 30:18 Çünkü halktan büyük bir kalabalık, Efraim'den, Manaşşe'den, İssakar'dan ve Zevulun'dan birçoğu kendilerini temizlememişlerdi, yine de yazılmış olana uygun olmayarak Pesah'ı yediler.
2CH 30:19 Çünkü Hizkiya onlar için dua edip şöyle demişti: “Kutsal yerin arınmasına göre temiz olmasalar bile, atalarının Tanrısı olan Yahve Tanrı’yı aramaya yüreğini koyan herkesi, iyi Yahve bağışlasın.”
2CH 30:20 Yahve Hizkiya’yı işitti ve halkı iyileştirdi.
2CH 30:21 Yeruşalem’de bulunan İsrael'in çocukları, büyük bir sevinçle Mayasız Ekmek Bayramı'nı yedi gün tuttular. Levililer ve kâhinler, yüksek sesli çalgılarla her gün Yahve'ye ezgi söyleyip Yahve'yi övdüler.
2CH 30:22 Hizkiya, Yahve'ye hizmette anlayışlı olan bütün Levililer'e yüreklendirici sözler söyledi. Böylece yedi gün bayram boyunca yediler, esenlik kurbanları sundular ve atalarının Tanrısı Yahve'ye itirafta bulundular.
2CH 30:23 Bütün topluluk, yedi gün daha kutlamak için aralarında danıştılar ve sevinçle yedi gün daha tuttular.
2CH 30:24 Çünkü Yahuda Kralı Hizkiya, topluluğa bağış olarak bin boğa ve yedi bin koyun verdi; beyler de topluluğa bin boğa ve on bin koyun verdiler; çok sayıda kâhin de kendilerini kutsadı.
2CH 30:25 Yahuda topluluğunun tümü, kâhinler ve Levililer, İsrael'den gelen tüm topluluk ve İsrael ülkesinden gelip Yahuda'da yaşayan yabancılar sevindiler.
2CH 30:26 Böylece Yeruşalem'de büyük bir sevinç oldu; çünkü İsrael Kralı David oğlu Solomon'un zamanından beri Yeruşalem'de buna benzer bir şey olmamıştı.
2CH 30:27 O zaman Levili kâhinler kalkıp halkı kutsadılar. Sesleri duyuldu ve duaları Tanrı'nın kutsal meskenine, göğe kadar çıktı.
2CH 31:1 Bütün bunlar bitirilince, orada bulunan bütün İsraelliler Yahuda kentlerine çıkıp dikili taşları parçaladılar, Aşera direklerini kestiler, Yahuda ve Benyamin'in, Efraim ve Manaşşe'nin de yüksek yerlerini ve sunaklarını hepsini yok edinceye kadar, onları yıktılar. Sonra bütün İsrael'in çocukları, her biri kendi mülküne, kendi kentlerine döndüler.
2CH 31:2 Hizkiya, bölüklerine göre kâhinlerin ve Levililer'in bölüklerini, yakmalık sunular ve esenlik sunuları için, hizmet etmek için, şükretmek için, Yahve'nin ordugâhının kapılarında övmek için, hem kâhinleri hem de Levililer'i, her birini kendi hizmetine göre atadı.
2CH 31:3 Yahve'nin Yasası'nda yazılmış olduğu gibi, sabah ve akşam yakmalık sunular, Şabatlar, Yeni Ay'lar, belli bayramlar için ve yakmalık sunular için, kral payını kendi mülkünden belirledi.
2CH 31:4 Yeruşalem'de oturan halka da kâhinlerin ve Levililer'in paylarını vermelerini buyurdu, böylece kendilerini Yahve'nin Yasası'na verebilsinler.
2CH 31:5 Bu buyruk çıkınca İsrael'in çocukları buğdayın, yeni şarabın, yağın, balın ve tarlanın bütün mahsulün ilk ürünlerini bol bol verdiler ve her şeyin ondalığını bol bol getirdiler.
2CH 31:6 Yahuda kentlerinde oturan İsrael'in çocukları ve Yahudalılar da sığır ve koyunların ondalığını, Tanrıları Yahve'ye adanmış olanların ondalığını getirdiler ve bunları yığın yığın koydular.
2CH 31:7 Üçüncü ayda yığınların temelini atmaya başladılar ve yedinci ayda bitirdiler.
2CH 31:8 Hizkiya ve beyler gelip yığınları görünce Yahve'yi yücelttiler ve O'nun halkı İsrael'i kutsadılar.
2CH 31:9 O zaman Hizkiya kâhinlere ve Levililer'e yığınlar hakkında sordu.
2CH 31:10 Sadok evinden Başkâhin Azarya ona yanıt verip dedi: “Halk sunuları Yahve'nin evine getirmeye başladığından beri yedik, doyduk ve bol bol da arttı. Çünkü Yahve halkını kutsadı. Geriye kalan da bu büyük ambardır.”
2CH 31:11 O zaman Hizkiya onlara Yahve'nin evinde odalar hazırlamalarını buyurdu ve onlar da hazırladılar.
2CH 31:12 Sunuları, ondalıkları ve adanmış şeyleri sadakatle getirdiler. Levili Konanya onların başındaydı ve kardeşi Şimei ikinciydi.
2CH 31:13 Yehiel, Azazya, Nahat, Asahel, Yerimot, Yozavad, Eliel, İsmakya, Mahat ve Benaya, Kral Hizkiya ve Tanrı evinin yöneticisi Azarya'nın atamasıyla Konanya ve kardeşi Şimei'nin eli altındaki gözetmenlerdi.
2CH 31:14 Doğu Kapısı'nın kapı bekçisi olan Levili İmna oğlu Kore, Yahve'nin sunularını ve en kutsal şeyleri dağıtmak için, Tanrı'nın gönüllü sunularının başındaydı.
2CH 31:15 Onun altında, kâhin kentlerinde Eden, Miniamin, Yeşua, Şemaya, Amarya ve Şekanya vardı. Bunlar, büyük küçük kardeşlerine bölüklerine göre dağıtmak üzere emanet görevlerinde bulunuyorlardı.
2CH 31:16 Üç yaşında ve ondan yukarı olan erkeklerin soy kütüğüne göre sayılanlardan başka, her gün görev gereği, görevlerinde bölüklerine göre hizmet etmek üzere Yahve'nin evine giren herkese;
2CH 31:17 atalar evlerine göre soy kütüğüne göre sayılan kâhinlere, ve görevlerinde bölüklerine göre yirmi yaşında ve ondan yukarı olan Levililer'e;
2CH 31:18 ve bütün toplulukta, soy kütüğüne göre sayılan bütün küçüklerine, karılarına, oğullarına ve kızlarına dağıtırlardı; çünkü emanet görevlerinde kendilerini kutsallıkta kutsadılar.
2CH 31:19 Kendi kentlerinin otlak kırlarında bulunan Aron'un oğulları kâhinler için, her kentte, kâhinler arasında bütün erkeklere, Levililer arasında soy kütüğüne göre sayılanların hepsine paylarını vermek üzere adlarıyla anılan adamlar vardı.
2CH 31:20 Hizkiya bütün Yahuda'da böyle yaptı; ve Tanrısı Yahve'nin önünde iyi, doğru ve sadık olanı yaptı.
2CH 31:21 Tanrı'nın evinin hizmetinde, yasada ve buyruklarda, Tanrısını aramak için başladığı her işte, onu bütün yüreğiyle yaptı ve başarılı oldu.
2CH 32:1 Bu şeylerden ve bu sadakatten sonra Aşur Kralı Sanherib geldi, Yahuda'ya girdi, surlu kentlere karşı ordugâh kurdu ve onları kendisi için kazanmak istedi.
2CH 32:2 Hizkiya, Sanherib'in geldiğini ve Yeruşalem'e karşı savaşmayı tasarladığını görünce,
2CH 32:3 kentin dışında olan pınarların sularını kesmek için beyleri ve güçlü adamlarına danıştı ve onlar kendisine yardım ettiler.
2CH 32:4 O zaman birçok kişi toplandı ve bütün pınarları ve ülkenin ortasından akan dereyi kestiler ve, “Aşur kralları neden gelip bol su bulsunlar?” dediler.
2CH 32:5 Cesaretini topladı, yıkılmış olan bütün duvarı yeniden yaptı ve onu kulelere kadar yükseltti, dışarıdan da başka bir duvar yaptı ve David'in kentindeki Millo'yu güçlendirdi ve bol miktarda silah ve kalkan yaptı.
2CH 32:6 Halkın başına savaş komutanları koydu, onları kentin kapısındaki geniş alanda topladı ve onlara cesaret verici bir şekilde konuşup dedi:
2CH 32:7 “Güçlü ve cesur olun. Aşur Kralı'ndan ve onunla birlikte olan bütün kalabalıktan korkmayın, yılmayın; çünkü bizimle birlikte olan, onunla birlikte olandan daha büyüktür.
2CH 32:8 Onunla birlikte olan etten bir koldur, ama bize yardım etmek ve savaşlarımızı yapmak için bizimle birlikte olan Tanrımız Yahve'dir.” Halk, Yahuda Kralı Hizkiya'nın sözlerine güvendi.
2CH 32:9 Bundan sonra Aşur Kralı Sanherib, hizmetkârlarını Yeruşalem'e gönderdi, (o sırada Lakiş'e saldırıyordu ve bütün kuvvetleri onunla birlikteydi), Yahuda Kralı Hizkiya'ya ve Yeruşalem'de olan bütün Yahuda'ya şöyle dedi:
2CH 32:10 Aşur Kralı Sanherib şöyle diyor, “Kime güveniyorsunuz ki, Yeruşalem'de kuşatma altında kalıyorsunuz?
2CH 32:11 Hizkiya, 'Tanrımız Yahve bizi Aşur Kralı'nın elinden kurtaracak' diyerek sizi kıtlıkta ve susuzlukta ölüme vermek için sizi kandırmıyor mu?
2CH 32:12 Bu aynı Hizkiya yüksek yerlerini ve sunaklarını kaldırıp Yahuda ve Yeruşalem'e, 'Bir sunağın önünde tapınacaksınız ve üzerinde buhur yakacaksınız' diye buyurmadı mı?
2CH 32:13 Benim ve atalarımın ülkelerin bütün halklarına ne yaptığımızı bilmiyor musunuz? O ülkelerin uluslarının ilâhları ülkelerini elimden kurtarabildiler mi?
2CH 32:14 Atalarımın tamamen yok ettiği o ulusların bütün ilâhları arasında halkını hangisi benim elimden kurtarabildi ki, Tanrınız sizi benim elimden kurtarabilsin?
2CH 32:15 Şimdi Hizkiya sizi aldatmasın ve sizi bu şekilde kandırmasın. Ona inanmayın, çünkü hiçbir ulusun ya da krallığın ilâhı halkını benim elimden ve atalarımın elinden kurtaramadı. Nerede kaldı ki, sizin Tanrınız benim elimden sizi kurtarsın!”
2CH 32:16 Hizmetkârları Yahve Tanrı'ya ve hizmetkârı Hizkiya'ya karşı daha da çok konuştular.
2CH 32:17 İsrael'in Tanrısı Yahve'ye hakaret eden mektuplar da yazıp O'na karşı şöyle dedi: “Ülkelerin uluslarının ilâhları kendi halklarını elimden kurtarmadıkları gibi, Hizkiya'nın Tanrısı da halkını elimden kurtarmayacaktır.”
2CH 32:18 Kenti ele geçirsinler diye, sur üzerinde olan Yeruşalem halkını korkutup telaşlandırmak için, onlara yüksek sesle Yahudi dilinde bağırdılar.
2CH 32:19 Yeruşalem Tanrısı'ndan, insan eliyle yapılmış yeryüzü halklarının ilâhları gibi söz ettiler.
2CH 32:20 Kral Hizkiya ve Amots oğlu Peygamber Yeşaya bunun için dua edip göğe feryat ettiler.
2CH 32:21 Yahve bir melek gönderdi, Aşur Kralı'nın ordugâhındaki bütün cesur yiğitleri, önderleri ve komutanları yok etti. Böylece yüzü utanç içinde kendi ülkesine döndü. İlâhının evine girdiğinde, kendi bedeninden çıkanlar onu orada kılıçla öldürdüler.
2CH 32:22 Böylece Yahve Hizkiya'yı ve Yeruşalem sakinlerini Aşur Kralı Sanherib'in ve diğer herkesin elinden kurtardı ve onlara her yandan yol gösterdi.
2CH 32:23 Birçok kişi Yeruşalem'e, Yahve'ye armağanlar, Yahuda Kralı Hizkiya'ya da değerli şeyler getirdi, öyle ki, ondan sonra bütün ulusların gözünde yükseldi.
2CH 32:24 O günlerde Hizkiya ölümcül derecede hastaydı ve Yahve'ye dua etti; ve ona söyledi ve kendisine bir işaret verdi.
2CH 32:25 Ama Hizkiya kendisine yapılan iyiliğe uygun bir karşılık vermedi, çünkü yüreği yükselmişti. Bu yüzden kendisi üzerinde, Yahuda ve Yeruşalem üzerinde gazap vardı.
2CH 32:26 Ama Hizkiya yüreğinin gururu yüzünden, hem kendisi hem de Yeruşalem sakinleri kendilerini alçalttılar, onun için Hizkiya'nın günlerinde Yahve'nin gazabı onların üzerine gelmedi.
2CH 32:27 Hizkiya'nın çok büyük bir zenginliği ve saygınlığı vardı. Gümüş için, altın için, değerli taşlar için, baharatlar için, kalkanlar için ve her türlü değerli kaplar için kendine hazineler;
2CH 32:28 buğday, yeni şarap ve zeytin yağı mahsulü için ambarlar; her türlü hayvan için ahırlar ve sürüler için ağıllar da sağladı.
2CH 32:29 Dahası kendine kentler ve bol miktarda sürüler ve sığırlar sağladı; çünkü Tanrı ona bol miktarda mal vermişti.
2CH 32:30 Bu aynı Hizkiya Gihon sularının üst kaynağını da kesti ve onları doğrudan David'in kentinin batı tarafına indirdi. Hizkiya bütün işlerinde başarılı oldu.
2CH 32:31 Ancak, ülkede yapılmış olan belirtiyi sormak için kendisine gönderdikleri Babil beylerinin kendisine gönderdikleri elçiler hakkında, Tanrı onu sınamak için bıraktı, böylece onun yüreğindeki her şeyi bilsin.
2CH 32:32 Şimdi Hizkiya'nın işlerinin geri kalanı ve iyi işleri, işte, bunlar Amots oğlu Peygamber Yeşaya'nın görümünde, Yahuda ve İsrael krallarının kitabında yazılıdır.
2CH 32:33 Hizkiya atalarıyla birlikte uyudu ve onu Davidoğulları mezarları yokuşuna gömdüler. Bütün Yahuda ve Yeruşalem sakinleri ölümünde onu onurlandırdılar. Oğlu Manaşşe onun yerine kral oldu.
2CH 33:1 Manaşşe hüküm sürmeye başladığında on iki yaşındaydı ve Yeruşalem'de elli beş yıl hüküm sürdü.
2CH 33:2 Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden kovmuş olduğu ulusların iğrençliklerine göre Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2CH 33:3 Çünkü babası Hizkiya'nın yıktığı yüksek yerleri yeniden yaptı; Baallar için sunaklar kurdu, Aşerler yaptı ve gökyüzünün bütün ordusuna tapındı ve onlara hizmet etti.
2CH 33:4 Yahve'nin, “Adım daima Yeruşalem'de olacak” demiş olduğu Yahve evinde sunaklar yaptı.
2CH 33:5 Yahve'nin evinin iki avlusunda gökyüzünün bütün ordusu için sunaklar yaptı.
2CH 33:6 Çocuklarını da Hinnomoğlu Vadisi'ndeki ateşten geçirdi. Büyücülük, falcılık ve sihirbazlık yaptı ve ruh çağıranlarla ve büyücülerle uğraştı. Yahve'yi öfkelendirmek için gözünde çok kötülük yaptı.
2CH 33:7 Yapmış olduğu putun oyma suretini Tanrı evine koydu, ki, onun hakkında Tanrı David'e ve oğlu Solomon'a, “Bu evde ve İsrael'in bütün oymakları arasından seçtiğim Yeruşalem'de adımı sonsuza dek koyacağım” demişti.
2CH 33:8 “Eğer Moşe'yle verilmiş olan bütün yasayı, kuralları ve ilkeleri, buyurduğum her şeyi yapmak üzere tutarlarsa, atalarınız için belirlediğim ülkeden İsrael'in ayağını bir daha ayırmayacağım.”
2CH 33:9 Manaşşe Yahuda'yı ve Yeruşalem sakinlerini baştan çıkardı, öyle ki, Yahve'nin İsrael'in çocuklarının önünden yok ettiği uluslardan daha çok kötülük yaptılar.
2CH 33:10 Yahve Manaşşe'ye ve halkına seslendi, ama onlar dinlemediler.
2CH 33:11 Bu yüzden Yahve, Aşur Kralı'nın ordu komutanlarını onların üzerine gönderdi. Onlar Manaşşe'yi zincire vurdular, onu prangalarla bağladılar ve Babil'e götürdüler.
2CH 33:12 Sıkıntıya düşünce Tanrısı Yahve'ye yalvardı ve atalarının Tanrısı önünde kendini çok alçalttı.
2CH 33:13 O'na dua etti; O da duasını kabul etti, yakarışını duydu ve onu tekrar Yeruşalem'e, krallığına getirdi. O zaman Manaşşe, Yahve'nin Tanrı olduğunu bildi.
2CH 33:14 Bundan sonra, David'in kentine, Gihon'un batı tarafında, vadide, Balık Kapısı'nın girişine kadar dış duvar yaptı. Bununla Ofel'i kuşattı ve onu çok büyük bir yüksekliğe çıkardı; ve Yahuda'nın bütün surlu kentlerine yiğit komutanlar koydu.
2CH 33:15 Yabancı ilâhları ve putu Yahve'nin evinden, Yahve'nin evinin dağında ve Yeruşalem'de yapmış olduğu bütün sunakları alıp kentin dışına attı.
2CH 33:16 Yahve'nin sunağını yaptırdı, üzerinde esenlik kurbanları ve şükran kurbanları sundu ve Yahuda'ya İsrael'in Tanrısı Yahve'ye hizmet etmelerini buyurdu.
2CH 33:17 Yine de halk yüksek yerlerde kurban kesmeye devam etti, ama yalnız Tanrıları Yahve'ye.
2CH 33:18 Manaşşe'nin işlerinin geri kalanı, Tanrısı'na ettiği dua, İsrael'in Tanrısı Yahve adına kendisine konuşan görenlerin sözleri, işte, bunlar İsrael krallarının işleri arasında yazılıdır.
2CH 33:19 Onun duası ve Tanrı'nın isteğini nasıl işittiği ve bütün günahı ve suçu ve kendini alçaltmadan önce yüksek yerler yapıp Aşera direklerini ve oyma suretleri diktiği yerler: İşte, bunlar Hozay'ın tarihinde yazılıdır.
2CH 33:20 Böylece Manaşşe atalarıyla uyudu ve onu kendi evine gömdüler; ve oğlu Amon onun yerine kral oldu.
2CH 33:21 Amon hüküm sürmeye başladığında yirmi iki yaşındaydı; ve Yeruşalem'de iki yıl hüküm sürdü.
2CH 33:22 Babası Manaşşe'nin yaptığı gibi, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı; ve Amon, babası Manaşşe'nin yaptığı bütün oyma suretlere kurbanlar kesti ve onlara hizmet etti.
2CH 33:23 Babası Manaşşe'nin kendini alçalttığı gibi, Yahve'nin önünde o kendini alçaltmadı; ama bu Amon gittikçe daha fazla suç işledi.
2CH 33:24 Hizmetkârları ona karşı düzen kurdular ve onu kendi evinde öldürdüler.
2CH 33:25 Ama ülke halkı Kral Amon'a karşı düzen kuranların hepsini öldürdü. Ülke halkı da oğlu Yoşiya'yı onun yerine kral yaptı.
2CH 34:1 Yoşiya hüküm sürmeye başladığında sekiz yaşındaydı ve Yeruşalem'de otuz bir yıl hüküm sürdü.
2CH 34:2 Yahve'nin gözünde doğru olanı yaptı ve atası David'in yollarında yürüdü ve sağa sola sapmadı.
2CH 34:3 Çünkü krallığının sekizinci yılında, henüz gençken, atası David'in Tanrısı'nı aramaya başladı; on ikinci yılda Yahuda ve Yeruşalem'i yüksek yerlerden, Aşera direklerinden, oyma suretlerden ve dökme suretlerden temizlemeye başladı.
2CH 34:4 Onun önünde Baallar'ın sunaklarını yıktılar; ve onların üstündeki yüksekte bulunan buhur sunaklarını kesip devirdi. Aşera direklerini, oyma suretleri ve dökme suretleri parçaladı, onları toz edip onlara kurban kesenlerin mezarlarına saçtı.
2CH 34:5 Kâhinlerin kemiklerini sunakları üzerinde yaktı ve Yahuda ile Yeruşalem'i temizledi.
2CH 34:6 Bunu Manaşşe, Efraim, Şimon ve Naftali'ye kadar, onların yıkıntıları çevresinde yaptı.
2CH 34:7 Sunakları parçaladı, Aşera direklerini ve oyma suretlerini toz etti ve İsrael ülkesindeki bütün buhur sunaklarını kesip devirdi, sonra Yeruşalem'e döndü.
2CH 34:8 Krallığının on sekizinci yılında, ülkeyi ve evi temizledikten sonra, Asalya oğlu Şafan'ı, kentin valisi Maaseya'yı ve tarihçi Yoahaz oğlu Yoah'ı Tanrısı Yahve'nin evini onarmaya gönderdi.
2CH 34:9 Başkâhin Hilkiya'ya varıp eşiğin bekçileri olan Levililer, Manaşşe'den, Efraim'den, İsrael'in bütün geri kalanından, bütün Yahuda'dan ve Benyamin'den ve Yeruşalem sakinlerinin elinden topladıkları, Tanrı'nın evine getirilen parayı teslim ettiler.
2CH 34:10 Bunu, Yahve'nin evinin işine bakan işçilerin eline teslim ettiler; Yahve'nin evinde çalışan işçiler de evi yenilemek ve onarmak için verdiler.
2CH 34:11 Onlar bunu, yontma taş ve çatı için kereste satın almaları ve Yahuda krallarının yıktığı evlerin kirişlerini yapmaları için marangozlara ve yapıcılara verdiler.
2CH 34:12 Bu adamlar işi sadakatle yaptılar. Onlara yol göstermek için işin başında olanlar, Merarioğulları'ndan Levililer Yahat ve Ovadya, Kehatoğulları'ndan Zekariya ve Meşullam, müzik çalgılarında usta olan Levililer'di.
2CH 34:13 Bunlar yük taşıyıcılarının da başındaydılar ve her türlü hizmette çalışan herkese yol gösteriyorlardı. Levililer'den kâtipler, görevliler, kapıcılar da vardı.
2CH 34:14 Yahve'nin evine getirilen parayı çıkardıklarında, Kâhin Hilkiya Moşe aracılığıyla verilmiş olan Yahve'nin Yasa Kitabı'nı buldu.
2CH 34:15 Hilkiya Kâtip Şafan'a, “Yahve'nin evinde Yasa Kitabı'nı buldum” diye karşılık verdi. Bunun üzerine Hilkiya kitabı Şafan'a verdi.
2CH 34:16 Şafan kitabı krala götürdü ve krala da, “Hizmetkârlarına emanet edilmiş olan her şeyi yapıyorlar” diye haber getirdi.
2CH 34:17 “Yahve'nin evinde bulunan parayı boşalttılar ve onu işe bakanların ve işçilerin eline teslim ettiler.”
2CH 34:18 Kâtip Şafan krala, “Kâhin Hilkiya bana bir kitap getirdi” diye bildirdi. Şafan onu krala okudu.
2CH 34:19 Kral yasanın sözlerini duyunca giysilerini yırttı.
2CH 34:20 Kral Hilkiya'ya, Şafan oğlu Ahikam'a, Mika oğlu Avdon'a, kâtip Şafan'a ve kralın hizmetkârı Asaya'ya buyurup dedi,
2CH 34:21 “Gidin, benim için ve İsrael'de ve Yahuda'da kalanlar için, bulunan bu kitabın sözleri hakkında Yahve'ye sorun. Çünkü atalarımız bu kitapta yazılı olan her şeye göre yapmak için Yahve'nin sözünü tutmadıkları için, Yahve'nin üzerimize dökülen gazabı büyüktür.”
2CH 34:22 Bunun üzerine Hilkiya ve kralın buyurduğu adamlar, giysi bekçisi Hasra oğlu Tohat oğlu Şallum'un karısı kadın Peygamber Hulda'nın yanına gittiler (o sırada Yeruşalem'in ikinci mahallesinde oturuyordu) ve ona bu konuda konuştular.
2CH 34:23 Kadın onlara şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'Sizi bana gönderen adama deyin ki,
2CH 34:24 “Yahve şöyle diyor, 'İşte, ben bu yerin üzerine ve onda yaşayanların üzerine, Yahuda Kralı'nın önünde okunan kitapta yazılı bütün lanetleri getireceğim.
2CH 34:25 Çünkü ellerinin bütün işleriyle beni öfkelendirmek için beni bırakıp başka ilâhlara buhur yaktılar, bu yüzden gazabım bu yerin üzerine döküldü ve sönmeyecektir.'”'”
2CH 34:26 Ama seni Yahve'ye danışmak için gönderen Yahuda Kralı'na şunu söyleyeceksin: 'İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: “Senin duyduğun sözlere gelince,
2CH 34:27 yüreğin yumuşak olduğu, bu yere ve onda oturanlara karşı sözlerini duyduğunda Tanrı'nın önünde kendini alçalttığın, benim önümde kendini alçalttığın, giysilerini yırttığın ve önümde ağladığın için, ben de seni duydum” diyor Yahve.
2CH 34:28 “İşte, seni atalarına kavuşturacağım, esenlikle mezarına götürüleceksin. Gözlerin bu yerin üzerine ve onda oturanların üzerine getirecek olduğum bütün kötülüğü görmeyecek.”'” Bu haberi krala geri getirdiler.
2CH 34:29 Sonra kral gönderip Yahuda ve Yeruşalem'in bütün ihtiyarlarını topladı.
2CH 34:30 Kral, bütün Yahuda adamları ve Yeruşalem sakinleriyle, kâhinlerle, Levililer'le, büyük küçük bütün halkla birlikte Yahve'nin evine çıktı ve Yahve'nin evinde bulunan Antlaşma Kitabı'nın bütün sözlerini onların duyabileceği şekilde okudu.
2CH 34:31 Kral yerinde durdu ve Yahve'nin ardından yürümek, bütün yüreğiyle ve bütün canıyla O'nun buyruklarını, tanıklıklarını ve kurallarını tutmak için, bu kitapta yazılı olan antlaşma sözlerini yapmak için Yahve'nin önünde antlaşma yaptı.
2CH 34:32 Yeruşalem ve Benyamin'de bulunanların hepsini ayağa kaldırdı. Yeruşalem sakinleri atalarının Tanrısı Tanrı'nın antlaşmasına göre yaptılar.
2CH 34:33 Yoşiya İsrael'in çocuklarına ait olan bütün ülkelerden iğrenç şeylerin tümünü kaldırdı ve İsrael'de bulunanların hepsini hizmet etsinler diye, Tanrıları Yahve'ye hizmet ettirdi. Onun bütün günlerinde atalarının Tanrısı Yahve'yi izlemekten ayrılmadılar.
2CH 35:1 Yoşiya Yeruşalem'de Yahve için Pesah tuttu. Pesah kurbanını birinci ayın on dördüncü günü kestiler.
2CH 35:2 Kâhinleri görev yerlerine koydu ve onları Yahve'nin evinin hizmetinde yüreklendirdi.
2CH 35:3 Bütün İsrael'e öğreten, Yahve'ye kutsal olan Levililer'e şöyle dedi: “Kutsal sandığı, İsrael Kralı David'in oğlu Solomon'un yaptığı eve koyun. Artık sizin omuzlarınızda yük olmayacak. Şimdi Tanrınız Yahve'ye ve O'nun halkı İsrael'e hizmet edin.
2CH 35:4 İsrael Kralı David'in yazısı uyarınca ve oğlu Solomon'un yazısı uyarınca, atalar evlerine göre bölüklerinize göre hazırlanın.
2CH 35:5 Halk çocukları, kardeşlerinizin atalar evleri bölüklerine göre kutsal yerde durun ve Levililer'den atalar evinin bir payı onlardan her biri için olsun.
2CH 35:6 Pesah kuzusunu kesin, kendinizi kutsayın ve Moşe aracılığıyla Yahve'nin sözüne göre yapmak üzere, kardeşleriniz için hazırlayın.”
2CH 35:7 Yoşiya halkın çocuklarına, orada bulunan herkese, hepsi Pesah kurbanları için, sürüden sayıca otuz bin kuzular ve oğlaklar, üç bin de boğa verdi. Bunlar kralın malıydı.
2CH 35:8 Onun beyleri halka, kâhinlere ve Levililer'e gönüllü kurbanlar verdiler. Tanrı evinin yöneticileri Hilkiya, Zekariya ve Yehiel, kâhinlere Pesah kurbanları için iki bin altı yüz davar ve üç yüz sığır verdiler.
2CH 35:9 Konanya ve kardeşleri Şemaya, Netanel, Levililer'in başları Haşavya, Yeiel ve Yozavad da, Pesah kurbanları için Levililer'e beş bin davar ve beş yüz sığır verdiler.
2CH 35:10 Böylece hizmet hazırlandı ve kâhinler yerlerinde, Levililer de kralın buyruğu uyarınca bölüklerine göre durdular.
2CH 35:11 Pesah kuzularını kestiler ve kâhinler onların ellerinden aldıkları kanı serptiler ve Levililer kurbanları yüzdüler.
2CH 35:12 Yakmalık sunuları Moşe'nin kitabında yazılmış olduğu gibi, Yahve'ye sunsunlar diye halk çocuklarının atalar evleri bölüklerine vermek için onları bir yana kaldırdılar. Sığırlar için de aynısını yaptılar.
2CH 35:13 Pesah kurbanını kurala göre ateşte kızarttılar. Kutsal sunuları tencerelerde, kazanlarda ve tavalarda haşladılar ve çabucak bütün halk çocuklarına götürdüler.
2CH 35:14 Ondan sonra kendileri için ve kâhinler için hazırladılar, çünkü Aronoğulları kâhinler geceye kadar yakmalık sunuları ve yağı sunmakla meşguldüler. Bu nedenle Levililer kendileri için, Aronoğulları kâhinler için de hazırladılar.
2CH 35:15 Asaf'ın oğulları olan ezgiciler, David'in, Asaf'ın, Heman'ın ve kralın Gören Yedutun'un buyruğuna göre yerlerindeydiler; ve kapı bekçileri her kapıdaydı. Hizmetlerinden ayrılmalarına gerek yoktu, çünkü kardeşleri Levililer onlar için hazırlık yapıyordu.
2CH 35:16 Böylece, Kral Yoşiya'nın buyruğu uyarınca, Pesah'ı tutmak ve Yahve'nin sunağında yakmalık sunular sunmak için, Yahve'nin bütün hizmeti aynı gün hazırlandı.
2CH 35:17 O sırada orada bulunan İsrael'in çocukları, Pesah'ı ve yedi gün Mayasız Ekmek Bayramı'nı tuttular.
2CH 35:18 Peygamber Samuel'in günlerinden beri İsrael'de böyle bir Pesah tutması olmamıştı; İsrael krallarından hiçbiri, Yoşiya ve kâhinler, Levililer, orada bulunan bütün Yahuda ve İsrael ve Yeruşalem sakinlerinin tuttukları bu Pesah gibi bir Pesah tutmamıştı.
2CH 35:19 Bu Pesah, Yoşiya'nın krallığının on sekizinci yılında tutuldu.
2CH 35:20 Bütün bunlardan sonra, Yoşiya tapınağı hazırladığında, Mısır Kralı Neko, Fırat kıyısındaki Karkemiş'e karşı savaşmak için çıktı, Yoşiya da ona karşı çıktı.
2CH 35:21 Ama ona elçiler gönderip, “Ey Yahuda Kralı, seninle benim ne işim var? Bugün sana karşı değil, savaştığım eve karşı geliyorum. Tanrı bana acele etmemi buyurdu. Dikkat et, benimle olan Tanrı seni yok etmesin.”
2CH 35:22 Bununla birlikte Yoşiya ondan yüzünü çevirmedi, ama onunla savaşmak için kılık değiştirdi ve Tanrı'nın ağzından olan Neko'nun sözlerini dinlemedi ve Megiddo Vadisi'nde savaşmaya geldi.
2CH 35:23 Okçular Kral Yoşiya'ya ok attılar; ve kral hizmetkârlarına, “Beni götürün, çünkü ağır yaralandım!” dedi.
2CH 35:24 Bunun üzerine hizmetkârları onu arabadan çıkarıp kendisinin ikinci arabasına koydular ve Yeruşalem'e götürdüler; ve öldü ve atalarının mezarlarına gömüldü. Bütün Yahuda ve Yeruşalem Yoşiya için yas tuttu.
2CH 35:25 Yeremya Yoşiya için ağıt okudu ve bütün ezgi söyleyen erkekler ve kadınlar bu güne dek ağıtlarında Yoşiya'dan söz ettiler; ve bunları İsrael'de bir gelenek haline getirdiler. İşte, bunlar ağıtlarda yazılıdırlar.
2CH 35:26 Şimdi Yoşiya'nın işlerinin geri kalanı ve Yahve'nin Yasası'nda yazılı olana göre iyilikleri,
2CH 35:27 ve işleri, ilk ve sonuncuları, işte, bunlar İsrael ve Yahuda krallarının kitabında yazılıdır.
2CH 36:1 O zaman ülke halkı Yoşiya oğlu Yehoahaz'ı alıp babasının yerine onu Yeruşalem'de kral yaptı.
2CH 36:2 Yehoahaz hüküm sürmeye başladığında yirmi üç yaşındaydı ve Yeruşalem'de üç ay krallık yaptı.
2CH 36:3 Mısır Kralı onu Yeruşalem'deki yerinden etti ve ülkeye yüz talant gümüş ve bir talant altın cezası verdi.
2CH 36:4 Mısır Kralı kardeşi Elyakim'i Yahuda ve Yeruşalem üzerine kral yaptı ve adını Yehoyakim olarak değiştirdi. Neko kardeşi Yoahaz'ı alıp Mısır'a götürdü.
2CH 36:5 Yehoyakim hüküm sürmeye başladığında yirmi beş yaşındaydı ve Yeruşalem'de on bir yıl hüküm sürdü. Tanrısı Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2CH 36:6 Babil Kralı Nebukadnetsar ona karşı geldi ve onu Babil'e götürmek için çift zincirle bağladı.
2CH 36:7 Nebukadnetsar da Yahve'nin evinin kaplarından bazılarını Babil'e taşıdı ve onları Babil'deki kendi tapınağına koydu.
2CH 36:8 Yehoyakim'in işlerinin geri kalanı, yaptığı iğrençlikler ve onda bulunanlar, işte, bunlar İsrael ve Yahuda krallarının kitabında yazılıdır; ve oğlu Yehoyakin onun yerine kral oldu.
2CH 36:9 Yehoyakin hüküm sürmeye başladığında sekiz yaşındaydı ve Yeruşalem'de üç ay on gün hüküm sürdü. Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
2CH 36:10 Yıl dönümünde, Kral Nebukadnetsar gönderip onu, Yahve'nin evinin değerli kaplarıyla birlikte Babil'e getirdi ve kardeşi Sidkiya'yı Yahuda ve Yeruşalem üzerine kral yaptı.
2CH 36:11 Sidkiya hüküm sürmeye başladığında yirmi bir yaşındaydı ve Yeruşalem'de on bir yıl hüküm sürdü.
2CH 36:12 Tanrısı Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı. Yahve'nin ağzından söyleyen Peygamber Yeremya'nın önünde kendini alçaltmadı.
2CH 36:13 Tanrı aracılığıyla ant içtirmiş olan Kral Nebukadnetsar'a da isyan etti; ama ensesini sertleştirdi ve İsrael'in Tanrısı Yahve'ye dönmemek için yüreğini katılaştırdı.
2CH 36:14 Kâhinlerin bütün önderleri de, halkla birlikte ulusların bütün iğrençliklerine göre çok büyük suç işlediler; ve Yahve'nin Yeruşalem'de kutsal kılmış olduğu kendi evini kirlettiler.
2CH 36:15 Atalarının Tanrısı Yahve, erken yükselip göndererek, ulakları aracılığıyla onlara gönderdi, çünkü halkına ve meskenine acıdı;
2CH 36:16 ama Tanrı'nın ulaklarıyla alay ettiler, sözlerini hor gördüler ve peygamberlerini aşağıladılar, ta ki Yahve'nin öfkesi halkına karşı yükselene ve çare kalmayana kadar.
2CH 36:17 Bunun üzerine Keldaniler kralını getirdi. O, gençlerini kutsal yerlerinin evinde kılıçla öldürdü ve genç yiğide, el değmemiş kıza, yaşlıya, sakata acımadı. Hepsini eline verdi.
2CH 36:18 Tanrı evinin büyük ve küçük bütün kaplarını, Yahve'nin evinin hazinelerini, kralın ve beylerinin hazinelerini, hepsini Babil'e götürdü.
2CH 36:19 Tanrı'nın evini yaktılar, Yeruşalem'in surlarını yıktılar, bütün saraylarını ateşe verdiler ve bütün değerli kaplarını yok ettiler.
2CH 36:20 Kılıçtan kaçanları Babil'e götürdü ve Pers Krallığı'nın hakimiyetine kadar ona ve oğullarına hizmetçi oldular,
2CH 36:21 ta ki, ülke Şabatları'nı tutana dek Yeremya'nın ağzı ile olan Yahve'nin sözü yerine gelsin. Yetmiş yılı doldurmak için ıssız kaldığı sürece Şabat'ı tuttu.
2CH 36:22 Pers Kralı Koreş'in birinci yılında, Yeremya'nın ağzı ile olan Yahve'nin sözü yerine gelsin diye, Yahve, Pers Kralı Koreş'in ruhunu harekete geçirdi; öyle ki, bütün krallığında bir bildiri yayınladı ve bunu yazıya döküp şöyle dedi:
2CH 36:23 “Pers Kralı Koreş şöyle diyor, ‘Göğün Tanrısı Yahve, yeryüzünün bütün krallıklarını bana verdi; ve bana Yahuda'da bulunan Yeruşalem'de kendisi için bir ev yapmamı buyurdu. Aranızda O'nun halkından kim varsa, Tanrısı Yahve onunla olsun ve çıksın.’”
EZR 1:1 Pers Kralı Koreş'in birinci yılında, Yeremya'nın ağzıyla olan Yahve'nin sözü yerine gelsin diye, Yahve, Pers Kralı Koreş'in ruhunu harekete geçirdi; öyle ki, bütün krallığında bir bildiri yayınladı ve bunu yazıya da dökerek şöyle dedi:
EZR 1:2 “Pers Kralı Koreş şöyle diyor, ‘Göğün Tanrısı Yahve bana yeryüzünün bütün krallıklarını verdi; ve bana Yahuda'da bulunan Yeruşalem'de kendisi için bir ev yapmamı buyurdu.
EZR 1:3 Aranızda O'nun halkından kim varsa, Tanrısı onunla olsun; Yahuda'da bulunan Yeruşalem'e çıksın ve İsrael'in Tanrısı Yahve'nin (Tanrı O'dur) Yeruşalem'de bulunan evini yapsın.
EZR 1:4 Yaşadığı yerde kim geride kalmışsa, Yeruşalem'deki Tanrı Evi için gönüllü bağıştan başka, olduğu yerin adamları ona gümüşle, altınla, eşya ve hayvanla yardım etsinler.'”
EZR 1:5 O zaman Yahuda'nın ve Benyamin'in ata evlerinin başları, kâhinler ve Levililer, Tanrı'nın harekete geçirdiği ruhların hepsi, Yeruşalem'deki Yahve'nin evini yapmak için kalktılar.
EZR 1:6 Onların çevrelerinde bulunanların hepsi, gönüllü olarak sunulan her şeyden başka, gümüş kaplarla, altınla, eşyalarla, hayvanlarla ve değerli eşyalarla onların ellerini güçlendirdiler.
EZR 1:7 Kral Koreş, Nebukadnetsar'ın Yeruşalem'den getirip ilâhlarının evine koymuş olduğu Yahve'nin evinin kaplarını da çıkardı.
EZR 1:8 Pers Kralı Koreş, hazinedar Mitredat'ın eliyle bunları dışarı çıkardı ve Yahuda beyi Şeşbatsar'a saydı.
EZR 1:9 Bunların sayısı şöyledir: Otuz altın leğen, bin gümüş leğen, yirmi dokuz bıçak,
EZR 1:10 otuz altın kase, dört yüz on ikinci cins gümüş kase ve bin parça başka kaplar.
EZR 1:11 Altın ve gümüş kapların hepsi beş bin dört yüz parçaydı. Şeşbatsar, sürgünler Babil'den Yeruşalem'e getirildiğinde bunların hepsini getirdi.
EZR 2:1 Şimdi bunlar, sürgün edilenlerin sürgününden çıkan ve Babil Kralı Nebukadnetsar'ın Babil'e götürmüş olduğu ve Yeruşalem ve Yahuda'ya, hepsi kendi kentlerine dönmüş olan il çocuklarıydı.
EZR 2:2 Zerubbabel, Yeşua, Nehemya, Seraya, Reelaya, Mordekay, Bilşan, Mispar, Bigvay, Rehum ve Baana ile birlikte geldiler. İsrael halkından adamlarının sayısı:
EZR 2:3 Paroş'un çocukları, iki bin yüz yetmiş iki.
EZR 2:4 Şefatya'nın çocukları, üç yüz yetmiş iki.
EZR 2:5 Arah'ın çocukları, yedi yüz yetmiş beş.
EZR 2:6 Pahatmoav'ın çocukları, Yeşua ve Yoav'ın çocuklarından, iki bin sekiz yüz on iki.
EZR 2:7 Elam'ın çocukları, bin iki yüz elli dört.
EZR 2:8 Zattu'nun çocukları, dokuz yüz kırk beş.
EZR 2:9 Zakkay'ın çocukları, yedi yüz altmış.
EZR 2:10 Bani'nin çocukları, altı yüz kırk iki.
EZR 2:11 Bebay'ın çocukları, altı yüz yirmi üç.
EZR 2:12 Azgad'ın çocukları, bin iki yüz yirmi iki.
EZR 2:13 Adonikam'ın çocukları, altı yüz altmış altı.
EZR 2:14 Bigvay'ın çocukları, iki bin elli altı.
EZR 2:15 Adin'in çocukları, dört yüz elli dört.
EZR 2:16 Hizkiya'dan Ater'in çocukları, doksan sekiz.
EZR 2:17 Bezay'ın çocukları, üç yüz yirmi üç.
EZR 2:18 Yora'nın çocukları, yüz on iki.
EZR 2:19 Haşum'un çocukları, iki yüz yirmi üç.
EZR 2:20 Gibbar'ın çocukları, doksan beş.
EZR 2:21 Beytlehem'in çocukları, yüz yirmi üç.
EZR 2:22 Netofa adamları, elli altı.
EZR 2:23 Anatot adamları, yüz yirmi sekiz.
EZR 2:24 Azmavet'in çocukları, kırk iki.
EZR 2:25 Kiryat Arim, Kefira ve Beerot'un çocukları, yedi yüz kırk üç.
EZR 2:26 Rama ve Geva'nın çocukları, altı yüz yirmi bir.
EZR 2:27 Mikmas adamları, yüz yirmi iki.
EZR 2:28 Beytel ve Ay adamları, iki yüz yirmi üç.
EZR 2:29 Nevo'nun çocukları, elli iki.
EZR 2:30 Magbiş'in çocukları, yüz elli altı.
EZR 2:31 Öbür Elam'ın çocukları, bin iki yüz elli dört.
EZR 2:32 Harim'in çocukları, üç yüz yirmi.
EZR 2:33 Lod, Hadid ve Ono'nun çocukları, yedi yüz yirmi beş.
EZR 2:34 Yeriha'nın çocukları, üç yüz kırk beş.
EZR 2:35 Senaa'nın çocukları, üç bin altı yüz otuz.
EZR 2:36 Kâhinler: Yeşua evinden Yedaya'nın çocukları, dokuz yüz yetmiş üç.
EZR 2:37 İmmer'in çocukları, bin elli iki.
EZR 2:38 Paşhur'un çocukları, bin iki yüz kırk yedi.
EZR 2:39 Harim'in çocukları, bin on yedi.
EZR 2:40 Levililer: Hodaviya'nın çocuklarından, Yeşua ve Kadmiel'in çocukları, yetmiş dört.
EZR 2:41 Ezgiciler: Asaf'ın çocukları, yüz yirmi sekiz.
EZR 2:42 Kapı nöbetçilerinin çocukları: Şallum'un çocukları, Ater'in çocukları, Talmon'un çocukları, Akkuv'un çocukları, Hatita'nın çocukları, Şovay'ın çocukları, hepsi yüz otuz dokuz.
EZR 2:43 Tapınak hizmetkârları: Ziha'nın çocukları, Hasupa'nın çocukları, Tavvaot 'un çocukları,
EZR 2:44 Keros'un çocukları, Siaha'nın çocukları, Padon'un çocukları,
EZR 2:45 Levanah'ın çocukları, Hagabah'ın çocukları, Akkuv'un çocukları,
EZR 2:46 Hagav'ın çocukları, Şamlay'ın çocukları, Hanan'ın çocukları,
EZR 2:47 Giddel'in çocukları, Gahar'ın çocukları, Reaya'nın çocukları,
EZR 2:48 Rezin'in çocukları, Nekoda'nın çocukları, Gazzam'ın çocukları,
EZR 2:49 Uzza'nın çocukları, Paseah'ın çocukları, Besay'ın çocukları,
EZR 2:50 Asnah'ın çocukları, Meunim'in çocukları, Nefisim'in çocukları,
EZR 2:51 Bakbuk'un çocukları, Hakupa'nın çocukları, Harhur'un çocukları,
EZR 2:52 Bazlut'un çocukları, Mehida'nın çocukları, Harşa'nın çocukları,
EZR 2:53 Barkos'un çocukları, Sisera'nın çocukları, Temah'ın çocukları,
EZR 2:54 Neziah'ın çocukları, Hatifa'nın çocukları.
EZR 2:55 Solomon'un hizmetkârlarının çocukları: Sotay'ın çocukları, Hassoferet'in çocukları, Peruda'nın çocukları,
EZR 2:56 Yaalah'ın çocukları, Darkon'un çocukları, Giddel'in çocukları,
EZR 2:57 Şefatya'nın çocukları, Hattil'in çocukları, Pokeret Haszevaim'in çocukları, Ami'nin çocukları.
EZR 2:58 Bütün tapınak görevlileri ve Solomon'un hizmetkârlarının çocukları üç yüz doksan iki kişiydi.
EZR 2:59 Tel Melah'tan, Tel Harşa'dan, Keruv'dan, Addan'dan ve İmmer'den çıkanlar bunlardı; ama atalar evlerini ve soylarını, İsrael'den olup olmadıklarını gösteremeyenler şunlardır:
EZR 2:60 Delaya'nın çocukları Toviya'nın çocukları, Nekoda'nın çocukları, altı yüz elli iki.
EZR 2:61 Kâhinlerin çocuklarından: Havaya'nın çocukları, Hakkots'un çocukları ve Giladlı Barzillay'ın kızlarından karı alıp onların adıyla anılan Barzillay'ın çocukları.
EZR 2:62 Bunlar soy kütüğüne kayıtlı olanlar arasında yerlerini aradılar, ama bulunamadılar; bu yüzden yetkisiz kılındılar ve kâhinlikten çıkarıldılar.
EZR 2:63 Vali onlara, bir kâhin Urim ve Tummim ile hizmet etmek üzere çıkana dek en kutsal şeylerden yememeleri gerektiğini söyledi.
EZR 2:64 Bütün topluluk toplam kırk iki bin üç yüz altmış kişiydi,
EZR 2:65 erkek hizmetçileri ve kadın hizmetçileri hariç, yedi bin üç yüz otuz yedi kişi vardı; iki yüz ezgi söyleyen erkek ve kadın vardı.
EZR 2:66 Atları yedi yüz otuz altı, katırları iki yüz kırk beş,
EZR 2:67 develeri dört yüz otuz beş, eşekleri altı bin yedi yüz yirmiydi.
EZR 2:68 Atalar ev başlarından bazıları, Yeruşalem'deki Yahve'nin evine geldiklerinde, Tanrı'nın evini yerine kurmak için gönüllü bağışta bulundular.
EZR 2:69 Güçlerine göre iş hazinesine altmış bir bin darik altın, beş bin mina gümüş ve yüz kâhin giysisi verdiler.
EZR 2:70 Böylece kâhinler, Levililer ve halkın bir kısmı, ezgiciler, kapıcılar ve tapınak görevlileri kendi kentlerinde, bütün İsraelliler de kendi kentlerinde oturdular.
EZR 3:1 Yedinci ay gelince, İsrael'in çocukları kentlerde iken, halk bir adammış gibi Yeruşalem'e toplandı.
EZR 3:2 O zaman Yotsadak oğlu Yeşua, kardeşleri kâhinlerle, Şealtiel oğlu Zerubbabel ve akrabalarıyla birlikte kalktılar ve Tanrı adamı Moşe'nin yasasında yazılı olduğu gibi, üzerinde yakmalık sunular sunmak üzere İsrael Tanrısı'nın sunağını yaptılar.
EZR 3:3 Çevredeki ülkelerin halklarından korktukları halde, sunağı yeri üzerine koydular ve üzerinde Yahve'ye yakmalık sunular, sabah akşam yakmalık sunular sundular.
EZR 3:4 Yazıldığı gibi, Çardak Bayramı'nı tuttular ve kurala göre her günün görevi olarak, günlük yakmalık sunuları,
EZR 3:5 ve ondan sonra sürekli yakmalık sunuyu, Yeni Aylar'ın sunularını, kutsanmış olan bütün Yahve'nin belli bayramlarının sunularını ve Yahve'ye gönüllü olarak gönüllü sunu sunan herkesin sunularını sundular.
EZR 3:6 Yedinci ayın birinci gününden itibaren Yahve'ye yakmalık sunular sunmaya başladılar; ancak Yahve'nin Tapınağı'nın temeli henüz atılmamıştı.
EZR 3:7 Duvarcılara ve marangozlara da para verdiler. Pers Kralı Koreş'ten aldıkları izne göre, Lübnan'dan denize, Yafa'ya sedir ağaçları getirmeleri için Sayda ve Sur halkına yiyecek, içecek ve yağ da verdiler.
EZR 3:8 Yeruşalem'deki Tanrı'nın evine, gelişlerinin ikinci yılında, ikinci ayda, Şealtiel oğlu Zerubbabel, Yotsadak oğlu Yeşua ve kardeşlerinin geri kalanı, kâhinler ve Levililer ve Yeruşalem'e sürgünden dönenlerin hepsi işe başladılar ve yirmi yaşında ve ondan yukarı Levililer'i, Yahve'nin evinin işini gözetmek üzere atadı.
EZR 3:9 O zaman Yeşua, oğulları ve kardeşleri, Kadmiel ve oğulları, Yahuda oğulları ve kardeşleri olan Henadad oğulları ile onların oğulları ve kardeşleri Levililer de, Tanrı'nın evindeki işçilerin gözetimini yapmak üzere bir arada durdular.
EZR 3:10 Yapıcılar Yahve'nin Tapınağı'nın temelini attıklarında, İsrael Kralı David'in talimatına göre, kâhinleri giysileriyle borularla, Levililer'i de Asafoğulları zillerle Yahve'yi övmek için yerleştirdiler.
EZR 3:11 Karşılıklı Yahve'yi övmek ve şükretmek için ezgi söylediler: “Çünkü O iyidir, çünkü İsrael'e olan sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.” Onlar Yahve'yi överken bütün halk büyük bir haykırışla bağırdı, çünkü Yahve'nin evinin temeli atılmıştı.
EZR 3:12 Ama kâhinlerden, Levililer'den ve ata evlerinin başlarından birçoğu, ilk evi görmüş olan yaşlı adamlar, bu evin temeli gözlerinin önünde atıldığında, yüksek sesle ağladılar. Birçoğu da sevinçten yüksek sesle bağırdı.
EZR 3:13 Öyle ki, halk sevinç çığlıklarının gürültüsünü halkın ağlama sesinden ayırt edemedi; çünkü halk yüksek sesle bağırıyordu ve gürültü çok uzaklardan duyuluyordu.
EZR 4:1 Yahuda ve Benyamin'in düşmanları, sürgün çocuklarının İsrael Tanrısı Yahve için bir tapınak yapmakta olduklarını duyduklarında,
EZR 4:2 Zerubbabel'e ve atalar evlerinin başlarına yaklaşıp, onlara “Hadi, sizinle birlikte yapalım” dediler, “Biz de sizin gibi Tanrınız'ı arıyoruz. Aşur Kralı Esar Haddon'un bizi buraya çıkardığı günden beri O'na kurbanlar kesiyoruz.”
EZR 4:3 Ama Zerubbabel, Yeşua ve İsrael'in atalar evlerinin başlarının geri kalanı onlara, “Tanrımız için bir ev yapmakta sizin bizimle bir ilginiz yok. Biz, Pers Kralı Koreş'in bize buyurmuş olduğu gibi, İsrael'in Tanrısı Yahve için birlikte kendimiz yapacağız.” dediler.
EZR 4:4 Bunun üzerine ülke halkı Yahuda halkının ellerini zayıflattı ve onları bina ederken sıkıntıya soktular.
EZR 4:5 Pers Kralı Koreş'in bütün günlerinden, Pers Kralı Darius'un krallığına kadar, onların amaçlarını boşa çıkarmak için onlara karşı ücretli danışmanlar tuttular.
EZR 4:6 Ahaşveroş'un krallığı sırasında, krallığının başlangıcında, Yahuda ve Yeruşalem halkına karşı bir suçlama yazdılar.
EZR 4:7 Artahşasta'nın günlerinde, Bişlam, Mitredat, Tabeel ve diğer arkadaşları Pers Kralı Artahşasta'ya yazdılar; mektubun yazısı Arami harfleriyle yazıldı, Arami dilinde de iletildi.
EZR 4:8 Vali Rehum ve Kâtip Şimşay, Kral Artahşasta'ya, Yeruşalem'e karşı şu mektubu yazdılar:
EZR 4:9 O zaman Vali Rehum, Kâtip Şimşay ve onların geri kalan arkadaşları, Dinalılar, Afarsatlılar, Tarpelliler, Afarslılar, Arşevililer, Babilliler, Şuşanlılar, Dehaylılar, Elamlılar,
EZR 4:10 ve büyük ve asil Osnappar'ın sürdüğü, Samariya Kentine ve Irmak ötesindeki ülkenin geri kalanına yerleştirdiği diğer uluslar ve öbürleri yazdılar.
EZR 4:11 Bu, hizmetkârlarından, Irmak ötesindeki halktan Kral Artahşasta'ya gönderdikleri mektubun kopyasıdır:
EZR 4:12 Kral bilsin ki, senin yanından çıkan Yahudiler bize, Yeruşalem'e geldiler. Asi ve kötü kenti bina ediyorlar, duvarları bitirdiler ve temellerini onardılar.
EZR 4:13 Şimdi kral şunu bilsin ki, eğer bu kent bina edilir ve duvarlar bitirilirse, haraç, gümrük ya da vergi ödemeyecekler ve sonunda krallara zararlı olacaktır.
EZR 4:14 Şimdi sarayın tuzunu yediğimiz ve kralın zararını görmek bize uygun olmayacağı için, bu yüzden krala haber gönderip bildirdik.
EZR 4:15 Atalarınızın tarih kitabında araştırılsın. Tarih kitabında görecek ve bu kentin asi bir kent olduğunu, krallara ve eyaletlere zararlı olduğunu ve geçmişte onun içinde isyanlar çıkardıklarını bileceksiniz. Bu yüzden bu kent yıkıldı.
EZR 4:16 Krala bildiriyoruz ki, eğer bu kent bina edilir ve duvarlar bitirilirse, Irmak ötesinde hiçbir mülkünüz olmayacaktır.
EZR 4:17 Bunun üzerine kral, Vali Rehum'a, Kâtip Şimşay'a ve Samariya'da ve Irmak ötesindeki ülkede yaşayan diğer arkadaşlarına bir yanıt gönderdi: Esenlik.
EZR 4:18 Bize göndermiş olduğunuz mektup önümde açıkça okundu.
EZR 4:19 Buyruk verdim ve araştırıldı ve bu kentin geçmişte krallara karşı ayaklandığı ve onun içinde isyan olduğu ve ayaklanmaların yapıldığı bulundu.
EZR 4:20 Irmak ötesindeki bütün ülkeye hükmeden Yeruşalem üzerinde güçlü krallar da oldu; ve onlara vergi, gümrük ve harç ödendi.
EZR 4:21 Şimdi bu adamları durdurmak için bir emir çıkarın ve benim tarafımdan bir emir verilene kadar bu kent bina edilmesin.
EZR 4:22 Bunu yaparken gevşek davranmayın. Zarar neden kralların ziyanına çoğalsın?
EZR 4:23 O zaman Kral Artahşaşta'nın mektubunun kopyası Rehum'a, Kâtip Şimşay'a ve arkadaşlarına okunduğunda, aceleyle Yeruşalem'e Yahudiler'in yanına gittiler ve onları silah zoruyla durdurdular.
EZR 4:24 Bunun üzerine Yeruşalem'de bulunan Tanrı'nın evindeki iş durdu. Pers Kralı Darius'un saltanatının ikinci yılına kadar durdu.
EZR 5:1 Peygamberler, Peygamber Hagay ve İddo oğlu Zekariya, Yahuda ve Yeruşalem'de bulunan Yahudiler'e peygamberlik ettiler. İsrael Tanrısı adına onlara peygamberlik ettiler.
EZR 5:2 O zaman Şealtiel oğlu Zerubbabel ve Yotsadak oğlu Yeşua kalktılar ve Yeruşalem'de bulunan Tanrı'nın evini bina etmeye başladılar; onlara yardım eden Tanrı'nın peygamberleri de onlarla birlikteydi.
EZR 5:3 Aynı zamanda Irmak ötesindeki Vali Tattenay, Şetarbozenay ve arkadaşlarıyla birlikte yanlarına geldi ve onlara, “Bu evi bina etmek ve bu duvarı bitirmek için size kim emir verdi?” diye sordu.
EZR 5:4 Bu binayı yapan adamların adlarını da sordular.
EZR 5:5 Ama Tanrıları'nın gözü Yahudiler'in ihtiyarlarının üzerindeydi ve konu Darius'a ulaşıncaya ve bu konuda bir mektupla yanıt dönünceye dek onları durdurmadılar.
EZR 5:6 Irmak ötesindeki Vali Tattenay, Şetarbozenay ve Irmak ötesindeki arkadaşları Afarşakiler'in Kral Darius'a gönderdikleri mektubun kopyası aşağıdadır.
EZR 5:7 Ona bir mektup gönderdiler, içinde şunlar yazılıydı: Kral Darius'a, tam esenlik olsun.
EZR 5:8 Kral bilsin ki, Yahuda eyaletine, büyük Tanrı'nın evine gittik. Bu ev büyük taşlarla bina ediliyor ve duvarları keresteyle döşenmiştir. Bu iş onların ellerinde gayretle ve başarıyla ilerliyor.
EZR 5:9 O zaman o ihtiyarlara sorduk ve onlara şöyle dedik: “Bu evi bina etmek ve bu duvarı bitirmek için size kim emir verdi?”
EZR 5:10 Hem de onların başlarında bulunan adamların adlarını sana yazıp bildirebilmek için onlara adlarını sorduk.
EZR 5:11 Böylece dönüp bize şöyle yanıt verdiler: “Biz göğün ve yerin Tanrısı'nın hizmetkârlarıyız ve bundan çok yıllar önce yapılmış olan, İsrael’in büyük kralının yapıp bitirdiği evi yapıyoruz.
EZR 5:12 Ama atalarımız göğün Tanrısı'nı öfkelendirdikten sonra, onları Babil Kralı Keldani Nebukadnetsar’ın eline verdi, o bu evi yıktı ve halkı Babil’e sürdü.
EZR 5:13 Ama Babil Kralı Koreş’in birinci yılında, Kral Koreş bu Tanrı evini yapmak için bir emir çıkardı.
EZR 5:14 Nebukadnetsar’ın Yeruşalem’deki tapınaktan çıkarıp Babil tapınağına getirmiş olduğu Tanrı evinin altın ve gümüş kaplarını Kral Koreş de Babil tapınağından çıkarıp vali yaptığı Şeşbatsar adında birine teslim etti.
EZR 5:15 Ona şöyle dedi, ‘Bu kapları al, git, Yeruşalem’deki tapınağın içine koy ve Tanrı’nın evi kendi yerine yapılsın.’
EZR 5:16 O zaman aynı Şeşbatsar gelip Yeruşalem’deki Tanrı’nın evinin temellerini attı. O zamandan şimdiye dek bina ediliyor, ama henüz tamamlanmadı.
EZR 5:17 Şimdi, eğer krala iyi görünüyorsa, Babil’de bulunan kralın hazine evinde bir araştırma yapılsın, Kral Koreş’in bu Tanrı evini Yeruşalem’de bina etmek için bir emir çıkarmış olup olmadığı araştırılsın; ve kral bu konuda bize dileğini iletsin.”
EZR 6:1 O zaman Kral Darius bir emir çıkardı ve hazinelerin saklandığı Babil arşiv evi araştırıldı.
EZR 6:2 Medya İli'ndeki sarayda, Akmeta'da bir tomar bulundu ve kayıt için şu yazılıydı:
EZR 6:3 Kral Koreş'in birinci yılında, Kral Koreş bir emir çıkardı: Yeruşalem'deki Tanrı evi için, kurbanların sunulduğu yer olan ev bina edilsin ve temelleri sağlam atılsın, yüksekliği altmış arşın, genişliği altmış arşın olsun;
EZR 6:4 üç sıra büyük taşlar ve bir sıra yeni kereste ile yapılsın. Masraflar kral evinden karşılansın.
EZR 6:5 Nebukadnetsar'ın Yeruşalem'deki tapınaktan çıkarıp Babil'e getirdiği Tanrı evinin altın ve gümüş kapları da geri verilsin ve Yeruşalem'deki tapınağa, her şey yerine götürülsün. Bunları Tanrı evine koyacaksın.
EZR 6:6 Şimdi, Irmak ötesindeki Vali Tattenay, Şetarbozenay ve Irmak ötesindeki arkadaşlarınız Afarşakiler, oradan uzak durmalısınız.
EZR 6:7 Bu Tanrı evinin işini bırakın; Yahudiler'in valisi ve Yahudiler'in ihtiyarları bu Tanrı evini kendi yerine bina etsinler.
EZR 6:8 Dahası bu Tanrı evinin yapılması için Yahudilerin bu ihtiyarları için ne yapacağınıza dair bir emir çıkarıyorum: Kralın mallarından, Irmak ötesindeki vergilerden, harcamalar bu adamlara büyük bir özenle verilmeli ki, onlara engel olunmasın.
EZR 6:9 Gerek göğün Tanrısı'na yakmalık sunular için, genç boğalar, koçlar ve kuzular; gerekse Yeruşalem'deki kâhinlerin sözüne göre buğday, tuz, şarap ve yağ, ihtiyaç duydukları her şey onlara günü gününe eksiksiz olarak verilsin.
EZR 6:10 Öyle ki, göğün Tanrısı'na hoş kokulu kurbanlar sunsunlar ve kralın ve oğullarının yaşamı için dua etsinler.
EZR 6:11 Şu emri de veriyorum ki, bu sözü kim değiştirirse evinden bir kiriş çekilip çıkarılsın ve adam kaldırılıp onun üzerine asılsın; evi de bundan dolayı gübre yığını edilsin.
EZR 6:12 Adını orada durduran Tanrı, bu sözü değiştirmek, Yeruşalem'deki bu Tanrı evini yıkmak için elini uzatan bütün kralları ve halkları devirsin. Ben Darius emir verdim. Bu, tam bir özenle yapılsın.
EZR 6:13 Sonra Irmak'ın ötesindeki Vali Tattenay, Şetarbozenay ve arkadaşları, Kral Darius emir göndermiş olduğu için tam bir özenle ona göre yaptılar.
EZR 6:14 Yahudiler'in ihtiyarları, Peygamber Hagay ve İddo oğlu Zekariya'nın peygamberliğiyle bina edip başarılı oldular. İsrael Tanrısı'nın buyruğuna ve Pers Kralı Koreş, Darius ve Artakserkses'in emrine göre bina edip bitirdiler.
EZR 6:15 Bu ev, Kral Darius'un krallığının altıncı yılında olan Adar ayının üçüncü günü bitirildi.
EZR 6:16 İsrael'in çocukları, kâhinler, Levililer ve sürgün çocuklarının geri kalanı, bu Tanrı evinin adanmasını sevinçle yaptılar.
EZR 6:17 Bu Tanrı evinin adanmasında yüz boğa, iki yüz koç, dört yüz kuzu ve bütün İsrael için günah sunusu olarak İsrael oymaklarının sayısına göre on iki teke sundular.
EZR 6:18 Yeruşalem'de olan Tanrı'nın hizmeti için, Moşe'nin kitabında yazılı olduğu gibi kâhinleri bölüklerine, Levililer'i de takımlarına koydular.
EZR 6:19 Sürgün çocukları, birinci ayın on dördüncü günü Pesah'ı tuttular.
EZR 6:20 Kâhinler ve Levililer birlikte kendilerini temiz kıldıkları için hepsi temizdi. Sürgün çocuklarının hepsi için, kardeşleri kâhinler için ve kendileri için Pesah kurbanını kestiler.
EZR 6:21 Sürgünden dönen İsrael'in çocukları ve İsrael'in Tanrısı Yahve'yi aramak için ülke uluslarının murdarlığından ayrılanların hepsi yediler.
EZR 6:22 Yedi gün sevinçle Mayasız Ekmek Bayramı'nı tuttular. Çünkü Yahve onları sevindirmişti ve İsrael evinin Tanrısı, Tanrı'nın işinde onların ellerini güçlendirmek için Aşur Kralı'nın yüreğini onlara döndürmüştü.
EZR 7:1 Bu şeylerden sonra, Pers Kralı Artahşasta'nın krallığı sırasında, Hilkiya oğlu Azarya oğlu Seraya oğlu Ezra,
EZR 7:2 Ahituv oğlu Sadok oğlu Şallum oğlu,
EZR 7:3 Merayot oğlu Azarya oğlu Amarya oğlu,
EZR 7:4 Bukki oğlu Uzzi oğlu Zerahya oğlu,
EZR 7:5 Başkâhin Aron oğlu Eleazar oğlu Pinehas oğlu Avişua oğlu,
EZR 7:6 Bu Ezra Babil'den çıktı. İsrael'in Tanrısı Yahve'nin Moşe'ye vermiş olduğu yasayı iyi bilen bir yazıcıydı. Tanrısı Yahve'nin eli onun üzerinde olduğundan dolayı kral ona her dileğini verdi.
EZR 7:7 İsrael'in çocuklarından bazıları, kâhinlerden, Levililer'den, ezgicilerden, kapı bekçilerinden ve tapınak hizmetkârlarından bazıları, Kral Artahşasta'nın yedinci yılında Yeruşalem'e çıktılar.
EZR 7:8 Kralın yedinci yılında, beşinci ayda Yeruşalem'e geldi.
EZR 7:9 Çünkü birinci ayın birinci gününde Babil'den çıkmaya başladı; beşinci ayın birinci gününde Tanrısı'nın iyi eli onun üzerinde olduğundan dolayı Yeruşalem'e geldi.
EZR 7:10 Çünkü Ezra, yüreğini Yahve'nin Yasası'nı aramaya, onu yapmaya ve İsrael'de kuralları ve ilkeleri öğretmeye koymuştu.
EZR 7:11 Şimdi bu, Kral Artahşasta'nın Kâhin Ezra'ya, yazıcıya, Yahve'nin buyruklarının ve İsrael'e koyduğu kuralların yazıcısı olan mektubunun kopyasıdır:
EZR 7:12 Kralların Kralı Artahşasta, Kâhin Ezra'ya, göğün kusursuz Tanrısı'nın yasasının yazıcısı.
EZR 7:13 Şimdi, İsrael halkından, kâhinlerinden ve ülkemdeki Levililer'den, kendi istekleriyle Yeruşalem'e gitmek isteyen herkesin seninle birlikte gitmesini emrediyorum.
EZR 7:14 Çünkü sen, elindeki Tanrın'ın Yasası'na göre Yahuda ve Yeruşalem hakkında araştırmak üzere kral ve onun yedi danışmanı tarafından gönderildin.
EZR 7:15 Kralın ve danışmanlarının, meskeni Yeruşalem'de olan İsrael Tanrısı'na gönüllü olarak sundukları gümüşü ve altını,
EZR 7:16 Babil eyaletinin her yerinde bulacağın bütün gümüşü ve altını, halkın ve kâhinlerin gönüllü olarak sundukları armağanlarla birlikte, Yeruşalem'deki Tanrıları'nın evi için gönüllü olarak sundukları armağanlarla birlikte götüreceksin.
EZR 7:17 Bu yüzden bu parayla tam bir titizlikle boğalar, koçlar ve kuzular, tahıl sunuları ve dökmelik sunularıyla birlikte satın alacaksın ve bunları Yeruşalem'deki Tanrınız'ın evinin sunağı üzerinde sunacaksın.
EZR 7:18 Gümüş ve altının geri kalanıyla sana ve kardeşlerine ne yapmak iyi görünürse, Tanrı'nın isteğine göre yapın.
EZR 7:19 Tanrı'nın evinin hizmeti için sana verilen kapları Yeruşalem Tanrısı'nın önünde teslim et.
EZR 7:20 Tanrınız'ın evi için daha fazla ne gerekiyorsa, verilmesi sana düşen, onu kralın hazine evinden verin.
EZR 7:21 Ben, Kral Artahşasta, Irmak ötesindeki bütün hazinedarlara buyruk veriyorum ki, göğün Tanrısı'nın yasasının yazıcısı Kâhin Ezra sizden ne isterse,
EZR 7:22 yüz talant gümüşe kadar, yüz kor buğdaya kadar, yüz bat şaraba kadar, yüz bat yağa kadar ve tuza kadar, miktarı belirtilmeksizin, tam bir titizlikle yapılsın.
EZR 7:23 Göğün Tanrısı tarafından ne buyurulursa, göğün Tanrısı'nın evi için tam olarak yapılsın, çünkü kralın ve oğullarının ülkesine karşı neden gazap olsun?
EZR 7:24 Dahası size bildiriyoruz ki, bu Tanrı evinin kâhinlerinden, Levililer'den, ezgicilerden, kapı bekçilerinden, tapınak hizmetkârlarından ya da işçilerinden hiçbirine vergi, gümrük ya da harç koymak yasal olmayacaktır.
EZR 7:25 Sen, Ezra, elinde olan Tanrı'nın bilgeliğine göre, amirler ve hâkimler ata, öyle ki, Irmak ötesindeki bütün halka, senin Tanrı'nın yasalarını bilenlerin hepsine hükmetsinler; bilmeyene de öğretin.
EZR 7:26 Her kim Tanrın'ın Yasası'nı ve kralın yasasını yapmazsa hakkında, gerek ölüm, gerek sürgün, gerek mallarına el konulması, gerekse hapis olsun tam bir titizlikle hüküm verilsin.
EZR 7:27 Yeruşalem'de bulunan Yahve'nin evini güzelleştirmek için, kralın yüreğine böyle bir şey koyan atalarımızın Tanrısı Yahve'ye övgüler olsun.
EZR 7:28 Ve kralın ve danışmanlarının ve kralın bütün güçlü beylerinin önünde bana karşı sevgi dolu iyilik gösterdi. Tanrım Yahve'nin üzerimdeki elinden dolayı güçlendim ve benimle birlikte çıkmak üzere İsrael'den ileri gelenleri topladım.
EZR 8:1 Şimdi bunlar atalar evlerinin başlarıdır ve bu, Kral Artahşasta döneminde benimle Babil'den çıkanların soy kütüğüdür:
EZR 8:2 Finehasoğulları'ndan Gerşom. İtamaroğulları'ndan Daniel. Davidoğulları'ndan Hattuş.
EZR 8:3 Şekanyaoğulları'ndan, Paroşoğulları'ndan Zekariya; ve onunla birlikte erkeklerin soy kütüğüne göre yüz elli kişi sayıldı.
EZR 8:4 Pahatmoavoğulları'ndan, Zerahya oğlu Elyehoenay; ve onunla birlikte iki yüz erkek.
EZR 8:5 Yahaziel oğlu Şekanyaoğulları'ndan; ve onunla birlikte üç yüz erkek.
EZR 8:6 Adinoğulları'ndan, Yonatan oğlu Eved; ve onunla birlikte elli erkek.
EZR 8:7 Elamoğulları'ndan Atalya oğlu Yeşaya ve onunla birlikte yetmiş erkek.
EZR 8:8 Şefatyaoğulları'ndan Mikael oğlu Zevadya ve onunla birlikte seksen erkek.
EZR 8:9 Yoavoğulları'ndan Yehiel oğlu Ovadya ve onunla birlikte iki yüz on sekiz erkek.
EZR 8:10 Yosifya oğlu Şelomitoğulları'ndan ve onunla birlikte yüz altmış erkek.
EZR 8:11 Bebayoğulları'ndan Bebay oğlu Zekariya ve onunla birlikte yirmi sekiz erkek.
EZR 8:12 Azgadoğulları'ndan Hakkatan oğlu Yohanan ve onunla birlikte yüz on erkek.
EZR 8:13 Adonikam'ın son oğullarından, adları şunlardır: Elifelet, Yeuel ve Şemaya ve onlarla birlikte altmış erkek.
EZR 8:14 Bigvaioğulları'ndan Utay ve Zabbud; ve onlarla birlikte yetmiş erkek.
EZR 8:15 Onları Ahava'ya akan ırmağın yanına topladım; ve orada üç gün konakladık. Sonra halka ve kâhinlere baktım ve Levioğulları'ndan kimse bulmadım.
EZR 8:16 Sonra Eliezer'i, Ariel'i, Şemaya'yı, Elnatan'ı, Yariv'i, Elnatan'ı, Natan'ı, Zekariya'yı ve Meşullam'ı, ileri gelenleri çağırdım; öğretmenler olan Yoiariv'i ve Elnatan'ı da çağırttım.
EZR 8:17 Onları Kasifya denilen yerdeki Önder İddo'ya gönderdim; ve böylece Tanrımız'ın evi için bize hizmet edecek adamlar getirsinler diye, Kasifya denilen yerde İddo'ya, tapınak hizmetkârı kardeşlerine ne söylemeleri gerektiğini söyledim.
EZR 8:18 Tanrımız'ın üzerimizdeki iyi elinden dolayı, İsrael oğlu, Levi oğlu Mahlioğulları'ndan, Şerevya adında anlayışlı bir adamı, oğulları ve kardeşleriyle birlikte on sekiz kişi;
EZR 8:19 Haşavya ve onunla birlikte Merarioğulları'ndan Yeşaya, onun kardeşleri ve oğulları, yirmi kişi;
EZR 8:20 David ve beylerin Levililer'in hizmetine vermiş olduğu tapınak hizmetkârlarından iki yüz yirmi tapınak hizmetkârını bize getirdiler. Onların hepsi adlarıyla anılmıştır.
EZR 8:21 O zaman Tanrımız'ın önünde kendimizi alçaltıp, O'ndan kendimiz için, ve yavrularımız için ve bütün malımız için doğru yol dilemek üzere, orada, Ahava Irmağı'nın yanında oruç ilân ettim.
EZR 8:22 Çünkü yolda düşmana karşı bize yardım etmesi için kraldan bir grup asker ve atlı istemeye utanmıştım, çünkü krala, “İyilik için Tanrımız'ın eli, kendisini arayan herkesin üzerindedir; ama gücü ve gazabı kendisini bırakan herkesin üzerindedir” demiştik.
EZR 8:23 Bunun için oruç tuttuk ve Tanrımız'a yalvardık. O da dileğimizi yerine getirdi.
EZR 8:24 O zaman kâhinlerin başlarından on ikisini, Şerevya, Haşavya ve onlarla birlikte kardeşlerinden on kişiyi ayırdım.
EZR 8:25 Kralın, danışmanlarının, beylerinin ve orada bulunan bütün İsrael'in Tanrımız'ın evi için sunmuş olduğu armağanı, gümüşü, altını ve kapları tarttım.
EZR 8:26 Ellerine altı yüz elli talant gümüş, yüz talant gümüş kap, yüz talant altın,
EZR 8:27 bin darik ağırlığında yirmi tas altın ve altın kadar değerli, parlak tunçtan iki kap tarttım.
EZR 8:28 Onlara, “Siz Yahve için kutsalsınız, kaplar da kutsaldır” dedim. “Gümüş ve altın, atalarınızın Tanrısı Yahve'ye gönülden sunulan armağanlardır.
EZR 8:29 Uyanık olun ve siz onları kâhinlerle Levililer'in başları ve İsrael'in atalar evlerinin beyleri önünde, Yeruşalem'de, Yahve'nin evinin odalarında tartıncaya kadar koruyun.”
EZR 8:30 Böylece kâhinler ve Levililer, bunları Yeruşalem'e, Tanrımız'ın evine götürmek için, gümüşün, altının ve kapların ağırlığını aldılar.
EZR 8:31 O zaman, birinci ayın on ikinci günü, Yeruşalem'e gitmek üzere Ahava Irmağı'ndan ayrıldık. Tanrımız'ın eli üzerimizdeydi ve bizi düşmanın ve yoldaki haydutların elinden kurtardı.
EZR 8:32 Yeruşalem'e vardık ve orada üç gün kaldık.
EZR 8:33 Dördüncü gün, gümüş, altın ve kaplar Tanrımız'ın evinde, Kâhin Uriya oğlu Meremot'un eline tartıldı. Onunla birlikte Pinehas oğlu Eleazar da vardı; onlarla birlikte Levililer, Yeşua'nın oğlu Yozabad, ve Binnuyın oğlu Noadya vardı.
EZR 8:34 Her şey sayıldı ve tartıldı; ve bütün ağırlıklar o zaman yazıldı.
EZR 8:35 Sürgünden dönen sürgün çocukları, İsrael Tanrısı'na yakmalık sunular, bütün İsrael için on iki boğa, doksan altı koç, yetmiş yedi kuzu ve günah sunusu olarak on iki erkek teke sundular. Bütün bunlar Yahve'ya yakmalık sunuydu.
EZR 8:36 Kralın emirlerini kralın yerel valilerine ve Irmak'ın ötesindeki valilere ilettiler. Onlar da halka ve Tanrı'nın evine destek oldular.
EZR 9:1 Bu şeyler yapılınca, beyler bana yaklaşıp, “İsrael halkı, kâhinler ve Levililer, Kenanlılar'ın, Hititler'in, Perizliler'in, Yevuslular'ın, Ammonlular'ın, Moavlılar'ın, Mısırlılar'ın ve Amorlular'ın iğrençliklerine uyarak, ülkelerin halklarından ayrılmadılar” dediler.
EZR 9:2 “Çünkü onların kızlarını kendilerine ve oğullarına aldılar, öyle ki kutsal soy, ülkelerin halklarıyla karıştı. Evet, önderlerin ve beylerin eli bu suçta başı çekiyordu.”
EZR 9:3 Bunu duyduğumda, giysimi ve kaftanımı yırttım, saçımı ve sakalımı yoldum, şaşkın şaşkın oturdum.
EZR 9:4 O zaman, İsrael Tanrısı'nın sözlerinden titreyenlerin hepsi, sürgünlerin suçu yüzünden yanıma toplandılar; akşam sunusuna kadar şaşkın şaşkın oturdum.
EZR 9:5 Akşam sunusunda, yırtılmış giysim ve kaftanımla, kendimi alçaltmaktan kalktım. Dizlerimin üzerine çöktüm ve ellerimi Tanrım Yahve'ye açtım.
EZR 9:6 Ve şöyle dedim, Tanrım, utanıyorum, yüzümü sana, Tanrım'a kaldırmaya utanıyorum, çünkü kötülüğümüz başımızdan aştı ve suçumuz göğe kadar yükseldi.
EZR 9:7 Atalarımızın günlerinden bugüne kadar çok suçluyuz; tıpkı bugün olduğu gibi, suçlarımız yüzünden biz, krallarımız ve kâhinlerimiz, ülkelerin krallarının eline, kılıca, sürgüne, yağmaya ve yüz karasına teslim edildik.
EZR 9:8 Kaçıp kurtulmak için artakalanlarımız bırakılsın ve Tanrımız gözlerimizi aydınlatmak için kutsal yerinde bize bir kazık versin ve köleliğimizde bizi biraz canlandırsın diye şimdi Tanrımız Yahve tarafından kısa bir an için bize lütuf gösterildi.
EZR 9:9 Çünkü biz köleleriz; ama Tanrımız bizi köleliğimizde terk etmedi, ama Tanrımız'ın evini yeniden kurmak, onun yıkıntılarını onarmak için bizi canlandırmak için ve Yahuda ile Yeruşalem'de bize bir duvar vermek için, Pers krallarının gözü önünde bize sevgi dolu iyiliğini gösterdi.
EZR 9:10 “Şimdi, ey Tanrımız, bundan sonra ne diyeceğiz? Çünkü senin buyruklarını bıraktık.
EZR 9:11 Bunları hizmetkârların olan peygamberler aracılığıyla buyurup dedin: 'Mülk edinmek için gitmekte olduğunuz diyar, memleket halklarının kirliliğiyle, onların iğrençlikleriyle, boydan boya pislikleriyle dolu murdar bir ülkedir.
EZR 9:12 Bu nedenle, kızlarınızı onların oğullarına vermeyin. Onların kızlarını oğullarınıza almayın, daima onların esenliğini ya da başarısını aramayın ki, güçlü olasınız ve memleketin en iyi şeyini yiyesiniz ve onu daima çocuklarına miras olarak bırakasınız.'”
EZR 9:13 “Kötü işlerimizden ve büyük suçumuz yüzünden başımıza gelen her şeyden sonra, sen ey Tanrımız, suçlarımızın hak ettiğinden daha az cezalandırdın ve bize böyle bir kalıntı verdin.
EZR 9:14 Bu iğrençlikleri yapan halklara katılıp buyruklarını yine çiğneyecek miyiz? Bizi tüketinceye kadar ve artakalan ve kaçıp kurtulan kalmayıncaya kadar bize karşı öfkelenmeyecek misin?
EZR 9:15 İsrael'in Tanrısı Yahve, sen adilsin; çünkü bugün olduğu gibi, kaçıp kurtulan bir kalıntı olarak bırakıldık. İşte, suçlarımızın içinde senin önündeyiz; çünkü bundan ötürü kimse senin önünde duramaz.”
EZR 10:1 Ezra dua edip itirafta bulunurken, ağlayıp Tanrı'nın evinin önünde kendini yere atarken, İsrael'den çok büyük bir topluluk, erkekler, kadınlar ve çocuklardan oluşan bir topluluk onun yanına toplandı; çünkü halk çok acı bir şekilde ağlıyordu.
EZR 10:2 Elamoğulları'ndan Yehiel'in oğlu Şekanya, Ezra'ya şöyle karşılık verdi: “Tanrımıza karşı suç işledik ve ülkenin halklarından yabancı kadınlarla evlendik. Ama şimdi İsrael için bu işde umut var.
EZR 10:3 Şimdi, efendimin ve Tanrımız'ın buyruğundan titreyenlerin öğüdüne göre, bütün karıları ve onlardan doğanları bırakmak için Tanrımız'la bir antlaşma yapalım. Yasa'ya göre yapılsın.
EZR 10:4 Kalk, çünkü bu iş senin işin, biz de seninleyiz. Cesaretli ol ve yap.”
EZR 10:5 Bunun üzerine Ezra kalktı ve kâhinlerin başlarına, Levililer'e ve bütün İsrael'e bu söze göre yapacaklarına dair ant içirdi. Onlar da ant içtiler.
EZR 10:6 O zaman Ezra Tanrı'nın evinin önünden kalktı ve Elyaşiv oğlu Yehohanan'ın odasına girdi. Oraya vardığında ekmek yemedi ve su içmedi, çünkü sürgünlerin suçundan dolayı yas tutuyordu.
EZR 10:7 Yahuda ve Yeruşalem'de olan bütün sürgün çocuklarına, Yeruşalem'de toplansınlar diye bir duyuru yapıldı;
EZR 10:8 ve beylerin ve ihtiyarların öğüdüne göre üç gün içinde gelmeyen herkesin bütün malına el konulacak ve kendisi sürgün topluluğundan çıkarılacaktı.
EZR 10:9 O zaman Yahuda ve Benyamin'in bütün adamları üç gün içinde Yeruşalem'de toplandılar. Dokuzuncu ayın yirminci günüydü; ve bütün halk Tanrı'nın evinin önündeki geniş yerde oturmuş, bu meseleden ve şiddetli yağmurdan dolayı titriyordu.
EZR 10:10 Kâhin Ezra kalkıp onlara dedi: “Siz günah işlediniz ve yabancı kadınlarla evlenerek İsrael'in suçunu çoğalttınız.
EZR 10:11 Şimdi atalarınızın Tanrısı Yahve'ye itiraf edin ve O'nun isteğini yapın. Ülkenin halklarından ve yabancı kadınlardan ayrılın.”
EZR 10:12 Sonra bütün topluluk yüksek sesle karşılık verdi: “Hakkımızda söylediğin gibi yapmalıyız.
EZR 10:13 Ama halk çoktur, çok da yağışlı bir vakit, dışarıda da duramıyoruz. Bu bir ya da iki günlük bir iş değil, çünkü bu konuda çok günah işledik.
EZR 10:14 Şimdi bütün topluluk için beylerimiz atansın ve Tanrımız'ın kızgın gazabı bizden dönünceye ve bu mesele çözülünceye dek, belirlenen zamanlarda kentlerimizde yabancı kadınlarla evlenenlerin hepsi ve onlarla birlikte her kentin ihtiyarları ve hâkimleri gelsinler.”
EZR 10:15 Yalnızca Asahel oğlu Yonatan ve Tikva oğlu Yahzeya buna karşı çıktılar; Meşullam ve Levili Şabbetay da onlara yardım ettiler.
EZR 10:16 Sürgün çocukları öyle yaptı. Kâhin Ezra, atalar evlerine göre, atalar evlerinin başlarından bazıları, hepsi adlarına göre ayrıldılar; ve onuncu ayın birinci gününde oturup meseleyi incelediler.
EZR 10:17 Birinci ayın birinci günü yabancı kadınlarla evlenen bütün erkeklerle işlerini bitirdiler.
EZR 10:18 Kâhinlerin oğulları arasında yabancı kadınlarla evlenenler bulundu: Yeşuaoğulları'ndan Yotsadak'ın oğlu ve kardeşleri Maaseya, Eliezer, Yariv ve Gedalya.
EZR 10:19 Karılarını boşayacaklarına dair el verdiler ve suçlu oldukları için suçları için sürüden bir koç sundular.
EZR 10:20 İmmeroğulları'ndan: Hanani ve Zevadya.
EZR 10:21 Harimoğulları'ndan: Maaseya, Eliya, Şemaya, Yehiel ve Uzziya.
EZR 10:22 Paşhuroğulları'ndan: Elyoenay, Maaseya, İşmael, Netanel, Yozavad ve Elasa.
EZR 10:23 Levililer'den: Yozavad, Şimei, Kelaya (Kelita da denilir), Petahya, Yahuda ve Eliezer.
EZR 10:24 Ezgicilerden: Elyaşip. Kapı bekçilerinden: Şallum, Telem ve Uri.
EZR 10:25 İsrael'den: Paroş'un oğullarından: Ramiah, İzziah, Malkiya, Miyamin, Eleazar, Malkiya ve Benaya.
EZR 10:26 Elam'ın oğullarından: Mattanya, Zekariya, Yehiel, Avdi, Yeremot ve Eliya.
EZR 10:27 Zattu'nun oğullarından: Elyoenay, Elyaşiv, Mattanya, Yeremot, Zavad ve Aziza.
EZR 10:28 Bebay'ın oğullarından: Yehohanan, Hananya, Zabbay, Atlay.
EZR 10:29 Bani'nin oğullarından: Meşullam, Malluk, Adaya, Yaşuv, Şeal, Yeremot.
EZR 10:30 Pahatmoav'ın oğullarından: Adna, Kelal, Benaya, Maaseya, Mattanya, Besalel, Binnuy ve Manaşşe.
EZR 10:31 Harim'in oğullarından: Eliezer, İşşiya, Malkiya, Şemaya, Şimeon,
EZR 10:32 Benyamin, Malluk ve Şemarya.
EZR 10:33 Haşum'un oğullarından: Mattenay, Mattatta, Zavad, Elifelet, Yeremay, Manaşşe ve Şimi.
EZR 10:34 Bani'nin oğullarından: Maaday, Amram, Uel,
EZR 10:35 Benaya, Bedeya, Keluhi,
EZR 10:36 Vanya, Meremot, Elyaşiv,
EZR 10:37 Mattanya, Mattenay, Yaasu,
EZR 10:38 Bani, Binnuy, Şimei,
EZR 10:39 Şelemya, Natan, Adaya,
EZR 10:40 Maknadebay, Şaşay, Şaray,
EZR 10:41 Azarel , Şelemya, Şemarya,
EZR 10:42 Şallum, Amarya ve Yosef.
EZR 10:43 Nevo'nun oğullarından: Yeiel, Mattitiah, Zavad, Zevina, İddo, Yoel ve Benaya.
EZR 10:44 Bunların hepsi yabancı eşler almıştı. Onlardan bazılarının çocuğu olmuş eşleri vardı.
NEH 1:1 Hakalya oğlu Nehemya'nın sözleri. Yirminci yıl Kislev ayında, Susa sarayındayken,
NEH 1:2 kardeşlerimden biri, Hanani kendisi ve Yahuda'dan bazı adamlar geldi. Onlara sürgünden kaçıp kurtulan Yahudiler, sürgünden artakalanlar ve Yeruşalem hakkında sordum.
NEH 1:3 Bana, “Vilâyette sürgünden artakalanlar orada büyük sıkıntı ve utanç içindeler” dediler. “Yeruşalem'in surları da yıkıldı, kapıları da ateşle yakıldı.”
NEH 1:4 Bu sözleri duyduğumda oturup ağladım ve günlerce yas tuttum ve oruç tutup göğün Tanrısı'nın önünde dua ettim,
NEH 1:5 ve şöyle dedim, “Ey göğün Tanrısı Yahve, kendisini seven ve buyruklarını tutanlarla antlaşmasını ve sevgi dolu iyiliğini koruyan büyük ve heybetli Tanrı, sana yalvarıyorum,
NEH 1:6 sana karşı işlediğimiz İsrael'in çocuklarının günahlarını itiraf ederken, hizmetkârların İsrael'in çocukları için bu zamanda senin önünde, gece gündüz, hizmetkârının ettiği duayı dinlemek için kulağın işitici ve gözlerin açık olsun. Evet, ben ve babamın evi günah işledik.
NEH 1:7 Sana karşı çok kötülük ettik, hizmetkârın Moşe'ye buyurduğun buyrukları, kuralları ve ilkeleri tutmadık.”
NEH 1:8 “Hizmetkârın Moşe'ye buyurduğun sözü hatırla, yalvarırım; ‘Eğer suç işlerseniz, sizi halklar arasına dağıtacağım;
NEH 1:9 ama eğer bana dönerseniz, buyruklarımı tutar ve onları yaparsanız, sürgünlerin göklerin en ucunda olsalar bile, onları oradan toplayacağım ve adım orada bulunsun diye seçtiğim yere onları getireceğim.'”
NEH 1:10 “Şimdi bunlar senin hizmetkârların ve halkındır, onları büyük kudretinle ve güçlü elinle kurtardın.
NEH 1:11 Ey Efendim, yalvarırım sana, şimdi hizmetkârının duasına ve adından korkmaktan hoşlanan hizmetkârlarının duasına kulak ver; lütfen bugün hizmetkârına başarı ver ve bu adamın gözünde ona merhamet göster.” O sırada ben kralın sakisiydim.
NEH 2:1 Nisan ayında, Kral Artahşasta'nın yirminci yılında, şarap onun önündeyken şarabı kaldırıp krala verdim. Daha önceden onun önünde hiç kederli olmamıştım.
NEH 2:2 Kral bana, “Hasta olmadığın halde neden yüzün kederli? Bu, yüreğin acısından başka bir şey değil.” dedi. O zaman çok korktum.
NEH 2:3 Krala, “Kral daima yaşasın! Kent, atalarımın mezarlarının bulunduğu yer harap olmuşken ve kapıları ateşle yakılmışken, yüzüm neden kederli olmasın?” dedim.
NEH 2:4 O zaman kral bana, “Dileğin nedir?” diye sordu. Bunun üzerine göğün Tanrısı'na dua ettim.
NEH 2:5 Krala, “Eğer kral uygun görürse ve hizmetkârın senin gözünde lütuf bulduysa, beni Yahuda'ya, atalarımın mezarlarının bulunduğu kente göndermeni rica ediyorum, orayı yeniden bina edeyim” dedim.
NEH 2:6 Kral bana (kraliçe de yanında oturuyordu) şöyle dedi, “Yolculuğun ne kadar sürer? Ne zaman dönersin?” Kral beni göndermekten hoşnut oldu ve ona bir zaman belirledim.
NEH 2:7 Dahası krala şöyle dedim, “Eğer kral uygun görürse, Irmak ötesindeki valilere mektuplar verilsin, Yahuda'ya varıncaya kadar geçmeme izin versinler.
NEH 2:8 Tapınağın yanındaki kalenin kapıları için, kentin surları için ve oturacağım evin kirişlerini yapmak üzere bana kereste versin diye kralın orman bekçisi Asaf'a da bir mektup verilsin.” Tanrım'ın iyi eli üzerimde olduğundan kral dileklerimi yerine getirdi.
NEH 2:9 O zaman Irmak ötesindeki valilere gittim ve onlara kralın mektuplarını verdim. Kral ordu komutanlarını ve atlıları benimle birlikte göndermişti.
NEH 2:10 Horonlu Sanballat ve Ammonlu hizmetkâr Tobiah bunu duyunca çok üzüldüler. Çünkü İsrael'in çocuklarınının iyiliğini arayan bir adam gelmişti.
NEH 2:11 Böylece Yeruşalem'e geldim ve üç gün orada kaldım.
NEH 2:12 Geceleyin kalktım, birkaç adamla birlikteydim. Tanrı'nın Yeruşalem için yapacağım şey hakkında yüreğime koyduğunu kimseye söylemedim. Bindiğim hayvandan başka yanımda hayvan yoktu.
NEH 2:13 Gece Vadi Kapısı'ndan Çakal Kuyusu'na, sonra Gübre Kapısı'na doğru çıktım; ve Yeruşalem'in yıkılmış duvarlarını ve ateşin yiyip bitirmiş olduğu kapılarını inceledim.
NEH 2:14 Sonra Pınar Kapısı'na ve Kral Havuzu'na gittim; ama altımda olan hayvanın geçebileceği bir yer yoktu.
NEH 2:15 Geceleyin dereye çıktım ve duvarı inceledim; sonra geri döndüm ve Vadi Kapısı'ndan girip geri döndüm.
NEH 2:16 Yöneticiler nereye gittiğimi ve ne yaptığımı bilmiyorlardı. Bunu henüz Yahudiler'e, kâhinlere, ileri gelenlere, yöneticilere ve işi yapan diğerlerine söylememiştim.
NEH 2:17 O zaman onlara, “İçinde bulunduğumuz kötü durumu görüyorsunuz, Yeruşalem harap durumda ve kapıları ateşle yakılmış. Gelin, Yeruşalem duvarlarını onaralım da utanç içinde kalmayalım.” dedim.
NEH 2:18 Onlara iyilik için üzerimde olan Tanrım'ın elinden ve kralın bana söylediği sözlerden söz ettim. “Kalkalım ve bina edelim” dediler. Böylece ellerini bu iyi iş için güçlendirdiler.
NEH 2:19 Ama Horonlu Sanballat, Ammonlu hizmetkâr Toviya ve Arap Geşem bunu duyunca bizimle alay ettiler ve bizi küçümsediler ve, “Ne yapıyorsunuz? Krala karşı isyan mı ediyorsunuz?” dediler.
NEH 2:20 O zaman onlara karşılık verip şöyle dedim, “Göğün Tanrısı bizi başarılı kılacak. Bu nedenle, biz, O'nun hizmetkârları olarak kalkıp bina edeceğiz; ama sizin Yeruşalem'de ne bir payınız, ne hakkınız, ne de anılmanız var.”
NEH 3:1 O zaman Başkâhin Elyaşiv kardeşleri kâhinlerle birlikte kalkıp Koyun Kapısı'nı yaptılar. Onu kutsadılar ve kapılarını yerleştirdiler. Onu Hammeah Kulesi'ne, Hananel Kulesi'ne kadar kutsadılar.
NEH 3:2 Onun yanına Yerihalılar bina ettiler. Onların yanında da İmri oğlu Zakkur bina etti.
NEH 3:3 Haşenaahoğulları Balık Kapısı'nı yaptılar. Kirişlerini yerleştirdiler ve kapılarını, sürgülerini ve kapı kollarını taktılar.
NEH 3:4 Onların yanında Hakkots oğlu Uriya oğlu Meremot onardı. Onların yanında Meşezabel oğlu Berekya oğlu Meşullam onardı. Onların yanında Baana oğlu Sadok onardı.
NEH 3:5 Onların yanında Tekoalılar onardılar; ama onların ileri gelenleri boyunlarını Yahve'nin işine koymadılar.
NEH 3:6 Paseah oğlu Yoyada ve Besodeya oğlu Meşullam Eski Kapı'yı onardılar. Kirişlerini koydular ve kapılarını, sürgülerini ve kapı kollarını taktılar.
NEH 3:7 Onların yanında, Givonlu Melatya ve Meronotlu Yadon, Givonlular ve Mispalılar, Irmak ötesindeki valinin evini onardılar.
NEH 3:8 Onun yanında, kuyumcu Harhaya oğlu Uzziel onardı. Onun yanında, attarlardan biri olan Hananya onardı ve Yeruşalem'i geniş duvara kadar güçlendirdiler.
NEH 3:9 Onların yanında, Yeruşalem bölgesinin yarısının yöneticisi olan Hur oğlu Refaya onardı.
NEH 3:10 Onların yanında, Harumaf oğlu Yedaya evinin karşısında onardı. Onun yanında, Haşavneya oğlu Hattuş onardı.
NEH 3:11 Harim oğlu Malkiya ve Pahatmoav oğlu Haşşuv başka bir kısmı ve fırınların kulesini onardılar.
NEH 3:12 Onun yanında, Yeruşalem bölgesinin yarısının yöneticisi olan Halloheş oğlu Şallum, kızlarıyla birlikte onardı.
NEH 3:13 Hanun ve Zanoah sakinleri Vadi Kapısı'nı onardı; onu ve Gübre Kapısı'na kadar duvardan bin arşın yer bina ettiler, kapı kanatlarını ve sürgülerini ve kapı kollarını taktılar.
NEH 3:14 Beyt Hakerem bölgesinin yöneticisi Rekav oğlu Malkiya Gübre Kapısı'nı onardı. Onu bina etti, kapı kanatlarını, sürgülerini ve kapı kollarını taktılar.
NEH 3:15 Mispa bölgesinin yöneticisi Kolhoze oğlu Şallun Pınar Kapısı'nı onardı. Onu bina etti, üzerini örttü, kapı kanatlarını, sürgülerini ve kapı kollarını taktı, Şela Havuzu'nun duvarını, Kral Bahçesi'nin yanında, David'in kentinden aşağı inen merdivenlere kadar onardı.
NEH 3:16 Ondan sonra, Beyt Sur bölgesinin yarısının yöneticisi olan Azbuk oğlu Nehemya, David'in mezarlarının karşısına kadar, yapma havuza ve Yiğitler Evi'ne kadar onardı.
NEH 3:17 Ondan sonra, Levililer, Bani oğlu Rehum onardı. Ondan sonra, Keila bölgesinin yarısının yöneticisi olan Haşavya, kendi bölgesi için onardı.
NEH 3:18 Ondan sonra, kardeşleri, Keila bölgesinin yarısının yöneticisi olan Henadad oğlu Bavvay onardı.
NEH 3:19 Ondan sonra, Mitspa yöneticisi Yeşua oğlu Ezer, duvarın döndüğü yerde, silah deposuna giden yokuşun karşısındaki bir kısmı onardı.
NEH 3:20 Ondan sonra, Zavvay oğlu Baruk, duvarın döndüğü yerden Başkâhin Elyaşiv'in evinin kapısına kadar olan kısmı gayretle onardı.
NEH 3:21 Ondan sonra, Hakkots oğlu Uriya oğlu Meremot, Elyaşiv'in evinin kapısından Elyaşiv'in evinin sonuna kadar olan kısmı onardı.
NEH 3:22 Ondan sonra, çevredeki adamlar, kâhinler, onardılar.
NEH 3:23 Onlardan sonra, Benyamin ve Haşşuv, evlerinin karşısındaki kısmı onardı. Onlardan sonra, Ananya oğlu Maaseya oğlu Azarya, kendi evinin yanındaki kısmı onardı.
NEH 3:24 Ondan sonra, Henadad oğlu Binnuy, Azarya'nın evinden duvarın döndüğü yere kadar, köşeye kadar başka bir kısmı onardı.
NEH 3:25 Uzay oğlu Palal, duvarların döndüğü yerin karşısını, muhafız avlusunun yanındaki kralın yukarı evinden dışarıya doğru çıkan kuleyi onardı. Ondan sonra Paroş oğlu Pedaya onardı.
NEH 3:26 (Tapınak görevlileri ise Ofel'de, doğuya doğru Su Kapısı'nın karşısındaki yere ve dışarıya doğru çıkan kuleye kadar oturuyorlardı.)
NEH 3:27 Ondan sonra Tekoalılar, dışarıya doğru çıkan büyük kulenin karşısında ve Ofel suruna kadar başka bir kısmı onardı.
NEH 3:28 At Kapısı'nın üstünde, kâhinler, herkes kendi evinin karşısını onardı.
NEH 3:29 Onlardan sonra, İmmer oğlu Sadok kendi evinin karşısını onardı. Ondan sonra, Doğu Kapısı'nın bekçisi olan Şekanya oğlu Şemaya onardı.
NEH 3:30 Ondan sonra, Şelemya oğlu Hananya ve Zalaf'ın altıncı oğlu Hanun başka bir kısmı onardı. Ondan sonra, Berekya oğlu Meşullam odasının karşısını onardı.
NEH 3:31 Ondan sonra, tapınak görevlilerinin ve tüccarların evinin kuyumcularından Malkiya, Hammifkad Kapısı'nın karşısına ve köşe çıkışına kadar olan kısmı onardı.
NEH 3:32 Köşe yokuşu ile Koyun Kapısı arasını kuyumcular ve tüccarlar onardı.
NEH 4:1 Ama Sanballat bizim duvarı yaptığımızı duyunca kızdı, çok öfkelendi ve Yahudiler'le alay etti.
NEH 4:2 Kardeşlerinin ve Samariya ordusunun önünde konuşup, “Bu zayıf Yahudiler ne yapıyorlar? Kendilerini mi güçlendirecekler? Kurban mı kesecekler? Bir günde mi bitirecekler? Moloz yığınlarından taşları mı canlandıracaklar, çünkü onlar yandılar?” dedi.
NEH 4:3 Ammonlu Toviya da yanındaydı ve, “Yaptıklarına, bir tilki bile tırmansa, taş duvarlarını yıkar” dedi.
NEH 4:4 “Dinle, ey Tanrımız, çünkü hor görülüyoruz. Utançlarını kendi başlarına döndür. Onları sürgün ülkesinde yağmalanmaya teslim et.
NEH 4:5 Onların suçlarını örtme. Onların günahları senin önünde silinmesin; çünkü yapıcıları aşağıladılar.”
NEH 4:6 Böylece duvarı bina ettik; ve yüksekliğinin yarısına kadar bütün duvar bitiştirildi; çünkü halk çalışmak için istekliydi.
NEH 4:7 Sanballat, Tobiya, Araplar, Ammonlular ve Aşdodlular, Yeruşalem surlarının onarımının ilerlediğini ve gediklerin doldurulmaya başladığını duyduklarında çok öfkelendiler.
NEH 4:8 Hepsi bir araya gelip Yeruşalem'e karşı savaşmak ve aramızda karışıklık çıkarmak için düzen kurdular.
NEH 4:9 Ama biz Tanrımız'a dua ettik ve gece gündüz onların yüzünden onlara karşı bekçiler koyduk.
NEH 4:10 Yahuda, “Yük taşıyanların gücü tükeniyor ve çok moloz var, öyle ki duvarı bina edemiyoruz” dedi.
NEH 4:11 Düşmanlarımız, “Biz aralarına girip onları öldürüp işi durdurana kadar, bilmeyecekler ve görmeyecekler” dediler.
NEH 4:12 Onların yanında yaşayan Yahudiler gelince, her yerden on kez bize, “Nereye dönerseniz dönün, bize saldıracaklar” dediler.
NEH 4:13 Bu yüzden duvarın arkasındaki açık yerlerin en alçak kısımlarına bekçiler yerleştirdim. Halkı kılıçları, mızrakları ve yaylarıyla boylarına göre koydum.
NEH 4:14 Baktım, doğruldum ve ileri gelenlere, yöneticilere ve halkın geri kalanına, “Onlardan korkmayın! Büyük ve heybetli olan Yahve'yi hatırlayın ve kardeşleriniz, oğullarınız, kızlarınız, karılarınız ve evleriniz için savaşın” dedim.
NEH 4:15 Düşmanlarımız, bunun bize bildirildiğini ve Tanrı'nın onların öğüdünü boşa çıkardığını duyunca, hepimiz duvara, her birimiz kendi işine döndük.
NEH 4:16 O zamandan sonra hizmetkârlarımın yarısı işte çalıştı, yarısı da mızrakları, kalkanları, yayları ve zırhları tuttu. Yöneticiler ise Yahuda evinin arkasındaydı.
NEH 4:17 Duvarları yapanlar ve yük taşıyanlar kendilerini yüklediler; herkes bir eliyle iş yapıyor, öbür eliyle de silahını tutuyordu.
NEH 4:18 Yapıcılar arasında herkes kılıcını yanında taşıyordu ve böyle bina ediyordu. Boru çalan benim yanımdaydı.
NEH 4:19 İleri gelenlere, yöneticilere ve halkın geri kalanına, “İş büyük ve geniş bir alana yayılmış durumda. Bizler duvar üzerinde ayrı, birbirimizden uzaktayız.” dedim.
NEH 4:20 “Her nerede boru sesini duyarsanız, oraya, yanımıza toplanın. Tanrımız bizim için savaşacak.”
NEH 4:21 Böyle çalışıyorduk. Halkın yarısı gün doğumundan yıldızlar görünene dek mızrakları tutuyordu.
NEH 4:22 Aynı zamanda halka, “Herkes hizmetkârıyla birlikte Yeruşalem’de konaklasın ki, gece bize bekçilik etsinler, gündüz de çalışsınlar” dedim.
NEH 4:23 Bu yüzden ne ben, ne kardeşlerim, ne hizmetkârlarım, ne de ardımdan gelen bekçiler giysilerimizi çıkarmazdık. Herkes suya silahıyla giderdi.
NEH 5:1 O zaman halk ve karıları, kardeşleri Yahudiler'e karşı büyük bir feryat kopardılar.
NEH 5:2 Çünkü aralarından, “Biz, oğullarımız ve kızlarımız çoğuz. Buğday alalım ki, yiyip sağ kalalım.” diyenler vardı.
NEH 5:3 “Kıtlık nedeniyle buğday alalım diye tarlalarımızı, bağlarımızı ve evlerimizi rehine veriyoruz” diyenler de vardı.
NEH 5:4 “Kralın vergisi için tarlalarımızı ve bağlarımızı teminat gösterip borç aldık” diyenler de vardı.
NEH 5:5 “Ama şimdi bizim etimiz kardeşlerimizin eti gibidir, çocuklarımız onların çocukları gibidir. İşte, oğullarımızı ve kızlarımızı kölelik altına koyuyoruz, kızlarımızdan bazıları köleleştirildi. Bunun için yardım etmek de elimizde değil, çünkü tarlalarımız ve bağlarımız başkalarındadır.”
NEH 5:6 Onların feryatlarını ve bu sözlerini duyduğumda çok öfkelendim.
NEH 5:7 Sonra kendi içimde danıştım, ileri gelenlerle ve yöneticilerle çekiştim ve onlara, “Siz, hepiniz kardeşlerinizden çok faiz alıyorsunuz” dedim. Onlara karşı büyük bir toplantı düzenledim.
NEH 5:8 Onlara, “Biz gücümüz yettiğince, uluslara satılmış olan Yahudi kardeşlerimizi kurtarmışken; siz kardeşlerinizi mi satıyorsunuz, onlar da bize mi satılsın?” dedim. Sonra sustular ve söyleyecek bir söz bulamadılar.
NEH 5:9 “Yaptığınız bu şey iyi değil” dedim, “Düşmanlarımız olan ulusların aşağılamaları yüzünden Tanrımız'ın korkusuyla yürümeniz gerekmez mi?
NEH 5:10 Kardeşlerim, hizmetkârlarım ve ben de onlara para ve buğday ödünç veriyoruz. Lütfen bu faizi durduralım.
NEH 5:11 Lütfen bugün onlara tarlalarını, bağlarını, zeytinliklerini ve evlerini, kendilerinden talep ettiğiniz paranın, buğdayın, yeni şarabın ve yağın yüzde birini de geri verin.”
NEH 5:12 O zaman, “Geri vericeğiz ve onlardan hiçbir şey istemeyeceğiz. Senin dediğin gibi yapacağız.” dediler. Bunun üzerine kâhinleri çağırdım ve bu vaade göre yapacaklarına dair onlara ant içtirdim.
NEH 5:13 Eteğimi silktim ve şöyle dedim, “Tanrı bu vaadi yerine getirmeyen her adamı evinden ve işinden böyle silksin; böyle silkelenip boşaltılsın.” Bütün topluluk, “Amin” dedi ve Yahve'ye övgüler sundu. Halk bu vaade göre yaptı.
NEH 5:14 Üstelik Yahuda diyarında vali olarak atandığım zamandan, Kral Artahşasta'nın yirminci yılından otuz ikinci yılına kadar, on iki yıl, ben ve kardeşlerim vali ekmeğini yemedik.
NEH 5:15 Ancak benden önceki valiler halk tarafından desteklendiler ve onlardan ekmek ve şarap, kırk şekel gümüş de aldılar; evet, hizmetkârları bile halk üzerinde hüküm sürdü, ama ben Tanrı korkusundan ötürü böyle yapmadım.
NEH 5:16 Evet, ben de bu duvarın işine devam ettim. Hiç tarla satın almadık. Bütün hizmetkârlarım orada işin başında toplandılar.
NEH 5:17 Soframda Yahudiler'den ve önderlerden yüz elli kişi vardı, ayrıca çevremizdeki uluslardan bize gelenler vardı.
NEH 5:18 Bir gün için hazırlanan, bir öküz ve altı seçkin koyundu. Ayrıca benim için kümes hayvanları ve on günde bir de her çeşit şaraptan bir ambar hazırlanırdı. Ama bütün bunlara rağmen vali ödemesi istemedim, çünkü bu halkın üzerindeki esaret ağırdı.
NEH 5:19 Ey Tanrım, bu halk için yaptığım bütün iyilikler için beni hatırla.
NEH 6:1 Sanballat, Tobiya, Arap Geşem ve diğer düşmanlarımıza, duvarı bina etmiş olduğumu ve onda hiç gedik kalmadığını haber verdiklerinde (o zamana kadar kapıların kanatlarını henüz takmamıştım),
NEH 6:2 Sanballat ve Geşem bana haber gönderip, “Gel! Ono Ovası'ndaki köylerde buluşalım.” dediler. Ama bana zarar vermek istiyorlardı.
NEH 6:3 Onlara ulaklar gönderip, “Ben büyük bir iş yapıyorum, bu yüzden aşağı inemem. Bırakıp yanınıza indiğimde iş neden dursun?” dedim.
NEH 6:4 Bana dört kez böyle haber gönderdiler; ben de onlara aynı şekilde yanıt verdim.
NEH 6:5 O zaman Sanballat elinde açık bir mektupla beşinci kez hizmetkârını bana aynı şekilde gönderdi.
NEH 6:6 Şöyle yazıyordu: “Uluslar arasında bildirildiğine, Gaşmu’nun söylediğine göre, siz ve Yahudiler isyan etmeyi düşünüyormuşsunuz. Bu yüzden duvarı yapıyormuşsun. Bu sözlere göre sen onların kralı olacakmışsın.
NEH 6:7 Yeruşalem'de senin hakkında, 'Yahuda'da bir kral var!' diye ilan etmeleri için peygamberler de atamışsın. Şimdi bu sözlere göre krala bildirilecektir. Şimdi gel de birlikte danışalım.”
NEH 6:8 Sonra ona, “Senin söylediğin gibi şeyler olmamıştır, ama sen bunları kendi yüreğinden uyduruyorsun” diye haber gönderdim.
NEH 6:9 Çünkü onların hepsi, “Elleri işten zayıflasın ve iş yapılmasın” diye, bizi korkutmak istiyorlardı. Ama şimdi ellerimi güçlendir.
NEH 6:10 Eve kapanmış olan Mehetavel oğlu Delaya oğlu Şemaya'nın evine gittim; ve şöyle dedi, “Tanrı'nın evinde, tapınakta buluşalım, tapınağın kapılarını kapatalım; çünkü seni öldürmeye gelecekler. Evet, geceleyin seni öldürmeye gelecekler.”
NEH 6:11 “Benim gibi bir adam kaçar mı?” dedim. “Kim benim yerimde olur da hayatını kurtarayım diye tapınağa girer? Girmeyeceğim”.
NEH 6:12 Anladım ve işte, Tanrı onu göndermemişti, ama bana karşı bu peygamberliği ilan etmişti. Toviya ve Sanballat onu ücretle tutmuşlardı.
NEH 6:13 Korkayım, öyle yapıp günah işleyeyim diye ücretle tutulmuştu, böylece beni kınamak için ellerinde kötü haber olacaktı.
NEH 6:14 “Ey Tanrım, Toviya ve Sanballat’ı bu işlerine göre hatırla, ayrıca beni korkutmak isteyen Peygamber Noadiya’yı ve diğer peygamberleri de.”
NEH 6:15 Böylece duvar Elul’un yirmi beşinci günü, elli iki günde tamamlandı.
NEH 6:16 Bütün düşmanlarımız bunu duyunca, çevremizdeki bütün uluslar korktular ve güvenlerini yitirdiler; çünkü bu işin Tanrımız tarafından yapılmış olduğunu anladılar.
NEH 6:17 Dahası o günlerde Yahuda ileri gelenleri Tobiya'ya birçok mektup gönderiyordu ve Tobiya'nın mektupları kendilerine geliyordu.
NEH 6:18 Çünkü Yahuda'da ona ant içmiş olan birçok kişi vardı, çünkü o, Arah oğlu Şekanya'nın damadıydı; ve oğlu Yehohanan, Berekya oğlu Meşullam'ın kızını karı olarak almıştı.
NEH 6:19 Onun iyi işlerini de benim önümde konuşuyorlardı ve benim sözlerimi ona bildiriyorlardı. Tobiya beni korkutmak için mektuplar gönderiyordu.
NEH 7:1 Duvar yapılıp kapıları takıldığında, kapı bekçileri, ezgiciler ve Levililer atandığında,
NEH 7:2 kardeşim Hanani'yi ve kale valisi Hananya'yı Yeruşalem'in başına koydum. Çünkü o sadık bir adamdı ve birçoklarından daha çok Tanrı'dan korkardı.
NEH 7:3 Onlara, “Güneş ısınana kadar Yeruşalem kapıları açılmasın. Onlar nöbet tutarken kapıları kapatsınlar, siz de sürgüleyin. Yeruşalem sakinlerinin bekçilerini, herkes kendi nöbetinde, herkes evinin yakınında olacak şekilde atayın.” dedim.
NEH 7:4 Kent geniş ve büyüktü; ama içindeki halk azdı ve evler yapılmamıştı.
NEH 7:5 Tanrım, ileri gelenleri, yöneticileri ve halkı bir araya toplayıp soyağacına göre saymayı yüreğime koydu. İlk çıkanların soy kütüğünü buldum ve içinde şunların yazılı olduğunu gördüm:
NEH 7:6 Bunlar, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın sürmüş olduğu sürgünlerden çıkan ve Yeruşalem'e ve Yahuda'ya, hepsi kendi kentlerine dönen il çocuklarıydı.
NEH 7:7 Zerubbabel, Yeşua, Nehemya, Azarya, Raamiya, Nahamani, Mordekay, Bilşan, Misperet, Bigvay, Nehum ve Baana ile birlikte geldiler. İsrael halkından olan adamlarının sayısı:
NEH 7:8 Paroş'un çocukları: İki bin yüz yetmiş iki.
NEH 7:9 Şefatya'nın çocukları: Üç yüz yetmiş iki.
NEH 7:10 Arah'ın çocukları: Altı yüz elli iki.
NEH 7:11 Yeşua ve Yoav'ın çocuklarından Pahatmoav'ın çocukları: İki bin sekiz yüz on sekiz.
NEH 7:12 Elam'ın çocukları: Bin iki yüz elli dört.
NEH 7:13 Zattu'nun çocukları: Sekiz yüz kırk beş.
NEH 7:14 Zakkay'ın çocukları: Yedi yüz altmış.
NEH 7:15 Binnuy'un çocukları: Altı yüz kırk sekiz.
NEH 7:16 Bebay'ın çocukları: Altı yüz yirmi sekiz.
NEH 7:17 Azgad'ın çocukları: İki bin üç yüz yirmi iki.
NEH 7:18 Adonikam'ın çocukları: Altı yüz altmış yedi.
NEH 7:19 Bigvay'ın çocukları: İki bin altmış yedi.
NEH 7:20 Adin'in çocukları: Altı yüz elli beş.
NEH 7:21 Ater'in çocukları: Hizkiya'dan doksan sekiz.
NEH 7:22 Haşum'un çocukları: Üç yüz yirmi sekiz.
NEH 7:23 Bezay'ın çocukları: Üç yüz yirmi dört.
NEH 7:24 Harif'in çocukları: Yüz on iki.
NEH 7:25 Givon'un çocukları: Doksan beş.
NEH 7:26 Beytlehem ve Netofa halkı: Yüz seksen sekiz.
NEH 7:27 Anatot halkı: Yüz yirmi sekiz.
NEH 7:28 Beyt Azmavet halkı: Kırk iki.
NEH 7:29 Kiryat Yearim, Kefira ve Beerot halkı: Yedi yüz kırk üç.
NEH 7:30 Rama ve Geva halkı: Altı yüz yirmi bir.
NEH 7:31 Mikmas halkı: Yüz yirmi iki.
NEH 7:32 Beytel ve Ay halkı: Yüz yirmi üç.
NEH 7:33 Öbür Nevo halkı: Elli iki.
NEH 7:34 Öbür Elam halkı: Bin iki yüz elli dört.
NEH 7:35 Harim'in çocukları: Üç yüz yirmi.
NEH 7:36 Eriha'nın çocukları: Üç yüz kırk beş.
NEH 7:37 Lod, Hadid ve Ono'nun çocukları: Yedi yüz yirmi bir.
NEH 7:38 Senaah'ın çocukları: Üç bin dokuz yüz otuz.
NEH 7:39 Kâhinler: Yeşua evinden, Yedaya'nın çocukları: Dokuz yüz yetmiş üç.
NEH 7:40 İmmer'in çocukları: Bin elli iki.
NEH 7:41 Paşhur'un çocukları: Bin iki yüz kırk yedi.
NEH 7:42 Harim'in çocukları: Bin on yedi.
NEH 7:43 Levililer: Yeşua'nın çocukları, Kadmiel'in çocukları, Hodevah'ın çocukları: Yetmiş dört.
NEH 7:44 Ezgiciler: Asaf'ın çocukları: Yüz kırk sekiz.
NEH 7:45 Kapı bekçileri: Şallum'un çocukları, Ater'in çocukları, Talmon'un çocukları, Akkuv'un çocukları, Hatita'nın çocukları, Şobay'ın çocukları: Yüz otuz sekiz.
NEH 7:46 Tapınak hizmetkârları: Ziha'nın çocukları, Hasupa'nın çocukları, Tabbaot'un çocukları,
NEH 7:47 Keros'un çocukları, Sia'nın çocukları, Padon'un çocukları,
NEH 7:48 Levana'nın çocukları, Hagava'nın çocukları, Salmay'ın çocukları,
NEH 7:49 Hanan'ın çocukları, Giddel'in çocukları, Gahar'ın çocukları,
NEH 7:50 Reaya'nın çocukları, Retsin'in çocukları, Nekoda'nın çocukları,
NEH 7:51 Gazzam'ın çocukları, Uzza'nın çocukları, Paseah'ın çocukları,
NEH 7:52 Besay'ın çocukları, Meunim'in çocukları, Nefuşesim'in çocukları,
NEH 7:53 Bakbuk'un çocukları, Hakupa'nın çocukları, Harhur'un çocukları,
NEH 7:54 Bazlit'in çocukları, Mehida'nın çocukları, Harşa'nın çocukları,
NEH 7:55 Barkos'un çocukları, Sisera'nın çocukları, Temah'ın çocukları,
NEH 7:56 Neziah'ın çocukları ve Hatifa'nın çocukları.
NEH 7:57 Solomon'un hizmetkârlarının çocukları: Sotay'ın çocukları, Soferet'in çocukları, Perida'nın çocukları,
NEH 7:58 Yala'nın çocukları, Darkon'un çocukları, Giddel'in çocukları,
NEH 7:59 Şefatya'nın çocukları, Hattil'in çocukları, Pokeret Hazevaim'in çocukları ve Amon'un çocukları.
NEH 7:60 Tapınaktaki bütün hizmetkârlar ve Solomon'un hizmetkârlarının çocukları üç yüz doksan iki kişiydi.
NEH 7:61 Tel Melah, Tel Harşa, Keruv, Addon ve İmmer'den çıkanlar şunlardı; ama atalar evlerini ve soylarını, İsrael'den olup olmadıklarını gösteremediler:
NEH 7:62 Delayah'ın çocukları, Tobiya'nın çocukları, Nekoda'nın çocukları: Altı yüz kırk iki.
NEH 7:63 Kâhinlerden: Hobayah'ın çocukları, Hakkots'un çocukları, Giladlı Barzillay'ın kızlarından karı alıp onların adıyla anılan Barzillay'ın çocukları.
NEH 7:64 Bunlar soy kütüklerini aradılar, ama bulamadılar. Bu yüzden yetkisiz kılınıp kâhinlikten çıkarıldılar.
NEH 7:65 Vali onlara, Urim ve Tummim ile hizmet etmek üzere bir kâhin çıkana dek en kutsal şeylerden yememelerini söyledi.
NEH 7:66 Topluluğun tamamı kırk iki bin üç yüz altmış kişiydi,
NEH 7:67 ayrıca yedi bin üç yüz otuz yedi erkek hizmetçileri ve kadın hizmetçileri, onların erkek ve kadın iki yüz kırk beş ezgcisi vardı.
NEH 7:68 Atları yedi yüz otuz altı, katırları iki yüz kırk beş,
NEH 7:69 Develeri dört yüz otuz beş, eşekleri altı bin yedi yüz yirmiydi.
NEH 7:70 Atalar evlerinin başları arasından bazıları işe katkıda bulundu. Vali hazineye bin darik altın, elli leğen ve beş yüz otuz kâhin giysisi verdi.
NEH 7:71 Atalar evlerinin başlarından bazıları işin hazinesine yirmi bin darik altın ve iki bin iki yüz mina gümüş verdi.
NEH 7:72 Halkın geri kalanının verdiği ise yirmi bin darik altın, iki bin mina gümüş ve altmış yedi kâhin giysisiydi.
NEH 7:73 Böylece kâhinler, Levililer, kapı bekçileri, ezgiciler, halktan bazıları, tapınak hizmetkârları ve bütün İsrael kendi kentlerinde oturdular. Yedinci ay gelince İsrael'in çocukları kendi kentlerindeydiler.
NEH 8:1 Bütün halk, Su Kapısı'nın önündeki geniş yere bir adammış gibi toplandılar; ve Yazıcı Ezra'ya, Yahve'nin İsrael'e buyurmuş olduğu Moşe'nin Yasa Kitabı'nı getirmesini söylediler.
NEH 8:2 Yazıcı Ezra, yedinci ayın birinci günü, Yasa Kitabı'nı topluluğun, hem erkek hem de kadın, anlayıp işitebilen herkesin önüne getirdi.
NEH 8:3 Su Kapısı'nın önündeki geniş yerden sabahın erken saatlerinden öğleye kadar, erkeklerin ve kadınların ve anlayabilenlerin önünde okudu. Bütün halkın kulakları Yasa Kitabı'na dikkat kesilmişti.
NEH 8:4 Yazıcı Ezra, bu amaç için yapılmış olan tahta bir kürsü üzerinde duruyordu. Yanında, sağında Mattitya, Şema, Anaya, Uriya, Hilkiya ve Maaseya; solunda ise Pedaya, Mişael, Malkiya, Haşum, Haşvaddana, Zekariya ve Meşullam duruyordu.
NEH 8:5 Ezra kitabı bütün halkın gözü önünde açtı (çünkü o bütün halktan yüksekteydi) ve onu açtığında bütün halk ayağa kalktı.
NEH 8:6 O zaman Ezra yüce Tanrı Yahve'yi övdü. Bütün halk ellerini kaldırarak, “Amin, amin” diye karşılık verdi. Başlarını eğip yüzleri yere dönük olarak Yahve'ye tapındılar.
NEH 8:7 Yeşua, Bani, Şerevya, Yamin, Akkuv, Şabbetay, Hodiya, Maaseya, Kelita, Azarya, Yozavad, Hanan, Pelaya ve Levililer de halka yasayı anlattılar; halk da yerlerinde duruyordu.
NEH 8:8 Kitaptan, Tanrı'nın yasasını açıkça okudular; ve anlamını verdiler, öyle ki, okunanı anlayabilsinler.
NEH 8:9 Vali Nehemya, Kâhin ve Yazıcı Ezra ve halka ders veren Levililer bütün halka, “Bugün Tanrınız Yahve için kutsaldır. Yas tutmayın, ağlamayın.” dediler. Çünkü bütün halk yasa sözlerini işitince ağladı.
NEH 8:10 O zaman onlara, “Gidin, yağlı olanı yiyin, tatlı olanı için ve hazırlığı olmayana pay gönderin. Çünkü bugün Efendimiz için kutsaldır. Kederlenmeyin, çünkü Yahve'nin sevinci sizin gücünüzdür.” dedi.
NEH 8:11 Bunun üzerine Levililer bütün halkı yatıştırarak, “Susun, çünkü bugün kutsaldır. Kederlenmeyin.” dediler.
NEH 8:12 Bütün halk yemeye, içmeye, pay göndermeye ve şenlik yapmaya gitti. Çünkü kendilerine bildirilen sözleri anlamışlardı.
NEH 8:13 İkinci gün, bütün halkın atalar evlerinin başları, kâhinler ve Levililer, yasanın sözlerini çalışmak üzere Yazıcı Ezra'nın yanına toplandılar.
NEH 8:14 Yasa'da yazılı, Yahve'nin Moşe aracılığıyla İsrael'in çocuklarının yedinci ayın bayramında çardaklarda oturmalarını buyurduğunu buldular;
NEH 8:15 şöyle ki, bütün kentlerinde ve Yeruşalem'de duyurup ilan etsinler ve şöyle desinler: “Dağa çıkın ve zeytin dalları, yabani zeytin dalları, mersin dalları, palmiye dalları ve sık ağaç dalları toplayın ve yazılmış olduğu gibi geçici barınaklar yapın.”
NEH 8:16 Bunun üzerine halk çıkıp bunları getirdi; herkes evinin damında, avlularında, Tanrı evinin avlularında, Su Kapısı'nın geniş yerinde ve Efrayim Kapısı'nın geniş yerinde kendilerine geçici barınaklar yaptı.
NEH 8:17 Sürgünden dönmüş olanların bütün topluluğu geçici barınaklar yaptı ve geçici barınaklarda yaşadı, çünkü Nun oğlu Yeşu'nun günlerinden o güne dek İsrael'in çocukları böyle yapmamıştı. Çok büyük bir sevinç vardı.
NEH 8:18 Her gün, ilk günden son güne dek, Tanrı'nın Yasa Kitabı'nı da okudu. Yedi gün bayramı tuttular; ve sekizinci günde, kurala göre kutsal toplantı oldu.
NEH 9:1 Bu ayın yirmi dördüncü günü İsrael'in çocukları oruçlu, üzerlerinde çul ve başlarında toprakla toplandılar.
NEH 9:2 İsrael soyu bütün yabancılardan ayrılıp ayağa kalktılar ve günahlarını ve atalarının suçlarını itiraf ettiler.
NEH 9:3 Yerlerinde durup Tanrıları Yahve'nin Yasa Kitabı'nı günün dörtte birinde okudular; dörtte birinde de itiraf edip Tanrıları Yahve'ye tapındılar.
NEH 9:4 O zaman Levililer'den Yeşua, Bani, Kadmiel, Şevanya, Bunni, Şerevya, Bani ve Kenani merdivenlerde durup yüksek sesle Tanrıları Yahve'ye feryat ettiler.
NEH 9:5 Sonra Levililer Yeşua, Kadmiel, Bani, Haşavneya, Şerevya, Hodiya, Şevanya ve Petahya, “Kalkın ve Tanrınız Yahve'yi sonsuzluktan sonsuza dek övün! Bütün yüceltmeden ve övgüden üstün olan görkemli adın övülsün.” dediler.
NEH 9:6 Sen, yalnız sen, Yahve'sin. Göğü, göklerin göğünü, bütün ordusuyla, yeryüzünü ve üzerindeki her şeyi, denizleri ve onlardaki her şeyi sen yarattın ve onların hepsini sen korursun. Göğün ordusu sana tapınır.
NEH 9:7 Sen ey Yahve, Avram'ı seçen, onu Keldaniler'in Ur Kenti'nden çıkaran, ona Avraham adını veren Tanrı'sın,
NEH 9:8 onun yüreğini senin önünde sadık buldun, Kenanlılar'ın, Hititler'in, Amorlular'ın, Perizliler'in, Yevuslular'ın ve Girgaşlılar'ın topraklarını onun soyuna vermek üzere onunla antlaşma yaptın ve sözlerini yerine getirdin, çünkü sen doğrusun.
NEH 9:9 “Atalarımızın Mısır'daki sıkıntısını gördün, Kızıldeniz yanında olan feryatlarını duydun.
NEH 9:10 Firavun'a, bütün hizmetkârlarına ve ülkesinin bütün halkına karşı belirtiler ve harikalar gösterdin. Çünkü onlara karşı kibirle davrandıklarını biliyordun ve bugün olduğu gibi kendine ün kazandırdın.
NEH 9:11 Onların önünde denizi ikiye böldün, böylece kuru yerden denizin ortasından geçtiler. Onları kovalayanları da derinliklere, taş gibi büyük sulara attın.
NEH 9:12 Gidecekleri yolda onlara ışık vermek için gündüz bulut sütunuyla, gece ateş sütunuyla kendilerine yol gösterdin.”
NEH 9:13 “Ve sen Sina Dağı'na indin, gökten onlarla konuştun, onlara doğru ilkeler ve gerçek yasalar, iyi kurallar ve buyruklar verdin.
NEH 9:14 Kutsal Şabatını onlara bildirdin, hizmetkârın Moşe aracılığıyla onlara buyruklar, kurallar ve bir yasa buyurdun.
NEH 9:15 Açlıklarında onlara gökten ekmek verdin, susuzluklarında kayadan su çıkardın, kendilerine vermek üzere ant içtiğin ülkeyi mülk edinmek için girsinler diye buyurdun.”
NEH 9:16 “Ama onlar ve atalarımız gururla davrandılar, boyunlarını sertleştirdiler, senin buyruklarını dinlemediler,
NEH 9:17 ve itaat etmeyi reddettiler. Aralarında yaptığın harikaları hatırlamadılar, ancak boyunlarını sertleştirdiler ve isyanlarında kendi köleliklerine geri dönmek için bir önder atadılar. Ama sen bağışlamaya hazır, lütufkâr ve merhametli, geç öfkelenen, iyilik dolu sevgisi bol olan bir Tanrı'sın ve onları bırakmadın.
NEH 9:18 Evet, kendilerine dökme bir buzağı yapıp, ‘Sizi Mısır’dan çıkaran Tanrınız budur’ dedikleri ve korkunç küfürler ettikleri zaman bile,
NEH 9:19 sen çok merhametlerinle onları çölde terk etmedin. Onlara yol göstermek için gündüzün bulut sütunu; onlara ışık ve gitmeleri gereken yolu göstermek için geceleyin ateş sütünü üzerlerinden kalkmadı.
NEH 9:20 Onlara öğretmek için iyi Ruhu'nu da verdin, ağızlarından manını esirgemedin ve susadıklarında onlara su verdin.”
NEH 9:21 “Evet, onları kırk yıl çölde besledin. Hiçbir eksikleri olmadı. Giysileri eskimedi, ayakları şişmedi.
NEH 9:22 Üstelik onlara paylarına göre bölüştürdüğün krallıklar ve halklar verdin. Böylece Sihon'un ülkesini, Heşbon Kralı'nın ülkesini ve Başan Kralı Og'un ülkesini mülk edindiler.
NEH 9:23 Çocuklarını da gökteki yıldızlar gibi çoğalttın ve onları atalarına gidip mülk edinmelerini söylediğin ülkeye getirdin.
NEH 9:24 Böylece çocuklar girip ülkeyi mülk edindiler; ve sen ülkenin sakinlerini, Kenanlılar'ı önlerinde boyun eğdirdin ve onlara istediklerini yapabilsinler diye onları, krallarını ve ülkenin halklarını ellerine verdin.
NEH 9:25 Surlu kentler ve verimli bir ülke aldılar ve iyi şeylerle dolu evler, kazılmış sarnıçlar, bağlar, zeytinlikler ve bol miktarda meyve ağaçları edindiler. Böylece yediler, doydular, semirdiler ve senin büyük iyiliğinle sevindiler.”
NEH 9:26 “Yine de itaatsizlik ettiler ve sana karşı isyan ettiler, yasanı arkalarına attılar, onları tekrar sana döndürmek için kendilerine karşı tanıklık eden peygamberlerini öldürdüler, korkunç küfürler de ettiler.
NEH 9:27 Bu yüzden onları, kendilerini sıkıntıya sokan düşmanlarının eline teslim ettin. Sıkıntıları sırasında sana feryat ettiklerinde, gökten işittin; ve çok merhametlerine göre, onları düşmanlarının elinden kurtaran kurtarıcılar verdin.
NEH 9:28 Ama rahatladıktan sonra, yine senin önünde kötülük yaptılar; bu yüzden onları düşmanlarının eline bıraktın, öyle ki, üzerlerinde egemen oldular; ama geri dönüp sana feryat ettiklerinde, gökten işittin; ve onları merhametlerine göre birçok kez kurtardın,
NEH 9:29 ve onları kendi yasana döndüresin diye onlara karşı tanıklık ettin. Ama kibirlendiler ve buyruklarını dinlemediler, ve hükümlerine karşı günah işlediler (ki, eğer insan yaparsa, onlarda yaşar), sırtlarını döndüler, boyunlarını dikleştirdiler ve dinlemediler.
NEH 9:30 Yine de çok yıllar onlara katlandın ve peygamberlerin aracılığıyla Ruhun'la onlara karşı tanıklık ettin. Yine de dinlemediler. Bu yüzden onları ülkelerin halklarının eline verdin.”
NEH 9:31 “Yine de çok merhametlerinden ötürü onları tamamen bitirmedin ve bırakmadın; çünkü sen lütufkâr ve merhametli bir Tanrı'sın.
NEH 9:32 Şimdi, ey Tanrımız, büyük, kudretli ve heybetli Tanrı, antlaşmayı ve sevgi dolu iyiliği koruyan Tanrımız, Aşur krallarının zamanından bu güne dek krallarımıza, beylerimize, kâhinlerimize, peygamberlerimize, babalarımıza ve bütün halkına, bizim başımıza gelen bütün sıkıntılar senin önünde az görünmesin.
NEH 9:33 Ancak başımıza gelen her şeyde sen adilsin; çünkü sen doğru davrandın, ama biz kötülük yaptık.
NEH 9:34 Krallarımız, beylerimiz, kâhinlerimiz ve babalarımız da senin yasanı tutmadılar, senin buyruklarını ve onlara karşı tanıklık ettiğin tanıklıkları dinlemediler.
NEH 9:35 Çünkü onlar sana krallıklarında, onlara verdiğin büyük iyilikte ve önlerine koyduğun geniş ve verimli ülkede hizmet etmediler. Kötü işlerinden dönmediler.”
NEH 9:36 “İşte, bugün biz hizmetçileriz ve atalarımıza meyvesini ve iyiliğini yemeleri için verdiğin ülkede, işte, biz onun üzerinde hizmetçileriz.
NEH 9:37 Ülke günahlarımız yüzünden başımıza koyduğun krallara çok ürün veriyor. Bedenlerimiz ve hayvanlarımız üzerinde de istedikleri yetkiye sahipler ve biz büyük sıkıntı içindeyiz.
NEH 9:38 Bütün bunlara rağmen, sağlam bir antlaşma yapıyoruz ve yazıyoruz; beylerimiz, Levililerimiz ve kâhinlerimiz de onu mühürlüyorlar.”
NEH 10:1 Mühürleyenler şunlardı: Hakalya oğlu Vali Nehemya ve Sidkiya,
NEH 10:2 Seraya, Azarya, Yeremya,
NEH 10:3 Paşhur, Amarya, Malkiya,
NEH 10:4 Hattuş, Şecanya, Malluk,
NEH 10:5 Harim, Meremot, Ovadya,
NEH 10:6 Daniel, Ginnet, Baruk,
NEH 10:7 Meşullam, Aviya, Miyamin,
NEH 10:8 Maaziah, Bilgay ve Şemaya. Bunlar kâhinlerdi.
NEH 10:9 Levililer: Azanya oğlu Yeşua, Henadad oğlu Binnuy, Kadmiel;
NEH 10:10 ve kardeşleri Şevanya, Hodiya, Kelita, Pelaya, Hanan,
NEH 10:11 Mika, Rehov, Haşavya,
NEH 10:12 Zakkur, Şerebya, Şebanya,
NEH 10:13 Hodiya, Bani ve Beninu.
NEH 10:14 Halkın başları: Paroş, Pahatmoav, Elam, Zattu, Bani,
NEH 10:15 Bunni, Azgad, Bebay,
NEH 10:16 Adoniya, Bigvay, Adin,
NEH 10:17 Ater, Hizkiya, Azzur,
NEH 10:18 Hodiya, Haşum, Bezay,
NEH 10:19 Harif, Anatot, Nobay,
NEH 10:20 Magpiaş, Meşullam, Hezir,
NEH 10:21 Meşezabel, Sadok, Yaddua,
NEH 10:22 Pelatya, Hanan, Anaya,
NEH 10:23 Hoşea, Hananya, Hasşuv,
NEH 10:24 Haloheş, Pilha, Şobek,
NEH 10:25 Rehum, Haşavna, Maaseya,
NEH 10:26 Ahiya, Hanan, Anan,
NEH 10:27 Malluk, Harim, Baana.
NEH 10:28 Halkın geri kalanı, kâhinler, Levililer, kapı bekçileri, ezgiciler, tapınak hizmetkârları ve Tanrı'nın Yasası uğruna kendilerini bu ülkelerde yaşayan insanlardan ayıranların hepsi, onların karıları, oğulları ve kızları —bilgi ve anlayışa sahip olan herkes—
NEH 10:29 kardeşleriyle ve ileri gelenlerle birleşip, Tanrı'nın hizmetkârı Moşe aracılığıyla verilmiş olan Tanrı'nın Yasası'nda yürümek ve Efendimiz Yahve'nin bütün buyruklarını, hükümlerini ve yasalarını tutup yapmak üzere;
NEH 10:30 kızlarımızı ülkenin halklarına vermeyeceğiz ve onların kızlarını oğullarımıza almayacağız;
NEH 10:31 eğer ülke halkı Şabat Günü satmak üzere mal ya da her çeşit buğday getirirse, biz de Şabat Günü ya da kutsal günde onlardan satın almayacağız; ve yedinci yılın ürünlerinden ve her türlü borcun alınmasını bırakacağız diye lanet edip ant içtiler.
NEH 10:32 Tanrımız'ın evinin hizmeti için kendimize yıllık bir şekelin üçte biri kadar ücret almak üzere kendimiz için de kurallar koyduk:
NEH 10:33 Sergi ekmeği için, daimi ekmek sunusu için, daimi yakmalık sunu için ve Şabat günleri için, Yeni Aylar için, belli bayramlar için, kutsal şeyler için, İsrael'e kefaret etmek üzere sunulan günah sunuları için ve Tanrımız'ın evinin bütün işleri için.
NEH 10:34 Tanrımız Yahve'nin sunağı üzerinde yazılı olduğuna göre yakmak üzere atalarımız evlerine göre yıldan yıla belli zamanlarda Tanrımız'ın evine odun sunusu getirmek için;
NEH 10:35 toprağımızın ilk ürünlerini ve her çeşit ağacın tüm meyvelerinin ilk ürünlerini yıldan yıla Yahve'nin evine getirmek için;
NEH 10:36 yasada yazılı olduğu gibi oğullarımızın ve hayvanlarımızın ilk doğanlarını, sığırlarımızın ve davarlarımızın ilk doğanlarını da Tanrımız'ın evine hizmet eden kâhinlere getirmek için;
NEH 10:37 ve hamurumuzun ilk ürününü, sallamalık sunularımızı, her çeşit ağacın meyvesini, yeni şarabı ve yağı Tanrımız'ın evinin odalarına ve toprağımızın ondalığını Levililer'e getirelim diye biz, kâhinler, Levililer ve halk kuralar çektik; çünkü bütün çiftçi köylerimizde ondalıkları Levililer alırlar.
NEH 10:38 Levililer ondalık alırken Aron soyundan gelen kâhin Levililer'le birlikte olacak. Levililer ondalıkların ondalığını Tanrımız'ın evine, odalara, hazine evine çıkaracaktır.
NEH 10:39 Çünkü İsrael'in çocukları ve Levi'nin çocukları buğdayın, yeni şarabın ve yağın sallamalık sunusunu, kutsal yerin kaplarının ve hizmet eden kâhinlerin, kapı bekçileriyle ilahicilerin bulunduğu odalara getirecekler. Tanrımız'ın evini bırakmayacağız.
NEH 11:1 Halkın beyleri Yeruşalem'de oturuyorlardı. Halkın geri kalanı da on kişiden birinin getirilip kutsal kent Yeruşalem'de, dokuzunun da öbür kentlerde oturması için kura çekti.
NEH 11:2 Halk Yeruşalem'de oturmak için kendilerini gönüllü olarak sunan bütün adamları kutsadı.
NEH 11:3 Yeruşalem'de yaşayan il başkanları şunlardır: Ama Yahuda kentlerinde İsrael, kâhinler, Levililer, tapınak hizmetkârları ve Solomon'un hizmetkârlarının oğulları, herkes kendi mülkünde yaşıyordu.
NEH 11:4 Yahuda'nın çocuklarından ve Benyamin'in çocuklarından bazıları Yeruşalem'de yaşıyordu. Yahuda'nın çocuklarından: Uzziya oğlu Ataya oğlu, Zekariya oğlu, Amarya oğlu, Şefatya oğlu, Mahalalel oğlu, Peresoğulları'ndan;
NEH 11:5 ve Baruk oğlu Maaseya, Kolhoze oğlu, Hazaya oğlu, Adaya oğlu, Yoyariv oğlu, Zekariya oğlu, Şilonluoğulları'ndan.
NEH 11:6 Yeruşalem'de yaşayan Peres'in bütün oğulları dört yüz altmış sekiz yiğit adamdı.
NEH 11:7 Benyamin'in oğulları şunlardır: Meşullam oğlu, Yoed oğlu, Pedaya oğlu, Kolaya oğlu, Maaseya oğlu, İtiel oğlu, Yeşaya oğlu.
NEH 11:8 Ondan sonra Gabbay ve Sallay, dokuz yüz yirmi sekiz.
NEH 11:9 Zikri oğlu Yoel onların gözetmeniydi; Hassenua oğlu Yahuda ise kentin üzerinde ikinciydi.
NEH 11:10 Kâhinlerden: Yoyariv oğlu Yedaya, Yakin,
NEH 11:11 Tanrı evinin yöneticisi Ahituv oğlu, Merayot oğlu, Sadok oğlu, Meşullam oğlu, Hilkiya oğlu Seraya,
NEH 11:12 evin işlerini yapan kardeşleri sekiz yüz yirmi iki; Malkiya oğlu, Paşhur oğlu, Zekariya oğlu, Amtsi oğlu, Pelalya oğlu, Yeroham oğlu Adaya,
NEH 11:13 atalar evlerinin başları olan kardeşleri iki yüz kırk iki; İmmer oğlu, Meşillemot oğlu, Ahzay oğlu, Azarel oğlu Amaşsay,
NEH 11:14 kardeşleri, cesur yiğitler, yüz yirmi sekiz; ve onların gözetmenleri Haggedolim oğlu Zavdiel idi.
NEH 11:15 Levililer'den: Haşşuv oğlu, Azrikam oğlu, Haşavya oğlu, Bunni oğlu Şemaya;
NEH 11:16 Levililer'in başlarından, Tanrı evinin dış işlerini gözeten Şabbetay ve Yozavad;
NEH 11:17 şükran duasını başlatan önder, Asaf oğlu Zavdi oğlu Mika oğlu Mattanya ve kardeşleri arasında ikinci olan Bakbukya; ve Yedutun'un oğlu, Galal oğlu Şammua oğlu Avda.
NEH 11:18 Kutsal kentteki bütün Levililer iki yüz seksen dört kişiydi.
NEH 11:19 Kapılarda bekçilik eden kapı bekçileri, Akkuv, Talmon ve kardeşleri de yüz yetmiş iki kişiydi.
NEH 11:20 İsrael'in geri kalanı, kâhinler ve Levililer, Yahuda'nın bütün kentlerinde, her biri kendi mirasındaydı.
NEH 11:21 Ancak tapınak hizmetkârları Ofel'de yaşıyordu; tapınak hizmetkârlarının başında Ziha ile Gişpa vardı.
NEH 11:22 Yeruşalem'deki Levililer'in de gözetmeni, Tanrı'nın evinin hizmetinden sorumlu olan ezgiciler olan Asafoğulları'ndan Mattanya oğlu Mika oğlu Haşavya oğlu Bani oğlu Uzzi'ydi.
NEH 11:23 Çünkü onlar hakkında kralın buyruğu vardı, ezgicilerin günlük ihtiyaçları için maaş sağlanmıştı.
NEH 11:24 Yahuda oğlu Zerah'ın çocuklarından Meşezavel oğlu Petahya, halkla ilgili bütün konular için kralın yanındaydı.
NEH 11:25 Köy ve kırlarına gelince, Yahuda'nın çocuklarından bazıları Kiryat Arba ve kasabalarında, Divon ve kasabalarında, Yekavzeel ve köylerinde,
NEH 11:26 Yeşua'da, Molada'da, Beyt Pelet'te,
NEH 11:27 Hazar Şual'da, Beer Şeva ve kasabalarında,
NEH 11:28 Ziklag'da, Mekona ve kasabalarında,
NEH 11:29 En Rimmon'da, Zora'da, Yarmut'ta,
NEH 11:30 Zanoah'ta, Adullam ve köylerinde, Lakiş ve kırlarında, Azeka ve kasabalarında yaşıyorlardı. Böylece Beer Şeva'dan Hinnom Vadisi'ne kadar konakladılar.
NEH 11:31 Benyamin'in çocukları da Geva'dan başlayarak Mikmaş'ta, Ayya'da, Beytel ve kasabalarında,
NEH 11:32 Anatot'ta, Nov'da, Ananya'da,
NEH 11:33 Hatsor'da, Rama'da, Gittaim'de,
NEH 11:34 Hadid'de, Sevoim'de, Neballat'ta,
NEH 11:35 Lod'da ve Zanaatkârlar Vadisi Ono'da yaşadılar.
NEH 11:36 Yahuda'daki Levililer'den bazı bölükler Benyamin bölgesine yerleştiler.
NEH 12:1 Şealtiel oğlu Zerubbabel ve Yeşua ile birlikte çıkan kâhinler ve Levililer şunlardır: Seraya, Yeremya, Ezra,
NEH 12:2 Amarya, Malluk, Hattuş,
NEH 12:3 Şekanya, Rehum, Meremot,
NEH 12:4 İddo, Ginnetoy, Aviya,
NEH 12:5 Miyamin, Maadya, Bilga,
NEH 12:6 Şemaya, Yoyariv, Yedaya,
NEH 12:7 Sallu, Amok, Hilkiya ve Yedaya. Bunlar Yeşua'nın günlerinde kâhinlerin ve kardeşlerinin başlarıydılar.
NEH 12:8 Levililer ise Yeşua, Binnuy, Kadmiel, Şerevya, Yahuda ve şükran ilahilerinin başında olan Mattanya, kendisi ve kardeşleriydi.
NEH 12:9 Onların kardeşleri Bakbukya ve Unno da görevlerine göre onlara yakındılar.
NEH 12:10 Yeşua, Yoyakim'in babası oldu ve Yoyakim, Elyaşiv'in babası oldu ve Elyaşiv, Yoyada'nın babası oldu;
NEH 12:11 ve Yoyada, Yonatan'ın babası oldu ve Yonatan, Yaddua'nın babası oldu.
NEH 12:12 Yoyakim'in günlerinde atalar evlerinin başları olan kâhinler vardı: Seraya'dan Meraya; Yeremya'dan Hananya;
NEH 12:13 Ezra'dan Meşullam; Amarya'dan Yehohanan;
NEH 12:14 Malluki'den Yonatan; Şevanya'dan Yosef;
NEH 12:15 Harim'den Adna; Merayot'tan Helkay;
NEH 12:16 İddo'dan Zekariya; Ginneton'dan Meşullam;
NEH 12:17 Aviya'dan Zikri; Minyamin'den, Moadya'dan Piltay;
NEH 12:18 Bilga'dan Şammua; Şemaya'dan Yehonatan;
NEH 12:19 Yoyariv'den Mattenay; Yedaya'dan Uzzi;
NEH 12:20 Salay'dan Kallay; Amok'dan Eber;
NEH 12:21 Hilkiya'dan Haşavya; Yedaya'dan Netanel.
NEH 12:22 Levililer'e gelince, Elyaşiv, Yoyada, Yohanan ve Yaddua günlerinde atalar evlerinin başları ve Darius Pers döneminde kâhinler kaydedildi.
NEH 12:23 Levioğulları, atalar evlerinin başları, Elyaşiv oğlu Yohanan'ın günlerine kadar tarihler kitabına yazılmıştır.
NEH 12:24 Levililer'in başları Haşavya, Şerevya ve Kadmiel oğlu Yeşua, nöbet nöbete kardeşleriyle birlikte, Tanrı adamı David'in buyruğuna göre övgü ve şükran sunmak üzere yanlarındaydılar.
NEH 12:25 Mattanya, Bakbukya, Ovadya, Meşullam, Talmon ve Akkuv, kapı ambarlarını gözeten kapı bekçileriydi.
NEH 12:26 Bunlar, Yotsadak oğlu Yeşua oğlu Yoyakim'in, Vali Nehemya'nın ve Kâhin ve Yazıcı Ezra'nın günlerindeydi.
NEH 12:27 Yeruşalem duvarının adanmasında, sevinçle, hem şükranla, hem ezgilerle, zillerle, telli çalgılarla ve çenklerle adamayı tutmak için Levililer'i Yeruşalem'e getirmek üzere onları bütün yerlerinden aradılar.
NEH 12:28 Ezgici oğulları, hem Yeruşalem çevresindeki ovadan, hem de Netofalılar'ın köylerinden;
NEH 12:29 Beyt Gilgal'dan, Geva ve Azmavet kırlarından da toplandılar; çünkü ezgiciler Yeruşalem çevresinde kendilerine köyler kurmuşlardı.
NEH 12:30 Kâhinler ve Levililer kendilerini arındırdılar; ve halkı, ve kapıları, ve duvarı arındırdılar.
NEH 12:31 Sonra Yahuda beylerini duvar üzerine çıkardım ve şükredip alay halinde yürüyen iki büyük bölük atadım. Biri duvar üzerinde sağdan Gübre Kapısı'na doğru yürüyordu;
NEH 12:32 onların arkasından Hoşaya ve Yahuda beylerinin yarısı,
NEH 12:33 Azarya, Ezra ve Meşullam,
NEH 12:34 Yahuda, Benyamin, Şemaya, Yeremya,
NEH 12:35 Kâhin oğullarından bazıları borularla: Yonatan oğlu, Şemaya oğlu, Mattanya oğlu, Mikaya oğlu, Zakkur oğlu, Asaf oğlu Zekariya;
NEH 12:36 ve kardeşleri Şemaya, Azarel, Milalay, Gilalay, Maay, Netanel, Yahuda ve Hanani, Tanrı adamı David'in çalgılarıyla; Yazıcı Ezra da önlerindeydi.
NEH 12:37 Pınar Kapısı yanında ve tam önlerinde, David Kenti merdivenlerinden çıkıp, surun yokuşundan, David evinin üst tarafından, doğudaki Su Kapısı'na kadar yürüdüler.
NEH 12:38 Şükredenlerin öbür bölüğü onları karşılamaya; ben onların ardında olarak, halkın yarısıyla birlikte, Fırınlar Kulesi'nin üstündeki, geniş duvara kadar,
NEH 12:39 Efraim Kapısı'nın üzerinden, Eski Kapı'nın yanından, Balık Kapısı, Hananel Kulesi ve Hammeah Kulesi'nin yanından, Koyun Kapısı'na kadar onlara karşı gittiler; ve Muhafız Kapısı'nda durdular.
NEH 12:40 Böylece Tanrı'nın evinde şükredenlerin iki bölüğü, ben ve benimle birlikte yöneticilerin yarısı,
NEH 12:41 ve kâhinler, Elyakim, Maaseya, Minyamin, Mikaya, Elyoenay, Zekariya ve Hananya, borularla;
NEH 12:42 Maaseya, Şemaya, Eleazar, Uzzi, Yehohanan, Malkiya, Elam ve Ezer durdular. Ezgiciler, gözetmenleri Yezrahya ile birlikte yüksek sesle ezgi söylediler.
NEH 12:43 O gün çok kurbanlar sundular ve sevindiler, çünkü Tanrı onları büyük sevinçle sevindirmişti; kadınlar ve çocuklar da sevindiler, öyle ki Yeruşalem'in sevinci çok uzaklardan bile duyuldu.
NEH 12:44 O gün hazineler için, sallamalık sunular için, ilk ürünler için ve ondalıklar için odalara adamlar atandı, ta ki yasanın kâhinler ve Levililer için koymuş olduğu payları kentlerin kırlarına göre toplansın; çünkü Yahuda kâhinler ve hizmet eden Levililer için sevindi.
NEH 12:45 Onlar Tanrıları'nın görevini ve arınma görevini yerine getirdiler, ezgiciler ve kapı bekçileri de David'in ve oğlu Solomon'un buyruğuna göre öyle yaptılar.
NEH 12:46 Çünkü eskiden David'in ve Asaf'ın günlerinde ezgicilerin başı ve Tanrı'ya övgü ve şükran ilâhileri vardı.
NEH 12:47 Zerubbabel'in günlerinde ve Nehemya'nın günlerinde bütün İsrael, ezgicilerin ve kapı bekçilerinin paylarını her gün gerektiği gibi verdiler; Levililer için olanı ayırdılar; Levililer de Aron'un oğullarına olanı ayırdılar.
NEH 13:1 O gün halk dinlerken Moşe'nin Kitabı'nı okudular; ve orada Ammonlu'nun ve Moavlı'nın sonsuza dek Tanrı'nın topluluğuna girmesin diye yazılmış olduğu bulundu.
NEH 13:2 Çünkü İsrael'in çocuklarını ekmek ve suyla karşılamamışlardı, ama onlara lanet etmesi için Balam'ı ücretle tutmuşlardı; ancak Tanrımız laneti berekete döndürmüştü.
NEH 13:3 Ve öyle oldu ki, yasayı duyduklarında, bütün karışık halkı İsrael'den ayırdılar.
NEH 13:4 Bundan önce, Tanrımız'ın evinin odaları üzerine atanmış olan Kâhin Elyaşiv, Toviya'yla akraba olup,
NEH 13:5 onun için büyük bir oda hazırlamıştı, ve ekmek sunularını, günnüğü ve takımları, ve buyruğa göre Levililer'e ve ezgicilere, ve kapı bekçilerine verilen buğdayın, yeni şarabın, ve yağın ondalıklarını, ve kâhinler için olan sallamalık sunuları, önceden oraya koyarlardı.
NEH 13:6 Ama bütün bunlar sırasında ben Yeruşalem'de değildim; çünkü Babil Kralı Artahşasta'nın otuz ikinci yılında kralın yanına gittim; ve birkaç gün sonra kraldan izin istedim,
NEH 13:7 ve Yeruşalem'e geldim ve Elyaşiv'in Tobiya'ya Tanrı evinin avlularında bir oda hazırlayarak yaptığı kötülüğü anladım.
NEH 13:8 Bu beni çok kederlendirdi. Bu yüzden Tobiya'nın bütün ev eşyalarını odadan dışarı attım.
NEH 13:9 O zaman buyruk verdim ve odaları temizlediler. Tanrı evinin kaplarını, ekmek sunularını ve günnüğü tekrar içeri getirdim.
NEH 13:10 Levililer'in paylarının kendilerine verilmediğini gördüm; öyle ki, işi yapan Levililer ve ezgiciler her biri kendi tarlasına kaçmışlardı.
NEH 13:11 O zaman yöneticilerle çekiştim ve şöyle dedim, “Tanrı'nın evi neden bırakılmış?” Onları bir araya topladım ve yerlerine yerleştirdim.
NEH 13:12 Bunun üzerine bütün Yahudalılar buğdayın, yeni şarabın ve yağın onda birini hazinelere getirdiler.
NEH 13:13 Hazineler üzerine Kâhin Şelemya'yı, Yazıcı Sadok'u ve Levililer'den Pedaya'yı hazinedar yaptım. Onların yanında da Mattanya oğlu Zakkur oğlu Hanan vardı. Çünkü onlar sadık sayılırlardı ve işleri kardeşlerine pay dağıtmaktı.
NEH 13:14 Ey Tanrım, beni bu konuda hatırla, Tanrım'ın evi ve O'nun hizmetleri için yaptığım iyi işlerimi silme.
NEH 13:15 O günlerde Yahuda'da Şabat Günü üzüm sıkma çukurunda ayaklarıyla üzüm çiğneyen, demetler getiren, eşeklere şarap, üzüm, incir ve Şabat Günü Yeruşalem'e getirdikleri her türlü yükleri yükleyen bazı adamlar gördüm. Yiyecek sattıkları gün onlara karşı tanıklık ettim.
NEH 13:16 Surlular'dan bazı adamlar da orada yaşıyorlardı. Balık ve her türlü mal getirip Şabat Günü Yahuda'nın çocuklarına ve Yeruşalem'e satıyorlardı.
NEH 13:17 O zaman Yahuda ileri gelenleriyle çekiştim ve onlara, “Şabat Günü'nü bozarak yaptığınız bu kötülük nedir?” dedim.
NEH 13:18 “Atalarınız bunu yapmadı mı, Tanrımız bütün bu kötülüğü üzerimize ve bu kentin üzerine getirmedi mi? Ama Şabat Günü'nü bozarak İsrael'e daha çok gazap getiriyorsunuz.”
NEH 13:19 Öyle oldu ki, Şabat'tan önce Yeruşalem'in kapıları hava kararmaya başlayınca, kapıların kapatılmasını buyurdum, Şabat'tan sonraya kadar da açılmamasını buyurdum. Şabat Günü hiç yük içeri sokulmasın diye hizmetkârlarımdan bazılarını kapılara yerleştirdim;
NEH 13:20 böylece tüccarlar ve her türlü mal satan satıcılar bir iki kez Yeruşalem'in dışında konakladılar.
NEH 13:21 O zaman onlara karşı tanıklık edip şöyle dedim, “Neden duvarın çevresinde kalıyorsunuz? Bir daha böyle yaparsanız, ellerimi üzerinize koyacağım.” O zamandan sonra Şabat Günü gelmediler.
NEH 13:22 Levililer'e Şabat Günü'nü kutsal kılmak için kendilerini arındırmalarını, gelip kapıları beklemelerini buyurdum. Ey Tanrım, beni bunun için de hatırla ve sevgi dolu iyiliğinin büyüklüğüne göre beni esirge.
NEH 13:23 O günlerde Aşdodlu, Ammonlu ve Moavlı kadınlarla evlenen Yahudiler'i de gördüm;
NEH 13:24 çocuklarının yarısı Aşdod dilini konuşuyor, her bir halk diline göre konuşuyor, Yahudi dilinde konuşamıyordu.
NEH 13:25 Onlarla çekiştim, onları lanetledim, bazılarını dövdüm, saçlarını yoldum ve “Kızlarınızı onların oğullarına vermeyeceksiniz, kızlarını da oğullarınıza ya da kendinize almayacaksınız” diye Tanrı aracılığıyla onlara ant içtirdim.
NEH 13:26 “İsrael Kralı Solomon bu şeylerle günah işlemedi mi? Oysa birçok ulus arasında onun gibi bir kral yoktu. Tanrısı tarafından seviliyordu ve Tanrı onu bütün İsrael üzerine kral yaptı. Yine de yabancı kadınlar ona bile günah işlettirdiler.
NEH 13:27 Öyleyse, Tanrımız'a karşı gelerek yabancı kadınlarla evlenmek suretiyle bütün bu büyük kötülüğü yapmanızı dinleyelim mi?”
NEH 13:28 Başkâhin Elyaşiv'in oğlu Yoyada'nın oğullarından biri, Horonlu Sanballat'ın damadıydı; bu yüzden onu yanımdan kovdum.
NEH 13:29 Tanrım, onları hatırla, çünkü kâhinliği ve kâhinlik ile Levililer antlaşmasını kirlettiler.
NEH 13:30 Böylece onları bütün yabancılardan temizledim;
NEH 13:31 ve belli zamanlarda odun sunusu için, ilk ürünler için, her biri kendi işinde olmak üzere kâhinler ile Levililer için görevler belirledim. Ey Tanrım, beni iyilikle hatırla.
EST 1:1 Ahaşveroş'un günlerinde (bu, Hindistan'dan Etiyopya'ya kadar, yüz yirmi yedi il üzerinde hüküm süren Ahaşveroş'tur),
EST 1:2 o günlerde, Kral Ahaşveroş, Susa sarayında bulunan krallık tahtı üzerine oturduğunda,
EST 1:3 krallığının üçüncü yılında, bütün beyleri ve hizmetkârları için bir ziyafet verdi; Pers ve Medya orduları, illerin ileri gelenleri ve beyleri önündeydi.
EST 1:4 Görkemli krallığının zenginliğini ve büyük haşmetinin saygınlığını bir çok günler, yüz seksen gün gösterdi.
EST 1:5 Bu günler tamamlanınca, kral, Susa Sarayı'nda hazır bulunan büyük ve küçük bütün halk için, kral sarayının bahçesinin avlusunda yedi günlük bir ziyafet verdi.
EST 1:6 Gümüş halkalara ve mermer direklere ince keten ve mor iplerle bağlanmış beyaz ve mavi kumaştan perdeler vardı. Yataklar altın ve gümüştendi, kırmızı, beyaz, sarı ve siyah mermerden bir döşeme üzerindeydi.
EST 1:7 Kralın cömertliğine göre, onlara çeşit çeşit altın kaplarda içki verdiler; bol miktarda kraliyet şarabı da vardı.
EST 1:8 Yasaya göre içki içmek zorunlu değildi; çünkü kral evinin bütün görevlilerine, herkesin kendi dileğine göre yapmasını emretmişti.
EST 1:9 Kraliçe Vaşti de Kral Ahaşveroş'a ait olan kraliyet evindeki kadınlar için bir ziyafet verdi.
EST 1:10 Yedinci gün, kralın yüreği şarapla neşelenince, Kral Ahaşveroş'un önünde hizmet eden yedi hadımlara, Mehuman, Bizta, Harbona, Bigta, Abagta, Zetar ve Carcass'a,
EST 1:11 Kraliçe Vaşti'yi, kraliyet tacını takmış olarak, onun güzelliğinin halka ve beylere göstermek için, kralın önüne getirilmesini buyurdu; çünkü o çok güzeldi.
EST 1:12 Ama Kraliçe Vaşti, hadımlar aracılığıyla olan kralın buyruğuna uymayı reddetti. Bu yüzden kral çok öfkelendi ve öfkesi içinde alevlendi.
EST 1:13 O zaman kral, zamanları bilen bilge adamlara şöyle dedi (çünkü kralın, yasa ve hüküm bilenlere danışması adetiydi;
EST 1:14 ve onun yanında Karşena, Şetar, Admata, Tarşiş, Meres, Marsena ve Memukan vardı; kralın yüzünü gören ve krallıkta başta oturan Pers ve Medya'nın yedi beyi):
EST 1:15 “Kraliçe Vaşti'ye yasaya göre ne yapacağız, çünkü o, hadımlar aracılığıyla Kral Ahaşveroş'un emrini yerine getirmedi?”
EST 1:16 Memukan, kralın ve beylerinin önünde şöyle yanıt verdi: “Kraliçe Vaşti, yalnız krala karşı değil, aynı zamanda bütün beylere ve Kral Ahaşveroş'un bütün illerindeki bütün halka karşı da suç işledi.
EST 1:17 Çünkü kraliçenin bu işi bütün kadınlara duyurulacak ve kadınların gözlerinde kocalarının küçük düşmesine neden olacak, çünkü şöyle denilecek: 'Kral Ahaşveroş Kraliçe Vaşti'nin önüne getirilmesini buyurdu, ama kraliçe gelmedi.'
EST 1:18 Bugün, kraliçenin işini duyan Pers ve Medya beyleri bunu kralın bütün beylerine söyleyecekler. Bu çok hakarete ve öfkeye neden olacak.”
EST 1:19 “Kral dilerse, kendisinden bir krallık buyruğu çıksın Vaşti bir daha Kral Ahaşveroş'un önüne gelmeyecek, diye Persler ile Medler'in yasaları arasına yazılsın ki, değiştirilmesin; ve kral, onun kraliçeliğini kendisinden daha iyi birine versin.
EST 1:20 Kralın çıkaracağı emir bütün krallığında (çünkü o büyüktür) ilan edilince, bütün kadınlar, büyük olsun küçük olsun, kocalarına saygı gösterecekler.”
EST 1:21 Bu öğüt kralın ve beylerin hoşuna gitti ve kral Memukan'ın sözüne göre yaptı.
EST 1:22 Her adam kendi evini yönetsin ve kendi halkının diline göre söylesin diye, kralın bütün illerine, her ile yazısına göre ve her halka kendi dilinde mektuplar gönderdi.
EST 2:1 Bu şeylerden sonra, Kral Ahaşveroş'un öfkesi yatışınca, Vaşti'yi, yaptıklarını ve kendisine karşı verilmiş olan kararı hatırladı.
EST 2:2 O zaman krala hizmet eden hizmetkârlar, “Kral için güzel genç kızlar aransın” dediler.
EST 2:3 Kral, krallığının bütün illerinde görevliler atasın ve el değmemiş bütün güzel genç kızları Susa Kalesi'ne, kadınlar evine, kralın haremağası, kadınların bekçisi Hegay'ın gözetimine toplasınlar. Onlara kozmetik verilsin.
EST 2:4 Kralın hoşuna giden kız, Vaşti'nin yerine kraliçe olsun.” Bu şey kralın hoşuna gitti ve öyle yaptı.
EST 2:5 Susa Kalesi'nde Mordekay adında bir Yahudi vardı. Mordekay, Yair'in oğlu, Şimei'nin oğlu, Kiş'in oğlu Benyaminli'ydi.
EST 2:6 Bu adam, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın sürmüş olduğu Yahuda Kralı Yekonya'yla birlikte Yeruşalem'den sürülmüş sürgünlerle birlikte götürülmüştü.
EST 2:7 Amcasının kızı olan Hadassa'yı, Ester'i, o büyüttü. Çünkü ne annesi ne de babası vardı. Kız hoş ve güzeldi. Annesi ve babası ölünce Mordekay onu kendi kızı olarak yanına aldı.
EST 2:8 Böylece kralın buyruğu ve fermanı işitilince, birçok kız Susa Kalesi'nde Hegay'ın gözetimi altına toplandığında, Ester kralın evine, kadınların bekçisi Hegay'ın korumasına alındı.
EST 2:9 Kız o adamın hoşuna gitti ve ondan iyilik gördü. Hemen ona kozmetik ve yiyecek paylarını ve kralın evinden kendisine verilecek olan yedi seçme kızı verdi. Onu ve kızlarını kadınlar evinin en iyi yerine taşıdı.
EST 2:10 Ester ne halkını ne de akrabalarını bildirmemişti, çünkü Mordekay ona bunu bildirmemesini söylemişti.
EST 2:11 Mordekay, Ester'in nasıl olduğunu ve başına ne geleceğini öğrenmek için, her gün kadınlar evinin avlusunun önünde yürüyordu.
EST 2:12 Her genç kadın, on iki ay süren arınmadan sonra Kral Ahaşveroş'un yanına girmek için sırasını bekliyordu (çünkü arınma günleri altı ay mür yağıyla, altı ay güzel kokularla ve kadınları güzelleştirmek için yapılan hazırlıklarla böylece tamamlanıyordu).
EST 2:13 O zaman genç kadın kralın yanına şöyle gelirdi: Kadınlar evinden kralın evine gitmek için istediği her şey ona verildi.
EST 2:14 Akşam giderdi ve ertesi gün cariyeleri tutan kralın haremağası Şaaşgaz'ın gözetimine ikinci kadınlar evine dönerdi. Kral ondan hoşlanmadıkça ve adıyla çağrılmadıkça bir daha kralın yanına girmezdi.
EST 2:15 Mordekay'ın kızı olarak aldığı amcası Avihayil'in kızı Ester'in kralın yanına girme sırası geldiğinde, kadınların bekçisi olan kralın haremağası Hegay'ın kendisine öğütlediği şeylerden başka bir şey istemedi. Ester, kendisine bakan herkesin gözünde lütuf buldu.
EST 2:16 Böylece Ester, Kral Ahaşveroş'un krallığının yedinci yılında, Tevet ayı olan onuncu ayda, onun sarayına götürüldü.
EST 2:17 Kral Ester'i bütün kadınlardan daha çok sevdi ve bütün kızlardan daha çok onun gözünde lütuf ve iyilik buldu; onun başına kral tacını koydu ve Vaşti'nin yerine onu kraliçe yaptı.
EST 2:18 O zaman kral bütün beyleri ve hizmetkârları için büyük bir ziyafet, Ester'in ziyafetini verdi; illerde bayram ilan etti ve kralın cömertliğine göre armağanlar verdi.
EST 2:19 El değmemiş kızlar ikinci kez toplandıklarında, Mordekay kralın kapısında oturuyordu.
EST 2:20 Ester henüz akrabalarını ve halkını, Mordekay'ın kendisine buyurduğu gibi bildirmemişti; çünkü Ester, Mordekay tarafından büyütüldüğünde yaptığı gibi, ona itaat ediyordu.
EST 2:21 O günlerde Mordekay kralın kapısında otururken, kralın kapı bekçisi iki hadım, Bigtan ve Tereş öfkelendiler ve Kral Ahaşveroş'a el uzatmak istediler.
EST 2:22 Bu şey Mordekay'a ulaşınca, Kraliçe Ester'e haber verdi; Ester de Mordekay adına krala haber verdi.
EST 2:23 Bu konu araştırılıp, öyle olduğu bulununca, ikisi de darağacına asıldı ve kralın önünde tarihler kitabına yazıldı.
EST 3:1 Bu şeylerden sonra Kral Ahaşveroş, Agaglı Hamedata'nın oğlu Haman'ı yükseltti ve onu öne çıkarıp kürsüsünü kendisiyle birlikte olan bütün beylerin üstüne koydu.
EST 3:2 Kralın kapısında bulunan bütün kral hizmetkârları eğilir Haman'ın önünde yere kapanırlardı. Çünkü kral onun hakkında böyle buyurmuştu. Ama Mordekay eğilmedi ve yere kapanmadı.
EST 3:3 O zaman kralın kapısında bulunan kral hizmetkârları Mordekay'a, “Neden kralın buyruğuna karşı geliyorsun?” dediler.
EST 3:4 Öyle oldu ki, her gün kendisine söyledikleri halde onları dinlemeyince, Mordekay'ın muhakemesinin yerinde durup durmayacağını görmek için Haman'a bildirdiler; çünkü onlara Yahudi olduğunu söylemişti.
EST 3:5 Haman, Mordekay'ın eğilmediğini ve önünde yere kapanmadığını görünce öfkeyle doldu.
EST 3:6 Ama yalnızca Mordekay'a el koyma düşüncesini küçük gördü, çünkü ona Mordekay'ın halkını bildirmişlerdi. Bu yüzden Haman, Ahaşveroş'un bütün krallığında bulunan bütün Yahudiler'i, Mordekay'ın halkını yok etmek istiyordu.
EST 3:7 Kral Ahaşveroş'un on ikinci yılında, Nisan ayında, birinci ayda, Haman'ın önüne her gün ve her ay Pur, yani kura çektiler ve on ikinci ay olan Adar ayını seçtiler.
EST 3:8 Haman, Kral Ahaşveroş'a, “Krallığının bütün illerinde, halklar arasında dağılmış ve serpilmiş bir halk var ve onların yasaları diğer halkların yasalarından farklıdır. Kralın yasalarını tutmuyorlar. Bu yüzden onların kalmasına izin vermek kralın çıkarına değildir.
EST 3:9 Kral uygun görürse, yok edilsinler diye yazılsın; kralın hazinesine götürmek üzere on bin talant gümüş tartar, kralın işini yapanların eline veririm.
EST 3:10 Kral yüzüğünü elinden çıkarıp Yahudiler'in düşmanı Agaglı Hammedata oğlu Haman'a verdi.
EST 3:11 Kral Haman'a, “Onlara istediğini yapman için, gümüş de halk da sana verildi” dedi.
EST 3:12 Kralın kâtipleri birinci ayın on üçüncü günü çağrıldı. Haman'ın buyruğunun tümü kralın yerel valilerine, her il üzerindeki valilere, her halkın önderlerine, yazısına göre her ile ve diline göre her halka yazıldı. Kral Ahaşveroş adına yazıldı ve kralın yüzüğüyle mühürlendi.
EST 3:13 Kralın bütün illerine, bütün Yahudiler'i, gençleri ve yaşlıları, küçük çocukları ve kadınları, bir günde, Adar ayının on üçüncü gününde yok etmek, öldürmek ve mahvetmek ve mallarını yağmalamak için ulaklar aracılığıyla mektuplar gönderildi.
EST 3:14 Her ilde emrin verilmesi için mektubun bir kopyası, o gün için hazır olmaları için bütün halklara duyuruldu.
EST 3:15 Kralın buyruğuyla ulaklar aceleyle yola çıktılar ve emir Susa Kalesi'nde verildi. Kral ve Haman içmek için oturdular; ancak Susa Kenti şaşkınlık içindeydi.
EST 4:1 Mordekay bütün olanları öğrenince, Mordekay giysilerini yırttı, küllü bir çul giydi, kentin ortasına çıktı ve yüksek sesle, acı acı ağladı.
EST 4:2 Kralın kapısının önüne kadar geldi, çünkü çul giymiş hiç kimse kralın kapısından içeri giremezdi.
EST 4:3 Kralın buyruğunun ve fermanının geldiği her ilde, Yahudiler arasında büyük yas, oruç, ağlama ve ağıt vardı; birçoğu çul ve kül içinde yatıyordu.
EST 4:4 Ester'in hizmetçileri ve hadımları gelip bunu ona bildirdiler ve kraliçe çok kederlendi. Mordekay'a çulunu değiştirmesi için giysi gönderdi, ama o almadı.
EST 4:5 O zaman Ester, kendi hizmetine kralın koymuş olduğu hadımlarından biri olan Hatak'ı çağırdı ve ona Mordekay'a gidip bunun ne olduğunu ve nedenini öğrenmesini buyurdu.
EST 4:6 Bunun üzerine Hatak, kral kapısının önündeki kent meydanına, Mordekay'ın yanına gitti.
EST 4:7 Mordekay, başına gelen her şeyi ve Haman'ın Yahudiler'in yok edilmesi için kralın hazinesine ödemeye söz verdiği paranın tam miktarını ona bildirdi.
EST 4:8 Sus'ta onları yok etmek için verilen fermanın kopyasını da ona verdi; öyle ki, bunu Ester'e göstersin, ona bildirsin ve krala gidip kendisine yalvarması ve halkı için onun önünde dilekte bulunması için onu teşvik etsin.
EST 4:9 Hatak gelip Mordekay'ın sözlerini Ester'e bildirdi.
EST 4:10 O zaman Ester Hatak'la söyleyip Mordekay'a şu haberi verdi:
EST 4:11 “Kralın bütün hizmetkârları ve kralın illerindeki halk, çağrılmadan kralın iç avlusuna gelen erkek veya kadın herkesin, kralın yaşasın diye altın asa uzattığı kişiler dışında, öldürülmesi için tek bir yasa olduğunu bilirler. Bu otuz gündür kralın yanına girmek için çağrılmadım.”
EST 4:12 Ester'in sözlerini Mordekay'a bildirdiler.
EST 4:13 O zaman Mordekay onlardan Ester'e şu yanıtı götürmelerini istedi: “Kralın evinde bütün Yahudiler'den daha çok kaçıp kurtulabileceğini düşünme.
EST 4:14 Çünkü şimdi sessiz kalırsan, Yahudiler'e başka bir yerden yardım ve kurtuluş gelecektir, ama sen ve babanın evi yok olacaksınız. Kim bilir, böyle bir zaman için krallığa gelmişsindir?”
EST 4:15 O zaman Ester onlardan Mordekay'a şöyle yanıt vermelerini istedi,
EST 4:16 “Git, Susa'da hazır bulunan bütün Yahudiler'i topla ve benim için oruç tutun, üç gün, gece gündüz, ne yiyin ne için. Ben ve hizmetçilerim de aynı şekilde oruç tutacağız. Sonra yasaya aykırı olarak kralın yanına gideceğim; eğer ölürsem de ölürüm.”
EST 4:17 Böylece Mordekay gitti ve Ester'in kendisine buyurmuş olduğu her şeye göre yaptı.
EST 5:1 Üçüncü gün Ester kraliçe giysilerini giydi ve kral evinin iç avlusunda, kral evinin yanında durdu. Kral, krallık evinde, evin girişinin yanında krallık tahtı üzerinde oturuyordu.
EST 5:2 Kral, Kraliçe Ester'in avluda durduğunu görünce, onun gözünde lütuf buldu. Kral, elindeki altın asayı Ester'e uzattı. Ester yaklaşıp asanın ucuna dokundu.
EST 5:3 Kral ona, “Ne istiyordun, Kraliçe Ester? Dileğin nedir? Krallığın yarısına kadar sana verilecektir” diye sordu.
EST 5:4 Ester, “Kral uygun görürse, kral ve Haman bugün kendisi için hazırladığım ziyafete gelsinler” dedi.
EST 5:5 Kral, “Haman'ı hemen getirin, Ester'in söylediği gibi olsun” dedi. Böylece kral ve Haman, Ester'in hazırladığı ziyafete geldiler.
EST 5:6 Kral şarap ziyafetinde Ester'e, “Dileğin nedir? Sana verilecek. Dileğin nedir? Krallığın yarısına kadar yerine getirilecektir.” dedi.
EST 5:7 O zaman Ester yanıt verip şöyle dedi, “Ricam ve dileğim şudur.
EST 5:8 Kralın gözünde lütuf bulduysam ve kral ricamı vermekten ve dileğimi yerine getirmekten hoşnutsa, kral ve Haman onlar için hazırlayacağım ziyafete gelsinler ve yarın kralın söylediği gibi yapacağım.”
EST 5:9 Haman o gün sevinçli ve mutlu bir yürekle çıktı. Ama Haman, Mordekay'ı kralın kapısında ayağa kalkmadığını, kendisi için yerinden kıpırdamadığını görünce, Mordekay'a karşı öfkeyle doldu.
EST 5:10 Bununla birlikte Haman kendini tuttu ve evine gitti. Orada dostlarını ve karısı Zereş'i çağırdı.
EST 5:11 Haman onlara zenginliğinin şanını, çocuklarının çokluğunu, kralın kendisini yükselttiği bütün işleri ve kralın beylerinden ve hizmetkârlarından kendisini nasıl öne geçirdiğini anlattı.
EST 5:12 Haman da, “Evet, Kraliçe Ester, hazırladığı ziyafete de benden başka hiç kimsenin girmesine izin vermedi; yarın da onun tarafından kralla birlikte davetliyim” dedi.
EST 5:13 “Ama Yahudi Mordekay'ı kralın kapısında otururken gördükçe, bütün bunların benim için hiçbir değeri yoktur.”
EST 5:14 Karısı Zereş ve bütün dostları ona, “Elli arşın yüksekliğinde bir darağacı yapılsın ve sabahleyin Mordekay'ı oraya asmak için kralla konuş. Sonra neşeyle kralla birlikte ziyafete gir.” dediler. Bu Haman'ın hoşuna gitti ve darağacını yaptırdı.
EST 6:1 O gece kral uyuyamadı. Tarihler Kitabı'nın getirilmesini buyurdu ve krala okundu.
EST 6:2 Şu yazılı bulundu: Kralın kapı bekçilerinden iki hadımın, Bigtana ve Tereş'in, Kral Ahaşveroş'a el koymaya çalıştıklarını Mordekay bildirmişti.
EST 6:3 Kral, “Bu yüzden Mordekay'a ne onur ve itibar verildi?” diye sordu. Kendisine hizmet eden Kral'ın hizmetkârları, “Onun için hiçbir şey yapılmadı” dediler.
EST 6:4 Kral, “Avluda kim var?” diye sordu. Haman, kralın evinin dış avlusuna, Mordekay için hazırlanmış darağacına onun asılması hakkında konuşmak için gelmişti.
EST 6:5 Kralın hizmetkârları ona, “İşte, Haman avluda duruyor” dediler. Kral, “İçeri girsin” dedi.
EST 6:6 Böylece Haman içeri girdi. Kral ona, “Kralın onurlandırmak istediği insana ne yapılmalı?” diye sordu. Haman yüreğinde, “Kral benden daha çok kimi onurlandırmak ister?” dedi.
EST 6:7 Haman krala, “Kralın onurlandırmak istediği kişi için,
EST 6:8 kralın giydiği krallık giysileri, kralın üzerine bindiği atı ve başına konulan tacı getirilsin.
EST 6:9 Giysiler ve at, kralın en soylu beylerinden birinin eline teslim edilsin. Kralın onurlandırmak istediği kişiyi yanlarına alsınlar ve onu atın üzerine bindirip kent meydanında gezdirsinler ve onun önünde, ‘Kralın onurlandırmak istediği insana böyle yapılır!’ diye bağırsınlar.”
EST 6:10 O zaman kral Haman’a, “Çabuk, söylediğin gibi giysileri ve atı al ve bunu kralın kapısında oturan Yahudi Mordekay için yap” dedi. “Söylediklerinin hiçbiri boşa çıkmasın.”
EST 6:11 Haman giysileri ve atı aldı, Mordekay'ı giyindirdi, onu ata bindirip kent meydanında gezdirdi ve önünde, “Kralın onurlandırmak istediği insana böyle yapılır!” diye ilan etti.
EST 6:12 Mordekay kralın kapısına döndü, ama Haman yas tutarak ve başı örtülü olarak aceleyle evine gitti.
EST 6:13 Haman karısı Zereş'e ve bütün dostlarına başına gelen her şeyi anlattı. Sonra bilge adamları ve karısı Zereş ona, “Önünde düşmeye başladığın Mordekay Yahudi soyundansa, ona karşı koyamazsın, ama önünde kesin olarak düşeceksin” dediler.
EST 6:14 Daha onunla konuşurlarken, kralın hadımları geldi ve Haman'ı Ester'in hazırlamış olduğu ziyafete aceleyle götürdüler.
EST 7:1 Böylece kral ve Haman Kraliçe Ester'in ziyafetine geldiler.
EST 7:2 Kral ikinci gün şarap ziyafetinde yine Ester'e şöyle dedi: “Ey Kraliçe Ester, rican nedir? Sana verilecek. Dileğin nedir? Krallığın yarısına kadar yerine getirilecek.”
EST 7:3 O zaman Kraliçe Ester şöyle yanıtladı: “Ey kral, gözünde lütuf bulduysam ve kral da uygun görürse, ricam üzerine canım bana ve dileğim üzerine halkım bana verilsin.
EST 7:4 Çünkü ben ve halkım yok edilmek, öldürülmek ve mahvedilmek üzere satıldık. Ama erkek ve kadın köle olarak satılmış olsaydık, düşman kralın kaybını telafi edemese bile, suskun kalırdım.”
EST 7:5 O zaman Kral Ahaşveroş Kraliçe Ester'e, “Kimdir o ve yüreğinde bunu yapmaya kalkışan nerede?” dedi.
EST 7:6 Ester, “Bir düşman ve bir hasım, bu kötü Haman!” dedi. O zaman Haman kral ve kraliçenin önünde korktu.
EST 7:7 Kral şarap ziyafetinden öfkeyle kalkıp saray bahçesine girdi. Haman, kralın kendisine karşı kötü bir şey kararlaştırdığını gördüğü için, Kraliçe Ester’den hayatını dilenmek için ayağa kalktı.
EST 7:8 Sonra kral saray bahçesinden şarap ziyafetinin yapıldığı yere döndü; ve Haman, Ester’in üzerinde olduğu sedire kapanmıştı. O zaman kral, “Adam evde, önümde kraliçeye mi saldıracak?” dedi. Söz kralın ağzından çıkar çıkmaz, Haman’ın yüzünü örttüler.
EST 7:9 O zaman kralın yanındaki hadımlardan biri olan Harbona, “İşte, Haman’ın kral için iyi konuşan Mordekay için yaptırdığı elli arşın yüksekliğindeki darağacı Haman’ın evinde duruyor” dedi. Kral, “Onu onun üzerine asın!” dedi.
EST 7:10 Böylece Haman’ı Mordekay için hazırlattığı darağacına astılar. O zaman kralın öfkesi yatıştı.
EST 8:1 O gün Kral Ahaşveroş, Yahudiler'in düşmanı Haman'ın evini kraliçe Ester'e verdi. Mordekay kralın önüne geldi; çünkü Ester ona kendisinin nesi olduğunu ona söylemişti.
EST 8:2 Kral, Haman'dan aldığı yüzüğünü çıkarıp Mordekay'a verdi. Ester, Mordekay'ı Haman'ın evi üzerine koydu.
EST 8:3 Ester yine kralın önünde konuştu, ayaklarına kapanıp gözyaşlarıyla Agaglı Haman'ın kötülüğünü ve Yahudiler'e karşı kurmuş olduğu düzeni ortadan kaldırmasını rica etti.
EST 8:4 O zaman kral altın asayı Ester'e uzattı. Ester kalkıp kralın önünde durdu.
EST 8:5 Kadın, “Eğer krala uygun görünürse, eğer onun gözünde lütuf bulduysam, ve bu krala doğru görünüyorsa, ve kendisinin gözünde hoş görünüyorsam, Agaglı Hammedata’nın oğlu Haman’ın düzdüğü, kralın bütün illerinde bulunan Yahudiler'i yok etmek için yazdığı mektupları iptal etmek için yazılsın” dedi.
EST 8:6 “Çünkü halkıma gelecek kötülüğü görmeye nasıl dayanabilirim? Akrabalarımın yok edilmesini görmeye nasıl dayanabilirim?”
EST 8:7 O zaman Kral Ahaşveroş, Kraliçe Ester’e ve Yahudi Mordekay’a, “Bak, Ester’e Haman’ın evini verdim ve Yahudiler'e el uzattığı için onu darağacına astılar.
EST 8:8 Yahudiler'e de, kralın adına istediğiniz gibi yazın ve kralın yüzüğüyle mühürleyin; çünkü kralın adıyla yazılmış ve kralın yüzüğüyle mühürlenmiş yazıyı kimse iptal edemez.” dedi.
EST 8:9 O zaman, üçüncü ayda, Sivan ayında, ayın yirmi üçüncü gününde, kralın kâtipleri çağrıldı; ve Mordekay'ın Yahudiler'e, yerel valilere, Hindistan'dan Etiyopya'ya kadar olan illerin valilerine ve beylerine, yüz yirmi yedi ile, her ile yazısına göre, her halka kendi dilinde, Yahudiler'e de yazısına ve kendi diline göre buyurduğu her şeye göre yazıldı.
EST 8:10 Kral Ahaşveroş adına yazdı ve kralın yüzüğüyle mühürledi ve mektupları, hızlı atlardan yetiştirilmiş krallık atlarına binerek, at sırtında ulakların eliyle gönderdi.
EST 8:11 Kral bu mektuplarda, her kentte bulunan Yahudiler'e, kendilerini bir araya toplayıp hayatlarını savunmaları, kendilerine, küçüklerine ve kadınlarına saldıran ve mallarını yağmalayan halkın ve ilin bütün gücünü,
EST 8:12 Kral Ahaşveroş'un bütün illerinde, on ikinci ayın, Adar ayının on üçüncü gününde bir günde tahrip etmeleri, öldürmeleri ve yok etmeleri için izin verdi.
EST 8:13 Mektubun bir kopyası, emrin her ilde duyurulması için bütün halklara ilan oldu; ta ki, Yahudiler o gün düşmanlarından öçlerini almaya hazır olsunlar.
EST 8:14 Böylece kralın atlarına binen ulaklar çıktı, aceleyle ve kralın buyruğuyla sıkıştırıldılar. Emir Susa Kalesi'nde ilan edildi.
EST 8:15 Mordekay, kralın önünden mavi ve beyaz krallık giysileri, büyük bir altın taç ve ince keten ve mor bir kaftanla çıktı; ve Susa Kenti haykırdı ve sevindi.
EST 8:16 Yahudiler'in ışığı, sevinci, neşesi ve saygınlığı vardı.
EST 8:17 Her ilde ve her kentte, kralın buyruğu ve fermanı nereye vardıysa, Yahudiler'in neşesi, sevinci, şöleni ve bayramı vardı. Ülkenin halklarından birçoğu Yahudi oldu, çünkü Yahudiler'in korkusu üzerlerine düşmüştü.
EST 9:1 On ikinci ayda, yani Adar ayında, ayın on üçüncü gününde, kralın buyruğu ve fermanı yürürlüğe girmek üzereyken, Yahudiler'in düşmanlarının onları yenmeyi umdukları gün (Ama bunun tam tersi oldu, Yahudiler kendilerinden nefret edenleri yendiler.),
EST 9:2 Yahudiler, Kral Ahaşveroş'un bütün illerindeki kentlerinde, kendilerine zarar vermek isteyenlere el koymak için toplandılar. Kimse onlara karşı koyamadı, çünkü onların korkusu bütün halkın üzerine çökmüştü.
EST 9:3 İllerin bütün beyleri, yerel valiler, valiler ve kralın işini yapanlar, Yahudiler'e yardım ettiler, çünkü Mordekay'ın korkusu üzerlerine çökmüştü.
EST 9:4 Çünkü Mordekay kralın evinde büyüktü ve ünü bütün illere yayılmıştı, çünkü Mordekay adlı adam gittikçe büyüyordu.
EST 9:5 Yahudiler bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, kıyım ve yıkımla yok ettiler ve kendilerinden nefret edenlere istediklerini yaptılar.
EST 9:6 Yahudiler Susa Kalesi'nde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.
EST 9:7 Parşandata'yı, Dalfon'u, Aspat'ı,
EST 9:8 Porata'yı, Adalia'yı, Aridata'yı,
EST 9:9 Parmaşta'yı, Arisay'ı, Arida'yı ve Vaizata'yı,
EST 9:10 Yahudi düşmanı Hammedata'nın oğlu Haman'ın on oğlunu öldürdüler, ama yağmaya el sürmediler.
EST 9:11 O gün Susa Kalesi'nde öldürülenlerin sayısı kralın önüne getirildi.
EST 9:12 Kral Kraliçe Ester'e, “Yahudiler Susa Kalesi'nde beş yüz kişiyi, Haman'ın on oğlunu da öldürüp yok ettiler; kralın diğer illerinde neler yapmışlar? Daha fazla ne dilersin? Yapılacaktır.” dedi.
EST 9:13 Ester, “Eğer kral uygun görürse, Susa’daki Yahudiler'e, bugünün emrine göre yarın da aynısını yapmaları ve Haman’ın on oğlunun darağacına asılmaları için izin verilsin” dedi.
EST 9:14 Kral bunun yapılmasını buyurdu. Susa’da bir emir ilan edildi ve Haman’ın on oğlunu astılar.
EST 9:15 Susa’daki Yahudiler, Adar ayının on dördüncü günü toplandılar ve Susa’da üç yüz kişiyi öldürdüler; ama yağmaya el sürmediler.
EST 9:16 Kralın illerindeki öbür Yahudiler de toplandılar, hayatlarını savundular, düşmanlarından rahat ettiler ve kendilerinden nefret eden yetmiş beş bin kişiyi öldürdüler; ama yağmaya el sürmediler.
EST 9:17 Bu, Adar ayının on üçüncü günü yapıldı; ve on dördüncü gününde dinlendiler, ve onu ziyafet ve sevinç günü yaptılar.
EST 9:18 Ama Susa'da bulunan Yahudiler, ayın on üçüncü ve on dördüncü günlerinde toplandılar; ve o ayın on beşinci günü dinlendiler ve onu bir ziyafet ve sevinç günü yaptılar.
EST 9:19 Bunun üzerine, surlarla çevrili olmayan kentlerde oturan köy Yahudiler'i, Adar ayının on dördüncü gününü sevinç ve ziyafet günü, bayram ve birbirlerine yiyecek gönderme günü yaptılar.
EST 9:20 Mordekay bu şeyeri yazıp Kral Ahaşveroş'un bütün illerinde, yakında ve uzakta olan Yahudiler'in hepsine mektuplar gönderdi,
EST 9:21 onlara, her yıl Adar ayının on dördüncü ve on beşinci gününü tutmalarını,
EST 9:22 Yahudiler'in düşmanlarından rahat ettikleri günler olarak, üzüntüden sevince, yastan bayrama döndüğü bir ay olarak; bu günleri ziyafet ve sevinç günleri yapmalarını, birbirlerine yiyecek ve yoksullara armağanlar göndermelerini buyurdu.
EST 9:23 Yahudiler, Mordekay'ın kendilerine yazdığı gibi, başlattıkları geleneği kabul ettiler.
EST 9:24 Çünkü Agaglı Hammedata'nın oğlu, bütün Yahudiler'in düşmanı olan Haman, Yahudiler'i yok etmek için onlara düzen kurmuş ve onları tüketip yok etmek için kura olan “Pur”u kura olarak atmıştı.
EST 9:25 Ama bu şey krala bildirilince, kral da Yahudiler'e karşı kurmuş olduğu kötü düzen kendi başına dönsün ve kendisinin ve oğullarının darağacına asılsın diye mektuplarla buyurdu.
EST 9:26 Bu nedenle bu günlere “Pur” sözcüğünden gelen “Purim” adını verdiler. Bu nedenle, bu mektubun bütün sözlerinden ve bu mesele hakkında gördüklerinden ve başlarına gelenler yüzünden,
EST 9:27 Yahudiler, kendi soylarına ve kendilerine katılan herkese, her yıl yazılanlara ve belirlenen zamana göre bu iki günü kutlamaktan geri kalınmasın;
EST 9:28 ve bu günler her kuşakta, her ailede, her ilde ve her kentte hatırlansın ve tutulsun; Yahudiler arasında bu Purim günleri geçirilmeyip, onların anılması soyları arasından yok olmasın diye kendilerine bir kural koydular.
EST 9:29 O zaman, Abihayil'in kızı olan Kraliçe Ester ve Yahudi Mordekay, Purim'in bu ikinci mektubunun onayı için tam yetkiyle yazdılar.
EST 9:30 Yahudi Mordekay ve Kraliçe Ester'in emretmiş olduğu üzere, oruçlar ve yaslar konusunda kendilerine ve çocuklarına yükledikleri gibi, Purim günlerinin belli zamanlarında onaylamak için,
EST 9:31 Ahaşveroş'un krallığının yüz yirmi yedi ilindeki bütün Yahudiler'e barış ve gerçek sözleriyle mektuplar gönderdi.
EST 9:32 Ester'in buyruğu Purim'in bu konularını onayladı ve kitapta yazıldı.
EST 10:1 Kral Ahaşveroş, kara üzerine ve deniz adaları üzerine vergi koydu.
EST 10:2 Kudretinin ve gücünün bütün işleri, ve kralın yükseltmiş olduğu Mordekay'ın büyüklüğünün tam öyküsü, Medya ve Pers krallarının tarihler kitabında yazılı değil midir?
EST 10:3 Çünkü Yahudi Mordekay, Kral Ahaşveroş'tan sonra ikinci, Yahudiler arasında büyük, kalabalık olan kardeşleri tarafından kabul gören, halkının iyiliğini arayan ve bütün soyuna barış konuşan bir adamdı.
JOB 1:1 Uz ülkesinde İyov adında bir adam vardı. Bu adam kusursuz ve doğruydu, Tanrı'dan korkardı ve kötülükten kaçınırdı.
JOB 1:2 Kendisine yedi oğul ve üç kız doğdu.
JOB 1:3 Malları olarak da yedi bin koyunu, üç bin devesi, beş yüz çift öküzü, beş yüz dişi eşeği ve çok büyük bir ev halkı vardı; öyle ki, bu adam bütün doğu çocuklarının en büyüğüydü.
JOB 1:4 Oğulları gider ve her biri kendi doğum gününde evinde bir ziyafet verirdi; gönderip üç kız kardeşlerini de kendileriyle birlikte yiyip içmeleri için çağırırlardı.
JOB 1:5 Böylece ziyafet günleri sona erince, İyov onları gönderip kutsardı ve sabah erkenden kalkıp hepsinin sayısına göre yakmalık sunular sunardı. Çünkü İyov, “Oğullarım günah işlemiş ve yüreklerinde Tanrı'yı inkâr etmiş olabilirler” derdi. İyov sürekli böyle yapardı.
JOB 1:6 Tanrı oğulları kendilerini Yahve'nin önünde sunmak için geldikleri gün, Şeytan da onların arasında geldi.
JOB 1:7 Yahve Şeytan'a, “Nereden geldin?” dedi. O zaman Şeytan Yahve'ye yanıt verip, “Yeryüzünde dolaşmaktan, inip çıkmaktan” dedi.
JOB 1:8 Yahve Şeytan'a, “Hizmetkârım İyov'u düşündün mü? Çünkü yeryüzünde onun gibisi yoktur; kusursuz ve doğru bir adam, Tanrı'dan korkar ve kötülükten kaçınır.”
JOB 1:9 O zaman Şeytan Yahve'ye yanıt verip, “İyov boşuna mı Tanrı'dan korkuyor?
JOB 1:10 Onun etrafına, evinin etrafına ve sahip olduğu her şeyin etrafına, her yandan çit örmedin mi? Ellerinin işini bereketledin ve ülkede onun malı arttı.
JOB 1:11 Ama şimdi elini uzat da sahip olduğu her şeye dokun, yüzüne karşı seni inkâr edecektir.” dedi.
JOB 1:12 Yahve Şeytan'a, “İşte, nesi varsa senin elinde. Yalnız kendisine elini uzatma.” dedi. Böylece Şeytan, Yahve'nin önünden çıktı.
JOB 1:13 Günlerden bir gün, oğulları ve kızları, ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken,
JOB 1:14 İyov'a bir ulak geldi ve, “Öküzler çift sürüyordu, eşekler de yanlarında otluyordu,
JOB 1:15 Sabalılar saldırdı ve onları alıp götürdü. Evet, hizmetçileri kılıçtan geçirdiler, yalnız ben, sana bildireyim diye kaçıp kurtuldum.” dedi.
JOB 1:16 O daha konuşurken, bir başkası da gelip, “Tanrı'nın ateşi gökyüzünden düştü, koyunları ve hizmetçileri yakıp yok etti, yalnız ben, sana bildireyim diye kaçıp kurtuldum” dedi.
JOB 1:17 O daha konuşurken, bir başkası daha gelip, “Keldaniler üç bölük halinde develere saldırdılar, onları alıp götürdüler, evet, hizmetçileri kılıçtan geçirdiler; ve yalnız ben, sana bildireyim diye kaçıp kurtuldum” dedi.
JOB 1:18 O daha konuşurken, bir başkası daha gelip, “Oğulların ve kızların ağabeylerinin evinde yemek yiyor ve şarap içiyorlardı” dedi.
JOB 1:19 “Ve işte, çölden büyük bir rüzgâr geldi, evin dört köşesine çarptı ve ev gençlerin üzerine yıkıldı, ve öldüler. Sana bildireyim diye, yalnız ben kaçıp kurtuldum.”
JOB 1:20 Bunun üzerine İyov kalktı, cübbesini yırttı, başını tıraş etti, yere kapanıp tapındı.
JOB 1:21 “Çıplak çıktım annemin rahminden, çıplak da döneceğim oraya” dedi. “Yahve verdi, Yahve aldı. Yahve'nin adı yücelsin.”
JOB 1:22 Bütün bunlarda İyov günah işlemedi, Tanrı'yı da suçlamadı.
JOB 2:1 Yine, Tanrı'nın oğulları kendilerini Yahve'nin önünde sunmak için geldikleri gün, Şeytan da onların arasında Yahve'nin önünde kendini sunmak için geldi.
JOB 2:2 Yahve Şeytan'a, “Nereden geldin?” diye sordu. Şeytan Yahve'ye yanıt verip, “Yeryüzünde dolaşmaktan, inip çıkmaktan” dedi.
JOB 2:3 Yahve Şeytan'a, “Hizmetkârım İyov'u düşündün mü? Çünkü yeryüzünde onun gibisi yoktur. Kusursuz ve doğru bir adamdır, Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır. Sen beni sebepsiz yere onu harap etmek için kışkırttığın halde, hâlâ dürüstlüğünü koruyor.”
JOB 2:4 Şeytan Yahve'ye yanıt verip, “Deri yerine deri” dedi. “Evet, insan yaşamı için nesi varsa verir.
JOB 2:5 Ama şimdi elini uzat, kemiğine ve etine dokun, yüzüne karşı seni inkâr edecektir.”
JOB 2:6 Yahve Şeytan'a, “İşte, o senin elinde. Yalnız hayatını esirge.” dedi.
JOB 2:7 Böylece Şeytan, Yahve'nin önünden çıktı ve İyov'u ayağının tabanından başına kadar acı veren yaralarla vurdu.
JOB 2:8 İyov kendini kazımak için bir çömlek parçası aldı ve kül içinde oturdu.
JOB 2:9 O zaman karısı ona, “Hâlâ dürüstlüğünü koruyor musun? Tanrı'yı inkâr et ve öl.” dedi.
JOB 2:10 Ama o, ona, “Akılsız kadınlardan biri gibi konuşuyorsun. Ne? Tanrı'nın elinden iyilik kabul edelim de, kötülük kabul etmeyelim mi?” dedi. Bütün bunlarda İyov dudaklarıyla günah işlemedi.
JOB 2:11 İyov'un üç dostu, başına gelen bütün bu kötülükleri duyduklarında, her biri kendi yerinden geldi: Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildad ve Naamalı Sofar; ve onunla acınmak ve onu teselli etmek üzere gelmek için birbirleriyle sözleştiler.
JOB 2:12 Uzaktan gözlerini kaldırdıklarında onu tanımadılar, seslerini yükseltip ağladılar; ve her biri cübbesini yırttı ve gökyüzüne doğru başlarına toprak saçtılar.
JOB 2:13 Böylece yedi gün yedi gece onunla birlikte yerde oturdular ve kimse ona tek bir söz söylemedi, çünkü kederinin çok büyük olduğunu gördüler.
JOB 3:1 Bundan sonra İyov ağzını açtı ve doğduğu günü lanetledi.
JOB 3:2 İyov şöyle yanıt verdi:
JOB 3:3 “Doğduğum gün, ‘Bir erkek çocuğa gebe kaldı’ denen gece yok olsun.
JOB 3:4 O gün karanlık olsun. Yukarıdan Tanrı onu aramasın, onun üzerine ışık parlamasın.
JOB 3:5 Karanlık ve ölüm gölgesi ona sahip çıksınlar. Üzerinde bir bulut dursun. Günü karartan her şey onu dehşete soksun.
JOB 3:6 O geceye gelince, onu koyu karanlık yakalasın. Yılın günleri arasında sevinmesin. Ayların sayısına girmesin.
JOB 3:7 İşte, o gece kısır olsun. İçinde sevinç sesi duyulmasın.
JOB 3:8 Günü lanetleyenler, Levyatan'ı uyandırmaya hazır olanlar onu lanetlesin.
JOB 3:9 Alacakaranlığın yıldızları kararsın. Işık arasın da olmasın, sabahın göz kapaklarını da görmesin.
JOB 3:10 Çünkü annemin rahminin kapılarını kapatmadı, gözümden sıkıntıyı gizlemedi.”
JOB 3:11 “Neden rahimden çıkarken ölmedim? Annem beni doğururken ruhumu neden teslim etmedim?
JOB 3:12 Neden beni dizler, emeyim diye memeler karşıladı?
JOB 3:13 Çünkü yatmış ve sessiz olurdum. Uyumuş olurdum,
JOB 3:14 Kendilerine harabeler yapmış olan, yeryüzünün kralları ve danışmanlarıyla birlikte,
JOB 3:15 ya da evlerini gümüşle doldurmuş olan, Altın sahibi beylerle birlikte rahat etmiş olurdum.
JOB 3:16 Ya da hiç ışığı görmemiş bebekler gibi, gizlilikte vaktinden önce doğmuş bir çocuk gibi olurdum.
JOB 3:17 Orada kötüler sıkıntı çektirmeyi bırakırlar. Yorgunlar orada rahatlar.
JOB 3:18 Tutuklular orada hep rahattır. Angaryacının sesini duymazlar.
JOB 3:19 Küçük de büyük de oradadır. Hizmetçi efendisinden özgürdür.”
JOB 3:20 “Neden sefalet içinde olana ışık, canı acı olana yaşam verilir?
JOB 3:21 Onlar ki, ölümü özlerler, ama gelmez; gizli hazinelerden daha çok onu ararlar,
JOB 3:22 Mezarı bulduklarında, fazlasıyla coşup sevinç duyarlar?
JOB 3:23 Neden yolu gizli olan, Tanrı'nın çitle çevirdiği adama ışık verilir?
JOB 3:24 Çünkü inlemem ekmek yememden önce geliyor. İnlemelerim su gibi dökülüyor.
JOB 3:25 Çünkü korktuğum şey başıma geliyor, ve çekindiğim şey üzerime geliyor.
JOB 3:26 Rahat değilim, ne de sakinim, ne de dinlenmem var; ama sıkıntı geliyor.”
JOB 4:1 Temanlı Elifaz şöyle karşılık verdi:
JOB 4:2 “Eğer birisi seninle konuşmaya kalkışırsa kederlenir misin?
JOB 4:3 İşte, birçok insana sen ders verdin, zayıf elleri güçlendirdin.
JOB 4:4 Senin sözlerin düşene destek oldu, güçsüz dizleri sağlamlaştırdın.
JOB 4:5 Ama şimdi sana gelince sen bitkin düştün. Sana dokununca rahatsız oldun.
JOB 4:6 Senin güvendiğin kendi dindarlığın değil mi? Umudun kendi yollarının doğruluğu değil mi?”
JOB 4:7 “Şimdi hatırla, kim suçsuz olup mahvoldu? Ya da dürüstler nerede kesilip atıldı?
JOB 4:8 Benim gördüğüme göre, kötülük sürenler ve sıkıntı ekenler, onu biçiyorlar.
JOB 4:9 Tanrı'nın soluğuyla mahvoluyorlar. Öfkesinin soluğuyla yok oluyorlar.
JOB 4:10 Aslanın kükremesi, kızgın aslanın sesi, genç aslanların dişleri kırıldı.
JOB 4:11 Yaşlı aslan av eksikliğinden yok oluyor. Dişi aslanın yavruları dağılıyor.”
JOB 4:12 “Şimdi gizlice bana bir şey getirildi. Ondan kulağım bir fısıltı aldı.
JOB 4:13 Gece görümlerinden gelen düşünceler içinde, insanların üzerine derin uyku çöktüğünde,
JOB 4:14 üzerime korku ve titreme geldi, bütün kemiklerimi titretti.
JOB 4:15 O zaman önümden bir ruh geçti. Bedenimin tüyleri ürperdi.
JOB 4:16 Yerinde durdu, ama görünüşünü seçemedim. Gözlerimin önünde bir suret vardı. Sessizlik oldu, o zaman bir ses duydum, şöyle diyordu:
JOB 4:17 'Ölümlü insan Tanrı'dan daha adil olur mu? İnsan kendi Yaratıcısı'ndan daha temiz olur mu?
JOB 4:18 İşte, hizmetkârlarına güvenmiyor. Meleklerini hatayla suçluyor.
JOB 4:19 Çamurdan evlerde oturanlar, temelleri toprakta olanlar, Güveden önce ezilenler ne kadar da çok!
JOB 4:20 Sabah ile akşam arasında harap olurlar. Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.
JOB 4:21 İçlerindeki çadır ipleri çekilip alınmıyor mu? Ölüyorlar, ama bilgelik olmadan.'”
JOB 5:1 “Şimdi çağır; sana yanıt verecek biri var mı? Kutsallardan hangisine yöneleceksin?
JOB 5:2 Çünkü kin, akılsızı öldürür, kıskançlık da saf insanı öldürür.
JOB 5:3 Akılsızın kök saldığını gördüm, ama hemen onun meskenini lanetledim.
JOB 5:4 Onun çocukları güvenlikten uzaktır. Kapıda ezilirler. Onları kurtaracak kimse de yoktur.
JOB 5:5 Açlar onun ürününü yer, dikenlerin arasından bile alır. Tuzak onların malları için ağzını açmıştır.
JOB 5:6 Çünkü sıkıntı topraktan çıkmaz, dert de yerden bitmez.
JOB 5:7 Ama insan sıkıntıya doğar, kıvılcımların yukarı uçtuğu gibi.”
JOB 5:8 “Ama ben Tanrı'yı arardım. Davamı Tanrı'ya bırakırdım.
JOB 5:9 Anlaşılmaz büyük işler yapan, sayısız şaşılacak şeyler yaratan Tanrı'ya.
JOB 5:10 O ki, yeryüzüne yağmur verir, tarlaların üzerine su gönderir;
JOB 5:11 böylece alçak olanları yüksek yere koyar, yas tutanları güvenliğe çıkarır.
JOB 5:12 Kurnazların planlarını bozar, öyle ki, elleri düzenlerini yapamaz.
JOB 5:13 Bilgeleri kendi kurnazlıklarında yakalar; kurnazların öğüdü baş aşağı gider.
JOB 5:14 Gündüz karanlıkla karşılaşırlar, öğleyin de gece gibi el yordamıyla dolaşırlar.
JOB 5:15 Ama kılıçtan, onların ağızlarından, yoksulu güçlünün elinden kurtarır.
JOB 5:16 Böylece yoksulun umudu olur, adaletsizlik de ağzını kapatır.”
JOB 5:17 “İşte, Tanrı'nın terbiye ettiği adam mutludur. Bu yüzden Her Şeye Gücü Yeten'in terbiyesini hor görme.
JOB 5:18 Çünkü O incitir ve O sarar. O yaralar, O'nun elleri iyileştirir.
JOB 5:19 Seni altı sıkıntı içinde kurtaracak, evet, yedisinde sana kötülük dokunmayacak.
JOB 5:20 Kıtlıkta seni ölümden, savaşta kılıcın gücünden kurtaracak.
JOB 5:21 Dilin kamçısından saklı kalacaksın, yıkım gelince ondan korkmayacaksın.
JOB 5:22 Yıkıma ve kıtlığa güleceksin, yeryüzünün hayvanlarından korkmayacaksın.
JOB 5:23 Çünkü kırın taşlarıyla dost olacaksın. Kırın hayvanları seninle barış içinde olacak.
JOB 5:24 Çadırının barış içinde olduğunu bileceksin. Ağılını ziyaret edeceksin ve hiçbir eksiğin olmayacak.
JOB 5:25 Ve soyunun büyük olacağını, soyunun yeryüzünün otu gibi olacağını bileceksin.
JOB 5:26 Tam ihtiyarlıkta mezarına geleceksin, tıpkı mevsiminde gelen başak gibi.
JOB 5:27 İşte, araştırdık. Böyledir. Bunu işit de, kendi iyiliğin için bil.”
JOB 6:1 O zaman İyov şöyle karşılık verdi,
JOB 6:2 “Keşke sıkıntım tartılsa, bütün felaketim de teraziye konsa!
JOB 6:3 Çünkü şimdi deniz kumundan daha ağır olurdu, bu yüzden sözlerim düşüncesizce oldu.
JOB 6:4 Çünkü Her Şeye Gücü Yeten’in okları içimde. Ruhum onların zehirini içiyor. Tanrı’nın dehşetleri bana karşı dizildiler.
JOB 6:5 Eşek otu varken anırır mı? Ya da öküz yeminin üzerine böğürür mü?
JOB 6:6 Tadı olmayan şey tuzsuz yenir mi? Ya da yumurtanın beyazında tat var mı?
JOB 6:7 Canım onlara dokunmayı reddediyor. Onlar benim için iğrenç bir yiyecek gibidir.”
JOB 6:8 “Keşke yerine gelse, özlediğim şeyi Tanrı verse,
JOB 6:9 Tanrı beni ezmeyi hoş görse, elini serbest bıraksa da, beni kesip atsa!
JOB 6:10 Bu benim tesellim olsun, evet, esirgemeyen acının içinde sevineyim, Kutsal Olan'ın sözlerini inkâr etmedim diye.
JOB 6:11 Gücüm nedir ki, bekleyeyim? Sonum nedir ki, sabredeyim?
JOB 6:12 Gücüm taşların gücü müdür? Ya da etim tunçtan mıdır?
JOB 6:13 Kendime yardımım yok mu, bilgelik benden uzaklaştırıldı?”
JOB 6:14 “Bayılmaya hazır olana, dostundan şefkât gerek; Yüce Olan'ın korkusunu terk etse bile.
JOB 6:15 Kardeşlerim aldatıcı bir dere gibi, geçip giden derelerin kanalı gibi davrandılar;
JOB 6:16 o dereler ki, buz yüzünden karanlıktır, kar onların içinde saklanır.
JOB 6:17 Kurak mevsimde yok olurlar. Sıcak olduğunda yerlerinden tükenirler.
JOB 6:18 Yanlarında seyahat eden kervanlar sapar. Çöle çıkarlar ve yok olurlar.
JOB 6:19 Tema kervanları baktılar. Şeba yolcuları onları bekliyorlar.
JOB 6:20 Güvenmiş oldukları için sıkıntıya düştüler. Oraya vardıklarında şaşkına döndüler.
JOB 6:21 Çünkü şimdi siz bir hiç oldunuz. Bir dehşet görüyorsunuz ve korkuyorsunuz.
JOB 6:22 Hiç, 'Bana verin' ya da, 'Malınızdan bana bir armağan verin' dedim mi?
JOB 6:23 Ya da, 'Beni düşmanın elinden kurtarın' dedim mi? Ya da, 'Zulmedenlerin elinden beni kurtarın' dedim mi?”
JOB 6:24 “Bana öğretin de susayım. Bana hatamı anlatın.
JOB 6:25 Doğruluk sözleri ne kadar da güçlüdür! Ama azarlamanız neyi azarlıyor?
JOB 6:26 Çaresizin sözleri rüzgâr gibi olduğundan, sözleri mi azarlamayı düşünüyorsunuz?
JOB 6:27 Evet, yetimler için kura çekerdiniz, dostunuz için de pazarlık ederdiniz.
JOB 6:28 Şimdi lütfedip bana bakın, çünkü kesinlikle yüzünüze karşı yalan söylemeyeceğim.
JOB 6:29 Lütfen geri dönün. Haksızlık olmasın. Evet, geri dönün. Benim davam doğrudur.
JOB 6:30 Dilimde haksızlık var mı? Damağım kötü şeyleri ayırt etmez mi?”
JOB 7:1 “Yeryüzünde insan zorla çalıştırılmıyor mu? Günleri ücretli bir işçinin günleri gibi değil midir?
JOB 7:2 Gölgeyi içtenlikle arzulayan bir hizmetçi, ücretini arayan bir ücretli gibi,
JOB 7:3 Böylece sefalet ayları bana mülk edindirildi, benim için yorucu geceler belirlendi.
JOB 7:4 Yattığımda, ‘Ne zaman kalkacağım ve gece geçecek?’ diyorum. Gün doğana dek dönüp duruyorum.
JOB 7:5 Etim kurtlarla ve topraktan kabuklarla kaplı. Derim kapanıyor ve yine açılıyor.
JOB 7:6 Günlerim dokumacının mekiğinden daha hızlı, umutsuz bir şekilde tükeniyor.
JOB 7:7 Hayatımın bir soluk olduğunu hatırla. Gözüm artık iyilik görmeyecek.
JOB 7:8 Beni görmekte olanın gözü artık beni görmeyecek. Senin gözlerin üzerimde olacak, ama ben olmayacağım.
JOB 7:9 Bulut nasıl dağılıp yok olursa, Şeol'e inen de bir daha çıkamaz.
JOB 7:10 Artık evine dönmeyecek, yeri de onu tanımaz olacak.
JOB 7:11 Bu yüzden susmayacağım. Ruhumun sıkıntısıyla konuşacağım. Canımın acılığıyla yakınacağım.
JOB 7:12 Ben deniz miyim ya da deniz canavarı mıyım ki, üzerime bekçi koydun?
JOB 7:13 Yatağım beni rahatlatacak, döşeğim yakınmamı hafifletecek dediğimde,
JOB 7:14 o zaman beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle dehşete düşürüyorsun.
JOB 7:15 Böylece canım boğulmayı, kemiklerimden daha çok ölümü seçiyor.
JOB 7:16 Hayatımdan nefret ediyorum. Sonsuza dek yaşamak istemiyorum. Beni tek başıma bırak, çünkü günlerim bir soluktan ibaret.
JOB 7:17 İnsan nedir ki, onu büyütesin, düşünceni onunla meşgul edesin,
JOB 7:18 her sabah onu ziyaret edip her an onu sınayasın?
JOB 7:19 Ne zamana dek benden gözünü ayırmayacaksın, tükürüğümü yutuncaya dek beni tek başıma bırakmayacaksın?
JOB 7:20 Eğer günah işlediysem, sana ne yaptım, ey insan gözcüsü? Neden beni kendine hedef koydun, böylece ben kendime yük oldum?
JOB 7:21 Neden itaatsizliğimi bağışlamıyor, suçumu ortadan kaldırmıyorsun? Çünkü şimdi toprak içinde yatacağım. Beni gayretle arayacaksın, ama ben olmayacağım.”
JOB 8:1 O zaman Şuahlı Bildad şöyle karşılık verdi:
JOB 8:2 “Ne zamana dek bu şeyleri söyleyeceksin? Ağzının sözleri güçlü bir rüzgâr mı olacak?
JOB 8:3 Tanrı adaleti mi saptırıyor? Yoksa Her Şeye Gücü Yeten doğruluğu mu saptırıyor?
JOB 8:4 Çocukların O'na karşı günah işlediyse, onları itaatsizliklerinin eline teslim etti.
JOB 8:5 Eğer Tanrı'yı gayretle aramak istiyorsan, yakarışını Her Şeye Gücü Yeten'e yap.
JOB 8:6 Eğer sen temiz ve doğru olsaydın, O kesinlikle şimdi senin için uyanırdı ve doğruluğunun meskenini başarılı kılardı.
JOB 8:7 Başlangıcın küçük olsa da, sonun çok büyük olacak.”
JOB 8:8 “Lütfen geçmiş kuşaklara sor. Atalarının ne öğrendiğini bulup çıkar.
JOB 8:9 (Çünkü biz daha dününkileriz, bir şey de bilmiyoruz, Çünkü yeryüzündeki günlerimiz bir gölgedir.)
JOB 8:10 Sana öğretmezler mi, anlatmazlar mı, yüreklerinden sözler söylemezler mi?”
JOB 8:11 “Papirüs bataklık olmadan büyür mü? Sazlar susuz büyür mü?
JOB 8:12 Henüz yeşilken, kesilmeden, her kamıştan önce kurur.
JOB 8:13 Tanrı'yı unutanların hepsinin yolları böyledir. Tanrısız adamın umudu yok olur,
JOB 8:14 güvendiği şey paramparça olur, güvendiği bir örümcek ağıdır.
JOB 8:15 Evine yaslanır, ama o ayakta durmaz. Ona yapışır, ama o dayanmaz.
JOB 8:16 Güneşin önünde o yeşildir, Filizleri bahçesinin üzerine uzanır.
JOB 8:17 Kökleri kaya yığınına sarılmıştır. Taşların yerini görür.
JOB 8:18 Eğer yerinden yıkılırsa, o zaman o yer onu inkâr edecek ve 'Seni görmedim' diyecektir.
JOB 8:19 İşte, O'nun yolunun sevinci budur. Yeryüzünden başkaları çıkacaktır.”
JOB 8:20 “İşte, Tanrı kusursuz bir adamı kendisinden atmayacak, kötülük yapanlara destek olmayacaktır.
JOB 8:21 Senin ağzını gülüşle, dudaklarını haykırışla dolduracaktır.
JOB 8:22 Senden nefret edenler utançla örtülecek. Kötülerin çadırı artık olmayacaktır.”
JOB 9:1 İyov şöyle yanıt verdi:
JOB 9:2 “Gerçekten bilirim ki, öyledir, ama insan Tanrı'ya karşı nasıl haklı olabilir?
JOB 9:3 Eğer onunla çekişmek istese, binde bir bile O'na yanıt veremez.
JOB 9:4 Tanrı yüreğinde bilge, kudretinde güçlüdür. O'na karşı kim kendini katılaştırdı da başarılı oldu?
JOB 9:5 Dağları yerinden oynatır, ama onlar bunu anlamazlar, öfkesiyle onları devirdiğinde.
JOB 9:6 Yeryüzünü yerinden oynatır. onun direkleri titrer.
JOB 9:7 Güneşe buyruk verir, o da doğmaz, ve yıldızları mühürler.
JOB 9:8 Tek başına gökleri gerer ve denizin dalgaları üzerinde yürür.
JOB 9:9 Ayı'yı, Oriyon'u ve Ülker'i, güneyin odalarını yapan O'dur.
JOB 9:10 Keşfedilemez büyük şeyler yapan, evet, sayısız şaşılacak şeyler yapan O'dur.
JOB 9:11 İşte yanımdan geçer, ama O'nu görmem. Geçip gider, ama O'nu fark etmem.
JOB 9:12 İşte kapar götürür. O'na kim engel olabilir? Kim O'na, ‘Ne yapıyorsun?’ diye sorabilir?”
JOB 9:13 “Tanrı öfkesini geri çekmeyecek. Rahav’ın yardımcıları O'nun altında eğilecekler.
JOB 9:14 Nerede kaldı ki, ben O'na yanıt vereyim, ve O'nunla çekişmek için sözlerimi seçeyim?
JOB 9:15 Haklı olsam bile, yine de O'na yanıt vermezdim. Hâkimime yalvarırdım.
JOB 9:16 Eğer çağırmış olsaydım ve bana yanıt vermiş olsaydı, yine de sesime kulak verdi diye inanmazdım.
JOB 9:17 Çünkü beni fırtınayla kırıyor, sebepsiz yere yaralarımı çoğaltıyor.
JOB 9:18 Nefes almama izin vermiyor, ama beni acıya doyuruyor.
JOB 9:19 Eğer güç meselesiyse, işte, O kudretlidir! Eğer adalet meselesiyse, O der ki, 'Kim beni çağıracak?'
JOB 9:20 Ben doğru olsam da, kendi ağzım beni mahkûm edecektir. Suçsuz olsam da, beni çarpık çıkaracaktır.
JOB 9:21 Ben suçsuzum. Kendimi saymıyorum. Hayatımı hor görüyorum.”
JOB 9:22 “Hepsi aynı. Bu yüzden diyorum ki, suçsuzu da kötüyü de yok ediyor.
JOB 9:23 Eğer bela birden bire öldürürse, masumun denenmesiyle alay edecektir.
JOB 9:24 Yeryüzü kötülerin eline verilmiş. Hâkimlerinin yüzlerini örten O'dur. Eğer O değilse, kimdir?”
JOB 9:25 “Şimdi günlerim bir koşucudan daha hızlı. İyilik görmeden kaçmaktalar.
JOB 9:26 Hızlı gemiler gibi, avına saldıran kartal gibi geçip gittiler.
JOB 9:27 Eğer 'Yakınmamı unutacağım, üzgün yüzümü değiştirip neşeleneceğim' desem,
JOB 9:28 bütün acılarımdan korkarım. Beni suçsuz saymayacağını bilirim.
JOB 9:29 Mahkûm olacağım. Öyleyse neden boşuna çabalıyorum?
JOB 9:30 Eğer karla yıkansam, ellerimi kül suyuyla temizlesem de,
JOB 9:31 Yine beni pislik çukuruna daldırırsın. Kendi giysilerim benden nefret eder.
JOB 9:32 Çünkü O benim gibi insan değil ki, O'na yanıt vereyim, birlikte yargıya gireyim.
JOB 9:33 Aramızda bir hakem yok ki, elini ikimizin üzerine koysun.
JOB 9:34 Değneğini benden çeksin. O'nun dehşeti beni korkutmasın;
JOB 9:35 o zaman konuşurdum ve O'ndan korkmazdım; çünkü böyle ben kendimde değilim.”
JOB 10:1 “Canım yaşamımdan bıktı. Yakınmama serbestçe yol vereceğim. Canımın acısıyla konuşacağım.
JOB 10:2 Tanrı'ya diyeceğim ki, ‘Beni mahkûm etme. Bana neden benimle çekiştiğini göster.
JOB 10:3 Eziyet etmen, ellerinin işini hor görmen ve kötülerin öğüdüne gülümsemen senin için iyi mi?
JOB 10:4 Sende insan gözü mü var? Yoksa insanların gördüğü gibi mi görüyorsun?
JOB 10:5 Günlerin ölümlülerin günleri gibi, yılların insan yılları gibi mi de,
JOB 10:6 Kötülüğümü soruşturup günahımı araştırıyorsun?
JOB 10:7 Kötü olmadığımı bildiğin halde, senin elinden beni kurtaracak kimse yoktur.
JOB 10:8 “'Senin ellerin beni şekillendirdi ve tümüyle biçimlendirdi, yine de sen beni mahvetmektesin.
JOB 10:9 Hatırla, yalvarırım, sen bana balçık gibi biçimlendirdin. Beni yine toprağa mı döndüreceksin?
JOB 10:10 Beni süt gibi dökmedin mi, peynir gibi katılaştırmadın mı?
JOB 10:11 Beni deri ve etle giydirdin, kemiklerle ve sinirlerle ördün.
JOB 10:12 Bana yaşam ve sevgi dolu iyilik verdin. Senin ziyaretin ruhumu korudu.
JOB 10:13 Yine de bunları yüreğinde sakladın. Şunun senin yanında olduğunu bilirim:
JOB 10:14 Eğer günah işlersem beni izlersin. Kötülüğümden beni suçsuz çıkarmazsın.
JOB 10:15 Kötüysem vay halime! Doğruysam bile, utançla dolup sıkıntımın bilincinde olarak başımı kaldırmam.
JOB 10:16 Başım dikse, aslan gibi beni avlarsın. Yine kendini bana güçlü gösterirsin.
JOB 10:17 Bana karşı tanıklıklarını yenilersin, bana olan öfkeni artırırsın. Benimle olan savaş üzerine savaş.”
JOB 10:18 “'Öyleyse, beni neden rahimden çıkardın? Keşke ruhumu teslim etseydim ve hiçbir göz beni görmeseydi.
JOB 10:19 Hiç olmamış gibi olurdum. Rahimden mezara götürülürdüm.
JOB 10:20 Günlerim az değil mi? Yeter! Beni tek başıma bırak ki, biraz olsun teselli bulabileyim,
JOB 10:21 geri dönmeyeceğim bir yere, karanlık ve ölüm gölgesi diyarına gitmeden önce;
JOB 10:22 karanlığın gece yarısı, ışığın da gece yarısı gibi olduğu, ölüm gölgesi ve düzensizlik diyarına.’”
JOB 11:1 O zaman Naamalı Sofar şöyle yanıt verdi:
JOB 11:2 “Söz çokluğu yanıtsız mı kalsın? Çok konuşan haklı mı sayılsın?
JOB 11:3 Senin övünmelerin insanları susturmalı mı? Sen alay edince kimse seni utandırmasın mı?
JOB 11:4 Çünkü, ‘Öğretim temiz, senin gözünde ben temizim’ diyorsun.
JOB 11:5 Ama keşke Tanrı konuşsa, sana karşı dudaklarını açsa,
JOB 11:6 sana bilgeliğin sırlarını gösterse! Çünkü gerçek bilgeliğin iki yüzü vardır. Öyleyse Tanrı’nın senden, suçunun hak ettiğinden daha azını istediğini bil.”
JOB 11:7 “Tanrı’nın sırrını kavrayabilir misin? Ya da Her Şeye Gücü Yeten’in sınırlarının derinliğine inebilir misin?
JOB 11:8 Onlar gök kadar yüksektir. Ne yapabilirsin? Şeol’den daha derindir. Ne bilebilirsin?
JOB 11:9 Ölçüsü yeryüzünden uzun, denizden daha geniştir.
JOB 11:10 Eğer geçip giderse, ya da kapatırsa, ya da mahkemeye çağırırsa, O'na kim karşı koyabilir?
JOB 11:11 Çünkü O yalancıları bilir. Dikkat etmese bile kötülüğü görür.
JOB 11:12 İnsan yaban eşeğinin yavrusu olarak doğarsa, boş kafalı insan da bilge olur.”
JOB 11:13 “Eğer yüreğini doğru tutarsan, ellerini O'na doğru açarsan;
JOB 11:14 Eğer elinde kötülük varsa, onu uzaklaştır, çadırlarında haksızlığın barınmasın;
JOB 11:15 o zaman mutlaka yüzünü lekesiz olarak kaldıracaksın. Evet, sarsılmayacak ve korkmayacaksın.
JOB 11:16 Çünkü sıkıntını unutacaksın. Onu akıp geçmiş sular gibi hatırlayacaksın.
JOB 11:17 Hayat öğle vaktinden daha berrak olacak. Karanlık olsa bile, sabah gibi olacak.
JOB 11:18 Emniyette olacaksın, çünkü umut var. Evet, araştıracaksın ve güven içinde dinleneceksin.
JOB 11:19 Üstelik yatacaksın ve kimse seni korkutmayacak. Evet, birçokları senin lütfunu dileyecekler.
JOB 11:20 Ama kötülerin gözleri sönecek. Kaçacak yerleri olmayacak. Onların umudu ruhlarını teslim etmek olacaktır.”
JOB 12:1 İyov şöyle yanıt verdi:
JOB 12:2 “Kuşkusuz, siz halksınız, bilgelik de sizinle birlikte ölecek.
JOB 12:3 Ama benim de sizin gibi anlayışım var; sizden aşağı değilim. Evet, böyle şeyleri kim bilmez?
JOB 12:4 Ben komşusu için gülünç biri gibi oldum, ben ki, Tanrı'yı çağırırdım, O da yanıt verirdi. Doğru ve kusursuz adam gülünç oldu.
JOB 12:5 Rahat olan birisinin düşüncesinde felaketi küçümseme vardır. Ayağı kayanlar için bu hazırdır.
JOB 12:6 Haydutların çadırları rahatlık içindedir. Tanrı'yı kışkırtanlar, ellerinde ilâhını taşıyanlar güvendedir.”
JOB 12:7 “Ama şimdi hayvanlara sorun, onlar da size öğretsinler; gökyüzünün kuşlarına sorun, onlar da size anlatsınlar.
JOB 12:8 Ya da yeryüzüne konuş, o da sana öğretsin. Denizin balıkları sana bildirsinler.
JOB 12:9 Bütün bunların arasında, Yahve'nin elinin bunu yapmış olduğunu kim bilmez ki?
JOB 12:10 Her canlının yaşamı, bütün insanların soluğu O'nun elindedir.
JOB 12:11 Damağın yediğini tattığı gibi, kulak da sözleri sınamaz mı?
JOB 12:12 Yaşlılarda bilgelik, uzun yaşamda anlayış vardır.”
JOB 12:13 “Bilgelik ve kudret Tanrı'dadır. Öğüt ve anlayış O'nundur.
JOB 12:14 İşte, O yıkar ve bir daha bina edilemez. Birini hapseder ve kurtuluş yoktur.
JOB 12:15 İşte, suları tutar ve kurutur. Yeniden salar ve yeryüzünü altüst ederler.
JOB 12:16 Kuvvet ve bilgelik O'ndadır. Aldatılan da aldatan da O'nundur.
JOB 12:17 Danışmanları soyulmuş olarak sürer. Hâkimleri akılsızlaştırır.
JOB 12:18 Kralların bağını çözer. Bellerini kuşakla bağlar.
JOB 12:19 Kâhinleri soyulmuş olarak sürer, güçlüleri devirir.
JOB 12:20 Güvenilenlerin sözlerini ortadan kaldırır, ihtiyarların anlayışını alır.
JOB 12:21 Beylerin üzerine aşağılama döker, güçlülerin kuşaklarını çözer.
JOB 12:22 Karanlığın içinden derin şeyleri ortaya çıkarır, ölüm gölgesini ışığa çıkarır.
JOB 12:23 Ulusları çoğaltır, onları yok eder. Ulusları genişletir, onları sürgün eder.
JOB 12:24 Yeryüzü halkları önderlerinin anlayışını alır, onları yolu olmayan bir çölde dolaştırır.
JOB 12:25 Işık olmadan karanlıkta el yordamıyla dolaşırlar. Onları sarhoş biri gibi sendeletir.”
JOB 13:1 “İşte, gözüm bütün bunları gördü. Kulağım duydu ve onu anladı.
JOB 13:2 Sizin bildiğinizi ben de biliyorum. Ben sizden aşağı değilim.”
JOB 13:3 “Elbette Yüce Olan'la konuşmak, Tanrı ile tartışmak isterdim.
JOB 13:4 Ama siz yalan uyduruyorsunuz. Hepiniz değersiz hekimlersiniz.
JOB 13:5 Keşke tamamen sussanız! O zaman bilge olurdunuz.
JOB 13:6 Şimdi davamı duyun. Dudaklarımın iddialarını dinleyin.
JOB 13:7 Tanrı adına haksızca mı söyleyeceksiniz, O'nun için hileyle mi konuşacaksınız?
JOB 13:8 O'nun tarafını mı tutuyorsunuz? Tanrı için mi çekişiyorsunuz?
JOB 13:9 Sizi yoklarsa iyi mi? Ya da O'nu da insan aldatır gibi aldatacak mısınız?
JOB 13:10 Gizlice taraf tutarsanız, sizi mutlaka azarlayacaktır.
JOB 13:11 O'nun yüceliği sizi korkutmayacak mı, dehşeti üzerinize düşmeyecek mi?
JOB 13:12 Akılda kalan sözleriniz küllerden özdeyişlerdir. Savunmalarınız kilden savunmalardır.”
JOB 13:13 “Susun! Beni yalnız bırakın da konuşayım. Başıma ne gelirse gelsin.
JOB 13:14 Neden etimi dişlerimin arasına alayım, hayatımı avucumun içine koyayım?
JOB 13:15 İşte, O beni öldürecek. Umudum yok. Yine de O'nun önünde yollarımı koruyacağım.
JOB 13:16 Bu da benim kurtuluşum olacak, tanrısız bir adam O'nun önüne gelmeyecektir.
JOB 13:17 Sözümü dikkatle dinleyin. Bildirim kulağınızda olsun.
JOB 13:18 İşte, davamı sıraladım. Doğru olduğumu biliyorum.
JOB 13:19 Benimle çekişecek olan kimdir? Çünkü o zaman susar ve ruhumu teslim ederdim.”
JOB 13:20 “Yalnız iki şeyi bana yapma, o zaman kendimi senden saklamayacağım:
JOB 13:21 Elini benden uzaklaştır, dehşetin beni korkutmasın.
JOB 13:22 O zaman çağır da, ben yanıt vereyim, ya da ben konuşayım da, sen bana yanıt ver.
JOB 13:23 Günahlarım ve suçlarım ne kadar çok? Bana itaatsizliğimi ve günahımı bildir.
JOB 13:24 Neden yüzünü gizliyorsun, beni düşmanın sayıyorsun?
JOB 13:25 Sürülmüş bir yaprağa saldıracak mısın? Kuru anızı kovalayacak mısın?
JOB 13:26 Çünkü bana karşı acı şeyler yazıyorsun, bana miras olarak gençliğimin suçlarını veriyorsun.
JOB 13:27 Ayaklarımı da tomruğa vuruyorsun, bütün yollarımı işaretliyorsun. Ayaklarımın tabanlarına bağ koydun,
JOB 13:28 ben ise çürümüş bir şey gibi bozulmaktayım, güve yemiş bir giysi gibi.”
JOB 14:1 “İnsan, kadından doğar, günleri azdır ve sıkıntı doludur.
JOB 14:2 Çiçek gibi büyür ve kesilir. Gölge gibi de kaçar ve durmaz.
JOB 14:3 Gözlerini böyle birine mi açıyorsun, ve beni kendinle yargı içine çekiyorsun?
JOB 14:4 Kim kirli bir şeyden temiz bir şey çıkarabilir? Hiç kimse.
JOB 14:5 Mademki onun günleri belirlenmiş, aylarının sayısı senin yanındadır, onun sınırlarını da sen koydun ve öteye geçemez.
JOB 14:6 Ondan gözünü çevir de, gününü doldurana dek dinlensin, ücretli bir işçi gibi.”
JOB 14:7 “Çünkü kesilen bir ağaç için umut vardır, yeniden filizlenir, taze dalı tükenmez.
JOB 14:8 Kökü toprakta yaşlansa, gövdesi toprakta ölse bile,
JOB 14:9 yine de suyun kokusuyla filizlenir, ve bir fidan gibi dallar verir.
JOB 14:10 Ama insan ölür ve indirilir. Evet, insan ruhunu teslim eder, hani, o nerede?
JOB 14:11 Denizden sular nasıl çekilir, ırmak nasıl kurur ve tükenirse,
JOB 14:12 İnsan da öyle yatar ve kalkmaz. Gökler yok oluncaya dek uyanmazlar, ve uykularından uyandırılmazlar.”
JOB 14:13 Keşke beni Şeol'e saklasan, gazabın geçinceye dek beni gizli tutsan, bana belli bir zaman versen de beni ansan!
JOB 14:14 İnsan ölürse, yeniden dirilir mi? Kurtuluşum gelinceye dek, Savaş günlerimin hepsini beklerdim,
JOB 14:15 sen çağırırdın, ben de sana yanıt verirdim. Ellerinin işini isterdin.
JOB 14:16 Ama şimdi adımlarımı sayıyorsun. Günahımı gözetmiyor musun?
JOB 14:17 İtaatsizliğim bir torbaya mühürlendi. Suçumu bağladın.”
JOB 14:18 “Ama düşen dağ yok olur. Kaya yerinden kaldırılır.
JOB 14:19 Sular taşları aşındırır. Selleri yeryüzünün toprağını yıkayıp götürür. Böylece insanın umudunu yok edersin.
JOB 14:20 Ona daima üstün gelirsin ve o ayrılır. Yüzünü değiştirip onu gönderirsin.
JOB 14:21 Oğullarına saygınlık gelir ve o bunu bilmez. Alçalırlar, ama onların durumunu anlamaz.
JOB 14:22 Ama kendi bedeni üzerinde acı çeker, kendi canı da içinde yas tutar.”
JOB 15:1 Temanlı Elifaz şöyle karşılık verdi:
JOB 15:2 “Bilge biri boş bilgiyle yanıt vermeli, ve kendini doğu rüzgârıyla doyurmalı mı?
JOB 15:3 İnsan yararsız konuşmalarla ya da kendisine hiçbir faydası olmayan sözlerle tartışır mı?
JOB 15:4 Evet, korkuyu ortadan kaldırır, Tanrı önünde de bağlılığı engellersin.
JOB 15:5 Çünkü kötülüğün ağzını eğitiyor, ve kurnazların dilini seçiyorsun.
JOB 15:6 Kendi ağzın seni mahkûm ediyor, ben değil. Evet, dudakların sana karşı tanıklık ediyor.”
JOB 15:7 “Sen doğan ilk insan mısın? Yoksa dağlardan önce mi çıkarıldın?
JOB 15:8 Tanrı'nın gizli öğüdünü duydun mu? Bilgeliği kendine mi saklıyorsun?
JOB 15:9 Bizim bilmeyip de senin bildiğin nedir? Bizde olmayıp da senin anladığın nedir?
JOB 15:10 Bizde ak saçlı da, çok yaşlı adam da, var, senin babandan da çok yaşlı.
JOB 15:11 Tanrı'nın tesellileri, sana karşı olan yumuşak sözü sana çok mu küçüktür?
JOB 15:12 Yüreğin seni neden sürüklüyor? Gözlerin neden şimşek çakıyor da,
JOB 15:13 ruhunu Tanrı'ya karşı döndürüyorsun, ve ağzından böyle sözler çıkarıyorsun?
JOB 15:14 İnsan nedir ki, temiz olsun? Kadından doğan kişi nedir ki, doğru olsun?
JOB 15:15 İşte, Tanrı kutsallarına güvenmiyor. Gökler bile O'nun gözünde temiz değil;
JOB 15:16 nerede kaldı ki, iğrenç ve bozulmuş insan, o insan ki, haksızlığı su gibi içmektedir!”
JOB 15:17 “Sana göstereyim, beni dinle; gördüğümü bildireyim
JOB 15:18 (Atalarından aldıklarını bilge kişiler anlattılar ve saklamadılar.
JOB 15:19 Yalnız onlara ülke verildi ve aralarında yabancı geçmedi.)
JOB 15:20 Kötü adam bütün günleri boyunca acı içinde kıvranır, zalim için yığılmış olan yıllar sayılıdır.
JOB 15:21 Kulaklarında dehşet sesleri vardır. Bollukta yıkıcı onun üzerine gelir.
JOB 15:22 Karanlıktan döneceğine inanmaz. Kılıç onu beklemektedir.
JOB 15:23 Ekmek için dolaşıp, 'Nerede?' der. Karanlık gününün yakınında, hazır olduğunu bilir.
JOB 15:24 Sıkıntı ve acı onu korkutur. Savaşa hazır bir kral gibi ona üstün gelirler.
JOB 15:25 Çünkü Tanrı'ya karşı elini uzattı, ve Yüce Olan'a karşı gururla davrandı,
JOB 15:26 O'na karşı sert ense ile koşmaktadır; kalın yumrulu kalkanıyla,
JOB 15:27 Çünkü yüzünü şişmanlığıyla örttü, beli üzerinde de yağ biriktirdi.
JOB 15:28 Issız kentlerde, yığın olmaya hazır, kimsenin oturmadığı evlerde yaşadı.
JOB 15:29 Zengin olmayacak, ve malı durmayacak, malları da yeryüzünde genişlemeyecektir.
JOB 15:30 Karanlıktan ayrılmayacak. Alev dallarını kurutacak. Tanrı'nın ağzının soluğuyla gidecektir.
JOB 15:31 Boşluğa güvenip kendini aldatmasın, çünkü boşluk onun ödülü olacak.
JOB 15:32 Zamanından önce tamam olacak. Dalı yeşermeyecek.
JOB 15:33 Olgunlaşmamış üzümünü asma gibi silkeleyecek, çiçeğini de zeytin ağacı gibi atacaktır.
JOB 15:34 Çünkü tanrısızların topluluğu kısır olacak, ve ateş rüşvet çadırlarını yakıp yok edecek.
JOB 15:35 Kötülüğe gebe kalırlar ve kötülük doğururlar. Yürekleri hile hazırlar.”
JOB 16:1 İyov şöyle yanıt verdi,
JOB 16:2 “Böyle birçok şey duydum. Hepiniz zavallı tesellicilersiniz!
JOB 16:3 Boş sözlerin sonu gelecek mi? Ya da seni ne kışkırtıyor da yanıt veriyorsun?
JOB 16:4 Ben de sizin gibi konuşabilirdim. Canınız benim canımın yerinde olsaydı, size karşı sözleri bir araya getirir, size başımı sallardım,
JOB 16:5 Ama ağzımla sizi güçlendirirdim. Dudaklarımın tesellisi sizi rahatlatırdı.”
JOB 16:6 “Konuşsam da, kederim dinmiyor. Sussam da, ne rahatlarım ki?
JOB 16:7 Ama şimdi, Tanrım, beni gerçekten yıprattın. Bütün topluluğumu sen ıssız ettin.
JOB 16:8 Beni sıkıp buruşturdun. Bana karşı bu tanıktır. Zayıflığım bana karşı kalkıyor. Yüzüme karşı tanıklık ediyor.
JOB 16:9 Gazabıyla beni parçaladı ve bana zulmetti. Üzerime dişlerini gıcırdattı. Hasmım gözlerini benim üzerime bilemektedir.
JOB 16:10 Üzerime ağızlarını açtılar. Hakaretle yanağıma vurdular. Bana karşı bir araya toplandılar.
JOB 16:11 Tanrı beni tanrısızların eline teslim ediyor, kötülerin eline atıyor.
JOB 16:12 Rahattım, beni O parçaladı. Evet, boynumdan tuttu ve beni yıktı. Beni kendisine hedef olarak da dikti.
JOB 16:13 Onun okçuları beni sarıyor. Esirgemeden böbreklerimi yarıyor. Ödümü yere döküyor.
JOB 16:14 Bedenimde gedik üstüne gedik açıyor. Bir dev gibi bana saldırıyor.
JOB 16:15 Derim üzerine çul diktim, boynuzumu toprağa sapladım.
JOB 16:16 Ağlamaktan yüzüm kızardı. Derin karanlık göz kapaklarımın üzerindedir,
JOB 16:17 ellerimde zorbalık yokken, duam da pak olduğu halde.”
JOB 16:18 “Ey toprak, kanımı örtme. Feryadımın dinlenecek yeri olmasın.
JOB 16:19 Şimdi bile, işte, tanığım göklerdedir. Bana kefil olan yücelerdedir.
JOB 16:20 Dostlarım benimle alay ediyor. Gözlerim Tanrı'ya gözyaşı döküyor,
JOB 16:21 Tanrı kendisiyle insan arasında, insanoğluyla komşusu arasında hak arasın diye!
JOB 16:22 Çünkü birkaç yıl geçince, geri dönüşü olmayan yola gireceğim.”
JOB 17:1 “Ruhum tükendi. Günlerim söndü mezar benim için hazırdır.
JOB 17:2 Gerçekten alay edenler yanımdadır. Gözüm onların kışkırtmaları üzerinde hayat sürüyor.
JOB 17:3 “Şimdi rehin ver.” Kendinle bana kefil ol. Benimle el tutuşacak kim var?
JOB 17:4 Çünkü onların yüreğini anlayışa kapadın, bu yüzden onları yükseltmeyeceksin.
JOB 17:5 Dostlarını yağma için ihbar edenin çocuklarının gözleri bile söner.”
JOB 17:6 “Ama beni halka alay konusu etti. Yüzüme tükürüyorlar.
JOB 17:7 Gözlerim de üzüntüden karardı. Bütün azalarım gölge gibi.
JOB 17:8 Doğru adamlar buna şaşacak. Suçsuz, tanrısızlara karşı kendini kışkırtacak.
JOB 17:9 Ama doğru adam yolunu tutacak. Elleri temiz olan, giderek güçlenecek.
JOB 17:10 Ama siz hepiniz, geri gelin. Aranızda bilge bir adam bulmayacağım.
JOB 17:11 Günlerim geçti. Tasarılarım ve yüreğimin düşünceleri bozuldu.
JOB 17:12 Karanlığın önünde, 'Işık yakındır' diyerek geceyi gündüz yerine koyuyorlar.
JOB 17:13 Eğer evim olarak Şeol'ü arıyorsam, yatağımı karanlığa serdimse,
JOB 17:14 Çöküşe, 'Sen babamsın', kurda, 'Annem' ve 'Kız kardeşim' dedimse,
JOB 17:15 O zaman umudum nerede? Umudumu, onu kim görecek?
JOB 17:16 Benimle birlikte o Şeol'ün kapılarına inecek mi, yoksa birlikte toprağa mı ineceğiz?”
JOB 18:1 O zaman Şuahlı Bildad şöyle yanıt verdi:
JOB 18:2 “Ne zamana kadar söz avcılığı edeceksiniz? Düşünün de sonra konuşalım.
JOB 18:3 Neden hayvanlar gibi sayılıyoruz, gözünüzde murdar olduk?
JOB 18:4 Ey öfkenle kendini parçalayan sen, yeryüzü senin için terk mi edilecek? Ya da kaya yerinden mi kaldırılacak?”
JOB 18:5 “Evet, kötülerin ışığı sönecek. Ateşinin kıvılcımı parlamayacaktır.
JOB 18:6 Çadırındaki ışık karanlık olacak. Üzerindeki kandili sönecektir.
JOB 18:7 Gücünün adımları kısalacak. Kendi öğüdü onu yere serecektir.
JOB 18:8 Çünkü kendi ayaklarıyla ağa atıldı, ağın içinde dolaşıyor.
JOB 18:9 Tuzak onu topuğundan tutacak. Kapan onu yakalayacak.
JOB 18:10 Yerde onun için saklı bir ilmik, yolun üzerinde onun için kapan vardır.
JOB 18:11 Her yandan dehşet onu korkutacak, topukları ardınca onu kovalayacaklar.
JOB 18:12 Gücünü açlık bitirecek. Felaket onun yanında hazır bulunacak.
JOB 18:13 Bedeninin azaları yutulacak. Ölümün ilk doğanı onun azalarını yutacak.
JOB 18:14 Güvendiği çadırından sökülüp atılacak. Dehşet kralına götürülecek.
JOB 18:15 Çadırında kendisinden olmayanlar oturacak. Oturduğu yere kükürt saçılacak.
JOB 18:16 Kökleri dipten kuruyacak. Dalı yukarıdan kesilecek.
JOB 18:17 Hatırası yeryüzünden silinecek. Sokakta adı olmayacak.
JOB 18:18 Işıktan karanlığa sürülecek ve dünyadan kovulacak.
JOB 18:19 Halkının arasında ne oğlu ne de torunu olacak, yaşadığı yerde de geride kalanı olmayacak.
JOB 18:20 Arkadan gelenler, öncekilerin korktuğu gibi, onun gününe şaşacaklar.
JOB 18:21 Gerçekten de doğru olmayanların meskenleri böyledir. Tanrı'yı bilmeyenin yeri burasıdır.”
JOB 19:1 İyov şöyle karşılık verdi:
JOB 19:2 “Ne zamana dek bana eziyet edeceksin, beni sözlerle ezeceksiniz?
JOB 19:3 On kezdir beni azarladınız. Bana saldırmaktan utanmıyorsunuz.
JOB 19:4 Eğer gerçekten sapmışsam, sapmışlığım bende kalır.
JOB 19:5 Gerçekten bana karşı kendinizi yüceltiyorsanız, ve bana karşı utancımı öne sürüyorsanız,
JOB 19:6 şimdi bilin ki, Tanrı beni devirdi, ve beni ağıyla kuşattı.”
JOB 19:7 “İşte, haksızlık diye feryat ediyorum, ama duyulmuyorum. Yardım diye bağırıyorum, ama adalet yok.
JOB 19:8 Geçmeyeyim diye yoluma duvar çevirdi, yollarıma karanlık koydu.
JOB 19:9 Görkemimi üzerimden soydu, ve başımın tacını aldı.
JOB 19:10 Her yandan beni kırdı, ve yok oldum. Umudumu bir ağaç gibi söktü.
JOB 19:11 Bana karşı gazabını alevlendirdi. Beni hasımları arasında sayıyor.
JOB 19:12 Askerleri bir araya gelip bana karşı bir kuşatma rampası kuruyor, ve çadırımın etrafında ordugâh kuruyorlar.”
JOB 19:13 “Kardeşlerimi benden uzaklaştırdı. Tanıdıklarım bana tamamen yabancılaştılar.
JOB 19:14 Akrabalarım gitti. Yakın dostlarım beni unuttu.
JOB 19:15 Evimde oturanlar ve hizmetçi kızlarım beni yabancı sayıyor. Onların gözünde bir yabancı oldum.
JOB 19:16 Hizmetçimi çağırıyorum, bana yanıt vermiyor. Ağzımla yalvarıyorum.
JOB 19:17 Soluğum karıma iğrenç geliyor. Kendi annemin çocuklarına iğrenç oldum.
JOB 19:18 Küçük çocuklar bile beni hor görüyor. Ayağa kalktığımda bana karşı konuşuyorlar.
JOB 19:19 Bütün yakın dostlarım benden iğreniyor. Sevdiklerim benden yüz çevirdiler.
JOB 19:20 Kemiklerim derimle ve etime yapışıyor. Dişlerimin derisinden kaçıp kurtuldum.”
JOB 19:21 “Bana acıyın. Ey dostlarım, bana acıyın, Çünkü Tanrı'nın eli bana dokundu.
JOB 19:22 Neden Tanrı gibi siz de bana zulüm ediyorsunuz, ve etime doymuyorsunuz?”
JOB 19:23 “Keşke sözlerim şimdi yazılmış olsaydı! Keşke bir kitaba kaydolmuş olsalardı!
JOB 19:24 Demir kalem ve kurşunla sonsuza dek kayaya kazınmış olsalardı!
JOB 19:25 Ama bense biliyorum ki, Kurtarıcım diridir. Sonunda yerin üzerinde dikilecektir.
JOB 19:26 Derim yok olduktan sonra, o zaman Tanrı'yı bedenimde göreceğim,
JOB 19:27 ben, ben, O'nu yanımda göreceğim. Gözlerim görecek, ve bir yabancı gibi değil.” “Yüreğim içimde tükeniyor.
JOB 19:28 Eğer siz, 'Ona nasıl zulmedeceğiz!' derseniz, çünkü meselenin kökü bende bulunuyor,
JOB 19:29 kılıçtan korkun, çünkü gazap kılıcın cezalarını getirir, ta ki, bir yargı olduğunu bilesiniz.”
JOB 20:1 O zaman Naamalı Sofar şöyle yanıt verdi:
JOB 20:2 “Bu yüzden düşüncelerim bana yanıt veriyor, bu nedenle içimde telaş var.
JOB 20:3 Beni utandıran azarlamayı duydum. Anlayışımın ruhu bana yanıt veriyor.
JOB 20:4 İnsan yeryüzüne yerleştirildiğinden beri, eski zamandan beri bunu bilmiyor musun?
JOB 20:5 Kötülerin zaferi kısadır, tanrısızların sevinci ise bir anlıktır.
JOB 20:6 Onun boyu göklere, başı bulutlara ulaşsa bile,
JOB 20:7 kendi pisliği gibi sonsuza dek yok olacak. Onu görmüş olanlar, ‘Nerede o?’ diyecek.
JOB 20:8 Bir düş gibi uçup gidecek ve o bulunmayacak. Evet, bir gece görümü gibi kovalanacaktır.
JOB 20:9 Onu görmüş olan göz bir daha onu görmeyecek, yeri de artık onu görmeyecek.
JOB 20:10 Çocukları yoksulların lütfunu arayacak. Onun elleri kendi servetini geri verecek.
JOB 20:11 Kemikleri gençliğiyle dolu, ama gençlik onunla birlikte toprakta yatacak.”
JOB 20:12 “Kötülük ağzında tatlı olsa da, dilinin altında onu saklasa da,
JOB 20:13 onu esirgese, bırakmasa da, ama ağzının içinde hâlâ saklasa da,
JOB 20:14 yine de bağırsaklarındaki yiyecek değişir. Onun içindeki kobra zehiridir.
JOB 20:15 Zenginlikler yuttu, ve onları tekrar kusacak. Tanrı onları karnından dışarı atacak.
JOB 20:16 Kobra zehiri emecek. Engereğin dili onu öldürecek.
JOB 20:17 Irmaklara, akan bal ve tereyağına bakmayacak.
JOB 20:18 Emek verdiği şeyi geri verecek ve yutmayacak. Ele geçirdiği mallara göre sevinmeyecek.
JOB 20:19 Çünkü yoksulları ezdi ve bıraktı. Evi zorla çekip aldı ve onu bina etmeyecek.”
JOB 20:20 “Mademki içinde sakinliği bilmedi, zevk aldığı şeylerden hiçbirini kurtarmayacaktır.
JOB 20:21 Geride yutmadığı hiçbir şey kalmadı, bu yüzden bolluğu uzun sürmeyecek.
JOB 20:22 Bolluğunun yeterliliği içinde sıkıntı onu yakalayacak. Sefalet içinde olan herkesin eli onun üzerine gelecek.
JOB 20:23 Karnını doyurmak üzereyken, Tanrı gazabının kızgınlığını onun üzerine atacak. Yemek yerken üzerine onu yağdıracak.
JOB 20:24 Demir silahtan kaçacak. Tunç ok onu delecek.
JOB 20:25 Onu çekip çıkarır, o da bedeninden çıkar. Evet, parıldayan ucu ciğerinden çıkar. Dehşet onun üzerindedir.
JOB 20:26 Onun hazineleri için her tür karanlık toplanmıştır. Körüklenmemiş bir ateş onu yiyip bitirecektir. Çadırında geride kalanları tüketecektir.
JOB 20:27 Gökler onun suçunu açığa vuracaktır. Yeryüzü ona karşı ayaklanacaktır.
JOB 20:28 Evinin ürünü gidecektir. Onlar gazabının gününde hızla akıp gidecektir.
JOB 20:29 Bu, kötü adamın Tanrı'dan payıdır, Tanrı tarafından kendisine atanan mirastır.”
JOB 21:1 İyov şöyle karşılık verdi:
JOB 21:2 “Sözümü dikkatle dinleyin. Sizin teselliniz bu olsun.
JOB 21:3 Bırakın, ben de konuşayım. Ben konuştuktan sonra alay edin.
JOB 21:4 Benim yakınmam insana mı? Neden sabırsızlanmayayım?
JOB 21:5 Bana bakın da şaşın. Elinizi ağzınıza koyun.
JOB 21:6 Hatırladıkça, sıkıntıya düşerim. Dehşet bedenimi ele geçiriyor.”
JOB 21:7 “Kötüler neden yaşıyor, yaşlanıyor, evet, güçleri artıyor?
JOB 21:8 Çocukları kendileriyle birlikte onların önlerinde, yavruları gözlerinin önünde pekişiyor.
JOB 21:9 Evleri korkudan yana, güvenlik içindedir, Tanrı'nın sopası da üzerlerinde değildir.
JOB 21:10 Boğaları çiftleşir ve hiç boşa gitmez, inekleri buzağılar ve düşük yapmaz.
JOB 21:11 Yavrularını sürü gibi salarlar. Çocukları oynar.
JOB 21:12 Tef ve çenk eşliğinde ezgi söyler, kaval sesine sevinirler.
JOB 21:13 Günlerini bolluk içinde geçirirler. Bir anda Şeol'e inerler.
JOB 21:14 Tanrı'ya, 'Bizden uzak dur, çünkü yollarını bilmek istemiyoruz' derler.
JOB 21:15 'Her Şeye Gücü Yeten nedir ki, O'na hizmet edelim? O'na dua edersek ne kazancımız olur?'
JOB 21:16 İşte, onların başarısı kendi ellerinde değildir. Kötülerin öğüdü benden uzak olsun.”
JOB 21:17 “Kötülerin kandili kaç kez söndü, felaketleri başlarına geldi, Tanrı öfkesinde onlara pay olarak keder vermiştir?
JOB 21:18 Kaç kez rüzgârın önündeki anız gibi, fırtınanın savurduğu saman çöpü gibi olmuşlardır?
JOB 21:19 Siz, ‘Tanrı suçunu çocukları için saklıyor’ diyorsunuz. Bunu kendisi ödesin ki, bilsin.
JOB 21:20 Kendi gözleri yıkımını görsün. Her Şeye Gücü Yeten’in gazabından içsin.
JOB 21:21 Çünkü aylarının sayısı kesilince, kendisinden sonra evi için ne kaygısı olur?”
JOB 21:22 “Kimse Tanrı’ya bilgi öğretebilir mi? Çünkü yüksektekilere O hükmeder.
JOB 21:23 Birisi tam gücünde ölür, tümüyle rahat ve sakindir.
JOB 21:24 Kovaları sütle doludur. Kemiklerinin iliği canlıdır.
JOB 21:25 Birisi can acılığı içinde ölür, ve hiç iyilik tatmamıştır.
JOB 21:26 Toprakta aynı şekilde yatarlar. Onları kurt kaplar.”
JOB 21:27 “İşte, düşüncelerinizi, onlarla bana kötülük yapmak istediğiniz tasarıları biliyorum.
JOB 21:28 Çünkü diyorsunuz ki, ‘Beyin evi nerede? Kötülerin yaşadığı çadır nerede?’
JOB 21:29 Yoldan geçenlere sormadın mı? Onların kanıtlarını bilmiyor musun?
JOB 21:30 Kötü adam felaket gününe kadar saklıdır, gazap gününde onlara yol gösterilir.
JOB 21:31 Kim kendi yolunu onun yüzüne bildirecek? Kim ona yaptıklarını ödeyecek?
JOB 21:32 Ancak o mezara götürülecek. Mezarın başında bekçilik edecekler.
JOB 21:33 Vadinin toprakları ona tatlı gelecek. Ondan önce sayısız olanlar gibi, bütün insanlar onun ardınca sürüklenecek.
JOB 21:34 Öyleyse beni saçmalıklarla nasıl teselli edebilirsiniz, çünkü sizin yanıtlarınızdan geriye kalan yalnızca yalandır?”
JOB 22:1 Temanlı Elifaz şöyle yanıt verdi,
JOB 22:2 “İnsan Tanrı'ya yararlı olabilir mi? Elbette bilge olanın yararı kendisinedir.
JOB 22:3 Senin doğru olman Yüce Tanrı'ya zevk verir mi? Ya da kendi yollarını kusursuzlaştırman O'na yarar sağlar mı?
JOB 22:4 Seni azarlaması, seninle yargıya girmesi, O'na olan saygından ötürü mü?
JOB 22:5 Kötülüğün büyük değil mi? Ve suçlarının sonu yok.
JOB 22:6 Çünkü kardeşinden boşuna rehin aldın, çıplakları da giysilerinden soydun.
JOB 22:7 Yorguna su vermedin, açtan da ekmeği esirgedin.
JOB 22:8 Ama güçlü adama gelince, toprak onun oldu. Onurlu adam orada yaşadı.
JOB 22:9 Dulları eli boş gönderdin, yetimlerin de kolları kırıldı.
JOB 22:10 Bu yüzden tuzaklar çevrendedir. Ansızın gelen korku seni sıkıntıya sokar,
JOB 22:11 ya da karanlık, öyle ki sen göremezsin, Ve sel suları seni örter.”
JOB 22:12 “Tanrı göğün yükseklerinde değil midir? Yıldızların yüksekliğine bak, ne kadar yüksektirler!
JOB 22:13 Sen diyorsun ki: 'Tanrı ne bilir? Koyu karanlığın içinden hükmedebilir mi?
JOB 22:14 Koyu bulutlar ona bir örtüdür, öyle ki göremez. Gökyüzü kubbesi üzerinde yürür.'
JOB 22:15 Kötülerin yürümüş olduğu eski yolu mu tutacaksın?
JOB 22:16 Zamanlarından önce kapıp götürülenler, temeline ırmak dökülenler,
JOB 22:17 Tanrı'ya, ‘Bizden uzak dur!’ Ve, ‘Her Şeye Gücü Yeten bizim için ne yapabilir?’ diyenler.
JOB 22:18 Ancak evlerini iyilikle dolduran O'dur, ama kötülerin öğüdü benden uzak olsun.
JOB 22:19 Doğrular bunu görüp sevinirler. Masumlar onlarla alay ederler,
JOB 22:20 'Gerçekten bize karşı ayaklananlar kesilip atıldılar. Ateş onların kalıntılarını yakıp yok etti.' derler.
JOB 22:21 “Şimdi O'nunla tanış da esenliğe kavuş. Bununla sana iyilik gelir.
JOB 22:22 Lütfen O'nun ağzından öğretiyi al, ve O'nun sözlerini yüreğinde biriktir.
JOB 22:23 Eğer Yüce Olan'a dönerseniz, çadırlarınızdan kötülüğü uzaklaştırırsanız, bina edilirsiniz.
JOB 22:24 Hazinenizi toprağa, Ofir'in altını dere taşlarının arasına koyun.
JOB 22:25 Yüce Olan senin hazinen, ve sana değerli gümüş olur.
JOB 22:26 Çünkü o zaman Yüce Olan'da sevinç bulursun, ve yüzünü Tanrı'ya kaldırırsın.
JOB 22:27 O'na dua edersin ve seni işitir. Kendi adaklarını ödersin.
JOB 22:28 Üstelik sen bir şeye karar verirsin, o da sana yapılır. Işık senin yollarının üzerinde parlar.
JOB 22:29 Onlar aşağı attıklarında, sen, ‘kalk’ diyeceksin. O, alçakgönüllü kişiyi kurtarır.
JOB 22:30 Suçsuz olmayanı bile kurtarır. Evet, senin ellerinin temizliğiyle kurtulur.”
JOB 23:1 O zaman İyov şöyle karşılık verdi:
JOB 23:2 “Bugün bile yakınmam isyankârdır. İnlememe rağmen O'nun eli ağırdır.
JOB 23:3 Keşke O'nu nerede bulabileceğimi bilseydim! Tahtına kadar varabilseydim!
JOB 23:4 Davamı O'nun önünde sıraya koyar, ağzımı delillerle doldururdum.
JOB 23:5 Bana yanıt vereceği sözleri bilir, bana ne söyleyeceğini anlardım.
JOB 23:6 Gücünün büyüklüğünde benimle çekişir miydi? Hayır, ama O beni dinlerdi.
JOB 23:7 Orada doğru kişi O'nunla davacı olabilirdi, böylece Yargıcım'dan sonsuza dek kurtulurdum.”
JOB 23:8 “Doğuya gitsem, orada değildir. Batıya gitsem, O'nu bulamam.
JOB 23:9 Kuzeye doğru çalışır, ama O'nu göremem. Güney'e döner, ama O'nu bir an bile göremem.
JOB 23:10 Ama O benim tuttuğum yolu bilir. Beni denediğinde, altın gibi çıkacağım.
JOB 23:11 O'nun adımlarını ayağım sıkı tuttu. Ben O'nun yolunu tuttum ve sapmadım.
JOB 23:12 Dudaklarının buyruğundan geri dönmedim. Ağzının sözlerine günlük yiyeceğimden daha çok değer verdim.
JOB 23:13 Ama O tek başına duruyor ve O'na kim karşı koyabilir? Canı ne isterse onu yapar.
JOB 23:14 Çünkü benim için kararlaştırılmış olanı yapar. O'nun yanında bunların niceleri vardır.
JOB 23:15 Bu yüzden O'nun önünde dehşete düşerim. Düşündüğümde O'ndan korkarım.
JOB 23:16 Çünkü Tanrı yüreğimi ürküttü. Her Şeye Gücü Yeten beni dehşete düşürdü.
JOB 23:17 Çünkü karanlığın önünde kesilip atılmadım, ne de yüzüme karşı koyu karanlığı örtmedi.”
JOB 24:1 “Neden zamanlar Yüce Tanrı tarafından toplanmaz? Neden O’nu tanıyanlar O'nun günlerini görmezler?
JOB 24:2 Sınırları yerlerinden kaldıran insanlar var. Sürüleri zorla götürüp otlatıyorlar.
JOB 24:3 Yetimin eşeğini kaçırıyorlar, dul kadının öküzünü rehin alıyorlar.
JOB 24:4 Yoksulları yoldan saptırıyorlar. Yeryüzünün yoksulları hep saklanmaktalar.
JOB 24:5 İşte, çöldeki yaban eşekleri gibi, işlerine çıkıyorlar, gayretle yiyecek arıyorlar. Bozkır onlara çocukları için ekmek verir.
JOB 24:6 Yemlerini tarladan biçerler, kötülerin bağından kalanı devşirirler.
JOB 24:7 Gece boyunca giysisiz, çıplak yatarlar, soğukta örtüleri yok.
JOB 24:8 Dağların sağanağından ıslanırlar, barınacak yer olmadığı için kayaya sarılıyorlar.
JOB 24:9 Yetimleri memeden çekip ayıran, yoksullardan da rehin alanlar var.
JOB 24:10 Çıplak, giysisiz dolaşıyorlar. Açken demetleri taşıyorlar.
JOB 24:11 Bu adamların duvarları arasında zeytin yağı yapıyorlar. Şarap için üzüm çiğniyorlar ve susuzluk çekiyorlar.
JOB 24:12 Kalabalık kentten insanlar inliyor. Yaralıların canı feryat ediyor, ancak Tanrı deliliğe aldırmıyor.”
JOB 24:13 “Bunlar ışığa isyan edenlerdendir. Onun yollarını bilmezler, patikalarında da kalmazlar.
JOB 24:14 Katil ışıkla birlikte kalkar. Yoksulu ve muhtacı öldürür. Geceleyin hırsız gibidir.
JOB 24:15 Zina edenin gözü de alacakaranlığı bekler, ‘Hiçbir göz beni görmez’ der. Yüzünü gizler.
JOB 24:16 Karanlıkta evleri delerler. Gündüzleri kendilerini kapatırlar. Işığı bilmezler.
JOB 24:17 Çünkü sabah onların hepsi için koyu karanlık gibidir, çünkü koyu karanlığın dehşetlerini bilirler.”
JOB 24:18 “Onlar suların yüzeyindeki köpüktürler. Yeryüzünde onların payı lanetlidir. Bağlar yoluna yönelmezler.
JOB 24:19 Kuraklık ve sıcaklık kar sularını tüketir, Şeol'de günah işleyenleri.
JOB 24:20 Rahim onu unutacaktır. Kurt ondan tatlı tatlı beslenecektir. Artık hatırlanmayacak. Haksızlık bir ağaç gibi kırılacaktır.
JOB 24:21 Doğurmayan kısırları yutar. Dul kadına şefkat göstermez.
JOB 24:22 Ancak Tanrı güçlüleri kudretiyle korur. Yaşam güvencesi olmayanları ayağa kaldırır.
JOB 24:23 Tanrı onlara güvenlik verir ve orada dinlenirler. O'nun gözleri onların yolları üzerindedir.
JOB 24:24 Yükselirler; ancak kısa bir süre sonra yok olurlar. Evet, alçalırlar, tüm diğerleri gibi alınıp götürülürler, ve başak başı gibi kesilirler.
JOB 24:25 Eğer şimdi böyle değilse, kim beni yalancı çıkarır, ve sözlerimi değersiz kılar?”
JOB 25:1 O zaman Şuahlı Bildad şöyle yanıt verdi:
JOB 25:2 “Hakimiyet ve korku O'nun yanındadır. Kendi yüce yerlerinde esenlik sağlayan O'dur.
JOB 25:3 O'nun orduları sayılabilir mi? O'nun ışığı kimin üzerine doğmaz?
JOB 25:4 Öyleyse insan Tanrı önünde nasıl doğru olabilir? Ya da kadından doğan nasıl temiz olabilir?
JOB 25:5 İşte, ayın bile parlaklığı yoktur, ve yıldızlar onun gözünde temiz değil;
JOB 25:6 nerede kaldı bir kurtçuk olan insan, insanoğlu bir kurtçağızdır!”
JOB 26:1 O zaman İyov şöyle yanıt verdi:
JOB 26:2 “Gücü olmayana nasıl yardım ettin! Kuvveti olmayan kolu nasıl kurtardın!
JOB 26:3 Bilgeliği olmayana nasıl öğüt verdin, sağlam bilgiyi bol bol duyurdun!
JOB 26:4 Kime sözler söyledin? Senden çıkan ruh kimin?”
JOB 26:5 “Ayrılmış olan ruhlar titriyor, suların altındakiler ve onlarda yaşayanların hepsi.
JOB 26:6 Tanrı önünde Şeol çıplaktır, Avadon da örtüsüzdür.
JOB 26:7 Boşluğun üzerine kuzeyi yayar, hiçliğin üzerine de dünyayı asar.
JOB 26:8 Suları kalın bulutlarıyla sarar, ve bulut onların altında patlamaz.
JOB 26:9 Tahtının yüzünü kapatır, ve üzerine bulutunu yayar.
JOB 26:10 Suların yüzeyinde bir sınır çizdi, ışık ve karanlığın sınırlarına kadar.
JOB 26:11 Göklerin direkleri titrer, ve O azarlayınca şaşarlar.
JOB 26:12 Kudretiyle denizi çalkalar, ve anlayışıyla Rahav'ı vurur.
JOB 26:13 O'nun Ruhu'yla gökler süslenir. O'nun eli hızlı yılanı deldi.
JOB 26:14 İşte, bunlar yalnızca O'nun yollarının kenarlarıdır. O'nun hakkında duyduğumuz fısıltı ne kadar da küçük! Ama O'nun kudretinin gürlemesini kim anlayabilir?”
JOB 27:1 İyov yine kendi benzetmesine dönüp şöyle dedi:
JOB 27:2 “Hakkımı elimden alan Tanrı'nın varlık hakkı için, ve canıma acılık katan Her Şeye Gücü Yeten'in hakkı için,
JOB 27:3 (Çünkü ömrümün uzunluğu hâlâ içimde, Tanrı'nın Ruhu burnumdadır);
JOB 27:4 Gerçekten dudaklarım haksızlık söylemeyecek, dilimden de yalan çıkmayacak.
JOB 27:5 Sizi doğru saymak benden uzak olsun. Ölene dek doğruluğumu kendimden ayırmayacağım.
JOB 27:6 Doğruluğuma sımsıkı tutunuyorum, onu bırakmayacağım. Yaşadığım sürece yüreğim beni kınamayacak.”
JOB 27:7 “Düşmanım kötüler gibi olsun. Bana karşı ayaklanan, haksızlar gibi olsun.
JOB 27:8 Çünkü tanrısızın umudu nedir, kesilip atıldığında, Tanrı yaşamını aldığında?
JOB 27:9 Başına sıkıntı geldiğinde, Tanrı onun feryadını duyar mı?
JOB 27:10 Her Şeye Gücü Yeten'de zevk bulur mu, ve her zaman Tanrı'yı çağırır mı?
JOB 27:11 Tanrı'nın eli hakkında size öğreteceğim. Her Şeye Gücü Yeten'in yanında olanı gizlemeyeceğim.
JOB 27:12 İşte, siz hepiniz kendiniz gördünüz; öyleyse neden tamamen boş adamlar oldunuz?”
JOB 27:13 “Bu, kötü adamın Tanrı'daki payıdır, zalimlerin mirasıdır, ki bunu Her Şeye Gücü Yeten'den alırlar.
JOB 27:14 Çocukları çoğalırsa, kılıç içindir. Soyundan gelenler ekmekle doymayacaklar.
JOB 27:15 Ondan geriye kalanlar ölüme gömülecek. Dul kadınları ağıt yakmayacak.
JOB 27:16 Gümüşünü toprak gibi yığsa, giysiyi çamur gibi hazırlasa bile;
JOB 27:17 Kendisi hazırlayabilir, ama doğru kişi onu giyer, gümüşü suçsuz olan paylaşır.
JOB 27:18 Evini güve gibi, korucunun kurduğu çardak gibi yapar.
JOB 27:19 Zengin olarak yatar, ama bir daha öyle yapmaz. Gözlerini açar ve yok olmuştur.
JOB 27:20 Dehşetler onu sular gibi yakalar. Bir fırtına onu geceleyin çalıp götürür.
JOB 27:21 Doğu rüzgârı onu alıp götürür ve o gider. Onu yerinden süpürür.
JOB 27:22 Çünkü onu savurur, ama esirgemez, Elinden kaçmaya çalışırken.
JOB 27:23 İnsanlar ona el çırparlar, ve kendi yerinden ona ıslık çalarlar.”
JOB 28:1 “Elbette gümüş için bir maden, ve arıttıkları altın için bir yer vardır.
JOB 28:2 Demir topraktan çıkarılır, ve bakır cevherden eritilir.
JOB 28:3 İnsan karanlığı sona erdirir, ve en uzak sınıra kadar, Bilinmezliğin ve koyu karanlığın taşlarını araştırır.
JOB 28:4 İnsanların yaşadığı yerden uzakta bir kuyu açar. İnsan ayağının unuttuğu yerlerde, insanlardan uzakta asılırlar, ileri geri sallanırlar.
JOB 28:5 Toprağa gelince, ondan ekmek çıkar. Altı ateşle sıvanmış gibidir.
JOB 28:6 Kayalarından safir çıkar. Altın tozu ondadır.
JOB 28:7 O yolu hiçbir yırtıcı kuş bilmez, ve şahinin gözü onu görmemiştir.
JOB 28:8 Gururlu hayvanlar oraya ayak basmamıştır, ve azgın aslan oradan geçmemiştir.
JOB 28:9 Elini çakmak taşına koyar, ve dağları kökünden devirir.
JOB 28:10 Kayalar arasında kanallar yarar. O'nun gözü her değerli şeyi görür.
JOB 28:11 Sızmasınlar diye akarsuları bağlar. Gizli olanı aydınlığa çıkarır.”
JOB 28:12 “Ama bilgelik nerede bulunur? Anlayışın yeri nerededir?
JOB 28:13 İnsan onun değerini bilmez, ve yaşayanlar diyarında bulunmaz.
JOB 28:14 Derinlik, 'Benim içimde değil' der. Deniz, 'Benim yanımda değil' der.
JOB 28:15 Altınla elde edilemez, ve gümüş ona bedel olarak tartılamaz.
JOB 28:16 Ofir altınıyla, değerli akikle, safirle değer biçilemez.
JOB 28:17 Altın ve cam ona denk olamaz, saf altından mücevherlerle değiştirilemez.
JOB 28:18 Mercan ya da kristalin adı anılmaz. Evet, bilgeliğin bedeli yakutlardan üstündür.
JOB 28:19 Etiyopya topazı ona denk olmaz. Saf altınla ona değer biçilemez.
JOB 28:20 Öyleyse bilgelik nereden gelir? Anlayışın yeri nerededir?
JOB 28:21 Çünkü o, bütün canlıların gözünden saklanmıştır, ve gökyüzünün kuşlarından gizli tutulmuştur.
JOB 28:22 Yıkım ve Ölüm, 'Kulaklarımızla onun söylentisini duyduk' derler.”
JOB 28:23 “Onun yolunu anlayan, ve yerini bilen Tanrı'dır.
JOB 28:24 Çünkü yeryüzünün uçlarına kadar bakar, ve bütün gökyüzünün altında olanı görür.
JOB 28:25 Rüzgârın kuvvetini belirler. Evet, suları ölçüyle ölçer.
JOB 28:26 Yağmur için yasa, ve gök gürültüsünün şimşeği için yol yaptığında,
JOB 28:27 O zaman onu gördü ve bildirdi. Evet, onu pekiştirdi ve ortaya çıkardı.
JOB 28:28 İnsana şöyle dedi, 'İşte, Efendi korkusu, bilgelik budur. Kötülükten uzaklaşmak anlayıştır.'”
JOB 29:1 İyov yine kendi benzetmesine dönüp şöyle dedi:
JOB 29:2 “Keşke, eski aylarda, Tanrı'nın beni gözettiği günlerdeki gibi olsaydım;
JOB 29:3 kandili başıma vurduğu, ışığıyla karanlıkta yürüdüğüm zamanda,
JOB 29:4 en güzel günlerimdeki gibi, Tanrı'nın dostluğu çadırımın üzerinde olduğu zamanda olsaydım,
JOB 29:5 Her Şeye Gücü Yeten hâlâ benimleydi, çocuklarım da çevremdeydi,
JOB 29:6 adımlarım tereyağıyla yıkanır, kaya bana yağ ırmakları dökerdi.
JOB 29:7 Ben kent kapısına çıkınca, sokakta kürsümü hazırladım.
JOB 29:8 Gençler beni görüp saklanırdı. Yaşlılar ayağa kalkıp dikilirdi.
JOB 29:9 Beyler konuşmaktan çekinirler, ellerini ağızlarına koyarlardı.
JOB 29:10 Soyluların sesi kesilirdi, dili damaklarına yapışırdı.
JOB 29:11 Çünkü kulak beni işitince, beni kutsardı; göz beni görünce, beni överdi;
JOB 29:12 çünkü feryat eden yoksulu, ve kendisine yardım edecek kimsesi olmayan babasızı da kurtarırdım.
JOB 29:13 Ölüm tehlikesinde olanın kutsaması üzerime gelirdi, ve dul kadının yüreğini sevinçle ezgi söylettirirdim.
JOB 29:14 Doğruluğu giydim, ve o beni kuşandırdı. Adaletim bir kaftan ve bir taç gibiydi.
JOB 29:15 Köre göz, topala ayak oldum.
JOB 29:16 Yoksullara baba oldum. Tanımadığım adamın davasını araştırırdım.
JOB 29:17 Haksızın çenesini kırardım, ve avı onun dişlerinin arasından koparırdım.
JOB 29:18 O zaman şöyle derdim, 'Kendi evimde öleceğim, günlerimi kum gibi sayacağım.
JOB 29:19 Köküm sulara kadar yayılmış. Çiy bütün gece dalımda kalır.
JOB 29:20 İçimde yüceliğim tazedir. Yayım elimde yenilenmiştir.”
JOB 29:21 “İnsanlar beni dinler, beklerlerdi, ve öğüdüm için susarlardı.
JOB 29:22 Benim sözlerimden sonra bir daha konuşmazlardı. Sözüm üzerlerine dökülürdü.
JOB 29:23 Yağmuru bekler gibi beni beklerlerdi. Ağızları bahar yağmuru gibi içerdi.
JOB 29:24 Güvenleri olmadığında ben onlara gülümserdim. Yüzümün ışığını reddetmezlerdi.
JOB 29:25 Onların yolunu ben seçerdim ve baş olarak otururdum. Orduda bir kral gibi, yas tutanları teselli eden biri gibi yaşadım.”
JOB 30:1 “Ama şimdi benden genç olanlar benimle alay ediyorlar, onların babalarını sürümün köpekleriyle birlikte koymaya layık görmezdim.
JOB 30:2 Ellerinin gücü ne işime yarardı, olgunluk çağını yitirmiş adamlardı?
JOB 30:3 Yoksulluk ve kıtlıktan bitkinler. Çoraklığın ve ıssızlığın karanlığında, kuru toprak kemiriyorlar.
JOB 30:4 Çalılıklardan tuzlu ot koparıyorlar. Onların yiyeceği süpürge ağacının kökleridir.
JOB 30:5 İnsanların arasından kovulurlar. Hırsız ardından bağırır gibi onlara bağırırlar,
JOB 30:6 böylece korkunç vadilerde, yerin ve kayaların oyuklarında yaşarlar.
JOB 30:7 Çalılıklar arasında anırırlar. Isırgan otlarının altında toplanırlar.
JOB 30:8 Evet, ahmakların, kötü adamların çocuklarıdırlar. Ülkeden kırbaçla kovulmuşlardır.”
JOB 30:9 “Şimdi onlara ezgi oldum. Evet, onlar için bir özdeyişim.
JOB 30:10 Benden tiksiniyorlar, benden uzak duruyorlar, yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.
JOB 30:11 Çünkü ipini çözdü ve beni ezdi; ve onlar benim önümde dizginleri sıyırdılar.
JOB 30:12 Sağ tarafımda ayaktakımı yükseliyor. Ayaklarımı bir kenara itiyorlar. Yıkım yollarını bana karşı kuruyorlar.
JOB 30:13 Yolumu bozuyorlar. Kimsenin yardımı olmadan yıkımımı teşvik ediyorlar.
JOB 30:14 Geniş bir gedikten geliyorlarmış gibi, yıkımın ortasında yuvarlanıyorlar.
JOB 30:15 Dehşet üzerime döndü. Rüzgâr gibi onurumu kovalıyorlar. Mutluluğum bir bulut gibi geçip gitti.”
JOB 30:16 “Şimdi canım içimde dökülüyor. Sıkıntı günleri beni yakaladı.
JOB 30:17 Gece vakti kemiklerim içimde deliniyor, ve beni kemiren ağrılar hiç rahat vermiyor.
JOB 30:18 Büyük güç tarafından giysimin biçimi bozuldu. Beni gömleğimin yakası gibi sarıyor.
JOB 30:19 Beni çamura attı. Toz gibi ve kül gibi oldum.
JOB 30:20 Seni çağırıyorum, ve bana yanıt vermiyorsun. Ayağa kalkıyorum ve gözünü bana dikiyorsun.
JOB 30:21 Bana karşı zalim oldun. Elinin gücüyle beni eziyorsun.
JOB 30:22 Beni rüzgâra kaldırıyorsun, onunla sürüyorsun. Fırtınada eritiyorsun.
JOB 30:23 Çünkü biliyorum ki beni ölüme, yaşayan herkes için belirlenmiş eve götüreceksin.”
JOB 30:24 “Ancak biri düşerken elini uzatmaz mı? Ya da felaketinde ondan ötürü yardım için çağırmaz mı?
JOB 30:25 Ben sıkıntıda olan için ağlamaz mıydım? Muhtaç için canım kederlenmez miydi?
JOB 30:26 Ben iyilik ararken, kötülük geldi. Ben ışık beklerken, karanlık geldi.
JOB 30:27 Yüreğim sıkkın ve rahatı yok. Izdırap günleri üzerime geldi.
JOB 30:28 Güneş olmadan yaslı dolaşıyorum. Toplulukta ayağa kalkıp yardım çağırıyorum.
JOB 30:29 Çakallara kardeş, deve kuşlarına yoldaş oldum.
JOB 30:30 Derim kararıyor ve üzerimden soyuluyor. Kemiklerim ateşten yanıyor.
JOB 30:31 Bu yüzden arpım yasa, kavalım da ağlayanların sesine döndü.”
JOB 31:1 “Gözlerimle bir antlaşma yaptım; o zaman genç bir kadına şehvetle nasıl bakarım?
JOB 31:2 Çünkü yukarıdan, Tanrı'dan payı, yücelerden Her Şeye Gücü Yeten'den mirası nedir?
JOB 31:3 Bu, haksız için felaket, kötülük işleyenler için bela değil midir?
JOB 31:4 O, yollarımı görmüyor mu, ve bütün adımlarımı saymıyor mu?”
JOB 31:5 “Eğer yalanla yürüdüysem, ve ayağım hileye koştuysa,
JOB 31:6 (Doğru terazide tartılayım da, Tanrı dürüstlüğümü bilsin);
JOB 31:7 Eğer adımım yoldan saptıysa, eğer yüreğim gözlerimin ardından yürüdüyse, eğer ellerime kir yapıştıysa,
JOB 31:8 o zaman ekeyim, başkası yesin. Evet, tarlamın ürünü kökünden sökülsün.”
JOB 31:9 “Eğer gönlüm bir kadına kapılmışsa, ve komşumun kapısında pusuya yatmışsam,
JOB 31:10 o zaman karım başkası için öğütsün, ve başkaları onunla yatsın.
JOB 31:11 Çünkü bu çirkin bir suç olurdu. Evet, hâkimler tarafından cezalandırılacak bir kötülük olurdu,
JOB 31:12 çünkü bu yıkıma kadar yakıp yok eden, ve bütün ürünümü kökünden sökecek bir ateştir.”
JOB 31:13 “Eğer benimle çekiştikleri zaman, erkek ya da kadın kölemin davasını hor gördüysem,
JOB 31:14 o zaman Tanrı kalktığında ne yaparım? Ziyaret ettiğinde, O'na ne yanıt veririm?
JOB 31:15 Beni rahimde yaratan onu da yaratmadı mı? Rahimde bizi biçimlendiren bir değil mi?”
JOB 31:16 “Eğer yoksulu dileklerinden alıkoyduysam, ya da dul kadının gözlerini söndürdüysem,
JOB 31:17 ya da lokmamı tek başıma yediysem, babasız da ondan yemediyse,
JOB 31:18 (Hayır, gençliğimden beri benimle birlikte büyüdü, baba yanındaymış gibi, annemin rahminden beri dul kadına yol gösterdim),
JOB 31:19 eğer giysisi olmadığı için mahvolanı, ya da örtüsü olmayan yoksulu gördüysem,
JOB 31:20 onun yüreği beni kutsamadıysa, koyunlarımın yünüyle ısınmadıysa,
JOB 31:21 Kapıda yardımcım olduğunu gördüğüm için, babasıza karşı elimi kaldırdıysam,
JOB 31:22 o zaman omuzum kürek kemiğinden düşsün, kolum kemiğinden kırılsın.
JOB 31:23 Çünkü Tanrı'nın felaketi bana dehşet verir, O'nun görkemi yüzünden bir şey yapamam.”
JOB 31:24 “Eğer altını ümidim yaptıysam, ve saf altına, ‘Sen benim güvencemsin’ dediysem;
JOB 31:25 eğer servetim çok olduğu, ve elim çok kazandığı için sevindiysem;
JOB 31:26 eğer ışıldarken güneşe, ya da ihtişamla hareket ederken aya bakıp da,
JOB 31:27 ve yüreğim gizlice kandırıldıysa, ve elim ağzımdan bir öpücük attıysa;
JOB 31:28 bu da hâkimler tarafından cezalandırılacak bir suç olurdu, çünkü yukarıda olan Tanrı'yı inkâr etmiş olurdum.”
JOB 31:29 “Eğer benden nefret edenin yıkımına sevindiysem, ya da kötülük onu bulduğunda kendimi yükselttiysem,
JOB 31:30 (Kesinlikle, lanetle kimsenin canını dileyerek, ağzımın günah işlemesine izin vermedim);
JOB 31:31 eğer çadırımın adamları, 'Onun yedirdiği ete doymamış kim vardır?' demedilerse,
JOB 31:32 (Yabancı sokakta konaklamazdı, oysa kapımı yolcuya açardım);
JOB 31:33 Adem gibi suçlarımı örttüysem, kötülüğümü yüreğimde sakladıysam,
JOB 31:34 çünkü büyük kalabalıktan korktuğum için, boyların hor görmesi beni dehşete düşürdü diye, sustum ve kapıdan çıkmadıysam.
JOB 31:35 Keşke beni dinleyecek biri olsaydı! İşte imzam! Her Şeye Gücü Yeten bana yanıt versin! Suçlayıcı iddianamemi yazsın!
JOB 31:36 Elbette onu omzumda taşırdım, ve taç gibi kendime bağlardım.
JOB 31:37 Adımlarımın sayısını ona bildirirdim. Kendisine bir hükümdar gibi yaklaşırdım.
JOB 31:38 Eğer toprağım bana karşı feryat ediyorsa, saban izleri hep birlikte ağlıyorsa;
JOB 31:39 eğer ürününü parasız yediysem, ya da sahiplerinin hayatını kaybettirdiysem,
JOB 31:40 buğday yerine diken, arpa yerine kötü ot bitsin.” İyov'un sözleri bitti.
JOB 32:1 Böylece bu üç adam İyov'a yanıt vermekten vazgeçtiler, çünkü o kendi gözünde doğruydu.
JOB 32:2 O zaman Ram ailesinden Buzlu Barakel oğlu Elihu'nun öfkesi İyov'a karşı alevlendi. Öfkesi, Tanrı'dan çok kendini haklı çıkarmış olduğu için alevlendi.
JOB 32:3 Öfkesi, yanıt bulamadıkları ve yine de İyov'u mahkûm ettikleri için üç arkadaşına karşı da alevlendi.
JOB 32:4 Elihu, İyov'la konuşmak için beklemişti, çünkü onlar kendisinden yaşça büyüktüler.
JOB 32:5 Elihu, bu üç adamın ağzından yanıt gelmediğini görünce, öfkesi alevlendi.
JOB 32:6 Buzlu Barakel oğlu Elihu, “Ben gencim, siz ise çok yaşlısınız” diye karşılık verdi, “Bu yüzden kendimi tuttum ve size fikrimi açıklamaya cesaret edemedim.
JOB 32:7 Ben dedim ki, 'Günler konuşmalı, yılların çokluğu bilgelik öğretmeli.'
JOB 32:8 Ama insanda ruh vardır, ve Yüce Olan'ın Ruhu onlara anlayış verir.
JOB 32:9 Bilge olanlar büyükler değil, doğruyu anlayanlar da yaşlılar değil.
JOB 32:10 Bu yüzden dedim ki, 'Beni dinleyin, ben de fikrimi göstereyim.'
JOB 32:11 “İşte, sözlerinizi bekledim, siz söz araştırırken, düşüncelerinizi dinledim,
JOB 32:12 evet, size tüm dikkatimi verdim, ama aranızda İyov'u ikna eden ya da sözlerine yanıt veren kimse olmadı.
JOB 32:13 Sakın, 'Biz bilgeliği bulduk. Tanrı onu çürütebilir, insan değil' demeyin;
JOB 32:14 çünkü o bana karşı sözlerini yöneltmedi, ben de ona sizin sözlerinizle yanıt vermeyeceğim.”
JOB 32:15 “Şaşırdılar, artık yanıt vermiyorlar. Söyleyecek sözleri yok.
JOB 32:16 Konuşmadıkları, durdukları, ve artık onlar yanıt vermedikleri için bekleyeyim mi?
JOB 32:17 Ben de kendi payıma düşen yanıtı vereyim, ben de fikrimi göstereyim.
JOB 32:18 Çünkü sözlerle doluyum. İçimdeki ruh beni sıkıştırıyor.
JOB 32:19 İşte göğsüm, açılmamış şarap gibidir; patlamaya hazır yeni tulumlar gibidir.
JOB 32:20 Söyleyeyim de ferahlayayım. Dudaklarımı açayım da yanıt vereyim.
JOB 32:21 Kimsenin şahsına itibar etmeyeyim, kimseye de methedici ünvanlar vermeyeyim.
JOB 32:22 Çünkü methedici ünvanlar vermeyi bilmem, yoksa Yaratıcım beni hemen alıp götürürdü.”
JOB 33:1 “Ancak ey İyov, lütfen sözümü dinle, ve bütün sözlerime kulak ver.
JOB 33:2 İşte, ağzımı açtım. Dilim ağzımda konuşuyor.
JOB 33:3 Sözlerim yüreğimin doğruluğunu dile getirecek. Dudaklarımın bildiklerini içtenlikle söyleyecek.
JOB 33:4 Tanrı'nın Ruhu beni yarattı, ve Her Şeye Gücü Yeten'in soluğu bana hayat veriyor.
JOB 33:5 Eğer elinden geliyorsa, bana yanıt ver. Sözlerini önümde sıraya koy, karşımda dur.
JOB 33:6 İşte, ben de Tanrı'ya senin gibiyim. Ben de balçıktan şekillendirildim.
JOB 33:7 İşte, dehşetim seni korkutmaz, baskım sana ağır gelmez.”
JOB 33:8 “Gerçekten de ben dinlerken sen dedin, senin sözlerini duydum,
JOB 33:9 'İtaatsizlik yok, ben temizim. Suçsuzum, içimde kötülük yoktur.
JOB 33:10 İşte, bana karşı bahane buluyor. Beni düşmanı sayıyor.
JOB 33:11 Ayaklarımı tomruğa vuruyor. Bütün yollarımı mimliyor.'”
JOB 33:12 “İşte, sana yanıt vereyim. Bunda haklı değilsin, çünkü Tanrı insandan büyüktür.
JOB 33:13 Meselelerinin hiçbiri için yanıt vermiyor diye, neden O'nunla çekişiyorsun?
JOB 33:14 Çünkü Tanrı bir kez, hatta iki kez konuşur, ama insan dikkat etmez.
JOB 33:15 Düşte, gece görümünde, insanların üzerine derin uyku çöktüğünde, Yatak üzerinde uyuklarken,
JOB 33:16 o zaman insanların kulaklarını açar, ve onlara öğretilen şeyleri mühürler,
JOB 33:17 insanı amacından uzaklaştırmak, ve gururu insandan gizlemek için.
JOB 33:18 Canını çukurdan, ve hayatını kılıçtan esirger.”
JOB 33:19 “Yatağı üzerinde acıyla, kemikleri içinde sürekli çekişmeyle de terbiye edilir,
JOB 33:20 öyle ki, hayatı ekmekten, canı da lezzetli yiyecekten tiksinir.
JOB 33:21 Eti öylesine tükenmiştir ki, görülmez olur. Gözükmeyen kemikleri dışarı çıkar.
JOB 33:22 Evet, canı çukura, yaşamı da yok edicilere yaklaşır.”
JOB 33:23 “İnsana kendisi için neyin doğru olduğunu göstersin diye, eğer yanında bir melek, bin kişiden biri olan bir yorumcu varsa,
JOB 33:24 o zaman Tanrı ona lütufta bulunur ve şöyle der: ‘Onu çukura inmekten kurtar, ben fidye buldum.’
JOB 33:25 Eti bir çocuğunkinden daha körpe olur. Gençliğinin günlerine döner.
JOB 33:26 Tanrı’ya dua eder ve O da ondan hoşnut olur, öyle ki, yüzünü sevinçle görür. O, insana doğruluğunu geri verir.
JOB 33:27 İnsanların önünde ezgi söyleyerek der: 'Günah işledim ve doğru olanı çarpıttım, ama bana yararı olmadı.
JOB 33:28 Canımı çukura girmekten O kurtardı. Yaşamım ışığı görecek.'”
JOB 33:29 “İşte, Tanrı bütün bunları bir adama iki kez, hatta üç kez yapar,
JOB 33:30 canını çukurdan çıkarmak için, yaşayanların ışığıyla aydınlansın diye.
JOB 33:31 İyi düşün ey İyov, beni dinle. Sen sus da, ben konuşayım.
JOB 33:32 Söyleyecek bir şeyin varsa, bana yanıt ver. Konuş, çünkü seni haklı çıkarmak isterim.
JOB 33:33 Yoksa, beni dinle. Sus da sana bilgelik öğreteyim.”
JOB 34:1 Elihu yanıtına şöyle devam edip dedi:
JOB 34:2 “Ey bilgeler, sözlerimi dinleyin. Bilgi sahibi olanlar, bana kulak verin.
JOB 34:3 Çünkü damağın yemeği tattığı gibi, kulak da sözleri sınar.
JOB 34:4 Kendimiz için doğru olanı seçelim. Kendi aramızda neyin iyi olduğunu bilelim.
JOB 34:5 Çünkü İyov, ‘Ben doğruyum, Tanrı hakkımı elimden aldı’ diyor.
JOB 34:6 'Hakkım varken yalancı sayıldım. İtaatsizliğim yokken yaram devasız.’
JOB 34:7 Alayı gibi su içen, kötülük işleyenlerle birlikte giden,
JOB 34:8 kötülerle birlikte yürüyen, İyov gibisi var mı?
JOB 34:9 Çünkü O, 'İnsanın Tanrı ile hoşnut olmasının hiçbir yararı yoktur' demiştir.”
JOB 34:10 “Bu nedenle, ey anlayışlı adamlar, beni dinleyin: Kendisinden uzak olsun ki, Tanrı kötülük yapsın, ve Her Şeye Gücü Yeten haksızlık yapsın.
JOB 34:11 Çünkü O, insanın işini kendine öder, ve herkese kendi yollarına göre buldurur.
JOB 34:12 Elbette Tanrı kötülük yapmaz, Her Şeye Gücü Yeten de adaleti çarpıtmaz.
JOB 34:13 O'nu yeryüzünün başına kim koydu? Ya da O'nu bütün dünyanın üzerine kim atadı?
JOB 34:14 Eğer yüreğini kendi üzerine çevirirse, eğer ruhunu ve nefesini kendine toplarsa,
JOB 34:15 Bütün bedenler birlikte yok olur, ve insan yine toprağa döner.”
JOB 34:16 “Eğer şimdi sende anlayış varsa, bunu dinle. Sözlerime kulak ver.
JOB 34:17 Adaletten nefret eden biri hiç hükmedebilir mi?
JOB 34:18 Bir krala, 'Yaramaz!' ya da beylere, 'Kötüsünüz!' diyen Adil ve büyük Olanı mahkûm edecek misin?
JOB 34:19 Beylerin şahsına itibar etmez, zenginleri fakirlerden daha çok saymaz, çünkü hepsi O'nun ellerinin eseridir.
JOB 34:20 Bir anda, gece yarısı ölürler. Halk sarsılır ve geçip gider. Güçlüler el değmeden alınıp götürülür.”
JOB 34:21 “Çünkü gözleri adamın yolları üzerindedir. Onun bütün gidişlerini görür.
JOB 34:22 Kötülük işleyenlerin saklanabileceği karanlık ya da koyu karanlık yoktur.
JOB 34:23 Çünkü Tanrı önüne mahkemeye gelsin diye, O'nun bir adamı daha fazla araştırmasına gerek yoktur.
JOB 34:24 Güçlüleri araştırmadan parçalar, ve onların yerine başkalarını diker.
JOB 34:25 Bu yüzden onların işlerini bilir. Geceleyin onları devirir, böylece mahvolurlar.
JOB 34:26 Kötü oldukları için onları vurur, başkalarının gözü önünde;
JOB 34:27 çünkü O'nu izlemekten saptılar, yollarından hiçbirine dikkat etmediler,
JOB 34:28 yoksulların feryadını O'na ulaştırdılar. O, ezilenlerin feryadını duydu.
JOB 34:29 O sakinlik verdiğinde, kim suçlayabilir? Yüzünü gizlediğinde, O'nu kim görebilir? O, bir ulusa ya da bir adama karşı da aynıdır,
JOB 34:30 tanrısız adam hüküm sürmesin diye, Halkı tuzağa düşürecek kimse olmasın diye.”
JOB 34:31 “Çünkü Tanrı'ya, 'Suçluyum, ama bir daha suç işlemeyeceğim' diyen oldu mu?
JOB 34:32 'Görmediğimi sen bana öğret. Eğer kötülük yaptıysam, bir daha yapmam' diyen oldu mu?
JOB 34:33 Ödülü senin istediğin gibi mi olacak ki, reddediyorsun? Çünkü sen seçmelisin, ben değil. Bu yüzden bildiğini söyle.
JOB 34:34 Anlayışlı adamlar bana, beni dinleyen her bilge adam şöyle diyecek:
JOB 34:35 'İyov bilgisizce konuşuyor. Onun sözleri bilgelikten yoksun.'
JOB 34:36 Çünkü kötü adamlar gibi yanıt verdiğinden, keşke İyov'un denenmesi sona dek sürse.
JOB 34:37 Çünkü günahına isyanı katıyor. Aramızda ellerini çırpıyor, ve Tanrı'ya karşı sözlerini çoğaltıyor.”
JOB 35:1 Elihu yanıtına şöyle devam edip dedi:
JOB 35:2 “Bunun senin hakkın olduğunu mu sanıyorsun, yoksa, ‘Benim doğruluğum Tanrı’nın doğruluğundan daha çoktur’ mu diyorsun?
JOB 35:3 ‘Sana ne yararı olacak? Günah işlemiş olsaydım, bundan daha fazla ne kazanırdım?’ diye soruyor musun?
JOB 35:4 Sana ve seninle birlikte olan arkadaşlarına yanıt vereceğim.
JOB 35:5 Göklere bak da gör. Senden daha yüksek olan gökleri gör.
JOB 35:6 Eğer günah işlediysen, O'na ne etkin olur? Suçların çoğalırsa, O'na yaptığın nedir?
JOB 35:7 Eğer doğruysan, O'na verdiğin nedir? Ya da senin elinden O'nun aldığı nedir?
JOB 35:8 Kötülüğün senin gibi bir adama zarar verebilir, ve doğruluğun bir insanoğluna yarar sağlayabilir.”
JOB 35:9 “Zorbalığın çokluğundan dolayı feryat ediyorlar. Güçlülerin kolundan dolayı yardım için çağırıyorlar.
JOB 35:10 Ama hiç kimse, 'Geceleyin ezgiler veren,
JOB 35:11 yeryüzünün hayvanlarından daha çok bize öğreten, ve göklerin kuşlarından bizi daha bilge kılan Tanrım, Yaradan'ım nerede?' demiyor.
JOB 35:12 Orada feryat ediyorlar, ama kötü insanların gururu yüzünden kimse yanıt vermiyor.
JOB 35:13 Gerçekten Tanrı boş feryadı duymaz, Her Şeye Gücü Yeten de onu dikkate almaz.
JOB 35:14 O'nu görmediğini söylediğinde bile, davan O'nun önündedir, ve sen O'nu bekle!
JOB 35:15 Ama şimdi, öfkesiyle ziyaret etmediği, kibri de çok önemsemediği için,
JOB 35:16 bu yüzden İyov boş konuşmayla ağzını açıyor, ve bilgisizce sözleri çoğaltıyor.”
JOB 36:1 Elihu yine devam edip dedi,
JOB 36:2 “Biraz sabret de, sana göstereyim; çünkü Tanrı adına daha söyleyeceklerim var.
JOB 36:3 Uzaktan bilgi edineceğim, ve Yaratıcıma hak vereceğim.
JOB 36:4 Çünkü sözlerim gerçekten yalan değil. Bilgide tam olan biri senin karşındadır.”
JOB 36:5 “İşte, Tanrı güçlüdür ve kimseyi hor görmez. Anlayış gücünde kudretlidir.
JOB 36:6 Kötü kişinin canını korumaz, ama ezilenlere adalet sağlar.
JOB 36:7 Gözlerini doğrudan ayırmaz, ama taht üzerinde krallarla birlikte, onları daima oturtur ve yükseltir.
JOB 36:8 Eğer zincirlere vurulurlarsa, ve sıkıntı bağlarına tutulurlarsa,
JOB 36:9 o zaman onlara işlerini ve suçlarını, gururla davranmış olduklarını gösterir.
JOB 36:10 Kulaklarını öğütlere açar, ve kötülükten dönmelerini buyurur.
JOB 36:11 Eğer dinler ve O'na hizmet ederlerse, günlerini bolluk içinde, yıllarını zevk içinde geçirirler.
JOB 36:12 Ama dinlemezlerse, kılıçla yok olurlar; bilgisizce ölürler.”
JOB 36:13 “Ama yüreği tanrısız olanlar öfke biriktirirler. Onları bağladığı zaman, yardım için çağırmazlar.
JOB 36:14 Gençlikte ölürler. Yaşamları kirli olanlar arasında yok olur.
JOB 36:15 Ezilenleri sıkıntılarından kurtarır, baskıda onların kulağını açar.
JOB 36:16 Evet, seni sıkıntıdan, hiç darlığın olmadığı geniş bir yere çekmek isterdi. Sofrana konulmuş olan, yağla dolu olurdu.”
JOB 36:17 “Ama sen kötü adamın hükmüyle dolusun. Yargı ve adalet seni yakalıyor.
JOB 36:18 Zenginlik seni gazaba doğru baştan çıkarmasın, rüşvetin büyüklüğü seni saptırmasın.
JOB 36:19 Zenginliğin sıkıntıda sana destek olur mu, ya da gücünün bütün kuvveti?
JOB 36:20 İnsanların yerlerinden kesildiği geceyi, sen arzulama.
JOB 36:21 Dikkat et, kötülüğe bakma; çünkü sen onu sıkıntıdan daha çok seçtin.
JOB 36:22 İşte, Tanrı kudretiyle yücedir. O'nun gibi öğretmen kimdir?
JOB 36:23 Kim O'na yolunu çizdi? Ya da kim O'na, 'Haksızlık yaptın' diyebilir?”
JOB 36:24 “O'nun işini yüceltmelisin, hatırla bunu, İnsanların ezgi söylemiş oldukları işi.
JOB 36:25 Bütün insanlar ona baktı. İnsanlar onu uzaktan görür.
JOB 36:26 İşte, Tanrı büyüktür ve biz O'nu bilmeyiz. O'nun yıllarının sayısı araştırılamaz.
JOB 36:27 Çünkü O, buharından yağmura dönüşen su damlalarını yukarı çeker,
JOB 36:28 göklerin döktüğü, ve insanın üzerine bol bol düştüğü yağmuru.
JOB 36:29 Gerçekten, bulutların yayılmasını, ve çadırının gök gürültülerini insan anlayabilir mi?
JOB 36:30 İşte, ışığını kendi çevresine yayar. Denizin dibini örter.
JOB 36:31 Çünkü halklara bunlarla hükmeder. Bol yiyecek verir.
JOB 36:32 Ellerini şimşekle örter, ve ona hedefi vurmasını buyurur.
JOB 36:33 Onun gürültüsü Tanrı hakkında söylemekte, ve yaklaşmakta olan fırtınadan hayvanlara da söz etmektedir.”
JOB 37:1 “Evet, buna yüreğim titrer, ve yerinden oynar.
JOB 37:2 Duyun, O'nun gürleyen sesini, ağzından çıkan sesi duyun.
JOB 37:3 Onu bütün gökyüzünün altına, şimşeğini de yeryüzünün uçlarına gönderir.
JOB 37:4 Ardından bir ses gümbürder. Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca hiçbir şeyi alıkoymaz.
JOB 37:5 Tanrı sesiyle şaşılacak biçimde gürler. Anlayamadığımız büyük şeyler yapar.
JOB 37:6 Çünkü kara, ‘Yeryüzüne düş’ der, aynı şekilde yağmur sağanağına, ve güçlü yağmur sağanaklarına.
JOB 37:7 Her insanın elini mühürler, öyle ki, yarattığı bütün insanlar bunu bilsin.
JOB 37:8 Sonra hayvanlar gizlenir, ve inlerinde kalırlar.
JOB 37:9 Odasından fırtına, kuzeyden soğuk gelir.
JOB 37:10 Tanrı'nın soluğuyla buz verilir, ve suların genişliği dondurulur.
JOB 37:11 Evet, kalın bulutu nemle yükler. Kendi şimşek bulutunu etrafa yayar.
JOB 37:12 Oturulan dünyanın yüzü üzerinde onlara buyurduğu her şeyi yapsınlar diye, O'nun yol göstermesiyle döner, çevrilir.
JOB 37:13 İster cezalandırmak için, ister kendi ülkesi için, ister iyilik dolu sevgisi için olsun, onun gelmesini sağlar.”
JOB 37:14 “Dinle ey İyov. Dur da Tanrı'nın şaşılacak işlerini düşün.
JOB 37:15 Tanrı'nın onları nasıl idare ettiğini, ve bulutunun şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?
JOB 37:16 Bulutların işleyişini, bilgide kusursuz olanın şaşılası işlerini biliyor musun?
JOB 37:17 Güney rüzgârı nedeniyle dünya durgunlaştığında, giysileri sıcak olan sen misin?
JOB 37:18 O'nunla birlikte, dökme metal ayna gibi sert olan gökyüzünü yayabilir misin?
JOB 37:19 O'na ne söyleyeceğimizi bize öğret, çünkü karanlık yüzünden davamızı ortaya koyamıyoruz.
JOB 37:20 Ben konuşmak istiyorum diye, O'na haber verilir mi? Ya da insan hiç yutulmak ister mi?
JOB 37:21 Şimdi insanlar göklerde parlayan ışığı görmüyorlar, ancak rüzgâr geçiyor da onları temizliyor.
JOB 37:22 Kuzeyden altın ihtişam geliyor. Tanrı ile birlikte korkunç bir görkem.
JOB 37:23 Her Şeye Gücü Yeten'e ulaşamayız. O güçte yücedir. Adaleti ve büyük doğruluğuyla kimseyi ezmez.
JOB 37:24 Bu yüzden insanlar O'na saygı gösterir. Yürekte bilge olanların hiç birini dikkate almaz.”
JOB 38:1 O zaman Yahve kasırganın içinden İyov'a yanıt verdi:
JOB 38:2 “Kimdir bu bilgisizce sözlerle Tasarıyı karartan?
JOB 38:3 Erkek gibi kuşağını beline vur, sana sorayım da, bana yanıt ver!”
JOB 38:4 “Ben dünyanın temellerini atarken sen neredeydin? Sen de anlayış varsa, bildir.
JOB 38:5 Eğer biliyorsan onun ölçülerini kim saptadı? Ya da ipi üzerine kim gerdi?
JOB 38:6 Onun temelleri neyin üzerine dayandırıldı? Ya da köşe taşını kim koydu?
JOB 38:7 Sabah yıldızları birlikte ezgi söylerken, ve bütün Tanrı oğulları sevinçle haykırırken?”
JOB 38:8 “Ya da denizi kapılarla kim kapattı, rahimden çıkıp fışkırdığında,
JOB 38:9 bulutları onun giysisi yaptığımda, ve onu koyu karanlığa sardığımda,
JOB 38:10 sınırımı ona koyduğumda, sürgüleri ve kapıları taktığımda,
JOB 38:11 ve, ‘Buraya kadar gelebilirsin, ama daha öteye gidemezsin, gururlu dalgaların burada duracak’ dediğimde?”
JOB 38:12 “Sen kendi günlerinde sabaha buyurdun mu, ve şafağa yerini bildirdin mi,
JOB 38:13 yeryüzünün uçlarını tutsun, ve kötüleri ondan silkip atsın diye?
JOB 38:14 O mühür altındaki balçık gibi değişir, ve giysi gibi ortaya koyulur.
JOB 38:15 Kötülerden ışıkları alıkonulur. Kalkmış olan kol kırılır.”
JOB 38:16 “Denizin kaynaklarına girdin mi? Ya da derinliğin yataklarında yürüdün mü?
JOB 38:17 Ölümün kapıları sana gösterildi mi? Ya da ölüm gölgesi kapılarını gördün mü?
JOB 38:18 Yeryüzünün genişliğini kavradın mı? Eğer hepsini biliyorsan, bildir.”
JOB 38:19 “Işığın oturduğu yerin, yolu nerededir? Ya karanlık, onun yeri nerededir?
JOB 38:20 Ta ki, onu sınırına kadar götüresin, ve evinin yollarını ayırt edesin?
JOB 38:21 Elbette biliyorsun, çünkü o zaman doğmuştun, ve senin günlerinin sayısı çoktur!
JOB 38:22 Karın ambarlarına girdin mi, ya da dolunun ambarlarını gördün mü?
JOB 38:23 Ben onları sıkıntı zamanı için, kavga ve savaş günü için saklarım?
JOB 38:24 Şimşeğin nerede dağıtıldığı, ya da doğu rüzgârının yeryüzüne nerede saçıldığı?
JOB 38:25 Sel sularına kanal, yıldırıma yol açan kimdir?
JOB 38:26 İnsanın bulunmadığı diyara, insanın olmadığı çöle yağsın diye,
JOB 38:27 çorak ve ıssız yeri doyursun, taze ot yetiştirsin diye.
JOB 38:28 Yağmurun babası var mıdır? Ya da çiğ damlalarının babası kimdir?
JOB 38:29 Buz kimin rahminden çıktı? Gökyüzünün gri kırağısını kim doğurdu?
JOB 38:30 Derin suların yüzeyi donunca, sular taş gibi sertleşir.”
JOB 38:31 “Ülker takımyıldızını bağlayabilir misin, ya da Orion'un bağlarını çözebilir misin?
JOB 38:32 Takımyıldızlarını mevsiminde çıkarabilir misin? Ya da Büyük Ayı'ya yavrularıyla birlikte yol gösterebilir misin?
JOB 38:33 Göklerin yasalarını biliyor musun? Onun hakimiyetini yeryüzünde kurabilir misin?”
JOB 38:34 “Sesini bulutlara yükseltebilir misin ki, bol sular seni örtsün?
JOB 38:35 Şimşekleri gönderebilir misin ki, gitsinler? Sana, 'İşte buradayız' diye haber verirler mi?
JOB 38:36 İç kısımlara bilgelik koyan kimdir? Ya da zihne anlayış veren kimdir?
JOB 38:37 Bulutları bilgelikle kim sayabilir? Ya da göğün kaplarını kim boşaltabilir,
JOB 38:38 toprak sertleştiğinde, Ve yerin parçaları birbirine yapıştığında?”
JOB 38:39 “Dişi aslan için sen av avlayabilir misin, ya da genç aslanların karnını doyurabilir misin,
JOB 38:40 inlerinde sindiklerinde, ve çalılıkta pusuya yattıklarında?
JOB 38:41 Yavruları Tanrı'ya feryat edip açlıktan dolaştıklarında, kargaya avını kim sağlıyor?”
JOB 39:1 “Dağ keçilerinin doğurduğu zamanı biliyor musun? Geyik yavruladığında sen mi gözetliyorsun?
JOB 39:2 Doldurdukları ayları sayabilir misin? Ya da doğurdukları zamanı biliyor musun?
JOB 39:3 Eğilirler, yavrularını doğururlar, sancılarından kurtulurlar.
JOB 39:4 Yavruları güçlenir, kırda büyürler, çıkarlar ve bir daha geri dönmezler.
JOB 39:5 “Yaban eşeğini kim serbest bıraktı? Ya da çevik eşeğin bağlarını kim çözdü?
JOB 39:6 Onun yurdunu bozkır, meskenini de tuz diyarı yaptım.
JOB 39:7 Kentin gürültüsünü küçümser, sürücünün bağırışını da duymaz.
JOB 39:8 Dağların otlağı onun otlağıdır. Her yeşil şeyi araştırır.
JOB 39:9 “Yaban öküzü sana hizmet etmek ister mi? Yoksa senin yemliğinin yanında kalır mı?
JOB 39:10 Yaban öküzünü koşum takımıyla karıkta tutabilir misin? Ya da senin ardından vadileri sürer mi?
JOB 39:11 Gücü büyük olduğu için ona güvenir misin? Ya da kendi işini ona bırakır mısın?
JOB 39:12 Tohumunu eve getireceğine, harman yerinin buğdayını toplayacağına güvenir misin?
JOB 39:13 “Devekuşunun kanatları gururla dalgalanır, ama bunlar tüyler ve sevgi tüyleri midir?
JOB 39:14 Çünkü yumurtalarını yere bırakır, onları toz içinde ısıtır,
JOB 39:15 ve ayağın onları ezebileceğini, ya da vahşi hayvanın onları çiğneyebileceğini unutur.
JOB 39:16 Yavrularına sert davranır, sanki kendisinin değillermiş gibi. Boşa çabalasa da korkusuzdur.
JOB 39:17 Çünkü Tanrı ondan bilgeliği esirgemiş, ve anlayışta ona pay vermemiştir.
JOB 39:18 Kendini kaldırıp yükselttiğinde, atı ve binicisini küçümser.
JOB 39:19 “Ata sen mi güç verdin? Dalgalanan yeleyi boynuna sen mi giydirdin?
JOB 39:20 Onu çekirge gibi sıçratan sen misin? Onun kişnemesinin görkemi korkunçtur.
JOB 39:21 Vadide yeri eşeler ve gücüyle sevinir. Silahlı adamları karşılamaya çıkar.
JOB 39:22 Korkuyla alay eder, yılmaz, kılıç önünden geri dönmez.
JOB 39:23 Ona karşı ok kılıfı, parlayan mızrak ve kargı şakırdar.
JOB 39:24 Yeri şiddetle ve öfkeyle yer, boru sesine bile durmaz.
JOB 39:25 Boru çaldıkça, 'Hih!' diye kişner. Savaşın kokusunu uzaktan alır, komutanların gürleyen sesini ve bağrışmalarını duyar.
JOB 39:26 “Atmaca senin bilgeliğinle mi süzülüyor, kanatlarını güneye doğru geriyor?
JOB 39:27 Kartal senin buyruğunla mı yükseliyor da, yuvasını yükseklerde yapıyor?
JOB 39:28 Sarp kaya üzerinde oturuyor ve yuvasını yapıyor, uçurumun ucunda ve sığınakta.
JOB 39:29 Avını oradan gözetler. Gözleri onu uzaktan görür.
JOB 39:30 Onun yavruları da kan emer. Leş neredeyse, o da oradadır.”
JOB 40:1 Yine Yahve İyov'a yanıt verdi:
JOB 40:2 “İtiraz eden adam Her Şeye Gücü Yeten'le çekişsin mi? Tanrı'ya itiraz eden yanıt versin.”
JOB 40:3 O zaman İyov Yahve'ye yanıt verdi:
JOB 40:4 “İşte, ben değersizim. Sana ne yanıt vereyim? Elimi ağzıma koyuyorum.
JOB 40:5 Bir kez konuştum, yanıt vermem; evet, ikinci kez, artık söylemem.”
JOB 40:6 O zaman Yahve kasırganın içinden İyov'a yanıt verdi:
JOB 40:7 “Şimdi adam gibi beline kuşağını vur. Sana sorayım da, bana yanıt ver.
JOB 40:8 Hükmümü dahi iptal mi edeceksin? Haklı çıkmak için beni suçlu mu çıkaracaksın?
JOB 40:9 Yoksa senin Tanrı gibi kolun mu var? O'nun gibi bir sesle gürleyebilir misin?”
JOB 40:10 “Şimdi kendini şan ve şerefle süsle. Yücelik ve heybet giy.
JOB 40:11 Öfkenin hiddetini dök. Her kibirliye bakıp onu alçalt.
JOB 40:12 Her kibirliye bakıp onu aşağıya indir. Kötüleri yerlerinde ez.
JOB 40:13 Onları birlikte toprağa sakla. Yüzlerini gizli yerde bağla.
JOB 40:14 O zaman sağ elinin seni kurtarabileceğini ben de kabul ederim.”
JOB 40:15 “Şimdi seninle birlikte yarattığım behemota bak. Öküz gibi ot yer.
JOB 40:16 İşte gücü belindedir. Kuvveti karnının kaslarında.
JOB 40:17 Kuyruğunu sedir ağacı gibi oynatır. Butlarının sinirleri birbirine kenetlenmiştir.
JOB 40:18 Kemikleri tunç borular gibidir. Kaburgaları demir çubuklar gibi.
JOB 40:19 Tanrı usullerinin başıdır o. Onu yaratan ona kılıcını vermiştir.
JOB 40:20 Gerçekten dağlar ona yiyecek üretir, kırın bütün hayvanları orada oynaşır.
JOB 40:21 Nilüfer ağaçlarının altında, kamışların örtüsünde, bataklıkta yatar.
JOB 40:22 Nilüferler onu gölgeleriyle örter, derenin söğütleri onu çevreler.
JOB 40:23 İşte, ırmak taşsa bile, o ürkmez. Yarden onun ağzına kadar taşsa bile, o emindir.
JOB 40:24 O gözetlerken biri onu tutar mı, ya da tuzakla burnunu deler mi?”
JOB 41:1 “Levyatan’ı çengelle çekebilir misin, ya da onun dilini bağla bastırabilir misin?
JOB 41:2 Burnuna ip takabilir misin, ya da çenesini kancayla delebilir misin?
JOB 41:3 Sana çok yalvarır mı, ya da sana tatlı sözler söyler mi?
JOB 41:4 Seninle bir antlaşma yapar mı ki, onu daima hizmetkâr olarak alasın?
JOB 41:5 Onunla kuşla oynar gibi oynar mısın? Ya da onu kızların için bağlar mısın?
JOB 41:6 Tacirler onun için pazarlık yapar mı? Tüccarlar arasında onu pay ederler mi?
JOB 41:7 Derisini kancalarla doldurabilir misin, ya da başını balıkçı mızraklarıyla?
JOB 41:8 Elini onun üzerine koy. Savaşı hatırla ve bir daha yapma.
JOB 41:9 İşte, ona olan umut boşunadır. Biri onu görünce de yıkılmaz mı?
JOB 41:10 Hiç kimse onu kışkırtmaya cürret edecek kadar sert değildir. Öyleyse benim önümde durabilecek olan kimdir?
JOB 41:11 Bana önce kim verdi ki, ona ödeyeyim? Göklerin altında olan her şey benimdir.”
JOB 41:12 “Onun azaları, kudretli gücü, ve güzel yapısı hakkında sessiz kalmayacağım.
JOB 41:13 Onun dış giysisini kim çıkarabilir? Çenelerinin arasına kim girebilir?
JOB 41:14 Yüzünün kapılarını kim açabilir? Dişlerinin çevresinde dehşet vardır.
JOB 41:15 Onun gururu güçlü pullardır, sıkı bir mühürle birbirine kapatılmıştır.
JOB 41:16 Birbirine o kadar yakındır ki, aralarına hava giremez.
JOB 41:17 Birbirlerine yapışmışlardır. Birbirlerine bitişmişlerdir, öyle ki, birbirlerinden ayrılamazlar.
JOB 41:18 Aksırması ışık saçar. Gözleri sabahın göz kapakları gibidir.
JOB 41:19 Ağzından alevli meşaleler çıkar. Ateş kıvılcımları sıçrar.
JOB 41:20 Burnundan duman çıkar, kamış ateşinin üzerindeki kaynayan kazan gibi.
JOB 41:21 Soluğu közleri tutuşturur. Ağzından alev çıkar.
JOB 41:22 Boynunda güç vardır. Dehşet onun önünde oynamaktadır.
JOB 41:23 Etinin katmerleri birbirine yapışmıştır. Üzerinde sabittirler. Kımıldatılamazlar.
JOB 41:24 Yüreği taş kadar serttir, evet, değirmen taşının alt taşı gibi sert.
JOB 41:25 O kendini kaldırdığında, güçlüler korkar. Onun dayağı karşısında geri çekilirler.
JOB 41:26 Ona kılıçla saldıran olsa, galip gelemez; ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
JOB 41:27 Demiri saman, tuncu da çürük odun sayar.
JOB 41:28 Ok onu kaçıramaz. Sapan taşları ona saman çöpü gibidir.
JOB 41:29 Topuzlar anız sayılır. Cirit atışlarına güler.
JOB 41:30 Alt tarafları keskin çömlek parçaları gibidir, harman döveni gibi çamurda iz bırakır.
JOB 41:31 Derin suyu bir kazan gibi kaynatır. Denizi merhem kazanı gibi yapar.
JOB 41:32 Ardından yolu parlatır. İnsan derinliğin ak saçlı olduğunu sanır.
JOB 41:33 Yeryüzünde korkusuz olarak yaratılmış, onun bir eşi benzeri yoktur.
JOB 41:34 Yüksek olan her şeyi görür. O, bütün gurur oğulları üzerinde kraldır.”
JOB 42:1 O zaman İyov Yahve'ye şöyle yanıt verdi:
JOB 42:2 “Her şeyi yapabileceğini, ve hiçbir amacının engellenemeyeceğini biliyorum.
JOB 42:3 'Bilgisizce tasarıyı karartan bu adam kimdir?' diye sordun. Bu yüzden anlamadığımı, benim için çok şaşılası olan, bilmediğim şeyleri söyledim.
JOB 42:4 'Şimdi dinle, konuşayım; ben sana sorayım, sen de bana yanıt ver' dedin.
JOB 42:5 Seni kulaktan duymuştum, ama şimdi gözüm seni gördü.
JOB 42:6 Bu yüzden kendimden iğreniyorum, toz ve kül içinde tövbe ediyorum.”
JOB 42:7 Böylece Yahve bu sözleri İyov'a söyledikten sonra Temanlı Elifaz'a, “Öfkem sana ve iki dostuna karşı alevlendi; çünkü hizmetkârım İyov gibi benim hakkımda doğru olanı söylemediniz.
JOB 42:8 Şimdi kendinize yedi boğa ve yedi koç alın, hizmetkârım İyov'un yanına gidin, kendiniz için yakmalık sunu sunun; hizmetkârım İyov sizin için dua etsin, çünkü onu kabul ederim, size karşı akılsızlığınıza göre davranmayayım. Çünkü hizmetkârım İyov gibi benim için doğru olanı söylemediniz.”
JOB 42:9 Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildad ve Naamalı Sofar gidip Yahve'nin kendilerine buyurmuş olduğu şeyi yaptılar ve Yahve İyov'u kabul etti.
JOB 42:10 Dostları için dua ettiğinde, İyov'un bolluğunu Yahve geri döndürdü. Yahve, İyov'a önceden sahip olduğunun iki katını verdi.
JOB 42:11 O zaman bütün kardeşleri, bütün kız kardeşleri eski tanıdıklarının hepsi yanına geldi, evinde onunla birlikte yemek yediler. Onu teselli ettiler ve Yahve'nin başına getirmiş olduğu bütün kötülükler konusunda onu avuttular. Her biri ona birer para, her biri ona birer altın halka verdi.
JOB 42:12 Böylece Yahve İyov'un sonunu başlangıcından daha çok kutsadı. On dört bin koyunu, altı bin devesi, bin çift öküzü ve bin dişi eşeği oldu.
JOB 42:13 Yedi oğlu ve üç kızı da oldu.
JOB 42:14 Birincisinin adını Yemima, ikincisinin adını Ketsia, üçüncüsünün adını Keren Happuk koydu.
JOB 42:15 Bütün diyarda İyov'un kızları kadar güzel kadınlar bulunmazdı. Babaları onlara kardeşleri arasında miras verdi.
JOB 42:16 Bundan sonra İyov yüz kırk yıl yaşadı ve oğullarını ve oğullarının oğullarını, dört kuşağa kadar gördü.
JOB 42:17 Böylece İyov kocamış ve günlere doymuş olarak öldü.
PSA 1:1 Ne mutlu kötülerin öğüdüyle yürümeyen, günahkârların yolunda durmayan, alaycıların sandalyesinde oturmayan insana.
PSA 1:2 Ancak onun zevki Yahve’nin Yasası'dır. gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.
PSA 1:3 O kişi akarsu kıyısına dikilmiş ağaca benzer, meyvesini mevsiminde verir, yaprağı da solmaz. Ne yaparsa başarır.
PSA 1:4 Kötüler böyle değildir, ancak rüzgârın savurduğu saman çöpü gibidirler.
PSA 1:5 Bu nedenle kötüler yargılanınca ayakta kalamaz, günahkârlar doğrular topluluğunda duramaz.
PSA 1:6 Çünkü Yahve doğruların yolunu bilir, ancak kötülerin yolu yok olur.
PSA 2:1 Uluslar neden öfkeleniyor, halklar neden boş düzen kuruyor?
PSA 2:2 Dünyanın kralları ayağa kalkıyor, hükümdarlar birbiriyle öğütleşiyor, Yahve’ye ve Mesihi’ne karşı.
PSA 2:3 “Koparalım onların bağlarını” diyorlar, “İplerini üzerimizden atalım.”
PSA 2:4 Göklerde oturan gülecek. Efendi onlarla alay edecek.
PSA 2:5 O zaman hiddetle konuşacak onlara, gazabıyla onları dehşete düşürecek:
PSA 2:6 “Ben Kralımı kutsal dağım Siyon'a oturttum.”
PSA 2:7 Kararı bildireceğim: Yahve bana, “Sen benim oğlumsun” dedi. “Bugün ben senin baban oldum.
PSA 2:8 Dile benden, mirasın olarak sana ulusları, mülk olarak yeryüzünün en uzak köşelerini vereyim.
PSA 2:9 Onları demir sopayla kıracaksın, çömlekçi kabı gibi parçalayacaksın.”
PSA 2:10 Ey krallar, şimdi akıllı olun. Ey dünya hâkimleri, ders alın.
PSA 2:11 Yahve’ye korkuyla hizmet edin, titreyerek sevinin.
PSA 2:12 Oğul'a içtenlikle saygı gösterin ki öfkelenmesin, yoksa yolunuzda mahvolursunuz. Çünkü hiddeti yakında alevlenecek. Ne mutlu O'na sığınanlara.
PSA 3:1 David’in oğlu Avşalom'dan kaçtığı zaman yazdığı mezmur Ey Yahve, düşmanlarım nasıl da çoğaldı! Bana karşı ayaklananlar çoktur.
PSA 3:2 Canım için birçoğu, “Tanrı katında ona yardım yoktur” diyor. Selah.
PSA 3:3 Ama sen, ey Yahve, çevremde kalkansın, yüceliğim ve başımı yükselten sensin.
PSA 3:4 Yahve’ye seslenirim, kutsal dağından bana yanıt verir. Selah.
PSA 3:5 Yattım ve uyudum. Uyandım, çünkü Yahve bana destek oldu.
PSA 3:6 Her yönden bana karşı koyan on binlerden korkmam.
PSA 3:7 Kalk, ey Yahve! Tanrım, kurtar beni! Çünkü sen tüm düşmanlarımın çene kemiğine vurdun. Kötülerin dişlerini kırdın.
PSA 3:8 Kurtuluş Yahve’nindir. Kutsaman halkının üzerinde olsun! Selah.
PSA 4:1 Seslenince yanıtla beni, doğruluğumun Tanrısı! Beni sıkıntımdan kurtar. Bana merhamet et ve duamı duy.
PSA 4:2 Ey insanoğulları, ne zamana dek yüceliğim utanca çevrilecek? Boş şeyleri sevip yalanın peşinden mi gideceksiniz? Selah.
PSA 4:3 Ama Yahve’nin tanrısal olanı kendine ayırdığını bilin. Kendisine seslenince Yahve beni duyar.
PSA 4:4 Titreyin ve günah işlemeyin. Yatağınızda yüreğinizi yoklayın ve sakin olun. Selah.
PSA 4:5 Doğruluk kurbanları sunun. Yahve’ye güvenin.
PSA 4:6 “Bize kim iyilik gösterecek?” diyenler çoktur. Yüzünün ışığı üzerimizde parlasın, ey Yahve.
PSA 4:7 Yüreğime verdiğin sevinç, onların tahıllarının ve yeni şaraplarının çoğaldığı zamankinden fazladır.
PSA 4:8 Esenlik içinde hem yatar, hem uyurum. Çünkü yalnız sen, ey Yahve, güvenlik içinde yaşatırsın beni.
PSA 5:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla - David'in mezmuru Sözlerime kulak ver, ey Yahve. İçine daldığım düşünceleri gör.
PSA 5:2 Feryadıma kulak ver, ey Kralım ve Tanrım; çünkü sana dua ediyorum.
PSA 5:3 Sabahları sesimi işiteceksin, ey Yahve, sabahları dileklerimi önüne serip umutla bekleyeceğim.
PSA 5:4 Çünkü sen kötülükten hoşlanan bir Tanrı değilsin. Kötülük seninle yaşayamaz.
PSA 5:5 Kibirliler önünde duramaz. Kötülüğün tüm işçilerinden nefret edersin.
PSA 5:6 Yalan söyleyenleri yok edersin. Yahve kana susamış ve düzenbaz adamdan nefret eder.
PSA 5:7 Bense senin sevgi dolu iyiliğinin bolluğuyla evine gireceğim. Sana saygıyla kutsal tapınağına doğru eğileceğim.
PSA 5:8 Ey Yahve, düşmanlarıma karşı doğruluğunla bana yol göster. Yolunu önümde düzle.
PSA 5:9 Çünkü ağızlarında sadakat yoktur. Yürekleri yıkımdır. Boğazları açık bir mezar. Dilleriyle yaltaklanırlar.
PSA 5:10 Onları suçlu çıkar, ey Tanrım! Kendi öğütleriyle düşsünler. İsyanlarının çokluğunda onları kov, çünkü sana karşı isyan ettiler.
PSA 5:11 Ama sana sığınanların hepsi sevinsinler. Her zaman sevinç çığlıkları atsınlar, çünkü onları savunan sensin. Adını sevenler de sende sevinçle coşsunlar.
PSA 5:12 Çünkü sen doğru kişiyi kutsayacaksın, ey Yahve çevresini kalkan gibi lütfunla saracaksın.
PSA 6:1 Müzik şefi için - Sekiz telli sazlarla - David'in mezmuru Ey Yahve, öfkenle beni azarlama, beni gazabınla terbiye etme.
PSA 6:2 Acı bana, ey Yahve, çünkü bitkinim. Ey Yahve, iyileştir beni, çünkü kemiklerim sızlıyor.
PSA 6:3 Canım da büyük bir ıstırap içinde. Ama sen, ey Yahve, ne zamana dek?
PSA 6:4 Ey Yahve, dön. Canımı özgür kıl, iyilik dolu sevgin uğruna beni kurtar.
PSA 6:5 Çünkü senin anılman ölümün içinde yoktur. Şeol'de sana kim şükredecek?
PSA 6:6 İnlemekten yoruldum. Her gece yatağım su içinde. Gözyaşlarımla döşeğimi ıslatıyorum.
PSA 6:7 Gözüm kederden sönüyor, bütün düşmanlarımdan ötürü yaşlanıyor.
PSA 6:8 Ey kötülük yapanların hepsi benden uzak durun, çünkü Yahve ağlayışımı duydu.
PSA 6:9 Yahve yalvarışımı işitti. Yahve duamı kabul edecektir.
PSA 6:10 Bütün düşmanlarım utanıp dehşet içinde kalacak. Dönecekler, ansızın rezil olacaklar.
PSA 7:1 Benyaminli Kûş'un sözlerine ilişkin David’in Yahve’ye okuduğu şigayon Ey Yahve, Tanrım, sana sığınıyorum. Peşime düşenlerin hepsinden kurtar beni, özgür kıl.
PSA 7:2 Kurtaracak kimse yok diye, aslan gibi canımı parçalamasınlar, paramparça etmesinler onu.
PSA 7:3 Ey Yahve, Tanrım, eğer şunu yaptıysam, eğer elimde kötülük varsa,
PSA 7:4 benimle barış içinde olan birine kötülükle karşılık verdiysem (evet, sebepsiz yere düşmanımı soyduysam),
PSA 7:5 düşman canımın peşine düşsün ve ele geçirsin beni, hayatımı yere çalsın, yüceliğimi toza katsın. Selah.
PSA 7:6 Öfkeyle kalk, ey Yahve. Düşmanlarımın öfkesine karşı yüksel. Benim için uyan. Yargıyı sen buyurdun.
PSA 7:7 Uluslar topluluğu çevreni sarsın. Yücelerden onları yönet.
PSA 7:8 Yahve halkları yargılar, beni doğruluğuma göre yargıla, ey Yahve, dürüstlüğüme göre.
PSA 7:9 Kötülerin kötülüğü son bulsun, ama doğru olanı pekiştir, onların akıllarını ve yüreklerini araştıran adil Tanrı’dır.
PSA 7:10 Benim kalkanım Tanrı’yla olmaktır, yüreği doğru olanı O kurtarır.
PSA 7:11 Tanrı adil bir yargıçtır, evet, her gün öfkelenen bir Tanrı’dır.
PSA 7:12 Biri tövbe etmezse kılıcını biler, eğip yayını gerer.
PSA 7:13 Ona karşı ölüm silahlarını hazırlamıştır. Alevli okları hazırdır.
PSA 7:14 İşte o kişi, kötülük sancısı çekiyor. Kötülüğe gebe kalıp, yalan doğurdu.
PSA 7:15 Bir çukur kazdı, kazdığı çukura kendisi düştü.
PSA 7:16 Neden olduğu bela kendisine dönecek. Zorbalığı kendi başına inecek.
PSA 7:17 Doğruluğundan ötürü Yahve’ye şükredeceğim, yüce Yahve'nin adını ilahilerle öveceğim.
PSA 8:1 Müzik şefi için - Gittit üzerine - David’in mezmuru Ey Efendimiz Yahve, ne yüce adın var bütün yeryüzünde! Görkemini göklerin üstüne yükselttin!
PSA 8:2 Sana düşman olanlardan ötürü, düşmanı ve öç alanı susturmak için çocukların ve bebeklerin dudaklarından gücü kurdun.
PSA 8:3 Senin göklerini, ellerinin eserini, koyduğun ay ve yıldızları düşününce dedim:
PSA 8:4 “İnsan ne ki, onu düşünesin? İnsanoğlu nedir ki, ona değer veresin?”
PSA 8:5 Onu meleklerden biraz aşağı kıldın, ve onu yücelik ve saygınlıkla taçlandırdın.
PSA 8:6 Ellerinin işleri üzerinde onu hâkim kıldın. Her şeyi ayaklarının altına serdin.
PSA 8:7 Tüm koyunları ve sığırları, kır hayvanlarını,
PSA 8:8 Gökteki kuşları, denizdeki balıkları, denizlerin yollarından geçen her şeyi.
PSA 8:9 Ey Efendimiz Yahve, ne yüce adın var bütün yeryüzünde!
PSA 9:1 Müzik şefi için - “Oğulun Ölümü” makamında - David’in mezmuru Bütün yüreğimle Yahve’ye şükredeceğim. Şaşkınlık verici işlerinin hepsini anlatacağım.
PSA 9:2 Sende sevinip coşacağım. Adına ilahiler söyleyeceğim, ey Yüceler Yücesi.
PSA 9:3 Düşmanlarım geri çekilirken, senin önünde tökezleyip yok oluyorlar.
PSA 9:4 Çünkü haklı davamı sen gördün. Tahtında oturur adil şekilde yargılarsın.
PSA 9:5 Ulusları azarladın. Kötüleri yok ettin. Adlarını sonsuza dek sildin.
PSA 9:6 Düşman sonsuz yıkıma uğradı. Yerinden söküp attığın kentlerin anıları bile yok oldu.
PSA 9:7 Ama Yahve sonsuza dek hüküm sürer. Tahtını yargı için hazırlamıştır.
PSA 9:8 Dünyayı doğrulukla yargılayacak. O, halkları doğrulukla yargılayacaktır.
PSA 9:9 Yahve ezilenler için bir sığınak, sıkıntılı zamanlarda yüksek bir kuledir.
PSA 9:10 Adını bilenler sana güvenecekler, çünkü sen, ey Yahve, seni arayanları terk etmezsin.
PSA 9:11 Siyon'da oturan Yahve’yi ilahilerle övün, yaptıklarını halklar arasında ilan edin.
PSA 9:12 Çünkü kanın öcünü alan onları hatırlar. Mazlumların feryadını unutmaz.
PSA 9:13 Bana merhamet et, ey Yahve. Benden nefret edenler yüzünden çektiğim acıyı gör, beni ölümün kapılarından kaldır da,
PSA 9:14 övgülerinin tümünü gösterebileyim. Siyon kızının kapılarında kurtarışınla sevineceğim.
PSA 9:15 Uluslar kazdıkları çukura düştüler. Gizledikleri ağ kendi ayaklarına takıldı.
PSA 9:16 Yahve kendisini tanıttı. Yargısını gerçekleştirdi. Kötü kişi kendi ellerinin işiyle tuzağa düştü. Higayon - Selah.
PSA 9:17 Kötüler Şeol'e döndürüleceklerdir. Tanrı’yı unutan tüm uluslar da.
PSA 9:18 Çünkü yoksullar hep unutulmayacak, mazlumun umudu sonsuza dek yok olmayacak.
PSA 9:19 Kalk, ey Yahve! İnsan galip çıkmasın. Uluslar senin önünde yargılansın.
PSA 9:20 Onları korkut, ey Yahve. Uluslar, yalnızca insan olduklarını bilsinler. Selah.
PSA 10:1 Neden uzakta duruyorsun, ey Yahve? Sıkıntı zamanlarında neden kendini saklıyorsun?
PSA 10:2 Kötüler kibirle mazlumları avlıyor. Mazlumlar kötülerin kurduğu tuzağa düşüyor.
PSA 10:3 Çünkü kötü kişi yüreğindeki arzularla övünür. Açgözlüleri yüceltir ve Yahve’yi yerer.
PSA 10:4 Kötü kişi gururlu yüzüyle, düşüncelerinde Tanrı'ya yer vermez.
PSA 10:5 Kötünün yolları hep bolluk içindedir. Kibirlidir ve senin yasaların onun gözlerinden uzaktır. Düşmanlarının hepsini küçümser.
PSA 10:6 Yüreğinden, “Ben sarsılmam. Hiçbir devirde sıkıntıya düşmem.” der.
PSA 10:7 Ağzı lanet, hile ve zulümle dolu. Dilinin altında kötülük ve fesat vardır.
PSA 10:8 Köylerin yakınında pusuda bekler. Pusuda masumu öldürür. Gözlerini gizlice çaresize dikmiştir.
PSA 10:9 Pusuya yatmış aslan gibi, gizlice pusudadır. Çaresizi yakalamak için yatıp bekler. Çaresizi ağına çekip yakalar.
PSA 10:10 Çaresiz onun gücünün altında Çöküp ezilir.
PSA 10:11 Yüreğinden, “Tanrı unuttu” der. “Yüzünü gizledi, hiçbir zaman görmeyecek.”
PSA 10:12 Kalk, ey Yahve! Tanrım, elini kaldır! Çaresizi unutma.
PSA 10:13 Kötü kişi neden Tanrı'yı suçlasın? Yüreğinden “Tanrı hesap sormaz” desin.
PSA 10:14 Ama sen sıkıntı ve kederi görürsün. Onu eline almayı düşünürsün. Mağdura ve babasızlara yardım edersin.
PSA 10:15 Kötünün kolunu kır. Kötüye gelince, kötülüğü kalmayıncaya kadar ondan hesabını sor.
PSA 10:16 Yahve sonsuza dek Kraldır! Uluslar O'nun diyarından yok olacak.
PSA 10:17 Yahve, alçakgönüllülerin dileğini duydun. Onların yüreğini hazırlayacaksın. Kulağını onlara açacaksın,
PSA 10:18 Yetimlerin ve ezilenlerin yargısını vermek için, öyle ki toprak olan insan artık bir daha dehşet saçmasın.
PSA 11:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Ben Yahve’ye sığınırım. Nasıl olur da canıma, “Kuş gibi dağa kaç” dersiniz?
PSA 11:2 Çünkü işte, kötüler yaylarını geriyor. Karanlıkta dürüst yüreklileri vurmak için, Oklarını kiriş üzerine yerleştirdiler.
PSA 11:3 Temeller yıkılırsa, doğru kişi ne yapabilir?
PSA 11:4 Yahve kutsal tapınağındadır. Yahve gökte tahtındadır. O’nun gözleri bakar. Gözleri insanoğullarını sınar.
PSA 11:5 Yahve doğru kişiyi sınar, ama O'nun canı kötüden ve zorbalığı sevenden nefret eder.
PSA 11:6 Kötülerin üzerine kızgın korlar yağdıracak; ateş, kükürt ve kavurucu rüzgâr onların kâsesine düşen pay olacak.
PSA 11:7 Çünkü Yahve doğrudur. Doğruluğu sever. Doğru kişi O’nun yüzünü görecek.
PSA 12:1 Müzik şefi için - Sekiz telli sazlarla Yardım et, ey Yahve, çünkü tanrısal kişi kalmadı. İnsanoğulları arasında sadık olanlar tükeniyor.
PSA 12:2 Herkes komşusuna yalan söylüyor. Yaltaklanan dudaklarla, çift yürekle konuşuyorlar.
PSA 12:3 Yahve tüm yaltaklanan dudakları, ve övünen dilleri kessin.
PSA 12:4 Onlar, “Dilimizle galip geleceğiz. Dudaklarımız bizimdir. Kim bizim üzerimizde efendidir?” derler.
PSA 12:5 “Mazlumların ezilmesinden ve yoksulların iniltilerinden ötürü, şimdi kalkacağım” diyor Yahve, “Ona kötülük edenlerden kurtarıp güvenli bir yere koyacağım.”
PSA 12:6 Yahve’nin sözleri kusursuzdur, toprak ocakta eritilmiş, yedi kez arıtılmış gümüşe benzer.
PSA 12:7 Sen onları koruyacaksın, ey Yahve. Onları bu kuşaktan daima koruyacaksın.
PSA 12:8 Alçaklık insanoğulları arasında yüceltildiğinde, kötüler her yanda dolaşır.
PSA 13:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Ne zamana dek, ey Yahve? Beni sonsuza dek mi unutacaksın? Yüzünü benden daha ne kadar gizleyeceksin?
PSA 13:2 Her gün yüreğimde keder var, ne zamana dek canımı teselli edeceğim? Ne zamana dek düşmanım bana karşı zafer kazanacak?
PSA 13:3 Bak ve yanıt ver bana, ey Tanrım Yahve. Gözlerime ışık ver ki, ölüm uykusuna yatmayayım,
PSA 13:4 öyle ki, düşmanım, “Onu yendim” demesin, Düştüğümde düşmanlarım sevinmesin.
PSA 13:5 Ama ben senin sevgi dolu iyiliğine güveniyorum. Yüreğim senin kurtuluşunla seviniyor.
PSA 13:6 Yahve’ye ezgiler söyleyeceğim, çünkü bana iyilik etti.
PSA 14:1 Müzik Şefi için David’in mezmuru Akılsız yüreğinde, “Tanrı yoktur” dedi. Yozlaştılar, iğrenç işler yaptılar. İyilik eden kimse yok.
PSA 14:2 Anlayan, Tanrı’yı arayan birisi var mı diye, Yahve gökten insanoğullarına baktı,
PSA 14:3 hepsi saptı. Hepsi birlikte yozlaştılar. İyilik eden kimse yok, bir kişi bile yok.
PSA 14:4 Kötülük edenlerin hiçbirinin bilgisi yok mu? Halkımı ekmek yer gibi yiyorlar. Yahve’yi çağırmıyorlar.
PSA 14:5 Orada dehşet içinde kaldılar. Çünkü Tanrı doğruların kuşağının yanındadır.
PSA 14:6 Yoksulların tasarısını engellersiniz, ama onun sığınağı Yahve’dir.
PSA 14:7 Ah, keşke İsrael'in kurtuluşu Siyon'dan gelseydi! Yahve halkının servetini geri döndürdüğünde, o zaman Yakov sevinecek ve İsrael coşacak.
PSA 15:1 David’in mezmuru Ey Yahve, tapınağında kim oturabilir? Kutsal dağında kim yaşayabilir?
PSA 15:2 Kusursuzca yürüyen, doğru olanı yapan, yüreğinde gerçeği söyleyen,
PSA 15:3 Böylesi iftira etmez, dostuna kötülük etmez, komşusuna kara çalmaz.
PSA 15:4 Aşağılık insanı hor görür, ama Yahve'den korkanlara saygı duyar. Kendi zararına ant içse bile, andını bozmaz.
PSA 15:5 Parasını tefeciye vermez, suçsuza karşı rüşvet almaz. Bunları yapan asla sarsılmaz.
PSA 16:1 David'in şiiri Koru beni, ey Tanrı, çünkü sana sığınıyorum.
PSA 16:2 Canım, Yahve’ye şöyle dedi: “Efendim sensin. Senden ayrı bana iyilik yoktur.”
PSA 16:3 Yeryüzündeki kutsallara gelince, harikadır onlar, bütün zevkim onlardadır.
PSA 16:4 Başka ilâha armağan sunanların kederi çoğalacak. Onların kan sunularını ben sunmayacağım, ne de adlarını ağzıma alacağım.
PSA 16:5 Yahve payımı, kâsemi belirledi. Benim hissemi güvende tutan sensin.
PSA 16:6 Sınırlar hoş yerlerde düştü bana. Evet, iyi bir mirasım var.
PSA 16:7 Bana öğüt veren Yahve’yi yücelteceğim. Evet, geceleyin yüreğim beni uyarır.
PSA 16:8 Yahve’yi hep önüme koydum. O benim sağımda olduğu için sarsılmam.
PSA 16:9 Bu nedenle yüreğim coşku dolu, dilim sevinir. Bedenim de güvenlik içinde yaşar.
PSA 16:10 Çünkü sen canımı Şeol'e terk etmeyeceksin, kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.
PSA 16:11 Bana yaşam yolunu göstereceksin. Bol sevinç senin huzurundadır. Sağ elinde sonsuz zevkler vardır.
PSA 17:1 David’in bir duasıdır. Ey Yahve, haklı yakarışımı işit. Hileli dudaklardan çıkmayan duama kulak ver.
PSA 17:2 Hükmüm senin huzurundan çıksın. Senin gözlerin adalete baksın.
PSA 17:3 Yüreğimi denedin. Geceleyin beni ziyaret ettin. Beni yokladın ama hiçbir şey bulmadın. Ağzımdan itaatsiz söz çıkarmamaya kararlıyım.
PSA 17:4 İnsanların yaptıklarına gelince, senin dudaklarının sözüyle, şiddet yollarından kendimi uzak tuttum.
PSA 17:5 Adımlarım senin yollarını sımsıkı tuttu. Ayaklarım kaymadı.
PSA 17:6 Sana seslendim, çünkü bana yanıt verirsin, Tanrım. Kulak ver bana. Sözümü duy.
PSA 17:7 İyilikle dolu muhteşem sevgini göster, sana sığınanları sağ elinle düşmanlarından kurtaran sensin.
PSA 17:8 Gözbebeğin gibi koru beni. Beni kanatlarının gölgesinde sakla,
PSA 17:9 bana baskı yapan kötülerden, Etrafımı saran ölümcül düşmanlarımdan.
PSA 17:10 Duygusuz yüreklerini kapatırlar. Ağızlarıyla gururla konuşurlar.
PSA 17:11 Artık adımlarımızın çevresini sardılar. Bizi yere çalmak için gözlerini diktiler.
PSA 17:12 Avına karşı doyumsuz bir aslan, pusuya yatmış genç bir aslan gibi.
PSA 17:13 Kalk, ey Yahve, onunla uğraş. Yere çal onu. Kılıcınla kurtar canımı kötülerden,
PSA 17:14 elinle insanlardan, ey Yahve, payı bu yaşamda olan dünya insanlarından. Değer verdiklerinin karnını doyurursun. Oğulların bolluk içindedir, onlar da çocukları için servet biriktirirler.
PSA 17:15 Bana gelince, yüzünü doğrulukla göreceğim. Uyandığımda senin suretini görmeye doyacağım.
PSA 18:1 Müzik şefi için - Yahve’nin hizmetkârı David'in mezmuru - Yahve kendisini bütün düşmanlarının pençesinden ve Saul'un elinden kurtardığı gün David Yahve’ye şu ezgiyi okudu: Seni seviyorum, ey Yahve, gücüm sensin.
PSA 18:2 Yahve benim kayam, kalem ve kurtarıcımdır, Tanrım, kayam, sığındığımdır, kalkanım ve kurtuluşumun boynuzu, yüksek kulem.
PSA 18:3 Övülmeye layık olan Yahve’yi çağırırım, ve kurtulurum düşmanlarımdan.
PSA 18:4 Ölüm ipleri sarmıştı beni. Tanrısızlık selleri beni ürküttü.
PSA 18:5 Şeol'ün ipleri çevremdeydi. Ölüm tuzakları üzerime indi.
PSA 18:6 Sıkıntı içinde Yahve’yi çağırdım, Tanrım’a haykırdım. Duydu sesimi tapınağından. Önündeki feryadım kulaklarına erişti.
PSA 18:7 O zaman yeryüzü sarsılıp titredi. Dağların temelleri de yerinden oynadı, çünkü Yahve öfkelenmişti.
PSA 18:8 Burnundan duman yükseldi. Ağzından yakıp tüketen bir ateş çıktı. Ondan korlar tutuştu.
PSA 18:9 Gökleri yarıp indi. Ayakları altında koyu bir karanlık vardı.
PSA 18:10 Bir keruva binip uçtu. Ve rüzgârın kanatları üzerinde süzüldü.
PSA 18:11 Karanlığı kendisine saklanacak yer, karanlık suları, gökyüzünün koyu bulutlarını, çevresine çardak yaptı.
PSA 18:12 Önündeki parıltıdan dolu ve alevli korlarla, O’nun koyu bulutları geçti.
PSA 18:13 Yahve gökte gürledi. Yüceler Yücesi ses verdi, dolu ve alevli korlarla.
PSA 18:14 Oklarını gönderip onları dağıttı. Onları büyük yıldırımlarla bozguna uğrattı.
PSA 18:15 Ey Yahve senin azarlamandan, burnundan çıkan güçlü soluktan, suların yatakları göründü, dünyanın temelleri belirdi.
PSA 18:16 Yukarıdan gönderdi. Beni tuttu. Beni çok sulardan çıkardı.
PSA 18:17 Beni güçlü düşmanımdan, benden nefret edenlerden kurtardı. Çünkü onlar benden çok güçlüydüler.
PSA 18:18 Felaket günümde üzerime geldiler, ama Yahve bana destek çıktı.
PSA 18:19 Beni geniş bir yere çıkardı. Kurtardı beni çünkü benden hoşlandı.
PSA 18:20 Yahve doğruluğuma göre ödüllendirdi beni. Ellerimin temizliğine göre bana karşılık verdi.
PSA 18:21 Çünkü Yahve'nin yollarını tuttum, ve kötülükle Tanrım’dan uzaklaşmadım.
PSA 18:22 Çünkü O'nun bütün ilkeleri önümdedir. Kurallarını kendimden uzaklaştırmadım.
PSA 18:23 O’nunla suçsuzum. Günahımdan kendimi uzak tuttum.
PSA 18:24 Bu nedenle Yahve beni doğruluğuma göre, ellerimin O’nun gözündeki temizliğine göre ödüllendirdi.
PSA 18:25 Merhametli olana merhametini, kusursuz olana kusursuzluğunu gösterirsin.
PSA 18:26 Pak olana paklığını, çarpık olana sertliğini gösterirsin.
PSA 18:27 Çünkü mazlum insanları kurtarırsın, ama kibirli gözleri alaşağı edersin.
PSA 18:28 Işığımı sen yakacaksın ey Yahve. Tanrım karanlığımı aydınlatacaksın.
PSA 18:29 Çünkü senin sayende akıncıların üstüne çıkarım, Tanrım’la surları aşarım.
PSA 18:30 Tanrı'ya gelince, O’nun yolu kusursuzdur. Yahve’nin sözü sınandı. O, kendisine sığınan herkese kalkandır.
PSA 18:31 Çünkü Yahve'den başka Tanrı kimdir? Tanrımız’dan başka kaya kimdir?
PSA 18:32 O Tanrı ki, beni güçle donatır ve yolumu kusursuz kılar.
PSA 18:33 Ayaklarımı geyik ayakları gibi eder, beni yüksek yerlerime diker.
PSA 18:34 Ellerime savaşmayı öğretir, kollarımla tunç bir yayı gereyim diye.
PSA 18:35 Bana kurtuluşunun kalkanını da verdin. Sağ elin destekler beni. Senin sevecenliğin beni büyük etti.
PSA 18:36 Adımlarımın yerini genişlettin, ayaklarım kaymadı.
PSA 18:37 Düşmanlarımı kovalayıp onlara yetişirim, onlar yok olana dek geri dönmem.
PSA 18:38 Onları ezerim, kalkamazlar, ayaklarımın altına serilirler.
PSA 18:39 Çünkü savaş için bana güç verdin. Bana karşı çıkanları bana boyun eğdirdin.
PSA 18:40 Benden nefret edenleri yok edeyim diye, düşmanlarımın sırtını bana çevirttin.
PSA 18:41 Feryat ettiler ama kurtaracak kimse yoktu, Yahve’yi bile çağırdılar ama O yanıt vermedi.
PSA 18:42 O zaman onları yelin önündeki toz gibi ezdim. Onları sokak çamuru gibi dışarı fırlattım.
PSA 18:43 Halkın çekişmelerinden beni kurtardın. Beni ulusların başı yaptın. Tanımadığım bir halk bana hizmet edecek.
PSA 18:44 Duyar duymaz benim sözümü dinleyecekler. Yabancılar bana boyun eğecekler.
PSA 18:45 Yabancılar yok olup gidecek, kalelerinden titreyerek çıkacaklar.
PSA 18:46 Yahve yaşıyor! Kayam’a övgüler olsun! Kurtuluşumun Tanrısı yücelsin!
PSA 18:47 Benim için öç alan, halkları bana boyun eğdiren Tanrı O’dur.
PSA 18:48 Düşmanlarımdan kurtarır. Bana karşı çıkanların üstüne çıkarırsın beni. Beni zorbadan kurtarırsın.
PSA 18:49 Bunun için uluslar arasında sana şükredeceğim, ey Yahve, adını ilahilerle öveceğim.
PSA 18:50 O, kralına büyük bir kurtuluş verir, meshedilmiş olanına, David ve soyuna, sonsuza dek sevgi dolu iyiliğini gösterir.
PSA 19:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Gökler Tanrı'nın görkemini bildirir. Gök boşluğu ellerinin eserini sergiler.
PSA 19:2 Gün güne söz söyler, gece geceye bilgi gösterir.
PSA 19:3 Ne konuşma ne de dil vardır, sesleri duyulmaz.
PSA 19:4 Sesleri tüm yeryüzüne, sözleri dünyanın sonuna dek ulaşır. Göklerde güneş için çadır kurdu Tanrı.
PSA 19:5 Gerdekten çıkan güveye benzer güneş, yarışını koşan güçlü bir adam gibi sevinir.
PSA 19:6 Göklerin bir ucundan çıkar, öbür ucuna dek döner. Sıcaklığından hiçbir şey saklanmaz.
PSA 19:7 Yahve'nin yasası kusursuzdur, canı tazeler. Yahve’nin antlaşması emindir, saf kişiyi bilge kılar.
PSA 19:8 Yahve’nin kuralları doğrudur, yüreği sevindirir. Yahve’nin buyruğu paktır, gözleri aydınlatır.
PSA 19:9 Yahve korkusu temizdir, sonsuza dek kalıcıdır. Yahve’nin ilkeleri gerçektir ve tamamıyla doğrudur.
PSA 19:10 Altından, bol miktarda saf altından daha çok arzu edilir, baldan, süzme petek balından daha tatlıdır.
PSA 19:11 Üstelik hizmetkârını uyaran onlardır. Onlara uyanların ödülü büyüktür.
PSA 19:12 Kusurlarını kim fark edebilir? Gizli kusurlarımdan dolayı beni bağışla.
PSA 19:13 Hizmetkârını bilerek işlenen günahlardan uzak tut. Üzerimde hakimiyet kurmasınlar. O zaman doğru olurum. Büyük isyandan suçsuz ve masum çıkarım.
PSA 19:14 Ağzımdan çıkan sözler ve yüreğimin düşüncesi senin önünde kabul görsün, ey Yahve, kayam ve kurtarıcım.
PSA 20:1 Müzik şefi için- David’in mezmuru Yahve sıkıntılı gününde sana yanıt versin. Yakov'un Tanrısı'nın adı seni yükseltsin,
PSA 20:2 kutsal yerden sana yardım göndersin, Siyon’dan destek versin.
PSA 20:3 Bütün sunularını hatırlasın, yakmalık sunularını kabul etsin. Selah.
PSA 20:4 Sana yüreğine göre versin, ve bütün öğütlerini yerine getirsin.
PSA 20:5 Senin kurtarışında zafer kazanacağız. Tanrı’nın adıyla sancaklarımızı dikeceğiz. Yahve bütün dileklerini yerine getirsin.
PSA 20:6 Şimdi biliyorum ki, Yahve meshettiğini kurtarıyor. Sağ elinin kurtarıcı gücüyle, kutsal cennetten ona yanıt veriyor.
PSA 20:7 Bazıları savaş arabalarına, bazıları atlara güvenir, ama biz Tanrımız Yahve’nin adına güveniriz.
PSA 20:8 Onlar eğildiler ve düştüler, ama biz kalktık ve dik durduk.
PSA 20:9 Kurtar, ey Yahve! Seslendiğimizde Kral bize yanıt versin!
PSA 21:1 Müzik şefi için David’in mezmuru Kral senin gücüne sevinir, ey Yahve! Kurtarışınla ne büyük sevinç duyar!
PSA 21:2 Yüreğinin isteğini ona verdin, dudaklarının dileğini geri çevirmedin. Selah.
PSA 21:3 Çünkü iyilik bereketleriyle onu karşıladın. Başına saf altından taç koydun.
PSA 21:4 Senden yaşam istedi, sonsuza dek sürecek uzun günler verdin ona.
PSA 21:5 Senin kurtarışınla yüceliği büyüktür. Ona saygınlık ve yücelik giydirdin.
PSA 21:6 Çünkü sen onu daima en kutsanmış kıldın. Huzurunda onu sevinçle coşturdun.
PSA 21:7 Çünkü kral Yahve’ye güvenir, Yüceler Yücesi'nin sevgi dolu iyiliği sayesinde sarsılmaz.
PSA 21:8 Elin bütün düşmanlarını bulacak. Sağ elin senden nefret edenleri bulacaktır.
PSA 21:9 Öfkelendiğin zaman onları kızgın fırına çevireceksin. Yahve gazabıyla onları yutacak. Ateş onları yiyip bitirecektir.
PSA 21:10 Onların soyunu yeryüzünden, gelecek kuşaklarını insanoğulları arasından yok edeceksin.
PSA 21:11 Çünkü sana karşı kötülük etmeye niyetlendiler. Sana karşı başarılı olamayacak bir kötülük tasarladılar.
PSA 21:12 Çünkü sırtlarını döndüreceksin, gerilmiş yayını yüzlerine doğrulttuğunda.
PSA 21:13 Gücünle yüksel, ey Yahve, ezgiler söyleyip kudretini övelim.
PSA 22:1 Müzik şefi için - “Tan Geyiği” makamında - David’in mezmuru Tanrım, Tanrım, beni neden bıraktın? Neden bana yardım etmekten, iniltimin sözlerinden bu kadar uzaksın?
PSA 22:2 Tanrım, gündüz çağırıyorum ama yanıt vermiyorsun, geceleyin ve sessiz kalmıyorum.
PSA 22:3 Oysa sen kutsalsın, meskenini İsrael'in övgüleri üzerine kurarsın.
PSA 22:4 Atalarımız sana güvendi. Güvendiler ve sen de onları kurtardın.
PSA 22:5 Sana seslendiler ve kurtuldular. Sana güvendiler ve hayal kırıklığına uğramadılar.
PSA 22:6 Ama toprak kurduyum ben, insan değilim, insanların yüz karasıyım, halkın hor gördüğü biri.
PSA 22:7 Beni görenlerin hepsi benimle alay ediyor. Dudaklarıyla beni aşağılıyorlar. Başlarını sallayıp şöyle diyorlar:
PSA 22:8 “Yahve’ye güvendi. Onu kurtarsın. Madem ondan hoşlanıyor, onu kurtarsın bakalım!”
PSA 22:9 Oysa beni rahimden sen çıkardın. Ana kucağındayken güvenmemi sağladın.
PSA 22:10 Ana rahminden sana teslim edildim. Doğumumdan beri Tanrım sensin.
PSA 22:11 Benden uzak durma, çünkü sıkıntı yakın. Çünkü yardım edecek kimse yok.
PSA 22:12 Birçok boğalar beni kuşattı. Başan'ın güçlü boğaları çevremi sardı.
PSA 22:13 Bana karşı ağızlarını sonuna kadar açıyorlar, avını parçalayan aslanlar gibi kükrüyorlar.
PSA 22:14 Su gibi dökülüyorum. Bütün kemiklerim eklemlerinden çıktı. Yüreğim balmumu gibi, içimde eriyor.
PSA 22:15 Gücüm çömlek parçası gibi kurudu. Dilim damağıma yapışıyor. Beni ölüm toprağına yatırdın.
PSA 22:16 Çünkü köpekler çevremi sardı. Kötüler sürüsü beni kuşattı. Ellerimi ve ayaklarımı deldiler.
PSA 22:17 Bütün kemiklerimi sayabilirim. Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.
PSA 22:18 Giysilerimi aralarında paylaşıyorlar. Elbisem için kura çekiyorlar.
PSA 22:19 Ama sen, ey Yahve, uzak durma! Sensin benim yardımcım. Bana yardım etmek için acele et!
PSA 22:20 Canımı kılıçtan, değerli yaşamımı köpeğin gücünden kurtar.
PSA 22:21 Aslanın ağzından kurtar beni! Evet, beni yaban öküzlerinin boynuzlarından kurtardın.
PSA 22:22 Adını kardeşlerime duyuracağım. Topluluğun ortasında seni öveceğim.
PSA 22:23 Ey Yahve'den korkanlar, O’nu övün! Ey Yakov soyu, O'nu yüceltin! Ey İsrael soyu, O'ndan korkun!
PSA 22:24 Çünkü O, mazlumun sıkıntısını küçümsemedi, tiksinmedi. Yüzünü de ondan gizlemedi; ama mazlum O’na seslenince, O sesini duydu.
PSA 22:25 Büyük toplulukta övgüm sendendir. O’ndan korkanların önünde adaklarımı yerine getireceğim.
PSA 22:26 Alçakgönüllüler yiyip doyacak. O’nu arayanlar Yahve'ye şükredecekler. Yürekleriniz sonsuza dek yaşasın.
PSA 22:27 Yeryüzünün bütün uçları hatırlayacak ve Yahve’ye dönecek. Ulusların bütün soyları senin önünde tapınacaklar.
PSA 22:28 Çünkü krallık Yahve’nindir. Uluslar üzerinde hükümdar O’dur.
PSA 22:29 Dünyanın bütün zenginleri yiyecek ve tapınacaklar. Toprağa inen herkes O’nun önünde eğilecek, canını hayatta tutamayanlar bile.
PSA 22:30 Gelecek kuşaklar O’na hizmet edecek. Sonraki kuşaklara Efendi anlatılacak.
PSA 22:31 Gelip O'nun doğruluğunu henüz doğmamış halka bildirecekler. Çünkü bunu O yaptı.
PSA 23:1 David’in mezmuru Yahve benim çobanımdır, hiç eksiğim olmaz.
PSA 23:2 Beni yeşil çayırlarda yatırır. Sakin suların yanına götürür.
PSA 23:3 Canımı yeniler. Adı uğruna doğruluk yollarında bana rehberlik eder.
PSA 23:4 Ölüm gölgesindeki vadiden geçsem bile, kötülükten hiç korkmam, çünkü sen benimlesin. Senin asan, değneğin, onlar rahatlatır beni.
PSA 23:5 Düşmanlarımın huzurunda, önüme sofra kurarsın. Başımı yağla meshedersin. Kâsem taşmakta.
PSA 23:6 Kesin olarak yaşamımın bütün günlerinde iyilik ve sevgi izleyecek beni, ve daima Yahve’nin evinde oturacağım.
PSA 24:1 David’in mezmuru Yahve’nindir yeryüzü, doluluğuyla birlikte. Dünya ve onda oturanlar.
PSA 24:2 Çünkü O’dur onu denizlerin üzerinde kuran, taşkınlar üzerinde durduran.
PSA 24:3 Yahve’nin dağına kim çıkabilir? Kim O’nun kutsal yerinde durabilir?
PSA 24:4 Elleri temiz, yüreği pak olan; canını yalana kaptırmamış, hileyle yemin etmemiştir böylesi.
PSA 24:5 O kişi Yahve’nin bereketini, kurtuluşunun Tanrısı’ndan gelen doğruluğu alacaktır.
PSA 24:6 Bu O'nu arayanların kuşağıdır, senin yüzünü arayanların— Yakov gibi. Selah.
PSA 24:7 Kaldırın başınızı, ey kapılar! Yükselin, ey ebedi kapılar, yücelik Kralı içeri girsin.
PSA 24:8 Kimdir o Yücelik Kralı? Yahve’dir O, güçlü ve kudretli, Yahve savaşta kudretlidir.
PSA 24:9 Kaldırın başınızı, ey kapılar, yükselin ey ebedi kapılar, yücelik Kralı içeri girsin.
PSA 24:10 Kimdir o yücelik Kralı? Ordular Yahvesi, yücelik Kralı O’dur! Selah.
PSA 25:1 David’in mezmuru Ey Yahve, canımı sana kaldırıyorum.
PSA 25:2 Tanrım, sana güvendim, utandırma beni. Düşmanlarımın bana galip gelmesine izin verme.
PSA 25:3 Seni bekleyen hiç kimse utanmayacak. Sebepsiz yere hainlik edenler utanacaklar.
PSA 25:4 Bana yollarını göster, ey Yahve. Bana yönlerini bildir.
PSA 25:5 Bana kendi gerçeğinde yol göster ve öğret, çünkü sen kurtuluşumun Tanrısı’sın, bütün gün seni bekliyorum.
PSA 25:6 Ey Yahve, sevecen merhametlerini ve sevgi dolu iyiliğini hatırla, çünkü onlar eski zamanlardan beri aynıdır.
PSA 25:7 Gençlik günahlarımı ve gençlik isyanlarımı anma. Beni sevgi dolu iyiliğinle, iyiliğine göre hatırla, ey Yahve.
PSA 25:8 Yahve iyi ve doğrudur, bu nedenle günahkârlara yolu gösterir.
PSA 25:9 Alçakgönüllülere adalet yolunda yol gösterecek. Kendi yolunu onlara öğretecek.
PSA 25:10 Antlaşmasını ve tanıklıklarını tutanlar için, Yahve’nin bütün yolları sevgi dolu iyilik ve gerçektir.
PSA 25:11 Adın uğruna, ey Yahve, günahımı bağışla, çünkü günahım büyüktür.
PSA 25:12 Yahve'den korkan adam kimdir? Yahve ona seçeceği yolu bildirecektir.
PSA 25:13 Onun canı rahat edecek. Soyu ülkeyi miras alacaktır.
PSA 25:14 Yahve’nin dostluğu kendisinden korkanlarladır. Onlara antlaşmasını gösterecektir.
PSA 25:15 Gözlerim hep Yahve’nin üstündedir, çünkü ayaklarımı ağdan O çıkarır.
PSA 25:16 Bana yüzünü çevir ve merhamet et, çünkü kimsesiz ve dertliyim.
PSA 25:17 Yüreğimin darlıkları çoğaldı. Beni sıkıntılarımdan kurtar.
PSA 25:18 Çektiğim sıkıntıları ve acıları gör de, bütün günahlarımı bağışla.
PSA 25:19 Düşmanlarıma bak, çünkü çokturlar. Şiddetle benden nefret ediyorlar.
PSA 25:20 Canımı koru, kurtar beni. Hayal kırıklığına uğramayayım, çünkü sana sığınıyorum.
PSA 25:21 Beni dürüstlük ve doğruluk korusun, çünkü seni bekliyorum.
PSA 25:22 Ey Tanrı, İsrael'i bütün sıkıntılarından kurtar.
PSA 26:1 David’in mezmuru Beni yargıla, ey Yahve, çünkü dürüstlüğümle yürüdüm. Sarsılmadan Yahve'ye güvendim.
PSA 26:2 Beni dene, ey Yahve, sına beni. Yüreğimi ve aklımı yokla.
PSA 26:3 Çünkü sevgi dolu iyiliğin gözlerimin önündedir. Senin gerçeğinde yürüdüm.
PSA 26:4 Hilekâr adamlarla oturmadım, ikiyüzlülerin arasına da girmem.
PSA 26:5 Kötülük yapanlar topluluğundan nefret ederim, kötülerle birlikte oturmam.
PSA 26:6 Ellerimi masumiyetle yıkar, sunağının etrafında dönerim, ey Yahve,
PSA 26:7 ta ki, şükran sesini duyurayım ve tüm harika işlerini anlatayım.
PSA 26:8 Ey Yahve, oturduğun evi, görkeminin bulunduğu yeri severim.
PSA 26:9 Canımı günahkârlarla, hayatımı kana susamış adamlarla bir araya getirme.
PSA 26:10 Kötülük ellerindedir, sağ elleri rüşvetle doludur.
PSA 26:11 Ama ben dürüstlüğümle yürüyeceğim. Beni kurtar ve bana merhamet et.
PSA 26:12 Ayağım düzlükte durur. Topluluklarda Yahve'yi yücelteceğim.
PSA 27:1 David’in mezmuru Yahve benim ışığım ve kurtuluşumdur. Kimden çekineyim? Yahve yaşamımın gücüdür. Kimden korkayım?
PSA 27:2 Kötüler etimi yemek için üzerime geldiklerinde, hasımlarım ve düşmanlarım bile tökezlediler ve düştüler.
PSA 27:3 Bana karşı bir ordu konaklasa, yüreğim korkmaz. Bana karşı savaş açılsa, yine de güvenimi korurum.
PSA 27:4 Yahve'den tek bir şey diledim ve onu ararım: Yahve’nin güzelliğini görüp, O’nun tapınağında hayran olmak için, hayatımın bütün günlerinde Yahve’nin evinde oturmaktır.
PSA 27:5 Çünkü sıkıntı gününde beni gizlice çardağında tutacak. Beni çadırının gizli yerinde saklayacak. Kaya üzerinde beni yükseltecek.
PSA 27:6 Artık başım çevremdeki düşmanlarımın üzerinde yükselecek. O’nun çadırında sevinç kurbanları sunacağım. Ezgilerle, ilahilerle Yahve’yi öveceğim.
PSA 27:7 Sesimle çağırdığımda duy, ey Yahve. Bana merhamet et, yanıtla beni.
PSA 27:8 “Yüzümü ara” dediğin zaman, yüreğim sana, “Yüzünü arıyorum, ey Yahve” dedi.
PSA 27:9 Yüzünü benden gizleme. Hizmetkârını öfkeyle uzaklaştırma. Yardımcım sen oldun. Bırakma, terk etme beni, ey kurtuluşumun Tanrısı.
PSA 27:10 Babamla annem beni terk ettiğinde, Yahve beni yukarı kaldırır.
PSA 27:11 Bana kendi yolunu öğret, ey Yahve. Düşmanlarımdan ötürü bana doğru yolda rehber ol.
PSA 27:12 Beni hasımlarımın keyfine bırakma, Çünkü yalancı tanıklar karşıma dikildi, şiddet soluyorlar.
PSA 27:13 Yaşayanlar diyarında Yahve’nin iyiliğini göreceğimden ben hâlâ eminim.
PSA 27:14 Yahve’yi bekle. Güçlü ol ve yüreğin cesaretli olsun. Evet, Yahve'yi bekle.
PSA 28:1 David’in mezmuru Ey Yahve, sana sesleniyorum, kayam benim, kulak tıkama sesime, bana karşı sessiz kalırsan, çukura inenler gibi olurum.
PSA 28:2 Sana haykırdığımda, ellerimi En Kutsal Yerine doğru kaldırdığımda, dileklerimin sesini duy.
PSA 28:3 Beni kötülerle, kötülüğün işçileriyle aynı yere çekme. Onlar komşularıyla barış konuşurlar ama yüreklerinde kötülük vardır.
PSA 28:4 Onlara yaptıklarına göre, işledikleri kötülüğün karşılığına göre ver. Ellerinin işlerine göre onlara ver. Onlara hak ettiklerinin karşılığını ver.
PSA 28:5 Madem Yahve’nin işlerine, ellerinin işine saygı duymuyorlar, Yahve onları yıkacak ve bina etmeyecektir.
PSA 28:6 Yahve’ye övgüler olsun, çünkü dileklerimin sesini duydu.
PSA 28:7 Yahve benim gücüm ve kalkanımdır. Yüreğim O’na güvendi ve yardım buldum. Bu nedenle yüreğim coşuyor. Ezgimle O’na şükredeceğim.
PSA 28:8 Yahve onların gücüdür. O, meshettiğinin kurtuluş kalesidir.
PSA 28:9 Halkını kurtar, mirasını kutsa. Onların çobanı ol, ve onları daima taşı.
PSA 29:1 David’in mezmuru Ey kudretli olanın oğulları, Yahve’ye verin, Yahve’ye yücelik ve güç verin.
PSA 29:2 Adından ötürü yüceliği Yahve’ye verin. Kutsal düzen içinde Yahve’ye tapının.
PSA 29:3 Yahve'nin sesi suların üstündedir. Yücelik Tanrısı, Yahve birçok sular üstünde gürlüyor.
PSA 29:4 Yahve'nin sesi güçlüdür. Yahve’nin sesi heybetle doludur.
PSA 29:5 Yahve’nin sesi sedir ağaçlarını kırar. Evet, Yahve Lübnan sedirlerini parçalar.
PSA 29:6 Onları buzağı gibi, Lübnan’ı ve Siryon’u yaban öküzü yavrusu gibi sıçratır.
PSA 29:7 Yahve’nin sesi şimşek gibi çakar.
PSA 29:8 Yahve'nin sesi çölü sarsar. Yahve Kadeş Çölü’nü sarsar.
PSA 29:9 Yahve’nin sesi geyikleri doğurtur, ormanları çıplak bırakır. O’nun tapınağındaki her şey “Yücesin!” diyor.
PSA 29:10 Yahve Tufan'da tahtına oturdu. Evet, Yahve sonsuza dek Kral olarak oturur.
PSA 29:11 Yahve halkına güç verir. Yahve halkını esenlikle kutsar.
PSA 30:1 Tapınak adanırken söylenen bir ilahi Seni överim, ey Yahve, çünkü beni ayağa kaldırdın, düşmanlarımı bana sevindirmedin.
PSA 30:2 Ey Yahve Tanrım, sana seslendim, ve bana şifa verdin.
PSA 30:3 Ey Yahve, canımı Şeol'den çıkardın. Çukura inmeyeyim diye beni hayatta tuttun.
PSA 30:4 Ey O’nun kutsalları, Yahve’yi ilahilerle övün. O'nun kutsal adına şükredin.
PSA 30:5 Çünkü öfkesi bir an içindir. Lütfu ise bir ömür. Ağlayış bir gece kalabilir, ama sabahleyin sevinç gelir.
PSA 30:6 Bense, bolluk içinde şöyle dedim: “Asla sarsılmayacağım.”
PSA 30:7 Ey Yahve, lütfunla dağımı sağlamlaştırdın; ama sen yüzünü gizleyince sıkıntı duydum.
PSA 30:8 Ey Yahve, sana seslendim. Efendime rica ettim:
PSA 30:9 “Eğer çukura inersem, yıkımımın ne yararı olur? Toprak seni över mi? Senin gerçeğini ilan eder mi?
PSA 30:10 Duy, ey Yahve, bana merhamet et. Yardımcım ol, ey Yahve!”
PSA 30:11 Yasımı benim için raksa çevirdin. Çulumu çıkardın ve bana sevinç giydirdin,
PSA 30:12 ta ki yüreğim seni ilahilerle övsün ve susmasın. Ey Yahve Tanrım, sana daima şükredeceğim!
PSA 31:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Ey Yahve, sana sığınıyorum, hiçbir zaman beni hayal kırıklığına uğratma. Beni kendi doğruluğunla kurtar.
PSA 31:2 Kulak ver bana. Beni tez kurtar. Bana güçlü bir kaya, beni kurtarmak için sığınacak ev ol.
PSA 31:3 Çünkü sen benim kayam ve kalemsin, bu nedenle, adın uğruna bana yol göster ve bana rehber ol.
PSA 31:4 Benim için gizlice kurdukları ağdan beni çekip çıkar, çünkü sen benim kalemsin.
PSA 31:5 Ruhumu ellerine emanet ediyorum. Gerçeğin Tanrısı, ey Yahve, beni kurtar.
PSA 31:6 Yalancı putlara saygı duyanlardan nefret ederim, ancak Yahve’ye güvenirim.
PSA 31:7 Senin sevgi dolu iyiliğinle sevinip coşacağım, çünkü çektiğim sıkıntıyı gördün. Canımı sıkıntılar içinde bildin.
PSA 31:8 Beni düşmanın eli içinde kapatmadın. Ayaklarımı geniş bir yere yerleştirdin.
PSA 31:9 Bana merhamet et, ey Yahve, çünkü sıkıntıdayım. Gözüm, canım, bedenim kederden eriyip gidiyor.
PSA 31:10 Çünkü ömrüm kederle geçti, yıllarım iniltiyle, suçumdan ötürü gücüm tükeniyor. Kemiklerim eriyip gidiyor.
PSA 31:11 Bütün düşmanlarım yüzünden komşularıma karşı büsbütün aşağılık birisi, tanıdıklarım için dehşet oldum. Beni sokakta görenler benden kaçar oldu.
PSA 31:12 Ölü bir adam gibi yüreklerinden unutulup gittim. Kırık bir çömlek gibiyim.
PSA 31:13 Çünkü birçok insanın iftiralarını duydum, her tarafta dehşet içinde. Onlar bana karşı düzen kurarken, canımı almak için anlaştılar.
PSA 31:14 Ama ben sana güveniyorum, ey Yahve. “Tanrım sensin” dedim.
PSA 31:15 Vakitlerim senin elinde. Beni düşmanlarımın elinden ve bana zulmedenlerden kurtar.
PSA 31:16 Yüzün hizmetkârının üzerinde parlasın. Beni sevgi dolu iyiliğinle kurtar.
PSA 31:17 Hayal kırıklığına uğramayayım, ey Yahve, çünkü seni çağırdım. Kötüler hayal kırıklığına uğrasınlar. Şeol'de sessiz kalsınlar.
PSA 31:18 Yalan söyleyen dudaklar sessiz kalsın, doğruların aleyhinde küstahça, Gurur ve küçümsemeyle konuşurlar.
PSA 31:19 Senden korkanlar için sakladığın, sana sığınanlar için yaptığın, İnsanoğlunun önündeki, iyiliğin ne büyüktür!
PSA 31:20 Onları huzurunun barınağında, insanların tuzaklarından gizlersin. Kavgacı dillerden bir çardakta onları saklarsın.
PSA 31:21 Yahve’ye övgüler olsun, çünkü güçlü bir kentte bana şaşılası sevgi dolu iyiliğini gösterdi.
PSA 31:22 Bana gelince, aceleyle, “Gözlerinin önünden atıldım” dedim. Yine de sana seslendiğimde dileklerimin sesini duydun.
PSA 31:23 Yahve’yi sevin, ey O’nun kutsalları! Yahve sadıkları korur, kibirli davrananlara tam karşılığını verir.
PSA 31:24 Ey sizler, Yahve’ye umut bağlayanlar, hepiniz, güçlü olun ve yüreğiniz cesaretli olsun.
PSA 32:1 David’in mezmuru - Maskil Ne mutlu itaatsizliği bağışlanmış, günahı örtülmüş olan insana.
PSA 32:2 Ne mutlu Yahve tarafından suçu sayılmayan, ruhunda hile olmayan insana.
PSA 32:3 Sustuğumda gün boyu inlemelerimden kemiklerim eridi.
PSA 32:4 Gece gündüz elin üzerimde ağırdı. Yaz sıcağında gücüm tükendi. Selah.
PSA 32:5 Günahımı sana itiraf ettim. Suçumu saklamadım. “Yahve'ye isyanlarımı itiraf edeceğim” dedim. Günahımın suçunu bağışladın. Selah.
PSA 32:6 Bunun için, bulunabileceğin sırada, tanrısal olan herkes sana dua etsin. Büyük sular taştığında kesinlikle ona erişemezler.
PSA 32:7 Sensin benim sığınağım. Beni sıkıntıdan korursun. Beni kurtuluş ezgileriyle kuşatırsın. Selah.
PSA 32:8 Eğiteceğim seni, gideceğin yolu sana öğreteceğim. Gözüm üzerinde, sana öğüt vereceğim.
PSA 32:9 Anlayışsız at ya da katır gibi olmayın. Onları tutmak için gem ve dizgin olmazsa, sana yaklaşamazlar.
PSA 32:10 Çok keder gelir kötülerin başına, ama güveni Yahve olanı sevgi dolu iyilik kuşatacaktır.
PSA 32:11 Ey doğrular, Yahve ile sevinin ve coşun! Ey yüreği doğru olanlar, sevinçle haykırın!
PSA 33:1 Ey doğrular, Yahve ile sevinin! Doğrulara övgü yaraşır.
PSA 33:2 Lir çalarak Yahve’ye şükredin. On telli arpla O'nu ilahilerle övün.
PSA 33:3 O’na yeni bir ezgi söyleyin. Sevinç çığlığıyla ustaca çalın!
PSA 33:4 Çünkü Yahve’nin sözü doğrudur. Bütün işlerini sadakatle yapar.
PSA 33:5 Doğruluğu ve adaleti sever. Dünya Yahve’nin sevgi dolu iyiliğiyle doludur.
PSA 33:6 Gökler Yahve’nin sözüyle, onların bütün orduları ağzının soluğuyla yaratıldı.
PSA 33:7 Denizin sularını bir yığın gibi toplar. Derinliklerini ambarlarda yığar.
PSA 33:8 Bütün yeryüzü Yahve'den korksun. Dünyada yaşayan herkes O’na hayranlık duysun.
PSA 33:9 Çünkü O söyledi ve oldu. O buyurdu ve sağlam durdu.
PSA 33:10 Yahve ulusların öğüdünü boşa çıkarır. Halkların düşüncelerini hiç eder.
PSA 33:11 Yahve’nin öğüdü sonsuza dek, yüreğinin düşünceleri tüm kuşaklar boyunca yerinde durur.
PSA 33:12 Ne mutlu Tanrısı Yahve olan ulusa, kendi mirası olarak seçtiği halka.
PSA 33:13 Yahve gökten bakar. Bütün insanoğullarını görür.
PSA 33:14 Yaşadığı yerden yeryüzünde yaşayanların tümünü gözler.
PSA 33:15 Her birinin yüreğine biçim veren, onların bütün işlerini tartan O’dur.
PSA 33:16 Asker çokluğuyla kurtulan kral yoktur. Ne de büyük gücüyle kurtulan bir yiğit vardır.
PSA 33:17 Güvenlik için at boştur, büyük gücüne karşın kimseyi kurtarmaz.
PSA 33:18 İşte, Yahve’nin gözü kendisinden korkanların, O’nun sevgi dolu iyiliğine umut bağlayanların üzerindedir.
PSA 33:19 Böylece onları ölümden kurtarır, kıtlık içinde onları yaşatır.
PSA 33:20 Canımız Yahve’yi bekler. O bizim yardımımız ve kalkanımızdır.
PSA 33:21 Yüreğimiz O’nda sevinç bulur, çünkü biz O'nun kutsal adına güvendik.
PSA 33:22 Madem umudumuz sende, sevgi dolu iyiliğin üzerimizde olsun, ey Yahve!
PSA 34:1 David’in mezmuru Avimelek’in önünde kendini deli gibi gösterip kovulduğu, Gittiği zaman Yahve’yi her zaman öveceğim. O’nun övgüsü hep ağzımda olacak.
PSA 34:2 Canım Yahve ile övünür. Alçakgönüllüler bunu duyup sevinsin.
PSA 34:3 Yahve'yi benimle birlikte övün. Adını hep birlikte yüceltelim.
PSA 34:4 Yahve’yi aradım ve bana yanıt verdi, ve beni tüm korkularımdan kurtardı.
PSA 34:5 O’na baktılar, ışıl ışıl parladılar. Yüzlerini asla utanç kaplamayacak.
PSA 34:6 Bu yoksul adam yakardı ve Yahve onu duydu, ve onu bütün sıkıntılarından kurtardı.
PSA 34:7 Yahve’nin meleği kendisinden korkanların çevresinde, ordugâh kurar, onları kurtarır.
PSA 34:8 Tadın ve görün, Yahve ne iyidir. Ne mutlu O'na sığınan insana.
PSA 34:9 Yahve'den korkun, ey O’nun kutsalları, çünkü O'ndan korkanların eksiği olmaz.
PSA 34:10 Genç aslanlar muhtaç olur, açlık çekerler, ama Yahve’yi arayanlar hiçbir iyilikten yoksun kalmaz.
PSA 34:11 Gelin ey çocuklar, beni dinleyin. Size Yahve korkusunu öğreteyim.
PSA 34:12 Kimdir yaşamı arzulayan kişi, iyilik görmek için uzun günler seven?
PSA 34:13 Dilini kötülükten, dudaklarını yalan söylemekten uzak tutsun.
PSA 34:14 Kötülükten uzak durun, iyilik yapın. Esenliği arayın ve ardınca gidin.
PSA 34:15 Yahve’nin gözleri doğruların üzerindedir. Kulakları onların feryadını duyar.
PSA 34:16 Yahve’nin yüzü kötülük yapanlara karşıdır, onların anılarını yeryüzünden kesip atar.
PSA 34:17 Doğrular feryat eder, Yahve duyar, onları bütün sıkıntılarından kurtarır.
PSA 34:18 Yahve yüreği kırık olanlara yakındır, ruhu ezilmiş olanları kurtarır.
PSA 34:19 Doğrunun dertleri çoktur, ama Yahve onu hepsinden kurtarır.
PSA 34:20 Bütün kemiklerini korur. Onlardan hiçbiri kırılmaz.
PSA 34:21 Kötüyü kötülük öldürür. Doğru kişiden nefret edenler mahkûm olurlar.
PSA 34:22 Yahve hizmetkârının canını kurtarır. O’na sığınanların hiçbiri mahkûm olmaz.
PSA 35:1 David’in mezmuru Ey Yahve, benimle çekişenlerle sen çekiş, bana karşı savaşanlarla sen savaş.
PSA 35:2 Küçük ve büyük kalkanı al, yardımım için ayağa kalk.
PSA 35:3 Mızrağı savur ve beni kovalayanları engelle. Canıma, “Senin kurtuluşun benim.” de.
PSA 35:4 Canımı almak isteyenler hayal kırıklığına uğrayıp rezil olsunlar. Bana kötülük düşünenler geri dönüp şaşkına dönsünler.
PSA 35:5 Rüzgârın önündeki saman çöpü gibi olsunlar, Yahve’nin meleği onları sürsün.
PSA 35:6 Yolları karanlık ve kaygan olsun, Yahve'nin meleği onların peşlerine düşsün.
PSA 35:7 Çünkü nedensiz yere benim için ağlarını çukurda gizlediler. Hiçbir sebep yokken canıma çukur kazdılar.
PSA 35:8 Habersiz yıkım üzerine gelsin. Gizlediği ağ kendisini yakalasın. O yıkımın içine kendisi düşsün.
PSA 35:9 Canım Yahve’de sevinç bulacak. O’nun kurtarışıyla sevinecek.
PSA 35:10 Bütün kemiklerim şöyle diyecek: “Senin gibisi var mı, ey Yahve, yoksulu kendisine göre çok güçlü olanın elinden, yoksulu, muhtacı soyguncudan kurtaran?”
PSA 35:11 Yalancı tanıklar ayağa kalkıyor. Bilmediğim şeyleri bana soruyorlar.
PSA 35:12 Canımı kederlendirmek için, iyiliğe karşı bana kötülük ediyorlar.
PSA 35:13 Ben ise, onlar hastalandıklarında çul kuşanırdım. Oruçla canımı alçaltırdım. Duam kendi bağrıma dönerdi.
PSA 35:14 Onlara dostum ya da kardeşimmiş gibi davranırdım. Annesi için yas tutan birisi gibi yas tutarak yere kapanırdım.
PSA 35:15 Ama benim sıkıntım karşısında sevindiler ve bir araya toplandılar. Saldırganlar bana karşı toplandılar ve ben bunu bilmiyordum. Bana saldırdılar ve durmadılar.
PSA 35:16 Ziyafetlerdeki kirli soytarılar gibi, bana dişlerini gıcırdattılar.
PSA 35:17 Ey Efendim, ne zamana dek bakacaksın? Canımı onların yok edişinden, yaşamımı genç aslanlardan kurtar.
PSA 35:18 Büyük toplantıda sana şükürler sunacağım. Kalabalığın ortasında seni öveceğim.
PSA 35:19 Düşmanlarım haksız yere bana karşı sevinmesinler; benden nedensiz yere nefret edenler, göz kırpmasınlar.
PSA 35:20 Çünkü onlar esenlikten söz etmezler, ama ülkenin sakin insanlarına karşı hileli sözler uydururlar.
PSA 35:21 Bana karşı ağızlarını sonuna kadar açtılar. “Oh! Oh! Gözümüz bunu gördü!” diyorlar.
PSA 35:22 Sen bunu gördün, ey Yahve. Sessiz kalma. Ey Efendim benden uzak durma.
PSA 35:23 Ey Tanrım, uyan, kalk ve savun beni! Ey Efendim, benim için gayrete gel!
PSA 35:24 Doğruluğuna göre beni haklı çıkar, ey Yahve Tanrım. Bana karşı sevinmelerine izin verme.
PSA 35:25 Yüreklerinde, “Oh! Dileğimiz buydu, onu yuttuk!” demesinler.
PSA 35:26 Felaketime sevinenler, hayal kırıklığına uğrayıp şaşkına dönsünler. Bana karşı kendilerini yüceltenler, utanç ve rezilliğe bürünsünler.
PSA 35:27 Haklı davamı destekleyenler, sevinçle haykırıp coşsunlar. Sürekli şöyle desinler: “Hizmetkârının bolluk içinde olmasından hoşlanan Yahve yücelsin!”
PSA 35:28 Dilim gün boyu senin doğruluğundan, övgülerinden söz edecek.
PSA 36:1 Müzik şefi için- Yahve’nin hizmetkârı David’in mezmuru Kötünün itaatsizliği hakkında yüreğimde bir esin var: “Gözünde Tanrı korkusu yoktur.”
PSA 36:2 Kendini beğendiği için, günahını fark edemez ve ondan nefret etmez.
PSA 36:3 Ağzının sözleri kötülük ve hiledir. Akıllı olmayı ve iyilik yapmayı bırakmıştır.
PSA 36:4 Yatağında kötülük tasarlar. Kendini iyi olmayan bir yola sokar. Kötülükten nefret etmez.
PSA 36:5 Sevgi dolu iyiliğin, ey Yahve, göklerdedir. Sadakatin gökyüzüne ulaşır.
PSA 36:6 Doğruluğun Tanrı'nın dağları, yargıların büyük derinlik gibidir. Ey Yahve, insanı ve hayvanı koruyan sensin.
PSA 36:7 Sevgi dolu iyiliğin ne değerli, ey Tanrı! İnsanoğulları kanatlarının gölgesine sığınır.
PSA 36:8 Evinin bolluğuyla bol bol doyacaklar. Senin zevklerinin ırmağından onlara içireceksin.
PSA 36:9 Çünkü yaşamın kaynağı sendedir. Senin ışığında ışığı göreceğiz.
PSA 36:10 Seni tanıyanlara sevgi dolu iyiliğini, yüreği doğru olanlara karşı doğruluğunu sürdür.
PSA 36:11 Gururlunun ayağının bana karşı gelmesine, kötünün elinin beni kovmasına izin verme.
PSA 36:12 Orada kötülük yapanlar düştü. Yıkıldılar ve kalkamazlar.
PSA 37:1 David’in mezmuru Kötülük edenler yüzünden üzülme, haksızlık yapanlara da özenme.
PSA 37:2 Çünkü yakında ot gibi biçilecekler, yeşil bitki gibi solup gidecekler.
PSA 37:3 Yahve’ye güven ve iyilik et. Ülkede otur ve güvenli otlakların tadını çıkar.
PSA 37:4 Yahve’den de zevk al, O da sana yüreğinin dileklerini verecektir.
PSA 37:5 Yolunu Yahve'ye teslim et. O’na güven, O da şunu yapacaktır:
PSA 37:6 Doğruluğunu ışık gibi, hakkını öğlen güneşi gibi parlatacaktır.
PSA 37:7 Yahve’de dinlen, O’nu sabırla bekle. Üzülme işi yolunda olup da, kötü planlarını gerçekleştiren kişi için.
PSA 37:8 Kızmaktan vazgeç, öfkeyi bırak. Üzülme, bu yalnızca kötülüğe sürükler.
PSA 37:9 Çünkü kötülük edenler kesilip atılacak, ama Yahve’yi bekleyenler ülkeyi miras alacak.
PSA 37:10 Kısa bir süre sonra kötüler yok olacak. Yerini arasan bile artık orada bulunmayacak.
PSA 37:11 Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacaklar, taşkın esenlikten tad alacaklar.
PSA 37:12 Kötü doğruya karşı düzen kurar, ve ona diş gıcırdatır.
PSA 37:13 Efendi ona güler, çünkü onun gününün geldiğini görür.
PSA 37:14 Kötüler kılıç çekip yaylarını gerdiler, yoksulları ve muhtaçları yere sermek, yolu doğru olanları öldürmek için.
PSA 37:15 Onların kılıcı kendi yüreklerine girecek, yayları kırılacaktır.
PSA 37:16 Doğrunun azı, birçok kötünün bolluğundan daha iyidir.
PSA 37:17 Çünkü kötülerin gücü kırılacak, ama Yahve doğrulara destek olur.
PSA 37:18 Yahve kusursuz olanların günlerini bilir. Onların mirası daima kalıcıdır.
PSA 37:19 Kötülük zamanında hayal kırıklığına uğramayacaklar. Kıtlık günlerinde doyurulacaklar.
PSA 37:20 Ama kötüler yok olacaklar. Yahve’nin düşmanları kırların güzelliğine benzeyecek. Duman gibi dağılıp yok olacak.
PSA 37:21 Kötü kişi ödünç alır da geri vermez, ama doğru kişi cömertçe verir.
PSA 37:22 Çünkü O’nun kutsadıkları ülkeyi miras alacak. O’nun lanetledikleri kesilip atılacaktır.
PSA 37:23 İnsanın adımları Yahve tarafından pekiştirilir. Onun yolundan hoşnuttur.
PSA 37:24 Tökezlese de düşmez, çünkü elinden tutan Yahve’dir.
PSA 37:25 Gençtim, şimdi yaşlandım, yine de doğruların terk edildiğini, ve de çocuklarının ekmek dilendiğini hiç görmedim.
PSA 37:26 Bütün gün merhametle davranır ve ödünç verir. Onun soyu kutsanır.
PSA 37:27 Kötülükten uzak dur, iyilik et. Sonsuza dek güven içinde yaşa.
PSA 37:28 Çünkü Yahve adaleti sever, kutsallarını terk etmez. Onlar daima korunur, ama kötülerin soyu kesilip atılacak.
PSA 37:29 Doğrular ülkeyi miras alacak, ve daima içinde yaşayacaklar.
PSA 37:30 Doğrunun ağzı bilgelik konuşur. Dili adaleti söyler.
PSA 37:31 Tanrısı’nın yasası yüreğindedir. Adımlarından hiçbiri kaymaz.
PSA 37:32 Kötü doğruyu gözetler, onu öldürmenin yolunu arar.
PSA 37:33 Yahve onu kötünün eline bırakmaz, yargılandığında onu mahkûm etmez.
PSA 37:34 Yahve'yi bekle, O’nun yolunu tut, ülkeyi miras almak için seni yükseltecektir. Kötüler kesilip atıldığı zaman, bunu göreceksin.
PSA 37:35 Kötüyü büyük güç içinde gördüm, yeşil bir ağaç gibi bittiği yerde yayılmış.
PSA 37:36 Ama gelip geçti işte, artık o yok. Onu aradım ama bulunamadı.
PSA 37:37 Kusursuz adamın üzerine bir nişan koy, doğru adama bak, çünkü gelecek esenlik adamınındır.
PSA 37:38 İsyan edenlere gelince, onlar hep birlikte yok edilecekler. Kötülerin geleceği kesilip atılacaktır.
PSA 37:39 Ama doğruların kurtuluşu Yahve'dendir. O, sıkıntı zamanlarında onların kalesidir.
PSA 37:40 Yahve onlara yardım eder ve onları kurtarır. Onları kötülerin elinden kurtarıp özgür kılar, çünkü O’na sığındılar.
PSA 38:1 Anma sunusu için David’in mezmuru Ey Yahve, öfkenle beni azarlama, gazapla beni yola getirme.
PSA 38:2 Çünkü okların beni deldi, elin üzerime ağır basıyor.
PSA 38:3 Öfken yüzünden bedenime rahat yok, günahımdan ötürü kemiklerimde de hiç sağlık kalmadı.
PSA 38:4 Çünkü kötülüklerim başımı aştı. Ağır bir yük gibi, bana çok ağır geldiler.
PSA 38:5 Akılsızlığım yüzünden, yaralarım iğrenç ve irinlidir.
PSA 38:6 Acı çekiyorum, iki büklüm eğildim. Bütün gün yas içindeyim.
PSA 38:7 Çünkü belim ateşle dolu. Bedenimde hiçbir rahat yok.
PSA 38:8 Baygınım ve alabildiğine yaralıyım. Yüreğimin acısından inliyorum.
PSA 38:9 Ey Efendim, bütün dileğim senin önündedir. İnlemelerim senden gizli değil.
PSA 38:10 Yüreğim çarpıyor. Gücüm tükeniyor. Gözlerimin feri de beni terk etti.
PSA 38:11 Sevenlerim ve dostlarım felaketimden uzak duruyorlar. Akrabalarım da uzakta durmaktalar.
PSA 38:12 Canımı almanın yolunu arayanlar da tuzak kuruyorlar. Zararımı arayanlar kötü söz söylüyorlar, gün boyu hileler düşünüyorlar.
PSA 38:13 Ama ben sağır biri gibi duymuyorum. Ağzını açmayan dilsiz gibiyim.
PSA 38:14 Ağzında yanıt olmayan, duymayan biri gibiyim.
PSA 38:15 Çünkü ben sana güveniyorum, ey Yahve. Sen yanıtlayacaksın, ey Efendi Tanrım.
PSA 38:16 Çünkü dedim ki, “Benden ötürü sevinmesinler, ayağım kayınca böbürlenmesinler.”
PSA 38:17 Çünkü ben düşmek üzereyim. Kederim hep önümde.
PSA 38:18 Çünkü suçumu itiraf ederim. Günahımdan ötürü üzgünüm.
PSA 38:19 Ama düşmanlarım güçlü ve çoktur. Benden nedensiz yere nefret edenler çoktur.
PSA 38:20 İyiliğe karşılık kötülük yapanlar bana karşıdırlar, çünkü ben iyilik peşindeyim.
PSA 38:21 Beni bırakma, ey Yahve! Ey Tanrım, benden uzak durma.
PSA 38:22 Tez yardım et bana, ey Efendim, kurtuluşum benim.
PSA 39:1 Müzik Şefi Yedutun için - David’in mezmuru Şöyle dedim: “Dilimle günah işlemeyeyim diye yollarıma dikkat edeceğim. Kötü kişi karşımdayken, ağzıma gem vuracağım.”
PSA 39:2 Dilimi tutup sessiz kaldım. İyilik için bile sustum. Acım katlandı.
PSA 39:3 Yüreğim yandı içimde. Derin derin düşünürken ateş alevlendi. Dilimle dedim:
PSA 39:4 “Ey Yahve, bana sonumu göster, günlerimin ölçüsü nedir? Ne kadar kırılgan olduğumu bana bildir.
PSA 39:5 İşte günlerimi bir karış kıldın. Ömrüm senin önünde bir hiç gibidir. Besbelli herkes bir soluktur.” Selah.
PSA 39:6 “Her insan kuşkusuz gölge gibi dolaşır. Gerçekten boş yere didinir durur. Yığar ama onu kimin toplayacağını bilmez.
PSA 39:7 Şimdi, ey Efendim, ben neyi bekliyorum? Umudum sende.
PSA 39:8 Beni bütün suçlarımdan kurtar. Akılsızların beni ayıplamasına izin verme.
PSA 39:9 Sustum, ağzımı açmadım. Çünkü sen bunu yaptın.
PSA 39:10 Kamçını benden uzaklaştır. Elinin vuruşuyla mahvoldum.
PSA 39:11 İnsanı suçundan ötürü azarlayıp yola getirdiğinde, servetini güve gibi tüketirsin. Kesinlikle her insan yalnızca bir soluktur.” Selah.
PSA 39:12 “Duamı işit, ey Yahve, feryadıma kulak ver. Gözyaşlarıma sessiz kalma. Çünkü senin yanında ben bir garibim. Bütün atalarım gibi bir yabancı.
PSA 39:13 Beni esirge de gücüme kavuşayım, göçüp yok olmadan önce.”
PSA 40:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Yahve’yi sabırla bekledim. Bana döndü ve feryadımı duydu.
PSA 40:2 Beni korkunç bir çukurdan, balçıktan çıkardı, ayaklarımı bir kaya üzerinde durdurdu. Ayakta durabileceğim sağlam bir yer verdi.
PSA 40:3 Ağzıma yeni bir ezgi, Tanrımız’a bir övgü ilahisi koydu. Birçokları bunu görüp korkacak, ve Yahve’ye güvenecekler.
PSA 40:4 Ne mutlu Yahve’ye güvenen insana, kibirlilere, yalana sapanlara saygı duymayana.
PSA 40:5 Ey Yahve, Tanrım, yaptığın harikalar, bize yönelik düşüncelerin ne çoktur. Onlar sana geri bildirilemezler. İlan edip anlatmak istesem, sayılamayacak kadar çoktur.
PSA 40:6 Kurban ve sunuyu istemedin. Kulaklarımı açtın. Yakmalık sunu ve günah sunusunu da istemedin.
PSA 40:7 O zaman şöyle dedim: “İşte geldim. Kutsal Yazı tomarında benim için yazılmıştır.
PSA 40:8 İsteğini yerine getirmekten zevk alırım, ey Tanrım. Yasan yüreğimin içindedir.”
PSA 40:9 Büyük toplulukta doğruluk müjdesini ilan ettim. İşte, dudaklarımı mühürlemeyeceğim, ey Yahve, sen bilirsin.
PSA 40:10 Doğruluğunu yüreğimin içinde saklamadım. Sadakatini ve kurtuluşunu ilan ettim. Sevgi dolu iyiliğini ve gerçeğini büyük topluluktan gizlemedim.
PSA 40:11 Sevecen merhametlerini benden esirgeme, ey Yahve. Sevgi dolu iyiliğin ve gerçeğin beni hep korusun.
PSA 40:12 Çünkü sayısız kötülük çevremi sardı. Suçlarım beni ele geçirdi, artık başımı kaldıramıyorum. Onlar başımdaki saçlardan daha çoktur. Yüreğim beni bıraktı.
PSA 40:13 Ey Yahve, beni kurtarmaya razı ol. Ey Yahve, tez yardımıma koş.
PSA 40:14 Canımı almanın yolunu arayanlar, hepsi hayal kırıklığına uğrayıp utansınlar. Acı çekmemden zevk duyanlar, geri dönüp rezil olsunlar.
PSA 40:15 Bana, “Oh! Oh” çekenler utançlarından perişan olsunlar.
PSA 40:16 Seni arayanların hepsi sende sevinip coşsunlar. Kurtarışını sevenler sürekli şöyle söylesin: “Yahve yücelsin!”
PSA 40:17 Ama ben yoksul ve muhtacım. Efendim beni düşünsün. Sen benim yardımcım ve kurtarıcımsın. Gecikme, ey Tanrım.
PSA 41:1 Müzik şefi için- David’in mezmuru Ne mutlu yoksulu düşünen insana. Yahve kurtarır onu kötü günde.
PSA 41:2 Yahve onu korur ve yaşatır. Yeryüzünde onu kutsar. Onu düşmanlarının keyfine bırakmaz.
PSA 41:3 Yahve hasta yatağında ona destek olur, hastalık yatağından kaldırır onu.
PSA 41:4 “Ey Yahve, bana merhamet et!” dedim. “Beni iyileştir, çünkü sana karşı günah işledim.”
PSA 41:5 Düşmanlarım bana karşı kötülük konuşuyor: “Ne zaman ölecek ve adı yok olacak?”
PSA 41:6 Eğer biri beni görmeye gelirse yalan konuşuyor. Yüreği kendine kötülük biriktiriyor. Dışarı çıktığında bunu söylüyor.
PSA 41:7 Benden nefret edenlerin hepsi bana karşı fısıldaşıyor. Benim için en kötüsünü düşünüyorlar.
PSA 41:8 “Kötü bir hastalık bulaştı ona” diyorlar. “İşte yattı, bir daha kalkamaz.”
PSA 41:9 Ekmeğimi yiyen, güvendiğim yakın dostum bile, bana karşı topuklarını kaldırdı.
PSA 41:10 Ama sen, ey Yahve, bana merhamet et, beni kaldır ki, onlara karşılığını vereyim.
PSA 41:11 Bununla benden hoşnut olduğunu bileceğim. Çünkü düşmanım bana galip gelemeyecek.
PSA 41:12 Bana gelince, dürüstlüğümde bana destek olur, sonsuza dek beni huzurunda durdurursun.
PSA 41:13 İsrael'in Tanrısı Yahve'ye öncesizlikten sonsuza dek, övgüler olsun! Amin ve amin.
PSA 42:1 Müzik şefi için - Korahoğulları’nın Maskili Geyiğin akarsuları özlediği gibi, canım da seni öyle özler, ey Tanrı.
PSA 42:2 Canım Tanrı'ya, yaşayan Tanrı'ya susadı. Ne zaman gelip Tanrı'nın önünde görüneceğim?
PSA 42:3 Gözyaşlarım gece gündüz yemeğim oldu, bana sürekli “Tanrın nerede?” diye soruyorlar.
PSA 42:4 Şunları hatırlıyor, canımı içime döküyorum; sevinç ve övgü sesiyle nasıl gider, Kutsal Günü kutlayan toplulukla birlikte, onları Tanrı'nın evine nasıl götürürdüm.
PSA 42:5 Neden umutsuzsun, ey canım? Neden içim huzursuz? Tanrı’ya umut bağla! Çünkü kurtaran varlığınla yardımcım olduğun için O’nu yine de öveceğim.
PSA 42:6 Ey Tanrım, canım iç varlığımda umutsuzluk içinde. Bu yüzden Yarden diyarından, Hermon dağlarından, Misar Tepesi’nden seni hatırlıyorum.
PSA 42:7 Çağlayanların ses çıkarınca derin derinliğe sesleniyor. Bütün dalgaların ve sellerin üzerimden geçti.
PSA 42:8 Yahve gündüz vakti sevgi dolu iyiliğini buyurur. Gece vakti O’nun ezgisi, yaşamımın Tanrısı’na dua benimledir.
PSA 42:9 Kayam olan Tanrı'ya diyeceğim: “Beni neden unuttun? Düşmanın zulmü yüzünden neden yas tutuyorum?”
PSA 42:10 Düşmanlarım kemiklerime saplanmış bir kılıç gibi, hakaret ediyorlar, bana sürekli “Tanrın nerede?” diye soruyorlar.
PSA 42:11 Neden umutsuzsun, ey canım? Neden içim huzursuz? Tanrı’ya umut bağla! Çünkü yine de O’nu öveceğim, yüzümün kurtuluşu ve Tanrım O’dur.
PSA 43:1 Davamı gör, ey Tanrım, tanrısız ulusa karşı davamı savun. Beni hileci ve kötü insanlardan kurtar.
PSA 43:2 Çünkü sen benim gücümün Tanrısı’sın. Beni neden reddettin? Düşmanın zulmünden ötürü neden yas tutayım?
PSA 43:3 Işığını ve gerçeğini gönder. Bana yol göstersinler. Beni kutsal dağına, çadırına götürsünler.
PSA 43:4 O zaman Tanrı'nın sunağına, büyük sevincim olan Tanrım'a gideceğim. Seni arpla öveceğim, Tanrım, Tanrım benim.
PSA 43:5 Neden umutsuzluk içindesin, ey canım? Neden içim huzursuz? Tanrı’ya umut bağla! Çünkü yine O’nu öveceğim. Kurtarıcım, yardımcım, Tanrım benim.
PSA 44:1 Müzik şefi için - Korahoğulları’nın Maskili Kulaklarımızla duyduk, ey Tanrı, atalarımız onların günlerinde, eski günlerde, yaptığın işi bize anlattı.
PSA 44:2 Ulusları elinle kovdun, ama onları diktin. Halkları kırdın, ama onları yaydın.
PSA 44:3 Çünkü ülkeyi kendi kılıçlarıyla mülk edinmediler, onları kurtaran kendi kolları da değildi. Ancak senin sağ elin, kolun ve yüzünün ışığıydı. Çünkü sen onları kayırdın.
PSA 44:4 Ey Tanrı, sensin benim Kralım. Yakov için zaferleri buyur!
PSA 44:5 Senin sayende düşmanlarımızı devireceğiz. Bize karşı ayaklananları senin adınla ezeceğiz.
PSA 44:6 Çünkü ben yayıma güvenmem, kılıcım da beni kurtarmaz.
PSA 44:7 Ama sensin bizi düşmanlarımızdan kurtaran, bizden nefret edenleri utandıran.
PSA 44:8 Bütün gün Tanrı'yla övünürüz. Adına daima şükrederiz. Selah.
PSA 44:9 Ama şimdi sen bizi reddettin ve bizi utandırdın, ordularımızla yola çıkmıyorsun.
PSA 44:10 Bizi düşmanın önünde geri döndürüyorsun. Bizden nefret edenler kendileri için yağma topluyorlar.
PSA 44:11 Bizi yenilecek koyun gibi ettin, bizi ulusların arasına dağıttın.
PSA 44:12 Halkını bedavaya sattın, satışından da hiçbir şey kazanmadın.
PSA 44:13 Bizi komşularımıza yüzkarası, çevremizdekiler için eğlence ve alay konusu ettin.
PSA 44:14 Halklar arasında baş sallansın diye, bizi ulusların diline düşürdün.
PSA 44:15 Rezilliğim gün boyu gözümün önünde, utanç yüzümü kaplıyor,
PSA 44:16 hakaret ve sövgüde bulunanın alayıyla, düşmanın ve intikamcının yüzünden.
PSA 44:17 Bütün bunlar başımıza geldi, yine de seni unutmadık. Antlaşmana ihanet etmedik.
PSA 44:18 Yüreğimiz geriye dönmedi, adımlarımız da senin yolundan sapmadı,
PSA 44:19 oysa sen bizi çakalların yerinde ezdin, Üstümüzü ölümün gölgesiyle örttün.
PSA 44:20 Eğer Tanrımız'ın adını unuttuysak, ya da ellerimizi yabancı bir ilâha uzattıysak,
PSA 44:21 Tanrı bunu araştırmaz mıydı? Çünkü O, yürekteki gizleri bilir.
PSA 44:22 Evet, senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz. Kasaplık koyunlar gibi görülüyoruz.
PSA 44:23 Uyan! Neden uyuyorsun ey Efendim? Kalk! Bizi sonsuza dek reddetme.
PSA 44:24 Neden yüzünü gizliyorsun? Çektiğimiz acıyı, üzerimizdeki baskıyı unutacak mısın?
PSA 44:25 Çünkü canımız toprağa kadar eğildi. Bedenimiz toprağa yapıştı.
PSA 44:26 Kalk, yardım et bize. Sevgi dolu iyiliğin uğruna bizi kurtar.
PSA 45:1 Müzik şefi için - “Zambaklar” makamında Korahoğulları’nın Maskili - Bir düğün ilahisi Yüreğim asil bir temayla dolup taşıyor. Kral için okuyorum şiirlerimi. Dilim usta bir yazarın kalemi gibidir.
PSA 45:2 Sen insanoğullarının en harikasısın. Dudakların lütufla meshedilmiş. Bunun için Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.
PSA 45:3 Ey kudretli, kılıcını beline, ihtişamını ve heybetini kuşan.
PSA 45:4 Gerçek, alçakgönüllülük ve doğruluk uğruna, heybetinle zaferle ilerle. Sağ elin harika işler sergilesin.
PSA 45:5 Okların sivridir. Kral düşmanlarının yüreğine saplanır, uluslar altında yıkılır.
PSA 45:6 Tahtın sonsuza dek kalıcıdır, ey Tanrı. Krallığının asası adalet asasıdır.
PSA 45:7 Doğruluğu sevdin ve kötülükten nefret ettin. Bunun için Tanrı, senin Tanrın, seni akranlarından daha çok sevinç yağıyla meshetti.
PSA 45:8 Bütün giysilerin mür, öd ve tarçın kokar. Fildişi saraylardan telli çalgılar seni sevindirir.
PSA 45:9 Kral kızları senin saygın kadınların arasındadır. Kraliçe, Ofir altınları içinde senin sağında duruyor.
PSA 45:10 Dinle kızım, düşün ve kulak ver. Halkını, babanın evini de unut.
PSA 45:11 Böylece Kral senin güzelliğini arzulayacak, saygı duy O'na, çünkü efendin O'dur.
PSA 45:12 Sur kızı bir hediyeyle geliyor. Halkın zenginleri senin lütfunu dileyecekler.
PSA 45:13 Tüm ihtişamıyla kral kızı içerdedir. Giysileri altınla dokunmuştur.
PSA 45:14 İşlemeli giysiler içinde kralın huzuruna çıkarılacak. Onu takip eden arkadaşları, el değmemiş kızlar sana getirilecek.
PSA 45:15 Sevinç ve coşkuyla götürülecekler. Kralın sarayına girecekler.
PSA 45:16 Oğulların atalarının yerini alacak. Onları bütün dünyaya beyler yapacaksın.
PSA 45:17 Adını kuşaklar boyu anımsatacağım. Bunun için halklar daima sana şükredecekler.
PSA 46:1 Müzik şefi için - Alamot - Korahoğulları ezgisi Tanrı sığınağımız ve gücümüzdür, sıkıntıda hemen yardıma hazırdır.
PSA 46:2 Bu nedenle, dünya altüst olsa, dağlar denizlerin bağrına yıkılsa,
PSA 46:3 suları kükreyip çalkalansa, kabaran deniz dağları titretse bile, biz korkmayız. Selah.
PSA 46:4 Bir ırmak var ki, suları Tanrı kentini, Yüceler Yücesi'nin kutsal çadırlarını sevindirir.
PSA 46:5 Tanrı onun ortasındadır. Sarsılmaz o. Gün doğarken Tanrı ona yardım eder.
PSA 46:6 Uluslar hiddetlendi. Krallıklar sarsıldı. O sesini yükseltince dünya eriyip gitti.
PSA 46:7 Ordular Yahvesi bizimledir. Yakov’un Tanrısı bizim sığınağımızdır. Selah.
PSA 46:8 Gelin, Yahve’nin işlerini görün, yeryüzünde ne büyük yıkımlar yaptı.
PSA 46:9 Dünyanın ucuna kadar savaşları durdurur. Yayı kırar, mızrağı parçalar. Savaş arabalarını ateşte yakar.
PSA 46:10 “Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim! Uluslar arasında yüceleceğim. Yeryüzünde yüceleceğim.”
PSA 46:11 Ordular Yahvesi bizimledir. Yakov’un Tanrısı bizim sığınağımızdır. Selah.
PSA 47:1 Müzik şefi için - Korahoğulları’nın mezmuru Ey bütün uluslar, el çırpın. Zafer sesiyle Tanrı'ya sesinizi yükseltin!
PSA 47:2 Çünkü Yüce Yahve muhteşemdir. O, tüm dünyanın üzerinde büyük Kral’dır.
PSA 47:3 Ulusları altımıza, halkları ayaklarımızın altına serdi.
PSA 47:4 Sevdiği Yakov’un yüceliği olan mirasımızı, O bizim için seçti. Selah.
PSA 47:5 Tanrı yüksek sesle, Yahve boru sesiyle yükseldi.
PSA 47:6 Tanrı'yı ezgilerle övün! Övün! Kralımız’ı ezgilerle övün! Övün!
PSA 47:7 Çünkü Tanrı tüm dünyanın Kralı’dır. Anlayışla övün.
PSA 47:8 Tanrı ulusların üzerinden hüküm sürer. Tanrı kutsal tahtında oturur.
PSA 47:9 Avraham’ın Tanrısı’na halk olmak üzere, halkların beyleri bir araya toplandılar. Çünkü yeryüzünün kalkanları Tanrı’ya aittir. O çok yücedir!
PSA 48:1 İlahi - Korahoğulları’nın mezmuru Yahve büyüktür, Tanrımız’ın kentinde, kutsal dağında övülmeye çok lâyıktır.
PSA 48:2 Yüksekliği güzel, tüm dünyanın sevinci, kuzey taraflarındaki Siyon Dağı, Büyük Kral’ın kenti.
PSA 48:3 Tanrı onun kalelerinde kendini sığınak olarak gösterdi.
PSA 48:4 Çünkü işte, krallar toplandılar, birlikte geçtiler.
PSA 48:5 Onu görünce hayrete düştüler. Dehşet içinde aceleyle kaçıştılar.
PSA 48:6 Doğum sancısı çeken bir kadın gibi, orada onları bir titreme aldı.
PSA 48:7 Doğu rüzgârıyla Tarşiş'in gemilerini parçalarsın.
PSA 48:8 Nasıl duyduysak öyle gördük, Ordular Yahvesi'nin kentinde, Tanrımız’ın kentinde. Tanrı onu sonsuza dek pekiştirecektir. Selah.
PSA 48:9 Ey Tanrı, tapınağının ortasında, senin sevgi dolu iyiliğini düşündük.
PSA 48:10 Adın gibi, ey Tanrı, övgün de yeryüzünün dört bir bucağına kadar öyledir. Sağ elin doğrulukla doludur.
PSA 48:11 Siyon Dağı sevinsin! Yahuda kızları senin hükümlerinden ötürü coşsunlar.
PSA 48:12 Siyon'un çevresinde gezin, etrafını dolanın. Kulelerini sayın.
PSA 48:13 Surlarına dikkatle bakın. Saraylarını düşünün ki, gelecek kuşağa anlatasınız.
PSA 48:14 Çünkü bu Tanrı sonsuza dek bizim Tanrımız’dır. Ölüme dek O bize yol gösterecektir.
PSA 49:1 Müzik şefi için - Korahoğulları’nın mezmuru Ey bütün halklar, şunu işitin, ey bütün dünya sakinleri,
PSA 49:2 hem aşağıdakiler hem yüksektekiler, zengin ve yoksul birlikte dinleyin.
PSA 49:3 Ağzım bilgelik sözleri konuşacak. Yüreğim anlayış dile getirecek.
PSA 49:4 Özdeyişe kulak vereceğim. Bilmecemi arpla çözeceğim.
PSA 49:5 Kötü günlerde neden korkayım ki, alçakların kötülüğü beni kuşattığında?
PSA 49:6 Mallarına güveniyorlar, zenginliklerinin çokluğuyla övünüyorlar;
PSA 49:7 onların hiçbiri kardeşini kurtaramaz, Tanrı’ya onun için fidye veremez.
PSA 49:8 Çünkü canlarının kurtuluşu pahalıdır, hiçbir şey bedelini karşılayamaz.
PSA 49:9 Yoksa sonsuza dek yaşar insan, çürüme yüzü görmezdi.
PSA 49:10 Çünkü insan bilgelerin öldüğünü görür; budala ve akılsız da aynı şekilde yok olur, mallarını başkalarına bırakırlar.
PSA 49:11 İçlerindeki düşünce, meskenlerinin tüm kuşaklar boyunca, evlerinin daima kalacağıdır. Topraklarına kendi adlarını verirler.
PSA 49:12 Ama insan zenginliğine rağmen dayanamaz. Yok olup giden hayvanlara benzer.
PSA 49:13 Akılsızların, ve onların dediklerini onaylayanların varacakları yer budur. Selah.
PSA 49:14 Onlar Şeol'e atanmış sürüye benzer. Ölüm onlara çobanlık edecektir. Doğrular sabahleyin onlara hâkim olacak. Konutlarından çok uzakta, güzellikleri Şeol'de çürüyecektir.
PSA 49:15 Ama Tanrı canımı Şeol'ün ölüler elinden kurtaracak. Çünkü beni kabul edecektir. Selah.
PSA 49:16 Bir adam zengin olursa, evinin görkemi artarsa korkma.
PSA 49:17 Çünkü öldüğünde yanında hiçbir şey götüremez. Görkemi onun ardınca inmez.
PSA 49:18 Gerçi yaşarken canını kutsadıysa da— kendin için iyilik ettiğinde insanlar seni överler—
PSA 49:19 atalarının nesline gidecektir. Işığı bir daha göremeyecekler.
PSA 49:20 Anlayıştan yoksun zenginlik sahibi olan insan, yok olup giden hayvanlara benzer.
PSA 50:1 Asaf’ın mezmuru Kudretli Olan Tanrı, Yahve konuşuyor, gün doğumundan gün batımına kadar yeryüzüne sesleniyor.
PSA 50:2 Güzelliğin kusursuzluğu Siyon'dan, Tanrı parlıyor.
PSA 50:3 Tanrımız geliyor ve susmuyor. Önününde ateş yiyip bitiriyor. Çevresi şiddetli fırtınayla kaplı.
PSA 50:4 Yukarıdaki göklere sesleniyor, halkını yargılamak için yeryüzüne:
PSA 50:5 “Benimle kurban sunarak antlaşma yapan, kutsallarımı yanıma toplayın.”
PSA 50:6 Gökler O’nun doğruluğunu ilan edecek, çünkü yargıç Tanrı'nın kendisidir. Selah.
PSA 50:7 “Ey halkım, dinle de konuşayım. Ey İsrael, sana karşı tanıklık edeyim. Ben Tanrı'yım, senin Tanrın’ım.
PSA 50:8 Kurbanlarından ötürü seni azarlamıyorum. Yakmalık sunuların sürekli önümde.
PSA 50:9 Ne ahırından bir boğaya, ne de ağıllarından tekelere ihtiyacım var.
PSA 50:10 Çünkü tüm orman hayvanları, binlerce dağlardaki sığırlar benimdir.
PSA 50:11 Dağların bütün kuşlarını bilirim. Kırdaki yabani hayvanlar benimdir.
PSA 50:12 Aç olsam sana söylemezdim, çünkü dünya ve içindeki her şey benimdir.
PSA 50:13 Ben boğa eti yer miyim? Ya da keçilerin kanını içer miyim?
PSA 50:14 Tanrı'ya şükran kurbanı sun. Yüceler Yücesi’ne adaklarını öde.
PSA 50:15 Sıkıntılı gününde beni çağır. Seni kurtarırım ve sen de beni yüceltirsin.”
PSA 50:16 Ama kötüye Tanrı şöyle diyor: “Kurallarımı ilan etmeye, antlaşmamı ağzına almaya ne hakkın var?
PSA 50:17 Yola getirilmekten nefret ettiğin için, sözlerimi arkana mı atacaksın?
PSA 50:18 Bir hırsız görünce ona uyuyor, zina edenlerle bir oluyorsun.”
PSA 50:19 “Kötülüğe ağzını veriyorsun dilinle hile uyduruyorsun.
PSA 50:20 Oturup kardeşinin aleyhinde konuşuyor, kendi annenin oğluna iftira ediyorsun.
PSA 50:21 Sen bunları yaptın, bense sustum. Beni de tıpkı kendin gibi mi sandın. Seni azarlıyor, gözlerinin önünde seni suçluyorum.”
PSA 50:22 “Ey siz Tanrı’yı unutanlar, şimdi şunu iyi tartın, yoksa sizi parçalarım, kurtaran kimse olmaz.
PSA 50:23 Kim şükran kurbanını sunarsa beni yüceltir; kendisine Tanrı’nın kurtuluşunu göstermem için yolunu hazırlamış olur.”
PSA 51:1 Müzik şefi için. Bat-Şeva’nın yanına girdikten sonra Peygamber Natan ona geldiği zaman, David’in mezmuru Ey Tanrım, sevgi dolu iyiliğin uyarınca merhamet et bana. Sevecen merhametinin bolluğuna göre sil isyanlarımı.
PSA 51:2 Beni suçumdan büsbütün yıka. Beni günahımdan temizle.
PSA 51:3 Çünkü isyanlarımı biliyorum. Günahım sürekli karşımda.
PSA 51:4 Sana karşı ve yalnızca sana karşı günah işledim, senin gözünde kötü olanı yaptım, bunun için söylediklerinde haklı, yargılarında adilsin.
PSA 51:5 İşte, ben suç içinde doğdum. Annem günah içinde bana hamile kaldı.
PSA 51:6 İşte, sen yürekten gerçeği istiyorsun. Bilgelik öğret bana en derinliklerimde.
PSA 51:7 Beni mercanköşk otuyla arındır, temiz olayım. Yıka beni, kardan beyaz olayım.
PSA 51:8 Sevinç ve coşkuyu duyur bana, öyle ki, kırdığın kemikler sevinsin.
PSA 51:9 Günahlarıma karşı yüzünü ört, bütün suçlarımı sil.
PSA 51:10 Bende temiz bir yürek yarat, ey Tanrım. İçimdeki doğru ruhu tazele.
PSA 51:11 Beni huzurundan atma, ve Kutsal Ruhun’u benden alma.
PSA 51:12 Kurtuluş sevincini bana geri ver. İstekli bir ruhla bana destek ol.
PSA 51:13 O zaman isyan edenlere senin yollarını öğreteceğim. Günahkârlar sana geri dönecek.
PSA 51:14 Beni kan dökme suçundan kurtar, ey Tanrı, kurtuluşumun Tanrısı. Dilim senin doğruluğunu yüksek sesle ezgilerle söylesin.
PSA 51:15 Ey Efendim, dudaklarımı aç. Ağzım senin övgünü ilan etsin.
PSA 51:16 Çünkü sen kurbandan hoşlanmazsın, yoksa sunardım sana. Yakmalık sunudan zevk almazsın.
PSA 51:17 Tanrı'nın kurbanları kırık bir ruhtur. Ey Tanrı, sen kırık ve pişman bir yüreği hor görmezsin.
PSA 51:18 Siyon'a iyi arzunla iyilik et. Yeruşalem’in surlarını yap.
PSA 51:19 O zaman doğruluk kurbanlarından, yakmalık sunulardan ve tümüyle yakmalık sunulardan zevk alırsın. O zaman sunağında boğalar sunulur.
PSA 52:1 Müzik şefi için David’in Maskili Edomlu Doek gelip Saul’a “David Ahimelek’in evine girdi” diye bildirdiği zaman. Neden kötülükle övünürsün, ey zorba? Tanrı’nın sevgi dolu iyiliği kalıcıdır.
PSA 52:2 Dilin yıkım tasarlar, keskin bir ustura gibi hileyle çalışır.
PSA 52:3 İyilikten çok kötülüğü, doğruyu konuşmaktan çok yalanı seversin. Selah.
PSA 52:4 Ey seni aldatıcı dil, yıkıcı her sözü seversin.
PSA 52:5 Tanrı da seni sonsuza dek yıkacak. Seni alıp çadırından çıkaracak, seni yaşayanlar diyarından kovacak. Selah.
PSA 52:6 Doğru kişi de bunu görüp korkacak, ve ona gülüp şöyle diyecek:
PSA 52:7 “İşte, Tanrı'yı kendine kuvvet edinmeyen, zenginliğinin bolluğuna güvenen, Kötülüğünde güçlenen adam budur.”
PSA 52:8 Ama ben Tanrı'nın evindeki yeşil zeytin ağacı gibiyim. Sonsuza dek Tanrı'nın sevgi dolu iyiliğine güvenirim.
PSA 52:9 Yaptıkların için daima sana şükredeceğim. Kutsallarının önünde senin adına umut bağlarım, çünkü adın iyidir.
PSA 53:1 Müzik şefi için - Mahalat makamında David’in Maskili Akılsız, yüreğinde “Tanrı yoktur” dedi. Yozlaştılar ve iğrenç şeyler yaptılar. İyilik eden kimse yok.
PSA 53:2 Anlayan, Tanrı’yı arayan birinin olup olmadığını görmek için, Tanrı gökten insanoğullarına baktı.
PSA 53:3 Hepsi geri döndü. Birlikte kirlendiler. İyilik eden kimse yok, bir kişi bile.
PSA 53:4 Kötülük edenlerin bilgisi yok mu? Halkımı ekmek yer gibi yiyor, Tanrı'yı çağırmıyorlar.
PSA 53:5 Korkunun olmadığı yerde çok korktular. Çünkü Tanrı sana karşı ordugâh kuranın kemiklerini dağıttı. Onları utandırdın, çünkü Tanrı onları reddetti.
PSA 53:6 Keşke İsrael'in kurtuluşu Siyon'dan gelseydi! Tanrı, halkını sürgünden geri getirince, Yakov sevinecek, İsrael coşacak.
PSA 54:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla David’in Maskili Zifliler gelip Saul’a: “David aramızda gizleniyor” dedikleri zaman Ey Tanrı, adınla kurtar beni. Gücünle beni haklı çıkar.
PSA 54:2 Ey Tanrı, duamı duy. Ağzımdan çıkan sözlere kulak ver.
PSA 54:3 Çünkü yabancılar bana karşı ayaklandı. Zorbalar canımın peşindeler. Tanrı’yı önlerine koymadılar. Selah.
PSA 54:4 İşte, Tanrı benim yardımcımdır. Canıma destek olan Efendim’dir.
PSA 54:5 Düşmanlarıma yaptıkları kötülüğün karşılığını verecektir. Onları kendi gerçeğinle yok et.
PSA 54:6 Sana gönülden kurban sunacağım. Ey Yahve adına şükredeceğim, çünkü adın iyidir.
PSA 54:7 Çünkü beni her sıkıntıdan kurtardı. Gözüm düşmanlarıma karşı zaferi gördü.
PSA 55:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla David’in Maskili Ey Tanrı, duamı dinle. Yalvarışımdan kendini saklama.
PSA 55:2 Dikkatini ver, yanıtla beni. Sıkıntı ve inilti içinde huzursuzum
PSA 55:3 düşmanın sesi, kötünün zulmü yüzünden. Çünkü üstüme sıkıntı getiriyorlar. Öfkeyle bana kin besliyorlar.
PSA 55:4 Yüreğim sızlıyor içimde. Ölüm dehşeti çöktü üzerime.
PSA 55:5 Üzerime korku ve titreme geldi. Dehşet içimi sardı.
PSA 55:6 “Keşke güvercin gibi kanatlarım olsaydı!” dedim. Uçup gider, rahatlardım.
PSA 55:7 İşte, o zaman uzaklara gider, çölde konaklardım. Selah.
PSA 55:8 “Sert rüzgârdan ve kasırgadan hemen sığınağa koşardım.”
PSA 55:9 Akıllarını ve dillerini karıştır, ey Efendim, çünkü kentte şiddet ve çekişme gördüm.
PSA 55:10 Gece gündüz kent surları üzerinde geziniyorlar. Kötülük ve gaddarlık kentin içindedir.
PSA 55:11 Yıkıcı güçler onun içindedir. Tehdit ve yalanlar sokaklardan çıkmaz.
PSA 55:12 Çünkü beni aşağılayan bir düşman değildi, yoksa buna katlanabilirdim. Benden nefret eden de bir hasım değildi, yoksa ondan gizlenirdim.
PSA 55:13 Ama sendin, benim gibi biri, arkadaşım ve yakın dostum.
PSA 55:14 Birlikte tatlı tatlı dostluk ederdik. Toplulukla Tanrı'nın evine yürürdük.
PSA 55:15 Ölüm üzerlerine ansızın gelsin. Diri diri Şeol'e insinler. Çünkü kötülük onların arasında, evlerinin içindedir.
PSA 55:16 Bense, Tanrı'ya seslenirim. Yahve kurtarır beni.
PSA 55:17 Akşam, sabah ve öğle vakti sıkıntı içinde feryat ederim. O sesimi duyar.
PSA 55:18 Bana karşı yapılan savaştan esenlik içinde kurtarır canımı, gerçi bana karşı çıkanlar da çoktur.
PSA 55:19 Sonsuzluktan beri tahtında oturan Tanrı, işitecek ve onlara karşılık verecektir. Selah. Onlar asla değişmez, Tanrı’dan da korkmazlar.
PSA 55:20 Dostlarına karşı elini kaldırdı, yaptığı antlaşmayı bozdu.
PSA 55:21 Ağzı tereyağı gibi sakin, ama yüreği savaşçıdır. Sözleri yağdan yumuşak, ama onlar yalın kılıçtırlar.
PSA 55:22 Yükünü Yahve’ye bırak, O sana destek olur. Doğrunun sarsılmasına asla izin vermez.
PSA 55:23 Ama sen, ey Tanrı, Onları yıkım çukuruna indireceksin. Kana susamış ve hilekâr adamlar günlerinin yarısını bile yaşayamayacaklar. Bense sana güvenirim.
PSA 56:1 Müzik şefi için “Uzak Yabanıl Fıstık Ağaçlarındaki Güvercin” makamında David’in Miktamı - Gar Kenti’nde Filistliler onu yakaladığı zaman Ey Tanrı merhamet et bana, çünkü insan beni yutmak istiyor. Gün boyu bana saldırıp baskı yapıyor.
PSA 56:2 Düşmanlarım gün boyu beni yutmak istiyorlar, çünkü bana karşı gururla savaşanlar çoktur.
PSA 56:3 Korktuğumda, sana güvenirim.
PSA 56:4 Tanrı’ya, sözünü överim. Tanrı’ya güvenirim, korkmam. İnsan bana ne yapabilir?
PSA 56:5 Gün boyu sözlerimi çarpıtıyorlar. Bana karşı bütün düşünceleri kötülük içindir.
PSA 56:6 Kötülük için anlaşıp pusuya yatıyorlar, adımlarımı izleyip, canımı almaya hevesleniyorlar.
PSA 56:7 Onlar kötülükle mi kurtulacaklar? Ey Tanrı, öfkeyle halkları yere çal.
PSA 56:8 Avare avare dolaşmalarımı saydın. Gözyaşlarımı kabına koydun. Onlar senin kitabında değil mi?
PSA 56:9 Seslendiğim gün düşmanlarım geri çekilecek. Biliyorum, Tanrı benden yanadır.
PSA 56:10 Tanrı’ya, sözünü överim. Yahve’ye, sözünü överim.
PSA 56:11 Tanrı'ya güvenirim, korkmam. İnsan bana ne yapabilir?
PSA 56:12 Ey Tanrı, adakların üzerimdedir, sana şükran kurbanları sunacağım.
PSA 56:13 Çünkü canımı ölümden kurtardın, ayaklarımın kaymasına engel oldun, öyle ki, yaşayanların ışığında Tanrı'nın önünde yürüyeyim.
PSA 57:1 Müzik şefi için - “Yok etme” makamında David’in Miktamı Saul’dan kaçıp mağaraya sığındığı zaman Merhamet et bana, ey Tanrı, bana merhamet et, çünkü canım sana sığınıyor. Felaket geçene dek kanatlarının gölgesine sığınacağım.
PSA 57:2 Yüce Tanrı'ya, benim için isteklerimi yerine getiren Tanrı’ya sesleniyorum.
PSA 57:3 Gökten gönderip beni kurtaracak, beni kovalayanı azarlayacak. Selah. Tanrı sevgi dolu iyiliğini ve gerçeğini gönderecektir.
PSA 57:4 Canım aslanların arasında. Yakıcı insanoğulları arasında yatıyorum, dişleri mızrak ve ok, dilleri keskin bir kılıçtır.
PSA 57:5 Ey Tanrı, göklerin üstünde yücel! Yüceliğin tüm yeryüzünü kaplasın!
PSA 57:6 Adımlarıma ağ kurdular. Canım çöktü. Önüme çukur kazdılar. İçine kendileri düştüler. Selah.
PSA 57:7 Yüreğim değişmez, ey Tanrı. Yüreğim değişmez. Ezgiler, ilahiler söyleyeceğim.
PSA 57:8 Uyan, ey görkemim! Uyan, ey ut ve arp! Şafağı ben uyandırayım.
PSA 57:9 Halkların arasında sana şükredeceğim ey Efendim. Uluslar arasında seni ilahilerle öveceğim.
PSA 57:10 Çünkü senin muazzam sevgi dolu iyiliğin göklere, gerçeğin gökyüzüne ulaşır.
PSA 57:11 Ey Tanrı, göklerin üstünde yücel! Yüceliğin tüm yeryüzünü kaplasın!
PSA 58:1 Müzik şefi için - “Yok Etme” makamında David’in Miktamı Ey siz susanlar, gerçekten doğrulukla mı konuşursunuz? Ey insanoğulları, kusursuzca mı yargılarsınız?
PSA 58:2 Hayır, yüreğinizde haksızlık tasarlarsınız. Yeryüzünü ellerinizin zorbalığıyla ölçersiniz.
PSA 58:3 Kötüler ana rahmindeyken yoldan saparlar. Doğdukları andan itibaren dik başlıdırlar, yalan söylerler.
PSA 58:4 Onların zehiri yılanın zehiri gibidir, kulağını tıkayan sağır bir kobraya benzerler,
PSA 58:5 büyücülerin sesine kulak vermez, büyücü ne kadar hünerli olursa olsun.
PSA 58:6 Ey Tanrı, kır onların ağızlarındaki dişleri. Sök genç aslanların azı dişlerini, ey Yahve.
PSA 58:7 Akıp giden su gibi yok olup gitsinler. Yaylarını gerdiklerinde oklarının ucu kırılsın.
PSA 58:8 Eriyip giden salyangoz gibi, güneşi görmeden düşük çocuk gibi olsunlar.
PSA 58:9 Kazanlarınız diken ateşini daha duymadan, yeşili de, tutuşmuş olanı da süpürüp atacaktır.
PSA 58:10 Doğru kişi alınan öcü görünce sevinecek. Ayaklarını kötünün kanıyla yıkayacak,
PSA 58:11 o zaman insanlar şöyle diyecekler: “Kuşkusuz doğruların ödülü var. Kuşkusuz yeryüzünü yargılayan bir Tanrı var.”
PSA 59:1 Müzik şefi için - “Yok Etme” makamında David’in Miktamı - Saul’un David’i öldürtmek için adam gönderip evini gözetlediği zaman Kurtar beni düşmanlarımdan, ey Tanrım. Bana karşı ayaklananlardan beni yükseğe çıkar.
PSA 59:2 Kurtar beni kötülüğün işçilerinden. Kurtar beni kana susamış insanlardan.
PSA 59:3 Çünkü işte, canım için pusuya yatmış bekliyorlar. Güçlüler bana karşı toplanıyorlar, itaatsizliğim ya da günahımdan dolayı değil, ey Yahve.
PSA 59:4 Suç işlemediğim halde bana saldırmaya hazırlanıyorlar. Bana yardım etmek için kalk ve bak!
PSA 59:5 Sen, Ordular Tanrısı Yahve, İsrael'in Tanrısı, ulusları cezalandırmak için uyan. Bu kötü hainlere merhamet gösterme. Selah.
PSA 59:6 Akşamleyin köpekler gibi uluyarak geri dönerler, kentte dolaşırlar.
PSA 59:7 İşte, ağızlarıyla kusuyorlar. Dudaklarında kılıç var, “Bizi kim duyacak ki?” diyorlar.
PSA 59:8 Ama sen, ey Yahve, onlara gülersin. Bütün uluslarla eğlenirsin.
PSA 59:9 Ey Gücüm, sana bakıyorum, çünkü Tanrı benim yüksek kulemdir.
PSA 59:10 Tanrım sevgi dolu iyiliğiyle önümde yürüyecek. Tanrı düşmanlarıma zaferle bakmamı sağlayacak.
PSA 59:11 Öldürme onları, yoksa halkım unutur. Gücünle onları dağıt ve alaşağı et, ey kalkanımız olan Efendi.
PSA 59:12 Ağızlarının günahı ve dudaklarının sözleri için, ettikleri lanetler ve söyledikleri yalanlar için, kibirleri onları yakalasın.
PSA 59:13 Öfkeyle tüket onları. Tüket onları, yok olsunlar. Bilsinler ki, yeryüzünün sonlarına kadar Yakov’da hüküm süren Tanrı’dır. Selah.
PSA 59:14 Akşam dönsünler. Köpek gibi ulusunlar, kentte dolaşsınlar.
PSA 59:15 Yiyecek bulmak için bir aşağı bir yukarı gezinsinler, doymazlarsa bütün gece bekleyecekler.
PSA 59:16 Bense gücüne ezgiler söyleyeceğim. Evet, sabahları sevgi dolu iyiliğini yüksek sesle ezgiyle dile getireceğim. Çünkü sen benim yüksek kulem, sıkıntılı günümde sığınağım oldun.
PSA 59:17 Seni ilahilerle öveceğim, ey gücüm. Çünkü Tanrı benim yüksek kulemdir, merhametimin Tanrısı’dır.
PSA 60:1 Müzik şefi için - “Antlaşma Zambağı” makamında David’in öğretici Miktamı David’in Aram-Naharayimliler ve Aram-Sovalılar’la çarpıştığı ve Yoav geri dönüp Tuz Vadisi’nde on iki bin Edomlu öldürdüğü zaman Ey Tanrı, bizi reddettin ve yıktın. Öfkelendin, bizi eski halimize döndür.
PSA 60:2 Ülkeyi salladın, yarıklar açtın çatlaklarını düzle, çünkü yer sarsılıyor.
PSA 60:3 Halkına zor şeyler gösterdin. Bize sersemleten şarabı içirdin.
PSA 60:4 Gerçek uğruna sergilensin diye, senden korkanlara sancak verdin. Selah.
PSA 60:5 Sevdiklerin kurtulsun diye, sağ elinle kurtar ve yanıt ver bize.
PSA 60:6 Tanrı kutsal yerinden şöyle konuştu: “Zafer kazanacağım. Şekem'i böleceğim, Sukkot Vadisi’ni ölçeceğim.
PSA 60:7 Gilad benimdir, Manaşşe de benim. Efraim de başımın siperi, Yahuda asamdır.
PSA 60:8 Moav yıkanma leğenimdir. Edom'un üzerine çarığımı atacağım. Filist üzerine zaferle haykıracağım.”
PSA 60:9 Kim beni surlu kente götürecek? Bana kim Edom'a kadar yol gösterecek?
PSA 60:10 Ey Tanrı, sen bizi reddetmedin mi? Ordularımızla yola çıkmıyorsun, ey Tanrı.
PSA 60:11 Düşmana karşı bize yardım et, çünkü insanın yardımı boştur.
PSA 60:12 Tanrı’yla yiğitlik ederiz, çünkü düşmanlarımızı ezecek olan O’dur.
PSA 61:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla - David’in mezmuru Ey Tanrı, feryadımı duy, duamı dinle.
PSA 61:2 Yüreğim bunaldığında sana seslenirim yeryüzünün öbür ucundan. Beni benden daha yüksek olan kayaya götür.
PSA 61:3 Çünkü sen bana sığınak, düşmana karşı güçlü bir kule oldun.
PSA 61:4 Sonsuza dek çadırında kalayım. Kanatlarının koruması altına sığınayım. Selah.
PSA 61:5 Çünkü sen, ey Tanrı, adaklarımı duydun. Adından korkanların mirasını bana verdin.
PSA 61:6 Kralın ömrünü uzat. Onun yılları kuşaklar boyunca sürsün,
PSA 61:7 sonsuza dek Tanrı'nın huzurunda tahta otursun. Sevgi dolu iyiliğini ve gerçeğini sapta ki, onu korusunlar.
PSA 61:8 Böylece daima ismine ilahiler söyleyeceğim, ta ki, adaklarımı her gün yerine getirebileyim.
PSA 62:1 Müzik şefi Yedutun için - David’in mezmuru Canım yalnız Tanrı'da dinlenir. Kurtuluşum O’ndandır.
PSA 62:2 Kayam, kurtuluşum ve kalem yalnız O’dur. Asla şiddetli sarsılmam.
PSA 62:3 Eğik bir duvar, sallanan bir çit gibi, ne vakte kadar, hepiniz bir adamı ezmek için, ona saldıracaksınız?
PSA 62:4 Bütün düşünceleri onu bulunduğu yücelikten Aşağıya atmaktır. Yalanlardan zevk alırlar. Ağızlarıyla kutsarken, İçlerinden lanet okurlar. Selah.
PSA 62:5 Ey canım, sessizce yalnız Tanrı’yı bekle, çünkü umudum O’ndandır.
PSA 62:6 Kayam, kurtuluşum ve kalem yalnız O’dur. Sarsılmam.
PSA 62:7 Kurtuluşum ve onurum Tanrı'yladır. Gücümün kayası ve sığınağım Tanrı'dadır.
PSA 62:8 Ey halkım, O'na her zaman güven. Yüreğini O’nun önünde dök. Tanrı bizim için bir sığınaktır. Selah.
PSA 62:9 Kesinlikle aşağı tabakadaki insanlar yalnızca bir soluktur; yukarı tabakadaki insanlar da bir yalan. Onlar tartıda kaldırıldıklarında, birlikte soluktan daha hafiftir.
PSA 62:10 Gaddarlığa güvenmeyin. Soygunculukla övünmeyin. Zenginlik artarsa, ona gönül bağlamayın.
PSA 62:11 Tanrı bir kez konuştu; Ben şunu iki kez işittim: Güç Tanrı’ya aittir.
PSA 62:12 Sevgi dolu iyilik de sana aittir, ey Efendim, çünkü sen herkesi yaptığı işe göre ödüllendirirsin.
PSA 63:1 Yahuda kırlarında bulunduğu zaman - David’in mezmuru Ey Tanrım, sensin benim Tanrım. Gayretle seni arıyorum. Canım sana susamış. Bedenim seni özlüyor, kurak, yorucu, susuz bir diyarda.
PSA 63:2 Kutsal yerde sana baktım, gücünü ve görkemini görmek için.
PSA 63:3 Dudaklarım seni över, çünkü senin sevgi dolu iyiliğin yaşamdan daha iyidir.
PSA 63:4 Yaşadığım sürece seni böyle yücelteceğim. Senin adınla ellerimi kaldıracağım.
PSA 63:5 Canım zengin yiyeceklere doyar gibi doyacak. Ağzım neşeli dudaklarla seni övecek.
PSA 63:6 Seni yatağımda hatırladığımda, gece nöbetlerinde seni düşünürüm.
PSA 63:7 Çünkü sen bana yardımcı oldun. Kanatlarının gölgesinde sevineceğim.
PSA 63:8 Canım sana yakın durur. Sağ elin bana destek olur.
PSA 63:9 Ama yok etmek için canımı arayanlar, yerin diplerine inecekler.
PSA 63:10 Onlar kılıcın gücüne teslim edilecekler. Çakallara yem olacaklar.
PSA 63:11 Ama kral Tanrı’yla sevinecek. O’nunla ant içenlerin hepsi O'nu övecekler, yalan söyleyenlerin ağızlarıysa susturulacak.
PSA 64:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Yakındığımda sesimi duy, ey Tanrı. Yaşamımı düşman korkusundan koru.
PSA 64:2 Kötülerin gizli tasarılarından, fesat işleyenlerin gürültücü kalabalığından sakla beni.
PSA 64:3 Dillerini kılıç gibi keskinleştiren, ölümcül sözlerle oklarını kuran,
PSA 64:4 masum insanları vurmak için pusuda yatan onlardır. Ansızın onu vururlar hiç korkmadan.
PSA 64:5 Kötü tasarılar için birbirlerini teşvik ederler. Gizlice tuzak kurmaktan söz ederler. “Onları kim görecek ki?” derler.
PSA 64:6 “Kusursuz bir plan yaptık!” deyip, adaletsizlik için düzen kurarlar. Besbelli insanın aklı ve yüreği kurnazdır.
PSA 64:7 Ama Tanrı onlara ok atacaktır. Ansızın bir okla vurulacaklar.
PSA 64:8 Kendi dilleri onları yıkıma uğratacak. Onları gören herkes başını sallayacak.
PSA 64:9 Bütün insanlar korkacak. Tanrı’nın işini ilan edecekler, O’nun yaptıklarını bilgece ölçüp tartacaklar.
PSA 64:10 Doğru kişi Yahve'de sevinecek, O’na sığınacaktır. Yüreği doğru olanların hepsi O'nu övecekler!
PSA 65:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru - İlahi Ey Tanrı, Siyon'da seni övgü bekliyor. Adaklar yerine getirilecek.
PSA 65:2 Ey Sen duayı işiten, bütün insanlar Sana gelecek.
PSA 65:3 Günahlar beni bunalttı, ama Sen suçlarımızın kefaretini ödedin.
PSA 65:4 Ne mutlu, avlularında otursun diye seçip yaklaştırdığın insana. Evinin, kutsal tapınağının iyiliğiyle doyacağız.
PSA 65:5 Müthiş doğruluk işleriyle bizi yanıtlarsın. Ey kurtuluşumuzun Tanrısı. Ey Sen, dünyanın bütün uçlarının, uzak denizde bulunanların umudusun.
PSA 65:6 Güçle kuşanmış olarak, kuvvetinle dağlara biçim veren,
PSA 65:7 denizlerin kükremesini, dalgalarının uğultusunu, ve ulusların kargaşasını yatıştıran sensin.
PSA 65:8 Uzaklarda oturanlar da senin harikalarından korkarlar. Sabahın şafağını ve akşamı sevinç ezgileriyle çağırırsın.
PSA 65:9 Yeryüzünü ziyaret edip onu sularsın. Onu çok zenginleştirirsin. Tanrı’nın nehri suyla doludur. Onlara tahıl sağlarsın, çünkü bunu sen buyurdun.
PSA 65:10 Saban yarıklarını bolca sular, sırtlarını düzeltirsin. Yağmurlar yumuşatır, onu mahsulle kutsarsın.
PSA 65:11 Yılı bolluğunla taçlandırırsın. Arabaların bereketle dolup taşar.
PSA 65:12 Çöller yeşillikle taşar. Tepeler neşeye bürünür.
PSA 65:13 Otlaklar sürülerle kaplanır. Vadiler de buğdayla örtünür. Sevinçle bağrışır, ezgi söylerler.
PSA 66:1 Müzik şefi için - İlahi - Mezmur Ey bütün yeryüzü, Tanrı’ya, sevinçle haykırın!
PSA 66:2 Adının yüceliğine ilahi söyleyin! Görkem ve övgü sunun!
PSA 66:3 “İşlerin ne muhteşemdir!” deyin Tanrı’ya, “Gücünün büyüklüğünden düşmanların önünde boyun eğiyor.
PSA 66:4 Bütün yeryüzü sana tapınacak, sana ilahi söyleyip Adına ezgiler söyleyecekler.” Selah.
PSA 66:5 Gelin ve Tanrı'nın yaptıklarını görün. İnsanlar adına muhteşem bir yapıt.
PSA 66:6 Denizi kuru toprağa çevirdi. Onlar ırmağı yürüyerek geçtiler. Orada O’nda sevindik.
PSA 66:7 O, kudretiyle sonsuza dek hüküm sürer. Gözleri ulusları gözler. Asiler O’na karşı baş kaldırmasın. Selah.
PSA 66:8 Ey halklar, Tanrımız’ı övün! Övgüsünün sesini duyurun,
PSA 66:9 Diriler arasında yaşamımızı koruyan, ayaklarımızın kaymasına izin vermeyen O’dur.
PSA 66:10 Sen bizi sınadın, ey Tanrı. Gümüş arıtır gibi, arıttın bizi.
PSA 66:11 Bizi zindana verdin. Sırtımıza yük koydun.
PSA 66:12 İnsanların başımıza çıkmasına izin verdin. Ateşin ve suyun içinden geçtik, ama bizi bolluğun bulunduğu yere getirdin.
PSA 66:13 Yakmalık sunularla tapınağına geleceğim.
PSA 66:14 Sıkıntıdayken ağzımın söylemiş olduğu, dudaklarımın sana vaat ettiği adaklarımı yerine getireceğim.
PSA 66:15 Sana yakmalık sunu olarak semiz hayvanlar sunacağım, koçlarla birlikte, boğalar, keçiler sunacağım. Selah.
PSA 66:16 Ey Tanrı'dan korkanlar, gelin ve dinleyin. Canım için neler yapmış olduğunu bildireyim.
PSA 66:17 Ağzımla O’na yakardım. Dilimle O övüldü.
PSA 66:18 Günaha yüreğimde yer verseydim, Efendi dinlemezdi.
PSA 66:19 Ama kesinlikle, Tanrı dinledi. Duamın sesini işitti.
PSA 66:20 Duamı geri çevirmeyen, sevgi dolu iyiliğini benden esirgemeyen Tanrı'ya övgüler olsun!
PSA 67:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla - Mezmur - İlahi Tanrı bize merhamet etsin ve bizi kutsasın, yüzüyle üzerimize ışık saçtırsın. Selah.
PSA 67:2 Öyle ki, yeryüzünde yolun, bütün uluslar arasındaki kurtuluşun bilinsin.
PSA 67:3 Halklar seni övsün, ey Tanrı. Bütün halklar seni övsün.
PSA 67:4 Uluslar sevinsin, sevinçle ezgi söylesin, çünkü halkları adaletle yargılarsın, yeryüzündeki uluslara hükmedersin. Selah.
PSA 67:5 Halklar seni övsün, ey Tanrı. Bütün halklar seni övsün.
PSA 67:6 Yeryüzü mahsulünü verdi. Tanrı, bizim Tanrımız, bizi kutsasın.
PSA 67:7 Tanrı bizi kutsasın. Bütün dünya uçları O’ndan korksun.
PSA 68:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru- İlahi Tanrı kalksın! Düşmanları dağılsın! O’ndan nefret edenler önünden kaçsınlar.
PSA 68:2 Dumanın dağıldığı gibi, onları öyle dağıt. Ateşin önünde eriyen balmumu gibi, kötüler Tanrı'nın önünde öyle yok olsun.
PSA 68:3 Ama doğrular sevinsin. Tanrı'nın önünde coşsunlar. Evet, neşeyle coşsunlar.
PSA 68:4 Tanrı'ya ilahi söyleyin! O’nun adına ezgiler söyleyin! Bulutlar üzerine binmiş olanı yüceltin: Yah’dır, O’nun adı! O’nun önünde coşun!
PSA 68:5 Kutsal konutundaki Tanrı, yetimin babası ve dul kadınların savunucusudur.
PSA 68:6 Tanrı yalnızlara aile kurar. Tutsakları ezgi söyleyerek dışarı çıkarır, ama isyan edenler güneşin kavurduğu ülkede yaşar.
PSA 68:7 Ey Tanrı, halkının önüne çıktığında, çölde yürüdüğünde... Selah.
PSA 68:8 Yer sarsıldı, ve Sina Tanrısı’nın önünde gökten yağmur yağdı, Tanrı’nın, İsrael’in Tanrısı önünde.
PSA 68:9 Sen, ey Tanrı, bol yağmur gönderdin. Yorulduğu zaman mirasına kuvvet verdin.
PSA 68:10 Topluluğun orada yaşadı. Sen, ey Tanrı, iyiliğini yoksullar için hazırladın.
PSA 68:11 Efendi sözünü duyurdu. Bunu ilan edenler büyük bir topluluktu.
PSA 68:12 “Orduların kralları kaçıyor! Kaçıyorlar!” Evde bekleyen kadın ganimeti bölüştürür,
PSA 68:13 sen kamp ateşinin arasında uyurken, tüyleri altın renkli, kanatları gümüşle kaplanmış bir güvercin gibi parlarsın.
PSA 68:14 Her Şeye Gücü Yeten orada kralları dağıttığında, Salmon'a kar yağdı.
PSA 68:15 Başan Dağları heybetli dağlardır. Başan Dağları sarptır.
PSA 68:16 Ey sarp dağlar, neden kıskançlıkla bakıyorsunuz? Tanrı'nın hüküm sürmek için seçtiği dağa? Evet, Yahve sonsuza dek orada oturacak.
PSA 68:17 Tanrı'nın savaş arabaları on binlerce, binlerce bindir. Efendi, Sina Dağı'ndan kutsal yere kadar onların ortasındadır.
PSA 68:18 Yükseğe çıktın. Tutsakları götürdün. İnsanlardan, isyan edenlerden bile armağanlar aldın, oraya yerleşmek için ey Yah Tanrı.
PSA 68:19 Her gün yüklerimizi taşıyan Efendi’ye, kurtuluşumuz olan Tanrı’ya övgüler olsun. Selah.
PSA 68:20 Tanrı bizim için kurtuluş Tanrısı’dır. Ölümden kurtarış, Efendi Yahve’ye aittir.
PSA 68:21 Ama Tanrı düşmanlarının başını, suçunda ısrar edenin kıllı kafasını ezer.
PSA 68:22 Efendi şöyle dedi: “Seni Başan'dan geri getireceğim. Seni yeniden denizin derinliklerinden geri getireceğim,
PSA 68:23 öyle ki, ayağını kana batırıp onları ezesin, köpeklerinin dili de senin düşmanlarından payını alsın.”
PSA 68:24 Ey Tanrı, senin alaylarını Tanrım’ın, Kralım'ın kutsal yere doğru alaylarını gördüler.
PSA 68:25 Tef çalan kızlar arasında, önde okuyucular, arkada çalgıcılar yürüdü.
PSA 68:26 “Topluluklarda Tanrı'yı, İsrael topluluğunda Efendi’yi övün!”
PSA 68:27 Onların hükümdarı küçük Benyamin, Yahuda beyleri ve topluluğu, Zevulun beyleri ve Naftali beyleri oradadırlar.
PSA 68:28 Senin gücünü Tanrı buyurdu. Bizim için yaptıklarını güçlendir, ey Tanrı.
PSA 68:29 Yeruşalem'deki tapınağın uğruna, krallar sana hediyeler getirecek.
PSA 68:30 Azarla kamışlar arasında yaşayan vahşi hayvanı, halkların buzağılarını ve boğalar sürüsünü. Gümüş külçe getirenleri alçalt, savaştan zevk alan ulusları dağıt.
PSA 68:31 Mısır'dan beyler gelecek. Etiyopya ellerini Tanrı'ya uzatmak için acele edecek.
PSA 68:32 Ey yeryüzünün krallıkları, Tanrı'ya ezgi söyleyin! Efendi’ye ilahiler söyleyin—Selah—
PSA 68:33 kadim göklerin göğü üstüne binmiş olana. İşte, sesini ortaya koyuyor, heybetli sesini.
PSA 68:34 Gücü Tanrı'ya atfedin! O’nun yüceliği İsrael'in üzerindedir, gücü göklerdedir.
PSA 68:35 Kutsal yerlerinde muhteşemsin, ey Tanrı. İsrael'in Tanrısı halkına güç ve kudret verir. Övgüler olsun Tanrı’ya!
PSA 69:1 Müzik şefi için - “Zambaklar” makamında - David’in mezmuru Kurtar beni ey Tanrı, çünkü sular boynuma kadar geldi!
PSA 69:2 Ayak basılacak yerin olmadığı derin bataklığa batmaktayım. Sellerin beni aştığı derin sulara geldim.
PSA 69:3 Ağlamaktan yoruldum. Boğazım kurudu. Gözlerim Tanrı’yı aramayı bırakıyor.
PSA 69:4 Nedensiz yere benden nefret edenler başımın saçından çoktur. Beni yok etmek isteyen haksız düşmanlarım güçlüdür. Almadığım şeyi geri vermem gerekiyor.
PSA 69:5 Ey Tanrı, akılsızlığımı biliyorsun. Günahlarım senden gizli değil.
PSA 69:6 Seni bekleyenler benim yüzümden utanmasın, ey Orduların Efendisi Yahve. Ey İsrael'in Tanrısı benim yüzümden seni arayanlar rezil olmasın.
PSA 69:7 Çünkü senin uğruna aşağılanmaya katlandım. Utanç yüzümü kapladı.
PSA 69:8 Kardeşlerime yabancı, annemin çocuklarına el oldum.
PSA 69:9 Çünkü senin evinin gayreti beni tüketti. Sana edilen hakaretler benim üzerime düştü.
PSA 69:10 Ağlayıp oruç tuttuğumda, bu da bana ayıp sayıldı.
PSA 69:11 Giysimi çul yaptığımda, onlar için bir masal oldum.
PSA 69:12 Kent kapısında oturanlar hakkımda konuşuyorlar. Sarhoşların şarkısı oldum.
PSA 69:13 Bense ey Yahve, uygun zamanda duam sanadır. Ey Tanrı, sevgi dolu iyiliğinin bolluğuyla, kurtarışının gerçeğiyle yanıtla beni.
PSA 69:14 Beni çamurdan kurtar, batmayayım. Benden nefret edenlerden ve derin sulardan kurtulayım.
PSA 69:15 Sel suları beni boğmasın, derinlik beni yutmasın, çukur üzerime ağzını kapamasın.
PSA 69:16 Yanıtla beni, ey Yahve, çünkü sevgi dolu iyiliğin iyidir. Sevecen merhametlerinin bolluğuna göre bana yönel.
PSA 69:17 Yüzünü hizmetkârından gizleme, çünkü sıkıntıdayım. Bana tez yanıt ver!
PSA 69:18 Canıma yaklaş ve onu kurtar. Düşmanlarımdan ötürü beni fidyeyle kurtar.
PSA 69:19 Bana edilen hakareti, utancı, rezaleti bilirsin. Düşmanlarımın hepsi senin önündedir.
PSA 69:20 Aşağılanma kalbimi kırdı ve içim ağırlaştı. Acıyacak birilerini aradım ama yoktu, teselli edecek kimseyi bulamadım.
PSA 69:21 Yiyecek için bana zehir verdiler. Susadığımda içmem için bana sirke verdiler.
PSA 69:22 Önlerindeki sofra tuzak olsun, bu onlara ceza ve kapan olsun.
PSA 69:23 Gözleri kararsın ki göremesinler. Sırtları hep bükük olsun.
PSA 69:24 Gazabını üzerlerine dök. Öfkenin şiddeti onlara yetişsin.
PSA 69:25 Yaşadıkları yer ıssız olsun. Çadırında oturan olmasın.
PSA 69:26 Çünkü yaraladığın insana zulmediyorlar. Yaraladığın insanın acısını anlatıyorlar.
PSA 69:27 Onların cezalarına ceza kat. Senin doğruluğuna girmelerine izin verme.
PSA 69:28 Onlar yaşam kitabından silinsinler, doğrularla birlikte yazılmasınlar.
PSA 69:29 Bense acı ve sıkıntı içindeyim. Senin kurtarışın, ey Tanrı, beni korusun.
PSA 69:30 Tanrı'nın adını bir ezgiyle öveceğim, O’nu şükranla yücelteceğim.
PSA 69:31 Yahve’yi bir öküzden, boynuzlu, tırnaklı bir boğadan daha çok memnun eder bu.
PSA 69:32 Alçakgönüllüler bunu gördü ve sevindi. ey Tanrı'yı arayan sizler, yüreğiniz yaşasın.
PSA 69:33 Çünkü Yahve yoksulu duyar, kendi tutsak halkını hor görmez.
PSA 69:34 Gök ve yeryüzü, denizler ve içinde kımıldayan her şey O’nu övsün!
PSA 69:35 Çünkü Tanrı Siyon'u kurtaracak, Yahuda kentlerini yeniden inşa edecek. Onlar oraya yerleşip mülk edinecekler.
PSA 69:36 Hizmetkârının çocukları da onu miras alacaklar. O’nun adını sevenler orada oturacaklar.
PSA 70:1 Müzik şefi için - Anma sunusu için - David’in mezmuru Ey Tanrı, beni kurtarmak için acele et. Yardımıma koş, ey Yahve.
PSA 70:2 Canımı arayanlar hayal kırıklığına uğrayıp şaşkına dönsünler. Mahvolmamı isteyenler rezil olup geri dönsünler.
PSA 70:3 Bana “Oh! Oh!” diyenler utançlarından geri dönsünler.
PSA 70:4 Bütün seni arayanlar sende sevinip coşsunlar. Senin kurtarışını sevenler sürekli, “Tanrı yücelsin!” desinler.
PSA 70:5 Bense yoksul ve muhtacım. Tez bana gel, ey Tanrı. Sensin benim yardımcım ve kurtarıcım. Geç kalma ey Yahve.
PSA 71:1 Sana sığınıyorum, ey Yahve. Hayal kırıklığına uğratma beni hiçbir zaman.
PSA 71:2 Beni kendi doğruluğunla kurtar, bana yardım et. Kulak ver bana ve beni kurtar.
PSA 71:3 Her zaman gidebileceğim sığınacak kayam ol. Kurtulmam için buyruk ver, çünkü kayam ve kalem sensin benim.
PSA 71:4 Ey Tanrı, kurtar beni, kötünün, haksızın, zalimin elinden.
PSA 71:5 Çünkü benim umudum, gençliğimden beri güvendiğim sensin, ey Efendi Yahve.
PSA 71:6 Ana rahminden beri sana güvendim. Beni ana rahminden çıkaran sensin. Seni hep öveceğim.
PSA 71:7 Birçokları için şaşılacak biriyim, ama sen benim güçlü sığınağımsın.
PSA 71:8 Ağzım senin övgünle, gün boyu senin yüceliğinle dolu olacak.
PSA 71:9 Yaşlılığımda beni reddetme. Gücüm tükendiğinde beni bırakma.
PSA 71:10 Çünkü düşmanlarım hakkımda konuşuyor. Canımı gözleyenler birlikte düzen kuruyorlar.
PSA 71:11 “Tanrı onu terk etti” diyorlar. “Peşine düşün ve yakalayın, çünkü onu kurtaracak kimse yok.”
PSA 71:12 Ey Tanrı, benden uzak durma. Tanrım, yardımıma koş.
PSA 71:13 Beni suçlayanlar hayal kırıklığıyla yok olsunlar. Bana zarar vermek isteyenleri, rezillik ve utanç kaplasın.
PSA 71:14 Ama ben hep umut ederim, övgülerine övgü eklerim.
PSA 71:15 Ağzım senin doğruluğunu, tam ölçüsünü bilmesem de, tüm gün senin kurtuluşundan söz edecek.
PSA 71:16 Efendi Yahve’nin büyük işleriyle geleceğim. Senin doğruluğundan, yalnızca senin doğruluğundan söz edeceğim.
PSA 71:17 Ey Tanrı, gençliğimden beri bana öğrettin. Şimdiye dek şaşılası işlerini ilan ettim.
PSA 71:18 Evet, yaşlanıp saçlarıma ak düşse de, ey Tanrı Gücünü gelecek kuşağa, büyüklüğünü gelecek olanların hepsine bildirene dek, beni bırakma,
PSA 71:19 Ey Tanrı, doğruluğun göklere erişiyor. Büyük işler yaptın. Senin gibisi var mı, ey Tanrı?
PSA 71:20 Sen ki, bize çok acı dertler gösterdin, beni yaşatacak, yerin derinliklerinden bizi yeniden çıkaracaksın.
PSA 71:21 Saygınlığımı artır, beni yeniden rahatlat.
PSA 71:22 Ben de seni sadakatinden ötürü seni arpla öveceğim, ey Tanrım. Lirle sana ilahiler söyleyeceğim, ey İsrael'in Kutsalı.
PSA 71:23 Dudaklarım sevinçle haykıracak! Kurtarmış olduğun canım seni ezgilerle övecek!
PSA 71:24 Dilim de bütün gün senin doğruluğundan söz edecek, çünkü bana zarar vermek isteyenler, hayal kırıklığına uğrayıp kahroldular.
PSA 72:1 Solomon’un mezmuru Ey Tanrı, adaletini krala, doğruluğunu kral oğluna ver.
PSA 72:2 Halkını doğrulukla, yoksullarını adaletle yargılasın.
PSA 72:3 Dağlar halka bolluk getirsin. Tepeler doğruluğun meyvesini versin.
PSA 72:4 Halkının yoksullarına hakkını versin. Muhtaçların çocuklarını kurtarsın, zalimi parçalasın.
PSA 72:5 Güneş ve ay durdukça, tüm nesiller boyunca senden korksunlar.
PSA 72:6 Yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, toprağı sulayan bol yağmurlar gibi olsun.
PSA 72:7 Onun günlerinde doğrular serpilip gelişsin, ay yok olana dek esenlik çoğalsın.
PSA 72:8 Denizden denize, ırmak'tan dünyanın sonlarına dek hüküm sürsün.
PSA 72:9 Çölde yaşayanlar önünde eğilsin. Düşmanları toz yalasın,
PSA 72:10 Tarşiş ve ada kralları ona haraç getirsin. Saba ve Seva kralları armağanlar sunsun.
PSA 72:11 Bütün krallar önünde yere kapansın. Bütün uluslar ona hizmet etsin.
PSA 72:12 Çünkü yardım için haykıran muhtacı, destekçisi olmayan yoksulu kurtarır.
PSA 72:13 Yoksula ve muhtaca merhamet eder. Muhtaçların canlarını kurtarır.
PSA 72:14 Canlarını baskı ve şiddetten kurtarır. Gözünde onların kanı değerlidir.
PSA 72:15 Onlar yaşasınlar ve ona Saba altınından verilsin. Onun için sürekli dua etsinler. Bütün gün onu kutsasınlar.
PSA 72:16 Ülkenin her yerinde tahıl bolluğu olsun. Meyvesi Lübnan gibi dalgalansın. Toprağın çayırı gibi serpilip gelişsin.
PSA 72:17 Adı sonsuza dek dursun. Güneş durdukça adı dursun. İnsanlar onun tarafından kutsansın. Bütün uluslar ona kutsanmış desinler.
PSA 72:18 İsrael'in Tanrısı, Yahve Tanrı'ya övgüler olsun. Şaşılacak işler yapan yalnızca O’dur.
PSA 72:19 O'nun yüce adına sonsuza dek övgüler olsun! Bütün yeryüzü O’nun yüceliğiyle dolsun! Amin ve amin.
PSA 72:20 Böylece Yişay oğlu David'in duası sona erer.
PSA 73:1 Asaf’ın mezmuru Tanrı kesinlikle İsrael’e, yüreği temiz olanlara karşı iyidir.
PSA 73:2 Ama benim ayaklarım neredeyse tükenmişti. Adımlarım az kalsın kaymıştı.
PSA 73:3 Çünkü kötülerin bolluk içinde olduğunu görünce, kibirlileri kıskandım.
PSA 73:4 Çünkü ölümlerinde çırpınma yoktur, güçleri sağlamdır.
PSA 73:5 İnsan yüklerinden özgürdürler, öteki insanlar gibi dertli de değiller.
PSA 73:6 Bu nedenle gurur onların boynundaki zincir gibi, şiddet onları saran bir giysi gibidir.
PSA 73:7 Gözleri şişmanlıktan dışarı fırlamış, akılları kibrin sınırlarını aşmıştır.
PSA 73:8 Alay ederler ve kötü niyetle konuşurlar. Kibirle, baskıyla tehdit ederler.
PSA 73:9 Ağızlarını göklere çevirdiler. Dilleri yeryüzünde dolaşır.
PSA 73:10 Bu nedenle onların halkları onlara geri döner, bolluk sularından içerler.
PSA 73:11 Onlar, “Tanrı nereden biliyor?” derler. “Yüceler Yücesi'nde bilgi var mı?”
PSA 73:12 İşte, kötüler bunlardır. Daima rahatlar ve zenginliklerini artırırlar.
PSA 73:13 Gerçekten yüreğimi boşuna temizlemişim, ellerimi masumiyetle yıkamışım,
PSA 73:14 gün boyunca sıkıntı çektim, her sabah cezalandırıldım.
PSA 73:15 Eğer “Ben böyle konuşayım” deseydim, işte, senin çocuklarının nesline ihanet etmiş olurdum.
PSA 73:16 Bunu anlamaya çalıştığımda, bana çok acı verdi,
PSA 73:17 Ta ki, Tanrı’nın tapınağına girip, onların sonunu anlayana kadar.
PSA 73:18 Gerçekten onları kaygan yerlere koyarsın. Onları yıkıma atarsın.
PSA 73:19 Nasıl da ansızın yok oluyorlar! Dehşet içinde büsbütün süpürülüp atıldılar.
PSA 73:20 Uyanınca görülen bir rüya gibi, sen de ey Efendi, uyanınca onların hayallerini hor göreceksin.
PSA 73:21 Çünkü canım acı çekiyordu. Yüreğim buruktu.
PSA 73:22 Bense o denli akılsız ve bilgisiz, önünde vahşi bir hayvan gibiydim.
PSA 73:23 Ama yine de sürekli seninleyim. Sağ elimden tuttun.
PSA 73:24 Öğüdünle bana yol gösterirsin, sonunda beni yüceliğe alırsın.
PSA 73:25 Gökte kimim var? Yeryüzünde senden başkasını istemem.
PSA 73:26 Bedenim ve yüreğim tükeniyor, ama Tanrı yüreğimin gücü, sonsuza dek bana düşen paydır.
PSA 73:27 Çünkü işte, senden uzak olanlar yok olur. Sana sadakatsiz olanların hepsini yok ettin.
PSA 73:28 Ama Tanrı'ya yaklaşmak benim için iyidir. Senin bütün işlerini bildireyim diye, Efendi Yahve’yi kendime sığınak yaptım.
PSA 74:1 Asaf’ın Maskili Ey Tanrı, neden bizi sonsuza dek reddettin? Otlağının koyunlarına karşı öfken neden için için yanıyor?
PSA 74:2 Eskiden satın aldığın topluluğunu, mirasın olmak üzere kurtardığın oymağı, üzerinde yaşadığın Siyon Dağı’nı hatırla.
PSA 74:3 Ayaklarını sonsuz yıkıntılara doğru kaldır, düşman kutsal yerde her kötülüğü etti.
PSA 74:4 Düşmanların senin toplantı yerinin ortasında kükrüyor. İşaret olarak kendi bayraklarını diktiler.
PSA 74:5 Gür bir ormanı kesen baltalı adamlar gibi davrandılar.
PSA 74:6 Şimdi onun bütün oyma işlerini balta ve çekiçlerle kırıyorlar.
PSA 74:7 Tapınağını yakıp yıktılar. Adını taşıyan konutu kirlettiler.
PSA 74:8 Yüreklerinde, “Onları tamamen ezeceğiz” dediler. Ülkede Tanrı'ya tapınılan her yeri yaktılar.
PSA 74:9 Hiçbir mucizevi belirti görmüyoruz. Artık peygamber yok, içimizde ne kadar süreceğini bilen de yok.
PSA 74:10 Düşman ne zamana dek azarlayacak, ey Tanrı? Düşman sonsuza dek mi senin ismine sövecek?
PSA 74:11 Elini, sağ elini niçin geri çekiyorsun? Onu göğsünden çıkar ve onları yakıp kül et!
PSA 74:12 Ama Tanrı eski zamanlardan beri Kralım’dır, tüm yeryüzünde kurtuluş sağlar.
PSA 74:13 Gücünle denizi yardın. Sulardaki deniz canavarlarının kafasını kırdın.
PSA 74:14 Sen Livyatan'ın başlarını parçaladın. Onu yiyecek olarak insanlara ve çöl canlılarına verdin.
PSA 74:15 Sen pınarı ve kaynağı fışkırttın. Güçlü ırmakları kuruttun.
PSA 74:16 Gündüz senindir, gece de senin. Işığı ve güneşi sen hazırladın.
PSA 74:17 Yeryüzünün bütün sınırlarını sen belirledin. Yazı ve kışı yaratan sensin.
PSA 74:18 Düşmanın seninle alay ettiğini unutma, ey Yahve. Akılsız bir halk senin adına küfretti.
PSA 74:19 Kendi kumrunun canını canavarlara teslim etme. Yoksullarının yaşamını sonsuza dek unutma.
PSA 74:20 Antlaşmanı say, çünkü yeryüzünün karanlık yerleri Zorbalık inleriyle dolmuş.
PSA 74:21 Ezilen utanç içinde geri dönmesin. Yoksul ve muhtaçlar senin adını yüceltsinler.
PSA 74:22 Kalk, ey Tanrı! Kendi davanı savun. Akılsızın bütün gün seninle nasıl alay ettiğini hatırla.
PSA 74:23 Düşmanlarının sesini unutma. Sana karşı ayaklananların patırtısı sürekli yükseliyor.
PSA 75:1 Müzik şefi için - “Yok Etme” makamında - Asaf’ın mezmuru - İlahi Sana şükrederiz ey Tanrı. Şükrederiz, çünkü adın yakındır. İnsanlar senin şaşılası işlerini anlatırlar.
PSA 75:2 Belirlenen vakti seçtiğimde, kusursuzca ben yargılayacağım.
PSA 75:3 Yeryüzünde oturanların tümü sarsılıyor. Onun direklerini sağlam bir şekilde ben tutuyorum. Selah.
PSA 75:4 Kibirlilere, “Övünmeyin!”, kötülere, “Boynuzu yukarı kaldırmayın” dedim.
PSA 75:5 “Boynuzunuzu kaldırmayın. Sert boyunla konuşmayın.”
PSA 75:6 Çünkü ne doğudan, ne de batıdan, ne de güneyden gelir yükselme.
PSA 75:7 Yargıç ancak Tanrı'dır. Birini alçaltır, ötekini yükseltir.
PSA 75:8 Çünkü Yahve’nin elinde bir kase var, baharatla karıştırılmış köpüklü şarapla dolu. Ondan döker. Gerçekten dünyanın kötüleri onun tortusuna dek yalayıp içerler.
PSA 75:9 Bense daima bunu ilan edeceğim, Yakov'un Tanrısı'nı ilahilerle öveceğim.
PSA 75:10 Kötülerin bütün boynuzlarını kıracağım, doğruların boynuzlarıysa yükseltilecektir.
PSA 76:1 Müzik şefi için - Telli sazlarla - Asaf’ın mezmuru - İlahi Yahuda'da Tanrı bilinir. İsrael'de adı büyüktür.
PSA 76:2 Konutu Şalem’dedir, meskeni Siyon'da.
PSA 76:3 Orada yayın alevli oklarını, kalkanı, kılıcı ve savaş silahlarını kırdı. Selah.
PSA 76:4 Ne yüce, ne muhteşemsin, av dağlarından daha yüce.
PSA 76:5 Yiğitler yağmalanmış halde yatıyor, son uykuya yattılar. Hiçbir savaş eri elini kaldıramaz.
PSA 76:6 Ey Yakov'un Tanrısı, sen azarlayınca, savaş arabası da atlar da ölüm uykusuna daldılar.
PSA 76:7 Yalnız sensin korkulması gereken. Öfkelendiğinde kim karşında durabilir?
PSA 76:8 Yeryüzünde acı çekenleri kurtarmak için Tanrı yargılamaya kalktığında,
PSA 76:9 Yargını gökten bildirdin, yer korktu ve sustu. Selah.
PSA 76:10 Elbette insanın gazabı seni över. Gazabından sağ kurtulanlar dizginlendi.
PSA 76:11 Tanrınız Yahve’ye adak adayın, onları yerine getirin! Armağanlar sunun korkulması gereken O’na, ey siz çevresindekiler.
PSA 76:12 O, beylerin ruhunu kırar. Yeryüzü kralları O’ndan korkar.
PSA 77:1 Müzik Şefi Yedutun için - Asaf’ın mezmuru Haykırışım Tanrı’yadır! Yardım için, beni duysun diye Tanrı'ya haykırırım.
PSA 77:2 Sıkıntılı günde Efendi’yi aradım. Geceleyin elimi açtım ve gevşemedi. Canım teselli edilmeyi reddetti.
PSA 77:3 Tanrı'yı anıyorum ve inliyorum. Yakınıyorum ve ruhum bunalmış durumda. Selah.
PSA 77:4 Göz kapaklarımı açık tutuyorsun. Konuşamayacak kadar çok sıkıntılıyım.
PSA 77:5 Eski günleri, geçmiş devirlerin yıllarını düşünmekteyim.
PSA 77:6 Gece ilahimi hatırlıyorum. Kendi yüreğimi düşünüyorum; ruhum inceden inceye soruyor:
PSA 77:7 “Efendi bizi sonsuza dek mi reddedecek? Bir daha lütuf göstermeyecek mi?
PSA 77:8 O’nun sevgi dolu iyiliği sonsuza dek mi yok oldu? Nesiller boyunca verdiği söz boşa mı çıkıyor?
PSA 77:9 Tanrı lütufkâr olmayı unuttu mu? Merhametini öfkeyle geri mi çekti?” Selah.
PSA 77:10 Sonra şöyle düşündüm: “Yüceler Yücesi'nin sağ elinin yıllarını anacağım.”
PSA 77:11 Yah'ın yaptıklarını hatırlayacağım; çünkü senin eski harikalarını anarım.
PSA 77:12 Ben de senin bütün işlerin üzerinde derin derin düşünürüm, yaptıklarını dikkate alırım.
PSA 77:13 Senin yolun, ey Tanrı, kutsal yerdedir. Hangi ilâh Tanrı kadar büyüktür?
PSA 77:14 Sen harikalar yaratan Tanrı’sın. Gücünü halklar arasında bildirdin.
PSA 77:15 Halkını kolunla, Yakov ve Yosef’in oğullarını kurtardın. Selah.
PSA 77:16 Sular seni gördü, ey Tanrı. Sular seni gördü ve çalkalandı. Derinlikler de sarsıldı.
PSA 77:17 Bulutlar suyunu boşalttı. Gökler gök gürültüsüyle ses verdi. Okların da etrafta ışık çaktı.
PSA 77:18 Gürleyişinin sesi kasırgadaydı. Şimşekler dünyayı aydınlattı. Yer titredi ve sarsıldı.
PSA 77:19 Senin yolun denizden geçiyordu; yolların büyük sulardaydı. Ayak izlerin belli değildi.
PSA 77:20 Moşe ve Aron’un eliyle, halkını sürü gibi güttün.
PSA 78:1 Asaf’ın Maskili Öğrettiğime kulak verin, ey halkım. Ağzımdan çıkan sözlere kulaklarınızı çevirin.
PSA 78:2 Ağzımı bir benzetmeyle açacağım. Eskilerin sırlarını söyleyeceğim,
PSA 78:3 onları işittik ve bildik, atalarımız bize anlattı.
PSA 78:4 Onları çocuklarından saklamayacağız, Yahve’nin övgülerini, gücünü ve yaptığı şaşılası işleri, gelecek kuşağa anlatacağız.
PSA 78:5 Çünkü Yakov'la bir antlaşma yaptı, İsrael'de bir öğreti atadı, atalarımıza bunları çocuklarına öğretmelerini buyurdu.
PSA 78:6 Gelecek nesiller, hatta doğmamış çocuklar bilsin de, onlar da kalkıp kendi çocuklarına anlatsınlar.
PSA 78:7 Böylece umutlarını Tanrı'ya bağlasınlar, Tanrı’nın yaptıklarını unutmasınlar, buyruklarını tutsunlar.
PSA 78:8 Ataları gibi inatçı ve asi, yürekleri vefasız, ruhları Tanrı’ya sadakatsiz bir nesil olmasınlar.
PSA 78:9 Silahlı, yay taşıyan Efraim'in çocukları, savaş gününde geri döndüler.
PSA 78:10 Tanrı'nın antlaşmasına uymadılar, O’nun yasasında yürümeyi reddettiler.
PSA 78:11 O’nun yaptıklarını, onlara göstermiş olduğu şaşılası işlerini unuttular.
PSA 78:12 Mısır diyarında, Soan kırında, atalarımızın önünde şaşılacak işler yaptı.
PSA 78:13 Denizi yardı ve onları içinden geçirdi. Suları yığın gibi durdurdu.
PSA 78:14 Gündüzleri bulutla, gece boyu ateş ışığıyla onlara yol gösterdi.
PSA 78:15 Çölde kayaları yardı, derinliklerden geliyormuşçasına onlara bol bol içirdi.
PSA 78:16 Kayadan dereler çıkardı, suları ırmaklar gibi akıttı.
PSA 78:17 Yine de O’na karşı günah işlemeye devam ettiler. En Yüce Olan'a isyan ettiler.
PSA 78:18 İştahlarına göre yemek isteyerek, yüreklerinde Tanrı’yı denediler.
PSA 78:19 Tanrı'ya karşı konuşup, “Tanrı çölde sofra kurabilir mi?” dediler.
PSA 78:20 “İşte kayaya vurdu ve sular fışkırdı, ırmaklar taştı. Ekmek de verebilir mi? Halkına et sağlayabilir mi?”
PSA 78:21 Bunun üzerine Yahve işitip öfkelendi. Yakov'a karşı ateş tutuştu, ve öfke İsrael'e karşı yükseldi,
PSA 78:22 Çünkü Tanrı'ya inanmadılar, O’nun kurtarışına güvenmediler.
PSA 78:23 Yine de yukarıda göklere buyurdu, göklerin kapılarını açtı.
PSA 78:24 Yemek için üzerlerine man yağdırdı, onlara gökten yiyecek verdi.
PSA 78:25 İnsanlar meleklerin ekmeğini yedi. Onlara doyasıya yiyecek gönderdi.
PSA 78:26 Gökte doğu rüzgârını estirdi. Gücüyle güney rüzgârına yol gösterdi.
PSA 78:27 Üzerlerine toz gibi et, denizlerin kumu gibi kanatlı kuşlar yağdırdı.
PSA 78:28 Onları ordugâhlarının ortasına, oturdukları yerlerin çevresine düşürdü.
PSA 78:29 Böylece yediler ve iyice doydular. Onlara dilediklerini verdi.
PSA 78:30 Arzularından vazgeçmediler. Yiyecekleri hâlâ ağızlarındayken
PSA 78:31 Tanrı'nın öfkesi onlara karşı yükseldi, en şişmanlarından bazılarını öldürdü, İsrael'in gençlerini yere serdi.
PSA 78:32 Bütün bunlara rağmen yine günah işlediler, O’nun şaşılası işlerine inanmadılar.
PSA 78:33 Bu yüzden günlerini boşlukla, yıllarını dehşetle tüketti.
PSA 78:34 Kendilerini öldürdüğü zaman O'nu araştırdılar. Geri döndüler ve gayretle Tanrı'yı aradılar.
PSA 78:35 Tanrı'nın kayaları olduğunu, yüce Tanrı’nın kurtarıcıları olduğunu hatırladılar.
PSA 78:36 Ama ağızlarıyla O'nu överken, dilleriyle O’na yalan söylediler.
PSA 78:37 Çünkü yürekleri O’nunla doğru değildi, ne de O’nun antlaşmasına sadıklardı.
PSA 78:38 Ama O, merhametli davranarak kötülüğü bağışladı ve onları yok etmedi. Evet, birçok kez öfkesini yatıştırdı, gazabını tümüyle uyandırmadı.
PSA 78:39 Onların yalnızca insan olduğunu hatırladı, geçip giden ve bir daha dönmeyen bir yel.
PSA 78:40 Çölde O’na kaç kez isyan ettiler, ıssız yerde O’nu gücendirdiler!
PSA 78:41 Dönüp dönüp Tanrı'yı denediler, ve İsrael'in Kutsalı’nı kışkırttılar.
PSA 78:42 O’nun elini, düşmandan kurtardığı günü hatırlamadılar.
PSA 78:43 Mısır'da gerçekleştirdiği belirtileri, Soan bölgesindeki şaşılası işleri,
PSA 78:44 ırmaklarını ve akarsularını, içmesinler diye kana çevirdi.
PSA 78:45 Aralarına onları yiyip bitiren sinek sürüleri, onları yok eden kurbağalar gönderdi.
PSA 78:46 Onların mahsullerini tırtıla, emeğini çekirgeye verdi.
PSA 78:47 Bağlarını doluyla, yabanıl incir ağaçlarını kırgınla yok etti.
PSA 78:48 Hayvanlarını doluya, sürüleri yakıcı yıldırımlara teslim etti.
PSA 78:49 Kızgın öfkesini üzerlerine, gazap, hışım ve sıkıntı, bir alay kötülük meleği gönderdi.
PSA 78:50 Öfkesine yol açtı, canlarını ölümden esirgemedi, yaşamlarını vebaya teslim etti,
PSA 78:51 Mısır'da ilk doğanların hepsini, Ham'ın çadırlarındaki güçlerinin ilkini vurdu.
PSA 78:52 Ama kendi halkını koyun gibi götürdü, çölde onları sürü gibi güttü.
PSA 78:53 Onları güvenlik içinde götürdü ve korkmadılar. Ama deniz düşmanlarını alt etti.
PSA 78:54 Onları kendi tapınağının sınırına, sağ elinin götürdüğü bu dağa getirdi.
PSA 78:55 Önlerinden ulusları da kovdu, onlara miras olarak sırayla pay verdi, İsrael oymaklarını çadırlarında oturttu.
PSA 78:56 Ama yine de Yüce Tanrı'yı deneyip O’na isyan ettiler. O’nun tanıklıklarını tutmadılar.
PSA 78:57 Ataları gibi geri dönüp hainlik yaptılar. Aldatıcı bir yay gibi eğrildiler.
PSA 78:58 Çünkü yüksek yerleriyle O'nu öfkelendirdiler, oyma suretleriyle O’nu kıskandırdılar.
PSA 78:59 Tanrı bunu duyunca öfkelendi, İsrael'den büsbütün iğrendi,
PSA 78:60 Böylece insanlar arasında kurduğu çadırı, Şilo çadırını terk etti,
PSA 78:61 gücünü sürgüne, yüceliğini düşmanın eline teslim etti.
PSA 78:62 Halkını da kılıca teslim etti, mirasına öfkelenmişti.
PSA 78:63 Gençlerini ateş yuttu. El değmemiş kızların düğün şarkısı yoktu.
PSA 78:64 Kâhinleri kılıçla düştüler, dul karıları ağlayamadı.
PSA 78:65 Bunun üzerine Efendi uykudan uyanan biri gibi, şaraptan bağıran güçlü bir adam gibi uyandı.
PSA 78:66 Düşmanlarını arkadan vurdu. Onları sonsuz utanç içinde bıraktı.
PSA 78:67 Üstelik Yosef'in çadırını da reddetti, Efraim oymağını seçmedi,
PSA 78:68 Ama Yahuda oymağını, sevdiği Siyon Dağı’nı seçti.
PSA 78:69 Tapınağını yükseklikler gibi, sonsuza dek kurduğu yeryüzü gibi yaptı.
PSA 78:70 Ve hizmetkârı David'i seçti; onu koyun ağıllarından aldı,
PSA 78:71 Halkı Yakov’u ve mirası İsrael’in çobanı olmak üzere, onu yavru kuzuların peşinden getirdi.
PSA 78:72 Böylece yüreğinin dürüstlüğüne göre onların çobanı oldu, becerikli elleriyle onlara yol gösterdi.
PSA 79:1 Asaf’ın mezmuru Ey Tanrı, uluslar senin mirasına girdiler. Kutsal tapınağını kirlettiler. Yeruşalem’i taş yığınlarına döndürdüler.
PSA 79:2 Hizmetkârlarının cesetlerini gökteki kuşlara, kutsallarının etini yeryüzündeki hayvanlara yem olsun diye verdiler.
PSA 79:3 Kanlarını Yeruşalem'in çevresine su gibi döktüler. Onları gömecek kimse yok.
PSA 79:4 Komşularımıza yüz karası, etrafımızdakilere eğlence ve alay konusu olduk.
PSA 79:5 Ne zamana dek, ey Yahve? Sonsuza dek kızgın mı kalacaksın? Kıskançlığın ateş gibi yanacak mı?
PSA 79:6 Öfkeni seni tanımayan ulusların üzerine, senin adını anmayan krallıkların üzerine dök.
PSA 79:7 Çünkü onlar Yakov'u yuttular, yurdunu yok ettiler.
PSA 79:8 Atalarımızın suçlarını bize karşı tutma. Sevecen merhametlerin bizimle tez buluşsun, çünkü çok muhtacız.
PSA 79:9 Adının yüceliği uğruna bize yardım et, ey kurtuluşumuzun Tanrısı. Adın uğruna bizi kurtar ve günahlarımızı bağışla.
PSA 79:10 Uluslar neden “Nerede onların Tanrısı?” desin? Hizmetkârlarının dökülen kanının intikamı alındığı, gözlerimizin önünde, uluslar arasında bilinsin.
PSA 79:11 Tutsakların iniltisi senin önüne gelsin. Gücünün büyüklüğüne göre, ölüme mahkûm olanları koru.
PSA 79:12 Komşularımıza sana ettikleri hakaretin aşağılanmasını, onların bağrına yedi kat geri öde, ey Efendimiz.
PSA 79:13 Böylece biz, senin halkın ve otlağının koyunları, sana daima şükredeceğiz. Tüm nesiller boyunca seni daima öveceğiz.
PSA 80:1 Müzik şefi - “Zambaklar Antlaşması” makamında - Asaf’ın mezmuru Duy bizi, ey İsrael’in Çobanı, Yosef'i sürü gibi güden, keruvlar üzerinde oturan sensin, saç ışığını.
PSA 80:2 Efraim, Benyamin ve Manaşşe'nin önünde uyandır gücünü! Gel ve kurtar bizi!
PSA 80:3 Ey Tanrı, bizi döndür, yüzün parlasın, biz de kurtuluruz.
PSA 80:4 Ordular Tanrısı Yahve, halkının duasına karşı daha ne kadar öfkeleneceksin?
PSA 80:5 Onları gözyaşı ekmeğiyle besledin, onlara içmeleri için bol miktarda gözyaşı verdin.
PSA 80:6 Bizi komşularımızla çekişme kaynağı haline getirdin. Düşmanlarımız kendi aralarında gülüşüyorlar.
PSA 80:7 Bizi döndür, ey Ordular Tanrısı. Yüzün parlasın, biz de kurtuluruz.
PSA 80:8 Mısır'dan bir asma getirdin. Ulusları kovdun ve onu diktin.
PSA 80:9 Onun için toprağı temizledin. Derin kök saldı ve ülkeyi doldurdu.
PSA 80:10 Dağlar onun gölgesiyle kaplandı. Dalları Tanrı’nın sedirleri gibiydi.
PSA 80:11 Dalları denize, filizleri nehre kadar uzandı.
PSA 80:12 Duvarlarını neden yıktın, yoldan geçen herkes onu neden koparıyor?
PSA 80:13 Ormandan çıkan domuz onu harap ediyor. Kırdaki yabanıl hayvanlar ondan besleniyor.
PSA 80:14 Sana yalvarıyoruz, ey Ordular Tanrısı, geri dön gökten aşağıya bak ve gör bu asmayı,
PSA 80:15 sağ elinin diktiği çubuğu, Kendin için kuvvetlendirdiğin dalı ziyaret et.
PSA 80:16 Ateşle yandı. Kesildi. Senin azarlamanla yok olup gidiyorlar.
PSA 80:17 Senin elin, sağ elinin adamı üzerinde, kendin için kuvvetlendirdiğin insanoğlunun üzerinde olsun.
PSA 80:18 Böylece senden ayrılmayacağız. Canlandır bizi, biz de senin adını çağıralım.
PSA 80:19 Ey Ordular Tanrısı Yahve, bizi döndür, yüzün parlasın, biz de kurtuluruz.
PSA 81:1 Müzik şefi için - Gittit üzerine - Asaf’ın mezmuru Gücümüz olan Tanrı'ya yüksek sesle ilahi söyleyin! Yakov'un Tanrısı'na sevinçle haykırın!
PSA 81:2 Bir ilahi yükseltin, tefi, arpla birlikte hoş liri buraya getirin.
PSA 81:3 Yeni Ay’da, dolunayda, bayram günümüzde boru çalın.
PSA 81:4 Çünkü bu İsrael için bir yasadır, Yakov'un Tanrısı'nın bir fermanıdır.
PSA 81:5 Mısır diyarından çıktığı zaman, bunu Yosef için bir antlaşma olarak belirledi. Orada bilmediğim bir dili duydum.
PSA 81:6 “Onun omzunu yükten kurtardım. Elleri küfeden kurtuldu.
PSA 81:7 Sıkıntıda çağırdın ve sizi kurtardım. Gök gürültüsünün gizli yerinden sana yanıt verdim. Seni Meriva sularında sınadım.” Selah.
PSA 81:8 “Dinle ey halkım, size tanıklık edeceğim. Ey İsrael, eğer beni dinlersen!
PSA 81:9 Sende yabancı bir ilâh olmayacak, yabancı bir ilâha tapmayacaksın.
PSA 81:10 Ben senin Tanrın Yahve'yim, seni Mısır diyarından kim çıkardı? Ağzını iyice aç da onu doldurayım.
PSA 81:11 Ama halkım sesimi dinlemedi. İsrael beni istemedi.
PSA 81:12 Ben de onları yüreklerindeki inatçılığın ardından salıverdim, kendi öğütlerince yürüsünler diye.
PSA 81:13 Keşke halkım beni dinleseydi, İsrael benim yollarımda yürüseydi!
PSA 81:14 Düşmanlarını hemen boyun eğdirir, elimi düşmanlarına karşı çevirirdim.
PSA 81:15 Yahve'den nefret edenler O'nun önünde sinerdi, onların cezası sonsuza dek sürerdi.
PSA 81:16 Ve onu buğdayın en iyisiyle de beslerdim. Seni kayadan bal ile doyururdum.”
PSA 82:1 Asaf’ın mezmuru Tanrı büyük toplantıyı yönetir. İlahlar arasında hükmeder.
PSA 82:2 “Ne vakte kadar haksızca yargılayacak, kötüden yana taraf tutacaksınız?” Selah.
PSA 82:3 “Zayıfı, yoksulu ve yetimi savunun. Yoksulun ve ezilenin hakkını koruyun.
PSA 82:4 Güçsüzü, muhtaç olanı kurtarın. Onları kötülerin elinden özgür kılın.”
PSA 82:5 Bilmiyorlar ve anlamıyorlar. Karanlıkta ileri geri yürüyorlar. Yeryüzünün bütün temelleri sarsılıyor.
PSA 82:6 “Sizler ilâhlarsınız” dedim. “Hepiniz Yüceler Yücesi'nin oğullarısınız.
PSA 82:7 Yine de insanlar gibi öleceksiniz, hükümdarlardan biri gibi düşeceksiniz.”
PSA 82:8 Kalk, ey Tanrı, yeryüzünü yargıla, çünkü bütün ulusları sen miras alacaksın.
PSA 83:1 İlahi - Asaf’ın mezmuru Ey Tanrı, susma. Sessiz ve sakin kalma, ey Tanrı.
PSA 83:2 Çünkü işte, düşmanların ayağa kalkıyor. Senden nefret edenler başlarını kaldırdılar.
PSA 83:3 Halkına karşı kurnazca düzen kuruyorlar. Değer verdiğin insanlara karşı öğütleşiyorlar.
PSA 83:4 “Gelin” diyorlar, “Onları ulus olarak yok edelim. Öyle ki, İsrael’in adı bir daha anılmasın.”
PSA 83:5 Tek bir akılla düzen kudular. Sana karşı ittifak oluşturdular.
PSA 83:6 Edom'un ve İsmailoğulları'nın çadırları, Moavlılar ve Hagarlılar,
PSA 83:7 Geval, Ammon ve Amalek, Filist ve Sur halkı,
PSA 83:8 Aşur da onlara katıldı. Lut'un çocuklarına yardım ettiler. Selah.
PSA 83:9 Onlara Midyan’a, Kişon Irmağı’nda Sisera’ya ve Yavin’e yaptığının aynısını yap,
PSA 83:10 Onlar En-dor’da yok oldular. Toprak için gübre gibi oldular.
PSA 83:11 Onların soylularını Orev ve Zeev gibi, beylerini Zevah ve Salmunna’ya yaptığın gibi yap.
PSA 83:12 Onlar ki, “Tanrı'nın otlaklarını kendimize mülk edinelim” dediler.
PSA 83:13 Tanrım, onları çalı gibi, rüzgârın önündeki saman çöpü gibi yap.
PSA 83:14 Ormanı yakan ateş gibi, dağları tutuşturan alev gibi,
PSA 83:15 fırtınanla onların peşlerine düş, kasırganla dehşet içinde bırak onları.
PSA 83:16 Yüzlerini şaşkınlıkla kaplat, ta ki, adını arasınlar, ey Yahve.
PSA 83:17 Sonsuza dek hayal kırıklığı içinde kalsınlar, dehşete düşsünler. Şaşkınlık içinde kalıp yok olsunlar,
PSA 83:18 bilsinler ki, yalnız sen, adı Yahve olan, tüm yeryüzü üzerinde En Yüce’dir.
PSA 84:1 Müzik şefi için - Gittit üzerine - Korahoğulları’nın mezmuru Ey Ordular Yahvesi, meskenlerin ne kadar güzeldir!
PSA 84:2 Canım Yahve’nin avlularını, bayılırmış gibi özlüyor. Yüreğim ve bedenim yaşayan Tanrı’ya haykırıyor.
PSA 84:3 Serçe bile bir yuva, kırlangıç yavrularını koyabilecek bir yuva buldu, senin sunaklarının yanında, ey Ordular Yahvesi, Kralım ve Tanrım benim.
PSA 84:4 Ne mutlu senin evinde oturanlara. Sürekli seni överler. Selah.
PSA 84:5 Ne mutlu, gücü sende olanlara, yüreklerini Siyon’u ziyaret etmeye koyanlara.
PSA 84:6 Ağlama Vadisi'nden geçerken orayı pınarlara çevirirler. Sonbahar yağmuru onu bereketle kaplar.
PSA 84:7 Gittikçe güçlenirler. Her biri Siyon'da Tanrı'nın önünde görünür.
PSA 84:8 Ordular Tanrısı ey Yahve, duamı duy. Dinle, ey Yakov'un Tanrısı. Selah.
PSA 84:9 Ey kalkanımız olan Tanrı, bak, meshettiğinin yüzünü gör.
PSA 84:10 Çünkü, avlularında bir gün, bin günden iyidir. Kötülük çadırlarında oturmaktansa, Tanrım’ın evinin kapıcısı olmayı yeğlerim.
PSA 84:11 Çünkü Yahve Tanrı bir güneş, bir kalkandır. Yahve lütuf ve yücelik verir. Suçsuz olarak yürüyenlerden hiçbir iyiliği esirgemez.
PSA 84:12 Ey Ordular Yahvesi, ne mutlu sana güvenen insana.
PSA 85:1 Müzik şefi için - Korahoğulları’nın mezmuru Ey Yahve, ülkene iyilik ettin. Yakov'un zenginliğini geri getirdin.
PSA 85:2 Halkının suçunu bağışladın. Bütün günahlarını örttün. Selah.
PSA 85:3 Bütün gazabını uzaklaştırdın. Öfkenin kızgınlığından geri döndün.
PSA 85:4 Döndür bizi, kurtuluşumuzun Tanrısı, bize olan öfkeni dindir.
PSA 85:5 Sonsuza dek bize kızgın mı kalacaksın? Öfkeni tüm nesillere yayacak mısın?
PSA 85:6 Halkın sende sevinsin diye, bizi yeniden diriltmeyecek misin?
PSA 85:7 Bize sevgi dolu iyiliğini göster, ey Yahve. Kurtuluşunu bize bağışla.
PSA 85:8 Yahve Tanrı’nın ne söyleyeceğini dinleyeceğim. Çünkü halkına, kutsallarına esenlik konuşacak, ama onlar bir daha akılsızlığa dönmesinler.
PSA 85:9 Kesinlikle O'nun kurtarışı, kendisinden korkanlara yakındır; ta ki görkem topraklarımızda otursun.
PSA 85:10 Merhamet ve gerçek buluştular. Doğruluk ve esenlik öpüştüler.
PSA 85:11 Gerçek yerden bitecek. Doğruluk gökten aşağıya bakacak.
PSA 85:12 Evet, Yahve iyi olanı verecek. Diyarımız, artarak ürün verecektir.
PSA 85:13 Doğruluk O’nun önünden gidecektir, adımlarına yol hazırlayacaktır.
PSA 86:1 David’in duası Duy, ey Yahve, yanıtla beni, çünkü ben yoksul ve muhtacım.
PSA 86:2 Canımı koru, çünkü ben tanrısal biriyim. Sen Tanrım, sana güvenen hizmetkârını kurtar.
PSA 86:3 Bana merhamet et, ey Efendim, çünkü bütün gün sana sesleniyorum.
PSA 86:4 Hizmetkârının canını sevindir, çünkü canımı sana kaldırıyorum, ey Efendim.
PSA 86:5 Çünkü sen iyisin, bağışlamaya hazırsın, ey Efendi seni çağıran herkese karşı boldur sevgi dolu iyiliğin.
PSA 86:6 Duamı duy, ey Yahve. Dileklerimin sesine kulak ver.
PSA 86:7 Sıkıntılı günümde seni çağırırım, çünkü sen beni yanıtlarsın.
PSA 86:8 İlahlar arasında senin gibisi yoktur, ey Efendim, işlerin de benzersizdir.
PSA 86:9 Yarattığın bütün uluslar gelip sana tapınacaklar, ey Efendim. Adını yüceltecekler.
PSA 86:10 Çünkü sen büyüksün ve şaşılası işler yaparsın. Yalnız Tanrı sensin.
PSA 86:11 Ey Yahve, yolunu bana öğret. Senin gerçeğinde yürüyeyim. Adından korkmak için yüreğimi tam kıl.
PSA 86:12 Ey Efendi Tanrım, bütün yüreğimle seni öveceğim. Adını daima yücelteceğim.
PSA 86:13 Çünkü bana karşı sevgi dolu iyiliğin büyüktür. Canımı Şeol'ün derinliğinden kurtardın.
PSA 86:14 Ey Tanrı, gururlular bana karşı ayağa kalktılar. Zorbalar takımı canımın peşine düştü, kendi önlerinde sana saygıları yoktur.
PSA 86:15 Ama sen, ey Efendim merhametli ve lütufkâr bir Tanrı’sın. Yavaş öfkelenirsin, sevgi dolu iyiliğin ve gerçeğin boldur.
PSA 86:16 Bana dön de merhamet et! Gücünü hizmetkârına ver. Hizmetkârının oğlunu kurtar.
PSA 86:17 Bana iyiliğinin bir işaretini göster, ta ki, benden nefret edenler bunu görüp utansınlar, çünkü sen, ey Yahve, bana yardım ettin ve beni teselli ettin.
PSA 87:1 Korahoğulları’nın mezmuru - İlahi Onun temeli kutsal dağlardadır.
PSA 87:2 Yahve Siyon'un kapılarını Yakov'un bütün konutlarından daha çok sever.
PSA 87:3 Ey Tanrı kenti, senin hakkında görkemli şeyler söylenir. Selah.
PSA 87:4 Beni tanıyanlar arasında Rahav'ı ve Babil'i kaydedeceğim. İşte, Filist, Sur ve Etiyopya: “Bu da orada doğmuştur.”
PSA 87:5 Siyon için şöyle denecek: “Bu ve şu onda doğmuştur.” En Yüce Olan’ın kendisi onu pekiştirecektir.
PSA 87:6 Yahve ulusları yazarken sayacak, “Bu orada doğmuştur.” Selah.
PSA 87:7 Dans edenlerle şarkı söyleyenler şöyle diyecek: “Bütün kaynaklarım sendedir.”
PSA 88:1 Korahoğulları’nın mezmuru - İlahi - Müzik şefi için - “Mahalat Leannot” makamında - Ezrahlı Heman Maskili Ey Yahve, kurtuluşumun Tanrısı, gündüz ve gece senin önünde yakardım.
PSA 88:2 Duam senin önüne gelsin. Yakarışıma kulağını eğ.
PSA 88:3 Çünkü canım sıkıntılarla dolu. Hayatım Şeol'e yaklaştı.
PSA 88:4 Çukura inenler arasında sayılıyorum. Yardımcısı olmayan biri gibiyim,
PSA 88:5 ölüler arasına ayrılmış, artık hatırlamadığın, Mezarda yatan öldürülmüşler gibiyim. Onlar senin elinden ayrılmıştır.
PSA 88:6 Beni en derin çukura, en karanlık derinliklerde koydun.
PSA 88:7 Gazabının ağırlığı üzerimdedir. Bütün dalgalarınla beni ezdin. Selah.
PSA 88:8 Dostlarımı benden aldın. Beni onlara iğrenç kıldın. Kapatıldım ve kaçamıyorum.
PSA 88:9 Kederden gözlerim sönüyor. Her gün seni çağırdım, ey Yahve. Ellerimi sana açtım.
PSA 88:10 Harikalarını ölülere mi göstereceksin? Göçüp gitmiş olan ruhlar mı kalkıp seni övecek? Selah.
PSA 88:11 Sevgi dolu iyiliğin mezarda, sadakatin yıkım diyarında mı ilan edilir?
PSA 88:12 Harikaların karanlıkta, sadakatin unutulmuşluk diyarında mı bilinir?
PSA 88:13 Ama ben ey Yahve, sana yakardım. Sabahleyin duam huzuruna gelir.
PSA 88:14 Ey Yahve, canımı neden reddediyorsun? Neden yüzünü benden gizliyorsun?
PSA 88:15 Gençliğimden beri dertliyim ve ölmeye hazırım. Senin dehşetlerine katlanırken, şaşkınım.
PSA 88:16 Şiddetli öfken üzerime çöktü. Dehşetlerin beni yok etti.
PSA 88:17 Bütün gün su gibi çevremi sardılar. Beni tamamen içine aldılar.
PSA 88:18 Sevgiliyi, dostu benden uzaklaştırdın, dostlarım da karanlıktadır.
PSA 89:1 Ezrahlı Eytan’ın Maskili Yahve’nin sevgi dolu iyiliğini daima ezgilerle öveceğim. Senin sadakatini bütün kuşaklara ağzımla duyuracağım.
PSA 89:2 Doğrusu şunu derim: “Sevgi sonsuza dek durur. Gökleri sen kurdun. Senin sadakatin onlardadır.”
PSA 89:3 “Seçtiğim kişiyle antlaşma yaptım, hizmetkârım David’e ant içtim:
PSA 89:4 ‘Senin soyunu daima sürdüreceğim, tahtını bütün nesiller için kuracağım.’” Selah.
PSA 89:5 Ey Yahve, gökler harikalarını, sadakatini de kutsallar topluluğunda överler.
PSA 89:6 Göklerde kim Yahve’yle kıyaslanabilir? Göksel varlıkların oğulları arasında Yahve’ye benzeyen kimdir?
PSA 89:7 Kutsallar topluluğunda çok heybetli bir Tanrı’dır, çevresinde olanların hepsinden korkunçtur.
PSA 89:8 Ey Yahve, Ordular Tanrısı, senin gibi güçlü olan kimdir? Ey Yah, sadakatin de çevrendedir.
PSA 89:9 Denizin gururuna hükmedersin. Dalgaları kabardığında onları sakinleştirirsin.
PSA 89:10 Rahav'ı öldürülmüş bir adam gibi parçaladın. Güçlü kolunla düşmanlarını dağıttın.
PSA 89:11 Gökler senindir. Dünya ve onun doluluğuyla birlikte, yeryüzü de senindir. Onları sen kurdun.
PSA 89:12 Kuzeyi ve güneyi sen yarattın. Tabor ve Hermon senin adınla sevinirler.
PSA 89:13 Güçlü kolun var. Elin kuvvetlidir, sağ elin yücedir.
PSA 89:14 Doğruluk ve adalet tahtının temelidir. Sevgi dolu iyilik ve gerçek yüzünün önünden gider.
PSA 89:15 Ne mutlu seni alkışlamayı öğrenen halka. Senin varlığının ışığında yürürler, ey Yahve.
PSA 89:16 Bütün gün senin adınla sevinirler. Senin doğruluğunla yükselirler.
PSA 89:17 Çünkü sen onların gücünün yüceliğisin. Senin lütfunla, boynuzumuz yükselir.
PSA 89:18 Çünkü kalkanımız Yahve’ye aittir, Kralımız İsrael'in Kutsalı'na.
PSA 89:19 Sonra kutsallarına görümde konuşup şöyle dedin: “Savaşçıya güç verdim. Bir genci halkın arasından yükselttim.
PSA 89:20 Hizmetkârım David'i buldum. Onu kutsal yağımla meshettim,
PSA 89:21 elimi onunla pekiştireceğim. Kolum da onu güçlendirecektir.
PSA 89:22 Hiçbir düşman ondan haraç almayacak. Hiçbir kötü kişi onu ezmeyecektir.
PSA 89:23 Düşmanlarını onun önünde yere sereceğim, ondan nefret edenleri vuracağım.
PSA 89:24 Ama sadakatim ve sevgi dolu iyiliğim onunla birlikte olacak. Onun boynuzu benim adımla yükselecektir.
PSA 89:25 Elini de deniz üzerine, sağ elini ırmakların üzerine koyacağım.
PSA 89:26 Bana şöyle seslenecek: ‘Sen benim Babamsın, Tanrım ve kurtuluşumun kayası!’
PSA 89:27 Ben de onu ilk oğlum, dünya krallarının en yücesi olarak atayacağım.
PSA 89:28 Ona olan sevgi dolu iyiliğimi sonsuza dek sürdüreceğim. Onunla antlaşmamı sabit kılacağım.
PSA 89:29 Soyunu da sonsuza dek kalıcı, tahtını göğün günleri gibi yapacağım.
PSA 89:30 Eğer çocukları yasamı terkederse, kurallarıma göre yürümezlerse;
PSA 89:31 eğer yasalarımı çiğnerlerse, buyruklarımı tutmazlarsa;
PSA 89:32 o zaman günahlarını değnekle, kötülüklerini sopayla cezalandıracağım.
PSA 89:33 Ama sevgi dolu iyiliğimi ondan tümüyle geri almam. Sadakatimi boşa çıkarmam.
PSA 89:34 Antlaşmamı bozmayacak, dudaklarımın söylediklerini değiştirmeyeceğim.
PSA 89:35 Bir kere kutsallığım üzerine ant içtim, David'e yalan söylemeyeceğim.
PSA 89:36 Onun soyu sonsuza dek, tahtı önümde güneş gibi duracak.
PSA 89:37 Gökyüzündeki sadık tanık ay gibi, sonsuza dek duracak.” Selah.
PSA 89:38 Ama sen reddettin ve attın. Meshettiğine öfkelendin.
PSA 89:39 Hizmetkârının antlaşmasından vazgeçtin. Onun tacını toz toprakla kirlettin.
PSA 89:40 Onun bütün surlarını yıktın. Kalelerini harabeye çevirdin.
PSA 89:41 Yoldan geçen herkes onu soydu. Komşuları için bir utanç haline geldi.
PSA 89:42 Düşmanlarının sağ elini yükselttin. Bütün düşmanlarını sevindirdin.
PSA 89:43 Kılıcının ağzını da döndürdün, savaşta ona destek olmadın.
PSA 89:44 Onun ihtişamına son verdin, tahtını yere çaldın.
PSA 89:45 Gençlik günlerini kısalttın. Onu utançla kapladın. Selah.
PSA 89:46 Ne vakte kadar, ey Yahve? Kendini sonsuza dek mi gizleyeceksin? Ne vakte kadar, gazabın ateş gibi yanacak?
PSA 89:47 Zamanımın ne kadar kısa olduğunu hatırla, insanoğullarının hepsini ne denli boş yaratmışsın!
PSA 89:48 Yaşayıp da ölümü görmeyen, Şeol'ün gücünden canını kurtaran biri var mı? Selah.
PSA 89:49 Ey Efendim, nerede o eski sevgi dolu iyiliğin, sadakatinle David’e ant içttiğin?
PSA 89:50 Unutma, ey Efendi, hizmetkârının aşağılanmasını, bütün güçlü halkların alaylarını nasıl bağrımda taşıdığımı,
PSA 89:51 düşmanların onunla alay ettiler, ey Yahve, meshettiğinin ayak izleriyle alay ettiler.
PSA 89:52 Sonsuza dek övgüler olsun Yahve’ye. Amin ve Amin.
PSA 90:1 Tanrı adamı Moşe’nın duası Ey Efendi, bütün kuşaklar boyunca sen bizim meskenimiz oldun.
PSA 90:2 Dağlar doğmadan önce, sen yeryüzünü ve dünyayı yaratmadan önce, öncesizlikten sonsuza dek, Tanrı sensin.
PSA 90:3 İnsanı yıkıp şöyle dersin: “Geri dönün, insanoğulları.”
PSA 90:4 Çünkü senin gözünde bin yıl geçmiş dün gibi, gece nöbeti gibidir.
PSA 90:5 Uyuduklarında onları süpürürsün. Sabahleyin biten ot gibidirler.
PSA 90:6 Sabahleyin filizlenip yeşerir, akşama doğru solup kurur.
PSA 90:7 Çünkü senin öfkenle tükeniriz. Gazabınla şaşkına döneriz.
PSA 90:8 Kötülüklerimizi önüne, gizli günahlarımızı senin varlığının ışığına koydun.
PSA 90:9 Çünkü bütün günlerimiz senin gazabında geçiyor. Yıllarımızı bir soluk gibi bitirmekteyiz.
PSA 90:10 Yıllarımızın günleri yetmiş, ya da gücünle sekseni bulursa, yine de onların en parlak zamanı emek ve kederdir, çünkü çabuk geçiyor ve uçup gidiyoruz.
PSA 90:11 Öfkenin gücünü, gazabını sana duyulan korkuya göre kim bilebilir?
PSA 90:12 Öyleyse bize günlerimizi saymayı öğret, öyle ki, bilge bir yürek kazanalım.
PSA 90:13 Acı, ey Yahve! Ne vakte kadar? Hizmetkârlarına merhamet et!
PSA 90:14 Sabahleyin bizi sevgi dolu iyiliğinle doyur, öyle ki, tüm günlerimiz boyunca sevinip mutlu olalım.
PSA 90:15 Bizi sıkıntıya soktuğun günler kadar, lötülük gördüğümüz yıllar kadar bizi sevindir.
PSA 90:16 İşin hizmetkârlarına, yüceliğin onların çocuklarına görünsün.
PSA 90:17 Tanrımız Yahve’nin lütfu üzerimizde olsun. Ellerimizin işini bizim için pekiştir. Evet, ellerimizin işini pekiştir.
PSA 91:1 Yüceler Yücesi'nin gizli yerinde oturan Her Şeye Gücü Yeten’in gölgesinde dinlenir.
PSA 91:2 Yahve için derim: “O benim sığınağım ve kalemdir, Tanrım’dır, O’na güvenirim.”
PSA 91:3 Çünkü O seni avcı tuzağından, ölümcül salgından kurtarır.
PSA 91:4 Seni kanatlarıyla örter. O’nun kanatları altına sığınırsın. O’nun sadakati senin kalkanın ve siperindir.
PSA 91:5 Ne gecenin dehşetinden korkarsın, ne de gündüz uçan oktan,
PSA 91:6 ne karanlıkta dolaşan salgın hastalıktan, ne de öğle vakti bitiren yıkımdan.
PSA 91:7 Yanında bin kişi, sağında on bin kişi düşebilir, ama sana yaklaşmaz.
PSA 91:8 Sen yalnız gözlerinle bakacak, kötülerin cezasını göreceksin.
PSA 91:9 Çünkü sen Yahve’yi sığınak, En Yüce Olan’ı kendine konut edindiğin için,
PSA 91:10 başına kötülük gelmeyecek, evine felaket yaklaşmayacak.
PSA 91:11 Çünkü tüm yollarında seni korusunlar diye, senin için meleklerini sorumlu kılacak,
PSA 91:12 Ayağın bir taşa çarpmasın diye, seni elleri üzerinde taşıyacaklar,
PSA 91:13 Aslanın ve kobranın üzerine basacaksın. Genç aslanı ve yılanı ayaklarının altında çiğneyeceksin.
PSA 91:14 “Sevgisini bana bağladığı için onu kurtaracağım. Adımı bildiği için onu yücelteceğim.
PSA 91:15 Beni çağıracak, ben de ona yanıt vereceğim. Sıkıntıda onun yanında olacağım. Onu kurtaracak ve yücelteceğim.
PSA 91:16 Onu uzun ömürle doyuracağım, ona kurtarışımı göstereceğim.”
PSA 92:1 Mezmur - Şabat Günü için ilahi Yahve’ye şükretmek, ey Yüceler Yücesi, adını ilahilerle övmek,
PSA 92:2 sabahları sevgi dolu iyiliğini, her gece sadakatini,
PSA 92:3 on telli sazla, arpla, lirin ezgisiyle duyurmak ne iyidir.
PSA 92:4 Çünkü, ey Yahve, işinle beni sevindirdin. Senin ellerinin işleriyle zafer kazanıyorum.
PSA 92:5 İşlerin ne büyüktür, ey Yahve! Düşüncelerin çok derindir.
PSA 92:6 Akılsız insan bilmez, budala da bunu anlamaz:
PSA 92:7 Kötüler ot gibi bitse de, kötülük edenlerin tümü serpilip gelişse de, onlar sonsuza dek yok edilecekler.
PSA 92:8 Ama sen, ey Yahve, sonsuza dek yücelerdesin.
PSA 92:9 Çünkü işte, senin düşmanların, ey Yahve, çünkü işte, düşmanların yok olacak. Bütün kötülük yapanlar dağılacaktır.
PSA 92:10 Ama sen benim boynuzumu yaban öküzünki gibi yükselttin. Taze yağla meshedildim.
PSA 92:11 Gözüm düşmanlarımı da gördü. Kulaklarım bana karşı çıkan kötü düşmanları duydu.
PSA 92:12 Doğrular palmiye ağacı gibi serpilip gelişecektir. Lübnan'daki sedir ağacı gibi büyüyecektir.
PSA 92:13 Onlar Yahve’nin evine dikilmişlerdir. Tanrımız’ın avlularında serpilip gelişeceklerdir.
PSA 92:14 Onlar yaşlılıklarında da meyve verecekler. Taze ve yemyeşil olacaklar,
PSA 92:15 ta ki, Yahve’nin doğru olduğunu göstersinler. O benim kayamdır, ve O’nda hiç haksızlık bulunmaz.
PSA 93:1 Yahve hüküm sürüyor! İhtişamla kuşanmış! Yahve kudretle donanmış. Dünya da pekiştirilmiş, sarsılmaz.
PSA 93:2 Tahtın eskiden beri kurulmuştur. Sen sonsuzluktansın.
PSA 93:3 Seller yükseldi, ey Yahve, seller sesini yükseltti. Seller, dalgalarını yükseltti.
PSA 93:4 Bol suların seslerinin üstünde, denizin kudretli dalgalarından çok, yücelerdeki Yahve kudretlidir.
PSA 93:5 Kuralların sağlam durur. Kutsallık evini süsler, sonsuza dek, ey Yahve.
PSA 94:1 Ey Yahve, sen öcün sahibi olan Tanrı’sın, ey öcün sahibi olan Tanrı, parla.
PSA 94:2 Kalk, ey yeryüzünün yargıcı. Küstahlara hak ettikleri karşılığı ver.
PSA 94:3 Ey Yahve, kötüler ne zamana dek, ne zamana dek zafer kazanacaklar?
PSA 94:4 Küstahça sözler saçıyorlar. Kötülük edenlerin hepsi övünüyorlar.
PSA 94:5 Ey Yahve, halkını parçalıyorlar, mirasına eziyet ediyorlar.
PSA 94:6 Dul kadını ve garibi katlediyorlar, yetimleri öldürüyorlar.
PSA 94:7 “Yah görmez” diyorlar, “Yakov'un Tanrısı dikkate almaz.”
PSA 94:8 Ey sizler, halk arasındaki akılsızlar, dikkat edin, siz ey ahmaklar, ne zaman akıllanacaksınız?
PSA 94:9 Kulağı yerleştiren duymaz mı? Göze biçim veren görmez mi?
PSA 94:10 Ulusları terbiye eden, cezalandırmaz mı? İnsana öğreten bilir.
PSA 94:11 Yahve insanın düşüncelerinin, boş olduğunu bilir.
PSA 94:12 Ey Yah, ne mutlu terbiye ettiğin, yasanı öğrettiğin insana.
PSA 94:13 Kötüler için çukur kazılıncaya dek, sıkıntılı günlerde ona rahat verirsin.
PSA 94:14 Çünkü Yahve halkını geri çevirmez, mirasını da bırakmaz.
PSA 94:15 Çünkü yargı adalete dönecektir. Dürüst yüreklilerin hepsi onu izleyecektir.
PSA 94:16 Kötülere karşı benim için kim kalkacak? Kötülük edenlere karşı kim beni savunacak?
PSA 94:17 Yahve yardımcım olmasaydı, canım hemen sessizlik içinde çökerdi.
PSA 94:18 “Ayağım kayıyor!” dediğimde, sevgi dolu iyiliğin beni ayakta tuttu, ey Yahve.
PSA 94:19 İçimdeki düşüncelerin çokluğunda, senin avutmaların canımı sevindiriyor.
PSA 94:20 Yasayla kötülük eden şer tahtı, seninle paydaşlık içinde olur mu?
PSA 94:21 Doğru insanın canına karşı toplanıyorlar, masum kanı mahkûm ediyorlar.
PSA 94:22 Ama Yahve benim yüksek kulem oldu, Tanrım sığındığım kaya oldu.
PSA 94:23 kötülüklerini başlarına döndürdü, kendi kötülükleriyle onları kesip atacaktır. Tanrımız Yahve onları kesip atacaktır.
PSA 95:1 Gelin, Yahve'ye ezgiler söyleyelim. Kurtuluşumuzun kayasına yüksek sesle haykıralım!
PSA 95:2 Şükranla huzuruna çıkalım. O’nu ezgilerle yüceltelim!
PSA 95:3 Çünkü Yahve büyük Tanrı’dır, tüm ilâhların üstünde büyük Kral’dır.
PSA 95:4 Yerin derinlikleri O’nun elindedir. Dağların tepeleri de O’nundur.
PSA 95:5 Deniz O’nundur ve onu yaratan kendisidir. Karaya biçim veren O’nun elleridir.
PSA 95:6 Gelin, tapınalım, eğilelim. Yaratıcımız Yahve'nin önünde diz çökelim,
PSA 95:7 çünkü Tanrımız O’dur. Biz O’nun otlağının halkı, gözetimindeki koyunlarız. Keşke bugün O’nun sesini duysanız!
PSA 95:8 Meriva'da ve o gün Masa Çölü’nde olduğu gibi yüreğinizi katılaştırmayın,
PSA 95:9 atalarınız beni denediklerinde, beni sınadıklarında, işimi de görmüşlerdi.
PSA 95:10 Kırk yıl boyunca o kuşakla kederlendim, “Bunlar, yürekleri kusurlu bir halktır” dedim. “Yollarımı bilmediler.”
PSA 95:11 Bunun için öfkemle ant içtim: “Benim dinlenme yerime girmeyecekler.”
PSA 96:1 Yahve’ye yeni bir ezgi söyleyin! Tüm yeryüzü Yahve’ye ezgi söyleyin.
PSA 96:2 Ezgi söyleyin Yahve’ye! Adını yüceltin! Kurtarışını günden güne duyurun!
PSA 96:3 Görkemini uluslar arasında, şaşılası işlerini bütün halklar arasında ilan edin.
PSA 96:4 Çünkü Yahve büyüktür, fazlasıyla övülmeye layıktır! Bütün ilâhlardan çok O’ndan korkulmalıdır.
PSA 96:5 Çünkü halkların bütün ilâhları puttur, gökleri yaratansa Yahve’dir.
PSA 96:6 Saygınlık ve ululuk O’nun önündedir. Güç ve güzellik O’nun tapınağındadır.
PSA 96:7 Ey ulusların soyları, Yahve’ye verin, yüceliği ve gücü Yahve’ye verin.
PSA 96:8 Adından ötürü yüceliği Yahve’ye verin. Sunu getirip avlularına girin.
PSA 96:9 Yahve’ye kutsal düzen içinde tapının. Önünde titreyin, tüm yeryüzü.
PSA 96:10 Uluslar arasında, “Yahve hüküm sürüyor” deyin. Dünya da pekiştirilmiştir, sarsılmaz. Halkları adaletle yargılar.
PSA 96:11 Gökler sevinsin, yeryüzü coşsun. Deniz ve içindeki doluluk gürlesin!
PSA 96:12 Kır ve içindekilerin tümü coşsun! O zaman ormandaki bütün ağaçlar, sevinçle şarkı söyleyecek,
PSA 96:13 Yahve’nin önünde, çünkü O geliyor, yeryüzünü yargılamaya geliyor. Dünyaya doğrulukla, halklara gerçeğiyle hükmedecek.
PSA 97:1 Yahve hükmediyor, coşsun yeryüzü! Bütün adalar sevinsin!
PSA 97:2 Bulutlar ve karanlık çevresindedir. Doğruluk ve adalet O’nun tahtının temelidir.
PSA 97:3 O’nun önünden ateş yürüyor, düşmanlarını her yandan yakıyor.
PSA 97:4 Şimşeği dünyayı aydınlatır. Yeryüzü görüp titrer.
PSA 97:5 Yahve’nin önünde, tüm yeryüzünün Efendisi önünde dağlar balmumu gibi eridi.
PSA 97:6 Gökler O’nun doğruluğunu ilan eder. Bütün halklar O’nun yüceliğini gördü.
PSA 97:7 Oyma putlara hizmet edenlerin hepsi, putlarıyla övünenler, utansınlar. Ey bütün ilâhlar, O’na tapın!
PSA 97:8 Siyon duydu ve sevindi. Senin hükümlerinden ötürü, ey Yahve, Yahuda kızları coştu.
PSA 97:9 Çünkü, ey Yahve, tüm yeryüzünde En Yüce Olan sensin. Bütün ilâhların üstünde çok yücesin.
PSA 97:10 Ey sizler, Yahve’yi sevenler, kötülükten nefret edin! O, kutsallarının canlarını korur. Onları kötülerin elinden kurtarır.
PSA 97:11 Doğru için ışık, yüreği dürüst olanlara sevinç ekilmiştir.
PSA 97:12 Ey doğrular, Yahve’de sevinin! O’nun kutsal Adına şükredin.
PSA 98:1 Mezmur Yahve’ye yeni bir ezgi söyleyin, çünkü O şaşılası şeyler yaptı! Sağ eli ve kutsal kolu kendisi için kurtuluş sağladı.
PSA 98:2 Yahve kurtarışını bildirdi. Doğruluğunu ulusların önünde açıkça gösterdi.
PSA 98:3 İsrael halkına olan sevgi dolu iyiliğini ve sadakatini hatırladı. Yeryüzünün bütün uçları Tanrımız’ın kurtarışını gördü.
PSA 98:4 Ey bütün yeryüzü Yahve’ye sevinçle haykırın! Neşeyle ortalığı çınlatın, ezgiler söyleyin!
PSA 98:5 Arpla Yahve’ye ezgiler söyleyin, arp ve melodiyle ezgiler söyleyin.
PSA 98:6 Borularla ve koç boynuzu sesiyle, Kral olan Yahve’nin önünde sevinçle haykırın.
PSA 98:7 Deniz doluluğuyla, dünya ve onda oturanlar gürlesin.
PSA 98:8 Irmaklar el çırpsın. Dağlar hep birlikte sevinçle haykırsın.
PSA 98:9 Yahve’nin önünde ezgi söylesinler, çünkü O geliyor, yeryüzüne hükmetmeye. Dünyayı doğrulukla, halklara adaletle hükmedecek.
PSA 99:1 Yahve hüküm sürüyor! Titresin halklar. Keruvlar arasında tahtında oturmuş. Sarsılsın yeryüzü.
PSA 99:2 Yahve Siyon'da büyüktür. O, bütün halkların üstünde yücedir.
PSA 99:3 Büyük ve heybetli adını övsünler. O Kutsal’dır!
PSA 99:4 Kral’ın gücü adaleti de sever. Doğruluğu sen kurarsın. Yakov'da adalet ve doğruluğu sen gerçekleştirirsin.
PSA 99:5 Tanrımız Yahve’yi yüceltin. Ayaklarının taburesinde tapının. O Kutsal’dır!
PSA 99:6 Moşe'yle Aron O’nun kâhinleri arasındaydı. Samuel adını çağıranlar arasındaydı. Yahve’yi çağırdılar, O da onlara yanıt verdi.
PSA 99:7 Bulut sütunu içinde onlarla konuştu. O’nun tanıklıklarını ve kendilerine vermiş olduğu kuralları tuttular.
PSA 99:8 Ey Tanrımız Yahve, sen onlara yanıt verdin, yaptıklarının karşılığını ödetmiş olsan da, onları bağışlayan bir Tanrı oldun.
PSA 99:9 Tanrımız Yahve’yi yüceltin. Kutsal dağında tapının, çünkü Tanrımız Yahve kutsaldır!
PSA 100:1 Şükran Mezmuru Ey bütün diyarlar, Yahve’ye sevinçle haykırın!
PSA 100:2 Yahve’ye sevinçle hizmet edin. O’nun huzuruna ezgilerle gelin.
PSA 100:3 Bilin ki, Yahve Tanrı’dır. Bizi yaratan O’dur ve biz de O’nunuz. O’nun halkı, otlağının koyunlarıyız.
PSA 100:4 Şükranla kapılarına, övgüyle avlularına girin. Şükredin O’na, adını yüceltin.
PSA 100:5 Çünkü Yahve iyidir. Sevgi dolu iyiliği sonsuzdur, sadakati tüm kuşaklar boyunca sürer.
PSA 101:1 David’in mezmuru Sevgi dolu iyiliğini ve adaletini ezgiyle söyleyeceğim. Seni ilahilerle öveceğim, ey Yahve.
PSA 101:2 Temiz bir yaşam sürdürmeye dikkat edeceğim. Bana ne zaman geleceksin? Evimin içinde pak bir yürekle yürüyeceğim.
PSA 101:3 Hiçbir rezil şeyi gözümün önüne koymayacağım. Güvenilmez insanların işlerinden nefret ederim. Bana tutunmayacaklar.
PSA 101:4 Sapık yürek benden uzak olsun. Kötülükle işim olmaz.
PSA 101:5 Komşusuna gizlice kara çalanı sustururum. Katlanamam küstah ve kibirli insana.
PSA 101:6 Gözlerim ülkedeki sadıkların üzerinde olacak, ta ki, benimle otursunlar. Kusursuzca yürüyen kişi, bana hizmet edecek.
PSA 101:7 Hileci kişi evimde oturmayacak. Yalan söyleyen, gözümün önünde durmayacak.
PSA 101:8 Her sabah ülkedeki bütün kötüleri yok edeceğim, Yahve’nin kentinden kötülüğün tüm işçilerini kesip atacağım.
PSA 102:1 Zayıf düşen ve derdini Yahve’ye döken mazlumun duası Duamı duy, ey Yahve! Feryadım sana ulaşsın.
PSA 102:2 Sıkıntılı günümde yüzünü benden saklama. Kulağını bana çevir. Çağırdığım gün bana hemen yanıt ver.
PSA 102:3 Çünkü günlerim duman gibi tükeniyor. Kemiklerim meşale gibi yanıyor.
PSA 102:4 Yüreğim ot gibi kurudu, soldu, ekmek yemeyi unuttum.
PSA 102:5 İniltimin sesinden, kemiklerim derime yapışıyor.
PSA 102:6 Çölde yaşayan kaşıkçı kuşu gibiyim. Çorak yerlerin baykuşu oldum.
PSA 102:7 Gözlüyorum, damda yalnız kalan bir serçeye döndüm.
PSA 102:8 Düşmanlarım bütün gün beni aşağılıyor. Bana kızgın olanlar adımı lanet için kullanıyorlar.
PSA 102:9 Külü ekmek gibi yedim, içeceğime gözyaşları karıştırdım,
PSA 102:10 senin öfken ve gazabın yüzünden, çünkü sen beni kaldırıp yere çaldın.
PSA 102:11 Günlerim uzayan gölge gibi. Ot gibi kurudum.
PSA 102:12 Ama sen, ey Yahve, sonsuza dek kalıcısın, ünün tüm kuşaklar boyunca sürer.
PSA 102:13 Sen kalkıp Siyon'a merhamet edeceksin, çünkü ona acıma vakti geldi. Evet, belirlenen zaman geldi.
PSA 102:14 Çünkü hizmetkârların onun taşlarından zevk alırlar, onun tozuna acırlar.
PSA 102:15 Böylece uluslar Yahve’nin adından, yeryüzü krallarının tümü görkeminden korkacaklar.
PSA 102:16 Çünkü Yahve Siyon'u bina etti. Yüceliğiyle göründü.
PSA 102:17 Yoksulun duasına yanıt verdi, onların duasını küçümsemedi.
PSA 102:18 Bu, gelecek kuşak için yazılacak. yaratılacak bir halk Yah'ı övecek,
PSA 102:19 Çünkü O yücelerdeki kutsal yerinden aşağıya baktı. Yahve gökten yeryüzünü gördü,
PSA 102:20 tutsakların iniltilerini duymak, ölüme mahküm edilenleri serbest bırakmak için.
PSA 102:21 Böylece Yahve’ye hizmet etmek için halklar ve krallıklar bir araya toplanınca,
PSA 102:22 Siyon’da Yahve’nin adını, Yeruşalem’de övgüsünü ilan etsinler.
PSA 102:23 Yol boyunca gücümü zayıflattı. Günlerimi kısalttı.
PSA 102:24 “Ey Tanrım, beni günlerimin ortasında alma” dedim. “Senin yılların tüm kuşaklar boyuncadır.
PSA 102:25 Yeryüzünün temelini eskiden sen attın. Gökler senin ellerinin işidir.
PSA 102:26 Onlar yok olacak, ama sen duracaksın. Evet, hepsi bir giysi gibi eskiyecek. Onları bir kaftan gibi değiştireceksin, onlar da değişecek.
PSA 102:27 Ama sen aynısın. Yıllarının sonu yoktur.
PSA 102:28 Hizmetkârlarının çocukları devam edecek. Onların soyu senin önünde sağlamlaştırılacak.”
PSA 103:1 David’in mezmuru Yahve’yi öv, ey canım! İçimde var olan her şey, O’nun kutsal adını övsün!
PSA 103:2 Yahve’yi öv, ey canım, iyiliklerinin hiçbirini unutma.
PSA 103:3 Bütün günahlarını bağışlayan, bütün hastalıklarını iyileştiren,
PSA 103:4 canını yıkımdan kurtaran, sana sevgi dolu iyilikle sevecen merhametler tacı giydiren,
PSA 103:5 arzunu iyi şeylerle doyuran O’dur, böylece gençliğin kartalınki gibi yenilenir.
PSA 103:6 Yahve ezilenlerin tümüne hak ve adalet sağlar.
PSA 103:7 Kendi yollarını Moşe’ye, işlerini İsrael’in çocuklarına bildirdi.
PSA 103:8 Yahve merhametli ve lütufkârdır, öfkelenmekte yavaş, sevgi dolu iyiliği boldur.
PSA 103:9 Hep suçlamaz; sonsuza dek öfkeli kalmaz.
PSA 103:10 Bize günahlarımıza göre davranmadı, ne de kötülüklerimizin karşılığını ödetti.
PSA 103:11 Çünkü gökler yeryüzünden ne kadar yüksekse, kendisinden korkanlara karşı sevgi dolu iyiliği de o kadar büyüktür.
PSA 103:12 Doğu batıdan ne kadar uzaksa, isyanlarımızı bizden o kadar uzaklaştırdı.
PSA 103:13 Bir baba çocuklarına nasıl acırsa, Yahve kendisinden korkanlara öyle acır.
PSA 103:14 Çünkü yaratılışımızı bilir. Toprak olduğumuzu hatırlar.
PSA 103:15 İnsana gelince, günleri ota benzer. Kır çiçeği gibi gelişir.
PSA 103:16 Üzerine rüzgâr esince gelip geçer. Bulunduğu yer artık onu hatırlamaz.
PSA 103:17 Ama Yahve’nin sevgi dolu iyiliği kendisinden korkanlara karşı sonsuzdur, doğruluğu çocuklarının çocuklarınadır,
PSA 103:18 kurallarına uyanlara, O’nun buyruklarına uymayı hatırlayanlaradır.
PSA 103:19 Yahve tahtını göklerde kurdu. O’nun krallığı her şeye hükmediyor.
PSA 103:20 Yahve’yi övün, ey O’nun melekleri, güçte büyük olup sözünün sesine itaat eden ve sözünü yerine getiren ey sizler.
PSA 103:21 Yahve’yi övün, O’nun bütün orduları, isteğini yerine getiren hizmetkârları.
PSA 103:22 Hakimiyetinin her yerindeki bütün işleri Yahve’yi övün, Yahve’yi öv, ey canım!
PSA 104:1 Ey canım, Yahve’yi öv, ey Yahve, Tanrım, çok büyüksün. Saygınlık ve heybetle giyinmişsin.
PSA 104:2 O’dur bir giysi gibi kendini ışıkla örten. Gökleri bir perde gibi geren.
PSA 104:3 O’dur odalarının en üstünü sular üzerine kuran, bulutları kendine araba eden, rüzgârın kanatları üzerinde yürüyen.
PSA 104:4 O’dur habercilerini rüzgârlar, hizmetkârlarını ateş alevleri yapan.
PSA 104:5 Yeryüzünün temellerini attın, sonsuza dek sarsılmasın diye.
PSA 104:6 Bir kaftan gibi onu derinlikle kapladın. Sular dağların üzerinde durdu.
PSA 104:7 Senin azarlamandan sular kaçtı, gürleyişinin sesiyle hemen çekildiler.
PSA 104:8 Dağlar yükseldi, vadiler battı, onlar için belirlediğin yere doğru.
PSA 104:9 Üstünden geçmesinler diye bir sınır çektin, ta ki, yeryüzünü kaplamak için bir daha dönmesinler.
PSA 104:10 Vadilerde çıkarttığın pınarlar, dağların arasında akarlar.
PSA 104:11 Kırdaki bütün hayvanlara içecek verir. Yaban eşekleri susuzluklarını giderirler.
PSA 104:12 Gökteki kuşlar onların yanında yuva yapar. Dalların arasında öterler.
PSA 104:13 Dağları odalarından sular. Yeryüzü işlerinin ürünüyle doldu.
PSA 104:14 Hayvanlar için ot, insanın ekip biçmesi için bitkiler yetiştirirsin, öyle ki, topraktan yiyecek çıkarsınlar.
PSA 104:15 İnsanın yüreğini sevindiren şarabı, yüzünü aydınlatan yağı, yüreğini güçlendiren ekmeği sen verirsin.
PSA 104:16 Yahve’nin ağaçları, kendi diktiği Lübnan sedirleri iyi sulanır.
PSA 104:17 Kuşlar orada yuva yaparlar. Leylek ise evini selvi ağaçlarına yapar.
PSA 104:18 Yüksek dağlar yaban keçileri içindir. Kayalar, kaya porsuklarının sığınağıdır.
PSA 104:19 Ayı mevsimler için belirledi. Güneş batacağı zamanı bilir.
PSA 104:20 Karartırsın, gece olur, o zaman tüm orman hayvanları çıkar.
PSA 104:21 Genç aslanlar avlarının peşinden kükrer, Tanrı’dan yiyeceklerini isterler.
PSA 104:22 Güneş doğar, çekilirler, inlerinde yatarlar.
PSA 104:23 İnsan işine gider, akşama kadar çalışır.
PSA 104:24 Ey Yahve, işlerin ne çoktur! Hepsini bilgeliğinle yaptın. Yeryüzü zenginliklerinle dolu.
PSA 104:25 Deniz var, büyük ve geniş, içinde sayısız küçük büyük hayvanlar, canlı şeyler bulunur.
PSA 104:26 Oraya gemiler gider, içinde oynasın diye yarattığın Livyatan oradadır.
PSA 104:27 Hepsi seni bekliyor, ta ki, onlara yiyeceklerini vaktinde veresin.
PSA 104:28 Onlara verirsin ve toplarlar. Elini açarsın, iyilikle doyarlar.
PSA 104:29 Yüzünü gizleyince sıkıntıya düşerler. Soluklarını kesince ölüp toza dönerler.
PSA 104:30 Ruhunu gönderirsin, yaratılırlar. Yerin yüzünü yenilersin.
PSA 104:31 Yahve’nin yüceliği sonsuza dek sürsün. Yahve işleriyle sevinsin.
PSA 104:32 O yeryüzüne bakar, yer titrer. Dağlara dokunur ve onlar tüter.
PSA 104:33 Yaşadığım sürece Yahve’ye ezgiler söyleyeceğim. Var oldukça Tanrım’ı ezgilerle öveceğim.
PSA 104:34 Düşüncem O’na hoş görünsün. Ben Yahve ile sevineceğim.
PSA 104:35 Günahkârlar yeryüzünde tükensin. Artık kötüler olmasın. Ey canım, Yahve’yi öv. Yah’ı öv!
PSA 105:1 Yahve’ye şükredin, adını çağırın! Yaptıklarını halklar arasında bildirin.
PSA 105:2 O’na ezgilerle, ilahiler söyleyin! O’nun tüm şaşılası işlerini anlatın.
PSA 105:3 Kutsal adıyla övünün. Yahve’yi arayanların yüreği sevinsin.
PSA 105:4 Yahve’yi ve O’nun gücünü arayın. Yüzünü daima arayın.
PSA 105:5 Yaptığı şaşılası işleri, harikalarını ve ağzının hükümlerini hatırlayın:
PSA 105:6 Ey sizler, hizmetkârı Avraham’ın soyu, Yakov’un çocukları, O’nun seçilmişleri.
PSA 105:7 Tanrımız Yahve O’dur. O’nun hükümleri tüm yeryüzündedir.
PSA 105:8 O, antlaşmasını, bin kuşağa buyurduğu sözü,
PSA 105:9 Avraham’la yaptığı antlaşmayı, İshak'a olan andını sonsuza dek hatırlar,
PSA 105:10 bunu Yakov için bir kural, İsrael'e sonsuz bir antlaşma olarak onayladı:
PSA 105:11 “Mirasının payı olmak üzere, Kenan ülkesini sana vereceğim.”
PSA 105:12 O zaman için sayıca birkaç kişiydiler, çok azdılar ve orada yabancıydılar.
PSA 105:13 Ulustan ulusa, bir krallıktan öteki halka dolaşıp durdular.
PSA 105:14 Kimsenin onlara kötülük etmesine izin vermedi. Kralları bile onların uğruna azarladı:
PSA 105:15 “Meshettiklerime dokunmayın! Peygamberlerime zarar vermeyin!” dedi.
PSA 105:16 Ülkeye kıtlığı çağırdı. Yiyecek kaynaklarını yok etti.
PSA 105:17 Önlerinden bir adam gönderdi. Yosef köle olmak üzere satıldı.
PSA 105:18 Ayaklarına pranga vurdular. Boynunu demir halkayla bağladılar.
PSA 105:19 Sözü gerçekleşene dek, Yahve’nin sözü onu sınadı.
PSA 105:20 Kral gönderip onu özgür kıldı. Halklara hükmeden onu salıverdi.
PSA 105:21 Onu evinin efendisi, tüm malının yöneticisi yaptı,
PSA 105:22 Beylerini istediği gibi eğitsin, ihtiyarlarına bilgelik öğretsin diye.
PSA 105:23 İsrael de Mısır'a geldi. Yakov Ham ülkesinde yaşadı.
PSA 105:24 Halkını çok artırdı, onları düşmanlarından daha güçlü yaptı.
PSA 105:25 Hizmetkârlarına karşı düzen kursunlar diye, onların yüreklerini halkından nefret etmeye yöneltti,
PSA 105:26 Hizmetkârı Moşe'yi, seçmiş olduğu Aron’u gönderdi.
PSA 105:27 Aralarında mucizeler, Ham diyarında harikalar gerçekleştirdiler.
PSA 105:28 Karanlık gönderip ortalığı kararttı. Sözlerine karşı gelmediler.
PSA 105:29 Sularını kana çevirdi, balıklarını öldürdü.
PSA 105:30 Ülkeleri kurbağalarla dolup taştı, krallarının odalarında bile.
PSA 105:31 O söyleyince sinek sürüleri, tüm sınırları içine bitler geldi.
PSA 105:32 Onlara yağmur yerine dolu, ülkelerine yıldırım verdi.
PSA 105:33 Bağlarını, incir ağaçlarını vurdu, ülkelerinin ağaçlarını parçaladı.
PSA 105:34 O söyleyince, çekirgeler, sayısız çekirgeler geldi.
PSA 105:35 Ülkelerinin bütün bitkilerini, topraklarının ürününü yediler.
PSA 105:36 Ülkelerinin ilk doğanlarının hepsini, güçlerinin ilk ürünlerini vurdu.
PSA 105:37 Onları altın ve gümüşle çıkardı. Oymaklarının içinde tek bir zayıf insan bile yoktu.
PSA 105:38 Onlar gidince Mısır sevindi, çünkü onların korkusu üzerlerine çökmüştü.
PSA 105:39 Örtü olarak bulutu, geceyi aydınlatmak için ateşi serdi.
PSA 105:40 İstediler, O da bıldırcın getirdi, onları gökyüzünün ekmeğiyle doyurdu.
PSA 105:41 Kayayı yardı ve sular fışkırdı. Kurak yerlerde ırmak gibi aktı.
PSA 105:42 Çünkü kutsal sözünü, hizmetkârı Avraham’ı hatırladı.
PSA 105:43 Halkını sevinçle, seçmiş olduklarını ezgiyle dışarı çıkardı.
PSA 105:44 Ulusların topraklarını onlara verdi. Halkların emeğini miras aldılar,
PSA 105:45 ta ki O’nun kurallarını tutsunlar, yasasını yerine getirsinler. Yah’ı övün!
PSA 106:1 Yahve’ye övgüler olsun! Yahve’ye şükredin, çünkü O iyidir, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 106:2 Yahve’nin büyük işlerini kim dile getirebilir? Ya da tüm övgülerini tam olarak kim ilan edebilir?
PSA 106:3 Ne mutlu adaleti tutanlara. Ne mutlu, her zaman doğru olanı yapan insana.
PSA 106:4 Halkına gösterdiğin lütufla beni hatırla, ey Yahve. Kurtarışınla beni ziyaret et,
PSA 106:5 öyle ki, seçtiklerinin başarısını göreyim, ulusunun sevinciyle coşayım, Mirasınla birlikte övüneyim.
PSA 106:6 Atalarımızla birlikte günah işledik. Suç işledik. Kötülük yaptık.
PSA 106:7 Atalarımız Mısır'daki harikalarını anlamadılar. Sevgi dolu iyiliklerinin çokluğunu hatırlamadılar, denizde, Kızıldeniz'de isyan ettiler.
PSA 106:8 Kudretli gücünü bildirsin diye, yine de kendi adı uğruna onları kurtardı,
PSA 106:9 Kızıldeniz'i de azarladı ve deniz kurudu, çölden geçermiş gibi onları derinliklerden geçirdi.
PSA 106:10 Onları kendilerinden nefret edenin elinden kurtardı, onları düşmanın elinden kurtardı.
PSA 106:11 Sular düşmanlarını örttü. Geride onlardan biri bile kalmadı.
PSA 106:12 O zaman sözlerine inandılar. O’na ezgilerle övgülerini sundular.
PSA 106:13 O’nun işlerini hemen unuttular. O’nun öğüdünü beklemediler,
PSA 106:14 ama çölde iştahlarına yenik düştüler, ıssız yerde Tanrı'yı denediler.
PSA 106:15 Onlara istediklerini verdi, ama canlarına zayıflık gönderdi.
PSA 106:16 Ordugâhta da Moşe’yi, Yahve'nin kutsalı Aron’u kıskandılar.
PSA 106:17 Yer yarıldı ve Datan'ı yuttu, Aviram'ın yandaşlarını örttü.
PSA 106:18 Onların arasında ateş tutuştu, alevi kötüleri yaktı.
PSA 106:19 Horev'de bir buzağı yaptılar, dökme bir surete taptılar.
PSA 106:20 Böylece ot yiyen bir öküzün sureti için kendi yüceliklerini değiştiler.
PSA 106:21 Kurtarıcılarını, Mısır'da büyük şeyler,
PSA 106:22 Ham diyarında harika işler, Kızıldeniz'de korkunç şeyler yapmış olan Tanrı'yı unuttular.
PSA 106:23 Bu nedenle onları yok edeceğini söyledi, seçtiği Moşe, yok etmesin diye, gazabını döndürmek için O’nun önünde gedikte durmasaydı, onları yok edecekti.
PSA 106:24 Evet, güzel ülkeyi küçümsediler. Sözüne inanmadılar,
PSA 106:25 ama çadırlarında söylendiler, Yahve’nin sesini dinlemediler.
PSA 106:26 Bu nedenle onları çölde devirmeye,
PSA 106:27 Soylarını uluslar arasında düşürmeye, onları ülkelere dağıtmaya onlara ant içti.
PSA 106:28 Baal Peor'a da bağlandılar. Ölülerin kurbanlarını yediler.
PSA 106:29 Böylece işleriyle O'nu öfkelendirdiler. Üstlerine veba geldi.
PSA 106:30 Bunun üzerine Pinehas ayağa kalktı ve yargıyı gerçekleştirdi. Böylece veba durduruldu.
PSA 106:31 Bu ona doğruluk sayıldı, gelecek tüm kuşaklar için.
PSA 106:32 Meriva sularında da O'nu öfkelendirdiler; Moşe onlardan ötürü sıkıntıya düştü;
PSA 106:33 O'nun ruhuna karşı isyan ettikleri için düşünmeden dudaklarıyla konuştu.
PSA 106:34 Yahve’nin onlara buyurduğu gibi, halkları yok etmediler.
PSA 106:35 Ama uluslara karıştılar, onların işlerini öğrendiler.
PSA 106:36 Putlarına hizmet ettiler, bu onlara tuzak oldu.
PSA 106:37 Evet, oğullarını ve kızlarını iblislere kurban ettiler.
PSA 106:38 Suçsuz kanı döktüler, oğullarının ve kızlarının kanlarını bile, Kenan putlarına kurban olarak sundular. Toprak kanla kirlendi.
PSA 106:39 Böylece işleriyle kirlendiler, kendi eylemlerinde fahişelik ettiler.
PSA 106:40 Bu yüzden Yahve’nin öfkesi halkına karşı tutuştu. Mirasından nefret etti.
PSA 106:41 Onları ulusların eline verdi. Onlardan nefret edenler onlara hükmetti.
PSA 106:42 Düşmanları da onlara zulmetti. Onların eli altında boyun eğdirildiler.
PSA 106:43 Onları defalarca kurtardı, ama kendi öğütlerinde isyankârdılar, kötülükleri yüzünden alçaltıldılar.
PSA 106:44 Yine de onların sıkıntısını gördü, onların yakarışlarını duyduğunda.
PSA 106:45 Onlar için antlaşmasını hatırladı, sevgi dolu iyiliğinin çokluğuna göre düşüncesinden vazgeçti.
PSA 106:46 Onları tutsak alanların onlara acımasını sağladı.
PSA 106:47 Kurtar bizi, ey Tanrımız Yahve, kutsal adına şükretmek, övgünle zafer kazanmak için, bizi ulusların arasından topla!
PSA 106:48 İsrael'in Tanrısı Yahve’ye, sonsuzluklar boyunca övgüler olsun! Bütün halk “Amin” desin. Yah’a övgüler olsun! 5. KİTAP
PSA 107:1 Yahve’ye şükredin, çünkü O iyidir, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 107:2 Yahve’nin kurtardıkları böyle desinler, düşmanın elinden kurtardıkları,
PSA 107:3 onları, doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden, ülkelerden topladı.
PSA 107:4 Çölde ıssız bir yolda dolaştılar. Yaşanacak bir kent bulamadılar.
PSA 107:5 Aç ve susuz, içlerindeki canları bitkin düştü.
PSA 107:6 O zaman sıkıntı içinde Yahve’ye yakardılar, onları sıkıntılarından kurtardı,
PSA 107:7 yaşamak için bir kente gidebilsinler diye, onlara doğru yolda öncülük etti.
PSA 107:8 Yahve’ye sevgi dolu iyiliği için, insanoğullarına olan harika işleri için, övsünler!
PSA 107:9 Çünkü özlemle dolu canı doyurur. Aç canı iyilikle doldurur.
PSA 107:10 Bazıları karanlıkta, ölümün gölgesinde, ıstırap ve demirle bağlı oturmuştu.
PSA 107:11 Çünkü Tanrı'nın sözlerine isyan ettiler, Yüceler Yücesi'ni küçümsediler.
PSA 107:12 Bu nedenle onların yüreğini emekle alçalttı. Düştüler, yardım edecek kimse yoktu.
PSA 107:13 O zaman sıkıntı içinde Yahve’ye yakardılar, onları sıkıntılarından kurtardı.
PSA 107:14 Onları karanlıktan ve ölümün gölgesinden çıkardı, zincirlerini kırdı.
PSA 107:15 Yahve’ye sevgi dolu iyiliği için, insanoğullarına olan harika işleri için, övsünler!
PSA 107:16 Çünkü tunç kapıları kırdı, demir sürgüleri parçaladı.
PSA 107:17 Akılsızlar itaatsizliklerinden ve kötülükleri yüzünden sıkıntı çekerler.
PSA 107:18 Canları her türlü yiyecekten tiksinir. Ölüm kapılarına yaklaşırlar.
PSA 107:19 O zaman sıkıntı içinde Yahve’ye feryat ederler, onları sıkıntılarından kurtarır.
PSA 107:20 Sözünü gönderip onları iyileştirir, onları mezarlarından kurtarır.
PSA 107:21 Yahve’ye sevgi dolu iyiliği için, insanoğullarına olan harika işleri için, övsünler!
PSA 107:22 Şükran kurbanları sunsunlar, işlerini ezgilerle ilan etsinler.
PSA 107:23 Gemilerle denize inenler, büyük sularda iş yapanlar,
PSA 107:24 onlar Yahve’nin işlerini, derinlerdeki harikalarını görürler.
PSA 107:25 Çünkü O buyruk verir, fırtına rüzgârını kaldırır, denizin dalgalarını yükseltir.
PSA 107:26 Gökyüzüne yükselirler, yeniden derinlere inerler. Sıkıntıdan ötürü canları erir.
PSA 107:27 Sarhoş biri gibi ileri geri sallanıp, sendelerler, akılları başlarından gider.
PSA 107:28 O zaman sıkıntı içinde Yahve’ye feryat ederler, onları sıkıntılarından kurtarır.
PSA 107:29 Fırtınayı yatıştırır, dalgalar sakinleşir.
PSA 107:30 O zaman ortalık sakinleştiği için sevinirler, onları diledikleri limana götürür.
PSA 107:31 Yahve’ye sevgi dolu iyiliği için, insanoğullarına olan harika işleri için, övsünler!
PSA 107:32 Halk topluluğunda O'nu yüceltsinler, ihtiyarlar meclisinde O’nu övsünler.
PSA 107:33 Irmakları çöle, pınarları kuru toprağa,
PSA 107:34 verimli toprağı orada oturanların kötülüğü yüzünden çorak alana döndürür.
PSA 107:35 Çölü su göletine, kurak yeri su pınarlarına çevirir.
PSA 107:36 Yaşanacak bir kent hazırlasınlar diye orada açları yaşatır.
PSA 107:37 Tarlalar ekerler, bağlar dikerler, çoğalan ürünü toplarlar.
PSA 107:38 Onları da kutsar, böylece fazlasıyla çoğalırlar. Hayvanlarının eksilmesine izin vermez.
PSA 107:39 Baskı, sıkıntı ve keder yüzünden yine azalırlar ve alçalırlar.
PSA 107:40 Beylere hakaret yağdırır, yolsuz çorak bir yerde onları dolaştırır.
PSA 107:41 Yine de yoksulları sıkıntılarından kurtarır, ailelerini sürü gibi çoğaltır.
PSA 107:42 Doğrular bunu görecek ve sevinecek. Bütün kötüler ağzını kapayacak.
PSA 107:43 Bilge olan bunlara dikkat etsin. Yahve’nin sevgi dolu iyiliklerini düşünsün.
PSA 108:1 Ezgi - David’in mezmuru Yüreğim kararlıdır, ey Tanrı. Ezgi söyleyecek, canımla müzik yapacağım.
PSA 108:2 Uyan, ey arp ve lir! Şafağı ben uyandırayım.
PSA 108:3 Uluslar arasında sana şükürler sunayım, ey Yahve. Halkların arasında seni ilahilerle öveyim.
PSA 108:4 Çünkü sevgi dolu iyiliğin göklerin üstünde büyüktür. Sadakatin gökyüzüne ulaşır.
PSA 108:5 Ey Tanrı, göklerin üstünde yücel! Görkemin tüm yeryüzünü kaplasın.
PSA 108:6 Sevdiklerin kurtulsun diye, sağ elinle kurtar ve yanıt ver bize.
PSA 108:7 Tanrı kutsal yerinden şöyle konuştu: “Zafer kazanacağım. Şekem'i böleceğim, Sukkot Vadisi’ni ölçeceğim.
PSA 108:8 Gilad benimdir, Manaşşe de benim. Efraim de başımın siperi, Yahuda asamdır.
PSA 108:9 Moav yıkanma leğenimdir. Edom'un üzerine çarığımı atacağım. Filist üzerine zaferle haykıracağım.”
PSA 108:10 Kim beni surlu kente götürecek? Bana kim Edom'a kadar yol gösterecek?
PSA 108:11 Ey Tanrı, sen bizi reddetmedin mi? Ordularımızla yola çıkmıyorsun, ey Tanrı.
PSA 108:12 Düşmana karşı bize yardım et, çünkü insanın yardımı boştur.
PSA 108:13 Tanrı’yla yiğitlik ederiz, çünkü düşmanlarımızı ezecek olan O’dur.
PSA 109:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Ey övgülerimin Tanrısı, sessiz kalma,
PSA 109:2 Çünkü kötünün ağzını, hilekâr ağzını bana karşı açtılar. Benimle yalancı bir dille konuştular.
PSA 109:3 Nefret dolu sözlerle çevremi sarıp, nedensiz yere bana karşı savaştılar.
PSA 109:4 Sevgime karşılık bana düşmandırlar, bense dua etmekteyim.
PSA 109:5 İyiliğe kötülükle, sevgime nefretle karşılık verdiler.
PSA 109:6 Başına kötü bir adam koy. Sağ yanında bir düşman dursun.
PSA 109:7 Yargılandığı zaman suçlu çıksın. Duası günaha dönsün.
PSA 109:8 Günleri az olsun. Makamını bir başkası alsın.
PSA 109:9 Çocukları yetim, karısı dul kalsın.
PSA 109:10 Çocukları başıboş gezen dilenciler olsun. Yıkık yerlerinden çıkıp aransınlar.
PSA 109:11 Tefeci tüm malını kapsın. Emeğinin ürününü yabancılar yağmalasın.
PSA 109:12 Ona iyilik eden kimse olmasın, yetimlerine acıyacak kimse olmasın.
PSA 109:13 Soyu kesilsin. Gelecek kuşakta adları silinsin.
PSA 109:14 Atalarının suçları Yahve tarafından hatırlansın. Annesinin günahı silinmesin.
PSA 109:15 Sürekli Yahve’nin önünde bulunsunlar, öyle ki, anılarını yeryüzünden kesip atsın.
PSA 109:16 İyilik etmeyi hatırlamadı, ama yoksulu ve muhtacı, yüreği kırık olanı öldürmek için zulmetti.
PSA 109:17 Laneti sevdi ve kendi başına geldi. Kutsamaktan hoşlanmadı ve bu ondan uzak kaldı.
PSA 109:18 Laneti giysisi gibi kuşandı. Su gibi iç kısımlarına, yağ gibi kemiklerine girdi.
PSA 109:19 Kendisini örteceği giysi gibi olsun ona, hep kuşandığı bir kemer gibi olsun.
PSA 109:20 Düşmanlarıma, canım için kötülük söyleyenlere Yahve’nin verdiği karşılık budur.
PSA 109:21 Ama sen, ey Efendim Yahve, adın uğruna benimle ilgilen, çünkü sevgi dolu şefkatin iyidir, kurtar beni.
PSA 109:22 Çünkü ben yoksul ve muhtacım. Yüreğim içimde yaralı.
PSA 109:23 Akşam gölgesi gibi kayboluyorum. Çekirge gibi silkelenip atıldım.
PSA 109:24 Dizlerim oruçtan zayıfladı. Bedenim ince ve yağsız kaldı.
PSA 109:25 Ben de onlara yüzkarası oldum. Beni gördüklerinde başlarını sallıyorlar.
PSA 109:26 Yardım et bana, ey Yahve Tanrım. Sevgi dolu iyiliğin uyarınca beni kurtar;
PSA 109:27 bilsinler ki bu senin elindir, bunu yapan sensin ey Yahve.
PSA 109:28 Onlar lanet edebilir, ama sen kutsa. Ayağa kalktıklarında utanacaklar, ama senin hizmetkârın sevinecek.
PSA 109:29 Düşmanlarım rezilliği giyinsin. Bir elbise gibi kendilerini kendi utançlarıyla örtsünler.
PSA 109:30 Yahve’ye ağzımla çok şükürler sunacağım. Kalabalığın arasında O’nu öveceğim.
PSA 109:31 Çünkü O, yoksulun canını yargılayanlardan onu kurtarmak için sağında durur.
PSA 110:1 David’in mezmuru Yahve Efendim’e: “Ben düşmanlarını ayakların için tabure edene dek, sağımda otur” dedi.
PSA 110:2 Yahve senin kuvvet asanı Siyon'dan gönderecek. Düşmanlarının arasında hüküm sür.
PSA 110:3 Halkın, gücünün gününde kutsal düzen içinde kendilerini gönüllü olarak sunarlar. Gençlerin sabahın rahminden doğan çiğ gibidir.
PSA 110:4 Yahve ant içti, düşüncesini değiştirmez: “Melkisedek düzeninde sen sonsuza dek kâhinsin.”
PSA 110:5 Efendi senin sağındadır. Gazabının gününde kralları ezecek.
PSA 110:6 Uluslar arasında hüküm verecek. Cesetleri yığacak. Bütün dünyanın hükümdarını ezecek.
PSA 110:7 Yolda dereden içecek; bu nedenle başını dik tutacak.
PSA 111:1 Yah’ı övün! Doğruların meclisinde ve topluluk içinde bütün yüreğimle Yahve’ye şükürler sunacağım,
PSA 111:2 Yahve’nin işleri büyüktür, onlardan zevk alanların hepsi onları düşünür.
PSA 111:3 O’nun işi saygınlık ve heybettir. Doğruluğu sonsuza dek sürer.
PSA 111:4 Harika işlerinin hatırlanmasını sağladı. Yahve lütufkâr ve merhametlidir.
PSA 111:5 Kendisinden korkanlara yiyecek verir. O her zaman antlaşmasını hatırlar.
PSA 111:6 Ulusların mirasını onlara vermekle halkına işlerinin gücünü gösterdi,
PSA 111:7 ellerinin işleri gerçek ve adalettir. O’nun bütün kuralları kesindir.
PSA 111:8 Onlar sonsuzluklar boyunca sabittir. Gerçek ve doğrulukla yapılır.
PSA 111:9 Halkına kurtuluş gönderdi. Antlaşmasını sonsuza dek atamıştır. O’nun adı kutsal ve muhteşemdir!
PSA 111:10 Yahve korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. O’nun işini yapanların hepsi iyi bir anlayışa sahiptir. O’nun övgüsü sonsuza dek sürer!
PSA 112:1 Yah’ı övün! Ne mutlu Yahve'den korkan insana, O’nun buyruklarından büyük zevk alana.
PSA 112:2 Onun soyu ülkede kudretli olacak. Doğruların kuşağı kutsanacak.
PSA 112:3 Bolluk ve zenginlik onun evindedir. Onun doğruluğu sonsuza dek sürer.
PSA 112:4 Doğrular için karanlıkta ışık doğar, lütufkâr, merhametli ve adildir onlar.
PSA 112:5 Lütfedenin ve ödünç verenin durumu iyidir. Yargıda davasını sürdürür.
PSA 112:6 Çünkü o asla sarsılmaz. Doğrular daima hatırlanır.
PSA 112:7 Kötü haberden korkmaz. Yüreği kararlıdır, Yahve’ye güvenir.
PSA 112:8 Yüreği sağlamdır. Sonunda düşmanlarını gördüğünde korkmaz.
PSA 112:9 O dağıttı, yoksullara verdi. Doğruluğu sonsuza dek durur. Boynuzu saygınlıkla yükselir.
PSA 112:10 Kötü kişi bunu görüp dertlenir. Dişlerini gıcırdatır, eriyip gider. Kötülerin dileği yok olur.
PSA 113:1 Yah’ı övün! Ey Yahve’nin hizmetkârları övün, Yahve’nin adını övün.
PSA 113:2 Şimdiden sonsuza dek, Yahve’nin adına övgüler olsun.
PSA 113:3 Güneşin doğuşundan batışına dek, Yahve’nin adı övülmelidir.
PSA 113:4 Yahve bütün ulusların üstünde yücedir, O’nun görkemi göklerin üzerindedir.
PSA 113:5 Kim var Tanrımız Yahve gibi, yücelerde oturan,
PSA 113:6 Gökte ve yeryüzünde olanlara bakmak için eğilen?
PSA 113:7 Yoksulu topraktan kaldırır. Muhtacı kül yığınından yükseltir,
PSA 113:8 beylerle, halkının beyleriyle oturtsun diye.
PSA 113:9 Kısır kadını sevinçli bir çocuklar annesi eder evinde oturtur. Yah’ı övün!
PSA 114:1 İsrael Mısır’dan, Yakov'un evi yabancı dilli halktan ayrıldığında,
PSA 114:2 Yahuda kutsal yeri, İsrael O’nun krallığı oldu.
PSA 114:3 Deniz bunu gördü ve kaçtı. Yarden tersine döndü.
PSA 114:4 Dağlar koçlar gibi, küçük tepeler kuzular gibi sıçradı.
PSA 114:5 Ey deniz, ne oldu da kaçtın? Ey Yarden, neden ters döndün?
PSA 114:6 Ey dağlar, neden koçlar gibi, ey küçük tepeler, neden kuzular gibi sıçradınız?
PSA 114:7 Titreyin, ey yeryüzü, Efendi’nin önünde, Yakov'un Tanrısı'nın huzurunda,
PSA 114:8 O’dur kayayı su havuzuna, çakmaktaşını su pınarına çeviren.
PSA 115:1 Bize değil, ey Yahve, bize değil. Ama sevgi dolu iyiliğin ve gerçeğin uğruna, kendi adına yücelik ver.
PSA 115:2 Neden uluslar: “Şimdi, onların Tanrısı nerede?” desin.
PSA 115:3 Ama Tanrımız göklerdedir. Ne isterse onu yapar.
PSA 115:4 Onların putları gümüş ve altındır, insan ellerinin işi.
PSA 115:5 Ağızları var ama konuşmazlar. Gözleri var ama görmezler.
PSA 115:6 Kulakları var ama duymazlar. Burunları var ama koku almazlar.
PSA 115:7 Elleri var ama hissetmezler. Ayakları var ama yürümezler, boğazlarıyla da konuşmazlar.
PSA 115:8 Onları yapanlar ve onlara güvenen herkes, onlar gibi olacak.
PSA 115:9 Ey İsrael, Yahve’ye güven! O’dur onların yardımcısı ve kalkanı.
PSA 115:10 Ey Aron Evi, Yahve’ye güvenin! O’dur onların yardımcısı ve kalkanı.
PSA 115:11 Ey sizler Yahve’den korkanlar, Yahve’ye güvenin! O’dur onların yardımcısı ve kalkanı.
PSA 115:12 Yahve bizi hatırlar. O bizi kutsayacak. İsrael'in evini kutsayacak. Aron'un evini kutsayacak.
PSA 115:13 Yahve'den korkanları, küçüğü de büyüğü de kutsayacak.
PSA 115:14 Yahve sizi, sizi ve çocuklarınızı fazlasıyla artırsın.
PSA 115:15 Göğü ve yeri yaratan Yahve sizi kutsasın.
PSA 115:16 Gökler Yahve’nin gökleridir, ama yeryüzünü insanoğullarına verdi.
PSA 115:17 Ölüler, sessizliğin içine inenler, Yah'ı övmezler.
PSA 115:18 Ama biz şimdiden sonsuza dek, Yah’ı öveceğiz, Yah’ı övün!
PSA 116:1 Yahve'yi seviyorum, çünkü sesimi, feryadımı merhametiyle duyar.
PSA 116:2 Kulağını bana döndürdüğü için, yaşadığım sürece O’nu çağıracağım.
PSA 116:3 Ölüm ipleri çevremi sarmıştı, Şeol'ün acıları beni ele geçirmişti. Sıkıntı ve keder buldum.
PSA 116:4 O zaman Yahve’nin adını çağırdım: “Ey Yahve, sana yalvarıyorum, canımı kurtar.”
PSA 116:5 Yahve lütufkâr ve doğrudur. Merhametlidir Tanrımız.
PSA 116:6 Yahve saf insanı korur. Alçaltılmıştım ve O beni kurtardı.
PSA 116:7 Ey canım, rahatına dön, çünkü Yahve sana cömertçe davrandı.
PSA 116:8 Çünkü canımı ölümden, gözlerimi gözyaşından, ayaklarımı düşmekten kurtardın.
PSA 116:9 Yaşayanlar diyarında Yahve’nin önünde yürüyeceğim.
PSA 116:10 İman ettim, bu nedenle şöyle dedim: “Çok acı çektim.”
PSA 116:11 Telaşla şöyle dedim: “Bütün insanlar yalancıdır.”
PSA 116:12 Bana yönelik tüm iyiliklerine karşılık Yahve’ye ne vereyim?
PSA 116:13 Kurtuluş kâsesini alıp Yahve’nin adını çağıracağım.
PSA 116:14 Bütün halkının önünde, Yahve’ye adaklarımı yerine getireceğim.
PSA 116:15 Yahve’nin gözünde kutsallarının ölümü değerlidir.
PSA 116:16 Ey Yahve, gerçekten ben senin hizmetkârınım. Hizmetkârın, hizmetçi kızın oğluyum. Zincirlerimden beni sen serbest bıraktın.
PSA 116:17 Sana şükran kurbanını sunacağım, Yahve’nin adını çağıracağım.
PSA 116:18 Yahve’ye adaklarımı yerine getireceğim, bütün halkının önünde,
PSA 116:19 Yahve'nin evinin avlularında, senin ortanda, ey Yeruşalem. Yah’ı övün!
PSA 117:1 Ey bütün uluslar, Yahve’yi övün! O’nu övün, ey bütün halklar!
PSA 117:2 Çünkü bize olan sevgi dolu iyiliği büyüktür. Yahve’nin sadakati sonsuza dek sürer. Yah’ı övün!
PSA 118:1 Yahve’ye şükredin, çünkü O iyidir, sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 118:2 Şimdi İsrael, “Sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer” desin.
PSA 118:3 Şimdi Aron'un evi, “Sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer” desin.
PSA 118:4 Şimdi Yahve’den korkanlar, “Sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer” desin.
PSA 118:5 Sıkıntı içinde Yah’a seslendim. Yah özgürlükle bana yanıt verdi.
PSA 118:6 Yahve benden yanadır. Korkmam. İnsan bana ne yapabilir?
PSA 118:7 Bana yardım edenlerin arasında Yahve benden yanadır. Bu nedenle benden nefret edenlere zaferle bakacağım.
PSA 118:8 Yahve’ye sığınmak, insana güvenmekten iyidir.
PSA 118:9 Yahve’ye sığınmak, beylere güvenmekten iyidir.
PSA 118:10 Bütün uluslar çevremi sardı, ama Yahve’nin adıyla kopardım onları.
PSA 118:11 Çevremi sardılar, evet çevremi sardılar. Yahve’nin adıyla gerçekten kopardım onları.
PSA 118:12 Arılar gibi çevremi sardılar. Diken ateşi gibi söndüler. Yahve’nin adıyla kopardım onları.
PSA 118:13 Düşeyim diye beni şiddetle geri ittin, ama Yahve bana yardım etti.
PSA 118:14 Yah benim gücüm ve ezgimdir. O benim kurtuluşum oldu.
PSA 118:15 Sevinç ve kurtuluş sesi doğruların çadırlarındadır. “Yahve’nin sağ eli yiğitlik eder.
PSA 118:16 Yahve’nin sağ eli yücedir! Yahve’nin sağ eli yiğitlik eder!”
PSA 118:17 Ölmeyeceğim, yaşayacağım, Yah'ın işlerini ilan edeceğim.
PSA 118:18 Yah beni ciddi bir şekilde cezalandırdı, ama beni ölüme teslim etmedi.
PSA 118:19 Bana doğruluğun kapılarını aç. Onların içine gireyim. Yah’a şükürler sunayım.
PSA 118:20 Yahve’nin kapısı işte budur; doğrular oraya girer.
PSA 118:21 Sana şükrederim, çünkü bana yanıt verdin, benim kurtuluşum oldun.
PSA 118:22 Yapıcıların reddettiği taş köşe taşı oldu.
PSA 118:23 Bu Yahve’nin işidir. Gözümüzde şaşılacak bir iş.
PSA 118:24 Yahve’nin yarattığı gün bu gündür. İçinde sevinip coşalım!
PSA 118:25 Bizi şimdi kurtar, ey Yahve, sana yalvarırız! Sana yalvarırız, ey Yahve, şimdi bolluk gönder.
PSA 118:26 Kutsansın Yahve’nin adıyla gelen! Yahve’nin evinden seni kutsarız.
PSA 118:27 Yahve Tanrı'dır ve bize ışık verdi. Kurbanınızı sunağın boynuzlarına kadar iplerle bağlayın.
PSA 118:28 Sen benim Tanrım’sın, sana şükrederim. Sen benim Tanrım’sın, seni yüceltirim.
PSA 118:29 Yahve’ye şükredin, çünkü O iyidir, sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 119:1 א ALEF Ne mutlu yolları kusursuz olanlara, Yahve’nin yasasına göre yürüyenlere.
PSA 119:2 Ne mutlu O'nun kurallarına uyanlara, O’nu tüm yüreğiyle arayanlara.
PSA 119:3 Evet, onlar hiç haksızlık etmezler. O’nun yolunda yürürler.
PSA 119:4 Onlara tamamen uyalım diye, ilkelerini buyurdun.
PSA 119:5 Keşke yollarım sağlam olsaydı yasalarına itaat etmek için!
PSA 119:6 O zaman hayal kırıklığına uğramazdım, bütün buyruklarını göz önünde bulundurdukça.
PSA 119:7 Sana dürüst bir yürekle şükredeceğim, doğru hükümlerini öğrendikçe.
PSA 119:8 Kurallarına uyacağım. Beni bütünüyle terk etme. ב BEYT
PSA 119:9 Genç insan yolunu nasıl temiz tutabilir? Sözüne göre yaşamakla.
PSA 119:10 Bütün yüreğimle seni aradım. Buyruklarından sapmama izin verme.
PSA 119:11 Sözünü yüreğimde sakladım, sana karşı günah işlememek için.
PSA 119:12 Övgüler olsun sana, ey Yahve. Bana kurallarını öğret.
PSA 119:13 Dudaklarımla, ağzından çıkan bütün hükümlerini ilan ederim.
PSA 119:14 Senin tanıklıkların yolunda, tüm zenginlikler benimmiş gibi sevindim.
PSA 119:15 Senin ilkelerin üzerinde derin derin düşüneceğim, yollarını göz önünde bulunduracağım.
PSA 119:16 Senin kurallarından zevk alırım. Sözünü unutmam. ג GİMEL
PSA 119:17 Hizmetkârına iyilik et de yaşayayım, sözüne uyayım.
PSA 119:18 Gözlerimi aç da yasandaki şaşılası şeyleri göreyim.
PSA 119:19 Ben yeryüzünde bir yabancıyım. Buyruklarını benden saklama.
PSA 119:20 Canım her zaman senin hükümlerinin özlemiyle yanıp tutuşuyor.
PSA 119:21 Senin buyruklarından sapan lanetli küstahları azarladın.
PSA 119:22 Utancı ve hakareti benden uzaklaştır, çünkü senin hükümlerini tuttum.
PSA 119:23 Beyler oturup bana iftira etse bile, hizmetkârın senin ilkelerinin üzerinde derin derin düşünecek.
PSA 119:24 Gerçekten de senin ilkelerin benim zevkimdir, danışmanlarımdır. ד DALET
PSA 119:25 Canım toprağa serildi. Sözün uyarınca dirilt beni!
PSA 119:26 Yollarımı açıkladım, bana yanıt verdin. Bana kurallarını öğret.
PSA 119:27 İlkelerindeki öğretiyi anlamamı sağla! O zaman senin şaşılası işlerinin üzerinde derin derin düşünürüm.
PSA 119:28 Canım kederden bitkin, sözün uyarınca güçlendir beni.
PSA 119:29 Beni yalan yolundan uzak tut. Yasanı bana lütufla bağışla!
PSA 119:30 Ben gerçeğin yolunu seçtim. Hükümlerini önüme koydum.
PSA 119:31 Senin kurallarına sarıldım, ey Yahve. Hayal kırıklığına uğratma beni.
PSA 119:32 Buyruklarının yolunda koşuyorum, çünkü yüreğimi özgür kıldın. ה HE
PSA 119:33 Ey Yahve, bana yasalarının yolunu öğret. Onları sonuna dek tutayım.
PSA 119:34 Bana anlayış ver, yasana uyayım. Evet, ona tüm yüreğimle itaat edeyim.
PSA 119:35 Buyruklarının yolunda bana yol göster, çünkü onlardan zevk alırım.
PSA 119:36 Yüreğimi bencil kazanca değil, senin kurallarına yönelt.
PSA 119:37 Gözlerimi değersiz şeylere bakmaktan çevir. Beni kendi yollarınla canlandır.
PSA 119:38 Hizmetkârına verdiğin sözü yerine getir ki, senden korkulsun.
PSA 119:39 Korktuğum hakareti benden uzaklaştır, çünkü senin hükümlerin iyidir.
PSA 119:40 İşte, senin ilkelerini özlüyorum! Beni doğruluğunun içinde dirilt. ו VAV
PSA 119:41 Sözün uyarınca, ey Yahve, sevgi dolu iyiliğin, kurtarışın da bana gelsin.
PSA 119:42 Böylece bana hakaret edene bir yanıtım olsun, çünkü senin sözüne güveniyorum.
PSA 119:43 Gerçeğin sözünü ağzımdan düşürme, çünkü senin hükümlerine umut bağladım ben.
PSA 119:44 Bu yüzden yasana sürekli, sonsuza dek uyacağım.
PSA 119:45 Özgürce yürüyeceğim, çünkü senin ilkelerini aradım.
PSA 119:46 Kralların önünde de senin kuralların hakkında konuşacak, hayal kırıklığına uğramayacağım.
PSA 119:47 Buyruklarından zevk alırım, çünkü onları severim.
PSA 119:48 Sevdiğim buyruklarına ellerimi kaldırırım. Senin kurallarının üzerinde derin derin düşüneyim. ז ZAYİN
PSA 119:49 Hizmetkârına verdiğin sözü hatırla, çünkü bana umut verdin.
PSA 119:50 Sıkıntımda tesellim budur, çünkü senin sözün beni diriltti.
PSA 119:51 Küstahlar benimle çok alay ettiler, ama senin yasandan sapmadım.
PSA 119:52 Eski hükümlerini hatırlarım, ey Yahve, kendimi teselli ettim.
PSA 119:53 Öfke beni ele geçirdi, yasanı terk eden kötüler yüzünden.
PSA 119:54 Senin kuralların yaşadığım evde benim ezgilerim oldu.
PSA 119:55 Gece adını hatırladım, ey Yahve, yasana uyarım.
PSA 119:56 Benim yolum budur; senin ilkelerini tutmak. ח HET
PSA 119:57 Benim payım Yahve’dir. Sözlerine uyacağıma söz verdim.
PSA 119:58 Bütün yüreğimle lütfunu aradım. Sözün uyarınca bana merhamet et.
PSA 119:59 Yollarımı düşündüm, adımlarımı senin hükümlerine yönelttim.
PSA 119:60 Senin buyruklarını tutmak için acele ettim, geç kalmadım.
PSA 119:61 Kötülerin ipleri beni bağladı, ama yasanı unutmadım.
PSA 119:62 Doğru hükümlerin için gece yarısı kalkıp sana şükrederim.
PSA 119:63 Senden korkan, ilkelerine uyan herkesin, dostuyum ben.
PSA 119:64 Yeryüzü sevgi dolu iyiliğinle dolu, ey Yahve. Bana kurallarını öğret. ט TET
PSA 119:65 Sözün uyarınca hizmetkârına iyilik ettin, ey Yahve.
PSA 119:66 Bana sağduyu ve bilgi öğret, çünkü senin buyruklarına inanıyorum.
PSA 119:67 Acı çekmeden önce yoldan sapmıştım, ama şimdi sözüne uyuyorum.
PSA 119:68 Sen iyisin ve iyilik edersin. Bana kurallarını öğret.
PSA 119:69 Küstahlar yalanla bana kara çaldılar. Ben bütün yüreğimle ilkelerini tutarım.
PSA 119:70 Onların yürekleri yağ gibi katılaştı, bense yasandan zevk alırım.
PSA 119:71 Acı çekmem benim için iyi oldu, ta ki, kurallarını öğreneyim.
PSA 119:72 Senin ağzının yasası benim için binlerce altın ve gümüşten daha iyidir. י YOD
PSA 119:73 Senin ellerin beni yarattı ve biçim verdi. Bana anlayış ver ki, buyruklarını öğrenebileyim.
PSA 119:74 Senden korkanlar beni görecek ve sevinecek, çünkü ben umudumu senin sözüne bağladım.
PSA 119:75 Ey Yahve, yargılarının doğru olduğunu bilirim, sadakatinde bana acı verdin.
PSA 119:76 Hizmetkârına olan sözün uyarınca, lütfen sevgi dolu iyiliğin bana teselli olsun.
PSA 119:77 Senin şefkatli merhametlerin bana gelsin, yaşayayım, çünkü yasan benim zevkimdir.
PSA 119:78 Küstahlar hayal kırıklığına uğrasın, çünkü haksız yere beni düşürdüler. Ben senin ilkelerinin üzerinde derin derin düşüneceğim.
PSA 119:79 Senden korkanlar bana dönsünler. Yasalarını bilecekler.
PSA 119:80 Yüreğim senin hükümlerine karşı suçsuz olsun ki, hayal kırıklığına uğramayayım. כ KAF
PSA 119:81 Canım senin kurtarışın için bitkin durumda. Senin sözüne umut bağladım.
PSA 119:82 Gözlerim senin sözün için sönüyor. “Beni ne zaman teselli edeceksin?” diyorum.
PSA 119:83 Çünkü dumanda kalmış şarap tulumu gibi oldum. Senin kurallarını unutmuyorum.
PSA 119:84 Hizmetkârının günleri ne kadardır? Bana zulmedenleri ne zaman yargılayacaksın?
PSA 119:85 Yasana aykırı olarak küstahlar benim için çukur kazdılar.
PSA 119:86 Buyruklarının tümü sadakattir. Bana haksız yere zulmediyorlar. Yardım et bana!
PSA 119:87 Neredeyse beni yeryüzünden sileceklerdi, ama ben senin ilkelerini bırakmadım.
PSA 119:88 Sevgi dolu iyiliğin uyarınca koru canımı, böylece ağzının kurallarını tutayım. ל LAMED
PSA 119:89 Ey Yahve, sözün Göklerde sonsuza dek kalıcıdır.
PSA 119:90 Sadakatin tüm kuşakları kapsar. Yeryüzünü kurdun ve o duruyor.
PSA 119:91 Yasaların bugüne dek duruyor, çünkü her şey sana hizmet eder.
PSA 119:92 Eğer yasan benim zevkim olmasaydı, acım yüzünden yok olurdum.
PSA 119:93 İlkelerini asla unutmayacağım, çünkü onlarla beni dirilttin.
PSA 119:94 Ben seninim. Kurtar beni, çünkü senin ilkelerini aradım.
PSA 119:95 Kötüler beni yok etmek için beklediler. Ben senin kurallarını dikkate alıyorum.
PSA 119:96 Her kusursuzluğun bir sınırını gördüm, ama senin buyrukların sınırsızdır. מ MEM
PSA 119:97 Yasanı ne kadar severim! Bütün gün düşüncem odur.
PSA 119:98 Buyrukların beni düşmanlarımdan daha bilge kılar, çünkü buyrukların her zaman benimledir.
PSA 119:99 Bütün öğretmenlerimden daha anlayışlıyım, çünkü tanıklıkların benim düşüncemdir.
PSA 119:100 Yaşlılardan daha iyi anlarım, çünkü senin ilkelerine uydum.
PSA 119:101 Ayaklarımı her kötü yoldan uzak tuttum, senin sözüne uymak için.
PSA 119:102 Senin hükümlerinden ayrılmadım, çünkü bana sen öğrettin.
PSA 119:103 Vaatlerin damağıma ne tatlıdır, ağzım için baldan tatlıdır!
PSA 119:104 İlkelerin sayesinde anlayış kazanıyorum, bunun için her yanlış yoldan nefret ediyorum. נ NUN
PSA 119:105 Sözün ayaklarım için bir fener, yolum için bir ışıktır.
PSA 119:106 Senin doğru hükümlerini yerine getireyim diye ant içtim, andımı pekiştirdim.
PSA 119:107 Çok acı çekiyorum. Sözün uyarınca beni dirilt, ey Yahve.
PSA 119:108 Yalvarırım sana, ağzımın gönüllü sunularını kabul et. Ey Yahve, bana hükümlerini öğret.
PSA 119:109 Canım sürekli elimdedir, yine de yasanı unutmam.
PSA 119:110 Kötüler bana tuzak kurdu, yine de senin ilkelerinden sapmadım.
PSA 119:111 Senin tanıklıklarını sonsuza dek miras olarak aldım, çünkü onlar yüreğimin sevincidir.
PSA 119:112 Kurallarını uygulamaya yüreğimi koydum, ta sonuna, sonsuza dek. ם SAMEH
PSA 119:113 Çift fikirli insanlardan nefret ederim ama senin yasanı severim.
PSA 119:114 Saklanacak yerim ve kalkanım sensin. Senin sözüne umut bağlarım.
PSA 119:115 Uzak durun benden, ey siz kötülük edenler. Ta ki, Tanrım’ın buyruklarını tutabileyim.
PSA 119:116 Sözün uyarınca bana destek ol ki, yaşayayım. Umudumdan utanmayayım.
PSA 119:117 Beni tutup kaldır, güvende olurum, senin kurallarına daima saygı duyarım.
PSA 119:118 Kurallarından sapan herkesi reddedersin, çünkü onların hilesi boşunadır.
PSA 119:119 Yeryüzünün bütün kötülerini süprüntü gibi bir kenara attın. Bunun için tanıklıklarını severim.
PSA 119:120 Senin korkundan bedenim titrer. Yargılarından korkarım. ע AYİN
PSA 119:121 Adil ve doğru olanı yaptım. Beni zalimlerin eline bırakma.
PSA 119:122 Hizmetkârının mutluluğunu güven altına al. Küstahların beni ezmesine izin verme.
PSA 119:123 Gözlerim senin kurtarışını ve doğru sözünü, aramayı bırakıyor.
PSA 119:124 Hizmetkârına sevgi dolu iyiliğine göre davran. Bana kurallarını öğret.
PSA 119:125 Ben senin hizmetkârınım. Bana anlayış ver de senin tanıklıklarını bileyim.
PSA 119:126 Harekete geçme zamanıdır, ey Yahve, çünkü yasanı çiğniyorlar.
PSA 119:127 Bunun için senin buyruklarını, altından, saf altından daha çok severim.
PSA 119:128 Bu nedenle tüm ilkelerini doğru sayarım. Her yanlış yoldan nefret ediyorum. פ PE
PSA 119:129 Tanıklıkların harikadır, bunun için canım onlara uyuyor.
PSA 119:130 Sözlerinin açılışı ışık verir, saf insana anlayış.
PSA 119:131 Ağzımı genişçe açtım ve hasret kaldım. Çünkü buyruklarını özlüyorum.
PSA 119:132 Bana yönel ve bana merhamet et, adını sevenlere her zaman yaptığın gibi.
PSA 119:133 Adımlarımı sözünde pekiştir. Hiçbir kötülük bana hakim olmasın.
PSA 119:134 Beni insanların baskısından kurtar da ilkelerine uyayım.
PSA 119:135 Yüzünü hizmetkârının üzerinde parlat. Bana kurallarını öğret.
PSA 119:136 Gözlerimden oluk oluk yaşlar akıyor, çünkü yasana uymuyorlar. צ TSADE
PSA 119:137 Sen doğrusun, ey Yahve. Yargıların dosdoğrudur.
PSA 119:138 Kurallarını doğrulukla buyurdun. Onlar tamamen güvenilirdir.
PSA 119:139 Gayretim beni tüketti, çünkü düşmanlarım senin sözlerini görmezden geliyor.
PSA 119:140 Vaatlerin tümüyle sınandı, hizmetkârın onları sever.
PSA 119:141 Ben küçük ve hor görülen biriyim. Senin ilkelerini unutmuyorum.
PSA 119:142 Senin doğruluğun sonsuz bir doğruluktur. Yasan gerçektir.
PSA 119:143 Sıkıntı ve ıstırap beni ele geçirdi. Buyrukların benim zevkimdir.
PSA 119:144 Tanıklıkların daima doğrudur. Bana anlayış ver ki, yaşayayım. ק KOF
PSA 119:145 Tüm yüreğimle çağırdım. Yanıt ver bana, ey Yahve! Senin kurallarını tutacağım.
PSA 119:146 Seni çağırdım. Kurtar beni! Senin kurallarına uyacağım.
PSA 119:147 Şafaktan önce kalkıyorum ve yardım için yakarıyorum. Umudumu senin sözlerine bağladım.
PSA 119:148 Gece nöbetleri boyunca gözlerim açık kalıyor, senin sözünü düşüneyim diye.
PSA 119:149 Sevgi dolu iyiliğine göre sesimi duy. Hükümlerin uyarınca beni dirilt, ey Yahve.
PSA 119:150 Kötülüğün ardına düşenler yaklaşıyor. Onlar senin yasandan uzaklar.
PSA 119:151 Sen yakınsın, ey Yahve. Buyruklarının tümü gerçektir.
PSA 119:152 Eskiden beri tanıklıklarından bilirim ki, sen onları sonsuza dek kurdun. ר REŞ
PSA 119:153 Çektiğim sıkıntıyı gör ve kurtar beni, çünkü senin yasanı unutmuyorum.
PSA 119:154 Davamı savun ve kurtar beni! Sözün uyarınca beni dirilt.
PSA 119:155 Kurtuluş kötülerden uzaktır, çünkü senin hükümlerini aramıyorlar.
PSA 119:156 Senin sevecen merhametlerin ne büyüktür, ey Yahve. Beni hükümlerine göre dirilt.
PSA 119:157 Bana zulmedenler ve düşmanlarım çoktur. Ben senin tanıklıklarından sapmadım.
PSA 119:158 Hainlere nefretle bakarım, çünkü onlar senin sözünü tutmuyorlar.
PSA 119:159 İlkelerini ne kadar sevdiğimi gör. Sevgi dolu iyiliğine göre beni dirilt, ey Yahve.
PSA 119:160 Bütün sözlerin doğrudur. Her doğru hükmün sonsuza dek durur. ש SİN ve ŞİN
PSA 119:161 Beyler yok yere bana zulmettiler, ama yüreğim sözlerine hayran kalır.
PSA 119:162 Büyük ganimet bulan biri gibi, ben senin sözünde sevinirim.
PSA 119:163 Yalandan nefret ederim ve tiksinirim. Yasanı severim.
PSA 119:164 Doğru hükümlerin için, günde yedi kez seni överim.
PSA 119:165 Yasanı sevenler büyük esenliğe sahip olurlar. Hiçbir şey onları tökezletemez.
PSA 119:166 Kurtarışına umut bağladım, ey Yahve. Buyruklarını yerine getirdim.
PSA 119:167 Canım senin tanıklıklarını tuttu. Onları fazlasıyla severim.
PSA 119:168 İlkelerine ve tanıklıklarına uydum, çünkü bütün yollarım senin önündedir. ת TAV
PSA 119:169 Feryadım önüne gelsin, ey Yahve. Sözün uyarınca bana anlayış ver.
PSA 119:170 Yalvarışım senin önüne gelsin. Sözün uyarınca kurtar beni.
PSA 119:171 Dudaklarım övsün, çünkü bana kurallarını öğretiyorsun.
PSA 119:172 Dilim senin sözünü ezgiye çevirsin, çünkü bütün buyrukların doğruluktur.
PSA 119:173 Elin bana yardım etmeye hazır olsun, çünkü ben senin ilkelerini seçtim.
PSA 119:174 Senin kurtarışını özledim, ey Yahve. Yasan benim zevkimdir.
PSA 119:175 Canımı yaşat ki, seni öveyim. Senin hükümlerin bana yardım etsin.
PSA 119:176 Kaybolmuş bir koyun gibi yoldan saptım. Hizmetkârını ara, çünkü ben senin buyruklarını unutmam.
PSA 120:1 Sıkıntı içinde Yahve’yi çağırdım. Bana yanıt verdi.
PSA 120:2 Ey Yahve, canımı yalancı dudaklardan, aldatıcı dilden kurtar.
PSA 120:3 Ey aldatıcı dil, sana ne verilecek, senin için daha çok ne yapılacak?
PSA 120:4 Güçlünün sivri oklarıyla, ardıç kömürü.
PSA 120:5 Vay halime, Meşek'te yaşadığım, Kedar'ın çadırları arasında oturduğum için!
PSA 120:6 Canım uzun zamandır esenlikten nefret edenle mesken tutuyor.
PSA 120:7 Ben esenlikten yanayım, ama ben konuşunca, onlar savaştan yana.
PSA 121:1 Hagga ilahisi Gözlerimi tepelere kaldırıyorum. Yardımım nereden gelecek?
PSA 121:2 Yardımım yeri ve göğü yaratan Yahve'den gelecek.
PSA 121:3 O ayaklarının sarsılmasına izin vermez. Seni koruyan uyuklamaz.
PSA 121:4 İşte İsrael'i koruyan ne uyur, ne de uyuklar.
PSA 121:5 Senin koruyucun Yahve’dir. Sağ yanında Yahve sana gölgedir.
PSA 121:6 Gündüz güneş, gece ay sana zarar vermez.
PSA 121:7 Yahve seni her kötülükten korur. O senin canını korur.
PSA 121:8 Şimdiden sonsuza dek, Yahve senin gidişini gelişini koruyacak.
PSA 122:1 David’in hagga ilahisi Bana, “Hadi Yahve'nin evine gidelim!” dediklerinde sevindim.
PSA 122:2 Ayaklarımız senin kapılarında duruyor, ey Yeruşalem,
PSA 122:3 bitişik kurulmuş bir kenttir Yeruşalem,
PSA 122:4 oymaklar, Yah’ın oymakları, İsrael için olan kural uyarınca, Yahve’nin adına şükretmek için oraya çıkarlar.
PSA 122:5 Çünkü yargı için kurulmuş tahtlar, David'in evinin tahtları vardır.
PSA 122:6 Yeruşalem'in esenliği için dua edin. Seni sevenler bolluğa kavuşur.
PSA 122:7 Surlarının içinde esenlik, saraylarında bolluk olsun.
PSA 122:8 Kardeşlerim ve dostlarım için, şimdi “Sende esenlik olsun” derim.
PSA 122:9 Tanrımız Yahve’nin evi için, senin iyiliğini ararım.
PSA 123:1 Hagga ilahisi Ey göklerde oturan, gözlerimi sana kaldırıyorum
PSA 123:2 Hizmetkârların gözleri efendilerinin eline, hizmetçinin gözleri hanımının eline baktığı gibi, işte, bizim gözlerimiz de Tanrımız Yahve’ye öyle bakar, O bize merhamet edene kadar.
PSA 123:3 Bize merhamet et, ey Yahve, bize merhamet et, çünkü fazlasıyla aşağılanmaya katlandık.
PSA 123:4 Canımız rahat olanların alaylarına, küstahların küçümsemesine, fazlasıyla doydu.
PSA 124:1 David’in hagga ilahisi Yahve bizim tarafımızda olmasaydı, desin şimdi İsrael:
PSA 124:2 Yahve bizim tarafımızda olmasaydı, insanlar bize karşı çıktığında,
PSA 124:3 öfkeleri bize karşı alevlendiğinde, o vakit bizi diri diri yutarlardı.
PSA 124:4 O vakit sular bizi boğardı, sel canımızı aşardı,
PSA 124:5 O vakit gururlu sular canımızı aşardı.
PSA 124:6 Övgüler olsun, bizi onların dişlerine yem etmeyen Yahve’ye.
PSA 124:7 Canımız kuş avcısının tuzağından bir kuş gibi kurtuldu. Tuzak kırıldı, biz kurtulduk.
PSA 124:8 Yeri göğü yaratan Yahve’nin adı yardımcımızdır.
PSA 125:1 Hagga ilahisi Yahve'ye güvenenler Siyon Dağı gibidir, sarsılmaz, sonsuza dek kalır.
PSA 125:2 Dağlar Yeruşalem'i nasıl sarmışsa, Yahve de halkını Şimdiden sonsuza dek öyle sarmıştır.
PSA 125:3 Çünkü kötülüğün asası doğruların payında kalmayacak, öyle ki, doğrular ellerini kötülük yapmak için kullanmasınlar.
PSA 125:4 İyilere, yüreği dürüst olanlara, iyilik et, ey Yahve.
PSA 125:5 Ama kendi eğri yollarına sapanlara gelince, Yahve onları kötülüğün işçileriyle birlikte uzaklaştıracak. Esenlik İsrael’in üzerinde olsun.
PSA 126:1 Hagga ilahisi Yahve Siyon'a dönenleri geri getirdiğinde, düş görenler gibiydik.
PSA 126:2 O zaman ağzımız kahkahalarla, dilimiz ezgiyle doldu. O zaman uluslar arasında şöyle dediler: “Yahve onlar için büyük şeyler yaptı.”
PSA 126:3 Yahve bizim için büyük şeyler yaptı, bunun için sevinçliyiz.
PSA 126:4 Eski bolluk günlerimize geri döndür, ey Yahve, Negev'deki dereler gibi.
PSA 126:5 Gözyaşları içinde ekenler, sevinçle biçecekler.
PSA 126:6 Ağlayarak ekilecek tohumu taşıyıp dışarı çıkan, elbette sevinçle demetleri taşıyarak geri gelecektir.
PSA 127:1 Solomon’un hagga ilahisi Evi Yahve yapmazsa, yapıcılar boşuna çalışır. Kente Yahve göz kulak olmazsa, bekçi boşuna nöbet tutar.
PSA 127:2 Boşunadır sizin için erken kalkıp geç yatmanız, ey zahmet ekmeği yiyenler. Çünkü O sevdiklerine uyku verir.
PSA 127:3 İşte çocuklar Yahve’nin mirasıdır. Rahmin ürünü, onun ödülüdür.
PSA 127:4 Yiğidin elindeki oklar gibi, gençlik çocukları da böyledir.
PSA 127:5 Ok kılıfı onlarla dolu olan adama ne mutlu. Düşmanlarıyla kapıda konuşurken, hayal kırıklığına uğramazlar.
PSA 128:1 Hagga ilahisi Ne mutlu Yahve’den korkan, O’nun yolunda yürüyen herkese.
PSA 128:2 Çünkü ellerinin emeğini yiyeceksin. Mutlu olacaksın ve senin için iyi olacak.
PSA 128:3 Eşin evinin içinde verimli bir asma gibi olacak, çocukların sofranın etrafındaki zeytin filizleri gibi.
PSA 128:4 İşte, Yahve’den korkan adam böyle kutsanır.
PSA 128:5 Yahve seni Siyon'dan kutsasın, yaşamının bütün günlerinde Yeruşalem'in iyiliğini göresin.
PSA 128:6 Evet, çocuklarının çocuklarını göresin. Esenlik İsrael’in üzerinde olsun.
PSA 129:1 Hagga ilahisi Gençliğimden beri bana çok kez eziyet ettiler. Şimdi İsrael desin:
PSA 129:2 Gençliğimden beri bana çok kez eziyet ettiler, yine de bana karşı galip gelemediler.
PSA 129:3 Çiftçiler sırtımda saban sürdüler. Saban izlerini uzun bıraktılar.
PSA 129:4 Yahve doğrudur. Kötülerin bağlarını kopardı.
PSA 129:5 Hayal kırıklığına uğrayıp geri dönsünler, Siyon'dan nefret edenlerin hepsi.
PSA 129:6 Büyümeden önce kuruyan, damlardaki ot gibi olsunlar.
PSA 129:7 Onunla orakçı elini, demetçi kucağını doldurmaz.
PSA 129:8 Oradan geçenler de, “Yahve’nin kutsaması üzerinize olsun. Sizi Yahve'nin adıyla kutsuyoruz” demezler.
PSA 130:1 Hagga ilahisi Derinliklerden seni çağırdım, ey Yahve.
PSA 130:2 Ey Efendim, sesimi duy. Dikkatli olsun kulakların dileklerimin sesine.
PSA 130:3 Ey Yah, sen eğer günahların kaydını tutarsan, kim ayakta durabilir, ey Efendim?
PSA 130:4 Ama sende bağışlanma var, bunun için senden korkulsun.
PSA 130:5 Yahve'yi bekliyorum. Canım bekliyor. O’nun sözüne umut bağlıyorum.
PSA 130:6 Bekçilerin sabahı özlemesinden daha çok, sabah bekçilerinden daha çok, canım Efendi’yi özlüyor.
PSA 130:7 Ey İsrael, Yahve’ye umut bağla, çünkü Yahve’nin sevgi dolu iyiliği vardır. O’nda bol kurtuluş vardır.
PSA 130:8 İsrael'i bütün günahlarından O kurtaracaktır.
PSA 131:1 David’in hagga ilahisi Ey Yahve, yüreğim gururlu, gözlerim yükseklerde değil, ne büyük meselelerle, ne de benim için fazlasıyla harika olan şeylerle ilgilenmiyorum.
PSA 131:2 Ana kucağında sütten kesilmiş bir çocuk gibi gerçekten canımı sakinleştirip susturdum, vanım sütten kesilmiş bir çocuk gibi.
PSA 131:3 Ey İsrael, Yahve’ye umut bağla, şimdiden sonsuza dek.
PSA 132:1 Hagga ilahisi Ey Yahve, David’i ve bütün sıkıntılarını hatırla,
PSA 132:2 Yahve’ye nasıl ant içtiğini, Yakov'un Güçlüsü’ne olan adağını:
PSA 132:3 “Gerçekten evimin içine girmeyeceğim, yatağıma çıkmayacağım,
PSA 132:4 Gözlerime uyku, göz kapaklarıma uyuklama vermeyeceğim;
PSA 132:5 Yahve’ye bir yer, Yakov'un Güçlüsü'ne bir mesken bulana dek.”
PSA 132:6 İşte onun Efrata'da olduğunu duyduk. Onu Yaar kırında bulduk:
PSA 132:7 “O’nun meskenine gidelim. O’nun ayağının taburesinde tapınalım.
PSA 132:8 Sen ve gücünün sandığı, ey Yahve, kendi dinlenme yerine çık,
PSA 132:9 kâhinleriniz doğrulukla giyinsin. Kutsallarınız sevinçle haykırsın!”
PSA 132:10 Hizmetkârın David'in hatırı için, meshetmiş olduğuna yüz çevirme.
PSA 132:11 Yahve David'e gerçekle ant içti. Ondan geri dönmez: “Senin bedeninin ürününü tahtına oturtacağım.
PSA 132:12 Eğer çocukların antlaşmamı, onlara öğreteceğim tanıklığımı tutarsa, onların çocukları da daima senin tahtında oturacaklar.”
PSA 132:13 Çünkü Yahve Siyon'u seçti. Kendine mesken olarak onu arzu etti.
PSA 132:14 “Burası benim sonsuza dek dinlenme yerimdir. Burada yaşayacağım çünkü bunu ben arzuladım.
PSA 132:15 Onun erzağını bol bol bereketleyeceğim. Yoksulunu ekmekle doyuracağım.
PSA 132:16 Kâhinlerine de kurtuluş giydireceğim. Kutsalları sevinç içinde yüksek sesle haykıracaklar.
PSA 132:17 Orada David'in boynuzunu yeşerteceğim. Meshedilmişim için bir kandil atadım.
PSA 132:18 Düşmanlarını utançla örteceğim ama kendi üzerindeki tacı parlayacak.”
PSA 133:1 David’in hagga ilahisi Bakın, ne iyi, ne hoştur kardeşlerin beraberce birlik içinde yaşaması!
PSA 133:2 Baştaki değerli yağ gibi, sakaldan, Aron’un sakalından akan, kaftanlarının yakasına dek inen yağ gibi.
PSA 133:3 Siyon tepelerine inen, Hermon’un çiyi gibidir, çünkü Yahve orada bereketi, sonsuz yaşamı verdi.
PSA 134:1 Hagga ilahisi Bakın! Ey sizler Yahve’nin bütün hizmetkârları, geceyi Yahve'nin evinde geçirenler, Yahve’yi övün!
PSA 134:2 Kutsal yerde ellerinizi kaldırın. Yahve’yi övün!
PSA 134:3 Göğü ve yeri yapan Yahve sizi Siyon'dan kutsasın.
PSA 135:1 Yah’ı övün! Yahve’nin adını övün! Ey Yahve'nin hizmetkârları, O'nu övün,
PSA 135:2 ey sizler Yahve’nin evinde, Tanrımız’ın evinin avlularında duranlar.
PSA 135:3 Yahve’yi övün, çünkü Yahve iyidir. Adını ezgilerle övün, çünkü bu hoştur.
PSA 135:4 Çünkü Yahve kendisi için Yakov'u, kendi mülkü olarak İsrael’i seçti.
PSA 135:5 Çünkü bilirim ki Yahve büyüktür, Efendimiz bütün ilâhlardan üstündür.
PSA 135:6 Yahve ne dilediyse onu yaptı, gökte, yeryüzünde, denizlerde ve tüm derinliklerde.
PSA 135:7 Yeryüzünün uçlarından bulutları yükseltir. Yağmurla birlikte şimşekler yapar. Rüzgârı hazinelerinden çıkarır.
PSA 135:8 Hem insanı hem hayvanı, Mısır’ın ilk doğanlarını vurdu,
PSA 135:9 senin orta yerinde, ey Mısır, Firavun'nun ve onun bütün hizmetkârlarının üzerine, belirtiler ve harikalar gönderdi.
PSA 135:10 Birçok ulusu vurdu, güçlü kralları öldürdü,
PSA 135:11 Amorlular'ın kralı Sihon’u, Başan Kralı Og’u, Kenan'ın bütün krallıklarını.
PSA 135:12 Onların topraklarını mülk olarak, kendi halkı İsrael'e miras olarak verdi.
PSA 135:13 Adın, ey Yahve, sonsuza dek durur, ünün, ey Yahve, tüm kuşaklar boyuncadır.
PSA 135:14 Çünkü Yahve halkını yargılar, hizmetkârlarına merhamet gösterir.
PSA 135:15 Ulusların putları gümüş ve altındır, insan ellerinin işi.
PSA 135:16 Ağızları var ama konuşmazlar. Gözleri var ama görmezler.
PSA 135:17 Kulakları var ama duymazlar. Ağızlarında hiç soluk bulunmaz.
PSA 135:18 Onları yapanlar ve onlara güvenen herkes, onlar gibi olacak.
PSA 135:19 Ey İsrael evi, Yahve’yi övün! Ey Aron evi, Yahve’yi övün!
PSA 135:20 Ey Levi evi, Yahve’yi övün! Ey Yahve'den korkanlar, Yahve’yi övün!
PSA 135:21 Yeruşalem’de oturan Yahve Siyon'dan övülsün. Yah’ı övün!
PSA 136:1 Yahve’ye şükredin, çünkü O iyidir, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:2 Tanrılar Tanrısı'na şükredin, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:3 Efendilerin Efendisi’ne şükredin, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:4 Büyük harikalar yapan tek varlığa, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:5 Gökleri anlayışla yapana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:6 Yeryüzünü suların üzerine yayana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:7 Büyük ışıklar yapana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:8 Gündüze hükmetsin diye güneşi, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:9 Geceye hükmetmek için ayı ve yıldızları, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:10 Mısır’ın ilk doğanını vurana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:11 İsrael'i aralarından çıkarana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:12 Güçlü eli ve uzanmış koluyla; çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:13 Kızıldeniz'i ikiye bölene; çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:14 İsrael'i ortasından geçirene, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:15 Firavun'la ordusunu Kızıldeniz'de bozguna uğratana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:16 Halkına çölde öncülük edene, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:17 Büyük kralları vurana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:18 Güçlü kralları öldürene, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:19 Amorluları'ın kralı Sihon’u, çünkü sevgi dolu iyiliği Sonsuza dek sürer.
PSA 136:20 Başan Kralı Og’u, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:21 Topraklarını mülk olarak, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:22 Hizmetkârı İsrael'e miras olarak verene, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:23 Düşkünlüğümüzde bizi hatırlayana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:24 Bizi düşmanlarımızdan kurtarana, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:25 Her yaratığa yiyecek verene, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 136:26 Göklerin Tanrısı’na şükredin, çünkü sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer.
PSA 137:1 Babil ırmakları kıyısında, orada oturduk. Siyon'u hatırladığımızda, evet ağladık.
PSA 137:2 O diyardaki söğütlere, arplarımızı astık.
PSA 137:3 Çünkü orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler. Bize eziyet edenler sevinç ezgileri istediler: “Bize Siyon ezgilerinden birini söyleyin!” dediler.
PSA 137:4 Yahve'nin ezgisini yabancı bir diyarda nasıl söyleriz?
PSA 137:5 Eğer seni unutursam, ey Yeruşalem, sağ elim becerisini unutsun.
PSA 137:6 Eğer seni hatırlamazsam eğer Yeruşalem’i baş sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın,
PSA 137:7 Yeruşalem gününde, “Yıkın! Onu temeline kadar yıkın!” diyen Edom'un çocuklarına karşı, hatırla, ey Yahve.
PSA 137:8 Ey sen, yıkıma mahkûmsun ey Babil kızı, bize yaptığının karşılığını, sana ödetecek olana ne mutlu.
PSA 137:9 Senin yavrularını alıp kayaya çarpacak olana ne mutlu!
PSA 138:1 David’in mezmuru Bütün yüreğimle sana şükrederim. İlahlar önünde seni ilahilerle överim.
PSA 138:2 Kutsal tapınağına doğru eğilirim, sevgi dolu iyiliğin ve gerçeğin için adına şükrederim; çünkü Adını ve Sözü'nü her şeyin üstünde yücelttin.
PSA 138:3 Çağırdığım gün bana yanıt verdin. Canımdaki güçle beni cesaretlendirdin.
PSA 138:4 Yeryüzünün bütün kralları sana şükredecek, ey Yahve, çünkü ağzının sözlerini işittiler.
PSA 138:5 Yahve’nin yollarını, evet, ezgilere dökecekler, çünkü Yahve'nin yüceliği büyüktür!
PSA 138:6 Çünkü Yahve yükseklerde ise de, alçakgönüllülerle ilgilenir, ama kibirliyi uzaktan tanır.
PSA 138:7 Sıkıntının ortasında yürüsem bile, sen beni canlandırırsın. Düşmanlarımın gazabına karşı elini uzatırsın. Sağ elin beni kurtaracak.
PSA 138:8 Yahve beni endişelendiren şeyi tamam eder. Sevgi dolu iyiliğin sonsuza dek sürer, ey Yahve. Kendi ellerinin işlerini bırakma.
PSA 139:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Yahve, sen beni yokladın ve tanıdın.
PSA 139:2 Oturuşumu ve kalkışımı bilirsin. Düşüncelerimi uzaktan sezersin.
PSA 139:3 Yolumu ve yatışımı araştırırsın, bütün yollarımı bilirsin.
PSA 139:4 Çünkü dilimde tek söz yokken, işte, ey Yahve, sen bunun hepsini bilirsin.
PSA 139:5 Beni arkadan ve önden kuşattın. Elini üzerime koydun.
PSA 139:6 Bu bilgi beni aşıyor, yüce, ona erişemem.
PSA 139:7 Senin Ruhun’dan nereye gidebilirim? Ya da senin varlığından nereye kaçabilirim?
PSA 139:8 Göğe çıksam oradasın. Yatağımı Şeol'e sersem, işte oradasın!
PSA 139:9 Şafağın kanatlarını alsam, denizin en uzak uçlarına konsam,
PSA 139:10 orada bile elin bana yol gösterir, sağ elin beni tutar.
PSA 139:11 Desem ki, “Karanlık beni mutlaka örter, çevremdeki ışık gece olsun.”
PSA 139:12 Karanlık bile senden gizlenemez, gece gündüz gibi parlar. Karanlık senin için ışık gibidir.
PSA 139:13 Çünkü benim iç varlığımı sen biçimlendirdin. Annemin rahminde beni sen ördün.
PSA 139:14 Sana şükürler sunarım, çünkü saygın ve harika yapılmışım. Senin işlerin harikadır. Canım bunu çok iyi bilir.
PSA 139:15 Gizlide yapıldığımda, yeryüzünün derinliklerinde örüldüğümde, bedenim senden gizli değildi.
PSA 139:16 Gözlerin bedenimi gördü. Benim için tayin edilen günlerin, henüz hiçbiri yokken, hepsi senin kitabında yazılmıştı.
PSA 139:17 Düşüncelerin benim için ne değerlidir, ey Tanrı! Onların hesabı uçsuz bucaksızdır!
PSA 139:18 Onları saysam, sayıları kumdan çoktur. Uyandığımda yine seninleyim.
PSA 139:19 Keşke sen, ey Tanrı, kötüleri öldürsen. Uzak durun benden, siz kana susamış insanlar!
PSA 139:20 Çünkü onlar sana karşı kötü konuşuyorlar. Düşmanların adını boş yere anıyorlar.
PSA 139:21 Ey Yahve, senden nefret edenlerden nefret etmez miyim? Sana karşı ayaklananlara kederlenmez miyim?
PSA 139:22 Onlardan katıksızca nefret ederim. Onlar benim düşmanım oldular.
PSA 139:23 Beni yokla, ey Tanrı, yüreğimi bil. Beni dene ve düşüncelerimi öğren.
PSA 139:24 Bak, içimde kötü bir yol var mı, sonsuzluk yolunda bana öncülük et.
PSA 140:1 Müzik şefi için - David’in mezmuru Ey Yahve, kurtar beni kötü insanlardan. Koru beni zalimden.
PSA 140:2 Onlar, yüreklerinde kötülük tasarlar, sürekli savaş için toplanırlar.
PSA 140:3 Dillerini yılan gibi keskinleştirdiler. Engerek zehri dudaklarının altındadır. Selah.
PSA 140:4 Ey Yahve, koru beni kötülerin elinden. Ayaklarıma çelme takmaya kararlı zalim insanlardan koru beni.
PSA 140:5 Küstahlar bana tuzak kurdular, yol kenarına ağ gerdiler. Benim için kapan yerleştirdiler. Selah.
PSA 140:6 Yahve’ye, “Sen benim Tanrım’sın” dedim. Dileklerimin feryadını dinle, ey Yahve.
PSA 140:7 Kurtuluşumun gücü, ey Efendi Yahve, savaş gününde başımı örttün.
PSA 140:8 Ey Yahve, kötülerin dileklerini verme. Kötü planları başarıya ulaşmasın, yoksa gurura kapılırlar. Selah.
PSA 140:9 Beni kuşatanların başına gelince, kendi dudaklarının kötülüğü onları kaplasın.
PSA 140:10 Üzerlerine kızgın korlar yağsın. Ateşe atılsınlar, asla çıkamayacakları çamurlu çukurlara.
PSA 140:11 Kötülük konuşan yeryüzünde tutunamasın. Kötülük, zalimi yıkmak için onu avlasın.
PSA 140:12 Bilirim ki, Yahve dertlinin davasına bakar, muhtacı haklı çıkarır.
PSA 140:13 Gerçekten doğrular senin adına şükredecekler. Doğrular senin huzurunda oturur.
PSA 141:1 David’in mezmuru Ey Yahve, seni çağırdım. Bana tez gel! Seni çağırdığımda sesimi dinle.
PSA 141:2 Duam buhur gibi, el kaldırışım akşam kurbanı gibi senin önünde dursun.
PSA 141:3 Ey Yahve, ağzıma bekçi koy. Dudaklarımın kapısını koru.
PSA 141:4 Yüreğimi kötülüğe meyletme, kötülük yapan adamlarla fesat işlemeyeyim. Onların lezzetlerinden yemeyeyim.
PSA 141:5 Doğru bana vursun, iyiliktir bu, azarlasın beni, başa sürülen yağ gibidir, başım onu reddetmesin, ama benim duam hep kötü işlere karşıdır.
PSA 141:6 Onların yargıçları kayanın yanına atıldı. Sözlerimi duyacaklar, çünkü yerinde söylenmiştir.
PSA 141:7 “Nasıl biri toprağı sürüp yararsa, kemiklerimiz de Şeol'ün ağzında öyle dağılmış durumda.”
PSA 141:8 Çünkü gözlerim senin üzerinde, ey Efendimiz Yahve. Sana sığınıyorum. Canımı yoksul bırakma.
PSA 141:9 Bana kurdukları tuzaktan, kötülük işçilerinin kapanlarından koru beni.
PSA 141:10 Ben geçip giderken, kötüler hep birlikte kendi ağlarına düşsünler.
PSA 142:1 David’in Maskili - Mağaradayken ettiği dua Sesimle Yahve'ye yakarıyorum. Sesimle Yahve'den merhamet diliyorum.
PSA 142:2 Yakınmamı O’nun önünde döküyorum. O’na dertlerimi anlatıyorum.
PSA 142:3 Ruhum içimde bunaldığında, sen yolumu bilirsin. Yürüdüğüm yolda, bana tuzak kurdular.
PSA 142:4 Sağıma bak da gör, çünkü beni düşünen kimse yok. Sığınacak yer benden kaçtı. Kimse canımı umursamıyor.
PSA 142:5 Sana feryat ettim, ey Yahve. “Sen benim sığınağımsın” dedim. “Yaşayanlar diyarından benim payımsın.”
PSA 142:6 Feryadımı dinle, çünkü çok çaresizim. Kurtar beni bana zulmedenlerden, çünkü onlar benden güçlüdür.
PSA 142:7 Canımı zindandan çıkar da, adına şükredeyim. Doğrular çevremi saracak, çünkü bana iyilik edeceksin.
PSA 143:1 David’in mezmuru Duamı duy, ey Yahve. Dileklerimi dinle. Sadakatin ve doğruluğunla beni rahatlat.
PSA 143:2 Hizmetkârınla yargıya girme, çünkü senin önünde yaşayanlardan hiçbiri doğru değildir.
PSA 143:3 Çünkü düşman canımın peşinde. Hayatımı yerle bir etti. Çoktan ölmüş olanlar gibi beni karanlık yerlerde yaşattı.
PSA 143:4 Bunun için ruhum içimde bunalmış durumda. İçimde yüreğim kimsesiz.
PSA 143:5 Eski günleri hatırlıyorum. Yaptıklarının tümü üzerinde derin derin düşünüyorum. Ellerinin işi üzerinde düşünceye dalıyorum.
PSA 143:6 Ellerimi sana açıyorum. Kurak toprak gibi canım sana susamış. Selah.
PSA 143:7 Bana tez yanıt ver, ey Yahve. Ruhum tükeniyor. Yüzünü benden gizleme, yoksa çukura inenler gibi olurum.
PSA 143:8 Sabahleyin sevgi dolu iyiliğini duyur, çünkü sana güveniyorum. Yürümem gereken yolu bana bildir, çünkü canımı sana kaldırıyorum.
PSA 143:9 Ey Yahve, kurtar beni düşmanlarımdan. Beni saklaman için sana kaçıyorum.
PSA 143:10 İsteğini yapmayı bana öğret, çünkü sen benim Tanrım’sın. Senin Ruh’un iyidir. Doğruluk diyarında bana öncülük et.
PSA 143:11 Ey Yahve, adın uğruna beni dirilt. Doğruluğunla canımı sıkıntıdan kurtar.
PSA 143:12 Sevgi dolu iyiliğinle düşmanlarımı yok et, canıma eziyet eden herkesi yok et, çünkü ben senin hizmetkârınım.
PSA 144:1 David’in mezmuru Ellerime savaşmayı, parmaklarıma mücadeleyi öğreten kayam Yahve’ye övgüler olsun.
PSA 144:2 O’dur sevgi dolu iyiliğim, kalem, yüksek kulem, kurtarıcım, kalkanım ve kendisine sığındığım; halkımı bana boyun eğdiren.
PSA 144:3 Ey Yahve, insan nedir ki, ona değer veresin? Ya da insanoğlu nedir ki, onu düşünesin?
PSA 144:4 İnsan soluğa benzer. Günleri, geçip giden gölge gibidir.
PSA 144:5 Ey Yahve, gökleri yar ve aşağı in. Dağlara dokun da tütsünler.
PSA 144:6 Şimşek çaktır, onları dağıt. Oklarını gönder de onları bozguna uğrat.
PSA 144:7 Yukarıdan elini uzat, kurtar beni. beni büyük sulardan, yabancıların elinden özgür kıl.
PSA 144:8 Ağızları hile söyler, onların sağ eli yalanın sağ elidir.
PSA 144:9 Sana yeni bir ezgi söyleyeyim, ey Tanrı. On telli lirle sana ezgiler söyleyeyim.
PSA 144:10 Krallara kurtuluş veren, hizmetkârı David'i ölümcül kılıçtan kurtaran sensin.
PSA 144:11 Beni kurtar, yabancıların elinden özgür kıl, onların ağızları yalan söyler, onların sağ eli yalanın sağ elidir.
PSA 144:12 O zaman oğullarımız iyi yetişmiş fidanlar gibi, kızlarımız sarayın oymalı sütunları gibi olacak.
PSA 144:13 Ambarlarımız her türlü erzakla dolu. otlaklarımızda koyunlarımız binlerce, on binlerce yavru verecek.
PSA 144:14 Öküzlerimiz bol yük çekecek. Saldırı ve sürgün, sokaklarımızda çığlık olmayacak.
PSA 144:15 Ne mutlu bu durumda olan halka. Ne mutlu Tanrısı Yahve olan halka.
PSA 145:1 David’in övgü mezmuru Seni yücelteceğim, ey Tanrım, ey Kral. Adını daima öveceğim.
PSA 145:2 Her gün seni öveceğim. Adını daima yücelteceğim.
PSA 145:3 Yahve büyüktür, övgüye çok layıktır! O’nun büyüklüğü keşfedilemez.
PSA 145:4 Senin işlerini bir kuşak öbür kuşağa methedecek, kudretli işlerini bildirecek.
PSA 145:5 Saygınlığının yüce heybeti, şaşılası işlerinin üzerinde derin derin düşüneceğim.
PSA 145:6 İnsanlar müthiş işlerinin gücünden söz edecekler. Senin büyüklüğünü ilan edeceğim.
PSA 145:7 Senin büyük iyiliğinin anısını dile getirecekler, doğruluğunu ezgiyle söyleyecekler.
PSA 145:8 Yahve lütufkârdır, merhametlidir, yavaş öfkelenir, sevgi dolu iyiliği büyüktür.
PSA 145:9 Yahve herkese iyidir. O’nun sevecen merhametleri bütün işlerinin üzerindedir.
PSA 145:10 Bütün işlerin sana şükreder, ey Yahve. Kutsalların seni yüceltir.
PSA 145:11 Krallığının görkeminden söz eder, gücün hakkında konuşur,
PSA 145:12 insanoğlu O’nun güçlü işlerini, krallığının yüce heybetini bilsin diye.
PSA 145:13 Senin krallığın sonsuz bir krallıktır. Hakimiyetin tüm kuşaklar boyunca sürer. Yahve bütün sözlerinde sadıktır, tüm işlerinde sevgi doludur.
PSA 145:14 Yahve düşen herkese destek olur, eğilenlerin hepsini doğrultur.
PSA 145:15 Hepsinin gözleri seni bekler. Onlara yiyeceklerini mevsiminde verirsin.
PSA 145:16 Elini açarsın, her canlıyı dilediğince doyurursun.
PSA 145:17 Yahve bütün yollarında doğrudur, tüm işlerinde lütufkârdır.
PSA 145:18 Yahve kendisini çağıranların hepsine, kendisini içtenlikle çağıran herkese yakındır.
PSA 145:19 Kendisinden korkanların dileklerini yerine getirir. Onların feryadını işitir ve onları kurtarır.
PSA 145:20 Yahve kendisini seven herkesi korur, ama kötülerin hepsini yok eder.
PSA 145:21 Ağzım Yahve’yi över. Bütün canlılar O’nun kutsal adını, daima övsün.
PSA 146:1 Yah’ı övün! Ey canım, Yahve’yi öv.
PSA 146:2 Yaşadıkça Yahve’yi öveceğim. Var oldukça Tanrım’a ezgiler söyleyeceğim.
PSA 146:3 Beylere, kendisinde yardım olmayan insanoğluna güvenmeyin.
PSA 146:4 Ruhu ayrılır, kendisi toprağa döner. O gün fikirleri yok olur.
PSA 146:5 Ne mutlu yardımcısı Yakov'un Tanrısı olana, umudu Tanrısı Yahve olana:
PSA 146:6 O’dur göğü ve yeri, denizi ve içindeki her şeyi yaratan, gerçeği sonsuza dek koruyan,
PSA 146:7 Ezilenlere adalet sağlayan, açlara yemek veren. Yahve tutsakları özgür kılar.
PSA 146:8 Yahve körlerin gözlerini açar. Yahve eğilmiş olanları doğrultur. Yahve doğruları sever.
PSA 146:9 Yahve yabancıları korur. Yetime ve dul kadına destek olur, kötülerin yolunuysa altüst eder.
PSA 146:10 Yahve sonsuza dek, ey Siyon, senin Tanrın tüm kuşaklar boyunca hüküm sürecektir. Yah’ı övün!
PSA 147:1 Yah’ı övün, çünkü Tanrımız’a ilahiler söylemek iyidir; çünkü O’nu övmek hoş ve yerindedir.
PSA 147:2 Yahve Yeruşalem'i bina ediyor. İsrael'in sürgünlerini bir araya topluyor.
PSA 147:3 O, kırık yürekleri iyileştirir, yaralarını sarar.
PSA 147:4 Yıldızların sayısını sayar. Hepsini adlarıyla çağırır.
PSA 147:5 Efendimiz büyüktür, güçte muazzamdır. Anlayışı sonsuzdur.
PSA 147:6 Yahve alçakgönüllülere destek olur. Kötüleri yere çalar.
PSA 147:7 Yahve’ye şükranla ilahi söyleyin. Arpla, Tanrımız’a ezgiler söyleyin,
PSA 147:8 O’dur gökyüzünü bulutlarla kaplayan, yeryüzü için yağmuru hazırlayan, dağlarda ot bitiren.
PSA 147:9 O, hayvanlara yiyecek sağlar, bağrışan kuzgun yavrularına.
PSA 147:10 Atın gücünden zevk almaz. İnsanın bacaklarından memnun olmaz.
PSA 147:11 Yahve kendisinden korkanlardan, sevgi dolu iyiliğine umut bağlayanlardan hoşlanır.
PSA 147:12 Ey Yeruşalem, Yahve’yi öv! Ey Siyon, Tanrın’ı yücelt!
PSA 147:13 Çünkü kapılarınızın sürgülerini güçlendirdi. İçindeki çocuklarını kutsadı.
PSA 147:14 Sınırlarında esenlik sağlar. Seni buğdayın en iyisiyle doyurur.
PSA 147:15 Buyruğunu yeryüzüne gönderir. Sözü çok hızlı gider.
PSA 147:16 Yapağı gibi kar verir, kırağıyı kül gibi saçar.
PSA 147:17 Doluyu çakıl taşları gibi yağdırır. Kim O'nun soğuğuna dayanabilir?
PSA 147:18 Sözünü gönderir ve onları eritir. Rüzgârını estirir, sular akar.
PSA 147:19 Sözünü Yakov'a, kurallarını ve hükümlerini İsrael'e gösterir.
PSA 147:20 Bunu hiçbir ulus için yapmadı. Onlar O’nun hükümlerini bilmezler. Yah’ı övün!
PSA 148:1 Yah’ı övün! Yahve'yi göklerden övün! O’nu yücelerde övün!
PSA 148:2 O'nu, övün, ey bütün melekleri! O’nu övün, ey bütün ordusu!
PSA 148:3 O'nu övün, ey güneş ve ay! O’nu övün, ey bütün parlayan yıldızlar!
PSA 148:4 O'nu övün, ey göklerin gökleri, göklerin üstündeki sular.
PSA 148:5 Yahve’nin adını övsünler, çünkü O buyurdu ve yaratıldılar.
PSA 148:6 Onları sonsuza dek yerleştirdi. Bozulmayacak bir hüküm koydu.
PSA 148:7 Yeryüzünden Yahve’yi övün, ey büyük deniz yaratıkları ve tüm derinlikler,
PSA 148:8 şimşek ve dolu, kar ve bulutlar, O’nun sözünü yerine getiren kasırga,
PSA 148:9 dağlar ve bütün tepeler; meyve ağaçları ve bütün sedirler,
PSA 148:10 yabanıl ve evcil bütün hayvanlar, küçük yaratıklar ve uçan kuşlar,
PSA 148:11 yeryüzünün kralları ve bütün halklar, beyler ve bütün dünya hakimleri,
PSA 148:12 delikanlılar ve genç kızlar, yaşlılar ve çocuklar,
PSA 148:13 Yahve’nin adını övsünler, çünkü yalnızca O’nun adı yücedir. O’nun görkemi yeryüzünün ve göklerin üstündedir.
PSA 148:14 Halkının boynuzunu yükseltti, tüm kutsallarını, kendisine yakın olan halkı, İsrael’in çocuklarını methettirdi. Yah’ı övün!
PSA 149:1 Yahve’yi övün! Yahve'ye yeni bir ezgi söyleyin, kutsallar topluluğunda övgüsünü sunun.
PSA 149:2 İsrael kendisini yapanla sevinsin. Siyon çocukları Kralları’yla coşsun.
PSA 149:3 Dans ederek O'nun adını övsünler! Tef ve arp çalarak O'nu ilahilerle yüceltsinler!
PSA 149:4 Çünkü Yahve halkından hoşlanır. Alçakgönüllüleri kurtuluşla taçlandırır.
PSA 149:5 Kutsallar onur içinde sevinsinler. Yataklarında sevinçle ezgi söylesinler.
PSA 149:6 Ağızlarında Tanrı'ya yüce övgüler, ellerinde iki ağızlı kılıçla,
PSA 149:7 uluslardan öç alsınlar, halkları cezalandırsınlar,
PSA 149:8 krallarını zincirlerle, soylularını demir prangalarla bağlasınlar,
PSA 149:9 ta ki, yazılı hükmü onlara karşı yerine getirsinler. O'nun bütün kutsalları bu onuru taşır. Yah’ı övün!
PSA 150:1 Yah’ı övün! Kutsal yerinde Tanrı’yı övün! Güçlü işleri için O’nu göklerde övün!
PSA 150:2 Güçlü işlerinden ötürü O’nu övün! Harika büyüklüğüne yaraşır biçimde O’nu övün!
PSA 150:3 Boru çalarak O’nu övün! Arp ve lirle O’nu övün!
PSA 150:4 Tefle, dansla O’nu övün! Yaylı çalgılar ve flütle O’nu övün!
PSA 150:5 Yüksek ses çıkaran zillerle O'nu övün! Çınlayan zillerle O’nu övün!
PSA 150:6 Nefesi olan her şey Yah'ı övsün! Yah’ı övün!
PRO 1:1 İsrael Kralı David oğlu Solomon'un özdeyişleri:
PRO 1:2 Bilgeliği ve terbiyeyi bilmek, anlayış sözlerini fark etmek,
PRO 1:3 bilgece hareket etmek, terbiye edinip doğru, haklı ve adil olanı yapmak,
PRO 1:4 saf insana sağduyu, genç insana bilgi ve sağgörü vermek,
PRO 1:5 böylece sağlam öğüde ulaşabilmek için bilge kişi işitsin, bilgisini artırsın,
PRO 1:6 özdeyişi ve benzetmeyi, bilgelerin sözlerini ve bilmecelerini anlasın.
PRO 1:7 Yahve korkusu bilginin başlangıcıdır, ama akılsızlar bilgeliği ve terbiyeyi küçümser.
PRO 1:8 Oğlum, babanın uyarısını dinle, annenin öğretisini bırakma.
PRO 1:9 Çünkü bunlar başını süsleyecek bir çelenk, boynun için zincir olacaktır.
PRO 1:10 Oğlum, eğer günahkârlar seni ayartmaya kalkarsa razı olma.
PRO 1:11 Eğer derlerse, “Bizimle gel, kan için pusuya yatalım, sebepsiz yere masumları gizlice bekleyelim,
PRO 1:12 onları Şeol gibi diri diri, çukura inenler gibi bütün olarak yutalım.
PRO 1:13 Her türden değerli mal bulur, evlerimizi ganimetle doldururuz.
PRO 1:14 Aramızda senin de payın olsun. Tek bir kesemiz olacak.”
PRO 1:15 Oğlum yolda onlarla yürüme. Ayağını onların yolundan uzak tut.
PRO 1:16 Çünkü onların ayakları kötülüğe koşar. Kan dökmek için acele ederler.
PRO 1:17 Ağ kuşun gözü önünde boşuna serilir,
PRO 1:18 bunların yatıp beklemesi kendi kanları içindir. Gizlice pusuya yatmaları kendi yaşamları içindir.
PRO 1:19 Kazanca düşkün olan herkesin yolları böyledir. Sahiplerinin canını alır.
PRO 1:20 Bilgelik yüksek sesle sokaktan çağırıyor. Meydanlardan ses veriyor.
PRO 1:21 Gürültülü yerlerin başından çağırıyor. Kent kapılarının girişinde sözlerini dile getiriyor:
PRO 1:22 “Ey saf adamlar, saflığı ne zamanda dek seveceksiniz? Alaycılar ne zamana dek alaycılıktan zevk alacak, akılsızlar bilgelikten nefret edecek?
PRO 1:23 Azarladığımda geri dönün. İşte, Ruhumu üzerinize dökeceğim. Size sözlerimi bildireceğim.
PRO 1:24 Çünkü sizi çağırdım ve siz reddettiniz, elimi size uzattım ve kimse dikkate almadı,
PRO 1:25 ama bütün öğütlerimi görmezden geldiniz, uyarılarımın hiçbirini istemediniz.
PRO 1:26 Ben de felaketinize güleceğim. Bela sizi yakaladığında,
PRO 1:27 fırtına gibi bela sizi yakaladığında, felaket kasırga gibi üzerinize geldiğinde, sıkıntı ve endişe üzerinize indiğinde, sizinle alay edeceğim.
PRO 1:28 O zaman beni çağıracaksınız, ama yanıtlamayacağım. Beni canla başla arayacaksınız, ama bulamayacaksınız,
PRO 1:29 Çünkü bilgiden nefret ettiler, Yahve korkusunu seçmediler.
PRO 1:30 Hiçbir öğüdümü istemediler. Bütün uyarılarımı küçümsediler.
PRO 1:31 Bu nedenle kendi yollarının ürününü yiyecekler, kendi entrikalarına doyacaklar.
PRO 1:32 Çünkü saf insanların yoldan sapmaları onları öldürecek. Akılsızların dikkatsiz rahatlığı onları yok edecektir.
PRO 1:33 Ama kim beni dinlerse güvenlik içinde oturacak, zarar görme korkusu duymadan rahat edecektir.”
PRO 2:1 Oğlum, eğer sözlerimi kabul edersen, buyruklarımı içinde saklarsan,
PRO 2:2 kulağını bilgeliğe çevirirsen, yüreğini anlayışa yöneltirsen,
PRO 2:3 evet, ayırt etmeyi çağırırsan, anlayış için sesini yükseltirsen,
PRO 2:4 eğer onu gümüş arar gibi ararsan, saklı hazineler gibi onu araştırırsan,
PRO 2:5 o zaman Yahve korkusunu anlayacak, Tanrı bilgisini bulacaksın.
PRO 2:6 Çünkü Yahve bilgelik verir. O'nun ağzından bilgi ve anlayış çıkar.
PRO 2:7 O doğrular için sağlam bilgelik saklar. O dürüstçe yürüyenlere kalkandır,
PRO 2:8 ta ki, adalet yollarına bekçilik etsin, Kutsallarının yolunu korusun.
PRO 2:9 O zaman doğruluk ve adaleti, hakkı ve her iyi yolu anlarsın.
PRO 2:10 Çünkü bilgelik yüreğine girecek. Bilgi canına tatlı gelecek.
PRO 2:11 Sağgörü sana göz kulak olacak. Anlayış seni koruyacak,
PRO 2:12 Kötülük yolundan, sapık şeyler konuşan adamlardan,
PRO 2:13 Onlar ki, karanlığın yollarında yürümek için doğruluk yolundan ayrılır,
PRO 2:14 Kötülük yapmaktan sevinç duyar, kötülüğün sapkınlığından zevk alırlar,
PRO 2:15 yollarında eğri, kendi patikalarında dik başlıdırlar.
PRO 2:16 Seni yabancı kadınlardan, sözleriyle yaltaklanan, o yabancı kadınlardan kurtaracak.
PRO 2:17 O ki, gençlik dostunu bırakan, Tanrısı'nın antlaşmasını unutandır,
PRO 2:18 çünkü o kadının evi ölüme, yolları göçüp gitmiş olan ruhlara götürür.
PRO 2:19 Ona giden hiç kimse geri dönmez, yaşam yollarına ulaşamazlar.
PRO 2:20 Bu nedenle iyilerin yolunda yürü, doğruların yollarını koru.
PRO 2:21 Çünkü ülkede doğrular oturacak. Kusursuzlar orada kalacak.
PRO 2:22 Kötüler ülkeden kesilip atılacak. Hainler ülkeden sökülecek.
PRO 3:1 Oğlum unutma öğrettiğimi, yüreğin buyruklarımı tutsun,
PRO 3:2 çünkü bunlar günlerine uzunluk, ömrüne yıllar ve esenlik katacak.
PRO 3:3 İyilik ve gerçeğin seni bırakmasına izin verme. Onları boynuna bağla. Yüreğinin levhasına yaz.
PRO 3:4 Böylece Tanrı'nın ve insanların gözünde lütuf ve iyi anlayış bulacaksın.
PRO 3:5 Bütün yüreğinle Yahve'ye güven, kendi anlayışına dayanma.
PRO 3:6 Bütün yollarında O'nu tanı, O senin yollarını düzeltir.
PRO 3:7 Kendi gözünde bilge olma. Yahve'den kork, kötülükten uzaklaş.
PRO 3:8 Bu, bedenin için şifa, kemiklerine gıda olacaktır.
PRO 3:9 Malınla, bütün artışının ilk ürünüyle Yahve'yi onurlandır,
PRO 3:10 Böylece ambarların bollukla dolar, teknelerin yeni şarapla taşar.
PRO 3:11 Oğlum Yahve'nin terbiye edişini küçümseme, yola getirmesinden usanma,
PRO 3:12 çünkü memnun olduğu oğlunu azarlayan bir baba gibi, Yahve sevdiğini yola getirir.
PRO 3:13 Ne mutlu bilgelik bulan adama, anlayış kazanan insana.
PRO 3:14 Onun iyi kazancı gümüş kazanmaktan daha iyidir, getirisi saf altından daha iyidir.
PRO 3:15 O yakutlardan daha değerlidir. Arzu edebileceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
PRO 3:16 Günlerinin uzunluğu onun sağ elindedir. Sol elinde zenginlik ve onur vardır.
PRO 3:17 Yolları tatlılık yollarıdır. Bütün yolları esenliktir.
PRO 3:18 Onu tutanlar için yaşam ağacıdır. Ne mutlu onu sıkı tutanlara.
PRO 3:19 Yahve bilgelikle kurdu yeryüzünü. Anlayışla gökleri yerleştirdi.
PRO 3:20 O'nun bilgisiyle derinlikler yarıldı, gökler çiğ damlattı.
PRO 3:21 Oğlum, onları gözünden ayırma. Sağlam bilgeliği ve sağgörüyü koru,
PRO 3:22 böylece onlar canına yaşam, boynun için zarafet olacak.
PRO 3:23 O zaman yolunda güvenlik içinde yürüyeceksin. Ayağın tökezlemeyecek.
PRO 3:24 Yattığın zaman korkmayacaksın. Evet, yatacaksın, uykun tatlı olacak.
PRO 3:25 Ani korkudan, ya da kötülerin başına gelen yıkımdan korkma,
PRO 3:26 çünkü Yahve güvenin olacak, ayağını tutulmaktan koruyacak.
PRO 3:27 İyilik yapmak elindeyken, iyiliğe hakkı olanlardan esirgeme.
PRO 3:28 Yanında varken komşuna, “Git de tekrar gel, yarın vereyim” deme.
PRO 3:29 Yanında güvenle oturan komşuna karşı kötülük tasarlama.
PRO 3:30 Eğer sana zararı dokunmamışsa, bir adamla sebepsiz yere çekişme.
PRO 3:31 Zorba insana imrenme. Onun yollarından hiçbirini seçme.
PRO 3:32 Çünkü sapkın kişi Yahve'ye iğrençtir, ama O'nun dostluğu doğrularladır.
PRO 3:33 Yahve'nin laneti kötülerin evindedir, ama doğruların oturduğu yeri kutsar.
PRO 3:34 Gerçekten O alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.
PRO 3:35 Bilgeler yüceliği miras alacak, ama akılsızların terfisi utanç olacak.
PRO 4:1 Oğullarım, babanızın uyarılarına kulak verin. Dikkat edin ve anlayışı bilin,
PRO 4:2 çünkü size sağlam eğitim veriyorum. Yasamı bırakmayın.
PRO 4:3 Ben babamın oğluydum, annemin gözünde narin ve tek çocuğuydum.
PRO 4:4 Bana öğretti ve şöyle dedi: “Yüreğin sözlerimi sıkı tutsun, buyruklarımı tut ve yaşa.
PRO 4:5 Bilgelik kazan. Anlayış edin. Unutma ve ağzımın sözlerinden sapma.
PRO 4:6 Ondan ayrılma, o da seni koruyacaktır. Onu sev, o da sana gözkulak olacaktır.
PRO 4:7 Bilgelik yücedir. Bilgelik kazan. Evet, tüm malına mal olsa da anlayış kazan.
PRO 4:8 Onu yüksek tut, o da seni yükseltecektir. Onu kucakladığında sana saygınlık getirecektir.
PRO 4:9 Başına zarif bir çelenk verecektir. Sana ihtişam tacı sunacaktır.”
PRO 4:10 Dinle oğlum, sözlerimi kabul et. Ömrünün yılları uzun olsun.
PRO 4:11 Seni bilgeliğin yolunda eğittim. Seni dosdoğru yollara yönelttim.
PRO 4:12 Gittiğinde adımların takılmayacak. Koştuğunda tökezlemeyeceksin.
PRO 4:13 Uyarıya sıkı tutun. Bırakma onu. Onu koru, çünkü o senin yaşamındır.
PRO 4:14 Kötülerin yoluna girme. Kötü kişilerin yolunda yürüme.
PRO 4:15 Ondan sakın, yanından geçme. Yönünü çevir ve geç.
PRO 4:16 Çünkü onlar kötülük etmedikçe uyumaz. Birisini düşürmedikçe uykuları kaçar.
PRO 4:17 Çünkü onlar kötülük ekmeği yerler, zorbalık şarabından içerler.
PRO 4:18 Ama doğruların yolu şafak ışığı gibidir, gün tamamına erene dek gitgide parlar.
PRO 4:19 Kötülerin yolu karanlık gibidir, neye takıldıklarını bilmezler.
PRO 4:20 Oğlum sözlerime dikkatini ver, dediklerime kulağını çevir.
PRO 4:21 Bunları gözünden ayırma. Yüreğinin merkezinde koru onları.
PRO 4:22 Çünkü onları bulanlar için yaşam, bütün bedenleri için sağlıktır.
PRO 4:23 Yüreğini tam bir özenle koru, çünkü yaşam ondan kaynaklanır.
PRO 4:24 Sapık ağzı kendinden uzaklaştır. Bozuk dudakları kendinden uzak tut.
PRO 4:25 Gözlerin dosdoğru ileriye baksın. Bakışını doğru önüne sabitle.
PRO 4:26 Ayaklarının yolunu düzle. Bütün yolların sağlam olsun.
PRO 4:27 Ne sağa sap, ne sola. Ayağını kötülükten çek.
PRO 5:1 Oğlum, bilgeliğime dikkat et. Anlayışıma kulağını çevir,
PRO 5:2 böylelikle sağgörüyü tutasın, dudaklarınla bilgiyi koruyasın.
PRO 5:3 Zina eden kadının dudakları bal damlatır. Ağzı yağdan yumuşaktır,
PRO 5:4 ama sonu pelin otu kadar acıdır, iki ağızlı kılıç kadar keskindir.
PRO 5:5 Ayakları ölüme iner. Adımları doğrudan Şeol'e götürür.
PRO 5:6 Yaşam yolunu düşünmez. Yolları çarpıktır ve bunu bilmez.
PRO 5:7 Şimdi oğullarım, beni dinleyin. Ağzımın sözlerinden ayrılmayın.
PRO 5:8 Yolunuzu o kadından uzaklaştırın. Evinin kapısına yaklaşmayın,
PRO 5:9 yoksa onurunuzu başkalarına, yıllarınızı da zalime verirsiniz,
PRO 5:10 yoksa yabancılar servetinizle ziyafet çekerler, emekleriniz başka bir adamın evini zengin eder.
PRO 5:11 Sonunda, etin ve bedenin tükendiğinde, inlersin,
PRO 5:12 ve şöyle dersin, “Uyarıdan ne kadar da nefret ettim, yüreğim azarlanmayı küçümsedi.
PRO 5:13 Öğretmenlerimin sesini dinlemedim, ne de beni eğitenlere kulağımı çevirdim.
PRO 5:14 Halkın ve topluluğun arasında tam bir yıkımın eşiğine geldim.”
PRO 5:15 Suyu kendi sarnıcından, akan suyu kendi kuyundan iç.
PRO 5:16 Pınarların sokaklara, akarsuların meydanlara mı taşsın?
PRO 5:17 Onlar seninle birlikte yabancılar için değil, yalnız senin için olsunlar.
PRO 5:18 Pınarın kutsansın. Gençliğinin karısıyla sevin.
PRO 5:19 Sevimli geyik, zarif bir ceylan gibi, onun memeleri seni daima doyursun. Hep onun sevgisiyle cezbedil.
PRO 5:20 Oğlum, neden zina eden bir kadınla büyülenesin, başka birini kucaklayasın?
PRO 5:21 Çünkü insanın yolları Yahve'nin gözü önündedir. O onun bütün yollarını sınar.
PRO 5:22 Kötülerin kötü işleri kendini tuzağa düşürür. Kendi günahının ipleri onu sımsıkı tutar.
PRO 5:23 Eğitim eksikliğinden ölecek, ahmaklığının büyüklüğünden yoldan sapacak.
PRO 6:1 Oğlum, eğer komşuna kefil oldunsa, eğer bir yabancıya ellerini rehin olarak verdinse,
PRO 6:2 ağzının sözleriyle tuzağa düştün, ağzının sözleriyle yakalandın.
PRO 6:3 Komşunun eline düştüğüne göre, oğlum, şimdi şunu yap ve kendini kurtar. Git, kendini alçalt. Komşuna yalvar yakar.
PRO 6:4 Gözlerine uyku, göz kapaklarına uyuklama verme.
PRO 6:5 Avcının elinden ceylan gibi, kuş avcısının elinden kuş gibi kurtar kendini.
PRO 6:6 Ey tembel, karıncaya git. Onun yollarını düşün de bilge ol.
PRO 6:7 Üzerinde baş, gözetmen ya da hükümdar yokken,
PRO 6:8 yazın ekmeğini karşılar, hasatta yiyeceğini toplar.
PRO 6:9 Ey tembel, daha ne kadar uyuyacaksın? Uykundan ne zaman kalkacaksın?
PRO 6:10 Biraz uyku, biraz uyuklama, biraz elleri kavuşturup uyumak derken,
PRO 6:11 yoksulluk bir soyguncu, kıtlık silahını kuşanmış bir adam gibi öyle gelecektir.
PRO 6:12 Sapık ağızla yürüyen kişi, değersiz ve kötü birisidir,
PRO 6:13 gözlerini kırpar, ayaklarıyla işaret verir, parmaklarıyla hareket eder,
PRO 6:14 sapkın yüreğinde sürekli kötülük tasarlar, her zaman anlaşmazlık eker.
PRO 6:15 Bunun için onun felaketi ansızın gelecektir. Birdenbire kırılacak, çare yok.
PRO 6:16 Yahve'nin nefret ettiği altı şey vardır, evet, O'na iğrenç gelen yedi şey:
PRO 6:17 Kibirli gözler, yalancı dil, suçsuz kanı döken eller,
PRO 6:18 kötü düzenler kuran yürek, kötülüğe çabuk koşan ayaklar,
PRO 6:19 yalan söyleyen yalancı tanık, kardeşler arasında anlaşmazlık eken kişi.
PRO 6:20 Oğlum, babanın buyruklarını tut, annenin öğretisini bırakma.
PRO 6:21 Onları sürekli yüreğinin üzerine bağla. Onları boynuna tak.
PRO 6:22 Yürüdüğünde, o sana yol gösterecektir. Uyuduğunda, o sana göz kulak olacaktır. Uyandığında o seninle konuşacaktır.
PRO 6:23 Çünkü buyruk bir kandil, yasa ışıktır. Uyarı azarlamaları yaşam yoludur,
PRO 6:24 seni ahlaksız kadından, dik başlı kadının yaltaklanan dilinden korumak için.
PRO 6:25 Onun güzelliğine yüreğinde tutku duyma, göz kapakları seni büyülemesin.
PRO 6:26 Çünkü fahişe seni bir parça ekmeğe düşürür. Zina eden kadın senin değerli yaşamını avlar.
PRO 6:27 Bir adam kucağına ateş koyar da, giysileri yanmaz mı?
PRO 6:28 Ya da bir adam kızgın korlar üzerinde yürür de, ayakları kavrulmaz mı?
PRO 6:29 Komşusunun karısının yanına giren de öyledir. Ona dokunan hiç kimse cezasız kalmaz.
PRO 6:30 Açken karnını doyurmak için çalan bir hırsızı kimse küçümsemez,
PRO 6:31 ama onu bulurlarsa, yedi katını geri öder. Evinin bütün malını verir.
PRO 6:32 Bir kadınla zina eden kişi anlayıştan yoksundur. Bunu yapan kendi canını yok eder.
PRO 6:33 Yaralanır ve onurunu kaybeder. Utancı silinmez.
PRO 6:34 Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini uyandırır. Öç alma gününde esirgemez.
PRO 6:35 Hiçbir fidyeye bakmaz, bir sürü armağan versen de, razı olmaz.
PRO 7:1 Oğlum, sözlerimi tut. Buyruklarımı içinde sakla.
PRO 7:2 Buyruklarımı tut ve yaşa! Öğretimi göz bebeğin gibi koru.
PRO 7:3 Onları parmaklarına bağla. Onları yüreğinin levhasının üzerine yaz.
PRO 7:4 Bilgeliğe, “Sen benim kız kardeşimsin” de. Anlayışa akrabam diye çağır,
PRO 7:5 ta ki seni yabancı kadından, sözleriyle yaltaklanan yabancıdan korusun.
PRO 7:6 Çünkü evimin penceresinde, kafesimden dışarı baktım.
PRO 7:7 Safların arasında birini gördüm. Gençlerin arasında anlayıştan yoksun bir genci fark ettim.
PRO 7:8 O kadının köşesine yakın bir sokaktan geçiyordu, onun evinin yolunu tuttu,
PRO 7:9 Alaca karanlıkta, günün akşamında, gece yarısı, karanlıkta.
PRO 7:10 İşte, orada fahişe kıyafetiyle, sinsice onu bir kadın karşıladı.
PRO 7:11 Gürültücü ve dik başlı biridir. Ayakları evinde durmaz.
PRO 7:12 Bir bakmışsın sokaklarda, bir bakmışsın meydanlardadır, her köşede pusuda bekler.
PRO 7:13 Onu tuttu ve öptü. Utanmaz bir yüzle ona şöyle dedi:
PRO 7:14 “Esenlik sunuları yanımdadır. Bugün adaklarımı ödedim.
PRO 7:15 Bu nedenle, yüzünü özenle aramak için seni karşılamaya çıktım ve seni buldum.
PRO 7:16 Yatağıma halılar, Mısır ipliğinden çizgili örtü serdim.
PRO 7:17 Yatağıma mür, sarısabır ve tarçın serptim.
PRO 7:18 Gel, sabaha kadar aşka doyalım. Aşkla kendimizi avutalım.
PRO 7:19 Çünkü kocam evde değil. Uzun bir yola gitti.
PRO 7:20 Yanına para kesesini aldı. Eve dolunayda gelecek.”
PRO 7:21 İkna edici sözlerle onu yoldan çıkardı. Yaltaklanan dudaklarıyla onu baştan çıkardı.
PRO 7:22 Kesime giden bir öküz gibi, tuzağa adımını atan bir budala gibi hemen onun peşinden gitti.
PRO 7:23 Kapana koşan bir kuş gibi, ta ki ciğerine ok saplanana dek, ve bunun yaşamına mal olacağını bilmeden.
PRO 7:24 Şimdi, oğullar, beni dinleyin. Ağzımın sözlerine dikkat edin.
PRO 7:25 Yüreğin onun yollarına çevrilmesin. Onun yollarında yoldan sapmayın.
PRO 7:26 Çünkü onun yere serdiği yaralılar çoktur. Evet, öldürdükleri koca bir ordudur.
PRO 7:27 Onun evi Şeol'ün yoludur, ölüm odalarına iner.
PRO 8:1 Bilgelik çağırmıyor mu? Anlayış sesini yükseltmiyor mu?
PRO 8:2 Yol kenarındaki yüksek yerlerin başında, yolların buluştuğu yerde o duruyor.
PRO 8:3 Kapıların yanında, kentin girişinde, giriş kapılarında yüksek sesle çağırıyor:
PRO 8:4 “Ey insanlar, sizi çağırıyorum! Sesimi insanoğullarına gönderiyorum.
PRO 8:5 Ey saflar, sağduyuyu anlayın! Ey akılsızlar anlayışlı bir yürek olun!
PRO 8:6 Dinleyin, harika şeyler söyleyeceğim. Dudaklarımın açılışı doğru şeyler içindir.
PRO 8:7 Çünkü ağzım gerçeği söyler. Kötülük dudaklarım için iğrençtir.
PRO 8:8 Ağzımın bütün sözleri doğruluktadır. Onlarda çarpık ya da sapıklık bulunmaz.
PRO 8:9 Anlayana onların hepsi açıktır, bilgiyi bulanlar için doğrudur.
PRO 8:10 Gümüş yerine terbiyeyi, seçme altın yerine bilgiyi alın.
PRO 8:11 Çünkü bilgelik yakutlardan iyidir. Arzu edilen bütün şeyler onunla kıyaslanamaz.”
PRO 8:12 “Ben bilgelik, sağduyuyu kendime mesken edindim. Bilgi ve tedbiri öğrenin.
PRO 8:13 Yahve korkusu kötülükten nefret etmektir. Kibirden, gururdan, kötülük yolundan, sapık ağızdan nefret ederim.
PRO 8:14 Öğüt ve sağlam bilgi benimdir. Ben anlayışa ve güce sahibim.
PRO 8:15 Benim aracılığımla krallar hüküm sürer, beyler adalet buyurur.
PRO 8:16 Beyler, soylular ve dünyanın adil hükümdarları benim sayemde hüküm sürer.
PRO 8:17 Beni sevenleri ben severim. Özenle arayanlar beni bulur.
PRO 8:18 Zenginlik, onur, kalıcı zenginlik ve bolluk benimledir.
PRO 8:19 Meyvem altından, evet, saf altından, ürünüm seçme gümüşten daha iyidir.
PRO 8:20 Doğruluk yolunda, adalet yollarının ortasında yürürüm,
PRO 8:21 böylelikle beni sevenlere servet veririm. Hazinelerini doldururum.”
PRO 8:22 “Yahve, işinin başlangıcında, kadim işlerinden önce beni tuttu.
PRO 8:23 Yeryüzü var olmadan önce, sonsuzluktan beri, başlangıçta ben kuruldum.
PRO 8:24 Derinlikler yokken, bol suyla dolu pınarlar yokken, ben doğdum.
PRO 8:25 Dağlar yerine yerleştirilmeden, tepelerden önce ben doğdum,
PRO 8:26 henüz O, ne yeryüzünü, ne kırları, ne de dünya toprağının başlangıcını yapmamıştı.
PRO 8:27 Gökleri kurduğunda, ben oradaydım. Derinliğin yüzü üzerine çember koyduğunda,
PRO 8:28 bulutları yukarıya yerleştirdiğinde, derinliklerin kaynaklarını kuvvetlendirdiğinde,
PRO 8:29 Sular O'nun buyruğunu çiğnemesin diye, denize sınırlarını verdiğinde, yeryüzünün temellerini işaretlediğinde,
PRO 8:30 O'nun yanındaki usta bendim. Her gün seviniyor, O'nun önünde hep coşuyordum,
PRO 8:31 O'nun tüm dünyasında coşku duyuyordum. Benim sevincim insanoğulları ile idi.”
PRO 8:32 “Şimdi, oğullarım, beni dinleyin, çünkü ne mutlu yollarımı tutanlara.
PRO 8:33 Uyarımı duyun ve bilge olun. Reddetmeyin.
PRO 8:34 Ne mutlu beni duyan, her gün kapılarımı gözleyen, kapımın sövelerinde bekleyen insana.
PRO 8:35 Çünkü beni bulan yaşam bulur, Yahve'nin iyiliğini kazanır.
PRO 8:36 Bana karşı günah işleyen kendi canına haksızlık eder. Benden nefret edenlerin hepsi ölümü severler.”
PRO 9:1 Bilgelik evini yaptı. Yedi sütununu oydu.
PRO 9:2 Etini hazırladı. Şarabını karıştırdı. Sofrasını da kurdu.
PRO 9:3 Genç kızlarını gönderdi. Kentin en yüksek yerlerinden çağırıyor:
PRO 9:4 “Saf olan kimse, buraya gelsin!” Anlayıştan yoksun olana şöyle diyor:
PRO 9:5 “Gel, ekmeğinden biraz ye, karıştırdığım şaraptan biraz iç!
PRO 9:6 Saflık yollarını bırakın da yaşayın. Anlayış yolunda yürüyün.”
PRO 9:7 Alaycıyı düzelten aşağılanmaya davetiye çıkarır. Kötü kişiyi azarlayan hakarete davetiye çıkarır.
PRO 9:8 Alaycıyı azarlama, yoksa senden nefret eder. Bilge kişiyi azarlarsan, seni sever.
PRO 9:9 Bilge kişiyi eğit, daha da bilge olur. Doğru insana öğret, öğrenmesi çoğalır.
PRO 9:10 Yahve korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Kutsal Olan'ın bilgisi anlayıştır.
PRO 9:11 Benim sayemde günlerin katlanacak. Yaşamının yılları artacak.
PRO 9:12 Eğer bilgeysen, kendin için bilgesin. Eğer alay edersen, bunu yalnız kendin çekersin.
PRO 9:13 Akılsız kadın gürültücüdür, düzensizdir ve bir şey bilmez.
PRO 9:14 Evinin kapısında, kentin yüksek yerlerinde bir sandalyede oturur,
PRO 9:15 yoldan geçenlere, kendi yollarına doğru gidenlere çağırmak için,
PRO 9:16 “Saf olan buraya gelsin.” anlayıştan yoksun olan insana şöyle der:
PRO 9:17 “Çalıntı su tatlıdır. Gizlice yenilen yemek hoştur.”
PRO 9:18 Ama o kişi, göçüp giden ruhların orada olduğunu bilmez, kadının konukları Şeol'ün derinliklerindedir.
PRO 10:1 Solomon'un özdeyişleri. Bilge oğul babasını sevindirir, ama akılsız oğul annesine keder getirir.
PRO 10:2 Kötülüğün hazineleri hiçbir işe yaramaz, ama doğruluk ölümden kurtarır.
PRO 10:3 Yahve doğruların canının aç kalmasına izin vermez, ama kötülerin dileğini iter.
PRO 10:4 Tembel elle çalışan yoksullaşır, ama özenle çalışanın eli servet getirir.
PRO 10:5 Yazın toplayan bilge oğuldur, hasatta uyuyan oğul utanç getirir.
PRO 10:6 Bereket doğru insanın başı üzerindedir, ama kötülerin ağzını zorbalık kaplar.
PRO 10:7 Doğruların anısı kutsanır, ama kötülerin adı çürür.
PRO 10:8 Yüreğinde bilge olan buyrukları kabul eder, ama gevezelik eden budala düşer.
PRO 10:9 Kusursuzca yürüyen emin yürür, ama yolları sapkın olan belli olur.
PRO 10:10 Göz kırpan kedere neden olur, gevezelik eden budala düşer.
PRO 10:11 Doğrunun ağzı yaşam pınarıdır, ama kötülerin ağzını zorbalık kaplar.
PRO 10:12 Nefret çekişmeyi körükler, ama sevgi tüm hataları örter.
PRO 10:13 Bilgelik sezgiye sahip olanın dudaklarında bulunur, ama değnek anlayıştan yoksun olanın sırtı içindir.
PRO 10:14 Bilge kişi bilgi biriktirir, ama akılsızın ağzı yıkıma yakındır.
PRO 10:15 Zenginin serveti onun güçlü kentidir. Fakirin yoksulluğu onun yıkımıdır.
PRO 10:16 Doğrunun emeği yaşama yol açar. Kötünün geliri günaha yol açar.
PRO 10:17 Düzeltilmeyi önemseyen kişi yaşam yolundadır, ama azarı terk eden başkalarını saptırır.
PRO 10:18 Nefreti gizleyen insanın yalancı dudakları vardır. İftira atan budaladır.
PRO 10:19 Sözlerin çokluğunda itaatsizlik eksik olmaz, ama dudaklarını tutan bilgece davranır.
PRO 10:20 Doğru insanın dili seçme gümüş gibidir. Kötülerin yüreğinin değeri azdır.
PRO 10:21 Doğruların dudakları birçok kişiyi besler, ama budalalar anlayış yoksunluğundan ölür.
PRO 10:22 Yahve'nin bereketi servet getirir, ve O buna hiç dert katmaz.
PRO 10:23 Kötülük yapmak akılsızın zevkidir, ama bilgelik de anlayışlı adamın zevkidir.
PRO 10:24 Kötünün korkusu başına gelir, ama doğruların dileği kabul edilir.
PRO 10:25 Kasırga geçtiği zaman kötü kişi kalmaz, ama doğrular daima sağlam durur.
PRO 10:26 Dişler için sirke, gözler için duman neyse, kendisini gönderenler için tembel de öyledir.
PRO 10:27 Yahve korkusu günleri uzatır, ama kötülerin günleri kısalır.
PRO 10:28 Doğruların umudu sevinçtir, ama kötülerin umudu yok olur.
PRO 10:29 Yahve'nin yolu doğrular için kaledir, ama kötülüğün işçileri için yıkımdır.
PRO 10:30 Doğrular asla ortadan kaldırılmaz, ama kötüler ülkede oturamaz.
PRO 10:31 Doğrunun ağzı bilgelik üretir, ama sapık dil kesilecektir.
PRO 10:32 Doğrunun dudakları neyin uygun olduğunu bilir, ama kötülerin ağzı sapkındır.
PRO 11:1 Hileli terazi Yahve için iğrençtir, ama doğru tartı O'nun sevincidir.
PRO 11:2 Gurur gelince ardından utanç gelir, ama alçakgönüllülükle bilgelik gelir.
PRO 11:3 Doğruların dürüstlüğü onlara yol gösterir, ama hainlerin sapkınlığı onları yok eder.
PRO 11:4 Gazap gününde zenginlik fayda getirmez, ama doğruluk ölümden kurtarır.
PRO 11:5 Masumun doğruluğu ona yol gösterir, ama kötü kişi kendi kötülüğüyle düşer.
PRO 11:6 Doğruların dürüstlüğü onları kurtarır, ama sadık olmayan kişi kötü arzular tarafından tuzağa düşürülür.
PRO 11:7 Kötü kişi öldüğünde umut yok olur, güç beklentisi ise boşa çıkar.
PRO 11:8 Doğru kişi sıkıntıdan kurtulur, onun yerini kötüler alır.
PRO 11:9 Tanrısız kişi ağzıyla komşusunu yok eder, ama doğrular bilgi sayesinde kurtulur.
PRO 11:10 Doğruların işi yolunda gittiğinde kent sevinir. Kötüler yok edilince bağrış vardır.
PRO 11:11 Dürüstlerin bereketiyle kent yükselir, ama kötülerin ağzıyla kent yıkılır.
PRO 11:12 Komşusunu küçümseyen bilgelikten yoksundur, anlayışlı kişi esenliğini korur.
PRO 11:13 Dedikodu getiren kişi güvene ihanet eder, güvenilir ruhlu kişi sır saklayandır.
PRO 11:14 Bilgece rehberliğin olmadığı yerde ulus düşer, ama öğüt verenlerin çokluğunda zafer vardır.
PRO 11:15 Yabancı birine kefil olan kişi bunun acısını çeker, teminat vermeyi reddeden kişi güvendedir.
PRO 11:16 Merhametli kadın onur kazanır, ama zorba erkekler zenginlik kazanır.
PRO 11:17 Merhametli kişi kendi canına iyilik eder, ama gaddar olan kendi bedenine sıkıntı verir.
PRO 11:18 Kötü kişi aldatıcı ücret kazanır, ama doğruluk eken sağlam bir ödül biçer.
PRO 11:19 İçtenlikle doğru olan yaşam elde eder. Kötülüğün peşinde olan ölüm elde eder.
PRO 11:20 Yürekte sapkın olanlar Yahve için iğrençtir, ama yolları kusursuz olanlar O'nun sevincidir.
PRO 11:21 Kesinlikle kötü kişi cezasız kalmaz, ama doğruların soyu kurtulur.
PRO 11:22 Domuzun burnunda altın halka neyse, sağduyudan yoksun olan güzel kadın da öyledir.
PRO 11:23 Doğru insanın dileği yalnızca iyiliktir. Kötülerin beklentisi gazaptır.
PRO 11:24 Dağıtan ve daha da artıran birisi vardır. Uygun olandan fazlasını alıkoyan ama yoksullaşan birisi vardır.
PRO 11:25 Özgür can semiz olur. Sulayanın kendisi de sulanacaktır.
PRO 11:26 Halk buğday alıkoyanı lanetler, ama kutsama onu satanın başı üzerindedir.
PRO 11:27 İyiliği özenle arayan lütuf arar, ama kötülüğü araştıranın kendisine kötülük gelir.
PRO 11:28 Zenginliğine güvenen düşer, ama doğrular yeşil yaprak gibi gelişir.
PRO 11:29 Kendi evini sıkıntıya sokanın mirası yeldir. Akılsız kişi yüreği bilge olanın hizmetkârı olur.
PRO 11:30 Doğrunun meyvesi yaşam ağacıdır. Bilge kişi canlar kazanır.
PRO 11:31 İşte, yeryüzünde doğrulardan hesabı soruluyor, kötülerle günahkarlardan ne kadar daha çok sorulacak!
PRO 12:1 Düzeltilmeyi seven bilgiyi sever, ama azarlanmaktan nefret eden ahmaktır.
PRO 12:2 İyi insan Yahve'den lütuf bulur, ama O, kötü niyetleri olan insanı mahkûm eder.
PRO 12:3 İnsan kötülükle sağlamlaşmaz, ama doğruların kökü sarsılmaz.
PRO 12:4 Değerli kadın kocasının tacıdır, ama utandıran kadın onun kemiklerindeki çürük gibidir.
PRO 12:5 Doğruların düşünceleri adildir, ama kötülerin öğüdü aldatıcıdır.
PRO 12:6 Kötülerin sözleri kan için pusuya yatmaktır, ama doğruların konuşması onları kurtarır.
PRO 12:7 Kötüler yıkılır ve yok olur, ama doğruların evi ayakta kalır.
PRO 12:8 İnsan bilgeliğine göre övülür, ama çarpık zihne sahip kişi küçümsenir.
PRO 12:9 Az tanınan ve bir hizmetçisi olan kişi, kendini onurlandıran ve ekmeği olmayandan daha iyidir.
PRO 12:10 Doğru kişi hayvanının hayatına saygı duyar, ama kötünün sevecen merhameti zalimdir.
PRO 12:11 Toprağını işleyenin bol ekmeği olur, ama hayaller peşinde koşan anlayıştan yoksundur.
PRO 12:12 Kötüler kötülerin ganimetini arzular, ama doğruların kökü gelişir.
PRO 12:13 Kötü kişi dudaklarının günahıyla kapana kıstırılır, ama doğru kişi sıkıntıdan kurtulur.
PRO 12:14 İnsan ağzının meyvesiyle iyiliğe doyar. Ellerinin işine göre insan ödüllendirilir.
PRO 12:15 Akılsızın yolu kendi gözünde doğrudur, ama bilge kişi öğüdü dinler.
PRO 12:16 Akılsız öfkesini aynı gün belli eder, ama hakareti görmezden gelen kişi sağduyuludur.
PRO 12:17 Doğru sözlü dürüstçe tanıklık eder, ama yalancı tanık yalan söyler.
PRO 12:18 İnsan var ki, düşünmeden delip geçen kılıç gibi konuşur, ama bilgelerin dili şifa verir.
PRO 12:19 Gerçeğin dudakları daima durur, ama yalancı dil yalnızca geçicidir.
PRO 12:20 Hile kötülük tasarlayanların yüreğindedir, ama esenliği destekleyene sevinç gelir.
PRO 12:21 Doğruya hiç zarar gelmez, ama kötüler kötülükle dolar.
PRO 12:22 Yalancı dudaklar Yahve için iğrençtir, ama gerçeğe uyanlar O'nun sevincidir.
PRO 12:23 Sağduyulu kişi bilgisini korur, ama akılsızların yürekleri ahmaklıklarını beyan eder.
PRO 12:24 Çalışkanların elleri yönetir, ama tembellik kölelikle sonuçlanır.
PRO 12:25 Yüreğindeki kaygı insanı çökertir, ama hoş söz onun yüreğini sevindirir.
PRO 12:26 Doğru kişi dostluk konusunda dikkatlidir, ama kötülerin yolu onları saptırır.
PRO 12:27 Tembel kişi avını pişirmez, ama çalışkanların malları değerlidir.
PRO 12:28 Doğruluğun yolu yaşamdır, onun yolunda ölüm yoktur.
PRO 13:1 Bilge oğul babasının öğrettiğini dinler, ama alaycı azarı dinlemez.
PRO 13:2 Dudaklarının meyvesiyle insan iyi şeylerden zevk alır, ama sadakatsizler zorbalığa can atar.
PRO 13:3 Ağzını tutan canını korur. Dudaklarını geniş açan mahvolur.
PRO 13:4 Tembelin canı çeker ve hiçbir şeyi yoktur, ama çalışkanın arzusu tümüyle karşılanır.
PRO 13:5 Doğru kişi yalandan nefret eder, ama kötü kişi utanç ve rezalet getirir.
PRO 13:6 Doğruluk dürüstlüğün yolunu korur, ama kötülük günahkârı alaşağı eder.
PRO 13:7 Bazıları var ki, hiçbir şeyi yokken kendini zengin gösterir, Bazıları var ki, çok malı varken kendini yoksul gösterir.
PRO 13:8 Bir insanın hayatının fidyesi zenginliğidir, ama yoksul tehditleri duymaz.
PRO 13:9 Doğruların ışığı parlak yanar, ama kötülerin kandili söner.
PRO 13:10 Kibir yalnızca kavga doğurur, ama bilgelik öğüt alan insanlarladır.
PRO 13:11 Dürüstçe kazanılmayan servet azalır, ama elle toplayan çoğaltır.
PRO 13:12 Ertelenen umut yüreği hasta eder, ama hasret giderildiğinde yaşam ağacıdır.
PRO 13:13 Uyarıyı küçümseyen bedelini öder, ama buyruğa uyan ödüllendirilir.
PRO 13:14 Ölüm tuzaklarından uzaklaştırmak için, bilgelerin öğretisi yaşam pınarıdır.
PRO 13:15 İyi anlayış lütuf verir, ama sadakatsizlerin yolu zorludur.
PRO 13:16 Her tedbirli insan bilgiyle hareket eder, ama akılsız ahmaklığını sergiler.
PRO 13:17 Kötü haberci belaya düşer, ama güvenilir elçi şifa kazanır.
PRO 13:18 Terbiyeyi reddeden insana yoksulluk ve utanç gelir, ama düzeltilmeyi önemseyen onurlandırılır.
PRO 13:19 Yerine getirilen dilek cana tatlıdır, ama akılsızlar kötülükten dönmekten nefret eder.
PRO 13:20 Bilgelerle yürüyen bilgelikte büyür, ama akılsızların arkadaşı zarar görür.
PRO 13:21 Felaket günahkârları kovalar, ama bolluk doğruları ödüllendirir.
PRO 13:22 İyi insan çocuklarının çocuklarına miras bırakır, ama günahkârın serveti doğrular için saklanır.
PRO 13:23 Yoksulların tarlasında bol yiyecek vardır, ama adaletsizlik onu süpürüp atar.
PRO 13:24 Değneği esirgeyen, oğlundan nefret eder, ama onu seven terbiye etmeye dikkat eder.
PRO 13:25 Doğru kişi canı doyana kadar yer, ama kötünün karnı aç kalır.
PRO 14:1 Her bilge kadın kendi evini yapar, ama ahmak kadın onu kendi elleriyle yıkar.
PRO 14:2 Doğruluğunda yürüyen kişi Yahve'den korkar, ama yollarında sapkın olan kişi O'nu küçümser.
PRO 14:3 Ahmağın konuşması sırtına değnek getirir, ama bilgelerin dudakları kendilerini korur.
PRO 14:4 Öküzlerin olmadığı yerde, yemlik temizdir, ama bol artış öküzün gücündendir.
PRO 14:5 Doğru tanık yalan söylemez, ama yalancı tanık yalan saçar.
PRO 14:6 Alaycı bilgelik arar ve bulamaz, ama bilgi anlayışlı insana kolaylıkla gelir.
PRO 14:7 Akılsız kişiden uzak dur, çünkü onun dudaklarında bilgi bulamazsın.
PRO 14:8 Tedbirli insanın bilgeliği kendi yolu hakkında düşünmektir, ama akılsızların ahmaklığı hiledir.
PRO 14:9 Akılsızlar günahların kefaretiyle alay ederler, ama doğruların arasında iyi niyet vardır.
PRO 14:10 Yürek kendi acısını ve sevincini bilir, bunları bir yabancıyla paylaşmaz.
PRO 14:11 Kötülerin evi yıkılacak, Ama doğruların çadırı gelişip güçlenecek.
PRO 14:12 Öyle yol vardır ki, insana doğru görünür, ama sonu ölüme götürür.
PRO 14:13 Gülerken bile yürek kederli olabilir, neşenin sonu kasvet olabilir.
PRO 14:14 Sadakatsiz kendi yollarının karşılığını alacaktır, aynı şekilde iyi insan kendi yolları için ödüllendirilecektir.
PRO 14:15 Saf kişi her şeye inanır, ama tedbirli kişi kendi yollarını dikkatle düşünür.
PRO 14:16 Bilge kişi kötülükten korkar ve sakınır, ama akılsız kişi sinirli ve düşüncesizdir.
PRO 14:17 Çabuk öfkelenen kişi akılsızlık eder, kurnaz kişiden nefret edilir.
PRO 14:18 Saf insanlar akılsızlığı miras alır, ama tedbirli olanlar bilgiyle taçlanır.
PRO 14:19 Kötüler iyilerin önünde, aşağılık olanlar da doğruların kapılarında eğilir.
PRO 14:20 Yoksulun kendi komşusu bile ondan uzak durur, ama zenginin dostları çoktur.
PRO 14:21 Komşusunu küçümseyen günah işler, ama yoksula acıyan kutsanır.
PRO 14:22 Kötülük tasarlayanlar yoldan çıkmaz mı? Ama sevgi ve sadakat iyilik tasarlayanlarındır.
PRO 14:23 Her ağır işte kazanç vardır, ama dudakların konuşması yalnızca yoksulluğa götürür.
PRO 14:24 Bilgelerin tacı onların zenginliğidir, ama akılsızların ahmaklığı onları ahmaklıkla taçlandırır.
PRO 14:25 Doğru tanık canlar kurtarır, ama yalancı tanık aldatıcıdır.
PRO 14:26 Yahve korkusunun içi güvenli bir kaledir, O, onun çocuklarına da sığınak olur.
PRO 14:27 Yahve korkusu yaşam pınarıdır, insanları ölüm tuzaklarından uzaklaştırır.
PRO 14:28 Kralın yüceliği halkın çokluğundadır, ama halkın yokluğunda beyin yıkımı olur.
PRO 14:29 Geç öfkelenen insanın anlayışı büyüktür, ama çabuk öfkelenen kişi akılsızlık gösterir.
PRO 14:30 Bedenin yaşamı esenlik içindeki yürektedir, ama kıskançlık kemikleri çürütür.
PRO 14:31 Yoksulu ezen onu Yaradanı aşağılar, ama muhtaca iyilik eden O'na saygı gösterir.
PRO 14:32 Kötü kişi kendi felaketiyle yıkılır, ama ölümde doğrunun sığınacak yeri vardır.
PRO 14:33 Bilgelik anlayışlı insanın yüreğinde durur, hatta kendini akılsızların arasında bile bildirir.
PRO 14:34 Doğruluk bir ulusu yüceltir, ama günah herhangi bir halk için utançtır.
PRO 14:35 Kralın lütfu akıllıca davranan hizmetkârı içindir, ama öfkesi utanca neden olana karşıdır.
PRO 15:1 Yumuşak yanıt gazabı yatıştırır, ama sert söz öfkeyi alevlendirir.
PRO 15:2 Bilgelerin dili bilgiyi över, ama akılsızların ağzından ahmaklık fışkırır.
PRO 15:3 Yahve'nin gözleri her yerdedir, iyiyi de kötüyü de gözetler.
PRO 15:4 Yumuşak dil yaşam ağacıdır, ama dilin içindeki hile ruhu ezer.
PRO 15:5 Akılsız kişi babasının uyarısını küçümser, ama azarlamaya kulak veren sağduyu gösterir.
PRO 15:6 Doğrunun evinde çok hazine vardır, ama kötülerin geliri sıkıntı getirir.
PRO 15:7 Bilgelerin dudakları bilgi yayar, akılsızların yüreği öyle değildir.
PRO 15:8 Kötülerin kurbanı Yahve için iğrençtir, ama doğruların duası O'nun sevincidir.
PRO 15:9 Yahve kötü insanın yolundan iğrenir, ama doğruluğun ardından gideni sever.
PRO 15:10 Yolu bırakan kişi için katı bir terbiye vardır. Azarlanmaktan nefret eden ölür.
PRO 15:11 Şeol ve Avadon Yahve'nin önündedir, nerede kaldı ki, insanoğullarının yürekleri!
PRO 15:12 Alaycı azarlanmayı sevmez, bilgenin yanına gitmez.
PRO 15:13 Sevinçli yürek yüzü neşelendirir, ama acılı yürek ruhu kırar.
PRO 15:14 Anlayışlı insanın yüreği bilgi arar, ama akılsızların ağzı ahmaklıktan beslenir.
PRO 15:15 Dertlinin bütün günleri kötüdür, ama neşeli yüreğe sahip olan sürekli ziyafet çeker.
PRO 15:16 Yahve korkusuyla olan az şey, sıkıntılı büyük hazineden iyidir.
PRO 15:17 Sevginin olduğu yerde sebzeli akşam yemeği, düşmanlığın olduğu yerdeki besili danadan iyidir.
PRO 15:18 Öfkeli kişi çekişmeyi kışkırtır, ama yavaş öfkelenen kavgayı yatıştırır.
PRO 15:19 Tembelin yolu dikenli çit gibidir, ama doğruların yolu ana yoldur.
PRO 15:20 Bilge oğul babasını sevindirir, ahmak kişi annesini küçümser.
PRO 15:21 Bilgelikten yoksun olan için ahmaklık neşedir, ama anlayışlı kişi yolunu doğru tutar.
PRO 15:22 Öğüdün olmadığı yerde planlar başarısız olur, ama danışmanların çokluğu ile onlar pekiştirilir.
PRO 15:23 Sevinç insana ağzının yanıtıyla gelir, doğru zamanda edilen söz ne kadar güzeldir!
PRO 15:24 Şeol'e inmesin diye, yaşam yolu bilge kişiyi yukarıya doğru götürür.
PRO 15:25 Yahve kibirlinin evini kökünden söker, ama dul kadının sınırlarına dokundurmaz.
PRO 15:26 Yahve kötülerin düşüncelerinden iğrenir, ama pak olanların düşüncelerinden hoşnuttur.
PRO 15:27 Kazanca düşkün kişi kendi evini sıkıntıya sokar, ama rüşvetten nefret eden yaşar.
PRO 15:28 Doğru insanın yüreği yanıtları tartar, ama kötünün ağzı kötülük fışkırtır.
PRO 15:29 Yahve kötülükten uzaktır, ama doğruların duasını işitir.
PRO 15:30 Gözlerin ışığı yüreği sevindirir. İyi haber kemiklere sağlık verir.
PRO 15:31 Yaşam terbiyesini dinleyen kulak, bilgelerin arasında oturur.
PRO 15:32 Düzeltilmeyi reddeden kendi canını küçümser, ama azarlamayı dinleyen anlayış kazanır.
PRO 15:33 Yahve korkusu bilgelik öğretir. Onurdan önce alçakgönüllülük gelir.
PRO 16:1 Yüreğin tasarıları insana aittir, ama dilin yanıtı Yahve'dendir.
PRO 16:2 İnsanın tüm yolları kendi gözünde temizdir, ama niyetleri tartan Yahve'dir.
PRO 16:3 İşlerini Yahve'ye teslim et, o zaman tasarıların başarıya ulaşır.
PRO 16:4 Yahve her şeyi amacına göre yaptı, evet, kötü kişiyi de kötü gün için.
PRO 16:5 Yüreği kibirli olan herkes Yahve için iğrençtir, kesinlikle cezasız kalmaz.
PRO 16:6 Kötülüğün kefareti merhamet ve gerçektir. İnsan Yahve korkusuyla kötülükten ayrılır.
PRO 16:7 Bir insanın yolları Yahve'yi hoşnut ettiğinde, düşmanlarını bile onunla barıştırır.
PRO 16:8 Doğrulukla azıcık, haksız çok gelirden iyidir.
PRO 16:9 İnsanın yüreği gideceği yolu tasarlar, ama adımlarını Yahve yönlendirir.
PRO 16:10 Esinlenen hükümler kralın dudaklarındadır. O kendi ağzına ihanet etmez.
PRO 16:11 Doğru terazi ve ölçekler Yahve'nindir, torbadaki bütün ağırlıklar O'nun yapıtlarıdır.
PRO 16:12 Kralların haksızlık etmesi iğrençtir, çünkü taht doğrulukla kurulur.
PRO 16:13 Doğru dudaklar kralların sevincidir, doğru konuşan insana değer verirler.
PRO 16:14 Kralın öfkesi ölümün habercisidir, ama bilge kişi onu sakinleştirir.
PRO 16:15 Kralın yüzünün ışıltısı yaşamdır. Onun lütfu bahar yağmurunun bulutu gibidir.
PRO 16:16 Bilgelik kazanmak altından ne kadar daha iyidir! Evet, anlayış edinmek seçme gümüşten üstün tutulmalıdır.
PRO 16:17 Doğruların ana yolu kötülükten ayrılmaktır. Yolunu koruyan kişi canını korur.
PRO 16:18 Gurur yıkımdan önce gelir, düşüşten önce de kibirli ruh.
PRO 16:19 Kibirlilerle birlikte ganimet paylaşmaktansa, Yoksullarla birlikte alçakgönüllü olmak daha iyidir.
PRO 16:20 Söze kulak veren bolluk bulur, Yahve'ye güvenen kutsanır.
PRO 16:21 Yürekte bilge olana sağduyulu denir. Dudakların hoşluğu eğitimi teşvik eder.
PRO 16:22 Anlayış, ona sahip olan için yaşam kaynağıdır, ama akılsızların cezası ahmaklıklarıdır.
PRO 16:23 Bilgenin yüreği ağzına öğretir, dudaklarına da bilgi katar.
PRO 16:24 Hoş sözler bal peteğidir, cana tatlı, kemiklere sağlıktır.
PRO 16:25 Öyle yol var ki, insana doğru görünür, ama sonu ölüme götürür.
PRO 16:26 İşçinin iştahı onun için çalışır, boğazı onu sıkıştırır.
PRO 16:27 Yaramaz kişi kötülük tasarlar. Konuşması kavurucu ateş gibidir.
PRO 16:28 Sapık kişi kavgayı kışkırtır. Fısıltıcı yakın dostları ayırır.
PRO 16:29 Zorba adam komşusunu ayartır, onu iyi olmayan bir yola götürür.
PRO 16:30 Sapıklık yapmak için göz kırpan ve dudaklarını bastıran kişi kötülüğe yatkındır.
PRO 16:31 Ağarmış saç yücelik tacıdır. Doğru bir yaşamla erişilir.
PRO 16:32 Yavaş öfkelenen kişi yiğitten iyidir, kendi ruhuna hükmeden de kent ele geçirenden iyidir.
PRO 16:33 Kura kucağa atılır, ama onun her kararı Yahve'dendir.
PRO 17:1 Huzurlu kuru bir lokma, kavgayla ziyafet dolu bir evden iyidir.
PRO 17:2 Bilgece davranan hizmetçi, utanç getiren oğula hükmeder, kardeşler arasında mirastan pay alır.
PRO 17:3 Arıtma potası gümüş içindir, fırın da altın için, ama yürekleri Yahve sınar.
PRO 17:4 Kötülük eden biri kötü dudakları dinler, yalancı zararlı dile kulak verir.
PRO 17:5 Yoksulu aşağılayan onu Yaradanı kınamış olur. Felakete sevinen cezasız kalmaz.
PRO 17:6 Çocukların çocukları yaşlıların tacıdır, çocukların görkemi anne babalarıdır.
PRO 17:7 Harika konuşma bir ahmağa yakışmaz, yalan söyleyen dudaklar da bir beye hiç yakışmaz.
PRO 17:8 Rüşvet onu verenin gözünde değerli bir taştır, nereye dönerse dönsün başarılı olur.
PRO 17:9 Suçu örten kişi sevgiyi teşvik eder, ama konuyu tekrarlayıp duran can dostlarını ayırır.
PRO 17:10 Anlayışlı insana bir azar, akılsıza yüz vuruştan daha derin etki eder.
PRO 17:11 Kötü kişi yalnızca isyan arar, bundan ötürü ona zorba bir haberci gönderilir.
PRO 17:12 İnsan ahmaklığı üzerinde bir akılsız yerine, yavrularından edilmiş bir ayı ile karşılaşsın.
PRO 17:13 Kim iyiliğe kötülükle karşılık verirse, evinden kötülük ayrılmaz.
PRO 17:14 Kavganın başlangıcı barajda gedik açmak gibidir, bu nedenle kavga çıkmadan çekişmeyi bırak.
PRO 17:15 Kötüyü aklayan da, doğruyu mahkûm eden de, Yahve için iğrençtir.
PRO 17:16 Akılsızın elinde bilgelik satın almak için neden para var? Zaten hiç anlayışı yok.
PRO 17:17 Dost her zaman sever, ama sıkıntı için kardeş doğmuştur.
PRO 17:18 Anlayışı olmayan kişi el vuruşturur, komşusunun önünde kefil olur.
PRO 17:19 Başkaldırıyı seven çekişmeyi sever. Yüksek kapı yapan yıkım arar.
PRO 17:20 Yüreği sapık olan bolluk bulamaz, aldatıcı dile sahip olan da sıkıntıya düşer.
PRO 17:21 Akılsızın babası üzülür, ahmağın babası tümüyle sevinçten yoksundur.
PRO 17:22 Neşeli yürek iyi ilaçtır, ama ezilmiş bir yürek kemikleri kurutur.
PRO 17:23 Kötü kişi adaletin yollarını saptırmak için gizlice rüşvet alır.
PRO 17:24 Bilgelik anlayışlı adamın yüzünün önündedir, ama akılsızın gözleri dünyanın uçlarına doğru gezinir.
PRO 17:25 Akılsız oğul babasına dert, onu taşıyan kadına acılık getirir.
PRO 17:26 Ne doğruyu cezalandırmak, ne de görevlileri dürüstlükleri için dövmek iyi değildir.
PRO 17:27 Sözünü esirgeyenin bilgisi vardır, öfkesi dengeli kişi anlayışlıdır.
PRO 17:28 Akılsız bile sessiz kaldığında bilge sayılır. Dudaklarını kapattığında anlayışlı diye düşünülür.
PRO 18:1 Kendini soyutlayan kişi bencillik peşindedir, her türlü sağduyuya karşı gelir.
PRO 18:2 Akılsız anlayıştan hoşlanmaz, yalnızca kendi fikrini açığa vurmaktan hoşlanır.
PRO 18:3 Kötülük gelince aşağılanma da gelir, utançla birlikte rezillik gelir.
PRO 18:4 İnsanın ağzının sözleri derin sular gibidir. Bilgelik pınarı akan bir ırmak gibidir.
PRO 18:5 Kötülerin yüzüne karşı taraf tutmak da, suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.
PRO 18:6 Akılsızın dudakları kavgaya girer, ağzı da dayağı davet eder.
PRO 18:7 Akılsızın ağzı kendisini yok eder, dudakları da canına tuzaktır.
PRO 18:8 Dedikodu sözleri tatlı lokma gibidir, insanın en derinliklerine kadar iner.
PRO 18:9 İşinde gevşek olan kişi, yıkım ustasına kardeştir.
PRO 18:10 Yahve'nin adı güçlü kuledir, doğrular O'na koşar ve güvende olur.
PRO 18:11 Zengin insanın serveti onun güçlü kentidir, kendi hayalinde aşılmaz bir sur gibidir.
PRO 18:12 Yıkımdan önce insanın yüreği gururlanır, ama onurdan önce alçakgönüllülük gelir.
PRO 18:13 Dinlemeden yanıt vermek, insan için ahmaklık ve utançtır.
PRO 18:14 Hastalıkta insanın ruhu ona destek olur, ama ezilmiş ruha kim dayanabilir?
PRO 18:15 Akıllı insanın yüreği bilgi edinir, bilgelerin kulağı bilgi arar.
PRO 18:16 İnsanın armağanı ona yer açar, onu büyüklerin önüne getirir.
PRO 18:17 Davasını ilk savunan haklı görünür, ta ki başkası gelip onu sorgulayana dek.
PRO 18:18 Kura anlaşmazlıkları çözer, güçlüleri ayırır.
PRO 18:19 Kırgın kardeş surlu kentten daha zordur. Çekişmeler kale sürgüleri gibidir.
PRO 18:20 İnsanın karnı ağzının meyvesiyle, dudaklarının ürünüyle doyar.
PRO 18:21 Ölüm ve yaşam dilin gücündedir, onu sevenler onun ürününü yiyecekler.
PRO 18:22 Eş bulan iyilik bulur, ve Yahve'nin lütfunu erer.
PRO 18:23 Yoksul merhamet diler, zengin sert yanıt verir.
PRO 18:24 Çok dostu olan kişi mahvolabilir, ama kardeşten daha yakın olan dost vardır.
PRO 19:1 Kendi dürüstlüğünde yürüyen yoksul, akılsız olup da dudakları sapık olandan iyidir.
PRO 19:2 Bilgisiz heves de, aceleci ayaklarla yolu kaçırmak da iyi değildir.
PRO 19:3 İnsanın akılsızlığı kendi yolunu yıkar, yüreği Yahve'ye karşı öfkelenir.
PRO 19:4 Servet birçok dost ekler, ama yoksul dostundan ayrılır.
PRO 19:5 Yalancı tanık cezasız kalmaz, yalanlar saçan özgür kalmaz.
PRO 19:6 Birçokları hükümdarın lütfunu diler, herkes hediye verenin dostudur.
PRO 19:7 Yoksulun bütün akrabaları ondan uzak durur, dostları ne kadar daha uzak duracaktır! Yalvarışlarla peşlerinden koşar, ama onlar gitmiştir.
PRO 19:8 Bilgelik edinen kendi canını sever. Anlayışı tutan iyilik bulur.
PRO 19:9 Yalancı tanık cezasız kalmaz. Yalan söyleyen yok olur.
PRO 19:10 İnce bir yaşam akılsıza yakışmaz, hizmetçinin beylere hükmetmesi de hiç yakışmaz.
PRO 19:11 Sağduyu insanı yavaş öfkelendirir. Suçu görmezden gelmek onun yüceliğidir.
PRO 19:12 Kralın öfkesi aslanın kükremesine benzer, ama lütfu çayır üzerindeki çiğ gibidir.
PRO 19:13 Akılsız bir oğul babasının felaketidir. Bir kadının ağız kavgası kesintisiz bir damladır.
PRO 19:14 Ev ve zenginlik babalardan mirastır, ama sağduyulu kadın Yahve'dendir.
PRO 19:15 Tembellik derin bir uyku içine atar. Avare can açlık çeker.
PRO 19:16 Buyruğu tutan canını korur, ama kendi yollarını küçümseyen ölür.
PRO 19:17 Yoksula acıyan Yahve'ye ödünç verir, O da onu ödüllendirir.
PRO 19:18 Oğlunu terbiye et, çünkü umut var, onun ölümüne gönüllü ortak olma.
PRO 19:19 Öfkeli kişi cezasını çekmelidir, çünkü onu kurtarırsan, bunu tekrar yapman gerekir.
PRO 19:20 Öğüdü dinle, terbiyeyi kabul et ki, kendi sonunda bilge olasın.
PRO 19:21 İnsanın yüreğinde çok tasarılar vardır, ama Yahve'nin öğüdü galip gelir.
PRO 19:22 Kişiyi arzu edilir kılan şey iyiliğidir. Yoksul biri yalancıdan iyidir.
PRO 19:23 Yahve korkusu yaşama, ardından doygunluğa götürür, o kişi dinlenir ve sıkıntı ona dokunmaz.
PRO 19:24 Tembel elini tabağa sokar, onu ağzına geri getirmek bile istemez.
PRO 19:25 Alaycıyı döv saf kişi sağduyu öğrenir, anlayışlı kişiyi azarla bilgi kazanır.
PRO 19:26 Babasını soyan ve annesini kovan kişi, utanca neden olan ve yüz karası getiren bir oğuldur.
PRO 19:27 Eğer öğüt dinlemeyi bırakırsan oğlum, Bilgi sözlerinden saparsın.
PRO 19:28 Bozuk tanık adaletle alay eder, kötülerin ağzı kötülük yutar.
PRO 19:29 Alaycılar için cezalar, akılsızların sırtı için dayaklar hazırdır.
PRO 20:1 Şarap alaycı, içki kavgacıdır. Onlar tarafından baştan çıkarılan bilge değildir.
PRO 20:2 Kralın dehşeti aslanın kükremesi gibidir. Onu öfkelendiren kendi yaşamını kaybeder.
PRO 20:3 Kavgadan uzak durmak insan için onurdur, her ahmak kavga eder.
PRO 20:4 Tembel kış diye çift sürmez, bu nedenle hasatta dilenir ve hiçbir şeyi olmaz.
PRO 20:5 İnsanın yüreğindeki niyet derin su gibidir, ama anlayışlı kişi onu çekip çıkarır.
PRO 20:6 Birçok insan sevgisinin güvenilir olduğunu iddia eder, ama sadık birini kim bulabilir?
PRO 20:7 Doğru kişi dürüstlük içinde yürür, ne mutlu kendisinden sonraki çocuklarına.
PRO 20:8 Yargı tahtında oturan kral, gözleriyle tüm kötülükleri dağıtır.
PRO 20:9 Kim, “Yüreğimi pak kıldım. Temiz ve günahsızım” diyebilir?
PRO 20:10 Ağırlıkların ve ölçülerin farklı olması, ikisi de Yahve için iğrençtir.
PRO 20:11 Çocuk bile yaptığı işin temiz ve doğru olup olmadığını, eylemleriyle belli eder.
PRO 20:12 İşiten kulağı ve gören gözü, ikisini de Yahve yapmıştır.
PRO 20:13 Uykuyu sevme, yoksa yoksullaşırsın. Gözlerini aç, ekmeğe doyarsın.
PRO 20:14 Alıcı, “İyi değil, iyi değil” der, ama kendi yoluna gidince övünür.
PRO 20:15 Altın ve bolca yakut vardır, ama bilginin dudakları nadir bulunan mücevherdir.
PRO 20:16 Yabancıya kefil olanın giysilerini al, onu aksi bir kadın için rehin olarak tut.
PRO 20:17 Hileli yiyecek insana tatlı gelir, ama sonradan ağzı çakılla dolar.
PRO 20:18 Tasarılar öğütle kurulur, bilge yol gösterişle savaşı sürdür!
PRO 20:19 Laf taşıyan kişi sırları açığa vurur, bu nedenle dudaklarını geniş açanla arkadaşlık etme.
PRO 20:20 Kim babasına ya da annesine lanet ederse, onun kandili koyu karanlıkta söndürülür.
PRO 20:21 Başlangıçta çabuk kazanılan miras, sonunda bereketli olmaz.
PRO 20:22 “Kötülüğün karşılığını vereceğim” deme, Yahve'yi bekle, O seni kurtarır.
PRO 20:23 Yahve farklılık gösteren ağırlıklardan nefret eder, dürüst olmayan terazi hoş değildir.
PRO 20:24 İnsanın adımları Yahve'dendir. O zaman insan kendi yollarını nasıl anlayabilir?
PRO 20:25 Kendini aceleyle adamak, sonradan antlarını düşünmemek insan için bir tuzaktır.
PRO 20:26 Bilge kral kötüleri ayıklar, harman döveni onların üzerine sürer.
PRO 20:27 İnsanın ruhu Yahve'nin kandilidir, insanın en derin yerlerini araştırır.
PRO 20:28 Sevgi ve sadakat kralı güvende tutar. Onun tahtını sevgi destekler.
PRO 20:29 Gençlerin görkemi onların gücüdür. Yaşlıların ihtişamı ak saçlarıdır.
PRO 20:30 Yaralayıcı darbeler kötülüğü temizler, dayak en derin yerleri arındırır.
PRO 21:1 Kralın yüreği dereler gibi Yahve'nin elindedir. Onu dilediği yere çevirir.
PRO 21:2 İnsanın her yolu kendi gözünde doğrudur, ama yürekleri tartan Yahve'dir.
PRO 21:3 Doğruluk ve adaleti yerine getirmek, Yahve için kurbandan daha kabule layıktır.
PRO 21:4 Yüksekten bakmak ve gururlu yürek, kötülerin kandili, günahtır.
PRO 21:5 Çalışkanın tasarıları mutlaka kazanca götürür, acele eden herkes kesin olarak yoksulluğa koşar.
PRO 21:6 Yalancı dille hazineler edinmek, ölümü arayanlar için geçici bir buğudur.
PRO 21:7 Kötülerin zorbalığı onları kovar, çünkü doğru olanı yapmayı reddederler.
PRO 21:8 Suçlunun yolu dolambaçlı, ama masumun davranışı doğrudur.
PRO 21:9 Kavgacı bir kadınla aynı evi paylaşmaktansa, damın köşesinde oturmak daha iyidir.
PRO 21:10 Kötünün canı kötülük çeker, komşusu onun gözünde hiç merhamet bulmaz.
PRO 21:11 Alaycı cezalandırıldığında saf kişi bilgelik kazanır. Bilge kişi öğretildiğinde bilgi alır.
PRO 21:12 Adil Olan, kötülerin evini göz önünde bulundurur, kötüleri yıkıma uğratır.
PRO 21:13 Kim yoksulların feryadına kulaklarını tıkarsa, o da feryat edecek ama duyulmayacaktır.
PRO 21:14 Gizlide verilen armağan öfkeyi, örtülü rüşvet şiddetli gazabı yatıştırır.
PRO 21:15 Doğru insan için adaleti yerine getirmek sevinçtir, ama bu, kötülüğün işçileri için yıkımdır.
PRO 21:16 Anlayış yolundan ayrılan insan, göçüp gitmiş olan ruhlar topluluğunda dinlenir.
PRO 21:17 Zevki seven yoksul olur, şarap ve yağ seven zengin olmaz.
PRO 21:18 Kötü insan doğru insanın fidyesidir, hain de dürüstün.
PRO 21:19 Kavgacı ve huysuz bir kadınla oturmaktansa, çölde oturmak daha iyidir.
PRO 21:20 Bilgenin oturduğu yerde değerli hazine ve yağ vardır, ama akılsız kişi onu yutar.
PRO 21:21 Doğruluğun, iyiliğin ardından giden, yaşam, doğruluk ve onur bulur.
PRO 21:22 Bilge adam güçlülerin kentine tırmanır, onun güvendiği şeyin gücünü indirir.
PRO 21:23 Ağzına ve diline bekçilik eden, canını sıkıntılardan korur.
PRO 21:24 Gururlu ve kibirli adamın adı, “Alaycıdır”, gururun kibrinde çalışır.
PRO 21:25 Tembelin isteği onu öldürür, çünkü elleri çalışmayı reddeder.
PRO 21:26 Gün boyu açgözlülükle imrenenler vardır, ama doğrular verir ve esirgemez.
PRO 21:27 Kötünün kurbanı iğrençtir, hele onu kötü düşünceyle getirince!
PRO 21:28 Yalancı tanık yok olur. Dinleyen kişi sonsuzluğa konuşur.
PRO 21:29 Kötü kişi yüzünü sertleştirir, ama dürüst insan yollarını pekiştirir.
PRO 21:30 Yahve'ye karşı ne bilgelik, ne anlayış, ne de öğüt vardır.
PRO 21:31 At savaş günü için hazırlanır, ama zafer Yahve'yledir.
PRO 22:1 İyi ad büyük zenginlikten daha beğenilirdir, sevgi dolu iyilik gümüş ve altından daha iyidir.
PRO 22:2 Zenginle yoksulun ortak yanı şu: Hepsini yapan Yahve'dir.
PRO 22:3 Tedbirli kişi tehlikeyi görür ve saklanır, ama saf kişi geçip gider ve bunun acısını çeker.
PRO 22:4 Alçakgönüllülüğün ve Yahve korkusunun sonucu, servet, onur ve yaşamdır.
PRO 22:5 Dikenler ve tuzaklar kötülerin yolundadır, canını koruyan onlardan uzak durur.
PRO 22:6 Çocuğu gitmesi gereken yola göre eğit, yaşlandığında da o yoldan ayrılmaz.
PRO 22:7 Zenginler yoksullara hükmeder. Borç alan borç verenin hizmetkârıdır.
PRO 22:8 Kötülük eken bela biçer, öfkesinin değneği yok olur.
PRO 22:9 Gözü cömert olan kutsanır, çünkü yemeğini yoksullarla paylaşır.
PRO 22:10 Alaycıyı kov, kavga sona erer, evet, çekişmeler ve hakaretler son bulur.
PRO 22:11 Yürek paklığını seven, lütufkâr konuşan kişi, kralın dostudur.
PRO 22:12 Yahve'nin gözleri bilgiyi korur, ama sadakatsizin sözlerini boşa çıkarır.
PRO 22:13 Tembel, “Dışarıda aslan var! Sokaklarda öldürülürüm!” der.
PRO 22:14 Zina eden kadının ağzı derin bir çukurdur. Yahve'nin gazabı altında olan kişi oraya düşer.
PRO 22:15 Akılsızlık çocuğun yüreğinde bağlıdır, terbiye değneği onu ondan uzaklaştırır.
PRO 22:16 Kendi artışı için yoksulu ezen ve zengine veren kişi, ikisi de yoksullaşır.
PRO 22:17 Kulağını çevir ve bilgelerin sözlerini dinle. Yüreğin öğrettiklerimi uygulasın.
PRO 22:18 Çünkü onları içinde saklarsan, eğer hepsi dudaklarında hazırsa hoştur bu.
PRO 22:19 Bugün sana, evet, sana öğretiyorum, öyle ki güvenin Yahve'de olsun.
PRO 22:20 Sana öğüt ve bilgi içeren otuz harika söz yazmadım mı?
PRO 22:21 Sana gerçeği, güvenilir sözleri öğretmek ve seni gönderenlere sağlam yanıtlar veresin diye.
PRO 22:22 Yoksulu yoksul olduğu için sömürme, muhtacı mahkemede ezme.
PRO 22:23 Çünkü Yahve onların davasını savunur, onları soyanların canlarını soyar.
PRO 22:24 Öfkeli kişiyle arkadaşlık etme, hiddet barındıranla takılma.
PRO 22:25 Yoksa onun yollarını öğrenir, canını tuzağa düşürürsün.
PRO 22:26 El vuruşturanlardan, borca kefil olanlardan olma.
PRO 22:27 Eğer borcunu ödeyecek varlığın yoksa, neden altındaki yatağını alsın?
PRO 22:28 Atalarının diktiği eski sınır taşını yerinden oynatma.
PRO 22:29 İşinde usta birini görüyor musun? o krallara hizmet eder. Tanınmayan insanlara hizmet etmez.
PRO 23:1 Bir hükümdarla yemeğe oturduğunda, önünde olanı dikkatle düşün.
PRO 23:2 Eğer iştahlı biriysen, kendi boğazına bıçağı yerleştir.
PRO 23:3 Onun lezzetli yemeklerine heveslenme, çünkü onlar hileli yemeklerdir.
PRO 23:4 Zengin olmak için kendini yorma. Bilgeliğinle kendini dizginle.
PRO 23:5 Olmayan şeye neden göz dikiyorsun? Çünkü zenginlik mutlaka kanatlanır, kartal gibi gökyüzüne uçar.
PRO 23:6 Gözü cimri olanın yemeğini yeme, onun lezzetlerini de canın çekmesin.
PRO 23:7 Çünkü adam ne değer biçerse, kendisi de öyledir. Sana, “Ye, iç!” der. Ama yüreği seninle değildir.
PRO 23:8 Yediğin lokmayı kusarsın, hoş sözlerini de boşa harcarsın.
PRO 23:9 Akılsızın kulağına konuşma, çünkü sözlerindeki bilgeliği küçümser.
PRO 23:10 Eski sınır taşını yerinden oynatma, yetimlerin tarlalarına el sürme.
PRO 23:11 Çünkü onların Koruyucu'su güçlüdür. Davalarını sana karşı savunur.
PRO 23:12 Yüreğini terbiyeye, kulaklarını bilgi sözlerine ver.
PRO 23:13 Terbiyeyi çocuktan esirgeme. Eğer onu değnekle döversen ölmez.
PRO 23:14 Onu değnekle döversen, canını da Şeol'den kurtarırsın.
PRO 23:15 Oğlum, eğer yüreğin bilgeyse, o zaman yüreğim, evet, yüreğim sevinir.
PRO 23:16 Evet, yüreğim sevinecek, dudakların doğru olanı konuştuğunda.
PRO 23:17 Yüreğin günahkârlara imrenmesin, aksine gün boyu Yahve'den kork.
PRO 23:18 Gerçekten de geleceğe dair bir umut vardır, umudun da yok edilemez.
PRO 23:19 Oğlum, dinle ve bilge ol, yüreğini doğru yolda tut.
PRO 23:20 Çok fazla şarap içenlerle, ya da ete düşkün oburların arasında bulunma.
PRO 23:21 Çünkü sarhoşlar ve oburlar yoksullaşır, uyuşukluk onlara paçavra giydirir.
PRO 23:22 Sana yaşam veren babanın sözünü dinle, yaşlandığı zaman anneni küçümseme.
PRO 23:23 Gerçeği satın al ve onu satma. Bilgelik, terbiye ve anlayış edin.
PRO 23:24 Doğrunun babası büyük sevinç duyar. Bilge çocuğun babası onunla sevinir.
PRO 23:25 Babanla annen sevinsin! Seni doğuran sevinsin!
PRO 23:26 Oğlum, yüreğini bana ver, gözlerin yollarımda olsun.
PRO 23:27 Fahişe için derin bir çukur vardır, dik başlı kadın dar bir kuyudur.
PRO 23:28 Evet, bir haydut gibi pusuda yatar, insanlar arasında sadık olmayanları çoğaltır.
PRO 23:29 Ah çeken kim? Kim kederli? Kim kavgalı? Kimin yakınmaları var? Kim boşuna yaralandı? Kimin gözleri kan çanağı?
PRO 23:30 Şarabın başında uzun süre kalanlar, Karışık şarap aramaya gidenlerdir.
PRO 23:31 Şarabın kızıl olmasına, kadehte ışıldamasına, kolayca aşağı inivermesine bakma.
PRO 23:32 Sonunda yılan gibi ısırır, engerek gibi zehirler.
PRO 23:33 Gözlerin tuhaf şeyler görür, aklın da kafa karıştırıcı şeyler hayal eder.
PRO 23:34 Evet, denizin ortasında yatan, ya da gemi direğinin başında yatan biri gibi olursun.
PRO 23:35 Bana vurdular ama yaralanmadım! Beni dövdüler ama hissetmedim! Ne zaman ayılacağım? Tekrar yapabilir, daha fazlasını ararım.
PRO 24:1 Kötü kişilere imrenme, ne de onlarla birlikte olmayı dile.
PRO 24:2 Çünkü onların yürekleri zorbalık tasarlar, dudakları kötülük hakkında konuşur.
PRO 24:3 Ev bilgelikle yapılır, anlayışla kurulur,
PRO 24:4 bilgi sayesinde odaları her çeşit nadir ve güzel hazineyle dolar.
PRO 24:5 Bilge adamın büyük gücü vardır. Anlayışlı adam gücünü artırır,
PRO 24:6 çünkü bilgece rehberlikle savaşını yürütürsün, zafer birçok danışmanla kazanılır.
PRO 24:7 Bilgelik akılsız için çok yüksektir. Kent kapısında ağzını açmaz.
PRO 24:8 Kötülük tasarlayana düzenbaz denir.
PRO 24:9 Akılsızın entrikaları günahtır. Alaycıdan insanlar nefret eder.
PRO 24:10 Sıkıntı zamanında yalpalarsan, gücün azdır.
PRO 24:11 Ölüme götürülenleri kurtar! Kıyıma sendeleyerek gidenleri durdur.
PRO 24:12 “Bak, bunu bilmiyorduk” dersen, yürekleri tartan bunu görmez mi? Senin canını koruyan, bunu bilmez mi? Herkese işine göre geri vermez mi?
PRO 24:13 Oğlum, bal ye, çünkü iyidir, süzme bal damağına tatlıdır.
PRO 24:14 Bilgeliği bilmek de canın için öyledir. Eğer onu bulduysan, ödülü de vardır, umudun kesilmez.
PRO 24:15 Ey kötü kişi, doğruların konutuna karşı pusuya yatma. Onun dinlenme yerini yok etme.
PRO 24:16 Çünkü doğru kişi yedi kez düşer ve yeniden kalkar, ama kötüler felaketle çöker.
PRO 24:17 Düşmanın düştüğünde sevinme. O yıkılınca yüreğin memnun olmasın,
PRO 24:18 yoksa Yahve bunu görür ve hoşuna gitmez, ve gazabını ondan çevirir.
PRO 24:19 Kötülük edenler yüzünden kendini üzme, ne de kötülere imren,
PRO 24:20 Çünkü kötü insana ödül verilmeyecek. Kötülerin kandili sönecek.
PRO 24:21 Oğlum Yahve'den ve kraldan kork. Başkaldıranlara katılma.
PRO 24:22 Çünkü onların felaketi ansızın gelir. Her ikisinden de nasıl bir yıkım geleceğini kim bilir?
PRO 24:23 Bunlar da bilgelerin sözleridir: Yargıda taraf tutmak iyi değildir.
PRO 24:24 Kötüye, “Sen doğrusun” diyeni, halklar lanetler ve uluslar ondan tiksinir,
PRO 24:25 ama suçluyu mahkûm edenlerin durumu iyidir, üstlerine zengin bereket gelir.
PRO 24:26 Dürüst bir yanıt dudakları öpmek gibidir.
PRO 24:27 Dışardaki işini hazırla, tarlalarını hazır duruma getir. Ondan sonra evini yap.
PRO 24:28 Komşuna karşı nedensiz yere tanıklık etme. Dudaklarınla aldatma.
PRO 24:29 “Bana yaptığının aynısını ben de ona yapacağım. Adama işine göre karşılık vereceğim” deme.
PRO 24:30 Tembelin tarlasından, anlayışsız insanın bağından geçtim.
PRO 24:31 İşte, her yanında dikenler büyümüş, üstü ısırganlarla kaplanmış, taş duvarı da yıkılmıştı.
PRO 24:32 O zaman gördüm, iyice düşündüm. Baktım ve ders aldım:
PRO 24:33 Biraz uyku, biraz uyuklama, Uyumak için biraz elleri kavuşturma,
PRO 24:34 yoksulluğun da bir haydut gibi, yokluğun silahını kuşanmış bir adam gibi öyle gelir.
PRO 25:1 Bunlar da Yahuda Kralı Hizkiya'nın adamlarının derlediği, Solomon'un özdeyişleridir.
PRO 25:2 Bir şeyi gizlemek Tanrı'nın yüceliğidir, ama kralların yüceliği bir şeyi açığa çıkarmaktır.
PRO 25:3 Göklerin yüksekliği ve yerin derinliği neyse, kralların yürekleri de araştırılamaz.
PRO 25:4 Cürufu gümüşten ayır, işlenecek madde ortaya çıkar.
PRO 25:5 Kötüleri kralın huzurundan uzaklaştır, böylece onun tahtı doğrulukta pekişir.
PRO 25:6 Kralın önünde kendini yüceltme, ya da büyüklerin arasında yer talep etme,
PRO 25:7 çünkü gözlerinle gördüğün beyin önünde aşağı indirilmendense, sana, “Buraya çık” denmesi daha iyidir.
PRO 25:8 Suçlamalarını mahkemeye getirmekte acele etme. Komşun seni utandırınca, sonunda ne yapacaksın?
PRO 25:9 Davanı komşunla tartış, ama başkasının güvenine ihanet etme.
PRO 25:10 Yoksa bunu duyan seni utandırır, kötü ünün senden bir daha ayrılmaz.
PRO 25:11 Yerinde söylenen söz, gümüş içinde dizilmiş altın elmalar gibidir.
PRO 25:12 Altın küpe, saf altından süs neyse, bilgenin azarı da söz dinleyen kulak için öyledir.
PRO 25:13 Hasat zamanıda karın soğuğu neyse, sadık bir haberci de kendisini gönderenlere öyledir, çünkü efendilerinin canını tazeler.
PRO 25:14 Yağmursuz bulutlar ve rüzgâr neyse, yalan armağanlarla övünen kişi de öyledir.
PRO 25:15 Hükümdar sabırla ikna edilir. Yumuşak dil kemiği kırar.
PRO 25:16 Bal buldun mu? Kendine yetecek kadar ye, yoksa çok yersen kusarsın.
PRO 25:17 Komşunun evinde ayağın seyrek bulunsun, yoksa bıkar ve senden nefret eder.
PRO 25:18 Komşusuna karşı yalancı tanıklık eden kişi, sopa, kılıç ya da sivri ok gibidir.
PRO 25:19 Sıkıntı zamanında sadakatsiz birine güvenmek, çürük dişe ya da topal ayağa benzer.
PRO 25:20 Soğuk havada giysilerini alan ya da sodaya sirke neyse, yüreği ağır olana ezgiler söyleyen kişi de öyledir.
PRO 25:21 Düşmanın acıkmışsa, yemesi için ona yiyecek ver. Susamışsa içmesi için ona su ver.
PRO 25:22 Çünkü onun başına korlar yığarsın, Yahve de seni ödüllendirir.
PRO 25:23 Kuzey rüzgârı yağmur getirir, iftiracı dil de yüzü öfkelendirir.
PRO 25:24 Kavgacı bir kadınla aynı evi paylaşmaktansa, damın köşesinde oturmak daha iyidir.
PRO 25:25 Susamış cana soğuk su nasılsa, uzak ülkeden gelen iyi haber de öyledir.
PRO 25:26 Bulandırılmış pınar ve kirletilmiş kuyu nasılsa, kötünün önünde çöken doğru kişi de öyledir.
PRO 25:27 Çok bal yemek iyi değildir, insanın kendi saygınlığını araması da onurlu değildir.
PRO 25:28 Ruhunu dizginlemeyen kişi, yıkılmış sursuz kent gibidir.
PRO 26:1 Yazın kar, hasatta yağmur gibi, onur da akılsıza yakışmaz.
PRO 26:2 Öteye beriye uçan serçe gibi, ok gibi fırlayan kırlangıç gibi, hak edilmemiş lanet de yer bulmaz.
PRO 26:3 Ata kırbaç, eşeğe gem, akılsızların sırtına da değnek!
PRO 26:4 Akılsıza ahmaklığına göre yanıt verme, yoksa sen de onun gibi olursun.
PRO 26:5 Akılsıza ahmaklığına göre yanıt ver, yoksa kendi gözünde bilge olur.
PRO 26:6 Akılsız biriyle haber gönderen kişi, kendi ayaklarını keser ve şiddet içer.
PRO 26:7 Topalın sarkık bacakları neyse, akılsızların ağzındaki benzetme de öyledir.
PRO 26:8 Taşı sapana bağlayan biri neyse, akılsızı da onurlandıran öyledir.
PRO 26:9 Sarhoşun elindeki dikenli çalı neyse, akılsızların ağzındaki benzetme öyledir.
PRO 26:10 Herkesi yaralayan okçu neyse, akılsızı ya da yoldan geçenleri ücretle tutan kişi de öyledir.
PRO 26:11 Kusmuğuna dönen köpek neyse, ahmaklığını tekrarlayan akılsız da öyledir.
PRO 26:12 Kendi gözünde bilge olan bir kişiyi gördün mü? Akılsız biri için ondan daha çok umut vardır.
PRO 26:13 Tembel, “Yolda aslan var! Vahşi bir aslan sokaklarda dolaşıyor!” der.
PRO 26:14 Kapının kendi menteşeleri üzerinde döndüğü gibi, tembel de yatağında öyle döner.
PRO 26:15 Tembel elini tabağa daldırır. Onu tekrar ağzına götüremeyecek kadar tembeldir.
PRO 26:16 Tembel kendi gözünde, akıllıca yanıt veren yedi kişiden daha bilgedir.
PRO 26:17 Yoldan geçen köpeğin kulaklarından yakalayan biri neyse, kendine ait olmayan kavgaya karışan da öyledir.
PRO 26:18 Meşaleler, oklar ve ölüm saçan bir deli neyse,
PRO 26:19 komşusunu aldatıp da, “Şaka yapıyordum” diyen biri de öyledir.
PRO 26:20 Odun olmadığında ateş söner. Dedikodu olmadığında kavga biter.
PRO 26:21 Kor için kömür, ateş için odun neyse, kavgacı adam da çekişmeyi alevlendirmek için öyledir.
PRO 26:22 Fısıltıcının sözleri tatlı lokmalar gibidir, en derin yerlere kadar iner.
PRO 26:23 Kötü yürekli hararetli insanın dudakları, toprak kap üstündeki gümüş cürufa benzer.
PRO 26:24 Kötü kişi dudaklarıyla kendini gizler, ama yüreğinde kötülük barındırır.
PRO 26:25 Konuşması hoş olduğunda ona inanma, çünkü yüreğinde yedi iğrenç şey vardır.
PRO 26:26 Kötülüğü hileyle gizlenmiş olabilir, ama kötülüğü toplulukta meydana çıkar.
PRO 26:27 Çukur kazan içine düşer, taş yuvarlayana taş geri döner.
PRO 26:28 Yalancı dil incittiği kişilerden nefret eder, yaltaklanan ağız da harap eder.
PRO 27:1 Yarınla övünme, çünkü günün ne getireceğini bilemezsin.
PRO 27:2 Seni kendi ağzın değil, bir başkası övsün.
PRO 27:3 Taş ağırdır, kum yüktür, ama akılsızın kışkırtması ikisinden de ağırdır.
PRO 27:4 Öfke acımasızdır, hiddet dayanılmazdır, ama kıskançlığın karşısında kim durabilir?
PRO 27:5 Açık azarlama, gizli sevgiden daha iyidir.
PRO 27:6 Düşmanın öpücükleri bol olsa da, dostun yaralamaları sadıktır.
PRO 27:7 Tok can petek balından tiksinir, aç cana her acı şey tatlı gelir.
PRO 27:8 Yuvasından uzak kalan kuş neyse, evinden uzak kalan insan da öyledir.
PRO 27:9 Güzel koku ve buhur yüreği sevindirir, bir adamın dostunun samimi öğüdü de öyle.
PRO 27:10 Kendi dostunu, babanın dostunu da bırakma. Felaket gününde kardeşinin evine gitme. Yakın komşu uzak kardeşten iyidir.
PRO 27:11 Bilge ol, oğlum, yüreğime sevinç getir, o zaman bana eziyet edene yanıt verebilirim.
PRO 27:12 Tedbirli kişi tehlikeyi görür ve sığınır, ama akılsız devam eder ve acısını çeker.
PRO 27:13 Yabancıya kefil olanın elbisesini al. Onu dikbaşlı kadın için tut.
PRO 27:14 Sabah erkenden komşusunu yüksek sesle kutsayan kişi, bu onun tarafından lanet sayılır.
PRO 27:15 Yağmurlu günde dinmeyen damlayla kavgacı kadın birbirine benzer.
PRO 27:16 Onu dizginlemek rüzgârı dizginlemeye, ya da yağı sağ elinde tutmaya benzer.
PRO 27:17 Demir demiri biler, insan da dostunun yüzünü öyle biler.
PRO 27:18 İncir ağacını budayan meyvesini yer. Efendisine göz kulak olan kişi onurlandırılır.
PRO 27:19 Suyun yüzü yansıttığı gibi, insanın yüreği de insanı yansıtır.
PRO 27:20 Şeol ve Avadon asla doymaz, insanın gözü de asla doymaz.
PRO 27:21 Pota gümüş içindir, ocak da altın için, ama insanı arıtan onun övgüsüdür.
PRO 27:22 Akılsızı havanda tahılla birlikte tokmakla dövsen de, ahmaklığı ondan çıkmaz.
PRO 27:23 Sürünün durumunu iyi bil, sığırlarına da dikkat et.
PRO 27:24 Çünkü zenginlik daimi değildir, taç da tüm kuşaklar boyunca durur mu?
PRO 27:25 Saman kaldırılır, yeni ürün görünür, tepelerin otları toplanır.
PRO 27:26 Kuzular senin giysin içindir, keçiler de tarlanın ücreti.
PRO 27:27 Senin yiyeceğin için, ailenin yiyeceği ve hizmetçi kızların beslenmesi için bol miktarda keçilerin sütü vardır.
PRO 28:1 Kötü kişi kovalayan olmasa da kaçar, ama doğrular aslan gibi cesurdur.
PRO 28:2 Ayaklanmada, ülkenin çok önderi olur, ama düzen anlayışlı ve bilgili bir kişi tarafından sağlanır.
PRO 28:3 Yoksula zulmeden muhtaç kişi, geride ürün bırakmayan sağanak yağmur gibidir.
PRO 28:4 Yasayı terk edenler kötüyü överler, ama yasayı tutanlar onlarla uğraşırlar.
PRO 28:5 Kötüler adaletten anlamazlar, ama Yahve'yi arayanlar onu tümüyle anlarlar.
PRO 28:6 Kendi dürüstlüğünde yürüyen yoksul, zengin olup da kendi sapkın yollarında yürüyenden iyidir.
PRO 28:7 Yasayı tutan bilge oğuldur, ama oburlarla arkadaşlık eden babasını utandırır.
PRO 28:8 Servetini aşırı faizle artıran, onu yoksullara acıyan biri için toplar.
PRO 28:9 Yasayı duymaktan kulağını çevirenin, duası bile iğrençtir.
PRO 28:10 Kim doğruları kötü yola saptırırsa, o kişi kendi tuzağına düşer, ama suçsuzlar iyiliği miras alacak.
PRO 28:11 Zengin kişi kendi gözünde bilgedir, ama anlayışlı yoksul onun içini görür.
PRO 28:12 Doğrular kazandığında büyük coşku olur, ama kötüler yükseldiğinde insanlar saklanır.
PRO 28:13 Günahlarını gizleyen başarılı olmaz, ama onları itiraf edip bırakan merhamet bulur.
PRO 28:14 Ne mutlu her zaman korkan insana, ama yüreğini katılaştıran belaya düşer.
PRO 28:15 Kükreyen aslan ya da saldırgan ayı neyse, çaresiz halk üzerindeki kötü hükümdar da öyledir.
PRO 28:16 Zalim hükümdar sağduyudan yoksundur. Haksız kazançtan nefret edenin günleri uzun olur.
PRO 28:17 Kan suçundan dolayı azap çeken adam, ölene dek kaçak kalır. Kimse ona destek çıkmaz.
PRO 28:18 Suçsuzca yürüyen güvenlikte olur, sapık yolları olan ansızın düşer.
PRO 28:19 Toprağını işleyenin yiyeceği bol olur, ama hayaller peşinde koşan yoksulluğa doyar.
PRO 28:20 Sadık insanın bereketleri boldur, ama zengin olmaya heveslenen cezasız kalmaz.
PRO 28:21 Taraf tutmak iyi değildir, insan bir parça ekmek için suç işler.
PRO 28:22 Cimri kişi zenginliğin peşinde koşar, yoksulluğun kendisini beklediğini bilmez.
PRO 28:23 Bir kişiyi azarlayan sonunda diliyle pohpohlayandan daha çok lütuf bulur.
PRO 28:24 Kim babasını ya da annesini soyar ve, “Yanlış değil” derse, yok ediciyle ortaktır.
PRO 28:25 Açgözlü kişi çekişmeyi kışkırtır, ama Yahve'ye güvenen başarılı olur.
PRO 28:26 Kendine güvenen akılsızdır, ama bilgelikte yürüyen güvenlikte olur.
PRO 28:27 Yoksula verenin eksiği olmaz, ama gözünü kapatanın laneti çok olur.
PRO 28:28 Kötüler yükselince insanlar saklanır, ama onlar yok olunca doğrular dallanıp budaklanır.
PRO 29:1 Çok kez azarlanan ve ensesini sertleştiren kişi, ansızın mahvolacak, çare yok.
PRO 29:2 Doğrular dallanıp budaklanınca halk sevinir, ama kötüler hükmedince halk inler.
PRO 29:3 Bilgeliği seven babasına sevinç getirir, fahişelerle dostluk eden servetini çarçur eder.
PRO 29:4 Kral adaletle ülkeyi sağlamlaştırır, ama rüşvet alan onu yerle bir eder.
PRO 29:5 Komşusunu pohpohlayan kişi, onun ayakları için ağ serer.
PRO 29:6 Kötü kişi kendi günahı tarafından tuzağa düşürülür, ama doğru kişi şarkı söyleyip sevinebilir.
PRO 29:7 Doğru kişi yoksullar için adalete önem verir. Kötüler bilgiyle ilgilenmezler.
PRO 29:8 Alaycılar kenti karıştırır, ama bilgeler öfkeyi yatıştırır.
PRO 29:9 Eğer akıllı biri bir akılsızla mahkemeye giderse, akılsız hiddetlenir ya da alay eder ve barış olmaz.
PRO 29:10 Kana susamışlar, dürüst kişiden nefret ederler, ve onlar doğrunun hayatının peşindedirler.
PRO 29:11 Akılsız bütün öfkesini açığa vurur, ama bilge kişi kendini denetler.
PRO 29:12 Eğer bir hükümdar yalanları dinlerse, onun tüm görevlileri kötüdür.
PRO 29:13 Yoksulla zalimin ortak yanı şudur: İkisinin de gözünü açan Yahve'dir.
PRO 29:14 Yoksulları adaletle yargılayan kralın tahtı Daima pekişir.
PRO 29:15 Terbiye değneği bilgelik verir, ama kendi başına bırakılan çocuk annesini utandırır.
PRO 29:16 Kötüler çoğalınca günah çoğalır, ama doğrular onların düşüşünü görecektir.
PRO 29:17 Oğlunu terbiye et, o da sana huzur verecektir, evet, canına sevinç getirecektir.
PRO 29:18 Esin olmadığında halk dizginleri çıkarıp atar, ama yasayı tutan kutsanır.
PRO 29:19 Hizmetçi sözlerle terbiye edilmez, anlasa da yanıt vermez.
PRO 29:20 Sözlerinde aceleci birini görüyor musun? Akılsız biri için ondan daha çok umut vardır.
PRO 29:21 Hizmetçisini çocukluğundan beri şımartan, sonunda o kendisine bir oğul olur.
PRO 29:22 Öfkeli kişi çekişmeyi kışkırtır. Hiddetli insanın de günahı bol olur.
PRO 29:23 İnsanın gururu onu alçaltır, ama alçalmış ruh onur kazanır.
PRO 29:24 Hırsızla ortak olan kendi canına düşmandır. Ant içer ama tanıklık etmeye cesaret etmez.
PRO 29:25 İnsan korkusu tuzaktır, ama güvenini Yahve'ye bağlayan emniyette olur.
PRO 29:26 Birçokları hükümdarın lütfunu arar, ama insanın adaleti Yahve'den gelir.
PRO 29:27 Dürüst olmayan kişi doğru kişiden nefret eder, kendi yollarında doğru olanlar kötülerden nefret eder.
PRO 30:1 Yake oğlu Agur'un sözleri; Vahiy: Adam İtiel'e, İtiel'e ve Ukal'a şöyle diyor:
PRO 30:2 “Gerçekten ben en cahil insanım, ben de insan anlayışı yok.
PRO 30:3 Ben bilgeliği öğrenmedim, ne de Kutsal Olan'ın bilgisine sahibim.
PRO 30:4 Kim ğöğe çıkıp indi? Rüzgârı kim avuçlarında topladı? Giysileriyle suları kim sınırlandırdı? Dünyanın uçlarını kim kurdu? Eğer biliyorsan, adı nedir, oğlunun adı nedir?”
PRO 30:5 “Tanrı'nın her sözü kusursuzdur. Kendisine sığınanlara kalkandır.
PRO 30:6 O'nun sözlerine bir şey katma, yoksa seni azarlar, sen de yalancı çıkarsın.”
PRO 30:7 “Senden iki şey istedim. Ben ölmeden onları benden yoksun bırakma.
PRO 30:8 Sahtekârlığı ve yalanları benden uzaklaştır. Bana ne yoksulluk ne de zenginlik ver. İhtiyacım olan yiyecekle beni besle,
PRO 30:9 yoksa doyup da seni inkâr eder, 'Yahve kimdir?' derim, ya da yoksul olup hırsızlık yapar, Tanrı'mın adını lekelerim.”
PRO 30:10 “Hizmetkârı efendisine kötüleme, yoksa sana lanet eder, sen de suçlu çıkarsın.
PRO 30:11 Babalarına lanet eden, annelerini kutsamayan bir nesil var.
PRO 30:12 Kendi gözlerinde temiz, pisliğinden yıkanmamış bir nesil.
PRO 30:13 O nesil ki, gözleri ne yüksekte! Göz kapakları yukarı kalkıktır.
PRO 30:14 Yeryüzünden yoksulları, insanlar arasındaki muhtaçları yutmak için, dişleri kılıç gibi, çeneleri bıçak gibi olan bir nesildir.”
PRO 30:15 “Sülüğün iki kızı vardır: 'Ver, ver'dir.” “Asla doymayan üç şey, 'Yeter! demeyen dört şey:
PRO 30:16 Şeol, kısır rahim, suya doymayan toprak, 'Yeter!' demeyen ateş.”
PRO 30:17 “Babasıyla alay eden, annesine itaati küçümseyen gözü, vadideki kargalar ayıracak, kartal yavruları yiyecek.”
PRO 30:18 “Benim için hayret verici üç şey var, anlamadığım dört şey:
PRO 30:19 Kartalın havadaki yolu, yılanın kaya üzerindeki yolu, denizin ortasında geminin yolu ve bir erkeğin bir kızla olan yolu.”
PRO 30:20 “Zina eden kadının yolu da öyledir: Yer, ağzını siler, ve 'Ben yanlış bir şey yapmadım' der.”
PRO 30:21 “Yeryüzü üç şey yüzünden sarsılır, dört şeyin altında dayanamaz:
PRO 30:22 Hizmetçi kral olduğunda, akılsız yiyeceğe doyduğunda.
PRO 30:23 Sevilmeyen kadın evlendiğinde, hizmetçisi hanımının yerine geçtiğinde.”
PRO 30:24 “Yeryüzünde dört küçük şey vardır, ama onlar son derece bilgedir:
PRO 30:25 Karıncalar güçlü bir halk değildir, yine de yiyeceklerini yazın sağlarlar.
PRO 30:26 Kaya tavşanları zayıf bir halktır, ama yine de yuvalarını kayalara yaparlar.
PRO 30:27 Çekirgelerin kralı yoktur, ama sıralar halinde ilerlerler.
PRO 30:28 Kertenkeleyi elle yakalayabilirsin, ama o kralların saraylarındadır.”
PRO 30:29 “Yürüyüşte muhteşem üç şey var, gidişi görkemli dört şey:
PRO 30:30 Hayvanlar arasında en güçlü olan ve hiçbir şekilde geri dönmeyen aslan,
PRO 30:31 tazı, teke ve kendisine karşı hiç başkaldırının olmadığı kral.”
PRO 30:32 “Eğer kendini yükselterek akılsızlık ettiysen, ya da kötülük düşündüysen, Elini ağzının üzerine koy.
PRO 30:33 Çünkü sütü çalkalayınca yağ, burnu sıkınca kan çıktığı gibi, öfkeyi, zorlayınca da kavga çıkar.”
PRO 31:1 Kral Lamuel'in sözleri— annesinin ona öğrettiği vahiy.
PRO 31:2 “Oğlum! Rahmimin oğlu! Adaklarımın oğlu!
PRO 31:3 Gücünü kadınlara, yollarını kralları yok eden şeylere verme.
PRO 31:4 Krallar için değildir, ey Lemuel, şarap içmek krallar için değildir, ne de beylere, 'Ağır içki nerede?' demek olmaz.
PRO 31:5 Yoksa içerler yasayı unuturlar, adaleti de düşkünler için saptırırlar.
PRO 31:6 Ağır içkiyi ölmeye yakın olana, şarabı canında acılık bulunanlara verin.
PRO 31:7 Bırak içsin, yoksulluğunu unutsun, artık sefaletini de hatırlamasın.
PRO 31:8 Ağzını dilsiz için, bütün kimsesizlerin davası için aç.
PRO 31:9 Ağzını aç, doğrulukla yargıla, yoksullara ve muhtaçlara adalet ver.”
PRO 31:10 Değerli bir kadını kim bulabilir? Onun değeri yakutların çok üstündedir.
PRO 31:11 Kocasının yüreği ona güvenir. Adamın kazancı eksik olmaz.
PRO 31:12 Kadın ona kötülük değil, yaşamının tüm günlerinde iyilik eder.
PRO 31:13 Yün ve keten arar, istekli bir şekilde elleriyle çalışır.
PRO 31:14 Ticaret gemileri gibidir. Ekmeğini uzaktan getirir.
PRO 31:15 Daha geceyken kalkar, ev halkına yiyecek, hizmetçi kızlarına paylarını verir.
PRO 31:16 Bir tarlayı gözüne kestirir ve satın alır. Ellerinin ürünüyle bağ diker.
PRO 31:17 Belini güçle kuşatır, ellerini güçlendirir.
PRO 31:18 Ticaretinin kazançlı olduğunun farkındadır. Geceleyin kandili sönmez.
PRO 31:19 Ellerini örekeye koyar, elleri iği tutar.
PRO 31:20 Yoksullara kollarını açar, evet, muhtaca ellerini uzatır.
PRO 31:21 Ev halkı için kardan korkmaz, çünkü bütün ev halkı kırmızıyla kuşanmıştır.
PRO 31:22 Kendisine halılar yapar, giysileri ince keten ve mordur.
PRO 31:23 Kocası ülkenin ihtiyarları arasında otururken, kent kapısında saygı görür.
PRO 31:24 Keten giysiler yapar ve satar, tüccara kuşaklar teslim eder.
PRO 31:25 Güç ve saygınlık onun giysisidir. Geleceğe güler.
PRO 31:26 Ağzını bilgelikle açar. Hoş öğüt onun dilindedir.
PRO 31:27 Ev halkının işlerine iyi bakar, tembellik ekmeği yemez.
PRO 31:28 Çocukları ayağa kalkar ve ona kutsanmış der. Kocası da onu över:
PRO 31:29 “Birçok kadın soylu işler yapar, ama sen hepsinden üstünsün.”
PRO 31:30 Çekicilik aldatıcıdır, güzellik de boştur, ama Yahve'den korkan kadın övülür.
PRO 31:31 Ellerinin ürününden ona verin! İşleri onu kent kapısında övsün!
ECC 1:1 Yeruşalem'de kral olan David oğlu Vaiz'in sözleri:
ECC 1:2 Vaiz, “Boşların boşu,” diyor; “Boşların boşu, her şey boştur.”
ECC 1:3 İnsanın güneş altında uğraştığı bütün emeğinden kazancı nedir?
ECC 1:4 Bir kuşak geçer, öbür kuşak gelir; ama yeryüzü daima durur.
ECC 1:5 Güneş doğar, güneş batar ve doğduğu yere koşar.
ECC 1:6 Rüzgâr güneye doğru gider, kuzeye döner. Döne döne gider ve rüzgâr yine kendi yollarına döner.
ECC 1:7 Bütün ırmaklar denize akar, ama deniz dolmaz. Irmaklar aktığı yere, yine oraya akarlar.
ECC 1:8 Her şey dile getirilemeyecek kadar yorgunlukla dolu. Göz görmekle doymaz, kulak duymakla dolmaz.
ECC 1:9 Ne olduysa, olacak olan odur, ne yapıldıysa, yapılacak olan da odur; güneş altında yeni bir şey yok.
ECC 1:10 “İşte bu yeni” denebilecek bir şey var mı? Çok eskiden, bizden önceki çağlarda olmuştur.
ECC 1:11 Öncekinin anısı yok, kendilerinden sonra gelecek olanlar arasında sonrakinin de anısı olmayacak.
ECC 1:12 Ben, Vaiz, Yeruşalem'de İsrael üzerinde kraldım.
ECC 1:13 Göklerin altında yapılmakta olan her şey hakkında bilgelikle araştırmak ve soruşturmak için yüreğimi verdim. Tanrı'nın insanoğullarına sıkıntı çekmeleri için verdiği ağır bir yüktür bu.
ECC 1:14 Güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; ve işte, hepsi boş ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 1:15 Eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz.
ECC 1:16 Kendi kendime, “İşte, Yeruşalem'de benden önce olanların hepsinden daha büyük bilgelik edindim. Evet, yüreğim bilgelik ve bilgi konusunda çok şey deneyimledi.” dedim.
ECC 1:17 Yüreğimi bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı bilmeye adadım. Anladım ki, bu da rüzgârı kovalamakmış.
ECC 1:18 Çünkü çok bilgelikte çok keder var; bilgi artıran da acıyı artırır.
ECC 2:1 Yüreğimde, “Hadi, seni neşeyle sınayacağım; bu yüzden zevk al” dedim; ve işte, bu da boştur.
ECC 2:2 Gülmek için, “Bu akılsızlıktır” neşe için de, “Bu ne işe yarar?” dedim.
ECC 2:3 Yüreğim bana bilgelikle yol gösterirken, bedenimi şarapla nasıl neşelendireceğimi, akılsızlığı da nasıl ele geçireceğimi yüreğimde araştırdım; ta ki, insanoğullarının yaşamlarının bütün günlerinde gök altında yapmaları gereken iyiliği görene kadar.
ECC 2:4 Büyük işler yaptım. Kendime evler yaptım. Kendim için bağlar diktim.
ECC 2:5 Kendime bahçeler ve parklar yaptım ve onlarda her türlü meyve ağaçları diktim.
ECC 2:6 Ağaçların yetiştiği ormanı sulamak için kendim için su havuzları yaptım.
ECC 2:7 Erkek ve kadın hizmetçiler satın aldım ve evimde doğan hizmetçilerim oldu. Yeruşalem'de de benden önce olanların hepsinden daha çok sığır ve koyun malım vardı.
ECC 2:8 Kendim için gümüş ve altın, kralların ve illerin hazinesini de topladım. Kendime erkek ve kadın şarkıcılar ve insanoğullarının zevklerini, her çeşit çalgıyı edindim.
ECC 2:9 Böylece büyük oldum ve Yeruşalem'de benden önce olanların hepsinden daha çok büyüdüm. Bilgeliğim de bende kaldı.
ECC 2:10 Gözlerimin arzuladığı her şeyi onlardan esirgemedim. Yüreğimi hiçbir sevinçten alıkoymadım, çünkü yüreğim bütün emeğimden ötürü sevinçliydi, bütün emeğimden payım da buydu.
ECC 2:11 Sonra ellerimin yaptığı bütün işlere, yapmak için çektiğim emeğe baktım; ve işte, hepsi boştu ve rüzgârı kovalamaktı, ve güneşin altında hiçbir kazanç yoktu.
ECC 2:12 Kendimi bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı düşünmeye çevirdim; çünkü kralın yerine geçecek olan ne yapabilir? Çoktan yapılmış olanı.
ECC 2:13 Sonra ışığın karanlığa üstün geldiği gibi, bilgeliğin de akılsızlığa üstün geldiğini gördüm.
ECC 2:14 Bilgenin gözleri başındadır, akılsız karanlıkta yürür. Ama hepsinin başına aynı olayın geldiğini gördüm.
ECC 2:15 Sonra yüreğimde, “Akılsızın başına gelen benim de başıma gelecek. Öyleyse ben neden daha bilgeyim?” dedim. Sonra içimden, bu da boştur dedim.
ECC 2:16 Çünkü akıllının da akılsızın da sonsuza dek anısı yoktur. Çünkü gelecek günlerde her şey çoktan unutulmuş olacaktır. Gerçekten de akıllı adam da akılsız gibi ölmelidir!
ECC 2:17 Bu yüzden hayattan nefret ettim. Çünkü güneş altında yapılan iş bana ağır geldi. Çünkü her şey boş ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 2:18 Güneşin altında çektiğim bütün emeğimden nefret ettim. Çünkü onu benden sonra gelecek adama bırakmak zorundayım.
ECC 2:19 Kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? Ama çektiğim ve kendimi güneş altında bilge gösterdiğim bütün emeğim üzerinde hüküm sürecek. Bu da boştur.
ECC 2:20 Bu yüzden güneşin altında çektiğim bütün emekten dolayı yüreğimi umutsuzluğa sevketmeye başladım.
ECC 2:21 Çünkü emeği bilgelikle, bilgiyle ve beceriklilikle olan bir adam vardır; ama onu emek vermemiş olan bir adama pay olarak bırakır. Bu da boş ve büyük bir kötülüktür.
ECC 2:22 Çünkü insanın güneşin altında çektiği bütün emeğinden ve yüreğinin çabasından ne kazancı var?
ECC 2:23 Çünkü bütün günleri üzüntüdür, emeği de kederdir; evet, gece bile yüreği rahat etmez. Bu da boştur.
ECC 2:24 İnsan için yemekten, içmekten ve emeğiyle canını sevindirmekten daha iyi bir şey yoktur. Gördüm ki, bu da Tanrı'nın elindendir.
ECC 2:25 Çünkü benden daha çok kim yiyebilir ya da kim zevk alabilir?
ECC 2:26 Çünkü Tanrı, bilgeliği, bilgiyi ve sevinci kendisini hoşnut eden insana verir; ancak Tanrı kendisini hoşnut edene versin diye, toplama ve yığma zahmetini günahkâra verir. Bu da boş ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 3:1 Her şeyin bir mevsimi, gökler altında her işin bir zamanı vardır.
ECC 3:2 Doğmanın zamanı var, ölmenin de zamanı var; dikmenin zamanı var, dikilmiş olanı sökmenin de zamanı var;
ECC 3:3 öldürmenin zamanı var, İyileştirmenin de zamanı var; yıkmanın zamanı var, bina etmenin de zamanı var;
ECC 3:4 ağlamanın zamanı var, gülmenin de zamanı var; yas tutmanın zamanı var, oynamanın da zamanı var;
ECC 3:5 taşları atmanın zamanı var, taşları toplamanın da zamanı var; kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmaktan kaçınmanın da zamanı var;
ECC 3:6 aramanın zamanı var, kaybetmenin de zamanı var; tutmanın zamanı var, atmanın da zamanı var;
ECC 3:7 yırtmanın zamanı var, dikmenin de zamanı var; susmanın zamanı var, konuşmanın da zamanı var;
ECC 3:8 sevmenin zamanı var, nefret etmenin de zamanı var; savaşmanın zamanı var, barışın da zamanı var.
ECC 3:9 Çalışanın emek çektiği işten ne kazancı var?
ECC 3:10 Tanrı'nın insanoğullarına sıkıntı çekmeleri için verdiği yükü gördüm.
ECC 3:11 Tanrı her şeyi zamanında güzel yaptı. Onların yüreklerine de sonsuzluğu koydu, ancak insan Tanrı'nın başlangıçtan sona dek yaptığı işi bulup çıkaramaz.
ECC 3:12 Onlar için sevinmekten ve yaşadıkları sürece iyilik yapmaktan daha iyi bir şey olmadığını biliyorum.
ECC 3:13 Her insanın yiyip içmesi ve bütün emeğinde iyilikten zevk alması da Tanrı'nın armağanıdır.
ECC 3:14 Tanrı'nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum. Ona hiçbir şey eklenemez, ondan bir şey çıkarılamaz. Tanrı bunu, insanların kendi önünde korkmaları için yaptı.
ECC 3:15 Olan çok eskiden olmuştur, olacak olan da çok eskiden olmuştur. Tanrı geçmiş olanı yine arıyor.
ECC 3:16 Dahası güneşin altında, adaletin yerinde kötülük olduğunu gördüm; ve doğruluğun yerinde, o kötülük oradaydı.
ECC 3:17 Yüreğimde dedim ki, “Tanrı doğruları ve kötüleri yargılayacak; çünkü orada her amaç ve her iş için bir zaman vardır.”
ECC 3:18 Yüreğimde dedim ki, “İnsanoğullarına gelince, Tanrı onları sınar, öyle ki, kendilerinin de hayvanlar gibi olduklarını görsünler.
ECC 3:19 Çünkü insanoğullarının başına gelen hayvanların başına da geliyor. Başlarına gelen şey birdir. Biri öldüğü gibi, öbürü de ölüyor. Evet, hepsinin bir soluğu var; ve insanın hayvana üstünlüğü yoktur, çünkü hepsi boş.
ECC 3:20 Hepsi bir yere gidiyor. Hepsi topraktandır ve hepsi yine toprağa dönüyor.
ECC 3:21 İnsan ruhunun yukarıya gittiğini, hayvan ruhunun aşağıya, yere indiğini kim biliyor?”
ECC 3:22 Bu yüzden gördüm ki, bir adamın kendi işlerinde sevinmesinden daha iyi bir şey yoktur, çünkü bu onun payıdır; çünkü kendisinden sonra ne olacağını görmeye onu kim geri getirebilir?
ECC 4:1 Sonra döndüm ve güneş altında yapılan bütün baskıları gördüm. İşte, ezilenlerin gözyaşları ve onları teselli eden yoktu. Ve onları ezenlerin yanında güç vardı; ama onları avutan yoktu.
ECC 4:2 Bu yüzden, çoktan ölmüş olan ölüleri, hâlâ yaşayanlardan daha çok övdüm.
ECC 4:3 Evet, ikisinden de daha iyi olan, henüz var olmamış olan, güneş altında yapılan kötü işi görmemiş olandır.
ECC 4:4 Sonra bir adamın komşusunun kıskançlığı olan bütün emeği ve başarıyı gördüm. Bu da boştur ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 4:5 Akılsız ellerini kavuşturup kendini mahveder.
ECC 4:6 Sakinlikle bir avuç dolusu, emekle ve rüzgârı kovalamakla iki avuç dolusundan daha iyidir.
ECC 4:7 Sonra döndüm ve güneş altında boşluk gördüm.
ECC 4:8 Tek başına olan biri var, ne oğlu, ne de kardeşi var. Bütün emeğinin sonu yok, gözleri de servete doymuyor. “Öyleyse kimin için çalışıp canımı zevkten mahrum ediyorum?” Bu da boşunadır. Evet, bu sefil bir iştir.
ECC 4:9 İki kişi bir kişiden iyidir, çünkü emeklerinin karşılığını iyi alırlar.
ECC 4:10 Çünkü düşerlerse, biri arkadaşını kaldırır; ama düştüğünde yalnız olup da onu kaldıracak kimsesi olmayanın vay haline.
ECC 4:11 Yine, iki kişi birlikte yatarsa, ısınırlar; ama tek başına biri nasıl ısınabilir?
ECC 4:12 Bir adam yalnız olana üstün gelirse, iki kişi ona karşı koyar; üç kat iplik de çabucak kopmaz.
ECC 4:13 Yoksul ve akıllı bir genç, artık öğüt almayı bilmeyen yaşlı ve akılsız bir kraldan daha iyidir.
ECC 4:14 Çünkü hapisten kral olmak için çıktı; evet, kendi krallığında bile yoksul doğmuştu.
ECC 4:15 Güneşin altında yürüyen bütün yaşayanları gördüm, onun yerine geçen öteki gençle birlikteydiler.
ECC 4:16 Bütün halkın, üzerinde olduğu bütün insanların sonu yoktu; ama ondan sonra gelenler onda sevinç duymayacaklardır. Gerçi bu da boş ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 5:1 Tanrı'nın evine gittiğinde adımlarına dikkat et; çünkü dinlemek için yaklaşmak, akılsızların kurbanını vermekten daha iyidir, çünkü onlar kötülük yaptıklarını bilmezler.
ECC 5:2 Ağzınla acele etme, yüreğin Tanrı'nın önünde bir şey söylemek için acele etmesin; çünkü Tanrı göklerde, sen ise yerdesin. Bu yüzden sözlerin az olsun.
ECC 5:3 Çünkü bir düşün çok kaygıyla gelmesi gibi, aptalın konuşması da çok sözle gelir.
ECC 5:4 Tanrı'ya adak adayınca, onu ödemeyi geciktirme; çünkü O akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını öde.
ECC 5:5 Adayıp ödememektense, adamaman daha iyidir.
ECC 5:6 Ağzının seni günaha sürüklemesine izin verme. Habercinin önünde bu bir hataydı diyerek itiraz etme. Tanrı neden sözüne kızsın ve ellerinin işini mahvetsin?
ECC 5:7 Çünkü çok düşte olduğu gibi, çok sözde de boş şeyler vardır; ama Tanrı'dan korkmalısınız.
ECC 5:8 Eğer bir bölgede yoksulların ezildiğini, adaletin ve doğruluğun zorla ortadan kaldırıldığını görürsen, bu şeye şaşma. Çünkü bir görevliyi, daha üstü gözetler, onların da üzerinde görevliler vardır.
ECC 5:9 Yeryüzünün kazancı da herkes içindir. Kral tarladan kazanç sağlar.
ECC 5:10 Gümüşü seven gümüşe, bolluğu seven de artışa doymaz. Bu da boştur.
ECC 5:11 Mal çoğalınca, onu yiyen de çoğalır; sahibine, gözleriyle ziyafet çekmekten başka ne faydası olur?
ECC 5:12 Çalışanın uykusu, az yese de çok yese de tatlıdır. Ama zenginin bolluğu onu uyutmaz.
ECC 5:13 Güneşin altında gördüğüm ağır bir kötülük var: Sahibinin kendi zararına sakladığı servet.
ECC 5:14 Bu servetler felaketle yok olur, eğer bir oğul babası olsa da, elinde bir şey yoktur.
ECC 5:15 Annesinin rahminden çıktığı gibi, geldiği gibi çıplak olarak dönecek ve onu elinde götürsün diye, emeğinin karşılığında hiçbir şey almayacak.
ECC 5:16 Bu da ağır bir kötülüktür, her halde nasıl geldi ise, öyle gidecektir. Rüzgâr için çalışanın ne kazancı var?
ECC 5:17 Bütün günlerinde karanlıkta yer, bitkin düşer, hastalanır ve öfkelenir.
ECC 5:18 İşte, iyi ve uygun gördüğüm şey, Tanrı'nın kendisine verdiği ömrünün bütün günlerinde insanın yemesi, içmesi ve güneşin altında çalıştığı bütün emeğinde, iyiliğin tadını çıkarmasıdır; çünkü bu onun payıdır.
ECC 5:19 Tanrı'nın kendisine zenginlik ve servet verdiği, ondan yemesi, payını alması ve emeğinden sevinç duyması için ona güç verdiği her adam için de Tanrı'nın armağanı budur.
ECC 5:20 Çünkü Tanrı onu yüreğinin sevinciyle meşgul ettiği için, yaşamının günlerini pek düşünmez.
ECC 6:1 Güneşin altında gördüğüm bir kötülük var, insanlara da ağır geliyor:
ECC 6:2 Tanrı'nın kendisine zenginlik, servet ve saygınlık verdiği, böylece canının arzuladığı hiçbir şeyden yoksun kalmadığı, ancak Tanrı'nın ona yemesi için bir güç vermediği ve onu bir yabancının yediği bir adam. Bu boş ve kötü bir hastalıktır.
ECC 6:3 Bir adam yüz çocuk babası olsa da, uzun yıllar yaşasa da, yıllarının günleri çok olsa da, ama canı iyiliğe doymamışsa ve dahası gömülmemişse, derim ki, ölü doğmuş bir çocuk ondan iyidir;
ECC 6:4 çünkü o boşlukta gelir, ve karanlıkta gider, adı da karanlıkla örtülür.
ECC 6:5 Dahası güneşi görmemiş ve onu tanımamıştır. Bu, öbüründen daha rahattır.
ECC 6:6 Evet, iki kez bin yıl yaşasa da yine de iyilikten zevk almasa, hepsi bir yere gitmiyor mu?
ECC 6:7 İnsanın bütün emeği ağzı içindir, yine de iştahı doymaz.
ECC 6:8 Akıllının akılsızdan ne üstünlüğü vardır? Yaşayanların önünde yürümeyi bilen yoksula ne var?
ECC 6:9 Gözlerin görmesi, arzunun gezinmesinden daha iyidir. Bu da boştur ve rüzgârı kovalamaktır.
ECC 6:10 Ne olmuşsa, onun adı çoktan konmuştur; insanın da ne olduğu bilinir; ve kendisinden daha güçlü olanla çekişemez.
ECC 6:11 Çünkü boşluk yaratan çok söz vardır. Bunun insana ne yararı var?
ECC 6:12 Çünkü gölge gibi geçirdiği boş ömrünün bütün günlerinde, insan için neyin iyi olduğunu kim bilebilir? Çünkü bir insana kendisinden sonra güneş altında ne olacağını kim söyleyebilir?
ECC 7:1 İyi ad hoş kokudan iyidir; ölüm günü de birinin doğum gününden iyidir.
ECC 7:2 Yas evine gitmek, şölen evine gitmekten iyidir; çünkü bütün insanların sonu budur ve yaşayanlar bunu yüreğine koymalıdır.
ECC 7:3 Üzüntü gülmekten iyidir; çünkü yüzün hüznüyle yürek iyi olur.
ECC 7:4 Bilgenin yüreği yas evindedir; ama akılsızın yüreği neşe evindedir.
ECC 7:5 Bir adamın akılsızların şarkısını duymasından ziyade, bilgenin azarını işitmesi daha iyidir.
ECC 7:6 Çünkü kazan altındaki dikenlerin çıtırtısı nasılsa, akılsızın gülmesi de öyledir. Bu da boştur.
ECC 7:7 Gerçekten haraç bilge adamı akılsızlaştırır, rüşvet de anlayışı yok eder.
ECC 7:8 Bir şeyin sonu başlangıcından iyidir. Ruhta sabırlı olan, ruhta kibirli olandan iyidir.
ECC 7:9 Öfkelenmekte ruhun acele etmesin, çünkü öfke akılsızların koynunda yatar.
ECC 7:10 “Geçmiş günler neden bunlardan daha iyiydi?” deme. Çünkü bunun hakkındaki sorgun bilgece değildir.
ECC 7:11 Bilgelik miras kadar iyidir. Evet, güneşi görenler için daha üstündür.
ECC 7:12 Çünkü bilgelik bir siperdir, paranın da siper olduğu gibi; ama bilginin üstünlüğü, bilgeliğin ona sahip olanın yaşamını korumasıdır.
ECC 7:13 Tanrı'nın işini düşünün, çünkü O'nun eğrilttiğini kim doğrultabilir?
ECC 7:14 İyilik gününde sevinin, sıkıntı gününde düşünün; evet, Tanrı ikisini yan yana yaptı, öyle ki, insan kendisinden sonra olacak şeyi bulmasın.
ECC 7:15 Bütün bunları boş günlerimde gördüm: Doğruluğunun içinde yok olan doğru adam vardı, kendi kötülüğünün içinde de uzun yaşayan kötü adam vardır.
ECC 7:16 Ne çok doğru ol, ne de çok bilge. Neden kendini mahvedesin?
ECC 7:17 Ne çok kötü ol, ne de akılsız. Neden zamanından önce ölesin?
ECC 7:18 Bunu tutman iyi olur. Evet, elini ondan da çekme; çünkü Tanrı'dan korkan, bunların hepsinin arasından çıkar.
ECC 7:19 Bilgelik, bilge kişiyi, kentte bulunan on yöneticiden daha güçlü kılar.
ECC 7:20 Yeryüzünde iyilik yapan ve günah işlemeyen doğru adam yoktur.
ECC 7:21 Söylenen her söze de aldırma, yoksa hizmetkârının seni lanetlediğini duyarsın.
ECC 7:22 Çünkü kendi yüreğin de biliyor ki, sen kendin de çok kereler başkalarına sövdün.
ECC 7:23 Bütün bunları bilgelikle denedim. “Bilge olacağım” dedim; ama benden çok uzaktı.
ECC 7:24 Olan şey, uzakta ve çok derin. Onu kim bulabilir?
ECC 7:25 Döndüm, bilmek ve ortaya çıkarmak, bilgeliği ve şeylerin düzenini aramak, kötülüğün aptallık olduğunu, akılsızlığın da delilik olduğunu bilmek için yüreğim de aradı.
ECC 7:26 Yüreği tuzaklar ve kapanlar, elleri zincirler olan kadını ölümden daha acı buldum. Tanrı'yı hoşnut eden ondan kaçacaktır; ama günâhkar onun tarafından tuzağa düşürülecektir.
ECC 7:27 Vaiz, “İşte, bunu buldum” diyor, “Birer birer, bir açıklama bulmak için
ECC 7:28 canım hâlâ onu aramakta, ama bulamadım. Binde bir erkek buldum, ama bunların hepsinin arasında bir kadın bulmadım.
ECC 7:29 İşte, yalnızca şunu buldum: Tanrı insanı doğru yarattı; ama onlar çok icatlar arıyorlar.”
ECC 8:1 Bilge kişi gibi kim var? Ve bir şeyin yorumunu kim bilir? Bir adamın bilgeliği yüzünü aydınlatır ve yüzünün sertliği değişir.
ECC 8:2 Tanrı'ya ant içtiği için, “Kralın buyruğunu tut!” diyorum.
ECC 8:3 Onun önüne çıkmakta acele etme. Kötü bir şeyde ısrar etme, çünkü o ne dilerse onu yapar.
ECC 8:4 Çünkü kralın sözü en üstündür. Kim ona, “Ne yapıyorsun?” diyebilir?
ECC 8:5 Buyruğu tutan zarar görmez ve bilge yüreği zamanı ve yöntemi bilir.
ECC 8:6 Çünkü her işin bir zamanı ve yöntemi vardır, ama insanın sıkıntısı kendine ağır gelir.
ECC 8:7 Çünkü ne olacağını bilmez; çünkü ona nasıl olacağını kim söyleyebilir?
ECC 8:8 Ruhu tutmak için, ruh üzerinde kimsenin hakimiyeti yoktur; ölüm günü üzerinde de hakimiyeti olan yoktur. Savaşta terhis yoktur; kötülük de onu yapanı kurtarmayacak.
ECC 8:9 Bütün bunları gördüm ve güneş altında yapılan her işe aklımı verdim. Öyle zaman vardır ki, bir adamın diğeri üzerine hakimiyeti kendi zararınadır.
ECC 8:10 Böylece kötülerin gömüldüğünü gördüm. Gerçekten onlar da kutsallıktan geldiler. Bunu yapmış oldukları kentten gittiler ve unutuldular. Bu da boştur.
ECC 8:11 Çünkü kötü işe karşı verilen ceza çabuk yerine gelmiyor, bu yüzden insanoğullarının yüreği kötülük yapmaya tamamen meyillidir.
ECC 8:12 Günahkâr yüz kere suç işlese ve uzun yaşasa bile, Tanrı'dan korkan, O'nun önünde saygılı olanlara daha iyi olacağını kesin olarak biliyorum.
ECC 8:13 Ama kötüye iyilik olmayacak, gölge gibi olan günleri uzamayacak, çünkü Tanrı'dan korkmaz.
ECC 8:14 Yeryüzünde yapılan bir şey var: Doğrular var ki, onların başına gelen kötülerin işine göredir; yine kötüler var ki, onların başına gelen doğruların işine göredir. Bu da boştur dedim.
ECC 8:15 O zaman neşeyi övdüm, çünkü insanın güneş altında yemekten, içmekten ve sevinçli olmaktan daha iyi bir şeyi yoktur: Çünkü bu, Tanrı'nın kendisine güneş altında verdiği ömrünün bütün günlerinde ona eşlik edecektir.
ECC 8:16 Yüreğimi bilgeliği anlamaya ve yeryüzünde yapılan işi görmeye adadığımda (gözler gece gündüz uyumasa bile),
ECC 8:17 Tanrı'nın bütün işini gördüm ki, insan güneş altında yapılan işi bulup çıkaramaz, çünkü insan onu aramak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, yine de bulamaz. Evet, bilge adam onu kavrayabileceğini sansa bile, onu bulamaz.
ECC 9:1 Çünkü bunun tümünü araştırmak için hepsini yüreğime koydum: Doğrular, bilgeler ve onların işleri Tanrı'nın elindedir; sevgi mi, nefret mi, insan bunu bilmez; hepsi onların önündedir.
ECC 9:2 Herkesin başına gelen her şey benzerdir. Doğruyla kötünün, iyinin ve temizin, kirlinin, kurban kesenle kesmeyenin başına gelen olay birdir. İyi nasılsa, günahkâr da öyledir; ant içen de anttan korkan gibidir.
ECC 9:3 Güneş altında yapılan her şeyde bir kötülük vardır ki, herkesin başına gelen olay birdir. Evet, insanoğullarının yüreği kötülükle doludur ve yaşarken yüreklerinde delilik vardır ve ondan sonra ölülere giderler.
ECC 9:4 Çünkü bütün yaşayanlarla bağı olan için umut vardır; çünkü yaşayan köpek ölü aslandan iyidir.
ECC 9:5 Çünkü yaşayanlar öleceklerini bilirler; ama ölüler bir şey bilmezler, artık onlar için bir ödül de yoktur; çünkü onların anısı unutulmuştur.
ECC 9:6 Onların sevgileri, nefretleri ve kıskançlıkları da çoktan yok olmuştur; ve güneş altında yapılan bir şeyde artık onlar için sonsuza dek pay yoktur.
ECC 9:7 Git, ekmeğini sevinçle ye, şarabını neşeli bir yürekle iç; çünkü Tanrı senin işlerini çoktan kabul etmiştir.
ECC 9:8 Giysilerin her zaman beyaz olsun, ve başında yağ eksik olmasın.
ECC 9:9 Güneşin altında sana vermiş olduğu ömrünün bütün günlerinde, bütün boş günlerinde sevdiğin karınla sevinçle yaşa; çünkü hayattan, güneşin altındaki çektiğin emekten payın budur.
ECC 9:10 Elin işlemek için ne iş bulursa onu gücünle işle; çünkü gitmekte olduğun Şeol'de iş, tasarı, bilgi ve bilgelik yoktur.
ECC 9:11 Döndüm ve güneşin altında gördüm ki, yarış hızlı olanın, savaş güçlünün, ekmek bilgenin, zenginlik anlayışlıların, lütuf da beceriklilerin değildir; ama zaman ve şans hepsinin başına gelir.
ECC 9:12 Çünkü insan da zamanını bilmez. Kötü bir ağa yakalanan balıklar gibi, tuzağa düşen kuşlar gibi, insanoğulları da ansızın üzerlerine düştüğünde kötü bir zamana yakalanırlar.
ECC 9:13 Güneşin altında bilgeliği de bu şekilde gördüm ve bana büyük göründü.
ECC 9:14 Küçük bir kent vardı ve içinde az sayıda insan vardı; ve büyük bir kral ona karşı geldi, onu kuşattı ve ona karşı büyük rampalar yaptı.
ECC 9:15 Ve orada yoksul bir bilge adam bulundu ve bilgeliğiyle kenti kurtardı; ama hiç kimse o yoksul adamı hatırlamadı.
ECC 9:16 O zaman dedim ki, “Bilgelik güçten iyidir.” Ama yoksulun hikmeti hor görülür, ve onun sözleri duyulmaz.
ECC 9:17 Sessizce duyulan bilgelerin sözleri, akılsızlar arasında hükmedenin bağırışından daha iyidir.
ECC 9:18 Bilgelik savaş silahlarından daha iyidir, ama bir günahkâr çok iyiliği yok eder.
ECC 10:1 Ölü sinekler attarın yağını kötü kokutur; Böylece biraz akılsızlık bilgelikten ve saygınlıktan daha ağır basar.
ECC 10:2 Akıllının yüreği sağındadır, ama akılsızın yüreği solundadır.
ECC 10:3 Akılsız yolda yürürken de anlayışı eksiktir ve herkese kendisinin bir akılsız olduğunu söyler.
ECC 10:4 Eğer yöneticinin ruhu sana karşı yükselirse, yerinden ayrılma; çünkü yumuşak huyluluk büyük suçları yatıştırır.
ECC 10:5 Güneşin altında gördüğüm bir kötülük var, yöneticiden kaynaklanan bir tür yanlış.
ECC 10:6 Akılsızlık büyük makamda yer alıyor, zenginler de alçak yerde oturuyor.
ECC 10:7 Hizmetkârların atlar üzerinde, beylerin de yerde hizmetkârlar gibi yürüdüğünü gördüm.
ECC 10:8 Çukur kazan, içine düşebilir; duvarı delen de yılan tarafından sokulabilir.
ECC 10:9 Taş yontan, onlardan yaralanabilir. Odun yaran onunla tehlikeye düşebilir.
ECC 10:10 Balta körse ve ağzı bilenmezse, daha çok güç kullanmak gerekir; ama ustalık başarı getirir.
ECC 10:11 Eğer yılan büyü yapılmadan önce sokarsa, büyü yapanın dilinin yararı olmaz.
ECC 10:12 Akıllının ağzından çıkan sözler hoştur; ama akılsızı yutan kendi dudaklarıdır.
ECC 10:13 Ağzının sözlerinin başlangıcı akılsızlıktır; konuşmasının sonu da kötü deliliktir.
ECC 10:14 Akılsız da sözlerini çoğaltır. İnsan ne olacağını bilmez; kendisinden sonra da ne olacağını ona kim söyleyebilir?
ECC 10:15 Akılsızların emeği kendilerini yorar; çünkü kente nasıl gideceğini bilmez.
ECC 10:16 Ey ülke, kralın çocuk olduğunda, beylerin de sabahleyin yemek yediklerinde, vay haline!
ECC 10:17 Ey ülke, kralın soyluların oğlu olduğunda, beylerin de sarhoşluk için değil, güç için zamanında yemek yediğinde ne mutlu sana!
ECC 10:18 Tembellikten çatı çöker; ellerin tembelliğinden de ev akar.
ECC 10:19 Ziyafet gülmek için yapılır, şarap hayatı sevindirir; para da her şeyin yanıtıdır.
ECC 10:20 Krala lanet etme, düşüncelerinde bile; yatak odanda zenginlere lanet etme, çünkü göğün bir kuşu sesi taşıyabilir kanatları olan meseleyi anlatabilir.
ECC 11:1 Ekmeğini sulara at; çünkü çok günler sonra onu bulacaksın.
ECC 11:2 Yedi kişiye, hatta sekiz kişiye pay ver; çünkü yeryüzünde ne kötülük olacağını bilmiyorsun.
ECC 11:3 Eğer bulutlar yağmurla doluysa, kendilerini yeryüzüne boşaltırlar; eğer bir ağaç da güneye veya kuzeye doğru devrilirse, O ağaç düştüğü yerde, orada olur.
ECC 11:4 Rüzgârı gözeten ekmez, bulutlara bakan da biçmez.
ECC 11:5 Rüzgârın yolunu ve gebe kadının rahmindeki kemiklerin nasıl büyüdüğünü bilmediğin gibi, her şeyi yapan Tanrı'nın işini de bilmezsin.
ECC 11:6 Sabah tohumunu ek, akşam da elini çekme; çünkü hangisinin başarılı olacağını, bunun mu yoksa şunun mu, yoksa ikisinin de eşit derecede iyi olup olmayacağını bilmezsin.
ECC 11:7 Gerçekten ışık tatlıdır, gözler için de güneşi görmek hoş bir şeydir.
ECC 11:8 Evet, eğer bir adam çok yıllar yaşarsa, hepsinde sevinsin; ama karanlık günleri hatırlasın, çünkü çok olacaklar. Gelen her şey boştur.
ECC 11:9 Ey genç adam, gençliğinde sevin, yüreğin de seni gençliğinin günlerinde neşelendirsin, yüreğinin yollarında ve gözlerinin gördüklerinde yürü; ama bil ki, bütün bunlar için Tanrı seni yargılayacaktır.
ECC 11:10 Bu yüzden yüreğinden kederi çıkar, kötülüğü de bedeninden uzaklaştır; çünkü gençlik ve yaşamın şafağı boştur.
ECC 12:1 Kötü günler gelmeden, “Onlardan zevk almıyorum” diyeceğin yıllar yaklaşmadan,
ECC 12:2 güneş, ışık, ay ve yıldızlar kararmadan ve yağmurdan sonra bulutlar geri dönmeden, gençliğinin günlerinde seni Yaratanı hatırla;
ECC 12:3 o gün evi bekleyenler titreyecek, güçlü adamlar eğilecek, öğütücüler az olduğu için duracak, pencerelerden bakanlar kararacak,
ECC 12:4 değirmen sesi alçalınca, sokak kapıları kapanacak, biri kuş sesine kalkacak, bütün müzik kızlarının sesi kesilecek;
ECC 12:5 evet, yükseklerden korkacaklar yolda dehşetler olacak; badem ağacı çiçek açacak, çekirge yük olacak, arzu zayıflayacak; çünkü insan kendi ebedî evine gidiyor, yas tutanlar da sokaklarda dolaşacak;
ECC 12:6 gümüş kordon kopmadan, ya da altın tas kırılmadan, ya da testi pınarda parçalanmadan, ya da sarnıçta makara kırılmadan,
ECC 12:7 toprak yere, eski haline dönmeden ve ruh onu veren Tanrı'ya dönmeden, seni yaratanı hatırla.
ECC 12:8 “Boşların boşu. Her şey boş!” diyor Vaiz.
ECC 12:9 Üstelik, Vaiz bilge olduğu için halka hâlâ bilgi öğretti. Evet, düşündü, araştırdı ve birçok özdeyişleri sıraya koydu.
ECC 12:10 Vaiz, uygun sözleri ve kusursuzca yazılmış olanı, gerçeğin sözlerini bulmaya çalıştı.
ECC 12:11 Bilgelerin sözleri üvendire gibidir; topluluk ustalarının sözleri iyi çakılmış çiviler gibidir, bir Çoban tarafından verilmişlerdir.
ECC 12:12 Üstelik, oğlum, sakın: Çok kitap yapmanın sonu yoktur; çok okuma beden yorgunluğudur.
ECC 12:13 İşte meselenin hepsi budur. Her şey duyuldu. Tanrı'dan kork ve buyruklarını tut; çünkü insanın bütün görevi budur.
ECC 12:14 Çünkü Tanrı her gizli şeyle birlikte her işi, ister iyi olsun, ister kötü olsun, yargıya getirecektir.
SOL 1:1 Ezgiler ezgisi, Solomon'undur.
SOL 1:2 Ağzının öpüşleriyle beni öpsün; çünkü senin sevgin şaraptan daha iyidir.
SOL 1:3 Esansının kokusu hoştur. Senin adın dökülmüş esanstır, bu yüzden kızlar seni seviyor.
SOL 1:4 Beni seninle birlikte al götür. Haydi koşalım. Kral beni odalarına götürdü. Dostlar Sende sevineceğiz ve coşacağız. Senin sevgini şaraptan daha çok öveceğiz! Sevgili Seni sevmekte haklılar.
SOL 1:5 Ben esmerim, ama güzelim, ey Yeruşalem kızları, kedar çadırları gibi, Solomon'un perdeleri gibi.
SOL 1:6 Esmer olduğuma bakmayın, çünkü beni güneş yaktı. Annemin oğulları bana kızdılar. Beni bağlara bekçi yaptılar. Kendi bağıma bakmadım.
SOL 1:7 Söyle bana, ey sen, canımın sevdiği, sürünü nerede otlatıyorsun, öğleyin onları nerede yatırıyorsun? Çünkü neden arkadaşlarının sürülerinin yanında Örtünen biri gibi olayım?
SOL 1:8 Eğer bilmiyorsan, kadınların en güzeli, koyun izlerini takip et. Oğlaklarını çoban çadırlarının yanında otlat.
SOL 1:9 Seni, sevgilim, Firavun'un arabalarındaki bir ata benzetirim.
SOL 1:10 Yanakların küpelerle, boynun mücevher dizileriyle ne güzel.
SOL 1:11 Sana altın küpeler yapacağız, gümüş düğmelerle.
SOL 1:12 Kral sofrasında otururken, benim kokum güzel kokusunu yaydı.
SOL 1:13 Sevgilim benim için memelerimin arasında yatan bir mür kesesidir.
SOL 1:14 Sevgilim benim için En Gedi bağlarında bir salkım kına çiçeğidir.
SOL 1:15 İşte, güzelsin, sevgilim. İşte, güzelsin. Gözlerin güvercinler gibi.
SOL 1:16 İşte, güzelsin, sevgilim, evet, hoşsun; ve yatağımız yemyeşil.
SOL 1:17 Evimizin kirişleri sedirlerdir. Tavanlarımız köknarlardır.
SOL 2:1 Ben Şaron gülüyüm, vadilerin zambağıyım.
SOL 2:2 Dikenler arasında zambak nasılsa, kızlar arasında sevgilim öyledir.
SOL 2:3 Orman ağaçları arasında elma ağacı nasılsa, oğlanlar arasında sevgilim öyledir. Onun gölgesinde büyük bir zevkle oturdum, meyvesi damağıma tatlı geldi.
SOL 2:4 Beni ziyafet salonuna götürdü. Onun üzerimdeki sancağı sevgidir.
SOL 2:5 Beni kuru üzümle güçlendirin, elmayla beni canlandırın; çünkü ben aşktan bitkinim.
SOL 2:6 Sol eli başımın altında olsun. Sağ eli beni kucaklasın.
SOL 2:7 Ey Yeruşalem kızları, dişi ceylanlar ve kırın dişi geyikleri üzerine size ant ettiriyorum ki, sevgiyi ayıltmayın ve uyandırmayın, ta ki o arzu edene kadar.
SOL 2:8 Sevgilimin sesi! İşte geliyor, dağların üzerinden sekerek, tepelerin üzerinden sıçrayarak.
SOL 2:9 Sevgilim bir ceylan ya da geyik yavrusuna benzer. İşte, duvarımızın arkasında duruyor! Pencerelerden içeri bakıyor. Kafeslerden bakış atıyor.
SOL 2:10 Sevgilim konuşup bana şöyle dedi, “Sevgilim, güzelim, kalk da gel.”
SOL 2:11 “Çünkü işte, kış geçti. Yağmurlar geçip gitti.
SOL 2:12 Yerde çiçekler görünüyor. Ezgi söyleme zamanı geldi, ve diyarımızda kumru sesi duyuldu.
SOL 2:13 İncir ağacı ham incirlerini yetiştirmekte. Asmalar çiçek açtı. Güzel kokular yaymaktalar. Sevgilim, güzelim, kalk da gel.”
SOL 2:14 Kaya kovuklarındaki, dağ yamaçlarının gizli yerlerindeki güvercinim, yüzünü bana göster. Sesini bana duyur; çünkü sesin tatlı, yüzün güzeldir.
SOL 2:15 Bizim için tilkileri, bağları yağmalayan küçük tilkileri yakalayın; çünkü bağlarımız çiçek açtı.
SOL 2:16 Sevgilim benimdir, ben de onun. Zambakların arasında gezinir.
SOL 2:17 Gün serinleyip gölgeler kaçıncaya dek, dön, sevgilim, yarılmış dağlar üzerinde ceylan ya da geyik yavrusu gibi ol.
SOL 3:1 Geceleyin yatağımın üzerinde, onu, canımın sevdiğini aradım. Aradım, ama onu bulamadım.
SOL 3:2 Şimdi kalkıp kenti dolaşayım; sokaklarda ve meydanlarda onu, canımın sevdiğini arayayım. Aradım, ama onu bulamadım.
SOL 3:3 Kentte dolaşan bekçiler beni buldular; “Onu, canımın sevdiğini gördünüz mü?”
SOL 3:4 Onlardan ayrılır ayrılmaz, onu, canımın sevdiğini buldum. Onu tuttum ve bırakmadım; ta ki onu annemin evine, bana gebe kalan kadının odasına götürene dek.
SOL 3:5 Ey Yeruşalem kızları, dişi ceylanlar ve kırın dişi geyikleri üzerine size ant ettiriyorum ki, sevgiyi ayıltmayın ve uyandırmayın, ta ki o arzu edene kadar.
SOL 3:6 Duman sütunları gibi çölden çıkan, mür ve günlükle, tüccarın bütün baharatlarıyla kokulandırılmış olan bu kimdir?
SOL 3:7 İşte, Solomon'un arabası! İsrael'in yiğitlerinden, altmış yiğit onun çevresinde.
SOL 3:8 Hepsi kılıç kullanır ve savaşta ustadır. Gecenin dehşetinden, her birinin kılıcı belindedir.
SOL 3:9 Kral Solomon, kendine Lübnan ağacından bir araba yaptı.
SOL 3:10 Sütunlarını gümüşten, tabanını altından, koltuğunu mordan yaptı, içi Yeruşalem kızlarından sevgiyle döşendi.
SOL 3:11 Ey Siyon kızları, çıkın, Kral Solomon'u, düğünü gününde, yüreğinin sevinci gününde, annesinin ona giydirdiği taçla görün.
SOL 4:1 Ah, ne güzelsin, sevgilim. Ah, ne güzelsin. Gözlerin peçenin ardındaki güvercinler gibi. Saçların Gilad Dağı'ndan inen keçi sürüsü gibi.
SOL 4:2 Dişlerin yıkanmaktan çıkmış, yeni kırkılmış bir sürüye benzer. Her birinin ikizi var. Aralarında yavrusuz olan yok.
SOL 4:3 Dudakların al iplik gibi. Ağzın ne güzel. Yanakların peçenin ardındaki nar parçası gibi.
SOL 4:4 Boynun David'in silah evi için yapılmış kulesine benzer, üzerine bin kalkan asılmış, hepsi yiğit kalkanları.
SOL 4:5 İki memen, sanki bir çift geyik yavrusu, zambaklar arasında otlayan, ikiz ceylan yavrusu.
SOL 4:6 Gün serinleyince, gölgeler kaçıp gidinceye dek, mür dağına, günnük tepesine gideceğim.
SOL 4:7 Tümüyle güzelsin, sevgilim. Sende hiç kusur yok.
SOL 4:8 Lübnan'dan benimle gel, ey gelinim, benimle Lübnan'dan. Amana Tepesi'nden, senir ve Hermon'un tepelerinden, aslanların inlerinden, parsların dağlarından bak.
SOL 4:9 Yüreğimi çaldın, kız kardeşim, gelinim. Bir bakışınla, boynunun bir zinciriyle yüreğimi çaldın.
SOL 4:10 Sevgin ne kadar güzel, kız kardeşim, gelinim! Sevgin şaraptan ne kadar daha hoş, esansının kokusu her türlü baharattan daha güzel!
SOL 4:11 Ey gelinim, bal damlatır dudakların. Balla süt dilinin altındadır. Giysilerinin kokusu sanki Lübnan kokusu.
SOL 4:12 Kız kardeşim, gelinim, kapalı bir bahçedir; kapalı bir kaynak, mühürlü bir pınardır.
SOL 4:13 Fidanların nar bahçesidir, değerli meyvelerle, kına ve nardin fidanlarıyla,
SOL 4:14 nardin ve safran, kamış ve tarçın, her türlü günnük ağacıyla, mür ve öd ağacı, en iyisinden her çeşit baharatlarla,
SOL 4:15 Bahçelerin pınarı, diri suların kuyusu, Lübnan'dan akan dereler.
SOL 4:16 Uyan, ey kuzey rüzgârı, sen de gel, ey güney! Bahçeme es de, onun baharatları aksın. Sevgilim bahçesine gelsin, ve değerli meyvelerini tatsın.
SOL 5:1 Bahçeme girdim, kız kardeşim, gelinim. Baharatımla mürümü topladım; balımla peteğimi yedim; sütümle şarabımı içtim. Dostlar Yiyin, ey dostlar! İçin, evet, bol bol için, ey sevgililer.
SOL 5:2 Uyuyordum, ama yüreğim uyanıktı. Kapıyı çalan sevgilimin sesi: “Aç bana, kız kardeşim, aşkım, güvercinim, lekesizim; çünkü başım çiyle dolu, saçlarım da gecenin nemiyle.”
SOL 5:3 Entarimi çıkardım. Gerçekten giymeli miyim? Ayaklarımı yıkadım. Gerçekten onları kirletmeli miyim?
SOL 5:4 Sevgilim elini sürgü deliğinden içeri uzattı. Kalbim onun için çarpıyordu.
SOL 5:5 Sevgilime kapıyı açmak için kalktım. Ellerimden mür damladı, parmaklarımdan aktı, sürgü tokmakları üzerine.
SOL 5:6 Sevgilime açtım; ama sevgilim ayrılıp gitmişti. O konuşurken ben kendimden geçmiştim. Onu aradım, ama bulamadım. Onu çağırdım, ama o yanıt vermedi.
SOL 5:7 Kentte dolaşan bekçiler beni buldular. Beni dövdüler, beni yaraladılar. Sur bekçileri üzerimden şalımı alıp götürdüler.
SOL 5:8 Size ant içiriyorum, ey Yeruşalem kızları, eğer sevgilimi bulursanız, ona aşktan bitkin olduğumu söyleyin.
SOL 5:9 Kadınların en güzeli, senin sevgilin öteki sevgililerden nasıl daha iyidir? Senin sevgilin öteki sevgililerden nasıl daha iyidir ki, bize böyle ant içiriyorsun?
SOL 5:10 Sevgilim beyaz ve kızıldır. On binler arasında en iyisidir.
SOL 5:11 Başı en saf altına benzer. Saçları gür, kuzgun gibi siyahtır.
SOL 5:12 Gözleri akarsu kenarındaki güvercinler gibidir, sütle yıkanmış, mücevher gibi takılmış.
SOL 5:13 Yanakları güzel kokulu çiçeklik gibidir, güzel kokular yığınlarıyla. Dudakları zambaklar gibidir, mür yağı damlatır.
SOL 5:14 Elleri beril kakmalı altın yüzükler gibidir. Gövdesi safirlerle kaplı fildişi işi gibidir.
SOL 5:15 Bacakları saf altın ayaklıklar üzerine yerleştirilmiş mermer sütunlar gibidir. Görünüşü Lübnan gibidir, sedirler kadar harikadır.
SOL 5:16 Ağzı tatlıdır; evet, her yönüyle sevimlidir. Bu benim sevgilimdir ve bu benim dostumdur, ey Yeruşalem kızları.
SOL 6:1 Ey kadınların en güzeli, sevgilin nereye gitti? Sevgilin nereye döndü ki, onu seninle birlikte arayalım?
SOL 6:2 Bahçelerde sürüsünü otlatmak ve zambak toplamak için, sevgilim bahçesine, güzel kokulu çiçekliklerine indi.
SOL 6:3 Sevgilim benimdir, ben de sevgilimin. Zambaklar arasında geziniyor.
SOL 6:4 Sen güzelsin, sevgilim, Tirtsa kadar güzelsin, Yeruşalem kadar sevimlisin, sancak açmış bir ordu kadar muhteşemsin.
SOL 6:5 Gözlerini benden çevir, çünkü onlar bana galip geldiler. Saçların Gilad yamacında yatan keçi sürüsü gibi.
SOL 6:6 Dişlerin yıkanmaktan yeni çıkmış koyun sürüsü gibi, her birinin ikizi var; aralarında yavrularını yitiren yoktur.
SOL 6:7 Yanakların peçenin ardındaki nar parçası gibi.
SOL 6:8 Altmış kraliçe, seksen cariye, ve sayısız el değmemiş kız var.
SOL 6:9 Kusursuz güvercinim, eşsizdir. Annesinin biricik kızıdır. Kendisini doğuranın gözdesidir. Kızlar onu gördüler ve ona mutlu dediler. Kraliçeler ve cariyeler onu gördüler ve onu övdüler.
SOL 6:10 Görünüşü sabah gibi, ay kadar güzel, güneş kadar parlak, ve sancak açmış ordu kadar muhteşem olan bu kadın kimdir?
SOL 6:11 Vadinin yeşil fidanlarını görmek, asma tomurcuklandı mı, narlar çiçek açtı mı diye görmek için, ceviz bahçesine indim.
SOL 6:12 Farkına varmadan, arzum beni soylu halkımın arabalarıyla oturttu.
SOL 6:13 Geri dön, geri dön, ey Şulamlı! Geri dön, geri dön de sana bakalım. Seven Neden Şulamlı'ya, Mahanaim dansına bakar gibi bakmak istiyorsun?
SOL 7:1 Sandaletler içinde ayakların ne güzel, ey bey kızı! Yuvarlak kalçaların mücevher gibi, usta ellerinin işi.
SOL 7:2 Vücudun yuvarlak bir kadeh gibi, karışık şaraptan yoksun değil. Belin zambaklarla süslenmiş bir buğday yığını gibi.
SOL 7:3 İki memen sanki bir çift geyik vayrusu, ikiz ceylan yavrusu.
SOL 7:4 Boynun fildişi kulesine benzer. Gözlerin Batrabbim Kapısı yanındaki Heşbon havuzları gibi. Burnun Damaskus'a bakan Lübnan Kulesi gibi.
SOL 7:5 Üzerindeki başın Karmel gibi. Başındaki saçlar mora çalıyor. Kral senin kaküllerine tutsak oldu.
SOL 7:6 Zevkler için, sen ne güzelsin, ne hoşsun, ey aşk!
SOL 7:7 Bu senin boyun palmiye ağacına benzer, memelerin onun meyvesi gibi.
SOL 7:8 “Hurma ağacına çıkayım, meyvesini tutayım.” dedim. Memelerin asma salkımları gibi olsun, soluğunun kokusu da elma gibi.
SOL 7:9 Ağzın en iyi şarap gibi, sevgilim için kolayca akan, uyuyanların dudaklarından kayan.
SOL 7:10 Ben sevgiliminim. Onun arzusu banadır.
SOL 7:11 Gel, sevgilim! Kıra çıkalım. Köylerde geceleyelim.
SOL 7:12 Sabahleyin erkenden bağlara çıkalım. Asma tomurcuk verdi mi, çiçeği açtı mı, narlar çiçeklendi mi görelim. Orada sana sevgimi vereceğim.
SOL 7:13 Adamotları hoş koku saçıyor. Kapılarımızın önünde Taze ve kuru her çeşit değerli meyve var, onları senin için sakladım, ey sevgilim.
SOL 8:1 Ah, keşke sen annemin memelerinden süt emmiş kardeşim gibi olsaydın! Seni dışarıda bulsam, öperdim; kimse de beni kınamazdı.
SOL 8:2 Sana yol gösterir, beni eğiten annemin evine götürürdüm. Sana baharatlı şaraptan, narımın suyundan içirirdim.
SOL 8:3 Sol eli başımın altında olurdu. Sağ eli beni kucaklardı.
SOL 8:4 Size ant içiriyorum, ey Yeruşalem kızları, sevgiyi ayıltmayasınız, uyandırmayasınız diye, ta ki öyle arzu edene kadar.
SOL 8:5 Sevgilisine yaslanarak çölden çıkan bu kimdir? Sevgili, Elma ağacının altında seni uyandırdım. Orada annen sana gebe kaldı. Orada doğum sancıları çekti ve seni doğurdu.
SOL 8:6 Beni yüreğine bir mühür, kolunun üzerine bir mühür gibi koy; çünkü sevgi ölüm kadar güçlüdür. Kıskançlık Şeol kadar zalimdir. Onun ışıltıları ateş ışıltılarıdır, Yah'ın gerçek alevidir.
SOL 8:7 Büyük sular sevgiyi söndüremez, seller de onu boğamaz. Bir adam sevgisi için evinin bütün servetini verse, tümüyle hor görülür.
SOL 8:8 Küçük bir kız kardeşimiz var. Onun daha memeleri yok. Onun için söz söyleneceği gün, kız kardeşimiz için ne yapacağız?
SOL 8:9 Eğer o bir duvarsa, üzerine gümüş bir kule yaparız. Eğer bir kapıysa, onu sedir tahtalarıyla kapatırız.
SOL 8:10 Ben bir duvarım, memelerim de kuleler gibi, o zaman onun gözünde esenlik bulan biri gibi oldum.
SOL 8:11 Solomon'un Baal Hamon'da bir bağı vardı. Bağı tutanlara kiraladı. Her biri ürünü için bin şekel gümüş getirirdi.
SOL 8:12 Benim kendi bağım önümdedir. Bini senin olsun, ey Solomon, iki yüzü de ürününe bakanların olsun.
SOL 8:13 Bahçelerde oturan, dostlarınla birlikte hazır bulunan ey sen, sesini duyur bana!
SOL 8:14 Kaç gel, sevgilim! Hoş kokulu dağların üzerinde, bir ceylan gibi, ya da geyik yavrusu gibi ol!
ISA 1:1 Amots oğlu Yeşaya'nın Yahuda kralları Uzziah, Yotam, Ahaz ve Hizkiya'nın günlerinde Yahuda ve Yeruşalem ile ilgili gördüğü görüm.
ISA 1:2 Ey gökler, dinleyin ve ey yer dinleyin; çünkü Yahve şunları söyledi: “Çocuklar besleyip büyüttüm, onlar da bana isyan ettiler.
ISA 1:3 Öküz sahibini, eşek de efendisinin yemliğini bilir; ama İsrael bilmiyor. Benim halkım dikkate almıyor.”
ISA 1:4 Ah günahkâr bir ulus, kötülükle dolu bir halk, kötülük yapanların soyu, çürük davranan çocuklar! Yahve'yi terk ettiler. İsrael'in Kutsalı'nı küçümsediler. Yabancılaştılar ve gerilediler.
ISA 1:5 Neden isyanını daha çok artırarak daha çok dövülesin? Baş tümüyle hasta, yürek de tümüyle baygın.
ISA 1:6 Ayak tabanından başa kadar kendisinde hiç sağlık yok; yalnızca yaralar, bereler ve açık yaralar var. Onlar kapatılmamış, sarılmamışlar, ya da yağla yumuşatılmamışlar.
ISA 1:7 Ülkeniz ıssız. Kentleriniz ateşle yanmış. Yabancılar önünüzde ülkenizi yiyip bitiriyor, ıssız bırakılmış, yabancılar tarafından yıkılmış sanki.
ISA 1:8 Siyon kızı bağdaki barınak gibi, kavun tarlasındaki kulübe gibi, kuşatılmış bir kent gibi bırakıldı.
ISA 1:9 Ordular Yahvesi bize çok küçük bir kalıntı bırakmamış olsaydı, Sodom gibi olurduk. Gomora'ya benzerdik.
ISA 1:10 Ey Sodom yöneticileri, Yahve'nin sözünü dinleyin! Ey Gomora halkı, Tanrımız'ın yasasını dinleyin!
ISA 1:11 “Kurbanlarınız çokmuş, bana ne?” diyor Yahve. “Yakmalık koç sunularınız ve besili hayvanlarınızın yağları yetti bana. Boğaların, kuzuların ya da tekelerin kanından hoşlanmıyorum.
ISA 1:12 Önüme görünmeye geldiğinizde, elinizden bunu kim istedi de, avlularımı çiğniyorsunuz?
ISA 1:13 Artık boş sunu getirmeyin. Buhur bana iğrençtir. Yeni Aylar, Şabat'lar ve toplantı çağrıları: Kötülük toplanmalarına katlanamıyorum.
ISA 1:14 Canım Yeni Aylar'ınızdan ve belirlenmiş bayramlarınızdan nefret ediyor. Onlar bana yüktür. Bunları taşımaktan yoruldum.
ISA 1:15 Ellerini açtığında gözlerimi sizden gizleyeceğim. Evet, çok dua ettiğinizde duymayacağım. Elleriniz kanla dolu.
ISA 1:16 Kendinizi yıkayın. Kendinizi temizleyin. Yaptığınız kötülükleri gözümün önünden atın. Kötülük yapmaktan vazgeçin.
ISA 1:17 İyilik etmeyi öğrenin. Adaleti arayın. Ezilmişleri rahatlatın. Yetimleri savunun. Dul kadının davasına bakın.”
ISA 1:18 “Gelin şimdi, birlikte çözelim” diyor Yahve: “Günahlarınız kıpkırmızı olsa da, kar gibi beyaz olacak. Koyu kırmızı gibi kızıl olsalar da yapağı gibi olacaklar.
ISA 1:19 Eğer istekli ve itaatkar olursanız, ülkenin iyi ürününü yiyeceksiniz;
ISA 1:20 ama eğer reddeder ve isyan ederseniz, kılıçla yiyip bitirileceksiniz; çünkü bunu Yahve'nin ağzı söyledi.”
ISA 1:21 Sadık kent nasıl fahişe oldu! O, adaletle doluydu. Doğruluk ona yerleşmişti, şimdiyse katiller.
ISA 1:22 Gümüşünüz süprüntü oldu, şarabınız suyla karıştırıldı.
ISA 1:23 Beyleriniz asi ve hırsızların yoldaşlarıdır. Herkes rüşveti sever ve ödül peşindeler. Onlar yetimleri savunmuyorlar, dul kadının davası da onlara gelmiyor.
ISA 1:24 Bu nedenle Efendi, Ordular Yahvesi İsrael'in Güçlüsü, şöyle diyor: “Ah, hasımlarımdan rahat bulacağım ve düşmanlarımdan öç alacağım.
ISA 1:25 Elimi sana çevireceğim, süprüntünü tamamen temizleyeceğim, bütün kalayını kaldıracağım.
ISA 1:26 Önceden olduğu gibi hakimlerini, başlangıçta olduğu gibi danışmanlarını eski durumuna döndüreceğim. Bundan sonra sana 'Doğruluk kenti, sadık kent' denecek.
ISA 1:27 Siyon adaletle, onun tövbe edenleri de doğrulukla kurtarılacak.
ISA 1:28 Ama suçlularla günahkarların yok edilişi birlikte olacak, Yahve'yi bırakanlar yok olacaklar.
ISA 1:29 Çünkü onlar arzuladığınız meşe ağaçlarından utanacaklar, siz de seçmiş olduğunuz bahçelerden dolayı utanacaksınız.
ISA 1:30 Çünkü siz yaprağı solan meşe ağacı gibi, suyu olmayan bahçe gibi olacaksınız.
ISA 1:31 Güçlü olan kav gibi, işi ise kıvılcım gibi olacaktır. İkisi birlikte yanacak ve kimse onları söndüremeyecek.”
ISA 2:1 Amots oğlu Yeşaya'nın Yahuda'yla ve Yeruşalem'le ilgili gördüğü şey budur.
ISA 2:2 Son günlerde öyle olacak ki, Yahve'nin Evi'nin dağı dağların doruğuna kurulacak ve tepelerin üzerine yükseltilecek; bütün uluslar ona akın edecek.
ISA 2:3 Birçok halk gidip şöyle diyecek: “Gelin, Yahve'nin dağına, Yakov'un Tanrısı'nın Evi'ne çıkalım; O bize kendi yollarını öğretecek ve biz de O'nun yollarında yürüyeceğiz.” Çünkü yasa Siyon'dan, Yahve'nin sözü Yeruşalem'den çıkacak.
ISA 2:4 Uluslar arasında yargıçlık edecek ve birçok halk hakkında karar verecek. Kılıçlarını dövüp saban demirlerine, mızraklarını da bağcı bıçaklarına çevirecekler. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, artık savaşı öğrenmeyecekler.
ISA 2:5 Ey Yakov Evi, gelin de Yahve'nin ışığında yürüyelim.
ISA 2:6 Çünkü kendi halkını, Yakov'un evini terk ettin, çünkü orası doğuyla dolu, Filistliler gibi kehanet yapanlarla, yabancıların çocuklarıyla el sıkışıyorlar.
ISA 2:7 Ülkeleri gümüş ve altınla dolu, hazinelerinin sonu yoktur. Onların diyarı da atlarla dolu, savaş arabalarının da sonu yoktur.
ISA 2:8 Onların ülkesi de putlarla dolu. Kendi parmaklarının yaptığı, kendi elleriyle yaptıkları işe tapıyorlar.
ISA 2:9 İnsan alçaltılır, insan yola da getirilir; bu yüzden onları bağışlama.
ISA 2:10 Yahve'nin dehşetinden, heybetinin görkeminden kayaya girin ve toza toprağa saklanın.
ISA 2:11 O gün insanın kibirli bakışları alçaltılacak, gururu eğdirilecek ve yalnızca Yahve yüceltilecek.
ISA 2:12 Çünkü bütün kibirli ve küstah olanlar için, yukarı kaldırılmış her şey için, alçaltılacaktır da;
ISA 2:13 Lübnan'ın yüksek ve yukarı kaldırılmış tüm sedir ağaçları için, Başan'ın bütün meşeleri için,
ISA 2:14 bütün yüksek dağlar için, yukarı kaldırılmış bütün tepeler için,
ISA 2:15 her yüksek kule için, her sur için,
ISA 2:16 Tarşiş'in bütün gemileri için ve bütün hoş tasvirler için, Ordular Yahvesi'nin bir günü olacaktır.
ISA 2:17 İnsanın kibri eğdirilecek ve insanın küstahlığı alçaltılacaktır; o gün yalnızca Yahve yüceltilecek.
ISA 2:18 Putlar tamamen ortadan kalkacak.
ISA 2:19 Yahve yeryüzünü kudretle sarsmak için kalktığı zaman, İnsanlar, Yahve'nin dehşetinden ve heybetinin yüceliğinden, Kayalık mağaralara ve yerin çukurlarına girecekler.
ISA 2:20 O gün insanlar tapınmak için kendilerine yapmış oldukları gümüş, ve altından putlarını köstebeklere ve yarasalara atacaklar,
ISA 2:21 yeryüzünü kudretle sarsmak için Yahve kalktığı zaman, heybetinin yüceliğinden ve dehşetinin önünden kayaların oyuklarına ve pütürlü kayaların yarıklarına girecekler.
ISA 2:22 Soluğu burnunda olan insana güvenmeyi bırakın; onun değeri nedir ki?
ISA 3:1 Çünkü işte, Ordular Yahve'si olan Efendi, Yeruşalem'den ve Yahuda'dan erzağı ve desteği, bütün ekmek erzağını, bütün su erzağını, kaldırıyor;
ISA 3:2 yiğidi, savaşçıyı, hakimi, peygamberi, falcıyı, ihtiyarı,
ISA 3:3 elli başıyı, saygın adamı, danışmanı, hünerli işçiyi, becerikli büyücüyü.
ISA 3:4 Gençleri onlara bey olarak vereceğim, çocuklar da onları yönetecek.
ISA 3:5 Halk, karşılıklı birbirine, herkes komşusuna baskı yapacak. Çocuk yaşlı adama karşı, kötü adam da saygın adama karşı gururla davranacak.
ISA 3:6 Gerçekten bir adam, babasının evinde kardeşini tutup şöyle diyecek: “Giysilerin var, hükümdarımız sen ol ve bu yıkım senin elinin altında olsun.”
ISA 3:7 Adam, o gün şöyle haykıracak: “Ben şifacı olmayacağım; çünkü evimde ne ekmek ne de giyecek var. Beni halkın hükümdarı yapmayacaksınız.”
ISA 3:8 Çünkü Yeruşalem harabe oldu, Yahuda düştü; çünkü O'nun yüceliğinin gözlerini öfkelendirmek için onların dilleri ve işleri Yahve'ye karşıdır.
ISA 3:9 Yüzlerinin görünüşü onlara karşı tanıklık ediyor. Günahlarını Sodom gibi sergiliyorlar. Bunu gizlemiyorlar. Yazıklar olsun onların canlarına! Çünkü kendi üzerlerine felaket getirdiler.
ISA 3:10 Doğruya, onlar için iyi olacağını söyle; çünkü onlar işlerinin ürününü yiyecekler.
ISA 3:11 Yazıklar olsun kötülere! Felaket onların üzerinedir; çünkü kendi elleriyle yaptıklarının karşılığı onlara ödenecektir.
ISA 3:12 Benim halkıma gelince, çocuklar onlara zulmetmektedir, ve kadınlar onlara hükmetmektedir. Halkım, sana yol gösterenler seni saptırıyorlar, patikalarının yolunu bozuyorlar.
ISA 3:13 Yahve çekişmek için ayağa kalkıyor, halkları yargılamak için duruyor.
ISA 3:14 Yahve halkının ihtiyarları ve önderleriyle yargıya girecek: “Bağı yiyip bitiren sizsiniz. Yoksulun yağması evlerinizdedir.
ISA 3:15 Halkımı ezmekle, yoksulların yüzünü övütmekle ne demek istiyorsunuz?” diyor Ordular Yahve'si Efendi.
ISA 3:16 Dahası Yahve şöyle dedi: “Çünkü Siyon kızları kibirlidirler, boyunlarını uzatıp göz kırparak zarif adımlarla yürüyorlar, ayaklarındaki halkaları şıngırdatıyorlar;
ISA 3:17 bu yüzden Efendi Siyon kadınlarının başlarının tepesinde yaralar açacak, Yahve onların kafa derilerini de kel edecek.''
ISA 3:18 O gün Yahve onların halhallarını, baş çatlığı, hilal kolyelerini,
ISA 3:19 küpelerini, bileziklerini, peçelerini,
ISA 3:20 baş örtülerini, ayak zincirlerini, kuşaklarını, koku şişelerini, nazarlıklarını,
ISA 3:21 mühürlerini, yüzüklerini, burun halkalarını,
ISA 3:22 güzel kaftanlarını, örtülerini, şallarını, keselerini,
ISA 3:23 el aynalarını, ince keten giysilerini, taçlarını ve atkılarını o gün kaldırıp atacak.
ISA 3:24 Öyle olacak ki, hoş koku yerine çürük koku; kemer yerine ip; biçimli saç yerine kellik; kaftan yerine çul; ve güzellik yerine dağlanma olacak.
ISA 3:25 Adamlarınız kılıçla, güçlüleriniz de savaşta düşecek.
ISA 3:26 Siyon'un kapıları yas tutacak, ağıt tutacak. O, ıssız kalıp yere oturacak.
ISA 4:1 O gün yedi kadın bir erkeği tutup şöyle diyecek: “Kendi ekmeğimizi yiyeceğiz, kendi giysilerimizi de giyeceğiz. Yeter ki, senin adınla çağrılalım. Utancımızı kaldır.”
ISA 4:2 O gün Yahve'nin dalı güzel ve görkemli olacak, ülkenin ürünü de İsrael'in sağ kalanlarının güzelliği ve görkemi olacak.
ISA 4:3 Efendi, Siyon kızlarının pisliğini yıkayınca, Yeruşalem'in kanını içinden adalet ruhuyla ve yakma ruhuyla temizleyince,
ISA 4:4 öyle olacak ki, Siyon'da kalana ve Yeruşalem'de bırakılana, Yeruşalem'de yaşayanlar arasında yazılı olan herkese kutsal denilecek.
ISA 4:5 Yahve, Siyon Dağı'ndaki bütün yerleşimin ve onun toplulukları üzerinde gündüzleri bir bulut ve duman, geceleri ise alevli ateş ışıltısı yaratacak, çünkü görkemin tamamı üzerinde örtü olacak.
ISA 4:6 Gündüz sıcaktan gölge, fırtınadan ve yağmurdan sığınacak yer ve barınak için bir çardak olacak.
ISA 5:1 Sevgilime, sevgilimin bağıyla ilgili bir ezgi söyleyeyim. Çok verimli bir tepede sevgilimin bir bağı vardı.
ISA 5:2 Onu kazdı, taşlarını topladı, en seçkin asmayı dikti, ortasında bir kule bina etti, bir de içinde üzüm sıkma kuyusu kazdı. Üzüm versin diye aradı ama o yaban üzümü verdi.
ISA 5:3 “Şimdi, ey Yeruşalem sakinleri ve Yahudalılar, lütfen benimle bağım arasında hüküm verin.
ISA 5:4 Bağıma benim yapmadığımdan ona daha fazla ne yapılabilirdi? Neden üzüm vermesi için aradığımda yaban üzümü verdi?
ISA 5:5 Şimdi size bağıma ne yapacağımı söyleyeyim. Onun çitini kaldıracağım ve onu yiyip bitirecekler. Onun duvarını yıkacağım, o da ayak altında çiğnenecek.
ISA 5:6 Onu çorak bir araziye çevireceğim. Budanmayacak ya da çapalanmayacak ama çalılar ve dikenler büyüyecek. Bulutlara da üzerine yağmur yağdırmamalarını buyuracağım.”
ISA 5:7 Çünkü Ordular Yahvesi'nin bağı İsrael'in evidir, Yahuda halkı da O'nun hoş fidanıdır. Adaleti aradı ama işte, zorbalık, doğruluğu aradı ama işte, sıkıntı feryadı.
ISA 5:8 Yer kalmayıncaya kadar eve ev katanların, tarlaya tarla ekleyenlerin ve ülkenin ortasında kendini yalnız oturtan sizin vay haline!
ISA 5:9 Ordular Yahvesi kulaklarıma şöyle diyor: “Gerçekten çok evler ıssız kalacak, büyük ve güzel olsa da oturulmayacak.
ISA 5:10 Çünkü on dönümlük bağ bir bat, bir homer tohum da bir efa ürün verecek.”
ISA 5:11 Sabah erkenden kalkıp ağır içki peşinden koşanların, geceleyin geç vakte, şarap onları alevlendirinceye kadar kalanların vay haline!
ISA 5:12 Onların şölenleri şarapla birlikte arp, lir, tef ve flüttür; ama Yahve'nin işine saygı duymazlar, ne de O'nun ellerinin işleyişini düşündüler.
ISA 5:13 Bu nedenle halkım bilgi eksikliğinden dolayı sürgüne gidiyor. Saygın adamları açlıktan ölmekte, onların kalabalıkları da susuzluktan kavrulmakta.
ISA 5:14 Bu nedenle Şeol arzusunu genişletti, ölçüsüzce ağzını açtı; ve onların görkemi, kalabalıkları, tantanası ve onların arasında sevinip coşan oraya inmekte.
ISA 5:15 Böylece insan alçaltılır, insan yola getirilir, küstahların gözleri de utandırılır;
ISA 5:16 ama Ordular Yahvesi adalet içinde yüceltilir, Kutsal Olan Tanrı doğruluk içinde kutsal kılındı.
ISA 5:17 O zaman kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacaklar, yabancılar zenginlerin yıkıntılarını yiyecekler.
ISA 5:18 Vay haline haksızlığı yalan ipleriyle, kötülüğü araba urganıyla çekenlerin,
ISA 5:19 “Acele etsin, işini çabuklaştırsın da biz görelim; İsrael'in Kutsalı'nın öğüdü yaklaşsın ve gelsin ki, onu görelim!” diyenlerin.
ISA 5:20 Kötüye iyi, iyiye kötü diyenlerin; karanlığı ışık yerine, ışığı karanlık yerine koyanların; acıyı tatlı yerine, tatlıyı acı yerine koyanların vay haline!
ISA 5:21 Kendi gözlerinde bilge olanların, kendilerini sağduyulu görenlerin vay haline!
ISA 5:22 Şarap içmekte güçlü olanların, ağır içkileri karıştırmakta da önde gidenlerin;
ISA 5:23 rüşvet için suçluyu suçsuz çıkaranların, ama masumların hakkını inkar edenlerin vay haline!
ISA 5:24 Bu nedenle, ateşin dili anızı nasıl yiyip bitirirse ve kuru ot alevde nasıl dibe çökerse, onların kökü de öyle çürüyecek ve çiçekleri toz gibi havaya kalkacak; çünkü Ordular Yahvesi'nin yasasını reddettiler, İsrael'in Kutsalı'nın sözünü küçümsediler.
ISA 5:25 Bu nedenle Yahve'nin öfkesi halkına karşı alevlendi; elini onlara karşı uzatıp onları vurdu. Dağlar titriyor ve onların cesetleri sokakların ortasında gübre gibi duruyor. Bütün bunlara rağmen öfkesi geri dönmedi ama eli hâlâ uzanmış duruyor.
ISA 5:26 Uzaklardan uluslara bir sancak kaldıracak, yeryüzünün öbür ucundan onlar için ıslık çalacak. İşte, hızla ve çabucak gelecekler.
ISA 5:27 Onların arasında kimse yorulmayacak, tökezlemeyecek; hiç kimse ne uyuyacak, ne de uyuklayacak, ne bellerinin kuşağı çözülecek, ne de çarıklarının kayışı kopacak,
ISA 5:28 okları sivri, yayları da gerilidir, atlarının nalları çakmaktaşı gibi, tekerlekleri de kasırga gibi olacak.
ISA 5:29 Onların kükremesi dişi aslanınki gibi olacak. Genç aslanlar gibi kükreyecekler. Evet, kükreyecekler, avlarını yakalayıp götürecekler ve kurtaracak kimse olmayacak.
ISA 5:30 O gün denizin uğultusu gibi onlara karşı kükreyecekler. Bir kimse toprağa baktığında işte, karanlık ve sıkıntı. Bulutlarındaki ışık kararmıştır.
ISA 6:1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl, Efendi'yi yüce ve yüksek bir taht üzerinde oturmakta gördüm; ve etekleri tapınağı dolduruyordu.
ISA 6:2 O'nun üzerinde Seraflar duruyordu. Her birinin altı kanadı vardı. İkisiyle yüzünü örtüyordu. İkisiyle ayaklarını örtüyordu. İkisiyle uçuyordu.
ISA 6:3 Biri diğerine seslenip şöyle dedi: “Ordular Yahvesi kutsal, kutsal, kutsaldır! Bütün yeryüzü O'nun görkemiyle dolu!”
ISA 6:4 Çağıranın sesinden eşiklerin temelleri sarsıldı ve ev dumanla doldu.
ISA 6:5 O zaman şöyle dedim: “Vay başıma! Çünkü mahvoldum, çünkü dudakları kirli bir adamım ve dudakları kirli bir halk arasında yaşıyorum; çünkü gözlerim Kral'ı, Ordular Yahvesi'ni gördü!''
ISA 6:6 Bunun üzerine Seraflar'dan biri, elinde maşayla sunaktan aldığı canlı korla yanıma uçtu.
ISA 6:7 Onu ağzıma dokundurup şöyle dedi: “İşte, bu senin dudaklarına dokundu; ve kötülüğün ortadan kalktı, günahın da bağışlandı.”
ISA 6:8 Efendi'nin, “Kimi göndereyim ve bizim için kim gidecek?” diyen sesini duydum. O zaman ben, “İşte buradayım” dedim. “Beni gönder!”
ISA 6:9 O şöyle dedi: “Git ve bu halka şunu söyle: 'Gerçekten duymaktasın ama anlamıyorsun. Gerçekten görmektesin ama kavramıyorsun.'
ISA 6:10 Bu halkın yüreğini yağ bağlat. Kulaklarını ağırlaştır, gözlerini kapat; gözleriyle görmesinler, kulaklarıyla duymasınlar, yürekleriyle anlamasınlar, dönüp de şifa bulmasınlar.”
ISA 6:11 O zaman, “Efendi, ne kadar süre?” dedim. Şöyle yanıt verdi: “Kentler oturan olmadan ıssız kalana, evler insansız kalana, ülke tamamen ıssız olana kadar,
ISA 6:12 ve Yahve insanları uzaklara götürecek, ülkenin içinde terk edilmiş yerler çok olacak.
ISA 6:13 Eğer onda biri kalırsa, o da tüketilecektir; sakız ağacı gibi, kesildiğinde kütüğü kalan meşe ağacı gibi; böylece kutsal tohum onun kütüğüdür.”
ISA 7:1 Yahuda Kralı Uzziya oğlu Yotam oğlu Ahaz'ın günlerinde, Suriye Kralı Rezin ve İsrael Kralı Remalya oğlu Pekah, Yeruşalem'e karşı savaşmak için çıktılar, ama onu yenemediler.
ISA 7:2 David evine, “Suriye'nin Efraim'le müttefik olduğu” söylendi. Orman ağaçları rüzgârda nasıl titrerse onun ve halkının yüreği de öyle titredi.
ISA 7:3 Bunun üzerine Yahve Yeşaya'ya şöyle dedi: “Şimdi sen ve oğlun Şearyaşuv'la Ahaz'ı karşılamak için yukarı havuzun su yolu sonunda, çırpıcı tarlası caddesine çık.
ISA 7:4 Ona, 'Dikkatli ol ve sakin ol' deyin. 'Korkma, dumanı tüten bu iki meşale kuyruğundan, Resin ile Suriye'nin ve Remalya oğlunun kızgın öfkesinden yüreğin bayılmasın.
ISA 7:5 Çünkü Suriye, Efraim ve Remalya oğlu, şöyle diyerek sana karşı kötülük tasarladılar,
ISA 7:6 “Yahuda'ya karşı çıkalım, onu parçalayalım, onu kendi aramızda bölelim ve oraya bir kral koyalım; Tabeel'in oğlunu.”
ISA 7:7 Efendi Yahve şöyle diyor: “Bu durmayacak, ne de bu olacak.”
ISA 7:8 Çünkü Suriye'nin başı Damaskus'tur, Damaskus'un başı da Resin'dir. Altmış beş yıl içinde Efraim parçalanacak ve artık bir halk olmayacaktır.
ISA 7:9 Efraim'in başı Samariya'dır, Samariya'nın başı da Remalya'nın oğludur. Eğer inanmazsanız, kesinlikle pekişmezsiniz.'”
ISA 7:10 Yahve tekrar Ahaz'la konuşup şöyle dedi:
ISA 7:11 “Tanrın Yahve'den bir belirti iste; ya derinlerde olsun, ya da yukarıdaki yükseklerde olsun.”
ISA 7:12 Ama Ahaz, “İstemem” dedi. “Yahve'yi denemem.”
ISA 7:13 “Şimdi dinle, David evi” dedi. “İnsanların sabrını sınamak sana yetmezmiş gibi, Tanrım'ın sabrını da sınayacaksın?
ISA 7:14 Bu nedenle Efendi'nin kendisi size bir belirti verecek. İşte, bakire kız gebe kalacak, bir oğul doğuracak ve adını İmmanuel koyacak.
ISA 7:15 Kötüyü reddedip iyiyi seçmeyi bildiği zaman tereyağı ve bal yiyecek.
ISA 7:16 Çünkü çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçmeyi bilmeden önce, kendilerinden nefret ettiğiniz iki kralın ülkesi terk edilecek.
ISA 7:17 Yahve, Efraim'in Yahuda'dan ayrıldığı günden bu yana, senin, halkının ve babanın evinin başına henüz gelmemiş günleri getirecek, Aşur Kralı'nı.
ISA 7:18 O gün Yahve Mısır ırmaklarının en uçlarındaki sinek ve Aşur diyarındaki arı için ıslık çalacak.
ISA 7:19 Gelecekler ve hepsi ıssız vadilerde, kayaların yarıklarında, bütün dikenli çitlerde ve bütün otlaklarda dinlenecekler.
ISA 7:20 O gün Yahve, Aşur Kralı'nın başını ve ayaklarının kıllarını, Irmağın ötesinde kiralanmış bir usturayla tıraş edecek; ve sakalı da tüketecek.
ISA 7:21 Öyle olacak ki, o gün bir adam bir genç ineği ve iki koyunu yaşatacak.
ISA 7:22 Öyle olacak ki, verecekleri sütün bolluğundan tereyağı yiyecek; çünkü ülkede kalan tereyağı ve balı herkes yiyecek.
ISA 7:23 Öyle olacak ki, o gün, bin gümüş şekel değerinde bin asmanın bulunduğu her yer çalılık ve dikenlik olacak.
ISA 7:24 İnsanlar oraya oklarla ve yaylarla gidecekler, çünkü bütün ülke çalılık ve dikenlik olacak.
ISA 7:25 Çapayla işlenen bütün tepelere, çalı ve diken korkusundan oraya gelmeyeceksin; ama öküzlerin gönderilmesi ve koyunların ayağı altında kalması için olacak.”
ISA 8:1 Yahve bana şöyle dedi: “Büyük bir levha al ve üzerine insan kalemiyle 'Maher Şalal Haş Baz için' yaz;
ISA 8:2 ben de tanıklık etsinler diye sadık tanıkları kendime alacağım: Kâhin Uriya ve Yeverekya oğlu Zekariya.”
ISA 8:3 Kadın peygamberin yanına girdim, o hamile kaldı ve bir oğul doğurdu. Bunun üzerine Yahve bana şöyle dedi: “Onun adını 'Maher Şalal Haş Baz' koy.
ISA 8:4 Çünkü çocuk 'Babam' ve 'Annem' demeyi öğrenmeden Damaskus'un zenginlikleri ve Samariya'nın çapul malı Aşur Kralı tarafından götürülecektir.”
ISA 8:5 Yahve yine benimle konuşup şöyle dedi,
ISA 8:6 “Çünkü bu halk yumuşakça akan Şiloah sularını reddetti ve Resin ile Remalya'nın oğluyla seviniyor;
ISA 8:7 bu nedenle şimdi Efendi, Nehrin güçlü tufan sularını, Aşur Kralı'nı ve onun tüm görkemini onların üzerine getiriyor. Bütün kanallarından çıkacak ve bütün kıyıları üzerinden taşacak.
ISA 8:8 Yahuda'ya doğru basacak. Taşıp içinden geçecek. Boynuna kadar ulaşacak. Kanatlarının gerilmesi senin topraklarının genişliğini dolduracak, ey İmmanuel.
ISA 8:9 Ey halklar, uğultu yapın ve paramparça olun! Dinleyin, ey hepiniz uzak ülkelerde olanlar: Savaş için kuşanın ve paramparça olun! Savaş için kuşanın ve paramparça olun!
ISA 8:10 Birbirinize danışın, sonucu da boşa çıkacaktır; Bir söz söyleyin, durmayacaktır, çünkü Tanrı bizimledir.”
ISA 8:11 Çünkü Yahve bunu bana güçlü bir şekilde söyledi ve bana bu halkın yolunda yürümememi buyurdu ve şöyle dedi,
ISA 8:12 “Bu halkın entrika dediği şeylere siz entrika demeyin. Onların tehditlerinden korkmayın ya da dehşete düşmeyin.
ISA 8:13 Ordular Yahvesi, kutsal saymanız gereken O'dur. Korkmanız gereken O'dur. Çekinmeniz gereken O'dur.
ISA 8:14 O, tapınak olacak, ama İsrael'in iki evi için de tökezleme taşı ve onları düşüren bir kaya olacak. Yeruşalem halkı için bir kapan ve tuzak olacak.
ISA 8:15 Birçokları ona takılıp düşecek, kırılacak, tuzağa düşüp yakalanacak.”
ISA 8:16 Antlaşmayı bağla. Öğrencilerim arasında yasayı mühürle.
ISA 8:17 Yüzünü Yakov'un evinden gizleyen Yahve'yi bekleyeceğim ve O'nu arayacağım.
ISA 8:18 İşte, ben ve Yahve'nin bana verdiği çocuklar, Siyon Dağı'nda oturan Ordular Yahvesi'nin İsrael'deki belirtileri ve harikaları içiniz.
ISA 8:19 Size, “Fısıldayan ve mırıldanan ruh çağıranlara ve büyücülere danışın” dediklerinde, bir halkın Tanrısı'na danışması gerekmez mi? Yaşayanlar için ölülere mi danışılır?
ISA 8:20 Yasaya ve antlaşmaya dönün! Eğer bu söze göre konuşmazlarsa, kesinlikle onlar için sabah olmaz.
ISA 8:21 İçinden çok sıkıntılı ve aç olarak geçecekler. Öyle olacak ki, acıktıklarında kaygı çekecekler, krallarına ve Tanrıları'na lanet edecekler. Yüzlerini yukarıya çevirecekler,
ISA 8:22 sonra yeryüzüne bakacaklar ve sıkıntıyı, karanlığı ve ızdırap kasvetini görecekler. Koyu karanlığın içine sürülecekler.
ISA 9:1 Ama acı çekmiş olana artık kasvet olmayacak. Eskiden Zevulun ülkesini ve Naftali ülkesini alçaltmıştı; ama son zamanda, deniz yolunda, Yarden'in ötesinde, ulusların Galilesi'ni görkemli kıldı.
ISA 9:2 Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık gördü. Ölüm gölgesi diyarında yaşayanların üzerine ışık parladı.
ISA 9:3 Ulusu çoğalttın. Sevincini artırdın. İnsanlar ganimet paylaştıklarında nasıl sevinirlerse, onlar da senin önünde, hasattaki sevince göre sevinirler.
ISA 9:4 Onun yükünün boyunduruğunu, sırtının değneğini, zulmünün sopasını, Midyan gününde olduğu gibi kırdın.
ISA 9:5 Çünkü gürültülü savaşta zırhlı adamın bütün zırhları ve kana bulanmış giysileri yakılacak, ateşe yakıt olacak.
ISA 9:6 Çünkü bize bir çocuk doğdu. Bize bir oğul verildi; yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Hükümdarı olacak.
ISA 9:7 David'in tahtı üzerinde ve onun krallığı üzerinde, o zamandan sonsuza dek onu adaletle ve doğrulukla kurmak ve sürdürmek için, onun yönetiminin ve esenliğin artmasının sonu olmayacak. Ordular Yahvesi'nin gayreti bunu gerçekleştirecek.
ISA 9:8 Efendi, Yakov içine bir söz gönderdi, ve İsrael'in üzerine indi.
ISA 9:9 Bütün halk, Efraim ve Samariyalılar da dahil olmak üzere, gururla ve yürek kibiri ile şöyle diyenleri bilecek,
ISA 9:10 “Tuğlalar düştü, ama biz kesme taştan yapacağız. Yabanıl incir ağaçları kesildi ama yerine sedir koyacağız.”
ISA 9:11 Bunun için Yahve, Resin'in düşmanlarını ona karşı yükseltecek, onun düşmanlarını da ayağa kaldıracak,
ISA 9:12 Önde Suriyeliler, arkada Filistliler; İsrael'i ağızları açık yiyip bitirecekler. Bütün bunlara rağmen öfkesi dönmedi, ama eli hâlâ uzanmış duruyor.
ISA 9:13 Ancak halk kendilerini vurana dönmedi, Ordular Yahvesi'ni aramadı.
ISA 9:14 Bu nedenle Yahve İsrael'den başı, kuyruğu, palmiye dalını ve kamışı bir günde kesip atacak.
ISA 9:15 Yaşlı ve saygın adam baştır, yalan öğreten peygamber de kuyruktur.
ISA 9:16 Çünkü bu halka yol gösterenler onları saptırıyorlar; onların yol gösterdiği insanlar da mahvoluyor.
ISA 9:17 Bu nedenle Efendi onların gençleri için sevinmeyecek, onların yetimlerine ve dul kadınlarına da acımayacak; çünkü herkes saygısız ve kötülük yapıyor ve her ağız delice konuşuyor. Bütün bunlara rağmen öfkesi geri dönmedi, ama eli hâlâ uzanmış duruyor.
ISA 9:18 Çünkü kötülük ateş gibi yakar. Çalıları ve dikenleri yiyip bitirir; evet, ormanın sık yerlerini tutuşturur, bir duman sütununda buram buram yükselir.
ISA 9:19 Ordular Yahvesi'nin gazabıyla ülke yandı; halk da ateş için yakıttır. Kimse kardeşini esirgemiyor.
ISA 9:20 Biri sağ tarafta yalayıp yutacak ve aç kalacak; sol taraftan yiyecek, onlar da doymayacaklar. Herkes kendi kolunun etini yiyecek;
ISA 9:21 Manaşşe Efraim'i, Efraim Manaşşe'yi yiyecek; onlar ikisi birlikte Yahuda'ya karşı olacaklar. Bütün bunlara rağmen öfkesi geri dönmedi, ama eli hâlâ uzanmış duruyor.
ISA 10:1 Yoksulları adaletten yoksun bırakmak ve halkım arasındaki yoksulların haklarını gasp etmek; dul kadınları kendileri için yağmalamak ve yetimleri kendilerine av yapmak için,
ISA 10:2 haksız hükümler buyuranların ve ağır hükümler çıkaran yazıcıların vay haline!
ISA 10:3 Yoklama gününde ve uzaklardan gelecek ıssızlıkta ne yapacaksınız? Yardım için kime kaçacaksınız? Servetinizi nereye bırakacaksınız?
ISA 10:4 Onlar ancak esirlerin altında eğilecekler, öldürülenlerin altında düşecekler. Bütün bunlara rağmen öfkesi geri dönmedi, ama eli hâlâ uzanmış duruyor.
ISA 10:5 Ey Aşurlu, öfkemin değneği, kızgınlığımın elinde olduğu değnek!
ISA 10:6 Onu putperest bir ulusun üzerine göndereceğim, beni öfkelendiren halkın üzerine, çapulu alması, avı yakalaması ve onları sokakların çamuru gibi çiğnemesi için ona buyuracağım.
ISA 10:7 Ancak o öyle demek istemiyor, yüreği de öyle düşünmüyor; ama pek çok ulusu yok etmek ve ortadan kaldırmak onun yüreğindedir.
ISA 10:8 Çünkü şöyle diyor: “Beylerimin hepsi kral değil mi?
ISA 10:9 Kalno Karkamış gibi değil mi? Hamat Arpad gibi değil mi? Samariya Damaskus gibi değil mi?”
ISA 10:10 Oyma putları Yeruşalem'in ve Samariya'nınkinden daha iyi olan putların krallıklarını nasıl elim bulduysa,
ISA 10:11 Samariya'ya ve onun putlarına yaptığım gibi, Yeruşalem'e ve onun putlarına da yapmayacak mıyım?
ISA 10:12 Bu yüzden öyle olacak ki, Efendi Siyon Dağı ve Yeruşalem'deki bütün işini yapınca, Aşur Kralı'nın inatçı gururlu yüreğinin ürününü ve kibirli bakışlarının küstahlığını cezalandıracağım.
ISA 10:13 Çünkü şöyle dedi: “Bunu elimin gücüyle, bilgeliğimle yaptım, çünkü anlayışlıyım. Halkların sınırlarını kaldırdım, hazinelerini yağmaladım. Yiğit bir adam gibi hükümdarlarını devirdim.
ISA 10:14 Elim bir yuva gibi halkların zenginliklerini buldu ve terk edilmiş yumurtaları toplayan biri gibi, ben de bütün yeryüzünü topladım. Kanadını hareket ettiren, ağzını açan, cıvıldayan kimse yoktu.”
ISA 10:15 Baltayla kesen adama karşı balta övünmeli mi? Testere, testereyle kesenden kendisini daha mı yüceltmeli? Sanki sopa kendini kaldıranı kaldırıyormuş gibi, ya da sopa odun olmayan insanı kaldırıyormuş gibi.
ISA 10:16 Bu nedenle Efendi, Ordular Yahvesi, semizlerin arasına verimsizlik gönderecek; ve onun görkemi altında ateş yanar gibi yangın tutuşacak.
ISA 10:17 İsrael'in ışığı ateş, Kutsalı da alev olacak; ve onun dikenlerini ve çalılarını bir günde yakacak ve yiyip bitirecek.
ISA 10:18 Ormanının ve verimli tarlasının görkemini, hem canı hem de bedeni tüketecek. Bu, bir sancaktarın bayılması gibi olacak.
ISA 10:19 Ormanının geri kalan ağaçları az olacak, öyle ki, bir çocuk onların sayısını yazabilir.
ISA 10:20 O gün öyle olacak ki, İsrael'in geri kalanları ve Yakov'un evinden kaçanlar artık kendilerini vurana değil, gerçekte İsrael'in Kutsalı Yahve'ye güvenecekler.
ISA 10:21 Geriye kalanlar, Yakov'dan artakalanlar, güçlü Tanrı'ya dönecek.
ISA 10:22 Çünkü halkın İsrael denizin kumu gibi olsa da, onlardan yalnızca küçük bir kısmı geri dönecek. Doğrulukla dolup taşan bir yıkım kararlaştırıldı.
ISA 10:23 Çünkü Efendi, Ordular Yahvesi, yeryüzünün tümünde tam bir son yapacaktır, bu da kararlaştırıldı.
ISA 10:24 Bu nedenle Efendi, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Siyon'da oturan ey halkım, Mısır'ın yaptığı gibi sana değnekle vursa da, sopasını sana karşı kaldırsa da, Aşurlu'dan korkma.
ISA 10:25 Çok kısa bir süre sonra sana olan kızgınlığım sona erecek ve öfkem onun yok edilmesine yönelecek.''
ISA 10:26 Ordular Yahvesi, Orev Kayası'nda Midyan'ın kılıçtan geçirilmesinde olduğu gibi, ona karşı kırbaçı ayağa kaldıracak. O'nun asası denizin üzerinde olacak ve Mısır'a yaptığı gibi onu da kaldıracak.
ISA 10:27 O gün öyle olacak ki, onun yükü senin omuzlarından, boyunduruğu senin boynundan ayrılacak, mesh yağı nedeniyle de boyunduruk yok edilecek.
ISA 10:28 Ayyat'a geldi. Migron'dan geçti. Yükünü Mikmaş'ta depoluyor.
ISA 10:29 Geçitten geçtiler. Geva'da konakladılar. Rama titriyor. Saul'un Giva'sı kaçtı.
ISA 10:30 Yüksek sesle bağır, ey Gallim kızı! Dinle, Laişa! Seni zavallı Anatot!
ISA 10:31 Madmena bir kaçaktır. Gevim sakinleri güvenlik için kaçıyor.
ISA 10:32 Tam da bugün Nov'da duracak. Yeruşalem'in tepesi Siyon kızının dağında elini sallıyor.
ISA 10:33 İşte, Efendi, Ordular Yahvesi, dalları dehşetle budayacak. Uzunlar kısaltılacak, yüksekler alçaltılacak.
ISA 10:34 Ormanın sık yerlerini demirle kesecek ve Lübnan Güçlü Olan'ın eliyle düşecek.
ISA 11:1 Yişay'ın kütüğünden bir filiz çıkacak, onun köklerinden bir dal ürün verecek.
ISA 11:2 Yahve'nin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu, bilgi ve Yahve korkusu ruhu, onun üzerinde duracak.
ISA 11:3 Onun zevki Yahve korkusunda olacak. Gözlerinin gördüğüne göre yargılamayacak, kulaklarının duymasına göre karar vermeyecek;
ISA 11:4 ama yoksulları doğrulukla yargılayacak, yeryüzünün alçakgönüllüleri için adaletle karar verecek. Ağzının değneğiyle yeryüzüne vuracak; kötüleri dudaklarının nefesiyle öldürecek.
ISA 11:5 Belini çevreleyen kuşak doğruluk, belini çevreleyen kemer sadakat olacak.
ISA 11:6 Kurt kuzuyla birlikte yaşayacak, leopar da oğlakla birlikte yatacak, buzağı, genç aslan da besili buzağıyla birlikte; küçük bir çocuk onları güdecek.
ISA 11:7 İnek ve ayı otlayacak. Yavruları birlikte yatacaklar. Aslan da öküz gibi saman yiyecek.
ISA 11:8 Emzikteki çocuk kobra deliğinin yanında oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna koyacak.
ISA 11:9 Kutsal dağımın hiçbir yerinde zarar vermeyecekler ve yok etmeyecekler; çünkü sular denizi nasıl kaplıyorsa, yeryüzü de Yahve'nin bilgisiyle dolu olacak.
ISA 11:10 O gün öyle olacak ki, uluslar, halklara sancak olan Yişay'ın kökünü arayacaklar; onun dinlenme yeri de muhteşem olacak.
ISA 11:11 O gün öyle olacak ki, Aşur'dan, Mısır'dan, Patros'tan, Kûş'tan, Elam'dan, Şinar'dan, Hamat'tan ve denizin adalarından halkının geride kalanlarını kurtarmak için Efendi yine ikinci kez elini uzatacak.
ISA 11:12 Uluslar için bir sancak dikecek, İsrael'in sürgünlerini bir araya toplayacak ve dünyanın dört bir köşesinden Yahuda'nın dağılmışlarını bir araya toplayacak.
ISA 11:13 Efraim'in kıskançlığı da gidecek, Yahuda'ya zulmedenler kesilip atılacaklar. Efraim Yahuda'yı kıskanmayacak, Yahuda da Efraim'e zulmetmeyecek.
ISA 11:14 Batıya doğru Filistliler'in omuzlarına uçup atılacaklar. Birlikte doğunun çocuklarını yağmalayacaklar. Güçlerini Edom ve Moav'ın üzerine genişletecekler, Ammon'un çocukları da onlara itaat edecek.
ISA 11:15 Yahve Mısır Denizi'nin dilini tümüyle yok edecek; ve kavurucu rüzgârıyla elini Irmak üzerinde sallayacak, onu yedi kola ayıracak ve insanları çarıklarla yürütecek.
ISA 11:16 Mısır diyarından çıktığı gün İsrael için olduğu gibi, halkının Aşur'dan artakalanları için de bir ana yol olacak.
ISA 12:1 O gün diyeceksiniz, “Sana şükredeceğim, ey Yahve; çünkü bana kızmış olsan da öfken döndü ve beni avuttun.
ISA 12:2 İşte, Tanrı benim kurtuluşumdur. Güveneceğim ve korkmayacağım; çünkü Yah, Yahve benim gücüm ve ezgimdir; O benim kurtuluşum oldu.”
ISA 12:3 Bu nedenle kurtuluş kuyularından sevinçle su çekeceksiniz.
ISA 12:4 O gün, “Yahve'ye şükredin!” diyeceksiniz. O'nun adını çağırın! Yaptıklarını halklar arasında duyurun! O'nun adının yüce olduğunu ilan edin!
ISA 12:5 Yahve'ye ezgiler söyleyin, çünkü O harika işler yaptı! Bütün yeryüzünde bu bilinsin!
ISA 12:6 Ey, Siyon'da oturanlar, yüksek sesle haykırın ve bağırın; çünkü aranızda olan İsrael'in Kutsalı büyüktür!”
ISA 13:1 Amots'un oğlu Yeşaya'nın gördüğü Babil'in yükü.
ISA 13:2 Çıplak dağ üzerinde sancak dikin! Onlara sesinizi yükseltin! Elinizi sallayın da, soylularınız kapılarından içeri girebilsin.
ISA 13:3 Kutsanmış olanlarıma buyurdum; evet, öfkem için güçlü yiğitlerimi, büyüklüğümle coşanları çağırdım.
ISA 13:4 Kalabalığın gürültüsü, büyük bir halk gibi dağlarda; uluslar krallıklarının kargaşalık gürültüsü bir araya toplandı! Ordular Yahvesi savaş için orduyu topluyor.
ISA 13:5 Uzak bir ülkeden, göğün en ucundan, Yahve ve öfkesinin silahları, tüm ülkeyi yok etmek için geliyorlar.
ISA 13:6 Uluyun, çünkü Yahve'nin günü yakındır! Her Şeye Gücü Yeten'den bir yıkım gibi geliyor.
ISA 13:7 Bu nedenle bütün eller gevşeyecek ve herkesin yüreği eriyecek.
ISA 13:8 Dehşete düşecekler. Sancılar ve acılar onları yakalayacak. Doğum yapan kadın gibi ağrı çekecekler. Şaşkınlıkla birbirlerine bakacaklar. Yüzleri alev yüzü olacak.
ISA 13:9 İşte, diyarı ıssız bırakmak ve günahkarlarını ondan yok etmek için, Yahve'nin Günü acımasız, gazap ve kızgın öfkeyle geliyor.
ISA 13:10 Çünkü gökyüzünün yıldızları ve onların yıldız kümeleri ışıklarını vermeyecek. Güneş doğunca kararacak, ay da ışığını ışıldatmayacak.
ISA 13:11 Dünyayı kötülükleri için, kötüleri de suçları için cezalandıracağım. Gururluların kibirini sona erdireceğim ve korkunç olanların gururunu alçaltacağım.
ISA 13:12 Tek bir insanı saf altından, insanları da Ofir'in saf altınında nadir yapacağım.
ISA 13:13 Bu yüzden gökleri titreteceğim, yeryüzü de Ordular Yahvesi'nin gazabından, kızgın öfkesi gününde yerinden oynayacak.
ISA 13:14 Öyle olacak ki, avlanan bir ceylan gibi ve kimsenin toplamadığı koyunlar gibi, her biri kendi halkına dönecek ve her biri kendi ülkesine kaçacak.
ISA 13:15 Bulunan herkes delik deşik edilecek. Yakalanan herkes kılıçla düşecek.
ISA 13:16 Bebekleri de gözlerinin önünde parçalara ayrılacaklar. Evleri yağmalanacak ve eşlerine tecavüz edilecek.
ISA 13:17 İşte, gümüşe değer vermeyen Medler'i onlara karşı harekete geçireceğim ve altına gelince, ondan zevk almazlar.
ISA 13:18 Yayları genç adamları parçalara ayıracak; rahmin ürününe de acımayacaklar. Gözleri çocukları esirgemeyecek.
ISA 13:19 Tanrı Sodom ve Gomora'yı yıktığı gibi, krallıkların ihtişamı, Keldaniler'in gururunun güzelliği olan Babil de öyle olacaktır.
ISA 13:20 Onda asla oturulmayacak, ne de içinde bir daha kuşaktan kuşağa yaşanacak. Arap orada çadır kurmayacak, ne de çobanlar sürülerini orada yatıracaklar.
ISA 13:21 Ama çölün yaban hayvanları orada yatacak, evleri de çakallarla dolacak. Devekuşları orada oturacak, yaban keçileri de orada oynaşacaklar.
ISA 13:22 Sırtlanlar kalelerinde uluyacak, hoş saraylarında da çakallar. Onun vaktinin gelişi yakındır, günleri de uzamayacaktır.
ISA 14:1 Çünkü Yahve Yakov'a acıyacak ve yine İsrael'i seçip onları kendi topraklarına yerleştirecek. Yabancı onlara katılacak, onlar da Yakov'un eviyle birleşecekler.
ISA 14:2 Halklar onları alıp yerlerine getirecekler. İsrael evi, Yahve'nin diyarında onları erkek hizmetçiler ve kadın hizmetçiler olarak sahiplenecekler. Kendilerini esir alanları esir alacaklar; kendilerini ezenlere de hükmedecekler.
ISA 14:3 Öyle olacak ki, Yahve seni kederinden, sıkıntından, sana ettirdikleri ağır hizmetten dinlendirdiği gün,
ISA 14:4 Babil Kralı'na karşı bu benzetmeyi söyleyip diyeceksin: “Zalimin nasıl da sonu geldi! Altın kent son buldu!
ISA 14:5 Yahve kötülerin asasını, hükümdarların asasını kırdı,
ISA 14:6 o asa ki, gazapla halkları sürekli darbeyle vurdu, ulusları öfkeyle, kimsenin engelleyemediği bir zulümle hükmetti.
ISA 14:7 Bütün yeryüzü dinlenmekte ve sessizlik içinde. Ezgiyle coşarlar.
ISA 14:8 Evet, selvi ağaçları, Lübnan sedirleriyle birlikte, “Sen alçaltıldığından beri hiçbir oduncu bize karşı çıkmadı” diyerek seninle seviniyorlar.
ISA 14:9 Şeol senin gelişini karşılamak üzere aşağıdan harekete geçti. Senin için göçüp gitmiş olan ruhları, yeryüzünün bütün hükümdarlarını harekete geçiriyor. Ulusların bütün krallarını tahtlarından ayağa kaldırdı.
ISA 14:10 Hepsi sana şöyle yanıt verecek: “Sen de bizim kadar güçsüz mü oldun? Sen de bizim gibi oldun mu?”
ISA 14:11 Yaylı çalgılarının sesiyle ihtişamın Şeol'e indirilecek. Altına kurtlar serildi ve üstünü solucanlar kaplıyor.
ISA 14:12 Sen nasıl da gökten düştün, parlak olan, ey şafağın oğlu! Ulusları yere seren, sen nasıl da yerle bir oldun!
ISA 14:13 Yüreğinde şöyle dedin, “Göğün içinde yükseleceğim! Tahtımı Tanrı'nın yıldızları üzerine yükselteceğim. En kuzeyde, Topluluk Dağı üzerinde oturacağım!”
ISA 14:14 “Bulutların yükseklerine çıkacağım! Kendimi En Yüce Olan gibi yapacağım!”
ISA 14:15 Ama Şeol'e, çukurun derinliklerine indirileceksin.
ISA 14:16 Seni görenler gözlerini sana dikecekler. Düşünüp diyecekler, “Yeryüzünü titreten, krallıkları sarsan,
ISA 14:17 dünyayı çöle çeviren, kentleri yerle bir eden, esirlerini evlerine salıvermeyen adam bu mu?”
ISA 14:18 Ulusların bütün kralları, hepsi kendi evinde, görkem içinde uyuyor.
ISA 14:19 Ama sen, iğrenç bir dal gibi mezarından dışarı, uzağa atıldın, çukurun taşlarına inen kılıçla delinmiş ölülerle giydirilmişsin; ayak altında çiğnenen ceset gibisin.
ISA 14:20 Diyarını yok ettiğin için gömülmede onlarla birleşmeyeceksin. Kendi halkını öldürdün. Kötülük yapanların soyu sonsuza dek anılmayacaktır.
ISA 14:21 Atalarının suçu yüzünden onun çocuklarını katletmeye hazırlanın da, kalkıp yeryüzünü ele geçirmesinler ve dünya yüzeyini kentlerle doldurmasınlar.
ISA 14:22 “Onlara karşı kalkacağım” diyor Ordular Yahvesi, “adı, artakalanı, oğulu ve torunu da Babil'den kesip atacağım” diyor Yahve.
ISA 14:23 “Orayı kirpilere mülk edeceğim ve su birikintilerine. Onu yıkım süpürgesiyle süpüreceğim” diyor Ordular Yahvesi.
ISA 14:24 Ordular Yahvesi ant içerek şöyle dedi: “Kesinlikle düşündüğüm gibi olacak; ve tasarladığım gibi duracak;
ISA 14:25 Aşurlu'yu ülkemde kıracağım ve onu dağlarımda ayak altında çiğneyeceğim. O zaman boyunduruğu onları bırakacak, yükü de omuzlarından ayrılacak.
ISA 14:26 Bütün yeryüzü için belirlenen tasarı budur. Bu, bütün uluslara uzanan eldir.
ISA 14:27 Çünkü Ordular Yahvesi tasarladı, bunu kim durdurabilir? Eli uzanmış durumda, onu kim geri döndürebilir?”
ISA 14:28 Bu yük Kral Ahaz'ın öldüğü yıldaydı.
ISA 14:29 Ey Filist, seni vuran değnek kırıldı diye hepiniz sevinmeyin; çünkü yılanın kökünden engerek çıkacak ve onun ürünü ateşli, uçan yılan olacak.
ISA 14:30 Yoksulların ilk doğanları yiyecek, muhtaçlar güvenlik içinde yatacak; senin kökünü de kıtlıkla öldüreceğim, artakalanın da öldürülecek.
ISA 14:31 Ulu, ey kapı! Feryat et ey kent! Ey Filist, hepiniz eriyip gittiniz; çünkü kuzeyden duman çıkıyor ve onun saflarında boşluk yoktur.
ISA 14:32 Ulusun habercilerine ne yanıt verecekler? Yahve'nin Siyon'u kurduğunu ve halkının mazlumlarının ona sığınacağını.
ISA 15:1 Moav'ın yükü. Çünkü bir gecede, Moav'ın Ar'ı çöp oldu, yok oldu. Çünkü bir gecede, Moav'ın Kir'i çöp oldu, yok oldu.
ISA 15:2 Onlar Bayit'e ve Divon'a, yüksek yerlere, ağlamaya çıktılar. Moav, Nebo ve Medeva için ağıt yakıyor. Kellik başının her yanında. Her sakal kesildi.
ISA 15:3 Sokaklarında kendilerini çul içinde kuşandırdılar. Sokaklarında ve damların üzerinde, bol gözyaşı dökerek herkes ağıt yakıyor.
ISA 15:4 Heşbon Eleale ile feryat ediyor. Sesleri Yahas'dan bile duyuluyor. Bu nedenle Moav'ın silahlı adamları yüksek sesle bağırıyorlar. Canları içlerinde titriyor.
ISA 15:5 Yüreğim Moav için haykırıyor! Soyluları Soar'a, Eglat Şelişiya'ya kaçıyorlar; çünkü Luhit yokuşundan ağlayarak çıkıyorlar; Horonaim yolunda yıkım çığlığı yükseltiyorlar.
ISA 15:6 Nimrim suları çöl olacak; çünkü çayır kurudu, taze çayır tükendi, yeşil bir şey kalmadı.
ISA 15:7 Bu nedenle, edindikleri bolluğu ve biriktirdiklerini, Söğüt Vadi'si üzerinden taşıyıp götürecekler.
ISA 15:8 Feryat, Moav sınırlarını sardı, onun ağıdı Eglaim'e kadar, onun ağıdı Beer Elim'e kadar vardı.
ISA 15:9 Dimon suları kanla dolu; çünkü Dimon'a daha fazlasını, Moav'ın kaçanları üzerine, ülkenin artakalanı üzerine bir aslan getireceğim.
ISA 16:1 Ülkenin hükümdarı için kuzuları Sela'dan çöle, Siyon kızının dağına gönderin.
ISA 16:2 Çünkü Moav kızları Arnon geçitlerinde gezgin kuşlar gibi dağılmış bir yuva gibi olacaklar.
ISA 16:3 Öğüt ver! Adaleti yerine getir! Öğle ortasında kendi gölgeni gece gibi yap! Sürgünleri gizle! Kaçaklara ihanet etme!
ISA 16:4 Sürgünlerim sizinle birlikte otursunlar! Moav'a gelince, yok edicinin karşısında ona saklanacak yer ol. Çünkü zorba yok oldu. Yıkım duruyor. Zalimler ülkeden tükenip gidiyor.
ISA 16:5 Taht sevgi dolu iyilik üzerine kurulacak. Biri David'in çadırında, gerçekle onun üzerine oturacak, yargılarken adaleti arayacak, doğruluğu hızlı yerine getirecek.
ISA 16:6 Moav'ın gururlu olduğunu, çok kabarmış olduğunu; kibrini, övüncünü ve gazabını duyduk. Onun övünmeleri bir hiçtir.
ISA 16:7 Bu nedenle Moav, Moav için yas tutacak. Herkes yas tutacak. Kir Hareset'in kuru üzümlü pideleri için derin kederle ağlayacaksın.
ISA 16:8 Çünkü Heşbon tarlaları, Sivma'nın asması kurudu. Ulusların efendileri, çölde dolaşan Yazer'e kadar uzanan seçkin dallarını kırdılar. Filizleri yayıldı. Denizi aşmıştı.
ISA 16:9 Bu nedenle Sivma asması için Yazer'in ağlayışıyla ağlayacağım. Seni gözyaşlarımla sulayacağım, ey Heşbon ve ey Eleale; çünkü yaz meyvelerinin üzerine ve hasadının üzerine savaş narası düştü.
ISA 16:10 Sevinç ortadan kalktı, verimli tarladan coşku da; bağlarda ne şarkı söylenecek, ne de neşeli ses çıkacak. Hiç kimse üzüm sıkma çukurlarında üzüm çiğnemeyecek. Bağrışı durdurdum.
ISA 16:11 Bu nedenle yüreğim Moav için, içim de Kir Heres için arp gibi inliyor.
ISA 16:12 Öyle olacak ki, Moav yüksek yerinde görünüp yorgun düştüğünde, dua etmek için tapınağına geldiğinde, galip gelemeyecek.
ISA 16:13 Bu, Yahve'nin geçmiş zamanda Moav hakkında söylediği sözdür.
ISA 16:14 Ama şimdi Yahve söyleyip dedi: “Anlaşmaya bağlı bir işçinin sayacağı üç yıl içinde, Moav'ın görkemi, bütün büyük kalabalığıyla birlikte küçük düşürülecek; geriye kalan da çok küçük ve zayıf olacak.”
ISA 17:1 Damaskus'un yükü. “İşte, Damaskus kent olmaktan çıkarıldı, yıkık bir yığın olacak.
ISA 17:2 Aroer kentleri terk edildi. Bunlar sürülerin yatacak yeri için olacak ve kimse onları korkutmayacak.
ISA 17:3 Efraim'de kale, Damaskus'da ve Suriye'nin geri kalanında krallık kalmayacak. Onlar İsrael'in çocuklarının görkemi gibi olacaklar” diyor Ordular Yahvesi.
ISA 17:4 “O gün öyle olacak ki, Yakov'un görkemi zayıflayacak, etinin yağı da zayıflayacak.
ISA 17:5 Bu, hasatçının buğdayı topladığı ve koluyla tahıl biçtiği zamanki gibi olacak. Evet, Refaim Vadisi'nde tahıl toplayan biri gibi olacak.
ISA 17:6 Ama orada artakalanlar zeytin ağacının silkelenmesi gibi olacak; en üst dalın ucunda iki ya da üç zeytin, verimli ağacın dalları ucunda dört ya da beş tane.” diyor İsrael'in Tanrısı Yahve.
ISA 17:7 O gün insanlar kendilerini yaratana bakacak, gözleri de İsrael'in Kutsalı'na saygı duyacak.
ISA 17:8 Ellerinin işi olan sunaklara bakmayacaklar; ne de parmaklarıyla yaptıkları Aşera direklerine ya da buhur sunaklarına saygı gösterecekler.
ISA 17:9 O gün onların güçlü kentleri, İsrael'in çocuklarının önünde terkedilmiş, ormanda ve dağ başında terkedilmiş yerler gibi olacak; ıssız kalacak.
ISA 17:10 Çünkü kurtuluşunun Tanrısı'nı unuttun ve gücünün kayasını hatırlamadın. Bu yüzden hoş fidanlar dikiyorsun, yabancı fideler dikiyorsun.
ISA 17:11 Ektiğiniz gün onu çitle çevirirsin. Sabahleyin tohumunu çiçeklendirirsin, ama keder ve umutsuz dert gününde hasat uçup gider.
ISA 17:12 Ah, denizlerin kükremesi gibi kükreyen birçok halkın gürültüsü; ve kudretli suların akıntısı gibi akan milletlerin akını!
ISA 17:13 Uluslar akıp giden çok sular gibi akacaklar, ama O onları azarlayacak, onlar da uzaklara kaçacaklar; yelin önünde dağlardaki saman çöpü gibi, fırtına önünde dönen toz gibi kovalanacaklar.
ISA 17:14 Akşamleyin, işte dehşet! Sabah olmadan yok oldular. Bizi yağmalayanların payı, bizi soyanların hissesi budur.
ISA 18:1 Ah, Etiyopya ırmaklarının ötesinde, kanat hışırtıları diyarı;
ISA 18:2 deniz yoluyla, sular üzerinde papirüs kayıklar içinde elçiler gönderir; ve diyor, “Ey siz hızlı ulaklar, memleketini ırmakların böldüğü, uzun ve pürüzsüz ulusa, başlangıçtan beri heybetli olan halka, çok güçlü ve ezici ulusa gidin!”
ISA 18:3 Ey siz dünya sakinleri, yeryüzünde oturanlar, dağlarda sancak kaldırıldığında bakın! Boru çalındığı zaman dinleyin!
ISA 18:4 Çünkü Yahve bana şöyle dedi: “Güneş ışığındaki berrak sıcaklık gibi, hasat sıcağındaki çiy bulutu gibi durgun olacağım ve konutumdan göreceğim.”
ISA 18:5 Çünkü hasattan önce, çiçek geçince, çiçek de olgunlaşıp koruk olunca, budama bıçaklarıyla dalları kesecek, yayılan dalları kesip götürecek.
ISA 18:6 Hepsi birlikte dağların yırtıcı kuşlarına, yeryüzünün hayvanlarına bırakılacaklar. Yazın yırtıcı kuşlar onları yiyecek, kışın da yeryüzünün bütün hayvanları onları yiyecek.
ISA 18:7 O zaman, Ordular Yahvesi'ne memleketini ırmakların böldüğü, uzun ve pürüssüz halktan, başlangıçtan beri heybetli olan halktan, çok güçlü ve ezici ulustan Ordular Yahvesi'nin adının yerine, Siyon Dağı'na, bir armağan getirilecek.
ISA 19:1 Mısır'ın yükü. “İşte, Yahve hızlı bir buluta binmiş Mısır'a geliyor. Mısır'ın putları O'nun önünde titreyecekler; ve Mısır'ın yüreği içinden eriyecek.
ISA 19:2 Mısırlılar'ı Mısırlılar'a karşı ayağa kaldıracağım; herkes kardeşine, herkes komşusuna karşı; kent kente karşı, krallık krallığa karşı savaşacaklar.
ISA 19:3 Mısırlılar'ın ruhu içlerinde tükenecek. Onların öğütlerini yok edeceğim. Putları, sihirbazları, ruh çağıranları ve büyücüleri arayacaklar.
ISA 19:4 Mısırlılar'ı zalim bir efendinin eline teslim edeceğim. Onlara sert bir kral hükmedecek.” diyor Ordular Yahvesi Efendi.
ISA 19:5 Denizin suları kesilecek, ırmak boşalıp kuruyacak.
ISA 19:6 Irmaklar kokacak. Mısır'ın kaynakları azalıp kuruyacak. Sazlıklar ve kamışlar kalmayacak.
ISA 19:7 Nil kıyısındaki, Nil yanındaki çayırlar ve Nil'in bütün ekili tarlaları kuruyacak, atılıp yok olacaklar.
ISA 19:8 Balıkçılar yas tutacak, Nil'de balık tutanların hepsi ağlayacak, suya ağ atanlar da perişan olacaklar.
ISA 19:9 Dahası taranmış keten işleyenler ve beyaz kumaş dokuyanlar da şaşkına dönecek.
ISA 19:10 Sütunlar parçalanacak. Ücretli çalışanların hepsinin canı kederlenecek.
ISA 19:11 Soan beyleri hepten akılsızdırlar. Firavun'un en bilge danışmanlarının öğütleri budalalık oldu. Firavun'a, “Ben bilgelerin oğluyum, eski kralların oğluyum” nasıl dersiniz?
ISA 19:12 Peki bilge adamlarınız nerede? Şimdi sana söylesinler; ve Ordular Yahvesi'nin Mısır'la ilgili ne tasarladığını bilsinler.
ISA 19:13 Soan beyleri akılsız oldular. Memfis beyleri aldandılar. Mısır boylarının temel taşı olan insanları onu saptırdılar.
ISA 19:14 Yahve onun ortasına bir sapıklık ruhu karıştırdı; sarhoşun kusmuğunda sendelemesi gibi, Mısır'ı da bütün işlerinde saptırdılar.
ISA 19:15 Mısır için başın ya da kuyruğun, palmiye dalının ya da sazın yapabileceği hiçbir iş kalmayacak.
ISA 19:16 O gün Mısırlılar kadınlar gibi olacaklar. Ordular Yahvesi'nin üzerlerine salladığı elinin sallanmasından dolayı titreyecekler ve korkacaklar.
ISA 19:17 Yahuda diyarı Mısır'a dehşet salacak. Ordular Yahvesi'nin ona karşı belirlediği tasarılardan dolayı, kendisine bundan söz edilen herkes korkacaktır.
ISA 19:18 O gün Mısır diyarında Kenan dilini konuşan ve Ordular Yahvesi'ne ant içen beş kent olacak. Bunlardan birine “Yıkım Kenti” denilecek.
ISA 19:19 O gün Mısır ülkesinin ortasında Yahve'ye bir sunak, sınırında da Yahve'ye bir sütun olacak.
ISA 19:20 Bu, Mısır diyarında Ordular Yahvesi'ne bir belirti ve tanık olacak; çünkü zalimler yüzünden Yahve'ye feryat edecekler, O da onlara bir kurtarıcı ve koruyucu gönderecek ve onları kurtaracak.
ISA 19:21 Yahve kendini Mısır'a tanıtacak, Mısırlılar da o gün Yahve'yi tanıyacaklar. Evet, kurban ve sunuyla tapınacaklar, Yahve'ye adak adayıp bunu yerine getirecekler.
ISA 19:22 Yahve Mısır'ı vuracak, vuracak ve iyileştirecek. Yahve'ye dönecekler, O'na yalvaracaklar ve onları iyileştirecek.
ISA 19:23 O gün Mısır'dan Aşur'a giden bir ana yol olacak; Aşurlular Mısır'a, Mısırlılar da Aşur'a girecek; Mısırlılar da Aşurlular'la birlikte tapınacaklar.
ISA 19:24 O gün İsrael Mısır ve Aşur'la birlikte üçüncü olacak; yeryüzünün içinde bereket olacak;
ISA 19:25 çünkü Ordular Yahvesi, “Halkım Mısır, ellerimin işi Aşur ve mirasım İsrael kutsansın” diyerek onları kutsadı.
ISA 20:1 Tartan'ın Aşdod'a geldiği yıl, Aşur Kralı Sargon onu gönderip Aşdod'a karşı savaşıp ele geçirdiği zaman;
ISA 20:2 o sırada Yahve, Amots'un oğlu Yeşaya aracılığıyla söyleyip dedi: “Git, belindeki çulu çöz, ayağındaki çarığı çıkar.” O da öyle yaptı, çıplak ve yalınayak yürüdü.
ISA 20:3 Yahve şöyle dedi: “Hizmetkârım Yeşaya, Mısır ve Etiyopya ile ilgili bir belirti ve harika olmak üzere nasıl üç yıl çıplak ve yalınayak yürüdüyse,
ISA 20:4 Aşur kralı da, Mısır tutsaklarını ve Etiyopya sürgünlerini genç, yaşlı, çıplak olarak, Mısır'ı utandıracak şekilde yalınayak, mahrem yerleri açık öyle götürecektir.
ISA 20:5 Umut ettikleri Etiyopya'dan ve yücelikleri Mısır'dan ötürü dehşete düşecekler ve şaşkına dönecekler.
ISA 20:6 O gün bu kıyı ülkesi sakinleri şöyle diyecekler: 'İşte, Aşur Kralı'ndan kurtulmak üzere yardım için kaçtığımız yer, umudumuz buydu. Peki biz nasıl kaçacağız?'”
ISA 21:1 Deniz çölünün yükü. Güneydeki kasırgalar nasıl süpürürse, çölden, korkunç ülkeden, o da öyle geliyor.
ISA 21:2 Bana acı bir görüm bildirildi. Hain kişi hainlik etmekte, yok edici de yok etmekte. Çık Elam; saldır! Medya'nın iniltilerinin tümünü durdurdum.
ISA 21:3 Bu yüzden kalçalarım acıyla dolu. Doğum yapan bir kadının sancıları gibi ağrılar beni ele geçirdi. O kadar çok acı çekiyorum ki, duyamıyorum. O kadar korkuyorum ki, göremiyorum.
ISA 21:4 Kalbim çarpıntı içinde. Dehşet beni korkuttu. Arzu ettiğim alacakaranlık benim için titremeye döndü.
ISA 21:5 Sofrayı hazırlıyorlar. Nöbeti belirliyorlar. Yiyorlar içiyorlar. Kalkın siz ey beyler, kalkanı yağlayın!
ISA 21:6 Çünkü Efendi bana, “Git, gözcü dik” dedi. Gördüğünü bildirsin.
ISA 21:7 Bir bölük, çift çift atlılar, bir eşek sürüsü, bir deve sürüsü gördüğünde, büyük bir dikkatle dinlesin.''
ISA 21:8 Aslan gibi bağırdı: “Ey Efendi, gündüzleri sürekli gözetleme kulesinin üzerinde duruyorum, geceleri de nöbet yerimde kalıyorum.
ISA 21:9 İşte, çifter çifter atlılardan oluşan bir bölük geliyor.” Şöyle yanıt verdi: “Düştü, düştü Babil; ilâhlarının bütün oyma suretleri de parçalandı.
ISA 21:10 Sen benim harmanımsın, zeminimin de buğdayı!” İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi'nden duyduğumu size bildirdim.
ISA 21:11 Duma'nın yükü. Seir'den biri bana sesleniyor: “Gözcü, geceden ne var? Gözcü, geceden ne var?”
ISA 21:12 Gözcü şöyle dedi: “Sabah geliyor, gece de. Eğer sormak istiyorsanız sorun. Tekrar geri gelin.”
ISA 21:13 Arabistan'ın yükü. Ey Dedan kervanları, Arabistan'ın çalılıklarında konaklayacaksınız.
ISA 21:14 Susamış olana su getirdiler. Tema ülkesinin sakinleri kaçakları ekmekleriyle karşıladılar.
ISA 21:15 Çünkü kılıçlardan, çekilmiş kılıçtan, gerilmiş yaydan, savaşın hararetinden kaçtılar.
ISA 21:16 Çünkü Efendi bana şöyle dedi, “Ücretli bir işçinin saydığı gibi, bir yıl içinde Kedar'ın tüm görkemi sona erecek;
ISA 21:17 ve Kedar çocuklarının yiğitleri olan okçuların sayısından arta kalanlar az olacak; çünkü bunu İsrael'in Tanrısı Yahve söyledi.”
ISA 22:1 Görüm Vadisi'nin yükü. Şimdi sizi ne rahatsız etmekte de hepiniz damlara çıktınız?
ISA 22:2 Ey bağırışlarla dolu, gürültülü kent, neşeli şehir, öldürülenleriniz kılıçla öldürülmedi, savaşta da ölmediler.
ISA 22:3 Yöneticilerinizin tümü birlikte kaçtı. Okçular tarafından bağlandılar. Sende bulunanların hepsi birbirine bağlanmıştı. Çok uzaklara kaçtılar.
ISA 22:4 Bu nedenle, “Gözünüzü benden uzaklaştırın” dedim. “Acı acı ağlayacağım. Halkımın kızının yıkımından dolayı beni avutmaya çalışmayın.
ISA 22:5 Çünkü bu, Efendi'nin, Ordular Yahvesi'nin, Görüm Vadisi'nde şaşkınlık, çiğneme ve kafa karışıklığı, duvarların yıkılacağı ve dağlara feryat edileceği gündür.”
ISA 22:6 Elam, adamla dolu savaş arabaları ve atlılarla birlikte ok kılıfını taşıyordu; Kir de kalkanı ortaya çıkardı.
ISA 22:7 En seçkin vadileriniz savaş arabalarıyla doldu ve atlılar kapıda sıraya dizildi.
ISA 22:8 Yahuda'nın örtüsünü kaldırdı; ve sen o gün orman evindeki zırha baktın.
ISA 22:9 David'in kentindeki gediklerin çok olduğunu gördün; aşağı havuzun sularını da bir araya topladınız.
ISA 22:10 Yeruşalem'deki evleri saydınız, surları güçlendirmek için evleri yıktınız.
ISA 22:11 Eski havuzun suyu için de iki duvar arasına bir su deposu yaptınız. Ama bunu yapana bakmadınız, bunu uzun zaman önce tasarlayanı da saymadınız.
ISA 22:12 O gün Efendi, Ordular Yahvesi ağlayışa, yasa, kelliğe ve çul giyinmeye çağırdı;
ISA 22:13 ve işte, sığırları ve koyunları kesmek, et yemek ve şarap içmek sevinç ve mutluluktur: “Yiyelim, içelim, çünkü yarın öleceğiz.”
ISA 22:14 Ordular Yahvesi, kulaklarımda kendini açıkladı: “Kesinlikle bu suçunuz, ölene dek bağışlanmayacaktır” diyor Ordular Yahvesi Efendi.
ISA 22:15 Ordular Yahvesi Efendi şöyle diyor: “Git, evin başındaki bu saymana, Şevna'ya git ve de ki:
ISA 22:16 'Burada ne yapıyorsun? Burada kimin var ki, bu yerde mezar kazdın?' Yüksekte kendine bir mezar kesiyor, kayada kendine bir mesken oyuyor!”
ISA 22:17 İşte, Yahve senin hakkından gelecek ve seni şiddetle fırlatıp atacak. Evet, seni sıkıca kavrayacaktır.
ISA 22:18 Seni kesinlikle döndürüp döndürüp, top gibi geniş bir ülkeye atacak. Orada öleceksin ve görkeminin savaş arabaları orada olacak, ey sen, efendisinin evinin utancı.
ISA 22:19 Seni makamından atacağım. Görev yerinden aşağı çekileceksin.
ISA 22:20 O gün öyle olacak ki, Hilkiya oğlu hizmetkârım Elyakim'i çağıracağım,
ISA 22:21 ve ona senin kaftanını giydireceğim, senin kuşağınla onu güçlendireceğim. Senin yönetimini onun eline teslim edeceğim; ve o, Yeruşalem'de oturanlara ve Yahuda evine baba olacak.
ISA 22:22 David'in evinin anahtarını onun omzuna koyacağım. O açacak ve kimse kapamayacak. O kapayacak ve kimse açmayacak.
ISA 22:23 Onu emin bir yere çivi gibi tutturacağım. Babasının evi için görkemli bir taht olacak.
ISA 22:24 Babasının evinin bütün görkemini, soyunu ve çocuklarını, taslardan bütün testilere kadar her küçük kabı onun üzerine asacaklar.
ISA 22:25 Ordular Yahvesi, “O gün, emin yere tutturulan çivi yerinden çıkacak” diyor. “Kesilecek ve düşecek. Onun üzerindeki yük kesilip atılacak, çünkü bunu Yahve söyledi.”
ISA 23:1 Sur'un yükü. Uluyun, siz ey Tarşiş gemileri! Çünkü orası harap oldu, ne ev kaldı, ne de girilecek yer. Onlara Kittim diyarından açıklandı.
ISA 23:2 Ey kıyı sakinleri, denizin ötesinden geçen Saydalı tüccarların doldurduğu sizler, sakin olun.
ISA 23:3 Büyük sularda, Nil'in hasatı olan Şihor'un tohumu onun geliriydi. O, ulusların pazarıydı.
ISA 23:4 Utan, Sayda; çünkü deniz, denizin kalesi konuştu ve şöyle dedi: “Doğum sancısı çekmedim, doğurmadım, gençleri beslemedim, el değmemiş kızlar yetiştirmedim.”
ISA 23:5 Haber Mısır'a ulaştığında, Sur'un haberi yüzünden acı çekecekler.
ISA 23:6 Tarşiş'e geçin! Ey kıyı sakinleri uluyun!
ISA 23:7 Eskiliği eski günlere dayanan, ayakları onu yolculuk için uzaklara taşıyan neşeli kentiniz bu mu?
ISA 23:8 Taçlar veren, tüccarları beyler olan, tüccarları yeryüzünün saygınları olan Sur'a karşı bunu kim tasarladı?
ISA 23:9 Ordular Yahvesi bunu, her türlü görkemin gururunu lekelemek, yeryüzünün bütün saygınlarını aşağılamak için tasarladı.
ISA 23:10 Tarşiş'in kızı Nil Nehri gibi diyarından geç. Artık alıkoyan yok.
ISA 23:11 Elini denizin üzerine uzattı. Krallıkları sarstı. Yahve, Kenan'ın kalelerinin yok edilmesini buyurdu.
ISA 23:12 “Artık sevinmeyeceksin” dedi, “Ey sen, Sayda'nın kirletilmiş el değmemiş kızı. Kalk, Kittim'e geç. Orada bile dinlenmeyeceksin.”
ISA 23:13 İşte, Keldaniler'in ülkesi. Bu halk yok oldu. Aşurlular onu çölde oturanlar için kurdular. Kulelerini diktiler. Saraylarını yıktılar. Burayı harabeye çevirdiler.
ISA 23:14 Uluyun, ey Tarşiş gemileri, çünkü kaleniz harap oldu!
ISA 23:15 O gün öyle olacak ki Sur, bir kralın günlerine göre yetmiş yıl unutulacak. Yetmiş yılın sonunda fahişenin şarkısındaki gibi Sur'a öyle olacak.
ISA 23:16 Bir arp al; kentte dolaş, ey sen, unutulmuş fahişe. Hoş nağme yap. Çok şarkı söyle ki, hatırlanabilesin.
ISA 23:17 Öyle olacak ki, yetmiş yılın sonunda Yahve Sur'u ziyaret edecek. Kent ücretine geri dönecek ve yeryüzü üzerindeki dünyanın bütün krallıklarıyla fahişelik edecek.
ISA 23:18 Onun malı ve ücreti Yahve'ye kutsal olacak. Hazineye koyulmayacak ve saklanmayacak; çünkü onun malı Yahve'nin önünde oturanların yeterince yemesi ve dayanıklı giysiler için olacak.
ISA 24:1 İşte, Yahve dünyayı boşaltıp harap ediyor, altını üstüne getiriyor ve içinde yaşayanları dağıtıyor.
ISA 24:2 Halk nasılsa, kâhin de öyle olacak; hizmetçi nasılsa efendisi de öyle; kadın hizmetçi nasılsa, hanımı da öyle; alıcı nasılsa satıcı da öyle; alacaklı nasılsa borçlu da öyle; faiz alan nasılsa faiz veren de öyle.
ISA 24:3 Yeryüzü tamamen boşalacak ve tamamen harap olacak; çünkü Yahve bu sözü söyledi.
ISA 24:4 Yeryüzü yas tutuyor ve unutulup gidiyor. Dünya zayıflıyor ve unutulup gidiyor. Dünyanın yüksek halkları zayıflıyor.
ISA 24:5 Yeryüzü üstünde oturanların altında kirlendi; çünkü onlar yasayı çiğnediler, kuralları ihlal ettiler ve sonsuz antlaşmayı bozdular.
ISA 24:6 Bu nedenle lanet yeryüzünü yuttu ve orada oturanlar suçlu bulundu. Bu nedenle yeryüzünde yaşayanlar yandı ve geriye çok az insan kaldı.
ISA 24:7 Yeni şarap yas tutuyor. Asma zayıflıyor. Bütün neşeli yürekler inliyor.
ISA 24:8 Teflerin neşesi kesildi. Sevinenlerin sesi sona erdi. Arpın neşesi kesildi.
ISA 24:9 Şarkı eşliğinde şarap içmeyecekler. Ağır içki, onu içenlere acı gelecek.
ISA 24:10 Karışıklık içindeki kent yıkıldı. Kimse içeri girmesin diye her ev kapandı.
ISA 24:11 Şarap yüzünden sokaklarda ağlama sesleri duyuluyor. Bütün sevinçler karardı. Memleketin neşesi gitti.
ISA 24:12 Kent ıssız kaldı, kapı da vuruşla yıkıldı.
ISA 24:13 Çünkü zeytin ağacının silkelenmesi gibi, bağ bozumu bittiğinde geride kalan gibi, yeryüzünün ortasındaki halklar arasında öyle olacak.
ISA 24:14 Bunlar seslerini yükseltecekler. Yahve'nin görkeminden ötürü haykıracaklar. Denizden yüksek sesle bağırıyorlar.
ISA 24:15 Bu nedenle doğuda Yahve'yi, denizdeki adalarda İsrael'in Tanrısı Yahve'nin adını yüceltin!
ISA 24:16 Dünyanın en uzak yerinden ezgiler duyduk. Doğruya yücelik olsun! Ama dedim ki, “Tükendim! Tükendim! Vay halime!” Hainler hainlik etti. Evet hainler çok hainlik ettiler.
ISA 24:17 Ey sen, yeryüzünde oturan, korku, çukur ve tuzak senin üzerinde.
ISA 24:18 Öyle olacak ki, korkunun patırtısından kaçan, çukura düşecek; çukurun ortasından çıkan tuzağa yakalanacak. Çünkü yüksekteki pencereler açıldı, dünyanın temelleri de titriyor.
ISA 24:19 Yeryüzü tümüyle parçalandı. Yeryüzü parçalandı. Yer şiddetle sarsılıyor.
ISA 24:20 Yeryüzü sarhoş biri gibi sendeleyecek, hamak gibi ileri geri sallanacak. İsyanı ona ağır gelecek, düşecek ve bir daha kalkmayacak.
ISA 24:21 Öyle olacak ki, o gün Yahve yüksekte olanların ordusunu yüksekte ve yeryüzünün krallarını yeryüzünde cezalandıracak.
ISA 24:22 Mahkumlar çukurda toplandıkları gibi, onlar da bir araya toplanıp zindana kapatılacaklar; çok günler sonra da ziyaret edilecekler.
ISA 24:23 O zaman ay şaşkına dönecek, güneş utanacak; çünkü Ordular Yahvesi Siyon Dağı'nda ve Yeruşalem'de hüküm sürecek; görkem de O'nun ihtiyarlarının önünde olacak.
ISA 25:1 Ey Yahve, sen benim Tanrım'sın. Seni yücelteceğim! Adını öveceğim, çünkü harika şeyler yaptın, eskiden beri tasarlanmış olan şeyleri tam bir sadakat ve doğrulukla yaptın.
ISA 25:2 Çünkü sen bir kenti yığın yaptın, surlu bir şehri harabeye çevirdin, yabancıların sarayını kent olmaktan çıkardın. Asla onarılmayacaktır.
ISA 25:3 Bu nedenle güçlü bir halk seni yüceltecek. Korkunç uluslardan oluşan bir kent senden korkacak.
ISA 25:4 Çünkü korkunç adamların köpürmesi, duvara vuran güçlü esinti gibi olduğunda, sen yoksullara kale, sıkıntı içindeki yoksullara kale, güçlü esintiye karşı sığınak, sıcaktan gölge oldun.
ISA 25:5 Kurak yerdeki sıcak gibi, yabancıların gürültüsünü de bastıracaksın; bulut gölgesindeki sıcaklık gibi, korkunç adamların şarkısı da kısılacak.
ISA 25:6 Ordular Yahvesi bu dağda bütün halklara seçkin etlerden bir ziyafet, seçkin şaraplardan, ilikle dolu seçkin etlerden, iyice süzülmüş seçkin şaraplardan bir ziyafet verecek.
ISA 25:7 Bu dağda bütün halkları örten örtüyü ve bütün ulusların üzerine serilmiş olan peçeyi yok edecek.
ISA 25:8 Ölümü sonsuza dek yuttu! Efendi Yahve bütün yüzlerden gözyaşlarını silecek. Halkının utancını bütün yeryüzünden kaldıracak, çünkü bunu Yahve söyledi.
ISA 25:9 O gün şöyle denecek: “İşte, bu bizim Tanrımız'dır! Biz O'nu bekledik, O bizi kurtaracak! Bu Yahve'dir! O'nu bekledik. O'nun kurtarışıyla sevinip coşacağız!”
ISA 25:10 Çünkü Yahve'nin eli bu dağda kalacak. Gübre yığınının suyunda saman çiğnendiği gibi, Moav da olduğu yerde çiğnenecek.
ISA 25:11 Yüzen birinin yüzmek için ellerini uzatması gibi, onun ortasında ellerini uzatacak, ama ellerinin ustalığıyla birlikte onun gururu da alçaltılacak.
ISA 25:12 Duvarlarınızın yüksek kalesini yıktı, alçalttı ve yerle bir etti.
ISA 26:1 O gün Yahuda diyarında şu ezgi söylenecek: “Güçlü bir kentimiz var. Tanrı, kurtuluşu duvarlar ve siperler için tayin ediyor.
ISA 26:2 Kapıları açın ki, imanını koruyan doğru ulus girebilsin.
ISA 26:3 Sana güvendiği için, aklı kararlı olan kişiyi Tam bir esenlik içinde tutacaksın.
ISA 26:4 Yahve'ye daima güvenin; çünkü Yah'da, Yahve sonsuz bir Kaya'dır.
ISA 26:5 Çünkü yüksekte oturanları, yüce kenti alaşağı etti. Onu alçalttı. Yere kadar alçalttı. Onu toza kadar indirdi.
ISA 26:6 Ayak altında, yoksulların ayakları, muhtaçların adımları altında çiğnenecek.”
ISA 26:7 Adil olanın yolu doğruluktur. Doğru olan sizler, doğrunun yolunu düzlersiniz.
ISA 26:8 Evet, senin hükümlerinin yolunda, ey Yahve, seni bekledik. Adın ve ünün canımızın arzusudur.
ISA 26:9 Gece canımla seni arzuladım. Evet, içimdeki ruhumla seni gayretle arayacağım; çünkü senin hükümlerin yeryüzünde olduğunda, dünyada yaşayanlar doğruluğu öğrenirler.
ISA 26:10 Kötülere lütuf gösterilsin, yine o doğruluğu öğrenmez. Doğruluk diyarında o haksızlık edecek ve Yahve'nin heybetini görmeyecektir.
ISA 26:11 Ey Yahve, elin yükseldi, ama görmüyorlar; ama onlar halk için olan gayretini görecekler ve düş kırıklığına uğrayacaklar. Evet, ateş düşmanlarını yiyip bitirecek.
ISA 26:12 Ey Yahve, bize esenliği sen sağlayacaksın, çünkü bizim için bütün işlerimizi de sen yaptın.
ISA 26:13 Tanrımız ey Yahve, senin dışında başka efendiler de üzerimizde egemenlik sürdüler, ama biz yalnızca senin adını anacağız.
ISA 26:14 Ölüler yaşamayacaklar. Göçüp giden ruhlar kalmayacaklar. Bu nedenle onları ziyaret edip helâk ettin, onların tüm anılarını yok ettin.
ISA 26:15 Ulusu çoğalttın, ey Yahve. Ulusu çoğalttın! Sen yüceltildin! Ülkenin bütün sınırlarını genişlettin.
ISA 26:16 Yahve, sıkıntı içinde seni ziyaret ettiler. Senin yola getirişin üzerlerindeyken onlar yakardılar.
ISA 26:17 Doğum zamanı yaklaşan gebe kadın nasıl acı çekiyor, ağrılar içinde bağırıyorsa, biz de senin önünde öyle olduk, ey Yahve.
ISA 26:18 Gebe kaldık. Ağrı çekiyorduk. Öyle görünüyor ki, yalnızca rüzgâr doğurduk. Biz ne yeryüzünde bir kurtuluş gerçekleştirdik; ne de dünyada yaşayanlar düştüler.
ISA 26:19 Ölüleriniz yaşayacaklar. Onların cesetleri kalkacaklar. Ey toprakta oturanlar, uyanın ve ezgi söyleyin; çünkü sizin çiyiniz otların çiyi gibidir, yer göçüp giden ruhları dışarı atacaktır.
ISA 26:20 Gelin halkım, odalarınıza girin, kapılarınızı arkanızdan kapatın. Öfke geçene dek kısa bir süreliğine kendinizi saklayın.
ISA 26:21 Çünkü işte, Yahve yeryüzünde yaşayanları kötülüklerinden dolayı cezalandırmak için yerinden çıkıyor. Yeryüzü de onun kanını açığa çıkaracak ve artık öldürülenlerini örtmeyecek.
ISA 27:1 O gün Yahve sert, büyük ve güçlü kılıcıyla Levyatan'ı, kaçan yılanı ve Levyatan'ı, kıvrık yılanı cezalandıracak; ve denizdeki ejderhayı öldürecek.
ISA 27:2 O gün ona şu ezgiyi söyleyin: “Hoş bir bağ!
ISA 27:3 Ben Yahve, onun koruyucusuyum. Her an onu sulayacağım. Kimse ona zarar vermesin diye, onu gece gündüz koruyacağım.
ISA 27:4 Bende gazap yok; ama çalılar ve dikenler bulmuş olsaydım savaşırdım! Üzerlerine yürür ve onları birlikte yakardım.
ISA 27:5 Ya da gücüme tutunsun da benimle barışsın. Benimle barışsın.”
ISA 27:6 Gelecek günlerde Yakov kök salacak. İsrael çiçeklenip tomurcuklanacak. Dünyanın üzerini meyvelerle dolduracaklar.
ISA 27:7 Kendilerini vuranlara vurduğu gibi onlara da vurdu mu? Ya da kendilerini öldürenlerin öldürüldüğü gibi öldürüldüler mi?
ISA 27:8 Onları kovduğun zaman, ölçü ile onlarla çekişirsin. Doğu rüzgârının estiği günde kendi sert yeliyle onları uzaklaştırdı.
ISA 27:9 Bu nedenle Yakov'un suçu bununla bağışlanacak ve onun günahının ortadan kaldırılmasının tam meyvesi de şudur: “Sunağın bütün taşlarını dövülmüş tebeşir taşları parça parça edecek; öyle ki, Aşera direkleri ve buhur sunakları artık dikilmeyecekler.”
ISA 27:10 Çünkü surlu kent ıssız, çöl gibi bırakılmış ve kimsesiz bir yerleşim olmuş. Buzağı orada otlayacak, orada yatacak ve onun dallarını yiyip bitirecek.
ISA 27:11 Dalları kuruduğunda kırılacaklar. Kadınlar gelip onları ateşe verecekler; çünkü onlar anlayışsız bir halktır. Bu nedenle onları yaratan onlara acımayacak, onlara şekil veren de onlara lütfetmeyecek.
ISA 27:12 O gün öyle olacak ki, Yahve Fırat'ın akan çayını Mısır Irmağı'na kadar harman gibi dövecek; ve siz, ey İsrael'in çocukları, teker teker toplanacaksınız.
ISA 27:13 O gün öyle olacak ki, büyük bir boru çalınacak; Aşur diyarında yok olmaya hazır olanlar ve Mısır diyarındaki sürgünler gelecek; ve Yeruşalem'deki kutsal dağda Yahve'ye tapınacaklar.
ISA 28:1 Yazıklar olsun Efraim'deki sarhoşların gurur tacına ve şarapla yenilenlerin verimli vadisinin başındaki onun muhteşem güzelliğinin solmakta olan çiçeğine!
ISA 28:2 İşte, Yahve'nin güçlü ve kudretli bir adamı var. Dolu fırtınası gibi, yok edici bir fırtına gibi ve taşan güçlü suların fırtınası gibi, onları eliyle yeryüzüne fırlatacak.
ISA 28:3 Efraim'in sarhoşlarının gurur tacı ayaklar altında çiğnenecek.
ISA 28:4 Verimli vadinin başındaki muhteşem güzelliğinin solan çiçeği, yazdan önce olgunlaşan, birinin görür görmez toplayıp yiyeceği ilk incir gibi olacak.
ISA 28:5 O gün, Ordular Yahvesi, halkının geri kalanı için bir görkem tacı ve güzellik tacı olacak;
ISA 28:6 ve yargıda oturana adalet ruhu ve kapıdaki savaşı geri döndürenlere güç olacak.
ISA 28:7 Şarapla da sersemler ve ağır içkiyle sendelerler. Kâhin ve peygamber ağır içkiyle sendeliyor. Şaraba yutuldular. Ağır içkiyle sendeliyorlar. Görümde yanılıyorlar. Yargıda tökezliyorlar.
ISA 28:8 Çünkü bütün sofralar pis kusmuk ve pislikle dolu.
ISA 28:9 Kime bilgi öğretecek? Haberi kime açıklayacak? Sütten kesilip göğüslerden çekilenlere mi?
ISA 28:10 Çünkü kural üstüne kural, kural üstüne kural; yöntem üstüne yöntem, yöntem üstüne yöntem; biraz burada, biraz şurada.
ISA 28:11 Ama o bu ulusa kekeleyen dudaklarla ve başka bir dilde konuşacak,
ISA 28:12 ona şöyle diyecek, “Burası dinlenme yeridir. Yorgunları dinlendirin.” ve “Canlanma budur”; yine de duymadılar.
ISA 28:13 Bu nedenle Yahve'nin sözü onlara kural üstüne kural, kural üstüne kural olacak; yöntem üstüne yöntem, yöntem üstüne yöntem; biraz burada, biraz şurada; öyle ki, gitsinler, sırt üstüne düşsünler, kırılsınlar, tuzağa düşüp yakalansınlar.
ISA 28:14 Bu nedenle, Yeruşalem'de bu halkı yöneten siz alaycılar, Yahve'nin şu sözünü dinleyin:
ISA 28:15 “Çünkü 'Ölümle antlaşma yaptık, Şeol ile de anlaştık' dediniz. 'Taşkın bela geçerken, bize gelmeyecek; çünkü yalanı kendimize sığınak yaptık ve kendimizi yalanın altına gizledik.'”
ISA 28:16 Bu nedenle Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, Siyon'da temel olarak bir taş, denenmiş bir taş, sağlam temelin değerli köşe taşını koydum. İman eden aceleci davranmayacak.
ISA 28:17 Adaleti ölçü ipi, doğruluğu da çekül ipi yapacağım. Dolu, yalan sığınağını silip süpürecek, sular saklandığı yerin üzerinden taşacak.
ISA 28:18 Ölümle yaptığınız antlaşma bozulacak ve Şeol ile yaptığınız antlaşma yerinde durmayacak. Taşkın bela geçerken, o zaman onunla çiğneneceksiniz.
ISA 28:19 Geçtiği her sefer sizi yakalayacak; çünkü sabahtan sabaha, gece gündüz geçecek; haberini bilmek de dehşet verici olacak.”
ISA 28:20 Çünkü yatak uzanılmayacak kadar kısa, battaniye de sarınamayacak kadar dar.
ISA 28:21 Çünkü Yahve Perasim Dağı'ndaki gibi yükselecek. Givon Vadisi'ndeki gibi öfkelenecek; ta ki, işini, alışılmadık işini yapsın ve eylemini, olağanüstü eylemini gerçekleştirsin.
ISA 28:22 Şimdi alaycı olmayın, yoksa zincirleriniz güçlendirilir; çünkü Ordular Yahvesi Efendi'den bütün dünyayı yok etme kararını duydum.
ISA 28:23 Kulak verin ve sesimi duyun! Dinleyin ve konuşmamı dinleyin!
ISA 28:24 Ekmek için saban süren, sürekli saban sürer mi? Toprağı çevirip kesekleri parçalamaya devam eder mi?
ISA 28:25 Onun yüzünü düzeltince dereotu ekmez, kimyon tohumunu saçmaz mı, buğdayı sıralarına, arpayı belirlenen yere, kızıl buğdayı da yerine koymaz mı?
ISA 28:26 Çünkü Tanrısı ona doğru hükmü öğretir ve onu bilgilendirir.
ISA 28:27 Çünkü dereotu keskin bir aletle dövülmez, kimyonun üzerinde de araba tekerleği döndürülmez; ama dereotu çubukla, kimyon da bir değnekle dövülür.
ISA 28:28 Ekmek ununun öğütülmesi gerekir; bu yüzden onu her zaman dövmez. Harman arabasının tekerleğini onun üzerinden sürmesine rağmen atları onu öğütmez.
ISA 28:29 Bu da öğütleri harika, bilgeliği kusursuz olan Ordular Yahvesi'nden geliyor.
ISA 29:1 Yazıklar olsun Ariel'e! Ariel, David'in ordugâh kurduğu kent! Yıla yıl katın; bayramlar gelsin;
ISA 29:2 o zaman Ariel'i sıkıntıya sokacağım, yas tutulacak, ağıt yakılacak. O benim için bir sunak ocağı gibi olacak.
ISA 29:3 Çepeçevre sana karşı ordugâh kuracağım ve nöbetçi askerlerle seni kuşatacağım. Sana karşı kuşatma rampaları dikeceğim.
ISA 29:4 Alçaltılacaksın ve topraktan konuşacaksın. Konuşman tozun içinden mırıldanarak gelecek. Sesin yerden ruh çağıran birinin sesi gibi olacak ve konuşman tozdan fısıltı gibi çıkacak.
ISA 29:5 Ama düşmanlarının çokluğu ince toz gibi olacak, acımasızların çokluğu da uçup giden saman çöpü gibi olacak. Evet, bir anda, ansızın olacak.
ISA 29:6 Ordular Yahvesi gök gürültüsüyle, depremle, büyük gürültüyle, kasırgayla, fırtınayla, yiyip bitiren ateşin aleviyle onu ziyaret edecek.
ISA 29:7 Ariel'e karşı savaşan bütün ulusların kalabalığı, ona ve kalesine karşı savaşan ve ona sıkıntı verenlerin hepsi bir rüya, bir gece görümü gibi olacak.
ISA 29:8 Aç bir adamın rüya görmesi gibi olacak; işte o yer, uyanır ve doymamıştır; ya da susamış bir adamın rüya görmesi gibi olacak; işte, o içer, uyanır, işte baygındır ve hâlâ susuzdur. Siyon Dağı'na karşı savaşan bütün ulusların kalabalığı böyle olacak.
ISA 29:9 Duraksayın ve şaşırın! Kendinizi kör edin ve kör olun! Sarhoşlar ama şarapla değil; sendeliyorlar ama ağır içkiden değil.
ISA 29:10 Çünkü Yahve üzerinize derin uyku ruhu döktü ve gözlerinizi kapadı; peygamberlerin ve Görenler'in başlarını örttü.
ISA 29:11 Bütün görüm sizin için, insanların eğitimli birine, “Lütfen bunu oku” diyerek teslim ettiği mühürlü bir kitabın sözleri gibi oldu; ve o, “Okuyamam, çünkü mühürlü” diyor;
ISA 29:12 kitap eğitimsiz birine, “Lütfen bunu oku” denilerek teslim ediliyor, o da, “Okuyamam” diyor.
ISA 29:13 Efendi şöyle dedi: “Çünkü bu halk ağızlarıyla yaklaşıyor ve dudaklarıyla beni sayıyor, ama yüreklerini benden uzaklaştırdılar ve benden korkmaları öğretilmiş olan insan buyruğudur;
ISA 29:14 bu nedenle işte, bu halk arasında harika bir iş, harika bir iş ve şaşılacak bir şey yapmaya devam edeceğim; ve onların bilge adamlarının bilgeliği yok olacak ve onların sağduyulu adamlarının anlayışı gizlenecek.”
ISA 29:15 Vay haline, öğütlerini Yahve'den derince gizleyenlerin, işleri karanlıkta olanların ve “Bizi kim görüyor?” ve “Bizi kim biliyor?” diyenlerin.
ISA 29:16 Her şeyi alt üst ediyorsunuz! Çömlekçi balçıkla bir düşünülür mü ki, yapılan kendini yapan hakkında “Beni o yapmadı” desin; kendine biçim verilen, onu biçimlendiren hakkında “Onun anlayışı yoktur” desin?
ISA 29:17 Çok az zaman kalmadı mı, Lübnan'ın verimli bir tarlaya döndürülmesine, verimli tarlanın da orman sayılmasına?
ISA 29:18 O gün sağırlar kitabın sözlerini duyacak, körlerin gözleri bilinmezlik ve karanlık içinden görecek.
ISA 29:19 Alçakgönüllüler Yahve'de olan sevinçlerini artıracaklar, yoksullar da İsrael'in Kutsalı'yla sevinecekler.
ISA 29:20 Çünkü acımasızlar yok oldu, alaycılar sona erdi ve kötülük yapmaya hazır olanların hepsi kesilip atıldı;
ISA 29:21 onlar ki, bir kişiyi bir sözle dava açarlar, ve kapıda azarlayana tuzak kurarlar. Yalancı tanıklıkla masumu adaletten yoksun bırakırlar.
ISA 29:22 Bu nedenle Avraham'ı kurtaran Yahve, Yakov'un evi hakkında şöyle diyor: “Yakov artık utanmayacak, yüzü de solmayacak.
ISA 29:23 Ama ellerimin eseri olan çocuklarını kendi ortasında görünce adımı kutsayacaklar. Evet, Yakov'un Kutsalı'nı kutsayacaklar ve İsrael'in Tanrısı'na saygı duyacaklar.
ISA 29:24 Ruhta sapmış olanlar da anlayışa kavuşacaklar, homurdananlar bilgiyi kabul edecekler.”
ISA 30:1 “O asi çocukların vay haline” diyor Yahve, “Öğüt alıyorlar ama benden değil; günaha günah katmak için de ittifak kuruyorlar, ama benim Ruhum'la değil;
ISA 30:2 Firavun'un gücüyle güçlenmek ve Mısır'ın gölgesine sığınmak için benim öğüdümü sormadan Mısır'a inmek için yola çıkanlar onlardır!
ISA 30:3 Bu nedenle Firavun'un gücü sizin utancınız, Mısır'ın gölgesine sığınmak ise şaşkınlığınız olacak.
ISA 30:4 Çünkü onların beyleri Soan'da, elçileri de Hanes'e geldi.
ISA 30:5 Kendilerine yarar sağlayamayan halk yüzünden hepsi utanacaklar, o halk ne yardım ne yarardır, yalnızca utanç ve rezalettir.''
ISA 30:6 Güney hayvanların yükü. Dişi ve erkek aslanın, engerek ve ateşli uçan yılanın yaşadığı sıkıntı ve ıstırap diyarı içinden, zenginliklerini genç eşeklerin omuzlarında, hazinelerini de develerin hörgücünde, yararsız bir halka taşıyorlar.
ISA 30:7 Çünkü Mısır'ın yardımı boş ve hiçtir; bu yüzden ona durgun oturan Rahav adını verdim.
ISA 30:8 Şimdi git, bunu onların önünde bir levha üzerine yaz ve bunu bir kitaba kaydet; böylece gelecekte, daima dursun.
ISA 30:9 Çünkü o asi bir halk, yalancı çocuklar, Yahve'nin yasasını dinlemeyen çocuklardır;
ISA 30:10 görenlere, “Görmeyin!” ve peygamberlere, “Bize doğru şeyleri peygamberlik etmeyin” diyorlar. “Bize hoş şeyler söyleyin. Peygamberlik aldatmacaları.
ISA 30:11 Yoldan çekilin. Yoldan sapın. İsrael'in Kutsalı'nı önümüzden kaldırın.”
ISA 30:12 Bu nedenle İsrael'in Kutsalı şöyle diyor: “Madem bu sözü küçümsediniz, baskı ve sapkınlığa güvendiniz ve ona bel bağladınız,
ISA 30:13 bu nedenle bu kötülük sizin için yıkılmaya hazır bir yarık gibi olacak, yüksek duvarda dışa doğru kabarmış, yıkılışı birden ve ansızın olur.
ISA 30:14 O da onu çömlekçi kabının kırılması gibi kıracak; öyle ki, kırık parçalar arasında ocaktan ateş almaya ya da sarnıçtan su çıkarmaya yetecek kadar iyi bir parça bulunmasın diye, esirgemeden parçalara ayıracak.”
ISA 30:15 İsrael'in Kutsalı Efendi Yahve şöyle diyor: “Dönmekle ve rahat etmekle kurtulacaksınız. Gücünüz sessizlikte ve güvende olacaktır.” Reddettiniz,
ISA 30:16 ama siz, “Hayır, at sırtında kaçacağız” dediniz; bu yüzden kaçacaksınız; ve “Hızlı olanlarına bineceğiz”; bu yüzden seni kovalayanlar hızlı olacak.
ISA 30:17 Bir insanın tehdidinden bin kişi kaçacak. Beş insanın tehdidiyle, siz dağın tepesinde bir fener gibi, tepede bir sancak gibi kalıncaya dek kaçacaksınız.
ISA 30:18 Bu nedenle Yahve size lütufta bulunmak için bekleyecek; ve bundan ötürü size merhamet etmek için yüceltilecektir; çünkü Yahve adalet Tanrısı'dır. O'nu bekleyenlere ne mutlu.
ISA 30:19 Çünkü halk Yeruşalem'deki Siyon'da oturacaktır. Artık ağlamayacaksın. Feryadının sesi üzerine kesinlikle size lütufta bulunacaktır. Seni duyduğunda sana yanıt verecektir.
ISA 30:20 Her ne kadar Efendi size sıkıntı ekmeğini ve sıkıntı suyunu verse de, öğretmenleriniz artık gizlenmeyecek, gözlerin öğretmenlerini görecek;
ISA 30:21 siz sağa ve sola sapınca, arkandan kulakların şöyle bir ses duyacak: “Yol budur. İçinde yürüyün.”
ISA 30:22 Gümüş kaplı oyma putlarınızı, altın kaplanmış dökme putlarınızı kirleteceksin. Onları kirli bir şeymiş gibi atacaksın. Ona, “Git buradan!” diyeceksin.
ISA 30:23 Toprağı ekeceğin tohumun için yağmuru verecek; ve toprağın ürünü ekmeğin zengin ve bol olacak. O gün hayvanların geniş otlaklarda otlayacak.
ISA 30:24 Toprağı işleyen öküzlerle genç eşekler, kürekle ve yabayla savrulan tuzlu yemi yiyecekler.
ISA 30:25 Büyük kıyım gününde, kuleler yıkıldığında, her yüksek dağın üzerinde, her yüksek tepenin üzerinde, dereler ve su akıntıları olacak.
ISA 30:26 Dahası Yahve'nin halkının kırığını sardığı, vuruldukları yarayı iyileştirdiği gün, ayın ışığı güneşin ışığı gibi olacak ve güneşin ışığı yedi günün ışığı gibi yedi kat daha parlak olacak.
ISA 30:27 İşte, Yahve'nin adı uzaklardan geliyor, yükselen koyu duman içinde öfkesiyle yanıyor. Dudakları kızgınlık dolu. Dili, yiyip bitiren ateş gibidir.
ISA 30:28 O'nun soluğu, ulusları yıkım eleğiyle elemek için boyuna kadar varan taşkın bir sel gibidir. Felakete götüren dizgin halkların ağzında olacaktır.
ISA 30:29 Kutsal bayramın tutulduğu gecede olduğu gibi bir ilahiniz olacak ve Yahve'nin dağına, İsrael'in Kayası'na flütle gelen biri gibi yüreğiniz sevinçli olacak.
ISA 30:30 Yahve görkemli sesini duyuracak, öfkesinin kızgınlığıyla, yiyip bitiren ateşin aleviyle, patlamayla, fırtınayla, dolu taneleriyle kolunun inişini gösterecek.
ISA 30:31 Çünkü Yahve'nin sesiyle Aşurlu dehşete düşecek. Ona sopasıyla vuracak.
ISA 30:32 Yahve'nin onun üzerine koyacağı ceza değneğinin her vuruşu, tef ve çenk sesleriyle birlikte olacak. Silahlarını savurarak onlarla savaşlarda savaşacak.
ISA 30:33 Çünkü onun yakılacağı yer çoktan hazırlandı. Evet, kral için hazırlanıyor. Onun odun yığınını ateş ve bol odunla derin ve geniş yaptı. Yahve'nin soluğu kükürt seli gibi onu tutuşturuyor.
ISA 31:1 Vay haline, yardım için Mısır'a inenlerin, atlara güvenenlerin, sayıları çok olduğu için savaş arabalarına, çok güçlü oldukları için atlılara güvenenlerin, ama İsrael'in Kutsalı'na güvenmeyenlerin, Yahve'yi aramayanların!
ISA 31:2 Ama aynı zamanda O bilgedir ve felaket getirecektir, sözlerini geri çağırmayacak, kötülük yapanların evine karşı, kötülük yapanların yardımına karşı kalkacaktır.
ISA 31:3 Mısırlılar insandır, Tanrı değil; atları da ruh değil, ettir. Yahve elini uzatınca, yardım eden de tökezleyecek, yardım edilen de düşecek, hepsi birlikte tükenecektir.
ISA 31:4 Çünkü Yahve bana şöyle diyor: “Avının üzerinde hırlayan aslan ve genç aslan gibi, kendisine karşı çobanlar topluluğu bir araya çağrılsa, onların sesinden yılmayacak, gürültülerinden dolayı kendini alçaltmayacak, öyle ki, Ordular Yahvesi Siyon Dağı'na ve onun tepelerine savaşmak için inecek.
ISA 31:5 Kanat açmış kuşlar gibi, Ordular Yahvesi de Yeruşalem'i öyle koruyacak. Onu koruyacak ve kurtaracaktır. O geçip gidecek ve onu muhafaza edecektir.”
ISA 31:6 Ey İsrael'in çocukları, derinden başkaldırdığınız kişiye geri dönün.
ISA 31:7 Çünkü o gün herkes günah olmak üzere kendi ellerinin senin için yaptığı gümüş putlarını ve altın putlarını atacak.
ISA 31:8 “Aşurlu insan tarafından değil kılıçla düşecek; onu insan değil kılıç yiyip bitirecek. Kılıçtan kaçacak ve gençleri angaryaya tabi olacaklar.
ISA 31:9 Onun kayası dehşetten yok olacak, beyleri sancaktan korkacaklar.” diyor ateşi Siyon'da, ocağı Yeruşalem'de olan Yahve.
ISA 32:1 İşte, bir kral doğrulukla hüküm sürecek, beyler de adaletle yönetecektir.
ISA 32:2 İnsan rüzgârdan saklanacak bir yer gibi, fırtınadan korunacak bir örtü gibi, kurak yerdeki akarsular gibi, yorucu diyardaki büyük kaya gölgesi gibi olacak.
ISA 32:3 Görenlerin gözleri kararmayacak, işitenlerin kulakları da dinleyecek.
ISA 32:4 Acelecinin yüreği bilgiyi anlayacak, kekemelerin dili de açıkça konuşmaya hazır olacak.
ISA 32:5 Artık ahmağa soylu denilmeyecek, alçağa da saygı gösterilmeyecek.
ISA 32:6 Çünkü ahmak kötülük yapmak, Yahve'ye karşı sapık sözler söylemek, aç olanın canını boşaltmak, susayanın içeceğini bozmak için ahmakça konuşacak, yüreği de kötülük işleyecek.
ISA 32:7 Alçağın yolları kötüdür. Yoksul doğru konuşsa bile, alçakgönüllüleri yalan sözlerle yok etmek için kötü düzenler tasarlar.
ISA 32:8 Ama asil kişi asil şeyler tasarlar, asil şeyleri sürdürür.
ISA 32:9 Ayağa kalkın, ey rahat kadınlar! Sesimi duyun! Ey kaygısız kızlar, sözüme kulak verin!
ISA 32:10 Ey kaygısız kadınlar, günler bir yılı aşınca sıkıntı çekeceksiniz; çünkü bağbozumu boşa çıkacak. Hasat gelmeyecek.
ISA 32:11 Titreyin, ey siz rahat kadınlar! Sıkıntı çekin, ey kaygısızlar! Kendinizi soyun, kendinizi çıplak edin, belinize çul sarının.
ISA 32:12 Hoş tarlalar için ve verimli asma için göğsünüzü dövün.
ISA 32:13 Halkımın toprağı üzerinde, evet, neşeli kentin bütün neşe evleri üzerinde dikenler ve çalılar çıkacak.
ISA 32:14 Çünkü saray terk edilecek. Kalabalık kent ıssız kalacak. Tepe ve gözetleme kulesi sonsuza dek inler, yaban eşekleri için bir eğlence, sürüler için otlak olacak,
ISA 32:15 ta ki Ruh üzerimize yukarıdan dökülünceye, çöl verimli tarla haline gelinceye, verimli tarla da orman sayılana dek.
ISA 32:16 O zaman adalet çölde oturacak; doğruluk da verimli tarlada kalacaktır.
ISA 32:17 Doğruluğun işi esenlik olacak, doğruluğun sonucu da sonsuz sakinlik ve güven olacaktır.
ISA 32:18 Halkım huzurlu yerleşimlerde, güvenli meskenlerde, sakin rahat yerlerde yaşayacak.
ISA 32:19 Ama dolu ormanı dümdüz edecek, kent de tamamen yerle bir olacak.
ISA 32:20 Ne mutlu size, bütün suların yanında tohum ekenlere, öküzle eşeğin ayaklarını salanlara.
ISA 33:1 Vay sana, ey harap eden, ama sen harap edilmedin, ey ihanet eden, ama sen kimse tarafından ihanete uğramadın! Harap etmeyi bitirince sen de harap edileceksin; ihanetin sona erdiğinde de ihanete uğrayacaksın.
ISA 33:2 Yahve, bize lütfet. Seni bekledik. Her sabah gücümüz ol, sıkıntı anında da kurtuluşumuz ol.
ISA 33:3 Gök gürültüsünden halklar kaçtı. Kendini yükselttiğinde uluslar dağılır.
ISA 33:4 Tırtılın topladığı gibi, ganimetiniz de öyle toplanacak. İnsanlar da çekirgelerin sıçradığı gibi üzerine atlayacak.
ISA 33:5 Yahve yücedir, çünkü O yüksekte oturur. O, Siyon'u adalet ve doğrulukla doldurdu.
ISA 33:6 Senin zamanlarında, bolluk, kurtuluş, bilgelik ve bilgi olacak. Yahve korkusu senin hazinendir.
ISA 33:7 İşte, onların yiğitleri dışarıda feryat ediyor; barış elçileri acı acı ağlıyor.
ISA 33:8 Ana yolları ıssız. Gezen kimse kalmadı. Antlaşma bozuldu. Kentleri küçümsedi. İnsana saygı duymadı.
ISA 33:9 Ülke yas tutuyor ve zayıflıyor. Lübnan şaşkına döndü ve sönüp gitti. Şaron çöle benziyor, başan ile Karmel çıplak kaldı.
ISA 33:10 “Şimdi kalkacağım” diyor Yahve. “Şimdi kendimi yukarı kaldıracağım. Artık yüceleceğim.
ISA 33:11 Samana gebe kalacaksınız. Anız doğuracaksınız. Kendi soluğunuz sizi yiyip bitirecek bir ateştir.
ISA 33:12 Halklar yanan kireç gibi, kesilip ateşte yakılan dikenler gibi olacaklar.
ISA 33:13 Ey uzakta olanlar, yaptıklarımı duyun; yakınlardaki sizler de kudretimi tanıyın.”
ISA 33:14 Siyon'daki günahkârlar korkuyor. Tanrısızları titreme sardı. Aramızdan kim yiyip bitiren ateşle yaşayabilir? Aramızda kim sonsuz yanmayla yaşayabilir?
ISA 33:15 Doğrulukla yürüyen suçsuz da konuşan, baskıyla elde edilen kazancı küçümseyen, ellerini silken, rüşvet almayı reddeden, kan dökmeyi duymamak için kulaklarını tıkayan, kötülüğü görmemek için gözlerini kapatan kişi,
ISA 33:16 yüksekte oturacak. Onun savunma yeri kayalardan kaleler olacak. Ekmeği sağlanacak. Suları emin olacak.
ISA 33:17 Gözlerin kralı güzelliğinde görecek. Onlar uzak bir diyarı görecekler.
ISA 33:18 Yüreğin dehşeti düşünecek. Hani sayan nerede? Hani tartan nerede? Hani kuleleri sayan nerede?
ISA 33:19 Kavrayamadığın karışık konuşması olan halkı, anlayamadığın tuhaf bir dille konuşan o sert halkı artık görmeyeceksin.
ISA 33:20 Belli bayramlarımızın kenti Siyon'a bak. Gözlerin, sakin bir yerleşim yeri, yerinden kaldırılmayacak bir çadır olan Yeruşalem'i görecek. Onun kazıkları asla sökülmeyecek, hiçbir ipi de kopmayacak.
ISA 33:21 Ama Yahve orada, geniş ırmakların ve derelerin olduğu, hiçbir kürekli geminin gitmeyeceği, hiçbir güçlü geminin geçmeyeceği bir yerde görkemiyle bizimle birlikte olacak.
ISA 33:22 Çünkü Yahve bizim yargıcımızdır. Yahve bizim yasa koyucumuzdur. Yahve bizim Kralımız'dır. Bizi O kurtaracak.
ISA 33:23 İplerin çözüldü. Direklerinin ayağını güçlendiremediler. Yelkeni açamadılar. O zaman büyük bir ganimet avı paylaşıldı. Topallar avı aldı.
ISA 33:24 Orada oturan, “Hastayım” demeyecek. Orada oturan halkın suçu bağışlanacak.
ISA 34:1 Ey uluslar, duymak için yaklaşın! Dinleyin ey halklar. Yeryüzü ve içindekilerin tümü, dünya ve ondan gelen her şey işitsin.
ISA 34:2 Çünkü Yahve bütün uluslara karşı kızgın, onların bütün ordularına öfkeli. Onları tümüyle yok etti. Onları boğazlanmak üzere teslim etti.
ISA 34:3 Onların öldürülenleri de dışarı atılacak, cesetlerinin pis kokusu da ortaya çıkacak. Dağlar onların kanında eriyecek.
ISA 34:4 Gökyüzünün ordusunun tümü eriyecek. Gökyüzü bir tomar gibi dürülecek, asma ya da incir ağacı yaprağın solması gibi onun bütün orduları gözden kaybolacak.
ISA 34:5 Çünkü kılıcım gökte doyasıya içti. İşte, hüküm için Edom'un ve lanet ettiğim halkın üzerine inecek.
ISA 34:6 Yahve'nin kılıcı kanla dolu. Yağla, kuzuların ve keçilerin kanıyla, koç böbreklerinin yağıyla kaplıdır; çünkü Yahve'nin Bosra'da bir kurbanı, Edom diyarında da büyük bir kıyımı var.
ISA 34:7 Yaban öküzleri ve güçlü boğalarla birlikte genç boğalar da onlarla birlikte inecek; ülkeleri kanla sarhoş olacak, toprağı da yağdan yağlanacak.
ISA 34:8 Çünkü Yahve'nin bir öç alma günü, Siyon davasının karşılığının bir yılı vardır.
ISA 34:9 Onun dereleri zift, tozu kükürt, diyarı yanan zift olacak.
ISA 34:10 Gece gündüz sönmeyecek. Dumanı sonsuza dek tütecektir. Kuşaktan kuşağa ıssız kalacak. Hiç kimse sonsuza dek içinden geçmeyecek.
ISA 34:11 Ama onu pelikan ve kirpi mülk edinecektir. Baykuş ve karga orada oturacak. Onun üzerine şaşkınlık ipi ve boşluk çekülü gerecek.
ISA 34:12 Onun soylularını krallığa çağıracaklar, ama orada kimse olmayacak; onun bütün beyleri de bir hiç olacaklar.
ISA 34:13 Saraylarında dikenler, kalelerinde ısırgan ve deve dikenleri bitecek; çakalların meskeni, deve kuşlarının avlusu olacak.
ISA 34:14 Çölün vahşi hayvanları kurtlarla buluşacak, yaban keçisi hemcinsine bağıracak. Evet, gece yaratığı oraya yerleşecek, kendine de bir dinlenme yeri bulacak.
ISA 34:15 Ok yılanı orada yuvasını yapacak, yumurtlayacak, yavrularını çıkaracak ve kendi gölgesinde toplayacak. Evet çaylaklar orada, her biri kendi eşiyle toplanacaklar.
ISA 34:16 Yahve'nin kitabında araştırın ve okuyun: Bunlardan hiçbiri eksik kalmayacak. Hiçbiri eşinden yoksun kalmayacak. Çünkü ağzım buyurdu, O'nun Ruhu da onları topladı.
ISA 34:17 Onlar için kura çekti, eli bir ölçü ipiyle kurayı onlara böldü. Sonsuza dek onu mülk edinecekler. Kuşaktan kuşağa orada oturacaklar.
ISA 35:1 Çöl ve kurak toprak sevinecek. Çöl sevinecek ve gül gibi çiçek açacak.
ISA 35:2 Bol bol çiçeklenecek, sevinçle ezgi söyleyerek coşacak. Lübnan'ın görkemi, Karmel ve Şaron'un üstünlüğü ona verilecek. Yahve'nin yüceliğini, Tanrımız'ın üstünlüğünü görecekler.
ISA 35:3 Zayıf elleri güçlendirin, güçsüz dizleri sağlamlaştırın.
ISA 35:4 Yüreği korkak olanlara şunu söyleyin: “Güçlü ol! Korkma! İşte, sizin Tanrınız öç almak için, Tanrı'nın misillemesiyle gelecek. O gelip sizi kurtaracak.
ISA 35:5 O zaman körlerin gözleri açılacak, sağırların kulakları açılacak.
ISA 35:6 O zaman topal kişi geyik gibi sıçrayacak, dilsizin dili de ezgi söyleyecek; çünkü çölde sular, bozkırda dereler fışkıracak.
ISA 35:7 Kızgın kum havuza, susuz toprak su pınarlarına dönecek. Çakalların mesken tuttuğu yerde kamış, sazlıkla çayır olacak.
ISA 35:8 Orada bir anayol, bir yol olacak, ona 'Kutsal Yol' denecek. Kirli kişi oradan geçmeyecek, ancak Yol'da yürüyenler için olacak. Aşağılık ahmaklar oraya gitmeyecekler.
ISA 35:9 Orada aslan olmayacak, yırtıcı hayvan onun üzerine çıkmayacak. Onlar orada bulunmayacaklar; ancak kurtulmuş olanlar orada yürüyecekler.
ISA 35:10 O zaman Yahve'nin fidye ile kurtardıkları dönecek, ezgilerle Siyon'a gelecekler; başlarında da sonsuz sevinç olacak. Sevinç ve neşe bulacaklar, üzüntü ve inilti kaçıp gidecek.”
ISA 36:1 Kral Hizkiya'nın krallığının on dördüncü yılında Aşur Kralı Sanherib, Yahuda'nın surlu kentlerinin tümüne saldırıp onları ele geçirdi.
ISA 36:2 Aşur Kralı Rabşake'yi büyük bir orduyla Lakiş'ten Yeruşalem'e, Kral Hizkiya'nın yanına gönderdi. Çırpıcı tarlası ana yolunda, üst havuzun su kemerinin yanında durdu.
ISA 36:3 Bunun üzerine kral evi üzerinde olan Hilkiya oğlu Elyakim, Yazıcı Şevna ve Kâtip Asaf oğlu Yoah onun yanına çıktılar.
ISA 36:4 Rabşake onlara şöyle dedi: “Şimdi Hizkiya'ya şunu söyleyin: 'Büyük kral, Aşur Kralı diyor ki, 'Güvendiğin şey nedir ki, ona güveniyorsun?
ISA 36:5 Senin öğüdün ve savaş için olan gücün yalnızca boş sözler olduğunu söylüyorum. Şimdi kime güveniyorsun da bana karşı isyan ettin?
ISA 36:6 İşte, Mısır'da şu çürük kamışın asasına güveniyorsunuz; biri ona yaslanırsa eline batacak ve onu delecek. Kendisine güvenen herkes için Mısır Kralı Firavun da öyledir.
ISA 36:7 Ama eğer bana, 'Tanrımız Yahve'ye güveniyoruz' derseniz, Hizkiya'nın yüksek yerlerini ve sunaklarını ortadan kaldırdığı Yahuda ve Yeruşalem'e, 'Bu sunağın önünde tapınacaksınız' dediği Tanrı değil mi bu?”
ISA 36:8 Şimdi lütfen efendim Aşur Kralı'na bir söz ver; eğer kendi tarafından onlara binici koyabilirsen, sana iki bin at vereceğim.
ISA 36:9 Öyleyse efendimin en küçük hizmetkârlarından bir komutanının yüzünü nasıl çevirip savaş arabaları ve atlılar için Mısır'a güvenebilirsin?
ISA 36:10 Şimdi Yahve olmadan bu ülkeyi yok etmek için mi ona karşı çıktım? Yahve bana, “Bu ülkeye karşı çık ve onu harap et” dedi.'”
ISA 36:11 Bunun üzerine Eliakim, Şevna ve Yoah, Rabşake'ye şöyle dediler: “Lütfen hizmetkârlarınla Aramice konuş, çünkü biz bunu anlarız. Duvardaki insanların duyacağı şekilde bizimle Yahudi diliyle konuşma.”
ISA 36:12 Ama Rabşake şöyle dedi: “Efendim beni, bu sözleri söylemek için yalnızca efendinize ve size mi gönderdi, yoksa sizinle birlikte kendi gübrelerini yiyecek ve kendi idrarlarını içecek olan duvarda oturan adamlara da değil mi?”
ISA 36:13 Bunun üzerine Rabşake ayağa kalktı ve Yahudi diliyle yüksek sesle şöyle seslendi: “Aşur Kralı'nın, büyük kralın sözlerini işitin!
ISA 36:14 Kral diyor ki, 'Hizkiya sizi aldatmasın; çünkü o sizi kurtaramayacak.
ISA 36:15 Hizkiya, “Yahve bizi kesinlikle kurtaracak. Bu kent Aşur Kralı'nın eline verilmeyecek.” diyerek sizi Yahve'ye güvendirmesin.'
ISA 36:16 Hizkiya'yı dinlemeyin, çünkü Aşur Kralı şöyle diyor: 'Benimle barışın ve yanıma çıkın; ve her biriniz kendi asmasından, her biriniz kendi incir ağacından yesin ve her biriniz kendi sarnıcının sularından içsin;
ISA 36:17 ta ki ben gelip sizi kendi ülkeniz gibi bir ülkeye, tahıl ve yeni şarap ülkesine, ekmek ve üzüm bağları ülkesine götürene kadar.
ISA 36:18 Hizkiya'nın, “Yahve bizi kurtaracak” diyerek sizi kandırmasından sakının. Ulusların ilâhlarından herhangi biri kendi ülkelerini Aşur Kralı'nın elinden kurtardı mı?
ISA 36:19 Hamat'ın ve Arpad'ın ilâhları nerede? Sefarvaim'in ilâhları nerede? Samiriye'yi benim elimden kurtardılar mı?
ISA 36:20 Bu ülkelerin ilâhları arasında kendi ülkelerini elimden kurtaran kimler ki, Yeruşalem'i Yahve elimden kurtarsın?'”
ISA 36:21 Ama sessiz kaldılar ve yanıt vermediler; çünkü kralın buyruğu, “Ona yanıt vermeyin” idi.
ISA 36:22 Bunun üzerine kral evi üzerinde olan Hilkiya oğlu Elyakim, Yazıcı Şevna ve kâtip Asaf'ın oğlu Yoah giysileri yırtılmış biçimde Hizkiya'nın yanına gelip ona Rabşake'nin sözlerini bildirdiler.
ISA 37:1 Kral Hizkiya bunu duyunca giysilerini yırttı, çula sarındı ve Yahve'nin evine girdi.
ISA 37:2 Kral evi üzerinde olan Elyakim'i, Yazıcı Şevna'yı ve kâhinlerin ihtiyarlarını çula sarılı olarak Amots oğlu Peygamber Yeşaya'ya gönderdi.
ISA 37:3 Ona şöyle dediler: “Hizkiya diyor ki, 'Bugün sıkıntı, azarlama ve reddedilme günüdür; çünkü çocuklar doğmak üzereler ve doğuracak güç yok.
ISA 37:4 Belki Tanrın Yahve, efendisi Aşur Kralı'nın, yaşayan Tanrı'ya meydan okumak için gönderdiği Rabşake'nin sözlerini duyar ve Tanrın Yahve duyduğu o sözlerden ötürü azarlar. Bu nedenle geri kalanlar için duanı yükselt.’”
ISA 37:5 Böylece Kral Hizkiya'nın hizmetkârları Yeşaya'nın yanına geldiler.
ISA 37:6 Yeşaya onlara şöyle dedi: “Efendinize deyin ki, 'Yahve şöyle diyor: Aşur Kralı'nın hizmetkârlarının bana küfrettiğini duyduğunuz o sözlerden korkmayın.
ISA 37:7 İşte, içine bir ruh koyacağım, o da bir haber duyacak ve kendi ülkesine dönecek. Onu kendi ülkesinde kılıçla düşüreceğim.'”
ISA 37:8 Böylece Rabşake geri döndü ve Aşur Kralı'nı Livna'ya karşı savaşırken buldu; çünkü onun Lakiş'ten ayrıldığını duymuştu.
ISA 37:9 Etiyopya Kralı Tirhakah'la ilgili şöyle bir haber duydu: “Sana karşı savaşmak için çıktı.” Bunu duyunca Hizkiya'ya ulaklar göndererek şöyle dedi:
ISA 37:10 “Yahuda Kralı Hizkiya'yla şöyle konuşacaksın: 'Güvendiğin Tanrın, 'Yeruşalem Aşur Kralı'nın eline verilmeyecek' diyerek seni aldatmasın.
ISA 37:11 İşte, Aşur krallarının bütün ülkeleri tümüyle yok ederek onlara neler yaptığını duydunuz. Sen kurtulacak mısın?
ISA 37:12 Ulusların ilâhları, atalarımın yok ettiği Gozan'ı, Haran'ı, Retef'i ve Telassar'daki Aden çocuklarını kurtardılar mı?
ISA 37:13 Hamat'ın Kralı, Arpad'ın Kralı, Sefarvaim kentinin, Hena'nın ve İvva'nın kralı nerede?'”
ISA 37:14 Hizkiya mektubu ulakların elinden alıp okudu. Sonra Hizkiya Yahve'nin evine çıktı ve mektubu Yahve'nin önünde yaydı.
ISA 37:15 Hizkiya Yahve'ye şöyle dua etti:
ISA 37:16 “Ey Keruvlar arasında tahtta oturan Ordular Yahvesi, İsrael'in Tanrısı, yeryüzünün bütün krallıklarının Tanrısı sensin, yalnız sensin. Göğü ve yeri sen yarattın.
ISA 37:17 Ey Yahve, kulağını çevir ve duy. Ey Yahve, gözlerini aç ve gör. Sanherib'in yaşayan Tanrı'ya meydan okumak için gönderdiği bütün o sözlerini duy.
ISA 37:18 Ey Yahve, Aşur kralları gerçekten de bütün ülkeleri ve onların diyarlarını harap etti,
ISA 37:19 ilâhlarını ateşe attı; çünkü onlar ilâh değildi, insan ellerinin işi, ağaç ve taşdılar; bu yüzden onları harap ettiler.
ISA 37:20 Şimdi, ey Tanrımız Yahve, bizi onun elinden kurtar ki, yeryüzünün bütün krallıkları senin, yalnızca senin Yahve olduğunu bilsinler.”
ISA 37:21 Bunun üzerine Amots oğlu Yeşaya, Hizkiya'ya gönderip şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, 'Aşur Kralı Sanherib'e karşı bana dua ettiğin için,
ISA 37:22 onun hakkında Yahve'nin söylediği söz şudur: Siyon'un el değmemiş kızı, seni küçümsedi ve seninle alay etti. Yeruşalem kızı sana başını salladı.
ISA 37:23 Kime meydan okudun ve küfrettin? Kime karşı sesini yükselttin, gözlerini yukarı kaldırdın? İsrael'in Kutsalı'na karşı.
ISA 37:24 Hizmetkârlarınla Efendi'ye meydan okudun ve şöyle dedin: “Çok sayıda savaş arabamla dağların tepesine, Lübnan'ın en içlerine kadar çıktım. Onun uzun sedirlerini ve seçkin selvi ağaçlarını keseceğim. Onun en yüksek zirvesine, verimli tarlasının ormanına gireceğim.
ISA 37:25 Kazdım, su içtim, ayak tabanımla da Mısır'ın bütün ırmaklarını kurutacağım.'”
ISA 37:26 “'Uzun zaman önce bunu nasıl yaptığımı, eski çağlarda ona nasıl biçim verdiğimi duymadın mı? Şimdi, surlu kentleri yıkıp onları yıkıntı yığınlarına çevirmenin senin işin olmasını ben sağladım.
ISA 37:27 Bu nedenle onlarda yaşayanların pek az gücü vardı. Dehşete düşmüş ve şaşkındılar. Onlar kırın çayırına, yeşil otlara, damların otuna ve ürünü henüz yetişmemiş tarlaya benziyordu.
ISA 37:28 Ama senin oturuşunu, dışarı çıkışını, içeri girişini ve bana karşı hiddetini biliyorum.
ISA 37:29 Bana karşı duyduğun hiddetten ve kibrin kulaklarıma ulaştığından, kancamı burnuna, dizginimi dudaklarına takacağım ve seni geldiğin yoldan geri döndüreceğim.'”
ISA 37:30 “'Senin için belirti şu olacak: Bu yıl kendiliğinden yetişeni, ikinci yıl da ondan yetişeni yiyeceksin; ve üçüncü yılda eker, biçer, bağlar diker ve meyvesini yersin.
ISA 37:31 Yahuda evinden kurtulanların geri kalanı yine aşağıya doğru kök salacak ve yukarıya doğru meyve verecek.
ISA 37:32 Çünkü geride kalanlar Yeruşalem'den çıkacak ve hayatta kalanlar Siyon Dağı'ndan kaçacak. Ordular Yahvesi'nin gayreti bunu gerçekleştirecektir.'”
ISA 37:33 “Bu nedenle Yahve Aşur Kralı için şöyle diyor: 'Bu kente gelmeyecek, orada ok atmayacak, önüne kalkanla gelmeyecek, ona karşı rampa kurmayacak.
ISA 37:34 Geldiği yere dönecek ve bu kente gelmeyecek' diyor Yahve.
ISA 37:35 'Kendim ve hizmetkârım David'in hatırı için kurtarayım diye bu kenti koruyacağım.'”
ISA 37:36 Bunun üzerine Yahve'nin meleği çıktı ve Aşur ordugâhında yüz seksen beş bin kişiyi vurdu. Erkekler sabah erkenden kalktıklarında, bunların hepsinin ceset olduğunu gördüler.
ISA 37:37 Bunun üzerine Aşur Kralı Sanherib yola çıktı, Ninova'ya döndü ve orada kaldı.
ISA 37:38 Kendi ilâhı Nisrok'un evinde tapınırken oğulları Adrammelek ile Şareser ona kılıçla vurdular; ve Ararat diyarına kaçtılar. Onun yerine oğlu Esar Haddon kral oldu.
ISA 38:1 O günlerde Hizkiya hastaydı ve ölmek üzereydi. Amots'un oğlu Peygamber Yeşaya onun yanına gelip şöyle dedi: “Yahve, 'Evini düzene koy, çünkü öleceksin, yaşamayacaksın' diyor.”
ISA 38:2 Bunun üzerine Hizkiya yüzünü duvara çevirdi ve Yahve'ye şöyle dua etti,
ISA 38:3 “Ey Yahve, sana yalvarırım, senin önünde nasıl doğrulukla, kusursuz bir yürekle yürüdüğümü, gözünde iyi olanı yaptığımı şimdi hatırla.” Bunun üzerine Hizkiya acı acı ağladı.
ISA 38:4 Bunun üzerine Yahve'nin sözü Yeşaya'ya geldi:
ISA 38:5 “Git ve Hizkiya'ya de ki: 'Baban David'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: Duanı işittim. Gözyaşlarını gördüm. İşte, ömrüne on beş yıl katacağım.
ISA 38:6 Seni ve bu kenti Aşur Kralı'nın elinden kurtaracağım ve bu kenti savunacağım.
ISA 38:7 Yahve'nin söylemiş olduğu bu şeyi yapacağına ilişkin Yahve tarafından senin için belirti şu olacak.
ISA 38:8 İşte, Ahaz'ın güneş saatine göre güneşle birlikte inen güneş saatinin gölgesini on adım geriye döndüreceğim.''' Böylece güneş, üzerine indiği güneş saatine göre on adım geri döndü.
ISA 38:9 Yahuda Kralı Hizkiya'nın hastalanıp iyileştiğinde yazdığı yazı:
ISA 38:10 Dedim ki, “Hayatımın ortasında Şeol'ün kapılarından giriyorum. Yıllarımın geriye kalanından yoksun bırakıldım.”
ISA 38:11 Dedim ki, “Yaşayanlar diyarında Yah'ı, Yah'ı görmeyeceğim. İnsanı artık dünya sakinleriyle görmeyeceğim.
ISA 38:12 Oturduğum yer bir çoban çadırı gibi benden alınıp göçürülüyor. Hayatımı bir dokumacı gibi dürdüm. Beni tezgahtan kesip ayıracak. Gündüzden geceye kadar sonumu getireceksin.
ISA 38:13 Sabaha dek sabırla bekledim. Aslan gibi bütün kemiklerimi kırıyor. Gündüzden geceye kadar sonumu getireceksin.
ISA 38:14 Kırlangıç ya da turna kuşu gibi cıvıldaştım. Kumru gibi inledim. Gözlerim yukarıya bakmaktan zayıflıyor. Efendim, baskı altındayım. Kefilim ol.”
ISA 38:15 Ne diyeyim? Hem bana söyledi hem de bunu kendisi yaptı. Canımın acısından dolayı bütün yıllarımca dikkatli yürüyeceğim.
ISA 38:16 Ey Efendim, insanlar bunlarla yaşarlar; ruhum da hepsinde hayat bulur. Beni iyi et de beni yaşat.
ISA 38:17 İşte, esenlik için büyük acılar çektim, ama sen canımı sevdiğin için çürüme çukurundan kurtardın; çünkü bütün günahlarımı arkana attın.
ISA 38:18 Çünkü Şeol seni övemez. Ölüm seni anamaz. Çukura inenler senin gerçeğini umut edemezler.
ISA 38:19 Diri olan, diri olan, benim bugün yaptığım gibi, seni o övecek. Baba senin gerçeğini çocuklara bildirecek.
ISA 38:20 Yahve beni kurtaracak. Bu nedenle yaşamımızın bütün günlerinde, Yahve'nin evinde, ezgilerimi yaylı çalgılarla söyleyeceğiz.
ISA 38:21 Yeşaya şöyle demişti: “Bir parça incir topağı alıp lapa olarak çıban üzerine koysunlar, o iyileşecektir.”
ISA 38:22 Ayrıca Hizkiya, “Yahve'nin evine çıkacağımı gösteren belirti nedir?” demişti.
ISA 39:1 O sırada Babil Kralı Baladan oğlu Merodak Baladan, Hizkiya'nın hasta olduğunu ve iyileştiğini duyunca ona mektuplar ve hediye gönderdi.
ISA 39:2 Hizkiya onlardan memnun kaldı ve onlara değerli eşyalarının bulunduğu evi, gümüşü, altını, baharatları, değerli yağı, bütün silah evini ve hazinelerinde bulunan her şeyi gösterdi. Ne evinde, ne de ülkesinde Hizkiya'nın onlara göstermediği hiçbir şey kalmadı.
ISA 39:3 Bunun üzerine Peygamber Yeşaya, Kral Hizkiya'nın yanına gelip sordu: “Bu adamlar ne dediler? Sana nereden geldiler?” Hizkiya, “Onlar bana, Babil'den, uzak bir ülkeden geldiler” dedi.
ISA 39:4 Sonra, “Evinde ne gördüler?” diye sordu. Hizkiya şöyle yanıt verdi: “Evimdeki her şeyi gördüler. Hazinelerim arasında onlara göstermediğim hiçbir şey kalmadı.”
ISA 39:5 Bunun üzerine Yeşaya, Hizkiya'ya şöyle dedi: “Ordular Yahvesi'nin sözünü dinle:
ISA 39:6 'İşte, evinde olan her şeyin ve atalarının bugüne kadar biriktirdiklerinin Babil'e taşınacağı günler geliyor. Hiçbir şey kalmayacak.' diyor Yahve.
ISA 39:7 'Senden çıkacak, sana doğacak oğullarını alıp götürecekler ve onlar Babil Kralı'nın sarayında hadım olacaklar.'”
ISA 39:8 Bunun üzerine Hizkiya Yeşaya'ya şöyle dedi: “Yahve'nin söylediği söz iyidir.” Dahası, “Çünkü benim günlerimde barış ve doğruluk olacak” dedi.
ISA 40:1 “Avutun, halkımı avutun” diyor Tanrınız.
ISA 40:2 “Yeruşalem'e rahatlatıp söyleyin ve ona, savaşının tamamlandığını, suçunun bağışlandığını, bütün günahlarına karşılık Yahve'nin elinden iki kat karşılık aldığını haykırın.”
ISA 40:3 Çağıranın sesi şöyle diyor, “Çölde Yahve'nin yolunu hazırlayın! Tanrımız için bozkırda düz ana yol yapın.
ISA 40:4 Her vadi yükseltilecek, her dağ ve tepe alçaltılacak. Engebeli yerler düz, sarp yerler de ova edilecek.
ISA 40:5 Yahve'nin görkemi ortaya çıkacak, bütün insanlık onu hep birlikte görecekler; çünkü bunu Yahve'nin ağzı söyledi.”
ISA 40:6 Birinin sesi “Bağır!” diyor. Biri “Ne bağırayım?” dedi. “Bütün insanlık ot gibidir, onun bütün yüceliği de kır çiçeğine benzer.
ISA 40:7 Ot kurur, çiçek solar, çünkü üzerine Yahve'nin soluğu eser. Kuşkusuz insanlar ot gibidir.
ISA 40:8 Ot kurur, çiçek solar; ama Tanrımız'ın sözü sonsuza dek durur.”
ISA 40:9 Ey Siyon'a müjde veren, yüksek dağa çık. Ey Yeruşalem'e müjde veren, sesini kuvvetle yükselt! Yükselt! Korkma! Yahuda kentlerine, “İşte, Tanrınız!” de.
ISA 40:10 İşte, Efendi Yahve yiğit biri gibi gelecek, O'nun kolu da kendisi için hüküm sürecek. İşte, karşılığı kendi yanındadır, ödülü de kendi önündedir.
ISA 40:11 Sürüsünü bir çoban gibi güdecek. Kuzuları kollarına alacak, bağrında taşıyacak onları. Yavrularını usul usul güdecek.
ISA 40:12 Avucunun içiyle suları ölçen, karışıyla gökyüzünü işaretleyen, ölçü sepetinde yerin tozunu hesaplayan, dağları kantarla, tepeleri teraziyle tartan kimdir?
ISA 40:13 Yahve'nin Ruhu'nu kim yönlendirdi, ya da öğütçüsü olup O'na öğretti?
ISA 40:14 Kime danıştı da O'nu bilgilendirdi, O'nu adalet yolunda eğitti, O'na bilgiyi öğretti, O'na anlayış yolunu gösterdi?
ISA 40:15 İşte uluslar kovadaki bir damla gibidir, terazideki toz zerresi gibi sayılır. İşte, adaları küçücük bir şeymiş gibi havaya kaldırır.
ISA 40:16 Lübnan yakmak için yetmez, onun hayvanları da yakmalık sunu için yetmez.
ISA 40:17 O'nun önünde bütün uluslar bir hiç gibidir. O'nun için hiçten aşağı ve boş sayılır.
ISA 40:18 Öyleyse Tanrı'yı kime benzeteceksiniz? Ya da hangi benzerliği O'na kıyas tutacaksınız?
ISA 40:19 Bir işçi bir suret yaptı, kuyumcu onu altınla kapladı, ona gümüş zincirler döktü.
ISA 40:20 Böyle bir sunuya gücü yetmeyen yoksul kişi, çürümez bir ağaç seçer. Kendisi için yerinden oynamayacak oyma bir suret diksin diye usta işçi arar.
ISA 40:21 Bilmediniz mi? Duymadınız mı? Başlangıçtan beri size söylenmedi mi? Dünyanın temellerinden anlamadınız mı?
ISA 40:22 Yeryüzü dairesi üzerinde oturan O'dur, onun sakinleri de çekirge gibidirler; gökleri bir perde gibi geren, onları içinde oturulacak bir çadır gibi yayan da O'dur,
ISA 40:23 beyleri bir hiç eden, yeryüzü hakimlerini boş kılan O'dur.
ISA 40:24 Neredeyse hiç dikilmemişler. Neredeyse hiç ekilmemişler. Kütükleri neredeyse hiç kök salmamış. Sadece üzerlerine üflüyor ve kuruyorlar, kasırga da onları anız gibi alıp götürüyor.
ISA 40:25 “Öyleyse beni kime benzeteceksin? Benim eşitim kim?” diyor Kutsal Olan.
ISA 40:26 Gözlerinizi yukarı kaldırın da bunları kimin yarattığını, ordularını sayıca çıkaranın kim olduğunu görün. Hepsini adlarıyla çağırır. Kudretinin büyüklüğü sayesinde, güçte kudretli olduğu için onlardan biri bile eksilmez.
ISA 40:27 Neden, ey Yakov, ey İsrael, “Yolumu Yahve görmüyor, Tanrım hakkımı saymadı?” diye, konuşuyorsun?”
ISA 40:28 Bilmedin mi? Duymadın mı? Dünyanın uçlarının Yaratıcısı, sonsuz Tanrı Yahve zayıflamaz. O yorulmaz. O'nun anlayışı incelenemez.
ISA 40:29 Zayıflara güç verir. Gücü olmayanın gücünü artırır.
ISA 40:30 Gençler bile zayıflar ve bitkin düşer, gençler tümüyle düşerler;
ISA 40:31 ama Yahve'yi bekleyenler güçlerini tazeleyecekler. Kartal gibi kanatlarla yükselecekler. Koşacaklar ve yorulmayacaklar. Yürüyecekler ve zayıflamayacaklar.
ISA 41:1 “Ey adalar, önümde sessiz olun da halklar güçlerini tazelesin. Yaklaşsınlar, sonra konuşsunlar. Yargı için bir araya gelelim.
ISA 41:2 Doğudan birini kim yükseltti? Kim onu doğrulukla ayağa kaldırdı? Ulusları ona teslim eder ve krallara hükmetmesini sağlar. Onları toz gibi onun kılıcına, rüzgârın sürdüğü anız gibi onun yayına veriyor.
ISA 41:3 Onları kovalıyor, hiç ayak basmamış olduğu bir yoldan da sağ salim geçiyor.
ISA 41:4 Başlangıçtan beri kuşakları çağırarak bunu kim işledi ve yaptı? Ben, Yahve, birinci ve sonuncularla birlikteyim, Ben O'yum.”
ISA 41:5 Adalar gördü ve korktu. Yeryüzünün uçları titriyor. Onlar yaklaşıp geliyorlar.
ISA 41:6 Herkes komşusuna yardım ediyor. Kardeşlerine “Güçlü ol!” diyor.
ISA 41:7 Böylece marangoz kuyumcuyu teşvik ediyor. Çekiçle düzelten, örse vuranı lehim için, “İyi oldu” diyerek cesaretlendiriyor; sarsılmasın diye onu çivilerle de sabitliyor.
ISA 41:8 “Ama sen, ey hizmetkârım İsrael, seçtiğim Yakov, dostum Avraham'ın soyu,
ISA 41:9 Seni dünyanın uçlarından tutup köşelerinden çağırdım, sana şöyle dedim, 'Sen benim hizmetkârımsın. Ben seni seçtim ve seni bir kenara atmadım.’
ISA 41:10 Korkma, çünkü ben seninleyim. Korkma, çünkü ben senin Tanrın'ım. Seni güçlendireceğim. Evet sana yardım edeceğim. Evet, doğruluğumun sağ eliyle sana destek olacağım.
ISA 41:11 İşte, sana öfkelenenlerin hepsi hayal kırıklığına uğrayacak ve şaşkına dönecek. Seninle uğraşanlar bir hiç gibi olacaklar ve yok olacaklar.
ISA 41:12 Onları, seninle çekişenleri arayacaksın ama bulamayacaksın. Sana karşı savaşanlar bir hiç gibi, hiç varolmamış gibi olacaklar.
ISA 41:13 Çünkü ben, Tanrın Yahve, sağ elinden tutup sana, 'Korkma' diyeceğim. 'Ben sana yardım edeceğim.’
ISA 41:14 Korkma, ey Yakov, toprak kurdu ve siz İsraelliler. Ben sana yardım edeceğim” diyor Yahve. “Kurtarıcınız İsrael'in Kutsalı'dır.
ISA 41:15 İşte, seni yeni, dişli, keskin bir harman döveni yaptım. Dağları dövecek, onları ufalayacak, tepeleri saman gibi edeceksin.
ISA 41:16 Onları savuracaksın, rüzgâr onları götürecek, kasırga onları dağıtacak. Sen Yahve ile sevineceksin. İsrael'in Kutsalı'yla övüneceksin.
ISA 41:17 Yoksullar ve muhtaçlar su arıyor ama yok. Susuzluktan dilleri kuruyor. Ben, Yahve onlara yanıt vereceğim. Ben, İsrael'in Tanrısı, onları bırakmayacağım.
ISA 41:18 Çıplak tepeler üzerinde ırmaklar, vadilerin ortasında pınarlar açacağım. Çölü su havuzu, kuru toprakları su pınarları yapacağım.
ISA 41:19 Çölde sedir, akasya, mersin ve zeytin ağaçları koyacağım. Bozkırda selvi, çam ve şimşir ağaçlarını birlikte dikeceğim;
ISA 41:20 ta ki, bunu Yahve'nin elinin yaptığını, bunu İsrael'in Kutsalı'nın yarattığını görebilsinler, bilsinler, düşünsünler ve birlikte anlasınlar.
ISA 41:21 Davanızı ortaya koyun” diyor Yahve. “Güçlü delillerinizi ortaya çıkarın!” Yakov'un Kralı diyor.
ISA 41:22 “Ne olacağını bize duyursunlar ve bildirsinler! Önceki şeylerin ne olduğunu açıklayın, onları düşünelim de sonlarını bilelim; ya da bize gelecek şeyleri gösterin.
ISA 41:23 Bundan sonra olacak şeyleri bildirin ki, sizin ilâhlar olduğunuzu bilelim. Evet, iyilik yapın ya da kötülük yapın ki, dehşete düşelim de bunu birlikte görelim.
ISA 41:24 İşte, siz bir hiçsiniz, işiniz de bir hiçtir. Sizi seçen iğrençtir.
ISA 41:25 “Kuzeyden birini yükselttim o da gün doğusundan geldi; adımı çağıran biri; o, çömlekçinin balçığı çiğnediği gibi, çamur üzerindeymiş gibi hükümdarların üzerine gelecek.
ISA 41:26 Bilmemiz için bunu başlangıçtan kim bildirdi, öncesinden ki, 'O haklı' diyebilelim? Gerçekten bildiren kimse yok. Gerçekten gösteren kimse yok. Gerçekten senin sözlerini duyan kimse yok.
ISA 41:27 Siyon'a, 'İşte, onlara bak' diyen ilk benim; ve Yeruşalem'e müjde getireni ben vereceğim.
ISA 41:28 Baktığımda, kimse yok, sorduğumda bir söz yanıt verebilecek aralarında bir öğütçü yok.
ISA 41:29 İşte onların bütün yaptıkları boştur ve hiçtir. Dökme suretleri rüzgâr ve karışıklıktır.”
ISA 42:1 “İşte, destek olduğum, canımın hoşnut olduğu seçilmiş hizmetkârım; onun üzerine Ruhu'mu koydum. Uluslara adaleti getirecek.
ISA 42:2 Bağırmayacak, sesini yükseltmeyecek, sokakta işittirmeyecek.
ISA 42:3 O, ezilmiş kamışı kırmayacak. Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle getirecektir.
ISA 42:4 Yeryüzünde adaleti yerleştirene, adalar onun yasasını bekleyene dek bırakmayacak, cesareti kırılmayacaktır.”
ISA 42:5 Gökleri yaratan ve onları geren, yeryüzünü ve ondan çıkanları yayan, halkına soluk ve onda yürüyenlere ruh veren Tanrı Yahve şöyle diyor:
ISA 42:6 “Ben Yahve, seni doğrulukla çağırdım. Elini tutacağım. Seni koruyacağım,
ISA 42:7 kör gözleri açman, mahkûmları zindandan, karanlıkta oturanları zindandan çıkarman için seni halk için bir antlaşma, uluslara ışık yapacağım.”
ISA 42:8 “Ben Yahve'yim. Adım budur. Yüceliğimi bir başkasına, övgümü de oyma suretlere vermeyeceğim.
ISA 42:9 İşte, eski şeyler oldu ve ben yeni şeyler bildiriyorum. Onlar olmadan önce size söylüyorum.”
ISA 42:10 Ey denize inenler ve ondaki her şey, adalar ve orada yaşayanlar, Yahve'ye yeni bir ezgi söyleyin, dünyanın öbür ucundan da O'na övgüler sunun.
ISA 42:11 Çöl ve onun kentleri, Kedar'ın sakinleri köyleriyle birlikte seslerini yükseltsinler. Sela sakinleri ezgi söylesin. Dağların tepesinden bağırsınlar!
ISA 42:12 Yahve'ye yücelik versinler, adalarda da O'nun övgüsünü bildirsinler.
ISA 42:13 Yahve güçlü bir yiğit gibi çıkacak. Bir savaş adamı gibi gayretini uyandıracak. Savaş çığlığı atacak. Evet, yüksek sesle bağıracak. Düşmanlarına karşı zafer kazanacaktır.
ISA 42:14 “Uzun zamandır sessizdim. Sessiz kaldım ve kendimi tuttum. Şimdi doğum yapan bir kadın gibi feryat edeceğim. Hem nefesimi tutacağım, hem kesik kesik soluyacağım.
ISA 42:15 Dağları, tepeleri harap edeceğim, onların bütün otlarını kurutacağım. Irmakları ada yapacağım, havuzları kurutacağım.
ISA 42:16 Körleri bilmedikleri bir yoldan getireceğim. Onlara bilmedikleri yollarda öncülük edeceğim. Önlerindeki karanlığı ışık, eğri yerleri düz edeceğim. Bunları yapacağım ve onları bırakmayacağım.”
ISA 42:17 “Oyma suretlere güvenenler, dökme suretlere 'Siz bizim ilâhlarımızsınız' diyenler geri döndürülecek. Tümüyle hayal kırıklığına uğrayacaklar.”
ISA 42:18 “Duyun, ey sağırlar, bakın, ey körler, ki göresiniz.
ISA 42:19 Benim hizmetkârımdan başka kör olan kimdir? Ya da gönderdiğim ulağım kadar sağır olan kimdir? Kim esenlik içinde olan kadar kör, Yahve'nin hizmetkârı kadar kör olan kimdir?
ISA 42:20 Çok şey görüyorsun ama farketmiyorsun. Kulakları açık ama dinlemiyor.
ISA 42:21 Kendi doğruluğu uğruna yasayı büyütmek, onu saygın kılmak Yahve'yi hoşnut etti.
ISA 42:22 Ama bu soyulmuş ve talan edilmiş bir halktır. Hepsi çukurlar tarafından yakalanmış, zindanlarda kapanmışlardır. Tutsak oldular, kurtaran yok, yağmalandılar ve kimse, 'Onları geri verin!' demiyor.
ISA 42:23 Aranızda buna kulak verecek kim var? Gelecek zamanı kim dinleyecek ve duyacak?
ISA 42:24 Yakov'u yağma olarak, İsrael'i soygunculara kim verdi? Kendisine karşı günah işlediğimiz Yahve değil mi? Çünkü O'nun yollarında yürümediler, O'nun yasasına da itaatsizlik ettiler.
ISA 42:25 Bu nedenle öfkesinin kızgınlığını ve savaşın gücünü onun üzerine döktü. Her tarafı ateşe verdi ama o bilmiyordu. Onu yaktı ama o bunu yüreğine koymadı.”
ISA 43:1 Ama şimdi ey Yakov, seni yaratan, ey İsrael, sana biçim veren Yahve şöyle diyor: “Korkma, çünkü seni kurtardım. Seni adınla çağırdım. Sen benimsin.
ISA 43:2 Sulardan geçtiğinde ben seninle olacağım, ırmakların içinden geçerken senin üzerine taşmayacak. Ateşin içinden yürürken yanmayacaksın, alev de seni yakmayacak.
ISA 43:3 Çünkü ben senin Tanrın Yahve'yim, İsrael'in Kutsalı, senin Kurtarıcın. Fidye olarak Mısır'ı, senin yerine Etiyopya'yı ve Seva'yı verdim.
ISA 43:4 Gözümde değerli ve saygın olduğun ve seni sevdiğim için, senin yerine insanları, yaşamının yerine ulusları vereceğim.
ISA 43:5 Korkma, çünkü ben seninleyim. Senin soyunu doğudan getirip seni batıdan toplayacağım.
ISA 43:6 Kuzeye, 'Onları bırak' güneye de, 'Onları alıkoyma!' diyeceğim. 'Oğullarımı uzaklardan, kızlarımı da yeryüzünün uçlarından,
ISA 43:7 Adımla çağırılan ve yüceliğim için yarattığım, kendisine biçim verdiğim, evet yarattığım herkesi getir'” diyeceğim.
ISA 43:8 Gözleri olan kör halkı, kulakları olan sağırları dışarı çıkar.
ISA 43:9 Bütün uluslar bir araya toplansın, halklar da toplansın. İçlerinden kim bunu bildirebilir, bize eski şeyleri gösterebilir? Tanıklarını getirsinler ki, haklı çıksınlar, ya da duysunlar da “Bu doğrudur” desinler.
ISA 43:10 “Sizler benim tanıklarımsınız” diyor Yahve, “Seçmiş olduğum hizmetkârımla birlikte; ta ki beni tanıyıp da inanasınız ve benim O olduğumu anlayasınız. Benden önce Tanrı yoktu, benden sonra da olmayacaktır.
ISA 43:11 Ben kendim Yahve'yim. Benden başka kurtarıcı yok.
ISA 43:12 Ben bildirdim, ben kurtardım ve ben gösterdim; aranızda yabancı bir ilâh yoktur. Bu nedenle sizler benim tanıklarımsınız” diyor Yahve, “Ve ben Tanrı'yım.
ISA 43:13 Evet, gün gün olduğundan beri ben O'yum. Elimden kurtarabilecek kimse yok. Ben işleyeceğim ve buna kim engel olabilir?”
ISA 43:14 Kurtarıcınız, İsrael'in Kutsalı Yahve şöyle diyor: “Sizin uğrunuza Babil'e gönderdim, Keldaniler'i, sevinç duydukları gemilerinde kaçak olarak, onların hepsini indireceğim.
ISA 43:15 Kutsalınız, İsrael'in Yaratıcısı, Kralınız Yahve benim.”
ISA 43:16 Denizde yol, ve güçlü sularda yol açan,
ISA 43:17 savaş arabasını ve atı, orduyu ve yiğidi ortaya çıkaran (onlar birlikte yatıyorlar, kalkmayacaklar; onlar söndüler, fitil gibi söndüler) Yahve şöyle diyor:
ISA 43:18 “Geçmiş şeyleri anmayın, eski şeyleri düşünmeyin.
ISA 43:19 İşte yeni bir şey yapacağım. Artık ortaya çıkıyor. Bilmiyor musunuz? Hatta çölde yol, bozkırda ırmaklar yapacağım.
ISA 43:20 Kır hayvanları, çakallar ve devekuşları beni sayacaklar; çünkü halkıma, seçtiklerime içirmesi için çölde su, bozkırda da ırmaklar veriyorum,
ISA 43:21 o halk ki, övgülerimi ilan etsinler diye, ona kendim için biçim verdim.
ISA 43:22 Yine de beni çağırmadın ey Yakov; ama sen benden usandın ey İsrael.
ISA 43:23 Yakmalık sunular olarak bana koyunlarından birini getirmedin, kurbanlarınla da beni onurlandırmadın. Ben sana sunularla yük olmadım, günnükle de seni usandırmadım.
ISA 43:24 Bana parayla şeker kamışı almadın, kurbanlarının yağıyla da beni doyurmadın, ama günahlarını sırtıma yükledin. Kötülüklerinle beni usandırdın.
ISA 43:25 Ben kendi uğruma suçlarınızı silen benim; senin günahlarını da hatırlamayacağım.
ISA 43:26 Bana hatırlat. Gelin hep birlikte itiraz edelim. Davanı açıkla ki, haklı çıkasın.
ISA 43:27 İlk atan günah işledi, öğretmenlerin bana karşı suç işledi.
ISA 43:28 Bu yüzden kutsal yerin beylerini kirleteceğim; ve Yakov'u lanete, İsrael'i de aşağılanmaya döndüreceğim.”
ISA 44:1 Ama şimdi dinle, hizmetkârım Yakov, seçtiğim İsrael.
ISA 44:2 Seni yaratan, rahimden sana biçim veren, sana yardım edecek olan Yahve şöyle diyor: “Korkma, ey hizmetkârım Yakov; ve sen, ey seçtiğim Yeşurun.
ISA 44:3 Çünkü susamış olanın üzerine su, kuru toprağın üzerine dereler dökeceğim. Ruhumu senin soyunun üzerine, bereketimi senin yavrularının üzerine dökeceğim;
ISA 44:4 ve onlar akarsu kenarlarındaki söğüt ağaçları gibi Otlar arasında bitecekler.
ISA 44:5 Biri, 'Ben Yahve'ye aitim' diyecek. Bir diğeri Yakov'un adıyla çağrılacak; bir başkası eline 'Yahve için' yazacak ve İsrael'in adını yüceltecek.”
ISA 44:6 İsrael Kralı Yahve ve onun Kurtarıcısı Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İlk benim, son da benim; benden başka Tanrı da yoktur.
ISA 44:7 Kim bana benziyor? Eski halkı kurduğumdan beri, kim çağıracak, bunu ilan edecek, ve benim için düzene koyacak? Gelecek şeyleri ve olacak şeyleri hadi bildirsin.
ISA 44:8 Çekinme, korkma. Bunu sana çok önceden bildirip göstermemiş miydim? Sizler benim tanıklarımsınız. Benden başka Tanrı var mı? Gerçekten yok. Ben başka bir Kaya bilmiyorum.”
ISA 44:9 Oyma suret yapan herkes boştur. Zevk buldukları şeyler fayda getirmez. Kendi tanıkları bile onların hayal kırıklığına uğrayabileceklerini görmezler ve bilmezler.
ISA 44:10 Kim bir ilâha şekil verdi, ya da hiçbir yararı olmayan bir suret döktü?
ISA 44:11 İşte, onun bütün arkadaşları hayal kırıklığına uğrayacak; işçiler yalnızca insandır. Hepsi bir araya toplansın. Onlar ayağa kalksınlar. Korkacaklar. Birlikte utandırılacaklar.
ISA 44:12 Demirci bir balta alır, korla işler, onu çekiçlerle şekillendirir ve güçlü koluyla onu işler. Acıkır ve gücü tükenir; su içmez ve bitkin düşer.
ISA 44:13 Marangoz bir ip uzatır. Kalemle işaretler. Raspayla şekillendirir. Pergelle işaretleyip, evde otursun diye, onu insan güzelliğinde, insan biçiminde yapar.
ISA 44:14 Kendisi için sedir ağaçlarını keser, selvi ve meşe ağaçlarını alır, orman ağaçları arasında birini kendisi için güçlendirir. Bir selvi ağacı diker ve yağmur onu besler.
ISA 44:15 O zaman insana yakacak olur; bir kısmını alıp kendini ısıtır. Evet onu yakar ve ekmek pişirir. Evet, bir ilâh yapar ve ona tapar; onu oyma bir suret yapar, önünde de kapanır.
ISA 44:16 Bir kısmını ateşte yakar. Bir kısmıyla da et yer. Kızartmalığı kızartır ve doyar. Evet, ısınır ve şöyle der: “Oh! Isındım. Ateş gördüm.”
ISA 44:17 Geri kalanını bir ilâh, kendine bir oyma suret yapar. Ona eğilir, tapınır, dua eder ve şöyle der: “Kurtar beni, çünkü sen benim ilâhımsın!”
ISA 44:18 Bilmezler ve düşünmezler; çünkü O, onların göremeyen gözlerini, onların anlayamayan yüreklerini kapatmıştır.
ISA 44:19 Kimsede bilgi ve anlayış yok ki, düşünüp desin, “Bir kısmını ateşte yaktım. Evet, közleri üzerinde ekmek de pişirdim. Eti kızartıp yedim. Geri kalanını iğrenç bir şey mi yapayım? Bir ağaç gövdesinin önünde eğileyim mi?”
ISA 44:20 Külle beslenir. Aldanmış yürek onu saptırdı; canını kurtaramıyor, “Sağ elimde yalan yok mu?” diyemiyor.
ISA 44:21 Ey Yakov ve ey İsrael, bu şeyleri hatırla; çünkü sen benim hizmetkârımsın. Ben sana biçim verdim. Sen benim hizmetkârımsın. İsrael, benim tarafımdan unutulmayacaksın.
ISA 44:22 Koyu bulut gibi günahlarını, bulut gibi suçlarını sildim. Bana dön, çünkü seni fidye ile kurtardım.
ISA 44:23 Ezgi söyleyin, ey gökler, çünkü bunu Yahve yaptı! Bağırın, ey siz, yeryüzünün aşağı kısımları! Ey dağlar, ey orman, bütün ağaçlarınız ezgi söylemeye başlayın, çünkü Yahve Yakov'u fidye ile kurtardı ve İsrael'de kendini yüceltecektir.
ISA 44:24 Seni fidye ile kurtaran, sana rahimde biçim veren Yahve şöyle diyor: “Ben her şeyi yaratan, gökleri tek başına geren, yeryüzünü kendi kendime seren;
ISA 44:25 yalancıların belirtilerini boşa çıkaran, falcıları çılgına çeviren; bilgeleri geri döndüren, bilgilerini saçmalık eden;
ISA 44:26 hizmetkârının sözünü doğrulayan, ulakların öğütlerini yerine getiren; Yeruşalem için, 'Onda oturulacak', Yahuda kentleri için de, 'Onlar bina olacaklar, onun yıkık yerlerini ayağa kaldıracağım' diyen;
ISA 44:27 derinliğe 'Kuru, senin ırmaklarını da kurutacağım' diyen,
ISA 44:28 Koreş için, 'O benim çobanımdır, benim bütün arzumu yerine getirecektir' diyen, Yeruşalem için de 'O bina edilecektir', tapınak için 'Temelin atılacaktır' diyen Yahve benim.”
ISA 45:1 Önündeki ulusları boyun eğdirmek ve kralların zırhlarını çıkarmak ve kapılar kapanmasın diye önündeki kapıları açmak için sağ elinden tuttuğum Koreş'e, meshedilmişine, Yahve şöyle diyor:
ISA 45:2 “Senin önünden gideceğim, engebeli yerleri düz edeceğim. Tunç kapıları parçalayacağım, demir sürgüleri kıracağım.
ISA 45:3 Sana karanlığın hazinelerini, gizli yerlerin saklı zenginliklerini vereceğim; öyle ki, seni adınla çağıranın ben, Yahve, İsrael'in Tanrısı olduğumu bilesin.
ISA 45:4 Hizmetkârım Yakov ve seçtiğim İsrael uğruna, seni adınla çağırdım. Beni tanımadığın halde sana bir ünvan verdim.
ISA 45:5 Ben Yahve'yim ve başka biri yok. Benden başka Tanrı yoktur. Beni tanımadığın halde seni güçlendireceğim;
ISA 45:6 ta ki, gün doğusundan ve batıdan olanlar, benden başka kimsenin olmadığını bilsinler. Ben Yahve'yim ve başka kimse yok.
ISA 45:7 Işığı ben biçimlendiririm ve karanlığı yaratırım. Ben barışı yaparım ve felaketi yaratırım. Bütün bunları yapan Yahve benim.
ISA 45:8 Ey gökler, yukarıdan yağmur yağdırın, gökyüzünden doğruluk yağsın. Yeryüzü açılsın ki, kurtuluş üretsin, onunla birlikte doğruluk türetsin. Ben, Yahve, onu yarattım.
ISA 45:9 Vay haline, yerin toprak çömleklerinin arasında bir toprak çömlek olup da Yaratıcısı'yla çekişen adamın! Balçık kendisini yapana 'Ne yapıyorsun' ya da elinin işi sana 'Onun elleri yok' der mi?
ISA 45:10 Babasına, 'Neyin babası oldun?' ya da annesine, 'Ne doğurdun?' diyenin vay haline.”
ISA 45:11 İsrael'in Kutsalı ve Yaratıcısı Yahve şöyle diyor: “Oğullarımla ilgili olacak şeyleri bana sorun, ellerimin işini bana buyurun!
ISA 45:12 Ben yeryüzünü yarattım, onun üzerinde insanı yarattım. Benim ellerim gökleri gerdi. Onların bütün ordularına ben buyruk verdim.
ISA 45:13 Ben onu doğrulukla yükselttim, onun bütün yollarını düz edeceğim. Kentimi o bina edecek, sürgünlerimi bedel ya da ödül karşılığı olmadan, salıverecek” diyor Ordular Yahvesi.
ISA 45:14 Yahve şöyle diyor: “Mısır'ın emeği, Etiyopya'nın malı ve uzun boylu Sabalılar yanınıza gelecek, onlar sizin olacak. Senin peşinden gidecekler. Zincirlere vurularak gelecekler. Size boyun eğecekler. Sana şöyle yalvaracaklar: 'Gerçekten Tanrı sendedir; başka kimse yok. Başka ilâh yok.
ISA 45:15 Sen kesinlikle kendini gizleyen bir Tanrı'sın, İsrael'in Tanrısı, Kurtarıcı.'”
ISA 45:16 Hepsi hayal kırıklığına uğrayacak, evet, şaşkına dönecekler. Put yapıcılar hep birlikte şaşkınlığa düşecekler.
ISA 45:17 İsrael, Yahve tarafından sonsuz bir kurtuluşla kurtarılacak. Sonsuz çağlar boyunca hayal kırıklığına uğramayacaksınız, şaşkına dönmeyeceksiniz.
ISA 45:18 Gökleri yaratan Yahve, yeryüzüne biçim veren ve onu yaratan, onu kuran ve onu ıssız bırakmak için yaratmayan, üzerinde oturulsun diye biçim veren Tanrı şöyle diyor: “Ben Yahve'yim. Başkası yok.
ISA 45:19 Ben karanlık diyarın bir yerinde gizlice konuşmadım. Yakov'un soyuna, 'Beni boşuna arayın' demedim. Ben, Yahve, doğruluk konuşuyorum. Doğru olan şeyleri bildiriyorum.”
ISA 45:20 “Toplanın da gelin. Ey uluslardan kaçmış olan sizler, bir arada yaklaşın. Oyma suret odununu taşıyanların, kurtaramayan bir ilâha dua edenlerin bilgisi yoktur.
ISA 45:21 Bunu bildirin ve sunun. Evet, birlikte öğüt alsınlar. Bunu çok eski zamanlardan kim gösterdi? Kim bunu eski zamandan bildirdi? Ben, Yahve, değil miyim? Benden başka Tanrı, adil Tanrı, Kurtarıcı yoktur. Benim dışında kimse yok.”
ISA 45:22 “Ey dünya uçları, bana bakın kurtulun; çünkü ben Tanrı'yım ve başkası yok.
ISA 45:23 Kendimle ant içtim. Söz ağzımdan doğrulukla çıktı ve geri alınmayacak; her diz önümde çökecek, her dil bana ant içecek.
ISA 45:24 Benim için, 'Doğruluk ve güç yalnızca Yahve'de vardır' diyecekler.” İnsanlar O'na gelecekler. O'na karşı hiddetlenenlerin hepsi hayal kırıklığına uğrayacak.
ISA 45:25 İsrael'in bütün soyu Yahve'de aklanacak ve sevinecekler!
ISA 46:1 Bel alçalıyor. Nebo eğiliyor. Putları hayvanlar ve büyükbaş hayvanların üzerinde taşınıyor. Taşıdığınız şeyler ağır yüklerdir, yorgunlara yüktür.
ISA 46:2 Eğiliyorlar ve birlikte alçalıyorlar. Yükü kurtaramadılar, ama esaret altına gittiler.
ISA 46:3 “Ey Yakov evi, İsrael evinin bütün artakalanları, doğumlarından beri, rahimden beri taşımakta olduğum sizler, beni dinleyin.
ISA 46:4 Yaşlılığınıza kadar da ben O'yum, saçlarınız ağardığında bile sizi ben taşıyacağım. Ben yaptım ve katlanacağım. Evet ben taşıyacağım ve kurtaracağım.”
ISA 46:5 “Beni kiminle kıyaslayacaksınız, bana eşit sayacaksınız, sanki aynıymışız gibi beni karşılaştıracaksınız?
ISA 46:6 Bazıları keseden altın döküp gümüşü terazide tartıyorlar. Bir kuyumcu tutarlar ve o da onu ilâh yapar. Yere kapanırlar, evet tapınırlar.
ISA 46:7 Onu omuzlarında taşırlar. Onu götürürler, yerine koyarlar, o da orada durur. Bulunduğu yerden kımıldamaz. Evet, biri ona feryat edebilir ama o yanıt veremez. Onu sıkıntısından kurtaramaz”.
ISA 46:8 “Bunu hatırlayın da adam olduğunuzu gösterin. Bunu tekrar aklınızda tutun, ey siz suçlular.
ISA 46:9 Eskinin geçmiş şeylerini hatırla; çünkü ben Tanrı'yım ve başkası yok. Ben Tanrı'yım ve benim gibisi yok.
ISA 46:10 Sonu baştan, henüz olmamış şeyleri çok eski zamanlardan bildiririm. Derim ki: Öğüdüm yerinde duracak, ve ne dilersem onu yapacağım.
ISA 46:11 Doğudan yırtıcı bir kuşu, uzak ülkeden öğüdümün adamını çağıran benim. Evet söyledim. Onu da yerine getireceğim. Ben tasarladım. Onu da yapacağım.
ISA 46:12 Dinleyin beni, ey inatçı yürekliler, doğruluktan uzak olanlar!
ISA 46:13 Ben doğruluğumu yaklaştırıyorum. Uzakta değil, kurtarışım da beklemeyecek. Yüceliğim olan İsrael için Siyon'a kurtuluş vereceğim.”
ISA 47:1 “Ey Babil'in el değmemiş kızı, aşağı in de toza otur. Keldaniler'in kızı, tahtsız yere otur. Çünkü sana artık nazik ve narin denmeyecek.
ISA 47:2 Değirmen taşlarını al da un öğüt. Peçeni çıkar, eteğini kaldır, bacaklarını aç da ırmaklardan yürü.
ISA 47:3 Çıplaklığın açılacak. Evet, utancın görülecek. Ben öç alacağım, kimseyi de esirgemeyeceğim.”
ISA 47:4 Kurtarıcımız, Ordular Yahvesi'dir O'nun adı, İsrael'in Kutsalı'dır.
ISA 47:5 “Sessizce otur ve karanlığa gir, ey Keldaniler'in kızı. Çünkü sana artık krallıklar hanımı denmeyecek.
ISA 47:6 Halkıma kızgındım. Mirasımı kirlettim ve onları senin eline verdim. Sen onlara hiç merhamet göstermedin. Yaşlıların üzerine çok ağır bir boyunduruk yükledin.
ISA 47:7 Sen, 'Sonsuza dek kraliçe olacağım' dedin, bu şeyleri yüreğine koymadın, sonuçlarını da düşünmedin.”
ISA 47:8 “Ey zevk düşkünü, güvenlik içinde oturan, yüreğinde, 'Ben varım ve benden başka kimse yok' diyen sen, şimdi şunu dinle. 'Dul bir kadın olarak oturmayacağım, evlatlar kaybını da bilmeyeceğim.'
ISA 47:9 Ama şu iki şey başına bir günde, bir anda gelecektir: Evlatlar kaybı ve dulluk. Büyücülüğünün çokluğuna, büyülerinin bolluğuna rağmen üzerine gelecekler.
ISA 47:10 Çünkü sen kendi kötülüğüne güvendin. ‘Beni kimse görmüyor’ dedin. Bilgeliğin ve bilgin seni saptırdı. Yüreğinden, 'Ben varım, benden başka kimse yok' dedin.
ISA 47:11 Bu yüzden başına felaket gelecek.” Onun ne zaman doğacağını bilemezsin. Fesat senin üzerine düşecek. Onu bir kenara koyamayacaksın. Bilmediğin ıssızlık ansızın üzerine gelecek.
ISA 47:12 “Şimdi, gençliğinden beri emek verdiğin büyücülüğünle, bol büyülerinle, sanki yarar görebilecekmişsin gibi, sanki galip gelecekmişsin gibi dur.
ISA 47:13 Öğütlerinin çokluğundan yoruldun. Şimdi astrologlar, yıldızlara bakanlar, aylık kehanetçiler ayağa kalkıp başına gelecek şeylerden seni kurtarsınlar.
ISA 47:14 İşte, onlar anıza benziyorlar. Ateş onları yakacak. Kendilerini alevin gücünden kurtaramayacaklar. O ne ısınacak bir kor, ne de yanında oturulacak bir ateş olacak.
ISA 47:15 Emek verdiğin şeyler şöyle olacak: Gençliğinden beri seninle ticaret yapanların her biri Kendi yolunda dolaşacak. Seni kurtaracak kimse olmayacak.”
ISA 48:1 “Ey Yakov evi, İsrael adıyla çağrılan ve Yahuda sularından çıkan sizler, şunu dinleyin. Yahve'nin adıyla ant içersiniz, İsrael'in Tanrısı'ndan söz edersiniz, ama gerçekte ya da doğrulukta değil.
ISA 48:2 Çünkü onlar kendilerini kutsal kentin yurttaşlarıyız derler, İsrael'in Tanrısı'na güvenirler; Ordular Yahvesi'dir O'nun adı.
ISA 48:3 Eskiden beri geçmişin şeylerini bildirdim. Evet, bunlar ağzımdan çıktı, ben de onları ortaya çıkardım. Bunları ansızın yaptım ve oldular.
ISA 48:4 Çünkü inatçı olduğunu, boynunun demirden sinir, alnının da tunç olduğunu biliyordum;
ISA 48:5 bu nedenle bunu sana eskiden beri bildirdim; olmadan önce sana gösterdim; öyle ki, 'Onları benim putum yaptı. Oyulmuş suretim ve dökme suretim onları buyurdu' demeyesin.
ISA 48:6 Bunu duydun. Şimdi bütün bunlara bak. Peki sen bunu bildirmeyecek misin?” “Şimdiden sana yeni şeyler gösterdim, hatta bilmediğin gizli şeyleri bile.
ISA 48:7 Onlar eskiden değil, şimdi yaratıldılar. 'İşte, onları biliyordum' demeyesin diye bugünden önce onları duymadın.
ISA 48:8 Evet, duymadın. Evet bilmedin. Evet, eskiden beri kulağın açılmadı, çünkü çok hain davrandığını, ana rahminden sana günahkâr dendiğini biliyordum.
ISA 48:9 Adım uğruna öfkemi geciktireceğim, övgümden dolayı, seni kesip atmayayım diye, onu senin için geri tutacağım.
ISA 48:10 İşte, seni arıttım ama gümüş gibi değil. Ben seni ızdırap ocağında seçtim.
ISA 48:11 Kendim için, kendi hatırım için bunu yapacağım; adıma nasıl leke sürülür? Yüceliğimi bir başkasına vermeyeceğim.”
ISA 48:12 “Dinle beni, ey Yakov ve çağırdığım İsrael: İlk benim. Son da benim.
ISA 48:13 Evet, elim yeryüzünün temelini attı, sağ elim de gökleri yaydı. Ben onları çağırdığımda, hep birlikte ayağa kalkarlar.”
ISA 48:14 “Hepiniz toplanın ve dinleyin! Onların arasında kim bu şeyleri bildirdi? Yahve'nin sevdiği kişi O'nun istediğini Babil'e yapacak, kolu Keldaniler'e karşı olacaktır.
ISA 48:15 Ben, ben söyledim. Evet, onu çağırdım. Ben onu getirdim, o yolunda başarılı olacak.”
ISA 48:16 “Yanıma gelin ve şunu dinleyin: Başlangıçtan beri gizlice söylemedim; gerçekleştiği zamandan beri oradaydım.” Şimdi Efendi Yahve beni Ruhu'yla gönderdi.
ISA 48:17 Kurtarıcın, İsrael'in Kutsalı Yahve şöyle diyor: “Yararlı olanı sana öğreten, gitmen gereken yolda sana öncülük eden, ben Tanrın Yahve'yim.
ISA 48:18 Keşke buyruklarımı dinleseydin! O zaman esenliğin ırmak gibi, doğruluğun da denizin dalgaları gibi olurdu.
ISA 48:19 Soyun da kum gibi, bedeninden çıkan torunların da onun taneleri gibi olurdu. Onun adı benden kesilip atılmazdı, önümden yok olmazdı.”
ISA 48:20 Babil'i terk edin! Keldaniler'den kaçın! Sevinç haykırışlarıyla bunu duyurun, dünyanın öbür ucuna kadar anlatın; “Yahve hizmetkârı Yakov'u fidye ile kurtardı!” deyin.
ISA 48:21 Onları çöllerde götürürken susamadılar. Onlar için kayadan sular akıttı. Kayayı da yardı, sular da fışkırdı.
ISA 48:22 Yahve, “Kötüler için esenlik yoktur” diyor.
ISA 49:1 Ey adalar, beni dinleyin. Ey uzaktaki halklar, dinleyin: Yahve beni ana rahminden çağırdı; annemin içinden benim adımı andı.
ISA 49:2 Ağzımı keskin bir kılıç gibi yaptı. Beni elinin gölgesine sakladı. Beni cilalı bir ok yaptı. Kendi okluğunda beni sakladı.
ISA 49:3 Bana, “Sen benim kendisinde yüceltileceğim hizmetkârım İsrael'sin” dedi.
ISA 49:4 Ama ben şöyle dedim: “Boşuna emek verdim. Gücümü hiç için boşuna harcadım; ama kesin olarak hakkım olan adalet Yahve'nin yanındadır, karşılığı Tanrım'ın yanındadır.”
ISA 49:5 Şimdi, rahimden bana hizmetkârı olmak için biçim veren Yahve, Yakov'u yeniden kendisine getirmemi ve İsrael'i de O'nun yanında toplamamı söylüyor; çünkü ben Yahve'nin gözünde saygınım, Tanrı da benim gücüm oldu.
ISA 49:6 Gerçekten de şöyle diyor: “Yakov'un oymaklarını yükseltmek, İsrael'in korunmuş olanlarını geri getirmek üzere benim hizmetkârım olman çok hafif bir şey. Üstelik seni uluslara ışık olarak vereceğim ki, dünyanın ucuna kadar benim kurtarışım olasın.”
ISA 49:7 İsrael'in Kurtarıcısı ve Kutsalı Yahve, insanın küçümsediği kişiye, ulusun nefret ettiği kişiye, hükümdarların hizmetçisine şöyle diyor: “Sadık olan Yahve'den, seni seçmiş olan İsrael'in Kutsalı'ndan dolayı krallar görüp ayağa kalkacaklar, beyler görecekler ve tapınacaklar.”
ISA 49:8 Yahve şöyle diyor: “Kabul görme zamanında sana yanıt verdim. Kurtuluş gününde sana yardım ettim. Ülkeyi yükseltmek, ıssız mirası onlara mülk edindirmek için seni koruyacağım ve seni halka bir antlaşma olarak vereceğim;
ISA 49:9 bağlı olanlara, 'Çıkın!'; karanlıkta olanlara, ‘Kendinizi gösterin!’ diyesin.” “Onlar yollarda otlayacaklar, bütün çıplak tepelerde otlakları olacak.
ISA 49:10 Aç kalmayacaklar, susamayacaklar; onlara ne sıcak ne de güneş çarpacak; çünkü onlara merhamet eden, onlara önderlik edecektir. Onları su pınarları yanına götürecektir.
ISA 49:11 Bütün dağlarımı yol yapacağım, ana yollarım da yükseltilecek.
ISA 49:12 İşte, bunlar uzaktan gelecek; işte, bunlar da kuzeyden ve batıdan, bunlar da Sinim diyarından gelecek.”
ISA 49:13 Ey gökler, ezgi söyleyin, ey yeryüzü sevinçle coş! Ey dağlar, ezgi söylemeye başlayın! Çünkü Yahve halkını avuttu, kederli olanlarına da acıyacak.
ISA 49:14 Ama Siyon, “Yahve beni terk etti, Efendi de beni unuttu” dedi.
ISA 49:15 “Bir kadın, emzikteki çocuğunu unutabilir mi ki, kendi rahminin oğluna acımasın? Evet bunlar unutabilir, Ama ben seni unutmayacağım!
ISA 49:16 İşte, seni avuçlarıma kazıdım. Duvarların sürekli karşımda.
ISA 49:17 Çocukların acele ediyor. Yok edicilerin ve seni harap edenler senden ayrılıyor.
ISA 49:18 Çepeçevre gözlerini kaldır da bak; bunların hepsi toplanıp da sana geliyor. Varlığım hakkı için.” diyor Yahve, “Gerçekten bunların hepsini bir süs gibi takınacaksın, bir gelin gibi onları giyeceksin.”
ISA 49:19 “Çünkü çorak yerlerine, ıssız yerlerine ve harap olmuş diyarına gelince, o diyar artık sakinleri için gerçekten çok dar olacak, seni yutanlar çok uzakta olacaklar.
ISA 49:20 Yitik çocukların kulaklarına şöyle diyecekler: 'Burası benim için çok dar. Bana yaşayacak bir yer ver.'
ISA 49:21 O zaman yüreğinden şöyle diyeceksin, 'Ben çocuklarımı yitirdiğim, yalnız, sürgünde ve oradan oraya dolaştığım halde bunlara benim için kim gebe kaldı? Bunları kim büyüttü? İşte, yalnız kalmıştım. Bunlar neredeydi?'”
ISA 49:22 Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, uluslara elimi kaldıracağım, halklara sancağımı kaldıracağım. Senin oğullarını kucaklarında getirecekler, senin kızlarını omuzlarında taşıyacaklar.
ISA 49:23 Krallar sana süt baba, onların kraliçeleri de sana sütanne olacaklar. Yüzleri yere doğru önünde eğilip ayaklarının tozunu yalayacaklar. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksin; beni bekleyenler de hayal kırıklığına uğramayacaklar.”
ISA 49:24 Güçlüden ganimet alınacak mı, ya da yasal tutsaklar kurtarılacak mı?
ISA 49:25 Ama Yahve şöyle diyor: “Güçlünün de tutsakları alınacak, ganimet de zalimden geri alınacak; çünkü seninle çekişenle ben çekişeceğim ve senin çocuklarını kurtaracağım.
ISA 49:26 Sana zulmedenleri kendi etleriyle doyuracağım; tatlı şarap içmiş gibi kendi kanlarıyla sarhoş olacaklar. O zaman bütün insanlık bilecek ki, ben Yahve, senin Kurtarıcın, seni fidye ile kurtaran, Yakov'un Güçlüsü'yüm.''
ISA 50:1 Yahve şöyle diyor: “Annenizi onunla bıraktığım boşanma belgesi nerede? Ya da sizi alacaklılarımdan hangisine sattım? İşte, kötülükleriniz nedeniyle satıldınız, anneniz de suçlarınız yüzünden bırakıldı.
ISA 50:2 Ben geldiğim zaman neden kimse yoktu? Çağırdığımda neden yanıt verecek kimse yoktu? Elim, fidye ile kurtaramayacak kadar kısa mı? Ya da kurtaracak gücüm yok mu? İşte, azarlamamla denizi kuruturum. Irmakları çöle çeviririm. Balıkları su olmadığı için kokar ve susuzluktan ölür.
ISA 50:3 Gökleri karanlıkla kaplarım. Ben onların örtüsünü çul ederim.”
ISA 50:4 Efendi Yahve bana eğitilenlerin dilini verdi, öyle ki, yorgun olana sözlerle nasıl destek olacağımı bileyim. O, her sabah uyandırır, eğitilenler gibi duysun diye kulağımı uyandırır.
ISA 50:5 Efendi Yahve kulağımı açtı. Ben isyankâr değildim. Geri dönmedim.
ISA 50:6 Beni dövenlere sırtımı, saçımı yolanlara yanaklarımı verdim. Utançtan ve tükürükten yüzümü gizlemedim.
ISA 50:7 Çünkü Efendi Yahve bana yardım edecek. Bu nedenle şaşkın değilim. Bu yüzden yüzümü çakmaktaşı gibi ettim, hayal kırıklığına uğramayacağımı da biliyorum.
ISA 50:8 Beni aklayan yakındır. Kim bana karşı suçlamada bulunacak? Gelin birlikte ayağa kalkalım. Düşmanım kim? O bana yaklaşsın.
ISA 50:9 İşte, Efendi Yahve bana yardım edecek! Beni suçlu çıkaracak olan kimdir? İşte onların hepsi bir elbise gibi eskiyecekler. Güveler onları yiyip bitirecek.
ISA 50:10 Aranızda Yahve'den korkan, Hizmetkârının sözünü dinleyen kimdir? Karanlıkta yürüyen ve ışığı olmayan kişi, Yahve'nin adına güvensin ve Tanrısı'na güvensin.
ISA 50:11 İşte, ateş tutuşturanlar, etrafındaki meşalelerle kendini süsleyen sizler, hepiniz ateşinizin alevinde, ve tutuşturduğunuz meşalelerin arasında yürüyün. Bunu elimden alacaksınız: Acı içinde yatacaksınız.
ISA 51:1 “Ey doğruluk peşinden gidenler, Yahve'yi arayanlar, beni dinleyin. Kesildiğin kayaya, kazıldığın taş ocağına bak.
ISA 51:2 Atanız Avraham'a, sizi doğuran Sarah'a bakın; çünkü daha bir kişiyken onu çağırdım, onu kutsadım ve çoğalttım.
ISA 51:3 Çünkü Yahve Siyon'u avuttu. Onun bütün ıssız yerlerini teselli etti, onun çölünü Aden gibi, bozkırını da Yahve'nin bahçesi gibi yaptı. Onlarda neşe ve sevinç, şükran ve nağme sesi bulunacak.”
ISA 51:4 “Dinle beni, ey halkım; duy beni, ey ulusum, çünkü benden yasa çıkacak, halklara ışık olmak üzere adaletimi yerleştireceğim.
ISA 51:5 Doğruluğum yakındır. Kurtarışım dışarı çıktı, kollarım da halkları yargılayacak. Adalar beni bekleyecek, onlar da benim koluma güvenecekler.
ISA 51:6 Gözlerinizi göklere kaldırın, aşağıdaki yeryüzüne bakın; çünkü gökler duman gibi dağılacak, yeryüzü de elbise gibi eskiyecek. Onun sakinleri de aynı şekilde ölecekler ama benim kurtarışım sonsuz olacak, doğruluğum da ortadan kalkmayacak.”
ISA 51:7 “Ey doğruluğu bilen sizler, yüreğinde yasam bulunan halk, beni dinleyin. İnsanların hakaretlerinden korkmayın, onların sövmelerinden yılmayın.
ISA 51:8 Çünkü güve onları giysi gibi yiyip bitirecek, kurt da yün gibi yiyecek; ama doğruluğum sonsuz, ve kurtarışım tüm kuşaklara olacak.”
ISA 51:9 Uyan, uyan, gücü kuşan, ey Yahve'nin kolu! Uyan, eski günlerde, çok eski zaman kuşaklarında olduğu gibi. Rahav'ı parçalayan, canavarı delen sen değil misin?
ISA 51:10 Denizi, büyük derinliğin sularını kurutan Sen değil misin? Fidye ile kurtarılanların geçmesi için denizin derinliklerini kim yol yaptı?
ISA 51:11 Yahve'nin fidyeyle kurtardıkları geri dönecek, ezgi söyleyerek Siyon'a gelecekler. Başları üzerinde sonsuz sevinç olacak. Sevinç ve neşe bulacaklar. Keder ve inilti kaçıp gidecek.
ISA 51:12 “Benim, seni avutan benim. Sen kimsin ki ölecek insandan, ot gibi olacak insanoğlundan korkuyorsun?
ISA 51:13 Gökleri geren ve yeryüzünün temellerini atan Yaratıcın Yahve'yi unuttun mu? Zorba, yok etmek için hazırlanırken hiddetinden ötürü bütün gün sürekli korku içinde mi yaşıyorsun? Zorbanın hiddeti nerede?
ISA 51:14 Sürgündeki tutsak hızla serbest bırakılacak. Ölmeyecek ve çukura inmeyecek. Ekmeği tükenmeyecek.
ISA 51:15 Çünkü ben onun dalgaları kükresin diye, denizi karıştıran senin Tanrın Yahve'yim. Ordular Yahvesi'dir O'nun adı.
ISA 51:16 Gökleri dikmek, yeryüzünün temellerini atmak, Siyon'a, 'Sen benim halkımsın' demek için sözlerimi ağzına koydum, seni elimin gölgesiyle örttüm.”
ISA 51:17 Uyan, uyan! Ayağa kalk, ey Yeruşalem, Yahve'nin gazabının kâsesini elinden içmiş olan sizler. Sersemlik kâsesini içtin ve onu boşalttın.
ISA 51:18 Doğurduğu bütün oğulları arasında ona yol gösteren kimse yok; yetiştirdiği bütün oğulları arasında onun elinden tutan kimse yok.
ISA 51:19 Başına bu iki şey geldi; kim seninle birlikte üzülecek? Issızlık ve yıkım, kıtlık ve kılıç; seni nasıl avutayım?
ISA 51:20 Oğulların bitkin düştü. Ağa takılan geyik gibi, bütün sokak başlarında yatıyorlar. Onlar Yahve'nin gazabıyla, Tanrın'ın azarıyla dolu.
ISA 51:21 Ey dertli, sarhoşsun, ama şarapla değil, bu nedenle şimdi şunu dinle;
ISA 51:22 Efendin Yahve, halkının davasını savunan Tanrın şöyle diyor: “İşte, elinden sersemlik kâsesini, gazabımın kâsesini aldım. Artık bir daha onu içmeyeceksin.
ISA 51:23 Onu sana eziyet edenlerin, canına, 'Eğil de senin üzerinden yürüyelim' diyenlerin eline vereceğim; sen de sırtını toprak gibi, sokak gibi üzerinde yürüyenlere serdin.”
ISA 52:1 Uyan, uyan! Gücünü kuşan ey Siyon. Güzel giysilerini giyin, kutsal kent Yeruşalem; çünkü bundan böyle sünnetsiz ve kirli olanlar artık sana girmeyecek.
ISA 52:2 Kendini tozdan silkele! Kalk, otur, Yeruşalem! Kendini boynunun bağlarından kurtar, Siyon'un sürgün kızı!
ISA 52:3 Çünkü Yahve şöyle diyor: “Hiçe satıldınız; parasız olarak da kurtarılacaksınız.”
ISA 52:4 Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Halkım ilk başta orada yaşamak için Mısır'a indi; Aşurlular da onlara nedensiz yere zulmettiler.”
ISA 52:5 “Halkımın bir hiç uğruna götürüldüğünü görünce şimdi ben burada ne yapayım” diyor Yahve. “Onlara hükmedenler alay ediyor” diyor Yahve, “Gün boyu sürekli adıma küfrediliyor.
ISA 52:6 Bu nedenle halkım adımı bilecek. Bu yüzden o gün konuşanın ben olduğumu anlayacaklar. İşte, O benim.”
ISA 52:7 Müjde getirenin, esenliği duyuranın, iyi haberi getirenin, kurtuluşu ilan edenin, Siyon'a, “Tanrın hüküm sürüyor!” diyenin dağlar üzerindeki ayakları ne güzeldir.
ISA 52:8 Nöbetçilerin seslerini yükseltiyor. Birlikte ezgi söylüyorlar; çünkü Yahve Siyon'a döndüğünde onlar göz göze görecekler.
ISA 52:9 Sevinmeye başlayın! Birlikte ezgi söyleyin, ey Yeruşalem'in yıkık yerleri; çünkü Yahve halkını avuttu. Yeruşalem'i fidyeyle kurtardı.
ISA 52:10 Yahve bütün ulusların gözü önünde kutsal kolunu apaçık gösterdi. Yeryüzünün bütün uçları Tanrımız'ın kurtarışını gördü.
ISA 52:11 Ayrılın! Ayrılın! Çıkın oradan! Kirli olan hiçbir şeye dokunmayın! Onun içinden çıkın! Ey Yahve'nin kaplarını taşıyanlar, kendinizi arındırın.
ISA 52:12 Çünkü aceleyle çıkmayacaksınız, kaçarak da gitmeyeceksiniz; çünkü Yahve önünüzden gidecek ve İsrael'in Tanrısı ardınızda korumanız olacak.
ISA 52:13 İşte, hizmetkârım akıllıca davranacak. O, yüceltilecek, yükseltilecek, ve çok yüce olacaktır.
ISA 52:14 Birçokları sana nasıl hayret ettiyse, onun görünüşü herkesten daha çok, biçimi de insanoğullarından daha çok bozulmuştu;
ISA 52:15 O da birçok ulusu temizleyecek. Krallar onun önünde ağızlarını kapatacaklar; çünkü kendilerine söylenmemiş olanı görecekler, duymadıklarını da anlayacaklar.
ISA 53:1 Haberimize kim inandı? Yahve'nin kolu kime açıklandı?
ISA 53:2 Çünkü o, onun önünde körpe bir fidan gibi, kuru topraktan bir kök gibi büyüdü. Ne güzelliği ne de heybeti vardı. Ona baktığımızda onu arzulayalım diye hiçbir güzellik yoktu.
ISA 53:3 O, insanlar tarafından hor görüldü ve reddedildi; hastalıkları yakından tanıyan acılar adamıydı. İnsanların kendisinden yüzlerini gizledikleri biri gibi hor görüldü; ve biz ona saygı duymadık.
ISA 53:4 Kesin olarak hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı da o taşıdı; bizse onun cezalandırıldığını, Tanrı tarafından vurulup acı çektiğini düşündük.
ISA 53:5 Ama bizim suçlarımız yüzünden o yaralandı. Bizim kötülüklerimiz için o ezildi. Esenliğimizi getiren ceza onun üzerindeydi; ve onun yaralarıyla biz iyileştik.
ISA 53:6 Koyunlar gibi hepimiz yoldan saptık. Herkes kendi yoluna döndü; Yahve de hepimizin kötülüğünü onun üzerine koydu.
ISA 53:7 O zulme uğrayıp, ezildiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessiz duran koyun gibi, ağzını açmadı.
ISA 53:8 Zulüm ve yargı yüzünden götürüldü. Onun kuşağına gelince, yaşayanlar diyarından kesilip atılmasının, vurulmasının halkımın başkaldırısı yüzünden olduğunu kim düşündü?
ISA 53:9 Onun mezarını kötülerle birlikte yaptılar, ölümünde zengin adamla birlikteydi, oysa o hiç şiddete başvurmamıştı, ağzında da hiç hile yoktu.
ISA 53:10 Yine de onu ezmek Yahve'yi hoşnut etti. Ona acı çektirdi. Onun canını günah sunusu yaptığında, kendi soyunu görecektir. Günlerini uzatacak, Yahve'nin isteği de onun elinde başaracaktır.
ISA 53:11 Canının çektiği acılardan sonra ışığı görecek ve hoşnut olacak. Doğru hizmetkârım, kendi bilgisiyle birçoklarını aklayacaktır; onların kötülüklerini de o üstlenecek.
ISA 53:12 Bu nedenle ona büyüklerle birlikte pay vereceğim. Ganimeti güçlülerle birlikte paylaşacak, çünkü canını ölüme döktü ve suçlularla sayıldı; yine de birçoklarının günahını o üstlendi ve günahkarlar için aracılık etti.
ISA 54:1 “Ey sen, doğurmamış olan kısır, ezgi söyle! Ey doğum sancısı çekmemiş olan, ezgi söylemeye başla ve yüksek sesle haykır! Çünkü terkedilmiş olanın çocukları evli kadının çocuklarından çoktur” diyor Yahve.
ISA 54:2 “Çadırının yerini genişlet, konutlarının perdelerini gersinler; esirgeme; iplerini uzat ve kazıklarını güçlendir.
ISA 54:3 Çünkü sağa ve sola yayılacaksın; senin soyun ulusları mülk edinecek, ve ıssız kentlere yerleşecek.”
ISA 54:4 “Korkma, çünkü utanmayacaksın. Şaşırma, çünkü hayal kırıklığına uğramayacaksın. Çünkü gençliğinin utancını unutacaksınız. Artık dul kalmanın ayıbını hatırlamayacaksın.
ISA 54:5 Çünkü Yaratıcın senin kocandır; Ordular Yahvesi'dir O'nun adı. İsrael'in Kutsalı seni fidye ile kurtarandır. O'na bütün yeryüzünün Tanrısı denecektir.
ISA 54:6 Çünkü Yahve seni terk edilmiş ve ruhu kederli bir eş, gençliğinde atılmış bir eş gibi çağırdı” diyor Tanrın.
ISA 54:7 “Kısa bir an için seni bıraktım, ama büyük merhametlerle seni toplayacağım.
ISA 54:8 Taşkın gazapla yüzümü bir anlığına senden gizledim, ama sonsuz sevgi dolu iyiliğimle sana merhamet edeceğim” diyor seni fidye ile kurtaran Yahve.
ISA 54:9 “Çünkü bu benim için Noa'nın suları gibidir; çünkü Noa'nın suları artık yeryüzünden aşmayacak diye nasıl ant içtimse, sana kızmayacağıma ve seni azarlamayacağıma da öyle ant içtim.
ISA 54:10 Çünkü dağlar yerinden kalkabilir, tepeler taşınabilir, ama sevgi dolu iyiliğim senden ayrılmayacak, esenlik antlaşmam ortadan kalkmayacak” diyor sana merhamet eden Yahve.
ISA 54:11 “Ey, fırtınalarla savrulmuş ve avutulmamış, sarsılmış sen, işte, taşlarını güzel renklerle yerine koyacağım, temellerini de safirlerle atacağım.
ISA 54:12 Kale burçlarını yakutlardan, kapılarını parlak mücevherlerden, bütün duvarlarını değerli taşlardan yapacağım.
ISA 54:13 Bütün çocuklarınız Yahve tarafından eğitilecek, ve çocuklarının esenliği büyük olacak.
ISA 54:14 Doğruluk içinde sabitleneceksiniz. Baskıdan uzak olacaksın çünkü korkmayacaksın; dehşetten uzak olacaksın çünkü sana yaklaşmayacak.
ISA 54:15 İşte, onlar toplanabilirler ama benden değil. Sana karşı kim toplanırsa senden dolayı düşecektir.”
ISA 54:16 “İşte, kömürleri alev içine üfleyen, işi için silah döven demirciyi ben yarattım; yok ediciyi yok etmesi için de ben yarattım.
ISA 54:17 Sana karşı düzenlenen hiçbir silah galip gelmeyecek; yargıda sana karşı çıkan her dili de suçlu çıkaracaksın. Bu, Yahve hizmetkârlarının mirasıdır, onların doğruluğu da bendendir” diyor Yahve.
ISA 55:1 “Ey sizler, susayan herkes sulara gelsin! Parası olmayanlar, alın ve yiyin! Evet gelin, şarap ve sütü parasız ve bedelsiz alın.
ISA 55:2 Neden paranızı ekmek olmayana, emeğinizi doyurmayan şeye harcıyorsunuz? Beni özenle dinleyin de iyi olanı yiyesiniz, canınız da zenginlikte keyif alsın.
ISA 55:3 Kulağınızı çevirin de bana gelin. Duyun ve canınız yaşayacak. Sizinle David'in emin merhametlerini, sonsuza dek sürecek bir antlaşma yapacağım.
ISA 55:4 İşte onu halklara tanık, halklara önder ve komutan olarak verdim.
ISA 55:5 İşte, bilmediğin bir ulusu çağıracaksın; ve seni bilmeyen bir ulus, Tanrın Yahve'den ve İsrael'in Kutsalı'ndan dolayı sana koşacak; çünkü O seni yüceltti.”
ISA 55:6 Bulunabilirken Yahve'yi arayın. Yakındayken O'nu çağırın.
ISA 55:7 Kötü kişi kendi yolunu, haksız kişi kendi düşüncelerini bıraksın. Yahve'ye, Tanrımız'a dönsün, O da ona merhamet eder; çünkü O serbestçe bağışlayacaktır.
ISA 55:8 “Çünkü benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil, sizin yollarınız da benim yollarım değil” diyor Yahve.
ISA 55:9 “Çünkü gökler yeryüzünden nasıl yüksekse, yollarım da sizin yollarınızdan, düşüncelerim de sizin düşüncelerinizden öyle yüksektir.
ISA 55:10 Çünkü yağmur ve kar nasıl gökten iner, oraya geri dönmezlerse, ama yeryüzünü sular, onu büyütür, tomurcuklandırır, ekene tohum, yiyene ekmek verirse;
ISA 55:11 ağzımdan çıkan sözüm de öyledir: Bana boş dönmeyecek, ama dilediğim şeyi yerine getirecek, yapması için gönderdiğim işte başarılı olacaktır.
ISA 55:12 Çünkü sevinçle çıkacak ve esenlikle götürüleceksiniz. Dağlar ve tepeler önünüzde ezgi söylemeye başlayacaklar; kırlardaki bütün ağaçlar da el çırpacaklar.
ISA 55:13 Diken yerine selvi ağacı çıkacak; çalı yerine mersin ağacı çıkacak. Bu, Yahve'ye bir ün olmak üzere, hiç kesilip atılmayacak sonsuz bir belirti olmak üzere olacaktır.”
ISA 56:1 Yahve şöyle diyor: “Adaleti koruyun ve doğru olanı yapın; çünkü kurtarışım yakındır, doğruluğum da yakında meydana çıkacaktır.
ISA 56:2 Bunu yapan insana, onu sımsıkı tutan insanoğluna ne mutlu; o, Şabat'ı kirletmeden tutar, elini her türlü kötülükten de alıkoyar.”
ISA 56:3 Yahve'ye bağlanan hiçbir yabancı, “Yahve beni halkından kesin olarak ayıracak” diye konuşmasın. Hadım, “İşte ben kuru bir ağacım” demesin.
ISA 56:4 Çünkü Yahve şöyle diyor: “Şabatlar'ı tutan, beni hoşnut eden şeyleri seçen ve antlaşmama sıkı sıkıya bağlı kalan hadımlara,
ISA 56:5 evimde ve duvarlarımın içinde onlara oğullardan ve kızlardan daha iyi bir anıt ve bir ad vereceğim. Onlara, kesilip atılmayacak, sonsuz bir ad vereceğim.
ISA 56:6 Üstelik, O'na hizmet etmek, Yahve'nin adını sevmek, O'nun hizmetkârları olmak için Yahve'ye bağlanan yabancıları, Şabat'ı kirletmemek için onu tutan ve antlaşmama sıkı sıkıya bağlı kalan herkesi,
ISA 56:7 onları kutsal dağıma getireceğim, ve onları dua evimde sevindireceğim. Onların yakmalık sunuları ve kurbanları sunağımda kabul edilecek; çünkü evime bütün halkların dua evi denecek.”
ISA 56:8 İsrael'in sürgünlerini toplayan Efendi Yahve şöyle diyor: “Toplanılmışlarına ek olarak başkalarını da onun yanına toplayacağım.”
ISA 56:9 Ey kır hayvanları, ormandaki bütün hayvanlar, yiyip bitirmeye gelin.
ISA 56:10 Onun bekçileri kördür. Hepsi bilgisizdir. Onların hepsi dilsiz köpeklerdir. Havlayamazlar; rüya görüp uzanırlar, uyuklamayı severler.
ISA 56:11 Evet, köpekler açgözlüdür. Asla yeterincesine sahip olamazlar. Onlar anlayamayan çobanlardır. Her taraftan, her biri kendi kazancına, hepsi kendi yollarına döndüler.
ISA 56:12 “Gelin” diyorlar, “Şarap alayım, ağır içkiye doyalım; yarın da bugünkü gibi, haddinden fazla iyi olacak.”
ISA 57:1 Doğru kişi yok oluyor, ama kimse bunu yüreğine koymuyor. Merhametliler alınıp götürülüyor, ama kimse doğrunun kötülüğün önünden alınıp götürüldüğünü görmüyor.
ISA 57:2 O esenliğe giriyor. Doğrulukla yürüyenler, yataklarında dinleniyorlar.
ISA 57:3 Ama buraya yaklaşın, ey büyücünün oğulları, ey zina edenlerin ve fahişelerin soyu.
ISA 57:4 Kiminle alay ediyorsunuz? Ağzınızı kime açıyorsunuz ve dil çıkarıyorsunuz? Siz başkaldırı çocukları ve yalanın soyu değil misiniz?
ISA 57:5 Siz ki, meşelerin arasında, her yeşil ağacın altında kendinizi kızıştırır, vadilerde, kayaların kovukları altında çocukları öldürürsünüz.
ISA 57:6 Vadinin düzgün taşları arasında senin payın var. Onlar, onlar senin hissendir. Onlara dökmelik sunu bile döktün. Sunu sundun. Bu şeylerden ötürü yatışacak mıyım?
ISA 57:7 Yüksek ve yüce bir dağa yatağını yerleştirdin. Kurban sunmak için de oraya çıktın.
ISA 57:8 Kapıların ve sövelerinin arkasına kendi anıtını koydun, çünkü kendini benden başkasına soydun ve yukarı çıktın. Yatağını genişlettin ve onlarla bir antlaşma yaptın. Onların yatağında gördüklerini sevdin.
ISA 57:9 Krala güzel kokulu yağla gittin, güzel kokularını çoğalttın, elçilerini uzaklara gönderdin ve kendini Şeol'e kadar alçalttın.
ISA 57:10 Yollarının uzunluğundan yoruldun; yine de, 'Boşuna' demedin. Gücünün canlanmasını buldun; bu yüzden bitkin düşmedin.
ISA 57:11 “Kimden korktun ve çekindin ki, yalan söylüyorsun, beni anmadın ve kendi yüreğine bunu koymadın? Uzun zamandır suskun kalmadım mı, benden de korkmuyor musun?
ISA 57:12 Doğruluğunu ilan edeceğim, ama işlerine gelince, onlar sana yarar sağlamayacak.
ISA 57:13 Feryat ettiğin zaman, şu topladıkların seni kurtarsın, ama rüzgâr onları alıp götürecek. Bir soluk hepsini alıp götürecek, ama bana sığınan ülkeyi mülk edinecek, kutsal dağımı da miras alacak.”
ISA 57:14 “Kur, kur, yolu hazırla! Halkımın yolundan tökezleme taşını kaldır.” diyecek.
ISA 57:15 Çünkü yüce ve ulu Olan, sonsuzlukta yaşayan, adı Kutsal olan şöyle diyor: “Ben yüksek ve kutsal yerde otururum, alçakgönüllülerin ruhunu canlandırmak, ve ezilmişlerin yüreğini canlandırmak için ezilmiş ve alçakgönüllü ruhlu olanla da birlikteyim.
ISA 57:16 Çünkü daima çekişmeyeceğim, sürekli öfkeli de olmayacağım; çünkü yarattığım canlar ve ruh benim önümde hali bayılırdı.
ISA 57:17 Onun açgözlülüğünün kötülüğünden ötürü öfkelendim ve onu vurdum. Kendimi gizledim ve öfkelendim; ve o yüreğinin yolunda döneklik etmeye devam etti.
ISA 57:18 Onun yollarını gördüm ve onu iyileştireceğim. Ona öncülük edeceğim, ve ona ve yas tutanlarına avunmalarını geri vereceğim.
ISA 57:19 Dudakların ürününü yaratıyorum: Esenlik, esenlik, uzakta olana ve yakında olana” diyor Yahve; ve onları iyileştireceğim.”
ISA 57:20 Ama kötüler çalkantılı deniz gibidir; çünkü rahat duramaz ve suları pislik ve çamur atar.
ISA 57:21 “Kötülere esenlik yoktur” diyor Tanrım.
ISA 58:1 “Yüksek sesle bağır! Esirgeme! Boru gibi sesini yükselt! Halkıma itaatsizliklerini, Yakov evine de günahlarını bildir.
ISA 58:2 Her gün beni arıyorlar, yollarımı bilmekten zevk alıyorlarmış. Doğru olanı yapan ve Tanrıları'nın buyruklarını terk etmeyen bir ulus olarak, benden doğru yargılar istiyorlar. Tanrı'ya yaklaşmaktan zevk alıyorlar.
ISA 58:3 'Neden oruç tuttuk da görmüyorsun?' diyorlar, 'neden canımızı ezdik de fark etmiyorsun?'” “İşte oruç tuttuğun gün zevk alıyorsun, bütün işçilerine de baskı yapıyorsun.
ISA 58:4 İşte, siz kavga ve çekişme için, kötülüğün yumruğuyla vurmak için oruç tutuyorsunuz. Bugün sesinin yüksekte duyulması için oruç tutmuyorsunuz.
ISA 58:5 Benim seçtiğim oruç bu mu? İnsanın canını alçaltma günü mü? Başını saz gibi eğmek, altına çul ve kül sermek mi? Buna mı oruç ve Yahve'ye uygun gün diyeceksin?”
ISA 58:6 “Benim seçtiğim oruç, bu değil mi: Kötülüğün bağlarını çözmek, boyunduruğun kayışlarını açmak, ezilenleri serbest bırakmak, ve her boyunduruğu kırmak?
ISA 58:7 Aç olanla ekmeğini paylaşmak, sürgün edilmiş yoksulu evine getirmek, çıplak gördüğün zaman onu örtmek, kendi etinden kaçınmamak değil mi?
ISA 58:8 O zaman ışığın sabah gibi parlayacak, şifan hemen görünecek; doğruluğun önünden gidecek, Yahve'nin görkemi ardında koruman olacak.
ISA 58:9 O zaman çağıracaksın ve Yahve yanıt verecek. Yardım için feryat edeceksin ve O, 'İşte buradayım' diyecek.” “Eğer aranızdan boyunduruğu, parmak uzatmayı ve kötü konuşmayı kaldırırsan;
ISA 58:10 ve eğer canını aç olana dökersen, dertli canı doyurursan, o zaman ışığın karanlıkta yükselir, karanlığın da öğle vakti gibi olur;
ISA 58:11 ve Yahve sana durmadan yol gösterecek, kurak yerlerde canını doyuracak ve kemiklerini güçlendirecek. Sulanmış bir bahçe gibi, suları hiç tükenmeyen bir su kaynağı gibi olacaksın.
ISA 58:12 Senden olanlar eski harap yerleri yeniden kuracaklar. Çok kuşakların temellerini yeniden kuracaksın. Sana Gedik Onarıcı, meskenlerle Yolları Yeniden Canlandıran denecek.”
ISA 58:13 “Eğer ayağını Şabat’ta, kutsal günümde kendi zevkini yapmaktan çevirirsen, Şabat’ı zevk, Yahve'nin kutsalını onurlu sayarsan, onu da onurlandırırsan, kendi yollarını yapmaz, kendi zevkini aramaz, kendi sözlerini söylemezsen,
ISA 58:14 o zaman Yahve'de zevk bulacaksın, seni yeryüzünün yüksek yerlerine bindireceğim, atan Yakov’un mirasıyla da seni besleyeceğim.” Çünkü bunu Yahve'nin ağzı söyledi.
ISA 59:1 İşte, Yahve'nin eli kısalmadı ki, kurtaramasın; kulağı ağırlaşmadı ki, duymasın.
ISA 59:2 Ama suçlarınız sizi ve Tanrınız'ı ayırdı, günahlarınız O'nun yüzünü sizden gizledi, böylece duymayacak.
ISA 59:3 Çünkü elleriniz kanla kirlendi, parmaklarınız da kötülükle. Dudaklarınız yalan söyledi, diliniz kötülük fısıldıyor.
ISA 59:4 Hiç kimse doğrulukla dava açmıyor, kimse de gerçeği savunmuyor. Boşluğa güveniyorlar ve yalan söylüyorlar. Kötülüğe gebe kalıyorlar, ve kötülük doğuruyorlar.
ISA 59:5 Engereğin yumurtalarını çatlatıyorlar, ve örümcek ağı dokuyorlar. Onların yumurtalarından yiyen ölür; kırılanından da engerek çıkar.
ISA 59:6 Ağlarından giysi olmayacak, kendilerini işleriyle örtmeyecekler. Onların işleri kötülük işleridir zorbalık eylemleri de onların ellerindedir.
ISA 59:7 Ayakları kötülüğe koşar, masum kanı dökmek için de acele ederler. Düşünceleri kötülük düşünceleridir. Yollarında harap ve yıkım vardır.
ISA 59:8 Esenlik yolunu bilmezler, yollarında da adalet yoktur. kendilerine eğri yollar yaptılar; onlarda yürüyenlerin hiçbiri esenliği bilmez.
ISA 59:9 Bu yüzden adalet bizden uzaktır, ve doğruluk da bize yetişmiyor. Işık arıyoruz, ama karanlık görüyoruz; parıltı arıyoruz, ama karanlıkta yürüyoruz.
ISA 59:10 Körler gibi duvarı el yordamıyla arıyoruz. Evet, gözleri olmayanlar gibi yokluyoruz. Öğle vakti alacakaranlıktaymış gibi tökezliyoruz. Güçlüler arasında ölüler gibiyiz.
ISA 59:11 Hepimiz ayılar gibi homurdanıyoruz, güvercinler gibi de hüzünle inliyoruz. Adalet arıyoruz, ama yok; kurtuluş arıyoruz, ama bizden uzak.
ISA 59:12 Çünkü suçlarımız senin önünde çoğaldı, günahlarımız bize karşı tanıklık ediyor; çünkü suçlarımız bizimle birlikte, kötülüklerimiz ise, onları biliyoruz:
ISA 59:13 Çünkü günah işleyip Yahve'yi inkâr ettik, Tanrımız'ın yolundan saptık, zorbalık ve isyan dedik, yürekten yalan sözler tasarlayıp söyledik.
ISA 59:14 Adalet tersine döndü, doğruluk uzakta duruyor; çünkü gerçek sokakta düştü, doğruluk da içeri giremiyor.
ISA 59:15 Evet, gerçek eksik; kötülükten uzak duran da kendini av yapıyor. Yahve bunu gördü, adaletin olmamasından da hoşnutsuzdu.
ISA 59:16 Hiçbir insanın olmadığını gördü, aracılık edecek birinin de olmamasına şaştı. Bu yüzden kendi kolu ona kurtuluş getirdi; doğruluğu kendisine destek oldu.
ISA 59:17 Doğruluğu zırh gibi üzerine, kurtuluş miğferini de başına giydi. Öç alma giysilerini kuşandı, gayreti de kaftan gibi sarındı.
ISA 59:18 Yaptıklarına göre, uygun karşılık verecek, hasımlarına gazap, düşmanlarına ceza. Adalara hak ettiklerini ödeyecek.
ISA 59:19 Böylece batıdan olanlar Yahve'nin adından, gün doğumundakiler de görkeminden korkacaklar; çünkü Yahve'nin soluğunun önüne kattığı, coşkun bir ırmak gibi o gelecek.
ISA 59:20 “Fidye ile Kurtarıcı Siyon'a, Yakov'daki itaatsizlikten dönenlere gelecek” diyor Yahve.
ISA 59:21 “Benim için, bu benim onlarla yaptığım antlaşmadır” diyor Yahve. “Üzerinde olan Ruhum ve ağzına koymuş olduğum sözlerim, şimdiden sonsuza dek ağzından, soyunun ağzından, soyunun soyunun ağzından ayrılmayacak” diyor Yahve.
ISA 60:1 “Kalk, parla; çünkü ışığın geldi, ve Yahve'nin görkemi senin üzerine doğdu!
ISA 60:2 Çünkü işte, karanlık yeryüzünü, ve koyu karanlık halkları örtecek; ama Yahve senin üzerine doğacak, ve görkemi senin üzerinde görülecek.
ISA 60:3 Uluslar senin ışığına, krallar da senin doğuşunun parlaklığına gelecekler.”
ISA 60:4 “Gözlerini her yana kaldır ve bak: Hepsi bir araya toplanıyor. Sana geliyorlar. Oğulların uzaktan gelecek, kızların da kucakta taşınacak.
ISA 60:5 O zaman göreceksin ve parlayacaksın, ve yüreğin heyecanlanacak ve genişleyecek; çünkü denizin bolluğu sana döndürülecek. Ulusların zenginliği sana gelecek.
ISA 60:6 Midyan ve Efa'nın hecin develeri sürüsü seni kaplayacak. Hepsi Şeba'dan gelecek. Altın ve günnük getirecekler, Yahve'nin de övgülerini ilan edecekler.
ISA 60:7 Kedar'ın bütün sürüleri sana toplanacak. Nevayot'un koçları sana hizmet edecek. Sunağımın üzerinde onlar sunular olarak kabul görecekler, görkemli evimi de süsleyeceğim.”
ISA 60:8 “Bulut gibi, pencerelerine uçan kumrular gibi, bu uçanlar kimlerdir?
ISA 60:9 Kesinlikle adalar beni bekleyecekler, ta ki, önce de Tarşiş gemileri, oğullarını uzaktan, gümüşleri ve altınlarıyla birlikte, Tanrın Yahve'nin adı ve İsrael'in Kutsalı için getirsinler, çünkü o seni yüceltti.”
ISA 60:10 “Yabancılar duvarlarını bina edecekler, kralları da sana hizmet edecekler; çünkü gazabımla seni vurdum, ama lütfumla sana merhamet ettim.
ISA 60:11 Kapıların da sürekli açık olacak; gece gündüz kapanmayacaklar ki, insanlar ulusların servetini ve onların tutsak edilmiş krallarını sana getirsin.
ISA 60:12 Çünkü sana hizmet etmeyen ulus ve krallık yok olacak, evet, o uluslar tümüyle harap olacak.”
ISA 60:13 “Lübnan'ın görkemi, selvi ağacı, çam ve şimşir ağacı birlikte, konutumu süslemek için sana gelecekler. Ayaklarımın yerini görkemli kılacağım.
ISA 60:14 Seni ezenlerin oğulları sana eğilerek gelecekler. Seni hor görenlerin hepsi ayak tabanlarına eğilecekler. Sana Yahve'nin Kenti, İsrael'in Kutsalı'nın Siyonu diyecekler.”
ISA 60:15 “Terk edilmiş ve nefret edilmişken, senin içinden kimse geçmemişken, seni sonsuz bir övünç, çok kuşakların sevinci yapacağım.
ISA 60:16 Ulusların sütünü de içeceksin, ve kraliyet memelerinden emeceksin. O zaman ben, Yahve'nin Kurtarıcın, fidye ile Kurtarıcın olan, Yakov'un Güçlüsü olduğumu bileceksin.
ISA 60:17 Tunç yerine altın, demir yerine gümüş, ağaç yerine tunç, taş yerine demir getireceğim. Esenliği valin, doğruluğu da yöneticin yapacağım.
ISA 60:18 Ülkende zorbalık, sınırlarının içinde yıkım ve haraplık duyulmayacak. Ama surlarına Kurtuluş, kapılarına Övgü diyeceksin.
ISA 60:19 Güneş artık senin gündüz ışığın olmayacak, Ay'ın parlaklığı da sana ışık vermeyecek. Ama Yahve senin sonsuz ışığın olacak, Tanrın da senin görkemin olacak.
ISA 60:20 Güneşin artık batmayacak, Ay'ın da çekilmeyecek. Çünkü Yahve senin sonsuz ışığın olacak, ve yas günlerin sona erecek.
ISA 60:21 O zaman senin halkının hepsi doğru olacak. Onlar ben yüceltileyim diye, diktiğim fidan, ellerimin işidirler, ülkeyi sonsuza dek mülk edinecekler.
ISA 60:22 Küçüğü bin, azı güçlü bir ulus olacak. Ben, Yahve, bunu zamanında çabucak yapacağım.”
ISA 61:1 Efendi Yahve'nin Ruhu benim üzerimdedir, çünkü Yahve alçakgönüllülere iyi haberi duyurmak için beni meshetti. Kırık yüreklileri sarmak, tutsaklara özgürlük, bağlı olanlara serbest bırakılacaklarını ilan etmek için,
ISA 61:2 Yahve'nin lütuf yılını, Tanrımız'ın öç gününü ilan etmek, yas tutanların tümünü avutmak için,
ISA 61:3 Siyon'da yas tutanlara sağlamak üzere, küller yerine çelenk, yas yerine sevinç yağı, ağırlık ruhu yerine övgü giysisi vermek için beni gönderdi. Öyle ki, onlara doğruluk ağaçları, Yahve'nin kendisinin yücelmesi için diktiği denilsin.
ISA 61:4 Eski yıkıntıları yeniden bina edecekler. Eskiden harap olmuş yerleri yeniden kuracaklar. Çok kuşaklardır harap olmuş yıkık kentleri onaracaklar.
ISA 61:5 Yabancılar durup sürülerinizi otlatacaklar. Yabancılar tarlalarınızda ve bağlarınızda çalışacaklar.
ISA 61:6 Ama size Yahve'nin kâhinleri denilecek. İnsanlar size Tanrımız'ın hizmetkârları diyecekler. Ulusların servetini yiyeceksiniz. Onların görkemiyle övüneceksiniz.
ISA 61:7 Utancınıza karşılık iki katı olacak. Aşağılanmaya karşılık onlar paylarıyla sevinecekler. Bu nedenle kendi topraklarında iki kat mülk edinecekler. Onlara sonsuz sevinç olacak.
ISA 61:8 “Çünkü ben, Yahve, adaleti severim. Soygundan ve haksızlıktan nefret ederim. Onlara gerçekte ödüllerini vereceğim ve onlarla sonsuz bir antlaşma yapacağım.
ISA 61:9 Soyları uluslar arasında, onların soyları da halklar arasında bilinecek. Onları gören herkes, Yahve'nin kutsadığı soy olduklarını kabul edecek.”
ISA 61:10 Yahve'de çok sevineceğim! Canım Tanrım'da sevinç duyacak, çünkü O beni kurtuluş giysisiyle sardı. Damadın çelenkle süslenmesi gibi, gelinin de mücevherleriyle süslenmesi gibi, doğruluk kaftanıyla beni örttü.
ISA 61:11 Çünkü yeryüzü nasıl filiz verirse, bahçe de içine ekilen şeyleri nasıl yetiştirirse, Efendi Yahve de bütün ulusların önünde doğruluk ve övgüyü öyle yetiştirecektir.
ISA 62:1 Siyon uğruna susmayacağım, Yeruşalem uğruna dinlenmeyeceğim, ta ki doğruluğu şafak gibi, kurtuluşu yanan bir kandil gibi parlayıncaya dek.
ISA 62:2 Uluslar senin doğruluğunu, bütün krallar da senin görkemini görecek. Yahve'nin ağzının vereceği yeni bir adla çağırılacaksın.
ISA 62:3 Yahve'nin elinde güzellik tacı, Tanrı'nın elinde kraliyet tacı olacaksın.
ISA 62:4 Artık sana Terk Edilmiş denmeyecek, ülkene de artık Harap denmeyecek. Ama sana Heftsiva, ülkene Beula denecek. Çünkü Yahve senden hoşnut olacak, ülken de evli olacak.
ISA 62:5 Çünkü bir genç el değmemiş bir kızla nasıl evlenirse, oğulların da seninle öyle evlenecek. Damat gelini için nasıl sevinirse, Tanrın da senin için öyle sevinecek.
ISA 62:6 Surlarına bekçiler yerleştirdim, ey Yeruşalem. Gece gündüz susmayacaklar. Ey Yahve'yi çağıranlar, dinlenmeyin,
ISA 62:7 Yeruşalem'i pekiştirinceye dek, yeryüzünde onu övünç yapıncaya dek, O'na da rahat vermeyin.
ISA 62:8 Yahve sağ eliyle ve güçlü koluyla ant içti: “Artık tahılını kesinlikle düşmanlarına yiyecek olarak vermeyeceğim, yabancılar da emek verdiğin yeni şarabını içmeyecekler.
ISA 62:9 Ama onu biçenler onu yiyecek, ve Yahve'yi övecekler. Onu toplayanlar onu kutsal yerimin avlularında içecekler.”
ISA 62:10 Geçin, kapılardan geçin! Halkın yolunu hazırlayın! Yapın, ana yolu yapın! Taşları toplayın! Halklar için bir sancak kaldırın.
ISA 62:11 İşte, Yahve yeryüzünün sonuna dek duyurdu: “Siyon kızına de ki, ‘İşte, kurtuluşun geldi! İşte, ödülü onunla birlikte, karşılığı da önündedir!’”
ISA 62:12 Onlara “Kutsal Halk, Yahve'nin fidye ile Kurtardıkları” diyecekler. Sana, “Aranan, Terk Edilmemiş Kent” denecek.
ISA 63:1 Bosra'dan boyalı giysilerle Edom'dan gelen bu kimdir? Giysilerinde görkemli, gücünün büyüklüğü içinde bu yürüyen kimdir? “O, doğrulukla konuşan, kurtarmakta kudretli olan benim.”
ISA 63:2 Neden giysilerin kırmızı, giysilerin de üzüm teknesini çiğneyeninki gibi?
ISA 63:3 “Çukurda üzümü tek başıma çiğnedim. Halklardan kimse yanımda değildi. Evet, onları öfkemle çiğnedim, gazabımla da ezdim. Kanı giysilerime sıçradı, ve bütün giysilerimi kirlettim.
ISA 63:4 Çünkü öç alma günü yüreğimdeydi, fidye ile kurtardıklarımın yılı da gelmişti.
ISA 63:5 Baktım ve yardım edecek kimse yoktu; destek olacak kimsenin olmayışına da şaştım. Bu yüzden kendi kolum bana kurtuluş getirdi. Kendi öfkem bana destek oldu.
ISA 63:6 Öfkemle halkları çiğnedim, gazabımla da onları sarhoş ettim. Kanlarını yeryüzüne döktüm.”
ISA 63:7 Yahve'nin sevgi dolu iyiliklerini, övgülerini, Yahve'nin bize verdiği her şeye, İsrael evine olan büyük iyiliğine, merhametlerine ve sevgi dolu iyiliklerinin çokluğuna göre anlatacağım.
ISA 63:8 Çünkü, “Gerçekten onlar benim halkım, hile yapmayacak çocuklardır” dedi; böylece onların Kurtarıcısı oldu.
ISA 63:9 Bütün sıkıntılarında O sıkıntı çekti, ve huzurunda duran melek onları kurtardı. Sevgisiyle ve acımasıyla onları fidye ile kurtardı. Onları taşıdı, eskiden beri de onları taşıdı.
ISA 63:10 Ama isyan ettiler, Kutsal Ruhu'nu da kederlendirdiler. Bu yüzden döndü ve onların düşmanı oldu, ve kendisi onlara karşı savaştı.
ISA 63:11 Sonra eski günleri, Moşe'yi ve halkını anımsadı ve şöyle dedi: “Onları sürüsünün çobanlarıyla birlikte denizden çıkaran nerede? Kutsal Ruhu'nu aralarına koyan nerede?”
ISA 63:12 Görkemli kolunu Moşe'nin sağında kim durdurdu? Kim önlerinde suları yararak kendisine sonsuz bir ad yaptı?
ISA 63:13 Onları bozkırdaki bir at gibi, derinliklerden, tökezlemeden kim geçirdi?
ISA 63:14 Vadiye inen hayvanlar gibi, Yahve'nin Ruhu onları dinlendirdi. Böylece kendine görkemli bir ad yapmak için halkına yol gösterdin.
ISA 63:15 Gökten aşağı bak ve kutsallığının ve görkeminin konutundan gör. Gayretin ve kudretli işlerin nerede? Yüreğinin hasreti ve şefkatin bana karşı kısıtlandı.
ISA 63:16 Çünkü sen bizim Babamız'sın, Avraham bizi tanımasa da, İsrael bizi kabul etmese de. Sen, ey Yahve, bizim Babamız'sın. Sonsuzluktan beri adın Kurtarıcımız'dır.
ISA 63:17 Ey Yahve, neden bizi yollarından saptırıyorsun, ve yüreğimizi de korkundan katılaştırıyorsun? Hizmetkârların uğruna, mirasının oymakları uğruna geri dön.
ISA 63:18 Kutsal halkın onu kısa bir süre için mülk edindi. Düşmanlarımız senin kutsal yerini çiğnediler.
ISA 63:19 Hiçbir zaman üzerlerinde hüküm sürmediğin, adınla çağrılmamış olanlar gibi olduk.
ISA 64:1 Ah, keşke gökleri yarıp insen de, dağlar senin huzurunda sarsılsalar;
ISA 64:2 ateşin çalıyı tutuşturduğu gibi, ateşin suyu kaynattığı gibi. Adını düşmanlarına duyur ki, uluslar senin huzurunda titresinler!
ISA 64:3 Beklemediğimiz korkunç şeyler yaptığın zaman indin, dağlar da senin huzurunda sarsıldı.
ISA 64:4 Çünkü eskiden beri insanlar duymadı, kulak kavramadı, göz de senden başka bir Tanrı görmedi, o Tanrı ki, kendisini bekleyen için işler.
ISA 64:5 Sevinen ve doğru şeyler yapan kişiyi, senin yollarında seni hatırlayanları karşılarsın. İşte, öfkelendin, biz de günah işledik. Uzun zamandır günah içindeyiz. Kurtulacak mıyız biz?
ISA 64:6 Çünkü hepimiz kirli olana benzedik, bütün doğruluğumuz da kirli bir giysi gibidir. Hepimiz yaprak gibi soluyoruz; suçlarımız da rüzgâr gibi, bizi alıp götürüyor.
ISA 64:7 Adını çağıran, sana tutunmak için kendini teşvik eden yok; çünkü yüzünü bizden sakladın, suçlarımızla da bizi tükettin.
ISA 64:8 Ama şimdi, ey Yahve, sen bizim Babamız'sın. Biz balçığız, sen de çömlekçimizsin. Biz hepimiz senin elinin işiyiz.
ISA 64:9 Öfkelenme, ey Yahve. Kötülüğü sonsuza dek anma. Bak ve gör, sana yalvarıyoruz, biz hepimiz senin halkınız.
ISA 64:10 Kutsal kentlerin çöl oldu. Siyon çöl oldu, Yeruşalem ıssız.
ISA 64:11 Atalarımızın seni övdüğü kutsal ve güzel evimiz Ateşle yakıldı. Bütün güzel yerlerimiz harap oldu.
ISA 64:12 Bunlar böyleyken kendini geri mi çekeceksin, ey Yahve? Sessiz kalıp bizi ağır bir şekilde cezalandıracak mısın?
ISA 65:1 “Beni sormayanlar tarafından soruldum. Beni aramayanlar tarafından bulundum. Adımla çağırılmayan bir ulusa, ‘Beni görün, beni görün’ dedim.
ISA 65:2 Ellerimi bütün gün, kendi düşünceleri ardınca, iyi olmayan bir yolda yürüyen asi bir halka uzattım.
ISA 65:3 Bahçelerde kurban keserek, tuğlalarda buhur yakarak sürekli yüzüme karşı beni kışkırtan;
ISA 65:4 mezarların arasında oturan, gizli yerlerde geceleyen, domuz eti yiyen, kaplarında da iğrenç şeylerin suyu bulunan;
ISA 65:5 ‘Yalnız kal, bana yaklaşma, çünkü ben senden daha kutsalım’ diyen bir halk. Bunlar burnumda duman, bütün gün yanan bir ateştir.”
ISA 65:6 “İşte, önümde yazılıdır: Susmayacağım, ama ödeyeceğim, evet, onların koynuna ödeyeceğim
ISA 65:7 kendi kötülüklerinizi ve atalarınızın kötülüklerini birlikte” diyor Yahve, “Onlar dağlar üzerinde buhur yakanlar, ve tepelerde bana küfür edenlerdir. Bu yüzden önce onların işlerini koynuna ölçeceğim.”
ISA 65:8 Yahve diyor ki, “Yeni şarabın salkımda bulunduğu gibi, birinin, ‘Onu yok etme, çünkü içinde bereket var’ dediği gibi; ben de hepsini yok etmemek için, hizmetkârlarım uğruna öyle yapacağım.
ISA 65:9 Yakov’dan bir soy, Yahuda’dan da dağlarımın mirasçısını çıkaracağım. Seçtiklerim onu miras alacak, hizmetkârlarım da orada oturacaklar.
ISA 65:10 Beni arayan halkım için, Şaron sürülerin ağılı, Akor Vadisi de sürülerin yattığı yer olacak.”
ISA 65:11 “Ama siz, Yahve'yi terk edenler, kutsal dağımı unutanlar, talih için sofra hazırlayanlar, kısmet için karışık şarap dolduranlar,
ISA 65:12 sizi kılıca kısmet edeceğim, hepiniz boğazlanmak için eğileceksiniz; çünkü sizi çağırdığım zaman yanıt vermediniz. Konuştuğum zaman dinlemediniz; ama gözümde kötü olanı yaptınız, hoşlanmadığım şeyi seçtiniz.”
ISA 65:13 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, hizmetkârlarım yiyecekler, ama siz aç kalacaksınız; işte, hizmetkârlarım içecekler, ama siz susuz kalacaksınız. İşte, hizmetkârlarım sevinecekler, ama siz hayal kırıklığına uğrayacaksınız.
ISA 65:14 İşte, hizmetkârlarım yüreklerinin sevincinden ezgi söyleyecekler, ama siz yürek üzüntüsünden ağlayacak, ruh sıkıntısından uluyacaksınız.
ISA 65:15 Adınızı seçilmişlerime lanet andı olarak bırakacaksınız, Efendi Yahve de sizi öldürecek. Hizmetkârlarını başka bir adla çağıracak,
ISA 65:16 böylece yeryüzünde kendisini kutsayan kişi, gerçeğin Tanrısı'nda kendisini kutsayacak; yeryüzünde ant içen de, gerçeğin Tanrısı'yla ant içecek; çünkü önceki sıkıntılar unutuldu ve gözlerimden gizlendi.”
ISA 65:17 “Çünkü işte, yeni gökler ve yeni bir yer yaratıyorum; önceki şeyler de hatırlanmayacak, akla gelmeyecek.
ISA 65:18 Ama yaratmakta olduğumda sonsuza dek sevinin ve coşun; çünkü işte, Yeruşalem'i zevk kaynağı, ve halkını sevinç olarak yaratıyorum.
ISA 65:19 Yeruşalem'de sevineceğim, halkımdan da hoşnut olacağım; artık onda ağlayış sesi ve feryat sesi duyulmayacak.”
ISA 65:20 “Artık birkaç gün yaşayan bir bebek, günlerini doldurmayan bir ihtiyar olmayacak. Çünkü çocuk yüz yaşında ölecek, yüz yaşında olan günahkâr da lanetli olacak.
ISA 65:21 Evler yapacaklar ve onda oturacaklar. Bağlar dikecekler ve ürününü yiyecekler.
ISA 65:22 Onlar bina edip de başkası oturmayacak. Onlar dikip de başkası yemeyecek. Çünkü halkımın günleri ağacın günleri gibi olacak. Seçtiklerim de kendi ellerinin işinden uzun süre zevk alacaklar.
ISA 65:23 Boşuna emek vermeyecekler, felaket için de doğurmayacaklar. Çünkü onlar, kendileriyle birlikte torunları da, Yahve'nin kutsanmışlarının soyudur.
ISA 65:24 Öyle olacak ki, onlar çağırmadan önce ben yanıt vereceğim; ve onlar daha konuşurken ben işiteceğim.
ISA 65:25 Kurtla kuzu birlikte otlayacak. Aslan öküz gibi saman yiyecek. Toprak yılanın yemeği olacak. Kutsal dağımın tümünde zarar vermeyecekler ve yok etmeyecekler.” diyor Yahve.
ISA 66:1 Yahve şöyle diyor: “Gök benim tahtım, yeryüzü de ayaklarımın basamağıdır. Bana nasıl bir ev yapacaksınız? Nerede dinleneceğim?
ISA 66:2 Çünkü bütün bunları benim elim yaptı, bütün bunlar da öylece var oldu.” diyor Yahve: “Ama ben bu adama, yoksula, ruhu kırık olana ve sözümden titreyen adama bakacağım.
ISA 66:3 Öküz öldüren, adam öldüren gibidir; kuzu kurban eden, köpek boynu kıran gibidir; sunu sunan, domuz kanı sunan gibidir; günnük yakan, putu yücelten gibidir. Evet, onlar kendi yollarını seçtiler, canları da kendi iğrençliklerinden zevk alıyor.
ISA 66:4 Ben de onların kuruntularını seçeceğim, korkularını üzerlerine getireceğim, çünkü çağırdığım zaman kimse yanıt vermedi; ben konuştuğum zaman dinlemediler, ama gözümde kötü olanı yaptılar, hoşlanmadığım şeyi yaptılar.”
ISA 66:5 O'nun sözlerinden titreyenler, Yahve'nin sözünü dinleyin: “Sizden nefret eden, sizi adım uğruna kovan kardeşleriniz, ‘Yahve yüceltilsin de sevincinizi görelim’ dediler; ama hayal kırıklığına uğrayacak olanlar kendileri olacak.
ISA 66:6 Kentten bir kargaşa sesi, tapınaktan bir ses, düşmanlarına hak ettiklerini ödeyen Yahve'nin sesi.”
ISA 66:7 “Ağrı çekmeden önce doğurdu. Ağrısı gelmeden önce bir oğul doğurdu.
ISA 66:8 Böyle bir şeyi kim duydu? Böyle şeyleri kim gördü? Bir ülke bir günde doğar mı? Bir ulus birden doğar mı? Çünkü Siyon ağrı çeker çekmez çocuklarını doğurdu.
ISA 66:9 Doğuma kadar getirir de Doğurtmaz mıyım?” diyor Yahve. “Doğurtmaya güç veren ben, rahmi kapatır mıyım?” diyor Tanrın.
ISA 66:10 “Yeruşalem ile sevinin ve onun için coşun, ey onu sevenler. Ey onun için yas tutanlar, onunla birlikte sevinçten coşun;
ISA 66:11 böylece onun avutucu memesinden emip doyasınız; bol bol içip yüceliğinin bolluğundan zevk alasınız.”
ISA 66:12 Çünkü Yahve diyor ki, “İşte, ırmak gibi esenliği, ulusların yüceliğini de taşkın kaynak gibi ona salacağım, ve ondan emeceksiniz. Onun yanında taşınacaksınız, dizleri üzerinde de sevileceksiniz.
ISA 66:13 Annesinin avuttuğu biri gibi, ben de sizi avutacağım. Yeruşalem'de avutulacaksınız.”
ISA 66:14 Bunu göreceksiniz ve yüreğiniz sevinecek, kemikleriniz körpe ot gibi gelişecek. Yahve'nin eli hizmetkârları arasında bilinecek, düşmanlarına karşı da öfkelenecek.
ISA 66:15 Çünkü işte, Yahve ateşle gelecek, arabaları da kasırga gibi olacak; öfkesini şiddetle, azarını da ateş alevleriyle verecek.
ISA 66:16 Çünkü Yahve bütün insanlığa ateşle ve kılıcıyla yargı verecek; Yahve tarafından öldürülenler de çok olacak.
ISA 66:17 “Kendilerini kutsayanlar ve bahçelere gitmek için kendilerini arındıranlar, ortada duranı izleyenler, domuz eti, iğrenç şeyler ve fare yiyenler, hepsi birlikte yok olacaklar” diyor Yahve.
ISA 66:18 “Çünkü ben onların işlerini ve düşüncelerini biliyorum. Bütün ulusları ve dilleri toplayacağım zaman geliyor, gelecekler ve benim yüceliğimi görecekler.”
ISA 66:19 “Aralarında bir belirti koyacağım, onlardan kaçıp kurtulanları uluslara, Tarşiş, Pul ve Lud'a, yay çekenlere, Tubal ve Yavan'a, ünümü duymamış, görkemimi görmemiş uzak adalara göndereceğim. Uluslar arasında görkemimi duyuracaklar.
ISA 66:20 İsrael'in çocuklarının temiz bir kapta Yahve'nin evine sundukları gibi, onlar da, kardeşlerinizin hepsini, bütün uluslardan, atlarla, arabalarla, tahtırevanlarla, katırlarla ve develerle, kutsal dağım Yeruşalem'e, Yahve'ye sunu olarak getirecekler.
ISA 66:21 Onlardan kâhinler ve Levililer de seçeceğim.” diyor Yahve.
ISA 66:22 “Çünkü yapacağım yeni gökler ve yeni yeryüzü önümde nasıl duracaksa” diyor Yahve, “Soyunuz ve adınız da öyle duracak.
ISA 66:23 Öyle olacak ki, Yeni Ay'dan Yeni Ay'a, Şabat'tan Şabat'a bütün insanlık önümde tapınmak için gelecek” diyor Yahve.
ISA 66:24 “Çıkıp bana karşı isyan etmiş olan adamların ölü bedenlerine bakacaklar; çünkü onların kurtları ölmeyecek, onların ateşleri de sönmeyecek ve onlar bütün insanlara iğrenç gelecekler.”
JER 1:1 Benyamin diyarında Anatot'ta bulunan kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremya'nın sözleri.
JER 1:2 Yahve'nin sözü ona, Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya'nın günlerinde, krallığının on üçüncü yılında geldi.
JER 1:3 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in günlerinde, Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Sidkiya'nın on birinci yılının sonuna kadar, beşinci ayda Yeruşalem'in sürgüne götürülmesine kadar geldi.
JER 1:4 Ve Yahve'nin sözü bana gelip şöyle dedi:
JER 1:5 “Seni ana rahminde biçimlendirmeden önce tanıdım. Doğmadan önce seni kutsadım. Seni uluslara peygamber olarak atadım.”
JER 1:6 O zaman, “Ah, ey Efendi Yahve! İşte, ben nasıl konuşacağımı bilmiyorum, çünkü çocuğum.” dedim.
JER 1:7 Ama Yahve bana şöyle dedi, '“Ben çocuğum' deme; çünkü seni kime gönderirsem gitmelisin ve sana buyurduğum her şeyi söylemelisin.
JER 1:8 Onlar yüzünden korkma, çünkü seni kurtarmak için seninleyim.” diyor Yahve.
JER 1:9 O zaman Yahve elini uzattı ve ağzıma dokundu. Sonra Yahve bana şöyle dedi, “İşte, sözlerimi ağzına koydum.
JER 1:10 Bak, bugün ulusların ve krallıkların üzerine, kökünden sökmek ve yıkmak için, yok etmek ve devirmek için, bina etmek ve dikmek için seni koydum.”
JER 1:11 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi, “Yeremya, ne görüyorsun?” Ben, “Bir badem ağacı dalı görüyorum.” dedim.
JER 1:12 O zaman Yahve bana şöyle dedi, “İyi gördün; çünkü sözümü yerine getirmek için onu gözetliyorum.”
JER 1:13 Yahve'nin sözü bana ikinci kez geldi ve şöyle dedi: “Ne görüyorsun?” Ben, “Kaynayan bir kazan görüyorum; kuzeyden akıp gidiyor” dedim.
JER 1:14 O zaman Yahve bana, “Kuzeyden, ülkenin bütün sakinleri üzerine bela patlayacak” dedi.
JER 1:15 “Çünkü işte, kuzey krallıklarının bütün ailelerini çağıracağım” diyor Yahve. “Gelecekler ve her biri tahtını Yeruşalem kapılarının girişine, çevresindeki bütün surlara ve Yahuda kentlerine karşı kuracak.
JER 1:16 Onlara karşı bütün kötülükleri hakkında hükümlerimi bildireceğim; çünkü beni bıraktılar, başka ilâhlara buhur yaktılar, ve kendi ellerinin işlerine tapındılar.”
JER 1:17 “Bu yüzden sen kuşağını beline bağla, kalk ve sana buyurduğum her şeyi onlara söyle. Onlardan yılma, yoksa seni onların önünde ben yıldırırım.
JER 1:18 Çünkü işte, bugün seni bütün ülkeye karşı, Yahuda krallarına karşı, onun beylerine karşı, kâhinlerine karşı ve ülke halkına karşı surlu bir kent, demir bir direk ve tunç bir duvar yaptım.
JER 1:19 Sana karşı savaşacaklar, ama sana galip gelemeyecekler. Çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.” diyor Yahve.
JER 2:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
JER 2:2 “Git, Yeruşalem'e duyurup şöyle de, ‘Yahve diyor ki, ‘Gençliğindeki iyiliğini, gelinliğindeki sevgini, çölde, ekilmemiş bir ülkede ardımdan nasıl gittiğini hatırlıyorum.
JER 2:3 İsrael, Yahve'ye kutsal, ürününün ilk meyvesiydi. Onu yiyen herkes suçlu tutulacak. Üzerlerine bela gelecek’ diyor Yahve.”
JER 2:4 Ey Yakov evi, İsrael evinin bütün boyları, Yahve'nin sözünü dinleyin!
JER 2:5 Yahve şöyle diyor, ‘Atalarınız bende ne haksızlık buldular da, benden uzaklaştılar, değersiz boşluğun ardından yürüdüler, ve değersiz oldular?
JER 2:6 “Bizi Mısır diyarından çıkaran, çölde, bozkırlar ve çukurlar diyarında, kuraklık ve ölüm gölgesi diyarında, hiç kimsenin geçmediği ve hiç kimsenin yaşamadığı bir diyarda bizi yürüten Yahve nerede?” demediler.
JER 2:7 “Meyvesini ve iyiliğini yemeniz için sizi bereketli bir diyara getirdim; ama siz girince ülkemi kirlettiniz, ve mirasımı iğrenç bir şey haline getirdiniz.
JER 2:8 “Kâhinler, Yahve nerede?” demediler, ve yasayı ellerinde tutanlar beni tanımadılar. Yöneticiler de bana karşı suç işlediler, ve peygamberler Baal ile peygamberlik ettiler, ve yararsız şeylerin ardından gittiler.
JER 2:9 “Bu yüzden sizinle daha çekişeceğim,” diyor Yahve, “Ve çocuklarınızın çocuklarıyla çekişeceğim.
JER 2:10 Çünkü Kittim adalarına geçin ve görün. Kedar'a gönderip dikkatle düşünün, böyle bir şey olup olmadığını görün.
JER 2:11 Bir millet hiç ilâhlarını değiştirdi mi? Ki onlar zaten ilâhlar değildir. Ama benim halkım, yararsız olanla kendi görkemini değiştirdi.
JER 2:12 “Ey gökler, buna şaşın ve dehşet içinde korkun. Çok perişan olun,” diyor Yahve.
JER 2:13 “Çünkü halkım iki kötülük yaptı: Beni, diri suların kaynağını bıraktı, ve kendileri için sarnıçlar, su tutmayan çatlak sarnıçlar kazdılar.
JER 2:14 İsrael köle mi? Köle olarak mı doğdu? Neden tutsak oldu?
JER 2:15 Genç aslanlar ona kükredi ve seslerini yükselttiler. Ülkesini harap ettiler. Kentleri yakıldı, oturan kimse kalmadı.
JER 2:16 Memfis ve Tahpanhes çocukları da başının tacını kırdılar.
JER 2:17 “Tanrın Yahve seni yolda yürütürken, O'nu bıraktığın için, bunu başına kendin getirmedin mi?
JER 2:18 Şimdi Şihor sularından içmek için Mısır'a gitmekle ne kazanıyorsun? Ya da neden Irmak sularından içmek için Aşur yoluna gidiyorsun?
JER 2:19 “Seni kendi kötülüğün terbiye edecek ve dönekliğin seni azarlayacak. Öyleyse bil ve gör ki, Tanrın Yahve'yi bırakman, ve benden korkun olmaması kötü ve acı bir şeydir.” Diyor Efendi, Ordular Yahvesi.
JER 2:20 “Çünkü boyunduruğunu uzun zaman önce kırdım, bağlarını kopardım. 'Hizmet etmeyeceğim' dedin; çünkü her yüksek tepenin üzerinde, ve her yeşil ağacın altında eğilip fahişelik ettin.
JER 2:21 Oysa seni asil bir asma, saf ve sadık bir tohum dikmiştim. Öyleyse nasıl oldu da, bana yabancı bir asmanın yozlaşmış çubuklarına döndün?
JER 2:22 Çünkü kendini kül suyuyla yıkasan, ve çok sabun kullansan da, yine suçun önümde belirgin duruyor.” diyor Efendi Yahve.
JER 2:23 “Nasıl, ‘Ben kirlenmedim, Baallar’ın peşinden gitmedim’ diyebiliyorsun? Vadideki yoluna bak da ne yaptığını bil. Sen yollarını kat eden hızlı bir hecin devesisin,
JER 2:24 çöle alışık, canı çektiğinde rüzgârı koklayan yaban eşeğisin. Kızgınlık dönemindeyken onu kim geri çevirebilir? Onu arayanların hiçbiri kendileri yorulmazlar. Onun ayı gelince onu bulurlar.”
JER 2:25 “Ayaklarını çıplak, boğazını susuz bırakma. Ama sen, ‘Boşuna’ dedin. 'Hayır, ben yabancıları sevdim, ve onların peşinden gideceğim.'
JER 2:26 Hırsız bulunduğunda nasıl utanırsa, İsrael evi de kendileri, kralları, beyleri, kâhinleri ve peygamberleri öyle utanıyorlar.
JER 2:27 Ağaca, 'Sen babamsın,' taşa, 'Beni sen doğurdun' derler. Çünkü sırtlarını bana döndürdüler, yüzlerini değil. Sıkıntı zamanlarında, 'Kalk, bizi kurtar!' diyecekler.”
JER 2:28 “Ama kendine yaptığın ilâhların nerede? Sıkıntılı zamanınızda sizi kurtarabilirlerse, kalksınlar. Çünkü kentlerinin çokluğu kadar ilâhların var, Ey Yahuda.”
JER 2:29 “Neden benimle çekişiyorsunuz? Hepiniz bana karşı suç işlediniz.” diyor Yahve.
JER 2:30 “Çocuklarınızı boşuna vurdum. Terbiyeyi kabul etmediler. Kendi kılıcın peygamberlerini yiyip bitirdi, yok edici bir aslan gibi.
JER 2:31 Ey kuşak, Yahve'nin sözünü düşünün. Ben İsrael'e çöl mü oldum? Ya da koyu karanlık bir diyar? Halkım neden, 'Çözülüp kaçtık, artık sana gelmeyeceğiz' diyor?”
JER 2:32 “El değmemiş kız kendi süslerini, gelin kendi giysisini unutabilir mi? Ancak halkım beni sayısız günler boyunca unuttu.
JER 2:33 Sevgi peşinde kendi yolunu ne de iyi hazırlıyorsun! Bu yüzden kötü kadınlara bile kendi yollarını öğrettin.
JER 2:34 Masum yoksulların canlarının kanı da senin eteklerinde bulunuyor. Onları zorla içeri girerken bulmadın, ama bu, bütün bu şeylerden dolayıdır.”
JER 2:35 “Yine de, ‘Ben masumum’ dedin. Kesin olarak öfkesi benden döndü. “İşte, ‘Günah işlemedim’ dediğin için seni yargılayacağım.
JER 2:36 Neden yollarını değiştirmek için bu kadar çok dolaşık gidiyorsun? Aşur’dan utandığın gibi, Mısır’dan da utanacaksın.
JER 2:37 Ellerini başının üstüne koyarak oradan da ayrılacaksın; çünkü Yahve senin güvendiklerini reddetti, ve onlarla başarılı olmayacaksın.”
JER 3:1 “Onlar diyorlar ki, ‘Bir adam karısını boşar, kadın ondan ayrılır ve başka bir adamın olursa, adam yine o kadına döner mi?’ O diyar çok kirlenmez mi? Ama sen birçok sevgiliyle fahişelik ettin; yine de bana dön.” diyor Yahve.
JER 3:2 “Gözlerini çıplak tepelere kaldır da bak! Seninle nerede yatmadılar? Çöldeki Arap gibi yol kenarında oturup onları bekledin. Fahişeliğinle ve kötülüğünle ülkeyi kirlettin.
JER 3:3 Bu yüzden sağanak yağışlar alıkoyuldu ve son yağmur olmadı; yine de fahişe alnına sahip oldun ve utanmayı reddettin.
JER 3:4 Bundan böyle bana, ‘Baba, gençliğimden bana yol gösteren sensin!’ diye haykırmayacak mısın?”
JER 3:5 “‘Öfkesini daima tutacak mı? Sonuna kadar saklayacak mı?’ İşte, konuştun, istediğin gibi kötülükler yaptın.”
JER 3:6 Yahve, Kral Yoşiya günlerinde de bana şöyle dedi: “Dönek İsrael’in yaptığını gördün mü? Her yüksek dağın üzerine çıktı, her yeşil ağacın altına gidip orada fahişelik yaptı.
JER 3:7 Bütün bunları yaptıktan sonra, ‘Bana dönecek’ dedim; ama dönmedi. Hain kız kardeşi Yahuda da bunu gördü.
JER 3:8 Gördüm ki, o dönek İsrael’in zina etmiş olduğu için, onu boşayıp kendisine boşanma belgesi verdiğimde, hain kız kardeşi Yahuda hiç korkmadı, ama gidip o da fahişelik yaptı.
JER 3:9 Fahişeliğini hafife aldığı için ülke kirlendi. Taşla, odunla zina etti.
JER 3:10 Ama bütün bunlara rağmen hain kız kardeşi Yahuda bütün yüreğiyle değil, yalnızca göstermelik olarak bana döndü.” diyor Yahve.
JER 3:11 Yahve bana şöyle dedi, “Dönek İsrael, hain Yahuda’dan daha doğru olduğunu gösterdi.
JER 3:12 Git, şu sözleri kuzeye doğru duyurup de, ‘Ey dönek İsrael, geri dön’ diyor Yahve; ‘Size öfkeyle bakmayacağım, çünkü merhametliyim’ diyor Yahve. ‘Öfkemi daima tutmam.
JER 3:13 Ancak suçunu itiraf et, Tanrın Yahve'ye karşı geldin, yollarını her yeşil ağacın altında yabancılara saçtın ve sözümü dinlemediniz.’ diyor Yahve.
JER 3:14 Yahve şöyle diyor, “Ey dönek çocuklar, geri dönün; çünkü ben size kocayım. Birinizi kentten, ikinizi bir boydan alıp sizi Siyon’a getireceğim.
JER 3:15 Size yüreğime göre çobanlar vereceğim, sizi bilgi ve anlayışla besleyecekler.
JER 3:16 Öyle olacak ki, siz diyarda çoğalıp arttığınız o günlerde,” diyor Yahve, “Artık 'Yahve'nin Antlaşma Sandığı!' demeyecekler. Akıllarına gelmeyecek, onu hatırlamayacaklar. Onu özlemeyecekler, bir başkası da yapılmayacak.
JER 3:17 O zaman Yeruşalem'e 'Yahve'nin Tahtı' diyecekler; bütün uluslar ona, Yahve'nin adına, Yeruşalem'e toplanacaklar. Artık kötü yüreklerinin inatçılığı ardından yürümeyecekler.
JER 3:18 O günlerde Yahuda evi İsrael eviyle birlikte yürüyecek ve kuzey ülkesinden atalarınıza miras olarak vermiş olduğum ülkeye birlikte gelecekler.”
JER 3:19 “Ama ben, ‘Seni nasıl da çocukların arasına koymak ve sana hoş bir ülke, uluslar ordularının güzel mirasını vermek istiyorum!’ dedim ve, ‘Bana “Babam” diyeceksin ve benim ardımdan dönmeyeceksin’ dedim.”
JER 3:20 “Gerçekten bir kadın nasıl hainlik ederek kocasından ayrılırsa, siz de bana öyle hainlik ettiniz, ey İsrael evi” diyor Yahve.
JER 3:21 Çıplak tepeler üzerinde bir ses duyuluyor, İsrael'in çocuklarının ağlayışı ve yakarışları; çünkü yollarını saptırdılar, Tanrıları Yahve'yi unuttular.
JER 3:22 Geri dönün, ey dönek çocuklar, ve ben sizin dönekliğinizi iyi edeceğim. “İşte, biz sana geldik; çünkü sen Tanrımız Yahve’sin.
JER 3:23 Gerçekten dağlardan gelen yardım, dağlardaki kargaşa boştur. Gerçekten İsrael’in kurtuluşu Tanrımız Yahve’dedir.
JER 3:24 Ama utanç verici şey gençliğimizden beri atalarımızın emeğini, sürülerini ve sığırlarını, oğullarını ve kızlarını yiyip bitirdi.
JER 3:25 Utancımız içinde yatalım ve rezilliğimiz bizi örtsün; çünkü gençliğimizden bu güne dek biz ve atalarımız Tanrımız Yahve'ye karşı günah işledik. Tanrımız Yahve'nin sözüne itaat etmedik.”
JER 4:1 “Eğer dönersen, ey İsrael,” diyor Yahve, “eğer bana dönersen, ve iğrençliklerini gözümün önünden kaldırırsan, o zaman yerinden oynatılmayacaksın;
JER 4:2 ve, ‘Diri olan Yahve'nin hakkı için’ diye ant içeceksin, gerçekle, adaletle ve doğrulukla. Uluslar O’nda kendilerini kutsayacak ve O’nunla övünecekler.”
JER 4:3 Çünkü Yahve Yahuda halkına ve Yeruşalem'e şöyle diyor: “Nadasa bırakılmış toprağınızı sürün ve dikenler arasına ekmeyin.
JER 4:4 Ey Yahuda halkı ve Yeruşalem sakinleri, Yahve için sünnet olun ve yüreğinizin sünnet derilerini kaldırın; yoksa işlerinizin kötülüğü yüzünden gazabım ateş gibi çıkıp yanacak ve onu söndürecek kimse olmaz.
JER 4:5 Yahuda’da bildirin ve Yeruşalem’de duyurup deyin: 'Ülkede boru çalın!' Yüksek sesle bağırıp söyleyin, 'Toplanın! Surlu kentlere girelim!'
JER 4:6 Siyon'a doğru sancak dikin. Güvenlik için kaçın! Durmayın; çünkü ben kuzeyden kötülük ve büyük yıkım getireceğim.”
JER 4:7 Aslan sık ağaçlıktan çıktı, ulusların yok edicisi de yola çıktı. Ülkeni ıssızlaştırmak, kentlerini viran etmek, içinde oturan kimse kalmasın diye yerinden çıktı.
JER 4:8 Bunun için çul giyin, ağıt yak, dövün. Çünkü Yahve'nin kızgın öfkesi bizden dönmedi.
JER 4:9 Yahve şöyle diyor, “O gün öyle olacak ki, kralın yüreği de önderlerin yüreği de tükenecek. Kâhinler şaşkına dönecek, peygamberler şaşacak.”
JER 4:10 O zaman dedim ki, “Ah, ey Efendi Yahve! 'Size esenlik olacak' diyerek elbette bu halkı ve Yeruşalem'i çok aldattın; ama kılıç yüreğe ulaştı.”
JER 4:11 O zaman bu halka ve Yeruşalem'e denilecek, “Çöldeki çıplak tepelerden halkımın kızına doğru sıcak bir rüzgâr esiyor, savurmak ya da temizlemek için değil.
JER 4:12 Bunlardan bana güçlü bir rüzgâr gelecek. Şimdi ben de onlara karşı hükümlerimi söyleyeceğim.”
JER 4:13 İşte, bulutlar gibi çıkacak, onun savaş arabaları kasırga gibi olacak. Atları kartallardan daha hızlı. Vay halimize! Çünkü mahvolduk.
JER 4:14 Yeruşalem, yüreğini kötülükten yıka ki kurtulasın. Kötü düşüncelerin ne zamana kadar içinde kalacak?
JER 4:15 Çünkü Dan'dan bir ses bildiriyor, Efraim tepelerinden kötülük duyuruyor:
JER 4:16 “Uluslara söyle, işte, Yeruşalem'e karşı ilan etsinler, ‘Uzak bir ülkeden gözcüler geliyor ve Yahuda kentlerine karşı seslerini yükseltiyorlar.
JER 4:17 Tarlanın bekçileri gibi, her yandan ona karşılar, çünkü bana karşı isyan etti,”' diyor Yahve.
JER 4:18 “Bunları sana kendi yolun ve yaptıkların getirdi. Bu senin kötülüğün, çünkü acıdır, çünkü yüreğine ulaşıyor.”
JER 4:19 Izdırabım benim, ızdırabım! Yüreğimde acı çekiyorum! Yüreğim içimde titriyor. Susamıyorum, çünkü ey canım, boru sesini, savaş dehşetini duydun.
JER 4:20 Yıkım üstüne yıkım kararlaştırıldı, çünkü bütün ülke harap oldu. Çadırlarım ansızın yıkıldı, perdelerim bir anda gitti.
JER 4:21 Ne zamana dek bayrak göreceğim ve boru sesini ne zamana dek duyacağım?
JER 4:22 “Çünkü halkım akılsız. Beni bilmiyorlar. Akılsız çocuklardır, anlayışları da yoktur. Kötülük yapmada ustadırlar, ama iyilik yapmayı bilmiyorlar.”
JER 4:23 Yeryüzünü gördüm ve işte, ıssız ve boştu, ve gökler, onların da ışıkları yoktu.
JER 4:24 Dağları gördüm ve işte, titriyor ve bütün tepeler ileri geri oynuyordu.
JER 4:25 Gördüm, ve işte, insan yoktu ve göğün bütün kuşları kaçmıştı.
JER 4:26 Gördüm, ve işte, verimli tarla çöl olmuştu ve bütün kentleri Yahve'nin önünde, kızgın öfkesi karşısında yıkılmıştı.
JER 4:27 Çünkü Yahve şöyle diyor, “Bütün ülke ıssız kalacak, ama ben tamamen bitirmeyeceğim.
JER 4:28 Bunun için yeryüzü yas tutacak, gökler yukarıda kararacak, çünkü ben söyledim. Bunu ben tasarladım ve düşüncemi değiştirmedim, ondan da dönmeyeceğim.”
JER 4:29 Atlıların ve okçuların gürültüsünden her kent kaçıyor. Sık ağaçlıklara girip kayalara tırmanıyorlar. Her kent terk ediliyor, orada oturan kimse yok.
JER 4:30 Sen, ıssız kaldığında ne yapacaksın? Al giysiler giysen de, altın süslerle süslensen de, gözlerini sürmeyle büyütsen de, boşuna güzelleşiyorsun. Sevgililerin seni hor görüyor, hayatının peşindeler.
JER 4:31 Çünkü sanki doğum sancısı çeken bir kadının sesini, ilk çocuğunu doğuran kadının acısını, soluk soluğa kalıp ellerini açarak, “Vay halime şimdi! Çünkü adam öldürenlerin önünde canım tükeniyor.” diyen Siyon kızının sesini duydum.
JER 5:1 “Yeruşalem sokaklarında ileri geri koşun, bakıp öğrenin, meydanlarında arayın, eğer bir adam bulabilirseniz, eğer adil davranan, gerçeği arayan biri varsa, ben de onu bağışlayacağım.
JER 5:2 'Diri olan Yahve'nin hakkı için' deseler de, kesinlikle yalan yere ant içerler.”
JER 5:3 Ey Yahve, gözlerin gerçeğin üzerine bakmıyor mu? Onları vurdun, ama kederlenmediler. Onları tükettin, ama terbiyeyi kabul etmediler. Yüzlerini kayadan daha sert yaptılar. Geri dönmeyi reddettiler.
JER 5:4 O zaman şöyle dedim, “Gerçekten bunlar yoksuldur. Akılsızdırlar; çünkü Yahve'nin yolunu ve Tanrıları'nın yasasını bilmiyorlar.
JER 5:5 Büyük adamlara gidip onlara söyleyeceğim, çünkü Yahve'nin yolunu ve Tanrıları'nın yasasını biliyorlar.” Ama bunlar hep birlikte boyunduruğu kırdılar, bağları da kopardılar.
JER 5:6 Bu yüzden ormandan çıkan aslan onları öldürecek. Akşamın kurdu onları yok edecek. Bir leopar kentlerine karşı gözcülük edecek. Oraya çıkan herkes parçalanacak, çünkü isyanları çok ve döneklikleri arttı.
JER 5:7 “Seni nasıl affedebilirim? Çocukların beni bıraktı ve ilâh olmayanlarla ant içtiler. Onları doyurduğumda zina ettiler ve fahişelerin evlerinde bölük bölük toplandılar.
JER 5:8 Başıboş besili atlar gibi oldular. Herkes komşusunun karısına kişniyor.
JER 5:9 Bunlardan dolayı onları cezalandırmaz mıyım?” diyor Yahve. “Böyle bir ulustan canım öç almaz mı?”
JER 5:10 “Onun duvarları üzerine çıkıp yok edin, ama tamamen yok etmeyin. Dallarını koparın, çünkü onlar Yahve'nin değildir.
JER 5:11 Çünkü İsrael evi ve Yahuda evi bana karşı çok hainlik etti.” diyor Yahve.
JER 5:12 Yahve'yi inkar ettiler ve, “O değil” dediler, “Bize kötülük gelmeyecek. Kılıç ya da kıtlık görmeyeceğiz.
JER 5:13 Peygamberler rüzgâr olacak ve söz onlarda değil. Onlara böyle yapılacak.”
JER 5:14 Bu yüzden, Orduların Tanrısı Yahve şöyle diyor, “Mademki bu sözü söylüyorsunuz, işte, ben sözlerimi senin ağzında ateş, bu halkı da odun yapacağım ve onları yiyip bitirecek.
JER 5:15 İşte, uzaklardan bir ulusu üzerinize getireceğim, ey İsrael evi.” diyor Yahve. “O güçlü bir ulustur. Eski bir ulustur, dilini bilmediğiniz ve ne dediklerini anlamadığınız bir ulustur.
JER 5:16 Onların ok kılıfı açık bir mezardır. Hepsi yiğitlerdir.
JER 5:17 Oğullarının ve kızlarının yemesi gereken ekmeğini ve ürününü onlar yiyecekler. Sürülerini ve sığırlarını yiyecekler. Bağlarınızı ve incir ağaçlarınızı yiyecekler. Güvendiğiniz surlu kentlerini kılıçla yıkacaklar.”
JER 5:18 “Ama o günlerde bile,” diyor Yahve, “sizi tamamen bitirmeyeceğim.
JER 5:19 Bu, 'Tanrımız Yahve bize neden bütün bunları yaptı?' diyeceğiniz zaman olacak. O zaman onlara, 'Beni bırakıp ülkenizde yabancı ilâhlara hizmet ettiğiniz gibi, size ait olmayan bir ülkede yabancılara öyle hizmet edeceksiniz' diyeceksiniz.”
JER 5:20 “Bunu Yakov'un evine bildirin ve Yahuda’da duyurun,
JER 5:21 'Şimdi dinleyin, gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da duymayan, ey akılsız ve anlayışsız halk:
JER 5:22 Benden korkmuyor musun?' diyor Yahve. 'Benim önümde titremeyecek misin? Ben ki, kalıcı bir buyrukla denize sınır olarak kumu koydum, onu geçemez. Dalgaları çalkalansa da, yine de üstün gelemezler. Kükreseler de, yine de onu geçemezler.”'
JER 5:23 “Ama bu halkın yüreği başkaldıran ve asi bir yürektir. Başkaldırıp gittiler.
JER 5:24 Yüreklerinde, ‘Yağmuru, ilk ve sonuncusunu vaktinde veren, biçme haftalarını bizim için koruyan Tanrımız Yahve'den şimdi korkalım’ demiyorlar.”
JER 5:25 “Suçlarınız bunları geri çevirdi, günahlarınız sizden iyiliği esirgedi.
JER 5:26 Çünkü halkımın arasında kötü adamlar bulunuyor. Kuşçuların pusuda yattığı gibi gözetliyorlar. Tuzak kuruyorlar, insanları yakalıyorlar.
JER 5:27 Kafesin kuşlarla dolu olduğu gibi, evleri de öyle hileyle doludur. Bu yüzden büyüdüler ve zenginleştiler.
JER 5:28 Şişmanladılar. Parlıyorlar, evet, kötülük işlerinde sivrildiler. Davayı, yetimlerin davasını savunmuyorlar ki, başarılı olsunlar; ve yoksulların haklarını savunmazlar.”
JER 5:29 “Bunlardan dolayı onları cezalandırmaz mıyım?” diyor Yahve. “Böyle bir ulustan canım öç almaz mı?”
JER 5:30 “Ülkede şaşkınlık verici ve korkunç bir şey oldu.
JER 5:31 Peygamberler yalan peygamberlik ediyor, ve kâhinler kendi yetkileriyle yönetiyor; ve halkım böyle olmasını seviyor. Bunun sonunda ne yapacaksınız?”
JER 6:1 “Ey Benyamin'in çocukları, Yeruşalem’in içinden kaçıp kurtulun! Tekoa’da boru çalın, Beyt Hakerem’e işaret dikin, çünkü kuzeyden büyük bir yıkımla kötülük gözetliyor.
JER 6:2 Siyon kızını, güzel ve zarif kızı söküp atacağım.
JER 6:3 Çobanlar sürüleriyle ona gelecekler. Her yanına çadırlarını ona karşı kuracaklar. Herkes kendi yerinde otlatacak.”
JER 6:4 “Ona karşı savaş hazırlayın! Kalkın! Öğleyin çıkalım. Vay halimize! Çünkü gün batıyor, akşamın gölgeleri uzuyor.
JER 6:5 Kalkın! Geceleyin çıkalım, onun saraylarını yıkalım.”
JER 6:6 Çünkü Ordular Yahvesi şöyle dedi: “Ağaçları kesin, Yeruşalem’e karşı rampa kurun. Ziyaret edilecek kent burasıdır. Kendi içinde zulümle doludur.
JER 6:7 Bir kuyu suyunu nasıl çıkarırsa, o da kötülüğünü öyle çıkarıyor. Onda zorbalık ve yıkım duyuluyor. Hastalık ve yaralar sürekli önümde.
JER 6:8 Ey Yeruşalem, ders al ki, canım senden ayrılmasın, yoksa seni ıssız, oturulmaz bir diyar yaparım.”
JER 6:9 Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İsrael’in arta kalanını asma gibi tamamen toplayacaklar. Elini üzüm toplayıcısı gibi sepetlere geri döndür.”
JER 6:10 Kime konuşup tanıklık edeyim de duysunlar? İşte, kulakları sünnetsiz ve dinleyemiyorlar. İşte, Yahve'nin sözü onlar için bir utanç oldu. Ondan hoşlanmıyorlar.
JER 6:11 Bu yüzden Yahve'nin gazabıyla doluyum. İçimde tutmaktan yoruldum. “Sokaktaki çocukların üzerine, gençler topluluğu üzerine dök; çünkü kocayla karısı, çok günler yaşamış olanla birlikte yaşlı da alınacak.
JER 6:12 Evleri başkalarına, tarlaları ve karıları da birlikte verilecek; çünkü elimi ülkenin sakinleri üzerine uzatacağım, diyor Yahve.”
JER 6:13 “Çünkü küçüğünden büyüğüne hepsi açgözlülüğe kapılmış. Peygamberden kâhine kadar hepsi hile yapıyor.
JER 6:14 Halkımın yaralarını da yüzeysel olarak iyileştirdiler, Esenlik olmadığı halde, ‘Esenlik, esenlik!’ dediler.
JER 6:15 İğrençlik yaptıklarında utandılar mı? Hayır, hiç utanmadılar ve kızarmadılar. Bu yüzden düşenlerin arasında onlar da düşecekler. Onları ziyaret ettiğimde, aşağı atılacaklar.” diyor Yahve.
JER 6:16 Yahve şöyle diyor, “Yollarda durup bakın ve eski yolları sorun, ‘İyi yol nerede?’ ve onda yürüyün, böylece canlarınız için rahat bulacaksınız. Ama onlar dediler ki, 'Biz onda yürümeyeceğiz.'
JER 6:17 Üzerinize bekçiler koydum, 'Boru sesini dinleyin!' dedim. Ama onlar dediler ki, 'Dinlemeyeceğiz!'
JER 6:18 Bu nedenle, ey uluslar, dinleyin ve ey topluluk, aralarında ne olduğunu bilin.
JER 6:19 Dinle, ey yeryüzü! İşte, bu halkın başına kötülük, kendi düşüncelerinin ürününü getireceğim, çünkü sözlerimi dinlemediler; ve yasamı reddettiler.
JER 6:20 Neden bana Saba'dan günnük, ve uzak bir ülkeden hoş kokulu kamış geliyor? Yakmalık sunularınızı kabul etmiyorum, ve kurbanlarınız bana hoş gelmiyor.”
JER 6:21 Bu yüzden Yahve şöyle diyor, “İşte, bu halkın önüne tökezleme taşları koyacağım. Babalar ve oğullar onlara takılıp birlikte tökezleyecekler. Komşu dostuyla birlikte yok olacak.”
JER 6:22 Yahve şöyle diyor, “İşte, kuzey ülkesinden bir halk geliyor. Yeryüzünün en uç noktalarından büyük bir ulus harekete geçirilecek.
JER 6:23 Yay ve mızrak kuşanıyorlar. Zalimler ve merhametsizler. Sesleri deniz gibi kükrüyor, atlara biniyorlar, hepsi savaşa hazır bir adam gibi, sana karşı dizilmişler, ey Siyon kızı.”
JER 6:24 Onun haberini duyduk. Ellerimizin gücü kalmadı. Doğum ağrısı çeken bir kadının sancıları gibi, sıkıntı bizi yakaladı.
JER 6:25 Kıra çıkma, yolda yürüme; çünkü düşman kılıcı ve dehşet her yanda.
JER 6:26 Ey halkımın kızı, çula sarın ve külde yuvarlan! Biricik oğul için yas tutar gibi, en acı ağıtla dövün, çünkü yok edici ansızın üzerimize gelecek.
JER 6:27 “Seni halkımın arasında madenlerin deneyicisi ve bir kale yaptım ki, bilip onların yollarını deneyesin.
JER 6:28 Hepsi de çok asi ve gezip dolaşan iftiracılardır. Bunlar tunç ve demirdir. Bunların hepsi bozukturlar.
JER 6:29 Körükler kızgınlıkla üfler. Kurşun ateşte tükenir. Boşuna arıtıp dururlar, çünkü kötüler ayıklanmaz.
JER 6:30 İnsanlar onlara reddedilmiş gümüş diyecekler, çünkü Yahve onları reddetti.”
JER 7:1 Yahve'den Yeremya'ya gelen söz şöyleydi:
JER 7:2 “Yahve'nin evinin kapısında dur, orada şu sözü ilan edip de, ‘Ey bütün Yahuda, Yahve'ye tapınmak için bu kapılardan girenler, Yahve'nin sözünü dinleyin.’”
JER 7:3 Ordular Yahvesi, İsrael'in Tanrısı şöyle diyor, “Yollarınızı ve işlerinizi düzeltin, sizi bu yerde oturturum.
JER 7:4 ‘Yahve'nin tapınağı, Yahve'nin tapınağı, Yahve'nin tapınağı bunlardır’ deyip, yalan sözlere güvenmeyin.
JER 7:5 Çünkü yollarınızı ve işlerinizi tümüyle düzeltirseniz, bir adamla komşusu arasında adaleti tümüyle yerine getirirseniz,
JER 7:6 eğer yabancıya, yetime, dul kadına baskı yapmazsanız, bu yerde suçsuz kanı dökmezseniz, kendi zararınıza başka ilâhların ardından yürümezseniz,
JER 7:7 o zaman sizi bu yerde, atalarınıza ezelden beri verdiğim ülkede, daima oturtacağım.
JER 7:8 İşte, yararsız yalan sözlere güveniyorsunuz.
JER 7:9 Çalmak, adam öldürmek, zina etmek, yalan yere ant içmek, Baal'a buhur yakmak, bilmediğiniz başka ilâhların ardından yürümek,
JER 7:10 sonra da bütün bu iğrençlikleri yapmak için gelip, adımla çağırılan bu evde önümde durup, 'Kurtulduk' diyorsunuz, öyle mi?
JER 7:11 Adımla çağırılan bu ev, sizin gözünüzde haydutların ini mi oldu? İşte, ben kendim gördüm.” diyor Yahve.
JER 7:12 “Şimdi Şilo’daki yerime gidin, ilk başta adımı oraya yerleştirmiştim ve halkım İsrael’in kötülüğü için ona ne yaptığımı görün.
JER 7:13 Şimdi, bütün bu şeyleri yaptın,” diyor Yahve, “ve sana erken davranıp konuştum, ama dinlemedin; ve seni çağırdım, ama yanıt vermedin;
JER 7:14 bu yüzden adımla çağırılan, güvendiğiniz eve, sana ve atalarına verdiğim yere, Şilo’ya yaptığım gibi yapacağım.
JER 7:15 Seni önümden atacağım, tıpkı bütün kardeşlerini, Efraim’in bütün soyunu attığım gibi.”
JER 7:16 “Bu yüzden bu halk için dua etme. Onlar için bir feryat ya da dua yükseltme ya da aracılık etme, çünkü seni dinlemeyeceğim.
JER 7:17 Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında neler yaptıklarını görmüyor musun?
JER 7:18 Beni öfkelendirsinler diye, gökyüzünün kraliçesine pide pişirmek ve başka ilâhlara dökme sunular dökmek için, çocuklar odun topluyor, babalar ateşi yakıyor, kadınlar hamuru yoğuruyorlar.
JER 7:19 Beni mi öfkelendiriyorlar?” diyor Yahve. “Kendi yüzlerinin utancı için kendilerini değil mi?”
JER 7:20 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, öfkem ve gazabım bu yerin üzerine, insanın üzerine, hayvanın üzerine, kırın ağaçları üzerine ve toprağın ürünü üzerine dökülecek; yanacak ve söndürülmeyecek.”
JER 7:21 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Yakmalık sunularınızı kurbanlarınıza ekleyin de et yiyin.
JER 7:22 Çünkü Mısır'dan çıkardığım gün atalarınıza yakmalık sunular ya da kurbanlar hakkında söylemedim ya da onlara buyurmadım;
JER 7:23 ama onlara şunu buyurdum: 'Sözümü dinleyin, ben sizin Tanrınız olacağım, siz de benim halkım olacaksınız. Size buyurduğum bütün yolda yürüyün ki, sizin için iyilik olsun.'
JER 7:24 Ama dinlemediler, kulaklarını çevirmediler, kendi öğütlerine ve kötü yüreklerinin inatçılığına göre yürüdüler, ileri değil, geri gittiler.
JER 7:25 Atalarınızın Mısır diyarından çıktığı günden bu yana, her gün erken davranıp göndererek, size bütün hizmetkârlarımı, peygamberleri gönderdim.
JER 7:26 Ama beni dinlemediler, kulaklarını eğmediler, enselerini sertleştirdiler. Atalarından daha kötüsünü yaptılar.”
JER 7:27 “Onlara bütün bu sözleri söyleyeceksin, ama seni dinlemeyecekler. Onları çağıracaksın, ama sana yanıt vermeyecekler.
JER 7:28 Onlara şöyle diyeceksin, 'Bu, kendi Tanrıları Yahve'nin sözünü dinlemeyen, ders almayan ulustur. Gerçek yok oldu, ağızlarından kesildi.'
JER 7:29 Saçlarını kes, at, çıplak tepeler üzerinde ağıt yak; çünkü Yahve gazabının kuşağını reddetti ve bıraktı.'
JER 7:30 Yahve şöyle diyor, “Çünkü Yahuda'nın çocukları gözümde kötü olanı yaptılar. Adımla çağırılan evi kirletmek için kendi iğrençliklerini oraya koydular.
JER 7:31 Hinnomoğlu Vadisi'ndeki Tofet'te, oğullarını ve kızlarını ateşte yakmak için yüksek yerler yaptılar. Bunu ben buyurmadım, aklıma da gelmedi.
JER 7:32 Bu yüzden, Yahve şöyle diyor, “Artık ‘Tofet’ ya da ‘Hinnomoğlu Vadisi’ denmeyecek, ama ‘Kıyım Vadisi’ denileceği günler işte geliyor. Çünkü gömecek yer kalmayana dek Tofet'te gömecekler.
JER 7:33 Bu halkın cesetleri gökyüzünün kuşlarına ve yeryüzünün hayvanlarına yem olacak. Onları korkutup kaçıracak kimse olmayacak.
JER 7:34 O zaman Yahuda kentlerinden ve Yeruşalem sokaklarından neşe sesini, sevinç sesini, güvey sesini ve gelin sesini sona erdireceğim; çünkü ülke harap olacak.”
JER 8:1 Yahve şöyle diyor, “O zaman Yahuda krallarının kemiklerini, beylerinin kemiklerini, kâhinlerin kemiklerini, peygamberlerin kemiklerini ve Yeruşalem sakinlerinin kemiklerini mezarlarından çıkaracaklar.
JER 8:2 Bunları, sevdikleri, hizmet ettikleri, ardından gittikleri, aradıkları ve taptıkları güneşin, ayın ve gökteki bütün ordunun önüne serecekler. Toplanmayacaklar ve gömülmeyecekler. Yerin yüzünde gübre gibi olacaklar.
JER 8:3 Bu kötü boyun geri kalanı, onları sürmüş olduğum bütün yerlerde kalanlar, yaşamdan çok ölümü seçecekler.” diyor Ordular Yahvesi.
JER 8:4 “Üstelik onlara diyeceksin, ‘Yahve şöyle diyor: “'İnsan düşer de kalkmaz mı? Biri sapar da geri dönmez mi?
JER 8:5 Öyleyse Yeruşalem halkı neden sürekli döneklikle geri düştü? Hileye sarılıyorlar. Geri dönmeyi reddediyorlar.
JER 8:6 Dinledim ve duydum, ama doğru olanı söylemediler. Kötülüğünden tövbe eden yok, kimse “Ne yaptım?” demiyor. Herkes savaşta hızla koşan bir at gibi yoluna dönüyor.
JER 8:7 Evet, gökyüzündeki leylek belli kendi zamanlarını biliyor.'”'” Kumru, kırlangıç ve turna kendi geliş zamanlarını gözetiyor; ama halkım Yahve'nin yasasını bilmiyor.
JER 8:8 “'Nasıl diyorsunuz, “Biz bilgeyiz, ve Yahve'nin yasası bizimledir?” Ama işte, yazıcıların düzmece kalemi bunu yalana döndürdü.
JER 8:9 Bilgeler hayal kırıklığına uğradı. Korktular ve tuzağa düştüler. İşte, Yahve'nin sözünü reddettiler. İçlerinde nasıl bir bilgelik var?
JER 8:10 Bu yüzden karılarını başkalarına, Tarlalarını da onları mülk edinecek olanlara vereceğim. Çünkü en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes açgözlülüğe kapılmış; peygamberden kâhine kadar hepsi hileyle davranıyor.
JER 8:11 Halkımın kızının yarasını, esenlik olmadığı halde, “Esenlik, esenlik” diyerek üstten iyileştirdiler.
JER 8:12 İğrençlik ettiklerinde utandılar mı? Hayır, hiç utanmadılar. Kızarmadılar. Bu yüzden düşenlerin arasına onlar da düşecekler. Ziyaret edildikleri zaman aşağı atılacaklar, diyor Yahve.”'
JER 8:13 “Yahve şöyle diyor, 'Onları tümüyle bitireceğim. Asmada üzüm olmayacak, incir ağacında incir olmayacak, yaprak da solacak. Onlara verdiğim şeyler onlardan kaybolup gidecek.'”
JER 8:14 “Neden oturup duruyoruz? Toplanın! Surlu kentlere girelim, orada sessiz olalım; çünkü Tanrımız Yahve bizi susturdu, ve bize zehirli su içirdi, çünkü Yahve'ye karşı günah işledik.
JER 8:15 Esenlik bekledik, ama iyilik gelmedi; ve şifa zamanı, ve işte, dehşet!
JER 8:16 Atlarının horultusu Dan'dan duyuluyor. Bütün diyar güçlülerinin kişnemesinden titriyor; çünkü gelip ülkeyi ve içindeki her şeyi, kenti ve içinde oturanları yiyip bitirdiler.”
JER 8:17 “Çünkü işte, aranıza yılanlar, engerekler göndereceğim, ki onlara büyü yapılmaz; ve sizi sokacaklar.” diyor Yahve.
JER 8:18 Ah kedere karşı kendimi teselli edebilseydim! Yüreğim içimde baygın.
JER 8:19 İşte, halkımın kızının çok uzak bir ülkeden feryadının sesi: “Yahve Siyon'da değil mi? Kralı orada değil mi?” “Neden oyma suretleriyle ve yabancı putlarla beni öfkelendirdiler?”
JER 8:20 “Hasat geçti. Yaz bitti ve kurtulmadık.”
JER 8:21 Halkımın kızının yarasından yaralandım. Yas tutuyorum. Dehşet beni yakaladı.
JER 8:22 Gilad'da merhem yok mu? Orada hekim yok mu? Öyleyse halkımın kızı neden iyileşmedi?
JER 9:1 Keşke, başım sular, gözlerim gözyaşı pınarı olsa da, halkımın kızının öldürülmüş olanları için gece gündüz ağlasam!
JER 9:2 Keşke çölde konaklayacak bir yerim olsaydı da, halkımı bırakıp da yanlarından gitsem! Çünkü hepsi zina edici, hain bir topluluk.
JER 9:3 “Dillerini yaylarıymış gibi yalana eğiyorlar. Ülkede güçlendiler, ama gerçek için değil; çünkü kötülükten kötülüğe gidiyorlar, Ve beni bilmiyorlar.” diyor Yahve.
JER 9:4 “Herkes komşusundan sakınsın, ve hiçbir kardeşe güvenmeyin; çünkü her kardeş bütün bütün birbirinin ayağını kaydıracak, her komşu iftiracı gibi dolaşacak.
JER 9:5 Dostlar birbirini aldatır, gerçeği söylemez. Dillerini yalan söylemeyi öğrettiler. Kötülük işleyerek kendilerini yoruyorlar.
JER 9:6 Meskenin hilenin ortasındadır. Hile yüzünden beni tanımayı reddediyorlar.” diyor Yahve.
JER 9:7 Bu yüzden Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İşte onları eritip sınayacağım; çünkü halkımın kızı yüzünden başka nasıl davranabilirdim?
JER 9:8 Dilleri öldürücü bir oktur. Hile konuşur. Bir kimse komşusuna ağzıyla esenlik der, ama yüreğinde onu pusuya düşürmeyi bekler.
JER 9:9 Bunlardan dolayı onları cezalandırmam gerekmez mi?” diyor Yahve. “Böyle bir ulustan canım öç almamalı mı?
JER 9:10 Dağlar için ağlayıp yas tutacağım, çölün otlakları için ağıt yakacağım, çünkü yandılar, öyle ki kimse geçmiyor; insanlar sürü sesini duyamıyor. Hem gökyüzünün kuşları hem de hayvanlar kaçıp gittiler.”
JER 9:11 “Yeruşalem’i taş yığınları, çakal yeri yapacağım. Yahuda kentlerini ıssız, kimsesiz bırakacağım.”
JER 9:12 Bunu anlayacak kadar bilge olan kimdir? Yahve'nin ağzının bunu bildirmesi için konuştuğu kişi kimdir? Ülke neden mahvoldu ve çöl gibi yandı, öyle ki içinden kimse geçmiyor?
JER 9:13 Yahve şöyle diyor: “Çünkü önlerine koyduğum yasayı terk ettiler, sözümü dinlemediler, yollarımda yürümediler,
JER 9:14 ama kendi yüreklerinin inatçılığı ardından ve atalarının kendilerine öğrettiği Baallar’ın peşinden gittiler.”
JER 9:15 Bu yüzden İsrael’in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, bu halkı pelin otu ile besleyeceğim, onlara zehirli su içireceğim.
JER 9:16 Ayrıca, ne kendilerinin ne de atalarının bilmediği ulusların arasına da dağıtacağım. Ben onları tüketinceye kadar peşlerinden kılıcı göndereceğim.”
JER 9:17 Ordular Yahvesi şöyle diyor, “Düşünün ve yas tutan kadınları çağırın da gelsinler. Becerikli kadınları çağırtın da gelsinler.
JER 9:18 Acele edip bizim için ağıt yaksınlar da, gözlerimiz yaşlar akıtsın, göz kapaklarımız sularla fışkırsın.
JER 9:19 Çünkü Siyon'dan bir ağıt sesi duyuluyor: 'Nasıl da mahvolduk! Çok utandık çünkü ülkeyi terk ettik, çünkü evlerimizi yıktılar.'”
JER 9:20 Ancak, ey kadınlar, Yahve'nin sözünü dinleyin. Kulağınız O'nun ağzının sözünü kabul etsin. Kızlarınıza yas tutmayı öğretin. Herkes komşusuna ağıt öğretsin.
JER 9:21 Çünkü ölüm pencerelerimize çıktı, çocukları dışarıdan, gençleri sokaklardan kesip atmak için saraylarımıza girdi.
JER 9:22 Söyle, “Yahve şöyle diyor, ‘İnsanların cesetleri açık kır üzerinde gübre gibi, orakçının ardından düşen demet gibi düşecek. Onları kimse toplamayacak.’”
JER 9:23 Yahve şöyle diyor, “Bilge adam bilgeliğiyle övünmesin. Güçlü adam gücüyle övünmesin. Zengin adam zenginliğiyle övünmesin.
JER 9:24 Ama övünen bununla övünsün, anlayışa sahip olmakla, ve yeryüzünde sevgi dolu iyilik, adalet ve doğruluk yapanın ben Yahve olduğumu bilmekle övünsün, çünkü ben bunlardan hoşlanırım.” diyor Yahve.
JER 9:25 “İşte, günler geliyor,” diyor Yahve, “yalnız bedenen sünnetli olanların hepsini cezalandıracağım:
JER 9:26 Mısır'ı, Yahuda'yı, Edom'u, Ammon'un çocuklarını, Moav'ı ve çölde oturan saçlarının köşeleri kesilmiş olanların hepsini. Çünkü bütün uluslar sünnetsizdir ve bütün İsrael evi yürekte sünnetsizdir.”
JER 10:1 Ey İsrael evi, Yahve'nin size söylediği sözü dinleyin!
JER 10:2 Yahve şöyle diyor: “Ulusların yolunu öğrenmeyin, gökyüzü belirtilerinden korkmayın; çünkü uluslar onlardan korkar.
JER 10:3 Çünkü halkların gelenekleri boştur; çünkü biri ormandan bir ağaç keser, baltayla usta eli işidir.
JER 10:4 Onu gümüşle ve altınla süslerler. Çivilerle ve çekiçlerle sabitlerler, böylece yerinden oynamaz.
JER 10:5 Onlar tornacı işi palmiye ağacı gibidirler, ve konuşmazlar. Taşınmaları gerekir, çünkü hareket etmezler. Onlardan korkmayın; çünkü kötülük yapamazlar, onlarda iyilik yapmak da yoktur.”
JER 10:6 Senin gibisi yoktur, ey Yahve. Sen büyüksün, ve adın kudretinde büyüktür.
JER 10:7 Senden kim korkmaz, ey ulusların kralı? Çünkü bu sana aittir. Çünkü ulusların bütün bilgeleri ve bütün krallıkları arasında, senin gibisi yoktur.
JER 10:8 Ama onlar hem budala hem de akılsızdır, putlar tarafından eğitilmişlerdir! O yalnızca odundur.
JER 10:9 Tarşiş'ten dövülmüş gümüş levhalar, ve Ufaz'dan altın getirilir, oymacı ve kuyumcu eli işidir. Giysileri mavi ve mordur. Hepsi usta adamların işidir.
JER 10:10 Ama gerçek Tanrı Yahve'dir. O diri Tanrı ve ebedi Kral'dır. Gazabından yeryüzü titrer. Uluslar O'nun öfkesine dayanamazlar.
JER 10:11 “Onlara şöyle diyeceksin: ‘Gökleri ve yeri yaratmayan ilâhlar, yerden ve göklerin altından yok olacaklar.’”
JER 10:12 Tanrı, yeryüzünü kudretiyle yarattı. Dünyayı bilgeliğiyle kurdu, ve anlayışıyla gökleri gerdi.
JER 10:13 O ses verince göklerdeki sular gürler, ve buharları yeryüzünün uçlarından yükseltir. Yağmur için şimşekler yapar, ve hazinelerinden rüzgâr çıkarır.
JER 10:14 Herkes budala ve bilgisiz oldu. Her kuyumcu oyma suretinden dolayı hayal kırıklığına uğradı; çünkü dökme putu yalandır, ve onlarda soluk yoktur.
JER 10:15 Onlar boştur, aldatıcı bir iştir. Ziyaret edildikleri zaman yok olacaklar.
JER 10:16 Yakov'un payı bunlara benzemez; çünkü her şeyin yapıcısı O'dur; ve İsrael O'nun mirasının boyudur. Adı Ordular Yahvesi'dir.
JER 10:17 Ey kuşatma altında yaşayanlar, mallarınızı ülkeden toplayın.
JER 10:18 Çünkü Yahve şöyle diyor, “İşte, bu zamanda ülkenin sakinlerini sapanla atacağım, ve onları sıkıntıya sokacağım, böylece hissedecekler.”
JER 10:19 Yaram yüzünden vay halime! Yaram ciddi; ama dedim ki, “Gerçekten bu benim kederim ve buna katlanmalıyım.”
JER 10:20 Çadırım yıkıldı, ve bütün iplerim koptu. Çocuklarım benden uzaklaştı ve artık yoklar. Artık çadırımı gerecek, perdelerimi dikecek kimse yok.
JER 10:21 Çobanların hepsi budala oldu, ve Yahve’ye danışmadılar. Bu yüzden başarılı olmadılar ve bütün sürüleri dağıldı.
JER 10:22 İşte haber sesi geliyor, ve kuzey ülkesinden büyük bir kargaşalık, Yahuda kentlerini ıssız bırakmak, çakalların yurdu yapmak için.
JER 10:23 Ey Yahve, bilirim ki, insanın yolu kendi elinde değildir. Adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir.
JER 10:24 Ey Yahve, beni düzelt, ama yumuşak bir şekilde; öfkenle değil, yoksa beni hiçe indirirsin.
JER 10:25 Gazabını seni bilmeyen ulusların, ve adını çağırmayan boyların üzerine dök; çünkü Yakov'u onlar yediler, evet, onu yiyip tükettiler, ve onun yurdunu harap ettiler.
JER 11:1 Yahve'den Yeremya'ya gelen söz şöyleydi:
JER 11:2 “Bu antlaşmanın sözlerini dinleyin, Yahuda halkına ve Yeruşalem sakinlerine söyleyin.
JER 11:3 Onlara de ki, İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: ‘Bu antlaşmanın sözlerini dinlemeyen kişi lanetlidir.
JER 11:4 Bu antlaşmayı, Mısır diyarından, demir ocağından çıkardığım gün atalarınıza buyurup dedim, ‘Sözümü dinleyin ve size buyurduğum her şeye göre yapın. Böylece siz benim halkım olursunuz, ben de sizin Tanrınız olurum;
JER 11:5 böylece atalarınıza, bugün olduğu gibi, süt ve bal akan diyarı vereceğime dair ant içtiğim sözü yerine getiririm.’” O zaman ben yanıt verip, “Amin, Yahve!” dedim.
JER 11:6 Yahve bana şöyle dedi, “Bütün bu sözleri Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında duyur: ‘Bu antlaşmanın sözlerini işitin ve onları yapın.
JER 11:7 Çünkü Mısır diyarından çıkardığım gün atalarınıza karşı ciddiyetle karşı çıktım, bugün bile erken davranıp, “Sözümü dinleyin” diyerek karşı çıktım.
JER 11:8 Ama dinlemediler, kulaklarını çevirmediler, ama hepsi kötü yüreklerinin inatçılığı içinde yürüdü. Bu yüzden, yapmalarını buyurduğum bu antlaşmanın bütün sözlerini onların üzerlerine getirdim, ama yapmadılar.’”
JER 11:9 Yahve bana şöyle dedi, “Yahuda halkı ve Yeruşalem sakinleri arasında bir düzen kurulduğu bulundu.
JER 11:10 Sözlerimi dinlemeyi reddeden atalarının suçlarına geri döndüler. Başka ilâhlara hizmet etmek için onların ardından gittiler. İsrael evi ve Yahuda evi, atalarıyla yaptığım antlaşmayı bozdular.
JER 11:11 Bu yüzden Yahve şöyle diyor, ‘İşte, onların üzerine kaçıp kurtulamayacakları bir kötülük getireceğim; bana feryat edecekler, ama ben onları dinlemeyeceğim.
JER 11:12 O zaman Yahuda kentleri ve Yeruşalem sakinleri gidip buhur yaktıkları ilâhlara feryat edecekler, ama sıkıntı zamanlarında onları hiç kurtarmayacaklar.
JER 11:13 Çünkü kentlerinin sayısına göre ilâhları var, Yahuda; ve Yeruşalem sokaklarının sayısına göre utanç verici şeylere sunaklar, Baal'a buhur yakmak için sunaklar kurdunuz.”'
JER 11:14 “Bu yüzden bu halk için dua etmeyin, onlar için feryat ya da yakarış yükseltmeyin; çünkü sıkıntılarından dolayı bana feryat ettikleri zaman onları dinlemeyeceğim.
JER 11:15 Sevgilimin evimde ne işi var? Mademki birçoklarıyla edepsizlik etti, ve kutsal beden senden geçti? Kötülük yapınca seviniyorsun.”
JER 11:16 Yahve senin adını, “Güzel, iyi meyveli yeşil zeytin ağacı” diye koydu. Büyük bir kükreme sesiyle üzerinde ateş tutuşturdu, ve dalları kırıldı.
JER 11:17 Çünkü İsrael evi ve Yahuda evinin beni öfkelendirmek üzere Baal'a buhur sunmakla kendilerine ettikleri kötülük yüzünden, seni dikmiş olan Ordular Yahvesi sana karşı kötülük ilan etti.
JER 11:18 Yahve bana bunu bildirdi, ben de bildim. O zaman bana onların yaptıklarını gösterdin.
JER 11:19 Ama ben kesime götürülen uysal bir kuzu gibiydim. Bana karşı düzen kurduklarını bilmiyordum, “Ağacı meyvesiyle birlikte yok edelim, onu yaşayanlar diyarından kesip atalım ki, adı bir daha hatırlanmasın” diyorlardı.
JER 11:20 Ama doğrulukla yargılayan, yüreği ve düşünceyi sınayan ey Ordular Yahvesi, onlardan alacağın öcü göreceğim; çünkü davamı sana açıkladım.
JER 11:21 “Bu nedenle Yahve, canını arayan Anatot halkı için şöyle diyor: ‘Yahve'nin adıyla peygamberlik etmeyeceksin, yoksa bizim elimizle ölürsün.’
JER 11:22 Bu nedenle Ordular Yahvesi şöyle diyor, ‘İşte ben onları cezalandıracağım. Gençler kılıçla ölecek. Oğulları ve kızları kıtlıkla ölecekler.
JER 11:23 Onlardan geriye hiçbir şey kalmayacak. Çünkü ziyaret edildikleri yılda, Anatot halkının başına kötülük getireceğim.'”
JER 12:1 Ne zaman seninle çekişsem, sen haklısın, ey Yahve, yine de seninle davamı savunmak istiyorum. Kötülerin yolu neden başarılı oluyor? Neden çok hainlik edenlerin hepsi rahat?
JER 12:2 Onları sen diktin. Evet, kök saldılar. Büyüdüler. Evet, ürün verdiler. Ağızlarında yakınsın, ve yüreklerinden uzaksın.
JER 12:3 Ama sen, ey Yahve, beni biliyorsun. Beni görüyorsun ve yüreğimi sana karşı sınıyorsun. Onları kesim koyunları gibi çıkar, ve onları kesim gününe hazırla.
JER 12:4 Ülke ne zamana dek yas tutacak, ve bütün ülkenin otları ne zamana dek solacak? Orada oturanların kötülüğü yüzünden hayvanlar ve kuşlar yok oldu; çünkü onlar, “Bizim sonumuzu görmeyecek” dediler.
JER 12:5 “Eğer yaya gidenlerle koştuysan, ve seni yordularsa, o zaman atlarla nasıl çekişebilirsin? Esenlik ülkesinde güvende olsan da, ama Yarden'in gururunda nasıl yapacaksın?
JER 12:6 Çünkü kardeşlerin ve babanın evi bile, sana hainlik ettiler! Ardından yüksek sesle sana bağırdılar! Sana güzel sözler söyleseler bile, onlara inanma.”
JER 12:7 “Evimi terk ettim, mirasımı reddettim. Canımın sevdiğini düşmanlarının eline verdim.
JER 12:8 Mirasım ormandaki aslan gibi oldu bana. Bana karşı sesini yükseltti. Bu yüzden ondan nefret ettim.
JER 12:9 Mirasım bana benekli bir yırtıcı kuş gibi mi oldu? Her yandan yırtıcı kuşlar ona karşı mı? Git, kırın bütün hayvanlarını toplayın. Yiyip bitirmek için onları getirin.
JER 12:10 Birçok çoban bağımı mahvetti. Payımı ayaklar altında çiğnediler. Hoş payımı ıssız bir çöl ettiler.
JER 12:11 Onlar onu perişan ettiler. Kimsesiz karşımda yas tutuyor. Bütün ülke ıssız oldu, çünkü kimse aldırmıyor.
JER 12:12 Yıkıcılar çöldeki bütün çıplak tepeler üzerine geldiler; çünkü Yahve'nin kılıcı ülkenin bir ucundan öbür ucuna kadar yiyip bitiriyor. Hiçbir bedenin esenliği yok.
JER 12:13 Buğday ektiler, ve diken biçtiler. Kendilerini tükettiler ve hiçbir yarar sağlamadılar. Yahve'nin kızgın öfkesi yüzünden ürünlerinizden utanacaksınız.”
JER 12:14 Yahve şöyle diyor, “Halkım İsrael'e miras olarak verdiğim mirasa dokunan bütün kötü komşularım için: İşte, onları topraklarından söküp atacağım, Yahuda evini de aralarından söküp atacağım.
JER 12:15 Öyle olacak ki, onları söküp attıktan sonra geri döneceğim ve onlara acıyacağım. Herkesi kendi mirasına, herkesi kendi toprağına, onları geri getireceğim.
JER 12:16 Halkıma Baal üzerine ant içmeyi öğrettikleri gibi, onlar da halkımın yollarını, 'Yahve'nin varlığı hakkı için' diye benim adımla ant içmeyi özenle öğrenirlerse, o zaman halkımın ortasında güçlenecekler.
JER 12:17 Ama dinlemezlerse, o ulusu söküp atacağım, söküp yok edeceğim.” diyor Yahve.
JER 13:1 Yahve bana, “Git, kendine bir keten kuşak satın al, beline bağla ve onu suya koyma” dedi.
JER 13:2 Yahve'nin sözüne göre bir kuşak satın aldım, belime taktım.
JER 13:3 Yahve'nin sözü ikinci kez bana geldi ve şöyle dedi:
JER 13:4 “Belindeki satın aldığın kuşağı al, kalk, Fırat’a git, orada bir kaya kovuğuna sakla.”
JER 13:5 Yahve'nin bana buyurduğu gibi gidip Fırat'ın yanında onu sakladım.
JER 13:6 Çok günler sonra Yahve bana, “Kalk, Fırat’a git, sana orada saklamanı buyurduğum kuşağı oradan al” dedi.
JER 13:7 Fırat’a gittim, kazdım, kuşağı saklamış olduğum yerden çıkardım; ve işte, kuşak mahvolmuştu. Hiçbir şeye yaramazdı.
JER 13:8 O zaman Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
JER 13:9 “Yahve şöyle diyor, 'Yahuda'nın gururunu ve Yeruşalem'in büyük gururunu böyle mahvedeceğim.
JER 13:10 Sözlerimi dinlemeyi reddeden, yüreklerinin inatçılığı içinde yürüyen, başka ilâhlara hizmet etmek ve onlara tapınmak için başka ilâhların ardınca giden bu kötü halk, hiçbir işe yaramayan bu kuşak gibi olacak.
JER 13:11 Çünkü kuşak bir adamın beline nasıl yapışırsa, ben de bütün İsrael evini ve bütün Yahuda evini öyle kendime yapıştırdım.' diyor Yahve. 'Böylece onlar benim için halk, ad, övgü ve yücelik olsunlar; ama onlar dinlemedi.”'
JER 13:12 “Bu yüzden onlara şu sözü söyleyeceksin: ‘İsrael’in Tanrısı Yahve şöyle diyor, “Her tulum şarapla doldurulacak.”' Onlar sana, 'Her tulumun şarapla dolacağını kuşkusuz biz bilmiyor muyuz?' diyecekler.
JER 13:13 O zaman onlara şöyle de, ‘Yahve şöyle diyor, “İşte, ben bu ülkenin bütün sakinlerini, David’in tahtında oturan kralları, kâhinleri, peygamberleri ve Yeruşalem’in bütün sakinlerini sarhoşlukla dolduracağım.
JER 13:14 Babaları oğullarıyla birlikte, onları birbirlerine çarpacağım.” diyor Yahve. ‘Acımayacağım, esirgemeyeceğim, onları yok etmekte merhamet göstermeyeceğim."”'
JER 13:15 Dinleyin ve kulak verin. Gururlanmayın, çünkü Yahve söyledi.
JER 13:16 Karanlığı çöktürmeden önce, ayaklarınız karanlık dağlar üzerinde tökezlemeden önce, ve siz ışık beklerken, onu ölüm gölgesine çevirip koyu karanlığı bastırmadan önce, Tanrınız Yahve'ye yücelik verin.
JER 13:17 Ama eğer dinlemezseniz, canım gururunuz için gizlice ağlayacak. Gözüm acı acı ağlayacak, ve gözyaşı dökecek, çünkü Yahve'nin sürüsünü sürgün ettiler.
JER 13:18 Krala ve kraliçe anaya deyin ki, “Kendinizi alçaltın. Oturun, çünkü taçlarınız, yüceliğinizin tacı düştü.
JER 13:19 Güney kentleri kapandı, ve onları açacak kimse yok. Bütün Yahuda sürüldü. Tamamen sürüldüler.
JER 13:20 Gözlerinizi kaldırın da kuzeyden gelenleri görün. Sana verilen sürü, güzel sürün nerede?
JER 13:21 Sana dost olmayı kendilerine öğrettiğin kişileri senin üzerine baş olarak koyduğunda ne diyeceksin? Doğuran kadın gibi, ağrılar seni ele geçirmeyecek mi?”
JER 13:22 Yüreğinde, “Bunlar neden başıma geldi?” dersen, suçunun büyüklüğünden eteklerin açıkta, topukların zorlanıyor.
JER 13:23 Etiyopyalı kendi derisini, ya da leopar beneklerini değiştirebilir mi? O zaman kötülük yapmaya alışmış olan sizler de iyilik yapabilirsin.
JER 13:24 “Bu yüzden onları çöl rüzgârıyla savrulan anız gibi dağıtacağım.
JER 13:25 Bu senin kuran, benden sana biçilen paydır.” diyor Yahve, “Çünkü beni unuttun, ve yalana güvendin.”
JER 13:26 “Bu yüzden senin yüzüne eteklerini açacağım, ayıbın görünecek.
JER 13:27 Kırdaki tepeler üzerinde iğrençliklerini, zinalarını, ve kişnemelerini, fahişeliğinin arsızlığını gördüm. Vay haline, ey Yeruşalem! Temizlenmeyeceksin. Daha ne vakte kadar?”
JER 14:1 Kuraklık hakkında Yeremya'ya gelen Yahve'nin sözü şudur:
JER 14:2 “Yahuda yas tutuyor, ve kapıları solgun. Yerde siyahlara bürünmüş oturuyorlar. Yeruşalem'in feryadı yükseliyor.
JER 14:3 Soyluları küçüklerini sulara gönderiyor. Sarnıçlara geliyorlar, ve su bulamıyorlar. Kapları boş dönüyorlar. Hayal kırıklığına uğruyorlar, şaşkına dönüp başlarını örtüyorlar.
JER 14:4 Çatlamış toprak yüzünden, ülkede yağmur yağmadığı için, çiftçiler hayal kırıklığına uğruyor. Başlarını örtüyorlar.
JER 14:5 Evet, kırdaki dişi geyik de yavrusunu doğurup bırakıyor, çünkü ot yok.
JER 14:6 Yaban eşekleri çıplak tepeler üzerinde duruyor. Çakallar gibi havayı hızlı hızlı soluyorlar. Gözleri sönüyor, çünkü yeşillik yok.
JER 14:7 Suçlarımız bize karşı tanıklık etse de, sen ey Yahve, kendi adın uğruna çalış; çünkü isyanlarımız çoktur. Sana karşı günah işledik.
JER 14:8 Ey sen İsrael'in umudu, sıkıntı zamanındaki onun Kurtarıcısı, neden ülkede bir yabancı, ve geceyi geçirmek için yolundan sapan bir yolcu gibi olasın?
JER 14:9 Neden ürkmüş biri gibi, kurtarmaya güce yetmeyen bir yiğit gibi olasın? Oysa sen, ey Yahve, aramızdasın, ve biz senin adınla çağırılıyoruz. Bizi bırakma.”
JER 14:10 Yahve bu halka şöyle diyor: “Böyle dolaşmayı sevdiler. Ayaklarını alıkoymadılar. Bu yüzden Yahve onları kabul etmiyor. Şimdi suçlarını hatırlayacak, ve günahları için onları cezalandıracak.”
JER 14:11 Yahve bana, “Bu halkın iyiliği için dua etme” dedi.
JER 14:12 “Oruç tuttuklarında feryatlarını duymayacağım, yakmalık sunu ve tahıl sunusu sunduklarında onları kabul etmeyeceğim; ama onları kılıçla, kıtlıkla ve vebayla tüketeceğim.”
JER 14:13 O zaman şöyle dedim, “Ah, ey Efendi Yahve! İşte peygamberler onlara, ‘Kılıcı görmeyeceksiniz, kıtlık da çekmeyeceksiniz. Ama bu yerde size kesin esenlik vereceğim.’ diyor.”
JER 14:14 O zaman Yahve bana şöyle dedi, “Peygamberler benim adıma yalan peygamberlik ediyor. Onları ben göndermedim, onlara buyurmadım, onlara söylemedim. Size yalan bir görüm, falcılık, hiçlik ve kendi yüreklerinin aldatmacasını peygamberlik ediyorlar.
JER 14:15 Bu yüzden Yahve, kendilerini göndermediğim halde benim adımla peygamberlik eden peygamberler hakkında şöyle diyor: ‘Bu ülkede kılıç ve kıtlık olmayacak’ diyorlar. Bu peygamberler kılıç ve kıtlıkla tükenecekler.
JER 14:16 Peygamberlik ettikleri halk kıtlık ve kılıç yüzünden Yeruşalem sokaklarına atılacak. Onları, kendilerini, karılarını, oğullarını ve kızlarını gömecek kimseleri olmayacak. Çünkü onların kötülüğünü kendi üzerlerine dökeceğim.”
JER 14:17 “Onlara şu sözü söyleyeceksin: '“Gözlerim gece gündüz yaş akıtsın, ve durmasın; çünkü halkımın el değmemiş kızı büyük bir yarıkla, çok ağır bir yarayla kırıldı.
JER 14:18 Eğer kıra çıksam, işte kılıçla öldürülenler! Kente girsem, işte kıtlıktan hasta olanlar! Çünkü peygamber de kâhin de ülkede dolanıyor, ama hiçbir şey bilmiyorlar.”'
JER 14:19 Yahuda’yı bütünüyle reddettin mi? Canın Siyon’dan tiksindi mi? Neden bizi vurdun, bize şifa yok? Esenliği bekledik, ama iyilik gelmedi; ve şifa zamanı bekledik, işte, dehşet!
JER 14:20 Ey Yahve, kötülüğümüzü, ve atalarımızın suçunu kabul ediyoruz; çünkü sana karşı günah işledik.
JER 14:21 Adın uğruna bizden tiksinme. Görkeminin tahtını utandırma. Hatırla ve bizimle olan antlaşmanı bozma.
JER 14:22 Ulusların boş şeyleri arasında yağmur yağdırabilen var mı? Ya da gökyüzü sağanak verebilir mi? Sen Tanrımız Yahve değil misin? Bu yüzden seni bekleyeceğiz; çünkü bütün bu şeyleri sen yaptın.”
JER 15:1 O zaman Yahve bana şöyle dedi, “Moşe ve Samuel önümde dursalar bile, yine düşüncem bu halka yönelmez. Onları önümden at da çıksınlar!
JER 15:2 Öyle olacak ki, sana, ‘Nereye çıkacağız?’ diye sorduklarında, onlara şöyle diyeceksin, ‘Yahve şöyle diyor: “Ölüm için olanlar ölüme, kılıç için olanlar kılıca, kıtlık için olanlar kıtlığa, sürgün için olanlar sürgüne."”'
JER 15:3 Yahve şöyle diyor, “Onların üzerine dört çeşidini atayacağım: Öldürmek için kılıcı, parçalamak için köpekleri, yiyip bitirmek ve yok etmek için gökyüzünün kuşlarını ve yeryüzünün hayvanlarını.
JER 15:4 Yahuda Kralı Hizkiya oğlu Manaşşe’nin Yeruşalem’de yaptığı şeyler yüzünden, onları yeryüzünün bütün krallıkları arasında oradan oraya savuracağım.
JER 15:5 Çünkü ey Yeruşalem, sana kim acıyacak? Sana kim yas tutacak? Halini sormaya kim gelecek?
JER 15:6 Beni reddettin.” diyor Yahve. “Geri gittin. Bu yüzden elimi sana karşı uzattım, ve seni yok ettim. Acımaktan yoruldum.
JER 15:7 Ülkenin kapılarında onları yabayla savurdum. Çocuksuz bıraktım. Halkımı yok ettim. Yollarından dönmediler.
JER 15:8 Dul kadınları deniz kumundan daha çok çoğaldı. Onlara, genç adamların anası üzerine öğleyin yok ediciyi getirdim. Ansızın onun üzerine sıkıntı ve dehşetleri düşürdüm.
JER 15:9 Yedi çocuk doğuran kadın cansızlaşıp, ruhunu teslim etti. Onun güneşi daha gündüzken battı. Hayal kırıklığına uğradı ve utandı. Geriye kalanlarını düşmanlarının önünde kılıca teslim edeceğim.” diyor Yahve.
JER 15:10 Vay halime, ey anam! Beni bütün dünya ile kavga ve çekişme adamı olarak doğurmuşsun! Ben ödünç vermedim, kimse de bana ödünç vermedi; yine de hepsi bana lanet ediyor.
JER 15:11 Yahve şöyle dedi, “Elbette seni iyilik için güçlendireceğim. Kesinlikle düşmanın kötülük zamanında, ve sıkıntı zamanında sana yalvarmasını sağlayacağım.
JER 15:12 Bir kimse demiri, kuzeyden gelen demiri ve tuncu kırabilir mi?
JER 15:13 Malını ve hazinelerini bedelsiz olarak yağma edeceğim, bunu da bütün günahların için, bütün sınırların boyunca.
JER 15:14 Onları düşmanlarınla birlikte bilmediğin bir ülkeye geçireceğim; çünkü öfkemde bir ateş tutuştu, sizin üzerinizde yanacak.”
JER 15:15 Ey Yahve, sen bilirsin. Beni hatırla, beni ziyaret et, ve zulmedenlerimden öcümü al. Sen sabırlısın, bu yüzden beni kaptırma. Senin uğruna hakarete uğradığımı bil.
JER 15:16 Sözlerin bulundu, ve onları yedim. Sözlerin bana neşe ve yüreğime sevinç oldu, çünkü senin adınla çağırılıyorum, ey Ordular Tanrısı Yahve.
JER 15:17 Sevinip coşanlar topluluğunda oturmadım. Senin elinden ötürü tek başıma oturdum, çünkü beni öfkeyle doldurdun.
JER 15:18 Acım neden sürekli, iyileşmek istemeyen yaram neden çaresiz? Gerçekten de bana aldatıcı bir dere, tükenen sular gibi mi olacaksın?
JER 15:19 Bu yüzden Yahve şöyle diyor, “Eğer dönersen, seni geri getireceğim, ki önümde durasın; ve eğer değerli olanı değersizden ayırırsan, benim ağzımmış gibi olursun. Onlar sana dönecekler, ama sen onlara dönmeyeceksin.
JER 15:20 Seni bu halka sağlam bir tunç duvar yapacağım. Sana karşı savaşacaklar, ama sana karşı galip gelemeyecekler; çünkü seni kurtarmak ve seni özgür kılmak için ben seninleyim.” diyor Yahve.
JER 15:21 “Seni kötülerin elinden özgür kılacağım, ve seni korkunçların elinden fidyeyle kurtaracağım.”
JER 16:1 O zaman Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
JER 16:2 “Bu yerde karı alma, oğulların ya da kızların olmasın.”
JER 16:3 Çünkü Yahve, bu yerde doğan oğullar ve kızlar, onları doğuran anaları ve bu ülkede babaları olan babaları için şöyle diyor:
JER 16:4 “Acıklı ölümlerle ölecekler. Onlar için ağıt yakılmayacak, gömülmeyecekler. Toprağın yüzünde gübre gibi olacaklar. Kılıç ve kıtlık tarafından tüketilecekler. Cesetleri gökyüzünün kuşlarına ve yeryüzünün hayvanlarına yem olacak.”
JER 16:5 Çünkü Yahve şöyle diyor, “Yas evine girme, ağıt yakmaya gitme. Onlar için yas tutma. Çünkü bu halktan esenliğimi, sevgi dolu iyiliği ve sevecen merhametlerimi kaldırdım.” diyor Yahve
JER 16:6 “Bu ülkede büyük küçük herkes ölecek. Gömülmeyecekler. İnsanlar onlar için ağıt yakmayacaklar, kendilerini yaralamayacaklar ya da onlar için saç yolmayacaklar.
JER 16:7 Ölü yüzünden onları teselli etmek için yas tutarken ekmek kırmayacaklar. Babaları ya da analarına içsinler diye, insanlar onlara teselli kâsesi vermeyecekler.”
JER 16:8 “Onlarla birlikte oturup yiyip içmek için ziyafet evine girmeyeceksin.”
JER 16:9 Çünkü İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, gözlerinizin önünde ve sizin günlerinizde bu yerden neşe sesini, sevinç sesini, güvey sesini ve gelin sesini sona erdireceğim.
JER 16:10 Öyle olacak ki, bu halka bütün bu sözleri söylediğin zaman, sana, ‘Yahve neden bize karşı bütün bu büyük kötülüğü söyledi?’ ya da, ‘Suçumuz nedir?’ ya da, ‘Tanrımız Yahve'ye karşı işlediğimiz günah nedir?’ diye sorunca,
JER 16:11 o zaman onlara şöyle diyeceksin, ‘Çünkü atalarınız beni bıraktı,’ diyor Yahve, ‘Başka ilâhların ardından yürüdüler, onlara hizmet ettiler, onlara tapındılar, beni bırakıp yasamı tutmadılar.
JER 16:12 Siz atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız, çünkü işte, siz de her biriniz kendi kötü yüreğinin inatçılığı ardından yürüyorsunuz, onun için beni dinlemiyorsunuz.
JER 16:13 Bu yüzden sizi bu ülkeden, ne sizin ne de atalarınızın bilmediği bir ülkeye atacağım. Orada gece gündüz başka ilâhlara hizmet edeceksiniz, çünkü size lütfetmeyeceğim.”'
JER 16:14 “Bundan dolayı, işte, günler geliyor,” diyor Yahve, “artık, ‘İsrael'in çocuklarını Mısır diyarından çıkarmış olan Yahve'nin varlığı hakkı için’ denilmeyecek,
JER 16:15 ancak, ‘İsrael'in çocuklarını kuzey ülkesinden ve sürmüş olduğu bütün ülkelerden çıkarmış olan Yahve'nin varlığı hakkı için’ denilecek. Onları atalarına vermiş olduğum topraklara geri getireceğim.
JER 16:16 “İşte, ben birçok balıkçı göndereceğim,” diyor Yahve, “ve onları tutacaklar. Sonra birçok avcı göndereceğim, ve her dağdan, her tepeden, kaya kovuklarından onları avlayacaklar.
JER 16:17 Çünkü gözlerim onların bütün yollarının üzerindedir. Onlar yüzümden gizli değiller. Onların suçları gözümden gizli değil.
JER 16:18 Önce suçlarının ve günahlarının iki kat karşılığını vereceğim, çünkü tiksindirici leşleriyle ülkemi kirlettiler ve mirasımı iğrençlikleriyle doldurdular.”
JER 16:19 Yahve, gücüm, kalem, ve sıkıntı gününde sığınağımdır, uluslar dünyanın uçlarından sana gelecekler, ve şöyle diyecekler, “Atalarımız yalnızca yalanlar, boş ve yararsız şeyler miras aldılar.
JER 16:20 İnsan kendine, ilâh olmayan ilâhlar yapar mı?”
JER 16:21 “Bu yüzden işte, onlara bildireceğim, bu kez onlara elimi ve gücümü bildireceğim. O zaman adımın Yahve olduğunu bilecekler.”
JER 17:1 “Yahuda’nın günahı demir kalemle, elmas uçla yazıldı. Yüreklerinin levhasına, ve sunaklarının boynuzlarına kazındı.
JER 17:2 Çocukları bile sunaklarını, ve yüksek tepeler üzerindeki yeşil ağaçların yanındaki Aşera direklerini hatırlıyorlar.
JER 17:3 Ey kırdaki dağım, senin sınırlarının hepsinde, malını ve bütün hazinelerini, ve yüksek yerlerini, günah yüzünden, yağmaya vereceğim.
JER 17:4 Sen kendin, sana verdiğim mirasından vazgeçeceksin. Sana bilmediğin ülkede düşmanlarına hizmet ettireceğim, çünkü öfkemde daima yanacak ateş tutuşturdunuz.”
JER 17:5 Yahve şöyle diyor: “İnsana güvenen, beden gücüne dayanan, ve yüreği Yahve'den ayrılan kişi lanetlidir.
JER 17:6 Çünkü o, çöldeki çalı gibidir; iyilik geldiğinde görmeyecek, ama çölün kurak yerlerinde, kimsenin oturmadığı tuz diyarında oturacaktır.”
JER 17:7 “Ne mutlu, Yahve'ye güvenen, ve güveni Yahve'de olan insana.
JER 17:8 Çünkü o, suların yanına dikilmiş, köklerini ırmak kenarına yayan, sıcak gelince korkmayan, ama yaprağı yeşil olan, ve kuraklık yılında kaygılanmayan ağaca benzer. Meyve vermekten geri kalmaz.
JER 17:9 Yürek her şeyden daha aldatıcıdır, ve fazlasıyla bozuktur. Onu kim bilebilir?”
JER 17:10 “Ben, Yahve, aklı araştırırım. Her insana yollarına göre, işlerinin meyvesine göre karşılık vermek için yüreği sınarım.”
JER 17:11 Yumurtlamadığı yumurtaların üzerinde oturan keklik gibi, haksızlıkla zengin olan da öyledir. Onlar onu günlerinin ortasında terk edecekler. Sonu geldiğinde akılsız olacak.
JER 17:12 Başlangıçtan yükseltilmiş görkemli taht, tapınağımızın yeridir.
JER 17:13 İsrael'in umudu ey Yahve, seni bırakanların hepsi hayal kırıklığına uğrayacak. Benden ayrılanlar yeryüzüne yazılacak, çünkü diri suların kaynağı olan Yahve'yi bıraktılar.
JER 17:14 Ey Yahve, beni iyileştir, iyileşirim. Beni kurtar, kurtulurum; çünkü sen benim övgümsün.
JER 17:15 İşte bana, “Yahve'nin sözü nerede? Şimdi yerine gelsin.” diye soruyorlar.
JER 17:16 Ben ise senin ardından çoban olmakta acele etmedim. Ben o kötü günü dilemedim. Biliyorsun. Dudaklarımdan çıkanlar senin yüzünün önündeydi.
JER 17:17 Benim için dehşet olma. Kötü günde sığınağım sensin.
JER 17:18 Bana zulmedenler hayal kırıklığına uğrasın, ama beni hayal kırıklığına uğratma. Onlar dehşete düşsün, ama beni dehşete düşürme. Kötü günü onların üzerine getir, ve onları iki kat yıkımla yok et.
JER 17:19 Yahve bana şöyle dedi: “Git ve Yahuda krallarının girip çıktıkları halkım çocuklarının kapısında, ve Yeruşalem'in bütün kapılarında dur.
JER 17:20 Onlara şöyle de, ‘Ey Yahuda kralları, bütün Yahuda ve Yeruşalem sakinlerinin hepsi, bu kapılardan girenler, Yahve'nin sözünü dinleyin:
JER 17:21 Yahve şöyle diyor, “Dikkatli olun, Şabat Günü yük taşımayın ve Yeruşalem kapılarından içeri getirmeyin.
JER 17:22 Şabat Günü evlerinizden yük çıkarmayın. Hiçbir iş yapmayın, ama atalarınıza buyurduğum gibi Şabat Günü'nü kutsal kılın.
JER 17:23 Ama dinlemediler. Kulaklarını döndürmediler, ama duymasınlar ve ders almasınlar diye enselerini sertleştirdiler.
JER 17:24 Eğer beni dikkatle dinlerseniz,” diyor Yahve, “Şabat Günü'nde bu kentin kapılarından hiçbir yük getirmeyerek, ama Şabat Günü'nü kutsal kılarak, içinde hiçbir iş yapmayarak; öyle olacak ki,
JER 17:25 o zaman krallar ve beyler David'in tahtı üzerinde oturanlar, arabalara ve atlara binenler, kendileri ve beyleri, Yahuda adamları ve Yeruşalem sakinleri bu kentin kapılarından girecekler; ve bu kent daima kalacaktır.
JER 17:26 Yahuda kentlerinden, Yeruşalem çevresindeki yerlerden, Benyamin diyarından, ovadan, dağlık bölgeden ve Güney'den gelip, yakmalık sunular, kurbanlar, ekmek sunuları ve günnük ve şükran kurbanları getirerek Yahve'nin evine girecekler.
JER 17:27 Ama eğer Şabat Günü'nü Yeruşalem kapılarından girmeyerek, yük taşımayarak Şabat Günü'nü kutsal kılmakta beni dinlemezseniz, o zaman onun kapılarında ateş tutuşturacağım ve Yeruşalem saraylarını yiyip bitirecek. Sönmeyecek."”'
JER 18:1 Yahve'den Yeremya'ya gelen söz şöyleydi:
JER 18:2 “Kalk, çömlekçinin evine in, orada sana sözlerimi işittireceğim.”
JER 18:3 O zaman çömlekçinin evine indim, işte, çarklar üzerinde bir şey yapıyordu.
JER 18:4 Çömlekçinin yaptığı kil kap çömlekçinin elinde bozulunca, çömlekçi hoşuna giden ondan yeniden başka bir kap yaptı.
JER 18:5 O zaman Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
JER 18:6 “Ey İsrael evi, size bu çömlekçinin yaptığı gibi yapamaz mıyım?” diyor Yahve. “İşte, kil çömlekçinin elinde nasılsa, siz de benim elimde öylesiniz, ey İsrael evi.
JER 18:7 Bir ulustan ve bir krallıktan, onu söküp yıkmak ve yok etmek için söz ettiğim anda,
JER 18:8 eğer hakkında konuştuğum ulus kötülüğünden dönerse, onlara yapmayı düşündüğüm kötülükten tövbe ederim.
JER 18:9 Bir ulustan ve bir krallıktan, onu kurup dikmek için söz ettiğim anda,
JER 18:10 eğer gözümde kötü olanı yaparlarsa, sözümü dinlemezlerse, onlara iyilik edeceğimi söylediğim iyilikten tövbe ederim.”
JER 18:11 “Şimdi Yahuda halkına ve Yeruşalem sakinlerine söyleyip de, ‘Yahve şöyle diyor: “İşte, size kötülük tasarlıyorum, size karşı bir düzen kuruyorum. Şimdi herkes kötü yolundan dönsün, yollarınızı ve işlerinizi düzeltin.”'
JER 18:12 Ama onlar, ‘Boşuna,’ diyorlar. 'Çünkü biz kendi tasarılarımızın ardından yürüyeceğiz ve her birimiz yüreğimizin inatçılığının peşinden gideceğiz.'”
JER 18:13 Bu yüzden Yahve şöyle diyor: “Şimdi ulusların arasında sorun, ‘Böyle şeyleri kim duymuştur?’ İsrael’in el değmemiş kızı çok korkunç bir şey yaptı.
JER 18:14 Lübnan’ın karı kırın kayasından tükenecek mi? Uzaktan akan soğuk sular kuruyacak mı?
JER 18:15 Çünkü halkım beni unuttu. Yalancı ilâhlara buhur yaktılar. Yapılmamış, sapa yollarda yürümek üzere, eski patikalarda, kendi yollarında tökezlettiler ki,
JER 18:16 onların ülkesini şaşkınlık, ve sürekli ıslık konusu yapsınlar. Oradan geçen herkes şaşacak ve başını sallayacak.
JER 18:17 Düşman önünde onları doğu rüzgârı gibi dağıtacağım. Felaket gününde onlara yüz değil, arka göstereceğim.
JER 18:18 O zaman şöyle dediler, “Gelin! Yeremya’ya karşı düzenler tasarlayalım; çünkü yasa kâhinden, öğüt bilgeden, söz peygamberden kaybolmaz. Gelin, onu dille vuralım, sözlerinden hiçbirine kulak vermeyelim.”
JER 18:19 Bana kulak ver, ey Yahve, ve benimle çekişenlerin sözünü duy.
JER 18:20 İyiliğe karşı kötülük mü verilmeli ? Çünkü canım için çukur kazdılar. Senin gazabını onlardan döndürmek üzere onlar için iyi söz söyleyeyim diye, senin önünde nasıl durduğumu hatırla.
JER 18:21 Bu yüzden çocuklarını kıtlığa teslim et, ve onları kılıcın eline teslim et. Karıları çocuksuz ve dul kalsın. Erkekleri öldürülsün, ve gençleri savaşta kılıçla vurulsun.
JER 18:22 Sen üzerlerine ansızın bir ordu getirince, evlerinden çığlık duyulsun; çünkü beni tutmak için çukur kazdılar, ve ayaklarım için gizli tuzaklar.
JER 18:23 Ancak, ey Yahve, beni öldürmek için onların bana karşı olan bütün niyetlerini biliyorsun. Suçlarını bağışlama. Önünde günahlarını silme, önünde devrilsinler. Öfken zamanında onlarla ilgilen.
JER 19:1 Yahve şöyle dedi: “Git, bir çömlekçi kabı satın al, halkın ihtiyarlarından ve kâhinlerin ihtiyarlarından birkaçını yanına al.
JER 19:2 Harsit Kapısı'nın girişinde bulunan Hinnomoğlu Vadisi'ne çık, orada sana söyleyeceğim sözleri duyur.
JER 19:3 Şöyle de, ‘Yahve'nin sözünü dinleyin, ey Yahuda kralları ve Yeruşalem sakinleri: İsrael’in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İşte, ben bu yerin üzerine öyle bir kötülük getireceğim ki, her işitenin kulağı çınlayacak.
JER 19:4 Çünkü beni terk ettiler, burayı kirlettiler, bilmedikleri başka ilâhlara buhur yaktılar, ataları ve Yahuda kralları burayı suçsuzların kanıyla doldurdular,
JER 19:5 ve çocuklarını Baal'a yakmalık sunu olarak ateşte yakmak için Baal'ın yüksek yerlerini yaptılar. Bunu ben buyurmadım, söylemedim, aklımdan bile geçirmedim.
JER 19:6 Bu yüzden, işte günler geliyor,” diyor Yahve, “Bu yer artık 'Tofet' ya da 'Hinnomoğlu Vadisi' olarak değil, ancak 'Kıyım Vadisi' olarak anılacak."”'
JER 19:7 ““'Yahuda ve Yeruşalem'in öğüdünü bu yerde boşa çıkaracağım. Onları düşmanlarının önünde kılıçla, onların hayatlarına susayanların eline düşüreceğim. Cesetlerini gökyüzünün kuşlarına, yeryüzünün hayvanlarına yem olarak vereceğim.
JER 19:8 Bu kenti şaşkınlık ve ıslık konusu yapacağım. Her geçen, başına gelen bütün belalardan ötürü şaşıp ıslık çalacak.
JER 19:9 Onlara oğullarının ve kızlarının etini yedireceğim. Düşmanlarının ve hayatlarını arayanların kuşatması ve sıkıntısı içinde, her biri dostunun etini yiyecek."”'
JER 19:10 “O zaman seninle birlikte giden adamların önünde kabı kıracaksın,
JER 19:11 ve onlara şöyle diyeceksin, 'Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Bu halkı ve bu kenti, nasıl ki, biri çömlekçi kabını kırar da bir daha bütünleşmez, ben de öyle kıracağım. Gömecek yer kalmayana dek Tofet'e gömecekler.
JER 19:12 Buraya ve sakinlerine şunu yapacağım,” diyor Yahve, “Bu kenti Tofet gibi yapacağım.
JER 19:13 Kirlenmiş olan Yeruşalem'in evleri ve Yahuda krallarının evleri, damları üzerinde gökyüzü ordusunun tümüne buhur yakılmış ve başka ilâhlara dökme sunusu dökülmüş olan o evlerin hepsi, Tofet yeri gibi olacaklar"”'
JER 19:14 O zaman Yeremya, Yahve'nin kendisini peygamberlik etmesi için gönderdiği Tofet'ten geldi. Yahve'nin evinin avlusunda durup bütün halka şöyle dedi:
JER 19:15 “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, 'İşte, bu kente ve bütün kasabalarına, ona karşı söylemiş olduğum bütün kötülüğü getireceğim. Çünkü sözlerimi dinlemesinler diye enselerini sertleştirdiler.'”
JER 20:1 Ve kâhin İmmer oğlu Paşhur, Yahve evinin baş görevlisi, Yeremya'nın bu şeyleri peygamberlik ettiğini duydu.
JER 20:2 O zaman Paşhur Peygamber Yeremya'yı dövdü ve Yahve'nin evinde bulunan Benyamin'in yukarı kapısındaki tomruğa onu vurdu.
JER 20:3 Ertesi gün Paşhur, Yeremya'yı tomruktan çıkardı. O zaman Yeremya ona, “Yahve senin adını Paşhur değil, Magormissabib koydu.” dedi.
JER 20:4 Çünkü Yahve şöyle diyor, 'İşte, ben seni kendine ve bütün dostlarına dehşet kılacağım. Onlar düşmanlarının kılıcıyla düşecekler ve gözlerin bunu görecek. Bütün Yahuda'yı Babil Kralı'nın eline vereceğim ve onları Babil'e sürecek ve kılıçla onları öldürecek.
JER 20:5 Bu kentin bütün zenginliğini, bütün kazancını, bütün değerli şeylerini de vereceğim, evet, Yahuda krallarının bütün hazinelerini düşmanlarının eline vereceğim. Onları esir alacaklar, alıp Babil'e götürecekler.
JER 20:6 Sen, Paşhur ve evinde oturanların hepsi sürgüne gideceksiniz. Sen ve kendilerine yalancı peygamberlik ettiğin bütün dostların, Babil'e geleceksin, orada öleceksin ve orada gömüleceksin.'”
JER 20:7 Ey Yahve, beni kandırdın, ben de kandım. Sen benden güçlüsün ve galip geldin. Bütün gün alay konusu oldum. Herkes benimle alay ediyor.
JER 20:8 Çünkü ne zaman konuşsam, feryat ediyorum; “Zorbalık ve yıkım!” diye bağırıyorum, çünkü Yahve'nin sözü bütün gün bana utanç, ve alay konusu oldu.
JER 20:9 Eğer O'ndan söz etmeyeceğim ya da artık O'nun adına söylemeyeceğim desem, o zaman yüreğimde, kemiklerimin içine kapatılmış yanan bir ateş gibi olur. İçimde tutmaktan yoruldum. Yapamıyorum.
JER 20:10 Çünkü birçoklarının çekiştirdiğini duydum: “Her tarafta dehşet! Düşmemi gözetleyen bütün yakın dostlarım, “Kınayın, biz de onu kınayalım!” diyor. “Belki kanar da ona galip geliriz, ve ondan öcümüzü alırız.”
JER 20:11 Ama Yahve korkunç bir yiğit gibi benimle birliktedir. Bu yüzden bana zulmedenler tökezleyecek ve galip gelmeyecekler. Akıllıca davranmadıkları için, asla unutulmayacak sonsuz bir rezaletle, bütünüyle hayal kırıklığına uğrayacaklar.
JER 20:12 Ama ey sen, doğruları sınayan, yüreği ve düşünceyi gören Ordular Yahvesi, onlardan alacağın öcü göreyim, çünkü davamı sana açıkladım.
JER 20:13 Yahve'ye ezgiler söyleyin! Yahve'yi övün, çünkü yoksulun canını kötülük edenlerin elinden kurtardı.
JER 20:14 Doğduğum gün lanetli olsun. Annemin beni doğurduğu gün kutsanmasın.
JER 20:15 Babama, “Sana bir oğlan doğdu” diye haber getiren, ve onu çok sevindiren adam lanetli olsun.
JER 20:16 Bu adam, Yahve'nin tövbe etmeyerek yıktığı kentler gibi olsun. Sabahleyin çığlık, öğleyin de bağırış duysun.
JER 20:17 Çünkü beni rahimde öldürmedi. Böylece annem mezarım olurdu, ve rahmi her zaman büyük kalırdı.
JER 20:18 Günlerim utançla tükensin diye, neden rahimden zahmet ve keder görmek için çıktım?
JER 21:1 Kral Sidkiya'nın Malkiya oğlu Paşhur'u ve Maaseya oğlu Kâhin Sefanya'yı Yeremya'ya gönderdiği zaman, Yeremya'ya Yahve'den gelen söz şöyleydi:
JER 21:2 “Lütfen bizim için Yahve'ye sor; çünkü Babil Kralı Nebukadnetsar bize karşı savaşıyor. Belki Yahve bizim için bütün şaşılası işlerine göre yapar da, o bizden çekilir.”
JER 21:3 O zaman Yeremya onlara şöyle dedi: “Sidkiya'ya söyleyin:
JER 21:4 'İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, “İşte, Babil Kralı'na ve sizi surların dışında kuşatmış olan Keldaniler'e karşı elinizdeki savaş silahlarını geri çevireceğim; onları bu kentin ortasına toplayacağım.
JER 21:5 Ben kendim size karşı uzanmış elle ve güçlü kolla, öfkeyle, gazapla ve büyük bir kızgınlıkla savaşacağım.
JER 21:6 Bu kentin sakinlerini, insanı da hayvanı da vuracağım. Büyük bir salgın hastalıktan ölecekler.
JER 21:7 O zaman,” diyor Yahve, “Yahuda Kralı Sidkiya'yı, hizmetkârlarını ve halkı salgın hastalıktan, kılıçtan ve kıtlıktan ve bu kentte kalanları Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eline, düşmanlarının eline ve hayatlarını arayanların eline teslim edeceğim. Onları kılıçtan geçirecek. Onları esirgemeyecek, onlara acımayacak ve merhamet etmeyecek."”'
JER 21:8 “Bu halka diyeceksin, 'Yahve şöyle diyor: “İşte, yaşam yolunu ve ölüm yolunu önünüze koyuyorum.
JER 21:9 Bu kentte kalan kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ölecek. Ama çıkıp sizi kuşatan Keldaniler'e geçen yaşayacak ve kaçıp hayatını kurtaracak.
JER 21:10 Çünkü ben bu kente iyilik için değil, kötülük için yüzümü çevirdim.” diyor Yahve. “Babil Kralı'nın eline verilecek ve onu ateşle yakacak.'””
JER 21:11 “Yahuda Kralı'nın evi için, Yahve'nin sözünü dinleyin:
JER 21:12 Ey David evi, Yahve şöyle diyor, 'Sabahleyin adaleti yerine getirin, soyguna uğrayanı zorbanın elinden kurtarın, yoksa işlerinizin kötülüğü yüzünden öfkem ateş gibi çıkar, ve onu söndürebilecek kimse olmaz.
JER 21:13 İşte, ey sen vadide, ovanın kayasında oturan, ben sana karşıyım.' diyor Yahve. '“Bize karşı kim inebilir?” Ya da, “Evlerimize kim girebilir?” diyen sizler.
JER 21:14 İşlerinizin ürününe göre sizi cezalandıracağım.' diyor Yahve. 'Ve onun ormanında ateş yakacağım, ve etrafındaki her şeyi yiyip bitirecek.'”
JER 22:1 Yahve şöyle dedi: “Yahuda Kralı'nın evine in ve orada şu sözü söyle:
JER 22:2 'Ey Yahuda Kralı, David tahtı üzerinde oturan, sen, hizmetkârların ve bu kapılardan giren halkın, Yahve'nin sözünü dinleyin.
JER 22:3 Yahve şöyle diyor: “Adaleti ve doğruluğu yerine getirin, soyguna uğrayanı zorbanın elinden kurtarın. Haksızlık yapmayın. Yabancıya, yetime ve dul kadına zorbalık etmeyin. Bu yerde suçsuz kanı dökmeyin.
JER 22:4 Çünkü eğer bunu gerçekten yaparsanız, o zaman David tahtı üzerinde oturan krallar, savaş arabalarına ve atlarına binerek, hizmetkârlarıyla ve halklarıyla birlikte bu evin kapılarından girecekler.
JER 22:5 Ama eğer bu sözleri dinlemezseniz, kendi üzerime ant içerim ki,” diyor Yahve, “bu ev harap olacak.”'”
JER 22:6 Çünkü Yahve, Yahuda Kralı'nın evi için şöyle diyor: “Sen benim için Gilad'sın, Lübnan'ın başı. Ancak seni kesinlikle bir çöl, içinde kimsenin oturmadığı kentler yapacağım.
JER 22:7 Sana karşı, her biri silahlarıyla, yok ediciler hazırlayacağım, ve senin seçme sedirlerini kesecekler, ve onları ateşe atacaklar.”
JER 22:8 “Birçok ulus bu kentin yanından geçip her biri komşusuna, 'Yahve neden bu büyük kente bunu yaptı?' diye soracak.
JER 22:9 O zaman, 'Çünkü Tanrıları Yahve'nin antlaşmasını bıraktılar, başka ilâhlara taptılar ve onlara hizmet ettiler' diye yanıt verecekler.”
JER 22:10 Ölen için ağlamayın. Onun için ağıt yakmayın; ancak giden için acı acı ağlayın, çünkü bir daha geri dönmeyecek, ve memleketini görmeyecek.
JER 22:11 Çünkü Yahve, babası Yoşiya yerine krallık yapan ve buradan çıkıp giden Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Şallum hakkında şöyle diyor: “Bir daha oraya dönmeyecek.
JER 22:12 Ama kendisini sürgün götürmüş oldukları yerde ölecek. Bir daha bu ülkeyi görmeyecek.”
JER 22:13 “Evini haksızlıkla, ve odalarını adaletsizlikle yapan, komşusunu bedava çalıştırıp ücretini ona vermeyen,
JER 22:14 'Kendime geniş ev, ferah odalar yapacağım' deyip, kendisine sedir kaplamalı ve kırmızıya boyanmış pencereler kesen o adamın vay haline.”
JER 22:15 “Sedirde üstün olmaya gayret ettiğin için mi krallık edeceksin? Baban yiyip içmedi mi, adalet ve doğruluk yapmadı mı? O zaman kendisi için iyi oldu.
JER 22:16 Yoksulun ve muhtacın davasını gördü, bu yüzden iyi oldu. Beni bilmek bu değil mi?” diyor Yahve.
JER 22:17 “Ama gözlerin ve yüreğin yalnızca açgözlülüğün, suçsuz kan dökmek, zulüm ve zorbalık yapmak içindir.”
JER 22:18 Bu nedenle Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim hakkında Yahve şöyle diyor: “Onun için ‘Ah kardeşim!’ Ya da ‘Vah kız kardeşim!’ diye ağıt yakmayacaklar. Onun için ‘Ah efendim!’ Ya da ‘Vah onun görkemi!’ diye ağıt yakmayacaklar.
JER 22:19 Bir eşeğin gömüldüğü gibi gömülecek, Yeruşalem kapılarının ötesine sürülüp atılacak.”
JER 22:20 “Lübnan’a çık da feryat et. Başan’da sesini yükselt, Avarim’den feryat et; Çünkü bütün oynaşların mahvoldu.
JER 22:21 Seninle bolluğunda konuştum, ama sen, ‘Dinlemeyeceğim’ dedin. Gençliğinden beri yolun bu oldu, sözüme itaat etmedin.
JER 22:22 Rüzgâr bütün çobanlarını besleyecek, ve oynaşların sürgüne gidecek. O zaman mutlaka bütün kötülüklerinden dolayı utanacak ve aşağılanacaksın.
JER 22:23 Yuvasını sedir ağaçlarında yapan, ey Lübnan'da oturan sen, doğum yapan kadının ağrısı gibi, sana sancılar geldiğinde, ne kadar çok acınacak halde olacaksın!”
JER 22:24 “Varlığım hakkı için,” diyor Yahve, “Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Koniya sağ elimdeki mühür yüzüğü bile olsaydı, seni oradan yine de çıkarırdım.
JER 22:25 Seni hayatını arayanların eline, korktuğun kişilerin eline, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın ve Keldaniler'in eline vereceğim.
JER 22:26 Seni doğuran annenle birlikte, doğmadığınız başka bir ülkeye atacağım; ve orada öleceksiniz.
JER 22:27 Ama oraya, canlarının dönmeyi özlediği ülkeye geri dönmeyecekler.”
JER 22:28 Bu adam Koniya hor görülen kırık bir kap mıdır? Hiç kimsenin beğenmediği bir kap mıdır? Neden kendisi ve soyu dışarı atıldı, ve bilmedikleri bir ülkeye atıldılar?
JER 22:29 Ey yeryüzü, yeryüzü, Yahve'nin sözünü dinle, ey yeryüzü!
JER 22:30 Yahve şöyle diyor: “Bu adamı çocuksuz, kendi günlerinde başarılı olmayacak bir adam olarak kaydedin; çünkü soyundan gelen hiç kimse başarılı olmayacak, David'in tahtı üzerinde oturup Yahuda'da hüküm sürmeyecek.”
JER 23:1 “Otlağımın koyunlarını yok eden ve dağıtan çobanların vay haline!” diyor Yahve.
JER 23:2 Bu yüzden İsrael'in Tanrısı Yahve, halkımı güden çobanlara karşı şöyle diyor: “Siz sürümü dağıttınız, onları kovdunuz ve onları ziyaret etmediniz. İşte, işlerinizin kötülüğünü ziyaret edeceğim.” diyor Yahve.
JER 23:3 “Kendilerini sürmüş olduğum bütün ülkelerden sürümün arta kalanını toplayacağım ve onları ağıllarına geri getireceğim; ve verimli olacaklar ve çoğalacaklar.
JER 23:4 Üzerlerine onları güdecek çobanlar koyacağım. Artık korkmayacaklar, dehşete düşmeyecekler, hiçbiri eksilmeyecek.” diyor Yahve.
JER 23:5 “İşte, günler geliyor,” diyor Yahve, “David'e doğru bir Dal çıkaracağım; ve kral olarak hüküm sürecek, bilgece davranacak, ve ülkede adaleti ve doğruluğu yerine getirecek.
JER 23:6 Onun günlerinde Yahuda kurtulacak, ve İsrael güvenlik içinde oturacak. Onu çağıracakları ad şudur: Yahve doğruluğumuzdur.”
JER 23:7 “Bu yüzden, işte, günler geliyor,” diyor Yahve, “artık, ‘İsrael'in çocuklarını Mısır diyarından çıkarmış olan Yahve'nin varlığı hakkı için’ demeyecekler;
JER 23:8 ama, ‘İsrael evinin soyunu kuzey ülkesinden, kendilerini sürmüş olduğum bütün ülkelerden çıkarmış ve getirmiş olan Yahve'nin varlığı hakkı için’ diyecekler. O zaman kendi topraklarında oturacaklar.”
JER 23:9 Peygamberlere gelince: İçimdeki yüreğim kırık. Bütün kemiklerim titriyor. Yahve yüzünden, ve O'nun kutsal sözleri yüzünden sarhoş ve şarabın yendiği bir adam gibiyim.
JER 23:10 “Çünkü ülke zina edenlerle dolu; çünkü lanet yüzünden ülke yas tutuyor. Çölün otlakları kurudu. Onların yolu kötü, ve onların gücü doğru değil;
JER 23:11 Çünkü peygamber de, kâhin de tanrısızdır. Evet, evimde onların kötülüğünü buldum.” diyor Yahve.
JER 23:12 “Bu yüzden onların yolu kendilerine karanlıkta kaygan yerler gibi olacak. Kovulup orada düşecekler; çünkü onların üzerine kötülük getireceğim.” Onların ziyaret yılını getireceğim, diyor Yahve.
JER 23:13 “Samariya peygamberlerinde delilik gördüm. Baal adına peygamberlik ettiler, ve halkım İsrael'i saptırdılar.
JER 23:14 Yeruşalem peygamberlerinde de korkunç bir şey gördüm: Zina ediyorlar ve yalanlar içinde yürüyorlar. Kötülük yapanların ellerini güçlendiriyorlar, öyle ki, kimse kötülüğünden dönmüyor. Hepsi bana Sodom gibi, onun sakinleri de Gomora gibi oldular.”
JER 23:15 Bu nedenle, Ordular Yahvesi peygamberler hakkında şöyle diyor: “İşte, onları pelin otu ile besleyeceğim, ve onlara zehirli su içireceğim; çünkü tanrısızlık Yeruşalem peygamberlerinden bütün ülkeye yayıldı.”
JER 23:16 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Size peygamberlik eden peygamberlerin sözlerini dinlemeyin. Size boş şeyler öğretiyorlar. Yahve'nin ağzından değil, kendi yüreklerinin görümünü söylüyorlar.
JER 23:17 Beni hor görenlere durmadan, 'Yahve, “Size esenlik gelecek” dedi' diyorlar; ve yüreğinin inatçılığında yürüyen herkese, 'Üzerinize kötülük gelmeyecek' diyorlar.
JER 23:18 Çünkü Yahve'nin topluluğunda kim durdu ki, sözünü fark edip duysun? Sözümü kim dinledi de duydu?
JER 23:19 İşte, Yahve'nin fırtınası, gazabı çıktı. Evet, bir kasırga! Kötülerin başına patlayacak.
JER 23:20 Yahve'nin öfkesi, yüreğinin tasarılarını yerine getirip onu gerçekleştirinceye kadar geri dönmeyecek. Son günlerde bunu çok iyi anlayacaksın.
JER 23:21 Ben bu peygamberleri göndermedim, yine de onlar koştular. Onlara söylemedim, yine de onlar peygamberlik ettiler.
JER 23:22 Ama topluluğumda durmuş olsalardı, o zaman sözlerimi halkıma duyururlardı, ve onları kötü yollarından, ve işlerinin kötülüğünden döndürürlerdi.”
JER 23:23 “Ben yakındaki Tanrı'yım da, uzaktaki Tanrı değil miyim?” diyor Yahve.
JER 23:24 “Gizli yerlerde kim saklanabilir ki, ben onu göremeyeyim?” diyor Yahve. “Ben göğü ve yeri doldurmuyor muyum?” diyor Yahve.
JER 23:25 “Benim adımla yalan peygamberlik eden peygamberlerin, ‘Bir düş gördüm! Bir düş gördüm!’ dediklerini duydum.
JER 23:26 Yalan peygamberlik eden peygamberlerin, kendi yüreklerinin aldatmacası olan bu şey, peygamberlerin yüreğinde ne zamana kadar olacak?
JER 23:27 Her biri komşusuna anlattıkları düşlerle halkıma adımı unutturmak istiyorlar, tıpkı atalarının Baal yüzünden adımı unuttukları gibi.
JER 23:28 Düşü olan peygamber düş anlatsın; sözüme sahip olan, sözümü sadakatle söylesin. Buğdayın yanında saman nedir?” diyor Yahve.
JER 23:29 “Benim sözüm ateş gibi, kayayı parçalayan çekiç gibi değil mi?” diyor Yahve.
JER 23:30 “Bu yüzden, işte, peygamberlere karşıyım,” diyor Yahve, “her biri sözlerimi komşusundan çalıyor.
JER 23:31 İşte, ben peygamberlere karşıyım,” diyor Yahve, “kendi dillerini kullanıp, 'O diyor' diyenlere.
JER 23:32 İşte, ben yalan düşler peygamberlik edenlere karşıyım,” diyor Yahve, “onları anlatıp yalanlarıyla ve boş övünmeleriyle halkımı saptırıyorlar; ama ben onları göndermedim, ya da buyurmadım. Bu halka hiçbir yararları yok.” diyor Yahve.
JER 23:33 “Bu halk, ya da peygamber, ya da kâhin sana, ‘Yahve'den gelen haber nedir?’ diye sorduğunda, sen de onlara, “'Ne haberi? Sizi üstümden atacağım,” diyor Yahve.’ diyeceksin.
JER 23:34 ‘Yahve'den gelen haber’ diyen peygambere, kâhine ve halka gelince, ben o adamı ve onun ev halkını cezalandıracağım.
JER 23:35 Herkes kendi komşusuna ve herkes kendi kardeşine, ‘Yahve ne yanıt verdi?’ ve ‘Yahve ne dedi?’ diyecek.
JER 23:36 Artık Yahve’den gelen haberi anmayacaksınız, çünkü herkesin sözü kendi haberi olacak; çünkü siz diri Tanrı’nın, Ordular Yahvesi'nin sözlerini çarpıttınız.
JER 23:37 Peygambere, ‘Yahve sana ne yanıt verdi?’ ve ‘Yahve ne söyledi?’ diyeceksiniz.
JER 23:38 “Yahve’den gelen haber” deseniz de, bu yüzden Yahve şöyle diyor: ‘Mademki siz bu söz, ‘Yahve’den gelen haberdir’ diyorsunuz ve ben sizi, ‘Yahve’den gelen haber’ dememenizi söyleyerek gönderdim.
JER 23:39 Bu yüzden işte, sizi tümüyle unutacağım ve sizi, size ve atalarınıza verdiğim kentle birlikte önümden atacağım.
JER 23:40 Üzerinize sonsuz bir utanç ve unutulmayacak, sürekli aşağılanma getireceğim.’”
JER 24:1 Yahve bana gösterdi ve işte, Babil Kralı Nebukadnetsar, Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Yekonya'yı ve Yahuda beylerini, zanaatkârları ve demircileri Yeruşalem'den sürgün edip Babil'e götürdükten sonra, Yahve'nin tapınağının önüne konmuş iki sepet incir vardı.
JER 24:2 Bir sepette, ilk olgunlaşmış incirler gibi çok iyi incirler vardı; öbür sepette ise yenmeyecek kadar kötü, çok kötü incirler vardı.
JER 24:3 O zaman Yahve bana, “Ne görüyorsun, Yeremya?” diye sordu. “İncirler” dedim. “İyi incirler çok iyi, kötüler ise yenmeyecek kadar çok kötü.”
JER 24:4 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
JER 24:5 “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: ‘Bu iyi incirler gibi, bu yerden Keldaniler ülkesine gönderdiğim Yahuda sürgünlerini de iyi sayacağım.
JER 24:6 Çünkü gözlerim iyilik için onların üzerinde olacak ve onları bu ülkeye geri getireceğim. Onları bina edeceğim, yıkmayacağım. Onları dikeceğim, sökmeyeceğim.
JER 24:7 Onlara, beni, Yahve olduğumu bilmeleri için yürek vereceğim. Onlar benim halkım olacak, ben de onların Tanrısı olacağım. Çünkü bütün yürekleriyle bana dönecekler.”'
JER 24:8 “‘Yenmeyecek kadar çok kötü olan incirler gibi,’ muhakkak diyor Yahve, ‘Yahuda Kralı Sidkiya'yı, onun beylerini, bu diyarda Yeruşalem'in kalanını ve Mısır ülkesinde oturanları da öyle teslim edeceğim.
JER 24:9 Kötülük için, onları yeryüzünün bütün krallıkları arasında oradan oraya savrulmaya, onları süreceğim her yerde utanç, özdeyiş, alay konusu ve lanetlik olmaya teslim edeceğim.
JER 24:10 Kendilerine ve atalarına verdiğim ülkeden yok olana dek onların arasına kılıç, kıtlık ve salgın hastalık göndereceğim.'”
JER 25:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in dördüncü yılında (bu, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın birinci yılıydı), Yahuda halkının tümü hakkında Yeremya'ya gelen söz şudur:
JER 25:2 Peygamber Yeremya bunu Yahuda halkının tümüne ve Yeruşalem sakinlerinin tümüne söyledi:
JER 25:3 Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya'nın on üçüncü yılından bu yana, yani yirmi üç yıldır, Yahve'nin sözü bana geldi, ve ben erken davranıp söyleyerek, size söyledim; ama siz dinlemediniz.
JER 25:4 Yahve bütün peygamber hizmetkârlarını erken davranıp onları size gönderdi. Ama siz dinlemediniz ve duymak için kulak vermediniz.
JER 25:5 Şöyle dedi: “Şimdi herkes kötü yolundan ve işlerinin kötülüğünden dönsün. Yahve'nin size ve atalarınıza eskiden beri ve sonsuza dek verdiği ülkede oturun.
JER 25:6 Başka ilâhların ardınca gidip onlara hizmet etmeyin, onlara tapmayın. Ellerinizin işiyle beni öfkelendirmeyin. O zaman size zarar vermem.”
JER 25:7 “Ancak ellerinizin işiyle, kendi zararınıza beni öfkelendirmek için beni dinlemediniz” diyor Yahve.
JER 25:8 Bu yüzden Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Sözlerimi dinlemediğiniz için,
JER 25:9 işte, gönderip kuzeydeki bütün boyları alacağım,” diyor Yahve, “ve hizmetkârım Babil Kralı Nebukadnetsar'a gönderip onları bu ülkeye, sakinlerine ve çevredeki bütün bu uluslara karşı getireceğim. Onları tamamen yok edeceğim ve onları şaşılacak, ıslık çalınacak şey ve ebedi harabeler edeceğim.
JER 25:10 Ve onlardan neşe sesini ve sevinç sesini, güvey sesini ve gelin sesini, değirmen taşlarının sesini ve kandil ışığını alacağım.
JER 25:11 Bütün bu ülke harabe ve şaşılacak yer olacak; ve bu uluslar Babil Kralı'na yetmiş yıl hizmet edecekler.”
JER 25:12 “Yetmiş yıl tamamlanınca, Babil Kralı'nı ve o ulusu suçlarından ötürü cezalandıracağım” diyor Yahve. “Keldaniler ülkesini sonsuza dek harabe edeceğim.
JER 25:13 O ülkenin üzerine, ona karşı söylediğim bütün sözlerimi, Yeremya'nın bütün uluslara karşı peygamberlik ettiği bu kitapta yazılanların hepsini getireceğim.
JER 25:14 Çünkü birçok ulus ve büyük krallar onları, kendileri için onları köle yapacaklar. Onlara yaptıklarına ve ellerinin işlerine göre karşılık vereceğim.”
JER 25:15 Çünkü İsrael'in Tanrısı Yahve bana şöyle diyor: “Bu öfke şarabı kâsesini elimden al ve seni göndereceğim bütün uluslara içir.
JER 25:16 İçecekler, ileri geri sallanacaklar ve aralarına göndereceğim kılıç yüzünden çıldıracaklar.”
JER 25:17 O zaman kâseyi Yahve'nin elinden aldım ve Yahve'nin beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:
JER 25:18 Yeruşalem ve Yahuda kentlerine, krallarına ve beylerine, onları bugün olduğu gibi bir harabe, şaşılacak, ıslık çalınacak şey ve lanetlik yapmak için;
JER 25:19 Mısır Kralı Firavuna, hizmetkârlarına, beylerine ve bütün halkına;
JER 25:20 ve bütün karışık halka, ve Uts diyarının bütün krallarına, Filistliler'in bütün krallarına, Aşkelon'a, Gaza'ya, Ekron'a ve Aşdod'un artakalanına;
JER 25:21 Edom'a, Moav'a ve Ammon'un çocuklarına;
JER 25:22 ve bütün Sur krallarına, bütün Sayda krallarına ve denizin ötesindeki adanın krallarına;
JER 25:23 Dedan'a, Tema'ya, Buz'a ve sakallarının köşeleri kesilmiş olanların hepsine;
JER 25:24 ve bütün Arabistan krallarına, çölde oturan bütün karışık halkların krallarına;
JER 25:25 ve bütün Zimri krallarına, bütün Elam krallarına, bütün Med krallarına;
JER 25:26 ve bütün kuzey krallarına, uzak ve yakın, sırayla; ve yeryüzünde bulunan bütün dünya krallıklarına içirdim. Şeşak Kralı onların ardından içecektir.
JER 25:27 “Onlara diyeceksin, ‘Ordular Yahvesi, İsrael’in Tanrısı şöyle diyor: “İçin de sarhoş olun, kusun ve aranıza göndereceğim kılıç yüzünden düşüp bir daha kalkmayın.'”
JER 25:28 Eğer elinizdeki kâseyi alıp içmek istemezlerse, o zaman onlara diyeceksin, ‘Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Kesinlikle içeceksiniz.
JER 25:29 Çünkü işte, adımla çağırılan kentte kötülük yapmaya başlıyorum; ve siz tamamen cezasız mı kalmalısınız? Cezasız kalmayacaksınız; çünkü yeryüzünde oturanların hepsinin üzerine kılıç çağıracağım, diyor Ordular Yahvesi.”'”
JER 25:30 “Bu yüzden onlara karşı bütün bu sözleri peygamberlik et ve onlara şöyle de, “'Yahve yüksekten kükreyecek, kutsal meskeninden sesini duyuracak. Ağılına karşı güçlü bir şekilde kükreyecek. Üzüm çiğneyenler gibi, yeryüzü sakinlerinin hepsine karşı bağıracak.
JER 25:31 Gürültü yeryüzünün ucuna kadar varacak; çünkü Yahve'nin uluslarla davası var. Bütün insanlıkla yargıya girecek. Kötülere gelince, onları kılıca verecek.'” diyor Yahve.”
JER 25:32 Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İşte, kötülük ulustan ulusa çıkacak, ve yeryüzünün uçlarından büyük bir kasırga kopacak.”
JER 25:33 O gün, Yahve'nin öldürdükleri yeryüzünün bir ucundan öbür ucuna kadar olacak. Onlar için ağıt yakılmayacak. Toplanmayacak ya da gömülmeyecekler. Toprağın yüzeyinde gübre olacaklar.
JER 25:34 Ey çobanlar, uluyun ve feryat edin. Ey sürüye baş olanlar, tozda yuvarlanın; çünkü kıyım ve dağılma günleriniz doldu, ve güzel bir çömlek gibi düşeceksiniz.
JER 25:35 Çobanlar kaçamayacak, sürü önderi kaçıp kurtulamayacak.
JER 25:36 Çobanların feryat sesi, ve sürüye baş olanın uluması, çünkü Yahve onların otlaklarını yok ediyor.
JER 25:37 Yahve'nin kızgın öfkesi yüzünden esenlik ağılları susturuldu.
JER 25:38 Aslan gibi inini terk etti; çünkü onların diyarı, zulmün şiddetinden ve öfkesinin kızgınlığından dolayı, şaşılacak bir duruma geldi.
JER 26:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in krallığının başlangıcında, Yahve'den şu söz geldi:
JER 26:2 “Yahve şöyle diyor: ‘Yahve'nin evinin avlusunda dur ve Yahve'nin evinde tapınmak için gelen bütün Yahuda kentlerine, onlara söylemeni buyurduğum bütün sözleri söyle. Tek söz eksiltme.
JER 26:3 Belki dinlerler ve herkes kötü yolundan döner de, yaptıkları kötülük yüzünden ben de kendilerine yapmayı tasarladığım kötülükten vazgeçerim.'”
JER 26:4 Onlara diyeceksin: “Yahve şöyle diyor: ‘Eğer beni dinlemez, önünüze koyduğum yasamda yürümezseniz,
JER 26:5 erken davranıp gönderdiğim, kendilerini size gönderdiğim peygamber hizmetkârlarımın sözlerini dinlemezseniz—ama siz dinlemediniz—
JER 26:6 o zaman bu evi Şilo gibi yapacağım, bu kenti yeryüzündeki bütün uluslar için lanetlik yapacağım.'”
JER 26:7 Kâhinler, peygamberler ve bütün halk, Yeremya'nın Yahve'nin evinde bu sözleri söylediğini duydular.
JER 26:8 Yeremya Yahve'nin kendisine bütün halka söylemesini buyurmuş olduğu her şeyi bitirince, kâhinler, peygamberler ve bütün halk onu yakalayıp, “Kesinlikle öleceksin!” dediler.
JER 26:9 “Neden Yahve'nin adıyla, 'Bu ev Şilo gibi olacak, bu kent de harap olacak, içinde oturan olmayacak' diye peygamberlik ettin?” Bütün halk Yahve'nin evinde Yeremya'nın çevresinde toplandı.
JER 26:10 Yahuda beyleri bunları duyunca, kral evinden Yahve'nin evine geldiler ve Yahve'nin evinin Yeni Kapısı girişinde oturdular.
JER 26:11 O zaman kâhinler ve peygamberler beylere ve bütün halka, “Bu adam ölümü hak etti, çünkü kulaklarınızla duyduğunuz gibi bu kente karşı peygamberlik etti” dediler.
JER 26:12 O zaman Yeremya bütün beylere ve bütün halka söyleyip, “Yahve beni bu eve karşı ve bu kente karşı duyduğunuz bütün sözleri peygamberlik etmem için gönderdi” dedi.
JER 26:13 “Şimdi bu yüzden yollarınızı ve işlerinizi düzeltin ve Tanrınız Yahve'nin sözüne itaat edin; o zaman Yahve size karşı söylediği kötülükten vazgeçecek.
JER 26:14 Ama bana gelince, işte, sizin elinizdeyim. Gözünüzde bana iyi ve doğru olanı yapın.
JER 26:15 Ancak şunu kesinlikle bilin ki, beni öldürürseniz, suçsuz kanını kendi üzerinize, bu kentin ve onun sakinleri üzerine getirmiş olursunuz. Çünkü gerçekte, Yahve beni size bütün bu sözleri kulağınıza söylemek için gönderdi.”
JER 26:16 O zaman beyler ve bütün halk kâhinlere ve peygamberlere, “Bu adam ölüm cezasını hak etmiyor; çünkü Tanrımız Yahve'nin adıyla bizimle konuştu” dediler.
JER 26:17 O zaman ülkenin ihtiyarlarından bazıları kalkıp bütün halk topluluğuna şöyle dediler:
JER 26:18 “Moreşetli Mika, Yahuda Kralı Hizkiya zamanında peygamberlik etti; bütün Yahuda halkına söyleyip dedi: 'Ordular Yahvesi şöyle diyor: “'Siyon tarla gibi sürülecek, ve Yeruşalem taş yığınına dönecek, evin bulunduğu dağ ormanın yüksek yerleri gibi olacak.'
JER 26:19 Yahuda Kralı Hizkiya ve bütün Yahuda onu öldürdü mü? O, Yahve'den korkmadı mı, Yahve'nin lütfunu dilemedi mi, Yahve onlara karşı söylediği felaketten vazgeçmedi mi? Bu yolla kendi canlarımıza büyük kötülük yapmış oluruz!”'”
JER 26:20 Kiryat Yearimli Şemaya oğlu Uriya adında Yahve'nin adıyla peygamberlik eden bir adam daha vardı. Yeremya'nın bütün sözlerine göre bu kente ve bu ülkeye karşı peygamberlik etti.
JER 26:21 Kral Yehoyakim, bütün yiğitleri ve bütün beyleri onun sözlerini duyunca, kral onu öldürmek istedi. Ama Uriya bunu işitince korkup kaçtı ve Mısır'a gitti.
JER 26:22 Bunun üzerine Kral Yehoyakim, Akbor oğlu Elnatan'ı ve onunla birlikte bazı adamları Mısır'a gönderdi.
JER 26:23 Uriya'yı Mısır'dan alıp Kral Yehoyakim'e getirdiler. Kral onu kılıçla öldürdü ve cesedini sıradan insanların mezarlarına attı.
JER 26:24 Ama, onu halkın eline verip öldürmesinler diye, Şafan oğlu Ahikam'ın eli Yeremya'yla birlikteydi.
JER 27:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in krallığının başlangıcında, Yahve'den Yeremya'ya şu söz geldi,
JER 27:2 Yahve bana şöyle diyor: “Bağlar ve boyunduruklar yap, onları boynuna koy.
JER 27:3 Sonra bunları Yeruşalem'e, Yahuda Kralı Sidkiya'ya gelen habercilerin eliyle Edom Kralı'na, Moav Kralı'na, Ammon'un çocuklarının Kralı'na, Sur Kralı'na ve Sayda Kralı'na gönder.
JER 27:4 Efendilerine şu buyruğu ver: 'Ordular Yahvesi, İsrael'in Tanrısı şöyle diyor: “Efendilerinize şunu söyleyin:
JER 27:5 'Yeryüzünü, yeryüzündeki insanları ve hayvanları büyük gücümle ve uzanmış kolumla yarattım. Onu gözümde doğru olana veririm.
JER 27:6 Şimdi bütün bu diyarları hizmetkârım Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eline verdim. Kır hayvanlarını da kendisine hizmet etsinler diye verdim.
JER 27:7 Bütün uluslar, oğluna ve oğlunun oğluna, kendi ülkesinin zamanı gelinceye kadar ona hizmet edecekler. O zaman birçok ulus ve büyük krallar onu kendilerine köle yapacaklar.'”'”
JER 27:8 “'“'Öyle olacak ki, Babil Kralı Nebukadnetsar'a hizmet etmeyen, boyunlarını Babil Kralı'nın boyunduruğu altına sokmayan ulusu ve krallığı, ben onları onun eliyle bitirinceye kadar, kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla cezalandıracağım' diyor Yahve.
JER 27:9 'Ama siz, size, “Babil Kralı'na hizmet etmeyeceksiniz” diye söyleyen peygamberlerinizi, falcılarınızı, düşlerinizi, medyumlarınızı ve büyücülerinizi dinlemeyin.
JER 27:10 Çünkü sizi ülkenizden uzaklaştırmak için, ve ben sizi süreyim ve yok olasınız diye size yalan peygamberlik ediyorlar.
JER 27:11 Ama boynunu Babil Kralı'nın boyunduruğu altına sokan ve ona hizmet eden ulusu, işte o ulusu kendi ülkesinde bırakacağım.' diyor Yahve. 'Ve onu işleyecek ve orada oturacaklardır.'”'”
JER 27:12 Bütün bu sözlere göre Yahuda Kralı Sidkiya'ya söyleyip dedim, “Boyunlarınızı Babil Kralı'nın boyunduruğu altına sokun, ona ve halkına hizmet edin ve yaşayın.
JER 27:13 Sen ve halkın, Yahve'nin Babil Kralı'na hizmet etmeyen uluslar hakkında söylediği gibi, kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla niçin ölesiniz?
JER 27:14 Size, 'Babil Kralı'na hizmet etmeyeceksiniz' diye söyleyen peygamberlerin sözlerini dinlemeyin; çünkü size yalan peygamberlik ediyorlar.
JER 27:15 Çünkü ben onları göndermedim,” diyor Yahve, “ama sizi süreyim de, siz ve size peygamberlik eden peygamberler yok olasınız diye, benim adımla yalan peygamberlik ediyorlar.”
JER 27:16 Ve kâhinlere ve bütün bu halka söyleyip dedim, Yahve şöyle diyor, “Size peygamberlik eden peygamberlerinizin sözlerini dinlemeyin. ‘İşte, Yahve'nin evinin kapları yakında Babil’den geri getirilecek’ diyorlar. Çünkü onlar size yalan peygamberlik ediyorlar.
JER 27:17 Onları dinlemeyin. Babil Kralı'na hizmet edin ve yaşayın. Bu kent neden harap olsun?
JER 27:18 Ama onlar eğer peygamberlerse ve Yahve'nin sözü onlarla ise, şimdi Yahve'nin evinde, Yahuda Kralı'nın evinde ve Yeruşalem’de kalan kapların Babil’e götürülmesin diye Ordular Yahvesi'ne yalvarsınlar.
JER 27:19 Çünkü Ordular Yahvesi, direkler, deniz, ayaklıklar ve bu kentte kalan diğer kaplar hakkında şöyle diyor:
JER 27:20 Babil Kralı Nebukadnetsar, Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Yekonya'yı ve Yahuda ve Yeruşalem'in bütün soylularını Yeruşalem'den Babil'e sürgün ettiğinde almamış olduğu,
JER 27:21 evet, İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi, Yahve'nin evinde, Yahuda Kralı'nın evinde ve Yeruşalem'de kalan kaplar hakkında şöyle diyor:
JER 27:22 Yahve, 'Bunlar Babil'e götürülecek ve ben onları ziyaret edeceğim güne dek orada kalacaklar' diyor. 'O zaman onları çıkarıp buraya geri getireceğim.'”
JER 28:1 Aynı yıl, Yahuda Kralı Sidkiya'nın krallığının başlangıcında, dördüncü yılın beşinci ayında, Givonlu Azzur oğlu Peygamber Hananya, Yahve'nin evinde, kâhinlerin ve bütün halkın önünde bana şöyle dedi:
JER 28:2 “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, 'Babil Kralı'nın boyunduruğunu kırdım.
JER 28:3 İki bütün yıl içinde, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın buradan alıp Babil'e götürmüş olduğu Yahve'nin evinin bütün kaplarını buraya geri getireceğim.
JER 28:4 Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Yekonya'yı ve Babil'e giden bütün Yahuda sürgünlerini buraya geri getireceğim,' diyor Yahve; 'çünkü Babil Kralı'nın boyunduruğunu kıracağım.'”
JER 28:5 O zaman Peygamber Yeremya, kâhinlerin ve Yahve'nin evinde duran bütün halkın önünde Peygamber Hananya'ya şöyle dedi:
JER 28:6 Peygamber Yeremya da, “Amin! Yahve öyle yapsın! Yahve evinin kaplarını, sürgündekilerin hepsini Babil'den buraya geri getirmek için peygamberlik ettiğin sözleri Yahve yerine getirsin.” dedi.
JER 28:7 “Yine de şimdi, kulağına ve bütün halkın kulağına söylemekte olduğum şu sözü dinle:
JER 28:8 Benden ve senden önce olan peygamberler, eskiden birçok ülkeye ve büyük krallıklara karşı savaş, kötülük ve salgın hastalık peygamberlik ettiler.
JER 28:9 Esenliği peygamberlik eden peygambere gelince, peygamberin sözü yerine gelince, o zaman Yahve'nin onu gerçekten göndermiş olduğu bilinecektir.”
JER 28:10 O zaman Peygamber Hananya, Peygamber Yeremya'nın boynundaki boyunduruğu alıp kırdı.
JER 28:11 Hananya bütün halkın önünde söyleyip dedi: “Yahve şöyle diyor: 'Babil Kralı Nebukadnetsar'ın boyunduruğunu iki bütün yıl içinde bütün ulusların boynundan böyle kıracağım.'” Sonra Peygamber Yeremya yoluna gitti.
JER 28:12 Hananya Peygamber Yeremya'nın boynundaki boyunduruğu kırdıktan sonra, Yahve'nin sözü Yeremya'ya geldi ve şöyle dedi:
JER 28:13 “Git, Hananya'ya söyleyip de, 'Yahve şöyle diyor, “Sen odun boyunduruğu kırdın, ama onun yerine demir boyunduruk yaptın.”
JER 28:14 Çünkü İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, “Babil Kralı Nebukadnessar'a hizmet etsinler diye bütün bu ulusların boynuna demir boyunduruk koydum; ve ona hizmet edecekler. Kır hayvanlarını da ona verdim.”'”
JER 28:15 O zaman Peygamber Yeremya, Peygamber Hananya'ya şöyle dedi: “Dinle, ey Hananya! Seni Yahve göndermedi, ama sen bu halkı bir yalana güvendiriyorsun.
JER 28:16 Bu yüzden Yahve şöyle diyor, 'İşte, seni yeryüzünden kovacağım. Bu yıl öleceksin, çünkü Yahve'ye karşı isyan konuştun.'”
JER 28:17 Böylece Peygamber Hananya aynı yılın yedinci ayında öldü.
JER 29:1 Şimdi Peygamber Yeremya'nın Yeruşalem'den sürgündeki ihtiyarların geri kalanına, kâhinlere, peygamberlere ve Nebukadnetsar'ın Yeruşalem'den Babil'e sürmüş olduğu bütün halka gönderdiği mektubun sözleri şunlardır:
JER 29:2 (Kral Yekonya, ana kraliçe, hadımlar, Yahuda ve Yeruşalem beyleri, zanaatkârlar ve demirciler Yeruşalem'den ayrıldıktan sonra),
JER 29:3 Şafan oğlu Elasa ve Hilkiya oğlu Gemarya eliyle (Yahuda Kralı Sidkiya'nın Babil Kralı Nebukadnetsar'a gönderdiği) mektupta şöyle deniyordu:
JER 29:4 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi, Yeruşalem'den Babil'e sürmüş olduğum bütün sürgünlere şöyle diyor:
JER 29:5 “Evler yapın ve içlerinde oturun. Bahçeler dikin ve meyvesini yiyin.
JER 29:6 Karılar alın, oğullarınız ve kızlarınız olsun. Oğullarınıza karılar alın, kızlarınızı da kocaya verin ki, oğullar ve kızlar doğursunlar. Orada çoğalın, azalmayın.
JER 29:7 Sizi sürmüş olduğum kentin esenliğini arayın ve onun için Yahve'ye dua edin; çünkü onun esenliğinde sizin de esenliğiniz olur.”
JER 29:8 Çünkü İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Aranızdaki peygamberleriniz ve falcılarınız sizi aldatmasın. Gördüğünüz düşlere kulak vermeyin.
JER 29:9 Çünkü onlar benim adımla size yalan peygamberlik ediyorlar. Onları ben göndermedim.” diyor Yahve.
JER 29:10 Çünkü Yahve şöyle diyor, “Babil için yetmiş yıl tamamlandıktan sonra, sizi ziyaret edeceğim ve sizi buraya geri döndürmekle size olan iyi sözümü yerine getireceğim.
JER 29:11 Çünkü sizin için düşündüğüm düşünceleri biliyorum,” diyor Yahve, “kötü düşünceler değil, size umut ve gelecek vermek için esenlik düşünceleri.
JER 29:12 Beni çağıracaksınız, ve gidip bana dua edeceksiniz, ben de sizi dinleyeceğim.
JER 29:13 Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle beni arayınca bulacaksınız.
JER 29:14 Yahve şöyle diyor, “Kendimi size buldurtacağım, sizi sürgünden geri getireceğim, sizi bütün uluslardan ve sürmüş olduğum bütün yerlerden toplayacağım.” diyor Yahve. “Sizi sürgün ettirdiğim yere geri getireceğim.”
JER 29:15 Çünkü siz, “Yahve bize Babil’de peygamberler çıkardı” dediniz.
JER 29:16 Yahve, David’in tahtı üzerinde oturan kral ve bu kentte yaşayan, sizinle birlikte sürgüne çıkmamış kardeşleriniz olan bütün halk için şöyle diyor,
JER 29:17 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, onların üzerine kılıcı, kıtlığı ve salgın hastalığı göndereceğim, çok kötüler, onları yenilemeyecek çürük incirler gibi yapacağım.
JER 29:18 Onların peşinden kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla kovalayacağım. Onları yeryüzünün bütün krallıkları arasında oradan oraya savrulmaya, onları kovduğum bütün uluslar arasında dehşet, şaşkınlık, ıslık ve aşağılanma konusu olmaya teslim edeceğim.
JER 29:19 Çünkü sözlerimi dinlemediler.” diyor Yahve. “O sözler ki, erken davranıp onlara peygamber hizmetkârlarımı onlarla gönderdim. Ama siz dinlemediniz.” diyor Yahve.
JER 29:20 Bu nedenle, Yeruşalem'den Babil'e gönderdiğim ey bütün sürgünler, Yahve'nin sözünü dinleyin.
JER 29:21 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi, size benim adımla yalan peygamberlik eden Kolaya oğlu Ahav ve Maaseya oğlu Sidkiya hakkında şöyle diyor: “İşte onları Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eline teslim edeceğim; ve gözlerinizin önünde onları öldürecek.
JER 29:22 Babil'de bulunan Yahuda'nın bütün sürgünleri onlar hakkında, 'Yahve sizi Babil Kralı'nın ateşte yaktığı Sidkiya ve Ahav gibi yapsın' diye lanet edecekler.
JER 29:23 Çünkü İsrael'de akılsızca şeyler yaptılar, komşularının karılarıyla zina ettiler, onlara buyurmadığım yalan sözleri benim adımla söylediler. Bilen ve tanık olan benim.” diyor Yahve.
JER 29:24 Nehelamlı Şemaya hakkında konuşup şöyle diyeceksin:
JER 29:25 “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, ‘Mademki sen, Yeruşalem'de olan bütün halka, Maaseya oğlu kâhin Sefanya'ya ve bütün kâhinlere kendi adına mektuplar gönderip dedin:
JER 29:26 “Deli olup kendini peygamber ilan eden her adam için Yahve'nin evinde görevliler olsun da sen onu tomruğa ve zincire vurasın diye Yahve seni Kâhin Yehoyada'nın yerine kâhin yaptı.
JER 29:27 Şimdi, kendini size peygamber ilan eden Anatotlu Yeremya'yı neden azarlamadın?
JER 29:28 Çünkü Babil'e, o bize mektup gönderip dedi, 'Sürgünlük uzun sürecek, evler yapıp içlerinde oturun, bahçeler dikip meyvelerini yiyin.'”'”
JER 29:29 Kâhin Sefanya bu mektubu Peygamber Yeremya dinlerken okudu.
JER 29:30 O zaman Yahve'nin sözü Yeremya’ya geldi ve şöyle dedi:
JER 29:31 “Bütün sürgünlere haber gönderip şöyle de, ‘Yahve Nehelamlı Şemaya hakkında şöyle diyor: “Mademki Şemaya, size peygamberlik etti ve ben onu göndermedim ve sizi bir yalana güvendirdi.”
JER 29:32 Bu yüzden Yahve şöyle diyor: “İşte, Nehelamlı Şemaya’yı ve soyunu cezalandıracağım. Bu halk arasında oturan kimsesi olmayacak. Halkıma yapacak olduğum iyiliği o görmeyecek.” diyor Yahve, “Çünkü o Yahve'ye karşı isyan konuştu.”'”
JER 30:1 Yahve'den Yeremya'ya gelen söz şöyleydi:
JER 30:2 “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, 'Sana söylediğim bütün sözleri bir kitaba yaz.
JER 30:3 Çünkü Yahve şöyle diyor, “işte, halkım İsrael ve Yahuda'nın sürgününü geri çevireceğim günler geliyor. 'Onları atalarına verdiğim ülkeye geri getireceğim ve orayı mülk edinecekler.'”
JER 30:4 Yahve'nin İsrael ve Yahuda hakkında söylediği sözler bunlardı.
JER 30:5 Çünkü Yahve şöyle diyor: “Titreme sesi duyduk; korku sesi, esenlik sesi değil.
JER 30:6 Şimdi sorun da görün, bir erkek doğum sancısı çeker mi? Neden her erkeğin ellerini beline koyduğunu, bütün yüzlerinin solduğunu, doğum sancısı çeken bir kadın gibi görüyorum?
JER 30:7 Ah, çünkü o gün öyle büyük ki, onun gibisi yoktur! Yakov'un sıkıntı zamanıdır bu, ama o bundan kurtulacaktır.
JER 30:8 Ordular Yahvesi şöyle diyor, o gün öyle olacak ki, onun boyunduruğunu senin boynundan kırıp çıkaracağım, bağlarını koparacağım. Yabancılar artık onları kendilerine köle yapmayacaklar;
JER 30:9 ama Tanrıları Yahve'ye, ve kendilerine çıkaracağım kralları David'e hizmet edecekler.
JER 30:10 Bu yüzden korkma, ey hizmetkârım Yakov, diyor Yahve. Yılma, ey İsrael. Çünkü işte, seni uzaktan kurtaracağım, ve soyunu sürgün ülkesinden kurtaracağım. Yakov dönecek, sakin ve rahat olacak. Onu kimse korkutmayacak.
JER 30:11 Çünkü seni kurtarmak için, ben seninleyim, diyor Yahve; çünkü seni dağıttığım bütün ulusların bütünüyle sonunu getireceğim, ama senin bütünüyle sonunu getirmeyeceğim; ama seni ölçüyle yola getireceğim, seni kesinlikle cezasız bırakmayacağım.”
JER 30:12 Çünkü Yahve şöyle diyor, “Senin yaran tedavi edilemez. Senin yaran ağır.
JER 30:13 Davanı savunacak kimse yok ki, sana sargı vurulsun. Şifa verecek ilaçların yok.
JER 30:14 Bütün sevgililerin seni unuttu, seni aramıyorlar. Çünkü suçunun büyüklüğü yüzünden seni düşman yarasıyla, zalimin cezasıyla yaraladım, çünkü günahların çoğaldı.
JER 30:15 Neden yaran için feryat ediyorsun? Ağrın tedavi edilemez. Suçunun büyüklüğü yüzünden bunları sana yaptım, çünkü günahların çoğaldı.
JER 30:16 Bu yüzden seni yutanların hepsi yutulacak. Bütün düşmanların, hepsi sürgüne gidecek. Seni yağmalayanlar yağmalanacak. Seni avlayanların hepsini av yapacağım.
JER 30:17 Çünkü yine seni iyileştireceğim, yaralarını iyileştireceğim.” diyor Yahve, “Çünkü, 'O, hiç kimsenin aramadığı Siyon'dur’ diyerek senin adını sürgün koydular.”
JER 30:18 Yahve şöyle diyor: “İşte, Yakov’un çadırlarının sürgününü tersine çevireceğim, onun meskenlerine acıyacağım. Kent kendi tepesinde kurulacak, saray da kendi yerinde duracak.
JER 30:19 Şükran, neşelenenlerin sesiyle birlikte onlardan yükselecek. Onları çoğaltacağım, az olmayacaklar; onları yücelteceğim, küçük olmayacaklar.
JER 30:20 Çocukları da eskisi gibi olacak, onların topluluğu önümde sağlamlaştırılacak. Onlara baskı yapan herkesi cezalandıracağım.
JER 30:21 Beyleri onlardan biri olacak, yöneticileri onların arasından çıkacak. Onu yaklaştıracağım, bana yaklaşacak; çünkü kimdir o, bana yaklaşmaya cesaret eden?” diyor Yahve.
JER 30:22 “Siz benim halkım olacaksınız, ben de sizin Tanrınız olacağım.
JER 30:23 İşte, Yahve'nin kasırgası, gazabı çıktı, süpürüp götüren bir kasırga; kötülerin başına patlayacak.
JER 30:24 Yahve'nin kızgın öfkesi, yüreğinin tasarılarını yerine getirinceye, ve onu tamamlayıncaya dek geri dönmeyecek. Son günlerde bunu anlayacaksınız.”
JER 31:1 “O zaman,” diyor Yahve, “İsrael’in bütün boylarının Tanrısı olacağım ve onlar da benim halkım olacaklar.”
JER 31:2 Yahve şöyle diyor, “Kılıçtan sağ kurtulan halk, İsrael, ben onu dinlendirmeye gittiğimde, çölde lütuf buldu.”
JER 31:3 Yahve eskiden bana görünüp dedi, “Evet, seni sonsuz bir sevgiyle sevdim, bu yüzden seni sevgi dolu iyiliğimle kendime çektim.
JER 31:4 Seni yeniden bina edeceğim, ve bina edileceksin, ey İsrael'in el değmemiş kızı. Yine teflerinle süsleneceksin, ve eğlenenlerin oyunlarına katılacaksın.
JER 31:5 Yine Samariya dağlarında bağlar dikeceksin. Bağcılar dikecek, ve meyvesini tadacaklar.
JER 31:6 Çünkü Efraim tepelerindeki bekçilerin, 'Kalkın! Siyona'a, Tanrımız Yahve'ye çıkalım' diye bağıracakları bir gün olacak.”
JER 31:7 Çünkü Yahve şöyle diyor, “Yakov için sevinçle ezgi söyleyin, ulusların başı için bağırın. İlan edin, övün ve şöyle deyin, ‘Ey Yahve, halkını, İsrael’in kalıntılarını kurtar!’
JER 31:8 İşte, ben onları kuzey ülkesinden getireceğim, ve onları dünyanın uçlarından, onlarla birlikte körü, topalı, gebe kadını ve doğuran kadını toplayacağım. Büyük bir topluluk olarak dönecekler.
JER 31:9 Ağlayarak gelecekler. Yalvarışlarla onlara yol göstereceğim. Onları su ırmakları boyunca, tökezlemeyecekleri doğru yolda yürüteceğim. Çünkü ben İsrael’in babasıyım. Efraim ilk oğlumdur.”
JER 31:10 “Ey uluslar, Yahve'nin sözünü dinleyin, ve uzak adalarda duyurup deyin, ‘İsrael’i dağıtan onu toplayacak, ve çoban sürüsünü nasıl korursa onu öyle koruyacak.’
JER 31:11 Çünkü Yahve Yakov’u kurtardı, ve onu kendisinden daha güçlü olanın elinden fidye ile kurtardı.
JER 31:12 Siyon’un yüksek yerine gelip ezgi söyleyecekler, ve Yahve'nin iyiliğine, tahıla, yeni şaraba, yağa, sürünün ve sığırın yavrularına akacaklar. Canları sulanmış bir bahçe gibi olacak. Artık hiç kederlenmeyecekler.
JER 31:13 O zaman gençlerle yaşlılar birlikte, el değmemiş kız oynayıp sevinecek; çünkü onların yasını sevince çevireceğim, onları teselli edeceğim, ve kederlerinden dolayı onları sevindireceğim.
JER 31:14 Kâhinlerin canını yağla doyuracağım, ve halkım iyiliğimle doyacak.” diyor Yahve.
JER 31:15 Yahve şöyle diyor: “Rama’da bir ses duyuluyor, ağıt ve acı ağlama, Rahel çocukları için ağlıyor. Çocukları için teselli edilmeyi reddediyor, çünkü onlar artık yok.”
JER 31:16 Yahve şöyle diyor: “Sesini ağlamaktan, gözlerini gözyaşından alıkoy, çünkü emeğin ödüllendirilecek” diyor Yahve. “Düşman ülkesinden geri gelecekler.
JER 31:17 Sonun için umut var.” diyor Yahve. “Çocukların kendi topraklarına geri dönecekler.”
JER 31:18 “Efraim’in böyle üzüldüğünü kesinlikle duydum, ‘Beni terbiye ettin, ve terbiye edildim, terbiye edilmemiş bir dana gibi. Beni döndür, ben de döneceğim, çünkü Tanrım Yahve sensin.
JER 31:19 Gerçekten ondan sonra döndüm. Tövbe ettim. Ondan sonra eğitildim. Kalçamı vurdum. Gençlik ayıbını taşıdığım için utandım, rezil oldum.'
JER 31:20 Efraim benim değerli oğlum değil mi? Sevgili çocuk değil mi? Çünkü ona karşı ne zaman konuşsam, onu hâlâ içtenlikle hatırlıyorum. Bu yüzden yüreğim onu özlüyor. Ona kesinlikle merhamet edeceğim.” diyor Yahve.
JER 31:21 “Yol işaretleri dik. İşaret direkleri yap. Yüreğini ana yola, gittiğin yola koy. Dön, el değmemiş İsrael kızı. Dön bu kendi kentlerine.
JER 31:22 Ey dönek kız, ne zamana dek oradan oraya dolaşacaksın? Çünkü Yahve yeryüzünde yeni bir şey yarattı: Kadın erkeği koruyacak.”
JER 31:23 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Ben onların sürgünlerini geri döndürünce, Yahuda ülkesinde ve kentlerinde yine şu sözü söyleyecekler: ‘Ey doğruluk yurdu, ey kutsal dağ, Yahve seni kutsasın.’
JER 31:24 Yahuda ve bütün kentleri, çiftçiler ve sürüleriyle birlikte göç edenler, orada birlikte oturacaklar.
JER 31:25 Çünkü yorgun canı doyurdum, her kederli canı doldurdum.”
JER 31:26 Bunun üzerine uyandım ve baktım; uykum bana tatlı geldi.
JER 31:27 “İşte, İsrael evini Yahuda evini insan tohumuyla ve hayvan tohumuyla ekeceğim günler geliyor” diyor Yahve.
JER 31:28 “Onları söküp atmak, yıkmak, devirmek, yok etmek ve sıkıntıya sokmak için nasıl gözetlediysem, bina etmek ve dikmek için de öyle gözetleyeceğim” diyor Yahve.
JER 31:29 “O günlerde artık, 'Babalar koruk yedi, çocukların dişleri kamaştı' demeyecekler.”
JER 31:30 Ama herkes kendi suçu yüzünden ölecek. Koruk yiyen herkesin kendi dişleri kamaşacak.
JER 31:31 “İşte, İsrael evi ve Yahuda eviyle yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor” diyor Yahve.
JER 31:32 “Bu, onları Mısır diyarından çıkarmak için ellerinden tuttuğum gün atalarıyla yaptığım antlaşmaya benzemiyor. Gerçi ben onlara kocaydım, o antlaşmamı bozdular.” diyor Yahve.
JER 31:33 “Ama o günlerden sonra İsrael eviyle yapacağım antlaşma şudur” diyor Yahve: “Yasamı içlerine koyacağım, ve onu yüreklerine yazacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacaklar.
JER 31:34 Artık hiçbiri komşusuna, hiçbiri kardeşine, ‘Yahve'yi bilin’ diye öğretmeyecek. Çünkü en küçüğünden en büyüğüne kadar onların hepsi beni bilecek” diyor Yahve, “Çünkü suçlarını bağışlayacağım, ve günahlarını bir daha hatırlamayacağım.”
JER 31:35 Gündüzün ışığı olarak güneşi, gecenin ışığı olarak ayın ve yıldızların yasalarını veren, denizi çalkalayıp dalgalarını gürleten Yahve, adı Ordular Yahvesi olan şöyle diyor:
JER 31:36 “Eğer bu yasalar önümden kalkarsa,” diyor Yahve, “o zaman İsrael soyundan gelenler de sonsuza dek önümde ulus olmaktan çıkacaktır.”
JER 31:37 Yahve şöyle diyor: “Eğer yukarıdaki gökler ölçülebilirse, yeryüzünün altındaki temeller araştırılabilirse, ben de o zaman İsrael soyundan gelenleri bütün yaptıkları yüzünden atarım” diyor Yahve.
JER 31:38 “İşte, Hananel Kulesi'nden köşe kapısına kadar kentin Yahve için kurulacağı günler geliyor” diyor Yahve.
JER 31:39 “Ölçü ipi, daha öteye, dosdoğru Gareb Tepesi'ne kadar uzanacak ve Goah'a doğru dönecek.
JER 31:40 Cesetler ve küller vadisinin tamamı ve Kidron Vadisi'ne kadar, doğuya doğru At Kapısı'nın köşesine kadar bütün tarlalar Yahve için kutsal olacak. Artık sonsuza dek sökülmeyecek veya yıkılmayacak.”
JER 32:1 Bu, Yahuda Kralı Sidkiya'nın onuncu yılında, Nebukadnetsar'ın on sekizinci yılında, Yahve'den Yeremya'ya gelen sözdür.
JER 32:2 O sırada Babil Kralı'nın ordusu Yeruşalem'i kuşatıyordu. Peygamber Yeremya, Yahuda Kralı'nın sarayındaki muhafız avlusunda tutukluydu.
JER 32:3 Çünkü Yahuda Kralı Sidkiya onu tutuklayıp şöyle demişti: “Neden 'Yahve diyor ki, “İşte bu kenti Babil Kralı'nın eline vereceğim, o da alacak;
JER 32:4 Yahuda Kralı Sidkiya Keldaniler'in elinden kaçıp kurtulamayacak, ama kesin olarak Babil Kralı'nın eline teslim edilecek, onunla ağız ağıza konuşacak, gözleri onun gözlerini görecek;
JER 32:5 ve Sidkiya'yı Babil'e götürecek ve ben onu ziyaret edinceye kadar orada kalacak,” diyor Yahve, “Keldaniler'le savaşsan bile, başarılı olamayacaksın”' diye peygamberlik ediyorsun?”
JER 32:6 Yeremya şöyle dedi, “Yahve'nin sözü bana gelip dedi:
JER 32:7 “İşte, amcan Şallum oğlu Hanamel sana gelip, 'Anatot'taki tarlamı satın al; çünkü onu satın almak için fidye hakkı senindir' diyecek.”
JER 32:8 “Böylece amcamın oğlu Hanamel, Yahve'nin sözüne göre muhafız avlusunda yanıma geldi ve bana, 'Lütfen Benyamin diyarında bulunan Anatot'taki tarlamı satın al; çünkü miras hakkı senindir, fidye hakkı da senindir. Onu kendine satın al.' dedi. “O zaman bunun Yahve'nin sözü olduğunu bildim.
JER 32:9 Anatot'ta olan tarlayı amcamın oğlu Hanamel'den satın aldım ve ona parayı tarttım, on yedi şekel gümüş.
JER 32:10 Senedi imzaladım, mühürledim, tanıklar çağırdım ve parayı terazide ona tarttım.
JER 32:11 Böylece hem şartları ve koşulları içeren mühürlenmiş olanı, hem de açık olanı, satın alma senedini aldım.
JER 32:12 Satın alma senedini, amcamın oğlu Hanamel'in ve satın alma senedini imzalayan tanıkların önünde, muhafız avlusunda oturan bütün Yahudiler'in önünde, Mahseya oğlu Neriya oğlu Baruk'a teslim ettim.”
JER 32:13 “Onların önünde Baruk’a şöyle buyurdum:
JER 32:14 İsrael’in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Bu senetleri, mühürlenmiş olan bu satın alma senedini ve açık olan bu senedi al ve bunları toprak bir kaba koy ki, uzun süre dayansınlar.’
JER 32:15 Çünkü İsrael’in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Bu ülkede yine evler, tarlalar ve bağlar satın alınacak.'”
JER 32:16 Satın alma senedini Neriya oğlu Baruk’a teslim ettikten sonra, Yahve'ye dua edip dedim:
JER 32:17 “Ah, ey Efendi Yahve! İşte, gökleri ve yeryüzünü büyük gücünle ve uzanmış kolunla sen yarattın. Senin için zor olan hiçbir şey yoktur.
JER 32:18 Binlerce insana sevgi dolu iyiliğini gösterirsin ve babaların suçunu, kendilerinden sonraki çocuklarının bağrına ödersin. Büyük, kudretli Tanrı, Ordular Yahvesi'dir senin adın:
JER 32:19 Öğütte büyük, işlemekte kudretlisin. Herkese yollarına ve işlerinin ürününe göre karşılık vermek için gözlerin insanoğullarının bütün yollarına açıktır.
JER 32:20 Mısır diyarında, İsrael'de ve diğer insanlar arasında bugüne dek belirtiler ve harikalar yaratmış olan ve bugün olduğu gibi kendine ün kazandıran sensin.
JER 32:21 Halkın İsrael'i belirtilerle, harikalarla, güçlü elle, uzanmış kolla ve büyük dehşetle Mısır diyarından çıkardın.
JER 32:22 Atalarına vermek üzere ant içtiğin bu ülkeyi, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.
JER 32:23 İçeri gelip onu mülk edindiler, ama senin sözüne itaat etmediler ve yasanda yürümediler. Onlara yapmaları için buyurduğun bütün şeylerden hiç birini yapmadılar. Bu yüzden bütün bu kötülüğü onların başına getirdin.”
JER 32:24 “İşte, kenti almak için ona karşı kuşatma rampaları yapıldı. Kent, kılıç, kıtlık ve salgın hastalık yüzünden kendisine karşı savaşan Keldaniler'in eline verildi. Söylediğin şey oldu. İşte, görüyorsun.
JER 32:25 Ey Efendi Yahve, sen bana, ‘Tarlayı parayla satın al ve tanıklar çağır’ dedin; oysa kent Keldaniler'in eline verildi.”
JER 32:26 O zaman Yahve'nin sözü Yeremya’ya geldi ve şöyle dedi:
JER 32:27 “İşte, ben bütün insanların Tanrısı Yahve'yim. Benim için çok zor olan bir şey var mı?
JER 32:28 Bu yüzden Yahve şöyle diyor: İşte, bu kenti Keldaniler'in eline, ve Babil Kralı Nebukadnetsar’ın eline vereceğim ve o alacak.
JER 32:29 Bu kente karşı savaşan Keldaniler gelip bu kenti ateşe verecekler ve onu, beni öfkelendirsinler diye damları üzerinde Baal'a buhur yaktıkları ve başka ilâhlara dökmelik sunular döktükleri evlerle birlikte yakacaklar.”
JER 32:30 “Çünkü İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları gençliklerinden beri yalnızca gözümde kötü olanı yaptılar; İsrael'in çocukları ellerinin işiyle beni öfkelendirmekten başka bir şey yapmadılar, diyor Yahve.
JER 32:31 Çünkü bu kent, onu kurdukları günden bugüne dek öfkeme ve gazabıma neden oldu;
JER 32:32 çünkü İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları, kendileri, kralları, beyleri, kâhinleri, peygamberleri, Yahuda halkı ve Yeruşalem sakinleri beni öfkelendirmek için yaptıkları bütün kötülükler yüzünden onu önümden kaldırıp atacağım.
JER 32:33 Bana yüzlerini değil, sırtlarını döndürdüler. Onlara erken davranıp öğrettiğim halde, yine de ders almak için dinlemediler.
JER 32:34 Ama onu kirletmek için, iğrençliklerini adımla çağırılan eve koydular.
JER 32:35 Oğullarını ve kızlarını Molek'e ateşten geçirmek için, Hinnom Oğlu Vadisi'nde Baal'ın yüksek yerlerini bina ettiler, ben onlara bunu buyurmadım. Yahuda'yı günah işletmek için bu iğrençliği yapmaları aklımdan bile geçmedi.”
JER 32:36 Şimdi İsrael'in Tanrısı Yahve, sizin, “Kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla Babil Kralı'nın eline verildi” dediğiniz bu kent hakkında şöyle diyor:
JER 32:37 İşte, onları öfkemle, gazabımla ve büyük kızgınlığımla sürmüş olduğum bütün ülkelerden kendilerini toplayacağım; ve onları yine buraya getireceğim. Onları güvenlik içinde oturtacağım.
JER 32:38 O zaman onlar benim halkım olacak, ve ben de onların Tanrısı olacağım.
JER 32:39 Onlara tek yürek ve tek yol vereceğim, ta ki, hem kendi iyilikleri hem de kendilerinden sonraki çocuklarının iyiliği için daima benden korksunlar.
JER 32:40 Onlara iyilik etmek için onların ardından dönmeyeyim diye, kendileriyle sonsuza dek sürecek bir antlaşma yapacağım; benden ayrılmasınlar diye, yüreklerine korkumu koyacağım.
JER 32:41 Evet, onlara iyilik etmekle sevineceğim ve onları kesinlikle bütün yüreğimle ve bütün canımla bu ülkeye dikeceğim.”
JER 32:42 Çünkü Yahve şöyle diyor: “Bu halkın başına bütün bu büyük kötülükleri getirdiğim gibi, onlara söz verdiğim bütün iyilikleri de üzerlerine getireceğim.
JER 32:43 ‘Issız, insansız ve hayvansız. Keldaniler'in eline verildi.’ dediğiniz bu ülkede tarlalar satın alınacak.
JER 32:44 Benyamin diyarında, Yeruşalem çevresindeki yerlerde, Yahuda kentlerinde, dağlık bölgelerdeki kentlerde, ova kentlerinde ve Güney kentlerinde insanlar parayla tarlalar satın alacak, senetleri imzalayacak, mühürleyecek ve tanıklar çağıracaklar. Çünkü onların sürgünlüğünü geri döndüreceğim.” diyor Yahve.
JER 33:1 Ve Yeremya'ya henüz muhafız avlusunda kilitliyken, ikinci kez Yahve'nin sözü geldi ve şöyle dedi:
JER 33:2 “Bunu yapan Yahve, onu pekiştirmek için biçimlendiren Yahve, adı Yahve olan şöyle diyor:
JER 33:3 'Beni çağır da sana yanıt vereyim, bilmediğin büyük ve zor şeyleri sana göstereyim.'
JER 33:4 Çünkü İsrael'in Tanrısı Yahve, kuşatma rampalarına ve kılıca karşı siper olsun diye yıkılmış olan bu kentin evleri ve Yahuda krallarının evleri hakkında şöyle diyor:
JER 33:5 'Keldaniler'e karşı savaşmak için ve öfkemle ve gazabımla öldürdüğüm insanların cesetleriyle o evleri doldurmak için geliyorlar, o insanlar ki, kötülükleri yüzünden yüzümü bu kentten gizledim.
JER 33:6 İşte, o kente sağlık ve şifa getireceğim, onları iyileştireceğim; ve onlara bol miktarda esenlik ve gerçek göstereceğim.
JER 33:7 Yahuda'yı ve İsrael'i eski bolluğuna geri döndüreceğim, onları önce olduğu gibi bina edeceğim.
JER 33:8 Onları bana karşı işledikleri bütün suçlarından temizleyeceğim. Bana karşı işledikleri bütün suçlarını, bana karşı işledikleri bütün kötülüklerini bağışlayacağım.
JER 33:9 Bu kent, yeryüzündeki bütün ulusların önünde benim için sevinç, övgü ve yücelik olacak. O uluslar, onlara yaptığım bütün iyilikleri işitecekler ve sağladığım bütün iyilikler ve esenlik için korkacaklar ve titreyecekler.'”
JER 33:10 Yahve şöyle diyor: “‘Issız, insansız ve hayvansız kalmış' dediğiniz bu yerde, içinde oturanı kalmayan, insansız ve hayvansız çöl olmuş olan Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında,
JER 33:11 sevinç sesi ve neşe sesi, güvey sesi ve gelin sesi, ‘Ordular Yahvesi'ne şükredin, çünkü Yahve iyidir, çünkü O'nun sevgi dolu iyiliği sonsuza dek sürer’ diyenlerin sesi, Yahve'nin evine şükran getirenlerin sesi yine duyulacak. Çünkü önceden olduğu gibi ülkenin sürgünlüğünü geri döndüreceğim.” diyor Yahve.
JER 33:12 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Issız, insansız ve hayvansız kalan bu yerde, onun bütün kentlerinde yine sürülerini yatıran çobanlar yurdu olacak.
JER 33:13 Dağlık kentlerde, ova kentlerinde, Güney kentlerinde, Benyamin diyarında, Yeruşalem çevresindeki yerlerde ve Yahuda kentlerinde sürüler yine sayıcının elinden geçecek,” diyor Yahve.
JER 33:14 “İşte, İsrael evi ve Yahuda evi hakkında söylediğim iyi sözü yerine getireceğim günler geliyor” diyor Yahve.
JER 33:15 “O günlerde ve o zamanda, David için bir doğruluk Dalı yetiştireceğim. O, ülkede adil ve doğru olanı yapacak.
JER 33:16 O günlerde Yahuda kurtulacak, ve Yeruşalem güvenlik içinde oturacak. O kent şu adla çağırılacak: Yahve doğruluğumuz.”
JER 33:17 Çünkü Yahve şöyle diyor: “David'in, İsrael evi tahtı üzerinde oturacak adamı hiç eksik olmayacak.
JER 33:18 Levili kâhinlerin önümde yakmalık sunular sunacak, ekmek sunuları yakacak ve sürekli kurban kesecek adamı eksik olmayacak.”
JER 33:19 Yeremya'ya Yahve'nin şu sözü geldi:
JER 33:20 “Yahve şöyle diyor: ‘Eğer gündüzle gece vaktinde olmasın diye gündüz ve geceyle olan antlaşmamı bozabilirsen,
JER 33:21 o zaman kendi tahtı üzerinde krallık edecek bir oğlu olmasın diye hizmetkârım David'le olan antlaşmam, hizmetkârlarım Levili kâhinlerle olan antlaşmam da bozulabilir.
JER 33:22 Gökyüzünün ordusu nasıl sayılamaz, denizin kumu ölçülemezse, hizmetkârım David'in soyunu ve bana hizmet eden Levililer'i öyle çoğaltacağım.'”
JER 33:23 Yahve'nin sözü Yeremya'ya gelip şöyle dedi:
JER 33:24 “Bu halkın, 'Yahve seçtiği iki boyu reddetti?' diye ne söylediğini görmüyor musun? Böylece halkımı karşılarında artık bir ulus saymayarak onu hor görüyorlar.”
JER 33:25 Yahve şöyle diyor: “Eğer gündüz ve geceyle olan antlaşmam bozulursa, eğer göklerin ve yerin yasalarını saptamazsam,
JER 33:26 o zaman Yakov'un soyunu ve hizmetkârım David'in soyunu da reddeder; onun soyundan gelenleri Avraham, İshak ve Yakov soyuna önderlik etmesi için almam. Çünkü sürgünlerini geri döndüreceğim ve onlara merhamet edeceğim.”
JER 34:1 Babil Kralı Nebukadnetsar, bütün ordusuyla, hakimiyeti altında bulunan yeryüzündeki bütün krallıklarla ve bütün halklar Yeruşalem'e ve onun bütün kentlerine karşı savaşırken, Yahve'den Yeremya'ya gelen söz şöyleydi:
JER 34:2 “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor, ‘Git, Yahuda Kralı Sidkiya'ya söyle ve ona de, Yahve şöyle diyor, “İşte, ben bu kenti Babil Kralı'nın eline vereceğim ve o da onu ateşe verecek.
JER 34:3 Onun elinden kaçıp kurtulamayacaksın, ama kesinlikle tutulup onun eline teslim edileceksin. Gözlerin Babil Kralı'nın gözlerini görecek ve o seninle ağız ağıza konuşacak. Babil'e gideceksin.”'”
JER 34:4 “Ancak, ey Yahuda Kralı Sidkiya, Yahve'nin sözünü dinle. Yahve senin için şöyle diyor: ‘Kılıçla ölmeyeceksin.
JER 34:5 Esenlikle öleceksin; ve ataların için, senden önceki eski krallar için tütsü yakıldığı gibi, senin içinde yakacaklar; ve senin için, “Ah efendi!” diye ağıt yakacaklar, çünkü sözü ben söyledim.' diyor Yahve.”
JER 34:6 O zaman Peygamber Yeremya bütün bu sözleri Yeruşalem'de Yahuda Kralı Sidkiya'ya söyledi.
JER 34:7 Babil Kralı'nın ordusu Yeruşalem'e ve geriye kalan bütün Yahuda kentlerine, Lakiş'e ve Azeka'ya karşı savaşıyordu; çünkü Yahuda kentlerinden surlu kentler olarak yalnızca bunlar kalmıştı.
JER 34:8 Kral Sidkiya özgürlük ilan etmek için Yeruşalem'deki bütün halkla antlaşma yaptıktan sonra, Yahve'den Yeremya'ya bir söz geldi:
JER 34:9 Herkes İbrani erkek ve kadın hizmetçisini özgür bıraksın, hiç kimse onları köle yapmasın, bir Yahudi kardeşini köleleştirmesin.
JER 34:10 Herkes erkek hizmetçisini ve kadın hizmetçisini serbest bıraksın, artık kimse onları köleleştirmesin diye antlaşmaya giren bütün beyler ve bütün halk, itaat ettiler. İtaat edip onları serbest bıraktılar.
JER 34:11 Ama sonra döndüler ve serbest bıraktıkları hizmetçileri ve cariyeleri geri getirdiler ve onları hizmetçi ve cariye olarak boyun eğdirdiler.
JER 34:12 Bu yüzden Yahve'nin sözü Yahve'den Yeremya'ya geldi ve şöyle dedi:
JER 34:13 “İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: ‘Mısır diyarından, onları kölelik evinden çıkardığım gün, atalarınızla antlaşma yaptım ve şöyle dedim:
JER 34:14 Yedi yılın sonunda, her biriniz size satılan ve altı yıl size hizmet eden İbrani kardeşini serbest bırakacak. Onu yanınızdan özgür bırakacaksınız. Ama atalarınız beni dinlemediler ve kulak asmadılar.
JER 34:15 Şimdi dönüp herkes komşusuna özgürlük ilan etmekle gözümde doğru olanı yapmıştınız. Adımla çağırılan evde benim önümde antlaşma yapmıştınız.
JER 34:16 Ama dönüp adımı lekelediniz, her biriniz kölesini ve her biriniz cariyesini, kendi isteğine göre serbest bırakmış olduğu kişiyi geri çevirttiniz. Onları size hizmetçi ve cariye olsunlar diye boyun eğdirdiniz.'”
JER 34:17 Bu nedenle Yahve şöyle diyor: “Herkes kardeşine ve herkes komşusuna özgürlük ilan etmek için beni dinlemediniz. İşte, kılıca, salgına ve kıtlığa sizin için özgürlük ilan ediyorum.” diyor Yahve. “Sizi yeryüzünün bütün krallıkları arasında oradan oraya savuracağım.
JER 34:18 Buzağıyı ikiye bölüp parçalarının arasından geçtikleri zaman önümde yaptıkları antlaşmanın sözlerini yerine getirmeyerek antlaşmamı bozan adamları:
JER 34:19 Yahuda beylerini, Yeruşalem beylerini, hadımları, kâhinleri ve buzağının parçalarının arasından geçen ülkenin bütün halkını ele vereceğim.
JER 34:20 Onları düşmanlarının eline ve hayatlarının peşinden koşanların eline vereceğim. Cesetleri gökyüzünün kuşlarına ve yeryüzünün hayvanlarına yem olacak.”
JER 34:21 “Yahuda Kralı Sidkiya'yı ve beylerini düşmanlarının eline, hayatlarının peşinden koşanların eline ve Babil Kralı'nın üzerinizden çekilmiş olan ordusunun eline vereceğim.
JER 34:22 İşte, ben buyuracağım,” diyor Yahve, “ve onları bu kente geri getireceğim. Ona karşı savaşacaklar, onu alacaklar ve ateşe verecekler. Yahuda kentlerini ıssız, kimsesiz bırakacağım.”
JER 35:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim zamanında, Yahve'den Yeremya'ya şu söz geldi:
JER 35:2 “Rekavlılar'ın evine git, onlarla konuş, onları Yahve'nin evine, odalardan birine getir, onlara şarap içir.”
JER 35:3 Sonra Havassinya oğlu Yeremya oğlu Yaazanya'yı, kardeşlerini, bütün oğullarını ve tüm Rekavlılar evini aldım;
JER 35:4 ve onları Yahve'nin evine, Tanrı adamı İgdalya oğlu Hananoğulları'nın odasına getirdim. Bu oda, Şallum oğlu eşik bekçisi Maaseya'nın odasının üstünde, beylerin odasının yanındaydı.
JER 35:5 Rekavlılar evi oğullarının önüne şarap dolu kâseler ve kadehler koydum. Onlara, “Şarap için!” dedim.
JER 35:6 Ama onlar şöyle dedi, “Şarap içmeyiz; çünkü atamız Rekav oğlu Yonadav bize, 'Siz ve çocuklarınız sonsuza dek şarap içmeyeceksiniz' diye buyurdu.
JER 35:7 'Ev yapmayacaksınız, tohum ekmeyeceksiniz, bağ dikmeyeceksiniz ve bunların hiçbirine sahip olmayacaksınız; ama göçebe olarak yaşadığınız ülkede çok günler yaşayasınız diye bütün günlerinizde çadırlarda oturacaksınız.'
JER 35:8 Atamız Rekav oğlu Yonadav'ın bize buyurduğu her şeyde, biz, karılarımız, oğullarımız ve kızlarımız bütün günlerimiz boyunca şarap içmeyelim,
JER 35:9 ve içinde oturmak için kendimize evler yapmayalım diye sözünü dinledik. Bağımız, tarlamız, tohumumuz da yoktur.
JER 35:10 Ama çadırlarda yaşadık, itaat ettik ve atamız Yonadav'ın bize buyurduğu her şeye göre yaptık.
JER 35:11 Ama Babil Kralı Nebukadnetsar ülkeye çıkınca, 'Gelin! Keldaniler ordusu korkusu yüzünden, Suriye ordusu korkusu yüzünden Yeruşalem'e girelim; Yeruşalem'de oturalım.' dedik.”
JER 35:12 O zaman Yahve'nin sözü Yeremya'ya geldi ve şöyle dedi:
JER 35:13 “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Git, Yahuda halkına ve Yeruşalem sakinlerine söyle, “Sözlerimi dinlemek için ders almayacak mısınız?” diyor Yahve.
JER 35:14 “Rekav oğlu Yonadav'ın oğullarına şarap içmemelerini buyurduğu sözleri yerine getirildi. Bugüne dek içmiyorlar, çünkü atalarının buyruğunu yerine getiriyorlar. Ama ben erken davranıp sizinle konuşup söyledim, ama siz beni dinlemediniz.
JER 35:15 Bütün peygamber hizmetkârlarımı da erken davranıp gönderdim, size gönderip şöyle dedim, ‘Her biriniz kötü yolundan dönsün, işlerinizi düzeltin, başka ilâhlara hizmet etmek için onların ardından gitmeyin. O zaman size ve atalarınıza verdiğim diyarda oturacaksınız.' ama siz kulak asmadınız ve beni dinlemediniz.
JER 35:16 Rekav oğlu Yonadav'ın oğulları atalarının kendilerine verdiği buyruğu yerine getirdiler, ama bu halk beni dinlemedi.”'”
JER 35:17 “Bu yüzden İsrael'in Tanrısı, Ordular Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'İşte, Yahuda'nın ve Yeruşalem'in bütün sakinleri üzerine, kendilerine karşı söylediğim bütün kötülüğü getireceğim. Çünkü onlara söyledim, ama dinlemediler. Onları çağırdım, ama yanıt vermediler.”'
JER 35:18 Yeremya Rekavlılar evine şöyle dedi: “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Atanız Yonadav'ın buyruğuna itaat ettiniz, bütün buyruklarını tuttunuz ve size buyurduğu her şeye göre yaptınız,’
JER 35:19 bu nedenle İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Rekav oğlu Yonadav'ın sonsuza dek benim önümde duracak bir adamı eksik olmayacaktır.’”
JER 36:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in dördüncü yılında, Yahve'den Yeremya'ya şu söz geldi:
JER 36:2 “Bir kitap tomarı al ve İsrael'e, Yahuda'ya ve bütün uluslara karşı sana söylediğim bütün sözleri, Yoşiya'nın günlerinden bugüne kadar sana söylediğim bütün sözleri yaz.
JER 36:3 Yahuda evi, kendilerine yapmayı düşündüğüm bütün kötülüğü belki duyar, böylece her biri kötü yolundan döner; ben de suçlarını ve günahlarını bağışlarım.”
JER 36:4 O zaman Yeremya, Neriya oğlu Baruk'u çağırdı; Baruk, Yahve'nin kendisine söylediği bütün sözleri Yeremya'nın ağzından kitap tomarı üzerine yazdı.
JER 36:5 Yeremya Baruk'a, “Ben bağlıyım. Yahve'nin evine giremiyorum.” diye buyurdu.
JER 36:6 “Bu yüzden sen git ve benim ağzımdan yazdığın tomardan, Yahve'nin sözlerini, oruç gününde Yahve'nin evindeki halkın kulağına oku. Kentlerinden çıkan bütün Yahuda'nın kulağına da okuyacaksın.
JER 36:7 Belki yakarışlarını Yahve'nin önünde sunarlar ve her biri kendi kötü yolundan döner; çünkü Yahve bu halka karşı büyük öfke ve gazap ilan etti.”
JER 36:8 Neriya oğlu Baruk, Peygamber Yeremya'nın kendisine buyurduğu her şeye göre yaptı ve Yahve'nin evinde Yahve'nin sözlerini kitaptan okudu.
JER 36:9 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in beşinci yılında, dokuzuncu ayda, Yeruşalem'deki bütün halk ve Yahuda kentlerinden Yeruşalem'e gelen bütün halk, Yahve'nin önünde oruç ilan ettiler.
JER 36:10 O zaman Baruk, Yeremya'nın sözlerini kitaptan, Yahve'nin evinde, Şafan oğlu Gemarya'nın odasında, üst avluda, Yahve'nin evinin Yeni Kapısı'nın girişinde, bütün halkın kulağına okudu.
JER 36:11 Şafan oğlu Gemarya oğlu Mikaya, kitaptan Yahve'nin bütün sözlerini işitince,
JER 36:12 kralın evine, kâtibin odasına indi. İşte, bütün beyler orada oturuyorlardı: Yazıcı Elişama, Şemaya oğlu Delaya, Akbor oğlu Elnatan, Şafan oğlu Gemarya, Hananya oğlu Sidkiya ve bütün beyler.
JER 36:13 O zaman Mikaya, Baruk'un kitabı halkın kulağına okuduğu zaman işittiği bütün sözleri onlara bildirdi.
JER 36:14 Bunun üzerine bütün beyler, Şelemya oğlu Kuşi oğlu Netanya oğlu Yehudi'yi Baruk'a gönderip, “Halkın kulağına okuduğun tomarı eline alıp gel” dediler. Bunun üzerine Neriya oğlu Baruk tomarı eline alıp yanlarına geldi.
JER 36:15 Ona, “Şimdi otur, onu duyabileceğimiz şekilde oku” dediler. Böylece Baruk onların duyabileceği şekilde okudu.
JER 36:16 Bütün sözleri işitince, korkuyla birbirlerine döndüler ve Baruk'a, “Bütün bu sözleri krala mutlaka bildireceğiz” dediler.
JER 36:17 Baruk'a, “Şimdi bize söyle, bütün bu sözleri onun ağzından nasıl yazdın?” diye sordular.
JER 36:18 Bunun üzerine Baruk onlara, “Bütün bu sözleri ağzından bana yazdırdı, ben de onları mürekkeple kitaba yazdım” diye karşılık verdi.
JER 36:19 O zaman beyler Baruk'a, “Sen ve Yeremya saklanın” dediler. “Nerede olduğunuzu kimse bilmesin.”
JER 36:20 Kralın yanına, avluya girdiler; ama tomarı kâtip Elişama’nın odasına koymuşlardı. Sonra bütün sözleri kralın duyabileceği şekilde anlattılar.
JER 36:21 Böylece Kral Yehudi’yi tomarı almaya gönderdi ve o da Kâtip Elişama’nın odasından çıkardı. Yehudi tomarı kralın ve kralın yanında duran bütün beylerin duyabileceği şekilde okudu.
JER 36:22 Kral dokuzuncu ayda kış evinde oturuyordu. Önündeki mangalda ateş yanıyordu.
JER 36:23 Yehudi üç dört sütun okuduktan sonra kral çakıyla onu kesip mangaldaki ateşe attı; ta ki bütün tomar mangaldaki ateşte yanıp kül olana dek.
JER 36:24 Bütün bu sözleri duyan kral ve hizmetkârları korkmadılar ve giysilerini yırtmadılar.
JER 36:25 Elnatan, Delaya ve Gemarya da kralın tomarı yakmaması için ona yalvarmışlardı; ama kral onları dinlemedi.
JER 36:26 Kral, kralın oğlu Yerahmeel'e, Azriel'in oğlu Seraya'ya ve Abdeel'in oğlu Şelemya'ya, Yazıcı Baruk'u ve Peygamber Yeremya'yı tutuklamalarını buyurdu; ama Yahve onları gizledi.
JER 36:27 Kral tomarı ve Baruk'un Yeremya'nın ağzından yazdığı sözleri yaktıktan sonra, Yahve'nin sözü Yeremya'ya geldi ve şöyle dedi:
JER 36:28 “Başka bir tomar daha al ve Yahuda Kralı Yehoyakim'in yaktığı ilk tomarda bulunan önceki sözlerin hepsini yaz.
JER 36:29 Yahuda Kralı Yehoyakim için şöyle diyeceksin: ‘Yahve şöyle diyor: ““'Babil Kralı kesinlikle gelip bu ülkeyi yok edecek ve oradan insanı ve hayvanı yok edecek” diye neden oraya yazdın?’ diye sorup tomarı yaktın.”
JER 36:30 Bu nedenle Yahve, Yahuda Kralı Yehoyakim için şöyle diyor: “David’in tahtı üzerine oturacak kimsesi olmayacak. Onun cesedi gündüz sıcağa, gece dona atılacak.
JER 36:31 Onu, soyunu ve hizmetkârlarını suçlarından ötürü cezalandıracağım. Yeruşalem sakinleri ve Yahuda halkı üzerine, kendilerine karşı söylediğim, ama dinlemedikleri bütün kötülüğü getireceğim."”'
JER 36:32 O zaman Yeremya başka bir tomar aldı ve onu Neriya oğlu Yazıcı Baruk’a verdi. Baruk, Yahuda Kralı Yehoyakim’in ateşte yaktığı kitabın bütün sözlerini Yeremya’nın ağzından ona yazdı; onlara birçok benzer söz daha eklendi.
JER 37:1 Babil Kralı Nebukadnetsar'ın Yahuda ülkesinde kral yaptığı Yehoyakim oğlu Konia'nın yerine Yoşiya oğlu Sidkiya kral oldu.
JER 37:2 Ama ne kendisi, ne hizmetkârları, ne de ülke halkı, Peygamber Yeremya aracılığıyla Yahve'nin söylediği sözleri dinlemediler.
JER 37:3 Kral Sidkiya, Şelemya oğlu Yehukal'ı ve Maaseya oğlu Kâhin Sefanya'yı Peygamber Yeremya'ya gönderip, “Şimdi Tanrımız Yahve'ye bizim için dua et” dedi.
JER 37:4 Yeremya halkın arasına girip çıkıyordu, çünkü onu hapse koymamışlardı.
JER 37:5 Firavun'un ordusu Mısır'dan çıkmıştı. Yeruşalem'i kuşatan Keldaniler onların haberini duyunca Yeruşalem'den çekildiler.
JER 37:6 O zaman Yahve'nin sözü Peygamber Yeremya’ya geldi ve şöyle dedi:
JER 37:7 “İsrael’in Tanrısı Yahve şöyle diyor, ‘Seni bana sormak için göndermiş olan Yahuda Kralı'na şunu söyleyeceksin: “İşte, size yardım etmek için çıkan Firavun’un ordusu Mısır’a, kendi ülkesine dönecek.
JER 37:8 Keldaniler yine gelip bu kente karşı savaşacak. Onu alıp yakacaklar."”'
JER 37:9 “Yahve şöyle diyor, “'Keldaniler kesinlikle bizden ayrılacaklar” diye kendinizi aldatmayın; çünkü ayrılmayacaklar.
JER 37:10 Çünkü size karşı savaşan bütün Keldani ordusunu vurmuş olsanız ve aralarında yalnız yaralılar kalmış olsa bile, yine her biri çadırında kalkıp bu kenti ateşe verecek.'”
JER 37:11 Keldani ordusu Firavun'un ordusundan korktuğu için Yeruşalem'den çekilince,
JER 37:12 Yeremya Yeruşalem'den çıkıp Benyamin diyarına gitti ve orada, halkın arasında payını aldı.
JER 37:13 O, Benyamin Kapısı'nda iken, Şelemya oğlu Hananya oğlu İriyah adlı muhafız komutanı oradaydı. Peygamber Yeremya'yı tutup, “Sen Keldaniler'e geçiyorsun!” dedi.
JER 37:14 O zaman Yeremya, “Bu yalan! Ben Keldaniler'e geçmiyorum!” dedi. Ama onu dinlemedi. Bunun üzerine İriyah, Yeremya'yı tutup onu beylere getirdi.
JER 37:15 Beyler Yeremya'ya öfkelendiler, onu dövdüler ve onu Kâtip Yonatan'ın evine hapse koydular; çünkü orayı hapishane yapmışlardı.
JER 37:16 Yeremya zindana ve hücrelere girdi ve Yeremya orada çok günler kaldı,
JER 37:17 o zaman Kral Sidkiya adam gönderip onu dışarı çıkarttı. Kral gizlice evinde ona, “Yahve'den bir söz var mı?” diye sordu. Yeremya, “Var” dedi. “Babil Kralı'nın eline de teslim edileceksin” dedi.
JER 37:18 Ve Yeremya Kral Sidkiya'ya, “Sana, hizmetkârlarına ya da bu halka karşı nasıl günah işledim ki, beni hapse attın?” dedi.
JER 37:19 “Şimdi sana, 'Babil Kralı sana ya da bu ülkeye saldırmayacak' diye peygamberlik eden peygamberlerin nerede?
JER 37:20 Şimdi lütfen dinle, efendim kral: Yalvarışım senin önüne gelsin, beni Kâtip Yonatan'ın evine geri gönderme de, orada ölmeyeyim.”
JER 37:21 O zaman Kral Sidkiya buyurdu ve Yeremya'yı muhafız avlusuna koydular. Kentteki bütün ekmek bitene kadar ona her gün fırıncılar sokağından bir somun ekmek verdiler. Böylece Yeremya muhafız avlusunda kaldı.
JER 38:1 Mattan oğlu Şefatya, Paşhur oğlu Gedalya, Şelemya oğlu Yukal ve Malkiya oğlu Paşhur, Yeremya'nın bütün halka söylediği şu sözleri duydular:
JER 38:2 “Yahve şöyle diyor, ‘Bu kentte kalan kılıçtan, kıtlıktan ve salgın hastalıktan ölecek; ama Keldaniler'e çıkan yaşayacak. Hayatını kurtarıp yaşayacaktır.’
JER 38:3 Yahve şöyle diyor, ‘Bu kent kesinlikle Babil Kralı'nın ordusunun eline verilecek ve onu alacak.’”
JER 38:4 Bunun üzerine beyler krala, “Lütfen bu adamı öldürsünler, çünkü onlara böyle sözler söyleyerek bu kentte kalan savaşçıların ve bütün halkın ellerini zayıflatıyor; çünkü bu adam bu halkın iyiliğini değil, zararını arıyor” dediler.
JER 38:5 Kral Sidkiya, “İşte, o sizin elinizde; çünkü kral size karşı koyamaz” dedi.
JER 38:6 O zaman Yeremya’yı alıp muhafız avlusunda bulunan kralın oğlu Malkiya’nın zindanına attılar. Yeremya’yı iplerle sarkıttılar. Zindanda su yoktu, sadece çamur vardı ve Yeremya çamura battı.
JER 38:7 Kralın evinde bulunan Etiyopyalı hadım Ebedmelek, Yeremya’nın zindana atıldığını duyunca (o sırada kral Benyamin Kapısı’nda oturuyordu),
JER 38:8 Ebedmelek kralın evinden çıktı ve krala şöyle dedi:
JER 38:9 “Efendim kral, bu adamlar Peygamber Yeremya’ya yaptıkları her şeyde kötülük yaptılar; onu zindana attılar. Bulunduğu yerde açlıktan ölmesi muhtemeldir; çünkü kentte artık ekmek kalmadı.”
JER 38:10 O zaman kral Etiyopyalı Ebedmelek'e, “Buradan yanına otuz adam al ve Peygamber Yeremya'yı ölmeden önce zindandan çıkar” diye buyurdu .
JER 38:11 Bunun üzerine Ebedmelek adamları yanına alıp hazine odasının altındaki kral evine girdi ve oradan paçavralar ve eski giysiler alıp iplerle zindana, Yeremya'ya sarkıttı.
JER 38:12 Etiyopyalı Ebedmelek Yeremya'ya, “Şimdi bu paçavraları ve eski giysileri iplerin altında koltuk altlarına koy” dedi. Yeremya öyle yaptı.
JER 38:13 Böylece Yeremya'yı iplerle kaldırıp zindandan çıkardılar. Yeremya muhafız avlusunda kaldı.
JER 38:14 O zaman Kral Sidkiya gönderdi ve Peygamber Yeremya'yı Yahve'nin evindeki üçüncü girişe getirtti. Sonra kral Yeremya'ya, “Sana bir şey soracağım. Benden bir şey saklama.” dedi.
JER 38:15 O zaman Yeremya Sidkiya'ya, “Sana bildirirsem beni kesinlikle öldürmeyecek misin? Sana öğüt verirsem beni dinlemeyeceksin.” dedi.
JER 38:16 Bunun üzerine Kral Sidkiya gizlice Yeremya'ya ant içerek, “Canlarımızı yaratan Yahve'nin varlığı hakkı için seni öldürmeyeceğim, hayatını arayan bu adamların eline seni vermeyeceğim” dedi.
JER 38:17 O zaman Yeremya Sidkiya'ya, “Ordular Tanrısı, İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Babil Kralı'nın beylerine çıkarsan canın yaşar, bu kent de ateşe verilmez. Sen de evin de yaşarsınız.
JER 38:18 Ama Babil Kralı'nın beylerine çıkmazsan, bu kent Keldaniler'in eline verilecek ve onu ateşe verecekler ve onların elinden kaçıp kurtulamayacaksın.'”
JER 38:19 Kral Sidkiya Yeremya'ya, “Keldaniler'e geçen Yahudiler'den korkuyorum, yoksa beni onların eline teslim ederler ve benimle alay ederler” dedi.
JER 38:20 Ama Yeremya, “Seni vermeyecekler” dedi, “Rica ederim, Yahve'nin sözüne, sana söylediğim söze itaat et; böylece sana iyilik olur ve canın yaşar.
JER 38:21 Ama dışarı çıkmayı reddedersen, Yahve'nin bana gösterdiği söz şudur:
JER 38:22 'İşte, Yahuda Kralı'nın evinde kalan bütün kadınlar Babil Kralı'nın beylerine çıkarılacak ve o kadınlar, “Yakın dostların sana sırt çevirdiler, ve seni yendiler. Senin ayakların çamura battı, onlar senden uzaklaştılar.” diyecekler.
JER 38:23 Bütün karılarını ve çocuklarını Keldaniler'e çıkaracaklar. Onların elinden kaçıp kurtulamayacaksın, ama Babil Kralı'nın eli seni tutacak. Sen bu kenti ateşle yaktıracaksın.'”
JER 38:24 O zaman Sidkiya Yeremya'ya, “Bu sözleri kimse bilmesin, sen de ölmeyeceksin” dedi.
JER 38:25 “Ama beyler seninle konuştuğumu duyarlarsa ve sana gelip, ‘Krala söylediklerini bize bildir, kral da sana ne dedi ise bize bildir, bizden saklama ve seni öldürmeyiz derlerse,'
JER 38:26 o zaman onlara, 'beni Yonatan'ın evine geri göndermesin, orada ölmeyeyim diye, yalvarışımı kralın önüne getirdim' dersin.”
JER 38:27 O zaman bütün beyler Yeremya'ya gelip ona sordular; o da kralın buyurduğu bütün bu sözlere göre onlara anlattı. Böylece onunla konuşmayı bıraktılar, çünkü mesele anlaşılmamıştı.
JER 38:28 Böylece Yeremya, Yeruşalem'in alındığı güne kadar muhafız avlusunda kaldı.
JER 39:1 Yahuda Kralı Sidkiya'nın dokuzuncu yılında, onuncu ayda, Babil Kralı Nebukadnetsar bütün ordusuyla Yeruşalem'e gelip kuşattı.
JER 39:2 Sidkiya'nın on birinci yılında, dördüncü ayda, ayın dokuzuncu günü kentte bir gedik açıldı.
JER 39:3 Babil Kralı'nın bütün beyleri içeri gelip Orta Kapı'da oturdular: Nergal Şarezer, Samgarnebo, Rabsari Sarsehim, Rabmag Nergal Şarezer ve Babil Kralı'nın bütün diğer beyleri.
JER 39:4 Yahuda Kralı Sidkiya ve bütün savaşçılar onları görünce kaçtılar ve geceleyin Kral Bahçesi yolundan, iki duvar arasındaki kapıdan kentten çıktılar; ve Arava'ya doğru çıktılar.
JER 39:5 Ama Keldani ordusu onları kovaladı ve Yeriha ovalarında Sidkiya'ya yetişti. Onu tutup Hamat ülkesindeki Rivla'ya, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın yanına çıkardılar. O da onun hakkında hüküm verdi.
JER 39:6 Babil Kralı, Sidkiya'nın oğullarını Rivla'da onun gözü önünde öldürdü. Babil Kralı, Yahuda'nın bütün soylularını da öldürdü.
JER 39:7 Üstelik Sidkiya'nın gözlerini oydu ve onu Babil'e götürmek üzere zincire vurdu.
JER 39:8 Keldaniler, kralın evini ve halkın evlerini ateşe verdiler ve Yeruşalem surlarını yıktılar.
JER 39:9 Muhafız komutanı Nebuzaradan, kentte kalan halkın geri kalanını, kendi tarafına geçmiş olanları ve kalmış olan halkın geri kalanını Babil'e sürdü.
JER 39:10 Ama muhafız komutanı Nebuzaradan, hiçbir şeyi olmayan halkın yoksullarını Yahuda ülkesinde bıraktı ve onlara o gün bağlar ve tarlalar verdi.
JER 39:11 Babil Kralı Nebukadnetsar, muhafız komutanı Nebuzaradan'a Yeremya hakkında şöyle buyurdu:
JER 39:12 “Onu al ve ona iyi bak. Ona zarar verme; sana ne derse ona öyle yap.”
JER 39:13 Böylece muhafız komutanı Nebuzaradan, Nebuşaban, Rabsaris, Nergal Şarezer, Rabmag ve Babil Kralı'nın bütün başkomutanları,
JER 39:14 gönderip Yeremya'yı muhafız avlusundan alıp, onu eve götürsünler diye Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya'ya teslim ettiler. Böylece Yeremya halkın arasında yaşadı.
JER 39:15 Yeremya muhafız avlusunda tutukluyken, Yahve'nin sözü Yeremya'ya geldi:
JER 39:16 “Git, Etiyopyalı Ebedmelek'e söyleyip de, 'İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, sözlerimi bu kente kötülük için getireceğim, iyilik için değil; ve o gün senin önünde yerine getirilecekler.
JER 39:17 Ama o gün seni kurtaracağım,” diyor Yahve; “ve korktuğun adamların eline verilmeyeceksin.
JER 39:18 Çünkü seni kesinlikle kurtaracağım. Kılıçla düşmeyeceksin, ama hayatını kurtaracaksın, çünkü bana güvendin.” diyor Yahve.'”
JER 40:1 Muhafız komutanı Nebuzaradan'ın, Babil'e sürgün götürülen bütün Yeruşalem ve Yahuda sürgünleri arasında, zincire bağlı olan Yeremya'yı Rama'dan salıvermesinden sonra, Yahve'den Yeremya'ya gelen söz.
JER 40:2 Muhafız komutanı Yeremya'yı alıp ona dedi: “Tanrın Yahve bu yerin üzerine bu kötülüğü ilan etti;
JER 40:3 ve Yahve bunu getirdi ve söylediği gibi yaptı. Çünkü Yahve'ye karşı günah işlediniz ve O'nun sözüne itaat etmediniz, bu yüzden bu şey başınıza geldi.
JER 40:4 Şimdi, işte, bugün elindeki zincirlerden seni serbest bırakıyorum. Eğer benimle birlikte Babil'e gelmek sana iyi görünüyorsa, gel, ben sana bakarım; ama eğer benimle Babil'e gelmek sana kötü görünüyorsa, gelme. İşte, bütün ülke senin önünde. Sana nereye gitmek iyi ve doğru görünüyorsa oraya git.”
JER 40:5 Yeremya henüz geri dönmemişken, “Geri dön, Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya’nın yanına dön; Babil Kralı onu Yahuda kentlerine vali olarak atamıştı. Halkın arasında onunla birlikte otur; ya da sana uygun görünen yere git.” dedi. Böylece muhafız komutanı ona yiyecek ve armağan verip serbest bıraktı.
JER 40:6 O zaman Yeremya Mispa’ya, Ahikam oğlu Gedalya’nın yanına gitti ve onunla birlikte ülkede kalan halkın arasında yaşadı.
JER 40:7 Kırlarda bulunan bütün ordu komutanları, kendileri ve adamları, Babil Kralı'nın Ahikam oğlu Gedalya'yı ülkeye vali atadığını ve Babil'e sürgün edilmeyen ülkenin en yoksullarından erkekleri, kadınları, çocukları ve halkı ona emanet ettiğini duyduklarında,
JER 40:8 Netanya oğlu İşmael, Kareahoğulları Yohanan ve Yonatan, Tanhumet oğlu Seraya, Netofalı Efa'nın oğulları ve Maakalı oğlu Yezanya adamları ile birlikte Mispa'ya, Gedalya'nın yanına geldiler.
JER 40:9 Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya onlara ve adamlarına ant içerek, “Keldaniler'e hizmet etmekten korkmayın. Ülkede oturun ve Babil Kralı'na hizmet edin, o zaman sizin için iyi olur.” dedi.
JER 40:10 “Bana gelince, işte, yanımıza gelecek olan Keldaniler'in önünde durmak için ben Mispa'da oturacağım. Ama siz şarap, yaz meyveleri ve yağ toplayın, kaplarınıza koyun ve aldığınız kentlerde oturun.”
JER 40:11 Aynı şekilde, Moav'da, Ammon'un çocukları arasında, Edom'da ve bütün ülkelerde bulunan bütün Yahudiler, Babil Kralı'nın Yahuda'dan bir kalıntı bıraktığını ve Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya'yı onların başına koyduğunu duyduklarında,
JER 40:12 o zaman Yahudiler'in hepsi sürülmüş oldukları bütün yerlerden geri döndüler ve Yahuda diyarına, Gedalya'nın yanına, Mispa'ya geldiler ve çok miktarda şarap ve yaz meyvesi topladılar.
JER 40:13 Kareah oğlu Yohanan ve kırdaki bütün ordu komutanları, Mispa'ya, Gedalya'nın yanına gelip,
JER 40:14 ve ona, “Ammon'un çocuklarının Kralı Baalis'in, Netanya oğlu İşmael'i senin hayatını alsın diye gönderdiğini biliyor musun?” diye sordular. Ama Ahikam oğlu Gedalya onlara inanmadı.
JER 40:15 Kareah oğlu Yohanan, Mispa'da Gedalya'ya gizlice şöyle dedi: “Lütfen bırak gideyim, Netanya oğlu İşmael'i öldüreyim ve kimse bunu bilmeyecek. Neden senin hayatını alsın da, senin yanında toplanmış olan bütün Yahudiler dağılsın ve Yahuda'nın kalanı yok olsun?”
JER 40:16 Ama Ahikam oğlu Gedalya, Kareah oğlu Yohanan'a, “Bunu yapmayacaksın, çünkü İşmael hakkında yalan söylüyorsun” dedi.
JER 41:1 Yedinci ayda, kral soyundan ve kralın baş görevlilerinden bir olan Elişama oğlu Netanya oğlu İşmael, on kişiyle birlikte Mispa'ya, Ahikam oğlu Gedalya'nın yanına geldi; orada, Mispa'da birlikte yemek yediler.
JER 41:2 Sonra Netanya oğlu İşmael ve onunla birlikte olan on kişi kalkıp, Babil Kralı'nın ülkeye vali atadığı Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya'yı kılıçla vurup öldürdüler.
JER 41:3 İşmael, Mispa'da Gedalya'yla birlikte olan bütün Yahudiler'i ve orada bulunan Keldani savaşçılarını da öldürdü.
JER 41:4 Gedalya'yı öldürdükten sonraki ikinci gün, bunu kimse bilmiyordu,
JER 41:5 Şekem'den, Şilo'dan ve Samarya'dan, sakallarını tıraş etmiş, giysilerini yırtmış, kendi bedenlerini yaralamış, Yahve'nin evine götürmek için ellerinde ekmek sunuları ve günnük olan seksen kişi geldi.
JER 41:6 Netanya oğlu İşmael, onları karşılamak için ağlaya ağlaya yürüyerek Mispa'dan çıktı. Onları karşılayınca, “Ahikam oğlu Gedalya'ya gelin” dedi.
JER 41:7 Şehrin ortasına geldiklerinde, Netanya oğlu İşmael onları öldürdü ve yanındaki adamlarla birlikte çukurun içine attı.
JER 41:8 Ama onlar arasında bulunan on kişi İşmael'e, “Bizi öldürme, çünkü tarlada saklı buğday, arpa, zeytinyağı ve bal depomuz var” dedi. O da vazgeçti ve onları kardeşleriyle birlikte öldürmedi.
JER 41:9 İşmael'in öldürdüğü adamların hepsinin cesetlerini Gedalya'nın yanına attığı çukuru (bu, İsrael Kralı Baaşa'dan korktuğu için Kral Asa'nın yaptırdığı çukurdu), Netanya oğlu İşmael öldürülmüş olanlarla doldurdu.
JER 41:10 İşmael, Mispa'da kalan halkın hepsini, kralın kızlarını ve muhafız komutanı Nebuzaradan'ın Ahikam oğlu Gedalya'ya emanet ettiği Mispa'da kalan halkın hepsini sürgün etti. Netanya oğlu İşmael onları sürgün etti ve Ammon'un çocuklarına geçmek üzere yola çıktı.
JER 41:11 Ama Kareah oğlu Yohanan ve onunla beraber olan bütün ordu komutanları, Netanya oğlu İşmael'in yaptığı bütün kötülükleri duyunca,
JER 41:12 bütün adamları alıp Netanya oğlu İşmael'le savaşmaya gittiler ve onu Givon'daki büyük suların yanında buldular.
JER 41:13 Ve İşmael'le beraber olan bütün halk Kareah oğlu Yohanan'ı ve onunla beraber olan bütün ordu komutanlarını görünce sevindiler.
JER 41:14 Böylece İşmael'in Mispa'dan sürgün etmiş olduğu bütün halk geri dönüp Kareah oğlu Yohanan'ın yanına gittiler.
JER 41:15 Ama Netanya oğlu İşmael sekiz adamla birlikte Yohanan'dan kaçıp kurtularak Ammon'un çocuklarının yanına gitti.
JER 41:16 Kareah oğlu Yohanan ve onunla birlikte olan bütün ordu komutanları, Netanya oğlu İşmael'in Ahikam oğlu Gedalya'yı öldürdükten sonra Mispa'dan götürmüş olduğu halkın geri kalanını, yani Givon'dan geri getirdiği savaşçıları, kadınları, çocukları ve hadımları aldı.
JER 41:17 Bunlar Keldaniler yüzünden Mısır'a girmek üzere ayrıldılar, Beytlehem yakınlarındaki Gerut Kimham'da yaşadılar.
JER 41:18 Çünkü onlardan korkuyorlardı; çünkü Netanya oğlu İşmael, Babil Kralı'nın ülkeye vali atadığı Ahikam oğlu Gedalya'yı öldürmüştü.
JER 42:1 O zaman bütün ordu komutanları, Kareah oğlu Yohanan, Hoşaya oğlu Yezanya ve küçüğünden büyüğüne kadar bütün halk yaklaştı,
JER 42:2 ve Peygamber Yeremya'ya, “Lütfen yakarışımız senin önüne gelsin ve Tanrın Yahve'ye bizim için, bütün bu kalıntı için dua et. Çünkü senin gördüğün gibi, çok insandan geriye pek az kaldık.
JER 42:3 Tanrın Yahve bize yürümemiz gereken yolu ve yapmamız gereken şeyleri göstersin.”
JER 42:4 O zaman Peygamber Yeremya onlara, “Sizi duydum” dedi, “İşte, Tanrınız Yahve'ye sözlerinize göre dua edeceğim. Yahve size ne yanıt verirse size bildireceğim. Sizden bir şey saklamayacağım.”
JER 42:5 O zaman Yeremya'ya, “Tanrın Yahve'nin bize bildirmek üzere sana göndereceği her söze göre yapmazsak, Yahve aramızda gerçek ve sadık bir tanık olsun” dediler.
JER 42:6 “İster iyi, ister kötü olsun, seni kendisine gönderdiğimiz Tanrımız Yahve'nin sözüne itaat edeceğiz; ta ki, Tanrımız Yahve'nin sözüne itaat edince bize iyilik olsun.”
JER 42:7 On gün sonra, Yahve'nin sözü Yeremya'ya geldi.
JER 42:8 O zaman Kareah oğlu Yohanan'ı ve onunla birlikte olan bütün ordu komutanlarını, küçüğünden büyüğüne kadar bütün halkı çağırdı.
JER 42:9 Onlara, “Yakarışınızı kendisine sunmak için beni kendisine gönderdiğiniz İsrael'in Tanrısı Yahve şöyle diyor:
JER 42:10 'Eğer bu ülkede yaşamaya devam ederseniz, sizi bina edeceğim, yıkmayacağım; sizi dikeceğim, sökmeyeceğim; çünkü üzerinize getirdiğim sıkıntıdan ötürü kederliyim.
JER 42:11 Korkmakta olduğunuz Babil Kralı'ndan korkmayın. Ondan korkmayın.' diyor Yahve, 'Çünkü sizi kurtarmak ve onun elinden özgür kılmak için sizinle birlikteyim.
JER 42:12 O size merhamet etsin de, sizi kendi ülkenize döndürsün diye, ben size merhamet edeceğim.'” dedi.
JER 42:13 “'Ama eğer, ‘Bu ülkede oturmayacağız” derseniz, Tanrınız Yahve'nin sözüne itaat etmezseniz,
JER 42:14 “Hayır, Mısır diyarına gireceğiz, orada savaş görmeyecek, boru sesi duymayacağız, ekmek için açlık çekmeyeceğiz; orada oturacağız” derseniz;
JER 42:15 bu yüzden, ey Yahuda’nın kalıntısı, şimdi Yahve'nin sözünü dinleyin! İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Eğer gerçekten yüzünüzü Mısır'a girmeye döndürürseniz ve oraya yerleşirseniz,
JER 42:16 o zaman öyle olacak ki, korktuğunuz kılıç orada, Mısır diyarında size yetişecek ve korktuğunuz kıtlık orada, Mısır'da, ardınızda yakın takipte olacak ve orada öleceksiniz.
JER 42:17 Mısır'a gidip orada yaşamaya yüzlerini dönen bütün adamlar da böyle olacak. Kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ölecekler. Onlardan hiçbiri kalmayacak, üzerlerine getireceğim kötülükten kaçıp kurtulamayacak.'
JER 42:18 Çünkü İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Öfkem ve gazabım Yeruşalem sakinlerinin üzerine nasıl döküldü ise, Mısır'a girdiğinizde de gazabım sizin üzerinize öyle dökülecek; dehşet, şaşkınlık, lanet ve aşağılanma konusu olacaksınız; ve bu yeri bir daha görmeyeceksiniz.'”
JER 42:19 “Ey Yahuda kalıntısı, Yahve sizin için, ‘Mısır’a girmeyin!’ dedi. Bugün size tanıklık ettiğimi kesinlikle bilin.
JER 42:20 Çünkü kendi canlarınıza karşı hile yaptınız; beni Tanrınız Yahve'ye gönderip, ‘Bizim için Tanrımız Yahve'ye dua et; Tanrımız Yahve'nin söyleyeceği her şeye göre bize bildir, biz de yapacağız’ dediniz.
JER 42:21 Bugün size bildirdim; ama siz Tanrınız Yahve'nin beni size göndermiş olduğu hiçbir konuda O’nun sözüne itaat etmediniz.
JER 42:22 Bu yüzden şimdi bilin ki, yaşamak üzere gitmek istediğiniz yerde kılıçtan, kıtlıktan ve salgın hastalıktan öleceksiniz.”
JER 43:1 Yeremya, Tanrıları Yahve'nin onlara bildirmek için Tanrıları Yahve'nin kendisini göndermiş olduğu bu sözlerin hepsini bütün halka söylemeyi bitirince,
JER 43:2 Hoşaya oğlu Azarya, Kareah oğlu Yohanan ve bütün kibirli adamlar Yeremya'ya, “Yalan söylüyorsun” dediler, “Tanrımız Yahve seni, 'Mısır'a gidip orada yaşamayacaksın' demek için göndermedi.
JER 43:3 Ama Neriya oğlu Baruk, bizi öldürsünler ya da bizi Babil'e sürsünler diye bizi Keldaniler'in eline teslim etmek için seni bize karşı çevirdi.”
JER 43:4 Böylece Kareah oğlu Yohanan, bütün ordu komutanları ve bütün halk, Yahuda ülkesinde oturmak için Yahve'nin buyruğuna itaat etmediler.
JER 43:5 Kareah oğlu Yohanan ve bütün ordu komutanları, sürüldükleri bütün uluslardan geri dönüp Yahuda diyarına yerleşen Yahuda kalıntısının tümünü,
JER 43:6 erkekleri, kadınları, çocukları, kralın kızlarını ve muhafız komutanı Nebuzaradan'ın Şafan oğlu Ahikam oğlu Gedalya'nın yanına bırakmış olduğu herkesi, Peygamber Yeremya'yı ve Neriya oğlu Baruk'u alıp götürdüler.
JER 43:7 Mısır diyarına girdiler, çünkü Yahve'nin sözüne itaat etmediler; ve Tahpanhes'e geldiler.
JER 43:8 O zaman Yahve'nin sözü Tahpanhes'te Yeremya'ya geldi ve şöyle dedi:
JER 43:9 “Eline büyük taşlar al ve onları Tahpanhes'te Firavun'un evinin girişindeki tuğlalıkta, Yahuda halkının gözü önünde harcın içine gizle.
JER 43:10 Onlara de, İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'İşte, hizmetkârım Babil Kralı Nebukadnetsar'ı gönderip alacağım, gizlediğim bu taşların üzerine onun tahtını kuracağım ve krallık çadırını onların üzerine kuracak.
JER 43:11 Gelip Mısır ülkesini vuracak; ölüm için olanlar ölüme, sürgün için olanlar sürgüne, kılıç için olanlar kılıca verilecek.
JER 43:12 Mısır ilâhlarının evlerinde ateş tutuşturacağım. Onları yakacak ve sürgüne götürecek. Çoban nasıl giysisini giyerse, o da Mısır ülkesine dizilecek ve oradan esenlikle çıkacak.
JER 43:13 Mısır ülkesindeki Beyt Şemeş'in dikili taşlarını da kıracak ve Mısır ilâhlarının evlerini ateşe verecek.'”
JER 44:1 Mısır ülkesinde, Migdol'da, Tahpanhes'te, Memfis'te ve Patros diyarında yaşayan bütün Yahudiler hakkında Yeremya'ya şu söz geldi,
JER 44:2 “İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Yeruşalem üzerine ve Yahuda'nın bütün kentleri üzerine getirmiş olduğum bütün kötülüğü gördünüz;
JER 44:3 çünkü onların, sizin ve atalarınızın bilmediği başka ilâhlara buhur yakmaya ve hizmet etmeye giderek beni öfkelendirmek için yapmış oldukları kötülükler yüzünden, işte, o kentler harap ve içlerinde kimse oturmuyor.
JER 44:4 Ama ben bütün peygamber hizmetkârlarımı erken davranıp size göndererek şöyle dedim, “Ah, nefret ettiğim bu iğrenç şeyi yapmayın.”
JER 44:5 Ama onlar dinlemediler, kulak asmadılar. Başka ilâhlara buhur yakmayı bırakıp kötülüklerinden dönmediler.
JER 44:6 Bu yüzden gazabım ve öfkem taşarak döküldü, Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında alevlendi. Bugün olduğu gibi harap olup ıssız kaldılar.'”
JER 44:7 “Bu yüzden şimdi İsrael'in Tanrısı, Ordular Tanrısı Yahve şöyle diyor: 'Neden kendi canlarınıza karşı büyük kötülük yapıyorsunuz? Yahuda'nın içinden erkeği, kadını, çocuğu ve emzikte olanı kendinizden kesip atıyorsunuz. Kendinize kimseyi bırakmıyorsunuz.
JER 44:8 Mısır'a gidip orada yaşadığınız yerde başka ilâhlara buhur yakarak ellerinizin işleriyle beni öfkelendiriyorsunuz. Böylece kesilip atılacaksınız, yeryüzündeki bütün uluslar arasında lanet ve utanç konusu olacaksınız.
JER 44:9 Atalarınızın kötülüğünü, Yahuda krallarının kötülüğünü, karılarının kötülüğünü, kendi kötülüğünüzü ve karılarınızın Yahuda diyarında ve Yeruşalem sokaklarında yaptıkları kötülüğü unuttunuz mu?
JER 44:10 Bugüne kadar kendilerini alçaltmadılar, korkmadılar, önünüze ve atalarınızın önüne koyduğum yasamda ve kurallarımda yürümediler.'”
JER 44:11 “Bu yüzden İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'İşte, bütün Yahuda'yı kesip atmak üzere yüzümü size karşı kötülük için çevireceğim.
JER 44:12 Mısır diyarına gidip yaşamak için yüzlerini dönen Yahuda'nın kalıntısını alacağım ve hepsi yok olacak. Mısır diyarında düşecekler. Kılıç ve kıtlıkla tükenecekler. Küçüğünden büyüğüne kadar kılıç ve kıtlıkla ölecekler. Dehşet, şaşkınlık, lanet ve utanç konusu olacaklar.
JER 44:13 Çünkü Yeruşalem'i kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla nasıl cezalandırdıysam, Mısır'da oturanları da öyle cezalandıracağım.
JER 44:14 Mısır diyarında, yaşamak için oraya giden Yahuda'nın kalıntısından hiçbiri kaçıp kurtulmayacak, sağ kalıp da dönüp orada oturmak istedikleri Yahuda diyarına geri dönmeyecek. Çünkü kaçıp kurtulanlardan başka kimse geri dönmeyecek.'”
JER 44:15 Karılarının başka ilâhlara buhur yaktığını bilen bütün erkekler, orada duran bütün kadınlar, büyük bir topluluk, Mısır diyarında Patros'ta oturan bütün halk, Yeremya'ya şöyle karşılık verdi:
JER 44:16 “Yahve'nin adıyla bize söylediğin sözü dinlemeyeceğiz.
JER 44:17 Ama gökyüzünün kraliçesine buhur yakıp ona dökmelik sunular dökmek için ağzımızdan çıkan her sözü mutlaka yerine getireceğiz; tıpkı bizim ve atalarımızın, krallarımızın ve beylerimizin Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında yaptığımız gibi; çünkü o zaman bol yiyeceğimiz vardı ve iyiydik ve hiçbir kötülük görmedik.
JER 44:18 Ama gökyüzünün kraliçesine buhur yakmayı ve ona dökmelik sunuları dökmeyi bıraktığımızdan beri her şeyden yoksun kaldık ve kılıçla ve kıtlıkla telef olduk.”
JER 44:19 Kadınlar, “Biz gökyüzünün kraliçesine buhur yakıp ona dökmelik sunuları dökerken, kocalarımız olmadan mı ona tapınmak için pideler yaptık ve ona dökmelik sunuları döktük?” dediler.
JER 44:20 O zaman Yeremya bütün halka, erkeklere ve kadınlara, kendisine yanıt veren bütün halka şöyle dedi:
JER 44:21 “ Sizin ve atalarınızın, krallarınızın ve beylerinizin ve ülke halkının Yahuda kentlerinde ve Yeruşalem sokaklarında yaktığınız buhuru, Yahve onları hatırlamadı mı, O'nun aklına gelmedi mi?
JER 44:22 Böylece Yahve, işlerinizin kötülüğü ve işlediğiniz iğrençlikler yüzünden artık dayanamadı. Bu yüzden ülkeniz bugün olduğu gibi ıssız, şaşılacak ve lanetli, içinde oturanı olmayan bir yer oldu.
JER 44:23 Mademki buhur yaktınız, mademki Yahve'ye karşı günah işlediniz, Yahve'nin sözüne itaat etmediniz, yasasında, kurallarında ve tanıklıklarında yürümediniz; bu yüzden bugün olduğu gibi bu kötülük başınıza geldi.”
JER 44:24 Yeremya bütün halka, bütün kadınlara şöyle dedi: “Mısır diyarında bulunan bütün Yahuda halkı, Yahve'nin sözünü dinleyin!
JER 44:25 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Siz ve karılarınız, “Adaklarımızı yerine getireceğiz, gökyüzünün kraliçesine buhur yakacağız, ona dökmelik sunuları dökeceğiz” diye ağzınızla söylediniz ve ellerinizle yerine getirdiniz.'” '“O zaman adaklarınızı tutun, adaklarınızı yerine getirin.'”
JER 44:26 “Bu nedenle, Mısır'da oturan bütün Yahuda, Yahve'nin sözünü dinleyin: 'İşte, büyük adımla ant içtim,' diyor Yahve, 'Mısır'ın bütün ülkesinde, Yahuda halkının ağzından bir daha “Efendi Yahve'nin hakkı için” diye adım anılmayacak.
JER 44:27 İşte, ben onları iyilik için değil, kötülük için gözlüyorum. Mısır diyarında olan bütün Yahuda halkı hepsi tükeninceye kadar kılıçla ve kıtlıkla telef olacaklar.
JER 44:28 Kılıçtan kaçıp kurtulanlar, az sayıda kişi, Mısır diyarından Yahuda diyarına dönecekler. Mısır diyarına yaşamak için giden Yahuda'nın bütün kalıntısı, kimin sözünün duracağını, benimkinin mi, yoksa onlarınkinin mi bilecekler.'”
JER 44:29 “Yahve şöyle diyor, ‘Bu size bir işaret olacak, sizi bu yerde cezalandıracağım. Böylece sözlerimin kesinlikle size karşı kötülük için duracağını bileceksiniz.’
JER 44:30 Yahve şöyle diyor, ‘İşte, Mısır Kralı Firavun Hofra'yı düşmanlarının eline ve hayatını arayanların eline vereceğim. Tıpkı Yahuda Kralı Sidkiya'yı, hayatını arayan ve düşmanı olan Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eline verdiğim gibi.’”
JER 45:1 Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in dördüncü yılında, Neriya oğlu Baruk'a, Yeremya'nın ağzından bu sözleri bir kitaba yazdığında, Peygamber Yeremya ona şu sözü söyledi:
JER 45:2 “Ey Baruk, İsrael'in Tanrısı Yahve sana şöyle diyor,
JER 45:3 'Sen, “Vay başıma! Çünkü Yahve acılarıma keder kattı! İniltimden yoruldum ve rahat bulamıyorum” dedin.'”
JER 45:4 “Ona şöyle diyeceksin, Yahve şöyle diyor, ‘İşte, yaptığımı ben yıkacağım, diktiğimi ben sökeceğim; hem de bütün ülkede.
JER 45:5 Kendin için büyük şeyler mi arıyorsun? Onları arama; çünkü işte, bütün insanların üzerine kötülük getireceğim,’ diyor Yahve, ‘ama nereye gidersen git, hayatını kurtarıp kaçmanı sağlayacağım.’”
JER 46:1 Yahve'nin Peygamber Yeremya'ya uluslar hakkında gelen sözü.
JER 46:2 Mısır hakkında: Mısır Kralı Firavun Neko'nun Fırat Irmağı yanında Karkemiş'te bulunan ordusu hakkında; Babil Kralı Nebukadnetsar, Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim'in dördüncü yılında onu vurdu.
JER 46:3 “Küçük kalkanı ve büyük kalkanı hazırlayın, ve savaşa yaklaşın!
JER 46:4 Atları koşun ve binin, ey atlılar, miğferlerinizi takıp dikilin. Mızraklarınızı parlatın, zırhlarınızı giyin.
JER 46:5 Bunu neden gördüm? Şaşkına döndüler ve geri döndüler. Yiğitleri yere çalındı, aceleyle kaçtılar, ve geriye bakmadılar. Dehşet her yanda.” diyor Yahve.
JER 46:6 “Hızlı olan kaçmasın, yiğit kaçıp kurtulmasın. Kuzeyde, Fırat Irmağı yanında tökezleyip düştüler.”
JER 46:7 “Nil gibi, suları kabaran ırmaklar gibi yükselen bu kimdir?
JER 46:8 Mısır, Nil gibi, suları kabaran ırmaklar gibi yükseliyor. ‘Yükseleceğim, yeryüzünü örteceğim. Kentleri ve onların sakinlerini yok edeceğim.’ diyor.
JER 46:9 Ey atlar, şahlanın! Öfkelenin, ey savaş arabaları! Yiğitler: Kalkanı kullanan Kuş ve Put; yayı kullanan ve geren Ludim çıksınlar.
JER 46:10 Çünkü o gün, Ordular Yahvesi'nin, düşmanlarından öç alacağı bir öç günüdür. Kılıç onları yiyip bitirecek, doyacak, ve kana kana onların kanından içecek. Çünkü Ordular Yahvesi'nin, Fırat Irmağı yanındaki kuzey ülkesinde bir kurbanı var.
JER 46:11 Gilad'a çık da merhem al, ey sen, Mısır'ın el değmemiş kızı. Boşuna çok ilaç kullanıyorsun. Senin için şifa yok.
JER 46:12 Uluslar senin utancını duydular, ve yeryüzü feryadınla doldu; çünkü yiğit yiğide karşı tökezledi, ikisi de birlikte düştüler.”
JER 46:13 Babil Kralı Nebukadnetsar'ın gelip Mısır ülkesini vuracağına dair Yahve'nin Peygamber Yeremya'ya söylediği söz:
JER 46:14 “Mısır'da ilan edin, Migdol'da duyurun, Memfis'te ve Tahpanhes'te duyurup şöyle deyin, 'Kalk ve hazırlan, çünkü kılıç çevreni yiyip bitirdi.'
JER 46:15 Güçlülerin neden süpürüldüler? Ayakta durmadılar, çünkü Yahve onları itti.
JER 46:16 Birçoğunu tökezletti. Evet, birbirlerinin üzerine düştüler. 'Kalkın zalim kılıçtan halkımıza, doğduğumuz diyara dönelim!' dediler.
JER 46:17 Orada, 'Mısır Kralı Firavun sadece bir gürültüdür; belirlenmiş zamanı kaçırdı' diye bağırdılar.
JER 46:18 “Varlığımın hakkı için” diyor adı Ordular Yahvesi olan Kral, “Kesinlikle dağlar arasında Tabor, ve deniz yanındaki Karmel gibi gelecektir.
JER 46:19 Ey sen, Mısır'da oturan kız, sürgüne gitmeye kendini hazırla; çünkü Memfis harap olacak, ve yakılıp yıkılacak, içinde oturan kalmayacak.”
JER 46:20 “Mısır çok güzel bir düvedir; ama kuzeyden yıkım geldi. Geldi.
JER 46:21 Onun içindeki ücretlileri de ahırdaki buzağılar gibidir, çünkü onlar da geri döndüler. Birlikte kaçtılar. Ayakta durmadılar, çünkü felaketlerinin günü, ziyaretlerinin vakti üzerlerine gelmişti.
JER 46:22 Sesi yürüyen yılan gibi olacak, çünkü bir orduyla yürüyecekler, ve odun kesenler gibi, baltalarla ona karşı gelecekler.
JER 46:23 Ağaçları sayılamasa da, yine ormanını kesecekler,” diyor Yahve; “Çünkü çekirgelerden daha çoklar, ve sayısızlar.
JER 46:24 Mısır kızı hayal kırıklığına uğrayacak, kuzey halkının eline teslim edilecek.”
JER 46:25 İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, No'lu Amon'u, Firavun'u, Mısır'ı, onun ilâhlarını ve krallarını, Firavun'u ve ona güvenenleri cezalandıracağım.
JER 46:26 Onları hayatlarını arayanların eline, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eline ve hizmetkârlarının eline teslim edeceğim. Ondan sonra eski günlerde olduğu gibi orada oturulacak.” diyor Yahve.
JER 46:27 “Ama korkma, ey hizmetkârım Yakov. Yılma, ey İsrael. Çünkü işte, seni uzaktan, soyunu da sürgün edildikleri ülkeden ben kurtaracağım. Yakov dönecek, sakin ve rahat olacak. Onu kimse korkutmayacak.
JER 46:28 Korkma, ey hizmetkârım Yakov,” diyor Yahve, “çünkü ben seninleyim. Çünkü seni sürdüğüm bütün ulusların sonunu tamamen getireceğim, ama senin tamamen sonunu getirmeyeceğim, ama seni ölçüyle yola getireceğim, ve seni hiç cezasız bırakmayacağım.”
JER 47:1 Firavun Gaza'yı vurmadan önce, Peygamber Yeremya'ya Filistliler hakkında gelen Yahve'nin sözü.
JER 47:2 Yahve şöyle diyor: “İşte, sular kuzeyden yükseliyor, onlar taşkın bir sel olacak, ülkeyi ve içindeki her şeyi, kenti ve içinde yaşayanları sular altında bırakacak. İnsanlar bağıracak, ve ülkenin bütün sakinleri feryat edecek.
JER 47:3 Güçlülerinin nallarının sesinden, savaş arabalarının vızıltısından, tekerleklerinin gürültüsünden, babalar dönüp çocuklarına bakmıyorlar, çünkü elleri çok zayıf.
JER 47:4 Çünkü Sur ve Sayda'dan kalan her yardımcıyı kesip atmak üzere bütün Filistliler'i yok etme günü geliyor; çünkü Yahve Filistliler'i, Kaftor adasının kalıntısını yok edecek.
JER 47:5 Gaza üzerine kellik geldi; Aşkelon hiçe indirildi. Ey vadilerinin kalıntısı, kendini ne zamana dek keseceksin?”
JER 47:6 “‘Ey Yahve'nin kılıcı, ne zamana dek susmayacaksın? Kendini kınına geri koy; dinlen ve sakin ol.”'
JER 47:7 “Yahve sana buyurmuşken, nasıl sessiz kalabilirsin? Onu Aşkelon’a ve deniz kıyısına karşı, orası için saptadı.”
JER 48:1 Moav hakkında. İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Vay başına Nevo! Çünkü harap oldu. Kiryatayim hayal kırıklığına uğradı. Alındı. Misgav utandırıldı, ve yıkıldı.
JER 48:2 Moav'ın övgüsü artık yok. Heşbon'da ona karşı kötülük tasarladılar: 'Gelin! Onu bir ulus olmaktan çıkaralım.' Sen de, ey Madmen, susturulacaksın. Seni kılıç kovalayacak.
JER 48:3 Horonayim'den feryat sesi, harabe ve büyük yıkım!
JER 48:4 Moav yıkıldı. Yavrularının feryadı duyuldu.
JER 48:5 Çünkü Luhit yokuşundan ağlaya ağlaya çıkıyorlar. Çünkü Horonayim'in inişinde yıkım çığlığının sıkıntısını duydular.
JER 48:6 Kaçın! Hayatınızı kurtarın! Çöldeki ardıç çalısı gibi olun.
JER 48:7 Çünkü kendi işlerine ve hazinelerine güvendiğin için sen de alınacaksın. Kemoş, kâhinleri ve beyleri ile birlikte Sürgüne çıkacak.
JER 48:8 Yıkıcı her kentin üzerine gelecek, ve hiçbir kent kaçıp kurtulmayacak; vadi de yok olacak ve ova harap olacak, Yahve'nin söylemiş olduğu gibi.
JER 48:9 Moav'a kanat verin de uçup kaçabilsin; ve onun kentleri harap olacak, içlerinde oturacak kimse kalmayacak.”
JER 48:10 “Yahve'nin işini savsaklayarak yapana lanet olsun; ve kılıcını kandan alıkoyana lanet olsun.”
JER 48:11 “Moav gençliğinden beri rahattı, ve tortusuna yerleşti, ve kaptan kaba boşaltılmadı, ve sürgüne gitmedi; bu yüzden tadı onda kaldı, ve kokusu değişmedi.
JER 48:12 Bu yüzden işte,” diyor Yahve, “ona dökenleri göndereceğim günler geliyor, ve onu dökecekler; kaplarını boşaltacaklar, ve kaplarını parçalayacaklar.
JER 48:13 İsrael evi güvendikleri Beytel'den nasıl utandılarsa, Moav da Kemoş'tan öyle utanacak.”
JER 48:14 “Nasıl, ‘Biz yiğitleriz, ve savaş için cesur adamlarız’ diyorsunuz?
JER 48:15 Moav harap oldu, ve kentlerine çıktılar, seçme gençleri boğazlanmak için indiler.” diyor adı Ordular Yahvesi olan Kral.
JER 48:16 “Moav'ın felaketi yaklaşıyor, ve sıkıntısı hızla geliyor.
JER 48:17 Ey onun etrafındaki herkes, ve onun adını bilenlerin hepsi, onun için ağıt yakın, 'Güçlü asa, güzel değnek nasıl da kırıldı!'”
JER 48:18 “Ey sen, Divon’da oturan kız, görkeminden aşağı in, ve susuz yerde otur; Çünkü Moav’ın yıkıcısı sana karşı çıktı. Senin kalelerini yıktı.
JER 48:19 Ey sen, Aroer’de oturan, yol kenarında dur da gözetle. Kaçan adama ve kaçıp kurtulan kadına sor: ‘Ne oldu?’ de.
JER 48:20 Moav hayal kırıklığına uğradı; çünkü yıkıldı. Ağla ve feryat et! Arnon’un yanında Moav’ın harap olduğunu söyle.
JER 48:21 Yargı ovaya geldi: Holon'a, Yahzah'a, Mefaat'a,
JER 48:22 Divon'a, Nevo'ya, Beyt Diblatayim'e,
JER 48:23 Kiryatayim'e, Beyt Gamul'a, Beyt Meon'a,
JER 48:24 Keriyot'a, Bosra'ya, ve Moav ülkesinin uzak ya da yakın bütün kentlerine.
JER 48:25 Moav'ın boynuzu kesildi, kolu kırıldı,” diyor Yahve.
JER 48:26 “Onu sarhoş edin, çünkü Yahve'ye karşı kendini yüceltti. Moav kendi kusmuğunda yuvarlanacak, ve o da alay konusu olacak.
JER 48:27 Çünkü İsrael senin için alay konusu mu oldu? Hırsızlar arasında mı bulundu? Çünkü ondan söz ettikçe, baş sallıyorsun.
JER 48:28 Ey sizler, Moav sakinleri, kentleri terk edin de kayada oturun. Uçurumun ağzında yuvasını yapan güvercin gibi olun.”
JER 48:29 “Moav'ın övüncünü duyduk. Kendini beğenmişliğiyle, gururu, küstahlığı, ve yüreğinin büyüklenmesi çok kibirli.
JER 48:30 Onun gazabını bilirim,” diyor Yahve, “bir hiçtir; övünmeleri bir şey yapmadı.
JER 48:31 Bu yüzden Moav için ağlayacağım. Evet, bütün Moav için feryat edeceğim. Kir Heres halkı için yas tutacaklar.
JER 48:32 Senin için Yazer'in ağlayışından daha fazla ağlayacağım, ey Sivma asması. Dalların denizi aştı. Yazer denizine kadar ulaştı. Yok edici yaz meyvelerinin ve bağ bozumunun üzerine düştü.
JER 48:33 Verimli tarladan ve Moav ülkesinden sevinç ve neşe kaldırıldı. Üzüm sıkma çukurundan şarabı kestim. Kimse bağırarak üzüm çiğnemeyecek. O bağırış olmayacak.
JER 48:34 Heşbon'un feryadından Elealeh'e, Yahaz'a kadar, Tsoar'dan Horonayim'e, Eglat Şelişiya'ya kadar seslerini duyurdular; çünkü Nimrim suları da harap olacak.
JER 48:35 Üstelik Moav'da,” diyor Yahve, yüksek yerde kurban sunanı, ve ilâhlarına buhur yakanı sona erdireceğim.
JER 48:36 Bu yüzden yüreğim Moav için ney gibi inliyor, yüreğim Kir Heresliler için ney gibi inliyor. Bu yüzden kazandığı bolluk yok oldu.
JER 48:37 Çünkü her baş kel, her sakal kesilmiş. Bütün ellerde kesikler, belde çul var.
JER 48:38 Moav'ın bütün damlarında, ve sokaklarında her yerde ağıt var; çünkü Moav'ı kimsenin beğenmediği bir kap gibi kırdım.” diyor Yahve.
JER 48:39 “Nasıl yıkıldı! Nasıl da ağlıyorlar! Moav utançtan nasıl da sırtını döndü! Böylece Moav çevresindekilerin hepsine alay konusu ve dehşet olacak.”
JER 48:40 Çünkü Yahve şöyle diyor: “İşte, kartal gibi uçacak, ve kanatlarını Moav'a karşı gerecek.
JER 48:41 Keriyot alındı, kaleler ele geçirildi. O gün Moav'ın yiğitlerinin yüreği, sancı çeken bir kadının yüreği gibi olacak.
JER 48:42 Moav, Yahve'ye karşı kendini yücelttiği için, bir halk olmaktan çıkacak.
JER 48:43 Ey Moav sakini, dehşet, çukur ve tuzak senin üzerindedir.” diyor Yahve.
JER 48:44 “Dehşetten kaçan çukura düşecek; çukurdan çıkan da tuzağa tutulacak, çünkü onun üzerine, Moav'ın üzerine, ziyaretleri yılını getireceğim” diyor Yahve.
JER 48:45 “Kaçanlar Heşbon’un gölgesinde güçsüzce duruyorlar; çünkü Heşbon’dan ateş çıktı, Sihon’un ortasından alev, Moav’ın köşesini ve gürültücülerin başlarının tepesini yiyip bitirdi.
JER 48:46 Vay haline ey Moav! Kemoş halkı mahvoldu; çünkü oğulların sürgüne götürüldü, kızların tutsaklığa gönderildi.”
JER 48:47 “Ama son günlerde Moav’ın sürgününü geri döndüreceğim” diyor Yahve. Moav’ın yargısı buraya kadardır.
JER 49:1 Ammon'un çocukları hakkında. Yahve şöyle diyor: “İsrael’in oğulları yok mu? Mirasçısı yok mu? Öyleyse Malkam neden Gad’ı mülk ediniyor, ve halkı onun kentlerinde oturuyor?
JER 49:2 Bu yüzden, işte günler geliyor,” diyor Yahve, “Ammon'un çocuklarının Rabba’sına karşı savaş bağırışını işittireceğim, ve orası ıssız bir yığın olacak ve onun kızları ateşle yakılacak; o zaman İsrael kendisini mülk edinenleri mülk edinecek” diyor Yahve.
JER 49:3 “Ağla, ey Heşbon, çünkü Ay yıkıldı! Feryat edin, ey Rabba kızları! Çul giyinin. Ağıt yakın ve çitler arasında ileri geri koşun; çünkü Malkam, kâhinleri ve beyleri sürgüne gidecek.
JER 49:4 Ey dönek kız, neden vadilerde, sulak vadinle övünüyorsun? Hazinelerine güvenip, ‘Kim bana gelecek?’ diyordun.
JER 49:5 İşte, senin üzerine çevrende bulunanların hepsinden dehşet getireceğim,” diyor Ordular Efendisi Yahve, hepiniz tamamen kovulacaksınız, kaçakları toplayacak kimse olmayacak.”
JER 49:6 “Ama ondan sonra Ammon'un çocuklarının sürgününü geri döndüreceğim,” diyor Yahve.
JER 49:7 Edom hakkında, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Teman’da bilgelik artık yok mu? Akıllıların öğüdü tükendi mi? Bilgelikleri yok mu oldu?
JER 49:8 Kaçın! Geri dönün! Derinliklerde oturun, ey Dedan sakinleri; çünkü Esav’ın başına gelen felaketi onun başına getireceğim, onu ziyaret ettiğimde.
JER 49:9 Üzüm toplayıcılar size gelse, biraz artakalan üzüm bırakmazlar mı? Hırsızlar gece gelse, yeteri kadar çalmazlar mı?
JER 49:10 Ama Esav'ı ben soydum, gizli yerlerini açtım, artık saklanamayacak. Kardeşleri ve komşularıyla birlikte soyu da yok oldu; artık yok.
JER 49:11 Yetim çocuklarınızı bırakın. Onları sağ bırakacağım. Dullarınız bana güvensinler.”
JER 49:12 Çünkü Yahve şöyle diyor: “İşte, kâseden içmeye layık olmayanlar kesinlikle içecek; ve sen tamamen cezasız kalacak olan mısın? Cezasız kalmayacaksın, kesinlikle içeceksin.
JER 49:13 Çünkü kendi üzerime ant içtim,” diyor Yahve, “Bosra şaşılacak, utanılacak şey, çöl ve lanetlik olacak. Bütün kentleri ebedi harabeler olacak.”
JER 49:14 Yahve'den bir haber işittim, ve uluslar arasında bir elçi gönderildi, “Bir araya toplanın! Ona karşı gelin! Savaşa kalkın!” dedi.
JER 49:15 “Çünkü işte, uluslar arasında seni küçülttüm, insanlar arasında hor gördüm.
JER 49:16 Dehşetine gelince, yüreğinin gururu seni aldattı, ey kaya yarıklarında oturan, tepenin doruğunu tutan, yuvanı kartal kadar yüksek yapsan bile, seni oradan indireceğim.” diyor Yahve.
JER 49:17 “Edom şaşılacak bir şey olacak. Oradan geçen herkes şaşacak, ve bütün onun belalarına ıslık çalacak.
JER 49:18 Sodom ve Gomora ve komşu kentlerinin yıkılışında olduğu gibi,” diyor Yahve, “orada hiç kimse oturmayacak, ve hiçbir insanoğlu orada yaşamayacak.”
JER 49:19 “İşte, güçlü yurda karşı Yarden'in gururundan aslan gibi çıkacak; çünkü onları oradan ansızın kaçıracağım, ve kim seçilirse, onu onun üzerine koyacağım. Benim gibi olan kimdir? Bana vakit belirleyecek olan kimdir? Önümde duracak çoban kimdir?”
JER 49:20 Bu nedenle, Yahve'nin Edom'a karşı belirlemiş olduğu öğüdünü, ve Teman sakinlerine karşı amaçlamış olduğu tasarıyı dinleyin: Sürünün küçüklerini kesinlikle sürükleyecekler. O, kesinlikle yurdunu üzerlerine yıkacak.
JER 49:21 Yeryüzü onların düşüş sesinden titriyor; Kızıldeniz'de duyulan çığlık, bir gürültü var.
JER 49:22 İşte, kartal gibi yükselip uçacak, ve kanatlarını Bosra'ya karşı gerecek. O gün Edom'un yiğitlerinin yüreği, sancı çeken bir kadının yüreği gibi olacak.
JER 49:23 Damaskus hakkında: “Hamat ve Arpad utandılar, Çünkü kötü haber duydular. Eridiler. Denizde keder var. Sakin kalamaz.
JER 49:24 Damaskus zayıfladı, kaçmak için döndü, onu titreme aldı. Doğuran kadın gibi, onu ağrı ve sıkıntılar tuttu.
JER 49:25 Övgü kenti, sevincimin kenti nasıl terk edilmez?
JER 49:26 Bu yüzden gençleri sokaklarında düşecek, ve bütün savaşçılar o gün susturalacak.” diyor Ordular Yahvesi.
JER 49:27 “Damaskus surlarında ateş tutuşturacağım, ve Ben Hadad'ın saraylarını yiyip bitirecek.”
JER 49:28 Babil Kralı Nebukadnetsar'ın vurduğu Kedar, Ve Hasor krallıkları hakkında Yahve şöyle diyor: “Kalkın, Kedar'a çıkın, ve doğunun çocuklarını yok edin.
JER 49:29 Çadırlarını ve sürülerini alacaklar, perdelerini, bütün kaplarını, ve develerini kendileri için götürecekler; ve onlara bağıracaklar, 'Her yanda dehşet!'
JER 49:30 Kaçın! Uzaklara gidin! Ey Hasor sakinleri, derinliklerde oturun,” diyor Yahve; “çünkü Babil Kralı Nebukadnetsar size karşı öğüt aldı, ve size karşı bir tasarı düşündü.
JER 49:31 Kalkın! Rahat olup kaygısız oturan ulusun üzerine gidin,” diyor Yahve; “onun kapıları ve sürgüleri yoktur, tek başına oturur.
JER 49:32 Develeri ganimet, sürüleri yağma olacak. Sakallarının köşeleri kesilmiş olanları her yana dağıtacağım, felaketlerini her yandan getireceğim.” diyor Yahve.
JER 49:33 “Hasor çakalların meskeni, sonsuza dek ıssız kalacak. Orada kimse oturmayacak, hiçbir insanoğlu orada yaşamayacak.”
JER 49:34 Yahuda Kralı Sidkiya'nın krallığının başlangıcında, Peygamber Yeremya'ya Elam hakkında Yahve'nin şu sözü geldi:
JER 49:35 “Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'İşte, Elam'ın yayını, güçlülerinin başını kıracağım.
JER 49:36 Elam'ın üzerine gökyüzünün dört yanından dört rüzgârı getireceğim, ve onları bütün o rüzgârlara dağıtacağım. Elam'ın sürgünlerinin gelmediği hiçbir ulus kalmayacak.
JER 49:37 Elam'ı düşmanlarının ve hayatlarını arayanların önünde Dehşete düşüreceğim. Onların üzerine kötülük, kızgın öfkemi getireceğim,' diyor Yahve; 've onları tüketinceye kadar arkalarından kılıç göndereceğim.
JER 49:38 Elam'da tahtımı kuracağım, ve oradan kral ve beyleri yok edeceğim.' diyor Yahve.
JER 49:39 'Ama son günlerde Elam'ın sürgünlüğünü geri döndüreceğim' diyor Yahve.”
JER 50:1 Yahve'nin Babil hakkında, Keldaniler ülkesi hakkında Yeremya Peygamber aracılığıyla söylediği söz.
JER 50:2 “Uluslar arasında duyurun, ilan edin, bayrak dikin; ilan edin, gizlemeyin; şöyle deyin, ‘Babil alındı, Bel hayal kırıklığına uğradı, Merodak dehşete düştü! Onun suretleri hayal kırıklığına uğradı. Onun putları dehşete düştü.’
JER 50:3 Çünkü kuzeyden bir ulus ona karşı çıkıyor, ülkesini ıssız bırakacak, içinde kimse oturmayacak. Kaçtılar. İnsan da hayvan da gittiler.”
JER 50:4 “O günlerde ve o zamanda,” diyor Yahve, “İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları birlikte gelecekler; ağlayarak yollarına devam edecekler, ve Tanrıları Yahve'yi arayacaklar.
JER 50:5 Yüzleri ona dönük olarak Siyon hakkında soracaklar ve, 'Gelin, unutulmayacak ebedi bir antlaşmayla Yahve'yle birleşin' diyecekler.
JER 50:6 Halkım kaybolmuş koyunlar oldu. Çobanları onları saptırdı. Onları dağlarda salıverdiler. Dağdan tepeye gittiler. Kendi dinlenme yerlerini unuttular.
JER 50:7 Bulanların hepsi onları yedi. Düşmanları, 'Biz suçlu değiliz, çünkü onlar Yahve'ye karşı, doğruluk yurduna, atalarının umudu olan Yahve'ye karşı günah işlediler' dediler.”
JER 50:8 “Babil'in içinden kaçın! Keldaniler ülkesinden çıkın, ve sürülerin önündeki tekeler gibi olun.
JER 50:9 Çünkü işte, Kuzey ülkesinden büyük uluslardan oluşan bir topluluğu Babil'e karşı kışkırtıp çıkaracağım; ve ona karşı dizilecekler. Oradan alınacak. Okları usta bir yiğidin okları gibi olacak. Hiçbiri boş dönmeyecek.
JER 50:10 Keldan diyarı av olacak. Onu avlayanların hepsi doyurulacak.” diyor Yahve.
JER 50:11 “Mademki seviniyorsunuz, mademki sevinçle coşuyorsunuz, ey sizler, mirasımı yağma edenler, mademki harman döven düve gibi sıçrıyorsunuz, ve aygır gibi kişniyorsunuz,
JER 50:12 Anneniz tümüyle hayal kırıklığına uğrayacak. Sizi doğuran utanacak. İşte, ulusların en küçüğü olacak, çöl, kurak ve ıssız bir diyar olacak.
JER 50:13 Yahve'nin gazabı yüzünden orada kimse oturmayacak, ama tümüyle ıssız olacak. Babil'in yanından geçen herkes şaşacak, ve bütün belalarından dolayı ıslık çalacak.
JER 50:14 Ey siz, bütün yay gerenler, Babil'e karşı her yandan dizilin; ona ok atın. Okları esirgemeyin, çünkü o, Yahve'ye karşı günah işledi.
JER 50:15 Her yanından ona karşı bağırın. Kendini teslim etti. Surları yıkıldı. Duvarları yıkıldı, çünkü bu Yahve'nin öcüdür. Ondan öç alın. O ne yaptıysa ona öyle yapın.
JER 50:16 Ekin ekeni, ve hasat zamanında orak tutanı Babil'den kesip atın. Zalim kılıcın korkusuyla, her biri kendi halkına dönecek, ve her biri kendi diyarına kaçacak.”
JER 50:17 “İsrael dağılmış koyundur. Aslanlar onu kaçırttı. Önce Aşur Kralı onu yedi, şimdi de en sonunda Babil Kralı Nebukadnetsar onun kemiklerini kırdı.”
JER 50:18 Bu yüzden İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, Babil Kralı'nı ve ülkesini, Aşur Kralı'nı cezalandırdığım gibi cezalandıracağım.
JER 50:19 İsrael'i tekrar kendi otlağına getireceğim, Karmel ve Başan'da otlayacak. Canı Efraim tepelerinde ve Gilad'da doyacak.
JER 50:20 O günlerde ve o zamanda,” diyor Yahve, “İsrael'in suçları aranacak, ve bulunmayacak, Yahuda'nın günahları da bulunmayacak. Çünkü kalıntı olarak bıraktıklarımı bağışlayacağım.”
JER 50:21 “Merataim ülkesine karşı, ona ve Pekod sakinlerine karşı çık. Öldür ve onları artlarından tamamen yok et,” diyor Yahve, “ve sana buyurduğum her şeye göre yap.
JER 50:22 Ülkede savaş sesi, ve büyük yıkım var.
JER 50:23 Bütün yeryüzünün çekici nasıl parçalanıp kırıldı! Babil uluslar arasında nasıl harap oldu!
JER 50:24 Senin için tuzak kurdum, ve sen de farkında olmadan ona tutuldun, ey Babil. Bulundun, ve yakalandın, çünkü Yahve'ye karşı savaştın.
JER 50:25 Yahve silahhanesini açtı, ve öfkesinin silahlarını çıkardı; çünkü Ordular Yahvesi'nin, Keldaniler ülkesinde yapacağı işi var.
JER 50:26 En uzak sınırdan ona karşı gelin. Ambarlarını açın. Onu kümeler halinde yığın. Onu tümüyle yok edin. Ondan hiçbir şey kalmasın.
JER 50:27 Bütün boğalarını öldürün. Kesime insinler. Vay başlarına! Çünkü onların günü, onların ziyaret zamanı geldi.
JER 50:28 Tanrımız Yahve'nin öcünü, tapınağının öcünü Siyon'da ilan etmek için, Babil diyarından kaçıp kurtulanları dinleyin.”
JER 50:29 “Okçuları, yay gerenlerin hepsini Babil'e karşı toplayın. Ona karşı çepeçevre ordugâh kurun. Hiçbiri ondan kaçıp kurtulmasın. Ona yaptığı işe göre ödeyin. Yaptığı her şeye göre ona aynısını yapın; çünkü Yahve'ye, İsrael'in Kutsal Olanı'na karşı gururlandı.
JER 50:30 Bu yüzden gençleri sokaklarında düşecek. Onun bütün savaşçıları o gün susturalacak.” diyor Yahve.
JER 50:31 “İşte, ey sen kibirli olan, ben sana karşıyım,” diyor Efendi Ordular Yahvesi; “çünkü senin günün, seni ziyaret edeceğim zaman geldi.
JER 50:32 Gururlu kişi tökezleyip düşecek, ve onu kimse kaldıramayacak. Onun kentlerinde ateş tutuşturacağım, ve çevresinde olanların hepsini yiyip bitirecek.”
JER 50:33 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İsrael'in çocukları ve Yahuda'nın çocukları birlikte eziliyor. Onları sürgün edenlerin hepsi onları sıkı tutuyor, salıvermeyi reddediyorlar.
JER 50:34 Onların Kurtarıcısı güçlüdür. Adı Ordular Yahvesi'dir. Babil'in sakinlerine rahatsızlık verip yeryüzüne rahat vermek için onların davasını tümüyle görecektir.”
JER 50:35 Yahve, “Keldaniler'in üzerine, Babil sakinlerinin üzerine, onun beylerinin üzerine, ve onun bilge adamlarının üzerine kılıç” diyor.
JER 50:36 “Övünenlerin üzerine kılıç, ve onlar akılsız olacaklar. Yiğitlerin üzerine kılıç, Ve dehşete kapılacaklar.
JER 50:37 Atları üzerine, savaş arabaları üzerine, ve içinde olan bütün karışık halk üzerine kılıç; ve onlar kadın gibi olacaklar. Hazineleri üzerine kılıç, ve onlar soyulacaklar.
JER 50:38 Suları üzerine kuraklık, ve onlar kuruyacaklar; çünkü orası oyma suretler ülkesidir, ve putları yüzünden çıldırdılar.
JER 50:39 Bu yüzden çölün vahşi hayvanları Kurtlarla birlikte orada oturacak. Deve kuşları orada oturacak. Artık sonsuza dek orada oturulmayacak, ve kuşaktan kuşağa içinde yaşanmayacak.
JER 50:40 Tanrı Sodom ve Gomora'yı ve komşu kentlerini devirdiği zaman olduğu gibi,” diyor Yahve, “orada hiç kimse oturmayacak, hiçbir insanoğlu orada yaşamayacak.”
JER 50:41 “İşte, kuzeyden bir halk geliyor. Yeryüzünün uçlarından büyük bir ulus ve birçok kral harekete geçirilecek.
JER 50:42 Yay ve mızrak alıyorlar. Zalimdirler ve merhametleri yoktur. Sesleri deniz gibi kükrüyor. Atlara binmişler, her biri sana karşı dizilmiş, bir savaşçı gibi, ey Babil kızı.
JER 50:43 Babil Kralı onların haberini duydu, ve elleri güçsüzleşti. Onu sıkıntı, doğuran kadın gibi ağrılar tuttu.
JER 50:44 İşte, düşman Yarden çalılıklarından aslan gibi güçlü yurda karşı çıkacak; çünkü onları oradan ansızın kaçıracağım. Kim seçilirse, onu onun üzerine koyacağım, Çünkü benim gibi olan kimdir? Bana zaman tayin edecek olan kimdir? Önümde durabilecek çoban kimdir?”
JER 50:45 Bu yüzden, Babil'e karşı aldığı kararı, ve Keldaniler ülkesine karşı düşündüğü tasarıyı işitin: Elbette onları, sürünün küçüklerini sürükleyip götürecekler. Elbette onların yurdunu üzerlerine yıkacaklar.
JER 50:46 Babil'in alınmasının gürültüsünden yeryüzü titriyor. Uluslar arasında feryat duyuluyor.
JER 51:1 Yahve şöyle diyor: “İşte, Babil’e ve Levkamay’da oturanlara karşı yıkıcı bir rüzgâr kaldıracağım.
JER 51:2 Babil’e yabancılar göndereceğim, onu savuracaklar. Ülkesini boşaltacaklar; çünkü sıkıntı gününde her yandan ona karşı olacaklar.
JER 51:3 Yay gerene karşı, ve zırhı ile övünene karşı okçu yayını gersin; gençlerini esirgemeyin! Bütün ordusunu tümüyle yok edin!
JER 51:4 Keldaniler ülkesinde öldürülüp sokaklarında delinecekler.
JER 51:5 Çünkü ülkeleri İsrael’in Kutsalı’na karşı suçla dolu olsa bile, İsrael ve Yahuda, Tanrısı Ordular Yahvesi tarafından terk edilmedi.”
JER 51:6 “Babil’in ortasından kaçın! Herkes kendi hayatını kurtarsın! Onun kötülüğü içinde yok olmayın, çünkü bu, Yahve'nin öç alma zamanıdır. Ona karşılığını verecektir.
JER 51:7 Babil, bütün dünyayı sarhoş eden Yahve'nin elinde altın bir kâsedir. Uluslar onun şarabından içtiler; bu yüzden çıldırdılar.
JER 51:8 Babil ansızın düştü ve yıkıldı! Onun için ağıt yakın! Ağrısı için merhem alın. Belki iyileşir.”
JER 51:9 “Babil'i iyileştirmek isterdik, ama iyileşmedi. Onu terk edin, gidelim, her birimiz kendi ülkesine; çünkü onun yargısı göğe erişiyor, gökyüzüne kadar yükseliyor.
JER 51:10 'Yahve doğruluğumuzu ortaya koydu. Gelin, Tanrımız Yahve'nin işini Siyon'da duyuralım.'”
JER 51:11 “Okları bileyin! Kalkanları sıkıca tutun! Yahve, Med krallarının ruhunu harekete geçirdi, çünkü amacı Babil'e karşı, onu yok etmektir; çünkü bu Yahve'nin öcü, tapınağının öcüdür.
JER 51:12 Babil surlarına karşı bayrak dikin! Bekçileri güçlendirin! Bekçileri dikin, ve pusuları hazırlayın; çünkü Yahve, Babil sakinleri için söylediğini hem tasarladı hem de yaptı.
JER 51:13 Ey sen, çok sular üzerine oturup bol hazineleri olan, sonun geldi, açgözlülüğünün ölçeği doldu.
JER 51:14 Ordular Yahvesi kendi üzerine ant içip şöyle dedi: 'Mutlaka seni çekirgelerle doldurur gibi insanlarla dolduracağım, sana karşı seslerini yükseltecekler.
JER 51:15 “Yeryüzünü gücüyle yarattı. Dünyayı bilgeliğiyle kurdu. Anlayışıyla gökleri gerdi.
JER 51:16 Ses verince göklerde sular kükrer, buharları yeryüzünün uçlarından yükseltir. Yağmur için şimşek yapar, hazinelerinden rüzgâr çıkarır.”
JER 51:17 “Herkes budala ve bilgisiz oldu. Her kuyumcu kendi suretinden dolayı hayal kırıklığına uğradı, çünkü dökme suretleri yalandır, ve onlarda soluk yoktur.
JER 51:18 Onlar boşunadır, aldatıcılığın işidir. Ziyaretleri zamanında yok olacaklardır.
JER 51:19 Yakov'un payı bunlara benzemez, çünkü mirasının oymağı da dahil olmak üzere her şeye biçim veren O'dur. Adı Ordular Yahvesi'dir.”
JER 51:20 “Sen benim savaş baltam ve savaş silahımsın. Seninle ulusları parçalayacağım. Seninle krallıkları yok edeceğim.
JER 51:21 Seninle atı ve binicisini parçalayacağım.
JER 51:22 Seninle savaş arabasını, ve binicisini parçalayacağım. Seninle erkeği, ve kadını parçalayacağım. Seninle yaşlıyı, ve genci parçalayacağım. Seninle genci, ve el değmemiş kızı parçalayacağım.
JER 51:23 Seninle çobanı ve sürüsünü parçalayacağım. Seninle çiftçiyi ve boyunduruğunu parçalayacağım. Seninle valileri ve kaymakamları parçalayacağım.”
JER 51:24 “Babil’e ve Keldani sakinlerinin hepsine, senin önünde Siyon’da yaptıkları bütün kötülükleri geri vereceğim” diyor Yahve.
JER 51:25 “İşte, sana karşıyım, bütün yeryüzünü mahveden, ey yıkıcı dağ” diyor Yahve. “Elimi senin üzerine uzatacağım, seni kayalardan aşağı yuvarlayacağım, ve seni yanmış bir dağ yapacağım.
JER 51:26 Senden köşe taşı, temel taşı almayacaklar; ama sonsuza dek ıssız kalacaksın.” diyor Yahve.
JER 51:27 “Ülkede bayrak dikin! Uluslar arasında boru çalın! Ulusları ona karşı hazırlayın! Ararat, Minni ve Aşkenaz krallıklarını ona karşı çağırın! Ona karşı başkomutan atayın! Atları çekirge sürüsü gibi çıkarın!
JER 51:28 Ulusları, Med krallarını, valilerini, ve bütün kaymakamlarını, ve hakimiyetleri altındaki bütün diyarı ona karşı hazırlayın!
JER 51:29 Ülke titriyor ve acı çekiyor; çünkü Babil ülkesini ıssız, kimsesiz kılmak için Yahve'nin Babil'e karşı olan tasarıları yerinde duruyor.
JER 51:30 Babil'in yiğitleri savaşmayı bıraktılar, kalelerinde kaldılar. Güçleri tükendi. Kadın gibi oldular. Meskenleri ateşe verildi. Kapı sürgüleri kırıldı.
JER 51:31 Babil Kralı'na kentinin her taraftan alındığını göstermek için, bir koşucu diğerine, bir haberci diğerine koşacak.
JER 51:32 Böylece geçitler tutuldu. Kamışları ateşle yaktılar. Savaşçılar korktular.”
JER 51:33 Çünkü İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Babil kızı, çiğnendiği zaman harman yerine benzer. Biraz daha, onun da hasat zamanı gelecek.”
JER 51:34 “Babil Kralı Nebukadnetsar beni yedi, beni ezdi, Beni boş bir kap yaptı. Bir canavar gibi beni yuttu. Ağzını lezzetli yiyeceklerimle doldurdu. Beni kovdu.
JER 51:35 Bana ve bedenime yapılan zorbalık Babil'in üzerinde olsun!” diyecek Siyon sakinleri; ve “Kanım Keldaniler'in üzerinde olsun!” diyecek Yeruşalem.
JER 51:36 Bu yüzden Yahve şöyle diyor: “İşte, davanı ben göreceğim, senin için öç alacağım. Onun denizini kurutacağım, ve pınarının suyunu keseceğim.
JER 51:37 Babil oturanı olmayan, taş yığınları, çakalların yurdu, şaşılacak ve ıslık çalınacak bir şey olacak.
JER 51:38 Genç aslanlar gibi birlikte kükreyecekler. Aslan yavruları gibi homurdanacaklar.
JER 51:39 Kızıştıklarında, şölenlerini ben yapacağım, sevinsinler, ve ebedi uykuya dalsınlar da uyanmasınlar diye, onları sarhoş edeceğim.” diyor Yahve.
JER 51:40 “Onları kuzular gibi, erkeçlerle koçlar gibi kesime indireceğim.”
JER 51:41 “Şeşak nasıl alındı! Bütün dünyanın övgüsü nasıl ele geçirildi! Babil uluslar arasında nasıl harabeye döndü!
JER 51:42 Babil'i deniz bastı. Dalgalarının çokluğuyla örtüldü.
JER 51:43 Kentleri ıssız, kurak bir yer ve çöl, kimsenin oturmadığı bir diyar oldu. Hiçbir insan yanından geçmiyor.
JER 51:44 Babil'de Bel'i yargılayacağım, ve yuttuğunu ağzından çıkaracağım. Uluslar artık ona akmayacak. Evet, Babil'in duvarı düşecek.”
JER 51:45 “Halkım, onun içinden çık, ve her biriniz kendinizi Yahve'nin kızgın öfkesinden kurtarın.
JER 51:46 Yüreğiniz bayılmasın. Ülkede duyulacak haberden korkmayın. Çünkü bir yıl haber gelir, ondan sonraki yıl başka bir haber gelir, ve ülkede zorbalık, hükümdar hükümdara karşı.
JER 51:47 Bu yüzden işte, Babil'in oyma suretlerini yargılayacağım günler geliyor; ve bütün ülkesi utandırılacak. Bütün öldürülmüşleri onun ortasında düşecek.
JER 51:48 O zaman gökler, yeryüzü, ve içindekilerin hepsi Babil için sevinçle ezgi söyleyecek; Çünkü yıkıcılar kuzeyden ona gelecekler.” diyor Yahve.
JER 51:49 “Babil İsrael'in öldürülmüşlerini düşürdüğü gibi, ülkenin bütün öldürülmüşleri de Babil'de öyle düşecek.
JER 51:50 Ey sizler, kılıçtan kaçıp kurtulanlar, gidin! Durmayın! Uzaktan Yahve'yi hatırlayın, ve Yeruşalem aklınıza gelsin.”
JER 51:51 “Ayıplamalar işittiğimiz için utandık. Yüzümüz şaşkınlıkla örtüldü, çünkü yabancılar Yahve'nin evinin kutsal yerlerine girdi.”
JER 51:52 “Bu yüzden, işte, onun oyma suretlerini yargılayacağım günler geliyor” diyor Yahve; “Ve onun bütün ülkesinde yaralılar inleyecek.
JER 51:53 Babil gökyüzüne de yükselse, gücünün yüksekliğini de sağlamlaştırsa, yine de benden ona yıkıcılar gelecek.” diyor Yahve.
JER 51:54 “Babil'den bir feryat, ve Keldaniler ülkesinden büyük yıkım sesi geliyor!
JER 51:55 Çünkü Yahve Babil'i harap ediyor, ve içinden büyük sesi yok ediyor! Onun dalgaları çok sular gibi kükrüyor. Seslerinin gürültüsü çıkıyor.
JER 51:56 Çünkü yıkıcı onun üzerine, Babil'in üzerine geldi. Yiğitleri alındı. Yayları parçalandı, çünkü Yahve karşılıklar Tanrısı'dır. Kesinlikle karşılığını verecektir.
JER 51:57 Onun beylerini, bilgelerini, valilerini, kaymakamlarını ve yiğitlerini sarhoş edeceğim. Ebedi uykuya dalacaklar ve uyanmayacaklar.” diyor Kral, adı Ordular Yahvesi olan.
JER 51:58 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Babil'in geniş surları tamamen yıkılacak. Yüksek kapıları ateşle yakılacak. Halklar boşuna, uluslar ateş için çalışacak, ve yorgun düşecekler.”
JER 51:59 Yahuda Kralı Sidkiya ile birlikte Babil'e gittiğinde, Mahseya oğlu Neriya oğlu Seraya'ya Peygamber Yeremya'nın buyurduğu söz. Seraya baş görevliydi.
JER 51:60 Yeremya, Babil'e gelecek bütün kötülükleri, Babil hakkında yazılmış olan bütün bu sözleri bir kitaba yazdı.
JER 51:61 Yeremya, Seraya'ya şöyle dedi: “Babil'e vardığında, o zaman bak, bütün bu sözleri oku.
JER 51:62 Ve de, 'Ey Yahve, bu yer hakkında, içinde hiç kimse, ne insan ne de hayvan oturmayacak, sonsuza dek ıssız kalacak diye onu yok etmek üzere sen söyledin.'
JER 51:63 Bu kitabı okumayı bitirdiğinde, ona bir taş bağlayıp Fırat'ın ortasına atacaksın.
JER 51:64 O zaman, 'Babil böyle batacak ve onun başına getireceğim kötülük yüzünden bir daha kalkamayacak; onlar yorgun düşecekler' diyeceksin.” Yeremya'nın sözleri buraya kadardır.
JER 52:1 Sidkiya krallığa başladığında yirmi bir yaşındaydı. Yeruşalem'de on bir yıl krallık yaptı. Annesinin adı Livnalı Yeremya'nın kızı Hamutal'dı.
JER 52:2 Yehoyakim'in yapmış olduğu her şeye göre, Yahve'nin gözünde kötü olanı yaptı.
JER 52:3 Çünkü Yahve'nin öfkesi yüzünden, onları önünden atana dek Yeruşalem ve Yahuda'da böyle oldu. Sidkiya Babil Kralı'na karşı isyan etti.
JER 52:4 Krallığının dokuzuncu yılında, onuncu ayda, ayın onuncu gününde, Babil Kralı Nebukadnetsar, kendisi ve bütün ordusu Yeruşalem'in üzerine geldi ve ona karşı ordugâh kurdu; ve etrafına kaleler inşa ettiler.
JER 52:5 Böylece kent, Kral Sidkiya'nın on birinci yılına kadar kuşatıldı.
JER 52:6 Dördüncü ayda, ayın dokuzuncu günü, kentte kıtlık çok şiddetliydi; öyle ki, ülke halkı için ekmek yoktu.
JER 52:7 O zaman kentte bir gedik açıldı; ve bütün savaşçılar kaçtılar; ve geceleyin, kral bahçesinin yanında olan iki duvar arasındaki kapı yolundan, kentten çıktılar. Ve Keldaniler kentin her yanından kuşatmışlardı. Savaşçılar Arava'ya doğru gittiler.
JER 52:8 Fakat Keldaniler ordusu kralı kovaladılar ve Yeriha ovalarında Sidkiya'ya yetiştiler; ve bütün ordusu yanından dağıldı.
JER 52:9 O zaman kralı tuttular ve onu Hamat ülkesindeki Rivla'ya, Babil Kralı'nın yanına çıkardılar; ve onun hakkında hüküm verdi.
JER 52:10 Babil Kralı Sidkiya'nın oğullarını onun gözleri önünde öldürdü. Rivla'da Yahuda'nın bütün beylerini de öldürdü.
JER 52:11 Sidkiya'nın gözlerini oydu; Babil Kralı onu zincire vurdu ve onu Babil'e götürdü, ölümü gününe dek onu hapiste tuttu.
JER 52:12 Beşinci ayda, ayın onuncu günü, Babil Kralı Nebukadnetsar'ın on dokuzuncu yılında, Babil Kralı'nın önünde duran muhafız komutanı Nebuzaradan Yeruşalem'e girdi.
JER 52:13 Yahve'nin evini ve kralın evini yaktı; Yeruşalem'in bütün evlerini, her büyük evi ateşe verdi.
JER 52:14 Muhafız komutanıyla birlikte olan bütün Keldani ordusu çepeçevre Yeruşalem'in bütün surlarını yıktı.
JER 52:15 Muhafız komutanı Nebuzaradan halkın en yoksullarını, kentte kalmış olan halkın geri kalanını, Babil Kralı tarafına geçmiş olan kaçakları ve kalabalığın geri kalanını sürgün etti.
JER 52:16 Ama muhafız komutanı Nebuzaradan ülkenin en yoksullarını bağcı ve çiftçi olarak bıraktı.
JER 52:17 Keldaniler, Yahve'nin evindeki tunç direkleri, Yahve'nin evindeki ayaklıkları ve tunç denizi parçaladılar ve bütün tunçlarını Babil'e götürdüler.
JER 52:18 Kazanları, kürekleri, maşaları, leğenleri, kaşıkları ve hizmette kullanılan bütün tunç kapları da götürdüler.
JER 52:19 Muhafız komutanı, kadehleri, tablaları, leğenleri, kazanları, şamdanları, kaşıkları ve tasları, altından olanları altın, gümüşten olanları gümüş olarak aldı.
JER 52:20 İki direği, denizi ve Kral Solomon'un Yahve'nin evi için yaptırmış olduğu ayaklıkların altındaki on iki tunç boğayı aldılar. Bütün bu kapların tunçları tartıya gelmezdi.
JER 52:21 Direklere gelince, bir direğin yüksekliği on sekiz arşındı; on iki arşınlık bir çizgi onu çevreliyordu; kalınlığı dört parmaktı. İçi boştu.
JER 52:22 Üzerinde tunçtan bir başlık vardı; bir başlığın yüksekliği beş arşındı; başlığın her yanında ağ ve nar motifleri vardı, hepsi tunçtandı. İkinci direk ve narları da aynıydı.
JER 52:23 Yanlarda doksan altı nar vardı; ağ üzerinde her yanında bütün narlar yüz taneydi.
JER 52:24 Muhafız komutanı, Başkâhin Seraya'yı, ikinci Kâhin Sefanya'yı ve eşiğin üç bekçisini aldı,
JER 52:25 ve kentten savaşçıların başında bulunan bir görevliyi ve kralın yüzünü görenlerden kentte bulunan yedi kişiyi; ülke halkını askere yazan ordu başkomutanının kâtibini; ve kent içinde bulunan ülke halkından altmış kişiyi aldı.
JER 52:26 Muhafız komutanı Nebuzaradan onları aldı ve Rivla'ya Babil Kralı'nın yanına götürdü.
JER 52:27 Babil Kralı onları vurdu ve Hamat ülkesindeki Rivla'da onları öldürdü. Böylece Yahuda kendi ülkesinden sürgün edildi.
JER 52:28 Nebukadnetsar'ın sürgün ettiği halkın sayısı şöyledir: Yedinci yılda üç bin yirmi üç Yahudi;
JER 52:29 Nebukadnetsar'ın on sekizinci yılında Yeruşalem'den sekiz yüz otuz iki kişiyi sürgün etti;
JER 52:30 Nebukadnetsar'ın yirmi üçüncü yılında muhafız komutanı Nebuzaradan yedi yüz kırk beş kişiyi sürgün etti. Tüm halkın sayısı dört bin altı yüzdü.
JER 52:31 Yahuda Kralı Yehoyakin'in sürgünlüğünün otuz yedinci yılında, on ikinci ayın yirmi beşinci günü, Babil Kralı Evilmerodak, krallığının birinci yılında, Yahuda Kralı Yehoyakin'in başını yükseltti ve onu zindandan salıverdi.
JER 52:32 Ona güzel sözler söyledi ve tahtını Babil'de kendisiyle birlikte olan kralların tahtının üstüne koydu.
JER 52:33 Onun zindan giysilerini değiştirdi. Yehoyakin, yaşamının bütün günlerinde sürekli olarak onun önünde ekmek yedi.
JER 52:34 Babil Kralı tarafından sürekli bir ödenek; ölümü gününe dek, yaşamı boyunca her gün kendisine ödenek olarak bir pay verildi.
LAM 1:1 İnsanlarla dolu olan kent, nasıl da yapayalnız oturuyor! Uluslar arasında büyük olan, dul kadın gibi oldu! Ülkeler arasında bey olan Köle oldu!
LAM 1:2 Geceleyin acı acı ağlıyor. Gözyaşları yanaklarında. Bütün sevgilileri arasında onu teselli eden yok. Bütün dostları ona hainlik etti. Ona düşman oldular.
LAM 1:3 Yahuda sıkıntı çekmek, ve ağır kölelik etmek için sürgüne gitti. Uluslar arasında oturuyor. Rahat bulamıyor. Sıkıntısında bütün zulmedenleri ona yetişti.
LAM 1:4 Siyon yolları yas tutuyor, çünkü kimse kutsal toplantıya gelmiyor. Bütün kapıları ıssız. Kâhinleri inliyor. El değmemiş kızları sıkıntıda, kendisi de acı içinde.
LAM 1:5 Düşmanları baş oldu. Düşmanlarının işi yolunda; çünkü Yahve, günahlarının çokluğu yüzünden onu sıkıntıya soktu. Yavruları düşmanın önünde sürgüne gitti.
LAM 1:6 Siyon kızının bütün görkemi kendisinden ayrıldı. Beyleri otlak bulamayan geyiklere döndüler. Kovalayanın önünde güçsüz kaldılar.
LAM 1:7 Yeruşalem, sıkıntı ve sefalet günlerinde, eski günlerindeki bütün güzel şeylerini hatırlıyor; onun halkı düşmanın eline düştüğünde ve kimse ona yardım etmediğinde, düşmanlar onu gördüler. Onun kimsesizliğiyle alay ettiler.
LAM 1:8 Yeruşalem büyük günah işledi. Bu yüzden kirli oldu. Ona saygı gösterenlerin hepsi onu hor görüyor, çünkü çıplaklığını gördüler. Evet, inliyor ve arkasını dönüyor.
LAM 1:9 Kirliliği eteklerindeydi. Kendi sonunu hatırlamadı. Bu yüzden aşağı inmesi şaşılacak şeydi. Teselli edeni yok. “Ey Yahve, sıkıntımı gör; çünkü düşman kendini yüceltti.”
LAM 1:10 Düşman elini onun bütün güzel şeyleri üzerine uzattı; çünkü ulusların kendi kutsal yerine girdiğini gördü, onlar hakkında senin topluluğuna girmesinler diye buyurmuştun.
LAM 1:11 Bütün halkı inliyor. Ekmek arıyor. Canlarını ferahlatmak için güzel şeylerini yiyecek için verdiler. “Bak, ey Yahve, ve gör, çünkü sefil oldum.”
LAM 1:12 “Sizin için önemsiz mi bu, ey bütün sizler, yoldan geçenler? Bakın ve görün, benim başıma gelen, Yahve'nin kızgın öfkesi gününde beni sıkıntıya soktuğu sıkıntı gibi bir sıkıntı var mı?”
LAM 1:13 “Yukarıdan kemiklerime ateş gönderdi, ve onlara karşı galip geldi. Ayaklarım için ağ serdi. Beni geri çevirdi. Beni harap etti ve bütün gün baygınım.”
LAM 1:14 “Günahlarımın boyunduruğu onun eliyle bağlandı. Birbirine kenetlendiler. Boynuma çıktılar. Gücümü tüketti. Karşı durmaya gücüm yetmeyenlerin ellerine Efendi beni teslim etti.”
LAM 1:15 “Efendi içimdeki bütün yiğitlerimi hiçe saydı. Gençlerimi kırıp geçirmek için bana karşı heybetli bir topluluk çağırdı. Efendi, Yahuda'nın el değmemiş kızını üzüm sıkma teknesinde çiğnedi.”
LAM 1:16 “Bunlardan dolayı ağlıyorum. Gözüm, gözüm yaşlar akıtıyor, çünkü canımı ferahlatacak olan tesellici benden uzak. Çocuklarım harap oldu, çünkü düşman galip geldi.”
LAM 1:17 Siyon ellerini açtı. Onu teselli eden yok. Yahve, Yakov hakkında, çevresindekiler ona düşman olsunlar diye buyurdu. Yeruşalem onların arasında kirli bir şey oldu.
LAM 1:18 “Yahve adildir, çünkü buyruğuna karşı isyan ettim. Lütfen, ey bütün halklar, dinleyin ve üzüntümü görün. El değmemiş kızlarım ve gençlerim sürgüne gittiler.”
LAM 1:19 “Sevgililerimi çağırdım, ama onlar beni aldattılar. Canlarını tazelemek için kendilerine yiyecek ararken, kâhinlerim ve ihtiyarlarım kentte ruhlarını teslim ettiler.”
LAM 1:20 “Bak, ey Yahve; çünkü sıkıntıdayım. Yüreğim sıkılıyor. Yüreğim içimde dönüyor, çünkü ağır bir şekilde isyan ettim. Dışarıda kılıç yoksun bırakmada. Evde ölüm gibi.”
LAM 1:21 “İnlediğimi duydular. Beni teselli eden yok. Bütün düşmanlarım sıkıntımı duydu. Bunu yaptığın için seviniyorlar. İlan ettiğin günü getireceksin, ve onlar da benim gibi olacaklar.”
LAM 1:22 “Onların bütün kötülükleri senin önüne gelsin. Bütün günahlarım için bana yaptığını onlara da yap. Çünkü iniltilerim çok, yüreğim de baygın.”
LAM 2:1 Yahve öfkesiyle Siyon kızını nasıl bir bulutla örttü! İsrael'in güzelliğini gökten yeryüzüne indirdi, öfkesi gününde ayağının taburesini hatırlamadı.
LAM 2:2 Yahve Yakov'un bütün yurtlarını acımadan yuttu. Gazabıyla Yahuda kızının kalelerini yıktı, onları yere kadar indirdi. Krallığı ve beylerini bozdu.
LAM 2:3 İsrael'in bütün boynuzunu kızgın öfkeyle kesti. Sağ elini düşmanın önünden geri çekti. Yakov'u her tarafını yiyip bitiren alevli ateş gibi yaktı.
LAM 2:4 Düşman gibi yayını gerdi, sağ eliyle düşman gibi dikildi. Göze hoş gelenlerin tümünü öldürdü. Siyon kızının çadırı üzerine ateş gibi gazabını döktü.
LAM 2:5 Efendi sanki bir düşman gibi oldu. İsrael'i yuttu. Bütün saraylarını yuttu. Kalelerini yıktı. Yahuda kızında yas ve ağıdı artırdı.
LAM 2:6 Kendi çardağını, bahçe çardağıymış gibi söküp attı. Toplantı yerini yıktı. Yahve Siyon'da kutsal toplantıyı ve Şabat'ı unutturdu. Şiddetli öfkesiyle kralı ve kâhini hor gördü.
LAM 2:7 Yahve sunağını kaldırıp attı. Tapınağından nefret etti. Yeruşalem saraylarının duvarlarını düşmanın eline verdi. Yahve'nin evinde kutsal toplantı gününde olduğu gibi gürültü yaptılar.
LAM 2:8 Yahve Siyon kızının duvarını yıkmaya karar verdi. İpi gerdi. Elini yıkmaktan çekmedi; siperlerle duvara ağıt yaktırdı. İkisi birlikte zayıfladılar.
LAM 2:9 Kapıları yere battı. Kapı sürgülerini kırıp yok etti. Kralı ve beyleri yasanın olmadığı uluslar arasındalar. Evet, peygamberleri Yahve'den görüm bulmuyorlar.
LAM 2:10 Siyon kızının ihtiyarları yerde oturuyorlar. Sessiz kalıyorlar. Başları üzerine toprak attılar. Çul giydiler. Yeruşalem'in kızları başlarını yere eğdiler.
LAM 2:11 Yaş dökmekten gözlerim tükendi. Yüreğim sıkıntılı. Halkımın kızının yıkımı yüzünden Ciğerim yere döküldü, çünkü çocuklar ve emziktekiler kentin sokaklarında bayılmakta.
LAM 2:12 Kent sokaklarında yaralılar gibi bayılınca, canları annelerinin koynuna döküldüğü zaman, annelerine, “Buğday ve şarap nerede?” diye soruyorlar.
LAM 2:13 Sana ne tanıklık edeyim? Ey Yeruşalem kızı, seni neye benzeteyim? Neyi sana kıyas edeyim de, teselli edeyim, ey Siyon'un el değmemiş kızı? Çünkü sendeki gedik deniz kadar büyük. Seni kim iyileştirebilir?
LAM 2:14 Peygamberlerin senin için sahte, ve akılsızca görümler gördüler. Senin suçunu açığa çıkarıp sürgününü geri çevirmediler, ama senin için sahte vahiyler ve sürgün nedenlerini gördüler.
LAM 2:15 Yoldan geçenlerin hepsi sana el çırpıyor. Yeruşalem kızına baş sallayıp ıslık çalıyorlar, “İnsanların 'Güzelliğin kusursuzluğu, bütün dünyanın sevinci' dediği kent bu mu?” diyorlar.
LAM 2:16 Bütün düşmanların sana karşı ağızlarını kocaman açtılar. Islık çalıp diş gıcırdatıyorlar. Şöyle diyorlar, “Onu yuttuk. Gerçekten de beklediğimiz gün budur. Onu bulduk. Onu gördük.”
LAM 2:17 Yahve tasarladığını yaptı. Eski günlerde buyurduğu sözünü yerine getirdi. Yıktı, acımadı. Düşmanı senin için sevindirdi. Düşmanlarının boynuzunu yükseltti.
LAM 2:18 Yürekleri Yahve'ye feryat etti. Ey Siyon kızının duvarı, gözyaşların gece gündüz ırmak gibi aksın. Rahatlama. Gözlerin dinlenmesin.
LAM 2:19 Kalk, geceleyin, nöbetlerin başında bağır! Yahve'nin yüzü önünde yüreğini su gibi dök. Her sokak başında açlıktan bayılan çocuklarının canı için Ellerini O'na doğru kaldır.
LAM 2:20 “Bak, ey Yahve, ve kime böyle yaptığını gör! Kadınlar yavrularını, dizleri üzerinde tutup oynattıkları çocuklarını mı yesinler? Kâhin ve peygamber Efendi'nin tapınağında mı öldürülsünler?”
LAM 2:21 “Gençler ve yaşlılar sokaklarda yerde yatıyorlar. El değmemiş kızlarımla gençlerim kılıçla düştüler. Öfken gününde onları öldürdün. Boğazladın, ama acımadın.”
LAM 2:22 “Kutsal toplantı gününde olduğu gibi, her yandan dehşetlerimi çağırdın. Yahve'nin öfkesi gününde kaçıp kurtulan ya da geride kalan olmadı. Düşmanım, bakıp büyüttüğüm çocuklarımı tüketti.”
LAM 3:1 Ben, O'nun gazabının değneğiyle sıkıntı gören adamım.
LAM 3:2 Beni güttü, ışıkta değil, karanlıkta yürüttü.
LAM 3:3 Gerçekten de bütün gün elini bana karşı çevirip duruyor.
LAM 3:4 Etimi ve derimi yıprattı, kemiklerimi kırdı.
LAM 3:5 Karşıma duvar yaptı, beni acı ve sıkıntıyla kuşattı.
LAM 3:6 Uzun zamandır ölü olanlar gibi beni karanlık yerlerde oturttu.
LAM 3:7 Çevreme duvar ördü, dışarı çıkamıyorum. Zincirlerimi ağırlaştırdı.
LAM 3:8 Evet, feryat edip yardım çağırınca, duama set çekiyor.
LAM 3:9 Yollarıma yontma taşlarla duvar ördü, yollarımı eğri etti.
LAM 3:10 Benim için pusuda yatan bir ayı, gizlenmiş bir aslandır.
LAM 3:11 Yolumu saptırdı, ve beni paraladı. Beni harap etti.
LAM 3:12 Yayını gerdi, beni ok için hedef gibi dikti.
LAM 3:13 Kılıfındaki oklarını böbreklerime sapladı.
LAM 3:14 Halkımın tümüne alay konusu, gün boyu onların türküsü oldum.
LAM 3:15 Beni acıyla doldurdu. Beni pelinle doldurdu.
LAM 3:16 Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı. Üzerimi külle örttü.
LAM 3:17 Canımı esenlikten uzaklaştırdın. Bolluğu unuttum.
LAM 3:18 “Gücüm, Yahve'den beklediğim umut da yok oldu” dedim.
LAM 3:19 Sıkıntımı, sefaletimi, pelinle acıyı hatırla.
LAM 3:20 Canım onları hâlâ hatırlıyor, ve içimde eğiliyor.
LAM 3:21 Bunu aklıma getiriyorum, bu yüzden umudum var.
LAM 3:22 Yahve'nin sevgi dolu iyiliklerinden ötürü tükenmedik, çünkü merhametleri son bulmaz.
LAM 3:23 Onlar her sabah yenilenir. Senin sadakatin büyüktür.
LAM 3:24 “Benim payım Yahve'dir” der canım. “Bu yüzden O'na güvenirim.”
LAM 3:25 Yahve kendisini bekleyenlere, kendisini arayan cana iyidir.
LAM 3:26 İnsanın umut etmesi, ve Yahve'nin kurtarışını sessizce beklemesi iyidir.
LAM 3:27 İnsanın gençliğinde boyunduruğu taşıması iyidir.
LAM 3:28 Tek başına otursun da sussun, çünkü üzerine onu koyan O'dur.
LAM 3:29 Ağzını toprağa koysun, belki umut olur.
LAM 3:30 Kendisine vurana yanağını uzatsın. Utanca doysun.
LAM 3:31 Çünkü Yahve sonsuza dek kendisinden atmaz.
LAM 3:32 Çünkü O, kederlendirse de, sevgi dolu iyiliklerinin çokluğuna göre yine merhamet eder.
LAM 3:33 Çünkü O, isteyerek sıkıntı vermez, insanoğullarını kederlendirmez.
LAM 3:34 Yeryüzünün bütün tutsaklarını ayak altında ezmeyi,
LAM 3:35 yüceler Yücesi'nin yüzü önünde insanın hakkını saptırmayı,
LAM 3:36 davasında insana haksızlık etmeyi, Efendi razı olmaz.
LAM 3:37 Efendi buyurmadıkça, kim bir şey söyler de gerçekleşir?
LAM 3:38 Kötülük de iyilik de Yüceler Yücesi'nin ağzından çıkmıyor mu?
LAM 3:39 İnsan, yaşayan insan, neden günahlarının cezası için yakınır?
LAM 3:40 Yollarımızı araştıralım, deneyelim, ve yine Yahve'ye dönelim.
LAM 3:41 Göklerdeki Tanrı'ya ellerimizle birlikte yüreğimizi de yükseltelim.
LAM 3:42 “Suç işledik ve isyan ettik. Sen bağışlamadın.”
LAM 3:43 “Bizi öfkeyle örttün ve bizi kovaladın. Öldürdün. Acımadın.
LAM 3:44 Kendini bulutla örttün, böylece hiçbir dua ondan geçemiyor.
LAM 3:45 Bizi halkların arasında pislik ve süprüntü yaptın.”
LAM 3:46 “Bütün düşmanlarımız bize karşı ağızlarını kocaman açtılar.
LAM 3:47 Dehşet ve çukur üzerimize geldi, kırgın ve yıkım.”
LAM 3:48 Halkımın kızının yıkımı yüzünden, gözüm su ırmaklarıyla akıyor.
LAM 3:49 Gözüm hiç ara vermeden, durmadan akıyor.
LAM 3:50 Yahve aşağı bakıp gökten görene kadar.
LAM 3:51 Kentimin bütün kızları yüzünden, gözlerim canımı sarstı.
LAM 3:52 Sebepsiz yere bana düşman olanlar bir kuş gibi beni acımasızca kovaladılar.
LAM 3:53 Hayatımı zindanda kesip kopardılar, üzerime taş attılar.
LAM 3:54 Başımın üstünden sular aktı. “Kesip koparıldım” dedim.
LAM 3:55 Zindanının dibinden adını çağırdım, ey Yahve.
LAM 3:56 Sesimi duydun: “Kulağını inlememden, ve feryadımdan gizleme.”
LAM 3:57 Seni çağırdığım gün yaklaştın. “Korkma” dedin.
LAM 3:58 Ey Yahve, canımın davalarını sen gördün. Hayatımı kurtardın.
LAM 3:59 Ey Yahve, bana olan haksızlığı gördün. Davamı yargıla.
LAM 3:60 Bütün intikamlarını, ve bana karşı yaptıkları bütün tasarıları gördün.
LAM 3:61 Ey Yahve, onların aşağılamasını, ve bana karşı olan bütün tasarılarını,
LAM 3:62 bana karşı çıkanların dudaklarını, ve bütün gün bana karşı kurdukları düzenlerini duydun.
LAM 3:63 Oturuşlarını ve kalkışlarını görüyorsun. Ben onların türküsü oldum.
LAM 3:64 Onlara ellerinin işine göre karşılık vereceksin, ey Yahve.
LAM 3:65 Onlara yürek katılığı vereceksin, lanetin onlara olsun.
LAM 3:66 Onları öfkeyle kovalayacak, ve onları Yahve'nin göklerinin altından yok edeceksin.
LAM 4:1 Altın nasıl da donuklaştı! Saf altın nasıl değişti! Kutsal yerin taşları her sokak başına döküldü.
LAM 4:2 Saf altınla kıyaslanan, Siyon'un değerli oğulları, nasıl oldu da çömlekçi elinin işi, toprak testiler gibi sayıldılar!
LAM 4:3 Çakallar bile memelerini verir, yavrularını emzirirler. Ama halkım kızı, çöldeki devekuşları gibi acımasız oldu.
LAM 4:4 Emzikteki çocuğun dili susuzluktan damağına yapışıyor. Küçük çocuklar ekmek istiyor, kimse onlar için koparmıyor.
LAM 4:5 Lezzetli yiyecekler yiyenler sokaklarda perişan oldular. Mor giysiler içinde büyütülenler gübre yığınlarını kucakladılar.
LAM 4:6 Çünkü halkım kızının suçu, el değmeden bir anda yıkılan Sodom'un günahından daha büyüktür.
LAM 4:7 Soyluları kardan daha temizdi. Sütten daha beyazdı. Bedence yakuttan daha kırmızıydı. Safir gibi parlıyordu.
LAM 4:8 Görünüşleri kömürden daha kara oldu. Sokaklarda tanınmaz oldular. Derileri kemiklerine yapıştı. Kurudular. Odun gibi oldular.
LAM 4:9 Kılıçla öldürülenler kıtlığın öldürdüklerinden iyidir; çünkü bunlar tarla ürünlerinin yokluğundan yıpranarak erimekteler.
LAM 4:10 Merhametli kadınların elleri kendi çocuklarını kaynattı. Onlar halkım kızının yıkımında yiyecekleri oldular.
LAM 4:11 Yahve gazabını tamamladı. Kızgın öfkesini döktü. Siyon'da, onun temellerini yiyip bitiren bir ateş tutuşturdu.
LAM 4:12 Düşman ve hasım Yeruşalem kapılarından içeri girecek diye, yeryüzü kralları ve dünya sakinlerinin hiçbiri inanmazdı.
LAM 4:13 Peygamberlerinin günahları, ve kâhinlerinin suçları yüzünden bu, çünkü onlar kentin ortasında doğruların kanını döktüler.
LAM 4:14 Sokaklarda körler gibi dolaşıyorlar. Kanla kirlenmişler, Öyle ki, insanlar giysilerine dokunamaz oldu.
LAM 4:15 “Çekilin!” diye bağırdılar onlara. “Kirli! Çekilin! Çekilin! Dokunmayın! Kaçıp başıboş dolaştıklarında, insanlar uluslar arasında.” “Artık burada yaşayamazlar” dediler.
LAM 4:16 Yahve'nin öfkesi onları dağıttı. Artık onlara bakmayacak. Kâhinlere saygı göstermediler. Yaşlıları kayırmadılar.
LAM 4:17 Boş yere yardım beklerken, artık gözlerimiz sönüyor, bizi kurtaramayacak bir ulusu gözledikçe gözledik.
LAM 4:18 Adımlarımızı avlıyorlar, sokaklarımızda gezemiyoruz. Sonumuz yakın. Günlerimiz doldu, çünkü sonumuz geldi.
LAM 4:19 Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan daha hızlı. Dağlarda bizi kovaladılar. Çölde bize pusu kurdular.
LAM 4:20 Yaşam soluğumuz, Yahve'nin meshedilmişi, onların çukurlarında yakalandı; hani onun için, Uluslar arasında onun gölgesinde yaşayacağız dediğimiz.
LAM 4:21 Sevin ve coş, Uz diyarında oturan ey Edom kızı. Kâse sana da geçecek. Sarhoş olacaksın, ve soyunacaksın.
LAM 4:22 Suçlarının cezası tamamlandı, ey Siyon kızı. Artık seni sürgüne götürmeyecek. Ey Edom kızı, senin suçlarını ziyaret edecek. Senin günahlarını ortaya çıkaracak.
LAM 5:1 Ey Yahve, başımıza gelenleri hatırla. Bak da utancımızı gör.
LAM 5:2 Mirasımız yabancılara, evlerimiz ellere verildi.
LAM 5:3 Yetim ve babasız kaldık. Annelerimiz dul kadınlar gibi.
LAM 5:4 Suyumuzu parayla içmek zorunda kaldık. Odunumuz bize satılıyor.
LAM 5:5 Bizi kovalayanlar ensemizde. Yorgunuz ve rahatımız yok.
LAM 5:6 Ekmekle doymak için ellerimizi Mısırlılar'a ve Aşurlular'a verdik.
LAM 5:7 Atalarımız günah işledi, artık yoklar. Onların suçlarını biz yüklendik.
LAM 5:8 Köleler bizi yönetiyor. Onların elinden bizi kurtaracak kimse yok.
LAM 5:9 Çöldeki kılıç yüzünden ekmeğimizi hayatımız pahasına kazanıyoruz.
LAM 5:10 Kıtlığın yakıcı sıcağından derimiz fırın gibi karardı.
LAM 5:11 Siyon'daki kadınların, Yahuda kentlerindeki el değmemiş kızların ırzına geçtiler.
LAM 5:12 Beyler ellerinden asıldı. Yaşlıların yüzlerine saygı gösterilmedi.
LAM 5:13 Gençler değirmen taşı taşıdılar. Çocuklar odun yükleri altında tökezledi.
LAM 5:14 Yaşlılar kent kapısından, gençler de ezgilerinden kesildi.
LAM 5:15 Yüreğimizin sevinci kesildi. Oyunumuz yasa dönüştü.
LAM 5:16 Başımızdan taç düştü. Vay halimize, çünkü günah işledik!
LAM 5:17 Bu yüzden yüreğimiz baygın. Bu şeylerden ötürü gözlerimiz karardı:
LAM 5:18 Siyon Dağı ıssız kalmış olduğu için, onun üzerinde çakallar dolaşıyor.
LAM 5:19 Sen, ey Yahve, sonsuza dek kalırsın. Tahtın kuşaktan kuşağa sürer.
LAM 5:20 Neden bizi daima unutuyorsun, ve bizi bu kadar uzun bir süre bırakıyorsun?
LAM 5:21 Bizi kendine döndür, ey Yahve, ve biz dönelim. Günlerimizi eskisi gibi yenile.
LAM 5:22 Ama sen bizi tümüyle reddettin. Bize karşı çok öfkelisin.
EZE 1:1 Otuzuncu yılda, dördüncü ayda, ayın beşinci günü, ben Kevar Irmağı kıyısındaki sürgünler arasındayken, gökler açıldı ve Tanrı'nın görümlerini gördüm.
EZE 1:2 Ayın beşinci günü, Kral Yehoyakin'in sürgünlüğünün beşinci yılında,
EZE 1:3 Keldaniler ülkesinde, Kevar Irmağı kıyısında, Buzi oğlu Kâhin Hezekiel'e Yahve'nin sözü geldi. Yahve'nin eli orada onun üzerindeydi.
EZE 1:4 Baktım, işte, kuzeyden şiddetli bir rüzgâr çıktı: Şimşek çakan büyük bir bulut, çevresinde parıltı ve ortasında, sanki ateş ortasında ışıldayan maden.
EZE 1:5 Onun ortasından dört canlı yaratığa benzer bir şey çıktı. Görünüşleri şöyleydi: İnsana benziyorlardı.
EZE 1:6 Her birinin dört yüzü, her birinin dört kanadı vardı.
EZE 1:7 Ayakları düzdü. Ayaklarının tabanı dana ayağının tabanı gibiydi ve cilalanmış tunç gibi parlıyordu.
EZE 1:8 Dört yanlarında, kanatlarının altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri ve kanatları şöyleydi:
EZE 1:9 Kanatları birbirine bitişikti. Yürüdükleri zaman dönmüyorlardı. Her biri dosdoğru ileri gidiyordu.
EZE 1:10 Yüzlerinin benzeyişi ise insan yüzüne benziyordu. Dördünün de sağ tarafında aslan yüzü, dördünün sol tarafında öküz yüzü vardı. Dördünün de kartal yüzü vardı.
EZE 1:11 Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıdan açılmıştı. Her birinin iki kanadı birbirine değiyordu ve ikisi de bedenlerini örtüyordu.
EZE 1:12 Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhun gitmek istediği yere gidiyorlardı. Giderken dönmüyorlardı.
EZE 1:13 Canlı yaratıkların görünümüne gelince, görünüşleri yanan ateş közleri, meşalelerin görünümüne benziyordu. Ateş canlı yaratıkların arasında inip çıkıyordu. Ateş parlaktı ve ateşten şimşek çıkıyordu.
EZE 1:14 Canlı yaratıklar şimşek çakması görünüşü gibi koşup geri dönüyorlardı.
EZE 1:15 Canlı yaratıklara bakarken, işte, canlı yaratıkların yanında, yeryüzünde, dört yüzünün her biri için bir tekerlek vardı.
EZE 1:16 Tekerleklerin görünümü ve yapısı beril gibiydi. Dördünün de bir benzeyişi birdi. Görünüşleri ve yapıları sanki bir tekerleğin içinde tekerlek gibiydi.
EZE 1:17 Yürüdüklerinde, dört yöne gidiyorlardı. Gittiklerinde dönmüyorlardı.
EZE 1:18 Tekerleklerin çemberlerine gelince, yüksek ve korkunçtu; ve dördünün çemberleri her tarafta gözlerle doluydu.
EZE 1:19 Canlı yaratıklar gittikçe, tekerlekler onların yanlarında gidiyordu. Canlı yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de yükseliyordu.
EZE 1:20 Ruh nereye gitmek isterse oraya gidiyorlardı. Ruh oraya gidiyordu. Tekerlekler yanlarında yükseliyordu; çünkü canlı yaratığın ruhu tekerleklerdeydi.
EZE 1:21 Onlar gidince, bunlar da gidiyordu. Onlar durduğunda, bunlar da duruyordu. Onlar yerden yükselince, tekerlekler de yanlarında yükseliyordu; çünkü canlı yaratığın ruhu tekerleklerdeydi.
EZE 1:22 Canlı yaratığın başının üstünde, başlarının üzerine yayılmış, bakılışı korkunç bir kristal gibi, boşluk benzeri bir şey vardı.
EZE 1:23 Boşluğun altında, kanatları birbirine doğru düzdü. Her birinin bedenlerinin bu tarafını örten iki kanadı ve her birinin öbür tarafını örten iki kanadı vardı.
EZE 1:24 Yürüdüklerinde, kanatlarının sesini, büyük suların sesi gibi, Yüceler Yücesi'nin sesi gibi, bir kargaşalık sesi gibi, bir ordunun sesi gibi duydum. Durdukları zaman, kanatlarını indiriyorlardı.
EZE 1:25 Başlarının üstündeki boşluğun üstünde bir ses vardı. Durdukları zaman kanatlarını indiriyorlardı.
EZE 1:26 Başlarının üstündeki boşluğun üstünde, safir taşına benzeyen bir taht benzeyişi vardı. Yukarıda tahtın benzeyişi üzerinde, insan görünüşünün benzeyişi vardı.
EZE 1:27 Belinden yukarı görünüşü ışıldayan maden gibi gördüm, sanki içi çepeçevre ateş görünüşü; ve belinden aşağı görünüşünü gördüm, sanki ateş görünüşü ve çevresinde parıltı vardı.
EZE 1:28 Yağmur gününde buluttaki gökkuşağının görünüşü nasılsa, her yanında parlaklığın görünüşü de öyleydi. Bu, Yahve'nin görkeminin benzeyişinin görünüşüydü. Bunu gördüğüm zaman, yüzüstü düştüm ve konuşan birinin sesini duydum.
EZE 2:1 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, ayağa kalk, seninle konuşacağım.”
EZE 2:2 Benimle konuşunca, Ruh içime girdi ve beni ayaklarımın üzerinde durdurdu. Benimle konuşanı duydum.
EZE 2:3 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, seni İsrael'in çocuklarına, bana başkaldıran asi bir ulusa gönderiyorum. Onlar ve ataları bugüne kadar bana karşı geldiler.
EZE 2:4 Çocuklar küstah ve katı yüreklidir. Seni onlara gönderiyorum ve onlara, ‘Efendi Yahve şöyle diyor’ diyeceksin.
EZE 2:5 İster dinlesinler, ister reddetsinler, çünkü asi bir evdir, yine de aralarında bir peygamber olduğunu bilecekler.
EZE 2:6 Sen, ey insanoğlu, senin yanında dikenler ve çalılar olsa da, akrepler arasında otursan da, onlardan korkma, sözlerinden de korkma. Onlar asi bir ev olsa da, onların sözlerinden korkma, bakışlarından da yılma.
EZE 2:7 Sözlerimi onlara bildireceksin, ister dinlesinler, ister reddetsinler; çünkü onlar çok isyankârdırlar.
EZE 2:8 Ama sen, ey insanoğlu, sana söylediğimi dinle. O asi ev gibi sen asi olma. Ağzını aç ve sana verdiğimi ye.”
EZE 2:9 Baktım, işte, bana bir el uzandı; ve işte, içinde bir kitap tomarı vardı.
EZE 2:10 Onu önüme açtı. İçine ve dışına yazılmıştı; ve üzerine ağıtlar, yas ve figanlar yazılmıştı.
EZE 3:1 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, bulduğunu ye. Bu tomarı ye ve git, İsrael evine söyle.”
EZE 3:2 Bunun üzerine ağzımı açtım ve tomarı bana yedirdi.
EZE 3:3 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, sana verdiğim bu tomarı ye ve karnını ve bağırsaklarını onunla doldur.” O zaman yedim. Ağzımda bal gibi tatlıydı.
EZE 3:4 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, İsrael evine git ve sözlerimi onlara söyle.
EZE 3:5 Çünkü sen yabancı sözlü ve dili zor bir halka gönderilmiyorsun, ama İsrael evine gönderiliyorsun,
EZE 3:6 sözlerini anlayamadığın yabancı sözlü ve dili zor olan birçok halka değil. Seni onlara göndermiş olsaydım, seni dinlerlerdi.
EZE 3:7 Ama İsrael halkı seni dinlemeyecek, çünkü beni dinlemeyecekler; çünkü bütün İsrael evi inatçı ve katı yüreklidir.
EZE 3:8 İşte, senin yüzünü onların yüzlerine karşı sertleştirdim, senin alnını onların alınlarına karşı sertleştirdim.
EZE 3:9 Senin alnını çakmak taşından daha sert elmas gibi yaptım. Asi bir ev olsalar da, onlardan korkma, bakışlarından yılma.”
EZE 3:10 Ve bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, yüreğine al ve sana söylediğim bütün sözlerimi kulaklarınla işit.
EZE 3:11 Sürgündekilere, halkının çocuklarına git ve onlara söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor’ de, ister dinlesinler, ister reddetsinler.”
EZE 3:12 O zaman Ruh beni kaldırdı ve arkamda büyük bir gürleme sesi duydum, “Yahve'nin görkemi kendi yerinden kutsansın” diyordu.
EZE 3:13 Canlı yaratıkların kanatları birbirine dokundukça onların sesini ve yanlarındaki tekerleklerin sesini, büyük gürleme sesini duydum.
EZE 3:14 Bunun üzerine Ruh beni kaldırdı ve alıp götürdü; ve acılık içinde, ruhumun kızgınlığı içinde gittim; ve Yahve'nin eli üzerimde güçlüydü.
EZE 3:15 Sonra Kevar Irmağı'nın kıyısında oturan Tel Aviv'den olan sürgünlere ve yaşadıkları yere geldim; ve orada yedi gün boyunca onların arasında şaşkın bir şekilde oturdum.
EZE 3:16 Yedi günün sonunda, Yahve'nin sözü bana gelip şöyle dedi:
EZE 3:17 “Ey insanoğlu, seni İsrael evine bekçi yaptım. Bu yüzden sözü ağzımdan işit ve benim tarafımdan onları uyar.
EZE 3:18 Ben kötüye, 'Kesinlikle öleceksin' dediğimde, ve sen onu uyarmaz, ya da kötüyü kendi kötü yolu hakkında uyarmak için, hayatını kurtarmak için konuşmazsan, o kötü adam kendi suçunda ölecek; ama onun kanını senin elinden isteyeceğim.
EZE 3:19 Ama kötü adamı uyardığında, kötülüğünden ve kötü yolundan dönmezse, kendi kötülüğünde ölecektir; ama sen canını kurtarmış olursun.”
EZE 3:20 “Yine, doğru adam doğruluğundan döner ve kötülük yaparsa, ve ben onun önüne tökez koyarsam, o ölecektir. Çünkü sen onu uyarmadın, günahında ölecek ve yaptığı doğru işler hatırlanmayacak; ama onun kanını senin elinden isteyeceğim.
EZE 3:21 Ama doğru adam günah işlemesin diye doğru adamı uyarırsan, o da günah işlemezse, kesin olarak yaşayacaktır, çünkü uyarıldı; sen de kendi canını kurtarmış olursun.”
EZE 3:22 Yahve'nin eli orada üzerimdeydi; ve bana şöyle dedi, “Kalk, ovaya çık, ve orada seninle konuşacağım.”
EZE 3:23 O zaman kalktım ve ovaya çıktım ve işte, Yahve'nin görkemi, Kevar Irmağı'nın yanında gördüğüm görkem gibi orada duruyordu. Sonra yüzüstü düştüm.
EZE 3:24 O zaman Ruh içime girdi ve beni ayaklarımın üzerine durdurdu. Benimle konuştu ve bana, “Git, evinin içine kapan” dedi.
EZE 3:25 “Ama sen, ey insanoğlu, işte, üzerine urganlar vuracaklar ve seni onlarla bağlayacaklar, ve onların arasına çıkmayacaksın.
EZE 3:26 Dilini damağına yapıştıracağım, öyle ki dilsiz olacaksın ve onları düzeltemeyeceksin, çünkü onlar asi bir evdir.
EZE 3:27 Ama seninle konuştuğum zaman, ağzını açacağım ve onlara, 'Efendi Yahve şöyle diyor' diyeceksin. Dinleyen dinlesin, reddeden reddetsin, çünkü onlar asi bir evdir.
EZE 4:1 “Sen de, ey insanoğlu, bir tuğla al, önüne koy ve üzerine bir kent, Yeruşalem’i çiz.
EZE 4:2 Onu kuşat, ona karşı kaleler yap, ona karşı rampalar yığ. Ona karşı ordugâhlar da kur ve çevresine koçbaşı kütükler yerleştir.
EZE 4:3 Kendine demir bir saç al ve demir bir duvar olsun diye kendinle kent arasına onu yerleştir. Sonra yüzünü ona doğru çevir. Kuşatılacak ve sen onu saracaksın. Bu, İsrael evi için bir belirti olacak.”
EZE 4:4 “Sol yanına yat ve İsrael evinin suçunu onun üzerine koy. Onun üzerinde yatacağın günlerin sayısına göre, suçlarını yükleneceksin.
EZE 4:5 Çünkü onların suç yıllarını sana gün sayısı olarak belirledim, üç yüz doksan gün. İsrael evinin suçunu böyle yükleneceksin.”
EZE 4:6 “Yine bunları tamamlayınca sağ yanına yatacaksın ve Yahuda evinin suçunu taşıyacaksın. Sana kırk gün, her gün bir yıl olacak şekilde belirledim.
EZE 4:7 Yüzünü Yeruşalem kuşatmasına doğru döneceksin, kolun açık olacak ve ona karşı peygamberlik edeceksin.
EZE 4:8 İşte, üzerine urganlar geçirdim ve senin kuşatma günlerini tamamlayıncaya dek bir yandan öbür yana dönmeyeceksin.”
EZE 4:9 “Kendine buğday, arpa, fasulye, mercimek, darı ve çavdar da al ve bunları bir kaba koy. Ondan ekmek yap. Yanına yattığın gün sayısına göre, üç yüz doksan gün, ondan yiyeceksin.
EZE 4:10 Yiyeceğin yiyecek ağırlığına göre, günde yirmi şekel olacak. Zaman zaman yiyeceksin.
EZE 4:11 Suyu ölçüyle, bir hinin altıda biri kadar içeceksin. Zaman zaman içeceksin.
EZE 4:12 Arpa pidesi gibi yiyeceksin ve insandan çıkan dışkıyla onların gözü önünde pişireceksin.”
EZE 4:13 Yahve şöyle dedi, “İsrael'in çocukları da kendilerini süreceğim ulusların arasında ekmeklerini böyle kirli yiyecekler.”
EZE 4:14 O zaman şöyle dedim, “Ah, Efendi Yahve! İşte benim canım kirlenmedi; çünkü gençliğimden bu yana kendiliğinden ölen ya da hayvan tarafından parçalanan hiçbir şeyi yemedim. Ağzıma iğrenç bir et girmedi!”
EZE 4:15 O zaman bana şöyle dedi, “İşte sana insan dışkısı yerine sığır tezeği verdim, ekmeğini onun üzerinde hazırlayacaksın.”
EZE 4:16 Ve bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, işte, Yeruşalem'de ekmek desteğini kıracağım. Ekmeği ölçüyle ve korkuyla yiyecekler. Ölçüyle ve dehşet içinde su içecekler.
EZE 4:17 Böylece ekmek ve sudan yoksun kalacaklar, birbirlerini dehşete düşürecekler ve suçları içinde eriyip gidecekler.”
EZE 5:1 “Sen, ey insanoğlu, keskin bir kılıç al. Onu kendine bir berber usturası gibi alacaksın, başının ve sakalının üzerinden onu geçireceksin. Sonra teraziler al, kılları tart ve ayır.
EZE 5:2 Kuşatma günleri tamamlanınca, kentin ortasındaki ateşte üçte birini yakacaksın. Üçte birini alıp kılıçla çevresini vuracaksın. Üçte birini rüzgâra savuracaksın; ben de onların ardından kılıç çekeceğim.
EZE 5:3 Bunlardan bir kaçını alıp giysinin kıvrımlarına bağlayacaksın.
EZE 5:4 Bunlardan yine alıp ateşin ortasına atacaksın ve onları ateşte yakacaksın. Ondan bütün İsrael evine ateş çıkacak.
EZE 5:5 “Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Burası Yeruşalem’dir. Onu ulusların, çevresinde olan ülkelerin ortasına koydum.
EZE 5:6 Çevresindeki uluslardan daha çok kötülük yaparak ilkelerime karşı isyan ettiler, ve çevresindeki ülkelerden daha çok kurallarıma karşı geldiler; çünkü ilkelerimi reddettiler, ve kurallarıma gelince, onlarda yürümediler.'”
EZE 5:7 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'Mademki çevrenizdeki uluslardan daha çok gürültücüsünüz, ve kurallarımda yürümediniz, ilkelerimi tutmadınız, çevrenizdeki ulusların ilkelerini de izlemediniz;
EZE 5:8 bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, ben, ben de sana karşıyım; ve ulusların gözü önünde içinde yargılar yürüteceğim.
EZE 5:9 Yapmadığımı ve bir daha onun gibisini yapmayacağım şeyi, bütün iğrençliklerin yüzünden sende yapacağım.
EZE 5:10 Bu yüzden sendeki babalar oğullarını yiyecekler, oğullar da babalarını yiyecekler. Senin üzerinde yargılar yürüteceğim; ve senden geri kalanların tümünü her rüzgâra saçacağım.
EZE 5:11 Bundan dolayı', Efendi Yahve şöyle diyor, 'Varlığım hakkı için, kutsal yerimi bütün tiksindirici şeylerinle ve bütün iğrençliklerinle kirlettiğin için, ben de seni küçülteceğim. Gözüm esirgemeyecek, ben de acımayacağım.
EZE 5:12 Senden üçte biri veba ile ölecek, onlar da senin içinde kıtlıkla tükenecek. Üçte biri çevrende kılıçla düşecek. Üçte birini her rüzgâra saçacağım, arkalarından kılıç çekeceğim.'”
EZE 5:13 '“Öfkem böylece sona erecek, onlara olan gazabımı dindireceğim ve teselli bulacağım. Onların üzerindeki gazabımı tamamlayınca bilecekler ki, ben, Yahve, gayretimle söyledim.'”
EZE 5:14 '“Dahası çevrendeki uluslar arasında, yoldan geçen herkesin gözü önünde seni perişan edecek ve utanç konusu yapacağım.
EZE 5:15 O zaman ki, öfkeyle, gazapla, gazap dolu azarlamalarla üzerine yargılar yürüttüğümde, çevrenizdeki uluslar için utanç, alay, ders ve şaşkınlık konusu olacaksın. Ben, Yahve, bunu söyledim.
EZE 5:16 O zaman ki, onların üzerine göndereceğim, sizi yok etsin diye yıkım için olan kıtlığın kötü oklarını göndereceğim. Üzerinize kıtlığı artıracağım ve ekmek desteğinizi kıracağım.
EZE 5:17 Üzerinize kıtlık ve kötü hayvanlar göndereceğim ve seni çocuklarından edecekler. Veba ve kan senin içinden geçecek. Üzerine kılıç getireceğim. Ben, Yahve, bunu söyledim.'”
EZE 6:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 6:2 “Ey insanoğlu, yüzünü İsrael dağlarına çevir ve onlara peygamberlik et.
EZE 6:3 Ve şöyle de, ‘Ey İsrael dağları, Efendi Yahve'nin sözünü dinleyin! Efendi Yahve dağlara, tepelere, su yollarına ve vadilere şöyle diyor: “İşte, ben, evet ben üzerinize kılıç getireceğim ve yüksek yerlerinizi yok edeceğim.
EZE 6:4 Sunaklarınız harap olacak, buhur sunaklarınız kırılacak. Öldürülmüş olanlarınızı putlarınızın önüne düşüreceğim.
EZE 6:5 İsrael'in çocuklarının cesetlerini putlarının önüne koyacağım. Kemiklerinizi sunaklarınızın etrafına saçacağım.
EZE 6:6 Sunaklarınız harap olup ıssız kalsın, putlarınız kırılıp yok olsun ve buhur sunaklarınız kesilip işleriniz ortadan kalksın diye, oturduğunuz yerlerin hepsinde kentler harap olacak, yüksek yerler ıssız kalacak.
EZE 6:7 Öldürülenler aranızda düşecek ve bileceksiniz ki, ben Yahve'yim.”'”
EZE 6:8 “‘“Yine de ülkeler içinde dağıldığınız zaman, uluslar arasında kılıçtan kaçıp kurtulanlarınız olsun diye bir kalıntı bırakacağım.
EZE 6:9 Sizden kaçıp kurtulanlar, sürgün edildikleri uluslar arasında beni, benden ayrılan ahlaksız yüreklerinden ve putlarının ardından fahişelik eden gözlerinden nasıl kırıldığımı hatırlayacaklar. O zaman bütün iğrençliklerinde işledikleri kötülüklerden ötürü gözlerinde kendi kendilerinden tiksinecekler.
EZE 6:10 Bilecekler ki, ben Yahve'yim. Onlara bu kötülüğü yapacağımı boşuna söylemedim.”'”
EZE 6:11 “Efendi Yahve şöyle diyor: 'Elini çırp, ayağını yere vur ve İsrael evinin bütün iğrenç kötülükleri yüzünden, “Eyvah!” de. Çünkü kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla düşecekler.
EZE 6:12 Uzakta olan salgın hastalıkla ölecek. Yakında olan kılıçla düşecek. Kuşatma altında kalan kıtlıkla ölecek. Böylece gazabımı onların üzerinde tamama erdireceğim.
EZE 6:13 Öldürülenleri sunaklarının çevresindeki putlarının arasında, her yüksek tepede, bütün dağların tepelerinde, her yeşil ağacın altında ve her sık meşenin altında, bütün putlarına hoş koku sundukları yerlerde olduklarında, benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 6:14 Elimi onların üzerine uzatacağım ve çölden Divla'ya kadar, bütün oturdukları yerlerde, ülkeyi harap edip ıssız bırakacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.'”
EZE 7:1 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi,
EZE 7:2 “Ey insanoğlu, Efendi Yahve İsrael ülkesine, ‘Son! Ülkenin dört köşesine son geldi.' diyor.
EZE 7:3 'Şimdi son senin üzerindedir; öfkemi üzerine göndereceğim, seni yollarına göre yargılayacağım. Bütün iğrençliklerini senin üzerine getireceğim.
EZE 7:4 Gözüm seni esirgemeyecek, sana acımayacağım; ama kendi yollarını senin üzerine getireceğim, iğrençliklerin senin içinde olacak. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksin.’
EZE 7:5 “Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Bir felaket! Benzersiz bir felaket! İşte geliyor.
EZE 7:6 Bir son geldi. Son geldi! Sana karşı uyanıyor. İşte geliyor.
EZE 7:7 Ey ülke sakini, yıkımın geldi! Zaman geldi! Gün yakın, dağlar üzerinde sevinç çığlıkları değil, kargaşa günü.
EZE 7:8 Şimdi gazabımı üzerine, yakında boşaltacağım, sana karşı öfkemi tamam edeceğim, kendi yollarına göre seni yargılayacağım. Bütün iğrençliklerini senin üzerinize getireceğim.
EZE 7:9 Gözüm esirgemeyecek, acımayacağım. Kendi yollarına göre seni cezalandıracağım. İğrençliklerin senin içinde olacak. O zaman bileceksin ki, ben, Yahve vuruyorum.'”
EZE 7:10 '“İşte, o gün! İşte geliyor! Senin yıkımın geldi. Değnek çiçek açtı. Kibir tomurcuklandı.
EZE 7:11 Zorbalık kalkıp kötülük sopasına dönüştü. Onlardan, kalabalıklarından kimse, servetlerinden bir şey kalmayacak. Aralarında değerli hiçbir şey kalmayacak.
EZE 7:12 Zaman geldi! O gün yaklaşıyor. Alan sevinmesin, satan da yas tutmasın; çünkü gazap onun bütün kalabalığı üzerindedir.
EZE 7:13 Çünkü satıcı, sağ kalsa bile, satılana geri dönmeyecek; çünkü görüm onun tüm kalabalığı içindir. Hiçbiri geri dönmeyecek. Hiçbiri hayatının kötülüğünde kendini güçlendirmeyecek.
EZE 7:14 Boru çaldılar ve her şeyi hazırladılar; ama kimse savaşa gitmiyor, çünkü gazabım onların bütün kalabalığı üzerindedir.'”
EZE 7:15 “‘Kılıç dışarıda, salgın hastalık ve kıtlık içeride. Kırda olan kılıçla ölecek. Kentte olan kıtlık ve salgın hastalık tarafından yutulacak.
EZE 7:16 Ama onlardan kaçıp kurtulanlar kurtulacak ve vadilerin güvercinleri gibi dağlarda olacaklar, herkes kendi kötülüğünde, hepsi inlemekte.
EZE 7:17 Bütün eller güçsüz olacak, bütün dizler su gibi zayıf olacak.
EZE 7:18 Ve çul kuşanacaklar ve dehşet onları kaplayacak. Bütün yüzlerde utanç ve bütün başlarda saçlar yolunmuş olacak.
EZE 7:19 Gümüşlerini sokaklara atacaklar ve altınları kirli bir şey gibi olacak. Gümüşleri ve altınları, Yahve'nin gazap gününde onları kurtaramayacak. Canlarını doyurmayacak ve karınlarını doldurmayacak; çünkü bu, onların suçlarının tökez taşı oldu.
EZE 7:20 Süsünün güzelliğine gelince, onu görkemli kıldı; ama iğrenç şeylerini ve iğrenç suretlerini ondan yaptılar. Bu yüzden onu kendilerine kirli bir şey gibi yaptım.
EZE 7:21 Onu ganimet olarak yabancıların eline, yağma olarak da yeryüzünün kötülerinin eline vereceğim; ve onu kirletecekler.
EZE 7:22 Yüzümü de onlardan çevireceğim ve gizli yerimi kirletecekler. Hırsızlar içeri girecek ve onu kirletecekler.'”
EZE 7:23 '“Zincirler yapın, çünkü ülke kanlı suçlarla dolu ve kent zorbalıkla dolu.
EZE 7:24 Bu yüzden ulusların en kötülerini getireceğim ve onların evlerini mülk edinecekler. Güçlülerin övüncüne de son vereceğim . Onların kutsal yerleri kirletilecek.
EZE 7:25 Yıkım geliyor! Esenlik arayacaklar, ama bulunmayacak.
EZE 7:26 Kötülük üstüne kötülük, söylenti üstüne söylenti gelecek. Peygamberden görüm arayacaklar; ama kâhinde yasa, ihtiyarlarda öğüt kalmayacak.
EZE 7:27 Kral yas tutacak, bey perişanlığa bürünecek. Ülke halkının elleri titreyecek. Onlara kendi yollarına göre yapacağım, kendi yargılarına göre onları yargılayacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.'”
EZE 8:1 Altıncı yılda, altıncı ayda, ayın beşinci günü, evimde otururken ve Yahuda'nın ihtiyarları önümde otururken, Efendi Yahve'nin eli orada üzerime düştü.
EZE 8:2 O zaman baktım, ve işte, ateş görünüşü gibi bir benzeyiş; görünüşü, belinden aşağısı ateş, belinden yukarısı parlak, sanki ışıldayan maden gibiydi.
EZE 8:3 Bir el şekli uzattı ve başımın bir tutamından tuttu; ve Ruh beni yerle gök arasına kaldırdı ve Tanrı'nın görümlerinde beni Yeruşalem'e, kuzeye bakan iç avlunun kapısına girilecek yerine getirdi; orada kıskandıran kıskançlık suretinin yeri vardı.
EZE 8:4 İşte, İsrael Tanrısı'nın görkemi, ovada gördüğüm görünüşe göre oradaydı.
EZE 8:5 O zaman bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, şimdi gözlerini kuzeye doğru kaldır.” Böylece gözlerimi kuzeye doğru kaldırdım ve sunağın kapısının kuzeyinde, girişte kıskançlık suretinin olduğunu gördüm.
EZE 8:6 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, ne yaptıklarını görüyor musun? Kutsal yerimden uzaklaşayım diye İsrael evi burada büyük iğrençlikler yapıyor. Ama sen yine başka büyük iğrençlikler göreceksin.”
EZE 8:7 Beni avlunun kapısına getirdi; ve baktığımda, işte, duvarda bir delik vardı.
EZE 8:8 O zaman bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, şimdi duvarı del.” Duvarı deldiğimde bir kapı gördüm.
EZE 8:9 Bana, “İçeri gir ve burada yaptıkları kötü iğrenç şeyleri gör” dedi.
EZE 8:10 Bunun üzerine içeri girip baktım ve duvarda resmedilmiş her türlü sürüngeni, iğrenç hayvanı ve İsrael evinin bütün putlarını gördüm.
EZE 8:11 İsrael evinin ihtiyarlarından yetmiş kişi onların önünde duruyordu. Şafan oğlu Yaazanya onların ortasında duruyordu, her birinin buhurdanı elindeydi; ve buhur bulutunun kokusu yükseliyordu.
EZE 8:12 O zaman bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, İsrael evinin ihtiyarlarının karanlıkta, her birinin kendi tasvirli odalarında ne yaptıklarını gördün mü? Çünkü şöyle diyorlar, ‘Yahve bizi görmüyor. Yahve ülkeyi terk etti.’”
EZE 8:13 Ve bana şöyle dedi, “Yine yapmakta oldukları büyük iğrenç şeylerden daha fazlasını göreceksin.”
EZE 8:14 O zaman beni Yahve'nin evinin kuzeye bakan kapısının girilecek yerine getirdi; ve kadınların orada oturup Tammuz için ağladıklarını gördüm.
EZE 8:15 O zaman bana şöyle dedi, “Bunu gördün mü, ey insanoğlu? Yine bunlardan daha büyük iğrençlikler göreceksin.”
EZE 8:16 Beni Yahve'nin evinin iç avlusuna getirdi; Yahve'nin Tapınağı'nın kapısında, eyvanla sunak arasında, sırtları Yahve'nin Tapınağı'na, yüzleri doğuya dönük yirmi beş kadar adam gördüm. Güneşe doğuya doğru tapınıyorlardı.
EZE 8:17 O zaman bana, “Ey insanoğlu, bunu gördün mü? Yahuda evi için burada işlemekte oldukları iğrençlikleri yapmak hafif bir şey mi? Çünkü ülkeyi zorbalıkla doldurdular ve beni öfkelendirmek için yine saptılar. İşte, dalı burunlarına uzatıyorlar.
EZE 8:18 Bu yüzden ben de gazapla davranacağım. Gözüm esirgemeyecek, acımayacağım. Kulağıma yüksek sesle seslenseler bile onları dinlemeyeceğim.” dedi.
EZE 9:1 O zaman kulağıma yüksek sesle şöyle bağırdı: “Kentin üzerinde konulmuş olanları, her birinin elinde yıkım silahı ile yaklaştırın.”
EZE 9:2 İşte, kuzeye doğru uzanan üst kapının yolundan altı adam geldi; her birinin elinde katliam silahı vardı. Ortalarında keten giysili bir adam vardı ve belinde kâtip diviti vardı. İçeri girip tunç sunağın yanında durdular.
EZE 9:3 İsrael Tanrısı'nın görkemi, üzerinde bulunduğu Keruv'dan evin eşiğine kadar yükseldi; ve belinde kâtip dividi olan keten giysili adamı çağırdı.
EZE 9:4 Yahve ona, “Kentin ortasından, Yeruşalem'in ortasından geç ve onun içinde yapılmakta olan bütün iğrençlikler için inleyen ve ağlayan adamların alınlarına işaret koy” dedi.
EZE 9:5 Diğerlerine, benim duyabileceğim bir şekilde, “Onun ardından kente girin ve vurun. Gözünüz esirgemesin, acımayın.” dedi.
EZE 9:6 “Yaşlıyı, genci, el değmemiş kızı, çocukları ve kadınları tümüyle öldürün; ama üzerinde işaret olan hiç kimseye yaklaşmayın. Tapınağımdan başlayın.” O zaman evin önündeki yaşlılardan başladılar.
EZE 9:7 Onlara, “Evi kirletin ve avluları öldürülenlerle doldurun. Çıkın!” dedi. Çıktılar ve kentte vurdular.
EZE 9:8 Onlar öldürürken ben tek başıma kaldım, yüzüstü düşüp feryat ettim, “Ah, Efendi Yahve! Yeruşalem üzerine gazabını dökerken İsrael'in geri kalanının tümünü mü yok edeceksin?” dedim.
EZE 9:9 O zaman bana, “İsrael ve Yahuda evinin suçu çok büyük, ülke kanla dolu, kent sapıklıkla dolu; çünkü onlar, 'Yahve ülkeyi bıraktı ve görmüyor' diyorlar.
EZE 9:10 Bana gelince de, gözüm esirgemeyecek, acımayacak, ama yollarını kendi başlarına getireceğim.” dedi.
EZE 9:11 İşte keten giysili, belinde kâtip diviti olan adam, durumu bildirdi ve, “Bana buyurduğun gibi yaptım” dedi.
EZE 10:1 O zaman baktım ve gördüm, Keruvlar'ın başının üstündeki boşlukta, safir taşı gibi, bir taht benzeyişinin görünüşü gibi onların üstünde bir şey belirdi.
EZE 10:2 Keten giysili adama söyleyip dedi, “Dönen tekerleklerin arasına, Keruvlar'ın altına gir ve iki avucunu Keruvlar'ın arasından ateş korlarıyla doldur ve onları kentin üzerine saç.” Ben bakarken içeri girdi.
EZE 10:3 Adam içeri girdiğinde, Keruvlar evin sağ tarafında duruyordu; ve bulut iç avluyu doldurdu.
EZE 10:4 Yahve'nin görkemi Keruv'un üzerinden yükselip evin eşiğinin üzerinde durdu; ve ev bulutla doldu ve avlu Yahve'nin görkeminin parıltısıyla doluydu.
EZE 10:5 Keruvlar'ın kanatlarının sesi dış avluya kadar duyuldu, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın konuştuğu zamanki sesine benziyordu.
EZE 10:6 Öyle oldu ki, keten giysili adama, “Dönen tekerleklerin arasından, Keruvlar'ın arasından ateş al” diye buyurunca, adam girip bir tekerleğin yanında durdu.
EZE 10:7 O Keruv elini Keruvlar'ın arasından Keruvlar'ın arasındaki ateşe uzattı ve ondan biraz alıp keten giysili adamın ellerine koydu. O da alıp dışarı çıktı.
EZE 10:8 Burada, Keruvlar'ın kanatlarının altında, insan eli şekli belirdi.
EZE 10:9 Baktım ve işte, Keruvlar'ın yanında dört tekerlek, her Keruv'un yanında bir tekerlek, öbür Keruv'un yanında başka bir tekerlek vardı. Tekerleklerin görünüşü beril taşına benziyordu.
EZE 10:10 Görünüşlerine gelince, dördünün de benzeyişi birdi, sanki tekerleğin içinde tekerlek varmış gibi.
EZE 10:11 Yürüdüklerinde, dört yöne gidiyorlardı. Giderken dönmüyorlardı, ama baş nereye bakarsa onu izliyorlardı. Giderken dönmüyorlardı.
EZE 10:12 Bütün bedenleri, sırtları, elleri, kanatları ve tekerlekler, dördünün de tekerlekleri her yandan gözlerle doluydu.
EZE 10:13 Tekerleklere gelince, “dönen tekerlekler” dendiğini duydum.
EZE 10:14 Her birinin dört yüzü vardı. Birinci yüz, Keruv yüzüydü. İkinci yüz, insan yüzüydü. Üçüncü yüz, aslan yüzüydü. Dördüncü yüz, kartal yüzüydü.
EZE 10:15 Keruvlar yükseldi. Bu, Kevar Irmağı'nın yanında gördüğüm canlı yaratıktır.
EZE 10:16 Keruvlar gittiğinde, tekerlekler de yanlarında gidiyordu. Keruvlar yerden yükselmek için kanatlarını kaldırdığında, tekerlekler de yanlarından ayrılmıyordu.
EZE 10:17 Onlar durduklarında, bunlar da duruyorlardı. Yükseldiklerinde, bunlar da onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü canlı yaratığın ruhu onlardaydı.
EZE 10:18 Yahve'nin görkemi evin eşiğinden çıktı ve Keruvlar'ın üzerinde durdu.
EZE 10:19 Keruvlar kanatlarını kaldırdılar ve dışarı çıktıklarında, tekerlekleri yanlarında olmak üzere, gözümün önünde yeryüzünden yükseldiler. O zaman Yahve'nin evinin doğu kapısına girilecek yerde durdular; ve İsrael Tanrısı'nın görkemi yukarıda onların üzerlerindeydi.
EZE 10:20 Bu, İsrael Tanrısı'nın altında Kevar Irmağı'nın yanında gördüğüm canlı yaratıktır; ve ben bunların Keruvlar olduğunu bildim.
EZE 10:21 Her birinin dört yüzü ve her birinin dört kanadı vardı. Kanatlarının altında insan ellerinin benzeyişi vardı.
EZE 10:22 Yüzlerinin benzeyişine gelince, görünüşleri ve kendileri, Kevar Irmağı'nın yanında gördüğüm yüzlerdi. Her biri dosdoğru ileri gidiyordu.
EZE 11:1 Ve Ruh beni kaldırdı ve beni Yahve'nin evinin doğuya bakan doğu kapısına getirdi. İşte, kapının girişinde yirmi beş adam vardı; ve onların arasında halkın beyleri Azzur oğlu Yaazanya ile Benaya oğlu Pelatya'yı gördüm.
EZE 11:2 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, bunlar kötülük tasarlayan ve bu kentte kötü öğüt veren adamlardır.
EZE 11:3 'Evler bina etme zamanı yakın değil. Bu kazan, biz de etiz' diyorlar.
EZE 11:4 Bu yüzden onlara karşı peygamberlik et. Peygamberlik et, ey insanoğlu.”
EZE 11:5 Yahve'nin Ruhu üzerime indi ve bana dedi, “Söyle, 'Yahve şöyle diyor: “Ey İsrael evi, siz böyle söylediniz; çünkü aklına gelen şeyleri ben biliyorum.
EZE 11:6 Bu kentte öldürdüklerinizi çoğalttınız ve sokaklarınızı öldürülenlerle doldurdunuz.”'”
EZE 11:7 “'Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Onun içine koyduğunuz öldürülmüşlerin, onlar ettir ve bu da kazan; ama siz onun içinden çıkarılacaksınız.
EZE 11:8 Siz kılıçtan korktunuz; ben de üzerinize kılıcı getireceğim.” diyor Efendi Yahve.
EZE 11:9 “Sizi onun içinden çıkaracağım ve sizi yabancıların eline teslim edeceğim ve aranızda yargılar yürüteceğim.
EZE 11:10 Kılıçla düşeceksiniz. Sizi İsrael sınırında yargılayacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 11:11 Bu size kazan olmayacak, siz de onun içinde et olmayacaksınız. Sizi İsrael sınırında yargılayacağım.
EZE 11:12 Benim Yahve olduğumu bileceksiniz, çünkü kurallarımda yürümediniz. İlkelerimi yerine getirmediniz, ama çevrenizdeki ulusların ilkelerine göre yaptınız.”'”
EZE 11:13 Ben peygamberlik edince, Benaya oğlu Pelatya öldü. O zaman yüzüstü yere kapandım, yüksek sesle feryat edip, “Ah, Efendi Yahve! İsrael’in kalıntılarını tümüyle mi yok edeceksin?” dedim.
EZE 11:14 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 11:15 “Ey insanoğlu, kardeşlerin, senin kardeşlerin, akrabandan olan adamlar ve bütün İsrael evi, onların hepsi, Yeruşalem sakinlerinin, ‘Yahve'den uzak durun. Bu ülke bize mülk olarak verildi’ dedikleri kişilerdir.”
EZE 11:16 “Bu nedenle de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Onları ulusların arasına uzaklaştırdım, ülkeler arasına dağıttım, ama geldikleri ülkelerde kısa bir süre için onlara kutsal yer olacağım.”'”
EZE 11:17 “Bu nedenle de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Sizi halkların arasından toplayacağım, dağılmış olduğunuz ülkelerden sizi toplayacağım ve size İsrael ülkesini vereceğim.”'”
EZE 11:18 “'Oraya gelecekler ve oradan onun bütün iğrenç şeylerini, onun bütün iğrençliklerini kaldıracaklar.
EZE 11:19 Onlara tek bir yürek vereceğim, içlerine yeni bir ruh koyacağım. Taş yüreğini bedenlerinden çıkaracağım ve onlara etten bir yürek vereceğim.
EZE 11:20 Öyle ki, kurallarımda yürüsünler, ilkelerimi tutsunlar ve onları yapsınlar. Onlar benim halkım olacak, ben de onların Tanrısı olacağım.
EZE 11:21 Ama yürekleri kendi iğrenç şeylerinin ve iğrençliklerinin ardından gidenlere gelince, ben onların yolunu kendi başlarına getireceğim.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 11:22 O zaman Keruvlar kanatlarını kaldırdılar, tekerlekler yanlarındaydı. İsrael Tanrısı'nın görkemi yukarıda onların üzerindeydi.
EZE 11:23 Yahve'nin görkemi kentin ortasından yükseldi ve kentin doğusundaki dağın üzerinde durdu.
EZE 11:24 Ruh beni kaldırdı ve Tanrı'nın Ruhu aracılığıyla görümde beni Keldaniler'e, sürgünlerin yanına getirdi. Böylece gördüğüm görüm benden kalktı.
EZE 11:25 O zaman sürgünlere, Yahve'nin bana göstermiş olduğu her şeyi söyledim.
EZE 12:1 Yahve'nin şu sözü de bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 12:2 “Ey insanoğlu, asi evin ortasında oturuyorsun. Görmek için gözleri var, ama görmüyorlar, duymak için kulakları var, ama duymuyorlar. Çünkü onlar asi bir evdir.
EZE 12:3 “Bu yüzden, ey insanoğlu, taşınmak için eşyalarını hazırla ve gündüzleri onların gözü önünde göç et. Onların gözü önünde kendi yerinden başka bir yere göç edeceksin. Asi bir ev olmalarına rağmen, belki düşünürler.
EZE 12:4 Gündüzleri eşyalarını onların gözü önünde, taşınma eşyası olarak çıkaracaksın. Sürgüne çıkanlar nasılsa, sen de onların gözü önünde akşamları öyle çıkacaksın.
EZE 12:5 Sen onların gözü önünde duvarı del ve eşyalarını oradan çıkar.
EZE 12:6 Onların gözü önünde onu omzunda taşıyacaksın ve karanlıkta çıkacaksın. Yüzünü örteceksin ki, ülkeyi görmeyesin. Çünkü seni İsrael evine belirti olarak koydum.”
EZE 12:7 Bana buyurulduğu gibi yaptım. Gündüzleri eşyamı, taşınma eşyası olarak çıkardım ve akşamları elimle duvarı deldim. Karanlıkta çıkardım ve onların gözü önünde omzumda taşıdım.
EZE 12:8 Sabahleyin, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 12:9 “Ey insanoğlu, asi İsrael evi sana, ‘Ne yapıyorsun?’ demedi mi?
EZE 12:10 “Onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Bu yük Yeruşalem'deki bey ve aralarında bulundukları bütün İsrael evi içindir.”'”
EZE 12:11 “Söyle, ‘Ben sizin belirtinizim. Ben ne yaptıysam, onlara da öyle yapılacak. Sürgüne, esarete gidecekler.'”
EZE 12:12 “'Aralarındaki bey, yükünü karanlıkta omzunda taşıyacak ve dışarı çıkacak. O yoldan eşyalarını çıkarmak için duvarı delecekler. Yüzünü örtecek, çünkü ülkeyi gözleriyle görmeyecek.
EZE 12:13 Üzerine ağımı atacağım, tuzağıma tutulacak. Onu Babil'e, Keldaniler ülkesine getireceğim. Ama orayı görmeyecek, orada ölecek.
EZE 12:14 Çevresinde kendisine yardım edenlerin hepsini ve bütün askerlerini her rüzgâra saçacağım. Arkalarından kılıç çekeceğim.'”
EZE 12:15 “'Onları ulusların arasına dağıttığımda, onları ülkelere saçtığımda, benim Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 12:16 Ama içlerinden birkaçını kılıçtan, kıtlıktan, salgın hastalıktan bırakacağım. Ta ki, geldikleri uluslar arasında bütün iğrençliklerini bildirsinler. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.'”
EZE 12:17 Ve Yahve'nin sözü bana gelip şöyle dedi:
EZE 12:18 “Ey insanoğlu, ekmeğini titreyerek ye, suyunu titreme ve korkuyla iç.
EZE 12:19 Ülke halkına şöyle de, ‘Efendi Yahve, Yeruşalem sakinleri ve İsrael ülkesi için şöyle diyor: “Ülkesi ve içindeki her şey, onda oturanların zorbalığı yüzünden ıssız kalsın diye, ekmeklerini korkuyla yiyecekler, sularını dehşet içinde içecekler.
EZE 12:20 İçinde oturulan kentler harap olacak, ülke ıssız kalacak. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.”'”
EZE 12:21 Ve Yahve'nin sözü bana gelip şöyle dedi:
EZE 12:22 “Ey insanoğlu, İsrael ülkesinde, ‘Günler uzuyor, her görüm boşa çıkıyor’ diye söylediğiniz bu özdeyiş nedir?
EZE 12:23 Bu nedenle onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Bu özdeyişi sona erdireceğim ve İsrael’de bir daha özdeyiş olarak kullanmayacaklar.’” Ama onlara söyle, “'Günler de, her görümün gerçekleşmesi de yakındır.
EZE 12:24 Çünkü İsrael evi içinde artık hiç yalan görüm ya da dalkavukluk falcılığı olmayacak.
EZE 12:25 Çünkü ben Yahve'yim. Ben söyleyeceğim ve söyleyeceğim söz yerine getirilecek. Artık gecikmeyecek; çünkü ey asi ev, sözü sizin günlerinizde söyleyeceğim ve onu yerine getireceğim.” diyor Efendi Yahve.'”
EZE 12:26 Yine Yahve'nin sözü bana gelip şöyle dedi:
EZE 12:27 “Ey insanoğlu, işte, İsrael evinden olanlar, 'Gördüğü görüm gelecek çok günler içindir, ve o uzakta olan zamanlar için peygamberlik ediyor' diyor.”
EZE 12:28 “Bu nedenle onlara de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Sözlerimden hiçbiri artık gecikmeyecek, ama söylediğim söz yerine getirilecek” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 13:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 13:2 “Ey insanoğlu, peygamberlik eden İsrael peygamberlerine karşı sen peygamberlik et ve kendi yüreklerinden peygamberlik edenlere, ‘Yahve'nin sözünü dinleyin’ de.
EZE 13:3 Efendi Yahve şöyle diyor: “Kendi ruhlarının ardından giden ve hiçbir şey görmeyen akılsız peygamberlerin vay haline!
EZE 13:4 Ey İsrael, peygamberlerin ıssız yerlerdeki tilkiler gibi oldu.
EZE 13:5 Gediklere çıkmadınız ve Yahve'nin gününde savaşta durmak için İsrael evi için duvar bina etmediniz.
EZE 13:6 ‘Yahve diyor’ diyenler, yalan ve yalan falcılık gördüler; ama Yahve onları göndermedi. Söz doğrulanacak diye insanlara umut verdiler.
EZE 13:7 Yalan görüm görmedin mi, yalan falcılık söylemedin mi? Bununla da, ‘Yahve diyor’ diyorsun; ama ben söylemedim.”'”
EZE 13:8 '“Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki yalan şeyler söylediniz ve yalanlar gördünüz, işte size karşıyım” diyor Efendi Yahve.
EZE 13:9 “Elim, yalan görümler gören ve yalan falcılık yapan peygamberlere karşı olacak. Onlar halkımın topluluğunda olmayacaklar, İsrael evinin kütüğüne yazılmayacaklar, İsrael ülkesine girmeyecekler. O zaman benim Efendi Yahve olduğumu bileceksiniz.”'”
EZE 13:10 “'Mademki, evet mademki halkımı baştan çıkardılar, “Esenlik” dediler; ama esenlik yok. Biri duvar yapınca, işte, onu çamurla sıvıyorlar.
EZE 13:11 Çamurla sıvayanlara söyle, yıkılacak. Taşkın bir sağanak olacak; ve ey siz, iri dolu taneleri, yağacaksınız. Fırtınalı bir rüzgâr onu yaracak.
EZE 13:12 İşte, duvar yıkılınca, size, “Sıvadığınız sıva nerede?” denmeyecek mi?”'
EZE 13:13 “'Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Gazabımda onu fırtınalı bir rüzgârla yaracağım. Öfkemde taşkın sağanak ve onu tüketmek için iri dolu taneleri olacak.
EZE 13:14 Bu yüzden, çamurla sıvadığınız duvarı yıkacağım ve onu yere indireceğim, öyle ki temeli açığa çıkacak. O yıkılacak ve siz onun içinde tükeneceksiniz. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 13:15 Böylece gazabımı hem duvara, hem de onu çamurla sıvayanlara uygulayacağım. Size diyeceğim, 'Duvar kalmadı, onu sıvayanlar da,
EZE 13:16 onlar ki, Yeruşalem hakkında peygamberlik ediyorlar ve esenlik yokken, onun için esenlik görümleri görüyorlar'” diyor Efendi Yahve.'”
EZE 13:17 Sen, ey insanoğlu, kendi yüreklerinden peygamberlik eden halkının kızlarına karşı yüzünü çevir; onlara karşı peygamberlik et,
EZE 13:18 ve de, “Efendi Yahve şöyle diyor: 'Bütün dirseklere sihirli bağlar diken, her boydaki insanın başına örtüler yapıp canları avlayan kadınların vay haline! Halkımın canlarını mı avlıyorsunuz, kendi canlarınızı mı kurtarıyorsunuz?
EZE 13:19 Yalan dinleyen halkıma yalan söyleyerek, ölmeyecek canları öldürmek, yaşamayacak canları kurtarmak için, avuçlar dolusu arpa ve ekmek parçaları için halkımın arasında beni küçük düşürdünüz.'”
EZE 13:20 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, canları avlayıp uçurduğunuz sihirli bağlarınıza karşıyım. Onları kollarınızdan koparacağım. Canları, kuşlar gibi tuzağa düşürdüğünüz canları serbest bırakacağım.
EZE 13:21 Ve örtülerinizi yırtıp halkımı elinizden kurtaracağım. Artık tuzağa düşürülmek için elinizde olmayacaklar. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 13:22 Benim üzmediğim doğru insanın yüreğini mademki yalanlarla siz kederlendirdiniz, hayatını kurtarmak için kötü yolundan dönmesin diye kötü kişinin ellerini güçlendirdiniz.
EZE 13:23 Bu yüzden artık yalan görümler görmeyecek, falcılık yapmayacaksınız. Halkımı sizin elinizden kurtaracağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.'”
EZE 14:1 O zaman İsrael ihtiyarlarından bazıları yanıma gelip önüme oturdular.
EZE 14:2 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 14:3 “Ey insanoğlu, bu adamlar kendi putlarını yüreklerine aldılar, suçlarının tökezini kendi yüzleri önüne koydular. Bana hiç danışmaları gerekir mi?
EZE 14:4 Bu yüzden onlara söyleyip de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İsrael evinden yüreğine putlarını alan ve suçlarının tökezini kendi yüzü önüne koyan ve peygambere gelen herkese, ben Yahve, orada peygambere putlarının çokluğuna göre yanıt vereyim de,
EZE 14:5 İsrael evini kendi yüreklerinde tutayım, çünkü hepsi putları yüzünden bana yabancı oldular.”'”
EZE 14:6 “Bu yüzden İsrael evine söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Geri dönün ve kendinizi putlarınızdan döndürün! Yüzlerinizi bütün iğrenç şeylerinizden döndürün.”'”
EZE 14:7 “‘“Çünkü İsrael evinden ya da İsrael'de yaşayan yabancılardan her biri, benden ayrılır, putlarını yüreğine alır, suçunun tökezini kendi yüzü önüne koyar ve peygambere gelip kendisi için bana sorarsa, ben Yahve, ona kendim yanıt vereceğim.
EZE 14:8 Yüzümü o adama karşı çevireceğim ve onu belirti ve özdeyiş olarak şaşılacak bir şey yapacağım ve onu halkımın arasından kesip atacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.”'”
EZE 14:9 “‘“Eğer peygamber aldatılır ve bir söz söylerse, ben, Yahve, o peygamberi aldatan benim ve elimi onun üzerine uzatacağım ve onu halkım İsrael'in arasından yok edeceğim.
EZE 14:10 Onlar kendi suçlarını yüklenecekler. Peygamberin suçu, onu arayan adamın suçu gibi olacaktır.
EZE 14:11 Böylece İsrael halkı bir daha benden sapmasınlar, bütün günahlarıyla bir daha kendilerini kirletmesinler, ancak benim halkım olsunlar, ben de onların Tanrısı olayım.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 14:12 Yahve'nin sözü bana geldi ve dedi:
EZE 14:13 “Ey insanoğlu, bir ülke bana karşı suç işleyerek günah işlerse, ben de elimi onun üzerine uzatır, onun ekmek desteğini kırar, üzerine kıtlık gönderir, insanı da hayvanı da kesip atarsam,
EZE 14:14 Noa, Daniel ve İyov, bu üç adam orada olsalar bile, doğruluklarıyla yalnız kendi canlarını kurtarırlar” diyor Efendi Yahve.
EZE 14:15 “Eğer ülkenin içinden kötü hayvanları geçirirsem, onu harap edip ıssız olursa, hayvanlar yüzünden kimse geçemezse,
EZE 14:16 varlığımın hakkı için bu üç adam orada olsa bile” diyor Efendi Yahve, “Ne oğullarını ne de kızlarını kurtarabilirler. Yalnızca kendileri kurtulur, ancak ülke harap olur.
EZE 14:17 “Ya da o ülkenin üzerine kılıç getirip, ‘Kılıç, ülkenin içinden geç, öyle ki ondan insanı ve hayvanı da kesip atayım’ desem,
EZE 14:18 “Varlığımın hakkı için bu üç adam orada olsa bile,” diyor Efendi Yahve, “Ne oğullarını ne de kızlarını kurtarabilirler, yalnızca kendileri kurtulur.”
EZE 14:19 “Ya da o diyara salgın hastalık gönderip, oradan insanı da ve hayvanı da kesip atmak için kanla üzerine gazabımı dökersem,
EZE 14:20 varlığımın hakkı için, Noa, Daniel ve İyov orada olsalar bile” diyor Efendi Yahve, “Ne oğlunu ne de kızını kurtarabilirlerdi; doğruluklarıyla yalnızca kendi canlarını kurtarırlardı.”
EZE 14:21 Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “İnsanı da hayvanı da kesip atmak için kılıcı, kıtlığı, kötü hayvanları ve salgın hastalığı, dört ağır yargımı Yeruşalem üzerine gönderdiğimde, daha neler neler olacak!
EZE 14:22 Ama işte, orada hem oğullardan hem kızlardan başaracak bir kalıntı bırakılacak. İşte, onlar sizin yanınıza çıkacaklar ve onların yolunu ve yaptıklarını göreceksiniz. O zaman Yeruşalem üzerine getirmiş olduğum kötülük hakkında, üzerine getirmiş olduğum her şey hakkında teselli bulacaksınız.
EZE 14:23 Onların yolunu ve yaptıklarını gördüğünüz zaman seni teselli edecekler; o zaman, bütün yapmış olduklarımı boşuna yapmadığımı bileceksiniz.” diyor Efendi Yahve.
EZE 15:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 15:2 “Ey insanoğlu, asma ağacının, ormanın ağaçları arasında bulunan asma dalının, herhangi bir ağaçtan fazlası nedir?
EZE 15:3 Ondan bir şey yapmak için odun alınır mı? Üzerine bir kap asmak için ondan kazık çıkarılır mı?
EZE 15:4 İşte, yakacak olarak ateşe atılıyor; ateş iki ucunu yiyip bitiriyor, ortası da kavruldu. O herhangi bir işe yarar mı?
EZE 15:5 İşte, tamken bir işe yaramıyordu. Ateş onu yiyip bitirdiğinde ve kavrulduğunda, artık bir işe yarar mı?”
EZE 15:6 Bu nedenle Efendi Yahve şöyle diyor: “Ormandaki ağaçlar arasında yakacak olarak ateşe verdiğim asma odunu gibi, Yeruşalem sakinlerini de öyle vereceğim.
EZE 15:7 Yüzümü onlara karşı çevireceğim. Ateşten çıkacaklar, ama ateş onları yine yiyip bitirecek. Yüzümü onlara çevirdiğimde, o zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 15:8 Ülkeyi ıssız bırakacağım, çünkü sadakatsizlik ettiler.” diyor Efendi Yahve.
EZE 16:1 Yine Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 16:2 “Ey insanoğlu, Yeruşalem'e iğrençliklerini bildir;
EZE 16:3 ve söyle, 'Efendi Yahve Yeruşalem'e şöyle diyor: “Senin kökenin ve doğumun Kenan ülkesindendir. Baban Amorlu ve annen Hititli'ydi.
EZE 16:4 Doğumuna gelince, doğduğun gün göbeğin kesilmedi. Temizlemek için seni suyla yıkamadılar. Hiç tuzlanmadın ve kundakla sarılmadın.
EZE 16:5 Sana merhamet ederek bu şeylerden birini sana yapsın diye kimsenin gözü sana acımadı; ama doğduğun gün senden nefret ettikleri için açık kıra atıldın."”'
EZE 16:6 “‘“Senin yanından geçtiğimde, seni kanında yuvarlanırken gördüm. Sana, ‘Kanında olsan da yaşa!’ dedim. Evet, sana, ‘Kanında olsan da yaşa!’ dedim.
EZE 16:7 Seni tarlada biten şey gibi çoğalttım. Çok büyüdün, seçkin güzelliğe eriştin. Memelerin belirdi, saçların uzadı. Oysa açık ve çıplaktın."”'
EZE 16:8 “‘“Şimdi yanından geçtiğimde, sana baktım. İşte, zamanın sevgi zamanıydı. Üzerine giysimi serdim ve çıplaklığını örttüm. Evet, kendimi sana sözledim ve seninle bir antlaşma yaptım.” diyor Efendi Yahve, “Ve sen benim oldun."”'
EZE 16:9 “‘“Sonra seni suyla yıkadım. Evet, üzerinden kanını tümüyle yıkadım ve seni yağla meshettim.
EZE 16:10 Seni işlemeli giysilerle giydirdim ve ayağına deri çarıklar giydirdim. Seni ince ketenle giydirdim, ipekle örttüm.
EZE 16:11 Seni süslerle süsledim, ellerine bilezikler, boynun üzerine gerdanlık taktım.
EZE 16:12 Burnuna halka, kulaklarına küpeler, başına güzel bir taç taktım.
EZE 16:13 Böylece altın ve gümüşle süslendin. Giysilerin ince keten, ipek ve işleme işiydi. İnce un, bal ve yağ yedin. Çok çok güzeldin ve krallara layık konuma geldin.
EZE 16:14 Güzelliğin yüzünden uluslar arasında ünün yayıldı; çünkü üzerine koyduğum görkemimle güzelliğin kusursuzdu.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 16:15 “‘“Ama sen güzelliğine güvendin, ününden dolayı fahişelik yaptın, fahişeliğini yoldan geçen herkesin üzerine döktün. Onun oldu.
EZE 16:16 Giysilerinden bazılarını aldın, kendine çeşitli renklerde yüksek yerler yaptın ve onların üzerinde fahişelik yaptın. Böyle olmamalı ve olmayacak da.
EZE 16:17 Sana verdiğim benim altınım ve gümüşümden güzel mücevherlerini de aldın, kendine insan suretleri yaptın ve onlarla fahişelik ettin.
EZE 16:18 İşlemeli giysilerini aldın, üzerlerine örttün, yağımı ve buhurumu onların önlerine koydun.
EZE 16:19 Sana verdiğim ekmeğimi, seni beslediğim ince unu, yağı ve balı, onu da hoş koku olsun diye onların önüne koydun; ve öyle oldu.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 16:20 ““'Üstelik bana doğurduğun oğullarını ve kızlarını da aldın, yensinler diye bunları onlara kurban ettin. Fahişeliğin az bir şey mi ki,
EZE 16:21 çocuklarımı katledip, onları ateşten geçirerek onlara teslim ettin?
EZE 16:22 Bütün iğrençliklerinde ve fahişeliklerinde, çıplak ve açık olduğun, kanında yuvarlandığın gençlik günlerini hatırlamadın."”'
EZE 16:23 ““'Bütün kötülüklerinden sonra oldu bu, vay, vay haline!” diyor Efendi Yahve.
EZE 16:24 “Kendine mahzen yeri yaptın, her sokakta kendine yüksek bir yer yaptın.
EZE 16:25 Her yol başında kendi yüksek yerini yaptın, kendi güzelliğini iğrenç bir şey yaptın, yoldan geçen herkese ayaklarını açtın ve fahişeliğini artırdın.
EZE 16:26 Etli butlu komşuların Mısırlılar'la da fuhuş yaptın, beni öfkelendirmek için fahişeliğini artırdın.
EZE 16:27 İşte, elimi senin üzerine uzattım, payını küçülttüm, ve seni senden nefret edenlerin, Filistli kızlarının dileğine bıraktım, onlar ki senin namussuzluk yolundan utanıyorlar.
EZE 16:28 Aşurlular'la da fahişelik yaptın, çünkü doymak bilmiyordun; evet, onlarla fahişelik yaptın, ve yine de doymadın.
EZE 16:29 Fahişeliğini tüccarlar diyarına, Keldaniler'e kadar çoğalttın; ve yine de bununla doymadın."”'
EZE 16:30 ““'Yüreğin ne kadar zayıf,” diyor Efendi Yahve, “Bütün bu şeyleri, utanmaz bir fahişenin işini yaptığın için;
EZE 16:31 her yolun başına kubbeli yer bina ediyorsun, ve her caddede yüksek yerini yapıyorsun, fahişe gibi de olmadın, çünkü ücreti küçümsedin."”'
EZE 16:32 “‘“Kocası yerine yabancıları alan, zina eden kadınsın!
EZE 16:33 İnsanlar bütün fahişelere armağanlar verirler; ama sen armağanlarını bütün sevgililerine veriyorsun ve fahişeliğin için her yandan sana gelsinler diye onlara rüşvet veriyorsun.
EZE 16:34 Sen fahişeliğinde öbür kadınlardan farklısın, çünkü fahişelik yapmak için seni izleyen kimse yok; ve ücret verdiğin halde sana ücret verilmiyor, bu yüzden farklısın."”'
EZE 16:35 “Bu yüzden, ey fahişe, Yahve'nin sözünü dinle:
EZE 16:36 'Efendi Yahve şöyle diyor, “Senin pisliğin döküldüğü ve oynaşlarınla fahişelik ederek çıplaklığın açıldığı için; ve bütün iğrenç putların yüzünden ve onlara verdiğin çocuklarının kanı yüzünden;
EZE 16:37 bu yüzden bak, zevk aldığın bütün oynaşlarını ve sevdiğin herkesi, nefret ettiğin herkesle birlikte toplayacağım. Onları her yandan sana karşı toplayacağım ve çıplaklığını onlara açacağım, öyle ki bütün çıplaklığını görsünler.
EZE 16:38 Sana zina eden ve kan döken kadınlara yapıldığı gibi yargılayacağım; ve üzerine gazap ve kıskançlık kanı getireceğim.
EZE 16:39 Ve seni onların eline vereceğim, ve kubbeli yerini yıkacaklar, ve yüksek yerlerini bozacaklar. Üzerindeki giysileri soyacak ve güzel mücevherlerini alacaklar. Seni çıplak ve açık bırakacaklar.
EZE 16:40 Ve sana karşı bir topluluk çıkaracaklar, ve seni taşlarla taşlayacaklar, ve kılıçlarıyla seni delecekler.
EZE 16:41 Evlerini ateşle yakacaklar, ve seni birçok kadının gözü önünde yargılayacaklar. Seni fahişeliğine son vereceğim, ve bir daha ücret vermeyeceksin.
EZE 16:42 Böylece sana olan gazabımı dindireceğim, ve kıskançlığım senden ayrılacak. Susacağım ve bir daha öfkelenmeyeceğim."”'
EZE 16:43 “‘‘Gençliğinin günlerini hatırlamadığın için, ve bütün bu şeylerde bana karşı öfkelendiğin için, işte, ben de yolunu senin başına getireceğim.” diyor Efendi Yahve: “Ve bütün iğrençliklerinle birlikte bu ahlaksızlığı yapmayacaksın."”'
EZE 16:44 “‘“İşte, özdeyiş söyleyen herkes sana karşı bu özdeyişi söyleyecek: 'Annesi nasılsa, kızı da öyledir.'
EZE 16:45 Sen, kocasından ve çocuklarından nefret eden annenin kızısın; kocalarından ve çocuklarından nefret eden kız kardeşlerinin kardeşisin. Annen Hititli, baban ise Amorlu'ydu.
EZE 16:46 Ablan, kendisi ve kızları sol tarafında oturan Samariya'dır; sağ tarafında oturan küçük kız kardeşin ise kızlarıyla birlikte Sodom'dur.
EZE 16:47 Sen yalnız onların yollarında yürümedin, onların iğrençliklerini yapmadın; ama çok geçmeden bütün yollarında onlardan daha bozuk oldun.
EZE 16:48 Varlığımın hakkı için,” diyor Efendi Yahve, kız kardeşin Sodom, ne kendisi ne de kızları, senin ve kızlarının yaptığını yapmadı."”'
EZE 16:49 “‘“İşte, kız kardeşin Sodom'un suçu buydu: Kendisinde ve kızlarında gurur, ekmek çokluğu ve rahatlık bolluğu vardı. Yoksulun ve muhtacın elini de güçlendirmedi.
EZE 16:50 Küstah oldular ve önümde iğrençlik yaptılar. Bu yüzden bunu gördüğümde onları ortadan kaldırdım.
EZE 16:51 Samariya senin günahlarının yarısını bile işlemedi; ama sen iğrençliklerini onlardan daha çok çoğalttın ve yaptığın bütün iğrençliklerle kız kardeşlerini haklı çıkardın.
EZE 16:52 Sen de kendi utancını taşı, çünkü kız kardeşlerine karşı hüküm verdin; onlardan daha iğrenç işlemiş olduğun günahlarınla, onlar senden daha doğrudur. Evet, sen de utan ve kendi utancını taşı, çünkü kız kardeşlerini haklı çıkardın."”'
EZE 16:53 “‘‘Ben onların sürgünlerini, Sodom ve kızlarının sürgünlerini, Samariya ve kızlarının sürgünlerini ve onların arasında olan senin sürgünlerini geri döndüreceğim;
EZE 16:54 böylece sen kendi utancını taşıyasın ve yaptığın her şeyden ötürü utanasın, çünkü onlara teselli oldun.
EZE 16:55 Kız kardeşlerin, Sodom ve kızları eski durumlarına dönecekler; Samariya ve kızları eski durumlarına dönecekler; sen ve kızların eski durumunuza döneceksiniz.
EZE 16:56 Kötülüğün açığa çıkmadan önce, gururunun gününde kız kardeşin Sodom senin ağzın tarafından anılmıyordu.
EZE 16:57 Suriye kızları ve bütün çevresinde olanların, seni her yandan hor gören Filist kızlarının aşağılandığı zamanda olduğu gibi.
EZE 16:58 Kendi ahlaksızlığını ve iğrençliklerini taşıdın.” diyor Yahve.”'
EZE 16:59 “'Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Sen ki, antlaşmayı bozarak andı hor gördün, sen nasıl yaptınsa ben de sana öyle yapacağım.
EZE 16:60 Yine de gençliğinin günlerinde seninle yaptığım antlaşmayı hatırlayacağım ve seninle ebedi bir antlaşma yapacağım.
EZE 16:61 O zaman kendi yollarını hatırlayacak ve kız kardeşlerini, büyük kız kardeşlerini ve küçük kız kardeşlerini yanına aldığın zaman utanacaksın; ve onları sana kızların olarak vereceğim, ama senin antlaşmana göre değil.
EZE 16:62 Antlaşmamı seninle yapacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksin;
EZE 16:63 böylece yaptığın her şeyi sana bağışladığım zaman, hatırlayıp utanacaksın ve utancından bir daha ağzını açmayacaksın.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 17:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 17:2 “Ey insanoğlu, İsrael evine bir bilmece söyle ve bir benzetme anlat.
EZE 17:3 Ve de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Büyük kanatlı, uzun tüylü, üzeri renk renk tüylerle dolu büyük bir kartal Lübnan'a geldi ve sedirin tepesini aldı.
EZE 17:4 Körpe dallarının en üstünü koparıp ticaret yapılan bir ülkeye götürdü ve onu tüccarların kentine dikti.”'”
EZE 17:5 “‘“O ülkenin tohumundan da alıp verimli toprağa ekti. Bol suların yanına koydu. Söğüt ağacı gibi dikti.
EZE 17:6 Büyüdü ve dalları ona doğru dönen, kökleri de altında olan, alçak boylu, yayılan bir asma oldu. Böylece bir asma oldu, dallar verdi ve filizler çıkardı.”'”
EZE 17:7 “‘“Büyük kanatlı, çok tüylü, başka bir büyük kartal daha vardı. İşte, bu asma köklerini ona doğru eğdi ve sulasın diye dallarını dikildiği yerden ona doğru uzattı.
EZE 17:8 Dal versin, meyve çıkarsın, iyi bir asma olsun diye, bol suların olduğu iyi bir toprağa dikildi.”'”
EZE 17:9 “Söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Asma gelişecek mi? Kuruyup, taze filizlenen bütün yaprakları solsun diye onun köklerini söküp onun meyvesini koparmayacak mı? Güçlü bir kol ya da çok halk onu köklerinden kaldıramaz.
EZE 17:10 Evet, işte, dikildikten sonra gelişecek mi? Doğu rüzgârı ona dokunduğunda tümüyle kurumayacak mı? Evet büyüdüğü yerde kuruyacak.”'”
EZE 17:11 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 17:12 “Şimdi o asi eve de, ‘Bunların ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz?’ Onlara de, ‘İşte, Babil Kralı Yeruşalem'e geldi, onun kralını ve onun beylerini alıp Babil'e, kendi yanına götürdü.
EZE 17:13 Kralın soyundan birini alıp onunla bir antlaşma yaptı. Ona ant da içirip ülkenin güçlü adamlarını götürdü.
EZE 17:14 Ta ki, krallık alçalsın, kendini yükseltmesin, ama antlaşmasını yerine getirerek ayakta kalabilsin.
EZE 17:15 Ama kendisine atlar ve çok sayıda adam versinler diye elçilerini Mısır'a göndererek ona isyan etti. Başarılı olacak mı? Bu şeyleri yapan kurtulur mu? Antlaşmayı bozup da kurtulacak mı?”'
EZE 17:16 “'Varlığımın hakkı için' diyor Efendi Yahve, 'Kesinlikle, kendisini kral etmiş olan, andını hor görüp antlaşmasını bozduğu o kralın oturduğu yerde, Babil'in içinde, onun yanında ölecek.
EZE 17:17 Birçok kişiyi yok etmek için rampalar kurup kaleler bina ettikleri zaman, Firavun güçlü ordusu ve büyük topluluğuyla savaşta ona yardım etmeyecek.
EZE 17:18 Çünkü andı hor gördü, antlaşmayı bozdu; ve işte, elini uzatmışken yine bütün bu şeyleri yaptı. Kaçıp kurtulamayacak.”'
EZE 17:19 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'Varlığımın hakkı için, kesinlikle hor gördüğü andımı ve bozduğu antlaşmamı onun kendi başına getireceğim.
EZE 17:20 Ağımı onun üzerine atacağım, tuzağıma tutulacak. Onu Babil'e getireceğim ve orada bana karşı işlediği suçtan ötürü onunla yargıya gireceğim.
EZE 17:21 Onun bütün ordusu arasında kaçaklarının hepsi kılıçla düşecek, kalanlar her rüzgâra dağılacak. O zaman bileceksiniz ki, ben, Yahve söyledim.”'
EZE 17:22 “Efendi Yahve şöyle diyor: 'Ben de sedirin yüksek tepesinden bir parça alıp dikeceğim. Genç dallarının en tepesinden taze bir dal koparıp yüksek ve yüce bir dağın üzerine dikeceğim.
EZE 17:23 Onu İsrael'in yüksek dağına dikeceğim; dal sürüp meyve verecek ve iyi bir sedir olacak. Dallarının gölgesinde her çeşit kuş barınacak.
EZE 17:24 Kırdaki bütün ağaçlar, ben, Yahve'nin yüksek ağacı alçalttığımı, alçak ağacı yükselttiğimi, yeşil ağacı kuruttuğumu ve kuru ağacı yeşerttiğimi bilecek.”' “‘Ben, Yahve, söyledim ve yaptım.’”
EZE 18:1 Yahve'nin sözü yine bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 18:2 “İsrael diyarı hakkında, ‘Babalar koruk yediler, çocukların dişleri kamaştı’ diye bu özdeyişi söyleyerek ne demek istiyorsunuz?”
EZE 18:3 “Varlığımın hakkı için” diyor Efendi Yahve, “İsrael'de artık bu özdeyişi söylemeyeceksiniz.
EZE 18:4 İşte, bütün canlar benimdir; babanın canı gibi, oğulun canı da benimdir. Günah işleyen can, ölecek olan odur.”
EZE 18:5 “Ama eğer bir adam doğruysa, ve adil ve doğru olanı yapıyorsa,
EZE 18:6 ve dağlarda yemek yememişse, İsrael evinin putlarına gözlerini kaldırmamışsa, komşusunun karısını kirletmemişse, kadın murdarken ona yaklaşmamışsa,
EZE 18:7 ve kimseye haksızlık etmemişse, ama borçluya rehinini geri vermişse, soygunculuk etmemişse, ekmeğini aç olana vermişse, çıplağı giysiyle örtmüşse;
EZE 18:8 faizle borç vermemişse, aşırı kâr almamışsa, elini kötülükten çekmişse, iki insan arasında gerçek adaleti yerine getirmişse,
EZE 18:9 kurallarımda yürümüşse, doğru davranmak için ilkelerimi tutmuşsa, o kişi doğrudur, kesinlikle yaşayacaktır” diyor Efendi Yahve.
EZE 18:10 “Eğer bu adamın zorbalık eden, kan döken, ve bu şeylerden birini yapan bir oğlu olur,
EZE 18:11 babası o şeylerden hiçbirini yapmazken, oğul dağ tapınaklarında yemek yemişse, ve komşusunun karısını kirletmişse,
EZE 18:12 yoksula ve muhtaç olana haksızlık etmişse, soygunculuk etmişse, rehinini geri vermemişse, gözlerini putlara kaldırmışsa, iğrenç şeyler yapmışsa,
EZE 18:13 faizle borç vermişse, ve yoksuldan aşırı kâr almışsa, o zaman o kişi yaşar mı? Yaşamaz. Bütün bu iğrençlikleri yapmıştır. Kesinlikle ölecektir. Kanı kendi üzerinde olacaktır.”
EZE 18:14 “Şimdi, işte, eğer bunun da bir oğlu olur ve babasının işlediği bütün günahları görüp korkar ve aynı şekilde yapmazsa,
EZE 18:15 dağlarda yemek yememişse, İsrael evinin putlarına gözlerini kaldırmamışsa, komşusunun karısını kirletmemişse,
EZE 18:16 kimseye haksızlık etmemişse, rehin almamışsa, soygunculuk etmemişse, ekmeğini aç olana vermişse, çıplağı giysiyle örtmüşse,
EZE 18:17 yoksuldan elini çekmişse, faiz ya da aşırı kâr almamışsa, kurallarımı yerine getirmişse, ilkelerimde yürümüşse; babasının suçu yüzünden o ölmeyecek. Kesinlikle yaşayacaktır.
EZE 18:18 Babasına gelince, acımasızca baskı yaptığı, kardeşini soyduğu ve halkı arasında iyi olmayanı yaptığı için, işte, kendi suçu içinde ölecektir.”
EZE 18:19 “Yine de, ‘Oğul neden babasının suçunu yüklenmiyor?’ diyorsunuz. Oğul adil ve doğru olanı yaptığı, bütün kurallarımı tuttuğu ve onları yerine getirdiği zaman, kesinlikle yaşayacaktır.
EZE 18:20 Günah işleyen can ölecektir. Oğul babasının suçunu yüklenmeyecek, baba da oğlunun suçunu yüklenmeyecektir. Doğrunun doğruluğu kendi üzerinde olacak, kötünün kötülüğü de kendi üzerinde olacaktır.”
EZE 18:21 “Ama kötü adam, işlemiş olduğu bütün günahlardan döner, bütün kurallarımı tutar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacaktır. Ölmeyecektir.
EZE 18:22 İşlemiş olduğu hiçbir suç kendisine karşı anılmayacaktır. Yaptığı doğrulukta yaşayacaktır.
EZE 18:23 Ben kötü adamın ölümünden zevk alır mıyım?” diyor Efendi Yahve, “Daha çok yolundan dönüp yaşamasından değil mi?”
EZE 18:24 “Ama doğru adam doğruluğundan döner, kötülük yapar ve kötü adamın yaptığı bütün iğrençliklere göre yaparsa yaşar mı? Onun yapmış olduğu doğru işlerden hiçbiri anılmayacak. İşlediği suçta, işlediği günahta, onlarda ölecektir.”
EZE 18:25 “Yine de siz, ‘Yahve'nin yolu denk değil’ diyorsunuz. Şimdi dinleyin, ey İsrael evi: Benim yolum mu denk değil? Denk olmayan sizi yollarınız değil mi?”
EZE 18:26 Doğru adam doğruluğundan döner, kötülük yapar ve onun içinde ölürse, işlemiş olduğu kötülükte ölür.
EZE 18:27 Yine kötü kişi işlemiş olduğu kötülükten döner ve adil ve doğru olanı yaparsa, o adam canını kurtaracaktır.
EZE 18:28 Çünkü düşünüp işlemiş olduğu bütün günahlardan dönerse, kesinlikle yaşayacaktır. Ölmeyecektir.
EZE 18:29 Ama İsrael evi, ‘Efendi'nin yolu adil değil’ diyor. Ey İsrael evi, benim yollarım mı adil değil? Adil olmayan sizin yollarınız değil mi?
EZE 18:30 “Bu yüzden, ey İsrael evi, sizi, herkesi kendi yollarına göre yargılayacağım” diyor Efendi Yahve. “Dönün ve kendinizi bütün suçlarınızdan döndürün de, kötülük sizi mahvetmesin.
EZE 18:31 İşlemiş olduğunuz bütün suçları kendinizden atın ve kendinize yeni bir yürek ve yeni bir ruh yapın. Çünkü neden ölesiniz, ey İsrael evi?
EZE 18:32 Çünkü ölen adamın ölümünden ben zevk almam” diyor Efendi Yahve. “Bu nedenle dönün de yaşayın!”
EZE 19:1 “İsrael beyleri için de ağıt yak.
EZE 19:2 ve de, ‘Annen neydi? Dişi bir aslan. Aslanlar arasında yatar, genç aslanların ortasında yavrularını beslerdi.
EZE 19:3 Yavrularından birini büyüttü. Genç bir aslan oldu. Avını yakalamayı öğrendi. İnsanları yedi.
EZE 19:4 Uluslar da onun hakkında duydu. Onların çukurlarında tutuldu; ve onu kancalarla Mısır diyarına getirdiler.'”
EZE 19:5 “‘Şimdi boş yere beklediğini, ve umudunun kaybolduğunu görünce, o zaman yavrularından birini daha aldı, ve onu genç bir aslan yaptı.
EZE 19:6 Aslanlar arasında yukarı aşağı dolaştı. Genç bir aslan oldu. Avını yakalamayı öğrendi. İnsanları yedi.
EZE 19:7 Onların saraylarını biliyordu, ve kentlerini harap etti. Kükremesinin gürültüsünden dolayı ülke tümüyle ıssız kaldı.
EZE 19:8 O zaman uluslar illerden her yandan ona saldırdılar. Onun üzerine ağlarını serptiler. Onların çukurunda tutuldu.
EZE 19:9 Onu kancalı bir kafese koyup Babil Kralı'na getirdiler. İsrael dağlarında sesi bir daha duyulmasın diye onu kalelerin içine getirdiler.'”
EZE 19:10 '“Annen kanında suların kıyısına dikilmiş bir asma gibiydi. Bol sulardan dolayı verimli ve çok dallıydı.
EZE 19:11 Hükmedenlerin asaları için güçlü dalları vardı. Boyları sık dallar arasında yükseliyordu. Dallarının çokluğuyla kendi yüksekliğinde görünüyordu.
EZE 19:12 Ama öfkeyle söküldü. Yere atıldı. Ve doğu rüzgârı onun meyvesini kuruttu. Güçlü dalları koparıldı ve kurudu. Ateş onları yiyip bitirdi.
EZE 19:13 Şimdi çölde, kurak ve susuz bir diyarda dikildi.
EZE 19:14 Ateş onun dallarından çıktı. Meyvesini yedi, öyle ki içinde hükmetmek için bir asa olacak güçlü bir dal kalmadı.' Bu bir ağıttır ve ağıt olarak kalacaktır.”
EZE 20:1 Yedinci yılda, beşinci ayda, ayın onuncu günü, İsrael ihtiyarlarından bazıları Yahve'ye danışmak için gelip önüme oturdular.
EZE 20:2 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 20:3 “Ey insanoğlu, İsrael ihtiyarlarına söyleyip onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Bana danışmak için mi geldiniz? Varlığımın hakkı için.” diyor Efendi Yahve, “Kendimi size danıştırmayacağım."”'
EZE 20:4 “Ey insanoğlu, onları yargılayacak mısın? Onları yargılayacak mısın? Onlara atalarının iğrençliklerini bildir.
EZE 20:5 Onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İsrael’i seçtiğim, Yakov soyuna ant içtiğim ve Mısır diyarında kendimi onlara bildirdiğim, ‘Ben Tanrınız Yahve'yim’ diyerek ant içtiğim günde,
EZE 20:6 o gün onlara, onları Mısır diyarından çıkarıp, süt ve bal akan, bütün diyarların yüceliği olan, kendileri için araştırdığım diyara götüreceğime ant içtim.
EZE 20:7 Onlara, ‘Her biriniz gözlerinin iğrenç şeylerini atsın. Mısır putlarıyla kendinizi kirletmeyin. Ben Tanrınız Yahve'yim.’ dedim.
EZE 20:8 ““'Ama bana karşı isyan ettiler ve beni dinlemediler. Hepsi gözlerinin iğrenç şeylerini atmadılar. Mısır putlarını da bırakmadılar. O zaman gazabımı üzerlerine dökeceğimi, Mısır diyarının içinde onlara karşı öfkemi gerçekleştireceğimi söyledim.
EZE 20:9 Ama aralarında bulundukları ulusların gözünde adım lekelenmesin diye kendi adım uğruna çalıştım; bu ulusların gözü önünde Mısır diyarından onları çıkarıp kendimi onlara bildirdim.
EZE 20:10 Böylece onları Mısır diyarından çıkardım ve çöle getirdim.
EZE 20:11 Onlara kurallarımı verdim ve ilkelerimi gösterdim; eğer biri bunları yaparsa, onlarda yaşar.
EZE 20:12 Onları kutsayanın ben Yahve olduğumu bilsinler diye, benimle onlar arasında bir belirti olmak üzere onlara Şabatlarımı da verdim."”'
EZE 20:13 “‘“Ama İsrael evi çölde bana isyan etti. Kurallarımda yürümediler ve ilkelerimi reddettiler; eğer biri bunları tutarsa, onlarda yaşar. Şabatlarımı çok kirlettiler. O zaman onları bitirmek için çölde üzerlerine gazabımı dökeceğimi söyledim.
EZE 20:14 Ama ulusların gözünde adım lekelenmesin diye, kendi adım uğruna çalıştım, bu ulusların gözü önünde onları çıkarmıştım.
EZE 20:15 Üstelik çölde onlara, süt ve bal akan, bütün ülkelerin yüceliği olan, kendilerine vermiş olduğum ülkeye onları getirmeyeceğime de ant içtim.
EZE 20:16 Çünkü onlar kurallarımı reddettiler, ilkelerimde yürümediler, Şabatlarımı lekelediler; çünkü yürekleri putlarının ardınca gidiyordu.
EZE 20:17 Ama gözüm onları esirgedi, onları yok etmedim. Çölde onları tümüyle sona erdirmedim.
EZE 20:18 Çölde çocuklarına, ‘Atalarınızın kurallarında yürümeyin, ilkelerini tutmayın, putlarıyla kendinizi kirletmeyin.’ dedim.
EZE 20:19 'Ben Tanrınız Yahve’yim. Kurallarımda yürüyün, ilkelerimi tutun ve onları yapın.
EZE 20:20 Şabatlarımı kutsal kılın. Benim Tanrınız Yahve olduğumu bilesiniz diye onlar benimle sizin aranızda bir belirti olacak.'””
EZE 20:21 “‘“Ama çocuklar bana karşı isyan ettiler. Kurallarımda yürümediler ve onları yapmak için ilkelerimi tutmadılar, eğer biri yaparsa, onlarda yaşar. Şabatlarımı lekelediler. O zaman öfkemi çölde onlara karşı gerçekleştirmek için gazabımı üzerlerine dökeceğimi söyledim.
EZE 20:22 Yine de ulusların gözünde adım lekelenmesin diye, elimi geri çektim ve kendi adım uğruna çalıştım, bu ulusların gözü önünde onları çıkarmıştım.
EZE 20:23 Üstelik onları ulusların arasına dağıtacağım, ülkelere saçacağım diye, çölde onlara ant içtim.
EZE 20:24 Çünkü kurallarımı yerine getirmediler, ilkelerimi reddettiler, Şabatlarımı lekelediler ve gözleri babalarının putlarına yöneldi.
EZE 20:25 Ve ben de onlara iyi olmayan kurallar ve yaşayamayacakları ilkeler verdim.
EZE 20:26 Onları harap edeyim de benim Yahve olduğumu bilsinler diye, rahmin açtığı her şeyi ateşten geçirerek kendi armağanlarıyla onları kirlettim."”'
EZE 20:27 “Bu nedenle, ey insanoğlu, İsrael evine söyle, onlara de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Bana karşı suç işleyerek atalarınız bana şununla da küfrettiler.
EZE 20:28 Çünkü onları kendilerine vermek üzere ant içmiş olduğum ülkeye getirdiğimde, o zaman her yüksek tepeyi ve her sık ağacı gördüler ve orada kurbanlarını sundular ve orada kışkırtma sunularından takdim ettiler. Orada kendi hoş kokularını da yaptılar ve orada dökmelik sunularını sundular.
EZE 20:29 O zaman onlara, ‘Gittiğiniz yüksek yer ne anlama geliyor?’ diye sordum. Bu yüzden onun adı bugüne kadar Bama diye anılır."”'
EZE 20:30 “Bu nedenle İsrael evine de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Atalarınızın yolunda kendinizi mi kirletiyorsunuz? Onların iğrençliklerinin ardınca fahişelik mi yapıyorsunuz?
EZE 20:31 Siz armağanlarınızı sunarken, oğullarınızı ateşten geçirirken, bugüne dek bütün putlarınızla kendinizi kirletiyor musunuz? Ey İsrael evi, kendimi size danıştırır mıyım? Varlığım hakkı için, diyor Efendi Yahve, kendimi size danıştırmayacağım!"”'
EZE 20:32 “‘“Aklınızdan geçenlerin hiçbiri olmayacak, şöyle diyorsunuz: ‘Ağaca ve taşa hizmet ederek biz de uluslar gibi, ülkelerin boyları gibi olacağız.’
EZE 20:33 Varlığım hakkı için.” diyor Efendi Yahve, “Kesinlikle güçlü elle, uzanmış kolla ve taşkın gazapla üzerinizde kral olacağım.
EZE 20:34 Sizi halkların arasından çıkaracağım, dağılmış olduğunuz ülkelerden güçlü elle, uzanmış kolla ve taşkın öfkeyle sizi toplayacağım.
EZE 20:35 Sizi halkların çölüne getireceğim, orada sizinle yüz yüze yargıya gireceğim.
EZE 20:36 Atalarınızla Mısır diyarının çölünde yargıya girdiğim gibi, sizinle de yargıya gireceğim.” diyor Efendi Yahve.
EZE 20:37 “Sizi değneğin altından geçireceğim, sizi antlaşma bağı içine getireceğim.
EZE 20:38 Asileri ve bana itaat etmeyenleri aranızdan ayıracağım. Onları yaşadıkları ülkeden çıkaracağım, ama İsrael ülkesine girmeyecekler. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz."”'
EZE 20:39 “'Ey İsrael evi, Efendi Yahve şöyle diyor: “Gidin, herkes putlarına hizmet etsin, ancak bundan sonra beni gerçekten dinleyeceksiniz; armağanlarınızla ve putlarınızla kutsal adımı bir daha kirletmeyeceksiniz.
EZE 20:40 Çünkü kutsal dağımda,” İsrael'in yüksek dağında, diyor Efendi Yahve, “İsrael evinin tümü, orada hepsi bana ülkede hizmet edecekler. Onları orada kabul edeceğim ve orada sunularınızı ve sunularınızın ilk ürünlerini, bütün kutsal şeylerinizi arayacağım.
EZE 20:41 Sizi halkların arasından çıkardığımda ve dağıldığınız ülkelerden topladığımda hoş bir koku olarak kabul edeceğim. Ulusların gözü önünde sizin içinizde kutsal kılınacağım.
EZE 20:42 Sizi İsrael ülkesine, atalarınıza vermeye ant içmiş olduğum ülkeye getirdiğimde, benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 20:43 Orada yollarınızı ve kendinizi kirlettiğiniz bütün işlerinizi hatırlayacaksınız. O zaman yapmış olduğunuz bütün kötülükler yüzünden kendi gözünüzde kendinizden tiksineceksiniz.
EZE 20:44 Ey İsrael evi, kötü yollarınıza, ya da bozuk işlerinize göre değil, ancak kendi adım uğruna ben size böyle davrandığım zaman, benim Yahve olduğumu bileceksiniz.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 20:45 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 20:46 “Ey insanoğlu, yüzünü güneye çevir, güneye doğru duyur, güneydeki kır ormanına karşı peygamberlik et.
EZE 20:47 Güney ormanına de, 'Yahve'nin sözünü dinle: Efendi Yahve şöyle diyor, “İşte, ben senin içinde bir ateş tutuşturacağım, içinde bulunan her yeşil ağacı ve her kuru ağacı yiyip bitirecek. Yanan alev sönmeyecek, güneyden kuzeye kadar bütün yüzler onunla yanacak.
EZE 20:48 Bütün insanlar, ben Yahve'nin onu tutuşturduğunu görecek. O sönmeyecek."”'
EZE 20:49 O zaman şöyle dedim, “Ah, ey Efendi Yahve! Benim için, ‘Benzetmeler konuşan adam bu değil mi?’ diyorlar.”
EZE 21:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 21:2 “Ey insanoğlu, yüzünü Yeruşalem'e çevir, kutsal yerlere doğru duyur, İsrael ülkesine karşı peygamberlik et.
EZE 21:3 İsrael ülkesine de, ‘Yahve şöyle diyor: “İşte, sana karşıyım, kılıcımı kınından çıkaracağım, doğruyu da kötüyü de senden kesip atacağım.
EZE 21:4 Şimdi, doğruyu ve kötüyü senden kesip atacağım için, bu yüzden kılıcım güneyden kuzeye kadar bütün insanlara karşı kınından çıkacak.
EZE 21:5 Bütün insanlar, kılıcımı kınından çıkaranın ben, Yahve olduğumu bilecek. Bir daha geri dönmeyecek."”'
EZE 21:6 “Bu yüzden içini çek, ey insanoğlu. Onların gözleri önünde kırık bir yürekle ve acılıkla içini çekeceksin.
EZE 21:7 Onlar sana, ‘Niçin içini çekiyorsun?’ diye sorduklarında, ‘Haber yüzünden, çünkü geliyor!’ diyeceksin. 'Her yürek eriyecek, her el gevşeyecek, her ruh bayılacak ve her diz su gibi zayıf olacak. İşte geliyor ve gerçekleşecek, diyor Efendi Yahve.'”
EZE 21:8 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 21:9 “Ey insanoğlu, peygamberlik et ve de, 'Yahve şöyle diyor: “Kılıç! Kılıç! Bilendi, ve hem de cilalandı.
EZE 21:10 Boğazlasın diye bilendi. Şimşek gibi çaksın diye cilalandı. Öyleyse sevinmeli miyiz? Oğlumun asası her ağacı kınıyor.
EZE 21:11 Elde tutulsun diye cilalanmaya verildi. Kılıç bilendi. Evet, öldürenin eline verilsin diye cilalandı."”'
EZE 21:12 Feryat et ve ağıt yak, ey insanoğlu; çünkü bu benim halkımın üzerindedir. İsrael'in bütün beylerinin üzerindedir. Halkımla birlikte kılıca teslim edildiler. Bu nedenle kalçanı döv.
EZE 21:13 “Çünkü bir deneme var. Eğer kınayan asa da artık kalmazsa?” diyor Efendi Yahve.
EZE 21:14 “Bu nedenle, sen, ey insanoğlu, peygamberlik et, ve ellerini çırp. Ağır yaralanmış olanların kılıcı, iki kez üç kez vursun. Onların odalarına giren ağır yaralı büyüğün kılıcıdır.
EZE 21:15 Yürekleri erisin ve tökezlemeleri çoğalsın diye, bütün kapılarına tehdit kılıcını koydum. Ah! Onu şimşek gibi yaptılar. Boğazlasın diye sivrilttiler.
EZE 21:16 Bir araya gel. Sağa git. Sıraya gir. Yüzünüzün döndüğü yere, sola git.
EZE 21:17 Ben de ellerimi çırpacağım, ve gazabımı dindireceğim. Bunu ben, Yahve söyledim.”
EZE 21:18 Yahve'nin sözü yine bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 21:19 “Ve sen ey insanoğlu, Babil Kralı'nın kılıcı gelsin diye iki yol belirle. İkisi de aynı ülkeden çıkacak ve bir yere hedef koy. Kent yolunun başına hedef koy.
EZE 21:20 Kılıcın Ammon'un çocuklarının Rabba'sına ve surlu Yeruşalem'in içine Yahuda'ya gelsin diye bir yol belirle.
EZE 21:21 Çünkü Babil Kralı, fal bakmak için yolun ayrımında, iki yolun başında durdu. Okları ileri geri salladı. Terafime danıştı. Karaciğere baktı.
EZE 21:22 Koçbaşlarını yerleştirmek, kıyımda ağzı açmak, yüksek sesle naralar atmak, kapılara karşı koçbaşlarını yerleştirmek, rampalar kurmak ve kaleler yapmak için sağ elinde Yeruşalem için kura vardı.
EZE 21:23 Bu, onlara ant içmiş olanların gözünde yalan bir fal gibi olacak. Ama o, tutulsunlar diye suçlarını anımsatıyor.”
EZE 21:24 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'Mademki suçlarınızı açığa çıkararak, bütün işlerinizde günahlarınızı göstererek suçlarınızı hatırlattınız; hatırlandığınız için, ele geçirileceksiniz.'”
EZE 21:25 “‘Ey sen, İsrael beyi, sonun kötülüğü zamanında günü gelmiş olan ağır yaralı kötü adam,
EZE 21:26 Efendi Yahve şöyle diyor: “Sarığı çıkar, tacı kaldır. Eskisi gibi olmayacak. Alçak olanı yükselt, yüksek olanı alçalt.
EZE 21:27 Devireceğim, devireceğim, onu devireceğim. Bu da, hakkı olan gelinceye kadar, artık olmayacak; ve ben ona vereceğim.'””
EZE 21:28 “Sen, ey insanoğlu, peygamberlik et ve de, ‘Ammon'un çocukları ve onların aşağılanmaları hakkında Efendi Yahve şöyle diyor: “Kılıç! Kılıç çekildi! Boğazlasın, yutsun, ve şimşek gibi çaksın diye cilalandı;
EZE 21:29 sana yalan görümler görürken, Sana yalan falcılık ederken, ta ki, seni ağır yaralanmış olan kötülerin boyunları üzerine koysunlar, o kötüler ki, sonun kötülüğü zamanında onların günü gelmiştir.
EZE 21:30 Onu kınına geri koy. Yaratıldığın yerde, doğduğun ülkede seni yargılayacağım.
EZE 21:31 Üzerine öfkemi dökeceğim. Gazabımın ateşini üzerine üfleyeceğim. Seni yok etmekte usta olan vahşi adamların eline teslim edeceğim.
EZE 21:32 Ateşe yakıt olacaksın. Kanın memleketin ortasında olacak. Bir daha hatırlanmayacaksın; çünkü bunu ben, Yahve, söyledim.”'”
EZE 22:1 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi,
EZE 22:2 “Sen, ey insanoğlu, yargılayacak mısın? Kanlı kenti yargılayacak mısın? Öyleyse ona bütün iğrençliklerini bildir.
EZE 22:3 Söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Zamanı gelsin diye, kendi içinde kan döken kent ve kendisini kirletmek için kendisine karşı putlar yapan kent!
EZE 22:4 Döktüğün kanınla suçlu oldun, ve yaptığın putlarla kirlendin! Günlerini yaklaştırdın, ve yıllarının sonuna geldin. Bu yüzden seni uluslara utanç ve bütün ülkelere alay konusu ettim.
EZE 22:5 Yakındakiler de, senden uzak olanlar da seninle alay edecekler, ey adı kötüye çıkmış, kargaşa dolu kent."”'
EZE 22:6 “‘“İşte, İsrael beylerinin her biri gücüne göre senin içinde kan dökmek için bulundular.
EZE 22:7 Sende baba ve anayı hor gördüler. Senin içinde yabancıya zulmettiler. Sende yetime ve dul kadına haksızlık ettiler.
EZE 22:8 Kutsal şeylerimi hor gördün, Şabatlarımı lekeledin.
EZE 22:9 Kan dökmek için iftiracılar senin içindeydiler. Senin içindekiler dağlarda yemek yediler. Senin içindekiler ahlaksızlık ettiler.
EZE 22:10 Sende babalarının çıplaklığını açtılar. Kirli olan kadını, kirliliğinde iken sende onu alçalttılar.
EZE 22:11 Birisi komşusunun karısıyla iğrençlik etti, bir başkası gelinini ahlaksızca kirletti. Bir başkası kız kardeşini, babasının kızını alçalttı.
EZE 22:12 Sende kan dökmek için rüşvet aldılar. Faiz ve tefecilik yaptın, komşundan zorbalıkla haksız kazanç aldın ve beni unuttun.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 22:13 “‘“İşte, bu nedenle edindiğin haksız kazancına ve içinde dökülen kana elimi vurdum.
EZE 22:14 Sizinle uğraşacağım günlerde yüreğiniz dayanabilir mi, elleriniz güçlü olabilir mi? Ben, Yahve, bunu söyledim ve yapacağım.
EZE 22:15 Sizi ulusların arasına dağıtacağım, ülkelere saçacağım. Kirliliğinizi sizden arındıracağım.
EZE 22:16 Ulusların gözünde sen kendiliğinden lekeleneceksin. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksin."”'
EZE 22:17 Yahve’nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 22:18 “Ey insanoğlu, İsrael evi benim için cüruf oldu. Hepsi ocakta tunç, kalay, demir ve kurşundur. Gümüş cürufudurlar.
EZE 22:19 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'Mademki hepiniz cüruf oldunuz, bundan dolayı, işte, sizi Yeruşalem'in ortasına toplayacağım.
EZE 22:20 Gümüş, tunç, demir, kurşun ve kalay nasıl ocakta üzerine ateş üfleyip eritmek için toplanırsa, ben de sizi öfkemle ve gazabımla öyle toplayacağım ve sizi oraya koyup eriteceğim.
EZE 22:21 Evet, sizi toplayacağım ve üzerinize gazabımın ateşini üfleyeceğim ve siz onun içinde eriyeceksiniz.
EZE 22:22 Gümüş ocak içinde nasıl erirse, siz de onun içinde öyle eriyeceksiniz; ve bileceksiniz ki ben, Yahve gazabımı üzerinize döktüm.”'
EZE 22:23 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 22:24 “Ey insanoğlu, ona de, ‘Sen temizlenmemiş, öfke gününde yağmur yağdırılmamış bir ülkesin.’
EZE 22:25 İçinde peygamberlerinin kurduğu bir düzen var, kükreyen bir aslan gibi avını parçalıyor. Canları yediler. Hazineleri ve değerli şeyleri ele geçirdiler. İçinde birçok kadını dul bıraktılar.
EZE 22:26 Kâhinleri yasamı çiğnediler, kutsal şeylerimi kirlettiler. Kutsalla bayağı arasında ayrım yapmadılar, temiz ve kirliyi insanlara bildirmediler, Şabatlarım'dan gözlerini kaçırdılar. Bu yüzden aralarında küçük düşürüldüm.
EZE 22:27 Onun içindeki beyleri, haksız kazanç elde etmek için kan dökmekte, canları yok etmekte avını parçalayan kurtlar gibidir.
EZE 22:28 Peygamberleri yalan görümler görerek ve onlara yalan fal bakarak, Yahve söylememişken 'Efendi Yahve şöyle diyor' diyerek onları çamurla sıvadılar.
EZE 22:29 Ülke halkı zulmetti ve soygunculuk yaptı. Evet, yoksulu ve düşkünü sıkıştırdılar ve yabancıya haksız yere zulmettiler.”
EZE 22:30 “İçlerinde duvarı örecek ve önümde ülkeyi yıkmayayım diye gedikte duracak bir adam aradım; ama kimseyi bulamadım.
EZE 22:31 Bu yüzden öfkemi üzerlerine döktüm. Gazabımın ateşiyle onları tükettim. Kendi yollarını başlarına getirdim.” diyor Efendi Yahve.
EZE 23:1 Yahve'nin sözü yine bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 23:2 “Ey insanoğlu, bir annenin kızları olan iki kadın vardı.
EZE 23:3 Mısır'da fahişelik yaptılar. Gençliklerinde fahişelik yaptılar. Onların memeleri orada okşandı, onların el değmemişliklerine orada el sürüldü.
EZE 23:4 Adları, büyüğünün Ohola, kız kardeşinin Oholiva'ydı. Benim oldular ve oğullar ve kızlar doğurdular. Adlarına gelince, Ohola Samariya'dır, Oholiva Yeruşalem'dir.”
EZE 23:5 “Ohola benim iken fahişelik yaptı. Oynaşlarına, komşuları Aşurlular'a tutkundu.
EZE 23:6 Onlar lacivert giyinen valiler ve beyler, hepsi çekici genç adamlar, atlılardı.
EZE 23:7 Kendini onlara fahişe olarak verdi, hepsi de Aşur'un seçkin adamlarıydı. Kimi arzuladıysa, onların putlarıyla kendisini kirletti.
EZE 23:8 Mısır'dan ayrıldığından beri fahişeliğini bırakmadı; çünkü gençliğinde onunla yattılar. El değmemişliğine el sürdüler ve fahişeliklerini üzerine boşalttılar.”
EZE 23:9 “Bu yüzden onu oynaşlarının eline, kendilerine tutkun olduğu Aşurlular'ın eline teslim ettim.
EZE 23:10 Çıplaklığını açtılar. Oğullarını ve kızlarını aldılar ve onu kılıçla öldürdüler. Kadınlar arasında o bir özdeyiş oldu; çünkü onun üzerinde hüküm verdiler.”
EZE 23:11 “Kız kardeşi Oholiva bunu gördü, ancak şehvetinde ondan daha yozlaşmıştı ve fahişeliğinde kız kardeşinin fahişeliğinden daha da yozlaşmıştı.
EZE 23:12 Aşurlular'a, valilere ve beylere, çok ihtişamla giyinmiş komşularına, atlara binmiş atlılara, hepsi de çekici genç adamlara arzu duydu.
EZE 23:13 Onun kirlendiğini gördüm. İkisi de aynı yola gittiler.”
EZE 23:14 “Fahişeliğini artırdı; çünkü duvarda çizilmiş insan resimleri gördü, kırmızıyla çizilmiş Keldani resimleri,
EZE 23:15 bellerinde kuşaklar, başlarında geniş sarıklar vardı, hepsi de doğdukları ülke olan Keldaniler'deki Babilliler'in benzeyişine göre beylere benziyorlardı.
EZE 23:16 Onları görür görmez onlara arzu duydu ve Keldaniler'e ulaklar gönderdi.
EZE 23:17 Babilliler onun yanına oynaşma yatağı içine geldiler ve onu fahişelikleriyle kirlettiler. Onlarla kirlendi ve canı onlardan soğudu.
EZE 23:18 Böylece fahişeliğini açtı ve çıplaklığını açtı. O zaman canım kız kardeşinden nasıl soğuduysa, ondan da öyle soğudu.
EZE 23:19 Ancak gençliğinde Mısır diyarında fahişelik yaptığı günleri anımsayarak fahişeliğini artırdı.
EZE 23:20 Eşek eti gibi etleri olan, atların akıntısı gibi akıntısı olan oynaşlarına arzu duydu.
EZE 23:21 Böylece gençliğinin ahlaksızlığını geri çağırdın, el değmemişliğine el sürmek için senin gençliğinin memelerini Mısırlı'lar okşamıştı.”
EZE 23:22 “Bu nedenle, ey Oholiva, Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, canının soğuduğu oynaşlarını sana karşı kaldıracağım, onları her yandan sana karşı getireceğim:
EZE 23:23 Babilliler ve bütün Keldaniler, Pekodlular, Şoalılar, Koalılar ve onlarla birlikte bütün Aşurlular; hepsi çekici gençler, valiler ve ileri gelenler, beyler ve ünlü adamlar, hepsi atlara binenler.
EZE 23:24 Silahlarla, savaş arabalarıyla, arabalarla ve halklar topluluğuyla sana karşı gelecekler. Büyük kalkanla, küçük kalkanla ve miğferle her yandan sana karşı gelecekler. Yargıyı onlara vereceğim, onlar da seni kendi yargılarına göre yargılayacaklar.
EZE 23:25 Kıskançlığımı sana karşı koyacağım, onlar da sana öfkeyle davranacaklar. Burnunu ve kulaklarını kesecekler. Kalanların kılıçla düşecekler. Oğullarını ve kızlarını alacaklar, geri kalanını da ateş yutacak.
EZE 23:26 Üstündeki giysileri de soyacak, güzel mücevherlerini alacaklar.
EZE 23:27 Böylece ahlaksızlığını sende sona erdireceğim, Mısır diyarından olan fahişeliğini kaldıracağım, öyle ki, onlara gözlerini kaldırmayacaksın, Mısır'ı bir daha hatırlamayacaksın.'
EZE 23:28 “Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte seni nefret ettiğin kişilerin eline, canının soğuduğu kişilerin eline teslim edeceğim.
EZE 23:29 Sana nefretle davranacaklar, bütün emeğini alacaklar, seni çıplak ve açıkta bırakacaklar. Fahişeliğinin çıplaklığı, hem ahlaksızlığın hem de fahişeliğin açığa çıkacak.
EZE 23:30 Bunlar sana yapılacak, çünkü ulusların peşinden fahişelik ettin ve onların putlarıyla kirlendin.
EZE 23:31 Kız kardeşinin yolunda yürüdün; bu yüzden onun kâsesini eline vereceğim.'
EZE 23:32 “Efendi Yahve şöyle diyor: 'Kız kardeşinin derin ve geniş kâsesinden içeceksin. Sana gülecekler ve seninle eğlenecekler. O kâse çok şey alır.
EZE 23:33 Sarhoşluk ve kederle, şaşkınlık ve yıkım kâsesiyle, kız kardeşin Samariya'nın kâsesiyle dolacaksın.
EZE 23:34 Ve onu içeceksin, ve onu sümüreceksin. Kırıklarını kemireceksin, ve göğüslerini parçalayacaksın;” çünkü bunu ben söyledim.' diyor Efendi Yahve.
EZE 23:35 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Beni unuttuğun ve beni arkana attığın için, sen de ahlaksızlığını ve fahişeliğini yüklen.’”
EZE 23:36 Ve Yahve bana şöyle dedi: “Ey insanoğlu, Ohola ve Oholiva’yı yargılayacak mısın? O zaman onlara iğrençliklerini bildir.
EZE 23:37 Çünkü zina ettiler ve ellerinde kan var. Putlarıyla zina ettiler. Bana doğurmuş oldukları oğullarını da yiyecek olsun diye onlara ateşten geçirdiler.
EZE 23:38 Bana şunu da yaptılar: Aynı gün tapınağımı kirlettiler ve Şabatlarımı lekelediler.
EZE 23:39 Çünkü çocuklarını putlarına boğazladıktan sonra, aynı gün tapınağımı kirletmek için içeri girdiler ve işte, evimin ortasında bunu yaptılar.”
EZE 23:40 “Siz kız kardeşler, uzaklardan gelen adamları çağırdınız, kendilerine ulak gönderilmiş olanlar da işte geldiler; onlar için kendini yıkadın, gözlerine sürme çektin, süslerle süsledin,
EZE 23:41 ve muhteşem bir yatak üzerinde oturdun, ve onun önünde hazırlanmış bir sofra vardı, üzerine buhurumu ve yağımı koydun.”
EZE 23:42 “Onunla birlikte kaygısız bir kalabalığın sesi vardı. Sıradan adamlarla çölden sarhoşlar getirildi; onların kollarına bilezikler, onların başlarına güzel taçlar taktılar.
EZE 23:43 Sonra zinada eski olan kadın için, ‘Şimdi onlar bu kadınla, o da onlarla fahişelik yapacak’ dedim.
EZE 23:44 Onun yanına, fahişeye girer gibi girdiler. Böylece Ohola ve Oholiva'nın yanına, o ahlaksız kadınların yanına girdiler.
EZE 23:45 Doğru adamlar onları zina eden kadınların ve kan döken kadınların yargısıyla yargılayacaklar. Çünkü onlar zina eden kadınlardır ve ellerinde kan vardır.”
EZE 23:46 “Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Onlara karşı bir kalabalık çıkaracağım, onları oradan oraya atılıp soyulsunlar diye vereceğim.
EZE 23:47 Topluluk onları taşlarla taşlayacak ve kılıçlarıyla onları kesip düşürecekler. Oğullarını ve kızlarını öldürecekler, evlerini ateşle yakacaklar.”'
EZE 23:48 “‘Böylece ülkede ahlaksızlığı sona erdireceğim, ta ki bütün kadınlar sizin gibi fuhuş yapmasınlar diye ders alsınlar.
EZE 23:49 Ahlaksızlığınızın karşılığını size ödeyecekler ve putlarınızın günahlarını yükleneceksiniz. O zaman benim Efendi Yahve olduğumu bileceksiniz.’”
EZE 24:1 Yine dokuzuncu yılda, onuncu ayda, ayın onuncu gününde, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 24:2 “Ey insanoğlu, bu günün, tam bu günün adını yaz. Babil Kralı tam bu gün Yeruşalem'e yaklaştı.
EZE 24:3 Asi eve bir benzetme söyle ve onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor, “Kazanı ateşe koy. onu koy, içine su da doldur.
EZE 24:4 Onun parçalarını içine topla, her iyi parçayı: Budu ve döşü. İçini seçme kemiklerle doldur.
EZE 24:5 Sürünün seçme olanlarını, ve kazan altına kemikler için de bir yığın odun al. Onu iyice kaynat. Evet, kemikleri içinde kaynatılsın."”'
EZE 24:6 “'Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Kanlı kente, içinde pası olan, ve pası çıkmamış kazanın vay başına! Onun için kura çekmeden, ondan parça parça çıkarın."”'
EZE 24:7 ““'Çünkü döktüğü kan onun ortasındadır. Onu çıplak kayanın üzerine koydu. Onu tozla örtmek için onu yere dökmedi.
EZE 24:8 Öç almak için gazabı çıkartsın diye, kanını çıplak kayanın üzerine koydum ki, örtülmesin."”'
EZE 24:9 “'Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Kanlı kentin vay başına! Ben de odun yığınını büyüteceğim.
EZE 24:10 Odunları yığ. Ateşi kızdır. Eti iyice kaynat. Et suyunu koyulaştır, kemikler de yansın.
EZE 24:11 O zaman onu boş olarak közlerin üzerine koy ki, kızsın, bakırı yansın, ve içinde pisliği erisin, ve pası tükensin.
EZE 24:12 Emekle kendini yordu, ancak kalın pası, pası ateşle çıkmıyor."”'
EZE 24:13 “‘“Senin kirliliğinde ahlaksızlık var. Çünkü seni temizledim ve sen temizlenmedin, sana olan gazabımı dindirinceye kadar bir daha kirliliğinden temizlenmeyeceksin."”'
EZE 24:14 “‘“Bunu ben, Yahve, söyledim. Olacaktır ve onu yapacağım. Geri dönmeyeceğim. Esirgemeyeceğim. Tövbe etmeyeceğim. Yollarına ve yaptıklarına göre seni yargılayacaklar.” diyor Efendi Yahve.'”
EZE 24:15 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 24:16 “Ey insanoğlu, işte, gözlerinin arzusunu bir vuruşta senden alacağım; ama ne yas tutacaksın, ne de ağlayacaksın, gözyaşların akmayacak.
EZE 24:17 İnle, ama yüksek sesle değil. Ölüler için yas tutma. Sarığını başına sar ve ayaklarına çarıklarını giy. Dudaklarını örtme ve yas ekmeği yeme.”
EZE 24:18 Böylece sabahleyin halka söyledim ve akşamleyin karım öldü. Sabahleyin bana buyrulduğu gibi yaptım.
EZE 24:19 Halk bana, “Böyle davranmanın bizim için ne anlama geldiğini bize söylemeyecek misin?” diye sordu.
EZE 24:20 O zaman onlara, “Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 24:21 'İsrael evine söyle, “Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, gücünüzün övüncünü, gözlerinizin arzusunu ve canınızın acıdığını, kutsal yerimi kirleteceğim; geride bıraktığınız oğullarınız ve kızlarınız kılıçla düşecekler.
EZE 24:22 Benim yaptığımı siz de yapacaksınız. Dudaklarınızı örtmeyecek ve yas ekmeği yemeyeceksiniz.
EZE 24:23 Başınızda sarıklarınız, ayaklarınızda çarıklarınız olacak. Yas tutmayacak, ağlamayacaksınız; ama günahlarınız içinde eriyip gideceksiniz ve birbirinize inleyeceksiniz.
EZE 24:24 Böylece Hezekiel size bir belirti olacak; yaptığı her şeye göre siz de öyle yapacaksınız. Bu olduğunda, benim Efendi Yahve olduğumu bileceksiniz."””
EZE 24:25 “Ey insanoğlu, onlardan güçlerini, görkemlerinin sevincini, gözlerinin arzusunu ve yüreklerini koydukları şeyi, oğullarını ve kızlarını aldığım gün,
EZE 24:26 O gün kaçıp kurtulan sana gelip, bunu kulaklarına duyurması olmayacak mı?
EZE 24:27 O gün ağzın kaçıp kurtulana açılacak, konuşacaksın ve artık suskun olmayacaksın. Böylece onlara bir belirti olacaksın. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EZE 25:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 25:2 “Ey insanoğlu, yüzünü Ammon'un çocuklarına çevir ve onlara karşı peygamberlik et.
EZE 25:3 Ammon'un çocuklarına de, ‘Efendi Yahve'nin sözünü dinleyin! Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki sen, kutsal yerim kirletildiğinde, İsrael ülkesi harap edildiğinde, Yahuda evi sürgüne gittiği zaman ona karşı 'Oh, oh' dedin.
EZE 25:4 Bu yüzden, işte, seni doğu çocuklarına mülk olarak teslim edeceğim. Onlar obalarını senin içinde kuracaklar, konutlarını senin içinde yapacaklar. Meyveni yiyecekler, sütünü içecekler.
EZE 25:5 Rabba'yı develer için ahır, Ammon'un çocuklarını da sürüler için dinlenme yeri yapacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.”
EZE 25:6 Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki ellerini çırptın, ayaklarını yere vurdun ve canının bütün hor görmesiyle İsrael ülkesine karşı sevindin.
EZE 25:7 Bu yüzden, işte elimi sana karşı uzattım, seni yağma edilmek üzere uluslara teslim edeceğim. Seni uluslar arasından söküp atacağım, memleketlerden yok edeceğim. Seni harap edeceğim. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz."”'
EZE 25:8 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki Moav ve Seir, ‘İşte Yahuda evi bütün uluslar gibidir’ diyorlar.
EZE 25:9 Bu yüzden, işte, sınırlarındaki kentlerinden, ülkenin görkemi olan Beyt Yeşimot'tan, Baal Meon'dan ve Kiryatayim’den,
EZE 25:10 Ammon'un çocuklarına karşı doğu çocuklarına Moav'ın böğrünü açacağım; ve uluslar arasında Ammon'un çocukları hatırlanmasınlar diye, onları mülk olarak vereceğim.
EZE 25:11 Moav'ı yargılayacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 25:12 “'Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki Edom, Yahuda evine karşı öç alarak davrandı, büyük suç işledi ve onlardan öç aldı.”
EZE 25:13 Bu nedenle, Efendi Yahve şöyle diyor: “Edom'un üzerine elimi uzatacağım, insanı da hayvanı da ondan kesip atacağım; ve Teman'dan onu harap edeceğim. Dedan'a kadar kılıçla düşüp yok olacaklar.
EZE 25:14 Halkım İsrael'in eliyle Edom'un üzerine öcümü yerleştireceğim. Edom'da öfkeme ve gazabıma göre yapacaklar. O zaman öcümü anlayacaklar.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 25:15 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki Filistliler öç aldılar, ebedi düşmanlıkla yok etmek üzere canlarını hiçe sayıp öç aldılar.”
EZE 25:16 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, elimi Filistliler üzerine uzatacağım, Keretiler'i kesip atacağım ve deniz kıyısındakilerin kalıntılarını yok edeceğim.
EZE 25:17 Onlardan gazap azarlarıyla büyük öç alacağım. O zaman ben onların üzerine öcümü yerleştirince, benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 26:1 On birinci yılda, ayın birinde, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 26:2 “Ey insanoğlu, mademki Sur, Yeruşalem'e karşı, ‘Oh! Yıkıldı! Halkların kapısı olan kent bana geri döndü. Şimdi o yıkılmışken, ben doldurulacağım.' dedi.
EZE 26:3 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, ben sana karşıyım, ey Sur! Deniz dalgalarını nasıl kabartıyorsa, ben de sana karşı birçok ulusu öyle kabartacağım.
EZE 26:4 Sur'un duvarlarını harap edecekler, kulelerini yıkacaklar. Üzerinden toprağını da kazıyacağım ve onu çıplak bir kaya yapacağım.
EZE 26:5 Denizin ortasında ağların gerildiği bir yer olacak; çünkü ben söyledim.' diyor Efendi Yahve. 'Uluslar için yağma olacak.
EZE 26:6 Kırda olan onun kızları kılıçla öldürülecekler. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.'”
EZE 26:7 “Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, Babil Kralı, kralların kralı Nebukadnetsar'ı kuzeyden atlarla, savaş arabalarıyla, atlılarla ve kalabalık bir orduyla Sur üzerine getireceğim.
EZE 26:8 Onun kızlarını kırda kılıçla öldürecek. Sana karşı kaleler yapacak, sana karşı rampa kuracak, sana karşı büyük kalkanı kaldıracak.
EZE 26:9 Senin duvarlarına karşı koçbaşı kütüklerini koyacak, baltalarıyla kulelerini yıkacak.
EZE 26:10 Atlarının çokluğundan ötürü onların tozu seni örtecek. Surunda gedik açılan bir kente nasıl girerlerse, senin kapılarına da öyle girdiği zaman, atlıların, arabaların ve savaş arabalarının gürültüsünden surların sarsılacak.
EZE 26:11 Bütün sokaklarını atlarının toynaklarıyla çiğneyecek. Senin halkını kılıçla öldürecek. Gücünün direkleri yere inecek.
EZE 26:12 Senin zenginliğini yağmalayacaklar, tüccar malını ganimet yapacaklar. Surlarını yıkacaklar, güzel evlerini yıkacaklar. Taşlarını, kerestelerini ve tozunu suların ortasına koyacaklar.
EZE 26:13 Ezgilerinin gürültüsünü sona erdireceğim. Çenklerinin sesi bir daha duyulmayacak.
EZE 26:14 Seni çıplak bir kaya yapacağım. Ağların gerildiği bir yer olacaksın. Bir daha bina edilmeyeceksin, çünkü bunu ben, Yahve söyledim.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 26:15 “Efendi Yahve Sur'a şöyle diyor: ‘İçinde kırgın olduğunda, yaralılar inledikleri zaman, senin düşüşünün sesinden adalar sarsılmayacak mı?
EZE 26:16 O zaman denizin bütün beyleri tahtlarından inecek, kaftanlarını bir kenara koyup işlemeli giysilerini çıkaracaklar. Titremeye bürünecekler. Yerde oturacaklar, her an titreyecekler ve sana şaşacaklar.
EZE 26:17 Senin için ağıt yakıp sana diyecekler, “Nasıl yok oldun, denizcilerin oturduğu, denizde güçlü olan ünlü kent, o ve onun sakinleri, orada yaşayan herkesin üzerine dehşet saçmıştınız!”
EZE 26:18 Şimdi adalar senin düşüşünün gününde titreyecekler. Evet, denizdeki adalar senin gidişinden dehşete düşecekler.'”
EZE 26:19 “Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: 'Seni ıssız kentler gibi harap olmuş bir kent yaptığımda, engini senin üzerine çıkardığımda ve büyük sular seni örttüğünde,
EZE 26:20 o zaman seni çukura inenlerle birlikte eski zaman halkının yanına indireceğim ve sende oturan olmasın diye seni çukura inenlerle birlikte yeryüzünün derinliklerine, eski zamanda harap olan yerlere oturtacağım; ve yaşayanlar diyarına yücelik koyacağım.
EZE 26:21 Seni dehşete düşüreceğim, bir daha var olmayacaksın. Aransan da bir daha asla bulunmayacaksın.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 27:1 Yahve'nin sözü bana yine geldi ve şöyle dedi:
EZE 27:2 “Sen, ey insanoğlu, Sur için ağıt yak.
EZE 27:3 Sur'a de, ‘Denizin girişinde oturan, çok adalara kadar halkların tüccarı olan ey sen, Efendi Yahve şöyle diyor: “Ey Sur, ‘Ben güzellikte kusursuzum’ dedin.
EZE 27:4 Senin sınırların denizlerin yüreğindedir. Yapıcıların senin güzelliğini kusursuzlaştırdılar.
EZE 27:5 Senin bütün tahtalarını Senir selvilerinden yaptılar. Sana direk yapmak için Lübnan'dan sedir aldılar.
EZE 27:6 Küreklerini Başan meşelerinden yaptılar. Sehpalarını Kittim adalarından selvi ağacına kakılmış fildişinden yaptılar.
EZE 27:7 Yelkenin, sana bayrak olsun diye, Mısır'dan işlemeli ince ketendi. Elişa adalarından gelen mavi ve mor senin güverten oldu.
EZE 27:8 Sayda'da ve Arvad'da oturanlar senin kürekçilerindi. Ey Sur, bilge adamların sendeydi. Onlar senin kılavuzlarındı.
EZE 27:9 Geval'ın ihtiyarları, ve onun bilge adamları senin gemi gediklerini onarıyorlardı. Denizcileriyle birlikte denizin bütün gemileri senin mallarını değiş tokuş etmek için sendeydi."”'
EZE 27:10 “‘“Pers, Lud ve Put senin ordundaydı, senin savaş adamlarındı. Kalkanı ve miğferi senin içinde astılar. Senin güzelliğini gösterdiler.
EZE 27:11 Arvad adamları ve ordun senin surlarının üzerinde her taraftaydı, cesur adamlar senin kulelerindeydi. Kalkanlarını her taraftaki surlarına astılar. Senin güzelliğini kusursuzlaştırdılar."”'
EZE 27:12 “‘“Tarşiş her türlü zenginliğin çokluğu nedeniyle senin tüccarındı. Mallarını gümüş, demir, kalay ve kurşunla takas ettiler."”'
EZE 27:13 “‘“Yavan, Tuval ve Meşek senin tüccarlarındı. Senin malların karşılığında insan canları ve tunç kaplar takas ederlerdi."”'
EZE 27:14 “‘“Togarma evinden olanlar senin malların karşılığında atlar, savaş atları ve katırlar takas ederlerdi.
EZE 27:15 “‘“Dedan halkı seninle ticaret yaptı. Birçok ada senin elinin pazarıydı. Sana karşılığında fildişi boynuzları ve abanoz getirirlerdi.
EZE 27:16 “‘“El işlerinin çokluğu nedeniyle Suriye senin tüccarındı. Senin malların karşılığında zümrütler, mor, işlemeli işler, ince keten, mercan ve yakutlar takas ederlerdi.
EZE 27:17 “‘“Yahuda ve İsrael ülkesi senin tüccarlarındı. Senin malların karşılığında Minnit buğdayı, pideler, bal, yağ ve merhem takas ederlerdi.
EZE 27:18 “‘“Senin el işlerinin çokluğundan, her çeşit zenginliğin çokluğu nedeniyle Damaskus, Helbon şarabı ve beyaz yünle, senin tüccarındı.
EZE 27:19 “‘“Vedan ve Yavan, senin malların için iplik takas ederlerdi; senin malların arasında işlenmiş demir, tarçın ve kokulu kamış vardı.
EZE 27:20 “‘“Dedan, ata binmek için değerli eyer örtülerinde senin tüccarındı."”'
EZE 27:21 “‘“Arabistan ve Kedar'ın bütün beyleri, kuzuda, koçta ve keçide senin gözde tüccarlarındı. Bunlarda senin tüccarlarındı."”'
EZE 27:22 “‘“Şeba ve Raama tüccarları senin tüccarlarındı. Senin malların için en iyi baharatları, bütün değerli taşları ve altını takas ederlerdi."”'
EZE 27:23 “‘“Haran, Kanne, Eden, Şeba tüccarları, Aşur ve Kilmad senin tüccarlarındı.
EZE 27:24 Bunlar, senin mallarının arasında, tüccarlarının seçme malları olarak, mavi ve işlemeli kumaş topları ve iplerle sarılmış zengin giysilerin sedir sandıkları vardı."”'
EZE 27:25 “‘“Tarşiş gemileri, malların için kervanlarındı. Seni doldurdular, ve denizlerin yüreğinde çok görkemli oldun.
EZE 27:26 Kürekçilerin seni büyük sulara getirdi. Doğu rüzgarı seni denizlerin yüreğinde kırdı.
EZE 27:27 Senin düşüş gününde, zenginliğin, eşyaların, ticaret malların, denizcilerin, kılavuzların, gemi gediği tamir edenlerin, mallarının tüccarları ve sende olan bütün savaşçıların, içinizdeki bütün topluluğunuzla birlikte, denizlerin yüreğine düşecekler.
EZE 27:28 Dümencilerin feryadıyla otlaklar sarsılacak.
EZE 27:29 Kürekleri çekenlerin hepsi, denizciler ve denizin bütün kılavuzları gemilerinden inecekler. Karada duracaklar.
EZE 27:30 Seslerini senin için duyuracaklar, ve acı acı ağlayacaklar. Başlarına toprak atacaklar. Külde yuvarlanacaklar.
EZE 27:31 Senin için saçlarını yolacaklar, ve çul kuşanacaklar. Can acısıyla, acı bir yasla, senin için ağlayacaklar.
EZE 27:32 İnlemelerinde senin için ağıt yakacaklar, ve senin için yas tutup, 'Denizin ortasında susturulan sur gibi kim var?' diyecekler.
EZE 27:33 Malların denizden çıktıkça birçok halkı doyurdun. Zenginliğinin ve mallarının çokluğuyla yeryüzünün krallarını zenginleştirdin.
EZE 27:34 Derin sularda denizler tarafından kırıldığın zaman, malların ve bütün topluluğun senin içinde düştü.
EZE 27:35 Adaların bütün sakinleri sana şaştı, ve kralları dehşet verici bir şekilde korktular. Yüzlerinde sıkıntı var.
EZE 27:36 Halklar arasındaki tüccarlar sana ıslık çalıyorlar. Korkunç bir sona geldin, ve bir daha olmayacaksın."”'
EZE 28:1 Yahve'nin sözü bana yine geldi ve şöyle dedi:
EZE 28:2 “Ey insanoğlu, Sur hükümdarına de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Çünkü yüreğin yükseldi, ve ‘Ben ilâhım, Tanrı'nın tahtında, denizlerin ortasında oturuyorum’ dedin; ancak sen insansın, ilâh değilsin, yüreğini bir ilâh yüreği gibi yapmış olsan da—
EZE 28:3 İşte, Daniel'den daha bilgesin. Senden saklı hiçbir sır yoktur.
EZE 28:4 Bilgeliğin ve anlayışınla kendine servet kazandın, hazinelerine altın ve gümüş koydun.
EZE 28:5 Büyük bilgeliğin ve ticaretinle servetini artırdın, zenginliğinden ötürü yüreğin yükseldi—”
EZE 28:6 “'Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Çünkü yüreğini Tanrı'nın yüreği gibi yaptın,
EZE 28:7 bu yüzden, işte, yabancıları, ulusların korkunçlarını senin üzerine getireceğim. Bilgeliğinin güzelliğine karşı kılıçlarını çekecekler. Senin parlaklığını kirletecekler.
EZE 28:8 Seni çukura indirecekler. Denizlerin yüreğinde sen öldürülenlerin ölümüyle öleceksin.
EZE 28:9 Seni öldürenin önünde, ‘Ben Tanrı'yım’ mı diyeceksin? Ama seni yaralayanın elinde, sen insansın, Tanrı değil.
EZE 28:10 Yabancıların eliyle, sünnetsizlerin ölümüyle öleceksin; çünkü bunu ben söyledim.” diyor Efendi Yahve.'”
EZE 28:11 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 28:12 “Ey insanoğlu, Sur Kralı için ağıt yak ve ona de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Sen tam ölçünün mührüydün, bilgelikle doluydun, ve güzellikte kusursuzdun.
EZE 28:13 Sen Tanrı'nın bahçesinde, Aden'deydin. Seni yakut, topaz, zümrüt, sarı yakut, oniks, yeşim, safir, turkuaz ve beril gibi her türlü değerli taş süslüyordu. Teflerin ve kavalların altın işçiliği sendeydi. Bunlar yaratıldığın gün hazırlandı.
EZE 28:14 Sen meshedilmiş koruyucu bir Keruv'dun. O zaman seni Tanrı'nın kutsal dağına yerleştirdim. Ateş taşlarının arasında aşağı yukarı yürüdün.
EZE 28:15 Yaratıldığın günden beri, sende haksızlık bulunana dek yollarında kusursuzdun.
EZE 28:16 Ticaretinin bolluğundan dolayı, için zorbalıkla doldu ve günah işledin. Bu yüzden kirli şey gibi seni Tanrı'nın dağından attım. Ey koruyucu Keruv, ateş taşlarının arasından seni harap ettim.
EZE 28:17 Güzelliğinden ötürü yüreğin yükseldi. Parlaklığından ötürü bilgeliğini bozdun. Seni yere attım. Seni görsünler diye kralların önüne koydum.
EZE 28:18 Kötülüklerinin çokluğuyla, ticaretinin haksızlığıyla, kutsal yerlerini kirlettin. Bu yüzden senin içinden ateş çıkardım. Seni yiyip bitirdi. Seni gören herkesin gözü önünde, seni yeryüzünde küle çevirdim.
EZE 28:19 Halklar arasında seni tanıyanların hepsi sana şaşacak. Sen bir dehşet oldun, artık yok olacaksın."”'
EZE 28:20 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 28:21 “Ey insanoğlu, yüzünü Sayda'ya çevir ve ona karşı peygamberlik et.
EZE 28:22 Ve de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, sana karşıyım, ey Sayda. Senin içinde yüceltileceğim. O zaman, onun içinde yargılarımı yerine getirdiğimde, ve onun içinde kutsal kılındığımda, benim Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 28:23 Çünkü onun içine salgın hastalık, sokaklarına kan göndereceğim. Her yanından onun üzerindeki kılıçla Yaralılar içinde düşecek. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.”'”
EZE 28:24 “‘“İsrael evinin çevrelerinde olup onları küçümseyenlerin hiç birinden bir daha onlara batan bir çalı ve acıtan bir diken kalmayacak. O zaman benim Efendi Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 28:25 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İsrael evini, aralarına dağılmış oldukları halklardan topladığımda ve ulusların gözü önünde aralarında kutsallığımı gösterdiğimde, hizmetkârım Yakov'a vermiş olduğum kendi ülkelerinde oturacaklar.
EZE 28:26 Orada güvenlik içinde oturacaklar. Evet, evler bina edecekler, bağlar dikecekler ve etraflarında onları küçümseyenlerin hepsini cezalandırdığımda güvenlik içinde oturacaklar. O zaman benim Tanrıları Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 29:1 Onuncu yılda, onuncu ayda, ayın on ikinci günü, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 29:2 “Ey insanoğlu, yüzünü Mısır Kralı Firavun'a çevir, ona ve bütün Mısır'a karşı peygamberlik et.
EZE 29:3 Konuş ve de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, ben sana karşıyım, Mısır Kralı Firavun, ırmaklarının ortasında yatan, 'Irmağım benimdir, onu kendim için yaptım' diyen büyük canavar.
EZE 29:4 Çenelerine kancalar takacağım, ırmaklarının balıklarını da pullarına yapıştıracağım. Seni ırmaklarının içinden, pullarına yapışmış olan bütün ırmak balıklarıyla birlikte çıkaracağım.
EZE 29:5 Seni ve ırmaklarının bütün balıklarını çöle atacağım. Kırın üzerine düşeceksin. Bir araya getirilmeyeceksin, toplanmayacaksın. Seni yeryüzünün hayvanlarına, ve gökyüzünün kuşlarına yem olarak verdim."”'
EZE 29:6 ““'Mısır sakinlerinin hepsi benim Yahve olduğumu bilecekler, çünkü onlar İsrael evine kamıştan bir değnek oldular.
EZE 29:7 Seni elinden tuttuklarında kırıldın, onların bütün omuzlarını yardın. Sana yaslandıklarında kırıldın, bütün bellerini felç ettin."”'
EZE 29:8 “‘Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, ben senin üzerine bir kılıç getireceğim, insanı da hayvanı da senden kesip atacağım.
EZE 29:9 Mısır ülkesi ıssız ve çöl olacak. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”' ““'Çünkü, ‘Irmak benimdir ve onu ben yaptım’ dedi,
EZE 29:10 bu yüzden işte, sana ve ırmaklarına karşıyım. Mısır ülkesini Sevene Kulesi'nden Etiyopya sınırına kadar tümüyle çöl edip ıssız bırakacağım.
EZE 29:11 Onun içinden insan ayağı geçmeyecek, onun içinden hayvan ayağı geçmeyecek. Kırk yıl orada kimse oturmayacak.
EZE 29:12 Mısır ülkesini ıssız kalmış ülkelerin arasında ıssız bırakacağım. Kentleri, harap olmuş kentler arasında kırk yıl ıssız kalacak. Mısırlılar'ı ulusların arasına dağıtacağım, onları ülkeler içine saçacağım."”'
EZE 29:13 “'Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Kırk yılın sonunda Mısırlılar'ı dağılmış oldukları halklardan toplayacağım.
EZE 29:14 Mısır'ın sürgününü geri döndüreceğim, onları Patros ülkesine, doğdukları ülkeye geri getireceğim. Orada düşük bir krallık olacaklar.
EZE 29:15 Krallıkların en düşüğü olacak. Artık ulusların üstüne yükselmeyecek. Artık uluslar üzerinde hakimiyet sürmesinler diye onları küçülteceğim.
EZE 29:16 Artık onlar, İsrael evinin dönüp onlara baktıkça suçlarını hatırlatan güvendikleri şey olmayacak. O zaman benim Efendi Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 29:17 Yirmi yedinci yılda, birinci ayın birinci gününde, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 29:18 “Ey insanoğlu, Babil Kralı Nebukadnetsar kendi ordusunu Sur’a karşı büyük bir hizmet ettirdi. Her baş kel oldu, her omuz aşındı; ancak ne kendisi ne de ordusu ona karşı yaptığı hizmetten ötürü Sur'dan bir ücreti olmadı.
EZE 29:19 Bu nedenle Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, Mısır ülkesini Babil Kralı Nebukadnetsar’a vereceğim. Onun kalabalığını götürecek, ganimetini alacak ve onu yağma edecek. Ordusunun ücreti bu olacak.
EZE 29:20 Mısır diyarını ettiği hizmet için ona verdim, çünkü onlar benim için çalıştılar.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 29:21 “O gün İsrael evi için bir boynuz çıkaracağım ve senin ağzını onların arasında açacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EZE 30:1 Yahve'nin sözü bana yine geldi ve şöyle dedi:
EZE 30:2 “Ey insanoğlu, peygamberlik et ve de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “'Ah o gün!' diye feryat edin.
EZE 30:3 Çünkü gün yakındır, Yahve'nin günü yakındır. Bulutlar günü, ulusların zamanı olacak.
EZE 30:4 Mısır'ın üzerine kılıç gelecek, ve Etiyopya'da sıkıntı olacak, Mısır'da öldürülenler düştüğünde. Onun kalabalığını alıp götürecekler, ve onun temelleri yıkılacak."”'
EZE 30:5 ““'Onlarla birlikte Etiyopya, Put, Lud, bütün karışık halk, Kub ve onlarla müttefik olan ülke çocukları kılıçla düşecekler."”'
EZE 30:6 “‘Yahve şöyle diyor: “Mısır'ı destekleyenler de düşecek. Gücünün övünçü aşağı inecek. Sevene Kulesi'nden ötesi kılıçla düşecekler.” Diyor Efendi Yahve.”'
EZE 30:7 “Issız kalmış ülkeler arasında ıssız kalacaklar. Onun kentleri harap olmuş kentler arasında olacak.
EZE 30:8 Mısır'ı ateşe verdiğimde, ve bütün yardımcıları yok olduğunda, benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EZE 30:9 “‘“O gün, kaygısız Etiyopyalılar'ı korkutmak için gemilerle haberciler önümden çıkacaklar. Mısır gününde olduğu gibi, üzerlerinde sıkıntı olacak; çünkü işte, geliyor."”'
EZE 30:10 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Mısır'ın kalabalığını da Babil Kralı Nebukadnetsar'ın eliyle sona erdireceğim.
EZE 30:11 O ve onunla birlikte olan halkını, ulusların korkunçları, ülkeyi yok etmek için getirilecek. Mısır'a karşı kılıçlarını çekecekler, ve ülkeyi öldürülenlerle dolduracaklar.
EZE 30:12 Irmakları kurutacağım, ve ülkeyi kötü adamların eline satacağım. Yabancıların eliyle ülkeyi, ve içindekilerin hepsini harap edeceğim. Bunu ben, Yahve söyledim."”'
EZE 30:13 “'Efendi Yahve şöyle diyor: “Putları da yok edeceğim, Memfis'ten suretleri de kaldırıp atacağım. Mısır diyarından bir daha kimse bey olmayacak. Mısır diyarına korku salacağım.
EZE 30:14 Patros'u harap edeceğim, Soan'ı ateşe vereceğim, No'yu cezalandıracağım.
EZE 30:15 Gazabımı Mısır'ın kalesi Sin'in üzerine dökeceğim. No'nun kalabalığını kesip atacağım.
EZE 30:16 Mısır'ı ateşe vereceğim. Sin büyük bir sıkıntı içinde olacak. No yarılacak. Memfis'in gündüzleri düşmanları olacak.
EZE 30:17 Aven ve Pibeset gençleri kılıçla düşecekler. Onlar sürgüne gidecekler.
EZE 30:18 Tehafnehes'te de Mısır'ın boyunduruklarını kırdığım zaman, orada gün geri çekilecek. Gücünün övüncü onda sona erecek. Ona gelince, onu bir bulut örtecek, ve kızları sürgüne gidecek.
EZE 30:19 Böylece Mısır'ı cezalandıracağım. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 30:20 On birinci yılda, birinci ayda, ayın yedinci gününde, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 30:21 “Ey insanoğlu, Mısır Kralı Firavun'un kolunu kırdım. İşte, ilaç sürülsün, bağlamak için ona sargı sarılsın da kılıcı tutmak için güçlensin diye, onu sarmadılar.
EZE 30:22 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, ben Mısır Kralı Firavun'a karşıyım, kollarını, güçlü kolunu ve kırılmış olanı da kıracağım. Kılıcı elinden düşüreceğim.
EZE 30:23 Mısırlılar'ı ulusların arasına dağıtacağım ve onları ülkelere saçacağım.
EZE 30:24 Babil Kralı'nın kollarını güçlendireceğim, kılıcımı eline vereceğim; ve Firavun'un kollarını kıracağım, ve o, ağır yaralı bir adam nasıl inlerse Babil Kralı'nın önünde öyle inleyecek.
EZE 30:25 Babil Kralı'nın kollarını kaldıracağım, ama Firavun'un kolları düşecek. O zaman, kılıcımı Babil Kralı'nın eline koyduğumda ve onu Mısır diyarı üzerine uzattığında, benim Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 30:26 Mısırlılar'ı ulusların arasına dağıtacağım, onları ülkelere saçacağım. O zaman, benim Yahve olduğumu bilecekler.'”
EZE 31:1 On birinci yılda, üçüncü ayda, ayın birinci günü, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 31:2 “Ey insanoğlu, Mısır Kralı Firavun'a ve onun kalabalığına de: 'Büyüklüğünle kime benziyorsun?
EZE 31:3 İşte Aşur, Lübnan'da güzel dalları, ve orman gibi gölgesi olan, yüksek boylu bir sedirdi; tepesi sık dalların arasındaydı.
EZE 31:4 Sular onu besledi, derinlik onu büyüttü. Irmakları ekili alanının çevresinde akıyordu. Kanallarını kırın bütün ağaçlarına yaydı.
EZE 31:5 Böylece boyu kırın bütün ağaçlarından daha yükseldi; dalları çoğaldı. Dalları yayıldığı zaman, bol sular yüzünden uzadı.
EZE 31:6 Gökyüzünün bütün kuşları dallarında yuva yaptılar. Kırın bütün hayvanları dallarının altında yavrularını doğurdular. Bütün büyük uluslar onun gölgesinde yaşadılar.
EZE 31:7 Böylece büyüklüğüyle, dallarının uzunluğuyla güzeldi; çünkü kökü çok suların yanındaydı.
EZE 31:8 Tanrı'nın bahçesindeki sedirler onu gizleyemezdi. Selvi ağaçları onun dalları gibi değildi. Çam ağaçları onun dalları gibi değildi; Tanrı'nın bahçesindeki hiçbir ağaç güzellikte onun gibi değildi.
EZE 31:9 Dallarının çokluğuyla onu güzelleştirdim; öyle ki, Tanrı'nın bahçesindeki bütün Aden ağaçları onu kıskandılar.”'
EZE 31:10 “Bu nedenle Efendi Yahve şöyle dedi: 'Çünkü boyu yükseldi, tepesini sık dalların arasına koydu, yüreği yüksekliğiyle yükseldi,
EZE 31:11 onu ulusların güçlüsünün eline teslim edeceğim. O kesinlikle onunla ilgilenecektir. Kötülüğünden dolayı onu kovdum.
EZE 31:12 Yabancılar, ulusların zorbaları onu kesip attılar ve onu bıraktılar. Dalları dağların üzerine ve bütün vadilere düştü, dalları ülkenin bütün su yollarında kırıldı. Yeryüzünün bütün halkları gölgesinden çekilip indiler ve onu terk ettiler.
EZE 31:13 Gökyüzünün bütün kuşları onun yıkıntısında konaklayacak, kırın bütün hayvanları dalları üzerinde olacak,
EZE 31:14 ta ki, suların kenarındaki bütün ağaçların hiçbiri kendi boylarınca yükselmesinler, tepelerini kalın dalların arasına koymasınlar. Su içenlerin hepsi, onların güçlüleri yüksekliklerinde durmasınlar; çünkü hepsi, insanoğullarının arasında, çukura inenlerle birlikte yeryüzünün derinliklerine, ölüme teslim edildi.”'
EZE 31:15 “Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Şeol'e indiği gün, yas tutturdum. Onun için engini örttüm, onun ırmaklarını alıkoydum. Büyük sular durduruldu. Lübnan'ı onun için yas tutturdum ve kırın bütün ağaçları onun için baygın düştü.
EZE 31:16 Onu çukura inenlerle birlikte Şeol'e indirdiğimde, ulusları onun düşüşünün sesinden titrettim. Lübnan'ın en seçme ve en iyi ağaçları, Aden'in bütün ağaçları, su içenlerin hepsi, yeryüzünün alt kısımlarında teselli buldular.
EZE 31:17 Onlar da, evet, onun kolu olanlar, ulusların arasında onun gölgesinde yaşayanlar, onunla birlikte Şeol'e, kılıçla öldürülmüş olanların yanına indiler.”'
EZE 31:18 “‘Aden ağaçları arasında böyle görkem ve büyüklükte kime benziyorsun? Yine de Aden ağaçlarıyla birlikte yeryüzünün alt kısımlarına indirileceksin. Sünnetsizlerin arasında, kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte yatacaksın.”' “‘Bu Firavun ve onun bütün kalabalığıdır’ diyor Efendi Yahve.”
EZE 32:1 On ikinci yılda, on ikinci ayda, ayın birinci gününde, “Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 32:2 'Ey insanoğlu, Mısır Kralı Firavun için ağıt yak ve ona de, “Kendini ulusların genç aslanına benzettin; ancak sen denizlerdeki canavar gibisin. Irmaklarına saldırdın, ve ayaklarınla suları çalkaladın, ve onların ırmaklarını bulandırdın."”'
EZE 32:3 Efendi Yahve şöyle diyor: “Ağımı çok halkların topluluğuyla birlikte senin üzerine sereceğim. Seni benim ağımda dışarı çıkaracaklar.
EZE 32:4 Seni karada bırakacağım. Seni açık kıra atacağım, ve gökyüzünün bütün kuşlarını senin üzerine konduracağım. Bütün yeryüzünün hayvanlarını seninle doyuracağım.
EZE 32:5 Etini dağların üzerine sereceğim, ve vadileri senin yüksekliğinle dolduracağım.
EZE 32:6 Senin kanınla içinde yüzdüğün ülkeyi dağlara kadar sulayacağım. Su yolları seninle dolacak.
EZE 32:7 Seni söndürdüğümde gökleri örteceğim, ve onun yıldızlarını karartacağım. Güneşi bulutla örteceğim, ve ay kendi ışığını vermeyecek.
EZE 32:8 Gökyüzünün bütün parlak ışıklarını senin üzerinde karartacağım, ve senin ülkenin üzerine karanlık koyacağım.” diyor Efendi Yahve.
EZE 32:9 “Yıkımının haberini ulusların arasına, tanımadığın ülkelere eriştirince, birçok halkın yüreğini de sıkıntıya sokacağım.
EZE 32:10 Evet, birçok halkı senin yüzünden şaşkına çevireceğim, ve kralları, kılıcımı önlerinde salladığımda, senin için dehşetle korkacaklar. Düştüğün gün, her an, her adam kendi canı için titreyecekler.”
EZE 32:11 Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Babil Kralı'nın kılıcı senin üzerine gelecek.
EZE 32:12 Senin kalabalığını yiğitlerin kılıçlarıyla düşüreceğim. Hepsi ulusların acımasızlarıdır. Mısır'ın övüncünü hiçe indirecekler, ve onun bütün kalabalığı yok olacak.
EZE 32:13 Çok sular yanından onun bütün hayvanlarını da yok edeceğim. İnsan ayağı onları artık rahatsız etmeyecek, hayvanların toynakları da onları rahatsız etmeyecek.
EZE 32:14 O zaman sularını berraklaştıracağım, ve ırmaklarını yağ gibi akıtacağım.” diyor Efendi Yahve.
EZE 32:15 “Mısır ülkesini ıssız ve harap ettiğimde, doluluğunu boşalttığım zaman, orada oturanların hepsini vurduğumda, o zaman benim Yahve olduğumu bilecekler.”
EZE 32:16 “‘“Yakacakları ağıt budur. Ulusların kızları bununla ağıt yakacaklar. Mısır üzerine, onun bütün kalabalığı üzerine, bu ağıtı yakacaklar.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 32:17 On ikinci yılda, ayın on beşinci günü, Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 32:18 “Ey insanoğlu, Mısır kalabalığı için ağıt yak, onu ve ünlü ulusların kızlarını da çukura inenlerle birlikte onları yeryüzünün derinliklerine at.
EZE 32:19 Güzellikte kimi geçiyorsun? Aşağı in ve sünnetsizlerle birlikte yat.
EZE 32:20 Kılıçla öldürülmüş olanların arasına düşecekler. Kılıca teslim edildi. Onu bütün kalabalığıyla birlikte sürükleyin.
EZE 32:21 Yiğitler arasındaki güçlüler, ona yardım edenlerle birlikte Şeol'ün içinden onunla konuşacaklar. Aşağı indiler. Sünnetsizler, kılıçla öldürülmüş olanlar yatıyorlar.”
EZE 32:22 “Aşur bütün topluluğuyla orada. Mezarları onun çevresinde. Hepsi kılıçla düşmüş, öldürülmüşler.
EZE 32:23 Mezarları çukurun en uçlarına konulmuş, topluluğu onun mezarının çevresinde. Hepsi kılıçla düşmüş, öldürülmüşler. Onlar ki, yaşayanlar diyarında dehşet saçmışlardı.”
EZE 32:24 “Elam ve bütün kalabalığı orada, kendi mezarının çevresindeler; hepsi öldürülmüş, kılıçla düşmüş, sünnetsiz olarak yeryüzünün derinliklerine inmişler. Onlar ki, yaşayanlar diyarında dehşet saçmışlardı ve çukura inenlerle birlikte utançlarını yüklendiler.
EZE 32:25 Elam'a bütün kalabalığıyla birlikte öldürülmüş olanların arasında bir yatak yaptılar. Mezarları kendi çevresinde, hepsi kılıçla öldürülmüş, sünnetsizdir. Çünkü yaşayanlar diyarında dehşet saçmışlardı. Çukura inenlerle birlikte kendi utançlarını yüklendiler. Öldürülmüş olanların arasına konuldu.”
EZE 32:26 “Meşek, Tuval ve onların bütün kalabalıkları orada. Mezarları onların çevresinde, hepsi sünnetsiz, kılıçla öldürülmüşler; çünkü yaşayanlar diyarında dehşet saçtılar.
EZE 32:27 Onlar sünnetsizlerden düşen güçlülerle birlikte yatmayacaklar, o yiğitler ki, savaş silahlarıyla Şeol'e inmişler ve kılıçlarını başlarının altına koymuşlar. Suçları kemikleri üzerindedir; çünkü yaşayanlar diyarında yiğitlerin dehşeti oldular.”
EZE 32:28 “Ama sen sünnetsizler arasında kırılacaksın ve kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte yatacaksın.”
EZE 32:29 “Edom, kralları ve bütün beyleri orada, güçlü oldukları halde kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte yatırıldılar. Sünnetsizlerle ve çukura inenlerle birlikte yatacaklar.”
EZE 32:30 “Kuzey beyleri, hepsi ve bütün Saydalılar orada, öldürülenlerle birlikte aşağı indiler. Güçleriyle saçtıkları dehşet içinde utandılar. Kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte sünnetsiz olarak yatıyorlar ve utançlarını yüklendiler.”
EZE 32:31 “Firavun onları görecek, kılıçla öldürülmüş olan Firavun ve bütün ordusu, bütün kalabalığı için teselli bulacak” diyor Efendi Yahve.
EZE 32:32 “Çünkü onun dehşetini yaşayanlar diyarına koydum. Firavun ve bütün kalabalığı, kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte sünnetsizlerin arasına, yatırılacak.” diyor Efendi Yahve.
EZE 33:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 33:2 “Ey insanoğlu, halkının çocuklarına söyle ve onlara de, ‘Bir ülke üzerine kılıç getirdiğimde ve ülkenin halkı aralarından birini alıp kendileri için onu bekçi olarak koyduklarında,
EZE 33:3 eğer kılıcın ülke üzerine geldiğini görünce boru çalıp halkı uyarırsa,
EZE 33:4 o zaman boru sesini kim işitir de uyarıyı dikkate almazsa, kılıç gelip onu alırsa, onun kanı kendi başı üzerinde olacaktır.
EZE 33:5 Boru sesini işitmiş ve uyarıyı dikkate almamıştır. Onun kanı kendi başı üzerinde olacaktır; oysa uyarıyı dikkate almış olsaydı, canını kurtarmış olurdu.
EZE 33:6 Ama eğer bekçi kılıcın geldiğini görüp de boruyu çalmazsa, halk uyarılmazsa ve kılıç gelip içlerinden birini alırsa, o kişi kendi suçu içinde alınır, ama onun kanını bekçinin elinden isteyeceğim.”'
EZE 33:7 “Böylece sen, ey insanoğlu, seni İsrael evine bekçi olarak atadım. Bu yüzden sözü ağzımdan işit ve onları benim tarafımdan uyar.
EZE 33:8 Kötüye, ‘Ey kötü adam, kesinlikle öleceksin’ dediğimde, ve sen kötü adamı yolundan uyarmak için konuşmadığında, o kötü adam kendi suçunda ölecek, ama onun kanını senin elinden isteyeceğim.
EZE 33:9 Ama, kötü adamı yolundan dönmesi için uyardığında ve yolundan dönmezse, o kendi kötülüğünde ölecek, ama sen canını kurtarmış olacaksın.”
EZE 33:10 “Sen, ey insanoğlu, İsrael evine de: ‘Siz şöyle diyorsunuz: “Suçlarımız ve günahlarımız üzerimizde ve biz bunlarda eriyip gidiyoruz. Öyleyse nasıl yaşayabiliriz?”'
EZE 33:11 Onlara de, “'Varlığım hakkı için” diyor Efendi Yahve, “Kötü adamın ölümünden değil, ancak kötü adamın yolundan dönüp yaşamasından zevk alırım. Dönün, kötü yollarınızdan dönün! Çünkü neden ölesiniz, ey İsrael evi?"”'
EZE 33:12 “Sen, ey insanoğlu, halkının çocuklarına de: ‘Doğru adamın doğruluğu, itaatsizlik gününde onu kurtarmayacak. Kötü adamın kötülüğüne gelince, kötülüğünden döndüğü gün bundan dolayı düşmeyecek; ve doğru adam günah işlediği gün bundan dolayı yaşayamayacak.
EZE 33:13 Doğru adam için, elbette yaşayacaktır, dediğim zaman, eğer kendi doğruluğuna güvenir ve kötülük yaparsa, yaptığı doğru işlerin hiç biri hatırlanmayacak; ama işlediği suç içinde ölecektir.
EZE 33:14 Yine kötü adama, “Kesinlikle öleceksin” dediğimde, eğer günahından döner ve doğru ve adil olanı yaparsa,
EZE 33:15 eğer kötü adam rehinini geri verir, soygunculukla aldığını geri verir, yaşam kurallarına göre yürür ve hiçbir suç işlemezse, kesinlikle yaşayacaktır. Ölmeyecektir.
EZE 33:16 İşlediği günahlardan hiçbiri kendisine karşı anılmayacaktır. O, doğru ve adil olanı yapmıştır. Kesinlikle yaşayacaktır.”'
EZE 33:17 “‘Yine de halkının çocukları, “Efendinin yolu adil değil” diyorlar; ya onlar, onların yolu adil değil.
EZE 33:18 Doğru adam doğruluğundan döner ve kötülük yaparsa, onda ölecektir.
EZE 33:19 Kötü adam kötülüğünden döner ve doğru ve adil olanı yaparsa, onun sayesinde yaşayacaktır.
EZE 33:20 Ancak siz, “Efendinin yolu adil değil” diyorsunuz. İsrael evi, her birinizi kendi yollarına göre yargılayacağım.'”
EZE 33:21 Sürgünlüğümüzün on ikinci yılında, onuncu ayın beşinci günü, Yeruşalem'den kaçıp kurtulan biri yanıma gelip, “Kent yenildi!” dedi.
EZE 33:22 Akşamleyin, kaçak gelmeden önce, Yahve'nin eli benim üzerimdeydi. Sabahleyin adam yanıma gelinceye kadar Yahve ağzımı açmıştı. Ağzım açıldı ve artık dilsiz değildim.
EZE 33:23 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 33:24 “Ey insanoğlu, İsrael ülkesinin harap yerlerinde oturanlar, ‘Avraham tek kişiydi, ülkeyi miras aldı; bizse kalabalığız. Ülke bize miras olarak verildi’ diye söylüyorlar.
EZE 33:25 Bu nedenle onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Kanla birlikte yiyorsunuz, gözlerinizi putlarınıza kaldırıyorsunuz ve kan döküyorsunuz. Öyleyse ülkeyi siz mi mülk edineceksiniz?
EZE 33:26 Kılıcının üzerinde duruyorsun, iğrençlik yapıyorsun ve her biriniz komşusunun karısını kirletiyor. Öyleyse ülkeyi siz mi mülk edineceksiniz?"”'
EZE 33:27 “Onlara de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Varlığım hakkı için, kesinlikle harap olmuş yerlerde olanlar kılıçla düşecekler. Açık kırda olanları yesinler diye hayvanlara vereceğim, kalelerde ve mağaralarda olanlar salgın hastalıktan ölecek.
EZE 33:28 Ülkeyi harabe ve şaşılacak bir yer edeceğim. Gücünün övünmesi sona erecek. İsrael dağları ıssız kalacak, öyle ki onlardan kimse geçmeyecek.
EZE 33:29 O zaman, ülkeyi yaptıkları bütün iğrençlikler yüzünden ıssız bırakıp şaşılacak bir yer ettiğimde, benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 33:30 “Sen, ey insanoğlu, halkının çocukları senin hakkında duvarların önünde ve evlerin kapılarında konuşuyorlar ve birbirlerine, herkes kendi kardeşine, 'Lütfen gelin ve Yahve tarafından çıkan sözü dinleyelim' diyorlar.
EZE 33:31 Onlar sana halk gibi gelirler, senin önünde benim halkım gibi otururlar ve senin sözlerini duyarlar, ama onları yapmazlar; çünkü ağızlarıyla çok sevgi gösterirler, ama yürekleri kendi kazançlarının peşindedir.
EZE 33:32 İşte, sen onlar için güzel sesli, iyi çalgı çalan birinin çok sevimli ezgisi gibisin; çünkü senin sözlerini duyarlar, ama yapmazlar.”
EZE 33:33 “Bu gerçekleştiğinde, işte, gerçekleşiyor, o zaman aralarında bir peygamber olduğunu bilecekler.”
EZE 34:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 34:2 “Ey insanoğlu, İsrael çobanlarına karşı peygamberlik et. Peygamberlik et ve onlara, o çobanlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Kendi kendilerini güden İsrael çobanlarının vay haline! Çobanların gütmesi gereken koyunlar değil mi?
EZE 34:3 Yağı yiyor, yün giyiyorsunuz. Besili hayvanları kesiyorsunuz, ama koyunları gütmüyorsunuz.
EZE 34:4 Hastaları güçlendirmediniz, hasta olanı iyileştirmediniz, kırık olanı sarmadınız, sürülmüş olanı geri getirmediniz, kaybolanı aramadınız, ama onlara zorla ve sertlikle hakim oldunuz.
EZE 34:5 Çoban olmadığı için dağıldılar. Kırın bütün hayvanlarına yem oldular ve dağıldılar.
EZE 34:6 Koyunlarım bütün dağlarda, her yüksek tepede dolaştı. Evet, koyunlarım yeryüzünün her yerine dağıldılar. Soran da arayan da kimse yok."”'
EZE 34:7 “'Bu nedenle, ey çobanlar, Yahve'nin sözünü dinleyin:
EZE 34:8 “Varlığım hakkı için” diyor Efendi Yahve, “Mademki çoban olmadığı için koyunlarım kesin av oldu, koyunlarım kırın bütün hayvanlarına yem oldular ve çobanlarım koyunlarımı aramadılar, çobanlar koyunlarımı gütmediler ve kendi kendilerini güttüler;
EZE 34:9 bu nedenle, ey çobanlar, Yahve'nin sözünü dinleyin!”
EZE 34:10 Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, ben çobanlara karşıyım. Koyunlarımı onların elinden isteyeceğim, onların koyunları gütmelerine son vereceğim. Çobanlar artık kendi kendilerini gütmeyecekler. Koyunlarımı onların ağzından kurtaracağım, onlara yiyecek olmayacaklar."”'
EZE 34:11 “'Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, ben kendim koyunlarımı arayıp soruşturacağım.
EZE 34:12 Bir çoban, dağılmış koyunlarının arasında olduğu gün sürüsünü nasıl ararsa, ben de koyunlarımı öyle arayacağım. Bulutlu ve karanlık bir günde dağılmış oldukları her yerden onları kurtaracağım.
EZE 34:13 Onları halklardan çıkaracağım, ülkelerden toplayacağım ve kendi topraklarına getireceğim. Onları İsrael dağlarında, su yollarında ve ülkenin bütün oturulan yerlerinde güdeceğim.
EZE 34:14 Onları iyi otlakta güdeceğim ve ağılları İsrael'in yüksek dağları üzerinde olacak. Orada iyi bir ağılda yatacaklar. İsrael dağlarındaki verimli otlakta otlayacaklar.
EZE 34:15 Ben kendim koyunlarımın çobanı olacağım ve onları yatıracağım.” diyor Efendi Yahve.
EZE 34:16 “Kaybolanı arayacağım, sürülmüş olanı geri getireceğim, kırık olanı saracağım, hasta olanı güçlendireceğim; ama semizi ve güçlüyü yok edeceğim."”'
EZE 34:17 “Size gelince, ey sürüm, Efendi Yahve şöyle diyor: ‘İşte, koyunla koyun arasında, koçla teke arasında ben yargıçlık ediyorum.
EZE 34:18 İyi otlakta otlamış olmak size az mı geliyor da, otlağından arta kalanı ayaklarınızla çiğniyorsunuz? Ve berrak sulardan içmiş olmak size az mı geliyor da artakalanı ayaklarınızla bulandırıyorsunuz?
EZE 34:19 Koyunlarıma gelince, ayaklarınızla çiğnediğinizi yiyorlar, ayaklarınızla bulandırdığınızı içiyorlar.”'
EZE 34:20 “Bu yüzden Efendi Yahve onlara şöyle diyor: ‘İşte, ben, ben, semiz koyunla zayıf koyun arasında yargıçlık edeceğim.
EZE 34:21 Çünkü böğürle ve omuzla itiyorsunuz, bütün hastaları dışarılara dağıtıncaya kadar boynuzlarınızla kakıyorsunuz,
EZE 34:22 bu yüzden sürümü kurtaracağım, artık av olmayacaklar. Koyunla koyun arasında ben yargıçlık yapacağım.
EZE 34:23 Onların üzerine tek çoban koyacağım, onları o güdecek, hizmetkârım David'i koyacağım. Onları o güdecek, çobanları o olacak.
EZE 34:24 Ben, Yahve, onların Tanrısı olacağım, hizmetkârım David de aralarında önder olacak. Bunu ben, Yahve, söyledim.”'
EZE 34:25 “'Onlarla esenlik antlaşması yapacağım, kötü hayvanları ülkede sona erdireceğim. Çölde güvenlik içinde oturacaklar, ormanlarda uyuyacaklar.
EZE 34:26 Onları ve tepemin çevresindeki yerleri bereketli kılacağım. Sağanağı zamanında yağdıracağım. Bereket sağanakları olacak.
EZE 34:27 Kırın ağacı meyvesini verecek, yer ürününü verecek, ülkelerinde güvenlik içinde olacaklar. Onların boyunduruk bağlarını kırdığımda, onları köleleştirenlerin elinden kurtardığımda, benim Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 34:28 Artık uluslara av olmayacaklar, yeryüzünün hayvanları onları yemeyecek; güvenlik içinde oturacaklar ve kimse onları korkutmayacak.
EZE 34:29 Onlara ün kazandıracak bir fidan çıkaracağım, artık ülkede kıtlıkla yok olmayacaklar, ulusların utancını taşımayacaklar.
EZE 34:30 Ben, Tanrıları Yahve'nin onlarla birlikte olduğumu, İsrael evinin de benim halkım olduğunu bilecekler, diyor Efendi Yahve.
EZE 34:31 Sizler benim koyunlarım, otlağımın koyunları, insansınız, ben de sizin Tanrınız'ım.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 35:1 Ve Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 35:2 “Ey insanoğlu, yüzünü Seir Dağı'na çevir ve ona karşı peygamberlik et.
EZE 35:3 Ve ona de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: 'İşte, sana karşıyım, ey Seir Dağı, ve elimi sana karşı uzatacağım. Seni harabeye çevirip şaşılacak bir şey yapacağım.
EZE 35:4 Kentlerini harap edeceğim, ve sen ıssız kalacaksın. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksin."”'
EZE 35:5 “‘“Çünkü sen sürekli düşmanlık ettin ve felaket zamanında, sonun kötülüğü zamanında, İsrael'in çocuklarını kılıcın eline verdin,
EZE 35:6 bu nedenle, varlığım hakkı için,” diyor Efendi Yahve, “Seni kan için hazırlayacağım ve kan seni kovalayacak. Kandan nefret etmediğin için, kan seni kovalayacak.
EZE 35:7 Böylece Seir Dağı'nı şaşılacak bir şeye ve harabeye döndüreceğim. Oraya gidip gelenin kökünü keseceğim.
EZE 35:8 Dağlarını öldürülmüşlerle dolduracağım. Kılıçla öldürülenler tepelerinde, vadilerinde ve bütün su yollarında düşecek.
EZE 35:9 Seni ebediyen ıssız bırakacağım ve kentlerinde oturulmayacak. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz."”'
EZE 35:10 ““'Çünkü, ‘Bu iki ulus ve bu iki ülke benim olacak ve onları mülk edineceğiz’ dedin, oysa Yahve oradaydı.
EZE 35:11 Bu nedenle, varlığım hakkı için” diyor Efendi Yahve, “Onlara karşı nefretinden dolayı gösterdiğin öfkene ve kıskançlığına göre yapacağım; ve seni yargıladığım zaman kendimi onların arasında tanıtacağım.
EZE 35:12 Ben, Yahve, İsrael dağlarına karşı, ‘Yıkıldılar. Yutalım diye bize verildi.’ diye söylediğin bütün hakaretleri duyduğumu bileceksin.
EZE 35:13 Ağzınızla bana karşı kendinizi büyüttün, Bana karşı sözlerini çoğalttınız. Bunu duydum.”
EZE 35:14 Efendi Yahve şöyle diyor: “Bütün dünya sevinirken, seni ıssız bırakacağım.
EZE 35:15 İsrael evinin mirası ıssız kaldığı için nasıl sevindiysen, sana da öyle yapacağım. Sen tümüyle ıssız kalacaksın, ey Seir Dağı ve bütün Edom. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 36:1 Sen, ey insanoğlu, İsrael dağlarına peygamberlik et ve de: “Ey İsrael dağları, Yahve'nin sözünü dinleyin.
EZE 36:2 Efendi Yahve şöyle diyor: 'Düşman size karşı, “Oh!” dedi ve, “Eski yüksek yerler mülk olarak bizimdir!” dedi.'
EZE 36:3 Bu nedenle peygamberlik et ve de: 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki sizi ıssız bıraktılar, ulusların geri kalanına mülk olasınız diye, sizi her yandan yuttular ve konuşanların dudaklarına tutuldunuz, halkların dedikodusu oldunuz.”
EZE 36:4 Bu nedenle, ey İsrael dağları, Efendi Yahve'nin sözünü dinleyin: Efendi Yahve dağlara, tepelere, su yollarına, vadilere, harap edilmiş ıssız yerlere ve çevredeki ulusların geri kalanına av ve alay konusu olmuş terk edilmiş kentlere şöyle diyor:
EZE 36:5 Bu nedenle Efendi Yahve şöyle diyor: “Gerçekten kıskançlığımın ateşiyle, ulusların geri kalanına ve bütün Edom'a karşı konuştum. Onlar, yüreklerinin bütün sevinciyle, canlarının kiniyle, ülkemi ganimet olarak kapışmak için kendilerine mülk edindiler.”'
EZE 36:6 Bu nedenle İsrael ülkesi hakkında peygamberlik et ve dağlara, tepelere, su yollarına ve vadilere şunu söyle, 'Efendi Yahve şöyle diyor: İşte, kıskançlığım ve öfkemle konuştum, çünkü ulusların utancını siz yüklendiniz.”
EZE 36:7 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Ben ant içtim, 'Kesinlikle çevrenizdeki uluslar kendi utançlarını yüklenecekler."”'
EZE 36:8 ““'Ey siz İsrael dağları, dallarınızı sürecek ve meyvenizi halkım İsrael'e vereceksiniz. Çünkü onlar gelmek üzeredir.
EZE 36:9 Çünkü işte, ben sizden yanayım ve size geleceğim. Siz de işlenip ekileceksiniz.
EZE 36:10 Üzerinizde insanları, bütün İsrael evini, hepsini çoğaltacağım. Kentlerde oturulacak ve harap yerler yeniden bina edilecek.
EZE 36:11 Üzerinizde insanı ve hayvanı çoğaltacağım. Çoğalacaklar ve verimli olacaklar. Eskiden olduğunuz gibi sizde insanlar oturtacağım ve sizi başlangıçtan daha iyi yapacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 36:12 Evet, üzerinizde insanları, halkım İsrael'i yürüteceğim. Seni mülk edinecekler ve onların mirası olacaksın ve onları bir daha asla çocuklarından mahrum bırakmayacaksın."”'
EZE 36:13 “'Efendi Yahve şöyle diyor: “Mademki sana, 'Sen insanları yiyip bitiren, ulusunu çocuklarından mahrum bırakansın' diyorlar.
EZE 36:14 Bu yüzden artık insanları yiyip bitirmeyeceksin ve ulusunu çocuklarından mahrum bırakmayacaksın.” diyor Efendi Yahve.
EZE 36:15 “Ulusların utancını bir daha sana duyurmayacağım. Halkların hakaretini artık yüklenmeyeceksin, artık kendi halkını tökezletmeyeceksin.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 36:16 Ve Efendi Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 36:17 “Ey insanoğlu, İsrael evi kendi ülkelerinde yaşarken, yolları ve işleriyle onu kirlettiler. Benim önümde onların yolu, kirliliği içindeki bir kadının murdarlığı gibiydi.
EZE 36:18 Bu yüzden ülkeye döktükleri kan ve putlarıyla onu kirlettikleri için gazabımı üzerlerine boşalttım.
EZE 36:19 Onları ulusların arasına dağıttım, ülkelere saçıldılar. Onları yollarına ve işlerine göre yargıladım.
EZE 36:20 Gittikleri uluslara vardıklarında, kutsal adımı kirlettiler. Çünkü onlar için, ‘Bunlar Yahve'nin halkıdır ve O'nun ülkesini terk ettiler’ dediler.
EZE 36:21 Ama ben, İsrael evini gittikleri uluslar arasında kirlettiği kutsal adıma saygı gösterdim.”
EZE 36:22 “Bu nedenle İsrael evine söyle, ‘Ey İsrael evi, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Bunu sizin hatırınız için değil, gittiğiniz uluslar arasında kirlettiğiniz kutsal adım için yapıyorum.
EZE 36:23 Uluslar arasında kirletilen, sizin de onların arasında kirlettiğiniz büyük adımı kutsallaştıracağım. O zaman uluslar, gözleri önünde kutsallığımı kanıtladığımda, benim Yahve olduğumu bilecekler.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 36:24 ““'Çünkü sizi ulusların arasından alacağım, bütün ülkelerden toplayacağım ve kendi ülkenize getireceğim.
EZE 36:25 Üzerinize temiz su serpeceğim ve temiz olacaksınız. Sizi bütün kirliliğinizden ve bütün putlarınızdan temizleyeceğim.
EZE 36:26 Size yeni bir yürek vereceğim ve içinize yeni bir ruh koyacağım. Taş yüreği bedeninizden çıkaracağım ve size etten bir yürek vereceğim.
EZE 36:27 Ruhumu içinize koyacağım ve kurallarımda yürüteceğim. İlkelerimi tutacak ve onları yapacaksınız.
EZE 36:28 Atalarınıza verdiğim ülkede oturacaksınız. Siz benim halkım olacaksınız ve ben de sizin Tanrınız olacağım.
EZE 36:29 Sizi bütün kirliliğinizden kurtaracağım. Buğdayı çağıracağım ve onu çoğaltacağım, üzerinize kıtlık getirmeyeceğim.
EZE 36:30 Uluslar arasında bir daha kıtlık ayıbı çekmeyeceksiniz diye ağacın meyvesini ve tarlanın ürününü çoğaltacağım."”'
EZE 36:31 “‘“O zaman kötü yollarınızı ve iyi olmayan işlerinizi hatırlayacaksınız; ve suçlarınız ve iğrençlikleriniz yüzünden kendi gözlerinizde kendinizden tiksineceksiniz.
EZE 36:32 Bunu sizin hatırınız için yapmıyorum.” diyor Efendi Yahve. “Bunu bilin. Ey İsrael evi, yollarınızdan utanın ve sıkılın."”'
EZE 36:33 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Sizi bütün kötülüklerinizden temizleyeceğim gün, kentlerde insan oturtacağım ve harap yerler yeniden bina edilecek.
EZE 36:34 Issız kalmış olan ülke, gelip geçenlerin gözü önünde ıssız olmaktan çıkıp işlenecek.
EZE 36:35 'Bu harabe ülke, Aden bahçesi gibi oldu. Yıkılmış, ıssız ve harap kentler surlarla çevrildi ve içinde oturuluyor.' diyecekler.
EZE 36:36 O zaman çevrenizde kalan uluslar, yıkık yerleri ben, Yahve'nin yaptığımı ve çöl olanı benim diktiğimi bilecekler. Ben, Yahve, bunu söyledim ve yapacağım."”'
EZE 36:37 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Bundan dolayı, onlar için bunu yapayım diye, İsrael evine yine kendimi aratacağım; onları sürü gibi insanlarla çoğaltacağım.
EZE 36:38 Kurbanlık sürüsü nasılsa, Yeruşalem'in belli bayramlarındaki sürüsü nasılsa, harap kentler de insan sürüleriyle öyle dolacak. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 37:1 Yahve'nin eli üzerimdeydi ve Yahve'nin Ruhu'nda beni dışarı çıkardı ve beni vadinin ortasına koydu; ve vadi kemiklerle doluydu.
EZE 37:2 Beni onların her yanından geçirdi; ve işte, açık vadide çoktular ve işte, çok kuruydular.
EZE 37:3 Bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, bu kemikler yaşayabilir mi?” Ben de, “Ey Efendim Yahve, sen bilirsin” dedim.
EZE 37:4 Yine bana dedi, “Bu kemikler üzerine peygamberlik et ve onlara söyle, 'Kuru kemikler, Yahve'nin sözünü dinleyin.
EZE 37:5 Efendi Yahve bu kemiklere şöyle diyor: “İşte, içinize soluk koyacağım ve yaşayacaksınız.
EZE 37:6 Üzerinize kaslar koyacağım ve üzerinizde et bitireceğim ve sizi deriyle örteceğim ve içinize soluk koyacağım ve yaşayacaksınız. O zaman benim Yahve olduğumu bileceksiniz."”'
EZE 37:7 Böylece bana buyurulduğu gibi peygamberlik ettim. Peygamberlik ettiğim sırada bir gürültü oldu ve işte, bir deprem oldu. Sonra kemikler, kemik kemiğine olmak üzere birbirine yaklaştı.
EZE 37:8 Baktım ve işte, üzerlerinde kaslar vardı ve et çıktı ve üstlerini deri kapladı; ama onlarda soluk yoktu.
EZE 37:9 Sonra bana şöyle dedi, “Rüzgâra peygamberlik et, peygamberlik et, ey insanoğlu, ve rüzgâra söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: Dört rüzgârdan gel, ey soluk ve bu öldürülmüşlerin üzerine üfle de yaşasınlar."”'
EZE 37:10 Böylece bana buyurulduğu gibi peygamberlik ettim ve soluk onların içine girdi ve canlandılar ve ayakları üzerinde dikildiler, çok büyük bir ordu.
EZE 37:11 Sonra bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, bu kemikler bütün İsrael evidir. İşte onlar, şöyle diyorlar, ‘Kemiklerimiz kurudu, umudumuz kayboldu. Tamamen yok olduk.’
EZE 37:12 Bu yüzden peygamberlik et ve onlara de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, mezarlarınızı ben açacağım, mezarlarınızdan sizi çıkaracağım, ey halkım; ve sizi İsrael ülkesine getireceğim.
EZE 37:13 Mezarlarınızı açıp sizi mezarlarınızdan çıkardığım zaman, ey halkım, benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
EZE 37:14 Ruhumu içinize koyacağım, ve yaşayacaksınız. O zaman sizi kendi ülkenize yerleştireceğim; ve bunu ben, Yahve'nin söylediğini ve gerçekleştirdiğini bileceksiniz.” diyor Yahve.'”
EZE 37:15 Yahve'nin sözü yine bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 37:16 “Sen, ey insanoğlu, bir değnek al ve üzerine, ‘Yahuda için ve yoldaşları İsraelliler için’ diye yaz. Sonra başka bir değnek al ve üzerine, ‘Yosef için, Efraim değneği ve yoldaşları bütün İsraelliler için’ diye yaz.
EZE 37:17 O zaman bunları kendin için bir değnek gibi birbirine birleştir, senin elinde bir olsunlar.”
EZE 37:18 “Halkının çocukları sana, ‘Bunlarla ne demek istediğini bize göstermeyecek misin?’ diye söylediklerinde,
EZE 37:19 onlara söyle, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, Efraim'in elinde olan Yosef'in değneğini ve yoldaşları İsrael oymaklarını alacağım; onları Yahuda değneğine koyacağım, onları bir değnek yapacağım ve onlar benim elimde bir olacaklar.
EZE 37:20 Üzerine yazdığın değnekler gözlerinin önünde senin elinde olacaklar.”'
EZE 37:21 Onlara söyle, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, ben İsrael çocuklarını gittikleri ulusların arasından alacağım, her yandan toplayacağım ve kendi ülkelerine getireceğim.
EZE 37:22 Onları ülkede, İsrael dağları üzerinde tek bir ulus yapacağım. Hepsinin kralı bir olacak. Artık iki ulus olmayacaklar. Artık bir daha iki krallığa bölünmeyecekler.
EZE 37:23 Artık putlarıyla, iğrenç şeyleriyle, suçlarının hiç biriyle kendilerini kirletmeyecekler. Onları oturdukları ve içinde günah işledikleri bütün yerlerden kurtaracağım ve onları temizleyeceğim. Böylece onlar benim halkım olacaklar, ben de onların Tanrısı olacağım."”'
EZE 37:24 ““'Hizmetkârım David onların üzerinde kral olacak. Hepsinin bir çobanı olacak. Kurallarımda da yürüyecekler, ilkelerimi tutacaklar ve onları yapacaklar.
EZE 37:25 Hizmetkârım Yakov'a verdiğim, içinde atalarınızın yaşadığı ülkede oturacaklar. Onlar, çocukları ve çocuklarının çocukları daima orada oturacaklar. Hizmetkârım David sonsuza dek onların beyi olacak.
EZE 37:26 Onlarla esenlik antlaşması da yapacağım. Bu onlarla sonsuz bir antlaşma olacak. Onları yerleştireceğim, çoğaltacağım ve kutsal yerimi sonsuza dek aralarına koyacağım.
EZE 37:27 Çadırım da onlarla birlikte olacak. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.
EZE 37:28 Kutsal yerim daima aralarında oldukça, uluslar benim İsrael'i kutsayan Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 38:1 Yahve'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
EZE 38:2 “Ey insanoğlu, yüzünü Magog ülkesinden, Roş, Meşek ve Tuval Beyi Gog'a doğru çevir ve ona karşı peygamberlik et.
EZE 38:3 Ve söyle, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, sana karşıyım, ey Roş, Meşek ve Tuval Beyi Gog.
EZE 38:4 Seni geri çevireceğim, çenelerine çengeller takacağım ve seni ve bütün ordunu, atları ve atlılarını, hepsi tam zırh giyinmiş, büyük kalkanlı ve küçük kalkanlı, hepsi kılıç kullanan büyük bir topluluğu;
EZE 38:5 onlarla birlikte, hepsi kalkanlı ve miğferli Pers'i, Kuş'u ve Put'u,
EZE 38:6 Gomer ve bütün ordularını, kuzeyin en uç yerlerindeki Togarma evini ve bütün ordularını, seninle birlikte birçok halkları çıkaracağım."”'
EZE 38:7 “‘“Hazır ol, evet, sen ve yanına toplanmış olan bütün birliklerin kendinizi hazırlayın, ve onlara muhafız ol.
EZE 38:8 Çok günler sonra ziyaret edileceksin. Son yıllarda, kılıçtan geri getirilen, birçok halktan İsrael dağlarına toplanmış olanlara, sürekli harap olmuş olan ülkeye geleceksiniz; ama onlar halklardan çıkarılmış ve hepsi güvenlik içinde oturacaklar.
EZE 38:9 Sen kalkacaksın. Bir fırtına gibi geleceksiniz. Ülkeyi örtmek için bir bulut gibi olacaksın, sen ve bütün orduların ve seninle birlikte çok halklar."”'
EZE 38:10 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “O gün, aklına bazı şeyler gelecek ve kötü bir plan tasarlayacaksın.
EZE 38:11 Şöyle diyeceksin, 'Sursuz köyler diyarına çıkacağım. Rahatta olanlara, güvenlikte oturanlara gideyim, hepsi sursuz, sürgüsüz ve kapısız oturuyorlar.
EZE 38:12 Ganimet almak ve yağmalamak için; harabe olmuşken şimdi insan oturmakta olan yerlere, uluslardan toplanmış olan halka karşı elini döndürmek için çıkacaksın, o halk ki, hayvanlar ve mallar kazanmıştır, yeryüzünün ortasında oturmaktadır.'
EZE 38:13 Şeva, Dedan ve Tarşiş tüccarları, bütün genç aslanlarıyla sana, 'Ganimet almaya mı geldin? Yağmalamak, gümüş ve altın götürmek, hayvanları ve malları alıp götürmek, büyük ganimet almak için mi topluluğunu topladın?' diye soracaklar."””
EZE 38:14 “Bu yüzden, ey insanoğlu, peygamberlik et ve Gog'a de, 'Efendi Yahve şöyle diyor: “Halkım İsrael güvenlik içinde oturduğu gün, sen bilmeyecek misin?
EZE 38:15 Sen, kuzeyin en uçlarından, seninle birlikte birçok halk, hepsi at sırtında, büyük bir topluluk ve güçlü bir ordu olarak kendi yerinden geleceksin.
EZE 38:16 Ülkeyi örten bir bulut gibi halkım İsrael'e karşı çıkacaksın. Son günlerde ulusların gözü önünde sende kutsal kılındığımda, ey Gog, onlar beni tanısınlar diye, seni ülkeme karşı getireceğim."”'
EZE 38:17 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Onlara karşı seni getireceğim diye o günlerde yıllarca peygamberlik etmiş olan hizmetkârlarım İsrael peygamberleri aracılığıyla eskiden kendisi hakkında söylemiş olduğum kişi sen misin?
EZE 38:18 O gün, Gog İsrael ülkesine karşı geldiğinde” diyor Efendi Yahve, “gazabım burnuma kadar yükselecek.
EZE 38:19 Çünkü kıskançlığımla ve gazabımın ateşiyle konuştum. Elbette o günlerde İsrael diyarında büyük sarsıntı olacak,
EZE 38:20 denizdeki balıklar, gökyüzündeki kuşlar, kırdaki hayvanlar, yeryüzünde sürünen bütün yaratıklar ve yeryüzündeki bütün insanlar önümde titreyecekler. O zaman dağlar yıkılacak, sarp yerler düşecek ve her duvar yerle bir olacak.
EZE 38:21 Bütün dağlarıma ona karşı kılıç diye sesleneceğim.” diyor Efendi Yahve. “Herkesin kılıcı kardeşine karşı olacak.
EZE 38:22 Onunla salgın hastalıkla ve kanla yargıya gireceğim. Onun üzerine, orduları üzerine ve onunla birlikte olan birçok halkın üzerine, sağanak yağmur, büyük dolu, ateş ve kükürt yağdıracağım.
EZE 38:23 Kendimi büyük edeceğim ve kendimi kutsal kılacağım ve birçok ulusun gözünde kendimi tanıtacağım. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 39:1 “Sen, ey insanoğlu, Gog’a karşı peygamberlik et ve de, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “İşte, sana karşıyım, ey Roş, Meşek ve Tuval Beyi Gog.
EZE 39:2 Seni geri çevireceğim, seni götüreceğim ve seni kuzeyin en uçlarından çıkaracağım; ve seni İsrael dağları üzerine getireceğim.
EZE 39:3 Sol elinden yayını ve sağ elinden oklarını vurup düşüreceğim.
EZE 39:4 Sen ve bütün orduların ve seninle beraber olan halklar İsrael dağları üzerinde düşeceksin. Seni her çeşit yırtıcı kuşa ve kırdaki hayvanlara yiyip bitirsinler diye vereceğim.
EZE 39:5 Açık kırda düşeceksin, çünkü bunu ben söyledim.” diyor Efendi Yahve.
EZE 39:6 “Magog üzerine ve adalarda güvenlik içinde oturanlar üzerine ateş göndereceğim. O zaman benim Yahve olduğumu bilecekler."”'
EZE 39:7 ““'Halkım İsrael arasında kutsal adımı tanıtacağım. Kutsal adımın bir daha lekelenmesine izin vermeyeceğim. O zaman uluslar benim, İsrael'de Kutsal Olan, Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 39:8 İşte geliyor ve gerçekleşecek.” diyor Efendi Yahve. “Bu, hakkında söylediğim gündür."”'
EZE 39:9 ““'İsrael kentlerinde oturanlar dışarı çıkıp silahları ile ateş yakacaklar ve onları, hem küçük kalkanları hem de büyük kalkanları, yayları ve okları, savaş sopalarını ve mızrakları da yakacaklar ve bunlarla yedi yıl ateş yakacaklar;
EZE 39:10 öyle ki kırdan odun almayacaklar, ormanlardan kesmeyecekler; çünkü silahlarla ateş yakacaklar. Kendilerini yağmalamış olanları yağmalayacaklar ve kendilerini soymuş olanları soyacaklar.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 39:11 “‘“O gün öyle olacak ki, İsrael'de Gog'a, denizin doğusunda Geçenler Vadisi'nde bir gömülme yeri vereceğim; ve oradan geçenleri o durduracak. Gog'u ve bütün kalabalığını oraya gömecekler ve oraya ‘Hamon Gog Vadisi’ denilecek."”'
EZE 39:12 “‘“Ülkeyi temizlesinler diye İsrael evi onları yedi ay boyunca gömmeye devam edecek.
EZE 39:13 Evet, ülkenin bütün halkı onları gömecek; ve yüceltileceğim günde onlara ün olacak.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 39:14 “‘“Memleket içinden geçecek görevli adamlar ayıracaklar. Memleket içinden geçenler, yerin yüzeyinde kalanları gömenlerle birlikte memleketi temizlemek için gidecekler. Yedi ayın sonunda araştıracaklar.
EZE 39:15 Memleketi araştıranlar onun içinden geçecek; biri insan kemiği görünce, gömecek olanlar onu Haman Gog Vadisi'ne gömene dek yanında bir nişan koyacak.
EZE 39:16 Hamona da bir kent adı olacak. Böylece ülkeyi temizleyecekler."”'
EZE 39:17 “Sen, ey insanoğlu, Efendi Yahve şöyle diyor: 'Her çeşit kuşa ve kırın her hayvanına söyle, “Toplanın da gelin; İsrael dağlarında sizin için keseceğim büyük kurbana, her yandan toplanın da et yiyin, kan için.
EZE 39:18 Yiğitlerin etini yiyeceksiniz, yeryüzü beylerinin kanını, koçların, kuzuların, keçilerin, boğaların kanını içiceksiniz, hepsi Başan’ın semiz hayvanlarıdır.
EZE 39:19 Sizin için kestiğim kurbandan, doyuncaya dek yağ yiyeceksiniz, sarhoş oluncaya dek kan içeceksiniz.
EZE 39:20 Soframda atlara, savaş arabalarına, yiğitlere ve bütün savaşçılara doyacaksınız.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 39:21 “Ben görkemimi uluslar arasına koyacağım. O zaman bütün uluslar verdiğim cezayı ve üzerlerine koyduğum elimi görecekler.
EZE 39:22 Böylece İsrael evi o günden itibaren benim Tanrıları Yahve olduğumu bilecekler.
EZE 39:23 Uluslar İsrael evinin kendi suçları yüzünden sürgüne gittiğini, çünkü bana karşı suç işlediklerini ve yüzümü onlardan gizlediğimi bilecekler. Bu yüzden onları düşmanlarının eline verdim ve hepsi kılıçla düştüler.
EZE 39:24 Onlara kirliliklerine ve suçlarına göre davrandım. Yüzümü onlardan gizledim.”
EZE 39:25 “Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Şimdi Yakov'un sürgününü geri döndüreceğim ve bütün İsrael evine merhamet edeceğim. Kutsal adım için kıskanç olacağım.
EZE 39:26 Ülkelerinde güven içinde oturduklarında, utançlarını ve bana karşı işledikleri bütün suçları unutacaklar. Onları korkutan olmayacak.
EZE 39:27 Onları halklardan geri getirdiğimde, düşmanlarının ülkelerinden topladığımda, birçok ulusun gözü önünde kutsallığım da görünecek.
EZE 39:28 Benim Tanrıları Yahve olduğumu bilecekler, çünkü onları ulusların arasına sürgüne ben gönderdim ve kendi ülkelerine ben topladım. O zaman onlardan hiçbirini artık tutsak bırakmayacağım.
EZE 39:29 Onlardan yüzümü artık gizlemeyeceğim, çünkü Ruhum'u İsrael evinin üzerine döktüm.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 40:1 Sürgünlüğümüzün yirmi beşinci yılında, yılın başında, ayın onuncu gününde, kentin vurulmasından sonraki on dördüncü yılda, aynı günde, Yahve'nin eli üzerimdeydi ve beni oraya götürdü.
EZE 40:2 Tanrı'nın görümlerinde beni İsrael ülkesine götürdü ve güneyde bir kent yapısına benzeyen çok yüksek bir dağın üzerine koydu.
EZE 40:3 Beni oraya götürdü; ve işte, görünüşü tunç gibi görünümü olan, elinde keten ip ve ölçü kamışı olan bir adam vardı; ve kapıda duruyordu.
EZE 40:4 Adam bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, gözlerinle gör, kulaklarınla duy ve sana göstereceğim her şeye yüreğini koy; çünkü sana göstereyim diye buraya getirildin. Gördüğün her şeyi İsrael evine bildir.”
EZE 40:5 İşte, evin dışında çepeçevre bir duvar ve adamın elinde altı arşın uzunluğunda, her biri bir arşın ve bir el genişliğinde bir ölçü kamışı vardı. Ve binanın kalınlığını bir kamış, yüksekliğini bir kamış olarak ölçtü.
EZE 40:6 O zaman doğuya bakan kapıya geldi ve basamaklarından çıktı. Kapının eşiğini ölçtü, bir kamış enindeydi; ve öbür eşiği bir kamış enindeydi.
EZE 40:7 Her oda bir kamış uzunluğunda ve bir kamış enindeydi. Odalar arası beş arşındı. Eve bakan eyvanın kapı eşiği bir kamıştı.
EZE 40:8 Kapı eyvanını eve doğru ölçtü, bir kamıştı.
EZE 40:9 O zaman kapının eyvanını ölçtü, sekiz arşındı; ve söveleri iki arşındı; ve kapının eyvanı eve doğruydu.
EZE 40:10 Doğuya bakan kapının yan odaları bu tarafta üç, o tarafta üç idi. Üçünün ölçüsü birdi. Bu yandan ve o yandan sövlelerinin ölçüsü birdi.
EZE 40:11 Kapıya girilecek yerin genişliğini ölçtü, on arşın, kapının uzunluğu on üç arşındı,
EZE 40:12 ve odaların önünde, bu tarafta bir arşınlık bir kenar duvar, o tarafta bir arşınlık bir kenar duvar vardı; odalar bu tarafta altı arşın, öbür tarafta altı arşındı.
EZE 40:13 Kapıyı bir yan odanın damından öbür yan odanın damına kadar ölçtü, kapı kapıya karşı yirmi beş arşın genişliğindeydi.
EZE 40:14 Altmış arşın direkler de yaptı; avlu kapının çevresinde direklere kadar uzanıyordu.
EZE 40:15 Girişteki kapının ön cephesinden kapının iç eyvanının ön cephesine kadar elli arşındı.
EZE 40:16 Kapının her tarafındaki yan odaların ve bölme duvarlarının da kafesli pencereleri vardı. Pencereler içeriye doğru çevriliydi. Her bölme duvarı üzerinde palmiye ağaçları vardı.
EZE 40:17 O zaman beni dış avluya götürdü. İşte, avlu için çepeçevre yapılmış taş döşeme ve odalar vardı. Döşeme üzerinde otuz oda vardı.
EZE 40:18 Kapıların yanında olan döşeme, kapıların uzunluğuna, alt döşemeye denkti.
EZE 40:19 O zaman alt kapının ön cephesinden dıştaki iç avlunun ön cephesine kadar olan genişliği ölçtü, hem doğuda hem de kuzeyde yüz arşındı.
EZE 40:20 Kuzeye bakan dış avlunun kapısının uzunluğunu ve genişliğini ölçtü.
EZE 40:21 Bu tarafta üç, o tarafta üç oda vardı. Bölme duvarları ve eyvanı birinci kapının ölçüsüne eşitti: Uzunluğu elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
EZE 40:22 Pencereleri, eyvanları ve palmiye ağaçları doğuya bakan kapının ölçüsüne eşitti. Ona yedi basamakla çıkılıyordu. Eyvanı onların önündeydi.
EZE 40:23 Kuzey kapısına ve doğu kapısına karşı iç avlunun birer kapısı vardı. Kapıdan kapıya yüz arşın ölçtü.
EZE 40:24 Beni güneye doğru götürdü; ve işte güneye doğru bir kapı vardı. Onun bölme duvarlarını ve eyvanını ölçtü, bu ölçülere göreydi.
EZE 40:25 Öteki pencereler gibi, içinde ve eyvanda her tarafta pencereler vardı: Uzunluğu elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
EZE 40:26 Ona çıkmak için yedi basamak vardı ve eyvanı onların önündeydi. Bölme duvarları üzerinde biri bu tarafta, diğeri o tarafta palmiye ağaçları vardı.
EZE 40:27 Güney yönünde iç avlunun bir kapısı vardı. Kapıdan kapıya güneye doğru ölçtü, yüz arşındı.
EZE 40:28 O zaman beni güney kapısından iç avluya getirdi. Güney kapısını ölçtü, bu ölçülere göreydi;
EZE 40:29 onun odaları, bölme duvarları ve eyvanıyla birlikte, bu ölçülere göreydi. İçinde ve onda ve eyvanda çepeçevre pencereler vardı. Uzunluğu elli, genişliği yirmi beş arşındı.
EZE 40:30 Çevresinde yirmi beş arşın uzunluğunda ve beş arşın genişliğinde eyvan vardı.
EZE 40:31 Eyvanı dış avluya doğruydu. Bölme duvarları üzerinde palmiye ağaçları vardı. Ona çıkmak için sekiz basamak vardı.
EZE 40:32 Beni doğuya doğru iç avluya getirdi. Kapıyı ölçtü, bu ölçülere göreydi;
EZE 40:33 odaları, bölme duvarları ve eyvanıyla birlikte, bu ölçülere göreydi. Onda ve eyvanda çepeçevre pencereler vardı. Uzunluğu elli, genişliği yirmi beş arşındı.
EZE 40:34 Onun eyvanları dış avluya doğruydu. Bu tarafta ve o tarafta bölme duvarları üzerinde palmiye ağaçları vardı. Ona çıkmak için sekiz basamak vardı.
EZE 40:35 Beni kuzey kapısına getirdi ve onu ölçtü, bu ölçülere göreydi:
EZE 40:36 Odaları, bölme duvarları ve onun eyvanları. Her tarafında pencereler vardı. Uzunluğu elli arşın, genişliği yirmi beş arşındı.
EZE 40:37 Direkleri dış avluya doğruydu. Bu tarafta ve o tarafta bölme duvarları üzerinde palmiye ağaçları vardı. Ona çıkmak için sekiz basamak vardı.
EZE 40:38 Kapıların direkleri yanında kapısı olan bir oda vardı. Orada yakmalık sunuyu yıkıyorlardı.
EZE 40:39 Kapı eyvanında bu tarafında iki masa, o tarafında iki masa vardı. Bunlar yakmalık sunuyu, günah sunusunu ve suç sunusunu kesmek içindi.
EZE 40:40 Kuzey kapısına çıkılan yerde, dışarıdan bir tarafta iki masa vardı; ve kapı eyvanı tarafındaki öte yanda iki masa vardı.
EZE 40:41 Kapının yanında, dört masa bir tarafta, dört masa öbür taraftaydı; üzerlerinde kurban kestikleri sekiz masaydı.
EZE 40:42 Yakmalık sunu için bir buçuk arşın uzunluğunda, bir buçuk arşın genişliğinde ve bir arşın yüksekliğinde dört tane yontma taş masa vardı. Yakmalık sunuyu ve kurbanı kesmek için kullandıkları takımları bunların üzerine koyarlardı.
EZE 40:43 Çengeller, her taraftan bir el genişliğinde tutturulmuştu. Sununun eti masaların üzerindeydi.
EZE 40:44 İç kapının dışında, kuzey kapısının yanında bulunan iç avluda ezgiciler için odalar vardı. Bunların yüzü güneye doğruydu. Biri, doğu kapısının yanında, yüzü kuzeye doğruydu.
EZE 40:45 Bana, “Yüzü güneye doğru olan bu oda, evin nöbetini tutan kâhinler içindir” dedi.
EZE 40:46 “Yüzü kuzeye doğru olan oda sunak nöbetini tutan kâhinler içindir. Bunlar Levioğulları'ndan, Yahve'ye hizmet etmek için ona yaklaşan Sadokoğulları'dır.”
EZE 40:47 Avluyu ölçtü, yüz arşın uzunluğunda ve yüz arşın genişliğinde, kareydi. Sunak evin önündeydi.
EZE 40:48 O zaman beni evin eyvanına getirdi ve eyvanın her sövesini ölçtü, bu tarafta beş arşın, o tarafta beş arşındı. Kapının genişliği bu tarafta üç arşın, o tarafta üç arşındı.
EZE 40:49 Eyvanın uzunluğu yirmi arşın, genişliği ise on bir arşındı, ona basamakla çıkılıyordu. Sövelerin yanında, biri bu tarafta, biri o tarafta olmak üzere direkler vardı.
EZE 41:1 Beni tapınağa getirdi ve söveleri ölçtü, bir tarafta altı arşın, öbür tarafta altı arşın genişliğindeydi; bu çadırın genişliğiydi.
EZE 41:2 Girişin genişliği on arşındı; girişin yanları bir tarafta beş arşın, öbür tarafta beş arşındı. Uzunluğunu kırk arşın, genişliğini yirmi arşın ölçtü.
EZE 41:3 Sonra içeri girip girişin her sövesini iki arşın, girişi altı arşın, girişin genişliğini yedi arşın ölçtü.
EZE 41:4 Onun uzunluğunu yirmi arşın, tapınağın önündeki genişliğini yirmi arşın ölçtü. Bana, “Bu En kutsal Yer'dir” dedi.
EZE 41:5 Sonra evin duvarını altı arşın, evin her yanında, her yan odanın genişliğini dört arşın ölçtü.
EZE 41:6 Yan odalar üç katlıydı, üst üste ve her katta otuz. Evin yan odalarına ait olan duvarın içine giriyorlardı, ta ki, destek olsunlar da evin duvarına girmesinler.
EZE 41:7 Yan odalar yüksek katlarda daha genişti, çünkü duvarlar yüksek katlarda daha dardı. Bu nedenle evin genişliği yukarıya doğru artıyordu; ve böylece en alt kattan en üst kata orta kattan çıkılıyordu.
EZE 41:8 Evin çevresinde yükseltilmiş bir taban olduğunu da gördüm. Yan odaların temelleri altı büyük arşınlık tam bir kamıştı.
EZE 41:9 Yan odaların dış duvarının kalınlığı beş arşındı. Geriye kalan, eve ait olan yan odaların yeriydi.
EZE 41:10 Çepeçevre evin her yanında odalar arasında yirmi arşın genişlik vardı.
EZE 41:11 Yan odaların kapıları, kuzeye doğru bir kapı ve güneye doğru bir kapı olmak üzere, kalan açık alana doğruydu. Açık alanın genişliği çepeçevre beş arşındı.
EZE 41:12 Batıya doğru yan taraftaki ayrılmış yerin önündeki yapı yetmiş arşın genişliğindeydi; yapının duvarı her yandan beş arşın kalınlığındaydı ve uzunluğu doksan arşındı.
EZE 41:13 Böylece tapınağı ölçtü, yüz arşın uzunluğundaydı; ayrılmış yer ve yapı, duvarlarıyla birlikte yüz arşın uzunluğundaydı;
EZE 41:14 tapınağın yüzünün ve doğuya doğru ayrılmış yerin genişliği de yüz arşındı.
EZE 41:15 Arkasındaki ayrı yerin önündeki yapının uzunluğunu, bu yanda ve öbür yanda olan koridorlarını, iç tapınak ve avlunun eyvanları ölçtü, yüz arşındı,
EZE 41:16 eşikleri, kafesli pencereleri ve eşiğin karşısındaki üç katlı çepeçevre onun koridorları, her tarafta ahşap tavanlarla ve yerden pencerelere kadar (pencereler kafesliydi),
EZE 41:17 kapının üstündeki boşluğa, iç eve kadar ve dışarıdan, bütün duvar yanında içeriden ve dışarıdan, ölçüyle ölçtü.
EZE 41:18 Keruv ve palmiye ağaçlarından yapılmıştı. Keruv ve Keruv arasında bir palmiye ağacı vardı ve her Keruv'un iki yüzü vardı.
EZE 41:19 Öyle ki, bir yanda palmiye ağacına doğru bir insan yüzü, öbür yanda palmiye ağacına doğru genç bir aslan yüzü vardı. Bütün evin çevresinde böyle yapılmıştı.
EZE 41:20 Yerden kapının üstüne kadar Keruvlar ve palmiye ağaçları yapılmıştı. Tapınağın duvarı da böyleydi.
EZE 41:21 Tapınağın kapı söveleri kare şeklindeydi. Tapınağın yüzüne gelince, onun görünüşü tapınağın görünüşüne benziyordu.
EZE 41:22 Sunak ağaçtandı, yüksekliği üç arşın, uzunluğu iki arşındı. Köşeleri, tabanı ve duvarları ağaçtandı. Bana, “Bu, Yahve’nin önündeki masadır” dedi.
EZE 41:23 Tapınağın ve Kutsal Yer'in iki kapısı vardı.
EZE 41:24 Kapıların her birinin iki kanadı, iki dönen kanadı vardı: Bir kapı için iki, öbür kapı için iki kanat.
EZE 41:25 Tapınağın kapılarına, onların üzerine, duvarlar üzerine yapılmış olduğu gibi, Keruvlar ve palmiye ağaçları yapılmıştı. Dışarıdaki eyvanın önünde tahtadan bir eşik vardı.
EZE 41:26 Bir tarafta kafesli pencereler ve palmiye ağaçları, diğer tarafta ise eyvanın yanlarındaydı. Tapınağın yan odaları ve eşikleri böyle düzenlenmişti.
EZE 42:1 Sonra beni dış avluya, kuzeye doğru olan yola çıkardı. Ve beni ayrılmış olan yerin karşısında, kuzeye doğru olan binanın karşısındaki odaya getirdi.
EZE 42:2 Yüz arşın uzunluğa bakan kuzey kapısıydı, genişliği elli arşındı.
EZE 42:3 İç avluya ait olan yirmi arşının karşısında ve dış avluya ait olan döşemenin karşısında, üç katta koridor koridora karşıydı.
EZE 42:4 Odaların önünde içeriye doğru on arşın genişliğinde bir yürüyüş yolu, bir arşınlık bir yol vardı; ve kapıları kuzeye doğruydu.
EZE 42:5 Üst odalar daha dardı; çünkü koridorlar binadaki alt ve ortalardan daha fazlasını alıyordu.
EZE 42:6 Çünkü üç katlıydılar ve avluların direkleri gibi direkleri yoktu. Bu nedenle en üstteki, en alttakinden ve ortadakinden daha fazla geriye çekildi.
EZE 42:7 Dış avluya doğru odaların yanında, odaların önündeki, dışarıdaki duvarın uzunluğu elli arşındı.
EZE 42:8 Çünkü dış avludaki odaların uzunluğu elli arşındı. İşte, tapınağa bakanlar yüz arşındı.
EZE 42:9 Dış avludan girildiğinde, bu odaların altından doğu tarafında giriş vardı.
EZE 42:10 Doğuya doğru avlunun duvarının kalınlığı içinde, ayrılmış yerin önünde ve yapının önünde odalar vardı.
EZE 42:11 Onların önündeki yol, kuzeye doğru olan odaların görünümüne benziyordu. Uzunlukları ve genişlikleri aynıydı. Tüm çıkılacak yerlerinin düzeni ve kapıları aynıydı.
EZE 42:12 Güneye doğru olan odaların kapıları gibi, yolun başında, duvarın önünde, odalara girilirken, doğuya doğru olan yolun hemen önünde bir kapı vardı.
EZE 42:13 Sonra bana dedi, “Ayrılmış yerin karşısında olan kuzey odaları ve güney odaları, kutsal odalardır. Yahve'ye yakın olan kâhinler orada en kutsal şeyleri yiyecekler; en kutsal şeyleri, ekmek sunusu, günah sunusu ve suç sunusu ile birlikte oraya koyacaklar; çünkü o yer kutsaldır.
EZE 42:14 Kâhinler içeri girdiklerinde, orada hizmet ettikleri giysilerini koyana kadar kutsal yerden dış avluya çıkmayacaklar; çünkü kutsaldırlar. Sonra başka giysiler giyecekler ve halk için olana yaklaşacaklar.”
EZE 42:15 İç evi ölçmeyi bitirince, beni doğuya bakan kapının yolundan dışarı çıkardı ve onun her tarafını ölçtü.
EZE 42:16 Ölçü kamışıyla doğu tarafını ölçtü, her yanı ölçü kamışıyla beş yüz kamış.
EZE 42:17 Kuzey tarafını ölçtü, her tarafı ölçü kamışıyla beş yüz kamış.
EZE 42:18 Güney tarafını ölçtü, ölçü kamışıyla beş yüz kamış.
EZE 42:19 Batı tarafına döndü ve ölçü kamışıyla beş yüz kamış ölçtü.
EZE 42:20 Dört tarafını ölçtü. Kutsal olanı sıradan olandan ayırmak için etrafında bir duvar vardı, uzunluğu beş yüz arşın, genişliği beş yüz arşındı.
EZE 43:1 Sonra beni kapıya, doğuya bakan kapıya getirdi.
EZE 43:2 İşte, İsrael Tanrısı'nın görkemi doğu yolundan geldi. Sesi, çok suların sesi gibiydi ve yeryüzü görkemiyle aydınlandı.
EZE 43:3 Görmüş olduğum görümün görünümüne benziyordu, kenti yıkmak için geldiğim zaman görmüş olduğum görüm gibiydi; ve görümler Kevar Irmağı'nın yanında görmüş olduğum görüm gibiydi; ve yüzüstü düştüm.
EZE 43:4 Yahve'nin görkemi, doğuya bakan kapının yolundan eve girdi.
EZE 43:5 Ruh beni kaldırıp iç avluya getirdi; ve işte, Yahve'nin görkemi evi dolduruyordu.
EZE 43:6 Evden birinin benimle konuştuğunu duydum ve bir adam yanımda durdu.
EZE 43:7 Ve bana şöyle dedi, “Ey insanoğlu, burası tahtımın yeri ve ayaklarımın tabanlarımın yeri, İsrael'in çocukları arasında sonsuza dek oturacağım yer. İsrael evi, ne onlar, ne de kralları, fahişelikleriyle ve krallarının yüksek yerlerdeki cesetleriyle kutsal adımı kirletmeyecekler;
EZE 43:8 eşiklerini eşiğimin yanına, kapı sövelerini kapı sövemin yanına koymaktaydılar. Benimle onlar arasında bir duvar vardı; ve işledikleri iğrençliklerle kutsal adımı kirlettiler. Bu yüzden onları öfkemle tükettim.
EZE 43:9 Şimdi fahişeliklerini ve krallarının cesetlerini benden uzaklaştırsınlar. O zaman sonsuza dek aralarında otururum.”
EZE 43:10 “Sen, ey insanoğlu, İsrael evine evi göster de, suçlarından utansınlar; ve örneğini ölçsünler.
EZE 43:11 Eğer yaptıkları her şeyden utanıyorlarsa, onlara evin şeklini ve biçimini, çıkışlarını, girişlerini, yapısını, bütün kurallarını, bütün biçimlerini ve bütün yasalarını bildir; ve onların gözü önünde onu yaz da, onun bütün şeklini ve bütün kurallarını tutsunlar ve onları yapsınlar.”
EZE 43:12 “Evin yasası şudur: Dağın tepesinde, çevresindeki bütün sınır çok kutsal olacak. İşte, evin yasası budur.”
EZE 43:13 “Bunlar, sunağın arşınla ölçüleridir (arşın bir arşın ve bir el genişliğindedir): Tabanı bir arşın, genişliği bir arşın ve kenar pervazı çepeçevre bir karış olacak; ve bu, sunağın tabanı olacak.
EZE 43:14 Yerdeki dipten alt çıkıntıya kadar iki arşın, genişliği bir arşın; küçük çıkıntıdan büyük çıkıntıya kadar dört arşın, genişliği bir arşın olacak.
EZE 43:15 Üst sunak dört arşın olacak; sunak ocağından yukarıya doğru dört boynuz olacak.
EZE 43:16 Sunağın ocağı on iki arşın uzunluğunda, on iki arşın genişliğinde, dört kenarı kare olacak.
EZE 43:17 Çıkıntının dört kenarı on dört arşın uzunluğunda, on dört arşın genişliğinde; onun çevresindeki pervaz yarım arşın, tabanı çevresinde bir arşın olacak. Basamakları doğuya bakacak.”
EZE 43:18 Ve bana dedi, “Ey insanoğlu, Efendi Yahve şöyle diyor: ‘Onu yaptıkları günde, sunağın üzerinde yakmalık sunular sunmak ve üzerine kan serpmek için kuralları şunlardır.
EZE 43:19 Bana hizmet etmek için bana yakın olan, Sadok soyundan Levili kâhinlere günah sunusu olarak genç bir boğa vereceksin.’ diyor Efendi Yahve.
EZE 43:20 'Onun kanından alıp dört boynuzu üzerine, kenarın dört köşesi üzerine ve çevresindeki pervazın üzerine süreceksin. Onu temizleyeceksin ve böylece onun için kefaret edeceksin.
EZE 43:21 Günah sunusu boğasını da alacaksın ve kutsal yerin dışında, evin belirlenmiş olan yerinde yakılacak.”'
EZE 43:22 “İkinci gün, günah sunusu olarak kusursuz bir erkeç sunacaksın; ve sunağı boğa ile nasıl temiz kıldılarsa, öyle temiz kılacaklar.
EZE 43:23 Temiz kılma işini bitirince, kusursuz bir genç boğa ve sürüden kusursuz bir koç sunacaksın.
EZE 43:24 Onları Yahve'ye yaklaştıracaksın; ve kâhinler onların üzerlerine tuz serpecekler ve onları Yahve'ye yakmalık sunu olarak sunacaklar.”
EZE 43:25 “'Her gün günah sunusu olarak bir keçi hazırlayacaksın. Kusursuz bir genç boğa da ve sürüden bir koç hazırlayacaklar.
EZE 43:26 Yedi gün sunak için kefaret edecekler ve onu temiz kılacaklar. Böylece onu adayacaklar.
EZE 43:27 Günler tamamlandığında, sekizinci günden itibaren kâhinler yakmalık sunularınızı ve esenlik sunularınızı sunakta sunacaklar. O zaman sizi kabul edeceğim.' diyor Efendi Yahve.”
EZE 44:1 Sonra beni, doğuya bakan kutsal yerin dış kapısı yolundan geri getirdi; ve kapı kapalıydı.
EZE 44:2 Yahve bana, “Bu kapı kapalı kalacak” dedi. “Açılmayacak, kimse ondan içeri girmeyecek; çünkü İsrael’in Tanrısı Yahve ondan girmiştir. Bu yüzden kapalı kalacak.
EZE 44:3 Bey ise, bey olduğu için Yahve'nin önünde ekmek yemek için orada oturacak. Kapı eyvanı yolundan girecek ve aynı yoldan çıkacak.”
EZE 44:4 Sonra beni kuzey kapısı yolundan evin önüne getirdi; ve baktım ve işte, Yahve'nin görkemi Yahve'nin evini dolduruyordu; ve yüzüstü düştüm.
EZE 44:5 Yahve bana, “Ey insanoğlu, iyi bak, ve Yahve evinin bütün kuralları ve bütün yasaları hakkında sana söylediğim her şeyi gözlerinle gör, ve kulaklarınla işit; kutsal yerin her bir çıkılacak yeri ile eve girilecek yere iyi bak.
EZE 44:6 O asilere, İsrael evine diyeceksin, ‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Ey İsrael evi, bütün iğrençlikleriniz yeter,
EZE 44:7 ekmeğimi, yağı ve kanı sunarken, kutsal yerimde bulunmak, onu, evimi, kirletmek üzere, yüreği sünnetsiz, bedeni sünnetsiz yabancıları içeri sokmakla, bütün iğrençliklerinize ek olarak, antlaşmamı da onlar bozdular.
EZE 44:8 Kutsal şeylerimin görevini yerine getirmediniz; kutsal yerimde benim işimi yerine getirecek olan adamları kendiniz için koydunuz.”
EZE 44:9 Efendi Yahve şöyle diyor: “Yüreği sünnetsiz, bedeni sünnetsiz hiçbir yabancı, İsrael'in çocukları arasında olan hiçbir yabancı tapınağıma girmeyecek."”'
EZE 44:10 “‘“Ama İsrael saptığında benden uzaklaşan, putlarının ardından giden Levililer, kendi suçlarını yüklenecekler.
EZE 44:11 Ancak tapınağımda hizmetkâr olacaklar, evin kapılarında gözetmenlik yapacaklar ve evde hizmet edecekler. Yakılan sunuyu ve halk için kurbanı kesecekler ve onlara hizmet etmek üzere onların önünde duracaklar.
EZE 44:12 Çünkü putlarının önünde onlara hizmet ettiler ve İsrael evi için suç tökezi oldular, bu yüzden elimi onlara karşı kaldırdım.” diyor Efendi Yahve, “Ve suçlarını yüklenecekler.
EZE 44:13 Kutsal şeylerimden, en kutsal olan şeylerin birine yaklaşmak üzere, kâhinlik görevini yerine getirmek için bana yaklaşmayacaklar; ama utançlarını ve yaptıkları iğrençlikleri yüklenecekler.
EZE 44:14 Yine de onları evin her hizmeti için, onda yapılacak bütün işler için onları görevlendireceğim."”'
EZE 44:15 “‘“Ama İsrael'in çocukları benden saptığında tapınağımın görevini yapan Sadokoğulları Levili kâhinler bana hizmet etmek için onlar bana yaklaşacaklar. Bana yağ ve kan sunmak için onlar önümde duracaklar.” diyor Efendi Yahve.
EZE 44:16 “Kutsal yerime girecekler, bana hizmet için soframa onlar yaklaşacaklar ve talimatlarımı tutacaklar."”'
EZE 44:17 “‘“İç avlunun kapılarından girdiklerinde keten giysiler giyecekler. İç avlunun kapılarında ve içeride hizmet ederken üzerlerinde yün bulunmayacak.
EZE 44:18 Başlarında keten sarıklar, bellerinde keten don olacak. Terletici bir şey giymeyecekler.
EZE 44:19 Dış avluya, halkın yanına dış avluya çıktıklarında, hizmet ettikleri giysilerini çıkarıp onları kutsal odalara koyacaklar. Giysileriyle halkı kutsamamak için başka giysiler giyecekler."”'
EZE 44:20 ““'Başlarını tıraş etmeyecekler, saçlarını da uzatmayacaklar. Yalnızca başlarının saçını kesecekler.
EZE 44:21 Kâhinlerden hiçbiri iç avluya girdiğinde şarap içmeyecek.
EZE 44:22 Dul ya da boşanmış bir kadını kendilerine karı olarak almayacaklar; ancak İsrael evi soyundan gelen el değmemiş kızları ya da bir kâhinden dul kalmış bir kadını alacaklar.
EZE 44:23 Halkıma kutsal ile sıradan arasındaki farkı öğretecekler ve kirli ile temiz arasındaki farkı ayırt etmelerini sağlayacaklar."”'
EZE 44:24 “‘‘Bir anlaşmazlıkta hükmetmek için duracaklar. Bunu benim kurallarıma göre yargılayacaklar. Yasalarımı ve kurallarımı bütün belli bayramlarımda tutacaklar. Şabatlarımı kutsal kılacaklar."”'
EZE 44:25 ““'Kendilerini kirletmemek için hiçbir ölünün yanına girmeyecekler; ancak baba, anne, oğul, kız, erkek kardeş ya da kocası olmayan kız kardeş için kendilerini kirletebilirler.
EZE 44:26 Temizlendikten sonra onun için yedi gün sayacaklar.
EZE 44:27 Kutsal yere, iç avluya, kutsal yerde hizmet etmek için girdiği gün, günah sunusunu sunacaktır.” diyor Efendi Yahve.”'
EZE 44:28 “‘Onların bir mirası olacak: Ben onların mirasıyım; ve İsrael'de onlara hiç mülk vermeyeceksiniz. Ben onların mülküyüm.
EZE 44:29 Ekmek sunusunu, günah sunusunu ve suç sunusunu onlar yiyecekler; ve İsrael'de adanmış her şey onların olacaktır.
EZE 44:30 Her şeyin ilk ürünlerinin ilki ve her şeyin her sunusu, bütün sunularınız kâhin için olacak. Bereketin evinizin üzerinde durması için hamurunuzun ilkini kâhinlere vereceksiniz.
EZE 44:31 Kâhinler, ister kuş, ister hayvan olsun, kendiliğinden ölen ya da parçalanmış hiçbir şeyden yemeyecekler.”'
EZE 45:1 “‘“Miras için ülkeyi kura ile böldüğünüzde de, Yahve'ye bir sunu, ülkeden kutsal bir pay sunacaksınız. Uzunluğu yirmi beş bin kamış uzunluğunda, genişliği on bin kamış olacak. Çevresindeki onun bütün sınırları kutsal olacak.
EZE 45:2 Bundan kutsal yer için beş yüze beş yüz kare biçiminde olacak, çevresindeki açık yeri için de elli arşın olacak.
EZE 45:3 Bu ölçüden yirmi beş bin uzunluk ve on bin genişlik ölçeceksiniz. İçinde çok kutsal olan kutsal yer olacak.
EZE 45:4 Bu, ülkenin kutsal payıdır; Yahve'ye hizmet etmek için yaklaşan kâhinler, kutsal yer hizmetkârları için olacak. Onların evleri için bir yer ve tapınak için kutsal bir yer olacaktır.
EZE 45:5 Yirmi beş bin arşın uzunluğunda ve on bin arşın genişliğinde, evin hizmetkârları olan Levililer'e, yirmi oda için kendilerine ait bir mülk olacak."”'
EZE 45:6 “‘“Kentin mülkünü, kutsal payın sunusunun yanında, beş bin arşın genişliğinde ve yirmi beş bin arşın uzunluğunda belirleyeceksiniz. Bu, bütün İsrael evi için olacak."”'
EZE 45:7 “‘“Kutsal payın ve kent mülkünün bir yanından ve öbür yanından, kutsal pay sunusunun önünde ve kent mülkünün önünde, batı tarafından batıya doğru ve doğu tarafından doğuya doğru olan yer beyin olacak; ve batı sınırından doğu sınırına kadar paylardan birine karşılık gelen uzunlukta olacak.
EZE 45:8 Ülkede İsrael'de mülk olarak ona ait olacak. Beylerim artık halkımı ezmeyecek, ülkeyi boylarına göre İsrael evine verecekler."”'
EZE 45:9 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Yeter artık, ey İsrael beyleri! Zorbalığı ve yağmayı kaldırın, adaleti ve doğruluğu yerine getirin! Halkımı mülksüzleştirmeyi bırakın!” diyor Efendi Yahve.
EZE 45:10 “Adil terazileriniz, adil efanız ve adil batınız olacak.
EZE 45:11 Efa ve bat aynı ölçüde olacak, öyle ki bat homerin onda birini, efa da homerin onda birini içerecek. Ölçüsü homere göre aynı olacak.
EZE 45:12 Şekel yirmi gera olacak. Yirmi şekel artı yirmi beş şekel artı on beş şekel minanız olacak."”'
EZE 45:13 “‘“Sunacağınız sunu şudur: Bir homer buğdaydan efanın altıda birini, bir homer arpadan efanın altıda birini vereceksiniz.
EZE 45:14 Ve yağın belirlenmiş payı, yağın batından, kordan batın onda biri, o on battır, yani bir homer (çünkü on bat bir homerdir),
EZE 45:15 ve İsrael'in iyi sulak otlaklarından, sürüden, iki yüzden bir kuzu, kendileri için kefaret olmak üzere ekmek sunusu, yakmalık sunu ve esenlik sunuları içindir.” diyor Efendi Yahve.
EZE 45:16 “Ülkenin bütün halkı İsrael'deki beye bu sunuyu verecek.
EZE 45:17 İsrael evinin bütün belirlenmiş bayramlarında, bayramlarda, Yeni Aylar'da ve Şabatlar'da yakmalık sunuları, tahıl sunularını ve dökmelik sunularını vermek beyin işi olacaktır; İsrael evi için kefaret etmek üzere günah sunusunu, ekmek sunusunu, yakmalık sunuyu ve esenlik sunularını o hazırlayacaktır."”'
EZE 45:18 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Birinci ayda, ayın birinci gününde kusursuz bir genç boğa alacaksın ve kutsal yeri temiz kılacaksın.
EZE 45:19 Kâhin günah sunusunun kanından alıp evin kapı söveleri üzerine, sunağın çıkıntısının dört köşesi üzerine ve iç avlunun kapı söveleri üzerine sürecek.
EZE 45:20 Ayın yedinci günü, yanlışlıkla ya da bilgisizlikten günah işleyen herkes için bunu yapacaksın. Böylece ev için kefaret edeceksin."”'
EZE 45:21 “‘“Birinci ayda, ayın on dördüncü gününde, Pesah, yedi günlük bayram olacak; mayasız ekmek yenilecek.
EZE 45:22 O gün, bey kendisi ve ülkenin bütün halkı için günah sunusu olarak bir boğa hazırlayacak.
EZE 45:23 Bayramın yedi günü, her gün kusursuz yedi boğa ve yedi koç olmak üzere Yahve'ye yakmalık sunu; günah sunusu olarak da her gün bir erkeç hazırlayacak.
EZE 45:24 Ekmek sunusu olarak, bir boğa için bir efa , bir koç için bir efa ve bir efa için bir hin yağ hazırlayacak."”'
EZE 45:25 “‘“Yedinci ayda, ayın on beşinci günü, bayram sırasında, yedi gün böyle yapacak. Günah sunusu, yakmalık sunu, ekmek sunusu ve yağ için aynı şeyi yapacak."”'
EZE 46:1 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Doğuya bakan iç avlunun kapısı altı iş günü kapalı kalacak; ama Şabat Günü açılacak ve Yeni Ay Günü açılacak.
EZE 46:2 Bey, dışarıdaki kapının eyvanı yolundan girecek ve kapı sövesinin yanında duracak; ve kâhinler onun yakmalık sunusunu ve esenlik sunularını hazırlayacaklar ve kapının eşiğinde tapınacak. Sonra dışarı çıkacak; ama kapı akşama kadar kapanmayacak.
EZE 46:3 Ülke halkı, Şabatlar'da ve Yeni Aylar'da o kapının girişinde Yahve'nin önünde tapınacaklar.
EZE 46:4 Şabat Günü beyin Yahve'ye sunacağı yakmalık sunu, kusursuz altı kuzu ve kusursuz bir koç olacak;
EZE 46:5 ve koç için bir efa ekmek sunusu, kuzular için de elinden geldiğince ekmek sunusu, ve bir efa için bir hin yağ olacak.
EZE 46:6 Yeni Ay Günü'nde kusursuz bir genç boğa, altı kuzu ve bir koç olacak. Kusursuz olacaklar.
EZE 46:7 Ekmek sunusu hazırlayacak: Boğa için bir efa, koç için bir efa ve kuzular için elinden geldiğince ekmek sunusu ve bir efa için bir hin yağ.
EZE 46:8 Bey içeri girdiğinde, kapı eyvanı yolundan girecek ve onun yolundan çıkacak."”'
EZE 46:9 “‘“Ama ülke halkı belli bayramlarda Yahve'nin önüne geldiğinde, tapınmak için kuzey kapısı yolundan giren, güney kapısı yolundan çıkacak; ve güney kapısı yolundan giren, kuzey kapısı yolundan çıkacak. Girdiği kapının yolundan geri dönmeyecek, ama onun önünden doğruca çıkacak.
EZE 46:10 Onlar girdiğinde, bey de onlarla birlikte girecek. Onlar çıktığında, o da çıkacak."”'
EZE 46:11 “‘“Bayramlarda ve belli günlerde, ekmek sunusu, boğa için bir efa, koç için bir efa ve kuzular için elinden geldiğince, bir efa için bir hin yağ olacak.
EZE 46:12 Bey, Yahve'ye gönülden sunu, yakmalık sunu ya da esenlik sunuları olarak gönülden bir sunu hazırladığında, doğuya bakan kapı kendisine açılacak; ve yakmalık sunusunu ve esenlik sunularını, Şabat Günü'nde yaptığı gibi hazırlayacak. Sonra çıkacak; ve çıktıktan sonra kapı kapanacak."”'
EZE 46:13 “‘“Her gün, Yahve'ye yakmalık sunu olarak kusursuz bir yıllık kuzu hazırlayacaksın. Onu her sabah hazırlayacaksın.
EZE 46:14 Her sabah onunla birlikte efanın altıda biri, ince unu ıslatmak için bir hin yağın üçte biri olmak üzere ekmek sunusu hazırlayacaksın; sürekli bir kuralla Yahve'ye daimi ekmek sunusudur.
EZE 46:15 Böylece kuzuyu, ekmek sunusunu ve yağı her sabah, sürekli yakmalık sunu olarak hazırlayacaklar."”'
EZE 46:16 “‘Efendi Yahve şöyle diyor: “Eğer bey oğullarından birine armağan verirse, bu onun mirasıdır. Oğullarına ait olacaktır. Miras yoluyla onların mülküdür.
EZE 46:17 Ama mirasından hizmetkârlarından birine armağan verirse, özgürlük yılına kadar onun olacaktır; sonra beye geri dönecektir; ama mirasına gelince, oğullarının olacaktır.
EZE 46:18 Ve bey halkın mirasından alıp onları mülklerinden çıkarmayacaktır. Oğullarına kendi mülkünden miras verecektir, öyle ki, halkım, hiçbiri, kendi mülkünden dağılmasın."”'
EZE 46:19 Sonra beni kapının yanındaki girişten, kuzeye bakan kâhinlerin kutsal odalarına getirdi. İşte, arka tarafta batıya doğru bir yer vardı.
EZE 46:20 Ve bana, “Bu, kâhinlerin suç sunusunu ve günah sunusunu kaynatacakları ve ekmek sunusunu pişirecekleri yerdir; halkı kutsamamak için bunları dış avluya çıkarmasınlar” dedi.
EZE 46:21 Sonra beni dış avluya çıkardı ve avlunun dört köşesinden beni geçirdi; ve işte, avlunun her köşesinde bir avlu vardı.
EZE 46:22 Avlunun dört köşesinde kırk arşın uzunluğunda ve otuz arşın genişliğinde kapalı avlular vardı. Köşelerde dördünün de ölçüsü birdi.
EZE 46:23 Onların, dördünün de çevresinde duvar vardı ve duvarların altında çepeçevre kaynatma yerleri yapılmıştı.
EZE 46:24 Sonra bana, “Bunlar kaynatma evleridir, evin hizmetkârları halkın kurbanını orada kaynatacaklar” dedi.
EZE 47:1 Beni tapınağın kapısına geri getirdi; ve işte, tapınağın önü doğuya baktığı için, tapınağın eşiğinin altından doğuya doğru sular çıkıyordu. Sular tapınağın sağ tarafından, sunağın güneyinden, altından aşağı iniyordu.
EZE 47:2 Sonra beni kuzey kapısı yolundan çıkardı ve beni dışarıdaki yoldan, doğuya bakan kapının yolundan dış kapıya kadar dolaştırdı. İşte, sular sağ taraftan akıyordu.
EZE 47:3 Adam elinde iple doğuya doğru çıktığında, bin arşın ölçtü ve beni ayak bileklerine kadar gelen sulardan geçirdi.
EZE 47:4 Yine bin ölçtü ve beni dizlere kadar gelen sulardan geçirdi. Yine bin ölçtü ve beni bele kadar gelen sulardan geçirdi.
EZE 47:5 Sonra bin ölçtü; ve içinden geçemediğim bir ırmaktı, çünkü sular yükselmişti, içinde yüzülecek sular, içinde yürünemeyecek bir ırmaktı.
EZE 47:6 Ve bana dedi, “Ey insanoğlu, bunu gördün mü?” Sonra beni yine ırmağın kıyısına getirdi.
EZE 47:7 Ve geri döndüğümde, işte, ırmağın kıyısında, bir tarafta ve öbür tarafta çok ağaçlar vardı.
EZE 47:8 Ve bana dedi, “Bu sular doğu bölgesine doğru çıkıyor ve Arava'ya inecekler. Sonra denize doğru gidecekler ve çıkarılacak bu sular deniz içine akacaklar; ve sular iyileşecek.
EZE 47:9 Irmakların geldiği her yerde kaynaşan her canlı yaratık yaşayacak. O zaman pek çok balık olacak; çünkü bu sular oraya varınca, ve denizin suları iyileşecek ve ırmağın vardığı her yerde her şey yaşayacak.
EZE 47:10 Ve balıkçılar onun yanında duracaklar. En Gedi'den En Eglaim'e kadar ağların yayılacağı bir yer olacak. Balıkları büyük denizin balıkları gibi, türlerine göre çok olacak.
EZE 47:11 Ama çamur yerleri ve bataklıkları iyileşmeyecek. Tuza terk edilecekler.
EZE 47:12 Irmak kıyılarında, yanında, her iki tarafta, yaprağı solmayan, meyvesi tükenmeyen her yiyecek ağacı yetişecek. Her ay yeni meyve verecek, çünkü suları tapınaktan çıkıyor. Meyvesi yiyecek, yaprağı şifa olacak.”
EZE 47:13 Efendi Yahve şöyle diyor: “Bu, İsrael'in on iki oymağına göre ülkeyi miras olarak böleceğiniz sınır olacak. Yosef'in iki payı olacak.
EZE 47:14 Her biriniz onu miras alacaksınız; çünkü onu atalarınıza vereceğime ant içtim. Bu ülke size miras olarak düşecek.”
EZE 47:15 “Ülkenin sınırı şu olacak: Kuzey tarafında, büyük denizden, Hetlon yoluyla, Zedad girişine kadar;
EZE 47:16 Hamat, Berota, Damaskus sınırı ile Hamat sınırı arasındaki Sivraim, Havran sınırı yanında olan Hazer-Hattikon'a kadar.
EZE 47:17 Denizden sınır, Damaskus sınırındaki Hazar Enon olacak; kuzeyde, kuzeye doğru Hamat sınırı olacak. Bu kuzey tarafıdır.”
EZE 47:18 “Doğu tarafı, Havran, Damaskus, Gilad ve İsrael diyarı arasında Yarden olacak; kuzey sınırından doğu denizine kadar ölçeceksiniz. Bu doğu tarafıdır.”
EZE 47:19 “Güney tarafı güneye doğru Tamar'dan Meribot Kadeş sularına kadar, dereye, büyük denize kadar olacak. Bu güney tarafı, güneye doğrudur.”
EZE 47:20 “Batı tarafı büyük deniz olacak, güney sınırından Hamat girişinin karşısına kadar. Bu batı tarafıdır.”
EZE 47:21 “Bu toprakları kendinize İsrael oymaklarına göre böleceksiniz.
EZE 47:22 Bunu kura ile kendinize ve aranızda yaşayan ve aranızda çocuk sahibi olacak yabancılara miras olarak böleceksiniz. O zaman onlar sizin için İsrael'in çocukları arasında yerli doğanlar gibi olacaklar. İsrael oymakları arasında sizinle birlikte mirasları olacak.
EZE 47:23 O yabancı hangi oymakta yaşıyorsa, mirasını orada vereceksiniz.” diyor Efendi Yahve.
EZE 48:1 “Şimdi oymakların adları şunlardır: Kuzey ucundan, Hetlon yolu yanından Hamat girişine kadar, Damaskus sınırında Hazar Enan'a kadar, Hamat'ın yanında kuzeye doğru (ve doğu ve batı tarafları onun olacak), Dan, bir pay.”
EZE 48:2 “Dan sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Aşer, bir pay.”
EZE 48:3 “Aşer sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Naftali, bir pay.”
EZE 48:4 “Naftali sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Manaşşe, bir pay.”
EZE 48:5 “Manaşşe sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Efraim, bir pay.”
EZE 48:6 “Efraim sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Ruven, bir pay.”
EZE 48:7 “Ruven sınırı yanında, doğudan batıya kadar, Yahuda, bir pay.”
EZE 48:8 “Sunacağınız sunu, Yahuda sınırı yanında olacak, doğu tarafından batı tarafına kadar, yirmi beş bin kamış genişliğinde ve uzunluğu doğu tarafından batı tarafına kadar, paylardan birine göre olacak; ve kutsal yer onun ortasında olacak.”
EZE 48:9 “Yahve'ye sunacağınız sunu, yirmi beş bin kamış uzunluğunda ve on bin genişliğinde olacak.
EZE 48:10 Çünkü kâhinler için kutsal sunu şunlar olacak: Kuzeye doğru yirmi beş bin uzunluğunda, ve batıya doğru on bin genişliğinde, ve doğuya doğru on bin genişliğinde, ve güneye doğru yirmi beş bin uzunluğunda; ve Yahve'nin Tapınağı onun ortasında olacak.
EZE 48:11 Bu, İsrael'in çocukları saptıkları zaman, Levililer'in saptığı gibi sapmamış olan, benim talimatımı tutan Sadokoğulları'ndan kutsanmış kâhinler için olacak.
EZE 48:12 Bu, Levililer sınırı yanında, ülkenin sunularından, onlar için çok kutsal bir şey olacak.”
EZE 48:13 “Kâhinlerin sınırı boyunca, Levililer yirmi beş bin arşın uzunluğa ve on bin arşın genişliğe sahip olacaklar. Bütün uzunluk yirmi beş bin, genişlik on bin olacak.
EZE 48:14 Ondan hiç satmayacaklar, takas etmeyecekler ve ülkenin ilk ürünleri başkasına geçmeyecek, çünkü o Yahve'ye kutsaldır.”
EZE 48:15 “Yirmi beş binin önünde, genişlikten kalan beş bin arşın, kent için, oturulacak yer için ve açık yerler için ortak kullanım için olacak; kent onun ortasında olacak.
EZE 48:16 Onun ölçüleri şöyle olacak: Kuzey tarafı dört bin beş yüz, güney tarafı dört bin beş yüz, doğu tarafı dört bin beş yüz, batı tarafı dört bin beş yüz.
EZE 48:17 Kentin açık yerleri olacak: Kuzeye doğru iki yüz elli, güneye doğru iki yüz elli, doğuya doğru iki yüz elli, batıya doğru iki yüz elli.
EZE 48:18 Kutsal sununun yanında olan uzunluğun geri kalanı doğuya doğru on bin, batıya doğru on bin olacak; kutsal sununun yanında olacak. Onun mahsulü kentte çalışanlar için yiyecek olacak.
EZE 48:19 İsrael'in bütün oymaklarından kentte çalışanlar o toprağı işleyecekler.
EZE 48:20 Bütün sunu yirmi beş bine, yirmi beş bin kare olacak. Bunu kentin mülküyle birlikte kutsal sunu olarak sunacaksınız.”
EZE 48:21 Kutsal sunu ve kentin mülkünün bir yanında ve öbür yanında kalan kısım beyin olacak; doğu sınırına doğru sununun yirmi beş bini önünde ve batı sınırı yanında, batıya doğru yirmi beş bini önünde, payların yanındaki yer, beyin olacak. Kutsal sunu ve evin kutsal yeri onun ortasında olacak.
EZE 48:22 Yahuda sınırı ile Benyamin sınırı arasında, beye ait olanın ortasındaki Levililer'in mülkünden ve kent mülkünden başkası, beyin olacak.”
EZE 48:23 “Diğer oymaklara gelince: Doğu tarafından batı tarafına kadar, Benyamin, bir pay.”
EZE 48:24 “Benyamin sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Şimon, bir pay.”
EZE 48:25 “Şimon sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, İssakar, bir pay.”
EZE 48:26 “İssakar sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Zevulun, bir pay.”
EZE 48:27 “Zevulun sınırı yanında, doğu tarafından batı tarafına kadar, Gad, bir pay.”
EZE 48:28 “Gad sınırı yanında, güney tarafında güneye doğru, sınır Tamar'dan Meribat Kadeş sularına kadar, dereye ve büyük denize kadar olacak.”
EZE 48:29 “Bu, İsrael oymaklarına miras olarak kura ile böleceğiniz diyardır ve bunlar onların paylarıdır, diyor Efendi Yahve.”
EZE 48:30 “Kentin çıkışları şunlardır: Kuzey tarafında ölçüye göre dört bin beş yüz kamış;
EZE 48:31 ve kentin kapıları İsrael oymaklarının adlarına göre olacak, kuzeye doğru üç kapı: Ruven Kapısı, bir; Yahuda Kapısı, bir; Levi Kapısı, bir.”
EZE 48:32 “Doğu tarafında dört bin beş yüz kamış ve üç kapı: Yosef Kapısı, bir; Benyamin Kapısı, bir; Dan Kapısı, bir.”
EZE 48:33 “Güney tarafında ölçüye göre dört bin beş yüz kamış ve üç kapı: Şimon Kapısı, bir; İssakar Kapısı, bir; Zevulun Kapısı, bir.”
EZE 48:34 “Batı tarafında dört bin beş yüz kamış, üç kapısıyla birlikte: Gad Kapısı, bir; Aşer Kapısı, bir; Naftali Kapısı, bir.”
EZE 48:35 “Çevresi on sekiz bin kamış olacak. Kentin adı o günden itibaren ‘Yahve oradadır’ olacak.”
DAN 1:1 Yahuda Kralı Yehoyakim'in krallığının üçüncü yılında, Babil Kralı Nebukadnetsar Yeruşalem'e gelip onu kuşattı.
DAN 1:2 Efendi, Yahuda Kralı Yehoyakim'i ve Tanrı'nın evindeki kaplardan bazılarını onun eline verdi. Bunları Şinar diyarına, ilâhının evine götürdü. Kapları ilâhının hazine evine getirdi.
DAN 1:3 Kral, hadımlarının başı olan Aşpenaz'a, İsrael'in çocuklarından, kral soyundan ve soylulardan bazılarını getirmesini söyledi.
DAN 1:4 Bunlar hiçbir kusuru olmayan, ama yakışıklı, her türlü bilgelikte usta, bilgili, bilimde anlayışlı, kralın sarayında durabilecek yetenekte olan gençlerdi. Onlara Keldaniler'in öğretisini ve dilini öğretmesini söyledi.
DAN 1:5 Kral onlara kralın lezzetli yemeklerinden ve içtiği şaraptan üç yıl boyunca beslenmeleri için günlük bir pay ayırdı; böylece sonunda kralın önünde duracaklardı.
DAN 1:6 Onların arasında Yahuda'nın çocuklarından Daniel, Hananya, Mişael ve Azarya da vardı.
DAN 1:7 Hadımlar beyi onlara adlar koydu: Daniel'e Belteşatsar, Hananya'ya Şadrak, Mişael'e Meşak ve Azarya'ya Abednego adını verdi.
DAN 1:8 Ama Daniel kralın lezzetli yemekleriyle ve içtiği şarapla kendini kirletmemeye yüreğine koydu. Bunun için, hadımlar beyinden kendini kirletmemek için ricada bulundu.
DAN 1:9 Tanrı, Daniel'e hadımlar beyinin gözünde iyilik ve merhamet buldurdu.
DAN 1:10 Hadımlar beyi Daniel'e, “Yiyecek ve içeceğinizi tayin eden efendim kraldan korkuyorum” dedi. “Çünkü neden sizin yüzlerinizi yaşıtlarınızdan daha kötü görsün? O zaman başımı kralla tehlikeye atmış olursunuz.”
DAN 1:11 O zaman Daniel, hadımlar beyinin Daniel'in, Hananya'nın, Mişael'in ve Azarya'nın üzerine atadığı kâhyaya şöyle dedi:
DAN 1:12 “Lütfen hizmetkârlarınızı on gün dene; bize yemek için sebze ve içmek için su versinler.
DAN 1:13 Sonra yüzlerimiz ve kralın lezzetli yemeklerinden yiyen gençlerin yüzleri senin önünde yoklansın; gördüğüne göre de hizmetkârlarına davran.”
DAN 1:14 Böylece onları bu konuda dinledi ve onları on gün denedi.
DAN 1:15 On günün sonunda onların yüzleri kralın lezzetli yemeklerinden yiyen bütün gençlerden daha güzel ve daha beslenmiş göründü.
DAN 1:16 Bunun üzerine hizmetkâr onların lezzetli yiyeceklerini ve içecekleri şarabı kaldırdı, onlara sebze verdi.
DAN 1:17 Bu dört gence gelince, her türlü öğrenme ve bilgelikte Tanrı onlara bilgi ve beceri verdi. Daniel de her türlü görüm ve düşte anlayışa sahipti.
DAN 1:18 Kralın onların içeri alınması için belirlediği günlerin sonunda, hadımların beyi onları içeriye, Nebukadnetsar'ın önüne getirdi.
DAN 1:19 Kral onlarla konuştu; ve aralarında Daniel, Hananya, Mişael ve Azarya gibisi bulunamadı. Bu yüzden kralın önünde bunlar durdular.
DAN 1:20 Kralın onlara sorduğu her türlü bilgelik ve anlayış konusunda, onları ülkesindeki bütün sihirbazlardan ve büyücülerden on kat daha iyi buldu.
DAN 1:21 Daniel, Kral Koreş'in birinci yılına kadar yerinde durdu.
DAN 2:1 Nebukadnetsar'ın krallığının ikinci yılında Nebukadnetsar düşler gördü; ruhu sıkıldı ve uykusu kaçtı.
DAN 2:2 Sonra kral, kendisine düşlerini anlatsınlar diye büyücülerin, sihirbazların, falcıların ve Keldaniler'in çağırılmasını buyurdu. Böylece içeri girip kralın önünde durdular.
DAN 2:3 Kral onlara, “Bir düş gördüm ve o düşü bilmek için ruhum sıkılıyor” dedi.
DAN 2:4 Sonra Keldaniler krala Suriye dilinde, “Ey kral, daima yaşa! Hizmetkârlarına düşü anlat da yorumunu gösterelim.” dediler.
DAN 2:5 Kral Keldaniler'e, “Bu şey benden gitti” diye karşılık verdi, “Eğer düş ve yorumunu bana bildirmezseniz, paramparça edileceksiniz ve evleriniz çöplüğe çevrilecek.
DAN 2:6 Ama eğer düşü ve yorumunu gösterirseniz, benden armağanlar, ödüller ve büyük onur alacaksınız. Bu yüzden düşü ve yorumunu bana gösterin.”
DAN 2:7 İkinci kez yanıt verip, “Kral hizmetkârlarına düşü anlatsın, yorumunu gösterelim” dediler.
DAN 2:8 Kral şöyle yanıt verdi, “Zaman kazanmaya çalıştığınızı kesinlikle biliyorum, çünkü o şeyin benden gitmiş olduğunu görüyorsunuz.
DAN 2:9 Ama eğer düşü bana bildirmezseniz, sizin için tek bir yasa var; çünkü durum değişene dek önümde söylemek için yalan ve bozuk sözler hazırladınız. Bu yüzden bana düşü söyleyin de yorumunu bana gösterebileceğinizi bileyim.”
DAN 2:10 Keldaniler krala yanıt verip, “Yeryüzünde kralın meselesini gösterebilecek kimse yok, çünkü hiçbir kral, efendi ya da yönetici bir büyücüden, falcıdan ya da Keldani'den böyle bir şey sormamıştır.
DAN 2:11 Kralın sorduğu bu şey nadirdir, meskeni insanlar arasında olmayan ilâhlar dışında, kralın önünde bunu gösterebilecek kimse yoktur.” dediler.
DAN 2:12 Bu yüzden kral kızdı ve çok hiddetlendi ve Babil'in bütün bilge adamlarının öldürülmesini buyurdu.
DAN 2:13 Böylece ferman çıktı ve bilge adamlar öldürülecekti. Daniel'i ve arkadaşlarını öldürmek için aradılar.
DAN 2:14 O zaman Daniel, Babil'in bilge adamlarını öldürmek için çıkan kralın muhafız komutanı Aryok'a öğüt ve sağduyuyla yanıt verdi.
DAN 2:15 Kralın komutanı Aryok'a, “Kraldan bu ferman neden bu kadar acil?” diye karşılık verdi. Sonra Aryok durumu Daniel'e bildirdi.
DAN 2:16 Daniel içeri girdi ve krala yorumu göstermek için kraldan kendisine bir zaman vermesini istedi.
DAN 2:17 Sonra Daniel evine gitti ve arkadaşları Hananya, Mişael ve Azarya'ya durumu bildirdi.
DAN 2:18 Öyle ki, Daniel ve arkadaşları Babil'in diğer bilge adamlarıyla birlikte yok olmasınlar diye, bu sır konusunda göğün Tanrısı'nın merhametini dileyeceklerdi.
DAN 2:19 O zaman sır Daniel'e geceleyin bir görümde açıklandı. Sonra Daniel göğün Tanrısı'nı övdü.
DAN 2:20 Daniel şöyle yanıt verdi, “Tanrı'nın adı daima ve hep yücelsin; çünkü bilgelik ve güç O'nundur.
DAN 2:21 Zamanları ve mevsimleri değiştiren O'dur. O kralları indirir ve krallar diker. Bilgelere bilgelik, anlayışlı olanlara bilgi verir.
DAN 2:22 Derin ve gizli şeyleri açığa O çıkarır. Karanlıkta ne olduğunu bilir Ve ışık O'nun yanında oturur.
DAN 2:23 Ey atalarımın Tanrısı, bana bilgelik ve güç veren ve şimdi senden istediğimiz şeyi bana bildiren sana şükrederim ve seni överim; çünkü kralın meselesini bize bildirdin.”
DAN 2:24 Bunun üzerine Daniel, kralın Babil bilgelerini yok etmekle görevlendirmiş olduğu Aryok'un yanına gitti. Gidip ona şöyle dedi: “Babil bilgelerini yok etme. Beni kralın önüne götür, ben de krala yorumunu göstereyim.”
DAN 2:25 Aryok, Daniel'i aceleyle kralın önüne getirdi ve şöyle dedi: “Yahuda sürgünlerinden krala yorumunu bildirecek bir adam buldum.”
DAN 2:26 Kral, Belteşatsar adındaki Daniel'e, “Gördüğüm düşü ve yorumunu bana bildirebilir misin?” diye karşılık verdi.
DAN 2:27 Daniel kralın önünde şöyle yanıt verdi: “Kralın sorduğu sır, bilgeler, büyücüler, sihirbazlar ya da falcılar tarafından krala gösterilemez.
DAN 2:28 Ancak gökte sırları açan bir Tanrı var ve O, son günlerde ne olacağını Kral Nebukadnetsar'a bildirdi. Senin düşün, yatağının üzerinde başının görümleri şunlardır:
DAN 2:29 “Ey kral, bundan sonra ne olacak diye yatağında sana düşünceler geldi; ve sırları açan sana ne olacağını bildirdi.
DAN 2:30 Ama bana gelince, bu sır bana bütün yaşayanlardan daha bilge olduğum için değil, ama yorumun krala bildirilsin de, sen kendi yüreğinin düşüncelerini bilesin diye açıklandı.”
DAN 2:31 “Sen, ey kral, gördün ve işte, büyük bir suret. Güçlü ve parlaklığı olağanüstü olan bu suret senin önünde duruyordu; görünüşü de korkunçtu.
DAN 2:32 Bu suretin başı saf altından, göğsü ve kolları gümüşten, karnı ve kalçaları tunçtan,
DAN 2:33 bacakları demirden, ayaklarının bir kısmı demirden, bir kısmı kildendi.
DAN 2:34 Sen el değmeden kesilen bir taşın suretin demir ve kilden olan ayaklarını vurup parçaladığı o ana dek bakıyordun.
DAN 2:35 O zaman demir, kil, tunç, gümüş ve altın birlikte parçalandı ve yaz harman yerlerinin saman çöpü gibi oldular. Rüzgâr onları alıp götürdü, öyle ki, onlar için bir yer bulunamadı. Surete çarpan taş büyük bir dağ oldu ve bütün dünyayı doldurdu.”
DAN 2:36 “Düş budur; ve yorumunu kralın önünde bildireceğiz.
DAN 2:37 Ey kral, sen kralların kralısın, göğün Tanrısı sana krallığı, gücü, kuvveti ve yüceliği verdi.
DAN 2:38 İnsan çocuklarının oturduğu her yerde, kır hayvanlarını ve gökyüzünün kuşlarını senin eline verdi ve seni onların hepsinin üzerinde hakim kıldı. Sen altından olan başsın.”
DAN 2:39 “Senden sonra senden aşağı başka bir krallık çıkacak; ve bütün dünya üzerinde hüküm sürecek olan tunçtan başka üçüncü bir krallık çıkacak.
DAN 2:40 Dördüncü krallık demir gibi güçlü olacak, çünkü demir her şeyi kırar ve boyun eğdirir; ve bunların hepsini ezen demir gibi parçalayıp ezecektir.
DAN 2:41 Oysa ayakların ve parmakların bir kısmının çömlekçi kilinden, bir kısmının demirden olduğunu gördün, bölünmüş bir krallık olacak; ama içinde demirin gücü olacak, çünkü demiri kil çamuruyla karışık gördün.
DAN 2:42 Ayak parmaklarının bir kısmı demirden, bir kısmı kilden olduğu gibi, krallığın bir kısmı güçlü, bir kısmı da kırılgan olacak.
DAN 2:43 Oysa demirin kil çamuruyla karışık olduğunu gördün, onlar insan tohumuyla karışacaklar; ama demirin kille karışmadığı gibi onlar da birbirine yapışmayacaklar.”
DAN 2:44 “O kralların günlerinde göğün Tanrısı, asla yıkılmayacak, hâkimiyeti başka bir halka bırakılmayacak bir krallık kuracak; ama o bütün bu krallıkları parçalayacak ve tüketecek ve o kendisi sonsuza dek duracak.
DAN 2:45 Çünkü dağdan el değmeden bir taşın kesildiğini ve demiri, tuncu, kili, gümüşü ve altını parçaladığını gördün; büyük Tanrı bundan sonra ne olacağını krala bildirdi. Düş kesindir ve yorumu güvenilirdir.”
DAN 2:46 O zaman Kral Nebukadnetsar yüzüstü yere kapandı, Daniel'e tapındı ve ona bir sunu ve güzel kokular sunmalarını buyurdu.
DAN 2:47 Kral Daniel'e karşılık verip dedi: “Gerçekten Tanrın, ilâhların Tanrısı, kralların Efendisi ve sırları açıklayandır; çünkü bu sırrı açıklayabildin.”
DAN 2:48 Sonra kral Daniel'i yükseltti ve ona birçok büyük armağanlar verdi ve onu bütün Babil eyaleti üzerine hâkim ve Babil'in bütün bilgelerinin üzerine baş vali yaptı.
DAN 2:49 Daniel kraldan rica etti ve o da Şadrak, Meşak ve Abednego'yu Babil eyaleti işleri üzerine atadı; ancak Daniel kralın kapısındaydı.
DAN 3:1 Kral Nebukadnetsar, yüksekliği altmış arşın, genişliği altı arşın olan altın bir suret yaptı. Onu Babil eyaletindeki Dura Ovası'na dikti.
DAN 3:2 Sonra Kral Nebukadnetsar, yerel valileri, vekilleri, valileri, hâkimleri, haznedarları, danışmanları, güvenlik görevlilerini ve eyaletlerin bütün yöneticilerini, Kral Nebukadnetsar'ın dikmiş olduğu suretin adanmasına gelsinler diye toplanmaları için haber gönderdi.
DAN 3:3 O zaman yerel valiler, vekiller, valiler, hâkimler, haznedarlar, danışmanlar, güvenlik görevlileri ve eyaletlerin bütün yöneticileri, Kral Nebukadnetsar'ın diktiği heykelin adanması için toplandılar ve Nebukadnetsar'ın dikmiş olduğu heykelin önünde durdular.
DAN 3:4 Sonra haberci yüksek sesle bağırdı: “Ey halklar, uluslar ve diller, size buyruldu ki,
DAN 3:5 boru, ney, lir, kanun, çenk, kaval ve her çeşit çalgı sesini duyduğunuzda, yere kapanıp Kral Nebukadnetsar'ın dikmiş olduğu altın heykele tapacaksınız.
DAN 3:6 Kim yere kapanıp tapmazsa, hemen o saat yanan kızgın fırının içine atılacaktır.”
DAN 3:7 Bunun üzerine o sırada bütün halklar, uluslar ve diller, boru, ney, lir, kanun, çenk, kaval ve her çeşit çalgı sesini duyduklarında, yere kapanıp Kral Nebukadnetsar'ın diktiği altın heykele taptılar.
DAN 3:8 Bu nedenle, o sırada bazı Keldaniler yaklaşıp Yahudiler'e karşı suçlamada bulundular.
DAN 3:9 Kral Nebukadnetsar'a, “Ey kral, daima yaşa!” diye karşılık verdiler.
DAN 3:10 “Ey kral, boru, ney, kanun, lir, çenk, kaval ve her çeşit çalgı sesini duyan her adam yere kapanıp altın heykele tapacak;
DAN 3:11 ve kim yere kapanıp tapmazsa, yanan kızgın fırının içine atılacak diye buyruk çıkardın.
DAN 3:12 Babil eyalet işleri üzerine atamış olduğun bazı Yahudiler var: Şadrak, Meşak ve Abednego. Ey kral, bu adamlar sana saygı göstermediler. Senin ilâhlarına hizmet etmiyorlar ve dikmiş olduğun altın heykele tapmıyorlar.”
DAN 3:13 Bunun üzerine Nebukadnetsar öfkelenip hiddetlenerek Şadrak, Meşak ve Abednego'nun getirilmesini buyurdu. Sonra bu adamlar kralın önüne getirildi.
DAN 3:14 Nebukadnetsar onlara şöyle karşılık verdi: “Ey Şadrak, Meşak ve Abednego, ilâhlarıma hizmet etmediğiniz ve dikmiş olduğum altın surete tapmadığınız doğru mu?
DAN 3:15 Şimdi, boru, ney, lir, kanun, arp, kaval ve her türlü müzik aletinin sesini duyduğunuzda, yere kapanıp yapmış olduğum surete tapmaya hazırsanız, iyi; ama eğer tapmazsanız, aynı saatte yanan kızgın fırının içine atılacaksınız. Sizi benim elimden kurtaracak ilâh kimdir?”
DAN 3:16 Şadrak, Meşak ve Abednego krala şöyle karşılık verdiler: “Ey Nebukadnetsar, bu konuda sana yanıt vermemize gerek yok.
DAN 3:17 Eğer olursa, hizmet ettiğimiz Tanrımız bizi yanan kızgın fırından kurtarabilir; ey kral, senin elinden de bizi kurtaracaktır.
DAN 3:18 Ama eğer öyle olmazsa, ey kral, şunu bilesin ki, senin ilâhlarına hizmet etmeyiz, dikmiş olduğun altın surete tapmayız.”
DAN 3:19 Bunun üzerine Nebukadnetsar öfkeyle doldu ve yüzünün şekli Şadrak, Meşak ve Abednego'ya karşı değişti. Söyleyip fırının her zamankinden yedi kat daha fazla ısıtılmasını buyurdu.
DAN 3:20 Ordusunda bulunan bazı güçlü adamlara Şadrak, Meşak ve Abednego'yu bağlamalarını ve onları yanan kızgın fırına atmalarını buyurdu.
DAN 3:21 Sonra bu adamlar şalvarları, gömlekleri, sarıkları ve öbür giysileri üzerinde olarak bağlandılar ve yanan kızgın fırının içine atıldılar.
DAN 3:22 Bu nedenle, kralın buyruğu acil ve fırın çok sıcak olduğu için, ateşin alevi Şadrak, Meşak ve Abednego'yu tutan adamları öldürdü.
DAN 3:23 Şu üç adam, Şadrak, Meşak ve Abednego, bağlı olarak yanan ateşli fırının içine düştüler.
DAN 3:24 Bunun üzerine Kral Nebukadnetsar şaştı ve aceleyle ayağa kalktı. Danışmanlarına, “Biz üç adamı bağlı olarak ateşin içine atmadık mı?” diye sordu. Onlar da krala, “Doğru, ey kral” diye karşılık verdiler.
DAN 3:25 Şöyle karşılık verdi: “Bakın, ben ateşin ortasında çözülmüş yürümekte olan dört adam görüyorum ve zarar görmemişler. Dördüncünün görünüşü bir ilâhlar oğluna benziyor.”
DAN 3:26 Bunun üzerine Nebukadnetsar yanan kızgın fırının ağzına yaklaştı. Söyleyip dedi: “Şadrak, Meşak ve Abednego, Yüce Tanrı’nın hizmetkârları, dışarı çıkın ve buraya gelin!” Sonra Şadrak, Meşak ve Abednego ateşin içinden çıktılar.
DAN 3:27 Yerel valiler, vekiller, valiler ve kralın danışmanları bir araya toplanmış olarak bu adamların bedenleri üzerinde ateşin hiç gücünün olmadığını gördüler. Başlarındaki saçlar kavrulmamıştı. Şalvarları değişmemişti. Hatta üzerlerinde ateş kokusu bile yoktu.
DAN 3:28 Nebukadnetsar söyleyip dedi: “Şadrak, Meşak ve Abednego’nun Tanrısı övülsün. O, meleğini gönderip kendisine güvenen hizmetkârlarını kurtardı. Kralın sözünü değiştirdiler ve kendi Tanrıları'ndan başka bir ilâha hizmet etmemek ve tapmamak için kendi bedenlerini verdiler.
DAN 3:29 Bu nedenle, Şadrak, Meşak ve Abednego’nun Tanrısı’na karşı kötü söz söyleyen her halkın, ulusun ve dilin parçalanması ve evlerinin çöplüğe çevrilmesi için buyruk çıkarıyorum. Çünkü böyle kurtarabilen başka bir ilâh yoktur.”
DAN 3:30 O zaman kral, Şadrak, Meşak ve Abednego’yu Babil eyaletinde yükseltti.
DAN 4:1 Kral Nebukadnetsar, yeryüzünde oturan bütün halklara, uluslara ve dillere: Esenliğiniz çok olsun.
DAN 4:2 Yüce Tanrı'nın benim için yapmış olduğu belirtileri ve harikaları göstermek bana iyi göründü.
DAN 4:3 Belirtileri ne büyüktür! Harikaları ne güçlüdür! Krallığı sonsuz bir krallıktır. Hakimiyeti kuşaktan kuşağa sürer.
DAN 4:4 Ben, Nebukadnetsar, evimde rahat ve sarayımda refah içindeydim.
DAN 4:5 Beni korkutan bir düş gördüm; yatağımdaki düşünceler ve başımın görümleri beni rahatsız etti.
DAN 4:6 Bu yüzden Babil'in bütün bilgelerinin önüme getirilmesi, bana bu düşün yorumunu bildirmeleri için buyruk çıkardım.
DAN 4:7 O zaman büyücüler, sihirbazlar, Keldaniler ve falcılar içeri girdiler; onlara düşü anlattım, ama yorumunu bana bildirmediler.
DAN 4:8 Ama sonunda ilâhımın adına göre adı Belteşatsar olan, kutsal ilâhların ruhu kendisinde bulunan Daniel önüme geldi. Düşü ona söyledim ve dedim,
DAN 4:9 “Sihibazların efendisi ey Belteşatsar, kutsal ilâhların ruhunun sende olduğunu ve hiçbir sırrın sana sıkıntı çıkarmadığını bildiğim için gördüğüm düşün görümlerini ve yorumunu bana söyle.
DAN 4:10 Yatağımın üzerinde başımın görümleri şunlardı: Baktım ve işte, yeryüzünün ortasında bir ağaç vardı; ve çok yüksekti.
DAN 4:11 Ağaç büyüdü ve güçlendi. Boyu göğe ulaştı ve bütün yeryüzünün ucuna kadar görülüyordu.
DAN 4:12 Yaprakları güzeldi, meyvesi boldu ve onda herkes için yiyecek vardı. Kır hayvanları altında gölgeleniyor, gökyüzünün kuşları dallarında yaşıyor ve her canlı ondan besleniyordu.
DAN 4:13 “Yatağımda başımın görümlerini gördüm ve işte, gökyüzünden kutsal bir gözcü indi.
DAN 4:14 Yüksek sesle çağırdı ve şöyle dedi: ‘Ağacı kesin ve dallarını koparın! Yapraklarını silkeleyin ve meyvesini dağıtın! Hayvanlar altından ve kuşlar dallarından kaçsın.
DAN 4:15 Ancak köklerinin kütüğünü, demir ve tunçla çevreleyip, kırın taze otu içinde, yerde bırakın; gökyüzünün çiyiyle ıslansın. Onun payı, yeryüzünün otunda hayvanlarla birlikte olsun.
DAN 4:16 Onun insan yüreği değiştirilsin ve ona bir hayvan yüreği verilsin. Sonra üzerinden yedi vakit geçsin.'”
DAN 4:17 “Hüküm, gözcülerin kararıyla talep de, kutsalların sözüyle oldu; öyle ki, yaşayanlar, Yüce Olan'ın insanların krallığı üzerinde hüküm sürdüğünü ve onu dilediğine verdiğini, onun üzerine insanların en aşağısını da diktiğini bilsinler.”
DAN 4:18 “Bu düşü ben, Kral Nebukadnetsar gördüm; ve sen, Belteşatsar, yorumunu bildir, çünkü krallığımın bütün bilgeleri bana yorumu bildiremiyorlar; ama sen bildirebilirsin, çünkü kutsal ilâhların ruhu sendedir.”
DAN 4:19 O zaman, adı Belteşatsar olan Daniel bir süre sessiz şaşkın kaldı ve düşünceleri onu rahatsız etti. Kral, “Belteşatsar, düş ve yorum seni rahatsız etmesin” diye karşılık verdi. Belteşatsar, “Efendim, düş senden nefret edenler için, yorumu da düşmanların için olsun” diye karşılık verdi.
DAN 4:20 Gördüğün o ağaç, büyüdü ve güçlendi, boyu gökyüzüne erişti, bütün yeryüzünden görünüyordu,
DAN 4:21 yaprakları güzel, meyvesi boldu, onda herkes için yiyecek vardı, kırın hayvanları onun altında yaşadılar, gökyüzünün kuşları onun dallarında oturdular:
DAN 4:22 O ağaç sensin ey kral, sen büyüdün ve güçlendin. Çünkü büyüklüğün arttı, gökyüzüne erişti, hakimiyetin yeryüzünün ucuna erişti.”
DAN 4:23 “Mademki kral gökyüzünden inen kutsal bir gözcü gördü ve, ‘Ağacı kesin ve yok edin; ama köklerinin kütüğünü demir ve tunçla çemberleyip yerde, kırın taze otu içinde bırakın, göğün çiyiyle ıslansın. Onun üzerinden yedi vakit geçinceye dek, kırın hayvanları ile payı olsun’ dedi.”
DAN 4:24 “Ey kral, yorumu, efendim kralın üzerine gelen Yüce Olan'ın çıkardığı buyruk budur:
DAN 4:25 İnsanlar arasından kovulacaksın ve kır hayvanlarıyla birlikte oturacaksın. Öküz gibi ot yedirecekler ve gökyüzünün çiyiyle ıslanacaksın ve Yüce Olan'ın insanların krallığı üzerinde hüküm sürdüğünü ve onu dilediğine verdiğini bilene dek senin üzerinden yedi vakit geçecek.
DAN 4:26 Mademki ağacın köklerinin kütüğünün bırakılması buyruğu verildi, sen göğün hüküm sürdüğünü bildikten sonra krallığın sana kesin olarak verilecektir.
DAN 4:27 Bu nedenle, ey kral, öğüdüm senin tarafından kabul görsün ve günahlarını doğrulukla, suçlarını da yoksullara merhamet göstermekle kırıp at. Belki de rahatın uzatılır.”
DAN 4:28 Bütün bunlar Kral Nebukadnetsar'ın başına geldi.
DAN 4:29 On iki ayın sonunda Babil'in krallık sarayında dolaşıyordu.
DAN 4:30 Kral söyleyip dedi, “Gücümün kudretiyle ve heybetimin yüceliği için krallık konutu olsun diye yapmış olduğum büyük Babil bu değil mi?”
DAN 4:31 Söz daha kralın ağzındayken gökyüzünden bir ses geldi ve şöyle dedi: “Ey Kral Nebukadnetsar, sana söyleniyor: ‘Krallık senden gitti.
DAN 4:32 İnsanlar arasından kovulacaksın ve kırın hayvanlarıyla birlikte oturacaksın, öküz gibi ot yedirecekler; Yüce Olan’ın insanların krallığı üzerinde hüküm sürdüğünü ve onu dilediğine verdiğini anlayana dek, senin üzerinden yedi vakit geçecek.'”
DAN 4:33 Bu şey aynı saatte Nebukadnetsar üzerinde, hemen yerine geldi. İnsanlar arasından kovuldu ve öküz gibi ot yedi; saçları kartal tüyleri gibi, tırnakları kuşların pençeleri gibi uzayana dek bedeni gökyüzünün çiyiyle ıslandı.
DAN 4:34 O günlerin sonunda, ben, Nebukadnetsar, gözlerimi göğe kaldırdım ve anlayışım bana geri döndü; ve Yüce Olan'ı övdüm ve sonsuza dek yaşayanı övüp onurlandırdım, Çünkü O'nun hakimiyeti sonsuz bir hakimiyettir, Ve krallığı kuşaktan kuşağa sürer.
DAN 4:35 Yeryüzünün bütün sakinleri bir hiç olarak anılır; ve O, gök ordusunda ve yeryüzünün sakinleri arasında dilediğine göre yapar; ve kimse O'nun elini durduramaz, ya da O'na, “Ne yapıyorsun?” diye soramaz.
DAN 4:36 Aynı zamanda anlayışım bana geri döndü; ve krallığımın görkemi için, heybetim ve ihtişamım bana geri döndü. Danışmanlarım ve beylerim beni aradılar; ve krallığımda pekiştirildim, büyüklüğüme de büyüklük katıldı.
DAN 4:37 Şimdi ben, Nebukadnetsar, göğün Kralı'nı övüyor, yüceltiyor ve onurlandırıyorum; çünkü O'nun bütün işleri gerçektir ve yolları adalettir; ve kibir içinde yürüyenleri alçaltmaya gücü yeten O'dur.
DAN 5:1 Kral Belşatsar beylerinden binine büyük bir ziyafet verdi ve bin kişinin önünde şarap içti.
DAN 5:2 Şaraptan tat alırken, babası Nebukadnetsar'ın Yeruşalem'deki tapınaktan çıkarmış olduğu altın ve gümüş kapların kendisine getirsinler ve böylece kral, beyleri, karıları ve cariyeleri onlarla içsinler diye buyurdu.
DAN 5:3 O zaman Tanrı'nın Yeruşalem'deki tapınağından çıkarılmış olan altın kapları getirdiler; kral, beyleri, karıları ve cariyeleri onlarla içtiler.
DAN 5:4 Şarap içip altından, gümüşten, tunçtan, demirden, ağaçtan ve taştan ilâhları övdüler.
DAN 5:5 Tam aynı saatte, bir insan elinin parmakları göründü ve şamdanın yanında, kral sarayının duvarının sıvası üzerine yazdı. Kral yazan elin parçasını gördü.
DAN 5:6 O zaman kralın yüzü değişti, düşünceleri onu rahatsız etti; uyluk eklemleri çözüldü, dizleri birbirine çarptı.
DAN 5:7 Kral büyücüleri, Keldaniler'i ve falcıları getirsinler diye yüksek sesle bağırdı. Kral Babil bilgelerine söyleyip şöyle dedi, “Bu yazıyı kim okur ve yorumunu bana gösterirse, kendisine mor giydirilecek, boynuna altın zincir takılacak ve krallığın üçüncü önderi olacak.”
DAN 5:8 Sonra kralın bütün bilgeleri içeri girdi; ama yazıyı okuyamadılar ve yorumu krala bildiremediler.
DAN 5:9 O zaman Kral Belşatsar çok sıkıldı, yüzü değişti, beyleri de şaştı.
DAN 5:10 Kraliçe, kralın ve beylerin sözleri yüzünden ziyafet evine geldi. Kraliçe söyleyip dedi, “Ey kral, daima yaşa; düşüncelerin seni rahatsız etmesin, yüzün değişmesin.
DAN 5:11 Krallığında kutsal ilâhların ruhu kendisinde olan bir adam var. Babanın günlerinde onda ışık, anlayış ve ilâhların bilgeliği gibi bilgelik bulunmuştur. Kral, baban Nebukadnetsar, evet kral, baban, onu büyücülerin, sihirbazların, Keldaniler'in ve falcıların efendisi yaptı.
DAN 5:12 Çünkü kralın Belteşatsar adını verdiği aynı Daniel'de olağanüstü bir ruh, bilgi, anlayış, düşleri yorumlama, karanlık cümleleri gösterme ve kuşkuları giderme ruhu bulunmuştur. Şimdi Daniel çağrılsın, yorumu o gösterecektir.”
DAN 5:13 O zaman Daniel kralın önüne getirildi. Kral konuşup Daniel'e şöyle dedi: “Sen, babamın Yahuda'dan getirmiş olduğu Yahuda sürgünlerinden Daniel misin?
DAN 5:14 İlâhların ruhunun sende olduğunu, ışığın, anlayışın ve olağanüstü bilgeliğin sende bulunduğunu duydum.
DAN 5:15 Şimdi bilge adamlar, büyücüler bu yazıyı okusunlar ve bana yorumunu bildirsinler diye önüme getirildiler; ama bu şeyin yorumunu gösteremediler.
DAN 5:16 Ama senin yorum yapabildiğini ve kuşkuları giderebildiğini duydum. Şimdi yazıyı okuyabilir ve bana yorumunu bildirebilirsen, mor giydirileceksin, boynuna altın zincir takılacak ve krallıkta üçüncü önder olacaksın.”
DAN 5:17 O zaman Daniel kralın önünde şöyle karşılık verdi: “Armağanların senin olsun, ödüllerini başkasına ver. Yine de yazıyı krala okuyacağım ve yorumunu ona bildireceğim.”
DAN 5:18 “Ey kral, Yüce Tanrı baban Nebukadnetsar'a krallığı, büyüklüğü, yüceliği ve heybeti verdi.
DAN 5:19 Ona verdiği büyüklük yüzünden, bütün halklar, uluslar ve diller onun önünde titreyip korktular. Dilediğini öldürdü, dilediğini yaşattı. Dilediğini yükseltti, dilediğini alçalttı.
DAN 5:20 Ama yüreği yükselip, ruhu katılaşınca, kibirlendi, krallık tahtından indirildi ve yüceliği ondan alındı.
DAN 5:21 İnsanoğullarından kovuldu, yüreği hayvanlarınki gibi edildi, yaban eşekleriyle birlikte oturdu. Öküz gibi otla beslendi, Yüce Tanrı'nın insanların krallığı üzerinde hüküm sürdüğünü ve dilediğini onun üzerine koyduğunu anlayana dek, bedeni gökyüzünün çiyiyle ıslandı.”
DAN 5:22 “Sen, oğlu Belşatsar, bütün bunları bilmene rağmen yüreğini alçaltmadın.
DAN 5:23 Ama kendini göklerin Efendisi'ne karşı yükselttin; ve O'nun evinin kaplarını önüne getirdiler ve sen ve beylerin, karıların ve cariyelerin onlarla şarap içtiniz. Görmeyen, duymayan ve bilmeyen gümüşten ve altından, tunçtan, demirden, ağaçtan ve taştan ilâhları övdün; ve soluğun elinde olan, bütün yollarının da sahibi olan Tanrı'yı yüceltmedin.
DAN 5:24 O zaman el parçası O'nun önünden gönderildi ve bu yazı yazıldı.”
DAN 5:25 “Yazılan yazı şudur: ‘MENE, MENE, TEKEL, UFARSİN.’”
DAN 5:26 “O şeyin yorumu şudur: MENE: Tanrı senin krallığını saydı ve onu sona erdirdi.
DAN 5:27 TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.
DAN 5:28 PERES: Krallığın bölündü ve Medler ile Persler'e verildi.”
DAN 5:29 Bunun üzerine Belşatsar buyurdu ve Daniel'e mor giydirdiler, boynuna altın bir zincir taktılar ve krallıkta üçüncü yönetici olacaktır diye onun hakkında duyuru yaptılar.
DAN 5:30 O gece Keldani Kralı Belşatsar öldürüldü.
DAN 5:31 Medli Darius altmış iki yaşında iken krallığı aldı.
DAN 6:1 Darius, krallığın üzerine yüz yirmi yerel vali koymayı uygun gördü. Bunlar bütün krallık içinde olacaktı.
DAN 6:2 Ve onların üzerine üç başkan koyacaktı. Bunlardan biri Daniel'di. Böylece yerel valiler onlara hesap verecek ve kral hiç kayıp yaşamayacaktı.
DAN 6:3 O zaman bu Daniel başkanlardan ve yerel valilerden üstündü. Çünkü kendisinde olağanüstü bir ruh vardı; kral da onu bütün krallığın üzerine koymayı düşündü.
DAN 6:4 O zaman başkanlar ve yerel valiler Daniel'e karşı krallıkla ilgili bir durum bulmaya çalıştılar. Ama Daniel'e karşı hiçbir durum veya kusur bulamadılar, çünkü o sadıktı. Kendisinde hiçbir yanlış ya da kusur bulunmadı.
DAN 6:5 O zaman bu adamlar, “Bu Daniel'e karşı ancak Tanrısı'nın yasasıyla ilgili bir durum bulmazsak, ona karşı hiçbir durum bulmayacağız” dediler.
DAN 6:6 Sonra bu başkanlar ve yerel valiler kralın yanına toplandılar ve ona, “Kral Darius, daima yaşa!” dediler.
DAN 6:7 Ey kral, kim otuz gün içinde herhangi bir ilâhtan ya da insandan, senden başkasından bir dilekte bulunursa aslanların inine atılsın diye, krallığın bütün başkanları, vekilleri ve yerel valileri, danışmanları ve valileri, bir krallık kanunu ve güçlü bir yasa çıkarmak için bir arada danıştılar.
DAN 6:8 Şimdi, ey kral, kararı koy ve yazıyı imzala ki, Medler ve Persler'in değişmez kanununa göre değişmesin.”
DAN 6:9 Bunun üzerine Kral Darius yazıyı ve yasayı imzaladı.
DAN 6:10 Daniel yazının imzalandığını bilince evine gitti (odasının pencereleri Yeruşalem'e doğru açıktı) ve önceden yaptığı gibi günde üç kez diz çöküp dua etti ve Tanrısı'nın önünde şükretti.
DAN 6:11 O zaman bu adamlar toplandılar ve Daniel'in Tanrısı'na dilekte bulunup yakarmakta buldular.
DAN 6:12 Sonra yaklaşıp kralın önünde kralın fermanı hakkında konuştular: “Ey kral, otuz gün içinde bir ilâhtan ya da insandan, senden başkasından bir şey dileyen her adam aslanların çukuruna atılsın diye, sen bir yasa imzalamadın mı?” Kral, “Medler ve Persler yasasına göre bu doğrudur, değişmez” diye karşılık verdi.
DAN 6:13 O zaman kralın önünde yanıt verip dediler: “Ey kral, Yahuda sürgünlerinden olan Daniel, seni ve imzaladığın yasayı saymıyor, ama günde üç kez dilekte bulunuyor.”
DAN 6:14 Sonra kral bu sözleri duyunca çok öfkelendi ve Daniel’i kurtarmayı yüreğine koydu; güneş batana dek onu kurtarmak için çalıştı.
DAN 6:15 O zaman bu adamlar kralın yanına toplandılar ve krala, “Ey kral, bil ki, Medler ve Persler'in yasasıdır; kralın koyduğu hiçbir kanun ve yasa değiştirilemez” dediler.
DAN 6:16 Sonra kral buyurdu ve Daniel'i getirip aslanların inine attılar. Kral Daniel'e söyleyip dedi, “Durmadan hizmet ettiğin Tanrın seni O kurtaracaktır.”
DAN 6:17 Bir taş getirilip inin ağzına konuldu; Daniel ile ilgili hiçbir şey değiştirilmesin diye, kral onu kendi mührüyle ve beylerinin mührüyle mühürledi.
DAN 6:18 Sonra kral sarayına gitti ve geceyi oruçlu geçirdi. Önüne hiçbir çalgı getirilmedi ve uykusu kaçtı.
DAN 6:19 O zaman kral sabah çok erken kalktı ve aceleyle aslanların inine gitti.
DAN 6:20 Daniel'in inine yaklaştığında, sıkıntılı bir sesle bağırdı. Kral konuşup Daniel'e şöyle dedi, “Yaşayan Tanrı'nın hizmetkârı Daniel, durmadan hizmet ettiğin Tanrın seni aslanlardan kurtarabildi mi?”
DAN 6:21 Sonra Daniel krala, “Ey kral, daima yaşa!
DAN 6:22 Tanrım meleğini gönderdi ve aslanların ağızlarını kapattı, ve bana zarar vermediler, çünkü onun önünde bende suç bulunmadı; ve senin önünde de, ey kral, hiçbir kötülük yapmadım.” dedi.
DAN 6:23 O zaman kral çok sevindi ve Daniel'i inden çıkarmalarını buyurdu. Böylece Daniel inden çıkarıldı ve Tanrısı'na güvendiği için üzerinde hiçbir hasar bulunmadı.
DAN 6:24 Kral buyurdu ve Daniel'i suçlayan adamları getirdiler ve onları, çocuklarını ve karılarını aslanların inine attılar; ve aslanlar onları parçaladılar ve inin dibine varmadan bütün kemiklerini kırdılar.
DAN 6:25 O zaman Kral Darius, yeryüzünde oturan bütün halklara, uluslara ve dillere şöyle yazdı: “Esenliğiniz çok olsun.
DAN 6:26 Krallığımın bütün diyarında, insanların Daniel'in Tanrısı'nın önünde titreyip korkmaları için buyruk çıkarıyorum. Çünkü O, yaşayan Tanrı'dır ve sonsuza dek sarsılmaz. O'nun krallığı yıkılmayacak olandır. Hakimiyeti sona dek sürecektir.
DAN 6:27 O kurtarır ve yardım eder. Gökte ve yerde belirtiler ve harikalarla işler, Daniel'i aslanların gücünden O kurtarmıştır.”
DAN 6:28 Böylece bu Daniel, Darius'un ve Persli Koreş'in krallığında başarılı oldu.
DAN 7:1 Babil Kralı Belşatsar’ın birinci yılında, Daniel yatağındayken bir düş ve başında görümler gördü. Sonra düşü yazdı ve konuların özetini anlattı.
DAN 7:2 Daniel söyleyip dedi: “Geceleyin görümümde gördüm ve işte, gökyüzünün dört rüzgârı büyük denize saldırdılar.
DAN 7:3 Denizden birbirinden farklı dört büyük hayvan çıktı.
DAN 7:4 “Birincisi aslana benziyordu ve kartal kanatları vardı. Kanatları koparılıncaya ve yerden kaldırılıp insan gibi iki ayak üzerinde durduruluncaya dek baktım. Ona bir insan yüreği verildi.”
DAN 7:5 “İşte, ayıya benzeyen başka bir hayvan, bir ikincisi vardı. Bir yanı üzerine kalktı ve ağzında dişlerinin arasında üç kaburga kemiği vardı. Ona şöyle dediler: ‘Kalk! Çok et ye!’”
DAN 7:6 “Bundan sonra, işte, sırtında dört kuş kanadı olan bir leopara benzeyen bir başkasını gördüm. O hayvanın da dört başı vardı ve ona hakimiyet verildi.”
DAN 7:7 “Bundan sonra gece görümlerini gördüm ve işte, dördüncü bir hayvan vardı; korkunç, güçlü ve çok kudretliydi. Büyük demir dişleri vardı. Yutuyor, parçalıyor ve kalanını ayaklarıyla eziyordu. Kendisinden önceki bütün hayvanlardan farklıydı. On boynuzu vardı.”
DAN 7:8 “Boynuzlara baktım ve işte, aralarından başka bir boynuz, küçük bir boynuz çıktı, önceki boynuzlarından üçü onun önünden köklerinden söküldü; ve işte, bu boynuzda insan gözlerine benzer gözler ve kibirle konuşan bir ağız vardı.”
DAN 7:9 “Tahtlar kuruluncaya ve Günleri Eski Olan oturuncaya dek bekledim. Giysileri kar gibi beyazdı ve başının saçı saf yün gibiydi. Tahtı ateşli alevlerdi ve tekerlekleri yanan ateşti.
DAN 7:10 Önünden bir ateş ırmağı çıkıyor ve akıyordu. Binlerce binler O'na hizmet ediyorlardı. On binlerce on binler önünde ayakta duruyordu. Yargı kuruldu. Kitaplar açıldı.”
DAN 7:11 “O sırada boynuzun söylediği kibirli sözlerin sesinden dolayı izliyordum. Hayvan öldürülene, bedeni yok edilip ateşle yakılmak üzere verilene kadar izledim.
DAN 7:12 Öteki hayvanlara gelince, hakimiyetleri ellerinden alındı; ancak yaşamları bir vakit ve bir zaman için uzatıldı.”
DAN 7:13 “Gece görümlerinde gördüm ve işte, İnsanoğlu'na benzer biri gökyüzünün bulutlarıyla geldi, Günleri Eski Olan'a doğru geldi ve kendisini O'nun yanına, önüne getirdiler.
DAN 7:14 Bütün halklar, uluslar ve diller O'na hizmet etsinler diye, O'na hakimiyet, yücelik ve krallık verildi; O'nun hakimiyeti, geçmeyecek sonsuz bir hakimiyettir, krallığı da yıkılmayacak bir krallıktır.”
DAN 7:15 “Ben Daniel, ruhum bedenimin içinde kederlendi ve başımdaki görümler beni rahatsız etti.
DAN 7:16 Ayakta duranlardan birine yaklaştım ve ona bütün bu şeylerle ilgili gerçeği sordum.” “Böylece bana anlattı ve o şeylerin yorumunu bana bildirdi.
DAN 7:17 'Bu dört büyük hayvan, yeryüzünden çıkacak dört kraldır.
DAN 7:18 Ama Yüceler Yücesi'nin kutsalları krallığı alacak ve krallığı sonsuza dek, sonsuzluklar boyunca sonsuza dek ellerinde tutacaklar.'”
DAN 7:19 “Sonra, hepsinden farklı, çok korkunç, dişleri demirden, tırnakları tunçtan olan, yutup parçalayan ve kalanını ayaklarıyla ezen dördüncü hayvanla ilgili,
DAN 7:20 ve başında bulunan on boynuz ve çıkan diğer boynuzla ilgili gerçeği öğrenmek istedim. Bu boynuz önünde üç boynuz düşmüştü, gözleri ve kibirli konuşan bir ağzı vardı, görünüşü diğerlerinden daha iriydi.
DAN 7:21 Baktım, o boynuz kutsallarla savaşıyordu,
DAN 7:22 Günleri Eski Olan gelene, Yüce Olan'ın kutsallarına hüküm verilene ve kutsalların krallığı ellerinde tutacakları zaman gelene dek onları yendi.”
DAN 7:23 “Bunun üzerine şöyle dedi, ‘Dördüncü hayvan yeryüzünde dördüncü bir krallık olacak, bütün krallıklardan farklı olacak, bütün dünyayı yiyip bitirecek, çiğneyip parçalayacak.
DAN 7:24 On boynuza gelince, bu krallıktan on kral çıkacak. Onlardan sonra bir başkası çıkacak; öncekinden farklı olacak ve üç kralı devirecek.
DAN 7:25 Yüce Olan'a karşı sözler söyleyecek ve Yüce Olan'ın kutsallarını yıpratacak. Zamanları ve yasayı değiştirmeyi tasarlayacak; bir vakte ve vakitlere ve yarım vakte dek onun eline verilecektir.'”
DAN 7:26 “Ama yargı kurulacak ve hakimiyetini elinden alacaklar, onu tüketip sonuna kadar yok edecekler.
DAN 7:27 Krallık, hakimiyet ve bütün gökyüzünün altındaki krallıkların büyüklüğü, Yüce Olan'ın kutsallarının halkına verilecek. O'nun krallığı sonsuz bir krallıktır ve bütün hakimiyetler O'na hizmet edecek ve itaat edecektir.
DAN 7:28 “İşte meselenin sonu. Bana gelince, Daniel, düşüncelerim beni çok rahatsız etti ve yüzüm değişti; ama meseleyi yüreğimde sakladım.”
DAN 8:1 Kral Belşatsar'ın krallığının üçüncü yılında, bana, Daniel'e, ilk başta bana görünenden sonra bir görüm göründü.
DAN 8:2 Görümü gördüm. Ve öyle oldu ki, gördüğümde, Elam eyaletindeki Susa Kalesi'ndeydim. Görümde gördüm ve Ulay Irmağı'nın yanındaydım.
DAN 8:3 O zaman gözlerimi kaldırdım ve baktım, işte, iki boynuzu olan bir koç, ırmağın önünde duruyordu. Bu iki boynuz yüksekti, ama biri diğerinden daha yüksekti ve daha yüksek olanı sonradan çıktı.
DAN 8:4 Koçun batıya, kuzeye ve güneye doğru ittiğini gördüm. Hiçbir hayvan onun önünde duramıyordu. Onun elinden kurtarabilecek kimse yoktu, ama dilediğine göre yaptı ve kendini büyüttü.
DAN 8:5 Ben düşünürken, işte, batıdan bütün yeryüzünün üzerinden gelen ve yere değmeyen bir teke vardı. Tekenin gözlerinin arasında belirgin bir boynuz vardı.
DAN 8:6 Irmağın önünde durduğunu gördüğüm iki boynuzlu koçun yanına geldi ve kudretinin öfkesiyle ona doğru koştu.
DAN 8:7 Koçun yanına yaklaştığını gördüm ve ona karşı öfkelendi, koça vurdu ve iki boynuzunu kırdı. Koçta onun önünde duracak güç yoktu; onu yere devirdi ve çiğnedi. Koçu onun elinden kurtarabilecek kimse yoktu.
DAN 8:8 Teke kendini çok büyüttü. Güçlü olduğunda büyük boynuzu kırıldı; ve onun yerine gökyüzünün dört rüzgârına doğru dört belirgin boynuz çıktı.
DAN 8:9 Bunlardan birinden güneye, doğuya ve görkemli ülkeye doğru çok büyüyen küçük bir boynuz çıktı.
DAN 8:10 Gökyüzünün ordusuna kadar büyüdü; ordudan ve yıldızlardan bazılarını yere düşürdü ve onları çiğnedi.
DAN 8:11 Evet, ordunun Hükümdarı'na kadar kendini büyüttü; ve ondan sürekli yakmalık sunuyu çekip aldı ve kutsal yerinin yeri yıkıldı.
DAN 8:12 Ordu, itaatsizlik yüzünden sürekli yakılan kurbanla birlikte ona teslim edildi. Gerçeği yere attı ve isteğini yaptı ve başarılı oldu.
DAN 8:13 O zaman kutsal birinin konuştuğunu duydum; ve o konuşana başka bir kutsal kişi şöyle dedi, “Hem kutsal yeri hem de orduyu ayaklar altında çiğnemeye vermek üzere, sürekli yakmalık sunu ve harap eden itaatsizlik hakkında olan bu görüm ne zamana kadar?”
DAN 8:14 Bana, “İki bin üç yüz akşamla sabaha kadar. O zaman kutsal yer temizlenecek” dedi.
DAN 8:15 Ben, ben Daniel, görümü gördüğümde, onu anlamaya çalıştım. O zaman işte, önümde insana benzeyen biri duruyordu.
DAN 8:16 Ulay Kıyıları arasında bir adam sesi duydum. Adam, “Ey Gabriel, bu adama görümü anlat” diye seslendi.
DAN 8:17 Böylece durduğum yere yaklaştı. Geldiğinde korktum ve yüzüstü düştüm. Ama o bana, “İnsanoğlu, anla, çünkü bu görüm sonun zamanına aittir” dedi.
DAN 8:18 Benimle konuşurken, yüzüm yere doğru derin bir uykuya daldım. Ama o bana dokundu ve beni doğrulttu.
DAN 8:19 Şöyle dedi: “İşte, sana gazabın son zamanlarında ne olacağını bildireceğim. Çünkü bu, sonun belirlenmiş zamanına aittir.
DAN 8:20 Gördüğün iki boynuzu olan koç, Medya ve Pers krallarıdır.
DAN 8:21 Sert teke, Grek Kralı'dır. Gözlerinin arasındaki büyük boynuz, birinci kraldır.
DAN 8:22 Kırılmış ve yerine dört boynuz çıkmış olana gelince, uluslardan dört krallık yükselecek, ama onun gücüyle değil.”
DAN 8:23 “Onların krallığının son zamanlarında, suçlular doruğa ulaşınca, sert yüzlü ve bilmeceleri anlayan bir kral yükselecek.
DAN 8:24 Onun gücü büyük olacak, ama kendi gücüyle değil. Korkunç bir şekilde yok edecek ve yaptıklarında başarılı olacak. Güçlüleri ve kutsal halkı yok edecek.
DAN 8:25 Siyasetiyle elinde hileyi başarılı kılacak. Yüreğinde kendini büyütecek ve güvenlik içinde olan birçok kişiyi yok edecek. Ayrıca hükümdarların Hükümdarı'na karşı ayaklanacak, ama insan eli olmadan kırılacak.”
DAN 8:26 “Anlatılmış olan bu akşam ve sabah görümü gerçektir; ama görümü mühürle, çünkü çok günler sonrasına aittir.”
DAN 8:27 Ben Daniel, bitkin düştüm ve günlerce hasta kaldım. Sonra kalktım ve kralın işini yaptım. Görüme şaştım, ama kimse anlamadı.
DAN 9:1 Medler soyundan Ahaşveroş oğlu Darius'un Keldaniler ülkesi üzerinde kral atandığı birinci yılda,
DAN 9:2 hükmünün birinci yılında, ben Daniel, Yeruşalem'in ıssızlığının tamamlanması için Yahve'nin Peygamber Yeremya'ya sözü gelmiş olan yılların sayısını kitaplardan anladım; yetmiş yıl.
DAN 9:3 Dua ve dileklerle, oruçla, çul ve külle arayım diye, yüzümü Yahve Tanrı'ya çevirdim.
DAN 9:4 Tanrım Yahve'ye dua ettim, itiraf edip şöyle dedim, “Ey Yahve, kendisini sevenlerle ve buyruklarını tutanlarla antlaşmasını ve sevgisini sürdüren, büyük ve korkunç Tanrı,
DAN 9:5 günah işledik, sapkınlık ettik, kötülük yaptık, başkaldırdık, buyruklarından ve ilkelerinden saptık.
DAN 9:6 Krallarımıza, beylerimize, atalarımıza ve ülkenin bütün halkına, senin adınla konuşmuş olan hizmetkârların peygamberleri dinlemedik.”
DAN 9:7 “Ey Yahve, doğruluk sana aittir, ama bugün olduğu gibi, utanç yüzü bize; Yahuda halkına, Yeruşalem sakinlerine ve sana karşı işlemiş oldukları suçtan ötürü kendilerini sürmüş olduğun bütün ülkelerde, yakında ve uzakta olan bütün İsrael'e.
DAN 9:8 Ey Yahve, utanç yüzü bizlere, krallarımıza, beylerimize ve atalarımıza aittir, çünkü sana karşı günah işledik.
DAN 9:9 Merhametler ve bağışlanma Tanrımız Yahve'nindir, çünkü O'na isyan ettik.
DAN 9:10 O'nun peygamber hizmetkârları aracılığıyla önümüze koyduğu yasalarında yürümek üzere Tanrımız Yahve'nin sözüne itaat etmedik,
DAN 9:11 senin sözüne itaat etmesinler diye, evet, bütün İsrael saparak yasanı çiğnedi.” “Bu yüzden Tanrı hizmetkârı Moşe'nin Yasası'nda yazılmış olan ant ve lanet üzerimize döküldü, çünkü O'na karşı günah işledik.
DAN 9:12 Üzerimize büyük bir kötülük getirerek, bize karşı ve bize hükmeden hâkimlerimize karşı söylemiş olduğu sözleri doğruladı; çünkü bütün gökyüzünün altında Yeruşalem'e yapılana benzer bir şey yapılmamıştır.
DAN 9:13 Moşe'nin Yasası'nda yazılmış olduğu gibi, bütün bu kötülük başımıza geldi. Yine de suçlarımızdan dönelim ve senin gerçeğinde anlayışa sahip olalım diye, Tanrımız Yahve'nin lütfunu dilemedik.
DAN 9:14 Bu yüzden Yahve kötülüğü gözetledi ve onu başımıza getirdi; çünkü Tanrımız Yahve yaptığı bütün işlerde adildir, biz de O'nun sözüne itaat etmedik.”
DAN 9:15 “Şimdi, ey Tanrımız Yahve, halkını Mısır diyarından güçlü elle çıkaran ve kendine ün kazandıran, bugün olduğu gibi, günah işledik. Kötülük yaptık.
DAN 9:16 Ey Yahve, bütün doğruluğuna göre, lütfen öfken ve gazabın kutsal dağından, Yeruşalem kentinden dönsün; çünkü günahlarımız ve atalarımızın suçları yüzünden Yeruşalem ve halkın çevremizdeki herkes için utanç kaynağı oldu.”
DAN 9:17 “Şimdi, ey Tanrımız, hizmetkârının duasını ve dileklerini dinle de yüzünü, ıssız olan kendi kutsal yerine, Efendimiz'in uğruna parlat.
DAN 9:18 Tanrım, kulağını çevir ve duy. Gözlerini aç ve ıssızlığımızı ve adınla anılan kenti gör; çünkü dualarımızı doğruluğumuzdan ötürü değil, ama senin büyük merhametin uğruna sunuyoruz.
DAN 9:19 Ey Efendimiz, dinle. Ey Efendimiz, bağışla; ey Efendimiz, dinle ve yap; kendi uğrunda geciktirme, ey Tanrım, çünkü kendi kentin ve halkın senin adınla çağırılıyor.”
DAN 9:20 Ben daha söylerken, dua ederken, günahımı ve halkım İsrael'in günahını itiraf edip Tanrım'ın kutsal dağı için Tanrım Yahve'ye yalvarışımı sunarken,
DAN 9:21 evet, ben daha söyleyip dua ederken, başlangıçta görümde görmüş olduğum Gabriel adlı adam, akşam sunusu vaktinde hızla uçup bana dokundu.
DAN 9:22 Bana anlatıp söyledi ve şöyle dedi: “Daniel, sana bilgelik ve anlayış vermek için geldim.
DAN 9:23 Dileklerinin başlangıcında buyruk çıktı, ben de sana bildirmeye geldim, çünkü sen çok sevilensin. Bu nedenle meseleyi düşün ve görümü anla.”
DAN 9:24 “Halkına ve kutsal kentine, isyanı sona erdirmek, günahları bitirmek, suç için barıştırmak, sonsuz doğruluğu getirmek, görüm ve peygamberliği mühürlemek ve En Kutsal Olan'ı meshetmek için yetmiş hafta kararlaştırıldı.”
DAN 9:25 “Bu nedenle, Yeruşalem'i eski haline döndürmek ve bina etmek için buyruğun çıkmasından Meshedilmiş Olan'a, Hükümdar'a kadar yedi hafta ve altmış iki hafta olacağını bil ve anla. Kent sıkıntı zamanlarında, sokakla ve hendekle yeniden bina edilecek.
DAN 9:26 Altmış iki haftadan sonra Meshedilmiş Olan kesilip atılacak ve hiçbir şeyi olmayacak. Gelecek hükümdarın halkı kenti ve kutsal yeri yok edecek. Onun sonu tufanla olacak ve sona dek savaş olacak. Yıkımlar belirlenmiştir.
DAN 9:27 Birçoklarıyla bir haftalık sağlam bir antlaşma yapacak. Haftanın ortasında kurban ve sunuyu durduracak. İğrençliklerin kanadında, harap eden biri gelecek; ve kararlaştırılmış olan tam sona dek, harap olanın üzerine gazap dökülecektir.”
DAN 10:1 Pers Kralı Koreş'in üçüncü yılında, adı Belteşatsar olan Daniel'e bir haber açıklandı; ve haber gerçekti ve büyük bir savaştı. Haberi anladı ve o görümün anlayışına sahipti.
DAN 10:2 O günlerde ben Daniel, üç hafta boyunca yas tutuyordum.
DAN 10:3 Güzel yemek yemedim, ağzıma et veya şarap girmedi. Üç hafta tamamlanana dek hiç yağ sürünmedim.
DAN 10:4 Birinci ayın yirmi dördüncü günü, Büyük Irmak'ın, Hiddekel'in kıyısındayken,
DAN 10:5 gözlerimi kaldırıp baktım ve işte, keten giyinmiş, beli Ufaz'ın saf altınıyla süslenmiş bir adam vardı.
DAN 10:6 Bedeni de sarı yakut gibiydi, yüzü şimşek görünüşü gibi, gözleri alev alev meşaleler gibiydi. Kolları ve ayakları cilalı tunç gibiydi. Sözlerinin sesi bir kalabalığın sesine benziyordu.
DAN 10:7 Ben, Daniel, yalnız ben, görümü gördüm, çünkü yanımda olan adamlar görümü görmediler, ama üzerlerine büyük bir titreme düştü ve saklanmak için kaçtılar.
DAN 10:8 Böylece yalnız kaldım ve bu büyük görümü gördüm. İçimde hiç güç kalmadı; çünkü yüzüm ölümcül derecede solgunlaştı ve hiç gücümü tutamadım.
DAN 10:9 Yine de sözlerinin sesini duydum. Sözlerinin sesini duyduğumda, yüzüm yere dönük derin bir uykuya daldım.
DAN 10:10 İşte, bir el bana dokundu, beni dizlerimin ve ellerimin üzerine koydu.
DAN 10:11 Bana şöyle dedi, “Ey Daniel, çok sevilen adam, sana söylediğim sözleri anla ve ayağa kalk, çünkü şimdi sana gönderildim.” Bana bu sözü söylediğinde titreyerek ayakta durdum.
DAN 10:12 O zaman bana şöyle dedi, “Korkma, Daniel; çünkü yüreğini anlamaya ve Tanrı'nın önünde kendini alçaltmaya koyduğun ilk günden sözlerin duyuldu. Ben senin sözlerin uğruna geldim.
DAN 10:13 Ama Pers krallığının hükümdarı bana yirmi bir gün direndi; ama işte, baş önderlerden biri olan Mikael, Pers krallarıyla birlikte orada kaldığım için bana yardım etmeye geldi.
DAN 10:14 Şimdi, son günlerde halkının başına ne geleceğini sana bildirmeye geldim, çünkü görüm daha çok günler içindir.”
DAN 10:15 Bu sözleri bana söyleyince, yüzümü yere çevirdim ve suskundum.
DAN 10:16 İşte, insanoğullarına benzeyen biri dudaklarıma dokundu. O zaman ağzımı açtım ve konuştum ve önümde durana dedim ki, “Efendim, bu görüm yüzünden üzüntülerim bana yetişti ve gücümü tutamıyorum.
DAN 10:17 Çünkü bu efendimin hizmetkârı nasıl bu efendimle konuşabilir? Çünkü bana gelince, bende şimdiden güç kalmadı. İçimde soluk kalmadı.”
DAN 10:18 Sonra insan görünümünde biri yine bana dokundu ve beni güçlendirdi.
DAN 10:19 Ve dedi, “Ey çok sevilen adam, korkma” dedi. “Sana esenlik olsun. Güçlü ol. Evet, güçlü ol.” O benimle konuşunca güçlendim ve, “Efendim konuş, çünkü beni güçlendirdin” dedim.
DAN 10:20 “Neden sana geldiğimi biliyor musun?” dedi. “Şimdi Pers hükümdarıyla savaşmak için geri döneceğim. Çıktığımda, işte Grek hükümdarı gelecek.
DAN 10:21 Ama sana gerçeğin yazısında yazılmış olanı bildireceğim. Bunlara karşı benimle birlikte duran, hükümdarınız Mikael’den başka kimse yok.”
DAN 11:1 “Bana gelince, Med Darius’un birinci yılında, onu onaylamak ve güçlendirmek için ayağa kalktım.”
DAN 11:2 “Şimdi size gerçeği göstereceğim. İşte, Pers’te üç kral daha çıkacak. Dördüncüsü hepsinden çok daha zengin olacak. Zenginliğiyle güçlenince, Grek Krallığı'na karşı hepsini kışkırtacak.
DAN 11:3 Büyük bir hakimiyetle hüküm sürecek ve dilediğine göre yapacak yiğit bir kral çıkacak.
DAN 11:4 Çıktığında, krallığı kırılacak ve gökyüzünün dört rüzgârına doğru bölünecek, ama kendi soyuna ya da hükmettiği krallığına göre olmayacak; çünkü krallığı sökülüp atılacak, onlardan olmayan başkalarının olacak.”
DAN 11:5 “Güney Kralı güçlü olacak. Beylerinden biri ondan daha güçlü olacak ve hüküm sürecek. Hakimiyeti büyük bir hakimiyet olacak.
DAN 11:6 Yılların sonunda birleşecekler; ve Güney Kralı'nın kızı, bir anlaşma yapmak için Kuzey Kralı'na gelecek, ancak kolunun gücünü koruyamayacak. O da, kolu da ayakta durmayacak; ama kadınla onu getirmiş olanlar, babası da, kadına o vakitte destek olan da ele verilecekler.”
DAN 11:7 “Ama onun yerine o kadının köklerinin filizinden, biri çıkacak, orduya gelecek ve Kuzey Kralı'nın kalesine girecek, onlarla uğraşıp galip gelecek.
DAN 11:8 Dökme putlarıyla, gümüş ve altın güzel kaplarıyla birlikte ilâhlarını da Mısır'a tutsak alıp götürecek. Kuzey Kralı'ndan birkaç yıl sakınacak.
DAN 11:9 Güney Kralı'nın ülkesine gelecek, ama kendi ülkesine dönecek.
DAN 11:10 Onun oğulları savaşacak ve gelip taşacak ve içinden geçecek büyük güçler kalabalığı toplayacaklar. Geri dönecekler ve onun kalesine kadar savaşacaklar.”
DAN 11:11 “Güney Kralı öfkelenecek ve çıkıp onunla, Kuzey Kralı'yla savaşacak. O da büyük bir kalabalık çıkaracak ve kalabalık onun eline teslim edilecek.
DAN 11:12 Kalabalık yok edilecek ve onun yüreği yükselecek. On binlerce kişiyi devirecek, ama galip gelmeyecek.
DAN 11:13 Kuzey Kralı geri dönecek ve öncekinden daha büyük bir kalabalık çıkaracak. Zamanların, yılların sonunda, büyük bir orduyla ve bol miktarda erzakla gelecek.”
DAN 11:14 “O zamanlarda birçokları Güney Kralı'na karşı duracak. Senin halkının arasındaki zorba çocukları da, görümü yerine getirmek için kendilerini kaldıracaklar, ama düşecekler.
DAN 11:15 Böylece Kuzey Kralı gelip bir höyük kuracak ve surlu kenti alacak. Güneyin güçleri, seçme birlikleri de duramayacak ve ayakta duracak güçleri olmayacak.
DAN 11:16 Ama ona karşı gelen kendi dileğine göre yapacak ve kimse onun önünde duramayacak. Görkemli ülkede duracak ve yıkım onun elinde olacak.
DAN 11:17 Yüzünü krallığının bütün gücüyle gelmeye hazırlayacak ve onunla birlikte adil koşullar olacak. Bunları yerine getirecek. Krallığı yıkmak için ona kadınların kızını verecek, ama kız durmayacak ve onun olmayacak.
DAN 11:18 Bundan sonra yüzünü adalara çevirecek ve çoğunu alacak, ama bir hükümdar onun ettiği hakareti sona erdirecek. Dahası hakaretini de kendi üzerine döndürecek.
DAN 11:19 O zaman yüzünü kendi ülkesinin kalelerine çevirecek; ama tökezleyecek ve düşecek ve bulunamayacak.”
DAN 11:20 “O zaman krallığın görkemini korumak için vergi toplayanı krallığın içinden geçiren biri onun yerinde kalkacak; ama birkaç gün içinde öfkeyle değil, savaşta değil, yok edilecek.”
DAN 11:21 “Onun yerine, krallık onurunu vermedikleri aşağılık biri kalkacak; ama güvenlik zamanında gelecek ve yaltaklanarak krallığı elde edecek.
DAN 11:22 Hakim güçler onun önünden ezilecekler ve kırılacaklar. Antlaşma hükümdarı da öyle.
DAN 11:23 Kendisiyle yapılan antlaşmadan sonra hile yapacak; çünkü çıkacak ve küçük bir halkla güçlenecek.
DAN 11:24 Güvenlik zamanında, eyaletin en verimli yerlerine kadar gelecek. Ataları ve atalarının ataları tarafından yapılmamış olan şeyi yapacak. Onlar arasında yağma, çapul malı ve servet saçacak. Evet, kalelere karşı düzen kuracak, ama yalnız bir süre için.”
DAN 11:25 “Güç ve cesaretini büyük bir orduyla Güney Kralı'na karşı harekete geçirecek; ve Güney Kralı çok büyük ve güçlü bir orduyla savaşa kalkacak, ama ayakta duramayacak; çünkü ona karşı düzenler kuracaklar.
DAN 11:26 Evet, onun lezzetli yemeklerinden yiyenler onu yok edecek ve ordusu süpürülecek. Birçoğu düşüp ölecekler.
DAN 11:27 Bu iki kralın da yürekleri kötülük tasarlayacak ve bir sofrada yalanlar söyleyecekler; ama başarılı olmayacak, çünkü son ancak belirlenen zamanda olacak.
DAN 11:28 Sonra büyük bir servetle kendi ülkesine dönecek. Yüreği kutsal antlaşmaya karşı olacak. Harekete geçecek ve kendi ülkesine dönecek.”
DAN 11:29 “Belirlenen zamanda geri dönecek ve güneye gelecek; ama son başlangıç gibi olmayacak.
DAN 11:30 Çünkü Kittim gemileri ona karşı gelecek. Bu yüzden üzülecek ve geri dönecek, kutsal antlaşmaya karşı öfkelenecek ve harekete geçecek. Geri dönecek ve kutsal antlaşmayı terk edenlere saygı gösterecek.”
DAN 11:31 “Onun tarafından güçler kutsal yeri, kaleyi kirletecek ve sürekli yakmalık sunuyu kaldıracaklar. Sonra harap edici iğrenç şeyi kuracaklar.
DAN 11:32 Antlaşmaya karşı kötülük edenleri yaltaklanarak ayartacak; ama Tanrıları'nı bilen halk güçlü olacak ve harekete geçecek.”
DAN 11:33 “Halkın bilgeleri birçoklarını eğitecek; ama günlerce kılıçla ve alevle, tutsaklıkla ve yağmayla düşecekler.
DAN 11:34 Şimdi düştüklerinde, onlara az bir yardımla yardım edilecek; ama birçokları yaltaklanarak onlara katılacaklar.
DAN 11:35 Sonun vaktine kadar kendilerini arındırmak, temizlemek ve ağartmak için bilge olanlardan bazıları düşecek; çünkü daha belirlenen zamana kadardır.”
DAN 11:36 “Kral dileğine göre yapacak. Kendini yükseltecek ve her ilâhtan daha büyütecek ve ilâhların Tanrısı'na karşı şaşılacak şeyler söyleyecek. Öfke tamamlanıncaya kadar başarılı olacak, çünkü kararlaştırılan şey yapılacaktır.
DAN 11:37 Atalarının ilâhlarına ya da kadının arzusuna ya da herhangi bir ilâha saygı duymayacak; çünkü kendini hepsinden büyük edecek.
DAN 11:38 Ama onların yerine, kaleler ilâhını onurlandıracak. Atalarının bilmedikleri bir ilâhı altınla, gümüşle, değerli taşlarla ve hoş şeylerle onurlandıracak.
DAN 11:39 Yabancı bir ilâhın yardımıyla en güçlü kalelerle uğraşacak. Bu ilâhı tanıyan herkesin yüceliğini artıracak. Onları bir çoklarının üzerinde hâkim kılacak ve ülkeyi bir bedel karşılığında bölüştürecek.”
DAN 11:40 “Sonun vaktinde Güney Kralı onunla çekişecek; Kuzey Kralı ise ona karşı bir kasırga gibi, savaş arabalarıyla, atlılarla ve birçok gemilerle gelecek. Ülkelere girecek, taşacak ve geçecek.
DAN 11:41 Görkemli ülkeye de girecek ve birçok ülke devrilecek; ama bunlar elinden kurtarılacak: Edom, Moav ve Ammon'un çocuklarının önderleri.
DAN 11:42 Ülkelere de elini uzatacak. Mısır ülkesi kurtulamayacak.
DAN 11:43 Ama altın ve gümüş hazineleri ve Mısır'ın bütün değerli şeyleri üzerinde güç sahibi olacak. Libyalılar ve Etiyopyalılar onun adımlarını izleyecekler.
DAN 11:44 Ama doğudan ve kuzeyden gelen haberler onu rahatsız edecek; ve büyük bir öfkeyle çıkıp birçoklarını yok edecek ve tamamen süpürüp atacak.
DAN 11:45 Sarayının çadırlarını denizle görkemli kutsal dağ arasına kuracak; ama kendi sonuna gelecek ve ona yardım eden olmayacak.”
DAN 12:1 “O zaman halkının çocukları için duran büyük önder Mikael ayağa kalkacak; ve ulus var olduğundan beri o zamana dek hiç olmamış bir sıkıntı zamanı olacak. O zaman senin halkın, kitapta yazılı bulunan herkes kurtulacak.
DAN 12:2 Yerin toprağında uyuyanların çoğu uyanacak, kimisi sonsuz yaşama, kimisi utanca ve sonsuz nefrete.
DAN 12:3 Bilge olanlar gök kubbenin parlaklığı gibi parlayacaklar. Birçoğunu doğruluğa döndürenler sonsuza dek yıldızlar gibi, durmadan parlayacaklar.
DAN 12:4 Ama sen, ey Daniel, sonun vaktine dek, sözleri sakla ve kitabı mühürle. Birçokları ileri geri koşacaklar ve bilgi artacak.”
DAN 12:5 O zaman ben, Daniel, baktım ve işte, iki adam, biri ırmağın bu kıyısında, diğeri ırmağın öbür kıyısında duruyordu.
DAN 12:6 Irmak suları üzerinde bulunan keten giyinmiş adama, “Bu harikaların sonuna ne kadar zaman var?” diye sordu.
DAN 12:7 Irmak suları üzerinde bulunan keten giyinmiş adamın, sağ elini ve sol elini göğe kaldırarak, sonsuza dek yaşayanın hakkı için ant içtiğini duydum; bir vakit, vakitler, yarım vakit olacak; kutsal halkın gücünü kırmayı bitirdikleri zaman, bütün bu şeyler bitecektir.
DAN 12:8 Duydum, ama anlamadım. O zaman, “Efendim, bu şeylerin sonu ne olacak?” dedim.
DAN 12:9 “Git, Daniel, çünkü sözler son zamana kadar saklı ve mühürlüdür” dedi.
DAN 12:10 “Birçokları kendini temizleyecek, ağartacak ve arıtılacaklar, ama kötüler kötülük yapacak; ve kötülerin hiçbiri anlamayacak, ama bilge olanlar anlayacaklar.”
DAN 12:11 “Sürekli yakılan kurban kaldırılıp harap edici iğrenç şey dikilinceye kadar bin iki yüz doksan gün olacak.
DAN 12:12 Bekleyip bin üç yüz otuz beş güne gelene ne mutlu.”
DAN 12:13 “Ama sen sonuna kadar git; çünkü dinleneceksin ve günlerin sonunda mirasında kalkacaksın.”
HOS 1:1 Yahuda kralları Uzziya, Yotam, Ahaz ve Hizkiya'nın günlerinde ve İsrael Kralı Yoaş oğlu Yarovam'ın günlerinde, Beeri oğlu Hoşea'ya gelen Yahve'nin sözü.
HOS 1:2 Yahve önce Hoşea aracılığıyla konuştuğunda, Yahve Hoşea'ya, “Git, kendine fahişe bir kadın ve sadakatsizlik çocukları al; çünkü ülke Yahve'yi terk ederek büyük zina ediyor” dedi.
HOS 1:3 Bunun üzerine gidip Divlaim'in kızı Gomer'i aldı; kadın gebe kaldı ve ona bir oğul doğurdu.
HOS 1:4 Yahve ona, “Adını Yizreel koy” dedi, “Çünkü Yizreel'in kanının öcünü kısa bir süre sonra Yehu evinden alacağım ve İsrael evi krallığının sonunu getireceğim.
HOS 1:5 O gün Yizreel Vadisi'nde İsrael'in yayını kıracağım.”
HOS 1:6 Kadın yine gebe kaldı ve bir kız doğurdu. O zaman ona, “Adını Lo Ruhama koy” dedi, “Çünkü artık İsrael evine acımayacağım ki, onları bir şekilde bağışlayayım.
HOS 1:7 Ama Yahuda evine acıyacağım ve onları Tanrıları Yahve aracılığıyla kurtaracağım. Onları yayla, kılıçla, savaşla, atlarla ve atlılarla kurtarmayacağım.”
HOS 1:8 Kadın Lo Ruhama'yı sütten kesince gebe kaldı ve bir oğul doğurdu.
HOS 1:9 Kadın, “Adını Lo Ammi koy” dedi, “Çünkü siz benim halkım değilsiniz, ben de sizin Tanrınız olmayacağım.
HOS 1:10 Ama İsrael'in çocuklarının sayısı ölçülemeyen, sayılamayan deniz kumu gibi olacak. Ve öyle olacak ki, onlara, 'Siz benim halkım değilsiniz' denilen yerde, 'Yaşayan Tanrı'nın oğullarısınız' denilecek.
HOS 1:11 Yahuda'nın çocukları ve İsrael'in çocukları bir araya toplanacaklar, kendilerine tek bir baş atayıp ülkeden çıkacaklar; çünkü Yizreel günü büyük olacak.”
HOS 2:1 “Erkek kardeşlerinize, ‘Halkım!’, kız kardeşlerinize, ‘Sevdiğim!’ deyin.
HOS 2:2 Annenizle çekişin! Çekişin, çünkü o benim karım değil, ben de onun kocası değilim. Yüzünden fuhuşunu, zinalarını bağrından atsın.
HOS 2:3 Yoksa onu çırılçıplak soyarım, doğduğu günde olduğu gibi yaparım, onu çöl ederim, ve onu kurak bir yere çeviririm, onu susuzluktan öldürürüm.
HOS 2:4 Gerçekten onun çocuklarına merhamet etmeyeceğim, çünkü onlar sadakatsizliğin çocuklarıdır.
HOS 2:5 Çünkü anneleri fahişelik yaptı, onlara gebe kalıp rezillik etti. Çünkü dedi, 'Ekmeğimi, suyumu, yünümü, ketenimi, yağımı ve içeceğimi bana veren oynaşlarımın ardından gideceğim.'
HOS 2:6 Bu yüzden işte, onun yoluna dikenlerle çit çekeceğim, ve yolunu bulamasın diye ona karşı bir duvar öreceğim.
HOS 2:7 Oynaşlarının peşinden gidecek, ama onlara yetişemeyecek; ve onları arayacak, ama bulamayacak. O zaman diyecek, 'Gidip ilk kocama döneyim, çünkü o zaman durumum şimdikinden daha iyiydi.'
HOS 2:8 Çünkü ona buğdayı, yeni şarabı ve yağı verdiğimi, ve Baal için kullandıkları gümüşü ve altını kendisine benim çoğalttığımı bilmedi.
HOS 2:9 Bu yüzden buğdayımı zamanında, yeni şarabımı mevsiminde geri alacağım, ve onun çıplaklığını örten yünümü ve ketenimi çekip alacağım.
HOS 2:10 Şimdi oynaşlarının gözü önünde onun ahlaksızlığını açığa vuracağım, ve kimse onu elimden kurtaramayacak.
HOS 2:11 Bütün kutlamalarını, bayramlarını, Yeni Aylar'ını, Şabatlar'ını, ve bütün kutsal toplantılarını sona erdireceğim.
HOS 2:12 Asmalarını ve incir ağaçlarını harap edeceğim, onlar hakkında, 'Bunlar oynaşlarımın bana verdiği ücrettir' diyordu, ve onları ormana çevireceğim, ve kırın hayvanları onları yiyecek.
HOS 2:13 Kendilerine buhur yaktığı Baallar'ın günlerini onun üzerinde ziyaret edeceğim, o zaman ki, halkalarıyla ve mücevherleriyle süslenmiş, ve oynaşlarının peşinden gitmiş, ve beni unutmuştu.” diyor Yahve.
HOS 2:14 “Bu yüzden işte, onu kandıracağım, ve onu çöle getireceğim, ve ona şefkatle konuşacağım.
HOS 2:15 Oradan onun bağlarını vereceğim, Akor Vadisi'ni de umut kapısı olarak vereceğim. Gençlik günlerinde olduğu gibi, Mısır diyarından çıktığı günkü gibi karşılık verecek.
HOS 2:16 O gün” diyor Yahve, “Bana 'kocam' diyeceksin, ve artık bana 'efendim' demeyeceksin.
HOS 2:17 Çünkü Baallar'ın adlarını onun ağzından kaldıracağım, ve artık adlarıyla anılmayacaklar.
HOS 2:18 O gün onlar için kırdaki hayvanlarla, gökyüzündeki kuşlarla, yerde sürünen yaratıklarla bir antlaşma yapacağım. Ülkeden yayı, kılıcı ve savaşı kıracağım, ve onları güvenlik içinde yatıracağım.
HOS 2:19 Seni sonsuza dek kendime nişanlayacağım. Evet, seni doğruluk, adalet, sevgi dolu iyilikle ve merhametle kendime nişanlayacağım.
HOS 2:20 Seni sadakatle kendime nişanlayacağım, ve Yahve'yi tanıyacaksın.
HOS 2:21 O gün yanıt vereceğim.” diyor Yahve. “Göklere yanıt vereceğim, ve onlar da yere yanıt verecekler;
HOS 2:22 ve yer buğdaya, yeni şaraba ve yağa yanıt verecek; onlar da Yizreel'e yanıt verecekler.
HOS 2:23 Onu kendim için, toprağa ekeceğim; ve merhamet bulmamış olana merhamet edeceğim; ve halkım olmayanlara, 'Halkımsın' diyeceğim; onlar da bana, 'Tanrım!' diyecekler.”
HOS 3:1 Yahve bana dedi, “İsrael'in çocukları başka ilâhlara yöneldikleri ve kuru üzüm pidelerini sevdikleri halde, tıpkı Yahve'nin onları sevdiği gibi, sen de yine git, başkasının sevdiği ve zina eden bir kadını sev.”
HOS 3:2 Bunun üzerine onu kendime on beş gümüş ve bir homer ve yarım arpaya satın aldım.
HOS 3:3 Ona şöyle dedim, “Çok günler yanımda kalacaksın. Fahişelik etmeyeceksin ve başka bir erkekle birlikte olmayacaksın. Ben de sana öyle olacağım.”
HOS 3:4 Çünkü İsrael'in çocukları çok günler kralsız, beysiz, kurbansız, dikili taşsız, efodsuz ve putsuz yaşayacaklar.
HOS 3:5 Sonra İsrael'in çocukları dönüp Tanrıları Yahve'yi ve kralları David'i arayacaklar ve son günlerde titreyerek Yahve'ye ve O'nun bereketlerine gelecekler.
HOS 4:1 Ey İsrael'in çocukları, Yahve'nin sözünü dinleyin, çünkü Yahve'nin ülkede yaşayanlara karşı davası var: “Gerçekten ülkede gerçek, iyilik, ve Tanrı bilgisi yok.
HOS 4:2 Lanet, yalan, adam öldürme, hırsızlık ve zina var; sınırları ihlal ediyorlar ve kan üstüne kan dökülüyor.
HOS 4:3 Bu yüzden ülke yas tutacak ve içinde oturan herkes, ondaki bütün canlılarla birlikte yok olacak; kırın hayvanları ve göğün kuşları bile; evet, denizin balıkları da ölecek.”
HOS 4:4 “Ancak hiç kimse çekişmesin, hiç kimse suçlamasın; çünkü halkın kâhinle çekişenler gibidir.
HOS 4:5 Sen gündüz tökezleyeceksin, peygamber de gece seninle birlikte tökezleyecek; ve senin anneni mahvedeceğim.
HOS 4:6 Halkım bilgisizlik yüzünden mahvoldu. Mademki sen bilgiyi reddettin, bana kâhin olmayasın diye ben de seni reddedeceğim. Mademki sen Tanrı'nın Yasası'nı unuttun, ben de senin çocuklarını unutacağım.
HOS 4:7 Çoğaldıkça bana karşı günah işlediler. Onların görkemini utanca çevireceğim.
HOS 4:8 Halkımın günahıyla besleniyorlar, onların kötülüklerine yüreklerini veriyorlar.
HOS 4:9 Halk, nasılsa kâhin de öyle olacak, ve onları yollarından ötürü cezalandıracağım, ve işlerinin karşılığını onlara ödeyeceğim.
HOS 4:10 Yiyecekler ve doymayacaklar. Fahişelik edecekler ve çoğalmayacaklar; çünkü Yahve'yi dinlemeyi bıraktılar.
HOS 4:11 Fuhuş, şarap ve yeni şarap anlayışı ortadan kaldırır.
HOS 4:12 Halkım tahta puta danışıyor, ve ağaçtan değnek ona yanıt veriyor. Gerçekten fuhuş ruhu onları saptırdı, ve kendi Tanrıları'na sadakatsiz oldular.
HOS 4:13 Dağların başlarında kurban kesiyorlar, ve tepelerde, meşe, kavak ve meşeliklerin altında buhur yakıyorlar, çünkü onun gölgesi iyidir. Bu yüzden kızlarınız fahişelik yapıyor, gelinleriniz zina ediyor.
HOS 4:14 Kızlarınızı fahişelik yaptıklarında, gelinlerinizi de zina ettiklerinde cezalandırmayacağım; çünkü erkekler fahişelerle düşüp kalkıyor, putperest tapınağının fahişeleriyle kurban kesiyorlar; böylece anlayışsız halk yıkıma uğrayacak.”
HOS 4:15 “Sen, ey İsrael, fahişelik yapsan da, Yahuda suç işlemese bari; Gilgal'a gelmeyin, Beyt Aven'e çıkmayın, 'Yaşayan Yahve'nin hakkı için' diye ant içmeyin.
HOS 4:16 Çünkü İsrael, inatçı bir düve gibi son derece inatçı davrandı. Öyleyse Yahve onları çayırda kuzu gibi nasıl güdecek?
HOS 4:17 Efraim putlara bağlandı. Bırak onu!
HOS 4:18 İçkileri ekşidi. Sürekli fahişelik yapıyorlar. Önderleri utanç verici yollarını çok seviyorlar.
HOS 4:19 Rüzgâr onu kanatlarıyla sardı; ve kurbanları yüzünden hayal kırıklığına uğrayacaklar.”
HOS 5:1 “Ey kâhinler, dinleyin! Ey İsrael evi, dinleyin ve kulak verin, ey kral evi! Çünkü yargı size karşıdır; çünkü Mitspa'da tuzak, Tavor'da serilmiş bir ağ oldunuz.
HOS 5:2 Başkaldıranlar öldürmekte derine indiler, ama ben onların hepsini terbiye edeceğim.
HOS 5:3 Efraim'i tanıyorum, ve İsrael benden gizli değil; çünkü şimdi, ey Efraim, fahişelik yaptın. İsrael kirlendi.
HOS 5:4 Yaptıkları iş Tanrıları'na dönmelerine izin vermiyor, çünkü içlerinde fahişelik ruhu var, ve Yahve'yi tanımıyorlar.
HOS 5:5 İsrael'in gururu kendi yüzüne tanıklık ediyor. Bu yüzden İsrael ve Efraim suçlarında tökezleyecekler. Yahuda da onlarla birlikte tökezleyecek.
HOS 5:6 Sürüleriyle ve sığırlarıyla Yahve'yi aramaya gidecekler, ama O'nu bulamayacaklar. O kendini onlardan geri çekti.
HOS 5:7 Yahve'ye sadakatsizdirler; çünkü gayrimeşru çocuklar doğurdular. Şimdi Yeni Ay onları tarlalarıyla birlikte yiyip bitirecek.”
HOS 5:8 “Giva'da boynuzu, Rama'da boruyu çalın! Beyt Aven'de savaş narası atın, senin ardında, ey Benyamin!
HOS 5:9 Efraim azarlama gününde harap olacak. İsrael oymaklar arasında, kesinlikle olacak olanı bildirdim.
HOS 5:10 Yahuda beyleri, sınır taşlarının yerini değiştirenlere benzer. Gazabımı su gibi onların üzerine dökeceğim.
HOS 5:11 Efraim baskı altında, yargıda eziliyor, çünkü putların peşinde koşmaya kararlı.
HOS 5:12 Bu yüzden Efraim'e güve, Yahuda evine ise çürüklük gibiyim.”
HOS 5:13 “Efraim hastalığını, Yahuda yarasını görünce, Efraim Aşur'a gitti, Ve Kral Yareb'e haber gönderdi; ama o size şifa veremez, yaranızı da iyileştiremez.
HOS 5:14 Çünkü ben Efraim'e bir aslan, Yahuda evine de genç bir aslan gibi olacağım. Ben kendim parçalayıp gideceğim. Alıp götüreceğim, kurtaracak kimse olmayacak.
HOS 5:15 Gidip yerime döneceğim, ta ki suçlarını itiraf edip yüzümü arayıncaya dek. Sıkıntılarında beni gayretle arayacaklar.”
HOS 6:1 “Gelin! Yahve'ye dönelim; çünkü O parçaladı, ve bizi O iyileştirecek; O bizi yaraladı, ve yaralarımızı O saracak.
HOS 6:2 İki gün sonra bizi diriltecek. Üçüncü günde bizi ayağa kaldıracak, ve O'nun önünde yaşayacağız.
HOS 6:3 Yahve'yi tanıyalım. Yahve'yi tanımak için ilerleyelim. Güneşin kesin doğuşu gibi, Yahve de görünecektir. Yağmur gibi, toprağı sulayan ilkbahar yağmuru gibi bize gelecektir.”
HOS 6:4 “Efraim, sana ne yapayım? Yahuda, sana ne yapayım? Çünkü sevgin sabah bulutu gibidir, erkenden dağılan çiy gibidir.
HOS 6:5 Bu yüzden onları peygamberler aracılığıyla parçaladım, ağzımın sözleriyle onları öldürdüm. Yargıların şimşek çakması gibidir.
HOS 6:6 Çünkü ben kurban değil, merhamet isterim; ve yakmalık sunulardan daha fazla Tanrı bilgisi.
HOS 6:7 Ama onlar, Adem gibi, antlaşmayı bozdular. Orada bana sadakatsizlik ettiler.
HOS 6:8 Gilad, kötülük yapanların kentidir; kanla lekelenmiştir.
HOS 6:9 Haydut çeteleri birini pusuya düşürmek için nasıl beklerse, kâhinler takımı da Şekem yolunda öyle adam öldürüyor, utanç verici suçlar işliyorlar.
HOS 6:10 İsrael evinde korkunç bir şey gördüm. Efraim'de fuhuş var. İsrael kirlendi.”
HOS 6:11 “Ey Yahuda, halkımın durumunu düzelttiğim zaman, senin için de atanmış bir hasat var.”
HOS 7:1 Ben İsrael'i iyileştirmek isterken, Efraim'in suçu, Samariya'nın kötülüğü meydana çıkıyor. Çünkü hile yapıyorlar, evlere hırsız giriyor, haydut çeteleri de dışarıda talan ediyor.
HOS 7:2 Yüreklerinde bütün kötülüklerini hatırladığımı düşünmezler. Şimdi kendi işleri onların çevresini sardı. Yüzümün önündedirler.
HOS 7:3 Kralı kötülükleriyle, ve beyleri yalanlarıyla sevindiriyorlar.
HOS 7:4 Hepsi zina yapanlardır. Hamur yoğurulup mayalanana dek, ateşi karıştırmayı bırakan fırıncının kızdırdığı fırın gibidirler.
HOS 7:5 Kralımızın gününde, beyler kendilerini şarap ateşinden hasta ettiler. O da alaycılarla elini birleştirdi.
HOS 7:6 Çünkü yüreklerini bir fırın gibi hazırladılar, pusuda beklerken. Öfkeleri bütün gece için için yanar. Sabahleyin alevli ateş gibi yanar.
HOS 7:7 Hepsi fırın gibi sıcaktır, ve hâkimlerini yutarlar. Bütün kralları düştü. İçlerinden bana seslenen yok.
HOS 7:8 Efraim uluslarla karışıyor. Efraim çevrilmeyen bir pidedir.
HOS 7:9 Yabancılar onun gücünü yediler ve o bunu fark etmiyor. Gerçekten, saçına ak düştü ve o bunu fark etmiyor.
HOS 7:10 İsrael'in gururu kendi yüzüne tanıklık ediyor; yine de Tanrıları Yahve'ye dönmediler, ve bütün bunlara rağmen O'nu aramadılar.
HOS 7:11 “Efraim kolayca aldatılan bir güvercin gibidir, anlayışsızdır. Mısır'ı çağırıyorlar. Aşur'a gidiyorlar.
HOS 7:12 Giderken ağımı üzerlerine sereceğim. Onları gökyüzünün kuşları gibi yere indireceğim. Onların topluluklarının duyduğu gibi kendilerini cezalandıracağım.
HOS 7:13 Vay onların haline! Çünkü benden uzaklaştılar. Onlara yıkım! Çünkü bana karşı suç işlediler. Ben onları kurtarmak isterken, onlar bana karşı yalan söylediler.
HOS 7:14 Yürekleriyle bana feryat etmediler, yatakları üzerinde uluyorlar. Buğday ve yeni şarap için toplanıyorlar. Benden yüz çeviriyorlar.
HOS 7:15 Onları eğitip kollarını güçlendirdiğim halde, bana karşı kötülük tasarlıyorlar.
HOS 7:16 Dönüyorlar, ama Yüce Olan'a değil. Kusurlu yay gibiler. Beyleri dillerinin hiddeti yüzünden kılıçla düşecek. Mısır diyarında onların alay konusu bu olacak.”
HOS 8:1 “Boruyu dudaklarına yerleştir! Kartal gibi bir şey Yahve'nin evi üzerindedir, çünkü antlaşmamı bozdular ve yasama karşı geldiler.
HOS 8:2 ‘Tanrım, biz İsrael, seni tanıyoruz!’ diye bana feryat ediyorlar.
HOS 8:3 İsrael iyi olanı reddetti. Düşman onu kovalayacak.
HOS 8:4 Krallar diktiler, ama benim aracılığımla değil. Beyler yaptılar, ama ben onaylamadım. Kesilip atılsınlar diye gümüşlerinden ve altınlarından kendilerine putlar yaptılar.
HOS 8:5 Samariya onun buzağı putunu atsın! Öfkem onlara karşı alevlendi! Ne zamana dek temizliğe erişemeyecekler?
HOS 8:6 Çünkü bu İsrael'dendir! Onu işçi yaptı, ve o Tanrı değildir; gerçekten, Samariya'nın buzağısı parçalanacak.
HOS 8:7 Çünkü rüzgâr ekiyorlar, ve kasırga biçecekler. Ayakta duran buğdayı yok. Sap baş vermeyecek. Verse bile, yabancılar onu yutacak.
HOS 8:8 İsrael yutuldu. Şimdi uluslar arasında değersiz bir şey gibiler.
HOS 8:9 Çünkü onlar yalnız başına dolaşan yaban eşeği gibi Aşur'a çıktılar. Efraim kendine ücretli sevgililer tuttu.
HOS 8:10 Ama uluslar arasında kendilerini satmış olsalar da, şimdi onları toplayacağım; ve güçlülerin kralının baskısından ötürü tükenmeye başlıyorlar.
HOS 8:11 Çünkü Efraim günah işlemek için sunakları çoğalttı, onlar da onun için günah işlemek için sunaklar oldular.
HOS 8:12 Ona yasamın birçok şeyini yazdım, ama bunlar garip bir şey gibi sayıldı.
HOS 8:13 Sunularımın kurbanlarına gelince, et kurban edip onu yiyorlar, ama Yahve onları kabul etmiyor. Şimdi onların suçlarını hatırlayacak, ve günahlarını cezalandıracak. Onlar Mısır'a dönecekler.
HOS 8:14 Çünkü İsrael Yaratıcısı'nı unuttu ve saraylar yaptı; Yahuda ise surlu kentleri çoğalttı; ama ben onun kentleri üzerine ateş göndereceğim, ve onun kalelerini yiyip bitirecek.”
HOS 9:1 Ey İsrael, uluslar gibi sevinçle coşma; çünkü sen Tanrın'a vefasızlık ettin. Her harman yerinde fahişelik ücretini sevdin.
HOS 9:2 Harman yeri ve şarap teknesi onları doyurmayacak, yeni şarap da onu yüzüstü bırakacak.
HOS 9:3 Yahve'nin ülkesinde oturmayacaklar; ama Efraim Mısır'a dönecek, ve Aşur'da kirli yiyecekler yiyecekler.
HOS 9:4 Yahve'ye şarap sunuları dökmeyecekler, ve O'nu hoşnut etmeyecekler. Kurbanları onlar için yas tutanların ekmeği gibi olacak; ondan yiyenlerin hepsi kirli olacak; çünkü ekmekleri kendi iştahları için olacak. Yahve'nin evine girmeyecek.
HOS 9:5 Yahve'nin kutsal toplantı gününde, ve Yahve'nin bayramı gününde ne yapacaksınız?
HOS 9:6 Çünkü işte, yıkımdan kaçtıkları zaman, Mısır onları toplayacak. Memfis onları gömecek. Isırganlar onların gümüşten güzel şeylerini ele geçirecek. Çadırlarında dikenler olacak.
HOS 9:7 Ziyaret günleri geldi. Hesap günleri geldi. Senin günahlarının çokluğundan, ve düşmanlığın büyük olduğu için, İsrael, peygamberi akılsız, esin alan adamı deli sayacak.
HOS 9:8 Tanrım'la birlikte bir peygamber Efraim'i gözetiyor. Onun bütün yollarında kuşçu tuzağı, ve Tanrısı'nın evinde düşmanlık var.
HOS 9:9 Giva günlerinde olduğu gibi kendilerini derinden bozdular. Suçlarını hatırlayacak, günahları için onları cezalandıracak.
HOS 9:10 İsrael'i çöldeki üzümler gibi buldum. Atalarınızı incir ağacının ilk yılındaki turfandası gibi gördüm; ama Baal Peor'a geldiler ve kendilerini utanç verici şeye adadılar, ve sevdikleri şey gibi iğrenç oldular.
HOS 9:11 Efraim'e gelince, onların görkemi bir kuş gibi uçup gidecek. Ne doğum, ne gebelik, ne de gebe kalma olacak.
HOS 9:12 Çocuklarını büyütseler bile, onları çocuklarından edeceğim, öyle ki kimse kalmayacak. Gerçekten, onlardan ayrıldığımda vay başlarına!
HOS 9:13 Efraim'i, Sur gibi, hoş bir yere dikilmiş gördüm; ama Efraim çocuklarını caniye götürecek.
HOS 9:14 Onlara ver—ey Yahve, ne vereceksin? Onlara düşük yapan bir rahim ve kuru memeler ver.
HOS 9:15 “Bütün kötülükleri Gilgal'dadır; çünkü orada onlardan nefret ettim. Çünkü işlerinin kötülüğü yüzünden onları evimden kovacağım! Onları artık sevmeyeceğim. Bütün beyleri asidir.
HOS 9:16 Efraim vuruldu. Kökleri kurudu. Meyve vermeyecekler. Doğursalar bile, yine de rahimlerinin sevgililerini öldüreceğim.”
HOS 9:17 Tanrım onları reddedecek, çünkü O'nu dinlemediler; ve uluslar arasında dolaşıp duracaklar.
HOS 10:1 İsrael meyvesini veren bereketli bir asmadır. Meyvesinin bolluğuna göre sunaklarını çoğalttı. Ülkeleri zenginleştikçe dikili taşlarını süslediler.
HOS 10:2 Yürekleri bölündü. Şimdi suçlu bulunacaklar. Sunaklarını yıkacak. Dikili taşlarını yok edecek.
HOS 10:3 Gerçekten şimdi diyecekler, “Kralımız yok; çünkü Yahve'den korkmuyoruz; ve kral, o bizim için ne yapabilir?”
HOS 10:4 Antlaşma yaparken yalan yere ant içerek söz veriyorlar. Bu yüzden yargı, tarlanın karıklarında zehirli otlar gibi bitiyor.
HOS 10:5 Samariya sakinleri, Beyt Aven'in buzağıları yüzünden dehşete düşecek, çünkü halkı, onun görkemi için onun hakkında sevinen kâhinleriyle birlikte, ona yas tutacaklar, çünkü ondan ayrıldı.
HOS 10:6 Üstelik büyük krala armağan olarak Aşur'a götürülecek. Efraim utanç duyacak, ve İsrael kendi öğüdünden utanacak.
HOS 10:7 Samariya ve kralı suda bir dal gibi akıp gidecek.
HOS 10:8 İsrael'in günahı, Aven'in yüksek yerleri de yok olacak. Onların sunakları üzerinde diken ve devedikeni çıkacak. Dağlara, “Bizi örtün!” ve tepelere, “Üzerimize düşün!” diyecekler.
HOS 10:9 “Ey İsrael, Giva günlerinden beri günah işledin. Orada kaldılar. Kötülük çocuklarına karşı olan savaş Giva'da onları yakalamaz.
HOS 10:10 İstediğim zaman onları cezalandıracağım; ve iki suçlarına bağlı oldukları zaman uluslar onlara karşı toplanacak.
HOS 10:11 Efraim harman dövmeyi seven eğitilmiş bir düvedir, bu yüzden güzel boynuna bir boyunduruk koyacağım. Efraim üzerine bir adam bindireceğim. Yahuda saban sürecek. Yakov tırmık çekecek.
HOS 10:12 Doğrulukla kendinize ekin, iyiliğe göre biçin. Nadasa bırakılmış toprağınızı sürün, çünkü Yahve'yi aramanın zamanıdır, ta ki gelip üzerinize doğruluk yağdırana dek.
HOS 10:13 Kötülük sürdünüz, haksızlık biçtiniz. Yalanların meyvesini yediniz, çünkü kendi yolunuza, yiğitlerinizin çokluğuna güvendiniz.
HOS 10:14 Bu yüzden halkınızın arasında bir savaş kükremesi yükselecek, ve bütün kaleleriniz yıkılacak, tıpkı Şalman'ın savaş günü Beyt Arbel'i yıkması gibi. Anne çocuklarıyla birlikte paramparça edildi.
HOS 10:15 Büyük kötülüğünüz yüzünden Beytel de size aynısını yapacak. Şafak vakti İsrael Kralı yıkılacak.”
HOS 11:1 “İsrael çocukken onu sevdim, ve oğlumu Mısır’dan çağırdım.
HOS 11:2 Onları çağırdıkça, onlar uzaklaştı onlardan. Baallar'a kurban kestiler, ve oyma putlara buhur yaktılar.
HOS 11:3 Ancak Efraim’e yürümeyi ben öğrettim. Onları kollarıma aldım, ama onları iyileştirenin ben olduğumu bilmediler.
HOS 11:4 Onları insan ipleriyle, sevgi bağlarıyla çektim; ve onlara boyunlarındaki boyunduruğu kaldıran biri gibi oldum; ve eğilip onu besledim.”
HOS 11:5 “Mısır diyarına dönmeyecekler; ama Aşurlu onların kralı olacak, çünkü tövbe etmeyi reddettiler.
HOS 11:6 Kılıç onların kentleri üzerine inecek, ve kapılarının sürgülerini yok edecek, ve onların tasarılarına son verecek.
HOS 11:7 Halkım benden dönmeye kararlı. En Yüce Olan'a seslenseler bile, kesinlikle onları yüceltmeyecek.”
HOS 11:8 “Ey Efraim, senden nasıl vazgeçerim? Ey İsrael, seni nasıl teslim ederim? Seni nasıl Adma gibi yaparım? Seni nasıl Sevoim gibi yaparım? Yüreğim döndü, acımam kabardı.
HOS 11:9 Öfkemin kızgınlığını yerine getirmeyeceğim. Efraim'i yok etmek için geri dönmeyeceğim. Çünkü ben Tanrı'yım, insan değilim; aranızdaki Kutsal Olan'ım. Gazapla gelmeyeceğim.
HOS 11:10 Aslan gibi kükreyen Yahve'nin ardından yürüyecekler; çünkü O kükreyecek ve çocuklar batıdan titreyerek gelecekler.
HOS 11:11 Mısır'dan bir kuş gibi, Aşur ülkesinden bir güvercin gibi titreyerek gelecekler; ve onları evlerine yerleştireceğim.” diyor Yahve.
HOS 11:12 Efraim yalanla, İsrael evi de beni hileyle kuşattı. Yahuda hâlâ Tanrı'dan sapıyor, ve Kutsal Olan'a sadakatsizlik ediyor.
HOS 12:1 Efraim rüzgârı güdüyor, doğu rüzgârını kovalıyor. Sürekli yalanı ve yıkımı artırıyor. Aşur'la antlaşma yapıyor, ve yağ Mısır'a götürülüyor.
HOS 12:2 Yahve'nin de Yahuda'yla bir davası var, ve Yakov'u kendi yollarına göre cezalandıracak, işlerine göre ona karşılık verecektir.
HOS 12:3 Rahimde kardeşinin topuğundan tuttu, ve yetişkinliğinde Tanrı'yla çekişti.
HOS 12:4 Gerçekten Melek'le mücadele etti ve galip geldi; ağlayıp O'na yalvardı. O'nu Beytel'de buldu ve O orada bizimle konuştu.
HOS 12:5 Ordular Tanrısı Yahve. O Yahve diye anılır!
HOS 12:6 Bu yüzden Tanrın'a dön. İyiliği ve adaleti koru, ve sürekli Tanrın'ı bekle.
HOS 12:7 Bir tüccarın elinde hileli teraziler var. O aldatmayı sever.
HOS 12:8 Efraim, “Gerçekten zengin oldum” dedi. “Kendim için varlık buldum. Bütün servetimde günah olan hiçbir suç bulmayacaklar.”
HOS 12:9 “Ama ben Mısır diyarından Tanrınız Yahve'yim. Kutsal bayram günlerinde olduğu gibi. Sizi yine çadırlarda oturtacağım,
HOS 12:10 peygamberlere de söyledim, ve görümleri çoğalttım; ve peygamberlerin hizmetiyle benzetmeler kullandım.
HOS 12:11 Gilad kötüyse, kesinlikle onlar değersizdirler. Gilgal'da boğalar kurban ediyorlar. Gerçekten de sunakları tarlanın karıklarındaki yığınlar gibidir.
HOS 12:12 Yakov Aram ülkesine kaçtı. İsrael bir karı edinmek için hizmet etti. Bir karı için sürüleri ve sığırları güttü.
HOS 12:13 Yahve bir peygamber aracılığıyla İsrael'i Mısır'dan çıkardı, ve bir peygamber aracılığıyla o korundu.
HOS 12:14 Efraim çok acı öfkelendirdi. Bu yüzden kanı onun üzerinde kalacak, ve Efendisi onun aşağılamasını ödeyecek.”
HOS 13:1 Efraim konuştuğunda titreme vardı. İsrael'de kendini yüceltti, ama Baal yüzünden suçlu olunca öldü.
HOS 13:2 Şimdi günahları daha da çok artırıyorlar, ve kendi anlayışlarına göre gümüşlerinden dökme suretler yaptılar, hepsi de usta işi. Onlar için, “İnsan kurban ediyorlar, ve buzağıları öpüyorlar” diyorlar.
HOS 13:3 Bu yüzden sabah sisi gibi, erken eriyen çiy gibi, harman yerinden kasırga ile savrulan saman çöpü gibi, bacadan tüten duman gibi olacaklar.
HOS 13:4 “Ancak ben Mısır diyarından Tanrınız Yahve'yim; ve benden başka tanrı tanımayacaksınız, ve benden başka kurtarıcı yoktur.
HOS 13:5 Ben seni çölde, büyük kuraklık diyarında bildim.
HOS 13:6 Otlaklarına göre doydular; doydular ve yürekleri yükseldi. Bu yüzden beni unuttular.
HOS 13:7 Bundan ötürü onlara bir aslan gibiyim. Bir leopar gibi, yol kenarında pusuya yatacağım.
HOS 13:8 Yavrularından yoksun kalmış bir ayı gibi onlarla karşılaşacağım, ve yüreklerinin zarını yırtacağım. Onları orada dişi aslan gibi yiyip bitireceğim. Yabanıl hayvan onları parçalayacak.
HOS 13:9 Yok oldun, ey İsrael, çünkü bana karşısın, yardımcına karşısın.
HOS 13:10 Kralın şimdi nerede ki, bütün kentlerinde seni kurtarsın? Ve hâkimlerin onlar hakkında, 'Bana bir kral ve beyler ver' demiştin?
HOS 13:11 Sana öfkemde bir kral verdim, ve gazabımda onu aldım.
HOS 13:12 Efraim'in suçu birikti. Günahı birikti.
HOS 13:13 Doğuran kadının ağrıları onun üzerine gelecek. O akılsız bir oğuldur, çünkü zamanı gelmişken, rahmin ağzına gelmiyor.
HOS 13:14 Onları Şeol'ün elinden fidye ile kurtaracağım. Onları ölümden kurtaracağım! Ey ölüm, belaların nerede? Ey Şeol, yıkımın nerede?” “Gözlerimden acıma gizlenecek.
HOS 13:15 Kardeşleri arasında verimli olsa bile, doğu rüzgârı gelecek, Yahve'nin soluğu çölden yükselecek; onun kaynağı kesilecek, ve pınarı kuruyacak. Hazine ambarını yağmalayacak.
HOS 13:16 Samariya suçunu taşıyacak, çünkü Tanrısı'na başkaldırdı. Kılıçla düşecekler. Bebekleri parçalanacak, ve gebe kadınların karnı yarılacak.”
HOS 14:1 Ey İsrael, Tanrın Yahve'ye dön; çünkü günahın yüzünden düştün.
HOS 14:2 Sözleri yanına al ve Yahve'ye dönün. O'na deyin, “Bütün günahlarımızı bağışla, ve iyi olanı kabul et; öyle ki, dudaklarımızın adadığı gibi boğalar sunalım.
HOS 14:3 Aşur bizi kurtaramaz. Atlar üzerine binmeyeceğiz; ve ellerimizin işine artık 'İlâhlarımız!' demeyeceğiz. Çünkü yetim sende merhamet bulur.”
HOS 14:4 “Onların dönekliklerini iyileştireceğim. Onları gönülden seveceğim; çünkü öfkem onlardan döndü.
HOS 14:5 İsrael'e çiy gibi olacağım. Zambak gibi çiçek açacak, ve köklerini Lübnan gibi salacak.
HOS 14:6 Dalları yayılacak, ve güzelliği zeytin ağacı gibi, ve kokusu Lübnan gibi olacak.
HOS 14:7 İnsanlar onun gölgesinde oturacak. Buğday gibi canlanacaklar, asma gibi çiçek açacaklar. Kokuları Lübnan şarabı gibi olacak.
HOS 14:8 Efraim diyecek putlarla ne işim var artık? Ben yanıt veriyorum ve ona bakacağım. Ben yeşil bir selvi gibiyim; senin meyven benden olur.”
HOS 14:9 Bu şeyleri anlamak için bilge olan kimdir? Anlayışlı olan kimdir ki, bunları bilebilsin? Çünkü Yahve'nin yolları doğrudur, ve doğrular onlarda yürür, ama başkaldıranlar onlarda tökezler.
JOE 1:1 Petuel oğlu Yoel'e gelen Yahve'nin sözü.
JOE 1:2 Ey ihtiyarlar, duyun bunu, memleketin bütün sakinleri dinleyin! Sizin günlerinizde ya da atalarınızın günlerinde hiç böylesi oldu mu?
JOE 1:3 Çocuklarınıza bunu anlatın, çocuklarınız kendi çocuklarına, onların çocukları da başka kuşaklara anlatsınlar.
JOE 1:4 Çekirgenin bıraktığını büyük çekirge yedi. Büyük çekirgenin bıraktığını küçük çekirge yedi. Onun bıraktığını tırtıl yedi.
JOE 1:5 Ey sarhoşlar, ayılın da ağlayın! Ey şarap içenler, hepiniz, tatlı şarap yüzünden yas tutun, çünkü ağzınızdan kesildi.
JOE 1:6 Çünkü ülkemin üzerine güçlü ve sayılamaz bir ulus çıktı. Onun dişleri aslan dişleri, onda dişi aslan azı dişleri var.
JOE 1:7 Asmamı harap etti, incir ağacımı soydu. Kabuğunu soyup attı. Dalları ağardı.
JOE 1:8 Gençliğinin kocası için çul giymiş el değmemiş bir kız gibi yas tut!
JOE 1:9 Yahve'nin evinden ekmek sunusu ve dökmelik sunu kesildi. Yahve'nin hizmetkârları olan kâhinler yas tutuyor.
JOE 1:10 Tarla harap oldu. Toprak yas tutuyor, çünkü buğday yok oldu, yeni şarap kurudu, yağ cılızlaştı.
JOE 1:11 Ey çiftçiler, utanın! Ey bağcılar, buğday ve arpa için ağıt yakın; çünkü tarlanın ürünü yok oldu.
JOE 1:12 Asma kurudu, incir ağacı kurudu; nar ağacı, palmiye ağacı da, elma ağacı, tarlanın bütün ağaçları kurudu; çünkü sevinç insanoğullarından kayboldu.
JOE 1:13 Ey kâhinler, çul giyin ve yas tutun! Ey sunak hizmetkârları, ağıt yakın. Ey Tanrım'ın hizmetkârları gelin, bütün gece çulda yatın, çünkü Tanrınız'ın evinden ekmek sunusu ve dökmelik sunu kesildi.
JOE 1:14 Orucu kutsal sayın. Toplantıya çağırın. Yaşlıları ve ülkenin bütün sakinlerini Tanrınız Yahve'nin evine toplayın da Yahve'ye feryat edin.
JOE 1:15 Vay o güne! Çünkü Yahve'nin günü yakındır, Her Şeye Gücü Yeten'den bir yıkım gelecek.
JOE 1:16 Gözlerimizin önünden yiyecek, Tanrımız'ın evinden sevinç ve neşe kesilmedi mi?
JOE 1:17 Tohumlar toprak kesikleri altında çürüyor. Tahıl ambarları boş kalıyor. Ambarlar yıkılıyor, çünkü buğday kalmadı.
JOE 1:18 Hayvanlar nasıl inliyor! Sığır sürüleri şaşkın, çünkü otlakları yok. Koyun sürüleri de perişan oldu.
JOE 1:19 Ey Yahve, sana feryat ediyorum, çünkü ateş çölün otlaklarını yiyip bitirdi, alev de bütün kır ağaçlarını yaktı.
JOE 1:20 Evet, kırın hayvanları soluyarak sana sesleniyor, çünkü derelerin suyu kurudu, ateş de çölün otlaklarını yiyip bitirdi.
JOE 2:1 Siyon'da boru çalın, kutsal dağımda uyarı sesi verin! Ülkenin bütün sakinleri titresin, çünkü Yahve'nin günü geliyor, çünkü yakındır:
JOE 2:2 Karanlık ve kasvet günü, bulut ve koyu karanlık günü. Dağlara yayılan şafak gibi, büyük ve güçlü bir halk; benzeri hiç olmadı, onlardan sonra da çok kuşakların yıllarında bir daha olmayacak.
JOE 2:3 Önlerinde ateş yiyip bitiriyor, arkalarında alev yakıyor. Ülke önlerinde Aden bahçesi gibi, arkalarında ıssız bir çöl. Evet, onlardan kaçıp kurtulan kimse de yok.
JOE 2:4 Görünüşleri atların görünümü gibi, atlılar gibi de koşuyorlar.
JOE 2:5 Dağların tepelerinde savaş arabalarının gürültüsü gibi, anızı yiyip bitiren ateş alevinin gürültüsü gibi, savaş düzenine girmiş güçlü bir halk gibi sıçrıyorlar.
JOE 2:6 Onların karşısında halklar sıkıntı içindeler. Bütün yüzler soluyor.
JOE 2:7 Yiğitler gibi koşuyorlar. Savaşçılar gibi sura tırmanıyorlar. Her biri kendi safında yürüyor ve sırasından sapmıyor.
JOE 2:8 Birbirini itmiyorlar. Her biri kendi yolunda yürüyor. Savunmaları deliyorlar, ama saflarını bozmuyorlar.
JOE 2:9 Kente hücum ediyorlar. Sur üzerinde koşuyorlar. Evlerin içine tırmanıyorlar. Hırsızlar gibi pencerelerden giriyorlar.
JOE 2:10 Yer önlerinde sarsılıyor. Gökler titriyor. Güneş ve ay kararıyor, yıldızlar da ışıltılarını geri çekiyor.
JOE 2:11 Yahve ordusunun önünde sesiyle gürlüyor, çünkü O'nun güçleri çok büyüktür; çünkü O'nun buyruğuna uyan O, güçlüdür; çünkü Yahve'nin günü büyük ve çok korkunçtur, ve buna kim dayanabilir?
JOE 2:12 “Şimdi bile” diyor Yahve, “Bütün yüreğinizle, oruçla, ağlayışla ve yasla bana dönün.”
JOE 2:13 Giysilerinizi değil, yüreğinizi yırtın ve Tanrınız Yahve'ye dönün; çünkü O lütufkârdır, merhametlidir, Öfkelenmekte yavaştır, sevgi dolu iyiliği boldur ve felaket göndermekten vazgeçer.
JOE 2:14 Kim bilir? Belki döner de vazgeçer ve arkasında bereket, Tanrınız Yahve için bir ekmek sunusu ve dökmelik sunu bırakır.
JOE 2:15 Siyon'da boru çalın! Orucu kutsal kılın. Toplantıya çağırın.
JOE 2:16 Halkı toplayın. Toplantıyı kutsayın. İhtiyarları toplayın. Çocukları ve emzikte olanları toplayın. Güvey odasından, gelin de gerdeğinden çıksın.
JOE 2:17 Yahve'nin hizmetkârları olan kâhinler, eyvanla sunak arasında ağlayıp desinler, “Ey Yahve, halkını esirge, kendi mirasını aşağılanmaya verme ki, uluslar onlara hakim olmasın. Halklar arasında neden ‘Onların Tanrıları nerede?’ denilsin?”
JOE 2:18 O zaman Yahve ülkesi için kıskanç oldu ve halkına acıdı.
JOE 2:19 Yahve halkına yanıt verdi: “İşte, sana buğday, yeni şarap ve yağ göndereceğim, onlarla doyacaksınız; artık sizi uluslar arasında aşağılatmayacağım.
JOE 2:20 Ama kuzey ordusunu senden uzaklaştıracağım, onu çorak ve ıssız bir ülkeye, onun önünü doğu denizine, onun arkasını batı denizine süreceğim; ve pis kokusu yükselecek, ve kötü kokusu yükselecek.” Gerçekten o, büyük işler yaptı.
JOE 2:21 Ey diyar, korkma. Sevin ve coş, çünkü Yahve büyük işler yaptı.
JOE 2:22 Ey kır hayvanları, korkmayın; çünkü çölün otlakları yeşeriyor, ağaç meyvesini veriyor. İncir ağacı ve asma gücünü veriyor.
JOE 2:23 Öyleyse sevinin, ey Siyon'un çocukları, ve Tanrınız Yahve'yle coşun; çünkü size ilk yağmuru tam ölçüsünde veriyor, ve öncesinde olduğu gibi yağmuru, ilk yağmuru ve son yağmuru sizin için yağdırıyor.
JOE 2:24 Harman yerleri buğdayla dolacak, tekneler de yeni şarap ve yağla taşacak.
JOE 2:25 Size sürüyle uçan çekirgenin, büyük çekirgenin, küçük çekirgenin ve tırtılın, aranıza gönderdiğim büyük ordumun yediği yılları geri vereceğim.
JOE 2:26 Bolca yiyip doyacaksınız, sizin için şaşılası şeyler yapan Tanrınız Yahve'nin adını öveceksiniz. Halkım bir daha asla hayal kırıklığına uğramayacak.
JOE 2:27 Ben'im İsrael'in arasında olduğumu, Tanrınız Yahve olduğumu, ve başka kimsenin olmadığını bileceksiniz. Halkım bir daha asla hayal kırıklığına uğramayacak.
JOE 2:28 Ondan sonra, Ruhum'u bütün insanların üzerine dökeceğim. Oğullarınız ve kızlarınız peygamberlik edecek. Yaşlılarınız düşler görecek. Gençleriniz görümler görecek.
JOE 2:29 Ve o günlerde erkek ve kadın hizmetçilerin üzerine de Ruhum'u dökeceğim.
JOE 2:30 Göklerde ve yerde belirtiler göstereceğim: Kan, ateş ve duman direkleri.
JOE 2:31 Yahve'nin büyük ve korkunç günü gelmeden önce güneş karanlığa, ay kana dönecek.
JOE 2:32 Öyle olacak ki, her kim Yahve'nin adını çağırırsa kurtulacak; çünkü Yahve'nin söylediği gibi, Siyon Dağı'nda ve Yeruşalem'de kaçıp kurtulanlar, geride kalanlar arasında Yahve'nin çağırdığı kimseler olacak.
JOE 3:1 “Çünkü işte, o günlerde ve o zamanda, Yahuda ve Yeruşalem'in sürgünlerini geri getirdiğimde,
JOE 3:2 bütün ulusları toplayacağım, ve onları Yehoşafat Vadisi'ne indireceğim; ve orada halkım ve mirasım olan İsrael için, onu uluslar arasında dağıttıkları için onları yargılayacağım. Onlar ülkemi böldüler,
JOE 3:3 ve halkım için kura çektiler, ve fahişeye ücreti için erkek çocuğu verdiler, ve içebilsinler diye şarap karşılığında bir kız sattılar.”
JOE 3:4 “Hem de siz benim için nesiniz, ey Sur ve Sayda ve bütün Filist bölgeleri? Siz bana karşılık mı ödeyeceksiniz? Ve eğer bana karşılığını ödeyecek olursanız, ben karşılığını hemen ve çabucak kendi başınıza döndüreceğim.
JOE 3:5 Çünkü gümüşümü ve altınımı aldın, en değerli hazinelerimi tapınaklarına götürdün,
JOE 3:6 Yahuda'nın çocuklarını ve Yeruşalem'in çocuklarını kendi sınırlarından uzaklaştırmak için Grekler'in oğullarına sattınız.
JOE 3:7 İşte, onları sattığın yerden harekete geçireceğim, karşılığını kendi başınıza ödeyeceğim;
JOE 3:8 oğullarını ve kızlarını Yahuda'nın çocuklarının eline satacağım, onlar da onları uzak bir ulusa, Şevalılar'a satacaklar, çünkü Yahve böyle söyledi.”
JOE 3:9 Uluslar arasında şunu ilan edin: “Savaşa hazırlanın! Yiğitleri harekete geçirin. Bütün savaşçılar yaklaşsın. Yukarı çıksınlar.
JOE 3:10 Sabanlarınızı kılıçlara, bağcı bıçaklarınızı mızraklara döndürün. Zayıf olan, 'Ben güçlüyüm' desin.
JOE 3:11 Çabuk gelin, ey çevredeki uluslar, toplanın.” Ey Yahve, yiğitlerini oraya indir.
JOE 3:12 “Uluslar harekete geçip Yehoşafat Vadisi'ne çıksınlar; çünkü orada oturup çevredeki bütün ulusları yargılayacağım.
JOE 3:13 Orağı sallayın, çünkü hasat olgunlaştı. Gelin, çiğneyin, çünkü şarap teknesi doldu, tekneler taşıyor, çünkü kötülükleri büyüktür.”
JOE 3:14 Kalabalıklar, Karar Vadisi'nde kalabalıklar! Çünkü Karar Vadisi'nde Yahve'nin günü yakındır.
JOE 3:15 Güneş ve ay karardı, yıldızlar da ışıltılarını geri çekti.
JOE 3:16 Yahve Siyon'dan kükreyecek, Yeruşalem'den gürleyecek; gökler de yeryüzü de sarsılacak; ama Yahve, halkına sığınak, İsrael'in çocuklarına kale olacak.
JOE 3:17 “Böylece, kutsal dağım Siyon'da oturan Tanrınız Yahve'nin Ben olduğumu bileceksiniz. O zaman Yeruşalem kutsal olacak, ve bir daha ondan yabancı geçmeyecek.
JOE 3:18 O gün dağlar tatlı şarap damlatacak, tepeler süt akıtacak, Yahuda'nın bütün derelerinde sular akacak; Yahve'nin evinden bir kaynak çıkacak, ve Şittim Vadisi'ni sulayacak.
JOE 3:19 Mısır ıssız kalacak, Edom da Yahuda'nın çocuklarına yaptıkları zorbalık yüzünden ıssız bir çöl olacak, çünkü ülkelerinde suçsuz kanı döktüler.
JOE 3:20 Ama Yahuda daima, Yeruşalem de kuşaktan kuşağa oturulacak yer olacak.
JOE 3:21 Onların temizlemediğim kanlarını temizleyeceğim, çünkü Yahve Siyon'da oturuyor.”
AMO 1:1 Tekoa çobanları arasında bulunan Amos'un sözleri, Yahuda Kralı Uzziya'nın günlerinde ve İsrael Kralı Yoaş oğlu Yarovam'ın günlerinde, depremden iki yıl önce İsrael hakkında gördü.
AMO 1:2 Şöyle dedi: “Yahve Siyon'dan kükreyecek, ve Yeruşalem'den sesini duyuracak; ve çobanların otlakları yas tutacak, ve Karmel'in tepesi kuruyacak.”
AMO 1:3 Yahve şöyle diyor: “Damaskus'un üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü Gilad'ı demirden dövenlerle dövdüler.
AMO 1:4 Ama Hazael'in evinin içine ateş göndereceğim, ve Ben Hadad'ın saraylarını yiyip bitirecek.
AMO 1:5 Damaskus kapı sürgüsünü kıracağım, ve Aven Vadisi'nden orada oturanı, Aden evinden asa tutanı kesip atacağım; ve Suriye halkı Kir'e sürülecek.” diyor Yahve.
AMO 1:6 Yahve şöyle diyor: “Gaza’nın üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim; çünkü bütün topluluğu Edom’a teslim etmek için sürgün ettiler;
AMO 1:7 Gaza suru üzerine ateş göndereceğim, ve onun saraylarını yiyip bitirecek.
AMO 1:8 Aşdod’dan orada oturanı, Aşkelon’dan asa tutanı kesip atacağım; ve elimi Ekron’a karşı çevireceğim; ve Filistliler'in arta kalanı yok olacak.” diyor Efendi Yahve.
AMO 1:9 Yahve şöyle diyor: “Sur’un üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim; çünkü bütün topluluğu Edom’a teslim ettiler, ve kardeşlik antlaşmasını hatırlamadılar.
AMO 1:10 Ama Sur'un suru üzerine ateş göndereceğim, onun saraylarını yiyip bitirecek.”
AMO 1:11 Yahve şöyle diyor: “Edom’un üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü kardeşini kılıçla kovaladı, ve bütün acımasını yitirdi, ve öfkesi sürekli köpürdü, ve gazabını daima korudu.
AMO 1:12 Ama ben Teman üzerine ateş göndereceğim, ve Bostra'nın saraylarını yiyip bitirecek.”
AMO 1:13 Yahve şöyle diyor: “Ammon'un çocuklarının üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü kendi sınırlarını genişletmek için Gilad’ın gebe kadınlarının karınlarını yardılar.
AMO 1:14 Ama Rabba surunda ateş tutuşturacağım, ve savaş gününde haykırışlarla, kasırga gününde fırtınayla onun saraylarını yiyip bitirecek.
AMO 1:15 Kralları ve beyleri birlikte sürgüne gidecekler.” diyor Yahve.
AMO 2:1 Yahve şöyle diyor: “Moav’ın üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü Edom Kralı'nın kemiklerini kireç edinceye dek yaktı.
AMO 2:2 Ama Moav’ın üzerine ateş göndereceğim, ve Keriyot'un saraylarını yiyip bitirecek; ve Moav kargaşayla, bağırışlarla ve boru sesiyle ölecek.
AMO 2:3 Onun içinden hâkimi söküp atacağım, ve onunla birlikte bütün beylerini öldüreceğim.” diyor Yahve.
AMO 2:4 Yahve şöyle diyor: “Yahuda’nın üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü Yahve'nin Yasası'nı reddettiler, ve O'nun kurallarına uymadılar, ve yalanları onları saptırdı, ataları da o yalanların ardında yürümüştü.
AMO 2:5 Ama Yahuda’nın üzerine ateş göndereceğim, ve Yeruşalem'in saraylarını yiyip bitirecek.”
AMO 2:6 Yahve şöyle diyor: “İsrael'in üç, hatta dört suçundan ötürü cezasını geri çevirmeyeceğim, çünkü doğru kişiyi gümüşe, ve yoksulu bir çift çarığa sattılar.
AMO 2:7 Onlar yoksulun başını yerin tozunda çiğniyor, ve ezileni haktan yoksun bırakıyorlar. Bir adam ve babası aynı kızı kullanarak kutsal adımı kirletiyorlar.
AMO 2:8 Her sunağın yanında rehin alınan giysiler üzerinde yatıyorlar. Tanrıları'nın evinde cezaya çarptırılanların şarabını içiyorlar.
AMO 2:9 Ama onlardan önce Amorlular'ı yok ettim, boyu sedirlerin yüksekliği gibiydi, meşeler kadar da güçlüydü o; yine de meyvesini yukarıdan, ve kökünü aşağıdan yok ettim.
AMO 2:10 Sizi Mısır diyarından çıkardım, ve Amorlular'ın diyarını mülk edinmeniz için çölde size kırk yıl yol gösterdim.
AMO 2:11 Oğullarınızdan bazılarını peygamber, gençlerinizden bazılarını da adanmış kişiler olarak yetiştirdim. Ey İsrael'in çocukları, bu doğru değil mi?” diyor Yahve.
AMO 2:12 “Ama siz adanmış olanlara şarap içirdiniz, ve peygamberlere, ‘Peygamberlik etmeyin!’ diye buyurdunuz.
AMO 2:13 İşte, buğday dolu bir araba nasıl ezerse, ben de sizi yerinizde öyle ezeceğim.
AMO 2:14 Çabuk koşan kaçamayacak. Güçlü olan kendi kuvvetini gösteremeyecek. Yiğit olan kendini kurtaramayacak.
AMO 2:15 Yay çeken ayakta duramayacak. Ayağı hızlı olan kaçamayacak. At sırtında olan kendini kurtaramayacak.
AMO 2:16 Yiğitler arasında cesur olan o gün çıplak kaçacak.” diyor Yahve.
AMO 3:1 Ey İsrael'in çocukları, Mısır diyarından çıkardığı bütün soya karşı, Yahve'nin size karşı söylediği şu sözü dinleyin dedi:
AMO 3:2 “Yeryüzünün bütün soyları arasından yalnız sizi seçtim. Bu yüzden bütün günahlarınızın cezasını vereceğim.”
AMO 3:3 İki kişi anlaşmadan birlikte yürürler mi?
AMO 3:4 Avı olmayan aslan ormanda kükrer mi? Genç aslan bir şey tutmadan ininden sesini çıkarır mı?
AMO 3:5 Tuzak kurulmadan yerdeki kapana kuş düşer mi? Bir şey yakalanmadan, yerden kapan fırlar mı?
AMO 3:6 Bir kentte boru çalınır da halk korkmaz mı? Bir kentin başına kötülük gelir de Yahve onu yapmamış olur mu?
AMO 3:7 Gerçekten Efendi Yahve, hizmetkârları peygamberlere sırrını açmadıkça hiçbir şey yapmaz.
AMO 3:8 Aslan kükrer de kim korkmaz? Efendi Yahve söyler de kim peygamberlik etmez?
AMO 3:9 Aşdod saraylarında, ve Mısır diyarındaki saraylarda duyurun, ve deyin, “Samariya dağları üzerinde toplanın, ve onun içindeki kargaşayı, ve onların arasındaki baskıyı görün.”
AMO 3:10 Yahve şöyle diyor: “Gerçekten de onlar, saraylarında ganimet ve yağma biriktirenler doğru olanı yapmayı bilmiyorlar.”
AMO 3:11 Bu yüzden Efendi Yahve şöyle diyor: “Düşman ülkeyi istila edecek, ve kalelerinizi yıkacak, ve hisarlarınızı yağmalanacak.”
AMO 3:12 Yahve şöyle diyor: “Çoban aslanın ağzından iki bacağı ya da bir kulak parçasını nasıl kurtarırsa, Samariya'da sedirin köşesinde ve yatağın ipekli yastıkları üzerinde oturan İsrael'in çocukları da öyle kurtarılacak.”
AMO 3:13 “Dinleyin ve Yakov evine karşı tanıklık edin” diyor Ordular Tanrısı Efendi Yahve.
AMO 3:14 “Çünkü İsrael'in suçlarını kendi üzerlerinde ziyaret ettiğim gün, Beytel'in sunaklarını da ziyaret edeceğim; ve sunağın boynuzları kesilecek, ve yere düşecekler.
AMO 3:15 Kış evini yaz eviyle birlikte vuracağım; ve fildişi evler yok olacak, ve büyük evlerin sonu gelecek” diyor Yahve.
AMO 4:1 Ey Samariya Dağı'nda bulunan Başan inekleri, yoksulları ezen, muhtaçları sıkıştıran, kocalarına, “Bize içecek getirin!” diyenler, bu sözü dinleyin.
AMO 4:2 Efendi Yahve kutsallığı üzerine ant içti: “İşte, üzerinize o günler gelecek ki, sizi çengellerle, en sonuncunuzu da balık oltalarıyla alıp götürecekler.
AMO 4:3 Surların gediklerinden çıkacaksınız, her kadın tam kendi önünden; ve kendinizi Harmon’a atacaksınız.” diyor Efendi.
AMO 4:4 “Beytel’e gidin ve günah işleyin; Gilgal’a gidin ve daha çok günah işleyin. Her sabah kurbanlarınızı, her üç günde bir ondalıklarınızı getirin.
AMO 4:5 Mayalı şükran kurbanı sunun, ve gönülden sunuları duyurun ve bunlarla övünün; çünkü bu sizi hoşnut eder, ey İsrael'in çocukları.” diyor Efendi Yahve.
AMO 4:6 “Üstelik bütün kentlerinizde size diş temizliği, her kentte ekmek kıtlığı verdim; yine de bana dönmediniz” diyor Yahve.
AMO 4:7 “Hasada daha üç ay varken, sizden yağmuru da esirgedim; bir kentin üzerine yağmur yağdırdım, öbür kentin üzerine yağdırmadım. Bir tarlanın üzerine yağmur yağdı, üzerine yağmur yağmayan tarla kurudu.
AMO 4:8 Böylece iki ya da üç kent su içmek için bir kentte sendeledi, ve doymadılar; yine de bana dönmediniz.” diyor Yahve.
AMO 4:9 “Bahçelerinizde ve bağlarınızda sizi birçok kez samyeli ve küfle vurdum; ve sürü halinde çekirgeler incir ağaçlarınızı ve zeytin ağaçlarınızı yedi; yine de bana dönmediniz” diyor Yahve.
AMO 4:10 “Mısır'a yaptığım gibi aranıza veba gönderdim. Gençlerinizi kılıçla öldürdüm, ve atlarınızı alıp götürdüm. Ordugâhınızın pis kokusunu burun deliklerinize doldurdum; yine de bana dönmediniz.” diyor Yahve.
AMO 4:11 “Tanrı Sodom ve Gomora’yı nasıl devirdiyse, sizden bazılarınızı öyle devirdim, ve ateşten çıkarılan yanmış bir odun gibiydiniz; yine de bana dönmediniz” diyor Yahve.
AMO 4:12 “Bu yüzden size bunu yapacağım, ey İsrael; mademki size bunu yapacağım, Tanrın ile buluşmaya hazırlan, ey İsrael.
AMO 4:13 Çünkü işte, dağlara biçim veren, rüzgârı yaratan, insana ne düşündüğünü bildiren, sabah karanlığını yaratan ve yeryüzünün yüksek yerleri üzerine ayak basan; O'nun adı Ordular Tanrısı Yahve'dir.”
AMO 5:1 Ey İsrael evi, sizin için ağıt olarak aldığım bu sözü dinleyin:
AMO 5:2 “İsrael'in el değmemiş kızı düştü; bir daha kalkamayacak; ülkesinde yıkılmış; onu kaldıracak kimse yok.”
AMO 5:3 Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Bin kişi çıkan kentte yüz kişi kalacak, ve yüz kişi çıkanın, İsrael evine on kişisi kalacak.”
AMO 5:4 Çünkü Yahve İsrael evine şöyle diyor: “Beni arayın, yaşayacaksınız;
AMO 5:5 ama Beytel’i aramayın, Gilgal’e girmeyin, ve Beerşeva’ya geçmeyin; çünkü Gilgal mutlaka sürgüne gidecek, ve Beytel bir hiç olacak.
AMO 5:6 Yahve'yi arayın, yaşayacaksınız; yoksa Yosef'in evinde bir ateş çıkar, ve onu yakıp yok eder ve Beytel’de onu söndürecek kimse olmaz.
AMO 5:7 Ey adaleti pelin otuna çevirenler, ve doğruluğu yere atanlar!
AMO 5:8 Ülker ve Orion takımyıldızlarını yaratanı, ve ölüm gölgesini sabaha çevireni, ve gündüzü geceyle karartanı, denizin sularını çağıranı, ve onları yeryüzüne dökeni arayın; O'nun adı Yahve'dir,
AMO 5:9 Güçlüyü ansızın yıkar, ki kalenin üzerine yıkım gelir.
AMO 5:10 Kapıda azarlayandan nefret ederler, ve doğrulukla konuşandan iğrenirler.
AMO 5:11 Bu yüzden, mademki yoksulu çiğneyip ondan buğday vergisi alıyorsunuz, yontulmuş taştan evler yaptınız, ama onlarda oturmayacaksınız. güzel bağlar diktiniz, ama onların şarabını içmeyeceksiniz.
AMO 5:12 Çünkü suçlarınızın ne kadar çok olduğunu, ve günahlarınızın ne kadar büyük olduğunu biliyorum; ey doğru kişiyi ezenler, rüşvet alanlar, ve mahkemelerde yoksulu kovan sizler.
AMO 5:13 Bu nedenle akıllı kişi böyle zamanlarda sessiz kalır, çünkü zaman kötüdür.
AMO 5:14 Kötülüğü değil, iyiliği arayın ki, yaşayasınız. Ve böylece, söylediğiniz gibi, Ordular Tanrısı Yahve sizinle birlikte olacaktır.
AMO 5:15 Kötülükten nefret edin, ve iyiliği sevin ve mahkemelerde adaleti pekiştirin. Belki Ordular Tanrısı Yahve, Yosef'in kalıntısına lütfeder.”
AMO 5:16 Bu nedenle Ordular Tanrısı Efendi Yahve şöyle diyor: “Bütün geniş yollarda ağıt yakılacak. Bütün sokaklarda, 'Ah! Ah' diye inleyecekler! Çiftçiyi yasa, ve ağıt yakmada usta olanları da feryada çağıracaklar.
AMO 5:17 Bütün bağlarda ağıt yakılacak, çünkü aranızdan geçeceğim.” diyor Yahve.
AMO 5:18 “Yahve'nin gününü isteyenlerin vay haline! Yahve'nin gününü neden özlüyorsunuz? O karanlıktır, ve ışık değil.
AMO 5:19 Nasıl bir adam aslandan kaçarken, ayıyla karşılaşır; ya da eve girip elini duvara dayar da yılan onu sokar.
AMO 5:20 Yahve'nin günü ışık değil, karanlık olmayacak mı? Üstelik çok karanlık ve içinde hiç parıltı yok.
AMO 5:21 Bayramlarınızdan nefret ediyorum, onları hor görüyorum, ve kutsal toplantılarınıza dayanamıyorum.
AMO 5:22 Evet, yakmalık sunularınızı ve ekmek sunularınızı bana sunsanız bile, kabul etmeyeceğim; ve besili hayvanlarınızdan esenlik sunularına bakmayacağım.
AMO 5:23 Benden ezgilerinizin gürültüsünü uzaklaştırın! Arplarınızın müziğini dinlemeyeceğim.
AMO 5:24 Ama adalet ırmaklar gibi, doğruluk da güçlü bir akarsu gibi aksın.”
AMO 5:25 “Ey İsrael evi, çölde bana kırk yıl kurbanlar ve sunular mı getirdiniz?
AMO 5:26 Üstelik kralınızın çadırını, putlarınızın sandığını, kendiniz için yapmış olduğunuz ilâhınızın yıldızını taşıdınız.
AMO 5:27 Bu yüzden sizi Damaskus'un ötesine sürgün edeceğim.” diyor Yahve, O'nun adı Ordular Tanrısı'dır.
AMO 6:1 Siyon'da kaygısız olanların, ve Samariya Dağı'nda güvenlikte olanların, ulusların başının ileri gelenlerinin, İsrael evinin kendilerine geldiği o adamların vay haline!
AMO 6:2 Kalne'ye gidip görün. Oradan büyük Hamat'a gidin. Sonra Filistliler'in Gat'ına inin. Onlar bu krallıklardan daha mı iyiler? Sınırları sizin sınırınızdan daha mı büyük?
AMO 6:3 Kötü günü uzaklaştıranlar, zorbalık kürsüsünü yaklaştıranlar,
AMO 6:4 fildişi yataklar üzerinde yatanlar, ve sedirler üzerinde uzananlar, ve sürüden kuzuları, ve ahırın içinden buzağıları alıp yiyenler,
AMO 6:5 arpın tellerini tıngırdatanlar, David gibi kendilerine müzik aletleri icat edenler,
AMO 6:6 kâselerde şarap içenler, ve en iyi yağları sürünenler, ama Yosef'in sıkıntısına üzülmeyen sizler vay halinize.
AMO 6:7 Bu yüzden şimdi sürgünlerin başında sürülecekler. Ziyafet çekme ve uzanma sona erecek.
AMO 6:8 “Efendi Yahve kendi üzerine ant içti” diyor Ordular Tanrısı Yahve: “Yakov’un gururundan nefret ediyorum, ve kalelerinden tiksiniyorum. Bu yüzden kenti ve içindeki her şeyi teslim edeceğim.
AMO 6:9 Eğer bir evde on kişi kalmışsa, onlar da ölecekler.”
AMO 6:10 “Bir adamın akrabası, onu yakan kişi, evden cesetleri çıkarmak için onu taşıdığında ve evin en iç tarafında olana, ‘Yanında daha var mı?’ diye sorduğunda ve o, ‘Hayır’ dediğinde; o zaman, ‘Sus! Gerçekten de Yahve'nin adını anmamalıyız.’ diyecek.”
AMO 6:11 “Çünkü işte, Yahve buyuruyor, büyük ev ezilecek, küçük ev de parçalanacak.
AMO 6:12 Atlar kayalıklar üzerinde koşar mı? Orada öküzlerle çift süren var mı? Ama siz adaleti zehire, doğruluğun meyvesini de acılığa çevirdiniz.
AMO 6:13 Siz hiçe sevinenler, 'Kendi gücümüzle kendimize boynuz almadık mı?' diyen sizler.
AMO 6:14 Çünkü, işte, ben, İsrael evi, size karşı bir ulusu kaldıracağım.” diyor Ordular Tanrısı Yahve; “Ve onlar Hamat'ın girişinden Arava Vadisi'ne kadar sizi ezecekler.”
AMO 7:1 Böylece Efendi Yahve bana gösterdi: İşte, son sürgünün filiz vermesinin başlangıcında çekirgeleri oluşturdu; ve işte, kralın hasadından sonraki son sürgündü.
AMO 7:2 Onlar ülkenin otunu yemeyi bitirdiklerinde, ben, “Ey Efendi Yahve, yalvarırım bağışla! Yakov nasıl dayanacak? Çünkü o küçüktür.” dedim.
AMO 7:3 Yahve bundan vazgeçti. “Bu olmayacak” diyor Yahve.
AMO 7:4 Böylece Efendi Yahve bana gösterdi: İşte, Efendi Yahve yargılamak için ateşi çağırdı; ve ateş büyük derinliği kuruttu ve ülkeyi yutacaktı.
AMO 7:5 O zaman ben, “Ey Efendi Yahve, yalvarırım dur! Yakov nasıl dayanacak? Çünkü o küçüktür.” dedim.
AMO 7:6 Yahve bundan vazgeçti. “Bu da olmayacak” diyor Efendi Yahve.
AMO 7:7 Böylece bana gösterdi: İşte, Efendi bir çekül ipiyle yapılmış bir duvarın yanında duruyordu, elinde bir çekül ipi vardı.
AMO 7:8 Yahve bana, “Amos, ne görüyorsun?” dedi. “Bir çekül ipi” dedim. O zaman Yahve, “İşte, halkım İsrael’in ortasına bir çekül ipi koyacağım” dedi. “Bir daha yanlarından geçmeyeceğim.
AMO 7:9 İshak’ın yüksek yerleri ıssız kalacak, İsrael’in kutsal yerleri harap olacak; ve ben Yarovam’ın evine karşı kılıçla çıkacağım.”
AMO 7:10 O zaman Beytel kâhini Amatsya, İsrael Kralı Yarovam’a haber gönderip, “Amos İsrael evinin ortasında sana karşı düzen kurdu. Ülke onun bütün sözlerini taşıyamaz.” dedi.
AMO 7:11 Çünkü Amos, 'Yarovoam kılıçla ölecek, İsrael kesinlikle kendi ülkesinden sürülecek' diyor.” dedi.
AMO 7:12 Amatsya da Amos'a, “Ey Gören, git, Yahuda ülkesine kaç, orada ekmek ye, orada peygamberlik et,
AMO 7:13 ama artık bir daha Beytel'de peygamberlik etme. Çünkü orası kralın kutsal yeri ve kral evidir!” dedi.
AMO 7:14 Amos, Amatsya'ya, “Ben peygamber değildim, peygamber oğlu da değildim, sığır çobanı ve incir ağacı çiftçisiydim;
AMO 7:15 ve Yahve beni sürünün ardından aldı ve Yahve bana, 'Git, halkım İsrael'e peygamberlik et' dedi.
AMO 7:16 Şimdi Yahve'nin sözünü dinle: 'İsrael'e karşı peygamberlik etme, İshak'ın evine karşı söz söyleme' diyorsun.
AMO 7:17 Bu yüzden Yahve şöyle diyor: 'Senin karın kentte fahişe olacak, oğulların ve kızların kılıçla düşecekler, ülken ölçü ipiyle bölünecek; sen de kirli bir ülkede öleceksin ve İsrael kesinlikle ülkesinden sürülecektir.'”
AMO 8:1 Böylece Efendi Yahve bana gösterdi: İşte, bir sepet yaz meyvesi.
AMO 8:2 “Amos, ne görüyorsun?” dedi. Ben de, “Bir sepet yaz meyvesi” dedim. O zaman Yahve bana şöyle dedi, “Halkım İsrael’in sonu geldi. Bir daha onların yanından geçmeyeceğim.
AMO 8:3 O gün tapınağınızın ezgileri ağıta dönecek.” diyor Efendi Yahve. “Cesetler çok olacak. Her yerde sessizce dışarı atılacaklar.
AMO 8:4 Dinleyin bunu, yoksulları yutmak, ve ülkenin yoksullarını mahvetmek isteyen sizler,
AMO 8:5 şöyle diyorsunuz, ‘Ne zaman Yeni Ay geçecek de tahıl satacağız? ve Şabat ne zaman geçecek ki, buğdayı pazara çıkaralım, Efayı küçültelim, şekeli büyütelim, hileli terazilerle hileli işler yapalım da,
AMO 8:6 yoksulları gümüşle, ve muhtaçları bir çift çarıkla satın alalım, ve süprüntüleri buğdayla birlikte satalım?'”
AMO 8:7 Yahve Yakov'un övüncü üzerine ant içti: “Gerçekten onların işlerinden hiçbirini asla unutmayacağım.
AMO 8:8 Ülke bundan dolayı titremeyecek mi, ve içinde oturan herkes yas tutmayacak mı? Evet, ülke bütünüyle Irmak gibi yükselecek; ve Mısır Irmağı gibi kabarıp yine inecek.
AMO 8:9 O gün öyle olacak ki” diyor Efendi Yahve, “Öğleyin güneşi batıracağım, ve güpegündüz yeryüzünü karartacağım.
AMO 8:10 Bayramlarınızı yasa, ve bütün ezgilerinizi ağıta çevireceğim; ve bütün bedenlerinize çul kuşandıracağım, ve her başın saçını yolduracağım. Onu biricik oğul için tutulan yas gibi, ve sonunu acı bir gün gibi yapacağım.
AMO 8:11 İşte, günler geliyor” diyor Efendi Yahve, “Ülkeye kıtlık göndereceğim; ekmek kıtlığı değil, ve suya susamışlık değil, ancak Yahve'nin sözlerini duymak kıtlığı.
AMO 8:12 Denizden denize, ve kuzeyden doğuya kadar dolaşacaklar; Yahve'nin sözünü aramak için oradan oraya koşacaklar, ve bulamayacaklar.
AMO 8:13 O gün el değmemiş güzel kızlar, ve genç erkekler susuzluktan bayılacaklar.
AMO 8:14 Samariya günahı üzerine ant içenler, 'Ey Dan, senin ilâhının hayatı üzerine' ve 'Beerşeva yolunun hayatı üzerine' diyenler düşecek ve bir daha asla kalkamayacaklar.”
AMO 9:1 Efendi'nin sunağın yanında durduğunu gördüm; ve dedi, “Direklerin başlarını vur da, eşikler sarsılsın. Hepsinin başı üzerine onları parçala. Onların sonuncusunu kılıçla öldüreceğim. Hiçbiri kaçmayacak. Hiçbiri kaçıp kurtulmayacak.
AMO 9:2 Şeol'u kazsalar bile, elim onları oradan alacak; göklere çıksalar bile, onları oradan indireceğim.
AMO 9:3 Karmel'in tepesinde saklansalar bile, onları oradan arayıp çıkaracağım; denizin dibinde saklansalar gözümden uzak olsalar bile, orada yılana buyuracağım, onları sokacak.
AMO 9:4 Düşmanlarının önünde sürgün gitseler bile, orada kılıca buyuracağım, onları öldürecek. Onların üzerine iyilik için değil, kötülük için gözlerimi dikeceğim.
AMO 9:5 Çünkü Efendi, Ordular Yahvesi, yere dokunan O'dur, yer erir ve içinde oturanların hepsi yas tutacak; ve yer tümüyle Irmak gibi yükselecek ve Mısır Irmağı gibi yine batacak.
AMO 9:6 Göklerde odalarını yapan, kubbesini yeryüzüne kuran, denizin sularını çağıran ve onları yeryüzüne döken O'dur. Adı Yahve'dir.
AMO 9:7 Ey İsrael'in çocukları, siz bana Etiyopya'nın çocukları gibi değil misiniz?” diyor Yahve. “İsrael'i Mısır diyarından, Filistliler'i Kaftor'dan, Suriyeliler'i Kir'den ben çıkarmadım mı?
AMO 9:8 İşte, Efendi Yahve'nin gözleri günahkâr krallığın üzerindedir. Onu yeryüzünden yok edeceğim, ancak Yakov'un evini tümüyle yok etmeyeceğim.” diyor Yahve
AMO 9:9 “Çünkü işte, ben buyuracağım ve İsrael evini bütün uluslar arasında kalburda elenen buğday gibi eleyeceğim, en ufak bir tane bile yere düşmeyecek.
AMO 9:10 Halkımın bütün günahkârları, 'Kötülük bize yetişmez, bize rastlamaz' diyenler kılıçla ölecekler.
AMO 9:11 O gün yıkılmış olan David'in çardağını yeniden kaldıracağım, onun gediklerini kapatacağım, yıkıntılarını yeniden bina edeceğim, eski günlerdeki gibi yeniden yapacağım.
AMO 9:12 Öyle ki, Edom'un geri kalanını ve adımla çağırılan bütün ulusları mülk edinsinler.” diyor bunu yapan Yahve.
AMO 9:13 “İşte, günler geliyor” diyor Yahve, “Çift süren orakçıya, üzüm ezen tohum ekene erişecek; ve dağlar tatlı şarap damlatacak, tepelerden akacak.
AMO 9:14 Halkım İsrael'i sürgünden geri getireceğim; ve yıkılmış kentleri yeniden kuracaklar, onlarda oturacaklar; ve bağlar dikecekler, onların şaraplarını içecekler. Bahçeler de yapacaklar, ve onların meyvesini yiyecekler.
AMO 9:15 Onları kendi ülkelerine dikeceğim, Ve kendilerine verdiğim topraklardan bir daha sökülmeyecekler.” diyor senin Tanrın Yahve.
OBA 1:1 Ovadya'nın görümü. Efendi Yahve Edom hakkında şöyle diyor. Yahve'den haber aldık ve ulusların arasına bir elçi gönderildi, “Kalkın, ona karşı savaş için kalkalım” dedi.
OBA 1:2 “İşte , seni uluslar arasında küçük düşürdüm. Çok hor görülmektesin.
OBA 1:3 Ey sen, kaya yarıklarında oturan, evi yüksek olan, kendi yüreğinin gururu seni aldattı, yüreğinde, 'Kim beni yere indirecek?' diyorsun.
OBA 1:4 Kartal gibi yükseklere çıksan da, yuvanı yıldızların arasına koysan da, seni oradan indireceğim.” diyor Yahve.
OBA 1:5 “Eğer hırsızlar sana gelselerdi, gece haydutlar gelselerdi, yalnızca yetecek kadar çalmazlar mı? Üzüm toplayıcıları sana gelselerdi, bir kaç salkım üzüm bırakmazlar mıydı? Ah, seni ne felaket bekliyor.
OBA 1:6 Esav nasıl yağmalanacak! Gizli hazineleri nasıl aranacak!
OBA 1:7 Anlaşmış olduğun bütün adamlar seni sınırına kadar sürdüler. Seninle barış içinde olan adamlar seni aldattı ve seni yendiler. Ekmeğini yiyen dostlar sana tuzak kuruyorlar. Onda anlayış yok.”
OBA 1:8 “O gün” diyor Yahve, “Ben Edom’dan bilge adamları, Esav’ın dağından anlayışı yok etmeyecek miyim?
OBA 1:9 Ey Teman, yiğitlerin öyle bir dehşete düşecek ki, Esav’ın dağındaki herkes kıyımla kesilip atılacak.
OBA 1:10 Kardeşin Yakov’a yapılan zorbalık yüzünden seni utanç kaplayacak ve sonsuza dek kesilip atılacaksın.
OBA 1:11 Öte tarafta dikildiğin gün, yabancıların onun malını alıp götürdüğü, yabancıların kapılarına girip Yeruşalem için kura çektiği gün, sen de onlardan biri oldun.
OBA 1:12 Ama kardeşinin felaket gününde onu küçümseme, ve Yahuda'nın çocuklarının yıkım gününde üzerlerine sevinme. Sıkıntı gününde kibirle konuşma.
OBA 1:13 Felaketleri gününde halkımın kapısından girme. Onların felaket gününde onların sıkıntısını küçümseme ve onların felaket gününde onların malını kapma.
OBA 1:14 Onun kaçıp kurtulanlarını kesip atmak için yol ağzında durma. Sıkıntılı günde onun kalanlarını teslim etme.
OBA 1:15 Çünkü Yahve'nin günü bütün uluslar için yakındır. Sen ne yaptıysan sana da öyle yapılacaktır. Yaptıkların kendi başına dönecek.
OBA 1:16 Çünkü siz kutsal dağımın üzerinde nasıl içtinizse, bütün uluslar da durmadan öyle içecek. Evet, içip yutacaklar ve sanki hiç olmamış gibi olacaklar.
OBA 1:17 Ama Siyon Dağı'nda kaçıp kurtulanlar olacak ve orası kutsal olacak. Yakov'un soyu kendi mülklerini mülk edinecek.
OBA 1:18 Yakov'un evi ateş, Yosef'in evi alev, Esav'ın evi de anız olacak. Onları yakacaklar ve onları yiyip bitirecekler. Esav'ın evinden kalan olmayacak.” Gerçekten de Yahve söyledi.
OBA 1:19 Güneyliler Esav'ın dağını, ovadakiler Filistliler'i mülk edinecekler. Efraim kırını ve Samariya kırını mülk edinecekler. Benyamin Gilad'ı mülk edinecek.
OBA 1:20 Kenanlılar arasında bulunan bu İsrael'in çocukları ordusunun sürgünleri Sarefat'a kadar mülk edinecekler; Sefarad'da bulunan Yeruşalem sürgünleri ise Negev kentlerini mülk edinecekler.
OBA 1:21 Kurtarıcılar Esav'ın dağlarını yargılamak için Siyon Dağı'na çıkacaklar ve krallık Yahve'nin olacak.
JON 1:1 Ve Yahve'nin şu sözü Amittay oğlu Yona'ya geldi:
JON 1:2 “Kalk, Ninova'ya, o büyük kente git ve ona karşı duyur; çünkü onların kötülükleri önüme kadar çıktı.”
JON 1:3 Ama Yona, Yahve'nin önünden Tarşiş'e kaçmak için kalktı. Yafa'ya indi ve Tarşiş'e giden bir gemi buldu; ücretini ödedi ve Yahve'nin önünden uzağa, Tarşiş'e onlarla birlikte gitmek için gemiye bindi.
JON 1:4 Ama Yahve denizin üzerine büyük bir rüzgâr gönderdi ve denizde öyle şiddetli bir fırtına oldu ki, gemi parçalanacaktı.
JON 1:5 O zaman gemiciler korktular ve her adam kendi ilâhına feryat etti. Gemiyi hafifletmek için gemideki yükü denize attılar. Ama Yona geminin en iç kısmına inmişti, yatmış ve derin uykuya dalmıştı.
JON 1:6 Gemi kaptanı yanına gelip, “Neyin var senin, ey uyuyan adam? Kalk, Tanrın'a feryat et! Belki senin Tanrın bizi fark eder de yok olmayız.” dedi.
JON 1:7 Hepsi birbirlerine, “Hadi, kura çekelim, başımıza gelen bu belanın sorumlusunu bilelim” dediler. Kura çektiler ve kura Yona’ya çıktı.
JON 1:8 Sonra ona, “Lütfen söyle, başımıza gelen bu bela kimin yüzünden? Sen ne iş yaparsın? Nereden geliyorsun? Ülken neresi? Hangi halktansın?” diye sordular.
JON 1:9 Onlara, “Ben İbrani'yim, denizi ve karayı yaratan göğün Tanrısı Yahve'den korkarım” dedi.
JON 1:10 Adamlar çok korktular ve ona, “Ne yaptın?” dediler. Çünkü adamlar onun Yahve'nin önünden kaçmakta olduğunu biliyorlardı, çünkü onlara söylemişti.
JON 1:11 O zaman ona, “Deniz bize karşı yatışsın diye sana ne yapalım?” dediler. Çünkü deniz gittikçe daha çok fırtınalı oluyordu.
JON 1:12 Onlara, “Beni kaldırın, denize atın” dedi. “O zaman deniz size karşı yatışır; çünkü biliyorum ki, benim yüzümden bu büyük fırtına sizin üzerinizdedir.”
JON 1:13 Yine de adamlar kendilerini karaya geri döndürmek için sıkı kürek çektiler; ama yapamadılar, çünkü deniz onlara karşı gittikçe daha çok fırtınalı oluyordu.
JON 1:14 Bu yüzden Yahve'ye feryat edip, “Sana yalvarıyoruz, ey Yahve, sana yalvarıyoruz, bu adamın canından dolayı ölmeyelim, suçsuz kanı üzerimize yükleme; çünkü sen, ey Yahve, hoşnut olduğun gibi öyle yaptın” dediler.
JON 1:15 Bunun üzerine Yona'yı tutup denize attılar; denizin hiddeti dindi.
JON 1:16 O zaman adamlar Yahve'den çok korktular; ve Yahve'ye kurban kestiler ve adaklar adadılar.
JON 1:17 Yahve, Yona'yı yutmak için büyük bir balık hazırladı. Yona üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı.
JON 2:1 O zaman Yona, balığın karnından Tanrısı Yahve'ye dua etti.
JON 2:2 Ve dedi: “Sıkıntımın içinden Yahve'yi çağırdım. Bana yanıt verdi. Şeol'ün karnından haykırdım. Sen benim sesimi duydun.
JON 2:3 Çünkü beni derinliklere, denizlerin yüreğine attın. Seller çevremi sardı. Bütün dalgaların ve dev dalgaların üzerimden geçti.
JON 2:4 'Senin gözünden kovuldum, ama yine de kutsal tapınağına bakacağım' dedim.
JON 2:5 Sular beni canıma kadar kuşattı. Derinlik çevremi sardı. Yosunlar başıma dolandı.
JON 2:6 Dağların diplerine indim. Yeryüzü bana sonsuza dek yasaklandı; ama sen hayatımı çukurdan çıkardın, ey Tanrım Yahve.”
JON 2:7 “Canım içimde bayıldığında, Yahve'yi hatırladım. Duam sana, kutsal tapınağına ulaştı.
JON 2:8 Boş putlara bakanlar kendi merhametlerini terk ederler.
JON 2:9 Ama ben sana şükran sesiyle kurban sunacağım. Adamış olduğumu ödeyeceğim. Kurtuluş Yahve'ye aittir.”
JON 2:10 O zaman Yahve balığa konuştu ve balık Yona'yı kuru toprağa kustu.
JON 3:1 Yahve'nin sözü ikinci kez Yona'ya geldi ve dedi:
JON 3:2 “Kalk, o büyük kent Ninova'ya git ve sana vereceğim sözü orada duyur.”
JON 3:3 Bunun üzerine Yona kalkıp, Yahve'nin sözü uyarınca Ninova'ya gitti. Ninova çok büyük bir kentti, içinden geçmek üç günlük bir yoldu.
JON 3:4 Yona bir günlük yolculukla kente girmeye başladı ve haykırıp, “Kırk gün içinde Ninova yıkılacak!” dedi.
JON 3:5 Ninova halkı Tanrı'ya inandı; oruç ilan ettiler ve büyüğünden küçüğüne kadar çula sarındılar.
JON 3:6 Bu haber Ninova Kralı'na ulaştı; tahtından kalktı, kaftanını çıkardı, çula sarındı ve küle oturdu.
JON 3:7 Kral ve ileri gelenlerinin buyruğuyla Ninova'da bir bildiri yayınladı ve şöyle dedi: “Ne insan ne de hayvan, ne sığır ne de koyun hiçbir şey tatmasın; ne otlasınlar, ne de su içsinler.
JON 3:8 Ancak hem insan hem de hayvan, çul sarınıp Tanrı'ya güçlü bir şekilde feryat etsinler. Evet, herkes kötü yolundan ve ellerindeki zorbalıktan dönsün.
JON 3:9 Kim bilir? Belki Tanrı döner ve vazgeçer, kızgın öfkesinden döner de, mahvolmayız.”
JON 3:10 Tanrı onların işlerini, kötü yollarından dönmüş olduklarını gördü. Tanrı onlara yapacağını söylediği felaketten vazgeçti ve onu yapmadı.
JON 4:1 Ama bu Yona'nın çok hoşuna gitmedi ve öfkelendi.
JON 4:2 Yahve'ye dua edip şöyle dedi: “Ah, ey Yahve, ben daha kendi ülkemdeyken bunu söylemedim mi? Bu yüzden Tarşiş'e kaçmak için acele ettim. Çünkü senin lütufkâr ve merhametli, geç öfkelenen, sevgi dolu iyiliği bol ve kötülük yapmaktan vazgeçen bir Tanrı olduğunu biliyordum.
JON 4:3 Bu yüzden şimdi, ey Yahve, yalvarırım hayatımı benden al, çünkü benim için ölmek yaşamaktan daha iyidir.”
JON 4:4 Yahve, “Öfkelenmen doğru mu?” dedi.
JON 4:5 Yona kentten çıktı ve kentin doğu tarafında oturdu. Orada kendine bir çardak yaptı ve kentin başına ne geleceğini görmek için gölgede oturdu.
JON 4:6 Yahve Tanrı bir asma hazırladı ve onu Yona'nın üzerine çıkardı, ta ki, başının üzerinde bir gölge olsun ve onu sıkıntısından kurtarsın. Böylece Yona asma yüzünden çok sevindi.
JON 4:7 Ama Tanrı ertesi gün şafak vakti bir kurt hazırladı ve asmayı çiğnedi, o da kurudu.
JON 4:8 Güneş doğduğunda, Tanrı sıcak bir doğu rüzgârı hazırladı; ve güneş Yona'nın başına vurdu, öyle ki bayıldı ve kendisi için ölmeyi diledi. “Yaşamaktansa ölmek benim için daha iyidir” dedi.
JON 4:9 Tanrı Yona'ya, “Asma yüzünden öfkelenmen doğru mu?” dedi. “Ölüme kadar öfkelenmekte haklıyım” dedi.
JON 4:10 Yahve, “Sen emek vermediğin ve büyütmediğin asmayı düşünüyorsun; o ki, bir gecede çıktı ve bir gecede yok oldu.
JON 4:11 Ya ben içinde sağını solunu ayırt edemeyen yüz yirmi binden fazla insanın bulunduğu, çok hayvanın da olduğu o büyük kent Ninova'yı düşünmeyeyim mi?”
MIC 1:1 Yahve'nin Yahuda kralları Yotam, Ahaz ve Hizkiya günlerinde Moraşet'li Mika'ya gelen sözü, Samariya ve Yeruşalem hakkında gördü.
MIC 1:2 Dinleyin, ey halklar, hepiniz! Ey yeryüzü ve içindekilerin hepsi, dinleyin. Efendi Yahve, Efendi kutsal tapınağından size karşı tanıklık etsin.
MIC 1:3 Çünkü işte, Yahve yerinden çıkıyor, ve inip yeryüzünün yüksek yerlerine basacak.
MIC 1:4 Dağlar O'nun altında eriyor, ve vadiler ateşin önündeki balmumu gibi, dik yerden dökülen sular gibi yarılıyor.
MIC 1:5 “Bütün bunlar Yakov’un itaatsizliği, ve İsrael evinin günahları yüzündendir. Yakov’un itaatsizliği nedir? Samariya değil mi? Yahuda’nın yüksek yerleri nelerdir? Yeruşalem değil mi?
MIC 1:6 Bu yüzden Samariya’yı tarlanın taş yığını, bağ dikme yerleri gibi yapacağım; ve onun taşlarını vadiye dökeceğim, ve temellerini açığa çıkaracağım.
MIC 1:7 Bütün putları parça parça edilecek, onun bütün tapınak armağanları ateşte yakılacak, ve onun bütün suretlerini yok edeceğim; çünkü onları fahişe ücretiyle topladı, ve fahişe ücretine geri dönecekler.”
MIC 1:8 Bundan ötürü ağıt yakıp dövüneceğim. Soyunmuş ve çıplak olarak gideceğim. Çakallar gibi uluyacağım, ve devekuşları gibi yas tutacağım.
MIC 1:9 Çünkü onun yaraları şifa bulmaz; çünkü Yahuda'ya kadar geldi. Halkımın kapısına, Yeruşalem'e kadar ulaşıyor.
MIC 1:10 Gat'ta söylemeyin bunu. Hiç ağlamayın. Kendimi Beyt Ofra'da toz içinde yuvarladım.
MIC 1:11 Ey sen, çıplaklık ve utanç içinde, Şafir'de oturan, geç git. Zaanan'da oturan çıkmıyor. Beyt Ezel'in ağıtı sizden korumasını alacak.
MIC 1:12 Çünkü Marot'ta oturan malını kaygıyla bekliyor, çünkü Yahve'den kötülük Yeruşalem kapısına indi.
MIC 1:13 Lakiş'te oturan, hızlı atını arabaya koş. O, Siyon kızı için günahın başlangıcı oldu; çünkü İsrael'in suçları sende bulundu.
MIC 1:14 Bu yüzden Moreşet Gat'a veda hediyesi vereceksin. Akziv evleri İsrael kralları için aldatıcı bir şey olacak.
MIC 1:15 Ey Mareşah sakinleri, sizi ele geçirecek olanı üzerinize getireceğim. İsrael'in görkemi Adullam'a gelecek.
MIC 1:16 Başlarınızı tıraş edin, ve sevincinizin çocukları için saçlarınızı yolun. Kel saçlarınızı akbaba gibi genişletin, çünkü onlar senin yanından sürüldüler!
MIC 2:1 Kötülük tasarlayan, ve yataklarında kötülük yapanların vay haline! Sabahın ilk ışıklarıyla bunu yaparlar, çünkü onların elinden gelir.
MIC 2:2 Tarlalara göz dikiyorlar ve onları ellerinden alıyorlar, evlere de göz dikiyorlar, onları da ellerinden alıyorlar. Bir adamı ve evini, bir adamı ve mirasını sıkıştırıyorlar.
MIC 2:3 Bu nedenle Yahve şöyle diyor: “İşte, bu halka karşı bir felaket tasarlıyorum; ondan boyunlarınızı kaldırmayacaksınız, ve kibirle yürümeyeceksiniz, Çünkü bu kötü bir zamandır.
MIC 2:4 O gün size karşı bir benzetme söyleyecekler, ve hüzünlü bir ağıtla ağıt yakacaklar, ‘Tümüyle mahvolduk! Halkımın mülkü paylaşıldı. Gerçekten onu benden alıyor ve tarlalarımızı hainlere veriyor!’ diyecekler.”
MIC 2:5 Bu nedenle, Yahve'nin topluluğunda ülkeyi kura ile bölen kimse olmayacak.
MIC 2:6 “Peygamberlik etmeyin!”—peygamberlik ediyorlar— “Bu şeyler hakkında peygamberlik etmeyin. Utanç bize erişmeyecek.”
MIC 2:7 Ey Yakov evi denilen sen, “Yahve'nin Ruhu öfkelendi mi? Bunlar onun yaptıkları mı? Sözlerim kusursuz yürüyene iyilik etmiyor mu?”
MIC 2:8 Ama son zamanlarda halkım düşman olarak ayaklandı. Savaştan dönüp kaygısızca geçenlerin kaftanını ve giysilerini soyuyorsunuz.
MIC 2:9 Halkımın kadınlarını güzel evlerinden kovuyorsunuz; onların küçük çocuklarından sonsuza dek kutsamamı alıyorsunuz.
MIC 2:10 Kalkın ve gidin! Çünkü burası sizin dinlenme yeriniz değil, çünkü kirlilik yüzünden mahvolacak, ağır bir yıkımla.
MIC 2:11 Eğer bir adam hile ruhu ile yürüyüp yalan söylerse, “Ben sana şarap ve içki hakkında peygamberlik edeyim” derse, o bu halkın peygamberi olacaktır.
MIC 2:12 Ey Yakov, hepinizi mutlaka toplayacağım. İsrael'in arta kalanını mutlaka toplayacağım. Onları Bostra koyunları gibi, otlaklarının ortasındaki bir sürü gibi bir araya getireceğim. İnsanlarla kaynaşacaklar.
MIC 2:13 Yolu açan önlerinden çıkıyor. Onlar kapıyı delip çıkıyorlar. Yahve başlarında olarak, kralları önlerinden geçiyor.
MIC 3:1 Şöyle dedim, “Ey Yakov önderleri, İsrael evinin yöneticileri, lütfen dinleyin: Adaleti bilmek size düşmez mi?
MIC 3:2 İyilikten nefret eden, kötülüğü seven, derilerini ve etlerini kemiklerinden sıyıran sizler,
MIC 3:3 halkımın etini yiyen, ve derilerini sıyıran, ve kemiklerini kıran, ve tencere içinmiş gibi, ve kazanda olan et gibi onları doğrayan sizlersiniz.
MIC 3:4 O zaman Yahve'ye feryat edecekler, ama onlara yanıt vermeyecek. Evet, o zaman yüzünü onlardan gizleyecek, çünkü işlerini kötü yaptılar.”
MIC 3:5 Halkımı saptıran peygamberler hakkında Yahve şöyle diyor: Dişlerini doyuranlara gelince, “Esenlik!” diye bağırırlar ve kim onlara boğazları için vermezse, ona karşı savaş açarlar:
MIC 3:6 Bu yüzden görümsüz gece üzerinizdedir, ve falcılık yapmayasınız diye size karanlık olacak; ve peygamberlerin üzerine güneş batacak, ve gün üzerlerine kararacak.
MIC 3:7 Görenler hayal kırıklığına uğrayacak, ve falcılar şaşkına dönecek. Evet, hepsi dudaklarını örtecek, Çünkü Tanrı'dan bir yanıt yok.”
MIC 3:8 Ama ben, Yakov'a itaatsizliğini, ve İsrael'e günahını bildirmek için Yahve'nin Ruhu ile güç, ve yargı ve kudret ile doluyum.
MIC 3:9 Ey Yakov evinin önderleri, ve İsrael evinin yöneticileri, adaletten nefret eden, ve her türlü tarafsızlığı bozan,
MIC 3:10 Siyon'u kanla, ve Yeruşalem'i haksızlıkla kuran sizler, lütfen bunu dinleyin.
MIC 3:11 Onun liderleri rüşvetle yargılıyor, ve kâhinleri ücretle öğretiyor, ve onun peygamberleri parayla fal bakıyorlar; bununla birlikte Yahve'ye yaslanıp şöyle diyorlar, “Yahve aramızda değil mi? Başımıza felaket gelmeyecek.”
MIC 3:12 Bundan ötürü Siyon senin yüzünden tarla gibi sürülecek, ve Yeruşalem moloz yığınına, tapınağın dağı da ormandaki yüksek yerler gibi olacak.
MIC 4:1 Ama son günlerde, Yahve'nin Tapınağı'nın dağı dağların tepesinde pekiştirilecek, ve tepelerden yukarı yükselecek, ve halklar ona akın edecek.
MIC 4:2 Birçok ulus gidip, “Hadi, Yahve'nin Dağı'na, ve Yakov'un Tanrısı'nın evine çıkalım” diyecek. O bize kendi yollarını öğretecek, ve biz de O'nun yollarında yürüyeceğiz. Çünkü yasa Siyon'dan, Yahve'nin sözü Yeruşalem'den çıkacak.
MIC 4:3 Çok halklar arasında yargıçlık edecek, ve uzaktaki güçlü uluslar hakkında karar verecek. Kılıçlarını saban demirleri, ve mızraklarını bağcı bıçakları yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, artık savaş eğitimi yapmayacaklar.
MIC 4:4 Ama herkes kendi asmasının, kendi incir ağacının altında oturacak. Kimse onları korkutmayacak, Çünkü Ordular Yahvesi'nin ağzı söyledi.
MIC 4:5 Gerçekten bütün uluslar kendi ilâhlarının adıyla yürüyorlar, Ama biz daima Tanrımız Yahve'nin adıyla yürüyeceğiz.
MIC 4:6 Yahve şöyle diyor, “O gün, topalı toplayacağım, ve sürülmüş olanı, ve ezmiş olduğumu bir araya getireceğim.
MIC 4:7 Topalı bir kalıntı, ve uzaklara atılmış olanı güçlü bir ulus yapacağım; ve Yahve bundan böyle sonsuza dek Siyon Dağı'nda onların üzerinde hüküm sürecek.”
MIC 4:8 Sen, ey sürünün kulesi, Siyon kızının doruğu, sana gelecek. Evet, eski hâkimiyet, Yeruşalem kızının krallığı gelecek.
MIC 4:9 Şimdi neden yüksek sesle bağırıyorsun? Sende kral yok mu? Senin öğütçün yok mu oldu da, doğuran kadın gibi seni ağrılar tuttu?
MIC 4:10 Siyon kızı, ağrı çek, doğuran kadın gibi ağrı çek. Çünkü şimdi kentten çıkacaksın, ve kırda oturacaksın, ve Babil'e kadar varacaksın. Orada kurtarılacaksın. Orada Yahve seni düşmanlarının elinden kurtaracak.
MIC 4:11 Şimdi sana karşı birçok ulus toplandı, “O kirlensin, ve gözlerimiz Siyon'u zevkle izlesin” diyorlar.
MIC 4:12 Ama Yahve'nin düşüncelerini bilmiyorlar, O'nun tasarısını da anlamıyorlar. Çünkü onları harman yerine demetler gibi topladı.
MIC 4:13 Kalk, harman döv, ey Siyon kızı, çünkü boynuzunu demir yapacağım, ve toynaklarını tunç yapacağım. Birçok halkı ezeceksin. Onların kazançlarını Yahve'ye, ve mallarını da bütün yeryüzünün Efendisi'ne adayacağım.
MIC 5:1 Şimdi sen, ey ordular kızı, ordu halinde toplanacaksın. O, bize karşı kuşatma kurdu. İsrael yargıcının yanağına değnekle vuracaklar.
MIC 5:2 Ama sen, Yahuda boyları arasında küçük olan Beytlehem Efrata, İsrael'de hükümdar olacak kişi bana senden çıkacak; onun çıkışları eskiden, kadim zamanlardandır.
MIC 5:3 Bu yüzden, doğum sancısı çeken kadın doğurana dek onları terk edecek. O zaman kardeşlerinin geri kalanı İsrael'in çocuklarına dönecek.
MIC 5:4 Ayağa kalkacak ve Tanrısı Yahve'nin gücüyle, Tanrısı Yahve'nin adının görkemiyle sürüsünü güdecek. Onlar yaşayacaklar, çünkü o zaman yeryüzünün sonlarına kadar o büyük olacak.
MIC 5:5 Aşur ülkemize saldırdığında, ve kalelerimize doğru ilerlediğinde, o zaman ona karşı yedi çoban, ve sekiz halk önderi dikeceğiz.
MIC 5:6 Kılıçla Aşur ülkesinde, onun kapılarında Nimrod ülkesinde hüküm sürecekler. Ülkemize saldırdığında ve sınırlarımızdan içeri girdiğinde, bizi Aşur'dan o adam kurtaracak.
MIC 5:7 Yakov'un arta kalanı, birçok halkın arasında, Yahve'nin çiği gibi, insanı da insanoğullarını da beklemeyen otların üzerine düşen sağanak yağmurlar gibi olacak.
MIC 5:8 Yakov'un arta kalanı, uluslar arasında, birçok halkın ortasında, orman hayvanları arasında aslan gibi, koyun sürüleri arasında genç aslan gibi olacak. Eğer o geçerse çiğneyip parçalayacak, ve kurtaracak kimse olmayacak.
MIC 5:9 Elin hasımlarının üzerine kalksın, ve bütün düşmanların kesilip atılsın.
MIC 5:10 Yahve şöyle diyor, “O gün öyle olacak ki, senden atlarını söküp atacağım, ve senin savaş arabalarını yok edeceğim.
MIC 5:11 Ülkenin kentlerini söküp atacağım, senin bütün kalelerini yıkacağım.
MIC 5:12 Büyücülüğü elinden yok edeceğim. Falcıların olmayacak.
MIC 5:13 Aranızdan oyma suretlerinizi ve dikili taşlarını söküp atacağım; ve artık kendi ellerinin işine tapmayacaksın.
MIC 5:14 Senden Aşera direklerini söküp atacağım; ve senin kentlerini harap edeceğim.
MIC 5:15 Söz dinlemeyen uluslardan öfke ve gazapla öç alacağım.”
MIC 6:1 Şimdi Yahve'nin ne dediğini dinleyin: “Kalk, davanı dağların önünde savun, ve tepeler senin söyleyeceklerini duysun.
MIC 6:2 Ey dağlar, yeryüzünün sağlam temelleri, Yahve'nin davasını dinleyin; çünkü Yahve'nin halkına karşı davası var, ve İsrael'le çekişecek.
MIC 6:3 Ey halkım, sana ne yaptım? Sana nasıl yük oldum? Bana yanıt ver!
MIC 6:4 Çünkü seni Mısır diyarından ben çıkardım, ve seni kölelik evinden kurtardım. Önünden Moşe'yi, Aron'u ve Miryam'ı gönderdim.
MIC 6:5 Ey halkım, Yahve'nin doğru işlerini bilesin diye, şimdi Moav Kralı Balak'ın ne öğütlediğini, ve Beor oğlu Balam'ın Şittim'den Gilgal'a kadar ona ne yanıt verdiğini hatırla.”
MIC 6:6 Yahve'nin önüne nasıl çıkacağım, ve yüce Tanrı'nın önünde nasıl eğileceğim? O'nun önüne yakmalık sunularla mı, bir yıllık buzağılarla mı çıkayım?
MIC 6:7 Yahve binlerce koçtan hoşnut olur mu? On binlerce ırmak dolusu yağdan? İlk doğanımı itaatsizliğim için, canımın günahı için bedenimin ürününü mü vereyim?
MIC 6:8 Ey insan, O sana iyi olanı gösterdi. Adil davranmandan, merhameti sevmenden ve Tanrın'la alçakgönüllülükle yürümenden başka Yahve senden ne ister?
MIC 6:9 Yahve'nin sesi kente sesleniyor, ve bilgelik senin adından korkuyor, “Değneği, ve onu tayin edeni dinleyin.
MIC 6:10 Kötülük hazineleri, ve lanetli eksik efa hâlâ kötü insanın evinde mi?
MIC 6:11 Hileli terazilere, hileli ağırlık torbalarına göz yumar mıyım?
MIC 6:12 Onun zenginleri zorbalıkla doludur, onda oturanlar yalan söyler, ve dilleri sözlerinde aldatıcıdır.
MIC 6:13 Bu yüzden seni de ağır bir yarayla vurdum. Günahların yüzünden seni perişan ettim.
MIC 6:14 Yiyeceksin, ama doymayacaksın. Açlığın içinde olacak. Biriktireceksin, ama tutamayacaksın. Biriktirdiğini de kılıca teslim edeceğim.
MIC 6:15 Ekeceksin, ama biçmeyeceksin. Zeytinleri basacaksın, ama üzerine yağ sürünmeyeceksin; ve üzümleri sıkacaksın, ama şarabı içmeyeceksin.
MIC 6:16 Çünkü Omri'nin kuralları, ve Ahav'ın evinin bütün işleri tutuluyor. Seni yıkıma uğratayım, senin sakinlerine de ıslık çalsınlar diye onların öğütlerinde yürüyorsunuz. Halkımın utancını taşıyacaksınız.”
MIC 7:1 Vay halime benim! Gerçekten, ben yaz meyvelerini toplayan biri gibiyim, bağ bozumunun artakalanı gibi. Yemek için bir salkım üzüm yok. Canım turfanda incir arzuluyor.
MIC 7:2 Tanrısal adam yeryüzünden yok oldu, ve insanlar arasında doğru kimse kalmadı. Hepsi kan için pusuda bekliyor, her adam kardeşini ağ ile avlıyor.
MIC 7:3 Elleri kötülük yapmak için gayretlidir. Yönetici ve hâkim rüşvet istiyor. Güçlü adam canının kötü arzusunu zorla kabul ettiriyor. Böylece birlikte düzen kuruyorlar.
MIC 7:4 Onların en iyileri çalı gibidir. En doğruları dikenli çitten daha kötüdür. Senin bekçilerinin günü, ziyaret günün geldi; Şimdi onlar için şaşkınlık zamanıdır.
MIC 7:5 Komşuna güvenme. Güvenini bir dosta bağlama. Koynunda yatan kadından, ağzının sözlerine dikkat et!
MIC 7:6 Çünkü oğul babasına saygısızlık ediyor, kız annesine karşı, gelin kaynanasına karşı çıkıyor; bir adamın düşmanları kendi evinin adamlarıdır.
MIC 7:7 Ama ben Yahve'ye bakacağım. Kurtuluşumun Tanrısı'nı bekleyeceğim. Tanrım beni duyacak.
MIC 7:8 Ey düşmanım, bana karşı sevinme. Ben düşersem kalkarım. Karanlıkta oturursam, Yahve bana ışık olur.
MIC 7:9 Davamı savunana, ve benim için yargılayana dek Yahve'nin öfkesine katlanacağım, çünkü O'na karşı günah işledim. O beni ışığa çıkaracak. O'nun doğruluğunu göreceğim.
MIC 7:10 O zaman düşmanım görecek ve bana, “Tanrın Yahve nerede?” diyen onu utanç kaplayacak. Gözlerim onu görecek. Şimdi o, sokakların çamuru gibi çiğnenecek.
MIC 7:11 Duvarlarını bina etme günü! O gün, sınırını genişletecek.
MIC 7:12 O gün Aşur'dan ve Mısır kentlerinden, Mısır'dan Irmak'a, Denizden denize, ve dağdan dağa kadar sana gelecekler.
MIC 7:13 Yine de, içinde oturanlar yüzünden, Yaptıklarının ürünü yüzünden ülke ıssız kalacak.
MIC 7:14 Halkını kendi değneğinle, kendi başlarına ormanda oturan mirasının sürüsünü güt. Eski günlerde olduğu gibi, başan ve Gilad'da verimli otlakların ortasında otlasınlar.
MIC 7:15 “Mısır diyarından çıktığın günlerde olduğu gibi, onlara şaşılacak şeyler göstereceğim.”
MIC 7:16 Uluslar görüp bütün zorbalıklarından utanacaklar. Ellerini ağızlarına koyacaklar. Kulakları sağır olacak.
MIC 7:17 Yılan gibi toprak yalayacaklar. Yerin sürüngenleri gibi, inlerinden titreyerek çıkacaklar. Tanrımız Yahve'ye korkuyla gelecekler, ve senden ötürü korkacaklar.
MIC 7:18 Suçları bağışlayan, mirasının kalanının itaatsizliğinin üzerinden geçen senin gibi Tanrı kimdir? Sonsuza dek öfkesini tutmaz, çünkü sevgi dolu iyilikten hoşlanır.
MIC 7:19 Yine bize acıyacak. Suçlarımızı ayaklar altına alacak. Onların bütün günahlarını denizin derinliklerine atacaksın.
MIC 7:20 Eski günlerden beri atalarımıza ant içtiğin gibi, Yakov'a sadakat, Avraham'a da merhamet göstereceksin.
NAH 1:1 Ninova hakkında bir vahiy. Elkoşlu Nahum'un görümü kitabı.
NAH 1:2 Yahve kıskanç bir Tanrı'dır ve öç alır. Yahve öç alır ve gazapla doludur. Yahve hasımlarından öç alır ve düşmanlarına karşı gazabını sürdürür.
NAH 1:3 Yahve öfkelenmekte yavaştır ve kuvvette büyüktür ve suçluyu asla cezasız bırakmaz. Yahve'nin yolu kasırgada ve fırtınadadır ve bulutlar O'nun ayaklarının tozudur.
NAH 1:4 Denizi azarlar ve kurutur ve bütün ırmakları kurutur. Başan ve Karmel solar. Lübnan'ın çiçeği solar.
NAH 1:5 Dağlar O'nun önünde sarsılır ve tepeler erir. Yeryüzü, evet, dünya ve içinde oturanların hepsi O'nun önünde titrer.
NAH 1:6 O'nun öfkesinin önünde kim durabilir? Öfkesinin şiddetine kim dayanabilir? Gazabı ateş gibi dökülür, kayalar O'nun tarafından parçalanır.
NAH 1:7 Yahve iyidir, sıkıntı gününde kaledir; kendisine sığınanları bilir.
NAH 1:8 Ama taşkın selle onun yerini tümüyle yok edecek ve düşmanlarını karanlığa kovacaktır.
NAH 1:9 Yahve'ye karşı ne tasarlıyorsunuz? O tümüyle yok edecek. Sıkıntı ikinci kez ayaklanmayacak.
NAH 1:10 Çünkü dikenler gibi dolanmış, içkileriyle sarhoş olmuşken, kuru anız gibi tümüyle yanıp kül oldular.
NAH 1:11 Senden Yahve'ye karşı kötülük tasarlayan, kötülük öğütleyen biri çıktı.
NAH 1:12 Yahve şöyle diyor: “Onlar güçte tam olsalar ve çok olsalar bile, yine de kesilip yok olacaklar. Seni ezdimse de, seni bir daha ezmeyeceğim.
NAH 1:13 Şimdi onun boyunduruğunu senin üzerinden kıracağım ve senin bağlarını koparacağım.”
NAH 1:14 Yahve senin hakkında şöyle buyurdu: “Artık senin adını taşıyacak bir kuşak olmayacak. Senin ilâhlarının evinden oyma sureti ve dökme sureti kesip atacağım. Senin mezarını yapacağım, çünkü sen aşağılıksın.”
NAH 1:15 İşte, dağların üzerinde müjde getirenin, esenlik ilan edenin ayakları! Bayramlarını tut, ey Yahuda! Adaklarını yerine getir, çünkü kötü olan artık senin içinden geçmeyecek. O tümüyle kesilip atıldı.
NAH 2:1 Parça parça eden senin karşına çıktı. Kaleyi koru! Yolu gözet! Belini güçlendir! Gücünü kuvvetlice sağlamlaştır!
NAH 2:2 Çünkü Yahve Yakov'un yüceliğini İsrael'in yüceliği gibi geri döndürüyor, çünkü yok ediciler onları yok etti ve onların asma dallarını mahvettiler.
NAH 2:3 Yiğitlerin kalkanı kızıl edildi. Yiğit adamlar kırmızıya büründüler. Hazırlık gününde savaş arabaları çelikle parlıyor ve çam mızrakları savruluyor.
NAH 2:4 Savaş arabaları sokaklarda hiddetlendi. Geniş yollarda ileri geri koştular. Görünüşleri meşaleler gibiydi. Şimşekler gibi koşuyorlardı.
NAH 2:5 Seçkin askerlerini çağırıyor. Onlar yollarında tökezliyorlar. Onun duvarına koşuyorlar ve siper hazırlanıyor.
NAH 2:6 Irmakların kapıları açıldı ve saray dağıldı.
NAH 2:7 Karar verildi: Onu soyup götürdüler; hizmetkârları göğüslerini döverek güvercinlerin sesi gibi inliyorlar.
NAH 2:8 Ama Ninova eskiden beri su havuzu gibidir, yine de kaçıp gidiyorlar. “Durun! Durun!” diye bağırıyorlar, ama kimse geriye bakmıyor.
NAH 2:9 Gümüşü yağmalayın, altını yağmalayın, çünkü her değerli şeyin bolluğunda hazinenin sonu yoktur.
NAH 2:10 Boş, faydasız ve haraptır. Yürek eriyor, dizler birbirine çarpıyor, bedenleri ve yüzleri solmuş.
NAH 2:11 Aslanların ini ve genç aslanların avlarını yedikleri yer nerede? Aslan ve dişi aslan orada aslan yavrularıyla dolaşırdı, ve onları korkutan kimse yoktu?
NAH 2:12 Aslan yavrularına yetecek kadar parçaladı, ve dişi aslanları için avını boğdu, ve mağaralarını öldürdükleriyle, ve inlerini avla doldurdu.
NAH 2:13 Ordular Yahvesi şöyle diyor: İşte, sana karşıyım; onun savaş arabalarını duman içinde yakacağım; kılıç da genç aslanlarını yiyip bitirecek; senin avını yeryüzünden kesip atacağım; ve senin elçilerinin sesi bir daha duyulmayacak.
NAH 3:1 Vay haline kanlı kent! Her yanı yalan ve soygunla dolu, ganimetin sonu yok.
NAH 3:2 Kırbaç sesleri, tekerlek takırtıları, dörtnala koşan atlar ve sıçrayan savaş arabaları,
NAH 3:3 atlılar saldırıyor, kılıçlar çakıyor, mızraklar parlıyor, ölüler kalabalığı ve büyük ceset yığını, cesetlerin sonu yok. Cesetlere ayakları takılıyor
NAH 3:4 çünkü o çekici fahişenin, büyücüler hanımının fahişeliğinin çokluğu yüzündendir, fuhuşuyla ulusları, büyücülüğüyle aileleri satıyor.
NAH 3:5 Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İşte sana karşıyım, eteklerini yüzüne kaldıracağım. Çıplaklığını uluslara, ayıbını krallıklara göstereceğim.
NAH 3:6 Senin üzerine iğrenç pislikler atacağım, seni aşağılık yapacağım ve seni seyirlik edeceğim.
NAH 3:7 Sana bakanların hepsi senden kaçacak ve, ‘Ninova yıkıldı! Onun için kim yas tutacak?’ diyecek. Senin için nereden teselliciler arayayım?”
NAH 3:8 Sen, ırmakların arasında bulunan, suları çevresinde olan, suru deniz, duvarı denizden olan No Amon’dan daha mı iyisin?
NAH 3:9 Kuş ve Mısır onun sınırsız gücüydü. Put ve Libya onun yardımcılarıydı.
NAH 3:10 Ama o sürüldü. Sürgüne gitti. Yavruları da bütün sokak başlarında parçalandılar, onurlu adamları için kura çektiler, bütün büyük adamları zincire vuruldular.
NAH 3:11 Sen de sarhoş olacaksın, saklanacaksın. Sen de düşman yüzünden kendine bir kale arayacaksın.
NAH 3:12 Senin bütün kalelerin ilk turfandaları ile incir ağaçları gibi olacak. Eğer silkelenirse, yiyenin ağzına düşecekler.
NAH 3:13 İşte, aranızdaki askerler kadınlardır. Ülkenizin kapıları düşmanlarınıza ardına kadar açıktır. Ateş senin kapı sürgülerini yiyip bitirdi.
NAH 3:14 Kuşatma için su çek. Kalelerini güçlendir. Kile girip balçığı çiğne. Tuğla ocağını sağlamlaştır.
NAH 3:15 Orada ateş seni yiyip bitirecek. Kılıç seni kesip atacak. Çekirge gibi yiyip bitirecek. Çekirgeler gibi çoğalın. Genç çekirge gibi çoğalın.
NAH 3:16 Kendi tüccarlarını gökteki yıldızlardan daha çok çoğalttın. Çekirge soyulur ve kaçıp gider.
NAH 3:17 Senin muhafızların çekirgeler gibidir, memurların çekirge sürüleri gibidir. Soğuk bir günde surlara konarlar, ama güneş çıkınca kaçarlar ve nerede oldukları bilinmez.
NAH 3:18 Çobanların uyuyor, ey Aşur Kralı. Soyluların yatıyor. Halkın dağlar üzerinde dağılmış, onları toplayacak kimse yok.
NAH 3:19 Yaraların şifa bulmuyor, çünkü yaraların ölümcül. Senin haberini duyan herkes ellerini senin üzerine çırpıyor, çünkü senin sonsuz gaddarlığını kim hissetmedi ki?
HAB 1:1 Peygamber Habakkuk'un görmüş olduğu vahiy.
HAB 1:2 Ey Yahve, ne zamana kadar feryat edeceğim de sen duymayacaksın? Sana “Zorbalık!” diye haykırıyorum ve sen kurtarmayacak mısın?
HAB 1:3 Neden bana kötülüğü gösteriyorsun ve sapıklığa bakıyorsun? Çünkü önümde yıkım ve zorbalık var. Çekişme var ve kavga yükseliyor.
HAB 1:4 Bu yüzden yasa işlemez oldu ve adaletin hiç etkisi yok; çünkü kötüler doğruları sarıyor; bu yüzden adalet çarpıtılmış olarak meydana çıkıyor.
HAB 1:5 “Uluslar arasında bakın, gözleyin ve hayretle şaşırın; çünkü sizin günlerinizde ben bir iş yapıyorum ki, size söyleseler de inanmazsınız.
HAB 1:6 Çünkü işte, kendilerine ait olmayan meskenleri mülk edinmek için yeryüzünün genişliğinde yürüyen, o acımasız ve hızlı ulusu, Keldaniler'i ayağa kaldırıyorum.
HAB 1:7 Onlardan korkulur ve ürkülür. Onların hükümleri ve asaletleri kendilerinden kaynaklanır.
HAB 1:8 Atları da leoparlardan daha çevik, akşam kurtlarından daha vahşidir. Atlıları gururla koşar. Evet, atlıları uzaktan geliyor. Yutmak için acele eden kartal gibi uçuyorlar.
HAB 1:9 Hepsi zorbalık için geliyor. Onların kalabalıkları öne doğru bakıyor. Kum gibi esir topluyorlar.
HAB 1:10 Evet, krallarla alay ediyorlar ve beyler onlar için gülünç bir şeydir. Her kaleye gülüyorlar, çünkü topraktan rampa yapıyor ve onu alıyorlar.
HAB 1:11 O zaman rüzgâr gibi savrulup gidiyorlar. Gerçekten suçludurlar, gücü kendi ilâhıdır.”
HAB 1:12 Sen öncesizlikten değil misin, ey Tanrım Yahve, Kutsalım? Biz ölmeyeceğiz. Ey Yahve, onları yargı için sen tayin ettin. Sen, ey Kaya, onu cezalandırmak için pekiştirdin.
HAB 1:13 Ey sen, kötülüğe bakamayacak kadar saf gözlere sahip olan, ve sapıklığa bakamayan, hainlik edenlere ve kötü adam kendisinden daha doğru olanı yutunca neden sessiz kalıp hoş görüyorsun?
HAB 1:14 Neden insanları denizdeki balıklar gibi, üzerlerinde hükümdar olmayan sürüngen yaratıklar gibi yapıyorsun?
HAB 1:15 Onların hepsini oltayla yakalıyor, ağıyla tutuyor ve onları ağında topluyor. Bu yüzden sevinip coşuyor.
HAB 1:16 Bu yüzden ağına kurban kesiyor ve ağına buhur yakıyor, çünkü bunlar sayesinde yaşamı rahat ve yiyeceği iyidir.
HAB 1:17 Bu yüzden ağını sürekli boşaltıp ulusları merhametsizce öldürecek mi?
HAB 2:1 Nöbet yerimde durup surların üzerinde dikileceğim ve bana ne söyleyeceğini ve yakınmamla ilgili olarak ne yanıt vereceğimi görmek için dışarı bakacağım.
HAB 2:2 Yahve bana yanıt verdi: “Görümü yaz ve levhalara açıkça yaz da, koşan onu okusun.
HAB 2:3 Çünkü daha görüm belirlenmiş zaman içindir ve sona doğru acele ediyor ve yalan çıkmayacaktır. Zaman alsa da bekle, çünkü kesinlikle gelecektir. Gecikmeyecektir.
HAB 2:4 İşte, canı övüngendir. İçinde doğru değildir, ancak doğru kişi kendi imanıyla yaşayacaktır.
HAB 2:5 Evet, üstelik şarap aldatıcıdır: Yurdunda durmayan, arzusunu Şeol gibi genişleten kibirli adam; o ölüm gibidir ve doymaz, ancak bütün ulusları kendi yanına toplar ve bütün halkları kendi yanına yığar.
HAB 2:6 Bunların hepsi kendisine karşı benzetme, alaycı özdeyiş olarak, 'Vay haline kendisine ait olmayanı çoğaltan, haraçla zenginleşen! Ne zamana dek?' demeyecekler mi?
HAB 2:7 Borçluların ansızın ayaklanıp seni titretenleri uyandırmayacaklar mı? Sen de onların kurbanı olacaksın.
HAB 2:8 Mademki sen birçok ulusu yağmaladın, halkların geri kalanı da insan kanı yüzünden, ülkeye, kente ve içinde oturan herkese yapılan zorbalık yüzünden seni yağmalayacaklar.
HAB 2:9 Kötülüğün elinden kurtulmak üzere, yuvasını yüksek yere kurmak için, evine kötü kazanç edinenin vay haline!
HAB 2:10 Birçok halkı kesip atarak kendi evine utanç getirdin ve kendi canına karşı günah işledin.
HAB 2:11 Çünkü taş duvardan haykıracak ve kerestesinden kiriş ona yanıt verecek.
HAB 2:12 Kanla kent yapanın, haksızlıkla kent kuranın vay haline!
HAB 2:13 İşte, Ordular Yahvesi'nden değil mi ki, halklar ateş için çalışıyor, uluslar boşuna yoruluyor?
HAB 2:14 Çünkü sular denizi nasıl kaplıyorsa, yeryüzü Yahve'nin görkeminin bilgisiyle öyle dolacak.
HAB 2:15 “Komşusuna içki verip sarhoş olana dek coşturucu şarabını döken, böylece onların çıplak bedenlerine bakacak olan adamın vay haline!
HAB 2:16 Utançla doldun, görkemle değil. İçip ifşa olacaksın! Yahve'nin sağ elinin kâsesi dolaşıp sana gelecek ve senin görkemini rezalet örtecek.
HAB 2:17 Çünkü insan kanı ve ülkeye, her kente ve onlarda oturanlara yapılan zorbalık yüzünden, Lübnan'a yapılan zorbalık seni alt edecek, hayvanların telefi seni dehşete düşürecek.”
HAB 2:18 “Oyma suretin ne değeri var ki, onu yapan onu oymuş; dökme suret, yalanların öğretmeni, biçim veren dilsiz putlar yapıp onlara güvenir?
HAB 2:19 Oduna, ‘Uyan!’ ya da dilsiz taşa, ‘Kalk!’ diyenin vay haline! O öğretebilir mi? İşte, altın ve gümüşle kaplanmıştır ve içinde hiç soluk yoktur.
HAB 2:20 Ama Yahve kutsal tapınağındadır. Bütün dünya O'nun önünde sussun!”
HAB 3:1 Peygamber Habakkuk'un zafer tınısına uyarlanmış duası.
HAB 3:2 Ey Yahve ününü duydum. Ey Yahve, işlerinin karşısında hayrete düştüm. Yılların ortasında kendi işini yenile. Yılların ortasında bunu bildir. Gazap içinde merhameti hatırla.
HAB 3:3 Tanrı Teman'dan, Kutsal Olan Paran Dağı'ndan geldi. Selah. Görkemi gökleri kapladı, ve övgüsü yeryüzünü doldurdu.
HAB 3:4 İhtişamı gün doğumu gibidir. Elinden ışınlar parlar, gücü orada gizlidir.
HAB 3:5 Önünden veba geçti, ve ayaklarını salgın hastalık izledi.
HAB 3:6 O durdu ve yeryüzünü sarstı. Baktı ve ulusları titretti. Kadim dağlar yıkıldı. Asırlık tepeler çöktü. O'nun yolları ebedidir.
HAB 3:7 Kuşan çadırlarını sıkıntı içinde gördüm. Midyan diyarının meskenleri titredi.
HAB 3:8 Yahve ırmaklardan mı hoşnutsuzdu? Öfken ırmaklara karşı mı, yoksa gazabın denize karşı mı ki, atlarına, kurtuluş arabalarına bindin?
HAB 3:9 Yayını açtın. Ant oklarını çağırdın. Selah. Yeryüzünü ırmaklarla yardın.
HAB 3:10 Dağlar seni görüp korktular. Sular fırtınası akıp geçti. Engin kükredi ve ellerini yukarıya kaldırdı.
HAB 3:11 Güneş ve ay gökyüzünde yerlerinde durdular, uçuşan oklarının ışığında, ışıldayan mızrağının ışıltısında.
HAB 3:12 Ülke içinden gazapla yürüdün, ulusları öfkeyle çiğnedin.
HAB 3:13 Halkının kurtuluşu için, meshedilmiş olanın kurtuluşu için çıktın. Kötülük diyarının başını ezdin. Onları tepeden tırnağa soydun. Selah.
HAB 3:14 Onun savaşçılarının başlarını kendi mızraklarıyla deldin. Beni dağıtmak için kasırga gibi gelmişlerdi, sanki düşkünü gizlice yutacakmış gibi seviniyorlardı.
HAB 3:15 Atlarınla denizi çiğnedin, güçlü suları çalkaladın.
HAB 3:16 Duydum ve bedenim titredi. Dudaklarım sesten titredi. Çürüklük kemiklerime girdi ve yerimde titriyorum, çünkü sıkıntı gününü, bizi istila edecek halkların çıkmasını sessizce beklemeliyim.
HAB 3:17 Çünkü incir ağacı çiçek açmasa, asmalarda meyve olmasa, zeytinin emeği boşa gitse, tarlalar yiyecek vermese, sürüler ağıldan kesilse, ve ahırlarda sığır kalmasa da,
HAB 3:18 Ben yine Yahve'de sevineceğim. Kurtuluşumun Tanrısı'nda coşacağım!
HAB 3:19 Yahve, Efendi benim gücümdür. O benim ayaklarımı geyik ayakları gibi yapar, yüksek yerlere çıkmamı sağlar. Telli çalgılarımda, müzik şefi için.
ZEP 1:1 Yahve'nin, Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya'nın günlerinde, Kuşi oğlu, Gedalya oğlu, Amarya oğlu, Hizkiya oğlu Sefanya'ya gelen sözü.
ZEP 1:2 Yeryüzünden her şeyi tümüyle silip süpüreceğim, diyor Yahve.
ZEP 1:3 İnsanı ve hayvanı silip süpüreceğim. Gökyüzünün kuşları, denizin balıkları ve kötülerle birlikte moloz yığınlarını silip süpüreceğim. İnsanı yeryüzünden kesip atacağım, diyor Yahve.
ZEP 1:4 Yahuda'ya ve Yeruşalem'in bütün sakinlerine karşı elimi uzatacağım. Bu yerden Baal'ın kalıntılarını, putperest ve putperest kâhinlerin adını,
ZEP 1:5 damlar üzerinde gökyüzünün ordusuna tapınanları, Yahve'ye ant içip Malkam üzerinde de ant içerek tapınanları,
ZEP 1:6 Yahve'nin ardından geri dönenleri, Yahve'yi aramayanları ve O'na danışmayanları bu yerden kesip atacağım.
ZEP 1:7 Efendi Yahve'nin önünde sessiz olun, çünkü Yahve'nin günü yakındır. Çünkü Yahve bir kurban hazırladı, kendi konuklarını kutsadı.
ZEP 1:8 Yahve'nin kurban günü, beyleri, kral oğullarını ve yabancı giysiler giymiş olanların hepsini cezalandıracağım.
ZEP 1:9 O gün, eşik üzerinden sıçrayanların hepsini, efendilerinin evini zorbalık ve hileyle dolduranları cezalandıracağım.
ZEP 1:10 O gün, diyor Yahve, Balık Kapısı'ndan çığlık gürültüsü, ikinci mahalleden feryat, tepelerden büyük bir çatırtı olacak.
ZEP 1:11 Yas tutun, ey sizler, Makteş sakinleri, çünkü Kenan halkının hepsi mahvoldu! Gümüş yüklü olanların hepsi kesilip atıldı.
ZEP 1:12 O zaman öyle olacak ki, Yeruşalem'i kandillerle arayacağım ve tortuları üzerinde oturan, yüreklerinde, “Yahve iyilik de yapmaz, kötülük de yapmaz” diyen adamları cezalandıracağım.
ZEP 1:13 Zenginlikleri yağmalanacak, evleri ıssız kalacak. Evet, evler yapacaklar, ama içlerinde oturmayacaklar. Bağlar dikecekler, ama şaraplarını içmeyecekler.
ZEP 1:14 Yahve'nin büyük günü yakındır. Yakındır ve büyük bir hızla geliyor, Yahve'nin gününün sesi. Yiğit orada acı acı bağırıyor.
ZEP 1:15 O gün gazap günüdür, sıkıntı ve ızdırap günüdür, dert ve yıkım günüdür, karanlık ve kasvet günüdür, bulutlar ve koyu karanlık günüdür,
ZEP 1:16 surlu kentlere ve yüksek kulelere karşı boru ve nara günüdür.
ZEP 1:17 İnsanların üzerine öyle bir sıkıntı getireceğim ki, körler gibi yürüyecekler, çünkü Yahve'ye karşı günah işlediler. Kanları toz gibi, etleri gübre gibi dökülecek.
ZEP 1:18 Yahve'nin gazap gününde ne gümüşleri ne de altınları onları kurtaramayacak, ama O'nun kıskançlık ateşi bütün ülkeyi yiyip bitirecek; çünkü ülkede oturanların hepsini sona erdirecek, hem de korkunç bir sona.
ZEP 2:1 Toplanın, evet, ey utanmaz ulus,
ZEP 2:2 gün saman çöpü gibi geçip gitmeden, tayin edilen zamandan önce, Yahve'nin kızgın öfkesi üzerinize gelmeden önce, Yahve'nin öfkesi günü üzerinize gelmeden önce toplanın.
ZEP 2:3 O'nun kurallarını tutmuş olan ey diyarın bütün alçakgönüllüleri, Yahve'yi arayın. Doğruluğu arayın. Alçakgönüllülüğü arayın. Yahve'nin öfkesi gününde belki saklı kalabilirsiniz.
ZEP 2:4 Çünkü Gaza terk edilecek, Aşkelon ıssız kalacak. Öğleyin Aşdod sürülecek, Ekron kökünden sökülecek.
ZEP 2:5 Vay halinize deniz kıyısı sakini Keret ulusu! Yahve'nin sözü size karşı, ey Filistliler ülkesi Kenan! Sende oturan kimse kalmayana dek seni yok edeceğim.
ZEP 2:6 Deniz kıyısı otlaklar olacak, çobanlar için kulübeler, sürüler için ağıllar olacak.
ZEP 2:7 Kıyı boyu Yahuda halkının kalanı için olacak. Otlak bulacaklar. Aşkelon evlerinde akşamları yatacaklar, çünkü Tanrıları Yahve onları ziyaret edecek ve onları eski günlerine döndürecek.
ZEP 2:8 Halkıma hakaret etmiş ve onların sınırına karşı kendilerini yüceltmiş olan Moav'ın aşağılamasını ve Ammon'un çocuklarının hakaretlerini duydum.
ZEP 2:9 Bu nedenle, İsrael'in Tanrısı, Ordular Yahvesi şöyle diyor, varlığım hakkı için kesinlikle Moav Sodom gibi olacak, Ammon'un çocukları da Gomora gibi, ısırgan otu ve tuz çukurları ve ebedi ıssızlık mülkü olacak. Halkımın kalanı onları yağmalayacak ve ulusumun sağ kalanları onları miras alacak.
ZEP 2:10 Kibirlerinin karşılığı bu olacak, çünkü hakaret edip Ordular Yahvesi'nin halkına karşı kendilerini yücelttiler.
ZEP 2:11 Yahve onlara dehşet verecek, çünkü diyarın bütün ilâhlarını aç bırakacak. İnsanlar O'na tapınacaklar, herkes kendi yerinden, ulusların bütün kıyılarından.
ZEP 2:12 Ey Kuşlular, siz de kılıcımla öldürüleceksiniz.
ZEP 2:13 Elini kuzeye doğru uzatacak, Aşur'u yok edecek ve Ninova'yı çöl gibi kurak bir virane yapacak.
ZEP 2:14 Onun içinde sürüler yatacak, her çeşit hayvan. Pelikan da kirpi de başlıklarında barınacak. Sesleri pencerelerden yankılanacak. Eşiklerde ıssızlık olacak, çünkü sedir kirişlerini çıplak bıraktı.
ZEP 2:15 Bu, kaygısızca yaşayan, yüreğinde, “Ben varım, benden başkası yok” diyen neşeli kenttir. Nasıl da ıssız bir yer, içinde yaban hayvanların yattığı bir yer oldu! Yanından geçen herkes ıslık çalacak ve ellerini sallayacak.
ZEP 3:1 Asi ve kirli olan, o zalim kentin vay haline!
ZEP 3:2 Söz dinlemedi. Ders almadı. Yahve'ye güvenmedi. Tanrısı'na yaklaşmadı.
ZEP 3:3 İçindeki beyleri kükreyen aslanlardır. Hâkimleri akşam kurtlarıdır. Ertesi güne hiçbir şey bırakmazlar.
ZEP 3:4 Peygamberleri kibirli ve hain insanlardır. Kâhinleri kutsal yeri kirlettiler. Yasayı zorladılar.
ZEP 3:5 Doğru olan Yahve onun içindedir. O haksızlık etmez. Her sabah adaletini ışığa çıkarır. O başarısız olmaz, ama haksız kişi utanma bilmez.
ZEP 3:6 Ulusları kesip attım. Surları ıssız. Sokaklarını harap ettim, kimse geçmiyor. Kentleri harap oldu, öyle ki insan yok, oturan yok.
ZEP 3:7 “Benden kork” dedim. “Ders al”; ve onun için belirlediğim her şeye göre meskeni kesilip atılmayacaktır. Ama onlar erken davranıp bütün işlerini bozdular.
ZEP 3:8 “Bu nedenle, av için kalkacağım güne dek beni bekleyin,” diyor Yahve, “Çünkü niyetim ulusları toplamaktır, ta ki, krallıklar üzerine öfkemi, bütün kızgın öfkemi dökmek için onları bir araya getireyim. Çünkü bütün dünya kıskançlığımın ateşiyle yutulacaktır.
ZEP 3:9 Çünkü o zaman halkların dudaklarını temizleyeceğim, öyle ki, hepsi Yahve'nin adını çağırsınlar, omuz omuza O'na hizmet etsinler.
ZEP 3:10 Kuş ırmaklarının ötesinden, tapınmacılarım, dağılmış halkımın kızı, bana sunu getirecek.
ZEP 3:11 O gün, bana karşı işlediğin bütün suçlardan ötürü utanmayacaksın; çünkü o zaman senin içinden kibirli ve övünenleri uzaklaştıracağım, kutsal dağımda artık kibirli olmayacaksın.
ZEP 3:12 Ama aranızda yoksul ve düşkün bir halk bırakacağım, onlar Yahve'nin adına sığınacaklar.
ZEP 3:13 İsrael'in arta kalanı kötülük yapmayacak, yalan söylemeyecek, ağızlarında hileli dil bulunmayacak, çünkü otlayacaklar ve yatacaklar, ve onları korkutan olmayacak.”
ZEP 3:14 Ey Siyon kızı, ezgi söyle! Ey İsrael, haykır! Ey Yeruşalem kızı, bütün yüreğinle sevin ve coş.
ZEP 3:15 Yahve senin yargılarını kaldırdı. Düşmanını kovdu. İsrael'in Kralı, Yahve, senin içindedir. Artık kötülükten korkmayacaksın.
ZEP 3:16 O gün Yeruşalem'e, “Korkma, Siyon. Ellerin zayıflamasın.” denecek.
ZEP 3:17 Tanrınız Yahve, güçlü Kurtarıcı, senin içindedir. O sevinçle senin için sevinecek. Sevgisinde seni sakinleştirecek. Ezgi söyleyerek senin için coşacaktır.
ZEP 3:18 Belli bayramlar için kederli olanları senden uzaklaştıracağım. Onlar senin için yük ve utançtır.
ZEP 3:19 İşte, o zaman seni sıkıntıya sokanların hepsiyle ilgileneceğim; ve topal olanları kurtaracağım, sürülmüş olanları toplayacağım. Onlara övgü ve saygınlık vereceğim, utançları bütün yeryüzünde olanlara.
ZEP 3:20 O zaman sizi içeri getireceğim ve o zaman sizi toplayacağım; çünkü gözlerinizin önünde servetinizi geri verdiğim zaman, yeryüzünün bütün halkları arasında size saygınlık ve övgü vereceğim, diyor Yahve.
HAG 1:1 Kral Darius'un ikinci yılında, altıncı ayda, ayın birinci günü, Peygamber Hagay aracılığıyla Yahuda Valisi Şealtiel oğlu Zerubbabel'e ve Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu'ya Yahve'nin şu sözü geldi:
HAG 1:2 “Ordular Yahvesi şöyle diyor: Bu halk, ‘Yahve'nin evinin yapılması için zaman henüz gelmedi’ diyor.”
HAG 1:3 O zaman Peygamber Hagay aracılığıyla Yahve'nin şu sözü geldi:
HAG 1:4 “Bu ev harap halde dururken, sizin kaplamalı evlerinizde oturmanızın zamanı mı?
HAG 1:5 Şimdi, Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Yollarınızı iyi düşünün.
HAG 1:6 Çok ektiniz, ama az getirdiniz. Yiyorsunuz, ama doymuyorsunuz. İçiyorsunuz, ama onunla doyamıyorsunuz. Giyiniyorsunuz, ama ısınan yok, ücret kazanan da delik keseye koymak için kazanıyor.'”
HAG 1:7 “Ordular Yahvesi şöyle diyor: Yollarınızı iyi düşünün.
HAG 1:8 Dağlara çıkın, ağaç getirin ve evi yapın. Ondan hoşnut olacağım ve yüceltileceğim.” diyor Yahve.
HAG 1:9 “Çok şey beklediniz ve işte, az geldi; ve siz onu eve getirdiğinizde, ben onu üfledim. Neden?” diyor Ordular Yahvesi, “Yıkık duran evim yüzünden, oysa her biriniz kendi eviyle meşgul.
HAG 1:10 Bu yüzden gökler sizden çiyi, yer de ürününü alıkoyuyor.
HAG 1:11 Ben ülkenin üzerine, dağların üzerine, buğdayın üzerine, yeni şarabın üzerine, yağın üzerine, toprağın verdiği şeyin üzerine, insanın üzerine, hayvanın üzerine ve ellerinin bütün emeği üzerine kuraklığı çağırdım.”
HAG 1:12 O zaman Şealtiel oğlu Zerubbabel, Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu ve halkın geri kalanının hepsi, Tanrıları Yahve'nin sözüne ve Tanrıları Yahve'nin gönderdiği Peygamber Hagay'ın sözlerine itaat ettiler. Halk da Yahve'den korktu.
HAG 1:13 O zaman Yahve'nin habercisi Hagay, Yahve'nin bildirisini halka söyleyip dedi: “Ben sizinle beraberim, diyor Yahve.”
HAG 1:14 Yahve, Yahuda Valisi Şealtiel oğlu Zerubbabel'in, Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu'nun ve halkın geri kalanının hepsinin ruhunu harekete geçirdi.
HAG 1:15 Ve gelip, Kral Darius'un ikinci yılında, altıncı ayın yirmi dördüncü günü, Tanrıları Ordular Yahvesi'nin evinde çalıştılar.
HAG 2:1 Yedinci ayda, ayın yirmi birinci günü, Yahve'nin sözü Peygamber Hagay aracılığıyla geldi:
HAG 2:2 “Şimdi Yahuda Valisi Şealtiel oğlu Zerubbabel'e, Başkâhin Yehosadak oğlu Yeşu'ya ve halkın geri kalanına söyleyip de:
HAG 2:3 'Bu evi eski görkemiyle görenlerden kim kaldı? Şimdi siz onu nasıl görüyorsunuz? Gözlerinizde bir hiç gibi değil mi?
HAG 2:4 Ama şimdi güçlü ol, ey Zerubbabel.' diyor Yahve. 'Güçlü ol, ey Başkâhin Yehosadak oğlu Yeşu. Ülkenin bütün halkı, güçlü olun.' diyor Yahve, 'Çalışın çünkü ben sizinleyim' diyor Ordular Yahvesi.
HAG 2:5 Mısır'dan çıktığınızda, Ruhum aranızda dururken sizinle antlaşma yaptığım söz budur. 'Korkmayın.'
HAG 2:6 Çünkü Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Bir kez daha, kısa bir zamanda, gökleri, yeri, denizi ve karayı sarsacağım;
HAG 2:7 ve bütün ulusları sarsacağım. Bütün ulusların hazinesi gelecek ve bu evi görkemle dolduracağım, diyor Ordular Yahvesi.
HAG 2:8 Gümüş benim, altın da benim.' diyor Ordular Yahvesi.
HAG 2:9 'Bu evin son görkemi öncekinden daha büyük olacak' diyor Ordular Yahvesi; 'Ve bu yerde esenlik vereceğim' diyor Ordular Yahvesi.
HAG 2:10 Darius'un ikinci yılında, dokuzuncu ayın yirmi dördüncü günü, Peygamber Hagay aracılığıyla Yahve'nin şu sözü geldi:
HAG 2:11 “Ordular Yahvesi şöyle diyor: Şimdi kâhinlere yasa hakkında sor ve de,
HAG 2:12 'Bir kimse giysisinin kıvrımında kutsal et taşır ve kıvrımıyla ekmeğe, çorbaya, şaraba, yağa ya da herhangi bir yiyeceğe dokunursa, o kutsal olur mu?'” Kâhinler, “Hayır” diye yanıtladılar.
HAG 2:13 Hagay, “Ölü bir beden yüzünden kirli olan biri bunlardan birine dokunursa, o kirli olur mu?” diye sordu. Kâhinler, “Kirli olur” diye yanıtladılar.
HAG 2:14 O zaman Hagay şöyle karşılık verdi: '“Bu halk ve önümde bu ulus böyledir' diyor Yahve; 'Ve ellerinin her işi böyledir. Orada sundukları şey kirlidir.
HAG 2:15 Şimdi, lütfen bugünden geriye doğru, Yahve'nin tapınağında taş üstüne taş konulmadan önce düşünün.
HAG 2:16 Bütün o zaman boyunca, biri yirmi ölçeklik bir yığına geldiğinde, on ölçeklik bir yığın olurdu. Biri şarap teknesinden elli kap çıkarmaya geldiğinde, yirmi kap şarap olurdu.
HAG 2:17 Ellerinizin bütün işlerinde sizi sam yeli, küf ve dolu ile vurdum; yine de bana dönmediniz' diyor Yahve.
HAG 2:18 'Lütfen iyi düşünün, bugünden geriye doğru, Yahve'nin tapınağının temelinin atıldığı günden bu yana, dokuzuncu ayın yirmi dördüncü gününden itibaren iyi düşünün.
HAG 2:19 Tohum hâlâ ambarda mı? Evet, asma, incir ağacı, nar ağacı ve zeytin ağacı ürün vermedi. Bugünden sizi kutsayacağım.'”
HAG 2:20 Yahve'nin şu sözü ikinci kez ayın yirmi dördüncü günü Hagay'a geldi:
HAG 2:21 “Yahuda Valisi Zerubbabel'e söyle, 'Ben gökleri ve yeri sarsacağım.
HAG 2:22 Krallıkların tahtını devireceğim. Ulusların krallıklarının gücünü yok edeceğim. Savaş arabalarını ve binicilerini devireceğim. Atlar ve binicileri düşecek, herkes kardeşinin kılıcıyla düşecek.
HAG 2:23 O gün, diyor Ordular Yahvesi, ey hizmetkârım Şealtiel oğlu Zerubbabel, seni alacağım.' diyor Yahve, 'Ve seni bir mühür yüzüğü gibi yapacağım, çünkü seni seçtim.' diyor Ordular Yahvesi.”
ZEC 1:1 Darius'un ikinci yılında, sekizinci ayda, İddo oğlu Berekya oğlu Peygamber Zekariya'ya Yahve'nin şu sözü geldi:
ZEC 1:2 “Yahve atalarınızdan çok hoşnutsuzdu.
ZEC 1:3 Bu nedenle onlara söyle, Ordular Yahvesi şöyle diyor: Ordular Yahvesi diyor ki, 'Bana dönün, ben de size dönerim,' diyor Ordular Yahvesi.
ZEC 1:4 Atalarınız gibi olmayın. Önceki peygamberler onlara bildirip dediler, 'Ordular Yahvesi şöyle diyor, 'Kötü yollarınızdan ve kötü işlerinizden dönün'. Ama onlar bana kulak vermediler ve dinlemediler, diyor Yahve.
ZEC 1:5 Atalarınız, onlar nerede? Peygamberler, onlar sonsuza dek yaşar mı?
ZEC 1:6 Ama peygamber hizmetkârlarıma buyurduğum sözlerim ve kurallarım atalarınıza ulaşmadı mı? “O zaman tövbe edip, ‘Ordular Yahvesi, yollarımıza ve uygulamalarımıza göre bize nasıl davranmayı kararlaştırdıysa, bize öyle davrandı’ dediler.”
ZEC 1:7 Darius’un ikinci yılında, Şevat ayının on birinci ayının yirmi dördüncü günü, Yahve'nin şu sözü İddo oğlu Berekya oğlu Peygamber Zekariya’ya geldi:
ZEC 1:8 “Geceleyin bir görüm gördüm ve işte, kızıl ata binmiş bir adam, vadide bulunan mersin ağaçlarının arasında duruyordu. Arkasında kızıl, kahverengi ve beyaz atlar vardı.
ZEC 1:9 O zaman, ‘Efendim, bunlar ne?’ diye sordum.” Benimle konuşan melek, “Bunlar ne, sana göstereyim” dedi.
ZEC 1:10 Mersin ağaçlarının arasında duran adam, “Onlar Yahve'nin yeryüzünde gidip gelmek üzere gönderdikleridir” diye yanıtladı.
ZEC 1:11 Mersin ağaçlarının arasında duran Yahve'nin meleğine, “Yeryüzünde dolaştık, işte bütün yeryüzü rahat ve esenlik içinde” dediler.
ZEC 1:12 O zaman Yahve'nin meleği, “Ey Ordular Yahvesi, bu yetmiş yıldır öfkelenmiş olduğun Yeruşalem'e ve Yahuda kentlerine ne zamana dek merhamet etmeyeceksin?” diye karşılık verdi.
ZEC 1:13 Yahve, benimle konuşan meleğe hoş ve avutucu sözlerle karşılık verdi.
ZEC 1:14 Bunun üzerine benimle konuşan melek, “Şunu duyur” dedi: “Ordular Yahvesi şöyle diyor: Yeruşalem ve Siyon için büyük bir kıskançlıkla kıskanıyorum.
ZEC 1:15 Kaygısız olan uluslara çok öfkeleyim; çünkü ben birazcık hoşnutsuzdum, ama onlar felakete katkıda bulundular.”
ZEC 1:16 Bu nedenle Yahve, “Yeruşalem'e merhametle döndüm” diyor. “Evim orada yapılacak,” diyor Ordular Yahvesi, “Ve Yeruşalem’in üzerine ölçü ipi çekilecektir.”
ZEC 1:17 “Dahası şunu duyurup söyle, Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Kentlerim yine bollukla taşacak ve Yahve Siyon’u yine avutacak ve Yeruşalem’i yine seçecek.’”
ZEC 1:18 Gözlerimi kaldırıp baktım ve işte dört boynuz.
ZEC 1:19 Benimle konuşan meleğe, “Bunlar ne?” diye sordum. Bana, “Bunlar Yahuda’yı, İsrael’i ve Yeruşalem’i dağıtmış olan boynuzlardır.” diye yanıt verdi.
ZEC 1:20 Yahve bana dört usta gösterdi.
ZEC 1:21 O zaman, “Bunlar ne yapmaya geliyor?” diye sordum. “Bunlar Yahuda’yı dağıtmış olan boynuzlardır; öyle ki, kimse başını kaldırmadı; ama bunlar onları dehşete düşürmek, Yahuda ülkesini dağıtmak için boynuzlarını kaldıran ulusların boynuzlarını yere çalmak için geldiler.” dedi.
ZEC 2:1 Gözlerimi kaldırıp baktım, elinde ölçü ipi olan bir adam vardı.
ZEC 2:2 O zaman, “Nereye gidiyorsun?” diye sordum. Bana, “Yeruşalem’i ölçmeye, genişliğinin ve uzunluğunun ne olduğunu görmeye” dedi.
ZEC 2:3 İşte, benimle konuşan melek dışarı çıktı, başka bir melek de onu karşılamaya çıktı.
ZEC 2:4 Ona, “Koş, şu gence söyle, ‘Yeruşalem, içinde insan ve hayvan çokluğu yüzünden, surları olmayan köylerde oturulduğu gibi olacak.
ZEC 2:5 Çünkü ben,’ diyor Yahve, ‘Çünkü ben onun çevresinde ateşten bir duvar olacağım, onun içinde de yücelik ben olacağım.
ZEC 2:6 Gelin! Gelin! Kuzey ülkesinden kaçın,’ diyor Yahve, ‘Çünkü sizi gökyüzünün dört rüzgârı gibi dağıttım,’ diyor Yahve.
ZEC 2:7 ‘Gel, ey Siyon! Babil kızıyla birlikte oturan sen, kaçıp kurtul!'
ZEC 2:8 Çünkü Ordular Yahvesi şöyle diyor: 'Saygınlık için beni sizi yağmalamış olan uluslara gönderdi; çünkü size dokunan O'nun gözbebeğine dokunmuş olur.
ZEC 2:9 Çünkü işte, elimi onların üzerine sallayacağım, kendilerine hizmet etmiş olanlara yağma olacaklar; ve beni Ordular Yahvesi'nin gönderdiğini bileceksiniz.
ZEC 2:10 Ey Siyon kızı, ezgi söyle ve sevin! Çünkü işte, ben geliyorum ve senin içinde oturacağım,' diyor Yahve.
ZEC 2:11 O gün birçok ulus Yahve'ye bağlanacak, ve benim halkım olacaklar; ve ben senin içinde oturacağım, ve beni Ordular Yahvesi'nin sana gönderdiğini bileceksin.
ZEC 2:12 Yahve kutsal diyarda Yahuda'yı kendi payı olarak miras alacak ve Yeruşalem'i yine seçecek.
ZEC 2:13 Ey bütün insanlar, Yahve'nin önünde sessiz olun, çünkü O kutsal meskeninden uyanıp kalktı!'
ZEC 3:1 Bana, Yahve'nin meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşu'yu ve onun sağında düşmanı olmak için duran Şeytan'ı gösterdi.
ZEC 3:2 Yahve Şeytan'a, “Yahve seni azarlasın, ey Şeytan! Evet, Yeruşalem'i seçmiş olan Yahve seni azarlasın! Bu, ateşten çıkarılmış yanmış bir odun parçası değil midir?” dedi.
ZEC 3:3 Yeşu ise kirli giysiler giymişti ve meleğin önünde duruyordu.
ZEC 3:4 Önünde duranlara karşılık verip, “Üzerinden kirli giysilerini çıkarın” dedi. Ona, “İşte senin suçunu senden kaldırdım ve seni zengin giysilerle giydireceğim” dedi.
ZEC 3:5 “Başına temiz sarık koysunlar” dedim. Başına temiz bir sarık koyup onu giydirdiler. Yahve'nin meleği de yanında duruyordu.
ZEC 3:6 Yahve'nin meleği Yeşu'ya ciddiyetle güvence verip şöyle dedi:
ZEC 3:7 “Ordular Yahvesi şöyle diyor: ‘Eğer benim yollarımda yürürsen ve öğrettiklerimi yerine getirirsen, o zaman da evime sen hükmedeceksin ve avlularımı da sen koruyacaksın ve bu duranların arasında sana içeri girme serbestliği vereceğim.
ZEC 3:8 Şimdi dinleyin, Başkâhin Yeşu, sen ve önünde oturan arkadaşların, çünkü onlar belirti olan adamlardır; çünkü işte, hizmetkârım olan Dal'ı ortaya çıkaracağım.
ZEC 3:9 Çünkü işte, Yeşu'nun önüne koyduğum taş: Üzerinde yedi gözü olan tek taş; işte, onun yazısını ben kazıyacağım,' diyor Ordular Yahvesi, 've o ülkenin suçunu bir günde ortadan kaldıracağım.
ZEC 3:10 O gün,' diyor Ordular Yahvesi, 'herkes asma altına ve incir ağacı altına komşusunu çağıracak.'”
ZEC 4:1 Benimle konuşan melek yine geldi ve beni uykusundan uyandırılan bir adam gibi uyandırdı.
ZEC 4:2 Bana, “Ne görüyorsun?” dedi. “Gördüm” dedim. “İşte, tümüyle altından bir şamdan, tepesinde kendi yağ kabı ve üzerinde yedi kandili var; ve tepesindeki her kandil için yedi boru var.
ZEC 4:3 Yanında, biri yağ kabının sağında, öbürü solunda olmak üzere iki zeytin ağacı var.”
ZEC 4:4 Benimle konuşan meleğe yanıt verip, “Bunlar nedir, efendim?” dedim.
ZEC 4:5 O zaman benimle konuşan melek bana yanıt verip, “Bunların ne olduğunu bilmiyor musun?” dedi. “Hayır, efendim” dedim.
ZEC 4:6 O zaman yanıt verip bana şöyle dedi: “Bu, Yahve'nin Zerubbabel’e söylediği sözdür: ‘Güçle, kuvvetle değil, ancak benim Ruhum'la’ diyor Ordular Yahvesi.
ZEC 4:7 Sen kimsin, ey koca dağ? Zerubbabel'in önünde sen bir ovasın; ve 'Lütuf, lütuf, ona!' diye bağrışlar arasında tepe taşını o çıkaracak.”
ZEC 4:8 Ve bana Yahve'nin şu sözü geldi,
ZEC 4:9 “Zerubbabel'in elleri bu evin temelini attı. Onun elleri de onu bitirecektir; ve beni Ordular Yahvesi'nin size gönderdiğini bileceksin.
ZEC 4:10 Gerçekten, küçük şeyler gününü kim hor görür? Çünkü bu yediler sevinecek ve Zerubbabel'in elindeki çekülü görecekler. Bunlar, Yahve'nin bütün yeryüzünde gezinen gözleridir.”
ZEC 4:11 O zaman ona, “Şamdanın sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?” diye sordum.
ZEC 4:12 Ona ikinci kez, “Altın gibi yağ kendiliğinden akıtan iki altın oluğun yanındaki bu iki zeytin dalı nedir?” diye sordum.
ZEC 4:13 Bana, “Bunların ne olduğunu bilmiyor musun?” diye karşılık verdi. Ben, “Hayır, efendim” dedim.
ZEC 4:14 Sonra, “Bunlar, bütün yeryüzünün Efendisi'nin yanında duran iki meshedilmiş kişidir” dedi.
ZEC 5:1 O zaman gözlerimi tekrar kaldırdım ve gördüm, ve işte, uçan bir tomar.
ZEC 5:2 Bana, “Ne görüyorsun?” dedi. Ben, “Uçan bir tomar görüyorum; uzunluğu yirmi arşın, genişliği on arşın” diye karşılık verdim.
ZEC 5:3 O zaman bana, “Bu, bütün ülkenin yüzüne çıkan lanettir” dedi. “Çünkü her çalan bir yandan onun gibi kesilip atılacak; ve yalan yere ant içen herkes öbür yandan onun gibi kesilip atılacak.
ZEC 5:4 Ordular Yahvesi şöyle diyor, “Onu çıkaracağım ve hırsızın evine ve adımla yalan yere ant içenin evine girecek; ve ev içinde duracak ve evi kerestesiyle taşlarıyla birlikte yok edecek.”
ZEC 5:5 O zaman benimle konuşan melek öne çıktı ve bana, “Şimdi gözlerini kaldır ve görünen şeyin ne olduğunu gör” dedi.
ZEC 5:6 Ben, “Bu nedir?” dedim. O, “Bu, beliren efa sepetidir” dedi. Ve söyleyip, “Bütün ülkedeki görünümleri budur” dedi.
ZEC 5:7 İşte, bir talant ağırlığında kurşun bir kapak kaldırıldı ve efa sepetinin içinde oturan bir kadın vardı.
ZEC 5:8 “Bu Kötülüktür” dedi ve kadını efa sepetinin içine itti; ve kurşun tartıyı sepetin ağzına attı.
ZEC 5:9 O zaman gözlerimi kaldırıp baktım ve işte, iki kadın vardı; ve rüzgâr onların kanatlarındaydı. Ve leylek kanatları gibi kanatları vardı ve efa sepetini yer ile gökyüzü arasına kaldırdılar.
ZEC 5:10 Sonra benimle konuşan meleğe, “Bu efa sepetini nereye taşıyorlar?” dedim.
ZEC 5:11 Bana, “Şinar ülkesinde o kadına bir ev yapmak için” dedi. Hazırlanınca kadın oraya kendi yerine konulacak.”
ZEC 6:1 Yine gözlerimi kaldırdım ve gördüm, ve işte, iki dağın arasından dört savaş arabası çıktı; ve dağlar tunç dağlardı.
ZEC 6:2 Birinci arabada kızıl atlar vardı. İkinci arabada siyah atlar vardı.
ZEC 6:3 Üçüncü arabada beyaz atlar vardı. Dördüncü arabada benekli atlar vardı, hepsi güçlüydü.
ZEC 6:4 O zaman benimle konuşan meleğe, “Bunlar nedir, efendim?” diye sordum.
ZEC 6:5 Melek bana yanıt verip, “Bunlar, bütün yeryüzünün Yahve'nin önünde durdukları yerden çıkan gökyüzünün dört rüzgârıdır” dedi.
ZEC 6:6 Siyah atlı olan araba kuzeye doğru çıkıyor; beyaz atlar da onların ardından çıktılar; benekli olanlar da güneye doğru çıktılar.”
ZEC 6:7 Güçlüler dışarı çıktılar ve yeryüzünde dolaşmak için gitmek istediler. O, “Yeryüzünde dolaşın!” dedi. Böylece yeryüzünde dolaştılar.
ZEC 6:8 Sonra beni çağırdı ve bana şöyle dedi: “İşte, kuzeye gidenler kuzey ülkesinde ruhumu yatıştırdılar.”
ZEC 6:9 Yahve’nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
ZEC 6:10 “Sürgündekilerden, Babil’den gelen Helday, Toviya ve Yedaya’dan al; ve aynı gün gel ve Sefanya oğlu Yoşiya’nın evine gir.
ZEC 6:11 Evet, gümüş ve altın al, taçlar yap ve bunları Yehosadak oğlu Başkâhin Yeşu’nun başına koy;
ZEC 6:12 ve ona söyleyip de, ‘Ordular Yahvesi şöyle diyor, ‘İşte, Dal adındaki adam! O yerinden büyüyecek ve Yahve'nin tapınağını yapacaktır.
ZEC 6:13 Yahve’nin tapınağını yapacak. Görkemi o taşıyacak, tahtında oturup hüküm sürecek. Tahtında kâhin olacak. Esenlik öğüdü ikisi arasında olacak.
ZEC 6:14 Taçlar Helem'e, Toviya'ya, Yedaya'ya ve Sefanya oğlu Hen'e, bir anılma olsun diye Yahve'nin tapınağında bulunacak.
ZEC 6:15 Uzaktakiler gelip Yahve'nin tapınağında işçilik edecekler; ve beni Ordular Yahvesi'nin size gönderdiğini bileceksiniz. Eğer Tanrınız Yahve'nin sözüne gayretle itaat ederseniz, bu gerçekleşecektir.
ZEC 7:1 Kral Darius'un dördüncü yılında, dokuzuncu ayın dördüncü günü, Kislev ayında, Yahve'nin sözü Zekariya'ya geldi.
ZEC 7:2 Beytel halkı, Şerezer'i, Regem Melek'i ve adamlarını Yahve'nin lütfunu dilemek için gönderdi.
ZEC 7:3 Ve Ordular Yahvesi'nin evinin kâhinlerine ve peygamberlere, “Bunca yıldır yaptığım gibi, beşinci ayda da kendimi ayırarak ağlamalı mıyım?” diye sordular.
ZEC 7:4 O zaman Ordular Yahvesi'nin sözü bana geldi ve şöyle dedi:
ZEC 7:5 “Ülkenin bütün halkına ve kâhinlere söyleyip de, 'Bu yetmiş yıl boyunca beşinci ve yedinci ayda oruç tutup yas tuttuğunuzda, benim için mi, gerçekten bana mı oruç tuttunuz?
ZEC 7:6 Yiyip içtiğinizde, kendiniz için yiyip içmiyor musunuz?
ZEC 7:7 Yeruşalem'de oturulurken ve bolluk içindeyken, onun çevresindeki kentlerde, güneyde ve ovada oturulurken, Yahve'nin önceki peygamberler aracılığıyla ilan ettiği sözler bunlar değil midir?'”
ZEC 7:8 Yahve'nin sözü Zekariya'ya geldi ve şöyle dedi:
ZEC 7:9 “Ordular Yahvesi şöyle dedi: ‘Doğru hükmedin ve herkes kardeşine karşı iyilik ve merhamet göstersin.
ZEC 7:10 Dulu, yetimi, yabancı ve yoksulu ezmeyin ve kimse yüreğinde kardeşine karşı kötülük tasarlamasın.'
ZEC 7:11 Ama onlar dinlemek istemediler, sırtlarını döndüler ve duymamak için kulaklarını tıkadılar.
ZEC 7:12 Evet, yüreklerini çakmak taşı gibi sertleştirdiler, böylece yasayı ve Ordular Yahvesi'nin Ruhu aracılığıyla önceki peygamberler aracılığıyla gönderdiği sözleri duymasınlar. Bu yüzden Ordular Yahvesi'nden büyük gazap geldi.
ZEC 7:13 Nasıl O çağırdığında onlar dinlemedilerse, onlar da çağıracak ve ben de onları dinlemeyeceğim,” dedi Ordular Yahvesi;
ZEC 7:14 “ama onları tanımadıkları bütün ulusların arasına kasırga ile dağıtacağım. Böylece ülke onlardan sonra ıssız kaldı, öyle ki, içinden geçen ve geri dönen kimse olmadı; çünkü onlar güzel ülkeyi ıssız bıraktılar.”
ZEC 8:1 Ordular Yahvesi'nin şu sözü bana geldi.
ZEC 8:2 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Siyon'u büyük bir kıskançlıkla kıskanıyorum, ve onu büyük gazapla kıskanıyorum.”
ZEC 8:3 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Siyon'a döndüm ve Yeruşalem'in içinde oturacağım. Yeruşalem'e 'Doğruluk Kenti' denecek; Ordular Yahvesi'nin dağına ise 'Kutsal Dağ' denecek.”
ZEC 8:4 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Her insan yaşlılığı yüzünden elinde asasıyla, kocamış erkekler ve kocamış kadınlar yine Yeruşalem sokaklarında oturacaklar.
ZEC 8:5 Kentin sokakları sokaklarında oynayan erkek ve kız çocuklarıyla dolacak.”
ZEC 8:6 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Eğer bu, o günlerde bu halkın arta kalanının gözünde şaşılacak bir şey olursa, benim gözümde de şaşılacak bir şey olmalı mı?” diyor Ordular Yahvesi.
ZEC 8:7 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “İşte, ben halkımı doğu ülkesinden ve batı ülkesinden kurtaracağım.
ZEC 8:8 Onları getireceğim ve Yeruşalem içinde oturacaklar. Onlar benim halkım olacak, ben de doğruluk ve adaletle onların Tanrısı olacağım.”
ZEC 8:9 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Bu günlerde, Ordular Yahvesi'nin evinin, tapınağın temelinin atıldığı gün, orada bulunan peygamberlerin ağzından çıkan bu sözleri duyan sizler, elleriniz güçlü olsun.
ZEC 8:10 Çünkü o günlerden önce, insan için ücret, hayvan için ücret yoktu; düşman yüzünden, içeri giren ve çıkan kimseye esenlik yoktu. Çünkü her insanı kendi komşusuna karşı diktim.
ZEC 8:11 Ama şimdi, bu halkın kalanı için eskiden olduğum gibi olmayacağım,” diyor Ordular Yahvesi.
ZEC 8:12 “Çünkü esenlik tohumu ve asma meyvesini verecek, toprak ürününü verecek, gökler çiğini verecek. Bu halkın artakalanına bütün bunları mülk olarak vereceğim.
ZEC 8:13 Ey Yahuda evi ve İsrael evi, siz nasıl uluslar arasında lanet oldunuzsa, sizi öyle kurtaracağım ve bir bereket olacaksınız. Korkmayın. Elleriniz güçlü olsun.”
ZEC 8:14 Çünkü Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Atalarınız beni öfkelendirdiğinde size kötülük yapmayı nasıl düşündüm ve vazgeçmedimse,” diyor Ordular Yahvesi, “
ZEC 8:15 bu günlerde Yeruşalem'e ve Yahuda evine yine öyle iyilik yapmayı düşündüm. Korkmayın.
ZEC 8:16 Yapacağınız şeyler şunlardır: Herkes komşusuna doğruyu söylesin. Kapılarınızda doğruluğun ve esenliğin hükmünü uygulayın.
ZEC 8:17 Hiçbiriniz komşusuna karşı yüreğinde kötülük tasarlamasın ve yalan andı sevmeyin. Çünkü bunların hepsi benim nefret ettiğim şeylerdir,” diyor Yahve.
ZEC 8:18 Ordular Yahvesi'nin şu sözü bana geldi.
ZEC 8:19 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Dördüncü, beşinci, yedinci ve onuncu ayların oruçları Yahuda evi için sevinç, coşku ve neşeli bayramlar olacak. Bu nedenle doğruluğu ve esenliği sevin.”
ZEC 8:20 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “Daha birçok halk ve birçok kentin sakinleri gelecek.
ZEC 8:21 Birinin sakinleri öbürüne gidip, “Hadi, Yahve'nin lütfunu dilemek ve Yahve'yi aramak için hemen gidelim, ben de gideceğim” diyecekler.
ZEC 8:22 Evet, birçok halk ve güçlü uluslar Yeruşalem'e gelip Ordular Yahvesi'ni arayacak ve Yahve'nin lütfunu dileyecekler.”
ZEC 8:23 Ordular Yahvesi şöyle diyor: “O günlerde, bütün ulusların her çeşit dillerinden on kişi bir Yahudi'nin eteğinden tutup, 'Biz de seninle gideceğiz, çünkü Tanrı'nın sizinle birlikte olduğunu duyduk' diyecekler.”
ZEC 9:1 Vahiy. Yahve'nin sözü Hadrak diyarına yöneliktir, ve Damaskus'un üzerinde duracaktır; çünkü insanların, ve İsrael’in bütün oymaklarının gözü Yahve'ye dönüktür;
ZEC 9:2 bu vahiy onun sınırında olan Hamat'a da, Sur ve Sayda'ya yöneliktir, çünkü onlar çok bilgedirler.
ZEC 9:3 Sur kendine bir kale yaptı, ve toz gibi gümüş, ve sokakların çamuru gibi saf altın yığdı.
ZEC 9:4 İşte, Efendi onu mülksüz bırakacak, ve denizde onun gücünü vuracak; ve o, ateşle yutulacaktır.
ZEC 9:5 Aşkelon bunu görüp korkacak; Gaza da acı içinde kıvranacak; Ekron da öyle, çünkü beklentisi boşa çıkacak; ve kral Gaza’dan yok olacak, ve Aşkelon’da oturan olmayacak.
ZEC 9:6 Yabancılar Aşdod'da oturacaklar, ve Filistliler'in gururunu kıracağım.
ZEC 9:7 Ağzından kanını, dişlerinin arasından iğrençliklerini alacağım; ve o da Tanrımız için bir kalıntı olacak; ve Yahuda'da bir bey gibi, Ekron'da da bir Yevuslu gibi olacak.
ZEC 9:8 Orduya karşı evimin etrafında ordugâh kuracağım, öyle ki kimse geçip gitmesin, geri dönmesin; ve bir daha hiçbir zalim onların içinden geçmeyecek; çünkü şimdi kendi gözlerimle gördüm.
ZEC 9:9 Büyük sevinçle coş, ey Siyon kızı! Bağır, ey Yeruşalem kızı! İşte, Kralın! O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür. Eşeğe, evet, bir eşek yavrusu sıpaya binmiş sana geliyor.
ZEC 9:10 Efraim'den savaş arabasını, ve Yeruşalem'den atı kesip atacağım. Savaş yayı kesilip atılacak; O, uluslara esenlik sözü konuşacak. Hâkimiyeti denizden denize, ırmaktan yeryüzünün uçlarına kadar olacak.
ZEC 9:11 Sana gelince, antlaşmanın kanı yüzünden, senin tutsaklarını susuz çukurdan kurtardım.
ZEC 9:12 Ey siz umut tutsakları, kaleye dönün! Tam bugün size iki katını geri vereceğimi ilan ediyorum.
ZEC 9:13 Çünkü ben Yahuda'yı kendim için bir yay gibi gerdim. Yayı Efraim'le doldurdum. Ey Siyon, senin oğullarını harekete geçireceğim, ey Yunan diyarı, senin oğullarına karşı, ve seni bir yiğit kılıcı gibi yapacağım.
ZEC 9:14 Yahve onların üzerinde görünecek. Oku şimşek gibi çakacak. Efendi Yahve boruyu çalacak, ve güneyin kasırgalarıyla gidecek.
ZEC 9:15 Ordular Yahvesi onları koruyacak. Sapan taşlarıyla yıkıp yenecekler. İçecekler ve şarap içmiş gibi gürleyecekler. Leğenler gibi, sunağın köşeleri gibi dolacaklar.
ZEC 9:16 Tanrıları Yahve, o gün onları halkının sürüsü olarak kurtaracak; çünkü onlar, O'nun ülkesi üzerinde yükselen bir tacın mücevherleri gibidirler.
ZEC 9:17 Çünkü O'nun iyiliği ne büyük, O'nun güzelliği ne büyük! Gençleri buğdayla, el değmemiş kızları da yeni şarapla güzelleşecek.
ZEC 10:1 Baharda yağmur dileyin Yahve'den, fırtına bulutları yaratan, ve tarladaki bitkiler için herkese sağanak yağmurlar veren Yahve'dir.
ZEC 10:2 Çünkü terafim boş şeyler söyledi, ve falcılar yalan gördü, ve yalan düşler anlattı. Boşuna avutuyorlar. Bu yüzden koyun gibi yollarına gidiyorlar. Eziliyorlar, çünkü çoban yok.
ZEC 10:3 Öfkem çobanlara karşı alevlendi, ve tekeleri cezalandıracağım, çünkü Ordular Yahvesi kendi sürüsünü, Yahuda evini ziyaret etti, ve savaşta onları kendi görkemli atı gibi yapacak.
ZEC 10:4 Ondan köşe taşı, ondan çadır kazığı, ondan savaş yayı, hüküm sahiplerinin hepsi birlikte ondan çıkacak.
ZEC 10:5 Savaşta çamurlu yolları çiğneyen yiğitler gibi olacaklar. Savaşacaklar, çünkü Yahve onlarla birliktedir. Atlı biniciler şaşkına dönecekler.
ZEC 10:6 “Yahuda evini güçlendireceğim, Ve Yosef evini kurtaracağım. Onları geri getireceğim, çünkü onlara merhamet ettim. Sanki onları reddetmemişim gibi olacaklar, çünkü ben onların Tanrısı Yahve'yim, ve onları duyacağım.
ZEC 10:7 Efraim yiğit gibi olacak, ve yürekleri şarap içmiş gibi sevinecek. Evet, çocukları bunu görüp sevinecek. Yürekleri Yahve'de sevinç bulacak.
ZEC 10:8 Onlara işaret verip toplayacağım, çünkü onları fidye ile kurtardım. Eskiden olduğu gibi çoğalacaklar.
ZEC 10:9 Onları halkların arasına ekeceğim. Uzak ülkelerde beni hatırlayacaklar. Çocuklarıyla birlikte yaşayacaklar ve geri dönecekler.
ZEC 10:10 Onları Mısır diyarından yine geri getireceğim, ve Aşur'dan onları toplayacağım. Onları Gilad diyarına ve Lübnan'a getireceğim; ve onlar için yeterince yer bulunmayacak.
ZEC 10:11 Sıkıntı denizinden geçecek, ve denizde dalgaları vuracak, ve Nil'in bütün derinlikleri kuruyacak; ve Aşur'un gururu yıkılacak, ve Mısır'ın asası elden gidecek.
ZEC 10:12 Onları Yahve'de güçlendireceğim. O'nun adıyla dolaşacaklar,” diyor Yahve.
ZEC 11:1 Ey Lübnan, aç kapılarını da, ateş sedirlerini yiyip bitirsin.
ZEC 11:2 Ağla, ey selvi ağacı, çünkü sedir düştü, çünkü heybetli olanlar yok oldu. Yas tutun, Başan meşeleri, çünkü güçlü orman yıkıldı.
ZEC 11:3 Çobanların yas sesi! Çünkü onların görkemi yok edildi, genç aslanların kükremesi sesi! Çünkü Yarden'in gururu harap edildi.
ZEC 11:4 Tanrım Yahve şöyle diyor: “Boğazlanacak olan sürüyü güt.
ZEC 11:5 Alıcıları onları kesiyor ve cezasız kalıyor. Onları satanlar, ‘Yahve kutsansın, çünkü zenginim’ diyorlar; ve kendi çobanları onlara acımıyor.
ZEC 11:6 Çünkü artık ülkede oturanlara acımayacağım,” diyor Yahve, “Ama işte, her adamı komşusunun eline ve kralının eline teslim edeceğim. Ülkeyi vuracaklar, ve onları ellerinden kurtarmayacağım.”
ZEC 11:7 Bunun üzerine boğazlanacak sürüyü, özellikle sürünün ezilenlerini güttüm. Kendime iki değnek aldım. Birine “Lütuf”, diğerine “Birlik” adını verdim ve sürüyü güttüm.
ZEC 11:8 Bir ayda üç çobanı kesip attım; çünkü canım onlardan bıktı, onların canları da benden tiksindi.
ZEC 11:9 O zaman şöyle dedim, “Sizi gütmeyeceğim. Ölen ölsün; kesilecek olan kesilsin; kalanlar da birbirlerinin etini yesinler.”
ZEC 11:10 Lütuf değneğimi aldım ve onu kırdım, ta ki bütün halklarla yaptığım antlaşmayı bozayım.
ZEC 11:11 Antlaşma o gün bozuldu; ve böylece beni dinleyen sürünün yoksulları bunun Yahve'nin sözü olduğunu bildiler.
ZEC 11:12 Onlara dedim, “Eğer uygun görürseniz, ücretimi verin; eğer değilse onu tutun. Bunun üzerine ücretim olarak otuz parça gümüş tarttılar.
ZEC 11:13 Yahve bana, “Çömlekçiye at, onlar tarafından bana biçilen o yüksek ücreti!” dedi. Otuz gümüşü alıp Yahve’nin evinde çömlekçiye attım.
ZEC 11:14 O zaman Yahuda ile İsrael arasındaki kardeşliği bozmak için diğer değneğimi, Birlik olanı kırdım.
ZEC 11:15 Yahve bana, “Yine kendine akılsız bir çoban takımı al” dedi.
ZEC 11:16 Çünkü işte, ülkede öyle bir çoban çıkaracağım ki, kesilip atılmış olanları ziyaret etmeyecek, dağılmış olanları aramayacak, kırığı olanı iyileştirmeyecek, sağlam olanı beslemeyecek; ama semiz koyunların etini yiyecek ve toynaklarını parçalayacak.
ZEC 11:17 Sürüyü bırakan değersiz çobanın vay haline! Kılıç kolunu ve sağ gözünü vuracak. Kolu tamamen kuruyacak ve sağ gözü tamamen kör olacak!”
ZEC 12:1 İsrael hakkında Yahve sözünün vahyi: Gökleri geren, yeryüzünün temellerini atan ve insanın içindeki ruhu biçimlendiren Yahve şöyle diyor:
ZEC 12:2 “İşte, Yeruşalem'i çevredeki bütün halklar için sersemleten bir kâse yapacağım ve aynı şey Yeruşalem'e karşı kuşatmada Yahuda için de geçerli olacak.
ZEC 12:3 O gün Yeruşalem'i bütün halklar için ağır bir taş yapacağım. Onu yüklenenlerin hepsi ağır yaralanacak ve yeryüzünün bütün ulusları ona karşı toplanacak.
ZEC 12:4 O gün, diyor Yahve, her atı dehşetle, binicisini delilikle vuracağım. Yahuda evi üzerine gözlerimi açacağım ve halkların her atını körlükle vuracağım.
ZEC 12:5 Yahuda beyleri yüreklerinden şöyle diyecekler: 'Yeruşalem sakinleri, Tanrıları Ordular Yahvesi ile, benim gücümdür.'
ZEC 12:6 O gün Yahuda beylerini odunlar arasında yanan bir mangal gibi, demetler arasında alev alev yanan bir meşale gibi yapacağım. Sağda ve solda çevredeki bütün halkları yiyip bitirecekler. Yeruşalem'den olanlar yine kendi yerinde, Yeruşalem'de oturacaklar.
ZEC 12:7 Yahve önce Yahuda çadırlarını kurtaracak ki, David'in evinin görkemi ve Yeruşalem sakinlerinin görkemi Yahuda'nın üstüne çıkmasın.
ZEC 12:8 O gün Yahve Yeruşalem sakinlerini koruyacak. O gün onlar arasında güçsüz olan David gibi olacak, David'in evi de Tanrı gibi, onların önünde Yahve'nin meleği gibi olacak.
ZEC 12:9 O gün Yeruşalem'e karşı gelen bütün ulusların yıkımını arayacağım.
ZEC 12:10 David evi üzerine ve Yeruşalem sakinleri üzerine lütuf ve yakarış ruhunu dökeceğim. Delmiş oldukları kişiye, bana bakacaklar; ve biricik oğlu için yas tutan biri gibi onun için yas tutacaklar, ve ilk oğlu için yas tutan biri gibi onun için acı acı kederlenecekler.
ZEC 12:11 O gün Yeruşalem'de, Megiddo Vadisi'ndeki Hadadrimmon yası gibi büyük bir yas olacak.
ZEC 12:12 Ülke yas tutacak, her boy ayrı; David evi boyu ayrı ve karıları ayrı; Natan evi boyu ayrı ve karıları ayrı;
ZEC 12:13 Levi evi boyu ayrı ve karıları ayrı; Şimi boyu ayrı ve karıları ayrı;
ZEC 12:14 geride kalan bütün boylar, her boy ayrı ve karıları ayrı yas tutacaklar.
ZEC 13:1 “O gün David’in evine ve Yeruşalem sakinlerine günah ve kirlilik için bir pınar açılacak.
ZEC 13:2 Ordular Yahvesi şöyle diyor, putların adlarını ülkeden kesip atacağım, bir daha hatırlanmayacaklar. Peygamberleri de, kirli ruhu da ülkeden yok edeceğim.
ZEC 13:3 Bir kimse hâlâ peygamberlik ederse, onu doğuran annesiyle babası, ‘Öleceksin, çünkü Yahve adına yalan söylüyorsun’ diyecekler. Peygamberlik ettiğinde de onu doğuran annesiyle babası onun bedenini deşecekler.
ZEC 13:4 O gün peygamberlik eden peygamberlerin her biri gördüğü görümlerden utanacak, aldatmak için çul giysi giymeyecekler.
ZEC 13:5 Ama o, ‘Ben peygamber değilim, toprak işçisiyim; çünkü gençliğimden beri hizmetçiyim’ diyecek.
ZEC 13:6 Birisi ona, 'Kollarının arasındaki bu yaralar ne?' diyecek. O da, 'Dostlarımın evinde aldığım yaralar' diye karşılık verecek.
ZEC 13:7 Ordular Yahvesi şöyle diyor, 'Uyan, ey kılıç! Çobanıma ve yakınıma karşı uyan. Çobanı vur da, koyunlar dağılsın. Ben de elimi küçüklere karşı döndüreceğim.
ZEC 13:8 Bütün ülkede, diyor Yahve, iki parçası kesilip atılacak ve ölecek. Üçüncüsü ise orada kalacak.
ZEC 13:9 Üçüncü parçayı ateşe götüreceğim, ve gümüşün arıtıldığı gibi onları arıtacağım. Ve Altının sınandığı gibi onları sınayacağım. Onlar benim adımı çağıracaklar, ben de onları işiteceğim. 'Halkım odur' diyeceğim. Onlar da, 'Tanrım Yahve'dir' diyecekler.'
ZEC 14:1 İşte, Yahve'nin günü geliyor, senin ganimetini senin içinde bölecekler.
ZEC 14:2 Çünkü bütün ulusları Yeruşalem'e karşı savaşa çağıracağım; kent alınacak, evler yağmalanacak, kadınların ırzına geçilecek. Kentin yarısı sürgüne gönderilecek, halkın geri kalanı kentten kesilip atılmayacak.
ZEC 14:3 O zaman Yahve, savaş gününde savaştığı gibi çıkıp o uluslara karşı savaşacak.
ZEC 14:4 O gün ayakları, Yeruşalem'in doğusunda bulunan Zeytin Dağı'nın üzerinde duracak; Zeytin Dağı doğudan batıya ikiye yarılacak ve çok büyük bir vadi oluşacak. Dağın yarısı kuzeye doğru, yarısı da güneye doğru hareket edecek.
ZEC 14:5 Dağlarımın vadisinden kaçacaksınız, çünkü dağların vadisi Atsel'e kadar uzanacak. Evet, tıpkı Yahuda Kralı Uzziya'nın günlerinde depremden kaçtığınız gibi kaçacaksınız. Bütün kutsallarla birlikte Tanrım Yahve seninle gelecek.
ZEC 14:6 O gün ne ışık, ne soğuk, ne de don olacak.
ZEC 14:7 Yahve'nin bildiği bir gün olacak; ne gündüz, ne de gece; ama akşam vakti ışık olacak.
ZEC 14:8 O gün Yeruşalem'den diri sular çıkacak, yarısı doğu denizine doğru, yarısı batı denizine doğru akacak. Bu, yaz ve kış böyle olacak.
ZEC 14:9 Yahve bütün yeryüzünün kralı olacak. O gün Yahve tek, adı tek olacak.
ZEC 14:10 Bütün ülke Geva'dan Yeruşalem'in güneyindeki Rimmon'a kadar Arava gibi olacak. Yeruşalem yükseltilecek ve Benyamin Kapısı'ndan birinci kapının yerine, köşe kapısına ve Hananel Kulesi'nden kralın üzüm sıkma çukurlarına kadar kendi yerinde oturacak.
ZEC 14:11 İnsanlar orada oturacaklar ve artık lanet olmayacak; ama Yeruşalem güvenlik içinde oturacak.
ZEC 14:12 Bu, Yahve'nin Yeruşalem'e karşı savaşan bütün halklara vuracağı beladır: Ayakta dururken etleri eriyecek, gözleri yuvaları içinde eriyecek ve dilleri ağızlarında eriyecek.
ZEC 14:13 O gün Yahve'nin büyük dehşeti onların arasında olacak; ve her biri komşusunun elini yakalayacak ve eli komşusunun eline karşı kalkacak.
ZEC 14:14 Yahuda da Yeruşalem'de savaşacak; ve bütün çevre ulusların serveti, altın, gümüş ve giysi bol miktarda toplanacak.
ZEC 14:15 Atın, katırın, devenin, eşeğin ve o ordugâhlarda bulunacak bütün hayvanların üzerine böyle bir bela düşecek.
ZEC 14:16 Yeruşalem'e karşı gelmiş olan bütün uluslardan arta kalan herkes, yıldan yıla Ordular Yahvesi'ne, Kral'a tapınmak ve Çardak Bayramı'nı tutmak için çıkacak.
ZEC 14:17 Yeryüzünün bütün boylarından kim Yeruşalem'e çıkıp Ordular Yahvesi'ne, Kral'a tapınmazsa, onların üzerine yağmur yağmayacak.
ZEC 14:18 Eğer Mısır boyu çıkıp gelmezse, onların üzerine yağmur yağmayacak. Bu, Çardak Bayramı'nı tutmak için çıkmayan ulusları Yahve'nin vuracağı bela olacak.
ZEC 14:19 Mısır'ın cezası ve Çardak Bayramı'nı tutmak için çıkmayan bütün ulusların cezası bu olacak.
ZEC 14:20 O gün atların çıngırakları üzerine, “YAHVE'YE KUTSALDIR” diye yazılacak. Yahve'nin evindeki kazanlar, sunağın önündeki leğenler gibi olacak.
ZEC 14:21 Evet, Yeruşalem'de ve Yahuda'da her kazan Ordular Yahvesi'ne kutsal olacak; ve kurban kesenlerin hepsi gelip onlardan alacak ve onlarda pişirecekler. O gün Ordular Yahvesi'nin evinde artık Kenanlı bulunmayacak.
MAL 1:1 Yahve'nin Malaki aracılığıyla vahyi, İsrael'e sözü.
MAL 1:2 “Sizi sevdim” diyor Yahve. Oysa siz, “Bizi nasıl sevdin?” diyorsunuz. “Esav Yakov'un kardeşi değil miydi?” diyor Yahve, “Yine de Yakov'u sevdim;
MAL 1:3 ama Esav'dan nefret ettim, dağlarını ıssız bıraktım ve onun mirasını çölün çakallarına verdim.”
MAL 1:4 Mademki, Edom, “Biz ezildik, ama geri dönüp harap yerleri yeniden bina edeceğiz” diyor, Ordular Yahvesi diyor ki, “Onlar bina edecekler, ama ben yıkacağım; ve insanlar onlara ‘Kötülük Diyarı’, Yahve’nin daima öfkelendiği halk diyecekler.”
MAL 1:5 Gözlerin görecek ve siz, “İsrael sınırlarının ötesinde bile Yahve büyüktür!” diyeceksiniz.”
MAL 1:6 “Oğul babasını sayar, hizmetkâr da efendisini. Eğer ben babaysam, o zaman onurum nerede? Ve eğer ben efendiysem, bana saygı nerede?” diyor Ordular Yahvesi siz adımı hor gören kâhinlere. “‘Siz adını nasıl hor gördük?’ diyorsunuz.
MAL 1:7 Sunağımda kirli ekmek sunuyorsunuz. ‘Seni nasıl kirlettik?’ diyorsunuz, ‘Yahve'nin sofrası küçümsenir’ demenizle.
MAL 1:8 Kurban için kör hayvanı sunduğunuzda, bu kötülük değil midir? Topalı ve hastayı kurban olarak sunduğunuzda, bu kötülük değil midir? Şimdi önderinize sunun! Sizden hoşnut olur mu? Ya da sizi kabul eder mi?” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 1:9 “Şimdi, Tanrı’nın lütfunu dileyin ki, bize lütfetsin. Bununla sizden kimseyi kabul eder mi?” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 1:10 “Keşke içinizden biri sunağımın üzerinde boş yere ateş yakmamanız için kapıları kapatsa!” diyor Ordular Yahvesi, “Sizden hoşnut değilim, elinizden sunu kabul etmeyeceğim.
MAL 1:11 Çünkü güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar adım uluslar arasında yücedir; her yerde adıma buhur ve temiz sunu sunulacaktır; çünkü adım ulusların arasında yücedir.” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 1:12 “Ama siz, ‘Yahve'nin sofrası kirli, meyvesi, yemeği küçümsenir’ diyerek onu kirletiyorsunuz.
MAL 1:13 Üstelik, ‘İşte, ne yorucu!’ diyorsunuz ve ona burun kıvırıyorsunuz.” diyor Ordular Yahvesi; “ve zorla alınanı, topalı ve hastayı getirdiniz; böyle sunu getiriyorsunuz. Bunu elinizden kabul edeyim mi?” diyor Yahve.
MAL 1:14 “Ama sürüsünde erkek hayvan varken, Efendi'ye kusurlu bir şey adayıp kurban eden aldatıcı lanetli olsun. Çünkü ben büyük bir Kralım” diyor Ordular Yahvesi, “Ve adım uluslar arasında korkunçtur.”
MAL 2:1 “Şimdi, ey kâhinler, bu buyruk sizin içindir.
MAL 2:2 Eğer dinlemezseniz ve benim adıma yücelik vermeyi yüreğinize koymazsanız” diyor Ordular Yahvesi, “o zaman üzerinize lanet göndereceğim ve bereketlerinizi lanetleyeceğim. Onları zaten lanetledim, çünkü onu yüreğinize koymuyorsunuz.
MAL 2:3 İşte, soyunuzdan olanları azarlayacağım, yüzlerinize gübre, bayramlarınızın gübresini dökeceğim; ve onunla götürüleceksiniz.
MAL 2:4 Bu buyruğu size gönderdiğimi bileceksiniz, böylece antlaşmam Levi'yle olsun.” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 2:5 “Benim antlaşmam onunla yaşam ve esenlikti; ve bunları ona verdim ki, bana karşı saygılı olsun; ve bana karşı saygılı oldu, adımdan da korktu.
MAL 2:6 Doğruluk yasası onun ağzındaydı ve dudaklarında haksızlık bulunmadı. O, benimle barış ve doğruluk içinde yürüdü ve birçoğunu kötülükten döndürdü.
MAL 2:7 Çünkü kâhinin dudakları bilgiyi korumalı ve onlar onun ağzından yasayı aramalılar; çünkü o, Ordular Yahvesi'nin habercisidir.
MAL 2:8 Ama siz yoldan saptınız. Yasada birçoğunu tökezlettiniz. Levi'nin antlaşmasını bozdunuz.” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 2:9 “Benim yollarımı tutmamanıza ve yasada kişilere hatır gözetmenize göre, ben de sizi bütün halkın önünde aşağılık ve kötü kıldım.
MAL 2:10 Hepimizin bir babası yok mu? Bizi bir Tanrı yaratmadı mı? Neden her adam kardeşine ihanet ediyor, atalarımızın antlaşmasını bozuyoruz?
MAL 2:11 Yahuda ihanet etti ve İsrael'de ve Yeruşalem'de iğrenç bir şey işlendi; çünkü Yahuda sevdiği Yahve'nin kutsallığını kirletti ve yabancı bir ilâhın kızıyla evlendi.
MAL 2:12 Yakov'un çadırlarından bunu yapanı, uyanık olup yanıt vereni, Ordular Yahvesi'ne sunu sunanı Yahve kesip atacaktır.
MAL 2:13 Yine şunu yapıyorsunuz: Yahve'nin sunağını gözyaşlarıyla, ağlayışla ve inlemeyle örtüyorsunuz, çünkü O artık sunuya bakmıyor ve elinden hoşnutlukla kabul etmiyor.
MAL 2:14 Yine de, ‘Neden?’ diyorsunuz. Çünkü Yahve gençliğinin karısı ile senin aranda tanık oldu, ona ihanet ettin, oysa o senin yoldaşın ve antlaşmanın karısıdır.
MAL 2:15 Ruhu'nun kalanına sahip olduğu halde seni bir yapmadı mı? Neden bir? Tanrısal bir soy aradı. Bu yüzden ruhuna dikkat et ve hiç kimse gençliğinin karısına ihanet etmesin.
MAL 2:16 İsrael'in Tanrısı Yahve diyor ki, “Ben boşanmadan ve giysisini zorbalıkla örtenden nefret ederim!” Ordular Yahvesi şöyle diyor. “Bu yüzden ruhunuza dikkat edin ki, sadakatsiz olmayın.
MAL 2:17 Sözlerinizle Yahve'yi yordunuz. ‘Onu nasıl yorduk?’ diyorsunuz. ‘Kötülük yapan herkes Yahve'nin gözünde iyidir ve onlardan hoşlanır’ ya da ‘Adalet Tanrısı nerede?’ demenizle.”
MAL 3:1 “İşte, habercimi gönderiyorum, ve önümde yolu hazırlayacak! Aradığınız Efendi, ansızın tapınağına gelecek. İşte, arzuladığınız antlaşma habercisi geliyor!” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 3:2 “Ama onun geldiği güne kim dayanabilir? Ve göründüğünde kim ayakta durabilir? Çünkü O, arıtıcının ateşi ve çamaşırcıların sabunu gibidir;
MAL 3:3 ve gümüşü arıtan ve temizleyen biri gibi oturacak, Levi oğullarını arındıracak ve onları altın ve gümüş gibi arıtacak; onlar da doğruluk içinde Yahve'ye sunular sunacaklar.
MAL 3:4 O zaman Yahuda ve Yeruşalem'in sunusu, eski günlerde ve eski yıllarda olduğu gibi Yahve'ye hoş gelecek.
MAL 3:5 Yargı için size yaklaşacağım. Ben büyücülere, zina edenlere, yalan yere ant içenlere, ücretinde ücretliye, dul kadına ve yetime gaddarlık edenlere, yabancının hakkını gasp edenlere ve benden korkmayanlara karşı hızlı tanık olacağım” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 3:6 “Çünkü ben, Yahve, değişmem; bu yüzden siz, ey Yakov oğulları, tükenmediniz.
MAL 3:7 Atalarınızın günlerinden beri kurallarımdan saptınız ve onları tutmadınız. Bana dönün, ben de size dönerim.” diyor Ordular Yahvesi. “Ama siz, ‘Nasıl döneceğiz?’ diyorsunuz.
MAL 3:8 İnsan Tanrı’yı soyar mı? Oysa siz beni soyuyorsunuz! ‘Seni nasıl soyduk?’ diyorsunuz. Ondalıklarda ve sunularda.
MAL 3:9 Siz lanetle lanetlendiniz; çünkü siz, bütün bu ulus, beni soymaktasınız.
MAL 3:10 Bütün ondalığı ambara getirin ki, evimde yiyecek olsun ve beni şimdi bununla sınayın.” diyor Ordular Yahvesi, “Göklerin pencerelerini açmayacak mıyım, yer kalmayacak kadar size bol bol bereket dökmeyecek miyim?
MAL 3:11 Yiyip bitireni sizin hatırınıza azarlayacağım, toprağınızın ürününü mahvetmeyecek, kırda asmanız da vaktinden önce ürününü vermeyecek.” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 3:12 “Bütün uluslar sizi kutsanmış diyecekler, çünkü hoş bir ülke olacaksınız.” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 3:13 “Bana karşı sözleriniz sertti” diyor Yahve. “Ama siz, 'Sana karşı ne söyledik?'
MAL 3:14 ‘Tanrı’ya hizmet etmek boşuna’ dediniz, ‘O'nun buyruklarını izleyip, Ordular Yahvesi'nin önünde yas tutarak yürümemizin bize ne yararı oldu?
MAL 3:15 Şimdi kibirlilere mutlu diyoruz; evet, kötülük işleyenler gelişiyor; evet, Tanrı'yı deniyorlar ve kaçıyorlar.' dediniz.
MAL 3:16 O zaman Yahve'den korkanlar birbirleriyle konuştular; Yahve de dinledi ve duydu ve Yahve'den korkanlar ve adını onurlandıranlar için O'nun önünde bir anı kitabı yazıldı.
MAL 3:17 Ordular Yahvesi, “Onlar benim olacaklar.” diyor. “Yaptığım günde kendi malım olacaklar. Bir adamın kendisine hizmet eden kendi oğlunu esirgemesi gibi, onları esirgeyeceğim.
MAL 3:18 O zaman döneceksiniz ve doğruyla kötüyü, Tanrı'ya hizmet edenle etmeyeni ayırt edeceksiniz.”
MAL 4:1 “Çünkü işte, fırın gibi yanan gün geliyor. O gün, bütün kibirliler ve kötülük yapanların hepsi anız olacaklar. O gün onları yakıp yok edecek” diyor Ordular Yahvesi, “Öyle ki, onlarda ne kök ne de dal bırakmayacak.
MAL 4:2 Ama size, adımdan korkanlara, kanatlarında şifa olarak doğruluk güneşi doğacak. Çıkıp ahırdaki buzağılar gibi sıçrayacaksınız.
MAL 4:3 Kötüleri çiğneyeceksiniz. Çünkü yapmakta olduğum o günde, sizin ayaklarınızın altında kül olacaklar” diyor Ordular Yahvesi.
MAL 4:4 “Hizmetkârım Moşe'nin yasasını, bütün İsrael için Horev'de kendisine buyurduğum kuralları ve ilkeleri hatırlayın.
MAL 4:5 İşte, Yahve'nin büyük ve korkunç günü gelmeden önce, size Peygamber Eliya'yı göndereceğim.
MAL 4:6 Babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini de babalarına döndürecek. Öyle ki, gelip yeryüzünü lanetle vurmayayım.”
MAT 1:1 Avraham oğlu, David oğlu Yeşua Mesih’in soyağacı kitabıdır.
MAT 1:2 Avraham İshak’ın babasıydı, İshak Yakov’un babasıydı, Yakov Yahuda ve kardeşlerinin babasıydı,
MAT 1:3 Yahuda Tamar’dan doğan Peres’le Zerah’ın babasıydı, Peres Hetsron’un babasıydı. Hetsron Ram’ın babasıydı,
MAT 1:4 Ram Amminadav’ın babasıydı, Amminadav Nahşon’un babasıydı, Nahşon Salmon’un babasıydı,
MAT 1:5 Salmon, Rahav’dan doğan Boaz’ın babasıydı. Boaz, Rut’tan doğan Ovet’in babasıydı. Ovet Yişay’ın babasıydı.
MAT 1:6 Yişay Kral David’in babasıydı. David, Uriya’nın karısından doğan Solomon’un babasıydı.
MAT 1:7 Solomon Rehovam’ın babasıydı. Rehovam Aviya’nın babasıydı. Aviya Asa’nın babasıydı.
MAT 1:8 Asa Yehoşafat’ın babasıydı. Yehoşafat Yoram’ın babasıydı. Yoram Uzziya’nın babasıydı.
MAT 1:9 Uzziya Yotam’ın babasıydı. Yotam Ahaz’ın babasıydı. Ahaz Hizkiya’nın babasıydı.
MAT 1:10 Hizkiya Manaşşe’nin babasıydı. Manaşşe Amon’un babasıydı. Amon Yoşiya’nın babasıydı.
MAT 1:11 Yoşiya, Babil sürgünü sırasında doğan Yehoyakin ve kardeşlerinin babasıydı.
MAT 1:12 Yehoyakin, Babil sürgününden sonra doğan Şealtiel’in babasıydı. Şealtiel Zerubbabil’in babasıydı.
MAT 1:13 Zerubbabil Avihut’un babasıydı. Avihut Elyakim’in babasıydı. Elyakim Azor’un babasıydı.
MAT 1:14 Azor Sadok’un babasıydı. Sadok Ahim’in babasıydı. Ahim Elihut’un babasıydı.
MAT 1:15 Elihut Eleazar’ın babasıydı. Eleazar Mattan’ın babasıydı, Mattan Yakov’un babasıydı,
MAT 1:16 Yakov Mariyam’ın kocası olan Yosef’in babasıydı. Mariyam’dan Mesih denilen Yeşua doğdu.
MAT 1:17 Böylece Avraham’dan David’e kadar toplam on dört kuşak, David’den Babil’e sürgüne kadar on dört kuşak, Babil’e sürgünden Mesih’e kadar on dört kuşaktır.
MAT 1:18 Şimdi Yeşua Mesih’in doğumu şöyleydi: Annesi Mariyam, Yosef’e nişanlandıktan sonra, onlar henüz bir araya gelmeden önce, Mariyam’ın Kutsal Ruh’tan gebe olduğu ortaya çıktı.
MAT 1:19 Nişanlısı Yosef, doğru biri olduğundan ve onu halkın önünde utandırmak istemediğinden, ondan gizlice ayrılmak niyetindeydi.
MAT 1:20 Ama o bu şeyler hakkında düşünürken, işte, Efendi’nin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “David oğlu Yosef, Mariyam’ı kendine eş olarak almaktan korkma, çünkü onda oluşan Kutsal Ruh’tandır.
MAT 1:21 O, bir oğul doğuracak ve adını Yeşua koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından kurtaracak olan O'dur.”
MAT 1:22 Şimdi bütün bu olanlar, Efendi’nin peygamber aracılığıyla söylediği şu söz yerine gelsin diye oldu:
MAT 1:23 “İşte, bir bakire gebe kalacak, ve bir oğul doğuracak. Adını İmmanuel koyacaklar,” bu da, “Tanrı bizimledir” diye tercüme edilir.
MAT 1:24 Yosef uykusundan kalktı, Efendi’nin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve Mariyam’ı kendine eş olarak aldı.
MAT 1:25 Ancak Yosef, ilk oğlunu doğurana dek Mariyam’a dokunmadı ve O'na Yeşua adını verdi.
MAT 2:1 Yeşua, Kral Hirodes’in günlerinde Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde doğduğunda, işte, doğudan yıldızbilimciler Yeruşalem’e gelip şöyle dediler:
MAT 2:2 “Yahudilerin Kralı olarak doğan O nerede? Çünkü doğuda O’nun yıldızını gördük ve O’na tapınmaya geldik.”
MAT 2:3 Kral Hirodes bunu duyunca kendisi de bütün Yeruşalem halkı da rahatsız oldu.
MAT 2:4 Halkın bütün başkâhinlerini ve yazıcılarını bir araya toplayarak onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu.
MAT 2:5 Ona, “Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde” dediler. “Çünkü peygamber aracılığıyla bu yazılmıştır:
MAT 2:6 ‘Ey Beytlehem, Yahuda diyarı, Yahuda beyleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! Çünkü halkım İsrael’i güdecek önder senden çıkacak.’”
MAT 2:7 Sonra Hirodes gizlice yıldızbilimcileri çağırıp onlardan yıldızın tam olarak ne zaman göründüğünü öğrendi.
MAT 2:8 Onları Beytlehem’e gönderip, “Gidin ve çocuğu dikkatlice arayın” dedi. “Onu bulduğunuz zaman bana haber verin ki ben de gelip O’na tapınayım.”
MAT 2:9 Yıldızbilimciler kralı dinledikten sonra kendi yollarına gittiler. İşte, doğuda gördükleri yıldız, çocuğun bulunduğu yerin üzerinde durana dek önlerinden gitti.
MAT 2:10 Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinçle doldular.
MAT 2:11 Eve girdiler ve çocuğu annesi Mariyam’la gördüler. Yere kapanıp O’na tapındılar. Hazinelerini açıp O’na hediye olarak altın, günnük ve mür sundular.
MAT 2:12 Bir rüyada Hirodes’in yanına dönmemeleri için uyarılınca ülkelerine başka bir yoldan gittiler.
MAT 2:13 Onlar ayrıldıktan sonra, işte, Efendi’nin bir meleği rüyada Yosef’e görünerek şöyle dedi: “Kalk, çocukla annesini al, Mısır’a kaç ve ben sana söyleyinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes öldürmek için çocuğu arayacak.”
MAT 2:14 Bunun üzerine Yosef kalktı. Çocukla annesini alıp geceleyin Mısır’a gitti,
MAT 2:15 Hirodes’in ölümüne dek orada kaldı. Bu, Efendi’nin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: “Oğlumu Mısır’dan çağırdım.”
MAT 2:16 O zaman Hirodes, yıldızbilimcilerin kendisini kandırdığını görünce çok öfkelendi. Onlardan öğrendiği zamanı göz önünde bulundurarak Beytlehem ve bütün yöresinde bulunan iki ve iki yaşından küçük erkek çocukların hepsini öldürttü.
MAT 2:17 O zaman Peygamber Yeremya tarafından bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu:
MAT 2:18 “Rama’da bir ses duyuldu, ağıt, ağlayış ve büyük yas, Rahel çocukları için ağlıyor; avutulmak istemiyor, çünkü onlar yok artık!”
MAT 2:19 Hirodes öldükten sonra, işte, Efendi’nin bir meleği, Mısır’da Yosef’e rüyada görünerek şöyle dedi:
MAT 2:20 “Kalk, çocuğu ve annesini al ve İsrael diyarına geri dön. Çünkü çocuğun yaşamını isteyenler öldü.”
MAT 2:21 Yosef kalktı, çocukla annesini alıp İsrael diyarına geldi.
MAT 2:22 Ama Arhelas’ın, babası Hirodes’in yerine Yahudiye’de hüküm sürdüğünü duyunca oraya gitmekten korktu. Bir rüyada uyarılması üzerine Galile bölgesine çekildi.
MAT 2:23 Orada Nasıra adlı kentte yaşadı. Bu, peygamberler aracılığıyla bildirilen, “O’na Nasıralı denecektir” sözü yerine gelsin diye oldu.
MAT 3:1 O günlerde Vaftizci Yuhanna Yahudiye Çölü’ne gelerek şu çağrıda bulundu:
MAT 3:2 “Tövbe edin, çünkü Göğün Krallığı yakındır!”
MAT 3:3 Çünkü Peygamber Yeşaya aracılığıyla sözü edilen kişi budur ve şöyle demişti: “Çölde yükselen ses, ‘Efendi’nin yolunu hazırlayın! O'nun patikalarını düz edin’ diyor.”
MAT 3:4 Yuhanna’nın deve tüyünden yapılmış giysisi ve belinde deri bir kuşağı vardı. Yiyeceği çekirge ve yaban balıydı.
MAT 3:5 O zaman Yeruşalem, bütün Yahudiye ve Yarden yöresinin halkı ona çıkıyordu.
MAT 3:6 Halk günahlarını itiraf ederek onun tarafından Yarden'de vaftiz ediliyordu.
MAT 3:7 Ama Yuhanna, birçok Ferisi’yle Saduki’nin vaftiz için geldiklerini görünce onlara şöyle dedi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı?
MAT 3:8 Bu nedenle tövbeye layık meyveler verin!
MAT 3:9 Kendi kendinize, ‘Biz Avraham’ın çocuklarıyız’ diye düşünmeyin. Size şunu söyleyeyim: Tanrı, Avraham’a şu taşlardan da çocuk yetiştirebilir.
MAT 3:10 Şimdiden balta ağaçların köküne dayanmış durumda. Bu nedenle iyi meyve vermeyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır.
MAT 3:11 “Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını taşımaya layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la vaftiz edecek.
MAT 3:12 Yabası elindedir. Harman yerini iyice temizleyip buğdayını ambarda toplayacak, samanı ise sönmez ateşte yakacaktır.”
MAT 3:13 O zaman Yeşua, Yuhanna tarafından vaftiz edilmek üzere Galile’den Yarden'e, Yuhanna'nın yanına geldi.
MAT 3:14 Ama Yuhanna, “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken sen mi bana geliyorsun?” diyerek O’na engel olmak istedi.
MAT 3:15 Ama Yeşua ona şöyle yanıt verdi: “Şimdi buna razı ol! Çünkü her doğruluğu bu şekilde yerine getirmek bizim için uygun olanıdır.” O zaman Yuhanna O'na razı oldu.
MAT 3:16 Yeşua vaftiz olur olmaz sudan çıktı. İşte, o sırada gökler O'na açıldı. Yeşua, Tanrı’nın Ruhu’nun bir güvercin gibi inip üzerine geldiğini gördü.
MAT 3:17 Göklerden gelen bir ses, “İşte, kendisinden hoşnut olduğum sevgili Oğlum budur” dedi.
MAT 4:1 O zaman Yeşua, İblis tarafından denenmek üzere Ruh tarafından çöle götürüldü.
MAT 4:2 Kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.
MAT 4:3 Ayartıcı gelip O’na, “Eğer sen Tanrı’nın Oğlu’ysan, şu taşlara ekmek olmasını buyur” dedi.
MAT 4:4 Yeşua ona şöyle yanıt verdi: “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, ama Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır.”
MAT 4:5 Sonra İblis O’nu kutsal kente götürdü. O’nu tapınağın tepesine koyup,
MAT 4:6 “Eğer sen Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini aşağı at” dedi, “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı senin için meleklerine buyruk verecek.’ ‘Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’”
MAT 4:7 Yeşua İblis’e şöyle dedi: “Yine, ‘Tanrın Efendi’yi denemeyeceksin’ diye yazılmıştır.”
MAT 4:8 Yine İblis O’nu çok yüksek bir dağa götürdü. O’na dünyanın bütün krallıklarını ve görkemini gösterdi.
MAT 4:9 “Eğer yere kapanıp bana taparsan, bunların hepsini sana vereceğim” dedi.
MAT 4:10 Sonra Yeşua ona, “Çekil Şeytan! Çünkü; ‘Tanrın Efendi’ye tapınacaksın ve yalnız O’na hizmet edeceksin’ diye yazılmıştır.”
MAT 4:11 Sonra İblis Yeşua’yı bırakıp gitti, melekler gelip O’na hizmet ettiler.
MAT 4:12 Yeşua, Yuhanna’nın teslim edildiğini duyunca Galile’ye çekildi.
MAT 4:13 Nasıra’dan ayrılıp Zevulun ve Naftali yöresinde, Galile Gölü kıyısındaki Kefarnahum’da yaşadı.
MAT 4:14 Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:
MAT 4:15 “Zevulun ve Naftali diyarı, Yarden'in ötesinde, denize doğru, ulusların Galilesi,
MAT 4:16 karanlıkta oturan halk büyük bir ışık gördü. Ölümün gölgelediği diyarda yaşayanlara Işık doğdu.”
MAT 4:17 O zamandan itibaren Yeşua şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Göğün Krallığı yakındır.”
MAT 4:18 Yeşua, Galile Gölü kıyısında yürürken iki kardeşi gördü; Petrus denilen Simon ve kardeşi Andreas denize ağ atıyordu; çünkü onlar balıkçıydı.
MAT 4:19 Onlara, “Ardımdan gelin, sizi insan tutan balıkçılar yapacağım” dedi.
MAT 4:20 Hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.
MAT 4:21 Oradan giderken, diğer iki kardeşi, Zebedi’nin oğulları Yakov ve kardeşi Yuhanna’yı gördü. Babaları Zebedi’yle birlikte teknede ağlarını onarıyorlardı. Onları çağırdı.
MAT 4:22 Onlar hemen tekneyi ve babalarını bırakıp Yeşua’nın ardından gittiler.
MAT 4:23 Yeşua, havralarda öğreterek, krallığın Müjdesi’ni duyurarak, halk arasındaki her hastalığı, her illeti iyileştirerek bütün Galile’yi dolaştı.
MAT 4:24 O’nunla ilgili haber bütün Suriye’ye yayıldı. Türlü hastalıklara yakalanmış bütün hastaları, eziyet çekenleri, iblise tutulmuş olanları, saralıları, felçlileri O’na getirdiler; onları iyileştirdi.
MAT 4:25 Galile, Dekapolis, Yeruşalem, Yahudiye ve Yarden'in ötesinden gelen büyük kalabalıklar O’nu izliyordu.
MAT 5:1 Yeşua kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi.
MAT 5:2 Ağzını açıp onlara öğretip dedi:
MAT 5:3 “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara, çünkü Cennetin Krallığı onlarındır.
MAT 5:4 Ne mutlu yas tutanlara, çünkü onlar teselli edilecekler.
MAT 5:5 Ne mutlu yumuşak huylulara, çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.
MAT 5:6 Ne mutlu doğruluk için acıkıp susayanlara, çünkü onlar doyurulacaklar.
MAT 5:7 Ne mutlu merhametli olanlara, çünkü onlar merhamete kavuşacaklar.
MAT 5:8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara, çünkü onlar Tanrı’yı görecekler.
MAT 5:9 Ne mutlu barış yapıcılarına, çünkü onlara Tanrı’nın çocukları denilecek.
MAT 5:10 Ne mutlu doğruluk uğruna zulme uğrayanlara, çünkü Cennetin Krallığı onlarındır.
MAT 5:11 Benim uğruma insanlar size sövüp zulmettiğinde, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söylediklerinde ne mutlu size.
MAT 5:12 Sevinin, fazlasıyla sevinç duyun! Çünkü gökteki ödülünüz büyüktür. Sizden önceki peygamberlere de böyle zulmettiler.
MAT 5:13 Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, onu neyle tuzlayacaksınız? Artık dışarı atılıp insanların ayakları altında çiğnenmekten başka hiçbir işe yaramaz.
MAT 5:14 Dünyanın ışığı sizsiniz. Tepede bulunan kent gizlenemez.
MAT 5:15 Kandili yakıp tahıl ölçeğinin altına koyarmı sınız? Tersine, kandilliğe koyulur ve böylece evde bulunan herkese parlar.
MAT 5:16 Işığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görüp gökteki Babanız’ı yüceltsinler.
MAT 5:17 Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini yıkmak için geldiğimi sanmayın. Ben yıkmaya değil, tamamlamaya geldim.
MAT 5:18 Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök geçip gitmeden, her şey yerine gelmeden, Kutsal Yasa’dan küçücük bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacaktır.
MAT 5:19 Bu nedenle, kim bu en küçük buyruklardan birini çiğner ve başkalarına bunu yapmayı öğretirse, Göğün Krallığı'nda en küçük olarak anılacak ama bu buyrukları kim yerine getirir ve öğretirse, Göğün Krallığı'nda büyük olarak anılacak.
MAT 5:20 Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz yazıcılarınkini ve Ferisiler’inkini geçmezse, Cennetin Krallığı'na hiç giremeyeceksiniz!
MAT 5:21 Eskiden olanlara, ‘Öldürmeyeceksin, adam öldüren yargılanacak’ dendiğini duydunuz.
MAT 5:22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine nedensiz yere öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine 'Raka!' derse, Kurul’da yargılanacaktır. Kim ahmak derse Gehenna ateşiyle karşı karşıya kalacaktır.
MAT 5:23 Bu nedenle sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğunu hatırlarsan,
MAT 5:24 adağını orada sunağın önünde bırak ve git. Önce kardeşinle barış, sonra gel adağını sun.
MAT 5:25 Davacınla daha yoldayken hemen anlaş. Yoksa davacı seni yargıca teslim eder, yargıç da gardiyana teslim eder; ve zindana atılırsın.
MAT 5:26 Sana doğrusunu söyleyeyim, borcunun son kuruşunu ödeyene kadar oradan hiç çıkamazsın.
MAT 5:27 ‘Zina etmeyeceksin’ dendiğini duydunuz.
MAT 5:28 Ama ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle bakan her adam, onunla zaten yüreğinde zina etmiş olur.
MAT 5:29 Eğer sağ gözün tökezlemene neden oluyorsa, onu çıkar ve kendinden at. Çünkü senin bir azanın yok olması, bütün bedenin Gehenna'ya atılmasından iyidir.
MAT 5:30 Sağ elin tökezlemene neden oluyorsa, onu kes ve kendinden at. Çünkü bütün bedeninin Gehenna'ya atılmasındansa, senin bir azanın yok olması daha iyidir.
MAT 5:31 Ayrıca, ‘Kim karısını boşarsa, ona boşanma belgesi versin’ denilmiştir.
MAT 5:32 Ama ben size diyorum ki, kim karısını zina dışında bir nedenle boşarsa, onu zinacı eder; kim boşanmış kadınla evlenirse, zina eder.
MAT 5:33 Yine eskiden olanlara, ‘Yalan yere ant içmeyeceksin, ama Efendi’nin önünde içtiğin antları yerine getireceksin’ dendiğini duydunuz,
MAT 5:34 ama ben size diyorum ki, hiç ant içmeyin: Ne gök üzerine, çünkü orası Tanrı’nın tahtıdır;
MAT 5:35 ne de yer üzerine, çünkü orası Tanrı’nın ayaklarının taburesidir; ne de Yeruşalem üzerine, çünkü orası Büyük Kral’ın kentidir.
MAT 5:36 Başınızın üzerine de ant içmeyeceksiniz, çünkü saçınızın tek telini ak ya da kara edemezsiniz.
MAT 5:37 ‘Evet’iniz ‘evet’ ve ‘hayır’ınız ‘hayır’ olsun. Bunlardan fazlası Şeytan’dandır.
MAT 5:38 ‘Göze göz, dişe diş’ dendiğini duydunuz.
MAT 5:39 Ama ben size diyorum ki, kötü olan insana karşı direnmeyin; sağ yanağınıza vurana, ötekini de çevirin.
MAT 5:40 Biri gömleğinizi almak için size karşı dava açarsa, ceketinizi de verin.
MAT 5:41 Sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla siz iki bin adım yürüyün.
MAT 5:42 Sizden dileyenlere verin, ödünç isteyeni geri çevirmeyin.
MAT 5:43 ‘Komşunu seveceksin ve düşmanından nefret edeceksin’ dendiğini duydunuz.
MAT 5:44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size lanet edenleri siz kutsayın. Sizden nefret edenlere siz iyilik edin. Size haksızlık edenler için ve zulmedenler için dua edin.
MAT 5:45 Öyle ki gökteki Babanız’ın çocukları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmuru hem doğruların hem doğru olmayanların üzerine gönderir.
MAT 5:46 Eğer yalnızca sizi sevenleri severseniz, ödülünüz ne olur? Vergi görevlileri bile aynısını yapmıyor mu?
MAT 5:47 Eğer yalnızca dostlarınıza selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Vergi görevlileri bile aynısını yapmıyor mu?
MAT 5:48 Bu nedenle, gökteki Babanız kusursuz olduğu gibi, siz de kusursuz olacaksınız.’’
MAT 6:1 “İyilik yaparken insanlar tarafından görülsün diye yapmaktan kaçının, yoksa gökteki Babanız’ın ödülünden yoksun kalırsınız.
MAT 6:2 Bu nedenle, merhamet işleri yaptığınızda, önünüzde boru çalmayın. İkiyüzlüler insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini aldılar.
MAT 6:3 Ama siz merhamet işleri yaparken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin,
MAT 6:4 öyle ki, merhamet işleriniz gizli olsun. Gizlide gören Babanız sizi açıkça ödüllendirecektir.”
MAT 6:5 “Dua ettiğinizde ikiyüzlüler gibi olmayın. Çünkü onlar insanlar kendilerini görsünler diye, havralarda ve sokakların köşe başlarında durup dua etmeyi severler. Size doğrusunu söylerim ki, onlar ödüllerini aldılar.
MAT 6:6 Ama siz dua ettiğinizde iç odanıza girin ve kapınızı kapayarak gizlide olan Babanız’a dua edin. Gizlide gören Babanız sizi açıkça ödüllendirecektir.
MAT 6:7 Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş tekrarlar yapmayın. Çünkü onlar çok söylemekle duyulacaklarını sanırlar.
MAT 6:8 Bu nedenle siz onlar gibi olmayın. Çünkü Babanız nelere ihtiyacınız olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.
MAT 6:9 Böyle dua edin: “‘Gökteki Babamız, adın kutsal tutulsun.
MAT 6:10 Krallığın gelsin. Gökte olduğu gibi yeryüzünde de senin isteğin olsun.
MAT 6:11 Bugün bize günlük ekmeğimizi ver.
MAT 6:12 Bize borçlu olanları bağışladığımız gibi, Sen de bizim borçlarımızı bağışla.
MAT 6:13 Bizi denenme içine götürme, ama bizi kötü olandan kurtar. Çünkü krallık, güç ve yücelik sonsuza dek senindir! Amin.”
MAT 6:14 “Çünkü insanlara suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.
MAT 6:15 Ama siz insanlara suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.”
MAT 6:16 “Ayrıca oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Çünkü onlar oruçlu oldukları insanlar tarafından görülsün diye kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini aldılar.
MAT 6:17 Ama siz, oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın,
MAT 6:18 öyle ki, orucunuz insanlar tarafından değil, gizlide olan Babanız tarafından görülsün; gizlide gören Babanız sizi ödüllendirecektir.”
MAT 6:19 “Kendinize, güve ve pasın yiyip bitirdiği, hırsızların girip çaldığı, yeryüzünde hazineler biriktirmeyin;
MAT 6:20 ama kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas yiyip bitirir ne de hırsızlar girip çalar.
MAT 6:21 Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.”
MAT 6:22 “Bedenin ışığı gözdür. Bu nedenle gözünüz sağlamsa, bütün bedeniniz ışıkla dolu olur.
MAT 6:23 Ama gözünüz kötüyse, bütün bedeniniz karanlıkla dolu olur. Buna göre, içinizdeki ışık karanlıksa, ne büyüktür o karanlık!”
MAT 6:24 “Hiç kimse iki efendiye hizmet edemez. Çünkü ya birinden nefret edip diğerini sever, ya da birine bağlanıp öbürünü küçümser. Hem Tanrı’ya, hem de mamona hizmet edemezsiniz.
MAT 6:25 Bu nedenle size derim ki: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye yaşamınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Yaşam yemekten daha fazlası, beden de giyinmekten daha fazlası değil mi?
MAT 6:26 Bakın gökyüzünde uçan kuşlar ne ekerler ne biçerler ne de ambarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız onları besler. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz?”
MAT 6:27 “Hanginiz kaygılanmakla ömrüne bir an ekleyebilir?
MAT 6:28 Giyim konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının, nasıl büyüdüğünü bir düşünün. Ne çalışırlar ne de iplik eğirirler.
MAT 6:29 Yine de size şunu söyleyeyim, Solomon bile bütün görkemine karşın bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.
MAT 6:30 Ey kıt imanlılar, bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı, sizi daha çok giydirmeyecek mi?”
MAT 6:31 “Bunun için, ‘Ne yiyeceğiz?’, ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Neyle giyineceğiz?’ diyerek kaygılanmayın.
MAT 6:32 Çünkü uluslar hep bu şeyleri ararlar, çünkü göksel Babanız bütün bu şeylere ihtiyacınız olduğunu bilir.
MAT 6:33 Siz ilk olarak Tanrı’nın Krallığı'nı ve O’nun doğruluğunu arayın, o zaman bütün bu şeyler de size verilecektir.
MAT 6:34 Bu nedenle yarın için kaygılanmayın, çünkü yarın kendisi için kaygı çekecektir. Her günün derdi kendine yeter.”
MAT 7:1 “Yargılamayın ki, yargılanmayasınız.
MAT 7:2 Çünkü hangi yargıyla yargılarsanız onunla yargılanacaksınız; ve hangi ölçekle ölçerseniz onunla size ölçülecektir.
MAT 7:3 Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki direği düşünmezsin?
MAT 7:4 Ya da işte, kendi gözünde direk varken kardeşine nasıl olur da ‘İzin ver gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin?
MAT 7:5 Ey ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki direği çıkar ki, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görebilirsin.”
MAT 7:6 “Kutsal olanı köpeklere vermeyin, incilerinizi de domuzların önüne atmayın. Yoksa onları ayakları altında çiğnerler ve dönüp sizi paramparça ederler.”
MAT 7:7 “Dileyin, size verilecektir. Arayın, bulacaksınız. Kapıyı çalın size açılacaktır.
MAT 7:8 Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılacaktır.
MAT 7:9 Ya da aranızda hangi biriniz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir?
MAT 7:10 Ya da balık isterse, ona yılan verir?
MAT 7:11 Eğer kötü olan sizler çocuklarınıza iyi armağanlar vermeyi biliyorsanız, gökteki Babanız kendisinden dileyenlere ne kadar daha çok iyi şeyler verecektir?
MAT 7:12 Bu nedenle, insanların size ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın. Çünkü Kutsal Yasa budur, peygamberler de.”
MAT 7:13 “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Ondan girenler çoktur.
MAT 7:14 Yaşama götüren kapı ne denli dar, yol da ne denli kısıtlıdır! Onu bulanlar azdır.”
MAT 7:15 “Kuzu postuna bürünerek size gelen sahte peygamberlerden sakının. Onlar içte avcı kurtlardır.
MAT 7:16 Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Siz dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplar mısınız?
MAT 7:17 Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, çürük ağaç ise kötü meyve verir.
MAT 7:18 İyi ağaç kötü meyve, çürük ağaç da iyi meyve veremez.
MAT 7:19 İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.
MAT 7:20 Bu nedenle onları meyvelerinden tanıyacaksınız.”
MAT 7:21 “Bana, ‘Efendim, Efendim’ diyen herkes Cennetin Krallığı'na girmeyecek, ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.
MAT 7:22 O gün birçokları bana, ‘Efendim, Efendim! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla iblisleri kovmadık mı? Ve senin adınla pek çok büyük işler yapmadık mı?’ diyecekler.
MAT 7:23 O zaman ben de onlara, ‘Ben sizi hiç tanımadım. Benden ayrılın siz ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim.”
MAT 7:24 “Bu nedenle benim bu sözlerimi duyup yapan herkes, evini kaya üzerine kuran bilge adama benzer.
MAT 7:25 Yağmur yağdı, seller geldi, yeller esti ve o eve saldırdı; ve ev yıkılmadı, çünkü kaya üzerine kurulmuştu.
MAT 7:26 Benim bu sözlerimi duyup da yapmayan herkes, evini kum üzerine kuran budala adama benzer.
MAT 7:27 Yağmur yağdı, seller geldi, yeller esti ve o eve saldırdı; ve ev yıkıldı, onun yıkımı büyük oldu.”
MAT 7:28 Yeşua bu şeyleri söylemeyi bitirince, halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı.
MAT 7:29 Çünkü onlara kendi yazıcıları gibi değil, yetkiyle öğretiyordu.
MAT 8:1 Yeşua dağdan indiğinde, büyük bir kalabalık O’nu izledi.
MAT 8:2 İşte, cüzamlı bir adam yanına gelip, “Efendim, istersen beni temiz yapabilirsin” diyerek O’na tapındı.
MAT 8:3 Yeşua elini uzatıp ona dokunarak, “İsterim, temiz ol” dedi. Adam hemen cüzamdan temizlendi.
MAT 8:4 Yeşua ona, “Bak, kimseye söyleme; ama git, kendini kâhine göster ve onlara tanıklık için Moşe’nin buyurduğu sunuyu sun” dedi.
MAT 8:5 Yeşua Kafernahum’a girdiği zaman, bir yüzbaşı O'nun yanına geldi,
MAT 8:6 “Efendim, uşağım evde felçli, acı içinde yatıyor” diyerek yardım istedi.
MAT 8:7 Yeşua, “Gelip onu iyileştireceğim” dedi.
MAT 8:8 Yüzbaşı, “Efendim, çatımın altına girmene layık değilim” diye yanıt verdi. “Sadece bir söz söyle uşağım iyileşir.
MAT 8:9 Çünkü ben de yetki altında bir adamım, altımda askerlerim var. Birine ‘Git’ derim, gider; diğerine ‘Gel’ derim, gelir; hizmetçime ‘Şunu yap’ derim, o da yapar.”
MAT 8:10 Yeşua bunu duyunca şaştı ve ardından gelenlere şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, ben İsrael’de bile böyle büyük bir iman bulmadım.
MAT 8:11 Size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçokları gelecek ve Avraham’la, İshak’la ve Yakov’la Cennetin Krallığı'nda oturacaklar.
MAT 8:12 Ama bu Krallığın çocukları dış karanlığa atılacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.”
MAT 8:13 Yeşua yüzbaşıya, “Yoluna git. Sana inandığın gibi olsun” dedi. Ve uşak o saatte iyileşti.
MAT 8:14 Yeşua Petrus’un evine geldiğinde, onun kaynanasının ateş içinde yattığını gördü.
MAT 8:15 Eline dokunduğunda ateş onu terk etti. Böylece kadın kalkıp Yeşua’ya hizmet etti.
MAT 8:16 Akşam olunca, iblise tutulmuş birçok kişileri O’na getirdiler. Ruhları tek sözle kovdu ve hasta olanların hepsini iyileştirdi.
MAT 8:17 Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: “Zayıflıklarımızı O aldı, hastalıklarımızı yüklendi.”
MAT 8:18 Yeşua, çevresindeki büyük kalabalığı görünce, karşı tarafa geçilmesini buyurdu.
MAT 8:19 Yazıcılardan birisi gelip O’na, “Öğretmenim, nereye gidersen peşinden geleceğim” dedi.
MAT 8:20 Yeşua ona, “Tilkilerin inleri, gökyüzü kuşların yuvaları var, ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi.
MAT 8:21 Öğrencilerinden bir başkası O’na, “Efendim, önce gidip babamı gömmeme izin ver” dedi.
MAT 8:22 Ama Yeşua ona, “Ardımdan gel! Ölüleri bırak, kendi ölülerini gömsünler” dedi.
MAT 8:23 Yeşua tekneye binince öğrencileri de O’nu izledi.
MAT 8:24 İşte, denizde ansızın şiddetli bir fırtına koptu. Öyle ki, tekne dalgalarla örtüldü; Yeşua ise uyuyordu.
MAT 8:25 Öğrencileri yanına gelip O’nu uyandırarak, “Efendimiz kurtar bizi, ölüyoruz!” dediler.
MAT 8:26 Onlara, “Neden korkuyorsunuz, ey kıt imanlılar?” dedi. Sonra kalktı, rüzgârı ve denizi azarladı ve büyük bir sakinlik oldu.
MAT 8:27 Öğrenciler hayret içinde kaldılar. “Bu nasıl bir adam ki, rüzgâr da deniz de O’na itaat ediyor?” dediler.
MAT 8:28 Yeşua karşı yakadaki Gadaralılar’ın memleketine geldiği zaman, orada O’nu mezarlık mağaralardan çıkan iblislere tutsak iki kişi karşıladı, öyle azgınlardı ki, o yoldan kimse geçemiyordu.
MAT 8:29 İşte, onlar, “Ey Tanrı’nın Oğlu Yeşua, bizden sana ne?” diye bağırdılar. “Buraya, vaktinden önce bize eziyet etmek için mi geldin?”
MAT 8:30 İşte, onlardan uzakta otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
MAT 8:31 İblisler, “Bizi kovacaksan, şu domuz sürüsüne gitmemize izin ver” diyerek O’na yalvardılar.
MAT 8:32 Onlara, “Gidin!” dedi. Onlar çıkıp domuz sürüsünün içine girdiler. İşte, bütün sürü uçurumdan denize atlayarak boğuldu.
MAT 8:33 Onları güdenler kaçıp kente gittiler. İblise tutulmuş adamlara olanları da dahil, her şeyi anlattılar.
MAT 8:34 İşte, bütün kent Yeşua’yı karşılamaya çıktı. O'nu gördüklerinde sınırlarından ayrılması için yalvardılar.
MAT 9:1 Yeşua bir tekneye binip karşı yakaya geçti ve kendi kentine geldi.
MAT 9:2 İşte, O’na döşek üzerinde felçli bir adam getirdiler. Onların imanını gören Yeşua felçliye, “Oğul cesur ol! Günahların bağışlandı” dedi.
MAT 9:3 İşte, bazı yazıcılar kendi kendilerine, “Bu adam küfrediyor” dediler.
MAT 9:4 Onların düşüncelerini bilen Yeşua şöyle dedi, “Neden yüreğinizde kötülük düşünüyorsunuz?
MAT 9:5 Hangisi daha kolay, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, yürü’ demek mi?
MAT 9:6 Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye.” Sonra felçliye, “Kalk, döşeğini kaldır ve evine git” dedi.
MAT 9:7 O da kalkıp evine gitti.
MAT 9:8 Halk bunu görünce hayret içinde kaldı. İnsana böyle bir yetki vermiş olan Tanrı’yı yücelttiler.
MAT 9:9 Yeşua oradan geçerken vergi toplama yerinde oturan Matta adında bir adam gördü. Ona “Ardımdan gel” dedi. O da kalkıp Yeşua’nın ardından gitti.
MAT 9:10 Yeşua onun evinde sofrada otururken, birçok vergi görevlisi ve günahkâr gelip O’nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturdu.
MAT 9:11 Ferisiler bunu görünce öğrencilerine, “Sizin öğretmeniniz neden vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?” dediler.
MAT 9:12 Yeşua bunu duyunca onlara, “Sağlıklı olanların değil, hastaların hekime ihtiyacı var” dedi.
MAT 9:13 “Siz gidin de şunun ne anlama geldiğini öğrenin: ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’, çünkü ben doğruları değil, günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”
MAT 9:14 O sırada Yuhanna’nın öğrencileri Yeşua’ya gelip, “Biz ve Ferisiler sık sık oruç tutarken neden senin öğrencilerin oruç tutmuyor?” dediler.
MAT 9:15 Yeşua onlara şöyle dedi: “Güvey yanlarındayken arkadaşları yas tutabilir mi? Ama güveyin yanlarından alınacağı günler gelecek ve o zaman oruç tutacaklar.
MAT 9:16 Hiç kimse eski bir giysi üzerine yeni bir kumaş koymaz. Çünkü yeni kumaş çeker, yama giysiden kopar ve delik daha kötü olur.
MAT 9:17 İnsanlar yeni şarabı eski tulumlara koymazlar, yoksa tulumlar patlar, şarap dökülür, tulumlar da mahvolur. Hayır, yeni şarabı yeni tulumlara koyarlar ve her ikisi de korunmuş olur.”
MAT 9:18 Yeşua bunları onlara anlatırken, bir havra yöneticisi gelip O’nun önünde tapınarak, “Kızım az önce öldü, ama gelip elini onun üzerine koy, o da yaşayacaktır” dedi.
MAT 9:19 Yeşua kalkıp öğrencileriyle birlikte onun ardından gitti.
MAT 9:20 İşte, on iki yıldır kanaması olan bir kadın Yeşua’nın ardından gelip giysisinin saçağına dokundu;
MAT 9:21 çünkü içinden, “Giysisine bir dokunsam, iyi olacağım” diyordu.
MAT 9:22 Yeşua ardına dönüp onu görünce, “Kızım, cesur ol! İmanın seni iyi etti” dedi. Ve kadın o saatte iyi oldu.
MAT 9:23 Yeşua, yöneticinin evine girip kaval çalanları ve kargaşa içindeki gürültülü kalabalığı görünce,
MAT 9:24 onlara, “Çekilin, kız ölmedi, ancak uyuyor” dedi. Onlar O’nunla alay ettiler.
MAT 9:25 Kalabalık dışarı çıkarıldıktan sonra, Yeşua içeri girdi. Kızın elinden tuttu ve kız ayağa kalktı.
MAT 9:26 Bu haber bütün o diyara yayıldı.
MAT 9:27 Yeşua oradan geçerken, iki kör, “Bize merhamet et, ey David Oğlu!” diye haykırıp O’nun ardından gittiler.
MAT 9:28 Eve girince körler yanına geldi. Yeşua onlara, “Bunu yapabileceğime inanıyor musunuz?” dedi. O'na, “Evet, Efendimiz” dediler.
MAT 9:29 Sonra gözlerine dokunarak, “İmanınıza göre olsun” dedi.
MAT 9:30 O zaman körlerin gözleri açıldı. Yeşua, “Sakın, bunu kimse bilmesin” diyerek onlara sıkı buyruk verdi.
MAT 9:31 Ama onlar çıkıp O'nun ününü bütün diyara yaydılar.
MAT 9:32 Onlar dışarı çıkarken, işte, Yeşua’ya iblise tutulmuş dilsiz bir adam getirdiler.
MAT 9:33 İblis kovulduğunda dilsiz adam konuştu. Kalabalık hayret içindeydi, “İsrael’de böyle bir şey hiç görülmemiştir!” diyordu.
MAT 9:34 Ama Ferisiler, “İblisleri iblislerin önderiyle kovuyor” diyorlardı.
MAT 9:35 Yeşua bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel krallığın Müjdesi’ni duyuruyor, halk arasındaki her hastalığı ve her illeti iyileştiriyordu.
MAT 9:36 Ancak Yeşua kalabalıkları görünce, onlara acıdı. Bitkin ve dağılmış, çobansız koyunlar gibiydiler.
MAT 9:37 O zaman öğrencilerine, “Gerçi hasat bol ama işçiler az.
MAT 9:38 Bu nedenle, hasatın Efendisi’ne hasadına işçiler göndersin diye dua edin.” dedi.
MAT 10:1 Yeşua on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara kirli ruhlar üzerinde yetki verdi. Onlar kirli ruhları kovacak, her hastalığı, her illeti iyileştirecekti.
MAT 10:2 Bu on iki öğrencinin adları şunlardır; Birincisi, Petrus denilen Simon, kardeşi Andreas, Zebedi’nin oğulları Yakov ve Yuhanna,
MAT 10:3 Filipus; Bartalmay; Tomas, vergi görevlisi Matta, Alfay oğlu Yakov ve Taday diye de anılan Lebbaeus,
MAT 10:4 Yurtsever Simon ve Yeşua’ya ihanet eden Yahuda İskariot.
MAT 10:5 Yeşua bu on iki öğrencisini gönderdi, onlara buyurup dedi: “Öteki ulusların arasına girmeyin. Samariyalılar’ın hiçbir kentine de girmeyin.
MAT 10:6 Bunun yerine, İsrael evinin kaybolmuş koyunlarına gidin.
MAT 10:7 Gittiğinizde, ‘Cennetin Krallığı'nın yaklaştığını duyurun.
MAT 10:8 Hastaları iyileştirin, cüzamlıları temizleyin ve iblisleri kovun. Bedelsiz aldınız, öyleyse bedelsizce verin.
MAT 10:9 Para kuşaklarınıza altın, gümüş ya da bakır koymayın.
MAT 10:10 Yolculuğunuz için ne torba ne yedek kıyafet ne çarık ne de değnek alın. Çünkü işçi yemeğini hak eder.
MAT 10:11 Hangi kent ya da köye girerseniz, orada saygın birini arayın ve yola çıkana dek orada kalın.
MAT 10:12 Ev halkının yanına girerken evi selamlayın
MAT 10:13 Ev halkı buna layıksa esenliğiniz onun üzerine gelsin; eğer layık değillerse, esenliğiniz size geri dönsün.
MAT 10:14 Her kim sizi kabul etmez ve sözlerinizi dinlemezse o evden ya da o kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.
MAT 10:15 Size doğrusunu söyleyeyim, yargı gününde, Sodom ve Gomora diyarı o kentten daha katlanılır olacaktır.
MAT 10:16 “İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum. Bu nedenle yılanlar gibi akıllı, güvercinler gibi saf olun.
MAT 10:17 Ama insanlardan sakının. Çünkü sizi mahkemelere teslim edecekler, havralarında kırbaçlayacaklar.
MAT 10:18 Evet benim yüzümden, valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.
MAT 10:19 Ama sizi teslim ettiklerinde neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Çünkü ne söyleyeceğiniz o saatte size verilecektir.
MAT 10:20 Çünkü konuşan siz değil, sizde konuşan Babanız’ın Ruhu olacaktır.”
MAT 10:21 “Kardeş, kardeşi, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babalarına başkaldıracak ve onları öldürtecek.
MAT 10:22 Benim adımdan ötürü insanların tümü sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kişi kurtulacaktır.
MAT 10:23 Ama size bu kentte zulmettiklerinde, öbürüne kaçın. Çünkü size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu gelinceye dek İsrael kentlerinin tümünü dolaşmış olmayacaksınız.”
MAT 10:24 “Öğrenci öğretmeninden, hizmetkâr da efendisinden üstün değildir.
MAT 10:25 Öğrencinin öğretmeni gibi, hizmetkârın da efendisi gibi olması yeterlidir. Eğer insanlar evin efendisine Beelzevul dedilerse, O’nun ev halkına neler demezler!
MAT 10:26 Bu nedenle onlardan korkmayın. Çünkü örtülü olup da açığa çıkarılmayacak gizli olup bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.
MAT 10:27 Size karanlıkta bildirdiklerimi, siz ışıkta söyleyin. Kulağınıza fısıldananları damlardan duyurun.
MAT 10:28 Bedeni öldürüp de canı öldüremeyenlerden korkmayın. Bunun yerine hem canı hem de bedeni Gehenna'da mahvedebilen Tanrı’dan korkun.”
MAT 10:29 “İki serçe bir madeni paraya satılmıyor mu? Babanız’ın iradesi olmadan bunlardan hiçbiri yere düşmez.
MAT 10:30 Ama başınızdaki bütün saçlar sayılıdır.
MAT 10:31 Bu nedenle korkmayın. Siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
MAT 10:32 Beni insanların önünde kabullenen herkesi, ben de gökteki Babam’ın önünde kabulleneceğim.
MAT 10:33 Ama kim beni insanların önünde inkâr ederse, ben de onu gökteki Babam’ın önünde inkâr edeceğim.”
MAT 10:34 “Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın. Barış değil, kılıç getirmeye geldim.
MAT 10:35 Çünkü ben adamla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık koymaya geldim.
MAT 10:36 İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacaktır.
MAT 10:37 Babasını ya da annesini benden daha çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını benden daha çok seven bana layık değildir.
MAT 10:38 Çarmıhını alıp ardım sıra gelmeyen bana layık değildir.
MAT 10:39 Hayatını arayan onu kaybedecek. Yaşamını benim uğruma kaybeden ise onu bulacaktır.”
MAT 10:40 “Sizi kabul eden beni kabul eder. Beni kabul eden de beni göndereni kabul eder.
MAT 10:41 Bir peygamberi peygamber olarak kabul eden, peygambere göre ödül alacaktır. Doğru bir adamı doğru biri olarak kabul eden, doğru adama göre bir ödül alacaktır.
MAT 10:42 Kim bu küçüklerden birine öğrenci olduğu için bir bardak soğuk su verirse, size doğrusunu söyleyeyim, kesinlikle ödülünü kaybetmeyecektir.”
MAT 11:1 Yeşua on iki öğrencisine buyruk vermeyi bitirince, onların kentlerinde öğretmek ve sözü duyurmak üzere oradan ayrıldı.
MAT 11:2 Zindanda bulunan Yuhanna, Mesih’in yapmış olduğu işleri duyunca, iki öğrencisini gönderip O’na dedi,
MAT 11:3 “Gelecek olan sen misin, yoksa başka birisini mi arayalım?”
MAT 11:4 Yeşua onlara şu yanıtı verdi: “Gidin, duyduğunuz ve gördüğünüz şeyleri Yuhanna’ya bildirin.
MAT 11:5 Körler görüyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor, sağırlar duyuyor, ölüler diriliyor ve Müjde yoksullara duyuruluyor.
MAT 11:6 Ne mutlu tökezlemek için bende neden bulmayanlara!”
MAT 11:7 Yuhanna’nın öğrencileri kendi yollarına giderken, Yeşua Yuhanna hakkında konuşmaya başladı. “Çöle ne görmek için gittiniz? Rüzgârla sallanan bir kamış mı?
MAT 11:8 Ama ne görmeye gittiniz? Yumuşak giysiler giymiş bir adam mı? Bakın, yumuşak giysiler giyinenler kral saraylarında bulunur.
MAT 11:9 Ama neden gittiniz? Bir peygamber görmek için mi? Evet, size derim, bir peygamberden fazlasıdır.
MAT 11:10 Çünkü, ‘İşte, senin yüzünün önünde habercimi gönderiyorum; o senin önünde yolunu hazırlayacaktır’ diye kendisi için yazılmış olan kişi budur.
MAT 11:11 Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yuhanna’dan daha büyüğü çıkmamıştır. Ama yine de Göğün Krallığı'nın en küçük olanı ondan daha büyüktür.
MAT 11:12 Vaftizci Yuhanna’nın günlerinden şimdiye dek, Göğün Krallığı şiddete maruz kalıyor, zorlu kişiler onu güçle ele geçiriyor.
MAT 11:13 Çünkü bütün peygamberler ve Yasa, Yuhanna’ya dek peygamberlik etti.
MAT 11:14 Eğer kabul etmek isterseniz gelecek olan Eliya odur.
MAT 11:15 İşitecek kulağı olan işitsin.”
MAT 11:16 “Bu kuşağı neye benzeteyim? Çarşı meydanlarında oturup arkadaşlarına,
MAT 11:17 ‘Biz size, kaval çaldık, siz oynamadınız; biz yas tuttuk siz dövünmediniz’ diyen çocuklara benzerler.
MAT 11:18 Çünkü Yuhanna geldiğinde yemedi, içmedi ve ona ‘iblise tutulmuş’ diyorlar.
MAT 11:19 İnsanoğlu yiyip içerek geldi ve O’na, ‘Obur ve ayyaş bir adam! Şuna bakın vergi görevlilerinin ve günahkârların dostu!’ diyorlar. Ancak bilgelik kendi çocuklarıyla doğrulanır.”
MAT 11:20 O zaman, Yeşua büyük işlerinin çoğunu gerçekleştirmiş olduğu kentleri tövbe etmedikleri için azarlamaya başladı.
MAT 11:21 “Vay sana, Horazin! Vay sana Beytsayda! Çünkü sizde yapılan büyük işler Sur’da ve Sayda’da yapılmış olsaydı, onlar çoktan çul kuşanıp ve kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlardı.
MAT 11:22 Ama size şunu söyleyeyim, yargı gününde Sur ve Sayda sizden daha katlanılır olacaktır.
MAT 11:23 Ve sen, Kafernahum göğe mi yükseleceksin? Hades’e ineceksin. Sende yapılmış olan büyük işler Sodom’da yapılmış olsaydı, bugüne dek dururdu.
MAT 11:24 Ama sana şunu söyleyeyim, yargı günü Sodom diyarı senden daha katlanılır olacaktır.”
MAT 11:25 Ardından Yeşua şöyle dedi: “Baba, göğün ve yerin Efendisi! Bunları bilge ve akıllı kişilerden saklayıp küçük çocuklara açtığın için sana şükrediyorum.
MAT 11:26 Evet Baba, çünkü bu sana hoş göründü.
MAT 11:27 Her şey bana Babam tarafından teslim edildi. Oğul’u Baba’dan başka kimse bilmez; Baba’yı, Oğul’dan ve Oğul’un O’nu tanıtmak istediği kişilerden başkası bilmez.”
MAT 11:28 “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size dinlenme veririm.
MAT 11:29 Boyunduruğumu takının ve benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. Ve böylece canlarınız rahat bulur.
MAT 11:30 Çünkü boyunduruğum kolay, yüküm hafiftir.”
MAT 12:1 O sıralarda, Şabat Günü Yeşua ekin tarlalarından geçiyordu. Öğrencileri açtı ve başakları koparıp yemeye başladılar.
MAT 12:2 Ferisiler bunu görünce Yeşua’ya, “İşte, öğrencilerin Şabat'ta yasaya aykırı olanı yapıyorlar” dediler.
MAT 12:3 Yeşua onlara, “David’in acıktığı zaman beraberindekilerle birlikte ne yaptığını okumadınız mı?” dedi.
MAT 12:4 “Tanrı’nın evine girip kendisinin ve beraberindekilerin yemesi yasak olan, yalnızca kâhinlerin yiyebileceği sergi ekmeklerini yedi.
MAT 12:5 Ya da kâhinlerin, Şabat Günü’yle ilgili buyruğu çiğnerken suçlu sayılmadıklarını Yasa’da okumadınız mı?
MAT 12:6 Size şunu söyleyeyim, tapınaktan daha büyük olan buradadır.
MAT 12:7 Ama siz, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’ sözünün ne anlama geldiğini bilseydiniz, suçsuzları mahkûm etmezdiniz.
MAT 12:8 Çünkü İnsanoğlu Şabat’ın Efendisi’dir.”
MAT 12:9 Yeşua oradan ayrılıp onların havrasına girdi.
MAT 12:10 Ve işte, orada eli sakat bir adam vardı. Yeşua’yı suçlamak için kendisine, ‘Şabat Günü şifa vermenin uygun olup olmadığını’ sordular.
MAT 12:11 Yeşua onlara şöyle dedi: “Sizden hangi biriniz bir koyunu Şabat Günü çukura düşerse onu tutup çıkarmaz?
MAT 12:12 İnsan koyundan ne kadar daha değerlidir! Bu nedenle Şabat Günü iyilik yapmak Yasa’ya uygundur.”
MAT 12:13 Sonra adama, “Elini uzat” dedi. Adam elini uzattı ve öteki gibi eski haline geldi.
MAT 12:14 Ancak Ferisiler dışarı çıktılar, O'nu ortadan nasıl kaldırabilecekleri konusunda O'na karşı düzen kurdular.
MAT 12:15 Yeşua bunu anlayarak oradan çekildi. Büyük kalabalıklar O’nun ardından gitti, O da hepsini iyileştirdi.
MAT 12:16 Kendini bildirmesinler diye onları uyardı.
MAT 12:17 Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla önceden bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:
MAT 12:18 “İşte, benim seçtiğim Hizmetkârım, canımın kendisinden hoşnut olduğu sevgili. Ruhum’u O’nun üzerine koyacağım, O, adaleti uluslara duyuracaktır.
MAT 12:19 Çekişip bağırmayacak, kimse sesini sokaklarda duymayacaktır.
MAT 12:20 Adaleti zafere ulaştırana dek, ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek.
MAT 12:21 Uluslar O’nun adına umut bağlayacaklar.”
MAT 12:22 Sonra iblise tutulmuş kör ve dilsiz birini O'na getirdiler. Yeşua onu iyileştirdi. Böylece kör ve dilsiz adam hem gördü hem de konuştu.
MAT 12:23 Kalabalık şaşkınlık içindeydi. “Bu, David Oğlu olabilir mi?” diyorlardı.
MAT 12:24 Ama Ferisiler bunu duyunca, “Bu adam, iblisleri ibslislerin başı olan Baalzevul ile kovuyor” dediler.
MAT 12:25 Yeşua düşüncelerini bilerek onlara şöyle dedi: “Kendi içinde bölünen her krallık çöle döner, yine kendi içinde bölünmüş her kent ya da ev ayakta kalamaz.
MAT 12:26 Şeytan, Şeytan’ı kovarsa kendi içinde bölünmüştür. O zaman onun krallığı nasıl ayakta kalır?
MAT 12:27 Eğer ben iblisleri Baalzevul ile kovuyorsam, çocuklarınız kiminle kovuyor? Bu nedenle onlar sizin hâkimleriniz olacaklardır.
MAT 12:28 Ama ben iblisleri Tanrı’nın Ruhu’yla kovuyorsam, o zaman Tanrı’nın Krallığı üzerinize gelmiştir.
MAT 12:29 Bir kimse güçlü adamı bağlamadan nasıl evine girip malını çalabilir? Önce bağlar ardından evini soyar.”
MAT 12:30 “Benimle birlikte olmayan bana karşıdır, benimle birlikte toplamayan dağıtır.
MAT 12:31 Bu nedenle size diyorum ki, insanların her günahı ve her küfrü bağışlanacak; ama Ruh’a karşı edilen küfür bağışlanmayacaktır.
MAT 12:32 Kim İnsanoğlu’na karşı bir söz söylerse, kendisi bağışlanacaktır; ama kim Kutsal Ruh’a karşı konuşursa, ne bu çağda ne de gelecekte kendisine bağışlanmayacaktır.”
MAT 12:33 “Ya ağacı iyi, meyvesini de iyi yapın, ya da ağacı kötü, meyvesini de kötü yapın. Çünkü ağaç meyvesinden tanınır.
MAT 12:34 Ey engerek soyu! Siz kötü olup da nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız, yüreğin taşmasından konuşur.
MAT 12:35 İyi insan iyi hazinesinden iyi şeyler çıkarır, kötü insan da kötü hazinesinden kötü şeyler çıkarır.
MAT 12:36 Size şunu söyleyeyim, insanlar söyledikleri her boş sözden ötürü, yargı gününde hesap verecekler.
MAT 12:37 Çünkü kendi sözlerinizle aklanacaksınız ve kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız.”
MAT 12:38 Bunun üzerine yazıcılardan ve Ferisiler’den bazıları, “Öğretmen, senden bir belirti görmek isteriz” diye yanıt verdiler.
MAT 12:39 Ama Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Kötü ve sadakatsiz kuşak bir belirti arıyor! Ona Yona’nın belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.
MAT 12:40 Çünkü Yona nasıl üç gün üç gece iri balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin göbeğinde kalacaktır.
MAT 12:41 Ninova halkı yargı günü bu kuşakla birlikte ayağa kalkıp onu yargılayacaktır. Çünkü onlar Yona’nın bildirisiyle tövbe ettiler. İşte Yona'dan daha büyük olan buradadır.
MAT 12:42 Güney Kraliçesi yargı günü bu kuşakla birlikte ayağa kalkıp onu yargılayacaktır. Çünkü o, Solomon’un bilgeliğini duymak için dünyanın öbür uçlarından geldi. Solomon’dan daha büyük olan buradadır.
MAT 12:43 Kirli ruh insandan çıktığı zaman, susuz yerlerden geçerek dinlenme arar, ama bulamaz.
MAT 12:44 O zaman, ‘Çıktığım eve, kendi evime geri döneyim’ der. Döndüğünde onu boş, süpürülmüş ve düzene konmuş bulur.
MAT 12:45 Sonra gidip yanına, kendisinden daha kötü yedi ruh daha alır ve birlikte içeri girip otururlar. O adamın son durumu ilkinden beter olur. Bu kötü kuşağa da böyle olacaktır.”
MAT 12:46 Yeşua kalabalığa konuşmasını sürdürürken, işte, annesi ve kardeşleri O'nunla konuşmak isteyerek dışarıda durdular.
MAT 12:47 Biri O’na, “İşte, annenle kardeşlerin dışarıda duruyorlar, seninle konuşmak istiyorlar” dedi.
MAT 12:48 Yeşua kendisiyle konuşana şu karşılığı verdi: “Kimdir annem, kimdir kardeşlerim?”
MAT 12:49 Elini öğrencilerine doğru uzatarak, “İşte, annem ve kardeşlerim!
MAT 12:50 Çünkü gökteki Babam’ın isteğini kim yerine getirirse, o kişi benim kardeşim, kız kardeşim ve annemdir.”
MAT 13:1 O gün Yeşua evden çıkıp göl kıyısında oturdu.
MAT 13:2 Yanında büyük bir kalabalık toplandığı için, Yeşua bir tekneye bindi ve oturdu. Kalabalığın tümü kıyıda duruyordu.
MAT 13:3 Onlara benzetmelerle çok şeyler söyleyip dedi. “İşte, çiftçinin biri tohum ekmek için çıktı”
MAT 13:4 “Ekerken bazı tohumlar yol kenarına düştü ve kuşlar gelip onları yuttu.
MAT 13:5 Diğerleri, toprağı az olan kayalık yere düştü ve toprağın derinliği olmadığından hemen filizlendiler.
MAT 13:6 Güneş doğunca kavruldular. Kökleri olmadığı için kurudular.
MAT 13:7 Diğerleri dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü ve onları boğdu.
MAT 13:8 Diğerleri iyi toprağa düştü. Kimi yüz kat, kimi altmış kat kimi de otuz kat ürün verdi.
MAT 13:9 İşitecek kulağı olan işitsin.”
MAT 13:10 Öğrencileri gelip Yeşua’ya, “Onlara neden benzetmelerle konuşuyorsun?” diye sordular.
MAT 13:11 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Cennetin Krallığı'nın sırlarını bilme sizlere verildi, ama onlara verilmedi.
MAT 13:12 Kimde varsa, ona verilecek ve bolca sahip olacak. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da ondan alınacak.
MAT 13:13 Bu nedenle onlara benzetmelerle konuşuyorum. Çünkü onlar bakar ama görmezler, işitir ama duymazlar ve anlamazlar.
MAT 13:14 Böylece Yeşaya’nın peygamberlik sözleri onlar için yerine gelmiş oldu: ‘Duymasına duyacaksınız, ama hiç anlamayacaksınız; görmesine göreceksiniz, ama hiç fark etmeyeceksiniz;
MAT 13:15 çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, kulakları işitmekte ağırlaştı, gözlerini de kapadılar. Belki de gözleri ile fark ederler, kulakları ile duyarlar, yürekleri ile anlarlar da tekrar dönerler, ben de onlara şifa verirdim.
MAT 13:16 “Ama ne mutlu sizin gözlerinize, çünkü görüyorlar, kulaklarınıza, çünkü duyuyorlar!
MAT 13:17 Size doğrusunu söyleyeyim, birçok peygamber ve doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. İşittiklerinizi duymak istediler ama duyamadılar.
MAT 13:18 “Şimdi çiftçi benzetmesini dinleyin.
MAT 13:19 Bir kimse Krallık'la ilgili sözü duyup anlamadığında, kötü olan gelir ve onun yüreğine ekilmiş olanı kapar. Yol kenarına ekilmiş olan budur.
MAT 13:20 Kayalık yerlere ekilen ise, sözü duyan ve hemen sevinçle kabul edendir,
MAT 13:21 ama kendisinde kök yoktur, ancak bir süre dayanır; sözden dolayı baskı ya da zulüm olduğunda hemen tökezler.
MAT 13:22 Dikenler arasına ekilen kişi budur: Sözü duyar ama bu çağın kaygıları ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve o kişi verimsiz olur.
MAT 13:23 İyi toprağa ekilenler, sözü duyup anlayanlardır. Böyleleri kesinlikle ürün verir, kimi yüz kat, kimi altmış, kimi otuz kat.”
MAT 13:24 Yeşua onların önüne başka bir benzetme koyup dedi: “Göğün Krallığı tarlasına iyi tohum eken bir adama benzer.
MAT 13:25 Ama insanlar uykudayken, düşmanı gelip buğdayın arasına delice tohumları ekip gitti.
MAT 13:26 Ama buğday büyüyüp başak verdiğinde, deliceler de ortaya çıktı.
MAT 13:27 Mal sahibinin hizmetkârları gelip ona şöyle dediler: ‘Efendimiz, sen tarlana iyi tohum ekmedin mi? Bu deliceler de nereden geldi?’
MAT 13:28 Adam, ‘Bunu bir düşman yaptı’ dedi. Hizmetkârları ona, ‘Gidip deliceleri toplamamızı ister misin?’ diye sordular.
MAT 13:29 O ise ‘Hayır’ dedi. ‘Yoksa deliceleri toplarken onlarla birlikte buğdayı da sökersiniz.
MAT 13:30 Bırakın hasata kadar her ikisi birlikte büyüsünler. Hasat vaktinde orakçılara önce deliceleri toplayın diyeceğim, onları yakmak için demet yapın. Buğdayı ise toplayarak ambarıma koyun.”
MAT 13:31 Yeşua onların önüne başka bir benzetme koyup dedi, “Göğün Krallığı, bir adamın alıp tarlasına ektiği hardal tanesine benzer”
MAT 13:32 “Gerçi o tohumların en küçüğüdür. Ancak büyüdüğü zaman bahçe bitkilerinden daha büyüktür ve ağaç olur. Öyle ki, göğün kuşları gelip dallarına yerleşirler.”
MAT 13:33 Onlara başka bir benzetme söyledi: “Göğün Krallığı, tümü mayalanıncaya dek, bir kadının alıp üç ölçek una sakladığı mayaya benzer.”
MAT 13:34 Yeşua bütün bu şeyleri kalabalıklara benzetmelerle söyledi; benzetme olmadan onlara konuşmazdı.
MAT 13:35 Bu, peygamber aracılığıyla söylenen şu söz yerine gelsin diye oldu: “Ağzımı benzetmelerle açacağım, dünyanın kuruluşundan beri saklı kalmış sırları dile getireceğim.”
MAT 13:36 Sonra Yeşua kalabalığı gönderip eve gitti. Öğrencileri O’na gelip, “Tarla deliceleri benzetmesini bize açıkla” dediler.
MAT 13:37 Onlara şöyle yanıt verdi: “İyi tohumu eken İnsanoğlu’dur.
MAT 13:38 Tarla da dünyadır. İyi tohumlar, göksel krallığın çocukları, deliceler de kötü olanın çocuklarıdır.
MAT 13:39 Deliceleri eken düşman, İblis’tir. Hasat çağın sonudur; orakçılar da meleklerdir.
MAT 13:40 Böylece delicelerin ateşte yakıldığı gibi, bu çağın sonunda da öyle olacaktır.
MAT 13:41 İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da tökezlemeye neden olan her şeyi, kötülük yapan herkesi, O’nun krallığından toplayarak ateşe atacaktır.
MAT 13:42 Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.
MAT 13:43 O zaman doğrular, Babaları’nın krallığında güneş gibi parlayacaklar. İşitecek kulağı olan, işitsin.”
MAT 13:44 “Yine Göğün Krallığı, tarlada saklı olan bir hazineye benzer. Onu bir adam bulup sakladı, sevinçle koşup gitti, sahip olduğu her şeyi satıp o tarlayı satın aldı.”
MAT 13:45 “Yine Göğün Krallığı, güzel inciler arayan bir tüccara benzer.
MAT 13:46 Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, sahip olduğu her şeyi satıp o inciyi satın aldı.”
MAT 13:47 “Yine Göğün Krallığı, denize atılan ve her çeşit balığı denizden toplayan bir ağa benzer.
MAT 13:48 Ağ dolduğunda balıkçılar onu kıyıya çekti. Oturup iyi olanları kaplara işe yaramayanları çöpe attılar.
MAT 13:49 Dünyanın sonunda da böyle olacaktır. Melekler gelip kötüleri doğrulardan ayıracaklar.
MAT 13:50 Ardından onları fırın ateşine atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
MAT 13:51 Yeşua onlara, “Bütün bu şeyleri anladınız mı?” diye sordu. O’na, “Evet, Efendimiz” dediler.
MAT 13:52 Onlara, “Bu nedenle Göklerin Krallığı’nda öğrenci olan her yazıcı, hazinesinden eski ve yeni şeyler çıkaran mal sahibi bir adama benzer” dedi.
MAT 13:53 Yeşua tüm bu benzetmeleri bitirince oradan ayrıldı.
MAT 13:54 Kendi memleketine geldi ve onların havrasında öğretti. Halk şaşkınlık içinde kaldı. “Bu adam bu bilgeliği ve büyük işleri nereden elde etti?” dediler.
MAT 13:55 Marangozun oğlu değil mi bu? Annesinin adı Mariyam, kardeşleri Yakov, Yosef, Simon ve Yahuda değil mi?
MAT 13:56 Kızkardeşlerinin hepsi bizimle değil mi? O zaman bu adam bütün bu şeyleri nereden elde etti?”
MAT 13:57 O'nun vasıtasıyla tökezlediler. Ama Yeşua onlara, “Bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde itibarsız değildir” dedi.
MAT 13:58 İmansızlıklarından dolayı Yeşua orada çok büyük işler yapmadı.
MAT 14:1 O günlerde, bölge kralı olan Hirodes, Yeşua’yla ilgili haberi duydu.
MAT 14:2 Hizmetkârlarına, “Bu, Vaftizci Yuhanna’dır” dedi. “Ölümden dirildiği için bu güçler onda işlemektedir.”
MAT 14:3 Hirodes, kardeşi Filipus’un karısı Hirodiya’nın hatırına, Yuhanna’yı tutuklatmış, bağlatmış ve zindana atmıştı.
MAT 14:4 Çünkü Yuhanna Hirodes’e, “O kadınla evlenmen Yasa’ya uygun değildir” demişti.
MAT 14:5 Hirodes onu öldürtmek istediyse de halktan korktu. Çünkü halk Yuhanna’yı bir peygamber sayıyordu.
MAT 14:6 Hirodes’in doğum günü gelince, Hirodiya’nın kızı ortalarında dans etti ve Hirodes’in hoşuna gitti.
MAT 14:7 Hirodes kendisinden her ne dilerse ant içip kıza söz verdi.
MAT 14:8 Kız, annesinin kışkırtması üzerine, “Vaftizci Yuhanna’nın başını bir tepsi üzerinde bana ver” dedi.
MAT 14:9 Kral buna üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği antlardan dolayı verilmesini buyurdu.
MAT 14:10 Adam gönderdi ve Yuhanna’nın başını kestirdi.
MAT 14:11 Yuhanna’nın kesik başı tepsi üzerinde genç kıza verildi. Kız da onu annesine götürdü.
MAT 14:12 Yuhanna’nın öğrencileri gelip cesedi aldılar ve gömdüler. Sonra gidip Yeşua’ya anlattılar.
MAT 14:13 Yeşua bunu duyunca, oradan ayrılıp tek başına bir tekneyle ıssız bir yere çekildi. Kalabalıklar bunu duyunca, kentlerden yaya olarak yola çıktılar ve O’nu takip ettiler.
MAT 14:14 Yeşua çıktı ve büyük bir kalabalık gördü. Onlara acıdı ve hasta olanlarını iyileştirdi.
MAT 14:15 Akşam olunca öğrencileri Yeşua’ya gelip, “Efendimiz burası ıssız bir yer, vakitte geç oldu. Halkı gönder de köylere gitsinler ve kendilerine yiyecek satın alsınlar” dediler.
MAT 14:16 Yeşua onlara, “Gitmelerine gerek yok. Onlara siz yiyecek verin” dedi.
MAT 14:17 O’na, “Burada yalnızca beş ekmekle iki balığımız var” dediler.
MAT 14:18 Yeşua, “Onları buraya, bana getirin” dedi.
MAT 14:19 Kalabalığa çayır üzerine oturmalarını buyurdu. Beş ekmekle iki balığı eline aldı ve göğe bakarak kutsadı; ekmekleri böldü ve öğrencilerine verdi, onlar da halka verdiler.
MAT 14:20 Hepsi yiyip doydu. Artakalan parçalardan on iki sepet dolusu kaldırdılar.
MAT 14:21 Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar dışında, yaklaşık beş bin erkekti.
MAT 14:22 Yeşua, kalabalıkları gönderirken, öğrencileri hemen tekneye binip kendisinden önce karşı yakaya gitmeye zorladı.
MAT 14:23 Yeşua kalabalıkları gönderdikten sonra, dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olunca, orada yalnızdı.
MAT 14:24 O sırada tekne denizin ortasında dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgâr onlara tersti.
MAT 14:25 Gecenin dördüncü nöbetinde, sabaha karşı Yeşua denizin üzerinden yürüyerek onlara doğru geldi.
MAT 14:26 O’nun denizin üzerinde yürüdüğünü gören öğrenciler sıkıntı içinde kaldılar. “Bu bir hayalet!” diyerek korkuyla bağrıştılar.
MAT 14:27 Ama Yeşua hemen onlara konuşup şöyle dedi: “Cesur olun! Benim! Korkmayın!”
MAT 14:28 Petrus O’na, “Efendimiz, eğer sen isen, suların üzerinden yürüyerek sana gelmem için bana buyruk ver” diye yanıt verdi.
MAT 14:29 Yeşua, “Gel!” dedi. Petrus tekneden indi ve Yeşua'ya gelmek için suların üzerinde yürüdü.
MAT 14:30 Ama rüzgârın güçlü olduğunu görünce korktu ve batmaya başladı. “Efendimiz, beni kurtar!” diye bağırdı.
MAT 14:31 Yeşua hemen elini uzatıp onu tuttu. Ona, “Ey kıt imanlı, neden şüphe ettin?” dedi.
MAT 14:32 Tekneye bindiklerinde rüzgâr kesildi.
MAT 14:33 Teknedekiler gelip, “Sen gerçekten Tanrı’nın Oğlu’sun!” diyerek O’na tapındılar.
MAT 14:34 Karşıya geçtiklerinde Ginnesar diyarına geldiler.
MAT 14:35 O yerin halkı Yeşua’yı tanıyınca, çevredeki bütün o bölgeye haber gönderdiler. Hasta olanların hepsini O’na getirdiler.
MAT 14:36 Giysisinin saçağına dokunmak için O’na yalvardılar. Dokunanların hepsi iyileşti.
MAT 15:1 Bunun üzerine Yeruşalem’den Ferisiler ve yazıcılar Yeşua’ya gelip şöyle dediler:
MAT 15:2 “Öğrencilerin neden atalarımızın geleneğine karşı geliyor? Çünkü yemek yerken ellerini yıkamıyorlar?”
MAT 15:3 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Peki siz, neden töreniz uğruna Tanrı sözüne karşı geliyorsunuz?
MAT 15:4 Çünkü Tanrı, ‘Babana ve annene saygı göstereceksin’ diye buyurdu ve ‘Babasına ya da annesine kötü konuşan, öldürülsün.’
MAT 15:5 Ama siz, ‘Kim babasına ya da annesine, benden alacağın bütün yardım Tanrı’ya adanmıştır derse, babasına ya da annesine saygı göstermeyecektir’ diyorsunuz.
MAT 15:6 Böylece töreniz uğruna Tanrı sözünü geçersiz sayıyorsunuz.
MAT 15:7 Ey ikiyüzlüler! Yeşaya sizin hakkınızda iyi peygamberlik etmiştir:
MAT 15:8 ‘Bu halk ağızlarıyla bana yaklaşırlar, dudaklarıyla da beni sayarlar; ama yürekleri benden uzaktır.
MAT 15:9 Bana boşuna tapınırlar. Öğreti kuralları olarak öğrettikleri, insan yapıtıdır.’”
MAT 15:10 Yeşua halkı yanına çağırdı ve onlara, “Dinleyin ve anlayın” dedi.
MAT 15:11 “Ağıza giren insanı kirletmez. İnsanı kirleten ağızdan çıkandır.”
MAT 15:12 Sonra öğrencileri O’na gelip, “Biliyor musun? Bu sözü duyunca Ferisiler alındılar” dediler.
MAT 15:13 Yeşua, “Göksel Babam’ın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.
MAT 15:14 Bırakın onları; onlar körlerin kör rehberleridir. Kör köre yol göstermeye kalkışırsa ikisi de çukura düşer” dedi.
MAT 15:15 Petrus O’na, “Bize bu benzetmeyi açıkla” dedi.
MAT 15:16 Bunun üzerine Yeşua, “Siz de mi hâlâ anlamıyorsunuz?
MAT 15:17 Ağıza girenin önce mideye sonra vücuttan dışarıya atıldığını bilmiyor musunuz?
MAT 15:18 Oysa ağızdan çıkan şeyler yürekten gelir ve insanı bunlar kirletir.
MAT 15:19 Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve küfür yürekten gelir.
MAT 15:20 İnsanı kirleten yıkanmamış eller değil, bu şeylerdir” dedi.
MAT 15:21 Yeşua oradan çıkıp Sur ve Sayda bölgesine çekildi.
MAT 15:22 O sınırlardan, işte, Kenanlı bir kadın Yeşua’ya gelip feryat ederek şöyle dedi: “Ey David Oğlu, Efendimiz! Bana merhamet et! Kızım bir iblis tarafından kötü biçimde tutsak alındı!”
MAT 15:23 Yeşua kadına tek söz yanıt vermedi. Öğrencileri gelip O’na yalvardılar: “Gönder onu, çünkü arkamızdan bağırıyor.”
MAT 15:24 Yeşua, “Ben İsrael’in kayıp koyunlarından başkasına gönderilmedim” diye yanıtladı.
MAT 15:25 Kadın gelip Yeşua’ya tapındı ve “Efendimiz, bana yardım et” dedi.
MAT 15:26 Yeşua ona, “Çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak uygun olmaz” dedi.
MAT 15:27 Kadın, “Doğru söylüyorsun, Efendimiz” dedi. “Ama köpekler de efendilerinin masasından yere düşen kırıntıları yerler”.
MAT 15:28 O zaman Yeşua ona şöyle yanıt verdi: “Ey kadın, imanın büyük! Sana istediğin gibi olsun.” Ve kadının kızı işte o saatte iyileşti.
MAT 15:29 Yeşua oradan ayrıldı. Galile Gölü’nün yakınına geldi; dağın üzerine çıkıp orada oturdu.
MAT 15:30 Yanına büyük kalabalıklar geldi. Yanlarında topal, kör, dilsiz, sakat ve daha birçok hastalar vardı. Onları Yeşua’nın ayaklarının önüne koydular. O da onları iyileştirdi.
MAT 15:31 Halk dilsizlerin konuştuğunu, çolakların iyileştiğini, topalların yürüdüğünü, körlerin gördüğünü görünce şaşırdı ve İsrael’in Tanrısı’nı yüceltti.
MAT 15:32 Yeşua öğrencilerini yanına çağırıp: “Bu kalabalığa acıyorum” dedi. “Üç gündür benimle birlikteler ve yiyecek hiçbir şeyleri yok. Onları aç karınla evlerine göndermek istemiyorum, yoksa yolda bayılabilirler.”
MAT 15:33 Öğrencileri O'na şöyle yanıt verdiler: “Böylesine ıssız bir yerde bu kadar büyük kalabalığa doyuracak kadar ekmek nereden bulabiliriz?”
MAT 15:34 Yeşua onlara, “Kaç ekmeğiniz var?” dedi. “Yedi ekmekle birkaç küçük balığımız var” dediler.
MAT 15:35 Yeşua kalabalıklara yere oturmalarını buyurdu;
MAT 15:36 yedi ekmeği ve balıkları aldı, şükredip onları böldü ve öğrencilere verdi. Öğrenciler de kalabalıklara verdi.
MAT 15:37 Hepsi yedi ve doydu. Artakalan parçalardan yedi sepet dolusu kaldırdılar.
MAT 15:38 Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar dışında dört bin erkekti.
MAT 15:39 Yeşua, kalabalıkları gönderip tekneye bindi ve Magadan sınırlarına geldi.
MAT 16:1 Ferisiler ve Sadukiler Yeşua’ya gelip O’nu deneyerek kendilerine gökten bir belirti göstermesini istediler.
MAT 16:2 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Akşam olunca, ‘Gökyüzü kızıl olduğu için hava güzel olacak’ dersiniz.
MAT 16:3 Sabah, ‘Bugün hava bozacak, çünkü gökyüzü kızıl ve endişe verici’ dersiniz. Ey ikiyüzlüler, gökyüzünün görünüşünü ayırt etmeyi biliyor da zamanın belirtilerini ayırt edemiyor musunuz?
MAT 16:4 Kötü ve sadakatsiz kuşak bir belirti arıyor! Ama ona Peygamber Yona’nın belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.” Yeşua onları bırakıp gitti.
MAT 16:5 Öğrenciler gölün karşı tarafından geldiler ve ekmek almayı unutmuşlardı.
MAT 16:6 Yeşua onlara, “Dikkat edin, Ferisiler’in ve Sadukiler’in mayasından sakının” dedi.
MAT 16:7 Onlarsa, “Ekmek getirmediğimiz için” diyerek aralarında tartıştılar.
MAT 16:8 Yeşua bunu bilerek, “Ey kıt imanlılar, ekmeğiniz yok diye aranızda neden tartışıyorsunuz?” dedi.
MAT 16:9 “Beş bin kişinin beş ekmeğini, kaç küfe kaldırdığınızı hâlâ fark etmiyor ve hatırlamıyor musunuz?
MAT 16:10 Ya da dört bin kişinin yedi ekmeğini, kaç küfe yiyecek kaldırdığınızı fark etmiyor ve hatırlamıyor musunuz?
MAT 16:11 Benim size ekmek hakkında konuşmadığımı nasıl olur da anlamıyorsunuz? Ancak Ferisiler’in ve Sadukiler’in mayasından sakının.”
MAT 16:12 O zaman, Yeşua’nın kendilerine ekmek mayasından değil, ama Ferisiler’in ve Sadukiler’in öğretisinden sakının dediğini anladılar.
MAT 16:13 Yeşua, Filipus Sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine, “İnsanlar, ben İnsanoğlu'nun kim olduğumu söylüyor?” dedi.
MAT 16:14 Öğrencileri şöyle dedi: “Bazıları Vaftizci Yuhanna, bazıları Eliya, ötekiler de Yeremya ya da peygamberlerden biridir diyor.”
MAT 16:15 Yeşua onlara, “Ya siz, ben kimim dersiniz?” dedi.
MAT 16:16 Simon Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” diye yanıtladı.
MAT 16:17 Yeşua ona, “Ne mutlu sana, Yona oğlu Simon! Çünkü bunu sana açan et ve kan değil, gökteki Babam’dır.
MAT 16:18 Ben de sana derim ki, sen Petrus’sun ve kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Hades'in kapıları ona karşı galip gelmeyecektir.
MAT 16:19 Göğün Krallığı'nın anahtarlarını sana vereceğim ve yeryüzünde bağladığın her şey gökte de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey gökte de çözülmüş olacaktır” dedi.
MAT 16:20 Sonra Yeşua, kendisinin Mesih olduğunu kimseye söylememelerini buyurdu.
MAT 16:21 O andan itibaren Yeşua, kendisinin Yeruşalem’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve yazıcıların elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine göstermeye başladı.
MAT 16:22 Petrus O’nu bir kenara çekip azarlamaya başladı. “Bu senden uzak olsun, Efendimiz! Bu sana asla olmayacak” dedi.
MAT 16:23 Ama Yeşua Petrus’a dönerek, “Çekil önümden, Şeytan! Sen bana engelsin. Çünkü düşünceni Tanrı’nın şeyleri üzerine değil, insanın şeyleri üzerine dikiyorsun” dedi.
MAT 16:24 Yeşua öğrencilerine şöyle dedi: “Bir kimse ardımdan gelmek isterse, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.
MAT 16:25 Çünkü yaşamını kurtarmak isteyen onu yitirecek, yaşamını benim uğruma yitiren ise onu bulacaktır.
MAT 16:26 Çünkü insan bütün dünyayı kazanıp da hayatını kaybederse bunun kendisine ne faydası olur? Ya da bir insan hayatına karşılık ne verebilir?
MAT 16:27 Çünkü İnsanoğlu, Babası’nın görkemi içinde melekleriyle birlikte gelecek ve o zaman herkese yaptığının karşılığını verecektir.
MAT 16:28 Size doğrusunu söyleyeyim, burada duranlar arasında, İnsanoğlu’nun kendi krallığı içinde geldiğini görmeden ölümü hiç tatmayacak olanlar var.”
MAT 17:1 Altı gün sonra Yeşua, yalnız Petrus, Yakov ve Yakov’un kardeşi Yuhanna’yı yanına alarak yüksek bir dağa çıktı.
MAT 17:2 Onların önünde Yeşua’nın görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu.
MAT 17:3 İşte, Moşe’yle Eliya onlara göründü, Yeşua’yla konuşuyorlardı.
MAT 17:4 Petrus Yeşua’ya yanıt verip şöyle dedi: “Efendimiz, bizim için burada olmak iyidir. İstersen buraya üç çardak kuralım: Biri sana, biri Moşe’ye, biri de Eliya’ya.”
MAT 17:5 O daha konuşurken, işte, parlak bir bulut onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, “Bu benim sevgili Oğlum’dur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.
MAT 17:6 Öğrenciler bu sesi duyunca, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.
MAT 17:7 Yeşua gelip onlara dokundu, “Kalkın, korkmayın!” dedi.
MAT 17:8 Başlarını kaldırdıklarında geride yalnız Yeşua’nın dışında kimseyi görmediler.
MAT 17:9 Dağdan inerlerken Yeşua onlara, “İnsanoğlu ölümden dirilinceye dek, bu gördüğünüzden kimseye söz etmeyin” diye buyurdu.
MAT 17:10 Öğrencileri O’na sorup, “Öyleyse yazıcılar neden Eliya’nın önce gelmesi gerektiğini söylüyorlar?” dediler.
MAT 17:11 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Eliya gerçekten önce gelecek ve her şeyi yerine koyacak.
MAT 17:12 Ama size şunu söyleyeyim, Eliya çoktan geldi ve onu tanımadılar, ona her istediklerini yaptılar. Aynı biçimde, İnsanoğlu da onlardan acı çekecektir.”
MAT 17:13 O zaman öğrenciler, Yeşua’nın kendilerine Vaftizci Yuhanna’dan söz ettiğini anladılar.
MAT 17:14 Kalabalığın yanına vardıklarında, bir adam Yeşua’ya yaklaşarak önünde diz çöktü.
MAT 17:15 “Efendimiz, oğluma merhamet et!” dedi. “Çünkü sarası var ve çok acı çekiyor. Sık sık ateşe ve suya düşüyor.
MAT 17:16 Onu öğrencilerine getirdim ama iyileştiremediler.”
MAT 17:17 Yeşua, “Ey imansız ve yoldan çıkmış kuşak! Ne zamana dek sizinle birlikte olacağım? Size daha ne vakte kadar katlanacağım? Onu buraya bana getirin” dedi.
MAT 17:18 Yeşua iblisi azarlayınca iblis çocuktan çıktı ve çocuk o saatte iyileşti.
MAT 17:19 Sonra öğrenciler yalnız olarak Yeşua’ya gelip, “Biz neden iblisi kovamadık?” dediler.
MAT 17:20 Onlara, “İnançsızlığınızdan ötürü” dedi. “Size doğrusunu söyleyeyim, hardal tanesi kadar imanınız olsa şu dağa, ‘Buradan şuraya taşın’ derseniz, taşınır; sizin için imkânsız hiçbir şey olmayacaktır.
MAT 17:21 Ama bu tür, dua ve oruç dışında çıkmaz.”
MAT 17:22 Galile’de kalırken Yeşua öğrencilerine, “İnsanoğlu insanların eline teslim edilmek üzere,
MAT 17:23 O’nu öldürecekler ama O üçüncü gün dirilecektir” dedi. Öğrencileri buna çok kederlendiler.
MAT 17:24 Kafernahum’a geldiklerinde, iki dirahmilik tapınak vergisini toplayanlar Petrus’a gelip, “Öğretmeniniz tapınak vergisini ödemiyor mu?” dediler.
MAT 17:25 Petrus onlara “Evet” dedi. Petrus eve girdiğinde, daha bir şey söylemeden Yeşua ona şöyle dedi: “Dünya kralları gümrük ya da vergiyi kimlerden alır? Bu konuda ne düşünüyorsun Simon?” dedi. “Kendi çocuklarından mı, yoksa yabancılardan mı?”
MAT 17:26 Petrus O’na, “Yabancılardan” dedi. Bunu söylemesi üzerine Yeşua ona, “O zaman çocuklar muaftır.
MAT 17:27 Ama biz onların tökezlemesine neden olmayalım. Denize gidip oltanı at. Tuttuğun ilk balığı çıkar, onun ağzını açtığında dört dirahmilik bir para bulacaksın. Onu al, benim ve kendin için onlara ver.” dedi.
MAT 18:1 O saatte öğrenciler Yeşua’ya gelip, “Göğün Krallığı'nda en büyük kimdir?” dediler.
MAT 18:2 Yeşua yanına küçük bir çocuk çağırdı ve onu orta yere dikti.
MAT 18:3 “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi. “Dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Cennetin Krallığı'na asla giremezsiniz.
MAT 18:4 Bu nedenle, her kim bu küçük çocuk gibi alçakgönüllü olursa, Göğün Krallığı'nda en büyük odur.
MAT 18:5 Böyle bir küçük çocuğu benim adıma kabul eden beni kabul eder.
MAT 18:6 Ama kim bana iman eden bu küçüklerden birinin tökezlemesine neden olursa, boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denizin dibine atılması kendisi için daha iyi olur.”
MAT 18:7 “Tökezleme ortamları yüzünden dünyanın vay haline! Tökezleme ortamlarının gelmesi gerekir. Ama o ortama aracılık eden o kişinin vay haline!
MAT 18:8 Elin ya da ayağın tökezlemene neden olursa, onu kes ve kendinden at. Senin için çolak ve topal olarak yaşama girmek, iki el, iki ayakla ebedi ateşe atılmaktan daha iyidir.
MAT 18:9 Gözün tökezlemene neden olursa, onu çıkar ve kendinden at. Senin için tek gözle yaşama girmek, iki gözle Gehenna ateşine atılmaktan daha iyidir.
MAT 18:10 Bu küçüklerden birini hor görmekten sakının! Çünkü size derim ki, onların gökteki melekleri, gökteki Babam’ın yüzünü her zaman görürler.
MAT 18:11 Çünkü İnsanoğlu kaybolmuş olanı kurtarmak için geldi.”
MAT 18:12 “Siz ne düşünüyorsunuz? Bir adamın yüz koyunu olup da onlardan biri yolundan sapsa, doksan dokuzunu dağlarda bırakıp yolundan sapmış olanı aramaya gitmez mi?
MAT 18:13 Size doğrusunu söyleyeyim, onu bulursa, yolundan sapmamış doksan dokuz koyundan daha çok onun için sevinir.
MAT 18:14 Bu nedenle, bu küçüklerden birinin yok olması gökteki Babanız’ın isteği değildir.”
MAT 18:15 “Kardeşin sana karşı günah işlerse, git, yalnızca onunla senin arasında suçunu ona göster. Seni dinlerse, kardeşini geri kazanmış olursun.
MAT 18:16 Ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, her söz iki ya da üç tanık ağzıyla kanıtlansın.
MAT 18:17 Onları da dinlemeyi reddederse bunu topluluğa söyleyin. Topluluğu da dinlemeyi reddederse, o sana Tanrı tanımaz gibi ya da vergi görevlisi gibi olsun.
MAT 18:18 Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde her ne bağlarsanız gökte de bağlanmış olacak ve yeryüzünde her ne çözerseniz gökte de çözülmüş olacak.
MAT 18:19 Yine, size kesin olarak derim ki, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri bir şey hakkında anlaşırlarsa, gökteki Babam tarafından kendilerine olacaktır.
MAT 18:20 Çünkü nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de onların ortasındayım.”
MAT 18:21 Sonra Petrus Yeşua’ya gelip, “Efendimiz, kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlayayım? Yedi kereye kadar mı?” dedi.
MAT 18:22 Yeşua ona, “Sana yedi kereye kadar değil, ben sana yetmiş kere yedi kez derim.
MAT 18:23 Bu nedenle Göğün Krallığı, hizmetkârlarıyla hesaplaşmak isteyen bir krala benzer.
MAT 18:24 Kral hesaplaşmaya başladığı zaman, kendisine on bin talant borcu olan biri getirildi.
MAT 18:25 Ama adam ödeyemediğinden efendisi onun, karısının, çocuklarının ve sahip olduğu bütün malının satılıp borcun ödenmesini buyurdu.
MAT 18:26 Bunun üzerine hizmetkâr yere kapanıp, önünde eğilerek, ‘Efendimiz, bana karşı sabırlı ol, borcumun hepsini ödeyeceğim!’ dedi.
MAT 18:27 O hizmetkârın efendisi ona acıdı. Onu özgür bıraktı ve borcunu kendisine bağışladı.”
MAT 18:28 “Ama o hizmetkâr dışarı çıktı ve kendisine yüz dinar borcu olan başka bir hizmetkâr arkadaşını buldu. Onu yakalayıp, ‘Bana borcunu öde!’ diyerek boğazına yapıştı.”
MAT 18:29 “Bunun üzerine hizmetkâr arkadaşı onun ayaklarına kapandı ve ‘Bana karşı sabırlı ol, borcumu sana ödeyeceğim’ diyerek ona yalvardı.
MAT 18:30 Ama o istemedi. Gitti, borcunu ödeyene dek adamı zindana attı.
MAT 18:31 Yapılanı gören öteki hizmetkâr arkadaşları çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup biteni anlattılar.
MAT 18:32 O zaman efendisi onu yanına çağırdı. Ona, ‘Ey kötü hizmetkâr! Bana yalvarınca bütün borcunu sana bağışladım.
MAT 18:33 Benim sana merhamet ettiğim gibi, senin de hizmetkâr arkadaşına merhamet etmen gerekmez miydi?’
MAT 18:34 Efendisi öfkelendi ve borcunu ödeyene dek onu işkencecilere teslim etti.
MAT 18:35 Eğer her biriniz kardeşinizi suçları için yürekten bağışlamazsanız, göksel Babam da size öyle yapacaktır.”
MAT 19:1 Yeşua bu sözleri bitirince, Galile’den ayrıldı ve Yarden ötesinde Yahudiye sınırlarına geldi.
MAT 19:2 Büyük kalabalıklar O’nu izledi, O da onları orada iyileştirdi.
MAT 19:3 Ferisiler Yeşua’ya geldiler, O’nu sınayarak, “Erkeğin herhangi bir nedenle karısını boşaması Yasa’ya uygun mudur?” dediler.
MAT 19:4 O şöyle yanıt verdi: “‘Başlangıçta Yaradan’ın onları erkek ve kadın olarak yarattığını,
MAT 19:5 ve ‘Bu nedenle adam babasını ve annesini bırakıp karısına bağlanacak, ikisi bir beden olacak’ dendiğini okumadınız mı?
MAT 19:6 Öyle ki artık onlar iki değil, ama bir bedendirler. Bu nedenle Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
MAT 19:7 O’na, “Öyleyse Moşe neden erkeğin kadına boşanma belgesi vererek onu boşayabileceğini buyurdu?” diye sordular.
MAT 19:8 Yeşua onlara, “Moşe, yüreklerinizin katılığından dolayı karılarınızı boşamanıza izin verdi” dedi. “Başlangıçta böyle değildi.
MAT 19:9 Size derim ki, karısını fuhuş dışında bir nedenle boşayıp başkasıyla evlenen, zina etmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.”
MAT 19:10 Öğrencileri Yeşua’ya, “Eğer erkeğin karısıyla durumu böyleyse evlenmemek daha iyi!” dediler.
MAT 19:11 Ama Yeşua onlara, “Bu sözü herkes kabul edemez, ancak kendilerine verilmiş olanlar bunu kabul edebilir.
MAT 19:12 Çünkü bazıları doğuştan hadımdır, bazıları insanlar tarafından hadım edilir, bazıları da Göğün Krallığı uğruna kendini hadım eder. Bunu kabul edebilen kabul etsin!” dedi.
MAT 19:13 O zaman, ellerini üzerlerine koyup dua etmesi için O'na küçük çocukları getirdiler. Öğrenciler onları azarladı.
MAT 19:14 Ama Yeşua, “Bırakın küçük çocukları, bana gelmelerine engel olmayın” dedi. “Çünkü Cennetin Krallığı böylelerinindir.”
MAT 19:15 Ellerini onların üzerine koydu ve oradan ayrıldı.
MAT 19:16 İşte, adamın biri Yeşua’ya gelip, “İyi öğretmen, sonsuz yaşama sahip olmak için ne iyilik yapmalıyım?” diye sordu.
MAT 19:17 Ona, “Bana neden iyi diyorsun? İyi olan yalnızca biri var, O da Tanrı'dır. Yaşama girmek istiyorsan buyrukları tut” dedi.
MAT 19:18 Adam Yeşua’ya, “Hangilerini?” diye sordu. Yeşua şöyle dedi: “‘Öldürmeyeceksin.’ ‘Zina etmeyeceksin.’ ‘Çalmayacaksın.’ ‘Yalan yere tanıklık etmeyeceksin.’
MAT 19:19 ‘Babana ve annene saygı göstereceksin.’ Ve, ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’”
MAT 19:20 Genç adam Yeşua’ya, “Bütün bunları gençliğimden beri tuttum. Hâlâ ne eksiğim var ki?” dedi.
MAT 19:21 Yeşua ona, “Eğer kusursuz olmak istiyorsan, git, neyin varsa sat, yoksullara ver; o zaman göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi.
MAT 19:22 Ancak genç adam bunu duyunca üzüntüyle gitti. Çünkü çok malı vardı.
MAT 19:23 Yeşua öğrencilerine şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, zengin bir adam Cennetin Krallığı'na zorlukla girecek.
MAT 19:24 Size yine derim ki, bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın Tanrı’nın Krallığı’na girmesinden daha kolaydır.”
MAT 19:25 Öğrenciler bunu duyunca çok şaşırdılar, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diye sordular.
MAT 19:26 Yeşua onlara bakarak, “İnsanlar için bu olanaksızdır, ama Tanrı'yla her şey mümkündür” dedi.
MAT 19:27 Sonra Petrus, “İşte, her şeyi bıraktık ve seni izliyoruz. O zaman bizim neyimiz olacak?” diye yanıtladı.
MAT 19:28 Yeşua öğrencilerine, “Size doğrusunu söyleyeyim, her şey yenilendiğinde, İnsanoğlu görkemli tahtına oturduğunda, benim ardımdan gelen sizler de, on iki tahtta oturup İsrael’in on iki oymağına hükmedeceksiniz.
MAT 19:29 Benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, babasını ya da annesini, karısını, çocuklarını ya da toprağını bırakan herkes, bunların yüz katını alacak ve sonsuz yaşamı miras alacaktır.
MAT 19:30 Ama birincilerin çoğu sonuncu, sonuncular da birinci olacaklardır” dedi.
MAT 20:1 “Çünkü Göğün Krallığı, sabah erkenden bağında çalışacak işçiler tutmak için dışarı çıkan ev sahibi bir adama benzer.
MAT 20:2 Adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına gönderdi.
MAT 20:3 Adam yaklaşık üçüncü vakitte çıktı, çarşı meydanında boş duran başkalarını gördü.
MAT 20:4 Onlara, ‘Siz de bağa gidin, hakkınız neyse veririm’ dedi. Böylece onlar da yollarına gittiler.
MAT 20:5 Yine yaklaşık altıncı, dokuzuncu vakitte çıktı ve aynı şekilde yaptı.
MAT 20:6 Yaklaşık onbirinci vakitte çıktı ve boş duran başkalarını buldu. Onlara, ‘Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?’ dedi.”
MAT 20:7 “O’na, ‘Çünkü bizi kimse işe almadı’ dediler.” “Onlara, ‘Siz de bağa gidin, hakkınız neyse alacaksınız’ dedi.”
MAT 20:8 “Akşam olunca, bağın efendisi kâhyasına, ‘İşçileri çağır ve sonunculardan başlayarak birincilere doğru ücretlerini öde’ dedi.
MAT 20:9 Yaklaşık onbirinci vakitte işe alınanlar gelince, her biri bir dinar aldılar.
MAT 20:10 Birinciler gelince, daha fazlasını alacaklarını sandılar; onlar da her biri bir dinar aldılar.
MAT 20:11 Paralarını aldıktan sonra ev sahibine karşı homurdanıp dediler:
MAT 20:12 ‘Bu sonuncular bir saat çalıştı’ dediler. ‘Onları günün sıcağını ve yükünü taşıyan bizlerle bir tuttun!’”
MAT 20:13 “Adam onlardan birine şöyle yanıt verdi, ‘Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum. Benimle sen bir dinara anlaşmadın mı?
MAT 20:14 Kendinin olanı al ve yoluna git. Sana verdiğim kadarını sonuncuya da vermek istiyorum.
MAT 20:15 Kendim için malımla dilediğimi yapmak yasal değil mi? Yoksa ben iyiyim de, gözün mü kötü?’
MAT 20:16 Böylece, sonuncular birinciler, birinciler de sonuncular olacak. Çünkü çağırılanlar çoktur, ama seçilenler azdır.”
MAT 20:17 Yeşua Yeruşalem’e doğru çıkarken, yolda on iki öğrencisini bir kenara çekip onlara şöyle dedi:
MAT 20:18 “İşte, Yeruşalem’e çıkıyoruz ve İnsanoğlu başkâhinler ve yazıcılara teslim edilecek. Onlar O’nu ölüme mahkûm edecekler.
MAT 20:19 Ve O’nunla alay etmeleri, kamçılayıp çarmıha germeleri için O’nu öteki ulusların eline teslim edecekler. Ama üçüncü gün O dirilecektir.”
MAT 20:20 O sırada Zebedi oğullarının annesi, oğullarıyla birlikte O’nun yanına geldi. Önünde diz çöküp O'ndan bir şey diledi.
MAT 20:21 Yeşua ona, “Ne istiyorsun?” dedi. O’na, “Buyruk ver ki, bu iki oğlum, senin krallığında biri sağında, diğeri solunda otursun” dedi.
MAT 20:22 Ama Yeşua “Siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz. Benim içmek üzere olduğum kâseden içebilir misiniz, benim edilmek üzre olduğum vaftizle vaftiz edilebilir misiniz?” dedi. O'na, “Yapabiliriz” dediler.
MAT 20:23 Yeşua onlara, “Tabii ki benim kâsemden içeceksiniz ve benim edildiğim vaftizle vaftiz edileceksiniz; ama sağımda ve solumda oturmayı vermek benim elimde değil, ancak Babam tarafından hazırlanmış olanlar içindir.” dedi.
MAT 20:24 On öğrenci bunu duyunca, iki kardeşe öfkelendiler.
MAT 20:25 Ama Yeşua onları yanına çağırıp şöyle dedi: “Biliyorsunuz ki, ulusların önderleri onlara efendi kesilir, büyükleri de üzerlerinde yetkilerin kullanırlar.
MAT 20:26 Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda kim büyük olmak isterse, hizmetkâr olsun.
MAT 20:27 Aranızda kim birinci olmak isterse, diğerlerinin hizmetçisi olsun.
MAT 20:28 Nitekim İnsanoğlu hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve yaşamını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
MAT 20:29 Yeriha’dan çıkarlarken büyük bir kalabalık Yeşua’nın ardınca gitti.
MAT 20:30 İşte, yol kenarında oturan iki kör, Yeşua’nın geçtiğini duyunca, “Efendimiz, ey David Oğlu bize merhamet et!” diye bağırdılar.
MAT 20:31 Kalabalık, susmaları için onları azarladıysa da onlar, “Efendimiz, ey David Oğlu, bize merhamet et!” diye daha da çok bağırdılar.
MAT 20:32 Yeşua durdu ve onları yanına çağırdı ve “Sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?” diye sordu.
MAT 20:33 O’na, “Efendimiz, gözlerimiz açılsın” dediler.
MAT 20:34 Yeşua merhametle onların gözlerine dokundu. Gözleri hemen açıldı ve O’nun ardından gittiler.
MAT 21:1 Yeruşalem’e yaklaşıp Zeytin Dağı’na, Beytfaci’ye geldiklerinde, Yeşua iki öğrencisini gönderdi.
MAT 21:2 Onlara, “Karşınızdaki köye gidin, hemen orada bağlı bir eşekle yanında bir sıpa bulacaksınız” dedi. “Onları çözerek bana getirin.
MAT 21:3 Eğer biri size bir şey derse, ‘Efendi’nin onlara ihtiyacı var hemen geri gönderecek’ diyeceksiniz.”
MAT 21:4 Bütün bunlar, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:
MAT 21:5 “Siyon kızına de ki, işte, alçakgönüllü Kralın sana geliyor, eşek üzerine, sıpaya, eşek yavrusu üzerine binmiş sana geliyor.”
MAT 21:6 Öğrenciler gidip Yeşua’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar.
MAT 21:7 Eşekle sıpayı getirip giysilerini üzerine koydular. Yeşua üzerine oturdu.
MAT 21:8 Çok büyük bir kalabalık, giysilerini yola serdi. Ötekiler de ağaç dalları kesip yola serdi.
MAT 21:9 Önünde giden kalabalık ve arkadan gelenler, “David Oğlu’na Hozana! Efendi’nin adıyla gelene övgüler olsun! Hozana en yücelerde!” diye bağırıyordu.
MAT 21:10 Yeşua Yeruşalem’e girince, bütün kent, “Bu kimdir?” diyerek heyecanlandı.
MAT 21:11 Kalabalıklar, “Bu, Galile’nin Nasıra kentinden Peygamber Yeşua’dır” diyordu.
MAT 21:12 Yeşua Tanrı’nın tapınağına girdi ve tapınaktaki alıp satanların tümünü kovdu. Para bozanların masalarını ve güvercin satanların sehpalarını devirdi.
MAT 21:13 Onlara, “’Benim evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır” dedi. “Ama siz onu haydut ini yaptınız!”
MAT 21:14 Yeşua tapınaktayken kendisine gelen topalları ve körleri iyileştirdi.
MAT 21:15 Ama başkâhinler ve yazıcılar onun yaptığı harikaları ve tapınakta, “David Oğlu’na hozana!” diye bağıran çocukları gördüklerinde öfkelendiler,
MAT 21:16 ve Yeşua’ya, “Bunların ne dediğini duyuyor musun?” dediler. Yeşua onlara, “Evet. Peki siz, ‘Çocukların ve emzikteki bebeklerin ağzından övgüyü tamam ettin’ diyen sözü hiç okumadınız mı?”
MAT 21:17 Yeşua onları bırakıp kentten, Beytanya’ya çıktı ve orada konakladı.
MAT 21:18 Yeşua sabah kente döndüğünde acıkmıştı.
MAT 21:19 Yol kenarında bir incir ağacı görüp yanına geldi. Ağaçta yapraklardan başka bir şey bulmadı. Yeşua ağaca, “Sonsuza dek senden bir daha meyve çıkmasın!” dedi. İncir ağacı hemen kurudu.
MAT 21:20 Öğrenciler bunu görünce, “İncir ağacı hemen nasıl da kurudu?” diyerek hayret ettiler.
MAT 21:21 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnızca incir ağacına yapılanı yapmakla kalmaz, şu dağa, ‘Yerinden kalk, denize atıl’ derseniz, olacaktır.
MAT 21:22 Duada inanarak her ne dilerseniz, alacaksınız.”
MAT 21:23 Yeşua tapınağa girmiş öğretirken, başkâhinler ve halkın ihtiyarları O’na gelip, “Bu şeyleri hangi yetkiyle yapıyorsun? Sana bu yetkiyi kim verdi?” dediler.
MAT 21:24 Yeşua onlara şu yanıtı verdi: “Ben de size bir soru soracağım; eğer bana yanıt verirseniz, ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söyleyeceğim.
MAT 21:25 Yuhanna’nın vaftizi neredendi? Gökten mi, yoksa insanlardan mı?” Bunu kendi aralarında tartışıp, “‘Gökten dersek, bize, ‘Öyleyse ona neden inanmadınız?’ diye soracaktır.
MAT 21:26 Ama, ‘İnsandan’ dersek, kalabalıktan korkarız; çünkü halk Yuhanna’yı peygamber sayıyor.”
MAT 21:27 Yeşua’ya yanıt verip, “Bilmiyoruz” dediler. Yeşua onlara, “Ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.
MAT 21:28 “Ama şununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bir adamın iki oğlu vardı. Adam birincisine gidip, ‘Oğlum, git bugün bağımda çalış’ dedi.
MAT 21:29 Oğlu, ‘Gitmeyeceğim!’ diye yanıt verdi. Sonra fikrini değiştirip gitti.
MAT 21:30 İkincisine geldi ve adam aynı şeyi söyledi. ‘Gidiyorum efendim’ dedi ama gitmedi.
MAT 21:31 İkisinden hangisi babasının isteğini yapmış oldu?” O’na, “Birincisi” dediler. Yeşua onlara şöyle dedi: “Size doğrusunu derim ki, vergi görevlileri ve fahişeler Tanrı'nın Krallığı'na sizden önce giriyorlar.
MAT 21:32 Çünkü Yuhanna size doğruluk yoluyla geldi ve siz ona inanmadınız. Ama vergi görevlileri ve fahişeler ona inandılar. Bunu görmenize rağmen ona iman etmek için sonradan hâlâ tövbe etmediniz.”
MAT 21:33 “Başka bir benzetme dinleyin: Ev sahibi bir adam vardı, bağ dikti, çevresine çit çekti, içine üzüm sıkma çukuru kazdı, bir bekçi kulesi yaptı. Onu çiftçilere kiraya verip başka bir ülkeye gitti.
MAT 21:34 Ürün zamanı yaklaşınca, ürününü almak için hizmetkârlarını çiftçilere gönderdi.
MAT 21:35 Çiftçiler adamın hizmetkârlarını yakalayıp, birini dövdü, birini öldürdü, diğerini de taşa tuttu.
MAT 21:36 Adam bu kez ilkinden daha fazla hizmetkâr gönderdi; Çiftçiler onlara da aynı şeyi yaptılar.
MAT 21:37 Adam bundan sonra, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek onlara oğlunu gönderdi.
MAT 21:38 Ama kiracılar adamın oğlunu görünce kendi aralarında, ‘Bu varis; gelin onu öldürelim ve mirasına el koyalım’ dediler.
MAT 21:39 Böylece onu alıp bağdan dışarı attılar ve sonra onu öldürdüler.
MAT 21:40 Buna göre bağın efendisi geldiğinde, o çiftçilere ne yapacak?”
MAT 21:41 Yeşua’ya şöyle dedi: “Bu sefil adamları sefil bir şekilde yok edecek; bağını ürününü kendisine mevsiminde verecek olan başka çiftçilere kiralayacak.”
MAT 21:42 Yeşua onlara, “Kutsal Yazılar’da geçen şu sözü hiç okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettiği taş, Köşenin baş taşı oldu. Bu, Efendi’den oldu, gözümüzde şaşılacak bir iş?’”
MAT 21:43 “Bunun için size derim ki, Tanrı’nın Krallığı sizden alınacak ve ürünlerini yetiştiren başka bir ulusa verilecektir.
MAT 21:44 Bu taşın üzerine düşen parçalanacak; o da kimin üzerine düşerse onu ezip toz gibi dağıtacaktır.”
MAT 21:45 Başkâhinler ve Ferisiler, Yeşua’nın benzetmelerini duyunca, O'nun kendilerinden söz ettiğini anladılar.
MAT 21:46 O’nu yakalamak istediler ama halktan çekindiler. Çünkü halk O’nu bir peygamber olarak görüyordu.
MAT 22:1 Yeşua onlara yine benzetmelerle söyleyip dedi,
MAT 22:2 “Cennetin Krallığı, oğluna düğün ziyafeti veren bir krala benzer.
MAT 22:3 Kral ziyafete davet edilenleri çağırmak için hizmetkârlarını gönderdi, ama onlar gelmek istemedi.
MAT 22:4 Yine kral başka hizmetkârlarını gönderip onlara, ‘Davet edilenlere şunu söyleyin: İşte, yemeğimi hazırladım. Sığırlarım ve besili hayvanlarım kesildi. Her şey hazır. Düğün ziyafetine gelin!’
MAT 22:5 Ama onlar buna aldırış etmedi. Biri tarlasına, biri ticaretine, kendi yollarına gittiler.
MAT 22:6 Geri kalanlar da kralın hizmetkârlarını yakalayıp, hakaret ettiler ve öldürdüler.
MAT 22:7 Kral bunu duyunca öfkelendi. Ordularını gönderip, o katilleri yok etti, kentlerini ateşe verdi.”
MAT 22:8 “Sonra hizmetkârlarına, ‘Düğün ziyafeti hazır, ama davet edilenler buna layık değilmiş’ dedi.
MAT 22:9 ‘Bu nedenle gidin, ana yolların kavşaklarında bulabildiğiniz herkesi düğün ziyafetine davet edin.’
MAT 22:10 Bu hizmetkârlar ana yollara çıktılar, iyi kötü kimi buldularsa topladılar. Düğün konuklarla doldu.
MAT 22:11 “Ama kral konukları görmeye geldiğinde, orada üzerinde düğün giysisi olmayan bir adam gördü.
MAT 22:12 Ona, ‘Arkadaş, buraya düğün giysisi giymeden nasıl girdin?’ dedi. Adamın dili tutuldu.
MAT 22:13 Bunun üzerine kral, hizmetkârlara, ‘Onun elini ayağını bağlayın, götürün ve dış karanlığa atın’ dedi. ‘Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.’
MAT 22:14 Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır.”
MAT 22:15 Sonra Ferisiler çıkıp gittiler. Yeşua’yı kendi sözüyle nasıl tuzağa düşürebilirler diye öğütleştiler.
MAT 22:16 Hirodes yanlılarıyla birlikte kendi öğrencilerini O'na gönderdiler ve şöyle dediler: “Öğretmen, senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü sen insanlar arasında taraf tutmazsın.
MAT 22:17 Öyleyse bize ne düşündüğünü söyler misin? Sezar’a vergi ödememiz Yasa’ya uygun mu, değil mi?”
MAT 22:18 Ama Yeşua onların kötülüğünü anlayıp şöyle dedi: “Neden beni sınıyorsunuz, ey ikiyüzlüler?
MAT 22:19 Bana vergi parasını gösterin.” O’na bir dinar getirdiler.
MAT 22:20 Onlara, “Bu suret ve yazı kimin?” diye sordu.
MAT 22:21 Onlar, “Sezar’ın” dediler. Sonra onlara, “Öyleyse Sezar’ın şeylerini Sezar’a, Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya verin” dedi.
MAT 22:22 Bunu duyunca hayret içinde kaldılar, Yeşua’yı bırakıp gittiler.
MAT 22:23 O gün ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler Yeşua’ya gelip şunu sordular:
MAT 22:24 “Öğretmen, Moşe şöyle demiştir: ‘Eğer bir adam çocuk sahibi olmadan ölürse, kardeşi onun karısıyla evlensin, kardeşi için soy yetiştirsin.
MAT 22:25 Şimdi aramızda yedi kardeş vardı. İlki evlendi ve öldü ve çocuğu olmadığı için karısını kardeşine bıraktı.
MAT 22:26 İkincisi, üçüncüsü, yedincisine kadar aynı şey oldu.
MAT 22:27 Hepsinden sonra kadın öldü.
MAT 22:28 Buna göre, dirilişte kadın bu yediden hangisinin karısı olacak? Çünkü kadın hepsinin oldu.”
MAT 22:29 Yeşua onlara şu yanıtı verdi: “Siz Kutsal Yazılar’ı ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz.
MAT 22:30 Dirilişte insanlar artık ne evlenir ne de evlendirilir, ancak Tanrı’nın gökteki melekleri gibidirler.
MAT 22:31 Ama ölülerin dirilişiyle ilgili olarak, Tanrı’nın size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?
MAT 22:32 ‘Ben Avraham’ın Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakov’un Tanrısı’yım’. Tanrı ölülerin değil, yaşayanların Tanrısı’dır.”
MAT 22:33 Bunu duyan kalabalık, Yeşua’nın öğretişine şaşakaldılar.
MAT 22:34 Ama Ferisiler, Yeşua’nın Sadukiler’i susturduğunu duyunca toplandılar.
MAT 22:35 İçlerinden biri, bir Yasa uzmanı, O’nu sınayarak şöyle bir soru sordu.
MAT 22:36 “Öğretmen, Yasa’daki en büyük buyruk hangisidir?”
MAT 22:37 Yeşua ona, “’Tanrın Efendi’ni bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin’ dedi.
MAT 22:38 Bu ilk ve büyük buyruktur.
MAT 22:39 Aynı şekilde ikincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’
MAT 22:40 Yasa’nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa bağlıdır.”
MAT 22:41 Ferisiler toplu olarak bir araya gelmişken, Yeşua onlara şu soruyu sorup dedi:
MAT 22:42 “Mesih hakkında ne düşünüyorsunuz? O kimin oğludur?” O’na, “David’in” dediler.
MAT 22:43 Yeşua onlara şöyle dedi: “Öyleyse David Ruh’ta nasıl O’ndan Efendi diye söz ediyor? Şöyle diyor:
MAT 22:44 ‘Efendi, Efendim’e dedi ki, düşmanlarını ayakların için tabure yapana dek, Sağımda otur’ .
MAT 22:45 “Eğer David O’na Efendi diyorsa, O nasıl onun Oğlu olur?”
MAT 22:46 Hiç kimse O'na tek kelime yanıt veremedi. O günden sonra artık hiç kimse O’na bir şey sormaya cesaret edemedi.
MAT 23:1 O zaman Yeşua kalabalığa ve öğrencilerine konuşup şöyle dedi:
MAT 23:2 “Yazıcılar ve Ferisiler Moşe’nin kürsüsünde otururlar.
MAT 23:3 Bu nedenle, size söylediklerinin hepsini tutun ve yapın, ama onların işlerini yapmayın. Çünkü onlar söyler ama yapmazlar.
MAT 23:4 Çünkü ağır ve taşınması zor yükleri bağlayıp insanların sırtına yüklerler, ama kendileri onlara yardım etmek için parmaklarını bile oynatmazlar.
MAT 23:5 Ama onlar bütün işlerini insanlara görünmek için yaparlar. Hamaillerini geniş ve giysilerinin saçaklarını uzun yaparlar.
MAT 23:6 Ziyafetlerde başköşeyi, havralardaki en iyi yerleri,
MAT 23:7 çarşı meydanlarında selamlanmayı ve insanlar tarafından kendilerine ‘Rabbuni, Rabbuni’ diye seslenilmesini severler.
MAT 23:8 Ama siz 'Rabbuni' diye çağrılmayın. Çünkü sizin öğretmeniniz birdir, Mesih’tir ve hepiniz kardeşsiniz.
MAT 23:9 Yeryüzünde kimseye babanız diye çağırmayın. Çünkü Babanız birdir, O da göktedir.
MAT 23:10 Ne de efendiler diye çağırılın. Çünkü efendiniz birdir, Mesih’tir.
MAT 23:11 Aranızda en büyük olan hizmetkârınız olacak.
MAT 23:12 Her kim kendini yükseltirse alçaltılacak ve her kim kendini alçaltırsa yükseltilecektir.”
MAT 23:13 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü siz gösteriş için uzun dualar ederken, dulların evlerini yutarsınız. Bu nedenle siz daha büyük yargıya uğrayacaksınız.”
MAT 23:14 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Göğün Krallığı'nı insanlara kapatıyorsunuz; ne kendiniz giriyor ne de girmek için girenlere izin veriyorsunuz.
MAT 23:15 Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Tek bir kişiyi inancınıza döndürmek için denizi, karayı dolaşırsınız. İnancınıza döneni de kendinizden iki kat Gehenna oğlu yaparsınız.”
MAT 23:16 “Vay size, ey kör rehberler, ‘Her kim tapınak üzerine ant içerse andı bir hiçtir, ama her kim tapınağın altını üzerine ant içerse, o kişi zorundadır’ diyorsunuz.
MAT 23:17 Ey kör budalalar! Hangisi daha büyük, altın mı yoksa altını kutsal kılan tapınak mı?
MAT 23:18 Ve yine, ‘Her kim sunak üzerine ant içerse, andı bir hiçtir, ama sunaktaki sunu üzerine ant içerse, o kişi zorundadır’ diyorsunuz.
MAT 23:19 Ey körler! Hangisi daha büyük, sunu mu, yoksa sunuyu kutsal kılan sunak mı?
MAT 23:20 Bu nedenle, sunak üzerine ant içen, sunak ve üzerindeki her şeyin üzerine ant içer.
MAT 23:21 Tapınak üzerine ant içen, hem tapınak hem de tapınakta yaşamakta olan O'nun üzerine ant içer.
MAT 23:22 Gök üzerine ant içen, Tanrı’nın tahtı ve onda oturanın üzerine ant içer.”
MAT 23:23 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü nanenin, dereotunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz, Yasa’nın daha ağır meseleleri: adaleti, merhameti ve imanı eksik bırakırsınız. Ötekileri eksik bırakmadan, bunları yapmalıydınız.
MAT 23:24 Ey kör rehberler! Küçük sineği süzüp ayırırken, diğer yandan deveyi yutarsınız.”
MAT 23:25 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü kâsenin ve tabağın dışını temizlersiniz, ama içi soygunculuk ve taşkınlıkla doludur.
MAT 23:26 Ey kör Ferisi, sen önce kâsenin ve tabağın içini temizle ki, dışı da temiz olsun.”.
MAT 23:27 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlar gibisiniz.
MAT 23:28 Sizler de böylece dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve fesatla dolusunuz.”
MAT 23:29 “Vay size ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü peygamberlerin mezarlarını yaparsınız ve doğru kişilerin mezarlarını süslersiniz.
MAT 23:30 ‘Atalarımızın günlerinde yaşamış olsaydık, onlarla peygamberlerin kanına girmezdik diyorsunuz.
MAT 23:31 Böylece, peygamberleri öldürenlerin çocukları olduğunuza kendiniz tanıklık ediyorsunuz.
MAT 23:32 Öyleyse atalarınızın ölçeğini doldurun.
MAT 23:33 Ey yılanlar, ey engereklerin soyu! Gehenna yargısından nasıl kaçacaksınız?
MAT 23:34 Bu nedenle, işte, size peygamberler, bilge kişiler ve yazıcıları gönderiyorum. Bazılarını öldürecek ve çarmıha gereceksiniz. Bazılarını havralarınızda kırbaçlayacak, kentten kente onlara zulmedeceksiniz.
MAT 23:35 Öyle ki, doğru kişi Habel’in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz Berekya oğlu Zekariya’nın kanına kadar, yeryüzünde dökülen bütün doğruların kanı üzerinize gelsin.
MAT 23:36 Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bu şeyler bu kuşağın üzerine gelecektir.”
MAT 23:37 “Ey Yeruşalem! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşa tutan Yeruşalem! Bir tavuğun civcivlerini kanatlarının altına toplaması gibi, ben de senin çocuklarını kaç kez toplamak istedim, ama siz istemediniz!
MAT 23:38 İşte, eviniz size ıssız bırakılacak.
MAT 23:39 Size şunu söyleyeyim: ‘Efendi’nin adıyla gelene övgüler olsun!’ diyeceğiniz zamana dek beni bir daha görmeyeceksiniz.”
MAT 24:1 Yeşua tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını O’na göstermek için yanına geldiler.
MAT 24:2 Yeşua onlara yanıt verip, “Tüm bu şeyleri görüyor musunuz? Size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde yıkılmadık tek taş kalmayacak!” dedi.
MAT 24:3 Yeşua Zeytin Dağı’nda otururken, öğrencileri özel olarak O’na gelip, “Söyle bize, bu şeyler ne zaman olacak?” dediler. “Gelişini ve çağın sonunu gösteren işaret ne olacak?”
MAT 24:4 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Dikkat edin, kimse sizi saptırmasın.
MAT 24:5 Çünkü birçokları, ‘Mesih benim’ diyerek benim adımla gelip birçoklarını saptıracaklar.
MAT 24:6 Savaşları ve savaş söylentilerini duyacaksınız. Sakın rahatsız olmayın! Çünkü tüm bunların olması gerek, ama henüz daha son değildir.
MAT 24:7 Çünkü ulus ulusa, krallık krallığa karşı gelecek, yer yer kıtlıklar, salgın hastalıklar ve depremler olacak.
MAT 24:8 Bütün bu şeyler doğum sancılarının başlangıcıdır.”
MAT 24:9 “Sonra sizi sıkıntıya teslim edecekler, öldürecekler. Adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek.
MAT 24:10 O zaman birçok kişi tökezleyecek, birbirini teslim edecek, birbirlerinden nefret edecek.
MAT 24:11 Birçok sahte peygamber ortaya çıkacak ve birçoklarını saptıracak.
MAT 24:12 Kötülük artacağı için, birçoklarının sevgisi soğuyacak.
MAT 24:13 Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.
MAT 24:14 Göksel krallığın bu Müjdesi uluslara tanıklık için tüm dünyada duyurulacak ve son o zaman gelecektir.”
MAT 24:15 “Bu nedenle, Peygamber Daniel’in bildirdiği yıkıcı iğrenç şeyin kutsal yerde dikildiğini gördüğünüzde -okuyan anlasın-
MAT 24:16 o zaman Yahudiye’de bulunanlar dağa kaçsın.
MAT 24:17 Damda olan, evindeki eşyaları çıkarmak için aşağı inmesin.
MAT 24:18 Tarlada olan, giysisini almak için geri dönmesin.
MAT 24:19 O günlerde gebe olan, çocuk emziren annelerin vay haline!
MAT 24:20 Dua edin ki, kaçışınız kışın ya da bir Şabat'ta olmasın,
MAT 24:21 çünkü o dönemde büyük bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından şimdiye dek böylesi olmamıştır, bundan sonra da hiç olmayacaktır.
MAT 24:22 O günler kısaltılmasaydı, hiçbir beden kurtulamazdı. Ama seçilmişlerin hatırına o günler kısaltılacaktır.”
MAT 24:23 “Eğer o zaman, biri size, ‘İşte, Mesih burada!’ ya da ‘İşte şurada!’ derse, buna inanmayın.
MAT 24:24 Çünkü sahte mesihler ve sahte peygamberler ortaya çıkacak ve insanları saptırmak için büyük belirtiler ve harikalar gösterecekler. Mümkün olsa seçilmiş olanları bile saptıracaklar.”
MAT 24:25 “İşte, size önceden söylüyorum.”
MAT 24:26 “Bunun için size, ‘İşte, Mesih çölde’ derlerse, çıkmayın; ya da ‘İşte, iç odalarda’ derlerse inanmayın.
MAT 24:27 Çünkü şimşek doğudan çakıp batıya kadar bile göründüğü gibi, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.
MAT 24:28 Çünkü leş neredeyse, akbabalar orada toplanacak.”
MAT 24:29 “O günlerin sıkıntısından hemen sonra güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek, yıldızlar gökten düşecek ve göksel güçler sarsılacak.
MAT 24:30 Sonra İnsanoğlu’nun işareti gökte görünecek. O zaman yeryüzündeki bütün halklar yas tutacak. İnsanoğlu’nun göğün bulutları üzerinde güç ve büyük görkemle geldiğini görecekler.
MAT 24:31 Büyük bir boru sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O’nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dört rüzgârdan toplayacaklar.”
MAT 24:32 “Şimdi, incir ağacıyla ilgili şu benzetmeyi öğrenin! Dalları yumuşayıp yaprak verdiğinde, yazın yakın olduğunu bilirsiniz.
MAT 24:33 Siz de bütün bu şeyleri gördüğünüzde, İnsanoğlu’nun yakın olduğunu, hatta kapıda olduğunu bilin.
MAT 24:34 Size doğrusunu söyleyeyim, bu kuşak bütün bunlar gerçekleşmeden geçmeyecektir.
MAT 24:35 Gök ve yer geçecek, ama benim sözlerim geçmeyecektir.”
MAT 24:36 “Ama o günü ve saati, gökteki melekler bile bilmez, yalnız Babam’dan başka kimse bilmez.
MAT 24:37 Noa’nın günlerinde nasıl idiyse, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.
MAT 24:38 Çünkü, Noa’nın gemiye girdiği güne dek, tufandan önceki günlerde, insanlar yiyip içiyorlar, evleniyor ve evlendiriliyorlardı.
MAT 24:39 Tufan gelip hepsini alıp götürünceye dek bilmiyorlardı. İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacak.
MAT 24:40 O zaman tarlada iki adam olacak: Biri alınacak, diğeri bırakılacak.
MAT 24:41 Değirmende öğüten iki kadın olacak: Biri alınacak, diğeri bırakılacak.
MAT 24:42 O halde uyanık kalın! Efendiniz’in hangi saatte geleceğini bilemezsiniz.
MAT 24:43 Ama şunu bilin ki, evin sahibi hırsızın gecenin hangi saatinde geleceğini bilseydi, uyanık kalır ve evinin soyulmasına izin vermezdi.
MAT 24:44 Bu nedenle siz de hazır olun! Çünkü İnsanoğlu beklemediğiniz bir saatte gelecektir.”
MAT 24:45 “Efendisinin, onlara yiyeceklerini zamanında vermek için kendi evinin üzerine koyduğu sadık ve bilge hizmetkâr kimdir?
MAT 24:46 Efendisinin geldiği zaman böyle yapmakta bulduğu o hizmetkâra ne mutlu!
MAT 24:47 Size doğrusunu söyleyeyim, efendisi sahip olduğu her şeyin üzerine onu koyacaktır.
MAT 24:48 Ama o kötü hizmetkâr içinden, ‘Efendim’in gelişi gecikiyor’ deyip,
MAT 24:49 öteki hizmetkâr arkadaşlarını dövmeye başlarsa, sarhoşlarla birlikte yiyip içerse,
MAT 24:50 o hizmetkârın efendisi beklemediği bir saatte ve bilmediği bir günde gelecek.
MAT 24:51 onu parça parça edecek ve onun payını ikiyüzlülerle atayacaktır. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
MAT 25:1 “O zaman Göğün Krallığı, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan el değmemiş on kız gibi olacak.
MAT 25:2 Bu kızların beşi akılsız, beşi akıllıydı.
MAT 25:3 Akılsızlar kandillerini aldıklarında yanlarına yağ almadılar.
MAT 25:4 Ama akıllılar ise kandilleriyle birlikte kaplarına yağ aldılar.
MAT 25:5 Güvey geç kalınca, hepsini uyku bastı ve uyudular.
MAT 25:6 Ancak gece yarısı, ‘İşte! güvey geliyor! Onu karşılamaya çıkın!’ diyen bir bağrış oldu.
MAT 25:7 O zaman bütün el değmemiş kızlar kalkıp kandillerini tazelediler.
MAT 25:8 Akılsızlar akıllılara, ‘Kandillerimiz sönüyor, bize biraz yağınızdan verin’ dedi.
MAT 25:9 Ama akıllılar onlara şöyle dediler: ‘Ya size ve bize yetmezse? Siz en iyisi satıcılara gidip kendiniz için satın alın.’
MAT 25:10 Onlar almaya giderken güvey geldi. Hazır olanlar onunla birlikte düğün ziyafetine girdiler ve kapı kapandı.
MAT 25:11 Sonra diğer el değmemiş kızlar da gelip, ‘Efendimiz, efendimiz, bize kapıyı aç’ dediler.
MAT 25:12 Ama güvey, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum’ diye yanıtladı.
MAT 25:13 Bu nedenle uyanık kalın. Çünkü İnsanoğlu’nun geleceği o günü ve saati bilmiyorsunuz.”
MAT 25:14 “Çünkü bu, başka bir ülkeye giden bir adamın, hizmetkârlarını çağırıp mallarını onlara emanet etmesine benzer.
MAT 25:15 Adam, her birine kendi yeteneğine göre, birine beş, birine iki, birine bir talant verdi. Sonra yolculuğa çıktı.
MAT 25:16 Beş talant alan hemen gidip onlarla ticaret yaptı ve beş talant daha kazandı.
MAT 25:17 Aynı şekilde, iki alan da iki talant daha kazandı.
MAT 25:18 Ama bir talant alan gidip toprağı kazdı ve efendisinin parasını sakladı.”
MAT 25:19 “Uzun zaman sonra bu hizmetkârların efendisi geri döndü, onlarla hesaplaştı.
MAT 25:20 Beş talant alan beş talant daha getirip, ‘Efendim, bana beş talant teslim etmiştin; işte, beş talant daha kazandım.’ dedi.”
MAT 25:21 “Efendisi ona, ‘Aferin, iyi ve sadık hizmetkâr’ dedi. Sen az şeyde sadık olduğunu gösterdin, ben de seni çok şeyin üzerine koyacağım. Efendinin şenliğine gir.’”
MAT 25:22 “İki talant alan da geldi ve ‘Efendim, bana iki talant teslim etmiştin; işte, iki talant daha kazandım’ dedi.”
MAT 25:23 “Efendisi ona, ‘Aferin, iyi ve sadık hizmetkâr’ dedi. Sen az şeyde sadık olduğunu gösterdin, ben de seni büyük şeylerin üzerine koyacağım. Efendinin şenliğine gir.’”
MAT 25:24 “Sonra bir talant alan da geldi. ‘Efendimiz, senin sert bir adam olduğunu, ekmediğin yerden biçtiğini, harman savurmadığın yerden devşirdiğini biliyordum.
MAT 25:25 Korktum, gidip verdiğin talantı toprağa gömdüm. İşte, senin olan sende’ dedi.”
MAT 25:26 “Ancak efendisi ona yanıt verip dedi, ‘Seni kötü ve tembel hizmetkâr. Ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi biliyordun.
MAT 25:27 Bu nedenle, paramı bankacılara yatırmalıydın, geldiğimde kendiminkini faiziyle geri alırdım.
MAT 25:28 Bu nedenle, elindeki talantı alın ve on talantı olana verin.
MAT 25:29 Çünkü kimde varsa ona verilecek bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacaktır.
MAT 25:30 Şu yararsız köleyi, ağlayış ve diş gıcırtısının olduğu, dış karanlığa atın.’”
MAT 25:31 “Ancak İnsanoğlu görkem içinde bütün kutsal melekleriyle birlikte geldiğinde, o zaman görkemli tahtına oturacak.
MAT 25:32 Bütün uluslar O’nun önünde toplanacak. O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, onları birbirinden ayıracak.
MAT 25:33 Koyunları sağına, keçileri soluna koyacak.
MAT 25:34 O zaman Kral sağındakilere, ‘Gelin, Babam’ın kutsadıkları, dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan krallığı miras alın.
MAT 25:35 Çünkü acıkmıştım bana yiyecek verdiniz. Susamıştım bana içecek verdiniz. Yabancıydım beni içeri aldınız.
MAT 25:36 Çıplaktım beni giydirdiniz. Hastaydım beni ziyaret ettiniz. Hapisteydim yanıma geldiniz’ diyecek.”
MAT 25:37 “O zaman doğru kişiler, ‘Efendimiz, ne zaman seni aç görüp doyurduk, ya da susuz görüp su içirdik?
MAT 25:38 Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplaktın giydirdik?
MAT 25:39 Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?’ deyip yanıtlayacaklar.”
MAT 25:40 “Kral onlara şöyle yanıt verecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, çünkü bu kardeşlerimin en küçüklerinden birisi için yaptınız, benim için yapmış oldunuz.’
MAT 25:41 O zaman solundakilere şöyle diyecek: ‘Benim yanımdan Şeytan ve melekleri için hazırlanmış olan ebedi ateşe gidin ey lanetliler.
MAT 25:42 Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz. Susamıştım bana içecek vermediniz.
MAT 25:43 Yabancıydım, beni içeri almadınız. Çıplaktım, beni giydirmediniz. Hastaydım, hapisteydim, beni ziyaret etmediniz.’”
MAT 25:44 “O zaman onlar da, ‘Efendimiz, biz seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de sana yardım etmedik?’ diye yanıt verecekler.”
MAT 25:45 “O zaman onlara yanıt verip diyecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, çünkü bu en küçüklerinden birisi için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz.
MAT 25:46 Bunlar ebedi azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.”
MAT 26:1 Yeşua bütün bu sözleri bitirdikten sonra öğrencilerine,
MAT 26:2 “İki gün sonra Pesah geliyor ve İnsanoğlu’nun çarmıha gerilmek üzere ele verileceğini biliyorsunuz” dedi.
MAT 26:3 O zaman başkâhinler, yazıcılar ve halkın ihtiyarları, Kayafa denen başkâhinin avlusunda toplandılar.
MAT 26:4 Yeşua’yı hileyle tutuklayıp öldürmek için birlikte öğütleştiler.
MAT 26:5 Ama, “Halk arasında bir kargaşa çıkmasın diye bayramda olmasın” dediler.
MAT 26:6 Yeşua Beytanya’da, cüzamlı Simon’un evindeyken,
MAT 26:7 yanına bir kadın geldi. Kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, güzel kokulu bir yağ getirmişti. Yeşua sofrada otururken, kadın bu yağı O’nun başına döktü.
MAT 26:8 Ama öğrencileri bunu görünce kızdılar, “Nedir bu israf?” dediler.
MAT 26:9 “Çünkü bu yağ çok pahalıya satılıp, parası yoksullara verilebilirdi.”
MAT 26:10 Ancak Yeşua bunu bilerek onlara, “Kadını neden rahatsız ediyorsunuz? Benim için iyi bir iş yaptı.
MAT 26:11 Çünkü yoksullar hep sizinle birlikteler, ama ben hep yanınızda değilim.
MAT 26:12 Çünkü kadın, bu değerli yağı bedenimin üzerine dökerek, beni gömülmeye hazırlamak için bunu yaptı.
MAT 26:13 Size doğrusunu söyleyeyim, bu Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anısına söylenecektir.”
MAT 26:14 O zaman Onikiler’den biri -adı Yahuda İskariyot olan- başkâhinlere gitti.
MAT 26:15 “Eğer O'nu size teslim edersem bana ne verirsiniz?” dedi. Böylece onun için otuz gümüş tarttılar.
MAT 26:16 O zamandan itibaren Yeşua’ya ihanet etmek için fırsat arıyordu.
MAT 26:17 Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü, öğrenciler Yeşua’ya gelip, “Pesah'ı yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?” dediler.
MAT 26:18 Yeşua, “Kentte girip şu kişiye gidin ve ona şöyle deyin, ‘Öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. Pesah'ı öğrencilerimle birlikte senin evinde tutacağım.’”
MAT 26:19 Öğrenciler, Yeşua’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar ve Pesah'ı hazırladılar.
MAT 26:20 Akşam olunca, Yeşua on iki öğrenciyle birlikte sofraya oturdu.
MAT 26:21 Yemek yerlerken, “Size doğrusunu derim ki, sizden biri bana ihanet edecek” dedi.
MAT 26:22 Bunu duyduklarına çok kederlendiler ve her biri O’na, “Ben değilim değil mi, Efendimiz?” diye sormaya başladılar.
MAT 26:23 Yeşua, “Benimle birlikte elini tabağa daldıran bana ihanet edecektir” dedi.
MAT 26:24 “İnsanoğlu, kendisi hakkında yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na kendisi aracılığıyla ihanet eden o adamın vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.”
MAT 26:25 Ona ihanet eden Yahuda, “Ben miyim, Rabbuni?” diye yanıt verdi. Ona, “Sen söyledin” dedi.
MAT 26:26 Onlar yemek yerken Yeşua eline ekmek aldı, onun için şükredip ekmeği parçaladı. Öğrencilerine verip şöyle dedi: “Alın, yiyin; bu benim bedenimdir.”
MAT 26:27 Kâseyi aldı, şükredip onlara vererek, “Hepiniz bundan için.
MAT 26:28 Çünkü bu, günahların bağışlanması için birçokları uğruna dökülen Yeni Antlaşma kanıdır.
MAT 26:29 Ama size şunu söyleyeyim, Babam’ın Krallığı'nda sizinle birlikte taze olarak içeceğim o güne dek asmanın bu ürününden artık içmeyeceğim” dedi.
MAT 26:30 Bir ilahi söyledikten sonra Zeytin Dağı’na çıktılar.
MAT 26:31 O zaman Yeşua onlara: “Bu gece hepiniz benim yüzümden tökezleyip düşeceksiniz” dedi. “Çünkü ‘Çobanı vuracağım ve sürünün koyunları dağılacak’ yazılmıştır.
MAT 26:32 Ama ben diriltildikten sonra, sizden önce Galile’ye gideceğim.”
MAT 26:33 Ama Petrus O’na yanıt verip, “Senin yüzünden herkes tökezlese bile, ben asla tökezlemem” dedi.
MAT 26:34 Yeşua ona, “Sana doğrusu söyleyeyim, bu gece horoz ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin” dedi.
MAT 26:35 Petrus O’na, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile, seni inkâr etmeyeceğim” dedi. Öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söyledi.
MAT 26:36 O zaman Yeşua öğrencileriyle birlikte Getsemani adlı bir yere geldi. Öğrencilerine, “Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun” dedi.
MAT 26:37 Petrus’u ve Zebedi’nin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başladı.
MAT 26:38 Sonra onlara, “Canım ölüm derecesinde çok kederli. Burada kalın ve benimle birlikte uyanık durun” dedi.
MAT 26:39 Biraz ileri gidip, yüzüstü yere kapandı. Şöyle dua etti: “Baba, mümkünse bu kâse benden geçsin. Yine de, benim isteğim değil, senin isteğin olsun.”
MAT 26:40 Öğrencilerine geldi ve onları uyurken buldu. Petrus’a, “Benimle birlikte bir saat bile uyanık duramadınız mı?
MAT 26:41 Uyanık durup dua edin ki, ayartıya düşmeyesiniz. Gerçi Ruh isteklidir, ama beden zayıftır” dedi.
MAT 26:42 Yeşua ikinci kez gidip şöyle dua etti: “Baba, eğer ben içmeden bu kâse benden geçemeyecek ise, senin isteğin olsun.”
MAT 26:43 Yine geldi ve onları uyurken buldu. Gözleri ağırlaşmıştı.
MAT 26:44 Onların yanlarından yine ayrıldı, aynı sözleri söyleyerek üçüncü kez dua etti.
MAT 26:45 O zaman öğrencilerin yanına gelerek, “Hâlâ uyuyor ve dinleniyor musunuz? İşte, saat yaklaştı ve İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.
MAT 26:46 Kalkın, gidelim. İşte, bana ihanet eden yaklaştı.”
MAT 26:47 O daha konuşurken, işte, Onikiler’den biri olan Yahuda gedi. Onunla birlikte başkâhinler, halkın ihtiyarları, kılıçlarla sopalarla büyük bir kalabalık da geldi.
MAT 26:48 Yeşua’ya ihanet eden Yahuda, “Kimi öpersem, Yeşua O’dur. O’nu tutuklayın” diye onlara işaret vermişti.
MAT 26:49 Hemen Yeşua’ya gelip, “Selam, Rabbuni!” dedi ve O’nu öptü.
MAT 26:50 Yeşua ona, “Arkadaş, neden buradasın?” dedi. O zaman onlar gelip Yeşua’nın üzerine elllerini koydular ve O'nu tuttular.
MAT 26:51 İşte, Yeşua’yla birlikte olanlardan biri, elini uzatıp kılıcını çekti ve başkâhinin hizmetkârının kulağını kesti.
MAT 26:52 Sonra Yeşua ona, “Kılıcını yerine koy, çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla ölecek.
MAT 26:53 Yoksa Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? O da bana on iki tümenden fazla melekleri şimdi bile gönderirdi.
MAT 26:54 O zaman böyle olması gerekir diyen Kutsal Yazılar nasıl yerine gelir?” dedi.
MAT 26:55 O saatte Yeşua kalabalığa şöyle dedi: “Bir hayduta karşıymış gibi kılıçlarla ve sopalarla beni yakalamaya mı geldiniz? Her gün tapınakta oturup öğretiyordum, beni tutuklamadınız.
MAT 26:56 Ama bütün bunlar, peygamberlerin yazıları yerine gelsin diye oldu.” O zaman bütün öğrenciler Yeşua’yı bırakıp kaçtı.
MAT 26:57 Yeşua’yı tutmuş olanlar, O'nu yazıcılar ve ihtiyarların da toplanmış oldukları Başkâhin Kayafa’ya götürdüler.
MAT 26:58 Ama Petrus başkâhinin avlusuna kadar Yeşua’yı uzaktan takip etti. Sonucu görmek için içeri girip nöbetçilerle birlikte oturdu.
MAT 26:59 Başkâhinler, ihtiyarlar ve bütün kurul, Yeşua’yı öldürebilmek için O’na karşı yalancı tanık aradılar.
MAT 26:60 Ama bulamadılar. Birçok yalancı tanık öne çıkmasına rağmen bulamadılar. Sonunda iki yalancı tanık öne çıktı.
MAT 26:61 Onlar şöyle dedi: “Bu adam, ‘Tanrı’nın tapınağını yıkıp üç günde onu yeniden yapabilirim’ dedi.”
MAT 26:62 Başkâhin ayağa kalkıp Yeşua’ya, “Hiç yanıtın yok mu? Nedir bunların sana karşı ettikleri bu tanıklıklar?”
MAT 26:63 Yeşua sessiz kaldı. Başkâhin ise O’na, “Yaşayan Tanrı aracılığıyla sana ant içtiriyorum, söyle bize, sen Tanrı’nın Oğlu Mesih misin?”
MAT 26:64 Yeşua ona, “Sen söylemiş oldun. Yine de size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.”
MAT 26:65 Bunun üzerine başkâhin giysilerini yırtarak şöyle dedi: “Küfretti! Artık daha fazla tanıklara niye ihtiyacımız olsun? İşte, O’nun küfrünü duyduk.
MAT 26:66 Buna ne dersiniz?” “Ölümü hakketti!” diye yanıtladılar.
MAT 26:67 O zaman yüzüne tükürüp O’nu yumrukladılar. Kimileri de O’nu tokatlayıp,
MAT 26:68 “Haydi, bize peygamberlik et ey Mesih! Sana kim vurdu?” dediler.
MAT 26:69 Petrus dışarıda avluda oturuyordu ve bir hizmetçi kız ona gelip, “Sen de Galileli Yeşua’yla birlikteydin!” dedi.
MAT 26:70 Ama Petrus onların önünde, “Neden bahsettiğini bilmiyorum” diyerek bunu inkâr etti.
MAT 26:71 Avlu kapısının önüne çıktığında, başka biri orada bulunanlara, “Bu adam da Nasıralı Yeşua’yla birlikteydi” dedi.
MAT 26:72 Yine Petrus, “Bu adamı tanımıyorum” diye ant içerek inkâr etti.
MAT 26:73 Kısa bir süre sonra yanında duranlar gelip Petrus’a, “Gerçekten sen de onlardansın, çünkü konuşman seni tanıtıyor” dediler.
MAT 26:74 O zaman Petrus lanet ederek, “Bu adamı tanımıyorum!” diye ant içmeye başladı. Hemen horoz öttü.
MAT 26:75 Petrus, Yeşua’nın kendisine söylemiş olduğu şu sözü hatırladı: “Horoz ötmeden önce sen beni üç kez inkâr edeceksin.” O zaman dışarı çıktı ve acı acı ağladı.
MAT 27:1 Sabah olunca, bütün başkâhinler ve halkın ihtiyarları Yeşua’yı öldürmek için O'na karşı öğütleştiler.
MAT 27:2 O'nu bağladılar, götürüp Vali Pontius Pilatus’a teslim ettiler.
MAT 27:3 O zaman Yeşua’ya ihanet eden Yahuda, O’nun mahkûm edildiğini görünce pişman oldu ve otuz parça gümüşü başkâhinlere ve ihtiyarlara geri getirip şöyle dedi,
MAT 27:4 “Ben suçsuz kana ihanet ederek günah işledim.” Ama onlar, “Bundan bize ne? Bunu sen düşün” dediler.
MAT 27:5 Yahuda gümüş paraları tapınağın içine atıp gitti. Sonra da gidip kendini astı.
MAT 27:6 Başkâhinler gümüş paraları alıp, “Kan bedeli olduğu için bunları tapınak hazinesine koymak yasaya uygun değildir” dediler.
MAT 27:7 Öğütleşip yabancıları içine gömmek üzere bunlarla Çömlekçi Tarlası’nı satın aldılar.
MAT 27:8 Bu nedenle o tarlaya bugüne dek “Kan Tarlası” denilmiştir.
MAT 27:9 O zaman Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu: “İsrael'in çocuklarından bazılarının O’na biçtikleri değerin bedeli olarak onlar otuz parça gümüşü aldılar,
MAT 27:10 Efendi’nin bana buyurduğu gibi, çömlekçi Tarlası için verdiler.”
MAT 27:11 Yeşua valinin önünde durdu. Vali O’na “Yahudilerin Kralı sen misin?” diye sordu. Yeşua ona, “Söylediğin gibidir” dedi.
MAT 27:12 Başkâhinler ve ihtiyarlar O’nu suçlayınca hiç yanıt vermedi.
MAT 27:13 O zaman Pilatus O’na, “Sana karşı yapılan bunca tanıklığı duymuyor musun?” dedi.
MAT 27:14 Yeşua bir söz bile, hiç yanıt vermedi. Vali buna çokça hayret etti.
MAT 27:15 Her Pesah'ta vali, halkın istediği bir tutukluyu salıvermeyi adet edinmişti.
MAT 27:16 Barabba adında herkes tarafından bilinen bir tutuklu vardı.
MAT 27:17 Bu nedenle halk toplandığında Pilatus onlara, “Kimi salıvermemi istersiniz? Barabba’yı mı, yoksa Mesih denen Yeşua’yı mı?” dedi.
MAT 27:18 Çünkü O’nu kıskançlık nedeniyle kendisine teslim ettiklerini biliyordu.
MAT 27:19 Pilatus, yargı kürsüsünde otururken, karısı haber gönderip, “O doğru adamla bir işin olmasın. Çünkü bugün rüyamda O’ndan ötürü çok sıkıntı çektim” dedi.
MAT 27:20 Başkâhinler ve ihtiyarlar, Barabba’yı isteyip, Yeşua’yı mahvetmek için halkın aklını çeldiler.
MAT 27:21 Ama Vali onlara, “İkisinden hangisini size salıvermemi istersiniz?” diye sordu. “Barabba!” dediler.
MAT 27:22 Pilatus onlara, “Öyleyse Mesih denilen Yeşua’yı ne yapayım?” dedi. Hepsi ona, “Çarmıha gerilsin!” dediler.
MAT 27:23 Vali, “Neden? O ne kötülük yaptı ki?” dedi. Ama onlar, daha da çok, “Çarmıha gerilsin!” diyerek bağırdılar.
MAT 27:24 Pilatus, yapılacak bir şey olmadığını, tam tersine bir kargaşanın başladığını görünce su aldı ve kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu doğru kişinin kanından ben suçsuzum. Buna siz kendiniz bakın!”
MAT 27:25 Bütün halk, “O’nun kanı bizim ve çocuklarımızın üzerine olsun!” diye karşılık verdi.
MAT 27:26 O zaman Pilatus, onlar için Barabba’yı serbest bıraktı. Yeşua’yı ise kamçılattı ve çarmıha gerilmek üzere teslim etti.
MAT 27:27 Sonra valinin askerleri Yeşua’yı Pretoryum adı verilen vali konağına götürüp bütün taburu başına topladılar.
MAT 27:28 O’nu soyup üzerine kırmızı bir kaftan geçirdiler.
MAT 27:29 Dikenlerden bir taç örüp başına koydular, sağ eline de bir kamış tutturdular. Önünde diz çöküp, “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyerek O’nunla alay ettiler.
MAT 27:30 Üzerine tükürdüler, kamış alıp başına vurdular.
MAT 27:31 O’nunla alay ettikten sonra, kaftanı üzerinden çıkarıp, kendi giysilerini üzerine giydirdiler ve çarmıha gerilmek üzere O’nu götürdüler.
MAT 27:32 Dışarı çıktıklarında, Simon adında Kireneli bir adam buldular. Yeşua’nın çarmıhını taşısın diye yanlarında onu zorla götürdüler.
MAT 27:33 “Golgota”, yani Kafatası denilen yere geldiklerinde,
MAT 27:34 içmesi için Yeşua’ya ödle karıştırılmış ekşi şarap verdiler. Yeşua tadınca onu içmek istemedi.
MAT 27:35 O’nu çarmıha gerdikten sonra, askerler kura çekerek giysilerini kendi aralarında paylaştılar.
MAT 27:36 Ve oturup başında nöbet tuttular.
MAT 27:37 Başının üzerine, “BU, YAHUDİLER’İN KRALI YEŞUA’DIR” yazan bir suç yaftası koydular.
MAT 27:38 O zaman O’nunla birlikte biri sağında, biri solunda olmak üzere iki haydut çarmıha gerildi.
MAT 27:39 Oradan geçenler, başlarını sallayarak Yeşua’ya sövdüler,
MAT 27:40 “Ey sen, tapınağı yıkan ve onu üç günde yapan, kurtar kendini! Tanrı’nın Oğlu’ysan çarmıhtan in!” diyorlardı.
MAT 27:41 Aynı şekilde başkâhinler, yazıcılar, Ferisilerle ve ihtiyarlar da alay ederek şöyle dediler:
MAT 27:42 “Başkalarını kurtardı, ama kendini kurtaramıyor. Eğer O İsrael’in Kralı’ysa, şimdi çarmıhtan insin de, O’na iman edelim.
MAT 27:43 Tanrı’ya güveniyor. ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ diyordu. Eğer Tanrı O’nu istiyorsa şimdi kurtarsın.”
MAT 27:44 O’nunla çarmıha gerilmiş olan haydutlar da aynı şekilde O’na hakaret ettiler.
MAT 27:45 Altıncı vakitten dokuzuncu vakite kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.
MAT 27:46 Dokuzuncu vakite doğru Yeşua yüksek sesle, “Eli, Eli, lama Şevaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden bıraktın?” diye bağırdı.
MAT 27:47 Orada duranlardan bazıları bunu duyduğunda, “Bu adam Eliya’yı çağırıyor” dediler.
MAT 27:48 İçlerinden biri hemen koşup bir sünger aldı, onu sirke ile doldurup bir kamışın üzerine takıp Yeşua’ya içirdi.
MAT 27:49 Diğerleri, “Dur bakalım, Eliya O’nu kurtarmaya gelecek mi görelim” dediler.
MAT 27:50 Yeşua yine yüksek sesle bağırdı ve ruhunu verdi.
MAT 27:51 İşte, tapınağın perdesi yukarıdan aşağıya doğru ikiye ayrıldı. Yer sarsıldı ve kayalar yarıldı.
MAT 27:52 Mezarlar açıldı ve uyumuş olan birçok kutsalın cesetleri dirildi;
MAT 27:53 Yeşua’nın dirilişinden sonra bu kişiler mezarlardan çıkıp kutsal kente girdiler ve birçok insana göründüler.
MAT 27:54 Yeşua’yı bekleyen yüzbaşı ve onunla birlikte olanlar, depremi ve diğer olanları görünce, “Gerçekten bu, Tanrı’nın Oğlu’ydu!” diyerek dehşete kapıldılar.
MAT 27:55 Orada, olup bitenleri uzaktan izleyen birçok kadın vardı. Bunlar, Galile’den Yeşua’nın ardından gelip O’na hizmet etmişlerdi.
MAT 27:56 Aralarında Magdalalı Mariyam, Yakov ile Yosef’in annesi Mariyam ve Zebedi oğullarının annesi de vardı.
MAT 27:57 Akşam olunca, kendisi de Yeşua’nın öğrencisi olan Yosef adında, Aramatyalı zengin bir adam geldi.
MAT 27:58 Bu adam Pilatus’a gidip Yeşua’nın cesedini istedi. O zaman Pilatus cesedin verilmesini buyurdu.
MAT 27:59 Yosef cesedi aldı, temiz bir keten beze sardı ve kayaya oydurmuş olduğu kendi yeni mezarına onu yatırdı.
MAT 27:60 Sonra mezarın kapısına karşı büyük bir taş yuvarladı ve ayrıldı.
MAT 27:61 Magdalalı Mariyam oradaydı ve diğer Mariyam ise mezarın karşısında oturuyordu.
MAT 27:62 Ertesi gün, yani Hazırlık Günü’nden sonraki gün, başkâhinler ve Ferisiler Pilatus’un yanında toplandılar.
MAT 27:63 “Efendim, o aldatıcının daha hayattayken ne dediğini hatırlıyoruz. ‘Üç gün sonra tekrar dirileceğim’ dedi.
MAT 27:64 Bu nedenle, mezarın üçüncü güne kadar güvenlik altına alınmasını buyruk verin. Yoksa öğrencileri gece gelip cesedi çalar ve halka, ‘Ölümden dirildi’ derler. Ve böylece son aldatmaca ilkinden beter olur” dediler.
MAT 27:65 Pilatus onlara, “Sizin nöbetçiniz var, gidip mezarı yapabildiğiniz gibi güvenlik altına alın” dedi.
MAT 27:66 Böylece onlar nöbetçiyle birlikte gittiler ve mezarı güvenlik altına alıp taşı mühürlediler.
MAT 28:1 Şabat’ın ardından, haftanın ilk günü şafak sökerken, Magdalalı Mariyam ve diğer Mariyam mezarı görmeye geldiler.
MAT 28:2 İşte, büyük bir deprem oldu. Çünkü Efendi’nin bir meleği gökten indi ve gelip taşı kapıdan yuvarlayarak üzerine oturdu.
MAT 28:3 Görünüşü şimşek gibi, giysisi de kar gibi beyazdı.
MAT 28:4 Onun korkusundan nöbetçiler sarsıldılar ve ölü gibi oldular.
MAT 28:5 Melek kadınlara şöyle yanıt verdi: “Korkmayın, çarmıha gerilmiş Yeşua’yı aradığınızı biliyorum.
MAT 28:6 O burada değil, çünkü söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, Efendi’nin yattığı yeri görün.
MAT 28:7 Çabuk gidin ve öğrencilerine şöyle deyin: ‘O ölümden dirildi. İşte, sizden önce Galile’ye gidiyor; orada O’nu göreceksiniz.’ İşte, size söyledim.”
MAT 28:8 Kadınlar korku ve büyük sevinç içinde hızla mezardan ayrıldılar. Yeşua’nın öğrencilerine haberi duyurmak için koştular.
MAT 28:9 Öğrencilerine haber vermeye giderlerken, işte, Yeşua karşılarına çıktı ve onlara, “Sevinin!” dedi. Yeşua’nın ayaklarına sarılarak O’na tapındılar.
MAT 28:10 Sonra Yeşua onlara, “Korkmayın. Gidip kardeşlerime haber verin, Galile’ye gitmelerini söyleyin, beni orada görecekler” dedi.
MAT 28:11 Kadınlar yolda giderken, işte, nöbetçilerden bazıları kente giderek olan şeyleri başkâhinlere bildirdiler.
MAT 28:12 Onlar ihtiyarlarla birlikte öğütleştikten sonra sonra askerlere yüklü gümüş vererek şöyle dediler:
MAT 28:13 “Öğrencileri geceleyin gelip biz uyurken O’nun cesedini çalıp götürdüler diyeceksiniz.
MAT 28:14 Bu, valinin kulağına gidecek olursa, onu biz ikna eder ve sizi kaygılandırmayız.”
MAT 28:15 Böylece parayı aldılar ve kendilerine söylendiği gibi yaptılar. Bu söylenti bugüne dek Yahudiler arasında yayılmıştır.
MAT 28:16 On bir öğrenci Galile’ye, Yeşua’nın kendilerini gönderdiği dağa gittiler.
MAT 28:17 Yeşua’yı gördüklerinde O’nun önünde eğildiler. Ama bazıları şüphe içindeydi.
MAT 28:18 Yeşua yanlarına geldi ve onlara söyleyip dedi: “Gökte ve yerde bütün yetki bana verildi.
MAT 28:19 Gidin ve bütün ulusları öğrenci yapın; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin;
MAT 28:20 size buyurduğum her şeyi tutmalarını onlara öğretin. İşte ben, çağın sonuna dek her zaman sizinle birlikteyim.” Amin.
MAR 1:1 Tanrı Oğlu Yeşua Mesih’in Müjdesi’nin başlangıcı.
MAR 1:2 Peygamberlerde yazılı olduğu gibi, “İşte, habercimi senin önünden gönderiyorum; o senin önünde yolumu hazırlayacak.”
MAR 1:3 “Çölde haykıranın sesi, ‘Efendi’nin yolunu hazırlayın! O'nun patikalarını düzleyin’ diyor.”
MAR 1:4 Yuhanna çölde vaftiz ederek geldi ve günahların bağışı için tövbe vaftizini duyuruyordu.
MAR 1:5 Bütün Yahudiye ülkesi ve Yeruşalemliler’in hepsi ona çıkıyorlardı. Günahlarını itiraf ederek onun tarafından Yarden Irmağı’nda vaftiz ediliyorlardı.
MAR 1:6 Yuhanna deve tüyü giyinmişti, belinde deri kuşağı vardı. Çekirge ve yaban balı yerdi.
MAR 1:7 Şunu duyurup diyordu: “Benden sonra, benden daha güçlü olan geliyor. Eğilip O’nun çarıklarının bağını çözmeye ben layık değilim.
MAR 1:8 Ben sizi su içinde vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruh’la vaftiz edecektir.”
MAR 1:9 O günlerde Yeşua, Galile’nin Nasıra Kenti’nden geldi ve Yuhanna tarafından Yarden'de vaftiz edildi.
MAR 1:10 Hemen sudan çıkarak, göklerin yarıldığını ve Ruh’un güvercin gibi üzerine indiğini gördü.
MAR 1:11 Gökyüzünden, “Sen benim, kendisinden hoşnut olduğum sevgili Oğlum’sun” diyen bir ses geldi.
MAR 1:12 Ruh O’nu hemen çöle çıkardı.
MAR 1:13 Çölde kırk gün kaldı ve Şeytan tarafından denendi. Vahşi hayvanlarla birlikteydi ve melekler O’na hizmet ediyordu.
MAR 1:14 Yuhanna tutuklandıktan sonra Yeşua, Tanrı Krallığı'nın Müjdesi’ni duyurarak Galile’ye geldi.
MAR 1:15 “Zaman doldu. Tanrı’nın Krallığı yakındır! Tövbe edin ve Müjde’ye iman edin” diyordu.
MAR 1:16 Galile Denizi'nin kıyısından geçerken, Simon ile kardeşi Andreas’ı denize ağ atarken gördü. Çünkü onlar balıkçıydı.
MAR 1:17 Yeşua onlara, “Ardımdan gelin, sizi insan tutan balıkçılar yapacağım” dedi.
MAR 1:18 Hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.
MAR 1:19 Yeşua oradan biraz ilerleyince, Zebedi’nin oğulları Yakov ile kardeşi Yuhanna’yı gördü. Teknede ağlarını onarıyorlardı.
MAR 1:20 Hemen onları çağırdı. Onlar da babaları Zebedi’yi işçilerle birlikte teknede bırakıp Yeşua’nın ardından gittiler.
MAR 1:21 Kafernahum’a gittiler ve Şabat Günü Yeşua hemen havraya girip öğretmeye başladı.
MAR 1:22 O’nun öğretisine şaştılar. Çünkü onlara yazıcılar gibi değil, yetki sahibi biri gibi öğretiyordu.
MAR 1:23 O anda havralarında bulunan kirli ruhu olan bir adam, “Ey Nasıralı Yeşua, bizden ne istiyorsun?” diyerek bağırdı.
MAR 1:24 “Bizi yok etmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum: Sen Tanrı’nın Kutsalı’sın!”
MAR 1:25 Yeşua, “Sessiz ol, adamdan çık!” diyerek onu azarladı.
MAR 1:26 Kirli ruh adamı sarsıp yüksek sesle bağırarak ondan çıktı.
MAR 1:27 Hepsi şaştılar ve kendi aralarında, “Bu nedir? Yeni bir öğreti mi? Kirli ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da itaat ediyor!” dediler.
MAR 1:28 Onunla ilgili haber her yere, Galile’nin bütün bölgelerine ve çevresine yayıldı.
MAR 1:29 Havradan çıkınca, Yakov ve Yuhanna’yla birlikte hemen Simon ve Andreas’ın evine geldiler.
MAR 1:30 Simon’un kaynanası ateş içinde yatıyordu. Ondan Yeşua’ya hemen söz ettiler.
MAR 1:31 O da gelip kadını elinden tutup kaldırdı. Ateş hemen kadını terk etti, kadın da onlara hizmet etti.
MAR 1:32 Akşam üzeri, güneş battığında, hastaları ve iblise tutulmuş olanları O’na getirdiler.
MAR 1:33 Bütün kent halkı kapıda toplanmıştı.
MAR 1:34 Çeşitli hastalıklara yakalanmış birçok kişiyi iyileştirdi ve birçok iblisi kovdu. İblislerin konuşmasına izin vermedi çünkü O’nu tanıyorlardı.
MAR 1:35 Sabah erkenden, hava daha aydınlanmadan Yeşua kalkıp dışarı çıktı. Issız bir yere gidip orada dua etti.
MAR 1:36 Simon ve yanındakiler O'nu aradılar.
MAR 1:37 O’nu bulduklarında, “Herkes seni arıyor” dediler.
MAR 1:38 Yeşua onlara, “Başka yakındaki kasabalara gidelim, oralarda da duyurayım” dedi. “Çünkü ben bunun için çıktım.”
MAR 1:39 Müjde’yi havralarında duyurarak, iblisleri kovarak bütün Galile bölgesini dolaştı.
MAR 1:40 Yeşua’ya cüzamlı biri geldi. Önünde diz çökerek, “İstersen beni temizleyebilirsin” diye yalvardı.
MAR 1:41 O da merhametle elini uzatıp adama dokundu, “İsterim. Temiz ol!” dedi.
MAR 1:42 Bunu söyleyince, cüzam hemen ondan ayrıldı ve temiz oldu.
MAR 1:43 Yeşua onu sıkıca uyararak hemen yanından gönderdi.
MAR 1:44 “Sakın kimseye bir şey söyleme! Git, kendini kâhine göster ve onlara tanıklık olsun diye, temizliğin için Moşe’nin buyurduğu şeyleri sun” dedi.
MAR 1:45 Ama o dışarı çıkıp, çok şey duyurmaya, bu meseleyi yaymaya başladı. Öyle ki, Yeşua artık bir kente açıktan giremez oldu, dışarıda ıssız yerlerdeydi. Halk her yerden O’na geliyordu.
MAR 2:1 Birkaç gün sonra Yeşua tekrar Kafernahum’a geldiğinde evde olduğu duyuldu.
MAR 2:2 Bir anda o kadar çok insan toplandı ki, kapı çevresi bile kapanmıştı, onlara Tanrı sözünü söylüyordu.
MAR 2:3 O’na dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.
MAR 2:4 Kalabalık nedeniyle O’na yaklaşamayınca, bulunduğu yerin çatısını açtılar. Çatıyı bozduktan sonra üstünde felçlinin yattığı yatağı indirdiler.
MAR 2:5 Yeşua onların imanını görüp felçliye, “Oğlum, günahların bağışlandı” dedi.
MAR 2:6 Ama orada oturan yazıcılardan bazıları yüreklerinde şöyle düşündüler:
MAR 2:7 “Bu adam neden böyle konuşup küfrediyor? Günahları yalnız Tanrı'dan başka kim bağışlayabilir?”
MAR 2:8 İçlerinden geçen bu düşünceleri hemen ruhunda sezen Yeşua onlara, “Yüreğinizde neden bu şeyleri düşünüyorsunuz?
MAR 2:9 Hangisi daha kolay, felçliye, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, yatağını topla ve yürü’ demek mi?
MAR 2:10 Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye” Felçliye dedi,
MAR 2:11 “Sana söylüyorum, kalk yatağını topla, evine git”
MAR 2:12 Adam kalktı, yatağını hemen topladı ve hepsinin önünde çıktı. Herkes şaşkınlık içindeydi. Tanrı’yı yücelterek, “Böylesini hiç görmemiştik” diyorlardı.
MAR 2:13 Yeşua yine deniz kıyısına gitti. Bütün kalabalıklar O’na geliyor, O da onlara öğretiyordu.
MAR 2:14 Oradan geçerken, vergi toplama yerinde oturan Alfay oğlu Levi’yi gördü. Ona “Ardımdan gel” dedi. O da kalkıp O'nun ardından gitti.
MAR 2:15 Onun evinde sofrada oturuyordu, birçok vergi görevlisi ve günahkâr Yeşua'yla ve öğrencileriyle sofraya oturmuştu. Çünkü çok kişi vardı, O’nun ardınca gidiyorlardı.
MAR 2:16 Yazıcılar ve Ferisiler, O’nun günahkârlarla ve vergi görevlileriyle birlikte yemek yediğini görünce, öğrencilerine, “Niçin vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yiyip içiyor?” dediler.
MAR 2:17 Yeşua bunu duyunca onlara şöyle dedi: “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var. Ben doğruları değil, günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”
MAR 2:18 Yuhanna’nın öğrencileri ve Ferisiler oruç tutuyorlardı. Onlar Yeşua’ya gelip, “Yuhanna’nın ve Ferisiler’in öğrencileri oruç tutarken neden senin öğrencilerin oruç tutmuyor?” diye sordular.
MAR 2:19 Yeşua onlara, “Güvey yanlarındayken davetliler oruç tutabilirler mi?” dedi. “Güvey yanlarında olduğu sürece oruç tutamazlar!
MAR 2:20 Ama güveyin onlardan alınacağı günler gelecek ve onlar o zaman, o gün oruç tutacaklar.
MAR 2:21 Hiç kimse eski bir giysiye yeni kumaş parçası dikmez. Yoksa yama çeker, yenisi eskisinden kopar, yırtık daha beter olur.
MAR 2:22 Hiç kimse yeni şarabı eski şarap tulumlarına koymaz; yoksa şarap tulumları patlatır, şarap da tulumlar da mahvolur. Yeni şarabı ancak yeni şarap tulumlarına koyarlar”
MAR 2:23 Bir Şabat Günü Yeşua ekin tarlalarından geçiyordu. Öğrencileri giderken başakları koparmaya başladılar.
MAR 2:24 Ferisiler Yeşua’ya, “Bak, Şabat Günü yasak olanı neden yapıyorlar?” dediler.
MAR 2:25 Yeşua onlara, “David’le yanındakiler aç ve muhtaç kaldıklarında, David’in ne yaptığını, hiç okumadınız mı?” dedi.
MAR 2:26 “Başkâhin Aviyatar’ın zamanında David Tanrı’nın evine nasıl girdi? Kâhinlerden başkasının yemesi yasak olan sergi ekmeklerini yedi ve yanındakilere de verdi.”
MAR 2:27 Onlara şöyle dedi: “İnsan Şabat için değil, Şabat insan için yapıldı.
MAR 2:28 Bu nedenle İnsanoğlu Şabat'ın da Efendisi’dir.”
MAR 3:1 Yeşua yine havraya girdi ve orada eli sakat bir adam vardı.
MAR 3:2 Bazıları O’nu suçlamak için Şabat Günü hastayı iyileştirip iyileştirmeyeceğini gözlüyorlardı.
MAR 3:3 Yeşua eli sakat olan adama, “Ayağa kalk” dedi.
MAR 3:4 Orada bulunanlara şöyle dedi: “Şabat Günü iyilik yapmak mı yoksa kötülük yapmak mı yasaya uygundur? Hayat kurtarmak mı yoksa öldürmek mi?” Ama onlar sessiz kaldılar.
MAR 3:5 Onlara öfkeyle baktı. Çünkü yüreklerinin katılığı O’nu kederlendirmişti. Adama, “Elini uzat” dedi. Uzattı ve eli eski haline dönüp diğer eli gibi sağlam oldu.
MAR 3:6 Ferisiler dışarı çıktı ve Hirodes yanlılarıyla O’nu hemen nasıl yok edebilecekleri üzerine gizlice anlaştılar.
MAR 3:7 Yeşua, öğrencileriyle birlikte deniz kıyısına çekildi; Galile’den, Yahudiye’den,
MAR 3:8 Yeruşalem’den, İdumeya’dan, Yarden'in ötesinden ve Sur ve Sayda çevresinden büyük bir kalabalık O’nun ardından gitti. Yaptığı büyük işleri duyanlar O’na geldi.
MAR 3:9 Yeşua, kalabalıktan dolayı kendisini sıkıştırmasınlar diye, öğrencilerine kendi yanında küçük bir tekne bekletmelerini söyledi.
MAR 3:10 Çünkü birçoklarını iyileştirmiş olduğu için türlü türlü hastalıklara yakalanmış olanlar O’na dokunmak için akın ediyorlardı.
MAR 3:11 Kirli ruhlar O’nu gördüklerinde önünde yere kapanıp, “Sen Tanrı’nın Oğlu’sun!” diye haykırıyorlardı.
MAR 3:12 Yeşua kendisini belli etmesinler diye onları sıkı sıkıya uyardı.
MAR 3:13 Yeşua dağa çıktı ve istediği kişileri yanına çağırdı. Onlar da yanına gittiler.
MAR 3:14 Kendisiyle birlikte olsunlar, onları sözü duyurmaya göndersin,
MAR 3:15 hastalıkları iyileştirme ve iblisleri kovma yetkisine sahip olsunlar diye on iki kişiyi atadı:
MAR 3:16 Petrus adını verdiği Simon,
MAR 3:17 Gökgürültüsü Oğulları adını verdiği Zebedi’nin oğulları Yakov ve Yuhanna,
MAR 3:18 Andreas, Filipus, Bartalmay, Matta, Tomas, Alfay oğlu Yakov, Taday, Yurtsever Simon,
MAR 3:19 ve Yeşua’ya ihanet eden Yahuda İskariot. Yeşua sonra bir eve girdi.
MAR 3:20 Öyle büyük bir kalabalık toplandı ki, Yeşua’yla öğrencileri yemek bile yiyemediler.
MAR 3:21 Arkadaşları bunu duyunca, “O çıldırmış” diyerek O’nu tutmaya geldiler.
MAR 3:22 Yeruşalem’den gelen yazıcılar, “O’nda Baalzevul var” dediler, “İblisleri iblislerin önderiyle kovuyor.”
MAR 3:23 Yeşua yazıcıları yanına çağırıp onlara benzetmelerle şöyle dedi: “Şeytan, Şeytan’ı nasıl kovar?
MAR 3:24 Bir krallık kendi içinde bölünürse, o krallık ayakta kalamaz.
MAR 3:25 Bir ev kendi içinde bölünürse, o ev ayakta kalamaz.
MAR 3:26 Şeytan da kendine başkaldırmış ve bölünmüşse, artık ayakta kalamaz; sonu gelmiştir.
MAR 3:27 Önce güçlü adamı bağlamadan, hiç kimse güçlü adamın evini soymak için içeri giremez. Bağladıktan sonra evini soyar.”
MAR 3:28 “Size doğrusunu söyleyeyim, insan soyunun bütün günahları ve ettiği bütün küfürler bağışlanacaktır.
MAR 3:29 Ama her kim Kutsal Ruh’a küfrederse asla bağışlanmayacak, ebedi mahkumiyete uğrayacaktır.”
MAR 3:30 Çünkü onlar, “O'nda kirli bir ruh var” demişlerdi.
MAR 3:31 Annesiyle kardeşleri geldi, dışarıda durup O’nu çağırmaları için haber gönderdiler.
MAR 3:32 Kalabalık çevresinde oturuyordu ve ona, “İşte, annen, erkek kardeşlerin ve kız kardeşlerin dışarıda seni arıyorlar” dediler.
MAR 3:33 Yeşua onlara, “Kimdir annem ve erkek kardeşlerim?” diye karşılık verdi.
MAR 3:34 Etrafında oturanlara bakarak, “İşte, annem ve erkek kardeşlerim!
MAR 3:35 Çünkü Tanrı’nın isteğini kim yerine getirirse, erkek kardeşim, kız kardeşim ve annem odur” dedi.
MAR 4:1 Yeşua yine deniz kıyısında öğretmeye başladı. Büyük bir kalabalık çevresinde toplandı. Bu nedenle denizde bir tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık deniz kıyısında karadaydı.
MAR 4:2 Onlara benzetmelerle birçok şey öğretti. Öğretirken şöyle dedi:
MAR 4:3 “Dinleyin! İşte, çiftçi tohum ekmek için dışarı çıktı.
MAR 4:4 Ekerken, bazı tohumlar yol kenarına düştü ve kuşlar gelip onları yuttular.
MAR 4:5 Diğerleri, toprağı az kayalık yere düştü. Toprak derin olmadığı için hemen filizlendi.
MAR 4:6 Ancak güneş doğduğunda kavruldular ve kök salamadıkları için kuruyup gittiler.
MAR 4:7 Bazıları dikenler arasına düştü. Dikenler büyüyüp filizleri boğdu ve ürün vermedi.
MAR 4:8 Diğerleri iyi toprağa düştü. Büyüyüp çoğalarak ürün verdi. Kimisi otuz, kimisi altmış, kimisi de yüz kat ürün verdi.
MAR 4:9 İşitecek kulağı olan işitsin” dedi.
MAR 4:10 Onikiler’le birlikte olan çevresindekiler Yeşua’yla yalnız kalınca, O’na benzetmelerin anlamını sordular.
MAR 4:11 Onlara şöyle dedi: “Size Tanrı Krallığı’nın sırrı verildi, ama dışarıdakilere her şey benzetmelerle olur.
MAR 4:12 Şöyle ki, ‘Baksınlar ama görmesinler, duysunlar ama anlamasınlar, öyle ki, dönüp bağışlanmasınlar.’”
MAR 4:13 Onlara, “Siz bu benzetmeyi anlamıyor musunuz? O zaman bütün benzetmeleri nasıl anlayacaksınız?
MAR 4:14 Çiftçi sözü eker.
MAR 4:15 Sözün ekildiği yerde, yol kenarında olanlar şunlardır; duydukları zaman Şeytan hemen gelir, onlarda ekilmiş olan sözü alıp götürür.
MAR 4:16 Aynı şekilde, kayalık yerlere ekilenler şunlardır, sözü duydukları zaman onu hemen sevinçle kabul ederler.
MAR 4:17 Kendilerinde kök yoktur, ancak kısa ömürlüdürler. Sözden dolayı sıkıntı yada zulüm olunca hemen tökezlerler.
MAR 4:18 Diğerleri dikenler arasına ekilen tohumlardır. Sözü işitmesine işitirler.
MAR 4:19 Ancak bu çağın kaygıları, zenginliğin aldatıcılığı ve diğer şeylerin arzuları araya girip sözü boğar ve ürün vermesine engel olur.
MAR 4:20 İyi toprağa ekilenler ise, sözü işitip kabul eden, kimi otuz, kimi altmış, kimi yüz kat ürün verenlerdir.”
MAR 4:21 Onlara şöyle dedi: “Kandil, sepetin ya da yatağın altına koymak için mi getirilir? Kandilliğe koymak için değil mi?
MAR 4:22 Çünkü gizli olan ne varsa bilinmek üzere gizlenmiştir; saklı olan ne varsa ışığa getirilmek üzere saklanmıştır.
MAR 4:23 İşitecek kulağı olan işitsin.”
MAR 4:24 Onlara, “İşittiklerinize dikkat edin. Hangi ölçekle ölçerseniz, o ölçekle ölçüleceksiniz. İşitene daha çok verilecektir.
MAR 4:25 Çünkü kimde varsa, ona daha fazlası verilecek ve kimde yoksa, sahip olduğu bile kendisinden alınacaktır” dedi.
MAR 4:26 “Tanrı’nın Krallığı, toprağa tohum saçan bir adama benzer.
MAR 4:27 Gece olunca uyur gündüz olunca kalkar. Kendisi nasıl olduğunu bilmez, tohum filizlenir ve büyür” dedi.
MAR 4:28 “Çünkü toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonra başağı dolduran taneyi verir.
MAR 4:29 Ürün olgunlaşınca hemen orağı vurur, çünkü hasat gelmiştir.”
MAR 4:30 “Tanrı’nın Krallığı'nı neye benzetelim, ya da hangi benzetmeyle örnek verelim?
MAR 4:31 Hardal tohumuna benzer, hardal tohumu yeryüzünde toprağa ekilen en küçük tohum olmasına karşın,
MAR 4:32 ekildikten sonra büyür, bütün sebzelerden daha büyük olur, büyük dallar salar; öyle ki, gökteki kuşlar onun gölgesinde barınabilir.”
MAR 4:33 Bu gibi birçok benzetmelerle duyabilecekleri kadar sözü onlara söylerdi.
MAR 4:34 Benzetme olmadan onlara söylemezdi. Ama kendi öğrencilerine ayrı olarak her şeyi açıklardı.
MAR 4:35 O gün akşam olunca öğrencilerine, “Karşı tarafa geçelim” dedi.
MAR 4:36 Onlar kalabalığı bırakıp Yeşua’yı olduğu gibi tekneye aldılar. Yanında başka küçük tekneler de vardı.
MAR 4:37 Büyük bir fırtına çıktı. Dalgalar tekneye o kadar çok vurdu ki, tekne neredeyse suyla dolmuştu.
MAR 4:38 Yeşua teknenin arka tarafında bir yastık üzerinde uyuyordu. O’nu uyandırıp, “Öğretmenimiz, ölüyoruz umursamıyor musun?” diye sordular.
MAR 4:39 Yeşua kalkıp rüzgârı azarladı ve denize, “Sus! Sakin ol!” dedi. Rüzgâr durdu ve büyük bir sakinlik oldu.
MAR 4:40 Onlara, “Neden bu kadar çok korkuyorsunuz? Nasıl oluyor da hiç imanınız yok?” dedi.
MAR 4:41 Onlar çok korkmuş birbirlerine, “Bu adam kim ki, rüzgâr ve deniz bile O’na itaat ediyor?” dediler.
MAR 5:1 Denizin karşı yakasına, Gerasalılar’ın memleketine geldiler.
MAR 5:2 Yeşua tekneden inince, kirli ruhu olan bir adam mezarlık mağaralardan çıkıp hemen O’nu karşıladı.
MAR 5:3 Adam mezarda yaşıyordu. Kimse onu zincirle bile bağlayamıyordu.
MAR 5:4 Çünkü sık sık pranga ve zincirlerle bağlanmasına karşın pranga ve zincirleri parçalamıştı. Hiç kimse onunla baş edemiyordu.
MAR 5:5 Daima, gece gündüz mezarlarda, dağlarda bağırıyor ve kendini taşlarla yaralıyordu.
MAR 5:6 Yeşua’yı uzaktan görünce koşup geldi, O’nun önünde yere kapandı.
MAR 5:7 Yüksek sesle haykırıp, “Ey Yeşua, Yüce Tanrı’nın Oğlu, benim seninle ne işim var? Tanrı aracılığıyla sana yalvarırım, bana işkence etme!” dedi.
MAR 5:8 Çünkü ona, “Bu adamdan çık, ey kirli ruh!” demişti.
MAR 5:9 Yeşua ona, “Adın ne?” diye sordu. O’na, “Benim adım Tümen, çünkü çoğuz” dedi.
MAR 5:10 Kendilerini o diyarın dışına göndermemesi için O'na çok yalvardılar.
MAR 5:11 Orada dağın yanında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
MAR 5:12 İblisler, “Bizi şu domuzların içine gönder de onların içine girelim” diyerek O’na yalvardılar.
MAR 5:13 Yeşua onlara izin verdi. Kirli ruhlar çıkıp domuzların içine girdiler. İki bin kadar olan o sürü, sarp yamaçtan aşağı denize atıldı, denizde boğuldu.
MAR 5:14 Domuzları güdenler kaçtılar, ve kentte ve diyarda olanları anlattılar. İnsanlar olup biteni görmek için geldi.
MAR 5:15 Yeşua’nın yanına geldiklerinde, bir tümen iblise tutulmuş olan adamı giyinmiş, aklı başında, otururken görünce korktular.
MAR 5:16 Görenler, iblise tutulmuş adama olanları ve domuzların başına gelenleri anlattılar.
MAR 5:17 Bölgelerinden ayrılması için Yeşua’ya yalvarmaya başladılar.
MAR 5:18 Yeşua tekneye girerken, önceden iblise tutulmuş olan adam kendisiyle birlikte kalmak için ona yalvardı.
MAR 5:19 Yeşua adama izin vermedi. Ona, “Evine, dostlarının yanına geri dön” dedi. “Efendi’nin senin için ne büyük şeyler yaptığını ve sana nasıl acıdığını onlara anlat.”
MAR 5:20 Adam kendi yoluna gitti ve Dekapolis’te Yeşua’nın kendisi için nasıl büyük şeyler yaptığını duyurmaya başladı. Herkes hayret içinde kaldı.
MAR 5:21 Yeşua teknede karşı kıyıya geçtiğinde, büyük bir kalabalık çevresinde toplandı. Kendisi deniz kıyısındaydı.
MAR 5:22 İşte, havra yöneticilerinden Yair adında biri geldi. Yeşua’yı görünce ayaklarına kapandı.
MAR 5:23 O’na “Kızım ölmek üzere. Lütfen gelip ellerini onun üzerine koy ki iyileşsin ve yaşasın!” diyerek çok yalvardı.
MAR 5:24 Yeşua onunla birlikte gitti. Büyük bir kalabalık da ardından gidiyor ve O’nu her yönden sıkıştırıyordu.
MAR 5:25 On iki yıldır kanaması olan bir kadın,
MAR 5:26 birçok hekimin elinden çok şeyler çekmiş, varını yoğunu harcamış, iyileşeceğine daha da kötü olmuştu.
MAR 5:27 Kadın Yeşua hakkında anlatılanları duymuştu, kalabalığın içinde arkadan gelip Yeşua’nın giysisine dokundu.
MAR 5:28 Çünkü, “Yalnız giysisine dokunsam, iyileşeceğim” dedi.
MAR 5:29 Hemen kadının kan akıntısı kurudu. Kadın bedenindeki ızdırabından kurtulduğunu hissetti.
MAR 5:30 Yeşua, kendisinden bir gücün çıktığını hemen anladı. Kalabalığın içinde dönüp, “Giysilerime kim dokundu?” diye sordu.
MAR 5:31 Öğrencileri O’na, “Kalabalığın seni sıkıştırdığını görüyorsun! ‘Bana kim dokundu mu?’ diyorsun” dediler.
MAR 5:32 Yeşua bunu kimin yaptığını görmek için etrafına bakındı.
MAR 5:33 Kadın, kendisine ne olduğunun farkında olarak korkuyla titreyerek geldi. Yeşua’nın önünde yere kapandı ve O’na tüm gerçeği anlattı.
MAR 5:34 Ona, “Kızım, imanın seni iyileştirdi. Esenlik içinde git ve hastalığından şifa bul” dedi.
MAR 5:35 Yeşua daha konuşurken, havra yöneticisinin evinden insanlar gelip, “Kızın öldü. Öğretmeni neden hâlâ rahatsız ediyorsun?” dediler.
MAR 5:36 Ama Yeşua, söylenen sözü duyunca, hemen havra yöneticisine, “Korkma, yalnızca iman et” dedi.
MAR 5:37 Yeşua, Petrus, Yakov ve Yakov’un kardeşi Yuhanna dışında kimsenin ardından gelmesine izin vermedi.
MAR 5:38 Yeşua havra yöneticisinin evine geldi ve gürültüyü, ağlayanları, yüksek sesle feryat edenleri gördü.
MAR 5:39 İçeri girince onlara, “Niçin gürültü yapıp ağlıyorsunuz? Çocuk ölmedi, uyuyor” dedi.
MAR 5:40 Onlar O’nunla alay ettiler. Ama Yeşua hepsini dışarı çıkardıktan sonra çocuğun babasını, annesini ve yanında olanları alıp çocuğun yattığı yere girdi.
MAR 5:41 Çocuğun elinden tutup, “Talita kumi!” dedi. Bunun tercümesi, “Kızım, sana söylüyorum, kalk!” demektir.
MAR 5:42 On iki yaşında olan kız hemen ayağa kalktı ve yürüdü. Oradakiler büyük hayret içinde kaldı.
MAR 5:43 Yeşua, “Bunu kimse bilmesin” diyerek onları sıkı sıkıya uyardı. Kıza yiyecek bir şeyler verilmesini buyurdu.
MAR 6:1 Yeşua oradan çıkıp kendi memleketine geldi. Öğrencileri de O’nun ardından gittiler.
MAR 6:2 Şabat geldiğinde, Yeşua havrada öğretmeye başladı. O’nu duyan birçok kişi şaşıp kaldı. “Bu adam bu şeyleri nereden aldı?” diye soruyorlardı. “Bu adama verilen bilgelik nedir, O'nun ellerinden nasıl böyle büyük işler çıkıyor?
MAR 6:3 Mariyam’ın oğlu, Yakov, Yose, Yahuda ve Simon’un erkek kardeşi olan marangoz değil mi bu? Kız kardeşleri burada bizimle değil mi?” Bu nedenle O’na gücendiler.
MAR 6:4 Yeşua onlara, “Bir peygamber, kendi ülkesinde, kendi akrabaları arasında ve kendi evinden başka yerde itibarsız değildir” dedi.
MAR 6:5 Orada birkaç hastayı, ellerini üzerine koyup iyileştirmek dışında başka büyük iş yapamadı.
MAR 6:6 Onların inançsızlıklarına hayret etti. Yeşua köyleri dolaşıp öğretiyordu.
MAR 6:7 Onikiler’i yanına çağırdı ve onları ikişer ikişer halkın arasına göndermeye başladı. Onlara kirli ruhlar üzerinde yetki verdi.
MAR 6:8 Onlara yolculukları için yalnızca bir değnek dışında hiçbir şey almamalarını buyurdu: Yanlarına ekmek, torba, keselerinde para almayacaklardı.
MAR 6:9 Onlara çarık giymelerini söyledi. “İki gömlek giyinmeyin” dedi.
MAR 6:10 Onlara, “Her nerede bir eve girerseniz, oradan ayrılıncaya kadar orada kalın” dedi.
MAR 6:11 “Her kim sizi kabul etmez ve dinlemezse, oradan ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın altındaki tozu silkin! Size doğrusunu söyleyeyim, yargı gününde Sodom ve Gomora’nın hali o kentten daha katlanılabilir olacak!”
MAR 6:12 Onlar da çıkıp insanlar tövbe etsinler diye sözü duyurdular.
MAR 6:13 Birçok iblis kovdular ve birçok hastayı yağla meshederek iyileştirdiler.
MAR 6:14 Kral Hirodes bunu duydu, çünkü O'nun adı tanınır olmuştu. Hirodes, “Vaftizci Yuhanna ölümden dirildi. Bu nedenle bu güçler onda işlemektedir” diyordu.
MAR 6:15 Diğerleri, “O Eliya’dır” diyordu. Ötekiler de, “O, peygamberlerden biri gibi bir peygamberdir” diyordu.
MAR 6:16 Ama Hirodes bunu duyunca, “Bu, başını kestirdiğim Yuhanna’dır” dedi. “Ölümden dirildi.”
MAR 6:17 Hirodes, adam gönderip Yuhanna’yı tutuklatmış ve erkek kardeşi Filipus’un karısı Hirodiya’nın hatırına onu zindana atıp bağlamıştı.
MAR 6:18 Çünkü Yuhanna Hirodes'e, “Kardeşinin karısı ile evlenmen Yasa’ya aykırıdır” demişti.
MAR 6:19 Hirodiya bu nedenle Yuhanna’ya karşı kin besliyor; onu öldürmek istiyor ama yapamıyordu.
MAR 6:20 Hirodes, Yuhanna’nın doğru ve kutsal bir adam olduğunu bildiği için ondan korkuyor ve onu koruyordu. Onu dinlediği zaman çok şey yapardı ve onu memnuniyetle dinlerdi.
MAR 6:21 Hirodes’in doğum gününde soylular, komutanlar ve Galile’nin ileri gelenleri için verdiği şölende uygun gün gelmişti.
MAR 6:22 Hirodiya’nın kızı gelip dans ettiğinde, Hirodes’in ve yanında oturanların hoşuna gitti. Kral genç kıza, “Dile benden, ne dilersen sana vereceğim” dedi.
MAR 6:23 Ona, “Benden ne dilersen, krallığımın yarısı bile olsa sana vereceğim” diye ant içti.
MAR 6:24 Dışarı çıkıp annesine, “Ne isteyim?” diye sordu. Annesi de, “Vaftizci Yuhanna’nın başını” dedi.
MAR 6:25 Kız hemen kralın yanına gelip, “Vaftizci Yuhanna’nın başını bir tepside hemen bana vermeni istiyorum” diye dileğini söyledi.
MAR 6:26 Kral buna çok üzüldüyse de kendi antlarından ve sofrada kendisiyle oturanlardan dolayı kızı reddetmek istemedi.
MAR 6:27 Kral hemen muhafız askerlerinden birini gönderip Yuhanna’nın başını getirmesini buyurdu. Asker gidip zindanda Yuhanna’nın başını kesti.
MAR 6:28 Başı bir tepsi üzerinde getirip genç kıza verdi. Genç kız da annesine verdi.
MAR 6:29 Yuhanna’nın öğrencileri bunu duyunca gelip cesedini aldılar ve mezara koydular.
MAR 6:30 Elçiler, Yeşua’nın yanına dönüp yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi O’na anlattılar.
MAR 6:31 Yeşua onlara, “Gelin yalnız olarak sakin bir yere çekilin de biraz dinlenin” dedi. Çünkü gelip giden o kadar çoktu ki yemek yemeye bile vakitleri yoktu.
MAR 6:32 Tekne ile sakin bir yere doğru tek başlarına gittiler.
MAR 6:33 Halk onların gittiğini gördü ve birçoğu O'nu tanıdı, bütün kentlerden de yürüyerek oraya koştular. Onlardan önce vardılar ve O'nun yanına toplandılar.
MAR 6:34 Yeşua çıkınca büyük bir kalabalık gördü. Onlara acıdı çünkü çobansız koyunlar gibiydiler ve onlara birçok şey öğretmeye başladı.
MAR 6:35 Vakit geç olunca öğrencileri Yeşua’nın yanına gelip, “Burası ıssız bir yer, vakit de geç oldu” dediler.
MAR 6:36 “Onları gönder de çevredeki çiftlik ve köylere gitsinler ve kendilerine ekmek satın alsınlar, çünkü yiyecek hiçbir şeyleri yok.”
MAR 6:37 Yeşua öğrencilere, “Onlara siz yiyecek bir şeyler verin” diye yanıt verdi. O’na, “Gidip iki yüz dinarlık ekmek alıp da onlara yiyecek bir şey mi verelim?” diye sordular.
MAR 6:38 Yeşua onlara, “Kaç ekmeğiniz var? Gidip bakın” dedi. Öğrenip, “Beş ekmek ile iki balık” dediler.
MAR 6:39 Herkesin gruplar halinde yeşil çayıra oturmasını buyurdu.
MAR 6:40 Onlar da yüzer, ellişer kişilik gruplar halinde oturdular.
MAR 6:41 Yeşua beş ekmekle iki balığı aldı, göğe bakıp kutsadı; ekmekleri böldü ve önlerine koymak için öğrencilerine verdi. İki balığı da hepsinin arasında paylaştırdı.
MAR 6:42 Hepsi yediler ve doydular.
MAR 6:43 Artakalan parçalardan ve balıktan on iki sepet dolusu kaldırdılar.
MAR 6:44 Yemek yiyenler beş bin erkekti.
MAR 6:45 Yeşua hemen öğrencilerine tekneye binip kendisinden önce karşı yakada bulunan Beytsayda’ya gönderdi. Kendisi de kalabalığı gönderecekti.
MAR 6:46 Onları gönderdikten sonra dua etmek için dağa çıktı.
MAR 6:47 Akşam olunca tekne denizin ortasındaydı. Yeşua yalnız başına karadaydı.
MAR 6:48 Öğrencilerinin kürek çekerken sıkıntı yaşadıklarını gördü. Çünkü rüzgâr onlara karşıydı. Gecenin dördüncü nöbetine doğru Yeşua denizin üstünde yürüyerek onlara doğru geldi. Yanlarından geçip gidecekti.
MAR 6:49 Ama onlar, denizde yürüdüğünü görünce O’nun hayalet olduğunu sanıp bağrıştılar.
MAR 6:50 Çünkü hepsi O’nu görüp sıkıntıya düşmüştü. Ama Yeşua hemen onlara seslenip, “Cesur olun, benim korkmayın!” dedi.
MAR 6:51 Tekneye yanlarına bindi, rüzgâr da dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık ve hayret içindeydi.
MAR 6:52 Çünkü ekmek hakkında anlamamışlardı; yürekleri katılaşmıştı.
MAR 6:53 Karşıya geçtiklerinde Ginnesar’da karaya çıkıp kıyıya demirlediler.
MAR 6:54 Tekneden çıktıklarında, halk Yeşua’yı hemen tanıyıp
MAR 6:55 koşarak bütün yöreyi dolaştılar. Yeşua’nın bulunduğu yeri duyup, hastaları döşekleriyle oraya götürmeye başladılar.
MAR 6:56 Köylerde, kentlerde ya da diyarda Yeşua’nın gittiği her yerde, hastaları meydanlara yatırıyorlar, giysisinin saçağına dokunsunlar diye O'na yalvarıyorlardı. Dokunanların hepsi iyileşti.
MAR 7:1 Yeruşalem’den gelen Ferisiler ve bazı yazıcılar, Yeşua’nın yanında toplandılar.
MAR 7:2 O’nun öğrencilerinden bazılarının murdar, yani yıkanmamış ellerle yemek yediğini görünce, kusur buldular.
MAR 7:3 Çünkü Ferisiler ve Yahudiler, atalarının töresini tutarlar ellerini ve kollarını yıkamadan yemek yemezler.
MAR 7:4 Çarşıdan geldiklerinde yıkanmadıkça yemek yemezler. Bunun yanı sıra kâselerin, testilerin, bakır kapların yıkanmasıyla ilgili başka birçok töreyi de tutmayı kabul etmişlerdir.
MAR 7:5 Ferisiler ve yazıcılar Yeşua’ya “Öğrencilerin neden atalarımızın töresine göre yürümüyorlar? Murdar ellerle neden yemek yiyorlar?” diye sordular.
MAR 7:6 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Yeşaya siz ikiyüzlüler hakkında iyi peygamberlik etmiştir! Yazılmış olduğu gibi, ‘Bu halk dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzaktır.
MAR 7:7 Ama bana boşuna taparlar, çünkü öğreti olarak öğrettikleri, insan buyruklarıdır.’”
MAR 7:8 “Çünkü siz Tanrı’nın buyruğunu bir yana koyuyor, insanların töresini sıkıca tutuyorsunuz; kâselerin, kapların yıkanması ve bunun gibi daha birçok şey yapıyorsunuz.”
MAR 7:9 Yeşua onlara şöyle dedi: “Siz kendi törenizi tutmak için Tanrı buyruğunu ne güzel reddediyorsunuz?
MAR 7:10 Çünkü Moşe, ‘Babana ve annene saygı göstereceksin’ ve ‘Babasına ya da annesine söven öldürülsün’ demiştir.
MAR 7:11 Ama siz, ‘Bir adam babasına ya da annesine, benden sana yararlı olacak şey kurbandır, yani Tanrı’ya adanmıştır derse,
MAR 7:12 o zaman artık babasına ya da annesine hiçbir şey yapmasın’ diyorsunuz.
MAR 7:13 Böylece aktardığınız törenizle Tanrı’nın sözünü hükümsüz kılmış oluyorsunuz. Bunun gibi çok şeyler yapıyorsunuz.”
MAR 7:14 Yeşua halkı yanına çağırıp onlara, “Hepiniz beni dinleyin ve şunu anlayın” dedi.
MAR 7:15 “İnsanın dışından, içine giren hiçbir şey onu kirletemez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkan şeylerdir.
MAR 7:16 İşitecek kulağı olan, işitsin!”
MAR 7:17 Yeşua kalabalıktan ayrılıp eve girince, öğrenciler O’na bu benzetmeyi sordular.
MAR 7:18 Onlara, “Siz de mi anlayışsızsınız? İnsana dışarıdan giren hiçbir şeyin onu kirletemeyeceğini anlamıyor musunuz?
MAR 7:19 Çünkü o yüreğine değil, midesine gider, sonra da helaya atılır, bütün yiyecekler temiz yapılmaz mı?”
MAR 7:20 Yeşua şöyle dedi: “İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır.
MAR 7:21 Çünkü kötü düşünceler, zina, cinsel günahlar, hırsızlık,
MAR 7:22 açgözlülük, kötülük, hile, şehvet dolu düşünceler, kötü gözle bakmak, küfür, kibir ve akılsızlık içerden, insanın yüreğinden çıkar.
MAR 7:23 Bütün bu kötü şeyler içten gelir ve insanı kirletir.”
MAR 7:24 Yeşua oradan kalkıp Sur ve Sayda sınırlarına gitti. Bir eve girdi ve kimsenin bilmesini istemiyordu. Ama halkın dikkatinden kaçmadı.
MAR 7:25 Çünkü küçük kızında kirli ruh olan bir kadın, Yeşua’yla ilgili haberi duydu ve geldi. O’nun ayaklarına kapandı.
MAR 7:26 Yahudi olmayan bu kadın Yunanlı olup Suriye-Fenike ırkındandı. İblisi kızından kovması için yalvardı.
MAR 7:27 Ama Yeşua ona, “Önce çocuklar doysun, çünkü çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak uygun değildir” dedi.
MAR 7:28 Ama kadın O’na, “Evet, Efendimiz” dedi. “Köpekler de masanın altında çocukların kırıntılarını yer.”
MAR 7:29 Yeşua ona, “Bu sözden dolayı yoluna git. İblis kızından çıktı.” dedi.
MAR 7:30 Kadın evine vardığında, iblis çıkmış durumda, çocuğunu yatakta yatar buldu.
MAR 7:31 Yeşua Sur ve Sayda sınırlarından ayrılıp Dekapolis bölgesinin ortasından geçerek yine Galile Denizi’ne geldi.
MAR 7:32 O’na sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler. Elini üzerine koyması için yalvardılar.
MAR 7:33 Yeşua onu kalabalığın arasından ayrıca bir yana çıkardı. Parmaklarını adamın kulaklarına soktu, tükürüp diline dokundu.
MAR 7:34 Göğe bakarak içini çekti ve adama, “Effata!”, yani “Açıl!” dedi.
MAR 7:35 Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.
MAR 7:36 Yeşua oradakilere bundan kimseye söz etmemelerini buyurdu. Ama onları ne kadar buyurursa onlar o kadar çok haberi yaydılar.
MAR 7:37 Halk büyük bir şaşkınlık içindeydi. “O'nun yaptığı her şey iyi. Sağırların kulaklarını açıyor, dilsizleri bile konuşturuyor!” diyorlardı.
MAR 8:1 O günlerde, çok büyük bir kalabalık vardı. Yiyecek hiçbir şeyleri olmadığından Yeşua öğrencilerini yanına çağırıp onlara şöyle dedi,
MAR 8:2 “Halka acıyorum. Üç gündür benimle birlikteler ve yiyecek hiçbir şeyleri yok.
MAR 8:3 Onları aç evlerine gönderirsem, yolda bayılırlar. Aralarında bazıları uzun yoldan geldiler.”
MAR 8:4 Öğrencileri O’na, “Burası ıssız bir yer, insan bu kadar insanı ekmekle nereden doyurabilir?” diye yanıtladılar.
MAR 8:5 Yeşua onlara, “Kaç ekmeğiniz var?” diye sordu. “Yedi” dediler.
MAR 8:6 Yeşua kalabalığa yere oturmalarını buyurdu. Ardından yedi ekmeği aldı. Şükrettikten sonra onları böldü ve dağıtmaları için öğrencilerine verdi. Onlar da halka dağıttılar.
MAR 8:7 Birkaç küçük balıkları da vardı. Yeşua onları da kutsadıktan sonra öğrencilerine dağıtmalarını söyledi.
MAR 8:8 Herkes yedi ve doydu. Arta kalan parçalardan yedi sepet dolusu kaldırdılar.
MAR 8:9 Yemek yiyenler yaklaşık dört bin kişiydi. Sonra Yeşua onları gönderdi.
MAR 8:10 Yeşua hemen öğrencileriyle birlikte tekneye bindi ve Dalmanuta bölgesine geçti.
MAR 8:11 Ferisiler gelip Yeşua’yla çekişmeye başladılar, O’nu sınamak amacıyla ondan gökten bir belirti istediler.
MAR 8:12 Yeşua derin bir iç çekerek şöyle dedi: “Bu kuşak neden bir belirti istiyor? Size doğrusunu söyleyeyim, bu kuşağa hiçbir belirti verilmeyecektir.”
MAR 8:13 Onlardan ayrıldı ve yeniden tekneye binip karşı yakaya geçti.
MAR 8:14 Öğrenciler ekmek almayı unutmuşlardı. Teknede yanlarında yalnızca bir ekmek vardı.
MAR 8:15 Onlara, “Dikkat edin, Ferisiler’in mayasından ve Hirodes’in mayasından sakının” diyerek uyardı.
MAR 8:16 Onlar “Ekmeğimiz olmadığı için böyle diyor” diyerek kendi aralarında tartıştılar.
MAR 8:17 Bunu anlayan Yeşua, “Ekmeğiniz yok diye neden böyle tartışıyorsunuz? Hâlâ fark etmiyor, anlamıyor musunuz? Yüreğiniz hâlâ katı mı?
MAR 8:18 Gözleriniz olduğu halde görmüyor musunuz? Kulaklarınız olduğu halde duymuyor musunuz? Hatırlamıyor musunuz?
MAR 8:19 Beş ekmeği beş bin kişiye parçaladığımda, kaç sepet dolusu parçalar kaldırdınız?” Yeşua’ya, “On iki” dediler.
MAR 8:20 “Yedi ekmek dört bin kişiyi doyurduğunda, kaç sepet dolusu parçalar kaldırdınız?” O’na “Yedi” dediler.
MAR 8:21 Yeşua onlara, “Hâlâ anlamıyor musunuz?” diye sordu.
MAR 8:22 Yeşua Beytsayda’ya geldi. O’na kör bir adam getirip ona dokunması için yalvardılar.
MAR 8:23 Yeşua körü elinden tutup köyün dışına çıkardı. Gözlerine tükürüp ellerini üzerine koyduğunda, “Bir şey görüyor musun?” diye sordu.
MAR 8:24 Adam başını kaldırıp şöyle dedi: “İnsanlar görüyorum. Ama onları yürüyen ağaçlar gibi görüyorum.”
MAR 8:25 O zaman Yeşua yine ellerini onun gözlerinin üzerine koydu. Adam gözlerini açıp dikkatle baktı, gözleri iyileşmişti ve artık her şeyi açık seçik gördü.
MAR 8:26 Yeşua, “Köye girme, köyde kimseye bir şey söyleme” diyerek onu evine gönderdi.
MAR 8:27 Yeşua, öğrencileriyle birlikte Filipus Sezariyesi’nde bulunan köylere gitti. Yolda öğrencilerine, “İnsanlar benim kim olduğumu söylüyor?” diye sordu.
MAR 8:28 O’na, “Vaftizci Yuhanna, diğerleri Eliya, ötekiler de peygamberlerden biri” diyorlar.
MAR 8:29 Onlara, “Ama siz benim kim olduğumu söylüyorsunuz?” diye sordu. Petrus, “Sen Mesih’sin” diye yanıtladı.
MAR 8:30 Yeşua kendi hakkında kimseye söz etmemelerini buyurdu.
MAR 8:31 Onlara İnsanoğlu’nun çok şeyler çekmesi, ihtiyarlar, başkâhinler ve yazıcılar tarafından reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.
MAR 8:32 Onlarla açıkça konuştu. Petrus O’nu tutup azarlamaya başladı.
MAR 8:33 Ama Yeşua dönüp diğer öğrencilerine baktı; Petrus’u azarlayarak, “Çekil önümden Şeytan! Çünkü düşündüklerin Tanrı’nın değil, insanın şeyleridir” dedi.
MAR 8:34 Öğrencileri ile birlikte kalabalığı da yanına çağırdı ve onlara şöyle dedi: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.
MAR 8:35 Hayatını kurtarmak isteyen onu kaybedecek; kim benim ve Müjde uğruna hayatını kaybederse onu kurtaracaktır.
MAR 8:36 Çünkü insan bütün dünyayı kazanıp da hayatını kaybederse, ne kazancı olur?
MAR 8:37 İnsan kendi hayatına karşılık ne verebilir?
MAR 8:38 Çünkü bu sadakatsiz ve günahkâr kuşağın ortasında benden ve sözlerimden kim utanırsa, İnsanoğlu da Babası’nın görkemi içinde kutsal meleklerle geldiğinde ondan utanacaktır.”
MAR 9:1 Yeşua onlara, “Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlardan, Tanrı Krallığı'nın güçle geldiğini görmeden ölümü hiç tatmayacak olanlar var” dedi.
MAR 9:2 Bundan altı gün sonra Yeşua, yanına yalnız Petrus, Yakov ve Yuhanna’yı alıp onları yüksek bir dağa çıkardı. Onların önünde Yeşua başka bir biçime büründü.
MAR 9:3 Giysileri kar gibi bembeyaz, ışıl ışıl oldu; yeryüzündeki hiçbir çamaşırcı onları öylesine beyazlatamazdı.
MAR 9:4 Eliya ve Moşe onlara göründü. Yeşua’yla konuşuyorlardı.
MAR 9:5 Petrus Yeşua’ya, “Rabbuni, burada bulunmamız bizim için ne iyi oldu. Üç çardak kuralım: Biri sana, biri Moşe’ye, biri Eliya’ya.”
MAR 9:6 Ne dediğini kendi de bilmiyordu. Çünkü çok korkmuşlardı.
MAR 9:7 Bir bulut inip onlara gölge saldı. Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur. O’nu dinleyin!” dedi.
MAR 9:8 Birden etraflarına baktıklarında, yanlarında yalnızca Yeşua’dan başka artık kimseyi göremediler.
MAR 9:9 Dağdan inerlerken, İnsanoğlu ölümden dirilmeden önce bu gördüklerinizi kimseye söylemeyin diye, Yeşua onlara buyruk verdi.
MAR 9:10 Öğrenciler bu sözü tuttular. “Ölümden dirilmenin” ne anlama geldiğini kendi aralarında tartışıp durdular.
MAR 9:11 Onlar O'na, “Yazıcılar neden Eliya’nın önce gelmesi gerektiğini söylüyor?” diye sordular.
MAR 9:12 Yeşua, “Evet” dedi. “Gerçekten önce Eliya gelir ve her şeyi yerine koyar. Nasıl oluyor da İnsanoğlu hakkında çok acı çekmesi ve hor görülmesi gerektiği yazılmıştır?
MAR 9:13 Ama ben size Eliya’nın geldiğini, hem de onun hakkında yazılmış olduğu gibi her istediklerini de ona yaptıklarını söylüyorum.”
MAR 9:14 Öğrencilerin yanına geldiklerinde, onların çevresinde büyük bir kalabalığın olduğunu ve bazı yazıcıların onlarla çekiştiğini gördü.
MAR 9:15 Bütün kalabalık Yeşua’yı görünce çok şaşırdılar ve hemen koşup O’nu selamladılar.
MAR 9:16 Yeşua yazıcılara, “Onlara ne soruyorsunuz?” diye sordu.
MAR 9:17 Kalabalıktan biri, “Öğretmenim, ben dilsiz ruhu olan oğlumu sana getirdim.
MAR 9:18 Ruh onu nerede yakalarsa, yere çarpıyor. Ağzından köpükler geliyor, dişlerini gıcırdatıyor ve kaskatı kesiliyor. Öğrencilerinden ruhu çıkarmalarını istedim, ama yapamadılar.”
MAR 9:19 Yeşua, “Ey inançsız kuşak! Daha ne kadar sizinle birlikte olacağım? Size daha ne kadar katlanacağım? Onu bana getirin” dedi.
MAR 9:20 Çocuğu Yeşua’ya getirdiler. Ruh Yeşua’yı görünce hemen çocuğu sarstı. Çocuk yere düştü, köpürerek yuvarlanıyordu.
MAR 9:21 Yeşua babasına, “Bu durum ne zamandan beri başına geliyor?” diye sordu. “Küçüklüğünden beri” dedi.
MAR 9:22 “Onu öldürmek için birçok kez ateşe ve suya attı. Ama eğer bir şey yapabilirsen, halimize acı, bize yardım et!” dedi.
MAR 9:23 Yeşua ona, “Eğer inanabilirsen, inanan biri için her şey mümkündür!” dedi.
MAR 9:24 Çocuğun babası hemen gözyaşlarıyla, “İman ediyorum. İnançsızlığıma yardım et!” diye feryat etti.
MAR 9:25 Yeşua kalabalığın koşuşarak geldiğini görünce, kirli ruhu azarlayarak, “Ey dilsiz ve sağır ruh, sana buyuruyorum, ondan çık, bir daha da ona girme!” dedi.
MAR 9:26 Kirli ruh çığlık atıp onu şiddetle sarsarak çıktı. Çocuk ölü gibi oldu. Öyle ki, çoğu, “Öldü” dedi.
MAR 9:27 Ama Yeşua onu elinden tutup kaldırdı; o da kalktı.
MAR 9:28 Yeşua eve geldiğinde öğrencileri özel olarak kendisine, “Biz neden onu çıkaramadık?” diye sordular.
MAR 9:29 Onlara, “Bu tür, duadan ve oruçtan başka bir şeyle çıkmaz” dedi.
MAR 9:30 Oradan ayrılıp Galile bölgesine geçiyorlardı. Yeşua bunu kimsenin bilmesini istemiyordu.
MAR 9:31 Çünkü öğrencilerine öğretiyordu. Onlara şöyle dedi: “İnsanoğlu insanların ellerine verilecek ve O’nu öldürecekler, ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek.”
MAR 9:32 Ne var ki onlar bu sözü anlamadılar ama Yeşua’ya soru sormaya da korktular.
MAR 9:33 Kafernahum’a geldiler. Evdeyken Yeşua onlara, “Yolda kendi aranızda ne tartışıyordunuz?” diye sordu.
MAR 9:34 Sessiz kaldılar, çünkü yolda aralarında kimin en büyük olduğu hakkında tartışmışlardı.
MAR 9:35 Yeşua oturup Onikiler’i yanına çağırdı. Onlara, “Eğer bir kimse birinci olmak isterse, hepinizin sonuncusu ve herkesin hizmetkârı olsun” dedi.
MAR 9:36 Sonra küçük bir çocuğu alıp onların ortasına koydu. Onu kollarına alıp onlara şöyle dedi:
MAR 9:37 “Benim adımla böyle bir çocuğu kabul eden, beni kabul eder. Beni kabul eden de beni değil, beni göndereni kabul eder.”
MAR 9:38 Yuhanna O’na, “Öğretmenim, bizi takip etmeyen birinin senin adınla iblisleri kovduğunu gördük, bizi izlemediği için ona engel olduk.”
MAR 9:39 Ama Yeşua, “Ona engel olmayın!” dedi. “Çünkü benim adımla büyük iş yapıp da hakkımda hemen kötü sözler söyleyebilecek kimse yoktur” dedi.
MAR 9:40 “Çünkü bize karşı olmayan bizden yanadır.
MAR 9:41 Size doğrusunu söyleyeyim, Mesih’e ait olduğunuz için, size bir bardak su veren kesinlikle ödülsüz kalmayacaktır.
MAR 9:42 Kim bana iman eden bu küçüklerden birini tökezletirse, boynuna büyük bir değirmen taşı bağlanıp denize atılması kendisi için daha iyidir.
MAR 9:43 Eğer elin tökezlemene neden olursa, onu kes! Çolak olarak yaşama girmen, iki elle sönmez ateşe, Gehenna'ya atılmandan iyidir.
MAR 9:44 Orada onları yiyen kurtlar ölmez, ateş de hiç sönmez.
MAR 9:45 Eğer ayağın tökezlemene neden oluyorsa, onu kes! Tek ayakla yaşama girmen, iki ayakla Gehenna'ya atılmandan iyidir.
MAR 9:46 Orada onların kurtları ölmez, ateş de hiç sözmez.
MAR 9:47 Eğer gözün tökezlemene neden oluyorsa, onu çıkar at. Çünkü Tanrı’nın Krallığı'na tek gözle girmen, iki gözle Gehenna'ya atılmandan iyidir.
MAR 9:48 Oradaki kurtlar ölmez, ateş de hiç sönmez.
MAR 9:49 Çünkü herkes ateşle tuzlanacaktır. Her kurban tuzla tatlandırılacak.
MAR 9:50 Tuz iyidir. Ama tuz tuzluluğunu kaybederse, ona yeniden neyle tat verilir? İçinizde tuz bulunsun ve birbirinizle esenlik içinde olun.”
MAR 10:1 Yeşua oradan kalkıp Yahudiye sınırlarına ve Yarden'in ötesine geldi. Kalabalıklar yine çevresinde toplanmıştı ve her zaman olduğu gibi yine onlara öğretiyordu.
MAR 10:2 Ferisiler yanına gelip O’nu sınamak için, “Bir erkeğin, karısını boşaması Yasa’ya uygun mudur?” diye sordular.
MAR 10:3 Yeşua onlara şöyle karşılık verdi: “Moşe size ne buyurdu?”
MAR 10:4 Onlar, “Moşe, erkeğin bir boşanma belgesi yazarak karısını boşamasına izin verdi” dediler.
MAR 10:5 Yeşua onlara, “Yüreğinizin katılığından dolayı size bu buyruğu yazdı” dedi.
MAR 10:6 “Ancak yaratılışın başlangıcında Tanrı onları erkek ve dişi olarak yarattı.
MAR 10:7 Bunun için adam babasını ve annesini bırakıp karısına bağlanacaktır.
MAR 10:8 İkisi tek beden olacak. Öyle ki onlar artık iki değil, tek beden olsunlar.
MAR 10:9 Bu nedenle Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
MAR 10:10 Evde öğrencileri bu konu üzerinde O’na yine sorular sordular.
MAR 10:11 Onlara şöyle dedi: “Karısını boşayıp bir başkasıyla evlenen, karısına karşı zina etmiş olur.
MAR 10:12 Kadın da kocasını boşayıp bir başkasıyla evlenirse, zina etmiş olur.”
MAR 10:13 Onlara dokunsun diye kendisine küçük çocuklar getiriyorlardı, ama öğrencileri çocukları getirenleri azarladılar.
MAR 10:14 Ama Yeşua bunu görünce öfkelendi. Onlara, “Bırakın çocuklar bana gelsin!” dedi. “Onlara engel olmayın! Çünkü Tanrı’nın Krallığı böylelerine aittir.
MAR 10:15 Size doğrusunu söyleyeyim, kim Tanrı’nın Krallığı'nı bir çocuk gibi kabul etmezse, ona hiçbir şekilde giremeyecektir.”
MAR 10:16 Çocukları kollarına aldı, ellerini üzerlerine koyup onları kutsadı.
MAR 10:17 Yeşua yola çıkarken biri koşup O’nun önünde diz çöktü ve “İyi Öğretmen, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?” diye sordu.
MAR 10:18 Yeşua ona, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “Tanrı’dan başka kimse iyi değildir.
MAR 10:19 Buyrukları biliyorsun: ‘Öldürmeyeceksin’, ‘Zina etmeyeceksin’, ‘Çalmayacaksın’, ‘Yalan yere tanıklık etmeyeceksin’, ‘Kimsenin hakkını yemeyeceksin’, ‘Babana ve annene saygı göstereceksin.’”
MAR 10:20 Adam O’na, “Öğretmenim, bütün bunları gençliğimden beri tutuyorum” dedi.
MAR 10:21 Yeşua ona sevgiyle bakarak, “Bir eksiğin var” dedi. “Git, neyin varsa sat, yoksullara dağıt; ve cennette hazinen olacaktır. Sonra da çarmıhını yüklenip ardımdan gel.”
MAR 10:22 Ancak bu söz üzerine adamın yüzü asıldı, kederli bir biçimde oradan uzaklaştı. Çünkü çok varlıklıydı.
MAR 10:23 Yeşua etrafına baktı ve öğrencilerine, “Zengin olanların Tanrı Krallığı'na girmesi ne kadar zor olacak!” dedi.
MAR 10:24 Öğrenciler O’nun bu sözlerine şaşırdılar. Ama Yeşua yine, “Çocuklar, zenginliğe güvenenlerin Tanrı Krallığı'na girmesi ne kadar güçtür!
MAR 10:25 Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Krallığı'na girmesinden daha kolaydır.”
MAR 10:26 Öğrenciler hepten şaşırmışlardı. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” dediler.
MAR 10:27 Yeşua onlara bakarak, “İnsanlar için bu olanaksızdır, ama Tanrı için değil, çünkü Tanrı için her şey mümkündür” dedi.
MAR 10:28 Petrus, “İşte, biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik” demeye başladı.
MAR 10:29 Yeşua, “Size doğrusunu söyleyeyim, benim ve Müjde’nin uğruna evini, erkek kardeşlerini, kız kardeşlerini, babasını, annesini, karısını, çocuklarını ya da toprağını bırakıp da
MAR 10:30 şimdi, bu zamanda çekeceği sıkıntılarla birlikte yüz kat daha fazla eve, erkek kardeşe, kız kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur.
MAR 10:31 Ancak birincilerin çoğu sonuncu, sonuncular da birinci olacak” dedi.
MAR 10:32 Yeruşalem’e çıkan yoldaydılar. Yeşua önlerinden gidiyordu. Öğrenciler şaşkınlık içindeydi, ardından gelenler korkuyordu. Yeşua Onikiler’i yine bir kenara çekip başına gelecek şeyleri onlara anlatmaya başladı:
MAR 10:33 “İşte, Yeruşalem’e çıkıyoruz. İnsanoğlu başkâhinlere ve yazıcılara teslim edilecek. O’nu ölüme mahkûm edecekler ve öteki ulusların eline teslim edecekler.
MAR 10:34 O’nunla alay edecekler, üzerine tükürecekler, O’nu kırbaçlayıp öldürecekler. Üçüncü gün dirilecek” dedi.
MAR 10:35 Zebedi’nin oğulları Yakov’la Yuhanna O’na yaklaşıp, “Öğretmenimiz, senden her ne dilersek bizim için yapmanı istiyoruz” dediler.
MAR 10:36 Yeşua onlara, “Sizin için ne yapmamı istersiniz?” dedi.
MAR 10:37 O’na, “Senin yüceliğinde birimiz sağında, ötekimiz solunda oturma lütfunu bize bağışla” dediler.
MAR 10:38 Yeşua onlara, “Siz ne istediğinizi bilmiyorsunuz. Benim içtiğim kâseden içebilir ve benim vaftiz olacağım vaftizle siz vaftiz olabilir misiniz?” dedi.
MAR 10:39 O’na, “Olabiliriz” dediler. Yeşua onlara, “Gerçekten benim içtiğim kâseden siz de içeceksiniz, benim olacağım vaftizle siz de vaftiz olacaksınız.
MAR 10:40 Ama sağımda ve solumda oturmanıza izin vermek benim elimde değildir, ancak kimler için hazırlanmışsa, onlar içindir.”
MAR 10:41 On öğrenci bunları duyunca, Yakov ve Yuhanna’ya kızmaya başladılar.
MAR 10:42 Yeşua onları çağırıp şöyle dedi: “Biliyorsunuz ki, ulusların önderleri sayılanlar, onlara egemen olurlar, onların büyükleri üzerlerinde ağırlıklarını hissettirirler.
MAR 10:43 Sizin aranızda böyle olmayacak. Ama kim büyük olmak isterse, hizmetkârınız olsun.
MAR 10:44 Aranızda birinci olmak isteyen hepinizin hizmetçisi olsun.
MAR 10:45 Çünkü İnsanoğlu da hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve yaşamını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.”
MAR 10:46 Yeriha kentine geldiler. Yeşua, öğrencileri ve büyük bir kalabalıkla Yeriha’dan çıkarken, Timay oğlu Bartimay adlı kör bir dilenci yol kenarında oturuyordu.
MAR 10:47 O'nun Nasıralı Yeşua olduğunu duyunca, “Ey David Oğlu Yeşua, halime acı!” diye bağırmaya başladı.
MAR 10:48 Birçok kişi onu azarlayarak susturmaya çalıştıysa da o, “Ey David Oğlu, halime acı!” diye daha çok bağırdı.
MAR 10:49 Yeşua durdu, “Onu çağırın” dedi. Kör adama seslenip, “Cesur ol! Kalk seni çağırıyor!” dediler.
MAR 10:50 Adam cüppesini atıp sıçrayarak Yeşua’nın yanına geldi.
MAR 10:51 Yeşua ona, “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu. Kör adam O’na, “Rabbuni, yeniden göreyim” dedi.
MAR 10:52 Yeşua ona, “Yoluna git, imanın seni iyileştirdi” dedi. Hemen gözleri gördü ve yol boyunca Yeşua’nın peşinden gitti.
MAR 11:1 Yeruşalem’e yaklaştıklarında Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci’ye ve Beytanya’ya ulaştılar. Yeşua iki öğrencisini gönderip dedi,
MAR 11:2 “Karşınızdaki köye gidin” dedi, “Hemen oraya girince, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp getirin.
MAR 11:3 Eğer biri size, ‘Bunu neden yapıyorsunuz?’ diye sorarsa, ‘Efendi'nin ona ihtiyacı var, hemen onu buraya geri gönderecek’ deyin.”
MAR 11:4 Gittiler ve yol üzerinde, bir evin sokak kapısında bağlı bir sıpa buldular ve onu çözdüler.
MAR 11:5 Orada duranlardan bazıları, “Sıpayı çözüp ne yapıyorsunuz?” diye sordular.
MAR 11:6 Öğrenciler de Yeşua’nın kendilerine söylemiş olduğu gibi onlara söylediler, adamlar onları bıraktılar.
MAR 11:7 Sıpayı Yeşua’ya getirip kendi giysilerini üzerine serdiler. Yeşua sıpaya bindi.
MAR 11:8 Birçok kişi giysilerini yola serdi, bazıları da ağaçlardan dallar kesip yola yaydı.
MAR 11:9 Önden gidenler ve ardından gelenler şöyle bağırıyordu, “Hozana! Efendi’nin adıyla gelene övgüler olsun!
MAR 11:10 Atamız David’in gelen krallığı kutlu olsun! En yücelerde Hozana!”
MAR 11:11 Yeşua Yeruşalem’deki tapınağa girdi. Her şeye baktıktan sonra, zaten akşam vakti olduğundan Onikiler’le birlikte Beytanya’ya döndü.
MAR 11:12 Ertesi gün Beytanya’dan çıktıklarında Yeşua acıkmıştı.
MAR 11:13 Uzakta yapraklanmış bir incir ağacı gördü. Üzerinde belki bir şey bulurum diye geldi. Ağaca vardığında yapraktan başka bir şey bulamadı. Çünkü incir mevsimi değildi.
MAR 11:14 Yeşua ona, “Bir daha kimse senden meyve yemesin!” dedi. Öğrencileri bu sözü duydu.
MAR 11:15 Yeruşalem’e geldiler. Yeşua tapınağa girdi ve oradaki alıcı ve satıcıları dışarı attı. Para bozanların masalarını, güvercin satanların sehpalarını devirdi.
MAR 11:16 Yük taşıyan hiç kimsenin tapınaktan geçmesine izin vermedi.
MAR 11:17 Onlara öğretirken şöyle dedi: “’Benim evime bütün ulusların dua evi denecek’ diye yazılmamış mıdır? Ama siz onu haydut inine çevirdiniz!”
MAR 11:18 Başkâhinlerle yazıcılar bunu duydular, O’nu nasıl yok edebileceklerinin yolunu araştırıyorlardı. O’ndan korkuyorlardı. Çünkü bütün kalabalık O’nun öğretisine şaştılar.
MAR 11:19 Akşam olunca kentten çıktı.
MAR 11:20 Sabahleyin geçerken incir ağacının köklerinden kurumuş olduğunu gördüler.
MAR 11:21 Petrus hatırlayıp, “Rabbuni, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!” dedi.
MAR 11:22 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Tanrı’ya iman edin.
MAR 11:23 Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk denize atıl’ derse ve yüreğinde kuşku duymadan, ancak söylediklerinin gerçekleşmekte olduğuna inanırsa, ne söylerse sahip olacaktır.
MAR 11:24 Bu nedenle size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi almış olduğunuza inanın. Onlara sahip olacaksınız.
MAR 11:25 Duaya durduğunuz zaman, birine karşı bir şeyiniz varsa onu bağışlayın ki, gökteki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.
MAR 11:26 Ama siz bağışlamazsanız, gökteki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.”
MAR 11:27 Yine Yeruşalem’e geldiler. Yeşua tapınakta dolaşırken, başkâhinler, yazıcılar ve ihtiyarlar O’na geldiler.
MAR 11:28 O’na, “Bu şeyleri hangi yetkiyle yapıyorsun? Ya da bunları yapma yetkisini sana kim verdi?” demeye başladılar.
MAR 11:29 Yeşua onlara, “Size bir soru soracağım. Bana yanıt verin, ben de size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söyleyeyim” dedi.
MAR 11:30 “Yuhanna’nın vaftizi gökten mi, yoksa insandan mıydı? Bana yanıt verin.”
MAR 11:31 Kendi aralarında tartışıp dediler: “‘Gökten’ dersek, ‘Öyleyse ona neden inanmadınız?’ diyecek.
MAR 11:32 ‘İnsandan’ dersek…’” Halktan korkuyorlardı. Çünkü herkes Yuhanna’yı gerçekten peygamber sayıyordu.
MAR 11:33 Yeşua’ya, “Bilmiyoruz” diye yanıt verdiler. Yeşua onlara, “Öyleyse ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.
MAR 12:1 Yeşua onlara benzetmelerle konuşmaya başladı. “Adamın biri bağ dikti, etrafını çitle çevirdi, üzüm sıkmak için çukur kazdı ve bir kule yaptı. Onu çiftçilere kiralayıp başka bir ülkeye gitti.
MAR 12:2 Zamanı gelince bağın ürününden payına düşeni almak için çiftçilere bir hizmetkârını gönderdi.
MAR 12:3 Kiracılar onu tutup dövdüler ve boş gönderdiler.
MAR 12:4 Adam yine onlara başka bir hizmetkâr gönderdi. Onu da taşladılar, başından yaraladılar, aşağılayıp gönderdiler.
MAR 12:5 Yine başka birini gönderdi. Onu öldürdüler. Bunun gibi daha birçok kişi gönderdi, bazılarını dövdüler bazılarını öldürdüler.
MAR 12:6 Adamın yanında tek biri, sevgili oğlu vardı. ‘Oğluma sayarlar’ deyip en son onu gönderdi.
MAR 12:7 Ama çiftçiler kendi aralarında, ‘Mirasçı budur’ dediler. ‘Gelin onu öldürelim, miras da bizim olur.’
MAR 12:8 Böylece onu tutup öldürdüler ve bağın dışına attılar.
MAR 12:9 Buna göre bağın efendisi ne yapacak? Gelip çiftçileri yok edecek ve bağı başkalarına verecek.
MAR 12:10 Şu Kutsal Yazı’yı da okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettiği taş, köşenin baş taşı oldu.
MAR 12:11 Bu Efendi’den oldu, gözümüzde harika bir iş!’”
MAR 12:12 Yeşua’yı tutmaya çalıştılarsa da kalabalıktan korktular. Çünkü bu benzetmeyi kendilerine karşı söylemiş olduğunu anlamışlardı. O’nu bırakıp gittiler.
MAR 12:13 Sonra O'nu sözle tuzağa düşürmek amacıyla Ferisiler’den ve Hirodes yanlılarından bazı kişileri O’na gönderdiler.
MAR 12:14 Onlar geldikleri zaman Yeşua’ya, “Öğretmenimiz, senin dürüst biri olduğunu biliyoruz, kimseyi kayırmadığını, kimsenin arasında ayrım yapmadığını, Tanrı yolunu doğrulukla öğrettiğini biliyoruz. Sezar’a vergi vermek Yasa’ya uygun mu, değil mi? Verelim mi, vermeyelim mi?”
MAR 12:15 Yeşua onların ikiyüzlülüğün bildiğinden, “Beni neden sınıyorsunuz? Bana bir dinar getirin, göreyim” dedi.
MAR 12:16 Parayı getirdiler. Onlara, “Bu suret ve yazı kimin?” dedi. O’na, “Sezar’ın” dediler.
MAR 12:17 Yeşua onlara, “Sezar’ın şeylerini Sezar’a, Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya verin” diye yanıtladı. Onlar O'na çok hayret ettiler.
MAR 12:18 Diriliş olmadığını söyleyen bazı Sadukiler Yeşua’ya geldiler. O’na sorup dediler:
MAR 12:19 “Öğretmenimiz, Moşe bize şöyle yazmıştır: ‘Bir adamın kardeşi ölür, arkasında eşini bırakır, ama çocuk bırakmazsa, kardeşi kadınla evlenip kardeşine soy yetiştirsin.’
MAR 12:20 Yedi kardeş vardı. İlki kadını aldı ve çocuk bırakmadan öldü.
MAR 12:21 İkincisi de kadını aldı, o da ardında çocuk bırakmadan öldü. Üçüncüsü de öyle.
MAR 12:22 Yedisi de kadını aldı çocuksuz öldü. Hepsinden sonra kadın da öldü.
MAR 12:23 Dirilişte, kalktıklarında kadın onlardan hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onu kendisine eş olarak aldı.”
MAR 12:24 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Yanılmanızın nedeni, Kutsal Yazılar’ı ve Tanrı’nın gücünü bilmemeniz değil mi?
MAR 12:25 İnsanlar ölümden kalktıklarında ne evlenirler ne de evlendirilirler, gökteki melekler gibidirler.
MAR 12:26 Ölüler ve diriliş hakkında, Moşe’nin Kitabı’nda, yanan çalı konusunda Tanrı’nın, ‘Ben Avraham’ın Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakov’un Tanrısı’yım’ dediğini okumadınız mı?
MAR 12:27 Tanrı ölülerin değil, yaşayanların Tanrısı’dır. Bu nedenle siz fena halde yanılıyorsunuz.”
MAR 12:28 Bu sorgulamayı dinleyen ve Yeşua’nın onlara iyi yanıt verdiğini bilen bir yazıcı gelip O’na, “Buyrukların en büyüğü hangisidir?” diye sordu.
MAR 12:29 Yeşua şöyle yanıt verdi: “En büyüğü, ‘Dinle, ey İsrael, Tanrımız Efendi, tek Efendi’dir:
MAR 12:30 Tanrın Efendi’ni bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin .’ İlk buyruk budur.
MAR 12:31 İkincisi de bunun gibi: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Bunlardan daha büyük bir buyruk yoktur.”
MAR 12:32 Yazıcı O’na, “İyi söyledin öğretmenim” dedi. “‘Tanrı tektir ve O’ndan başkası yoktur’ demekle doğruyu söyledin.
MAR 12:33 İnsanın Tanrı’yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla, bütün canı ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendisi gibi sevmesi, bütün yakmalık sunulardan ve kurbanlardan daha önemlidir.”
MAR 12:34 Yeşua onun bilgece yanıt verdiğini görünce, “Sen Tanrı’nın Krallığı'ndan uzak değilsin” dedi. Ondan sonra kimse O’na soru sormaya cesaret edemedi.
MAR 12:35 Yeşua tapınakta öğretirken şöyle yanıt verdi: “Nasıl oluyor da yazıcılar, Mesih’in David’in oğlu olduğunu söylüyorlar?
MAR 12:36 Çünkü David’in kendisi Kutsal Ruh’ta şöyle demişti: ‘Efendi Efendim’e dedi ki, düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya dek, sağımda otur.’
MAR 12:37 Öyleyse David’in kendisi O’na Efendi diye sesleniyorsa, O nasıl David’in Oğlu olabilir?” Oradaki sıradan halk O'nu sevinçle dinliyordu.
MAR 12:38 Yeşua öğretirken şunları söyledi: “Uzun kaftanlar içinde gezmekten, çarşı meydanlarında selamlanmaktan,
MAR 12:39 havralarda en iyi yerlere, ziyafetlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan yazıcılardan sakının.
MAR 12:40 Dulların evlerini yutan, gösteriş için uzun uzun dua eden bunlar daha büyük mahkumiyete uğrayacaklar.”
MAR 12:41 Yeşua tapınaktaki hazine karşısında oturmuş, halkın hazineye nasıl para attığına bakıyordu. Zengin olan birçok kişi çok attılar.
MAR 12:42 Yoksul bir dul kadın geldi ve birkaç kuruş değerinde iki küçük bakır para attı.
MAR 12:43 Yeşua öğrencilerini yanına çağırıp, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Bu yoksul dul kadın hazineye veren herkesten çok para verdi.
MAR 12:44 Çünkü ötekilerin hepsi, zenginliklerinden artanı verdiler. Ama o, yoksulluğundan, geçinmek için elinde ne varsa, her şeyini verdi.”
MAR 13:1 Tapınaktan ayrılırken öğrencilerinden biri O’na, “Öğretmenim, bak, ne biçim taşlar ve ne biçim binalar!” dedi.
MAR 13:2 Yeşua ona, “Bu büyük binaları görüyor musun? Burada taş üstünde yıkılmadık tek taş kalmayacak.” dedi.
MAR 13:3 Yeşua tapınağın karşısındaki Zeytin Dağı’nda otururken Petrus, Yakov, Yuhanna ve Andreas O’na ayrı olarak şunu sordular:
MAR 13:4 “Söyle bize, bu şeyler ne zaman olacak? Bütün bunların gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?”
MAR 13:5 Yeşua yanıt verip onlara şöyle anlatmaya başladı: “Dikkat edin, kimse sizi saptırmasın.
MAR 13:6 Çünkü birçokları, ‘O benim!’ diyerek benim adımla gelecek ve birçoklarını saptıracaklar.”
MAR 13:7 “Savaş ve savaş söylentileri duyduğunuzda telaşlanmayın. Bunların olması gerekiyor, ama daha son değildir.
MAR 13:8 Çünkü ulus ulusa karşı, krallık krallığa karşı ayaklanacak. Çeşitli yerlerde depremler olacak. Kıtlıklar ve sıkıntılar olacak. Bu şeyler doğum sancılarının başlangıcıdır.
MAR 13:9 Kendinize dikkat edin! Çünkü sizi meclislere teslim edecekler. Havralarda dövecekler. Benim adım uğruna, onlara tanıklık etmek üzere yöneticilerin ve kralların önüne çıkarılacaksınız.
MAR 13:10 Öncelikle Müjde’nin bütün uluslara duyurulması gerekir.
MAR 13:11 Sizi götürüp teslim ettiklerinde, ‘Ne söyleyeceğiz?’ diye önceden kaygılanmayın. O saatte size ne verilirse onu söyleyin. Çünkü konuşan siz değil, Kutsal Ruh olacak.”
MAR 13:12 “Kardeş kardeşi, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babalarına başkaldırıp onların öldürülmesine neden olacak.
MAR 13:13 Benim adım uğruna herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna dek dayanan kurtulacaktır.
MAR 13:14 Yıkıcı iğrenç şeyin bulunmaması gereken yerde olduğunu gördüğünüzde, —okuyan anlasın— o zaman Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsın.
MAR 13:15 Damda olan evinden bir şey almak için inip içeri girmesin.
MAR 13:16 Tarlada olan, ceketini almak için geri dönmesin.
MAR 13:17 Ama o günlerde gebe olan ve çocuk emzirenlerin vay haline!
MAR 13:18 Dua edin ki, kaçışınız kışta olmasın.
MAR 13:19 Çünkü o günlerde öyle bir sıkıntı olacak ki, Tanrı yaratılışının başlangıcından beri böylesi olmamış, olmayacaktır da.
MAR 13:20 Efendi o günleri kısaltmamış olsaydı, hiçbir insan kurtulamazdı. Ama Efendi kendi seçtiği, seçilmişleri uğruna o günleri kısaltmıştır.
MAR 13:21 O zaman biri size, ‘Bakın, Mesih burada!’ ya da ‘İşte şurada!’ derse, buna inanmayın.
MAR 13:22 Çünkü sahte mesihler ve sahte peygamberler ortaya çıkacak. Öyle ki, gösterecekleri belirtilerle ve harikalarla mümkün olsa seçilmiş olanları saptıracaklar.
MAR 13:23 Ama siz sakının! İşte size her şeyi önceden söyledim.
MAR 13:24 Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, ‘Güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek.
MAR 13:25 Yıldızlar gökten düşecek ve göklerdeki güçler sarsılacak.
MAR 13:26 O zaman İnsanoğlu’nun bulutlar içinde büyük bir güç ve görkemle geldiğini görecekler.
MAR 13:27 Sonra meleklerini gönderecek ve seçilmişlerini, yerin bir ucundan gökyüzünün öbür ucuna dek, yeryüzünün dört rüzgârından toplayacak.”
MAR 13:28 “Şimdi incir ağacından bu benzetmeyi öğrenin. Dalı yumuşayıp, yaprakları yeşerince, yaz mevsiminin yakın olduğunu bilirsiniz.
MAR 13:29 Bunun gibi, siz de, bu şeylerin olduğunu gördüğünüzde, bilin ki, bu yakındır, kapılardadır.
MAR 13:30 Size doğrusunu söyleyeyim, bu kuşak bütün bunlar olmadan geçmeyecektir.
MAR 13:31 Gök ve yer geçecek, ama benim sözlerim geçmeyecektir.
MAR 13:32 Ama o günü ve o saati ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir, yalnızca Baba bilir.
MAR 13:33 Dikkat edin, uyanık kalıp dua edin. Çünkü o zamanı bilemezsiniz.”
MAR 13:34 “Bu, başka bir ülkeye gitmek için yola çıkan adama benzer. Evinden ayrılırken hizmetkârlarına yetki ve her birine iş verdi, kapıdaki bekçiye de uyanık kalmasını buyurdu.
MAR 13:35 Bu nedenle, uyanık kalın. Çünkü evin efendisinin, akşam mı, gece yarısı mı, horoz öttüğü zaman mı, yoksa sabah mı, ne zaman geleceğini bilemezsiniz.
MAR 13:36 Ansızın gelip sizi uyurken bulmasın.
MAR 13:37 Sizlere söylediklerimi herkese söylüyorum; uyanık kalın!”
MAR 14:1 Pesah ve Mayasız Ekmek Bayramı’ndan iki gün önceydi. Başkâhinlerle yazıcılar Yeşua’yı hileyle nasıl tutuklayıp öldüreceklerini araştırıyorlardı.
MAR 14:2 “Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşa çıkabilir” diyorlardı.
MAR 14:3 Yeşua Beytanya’da cüzamlı Simon’un evindeydi. Sofrada otururken, bir kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, saf hintsümbülü yağıyla geldi. Kabı kırdı ve yağı Yeşua’nın başına döktü.
MAR 14:4 Ama içlerinden bazıları, “Bu yağ neden böyle boş yere harcandı?
MAR 14:5 Üç yüz dinardan fazlaya satılıp parası yoksullara dağıtılabilirdi” diyerek kadına karşı homurdandılar.
MAR 14:6 Ama Yeşua, “Kadını bırakın. Neden onu rahatsız ediyorsunuz? Benim için iyi bir iş yaptı.
MAR 14:7 Yoksullar her zaman yanınızdadır, dilediğiniz zaman onlara iyilik yapabilirsiniz; ama ben her zaman yanınızda olmayacağım.
MAR 14:8 O elinden geleni yaptı. Gömülmem için bedenimi önceden meshetti.
MAR 14:9 Size doğrusunu söyleyeyim, bu Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anılması için anlatılacaktır.”
MAR 14:10 Onikiler’den biri olan Yahuda İskariot, Yeşua’yı ele vermek için başkâhinlerin yanına gitti.
MAR 14:11 Onlar bunu duyunca sevindiler. Yahuda’ya para verme vaadinde bulundular. O da Yeşua’yı ele vermek için fırsat aramaktaydı.
MAR 14:12 Pesah kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk gününde, öğrencileri Yeşua’ya, “Pesah'ı yemek için nereye gidip hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular.
MAR 14:13 Öğrencilerinden ikisini gönderip onlara şöyle dedi, “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam karşınıza çıkacak. Onun ardından gidin.
MAR 14:14 Nereye girerse, evin efendisine, ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Pesah'ı yiyeceğim misafir odası nerede? diye soruyor’ deyin.
MAR 14:15 O size üst katta döşenmiş geniş bir oda gösterecek. Orada bizim için hazır edin.”
MAR 14:16 Öğrencileri çıkıp kente geldiler ve orada her şeyi kendilerine söylenmiş olduğu gibi buldular. Pesah'ı hazırladılar.
MAR 14:17 Akşam olunca Yeşua Onikiler’le birlikte geldi.
MAR 14:18 Oturup yemek yerlerken Yeşua, “Size doğrusunu söyleyeyim, benimle yemek yiyen sizden biri bana ihanet edecek” dedi.
MAR 14:19 Onlar üzüntü içinde teker teker O’na, “Kesinlikle ben değil, değil mi?” Öteki de, “Kesinlikle ben değil, değil mi?” diyerek sormaya başladılar.
MAR 14:20 Yeşua onlara yanıt verip, “Onikiler’den biridir, ekmeği benimle birlikte tabağa daldırandır” dedi.
MAR 14:21 “İnsanoğlu kendisi hakkında yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na ihanet eden o adamın vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.”
MAR 14:22 Yemek yerken Yeşua eline ekmeği alıp kutsadı. Sonra kırıp onlara verdi. “Alın, yiyin. Bu benim bedenimdir” dedi.
MAR 14:23 Ardından bir kâse aldı. Şükrettikten sonra onlara verdi. Hepsi ondan içti.
MAR 14:24 Onlara, “Bu, birçokları uğruna dökülen Yeni Antlaşma kanıdır.
MAR 14:25 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Krallığı'nda yeniden içeceğim o güne dek asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.”
MAR 14:26 Bir ilahi söyledikten sonra Zeytin Dağı’na çıktılar.
MAR 14:27 Sonra Yeşua onlara, “Bu gece hepiniz benim yüzümden tökezleyip düşeceksiniz. Çünkü ‘Çobanı vuracağım ve koyunlar dağılacak’ diye yazılmıştır .
MAR 14:28 Ama ölümden dirildikten sonra sizden önce Galile’ye gideceğim.”
MAR 14:29 Ama Petrus O’na, “Herkes tökezleyip düşse bile ben düşmem” dedi.
MAR 14:30 Yeşua ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, bugün, hatta bu gece, horoz iki kere ötmeden önce sen beni üç kez inkâr edeceksin” dedi.
MAR 14:31 Ama Petrus daha da üsteleyerek, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni inkâr etmeyeceğim” dedi. Hepsi aynı şeyi söyledi.
MAR 14:32 Getsemani adlı bir yere geldiler. Öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi.
MAR 14:33 Petrus’u, Yakov’u ve Yuhanna’yı yanına aldı. Kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başladı.
MAR 14:34 Onlara şöyle dedi: “Canım çok kederli, ölesiye kederli. Burada bekleyin, uyanık durun.”
MAR 14:35 Biraz ilerledi ve yere kapandı. Eğer mümkünse bu saat kendisinden geçsin diye dua etti.
MAR 14:36 “Abba, Baba, senin için her şey mümkün” dedi. “Lütfen bu kaseyi benden uzaklaştır. Ancak benim isteğim değil, senin isteğin gerçekleşsin.”
MAR 14:37 Geldi ve onları uyurken buldu. Petrus’a şöyle dedi, “Simon, uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı?
MAR 14:38 Uyanık kalıp dua edin ki, ayartıya düşmeyesiniz. Gerçi ruh isteklidir, ama beden zayıftır.”
MAR 14:39 Yine uzaklaştı ve aynı sözlerle dua etti.
MAR 14:40 Geri döndüğünde yine onları uyurken buldu. Çünkü göz kapakları ağırlaşmıştı. O’na ne yanıt vereceklerini bilemediler.
MAR 14:41 Üçüncü kez geri gelip onlara, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “Yeter, artık saat geldi. İşte, İnsanoğlu günahkârların eline teslim ediliyor.
MAR 14:42 Kalkın! Haydi gidelim. Bakın bana ihanet eden yaklaşıyor.”
MAR 14:43 Hemen, Yeşua daha konuşurken, Onikiler’den biri olan Yahuda geldi. Onunla birlikte başkâhinler, yazıcılar ve ihtiyarlar tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı bir kalabalık vardı.
MAR 14:44 O'na ihanet eden, “Ben kimi öpersem, O’dur. O’nu tutuklayın, güvenlik altına alın ve götürün” diye onlara bir işaret vermişti.
MAR 14:45 Gelince, hemen Yeşua’nın yanına yaklaştı. ‘‘Rabbuni, Rabbuni!” diyerek O’nu öptü.
MAR 14:46 O'nun üzerine ellerine koyup O'nu tuttular.
MAR 14:47 Ama yanında duranlardan biri kılıcını çekti ve başkâhinin uşağının kulağını vurup kesti.
MAR 14:48 Yeşua onlara şöyle karşılık verdi, “Bir hayduta karşıymış gibi beni kılıç ve sopalarla tutmaya mı çıktınız?
MAR 14:49 Her gün tapınakta aranızda öğretiyordum ve beni tutuklamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oldu.”
MAR 14:50 Hepsi O’nu bırakıp kaçtı.
MAR 14:51 Çıplak bedenine keten bir bez sarınmış bir genç O'nun ardından gidiyordu. Onu yakaladılar.
MAR 14:52 Ama o keten bezi bırakıp çıplak olarak onlardan kaçtı.
MAR 14:53 Yeşua’yı başkâhinin yanına götürdüler. Bütün başkâhinler, ihtiyarlar ve yazıcılar orada toplanmıştı.
MAR 14:54 Petrus, Yeşua’yı başkâhinin avlusuna gelinceye dek O’nu uzaktan takip etti. Görevlilerle birlikte oturup ateşin önünde ısınıyordu.
MAR 14:55 Şimdi başkâhinler ve bütün kurul, Yeşua’yı öldürmek için O’na karşı tanık aradılar ve bulamadılar.
MAR 14:56 Çünkü birçok kişi O’na karşı yalancı tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.
MAR 14:57 Bunun üzerine bazıları ayağa kalkıp O’na karşı yalancı tanıklık ettiler.
MAR 14:58 “O’nun, ‘Elle yapılan bu tapınağı yıkacağım ve üç gün içinde elle yapılmamış başka bir tapınak kuracağım’ dediğini duyduk” dediler.
MAR 14:59 Buna rağmen tanıklıkları birbirini tutmadı.
MAR 14:60 Başkâhin ayağa kalkıp ortada durdu ve Yeşua’ya, “Hiç yanıtın yok mu? Bunların sana karşı etmekte oldukları tanıklık nedir?” diye sordu.
MAR 14:61 Yeşua sessiz kaldı ve hiç yanıt vermedi. Başkâhin yine O’na, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?” diye sordu.
MAR 14:62 Yeşua, “Benim” dedi. “İnsanoğlu’nun Kudretli'nin sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.”
MAR 14:63 Başkâhin giysilerini yırtıp, “Artık daha fazla tanıklara ne ihtiyacımız var?
MAR 14:64 Küfürü duydunuz! Daha ne düşünüyorsunuz?” Hepsi ölümü hakettiğine hükmettiler.
MAR 14:65 Bazıları üzerine tükürmeye başladı. Yüzünü kapatıp yumrukladılar. “Peygamberlik et bakalım!” dediler. Görevliler O’nu tokatladılar.
MAR 14:66 Petrus aşağıdaki avludayken, başkâhinin hizmetçi kızlarından biri geldi.
MAR 14:67 Petrus’un ısındığını görünce ona bakıp, “Sen de Nasıralı Yeşua’yla birlikteydin!” dedi.
MAR 14:68 Ama o bunu inkâr edip, “Neden söz ettiğini bilmiyorum ve seni anlamıyorum” dedi. Dış kapıya çıktı ve horoz öttü.
MAR 14:69 Hizmetçi kız Petrus’u görünce orada duranlara tekrar, “Bu onlardan biri” demeye başladı.
MAR 14:70 Petrus yine inkâr etti. Kısa bir süre sonra orada duranlar Petrus’a, “Sen gerçekten onlardan birisisin. Galileli’sin çünkü konuşman gösteriyor” dediler.
MAR 14:71 Ama Petrus lanet edip, “O adamı tanımıyorum” diyerek ant içti.
MAR 14:72 Horoz ikinci kez öttü. Petrus, Yeşua’nın kendisine, “Horoz iki kez ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin” dediğini hatırladı. Bunu düşündüğünde ağladı.
MAR 15:1 Sabahleyin hemen başkâhinler, ileri gelenler, yazıcılar ve bütün kurul bir danışma toplantısı düzenledi. Yeşua’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler.
MAR 15:2 Pilatus O’na, “Sen Yahudilerin Kralı mısın?” diye sordu. “Söylediğin gibidir” diye yanıt verdi.
MAR 15:3 Başkâhinler O’nu birçok şeyle suçladılar.
MAR 15:4 Pilatus O’na yeniden sordu, “Hiç yanıt vermeyecek misin? Bak, birçok şeyle sana karşı tanıklık ediyorlar!” dedi.
MAR 15:5 Ama Yeşua artık yanıt vermedi. Pilatus buna hayret etti.
MAR 15:6 Pilatus, bayramda kendisinden istedikleri bir tutukluyu salıverirdi.
MAR 15:7 Barabba adında biri vardı, ayaklanma sırasında adam öldürmüş isyancılara bağlı bir adamdı.
MAR 15:8 Kalabalık, ondan her zamanki gibi kendileri için birinin salıverilmesini yüksek sesle istemeye başladı.
MAR 15:9 Pilatus onlara, “Sizin için Yahudiler’in Kralı’nı salıvermemi ister misiniz?” dedi.
MAR 15:10 Çünkü başkâhinlerin O’nu kıskançlıktan dolayı kendisine teslim ettiklerinin farkındaydı.
MAR 15:11 Ama başkâhinler, O’nun yerine Barabba’nın salıverilmesi için kalabalığı kışkırttılar.
MAR 15:12 Pilatus yine onlara, “Öyleyse Yahudiler’in Kralı dediğiniz kişiyi ne yapayım?” diye sordu.
MAR 15:13 Tekrar “Onu çarmıha ger!” diye bağırdılar.
MAR 15:14 Pilatus onlara, “Neden, O ne kötülük yaptı ki?” dedi. Onlar ise seslerini daha da yükselterek, “O’nu çarmıha ger!” diyerek bağrıştılar.
MAR 15:15 Kalabalığı memnun etmek isteyen Pilatus, Barabba’yı onlar için salıverdi. Yeşua’yı kırbaçlattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere teslim etti.
MAR 15:16 Askerler O’nu Pretorium denilen iç avluya götürdüler. Bütün taburu da orada topladılar.
MAR 15:17 O’na mor bir giysi giydirdiler. Dikenlerden bir taç örüp başına taktılar.
MAR 15:18 O’nu, “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyerek selamlamaya başladılar.
MAR 15:19 Başına bir kamışla vurup, O’na tükürdüler. Diz çöküp önünde eğildiler.
MAR 15:20 O’nunla alay ettikten sonra mor giysiyi üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler. O’nu çarmıha germek üzere dışarı çıkardılar.
MAR 15:21 Kırdan dönen Simon adında Kireneli bir adam geçiyordu. İskender ve Rufus’un babası olan bu adama, Yeşua’nın çarmıhını zorla taşıttılar.
MAR 15:22 Yeşua’yı Golgota denilen yere getirdiler, ki tercümesi “Kafatası Yeri” demektir.
MAR 15:23 O’na mürle karıştırılmış şarap verdiler, ama O almadı.
MAR 15:24 Yeşua’yı çarmıha gerdiler. Kime ne düşecek diye giysilerini kendi aralarında paylaşmak için kura çektiler.
MAR 15:25 O’nu çarmıha gerdiklerinde üçüncü vakitti.
MAR 15:26 Üzerindeki suç yaftasında, “YAHUDİLER’İN KRALI” yazılıydı.
MAR 15:27 O’nunla birlikte biri sağında biri solunda duran iki haydudu da çarmıha gerdiler.
MAR 15:28 “O, suçlularla birlikte sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu.
MAR 15:29 Oradan geçenler başlarını sallayarak Yeşua’ya sövüyorlardı! O’na, “Hani! Ey sen, tapınağı yıkıp üç günde kuran,
MAR 15:30 çarmıhtan aşağıya in de kendini kurtar!” diyorlardı.
MAR 15:31 Aynı şekilde, yazıcılarla başkâhinler de O’nunla alay edip kendi aralarında, “Başkalarını kurtardı. Kendini kurtaramıyor” diyorlardı.
MAR 15:32 “İsrael’in Kralı Mesih şimdi çarmıhtan aşağı insin de, görüp O'na inanalım.” O’nunla birlikte çarmıha gerilmiş olanlar da O’nu aşağıladılar.
MAR 15:33 Altıncı vakit olunca, dokuzuncu vakte kadar bütün ülke üzerine karanlık çöktü.
MAR 15:34 Dokuzuncu vakitte Yeşua yüksek sesle, “Elohi, Elohi, lama şevaktani?” tercümesi şöyledir, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı.
MAR 15:35 Yanında duranlardan bazıları bunu duyunca, “İşte, Eliya’yı çağırıyor” dediler.
MAR 15:36 Biri koşup bir süngeri sirkeyle doldurdu, bir kamışın ucuna takarak Yeşua’ya içirdi. “Durun bakalım, Eliya gelip O’nu aşağı indirecek mi?” dedi.
MAR 15:37 Yeşua yüksek sesle bağırdı ve ruhunu teslim etti.
MAR 15:38 Tapınağın perdesi yukarıdan aşağıya doğru yırtılarak ikiye ayrıldı.
MAR 15:39 Karşısında duran yüzbaşı O’nun böyle bağırıp son nefesini verdiğini görünce, “Gerçekten bu adam Tanrı’nın Oğlu’ydu!” dedi.
MAR 15:40 Olup bitenleri uzaktan izleyen kadınlar vardı. Magdalalı Mariyam, küçük Yakov’un ve Yose’nin annesi Mariyam ve Salome bunların arasındaydı.
MAR 15:41 Yeşua Galile’deyken O’nun ardından gitmişler ve kendisine hizmet etmişlerdi. Yeşua’yla birlikte Yeruşalem’e gelen daha birçok kadın vardı.
MAR 15:42 Akşam oluyordu. O gün Hazırlık Günü, yani Şabat Günü’nden önceki gündü.
MAR 15:43 Tanrı’nın Krallığı'nı bekleyen ve Yüksek Kurul’un saygın bir üyesi olan Aramatyalı Yosef geldi. Yosef cesaretle Pilatus’a gidip Yeşua’nın cesedini istedi.
MAR 15:44 Pilatus Yeşua’nın çoktan ölmüş olmasına şaşırdı. Yüzbaşıyı çağırıp, “Yeşua öleli çok oldu mu?” diye sordu.
MAR 15:45 Yüzbaşıdan durumu öğrendikten sonra cesedi Yosef’e verdi.
MAR 15:46 Yosef keten bir bez satın aldı. Yeşua’nın cesedini çarmıhtan aşağı indirip keten beze sardı. Cesedi kayaya oyulmuş bir mezara yatırdı. Mezarın girişine bir taş yuvarladı.
MAR 15:47 Magdalalı Mariyam ve Yose’nin annesi Mariyam O’nun nereye yatırıldığını gördüler.
MAR 16:1 Şabat geçtiğinde, Magdalalı Mariyam, Yakov’un annesi Mariyam ve Salome, gidip O'na sürmek üzere baharatlar satın aldılar.
MAR 16:2 Haftanın ilk günü çok erkenden, güneş doğarken mezara geldiler.
MAR 16:3 Aralarında, “Mezarın giriş kapısındaki taşı bizim için kim yuvarlayacak?” diyorlardı,
MAR 16:4 çünkü taş çok büyüktü. Yukarıya baktıklarında taşın yuvarlanmış olduğunu gördüler.
MAR 16:5 Mezara girdiklerinde, sağ tarafta beyaz bir kaftan giymiş genç bir adamın oturduğunu gördüler. Kadınlar şaşkınlık içinde kaldılar.
MAR 16:6 Genç adam onlara, “Şaşırmayın. Çarmıha gerilmiş olan Nasıralı Yeşua’yı arıyorsunuz. O dirildi! O burada değil. İşte O’nu yatırdıkları yer!
MAR 16:7 Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: ‘O sizden önce Galile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi O’nu orada göreceksiniz.’”
MAR 16:8 Kadınlar mezardan çıkıp kaçtılar. Çünkü üzerlerine bir titreme ve şaşkınlık gelmişti. Korkudan kimseye bir şey söylemediler.
MAR 16:9 Şimdi Yeşua haftanın ilk gününün sabahı dirilince, ilk olarak kendisinden yedi iblis kovmuş olduğu Magdalalı Mariyam’a göründü.
MAR 16:10 Mariyam gidip Yeşua’nın yas tutup ağlayan, O'nunla birlikte bulunmuş olan öğrencilerine haberi verdi.
MAR 16:11 Yeşua’nın yaşadığını ve Mariyam’a göründüğünü duymalarına rağmen inanmadılar.
MAR 16:12 Bu şeylerden sonra, Yeşua kent dışında kırlarda yürümekte olan iki öğrencisine başka bir biçimde göründü.
MAR 16:13 Gidip diğerlerine haber verdiler. Onlara da inanmadılar.
MAR 16:14 Yeşua bundan sonra, sofrada otururken, Onbirler’e göründü. Onları imansızlıkları ve yüreklerinin katılığından dolayı azarladı. Çünkü kendisini dirilmiş olarak görenlere inanmamışlardı.
MAR 16:15 Yeşua onlara şöyle dedi: “Bütün dünyaya gidin, Müjde’yi bütün yaratılışa duyurun.
MAR 16:16 İman edip vaftiz olan kurtulacak; ama iman etmeyen hüküm giyecek.
MAR 16:17 İman edenlere şu belirtiler eşlik edecektir: Benim adımla iblisleri kovacaklar, yeni dillerle konuşacaklar.
MAR 16:18 Yılanları tutup kaldıracaklar. Öldürücü bir şey içseler bile, bu onlara hiçbir şekilde zarar vermeyecek. Ellerini hastaların üzerine koyacaklar ve hastalar iyileşecek.”
MAR 16:19 Efendi, onlarla konuştuktan sonra göğe alındı ve Tanrı’nın sağına oturdu.
MAR 16:20 Onlar da çıkıp sözü her yerde duyurdular. Efendi onlarla birlikte çalışıyor ve takip eden belirtilerle sözü doğruluyordu. Amin.
LUK 1:1 Saygıdeğer Teofilos, Birçokları aramızda gerçekleşmiş olan olayların tarihçesini düzene koymaya giriştiklerinden,
LUK 1:2 başlangıçtan beri görgü tanıkları ve sözün hizmetkârları olanlar bunları bize ilettikleri gibi,
LUK 1:3 ben de baştan beri her şeyin seyrini titizlikle araştırdıktan sonra, sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
LUK 1:4 Öyle ki, sana iletilen bu şeylerin kesinliğinden emin olabilesin.
LUK 1:5 Yahudiye Kralı Hirodes günlerinde, Aviya bölüğünden Zekariya adında bir kâhin vardı. Aron kızlarından gelen karısının adı Elizabet’ti.
LUK 1:6 Her ikisi de Tanrı önünde doğru kişilerdi, Efendi’nin bütün buyrukları ve kurallarında kusursuzca yürümekteydiler.
LUK 1:7 Ancak çocukları yoktu. Çünkü Elizabet kısırdı ve ikisinin de yaşı oldukça ilerlemişti.
LUK 1:8 Zekariya kendi bölüğünün sırasında Tanrı önünde kâhinlik görevini yerine getirirken,
LUK 1:9 kâhinlik geleneği uyarınca Efendi’nin Tapınağı’na girip buhur yakma kurası ona düştü.
LUK 1:10 Buhur saatinde bütün halk kalabalığı dışarıda dua ediyordu.
LUK 1:11 Efendi’nin bir meleği buhur sunağının sağ tarafında durup ona göründü.
LUK 1:12 Zekariya onu görünce şaştı ve üzerine korku çöktü.
LUK 1:13 Ama melek ona, “Korkma Zekariya, çünkü dileğin işitildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak ve adını Yuhanna koyacaksın.
LUK 1:14 Sana sevinç ve coşku verecek ve birçokları onun doğumuna sevinecek.
LUK 1:15 Çünkü o Efendi’nin önünde büyük biri olacak. ‘Hiç şarap ve içki içmeyecek’, daha annesinin karnındayken Kutsal Ruh’la dolacak.
LUK 1:16 İsrael'in çocuklarından birçoğunu Tanrıları Efendi’ye döndürecek.
LUK 1:17 Babaların yüreklerini çocuklara, söz dinlemeyenleri doğruların bilgeliğine döndürmek, Efendi’ye hazırlanmış bir halk hazırlamak için Eliya’nın ruhu ve gücüyle Efendi’nin önünden gidecek” dedi.
LUK 1:18 Zekariya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim? Çünkü ben yaşlı bir adamım ve karımın yaşı da oldukça ilerledi” dedi.
LUK 1:19 Melek ona, “Ben Tanrı’nın önünde duran Gabriel’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.
LUK 1:20 İşte, dilin tutulacak ve bu şeyler olana dek konuşamayacaksın, Çünkü uygun zamanda yerine gelecek olan bu sözlerime inanmadın.”
LUK 1:21 Halk Zekariya’yı bekliyordu. Tapınakta gecikmesine şaşmışlardı.
LUK 1:22 Dışarı çıktığında onlarla konuşamadı. Onlar da tapınakta bir görüm gördüğünü anladılar. Onlara işaretler yapıyordu ama dili tutuk kalmıştı.
LUK 1:23 Görev günleri dolunca Zekariya evine geri döndü.
LUK 1:24 O günlerden sonra karısı Elizabet gebe kaldı ve beş ay evine kapandı.
LUK 1:25 “Efendi halimi gördü, insanlar arasındaki utancımı kaldırmak için bana böyle yaptı” dedi.
LUK 1:26 Tanrı, altıncı ayda, Melek Gabriel’i, Galile’de bulunan Nasıra Kenti’ne,
LUK 1:27 David'in evinden Yosef adlı bir adamla nişanlı olan el değmemiş bir kıza gönderdi. Bakirenin adı Mariyam’dı.
LUK 1:28 Melek içeri girdikten sonra ona, “Sevin, ey çok lütfedilmiş olan! Efendi seninledir. Kadınlar arasında ne mutlu sana!” dedi.
LUK 1:29 Ne var ki Mariyam onu görünce, bu sözlere çok şaşırdı, bu nasıl bir selam diye düşündü.
LUK 1:30 Melek ona, “Korkma Mariyam, çünkü Tanrı’da lütuf buldun” dedi.
LUK 1:31 İşte, gebe kalıp bir oğul doğuracak ve adını ‘Yeşua’ koyacaksın.
LUK 1:32 O büyük olacak ve kendisine En Yüce Olan’ın Oğlu denecek. Efendi Tanrı O’na atası David’in tahtını verecek.
LUK 1:33 O, Yakov’un evi üzerinde sonsuza dek hüküm sürecek, O'nun krallığının sonu olmayacak.”
LUK 1:34 Mariyam meleğe, “Ben bakire olduğum halde, bu nasıl olabilir?” dedi.
LUK 1:35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh üzerine gelecek ve Yüce Olan'ın gücü üzerine gölge salacak. Bu nedenle, senden doğacak olan kutsal Olan'a, Tanrı’nın Oğlu denecek.
LUK 1:36 İşte, akraban Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır denilen bu kadın altıncı ayındadır.
LUK 1:37 Çünkü Tanrı'nın söylediği hiçbir şey imkânsız değildir.”
LUK 1:38 Mariyam, “İşte, Efendi’nin hizmetkârı. Bana dediğin gibi olsun” dedi. Bunun üzerine melek onun yanından ayrıldı.
LUK 1:39 Mariyam o günlerde Yahuda’nın dağlık bölgesindeki bir kente gitmek üzere aceleyle gitti.
LUK 1:40 Zekariya’nın evine girip Elizabet’i selamladı.
LUK 1:41 Elizabet Mariyam’ın selamını duyar duymaz, karnındaki bebek sıçradı. Elizabet Kutsal Ruh’la doldu.
LUK 1:42 Yüksek sesle seslenip dedi, “Sen kadınlar arasında kutsanmış olansın, rahminin ürünü de kutsanmıştır!
LUK 1:43 Efendim’in annesinin yanıma gelme lütfu bana neden böyle bağışlandı?
LUK 1:44 İşte, senin selamının sesi kulağıma ulaştığında, karnımdaki çocuk sevinçle sıçradı!
LUK 1:45 Efendi’nin kendisine söylemiş olduğu sözlerin gerçekleşeceğine iman eden kadına ne mutlu!”
LUK 1:46 Mariyam şöyle dedi: “Canım Efendi’yi yüceltir.
LUK 1:47 Ruhum, Kurtarıcım Tanrı’da sevinç bulur,
LUK 1:48 çünkü O, hizmetkârının sıradan olan durumunu gördü. Çünkü işte, bundan böyle bütün kuşaklar bana kutsanmış diyecekler.
LUK 1:49 Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O’nun adı kutsaldır.
LUK 1:50 O’nun merhameti, kuşaklar boyunca kendisinden korkanların üzerindedir.
LUK 1:51 Koluyla kuvvetini gösterdi. Gururluları yüreklerinin kuruntusunda dağıttı.
LUK 1:52 Hükümdarları tahtlarından indirdi, sıradan insanları yükseltti.
LUK 1:53 Açları iyi şeylerle doyurdu. Zenginleri boş gönderdi.
LUK 1:54 Atalarımıza, Avraham’a ve soyuna sonsuza dek söz verdiği gibi,
LUK 1:55 merhamet etmeyi hatırlayarak hizmetkârı İsrael’e yardım etti.”
LUK 1:56 Mariyam yaklaşık üç ay kadar Elizabet’in yanında kaldı, sonra evine döndü.
LUK 1:57 Elizabet’in doğurma vakti gelince, bir oğul doğurdu.
LUK 1:58 Komşuları ve akrabaları, Efendi’nin ona büyük merhamet ettiğini duydular ve onunla birlikte sevindiler.
LUK 1:59 Sekizinci gün çocuğu sünnet etmeye geldiler. Ona babası Zekariya’nın adını vermek istediler.
LUK 1:60 Annesi, “Hayır, adı Yuhanna olacak” dedi.
LUK 1:61 Ona, “Akrabalarından bu adla kimse yok” dediler.
LUK 1:62 Bunun üzerine, çocuğa hangi adı koymak istediğini babasına işaretle sordular.
LUK 1:63 Zekariya bir yazı levhası istedi ve “Adı Yuhanna’dır” diye yazdı. Herkes şaştı.
LUK 1:64 Hemen Zekariya’nın ağzı açıldı, dili çözüldü. Tanrı’yı yücelten sözler söyledi.
LUK 1:65 Çevrede bulunanların hepsinin üzerine korku geldi. Bütün bu sözler Yahudiye’nin dağlık bölgesinin her yerinde konuşuldu.
LUK 1:66 Bunları duyanların hepsi, “Acaba bu çocuk ne olacak?” diye yüreklerinde biriktirdiler. Çünkü Efendi'nin eli onunla birlikteydi.
LUK 1:67 Babası Zekariya Kutsal Ruh’la doldu ve peygamberlik edip şöyle dedi:
LUK 1:68 “İsrael’in Tanrısı Efendi’ye övgüler olsun, çünkü halkını ziyaret ederek fidyeyle kurtarmaya geldi.
LUK 1:69 Hizmetkârı David’in soyundan bizim için kurtuluş boynuzu çıkardı.
LUK 1:70 Eski zamanlardan beri kutsal peygamberlerin ağzından söylediği gibi,
LUK 1:71 bizden nefret eden herkesin elinden kurtuluşumuzu sağladı.
LUK 1:72 Atalarımıza merhamet ederek kutsal antlaşmasını anmış oldu.
LUK 1:73 Atamız Avraham'a ant içerek,
LUK 1:74 düşmanlarımızın elinden kurtaracağına, ömrümüzün bütün günlerinde,
LUK 1:75 O’nun önünde kutsallık ve doğruluk içinde, korkmadan O’na hizmet edeceğimize söz vermişti.
LUK 1:76 Ve sen, ey çocuk, En Yüce Olan’ın peygamberi olarak anılacaksın. Çünkü Efendi’nin önünden O’nun yollarını hazırlamak için gideceksin,
LUK 1:77 ve O’nun halkına, günahlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarının bilgisini vereceksin.
LUK 1:78 Tanrımız’ın şefkatli merhameti sayesinde, yücelerden doğan güneş bizi ziyaret edecek.
LUK 1:79 Karanlıkta ve ölümün gölgesinde oturanların üzerine parlayacak, ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltecek.”
LUK 1:80 Çocuk büyüyor, ruhta güçleniyordu. İsrael’de görüneceği güne dek ıssız yerlerde kaldı.
LUK 2:1 O günlerde, Sezar Augustus'tan bütün dünyanın kaydı yapılsın diye bir buyruk çıktı.
LUK 2:2 Bu ilk kayıt, Kirinius’un Suriye valisi olduğu zaman yapıldı.
LUK 2:3 Herkes kayıt olmak için kendi kentine gitti.
LUK 2:4 Yosef de David’in aile evinden olduğu için Galile’nin Nasıra kentinden Yahudiye’ye, David’in kenti Beytlehem’e gitti.
LUK 2:5 Orada, gebe olan nişanlısı Mariyam’la birlikte kayıt olacaktı.
LUK 2:6 Onlar oradayken, Mariyam’ın doğurma günü geldi.
LUK 2:7 İlk oğlunu doğurdu. O’nu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü onlar için handa yer yoktu.
LUK 2:8 Aynı yörede, sürülerinin başında nöbet tutarak geceleyin kırda kalan çobanlar vardı.
LUK 2:9 İşte, Efendi’nin bir meleği onların yanında durdu ve Efendi’nin görkemi çevrelerini aydınlattı. Dehşete kapıldılar.
LUK 2:10 Melek onlara, “Korkmayın, çünkü işte, size tüm insanlığı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum” dedi.
LUK 2:11 “Bugün size, David’in kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Efendi olan Mesih’tir.
LUK 2:12 İşte size işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.”
LUK 2:13 Ansızın melekle birlikte kalabalık bir göksel ordu Tanrı’yı överek şöyle dediler:
LUK 2:14 “En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun, Yeryüzünde esenlik, insanlara iyilik olsun.”
LUK 2:15 Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekilince, çobanlar birbirlerine, “Haydi, şimdi Beytlehem’e gidelim ve Efendi’nin bize bildirdiği olup biten bu şeyi görelim” dediler.
LUK 2:16 Koşarak geldiler. Mariyam’ı Yosef’i ve yemlikte yatan bebeği buldular.
LUK 2:17 Bunu gördüklerinde, çocuk hakkında kendilerine anlatılanları etrafa yaydılar.
LUK 2:18 Bunu duyanların hepsi çobanların kendilerine söylediklerine şaştılar.
LUK 2:19 Ama Mariyam bütün bu sözleri yüreğinde saklıyor, üzerinde derin derin düşünüyordu.
LUK 2:20 Çobanlar, kendilerine söylendiği gibi, duydukları ve gördükleri her şey için Tanrı’yı yüceltip överek geri döndüler.
LUK 2:21 Sekizinci gün, çocuğun sünnet zamanı dolunca, anne rahmine düşmeden meleğin söylemiş olduğu gibi, O’na Yeşua adı verildi.
LUK 2:22 Moşe’nin Yasası’na göre arınma günleri dolunca, Yosef’le Mariyam çocuğu Efendi’ye sunmak için Yeruşalem’e,
LUK 2:23 Yasa’da yazıldığı gibi, “Rahmi açan her erkek çocuk Efendi’ye kutsal sayılacak,”
LUK 2:24 ve Yasa’da da denildiği gibi, kurban olarak “bir çift kumru ya da iki güvercin” sunmaya götürdüler.
LUK 2:25 İşte o sırada, Yeruşalem’de Şimon adında bir adam vardı. Şimon doğru ve inançlı biriydi. İsrael’in teselli bulmasını bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi.
LUK 2:26 Efendi’nin Mesih’ini görmeden ölmeyeceği Kutsal Ruh tarafından kendisine açıklanmıştı.
LUK 2:27 Şimon Ruh’da tapınağın içine geldi. Yosef’le Mariyam, Yasa’ya göre adet olanı ailesi O'nun için yapmak üzere küçük Yeşua’yı tapınağa getirdiklerinde,
LUK 2:28 Şimon O’nu kucağına aldı. Tanrı’yı yücelterek şunları söyledi:
LUK 2:29 “Ey Efendim, sözüne göre, artık esenlik içinde hizmetkarını bırakıyorsun,
LUK 2:30 çünkü gözlerim kurtarışını gördü,
LUK 2:31 bütün halkların önünde hazırladığın;
LUK 2:32 ulusları aydınlatıp, halkın İsrael’in yüceliği olan ışığı gördüm.”
LUK 2:33 Yosef’le annesi O’nun hakkında söylenen şeylere şaştılar.
LUK 2:34 Şimon onları kutsadı ve annesi Mariyam’a şöyle dedi: “İşte, bu çocuk İsrael’de birçoklarının düşmesi ve kalkması için atanmıştır. Hem de karşı konuşulacak bir belirtidir.
LUK 2:35 Birçoklarının yüreğindeki düşünceleri açığa çıkarırken, senin kendi canını da bir kılıç delecek.”
LUK 2:36 Aşer oymağından Fanuel’in kızı Anna adında çok yaşlı bir peygamber vardı. Kızlığından sonra kocasıyla yedi yıl yaşamıştı.
LUK 2:37 Seksen dört yıldır duldu. Tapınaktan ayrılmaz, gece gündüz oruçla, duayla tapınırdı.
LUK 2:38 Tam o saatte çıkan Anna, Tanrı’ya şükrederek Yeruşalem’in kurtuluşunu bekleyen herkese Yeşua’dan söz etmeye başladı.
LUK 2:39 Efendi’nin Yasası uyarınca gereken her şeyi tamamladıktan sonra Yosef’le Mariyam Galile’ye, kendi kentleri Nasıra’ya döndüler.
LUK 2:40 Çocuk büyüyor, ruhta güçleniyor, bilgelikle doluyordu. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi.
LUK 2:41 Anne babası her yıl Pesah Bayramı’nda Yeruşalem’e giderdi.
LUK 2:42 Yeşua on iki yaşındayken, bayram geleneği uyarınca Yeruşalem’e çıktılar.
LUK 2:43 Bayram günleri doldurup eve dönerlerken küçük Yeşua Yeruşalem’de geride kaldı. Mariyam’la Yosef bunu bilmiyordu.
LUK 2:44 O’nun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu düşünerek bir günlük yol mesafesi gittiler. Sonra O’nu akrabalar ve tanıdıklar arasında aradılar.
LUK 2:45 O’nu bulamayınca, O’nu arayarak Yeruşalem’e döndüler.
LUK 2:46 Üç gün sonra O’nu tapınakta, öğretmenler arasında otururken buldular. Onları dinliyor, sorular soruyordu.
LUK 2:47 O’nu dinleyenlerin hepsi anlayışına ve verdiği yanıtlara hayran kalıyorlardı.
LUK 2:48 Mariyam ve Yosef O’nu görünce şaşırdılar. O’na, “Oğlum, bize neden böyle davrandın? İşte, babanla ben kaygı içinde seni arıyorduk” dedi.
LUK 2:49 Onlara, “Beni neden arıyorsunuz? Babamın evinde olmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” dedi.
LUK 2:50 Onlar kendilerine söylemiş olduğu O'nun bu sözünü anlamadılar.
LUK 2:51 Yeşua onlarla birlikte yola koyulup Nasıra’ya geldi. Onlara itaat ederdi. Annesi bütün bu sözleri yüreğinde sakladı.
LUK 2:52 Yeşua, bilgelikte ve boyda büyüyordu, Tanrı’nın ve insanların beğenisininde de öyle.
LUK 3:1 Sezar Tiberius’un hükmünün on beşinci yılında, Pontius Pilatus Yahudiye valisiydi. Galile’yi Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesini, Hirodes’in kardeşi Filipus, Avilini’yi Lisanias yönetiyordu.
LUK 3:2 Hanan ile Kayafa’nın başkâhinliği döneminde, Zekariya oğlu Yuhanna’ya çölde Tanrı sözü geldi.
LUK 3:3 Yuhanna Yarden çevresindeki bütün bölgeyi, günahların bağışlanması için tövbe vaftizini duyurarak geldi.
LUK 3:4 Peygamber Yeşaya’nın sözleri kitabında yazıldığı gibi, “Çölde çağıranın sesi, ‘Efendi’nin yolunu hazırlayın. O'nun yollarını düzleyin’ diyor.
LUK 3:5 ‘Her vadi doldurulacak. Her dağ ve tepe alçaltılacaktır. Eğri olan doğrultulacak, sarp yollar düzleştirilecek.
LUK 3:6 Bütün insanlık Tanrı’nın kurtarışını görecektir.’”
LUK 3:7 Yuhanna, kendisi tarafından vaftiz edilmek üzere çıkıp gelen kalabalıklara şöyle dedi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı?
LUK 3:8 Bu nedenle artık tövbeye layık meyveler verin! Kendi aranızda, ‘Biz Avraham’ın soyundanız’ demeye başlamayın. Size şunu söyleyeyim: Tanrı Avraham’a şu taşlardan çocuk yetiştirebilir!
LUK 3:9 Şimdiden balta ağaçların köküne dayanmıştır. Bu nedenle iyi meyve vermeyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır.”
LUK 3:10 Kalabalık O’na, “Öyleyse ne yapmalıyız?” diye sordu.
LUK 3:11 Onlara şu karşılığı verdi: “İki ceketi olan, olmayana versin. Kimin yiyeceği varsa, o da öyle yapsın.”
LUK 3:12 Vergi görevlileri de vaftiz olmaya geldiler ve ona, “Öğretmenimiz, biz ne yapmalıyız?” dediler.
LUK 3:13 Onlara, “Size belirlenmiş olandan fazlasını toplamayın” dedi.
LUK 3:14 Askerler de, “Ya biz, biz ne yapalım?” diye sordular. Onlara, “Kimseyi sıkıştırıp soymayın, yalan yere kimseyi suçlamayın. Aldığınız maaşla yetinin” dedi.
LUK 3:15 Halk umut içinde bekliyordu. Yuhanna hakkında, “Acaba Mesih o mu?” diye herkes yüreğinde düşünüyordu.
LUK 3:16 Yuhanna onların hepsine şu yanıtı verdi: “Ben sizi suyla vaftiz ediyorum, ama benden daha güçlü Olan geliyor. Ben O’nun çarıklarının bağını çözmeye layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.
LUK 3:17 Yabası elindedir, harman yerini tamamen temizleyecek ve buğdayı ambarına toplayacak. Samanı ise sönmez ateşte yakacaktır.”
LUK 3:18 Yuhanna daha birçok konuda uyarıyor, Müjde’yi halka duyuruyordu.
LUK 3:19 Ne var ki Tetrark Hirodes, kardeşinin karısı Hirodiya ile ilgili olarak ve kendi yapmış olduğu bütün kötülükler nedeniyle Yuhanna tarafından kınanıyordu.
LUK 3:20 Hirodes kötülüklerine bir yenisini ekleyerek Yuhanna’yı zindana attırdı.
LUK 3:21 Bütün halk vaftiz olduktan sonra, Yeşua da vaftiz oldu. Dua ederken gök açıldı.
LUK 3:22 Kutsal Ruh, fiziksel görünümde, güvercin gibi Yeşua’nın üzerine indi. Gökten, “Sen benim sevgili Oğlum’sun. Senden hoşnudum” diyen bir ses geldi.
LUK 3:23 Yeşua öğretmeye başladığında otuz yaşlarındaydı. Yosef’in oğlu sanılıyordu. Yosef de Eli oğlu,
LUK 3:24 Mattat oğlu, Levi oğlu, Malki oğlu, Yannay oğlu, Yosef oğlu,
LUK 3:25 Mattitya oğlu, Amos oğlu, Nahum oğlu, Hesli oğlu, Nagay oğlu,
LUK 3:26 Mahat oğlu, Mattitya oğlu, Şimi oğlu, Yosek oğlu, Yoda oğlu,
LUK 3:27 Yohanan oğlu, Reşa oğlu, Zerubbabil oğlu, Şealtiel oğlu, Neri oğlu,
LUK 3:28 Malki oğlu, Addi oğlu, Kosam oğlu, Elmadam oğlu, Er oğlu,
LUK 3:29 Yeşu oğlu, Eliezer oğlu, Yorim oğlu, Mattat oğlu, Levi oğlu,
LUK 3:30 Şimon oğlu, Yahuda oğlu, Yosef oğlu, Yonam oğlu, Elyakim oğlu,
LUK 3:31 Mala oğlu, Menna oğlu, Mattata oğlu, Natan oğlu, David oğlu,
LUK 3:32 Yişay oğlu, Ovet oğlu, Boaz oğlu, Salmon oğlu, Nahşon oğlu,
LUK 3:33 Amminadav oğlu, Aram oğlu, Hetsron oğlu, Peres oğlu, Yahuda oğlu,
LUK 3:34 Yakov oğlu, İshak oğlu, Avraham oğlu, Terah oğlu, Nahor oğlu,
LUK 3:35 Seruk oğlu, Reu oğlu, Pelek oğlu, Ever oğlu, Şelah oğlu,
LUK 3:36 Kenan oğlu, Arpakşat oğlu, Sam oğlu, Noa oğlu, Lemek oğlu,
LUK 3:37 Metuşelah oğlu, Hanok oğlu, Yeret oğlu, Mahalalel oğlu, Kenan oğlu,
LUK 3:38 Enoş oğlu, Şit oğlu, Adem oğlu, Tanrı Oğlu’ydu.
LUK 4:1 Kutsal Ruh’la dolu olarak Yarden'den dönen Yeşua, Ruh tarafından çöle yöneltildi.
LUK 4:2 Kırk gün boyunca İblis tarafından denendi. O günlerde hiçbir şey yemedi. Sonra onlar tamamlanınca, acıktı.
LUK 4:3 İblis O’na, “Eğer Tanrı’nın Oğlu’ysan, şu taşa ekmek olsun diye buyur” dedi.
LUK 4:4 Yeşua ona karşılık verip şöyle dedi, “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, ama Tanrı’nın her sözüyle yaşar’ diye yazılmıştır”
LUK 4:5 İblis Yeşua’yı yüksek bir dağa çıkardı. O’na bir anda dünyanın bütün krallıklarını gösterdi.
LUK 4:6 O’na, “Bütün bunların yönetimini ve onların görkemini sana vereceğim” dedi. “Çünkü bunlar bana teslim edildi ve ben dilediğime veririm.
LUK 4:7 Bu nedenle bana taparsan, hepsi senin olacak” dedi.
LUK 4:8 Yeşua ona şu karşılığı verdi: “Çekil önümden Şeytan! Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrın Efendi’ye tapacak ve yalnız O’na hizmet edeceksin.’”
LUK 4:9 İblis O’nu Yeruşalem’e götürüp tapınağın tepesine çıkardı. O’na şöyle dedi: “Eğer Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini buradan aşağı at.
LUK 4:10 Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı seni korumaları için meleklerine buyruk verecek.’
LUK 4:11 Ve, ‘Ayağın bir taşa çarpmasın diye seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’”
LUK 4:12 Yeşua ona şöyle karşılık verdi: “’Tanrın Efendi’yi denemeyeceksin’ diye buyrulmuştur.”
LUK 4:13 İblis her sınanmayı tamamladıktan sonra bir süreliğine O’nun yanından ayrıldı.
LUK 4:14 Yeşua, Ruh’un gücüyle Galile’ye döndü. O’nunla ilgili haberler bütün bölgeye yayıldı.
LUK 4:15 Onların havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.
LUK 4:16 Yeşua büyüdüğü Nasıra kentine geldi. Şabat Günü her zaman olduğu gibi havraya gitti. Kutsal Yazılar’ı okumak üzere ayağa kalktı.
LUK 4:17 O’na Peygamber Yeşaya’nın Kitabı verildi. Kitabı açtı ve şu sözlerin yazılı olduğu yeri buldu:
LUK 4:18 “Efendi’nin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O, yoksullara Müjde’yi duyurmak için beni meshetti. Kırık yüreklileri iyileştirmek, tutsakların salıverileceklerini, körlerin gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri kurtarmak,
LUK 4:19 ve Efendi’nin uygun yılını ilan etmek için beni gönderdi.”
LUK 4:20 Kitabı kapattı, görevliye geri verip oturdu. Havradakilerin hepsi gözlerini O’na dikti.
LUK 4:21 Yeşua onlara, “Duyduğunuz bu Yazı bugün yerine gelmiştir” diye anlatmaya başladı.
LUK 4:22 Herkes O’nun hakkında tanıklık etti ve ağzından çıkan lütufkâr sözlere şaştı. Kendi aralarında, “Yosef’in oğlu değil mi bu?” diyorlardı.
LUK 4:23 Onlara şöyle dedi: “Şüphesiz bana şu özdeyişi diyeceksiniz: ‘Ey hekim, kendini iyileştir! Kafernahum’da yapıldığını duyduğumuz şeyleri, burada kendi memleketinde de yap.’”
LUK 4:24 Yeşua şöyle devam etti: “Size doğrusunu söyleyeyim, hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.
LUK 4:25 Ama size doğrusunu söyleyeyim, Eliya'nın günlerinde İsrael'de bir çok dul kadın vardı; göğün üç yıl altı ay kapandığı ve bütün ülkede büyük kıtlık olduğu zaman,
LUK 4:26 Eliya bunlardan hiçbirine gönderilmedi. Yalnız Sayda bölgesinin Sarefat Kenti’nde bulunan bir dul kadına gönderildi.
LUK 4:27 Peygamber Elişa’nın zamanında İsrael’de pek çok cüzamlı vardı. Ama yalnız Suriyeli Naaman dışında bunlardan hiçbiri iyileştirilmedi.”
LUK 4:28 Havradakiler bu sözleri duyunca büyük bir öfkeyle doldular.
LUK 4:29 Ayağa kalkıp O’nu kentten dışarı çıkardılar. O’nu uçurumdan aşağı atmak için kentin kurulduğu tepenin yamacına götürdüler.
LUK 4:30 Ama Yeşua aralarından geçip gitti.
LUK 4:31 Yeşua Galile’nin bir kenti olan Kafernahum’a geldi. Şabat Günü onlara öğretiyordu.
LUK 4:32 Sözlerinde yetki olduğu için öğretişine şaştılar.
LUK 4:33 Havrada bir adam vardı, kendisinde kirli bir iblis ruhu vardı.
LUK 4:34 Yüksek sesle, “Ey Nasıralı Yeşua! Seninle ne işimiz var? Bizi yok etmek için mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalı’sın!” diye bağırdı.
LUK 4:35 Yeşua, “Sessiz ol, ondan çık!” diyerek onu azarladı. İblis adamı onların ortasında yere vurup, ona hiçbir zarar vermeden içinden çıktı.
LUK 4:36 Herkesin üzerine bir şaşkınlık geldi. Birbirlerine, “Bu nasıl söz? Güç ve yetkiyle kirli ruhlara buyruk veriyor, onlar da çıkıyor!” diyorlardı.
LUK 4:37 Yeşua’yla ilgili haberler bütün yöreye yayıldı.
LUK 4:38 Yeşua havradan çıkıp Simon’un evine gitti. Simon’un kayınvalidesi yüksek ateş içinde hastaydı. Ona yardım etmesi için kendisine yalvardılar.
LUK 4:39 Yeşua kadının başucunda durup ateşi azarladı, ateş de kadını terk etti. Kadın hemen ayağa kalkıp onlara hizmet etti.
LUK 4:40 Güneş batarken, çeşitli hastalıklara yakalanmış olanların hepsini O’na getirdiler. Yeşua ellerini onların her birinin üzerine koydu ve onları iyileştirdi.
LUK 4:41 İblisler de, “Sen Tanrı’nın Oğlu Mesih'sin!” diyerek çığlık atarak birçoklarının içinden çıkıyordu. Ama Yeşua onları azarlayarak konuşmalarına izin vermiyordu. Çünkü O’nun Mesih olduğunu biliyorlardı.
LUK 4:42 Gün ağarınca Yeşua oradan ayrılıp ıssız bir yere çekildi. Kalabalıklar O’nu arıyordu. O’na geldiklerinde yanlarından ayrılmasın diye O’nu tutmak istediler.
LUK 4:43 Yeşua onlara, “Tanrı’nın Krallığı'yla ilgili Müjde’yi başka kentlerde de duyurmam gerek. Bu nedenle gönderildim’’ dedi.
LUK 4:44 Galile’deki havralarda Müjde’yi duyuruyordu.
LUK 5:1 Yeşua Ginnesar Gölü’nün kıyısında duruyordu. Kalabalık Tanrı sözünü dinlemek için O’nun çevresine üşüşmüştü.
LUK 5:2 Yeşua deniz kıyısında duran iki tekne gördü. Balıkçılar teknelerinden inmiş ağlarını yıkıyorlardı.
LUK 5:3 Yeşua teknelerden birisine bindi, o da Simon'undu. Ondan kıyıdan biraz açılmasını istedi. Oturup halka tekneden öğretti.
LUK 5:4 Konuşmasını bitirince Simon’a, “Derinlere açılın, balık tutmak için ağlarınızı atın” dedi.
LUK 5:5 Simon O’na şöyle yanıt verdi: “Efendim, bütün gece çabaladık, hiçbir şey tutamadık; ama senin sözün uyarınca ağları salacağım.”
LUK 5:6 Bunu yaptıklarında o kadar çok balık yakaladılar ki, ağları yırtılıyordu.
LUK 5:7 Gelip kendilerine yardım etmeleri için öteki teknedeki ortaklarına işaret ettiler. Onlar da geldiler ve her iki tekneyi de balıkla doldurdular. Öyle ki, tekneler batmaya başladı.
LUK 5:8 Ama Simon Petrus bunu görünce Yeşua’nın dizlerine kapanıp, “Efendimiz benden uzak dur, çünkü ben günahkâr bir adamım” dedi.
LUK 5:9 Çünkü kendisi ve yanındakiler, tutmuş oldukları balıkların şaşkınlığı içindeydiler.
LUK 5:10 Simon’un ortakları olan Zebedi oğulları Yakov ve Yuhanna da öyle. Yeşua, Simon’a, “Korkma. Bundan böyle canlı insan tutacaksın.” dedi.
LUK 5:11 Teknelerini kıyıya çektiler. Her şeyi bırakıp O'nun ardından gittiler.
LUK 5:12 Yeşua kentlerden birindeyken, işte, cüzamla dolu bir adam geldi. Adam Yeşua’yı görünce yüzüstü yere kapandı. O’na, “Efendimiz, istersen beni temiz kılabilirsin” diyerek yalvardı.
LUK 5:13 Yeşua elini uzattı ve ona dokunup, “İsterim. Temiz ol!” dedi. Hemen cüzam onu terk etti.
LUK 5:14 Yeşua ona kimseye söyleme diye buyurdu. “Git kendini kâhine göster ve temizliğin hakkında onlara tanıklık olsun diye, Moşe’nin buyurduğu sunuları sun” dedi.
LUK 5:15 Ama Yeşua’yla ilgili haber daha çok çevreye yayıldı. O’nu dinlemek, hastalıklarından iyileştirilmek için büyük kalabalıklar toplanıyordu.
LUK 5:16 Ama kendisi ıssız yerlere çekilip dua ediyordu.
LUK 5:17 O günlerden birinde Yeşua öğretirken, Galile’nin ve Yahudiye’nin bütün köylerinden ve Yeruşalem’den gelen Ferisiler ve Kutsal Yasa öğretmenleri O’nun çevresinde oturuyordu. Efendi’nin gücü onları iyileştirmek için O'nunla birlikteydi.
LUK 5:18 İşte, adamlar döşek üzerinde felçli bir adam getirdiler. Felçli adamı içeri sokup Yeşua’nın önüne yatırmaya çalışıyorlardı.
LUK 5:19 Ama kalabalık nedeniyle onu içeri sokmanın bir yolunu bulamayınca dama çıktılar. Çatıyı kaldırıp yatağıyla birlikte onu Yeşua’nın önüne sarkıttılar.
LUK 5:20 Yeşua onların imanını görünce, “Ey adam, günahların bağışlandı” dedi.
LUK 5:21 Yazıcılar ve Ferisiler tartışmaya başlayıp, “Küfreden bu adam da kim? Tanrı dışında günahları kim bağışlayabilir?” dediler.
LUK 5:22 Onların ne düşündüğünü bilen Yeşua onlara şöyle karşılık verdi: “Neden yüreğinizde böyle düşünüyorsunuz?
LUK 5:23 Hangisi daha kolay, ‘Günahların sana bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk ve yürü’ demek mi?
LUK 5:24 Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlamaya yetkisi olduğunu bilesiniz diye,” felçliye, “Sana söylüyorum, kalk, döşeğini toplayıp evine git!” dedi.
LUK 5:25 Adam onların önünde hemen ayağa kalktı. Üzerinde yattığı döşeği kaldırdı ve Tanrı’yı yücelterek evine gitti.
LUK 5:26 Herkesi şaşkınlık sardı. Tanrı’yı yücelttiler. Korku içinde, “Bugün garip şeyler gördük” dediler.
LUK 5:27 Bu şeylerden sonra Yeşua çıktı, vergi toplama yerinde oturan Levi adında bir vergi görevlisini gördü. Ona, “Ardımdan gel!” dedi.
LUK 5:28 O da her şeyi bırakıp, Yeşua’nın ardından gitti.
LUK 5:29 Levi Yeşua için evinde büyük bir şölen düzenledi. Bir çok vergi görevlileriyle başka kişilerden oluşan büyük bir kalabalık onlarla birlikte sofradaydı.
LUK 5:30 Yazıcılar ve Ferisiler, öğrencilerine karşı, “Niçin vergi görevlileriyle ve günahkârlarla birlikte yiyip içiyorsunuz?” diye homurdandılar.
LUK 5:31 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı vardır.
LUK 5:32 Ben doğru kişileri değil, günahkârları tövbeye çağırmaya geldim.”
LUK 5:33 O’na, “Neden Yuhanna’nın öğrencileri sık sık oruç tutup dua ediyorlar? Aynı şekilde Ferisiler’in öğrencileri de. Ama seninkiler yiyip içiyorlar!” dediler.
LUK 5:34 Onlara, “Güvey aralarındayken konukları hiç oruç tutturabilir misiniz?” dedi.
LUK 5:35 “Ama güveyin yanlarından alınacağı günler gelecek. O zaman onlar o günlerde oruç tutacaklar.”
LUK 5:36 Yeşua onlara bir de benzetme anlattı. “Hiç kimse yeni bir giysiden bir parçayı yırtıp eski bir giysinin üzerine yamamaz. Yoksa hem yeni giysi yırtılır, hem de o giysiden koparılan yama eskisiyle uyuşmaz.
LUK 5:37 Hiç kimse eski şarap tulumlarına yeni şarap koymaz. Yoksa yeni şarap tulumları patlatır, şarap da dökülür, tulumlar da mahvolur.
LUK 5:38 Yeni şarabı taze tulumlara koymak gerek. Böylece ikisi de korunabilir.
LUK 5:39 Hiç kimse eski şarabı içtikten sonra hemen yenisini istemez. Çünkü ‘Eskisi daha iyi’ der.”
LUK 6:1 Yeşua birinciden sonraki ikinci Şabat'ta buğday tarlalarından geçiyordu. Öğrencileri başakları koparıyor, avuçlarında ufalayıp yiyorlardı.
LUK 6:2 Ama Ferisiler’den bazıları onlara, “Şabat Günü Yasa’ya uygun olmayanı neden yapıyorsunuz?” dediler.
LUK 6:3 Yeşua onlara karşılık verip dedi: “David’le yanındakiler acıkınca ne yaptığını hiç okumadınız mı?
LUK 6:4 Tanrı’nın evine girdi, yalnızca kâhinler dışında yemesi yasak olan sergi ekmeklerini alıp yedi ve yanındakilere de verdi.”
LUK 6:5 Onlara, “İnsanoğlu Şabat'ın Efendisi’dir” dedi.
LUK 6:6 Başka bir Şabat'ta da Yeşua havraya girip öğretti. Orada sağ eli kurumuş bir adam vardı.
LUK 6:7 Yeşua’yı suçlu çıkaracak bir neden bulabilmek için yazıcılarla Ferisiler, Şabat'ta iyileştirip iyileştirmeyeceğini görmek için O'nu gözlüyorlardı.
LUK 6:8 Ne var ki, Yeşua onların düşüncelerini biliyordu. Eli sakat adama, “Kalk, orta yerde dur” dedi. O da kalkıp durdu.
LUK 6:9 Sonra Yeşua onlara, “Söyleyin” dedi. “Size bir şey soracağım, Yasa’ya göre Şabat'ta iyilik yapmak mı, yoksa kötülük yapmak mı doğrudur? Hayat kurtarmak mı yoksa öldürmek mi?”
LUK 6:10 Etrafındakilerin hepsine baktıktan sonra adama, “Elini uzat” dedi. Adam elini uzattı ve öteki gibi eli eski haline döndü.
LUK 6:11 Onlar ise öfkeyle doldular. Kendi aralarında Yeşua’ya ne yapabileceklerini konuşuyorlardı.
LUK 6:12 Yeşua o günlerde dua etmek için bir dağa çıktı. Bütün geceyi Tanrı’ya dua ederek geçirdi.
LUK 6:13 Gündüz olunca öğrencilerini yanına çağırdı, içlerinden on ikisini seçti. Onlara elçiler adını verdi.
LUK 6:14 Petrus adını da verdiği Simon, onun kardeşi Andreas, Yakov, Yuhanna, Filipus, Bartalmay,
LUK 6:15 Matta, Tomas, Alfay oğlu Yakov, Yurtsever diye tanınan Simon,
LUK 6:16 Yakov oğlu Yahuda ve hain olan Yahuda İskariot.
LUK 6:17 Yeşua onlarla birlikte aşağıya inip düzlük bir yerde durdu. Öğrencilerinden oluşan bir kalabalık ve bütün Yahudiye ve Yeruşalem’den ve Sur ve Sayda kıyılarından O’nu dinlemeye ve hastalıklarından iyileştirilmeye gelen çok sayıda insan da oradaydı.
LUK 6:18 Kirli ruhlar yüzünden sıkıntı çekenler de iyileştiriliyordu.
LUK 6:19 Kalabalıktaki herkes O’na dokunmaya çalışıyordu. Çünkü O’ndan çıkan bir güç herkesi iyileştiriyordu.
LUK 6:20 Yeşua gözlerini öğrencilerine kaldırdı ve şöyle söyledi: “Ne mutlu yoksul olanlara, çünkü Tanrı’nın Krallığı sizindir.
LUK 6:21 Ne mutlu şimdi aç olanlara, çünkü doyurulacaksınız. Ne mutlu şimdi ağlayanlara, çünkü güleceksiniz.
LUK 6:22 İnsanoğlu uğruna, insanlar sizden nefret ettikleri, dışlayıp aşağıladıkları, ve adınızı kötüledikleri zaman ne mutlu size.
LUK 6:23 O gün sevinin ve coşkuyla sıçrayın, çünkü işte, gökteki ödülünüz büyüktür. Onların da ataları peygamberlere aynı şeyi yaptılar.
LUK 6:24 Ama vay halinize ey zenginler! Çünkü tesellinizi aldınız.
LUK 6:25 Vay halinize, ey şimdi tok olanlar, çünkü aç kalacaksınız. Vay halinize, şimdi gülenler, çünkü yas tutup ağlayacaksınız.
LUK 6:26 İnsanlar sizin hakkınızda iyi konuştukları zaman vay halinize, çünkü onların ataları da sahte peygamberlere aynı şeyi yaptılar.”
LUK 6:27 “Ama siz beni dinleyenlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın.
LUK 6:28 Size lanet edenleri kutsayın ve size kötü davrananlar için dua edin.
LUK 6:29 Bir yanağınıza vurana öbürünü de çevirin. Ceketinizi alandan, gömleğinizi de esirgemeyin.
LUK 6:30 Sizden dileyen herkese verin, malınızı alandan geri istemeyin.”
LUK 6:31 “İnsanların size nasıl yapmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın.
LUK 6:32 Eğer sizi sevenleri severseniz, bu size ne kazandırır? Çünkü günahkârlar bile kendilerini sevenleri severler.
LUK 6:33 Eğer size iyilik edenlere iyilik ederseniz, bu size ne kazandırır ? Çünkü günahkârlar bile aynısını yapar.
LUK 6:34 Eğer geri almayı umduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne kazandırır? Günahkârlar bile geri almayı umarak günahkârlara ödünç verirler.
LUK 6:35 Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın ve ödünç verin, hiçbir şey beklemeden; ödülünüz büyük olacak ve En Yüce Olan’ın çocukları olacaksınız; çünkü O nankörlere ve kötülere karşı şefkatlidir.
LUK 6:36 Bu nedenle Babanız merhametli olduğu gibi, siz de merhametli olun.”
LUK 6:37 “Yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız. Suçlamayın ki, siz de suçlanmayasınız. Serbest bırakın ki, siz de serbest bırakılasınız.
LUK 6:38 Verin, size de verilecektir. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşkın, dolu bir ölçekle size verilecektir. Çünkü hangi ölçüyle ölçerseniz, o ölçekle size ölçülecektir.”
LUK 6:39 Yeşua onlara bir benzetme söyledi: “Kör köre yol gösterebilir mi? İkisi de çukura düşmez mi?
LUK 6:40 Öğrenci öğretmeninden üstün değildir, ancak eğitimini tamamlayan her öğrenci öğretmeni gibi olacaktır.
LUK 6:41 Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki direği düşünmezsin?
LUK 6:42 Ya da kendi gözündeki direği kendin görmezken, kardeşine nasıl olur da, ‘Kardeş, izin ver gözündeki çöpü çıkarayım’ dersin? Ey ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki direği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görebilirsin.
LUK 6:43 Çünkü iyi ağaç yoktur ki, kötü meyve versin, ya da yine kötü ağaç yoktur ki, iyi meyve versin.
LUK 6:44 Her ağaç kendi meyvesinden tanınır. Çünkü dikenli bitkilerden incir toplamazlar, çalıdan da üzüm toplamazlar.
LUK 6:45 İyi insan yüreğindeki iyi hazinesinden iyilik, kötü insan yüreğindeki kötü hazinesinden kötülük çıkarır. Çünkü yürekten taşanı ağzı söyler.”
LUK 6:46 “Neden bana ‘Efendi, Efendi’ diyorsunuz da, söylediğim şeyleri yapmıyorsunuz?
LUK 6:47 Bana gelen, sözlerimi duyan ve onları yapan her insanın kime benzediğini size göstereyim.
LUK 6:48 O kişi, ev yaparken toprağı derin kazıp, temelini kaya üzerine atan adama benzer. Sel gelince kabaran ırmak o eve saldırdı ama onu sarsamadı. Çünkü ev kaya üzerinde kurulmuştu.
LUK 6:49 Ama sözlerimi duyup da yapmayan kişi, evini toprak üzerine temelsiz kurmuş adama benzer. Kabaran ırmak saldırınca ev hemen çöker. O evin yıkılışı da büyük oldu.”
LUK 7:1 Yeşua, halkın önünde konuşmasını bitirdikten sonra Kafernahum’a gitti.
LUK 7:2 Bir yüzbaşının çok sevdiği hizmetkârı hastalanmış ve ölüm döşeğindeydi.
LUK 7:3 Yüzbaşı Yeşua hakkında duyunca, gelip hizmetkârını kurtarsın diye rica için Yahudiler’in ihtiyarlarını O'na gönderdi.
LUK 7:4 Onlar da gelip ciddiyetle Yeşua’ya yalvardılar. O’na, “Bu adam senin bunu yapmana layıktır” dediler.
LUK 7:5 “Çünkü ulusumuzu seviyor ve havramızı yaptıran odur.”
LUK 7:6 Yeşua onlarla birlikte gitti. Evin yakınına vardığında, yüzbaşı bazı dostlarını yollayıp O’na şöyle dedi: “Efendim, zahmet etme; çatımın altına girmene layık değilim.
LUK 7:7 Bu nedenle, sana gelmeye de kendimi layık görmedim; yalnızca bir söz söyle, hizmetkârım iyileşecektir.
LUK 7:8 Çünkü ben de buyruk altında bulunan bir adamım. Altımda askerler var. Birine, ‘Git’ derim, gider; ötekine, ‘Gel’ derim, gelir. Hizmetkârıma, ‘Şunu yap’ derim, yapar.”
LUK 7:9 Yeşua bu şeyleri duyunca, ona şaştı. Sonra dönüp kendisini izleyen kalabalığa şöyle dedi: “Size şunu söyleyeyim, İsrael’de bile böyle büyük bir iman bulmadım.”
LUK 7:10 Gönderilenler eve döndüklerinde hasta olan hizmetkârı iyileşmiş buldular.
LUK 7:11 Yeşua bundan kısa bir süre sonra Nain adlı bir kente gitti. Öğrencilerinden birçoğu büyük bir kalabalıkla O’nunla birlikte gitti.
LUK 7:12 Kentin kapısına yaklaştıklarında işte, ölmüş olan biri çıkarılıyordu; annesinin tek doğan oğluydu, kadın da bir duldu. Kent halkından büyük bir kalabalık kadınla birlikteydi.
LUK 7:13 Efendi kadını görünce ona acıdı. Ona, “Ağlama” dedi.
LUK 7:14 Yaklaşıp tabuta dokununca cenazeyi taşıyanlar durdu. “Genç adam, sana söylüyorum, kalk!” dedi.
LUK 7:15 Ölmüş olan kalkıp oturdu ve konuşmaya başladı. Yeşua onu annesine geri verdi.
LUK 7:16 Herkesi korku sardı. “Aramızda büyük bir peygamber ortaya çıktı!” diyerek Tanrı’yı yücelttiler. “Tanrı, halkını ziyarete geldi!” diyorlardı.
LUK 7:17 Yeşua’yla ilgili bu haber bütün Yahudiye’ye ve bütün çevre bölgelere yayıldı.
LUK 7:18 Yuhanna’nın öğrencileri bütün bu şeyleri ona anlattılar.
LUK 7:19 Yuhanna, öğrencilerinden ikisini yanına çağırıp, “Gelecek Olan sen misin, yoksa başka birini mi arayalım?” diyerek onları Yeşua’ya gönderdi.
LUK 7:20 Adamlar Yeşua’nın yanına gelip, “Vaftizci Yuhanna, ‘Gelecek Olan sen misin, yoksa başka birini mi arayalım?’ demek için bizi sana gönderdi dediler.”
LUK 7:21 O saatte Yeşua, bir çok hastalıklardan, dertlerden ve kötü ruhlardan birçok kişiyi iyileştirdi, birçok körün gözlerini açtı.
LUK 7:22 Yeşua yanıt verip onlara, “Gidin gördüklerinizi, duyduklarınızı Yuhanna’ya bildirin” dedi. “Körler görüyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar temizleniyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve yoksullara Müjde duyuruluyor.
LUK 7:23 Ne mutlu bende tökezlemek için bir neden bulmayana!”
LUK 7:24 Yuhanna’nın ulakları gittikten sonra Yeşua kalabalığa Yuhanna’dan söz etmeye başladı. “Çöle ne görmeye çıktınız? Rüzgârla sallanan bir kamış mı?
LUK 7:25 O zaman ne görmeye çıktınız? Yumuşak giysiler giymiş bir adam mı? İşte, zarif giysiler kuşanıp bolluk içinde yaşayanlar kral saraylarında olur.
LUK 7:26 Öyleyse ne görmeye çıktınız? Bir peygamber mi? Evet, size şunu söyleyeyim, peygamberden daha fazlasıdır.
LUK 7:27 ‘İşte, habercimi önünden gönderiyorum; senin önünde yolunu hazırlayacak’ diye hakkında yazılmış olan budur” dedi.
LUK 7:28 “Size derim ki, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yuhanna’dan daha büyük bir peygamber yoktur, ancak Tanrı’nın Krallığı'nda en küçük olan ondan daha büyüktür.”
LUK 7:29 Yuhanna tarafından vaftiz edilen bütün halk ve vergi görevlileri bunu duyunca Tanrı’nın adil olduğunu ilan ettiler.
LUK 7:30 Ama kendileri Yuhanna tarafından vaftiz edilmemiş olan Ferisiler ve Kutsal Yasa uzmanları, Tanrı’nın öğüdünü reddetmiş oldular.
LUK 7:31 Yeşua konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öyleyse bu kuşağın insanlarını neye benzeteyim? Onlar neye benzerler?
LUK 7:32 Çarşı meydanında oturup birbirine şöyle çağıran çocuklara benziyorlar: ‘Size kaval çaldık, ama oynamadınız! Ağıt yaktık, ama ağlamadınız’.
LUK 7:33 Vaftizci Yuhanna geldiğinde oruç tutup şarap içmedi. Ama siz ona, ‘onda iblis var’ diyorsunuz.
LUK 7:34 İnsanoğlu geldiğinde yiyip içti. ‘İşte, obur ve ayyaş adam, vergi görevlileriyle günahkârların dostu!’
LUK 7:35 Ancak bilgelik, bilgeliğin kendi çocukları tarafından doğrulanır.”
LUK 7:36 Ferisiler’den biri Yeşua’yı yemeğe davet etti. Yeşua Ferisi’nin evine girdi ve sofrada oturdu.
LUK 7:37 İşte, o kentte günahkâr bir kadın vardı. Yeşua’nın Ferisi’nin evinde sofrada oturduğunu öğrenince kaymaktaşından bir kap içinde güzel kokulu bir yağ getirdi.
LUK 7:38 O'nun ayaklarının yanında arkada durdu, ağlayarak gözyaşlarıyla ayaklarını ıslatmaya başladı. Başının saçıyla ayaklarını sildi, ayaklarını öptü ve üzerine güzel kokulu yağ ile meshetti.
LUK 7:39 Kendisini davet eden Ferisi bunu görünce kendi kendine, “Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim ve ne tür bir kadın olduğunu, onun bir günahkâr olduğunu bilirdi” dedi.
LUK 7:40 Yeşua ona, “Simon, sana söyleyecek bir şeyim var” dedi. O da, “Öğretmenim söyle” dedi.
LUK 7:41 “Bir alacaklının iki borçlusu vardı. Birinin borcu beş yüz dinar, diğerinin borcu elli dinardı.
LUK 7:42 Ödeyecek güçleri olmadığından, adam ikisini de bağışladı. Bunlardan hangisi onu daha çok sevecektir?”
LUK 7:43 Simon, “Sanırım daha çok bağışlanan” diye yanıtladı. Yeşua ona, “Doğru hükmettin” dedi.
LUK 7:44 Sonra kadına dönüp Simon’a, “Bu kadını görüyor musun? Ben evine girdim, ayaklarım için bana su vermedin. Ama o gözyaşlarıyla ayaklarımı ıslattı, saçlarıyla da sildi.
LUK 7:45 Sen beni öpmedin. Ama bu kadın eve girdiğimden beri ayaklarımı öpüp duruyor.
LUK 7:46 Sen başıma yağla meshetmedin, ama o ayaklarımı güzel kokulu yağla meshetti.
LUK 7:47 Bu nedenle sana derim ki, onun çok olan günahları bağışlanmıştır. Çok sevmesinin nedeni budur. Ama az bağışlanan, az sever” dedi.
LUK 7:48 Yeşua kadına, “Günahların bağışlandı” dedi.
LUK 7:49 O’nunla birlikte sofrada oturanlar kendi kendilerine, “Günahları bile bağışlayan bu adam kim?” diye konuşmaya başladılar.
LUK 7:50 Kadına, “İmanın seni kurtardı, esenlik içinde git” dedi.
LUK 8:1 Kısa bir süre sonra, Yeşua köy kent dolaşarak Tanrı Krallığı'nın müjdesini duyuruyor ve onu getiriyordu. Onikiler de kendisiyle birlikteydi.
LUK 8:2 Kötü ruhlardan ve hastalıklarından kurtulmuş olan bazı kadınlar vardı: Kendisinden yedi iblis çıkmış olan Magdalalı denilen Mariyam,
LUK 8:3 Hirodes’in kâhyası Kuza’nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçok kadın Yeşua’yla birlikteydi, bunlar, mallarıyla onlara hizmet ediyorlardı.
LUK 8:4 Büyük bir kalabalık toplanıp her kentten insanlar O'na geldiklerinde Yeşua bir benzetmeyle şöyle dedi:
LUK 8:5 “Çiftçinin biri tohum ekmeye çıktı. Ekerken bazıları yol kenarına düştü, ayak altında çiğnenip göğün kuşları onu yuttu.
LUK 8:6 Bazı tohumlar kaya üzerine düştü, filizlendiğinde susuzluktan kuruyup gitti.
LUK 8:7 Bazıları dikenlerin arasına düştü. Dikenler onunla büyüdü ve onu boğdu.
LUK 8:8 Bazıları iyi toprağa düştü ve büyüyüp yüz kat ürün verdi.” Bu şeyleri söyledikten sonra, yüksek sesle, “İşitecek kulağı olan işitsin!” dedi.
LUK 8:9 Sonra öğrencileri O’na, “Bu benzetme ne anlama geliyor?” diye sordular.
LUK 8:10 Yeşua, “Tanrı Krallığı'nın sırlarını bilmek size verildi, ama başkalarına benzetmelerle verilir. Öyle ki, ‘Baktıkları halde görmesinler, işittikleri halde anlamasınlar.’
LUK 8:11 Benzetme şudur: Tohum Tanrı sözüdür.
LUK 8:12 Yol kenarındakiler sözü işitenlerdir, o zaman İblis gelir, inanıp kurtulmasınlar diye sözü yüreklerinden alıp götürür.
LUK 8:13 Kaya üzerindekiler, işitince sözü sevinçle kabul edenlerdir; ama kökleri yoktur. Bir süre inanırlar ve sınanma zamanında saparlar.
LUK 8:14 Dikenler arasına düşenler, sözü işitenlerdir. Ama bunlar yollarına giderken yaşamın kaygılarıyla, zenginlikleriyle ve zevkleriyle boğulur ve olgunlaşıp ürün vermezler.
LUK 8:15 İyi topraktakiler, dürüst ve iyi yürekli olup, sözü duymuş, onu sıkıca tutan ve sabırla ürün verenlerdir.”
LUK 8:16 “Hiç kimse kandil yaktığı zaman onu bir kapla örtmez ya da yatağın altına koymaz; ama içeri girenler ışığı görsün diye onu kandilliğe koyar.
LUK 8:17 Çünkü açığa çıkmayacak gizli bir şey yoktur. Ne de bilinmeyecek, aydınlığa çıkarılmayacak saklı bir şey vardır.
LUK 8:18 Bu nedenle, nasıl dinlediğinize dikkat edin. Kimde varsa ona daha fazlası verilecek. Ama kimde yoksa, sahip olduğunu sandığı bile ondan alınacaktır.”
LUK 8:19 Annesi ve kardeşleri O’nun yanına geldiler. Ama kalabalık yüzünden kendisine yaklaşamadılar.
LUK 8:20 Bazıları O'na, “Annenle kardeşlerin dışarıda duruyorlar, seni görmek istiyorlar” diye Yeşua’ya bildirdiler.
LUK 8:21 Ama O, onlara şu karşılığı verdi: “Annem ve kardeşlerim, Tanrı’nın sözünü işitip onu uygulayanlardır.”
LUK 8:22 O günlerin birinde kendisi öğrencileriyle birlikte bir tekneye bindi. Onlara, “Gölün karşı yakasına geçelim” dedi. Böylece kıyıdan açıldılar.
LUK 8:23 Tekne yol alırken Yeşua uykuya daldı. Gölün üzerine bir fırtına indi. Ciddi bir biçimde su almaya başladılar.
LUK 8:24 Yanına gelip, “Efendimiz, efendimiz, ölüyoruz!” diyerek O’nu uyandırdılar. Yeşua kalkıp rüzgârı ve suyun hiddetini azarladı. Sular duruldu, ortalık sütliman oldu.
LUK 8:25 Onlara, “İmanınız nerede?” dedi. Onlar korkup şaşmışlardı. Birbirlerine, “Bu adam kim ki, rüzgârlara ve suya buyruk veriyor, onlar da O’na itaat ediyor!” dediler.
LUK 8:26 Sonra Galile’nin karşısındaki Gerasalılar’ın ülkesine vardılar.
LUK 8:27 Yeşua kıyıya ayak basınca, kentten kendisinde iblisler bulunan bir adam O’nu karşıladı. Uzun zamandır sırtına bir şey giymeyen bu adam evde değil, mezarlıklarda yaşıyordu.
LUK 8:28 Yeşua’yı görünce bağırıp O’nun önünde yere kapandı. Yüksek sesle, “Yeşua, Yüce Tanrı’nın Oğlu, benim seninle ne işim olsun? Yalvarırım bana eziyet etme!” dedi.
LUK 8:29 Çünkü Yeşua, kirli ruha adamdan çıkmasını buyurmuştu. Kirli ruh sık sık adamı tutuyordu. Adam zincir ve prangaya bağlanarak gözetim altında tutulmasına karşın bağlarını koparıp iblis tarafından ıssız yerlere sürülüyordu.
LUK 8:30 Yeşua ona, “Adın ne?” diye sordu. “Tümen” dedi. Çünkü adamın içine birçok iblis girmişti.
LUK 8:31 İblisler kendilerini dipsiz derinliklere gitmelerini buyurmasın diye Yeşua’ya yalvardılar.
LUK 8:32 Oradaki bayırda otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı. İblisler domuzların içine girmelerine izin vermesi için Yeşua’ya yalvardılar. O da onlara izin verdi.
LUK 8:33 İblisler adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Sürü uçurumdan aşağı koşup denize atlayıp boğuldu.
LUK 8:34 Ne olduğunu gören domuz çobanları kaçıp kentte ve köylerde bunu anlattılar.
LUK 8:35 Halk olanları görmek için çıktı. Yeşua’nın yanına geldiklerinde, iblislerden kurtulan adamı giyinmiş ve aklı başında, Yeşua’nın ayakları dibinde otururken buldular ve korktular.
LUK 8:36 Bunu görmüş olanlar, iblise tutulmuş adamın nasıl kurtulduğunu onlara anlattılar.
LUK 8:37 Gerasa yöresinden gelen bütün halk Yeşua’nın yanlarından ayrılması için O’na yalvardılar. Çünkü çok fazla korkuyorlardı. O da tekneye binip geri döndü.
LUK 8:38 İblislerden kurtulan adam Yeşua’yla birlikte gitmek için O’na yalvardı.
LUK 8:39 Ama Yeşua, “Evine dön ve Tanrı’nın senin için ne büyük şeyler yaptığını anlat” diyerek onu gönderdi. O da gidip, Yeşua’nın kendisi için ne büyük şeyler yaptığını bütün kentte duyurdu.
LUK 8:40 Yeşua karşı tarafa vardığında kalabalık O’nu hoş karşıladı. Çünkü herkes O’nu bekliyordu.
LUK 8:41 O sırada havra yöneticisi Yair adında bir adam geldi. Yeşua’nın ayaklarına kapanıp evine gelmesi için yalvardı.
LUK 8:42 Çünkü on iki yaşındaki kızı, tek doğanı ölmek üzereydi. Yeşua yola çıkmış giderken, kalabalık O’nu sıkıştırıyordu.
LUK 8:43 On iki yıldan beri kanaması olup, varını yoğunu hekimlere harcamış, ama hiçbirinin iyi edemediği bir kadın,
LUK 8:44 Yeşua’nın arkasından gelip giysisinin saçağına dokundu ve hemen kanaması durdu.
LUK 8:45 Yeşua, “Bana kim dokundu?” dedi. Herkes bunu yadsıyınca, Petrus ve yanındakiler, “Efendimiz, kalabalık seni itiyor ve sıkıştırıyor ve sen, ‘Bana kim dokundu?’ diyorsun” dediler.
LUK 8:46 Ama Yeşua, “Birisi bana dokundu, çünkü içimden bir gücün çıkıp gittiğini anladım” dedi.
LUK 8:47 Gizli kalamadığını gören kadın titreyerek geldi ve Yeşua’nın ayaklarına kapandı. Bütün halkın önünde, O’na neden dokunduğunu ve hemen nasıl iyileştiğini anlattı.
LUK 8:48 Yeşua ona, “Kızım, cesur ol! İmanın seni iyi etti. Esenlik içinde git” dedi.
LUK 8:49 Yeşua daha konuşurken, havra yöneticisinin evinden biri gelip ona, “Kızın öldü. Artık öğretmeni rahatsız etme” dedi.
LUK 8:50 Yeşua bunu duyunca ona, “Korkma. Yalnızca iman et ve kızın iyi olacak” dedi.
LUK 8:51 Yeşua adamın evine vardığında, Petrus, Yuhanna, Yakov ve çocuğun babası ve annesi dışında kimsenin kendisiyle birlikte içeri girmesine izin vermedi.
LUK 8:52 Herkes ağlıyor ve kızın yasını tutuyordu. Yeşua, “Ağlamayın” dedi. “Kız ölmedi, uyuyor.”
LUK 8:53 Kızın öldüğünü bildikleri için O’nunla alay ettiler.
LUK 8:54 Yeşua hepsini dışarı çıkardı. Kızın elinden tutup yüksek sesle, “Kızım, kalk!” diye seslendi.
LUK 8:55 Ruhu geri dönünce kız hemen ayağa kalktı. Yeşua, ona yiyecek bir şeyler verilmesini buyurdu.
LUK 8:56 Kızın anne ve babası şaştılar, ancak Yeşua onlara, bu yapılanları kimseye söylememelerini buyurdu.
LUK 9:1 Yeşua Onikiler’i yanına çağırıp onlara bütün iblislerin üzerinde ve hastalıkları iyileştirmek için güç ve yetki verdi.
LUK 9:2 Onları Tanrı’nın Krallığı'nı duyurmaya ve hastaları iyileştirmeye gönderdi.
LUK 9:3 Onlara, “Yolculuk için yanınıza hiçbir şey almayın: Ne değnek, ne torba, ne ekmek, ne de para, ne de yedek giysi.
LUK 9:4 Hangi eve girerseniz, orada kalın ve oradan ayrılın.
LUK 9:5 Kimler sizi kabul etmezlerse, o kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin” dedi.
LUK 9:6 Öğrenciler çıkıp köy köy dolaşarak her yerde Müjde’yi duyurup hastaları iyileştirdiler.
LUK 9:7 Ülkenin dörtte birini yöneten Hirodes, O'nun tarafından bütün yapılanları duydu ve şaşkınlık içindeydi. Bazıları, “Yuhanna ölüler arasından dirildi”,
LUK 9:8 bazıları, “Eliya göründü!” ve bazıları da “Eski peygamberlerden biri dirildi” diyordu.
LUK 9:9 Hirodes, “Yuhanna’nın başını ben kestirdim, ama hakkında böyle şeyler duyduğum bu adam kim?” diyor, Yeşua’yı görmek istiyordu.
LUK 9:10 Elçiler döndüklerinde, yaptıkları her şeyi Yeşua’ya anlattılar. Yeşua onları ayrı olarak yanına alıp Beytsayda kentinin ıssız bir bölgesine çekildi.
LUK 9:11 Bunu anlayan kalabalıklar O’nun peşinden gitti. Yeşua onları iyi karşıladı, onlara Tanrı’nın Krallığı'ndan söz etti ve şifaya ihtiyacı olanları iyileştirdi.
LUK 9:12 Günbatımına doğru Onikiler gelip Yeşua’ya, “Kalabalığı gönder. Çevredeki köylere ve çiftliklere gitsinler. Orada kendilerine kalacak yer ve yiyecek bulsunlar. Çünkü burada ıssız bir yerdeyiz” dediler.
LUK 9:13 Yeşua, “Onlara siz yiyecek bir şeyler verin” dedi. “Eğer bunca insan için gidip yiyecek satın almazsak, yanımızda beş ekmekle iki balıktan başka bir şey yok” dediler.
LUK 9:14 Çünkü yaklaşık beş bin kişiydiler. Öğrencilerine, “Halkı ellişer kişilik gruplar halinde oturtun” dedi.
LUK 9:15 Öyle yaptılar ve hepsini oturttular.
LUK 9:16 Yeşua beş ekmekle iki balığı aldı, göğe bakıp onları kutsadı, kırdı ve kalabalığın önüne koymaları için öğrencilerine verdi.
LUK 9:17 Herkes yiyip doydu. Arta kalan parçalardan on iki sepet dolusu kaldırdılar.
LUK 9:18 Yeşua yalnız başına dua ederken, öğrencileri yakınındaydı. Onlara, “Kalabalıklar benim kim olduğumu söylüyor?” diye sordu.
LUK 9:19 Öğrenciler, “Vaftizci Yuhanna, ama bazıları Eliya, ötekiler de eski peygamberlerden biri dirilmiş, diyor” dediler.
LUK 9:20 Yeşua onlara, “Ya siz ben kimim dersiniz?” dedi. Petrus, “Sen Tanrı’nın Mesihi’sin” diye yanıtladı.
LUK 9:21 Yeşua onları uyarıp bunu kimseye söylememelerini buyurdu.
LUK 9:22 Onlara, “İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ihtiyarlar, başkâhinler ve yazıcılar tarafından reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gereklidir” dedi.
LUK 9:23 Hepsine, “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.
LUK 9:24 Hayatını kurtarmak isteyen onu yitirecek, ama kim hayatını benim uğruma yitirirse onu kurtaracaktır.
LUK 9:25 İnsan tüm dünyayı kazanıp da kendi öz varlığını kaybeder ya da zarar ederse bunun kendisine ne faydası olur?
LUK 9:26 Çünkü kim benden ve sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da kendi görkemiyle, Babası’nın ve kutsal meleklerin görkemiyle geldiğinde ondan utanacaktır.
LUK 9:27 Ama size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, Tanrı’nın Krallığı'nı görmeden hiç ölümü tatmayacak olanlar var.”
LUK 9:28 Yeşua bu sözleri söyledikten yaklaşık sekiz gün sonra, Petrus, Yuhanna ve Yakov’u yanına alarak dua etmek için dağa çıktı.
LUK 9:29 Yeşua dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysisi göz kamaştırıcı bir beyazlığa büründü.
LUK 9:30 İşte, iki kişi O’nunla konuşuyordu. Bunlar Moşe’yle Eliya’ydı.
LUK 9:31 Görkem içinde beliren bu iki kişi, Yeşua’nın yakında Yeruşalem’de gerçekleşecek olan ayrılışını konuşuyorlardı.
LUK 9:32 Petrus ve onunla birlikte olanların üzerine uyku çökmüştü. İyice uyandıkları zaman Yeşua’nın görkemini ve yanında duran iki adamı gördüler.
LUK 9:33 Onlar Yeşua’nın yanından ayrılırken Petrus Yeşua’ya, “Efendimiz, bizim için burada bulunmak iyidir!” dedi. “Üç çardak kuralım: Biri sana, biri Moşe’ye, biri de Eliya’ya” dedi. Ne dediğini bilmiyordu.
LUK 9:34 Petrus bunları söylerken, bir bulut geldi ve onlara gölge saldı. Buluta girerken onlar korktular.
LUK 9:35 Buluttan gelen bir ses, “Bu benim sevgili Oğlum’dur. O’nu dinleyin!” dedi.
LUK 9:36 Ses geldiğinde, Yeşua yalnız bulundu. Onlar sustular ve o günlerde görmüş oldukları bu şeylerden kimseye söz etmediler.
LUK 9:37 Ertesi gün, dağdan indiklerinde, Yeşua’yı büyük bir kalabalık karşıladı.
LUK 9:38 İşte, kalabalığın içinden bir adam bağırıp, “Öğretmenim, yalvarırım oğluma bir bak!” dedi. “Kendisi benim tek doğan çocuğumdur.
LUK 9:39 İşte, bir ruh onu tutuyor, birdenbire bağırıyor, onu öyle sarsıyor ki, köpürüyor; ve ondan güçlükle ayrılıp şiddetli bir biçimde onu yaralıyor.
LUK 9:40 Ruhu kovmaları için öğrencilerine yalvardım, ama yapamadılar.”
LUK 9:41 Yeşua, “Ey imansız ve sapmış kuşak! Ne zamana dek sizinle olup size katlanacağım? Oğlunu buraya getir” dedi.
LUK 9:42 Çocuk Yeşua’ya yaklaşırken iblis onu yere çalıp şiddetle sarstı. Ama Yeşua kirli ruhu azarladı. Çocuğu iyileştirip babasına geri verdi.
LUK 9:43 Tanrı’nın yüceliği karşısında hepsi şaşkınlık içinde kaldı. Herkes Yeşua’nın yaptığı işlerin şaşkınlığı içindeyken, Yeşua öğrencilerine, şöyle dedi:
LUK 9:44 “Şu sözlerimi kulaklarınızda yer edin. Çünkü İnsanoğlu insanların eline teslim edilecek” dedi.
LUK 9:45 Ama onlar bu sözü anlamadılar. Çünkü sözün anlamı onlardan gizlenmişti. Yeşua’ya bu söz hakkında soru sormaya da korkuyorlardı.
LUK 9:46 Aralarında içlerinde kimin en üstün olduğu hakkında bir tartışma çıktı.
LUK 9:47 Yeşua, yüreklerinden geçeni biliyordu. Bir çocuğu aldı ve yanına koydu.
LUK 9:48 Onlara, “Kim bu çocuğu benim adımla kabul ederse, beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur. Hepinizin arasında en küçük olan, o büyük olacaktır” dedi.
LUK 9:49 Yuhanna, “Öğretmenimiz, senin adınla iblis kovan birini gördük. Bizimle birlikte senin ardınca gelmediği için ona engel olduk” diye karşılık verdi.
LUK 9:50 Yeşua ona, “Ona engel olmayın! Bize karşı olmayan bizden yanadır” dedi.
LUK 9:51 O'nun alınacağı günler yaklaşınca, gitmek üzere yüzünü kararlı bir biçimde Yeruşalem'e doğru çevirdi,
LUK 9:52 ve önünden haberciler gönderdi. Onlar da Yeşua için hazırlık yapmak üzere yola çıkıp Samariyalılar’ın bir köyüne girdiler.
LUK 9:53 Yeşua Yeruşalem’e yöneldiği için Samariyalılar O’nu kabul etmediler.
LUK 9:54 Öğrencileri Yakov ve Yuhanna bunu görünce, “Efendimiz, Eliya’nın yaptığı gibi bunları yok etmek için bir buyrukla gökten ateş yağdırmamızı ister misin?” dediler.
LUK 9:55 Ama Yeşua dönüp onları azarladı ve şöyle dedi, “Siz hangi ruhtan olduğunuzu bilmiyorsunuz.
LUK 9:56 Çünkü İnsanoğlu, insanları yok etmeye değil, ama kurtarmaya geldi.” Başka bir köye gittiler.
LUK 9:57 Yolda giderlerken, biri Yeşua’ya, “Nereye gidersen git, ardından gelmek istiyorum Efendimiz” dedi.
LUK 9:58 Yeşua ona, “Tilkilerin inleri, gökyüzünün kuşlarının yuvaları var, ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi.
LUK 9:59 Bir başkasına, “Ardımdan gel!” dedi. Ama o, “Efendimiz, önce gidip babamı gömmeme izin ver” dedi.
LUK 9:60 Yeşua ona, “Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün. Ama sen git ve Tanrı’nın Krallığı'nı duyur” dedi.
LUK 9:61 Bir başkası da, “Efendimiz, senin ardından gelmek istiyorum. Ama önce izin ver, evimdekilerle vedalaşayım” dedi.
LUK 9:62 Ama Yeşua ona, “Sabana elini koyup da arkasına bakan biri Tanrı’nın Krallığı'na yakışmaz” dedi.
LUK 10:1 Bu şeylerden sonra Efendi başka yetmiş kişi daha görevlendirdi. Onları ikişer ikişer, kendisinin gitmek üzere olduğu her kente ve yere kendi önünden gönderdi.
LUK 10:2 O zaman onlara, “Gerçekten hasat bol, ama işçiler az. Bu nedenle, hasadın sahibi Efendi’ye dua edin de hasadına işçiler göndersin” dedi.
LUK 10:3 “Gidin! İşte sizi kuzular gibi kurtların arasına gönderiyorum.
LUK 10:4 Yanınıza ne para kesesi, ne torba, ne de çarık alın. Yolda giderken kimseyle selamlaşmayın.
LUK 10:5 Hangi eve girerseniz, önce, ‘Bu eve esenlik olsun’ deyin.
LUK 10:6 Orada esenlik oğlu varsa, sizin esenliğiniz onun üstünde kalacaktır. Yoksa, size geri dönecektir.
LUK 10:7 Aynı evde kalın, size ne verirlerse onu yiyip için. Çünkü işçi ücretine layıktır. Evden eve dolaşmayın.
LUK 10:8 Bir kente girdiğinizde sizi kabul ederlerse, önünüze konulan şeyleri yiyin.
LUK 10:9 Orada bulunan hastaları iyileştirin ve onlara, ‘Tanrı’nın Krallığı size yaklaştı’ deyin.
LUK 10:10 Ama bir kentte sizi kabul etmezlerse, caddelerine çıkın ve şöyle deyin:
LUK 10:11 ‘Şunu bilin ki, Tanrı’nın Krallığı size yaklaştı. Kentinizin ayaklarımıza yapışan tozunu bile size karşı silkiyoruz.’
LUK 10:12 Size şunu söyleyeyim, O gün Sodom kentinin durumu o kentten daha katlanılır olacaktır.
LUK 10:13 “Vay haline, ey Horazin! Vay haline, ey Beytsayda! Çünkü sizde yapılan büyük işler Sur ve Sayda’da yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp kül içinde oturmuş, tövbe etmiş olurlardı.
LUK 10:14 Ama yargı gününde Sur’un ve Sayda’nın durumu sizinkinden daha katlanılır olacaktır.
LUK 10:15 Ya sen, ey Kafernahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, Hades’e indirileceksin.
LUK 10:16 Kim sizi dinlerse beni dinlemiş olur, kim sizi reddederse beni reddetmiş olur. Kim beni reddederse de beni göndereni reddetmiş olur.”
LUK 10:17 Yetmişler sevinçle döndüler. “Efendimiz senin adında iblisler bile bize boyun eğiyor!” dediler.
LUK 10:18 Yeşua onlara şöyle dedi: “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.
LUK 10:19 İşte, size yılanları ve akrepleri ve düşmanın tüm gücünü ayak altında ezmek için yetki verdim. Hiçbir şey size, hiçbir şekilde zarar vermeyecek.
LUK 10:20 Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”
LUK 10:21 O saatte Yeşua Kutsal Ruh’ta coşarak şöyle dedi: “Baba, göğün ve yerin Efendisi! Bunları bilge ve akıllı kişilerden saklayıp küçük çocuklara açtığın için sana şükrediyorum. Evet Baba, sana hoş gelen buydu.”
LUK 10:22 Öğrencilerine dönüp, “Bana her şey Babam tarafından teslim edildi. Oğul’un kim olduğunu Baba’dan başka kimse bilemez. Baba’nın kim olduğunu da Oğul’dan ve Oğul’un O’nu açığa vurmak istediği kişilerden başkası bilemez” dedi.
LUK 10:23 Yine öğrencilerine dönerek özel olarak, “Sizin gördüklerinizi gören gözlere ne mutlu!
LUK 10:24 Size şunu söyleyeyim, çok peygamberler, krallar sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama görmediler. Sizin duyduklarınızı duymak istediler, ama duymadılar” dedi.
LUK 10:25 Bir Kutsal Yasa uzmanı Yeşua’yı sınamak amacıyla, “Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?” dedi.
LUK 10:26 Yeşua ona, “Yasa’da ne yazılmıştır? Sen onu nasıl okuyorsun?”
LUK 10:27 Kutsal Yasa uzmanı şöyle yanıt verdi: “Tanrın Efendi’ni bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün gücünle ve bütün aklınla seveceksin ve komşunu kendin gibi seveceksin.”
LUK 10:28 Ona, “Doğru yanıtladın. Bunu yap ve yaşayacaksın” dedi.
LUK 10:29 Ama kendini haklı çıkarmak isteyerek Yeşua’ya, “Komşum kim benim?” diye sordu.
LUK 10:30 Yeşua şöyle yanıt verdi: “Bir adam Yeruşalem’den Yeriha’ya iniyordu. Haydutların arasına düştü. Adamı soyup dövdüler, yarı ölü bırakıp gittiler.
LUK 10:31 Rastlantı sonucu o yoldan bir kâhin iniyordu. Adamı görünce öbür yandan gelip geçti.
LUK 10:32 Aynı şekilde bir Levili de adamı görünce öbür yandan gelip geçti.
LUK 10:33 Ama bir Samariyalı yolculuk ederken onun olduğu yere geldi. Onu görünce ona acıdı.
LUK 10:34 Adamın yanına geldi, yaralarını sardı, yağ ve şarap döktü. Onu kendi hayvanına bindirdi, bir hana götürdü ve onunla ilgilendi.
LUK 10:35 Ertesi gün ayrılırken iki dinar çıkarıp hancıya verdi. ‘Ona iyi bak’ dedi. ‘Bundan fazla ne harcarsan, döndüğümde sana geri öderim.’
LUK 10:36 Şimdi, bu üçünden hangisi haydutların arasına düşen bu adama komşu gibi oldu?”
LUK 10:37 Yasa uzmanı, “Ona acıyan” dedi. Sonra Yeşua ona, “Git sen de aynı şekilde yap” dedi.
LUK 10:38 Yola devam ederlerken, Yeşua bir köye girdi. Marta adında bir kadın O’nu evine kabul etti.
LUK 10:39 Marta’nın Mariyam adında bir kız kardeşi vardı. Mariyam Efendi’nin ayaklarının dibine oturmuş O’nun sözünü dinliyordu.
LUK 10:40 Marta ise işlerin çokluğundan ötürü dalgındı. Yeşua’nın yanına gelip, “Efendimiz, kız kardeşimin beni hizmette yalnız bırakmasını umursamıyor musun? Söyle de bana yardım etsin” dedi.
LUK 10:41 Yeşua ona, “Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp dertleniyorsun.
LUK 10:42 Oysa gerekli olan bir şey vardır. Mariyam, kendisinden geri alınmayacak olan iyi payı seçti” dedi.
LUK 11:1 Yeşua bir yerde duasını bitirince öğrencilerinden biri O’na, “Efendimiz, Yuhanna’nın öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmeyi öğret” dedi.
LUK 11:2 Yeşua onlara, “Dua ettiğinizde şöyle deyin” dedi: “Gökteki Babamız, adın kutsal tutulsun. Krallığın gelsin. Gökte olduğu gibi yeryüzünde de senin isteğin gerçekleşsin.
LUK 11:3 Günlük ekmeğimizi bize günden güne ver.
LUK 11:4 Günahlarımızı bağışla, çünkü biz de bize borçlu olan herkesi bağışlıyoruz. Bizi ayartı içine götürme, ama bizi kötü olandan kurtar.”
LUK 11:5 Onlara şöyle dedi: “Hangi biriniz gece yarısı bir arkadaşına gidip, ‘Arkadaşım, bana üç somun ödünç ekmek ver.
LUK 11:6 Çünkü bir arkadaşım yoldan geldi ve önüne koyacak bir şeyim yok’.
LUK 11:7 Öbürü de içerden, ‘Beni rahatsız etme! Kapı şimdi kapalı, çocuklarım da yanımda yatıyor. Kalkıp sana bir şey veremem’ derdi?
LUK 11:8 Size şunu söyleyeyim, arkadaşı olduğu için kalkıp ona istediğini vermese bile, adamın ısrarcılığından ötürü kalkar, ihtiyacı neyse ona verecektir.”
LUK 11:9 “Size diyorum ki, dilemeye devam edin, size verilecektir. Aramayı sürdürün, bulacaksınız. Kapıyı çalmaya devam edin, size açılacaktır.
LUK 11:10 Her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır.”
LUK 11:11 “İçinizden hangi baba, kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse ona balık yerine yılan verir?
LUK 11:12 Ya da yumurta isterse akrep verir?
LUK 11:13 Sizler kötü olduğunuz halde çocuklarınıza nasıl güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göksel Babanız’ın kendisinden dileyenlere Kutsal Ruh’u ne kadar daha verecektir?”
LUK 11:14 Yeşua adamın birisinden sağır bir iblisi kovuyordu. İblis çıkınca dilsiz adam konuştu. Kalabalık şaştı.
LUK 11:15 Ama içlerinden bazıları, “İblisleri iblislerin önderi Baalzevul aracılığıyla kovuyor” dediler.
LUK 11:16 Ötekiler de O’nu sınamak amacıyla kendisinden gökten bir belirti istediler.
LUK 11:17 Onların düşüncelerini bilen Yeşua, “Kendine karşı bölünen her krallık çöl olur. Kendine karşı bölünen ev çöker.
LUK 11:18 Eğer Şeytan da kendine karşı bölünmüşse, krallığı nasıl ayakta kalır? Çünkü siz diyorsunuz ki, ben iblisleri Baalzevul’un aracılığıyla kovuyorum.
LUK 11:19 Eğer ben iblisleri Baalzevul aracılığıyla kovuyorsam, sizin çocuklarınız kimin aracılığıyla kovuyor? Bu nedenle onlar sizin yargıçlarınız olacak.
LUK 11:20 Ama ben iblisleri Tanrı’nın eliyle kovuyorsam, Tanrı’nın Krallığı size kadar gelmiştir.”
LUK 11:21 “Tamamen silahlanmış güçlü bir adam, kendi meskenini koruyorsa, malları güvendedir.
LUK 11:22 Ama daha güçlü biri ona saldırıp onu yendiğinde, güvendiği bütün silahlarını ondan alır ve yağmaladıklarını bölüştürür.”
LUK 11:23 “Benden yana olmayan bana karşıdır. Benimle toplamayan dağıtır.
LUK 11:24 Kirli ruh, insandan çıkınca, rahatlamak için kurak yerlerde dolaşır. Ama bir şey bulamaz. ‘Çıktığım eve geri döneyim’ der.
LUK 11:25 Döndüğünde, onu süpürülmüş ve düzene koyulmuş bulur.
LUK 11:26 Sonra gider ve kendisinden daha kötü yedi ruh daha alır. Hep birlikte içeri girip yerleşirler. O adamın son durumu ilkinden beter olur.”
LUK 11:27 Yeşua bunları söylerken, kalabalığın içinden bir kadın sesini yükseltip O’na, “Ne mutlu seni taşımış olan rahme, emzirmiş olan memelere!” dedi.
LUK 11:28 Yeşua, “Tersine, ne mutlu Tanrı’nın sözünü duyup tutanlara!” dedi.
LUK 11:29 Kalabalık çevresinde toplanınca Yeşua konuşmaya başladı. “Bu kuşak kötü bir kuşaktır. Doğaüstü belirti peşindedir. Ama onlara Yona Peygamberin belirtisinden başka bir belirti verilmeyecektir.
LUK 11:30 Yona nasıl Ninovalılar için bir belirti olduysa, İnsanoğlu da bu kuşak için öyle olacaktır.
LUK 11:31 Güney Kraliçesi yargı günü bu kuşağın insanlarıyla birlikte kalkıp onları mahkûm edecek. Çünkü kraliçe, Solomon’un bilgeliğini duymak için dünyanın öbür ucundan kalkıp geldi. İşte, Solomon’dan daha büyük olan buradadır.
LUK 11:32 Ninova halkı yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı mahkûm edecek. Çünkü onlar, Yona’nın çağrısı üzerine tövbe ettiler. İşte, Yona’dan daha büyük olan buradadır.”
LUK 11:33 “Hiç kimse kandil yakıp onu bodruma ya da sepetin altına koymaz. Ama içeri girenler ışığı görsünler diye onu kandilliğe koyar.
LUK 11:34 Bedenin ışığı gözdür. Bu nedenle gözün iyiyse, bütün bedenin de ışıkla dolu olur. Ama kötüyse, bedenin de karanlıkla dolu olur.
LUK 11:35 Bu nedenle, içinizdeki ışığın karanlık olup olmadığına dikkat edin.
LUK 11:36 Eğer bütün bedenin ışıkla doluysa, hiçbir yanında karanlık yoksa, kandilin parıltısıyla seni aydınlattığı gibi, bedenin tamamen ışıkla dolu olacaktır.”
LUK 11:37 Yeşua konuşurken, bir Ferisi O’nu evine yemeğe davet etti. O da içeri girip sofraya oturdu.
LUK 11:38 Ferisi Yeşua’nın yemekten önce ellerini yıkamadığını görünce şaştı.
LUK 11:39 Efendi ona şöyle dedi: “Siz Ferisiler kâsenin ve tabağın dışını temizlersiniz, ama içiniz soygunculuk ve kötülükle doludur.
LUK 11:40 Ey akılsızlar, dışını yapan içi de yapmadı mı?
LUK 11:41 Ama içte bulunanlardan yoksullara verin. İşte, o zaman her şey sizin için temiz olacaktır.
LUK 11:42 Ama vay halinize Ferisiler! Çünkü nanenin, sedef otunun ve her tür sebzenin ondalığını verirsiniz ama adaleti ve Tanrı’nın sevgisini atlarsınız. Ötekini bırakmadan bunları da yapmanız gerekmez miydi?
LUK 11:43 Vay halinize ey Ferisiler! Çünkü havralarda en iyi yerleri, çarşı meydanlarında da selamlanmayı seversiniz.
LUK 11:44 Vay halinize ey yazıcılar ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Çünkü siz, üzerinde yürüyenin bilmediği, saklı mezarlar gibisiniz.”
LUK 11:45 Kutsal Yasa uzmanlarından biri, “Öğretmenim” dedi. “Bunları söyleyerek bize de hakaret ediyorsun” dedi.
LUK 11:46 “Sizin de vay halinize, ey Yasa uzmanları! Çünkü insanlara taşınması zor yükler yüklüyorsunuz, kendiniz bu yükleri taşımak için parmağınızı bile kaldırmıyorsunuz.
LUK 11:47 Vay halinize! Çünkü peygamberlerin anıt mezarlarını yapıyorsunuz ve onları atalarınız öldürdü.
LUK 11:48 Böylece atalarınızın işlerine tanıklık ediyor, onları da onaylamış oluyorsunuz. Çünkü onlar peygamberleri öldürdüler, siz de onların anıt mezarlarını yapıyorsunuz.
LUK 11:49 Bu nedenle, Tanrı’nın bilgeliği de şöyle demiştir, ‘Onlara peygamberler ve elçiler göndereceğim. Bazılarını öldürecekler, bazılarına da zulmedecekler.’
LUK 11:50 Bu nedenle, dünyanın kuruluşundan bu yana akıtılan bütün peygamberlerin kanı bu kuşaktan sorulacaktır.
LUK 11:51 Habel’in kanından, sunakla tapınak arasında öldürülen Zekariya’nın kanına dek. Evet, size söylüyorum, bu kuşaktan sorulacaktır.
LUK 11:52 Vay size ey Yasa uzmanları! Çünkü bilgi anahtarını kaldırdınız. Kendiniz içeri girmediğiniz gibi, girenleri de engellediniz.”
LUK 11:53 Yeşua bu şeyleri onlara söyledikten sonra, yazıcılarla Ferisiler, O’na karşı öfkeyle dolmaya başladılar. Bir sürü şeyle ağzını aradılar.
LUK 11:54 Söyleyeceği bir sözle yakalayıp O'nu suçlu çıkarabilmek için pusuya yattılar.
LUK 12:1 Bu arada, halktan binlerce kişi birbirlerini ezercesine toplanıyordu. Yeşua hepsinden önce kendi öğrencilerine şunları anlatmaya başladı: “Ferisiler’in mayasından, yani ikiyüzlülükten sakının.
LUK 12:2 Üstü kapalı olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.
LUK 12:3 Bu nedenle karanlıkta söylediğiniz her şey aydınlıkta duyulacak. İç odalarda kulağa söylediğiniz damlardan duyurulacak.”
LUK 12:4 “Size söylüyorum dostlarım, bedeni öldüren, ama bundan daha fazlasını yapamayanlardan korkmayın.
LUK 12:5 Ama kimden korkmanız gerektiğini size haber vereyim. Öldürdükten sonra Gehenna'ya atma gücüne sahip olan Tanrı’dan korkun. Evet, size söylüyorum, O’ndan korkun.
LUK 12:6 “Beş serçe iki assarya parasına satılmıyor mu? Bunlardan hiçbiri Tanrı tarafından unutulmuş değildir.
LUK 12:7 Ama başınızdaki saçların bile tamamı sayılıdır. Bu nedenle korkmayın. Siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
LUK 12:8 “Size söylüyorum, insanların önünde beni açıkça kabullenen herkesi, İnsanoğlu da Tanrı’nın melekleri önünde açıkça kabullenecektir.
LUK 12:9 Ama her kim beni insanların önünde inkâr ederse, Tanrı’nın melekleri önünde inkâr edilecektir.
LUK 12:10 İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak, ama Kutsal Ruh’a küfredenler bağışlanmayacaktır.
LUK 12:11 Sizi havraların, yöneticilerin ve yetkililerin önüne çıkardıklarında, nasıl ve ne yanıt vereceğiz ya da ne söyleyeceğiz diye kaygılanmayın.
LUK 12:12 Çünkü Kutsal Ruh o saatte size ne söylemeniz gerektiğini öğretecektir.”
LUK 12:13 Kalabalıktan biri Yeşua’ya, “Öğretmenim, kardeşime mirası benimle paylaşmasını söyle” dedi.
LUK 12:14 Ama Yeşua ona, “Ey adam! Beni üzerinize kim yargıç ya da hakem yaptı?” dedi.
LUK 12:15 Onlara, “Dikkat edin! Açgözlülükten sakının. Çünkü bir insanın hayatı, sahip olduğu şeylerin bolluğundan oluşmaz.”
LUK 12:16 Yeşua onlara bir benzetme anlattı: “Zengin bir adamın toprağı bol ürün verdi.
LUK 12:17 Adam içinden, ‘Ne yapacağım? Çünkü ürünlerimi koyacak yerim yok’ dedi.
LUK 12:18 Adam, 'Şunu yapacağım’ dedi. 'Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım ve bütün tahılımı ve malımı oraya depolayacağım.
LUK 12:19 Canıma da, ‘Ey canım yıllarca yetecek kadar bol malın var’ diyeceğim. ‘Rahatına bak, ye, iç ve tadını çıkar.’”
LUK 12:20 “Ama Tanrı ona, ‘Ey akılsız! Bu gece canın senden istenecek’ dedi. ‘Hazırladığın bu şeyler kimin olacak?’
LUK 12:21 Kendisi için hazine biriktiren ve Tanrı önünde zengin olmayan kişi böyledir.”
LUK 12:22 Yeşua öğrencilerine şöyle dedi, “Bunun için size diyorum ki, ne yiyeceğiz diye hayatınız için, ne giyeceğiz diye bedeniniz için kaygılanmayın.
LUK 12:23 Hayat yiyecekten, beden ise giyecekten daha fazlasıdır.
LUK 12:24 Kargalara bakın. Ne eker, ne biçerler. Ne kilerleri, ne de ambarları vardır. Tanrı onları doyurur. Siz kuşlardan ne kadar daha değerlisiniz!
LUK 12:25 Hanginiz kaygılanmakla boyuna bir arşın ekleyebilir?
LUK 12:26 O zaman bu en ufak şeyi bile yapamıyorsanız, neden geri kalanlar için kaygılanıyorsunuz?
LUK 12:27 Zambakların, nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Yine de size derim ki, tüm görkemiyle Solomon bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.
LUK 12:28 Ey kıt imanlılar, bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı, sizi ne kadar daha giydirecektir?
LUK 12:29 Ne yiyeceğinizi, ne içeceğinizi aramayın, ne de kaygılanın.
LUK 12:30 Çünkü dünya ulusları hep bu şeyleri ararlar. Ama Babanız sizin bu şeylere ihtiyacınız olduğunu bilir.
LUK 12:31 Siz Tanrı’nın Krallığı'nı arayın, o zaman tüm bu şeyler de size katılacaktır.
LUK 12:32 Korkma, ey küçük sürü! Çünkü Krallığı size vermek, Babanız'ın kendi iyi arzusuydu.
LUK 12:33 Sahip olduklarınızı satın, muhtaçlara verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine biriktirin. Orada hırsız yaklaşmaz, güve de yok etmez.
LUK 12:34 Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.”
LUK 12:35 “Kuşaklarınız belinizde bağlı kandilleriniz de yanar olsun.
LUK 12:36 Düğün şöleninden döndüğünde efendilerini hazır bekleyen hizmetkârlar gibi olun. Efendi gelip kapıyı çaldığında, O'na hemen kapıyı açsınlar.
LUK 12:37 Efendi geldiğinde uyanık bulacağı hizmetkârlara ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, kendisi giyinecek, onları sofraya oturtacak ve gelip onlara hizmet edecektir.
LUK 12:38 Eğer ikinci vakitte ya da üçüncü vakitte gelir, onları böyle bulursa, o hizmetkârlara ne mutlu!
LUK 12:39 Ama şunu bilin ki, ev sahibi hırsızın hangi saatte geleceğini bilseydi, gözetler ve evinin soyulmasına izin vermezdi.
LUK 12:40 Bu nedenle siz de hazır olun, çünkü İnsanoğlu O'nu hiç beklemediğiniz bir saatte gelecektir.”
LUK 12:41 Petrus O’na, “Efendimiz, bu benzetmeyi bize mi yoksa herkese mi anlatıyorsun?” dedi.
LUK 12:42 Efendi şöyle dedi: “O halde efendinin, ev halkına zamanında yiyecek vermesi için başlarına atadığı sadık ve bilge kâhya kimdir?
LUK 12:43 Efendisi eve döndüğünde öyle yaparken bulacağı o hizmetkâra ne mutlu!
LUK 12:44 Size doğrusunu söyleyeyim, efendisi onu bütün malının üzerine koyacaktır.
LUK 12:45 Ama eğer o hizmetkâr yüreğinden, ‘Efendimin gelişi gecikiyor’ der kadın ve erkek hizmetkârları dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa,
LUK 12:46 o hizmetkârın efendisi, onun beklemediği günde ve bilmediği bir saatte gelecek, onu iki parça edip sadakatsizlerle payını verecektir.
LUK 12:47 Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan ve isteğini yerine getirmeyen hizmetkâr çok dayak yiyecektir.
LUK 12:48 Ama bilmeden dayağı hak eden şeyler yapan kişi, az dayak yiyecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir ve kime çok emanet edilmişse, kendisinden daha fazla istenecektir.”
LUK 12:49 “Ben yeryüzüne ateş atmaya geldim. Keşke o şimdiden tutuşmuş olsaydı.
LUK 12:50 Ama vaftiz olmam gereken bir vaftizim var. Bu gerçekleşinceye kadar ne kadar da sıkıntı çekiyorum!
LUK 12:51 Yeryüzüne barış vermeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, tam tersine bölmeye geldim.
LUK 12:52 Şu andan itibaren, bir evde beş kişi olacak, üçü ikiye, ikisi üçe karşı bölünecek.
LUK 12:53 Baba oğula, oğul da babaya karşı bölünecek. Anne kızına, kızı da annesine karşı, kaynana gelinine, gelini de kaynanasına karşı olacaktır.”
LUK 12:54 Yeşua kalabalığa şunu da dedi: “Batıdan yükselen bir bulut gördüğünüzde, hemen, ‘Sağanak geliyor’ dersiniz, öyle de olur.
LUK 12:55 Güney rüzgârı estiğinde, ‘Çok sıcak olacak’ dersiniz, öyle de olur.
LUK 12:56 Sizi ikiyüzlüler! Yerin ve göğün görünümünü nasıl yorumlayacağınızı bildiğinize göre nasıl oluyor da bu zamanı yorumlayamıyorsunuz?
LUK 12:57 Neden neyin doğru olduğuna kendiniz hükmetmiyorsunuz?
LUK 12:58 Çünkü davacınızla yargıca giderken, yolda ondan gayretle kurtulmaya çalış. Yoksa seni yargıcın önüne sürükler, yargıç da memura teslim eder, memur da seni zindana atar.
LUK 12:59 Sana söylüyorum, borcunun son kuruşunu ödemeden oradan asla çıkamayacaksın.”
LUK 13:1 O sırada orada bulunanlardan bazıları, Pilatus’un Galileliler’in kanlarını kendi kurbanlarının kanıyla karıştırdığını O'na bildirdiler.
LUK 13:2 Yeşua onlara şöyle karşılık verdi: “Sizce böyle acı çeken bu Galileliler’in öteki Galileliler’den daha günahkâr olduğunu mu sanıyorsunuz?
LUK 13:3 Size hayır diyorum, ama eğer tövbe etmezseniz hepiniz aynı şekilde yok olacaksınız.
LUK 13:4 Ya da Şiloah’taki kulenin üzerlerine düştüğü ve öldürdüğü on sekiz insanın, Yeruşalem’de oturan öbür insanların tümünden daha kötü suçlu olduğunu mu sanıyorsunuz?
LUK 13:5 Size hayır diyorum, ama eğer tövbe etmezseniz hepiniz aynı şekilde yok olacaksınız.”
LUK 13:6 Yeşua şu benzetmeyi anlattı: “Bir adamın bağında incir ağacı dikiliydi. Adam gelip ürün aramış, ama bir şey bulamamış.
LUK 13:7 Bağcıya, ‘Bak, bu üç yıldır bu incir ağacında ürün aramaya geliyorum, ama hiç bulmadım’ dedi. Ağacı kes. Toprağı neden boşa harcasın?’
LUK 13:8 Bağcı, ‘Efendim, ben etrafını kazıyıp gübreleyene dek, bu yıl da bırak’ dedi.
LUK 13:9 ‘Ürün verirse ne iyi, vermezse, onu kesersin.’”
LUK 13:10 Yeşua Şabat Günü havralardan birinde öğretiyordu.
LUK 13:11 İşte, on sekiz yıldır kendisinde hastalık ruhu bulunan bir kadın oradaydı. İki büklüm olmuş, belini hiçbir şekilde doğrultamıyordu.
LUK 13:12 Yeşua onu görünce çağırdı ve ona, “Kadın, hastalığından kurtuldun” dedi.
LUK 13:13 Ellerini onun üzerine koydu. Kadın hemen doğruldu ve Tanrı’yı yüceltti.
LUK 13:14 Yeşua’nın Şabat'ta iyileştirmesine kızan havra yöneticisi kalabalığa şöyle dedi: “İnsanların çalışması gereken gün sayısı altıdır. Bu nedenle o günlerden birinde gelip şifa bulun, Şabat Günü değil!”
LUK 13:15 Bu nedenle Efendi ona şu karşılığı verdi: “Sizi ikiyüzlüler! Her biriniz Şabat'ta öküzünü ya da eşeğini yemlikten çözüp suya götürmez misiniz?
LUK 13:16 Şeytan’ın on sekiz yıldır bağlı tuttuğu, Avraham’ın kızı olan bu kadın, Şabat Günü bu bağdan çözülmesi gerekmez miydi?”
LUK 13:17 O bu şeyleri söyleyince, kendisine karşı gelenlerin hepsi utandı. Kalabalığın hepsi ise O’nun gerçekleştirdiği harika şeyler için sevinç duyuyordu.
LUK 13:18 Yeşua, “Tanrı’nın Krallığı neye benzer?” dedi. “Onu neye benzeteyim?
LUK 13:19 Bir adamın kendi bahçesine alıp ektiği hardal tohumuna benzer. O büyüyüp iri bir ağaç oldu. Göğün kuşları onun dallarında yaşadılar.”
LUK 13:20 Yeşua yine, “Tanrı’nın Krallığı neye benzer?
LUK 13:21 Bir kadının alıp hepsi mayalanana dek üç ölçek unun içine sakladığı mayaya benzer.”
LUK 13:22 Yeşua köy kent dolaşarak Yeruşalem’e doğru yol alıyordu.
LUK 13:23 Biri ona, “Efendimiz, kurtulanlar az mı olacak?” dedi. Yeşua onlara şöyle dedi:
LUK 13:24 “Dar kapıdan girmeye çalışın, size şunu söyleyeyim, birçokları girmeye çalışacak, ama giremeyecek.
LUK 13:25 Ev sahibi bir kez kalkıp kapıyı kapattıktan sonra siz dışarıdakiler kapıyı çalmaya başlayıp, ‘Efendimiz, bize aç!’ diyeceksiniz. O da size şöyle yanıt verecek, ‘Kim olduğunuzu ve nereden geldiğinizi bilmiyorum.’
LUK 13:26 O zaman, ‘Senin önünde yedik, içtik, bizim sokaklarımızda öğrettin’ demeye başlayacaksınız.
LUK 13:27 O da size şöyle diyecek, ‘Nereden geldiğinizi bilmiyorum. Benden uzak durun, ey kötülük yapanlar!’
LUK 13:28 Avraham’ı, İshak’ı, Yakov’u ve bütün peygamberleri Tanrı’nın Krallığı'nda, kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüzde, orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.
LUK 13:29 Doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden gelecekler ve Tanrı’nın Krallığı'nda sofraya oturacaklar.
LUK 13:30 İşte, sonuncu olan bazıları birinci, birinci olan bazıları da sonuncu olacak.”
LUK 13:31 Aynı gün bazı Ferisiler gelip O’na, “Buradan uzaklaş, başka yere git. Çünkü Hirodes seni öldürmek istiyor” dediler.
LUK 13:32 Onlara, “Gidin ve o tilkiye söyleyin, ‘İşte, bugün ve yarın iblisleri kovup hastaları iyileştireceğim ve üçüncü gün görevimi tamamlayacağım.’
LUK 13:33 Yine de bugün, yarın ve ertesi gün yoluma devam etmeliyim. Çünkü bir peygamberin Yeruşalem dışında ölmesi olamaz.”
LUK 13:34 “Ey Yeruşalem! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşa tutan Yeruşalem! Bir tavuğun civcivlerini kanatları altına toplaması gibi, ben de kaç kez senin çocuklarını öyle toplamak istedim ve sen reddettin!
LUK 13:35 İşte, eviniz ıssız kalacak. Size şunu söyleyeyim, ‘Efendi’nin adıyla gelene övgüler olsun!’ deyinceye dek beni görmeyeceksiniz.”
LUK 14:1 Bir Şabat'da Yeşua Ferisiler’in önderlerinden birinin evine ekmek yemeye gitti, onlar O'nu gözlüyorlardı.
LUK 14:2 İşte, vücudu su toplamış bir adam önündeydi.
LUK 14:3 Yeşua Kutsal Yasa uzmanlarına ve Ferisiler’e, “Şabat'da iyileştirmek Yasa’ya uygun mudur?” diye konuştu.
LUK 14:4 Onlar sessiz kaldılar. Yeşua onu alıp iyileştirdi ve gönderdi.
LUK 14:5 Yeşua onlara, “Hanginizin oğlu ya da öküzü kuyuya düşse, Şabat Günü onu hemen oradan çıkarmaz?” dedi.
LUK 14:6 Bu şeyler için O’na yanıt veremediler.
LUK 14:7 Yeşua yemeğe çağrılanların en iyi yerleri nasıl seçtiklerini görünce, onlara şu benzetmeyi anlattı:
LUK 14:8 “Biri seni düğün ziyafetine davet ettiğinde, en iyi yere oturma. Olur ya belki senden daha saygın birini de davet etmiştir.
LUK 14:9 İkinizi de davet eden gelip sana, ‘Bu adama yer ver’ diyebilir. O zaman sen de utançla alt yerde oturmaya başlarsın
LUK 14:10 Tersine davet edildiğinde, git en alt yere otur. Öyle ki, seni davet eden geldiğinde, ‘Dostum, yukarı çıkmaz mısın?’ desin. O zaman, seninle sofrada oturanların hepsinin önünde onurlandırılmış olursun.
LUK 14:11 Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan da yüceltilecektir.”
LUK 14:12 Yeşua kendisini davet edene de şöyle dedi, “Bir yemek ya da ziyafet düzenlediğin zaman, arkadaşlarını, kardeşlerini, akrabalarını, zengin komşularını çağırma” dedi. “Yoksa onlar da seni çağırıp iyiliğinin karşılığını verirler.
LUK 14:13 Bir ziyafet verdiğinde yoksulları, sakatları, topalları, körleri çağır.
LUK 14:14 Böylece mutlu olursun. Çünkü onların senin iyiliğine karşılık verecek durumları yoktur. Doğru kişiler dirildiğinde sana karşılığı ödenecektir.”
LUK 14:15 O’nunla birlikte sofrada oturanlardan biri bunları duyunca, “Tanrı Krallığı'nda ekmek yiyecek insana ne mutlu!” dedi.
LUK 14:16 Ama Yeşua ona, “Adamın biri büyük bir şölen hazırlayıp birçok insanı davet etti.
LUK 14:17 Şölen vakti geldiğinde, ‘Gelin, her şey hazır’ demesi için davetlilere hizmetkârını gönderdi.
LUK 14:18 Hepsi birden özür dilemeye başladı. Birincisi, ‘Bir tarla satın aldım, gidip bir bakmalıyım’ dedi. ‘Lütfen beni hoş gör’ dedi.
LUK 14:19 Bir diğeri, ‘Beş çift öküz aldım, gidip onları denemeliyim’ dedi. ‘Lütfen beni hoş gör’ dedi.
LUK 14:20 “Yine bir diğeri, ‘Ben evlendim, bu nedenle gelemem’ dedi.
LUK 14:21 “Hizmetkâr efendisine gelip bu şeyleri bildirdi. Sonra evin efendisi öfkeyle hizmetkârına, ‘Çabuk kentin meydanlarına ve sokaklarına çık! Yoksulları, sakatları, körleri ve topalları buraya getir’ dedi.
LUK 14:22 Hizmetkâr, ‘Efendim, buyurduğun gibi yaptım ama hâlâ boş yer var’ dedi.
LUK 14:23 Efendisi hizmetkârına, ‘Yollara, çitlere koş! Bulduklarını gelmeye zorla, öyle ki evim dolsun’ dedi.
LUK 14:24 ‘Çünkü size şunu söyleyeyim, davet edilen o kişilerin hiçbiri benim yemeğimi tatmayacak. Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır. ’”
LUK 14:25 Büyük bir kalabalık Yeşua’yla birlikte yol alıyordu. Dönüp onlara şöyle dedi:
LUK 14:26 “Eğer biri bana gelip de babasının, annesinin, eşinin, çocuklarının, erkek ve kız kardeşlerinin, hatta kendi hayatını bile hiçe saymazsa benim öğrencim olamaz.
LUK 14:27 Kim çarmıhını yüklenip ardımdan gelmezse, benim öğrencim olamaz.
LUK 14:28 İçinizden hanginiz bir kule yapmak ister de, onu tamamlayacak kadar parasının olup olmadığını önce oturup hesabını yapmaz?
LUK 14:29 Yoksa temel atıp bitiremediğini görenler,
LUK 14:30 ‘Bu adam bina etmeye başladı, ama bitiremedi’ diyerek onunla alay etmeye başlar.
LUK 14:31 Ya da hangi kral başka bir kralla savaşta karşı karşıya geldiğinde, önüne yirmi bin askerle çıkan düşmana on bin askerle karşı koyabilir miyim diye önce oturup düşünmez?
LUK 14:32 Yoksa diğeri daha çok uzaktayken bir elçi gönderip barış koşullarını sorar.
LUK 14:33 Bu nedenle, içinizden kim sahip olduğu her şeyden vazgeçmezse, öğrencim olamaz.
LUK 14:34 Tuz iyidir, ancak tuz tatsızlaşmışsa, ona neyle tat verilebilir?
LUK 14:35 Ne toprağa, ne de gübre yığınına uygundur. Dışarı atılır. İşitecek kulakları olan işitsin.”
LUK 15:1 Bütün vergi görevlileriyle günahkârlar Yeşua’yı dinlemek için O’na yaklaşıyorlardı.
LUK 15:2 Ferisiler ve yazıcılar, “Bu adam günahkârları kabul ediyor ve onlarla birlikte yemek yiyor” diye söyleniyorlardı.
LUK 15:3 Yeşua onlara bir benzetme anlattı:
LUK 15:4 “İçinizden hanginizin, yüz koyunu olur da, bunlardan bir tekini kaybettiğinde, doksan dokuzunu kırda bırakıp kaybolanı buluncaya dek peşine düşmez?
LUK 15:5 Onu bulunca, sevinçle omuzlarında taşır.
LUK 15:6 Eve döndüğünde, arkadaşlarını ve komşularını çağırıp onlara, ‘Benimle birlikte sevinin, çünkü kaybolan koyunumu buldum!’ der.
LUK 15:7 Size şunu söyleyeyim, bunun gibi gökte, tövbe eden tek bir günahkâr için, tövbe ihtiyacı olmayan doksan dokuz doğru kişi için duyulandan daha çok sevinç duyulur.
LUK 15:8 Ya da hangi kadının, on drahmi parası olur da birini kaybettiğinde, kandil yakıp evi süpürüp onu buluncaya dek gayretle aramaz?
LUK 15:9 Onu bulunca, arkadaşlarını ve komşularını çağırıp, ‘Benimle birlikte sevinin, çünkü kaybettiğim parayı buldum’ der.
LUK 15:10 Yine size şunu söyleyeyim, bunun gibi Tanrı’nın melekleri önünde de tövbe eden bir günahkâr için sevinç olur.”
LUK 15:11 Yeşua, “Bir adamın iki oğlu varmış” dedi.
LUK 15:12 “İçlerinden küçüğü babasına, ‘Baba, malından payıma düşeni bana ver’ dedi. Baba da varını iki oğlu arasında paylaştırdı.
LUK 15:13 Birkaç gün sonra, küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitti. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur etti.
LUK 15:14 Hepsini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık oldu. O da yoksulluk çekmeye başladı.
LUK 15:15 Gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girdi. Adam onu, domuz gütmek üzere tarlalarına gönderdi.
LUK 15:16 O, domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmak istiyordu, ama kimse ona bir şey vermedi.
LUK 15:17 Kendine gelince şöyle dedi, ‘Babamın ücretli hizmetkârının fazlasıyla yiyeceği var ve ben burada açlıktan ölüyorum!’ dedi.
LUK 15:18 Kalkıp babamın yanına gideceğim ve ona, ‘Baba, göğe karşı ve senin gözünde günah işledim.
LUK 15:19 Artık oğlun olarak anılmaya layık değilim. Beni ücretli hizmetkârından biri gibi yap’ diyeceğim.”
LUK 15:20 “Kalkıp babasının yanına vardı. Ama o daha uzaktayken babası onu gördü, ona acıdı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü.
LUK 15:21 Oğul ona, ‘Baba, göğe karşı ve senin gözünde günah işledim’ dedi. ‘Artık oğlun olarak anılmaya layık değilim.’”
LUK 15:22 “Ama baba hizmetkârlarına, ‘En iyi giysiyi çıkarıp ona giydirin’ dedi. ‘Parmağına yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin.
LUK 15:23 Besili danayı getirip kesin, yiyelim, eğlenelim.
LUK 15:24 Bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü. Kaybolmuştu, bulundu.’ Onlar eğlenmeye başladılar.”
LUK 15:25 “Büyük oğlu tarladaydı. Eve yaklaştığında, müzik ve oyun sesleri duydu.
LUK 15:26 Hizmetkârlardan birini yanına çağırıp neler olduğunu sordu.
LUK 15:27 Ona, ‘Kardeşin geldi. Baban da sağ salim ona kavuştuğu için besili danayı kesti’ dedi.
LUK 15:28 Büyük oğul öfkelendi ve içeri de girmek istemedi. Bunun üzerine babası dışarı çıkıp ona yalvardı.
LUK 15:29 Ama o, babasına, ‘İşte, bunca yıldır sana hizmet ettim. Hiçbir zaman buyruğundan çıkmadım. Ama sen arkadaşlarımla eğlenmem için bana bir oğlak vermedin.
LUK 15:30 Oysa malını fahişelerle yiyip bitiren şu oğlun gelince, onun için besili danayı kestin.’”
LUK 15:31 “Babası ona, ‘Oğlum, sen hep yanımdasın, benim olan her şey senindir’ dedi.
LUK 15:32 ‘Ama sevinip eğlenmek uygun olandı. Çünkü senin bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!’”
LUK 16:1 Yeşua öğrencilerine şunları da söyledi: “Zengin bir adamın bir kâhyası vardı. Efendisine malını bu adam çarçur ediyor diye şikayet ettiler.
LUK 16:2 Efendisi kâhyayı yanına çağırıp, ‘Senin hakkında duyduğum bu nedir? Kâhyalığının hesabını ver. Çünkü sen artık kâhyalık edemezsin’ dedi.
LUK 16:3 “Kâhya kendi kendine, ‘Efendim kâhyalığı elimden alıyor, ne yapacağım ben? Toprak kazmaya gücüm yok. Dilenmekten de utanırım.
LUK 16:4 Kâhyalıktan kovulduktan sonra insanların beni evlerine kabul etmeleri için ne yapacağımı biliyorum’ dedi.
LUK 16:5 Sonra efendisine borcu olanları her birini yanına çağırdı. Birincisine, ‘Efendime ne kadar borcun var?’ dedi.
LUK 16:6 Adam, ‘Yüz batos yağ’ dedi. Kâhya ona, ‘Borç senedini al, hemen otur ve elli yaz’ dedi.
LUK 16:7 Sonra bir başkasına, ‘Senin borcun ne kadar?’ dedi. ‘Yüz kor buğday’ dedi. ‘Senedini al ve seksen yaz’ dedi.
LUK 16:8 “Efendisi, bilgece davrandığı için dürüst olmayan bu kâhyayı övdü. Çünkü bu dünyanın çocukları kendi kuşağında ışığın çocuklarından daha akıllıdır.
LUK 16:9 Size şunu söyleyeyim, haksızlık mamonu ile kendinize dostlar edinin. Öyle ki, o yok olduğunda sizi ebedi meskenlere kabul etsinler.
LUK 16:10 Çok azda sadık olan, çokta da sadık olur. Çok azda dürüst olmayan, çokta da dürüst olmaz.
LUK 16:11 Bu nedenle, eğer haksızlık mamonunda sadık olmamışsanız, gerçek zenginliği size kim emanet eder?
LUK 16:12 Başkasının şeylerinde sadık olmadıysanız, kendinizin olsun diye kim size verir?
LUK 16:13 Hiçbir hizmetkâr iki efendiye hizmet edemez. Çünkü ya birinden nefret edip diğerini sever, ya da birini tutup diğerini hor görür. Hem Tanrı’ya, hem de Mamon'a hizmet edemezsiniz.”
LUK 16:14 Parayı seven Ferisiler de bütün bu şeyleri duyunca Yeşua’yla alay ettiler.
LUK 16:15 Yeşua onlara şöyle dedi: “Siz, kendini insanların gözünde doğru çıkaranlardansınız, ama Tanrı yüreklerinizi biliyor. Çünkü insanların arasında yüceltilen şeyler, Tanrı gözünde iğrençtir.
LUK 16:16 Kutsal Yasa ve peygamberler Yuhanna’ya kadardı. O zamandan beri, Tanrı’nın Krallığı müjdeleniyor ve herkes oraya zorla girmeye çalışıyor.
LUK 16:17 Ama yerin ve göğün geçmesi, Yasa’nın ufak bir noktasının düşmesinden daha kolaydır.
LUK 16:18 Karısını boşayıp bir başkasıyla evlenen adam zina eder. Kocasından boşanmış bir kadınla evlenen de zina eder.”
LUK 16:19 “Varlıklı bir adam vardı. Mor, ince keten giysiler giyer, zevk içinde her gün yaşardı.
LUK 16:20 Bedeni yaralarla dolu olan Lazar adında yoksul bir adamı onun kapısının önüne götürürlerdi.
LUK 16:21 Lazar adamın masasından düşen kırıntılarla karnını doyurmak isterdi. Köpekler de gelip onun yaralarını yalardı.
LUK 16:22 Dilenci öldü ve melekler tarafından Avraham’ın kucağına götürüldü. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü.
LUK 16:23 Hades’te, ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta Avraham’ı ve kucağında duran Lazar’ı gördü.
LUK 16:24 ‘Ey Avraham baba, bana merhamet et!’ diye feryat etti. ‘Lazar’ı gönder de, parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin! Çünkü bu alevin içinde azap çekiyorum.’”
LUK 16:25 “Ama Avraham, ‘Oğlum, hayatın boyunca senin iyi şeyler, Lazar’ın da aynı şekilde kötü şeyler aldığını hatırla. Şimdi o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun.
LUK 16:26 Bunların hepsinin dışında, aramızda öyle büyük bir uçurum koyulmuş ki, ne buradan oraya, ne de oradan buraya kimse gelebilir’ dedi.”
LUK 16:27 “Zengin adam, ‘O zaman baba, senden Lazar’ı babamın evine göndermeni rica ediyorum.
LUK 16:28 Çünkü beş kardeşim var, Lazar onlara tanıklık etsin ki, onlar da bu işkence yerine gelmesinler.’”
LUK 16:29 “Ama Avraham ona, ‘Moşe ve peygamberlere sahipler’ dedi. ‘Onları dinlesinler.’”
LUK 16:30 “‘Hayır, Avraham baba, ama ölülerden birisi onlara giderse, tövbe ederler’ dedi.”
LUK 16:31 “Avraham da ona, ‘Eğer Moşe’yi ve peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile yine ikna olmazlar’ dedi.”
LUK 17:1 Yeşua öğrencilerine, “Tökezlerin hiç gelmemesi olanaksızdır; ama gelişine aracılık edenin vay haline!” dedi.
LUK 17:2 Bu küçüklerden birini tökezletmektense, boynuna bir değirmen taşı takılıp denize atılması kendisi için daha iyi olur.
LUK 17:3 Dikkatli olun! Kardeşin sana karşı günah işlerse, onu azarla. Eğer tövbe ederse onu bağışla.
LUK 17:4 Sana karşı günde yedi kez günah işler ve yedi kez gelip, ‘Tövbe ediyorum’ derse onu bağışlayacaksın.”
LUK 17:5 Elçiler Efendi’ye, “İmanımızı artır” dediler.
LUK 17:6 Efendi şöyle dedi: “Eğer bir hardal tanesi kadar imanınız olsaydı, şu incir ağacına, ‘Kökünden sökülüp denize dikil’ deseydiniz, o da size itaat ederdi.
LUK 17:7 Ama içinizden hanginiz çift süren ya da sürüleri güden bir hizmetkârı olur da, tarladan geldiğinde ona, ‘Hemen gel, sofraya otur’ der?
LUK 17:8 Bunun yerine ona, ‘Yemeğimi hazırla, güzelce giyin, ben yiyip içerken bana hizmet et. Sonra sen yiyip içersin’ demez mi?
LUK 17:9 Hizmetkârına buyurduğu şeyleri yaptığı için ona teşekkür eder mi? Düşüncem hayır.
LUK 17:10 Siz de aynı şekilde, size buyrulan her şeyi yaptığınız zaman, ‘Biz değersiz hizmetkârlarız. Biz görevimizi yaptık’ deyin.”
LUK 17:11 Yeşua Yeruşalem’e doğru giderken Samariya ve Galile sınırlarından geçiyordu.
LUK 17:12 Bir köye girdiğinde uzakta duran on cüzamlı O’nu karşıladı.
LUK 17:13 “Efendimiz, Yeşua, bize acı!” diye bağırdılar.
LUK 17:14 Yeşua onları görünce, “Gidin, kendinizi kâhinlere gösterin” dedi. Adamlar giderken temizlendiler.
LUK 17:15 İçlerinden biri iyileştiğini görünce yüksek sesle Tanrı’yı yücelterek geri döndü.
LUK 17:16 Yüzüstü Yeşua’nın ayaklarına kapanıp O’na teşekkür etti. O bir Samariyalı’ydı.
LUK 17:17 Yeşua, “On kişi temizlenmedi mi? Ama dokuzu nerede?” diye karşılık verdi.
LUK 17:18 “Tanrı’yı yüceltmek için bu yabancıdan başka geri dönen olmadı mı?”
LUK 17:19 Sonra ona, “Kalk, yoluna git, imanın seni iyileştirdi” dedi.
LUK 17:20 “Ferisiler Tanrı’nın Krallığı ne zaman gelecek?” diye sordular. Yeşua onlara, “Tanrı’nın Krallığı gözle görünür biçimde gelmez” dedi.
LUK 17:21 “İnsanlar da bak, ‘Burada!’ ya da ‘Bak şurada!’ diyemezler. Çünkü Tanrı’nın Krallığı içinizdedir.”
LUK 17:22 Yeşua öğrencilerine şöyle dedi: “İnsanoğlu’nun günlerinden birini görmeyi dileyeceğiniz günler gelecek, ama görmeyeceksiniz.
LUK 17:23 Onlar size, ‘Bakın, burada!' ya da 'Bakın şurada!’ diyecekler. Gitmeyin, peşlerine düşmeyin.
LUK 17:24 Çünkü göğün altında, şimşek çaktığında göğü bir ucundan öbür ucuna dek nasıl aydınlatırsa, İnsanoğlu da kendi gününde öyle olacaktır.
LUK 17:25 Ama önce O’nun çok şeyler çekmesi ve bu kuşak tarafından reddedilmesi gerekiyor.
LUK 17:26 Noa’nın günlerinde olduğu gibi, İnsanoğlu’nun günlerinde de öyle olacak.
LUK 17:27 Noa’nın gemiye bindiği güne dek onlar yiyor, içiyor, evleniyor, evlendiriliyordu; ve tufan gelip hepsini yok etti.
LUK 17:28 Lut’un günlerinde öyle oldu. Onlar yiyip içiyor, satın alıyor, tohum ekiyor, bina ediyorlardı.
LUK 17:29 Ama Lut’un Sodom’dan çıktığı gün, gökten ateş ve kükürt yağdı ve hepsini yok etti.
LUK 17:30 İnsanoğlu’nun görüneceği gün de aynı olacaktır.
LUK 17:31 O gün damda olup da malları evde bulunan, onları almak için aşağı inmesin. Tarlada olan da geri dönmesin.
LUK 17:32 Lut’un karısını hatırlayın!
LUK 17:33 Hayatını kurtarmaya çalışan onu yitirecek, hayatını yitiren ise onu koruyacaktır.
LUK 17:34 Size şunu söyleyeyim, o gece bir yatakta iki kişi bulunacak; biri alınacak, öteki bırakılacak.
LUK 17:35 Değirmende birlikte buğday öğüten iki kişi olacak. Biri alınacak ve diğeri bırakılacak.”
LUK 17:36 
LUK 17:37 Öğrenciler karşılık verip O’na, “Nerede, Efendimiz?” diye sordular. Yeşua, “Leş neredeyse, akbabalar da orada toplanacaklar” dedi.
LUK 18:1 Yeşua öğrencilerine, hiç vazgeçmeden, sürekli dua etmeleri gerektiğine dair şu benzetmeyi de anlattı:
LUK 18:2 “Bir kentte Tanrı’dan korkmayan, insana saygı duymayan bir yargıç vardı.
LUK 18:3 O kentte yaşayan dul bir kadın vardı. Sık sık yargıca gelip, ‘Davalımdan hakkımı al!’ diyordu.
LUK 18:4 Yargıç bir süre istemedi, ancak sonra kendi kendine, ‘Her ne kadar Tanrı’dan korkmaz, insana saygı duymasam da,
LUK 18:5 yine bu dul kadın beni rahatsız ettiği için onun hakkını alacağım. Yoksa sürekli gelip beni yıpratacak’ dedi.”
LUK 18:6 Efendi şöyle dedi: “Adaletsiz yargıcın ne dediğini dinleyin.
LUK 18:7 Tanrı onlar için sabırlı olsa da, gece gündüz kendisine yakaran seçilmişlerinin öcünü almayacak mı?
LUK 18:8 Size şunu söyleyeyim, onların öcünü çarçabuk alacaktır. Yine de İnsanoğlu geldiği zaman, acaba yeryüzünde iman bulacak mı?”
LUK 18:9 Yeşua şu benzetmeyi de kendi doğruluklarına güvenip diğerlerini hor gören bazı kişilere söyledi:
LUK 18:10 “İki adam dua etmek için tapınağa çıktı. Bunlardan biri Ferisi, diğeri ise vergi görevlisiydi.
LUK 18:11 Ferisi ayağa kalkıp kendi kendine şöyle dua etti: ‘Tanrım, diğer insanlar- soyguncular, hak yiyenler, zina edenler- şu vergi görevlisi gibi olmadığım için sana şükrediyorum.
LUK 18:12 Haftada iki gün oruç tutuyor, tüm kazancımın ondalığını veriyorum.’
LUK 18:13 Ama vergi görevlisi, uzakta durup gözlerini bile göğe kaldırmak istemedi. ‘Tanrım, ben günahkâra, merhamet et!’ diyerek göğsünü dövdü.
LUK 18:14 Size şunu söyleyeyim, bu adam ötekinden daha aklanmış olarak evine indi. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.”
LUK 18:15 Yeşua’nın yanına dokunması için bebekleri bile getiriyorlardı. Ama öğrenciler bunu görünce onları azarladılar.
LUK 18:16 Yeşua onları çağırıp dedi, “Bırakın çocukları, bana gelsinler, onlara engel olmayın! Çünkü Tanrı’nın Krallığı böylelerinindir.
LUK 18:17 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Krallığı'nı küçük bir çocuk gibi kabul etmeyen, ona asla girmeyecektir.”
LUK 18:18 Önderlerden birisi Yeşua’ya, “İyi Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?” diye sordu.
LUK 18:19 Yeşua ona şunu sordu, “Bana neden iyi diyorsun? İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.
LUK 18:20 Buyrukları biliyorsun: ‘Zina etmeyeceksin’, ‘Adam öldürmeyeceksin’, ‘Çalmayacaksın’, ‘Yalan yere tanıklık etmeyeceksin’, ‘Babana ve annene saygı göstereceksin’”
LUK 18:21 “Tüm bunları gençliğimden beri tutuyorum” dedi.
LUK 18:22 Yeşua bunu duyunca ona, “Hâlâ bir eksiğin var. Sahip olduğun her şeyi sat, yoksullara dağıt. O zaman gökte hazinen olur. Sonra gel, beni takip et” dedi.
LUK 18:23 Adam bu şeyleri duyunca çok üzüldü, çünkü çok zengindi.
LUK 18:24 Yeşua onun çok üzüldüğünü görünce, “Serveti olanların Tanrı Krallığı'na girmesi ne kadar zor!
LUK 18:25 Çünkü devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın Tanrı Krallığı'na girmesinden daha kolaydır” dedi.
LUK 18:26 Bunu duyanlar, “Öyleyse kim kurtulabilir?” dediler.
LUK 18:27 Yeşua, “İnsanlar için mümkün olmayan şeyler, Tanrı için mümkündür” dedi.
LUK 18:28 Petrus, “Bak, biz her şeyimizi bırakıp senin ardından geldik” dedi.
LUK 18:29 Onlara şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Krallığı uğruna evini, karısını, kardeşlerini, ana-babasını ya da çocuklarını bırakıp da
LUK 18:30 bu çağda bunların kat kat fazlasına ve gelecek dünyada sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur” dedi.
LUK 18:31 Yeşua Onikiler’i bir kenara çekip onlara şöyle dedi: “İşte, Yeruşalem’e çıkıyoruz. Peygamberler aracılığıyla İnsanoğlu hakkında yazılanların hepsi tamamlanacak.
LUK 18:32 Çünkü O, öteki ulusların eline teslim edilecek. O’nunla alay edip aşağılayacaklar, üzerine tükürecekler.
LUK 18:33 O’nu kırbaçlayıp öldürecekler. O üçüncü gün dirilecektir.”
LUK 18:34 Onlar bu şeylerin ne anlama geldiğini anlamadılar. Bu sözün anlamı onlardan gizlenmiş olduğu için söylenenleri anlamadılar.
LUK 18:35 Yeşua Yeriha’ya yaklaşırken, kör bir adam yol kenarında oturmuş dileniyordu.
LUK 18:36 Yanından geçen kalabalığın sesini duyunca, “Bunun anlamı nedir?” diye sordu.
LUK 18:37 Ona Nasıralı Yeşua’nın geçtiğini bildirdiler.
LUK 18:38 Adam, “Ey David Oğlu Yeşua, bana acı!” diye bağırdı.
LUK 18:39 Önden gidenler sussun diye onu azarladılar. Ama o daha da çok, “Ey David Oğlu, halime acı!” diyerek bağırdı.
LUK 18:40 Yeşua durdu ve adamın kendisine getirilmesini buyurdu. Adam yaklaşınca Yeşua,
LUK 18:41 “Ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu. O da, “Efendimiz, gözlerim yeniden görsün” dedi.
LUK 18:42 Yeşua ona, “Gözlerin görsün. İmanın seni iyileştirdi” dedi.
LUK 18:43 Adam hemen gördü ve Tanrı’yı yücelterek Yeşua’nın ardından gitti. Bunu görünce bütün halk Tanrı’yı yüceltti.
LUK 19:1 Yeşua Yeriha’ya girip geçiyordu.
LUK 19:2 Zakkay adında bir adam vardı. Kendisi vergi görevlilerinin başıydı ve zengindi.
LUK 19:3 Zakkay, Yeşua’nın nasıl biri olduğunu görmek istiyor, ama kısa boylu olduğu için kalabalıktan dolayı göremiyordu.
LUK 19:4 Yeşua’yı görebilmek için önden koşup bir incir ağacına tırmandı. Çünkü Yeşua o yoldan geçecekti.
LUK 19:5 Yeşua o yere geldiğinde yukarı bakıp onu gördü. Ona, “Zakkay, acele et aşağıya in! Çünkü bugün senin evinde kalmam gerekiyor” dedi.
LUK 19:6 Zakkay aceleyle aşağı indi ve sevinçle Yeşua’yı evine kabul etti.
LUK 19:7 Bunu gören herkes söylenmeye başladı: “Gidip bir günahkâra konuk oldu!” dediler.
LUK 19:8 Zakkay ayağa kalkıp Efendi’ye şöyle dedi: “İşte, Efendimiz, malımın yarısını yoksullara veriyorum. Birinden haksız yere bir şey aldıysam, dört katını geri veririm.”
LUK 19:9 Yeşua ona, “Bugün bu eve kurtuluş geldi. Çünkü o da Avraham’ın oğludur.
LUK 19:10 Çünkü İnsanoğlu kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi” dedi.
LUK 19:11 Onlar bu şeyleri dinlerken, Yeşua bir benzetmeyle konuşmasını sürdürdü. Çünkü Yeruşalem’e yakın olduklarından onlar Tanrı’nın Krallığı'nın hemen ortaya çıkacağını sanıyorlardı.
LUK 19:12 Bu nedenle Yeşua şöyle dedi: “Soylu bir adam, krallık alıp dönmek için uzak bir ülkeye gitti.
LUK 19:13 On hizmetkârını çağırıp onlara birer mina para verdi. ‘Ben geri gelene dek bu paraları işletin’ dedi.
LUK 19:14 Ama ülke halkı adamdan nefret ediyordu. Peşinden elçiler gönderip, ‘Biz bu adamın üzerimizde hüküm sürmesini istemiyoruz’ dediler.
LUK 19:15 “Kralllığı alıp geri döndüğünde, parayı vermiş olduğu bu hizmetkârlarının yanına çağrılmasını buyurdu, parasıyla ne kazandıklarını bilmek istedi.
LUK 19:16 Birincisi, ‘Efendimiz, senin bir minan on mina daha kazandı’ diyerek önüne geldi.”
LUK 19:17 “Ona, ‘Aferin, iyi hizmetkâr! Çok azında sadık bulunduğun için, on kent üzerinde yetkili olacaksın.’”
LUK 19:18 “İkincisi, ‘Efendimiz, senin bir minan beş mina daha kazandı’ diyerek efendisinin önüne geldi.”
LUK 19:19 “O da ona, ‘Sen de beş kent üzerinde yetkili olacaksın.’
LUK 19:20 Diğeri gelip, ‘Efendimiz, işte, mendile sarıp sakladığım minan.
LUK 19:21 Çünkü senden korktum. Zira sert bir adamsın. Sen koymadığını kaldırır, ekmediğini biçersin.’”
LUK 19:22 “Efendisi ona, ‘Ey kötü hizmetkâr, seni kendi ağzınla yargılayacağım! Benim koymadığımı toplayan, ekmediğimi biçen sert bir adam olduğumu biliyordun.
LUK 19:23 O halde neden paramı bankaya vermedin? Geldiğimde onu faiziyle alırdım.’
LUK 19:24 Yanında duranlara, ‘Elindeki minayı ondan alın ve on minası olana verin’ dedi.”
LUK 19:25 “Ona, ‘Efendimiz, onun on minası var’ dediler.
LUK 19:26 ‘Size şunu söyleyeyim, kimde varsa, ona daha çok verilecek. Ama kimde yoksa, elindeki bile alınacaktır.
LUK 19:27 Ama üzerlerinde hüküm sürmemi istemeyen şu düşmanlarımı buraya getirin ve önümde öldürün.’”
LUK 19:28 Yeşua bunları söyledikten sonra ilerleyip Yeruşalem’e çıktı.
LUK 19:29 Yeşua, Beytfaci ile Beytanya’ya yaklaştığında, zeytinlik denilen dağda, iki öğrencisini gönderdi.
LUK 19:30 Onlara, “Karşı taraftaki köye gidin, oraya girince üzerine henüz hiç kimsenin binmediği, bağlı bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp getirin.
LUK 19:31 Eğer biri size, ‘Onu neden çözüyorsun?’ diye sorarsa, ‘Efendi’nin ihtiyacı var’ deyin” dedi.
LUK 19:32 Gönderilenler gittiler ve Yeşua’nın kendilerine söylediği gibi buldular.
LUK 19:33 Sıpayı çözerken, sahipleri onlara, “Sıpayı neden çözüyorsunuz?” dediler.
LUK 19:34 Onlar da, “Efendi’nin ona ihtiyacı var” dediler.
LUK 19:35 Sonra sıpayı alıp Yeşua’ya getirdiler. Kendi giysilerini sıpanın üzerine attılar Yeşua’yı üstüne bindirdiler.
LUK 19:36 Yeşua giderken, onlar giysilerini yola serdi.
LUK 19:37 Yeşua Zeytin Dağı’nın alt yamacına yaklaştığında, öğrencilerin tümü, görmüş oldukları büyük işlerden dolayı, sevinip yüksek sesle Tanrı’ya övgüler sunmaya başladılar.
LUK 19:38 “Efendi’nin adıyla gelen Kral’a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik olsun!” dediler.
LUK 19:39 Kalabalıktan bazı Ferisiler Yeşua’ya, “Öğretmen, öğrencilerini azarla!” dediler.
LUK 19:40 Yeşua onlara, “Size şunu söyleyeyim, eğer bunlar susarsa, taşlar bağıracaktır!” diye karşılık verdi.
LUK 19:41 Yeşua yaklaşıp kenti gördü ve onun için ağlayıp dedi,
LUK 19:42 “Eğer sen, evet sen bugün esenliğine ait olan şeyleri bilseydin! Ama şimdi onlar senin gözlerine saklıdır.
LUK 19:43 Çünkü senin üzerine günler gelecek ki, düşmanların çevrende siper kurup seni kuşatacaklar, her yandan sıkıştıracaklar.
LUK 19:44 Seni de çocuklarını de yere çalacaklar. Sende taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü kendi ziyaret vaktini bilmedin.”
LUK 19:45 Yeşua tapınağa girip oradaki alıp satanları kovmaya başladı.
LUK 19:46 Onlara şöyle dedi, ‘‘‘Evim dua evidir’ diye yazılmıştır, ama siz onu haydut ini yaptınız!”
LUK 19:47 Yeşua her gün tapınakta öğretiyordu. Başkâhinler, yazıcılar ve halkın ileri gelenleri ise O’nu yok etmenin yolunu arıyordu.
LUK 19:48 Ne yapacaklarını bulamıyorlardı. Çünkü bütün halk O’nun söylemiş olduğu her söze tutulmuştu.
LUK 20:1 O günlerden birinde, Yeşua tapınakta halka öğretip Müjde’yi duyururken, kâhinler ve yazıcılar, ihtiyarlarla birlikte O’na geldiler.
LUK 20:2 O’na, “Söyle bize, bu şeyleri hangi yetkiyle yapıyorsun? Bu yetkiyi sana kim verdi?” diye sordular.
LUK 20:3 Yeşua onlara şöyle karşılık verdi: “Ben de size bir soru soracağım. Söyleyin bana,
LUK 20:4 Yuhanna’nın vaftiz etme yetkisi gökten mi, yoksa insanlardan mıydı?”
LUK 20:5 Kendi aralarında şöyle tartıştılar: “‘Gökten’ dersek, ‘Ona neden inanmadınız?’ diyecek.
LUK 20:6 Ama ‘İnsanlardan’ dersek, bütün halk bizi taşlayacak. Çünkü Yuhanna’nın peygamber olduğuna kanmışlardır.”
LUK 20:7 Nereden olduğunu bilmiyoruz diye yanıt verdiler.
LUK 20:8 Yeşua onlara, “Öyleyse ben de size bu şeyleri hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.
LUK 20:9 Yeşua halka şu benzetmeyi anlatmaya başladı. “Bir adam bir bağ dikti ve onu çiftçilere kiralayıp uzun bir süreliğine başka bir ülkeye gitti.
LUK 20:10 Mevsiminde bağın ürününden payına düşeni alması için çiftçilere bir hizmetkârını gönderdi. Ama çiftçiler onu dövüp boş gönderdiler.
LUK 20:11 Adam başka bir hizmetkâr daha gönderdi. Onu da aynı şekilde dövdüler, aşağıladılar ve boş gönderdiler.
LUK 20:12 Adam bir üçüncüsünü daha gönderdi. Onlar onu da yaralayıp dışarı attılar.
LUK 20:13 Bağın efendisi, ‘Ne yapayım? Sevgili oğlumu göndereyim. Belki ona saygı gösterirler’ dedi.”
LUK 20:14 “Ama çiftçiler onu görünce kendi aralarında, ‘Mirasçı budur. Gelin onu öldürelim de mirası bizim olsun’ dediler.
LUK 20:15 Sonra onu bağdan dışarı atıp öldürdüler. Öyleyse bağın efendisi şimdi onlara ne yapacak?
LUK 20:16 Gelip bu çiftçileri yok edecek ve bağı da başkalarına verecek.” Bunu duyanlar, “Asla, Tanrı korusun!” dediler.
LUK 20:17 Yeşua onlara baktı ve şöyle dedi: “Öyleyse yazılmış olan bu nedir? ‘Yapıcıların reddettiği taş, köşenin baş taşı oldu.’
LUK 20:18 O taşın üzerine düşen herkes parçalanacak. Ancak taş kimin üstüne düşerse onu ezip toz edecek.”
LUK 20:19 Yeşua’nın bu benzetmeyi kendilerine karşı söylediğini bilen başkâhinler ve yazıcılar tam o sırada O’nun üzerine ellerini koymak istediler ama halktan korktular.
LUK 20:20 Yeşua’yı gözlüyorlardı. O’nu kendi sözüyle tuzağa düşürüp valinin yetki ve yargısına teslim edebilmek için kendilerini dürüstmüş gibi gösteren bazı muhbirler gönderdiler.
LUK 20:21 Bunlar Yeşua’ya, “Öğretmenimiz, senin doğruyu söyleyip öğrettiğini, kimseyi kayırmadan Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini biliyoruz.
LUK 20:22 Sezar’a vergi vermemiz Yasa’ya uygun mudur, değil midir?” diye sordular.
LUK 20:23 Ama onların kurnazlığını anlayan Yeşua, “Beni neden sınıyorsunuz?
LUK 20:24 Bana bir dinar gösterin. Üzerinde kimin sureti ve yazısı var?” dedi. “Sezar’ın” diye yanıtladılar.
LUK 20:25 Bunun üzerine Yeşua, “Öyleyse Sezar’ın şeylerini Sezar’a, Tanrı’nın şeylerini Tanrı’ya verin” dedi.
LUK 20:26 O’nu halkın önünde kendi sözleriyle tuzağa düşüremediler. Yeşua’nın vermiş olduğu yanıt onları şaşırtmış ve susturmuştu.
LUK 20:27 Ölümden sonra dirilişi inkâr eden Sadukiler’den bazıları Yeşua’ya geldi.
LUK 20:28 O’na şunu sordular: “Öğretmenimiz, Moşe bize, ‘bir adamın evli kardeşi çocuksuz ölürse, adam ölenin karısını alıp kardeşine soy yetiştirsin’ diye yazmıştır.
LUK 20:29 Bu nedenle yedi kardeş vardı. İlki kadını aldı ve çocuksuz öldü.
LUK 20:30 İkincisi de kadını aldı ve çocuksuz öldü.
LUK 20:31 Üçüncüsü de onu aldı ve aynı şekilde kardeşlerin yedisi de çocuk bırakmadan öldü.
LUK 20:32 Daha sonra kadın da öldü.
LUK 20:33 Dirilişte bu kadın hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onu aldı.”
LUK 20:34 Yeşua onlara şöyle dedi: “Bu çağın çocukları evlenir ve evlendirilir.
LUK 20:35 Ama o çağda ve ölülerin dirilişine layık görülenler ne evlenirler, ne de evlendirilirler.
LUK 20:36 Artık bir daha ölemezler. Çünkü melekler gibidirler ve dirilişin çocukları olarak Tanrı’nın çocuklarıdırlar.
LUK 20:37 Ama Moşe bile çalı olayında, ‘Avraham’ın Tanrısı, İshak’ın Tanrısı ve Yakov’un Tanrısı’ diye çağırarak ölülerin dirileceğini göstermiştir.
LUK 20:38 Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı’dır, çünkü hepsi O’na diridirler.”
LUK 20:39 Yazıcılardan bazıları, “Öğretmenimiz, güzel konuştun” diye yanıtladı.
LUK 20:40 Bundan sonra O’na daha fazla soru sormaya cesaret edemediler.
LUK 20:41 Yeşua onlara şöyle dedi: “Neden Mesih için David’in Oğlu olduğunu söylüyorlar?
LUK 20:42 Çünkü David’in kendisi Mezmurlar Kitabı’nda şöyle diyor: ‘Efendi Efendim’e dedi ki, sağımda otur,
LUK 20:43 ta ki düşmanlarını ayaklarının altına basamak yapıncaya dek.’”
LUK 20:44 “David O’na Efendi diyorsa, O nasıl David’in Oğlu olabilir?”
LUK 20:45 Bütün halk dinlerken Yeşua öğrencilerine şöyle dedi:
LUK 20:46 “Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan hoşlanan, çarşı meydanlarında selamlanmayı, havralarda en iyi yerleri oturup ziyafetlerde baş yerleri seven yazıcılardan sakının.
LUK 20:47 Onlar dul kadınların evlerini yutarlar, gösteriş için uzun dualar ederler. Bunların mahkûmiyeti daha büyük olacaktır.”
LUK 21:1 Yeşua başını kaldırdı ve hazineye hediyelerini koyan zenginleri gördü.
LUK 21:2 Yoksul bir dul kadının da iki küçük bakır para attığını gördü.
LUK 21:3 Yeşua, “Size gerçeği söyleyeyim, bu yoksul dul kadın herkesten daha çok koydu.
LUK 21:4 Çünkü bunların hepsi Tanrı için bolluklarından artanı koydular” dedi. “Ama kadın ise yoksulluğundan yaşamak için elinde ne varsa onu koydu.”
LUK 21:5 Bazıları tapınağın nasıl güzel taşlarla ve sunularla süslenmiş olduğundan söz ediyordu.
LUK 21:6 Yeşua, “Gördüğünüz bu şeylere gelince, öyle günler gelecek ki, burada yıkılmadık taş üstünde taş bırakılmayacak.” dedi.
LUK 21:7 Kendisine, “Öğretmenimiz, bu şeyler ne zaman olacak?” diye sordular. “Bu şeyler olmak üzereyken, işaret ne olacak?”
LUK 21:8 Yeşua, “Dikkat edin, saptırılmayasınız!” dedi. “Çünkü birçokları, ‘Ben O’yum ’ ve ‘Zamanı geldi’ diyerek benim adımla gelecekler. Bu nedenle onların peşinden gitmeyin.
LUK 21:9 Savaş ve kargaşa haberleri duyduğunuzda korkmayın. Çünkü önce bunların olması gerek, ama son hemen gelmeyecek.”
LUK 21:10 Sonra onlara, “Ulus ulusa, krallık krallığa karşı ayaklanacak.
LUK 21:11 Çeşitli yerlerde büyük depremler, kıtlıklar ve salgın hastalıklar olacak. Gökte korkunç şeyler, büyük belirtiler olacak.
LUK 21:12 Ama bütün bu şeylerden önce, ellerini üzerinize koyup, size zulmedecekler. Sizi havralara teslim edip zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü sizi kralların ve valilerin önüne çıkaracaklar.
LUK 21:13 Bu size tanıklık olacaktır.
LUK 21:14 Bu nedenle, nasıl yanıt vereceğinizi önceden düşünmemeye yüreğinize koyun.
LUK 21:15 Çünkü ben size, size karşı çıkanların hiçbirinin karşı koyamayacağı ya da aksini söyleyemeyeceği bir ağız ve bilgelik vereceğim.
LUK 21:16 Anne babanız, kardeşleriniz, akrabalarınız ve dostlarınız tarafından bile ele verileceksiniz. Bazılarınızın ölümüne sebep olacaklar.
LUK 21:17 Benim adımdan dolayı herkes sizden nefret edecek.
LUK 21:18 Başınızdaki saçlardan bir tel bile yok olmayacaktır.”
LUK 21:19 “Dayanmakla hayatınızı kazanacaksınız.”
LUK 21:20 “Ama Yeruşalem’in ordular tarafından kuşatıldığını gördüğünüzde, bilin ki, onun yıkımı yakındır.
LUK 21:21 O zaman Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsın. Kentin içinde olanlar çıksın. Kırdakiler oraya girmesin.
LUK 21:22 Çünkü o günler, yazılmış olan her şeyin yerine geleceği öç alma günleridir.
LUK 21:23 O günlerde gebe olan, çocuk emzirenlerin vay haline! Çünkü ülkede büyük sıkıntı olacak ve bu halka gazap gelecektir.
LUK 21:24 Kılıçtan geçirilip, bütün uluslara tutsak olarak sürülecekler. Yeruşalem, öteki ulusların zamanları doluncaya dek, öteki uluslar tarafından çiğnenecektir.
LUK 21:25 Güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler olacak. Yeryüzündeki uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönüp sıkıntı içinde kalacak.
LUK 21:26 Dünyanın başına gelecek şeyleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göklerin güçleri sarsılacak.
LUK 21:27 O zaman İnsanoğlu’nun bulut içinde güç ve büyük görkemle geldiğini görecekler.
LUK 21:28 Ama bu şeyler olmaya başlayınca, yukarı bakın ve başınızı kaldırın, çünkü kurtuluşunuz yakındır.”
LUK 21:29 Yeşua onlara bir benzetme söyledi: “İncir ağacına ve bütün ağaçlara bakın.
LUK 21:30 Tomurcuklandıklarında, yazın yakın olduğunu kendiliğinizden bilirsiniz.
LUK 21:31 Böylece, siz de bu şeylerin gerçekleştiğini gördüğünüzde, Tanrı’nın Krallığı'nın yakın olduğunu bilin.
LUK 21:32 Size doğrusunu söyleyeyim, bu şeylerin tümü yerine gelinceye dek bu kuşak geçmeyecektir.
LUK 21:33 Gök ve yer geçecek, ama benim sözlerim hiçbir şekilde geçmeyecektir.”
LUK 21:34 “Öyleyse dikkat edin! Yoksa yüreğiniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşır ve o gün ansızın üzerinize gelir.
LUK 21:35 Çünkü o gün yeryüzünde oturan herkesin üzerine bir tuzak gibi gelecektir.
LUK 21:36 Bu nedenle, gerçekleşecek bütün bu şeylerden kaçabilmek ve İnsanoğlu’nun önünde durabilmek için her an uyanık kalıp dua edin.”
LUK 21:37 Yeşua gündüzleri tapınakta öğretiyor, geceleri Zeytinlik denilen dağa çekilip orada geceliyordu.
LUK 21:38 Bütün halk sabah erkenden O’nu dinlemek için tapınağa geliyordu.
LUK 22:1 Pesah denilen Mayasız Ekmek Bayramı yaklaşıyordu.
LUK 22:2 Başkâhinlerle yazıcılar, Yeşua’yı öldürmenin bir yolunu arıyor ama halktan da korkuyorlardı.
LUK 22:3 Şeytan, Onikiler’den sayılan İskariot denilen Yahuda’nın içine girdi.
LUK 22:4 O gidip başkâhinlerle ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla Yeşua’yı nasıl onların eline teslim edeceğini konuştu.
LUK 22:5 Onlar memnun oldular ve kendisine para vermek için anlaştılar.
LUK 22:6 Bunu kabul eden Yahuda, halkın yokluğunda Yeşua’yı onların eline teslim etmek için fırsat arıyordu.
LUK 22:7 Pesah kurbanının kesilmesi gereken Mayasız Ekmek Günü geldi.
LUK 22:8 Yeşua, Petrus’la Yuhanna’yı, “Gidin Pesah'ı yiyebilmemiz için hazırlık yapın” diyerek gönderdi.
LUK 22:9 O'na, “Nerede hazırlamamızı istersin?” dediler.
LUK 22:10 Onlara şöyle dedi: “Kente girdiğinizde, testiyle su taşıyan bir adam karşınıza çıkacak. Adamın gireceği eve onun ardından girin.
LUK 22:11 Evin efendisine şöyle deyin: ‘Öğretmen size, öğrencilerimle birlikte Pesah yemeğini yiyebileceğim misafir odası nerede? diyor.’
LUK 22:12 Size üst katta, döşenmiş büyük bir oda gösterecek. Hazırlığı orada yapın.”
LUK 22:13 Onlar gittiler, Yeşua’nın kendilerine söylemiş olduğu gibi buldular ve Pesah'ı hazırladılar.
LUK 22:14 Saat gelince Yeşua on iki elçisiyle birlikte oturdu.
LUK 22:15 Yeşua onlara, “Ben acı çekmeden önce bu Pesah yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok istedim” dedi.
LUK 22:16 “Size şunu söyleyeyim, Tanrı’nın Krallığı'nda tamamlanıncaya dek, ondan bir daha hiçbir şekilde yemeyeceğim.”
LUK 22:17 Sonra bir kâse aldı ve şükrettikten sonra, “Bunu alın ve aranızda paylaşın” dedi.
LUK 22:18 “Size şunu söyleyeyim, Tanrı’nın Krallığı gelene dek asmanın ürününden bir daha hiç içmeyeceğim.”
LUK 22:19 Sonra eline ekmek aldı. Şükrettikten sonra böldü ve onlara verip, “Bu sizin için verilen benim bedenimdir. Bunu beni anmak için yapın” dedi.
LUK 22:20 Aynı şekilde, akşam yemeğinden sonra kâseyi alıp şöyle dedi: “Bu kâse sizin için dökülen kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır.
LUK 22:21 Ama işte, bana ihanet edenin eli benimle birlikte sofradadır.
LUK 22:22 Gerçi İnsanoğlu, belirlendiği gibi gidiyor. Ama vay o adamın haline ki, kendisi aracılığıyla O'na ihanet ediliyor!”
LUK 22:23 Kendilerinden bu şeyi kim yapacak diye aralarında sorgulamaya başladılar.
LUK 22:24 Aralarında en büyük hangisinin olduğu konusunda da bir anlaşmazlık çıktı.
LUK 22:25 Yeşua onlara şöyle dedi: “Ulusların kralları onların üzerinde efendilik ederler, üzerlerindeki hüküm sahiplerine iyiliksever denilir.
LUK 22:26 Ama sizin için böyle olmasın. Aranızda büyük olan, en küçük gibi olsun. Yöneten de hizmet eden gibi olsun.
LUK 22:27 Kim daha büyük, sofrada oturan mı, hizmet eden mi? Sofrada oturan değil mi? Ama ben sizin aranızda hizmet eden biri gibiyim.
LUK 22:28 Sizler denendiğim zamanlarda benimle birlikte dayanmış olanlarsınız.
LUK 22:29 Babam’ın bana verdiği gibi ben de size bir krallık veriyorum.
LUK 22:30 Öyle ki, krallığımda soframda yiyip içesiniz. Tahtlarda oturup İsrael’in on iki oymağını yargılayasınız.”
LUK 22:31 Efendi şöyle dedi: “Simon, Simon, işte, Şeytan buğday gibi kalburdan geçireyim diye sizin hepinizi istedi.
LUK 22:32 Ben imanın tükenmesin diye senin için dua ettim. Sen de geri döndüğünde kardeşlerini pekiştir.”
LUK 22:33 Simon Yeşua’ya, “Efendimiz, seninle birlikte zindana da, ölüme de hazırım” dedi.
LUK 22:34 Yeşua, “Sana şunu söyleyeyim, Petrus, beni tanıdığını üç kez inkâr etmeden, bugün horoz kesinlikle ötmeyecek” dedi.
LUK 22:35 Onlara, “Ben sizi kesesiz, torbasız ve çarıksız gönderdiğimde, bir eksiğiniz var mıydı?” diye sordu. “Hiçbir şey” dediler.
LUK 22:36 Sonra onlara, “Ama şimdi para kesesi olan onu alsın, torbası olan da alsın. Olmayan giysisini satıp bir kılıç alsın.
LUK 22:37 Çünkü size şunu söyleyeyim, yazılmış olan şu sözün bende yerine gelmesi gerekiyor: ‘O, suçlularla bir sayıldı.’ Çünkü benim hakkında olan yerine geliyor.” dedi.
LUK 22:38 “Efendimiz, işte, burada iki kılıç” dediler. O da onlara, “Yeter!” dedi.
LUK 22:39 Yeşua çıktı, her zaman olduğu gibi Zeytin Dağı’na gitti. Öğrencileri de O'nu izledi.
LUK 22:40 Oraya varınca onlara, “Dua edin ki, ayartı içine girmeyesiniz” dedi.
LUK 22:41 Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı. Orada diz çöküp dua etti.
LUK 22:42 “Baba, eğer istersen bu kâseyi benden uzaklaştır. Yine de benim isteğim değil, seninki olsun” dedi.
LUK 22:43 Gökten bir melek Yeşua’ya görünerek O’nu güçlendirdi.
LUK 22:44 Derin bir acı içinde olduğundan daha hararetle dua etti. Teri yere düşen iri kan damlaları gibi toprağa düşüyordu.
LUK 22:45 Yeşua duadan kalkıp öğrencilerin yanına geldi. Onları kederden uyumuş buldu.
LUK 22:46 Onlara, “Niçin uyuyorsunuz? Kalkıp dua edin ki, ayartı içine girmeyesiniz” dedi.
LUK 22:47 O daha konuşurken bir kalabalık belirdi. Onikiler’den biri, Yahuda onlara öncülük ediyordu. Yahuda öpmek için Yeşua’ya yaklaştı.
LUK 22:48 Ancak Yeşua ona, “Yahuda, İnsanoğlu’nu bir öpücükle mi ihanet ediyorsun?” dedi.
LUK 22:49 Yeşua’nın yanındakiler olacakları görünce, “Efendimiz, kılıçla vuralım mı?” dediler.
LUK 22:50 Onlardan biri başkâhinin hizmetkârına vurduğu gibi sağ kulağını kesti.
LUK 22:51 Ama Yeşua, “Bırakın en azından şunu yapayım” dedi ve hizmetkârın kulağına dokunup onu iyileştirdi.
LUK 22:52 Yeşua kendisini yakalamaya gelen başkâhinlere, tapınak görevlileri ve ihtiyarlara şöyle dedi: “Bir hayduta karşıymış gibi kılıç ve sopalarla çıktınız?
LUK 22:53 Her gün tapınakta sizinleyken, bana karşı elinizi uzatmadınız. Ama bu, sizin saatinizdir ve karanlığın gücüdür.”
LUK 22:54 Yeşua’yı yakalayıp götürdüler, O'nu başkâhinin evine getirdiler. Ama Petrus uzaktan takip ediyordu.
LUK 22:55 Avlunun ortasında ateş yakıp birlikte oturduklarında, Petrus da onların arasında oturdu.
LUK 22:56 Bir hizmetçi kız ateşin ışığında oturan Petrus’u gördü. Onu dikkatlice bakıp, “Bu adam da O’nunla birlikteydi” dedi
LUK 22:57 Ama Petrus, “Kadın, O’nu tanımıyorum” diyerek Yeşua’yı inkâr etti.
LUK 22:58 Kısa bir süre sonra onu gören başka biri, “Sen de onlardan birisin!” dedi. Ama Petrus, “Değilim, be adam!” dedi.
LUK 22:59 Yaklaşık bir saat geçtikten sonra, bir başkası emin bir şekilde, “Gerçekten bu adam da O’nunla birlikteydi. Çünkü o bir Galileli!” dedi.
LUK 22:60 Ama Petrus, “Be adam, neden söz ettiğini bilmiyorum!” dedi. Petrus daha konuşurken hemen horoz öttü.
LUK 22:61 Efendi dönüp Petrus’a baktı. O zaman Petrus Efendi’nin kendisine, “Horoz ötmeden beni üç kez inkâr edeceksin” dediği sözü hatırladı.
LUK 22:62 Dışarı çıkıp acı acı ağladı.
LUK 22:63 Yeşua’yı göz altında tutan adamlar O’nunla alay edip O’nu dövdüler.
LUK 22:64 Gözlerini bağlayıp yüzüne vurdular ve O'na, “Peygamberlik et! Sana vuran kimdir?” diye sordular.
LUK 22:65 O’nu aşağılayıp, O'na karşı başka çok şeyler söylediler.
LUK 22:66 Gündüz olunca, başkâhinler, yazıcılar ve halkın ihtiyarları toplandılar. Yeşua’yı Kurul’un önüne götürüp,
LUK 22:67 “Eğer sen Mesih isen, söyle bize” dediler. Ama Yeşua onlara, “Eğer size söylersem inanmayacaksınız.
LUK 22:68 Eğer size sorsam, kesin olarak yanıtlamayacak, beni bırakmayacaksınız.
LUK 22:69 Bundan böyle İnsanoğlu, Tanrı’nın gücünün sağında oturacaktır” dedi.
LUK 22:70 Hepsi, “Öyleyse sen Tanrı’nın Oğlu musun?” dediler. Onlara, “Söylediğiniz gibi, Ben’im” dedi.
LUK 22:71 “Artık neden daha fazla tanığa ihtiyacımız olsun ki! Çünkü biz kendimiz O'nun kendi ağzından duyduk!” dediler.
LUK 23:1 Onların bütün topluluğu kalkıp Yeşua’yı Pilatus’un önüne götürdüler.
LUK 23:2 Şöyle deyip O’nu suçlamaya başladılar, “Bu adamın ulusumuzu saptırdığını, Sezar’a vergi ödenmesini yasakladığını, kendisinin de Mesih, bir kral olduğunu söylediğini keşfettik.”
LUK 23:3 Pilatus O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu. “Söylediğin gibidir” yanıtını verdi.
LUK 23:4 Pilatus başkâhinlere ve kalabalığa, “Bu adamı suçlamak için hiçbir neden bulmuyorum” dedi.
LUK 23:5 Ama onlar ısrar edip, “Halkı kışkırtıyor. Galile'den başlayıp hatta buraya kadar bütün Yahudiye'de öğretiyor” dediler.
LUK 23:6 Pilatus, Galile dendiğini duyunca, “Bu adam Galileli mi?” diye sordu.
LUK 23:7 Yeşua’nın Hirodes’in yetki alanındaki bölgeden olduğunu öğrenince, O’nu o günlerde Yeruşalem’de bulunan Hirodes’e gönderdi.
LUK 23:8 Hirodes Yeşua’yı görünce çok sevindi. Çünkü uzun zamandır O’nu görmek istiyordu, çünkü O’nun hakkında çok şey duymuştu. O'nun tarafından yapılacak bir mucizeyi görmeyi umuyordu.
LUK 23:9 Yeşua’yı çok sözlerle sorguya çekti. Ama O hiç yanıt vermedi.
LUK 23:10 Başkâhinlerle yazıcılar ayağa kalkıp Yeşua’yı sert sözlerle suçladı.
LUK 23:11 Hirodes de askerleriyle birlikte O’nu aşağılayıp O'nunla alay etti. Hirodes O’na gösterişli bir giysi giydirip Pilatus’a geri gönderdi.
LUK 23:12 Önceden birbirlerine düşman olan Hirodes ve Pilatus o günde birbirleriyle dost oldular.
LUK 23:13 Pilatus başkâhinleri, yöneticileri ve halkı bir araya topladı.
LUK 23:14 Onlara, “Bu adam halkı yoldan saptırıyor diye bana getirdiniz. İşte, ben de O’nu sizin önünüzde sorguya çektim ve bu adama karşı O'nu suçladığınız şeylerle ilgili hiçbir neden bulmadım.
LUK 23:15 Hirodes de bir suç bulamamış, çünkü O’nu bize geri gönderdi. O'nun tarafından ölüm cezasını gerektirecek hiçbir şey yapılmamıştır.
LUK 23:16 Bu nedenle O’nu döveceğim ve salıvereceğim” dedi.
LUK 23:17 Pilatus’un bayramda onlara bir kişiyi salıvermesi gerekiyordu.
LUK 23:18 Ama onlar hep bir ağızdan, “Bu adamı ortadan kaldır! Bize Barabba’yı salıver!” diye bağırdılar.
LUK 23:19 Barabba kentte çıkan bir isyandan ve adam öldürmekten hapse atılmıştı.
LUK 23:20 Sonra Yeşua’yı salıvermek isteyen Pilatus onlara yeniden seslendi.
LUK 23:21 Ama onlar ise, “Çarmıha ger! Onu çarmıha ger!” diye bağırdılar.
LUK 23:22 Üçüncü kez onlara, “Neden? Bu adam ne kötülük yaptı? Ben O’nda ölüm cezasını gerektiren bir suç bulmadım. Bu nedenle O’nu döveceğim serbest bırakacağım” dedi.
LUK 23:23 Ama onlar çarmıha gerilmesini isteyerek yüksek sesle ısrar ettiler. Halkın ve başkâhinlerin sesleri üstün geldi.
LUK 23:24 Pilatus, istediklerinin yapılmasına karar verdi.
LUK 23:25 İsyan ve adam öldürmekten hapse atılan, onların istediği kişiyi salıverdi. Ama Yeşua’yı onların isteğine bıraktı.
LUK 23:26 Yeşua’yı götürürken, Kireneli Simon adında bir adam kırdan geliyordu. Onu Yeşua’nın çarmıhını taşıması için yakaladılar. Yeşua'nın ardından çarmıhı ona yüklediler.
LUK 23:27 Halktan büyük bir kalabalık Yeşua’nın ardından gidiyordu. Yas tutan ve O’nun için ağıt yakan kadınlar da bunların arasındaydı.
LUK 23:28 Yeşua onlara dönerek, “Ey Yeruşalem kızları, benim için ağlamayın, kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.
LUK 23:29 Çünkü işte, günler gelecek ki, ‘Kısır kadınlara, hiç doğurmamış rahimlere, emzirmemiş memelere ne mutlu!’ diyecekler.
LUK 23:30 O zaman dağlara, ‘Üzerimize düşün’ ve tepelere, ‘Bizi örtün’ demeye başlayacaklar.
LUK 23:31 Eğer bu şeyleri yaş ağaca yaparlarsa, kuruya neler yapmazlar?” dedi.
LUK 23:32 Yeşua’yla birlikte idam edilmek üzere iki suçlu daha götürülüyordu.
LUK 23:33 “Kafatası” denilen yere geldiklerinde Yeşua’yı, biri sağında diğeri solunda olmak üzere iki suçluyla birlikte çarmıha gerdiler.
LUK 23:34 Yeşua, “Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” dedi. Kura çekip O’nun giysilerini aralarında paylaştılar.
LUK 23:35 Halk durmuş izliyordu. Yanlarındaki yöneticiler de O’nunla alay edip, “Başkalarını kurtardı. Eğer gerçekten Tanrı’nın Mesih’i, O'nun seçilmişi ise kendini kurtarsın!” diyorlardı.
LUK 23:36 Askerler de O’nunla alay ettiler, yanına gelip sirke verdiler.
LUK 23:37 “Eğer Yahudiler’in Kralı isen, kendini kurtar!” dediler.
LUK 23:38 Başının üzerinde Grekçe, Latince ve İbranice harflerle yazılmış şu yafta vardı: “YAHUDİLER’İN KRALI BUDUR.”
LUK 23:39 Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Eğer Mesih isen, kendini de bizi de kurtar!” diyerek O’na hakaret etti.
LUK 23:40 Ama diğer suçlu karşılık verip onu azarladı. “Sen Tanrı'dan korkmuyor musun? Sen de aynı cezayı çekiyorsun.
LUK 23:41 Biz gerçekten haklı olarak, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Ama bu adam hiçbir kötülük yapmadı” dedi.
LUK 23:42 Sonra Yeşua’ya, “Efendimiz, krallığına girdiğinde beni hatırla” dedi.
LUK 23:43 Yeşua ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, bugün sen benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.
LUK 23:44 Altıncı vakit sıralarıydı, dokuzuncu vakte kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.
LUK 23:45 Güneş karardı, tapınağın perdesi ortadan ikiye yırtıldı.
LUK 23:46 Yeşua yüksek sesle, “Baba, ruhumu senin ellerine teslim ediyorum!” diye bağırdı. Bunu söyledikten sonra son nefesini verdi.
LUK 23:47 Olanı gören yüzbaşı Tanrı’yı yücelterek, “Hiç kuşkusuz, bu adam doğru biriydi” dedi.
LUK 23:48 Bunu görmek için toplanan kalabalığın tümü olup bitenleri görünce göğüslerini döverek eve döndüler.
LUK 23:49 Yeşua’nın bütün tanıdıkları ve O’nunla birlikte Galile’den gelmiş olan kadınlar uzakta durmuş, bu şeyleri izliyorlardı.
LUK 23:50 İşte, Yüksek Kurul üyesi Yosef adında iyi ve doğru bir adam vardı.
LUK 23:51 Yosef Kurul’un kararını ve işini kabul etmemişti. Tanrı’nın Krallığı'nı bekleyen bir Yahudi olan Yosef Aramatya Kenti’ndendi.
LUK 23:52 Bu adam Pilatus’a gidip Yeşua’nın cesedini istedi.
LUK 23:53 Cesedi indirip keten bir beze sardı ve O’nu daha önce kimsenin yatırılmadığı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırdı.
LUK 23:54 Hazırlık Günü’ydü ve Şabat yaklaşıyordu.
LUK 23:55 Galile’den Yeşua’yla birlikte gelen kadınlar peşinden gittiler ve mezarı ve cesedinin nereye yatırıldığını gördüler.
LUK 23:56 Sonra geri dönüp baharat ve güzel kokulu yağlar hazırladılar. Şabat'da buyruğa göre dinlendiler.
LUK 24:1 Onlar ve bazıları ise haftanın ilk gününde, şafak vaktinde, hazırladıkları baharatları yanlarına alıp mezara geldiler.
LUK 24:2 Taşı mezarın girişinden yuvarlanmış buldular.
LUK 24:3 İçeri girdiklerinde Efendi Yeşua’nın cesedini bulamadılar.
LUK 24:4 Onlar bunun şaşkınlığı içindeyken, işte, parlak giysilerle iki adam yanlarında durdu.
LUK 24:5 Kadınlar korkup yüzlerini yere eğdiler. Adamlar ise, “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?
LUK 24:6 O burada değil, dirildi. Daha Galile’deyken size neler söylediğini hatırlayın.
LUK 24:7 İnsanoğlu’nun günahkâr insanların eline teslim edilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti” dedi.
LUK 24:8 Kadınlar Yeşua’nın sözlerini hatırladılar.
LUK 24:9 Mezardan geri dönüp bütün bu şeyleri Onbirler’e ve diğerlerine anlattılar.
LUK 24:10 Bunları elçilere bildirenler, Magdalalı Mariyam, Yohanna, Yakov’un annesi Mariyam ve onlarla birlikte olan diğer kadınlardı.
LUK 24:11 Bu sözler elçilere saçma geldi ve onlara inanmadılar.
LUK 24:12 Ama Petrus kalkıp mezara koştu. Eğilip içeri baktığında orada duran keten bezlerin yalnız durduğunu gördü, olan şeye şaşarak evine gitti.
LUK 24:13 O gün onlardan ikisi, Yeruşalem’den altmış stadia uzaklıkta bulunan Emmaus adlı bir köye gidiyorlardı.
LUK 24:14 Olan bütün bu şeyleri birbirleriyle konuşuyorlardı.
LUK 24:15 Birlikte konuşup sorgularken, Yeşua’nın kendisi yaklaştı ve onlarla birlikte gitti.
LUK 24:16 Ancak onların gözleri O’nu tanımaktan alıkoyulmuştu.
LUK 24:17 Yeşua onlara, “Yolda yürürken neden söz ediyordunuz ve neden üzgünsünüz?” dedi.
LUK 24:18 İçlerinden Kleopas adında olan O’na, “Bu günlerde Yeruşalem’de olup da orada olan şeyleri bilmeyen tek yabancı sen misin?” diye yanıtladı.
LUK 24:19 Onlara, “Hangi şeyler?” dedi. O’na, “Nasıralı Yeşua’yla ilgili şeyler” dediler. “O adam, Tanrı’nın ve bütün halkın önünde hem işte hem de sözde güçlü bir peygamberdi.
LUK 24:20 Başkâhinlerle yöneticilerimiz O’nun ölüme mahkûm edilmesi ve çarmıha gerilmesi için O'nu nasıl da teslim ettiler.
LUK 24:21 Ama biz İsrael’i kurtaracak kişinin O olacağını ummuştuk. Evet, tüm bunlarla birlikte üç gün sonra,
LUK 24:22 aramızdan bazı kadınlar bizi şaşkına çevirdiler. Sabah erkenden mezara varmışlar.
LUK 24:23 Cesedini bulamayınca, O’nun yaşadığını bildiren meleklerle ilgili bir de görüm gördüklerini söylemek için geldiler.
LUK 24:24 Bazılarımız mezara gitti ve tıpkı kadınların söylediği gibi mezarı buldular. Ama O’nu görmemişler.”
LUK 24:25 Yeşua onlara, “Sizi akılsızlar, peygamberlerin bütün söylediklerine yürekleri geç inananlar!
LUK 24:26 Mesih’in bu şeyleri çekmesi ve kendi yüceliğine girmesi gerekmiyor muydu?” dedi.
LUK 24:27 Moşe ve bütün peygamberlerden başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili şeyleri onlara açıkladı.
LUK 24:28 Gidecekleri köye yaklaştıklarında Yeşua daha ileri gidecekmiş gibi davrandı.
LUK 24:29 Ama onlar, “Bizimle kal, çünkü neredeyse akşam oluyor, gün batmak üzere” diyerek O’nu zorladılar. Yeşua onlarla kalmak için içeri girdi.
LUK 24:30 Onlarla birlikte sofrada otururken, Yeşua ekmeği alıp şükretti. Ekmeği kırıp onlara verdi.
LUK 24:31 Onların gözleri açıldı ve O’nu tanıdılar. O zaman Yeşua gözlerinin önünden kayboldu.
LUK 24:32 Birbirlerine, “Yol boyunca bizimle konuşurken ve Kutsal Yazılar’ı bize açarken yüreklerimiz yanmıyor muydu?” dediler.
LUK 24:33 Tam o saatte kalkıp Yeruşalem’e döndüler. Onbirler’i ve onlarla birlikte olanları toplanmış buldular.
LUK 24:34 Bunlar, “Efendi gerçekten dirildi ve Simon’a göründü!” diyorlardı.
LUK 24:35 Onlar da yolda olanları, ekmeği kırdığı zaman Yeşua’yı nasıl tanıdıklarını anlattılar.
LUK 24:36 Onlar bu şeyleri konuşurken, Yeşua’nın kendisi aralarında durup onlara, “Size esenlik olsun” dedi.
LUK 24:37 Ama onlar dehşete kapıldılar, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuyla doldular.
LUK 24:38 Onlara, “Neden sıkıntı duyuyorsunuz? Yüreğinizde neden kuşkular yükseliyor?
LUK 24:39 Ellerime ve ayaklarıma bakın, gerçekten benim. Bana dokunun ve görün. Çünkü hayaletin eti ve kemiği yoktur, gördüğünüz gibi benim var” dedi.
LUK 24:40 Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi.
LUK 24:41 Öğrenciler sevinçten inanmayıp hâlâ şaşkınlık içindeyken onlara, “Burada yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sordu.
LUK 24:42 O’na bir parça kızarmış balık ve biraz bal peteği verdiler.
LUK 24:43 Onları alıp önlerinde yedi.
LUK 24:44 Yeşua onlara, “Daha sizinle birlikteyken, Moşe’nin Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olan her şeyin yerine gelmesi gerektiğini söylemiş olduğum sözler bunlardır” dedi.
LUK 24:45 Sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilsinler diye zihinlerini açtı.
LUK 24:46 Onlara şöyle dedi: “Şöyle yazılmıştır: Mesih’in acı çekmesi ve üçüncü gün ölümden dirilmesi gerekir.
LUK 24:47 Böylece tövbe ve günahların bağışlanması Yeruşalem'den başlayarak bütün uluslara O'nun adında duyurulacaktır.
LUK 24:48 Siz bu şeylerin tanıklarısınız.
LUK 24:49 İşte, ben de Babam’ın vaadini size göndereceğim. Ama yücelerden güçle giyinene dek Yeruşalem Kenti'nde bekleyin.”
LUK 24:50 Yeşua onları Beytanya’ya kadar götürdü. Ellerini kaldırıp onları kutsadı.
LUK 24:51 Onları kutsarken onlardan çekildi, göğe alındı.
LUK 24:52 O’na tapındılar ve büyük bir sevinçle Yeruşalem’e döndüler.
LUK 24:53 Sürekli tapınakta Tanrı’yı övüyor, yüceltiyorlardı. Amin.
JOH 1:1 Başlangıçta Söz vardı ve Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı.
JOH 1:2 O, başlangıçta Tanrı’yla birlikteydi.
JOH 1:3 Her şey O’nun aracılığıyla oldu. Olmuş olanların hiçbiri O'nsuz olmadı.
JOH 1:4 Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.
JOH 1:5 Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu yenemedi.
JOH 1:6 Tanrı tarafından gönderilen Yuhanna adlı bir adam geldi.
JOH 1:7 O tanıklık amacıyla, ışık hakkında tanıklık edip herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.
JOH 1:8 Kendisi ışık değildi, ama ışık hakkında tanıklık etsin diye gönderildi.
JOH 1:9 Herkesi aydınlatan gerçek ışık dünyaya geldi.
JOH 1:10 O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla yaratıldı, ama dünya O’nu tanımadı.
JOH 1:11 Kendininkilere geldi, ama kendininkiler O’nu kabul etmedi.
JOH 1:12 Ancak kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine, Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.
JOH 1:13 Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden ne de insan isteğinden değil, ama Tanrı’dan doğdular.
JOH 1:14 Söz beden olup aramızda yaşadı. Biz O’nun yüceliğini, Baba’nın, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğlu’un yüceliğini gördük.
JOH 1:15 Yuhanna O’nun hakkında tanıklık etti. Yüksek sesle şöyle dedi: “‘Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı’ dediğim kişi işte budur.”
JOH 1:16 O’nun doluluğundan hepimiz lütuf üzerine lütuf aldık.
JOH 1:17 Çünkü Yasa Moşe aracılığıyla verildi. Lütuf ve gerçek Yeşua Mesih aracılığıyla gerçekleşti.
JOH 1:18 Tanrı’yı hiç kimse hiçbir zaman görmedi. Baba’nın bağrında olan biricik Oğul O’nu ilan etti.
JOH 1:19 Yahudiler Yuhanna’ya, “Sen kimsin?” diye sormak için Yeruşalem’den kâhinlerle Levililer’i gönderdiklerinde Yuhanna’nın tanıklığı şöyleydi.
JOH 1:20 İnkâr etmeden açıkça, “Ben Mesih değilim” dedi.
JOH 1:21 “Öyleyse kimsin? Eliya mısın?” diye sordular o da, “Değilim” dedi. “Sen o peygamber misin?” “Hayır” diye karşılık verdi.
JOH 1:22 Bunun üzerine ona, “Sen kimsin? Bizi gönderenlere geri götürebileceğimiz bir yanıt ver. Kendin hakkında ne diyorsun?” dediler.
JOH 1:23 Yuhanna, “Peygamber Yeşaya’nın dediği gibi, ‘Efendi’nin yolunu düzleyin’ diye çölde haykıranın sesiyim ben” dedi.
JOH 1:24 Gönderilenler Ferisiler’dendi.
JOH 1:25 Ona, “Eğer Mesih, Eliya ya da o peygamber değilsen, neden vaftiz ediyorsun?” diye sordular.
JOH 1:26 Yuhanna onlara şu karşılığı verdi: “Ben suyla vaftiz ediyorum, ama aranızda tanımadığınız biri duruyor.
JOH 1:27 Benden sonra gelen, benden üstündür. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye layık değilim.”
JOH 1:28 Bu şeyler, Yuhanna’nın vaftiz ettiği Yarden'in ötesindeki Beytanya’da oldu.
JOH 1:29 Yuhanna ertesi gün Yeşua’nın kendisine doğru geldiğini gördü ve şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!
JOH 1:30 Kendisi için, ‘Benden sonra benden üstün biri geliyor, çünkü O benden önce vardı’ diye bildirdiğim kişi budur.
JOH 1:31 Ben O’nu tanımıyordum, ama İsrael’in O’nu tanıması için suyla vaftiz ederek geldim.”
JOH 1:32 Yuhanna tanıklık edip dedi: “Ruh’un gökten güvercin gibi indiğini ve O’nun üzerinde durduğunu gördüm.
JOH 1:33 Ben O’nu tanımıyordum, ama suyla vaftiz etmem için beni gönderen bana, ‘Ruh’un kimin üzerine inip durduğunu görürsen, Kutsal Ruh’ta vaftiz eden O’dur’ dedi.
JOH 1:34 Ben de gördüm ve ‘Tanrı’nın Oğlu budur’ diye tanıklık ediyorum.”
JOH 1:35 Yine ertesi gün Yuhanna iki öğrencisiyle birlikte ayakta duruyordu.
JOH 1:36 Yeşua yürürken Yuhanna O'na bakıp, “İşte, Tanrı Kuzusu!” dedi.
JOH 1:37 Onun söylediğini duyan iki öğrenci Yeşua’nın ardından gittiler.
JOH 1:38 Yeşua dönüp onların ardından geldiklerini görünce, “Ne arıyorsunuz?” dedi. O’na, “Rabbuni, nerede kalıyorsun?” dediler. ‘Rabbuni’ öğretmenim diye tercüme edilir.
JOH 1:39 Onlara, “Gelin ve görün” dedi. Gelip O’nun nerede kaldığını gördüler ve o gün O’nunla kaldılar. Yaklaşık onuncu vakitti.
JOH 1:40 Yuhanna’yı duyup Yeşua’nın ardından giden iki kişiden biri Simon Petrus’un kardeşi Andreas’tı.
JOH 1:41 Andreas ilkin kendi kardeşi Simon’u buldu ve ona, “Mesih’i bulduk!” dedi. Mesih, meshedilmiş diye tercüme edilir.
JOH 1:42 Onu Yeşua’ya götürdü. Yeşua ona baktı, “Sen Yuhanna oğlu Simon’sun. Adın Kefas olacak” dedi. Kefas kaya diye tercüme edilir.
JOH 1:43 Yeşua, ertesi gün Galile’ye gitmeye karar verdi. Filipus’u bulup ona, “Ardımdan gel” dedi.
JOH 1:44 Filipus, Andreas ve Petrus’un kenti olan Beytsayda’dandı.
JOH 1:45 Filipus, Natanel’i buldu ve ona, “Moşe’nin Yasa’da bildirdiği ve peygamberlerin de hakkında yazdığı kişiyi, Yosef oğlu Nasıralı Yeşua’yı bulduk” dedi.
JOH 1:46 Natanel ona, “Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?” dedi. Filipus ona, “Gel de gör” dedi.
JOH 1:47 Yeşua, Natanel’in kendisine doğru geldiğini gördü ve onun hakkında, “İşte, kendisinde hile olmayan gerçek bir İsraelli!” dedi.
JOH 1:48 Natanel O’na, “Beni nereden tanıyorsun?” dedi. Yeşua ona, “Filipus seni çağırmadan önce incir ağacının altındayken seni gördüm” dedi.
JOH 1:49 Natanael O’na, “Rabbuni, sen Tanrı’nın Oğlu’sun! Sen İsrael’in Kralı’sın!” dedi.
JOH 1:50 Yeşua ona, “Sana, ‘Seni incir ağacının altında gördüm’ dediğim için mi inanıyorsun? Bunlardan daha büyük şeyler göreceksin!” dedi.
JOH 1:51 Ona, “Size doğrusunu söyleyeyim, bundan sonra göğün açıldığını ve Tanrı’nın meleklerinin İnsanoğlu’nun üzerine yükselip indiklerini göreceksiniz” dedi.
JOH 2:1 Üçüncü gün, Galile’nin Kana Kenti'nde bir düğün vardı. Yeşua’nın annesi de oradaydı.
JOH 2:2 Yeşua da öğrencileriyle birlikte düğüne davet edilmişti.
JOH 2:3 Şarap tükenince Yeşua’nın annesi O’na, “Şarapları yok” dedi.
JOH 2:4 Yeşua ona, “Kadın, bunun seninle benimle ne ilgisi var? Benim saatim henüz gelmedi” dedi.
JOH 2:5 Annesi hizmetkârlara, “Size ne derse onu yapın” dedi.
JOH 2:6 Orada Yahudiler’in geleneksel temizliği için koyulmuş, her biri seksen ile yüz yirmi litre su alan altı taş küp vardı.
JOH 2:7 Yeşua onlara, “Küpleri suyla doldurun” dedi. Böylece küpleri ağzına kadar doldurdular.
JOH 2:8 Onlara, “Şimdi biraz çıkarıp şölen başkanına götürün” dedi. Onlar da götürdüler.
JOH 2:9 Şölen başkanı, şarap olmuş suyu tattığı zaman, bunun nereden geldiğini bilmiyordu ama suyu çıkarmış olan hizmetkârlar biliyordu. Şölen başkanı güveyi çağırdı.
JOH 2:10 Ona, “Herkes önce iyi şarabı sunar, konuklar bol bol içtikten sonra da kötü olanı. Ama sen iyi şarabı şu ana dek sakladın!” dedi.
JOH 2:11 Yeşua, bu ilk belirtisini Galile’nin Kana Kenti'nde yaptı ve yüceliğini gösterdi. Öğrencileri de O’na iman ettiler.
JOH 2:12 Bundan sonra kendisi, annesi, kardeşleri ve öğrencileri Kafernahum’a gidip orada birkaç gün kaldılar.
JOH 2:13 Yahudiler’in Pesah'ı yakındı ve Yeşua Yeruşalem’e çıktı.
JOH 2:14 Yeşua sığır, koyun, güvercin satanları ve para bozanları tapınakta otururken buldu.
JOH 2:15 İpten bir kamçı yaparak koyunları da sığırları da, hepsini tapınaktan kovdu. Para bozanların paralarını döküp masalarını devirdi.
JOH 2:16 Güvercinleri satanlara, “Bunları buradan çıkarın! Babam’ın evini pazar yeri yapmayın!” dedi.
JOH 2:17 Öğrencileri, “Senin evinin gayreti beni yiyip bitirecek” diye yazılmış olduğunu hatırladılar.
JOH 2:18 Bunun üzerine Yahudiler O’na, “Bunları yaptığına göre bize nasıl bir belirti göstereceksin?” diye sordular.
JOH 2:19 Yeşua onlara, “Bu tapınağı yıkın, üç gün içinde onu ayağa kaldıracağım” diye yanıtladı.
JOH 2:20 Bunun üzerine Yahudiler, “Bu tapınağı bina etmek kırk altı yıl sürdü! Sen onu üç günde mi ayağa kaldıracaksın?”
JOH 2:21 Oysa Yeşua beden tapınağı için söylemişti.
JOH 2:22 Bu nedenle Yeşua ölümden diriltildiğinde, öğrencileri O’nun bunu söylemiş olduğunu hatırladılar. Kutsal Yazı’ya ve Yeşua’nın söylemiş olduğu söze iman ettiler.
JOH 2:23 Pesah'da, bayram sırasında, Yeruşalem’deyken, Yeşua’nın yaptığı belirtileri gören birçok kişi O’nun adına iman etti.
JOH 2:24 Ama Yeşua bütün insanları bildiği için kendisi onlara güvenmiyordu.
JOH 2:25 İnsana ilişkin kimsenin O’na tanıklık etmesine ihtiyacı yoktu. Çünkü insanda ne olduğunu O kendisi biliyordu.
JOH 3:1 Yahudiler’in Ferisiler’den olan Nikodim adında bir önderi vardı.
JOH 3:2 Geceleyin Yeşua’ya gelip, “Rabbuni, senin Tanrı’dan gelen bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle birlikte olmadıkça, hiç kimse senin yaptığın bu belirtileri yapamaz” dedi.
JOH 3:3 Yeşua ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça, Tanrı’nın Krallığı'nı göremez” dedi.
JOH 3:4 Nikodim O'na, “Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?” dedi.
JOH 3:5 Yeşua şöyle yanıt verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça, Tanrı’nın Krallığı'na giremez.
JOH 3:6 Bedenden doğan bedendir. Ruh’tan doğan ruhtur.
JOH 3:7 Sana, ‘Yeniden doğmalısın’ dediğime şaşma.
JOH 3:8 Rüzgâr dilediği yerde eser, sesini duyarsın, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan herkes de böyledir.”
JOH 3:9 Nikodim Yeşua’ya, “Bu şeyler nasıl olabilir?” diye karşılık verdi.
JOH 3:10 Yeşua ona şöyle yanıt verdi: “Sen İsrael’in öğretmeniyken bu şeyleri anlamıyor musun?
JOH 3:11 Sana doğrusunu söyleyeyim, biz bildiğimizi söylüyoruz, gördüğümüze tanıklık ediyoruz ve siz bizim tanıklığımızı kabul etmiyorsunuz.
JOH 3:12 Size yeryüzüyle ilgili şeyleri söylediğimde inanmazsanız, gökle ilgili şeyleri söylediğimde nasıl inanacaksınız?
JOH 3:13 Gökten inmiş olan, İnsanoğlu’ndan başka kimse göğe çıkmamıştır; O ki, göktedir.
JOH 3:14 Moşe çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu da öyle yukarı kaldırılmalıdır.
JOH 3:15 Öyle ki, O’na iman eden hiç kimse mahvolmasın, ancak sonsuz yaşama sahip olsun.
JOH 3:16 Çünkü Tanrı dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman eden hiç kimse mahvolmasın, ancak sonsuz yaşama sahip olsun.
JOH 3:17 Çünkü Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi. Dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.
JOH 3:18 O’na iman eden yargılanmaz. İman etmeyen zaten yargılanmıştır, çünkü Tanrı’nın biricik Oğlu’nun adına iman etmemiştir.
JOH 3:19 Yargı da şudur: Dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışıktan çok karanlığı sevdiler. Çünkü işleri kötüydü.
JOH 3:20 Çünkü kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa gelmez.
JOH 3:21 Ama gerçeği yerine getiren kişi, işlerinin Tanrı’da yapıldığı ortaya çıksın diye ışığa gelir.”
JOH 3:22 Bundan sonra Yeşua, öğrencileriyle birlikte Yahudiye diyarına geldi. Orada onlarla kaldı ve vaftiz etti.
JOH 3:23 Yuhanna da Salim yakınlarındaki Aynon’da vaftiz ediyordu. Çünkü orada çok su vardı. Birçokları gelip vaftiz oldular.
JOH 3:24 Yuhanna henüz hapse atılmamıştı.
JOH 3:25 Yuhanna’nın öğrencileriyle bazı Yahudiler arasında temizlenme konusunda bir tartışma çıktı.
JOH 3:26 Onlar Yuhanna’ya gelip ona şöyle dediler: “Rabbuni, Yarden'in ötesinde birlikte olduğun ve kendisi için tanıklık ettiğin kişi, işte, O vaftiz ediyor ve herkes O’na gidiyor.”
JOH 3:27 Yuhanna şöyle yanıt verdi: “İnsan kendisine gökten verilmedikçe hiçbir şey alamaz.
JOH 3:28 ‘Ben Mesih değilim, O’nun öncüsü olarak gönderildim’ dediğime siz kendiniz tanıksınız.
JOH 3:29 Gelin kiminse güvey odur. Ama güveyin yanında duran ve onu dinleyen dostu, güveyin sesinden çok sevinir. Böylece benim sevincim tamam oldu.
JOH 3:30 O yükselmeli, bense küçülmeliyim.
JOH 3:31 Yukarıdan gelen herkesten üstündür. Yeryüzünden gelen, yeryüzüne aittir ve yeryüzünden söz eder. Gökten gelen herkesten üstündür.
JOH 3:32 Gördüğüne, duyduğuna tanıklık eder; ama hiç kimse O’nun tanıklığını kabul etmez.
JOH 3:33 O’nun tanıklığını kabul eden, Tanrı’nın gerçek olduğuna mührünü basmıştır.
JOH 3:34 Çünkü Tanrı’nın gönderdiği kişi Tanrı’nın sözlerini söyler. Çünkü Tanrı, Ruh’u ölçüsüz verir.
JOH 3:35 Baba Oğul’u sever ve her şeyi O’nun eline vermiştir.
JOH 3:36 Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözüne itaat etmeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı’nın gazabı ise onun üzerinde kalır.”
JOH 4:1 Efendi, Ferisiler’in, Yeşua’nın Yuhanna’dan daha çok öğrenci topladığını ve vaftiz ettiğini duyduğunu öğrendi.
JOH 4:2 Oysa Yeşua’nın kendisi değil, ama öğrencileri vaftiz ediyorlardı.
JOH 4:3 Yeşua Yahudiye’den ayrılıp Galile’ye gitti.
JOH 4:4 Samariya’dan geçmesi gerekiyordu.
JOH 4:5 Böylece Samariya’nın Sihar denilen kentine geldi. Burası Yakov’un kendi oğlu Yosef’e vermiş olduğu toprağın yakınındaydı.
JOH 4:6 Yakov’un kuyusu oradaydı. Yolculuktan yorulmuş olan Yeşua kuyunun yanına oturdu. Altıncı vakit sularıydı.
JOH 4:7 Samariyalı bir kadın su çekmeye geldi. Yeşua ona, “Bana su ver içeyim” dedi.
JOH 4:8 Çünkü öğrencileri yiyecek almak için kente gitmişti.
JOH 4:9 Samariyalı kadın O’na, “Sen bir Yahudi’sin. Nasıl olur da benden, Samariyalı bir kadından su istersin?” dedi. Yahudiler’in Samariyalılar’la ilişkileri yoktur.
JOH 4:10 Yeşua ona, “Eğer sen Tanrı’nın armağanını ve sana, ‘Bana su ver, içeyim’ diyenin kim olduğunu bilseydin, sen O’ndan isterdin, O da sana yaşam suyunu verirdi” dedi.
JOH 4:11 Kadın O’na, “Efendim, su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin” dedi. “Peki bu yaşam suyunu nereden bulacaksın?
JOH 4:12 Sen, bu kuyuyu bize veren, kendisi, çocukları ve sığırları ondan içmiş olan atamız Yakov’tan daha mı büyüksün?”
JOH 4:13 Yeşua ona şu karşılığı verdi: “Bu sudan her içen yine susar.
JOH 4:14 Ama benim vereceğim sudan içen bir daha asla susamaz. Benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir kaynak olacak.”
JOH 4:15 Kadın O'na, “Efendim, bu suyu bana ver ki, bir daha susamayayım, ne de buraya kadar su çekmeye geleyim” dedi.
JOH 4:16 Yeşua ona, “Git, kocanı çağır ve buraya gel” dedi.
JOH 4:17 Kadın, “Kocam yok” diye yanıtladı. Yeşua ona, “Kocam yok demekle iyi söyledin.
JOH 4:18 Çünkü beş kocaya vardın ve şimdi sende olan kocan değildir. Bununla gerçeği söyledin” dedi.
JOH 4:19 Kadın O’na, “Efendim, anlıyorum ki, sen bir peygambersin.
JOH 4:20 Atalarımız bu dağda tapındılar ve siz Yahudiler, tapınılması gereken yerin Yeruşalem’de olduğunu söylüyorsunuz.”
JOH 4:21 Yeşua ona şöyle dedi: “Kadın, inan bana, öyle bir vakit geliyor ki, Baba’ya ne bu dağda, ne de Yeruşalem’de tapınacaksınız!
JOH 4:22 Siz bilmediğinize tapıyorsunuz. Biz bildiğimize tapıyoruz. Çünkü kurtuluş Yahudiler’dendir.
JOH 4:23 Ama doğru tapınanların Baba’ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor ve şimdidir. Çünkü Baba kendisine böyle tapınanları arıyor.
JOH 4:24 Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar ruhta ve gerçekte tapınmaları gerektir.”
JOH 4:25 Kadın O’na, “Mesih denen meshedilmiş Olan’ın geleceğini biliyorum” dedi. “Geldiği zaman bize her şeyi bildirecek.”
JOH 4:26 Yeşua ona, “Seninle konuşan ben, O’yum” dedi.
JOH 4:27 Bunun üzerine öğrencileri geldi. Bir kadınla konuşmakta olmasına şaştılar. Yine de hiçbiri “Ne arıyordun?” ya da “Neden o kadınla konuşuyordun?” diye sormadı.
JOH 4:28 Böylece kadın su testisini bırakıp kente gitti ve halka şöyle dedi:
JOH 4:29 “Gelin, yaptığım her şeyi bana söyleyen adamı görün. Acaba bu Mesih olabilir mi?”
JOH 4:30 Onlar da kentten çıkıp Yeşua’ya geliyordu.
JOH 4:31 Bu arada öğrenciler, “Rabbuni, ye” diye ısrar ettiler.
JOH 4:32 Ama O onlara, “Benim sizin bilmediğiniz bir yiyeceğim var” dedi.
JOH 4:33 Bunun üzerine öğrenciler birbirlerine, “Acaba biri O’na yiyecek mi getirdi?” dediler.
JOH 4:34 Yeşua onlara, “Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve O’nun işini tamamlamaktır” dedi.
JOH 4:35 “‘Hasata daha dört ay var’ demiyor musunuz? İşte, size söylüyorum, gözlerinizi kaldırın da hasat için çoktan ağarmış olan tarlalara bakın.
JOH 4:36 Biçen ücretini alır ve sonsuz yaşam için ürün toplar. Öyle ki, eken de, biçen de birlikte sevinsinler.
JOH 4:37 Çünkü, ‘Biri eker, diğeri biçer’ sözü bunda doğrudur.
JOH 4:38 Ben sizi, emek vermediğiniz şeyi biçmeye gönderdim. Başkaları emek verdiler, siz de onların emeğine girdiniz.”
JOH 4:39 O kentten birçok Samariyalı, “Yaptığım her şeyi bana söyledi” diye tanıklık eden kadının sözünden dolayı O’na iman etti.
JOH 4:40 Samariyalılar yanına gelip yanlarında kalması için O’na yalvardılar. O da orada iki gün kaldı.
JOH 4:41 Daha birçokları O’nun sözünden dolayı iman ettiler.
JOH 4:42 Kadına, “Bizim iman etmemizin nedeni artık senin konuşman değil” dediler. “Çünkü kendimiz duyduk ve gerçekten dünyanın Kurtarıcısı olan Mesih'in bu olduğunu biliyoruz.”
JOH 4:43 İki gün sonra Yeşua oradan çıkıp Galile’ye gitti.
JOH 4:44 Çünkü Yeşua’nın kendisi, bir peygamberin kendi ülkesinde saygınlığı olmadığına tanıklık etmişti.
JOH 4:45 Böylece Galile’ye geldiğinde, bayramda Yeruşalem’de yaptığı her şeyi gören Galileliler O’nu kabul ettiler. Çünkü onlar da bayrama gitmişlerdi.
JOH 4:46 Yeşua, suyu şarap yaptığı Galile’nin Kana Kenti'ne yeniden geldi. Oğlu Kafernahum’da hasta olan soylu bir adam vardı.
JOH 4:47 Adam Yeşua’nın Yahudiye’den Galile’ye geldiğini duyunca yanına gitti. Ölüm döşeğinde yatan oğlunu inip iyileştirmesi için O’na yalvardı.
JOH 4:48 Yeşua ona, “Belirtiler ve harikalar görmedikçe, asla iman etmeyeceksiniz” dedi.
JOH 4:49 Soylu adam O’na, “Efendim, çocuğum ölmeden in” dedi.
JOH 4:50 Yeşua ona, “Yoluna git, oğlun yaşıyor” dedi. Adam, Yeşua’nın kendisine söylediği söze inandı ve yoluna gitti.
JOH 4:51 O daha yoldan inerken, hizmetkârları onu karşıladılar ve “Çocuğun yaşıyor!” dediler.
JOH 4:52 Oğlunun iyileşmeye başladığı saati onlara sordu. “Dün yedinci vakitte ateş onu bıraktı” dediler.
JOH 4:53 O zaman baba bunun, Yeşua’nın kendisine, “Oğlun yaşıyor” dediği saat olduğunu anladı. Kendisi ve tüm ev halkı iman etti.
JOH 4:54 Bu, Yeşua’nın Yahudiye’den Galile’ye gelişinde yaptığı ikinci belirtiydi.
JOH 5:1 Bu şeylerden sonra Yahudiler’in bir bayramı vardı ve Yeşua Yeruşalem’e çıktı.
JOH 5:2 Yeruşalem’de Koyun Kapısı’nın yanında, İbranice'de Beytesta denilen, beş verandası olan bir havuz vardı.
JOH 5:3 Bunların içinde, suyun çalkalanmasını bekleyen hasta, kör, topal ya da felçli çok sayıda insan yatardı.
JOH 5:4 Çünkü bir melek belirli zamanlarda havuza iner ve suyu çalkalardı. Suyun çalkalanmasından sonra havuza ilk giren hastalığı ne olursa olsun iyileşirdi.
JOH 5:5 Orada otuz sekiz yıldır hasta olan bir adam vardı.
JOH 5:6 Yeşua onu orada yatmakta görünce, uzun zamandır hasta olduğunu da bilerek ona, “İyileşmek ister misin?” diye sordu.
JOH 5:7 Hasta adam O'na, “Efendim, su çalkalandığında beni havuza indirecek kimsem yok, ben gelmekte iken başka biri benden önce iniyor” dedi.
JOH 5:8 Yeşua ona, “Kalk, yatağını topla ve yürü” dedi.
JOH 5:9 Adam hemen iyileşti ve yatağını kaldırıp yürüdü. O gün Şabat'dı.
JOH 5:10 Yahudiler iyileşen adama, “Bugün Şabat” dediler. “Yatağını toplaman Yasa’ya uygun değil.”
JOH 5:11 Adam onlara şu karşılığı verdi: “Beni iyileştiren, bana, ‘Yatağını topla ve yürü’ dedi.”
JOH 5:12 Sonra ona, “Sana, ‘Yatağını topla ve yürü’ diyen adam kim?” diye sordular.
JOH 5:13 Ama iyileşen adam O’nun kim olduğunu bilmiyordu. Bulunduğu yer kalabalıktı, Yeşua da çekilmişti.
JOH 5:14 Sonra Yeşua adamı tapınakta buldu. Ona, “İşte, iyileştin. Daha fazla günah işleme de, sana daha kötü bir şey olmasın” dedi.
JOH 5:15 Adam gidip kendisini iyileştirenin Yeşua olduğunu Yahudi yetkililere bildirdi.
JOH 5:16 Bu nedenle Yahudi yetkililer Yeşua’ya zulmettiler ve O’nu öldürmenin bir yolunu aradılar. Çünkü Şabat'da bu şeyleri yapıyordu.
JOH 5:17 Ama Yeşua onlara, “Babam hâlâ çalışıyor, bu yüzden ben de çalışıyorum” dedi.
JOH 5:18 Bu nedenle Yahudi yetkililer O’nu daha da çok öldürmek istediler. Çünkü yalnızca Şabat’ı bozmakla kalmamış, Tanrı’nın kendi Babası olduğunu da söyleyerek kendisini Tanrı’yla bir tutmuştu.
JOH 5:19 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, Oğul, kendiliğinden hiçbir şey yapamaz. Ancak Baba’nın yaptıklarını görüp onları yapar. Baba ne şeyler yaparsa Oğul da bunların aynısını yapar.
JOH 5:20 Çünkü Baba, Oğul’u sever ve kendisinin yaptığı her şeyi O’na gösterir. Şaşasınız diye O’na bunlardan daha büyük işler gösterecektir.
JOH 5:21 Baba nasıl ölüleri diriltip onlara yaşam veriyorsa, Oğul da dilediklerine yaşam verir.
JOH 5:22 Çünkü Baba kimseyi yargılamaz, ama bütün yargıyı Oğul’a vermiştir.
JOH 5:23 Öyle ki, herkes Baba’ya saygı duyduğu gibi, Oğul’a da saygı duysun. Oğul’a saygı duymayan, O’nu gönderen Baba’ya da saygı duymaz.”
JOH 5:24 “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır ve yargı içine girmez, ama ölümden yaşama geçmiştir.
JOH 5:25 Size doğrusunu söyleyeyim, ölülerin Tanrı Oğlu’nun sesini duyacakları ve duyanların yaşayacakları saat geliyor, geldi bile.
JOH 5:26 Baba’nın kendisinde yaşam olduğu gibi, böylece kendisinde yaşam olmasını Oğul'a da verdi.
JOH 5:27 O, İnsanoğlu olduğu için O’na yargılama yetkisi de verdi.
JOH 5:28 Buna şaşmayın, çünkü mezarlarda olanların hepsinin O’nun sesini duyacakları saat geliyor.
JOH 5:29 İyilik yapanlar yaşamak için dirilişe, kötülük yapanlar yargıya çıkacaklardır.
JOH 5:30 Ben kendiliğimden hiçbir şey yapamam. Duyduğum gibi yargılarım ve yargım doğrudur. Çünkü ben kendi isteğimi değil, beni gönderen Babam’ın isteğini ararım.
JOH 5:31 “Kendim hakkında tanıklık edersem, tanıklığım geçerli olmaz.
JOH 5:32 Benim hakkımda tanıklık eden başka biri vardır. O’nun benim hakkımdaki tanıklığının doğru olduğunu bilirim.
JOH 5:33 Yuhanna’ya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.
JOH 5:34 Ama benim almış olduğum tanıklık insandan değil. Ancak bunları siz kurtulasınız diye söylüyorum.
JOH 5:35 O, yanan ve parlayan bir kandildi ve sizler bir süre onun ışığında sevinmek istediniz.
JOH 5:36 Ama benim tanıklığım Yuhanna’nınkinden daha üstündür. Çünkü Baba’nın tamamlamam için bana verdiği işler, yaptığım şu işler, beni Baba’nın gönderdiğine tanıklık ediyor.
JOH 5:37 Beni gönderen Baba’nın kendisi benim için tanıklık etti. Hiçbir zaman ne O’nun sesini duydunuz ne de biçimini gördünüz.
JOH 5:38 O’nun sözü içinizde yaşamıyor. Çünkü gönderdiği kişiye iman etmiyorsunuz.”
JOH 5:39 “Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz. Çünkü sonsuz yaşamınızın onlarda olduğunu sanıyorsunuz. Benim hakkımda tanıklık eden de onlardır.
JOH 5:40 Yine de yaşam bulmak için bana gelmek istemiyorsunuz.
JOH 5:41 İnsanlardan övgü kabul etmiyorum.
JOH 5:42 Ama sizi tanıyorum ve kendinizde Tanrı sevgisi yoktur.
JOH 5:43 Babam’ın adıyla geldim ve beni kabul etmiyorsunuz. Ama başka biri kendi adıyla gelse, onu kabul edeceksiniz.
JOH 5:44 Birbirinizden övgüler kabul eden ve tek olan Tanrı’nın övgüsünü aramayan sizler bana nasıl iman edebilirsiniz?”
JOH 5:45 “Sizi Baba’nın önünde suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan umut bağladığınız Moşe’dir.
JOH 5:46 Moşe’ye iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz. Çünkü o benim hakkımda yazmıştır.
JOH 5:47 Ama onun yazdıklarına iman etmezseniz, benim sözlerime nasıl iman edeceksiniz?”
JOH 6:1 Bu şeylerden sonra Yeşua, Taberiye Denizi olarak da adlandırılan Galile Denizi’nin karşı yakasına gitti.
JOH 6:2 Büyük bir kalabalık O’nu izliyordu. Çünkü O’nun hastalar üzerinde yapmış olduğu belirtileri görmüşlerdi.
JOH 6:3 Yeşua dağa çıkıp orada öğrencileriyle birlikte oturdu.
JOH 6:4 Yahudiler’in Pesah Bayramı yakındı.
JOH 6:5 Bu nedenle Yeşua gözlerini kaldırıp büyük bir topluluğun kendisine doğru geldiğini görünce Filipus’a, “Bunlar yesin diye nereden ekmek satın alalım?” dedi.
JOH 6:6 Bunu onu sınamak için söyledi, çünkü ne yapacağını kendisi biliyordu.
JOH 6:7 Filipus O’na, “Her biri biraz alsın diye iki yüz dinarlık ekmek bile onlara yetmez” diye yanıt verdi.
JOH 6:8 Öğrencilerinden biri, Simon Petrus’un kardeşi Andreas O’na şöyle dedi:
JOH 6:9 “Burada beş arpa ekmeği ve iki balığı olan bir çocuk var. Ama bu kadar çok insana bunlar nedir?”
JOH 6:10 Yeşua, “İnsanları yere oturtun” dedi. O yerde bol çayır vardı. Böylece insanlar yere oturdu, yaklaşık beş bin erkek vardı.
JOH 6:11 Yeşua ekmekleri aldı, şükrettikten sonra öğrencilerine dağıttı ve öğrenciler de halka dağıttı. Aynı şekilde balıklardan da istedikleri kadar verdi.
JOH 6:12 Onlar doyduktan sonra Yeşua öğrencilerine, “Artakalan parçaları toplayın, hiçbir şey kaybolmasın” dedi.
JOH 6:13 Böylece onları topladılar. Beş arpa ekmeği yiyenlerden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.
JOH 6:14 Bu nedenle halk, Yeşua’nın yapmış olduğu belirtiyi görünce, “Gerçekten dünyaya gelecek olan peygamber budur” dediler.
JOH 6:15 Bu nedenle Yeşua, onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiği için yalnız başına yine dağa çekildi.
JOH 6:16 Akşam olunca öğrencileri denize indiler.
JOH 6:17 Bir tekneye girip denizin karşı yakasındaki Kafernahum’a gidiyorlardı. Artık hava kararmış, Yeşua henüz yanlarına gelmemişti.
JOH 6:18 Büyük bir rüzgârdan deniz kabardı.
JOH 6:19 Böylece öğrenciler yirmi beş ya da otuz stadia kadar kürek çektikten sonra, Yeşua’nın denizin üstünde yürüyerek tekneye yaklaştığını gördüler. Korkuya kapıldılar.
JOH 6:20 Ama onlara, “Benim, korkmayın” dedi.
JOH 6:21 Bunun üzerine O’nu tekneye almak istediler. Tekne hemen gitmekte oldukları karaya ulaştı.
JOH 6:22 Ertesi gün denizin öbür kıyısında duran kalabalık, orada öğrencilerinin bindiği tekneden başka tekne olmadığını ve Yeşua’nın öğrencileriyle birlikte tekneye girmediğini gördü. Öğrenciler ise yalnız gitmişlerdi.
JOH 6:23 Ancak Efendi’nin şükretmesinden sonra halkın yemek yediği yerin yakınına Taberiye’den tekneler geldi.
JOH 6:24 Kalabalık, Yeşua’nın ve öğrencilerinin orada olmadığını görünce, teknelere binip Yeşua’yı aramak için Kafernahum’a geldiler.
JOH 6:25 O’nu denizin karşı yakasında bulduklarında, “Rabbuni, buraya ne zaman geldin?” diye sordular.
JOH 6:26 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, beni belirtiler gördüğünüz için değil, ekmeklerden yiyip doyduğunuz için arıyorsunuz.
JOH 6:27 Çürüyen yiyecek için değil, İnsanoğlu’nun size vereceği sonsuz yaşam boyunca kalan yiyecek için çalışın. Çünkü Baba Tanrı O’na mührünü basmıştır.”
JOH 6:28 Bu nedenle O’na, “Tanrı’nın işlerini işlemek için ne yapmalıyız?” dediler.
JOH 6:29 Yeşua onlara, “Tanrı’nın işi, O’nun gönderdiği kişiye iman etmenizdir” diye yanıtladı.
JOH 6:30 Bunun üzerine O’na, “Öyleyse görüp sana iman edelim diye nasıl bir belirti yapacaksın? Ne iş yapacaksın?” dediler.
JOH 6:31 “Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‘Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.’”
JOH 6:32 Yeşua bunun üzerine onlara şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, size gökten ekmeği Moşe vermedi, gökten size gerçek ekmeği Babam verdi.
JOH 6:33 Çünkü Tanrı’nın ekmeği gökten inen ve dünyaya yaşam verendir.”
JOH 6:34 Bunun üzerine O’na, “Efendimiz, bu ekmeği bize her zaman ver” dediler.
JOH 6:35 Yeşua onlara, “Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen acıkmaz ve bana iman eden asla susamaz” dedi.
JOH 6:36 “Beni gördüğünüzü söyledim ama yine de iman etmiyorsunuz.
JOH 6:37 Baba’nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek. Bana geleni, hiçbir zaman dışarı atmam.
JOH 6:38 Çünkü ben kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yapmak için gökten indim.
JOH 6:39 Beni gönderen Babam’ın isteği şudur ki, bana verdiklerinden hiçbirini kaybetmeyeyim, son günde hepsini dirilteyim.
JOH 6:40 Beni gönderenin isteği şudur, Oğul’u gören ve O’na iman eden herkesin sonsuz yaşamı olsun. Ben de onu son günde dirilteceğim.”
JOH 6:41 Bunun üzerine Yahudiler, “Gökten inen ekmek Ben’im” dediği için Yeşua’ya karşı söylenip dediler.
JOH 6:42 “Babasını ve annesini tanıdığımız, Yosef’in oğlu Yeşua değil mi bu? O zaman nasıl oluyor da ‘Gökten indim’ diyor?”
JOH 6:43 Bu nedenle Yeşua onlara, “Aranızda söylenmeyin.
JOH 6:44 Beni gönderen Babam bir kimseyi bana çekmedikçe kimse bana gelemez. Ben de o kişiyi son günde dirilteceğim.
JOH 6:45 Peygamberlerde, ‘Hepsi Tanrı tarafından eğitilicek’ diye yazılıdır. Bu nedenle, Baba’yı işiten ve O’ndan öğrenen herkes bana gelir.
JOH 6:46 Baba’yı kimse görmüş demek değildir, Baba’yı yalnızca Tanrı’dan olan görmüştür.
JOH 6:47 Size doğrusunu söyleyeyim, bana iman edenin sonsuz yaşamı vardır.
JOH 6:48 Yaşam ekmeği Ben’im.
JOH 6:49 Atalarınız çölde man yediler ve öldüler.
JOH 6:50 İşte, ondan yiyenler ölmesin diye gökten inmiş olan yaşam ekmeği budur.
JOH 6:51 Gökten inmiş olan diri ekmek benim. Kim bu ekmekten yerse, sonsuza dek yaşayacak. Evet, dünyanın yaşamı için vereceğim ekmek benim bedenimdir” dedi.
JOH 6:52 Bunun üzerine Yahudiler, “Bu adam yememiz için bedenini bize nasıl verebilir?” diyerek birbirleriyle çekiştiler.
JOH 6:53 Yeşua bunun için onlara şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu’nun bedenini yiyip O'nun kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz.
JOH 6:54 Bedenimi yiyip kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır, ben de onu son günde dirilteceğim.
JOH 6:55 Çünkü benim bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir.
JOH 6:56 Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda.
JOH 6:57 Diri olan Baba’nın beni gönderdiği, benim de O’nun sayesinde yaşadığım gibi, beni yiyen de benim sayemde yaşayacaktır.
JOH 6:58 Gökten inen ekmek budur. Atalarınızın yiyip öldüğü man gibi değildir. Bu ekmeği yiyen sonsuza dek yaşar.”
JOH 6:59 Yeşua bunları Kafernahum’da havrada öğretirken söyledi.
JOH 6:60 Bunun üzerine öğrencilerinden birçoğu bunu duyunca, “Bu söz ağırdır! Onu kim duyabilir?” dediler.
JOH 6:61 Yeşua içinden öğrencilerinin buna söylendiklerini bilerek, onlara şöyle dedi, “Bu sizin tökezlemenize mi neden oluyor?” dedi.
JOH 6:62 “Ya eğer İnsanoğlu’nun önceden bulunduğu yere yükseldiğini görseydiniz?
JOH 6:63 Yaşam veren Ruh’tur. Beden hiçbir fayda sağlamaz. Size söylediğim sözler ruhtur ve yaşamdır.
JOH 6:64 Ama içinizde iman etmeyenler de var.” Çünkü Yeşua, iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek olanın kim olduğunu başından beri biliyordu.
JOH 6:65 “Bu nedenle size demiştim, Baba'dan kendisine verilmedikçe hiç kimse bana gelemez” dedi.
JOH 6:66 Bunun üzerine öğrencilerinin çoğu geri döndü ve artık O’nunla yürümez oldu.
JOH 6:67 Yeşua bu nedenle Onikiler’e, “Siz de mi gitmek istiyorsunuz?” dedi.
JOH 6:68 Simon Petrus O’na, “Efendimiz, kime gidelim? Sonsuz yaşamın sözleri sendedir.
JOH 6:69 Senin diri Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettik ve bunu biliyoruz” diye karşılık verdi.
JOH 6:70 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Siz Onikiler’i ben seçmedim mi? Yine de biriniz iblis değil mi?”
JOH 6:71 Simon İskariot’un oğlu Yahuda’dan söz ediyordu. Çünkü kendisine ihanet edecek olan Onikiler’den birisi oydu.
JOH 7:1 Bu şeylerden sonra Yeşua Galile’de dolaşıyordu. Çünkü Yahudiler O’nu öldürmeye çalıştıkları için Yahudiye’de dolaşmak istemiyordu.
JOH 7:2 O sırada Yahudiler’in Çardak Bayramı yakındı.
JOH 7:3 Bu nedenle kardeşleri O’na, “Buradan ayrıl ve Yahudiye’ye git, öğrencilerin de yaptığın işleri görsünler” dediler.
JOH 7:4 “Çünkü kendini açıkça tanıtmak isteyen biri gizlice yapmaz. Eğer bu şeyleri yapıyorsan kendini dünyaya göster.”
JOH 7:5 Kardeşleri bile O’na iman etmiyordu.
JOH 7:6 Bu nedenle Yeşua onlara, “Benim zamanım daha gelmedi, ama sizin için zaman hep uygundur” dedi.
JOH 7:7 “Dünya sizden nefret edemez, ama benden nefret ediyor. Çünkü ben dünya hakkında, işlerinin kötü olduğuna tanıklık ediyorum.
JOH 7:8 Siz bayrama çıkın. Ben henüz çıkmayacağım. Çünkü zamanım henüz dolmadı.”
JOH 7:9 Yeşua bunları onlara söyledikten sonra Galile’de kaldı.
JOH 7:10 Ama kardeşleri bayrama çıkınca, O da çıktı. Ama açıkça değil, gizlice idi.
JOH 7:11 Bu nedenle Yahudiler bayramda O’nu arayıp, “Nerede O?” diyorlardı.
JOH 7:12 Kalabalıklar arasında O’nun hakkında çok söylenti vardı. Bazıları, “O iyi bir adamdır” diyordu. Bazıları ise, “Öyle değil, ama halkı saptırıyor” diyorlardı.
JOH 7:13 Yine de Yahudiler'den korktukları için kimse O’nun hakkında açıkça konuşmuyordu.
JOH 7:14 Artık Bayramın ortası olunca, Yeşua tapınağa çıkıp öğretiyordu.
JOH 7:15 Bunun üzerine Yahudiler, “Hiç eğitim görmemiş bu adam, yazıları nasıl biliyor?” diyerek şaştılar.
JOH 7:16 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir.
JOH 7:17 Kim Tanrı’nın isteğini yerine getirmek isterse, öğretimin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.
JOH 7:18 Kendiliğinden konuşan kendi yüceliğini arar, ama kendisini göndereni yüceltmek isteyen doğrudur ve O’nda haksızlık yoktur.
JOH 7:19 Moşe size Yasa’yı vermedi mi? Oysa hiçbiriniz Yasa’yı tutmuyorsunuz. Neden beni öldürmeye çalışıyorsunuz?”
JOH 7:20 Kalabalık, “Sende iblis var! Kim seni öldürmeye çalışıyor?” diye karşılık verdi.
JOH 7:21 Yeşua onlara şöyle yanıt verdi: “Ben bir iş yaptım, hepiniz onun yüzünden şaştınız.
JOH 7:22 Moşe size sünneti verdi - ki Moşe’den değil, atalardandır - Şabat'da bir erkek çocuğu sünnet ediyorsunuz.
JOH 7:23 Madem Moşe’nin Yasası bozulmasın diye Şabat'da bir erkek çocuğu sünnet ediyorsunuz da, Şabat'da bir adamı tamamen sağlıklı ettim diye bana neden kızıyorsunuz?
JOH 7:24 Dış görünüşe göre yargılamayın, ama doğru yargılayın.”
JOH 7:25 Bunun üzerine Yeruşalem’den bazıları, “Öldürmeye çalıştıkları adam bu değil mi?” dediler.
JOH 7:26 “İşte, açıkça konuşuyor ve O’na hiçbir şey söylemiyorlar. Yoksa önderler O’nun gerçekten Mesih olduğunu bildiler mi?
JOH 7:27 Ama biz bu adamın nereden geldiğini biliyoruz. Oysa Mesih geldiğinde kimse O’nun nereden geldiğini bilmeyecek.”
JOH 7:28 Yeşua bunun üzerine tapınakta yüksek sesle öğretip şöyle söyledi: “Hem beni tanıyorsunuz, hem de nereden geldiğimi biliyorsunuz. Ben kendiliğimden gelmedim. Ama beni gönderen gerçektir. Siz O’nu tanımıyorsunuz.
JOH 7:29 Ben O’nu tanıyorum, çünkü ben O’ndanım ve beni O gönderdi.”
JOH 7:30 Bunun üzerine Yeşua’yı tutmak istediler, ama saati henüz gelmediği için kimse O’na el sürmedi.
JOH 7:31 Kalabalıktan birçok kişi O’na iman etti. “Mesih geldiği zaman, bu adamın yaptığı belirtilerden daha fazlasını mı yapacak?” diyorlardı.
JOH 7:32 Ferisiler, kalabalığın Yeşua hakkında bu şekilde fısıldaştıklarını duydular. Başkâhinlerle Ferisiler O’nu tutuklamak için görevliler gönderdiler.
JOH 7:33 O zaman Yeşua, “Bir süre daha sizinleyim, sonra beni gönderene gideceğim” dedi.
JOH 7:34 “Beni arayacaksınız, bulmayacaksınız. Benim olduğum yere siz gelemezsiniz.”
JOH 7:35 Bunun üzerine Yahudiler kendi aralarında, “Bu adam nereye gidecek de O’nu bulamayacağız?” dediler. “Grekler arasına dağılmış olanlara mı gidip Greklere mi öğretecek?
JOH 7:36 ‘Beni arayacaksınız, bulmayacaksınız’ ve ‘olduğum yere siz gelemezsiniz’ dediği bu söz nedir?”
JOH 7:37 Bayramın son ve en büyük gününde, Yeşua ayağa kalkıp yüksek sesle, “Eğer bir kimse susadıysa, bana gelsin ve içsin!
JOH 7:38 Kutsal Yazı’nın dediği gibi, bana iman edenin içinden diri su ırmakları akacaktır” dedi.
JOH 7:39 Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh’la ilgili olarak söylüyordu. Çünkü Kutsal Ruh henüz verilmemişti. Çünkü Yeşua henüz yüceltilmemişti.
JOH 7:40 Bunun üzerine kalabalığın çoğu bu sözleri duyunca, “Gerçekten bu o peygamberdir” dedi.
JOH 7:41 Başkaları, “Bu Mesih’tir” diyordu. Ama bazıları, “Ne! Mesih Galile’den mi çıkacak?” dediler.
JOH 7:42 “Kutsal Yazı, Mesih’in David’in soyundan, David’in köyü Beytlehem’den gelecek demedi mi?”
JOH 7:43 Böylece Yeşua’nın yüzünden halk arasında ayrılık doğdu.
JOH 7:44 Bazıları O’nu yakalamak istediler, ama kimse O’na el sürmedi.
JOH 7:45 Bunun üzerine, görevliler geri gelince, başkâhinlerle Ferisiler onlara, “O’nu neden getirmediniz?” dediler.
JOH 7:46 Görevliler, “Hiç kimse bu adam gibi konuşmamıştır!” diye karşılık verdiler.
JOH 7:47 Bunun üzerine Ferisiler onlara, “Siz de mi yoldan saptınız?
JOH 7:48 Önderlerden ya da Ferisiler’den O’na iman eden oldu mu hiç?
JOH 7:49 Yasa’yı bilmeyen bu kalabalık lanetlidir” diye karşılık verdiler.
JOH 7:50 Onlardan biri olup geceleyin ve Yeşua’ya gelmiş olan Nikodim onlara,
JOH 7:51 “Yasamız, önce kendisini dinleyip ne yaptığını bilmedikçe, bir kişiyi yargılar mı?” dedi.
JOH 7:52 Ona, “Sen de mi Galilelisin? Araştır bak, Galile’den hiç peygamber çıkmaz” diye karşılık verdiler.
JOH 7:53 Herkes kendi evine gitti.
JOH 8:1 Yeşua, Zeytin Dağı’na gitti.
JOH 8:2 Sabah çok erkenden yine tapınağa geldi. Bütün halk O’na geliyordu. Oturup onlara öğretti.
JOH 8:3 Yazıcılar ve Ferisiler zinada tutulmuş bir kadını getirdiler.
JOH 8:4 Kadını orta yere dikip, “Öğretmen, bu kadını tam zina ederken bulduk” dediler.
JOH 8:5 “Yasa’da Moşe bize böyle kadınların taşlanmasını buyurmuştur. Bu kadın hakkında sen ne diyorsun?”
JOH 8:6 Bunu, Yeşua’yı suçlu çıkarabilmek için, O’nu denemek amacıyla söylediler. Ama Yeşua yere eğilmiş parmağıyla yere yazı yazıyordu.
JOH 8:7 Ama onlar kendisine sormayı sürdürmeleri üzerine doğrulup onlara, “İçinizde günahsız olan, ilk taşı ona atsın” dedi.
JOH 8:8 Yine eğildi ve parmağıyla yere yazı yazdı.
JOH 8:9 Bunu duydukları zaman, vicdanları tarafından mahkûm edilmiş olarak, en yaşlısından başlayarak en sonuncusuna kadar birer birer dışarı çıktılar. Yeşua'yı yalnız bıraktılar, kadın da bulunduğu yerde, ortadaydı.
JOH 8:10 Yeşua doğrulunca kadını gördü ve ona “Kadın, seni suçlayanlar nerede? Kimse seni yargılamadı mı?” dedi.
JOH 8:11 O, “Hiç kimse, Efendimiz” dedi. Yeşua, “Ben de seni yargılamıyorum. Yoluna git. Bundan böyle, artık günah işleme!” dedi.
JOH 8:12 Bundan sonra Yeşua yine onlara şöyle dedi: “Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.”
JOH 8:13 Bunun üzerine Ferisiler O’na, “Sen kendin hakkında tanıklık ediyorsun. Tanıklığın geçerli değil” dediler.
JOH 8:14 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Kendim hakkında tanıklık etsem bile, tanıklığım doğrudur. Çünkü nereden geldiğimi ve nereye gittiğimi biliyorum. Ama siz nereden geldiğimi, nereye gittiğimi bilmiyorsunuz.
JOH 8:15 Siz bedene göre yargıda bulunuyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam.
JOH 8:16 Yargılasam bile benim yargım doğrudur; çünkü yalnız değilim, beni gönderen Baba ile birlikteyim.
JOH 8:17 Yasanızda da iki kişinin tanıklığının geçerli olduğu yazılıdır.
JOH 8:18 Bir ben kendim için tanıklık ediyorum, beni gönderen Baba da benim için tanıklık ediyor.”
JOH 8:19 Bunun üzerine O’na, “Baban nerede?” dediler. Yeşua onlara, “Siz ne beni ne de Babam’ı bilirsiniz. Eğer beni bilseydiniz, Babam’ı da bilirdiniz” dedi.
JOH 8:20 Yeşua bu sözleri tapınakta öğretirken, hazinede söyledi. Yine de kimse O’nu tutuklamadı. Çünkü saati henüz gelmemişti.
JOH 8:21 Bundan sonra Yeşua yine onlara, “Ben gidiyorum, beni arayacaksınız ve günahlarınız içinde öleceksiniz. Benim gittiğim yere siz gelemezsiniz” dedi.
JOH 8:22 Bunun üzerine Yahudiler, “‘Benim gittiğim yere siz gelemezsiniz’ diyor. Yoksa kendini mi öldürecek?” dediler.
JOH 8:23 Yeşua onlara, “Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım. Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.
JOH 8:24 Bu nedenle size günahlarınız içinde öleceksiniz dedim. Çünkü benim O olduğuma iman etmezseniz, günahlarınızın içinde öleceksiniz” dedi.
JOH 8:25 Bunun üzerine O’na, “Sen kimsin?” dediler. Yeşua onlara, “Başlangıçtan beri size söylüyorum.
JOH 8:26 Sizinle ilgili söyleyecek ve yargılayacak çok şeyim var. Ancak beni gönderen gerçektir ve ben O’ndan duyduklarımı dünyaya söylüyorum” dedi.
JOH 8:27 Onlara Baba’dan söz ettiğini anlamadılar.
JOH 8:28 Bu nedenle Yeşua onlara, “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman, benim O olduğumu, kendiliğimden hiçbir şey yapmadığımı, ancak Babam’ın bana öğrettiği gibi bu şeyleri söylediğimi bileceksiniz.
JOH 8:29 Beni gönderen benimledir. Baba beni yalnız bırakmadı, çünkü ben her zaman O’nu hoşnut eden şeyleri yapıyorum” dedi.
JOH 8:30 Yeşua bu şeyleri söylerken birçokları O’na iman etti.
JOH 8:31 Yeşua, kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e şöyle dedi: “Eğer benim sözümde kalırsanız, gerçekten benim öğrencilerim olursunuz.
JOH 8:32 Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacaktır.”
JOH 8:33 O’na, “Biz Avraham’ın soyundanız ve hiçbir zaman kimseye kölelik etmedik” diye karşılık verdiler. Nasıl olur da sen bize, ‘Özgür kılınacaksınız’ diyorsun?”
JOH 8:34 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir.
JOH 8:35 Hizmetçi daima evde yaşamaz. Ama oğul daima durur.
JOH 8:36 Bu nedenle Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.
JOH 8:37 Avraham’ın soyundan olduğunuzu biliyorum. Buna karşın beni öldürmeye çalışıyorsunuz. Çünkü benim sözüm sizde yer bulmuyor.
JOH 8:38 Ben Babam’la gördüğüm şeyleri söylüyorum, siz de babanızla gördüklerinizi yapıyorsunuz.”
JOH 8:39 O’na, “Bizim babamız Avraham’dır” diye yanıt verdiler. Yeşua onlara, “Eğer Avraham'ın çocukları olsaydınız, Avraham’ın işlerini yapardınız.
JOH 8:40 Ama şimdi beni, Tanrı’dan duyduğum gerçeği size bildiren adamı öldürmeye çalışıyorsunuz. Avraham bunu yapmadı.
JOH 8:41 Siz babanızın işlerini yapıyorsunuz” dedi. O’na “Biz zinadan doğmadık. Bizim bir Babamız var, O da Tanrı'dır” dediler.
JOH 8:42 Bunun üzerine Yeşua onlara, “Tanrı Babanız olsaydı, beni severdiniz, çünkü ben Tanrı’dan çıkıp geldim. Çünkü kendiliğimden gelmedim, ama beni O gönderdi.
JOH 8:43 Söylediğimi neden anlamıyorsunuz? Çünkü sözümü dinleyemiyorsunuz.
JOH 8:44 Siz babanız İblis’tensiniz ve babanızın isteklerini yapmak istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Gerçekte durmadı, çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylediğinde kendininkinden söyler. Çünkü o yalancıdır ve yalanların babasıdır.
JOH 8:45 Ama ben gerçeği söylediğim için bana inanmıyorsunuz.
JOH 8:46 Hangi biriniz beni günahla suçluyor? Eğer gerçeği söylüyorsam, neden bana iman etmiyorsunuz?
JOH 8:47 Tanrı’dan olan, Tanrı’nın sözlerini duyar. Bunun için siz duymuyorsunuz, çünkü siz Tanrı’dan değilsiniz” dedi.
JOH 8:48 Bunun üzerine Yahudiler O’na, “Sen bir Samariyalı’sın ve sende iblis var demekle iyi dememiş miyiz?” dediler.
JOH 8:49 Yeşua, “Bende iblis yok” dedi. “Ancak ben Babam’ı onurlandırıyorum ve siz beni aşağılıyorsunuz.
JOH 8:50 Ben kendi yüceliğimi aramıyorum, ama bunu arayan ve yargılayan biri var.
JOH 8:51 Size doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sözümü tutarsa, ölümü asla görmeyecektir.”
JOH 8:52 O zaman Yahudiler O’na, “Şimdi sende iblis olduğunu biliyoruz” dediler. “Avraham da öldü, peygamberler de öyle ve sen diyorsun ki, ‘Bir kişi sözümü tutarsa, ölümü asla tatmayacak’.
JOH 8:53 Yoksa sen, ölmüş olan babamız Avraham’dan daha mı büyüksün? Peygamberler öldü. Sen kendini kim sayıyorsun?”
JOH 8:54 Yeşua şöyle yanıt verdi: “Eğer ben kendimi yüceltirsem, yüceliğim bir hiçtir. Beni yücelten, ‘Tanrımız’ dediğiniz Babam’dır.
JOH 8:55 Siz O’nu bilmiyorsunuz, ama ben O'nu biliyorum. ‘O’nu bilmiyorum’ dersem sizin gibi yalancı olurum. Ama O’nu biliyor ve sözünü tutuyorum.
JOH 8:56 Babanız Avraham benim günümü göreceği için sevinmişti. Gördü ve sevindi.”
JOH 8:57 Bunun üzerine Yahudiler, “Sen henüz elli yaşında bile değilsin! Avraham’ı da mı gördün?” dediler.
JOH 8:58 Yeşua onlara, “Size doğrusunu söyleyeyim, Avraham var olmadan önce ‘BEN VARIM ’” dedi.
JOH 8:59 Bunun üzerine O’nu taşlamak için yerden taş aldılar. Yeşua kendini gizledi; ortalarından gelip geçerek tapınaktan çıktı.
JOH 9:1 Yeşua geçerken doğuştan kör bir adam gördü.
JOH 9:2 Öğrencileri O’na, “Rabbuni, kim günah işledi de bu adam kör doğdu? Kendisi mi, yoksa annesi babası mı?” diye sordular.
JOH 9:3 Yeşua, “Ne o günah işledi, ne de anne babası” diye yanıtladı. “Tanrı’nın işleri onda açığa çıksın diye oldu.
JOH 9:4 Beni gönderenin işlerini gündüzken yapmalıyım. Kimsenin çalışamayacağı, gece geliyor.
JOH 9:5 Ben dünyada oldukça, dünyanın Işığı’yım.”
JOH 9:6 Bunu söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve körün gözlerine sürdü.
JOH 9:7 Ona, “Git, Şiloah Havuzu’nda yıkan” dedi. Şiloah gönderilmiş anlamına gelir. Böylece adam gidip yıkandı ve gözleri açılmış olarak geri döndü.
JOH 9:8 Bunun üzerine komşuları ve onun daha önceden kör olduğunu görenler, “Oturup dilenen adam bu değil mi?” dediler.
JOH 9:9 Bazıları, “Bu odur” diyordu. Bazıları da, “Hayır ona benziyor” diyordu. Adam, “Ben oyum” dedi.
JOH 9:10 Bu nedenle ona, “Gözlerin nasıl açıldı?” diye sordular.
JOH 9:11 O, “Yeşua adında bir adam çamur yapıp gözlerime sürdü ve bana, ‘Şiloah Havuzu’na gidip yıkan’ dedi. Ben de gidip yıkandım ve gözlerim açıldı” dedi.
JOH 9:12 Sonra ona, “Nerede O?” diye sordular. “Bilmiyorum” dedi.
JOH 9:13 Önceden kör olan adamı Ferisiler’e getirdiler.
JOH 9:14 Yeşua’nın çamur yapıp gözlerini açtığı gün Şabat'dı.
JOH 9:15 Bu nedenle Ferisiler de ona gözlerinin nasıl açıldığını yine sordular. Onlara, “Yeşua gözlerime çamur sürdü, yıkadım ve görüyorum” dedi.
JOH 9:16 Bu nedenle Ferisiler’den bazıları, “Bu adam Tanrı’dan değil, çünkü Şabat'ı tutmuyor” dediler. Diğerleri, “Günahkâr bir adam nasıl böyle belirtiler yapabilir?” dediler. Bu nedenle aralarında ayrılık oldu.
JOH 9:17 Bu yüzden köre tekrar sordular: “Gözlerini açan bu adam için sen ne diyorsun?” “O bir peygamberdir” dedi.
JOH 9:18 Bu nedenle Yahudi yetkililer, ta ki gözleri açılan adamın annesiyle babasını çağırana dek, onun önceden kör olduğuna ve gözlerinin açıldığına inanmadılar.
JOH 9:19 Onlara, “Kör doğdu dediğiniz oğlunuz bu mu? O halde şimdi nasıl görüyor?” diye sordular.
JOH 9:20 Annesiyle babası onlara, “Bunun bizim oğlumuz olduğunu ve doğuştan kör olduğunu biliyoruz.
JOH 9:21 Ama şimdi nasıl gördüğünü ve gözlerini kimin açtığını bilmiyoruz. Kendisi yaşını almıştır, ona sorun. Kendisi için konuşsun” diye karşılık verdiler.
JOH 9:22 Annesiyle babası Yahudiler'den korktukları için bu şeyleri söylediler. Çünkü Yahudiler, her kim Yeşua’nın Mesih olduğunu açıkça söylerse, havra dışı edilecek diye anlaşmışlardı.
JOH 9:23 Bu nedenle adamın anne babası, “Yaşını almıştır, kendisine sorun” demişlerdi.
JOH 9:24 Böylece önceden kör olan adamı ikinci kez çağırıp, “Tanrı'yı yücelt. Bu adamın bir günahkâr olduğunu biz biliyoruz” dediler.
JOH 9:25 Bunun üzerine adam, “Günahkâr olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, kördüm, şimdi görüyorum” dedi.
JOH 9:26 Ona yine, “Sana ne yaptı? Gözlerini nasıl açtı?” dediler.
JOH 9:27 Onlara şu karşılığı verdi: “Size zaten söyledim, ama dinlemiyorsunuz. Neden tekrar duymak istiyorsunuz? Siz de mi O’nun öğrencisi olmak istiyorsunuz?”
JOH 9:28 Onu aşağılayarak, “Sen O’nun öğrencisisin, biz Moşe’nin öğrencileriyiz” dediler.
JOH 9:29 “Tanrı’nın Moşe ile konuştuğunu biliyoruz. Ama bu adama gelince, O’nun nereden geldiğini bilmiyoruz.”
JOH 9:30 Adam onlara, “Ne kadar hayret verici! Nereden geldiğini bilmiyorsunuz ama gözlerimi O açtı.
JOH 9:31 Tanrı’nın günahkârları dinlemediğini biliyoruz. Tanrı kendisine tapan ve isteğini yerine getiren insanı dinler.
JOH 9:32 Dünya var olduğundan beri, bir kimsenin doğuştan kör olan birinin gözlerini açtığı hiç duyulmamıştır.
JOH 9:33 Bu adam Tanrı’dan olmasaydı, hiçbir şey yapamazdı” dedi.
JOH 9:34 Ona, “Tamamen günah içinde doğmuş birisin, sen mi bize öğreteceksin?” diye karşılık verdiler. Sonra onu dışarı attılar.
JOH 9:35 Yeşua, adamı dışarı attıklarını duydu. Onu bulup, “Tanrı’nın Oğlu’na iman ediyor musun?” diye sordu.
JOH 9:36 Adam, “Ey Efendimiz, O kimdir ki, kendisine iman edeyim” diye yanıtladı.
JOH 9:37 Yeşua ona, “Hem O’nu gördün, hem de seninle konuşan O’dur” dedi.
JOH 9:38 “Efendimiz, iman ediyorum!” dedi. Ve Yeşua’ya tapındı.
JOH 9:39 Yeşua, “Görmeyenler görsün, görenler kör olsun diye yargıçlık etmek üzere bu dünyaya geldim” dedi.
JOH 9:40 Yanında duran Ferisiler'den olanlar bunu duyunca, “Yoksa biz de mi körüz?” dediler.
JOH 9:41 Yeşua onlara, “Eğer kör olsaydınız, günahınız olmazdı; ama şimdi ‘Görüyoruz’ dediğiniz için günahınız yerinde duruyor” dedi.
JOH 10:1 “Size doğrusunu söyleyeyim, koyun ağılına kapıdan girmeyip de başka yoldan tırmanan kişi hırsız ve hayduttur.
JOH 10:2 Ama kapıdan giren koyunların çobanıdır.
JOH 10:3 Kapıyı bekleyen ona kapıyı açar ve koyunlar onun sesini dinler. Kendi koyunlarını adıyla çağırır ve onları dışarı çıkarır.
JOH 10:4 Kendi koyunlarını dışarı çıkardığında önlerinden gider ve koyunları onu izler. Çünkü onun sesini bilirler.
JOH 10:5 Hiçbir şekilde bir yabancının ardından gitmezler, ondan kaçarlar. Çünkü yabancıların sesini tanımazlar.”
JOH 10:6 Yeşua bu benzetmeyi onlara söyledi, ama onlar O’nun kendilerine ne söylediğini anlamadılar.
JOH 10:7 Bunun üzerine Yeşua yine onlara, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi. “Ben koyunların kapısıyım.
JOH 10:8 Benden önce gelenlerin hepsi hırsız ve hayduttu, ama koyunlar onları dinlemedi.
JOH 10:9 Ben kapıyım. Eğer bir kişi benim aracılığımla girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur.
JOH 10:10 Hırsız yalnızca çalıp, öldürmek ve yok etmek için gelir. Ben insanlar yaşama, bolca yaşama sahip olsunlar diye geldim.
JOH 10:11 Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları için yaşamını verir.
JOH 10:12 Koyunların çobanı ve sahibi olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini görünce, koyunları bırakıp kaçar. Kurt, koyunları kapar ve onları dağıtır.
JOH 10:13 Ücretli adam kaçar, çünkü ücretlidir ve koyunları umursamaz.
JOH 10:14 Ben iyi çobanım. Benimkileri bilirim, benimkiler de beni bilir.
JOH 10:15 Baba’nın beni bildiği, benim de Baba’yı bildiğim gibi. Koyunlarım için yaşamımı veririm.
JOH 10:16 Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Sesimi işitecekler, böylece tek çobanla tek sürü olacaklar.
JOH 10:17 Yaşamımı, yeniden geri almak üzere veririm. Bunun için Baba beni sever.
JOH 10:18 Onu kimse benden almaz, ama onu ben kendim veririm. Onu vermeye de yeniden geri almaya da gücüm var. Bu buyruğu Babam’dan aldım.”
JOH 10:19 Bunun üzerine, bu sözlerden dolayı Yahudiler arasında yine ayrılık doğdu.
JOH 10:20 Birçoğu, “O'nda iblis var, delidir” dedi. “Neden O’nu dinliyorsunuz?”
JOH 10:21 Başkaları ise, “Bunlar iblise tutulmuş bir adamın sözleri değil” dedi. “İblis, körlerin gözlerini açabilir mi hiç?”
JOH 10:22 Yeruşalem’de Adama Bayramı'ydı.
JOH 10:23 Mevsim kıştı. Yeşua tapınakta Solomon’un Eyvanı’nda yürüyordu.
JOH 10:24 Bunun üzerine Yahudiler O’nun çevresini sardılar ve O’na, “Bizi daha ne kadar kuşku içinde bırakacaksın? Eğer Mesih isen, bize açıkça söyle” dediler.
JOH 10:25 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size söyledim, ama inanmıyorsunuz. Babam’ın adıyla yaptığım işler benim hakkımda tanıklık ediyor.
JOH 10:26 Ama siz iman etmiyorsunuz. Çünkü size söylediğim gibi benim koyunlarımdan değilsiniz.
JOH 10:27 Koyunlarım sesimi işitir, ben onları bilirim, onlar da ardımdan gelir.
JOH 10:28 Onlara sonsuz yaşam veririm. Asla mahvolmayacaklar ve hiç kimse onları elimden kapamaz.
JOH 10:29 Onları bana veren Babam her şeyden büyüktür. Onları Babam’ın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez.
JOH 10:30 Ben ve Baba biriz.”
JOH 10:31 Bunun üzerine Yahudiler O’nu taşlamak için yine yerden taş kaldırdılar.
JOH 10:32 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size Babam’dan birçok iyi işler gösterdim. Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?”
JOH 10:33 Yahudiler O’na, “Seni iyi işlerden dolayı değil, ettiğin küfür için taşlıyoruz. Çünkü insanken kendini Tanrı yaptın” dediler.
JOH 10:34 Yeşua onlara şöyle karşılık verdi: “‘Siz ilâhlarsınız dedim’ diye yasanızda yazılı değil mi?
JOH 10:35 Eğer O, kendilerine Tanrı'nın sözü gelenlere, ilâhlar dediyse ve Kutsal Yazı bozulamaz,
JOH 10:36 ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ dediğim için, Baba'nın ayırıp dünyaya gönderdiği kişiye mi, ‘Küfrediyorsun’ diyorsunuz?
JOH 10:37 Eğer Babam’ın işlerini yapmıyorsam, bana iman etmeyin.
JOH 10:38 Yok eğer yapıyorsam, bana iman etmeseniz bile, yapılan işlere inanın. Öyle ki Baba’nın bende, benim de Baba’da olduğumu bilip iman edesiniz.”
JOH 10:39 O’nu yine yakalamaya çalıştılar. Ama Yeşua onların elinden çıkıp gitti.
JOH 10:40 Yine Yarden'in ötesine, Yuhanna’nın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.
JOH 10:41 Birçokları O’na geldi. “Gerçi Yuhanna hiç belirti yapmadı. Ama Yuhanna’nın bu adam hakkında söylediği her şey doğru” diyorlardı.
JOH 10:42 Orada birçokları O’na iman etti.
JOH 11:1 Mariyam ve kız kardeşi Marta’nın köyü olan Beytanya’dan Lazar adında bir adam hastaydı.
JOH 11:2 Hasta olan Lazar, Efendi’ye güzel kokulu yağ sürüp saçlarıyla ayaklarını silen Mariyam’ın kardeşiydi.
JOH 11:3 Bunun üzerine kız kardeşler, “Efendimiz, çok sevdiğin kişi hasta” diyerek Yeşua’ya haber gönderdiler.
JOH 11:4 Yeşua bunu duyunca, “Bu hastalık ölüm için değil; Tanrı Oğlu bununla yücelsin diye, Tanrı'nın yüceliği içindir.” dedi.
JOH 11:5 Yeşua Marta’yı, kız kardeşini ve Lazar’ı severdi.
JOH 11:6 Öyleyken hasta olduğunu duyunca bulunduğu yerde iki gün daha kaldı.
JOH 11:7 Bundan sonra öğrencilerine, “Yine Yahudiye’ye gidelim” dedi.
JOH 11:8 Öğrencileri O’na, “Rabbuni, Yahudiler seni taşlamaya kalkıştılar. Yine mi oraya gidiyorsun?” diye sordular.
JOH 11:9 Yeşua onlara, “Gün ışığının on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür.
JOH 11:10 Ama gece yürüyen sendeler. Çünkü kendisinde ışık yoktur.”
JOH 11:11 Bunları söyledikten sonra onlara şöyle dedi, “Dostumuz Lazar uyudu, ama ben onu uykudan uyandırmaya gidiyorum.”
JOH 11:12 Bunun üzerine öğrenciler, “Efendimiz, uyuyorsa iyileşecektir” dediler.
JOH 11:13 Yeşua onun ölümünden söz etmişti. Ama onlar uykuda dinlendiğinden söz ettiğini sandılar.
JOH 11:14 O zaman Yeşua onlara açıkça, “Lazar öldü” dedi.
JOH 11:15 “İman edesiniz diye orada bulunmadığıma sizin adınıza seviniyorum. Yine de, şimdi ona gidelim.”
JOH 11:16 Bunun üzerine Didimos diye anılan Tomas diğer öğrencilere, “Biz de gidelim, onunla birlikte ölelim” dedi.
JOH 11:17 Böylece Yeşua geldiğinde, Lazar’ın dört gündür mezarda yatmakta buldu.
JOH 11:18 Beytanya Yeruşalem yakınlarında, yaklaşık on beş stadia uzaklıktaydı.
JOH 11:19 Yahudiler’den birçoğu, erkek kardeşleri için Marta ile Mariyam’ı avutmaya gelmişti.
JOH 11:20 O zaman Marta Yeşua’nın geldiğini duyunca O’nu karşılamaya çıktı, ama Mariyam evde kaldı.
JOH 11:21 Marta Yeşua’ya, “Efendimiz, sen burada olsaydın, kardeşim ölmezdi” dedi.
JOH 11:22 “Şimdi bile, Tanrı’dan ne dilersen, Tanrı’nın sana vereceğini biliyorum.”
JOH 11:23 Yeşua ona, “Kardeşin dirilecek” dedi.
JOH 11:24 Marta O’na, “Son gün, dirilişte onun yeniden dirileceğini biliyorum” dedi.
JOH 11:25 Yeşua ona, “Diriliş ve yaşam Ben’im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse bile yaşayacaktır.
JOH 11:26 Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?”
JOH 11:27 Marta O'na, “Evet, Efendimiz” dedi. “Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.”
JOH 11:28 Bunu söyledikten sonra gidip kız kardeşi Mariyam’ı gizlice çağırdı. “Öğretmen burada, seni çağırıyor” dedi.
JOH 11:29 Mariyam bunu duyunca hemen kalkıp Yeşua’nın yanına gitti.
JOH 11:30 Yeşua henüz köye gelmemişti, hala Marta’nın O’nu karşıladığı yerdeydi.
JOH 11:31 Mariyam’la birlikte evde bulunan ve onu avutan Yahudiler, Mariyam’ın hızlıca kalkıp dışarı çıktığını görünce, “Orada ağlamak için mezara gidiyor” diyerek onun peşinden gittiler.
JOH 11:32 Mariyam, Yeşua’nın bulunduğu yere gelince O'nu gördü ve ayaklarına kapanıp O'na, “Efendimiz, burada olsaydın, kardeşim ölmezdi” dedi.
JOH 11:33 Yeşua, Mariyam’ın ve onunla gelen Yahudiler’in ağladığını görünce, ruhunda inledi ve sıkıntı çekti.
JOH 11:34 “Onu nereye yatırdınız?” dedi. O’na, “Efendimiz, gel de gör” dediler.
JOH 11:35 Yeşua ağladı.
JOH 11:36 Bunun üzerine Yahudiler, “Bakın, onu ne kadar seviyormuş!” dediler.
JOH 11:37 Bazıları, “Körün gözlerini açan bu adam, Lazar’ın ölmesine de engel olamaz mıydı?” dediler.
JOH 11:38 Bunun üzerine Yeşua yine içinden inleyerek mezara geldi. Mezar bir mağaraydı ve önünde bir taş duruyordu.
JOH 11:39 Yeşua, “Taşı kaldırın” dedi. Ölmüş olanın kız kardeşi Marta, “Efendimiz, bu zamana dek artık kokmuştur, öleli dört gün oldu” dedi.
JOH 11:40 Yeşua ona, “Eğer iman edersen Tanrı’nın yüceliğini göreceğini sana söylemedim mi?” dedi.
JOH 11:41 Böylece ölünün yattığı yerden taşı kaldırdılar. Yeşua gözlerini kaldırıp, “Baba, beni dinlediğin için sana şükrediyorum.
JOH 11:42 Beni her zaman dinlediğini biliyorum. Ama bunu etrafımda duran kalabalık için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim” dedi.
JOH 11:43 Bunu söyledikten sonra yüksek sesle, “Lazar, dışarı gel!” diye bağırdı.
JOH 11:44 Ölmüş olan dışarı çıktı. Eli ve ayağı sargılarla bağlı ve yüzü bir bezle sarılıydı. Yeşua onlara, “Onu çözün, bırakın gitsin” dedi.
JOH 11:45 Bunun üzerine, Mariyam’a gelip Yeşua’nın yaptıklarını gören Yahudiler’den birçoğu O’na iman etti.
JOH 11:46 Ama onlardan bazıları Ferisiler’e gidip Yeşua’nın yaptıklarını onlara anlattı.
JOH 11:47 Bunun üzerine başkâhinler ve Ferisiler Yüksek Kurul’u toplayıp, “Ne yapacağız? Bu adam birçok belirti gerçekleştiriyor” dediler.
JOH 11:48 “O’nu böylece bırakırsak, herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip hem yerimizi hem de ulusumuzu kaldıracaklar.”
JOH 11:49 Ama içlerinden biri, o yıl başkâhin olan Kayafa, “Hiçbir şey bilmiyorsunuz” dedi.
JOH 11:50 “Bütün ulus yok olmasın diye halk için bir adamın ölmesi bizim yararımıza olduğunu görmüyor musunuz?”
JOH 11:51 Bunu kendiliğinden söylememişti. O yılın başkâhini olarak, Yeşua’nın ulus için,
JOH 11:52 Yalnızca ulus için değil, Tanrı’nın dağılmış çocuklarını bir araya toplamak için de öleceğini peygamberlik etti.
JOH 11:53 O günden itibaren O’nu öldürmek için öğütleştiler.
JOH 11:54 Bu nedenle Yeşua artık Yahudiler arasında açıktan dolaşamaz oldu. Oradan çöle yakın bir yere, Efraim adlı kente gitti. Öğrencileriyle birlikte orada kaldı.
JOH 11:55 Yahudiler’in Pesah'ı yakındı. Taşradan birçok kişi kendilerini arındırmak üzere Pesah'dan önce Yeruşalem’e çıktılar.
JOH 11:56 Sonra Yeşua’yı aradılar, tapınaktayken birbirlerine, “Ne dersiniz, bayrama hiç gelmeyecek mi?” diye konuşuyorlardı.
JOH 11:57 Başkâhinler ve Ferisiler, O’nun nerede olduğunu bilen varsa haber versin diye buyurmuşlardı. Öyle ki, O’nu yakalayabilsinler.
JOH 12:1 O zaman Pesah'tan altı gün önce Yeşua, ölümden dirilttiği Lazar’ın bulunduğu Beytanya’ya geldi.
JOH 12:2 Böylece orada O'na bir ziyafet verdiler. Marta hizmet ediyordu. Lazar da Yeşua’yla birlikte masada oturanlardan biriydi.
JOH 12:3 Bunun üzerine Mariyam, çok değerli saf hintsümbülü yağından bir litre alıp Yeşua’nın ayaklarına sürdü ve saçlarıyla ayaklarını sildi. Ev yağın güzel kokusuyla doldu.
JOH 12:4 O zaman öğrencilerinden biri, Yeşua’ya ihanet edecek olan Simon’un oğlu Yahuda İskariot,
JOH 12:5 “Bu yağ neden üç yüz dinara satılıp yoksullara verilmedi?” dedi.
JOH 12:6 Bunu, yoksullarla ilgilendiği için değil, hırsız olduğu için söylüyordu. Para kutusu ondaydı ve içine konulandan çalıyordu.
JOH 12:7 Yeşua, “Kadını rahat bırak. Bunu gömüleceğim gün için sakladı.
JOH 12:8 Çünkü yoksullar her zaman sizinle birliktedir, ama ben her zaman sizinle birlikte değilim.”
JOH 12:9 Yahudiler’den büyük bir kalabalık Yeşua’nın orada olduğunu öğrendi ve yalnızca Yeşua için değil, ölümden dirilttiği Lazar’ı da görmek için geldiler.
JOH 12:10 Başkâhinler Lazar’ı da öldürmek için bir düzen kurdular.
JOH 12:11 Çünkü onun yüzünden birçok Yahudi gidip Yeşua’ya iman ediyordu.
JOH 12:12 Ertesi gün, büyük bir kalabalık bayrama geldi. Yeşua’nın Yeruşalem’e gelmekte olduğunu duyduklarında,
JOH 12:13 Palmiye dallarını alıp O’nu karşılamaya çıktılar. “Hozana! Efendi’nin adıyla gelene, İsrael Kralı’na övgüler olsun!” diye bağırıyorlardı.
JOH 12:14 Yeşua bir sıpa bulup üzerine bindi.
JOH 12:15 Yazılmış olduğu gibi, “Korkma, Siyon kızı! İşte, Kralın sıpaya binmiş geliyor.”
JOH 12:16 Öğrencileri ilk başta bu şeyleri anlamadılar. Ama Yeşua yüceltildikten sonra bu şeylerin O’nun hakkında yazıldığını ve onların bu şeyleri O’nun için yaptığını hatırladılar.
JOH 12:17 Lazar’ı mezardan çağırıp ölümden dirilttiğinde yanında bulunan kalabalık buna tanıklık etti.
JOH 12:18 Bu nedenle Yeşua’nın yapmış olduğu bu belirtiyi duyan kalabalık da O’nu karşılamaya çıktı.
JOH 12:19 Bunun üzerine Ferisiler kendi aralarında, “Bakın, bir şey yapamıyorsunuz. İşte, dünya O’nun peşinden gitti” dediler.
JOH 12:20 Bayramda tapınmak için çıkanlar arasında bazı Grekler de vardı.
JOH 12:21 Bunlar, Galile’nin Beytsayda Kenti’nden olan Filipus’a gelip ona, “Efendimiz, Yeşua’yı görmek istiyoruz” dediler.
JOH 12:22 Filipus gelip Andreas’a söyledi. Andreas’la Filipus gelip Yeşua’ya bildirdiler.
JOH 12:23 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “İnsanoğlu’nun yüceltileceği zaman geldi.
JOH 12:24 Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe, tek başına yalnız kalır. Ama ölürse, bol ürün verir.
JOH 12:25 Hayatını seven onu kaybedecek. Bu dünyada hayatından nefret eden onu sonsuz yaşam için saklar.
JOH 12:26 Eğer biri bana hizmet edecekse, ardımdan gelsin. Ben neredeysem, hizmetkârım da orada olacaktır. Eğer biri bana hizmet ederse, Baba onu onurlandıracaktır.”
JOH 12:27 “Şimdi canım sıkıntı çekiyor. Ne diyeyim? ‘Baba, kurtar beni bu zamandan’ mı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu zamana geldim.
JOH 12:28 Baba, adını yücelt!” O zaman gökyüzünden bir ses geldi: “Adımı hem yücelttim, hem de yücelteceğim.” dedi.
JOH 12:29 Bunun üzerine, orada duran ve bunu duyan kalabalık, “Gök gürledi” dedi. Diğerleri, “O’nunla bir melek konuştu” dedi.
JOH 12:30 Yeşua şöyle karşılık verdi, “Bu ses benim için değil, sizin için geldi”
JOH 12:31 “Bu dünyanın yargısı şimdidir. Şimdi bu dünyanın hükümdarı kovulacak.
JOH 12:32 Ben yerden yukarı kaldırılırsam, bütün insanları kendime çekeceğim.”
JOH 12:33 Yeşua ne tür ölümle öleceğini işaret ederek, bunu söyledi.
JOH 12:34 Kalabalık O’na şöyle yanıt verdi: “Kutsal Yasa’dan duyduk ki, Mesih sonsuza dek kalacaktır. Sen nasıl, ‘İnsanoğlu’nun yukarı kaldırılması gerekiyor’ diyorsun? Kimdir bu İnsanoğlu?”
JOH 12:35 Bunun üzerine Yeşua onlara, “Kısa bir süre daha ışık sizinle birliktedir” dedi. “Işığınız varken yürüyün ki, karanlık sizi yakalamasın. Karanlıkta yürüyen nereye gittiğini bilmez.
JOH 12:36 Işığınız varken, ışığa iman edin. Öyle ki ışık çocukları olasınız.” Yeşua bunları söyledikten sonra oradan ayrılıp onlardan gizlendi.
JOH 12:37 Önlerinde bunca belirti gerçekleştirmesine karşın O’na iman etmediler.
JOH 12:38 Bunlar Peygamber Yeşaya’nın söylediği şu söz yerine gelsin diye oldu: “Efendimiz, verdiğimiz habere kim inandı? Efendi’nin kolu kime gösterildi?”
JOH 12:39 Bu nedenle iman edemiyorlardı. Yine Yeşaya şöyle demişti:
JOH 12:40 “Onların gözlerini kör etti, Yüreklerini katılaştırdı, gözleriyle görmesinler, ve yürekleriyle anlamasınlar, ve dönmesinler. Ben de onları iyileştirmeyeyim.”
JOH 12:41 Yeşaya, Yeşua’nın yüceliğini görmüş ve O’nun hakkında bu şeyleri söylemiştir.
JOH 12:42 Yine de önderlerden birçoğu O’na iman etti. Ama Ferisiler’den korktuklarından, havra dışı edilmemek için bunu açıkça söylemediler.
JOH 12:43 Çünkü insanın övgüsünü, Tanrı’nın övgüsünden çok sevdiler.
JOH 12:44 Yeşua yüksek sesle, “Bana iman eden bana değil, beni gönderene iman eder” dedi.
JOH 12:45 “Beni gören de, beni göndereni görür.
JOH 12:46 Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye dünyaya ışık olarak geldim.
JOH 12:47 Sözlerimi işitip de inanmayanı ben yargılamam. Çünkü ben dünyayı yargılamaya değil, kurtarmaya geldim.
JOH 12:48 Beni reddedip sözlerimi kabul etmeyeni yargılayacak olan biri vardır. O kişiyi son günde yargılayacak olan söylediğim sözdür.
JOH 12:49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.
JOH 12:50 O’nun buyruğu sonsuz yaşamdır. Bunun için söylediğim şeyleri, Baba’nın bana bildirdiği gibi söylüyorum.”
JOH 13:1 Pesah Bayramı’ndan önceydi. Yeşua, bu dünyadan Baba’ya gitme vaktinin gelmiş olduğunu biliyordu. Dünyada kendisinin olanları sevmişti ve onları sonuna dek sevdi.
JOH 13:2 Akşam yemeği sırasında, İblis, Simon oğlu Yahuda İskariot’un yüreğine Yeşua’yı ele vermeyi çoktan koymuştu.
JOH 13:3 Yeşua, Baba’nın her şeyi kendi eline verdiğini, Tanrı’dan geldiğini ve Tanrı’ya gitmekte olduğunu biliyordu.
JOH 13:4 Yemekten kalktı, giysisinin üstlüğünü bir kenara koydu, bir havlu alıp beline sardı.
JOH 13:5 Sonra leğene su koyup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline sardığı havluyla silmeye başladı.
JOH 13:6 Ondan sonra Simon Petrus’a geldi. Simon, “Efendimiz, ayaklarımı sen mi yıkayacaksın?” dedi.
JOH 13:7 Yeşua ona, “Şimdi ne yaptığımı bilmiyorsun, ama sonra anlayacaksın” diye yanıtladı.
JOH 13:8 Petrus, “Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın!” dedi. Yeşua ona, “Eğer seni yıkamazsam, benimle bir payın olmaz” diye yanıtladı.
JOH 13:9 Simon Petrus O’na, “Efendimiz, o zaman yalnız ayaklarımı değil, ama ellerimi ve başımı da yıka!” dedi.
JOH 13:10 Yeşua ona, “Yıkanmış birinin yalnızca ayaklarının yıkanması gerekir, ama tamamen temizdir” dedi. “Siz temizsiniz, ama hepiniz değil.”
JOH 13:11 Kendisine ihanet edecek kişiyi bildiği için, “Hepiniz temiz değilsiniz” demişti.
JOH 13:12 Böylece onların ayaklarını yıkadıktan sonra üstlüğünü giyip yine sofraya oturdu. Onlara, “Size ne yaptığımı biliyor musunuz?
JOH 13:13 Siz bana ‘Öğretmen’ ve ‘Efendi’ diyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, çünkü ben öyleyim.
JOH 13:14 Eğer ben Efendi ve Öğretmen’ken ayaklarınızı yıkadığıma göre, siz de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız.
JOH 13:15 Size yaptığım gibi, siz de yapasınız diye size bir örnek verdim.
JOH 13:16 Size doğrusunu söyleyeyim, hizmetkâr efendisinden, gönderilen de kendisini gönderenden daha büyük değildir.
JOH 13:17 Eğer bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, ne mutlu size!” dedi.
JOH 13:18 “Hepiniz için söylemiyorum, ben kimleri seçtiğimi biliyorum. Ama Kutsal Yazı yerine gelmeliydi, ‘Benimle ekmek yiyen bana karşı alçaklığını kaldırdı.’
JOH 13:19 Bunları size gerçekleşmeden önce, şimdiden söylüyorum. Öyle ki, gerçekleştiğinde benim O olduğuma iman edesiniz.
JOH 13:20 Size doğrusunu söyleyeyim, gönderdiğim kişiyi kabul eden, beni kabul eder. Beni kabul eden de beni göndereni kabul eder.”
JOH 13:21 Bunları söyledikten sonra Yeşua ruhunda sıkıntı duydu. Şöyle tanıklık etti: “Size doğrusunu söyleyeyim, biriniz bana ihanet edecek.”
JOH 13:22 Öğrenciler kimin hakkında konuştuğunu merak edip birbirlerine baktılar.
JOH 13:23 Öğrencilerinden biri, Yeşua’nın sevdiği öğrenci, Yeşua’nın göğsüne yaslanmıştı.
JOH 13:24 Simon Petrus, kimden söz ettiğini Yeşua’ya sorsun diye, ona işaret etti.
JOH 13:25 O da Yeşua’nın göğsüne yaslanmış vaziyette, “Efendimiz, kimdir o?” diye sordu.
JOH 13:26 Bunun üzerine Yeşua, “Bu lokmayı batırıp kendisine vereceğim kim ise, odur” dedi. Böylece lokmayı batırdıktan sonra, onu Simon İskariot’un oğlu Yahuda’ya verdi.
JOH 13:27 Lokmadan sonra, o vakit Şeytan onun içine girdi. Sonra Yeşua ona, “Yapacağını çabuk yap” dedi.
JOH 13:28 Sofrada oturanlardan hiç kimse Yeşua’nın ona bunu neden söylediğini anlamadı.
JOH 13:29 Para kutusu Yahuda’da olduğundan bazıları Yeşua’nın ona, “Bayram için gerekli şeyleri satın al” ya da “Yoksullara bir şey ver’’ dediğini sandılar.
JOH 13:30 Yahuda lokmayı alınca hemen dışarı çıktı. Geceydi.
JOH 13:31 Yahuda dışarı çıkınca Yeşua, “Şimdi İnsanoğlu yüceltildi ve Tanrı O’nda yüceltildi” dedi.
JOH 13:32 “Eğer Tanrı O’nda yüceltildiyse, Tanrı da O’nu kendinde yüceltecektir. Hem de O’nu hemen yüceltecektir.
JOH 13:33 Çocuklar, bir süre daha sizinle olacağım. Beni arayacaksınız, Yahudiler’e, ‘Gideceğim yere gelemezsiniz’ dediğim gibi, şimdi size söylüyorum.
JOH 13:34 Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Benim sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.
JOH 13:35 Birbirinize sevginiz olursa, bununla herkes benim öğrencilerim olduğunuzu bilecektir.”
JOH 13:36 Simon Petrus O’na, “Efendimiz, nereye gidiyorsun?” diye sordu. Yeşua, “Gideceğim yere şimdi ardımdan gelemezsiniz, ama sonra ardımdan geleceksiniz” diye yanıtladı.
JOH 13:37 Petrus O’na, “Efendimiz, neden şimdi senin ardından gelemeyeyim? Senin için hayatımı veririm!” dedi.
JOH 13:38 Yeşua ona şöyle yanıt verdi, “Benim için hayatını mı vereceksin? Sana doğrusunu söyleyeyim, sen beni üç kez inkâr edene kadar, horoz ötmeyecektir.”
JOH 14:1 “Yüreğiniz sıkılmasın, Tanrı’ya iman edin. Bana da iman edin.
JOH 14:2 Babam’ın evinde çok evler var. Öyle olmasaydı, size söylerdim. Size yer hazırlamaya gidiyorum.
JOH 14:3 Gidip size yer hazırlarsam, siz de benim olduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi kendi yanıma alacağım.
JOH 14:4 Gittiğim yeri ve yolu biliyorsunuz.”
JOH 14:5 Tomas, “Efendimiz, nereye gittiğini bilmiyoruz” dedi. “Yolu nasıl bilebiliriz?”
JOH 14:6 Yeşua ona, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan kimse Baba’ya gelemez.
JOH 14:7 Eğer beni tanımış olsaydınız, Babam’ı da tanırdınız. Bundan böyle artık O’nu tanıyorsunuz ve O’nu gördünüz.”
JOH 14:8 Filipus O’na, “Efendimiz, bize Baba’yı göster, bu bize yeter” dedi.
JOH 14:9 Yeşua ona, “Filipus bunca zamandır sizinle birlikteyim ve beni tanımadın mı?” dedi. “Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür. Sen nasıl ‘Bize Baba’yı göster’ diyorsun?
JOH 14:10 Benim Baba’da, Baba’nın bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor.
JOH 14:11 Bana iman edin; ben Baba’dayım, Baba da bendedir. Hiç olmazsa bu işlerden dolayı iman edin.
JOH 14:12 Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri bana iman eden de yapacaktır. Bunlardan daha büyüklerini de yapacaktır. Çünkü ben Babam’a gidiyorum.
JOH 14:13 Baba Oğul’da yüceltilsin diye benim adımla her ne dilerseniz yapacağım.
JOH 14:14 Benim adımla ne dilerseniz yapacağım.
JOH 14:15 Beni seviyorsanız, buyruklarımı tutarsınız.
JOH 14:16 Baba’ya dua edeceğim, O da daima sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek.
JOH 14:17 O'nu, dünya kabul edemez, O'nu görmez ve O'nu bilmez. Siz O’nu biliyorsunuz. Çünkü sizinle yaşıyor ve içinizde olacaktır.
JOH 14:18 Sizi yetim bırakmayacağım. Size geleceğim.
JOH 14:19 Kısa bir süre sonra artık dünya beni görmeyecek ama siz beni göreceksiniz. Çünkü ben yaşıyorum, siz de yaşayacaksınız.
JOH 14:20 O gün bileceksiniz ki, ben Babam’dayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim.
JOH 14:21 Beni seven kişi, buyruklarım kendisinde olup onları tutandır. Beni seven, Babam tarafından sevilecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim.”
JOH 14:22 Yahuda (İskariot değil) O’na, “Efendimiz, ne oldu ki, kendini dünyaya değil, bize göstereceksin?” dedi.
JOH 14:23 Yeşua ona şu karşılığı verdi: “Kim beni severse, sözümü tutar. Babam onu sever. Biz de ona gelir, onunla evimizi yaparız.
JOH 14:24 Beni sevmeyen sözlerimi tutmaz. Duyduğunuz söz benim değil, beni gönderen Baba’nındır.
JOH 14:25 Bu şeyleri size daha sizinle yaşarken söyledim.
JOH 14:26 Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Tesellici, Kutsal Ruh size her şeyi öğretecek ve söylediklerimin hepsini size hatırlatacak.
JOH 14:27 Size esenlik bırakıyorum. Size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.
JOH 14:28 ‘Gidiyorum ama yine size geleceğim’ dediğimi duydunuz. Eğer beni sevseydiniz, Baba’ya gideceğim için sevinirdiniz. Çünkü Baba benden büyüktür.
JOH 14:29 Gerçekleşmeden önce bunu şimdi size söyledim. Öyle ki, bu gerçekleştiğinde iman edesiniz.
JOH 14:30 Artık sizinle daha fazla konuşmayacağım. Çünkü dünyanın hükümdarı geliyor ve onun bende hiçbir şeyi yoktur.
JOH 14:31 Ama dünya bilsin ki, ben Baba’yı severim ve Baba'nın bana buyurduğu gibi, öyle yaparım. Kalkın, buradan gidelim.”
JOH 15:1 “Ben gerçek asmayım ve Babam çiftçidir.
JOH 15:2 Bende ürün vermeyen her çubuğu alıp götürür. Ürün veren her çubuğu ise daha çok ürün versin diye budar.
JOH 15:3 Size söylediğim sözden dolayı siz zaten temizsiniz.
JOH 15:4 Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmadıkça kendiliğinden ürün veremeyeceği gibi, siz de bende kalmazsanız ürün veremezsiniz.
JOH 15:5 Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi bol ürün verir. Çünkü bensiz hiçbir şey yapamazsınız.
JOH 15:6 Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Bunları toplayıp ateşe atarlar, onlar da yanar.
JOH 15:7 Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, sizin için yapılacaktır.”
JOH 15:8 “Babam, bol ürün vermenizle, bununla yüceltilir. Böylece öğrencilerim olursunuz.
JOH 15:9 Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Sevgimde kalın.
JOH 15:10 Buyruklarımı tutarsanız, sevgimde kalırsınız. Tıpkı benim de Baba’nın buyruklarını tutup O’nun sevgisinde kaldığım gibi.
JOH 15:11 Bu şeyleri size, sevincim sizde kalsın ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.”
JOH 15:12 “Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.
JOH 15:13 Hiç kimsede, birinin dostları uğruna hayatını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.
JOH 15:14 Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz.
JOH 15:15 Artık size hizmetkâr demiyorum, çünkü hizmetkâr efendisinin ne yaptığını bilmez. Ama ben size dostlar dedim, çünkü Babam’dan duyduğum her şeyi size bildirdim.
JOH 15:16 Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip ürün veresiniz ve ürününüz kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba’dan ne dilerseniz, size versin.”
JOH 15:17 “Birbirinizi sevesiniz diye bu şeyleri size buyuruyorum.
JOH 15:18 Eğer dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin.
JOH 15:19 Eğer dünyadan olsaydınız, dünya kendinin olanı severdi. Çünkü dünyadan değilsiniz, ancak ben sizi dünyadan seçtim. Bu nedenle dünya sizden nefret ediyor.
JOH 15:20 Size söylediğim sözü hatırlayın: ‘Hizmetkâr efendisinden büyük değildir.’ Eğer bana zulmettilerse, size de zulmedecekler. Eğer benim sözümü tuttularsa, sizinkini de tutacaklar.
JOH 15:21 Ama bütün bu şeyleri benim adım uğruna size yapacaklar. Çünkü onlar beni göndereni tanımıyorlar.
JOH 15:22 Gelmemiş ve onlarla konuşmamış olsaydım, günahları olmazdı. Ama şimdi günahları için hiçbir özürleri yoktur.
JOH 15:23 Benden nefret eden, Babam’dan da nefret eder.
JOH 15:24 Eğer başka hiç kimsenin yapmadığı işleri onların arasında yapmamış olsaydım, günahları olmazdı. Ama şimdi yaptıklarımı gördükleri halde hem benden hem de Babam’dan nefret ettiler.
JOH 15:25 Bu, yasalarında yazılı, ‘Benden sebebsiz yere nefret ettiler’ sözü yerine gelsin diye oldu.”
JOH 15:26 “Baba’dan size göndereceğim Yardımcı, Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, bana tanıklık edecek.
JOH 15:27 Siz de tanıklık edeceksiniz, çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.”
JOH 16:1 “Bu şeyleri size, tökezletilmeyesiniz diye söyledim.
JOH 16:2 Sizi havra dışı edecekler. Evet, öyle bir zaman geliyor ki, her kim sizi öldürürse Tanrı’ya hizmet ettiğini sanacak.
JOH 16:3 Bu şeyleri yapacaklar, çünkü ne Baba’yı ne de beni tanıyorlar.
JOH 16:4 Ama bu şeyleri size söylüyorum. Öyle ki, zamanı gelince bunları size söylediğimi hatırlayasınız. Bu şeyleri size başlangıçta söylemedim çünkü sizinle birlikteydim.
JOH 16:5 Ama şimdi beni gönderene gidiyorum ve hiçbiriniz bana, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sormuyor.
JOH 16:6 Ama bu şeyleri size söylediğim için yüreğinizi keder doldurdu.
JOH 16:7 Bununla birlikte size gerçeği söylüyorum, benim gitmem sizin yararınızadır. Çünkü ben gitmezsem Tesellici size gelmez. Ama gidersem, O’nu size gönderirim.
JOH 16:8 O gelince günah hakkında, doğruluk hakkında ve yargı hakkında dünyayı ikna edecek.
JOH 16:9 Günah hakkında, çünkü bana iman etmezler.
JOH 16:10 Doğruluk hakkında, çünkü ben Babam’a gidiyorum ve artık beni görmeyeceksiniz.
JOH 16:11 Yargı hakkında, çünkü bu dünyanın hükümdarı yargılandı.”
JOH 16:12 “Size anlatacak daha çok şeyim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız.
JOH 16:13 Ancak O, Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, ama her ne duyarsa söyleyecek. Size gelecekte olacakları bildirecek.
JOH 16:14 O beni yüceltecek, çünkü benim olandan alacak ve size bildirecek.
JOH 16:15 Baba’nın sahip olduğu her şey benimdir. Bu nedenle benim olandan alacak ve size bildirecek dedim.
JOH 16:16 Kısa bir süre sonra beni görmeyeceksiniz. Yine kısa bir süre sonra beni göreceksiniz.”
JOH 16:17 Bunun üzerine öğrencilerinden bazıları birbirlerine, “Bize, ‘Kısa bir süre sonra beni görmeyeceksiniz ve yine kısa bir süre sonra beni göreceksiniz’ diyerek söylediği bu nedir?” dediler. “Bununla birlikte ‘Çünkü Baba’ya gidiyorum’ diyor.
JOH 16:18 ‘Kısa bir süre’ söylediği bu nedir? Ne dediğini anlamıyoruz” dediler.
JOH 16:19 Yeşua kendisine soru sormak istediklerini anladı ve onlara, “‘Kısa bir süre sonra beni görmeyeceksiniz ve yine kısa bir süre sonra beni göreceksiniz’ dediğim bu sözümü mü tartışıyorsunuz?
JOH 16:20 Size doğrusunu söyleyeyim, siz ağlayıp yas tutacaksınız, ama dünya sevinecek. Kederleneceksiniz ama kederiniz sevince dönecektir.
JOH 16:21 Kadın doğum vakti ağrı çeker. Çünkü zamanı gelmiştir. Ama doğurduktan sonra, dünyaya bir insan doğması sevinciyle çektiği acıyı hatırlamaz.
JOH 16:22 Sizin de şimdi kederiniz var. Ama sizi yeniden göreceğim ve yüreğiniz sevinecektir. Sevincinizi kimse sizden alamaz” dedi.
JOH 16:23 “O gün gelince bana hiçbir soru sormayacaksınız. Size doğrusunu söyleyeyim, benim adımla Baba’dan ne dilerseniz, onu size verecektir.
JOH 16:24 Şimdiye dek benim adımla hiçbir şey dilemediniz. Dileyin ve alacaksınız, öyle ki sevinciniz tam olsun.
JOH 16:25 Bu şeyleri size benzetmelerle anlattım. Ama benzetmelerle konuşmayacağım, size Baba’yı açıkça anlatacağım zaman geliyor.
JOH 16:26 O gün benim adımla dileyeceksiniz. Sizin için Baba’ya dua edeceğimi söylemiyorum.
JOH 16:27 Çünkü Baba kendisi sizi seviyor; çünkü beni sevdiniz ve benim Baba’dan geldiğime iman ettiniz.
JOH 16:28 Ben Baba’dan dünyaya geldim. Yine dünyadan ayrılıp Baba’ya dönüyorum.”
JOH 16:29 Öğrencileri O’na, “Bak, şimdi açıkça konuşuyorsun, hiç benzetmeler kullanmıyorsun” dediler.
JOH 16:30 “Artık senin her şeyi bildiğini ve kimsenin sana soru sormasına gerek olmadığını anlıyoruz. Bu nedenle Tanrı’dan geldiğine iman ediyoruz.”
JOH 16:31 Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Şimdi iman ediyor musunuz?
JOH 16:32 İşte, şimdi, hepinizin kendi yerine gitmek üzere dağılacağı ve beni yalnız bırakacağınız zaman geliyor, evet geldi bile. Ama ben yalnız değilim, çünkü Baba benimle birliktedir.
JOH 16:33 Bu şeyleri size, bende esenliğiniz olsun diye söyledim. Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyaya galip geldim!”
JOH 17:1 Yeşua bunları söyledikten sonra gözlerini göğe kaldırıp, “Baba, zaman geldi” dedi. “Oğlun’u yücelt ki, Oğlun da seni yüceltsin.
JOH 17:2 O’na tüm insanlık üzerinde yetki verdin. Öyle ki, O da kendisine verdiklerinin hepsine sonsuz yaşam versin.
JOH 17:3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin Yeşua Mesih’i bilmeleridir.
JOH 17:4 Seni yeryüzünde yücelttim. Yapmam için bana verdiğin işi tamamladım.
JOH 17:5 Şimdi, Baba, dünya var olmadan önce seninleyken sahip olduğum yücelikle beni yanında yücelt.
JOH 17:6 Adını dünyadan bana verdiğin insanlara açıkladım. Onlar senindi, sen onları bana verdin ve sözünü tuttular.
JOH 17:7 Şimdi bana verdiğin her şeyin senden olduğunu biliyorlar.
JOH 17:8 Çünkü bana verdiğin sözleri onlara verdim. Onlar da kabul ettiler. Senden geldiğimi gerçekten biliyorlar. Onlar beni senin gönderdiğine iman ettiler.
JOH 17:9 Onlar için dua ediyorum. Dünya için değil, bana verdiklerin için dua ediyorum. Çünkü onlar senindir.
JOH 17:10 Benim olan her şey senindir, seninkiler de benim. Ve ben onlarda yüceltildim.
JOH 17:11 Ben artık dünyada değilim, ama bunlar dünyadadır. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar.
JOH 17:12 Dünyada onlarla birlikteyken, adınla onları korudum. Bana verdiklerini korudum. Kutsal Yazı yerine gelsin diye, mahv oğlundan başkası mahvolmadı.
JOH 17:13 Ama şimdi sana geliyorum ve sevincim onlarda tamamlansın diye bunları dünyadayken söylüyorum.
JOH 17:14 Onlara senin sözünü bildirdim. Dünya onlardan nefret etti, çünkü ben dünyadan olmadığım gibi onlar da dünyadan değiller.
JOH 17:15 Onları dünyadan alman için değil, kötü olandan koruman için dua ediyorum.
JOH 17:16 Ben dünyadan olmadığım gibi onlar da dünyadan değiller.
JOH 17:17 Onları gerçeğinde kutsal kıl. Senin sözün gerçektir.
JOH 17:18 Beni dünyaya gönderdiğin gibi, ben de onları dünyaya gönderdim.
JOH 17:19 Onlar da gerçekte kutsal kılınsınlar diye, kendimi onların uğruna adıyorum.
JOH 17:20 Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edecek olanlar için de dua ediyorum.
JOH 17:21 Hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende, benim sende olduğum gibi, onlar da bizde bir olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.
JOH 17:22 Bana verdiğin yüceliği ben de onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi onlar da bir olsunlar.
JOH 17:23 Ben onlarda, sen bende olmak üzere tamamlanmış birlik içinde olsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini bilsin.
JOH 17:24 Baba, bana verdiğin kişilerin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını istiyorum. Öyle ki, bana vermiş olduğun yüceliğimi görsünler. Çünkü sen beni dünyanın kuruluşundan önce sevdin.
JOH 17:25 Ey adil Baba, dünya seni bilmedi, ama ben seni biliyorum. Bunlar da beni senin gönderdiğini biliyorlar.
JOH 17:26 Adını onlara bildirdim ve bildireceğim. Öyle ki, bana olan sevgin onlarda olsun, ben de onlarda olayım.”
JOH 18:1 Yeşua bu sözleri söyledikten sonra öğrencileriyle birlikte dışarı çıkıp Kidron Deresi’nin ötesine geçti. Orada bir bahçe vardı, kendisi ve öğrencileri bu bahçeye girdiler.
JOH 18:2 O’na ihanet eden Yahuda da o yeri biliyordu. Çünkü Yeşua sık sık orada öğrencileriyle buluşurdu.
JOH 18:3 Yahuda da başkâhinlerden ve Ferisilerden bir bölük asker ve görevliler alıp fenerler, meşaleler ve silahlarla oraya geldi.
JOH 18:4 Yeşua başına gelecekleri bilerek dışarı çıktı ve onlara, “Kimi arıyorsunuz?” dedi.
JOH 18:5 O’na, “Nasıralı Yeşua” diye yanıt verdiler. Yeşua onlara, “Ben O’yum” dedi. O’na ihanet eden Yahuda da onlarla birlikte duruyordu.
JOH 18:6 Onlara, “Ben O’yum” deyince, geriye gidip yere düştüler.
JOH 18:7 Bunun üzerine yine onlara, “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu. “Nasıralı Yeşua” dediler.
JOH 18:8 Yeşua, “Size benim dedim. Madem beni arıyorsunuz, bırakın bunları gitsinler!”
JOH 18:9 Söylediği, “Bana verdiklerinden hiçbirini kaybetmedim” sözü yerine gelsin diye böyle konuştu.
JOH 18:10 Bunun üzerine Simon Petrus taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki hizmetkârının sağ kulağını kesti.
JOH 18:11 O zaman Yeşua Petrus’a, “Kılıcı kınına koy” dedi. “Baba’nın bana verdiği kâseden gerçekten içmeyeyim mi?”
JOH 18:12 Böylece komutanla buyruğundaki asker bölüğü ve Yahudi görevliler Yeşua’yı tutup bağladılar.
JOH 18:13 O’nu ilk olarak, o yıl başkâhin olan Kayafa’nın kayınbabası Hanan’a götürdüler.
JOH 18:14 Yahudiler'e halkın yararına bir tek adamın ölmesinin daha uygun olacağını öğütleyen Kayafa’ydı.
JOH 18:15 Simon Petrus, başka bir öğrenciyle birlikte Yeşua’nın ardından gidiyordu. Bu öğrenci başkâhinin tanıdığı olduğundan Yeşua’yla birlikte başkâhinin avlusuna girdi;
JOH 18:16 Petrus dışarıda kapının yanında duruyordu. Başkâhinin tanıdığı diğer öğrenci dışarı çıkıp kapıyı tutan hizmetçi kızla konuştu ve Petrus’u içeri getirdi.
JOH 18:17 Kapıyı tutan kız Petrus’a, “Sen de bu adamın öğrencilerinden biri değil misin?” dedi. Petrus, “Değilim” dedi.
JOH 18:18 Hizmetkârlar ve nöbetçiler kömür ateşi yakmış duruyorlardı, çünkü hava soğuktu. Petrus'da onlarla birlikte durmuş ısınıyordu.
JOH 18:19 Bunun üzerine başkâhin Yeşua’ya öğrencileri ve öğretisi hakkında sorular sordu.
JOH 18:20 Yeşua ona şu karşılığı verdi: “Ben dünyaya açıkça konuştum. Her zaman havralarda ve bütün Yahudiler’in toplandıkları tapınakta öğrettim. Gizli bir şey söylemedim.
JOH 18:21 Neden beni sorguluyorsunuz? Kendilerine ne söylediğimi beni işitenlere sorun. İşte, onlar söylediğim şeyleri biliyorlar.”
JOH 18:22 Yeşua bunu söyleyince, yanında duran görevlilerden biri, “Başkâhine böyle mi yanıt veriyorsun?” diyerek O’na bir tokat attı.
JOH 18:23 Yeşua ona, “Eğer kötü söyledimse, kötülüğüne tanıklık et!” dedi. “Ancak iyiyse, neden bana vuruyorsun?”
JOH 18:24 Hanan O’nu bağlı olarak başkâhin Kayafa’ya gönderdi.
JOH 18:25 Simon Petrus ayakta durmuş ısınıyordu. Ona, “Sen de O'nun öğrencilerinden birisin değil mi?” dediler. Petrus, “Değilim” diyerek inkâr etti.
JOH 18:26 Başkâhinin hizmetkârlarından biri, Petrus’un kulağını kestiği kişinin akrabasıydı. Bu hizmetkâr, “Seni bahçede O’nunla birlikte görmedim mi?” dedi.
JOH 18:27 Petrus yine inkâr etti ve hemen horoz öttü.
JOH 18:28 Yeşua’yı Kayafa’nın yanından alıp vali konağına götürdüler. Sabah erkendi, Yahudi yetkililer dinsel açıdan kendilerini kirletmemek ve Pesah yemeğini yiyebilmek için vali konağına girmediler.
JOH 18:29 Bu nedenle Pilatus dışarı çıkıp onların yanına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” dedi.
JOH 18:30 Ona, “Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, O’nu sana getirmezdik” diye karşılık verdiler.
JOH 18:31 Bunun üzerine Pilatus onlara, “O'nu alın ve kendi yasanıza göre yargılayın” dedi. Yahudi yetkililer, “Bizim kimseyi ölüm cezasına çarptırmamız yasal değildir” dediler.
JOH 18:32 Öyle ki bu, Yeşua’nın ne tür bir ölümle öleceğini işaret etmiş olduğu sözü yerine gelsin diye oldu.
JOH 18:33 Bunun üzerine Pilatus yeniden vali konağına girdi. Yeşua’yı çağırıp O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu.
JOH 18:34 Yeşua ona, “Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı benim için sana dediler?” dedi.
JOH 18:35 Pilatus, “Ben Yahudi miyim? Kendi ulusun ve başkâhinler seni bana teslim ettiler. Ne yaptın?” dedi.
JOH 18:36 Yeşua, “Benim krallığım bu dünyadan değil. Eğer krallığım bu dünyadan olsaydı, o zaman hizmetkârlarım Yahudiler'e teslim edilmeyeyim diye savaşırlardı. Ama benim krallığım buradan değil” karşılığını verdi.
JOH 18:37 Bunun üzerine Pilatus O’na, “Öyleyse bir kral mısın?” dedi. Yeşua, “Kral olduğumu sen söylüyorsun. Ben bunun için doğdum, gerçeğe tanıklık etmek için dünyaya geldim. Gerçekten olan herkes sesimi duyar” karşılığını verdi.
JOH 18:38 Pilatus O’na, “Gerçek nedir?” dedi. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler'in yanına gidip onlara, “Ben O’nu suçlayacak hiçbir dayanak bulmuyorum” dedi.
JOH 18:39 “Ama sizin bir adetiniz var, her Pesah'da sizin için birini salıvermeliyim. Bu nedenle, size Yahudiler’in Kralı’nı salıvermemi ister misiniz?”
JOH 18:40 Sonra hepsi bir ağızdan, “Bu adamı değil, Barabba’yı” diyerek yeniden bağırdılar. Oysa Barabba bir hayduttu.
JOH 19:1 Bunun üzerine, Pilatus Yeşua’yı tutup kamçılattı.
JOH 19:2 Askerler dikenlerden bir taç örüp başına koydular. O’na mor bir giysi giydirdiler.
JOH 19:3 “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyorlar, yüzüne tokat atıyorlardı.
JOH 19:4 Pilatus yine dışarı çıkıp onlara, “İşte, kendisinde hiçbir suç bulmadığımı bilesiniz diye O’nu size getiriyorum” dedi.
JOH 19:5 Böylece Yeşua, başında dikenli taç ve üstündeki mor giysiyle dışarı çıktı. Pilatus onlara, “İşte, o adam!” dedi.
JOH 19:6 Başkâhinler ve görevliler O’nu görünce, “Çarmıha ger! Çarmıha ger!” diye bağırdılar. Pilatus onlara, “O’nu kendiniz alıp çarmıha gerin” dedi. “Çünkü ben O’nu suçlamak için hiçbir dayanak bulmuyorum.”
JOH 19:7 Yahudiler ona, “Bizim bir yasamız var ve bu yasaya göre O’nun ölmesi gerekiyor. Çünkü kendini Tanrı’nın Oğlu yaptı” diye karşılık verdiler.
JOH 19:8 Pilatus bu sözü duyunca daha çok korktu.
JOH 19:9 Yine vali konağına girip Yeşua’ya, “Sen neredensin?” dedi. Ama Yeşua ona yanıt vermedi.
JOH 19:10 O zaman Pilatus, “Bana karşılık vermeyecek misin? Seni salıvermeye de, çarmıha germeye de gücüm olduğunu bilmiyor musun?” dedi.
JOH 19:11 Yeşua, “Sana yukarıdan verilmeseydi, benim üzerimde hiçbir gücün olmazdı” diye karşılık verdi. “Bu yüzden beni sana teslim edenin günahı daha büyüktür.”
JOH 19:12 Bunun için Pilatus O’nu salıvermek istedi. Ama Yahudiler bağırıp şöyle dediler, “Bu adamı salıverirsen, Sezar’ın dostu değilsin! Kendini kral yapan herkes Sezar’a karşı konuşur!” diye bağırdılar.
JOH 19:13 Pilatus bu sözleri duyunca, Yeşua’yı dışarı çıkardı. Taş Döşeme, İbranice’de “Gabbata” denilen yerde yargı kürsüsüne oturdu.
JOH 19:14 Pesah'ın Hazırlık Günü’ydü. Altıncı vakit sularıydı. Yahudiler’e, “İşte, Kralınız!” dedi.
JOH 19:15 Onlar, “Uzaklaştır O'nu! Uzaklaştır O'nu! O’nu çarmıha ger!” diye bağırdılar. Pilatus onlara, “Kralınızı çarmıha gereyim mi?” dedi. Başkâhinler, “Bizim Sezar’dan başka kralımız yok!” diye karşılık verdiler.
JOH 19:16 Sonunda Pilatus Yeşua’yı, çarmıha gerilmek üzere onlara teslim etti. Böylece O’nu alıp götürdüler.
JOH 19:17 Yeşua çarmıhını kendisi taşıyarak Kafatası -İbranice’de Golgota- denilen yere çıktı.
JOH 19:18 Orada O’nu ve iki kişiyi daha çarmıha gerdiler. Biri bir yanda, öbürü diğer yanda, Yeşua ise ortadaydı.
JOH 19:19 Pilatus bir yafta da yazıp çarmı üzerine koydu. “NASIRALI YEŞUA - YAHUDİLER’İN KRALI” yazıyordu.
JOH 19:20 İbranice, Latince ve Grekçe yazılan bu yazıyı Yahudiler’in birçoğu okudu. Çünkü Yeşua’nın çarmıha gerildiği yer kente yakındı.
JOH 19:21 Bu nedenle Yahudi başkâhinler Pilatus’a, “‘Yahudiler’in Kralı’ diye yazma” dediler. “Kendisi ‘Ben Yahudiler’in Kralı’yım dedi’ diye yaz.”
JOH 19:22 Pilatus, “Ne yazdıysam yazdım” diye karşılık verdi.
JOH 19:23 Askerler, Yeşua’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini aldılar. Her birine bir pay düşecek şekilde dört parçaya böldüler. Üstlüğünü de aldılar. Üstlüğü tek parçadan oluşan dikişsiz bir dokumaydı.
JOH 19:24 Sonra birbirlerine, “Bunu yırtmayalım, kimin olacağına karar vermek için kura çekelim” dediler. Böylelikle şöyle diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu: “Örtümü aralarında paylaştılar. Giysimin üzerine kura çektiler.” Bunu yapan askerlerdi.
JOH 19:25 Yeşua’nın çarmıhının yanında annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Mariyam ve Magdalalı Mariyam duruyordu.
JOH 19:26 Yeşua, annesiyle sevdiği öğrencisinin orada durduğunu görünce annesine, “Kadın, işte oğlun!” dedi.
JOH 19:27 Sonra öğrenciye, “İşte annen!” dedi. O saatten itibaren bu öğrenci onu kendi evine aldı.
JOH 19:28 Bundan sonra Yeşua, her şeyin artık tamamlandığını görerek, Kutsal Yazı yerine gelsin diye, “Susadım” dedi.
JOH 19:29 Orada sirke dolu bir kap konulmuştu. Sirke ile süngeri doldurup mercanköşküne takarak ağzına tuttular.
JOH 19:30 Yeşua sirkeyi alınca, “Tamamlandı” dedi. O zaman başını eğip ruhunu teslim etti.
JOH 19:31 Bunun üzerine Yahudiler, Hazırlık Günü olması nedeniyle, cesetlerin Şabat'da çarmıhta kalmasını istemiyorlardı. Pilatus’tan çarmıha gerilenlerin bacaklarının kırılmasını ve cesetlerinin kaldırılmasını istediler. Çünkü o Şabat büyük olanıydı.
JOH 19:32 O zaman askerler gelip birinci adamın ve O'nunla birlikte çarmıha gerilmiş olan öbür adamın bacaklarını kırdılar.
JOH 19:33 Ama Yeşua’nın yanına geldiklerinde O’nu çoktan ölmüş olduğunu görünce bacaklarını kırmadılar.
JOH 19:34 Yine de askerlerden biri mızrakla böğrünü deldi. Yeşua’nın böğründen hemen kan ve su aktı.
JOH 19:35 Bunu görmüş olan adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı doğrudur. Kendisi doğruyu söylediğini bilir, taki, siz de iman edesiniz.
JOH 19:36 Çünkü bu şeyler, “O'nun hiçbir kemiği kırılmayacak” diyen Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu.
JOH 19:37 Yine başka bir Yazı’da, “Bedenini deştiklerine bakacaklar” der.
JOH 19:38 Bu şeylerden sonra, Yeşua’nın öğrencisi olup Yahudiler'den korktuğu için kendini gizleyen Aramatyalı Yosef, Yeşua’nın cesedini kaldırmak için Pilatus’tan istekte bulundu. Pilatus izin verdi. Yosef gelip Yeşua’nın cesedini kaldırdı.
JOH 19:39 Önceden gece vakti Yeşua’nın yanına gelmiş olan Nikodim de otuz litre kadar karışık mür ve sarısabır özü getirdi.
JOH 19:40 Böylece Yeşua’nın cesedini alıp Yahudiler’in ölü gömme geleneğine göre baharatlarla keten beze sardılar.
JOH 19:41 Yeşua’nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe vardı. Bu bahçede henüz hiç kimsenin gömülmediği yeni bir mezar vardı.
JOH 19:42 O zaman Yahudiler’in Hazırlık Günü’ydü. Mezar da yakın olması nedeniyle Yeşua’yı oraya yatırdılar.
JOH 20:1 Haftanın ilk günü erkenden, hava hâlâ karanlıkken Magdalalı Mariyam mezara gitti. Taşın mezardan kaldırılmış olduğunu gördü.
JOH 20:2 Bunun üzerine koşup Simon Petrus’a ve Yeşua’nın sevdiği diğer öğrenciye geldi. Onlara, “Efendimiz’i mezardan almışlar ve nereye koyduklarını bilmiyoruz!” dedi.
JOH 20:3 Bunun üzerine Petrus’la öteki öğrenci çıkıp mezara doğru gittiler.
JOH 20:4 İkisi birlikte koşuyorlardı. Diğer öğrenci Petrus’u geride bırakıp mezara ilk gelen oldu.
JOH 20:5 Eğilip içeri baktığında keten bezlerin yerde serili olduğunu gördü ama içeri girmedi.
JOH 20:6 Sonra Simon Petrus onun ardından geldi ve mezara girdi. Serili duran keten bezleri gördü.
JOH 20:7 Yeşua’nın başına sarılmış olan peşkir de oradaydı. Peşkir keten bezlerle birlikte değildi, ayrı bir yerde sarılmış duruyordu.
JOH 20:8 O zaman mezara ilk gelen diğer öğrenci de içeri girip gördü ve iman etti.
JOH 20:9 Çünkü Yeşua’nın ölümden dirilmesi gerektiğine ilişkin Kutsal Yazı’yı henüz bilmiyorlardı.
JOH 20:10 Böylece öğrenciler yine kendi evlerine döndüler.
JOH 20:11 Mariyam dışarıda, mezarın başında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.
JOH 20:12 Yeşua’nın bedeninin yattığı yerde, biri başında, biri ayaklarında oturan beyazlar içinde iki melek gördü.
JOH 20:13 Ona, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” diye sordular. Onlara, “Çünkü Efendim’i alıp götürmüşler ve O’nu nereye koyduklarını bilmiyorum” dedi.
JOH 20:14 Bunu söyledikten sonra arkasına döndü ve Yeşua’nın durduğunu gördü. O’nun Yeşua olduğunu bilmiyordu.
JOH 20:15 Yeşua ona, “Kadın, niçin ağlıyorsun? Kimi arıyorsun?” dedi. O’nu bahçıvan sanıp, “Efendim, eğer O’nu sen alıp götürdüysen, nereye koyduğunu bana söyle de gidip O’nu alayım” dedi.
JOH 20:16 Yeşua ona, “Mariyam!” dedi. Mariyam döndü ve O’na, “Rabbuni!” dedi. Öğretmenim demektir.
JOH 20:17 Yeşua ona, “Bana dokunma! Çünkü henüz Babam’ın yanına çıkmadım. Ama kardeşlerime git ve onlara de ki, ‘Benim Babam’ın ve sizin Babanız’ın, benim Tanrım’ın ve sizin Tanrınız’ın yanına çıkıyorum’” dedi.
JOH 20:18 Magdalalı Mariyam öğrencilere gelip Efendi’yi gördüğünü ve Efendi’nin kendisine bu şeyleri söylediğini onlara bildirdi.
JOH 20:19 Haftanın o ilk günü akşam olunca, öğrenciler Yahudiler'den korktukları için bulundukları yerin kapıları kilitli vaziyette toplanmışlardı. Yeşua gelip ortada durdu ve onlara “Size esenlik olsun!” dedi.
JOH 20:20 Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve böğrünü gösterdi. Öğrenciler Efendi’yi görünce sevindiler.
JOH 20:21 Yeşua bunun üzerine yine onlara, “Size esenlik olsun!” dedi. “Baba beni nasıl gönderdiyse, ben de sizi gönderiyorum.”
JOH 20:22 Bunu söyledikten sonra üzerlerine üfleyerek onlara şöyle dedi, “Kutsal Ruh’u alın!
JOH 20:23 Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur. Kimin günahlarını alıkoyarsanız, alıkonmuş olur.”
JOH 20:24 Ancak Onikiler’den biri olup “Didimos” denilen Tomas, Yeşua geldiğinde yanlarında değildi.
JOH 20:25 Bunun üzerine diğer öğrenciler ona, “Biz Efendi’yi gördük!” dediler. Ama Tomas onlara, “Ellerindeki çivilerin izini görmedikçe, çivilerin deldiği yerlere parmağımla dokunmadıkça ve elimi O’nun böğrüne sokmadıkça, inanmam” dedi.
JOH 20:26 Aradan sekiz gün geçmişti. Yeşua’nın öğrencileri yine içerideydi ve Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kilitliyken Yeşua gelip ortada durdu. “Size esenlik olsun” dedi.
JOH 20:27 Sonra Tomas’a, “Parmağını buraya uzat ve ellerimi gör” dedi. “Elini uzat böğrüme koy. İnançsızlık etme, inan!”
JOH 20:28 Tomas O’na, “Efendim ve Tanrım!” diye yanıt verdi.
JOH 20:29 Yeşua ona, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu.”
JOH 20:30 Yeşua, öğrencilerinin önünde bu kitapta yazılı olmayan daha birçok belirtiler yaptı.
JOH 20:31 Ama bunlar, Yeşua’nın Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama sahip olasınız diye yazılmıştır.
JOH 21:1 Bu şeylerden sonra Yeşua, Taberiye Denizi’nin kıyısında öğrencilerine yine kendisini gösterdi. O kendisini böyle gösterdi.
JOH 21:2 Simon Petrus, “Didimos” denilen Tomas, Galile Kana’lı Natanel, Zebedi’nin oğulları ve diğer iki öğrencisi birlikteydiler.
JOH 21:3 Simon Petrus onlara, “Ben balık tutmaya gidiyorum” dedi. Diğerleri, “Biz de seninle geliyoruz” dediler. Hemen çıkıp tekneye bindiler. O gece hiçbir şey tutamadılar.
JOH 21:4 Artık gün doğarken, Yeşua kıyıda duruyordu. Ancak öğrenciler O’nun Yeşua olduğunu bilmediler.
JOH 21:5 O zaman Yeşua onlara, “Çocuklar, yiyecek bir şeyiniz var mı?” dedi. O’na “Hayır” diye yanıt verdiler.
JOH 21:6 Onlara, “Ağı teknenin sağ tarafına atın, bir miktar bulacaksınız” dedi. Bunun üzerine, ağı attılar. Ama balık bolluğundan ağı çekemiyorlardı.
JOH 21:7 O zaman Yeşua’nın sevdiği öğrenci Petrus’a, “Bu Efendi’dir!” dedi. Simon Petrus O’nun Efendi olduğunu duyunca üstlüğünü sarınıp (çünkü çıplaktı) denize atladı.
JOH 21:8 Diğer öğrenciler de balık dolu ağı çekerek küçük bir tekneyle geldiler. Çünkü karadan uzakta değildiler, ancak iki yüz arşın açıkta idiler.
JOH 21:9 Karaya çıktıklarında, orada kömür ateşi, ateşin üzerinde duran balık ve ekmek gördüler.
JOH 21:10 Yeşua onlara, “Az önce tuttuğunuz şu balıklardan getirin” dedi.
JOH 21:11 Simon Petrus tekneye çıktı ve tam yüz elli üç büyük balıkla dolu ağı karaya çekti. O kadar çok balık olmasına rağmen, ağ yırtılmamıştı.
JOH 21:12 Yeşua onlara, “Gelin ve sabah yemeği yiyin!” dedi. Öğrencilerinden hiçbiri O’na, “Sen kimsin?” diye sormaya cesaret edemedi. Çünkü Efendi olduğunu biliyorlardı.
JOH 21:13 Sonra Yeşua gidip ekmeği aldı, onlara verdi. Aynı şekilde balıkları da verdi.
JOH 21:14 Bu, Yeşua’nın ölümden dirildikten sonra öğrencilerine üçüncü kez görünüşüydü.
JOH 21:15 Böylece sabah yemeğini yedikten sonra Yeşua, Simon Petrus’a, “Ey Yona oğlu Simon, beni bunlardan daha çok seviyor musun?” dedi. Petrus, “Evet, Efendimiz, seni sevdiğimi biliyorsun” dedi. Ona, “Kuzularımı otlat” dedi.
JOH 21:16 Ona ikinci kez, “Yona oğlu Simon, beni seviyor musun?” dedi. Petrus O'na, “Evet, Efendimiz, seni sevdiğimi biliyorsun” deyince, Yeşua ona, “Koyunlarıma bak” dedi.
JOH 21:17 Ona üçüncü kez, “Yona oğlu Simon, beni seviyor musun?” dedi. Petrus, Yeşua’nın kendisine üçüncü kez “Beni seviyor musun?” diye sormasına kederlendi. O’na, “Efendimiz, sen her şeyi bilirsin. Seni sevdiğimi biliyorsun” dedi. Yeşua ona, “Koyunlarımı otlat.
JOH 21:18 Sana doğrusunu söyleyeyim, gençken kendini giydirip, istediğin yere giderdin. Ama yaşlanınca ellerini uzatacaksın ve bir başkası seni giydirip gitmek istemediğin yere götürecek” dedi.
JOH 21:19 Bunu, ne tür bir ölümle Tanrı’yı yücelteceğini işaret etmek için söyledi. Bunu söyledikten sonra ona, “Ardımdan gel” dedi.
JOH 21:20 Sonra Petrus arkasını dönünce bir öğrencinin takip ettiğini gördü. Bu, Yeşua’nın sevdiği, akşam yemeğinde Yeşua’nın göğsüne yaslanmış, “Efendimiz, sana kim ihanet edecek?” diye soran öğrenciydi.
JOH 21:21 Petrus onu görünce Yeşua’ya, “Efendimiz, bu adama ne olacak?” dedi.
JOH 21:22 Yeşua ona, “Ben gelinceye dek onun kalmasını istiyorsam, bundan sana ne?” dedi. “Sen ardımdan gel.”
JOH 21:23 Bu nedenle, kardeşler arasında bu öğrencinin ölmeyeceğine dair bir söz çıktı. Ama Yeşua ona ölmeyeceğini söylememişti, “Eğer ben gelinceye dek kalmasını istiyorsam, bundan sana ne?” demişti.
JOH 21:24 Bu şeylere tanıklık eden ve bu şeyleri yazan öğrenci budur. Biz onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.
JOH 21:25 Yeşua’nın yaptığı başka çok şeyler daha vardı. Bunların hepsi bir bir yazılmış olsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya bile sığmazdı.
ACT 1:1 Ey Teofilos, ilk kitapta, Yeşua’nın yapmaya ve öğretmeye başladığı,
ACT 1:2 seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruk verdikten sonra göğe alındığı güne dek olan bütün şeyler hakkında yazmıştım.
ACT 1:3 Acı çektikten sonra çok kanıtlarla kendisini diri olarak da onlara gösterdi. Kırk gün boyunca onlara görünüp Tanrı’nın Krallığı hakkında konuştu.
ACT 1:4 Kendileriyle bir aradayken onlara şu buyruğu verdi: “Yeruşalem’den ayrılmayın, benden işitmiş olduğunuz Baba’nın vaadinin gerçekleşmesini bekleyin.
ACT 1:5 Çünkü Yuhanna suyla vaftiz etmişti, ama siz çok gün geçmeden Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.”
ACT 1:6 Elçiler bir araya geldiklerinde O'na, “Efendimiz, İsrael’e krallığı şimdi mi geri vereceksin?” diye sordular.
ACT 1:7 Onlara, “Baba’nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve mevsimleri bilmek size düşmez” dedi.
ACT 1:8 “Ama Kutsal Ruh üzerinize gelince güç alacaksınız. Yeruşalem’de, bütün Yahudiye’de, Samariya’da ve dünyanın en uzak yerlerinde benim tanıklarım olacaksınız.”
ACT 1:9 Bu şeyleri söyledikten sonra, onlar bakarken yukarı alındı. Bir bulut O’nu gözlerinin önünden aldı.
ACT 1:10 O giderken onlar gözlerini gökyüzüne dikmiş bakıyorlardı. İşte, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında durup dediler,
ACT 1:11 “Ey Galileliler, neden durmuş gökyüzüne bakıp duruyorsunuz? Aranızdan gökyüzüne alınan bu Yeşua, gökyüzüne gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”
ACT 1:12 O zaman onlar, Yeruşalem’e, Şabat günü yolculuğu yakınlığında olan Zeytinlik denilen dağdan Yeruşalem’e döndüler.
ACT 1:13 Girdikleri zaman kaldıkları evin üst katına çıktılar. Bunlar Petrus, Yuhanna, Yakov, Andreas, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakov, Yurtsever Simon ve Yakov’un oğlu Yahuda'ydı.
ACT 1:14 Onların hepsi, kadınlar, Yeşua’nın annesi Mariyam ve kardeşleri hep birlikte yüksek sesle sürekli dua ediyorlardı.
ACT 1:15 O günlerde Petrus (yaklaşık yüz yirmi kişi) öğrencilerin ortasında ayağa kalkıp şöyle dedi:
ACT 1:16 “Kardeşler, Yeşua’yı tutuklayanlara yol gösteren Yahuda hakkında Kutsal Ruh’un David’in ağzıyla önceden söylemiş olduğu şu Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu.
ACT 1:17 Çünkü o bizden sayıldı, bu hizmette o da payını aldı.
ACT 1:18 Şimdi bu adam, kötülüğünün ödülüyle bir tarla edindi. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bağırsaklarının hepsi dışarı fırladı.
ACT 1:19 Bunu Yeruşalem’de yaşayan herkes öğrendi. Tarlaya kendi dillerinde ‘Akeldama’ yani ‘Kan Tarlası’ dediler.
ACT 1:20 Çünkü Mezmurlar Kitabı’nda şöyle yazılmıştır: “‘Onun meskeni ıssız kalsın. İçinde kimse oturmasın.’ Ve, ‘Makamını başka birisi alsın.’”
ACT 1:21 “Bunun için, Efendi Yeşua’nın aramızda girip çıktığı bütün zaman boyunca bize eşlik eden adamlardan,
ACT 1:22 Yuhanna’nın vaftizinden başlayarak yanımızdan alındığı güne dek, bunlardan biri O'nun dirilişine bizimle birlikte tanık olması gerekiyor.”
ACT 1:23 İki kişiyi öne sürdüler: Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yosef ve Mattiyas.
ACT 1:24 Dua edip dediler, “Ey Efendimiz, bütün insanların yüreğini bilen sen, bu ikisinden hangisini seçtiğini göster de,
ACT 1:25 Bu hizmette ve elçilik görevinde, Yahuda’nın kendi yerine gitmek için, onun düştüğü yeri alsın.”
ACT 1:26 Onlar için kura çektiler. Kura Mattiyas’a düştü ve on bir elçiyle sayıldı.
ACT 2:1 Pentekost Günü geldiğinde, hepsi bir arada aynı yerdeydiler.
ACT 2:2 Ansızın gökyüzünden, güçlü bir rüzgârın sesi gibi bir ses geldi ve oturdukları bütün evi doldurdu.
ACT 2:3 Ateşe benzer diller göründü ve onlara dağılıp her birinin üzerine kondu.
ACT 2:4 Hepsi Kutsal Ruh'la doldu ve Ruh onlara konuşma yeteneği verdiği için başka dillerde konuşmaya başladılar.
ACT 2:5 O sırada Yeruşalem'de, göğün altındaki her ulustan inançlı Yahudiler oturuyordu.
ACT 2:6 Bu sesi duyunca kalabalık şaşkınlık içinde toplandı. Çünkü herkes onların kendi dilinde konuştuğunu duyuyordu.
ACT 2:7 Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine şöyle dediler: “İşte, bu konuşanların hepsi Galileli değil mi?
ACT 2:8 Nasıl biz, her birimiz kendi ana dilimizi duyuyoruz?
ACT 2:9 Biz, Persler, Medler, Elamlılar, Mezopotamya'da, Yahudiye’de, Kapadokya’da, Pontus’da, Asya İli’nde,
ACT 2:10 Frigya’da, Pamfilya’da, Mısır’da, Libya yörelerinde, Krine çevresinde oturanlar, Roma’dan hem Yahudiler hem de Yahudilik inancını benimseyen misafirler,
ACT 2:11 Giritliler ve Araplar’ı duyuyoruz. Tanrı’nın büyük işlerini kendi dilimizde konuştuklarını duyuyoruz!”
ACT 2:12 Hepsi şaşkına döndü ve birbirlerine, “Bunun anlamı nedir?” dediler.
ACT 2:13 Bazıları, “Bunlar taze şarapla dolmuşlar” diyerek alay ettiler.
ACT 2:14 Ama Onbirler’le birlikte ayağa kalkan Petrus sesini yükselterek onlara şöyle dedi: “Ey Yahudiyeliler ve Yeruşalem’de oturan herkes, sözlerime kulak verin, bu durumu size açıklayayım.
ACT 2:15 Çünkü sizin sandığınız gibi bunlar sarhoş değiller, çünkü günün henüz üçüncü vakti.
ACT 2:16 Ama bu olan, Peygamber Yoel aracılığıyla söylenmiştir:
ACT 2:17 ‘Son günlerde olacak, diyor Tanrı, Ruhum’u bütün insanların üzerine dökeceğim. Oğullarınız ve kızlarınız peygamberlik edecekler. Gençleriniz görümler, yaşlılarınız da rüyalar görecek.
ACT 2:18 Evet, ve o günlerde erkek kadın hizmetkârlarımın üzerine Ruhum‘u dökeceğim, onlar da peygamberlik edecekler.
ACT 2:19 Yukarıda, gökyüzünde harikalar göstereceğim, aşağıda, yeryüzünde belirtiler, kan, ateş ve duman bulutları görülecek.
ACT 2:20 Efendi’nin büyük ve görkemli günü gelmeden önce Güneş karanlığa, ay da kana dönecek.
ACT 2:21 O zaman, Efendi’nin adını çağıran herkes kurtulacak.’”
ACT 2:22 “Ey İsraelliler, bu sözleri dinleyin! Nasıralı Yeşua, bildiğiniz gibi, Tanrı’nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı büyük işler, harikalar ve belirtilerle Tanrı tarafından size kanıtlanmış bir adamdı.
ACT 2:23 Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve ön bilgisi uyarınca elinize verilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin aracılığıyla çarmıha gerip öldürdünüz.
ACT 2:24 Tanrı O’nun ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüm tarafından tutulması olanaksızdı.
ACT 2:25 David O’nun hakkında şöyle der: ‘Efendi’yi her zaman önümde gördüm, sağımda durduğu için sarsılmam.
ACT 2:26 Bu yüzden yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Üstelik bedenim de umut içinde oturacak;
ACT 2:27 çünkü sen canımı Hades'te bırakmayacaksın, kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.
ACT 2:28 Yaşam yollarını bana bildirdin. Varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.’
ACT 2:29 “Kardeşler, size büyük atamız David’in hem öldüğünü, hem de gömüldüğünü ve mezarının bugüne dek burada olduğunu açıkça söyleyebilirim.
ACT 2:30 Bu nedenle, bir peygamber olarak ve Tanrı'nın kendisine ant içerek, kendi bedeninin ürününden, bedene göre, Mesih'i tahtına oturtmak üzere dirilteceğini bildiğinden,
ACT 2:31 Bunu önceden görerek, Mesih'in dirilişinden söz etti, canının Hades'te bırakılmadığını ve bedeninin çürümediğini söyledi.
ACT 2:32 Tanrı'nın dirilttiği bu Yeşua'nın hepimiz tanıklarıyız.
ACT 2:33 Böylece Tanrı'nın sağ eliyle yüceltilmiş ve Baba'dan Kutsal Ruh'un vaadini almış olarak, şimdi sizin bu gördüğünüzü ve işittiğinizi dökmüştür.
ACT 2:34 Çünkü David göklere yükselmedi ama şöyle diyor: Efendi, Efendim’e dedi ki,
ACT 2:35 Ben düşmanlarını ayaklarının altına serene dek, sağımda otur.’”
ACT 2:36 “Bütün İsrael halkı şunu kesin olarak bilsin ki, Tanrı, çarmıha gerdiğiniz bu Yeşua’yı hem Efendi hem de Mesih yaptı.”
ACT 2:37 Bunu duyunca yüreklerine indi ve Petrus’a ve öbür elçilere, “Kardeşler, ne yapalım?” dediler.
ACT 2:38 Petrus onlara, “Günahlarınızın bağışlanması için Yeşua Mesih’in adıyla her biriniz tövbe edin ve vaftiz olun” dedi. “Böylelikle Kutsal Ruh armağanını alacaksınız.
ACT 2:39 Çünkü bu vaat size, çocuklarınıza ve Tanrımız Efendi’nin kendine çağıracağı uzaktaki herkesedir.”
ACT 2:40 Petrus daha birçok sözle tanıklıkta bulundu. “Kendinizi bu çarpık kuşaktan kurtarın!” diyerek onları uyardı.
ACT 2:41 O zaman onun sözünü sevinçle kabul edenler vaftiz edildi. O gün yaklaşık üç bin can daha katıldı.
ACT 2:42 Bunlar elçilerin öğretisinde ve paydaşlıkta, ekmek bölmede ve duada kararlılıkla devam ettiler.
ACT 2:43 Her canın üzerine korku geldi. Elçiler aracılığıyla birçok harika ve belirti yapılıyordu.
ACT 2:44 İnananların hepsi bir aradaydı ve her şeyleri ortaktı.
ACT 2:45 Mallarını ve mülklerini satıyor ve bunları herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı.
ACT 2:46 Her gün tapınakta birlik içinde kararlılıkla devam ettiler ve evde ekmek bölüp, sevinç ve yürekten bir içtenlikle yemek yiyorlardı.
ACT 2:47 Tanrı'yı övüyor ve bütün halkın gözünde lütuf buluyorlardı. Efendi, kurtulanları her gün topluluğa katıyordu.
ACT 3:1 Petrus ve Yuhanna dua zamanı olan dokuzuncu vakitte tapınağa çıkıyorlardı.
ACT 3:2 Ana karnından topal olan bir adam her gün oraya getirilir, tapınağın Güzel Kapı denilen kapısına koyarlardı. Tapınağa girenlerden yoksulluk için bağış dilenirdi.
ACT 3:3 Adam Petrus’la Yuhanna’nın tapınağa girmek üzere olduğunu görünce, onlardan yoksulluk için bağış istedi.
ACT 3:4 Petrus ve Yuhanna gözlerini adama dikip, “Bize bak” dedi.
ACT 3:5 Adam onlardan bir şey almayı umarak onları dinliyordu.
ACT 3:6 Ama Petrus, “Altınım ve gümüşüm yok, ama bende olanı sana veriyorum” dedi. “Nasıralı Yeşua Mesih’in adıyla, kalk ve yürü!”
ACT 3:7 Onu sağ elinden tutup kaldırdı. Hemen adamın ayakları ve topuk kemikleri güç kazandı.
ACT 3:8 Sıçrayarak ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Yürüyüp sıçrayarak, Tanrı’yı överek onlarla birlikte tapınağa girdi.
ACT 3:9 Bütün halk onun yürüdüğünü ve Tanrı’yı övdüğünü gördü.
ACT 3:10 Onun, tapınağın Güzel Kapısı’nda yoksulluk için dilenen adam olduğunu anladılar. Ona olanlar karşısında hayret ve şaşkınlıkla dolmuşlardı.
ACT 3:11 İyileşen topal adam Petrus’la Yuhanna’yı bırakmazken, bütün halk büyük şaşkınlıkla Solomon’un Eyvanı denilen yere, onlara doğru koştu.
ACT 3:12 Petrus bunu görünce halka şöyle karşılık verdi: “Ey İsraelliler, bu adama neden şaşıyorsunuz? Sanki kendi gücümüzle ya da kendi tanrısallığımızla onu yürütmüşüz gibi, niçin gözlerinizi bize dikiyorsunuz?
ACT 3:13 Avraham’ın, İshak’ın, Yakov’un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Hizmetkârı Yeşua’yı yüceltti. Siz O’nu teslim ettiniz. Pilatus O’nu salıvermeye karar verdiğinde siz O’nu Pilatus’un önünde reddetmiştiniz.
ACT 3:14 Kutsal ve adil Olan’ı reddedip bir katilin size verilmesini istediniz.
ACT 3:15 Yaşam Hükümdarı'nı öldürdünüz, Tanrı O’nu ölümden diriltti. Bizler bunun tanıklarıyız.
ACT 3:16 O'nun adındaki imanla, O'nun adı gördüğünüz ve tanıdığınız bu adamı güçlü kıldı. Evet, O'nun aracılığıyla olan iman, hepinizin önünde ona bu tam sağlığı verdi.”
ACT 3:17 “Kardeşler, bunu, yöneticileriniz gibi sizin de bilmeden yaptığınızı biliyorum.
ACT 3:18 Ama bütün peygamberlerin ağzından Mesih’in acı çekeceğini önceden bildiren Tanrı, sözünü böylece yerine getirmiş oldu.”
ACT 3:19 “Bu nedenle tövbe edin ve Tanrı’ya dönün ki, günahlarınız silinsin. Böylece Efendi‘nin önünden yenilenme zamanları gelebilsin.
ACT 3:20 Önceden sizin için atanmış olan Mesih Yeşua’yı göndersin.
ACT 3:21 Tanrı'nın kutsal peygamberlerinin ağzından çok önceden söylediği, her şeyin yeniden kurulacağı zamana dek, gök O'nu kabul etmelidir.
ACT 3:22 Nitekim Moşe atalarımıza şöyle demişti: ‘Efendi Tanrımız sizin için kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. Size ne söylerse söylesin, her konuda O'nu dinleyeceksiniz.
ACT 3:23 O peygamberi dinlemeyen her can halkın arasından tümüyle yok edilecektir.’
ACT 3:24 Evet, Samuel’den beri ve ondan sonra konuşan peygamberlerin tümü de bu günleri bildirdiler.
ACT 3:25 Sizler peygamberlerin ve Tanrı’nın Avraham’a, ‘Yeryüzündeki bütün aileler senin soyun aracılığıyla kutsanacak’ diyerek atalarımızla yaptığı antlaşmanın çocuklarısınız.
ACT 3:26 Tanrı, kötülüklerinizden döndürüp sizi kutsamak için Hizmetkârı’nı, Yeşua’yı diriltip önce size gönderdi.”
ACT 4:1 Onlar halka konuşurken, kâhinler, tapınak komutanı ve Sadukiler yanlarına geldiler.
ACT 4:2 Halka öğrettikleri ve Yeşua aracılığıyla ölülerden dirilişi duyurdukları için sinirlenmişlerdi.
ACT 4:3 Ellerini üzerlerine koydular ve ertesi güne kadar gözaltında tuttular, çünkü artık akşam olmuştu.
ACT 4:4 Ama sözü duyanların birçoğu iman etti. İmanlı erkeklerin sayısı yaklaşık beş bin oldu.
ACT 4:5 Sabahleyin, onların yöneticileri, ihtiyarları ve yazıcıları Yeruşalem'de toplandılar.
ACT 4:6 Başkâhin Hanan, Kayafa, Yuhanna, İskender ve başkâhinin akrabalarının hepsi oradaydı.
ACT 4:7 Petrus’la Yuhanna’yı ortalarında durdurup, “Bunu hangi güçle ya da hangi adla yaptınız?” diye sordular.
ACT 4:8 O zaman Kutsal Ruh’la dolan Petrus onlara şöyle dedi: “Ey halkın yöneticileri ve İsrael’in ihtiyarları!
ACT 4:9 Eğer bugün sakat bir adama yapılan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyorsa, bu adamın nasıl iyileştirildiği konusunda,
ACT 4:10 hepiniz ve bütün İsrael halkı şunu bilsin ki, bu adam çarmıha gerdiğiniz ve Tanrı’nın ölümden dirilttiği Nasıralı Yeşua Mesih’in adıyla, O'nda önünüzde sağlam duruyor.
ACT 4:11 O, ‘Siz yapıcıların değersiz saydığı, köşenin baş taşı olan Taş’tır.’
ACT 4:12 Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur, çünkü göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur!”
ACT 4:13 Şimdi Petrus ve Yuhanna’nın cesaretini görüp onların eğitimsiz ve cahil insanlar olduklarını anladıklarında, şaştılar. Yeşua’yla birlikte olduklarını fark ettiler.
ACT 4:14 İyileşen adamın Petrus ve Yuhanna’nın yanlarında durduğunu görünce, hiçbir karşılık veremediler.
ACT 4:15 Ama onların kuruldan dışarı çıkarılmalarını buyurduktan sonra, kendi aralarında tartıştılar.
ACT 4:16 “Bu adamları ne yapacağız? Çünkü onlar aracılığıyla, Yeruşalem'de oturan herkesin açıkça görebileceği gibi, dikkate değer bir mucize yapıldı ve bunu inkâr edemeyiz.
ACT 4:17 Ama bu, halk arasında daha fazla yayılmasın diye, onları tehdit edelim. Öyle ki, bundan böyle Yeşua’nın adından kimseye söz etmesinler” dediler.
ACT 4:18 Onları çağırdılar, Yeşua’nın adıyla hiç konuşmamalarını ve öğretmemelerini buyurdular.
ACT 4:19 Ama Petrus’la Yuhanna onlara şu karşılığı verdiler: “Sizi Tanrı’dan çok dinlemek Tanrı gözünde doğru mudur? Buna kendiniz karar verin.
ACT 4:20 Çünkü biz gördüğümüz ve duyduğumuz şeyleri anlatmadan edemeyiz.”
ACT 4:21 Onları daha fazla tehdit ettikten sonra, halk yüzünden onları cezalandırmanın bir yolunu bulamayıp serbest bıraktılar. Çünkü yapılan bu şey için herkes Tanrı'yı yüceltiyordu.
ACT 4:22 Bu şifa mucizesinin yapıldığı adam kırk yaşını geçmişti.
ACT 4:23 Serbest bırakıldıktan sonra arkadaşlarının yanına döndüler. Başkâhinlerle ileri gelenlerin kendilerine söyledikleri her şeyi onlara anlattılar.
ACT 4:24 Bunu duyunca, hep birlikte seslerini yükselterek Tanrı’ya şöyle dediler: “Ey Efendiniz! Gökyüzünü, yeryüzünü, denizi ve onlarda bulunan her şeyi yaratan sensin.
ACT 4:25 Hizmetkârın David’in ağzından bildirdin: ‘Uluslar neden hiddetlendi, halklar neden boş şey tasarlıyor?
ACT 4:26 Yeryüzü kralları karşı koyuyor, Yönetenler, Efendi’ye ve Mesih’ine karşı birlikte düzen kuruyor.’”
ACT 4:27 “Gerçekten, Hirodes ve Pontius Pilatus, öteki uluslar ve İsrael halkıyla birlikte, meshettiğin kutsal Hizmetkâr’ın Yeşua’ya karşı,
ACT 4:28 Senin elinin ve tasarının önceden olmasını kararlaştırdığı her şeyi yapmak için bir araya toplandılar.
ACT 4:29 Şimdi, Efendimiz, onların savurduğu tehditlere bak! Sözünü tam bir cesaretle duyurabilmek için biz hizmetkârlarına güç ver.
ACT 4:30 Kutsal Hizmetkâr’ın Yeşua’nın adıyla hastaları iyileştirmek için, belirtiler ve harikalar yapmak için elini uzat.”
ACT 4:31 Dua ettikten sonra toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh’la doldu ve Tanrı’nın sözünü cesaretle duyurdular.
ACT 4:32 İnananlar kalabalığı tek yürek ve tek candı. Onlardan hiçbiri sahip olduğu bir şey için “Bu benimdir” demiyordu, ama her şeyleri ortaktı.
ACT 4:33 Elçiler büyük bir güçle Efendi Yeşua’nın dirildiğine tanıklık ediyorlardı. Hepsinin üzerinde büyük bir lütuf vardı.
ACT 4:34 Aralarında yoksul olan yoktu. Toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satıyor,
ACT 4:35 sattıklarının bedelini getirip elçilerin ayaklarının önüne koyuyordu; dağıtım da her birinin ihtiyacına göre yapılıyordu.
ACT 4:36 Elçiler tarafından Barnabas, (yani Teşvik Oğlu diye tercüme edilir) diye de anılan, Kıbrıs'lı bir Levili olan Yosef'in,
ACT 4:37 Bir tarlası vardı, onu sattı parayı getirip elçilerin ayaklarına bıraktı.
ACT 5:1 Ancak Hananya adında bir adam, karısı Safira’yla birlikte bir mülk sattı.
ACT 5:2 Paranın bir kısmını kendine sakladı. Karısı da bunun farkındaydı, sonra paranın belli bir kısmını getirip elçilerin ayakları önüne bıraktı.
ACT 5:3 Petrus, “Hananya, neden Şeytan yüreğini doldurdu, Kutsal Ruh’a yalan söyledin ve tarlanın bedelinin bir kısmını sakladın?” dedi.
ACT 5:4 O dururken, senin değil miydi? Satıldıktan sonra senin elinde değil miydi? Nasıl oldu da bu şeyi yüreğine koydun? Sen insanlara değil, Tanrı’ya yalan söyledin.”
ACT 5:5 Hananya bu sözleri duyunca yere düşüp öldü. Bunları duyan herkesin üzerine büyük bir korku geldi.
ACT 5:6 Gençler kalkıp onu kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.
ACT 5:7 Yaklaşık üç saat sonra karısı olanlardan habersiz içeri girdi.
ACT 5:8 Petrus ona, “Söyle bana, mülkü bu kadara mı sattınız?” diye karşılık verdi. Kadın, “Evet, o kadara” dedi.
ACT 5:9 Petrus ona, “Efendi'nin Ruhu'nu sınamak için nasıl oldu da anlaştınız? İşte, kocanı gömenlerin ayakları kapıda, seni dışarı taşıyacaklar” dedi.
ACT 5:10 Kadın hemen onun ayaklarının dibine düşüp öldü. İçeri giren gençler onu ölü buldular. Onu da dışarı taşıyıp kocasının yanına gömdüler.
ACT 5:11 Bütün topluluğun ve bunları duyanların hepsinin üzerine büyük bir korku geldi.
ACT 5:12 Elçiler aracılığıyla halk arasında birçok belirti ve harikalar yapılıyordu. Hepsi birlikte Solomon’un Eyvanı’nda bulunuyordu.
ACT 5:13 Halk onlara büyük saygı duyduğu halde, geri kalan hiç kimse onlara katılmaya cesaret edemiyordu.
ACT 5:14 İman eden daha bir çok erkek ve kadın Efendi'ye katılıyordu.
ACT 5:15 Öyle ki, yoldan geçen Petrus’un hiç değilse gölgesi bazılarının üzerine düşsün diye insanlar, hastaları sokaklara çıkarıp yatak ve döşekler üzerine yatırıyorlardı.
ACT 5:16 Kalabalığın bir kısmı da Yeruşalem çevresindeki kentlerden geldiler, hastaları ve kirli ruhlar tarafından işkence görenleri getirdiler ve hepsi iyileştiler.
ACT 5:17 Ama başkâhin ve onunla birlikte olanların hepsi (bu Sadukiler mezhebidir) kalktılar ve kıskançlıkla doldular.
ACT 5:18 Elçilerin üzerine ellerini koyduktan sonra onları göz altına aldılar.
ACT 5:19 Ama Efendi’nin bir meleği geceleyin zindan kapılarını açıp onları dışarı çıkarttı.
ACT 5:20 “Gidin, tapınakta durun ve bu Yaşam Sözleri’nin tümünü halka bildirin” dedi.
ACT 5:21 Onlar bunu duyunca gün ağarırken tapınağa girip öğrettiler. Ancak başkâhin ve onunla birlikte olanlar gelip Yüksek Kurul’u, İsrael'in çocuklarının bütün ileri gelenlerini bir araya çağırdılar ve onları getirtmeleri için zindana adam gönderdiler.
ACT 5:22 Ama görevliler zindana vardıklarında onları bulamadılar. Geri dönüp şu haberi verdiler:
ACT 5:23 “Tutukevini kapalı ve kilitli bulduk. Nöbetçiler de kapılarda bekliyordu. Ama kapıları açtığımızda içeride kimseyi bulamadık!”
ACT 5:24 Tapınak komutanıyla başkâhinler bu sözleri duyunca onlar hakkında ve bu nereye varacak diye şaşkına döndüler.
ACT 5:25 Biri gelip onlara, “İşte, zindana attığınız adamlar tapınakta durmuş halka öğretiyor” dedi.
ACT 5:26 Bunun üzerine komutan görevlilerle birlikte gidip onları zor kullanmadan getirdi. Çünkü halkın kendilerini taşlamasından korkuyorlardı.
ACT 5:27 Onları getirip Yüksek Kurul’un önüne koydular. Başkâhin onları sorgulayıp,
ACT 5:28 “Size bu isimle öğretmemenizi kesin bir dille buyurmadık mı?” dedi. “İşte, Yeruşalem’i kendi öğretilerinizle doldurdunuz ve bu adamın kanını üzerimize getirmek istiyorsunuz”
ACT 5:29 Ama Petrus ve elçiler, “İnsanlardan çok Tanrı’ya itaat etmeliyiz” diye karşılık verdiler.
ACT 5:30 “Sizin ağaca asıp öldürdüğünüz Yeşua’yı atalarımızın Tanrısı diriltti.
ACT 5:31 İsrael’e tövbe ve günahların bağışlanmasını vermek için Tanrı O’nu Hükümdar ve Kurtarıcı olarak kendi sağına yükseltti.
ACT 5:32 Biz bu şeylerin tanıklarıyız. Tanrı’nın kendisine itaat edenlere verdiği Kutsal Ruh da tanıktır.”
ACT 5:33 Ama onlar bunu duyduklarında yüreklerine hançer saplandı ve onları öldürmeye karar verdiler.
ACT 5:34 Ama halkın tümü tarafından saygı duyulan bir Kutsal Yasa öğretmeni olan Gamaliel adındaki bir Ferisi Yüksek Kurul’da ayağa kalktı, elçilerin kısa bir süre için dışarı çıkarılmasını buyurdu.
ACT 5:35 Kurul üyelerine şöyle dedi: “Ey İsraelliler, bu adamlar hakkında yapmak üzere olduğunuz şeye dikkat edin.
ACT 5:36 Çünkü bu günlerden önce kendini önemli biri gibi gösteren Tevdas ayaklanmıştı. Dört yüz kadar adam da ona katılmıştı. Tevdas öldürüldü, sözünü dinleyenlerin hepsi de dağıldı, yok oldular.
ACT 5:37 Onun ardından, nüfus sayımı yapıldığı günlerde Galileli Yahuda bazı insanları peşinden sürükleyerek ayaklandı. O da yok oldu, sözünü dinleyenlerin hepsi de dağıldı.
ACT 5:38 Şimdi size diyorum ki, bu adamlardan ayrılın ve onları rahat bırakın. Çünkü eğer bu öğüt ya da bu iş insanlardansa, yıkılacaktır.
ACT 5:39 Ama eğer Tanrı’dansa, onu yıkamazsınız, hatta kendinizi Tanrı’ya karşı savaşıyor bulabilirsiniz!”
ACT 5:40 Onlar da ona katıldılar. Elçileri çağırtıp onları dövdüler. Yeşua’nın adından söz etmemelerini buyurduktan sonra serbest bıraktılar.
ACT 5:41 Böylece onlar Yeşua’nın adından ötürü hakarete layık görüldükleri için sevinçle Yüksek Kurul’un önünden ayrıldılar.
ACT 5:42 Her gün, tapınakta ve evde, öğretmekten ve Yeşua Mesih'i duyurmaktan vazgeçmediler.
ACT 6:1 O günlerde öğrencilerin sayısı çoğalınca, Helenistler İbraniler'e karşı şikâyette bulundular; çünkü onların dul kadınları günlük hizmette ihmal ediliyordu.
ACT 6:2 Onikiler, öğrencilerden oluşan kalabalığı yanlarına çağırıp, “Tanrı sözünü bırakıp sofralarda hizmet etmemiz uygun olmaz” dediler.
ACT 6:3 Bu nedenle, kardeşler, aranızdan iyilikleriyle tanınan, Kutsal Ruh'la ve bilgelikle dolu yedi kişi seçin; onları bu işin başına atayalım.
ACT 6:4 Ama biz duada ve sözün hizmetinde kararlılıkla devam edeceğiz.”
ACT 6:5 Bu sözler bütün topluluğu memnun etti. İmanla ve Kutsal Ruh’la dolu bir adam olan Stefanos’u, Filipus’u, Prohoros’u, Nikanor’u, Timon’u, Parmenas’ı ve Yahudiliğe dönen Antakyalı Nikolas’ı seçtiler.
ACT 6:6 Onları elçilerin önünde durdurdular. Elçiler de dua ettikten sonra, ellerini onların üzerlerine koydular.
ACT 6:7 Tanrı’nın sözü yayılıyor, Yeruşalem’deki öğrencilerin sayısı çok artıyordu. Kâhinlerden büyük bir topluluk imana itaat etti.
ACT 6:8 İmanla ve güçle dolu olan Stefanos halk arasında büyük belirtiler ve harikalar yapıyordu.
ACT 6:9 Ama Özgürlükçüler Havrası diye anılan havradan bazıları ve Kirene’den, İskenderiye’den, Kilikya’dan ve Asya İli’nden bazı kişiler, Stefanos’la çekişiyorlardı.
ACT 6:10 Ama Stefanos’un konuşmasındaki bilgeliğe ve Ruh’a karşı koyamadılar.
ACT 6:11 Sonra gizlice adamları kandırıp onlara, “Stefanos’un Moşe’ye ve Tanrı’ya karşı küfür dolu sözler söylediğini duyduk” dedirttiler.
ACT 6:12 Böylelikle halkı, ihtiyarları ve yazıcıları kışkırttılar, onun üzerine geldiler ve onu yakaladılar, sonra Kurul’un önüne getirdiler.
ACT 6:13 “Bu adam bu kutsal yere ve Yasa’ya karşı konuşmaktan vazgeçmiyor” diyen yalancı tanıklar koydular.
ACT 6:14 “Çünkü onun, 'Nasıralı Yeşua’nın burayı yıkacak ve Moşe’nin bize emanet ettiği töreleri değiştirecek' dediğini duyduk.”
ACT 6:15 Kurul’da oturanların hepsi, gözlerini ona dikince, yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.
ACT 7:1 Başkâhin, “Bu şeyler böyle mi?” dedi.
ACT 7:2 Stefanos, “Kardeşler ve babalar, dinleyin” dedi. “Atamız Avraham, Harran’da yaşamadan önce daha Mezopotamya’dayken Yüce Tanrı ona göründü.
ACT 7:3 Ve ona şöyle dedi: ‘Ülkenden ve akrabalarının yanından çık, sana göstereceğim diyara gel.’
ACT 7:4 Bundan sonra Avraham Keldaniler’in ülkesinden çıkıp Harran’da yaşadı. Babası öldükten sonra, oradan, Tanrı onu şimdi yaşamakta olduğunuz bu ülkeye getirdi.
ACT 7:5 Ona orada miras, ayak basacak kadar bile yer vermedi. Ona ve kendisinden sonra gelecek soyuna, henüz çocuğu yokken, orayı mülk olarak vereceğine söz verdi.
ACT 7:6 Tanrı şöyle dedi: Soyundan gelenler yabancı bir memlekette yabancı olarak yaşayacak, dört yüz yıl köle olarak çalıştırılacak ve kötü muamele görecekler.
ACT 7:7 Tanrı, “Köle olacakları ulusu yargılayacağım” dedi, “ve ondan sonra çıkıp bu yerde bana hizmet edecekler.”
ACT 7:8 Tanrı ona sünnet antlaşmasını verdi. Böylece Avraham İshak’ın babası oldu ve onu sekizinci gün sünnet etti. İshak Yakov’un babası oldu, Yakov da on iki büyük ataların babası oldu.”
ACT 7:9 “Büyük atalar Yosef’i kıskanıp onu Mısır’a sattılar. Tanrı onunla birlikteydi.
ACT 7:10 Onu bütün sıkıntılarından kurtardı ve Mısır Kralı Firavun’un önünde Yosef’e lütuf ve bilgelik verdi. Firavun onu Mısır’a ve bütün evi üzerine vali olarak atadı.
ACT 7:11 Bütün Mısır ve Kenan diyarı üzerine kıtlık ve büyük sıkıntı geldi. Atalarımız yiyecek bulamadılar.
ACT 7:12 Ama Yakov Mısır’da buğday olduğunu duyunca, ilk kez atalarımızı oraya gönderdi.
ACT 7:13 İkinci seferde Yosef kardeşlerine belli edildi, Yosef’in soyu da Firavun'a belli edildi.
ACT 7:14 Yosef haber gönderip babası Yakov’u, bütün akrabalarını, yetmiş beş canı çağırttı.
ACT 7:15 Yakov Mısır’a indi. Kendisi de atalarımız da orada öldüler.
ACT 7:16 Ve Şekem’e götürülerek, Avraham’ın Şekemli Hamor oğullarından gümüş karşılığında satın almış olduğu mezara yatırıldı.”
ACT 7:17 “Ama Tanrı’nın Avraham’a verdiği sözün zamanı yaklaştığında, halk Mısır’da büyüyüp çoğalmıştı.
ACT 7:18 Ülkede Yosef’i tanımayan başka bir kral çıktı.
ACT 7:19 O, bizim soyumuzdan yararlandı ve atalarımıza kötü davrandı ve hayatta kalmasınlar diye, onları bebeklerini terk etmeye zorladı.
ACT 7:20 O sırada Moşe doğdu ve Tanrı önünde son derece güzel bir çocuktu. Üç ay babasının evinde beslendi.
ACT 7:21 Moşe dışarı atılınca, Firavun’un kızı onu alıp öz oğlu gibi büyüttü.
ACT 7:22 Moşe’ye Mısırlılar’ın her bilgeliğinde öğretildi. Sözlerinde ve işlerinde güçlü biriydi.
ACT 7:23 Ama kırk yaşına gelince, yüreğine kardeşleri olan İsrael'in çocuklarını görme isteği geldi.
ACT 7:24 Onlardan birinin haksızlığa uğradığını görünce onu savundu. Mısırlı’ya vurup ezilenin öcünü aldı.
ACT 7:25 Tanrı’nın onun eliyle kendilerini kurtaracağını kardeşlerim anlar diye düşünüyordu. Ama onlar anlamadılar.”
ACT 7:26 “Ertesi gün onlar kavga ederken onlara göründü. Onları barıştırmak isteyerek, ‘Efendiler, siz kardeşsiniz. Neden birbirinize haksızlık ediyorsunuz?’ dedi.
ACT 7:27 Ama komşusuna haksızlık eden onu itip, ‘Seni kim başımıza yönetici ve yargıç yaptı?
ACT 7:28 Dün o Mısırlı’yı öldürdüğün gibi, beni de mi öldürmek istiyorsun?’ dedi.
ACT 7:29 Moşe bu söz üzerine kaçtı. Midyan diyarında bir yabancı olarak yaşadı ve iki oğul babası oldu.”
ACT 7:30 “Kırk yıl dolunca çölde, Sina Dağı yakınında, yanan bir çalının alevleri içinde Efendi’nin bir meleği Moşe’ye göründü.
ACT 7:31 Moşe gördüklerine şaştı. Görmek için yaklaşınca, Efendi’nin sesi ona geldi.
ACT 7:32 ‘Ben atalarının Tanrısı, Avraham’ın, İshak’ın ve Yakov’un Tanrısı’yım.’ Moşe titredi ve bakmaya cesaret edemedi.
ACT 7:33 Efendi ona, ‘Çarıklarını çıkar, çünkü durduğun yer kutsal topraktır’ dedi.
ACT 7:34 Mısır’da olan halkımın sıkıntısını gerçekten gördüm, iniltilerini duydum ve onları kurtarmak için aşağıya indim. Şimdi gel, seni Mısır’a göndereceğim.’”
ACT 7:35 “Bu Moşe, ‘Seni kim yönetici ve yargıç atadı?’ diyerek reddettikleri Moşe’ydi. Tanrı onu çalıda kendisine görünen meleğinin eliyle hem yönetici hem de kurtarıcı olarak gönderdi.
ACT 7:36 Bu adam kırk yıl boyunca Mısır’da, Kızıldeniz’de ve çölde harikalar ve belirtiler yaparak onları dışarı çıkaran kişidir.
ACT 7:37 İsrael'in çocuklarına, ‘Tanrımız Efendi size kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak’ diyen adam Moşe’dir.
ACT 7:38 Bu, Sina Dağı’nda kendisine konuşan melekle birlikte çöldeki toplulukta bulunan ve bize vermek üzere diri vahiyleri alan kişidir.
ACT 7:39 Atalarımız ona itaat etmediler, onu reddettiler ve yüreklerinde Mısır’a döndüler.
ACT 7:40 Aron’a, ‘Bize öncülük edecek ilâhlar yap; çünkü bizi Mısır diyarından çıkaran o Moşe’ye ne olduğunu bilmiyoruz’ dediler.
ACT 7:41 O günlerde bir buzağı yaptılar ve o puta kurban sundular. Ellerinin işleriyle sevindiler.
ACT 7:42 Ama Tanrı onlardan dönüp peygamberlerin kitabında yazılmış olduğu gibi, onları gökyüzü ordusuna hizmet etmeye terk etti. ‘Ey İsrael evi, çölde kırk yıl boyunca bana mı sunular ve kurbanlar sundunuz?
ACT 7:43 Siz Molek’in çadırını, ilâh Refan’ın yıldızını, tapınmak için yaptığınız suretleri taşıdınız. Bu nedenle sizi Babil’in ötesine götüreceğim.’”
ACT 7:44 “Çölde atalarımızın Tanıklık Çadırı vardı. Moşe bunu, kendisiyle konuşan Tanrı’nın buyurduğu gibi, gördüğü örneğe göre yapmıştı.
ACT 7:45 Tanıklık Çadırı’nı kendi sıralarında teslim alan atalarımız, Yeşu’yla birlikte ülkelerin mülküne onu yanlarında getirdiler; o ulusları Tanrı David'in günlerine kadar atalarımızın önünden kovdu.
ACT 7:46 Tanrı’nın gözünde lütuf bulmuş olan David, Yakov’un Tanrısı’na bir konut yapmak için izin istedi.
ACT 7:47 Ama Tanrı için ev yapan Solomon'du.
ACT 7:48 Ancak En Yüce Olan, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz. Peygamberin dediği gibi,
ACT 7:49 ‘Gök benim tahtımdır, yeryüzü ayaklarımın altında tabure. Bana nasıl bir ev yapacaksın?’ diyor Efendi. Ya da dinlenme yerim neresidir?
ACT 7:50 Bunların tümünü yapan benim elim değil mi?’”
ACT 7:51 “Sizi sert enseli, yürekleri ve kulakları sünnetsiz olanlar! Tıpkı atalarınızın yaptığı gibi, sizler de her zaman Kutsal Ruh’a karşı koyuyorsunuz.
ACT 7:52 Atalarınız hangi peygambere zulmetmedi ki? Adil Olan’ın geleceğini önceden bildirenleri öldürdüler. Siz de şimdi onun hainleri ve katilleri oldunuz.
ACT 7:53 Yasa’yı meleklerin düzenledikleri gibi siz aldınız ve onu tutmadınız!”
ACT 7:54 Bunları duyduklarında yürekleri öfkeyle doldu ve ona karşı dişlerini gıcırdattılar.
ACT 7:55 Ama Kutsal Ruh’la dolu olan Stefanos, gözlerini dikkatle göğe dikti. Tanrı’nın yüceliğini ve O’nun sağında duran Yeşua’yı gördü.
ACT 7:56 “İşte! Göklerin açıldığını ve İnsanoğlu’nun Tanrı’nın sağında durmakta olduğunu görüyorum!” dedi.
ACT 7:57 Onlar yüksek sesle bağırıp kulaklarını tıkadılar, sonra hep birden ona saldırdılar.
ACT 7:58 Onu kent dışına atıp taşa tuttular. Tanıklar giysilerini Saul adındaki genç bir adamın ayaklarının dibine koydular.
ACT 7:59 Taşa tutarlarken Stefanos, “Efendi Yeşua, ruhumu al!” diye haykırdı.
ACT 7:60 Diz çöküp yüksek sesle, “Efendi, bu günahı onlara yükleme!” diye bağırdı. Bunu söyleyince uykuya daldı.
ACT 8:1 Saul, Stefanos’un öldürülmesini uygun bulmuştu. O gün Yeruşalem’de bulunan kiliseye karşı büyük bir baskı dönemi başladı. Elçiler dışında imanlıların tümü Yahudiye ve Samariya bölgelerine dağıldılar.
ACT 8:2 İnançlı erkekler Stefanos’u gömdüler ve onun için büyük yas tuttular.
ACT 8:3 Saul ise kilise topluluğunu kırıp geçiriyordu. Evden eve giriyor, kadın erkek imanlıları sürükleyip zindana atıyordu.
ACT 8:4 Böylece dağılmış olanlar sözü duyurarak dolaşıyorlardı.
ACT 8:5 Filipus Samariya Kenti’ne inip onlara Mesih’i duyurdu.
ACT 8:6 Kalabalıklar, Filipus’u dinleyip gerçekleştirdiği belirtileri görünce, hep birlikte onun sözlerine kulak verdiler.
ACT 8:7 Çünkü içinde kirli ruhlar bulunanların çoğundan, kirli ruhlar yüksek sesle bağırarak çıkıyordu. Birçok felçli ve topal iyileştirildi.
ACT 8:8 O kentte büyük bir sevinç oldu.
ACT 8:9 Ama bu kentte büyücülük yapan ve Samariya halkını şaşkına çeviren, kendini büyük biri gibi gösteren Simon adında bir adam vardı.
ACT 8:10 Küçüğünden büyüğüne herkes onu dinler ve “Bu adamdaki, işte Tanrı’nın o büyük gücüdür” derlerdi.
ACT 8:11 Onları uzun zamandır büyüleriyle şaşkına çevirdiği için onu dinlerlerdi.
ACT 8:12 Ama Filipus’un duyurduğu Tanrı’nın Krallığı'na ve Yeşua Mesih’in adıyla ilgili Müjde’ye inandıklarında, hem erkekler hem de kadınlar vaftiz oldular.
ACT 8:13 Simon’un kendisi de iman edip vaftiz olduktan sonra Filipus’un yanından ayrılmadı. Belirtilerin ve büyük mucizelerin meydana geldiğini görünce şaştı.
ACT 8:14 Yeruşalem’de bulunan elçiler, Samariya halkının Tanrı’nın sözünü kabul ettiğini duyunca, Petrus ve Yuhanna’yı onlara gönderdiler.
ACT 8:15 Onlar oraya indiklerinde, Samariyalı imanlılar Kutsal Ruh’u alsınlar diye onlar için dua ettiler.
ACT 8:16 Çünkü Ruh henüz hiçbirinin üzerine inmemişti. Yalnızca Mesih Yeşua adıyla vaftiz olmuşlardı.
ACT 8:17 Sonra ellerini üzerlerine koydular ve onlar da Kutsal Ruh’u aldılar.
ACT 8:18 Simon, Kutsal Ruh’un elçilerin ellerini koymasıyla verildiğini görünce, onlara para teklif etti.
ACT 8:19 “Bana da bu gücü verin, ellerimi kimin üzerine koyarsam Kutsal Ruh’u alsın” dedi.
ACT 8:20 Ama Petrus ona, “Tanrı’nın armağanını parayla elde edebileceğini sandığın için gümüşün de seninle birlikte yok olsun!” dedi.
ACT 8:21 “Bu işte senin ne payın ne de hissen var. Çünkü yüreğin Tanrı’nın önünde doğru değildir.
ACT 8:22 Bu nedenle, bu kötülüğünden tövbe et ve Tanrı’ya yalvar, belki yüreğinin bu düşüncesi sana bağışlanır.
ACT 8:23 Çünkü senin acılık zehrinde ve kötülüğün tutsaklığında görüyorum.”
ACT 8:24 Simon, “Benim için Efendi’ye dua edin de, bu söylediklerinin hiçbiri başıma gelmesin” dedi.
ACT 8:25 Bunun üzerine, tanıklık edip Efendi’nin sözünü duyurduktan sonra, Yeruşalem’e döndüler. Samariya’nın birçok köyünde Müjde’yi duyurdular.
ACT 8:26 Efendi’nin bir meleği Filipus’a şöyle dedi: “Kalk, Yeruşalem’den Gaza’ya inen yola, güneye doğru git; orası çöldür.”
ACT 8:27 Filipus kalkıp gitti. İşte, Etiyopyalı bir adam, Etiyopya Kraliçesi Kandaki’nin veziri, bütün hazinesinden sorumlu olan bir hadım, Yeruşalem’e tapınmak için gelmişti.
ACT 8:28 Dönüş yolunda arabasında oturmuş, Peygamber Yeşaya’yı okuyordu.
ACT 8:29 Ruh Filipus’a, “Yaklaş, şu arabaya katıl” dedi.
ACT 8:30 Filipus koştu ve onun Peygamber Yeşaya’yı okuduğunu duydu. Ona, “Okuduklarını anlıyor musun?” diye sordu.
ACT 8:31 Adam, “Biri bana açıklamadıkça nasıl anlayabilirim ki?” dedi. Filipus’a binip yanına oturması için yalvardı.
ACT 8:32 Kutsal Yazılar’dan okumakta olduğu bölüm şuydu: “Koyun gibi kesime götürüldü. Kırkıcının önünde sessiz bir kuzu gibi, öylece ağzını açmadı.
ACT 8:33 Aşağılanmasında O'nun yargısı kaldırıldı. O’nun soyunu kim beyan edecek? Çünkü O'nun yaşamı yeryüzünden alınıyor.”
ACT 8:34 Hadım Filipus’a, “Peygamber kimden söz ediyor? Kendisinden mi, yoksa başka birisinden mi?” diye karşılık verdi.
ACT 8:35 Filipus ağzını açtı ve bu Kutsal Yazı’dan başlayarak ona Yeşua’yla ilgili Müjde’yi duyurdu.
ACT 8:36 Yolda giderken su bulunan bir yere geldiler. Hadım, “İşte, burada su var” dedi. “Vaftiz olmama bir engel var mı?”
ACT 8:37 
ACT 8:38 Arabasının durmasını buyurdu. İkisi birlikte, Filipus ve hadım suya girdiler ve Filipus onu vaftiz etti.
ACT 8:39 Sudan çıkınca, Efendi’nin Ruhu Filipus’u alıp götürdü. Hadım onu bir daha görmedi ve yoluna sevinçle devam etti.
ACT 8:40 Filipus kendini Aşdot Kenti’nde buldu. Oradan geçerek, Sezariye’ye gelinceye dek Müjde’yi bütün kentlerde duyurdu.
ACT 9:1 Saul ise Efendi’nin öğrencilerine karşı hâlâ tehditleri savuruyor, ölüm soluyordu. Başkâhine gitti
ACT 9:2 Ve ondan Damaskus havralarına mektuplar istedi; eğer Yol'dan olan erkek veya kadın bulursa, onları bağlı olarak Yeruşalem'e getirebilsin.
ACT 9:3 Yol alıp Damaskus’a yaklaşırken, ansızın gökten bir ışık çevresinde parladı.
ACT 9:4 Yere düşüp bir sesin kendisine, “Saul, Saul, bana neden zulmediyorsun?” dediğini duydu.
ACT 9:5 O, “Ey Efendim, sen kimsin?” dedi. Efendi, “Ben senin zulmetmekte olduğun Yeşua’yım” dedi.
ACT 9:6 “Kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek.”
ACT 9:7 Onunla birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutulmuş olarak donup kaldılar. Sesi duydular, ama kimseyi görmediler.
ACT 9:8 Saul yerden kalktı ama gözlerini açtığında kimseyi göremedi. Onu elinden tutup Damaskus’a götürdüler.
ACT 9:9 Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul, ne bir şey yedi, ne de içti.
ACT 9:10 Şam’da Hananya adında Mesih’in bir öğrencisi vardı. Efendi ona bir görümde, “Hananya!” diye seslendi. O da, “Ey Efendim, işte ben” dedi.
ACT 9:11 Efendi ona, “Kalk, Doğru Sokak adındaki sokağa git ve Yahuda’nın evinde Saul adında Tarsuslu birini sor. Çünkü işte, kendisi dua ediyor.
ACT 9:12 Bir görümde Hananya adında bir adamın yanına geldiğini ve gözleri görsün diye ellerini kendisinin üzerine koyduğunu gördü.”
ACT 9:13 Ama Hananya şöyle yanıt verdi: “Efendim, bu adamın Yeruşalem’de bulunan kutsallarına ne denli kötülük etmiş olduğunu birçok kişiden duydum.
ACT 9:14 Burada, senin adını ananların hepsini tutuklamak için başkâhinlerden yetki almış.”
ACT 9:15 Efendi ona, ‘‘Yoluna git, çünkü o benim adımı öteki ulusların, kralların ve İsrael'in çocuklarının önünde taşımak üzere seçtiğim kaptır.
ACT 9:16 Çünkü benim adım uğruna ne kadar şeyler çekmesi gerektiğini ona göstereceğim.”
ACT 9:17 Hananya gidip o eve girdi. Saul’un üzerine ellerini koyarak, “Saul kardeş, geldiğin yolda sana görünmüş olan Efendi, görmen ve Kutsal Ruh’la dolman için beni sana gönderdi” dedi.
ACT 9:18 Hemen gözlerinden balık pulunu andıran bir şey düştü ve gözleri yeniden açıldı. Kalktı ve vaftiz oldu.
ACT 9:19 Yemek yiyip güçlendi. Saul birkaç gün Damaskus’ta bulunan öğrencilerle birlikte kaldı.
ACT 9:20 Havralarda hemen Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğunu duyurmaya başladı.
ACT 9:21 Onu işitenlerin hepsi şaştı. “Yeruşalem’de bu adı ananları mahveden adam bu değil mi? Buraya onları tutuklayıp başkâhinlere götürmek için gelmedi mi?” diyorlardı.
ACT 9:22 Saul ise daha çok güçlendi. Mesih budur diye kanıtlıyor, Şam’da yaşayan Yahudiler’i şaşkına çeviriyordu.
ACT 9:23 Çok günler geçtikten sonra, Yahudiler onu öldürmek için düzen kurdular.
ACT 9:24 Ama kurdukları düzenden Saul haberdar oldu. Onu öldürmek için gece gündüz kapıları gözlüyorlardı.
ACT 9:25 Ama öğrencileri geceleyin onu kentin surlarından sarkıttıkları bir küfe içinde aşağı indirdiler.
ACT 9:26 Saul Yeruşalem’e varınca öğrencilerin arasına katılmaya çalıştı. Ama hepsi ondan korkuyor ve onun bir öğrenci olduğuna inanmıyordu.
ACT 9:27 Barnabas onu alıp elçilere götürdü. Onlara, Saul’un yolda Efendi’yi nasıl gördüğünü ve Efendi’nin onunla konuştuğunu, Damaskus’ta da onun Yeşua’nın adını nasıl cesaretle duyurduğunu bildirdi.
ACT 9:28 Saul artık onlarla birlikteydi. Yeruşalem’e girip her yerde Efendi Yeşua’nın adını korkusuzca duyuruyordu.
ACT 9:29 Helenistlerle konuşup tartışıyordu. Ama onlar onu öldürmeye çalışıyordu.
ACT 9:30 Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariye’ye götürüp oradan da Tarsus’a yolladılar.
ACT 9:31 Böylece bütün Yahudiye, Galile ve Samariya’daki kiliseler esenlik içindeydi ve bina oluyordu. Efendi korkusu içinde ve Kutsal Ruh’un tesellisinde yürüyerek çoğalıyordu.
ACT 9:32 Her yanı dolaşan Petrus, Lidda’da yaşayan kutsallara da indi.
ACT 9:33 Orada sekiz yıldır yatalak olan felçli birini buldu. Adamın adı Aneas’dı.
ACT 9:34 Petrus ona, “Aneas, Yeşua Mesih seni iyileştiriyor. Kalk ve yatağını yap!” dedi. O hemen kalktı.
ACT 9:35 Lidda ve Şaron’da yaşayanların hepsi onu görünce Efendi’ye döndüler.
ACT 9:36 Yafa’da, Tabita adında bir Mesih öğrencisi vardı. Tabita tercümesi ceylan demektir. Bu kadın sürekli iyilik yapıp yoksullara yardım ederdi.
ACT 9:37 O günlerde hastalanıp öldü. Onu yıkadıktan sonra üst kattaki odaya yatırdılar.
ACT 9:38 Lidda Yafa’ya yakın olduğu için, öğrenciler Petrus’un orada olduğunu duyunca ona iki kişi gönderip, “Gecikmeden yanımıza gel” diye yalvardılar.
ACT 9:39 Petrus kalkıp onlarla birlikte gitti. Gelince, onu üst kattaki odaya götürdüler. Bütün dullar gözyaşıyla yanında durup, ona kendileriyle birlikteyken Ceylan’ın yapmış olduğu entari ve üstlükleri gösterdiler.
ACT 9:40 Petrus hepsini dışarı çıkardı ve diz çöküp dua etti. Sonra cesede dönerek, “Tabita, kalk!” dedi. Kadın gözlerini açtı, Petrus’u görünce doğrulup oturdu.
ACT 9:41 Petrus elini uzatıp onu ayağa kaldırdı. Kutsalları ve dul kadınları çağırdı ve onu diri olarak onlara teslim etti.
ACT 9:42 Bütün Yafa bundan haberdar oldu ve birçok kişi Efendi’ye iman etti.
ACT 9:43 Petrus çok günler Yafa’da, Simon adında bir dericinin yanında kaldı.
ACT 10:1 Sezariye’de İtalyan taburunda Kornelius adında bir yüzbaşı vardı.
ACT 10:2 İnançlı bir adamdı ve bütün ev halkı Tanrı'dan korkardı. Muhtaçlara cömertçe bağışta bulunur ve Tanrı’ya sürekli dua ederdi.
ACT 10:3 Günün dokuzuncu vakit sularında bir görümde Tanrı’nın bir meleğinin kendisine geldiğini apaçık gördü. Melek ona, “Kornelius!” diye seslendi.
ACT 10:4 Korkuyla gözlerini ona dikti, “Ne var ey Efendim?” dedi. Ona, “Duaların ve muhtaçlara olan bağışların anılmak üzere Tanrı önüne çıktılar.
ACT 10:5 Şimdi Yafa’ya adam gönder ve Petrus da denilen Simon’u çağırt.
ACT 10:6 Petrus, evi deniz kıyısında bulunan Simon adında bir dericinin yanında kalıyor.’’
ACT 10:7 Kendisiyle konuşan melek ayrıldıktan sonra, Kornelius hizmetkârlarından ikisini ve sürekli yanında bulunan inançlı bir askeri çağırdı.
ACT 10:8 Onlara her şeyi anlattıktan sonra Yafa’ya gönderdi.
ACT 10:9 Ertesi gün onlar yol alıp kente yaklaşırken, Petrus öğleye doğru dua etmek için dama çıktı.
ACT 10:10 Acıktığı için yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.
ACT 10:11 Göğün açıldığını ve büyük bir örtüyü andıran bir kabın dört köşesinden yeryüzüne indirildiğini gördü.
ACT 10:12 İçinde, yeryüzünün her türden dört ayaklı hayvanları, sürüngenler ve gökyüzünün kuşları vardı.
ACT 10:13 Ona, “Kalk Petrus, kes ve ye!” diye bir ses geldi.
ACT 10:14 Petrus, “Hayır, Efendim!” dedi. “Ben hiçbir zaman bayağı ya da murdar bir şey yemedim.”
ACT 10:15 Ses ikinci kez ona seslendi: “Tanrı’nın temiz kıldıklarını kirli sayma.”
ACT 10:16 Bu, üç kez yinelendi ve o şey hemen göğe alındı.
ACT 10:17 Petrus gördüğü görümün ne anlama gelebileceğini şaşkınlık içinde düşünürken, İşte, Kornelius'un gönderdiği adamlar, Simon’un evini soruşturup kapının önünde durdular,
ACT 10:18 Ve yanlarına gelip, Petrus da denilen Simon’un orada kalıp kalmadığını sordular.
ACT 10:19 Petrus bu görümü düşünürken, Ruh ona, “İşte, üç kişi seni arıyor” dedi.
ACT 10:20 Kalk, aşağıya in ve hiç çekinmeden onlarla birlikte git. Çünkü onları ben gönderdim” dedi.
ACT 10:21 Petrus aşağıya inip adamlara, “İşte, aradığınız kişi benim” dedi. “Neden geldiniz?”
ACT 10:22 Onlar, “Doğru ve Tanrı’dan korkan, bütün Yahudi ulusu tarafından hakkında iyi konuşulan, Kornelius adında bir yüzbaşı var” dediler. “Kutsal bir melek ona, sözlerini dinlemek üzere seni evine çağırmasını söyledi.”
ACT 10:23 Böylece Petrus onları içeri çağırdı ve kalacak bir yer sağladı. Ertesi gün Petrus kalkıp onlarla birlikte yola çıktı. Yafa’dan olan bazı kardeşler de ona eşlik etti.
ACT 10:24 Ertesi gün Sezariye’ye vardılar. Kornelius, onları bekliyordu. Akrabalarını ve yakın arkadaşlarını da çağırmıştı.
ACT 10:25 Petrus içeri girince Kornelius onu karşıladı, ayaklarına kapandı ve ona tapındı.
ACT 10:26 Ama Petrus onu kaldırıp, “Kalk! Ben de bir insanım” dedi.
ACT 10:27 Kornelius’la konuşarak içeri giren Petrus, içerde birçok insanı toplanmış buldu.
ACT 10:28 Onlara şöyle dedi: “Yahudi olan birinin başka bir ulustan birine katılmasının ya da yanına gitmesinin yasamıza uygun olmadığını bilirsiniz. Ama Tanrı bana, hiç kimseye bayağı veya murdar dememem gerektiğini gösterdi.
ACT 10:29 Bu yüzden çağrıldığımda hiç itiraz etmeden geldim. Bundan ötürü soruyorum, beni neden çağırdığınız?”
ACT 10:30 Kornelius, “Dört gün önce bu saate kadar oruç tutuyordum. Dokuzuncu vakitte evimde dua ediyordum. İşte, parlak giysiler içinde bir adam önümde durdu.
ACT 10:31 ‘Kornelius’ dedi. ‘Duan işitildi ve muhtaçlar için olan bağışların Tanrı önünde anıldı.
ACT 10:32 Bu nedenle Yafa’ya adam gönder ve Petrus da denilen Simon’u çağırt. Kendisi deniz kenarındaki Simon adında bir dericinin evinde kalıyor. Geldiğinde seninle konuşacak.’
ACT 10:33 O yüzden hemen sana haber gönderdim. Sen de gelmekle bize iyilik ettin. Bu nedenle hepimiz burada, Tanrı’nın sana buyurduğu her şeyi duymak için Tanrı önünde hazırız.”
ACT 10:34 Petrus ağzını açıp şöyle dedi: “Gerçekten de Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını anlıyorum.
ACT 10:35 Ama her ulusta kendisinden korkan ve doğru olanı yapan O'nun tarafından kabul görür.
ACT 10:36 Sözü’nü İsrael'in çocuklarına gönderdi, herkesin Efendisi olan Yeşua Mesih aracılığıyla esenliği müjdeledi.
ACT 10:37 Yuhanna’nın vaftiz çağrısından sonra Galile’den başlayarak tüm Yahudiye’de duyurulan olayı siz kendiniz biliyorsunuz.
ACT 10:38 Tanrı'nın, Nasıralı Yeşua'yı Kutsal Ruh'la ve kudretle nasıl meshettiğini, iyilik yaparak ve İblis'in baskısı altında olan herkesi iyileştirerek nasıl dolaştığını biliyorsunuz. Çünkü Tanrı O'nunla birlikteydi.
ACT 10:39 Bizler Yahudiler’in ülkesinde ve Yeruşalem’de O’nun yaptığı işlerin tanıklarıyız. O’nu bir ağaca asarak öldürdüler.
ACT 10:40 Tanrı O’nu üçüncü gün diriltti ve açıkça gösterdi,
ACT 10:41 Ama bütün halka değil, Tanrı’nın önceden seçtiği tanıklar olan bizlere gösterdi. O, ölümden dirildikten sonra O’nunla birlikte yiyip içtik.
ACT 10:42 Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin O olduğunu halka duyurmamızı ve buna tanıklık etmemizi buyurdu.
ACT 10:43 Bütün peygamberler O’nun hakkında tanıklıkta bulunmuşlardır. O’na iman eden herkesin günahlarından bağışlanacağını bildirmişlerdir.”
ACT 10:44 Petrus daha bu sözleri söylerken, Kutsal Ruh, sözü işitenlerin hepsinin üzerine indi.
ACT 10:45 Petrus’la birlikte gelmiş olan sünnetli imanlılar, Kutsal Ruh’un armağanının öteki ulusların da üzerine dökülmesine şaştılar.
ACT 10:46 Çünkü onların başka dillerde konuştuklarını ve Tanrı’yı yücelttiklerini duydular. O zaman Petrus,
ACT 10:47 “Bu insanların suyla vaftiz olmasına kim engel olabilir? Onlar da bizim gibi Kutsal Ruh’u aldılar” dedi.
ACT 10:48 Onlara Yeşua Mesih’in adıyla vaftiz olmalarını buyurdu. O zaman ondan birkaç gün kalmasını istediler.
ACT 11:1 Elçiler ve Yahudiye’deki kardeşler, öteki ulusların da Tanrı’nın sözünü kabul ettiklerini duydular.
ACT 11:2 Petrus Yeruşalem’e çıktığında, sünnet yanlıları onunla çekiştiler.
ACT 11:3 “Sünnetsizlerin yanına girip onlarla yemek yemişsin!” dediler.
ACT 11:4 Petrus ise olanları sırayla onlara anlatıp,
ACT 11:5 “Ben Yafa Kenti'nde dua ettiğim sırada kendimden geçtim ve bir görüm gördüm” dedi. “Büyük bir örtüyü andıran bir kap dört köşesinden sarkıtılıp, gökten indiğini ve yanıma kadar geldiğini gördüm.
ACT 11:6 Dikkatle bakınca, örtünün içinde, yeryüzünün dört ayaklılarını, yabanıl hayvanları, sürüngenleri ve gökyüzünün kuşlarını gördüm.
ACT 11:7 Bir sesin bana, ‘Kalk Petrus, kes ve ye!’ dediğini işittim.
ACT 11:8 Ama ben, ‘Hayır, Efendim’ dedim. ‘Çünkü ağzıma hiçbir zaman bayağı ve murdar bir şey girmedi.’
ACT 11:9 Ses ikinci kez gökten, ‘Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen murdar deme’ dedi.
ACT 11:10 Bu tam üç kez tekrarlandı. Sonra her şey yeniden göğe çekildi.
ACT 11:11 İşte, hemen Sezariye’den bana gönderilmiş olan üç adam bulunduğumuz evin önünde durdular.
ACT 11:12 Ruh bana, hiç ayrım yapmadan onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de bana eşlik ettiler ve birlikte adamın evine girdik.
ACT 11:13 Adam bize, bir meleğin evinde kendisine göründüğünü anlattı. Melek ona, ‘Yafa’ya adam gönder, Petrus da denilen Simon’u çağırt.
ACT 11:14 O size, senin ve tüm ev halkının kurtuluş bulacağı sözler söyleyecek’ diye bildirmiş.
ACT 11:15 Ben konuşmaya başlayınca, Kutsal Ruh başlangıçta bizim üzerimize indiği gibi onların üzerine de indi.
ACT 11:16 Efendi’nin sözünü hatırladım: ‘Gerçi Yuhanna suyla vaftiz etti, ama siz Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.’
ACT 11:17 Bizler Efendi Yeşua Mesih’e iman ettiğimizde bize verdiği aynı armağanı Tanrı onlara da verdiyse, ben kim oluyorum ki, Tanrı’ya karşı çıkayım?”
ACT 11:18 Bunları duyunca sustular ve Tanrı’yı yücelterek, “Öyleyse Tanrı diğer uluslara da tövbe etme ve yaşama kavuşma bağışında bulundu!” dediler.
ACT 11:19 Stefanos’un öldürülmesiyle ortaya çıkan baskı sonucu dağılanlar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya’ya kadar gittiler. Sözü sadece Yahudiler’e duyuruyorlardı.
ACT 11:20 Ama içlerinden Kıbrıslı ve Kireneli olan bazıları, Antakya’ya geldiklerinde Helenistler ile konuşup onlara Efendi Yeşua’yı duyurdular.
ACT 11:21 Efendi’nin eli onlarla birlikteydi ve bir çokları inanıp Efendi’ye döndü.
ACT 11:22 Onlar hakkındaki haber Yeruşalem’deki kilisenin kulaklarına ulaştı. Antakya’ya kadar gitmesi için Barnabas’ı gönderdiler.
ACT 11:23 O geldiğinde Tanrı’nın lütfunu görünce sevindi. Hepsini yürekten Efendi’ye yakın kalmaları için teşvik etti.
ACT 11:24 Barnabas Kutsal Ruh’la ve imanla dolu iyi bir adamdı. Böylece Efendi’ye birçok kişi katıldı.
ACT 11:25 Barnabas, Saul’u aramak için Tarsus’a gitti.
ACT 11:26 Onu bulunca Antakya’ya getirdi. Bir yıl boyunca orada bulunan toplulukla bir araya gelerek birçok insana öğrettiler. Öğrencilere ilk olarak Antakya’da Hristiyanlar denildi.
ACT 11:27 O günlerde Yeruşalem’den Antakya’ya peygamberler indi.
ACT 11:28 İçlerinden Hagavos adında biri ayağa kalkıp Ruh aracılığıyla, dünya üzerinde büyük bir kıtlık olacağını bildirdi. Bu da Klavdius’un günlerinde oldu.
ACT 11:29 Öğrenciler, her biri bolluğuna göre, Yahudiye’de yaşayan kardeşlere iletilmek üzere yardım göndermeye karar verdi.
ACT 11:30 Onlar da bunu yaptılar ve Barnabas ve Saul'un eliyle ihtiyarlara gönderdiler.
ACT 12:1 O sıralarda Kral Hirodes, topluluktan bazılarına eziyet etmek için el uzattı.
ACT 12:2 Yuhanna’nın kardeşi Yakov’u kılıçla öldürttü.
ACT 12:3 Bunun Yahudiler’i memnun ettiğini görünce, Petrus’u da yakalattı. Bu, Mayasız Ekmek günleri sırasındaydı.
ACT 12:4 Onu tutuklattıktan sonra hapse attı. Pesah Bayramı’ndan sonra onu halkın önüne çıkarmak niyetindeydi. Onu gözetlemek üzere dörder kişilik dört takım askere teslim etti.
ACT 12:5 Petrus bu nedenle zindanda tutuldu. Ama topluluk onun için Tanrı’ya sürekli dua ediyordu.
ACT 12:6 Hirodes’in onu ortaya çıkaracağı aynı gece, Petrus çift zincirle bağlı iki asker arasında uyuyordu. Kapının önündeki gardiyanlar da zindanı koruyorlardı.
ACT 12:7 Ve işte, Efendi’nin bir meleği Petrus’un yanında durdu, hücrede ışık parladı. Melek Petrus’un böğrüne vurup, “Çabuk kalk!” diyerek onu uyandırdı. Petrus’un ellerindeki zincirler düştü.
ACT 12:8 Melek ona, “Kuşan, çarıklarını giy” dedi. Öyle yaptı. Ona, “Üstlüğünü giy ve ardımdan gel” dedi.
ACT 12:9 Dışarı çıkıp ardından gitti. Meleğin yaptığının gerçek olduğunu bilmiyordu, yalnızca bir görüm gördüğünü sanıyordu.
ACT 12:10 Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçtikten sonra kente açılan demir kapıya geldiler. Kapı kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokağı geçtiler. Melek birdenbire ondan ayrıldı.
ACT 12:11 Kendine gelen Petrus, “Efendi’nin bana meleğini gönderip Hirodes’in elinden ve Yahudi halkının uğramamı beklediği her şeyden beni kurtardığını şimdi gerçekten anlıyorum” dedi.
ACT 12:12 Bunları düşünerek Mariyam’ın evine gitti. Mariyam Markos da denilen Yuhanna’nın annesiydi. Orada birçok kişi dua ediyordu.
ACT 12:13 Petrus dış kapıyı çalınca, Roda adlı bir hizmetçi kız yanıt vermeye geldi.
ACT 12:14 Petrus’un sesini tanıyan kız, sevincinden kapıyı açmadan yeniden içeri koştu. Petrus’un kapının önünde durduğunu bildirdi.
ACT 12:15 Ona, “Sen çıldırmışsın!” dediler. Ama kız öyle diye ısrar edince, “Onun meleğidir” dediler.
ACT 12:16 Petrus ise kapıyı çalmayı sürdürdü. Kapıyı açtıklarında onu kapıda görünce şaştılar.
ACT 12:17 Petrus, eliyle susmaları için işaret etti. Efendi’nin kendisini zindandan nasıl çıkardığını onlara anlattı. “Bunları Yakov’a ve kardeşlere duyurun” dedi. Sonra oradan ayrılıp başka bir yere gitti.
ACT 12:18 Gün doğar doğmaz askerler arasında Petrus'un başına gelenler konusunda küçük olmayan bir kargaşa çıktı.
ACT 12:19 Hirodes onu arattı, bulamayınca da nöbetçileri sorguya çekti ve öldürülsünler diye buyruk verdi. Hirodes Yahudiye’den Sezariye’ye inip bir süre orada kaldı.
ACT 12:20 Hirodes, Sur ve Sayda halkına çok öfkelenmişti. Hepsi birden onun yanına geldiler ve kralın özel yardımcısı Vlastus'u kendilerine dost edinerek barış istediler. Çünkü ülkeleri yiyecek için kralın ülkesine bağlıydı.
ACT 12:21 Belirlenen günde Hirodes, kraliyet giysilerini giydi, tahta oturdu ve onlara bir konuşma yaptı.
ACT 12:22 Halk, “Bu bir insan sesi değil, bir ilâhın sesidir!” diye bağırıyordu.
ACT 12:23 Hemen Efendi’nin bir meleği Hirodes’i vurdu. Çünkü Tanrı’ya yücelik vermemişti. Sonra kurtlar tarafından yendi ve öldü.
ACT 12:24 Tanrı’nın sözü ise büyüdü ve çoğaldı.
ACT 12:25 Barnabas’la Saul, hizmetlerini tamamladıktan sonra, Markos da denilen Yuhanna’yı da yanlarına alıp Yeruşalem’e döndüler.
ACT 13:1 Antakya’daki toplulukta bazı peygamberler ve öğretmenler vardı: Barnabas, Niger denilen Şimon, Kireneli Lukius, bölge kralı Hirodes’le birlikte büyümüş olan Menahem ve Saul.
ACT 13:2 Onlar Efendi’ye hizmet edip oruç tutarlarken Kutsal Ruh, “Barnabas’ı ve Saul’u, kendilerini çağırdığım iş için bana ayırın” dedi.
ACT 13:3 Bunun üzerine oruç tutup dua ettiler. Ellerini Barnabas’la Saul’un üzerlerine koyup onları gönderdiler.
ACT 13:4 Böylece Kutsal Ruh tarafından gönderilen Barnabas’la Saul Selefkiye’ye indiler. Oradan da Kıbrıs’a yelken açtılar.
ACT 13:5 Salamis’e vardıklarında, Yahudiler’in havralarında Tanrı’nın sözünü duyurdular. Yuhanna da yardımcıları olarak yanlarındaydı.
ACT 13:6 Bütün adayı geçerek Pafos’a kadar geldiler. Orada Yahudi olan Bar Yeşua adında birini buldular. Bu adam büyücü ve sahte bir peygamberdi.
ACT 13:7 Bu adam, akıllı bir adam olan Vali Sergius Pavlus’la birlikteydi. Barnabas’la Saul’u çağırtıp Tanrı’nın sözünü duymak istedi.
ACT 13:8 Ama büyücü Elimas, (çünkü adının tercümesi böyledir) valiyi imandan döndürmeye çalışarak onlara karşı koydu.
ACT 13:9 Ama Kutsal Ruh’la dolu olan Saul, yani Pavlus, gözlerini ona dikti.
ACT 13:10 Ona şöyle dedi: “Ey İblis’in oğlu, her türlü hile ve kurnazlıkla dolusun, her doğruluğun düşmansın. Efendi’nin doğru yollarını saptırmaktan vazgeçmeyecek misin?
ACT 13:11 Şimdi, İşte, Efendi’nin eli senin üzerinde. Bir zaman güneşi görmeyecek, kör olacaksın!” Hemen üzerine bir sis, karanlık çöktü. Onu elinden tutup yol gösterecek birini bulabilmek için dolanmaya başladı.
ACT 13:12 O zaman yapılanı gören vali, Efendi’nin öğretisine şaşarak iman etti.
ACT 13:13 Pavlus’la yol arkadaşları Pafos’tan yelken açıp Pamfilya Pergesi'ne geldiler. Yuhanna onları bırakıp Yeruşalem’e döndü.
ACT 13:14 Onlar Perge’den geçerek Pisidya Antakyası’na geldiler. Şabat Günü havraya girip oturdular.
ACT 13:15 Kutsal Yasa’yı ve peygamberlerin sözlerini okuduktan sonra, havranın yöneticileri onlara haber gönderip, “Kardeşler, halka teşvik sözünüz varsa, söyleyin” dediler.
ACT 13:16 Pavlus ayağa kalktı ve eliyle işaret ederek, “İsraelliler ve siz Tanrı’dan korkanlar, dinleyin” dedi.
ACT 13:17 “Bu halkın Tanrısı, atalarımızı seçti ve Mısır diyarında yabancı iken halkı yükseltti ve güçlü koluyla onları oradan çıkardı.
ACT 13:18 Çölde yaklaşık kırk yıl boyunca onlara katlandı.
ACT 13:19 Kenan diyarında yedi ulusu yok ettikten sonra, onların ülkesini yaklaşık dört yüz elli yıl miras olarak onlara verdi.
ACT 13:20 Bunlardan sonra, Peygamber Samuel’e kadar onlara hâkimler verdi.
ACT 13:21 Sonra halk bir kral isteyince, Tanrı onlara Benyamin oymağından Kiş oğlu Saul’u kırk yıllığına verdi.
ACT 13:22 Onu tahttan indirdikten sonra, David’i kralları olmak üzere yükseltti. Ona ilişkin: ‘İsteğimi yerine getirecek yüreğime göre bir adam olarak Yişay oğlu David’i buldum.’ diye tanıklık etti.
ACT 13:23 Tanrı, verdiği sözü uyarınca bu adamın soyundan İsrael’e kurtuluş getirdi.
ACT 13:24 O'nun gelişinden önce, Yuhanna İsrael'e, tövbe vaftizini vaaz etmişti.
ACT 13:25 Yuhanna görevini yerine getirirken, ‘Benim kim olduğumu sanıyorsunuz? Ben O değilim. Ama işte, O benden sonra geliyor. Ben O’nun ayaklarının çarıklarını çözmeye bile layık değilim’ dedi.
ACT 13:26 Kardeşler, Avraham soyunun çocukları ve aranızda olup Tanrı’dan korkan sizler, bu kurtuluş sözü size gönderildi.
ACT 13:27 Yeruşalem’de oturanlar ve onların yöneticileri, O’nu bilmediler. O’nu yargılayarak her Şabat'da okunan peygamberlerin sözlerini, yerine getirmiş oldular.
ACT 13:28 Öldürülmesi için bir neden bulamamalarına rağmen yine de Pilatus’tan O’nu öldürmesini istediler.
ACT 13:29 O’nun hakkında yazılanların hepsini yerine getirdikten sonra, O’nu ağaçtan indirip mezara koydular.
ACT 13:30 Ama Tanrı O’nu ölümden diriltti.
ACT 13:31 Kendisiyle birlikte Galile’den ve Yeruşalem’den çıkmış olanlara çok günler göründü. Onlar halk önünde O’nun tanıklarıdır.
ACT 13:32 Atalarımıza verilen vaadi size müjdeliyoruz.
ACT 13:33 Tanrı, Yeşua’yı diriltmekle, onların çocukları olan bizler için bu sözünü yerine getirmiş oldu. İkinci Mezmur’da da yazıldığı gibi, ‘Sen benim oğlumsun. Bugün ben senin baban oldum.’
ACT 13:34 “Tanrı O’nu ölümden asla çürümemek üzere dirilttiğini şöylece demiştir, ‘Size David’in kutsal ve emin bereketlerini vereceğim.’
ACT 13:35 Mezmurlar, yine başka bir yerde, ’Kutsal Olan’ın çürüme görmesine izin vermeyeceksin’ der.
ACT 13:36 Çünkü David Tanrı isteğine göre kendi kuşağına hizmet ettikten sonra uyudu, atalarının yanına yatırıldı ve çürüme gördü.
ACT 13:37 Oysa Tanrı’nın dirilttiği Kişi çürüme görmedi.
ACT 13:38 Bu nedenle, kardeşlerim, bilin ki, bu Kişi aracılığıyla günahlarınızın bağışlanacağı size bildirilmiş bulunuyor.
ACT 13:39 İman eden herkes, Moşe’nin Yasası’yla aklanamadığı her şeyden O’nun aracılığıyla aklanır.
ACT 13:40 Bu nedenle, dikkat edin, peygamberlerde söylenen sizin başınıza gelmesin:
ACT 13:41 ‘Bakın, siz alaycılar! Şaşın ve yok olun, çünkü sizin gününüzde bir iş yapıyorum, biri size bildirse inanmayacağınız bir iş.’”
ACT 13:42 Böylece Yahudiler havradan çıktıktan sonra, öteki uluslardan olanlar aynı sözlerin kendilerine bir sonraki Şabat'da duyurulması için onlara yalvardılar.
ACT 13:43 Havra dağılınca, Yahudiler ve Yahudiliğe dönüp Tanrı’ya tapan yabancılardan birçoğu Pavlus’la Barnabas’ın ardınca gittiler. Pavlus’la Barnabas onlarla konuşarak, onları devamlı olarak Tanrı’nın lütfunda kalmaya teşvik ettiler.
ACT 13:44 Ertesi Şabat, neredeyse bütün kent Tanrı’nın sözünü dinlemek için toplanmıştı.
ACT 13:45 Ama Yahudiler kalabalıkları görünce kıskançlıkla doldular. Pavlus’un sözlerine karşı çıkıp küfrettiler.
ACT 13:46 Pavlus’la Barnabas cesurca konuşup şöyle dediler: “Tanrı’nın sözünü önce size bildirmemiz gerekiyordu. Mademki siz onu kendinizden atıyorsunuz ve kendinizi sonsuz yaşama layık görmediniz, işte, biz de öteki uluslara dönüyoruz.
ACT 13:47 Çünkü Efendi bize şöyle buyurdu: ‘Yeryüzünün en uçlarına dek, kurtuluş götürmen için seni uluslara ışık olarak koydum.’”
ACT 13:48 Öteki uluslardan olanlar bunu duyunca sevindiler ve Tanrı’nın sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.
ACT 13:49 Efendi’nin sözü bütün bölgeye yayıldı.
ACT 13:50 Ama Yahudiler, Tanrı sayar inançlı kadınlarla kentin ileri gelenlerini kışkırttılar. Pavlus’a ve Barnabas’a karşı bir zulüm başlattılar ve onları sınırlarının dışına attılar.
ACT 13:51 Ama onlar, ayaklarının tozunu silkeleyip Konya’ya geldiler.
ACT 13:52 Öğrenciler sevinçle ve Kutsal Ruh’la doluydular.
ACT 14:1 Konya’da birlikte Yahudiler’in havrasına giren Pavlus’la Barnabas öyle konuştular ki, hem Yahudiler’den hem de Grekler’den büyük bir kalabalık iman etti.
ACT 14:2 Ama iman etmeyen Yahudiler, öteki ulusların canlarını kardeşlere karşı kışkırtıp öfkelendirdiler.
ACT 14:3 Bu yüzden orada uzun bir süre kalan Pavlus’la Barnabas, Efendi'de cesaretle konuştular. Efendi de onların elleriyle belirtiler ve harikalar yapılmasını sağlayarak kendi lütfunun sözüne tanıklık etti.
ACT 14:4 Ama kentteki kalabalık ikiye bölündü. Bir kısmı Yahudilerin, bir kısmı da elçilerin tarafındaydı.
ACT 14:5 Hem Yahudiler, hem de öteki uluslardan olanlar, kendi yöneticileriyle birlikte, onlara kötü davranmak ve taşa tutmak için şiddet girişimde bulunduklarında,
ACT 14:6 bunu fark eden elçiler, Likaonya, Listra, Derbe kentlerine ve çevre bölgelere kaçtılar.
ACT 14:7 Orada Müjde’yi duyurdular.
ACT 14:8 Listra’da ayakları sakat bir adam yerde oturuyordu. Ana karnından beri kötürüm olan bu adam hiç yürümemişti.
ACT 14:9 Pavlus’un konuşmasını dinliyordu. Ona dikkatle bakan Pavlus, iyileşmek için imanının olduğunu görünce,
ACT 14:10 yüksek sesle, “Kalk ayaklarının üzerinde dikil!” dedi. O da sıçrayıp yürüdü.
ACT 14:11 Kalabalık Pavlus’un ne yaptığını görünce Likaonya dilinde seslerini yükseltip, “İlâhlar insan suretinde yanımıza indiler!” dediler.
ACT 14:12 Barnabas’a Jüpiter, Pavlus’a da baş konuşmacı olduğu için Merkür adını verdiler.
ACT 14:13 Kentin girişinde bulunan Jüpiter Tapınağı’nın kâhini kent kapılarına boğalar ve çelenkler getirdi. Halkla birlikte kurban sunmak istedi.
ACT 14:14 Barnabas’la Pavlus bunu işitince, giysilerini yırtıp kalabalığın içine daldılar.
ACT 14:15 “Ey millet, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?” dediler. ‘‘Biz de sizinle aynı doğaya sahip insanız. Bu boş şeylerden diri Tanrı’ya dönesiniz diye size müjde getiriyoruz. Yeri, gökyüzünü, denizi ve onlarda olan her şeyi yaratan O’dur.
ACT 14:16 Tanrı geçmiş kuşaklarda yaşamış olan ulusların kendi yollarında yürümesine izin verdi.
ACT 14:17 Yine de kendisini tanıksız bırakmadı. İyiliğini gösterdi. Size gökten yağmur ve verimli mevsimler verdi. Yüreklerinizi yiyecek ve sevinçle doldurdu.”
ACT 14:18 Bu şeyler üzerine bile, kendilerine kurban kesmek isteyen kalabalığa zor engel olabildiler.
ACT 14:19 Ama Antakya’dan ve Konya’dan gelen bazı Yahudiler kalabalığı kandırıp Pavlus’u taşladılar. Öldüğünü sanıp onu kentin dışına sürüklediler.
ACT 14:20 Ama öğrenciler çevresinde toplanınca, Pavlus ayağa kalkıp kente girdi. Ertesi gün Barnabas’la birlikte Derbe’ye çıktı.
ACT 14:21 O kentte Müjde’yi duyurup birçok öğrenci edindikten sonra, Listra, Konya ve Antakya’ya döndüler.
ACT 14:22 Öğrencilerin canlarını güçlendirdiler, imanda devam etmeleri için onları teşvik ettiler ve birçok sıkıntıdan geçerek Tanrı Krallığı'na girmemiz gerektiğini söylediler.
ACT 14:23 Her kilisede ihtiyarlar atadılar. Dua ve oruçla onları, inandıkları Efendi’ye emanet ettiler.
ACT 14:24 Pisidya’dan geçip Pamfilya’ya geldiler.
ACT 14:25 Perge’de Tanrı sözünü duyurduktan sonra Antalya’ya indiler.
ACT 14:26 Oradan yelken açıp, artık tamamlamış oldukları göreve başlamadan önce Tanrı’nın lütfuna teslim edilmiş oldukları yere, Antakya’ya döndüler.
ACT 14:27 Antakya’ya vardıklarında, topluluğu bir araya topladılar. Tanrı’nın kendileri aracılığıyla yaptığı her şeyi, öteki uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar.
ACT 14:28 Orada öğrencilerle birlikte uzun süre kaldılar.
ACT 15:1 Yahudiye’den bazı kişiler inip kardeşlere, “Moşe’nin töresine göre sünnet olmadıkça kurtulamazsınız” diye öğrettiler.
ACT 15:2 Bu nedenle, Pavlus ve Barnabas onlarla büyük bir çekişme ve tartışmaya tutuşunca, Pavlus, Barnabas ve onlardan bazılarını bu soruyla ilgili olarak Yeruşalem'e, elçilere ve ihtiyarlara çıksınlar diye atadılar.
ACT 15:3 Topluluk tarafından yolcu edilenler, Fenike ve Samariya yörelerinden geçerek ulusların Tanrı’ya nasıl döndüğünü anlatarak gittiler. Bütün kardeşlere büyük sevinç verdiler.
ACT 15:4 Yeruşalem’e geldiklerinde, topluluk, elçiler ve ihtiyarlar tarafından karşılandılar. Tanrı’nın kendileri aracılığıyla yapmış olduğu her şeyi anlattılar.
ACT 15:5 Ama Ferisi mezhebinden gelen bazı imanlılar, “Onları sünnet etmek ve Moşe’nin Yasası’nı tutmayı buyurmak gerekir” diyerek ayağa kalktılar.
ACT 15:6 Elçiler ve ihtiyarlar bu konuyu görüşmek için bir araya geldiler.
ACT 15:7 Uzun bir tartışmadan sonra, Petrus ayağa kalkıp onlara, “Kardeşler, biliyorsunuz ki Tanrı uzun zaman önce öteki uluslar Müjde’nin bildirisini benim ağzımdan duyup inansınlar diye aranızdan beni seçti.
ACT 15:8 İnsan yüreğini bilen Tanrı, tıpkı bize verdiği gibi onlara da Kutsal Ruh’u vererek, onlar hakkında tanıklık etti.
ACT 15:9 Bizimle onlar arasında hiçbir ayrım yapmadı, yüreklerini imanla temizledi
ACT 15:10 O halde, ne atalarımızın ne de bizim taşıyamadığımız bir boyunduruğu öğrencilerin boynuna geçirerek şimdi neden Tanrı’yı deniyorsunuz?
ACT 15:11 Ama biz, tıpkı onlar gibi, Efendi Yeşua'nın lütfuyla kurtulduğumuza inanıyoruz.”
ACT 15:12 Bütün topluluk sustu. Tanrı’nın kendileri aracılığıyla uluslar arasında yaptığı harikalarla belirtileri anlatan Barnabas ve Pavlus’u dinlediler.
ACT 15:13 Onlar susunca Yakov şöyle karşılık verdi: “Kardeşler, beni dinleyin” dedi.
ACT 15:14 ‘‘Simon, Tanrı’nın kendi adına bir halk çıkarmak üzere ulusları ilk defa nasıl ziyaret ettiğini anlattı.
ACT 15:15 Bu, peygamberlerin sözleriyle uyum içindedir. Yazılmış olduğu gibi:
ACT 15:16 ‘Bunlardan sonra geri döneceğim, David’in yıkılmış olan çadırını yeniden kuracağım. Onun kalıntılarını yeniden inşa edeceğim. Onu ayağa kaldıracağım.
ACT 15:17 Öyle ki geri kalan insanlar, öteki uluslardan adımla çağrılanların hepsi Efendi’yi arayabilsin. Bunları gerçekleştiren Efendi bildiriyor.’’’
ACT 15:18 “Tanrı’nın bütün işleri ezelden beri kendisi tarafından bilinmektedir.
ACT 15:19 Bu nedenle yargım şu ki, öteki uluslardan Tanrı’ya dönenlere sıkıntı çıkartmamalıyız.
ACT 15:20 Yalnızca kendilerine, putların murdarlığından, cinsel ahlaksızlıktan, boğularak öldürülen hayvanların etinden ve kandan uzak durmaları gerektiğini yazmalıyız.
ACT 15:21 Çünkü eski kuşaklardan beri Moşe’nin sözleri her kentte, her Şabat'da okunmakta ve duyurulmaktadır.”
ACT 15:22 O zaman bütün toplulukla birlikte elçiler ve ihtiyarlar, kendi aralarından adamlar seçip Pavlus ve Barnabas’la birlikte Antakya’ya göndermeyi uygun gördüler. Kardeşlerin arasında ileri gelenler olan, Barsabba da denilen Yahuda ve Silas’ı seçtiler.
ACT 15:23 Onların eliyle şunları yazdılar: “Kardeşleriniz olan biz elçilerle ihtiyarlardan, öteki uluslardan olup Antakya, Suriye ve Kilikya’da bulunan kardeşlerimize selam!
ACT 15:24 Çünkü aramızdan çıkan bazılarının sizi sözlerle tedirgin ettiğini, canlarınızı huzursuz ettiğini duyduk. 'Sünnet olmalısınız ve Kutsal Yasa'yı tutmalısınız' demişler. Biz onlara hiçbir buyruk vermedik.
ACT 15:25 Birlikte karar kılıp, sevgili Barnabas ve Pavlus'la birlikte adamlar seçip size göndermeyi uygun gördük.
ACT 15:26 Bu adamlar Efendimiz Yeşua Mesih'in adı uğruna canlarını tehlikeye atmışlardır.
ACT 15:27 Bu nedenle Yahuda ile Silas'ı gönderdik. Onlar da aynı şeyleri kendi ağızlarından size bildirecekler.
ACT 15:28 Çünkü Kutsal Ruh ve biz, üzerinize şu gerekli şeylerden daha büyük bir yük koymamayı uygun gördük:
ACT 15:29 Putlara sunulan kurban etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvan etinden ve cinsel ahlaksızlıktan sakının. Bunlardan kendinizi korursanız, iyi edersiniz. Esen kalın.”
ACT 15:30 Böylece yola çıkanlar Antakya’ya geldiler. Topluluğu bir araya toplayıp mektubu teslim ettiler.
ACT 15:31 Mektubu okuyunca imanlılar duydukları teşvik sözleriyle sevindiler.
ACT 15:32 Kendileri de peygamber olan Yahuda ve Silas, kardeşleri birçok sözle cesaretlendirip güçlendirdiler.
ACT 15:33 Bir süre daha orada kaldıktan sonra, kardeşler onları elçilere geri dönmek üzere esenlik içinde yolcu ettiler.
ACT 15:34 
ACT 15:35 Pavlus ve Barnabas ise Antakya’da kaldılar, birçoklarıyla birlikte Efendi’nin sözünü öğretip duyurdular.
ACT 15:36 Bundan birkaç gün sonra Pavlus Barnabas’a, “Efendi’nin sözünü duyurduğumuz her kente dönüp kardeşleri ziyaret edelim, nasıl olduklarını görelim” dedi.
ACT 15:37 Barnabas, Markos da denilen Yuhanna’yı da yanlarına almayı tasarlıyordu.
ACT 15:38 Ama Pavlus, Pamfilya’da kendilerinden ayrılıp onlarla hizmete gitmemiş birini yanlarına almanın iyi bir fikir olmadığını düşündü.
ACT 15:39 Aralarındaki anlaşmazlık o kadar keskinleşti ki, birbirlerinden ayrıldılar. Barnabas, Markos’u da yanına alıp Kıbrıs’a doğru yelken açtı.
ACT 15:40 Pavlus ise Silas’ı seçti, kardeşler tarafından Tanrı’nın lütfuna teslim edilerek yola çıktı.
ACT 15:41 Suriye ve Kilikya yörelerini dolaşarak toplulukları güçlendirdi.
ACT 16:1 Pavlus, Derbe ve Listra’ya geldi. İşte, orada Timoteos adında bir öğrenci vardı. Annesi Yahudi bir imanlı, babası ise bir Grek’ti.
ACT 16:2 Listra ve Konya’daki kardeşler onun hakkında iyi tanıklık ediyorlardı.
ACT 16:3 Onu yanında götürmek isteyen Pavlus, o bölgede bulunan Yahudiler yüzünden onu sünnet ettirdi. Çünkü hepsi babasının bir Grek olduğunu biliyordu.
ACT 16:4 Yolları üzerinde bulunan kentlerden geçerken, Yeruşalem’deki elçiler ve ihtiyarlar tarafından verilen buyruklara uymaları için bu buyrukları onlara ilettiler.
ACT 16:5 Böylece topluluklar imanda güçleniyor ve sayıları günden güne artıyordu.
ACT 16:6 Frikya ve Galatya bölgesinden geçtiklerinde, Tanrı sözünü Asya İli’nde yaymaları Kutsal Ruh tarafından engellendi.
ACT 16:7 Misya sınırına geldiklerinde Bitinya’ya girmek istediler, ama Ruh onlara izin vermedi.
ACT 16:8 Misya’dan geçerek Troas’a indiler.
ACT 16:9 Geceleyin Pavlus bir görüm gördü. Makedonyalı bir adam ayakta durmuş, ona yalvarıyor, “Makedonya’ya geçerek bize yardım et” diyordu.
ACT 16:10 Pavlus’un bu görümü görmesiyle, Efendi’nin bizi Müjde’yi onlara duyurmamız için çağırdığı sonucuna vardık. Hemen Makedonya’ya gitmenin bir yolunu aradık.
ACT 16:11 Bu nedenle Troas’tan yelken açıp doğruca Semadirek’e, ertesi gün de Neapolis’e,
ACT 16:12 Oradan da bir Roma yerleşimi olan Makedonya’nın Filipi Kenti’ne geçtik. Bu kentte birkaç gün kaldık.
ACT 16:13 Şabat Günü, kent kapısından çıkıp ırmak kıyısına gittik. Orada bir dua yeri olacağını düşündük. Bir araya toplanmış kadınlarla oturduk ve konuştuk.
ACT 16:14 Tiyatira Kenti’nden mor kumaş satıcısı Lidya adında Tanrı’ya tapan bir kadın bizi duydu. Efendi, Pavlus’un söylediklerini dinlemesi için onun yüreğini açtı.
ACT 16:15 O ve ev halkı vaftiz olduktan sonra, “Eğer beni Efendi’ye sadık saydınızsa, lütfen evime gelin ve bizimle kalın” diye yalvardı. Böylece bizi ikna etti.
ACT 16:16 Duaya giderken, falcılıkla efendilerine büyük kazanç sağlayan falcılık ruhuna tutsak bir kız karşımıza çıktı.
ACT 16:17 Pavlus’u ve bizi izleyerek, “Bu adamlar, bize kurtuluş yolunu bildiren Yüce Tanrı’nın hizmetkârlarıdır!” diye bağırıyordu.
ACT 16:18 Günlerce bunu yaptı. Artık buna katlanamayan Pavlus dönüp ruha, “Yeşua Mesih’in adıyla ondan çıkmanı buyuruyorum” dedi. Ruh o saatte kızdan çıktı.
ACT 16:19 Kızın efendileri, kazanç umutlarının yok olduğunu görünce, Pavlus’la Silas’ı yakalayıp çarşıya, yetkililerin önüne sürüklediler.
ACT 16:20 Onları yargıçların önüne çıkardıklarında, “Yahudi olan bu adamlar, kentimizi karıştırdılar.
ACT 16:21 Romalı olan bizlerin benimseyip uygulayamayacağı bazı töreleri savunuyorlar” dediler.
ACT 16:22 Kalabalık da Pavlus ve Silas’a karşı ayağa kalktı. Yargıçlar onların giysilerinin çıkartılıp değnekle dövülmelerini buyurdu.
ACT 16:23 Onları iyice dövdükten sonra zindana attılar. Zindancıya onları tam güvenlik altında tutmasını sıkıca buyurdular.
ACT 16:24 Böyle bir buyruktan sonra zindancı onları iç zindana attı ve ayaklarını tomruğa vurdu.
ACT 16:25 Gece yarısına doğru Pavlus’la Silas dua ediyor, Tanrı’yı ilahilerle yüceltiyor, tutsaklar da onları dinliyordu.
ACT 16:26 Ansızın öyle büyük bir deprem oldu ki, zindanın temelleri sarsıldı. Birden bütün kapılar açıldı ve herkesin zincirleri çözüldü.
ACT 16:27 Uykudan uyanan ve zindan kapılarının açıldığını gören zindancı, kılıcını çekti, mahkûmların kaçtığını sanıp kendini öldürmek üzereydi.
ACT 16:28 Ama Pavlus yüksek sesle, “Kendine zarar verme, hepimiz buradayız!” diye bağırdı.
ACT 16:29 Zindancı ışık isteyip içeri atıldı. Pavlus’la Silas’ın önünde titreyerek yere kapandı.
ACT 16:30 Onları dışarı çıkarıp, “Efendiler, kurtulmak için ne yapmalıyım?” dedi.
ACT 16:31 “Efendi Yeşua Mesih’e iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz” dediler.
ACT 16:32 Ona ve evindeki herkese Efendi’nin sözünü duyurdular.
ACT 16:33 Zindancı gecenin o saatinde onları götürüp yaralarını yıkadı. Kendisi ve bütün ev halkı hemen vaftiz oldu.
ACT 16:34 Onları evine götürüp önlerine sofra kurdu. Tanrı’ya bütün ev halkıyla birlikte inanmış olmak çok sevindirdi.
ACT 16:35 Ama gündüz olunca yargıçlar görevlileri gönderip, “O adamları bırakın gitsinler” dediler.
ACT 16:36 Zindancı bu sözleri Pavlus’a iletti. “Yargıçlar salıverilmeniz için haber gönderdi. Şimdi dışarı çıkıp esenlik içinde gidebilirsiniz” dedi.
ACT 16:37 Ama Pavlus görevlilere şöyle karşılık verdi: ‘‘Roma vatandaşı olduğumuz halde, bizi yargılamadan herkesin önünde dövüp hapse attılar! Şimdi bizi gizlice serbest mi bırakacaklar? Hayır, kesinlikle olmaz! Gelip bizi kendileri çıkarsınlar!”
ACT 16:38 Görevliler bu sözleri yargıçlara bildirdiler. Yargıçlar Romalı olduklarını duyunca korktular.
ACT 16:39 Gelip onlara yalvardılar. Onları dışarı çıkardıktan sonra kentten ayrılmalarını istediler.
ACT 16:40 Zindandan çıkınca Lidya’nın evine gittiler. Kardeşleri görüp onları cesaretlendirdikten sonra ayrıldılar.
ACT 17:1 Amfipolis ve Apollonya’dan geçip Selanik’e vardılar. Orada Yahudiler’in bir havrası vardı.
ACT 17:2 Pavlus her zamanki gibi onların yanına gitti. Üç Şabat Günü boyunca Kutsal Yazılar üzerine onlarla tartıştı.
ACT 17:3 Mesih’in acı çekip ölümden dirilmesi gerektiğini açıklayıp gösterdi. Onlara, “Size duyurduğum bu Yeşua, Mesih’tir” dedi.
ACT 17:4 Onlardan bazıları, Tanrı’ya tapan Grekler’den büyük bir topluluk ve ileri gelen kadınlardan birçoğu ikna olup Pavlus ve Silas’a katıldılar.
ACT 17:5 Ne var ki ikna olmayan Yahudiler, çarşı pazardan topladıkları bazı kötü adamlardan meydana gelen bir kalabalıkla kenti ayağa kaldırdılar. Yason’un evine saldırıp onları halkın önüne çıkarmaya çalıştılar.
ACT 17:6 Onları bulamayınca, Yason’u ve bazı kardeşleri kent yetkililerinin önüne sürüklediler. “Dünyayı altüst edenler buraya da geldiler” diye bağırıyorlardı.
ACT 17:7 “Yason onları evine aldı. Onların hepsi, Yeşua adında başka bir kral olduğunu söyleyerek Sezar’ın buyruklarına karşı hareket ediyorlar!”
ACT 17:8 Kalabalık ve kent yetkilileri bu şeyleri duyunca tedirgin oldular.
ACT 17:9 Yetkililer Yason ve diğerlerinden kefalet aldıktan sonra serbest bıraktılar.
ACT 17:10 Kardeşler hemen o gece Pavlus’la Silas’ı Veriya'ya gönderdiler. Onlar oraya ulaşınca Yahudiler’in havrasına girdiler.
ACT 17:11 Bunlar Selanik'tekilerden daha asildi; sözü büyük bir istekle kabul ettiler, her gün Kutsal Yazılar'ı inceleyerek bunların doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı.
ACT 17:12 Bunun üzerine birçoğu ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.
ACT 17:13 Ne var ki Selanik’teki Yahudiler Pavlus’un Tanrı’nın sözünü Veriya’da da duyurduğunu öğrenince, oraya geldiler ve halkı kışkırttılar.
ACT 17:14 Bunun üzerine kardeşler Pavlus’u hemen denize kadar gönderdiler. Silas’la Timoteos ise orada kaldılar.
ACT 17:15 Pavlus’a eşlik edenler ise onu Atina’ya kadar götürdüler. Silas ile Timoteos'a hemen yanına gelmeleri yönünde bir buyruk aldıktan sonra ayrıldılar.
ACT 17:16 Pavlus Atina’da onları beklerken, kentin putlarla dolu olduğunu görünce ruhu öfkelendi.
ACT 17:17 Böylece havrada Yahudiler’le, inançlı insanlarla, her gün çarşı meydanında karşılaştığı insanlarla tartışıyordu.
ACT 17:18 Epikürcü ve Stoacı filozoflardan bazıları da onunla tartıştılar. Bazıları, “Bu geveze ne demek istiyor?” dedi. Diğerleri ise, Yeşua’yı ve dirilişini duyurduğu için, “Yabancı ilâhları savunan birisi gibi görünüyor” dedi.
ACT 17:19 Onu tutup Ares Tepesi Kurulu’na götürdüler. Ona, “Duyurmakta olduğun bu yeni öğretinin ne olduğunu öğrenebilir miyiz?
ACT 17:20 Çünkü kulağımıza bazı garip şeyler getiriyorsun. Dolayısıyla bu şeylerin ne anlama geldiğini bilmek istiyoruz” dediler.
ACT 17:21 Bütün Atinalılar ve orada yaşayan yabancılar, zamanlarını hep yeni şeyler anlatarak ve dinleyerek geçirirlerdi.
ACT 17:22 Pavlus, Ares Tepesi Kurulu’nun orta yerinde durup şöyle dedi: “Ey Atinalılar, sizin her bakımdan çok inançlı insanlar olduğunuzu görüyorum.
ACT 17:23 Çünkü çevrede dolaşıp tapındığınız şeyleri incelerken, üzerinde ‘BİLİNMEYEN TANRI’YA’ yazılı bir sunakla karşılaştım. İşte bilmeden tapındığınız bu Tanrı’yı size bildiriyorum.
ACT 17:24 Dünyayı ve içinde olan her şeyi yaratan Tanrı, göğün ve yerin Efendisi olduğundan elle yapılmış tapınaklarda oturmaz.
ACT 17:25 Herkese yaşam, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, sanki bir şeye ihtiyacı varmış gibi O’na insan eliyle hizmet edilmez.
ACT 17:26 Belirlenmiş zamanları ve oturacakları yerlerin sınırlarını belirleyerek yeryüzünün her yerinde otursunlar diye, insanların her ulusunu tek bir kandan yarattı.
ACT 17:27 Bunu, kendisini arayıp el yordamıyla bile olsa bulabilsinler diye yaptı. Çünkü O hiçbirimizden uzak değildir.
ACT 17:28 ‘Çünkü O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz. O’nda varlığımızı sürdürüyoruz.’ Bazı şairlerinizin dediği gibi, ‘Biz de O’nun soyundanız.’
ACT 17:29 Tanrı'nın soyundan olduğumuza göre, İlahi Doğa'nın, insan sanatı ve tasarımıyla oyulmuş altına, gümüşe ya da taşa benzer sanmamalıyız.
ACT 17:30 Tanrı, bilgisizlik zamanlarını görmezlikten geldi. Ama şimdi her yerde bütün insanların tövbe etmesini buyuruyor.
ACT 17:31 Çünkü atadığı Kişi aracılığıyla dünyayı doğrulukla yargılayacağı günü belirlemiştir. O’nu ölümden diriltmekle bütün insanlara güvence verdi.”
ACT 17:32 Ölülerin dirilmesi konusunu duyunca bazıları alay etti, ama diğerleri, “Bunun hakkında seni tekrar dinlemek isteriz” dedi.
ACT 17:33 Böylece Pavlus onların arasından çıkıp gitti.
ACT 17:34 Ama bazı kimseler ona katılıp iman ettiler. Bunların arasında kurul üyesi Dionisios, Damaris adında bir kadın ve onlarla birlikte başkaları da vardı.
ACT 18:1 Bu şeylerden sonra Pavlus Atina’dan ayrılıp Korint’e geldi.
ACT 18:2 Akvila adında Pontus asıllı bir Yahudi ile karısı Priskilla’yı buldu. İtalya’dan yeni gelmişlerdi. Çünkü Klavdius bütün Yahudiler’in Roma’dan ayrılmasını emretmişti. Pavlus onların yanına gitti.
ACT 18:3 Aynı meslekten oldukları için onlarla kalıp birlikte çalıştı. İşleri çadırcılıktı.
ACT 18:4 Pavlus, her Şabat'da havrada tartışarak hem Yahudiler’i hem de Grekler’i ikna etmeye çalışıyordu.
ACT 18:5 Silas’la Timoteos Makedonya’dan inince, Pavlus Ruh’un güçlü yönlendirişiyle Yeşua’nın Mesih olduğunu Yahudiler’e tanıklık etti.
ACT 18:6 Ama onlar direnip küfretmeye başlayınca Pavlus giysilerini silkeleyip, “Kanınız kendi başınıza olsun! Ben temizim. Bundan böyle uluslara gideceğim!” dedi.
ACT 18:7 Oradan ayrılıp Yustus adında Tanrı’ya tapınan birisinin evine gitti. Yustus’un evi havrayla bitişikti.
ACT 18:8 Havranın yöneticisi Krispus, bütün ev halkıyla birlikte Efendi’ye iman etti. Sözü işiten başka birçok Korintliler de iman edip vaftiz oldular.
ACT 18:9 Efendi geceleyin bir görümde Pavlus’a, “Korkma! Konuş, susma” dedi.
ACT 18:10 ‘‘Çünkü ben seninleyim; kimse sana zarar vermeyecek, sana saldırmayacak. Çünkü bu kentte halkım çoktur.”
ACT 18:11 Pavlus orada bir buçuk yıl kaldı ve onlara Tanrı’nın sözünü öğretti.
ACT 18:12 Gallio, Ahaya Valisi’yken, Yahudiler hep birlikte Pavlus’a karşı çıkıp onu yargı kürsüsüne çıkardılar.
ACT 18:13 “Bu adam Yasa’ya aykırı biçimde Tanrı’ya tapmaları için insanları kandırıyor” dediler.
ACT 18:14 Pavlus tam ağzını açmak üzereyken Gallio Yahudiler’e şöyle dedi: “Ey Yahudiler, davanız gerçekten haksızlık ya da ciddi bir suçla ilgili olsaydı, size katlanmam gerekirdi.
ACT 18:15 Ama sorun sözler, adlar ve kendi yasanızla ilgili olduğu için, buna siz kendiniz bakın. Ben bu konularda yargıçlık etmek istemem.”
ACT 18:16 Böylece onları yargı kürsüsünden kovdu.
ACT 18:17 Bunun üzerine Grekler’in hepsi havranın yöneticisi Sostenis’i tutup yargı kürsüsü önünde dövdüler. Gallio ise olanlara hiç aldırış etmedi.
ACT 18:18 Pavlus, çok günler daha Korint’de kaldıktan sonra kardeşlerle vedalaşıp Priskilla ve Akvila'yla birlikte oradan Suriye’ye yelken açtı. Adakta bulunduğu için saçını Kenhere’de kestirmişti.
ACT 18:19 Efes’e ulaştıklarında onlardan ayrıldı. Kendisi havraya girip Yahudiler ile tartıştı.
ACT 18:20 Onlar kendileriyle daha uzun süre kalmasını istedilerse de, bunu kabul etmedi.
ACT 18:21 Ama onlarla vedalaşırken, “Yaklaşmakta olan bu bayramı mutlaka Yeruşalem’de tutmalıyım. Tanrı dilerse size tekrar döneceğim” dedi. Sonra Efes’ten denize açıldı.
ACT 18:22 Sezariye’ye varınca, Yeruşalem’e çıkıp topluluğu ziyaret etti. Sonra da Antakya’ya indi.
ACT 18:23 Pavlus bir süre Antakya’da kaldıktan sonra oradan ayrıldı. Sırasıyla Galatya ve Frikya bölgesinden geçerek bütün öğrencileri imanda güçlendirdi.
ACT 18:24 Apollos adında güzel konuşan, İskenderiye asıllı bir Yahudi Efes’e geldi. Kutsal Yazılar’da güçlüydü.
ACT 18:25 Efendi’nin yolunda eğitilmiş bir kişiydi. Ruhta ateşli olan Apollos, yalnızca Yuhanna’nın vaftizini bilmesine rağmen, Yeşua’yla ilgili gerçekleri doğru bir şekilde öğretiyordu.
ACT 18:26 Havrada cesurca konuşmaya başladı. Söylediklerini duyan Priskilla ve Akvila, onu bir kenara çekip Tanrı’nın yolunu ona daha doğru bir şekilde açıkladılar.
ACT 18:27 Apollos Ahaya’ya geçmeye karar verince, kardeşler onu cesaretlendirdiler. Onu kabul etmeleri için öğrencilere yazdılar. Oraya varınca Tanrı’nın lütfuyla iman etmiş olanlara çok yardım etti.
ACT 18:28 Çünkü Kutsal Yazılar’dan Yeşua’nın Mesih olduğunu açıkça göstererek, Yahudiler’i güçlü bir şekilde çürüttü.
ACT 19:1 Apollos Korint’teyken, Pavlus ülkenin üst bölgelerinden geçerek Efes’e geldi. Orada bazı öğrenciler buldu.
ACT 19:2 Onlara, “İman ettiğinizde Kutsal Ruh’u aldınız mı?” diye sordu. Ona, “Hayır, Kutsal Ruh’un varlığından bile haberimiz yok!” dediler.
ACT 19:3 “Öyleyse neye vaftiz edildiniz?” dedi. “Yuhanna’nın vaftizine” dediler.
ACT 19:4 Pavlus, “Yuhanna tövbe vaftiziyle vaftiz etti ve halka kendisinden sonra gelecek Olan’a, yani Mesih Yeşua’ya inanmalarını söyledi” dedi.
ACT 19:5 Bunu duyunca Efendi Yeşua’nın adıyla vaftiz oldular.
ACT 19:6 Pavlus ellerini üzerlerine koyduğunda, Kutsal Ruh onların üzerlerine geldi. Bilmedikleri başka dillerle konuşup peygamberlik ettiler.
ACT 19:7 Bunlar toplam on iki kişiydi.
ACT 19:8 Pavlus havraya girip cesurca konuşmaya başladı. Üç ay boyunca oradakilerle tartışıp Tanrı’nın Krallığı hakkında onları ikna etmeye çalıştı.
ACT 19:9 Ama bazıları katılaşıp söz dinlemeyince, kalabalığın önünde Yol’u kötüleyince, Pavlus onlardan ayrıldı, öğrencilerini de ayırdı. Pavlus Tiranus okulunda her gün tartışmalarını sürdürdü.
ACT 19:10 Bu iş, iki yıl boyunca sürdü. Sonunda Asya İli’nde yaşayan ister Yahudi, ister Grek olsun, Efendi Yeşua’nın sözünü herkes duydu.
ACT 19:11 Tanrı Pavlus’un eliyle görülmemiş mucizeler yaptı.
ACT 19:12 Öyle ki, onun bedeninden mendiller ya da peşkirler hastalara götürülünce, hastalıkları gidiyor, kötü ruhlar çıkıyordu.
ACT 19:13 Kötü ruh kovmakla uğraşan bazı gezgin Yahudiler, kötü ruhlar olanların üzerinde, Efendi Yeşua’nın adını anmaya giriştiler ve şöyle dediler, “Pavlus’un duyurduğu Yeşua adıyla size buyruk veriyoruz.”
ACT 19:14 Bunu yapanlar arasında Skeva adlı bir Yahudi başkâhinin yedi oğlu da vardı.
ACT 19:15 Kötü ruh, “Yeşua’yı tanıyorum, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?” diye karşılık verdi.
ACT 19:16 Kendisinde kötü ruh bulunan adam üzerlerine sıçradı. Hepsini alt edip onlara üstün geldi. Öyle ki, o evden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.
ACT 19:17 Bu iş, Efes’te yaşayan bütün Yahudiler ve Grekler’ tarafından öğrenildi. Hepsinin üzerine korku geldi ve Efendi Yeşua’nın adı büyüdü.
ACT 19:18 İman etmiş olanların birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip bildiriyorlardı.
ACT 19:19 Büyücülükle uğraşanların bir çoğu kitaplarını toplayıp getirdiler ve herkesin gözü önünde yaktılar. Bunların değerini hesapladıklarında elli bin gümüş tuttuğunu gördüler.
ACT 19:20 Böylece Efendi’nin sözü büyüyor ve giderek kudretleniyordu.
ACT 19:21 Bunlar bittikten sonra Pavlus, Makedonya ve Ahaya'dan geçtikten sonra, Ruh'ta Yeruşalem'e gitmeye karar verdi ve şöyle dedi: “Oraya vardıktan sonra Roma'yı da görmeliyim.”
ACT 19:22 Kendisine hizmet edenlerden ikisini, Timoteos ve Erastus’u Makedonya’ya gönderdikten sonra kendisi bir süre daha Asya İli’nde kaldı.
ACT 19:23 O sıralarda Yol ile ilgili büyük bir kargaşalık çıktı.
ACT 19:24 Dimitrios adında bir gümüşçü vardı, kendisi gümüşten Artemis tapınakları yapıyordu. Bununla sanatçılara bol iş getiriyordu.
ACT 19:25 Dimitrios bu adamları ve benzer iş yapan başkalarını bir araya toplayarak, “Efendiler, bu işten zengin olduğumuzu biliyorsunuz” dedi.
ACT 19:26 “Pavlus denen bu adamın, elle yapılan ilâhların gerçek ilâh olmadığını söyleyerek birçok kişiyi kandırıp, saptırdığını görüyor ve duyuyoruz. Yalnızca Efes’te değil, neredeyse bütün Asya İli’nde.
ACT 19:27 Sanatımız yalnızca saygınlığını yitirmekle kalmayacak, aynı zamanda Artemis Tapınağı’nın hiçe sayılma ve bütün Asya İli’nın ve dünyanın taptığı büyük tanrıça Artemis’in görkeminden yoksun kalma tehlikesi de vardır.”
ACT 19:28 Bunu duyunca öfkeyle doldular. “Efesliler’in Artemis’i büyüktür!” diyerek bağırdılar.
ACT 19:29 Kent karışıklıkla doldu. Halk, Pavlus’un yol arkadaşları olan Makedonyalı Gayus ve Aristarhus’u yakalayıp hep birlikte tiyatroya koştular.
ACT 19:30 Pavlus halkın arasına girmek istediyse de, öğrenciler ona izin vermedi.
ACT 19:31 Onun dostu olan bazı Asya İli yöneticileri ona haber gönderip tiyatroya gitmemesi için yalvardılar.
ACT 19:32 Bazıları bir şey, ötekileri başka bir şey bağırıyorlardı, topluluk karışıklık içindeydi. Çoğu neden bir araya geldiklerini bile bilmiyordu.
ACT 19:33 Yahudiler İskender’i kalabalığın içinden öne çıkardılar. İskender eliyle işaret ederek halka kendi savunmasını yapmak istedi.
ACT 19:34 Ama halk onun Yahudi olduğunu anlayınca, iki saat boyunca hep bir ağızdan, “Efesliler’in Artemis’i büyüktür!” diye bağırdılar.
ACT 19:35 Belediye yazmanı kalabalığı yatıştırıp, “Ey Efesliler, Efes Kenti’nin, büyük tanrıça Artemis Tapınağı’nın ve Zeus’tan düşen suretin bekçisi olduğunu bilmeyen var mı?” dedi.
ACT 19:36 ‘‘Bunlar inkâr edilemeyeceği için, sessiz kalmalı ve düşüncesizce bir şey yapmamalısınız.
ACT 19:37 Çünkü buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınağı soymuşlar ne de tanrıçanıza küfretmişlerdir.
ACT 19:38 Eğer Dimitrios ve yanındaki sanatçı arkadaşlarının herhangi birine karşı bir şikayeti varsa, mahkemeler açık, yargıçlar da var. Birbirlerini orada suçlasınlar.
ACT 19:39 Soruşturacağınız başka konular varsa, bunun karara bağlanacağı yer yasal toplantıdır.
ACT 19:40 Çünkü bugün çıkan kargaşayla ilgili olarak suçlanma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Hiçbir neden olmadığı için bu kargaşanın hesabını veremeyiz.”
ACT 19:41 Bunu söyledikten sonra topluluğu dağıttı.
ACT 20:1 Kargaşa dindikten sonra, Pavlus öğrencileri yanına çağırdı, onlarla vedalaşıp Makedonya’ya gitmek üzere yola çıktı.
ACT 20:2 O yörelerden geçip onları çok sözle cesaretlendirerek Yunanistan’a geldi.
ACT 20:3 Orada üç ay kaldıktan sonra Suriye’ye yelken açmak üzereyken Yahudiler’in kendisine karşı bir düzen kurması nedeniyle, Makedonya üzerinden dönmeye karar verdi.
ACT 20:4 Ona Asya İli’ne kadar eşlik edenler şunlardı: Veriya’lı Piros oğlu Sopater, Selanikli Aristarhus ile Sekundus, Derbeli Gayus, Timoteos, Asya İli’nden Tihikos ile Trofimos.
ACT 20:5 Bunlar önden gidip bizi Troas’ta beklediler.
ACT 20:6 Mayasız Ekmek Bayramı’ndan sonra Filipi’den yelken açıp beş günde Troas’a vardık. Orada yedi gün kaldık.
ACT 20:7 Haftanın ilk günü, öğrenciler ekmek bölmek için bir araya geldiklerinde, Pavlus onlarla bir konuşma yaptı. Ertesi gün yola çıkacağı için konuşmasını gece yarısına kadar sürdürdü.
ACT 20:8 Toplandığımız yer olan üst katta birçok kandil vardı.
ACT 20:9 Eftihos adında bir genç pencerede oturuyordu. Pavlus konuşmasını uzattıkça Eftihos’u uyku bastı. Uykuya dalınca üçüncü kattan aşağıya düştü. Ölüsü yerden kaldırıldı.
ACT 20:10 Pavlus aşağı inip üzerine kapandı. Onu kucaklayarak, “Telaşa kapılmayın, canı kendisinde” dedi.
ACT 20:11 Yine yukarı çıkıp ekmek bölüp yemek yedi. Gün ağarana dek onlarla uzunca konuştuktan sonra oradan ayrıldı.
ACT 20:12 Çocuğu canlı olarak içeri aldılar ve çok teselli buldular.
ACT 20:13 Biz önceden gemiye binip Assos’a doğru yelken açtık. Pavlus’u oradan alacaktık. Çünkü kendisi karadan gitmek istediği için öyle ayarlamıştı.
ACT 20:14 Bizi Assos’ta karşılayınca onu gemiye alıp Midilli’ye geçtik.
ACT 20:15 Oradan yelken açıp ertesi gün Sakız Adası’nın karşısına geldik. Daha ertesi gün Samos’u geçip Troglium'da kaldık, sonraki gün de Milet’e ulaştık.
ACT 20:16 Pavlus Asya İli’nde zaman kaybetmemek için Efes’e uğramadan geçmeye karar vermişti. Çünkü eğer mümkün olursa, Pentikost Günü Yeruşalem’de olabilmek için acele ediyordu.
ACT 20:17 Pavlus Milet’ten haber salıp kilisenin ihtiyarlarını yanına çağırttı.
ACT 20:18 Yanına geldiklerinde onlara şöyle dedi: “Asya İli’ne ayak bastığım ilk günden beri, sizinle birlikte her zaman nasıl olduğumu biliyorsunuz.
ACT 20:19 Yahudiler’in kurduğu düzenler yüzünden başıma gelen denenmelerde tam bir alçakgönüllülükle ve çok gözyaşları içinde Efendi’ye hizmet ettim.
ACT 20:20 Yararlı olan herhangi bir şeyi size bildirmekten, gerek açık alanlarda gerek evden eve sizlere öğretmekten çekinmedim.
ACT 20:21 Hem Yahudiler’e hem de Grekler’e Tanrı’ya tövbe edip Efendimiz Yeşua’ya iman etme konusunda tanıklık ettim.
ACT 20:22 Şimdi, işte, Ruh tarafından bağlanmış olarak Yeruşalem'e gidiyorum. Orada başıma ne geleceğini bilmiyorum.
ACT 20:23 Ancak Kutsal Ruh, beni zincirlerin ve sıkıntıların beklediğini söyleyerek her kentte tanıklık ediyor.
ACT 20:24 Ama bu şeyleri saymıyorum; ne de yaşamımı kendim için değerli tutuyorum. Öyle ki yarışımı sevinçle bitireyim, Efendi Yeşua’dan aldığım görevi, Tanrı’nın lütfunun Müjdesi’ne tam tanıklık etme hizmetimi bitireyim.
ACT 20:25 “Şimdi Tanrı’nın Krallığı'nı duyurmak için aralarında dolaştığım sizlerden hiçbirinin yüzümü bir daha görmeyeceğini biliyorum.
ACT 20:26 Bu nedenle bugün size tanıklık ediyorum ki, ben bütün insanların kanından temizim,
ACT 20:27 çünkü Tanrı’nın öğüdünü size tam olarak açıklamaktan çekinmedim.
ACT 20:28 Bu nedenle, kendinize Efendi'nin ve Tanrı'nın kendi kanıyla satın aldığı topluluğu gütmek için Kutsal Ruh’un sizi gözetmen yaptığı bütün sürüye dikkat edin.
ACT 20:29 Benim ayrılışımdan sonra, sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtların aranıza gireceğini biliyorum.
ACT 20:30 Öğrencileri kendi peşlerinden sürüklemek için aranızdan sapık sözler söyleyen kişiler çıkacak.
ACT 20:31 Bu yüzden uyanık kalın. Üç yıl boyunca gece gündüz, gözyaşlarıyla hepinizi nasıl uyardığımı hatırlayın.
ACT 20:32 Şimdi, kardeşler, sizi Tanrı’ya ve O’nun lütfunun sözüne emanet ediyorum. Bu söz, sizi ruhça geliştirecek ve bütün kutsal kılınmış olanların arasında miras verecek güçtedir.
ACT 20:33 Ben kimsenin gümüşüne, altınına, giysisine göz dikmedim.
ACT 20:34 Sizler de biliyorsunuz ki, bu eller benim ve benimle birlikte olanların ihtiyaçları için hizmet etti.
ACT 20:35 Güçsüzlere yardım etmeniz ve Efendi Yeşua’nın kendisinin, ‘Vermek almaktan daha mutludur’ dediği sözlerini hatırlamanız için böylece emek çekerek her şeyde size örnek oldum.’’
ACT 20:36 Bunları söyledikten sonra diz çöküp onlarla birlikte dua etti.
ACT 20:37 Hepsi hüngür hüngür ağladı. Pavlus’un boynuna sarılıp onu öptüler.
ACT 20:38 Onları en çok üzen, Pavlus’un, ‘‘yüzümü bir daha görmeyeceksiniz’’ sözü olmuştu. Sonra gemiye kadar ona eşlik ettiler.
ACT 21:1 Onlardan ayrılıp denize açıldıktan sonra düz bir rotayla Kos’a gittik. Ertesi gün Rodos’a, oradan da Patara’ya geçtik.
ACT 21:2 Fenike’ye giden bir gemi bulduktan sonra gemiye binip yelken açtık.
ACT 21:3 Kıbrıs’ı görünce, adayı solda bırakıp Suriye’ye yöneldik. Sur Kenti’nde karaya çıktık. Çünkü gemi yükünü burada boşaltacaktı.
ACT 21:4 Öğrencileri bulup orada yedi gün kaldık. Bunlar Ruh aracılığıyla Pavlus’u Yeruşalem’e çıkmaması gerektiğini söylediler
ACT 21:5 Günümüz dolunca ayrılıp yola çıktık. Hepsi, eşleri ve çocuklarıyla birlikte bizi kentin dışına kadar yolcu ettiler. Sahilde diz çöküp dua ettik.
ACT 21:6 Birbirimizle vedalaştıktan sonra gemiye bindik, onlar da evlerine döndüler.
ACT 21:7 Sur’dan yolculuğumuzu bitirince Ptolemais’e vardık. Kardeşleri selamlayıp onlarla birlikte bir gün kaldık.
ACT 21:8 Ertesi gün Pavlus ve yol arkadaşları olan bizler yola çıkıp Sezariye’ye geldik. Yediler’den biri olan müjdeci Filipus’un evine girip yanında kaldık.
ACT 21:9 Bu adamın peygamberlik eden, el değmemiş dört kızı vardı.
ACT 21:10 Orada birkaç gün kaldıktan sonra, Yahudiye’den Hagavos adında bir peygamber geldi.
ACT 21:11 Bize gelip Pavlus’un kemerini aldı. Kendi ellerini ve ayaklarını bağlayarak şöyle dedi: “Kutsal Ruh şöyle diyor: ‘Yeruşalem’deki Yahudiler bu kemerin sahibini böyle bağlayıp öteki ulusların eline teslim edecekler.’”
ACT 21:12 Bunları duyunca hem bizler hem de oradakiler Yeruşalem’e gitmemesi için Pavlus’a yalvardık.
ACT 21:13 O zaman Pavlus, “Ne yapıyorsunuz, ağlayıp yüreğimi kırıyorsunuz? Çünkü ben Yeruşalem’de yalnızca bağlanmaya değil, Efendi Yeşua’nın adı uğruna ölmeye de hazırım” dedi.
ACT 21:14 Onu ikna edemeyince, “Efendi’nin isteği olsun” diyerek sustuk.
ACT 21:15 Bu günlerden sonra yükümüzü alıp Yeruşalem’e çıktık.
ACT 21:16 Sezariye’den bazı öğrenciler de bizimle birlikte geldiler. Bizi, evinde konuk edileceğimiz eski öğrencilerden birine, Kıbrıslı Minason’a götürdüler.
ACT 21:17 Yeruşalem’e geldiğimizde kardeşler bizi sevinçle kabul ettiler.
ACT 21:18 Ertesi gün Pavlus bizimle birlikte Yakov’un yanına girdi ve ihtiyarların hepsi de hazırdı.
ACT 21:19 Pavlus onları selamladıktan sonra, Tanrı’nın kendi hizmeti aracılığıyla uluslar arasında yaptıklarını bir bir anlattı.
ACT 21:20 Bunu işitince Tanrı’yı yücelttiler. Ona, ‘‘Kardeş, Yahudiler arasında binlerce imanlı olduğunu görüyorsun. Hepsi Yasa için gayretlidirler” dediler.
ACT 21:21 ‘‘Senin hakkında, öteki uluslar arasında yaşayan bütün Yahudiler’e, çocuklarını sünnet etmemelerini, törelerin ardınca yürümemelerini ve Moşe’nin Yasası’nı bırakmalarını öğretiyormuşsun diye haber almışlar.
ACT 21:22 Öyleyse şimdi ne yapmalı? Çünkü geldiğini duyunca kesin toplanacaklar.
ACT 21:23 Bu nedenle sana söyleyeceğimizi yap. Aramızda adak adamamış dört kişi var.
ACT 21:24 Onları al, onlarla birlikte kendini arındır. Başlarını tıraş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. O zaman herkes, hakkında söylenenlerin doğru olmadığını, senin de Yasa’yı tutarak yürüdüğünü bilecekler.
ACT 21:25 Öteki uluslardan olan imanlılara gelince, putlara sunulan kurban etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve cinsel ahlaksızlıktan sakınsınlar diye kararımızı yazmıştık.”
ACT 21:26 Böylece Pavlus adamları aldı ve ertesi gün kendini arındırdı ve onlarla birlikte tapınağa girip arınma günlerinin ne zaman tamamlanacağını, her biri adına ne zaman kurban sunulacağını bildirdi.
ACT 21:27 Yedi günlük süre dolmak üzereydi. Asya İli’nden gelen Yahudiler Pavlus’u tapınakta görünce, kalabalığı kışkırtıp ellerini onun üzerine koydular.
ACT 21:28 “Ey İsraelliler, yardım edin!” diye bağırdılar. “Bu adam, her yerde herkese, halkımıza, Yasa’ya ve bu yere karşı öğretiyor. Üstelik tapınağa Grekler’i sokarak bu kutsal yeri de kirletti.”
ACT 21:29 Çünkü Efesli Trofimos’u kentte onunla birlikte görmüşlerdi ve Pavlus’un onu tapınağa getirdiğini sanıyorlardı.
ACT 21:30 Bütün kent harekete geçti, halk da koşuştu. Pavlus’u tutup tapınağın dışına sürüklediler. Tapınağın kapıları hemen kapatıldı.
ACT 21:31 Onu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalem Kenti’nin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.
ACT 21:32 Hemen yüzbaşılarla askerleri yanına alıp üzerlerine koştu. Halk komutan ve askerleri görünce Pavlus’u dövmeyi bıraktı.
ACT 21:33 Sonra komutan yaklaşıp Pavlus’u tutukladı. Çift zincirle bağlanmasını buyurdu. Kim olduğunu ve ne yaptığını sordu.
ACT 21:34 Kalabalığın arasında kimisi bir şey, kimisi başka bir şey bağırıyordu. Gürültüden gerçeği öğrenemeyince, onun kaleye götürülmesini buyurdu.
ACT 21:35 Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalığın şiddetinden askerler onu taşımak zorunda kaldılar.
ACT 21:36 Kalabalık, “Öldürün onu!” diye bağırarak peşinden gitti.
ACT 21:37 Kaleden içeri girmek üzereyken Pavlus komutana, “Seninle konuşabilir miyim?” diye sordu. Komutan, ‘‘Grekçe biliyor musun?” dedi.
ACT 21:38 ‘‘Sen bir süre önce ayaklanma çıkarıp silahlı dört bin katili çöle götüren Mısırlı değil misin?”
ACT 21:39 Pavlus, “Ben Kilikya’dan Tarsuslu bir Yahudi'yim. Hiç de önemsiz olmayan bir kentin vatandaşıyım. Rica ediyorum, halka konuşmama izin ver” dedi.
ACT 21:40 Komutan izin verince, Pavlus merdivenlerde durup eliyle halka işaret etti. Büyük bir sessizlik olunca, İbrani diliyle konuşup şöyle dedi:
ACT 22:1 “Kardeşler ve babalar, size şimdi yapacağım savunmayı dinleyin.”
ACT 22:2 Kendileriyle İbranice konuştuğunu duyduklarında daha da sessizleştiler.
ACT 22:3 “Ben Kilikya Tarsusu'nda doğmuş bir Yahudi’yim. Bu kentte, Gamaliel’in dizinin dibinde büyüdüm. Atalarımızın yasasının sıkı geleneğine göre eğitildim. Bugün hepinizin olduğu gibi, ben de Tanrı için gayretli birisiyim.
ACT 22:4 Bu Yol’a ölümüne zulmeder, erkekleri de kadınları da bağlayıp zindanlara teslim ederdim.
ACT 22:5 Başkâhin ve bütün kurul üyeleri buna tanıklık edebilir. Yahudi kardeşlere verilmek üzere onlardan almış olduğum mektuplarla, orada bulunanları cezalandırmak üzere bağlayıp Yeruşalem’e getirmek için Damaskus'a gidiyordum.
ACT 22:6 Yolculuğuma devam ederken Damaskus’a yaklaştığımda, öğle vakti ansızın gökten çevremi büyük bir ışık aydınlattı.
ACT 22:7 Yere düştüm ve bir sesin bana, ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dediğini duydum.
ACT 22:8 ‘Ey efendim, sen kimsin?’ diye karşılık verdim. O da bana, ’Ben senin zulmettiğin Nasıralı Yeşua’yım’ dedi.’’
ACT 22:9 “Yanımda olanlar gerçi ışığı gördüler ve korktular, ama benimle konuşanın sözünü anlamadılar.
ACT 22:10 ‘Ey Efendim ne yapmalıyım?’ diye sordum. Efendi bana, ‘Kalk, Damaskus’a git’ dedi. ‘Orada yapman için belirlenmiş her şey sana bildirilecek.’
ACT 22:11 O ışığın görkeminden göremez olunca, yanımda olanların eliyle götürülüp Damaskus’a girdim.
ACT 22:12 Damaskus’ta yaşayan bütün Yahudiler tarafından iyi tanınan, Yasa’ya göre inançlı Hananya adında bir adam vardı.
ACT 22:13 Bana geldi ve yanımda durup, ‘Saul kardeş, gözlerin açılsın!’ dedi. O anda onu gördüm.
ACT 22:14 Bana şöyle dedi: ‘Atalarımızın Tanrısı, kendi isteğini bilmen ve Doğru Olan’ı görüp ağzından bir ses duyman için seni atamıştır.
ACT 22:15 Çünkü görüp işittiklerini bütün insanlara duyurup O’nun tanığı olacaksın.
ACT 22:16 Şimdi neden bekliyorsun? Kalk, vaftiz ol! Efendi’nin adını çağırarak günahlarından yıkan.’’
ACT 22:17 “Yeruşalem’e dönüp tapınakta dua ederken kendimden geçtim.
ACT 22:18 O'nu gördüm ve bana, ‘Acele et, Yeruşalem’den hemen çık. Çünkü benim hakkımdaki senin tanıklığını kabul etmeyecekler’ dedi.
ACT 22:19 Ben, ‘Ey Efendim” dedim. “Sana iman edenleri hapsedip her havrada dövdüğümü kendileri biliyorlar.
ACT 22:20 Tanığın Stefanos’un kanı döküldüğünde, ben de orada duruyordum, onu öldürenlerin giysilerini bekleyerek ölümünü onayladım.’’
ACT 22:21 “Bana, ‘Git, çünkü seni uzağa, uluslara göndereceğim’ dedi.’’
ACT 22:22 Bunu söyleyene dek onu dinlediler. Sonra seslerini yükselterek, “Bu adamı yeryüzünden temizleyin, çünkü yaşamaya layık değil!” dediler.
ACT 22:23 Onlar bağırıp giysilerini çıkarıp havaya toz saçarken,
ACT 22:24 komutan Pavlus’un kalenin içine götürülmesi için buyruk verdi. Onların neden kendisine karşı böyle bağırdıklarını öğrenmek için Pavlus’un kamçılanarak sorguya çekilmesini buyurdu.
ACT 22:25 Kendisini kayışlarla bağladıklarında, Pavlus yanında duran yüzbaşıya, “Mahkûm edilmemiş bir Romalı’yı kamçılamak sizce yasal mıdır?” diye sordu.
ACT 22:26 Yüzbaşı bunu duyunca komutana gidip, “Ne yapacağına dikkat et, bu adam bir Romalı!” dedi.
ACT 22:27 Komutan gelip ona, “Söyle bana, sen Romalı mısın?” diye sordu. ‘‘Evet” dedi.
ACT 22:28 Komutan, “Ben vatandaşlığımı büyük bir bedelle satın aldım” diye yanıtladı. Pavlus, “Ama ben doğuştan bir Romalı’yım” dedi.
ACT 22:29 Onu sorguya çekmek üzere olanlar hemen yanından ayrıldılar. Komutan da onun bir Romalı olduğunu anlayınca korktu. Çünkü onu bağlamıştı.
ACT 22:30 Ertesi gün Yahudiler tarafından neyle suçlandığı hakkındaki gerçeği bilmek isteyerek, onu bağlarından serbest bıraktı. Başkâhinlerle bütün Kurul’un toplanması için buyruk verdi. Pavlus’u aşağı getirip onların önünde durdurdu.
ACT 23:1 Pavlus, Kurul’a dikkatle bakarak, “Kardeşler, ben bugüne dek Tanrı’nın önünde tam iyi vicdanla yaşadım” dedi.
ACT 23:2 Başkâhin Hananya, yanında duranlara ağzına vurmalarını buyurdu.
ACT 23:3 Sonra Pavlus ona, “Tanrı sana vuracak, seni badanalı duvar! Hem oturmuş Yasa’ya göre beni yargılıyorsun, hem de Yasa’ya aykırı olarak bana vurulmasını buyuruyorsun” dedi.
ACT 23:4 Yanında duranlar, “Tanrı’nın başkâhinine küfür mü ediyorsun?” dediler.
ACT 23:5 Pavlus, “Kardeşler, onun başkâhin olduğunu bilmiyordum” dedi. ‘‘Çünkü, ‘Halkının bir yöneticisi hakkında kötü konuşmayacaksın’ diye yazılmıştır.”
ACT 23:6 Pavlus, bir tarafın Sadukiler, öbür tarafın da Ferisiler olduğunu anlayınca, Kurul’da sesini yükseltip şöyle dedi: “Kardeşler, ben bir Ferisi oğlu, Ferisi’yim. Ölülerin dirilişi umudu yüzünden yargılanıyorum!”
ACT 23:7 Bunu söyleyince, Ferisiler’le Sadukiler arasında bir tartışma çıktı ve kalabalık ikiye bölündü.
ACT 23:8 Sadukiler diriliş, melek ve ruh yoktur derler. Ferisiler ise bunların hepsini kabul ederler.
ACT 23:9 Büyük bir gürültü koptu ve Ferisilerin bazı yazıcıları ayağa kalkıp, “Bu adamda hiçbir kötülük bulmuyoruz. Ama bir ruh ya da melek ona konuşmuşsa, Tanrı’ya karşı savaşmayalım!” dediler!”
ACT 23:10 Büyük bir çekişme çıkınca komutan, Pavlus’u parçalayacaklar diye korktu. Askerlere aşağı inip onu aralarından zorla alıp kaleye götürmelerini buyurdu.
ACT 23:11 Ertesi gece Efendi onun yanında durup, “Cesur ol Pavlus! Yeruşalem’de benimle ilgili tanıklık ettiğin gibi, Roma’da da tanıklık etmelisin” dedi.
ACT 23:12 Gündüz olunca Yahudiler'den bazıları söz birliği edip kendilerini lanetle bağladılar ve, “Pavlus’u öldürmeden bir şey yiyip içmeyeceğiz” dediler.
ACT 23:13 Bu andı içenlerin sayısı kırkı aşkındı.
ACT 23:14 Başkâhinlere ve ihtiyarlara gelip, “Biz, ‘Pavlus’u öldürmeden bir şey yiyip içmeyeceğiz!’ diye kendimizi büyük bir lanetle bağladık” dediler.
ACT 23:15 “Bu nedenle, şimdi siz, Kurul'la birlikte komutana, sanki daha ayrıntılı bir şekilde yargılayacakmışsınız gibi yarın onu size getirmesini söyleyin. Biz de yaklaşmadan onu öldürmeye hazır olacağız” dediler.
ACT 23:16 Ancak Pavlus’un kız kardeşinin oğlu onların pusu kurduklarını duydu. Varıp kaleye girdi ve Pavlus’a bildirdi.
ACT 23:17 Pavlus yüzbaşılardan birini çağırıp, “Bu genci komutana götürün, çünkü ona söyleyecek bir şeyi var” dedi.
ACT 23:18 Onu alıp komutana götürdü. “Tutuklu Pavlus beni çağırdı ve bu genci sana getirmemi istedi. Sana söylemek istediği bir şey varmış” dedi.
ACT 23:19 Komutan genci elinden tutup bir kenara çekti. “Bana bildireceğin şey nedir?” diye sordu.
ACT 23:20 Şöyle dedi: “Yahudiler, sanki onun hakkında daha ayrıntılı bilgi almak istiyormuş gibi, yarın Pavlus’u Kurul'a getirmeni istemek için anlaştılar.
ACT 23:21 Bu yüzden onlara boyun eğme, çünkü kırktan fazla adam onu bekliyor, onu öldürünceye kadar ne yiyip ne de içmeyeceklerine dair lanetle kendilerini bağladılar. Şimdi hazırlar, senden bir söz bekliyorlar.”
ACT 23:22 Komutan, ‘‘Bunları bana açtığını kimseye söyleme’’ diyerek genci salıverdi.
ACT 23:23 Yüzbaşılardan ikisini yanına çağırıp şöyle dedi: “Gecenin üçüncü saatinde, Sezariye’ye kadar gitmek üzere iki yüz piyade, yetmiş atlı ve iki yüz mızraklı hazırlayın.
ACT 23:24 Pavlus’u bindirip sağ salim Vali Feliks’e götürmek için hayvan sağlayın.’’
ACT 23:25 Komutan şöyle bir mektup yazdı:
ACT 23:26 “Klavdius Lisias’tan, Sayın Vali Feliks’e: Selamlar!
ACT 23:27 “Bu adam Yahudiler tarafından yakalanmış ve öldürülmek üzereyken ben askerlerle birlikte gelip onu kurtardım. Çünkü Romalı olduğunu öğrendim.
ACT 23:28 Onu neden suçladıklarını öğrenmek istediğimden, onu onların Kurul'una götürdüm.
ACT 23:29 Suçlamanın, kendi yasaları hakkında bazı sorunlarla ilgili olduğunu buldum ama ölüm ya da hapis cezasını gerektiren bir şeyle suçlanmamıştı.
ACT 23:30 Bu adama karşı bir tuzak kurulduğunun haberini alınca onu hemen sana gönderdim. Onu suçlayanların da şikayetlerini senin önüne getirsinler diye emir verdim. Hoşçakal.”
ACT 23:31 Böylece askerler aldıkları buyruk uyarınca Pavlus’u alıp geceleyin Antipatris’e götürdüler.
ACT 23:32 Ama ertesi gün onunla gidecek olan atlıları bırakıp kaleye döndüler.
ACT 23:33 Atlılar Sezariye’ye ulaşınca mektubu valiye verip Pavlus’u önüne çıkardılar.
ACT 23:34 Vali mektubu okuduktan sonra Pavlus’un hangi ilden olduğunu sordu. Kilikyalı olduğunu anlayınca,
ACT 23:35 “Seni suçlayanlar geldiği zaman seni tam dinleyeceğim” dedi. Pavlus’un, Hirodes’in sarayında tutulması için buyruk verdi.
ACT 24:1 Beş gün sonra başkâhin Hananya, bazı ihtiyarlar ve Tertullus adlı bir sözcüyle Sezariye’ye indiler. Bunlar Pavlus’la ilgili şikayetlerini valiye bildirdiler.
ACT 24:2 Pavlus çağrılınca, Tertullus onu suçlamaya başladı. “Saygıdeğer Feliks! Senin sayende büyük esenlik içindeyiz. Senin öngörünle ulusumuz kalkınmaktadır.
ACT 24:3 Her zaman her yerde tam şükranla bunu kabul ediyoruz.
ACT 24:4 Çok zamanını almadan, söyleyecek olduğumuz birkaç söze ve bize katlanmanı rica ediyorum.
ACT 24:5 Bu adam dünyanın her yanında bütün Yahudiler’in arasında kargaşa çıkaran bir fesatçı ve kendisi Nasrani tarikatının elebaşlarından biri olduğunu bulduk.
ACT 24:6 Hatta tapınağı bile kirletmeye kalkıştı. Ama biz onu tutukladık.
ACT 24:7 
ACT 24:8 Onu sorguya çekersen, suçladığımız bütün bu şeyleri kendisinden öğrenebilirsin” dedi.
ACT 24:9 Yahudiler de saldırıya katıldılar ve bunların böyle olduğunu ileri sürdüler.
ACT 24:10 Valinin işareti üzerine Pavlus, “Bu ulusa yıllardır yargıçlık ettiğini bildiğim için, sevinçle savunmamı yapıyorum.
ACT 24:11 Yeruşalem’e tapınmak için çıkışımın üzerinden on iki gün bile geçmediğini sen kendin de öğrenebilirsin.
ACT 24:12 Beni ne tapınakta, ne havralarda, ne de kentte kimseyle tartışırken ya da kalabalığı kışkırtırken buldular.
ACT 24:13 Şimdi beni suçladıkları şeyleri sana kanıtlayamazlar.
ACT 24:14 Ama sana şunu itiraf ediyorum ki, onların tarikat dedikleri Yol’a göre atalarımızın Tanrısı’na hizmet ediyorum. Kutsal Yasa’ya göre olan şeylere ve peygamberlerde yazılanların hepsine inanıyorum.
ACT 24:15 Onların da umduğu gibi, hem doğruların, hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Tanrı’ya umut bağladım.
ACT 24:16 Bunun için de hem Tanrı’nın hem de insanların önünde vicdanımı suçsuz tutmaya her zaman gayret ediyorum.
ACT 24:17 Çok yıllardan sonra ulusumun yoksulları için armağanlar ve sunular sunmaya geldim.
ACT 24:18 Bu arada Asya İli’nden bazı Yahudiler beni tapınakta, bir kalabalığın ya da kargaşanın ortasında değil, arınmış durumda buldular.
ACT 24:19 Bana karşı bir şeyleri varsa, senin önünde burada suçlamada bulunmaları gerekir.
ACT 24:20 Ya da bu adamlar, ben Kurul’un önünde halihazırda dururken bende ne suç bulduklarını söylesinler.
ACT 24:21 Aralarında dururken, ‘Ölülerin dirilişiyle ilgili olarak önünüzde bugün tarafınızdan yargılanmaktayım’ diye bağırmıştım. Olsa olsa beni tek bu şey için suçlayabilirler” dedi.
ACT 24:22 Ama Feliks, Yol hakkında daha kesin bilgiye sahip olduğundan, onları oyalayarak, “Komutan Lysias gelince davanızı karara bağlayacağım” dedi.
ACT 24:23 Yüzbaşıya, Pavlus'un gözaltında tutulmasını ve bazı ayrıcalıklara sahip olmasını, arkadaşlarından hiçbirinin kendisine hizmet etmesini ya da onu ziyaret etmesini engellememesini buyurdu.
ACT 24:24 Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi. Pavlus’u çağırtıp Mesih Yeşua’ya olan inancı hakkında onu dinledi.
ACT 24:25 Doğruluk, özdenetim ve gelecek yargı hakkında konuşunca, Feliks dehşete kapıldı. “Şimdilik gidebilirsin, uygun olduğumda seni yeniden çağırtırım” dedi.
ACT 24:26 Bu arada, Pavlus'un kendisine para vereceğini ve onu serbest bırakabileceğini umuyordu. Bu nedenle onu sık sık çağırtıp onunla konuşuyordu.
ACT 24:27 İki yıl dolunca, Feliks’in yerine Porkius Festus geçti. Yahudiler’in gözüne girmek isteyen Feliks Pavlus’u bağlı bıraktı.
ACT 25:1 Festus, eyalete vardıktan üç gün sonra Sezariye’den Yeruşalem’e çıktı.
ACT 25:2 O zaman başkâhin ve Yahudiler’in ileri gelenleri Pavlus’la ilgili şikayetlerini ona bildirip ricada bulundular.
ACT 25:3 Pavlus’u Yeruşalem’e göndermesi için ondan yardım istediler. Yolda onu öldürmek için düzen kurdular.
ACT 25:4 Ancak Festus, Pavlus’un Sezariye’de tutuklu kalacağını, kendisinin de kısa bir süre sonra oraya gideceğini söyledi.
ACT 25:5 “Onun için aranızdan yetkili kişiler benimle birlikte insinler, eğer adamda bir suç varsa, onu suçlasınlar” dedi.
ACT 25:6 Festus, aralarında on günden fazla kaldıktan sonra Sezariye’ye indi. Ertesi gün yargı kürsüsüne oturup Pavlus’un getirilmesini buyurdu.
ACT 25:7 Pavlus gelince, Yeruşalem’den inen Yahudiler çevresinde durdular. Ona karşı kanıtlayamadıkları birçok ağır suçlamalarda bulundular.
ACT 25:8 Pavlus, ise savunmasında, “Ne Yahudiler’in yasasına karşı, ne tapınağa, ne de Sezar’a karşı hiçbir günah işlemedim” dedi.
ACT 25:9 Yahudiler’in gözüne girmek isteyen Festus Pavlus’a, “Yeruşalem’e çıkıp orada bu konularda benim tarafımdan yargılanmak ister misin?” dedi.
ACT 25:10 Ama Pavlus, “Ben Sezar’ın yargı kürsüsü önünde duruyorum ve burada yargılanmam gerekir” dedi. ‘‘Senin de çok iyi bildiğin gibi, Yahudiler’e karşı hiçbir suç işlemedim.
ACT 25:11 Eğer suçum varsa, ölüm cezasını gerektirecek bir şey yapmışsam, ölmekten çekinmem. Ama eğer beni suçladıkları şeylerden hiçbiri doğru değilse, kimse beni onlara teslim edemez. Sezar’a başvuruyorum!”
ACT 25:12 Bunun üzerine Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra Pavlus’a, “Sezar’a başvurdun. Sezar’a gideceksin” dedi.
ACT 25:13 Birkaç gün geçtikten sonra, Kral Agrippa ile Berniki Sezariye’ye gelip Festus’u selamladılar.
ACT 25:14 Orada çok günler kaldılar. Festus, Pavlus’un davasını krala anlatıp, “Feliks’in tutuklu olarak bıraktığı bir adam var” dedi.
ACT 25:15 ‘‘Ben Yeruşalem’deyken Yahudiler’in başkâhinleriyle ihtiyarları bana bildirip ona karşı hüküm dilediler.
ACT 25:16 Onlara, sanığın suçlayanlarla yüz yüze getirilmeden, kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili savunma yapma fırsatı verilmeden, ölüme terk edilmesinin, Roma geleneğine aykırı olduğunu söyledim.
ACT 25:17 Benimle birlikte buraya gelince, hiç vakit geçirmeden, ertesi gün yargı kürsüsüne oturdum ve adamın getirilmesini buyurdum.
ACT 25:18 Ama suçlayanlar ayağa kalkıp konuştuklarında, sandığım gibi bir şeyle onu suçlamadılar.
ACT 25:19 Oysa onunla kendi inançları hakkında, ölmüş olup Pavlus’un iddasına göre yaşamakta olan Yeşua adındaki biriyle ilgili bazı sorunlar vardı.
ACT 25:20 Bu şeyleri nasıl soruşturacağımı bilemediğimden ona, Yeruşalem’e gidip orada bu suçlamalara karşı yargılanmayı isteyip istemediğini sordum.
ACT 25:21 Ama Pavlus İmparator’un kararına dek tutuklu kalma başvurusunda bulununca, onu Sezar'a gönderinceye kadar tutuklu kalmasını buyurdum.”
ACT 25:22 Agrippa Festus’a, “Bu adamı ben de dinlemek isterim” dedi. Festus, “Yarın onu dinleyeceksin” dedi.
ACT 25:23 Böylece ertesi gün, Agrippa ve Berniki büyük bir şatafatla gelip komutanlar ve kentin ileri gelenleriyle birlikte duruşma salonuna girdiler. Festus’un buyruğuyla Pavlus içeri getirildi.
ACT 25:24 Festus, ‘‘Kral Agrippa ve burada bizimle birlikte bulunan herkes” dedi. “Yeruşalem’de ve burada bulunan bütün Yahudi toplumunun bana şikayet ettiği bu adamı görüyorsunuz. Onun için ‘Böylesini yaşatmamalı!’ diye bağırıyorlardı.
ACT 25:25 Ama ben onun ölümü gerektirecek bir şey yapmadığını buldum. Kendisi İmparator’a başvurduğundan, onu göndermeye karar verdim.
ACT 25:26 Efendimize onun hakkında yazacak kesin bir şeyim yok. Bu nedenle onu önünüze, özellikle Kral Agrippa’nın önüne çıkartmış bulunuyorum. Öyle ki onu sorguladıktan sonra yazacak bir şeyim olsun.
ACT 25:27 Çünkü bir mahkûmu gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bana mantıksız geliyor.”
ACT 26:1 Agrippa Pavlus’a, “Kendin için konuşabilirsin” dedi. Bunun üzerine Pavlus elini uzatarak savunmasını yaptı.
ACT 26:2 “Ey “Kral Agrippa, Yahudiler tarafından suçlandığım bütün konularla ilgili olarak bugün senin önünde savunmamı yapacağım için kendimi mutlu sayıyorum.
ACT 26:3 Özellikle senin Yahudiler’in bütün törelerini ve sorunlarını iyi bilen birisi olmana seviniyorum. Bunun için beni sabırla dinlemeni rica ediyorum.’’
ACT 26:4 “Bütün Yahudiler, gençliğimden bu yana ulusumun arasında ve Yeruşalem’de nasıl bir yaşam sürdürdüğümü bilirler.
ACT 26:5 Beni öteden beri tanırlar ve isterlerse, inancımızın en katı mezhebi olan Ferisiliğe bağlı biri olarak yaşadığıma tanıklık edebilirler.
ACT 26:6 Şimdi burada, Tanrı'nın atalarımıza verdiği vaadin umudu uğruna yargılanmak üzere duruyorum.
ACT 26:7 Bu, on iki oymağımızın gece gündüz Tanrı’ya gayretle hizmet ederek erişmeyi umdukları vaattir. Bu umutla ilgili olarak Yahudiler tarafından suçlanıyorum, ey Kral Agrippa!
ACT 26:8 Tanrı’nın ölüleri diriltmesi, size neden inanılmaz geliyor?’’
ACT 26:9 “Ben kendim de Nasıralı Yeşua’nın adına karşı elimden geleni yapmam gerektiğini düşünüyordum.
ACT 26:10 Bunu Yeruşalem’de de yaptım. Başkâhinlerden aldığım yetkiyle kutsalların çoğunu zindana kapattım. Öldürüldükleri zaman oyumu onlara karşı kullandım.
ACT 26:11 Bütün havralarda dolaşıp sık sık onları cezalandırır, küfrettirmeye zorlardım. Öfkeden öylesine çıldırmıştım ki, yabancı kentlerde bile onlara zulmettim.’’
ACT 26:12 “Bu amaç doğrultusunda, başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Damaskus’a giderken,
ACT 26:13 öğlen vakti, ey kral, yolda gökyüzünden güneşten daha parlak bir ışığın etrafımı ve benimle birlikte yolculuk edenleri aydınlattığını gördüm.
ACT 26:14 Hepimiz yere düştüğümüzde, bir sesin bana İbranice, ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun? Üvendirelere karşı tekmelemek senin için zor’ dediğini duydum.’’
ACT 26:15 “‘Sen kimsin, ey Efendim?’ dedim.’’ “‘Ben senin zulmettiğin Yeşua’yım’ dedi.
ACT 26:16 ‘Ama kalk ve ayaklarının üzerinde dur. Seni hizmetime atamak üzere sana göründüm. Hem gördüğün şeylere hem de sana açıklayacağım şeylere tanıklık edeceksin.
ACT 26:17 Seni halkından ve öteki ulusların elinden kurtaracağım.
ACT 26:18 Seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın gücünden Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana olan iman ile günahlarının bağışını ve kutsal kılınanlar arasındaki mirası alsınlar.’’’
ACT 26:19 “Bu nedenle, ey Kral Agrippa, bu göksel görüme itaatsizlik etmedim.
ACT 26:20 Önce Damaskus ve Yeruşalem halkını, sonra bütün Yahudiye ülkesini ve öteki ulusları tövbe edip Tanrı’ya yönelmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya çağırdım.
ACT 26:21 Bu nedenle Yahudiler beni tapınakta yakalayıp öldürmeye çalıştılar.
ACT 26:22 Tanrı’nın yardımıyla bugüne dek büyük küçük herkese tanıklık etmekteyim. Peygamberlerin ve Moşe’nin önceden olacağını bildirdiklerinden başka hiçbir şey söylemiyorum.
ACT 26:23 Mesih’in acı çekmesi gerektiğini, ölümden dirilenlerin ilki olarak hem Yahudiler’e, hem de öteki uluslara ışığı ilan edeceğini bildirmişlerdi.”
ACT 26:24 Pavlus böyle savunmasını yaparken Festus yüksek sesle, “Pavlus, sen delirmişsin! Çok bilgi edinmen seni delirtiyor!” dedi.
ACT 26:25 “Ama o şöyle dedi, “Ben deli değilim, en saygıdeğer Festus, ama gerçeği ve mantıklı sözleri cesaretle duyuruyorum.
ACT 26:26 Çünkü kral bunları biliyor, ben de ona açıkça konuşuyorum. Çünkü bunların hiçbirinin ondan gizli olmadığına eminim, çünkü bunlar bir köşede yapılmadı.
ACT 26:27 Kral Agrippa, peygamberlere inanıyor musun? İnandığını biliyorum” dedi.
ACT 26:28 Agrippa Pavlus’a, “Azıcık iknayla beni Hristiyan mı yapmaya çalışıyorsun?” dedi.
ACT 26:29 Pavlus şöyle karşılık verdi: “Tanrı’ya dua ederim ki, ister az ister çok olsun, yalnız sen değil, bugün beni işiten herkes bu zincirler dışında benim gibi olsun.”
ACT 26:30 Kral, vali, Berniki ve yanlarında oturanlar birlikte ayağa kalktı.
ACT 26:31 Çekilip aralarında konuşup, “Bu adam ölüm ya da tutukluluk cezasını hak edecek hiçbir şey yapmamış” dediler.
ACT 26:32 Agrippa Festus’a, “Bu adam Sezar’a başvurmamış olsaydı, serbest bırakılabilirdi” dedi.
ACT 27:1 İtalya’ya yelken açmamıza karar verilince, Pavlus’la diğer bazı mahkûmları Avgustus taburundan Yulius adlı bir yüzbaşıya teslim ettiler.
ACT 27:2 Asya İli kıyılarına uğrayacak olan bir Edremit gemisine binerek denize açıldık. Selanik’ten Makedonyalı Aristarhus bizimle birlikteydi.
ACT 27:3 Ertesi gün Sayda’ya uğradık. Yulius, Pavlus’a dostça davrandı ve ferahlaması için dostlarının yanına gitmesine izin verdi.
ACT 27:4 Oradan yine denize açıldık. Rüzgâr ters yönden estiği için Kıbrıs’ın rüzgâr almayan yerinden yelken açtık.
ACT 27:5 Kilikya ve Pamfilya açıklarından denizi geçerek Likya’nın Mira Kenti’ne geldik.
ACT 27:6 Yüzbaşı orada İtalya’ya yelken açan bir İskenderiye gemisi buldu ve bizi o gemiye bindirdi.
ACT 27:7 Günlerce ağır ağır yol aldıktan sonra Knidos Kenti’nin açıklarına güçlükle gelebildik. Rüzgâr izin vermeyince, Salmone karşısında Girit’in rüzgâr almayan yerinden yelken açtık.
ACT 27:8 Yolda güçlükle ilerleyerek Laseya Kenti yakınlarındaki Güzel Limanlar adlı bir yere geldik.
ACT 27:9 Uzun zaman geçmişti ve yolculuk tehlikeli olmaya başlamıştı, çünkü oruç zamanı çoktan geçmişti. Pavlus onları uyardı.
ACT 27:10 Onlara, “Efendiler, yolculuğun yalnız yük ve gemi açısından değil, canlarımız açısından da çok zarar ve ziyanla sonuçlanacağını görüyorum” dedi.
ACT 27:11 Ama yüzbaşı, Pavlus'un söylediklerinden çok, kaptana ve gemi sahibine kulak verdi.
ACT 27:12 Liman kışlamaya uygun olmadığından, çoğunluk bir şekilde Feniks’e ulaşıp kışı orada geçirmeyi umuyordu. Feniks, Girit’in lodos ve karayele kapalı bir limanıdır.
ACT 27:13 Güney rüzgârı hafif esince, amaçlarına ulaştıklarını sanıp demir aldılar ve Girit boyunca kıyıya yakın bir yerden yelken açtılar.
ACT 27:14 Ama çok geçmeden karadan Evrakilon denilen bir kasırga koptu.
ACT 27:15 Kasırgaya yakalanan gemi rüzgâra karşı koyamayınca, ona boyun eğdik ve sürüklendik.
ACT 27:16 Klavda adındaki küçük bir adanın rüzgâr altına sığınarak gemiyi güçlükle sağlama alabildik.
ACT 27:17 Filikayı yukarı çektikten sonra, gemiyi güçlendirmek için halatlar kullandılar. Sirte Körfezi’nin sığlık bölgelerinde karaya oturmaktan korktukları için deniz çapasını indirdiler ve böylece sürüklendiler.
ACT 27:18 Fırtınayla çok uğraştıktan sonra, ertesi gün gemiden denize yük atmaya başladılar.
ACT 27:19 Üçüncü gün geminin takımlarını kendi elleriyle denize attılar.
ACT 27:20 Günlerce ne güneş ne de yıldızlar ışıldadı. Fırtına olanca gücüyle bastırmaya devam ederken, artık kurtulacağımıza dair bütün umutlarımızı kaybetmiştik.
ACT 27:21 Uzun süre aç kaldıklarından, Pavlus ortalarında ayağa kalkıp, “Efendiler, beni dinlemeniz gerekirdi. Girit’ten denize hiç açılmamalı ve bu zarar ziyanı yaşamamalıydık.
ACT 27:22 Şimdi sizi cesur olmaya çağırıyorum. Çünkü aranızda hiç can kaybı olmayacak, yalnızca gemi harap olacak.
ACT 27:23 Çünkü bu gece, ait olduğum ve kendisine hizmet ettiğim Tanrı’ya ait bir melek yanımda durdu,
ACT 27:24 ‘Korkma Pavlus’ dedi. ‘Sezar’ın önünde durman gerekiyor. İşte, seninle birlikte yelken açanların hepsini Tanrı sana bağışladı.’
ACT 27:25 Bu nedenle, efendiler, cesur olun! Tanrı’ya inanıyorum ki, her şey tıpkı bana bildirdiği gibi olacak.
ACT 27:26 Ama bir adada karaya oturmamız gerekiyor” dedi.
ACT 27:27 On dördüncü gece, İyon Denizi’nde bir ileri bir geri sürükleniyorduk. Gece yarısına doğru denizciler bir karaya yaklaştıklarını anladılar.
ACT 27:28 Denizin derinliğini ölçtüler ve yirmi kulaçtı. Kısa bir süre sonra tekrar ölçtüler ve on beş kulaçtı.
ACT 27:29 Kayalıklara bindirmekten korktukları için arka taraftan dört demir attılar ve gün ağarsın diye dua ettiler.
ACT 27:30 Baş taraftan demir atacaklarmış gibi yapıp filikayı denize indiren denizciler, gemiden kaçmaya çalıştı.
ACT 27:31 Pavlus yüzbaşıya ve askerlere, “Bu adamlar gemide kalmazlarsa siz kurtulamazsınız” dedi.
ACT 27:32 Bunun üzerine askerler, filikanın iplerini keserek tekneyi düşürdüler.
ACT 27:33 Gün doğmak üzereyken Pavlus herkese biraz yemek yemelerini öğütledi. “Bugün hiçbir şey yemeden bekleyişinizin ondördüncü günü” dedi.
ACT 27:34 Bu nedenle size rica ediyorum, bir şeyler yiyin. Çünkü bu, kurtuluşunuz içindir. Hiçbirinizin başından tek bir saç eksilmeyecektir.”
ACT 27:35 Pavlus bunları söyledikten sonra, ekmeği alıp herkesin önünde Tanrı’ya şükretti, sonra ekmeği bölüp yemeye başladı.
ACT 27:36 Sonra hepsi cesaret bulup onlar da yemek aldı.
ACT 27:37 Gemide toplam iki yüz yetmiş altı kişiydik.
ACT 27:38 Yeterince yedikten sonra buğdayı denize atıp gemiyi hafiflettiler.
ACT 27:39 Gündüz olduğunda karayı tanımadılar. Ama kumsalı olan bir koy fark ederek gemiyi bir şekilde orada karaya oturtmaya karar verdiler.
ACT 27:40 Demirleri kaldırıp denize attılar. Aynı zamanda dümen iplerini çözüp ön yelkeni rüzgâra bırakıp kumsala doğru yöneldiler.
ACT 27:41 Ama iki denizin birleştiği bir yere gelince, gemiyi karaya oturttular. Geminin baş tarafı saplanıp kımıldamaz hale geldi. Arka tarafı ise dalgaların şiddetiyle dağılmaya başladı.
ACT 27:42 Askerler, mahkûmların hiçbiri yüzerek kaçmasın diye onları öldürmeye niyetlendiler.
ACT 27:43 Ama yüzbaşı, Pavlus’u kurtarmak için onları bu niyetlerinden vazgeçirdi. Önce yüzebilenlerin gemiden atlayıp karaya çıkmaları için buyruk verdi.
ACT 27:44 Geride kalanların bir kısmının tahtalara, bir kısmının da geminin diğer parçalarına tutunarak onları izlemelerini buyurdu. Böylece hepsi sağsalim karaya kaçıp kurtuldular.
ACT 28:1 Kurtulduktan sonra adanın adının Malta olduğunu öğrendik.
ACT 28:2 Yerliler bize sıradışı bir iyilik gösterdiler. Ateş yakıp hepimizi kabul ettiler. Çünkü hava yağışlı ve soğuktu.
ACT 28:3 Pavlus bir yığın çalı çırpı toplayıp ateşin üzerine koyunca, sıcaktan çıkan bir engerek eline yapıştı.
ACT 28:4 Pavlus’un elinden sarkan yılanı gören yerliler birbirlerine, “Şüphesiz bu adam bir katil, denizden kaçıp kurtuldu ama adalet yaşamasına izin vermedi” dediler.
ACT 28:5 Ancak Pavlus yaratığı ateş içine silkeleyip attı ve kendisi zarar görmedi.
ACT 28:6 Yerliler Pavlus’un bedeninin şişmesini ya da birden düşüp ölmesini beklediler. Ama uzun süre bekleyip başına kötü bir şey gelmediğini görünce, fikirlerini değiştirip onun bir ilâh olduğunu söylediler.
ACT 28:7 O yerin yakınlarında, adanın şefi Publius'un toprakları vardı. O bizi kabul etti ve üç gün boyunca nezaketle ağırladı.
ACT 28:8 Publius’un babası ateşten ve kanlı ishalden hasta yatıyordu. Pavlus hastanın yanına girip onun için dua etti. Ellerini üzerine koyup onu iyileştirdi.
ACT 28:9 Bunun üzerine adadaki öbür hastalar da geldi ve iyileştirildiler.
ACT 28:10 Bizi büyük bir onurla da onurlandırdılar ve yelken açtığımızda, ihtiyacımız olan şeyleri gemiye yüklediler.
ACT 28:11 Üç ay sonra, kışı adada geçiren ‘İkiz Oğullar’ arması taşıyan bir İskenderiye gemisiyle yola çıktık.
ACT 28:12 Sirakuza Kenti’ne uğrayıp orada üç gün geçirdik.
ACT 28:13 Oradan çevreyi dolaşarak Regium Kenti’ne vardık. Ertesi gün güneyden bir rüzgâr esti ve ikinci gün içinde Puteoli’ye ulaştık.
ACT 28:14 Orada bulduğumuz kardeşler, yanlarında bir hafta kalmamız için ricada bulundular. Böylece Roma’ya vardık.
ACT 28:15 Haberimizi alan oradaki kardeşler, bizi karşılamak için Appius Çarşısı’na ve Üç Hanlara kadar geldiler. Pavlus onları görünce Tanrı’ya şükretti ve yüreklendi.
ACT 28:16 Roma’ya girdiğimizde, yüzbaşı mahkûmları muhafız komutanına teslim etti. Ama Pavlus’un bir askerin gözetiminde tek başına kalmasına izin verildi.
ACT 28:17 Üç gün sonra Pavlus Yahudiler’in önderlerini bir araya çağırdı. Bir araya geldiklerinde onlara şöyle dedi: “Kardeşler, ben ne halkımıza ne de atalarımızın törelerine karşı bir şey yapmadığım halde, Yeruşalem’den Romalılar’ın eline tutuklu olarak teslim edildim.
ACT 28:18 Onlar beni sorguya çektikten sonra serbest bırakmak istediler. Çünkü beni öldürmek için bir neden yoktu.
ACT 28:19 Ama Yahudiler buna karşı konuşunca, Sezar’a başvurmak zorunda kaldım. Bunu, ulusumdan şikayetçi olduğum için yapmadım.
ACT 28:20 Bu nedenle sizi görmek ve sizinle konuşmak istedim. Ben İsrael’in umudu uğruna bu zincirle bağlıyım.”
ACT 28:21 Ona, “Biz Yahudiye’den seninle ilgili bir mektup almadık, ne de oradan gelen kardeşlerden biri seninle ilgili kötü bir haber getirip kötü bir şey söyledi.
ACT 28:22 Ama biz senin düşündüklerini senden duymak isteriz. Çünkü bu mezheple ilgili, her yerde aleyhinde konuşulduğunu biliyoruz” dediler.
ACT 28:23 Pavlus’la bir gün kararlaştırdılar. Birçok kişi onun oturduğu yere geldi. Pavlus sabahtan akşama kadar onlara Tanrı’nın Krallığı hakkında açıklamalarda bulunup tanıklık etti. Hem Moşe’nin Yasası’ndan hem de peygamberlerden onları Yeşua'yla ilgili ikna etmeye çalıştı.
ACT 28:24 Bazıları söylenenlere inandı, bazıları ise inanmadı.
ACT 28:25 Kendi aralarında anlaşamayınca, Pavlus’un şu sözünden sonra ayrıldılar: “Kutsal Ruh, Peygamber Yeşaya aracılığıyla atalarımıza doğru söyleyip
ACT 28:26 Şöyle demiştir: ‘Bu halka git ve söyle, duyduğunuzda duyacaksınız, ama hiçbir şekilde anlamayacaksınız. Gördüğünüzde göreceksiniz, ama hiçbir şekilde kavramayacaksınız.
ACT 28:27 Çünkü bu halkın yüreği katılaştı. Kulakları ağırlaştı. Gözlerini kapattılar. Öyle ki, gözleriyle görmesinler, kulaklarıyla duymasınlar, yürekleriyle anlamasınlar, ve yeniden dönmesinler, o zaman ben onları iyileştirirdim.’’’
ACT 28:28 “Bu nedenle şunu bilin ki, Tanrı’nın kurtuluşu öteki uluslara gönderilmiştir ve onlar dinleyeceklerdir.”
ACT 28:29 Bu sözleri söyledikten sonra Yahudiler kendi aralarında çok çekişerek ayrıldılar.
ACT 28:30 Pavlus tam iki yıl kendi kiraladığı evde oturdu. Kendisine gelen herkesi kabul etti.
ACT 28:31 Hiçbir engelle karşılaşmadan Tanrı’nın Krallığı'nı tam bir cesaretle duyuruyor, Efendi Yeşua Mesih’le ilgili şeyleri öğretiyordu.
ROM 1:1 Mesih Yeşua’nın hizmetkârı, elçi olarak çağrılmış, Tanrı’nın Müjdesi için ayrılmış Pavlus,
ROM 1:2 Kutsal Yazılar'da peygamberleri aracılığıyla önceden vaat ettiği,
ROM 1:3 bedensel olarak David'in soyundan doğmuş,
ROM 1:4 kutsallık Ruhu'na göre ölülerden dirilişle güçle Tanrı'nın Oğlu ilan edilmiş olan Efendimiz Yeşua Mesih'le ilgili olarak,
ROM 1:5 O'nun aracılığıyla, bütün uluslar arasında imana itaat etmek üzere, O'nun adı uğruna lütuf ve elçilik görevi aldık.
ROM 1:6 Sizler de bu ulusların arasında Yeşua Mesih'e ait olmaya çağrıldınız.
ROM 1:7 Roma’da bulunan, kutsal olmaya çağrılmış, Tanrı'nın bütün sevgililerine, Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten size lütuf ve esenlik olsun.
ROM 1:8 Önce hepiniz için, Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrım’a şükrediyorum ki, imanınız bütün dünyada duyuruluyor.
ROM 1:9 Çünkü Oğlu’nun Müjdesi’ni yaymakta ruhumla hizmet ettiğim Tanrı, sizi durmadan, her zaman dualarımda andığıma tanıktır.
ROM 1:10 Sonunda Tanrı’nın isteğiyle, bir şekilde yol bulup şimdi yanınıza gelmek için dua ediyorum.
ROM 1:11 Çünkü sonuna dek pekişmeniz için size ruhsal bir armağan vermek üzere sizi görmeyi çok istiyorum.
ROM 1:12 Yani, ben sizinle birlikteyken karşılıklı birbirimizin imanıyla cesaret buluruz demek istiyorum.
ROM 1:13 Kardeşlerim, öteki uluslar arasında olduğu gibi, hizmetimin sizin aranızda da ürün vermesi için yanınıza kaç kez gelmeye niyetlendiğimi, ama şimdiye dek hep engellendiğimi bilmenizi isterim.
ROM 1:14 Grekler’e ve Grek olmayanlara, bilgelere ve bilgisizlere karşı borçluyum.
ROM 1:15 Bu nedenle, Roma’da bulunan sizlere de Müjde’yi elimden geldiğince duyurmaya can atıyorum.
ROM 1:16 Çünkü Mesih’in Müjdesi’nden utanmıyorum. Müjde iman eden herkesin, önce Yahudiler’in, sonra Grekler'in kurtuluşu için Tanrı’nın gücüdür.
ROM 1:17 Çünkü onda, Tanrı'nın doğruluğu imandan imana açığa çıkmıştır. Yazılmış olduğu gibi, “Doğru kişi imanla yaşayacaktır.”
ROM 1:18 Çünkü Tanrı'nın gazabı, gerçeği haksızlıkla bastıran insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı gökten açığa çıkmıştır.
ROM 1:19 Çünkü Tanrı hakkında bilinenler onlarda ortaya çıkmıştır. Çünkü Tanrı bunları onlara açıklamıştır.
ROM 1:20 O’nun gözle görünmeyen nitelikleri, sonsuz gücü ve Tanrılığı, dünyanın yaratılışından beri yapıtlarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.
ROM 1:21 Tanrı’yı bilmelerine karşın O’nu Tanrı olarak yüceltmediler ve şükretmediler. Tersine düşünceleri boş oldu, anlayışsız yürekleri karardı.
ROM 1:22 Bilge olduklarını ileri sürerken, akılsız oldular.
ROM 1:23 Ölümsüz Tanrı’nın yüceliğini, ölümlü insanla, kuşlarla, dört ayaklı yaratıklarla ve sürüngenlere benzer şeylerle değiştirdiler.
ROM 1:24 Bu nedenle Tanrı, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, yüreklerinin tutkuları içinde onları pisliğe teslim etti.
ROM 1:25 Onlar Tanrı’nın gerçeğini yalanla değiştirdiler. Yaradan’ın yerine yaratığa tapınıp hizmet ettiler, O ki, sonsuza dek övülmeye layıktır. Amin.
ROM 1:26 Bu nedenle Tanrı onları rezil tutkulara teslim etti. Çünkü kadınları doğal ilişkiyi doğaya aykırı olanla değiştirdiler.
ROM 1:27 Aynı şekilde, erkekleri de kadınla doğal ilişkiyi bırakıp birbirlerine karşı tutkuyla yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle uygunsuz şeyler yaptılar ve sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar.
ROM 1:28 Bilgilerinde Tanrı’nın olmasını reddettikleri için Tanrı onları yakışıksız şeyler yapmak üzere ahlaksız bir akla teslim etti.
ROM 1:29 Her türlü haksızlıkla, cinsel ahlaksızlıkla, kötülükle, açgözlülükle, fesatla doldular. Kıskançlık, cinayet, çekişme, hile, kötü alışkanlıklarla ve iftirayla doludurlar.
ROM 1:30 Dedikoducu, Tanrı’dan nefret eden, küstah, kibirli, övüngen, kötülük üreten, anne baba sözü dinlemeyen,
ROM 1:31 anlayışsız, sözünde durmaz, doğal sevgiden yoksun, bağışlamaz, merhametsiz kişilerdir.
ROM 1:32 Böyle şeyler yapanların ölümü hak ettiğine dair Tanrı düzenini bilmelerine karşın, bunları yalnız yapmakla kalmaz, ama yapanları da onaylarlar.
ROM 2:1 Bu nedenle sen, ey yargılayan insan, kim olursan ol, özrün yok. Çünkü başkasını yargıladığın şeyde kendini mahkûm ediyorsun. Ey yargıda bulunan sen, aynı şeyleri yapıyorsun.
ROM 2:2 Tanrı'nın yargısının, böyle şeyler yapanlara karşı gerçeğe göre olduğunu biliyoruz.
ROM 2:3 Böyle şeyler yapanları yargılayan ve aynısını yapan ey insan, Tanrı'nın yargısından kaçıp kurtulabileceğini mi sanıyorsun?
ROM 2:4 Yoksa O'nun iyiliğinin, hoşgörüsünün ve sabrının zenginliğini hor mu görüyorsun? Tanrı'nın iyiliğinin seni tövbeye yönelttiğini bilmiyor musun?
ROM 2:5 Katılığın ve tövbe etmeyen yüreğine göre, Tanrı’nın adil yargısının ortaya çıkacağı gazap günü için kendine gazap biriktiriyorsun.
ROM 2:6 Tanrı “herkese, yaptıklarına göre karşılık verecektir:”
ROM 2:7 Kararlılıkla iyilik edip yücelik, saygınlık ve ölümsüzlük arayanlara sonsuz yaşam;
ROM 2:8 bencillere, gerçeğe uymayıp kötülüğe uyanlara ise öfke ve gazap,
ROM 2:9 kötülük eden her insanın canına, önce Yahudi’ye sonra Yahudi olmayana, sıkıntı ve ıstırap;
ROM 2:10 iyilik eden herkese, önce Yahudi’ye, sonra Yahudi olmayana, yücelik, saygınlık, esenlik verecektir.
ROM 2:11 Çünkü Tanrı taraf tutmaz.
ROM 2:12 Kutsal Yasa olmadan günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaktır. Yasa altında günah işleyenler, Yasa tarafından yargılanacaktır.
ROM 2:13 Çünkü Tanrı katında doğru olanlar Yasa’yı işitenler değil, yerine getirenlerdir.
ROM 2:14 Kutsal Yasa’ya sahip olmayan uluslar Yasa’nın işlerini doğal olarak yaptıklarında, Yasa’ya sahip olmasalar da kendilerine yasa olmuş olur.
ROM 2:15 Böylece Yasa'nın işinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da affeder.
ROM 2:16 Benim Müjdem’e göre Tanrı’nın insanların gizli şeylerini Yeşua Mesih aracılığıyla yargılayacağı gün böyle olacaktır.
ROM 2:17 Gerçekten de Yahudi adını taşıyor, Kutsal Yasa’ya dayanıp Tanrı’yla övünüyorsun.
ROM 2:18 Yasa’dan öğretilmiş olarak Tanrı'nın isteğini biliyor ve en üstün şeyleri onaylıyorsun,
ROM 2:19 Kutsal Yasa’yla bilginin ve gerçeğin suretine sahip olarak körlerin klavuzu, karanlıkta olanların ışığı,
ROM 2:20 akılsızların eğitmeni, çocukların öğretmeni olduğuna inanmışsın.
ROM 2:21 Öyleyse başkasına öğreten sen, kendine öğretmez misin? ‘‘Çalmayın’’ diye öğüt verirken, sen kendin çalar mısın?
ROM 2:22 “Zina etmeyin” diyen sen, kendin zina eder misin? Putlardan iğrenirken, tapınakları soyar mısın?
ROM 2:23 Kutsal Yasa’yla övünen sizler, Yasa’ya karşı gelerek Tanrı’yı aşağılar mısınız?
ROM 2:24 Tıpkı yazıldığı gibi, “Sizin yüzünüzden uluslar arasında Tanrı’nın adına küfrediliyor.”
ROM 2:25 Çünkü Yasa'yı tutuyorsan, sünnetli olmak gerçekten yararlıdır; ama Yasa'yı çiğnersen, sünnetin sünnetsizliğe dönmüştür.
ROM 2:26 Eğer sünnetsizler Yasa’nın buyruklarını tutarsa, sünnetli sayılmaz mı?
ROM 2:27 Öyleyse, bedence sünnetsiz olup da Yasa’yı uygulayan kişi, Yasa’ya ve bedende sünnete sahip olduğun halde Yasa’yı çiğneyen seni yargılamaz mı?
ROM 2:28 Çünkü dıştan Yahudi olan Yahudi değildir, aynı şekilde dıştan, bedensel sünnet de sünnet değildir.
ROM 2:29 Ancak içten Yahudi olan Yahudi’dir. Sünnet de yürektendir, harfte değil, ruhtadır; onun övgüsü insanlardan değil, Tanrı’dandır.
ROM 3:1 Öyleyse Yahudi’nin ne üstünlüğü var? Ya da sünnetin yararı nedir?
ROM 3:2 Her bakımdan çoktur! Çünkü her şeyden önce Tanrı’nın sözleri onlara emanet edilmiştir.
ROM 3:3 Onlardan bazıları iman etmemişse ne olmuş? Onların imansızlıkları Tanrı’nın sadakatini geçersiz kılar mı?
ROM 3:4 Kesinlikle hayır! Herkes yalancı olsa bile, Tanrı’nın doğru olduğu bilinmelidir. Yazılmış olduğu gibi: “Öyle ki sözlerinde haklı çıkasın, ve yargıladığında galip gelesin.”
ROM 3:5 Ama bizim haksızlığımız Tanrı’nın adaletini gösteriyorsa, ne diyelim? Gazapla cezalandıran Tanrı haksız mı? İnsan gibi söylüyorum.
ROM 3:6 Kesinlikle hayır! Böyle olsaydı, Tanrı dünyayı nasıl yargılayacaktır?
ROM 3:7 Tanrı’nın doğruluğu, benim yalanımla O’nun yüceliği için çoğaldıysa, ben neden hâlâ bir günahkâr olarak yargılanıyorum?
ROM 3:8 Bazılarının bizi karalayarak, söylediğimizi iddia ettiği gibi niçin, “Kötülük yapalım da bundan iyilik çıksın” demeyelim? Bunu söyleyenler haklı olarak yargılanacaklar.
ROM 3:9 Öyleyse, biz onlardan daha mı üstünüz? Kesinlikle hayır! Daha önce hem Yahudiler’i hem de Grekler’in hepsinin günah altında oldukları konusunda uyarmıştık.
ROM 3:10 Yazılmış olduğu gibi: “Doğru olan yok, tek kişi bile.
ROM 3:11 Anlayan yok. Tanrı’yı arayan kimse yok.
ROM 3:12 Hepsi saptı. Birlikte yararsız oldular. İyilik eden yok, bir kişi bile yok.”
ROM 3:13 “Ağızları açık bir mezardır. Dilleriyle kandırırlar.” “Engerek zehiri var dudaklarının altında.”
ROM 3:14 “Ağızları lanet ve acı sözle dolu.”
ROM 3:15 “Ayakları kan dökmeye koşar.
ROM 3:16 Yollarında yıkım ve sefalet var.
ROM 3:17 Esenlik yolunu bilmezler.”
ROM 3:18 “Gözlerinin önünde Tanrı korkusu yoktur.”
ROM 3:19 Şimdi biliyoruz ki, Kutsal Yasa’da söylenen her şey Yasa altında bulunan kişilere söylenmiştir; her ağız kapansın, bütün dünya Tanrı’nın yargısı altına getirilsin.
ROM 3:20 Çünkü hiç kimse Yasa’nın işleriyle Tanrı önünde aklanmaz. Çünkü Yasa aracılığıyla günah bilgisi gelir.
ROM 3:21 Ama şimdi, Yasa’dan ayrı olarak, Tanrı’nın doğruluğu açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık etmektedir.
ROM 3:22 Tanrı’nın doğruluğuna Yeşua Mesih’e iman etmekle kavuşulur. Buna iman eden herkes kavuşur. Hiç ayrım yoktur.
ROM 3:23 Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.
ROM 3:24 Mesih Yeşua’da olan kefaret aracılığıyla, O’nun lütfuyla, karşılıksız olarak aklanılır.
ROM 3:25 Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve iman yoluyla benimsenen kurban olarak gönderdi. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip önceden işlenmiş günahları cezasız bıraktı.
ROM 3:26 Bunu, adaletini bu zamanda gözler önüne sermek, adil olduğunu ve Yeşua Mesih’e iman edenleri akladığını göstermek amacıyla yaptı.
ROM 3:27 O halde övünme nerededir? O hariç tutulmuştur. Ne tür yasayla? İşlerinkiyle mi? Hayır, ancak iman yasasıyla.
ROM 3:28 Çünkü insanın Yasa’nın işlerinden ayrı olarak imanla aklandığı kanısındayız.
ROM 3:29 Yoksa Tanrı yalnızca Yahudiler’in Tanrısı mı? O, öteki ulusların da Tanrısı değil mi? Evet öteki ulusların da,
ROM 3:30 çünkü sünnetlileri imanla, sünnetsizleri de imanla aklayacak olan Tanrı birdir.
ROM 3:31 Öyleyse imanla Yasa’yı geçersiz mi kılıyoruz? Kesinlikle hayır, Yasa’yı sabit kılıyoruz.
ROM 4:1 Öyleyse, atamız Avraham’ın bedene göre bulduğu şey için ne diyelim?
ROM 4:2 Eğer Avraham işlerden ötürü aklandıysa, övünmeye hakkı vardır, ama Tanrı'ya karşı değil.
ROM 4:3 Kutsal Yazı ne diyor? “Avraham Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı.”
ROM 4:4 Çalışana verilen ücret lütuf değil, borç sayılır.
ROM 4:5 Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman edenin imanı doğruluk olarak sayılır.
ROM 4:6 David, işlerinden bağımsız olarak Tanrı’nın doğru saydığı insanın mutluluğunu şöyle anlatır:
ROM 4:7 “Ne mutlu suçları bağışlananlara, günahları örtülmüş olanlara!
ROM 4:8 Ne mutlu günahı hiçbir şekilde Efendi tarafından sayılmayana!”
ROM 4:9 Öyleyse bu mutluluk yalnız sünnetliler için mi, yoksa sünnetsizler için de geçerli mi? Çünkü diyoruz ki, Avraham'a iman doğruluk olarak sayıldı.
ROM 4:10 Öyleyse nasıl sayıldı? Sünnetliyken mi, yoksa sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken.
ROM 4:11 Sünnetsizken imanla doğru sayıldığının işareti olarak sünnet mührünü aldı. Öyle ki, sünnetsiz olmalarına karşın iman edenlerin hepsinin babası olsun, böylece onlar da doğru sayılsın.
ROM 4:12 O, sünnetlilerin de babası oldu; yalnız sünnetli oldukları için değil, atamız Avraham’ın sünnetsizken taşıdığı imanın izinden gittikleri için.
ROM 4:13 Çünkü Avraham’a ve soyuna dünyanın mirasçısı olma vaadi, Kutsal Yasa yoluyla değil, imanla gelen doğruluk yoluyla verildi.
ROM 4:14 Eğer Yasa’ya bağlı olanlar mirasçı olursa, iman boşa çıkar ve vaat geçersiz sayılır.
ROM 4:15 Çünkü Yasa gazap üretir; yasanın olmadığı yerde de itaatsizlik yoktur.
ROM 4:16 Bu nedenle vaat, lütfa göre olsun ve Avraham’ın soyu için güvence altına alınsın diye imandandır. Avraham’ın soyu yalnız Kutsal Yasa’dan olanlar değil, aynı zamanda Avraham’ın imanından olanlardır. O hepimizin babasıdır.
ROM 4:17 Yazılmış olduğu gibi, “Seni birçok ulusun babası yaptım.” Avraham ölülere yaşam veren, olmayan şeyleri olanlar gibi çağıran Tanrı’nın önünde iman etti.
ROM 4:18 Avraham, umutsuzluğa karşı, birçok ulusun babası olacağına, “Senin soyun böyle olacak”
ROM 4:19 sözüne umutla iman etti. Yüz yaşına yaklaşmış, ölü denebilecek bedenini ve Sarah’ın ölü rahmini düşünüp imanı zayıflamadı.
ROM 4:20 Tanrı’nın vaadine bakıp imansızlıkla sallanmadı. Tersine imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti.
ROM 4:21 Tanrı’nın vaadini yerine getirebileceğinden tam emindi.
ROM 4:22 Bu nedenle, bu kendisine doğruluk sayıldı.
ROM 4:23 Şimdi, kendisine sayıldığı, yalnızca kendisi için değil,
ROM 4:24 Efendimiz Yeşua Mesih’i ölümden dirilten Tanrı’ya iman etmekle doğru sayılacak olan bizler için de yazılmıştır.
ROM 4:25 O bizim suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için dirildi.
ROM 5:1 Bu nedenle imanla aklandığımıza göre, Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrı’yla barış içindeyiz.
ROM 5:2 İçinde durduğumuz bu lütfa O'nun aracılığıyla iman yoluyla kavuştuk. Tanrı’nın yüceliği umuduyla seviniyoruz.
ROM 5:3 Yalnız bununla değil, sıkıntılarla da seviniyoruz.
ROM 5:4 Çünkü, sıkıntının dayanıklılığı, dayanıklılığın, kanıtlanmış kişiliği, kanıtlanmış kişiliğin de umudu yarattığını biliyoruz.
ROM 5:5 Umut bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Çünkü bize verilen Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı’nın sevgisi yüreklerimize dökülmüştür.
ROM 5:6 Biz daha güçsüzken, Mesih uygun zamanda tanrısızlar için öldü.
ROM 5:7 Çünkü bir kimse doğru insan için güç ölür. İyi insan için belki biri ölmeye cesaret edebilir.
ROM 5:8 Ama Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.
ROM 5:9 O halde, şimdi O’nun kanıyla aklandığımıza göre, O’nun aracılığıyla Tanrı’nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.
ROM 5:10 Çünkü eğer biz düşmanken, Oğlu’nun ölümü aracılığıyla Tanrı’yla barıştıysak, barışmış olarak Oğlu’nun yaşamıyla kurtulacağımız çok daha kesindir.
ROM 5:11 Ve yalnız bu değil, bizi şimdi barıştırmış olan Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrı’yla da seviniyoruz.
ROM 5:12 Bu nedenle, nasıl günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdiyse, böylece ölüm de bütün insanlara geçti. Çünkü hepsi günah işledi.
ROM 5:13 Kutsal Yasa gelene kadar dünyada günah vardı; ama Yasa olmadığında günah sayılmaz.
ROM 5:14 Yine de ölüm, Adem’den Moşe’ye kadar, Adem’inkine benzer bir itaatsizlik etmemiş olanların üzerinde de hüküm sürdü. Adem gelecek olan Kişi’nin örneğidir.
ROM 5:15 Ama karşılıksız armağan, suç gibi değildir. Çünkü bir kişinin suçuyla birçokları öldüyse, Tanrı’nın lütfu, bir tek adamın, yani Yeşua Mesih’in lütfuyla verilen armağan birçoklarına daha da çoğaldı.
ROM 5:16 Armağan, o tek adamın işlediği günah gibi değildir. Çünkü tek suçtan sonra mahkûmiyet geldi, ama birçok suçtan sonra verilen karşılıksız armağan aklanmayı getirdi.
ROM 5:17 Eğer ölüm birinin suçuyla biri aracılığıyla hüküm sürdüyse; bol lütuf ve doğruluk armağanını alanların, bir tek adam, yani Yeşua Mesih aracılığıyla yaşamda hüküm sürecekleri çok daha kesindir.
ROM 5:18 Böylece tek bir suçla bütün insanlar mahkûm edildiyse; tek bir doğruluk eylemiyle, bütün insanlar yaşamak üzere aklandı.
ROM 5:19 Çünkü bir adamın itaatsizliğiyle birçokları günahkâr kılındıysa, bir adamın itaatiyle de birçokları doğru kılınacaktır.
ROM 5:20 Kutsal Yasa, suç çoğalsın diye geldi; ama günahın çoğaldığı yerde, lütuf daha da çoğaldı.
ROM 5:21 Öyle ki, günah nasıl ölümde hüküm sürdüyse, lütuf da Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla sonsuz yaşam için doğrulukla hüküm sürsün.
ROM 6:1 O zaman ne diyelim? Lütuf çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim?
ROM 6:2 Kesinlikle hayır! Günaha karşı ölmüş olan bizler bundan böyle nasıl günah içinde yaşayabiliriz?
ROM 6:3 Yoksa Mesih Yeşua’ya vaftiz edilenlerin hepsinin O’nun ölümüne vaftiz edildiğini bilmiyor musunuz?
ROM 6:4 Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih ölümden nasıl dirildiyse, biz de yeni bir yaşamda yürüyelim diye, vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük.
ROM 6:5 Eğer O’nunkine benzer bir ölümle O’nunla birleştiysek, O’nun dirilişinin de bir parçası olacağız.
ROM 6:6 Günah bedeni ortadan kaldırılsın diye eski adamın Mesih’le birlikte çarmıha gerildiğini biliyoruz; öyle ki artık günaha kölelik etmeyelim.
ROM 6:7 Çünkü ölmüş olan kişi günahtan özgür kılınmıştır.
ROM 6:8 Eğer Mesih’le birlikte öldüysek, O’nunla birlikte yaşayacağımıza da inanıyoruz.
ROM 6:9 Mesih’in ölümden dirilmiş olduğunu ve bir daha ölmeyeceğini biliyoruz. Ölüm artık O’nun üzerinde hakimiyet süremez!
ROM 6:10 Çünkü O’nun öldüğü ölüm, günaha karşı bir kez ölmüştür. Yaşamakta olduğu hayatı ise Tanrı için yaşamaktadır.
ROM 6:11 Böylece kendinizi günah karşısında ölü, ama Efendimiz Mesih Yeşua’da Tanrı karşısında diri sayın.
ROM 6:12 Bu nedenle, günahın ölümlü bedenlerinizde hüküm sürmesine izin vermeyin; öyle ki, bedenin tutkularına itaat etmeyesiniz.
ROM 6:13 Ayrıca, bedeninizin üyelerini haksızlık araçları olarak günaha sunmayın. Bunun yerine ölümden dirilenler olarak kendinizi Tanrı’ya adayın. Bedeninizin üyelerini de doğruluk araçları olarak Tanrı’ya sunun.
ROM 6:14 Çünkü günahın sizin üzerinizde hakimiyeti olmayacak. Çünkü Yasa altında değil, lütuf altındasınız.
ROM 6:15 Öyleyse Yasa altında değil, lütuf altında olduğumuz için günah mı işleyelim? Kesinlikle hayır!
ROM 6:16 Kendinizi hizmetkâr olarak sunup birine itaat ettiğinizde, ya ölüme günahın, ya da doğruluğa itaatin, itaat ettiğiniz kişinin hizmetkârları olduğunuzu bilmiyor musunuz?
ROM 6:17 Ama Tanrı'ya şükürler olsun ki, günahın köleleri iken, teslim edildiğiniz öğreti biçimine yürekten itaat ettiniz.
ROM 6:18 Günahtan özgür kılınarak doğruluğun köleleri oldunuz.
ROM 6:19 Bedeninizin güçsüzlüğünden ötürü insan ölçülerine göre konuşuyorum. Çünkü nasıl ki, bedeninizin üyelerini pisliğe ve kötülük üstüne kötülüğe hizmetkâr olarak sunduysanız, şimdi de üyelerinizi kutsallık için doğruluğa hizmetkâr olarak sunun.
ROM 6:20 Çünkü günahın hizmetkârlarıyken, doğruluktan özgürdünüz.
ROM 6:21 Şimdi utandığınız şeylerden o zaman ne ürününüz oldu? O şeylerin sonu ölümdür.
ROM 6:22 Ama şimdi, günahtan özgür kılınıp Tanrı’nın hizmetkârları olduğunuza göre, ürününüz kutsallaşma ve bunun sonucu olan sonsuz yaşamdır.
ROM 6:23 Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın karşılıksız armağanı ise Efendimiz Mesih Yeşua’da sonsuz yaşamdır.
ROM 7:1 Kutsal Yasa’yı bilenlere söylüyorum, kardeşler Yasa’nın insanın yaşadığı sürece üzerinde hâkimiyetinin olduğunu bilmiyor musunuz?
ROM 7:2 Kocası olan kadın, kocası yaşadığı sürece yasayla ona bağlıdır, ama eğer kocası ölürse, onu kocasına bağlayan yasadan özgür olur.
ROM 7:3 Öyleyse, eğer kadın kocası yaşarken başka bir adama varırsa, zina etmiş olur. Ama kocası ölürse, yasadan özgürdür. Başka bir adama varırsa zina etmiş olmaz.
ROM 7:4 Bu nedenle, kardeşlerim, siz de ölümden dirilmiş Olan'a varmak üzere, Mesih’in bedeni aracılığıyla Yasa karşısında öldünüz; ta ki, Tanrı’ya ürün yetiştirelim.
ROM 7:5 Çünkü biz benlikteyken, Yasa’nın aracılığıyla olan günahkâr tutkular, ölüme ürün vermek için bedenimizin üyelerinde çalışıyordu.
ROM 7:6 Ama şimdi, içinde hapsolduğumuz şeye ölmüş olarak Yasa’dan özgür kılındık. Öyle ki, artık harfin eskiliğinde değil, ruhun yeniliğinde hizmet edelim.
ROM 7:7 O zaman ne diyelim? Yasa günah mıdır? Kesinlikle hayır! Ancak, Yasa olmasaydı, günahın ne olduğunu bilemezdim. Çünkü Yasa, “Göz dikmeyeceksin” dememiş olsaydı, ben göz dikmeyi bilemezdim.
ROM 7:8 Ama buyruk aracılığıyla fırsat bulan günah içimde her türlü açgözlülüğü üretti. Çünkü Yasa yokken günah ölüdür.
ROM 7:9 Bir zamanlar Yasa yokken, ben yaşıyordum, ama buyruk gelince günah dirildi, ben de öldüm.
ROM 7:10 Yaşam için olan buyruğun, ölüm için olduğunu buldum.
ROM 7:11 Çünkü günah, buyruk aracılığıyla fırsat bulup beni kandırdı ve onun aracılığıyla beni öldürdü.
ROM 7:12 Bu nedenle, Yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir.
ROM 7:13 Öyleyse iyi olan şey bana ölüm mü oldu? Kesinlikle hayır! Ama günahın, günah olduğu ortaya çıksın diye, iyi olanın aracılığıyla bende ölüm üretiyordu; ta ki, buyruk aracılığıyla günah fazlasıyla günahkâr olsun.
ROM 7:14 Çünkü Yasa’nın ruhsal olduğunu biliyoruz, ama ben bedenselim, günah altında satılmışım.
ROM 7:15 Çünkü ne yaptığımı anlamıyorum. Çünkü yapmak istediğim şeyi yapmıyorum; ama nefret ettiğim şeyi yapıyorum.
ROM 7:16 Ama istemediğimi yaparsam, Yasa’nın iyi olduğunu kabul etmiş oluyorum.
ROM 7:17 Öyleyse bunu artık ben değil, ama içimde duran günah yapıyor.
ROM 7:18 Çünkü bende, yani benliğimde iyi bir şeyin durmadığını biliyorum. Çünkü içimde istek hazırdır, ama iyi olanı yapmak yoktur.
ROM 7:19 Çünkü istediğim iyi şeyi yapmıyor, ama istemediğim kötü şeyi yapıyorum.
ROM 7:20 Ama istemediğim şeyi yapıyorsam, bunu yapan artık ben değil, bende duran günahtır.
ROM 7:21 O zaman bundan şu kuralı buluyorum: Ben iyilik yapmak isterken, kötülük halihazırdır.
ROM 7:22 İçsel kişiliğimde Tanrı’nın Yasası’ndan zevk alıyorum.
ROM 7:23 Ama bedenimin üyelerinde farklı bir yasa görüyorum. Aklımın yasasına karşı savaşıyor ve beni bedenimin üyelerindeki günah yasasına tutsak ediyor.
ROM 7:24 Ne zavallı insanım! Bu ölüm bedeninden beni kim kurtaracak?
ROM 7:25 Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrı’ya şükürler olsun! Öyleyse ben kendim akılla Tanrı’nın Yasası’na, ama benlikle günahın yasasına hizmet ediyorum.
ROM 8:1 Bu nedenle, Mesih Yeşua’da olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. Onlar benliğe göre değil, Ruh'a göre yürürler.
ROM 8:2 Çünkü Mesih Yeşua’daki yaşam Ruhu’nun yasası beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı.
ROM 8:3 Benlikten ötürü zayıf olan Yasa’nın yapamadığını, Tanrı yaptı. Öz Oğlu’nu günah bedeni benzerliğinde günah için gönderip günahı benlikte mahkûm etti.
ROM 8:4 Öyle ki, Yasa’nın hükmü, benliğe göre değil, Ruh’a göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.
ROM 8:5 Benliğe göre yaşayanlar benlikle ilgili, Ruh’a göre yaşayanlarsa Ruh’la ilgili şeyleri düşünürler.
ROM 8:6 Çünkü benliğin düşüncesi ölümdür, Ruh’un düşüncesi ise yaşam ve esenliktir.
ROM 8:7 Çünkü benliğin düşüncesi Tanrı’ya düşmandır. Tanrı’nın Yasası’na boyun eğmez, eğemez de.
ROM 8:8 Benlikte olanlar Tanrı’yı hoşnut edemezler.
ROM 8:9 Ama eğer Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, benlikte değil, Ruh’tasınız. Ama bir kimsede Mesih’in Ruhu yoksa, o kişi Mesih’in değildir.
ROM 8:10 Eğer Mesih içinizdeyse, beden günahtan dolayı ölüdür, ama ruh doğruluktan dolayı diridir.
ROM 8:11 Yeşua’yı ölümden diriltenin Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih Yeşua’yı ölümden dirilten, içinizde bulunan Ruhu aracılığıyla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir.
ROM 8:12 Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.
ROM 8:13 Çünkü eğer benliğe göre yaşarsanız, öleceksiniz; ama bedenin işlerini Ruh’la öldürürseniz, yaşayacaksınız.
ROM 8:14 Çünkü Tanrı’nın Ruhu tarafından yöneltilenlerin hepsi, Tanrı’nın çocuklarıdır.
ROM 8:15 Çünkü yine korku için kölelik ruhunu almadınız, ama evlatlık ruhunu aldınız. Bu ruh aracılığıyla, “Abba! Baba!” diye haykırıyoruz.
ROM 8:16 Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder.
ROM 8:17 Eğer çocuklarsak, o zaman mirasçılarız. Eğer Mesih’le birlikte yüceltilmek üzere acı çekiyorsak, Tanrı’nın mirasçılarıyız, Mesih’le ortak mirasçılarız.
ROM 8:18 Öyle düşünüyorum ki, içinde bulunduğumuz bu zamanın acıları, bize gösterilecek olan yücelikle karşılaştırılmaya değmez.
ROM 8:19 Çünkü yaratılış, Tanrı’nın çocuklarının ortaya çıkmasını sabırsızlıkla bekliyor.
ROM 8:20 Çünkü yaratılış, boşunalığa tabi kılındı. Bu yaratılışın kendi isteğiyle değil, onu boşunalığa tabi kıldırandan dolayı oldu.
ROM 8:21 Bu umutla ki, yaratılışın kendisi de çürümenin köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşacaktır.
ROM 8:22 Çünkü bütün yaratılışın şimdiye dek birlikte inleyip ağrı çektiğini biliyoruz.
ROM 8:23 Yalnız bu değil, biz de Ruh’un ilk ürünlerine sahip olan bizler de, evlatlığa alınmayı, bedenlerimizin kurtuluşunu bekleyerek içimizden inliyoruz.
ROM 8:24 Çünkü umutla kurtulduk, ama görülen umut umut değildir. Kim gördüğü şeyi umut eder?
ROM 8:25 Ama görmediğimizi umarsak, onu sabırla bekleriz.
ROM 8:26 Aynı şekilde, Ruh da zayıflıklarımıza yardım eder. Çünkü ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz. Ama Ruh’un kendisi dile gelmeyen iniltilerle bizim için aracılık eder.
ROM 8:27 Yürekleri araştıran Tanrı, Ruh’un düşüncesini bilir. Çünkü Ruh, Tanrı'ya göre kutsallar için aracılık eder.
ROM 8:28 Tanrı’yı sevenler ve O’nun amacına göre çağrılmış olanlar için her şeyin birlikte iyilik için çalıştığını biliyoruz.
ROM 8:29 Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu’nun suretine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, birçok kardeş arasında O ilk doğan olsun.
ROM 8:30 Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti.
ROM 8:31 Öyleyse bu şeyler için ne diyelim? Eğer Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?
ROM 8:32 Öz Oğlu’nu bile esirgemeyip O’nu hepimiz için teslim eden Tanrı, O’nunla birlikte bize her şeyi karşılıksız vermeyecek mi?
ROM 8:33 Tanrı’nın seçilmişlerini kim suçlayabilir? Aklayan Tanrı’dır.
ROM 8:34 Mahkûm eden kimdir? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih Yeşua, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.
ROM 8:35 Mesih’in sevgisinden bizi kim ayıracaktır? Sıkıntı mı, ıstırap mı, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı?
ROM 8:36 Yazılmış olduğu gibi: “Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz. Boğazlanacak koyun sayıldık.”
ROM 8:37 Ama bizi sevenin aracılığıyla bütün bunlarda galiplerden üstünüz.
ROM 8:38 Çünkü eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne hükümdarlıklar, ne şimdiki, ne gelecek şeyler, ne güçler,
ROM 8:39 ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Efendimiz Mesih Yeşua’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya gücü yetecektir.
ROM 9:1 Mesih’te gerçeği söylüyorum. Yalan söylemiyorum, vicdanım Kutsal Ruh'ta benimle birlikte tanıklık ediyor.
ROM 9:2 Yüreğimde büyük bir keder, dinmeyen bir acı var.
ROM 9:3 Çünkü kardeşlerimin, soydaşlarımın uğruna ben kendim lanetlenip Mesih’ten koparılmayı dilerdim.
ROM 9:4 Onlar İsraelliler'dir; evlatlık, yücelik, antlaşmalar, Yasa'nın verilmesi, hizmet ve vaatler onlarındır.
ROM 9:5 Atalar onlarındır ve Mesih de bedensel olarak onlardandır; O her şeyin üstünde olan, sonsuza dek yücelmiş Tanrı'dır. Amin.
ROM 9:6 Ama Tanrı’nın sözü boşa çıkmış demek değildir. Çünkü İsrael'den olanların hepsi İsraelli değildir.
ROM 9:7 Ne de Avraham soyundan olanların hepsi Avraham’ın çocuklarıdır. Ama, “Senin soyun İshak'tan sayılacak.” denilmiştir.
ROM 9:8 Yani, bedensel çocuklar Tanrı'nın çocukları değil, vaat çocukları mirasçı sayılır.
ROM 9:9 Çünkü vaat sözü şöyleydi: “Belirlenen zamanda geleceğim ve Sarah’ın bir oğlu olacak.”
ROM 9:10 Yalnız bu değil, Rebeka da birinden, atamız İshak’tan gebe kaldı.
ROM 9:11 Çünkü henüz doğmamış, iyi ya da kötü hiçbir şey yapmamışken, Tanrı’nın seçme amacı işlerden değil, ama çağırandan devam etsin diye,
ROM 9:12 Rebeka'ya, “Büyük olan küçüğüne hizmet edecek” denildi.
ROM 9:13 Yazılmış olduğu gibi, “Yakov’u sevdim, Esav’dan ise nefret ettim.”
ROM 9:14 Öyleyse ne diyelim? Tanrı’da haksızlık var mıdır? Kesinlikle hayır!
ROM 9:15 Çünkü Tanrı Moşe’ye, “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım” dedi.
ROM 9:16 Öyleyse bu, isteyenden ya da koşandan değil, ancak merhamet eden Tanrı’dandır.
ROM 9:17 Çünkü Kutsal Yazı’da Firavun'a şöyle deniliyor: “Gücümü sende göstermek ve adımı bütün dünyada duyurmak amacıyla, işte seni bunun için yükselttim.”
ROM 9:18 Demek ki, Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğini katılaştırır.
ROM 9:19 O zaman bana, “Tanrı neden hâlâ kusur buluyor? Çünkü kim O’nun iradesine karşı koyacak?” diyeceksin.
ROM 9:20 Ama, ey insanoğlu, sen kimsin ki Tanrı’ya karşılık veriyorsun? Kendisine biçim verilen, biçim verene, “Beni neden böyle yaptın” der mi?
ROM 9:21 Yoksa çömlekçinin aynı kilden bir kabı onur için, öbürünü onursuzluk için yapmaya hakkı yok mu?
ROM 9:22 Ya eğer Tanrı, gazabını göstermek ve gücünü bildirmek isterken, yok edilmek üzere hazırlanan gazap kablarına büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim?
ROM 9:23 Yücelik için önceden hazırlayıp merhamet kablarına görkeminin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim?
ROM 9:24 Yalnız Yahudiler’den değil, öteki uluslardan da çağırdığı bizler değil miyiz?
ROM 9:25 Tanrı’nın Hoşea Kitabı’nda söylediği gibi: “Halkım olmayana halkım, sevgili olmayana, sevgilim diyeceğim.”
ROM 9:26 “Onlara, ‘Siz halkım değilsiniz’ denilen yerde, orada onlara diri Tanrı’nın çocukları denecek.”
ROM 9:27 Yeşaya İsrael için şöyle haykırıyor: “İsrael'in çocuklarının sayısı denizin kumu kadar olsa da, kurtulacak olanlar artakalanıdır.
ROM 9:28 Çünkü Efendi yeryüzündeki işini kısa yapacak, çünkü işi bitirip doğrulukla kısaltacak.”
ROM 9:29 Yeşaya’nın önceden söylediği gibi: “Ordular Efendisi bir tohum bırakmamış olsaydı, Sodom gibi olur, Gomora’ya benzerdik.”
ROM 9:30 O zaman ne diyelim? Doğruluğun peşinden gitmeyen uluslar doğruluğa, imandan olan doğruluğa eriştiler;
ROM 9:31 ama doğruluk yasasının peşinden giden İsrael, doğruluk yasasına erişmedi.
ROM 9:32 Neden? Çünkü imanla değil, işlerle olurmuş gibi aradılar. Tökezleme taşında tökezlediler.
ROM 9:33 Yazılmış olduğu gibi: “İşte, Siyon’da bir tökezleme taşı bir gücenme kayası koyuyorum. O’na iman eden hiç kimse hayal kırıklığına uğramayacaktır.”
ROM 10:1 Kardeşler, yüreğimin arzusu ve İsrael için Tanrı'ya duam onların kurtuluşları içindir.
ROM 10:2 Çünkü onlar için tanıklık ederim ki, Tanrı için gayretleri var, ama bu bilgiye göre değildir.
ROM 10:3 Çünkü Tanrı'nın doğruluğunu bilmedikleri ve kendi doğruluklarını kurmaya çalıştıkları için, Tanrı’nın doğruluğuna tabi olmadılar.
ROM 10:4 Çünkü Mesih, iman eden herkese doğruluk için Yasa'nın tamamlanmasıdır.
ROM 10:5 Çünkü Moşe, Kutsal Yasa doğruluğu hakkında şöyle yazıyor: “Onları yapan, onlar aracılığıyla yaşayacaktır.”
ROM 10:6 İmandan olan doğruluk ise şöyle diyor: “Kendi yüreğinde, ‘Göğe, yani Mesih’i indirmeye kim çıkacak?’ deme.’
ROM 10:7 Ya da, ‘Derinliklere, yani Mesih’i ölülerden çıkarmaya, kim inecek?’ deme.
ROM 10:8 Ama ne deniyor? “Söz sana yakındır; ağzında ve yüreğindedir.” İşte duyurduğumuz iman sözü budur.
ROM 10:9 Eğer Yeşua’nın Efendi olduğunu ağzınla söylersen ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yüreğinde iman edersen kurtulacaksın.
ROM 10:10 Çünkü kişi yürekle iman ederek doğru sayılır, imanını ağzıyla söyleyerek kurtulur.
ROM 10:11 Kutsal Yazı şöyle der: “O’na iman eden hayal kırıklığına uğratılmayacaktır.”
ROM 10:12 Çünkü Yahudi Grek ayrımı yoktur. Aynı Efendi hepsinin Efendisi’dir, kendisini çağıran herkese karşı zengindir.
ROM 10:13 Çünkü, “Efendi’nin adını çağıran herkes kurtulacaktır.”
ROM 10:14 Öyleyse iman etmedikleri kişiyi nasıl çağıracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Duyuran olmazsa nasıl duyacaklar?
ROM 10:15 Eğer gönderilmezlerse, nasıl duyuracaklar? Yazılmış olduğu gibi: “Esenlik Müjdesi'ni duyuranların, iyi şeylerin müjdesini getirenlerin ayakları ne güzeldir!”
ROM 10:16 Ama yine de hepsi sevindirici haberi dinlemediler. Çünkü Yeşaya, “Efendi, haberimize kim inandı?” diyor.
ROM 10:17 Demek ki iman, duymakla, duymak da Tanrı’nın sözü aracılığıyla olur.
ROM 10:18 Ama soruyorum: Duymadılar mı? Kuşkusuz duydular. “Sesleri bütün yeryüzüne, sözleri dünyanın uçlarına vardı.”
ROM 10:19 Ama soruyorum: İsrael bilmiyor muydu? İlkin Moşe şöyle diyor: “Sizi ulus olmayanla kıskandıracağım.’ Anlayıştan yoksun bir ulusla sizi öfkelendireceğim.”
ROM 10:20 Yeşaya da çok cesurca şöyle diyor: “Beni aramayanlar tarafından bulundum. Beni sormayanlara kendimi gösterdim.”
ROM 10:21 Ama İsrael için şöyle diyor: ““Bütün gün ellerimi itaatsiz ve aksi bir halka uzattım.”
ROM 11:1 Öyleyse soruyorum, Tanrı halkını reddetti mi? Kesinlikle hayır! Çünkü ben de Benyamin oymağından Avraham’ın soyundan bir İsraelli’yim.
ROM 11:2 Tanrı önceden bildiği halkını reddetmedi. Yoksa İsrael’e karşı Tanrı’ya yakaran Eliya hakkında Kutsal Yazı’nın ne dediğini bilmiyor musunuz?
ROM 11:3 “Ey Efendi, peygamberlerini öldürdüler, sunaklarını yıktılar. Yalnız ben kaldım, benim yaşamımın da peşindeler.”
ROM 11:4 Tanrı ona nasıl yanıt verdi? “Baal’a diz çökmemiş yedi bin kişiyi kendime ayırdım.”
ROM 11:5 Aynı şekilde, şimdiki zamanda da lütfun seçimine göre bir kalıntı vardır.
ROM 11:6 Ve eğer lütufla ise, artık işlerden değildir; yoksa lütuf artık lütuf olmaz. Ama eğer işlerden ise, artık lütuf değildir; yoksa iş artık iş olmaz.
ROM 11:7 Öyleyse ne olacak? İsrael aradığını elde edemedi, seçilmiş olanlar elde etti ve geri kalanlar katılaştı.
ROM 11:8 Yazılmış olduğu gibi: “Tanrı onlara uyuşukluk ruhu verdi; bugüne dek görmeyen gözler, işitmeyen kulaklar verdi.”
ROM 11:9 David de şöyle der: “Sofraları onlara tuzak, kapan, tökez ve kendilerine ceza olsun.
ROM 11:10 Gözleri kararsın, görmesinler. Bellerini hep iki büklüm et.”
ROM 11:11 O zaman soruyorum: Düşmek için mi tökezlediler? Kesinlikle hayır! Ama kendilerini kıskandırmak için onların düşüşüyle öteki uluslara kurtuluş geldi.
ROM 11:12 Şimdi eğer onların düşüşü dünyaya bolluk, kayıpları uluslara zenginlik getirdiyse, onların bütünlüğü çok daha büyük bir zenginlik getirecektir!
ROM 11:13 Şimdi siz uluslara söylüyorum: Mademki, ben ulusların elçisiyim, hizmetimi yüce sayıyorum.
ROM 11:14 Belki bir şekilde soydaşlarımı kıskandırıp onlardan bazılarını kurtarabilirim.
ROM 11:15 Çünkü onların reddedilmesi dünyanın barışması olduysa, kabul edilmeleri ölümden yaşam değil de nedir?
ROM 11:16 Eğer ilk ürün kutsalsa, hamur da kutsaldır. Eğer kök kutsalsa, dallar da kutsaldır.
ROM 11:17 Ama dallardan bazıları kesildiyse ve sen yabani bir zeytin olarak onların arasına aşılanıp zeytin ağacının semiz köküne ortak oldunsa,
ROM 11:18 dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan, unutma ki, kökü taşıyan sen değilsin, kök seni taşıyor.
ROM 11:19 O zaman, “Ben aşılanayım diye dallar kesildi” diyeceksin.
ROM 11:20 Doğru, onlar imansızlıkları yüzünden kesildiler ve sen imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!
ROM 11:21 Çünkü eğer Tanrı doğal dalları esirgemediyse, seni de esirgemeyecektir.
ROM 11:22 Öyleyse Tanrı’nın iyiliğini de sertliğini de gör. O düşenlere karşı serttir, ama iyiliğine bağlı kalırsan sana karşı iyidir. Yoksa sen de kesilip atılırsın.
ROM 11:23 Eğer imansızlık edip direnmezlerse, onlar da aşılanacaklardır. Çünkü Tanrı’nın gücü onları yeniden aşılamaya yeter.
ROM 11:24 Eğer sen yabani zeytin ağacından kesilip doğaya aykırı olarak iyi zeytin ağacına aşılandınsa, doğal dallar olan bunların kendi zeytin ağacına aşılanacakları çok daha kesindir!
ROM 11:25 Kardeşler, kendi kendinize bilgiçlik taslamayasınız diye, şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: Öteki ulusların doluluğu içeri girinceye dek İsrael de kısmen katılaşma oldu.
ROM 11:26 Böylece bütün İsrael kurtulacaktır. Yazılmış olduğu gibi: “Kurtarıcı Siyon’dan çıkacak, Yakov’dan tanrısızlığı uzaklaştıracak.
ROM 11:27 Onların günahlarını kaldıracağım zaman onlarla yapacağım antlaşma budur.”
ROM 11:28 Müjde’ye gelince onlar sizin uğrunuza düşman oldular. Ama seçime gelince ataları uğruna onlar sevgililerdir.
ROM 11:29 Çünkü Tanrı’nın armağanları ve çağrısı geri alınamaz.
ROM 11:30 Çünkü siz bir zamanlar Tanrı’ya itaatsizdiniz, ama şimdi onların itaatsizliğiyle merhamete kavuştunuz.
ROM 11:31 Aynı şekilde onlar da şimdi itaatsiz oldular ki, size gösterilen merhametle onlar da merhamete kavuşsunlar.
ROM 11:32 Çünkü Tanrı, merhametini herkese göstermek için herkesi itaatsizliğe bağladı.
ROM 11:33 Tanrı’nın zenginliği, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargılarına akıl ermez, yollarının izi sürülemez!
ROM 11:34 “Efendi’nin düşüncesini kim bildi? Ya da O’nun öğütçüsü oldu?”
ROM 11:35 “Kim O’na bir şey verdi ki, kendisine yine geri ödesin?”
ROM 11:36 Çünkü her şey O'ndan, O'nun aracılığıyla ve O'nun içindir. O’na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.
ROM 12:1 Bu nedenle kardeşlerim, Tanrı'nın merhametleri için size yalvarırım, bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı'ya yaraşır birer kurban olarak sunun. Bu sizin ruhsal tapınmanızdır.
ROM 12:2 Bu dünyaya uymayın, tersine Tanrı’nın iyi, beğenilir ve kusursuz isteğinin ne olduğunu anlayabilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.
ROM 12:3 Bana verilen lütufla hepinize söylüyorum: Kimse kendisini gereğinden daha yüksek saymasın. Bunun yerine, herkes Tanrı’nın her bir insana verdiği iman ölçüsüne göre sağduyu ile düşünsün.
ROM 12:4 Çünkü bir bedende aynı işleve sahip olmayan birçok üyenin olduğu gibi, çok sayıda olan bizler de Mesih’te bir bedeniz ve birbirimizin üyeleriyiz.
ROM 12:6 Bize verilen lütfa göre, farklı ruhsal armağanlara sahibiz. Armağanımız peygamberlikse, imanımız oranında peygamberlik edelim.
ROM 12:7 Ya da hizmetse, kendimizi hizmete verelim. Öğretense, öğretsin.
ROM 12:8 Öğüt veren, öğütte bulunsun. Veren, bunu cömertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet gösteren, neşeyle yapsın.
ROM 12:9 Sevginiz iki yüzlü olmasın. Kötülükten nefret edin, iyiliğe sarılın.
ROM 12:10 Kardeşlik sevgisi içinde, birbirinizi şefkatle sevin. Saygıda birbirinize öncelik tanıyın.
ROM 12:11 Gayrette geri kalmayın. Ruhta ateşli olun. Efendi’ye hizmet edin.
ROM 12:12 Umutta sevinin. Sıkıntıya katlanın. Dualarınızı kararlılıkla sürdürün.
ROM 12:13 Kutsalların ihtiyaçlarına katkıda bulunun. Konukseverliğe meyilli olun.
ROM 12:14 Size zulmedenleri kutsayın; kutsayın, lanet etmeyin.
ROM 12:15 Sevinenlerle sevinin. Ağlayanlarla ağlayın.
ROM 12:16 Birbirinize karşı aynı düşüncede olun. Yüksek şeyleri düşünmeyin, ama alçakgönüllülerle arkadaşlık edin. Kendi kendinize bilgiçlik taslamayın.
ROM 12:17 Kimse kötülüğe kötülükle karşılık vermesin. Herkesin gözünde iyi olanı gözetin.
ROM 12:18 Mümkünse, elinizden geldiğince, bütün insanlarla barış içinde olun.
ROM 12:19 Ey sevgililer, kendiniz için öç almayın; bunu Tanrı’nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: “‘Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim’ diyor Efendi.”
ROM 12:20 Bu nedenle “Eğer düşmanın açsa onu doyur, eğer susamışsa su ver. Böyle yaparak onun başına kızgın ateş korlarını yığmış olursun.”
ROM 12:21 Kötülüğe yenilme, tersine kötülüğü iyilikle yen.
ROM 13:1 Her can, başta bulunan yetkililere tabi olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından atanmıştır.
ROM 13:2 Bu nedenle, yönetime direnen, Tanrı’nın düzenine karşı direnmiş olur. Direnenler de yargılanır.
ROM 13:3 Yetkililer iyi işe değil, ama kötü işe korkudurlar. Yönetimden korkmak istemiyorsan, iyi olanı yap, böylece yönetimin övgüsünü kazanırsın.
ROM 13:4 Çünkü o senin yararına Tanrı hizmetkârıdır. Ama eğer kötü olanı yaparsan, kork! Çünkü yönetim kılıcı boş yere taşımıyor; Tanrı hizmetkârı olduğundan, kötülük yapana karşı gazap için öç alıcıdır.
ROM 13:5 Bu nedenle, yalnızca gazaptan dolayı değil, ama vicdan nedeniyle de tabi olmak gerekir.
ROM 13:6 Vergi ödemenizin nedeni de budur, çünkü onlar sürekli tam bu işi yapan Tanrı hizmetinin hizmetkârlarıdır.
ROM 13:7 Bu nedenle herkese hakkını verin: Vergi hakkı olana vergiyi, gümrük hakkı olana gümrüğü, saygı hakkı olana saygıyı, onur hakkı olana onuru verin.
ROM 13:8 Birbirinizi sevmekten başka kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü komşusunu seven Yasa’yı yerine getirmiş olur.
ROM 13:9 Çünkü, “Zina etmeyeceksin”, “Adam öldürmeyeceksin”, “Çalmayacaksın”, “Göz dikmeyeceksin” ve bundan başka ne buyruk varsa, hepsi şu sözde özetlenmiştir: “Komşunu kendin gibi seveceksin.”
ROM 13:10 Sevgi komşuya zarar vermez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa’nın yerine getirilmesidir.
ROM 13:11 Bunu, uykudan uyanma zamanınızın geldiğini bilerek, zamanın farkında olarak yapın. Çünkü şimdi kurtuluşumuz, ilk iman ettiğiniz zamandan daha yakındır.
ROM 13:12 Gece ilerledi, gündüz yaklaştı. O halde karanlığın işlerini üzerimizden atalım ve ışığın silahlarını kuşanalım.
ROM 13:13 Gündüz vaktinde olduğu gibi, düzgün bir şekilde yaşayalım. Çılgınca eğlencelere, sarhoşluğa, fuhuşa, azgınca davranışlara, çekişmeye ve kıskançlığa kapılmayalım.
ROM 13:14 Tersine, Efendi Yeşua Mesih’i kuşanın ve bedene ve benliğin tutkularına uymayı düşünmeyin.
ROM 14:1 İmanda zayıf olanı kabul edin, ama fikirler üzerinde tartışmak için değil.
ROM 14:2 Birinin her şeyi yemeye imanı vardır, ama zayıf olan yalnızca sebze yer.
ROM 14:3 Yiyen yemeyeni hor görmesin. Yemeyen, yiyeni yargılamasın. Çünkü Tanrı onu kabul etmiştir.
ROM 14:4 Sen kimsin ki, başkasının hizmetkârını yargılıyorsun? Kendi efendisi karşısında durur ya da düşer. Evet, durdurulacaktır, çünkü Tanrı'nın onu durdurmaya gücü vardır.
ROM 14:5 Biri bir günü öteki günden önemli sayar, diğeri her günü bir sayar. Herkesin kendi düşüncesine tam güveni olsun.
ROM 14:6 Belirli bir günü sayan, bunu Efendi için sayar; saymayan Efendi için saymaz. Yiyen, Tanrı’ya şükrederek Efendi için yer; yemeyen Efendi için yemez ve Tanrı’ya şükreder.
ROM 14:7 Çünkü hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, kendimiz için de ölmeyiz.
ROM 14:8 Yaşarsak, Efendi için yaşarız. Ya da ölürsek, Efendi için ölürüz. Öyleyse, yaşarsak da ölürsek de Efendi’ye aitiz.
ROM 14:9 Bunun için Mesih hem ölülerin hem de dirilerin Efendisi olmak üzere ölüp dirildi.
ROM 14:10 Öyleyse sen, neden kardeşini yargılıyorsun? Ya da sen, neden kardeşini hor görüyorsun? Çünkü hepimiz Mesih’in yargı kürsüsü önünde duracağız.
ROM 14:11 Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘‘Varlığımın hakkı için, ‘Her diz önümde çökecek. Her dil Tanrı'ya açıkça söyleyecek’ diyor Efendi.”
ROM 14:12 O zaman her birimiz kendi adına Tanrı’ya hesap vereceğiz.
ROM 14:13 Bu nedenle, artık birbirimizi yargılamayalım. Bunun yerine, kimse kardeşinin yoluna tökezleme taşı ya da düşmesine neden olacak bir durum koymamaya karar versin.
ROM 14:14 Efendi Yeşua’da biliyorum ve eminim ki, hiçbir şey kendiliğinden kirli değildir. Ama bir şeyi kirli sayan için o şey kirlidir.
ROM 14:15 Yine de kardeşin yediğin bir şey yüzünden kederliyse, artık sevgide yürümüyorsun. Mesih’in uğruna öldüğü kardeşini yiyeceğinle mahvetme.
ROM 14:16 Öyleyse sizin için iyi olanın karalanmasına izin vermeyin.
ROM 14:17 Çünkü Tanrı’nın Krallığı yiyecek içecek değil, ama doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir.
ROM 14:18 Bu şeylerde Mesih’e hizmet eden kişi, Tanrı tarafından kabul edilir, insanlar tarafından da onaylanır.
ROM 14:19 Öyleyse, esenlik getiren ve birbirimizin gelişmesini sağlayan şeylerin peşinden gidelim.
ROM 14:20 Yiyecek uğruna Tanrı’nın işini bozma! Her şey gerçekten temizdir, ancak yedikleriyle başkasını tökezleten kişi kötülük etmiş olur.
ROM 14:21 Et yememek, şarap içmemek, kardeşinin tökezlemesine ya da zayıf düşmesine neden olacak herhangi bir şey yapmamak iyidir.
ROM 14:22 İnancın var mı? Onu Tanrı önünde kendine sakla. Onayladığı şeyden ötürü kendini yargılamayan insana ne mutlu.
ROM 14:23 Ama kuşku duyan kişi yerse mahkûm olur, çünkü imandan değildir; imandan olmayan her şey ise günahtır.
ROM 14:24 Tanrı, Müjde'me ve duyurduğum Yeşua Mesih’in sözüne göre, uzun çağlar boyunca saklı tutulan sırrı açıklayan vahyi uyarınca sizi pekiştirecek güçtedir.
ROM 14:25 O sır şimdi açıklandı: Ebedi Tanrı’nın buyruğuna göre peygamberlerin yazıları aracılığıyla tüm uluslara iman itaati için bildirildi.
ROM 14:26 Bilge olan tek Tanrı’ya Yeşua Mesih aracılığıyla sonsuza dek yücelik olsun! Amin.
ROM 15:1 Güçlü olan bizler, güçsüzlerin zayıflıklarını taşımalı, kendimizi hoşnut etmemeliyiz.
ROM 15:2 Her birimiz komşusunu geliştirmek ve iyiliği için onu hoşnut etsin.
ROM 15:3 Çünkü Mesih de kendini hoşnut etmedi. Ancak, yazılmış olduğu gibi: “Sana hakaret edenlerin hakaretleri benim üzerime düştü.”
ROM 15:4 Önceden yazılan her şey, bizi eğitmek için yazıldı. Öyle ki, sabırla ve Kutsal Yazılar’ın verdiği cesaretle umudumuz olsun.
ROM 15:5 Sabır ve cesaret Tanrısı, Mesih Yeşua’ya göre birbirinizle aynı düşüncede olmanızı sağlasın.
ROM 15:6 Öyle ki, birlik içinde bir ağızdan Efendimiz Yeşua Mesih’in Tanrısı’nı ve Babası’nı yüceltesiniz.
ROM 15:7 Bu nedenle, Mesih’in sizi kabul ettiği gibi, Tanrı’nın yüceliği için birbirinizi kabul edin.
ROM 15:8 Şimdi diyorum ki, Mesih Tanrı'nın gerçeği için sünnetlilerin hizmetkârı oldu, öyle ki atalara verilen vaatleri doğrulasın,
ROM 15:9 Ve öteki uluslar merhameti için Tanrı'yı yüceltsin. Yazılmış olduğu gibi: “Bu nedenle, uluslar arasında sana övgüler sunacağım, adına ilahiler söyleyeceğim.”
ROM 15:10 Yine şöyle diyor, “Ey uluslar, O’nun halkıyla birlikte sevinin.”
ROM 15:11 Yine, “Ey bütün uluslar, Efendi’yi övün! Bütün halklar O’nu övsün.”
ROM 15:12 Yine Yeşaya şöyle diyor: “Yişay’ın Kökü ortaya çıkacak, uluslara hükmetmek üzere yükselecek; uluslar O’na umut bağlayacak.”
ROM 15:13 Umut Tanrısı, Kutsal Ruh’un gücüyle umutla dolup taşmanız için imanda sizi tam bir sevinç ve esenlikle doldursun.
ROM 15:14 Kardeşlerim, ben de sizin hakkınızda eminim ki, iyilikle dolusunuz, her türlü bilgiyle dolusunuz, diğerlerine de öğüt verebilecek durumdasınız.
ROM 15:15 Ama Tanrı’nın bana verdiği lütufla, bazı kısımları yeniden hatırlatmak için size daha cesaretle yazdım.
ROM 15:16 Bu lütufla uluslar yararına Mesih Yeşua’nın hizmetkârı oldum. Görevim Tanrı’nın Müjdesi’ni bir kâhin olarak duyurmaktır. Öyle ki uluslar, Kutsal Ruh tarafından kutsal kılınarak Tanrı’yı hoşnut eden bir sunu olsun.
ROM 15:17 Bu nedenle, Tanrı’ya ait şeylerde Mesih Yeşua’yla övünüyorum.
ROM 15:18 Çünkü, ulusların söz dinlemesi için Mesih’in benim aracılığımla yaptıkları dışında başka hiçbir şeyden söz etmeye cesaret edemem.
ROM 15:19 Belirtiler ve harikalar yaratan güçle, Kutsal Ruh’un gücüyle Yeruşalem’den başlayıp İllirikum'a kadar, Mesih’in Müjdesi’ni tam duyurdum.
ROM 15:20 Amacım bir başkasının attığı temel üzerine bina etmemekti. Bu nedenle, Müjde’yi Mesih’in adının henüz anılmadığı yerlerde duyurdum.
ROM 15:21 Yazılmış olduğu gibi: “Ondan habersiz olanlar görecekler. Duymamış olanlar anlayacaklar.”
ROM 15:22 Bu yüzden, size gelmem kaç kez engellendi.
ROM 15:23 Ama şimdi, bu bölgelerde artık yerim kalmadığından, bunca yıldır da size gelmeyi arzuladığımdan,
ROM 15:24 İspanya’ya giderken size geleceğim. Yolculuk sırasında sizi görüp bir süre dostluğunuza doyduktan sonra oraya doğru tarafınızdan gönderilmeyi umuyorum.
ROM 15:25 Ama şimdi diyorum ki, kutsallara hizmet etmek için Yeruşalem’e gidiyorum.
ROM 15:26 Çünkü Makedonya ve Ahaya’dakiler, Yeruşalem’deki kutsallar arasındaki yoksullar için yardım toplamayı uygun gördüler.
ROM 15:27 Evet, uygun gördüler. Çünkü onlara borçludurlar. Madem uluslar onların ruhsal şeylerine ortak oldular, uluslar da maddesel şeylerle onlara hizmet etmeye borçludurlar.
ROM 15:28 Bu işi tamamlayıp bu ürünü onlara mühürledikten sonra sizin yolunuzdan İspanya'ya gideceğim.
ROM 15:29 Size geldiğimde Mesih’in Müjdesi’nin bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.
ROM 15:30 Kardeşler, Efendimiz Yeşua Mesih için ve Ruh’un sevgisi için size yalvarıyorum; benimle birlikte Tanrı’ya dua ederek uğraşıma katılın.
ROM 15:31 Öyle ki, Yahudiye’deki itaatsizlerden kurtulayım ve Yeruşalem için olan hizmetim kutsallar tarafından kabul görsün.
ROM 15:32 Böylece, Tanrı’nın isteğiyle sevinçle yanınıza geleyim ve sizlerle birlikte huzur bulayım.
ROM 15:33 Esenlik Tanrısı hepinizle birlikte olsun! Amin.
ROM 16:1 Kenhere’de bulunan topluluğun hizmetkârı olan kız kardeşimiz Fibi’yi size tavsiye ederim.
ROM 16:2 Onu kutsallara yaraşır biçimde, Efendi’de kabul edin. Herhangi bir konuda ihtiyacı olursa kendisine yardım edin. Çünkü o da birçoklarına ve bana yardım etti.
ROM 16:3 Mesih Yeşua’da emektaşlarım olan Priska ve Akvila’ya selamlarımı iletin.
ROM 16:4 Onlar benim hayatım uğruna boyunlarını tehlikeye attılar. Yalnız ben değil, öteki ulusların bütün kiliseleri de onlara şükran borçludur.
ROM 16:5 Onların evinde bulunan kiliseye de selamlarımı iletin. Asya İli’nde Mesih’e ilk ürün olan sevgili kardeşim Epenetus’a selam söyleyin.
ROM 16:6 Bizim için çok emek vermiş olan Mariyam’a selam söyleyin.
ROM 16:7 Elçiler arasında tanınmış ve benden önce Mesih’e inanmış olan soydaşlarım ve hapishane arkadaşlarım Andronikus’la Yunya’ya selam edin.
ROM 16:8 Efendi’de sevdiğim Ampliatus’a selam söyleyin.
ROM 16:9 Mesih’te emektaşımız olan Urbanus’a ve sevgili Stakis’e selam söyleyin.
ROM 16:10 Mesih’te beğenilmiş olan Apellis’e selam söyleyin. Aristobulus’un ev halkından olanlara selam söyleyin.
ROM 16:11 Soydaşım Herodion’a selam söyleyin. Narkis’in ev halkından Efendi’de olanlara selam söyleyin.
ROM 16:12 Efendi’ye hizmet eden Trifena’yla Trifosa’ya selam söyleyin. Efendi için çok emek vermiş olan sevgili Persis’e selam söyleyin.
ROM 16:13 Efendi’de seçilmiş olan Rufus’a, benim de annem olan annesine selam söyleyin.
ROM 16:14 Asinkritus, Flegon, Hermes, Patrovas, Hermas ve yanlarında bulunan kardeşlere selam söyleyin.
ROM 16:15 Filologus’la Yulya’ya, Nereus’la kız kardeşini, Olimpas’ı ve onlarla birlikte olan bütün kutsallara selam söyleyin.
ROM 16:16 Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın. Mesih’in kiliseleri size selam ederler.
ROM 16:17 Kardeşlerim, size yalvarıyorum, aldığınız öğretiye karşı çıkarak bölünmelere ve tökezlemelere neden olan kişilere dikkat edin, onlardan sakının.
ROM 16:18 Böyle olanlar Efendimiz Yeşua Mesih’e değil, kendi karınlarına hizmet ediyorlar. Tatlı ve pohpohlayıcı sözlerle saf kişilerin yüreklerini kandırıyorlar.
ROM 16:19 Çünkü itaatiniz herkes tarafından biliniyor. Bu yüzden sizin için seviniyorum. Ama iyilik konusunda bilge, kötülük konusunda ise masum olmanızı dilerim.
ROM 16:20 Esenlik Tanrısı yakında Şeytan’ı ayaklarınızın altında ezecektir. Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu sizinle birlikte olsun.
ROM 16:21 Emektaşım Timoteos, soydaşlarım Lukius, Yason ve Sosipater size selam ederler.
ROM 16:22 Mektubu yazan ben Tertius, Efendi’de sizi selamlıyorum.
ROM 16:23 Beni ve tüm kiliseyi evinde konuk eden Gayus sizleri selamlıyor. Kent haznedarı Erastus ve Kuartus kardeş size selam eder.
ROM 16:24 Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu hepinizle birlikte olsun! Amin.
ROM 16:25 
1CO 1:1 Tanrı’nın isteğiyle Yeşua Mesih’in elçisi olmaya çağrılan ben Pavlus ve kardeşimiz Sostenis,
1CO 1:2 Tanrı’nın Korint’teki topluluğuna, Mesih Yeşua’da kutsal kılınmış, kutsal olmaya çağrılmış olanlara, onların ve bizim Efendimiz Yeşua Mesih’in adını her yerde ananların tümüne:
1CO 1:3 Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten lütuf ve esenlik olsun.
1CO 1:4 Tanrı’nın Mesih Yeşua’da size verdiği lütfundan ötürü sizin için her zaman Tanrım’a şükrediyorum.
1CO 1:5 Mesih’in tanıklığı sizde doğrulandığı gibi,
1CO 1:6 O'nda her bakımdan, her tür sözde ve her tür bilgide zenginleştiniz.
1CO 1:7 Böylelikle, Efendimiz Yeşua Mesih’in görünmesini beklerken hiçbir ruhsal armağandan geri kalmış değilsiniz.
1CO 1:8 O da sizi Efendimiz Yeşua Mesih'in gününde kusursuz olmanız için sonuna dek pekiştirecektir.
1CO 1:9 Sizleri Oğlu Efendimiz Yeşua Mesih’le paydaşlığa çağıran Tanrı güvenilirdir.
1CO 1:10 Kardeşlerim, Efendimiz Yeşua Mesih’in adıyla size rica ediyorum: Hepiniz aynı şeyi söyleyin ve aranızda bölünmeler olmasın. Tersine aynı düşünce ve aynı yargıda birleşip yetkinleşin.
1CO 1:11 Kardeşlerim, Kloi’nin evinden olanlar, aranızda çekişmeler olduğunu bana bildirdiler.
1CO 1:12 Şunu demek istiyorum: Her biriniz, “Ben Pavlus’u izliyorum”, “Ben Apollos’u izliyorum”, “Ben Kefas’ı izliyorum” ya da “Mesih’i izliyorum” diyormuş.
1CO 1:13 Mesih bölündü mü? Sizin için Pavlus mu çarmıha gerildi? Yoksa Pavlus’un adıyla mı vaftiz edildiniz?
1CO 1:14 Krispus ve Gayus dışında hiçbirinizi vaftiz etmediğim için Tanrı’ya şükrediyorum.
1CO 1:15 Öyle ki, kimse benim adımla vaftiz edildiğini söylemesin.
1CO 1:16 Evet Stefanos’un ev halkını da vaftiz ettim; onların dışında kimseyi vaftiz ettiğimi bilmiyorum.
1CO 1:17 Çünkü Mesih beni vaftiz etmeye değil, Müjde’yi duyurmaya gönderdi. Bunu, Mesih’in çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye bilgece sözlerle yapmadım.
1CO 1:18 Çünkü çarmıh sözü, ölmekte olanlar için akılsızlıktır, ama kurtulmakta olan bizler için Tanrı'nın gücüdür.
1CO 1:19 Çünkü şöyle yazılmıştır: “Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim. Anlayışlıların anlayışını hiçe indireceğim.”
1CO 1:20 Bilge kişi nerede? Yazıcı nerede? Bu çağın tartışmacısı nerede? Tanrı bu dünyanın bilgeliğini akılsızlığa döndürmedi mi?
1CO 1:21 Çünkü dünya Tanrı’nın bilgeliğinde Tanrı’yı kendi bilgeliğiyle bilmedi, Tanrı iman edenleri akılsızlık bildirisiyle kurtarmaktan hoşnut oldu.
1CO 1:22 Yahudiler belirtiler isterler, Grekler bilgelik ararlar.
1CO 1:23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih’i duyuruyoruz. Mesih Yahudiler için tökez taşı, Grekler için akılsızlıktır.
1CO 1:24 Ama Yahudi olsun, Grek olsun, çağrılmış olanlar için Mesih Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir.
1CO 1:25 Çünkü Tanrı’nın akılsızlığı insandan daha bilge, Tanrı’nın zayıflığı insandan daha güçlüdür.
1CO 1:26 Çünkü kardeşler, aldığınız çağrıya bir bakın. Birçoğunuz bedene göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.
1CO 1:27 Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak için dünyanın akılsız şeylerini seçti. Tanrı, güçlü şeyleri utandırmak için de dünyanın zayıf şeylerini seçti.
1CO 1:28 Tanrı, dünyanın aşağı şeylerini, hor görülen şeylerini ve var olmayan şeyleri seçti, ta ki var olan şeyleri hiçe indirsin.
1CO 1:29 Öyle ki, Tanrı önünde hiç kimse övünmesin.
1CO 1:30 Tanrı sayesinde Mesih Yeşua’dasınız. O bize Tanrı’dan bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.
1CO 1:31 Yazılmış olduğu gibi, “Övünen, Efendi’yle övünsün.”
1CO 2:1 Ey Kardeşler, Tanrı’nın tanıklığını bildirmek için size geldiğimde, üstün bir konuşmacı olarak ya da bilgelikle gelmedim.
1CO 2:2 Çünkü aranızdayken, Yeşua Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım.
1CO 2:3 Sizlerle birlikteyken, zayıftım, korkuyordum ve tir tir titriyordum.
1CO 2:4 Sözüm ve duyurduğum bildiri, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerinde değil, Ruh’un kanıtlayıcı gücündeydi.
1CO 2:5 Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı’nın gücüne dayansın.
1CO 2:6 Bizse olgunlaşmış olanların arasında bilgelik konuşuyoruz. Ancak bu bilgelik, ne bu dünyanın ne de bu dünyanın yok olacak olan önderlerinin bilgeliğidir.
1CO 2:7 Ama Tanrı'nın gizemli bilgeliğinden, Tanrı'nın dünyalar öncesinde bizim yüceliğimiz için önceden belirlediği bilgelikten söz ediyoruz.
1CO 2:8 Bu dünyanın önderlerinden hiçbiri bunu bilmedi. Bilselerdi, yüce Efendi'yi çarmıha germezlerdi.
1CO 2:9 Ama yazılmış olduğu gibi, “Gözün görmediklerini, kulağın duymadıklarını, insan yüreğine girmemiş olan şeyleri Tanrı, kendisini sevenler için hazırladı.”
1CO 2:10 Ama Tanrı Ruh aracılığıyla bunları bize açıkladı. Çünkü Ruh her şeyi, Tanrı'nın derin şeylerini bile araştırır.
1CO 2:11 Çünkü insanın şeylerini insanın kendisinde olan ruhundan başka insanlar arasında kim bilir? Aynı şekilde, Tanrı'nın şeylerini de Tanrı'nın Ruhu'ndan başka kimse bilemez.
1CO 2:12 Ama biz bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık. Öyle ki, Tanrı tarafından bize karşılıksızca verilenleri bilebilelim.
1CO 2:13 Üstelik bunları insan bilgeliğinin öğrettiği sözlerle değil, Kutsal Ruh’un öğrettiği sözlerle konuşuruz. Ruhsal şeyler ruhsal şeylerle kıyaslanır.
1CO 2:14 Doğal insan, Tanrı’nın Ruhu’na ait şeyleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona akılsızlık gelir, ruhça fark edildikleri için bunları bilemez.
1CO 2:15 Ama ruhsal olan kişi her şeyi fark eder, ama kendisi kimse tarafından yargılanamaz.
1CO 2:16 “Efendi’nin düşüncesini kim bildi ki, O’na öğretsin?” Ama biz Mesih’in düşüncesine sahibiz.
1CO 3:1 Ey kardeşler, sizinle ruhsallarla konuşur gibi konuşamadım, ama benliktekilerle, Mesih’te bebek olanlarla konuşur gibi konuştum.
1CO 3:2 Henüz hazır olmadığınız için sizi etle değil, sütle besledim. Gerçi, şimdi bile hazır değilsiniz.
1CO 3:3 Çünkü hâlâ benliktesiniz. Aranızda kıskançlık, çekişme ve bölünmeler var; benlikte değil misiniz, insana göre yürümüyor musunuz?
1CO 3:4 Çünkü biri, “Ben Pavlus’u izliyorum”, diğeri “Apollos’u izliyorum” diyorsa, benlikte değil misiniz?
1CO 3:5 Apollos da kim Pavlus da kim? Onlar iman etmenize aracılık etmiş olan Efendi’nin verdiği hizmetkârlardır.
1CO 3:6 Ben ektim, Apollos suladı. Ama Tanrı büyüttü.
1CO 3:7 Öyleyse ne eken bir şeydir, ne de sulayan, ama büyüten Tanrı.
1CO 3:8 Eken de sulayan da aynıdır. Her biri kendi emeğine göre ödülünü alacaktır.
1CO 3:9 Çünkü biz Tanrı’nın emektaşlarıyız. Siz Tanrı’nın tarlası, Tanrı’nın binasısınız.
1CO 3:10 Tanrı’nın bana verilen lütfuna göre, bilge bir yapı ustası olarak temel attım ve bir başkası onun üzerine bina ediyor. Herkes nasıl bina ettiğine dikkat etsin.
1CO 3:11 Çünkü hiç kimse atılan temelden, yani Yeşua Mesih’ten başka bir temel atamaz.
1CO 3:12 Ama eğer bir kimse bu temel üzerine altın, gümüş, değerli taşlar, tahta, saman ya da anızla bina ederse,
1CO 3:13 herkesin işi açığa çıkacak. O gün ilan edilecek. Çünkü herkesin işinin ne tür bir iş olduğunu ateşin kendisi sınayacak, onu ateş ortaya çıkaracaktır.
1CO 3:14 Birinin üzerine bina ettiği iş ayakta kalırsa, ödülünü alacaktır.
1CO 3:15 İşi yanarsa, zarar edecektir. Kendisi kurtulacak, ama ateşten geçmiş gibi olacaktır.
1CO 3:16 Tanrı’nın tapınağı olduğunuzu ve Tanrı’nın Ruhu’nun içinizde yaşadığını bilmiyor musunuz?
1CO 3:17 Kim Tanrı’nın tapınağını yok ederse, Tanrı da onu yok edecektir. Çünkü Tanrı’nın tapınağı kutsaldır, o tapınak sizsiniz.
1CO 3:18 Hiç kimse kendini aldatmasın. Sizden biri bu dünyada kendini bilge sanıyorsa, bilge olmak için akılsız olsun.
1CO 3:19 Çünkü bu dünyanın bilgeliği Tanrı’nın yanında akılsızlıktır. Çünkü şöyle yazılmıştır: “O bilgeleri kendi kurnazlıklarında yakaladı.”
1CO 3:20 Ve yine, “Efendi, bilgelerin düşüncelerinin boş olduğunu bilir.”
1CO 3:21 Bu nedenle kimse insanlarla övünmesin. Çünkü her şey sizindir,
1CO 3:22 ister Pavlus, ister Apollos, ister Kefas, ister dünya, ister yaşam, ister ölüm, ister şimdiki, ister gelecek şeyler olsun, tümü sizindir.
1CO 3:23 Siz Mesih’insiniz, Mesih de Tanrı’nındır.
1CO 4:1 Böylece insanlar bizi Mesih’in hizmetkârları ve Tanrı sırlarının kâhyaları olarak görsünler.
1CO 4:2 Bundan başka, burada kâhyalardan istenilen, sadık bulunmalarıdır.
1CO 4:3 Ama benim için sizin tarafınızdan ya da insan mahkemesi tarafından yargılanmam çok küçük bir şeydir. Evet, ben kendimi de yargılamıyorum.
1CO 4:4 Çünkü kendime karşı bir şey bilmiyorum. Yine de bu beni aklamaz. Beni yargılayan Efendi’dir.
1CO 4:5 Bu nedenle, Efendi gelinceye kadar, vaktinden önce hiçbir şeyi yargılamayın. O, hem karanlığın gizli şeylerini aydınlığa çıkaracak, hem de yüreklerin niyetlerini ortaya koyacaktır. O zaman her insan kendine düşen övgüyü Tanrı'dan alacaktır.
1CO 4:6 Ey kardeşler, size örnek olsun diye bu şeyleri kendime ve Apollos’a uyguladım. Öyle ki, bize bakarak, “Yazılmış olandan öteye geçip” hiçbiriniz bir diğerine karşı övünmesin.
1CO 4:7 Seni farklı kılan kim? Almadığın neyin var ki? Eğer aldıysan, neden almamış gibi övünüyorsun?
1CO 4:8 Zaten dopdolusunuz ve zengin olmuşsunuz. Biz olmadan hüküm sürmüşsünüz! Evet, keşke hüküm sürüyor olsaydınız da, biz de sizinle birlikte hüküm sürseydik.
1CO 4:9 Bana öyle geliyor ki, Tanrı biz elçileri en sondan gelen ölüm mahkûmları gibi sergiledi. Çünkü bizler bütün dünyanın, hem meleklere hem de insanlara, seyirlik oyunu olduk.
1CO 4:10 Biz Mesih uğruna akılsızız, ama siz Mesih’te bilgesiniz! Biz zayıfız, sizlerse güçlüsünüz. Siz onurlusunuz, ama biz onursuzuz.
1CO 4:11 Şu ana dek aç, susuz, çıplağız, dövülüyoruz. Oturacak bir yerimiz yok.
1CO 4:12 Kendi ellerimizle didinip çalışıyoruz. Bizi lanetleyenleri kutsuyoruz. Zulmedenlere katlanıyoruz.
1CO 4:13 Kötüleyenlere ricada bulunuyoruz. Şimdiye dek dünyanın süprüntüsü, herkes tarafından silinip atılan kir olduk.
1CO 4:14 Bu şeyleri sizi utandırmak için değil, sevgili çocuklarım olarak sizi uyarmak için yazıyorum.
1CO 4:15 Mesih’te on bin öğretmeniniz olsa da çok sayıda babanız yoktur. Çünkü Müjde aracılığıyla Mesih Yeşua’da babanız oldum.
1CO 4:16 Bu nedenle size yalvarıyorum, beni örnek alın.
1CO 4:17 Bunun için Efendi’de güvenilir olan sevgili oğlum Timoteos’u size gönderdim. Her toplulukta, her yerde Mesih’te öğrettiğim yolları o size hatırlatacaktır.
1CO 4:18 Bazılarınız güya yanınıza gelmeyecekmişim diye böbürlenmişler.
1CO 4:19 Ama Efendi dilerse yakında yanınıza geleceğim. O zaman bu böbürlenenlerin laflarını değil, ama güçlerinini bileceğim.
1CO 4:20 Çünkü Tanrı’nın Krallığı sözde değil, güçtedir.
1CO 4:21 Ne istiyorsunuz? Size değnekle mi geleyim, yoksa sevgi ve yumuşak bir ruhla mı?
1CO 5:1 Aslında aranızda cinsel ahlaksızlık olduğu söyleniyor. Öyle ki, öteki uluslar arasında bile adı anılmayan cinsten bir cinsel ahlaksızlık! Biri babasının karısını almış.
1CO 5:2 Yas tutup bunu yapanı aranızdan kovmak yerine siz hâlâ böbürleniyorsunuz.
1CO 5:3 Bedence aranızda olmasam da ruhça aranızdayım. Bunu yapanı aranızdaymışım gibi çoktan yargılamış bulunuyorum.
1CO 5:4 Efendimiz Yeşua’nın adıyla toplandığınızda, ruhum da sizinle birlikteyken,
1CO 5:5 Efendimiz Yeşua’nın gücüyle bu adamın bedenini yok olması için Şeytan’a teslim edin! Öyle ki, Efendi Yeşua’nın gününde ruhu kurtulabilsin.
1CO 5:6 Övünmeniz iyi değil. Azıcık mayanın tüm hamuru mayaladığını bilmiyor musunuz?
1CO 5:7 Eski mayadan arının ki, yeni bir hamur olasınız; zaten mayasızsınız. Çünkü Pesah'ımız olan Mesih gerçekten bizim yerimize kurban edildi.
1CO 5:8 Bu nedenle eski mayayla, kin ve kötülük mayasıyla değil, içtenlik ve gerçeğin mayasız ekmeğiyle bayramı tutalım.
1CO 5:9 Mektubumda size zina edenlerle arkadaşlık etmemenizi yazdım.
1CO 5:10 Ancak tamamen bu dünyanın zina edenlerinden, açgözlülerinden, soyguncularından ya da putperestlerinden söz etmiyorum. Böyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız.
1CO 5:11 Ama kardeş diye anılırken zina eden, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da zorba olan biriyle arkadaşlık etmeyin diye size yazdım. Böyle biriyle yemek bile yemeyin.
1CO 5:12 İnanlılar topluluğu dışındakileri yargılamak bana mı düştü? Yargılanması gereken içinizdekiler değil mi?
1CO 5:13 Dışarıda olanları Tanrı yargılar. “Kötü kişiyi aranızdan uzaklaştırın!”
1CO 6:1 Sizden birinin komşusuna karşı bir davası olursa, kutsalların önünde değil de, doğru olmayanların önünde yargılanmaya cesaret edebilir mi?
1CO 6:2 Kutsalların dünyayı yargılayacağını bilmiyor musunuz? Eğer dünya sizin tarafınızdan yargılanıyorsa, en ufak davaları yargılamaya layık değil misiniz?
1CO 6:3 Bu yaşamla ilgili şeyleri bırakın, melekleri bile yargılayacağımızı bilmiyor musunuz?
1CO 6:4 O zaman bu yaşamla ilgili şeyleri yargılamanız gerektiğinde, toplulukta hiçe sayılanları yargıç olarak atar mıydınız?
1CO 6:5 Bunu sizi utandırmak için söylüyorum. Aranızda, kardeşlerin arasında karar verebilecek durumda bilge bir kişi bile yok mu?
1CO 6:6 Kardeş kardeşe karşı dava açıyor, hem de imansızların önünde!
1CO 6:7 Bu nedenle birbirinizle davalarınız olması zaten başlı başına bir kusurdur. Haksızlığa uğramanız daha iyi olmaz mıydı? Hakkınızı yeseler daha iyi olmaz mıydı?
1CO 6:8 Ama tam tersine, siz kendiniz haksızlık edip dolandırıyorsunuz, hem de bunu kardeşinize karşı yapıyorsunuz.
1CO 6:9 Yoksa doğru olmayanların, Tanrı Krallığı’nı miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar, ne putperestler, ne zina edenler, ne erkek fahişeler, ne eşcinseller,
1CO 6:10 ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne iftiracılar, ne de soyguncular Tanrı’nın Krallığı’nı miras almayacaklar.
1CO 6:11 Bazılarınız böyleydiniz, ama yıkanıp kutsal kılındınız. Efendi Yeşua’nın adıyla ve Tanrımız’ın Ruhu’yla aklandınız.
1CO 6:12 “Bana her şey serbest”, ama her şey yararlı değildir. “Bana her şey serbest”, ama ben hiçbir şeyin hakimiyeti altına girmeyeceğim.
1CO 6:13 “Yiyecek, karın içindir, karın da yiyecek için” ama Tanrı hem yiyeceği hem de karını ortadan kaldıracaktır. Ama beden cinsel ahlaksızlık için değil, Efendi içindir. Efendi de beden içindir.
1CO 6:14 Tanrı Efendi’yi diriltti, kendi gücüyle bizi de diriltecektir.
1CO 6:15 Bedenlerinizin Mesih’in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? O zaman Mesih’in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Kesinlikle hayır!
1CO 6:16 Yoksa fahişeyle birleşenin, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü ‘‘İkisi tek beden olacak” deniyor.
1CO 6:17 Efendi’yle birleşen kişi O’nunla tek ruh olur.
1CO 6:18 Cinsel ahlaksızlıktan kaçının! İnsanın işlediği her günah bedenin dışındadır, ama cinsel ahlaksızlıkta bulunan kendi bedenine karşı günah işler.
1CO 6:19 Yoksa bedeninizin, Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Siz kendinizin değilsiniz.
1CO 6:20 Bir bedel karşılığı satın alındınız. O halde Tanrı’ya ait olan bedeninizde ve ruhunuzda Tanrı’yı yüceltin.
1CO 7:1 Bana yazdığınız şeylere gelince: Erkeğin kadına dokunmaması iyidir.
1CO 7:2 Ama cinsel ahlaksızlıktan dolayı her erkeğin kendi karısı, her kadının da kendi kocası olsun.
1CO 7:3 Koca karısına, ona olan sevgi borcunu versin; aynı şekilde karısı da kocasına.
1CO 7:4 Kadının kendi bedeni üzerinde yetkisi yoktur, ama kocasının vardır. Aynı şekilde kocanın kendi bedeni üzerinde yetkisi yoktur, ama karısının vardır.
1CO 7:5 Belli bir süre anlaşıp kendinizi oruç ve duaya vermek dışında başka bir nedenle birbirinizi mahrum etmeyin. Ama sonra yeniden bir araya gelin ki, kendinizi denetleyemediğiniz için Şeytan sizi ayartmasın.
1CO 7:6 Bunu bir buyruk olarak değil, anlaşma yolu olarak söylüyorum.
1CO 7:7 Yine de herkesin benim gibi olmasını isterdim. Ancak her insanın Tanrı’dan aldığı kendi armağanı vardır; kiminin bir tür, kiminin başka bir tür.
1CO 7:8 Evli olmayanlara ve dullara söylüyorum: Benim gibi kalmış olsalardı onlar için daha iyi olurdu.
1CO 7:9 Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa evlensinler. Çünkü tutkuyla yanmaktansa evlenmek daha iyidir.
1CO 7:10 Evlilereyse şu buyruğu veriyorum, ben değil Efendi buyuruyor: Kadın kocasından ayrılmasın.
1CO 7:11 Eğer ayrılırsa evlenmesin ya da kocasıyla barışsın. Koca da karısını bırakmasın.
1CO 7:12 Ama geri kalanı için Efendi değil, ben söylüyorum. Eğer bir kardeşin iman etmeyen bir karısı varsa ve onunla yaşamaya razıysa, onu bırakmasın.
1CO 7:13 Kocası iman etmeyen bir kadın varsa ve kocası onunla yaşamaya razıysa, kocasını bırakmasın.
1CO 7:14 Çünkü iman etmeyen erkek karısı sayesinde, iman etmeyen kadın da kocası sayesinde kutsanır. Yoksa çocuklarınız kirli olurdu, ama şimdi kutsaldırlar.
1CO 7:15 Ama iman etmeyen kişi ayrılırsa ayrılsın. Erkek ya da kız kardeş böyle durumlarda özgürdür. Tanrı bizi barış içine çağırdı.
1CO 7:16 Ey kadın, kocanı kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun? Ya da ey koca, karını kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun?
1CO 7:17 Yalnız Efendi her insana nasıl dağıttıysa, Tanrı her birini nasıl çağırdıysa, öyle yürüsün. Bunu bütün topluluklara buyuruyorum.
1CO 7:18 Biri çağrıldığında sünnetli miydi? Sünnetsiz olmaya çalışmasın. Sünnetsizken mi çağrıldı? Sünnet olmasın.
1CO 7:19 Sünnetli olup olmamak bir şey değildir. Önemli olan, Tanrı’nın buyruklarını tutmaktır.
1CO 7:20 Herkes çağrıldığı halde kalsın.
1CO 7:21 Çağrıldığında köle miydin? Canını sıkma, ama özgür olma fırsatı bulursan, onu kullan.
1CO 7:22 Çünkü Efendi’ye çağrıldığında köle olan kişi, Efendi’nin özgürüdür. Aynı şekilde, özgürken çağrılan kişi de Mesih’in kölesidir.
1CO 7:23 Bir bedelle satın alındınız. İnsanların kölesi olmayın.
1CO 7:24 Kardeşler, herkes hangi durumda çağrıldıysa, Tanrı'yla o durumda kalsın.
1CO 7:25 El değmemiş kızlarla ilgili olarak, Efendi’den onlara ilişkin bir buyruğum yok. Ancak Efendi’nin merhamet gösterdiği güvenilir biri olarak yargımı veriyorum.
1CO 7:26 Bence üzerimizdeki sıkıntı nedeniyle insanın olduğu gibi kalması iyidir.
1CO 7:27 Kadına bağlı mısın? Özgür olmayı arama. Kadından özgür müsün? Kadın arama.
1CO 7:28 Ama evlenirsen günah işlemiş olmazsın. Eğer el değmemiş bir kız evlenirse günah işlemiş olmaz. Yine de, evlenenler bedende baskılarla karşılaşacak ve ben sizi bunlardan esirgemek istiyorum.
1CO 7:29 Kardeşler, şunu diyorum: Kalan süre az. Bundan böyle, karıları olanlar yokmuş gibi;
1CO 7:30 yas tutanlar, yas tutmuyormuş gibi; sevinenler sevinmiyormuş gibi; satın alanlar malı yokmuş gibi;
1CO 7:31 dünyadan faydalananlar tümüyle faydalanmıyormuş gibi olsun. Çünkü bu dünyanın hali geçicidir.
1CO 7:32 Ama kaygılardan kurtulmanızı istiyorum. Evli olmayan erkek, Efendi’yi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Efendi’nin işleriyle ilgilenir.
1CO 7:33 Evli erkekse, karısını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleriyle ilgilenir.
1CO 7:34 Evli kadınla el değmemiş kız arasında da fark vardır. Evli olmayan kadın, hem bedende hem de ruhta kutsal olmak için Efendi’nin işleriyle ilgilenir. Ama evli olan dünya işleriyle, kocasını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek kaygılanır.
1CO 7:35 Bunu sizin yararınıza söylüyorum, sizi kapana kıstırmak için değil. Uygun biçimde, dağılmadan Efendi’ye dikkatinizi veresiniz diye.
1CO 7:36 Ama bir kimse el değmemiş kızına karşı uygunsuz davrandığını düşünüyorsa, kız da yetişkinlik çağına gelmişse, öyle olması gerekiyorsa, istediğini yapsın. Günah işlemiş olmaz, evlendirsin.
1CO 7:37 Ama yüreğinde kararlı duran, aciliyet duymayan, kendi iradesinin üzerinde gücü olan ve kendi el değmemiş kızını yanında tutmaya karar vermiş olan adam, iyi eder.
1CO 7:38 Öyleyse, el değmemiş kızını evlendiren iyi eder, evlendirmeyense daha iyi eder.
1CO 7:39 Kadın, kocası yaşadığı sürece yasayla kocasına bağlıdır. Koca ölürse dilediği kişiyle evlenmekte özgürdür; ancak Efendi’de olsun.
1CO 7:40 Ama olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Yargım budur ve sanırın bende de Tanrı’nın Ruhu vardır.
1CO 8:1 Şimdi putlara kurban edilen şeylere gelince: Hepimizin bilgi sahibi olduğunu biliyoruz. Bilgi kibirlendirir, sevgiyse bina eder.
1CO 8:2 Ama biri bir şey bildiğini sanıyorsa, henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyor demektir.
1CO 8:3 Ama Tanrı’yı seven kişi Tanrı tarafından bilinir.
1CO 8:4 Bu nedenle, putlara kurban edilen şeylerin yenmesine gelince, dünyada putun bir hiç olduğunu, tek Tanrı’dan başka bir Tanrı olmadığını biliyoruz.
1CO 8:5 Her ne kadar göklerde ve yerde “ilah” denilen şeyler olsa da -birçok “ilah” ve birçok “efendi”-
1CO 8:6 bizim için tek bir Baba Tanrı vardır, her şey O'ndandır ve bizler O’nun içiniz; ve Tek bir Efendi, Yeşua Mesih vardır; her şey O’nun aracılığıyla var oldu, biz de O’nun aracılığıyla yaşamaktayız.
1CO 8:7 Ancak bu bilgi herkeste yoktur. Ama bazıları, şu ana dek putperestlik bilinciyle, puta kurban edilmiş bir şey diye yiyor, vicdanları da zayıf olduğu için lekeleniyor.
1CO 8:8 Ama yiyecek bizi Tanrı’ya methetmez. Yemezsek daha kötü olmayız, yersek de daha iyi olmaz.
1CO 8:9 Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz hiçbir şekilde zayıf olanlara tökez olmasın.
1CO 8:10 Çünkü biri, bilgili olan seni bir putperest tapınağında sofraya oturmuş görürse, putlara kurban edilen şeyleri yemek için, eğer kendisi zayıfsa, vicdanı cesaret almaz mı?
1CO 8:11 Zayıf olan, Mesih’in uğruna öldüğü kardeşin, senin bilginle mahvolur.
1CO 8:12 Böylece, kardeşlere karşı günah işleyerek ve zayıf vicdanlarını yaralayarak, Mesih’e karşı günah işlemiş olursunuz.
1CO 8:13 Bu nedenle, eğer yiyecek kardeşimin tökezlemesine neden olacaksa, kardeşimin tökezletmeyeyim diye, sonsuza dek bir daha et yemem.
1CO 9:1 Özgür değil miyim? Elçi değil miyim? Efendimiz Yeşua Mesih’i görmedim mi? Sizler Efendi’de benim işim değil misiniz?
1CO 9:2 Eğer başkalarına elçi değilsem bile, en azından size elçiyim. Çünkü sizler Efendi’de olan elçiliğimin mührüsünüz.
1CO 9:3 Beni sorguya çekenlere karşı savunmam şudur:
1CO 9:4 Yiyip içmeye hakkımız yok mu?
1CO 9:5 Öbür elçiler gibi, Efendi’nin kardeşleri ve Kefas gibi, yanımıza imanlı bir eş almaya hakkımız yok mu?
1CO 9:6 Yoksa yalnızca Barnabas’la benim mi çalışmamak gibi bir hakkımız yok?
1CO 9:7 Hangi asker kendi parasıyla askerlik yapar? Kim bağ diker de ürününden yemez? Ya da kim sürüyü güder de sürünün sütünden içmez?
1CO 9:8 Acaba bu şeyleri insanların yöntemlerine göre mi söylüyorum? Kutsal Yasa da aynı şeyi söylemiyor mu?
1CO 9:9 Moşe’nin Yasası’nda şöyle yazılmıştır: “Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.” Tanrı’nın umursadığı öküzler mi?
1CO 9:10 Yoksa bunu elbette bizim için mi söylüyor? Evet, bu sözler bizim için yazılmıştır. Çünkü çift süren umutla çift sürmeli, harman döven de üründen pay almak umuduyla harman dövmeli.
1CO 9:11 Size ruhsal şeyler ektiysek, sizden bedensel şeyler biçmemiz çok mu?
1CO 9:12 Eğer başkaları sizin üzerinizde bu hakka ortak iseler, biz daha da fazla değil miyiz? Bununla birlikte, biz bu hakkı kullanmadık. Mesih’in Müjdesi’ne hiçbir engel olmayalım diye, her şeye katlanıyoruz.
1CO 9:13 Kutsal şeyler etrafında hizmet edenlerin tapınaktaki şeylerden yediklerini, sunakta hizmet edenlerin sunakla birlikte paylarını aldıklarını bilmez misiniz?
1CO 9:14 Aynı şekilde, Efendi de Müjde’yi duyuranların Müjde’den geçinmelerini buyurdu.
1CO 9:15 Ama ben bu şeylerin hiçbirini kullanmadım ve bana böyle yapılsın diye de bu şeyleri yazmıyorum. Çünkü biri beni övüncümden yoksun bırakacağına ölmeyi yeğlerim.
1CO 9:16 Müjde’yi duyuruyorum diye övünmeye hakkım yok, çünkü üzerime yüklenmiş zorunluluktur. Ama eğer Müjde’yi duyurmazsam vay halime!
1CO 9:17 Çünkü eğer bunu kendi isteğimle yaparsam, bir ödülüm olur. Ama kendi isteğimle yapmazsam, bana emanet edilmiş olan görevi yapmış olurum.
1CO 9:18 Öyleyse, ödülüm nedir? Müjde’yi duyururken Mesih’in Müjdesi’ni karşılıksız sunabilmek ve böylece Müjde’deki yetkimi kötüye kullanmamaktır.
1CO 9:19 Çünkü herkesten özgür olduğum halde, daha çok insan kazanayım diye, kendimi herkese köle ettim.
1CO 9:20 Yahudiler’i kazanmak için Yahudiler’e Yahudi gibi oldum. Yasa altında olanlara, Yasa altında olanları kazanayım diye Yasa altındaymış gibi oldum.
1CO 9:21 Tanrı için Yasa’sız biri değilim, Mesih’in Yasası altındayım. Yasa’sız olanları kazanmak için Yasa’dan yoksunmuşum gibi davrandım.
1CO 9:22 Zayıfları kazanayım diye, zayıflara karşı zayıf gibi oldum. Ne pahasına olursa olsun bazılarını kurtarmak için herkesin her şeyi oldum.
1CO 9:23 Bunu Müjde’de payım olsun diye, Müjde uğruna yapıyorum.
1CO 9:24 Yarışta koşanların hepsinin koştuğunu, ama ödülü bir kişinin aldığını bilmez misiniz? Öyle koşun ki ödülü kazanasınız.
1CO 9:25 Oyunlara katılan herkes her şeyde özdenetim gösterir. Onlar bunu çürüyüp yok olan bir taç almak için, ama biz çürümez için yapıyoruz.
1CO 9:26 Bu nedenle, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Havayı döven biri gibi dövüşmüyorum.
1CO 9:27 Ama Müjde’yi başkalarına duyurduktan sonra kendim yetersiz sayılmayayım diye bedenime eziyet edip onu boyun eğdiriyorum.
1CO 10:1 Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında olduğundan ve hepsinin denizden geçtiğinden habersiz kalmanızı istemem.
1CO 10:2 Hepsi bulutta ve denizde Moşe’ye vaftiz edildi.
1CO 10:3 Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi.
1CO 10:4 Hepsi aynı ruhsal içeceği içti. Çünkü onların ardından gelen ruhsal bir kayadan içtiler, o kaya Mesih’ti.
1CO 10:5 Ancak Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi, çünkü çölde yere serildiler.
1CO 10:6 Şimdi bu şeyler, onlar gibi biz de kötü şeylere arzu duymayalım diye bizim için bir örnekti.
1CO 10:7 Onlardan bazıları gibi putperest olmayın. Yazıldığı gibi, “Halk yemek ve içmek için oturdu, oynamak için kalktı.”
1CO 10:8 Onlardan bazıları gibi cinsel ahlaksızlık yapmayalım; bir günde yirmi üç bin kişi düştü.
1CO 10:9 Bazıları gibi Mesih’i denemeyelim, bunu yapanlar yılanlar tarafından öldürüldü.
1CO 10:10 Bazıları gibi söylenmeyin. Söylenenler yok edici tarafından öldürüldü.
1CO 10:11 Bütün bunlar başkalarına örnek olsun diye onların başına geldi. Çağların sonuna gelmiş olan bizlere öğüt olsun diye yazıldı.
1CO 10:12 Bu nedenle, ayakta durduğunu sanan dikkat etsin ki, düşmesin!
1CO 10:13 İnsanın başına gelenden başka bir deneme sizi yakalamadı. Tanrı sadıktır, gücünüzün ötesinde denenmenize izin vermez, ama dayanabilmeniz için denemeyle birlikte kaçış yolunu da yapar.
1CO 10:14 Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, putperestlikten kaçının.
1CO 10:15 Bilge kişilere konuşur gibi konuşuyorum. Dediklerimi tartın.
1CO 10:16 Kutsadığımız kutsama kâsesiyle, Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Böldüğümüz ekmekle Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz?
1CO 10:17 Ekmek bir olduğu gibi, çok olan bizler de tek bedeniz, çünkü hepimiz bir ekmekten pay alıyoruz.
1CO 10:18 İsraelliler’e bedensel olarak bakın. Kurbanları yiyenler sunağa paydaş olmuyor mu?
1CO 10:19 Öyleyse ne diyorum? Putlara sunulan şey ya da put bir şey midir?
1CO 10:20 Hayır, uluslar kurban ettikleri şeyleri Tanrı’ya değil, iblislere kurban ediyorlar diyorum. İblislerle paydaşlık etmenizi istemem.
1CO 10:21 Hem Efendi’nin kâsesinden hem de iblislerin kâsesinden içemezsiniz. Hem Efendi’nin hem de iblislerin sofrasına paydaş olamazsınız.
1CO 10:22 Yoksa Efendi’yi kıskandırmaya mı çalışıyoruz? Biz O’ndan daha mı güçlüyüz?
1CO 10:23 “Bana her şey serbest,” ama her şey yararlı değildir. “Bana her şey serbest,” ama her şey bina edici değildir.
1CO 10:24 Kendi iyiliğini değil, herkes komşusunun iyiliğini arasın.
1CO 10:25 Et pazarında satılan her şeyi vicdan sorunu yapmadan yiyin.
1CO 10:26 Çünkü “Yeryüzü ve onun doluluğu Efendi’nindir.”
1CO 10:27 Eğer imanlı olmayan birisi sizi yemeğe çağırır, siz de gitmek isterseniz, önünüze konulanları vicdan sorunu yapmadan yiyin.
1CO 10:28 Ama eğer biri size, “Bu, putlara sunulmuştur” derse, hem size söyleyenin hatırı için hem de vicdan için ondan yemeyin. Çünkü “Yeryüzü ve onun bütün doluluğu Efendi’nindir.”
1CO 10:29 Vicdan diyorum, senin değil, diğerinin vicdanı; neden özgürlüğüm başka birinin vicdanını yargılasın?
1CO 10:30 Şükrederek payımı alırsam, şükrettiğim yiyecekten dolayı neden kınanayım?
1CO 10:31 Bu nedenle, ne yerseniz, ne içerseniz, ne yaparsanız yapın, her şeyi Tanrı’nın yüceliği için yapın.
1CO 10:32 Yahudiler’in, Grekler’in ya da Tanrı topluluğunun tökezlemesine fırsat vermeyin.
1CO 10:33 Ben de kurtuluş bulsunlar diye kendi yararımı değil, birçoklarının yararını gözeterek herkesi her şeyde hoşnut etmeye çalışıyorum.
1CO 11:1 Benim Mesih’i örnek aldığım gibi, siz de beni örnek alın.
1CO 11:2 Kardeşler, her şeyde beni hatırladığınız ve size ilettiğim öğretileri sıkı sıkıya koruduğunuz için sizi övüyorum.
1CO 11:3 Ama bilmenizi isterim ki, her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek ve Mesih’in başı da Tanrı’dır.
1CO 11:4 Başı örtülü olarak dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.
1CO 11:5 Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Çünkü tıraş edilmiş kadın gibi bir ve aynı şeydir.
1CO 11:6 Kadın örtünmüyorsa, saçı da kesilsin. Ama bir kadının saçını kestirmesi ya da traş etmesi ayıpsa, örtünsün.
1CO 11:7 Erkek başını örtmemelidir. Çünkü o Tanrı’nın sureti ve yüceliğidir, ama kadın erkeğin yüceliğidir.
1CO 11:8 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkektendir;
1CO 11:9 Çünkü erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratılmıştır.
1CO 11:10 Bu nedenle ve melekler uğruna kadının kendi başı üzerinde yetkisi olmalıdır.
1CO 11:11 Yine de, Efendi’de ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsızdır.
1CO 11:12 Çünkü kadın erkekten geldiği gibi, erkek de kadın aracılığıyla gelir; ama her şey Tanrı’dandır.
1CO 11:13 Siz kendiniz tartın: Kadının açık başla Tanrı’ya dua etmesi uygun mudur?
1CO 11:14 Erkeğin uzun saçlı olmasının onu küçük düşürdüğünü doğanın kendisi bile size öğretmiyor mu?
1CO 11:15 Ama kadının saçları uzunsa, bu onun için yüceliktir, çünkü saç ona örtü olarak verilmiştir.
1CO 11:16 Ama bu konuda çekişmek isteyen biri varsa, ne bizim ne de Tanrı’nın topluluklarının böyle bir adeti yoktur.
1CO 11:17 Ama toplanmanız yarardan çok zarara neden olduğu için şu buyruğu verirken sizi övemem.
1CO 11:18 Her şeyden önce, bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum, buna kısmen de inanıyorum.
1CO 11:19 Çünkü aranızda bölünmeler olması gerekiyor, öyle ki, beğenilenler ortaya çıksın!
1CO 11:20 Bu nedenle, bir araya geldiğinizde, yediğiniz Efendi'nin sofrası değildir.
1CO 11:21 Çünkü yemenizde her biriniz önce kendi yemeğini yiyor. Biri aç kalıyor, diğeri sarhoş oluyor.
1CO 11:22 Nasıl olur, yiyip içmek için sizin evleriniz yok mu? Yoksa Tanrı’nın topluluğunu hor mu görüyorsunuz? Bir şeyi olmayanları utandırmak mı istiyorsunuz? Size ne söyleyeyim? Sizi öveyim mi? Bunda sizi övemem.
1CO 11:23 Size ilettiğimi ben Efendi’den aldım. Efendimiz Yeşua ele verildiği gece ekmek aldı.
1CO 11:24 Şükrettikten sonra ekmeği kırdı, “Alın, yiyin” dedi. “Bu sizin için kırılan benim bedenimdir. Bunu beni anmak için yapın.”
1CO 11:25 Aynı şekilde yemekten sonra kâseyi de aldı, “Bu kâse benim kanımdaki yeni antlaşmadır. Her içtiğinizde beni anmak için bunu yapın” dedi.
1CO 11:26 Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden içtiğinizde, Efendimiz gelinceye dek Efendi’nin ölümünü ilan etmiş olursunuz.
1CO 11:27 Bu nedenle kim Efendi’ye layık olmayan bir şekilde bu ekmeği yer ya da Efendi’nin kâsesinden içerse, Efendi’nin bedenine ve kanına karşı suçlu olur.
1CO 11:28 Kişi kendini sınasın ve böylece ekmekten yiyip kâseden içsin.
1CO 11:29 Efendi’nin bedenini fark etmeden uygunsuzca yiyip içen, kendine karşı yargı yer, yargı içer.
1CO 11:30 İşte bu yüzden aranızdan birçoğunuz zayıf ve hasta, uyuyanların da sayısı az değil.
1CO 11:31 Kendimizi fark etmiş olsaydık, yargılanmazdık.
1CO 11:32 Dünyayla birlikte mahkûm olmayalım diye Efendi tarafından yargılanıp yola getiriliyoruz.
1CO 11:33 Bunun için kardeşlerim, yemek için bir araya geldiğinizde birbirinizi bekleyin.
1CO 11:34 Aç olan evinde yesin, öyle ki toplanmanız yargılanmanıza yol açmasın. Gerisini geldiğimde düzene koyacağım.
1CO 12:1 Kardeşler, ruhsal konulara gelince, sizin bilgisiz kalmanızı istemem.
1CO 12:2 Biliyorsunuz ki, putperestken yönlendirilip dilsiz putlara götürülmüştünüz.
1CO 12:3 Bu nedenle, Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla konuşan hiç kimsenin, “Yeşua lanetlidir” demeyeceğini bilmenizi isterim. Kutsal Ruh’un aracılığı olmadan da hiç kimse, “Yeşua Efendi’dir” diyemez.
1CO 12:4 Çeşitli armağanlar vardır, ama Ruh aynıdır.
1CO 12:5 Çeşitli hizmetler vardır ve Efendi birdir.
1CO 12:6 Çeşitli işler vardır, ama hepsinde her şeyi yapan aynı Tanrı’dır.
1CO 12:7 Herkesin yararı için herkese Ruh’un belli edilişi verilmiştir.
1CO 12:8 Çünkü Ruh aracılığıyla birine bilgelik sözü, ötekine aynı Ruh’a göre bilgi sözü,
1CO 12:9 bir başkasına aynı Ruh aracılığıyla iman, ötekine aynı Ruh aracılığıyla şifa armağanları,
1CO 12:10 bir başkasına mucizeler yapma, birine peygamberlik, birine ruhları ayırt etme, birine çeşitli diller, bir diğerine de dillerin çevirisi verilir.
1CO 12:11 Ama bunların hepsini yapan tek ve aynı Ruh’tur. Ruh herkese dilediği gibi ayrı ayrı dağıtır.
1CO 12:12 Çünkü beden birdir ve birçok üyeden oluşur ve bedenin bütün üyeleri çok olmasına rağmen tek bir beden oluşturur; Mesih de öyledir.
1CO 12:13 Çünkü ister Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz tek bir bedende vaftiz edildik. Ve hepsine aynı Ruh’tan içirildi.
1CO 12:14 Çünkü beden tek bir üye değil, birçoktur.
1CO 12:15 Ayak, “El olmadığım için bedenin bir parçası değilim” derse, bu onu bedenden ayrı yapmaz.
1CO 12:16 Eğer kulak, “Göz olmadığım için bedenin bir parçası değilim” derse, bu onu bedenden ayrı yapmaz.
1CO 12:17 Tüm beden göz olsaydı, nasıl işitirdik? Eğer tüm beden kulak olsaydı, nasıl koku alırdık?
1CO 12:18 Ama Tanrı bedenin her üyesini dilediği gibi bedene yerleştirmiştir.
1CO 12:19 Hepsi tek bir üye olsaydı, beden nerede kalırdı?
1CO 12:20 Oysa çok üye, tek beden vardır.
1CO 12:21 Göz ele, “Sana ihtiyacım yok” diyemez, yine baş ayaklara, “Size ihtiyacım yok” diyemez.
1CO 12:22 Hayır, tam tersine bedenin daha zayıf görünen üyeleri gereklidir.
1CO 12:23 Bedenin daha az değerli olduğunu düşündüğümüz parçalarına daha çok değer veririz. Bu sayede gösterişsiz parçalar daha gösterişli hale gelir.
1CO 12:24 Oysa gösterişli parçalarımızın böyle bir ihtiyacı yoktur. Ama Tanrı bedeni öyle bir araya getirdi ki, aşağı olan parçaya daha çok değer verdi.
1CO 12:25 Öyle ki, bedende bölünme olmasın, üyeler birbirine eşit özen göstersin.
1CO 12:26 Bir üye acı çektiğinde, bütün üyeler onunla birlikte acı çeker. Bir üye yüceltildiğinde, tüm üyeler birlikte sevinir.
1CO 12:27 Sizler Mesih’in bedeni ve ayrı ayrı üyelerisiniz.
1CO 12:28 Tanrı toplulukta ilk olarak elçileri, ikinci olarak peygamberleri, üçüncü olarak öğretmenleri, sonra mucize yapanları, şifa armağanı olanları, yardım edenleri, yönetenleri ve çeşitli dillerle konuşanları koydu.
1CO 12:29 Hepsi elçi mi? Hepsi peygamber mi? Hepsi öğretmen mi? Hepsi mucize yapar mı?
1CO 12:30 Hepsinin şifa armağanı var mı? Hepsi çeşitli dillerle konuşur mu? Hepsi çevirir mi?
1CO 12:31 Ama siz en üstün armağanları gayretle isteyin. Üstelik ben size en mükemmel yolu göstereyim.
1CO 13:1 Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmazsa, ses çıkaran bakır ya da çınlayan bir zil gibi olurum.
1CO 13:2 Eğer peygamberlik armağanım olsa, bütün sırları ve her bilgiyi bilsem, eğer dağları yerinden oynatacak kadar tam imanım olsa, ama sevgim olmazsa, bir hiçim.
1CO 13:3 Eğer yoksulları doyurmak için bütün malımı dağıtsam ve eğer bedenimi yakılmak üzere versem, ama sevgim olmazsa, bana hiçbir yararı olmaz.
1CO 13:4 Sevgi sabırlıdır ve iyilikseverdir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, kibirlenmez.
1CO 13:5 Kaba davranmaz, kendi yolunu aramaz, öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.
1CO 13:6 Haksızlığa sevinmez, ama gerçekle sevinir.
1CO 13:7 Her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder ve her şeye dayanır.
1CO 13:8 Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.
1CO 13:9 Çünkü kısmen biliyoruz ve kısmen peygamberlik ediyoruz;
1CO 13:10 ama tam olan gelince, kısmi olan ortadan kalkacaktır.
1CO 13:11 Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi hisseder, çocuk gibi düşünürdüm. Artık yetişkin biri olunca, çocukça şeyleri bir yana bıraktım.
1CO 13:12 Şimdilik aynada belli belirsiz görüyoruz, ama o zaman yüz yüze göreceğiz. Şimdilik kısmen biliyorum ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.
1CO 13:13 Şimdi ise, iman, umut ve sevgi—bu üçü kalıcıdır. Bunların en büyüğü sevgidir.
1CO 14:1 Sevginin ardından koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik etmeyi gayretle isteyin.
1CO 14:2 Çünkü başka dilde konuşan, insanlara değil, Tanrı’ya konuşur. Çünkü kimse anlamaz, ama Ruh’ta sırlar söyler.
1CO 14:3 Peygamberlik eden kişi ise bina etmek, teşvik ve teselli etmek için insanlara konuşur.
1CO 14:4 Başka dilde konuşan kendi kendini bina eder, peygamberlik eden ise topluluğu bina eder.
1CO 14:5 Hepinizin başka dillerle konuşmasını isterim, ama peygamberlik etmesini daha çok isterim. Eğer topluluğun bina edilmesi için diller çevrilmiyorsa, peygamberlik eden, başka dillerle konuşandan daha büyüktür.
1CO 14:6 Kardeşlerim şimdi, yanınıza gelip başka dillerle konuşsam, size vahiy, bilgi, peygamberlik ya da öğreti yoluyla konuşmazsam, size ne yararım olur?
1CO 14:7 Hatta ses çıkaran cansız şeyler, ister kaval, ister arp olsun, sesleri ayırt etmeselerdi, kaval mı arp mı çalındığı nasıl bilinirdi?
1CO 14:8 Çünkü boru belirsiz bir ses çıkarsaydı, savaşa kim hazırlanırdı?
1CO 14:9 Siz de aynı şekilde, anlaşılır bir dille sözler söylemezseniz, söylenenler nasıl bilinirdi? Çünkü havaya konuşmuş olurdunuz.
1CO 14:10 Dünyada birçok dil olabilir ve onlardan hiçbiri anlamsız değildir.
1CO 14:11 Eğer dilin anlamını bilmezsem, konuşana yabancı olurum ve konuşan da bana yabancı olur.
1CO 14:12 Böylece siz de mademki ruhsal armağanlara heveslisiniz, topluluğun bina edilmesi için dolu olmanın peşinden koşun.
1CO 14:13 Bu nedenle, başka bir dilde konuşan, çeviri yapabilmek için dua etsin.
1CO 14:14 Başka bir dilde dua edersem ruhum dua eder, ama anlayışım verimsiz kalır.
1CO 14:15 Öyleyse ne yapmalıyım? Ruhla dua edeceğim, zihnimle de dua edeceğim. Ruhla ilahi söyleyeceğim, zihnimle de ilahi söyleyeceğim.
1CO 14:16 Diğer türlü, ruhla bereketlersen, yeni katılanlar senin ne dediğini bilmediğinden, ettiğin şükran duasına nasıl “Amin” diyecek?
1CO 14:17 Kuşkusuz iyi şükrediyorsundur, ama o diğer kişi bina olmuyor.
1CO 14:18 Hepinizden çok başka dillerle konuştuğum için Tanrı’ya şükrediyorum.
1CO 14:19 Ancak, başka bir dille on bin söz söylemektense, başkalarını eğitebilmek için kilisede anlayışımla beş söz söylemeyi yeğlerim.
1CO 14:20 Kardeşler, düşüncelerinizde çocuklar gibi olmayın. Kötülük karşısında küçük çocuklar gibi, ama düşüncelerinizde olgun olun.
1CO 14:21 Kutsal Yasa’da şöyle yazılmıştır: ‘“Bu halkla yabancı diller konuşanlarla, yabancıların dudaklarıyla konuşacağım. Böyle bile beni dinlemeyecekler.’ diyor Efendi.”
1CO 14:22 Bu nedenle başka diller inananlar için değil, inanmayanlar için bir belirtidir. Peygamberlikse inanmayanlar için değil, inananlar için bir belirtidir.
1CO 14:23 Böylece bütün kilise bir araya toplanıp başka dillerle konuşsa ve yeni imanlı ya da inanmayanlar içeri girse, “Siz çıldırmışsınız!” demezler mi?
1CO 14:24 Ama herkes peygamberlik ederse ve inanmayan ya da yeni imanlı biri içeri girerse, herkes tarafından kınanır ve yargılanır.
1CO 14:25 Böylece yüreğindeki gizler açığa çıkar ve “Tanrı gerçekten aranızdadır!” diyerek yüzüstü yere kapanıp Tanrı’ya tapınır.
1CO 14:26 Öyleyse nasıl olmalı kardeşler? Bir araya geldiğinizde her birinizin bir mezmuru, bir öğretisi, bir vahyi, başka dilde bir sözü ya da bir çevirisi vardır. Her şey birbirinizi bina etmek için yapılsın.
1CO 14:27 Eğer başka dilde konuşan biri varsa, iki ya da en çok üç kişi sırayla konuşsun, biri de çevirsin.
1CO 14:28 Ama çeviri yapacak biri yoksa, o kişi toplulukta sussun, kendi kendine ve Tanrı’yla konuşsun.
1CO 14:29 İki ya da üç peygamber konuşsun, ötekiler de tartsın.
1CO 14:30 Ama oturanlardan birine vahiy gelirse, ilk konuşan sussun.
1CO 14:31 Herkesin öğrenmesi ve teşvik edilmesi için hepiniz teker teker peygamberlik edebilirsiniz.
1CO 14:32 Peygamberlerin ruhları peygamberlere tabidir.
1CO 14:33 Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır, tıpkı kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi.
1CO 14:34 Karılarınız toplulukta sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Yasa’nın da dediği gibi, tabi olsunlar.
1CO 14:35 Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, ‘‘Evde kendi kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplulukta konuşması ayıptır.”
1CO 14:36 Ne oluyor? Tanrı’nın sözü sizden mi çıktı? Yoksa yalnız size mi ulaştı?
1CO 14:37 Kendisinin bir peygamber ya da ruhça olgun birisi olduğunu düşünen varsa, size yazdıklarımın Efendi’nin buyruğu olduğunu bilsin.
1CO 14:38 Ama eğer bir kimse cahilse, bırakın cahil olsun.
1CO 14:39 Bu nedenle kardeşler, peygamberlik etmeyi gayretle isteyin, başka dillerle konuşulmasına yasak koymayın.
1CO 14:40 Her şey uygun ve düzenli yapılsın.
1CO 15:1 Şimdi kardeşler, size müjdelediğim, sizin de kabul ettiğiniz, üzerinde durduğunuz Müjde'yi duyuruyorum.
1CO 15:2 Size müjdelediğim söze sımsıkı tutunursanız, onun aracılığıyla kurtulursunuz. Yoksa boşuna iman etmiş olursunuz.
1CO 15:3 Çünkü her şeyden önce, benim de aldığımı size ilettim: Mesih, Kutsal Yazılar'a göre günahlarımız için öldü,
1CO 15:4 gömüldü, Kutsal Yazılar'a göre üçüncü gün dirildi.
1CO 15:5 Kefas’a, sonra Onikiler’e göründü.
1CO 15:6 Daha sonra beş yüzden fazla kardeşe aynı anda göründü. Bunların çoğu hâlâ hayatta, bazılarıysa uyudular.
1CO 15:7 Sonra Yakov’a, ardından bütün elçilere göründü,
1CO 15:8 son olarak da vakitsiz doğan bir çocuğu andıran bana da göründü.
1CO 15:9 Çünkü ben elçilerin en küçüğüyüm. Tanrı’nın topluluğuna zulmettiğim için elçi adıyla çağrılmaya bile layık değilim.
1CO 15:10 Ama ne isem, Tanrı’nın lütfuyla oyum. Bana verilen lütfu boşuna değildi, ama hepsinden çok ben çalıştım. Ancak ben değil, benimle olan Tanrı’nın lütfu.
1CO 15:11 Öyleyse, ister ben, ister onlar, böyle duyuruyoruz, siz de böyle iman ettiniz.
1CO 15:12 Şimdi, Mesih’in ölümden dirildiği duyuruluyorsa, nasıl oluyor da aranızdan bazıları ölülerin dirilişi yoktur diyor?
1CO 15:13 Ama ölülerin dirilişi yoksa, Mesih de dirilmemiştir.
1CO 15:14 Eğer Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur.
1CO 15:15 O zaman bizler de Tanrı’nın yalancı tanıkları bulunmuş oluyoruz. Çünkü Tanrı’nın Mesih’i dirilttiğine tanıklık ettik. Eğer ölülerin dirilişi yoksa, Tanrı Mesih’i de diriltmemiştir.
1CO 15:16 Çünkü ölülerin dirilişi yoksa, Mesih de dirilmemiştir.
1CO 15:17 Mesih dirilmemişse imanınız boştur, siz de hâlâ günahlarınızın içindesiniz.
1CO 15:18 O zaman Mesih’te olup uyuyanlar da mahvoldular.
1CO 15:19 Eğer yalnızca bu yaşam için Mesih’e umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.
1CO 15:20 Ama Mesih, gerçekten ölümden dirilmiştir. O, uyuyanların ilk ürünüdür.
1CO 15:21 Çünkü ölüm bir insan aracılığıyla geldiği gibi, ölülerin dirilişi de bir insan aracılığıyla geldi.
1CO 15:22 Çünkü herkes Adem’de nasıl ölüyorsa, herkes Mesih’te diriltilecektir.
1CO 15:23 Ama her biri kendi sırasıyla: İlk ürün olarak Mesih, sonra O’nun gelişinde Mesih’e ait olanlar.
1CO 15:24 O zaman Mesih her yönetimi, her yetkiyi, her gücü ortadan kaldırıp Krallığı Baba Tanrı’ya teslim edince, son gelmiş olacak.
1CO 15:25 Çünkü bütün düşmanları ayaklarının altına serilene dek Mesih’in hüküm sürmesi gerekir.
1CO 15:26 Yok edilecek son düşman ölümdür.
1CO 15:27 Çünkü, “Tanrı her şeyi O’nun ayaklarının altına tabi kıldı.” Ama, “Her şey tabi kılındı” dediğinde, her şeyi kendisine tabi kılanın dışında olduğu açıktır.
1CO 15:28 Her şey O’na tabi olduğunda, Oğul’un kendisi de her şeyi kendisine tabi kılana tabi olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.
1CO 15:29 Yoksa ölüler için vaftiz edilenler ne yapsınlar? Eğer ölüler hiç diriltilmiyorsa, neden ölüler için vaftiz ediliyorlar?
1CO 15:30 Neden biz her saat tehlikede bulunuyoruz?
1CO 15:31 Sizden dolayı Efendimiz Mesih Yeşua’da olan övüncümün hakkı için her gün ölüyorum.
1CO 15:32 Eğer insansal amaçlar için Efes’te canavarlarla savaştımsa, bunun bana ne faydası olur? Eğer ölüler diriltilmiyorsa, “Yiyip içelim, nasıl olsa yarın öleceğiz.”
1CO 15:33 Aldanmayın! “Kötü arkadaşlıklar, iyi ahlakı bozar.”
1CO 15:34 Doğrulukla uyanın ve günah işlemeyin. Çünkü bazılarının Tanrı bilgisi yok. Bunu utanasınız diye söylüyorum.
1CO 15:35 Ama biri diyecek ki, “Ölüler nasıl dirilir?” ve “Nasıl bir bedenle gelirler?”
1CO 15:36 Ey akılsız, kendi ektiğin şey ölmedikçe dirilmez.
1CO 15:37 Ektiğin şey, olacak bedeni değil, belki buğdayın ya da başka bir türün çıplak tanesini ekersin.
1CO 15:38 Ama Tanrı ona dilediği gibi bir beden, her tohuma kendine özgü bir beden verir.
1CO 15:39 Her et aynı değildir. İnsan eti başka, hayvan eti başka, balık eti başka, kuş eti başkadır.
1CO 15:40 Göksel bedenler vardır, dünyasal bedenler vardır. Göksel olanların görkemi başka, dünyasal olanların başkadır.
1CO 15:41 Güneşin görkemi başka, ayın görkemi başka, yıldızların görkemi başkadır. Görkem açısından yıldız yıldızdan ayrıdır.
1CO 15:42 Ölülerin dirilmesi de böyledir. Beden çürüyebilir olarak ekilir, çürümez olarak diriltilir.
1CO 15:43 Gözden düşmüş olarak ekilir, görkemle diriltilir. Zayıf olarak ekilir, güçlü olarak diriltilir.
1CO 15:44 Doğal bir beden olarak ekilir, ruhsal bir beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır.
1CO 15:45 Yazılmış olduğu gibi: “İlk insan Adem yaşayan bir can oldu.” Son Adem yaşam veren ruh oldu.
1CO 15:46 Ancak önce ruhsal olan değil, doğal olandır, sonra ruhsal olandır.
1CO 15:47 İlk insan yeryüzünden, topraktan yaratılmıştır. İkinci insan gökten gelen Efendi’dir.
1CO 15:48 Topraktan yaratılmış olan nasılsa, topraktan yaratılmış olanlar da öyledir; göksel olan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.
1CO 15:49 Topraktan yaratılmış olanın suretinde doğduğumuz gibi, göksel olanın da suretini taşıyalım.
1CO 15:50 Şimdi ey kardeşler, söylemek istediğim, et ve kan Tanrı’nın Krallığı'nı miras alamaz. Çürüyen de çürümezliği miras almaz.
1CO 15:51 İşte, size bir sır bildiriyorum. Hepimiz uyumayacağız.
1CO 15:52 Son boru çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayıncaya dek değiştirileceğiz. Çünkü boru çalacak ve ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz.
1CO 15:53 Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir.
1CO 15:54 Ama bu çürüyen beden çürümez olduğunda, bu ölümlü ölümsüzlüğü giyindiğinde, o zaman yazılmış olan gerçekleşecek: “Ölüm zaferle yutuldu.”
1CO 15:55 “Ey Hades zaferin nerede? Ey ölüm dikenin nerede?”
1CO 15:56 Ölümün dikeni günahtır ve günahın gücü Kutsal Yasa’dır.
1CO 15:57 Ama Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla bize zafer veren Tanrı’ya şükürler olsun!
1CO 15:58 Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, kararlı ve sarsılmaz olun, Efendi’nin işinde her zaman artışta olun, çünkü Efendi'nin yolunda verdiğiniz emeğin boş olmadığını biliyorsunuz.
1CO 16:1 Şimdi kutsallar için toplanan paraya gelince, Galatya kiliselerine ne buyurduysam, siz de öyle yapın.
1CO 16:2 Her biriniz, haftanın ilk günü kazancına göre para biriktirsin ki, geldiğimde toplamalar yapılmasın.
1CO 16:3 Geldiğimde, lütufkâr armağanınızı, onayladığınız kimler ise mektuplarla birlikte Yeruşalem'e göndereceğim.
1CO 16:4 Benim de gitmem uygun olursa, onlar da benimle birlikte gidecekler.
1CO 16:5 Makedonya’ya uğradıktan sonra yanınıza geleceğim. Çünkü Makedonya’dan gelip geçiyorum.
1CO 16:6 Ama belki yanınızda kalırım ve hatta kışı sizinle geçiririm. Öyle ki, sonra nereye gidersem, beni yolcu edip gönderirsiniz.
1CO 16:7 Çünkü sizi öyle geçerken görmek istemiyorum, ama Efendi izin verirse, sizinle bir süre kalmayı umuyorum.
1CO 16:8 Ama ben Pentikost’a kadar Efes’te kalacağım.
1CO 16:9 Çünkü bana büyük ve etkili bir kapı açıldı ve bana karşı koyanlar çoktur.
1CO 16:10 Timoteos gelirse, korkmadan yanınızda bulunmasına dikkat edin. Çünkü o da benim gibi Efendi’nin işini yapıyor.
1CO 16:11 Bu nedenle kimse onu hor görmesin. Bana gelmesi için onu esenlikle yolcu edip gönderin. Çünkü kardeşlerle birlikte onu bekliyorum.
1CO 16:12 Kardeşimiz Apollos’a gelince, kardeşlerle birlikte size gelmesini ısrarla rica ettim. Şu anda gelmeye pek istekli değil. Ama fırsatı olunca gelecek.
1CO 16:13 Uyanık kalın! İmanda sağlam durun! Cesur ve güçlü olun!
1CO 16:14 Yaptığınız her şeyi sevgiyle yapın.
1CO 16:15 Kardeşler, şimdi size yalvarırım, Ahaya’nın ilk ürünü olup kendilerini kutsallara hizmet etmeye adamış olan Stefanas’ı ve ev halkını bilirsiniz.
1CO 16:16 Siz de böylelerine ve onlar gibi hizmete destek olup emek veren herkese tabi olun.
1CO 16:17 Stefanas, Fortunatus ve Ahaykos’un gelişine sevindim. Sizin eksikliğinizi giderdiler.
1CO 16:18 Çünkü hem benim hem de sizin ruhunuzu tazelediler. Bu nedenle böylelerini tanıyın.
1CO 16:19 Asya İli toplulukları sizi selamlıyor. Akvila ve Priska, evlerindeki toplulukla birlikte size Efendi adına çok selam ederler.
1CO 16:20 Bütün kardeşler sizi selamlıyor. Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın.
1CO 16:21 Bu selam ben Pavlus'tan, kendi elimledir.
1CO 16:22 Eğer bir kimse Efendimiz Yeşua Mesih’i sevmezse lanetli olsun. Efendimiz gel!
1CO 16:23 Efendimiz Yeşua Mesih'in lütfu sizinle olsun.
1CO 16:24 Hepinize Mesih Yeşua’da sevgiler! Amin.
2CO 1:1 Tanrı’nın isteğiyle Mesih Yeşua’nın elçisi Pavlus ve kardeşimiz Timoteos, bütün Ahaya’daki kutsalların hepsine ve Tanrı’nın Korint’teki topluluğuna:
2CO 1:2 Babamız Tanrı’dan ve Efendimiz Yeşua Mesih’ten size lütuf ve esenlik olsun.
2CO 1:3 Her türlü tesellinin Tanrısı'na, merhametler Babası’na, Efendimiz Yeşua Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun!
2CO 1:4 Tanrı’dan aldığımız teselliyle her türlü sıkıntıda olanları teselli edebilmemiz için bizi tüm sıkıntılarımızda teselli eden O’dur.
2CO 1:5 Çünkü Mesih’in acıları bizde ne denli çoğalıyorsa, Mesih aracılığıyla tesellimiz de o denli çoğalıyor.
2CO 1:6 Ama eğer sıkıntı çekiyorsak, sizin teselliniz ve kurtuluşunuz içindir. Eğer teselli ediliyorsak bu, sizin teselliniz içindir. Bizim çekmekte olduğumuz aynı acılara katlanmanızda siz de etkin olan bu tesellidir.
2CO 1:7 Size olan umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılara ortak olduğunuz gibi, teselliye de ortak olduğunuzu biliyoruz.
2CO 1:8 Kardeşlerim, Asya İli’nde başımıza gelen sıkıntılardan habersiz kalmanızı istemiyoruz. Gücümüzün ötesinde çok ezildik. Hatta, yaşamaktan bile umudumuzu kesmiştik.
2CO 1:9 Evet, iç varlığımızda ölüme mahkûmiyet bizimleydi, ta ki, kendimize değil, ölüleri dirilten Tanrı'ya güvenelim,
2CO 1:10 bizi bu denli büyük bir ölümden kurtaran ve kurtarmaya devam edecek olan Tanrı'ya güvendik. O'nun bizi daha da kurtaracağına dair umudumuzu O'na bağladık,
2CO 1:11 sizler de dualarınızda bize yardım ediyorsunuz; böylece birçokları aracılığıyla bize verilen armağan için birçokları bizim adımıza şükran sunsun.
2CO 1:12 Övünmemiz şundandır: Dünyaya ve özellikle size, insan bilgeliğiyle değil, Tanrı’nın lütfuyla, Tanrı’nın kutsallığıyla ve içtenliğiyle davrandığımıza vicdanımız tanıktır.
2CO 1:13 Çünkü size okuduğunuzdan ya da kabul ettiğinizden başka bir şey yazmıyoruz,
2CO 1:14 bizi kısmen kabul ettiğiniz gibi, umarım sonuna dek bizi kabul edeceksiniz. Efendimiz Yeşua’nın gününde bizim övüncümüz siz olduğunuz gibi, sizin övüncünüz de biziz.
2CO 1:15 Bu güven içinde, çifte yarar olsun diye önce size gelmek,
2CO 1:16 sizden Makedonya’ya geçmek, Makedonya’dan yine size geri gelerek tarafınızdan Yahudiye’ye yolcu edilip gönderilmek niyetindeyim.
2CO 1:17 Bu nedenle bunu tasarlarken kararsızlık mı gösterdim? Ya da tasarladığım şeyleri, benliğe göre mi tasarlıyorum ki, bende “Evet, evet” ve “Hayır, hayır” olsun?
2CO 1:18 Tanrı güvenilir olduğu gibi, size söylediğim söz de hem “evet” hem “hayır” değildi.
2CO 1:19 Çünkü Silvanus ve Timoteos’la birlikte tarafımızdan size duyurulan Tanrı’nın Oğlu Yeşua Mesih, hem evet hem de hayır değildi. O’nda “evet” dir.
2CO 1:20 Çünkü Tanrı’nın vaatlerinin hepsi, O’nda “Evet” dir. Bu yüzden Tanrı'nın yüceliği için O’nun aracılığıyla da tamamen bize “Amin” dir.
2CO 1:21 Bizi sizinle birlikte Mesih’te pekiştiren ve bizi mesheden Tanrı,
2CO 1:22 ayrıca bizi mühürlemiş ve yüreklerimize Ruh’un teminatını vermiştir.
2CO 1:23 Ama Tanrı’yı canıma tanık tutarım ki, Korint’e gelmeyişimin nedeni sizi esirgemek içindi.
2CO 1:24 Biz sizin imanınızı denetlemiyoruz, sevinciniz için sizinle birlikte çalışıyoruz. Çünkü imanda sağlam duruyorsunuz.
2CO 2:1 Ama kendim için size yeniden kederle gelmemeye karar verdim.
2CO 2:2 Çünkü eğer sizi kederlendirirsem, kederlendirdiğim sizlerden başka kim beni sevindirecek?
2CO 2:3 Bunu aynen size yazdım öyle ki, yanınıza geldiğimde beni sevindirmesi gerekenler beni kederlendirmesin. Sevincimin hepinizin sevinci olduğuna dair hepinize güvenim tamdır.
2CO 2:4 Çünkü büyük bir sıkıntı ve yüreğimin ızdırabı içinde, size gözyaşlarıyla yazdım; kederlenmeniz için değil, size olan sevgimin ne kadar bol olduğunu bilmeniz içindi.
2CO 2:5 Ama biri kederlendirdiyse, beni değil, abartısız olarak kısmen hepinizi kederlendirmiştir.
2CO 2:6 Böyle birine çoğunluk tarafından verilen bu ceza yeterlidir.
2CO 2:7 Aşırı kedere boğulmaması için tam aksine o kişiyi bağışlayıp teselli etmelisiniz.
2CO 2:8 Bu nedenle ona olan sevginizi onaylamanızı rica ediyorum.
2CO 2:9 Çünkü sizleri sınamak ve her şeyde itaat edip etmediğinizi bilmek için size yazdım.
2CO 2:10 Her kimi bağışlarsanız, ben de onu bağışlarım. Çünkü gerçekten bir şeyi bağışlamışsam, onu Mesih’in önünde sizin için bağışladım.
2CO 2:11 Öyle ki, Şeytan bize üstünlük sağlamasın; çünkü onun düzenlerinden habersiz değiliz.
2CO 2:12 Mesih'in Müjdesi için Troas'a geldiğimde, Efendi'de bana bir kapı açıldığında,
2CO 2:13 ruhumda hiç rahat yoktu, çünkü kardeşim Titus'u bulamadım, ama onlara veda ederek Makedonya'ya gittim.
2CO 2:14 Bizi her zaman Mesih’te zafere götüren, bilgisinin hoş kokusunu bizim aracılığımızla her yerde yayan Tanrı’ya şükürler olsun.
2CO 2:15 Çünkü biz hem kurtulanlar hem de mahvolanlar arasında Tanrı'ya Mesih’in hoş kokusuyuz.
2CO 2:16 Bazıları için ölümün ölüm kokusu, ötekiler içinse hoş bir koku olarak yaşamın yaşam kokusuyuz. Bu şeylere kim yeterli olabilir?
2CO 2:17 Çünkü biz, birçokları gibi, Tanrı sözünü ticarete araç yapanlardan değiliz, tersine, Tanrı’dan olarak Tanrı’nın önünde Mesih’te içtenlikle konuşuyoruz.
2CO 3:1 Yeniden kendimizi tavsiye etmeye mi başlıyoruz? Yoksa bazılarının yaptığı gibi bizim de size ya da sizden tavsiye mektuplarına mı ihtiyacımız var?
2CO 3:2 Siz bizim yüreklerimize yazılmış, herkes tarafından bilinen ve okunan mektubumuzsunuz.
2CO 3:3 Hizmetimizden meydana çıkan Mesih’in mektubu olduğunuz açıktır. Bu mektup mürekkeple değil, diri Tanrı’nın Ruhu’yla, taş levhalara değil, yüreğin levhaları üzerine yazılmıştır.
2CO 3:4 Mesih aracılığıyla Tanrı’ya doğru böyle bir güvenimiz var.
2CO 3:5 Herhangi bir şeyi kendimizden gibi saymaya yeterli değiliz; yeterliliğimiz Tanrı’dandır.
2CO 3:6 O da bizi, harfe değil, Ruh'a dayalı yeni bir antlaşmanın hizmetkârları olarak yeterli kıldı. Çünkü harf öldürür, Ruh ise yaşatır.
2CO 3:7 Ama eğer taşlar üzerine kazınmış ölüm hizmeti yücelik içinde geldiyse, öyle ki İsrael'in çocukları, Moşe’nin yüzündeki geçici yüceliğe bakamamışlardı,
2CO 3:8 Ruh'un hizmeti çok daha yüce olmayacak mı?
2CO 3:9 Eğer mahkûmiyet hizmetinin yüceliği varsa, doğruluk hizmetinin yüceliği çok daha aşkındır.
2CO 3:10 Çünkü yüceltilmiş olanın, yücelikte aşkın olandan ötürü, bu bakımdan kesin olarak yüceliği kalmamıştır.
2CO 3:11 Çünkü geçip giden yücelikle olduysa, kalıcı olan çok daha yücedir.
2CO 3:12 Böyle bir umuda sahip olduğumuzdan büyük cesaretle konuşuyoruz.
2CO 3:13 Yüzündeki geçip gitmekte olanın sonunu İsrael'in çocukları görmesin diye, yüzünü peçeyle örten Moşe gibi değiliz.
2CO 3:14 Onların zihinleri kararmıştı. Çünkü bugüne dek Eski Antlaşma okunurken aynı peçe duruyor, çünkü o Mesih aracılığıyla geçer.
2CO 3:15 Oysa, bugüne dek Moşe okunduğu zaman yüreklerinin üzerinde bir peçe kalıyor.
2CO 3:16 Ama ne zaman biri Efendi’ye dönerse, o peçe kaldırılır.
2CO 3:17 Efendi Ruh’tur ve Efendi’nin Ruh’u neredeyse orada özgürlük vardır.
2CO 3:18 Ama biz hepimiz peçesiz yüzle Efendi’nin yüceliğini aynadaymış gibi görerek, yücelikten yüceliğe aynı surete dönüştürülüyoruz. Bu da Ruh olan Efendi’dendir.
2CO 4:1 Bu nedenle, bu hizmete merhamet bulduğumuz gibi sahip olduğumuzdan yorulmayız.
2CO 4:2 Ama utancın gizli şeylerini reddettik, kurnazlık içinde yürümedik, Tanrı sözünü aldatarak kullanmadık, ama gerçeği ortaya koyarak kendimizi Tanrı'nın önünde her insanın vicdanına tavsiye ediyoruz.
2CO 4:3 Müjde’nin üstü örtülü olsa da, ölmekte olanlar için örtülüdür.
2CO 4:4 Bu dünyanın ilâhı, Tanrı’nın sureti olan Mesih’in yüceliğiyle ilgili Müjde’nin ışığı imansızların üzerine doğmasın diye, onların zihinlerini kör etmiştir.
2CO 4:5 Biz kendimizi duyurmuyoruz, ama Mesih Yeşua’yı Efendi, kendimizi de Yeşua uğruna sizin hizmetkârlarınız olarak duyuruyoruz.
2CO 4:6 Çünkü, “Işık karanlıktan parlayacak” diyen Tanrı, Yeşua Mesih’in yüzünden kendi yüceliğinin bilgisinin ışığını vermek için yüreklerimizde parladı.
2CO 4:7 Ama bizler bu hazineye toprak kaplar içinde sahibiz. Öyle ki, gücün aşırı büyüklüğü bizden değil, Tanrı’dan olsun.
2CO 4:8 Her yandan sıkıştırıldık, ancak ezilmedik. Şaşırmışız, ancak umutsuz değiliz.
2CO 4:9 Kovalanıyoruz, ancak terk edilmedik. Yere vurulmuşuz, ancak yok olmadık.
2CO 4:10 Yeşua’nın yaşamı bedenimizde görünsün diye, Efendi Yeşua’nın ölümünü her zaman bedenimizde taşıyoruz.
2CO 4:11 Çünkü Yeşua’nın yaşamı ölümlü bedenimizde açığa çıksın diye, biz yaşayanlar Yeşua uğruna sürekli ölüme teslim ediliyoruz.
2CO 4:12 Böylece ölüm bizde, yaşam ise sizde işliyor.
2CO 4:13 Ama aynı iman ruhuna sahip olarak, “İman ettim ve bu nedenle konuştum” diye yazılmış olan söz uyarınca, biz de iman ediyor, bu nedenle biz de konuşuyoruz.
2CO 4:14 Efendi Yeşua’yı diriltenin, bizi de Yeşua’yla birlikte diriltip sizinle birlikte önünde durduracağını biliyoruz.
2CO 4:15 Çünkü her şey sizin içindir. Öyle ki, lütuf bir çokları aracılığıyla çoğalıp, Tanrı'nın yüceliği için şükranı artırsın.
2CO 4:16 Bu nedenle yorulmayız; ama her ne kadar dış varlığımız bozuluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor.
2CO 4:17 Çünkü şu anki hafif sıkıntılarımız, bizim için ağırlıkta giderek daha da çoğalan sonsuz bir yücelik yaratıyor.
2CO 4:18 Görünen şeylere değil, görünmeyen şeylere bakıyoruz. Çünkü görülenler geçici, görülmeyenler ise sonsuzdur.
2CO 5:1 Çünkü biliyoruz ki, eğer dünyasal çadır evimiz yıkılırsa, göklerde Tanrı’dan bir binamız, elle yapılmamış, ebedi bir evimiz vardır.
2CO 5:2 Çünkü göksel meskenimizi giyinmeyi özleyerek gerçekten inliyoruz.
2CO 5:3 Eğer gerçekten giyinmiş olursak, çıplak bulunmayız.
2CO 5:4 Çünkü bu çadırda olan bizler yük altında inliyoruz. Soyunmayı değil, giyinmeyi arzu ediyoruz. Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun.
2CO 5:5 Bizleri tam da bunun için hazırlayan, güvence olarak bize Ruh’u veren Tanrı’dır.
2CO 5:6 Bu nedenle her zaman güven duyarız. Bedende barındığımız sürece Efendi’den uzak olduğumuzu biliyoruz.
2CO 5:7 Çünkü imanla yürüyoruz, gözle değil.
2CO 5:8 Cesaretliyiz diyorum ve bedenden uzakta bulunmayı, Efendi’yle yuvada olmayı yeğleriz.
2CO 5:9 Böylece, ister bedende olalım isterse uzakta, amacımız O’nu hoşnut etmektir.
2CO 5:10 Çünkü bedende yaşarken iyi ya da kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimizin Mesih’in yargı kürsüsü önüne görünmesi gerekiyor.
2CO 5:11 Efendi korkusunu bildiğimiz için insanları ikna ediyoruz, ama Tanrı'ya karşı belli olduk, ve umarım vicdanlarınızda da belli olmuşuzdur.
2CO 5:12 Kendimizi size tekrar tavsiye etmiyoruz, ama size bizim için övünme fırsatı veriyoruz. Öyle ki, yürekle değil, dış görünüşle övünenlere verecek bir yanıtınız olsun.
2CO 5:13 Çünkü eğer kendimizde değilsek, bu Tanrı içindir. Ya da aklımız başımızdaysa, bu sizin içindir.
2CO 5:14 Çünkü bizi zorlayan, Mesih’in sevgisidir. Yargımız şudur: Biri herkes uğruna öldü, öyleyse hepsi öldü.
2CO 5:15 O herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, onlar uğruna ölüp dirilen için yaşasınlar.
2CO 5:16 Bu nedenle, biz bundan böyle bedene göre kimseyi tanımayız. Mesih’i bedene göre tanıdıksa da, artık şimdi öyle tanımıyoruz.
2CO 5:17 Bu nedenle, bir kimse Mesih’teyse, yeni bir yaradılıştır. Eski şeyler geçmiş, işte, her şey yeni olmuştur.
2CO 5:18 Ama her şey Tanrı’dandır. Tanrı, bizi Mesih aracılığıyla kendisiyle barıştırdı ve barıştırma hizmetini bize verdi.
2CO 5:19 Yani Tanrı, onların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.
2CO 5:20 Bu nedenle, Tanrı bizim aracılığımızla rica ediyormuş gibi Mesih adına elçilik ediyoruz, Mesih adına yalvarıyoruz: Tanrı’yla barışın.
2CO 5:21 Çünkü günahı bilmeyen O'nu bizim yerimize günah yaptı. Öyle ki, biz O’nda Tanrı’nın doğruluğu olalım.
2CO 6:1 Birlikte çalışanlar olarak, Tanrı’nın lütfunu boş yere kabul etmemenizi rica ediyoruz.
2CO 6:2 Çünkü Tanrı şöyle diyor: “Uygun zamanda seni işittim. Kurtuluş gününde sana yardım ettim.” İşte, uygun zaman şimdidir. Kurtuluş günü de işte şimdidir.
2CO 6:3 Hizmetimiz ayıplanmasın diye hiçbir şeyde hiç kimsenin tökezlemesine fırsat vermedik.
2CO 6:4 Ama Tanrı’nın hizmetkârları olarak olağanüstü dayanmada, acılarda, zorluklarda, üzüntülerde,
2CO 6:5 dayaklarda, zindanlarda, kargaşalıkta, emekte, uykusuzlukta, oruçlarda,
2CO 6:6 paklıkta, bilgide, sabırda, yumuşaklıkta, Kutsal Ruh’ta, içten sevgide,
2CO 6:7 doğruluk sözünde, Tanrı’nın gücünde, sağ ve sol ellerimizde doğruluğun silahlarıyla,
2CO 6:8 yücelikte ve onursuzlukta, iyi ünde ve kötü ünde, kendimizi her durumda tavsiye ediyoruz. Aldatanlar sayılıyorsak da doğru kişileriz.
2CO 6:9 Tanınmıyor gibiysek de iyi tanınıyoruz. Ölüyorsak da işte yaşıyoruz. Cezalandırılıyorsak da öldürülmüş değiliz.
2CO 6:10 Kederliyiz, ama hep sevinçliyiz. Yoksuluz ama birçoklarını zengin ediyoruz. Hiçbir şeyimiz yokmuş gibi ama her şeye sahibiz.
2CO 6:11 Ey Korintliler, ağzımız size açık. Yüreğimiz genişlemiştir.
2CO 6:12 Bizim tarafımızdan siz kısıtlanmadınız, ama siz kendi sevginiz tarafından kısıtlandınız.
2CO 6:13 Çocuklarıma söyler gibi söylüyorum: Aynı karşılığı vererek siz de yüreğinizi açın.
2CO 6:14 İmansızlarla aynı boyunduruğa girmeyin. Çünkü doğrulukla kötülüğün ne ortaklığı olabilir? Ya da ışığın karanlıkla nasıl bir paydaşlığı olabilir?
2CO 6:15 Mesih’in Beliyal ile ne anlaşması olabilir? Ya da iman edenin iman etmeyenle ne payı olabilir?
2CO 6:16 Tanrı’nın tapınağının putlarla ne anlaşması olabilir? Çünkü siz diri Tanrı’nın tapınağısınız. Tanrı’nın dediği gibi, “Aralarında oturacak, aralarında yürüyeceğim. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.”
2CO 6:17 Bu nedenle, “‘Onların arasından çıkıp ayrılın’ diyor Efendi. ‘Kirli olana dokunmayın. Sizi kabul edeceğim.
2CO 6:18 Size Baba olacağım. Siz benim oğullarım ve kızlarım olacaksınız.’ diyor Her Şeye Egemen Efendi.”
2CO 7:1 Ey sevgililer, bu vaatlere sahip olduğumuza göre, bedenin ve ruhun her türlü kirliliğinden kendimizi temizleyelim, Tanrı korkusuyla kutsallığı tamamlayalım.
2CO 7:2 Yüreklerinizi bize açın. Kimseye haksızlık etmedik, kimseyi saptırmadık, kimseyi çıkarımız için kullanmadık.
2CO 7:3 Bunu sizi yargılamak için söylemiyorum. Daha önce dediğim gibi, birlikte ölmek ve birlikte yaşamak üzere yüreklerimizdesiniz.
2CO 7:4 Size karşı konuşma cesaretim büyüktür, hakkınızdaki övüncüm de büyüktür. Teselliyle doluyum. Bütün sıkıntılarımızın içinde büyük sevinç duymaktayım.
2CO 7:5 Çünkü Makedonya'ya girdiğimizde bile bedenlerimiz rahat değildi, her yandan sıkıntı çekiyorduk. Dışarıda kavgalar, içeride korku vardı.
2CO 7:6 Bununla birlikte, alçakgönüllüleri teselli eden Tanrı, Titus'un gelişiyle bizi teselli etti.
2CO 7:7 Yalnız onun gelişiyle değil, aynı zamanda özleminizi, yasınızı ve bana olan gayretinizi bize anlatırken sizde teselli bulduğu teselliyle de, böylece daha da çok sevindim.
2CO 7:8 Mektubumla sizi kederlendirdiysem de pişmanlık duymuyorum. Gerçi o mektubun bir süre için size acı verdiğini görüp pişmanlık duymuştum.
2CO 7:9 Ama şimdi seviniyorum, kederlenmenize değil, bu kederin sizi tövbeye sevketmiş olmasına seviniyorum. Tanrısal yolla kederlendiniz. Böylelikle tarafımızdan size hiçbir zarar gelmedi.
2CO 7:10 Çünkü tanrısal keder, pişmanlık getirmeyen kurtuluşa götüren tövbeyi üretir. Ama dünyanın kederi ölüm üretir.
2CO 7:11 Çünkü işte, bu aynı şey, yani çektiğiniz tanrısal keder, sizde ne büyük ciddiyet, savunma, öfke, korku, özlem, gayret ve intikam ortaya çıkardı. Bu konuda pak olduğunuzu her bakımdan gösterdiniz.
2CO 7:12 Size yazdımsa da, bunu haksızlık eden ya da haksızlığa uğrayan için yazmadım. Bizim için olan içten ilginizin Tanrı önünde sizde açığa çıkması için yazdım.
2CO 7:13 Bu nedenle teselli bulduk. Titus’un sevinci üzerine tesellimizde daha çok sevindik. Çünkü hepiniz onun ruhunu tazelediniz.
2CO 7:14 Çünkü eğer ona sizin hakkınızda bir şeyde övündüysem, hayal kırıklığına uğramadım. Size söylediğimiz her şey nasıl doğru idiyse, Titus’a sizi övmemiz de aynı şekilde doğru bulundu.
2CO 7:15 Hepinizin itaatini, kendisini nasıl titreyerek korkuyla kabul ettiğinizi hatırladıkça size karşı olan sevgisi daha da çoğaldı.
2CO 7:16 Size her şeyde güvenebildiğim için seviniyorum.
2CO 8:1 Ayrıca kardeşler, sizlere Makedonya topluluklarına verilen Tanrı lütfundan söz etmek istiyoruz.
2CO 8:2 Büyük sıkıntı içinde denendiklerinde, bol sevinçleri ve ağır yoksullukları taşkın bir cömertlik zenginliğine dönüştü.
2CO 8:3 Çünkü güçlerine göre değil, evet güçlerini aşan bir biçimde, kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.
2CO 8:4 Kutsallara olan hizmette paydaşlık lütfunu alabilmek için bize yalvardılar.
2CO 8:5 Umduğumuzdan fazlasıyla, kendilerini önce Efendi’ye, sonra da Tanrı’nın isteğiyle bize sundular.
2CO 8:6 Biz de daha önce başladığı bu lütfu tamamlaması için Titus’u teşvik ettik.
2CO 8:7 Ama siz her şeyde, imanda, konuşmada, bilgide, her türlü çabada ve bize olan sevginizde bolluk içinde olduğunuz gibi, bu lütufta da bolluk içinde olun.
2CO 8:8 Size bunu buyruk olarak demiyorum, diğerlerinin gayreti aracılığıyla sevginizin içtenliğini kanıtlamak için söylüyorum.
2CO 8:9 Çünkü Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfunu bilirsiniz. Kendisi zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu. Öyle ki O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız.
2CO 8:10 Size faydalı olacağı için bu konuda size öğütte bulunuyorum: Bir yıl önce bu işe ilk başlayan, hatta buna ilk heveslenen sizdiniz.
2CO 8:11 Ama şimdi de işi bitirin ki, istekli olmada hazır olunduğu gibi, imkânınız ölçüsüne göre tamamlama da olsun.
2CO 8:12 Çünkü istek varsa, insanın elinde olmayana göre değil, elindekine göre vermesi uygundur.
2CO 8:13 Çünkü bu, başkalarının rahatlaması ve sizin sıkıntıya düşmeniz için değil,
2CO 8:14 ama eşitlik içindir. Şu anda sizdeki bolluk onların eksiğini tamamladığı gibi, onlardaki bolluk da sizin eksiğinizi tamamlasın. Böylelikle eşitlik olsun.
2CO 8:15 Yazılmış olduğu gibi, “Çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu.”
2CO 8:16 Titus’un yüreğine sizin için aynı gayreti koyan Tanrı’ya şükürler olsun!
2CO 8:17 Titus gerçekten yalnızca ricamız üzerine değil, size duyduğu içten ilgiyle, kendi isteğiyle yanınıza geldi.
2CO 8:18 Onunla birlikte Müjde’deki övgüsü bütün topluluklarda bilinen kardeşi de gönderdik.
2CO 8:19 Yalnız bu kadar da değil, Efendi’yi yüceltmek ve yardıma hazır olduğunuzu göstermek için sunduğunuz bu lütufta bizimle birlikte yol arkadaşı olmak üzere topluluklar tarafından atandı.
2CO 8:20 Bu bollukla ilgili verdiğimiz hizmetin kimse tarafından kınanmamasına dikkat ediyoruz.
2CO 8:21 Yalnız Efendi’nin gözünde değil, insanların gözünde de saygın olmaya özen gösteriyoruz.
2CO 8:22 Birçok konuda defalarca deneyip gayretli olduğu kanıtlanmış, şimdi size duyduğu büyük güvenle çok daha gayretli olan kardeşimizi de onlarla birlikte gönderdik.
2CO 8:23 Titus’a gelince, o benim ortağım ve sizin için emektaşımdır. Kardeşlerimize gelince, onlar Mesih’in yüceliği olan toplulukların elçileridir.
2CO 8:24 Bu nedenle, toplulukların önünde onlara sevginizi ve size duyduğumuz övüncü kanıtlayın.
2CO 9:1 Size kutsallara hizmet konusunda yazmam gerçekten gereksizdir.
2CO 9:2 Çünkü hazır olduğunuzu biliyorum. Ahaya’da bulunan sizlerin geçen yıldan beri hazırlıklı olduğunuzu söyleyerek Makedonyalılar karşısında hakkınızda övünmekteyim. Gayretiniz birçoklarını harekete geçirdi.
2CO 9:3 Ama kardeşleri gönderdim ki, sizin adınıza övünmemiz bu konuda boşa çıkmasın, dediğim gibi, hazırlıklı olun,
2CO 9:4 yoksa, bazı Makedonyalılar benimle birlikte gelip sizi hazırlıksız bulursa, sizler bir yana, bizler hakkınızdaki bu emin övüncümüzden ötürü hayal kırıklığına uğramayalım.
2CO 9:5 Bu nedenle, kardeşlerin önce yanınıza gelmelerini ve daha önceden cömertçe vermeyi söz verdiğiniz armağanı hazırlamaları konusunda ricada bulunmayı gerekli gördüm. Öyle ki, armağanınız cimrilik değil, cömertlik örneği olarak hazır bulunsun.
2CO 9:6 Şunu hatırlayın: Az eken az biçer, bol eken bol biçer.
2CO 9:7 Herkes gönülsüzce ya da zorunluymuş gibi değil, yüreğinde tasarladığı gibi versin. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever.
2CO 9:8 Her zaman, her bakımdan, her şeye yeterince sahip olarak, her iyi işe bol bol katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her lütfu size bollukla sağlayacak güçtedir.
2CO 9:9 Yazılmış olduğu gibi, “Her yana saçtı, yoksullara verdi. Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.”
2CO 9:10 Şimdi ekene tohum ve yiyecek ekmek sağlayan Tanrı, ekecek tohumunuzu sağlayıp çoğaltsın, doğruluğunuzun ürünlerini artırsın,
2CO 9:11 her türlü cömertlik için her şeyde zenginleşesiniz, bu da, bizim aracılığımızla Tanrı'ya şükür üretsin.
2CO 9:12 Çünkü yaptığınız bu verme hizmeti, yalnızca kutsalların eksiklerini gidermekle kalmıyor, aynı zamanda Tanrı’ya sunulan bol şükürlerle de çoğalıyor.
2CO 9:13 Bu hizmetin verdiği kanıtla, açıkça dile getirdiğiniz Mesih'in Müjdesi'ne olan itaatten ve kendilerine ve herkese yaptığınız cömert katkıdan ötürü Tanrı'yı yüceltiyorlar.
2CO 9:14 Onlar da Tanrı’nın sizde olan üstün lütfundan dolayı sizler için dua ediyor ve sizi özlüyorlar.
2CO 9:15 Şimdi dille anlatılamaz armağanı için Tanrı’ya şükürler olsun!
2CO 10:1 Aranızdayken çekingen, sizden uzaktayken cesur kesilen ben Pavlus, Mesih’in alçakgönüllülüğü ve yumuşaklığı adına size rica ediyorum.
2CO 10:2 Evet, yalvarıyorum, yanınıza geldiğim zaman, bizim bedene göre yürüdüğümüzü düşünen bazılarına karşı güvenle takınmak niyetinde olduğum tavrı aynı cesaretle size karşı takınmak zorunda bırakmayın beni.
2CO 10:3 Çünkü bedende yürüsek de, bedene göre savaşmıyoruz.
2CO 10:4 Çünkü savaşımızın silahları bedensel değil, ama Tanrı önünde kaleleri yıkan güçlü silahlardır.
2CO 10:5 Hayali fikirleri, Tanrı bilgisine karşı kendini yücelten her yüksek şeyi yıkıyor, her düşünceyi Mesih’in itaatine tutsak kılıyoruz.
2CO 10:6 İtaatiniz tümüyle tamamlandığında, her itaatsizliği cezalandırmaya hazır olacaksınız.
2CO 10:7 Karşınızda olan şeylere sadece göründükleri gibi mi bakıyorsunuz? Eğer biri Mesih’e ait olduğuna güveniyorsa, şunu bir kez daha düşünsün: O, Mesih’e ait olduğu gibi biz de Mesih’e aitiz.
2CO 10:8 Çünkü sizi yıkmak için değil, güçlendirmek için Efendi’nin bize verdiği yetkiyle biraz fazla övünsem de utanmam.
2CO 10:9 Mektuplarımla sizi korkutmak istermiş gibi görünmek istemiyorum.
2CO 10:10 Çünkü bazıları, “Mektupları ağır ve güçlüdür, ama kişisel varlığı zayıf, konuşması da bir hiçtir” diyormuş.
2CO 10:11 Böyleleri şunu bilsin ki, mektuplarla uzakta neysek, aranızdayken eylemde aynıyız.
2CO 10:12 Kendilerini tavsiye eden bazılarıyla kendimizi bir tutmaya ya da onlarla karşılaştırmaya tabii ki cesaret etmiyoruz. Ama onlar kendilerini kendileriyle ölçüp karşılaştırarak anlayışsız davranıyorlar.
2CO 10:13 Ama biz haddimizi aşarak övünmeyeceğiz, ama Tanrı’nın bizim için belirlediği, size kadar ulaşan sınırlar içinde övüneceğiz.
2CO 10:14 Çünkü size kadar ulaşmamışız gibi kendimizi fazla uzatmıyoruz. Çünkü Mesih’in Müjdesi’ni size kadar getiren biz olduk.
2CO 10:15 Başkalarının emeğiyle övünüp haddimizi aşmıyoruz. Ama imanınız büyüdükçe etki alanımızın sizin sayenizde olabildiğince genişleyeceğini umuyoruz.
2CO 10:16 Böylelikle Müjde’yi sizden ötelere de duyurabilelim, başkalarının daha önce yaptıklarıyla övünmeyelim.
2CO 10:17 Ama “Övünen, Efendi’de övünsün.”
2CO 10:18 Çünkü kabule değer kişi kendini tavsiye eden değil, Efendi’nin tavsiye ettiği kişidir.
2CO 11:1 Keşke ufak bir akılsızlıkta bana katlanabilseniz, ama gerçi bana katlanıyorsunuz.
2CO 11:2 Sizler için tanrısal bir kıskançlık duyuyorum. Çünkü sizleri pak el değmemiş kız gibi tek kocaya, Mesih’e sunmak üzere nişanladım.
2CO 11:3 Ama yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldattığı gibi, sizin düşüncelerinizin de Mesih’teki sadelikten saptırılmasından korkuyorum.
2CO 11:4 Çünkü size gelen, bizim duyurmadığımız başka bir Yeşua’yı duyuranlara, ya da aldığınız ruhtan başka bir ruha, ya da kabul ettiğinizden başka bir müjdeye gayet iyi katlanıyorsunuz.
2CO 11:5 Üstün elçilerden hiç de geri olduğumu sanmıyorum.
2CO 11:6 Ancak sözde acemi olabilirim, ama bilgide acemi değilim. Hayır, bunu size her bakımdan, her şeyde gösterdik.
2CO 11:7 Yoksa yücelesiniz diye kendimi alçaltarak Tanrı’nın Müjdesi’ni size karşılıksız duyurduğum için günah mı işledim?
2CO 11:8 Size hizmet edebilmek için ücret aldığım başka toplulukları soydum.
2CO 11:9 Yanınızdayken ihtiyaç içinde olduğum halde kimseye yük olmadım. Çünkü gereksinimlerimi Makedonya’dan gelen kardeşler karşıladılar. Her konuda size yük olmaktan kendimi alıkoydum ve böyle yapmaya devam edeceğim.
2CO 11:10 İçimde Mesih’in gerçeği olduğu için, Ahaya bölgelerinde hiç kimse beni bu övünçten alıkoyamayacak.
2CO 11:11 Neden mi? Sizi sevmediğim için mi? Tanrı biliyor.
2CO 11:12 Ancak yapmakta olduğumu yapmayı sürdüreceğim. Öyle ki, fırsatçıların fırsatını kesip atayım. Onlar övündükleri şeyde bizim gibi tanınmak istiyorlar.
2CO 11:13 Çünkü bu tür adamlar, Mesih’in elçileri kılığına giren sahte elçiler, düzenbaz işçilerdir.
2CO 11:14 Şaşılacak bir şey yok, çünkü Şeytan bile ışık meleği kılığına girer.
2CO 11:15 Bu nedenle, ona hizmet edenlerin de doğruluğun hizmetkârları kılığına girmesi şaşırtıcı değildir. Onların sonu yaptıkları işlere göre olacaktır.
2CO 11:16 Yine söylüyorum, kimse beni akılsız sanmasın. Ama öyle sansanız da, beni akılsız birini kabul eder gibi kabul edin ki, ben de azıcık övünebileyim!
2CO 11:17 Söylediklerimi Efendi’ye göre değil, övüngenliğin verdiği güvenle, akılsız biri gibi söylüyorum.
2CO 11:18 Birçoklarının benliğe göre övündüğünü görüyorum, ben de övüneceğim.
2CO 11:19 Sizler bilge olduğunuz için akılsızlara memnuniyetle katlanıyorsunuz.
2CO 11:20 Katlandığınız sizi köle edenler, sizi yutanlar, sizi esir alanlar, üstünlük taslayanlar ya da yüzünüze tokat atanlardır.
2CO 11:21 Utanarak söylüyorum ki, sanki biz zayıfmışız. Ama herhangi bir konuda biri cesaret ediyorsa ki, akılsız biri gibi konuşuyorum, ben de cesaret ederim.
2CO 11:22 Onlar İbrani mi? Ben de öyleyim. Onlar İsraelli mi? Ben de öyleyim. Onlar Avraham’ın soyundan mı? Ben de öyleyim.
2CO 11:23 Onlar Mesih’in hizmetkârları mı? Kendinde olmayan biri gibi konuşuyorum. Ben daha üstünüm. Daha çok emek verdim, daha çok zindana girdim, ölçüsüz dayak yedim, sık sık ölümle yüz yüze geldim.
2CO 11:24 Beş kez Yahudiler’den otuz dokuzar kırbaç yedim.
2CO 11:25 Üç kez sopayla dövüldüm. Bir kez taşlandım. Üç kez gemi kazası geçirdim. Bir gece bir gündüzü enginde geçirdim.
2CO 11:26 Sık sık yolculuk ettim. Irmaklarda, haydutlar arasında, gerek halkımın gerekse öteki ulusların arasında tehlikelerle karşılaştım. Kentte, ıssız yerlerde, denizde, sahte kardeşler arasında tehlikeye düştüm.
2CO 11:27 Emek verdim, sıkıntı çektim. Kaç kez uykusuz, aç ve susuz kaldım. Kaç kez yiyecek bulamadım, soğukta ve çıplak kaldım.
2CO 11:28 Bütün bunların dışında, toplulukların hepsi için her gün çektiğim kaygının baskısı üzerimde.
2CO 11:29 Kim güçsüz olur da ben güçsüz olmam. Kim tökezletilir de ben öfkeyle yanmam?
2CO 11:30 Eğer övünmem gerekirse, zayıflığımla ilgili şeylerle övüneceğim.
2CO 11:31 Efendi Yeşua Mesih’in sonsuza dek övülecek olan Tanrısı ve Babası, yalan söylemediğimi biliyor.
2CO 11:32 Damaskus’ta Kral Aretas’ın valisi beni tutuklatmak için Damaskus Kenti’ni güvenlik altına almıştı.
2CO 11:33 Sepet içinde surun yanındaki pencereden aşağı sarkıtıldım ve onun elinden kaçtım.
2CO 12:1 Kuşkusuz övünmek benim için yararlı değildir, ama Efendi’nin görümlerine ve vahiylerine geleceğim.
2CO 12:2 On dört yıl önce Mesih’te üçüncü göğe alınan bir adam tanıyorum. Bu, bedende mi, yoksa beden dışında mı oldu bilmiyorum, Tanrı bilir.
2CO 12:3 Ben böyle bir adam tanıyorum bedende mi, yoksa beden dışında mı bilmiyorum; Tanrı bilir.
2CO 12:4 Cennete alınıp götürüldü. Orada sözle anlatılamaz, insanın söylemesi yasak olan şeyler duydu.
2CO 12:5 Böyle biriyle övüneceğim, ama kendi adıma, zayıflıklarım dışında övünmeyeceğim.
2CO 12:6 Övünmek istesem bile akılsızlık etmeyeceğim. Çünkü gerçeği söyleyeceğim. Ama kimse hakkımda, gördüğünden ya da işittiğinden daha fazlasını düşünmesin diye övünmekten kaçınıyorum.
2CO 12:7 Vahiylerin çok büyük olmasından ötürü, gurura kapılmayayım diye, bana bedenimde bir diken verildi. Gururlanmayayım diye bana eziyet etmesi için Şeytan’ın bir meleği verildi.
2CO 12:8 Benden ayrılsın diye, bu şey hakkında üç kez Efendi’ye yalvardım.
2CO 12:9 O bana, “Lütfum sana yeter, çünkü gücüm zayıflıkta tamam olur” dedi. Bu nedenle, Mesih’in gücü üzerimde olsun diye, zayıflıklarımla sevinip daha çok övüneceğim.
2CO 12:10 Bundan ötürü, Mesih uğruna zayıflıkları, aşağılanmaları, zorlukları, zulümleri ve sıkıntıları memnuniyetle karşılıyorum. Çünkü ne zaman zayıfsam, o zaman güçlüyüm.
2CO 12:11 Övünmekle akılsızca davrandım. Beni buna siz zorladınız. Aslında sizin tarafınızdan tavsiye edilmeliydim. Çünkü bir hiç olsam da, üstün elçilerden hiç de aşağı değilim.
2CO 12:12 Gerçekten de elçilik belirtileri aranızda tam bir sabırla, belirtiler, harikalar ve kudretli işlerle ortaya koyuldu.
2CO 12:13 Size yük olmayışımdan başka diğer topluluklardan aşağı kaldığınız yan nedir? Bu haksızlığımı bağışlayın!
2CO 12:14 İşte, üçüncü kez yanınıza gelmeye hazırım ve size yük olmayacağım. Çünkü ben malınızı değil, sizi istiyorum. Çocuklar ebeveynleri için değil, ebeveynler çocuklar için para biriktirmelidir.
2CO 12:15 Canlarınız uğruna seve seve kendimi harcayacağım ve kendimi harcatacağım. Sizi daha çok seversem, daha az mı sevileceğim?
2CO 12:16 Yine de ben size yük olmadım. “Ama kurnaz biri olduğum için sizi kandırmışım diyebilirsiniz!”
2CO 12:17 Size gönderdiğim herhangi birisi aracılığıyla sizden faydalandım mı?
2CO 12:18 Titus’u size gelmesi için teşvik ettim ve kardeşleri onunla birlikte gönderdim. Titus sizden faydalandı mı? Aynı ruhla, aynı adımlarla yürümedik mi?
2CO 12:19 Yine, kendimizi size karşı savunduğumuzu mu sanıyorsunuz? Tanrı’nın önünde, Mesih’te konuşuyoruz. Ey sevgililer, her şey sizin bina olmanız içindir.
2CO 12:20 Çünkü geldiğimde sizi istediğim gibi bulamamaktan korkuyorum. Siz de beni istediğiniz gibi bulamayabilirsiniz. Aranızda çekişme, kıskançlık, öfke patlamaları, bölünmeler, iftira, dedikodu, kibirli düşünceler ya da karışıklık olabilir.
2CO 12:21 Tekrar aranıza geldiğimde Tanrım beni önünüzde küçük düşürecek; daha önce günah işleyip yaptıkları pislikten, fuhuş ve sefahatten tövbe etmeyen bir çokları için yas tutacağım.
2CO 13:1 Bu, size üçüncü gelişim olacak. “İki ya da üç tanığın ağzıyla her söz sabit olacaktır.”
2CO 13:2 Geçmişte günah işleyenleri de, ötekilerin hepsine de ikinci ziyaretimde oradayken önceden uyarmıştım. Şimdi aranızda olmasam da yine uyarıyorum. Tekrar gelirsem, esirgemeyeceğim.
2CO 13:3 Demek siz, bende konuşan, zayıf olmayan, ama aranızda güçlü olan Mesih'in kanıtını arıyorsunuz.
2CO 13:4 Güçsüz olarak çarmıha gerilmişti, ancak şimdi Tanrı’nın gücüyle yaşıyor. Çünkü biz de O’nda güçsüzüz, ama Tanrı’nın size yönelik gücü sayesinde O’nunla birlikte yaşayacağız.
2CO 13:5 İmanda olup olmadığınızı anlamak için kendinizi gözden geçirin. Kendinizi sınayın. Ya da kendinizin hakkında, Yeşua Mesih’in içinizde olduğunu bilmiyor musunuz? Yoksa gerçekten başarısız olurdunuz.
2CO 13:6 Ama bizim başarısız olmadığımızı bileceğinizi umuyorum.
2CO 13:7 Şimdi kötü bir şey yapmamanız için Tanrı’ya dua ediyorum, onaylanmış görünmemiz için değil, biz başarısız görünsek bile sizin onurlu olanı yapmanız için.
2CO 13:8 Çünkü gerçeğe karşı değil, ancak gerçek için bir şey yapabiliriz.
2CO 13:9 Bizim zayıf, sizinse güçlü olduğunuzda seviniyoruz. Yetkinleşmeniz için de dua ediyoruz.
2CO 13:10 Bu nedenle, Efendi’nin yıkmak için değil, bina edeyim diye bana verdiği yetkiyi oraya geldiğimde sert biçimde kullanmayayım diye, bu şeyleri sizden ayrıyken yazıyorum.
2CO 13:11 Son olarak kardeşlerim, sevinin! Yetkin olun. Teselli bulun. Aynı düşüncede olun. Esenlik içinde yaşayın. Sevgi ve esenlik Tanrısı sizinle birlikte olacaktır.
2CO 13:12 Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın.
2CO 13:13 Bütün kutsallar size selam eder.
2CO 13:14 Efendi Yeşua Mesih’in lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı hepinizle birlikte olsun. Amin.
GAL 1:1 İnsanlarca ya da insan aracılığıyla değil, Yeşua Mesih ve O’nu ölümden dirilten Baba Tanrı aracılığıyla elçi olan ben Pavlus,
GAL 1:2 benimle birlikte olan bütün kardeşler, Galatya topluluklarına:
GAL 1:3 Baba Tanrı’dan ve Efendimiz Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
GAL 1:4 Tanrımız’ın ve Babamız’ın isteği uyarınca, bizi şimdiki kötü çağdan kurtarmak için Mesih günahlarımız için kendisini sundu.
GAL 1:5 Tanrı’ya sonsuzlara dek yücelik olsun! Amin.
GAL 1:6 Sizi Mesih’in lütfuyla çağıranı bırakıp farklı bir “müjde” ye bu kadar çabuk dönmenize şaşıyorum.
GAL 1:7 Oysa başka bir “müjde” yoktur. Yalnızca sizi tedirgin edip Mesih’in Müjdesi’ni çarpıtmak isteyenler vardır.
GAL 1:8 Ama eğer biz ya da gökten bir melek, size bildirdiğimizden başka bir “müjde” bildirirse, lanet olsun ona!
GAL 1:9 Daha önce söylediğimizi şimdi yeniden söylüyorum: Eğer bir kimse size kabul ettiğinizden başka bir “müjde” bildirirse, lanet olsun ona!
GAL 1:10 Şimdi ben insanların mı, yoksa Tanrı’nın mı beğenisini arıyorum? Yoksa insanları mı memnun etmeye çalışıyorum? Eğer hâlâ insanları memnun ediyor olsaydım, Mesih’in hizmetkârı olmazdım.
GAL 1:11 Kardeşlerim, benim tarafımdan duyurulan Müjde’nin insana göre olmadığını size bildiririm.
GAL 1:12 Çünkü onu insandan almadım ve bana öğretilmedi, ama bu bana Yeşua Mesih’in vahyiyle geldi.
GAL 1:13 Geçmiş zamanlarda Yahudi dinini nasıl yaşadığımı, Tanrı’nın topluluğuna aşırı zulmedip, kırıp geçirdiğimi duydunuz.
GAL 1:14 Atalarımın geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olarak, soydaşlarımın arasında Yahudilik inancında yaşıtlarımın birçoğundan daha ilerideydim.
GAL 1:15 Ne var ki, beni daha annemin rahmindeyken ayırıp lütfuyla beni çağıran Tanrı hoşnut olunca,
GAL 1:16 öteki ulusların arasında müjdelemem için bende kendi Oğlu’nu açıkladı. Bunun için hemen ete ya da kana danışmadım.
GAL 1:17 Ne de Yeruşalem’e, benden önceki elçilerin yanına çıktım, ama Arabistan’a gittim. Sonra Damaskus'a döndüm.
GAL 1:18 Aradan üç yıl geçtikten sonra Petrus’u ziyaret etmek üzere Yeruşalem’e çıktım ve on beş gün onun yanında kaldım.
GAL 1:19 Ama öbür elçilerden Efendi’nin kardeşi Yakov dışında başka kimseyi görmedim.
GAL 1:20 Şimdi size yazdığım şeyler, işte, Tanrı önünde yalan söylemiyorum.
GAL 1:21 Sonra Suriye ve Kilikya bölgelerine geldim.
GAL 1:22 Yahudiye’de Mesih’e ait olan topluluklar beni şahsen tanımıyorlardı.
GAL 1:23 Onlar ise yalnızca, “Bir zamanlar bize zulmeden, bir zamanlar yıkmaya çalıştığı imanı şimdi duyuruyor” diyorlardı.
GAL 1:24 Böylece bende Tanrı’yı yüceltiyorlardı.
GAL 2:1 On dört yıl sonra Titus’u da yanıma alarak Barnabas’la birlikte yeniden Yeruşalem’e çıktım.
GAL 2:2 Vahiy yoluyla gittim. Boşuna koşmayayım ya da koşmuş olmayayım diye, öteki uluslar arasında duyurduğum Müjde’yi özel olarak ileri gelenlere sundum.
GAL 2:3 Ama benimle birlikte olan Titus bile Grek olduğu halde sünnet olmaya zorlanmadı.
GAL 2:4 Bu, aramızda gizlice sokulan sahte kardeşler yüzündendi. Bunlar Mesih Yeşua’da sahip olduğumuz özgürlüğü el altından araştırmak ve böylece bizi köleleştirmek istediler.
GAL 2:5 Müjde gerçeği sizinle devam etsin diye bir saat için bile onlara boyun eğmedik.
GAL 2:6 Ama önemli sayılanlar -ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz- bu saygı duyulanlar bana bir şey katmadılar.
GAL 2:7 Tam tersine, sünnetliler için Müjde nasıl Petrus’a emanet edildiyse, sünnetsizler için de Müjde'nin bana emanet edildiğini gördüler.
GAL 2:8 Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus’da çalışan Tanrı, öteki uluslara elçilik etmem için bende de çalıştı.
GAL 2:9 Bana verilen lütfu farkedince topluluğun direkleri sayılan Yakov, Kefas ve Yuhanna Barnabas’a ve bana paydaşlık sağ ellerini verdiler. Öyle ki, öteki uluslara biz gidelim, Yahudiler’e kendileri gitsinler.
GAL 2:10 Bizden sadece yoksulları hatırlamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmanın gayreti içindeydim.
GAL 2:11 Ne var ki, Petrus Antakya’ya geldiğinde, suçlu olduğu için yüzüne karşı ona direndim.
GAL 2:12 Çünkü Yakov’un yanından bazı kişiler gelmeden önce öteki uluslardan olanlarla birlikte yemek yerdi. Ama o kişiler gelince sünnetlilerden korktuğu için geri çekildi ve kendini sünnetsizlerden ayırdı.
GAL 2:13 Öbür Yahudiler de onun ikiyüzlülüğüne ortak oldular. Barnabas bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı.
GAL 2:14 Ama Müjde’nin gerçeğine göre doğru davranmadıklarını görünce hepsinin önünde Petrus’a şöyle dedim: “Eğer bir Yahudi’yken, Yahudi gibi değil, öteki uluslar gibi yaşıyorsan, Yahudi olmayanları neden Yahudi gibi yaşamaya zorluyorsun?
GAL 2:15 Doğuştan Yahudi olan bizler öteki uluslardan olan günahkârlar değiliz.
GAL 2:16 Yine de insanın Kutsal Yasa’nın işleriyle değil, Yeşua Mesih’teki iman aracılığıyla aklandığını bildiğimizden, biz de Yeşua’ya iman ettik. Öyle ki, Kutsal Yasa’nın işleriyle değil, Mesih’e iman ederek aklanalım. Çünkü hiçbir insan Yasa’nın işleriyle aklanmayacaktır.
GAL 2:17 Ama Mesih’te aklanmak isterken biz kendimiz günahlı bulunduysak, Mesih günahın hizmetkârı mı olur? Kesinlikle hayır!
GAL 2:18 Yıktığım şeyleri yeniden kurarsam, yasayı çiğnediğimi kanıtlamış olurum.
GAL 2:19 Çünkü ben, Tanrı için yaşayabilmek için Yasa aracılığıyla Yasa karşısında öldüm.
GAL 2:20 Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende yaşadığım bu hayatı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu’ndaki imanla yaşıyorum.
GAL 2:21 Tanrı’nın lütfunu reddetmiyorum. Çünkü doğruluk Yasa aracılığıyla ise, o zaman Mesih boş yere ölmüştür!”
GAL 3:1 Ey akılsız Galatyalılar! Gerçeğe itaat etmemeniz için sizi kim büyüledi? Yeşua Mesih, aranızda çarmıha gerilmiş olarak açıkça sizin gözlerinizin önünde tasvir edilmedi mi?
GAL 3:2 Sizden yalnızca şunu öğrenmek istiyorum: Kutsal Ruh’u Yasa’nın işleriyle mi, yoksa imanın duyurusuyla mı aldınız?
GAL 3:3 Bu kadar akılsız mısınız? Ruh’la başladıktan sonra şimdi bedenle mi tamamlayacaksınız?
GAL 3:4 Bunca şeyi boşuna mı çektiniz? Gerçekten de boşuna mıydı?
GAL 3:5 Öyleyse, size Ruh’u veren ve aranızda mucizeler yapan Tanrı, bunu Yasa’nın işleriyle mi, yoksa imanın duyurusuyla mı yapıyor?
GAL 3:6 Bunun gibi, Avraham “Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı.”
GAL 3:7 Bu nedenle bilin ki, imandan olanlar Avraham’ın çocukları onlardır.
GAL 3:8 Kutsal Yazı, Tanrı’nın öteki ulusları imanla aklayacağını önceden görerek, “Bütün uluslar sende kutsanacak” diyerek Müjde’yi önceden Avraham’a duyurdu.
GAL 3:9 Öyleyse, imandan olanlar sadık Avraham ile birlikte kutsanırlar.
GAL 3:10 Yasa’nın işlerinden olanların hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Yasa Kitabı’nda yazılmış olan her şeyi yapmak üzere sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir.”
GAL 3:11 Artık hiç kimsenin Tanrı önünde Yasa’yla aklanmadığı açıktır. Çünkü, “Doğru kişi imanla yaşayacaktır.”
GAL 3:12 Yasa imandan değildir. Ama, “Onları yapan kişi onlar aracılığıyla yaşayacaktır.”
GAL 3:13 Mesih bizim uğrumuza lanet haline gelerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı. Yazılmış olduğu gibi, “Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir.”
GAL 3:14 Böylece Avraham’ın kutsaması Mesih Yeşua aracılığıyla ulusların üzerine gelsin ve bizler iman aracılığıyla Ruh’un vaadini alalım.
GAL 3:15 Kardeşlerim, insani ölçülerle konuşuyorum. İnsanlar arasında yapılmış bile olsa, onaylanmış bir antlaşmayı kimse geçersiz kılmaz, ona bir şey eklemez.
GAL 3:16 Vaatler Avraham’a ve onun soyuna söylendi. Birçok kişiyi kapsıyormuş gibi soyundan olanlara demiyor, ancak bir kişi için, “Soyundan olana” diyor, ki bu Mesih’tir.
GAL 3:17 Şunu söylüyorum: Dört yüz otuz yıl sonra gelen Yasa, Tanrı tarafından önceden Mesih’te onaylanan antlaşmayı iptal etmez, vaadi hükümsüz kılmaz.
GAL 3:18 Çünkü miras eğer Yasa’dan ise, artık vaatten değildir. Ama Tanrı onu vaatle Avraham’a vermiştir.
GAL 3:19 Öyleyse Yasa neden vardı? Kendisine vaat edilen soy gelinceye dek, suçlar yüzünden eklendi. Bir aracı eliyle, melekler yoluyla düzenlendi.
GAL 3:20 Aracı tek bir taraftan değildir, oysa Tanrı birdir.
GAL 3:21 Öyleyse Yasa Tanrı’nın vaatlerine aykırı mı? Kesinlikle hayır! Çünkü yaşam sağlayabilen bir yasa verilmiş olsaydı, kesinlikle doğruluk yasayla olurdu.
GAL 3:22 Ama Yeşua Mesih’e olan imanla vaat iman edenlere verilsin diye, Kutsal Yazı her şeyi günah altında hapsetti.
GAL 3:23 Ama iman gelmeden önce, Yasa altında hapsolmuştuk, sonradan açıklanacak iman için tutukluyduk.
GAL 3:24 Öyle ki, imanla aklanmamız için Yasa bizi Mesih’e götürmek üzere bizim eğitmenimiz oldu.
GAL 3:25 Ama şimdi iman geldiğinden, artık bir eğitmen altında değiliz.
GAL 3:26 Çünkü Mesih Yeşua’ya olan imanınız aracılığıyla hepiniz Tanrı’nın çocuklarısınız.
GAL 3:27 Çünkü Mesih’e vaftiz edilenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.
GAL 3:28 Artık ne Yahudi ne de Grek, ne köle ne de özgür, ne erkek ne de kadın ayrımı vardır. Çünkü hepiniz Mesih Yeşua’da birsiniz.
GAL 3:29 Eğer Mesih’e aitseniz, Avraham’ın soyundansınız ve vaade göre mirasçısınız.
GAL 4:1 Ama şunu diyorum, mirasçı çocuk olduğu sürece her şeyin efendisi olsa da, köleden farkı yoktur.
GAL 4:2 Babasının belirlediği vakte dek vasilerin ve vekillerin altındadır.
GAL 4:3 Böylece, biz de çocukken dünyanın temel ilkeleri altında esirdik.
GAL 4:4 Ama vakit dolunca Tanrı, Yasa altında olanları kurtarmak için Yasa altında kadından doğan Oğlu’nu gönderdi. Öyle ki, bizler evlatlık hakkını alalım.
GAL 4:6 Çocuklar olduğunuz için Tanrı Oğlu’nun, “Abba, Baba!” diye seslenen Ruhu’nu yüreklerinize gönderdi.
GAL 4:7 Demek artık köle değil, oğulsun ve oğul isen, o zaman Mesih aracılığıyla Tanrı’nın mirasçısısın.
GAL 4:8 Ancak Tanrı’yı tanımadığınız zamanlarda, geçmişte gerçek olmayan ilâhlara kölelik ettiniz.
GAL 4:9 Ama şimdi Tanrı’yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız. Neden yine sizi köle eden bu zayıf ve sefil, temel ilkelere yeniden dönmeyi arzuluyorsunuz?
GAL 4:10 Günleri, ayları, mevsimleri, yılları tutuyorsunuz!
GAL 4:11 Sizin için korkuyorum. Yoksa size harcadığım emek boşuna mıydı?
GAL 4:12 Kardeşlerim, size yalvarırım, benim gibi olun. Çünkü ben de sizin gibi oldum. Bana hiç haksızlık etmediniz.
GAL 4:13 Ama biliyorsunuz ki, Müjde’yi size ilk kez bedensel zayıflığımdan ötürü bildirdim.
GAL 4:14 Bedensel yanım sizin için bir sınanma olmasına karşın beni hor görüp reddetmediniz. Beni Tanrı’nın bir meleğini, hatta Mesih Yeşua’yı kabul eder gibi kabul ettiniz.
GAL 4:15 O mutluluğunuza ne oldu? Sizin için tanıklık ederim ki, mümkün olsa gözlerinizi oyar ve bana verirdiniz.
GAL 4:16 Öyleyse, size gerçeği söylemekle düşmanınız mı oldum?
GAL 4:17 Onlar sizi gayretle istiyorlar, ama iyi yolda değil! Kendileri için gayretli olasınız diye sizi bizden ayırmak istiyorlar.
GAL 4:18 Ama iyi bir amaç için gayretli olmak her zaman iyidir, üstelik yalnızca aranızdayken değil.
GAL 4:19 Sevgili çocuklarım, Mesih sizde biçimleninceye dek sizin için yeniden doğum sancıları çekiyorum.
GAL 4:20 Ama şimdi yanınızda olmayı ve sesimin tonunu değiştirmeyi isterdim! Çünkü size şaşıyorum!
GAL 4:21 Ey Yasa altında olmayı dileyen sizler, söyleyin bana, Yasa’yı duymuyor musunuz?
GAL 4:22 Avraham’ın biri köleden, diğeri de özgür kadından olmak üzere iki oğlu olduğu yazılmıştır.
GAL 4:23 Köleden doğan bedene göre, özgür kadından doğansa vaade göre doğmuştur.
GAL 4:24 Bunlarda bir benzetme vardır. Bu iki kadın iki antlaşmadır. Biri Sina Dağı’ndan, köle çocuklar doğuran Hagar’dır.
GAL 4:25 Hagar, Arabistan’daki Sina Dağı’dır. Bugünkü Yeruşalem’e karşılık gelir. Çünkü Hagar, çocuklarıyla birlikte kölelik etmektedir.
GAL 4:26 Oysa yukarıdan olan Yeruşalem özgürdür ve hepimizin annesi odur.
GAL 4:27 Çünkü şöyle yazılmıştır: “Sevin, doğurmayan ey kısır kadın. Doğum sancısı çekmeyen sen, coş ve haykır! Çünkü terk edilmiş kadının, kocası olandan daha çok çocuğu var.”
GAL 4:28 Şimdi kardeşler, İshak gibi bizler de vaat çocuklarıyız.
GAL 4:29 Ama bedene göre doğmuş olan, Ruh’a göre doğmuş olana o zaman nasıl zulmettiyse, şimdi de öyledir.
GAL 4:30 Ancak Kutsal Yazı ne diyor? “Köleyi ve oğlunu dışarı atın. Çünkü kölenin oğlu özgür kadının oğluyla birlikte miras almayacaktır.”
GAL 4:31 Bunun gibi, kardeşler, bizler kölenin değil, özgür kadının çocuklarıyız.
GAL 5:1 Mesih bizi özgür kıldı. Bu nedenle bu özgürlük içinde sağlam durun ve bir daha kölelik boyunduruğuna girmeyin.
GAL 5:2 Bakın, ben Pavlus size söylüyorum, eğer sünnet olursanız Mesih’in size hiçbir faydası olmaz.
GAL 5:3 Evet, sünnet olan her adama, bütün yasayı yerine getirmekle yükümlü olduğunu bir kez daha bildiriyorum.
GAL 5:4 Yasa aracılığıyla aklanmak isteyen sizler Mesih’ten uzaklaştınız. Lütuftan ayrı düştünüz.
GAL 5:5 Çünkü biz doğruluk umudunu Ruh aracılığıyla, imanla bekliyoruz.
GAL 5:6 Çünkü Mesih Yeşua’da ne sünnetliliğin ne de sünnetsizliğin değeri vardır, ancak değerli olan sevgiyle işleyen imandır.
GAL 5:7 İyi koşuyordunuz! Gerçeğe itaat etmekten sizi kim alıkoydu?
GAL 5:8 Bu ikna çabası sizi çağırandan değildir.
GAL 5:9 Azıcık maya bütün hamuru kabartır.
GAL 5:10 Başka türlü düşünmeyeceğiniz konusunda Efendi’de size güveniyorum. Ama sizi tedirgin eden, kim olursa olsun, cezasını çekecektir.
GAL 5:11 Ama ben, kardeşler, eğer hâlâ sünneti vaaz ediyor olsaydım, neden hâlâ zulüm görüyorum? Öyle olsaydı, çarmıh tökezi ortadan kalkmış olurdu.
GAL 5:12 Keşke sizi rahatsız edenler kendilerini hadım etseler!
GAL 5:13 Kardeşler, sizler özgürlüğe çağrıldınız. Ancak özgürlüğünüz benlik için fırsat olmasın, ama birbirinize sevgiyle hizmet edin.
GAL 5:14 Bütün Yasa tek bir sözde, şunda tamamlanır: ‘‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’’
GAL 5:15 Ama birbirinizi ısırıp yerseniz, dikkat edin, birbirinizi yok etmeyin.
GAL 5:16 Ama şunu diyorum, Ruh’a göre yürüyün. Böylece benliğin tutkularını yerine getirmezsiniz.
GAL 5:17 Çünkü benlik Ruh’a, Ruh da benliğe karşı olanı arzu eder. İstediğiniz şeyleri yapamayasınız diye bunlar birbirine zıttır.
GAL 5:18 Ama Ruh’un yönetimindeyseniz, Yasa altında değilsiniz.
GAL 5:19 Benliğin işleri bellidir: Zina, cinsel ahlaksızlık, pislik, sefahat,
GAL 5:20 putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, sürtüşme, ayrılıklar, aykırı düşünceler,
GAL 5:21 çekememezlik, adam öldürme, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve buna benzer şeylerdir. Daha önceden uyardığım gibi sizi yeniden uyarıyorum: Bunları yapanlar Tanrı Krallığı’nı miras alamayacaklar.
GAL 5:22 Ama Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, nezaket, iyilik, iman,
GAL 5:23 yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bunlara karşı yasa yoktur.
GAL 5:24 Mesih’e ait olanlar, tutku ve arzularıyla birlikte benliği çarmıha germişlerdir.
GAL 5:25 Eğer Ruh ile yaşıyorsak, Ruh ile yürüyelim.
GAL 5:26 Böbürlenmeyelim, birbirimizi kışkırtmayalım, birbirimizi kıskanmayalım.
GAL 6:1 Kardeşler, eğer biri suç işlerken yakalanırsa, ruhsal olan sizler, böyle birini yumuşak bir ruhla yola getirin. Siz de ayartılmamak için kendinize dikkat edin.
GAL 6:2 Birbirinizin yüklerini taşıyın, böylece Mesih’in Yasası’nı yerine getirirsiniz.
GAL 6:3 Bir hiçken kendini bir şey sanan insan kendini kandırmış olur.
GAL 6:4 Herkes kendi işini denetlesin. O zaman başkasıyla değil, yalnız kendi yaptıklarıyla övünebilir.
GAL 6:5 Herkes kendi yükünü taşıyacaktır.
GAL 6:6 Tanrı sözünde eğitilen, kendisini eğitenle bütün iyi şeyleri paylaşsın.
GAL 6:7 Aldanmayın, Tanrı’yla alay edilmez. İnsan ne ekerse onu biçer.
GAL 6:8 Çünkü kendi benliğine eken, benliğinden çürüme biçecektir. Ama Ruh’a eken, Ruh’tan sonsuz yaşam biçecektir.
GAL 6:9 İyilik yapmaktan usanmayalım. Çünkü vazgeçmezsek mevsiminde biçeceğiz.
GAL 6:10 Öyleyse fırsatımız varken bütün insanlara, özellikle de iman ev halkına iyilik yapalım.
GAL 6:11 Bakın, size kendi elimle ne denli büyük harflerle yazıyorum.
GAL 6:12 Bedende gösteriş yapmak isteyenler, Mesih’in çarmıhından ötürü zulüm görmemek için sizi sünnet olmaya zorluyorlar.
GAL 6:13 Sünnetlilerin kendileri bile Yasa’yı tutmuyorlar, ancak bedenlerinizle övünebilmek için sizi sünnet ettirmek istiyorlar.
GAL 6:14 Efendimiz Yeşua Mesih’in çarmıhından başka bir şeyle övünmek benden uzak olsun. O’nun çarmıhı aracılığıyla dünya benim için çarmıha gerildi, ben de dünya için.
GAL 6:15 Çünkü Mesih Yeşua’da sünnetli olup olmamanın bir önemi yoktur, önemli olan yeni yaratılıştır.
GAL 6:16 Bu kurala göre yürüyenlerin hepsine ve Tanrı’nın İsraeli’ne esenlik ve merhamet olsun.
GAL 6:17 Bundan böyle kimse bana sıkıntı vermesin. Çünkü ben Efendi Yeşua ’nın işaretlerini bedenimde taşıyorum.
GAL 6:18 Kardeşler, Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu ruhunuzla birlikte olsun! Amin.
EPH 1:1 Tanrı’nın isteğiyle Mesih Yeşua’nın elçisi Pavlus, Efes’teki kutsallara, Mesih Yeşua’ya ait olan sadıklara:
EPH 1:2 Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten size lütuf ve esenlik olsun.
EPH 1:3 Bizi Mesih’te göksel yerlerde her ruhsal kutsamayla kutsamış olan Efendimiz Yeşua Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun!
EPH 1:4 O dünyanın kuruluşundan önce kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için bizi Mesih’te seçti.
EPH 1:5 Kendi dileğinin iyi iradesine göre Yeşua Mesih aracılığıyla kendisine evlatlar olalım diye bizi önceden belirledi.
EPH 1:6 Öyle ki, sevgili Olan’da karşılıksız olarak bize bağışladığı yüce lütfu övülsün.
EPH 1:7 Tam bilgelik ve anlayışla bize bol bol sağladığı lütfunun zenginliğine göre,
EPH 1:8 Mesih’in kanıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışına sahibiz.
EPH 1:9 Tanrı sır olan isteğini, Mesih’te amaçladığı iyi iradesine göre bize bildirdi.
EPH 1:10 Zamanların doluluğunda yerine getireceği bu amaç uyarınca, yerdeki ve gökteki her şeyi Mesih’te birleştirecek.
EPH 1:11 Her şeyi kendi isteğinin öğüdüne göre yapan Tanrı’nın amacına göre önceden belirlenip Mesih’te mirasçı atandık.
EPH 1:12 Öyle ki, Mesih’e ilk umut bağlayan bizler, sonuna dek O’nun yüceliği için övgü nedeni olalım.
EPH 1:13 Sizler de gerçeğin sözünü, kurtuluşunuzun Müjdesi’ni işitip O’na iman ettiğinizde, vaat edilen Kutsal Ruh’la mühürlendiniz,
EPH 1:14 o, Tanrı’nın kendisine ait olanların kurtuluşu ve Tanrı yüceliğinin övülmesi için mirasımızın güvencesidir.
EPH 1:15 Efendi Yeşua’ya olan imanınızı ve bütün kutsallara karşı beslediğiniz aranızdaki sevgiyi duydum.
EPH 1:16 Bu nedenle sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda anıyorum.
EPH 1:17 Öyle ki, Efendimiz Yeşua Mesih’in Tanrısı ve Yüce Babası, kendisini tanımada size bilgelik ve vahiy ruhu versin.
EPH 1:18 Ta ki, yüreklerinizin gözleri aydınlansın, kendi çağrısının umudunun ne olduğunu, kutsallarda bulunan mirasının yüce zenginliğinin ne olduğunu,
EPH 1:19 iman eden bizler için O'nun kudretli gücünün işleyişine göre O'nun kudretinin aşırı büyüklüğünün ne olduğunu bilesiniz.
EPH 1:20 Bu kudretini, Mesih'i ölümden diriltip göksel yerlerde sağında oturturken, O'nda kullanmıştır.
EPH 1:21 O’nu bütün yönetimlerin, yetkilerin, güç ve egemenliklerin, yalnızca bu çağda değil, gelecek çağda da anılacak her adın çok üstüne çıkardı.
EPH 1:22 Her şeyi ayaklarının altında boyun eğdirdi. O’nu her şeyin başı olarak imanlılar topluluğuna verdi.
EPH 1:23 Kilise O’nun bedeni, her şeyde her şeyi dolduranın doluluğudur.
EPH 2:1 Suçlarınızın ve günahlarınızın içinde ölüyken diriltildiniz.
EPH 2:2 Bir zamanlar bu dünyanın gidişine, havadaki gücün hükümdarına, şimdi itaatsizlik çocuklarında etkin olan ruha göre yürümekteydiniz.
EPH 2:3 Biz de bir zamanlar onların arasında bedenimizin tutkularına göre yaşadık, bedenin ve aklın isteklerini yaptık ve ötekiler gibi doğal olarak gazap çocuklarıydık.
EPH 2:4 Ama merhamette zengin olan Tanrı, bize duyduğu büyük sevgisinden ötürü,
EPH 2:5 suçlarımız yüzünden ölüyken, bizi Mesih’le birlikte diriltti, lütfuyla kurtuldunuz.
EPH 2:6 Tanrı bizi Mesih Yeşua’da, O’nunla birlikte diriltip göksel yerlerde oturttu.
EPH 2:7 Bunu, Mesih Yeşua’da bize gösterdiği iyilikle, lütfunun aşırı zenginliğini gelecek çağlarda göstermek için yaptı.
EPH 2:8 Çünkü iman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizden değil, Tanrı’nın armağanıdır.
EPH 2:9 Kimse övünmesin diye, işlerden değildir.
EPH 2:10 Çünkü bizler O’nun eseriyiz, Tanrı’nın önceden hazırladığı iyi işler içinde yürüyelim diye Mesih Yeşua’da yaratıldık.
EPH 2:11 Bu nedenle, öteki uluslardan olan sizler bir zamanlar ne olduğunuzu hatırlayın: Bedende elle yapılmış sünnete sahip olup “sünnetli” denilenlerin “sünnetsiz” dedikleri sizler,
EPH 2:12 o zamanlar Mesih’ten ayrı olduğunuzu unutmayın. İsrael’in ortak zenginliğinden yoksun, vaat antlaşmalarına yabancı, dünyada umutsuz ve tanrısızdınız.
EPH 2:13 Ama bir zamanlar uzak olan sizler, Mesih’in kanıyla şimdi Mesih Yeşua’da yakın kılındınız.
EPH 2:14 Çünkü O bizim esenliğimizdir. Yasa’yı, buyrukları ve kurallarıyla birlikte ortadan kaldırarak ikisini birleştirdi. Aradaki ayrılık duvarını, düşmanlığı kendi bedeninde yıktı. Öyle ki, kendisinde ikisinden yeni bir insan yaratsın ve esenliği sağlasın, düşmanlığı çarmıhla öldürsün ve çarmıh aracılığıyla bir bedende ikisini Tanrı’yla barıştırsın.
EPH 2:17 O gelip uzaktaki sizlere ve yakındakilere esenliği müjdeledi.
EPH 2:18 Çünkü O’nun aracılığıyla bir Ruh’ta iki kesim birlikte Baba’nın huzuruna girebiliriz.
EPH 2:19 Böylece artık yabancı ve misafir değil, kutsallarla birlikte yurttaş ve Tanrı’nın ev halkısınız.
EPH 2:20 Elçiler ve peygamberlerin temeli üzerinde bina oldunuz. Mesih Yeşua’nın kendisi köşe taşıdır.
EPH 2:21 Bütün yapı, Efendi’de kutsal bir tapınak olmak üzere O’nda kenetlenip yükseliyor.
EPH 2:22 Siz de Ruh'ta Tanrı’nın konutu olmak üzere hep birlikte Mesih’te bina edilmektesiniz.
EPH 3:1 Bunun için, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih Yeşua’nın tutuklusuyum.
EPH 3:2 Sizin için bana verilmiş olan Tanrı lütfunun idaresi hakkında duymuşsunuzdur.
EPH 3:3 Önceden kısaca yazdığım gibi, bu sır bana vahiy yoluyla bildirildi.
EPH 3:4 Bunu okuduğunuzda Mesih’in sırrını nasıl kavradığımı anlayabilirsiniz.
EPH 3:5 Bu sır öteki kuşaklara, insanoğullarına bildirilmemişti. Oysa şimdi Ruh aracılığıyla Mesih’in kutsal elçilerine ve peygamberlerine açıklandı.
EPH 3:6 Müjde aracılığıyla Mesih Yeşua’da öteki uluslar da mirasçı, bedenin ortak üyeleri ve vaade paydaştırlar.
EPH 3:7 Tanrı’nın gücünün işleyişine göre bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjde’nin hizmetkârı kılındım.
EPH 3:8 Kutsalların en değersiziydim. Mesih’in akıl ermez zenginliğini uluslara müjdeleme,
EPH 3:9 ve her şeyi Mesih Yeşua’da yaratan Tanrı’da çağlar boyunca gizlenmiş sırrın nasıl düzenlediğini herkese gösterme lütfu yine de bana verildi.
EPH 3:10 Öyle ki, Tanrı’nın çok yönlü bilgeliği, şimdi kilise aracılığıyla hükümranlıklara, göksel yerlerdeki güçlere bildirilsin.
EPH 3:11 Bu, Tanrı’nın Efendimiz Mesih Yeşua’da tamamladığı sonsuz amacına uygundu.
EPH 3:12 O’nda sahip olduğumuz iman aracılığıyla cesaretle ve güvenle O’nun önüne gelebiliriz.
EPH 3:13 Bu nedenle, uğrunuza çektiğim sıkıntılar karşısında yılmamanızı rica ediyorum. Bunlar sizin yüceliğinizdir.
EPH 3:14 Bu nedenle, gökte ve yeryüzünde her ailenin adını kendisinden aldığı Efendimiz Yeşua Mesih’in Babası’nın önünde diz çökerim.
EPH 3:16 Baba kendi yüceliğinin zenginliğine göre Ruhu’yla iç varlığınızı kudretle güçlendirmesini, iman aracılığıyla Mesih’in yüreklerinizde bulunmasını dilerim. Bütün kutsallarla birlikte sonuna dek sevgide köklenip temellenmiş olarak, Mesih’in sevgisinin ne kadar geniş ve uzun, yüksek ve derin olduğunu anlamaya, bilgiyi aşan bu sevgiyi bilmeye gücünüz yetsin. Öyle ki, Tanrı’nın bütün doluluğuyla dolasınız.
EPH 3:20 İçimizde işleyen kudrete göre, dilediğimiz ya da düşündüğümüz her şeyden çok daha fazlasını yapabilecek güçte olan Tanrı’ya, kilisede ve Mesih Yeşua’da bütün kuşaklar boyunca sonsuza dek yücelik olsun! Amin.
EPH 4:1 Bu nedenle, Efendi’nin tutuklusu olan ben, aldığınız çağrıya layık bir şekilde yürümenizi rica ediyorum.
EPH 4:2 Tam bir alçakgönüllülükle, birbirinize sevgiyle ve sabırla katlanın.
EPH 4:3 Ruh’un birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.
EPH 4:4 Çağrınızın tek umuduyla çağrıldığınız gibi, beden bir ve Ruh birdir.
EPH 4:5 Efendi bir, iman bir, vaftiz birdir.
EPH 4:6 Her şeyden üstün, her şeyle ve her şeyde olan herkesin Tanrısı ve Babası birdir.
EPH 4:7 Ama lütuf her birimize Mesih’in armağanının ölçüsüne göre verildi.
EPH 4:8 Bu nedenle Tanrı şöyle diyor: “Yücelere çıktığında, esareti esir aldı, ve insanlara armağanlar verdi.”
EPH 4:9 Şimdi bu “çıktı” sözü, Mesih ilk olarak yeryüzünün alt kısımlarına indi demek değil de nedir?
EPH 4:10 İnen de, her şeyi doldurmak için tüm göklerin çok üstüne çıkan da O’dur.
EPH 4:11 Bazılarını elçi, bazılarını peygamber, bazılarını müjdeci, bazılarını çoban, bazılarını da öğretmen olarak verdi.
EPH 4:12 Kutsalların hizmet işinde, Mesih'in bedeninin bina edilmesinde yetkinleşmeleri için bunu yaptı.
EPH 4:13 Öyle ki, hepimiz imanda ve Tanrı Oğlu bilgisinde birliğe, yetkinliğe, Mesih’in doluluğundaki olgunluk düzeyine erişelim.
EPH 4:14 Böylece artık insanların kurnazlığıyla, aldatıcı düzenler kurmaktaki hileleriyle, öteye beriye savrulan ve her öğretinin rüzgârıyla sürüklenen çocuklar olmayalım.
EPH 4:15 Ama sevgide gerçeği söyleyerek baş olan Mesih’e doğru bütün şeylerde büyüyelim.
EPH 4:16 O’nda bütün beden, her eklemin yardımıyla kenetlenip birleşerek her üyesinin işleyiş ölçüsüne göre büyüyüp sevgide bina olmaktadır.
EPH 4:17 Bu nedenle şunu söylüyor ve Efendi'de tanıklık ediyorum: Artık öteki uluslar gibi boş düşüncelerle yürümeyin.
EPH 4:18 Onların anlayışları karardı. Bilgisizlikleri ve katı yürekleri nedeniyle Tanrı’nın yaşamına yabancılaştılar.
EPH 4:19 Duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.
EPH 4:20 Ama siz Mesih’i bu şekilde öğrenmediniz.
EPH 4:21 Kuşkusuz O’nun sesini duydunuz, Yeşua’daki gerçeğe uygun olarak, O’nda eğitildiniz.
EPH 4:22 Önceki yaşam biçiminize gelince, aldatıcı tutkulara göre yozlaşan eski insanı üzerinizden çıkarıp atın.
EPH 4:23 Düşüncenizi ruhta yenileyin.
EPH 4:24 Doğrulukta ve gerçeğin kutsallığında Tanrı’nın benzerliğinde yaratılmış olan yeni insanı giyinin.
EPH 4:25 Bunun için yalanı üzerinizden atın, her biriniz komşusuyla gerçeği konuşsun. Çünkü biz birbirimizin üyeleriyiz.
EPH 4:26 ‘‘Öfkelenin, ama günah işlemeyin.’’ Öfkenizin üzerine güneş batmasın.
EPH 4:27 İblis’e de yer vermeyin.
EPH 4:28 Hırsızlık yapan artık çalmasın. Bunun yerine, ihtiyacı olana verecek bir şeyi olsun diye, elleriyle iyi bir şeyler üreterek çalışsın.
EPH 4:29 Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın. İşitenlere lütuf versin diye, ihtiyaca göre başkalarını bina etmeye yarayan sözler söyleyin.
EPH 4:30 Kurtuluş günü için mühürlendiğiniz Tanrı’nın Kutsal Ruhu’nu üzmeyin.
EPH 4:31 Her türlü kötülükle birlikte her acılık, kızgınlık, öfke, bağrışma ve iftira sizden uzak olsun.
EPH 4:32 Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tıpkı Tanrı’nın sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.
EPH 5:1 Öyleyse, sevgili çocuklar olarak Tanrı’yı örnek alın.
EPH 5:2 Mesih’in bizi nasıl sevip bizim için kendisini hoş kokulu bir sunu ve kurban olarak Tanrı’ya teslim ettiyse, siz de öylece sevgide yürüyün.
EPH 5:3 Ancak kutsallara yakışır şekilde, aranızda cinsel ahlaksızlık, her türlü pislik ve açgözlülük, anılmasın bile.
EPH 5:4 Ne ahlaksızlık, ne saçma sapan konuşmalar, ne de bayağı şakalar olsun. Bunlar uygunsuzdur. Bunun yerine şükredin.
EPH 5:5 Şunu kesin olarak bilin ki, cinsel ahlaksızlık yapanın, kirli olanın, açgözlü (putperest) olan hiç kimsenin, Mesih’in ve Tanrı’nın Krallığı'nda mirası yoktur.
EPH 5:6 Kimse sizi boş sözlerle kandırmasın. Çünkü bu şeyler yüzünden Tanrı’nın gazabı itaatsizlik çocukları üzerine geliyor.
EPH 5:7 Bu nedenle onlarla ortak olmayın.
EPH 5:8 Çünkü bir zamanlar karanlıktınız, ama şimdi Efendi’de ışıksınız. Işığın çocukları olarak yürüyün.
EPH 5:9 Çünkü Ruh’un ürünü her iyilik, doğruluk ve gerçektedir.
EPH 5:10 Efendi’yi neyin hoşnut ettiğini fark edin.
EPH 5:11 Karanlığın verimsiz işlerine ortak olmayın. Tersine onları açığa vurun.
EPH 5:12 Çünkü onların gizlice yaptıklarından söz etmek bile ayıptır.
EPH 5:13 Ama ayıplandıklarında her şey ışık tarafından açığa çıkarılır. Çünkü açığa çıkan her şey ışıktır.
EPH 5:14 Bu nedenle şöyle deniyor, “Uyan ey uyuyan! Ölümden diril! Mesih üzerinde parlayacak.”
EPH 5:15 Bunun için, nasıl yürüdüğünüze dikkat edin. Bilge olmayanlar gibi değil, bilgeler gibi yürüyün.
EPH 5:16 Zamanı iyi değerlendirin. Çünkü günler kötüdür.
EPH 5:17 Bu nedenle akılsız olmayın, Efendi’nin isteğinin ne olduğunu anlayın.
EPH 5:18 Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi taşkınlığa sürükler. Bunun yerine Ruh’la dolun.
EPH 5:19 Birbirinizle mezmurlarla, ilahilerle ve ruhsal ezgilerle konuşun; yüreğinizden Efendi’ye ilahi ve melodiler yükseltin.
EPH 5:20 Her zaman, her şey için Efendimiz Yeşua Mesih’in adıyla Tanrı’ya, Baba’ya şükredin.
EPH 5:21 Mesih’in korkusunda birbirinize tabi olun.
EPH 5:22 Ey kadınlar, Efendi’ye tabi olduğunuz gibi kocalarınıza tabi olun.
EPH 5:23 Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak imanlılar topluluğunun başı olduğu gibi, koca da kadının başıdır.
EPH 5:24 Kilise nasıl Mesih’e bağlıysa, kadınlar da her şeyde kocalarına tabi olsunlar.
EPH 5:25 Ey kocalar, Mesih’in imanlılar topluluğunu sevip uğruna kendini feda ettiği gibi, siz de karılarınızı öyle sevin.
EPH 5:26 Mesih topluluğu kutsal kılmak için sözle, suyla yıkayıp temizledi.
EPH 5:27 Öyle ki, topluluk üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey olmadan, görkemli bir biçimde kendine sunsun.
EPH 5:28 Aynı şekilde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidirler. Karısını seven kendini sever.
EPH 5:29 Hiç kimse hiçbir zaman kendi bedeninden nefret etmez. Tam tersine, onu besler ve değer verir, tıpkı Efendi’nin topluluğu besleyip değer verdiği gibi.
EPH 5:30 Çünkü bizler O’nun bedeninin üyeleriyiz, eti ve kemiğiyiz.
EPH 5:31 “Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak. O zaman ikisi tek beden olacak.”
EPH 5:32 Bu sır büyüktür, ama ben bunu Mesih ve imanlılar topluluğu hakkında söylüyorum.
EPH 5:33 Bununla birlikte her biriniz karısını kendisi gibi sevsin. Kadın da kocasına saygı duysun.
EPH 6:1 Ey çocuklar, baba ve annenize Efendi’de itaat edin. Çünkü doğru olan budur.
EPH 6:2 “Babana ve annene saygı göster” vaat içeren ilk buyruktur:
EPH 6:3 “Böylece sana iyilik olsun ve yeryüzünde uzun yaşayasın.”
EPH 6:4 Ey babalar, çocuklarınızı öfkelendirmeyin. Onları Efendi’nin terbiye ve öğüdüyle yetiştirin.
EPH 6:5 Ey hizmetkârlar, dünyasal efendilerinize Mesih’e itaat edermiş gibi saygı ve korkuyla, gönülden itaat edin.
EPH 6:6 Bunu, yalnız insanlar size bakarken göze girmek için değil, Mesih’in hizmetkârları olarak Tanrı’nın isteğini yürekten yerine getirin.
EPH 6:7 İnsanlara hizmet eder gibi değil, gönülden Efendi’ye hizmet edermiş gibi yapın.
EPH 6:8 Bilirsiniz ki, ister köle ister özgür olsun, herkes yaptığı her iyiliğin karşılığını Efendi’den alacaktır.
EPH 6:9 Ey efendiler, siz de onlara aynısını yapın ve tehdit etmeyi bırakın. Hem onların hem de sizin Efendiniz’in göklerde olduğunu ve O'nda hiçbir kayırmacılık olmadığını bilirsiniz.
EPH 6:10 Son olarak, Efendi’de ve O’nun kudretinin gücünde güçlenin.
EPH 6:11 İblis’in hilelerine karşı durabilmek için Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanın.
EPH 6:12 Çünkü güreşimiz ete ve kana karşı değildir, ancak hükümdarlıklara karşı, güçlere karşı, bu çağdaki karanlığın dünya hükümdarlarına karşı, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır.
EPH 6:13 Bu nedenle, kötü günde dayanabilmek ve her şeyi yaptıktan sonra yerinizde durabilmek için Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanın.
EPH 6:14 Belinize gerçeğin kuşağını bağlamış, göğsünüze doğruluk zırhını takmış, ayaklarınıza esenlik Müjdesi’ni yayma hazırlığını giymiş ve bunların hepsinin üzerine, kötü olanın bütün ateşli oklarını söndürebileceğiniz iman kalkanını almış olarak yerinizde durun.
EPH 6:17 Kurtuluş miğferini ve Tanrı’nın sözü olan Ruh’un kılıcını alın.
EPH 6:18 Her tür dua ve dileklerle, her zaman Ruh’ta dua edin. Bunun için, bütün kutsallar hakkında dileklerde bulunarak sonuna kadar tam direnişle uyanık durun.
EPH 6:19 Benim için de dua edin, ağzımı açtığımda Müjde’nin sırrını cesaretle anlatabileyim diye söz verilsin.
EPH 6:20 Uğruna zincire vurulmuş halde elçisi olduğum Müjde’nin sırrını cesaretle bildirebilmem için dua edin.
EPH 6:21 Benimle ilgili şeyleri, yaptıklarımı bilmeniz için sevgili kardeşimiz, Efendi’nin sadık hizmetkârı Tihikos size her şeyi bildirecektir.
EPH 6:22 İşte tam bu amaçla, durumumuzu bilmeniz ve yüreklerinizi rahatlatması için onu size gönderiyorum.
EPH 6:23 Baba Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten kardeşlere esenlik ve imanla sevgi olsun.
EPH 6:24 Lütuf, Efendimiz Yeşua Mesih’i bozulmaz sevgiyle sevenlerin hepsiyle birlikte olsun! Amin.
PHI 1:1 Yeşua Mesih’in hizmetkârları Pavlus ve Timoteos, Filipi’de bulunan gözetmenler ve hizmetkârlarla birlikte Mesih’teki tüm kutsallara,
PHI 1:2 Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten lütuf ve esenlik olsun!
PHI 1:3 Sizi her hatırladığımda Tanrım’a şükrediyorum.
PHI 1:4 Sizin için ne zaman dua etsem hepiniz için sevinçle dilekte bulunuyorum.
PHI 1:5 Çünkü ilk günden şimdiye dek Müjde’nin yayılmasında bana ortaklık ettiniz.
PHI 1:6 Şundan eminim ki, sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı bunu Mesih Yeşua’nın gününe dek tamamlayacaktır.
PHI 1:7 Hepinizin adına böyle düşünmem yerindedir. Çünkü yüreğimdesiniz. İster tutuklu olayım, ister Müjde’yi savunup doğrulamakta, hepiniz benimle birlikte lütfa ortaksınız.
PHI 1:8 Hepinizi Mesih Yeşua’nın sevecen merhametleriyle nasıl özlediğime Tanrı tanıktır.
PHI 1:9 Sevginizin bilgi ve her türlü anlayışta daha da çoğalması için dua ediyorum.
PHI 1:10 Öyle ki üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Tanrı’nın yüceltilip övülmesi için Yeşua Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolup Mesih’in gününde içten ve kusursuz olasınız.
PHI 1:12 Kardeşler, başıma gelenlerin daha çok Müjde’nin yayılmasına yaradığını bilmenizi isterim.
PHI 1:13 Öyle ki, bütün saray muhafızları ve geri kalan herkes Mesih uğruna tutuklu olduğumu açıkça gördü.
PHI 1:14 Efendi’de olan kardeşlerimin çoğu, tutukluluğuma güvenerek, Tanrı’nın sözünü korkusuzca duyurmak için daha çok cesaret gösteriyorlar.
PHI 1:15 Gerçi bazıları Mesih’i kıskançlık ve çekişmeyle, bazıları da iyi niyetle duyuruyor.
PHI 1:16 Öncekiler, sıkıntıma sıkıntı katacaklarını düşünerek, Mesih’i pak yürekle değil, bencil tutkularla duyuruyorlar.
PHI 1:17 Sonuncular ise, Müjde’yi savunmakla görevlendirildiğimi bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.
PHI 1:18 Ne önemi var ki? İster sahte isterse gönülden olsun, Mesih her durumda duyurulmuş oluyor. İşte buna seviniyorum, sevineceğim de.
PHI 1:19 Çünkü biliyorum ki, dualarınız ve Yeşua Mesih’in Ruhu’nun desteğiyle bu durum benim kurtuluşumla sonuçlanacak.
PHI 1:20 İçten beklentim ve umudum uyarınca, hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğramayacağım, yaşamda ya da ölümde Mesih’in her zamanki gibi şimdi de bedenimde yücelmesi için tam bir cesaret göstereceğim.
PHI 1:21 Benim için yaşamak Mesih’tir, ölmek kazançtır.
PHI 1:22 Ama bedende yaşamayı sürdürürsem, bu işimden ürün getirecek. Yine de neyi seçeceğimi bilmiyorum.
PHI 1:23 İkisi arasında sıkışıp kaldım. Ayrılmayı ve Mesih’le birlikte olmayı arzuluyorum; ki bu çok daha iyi.
PHI 1:24 Yine de bedende kalmam sizin için daha gereklidir.
PHI 1:25 Buna olan inancımla biliyorum ki, ilerlemeniz ve imanda sevinmeniz için kalacağım, evet, hepinizle birlikte kalacağım.
PHI 1:26 Öyle ki, tekrar yanınıza geldiğimde, Mesih Yeşua’da benimle daha çok övünebilesiniz.
PHI 1:27 Ancak yaşam biçiminiz Mesih’in Müjdesi’ne layık olsun. Öyle ki, gelip sizi görsem de gelmesem de durumunuzu, tek bir ruhta dimdik durduğunuzu, Müjde’de açıklanan iman uğruna tek can halinde birlikte mücadele ettiğinizi,
PHI 1:28 size karşı olanlardan hiç korkmadığınızı duyayım. Bu, onların mahva gideceğinin, sizinse Tanrı’da kurtuluş bulacağının kanıtıdır. Bu da Tanrı’dandır.
PHI 1:29 Çünkü Mesih uğruna size yalnızca O’na iman etmek değil, aynı zamanda O’nun uğruna acı çekme bağışı da verildi.
PHI 1:30 Bende gördüğünüz ve hâlâ sürdürdüğümü duyduğunuz çekişmenin aynısıdır bu.
PHI 2:1 Öyleyse, Mesih’te bir teşvik, sevginin bir tesellisi ve Ruh’ta bir paydaşlık varsa, sevecen merhametler ve acıma varsa,
PHI 2:2 aynı düşüncede, sevgide, ruhta ve amaçta birleşip sevincimi tamamlayın.
PHI 2:3 Hiçbir şeyi çekişmeyle ya da kendini beğenmişlikle yapmayın. Tersine, alçakgönüllülükle diğerlerini kendinizden üstün sayın.
PHI 2:4 Her biriniz yalnız kendi işlerinize değil, ama her biriniz başkalarının işlerine de bakın.
PHI 2:5 Mesih Yeşua’da olan düşünce sizde de olsun.
PHI 2:6 O, Tanrı suretinde olduğu halde, Tanrı’yla eşitliği tutunacak bir hak saymadı,
PHI 2:7 tersine, hizmetkâr sureti alıp insanların benzeyişinde doğarak kendini boş kıldı.
PHI 2:8 İnsan suretinde bulunarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme kadar itaat edip kendini alçalttı.
PHI 2:9 Bu nedenle, Tanrı da O’nu çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı verdi.
PHI 2:10 Öyle ki, Yeşua’nın adında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün,
PHI 2:11 ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceliği için Yeşua Mesih’in Efendi olduğunu itiraf etsin.
PHI 2:12 O halde, sevgili kardeşlerim, her zaman itaat ettiğiniz gibi, yalnız ben yanınızdayken değil, ama şimdi yokluğumda çok daha fazla, korku ve titremeyle kurtuluşunuzu sonuçlandırın.
PHI 2:13 Çünkü kendisini hoşnut edeni hem istemeniz hem de yapmanız için sizde işleyen Tanrı’dır.
PHI 2:14 Her şeyi söylenmeden ve tartışmadan yapın.
PHI 2:15 Öyle ki, kusursuz ve zararsız bir biçimde, bu eğri ve sapmış kuşağın ortasında, dünyaya ışıklar gibi görünen Tanrı’nın saf çocukları olasınız.
PHI 2:16 Yaşam sözüne sarılın. Öyle ki, boşuna koşmadığımı, boşuna emek vermediğimi görerek Mesih’in gününde övünecek bir şeyim olsun.
PHI 2:17 Evet, imanınızın kurbanı ve hizmeti üzerine dökülecek olsam da sevinçliyim ve hepinizle birlikte seviniyorum.
PHI 2:18 Aynı şekilde siz de sevinçli olmalısınız ve benimle sevinmelisiniz.
PHI 2:19 Ama Timoteos’u yakında size gönderebileceğime dair Efendi Yeşua’da umudum var. Öyle ki, ben de nasıl olduğunuzu öğrenip sevineyim.
PHI 2:20 Timoteos gibi düşünen, sizi içtenlikle önemseyen başka kimsem yok.
PHI 2:21 Çünkü tümü Mesih Yeşua'nın şeylerini değil, kendi şeylerini arıyorlar.
PHI 2:22 Ama onun sınanmış sadakatini bilirsiniz. Babasına hizmet eden bir çocuk gibi, Müjde’nin yayılmasında benimle birlikte hizmet etti.
PHI 2:23 Bu nedenle, durumumun nasıl olacağını gördükten sonra, onu hemen size göndermeyi umuyorum.
PHI 2:24 Ben kendim de yakında gelme konusunda Efendi’ye güveniyorum.
PHI 2:25 Ama kardeşim, emektaşım, silah arkadaşım, elçiniz ve ihtiyaç anında destekçim olan hizmetkârınız Epafroditus’u, size göndermeyi gerekli saydım.
PHI 2:26 Çünkü hepinizi özledi ve hasta olduğunu duyduğunuz için çok üzüldü.
PHI 2:27 Gerçekten de ölüm derecesinde hastaydı. Ama Tanrı ona merhamet etti; yalnız ona değil, keder üzerine kederle dolmayayım diye bana da merhamet etti.
PHI 2:28 Bu nedenle, onu tekrar görüp sevinesiniz ve benim de üzüntüm azalsın diye büyük bir gayretle onu size gönderdim.
PHI 2:29 Onu Efendi’de tam bir sevinçle kabul edin ve böylelerine saygı gösterin.
PHI 2:30 Çünkü Mesih'in işi uğruna ölüme yaklaştı ve bana hizmetinizde eksik olanı tamamlamak için hayatını tehlikeye attı.
PHI 3:1 Son olarak, kardeşlerim, Efendi’de sevinin! Size aynı şeyleri yazmak beni usandırmaz. Ama bu size güvencedir.
PHI 3:2 O köpeklerden, o kötülük işçilerinden, sahte sünnetten sakının.
PHI 3:3 Çünkü bizler, Ruh’ta Tanrı’ya tapınan, Mesih Yeşua’da sevinen, bedene güvenmeyen, sünnetlileriz.
PHI 3:4 Oysa ben bedene güvenebilirdim. Herhangi birisi bedene güvenebileceğini düşünüyorsa, ben daha çok güvenebilirim.
PHI 3:5 Sekiz günlükken sünnet edildim. İsrael soyundan, Benyamin oymağından, İbraniler'den bir İbrani’yim. Yasa konusunda bir Ferisi’yim.
PHI 3:6 Gayret derseniz, kiliseye zulmeden biriydim. Yasa'da olan doğruluk konusunda kusursuz bulundum.
PHI 3:7 Bununla birlikte, benim için kazanç olan bu şeyleri Mesih uğruna kayıp saydım.
PHI 3:8 Evet, kuşkusuz, uğruna her şeyi yitirdiğim Efendim Mesih Yeşua’nın bilgisinin üstünlüğünden ötürü her şeyi kayıp sayıyorum, bir hiç sayıyorum. Öyle ki, Mesih’i kazanayım.
PHI 3:9 Yasa’yı tutmakla kazanılan kendi doğruluğuma değil, Mesih’e iman etmekle kavuşulan, iman yoluyla Tanrı’dan gelen doğruluğa sahip olarak Mesih’te bulunayım.
PHI 3:10 O’nu tanımak, dirilişinin gücünü ve çekmiş olduğu acılara ortak olmanın ne olduğunu bilmek, ölümünde O’nunla özdeşleşmek,
PHI 3:11 ve böylece ne yapıp yapıp ölümden dirilişe erişmek istiyorum.
PHI 3:12 Zaten bunlara kavuştuğumu ya da yetkinleştiğimi söylemiyorum. Ama tutmak için peşinden koşuyorum, çünkü ben de Mesih Yeşua tarafından tutuldum.
PHI 3:13 Kardeşler, kendimi henüz buna erişmiş saymıyorum, ama bir şey yapıyorum: Geride olanları unutup ileride olanlara uzanarak,
PHI 3:14 Tanrı’nın Mesih Yeşua’da bulunan yüce çağrısındaki ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum.
PHI 3:15 Bu nedenle, biz olgun olanlar böyle düşünelim. Aksini düşünen varsa, Tanrı onu da size açıklayacaktır.
PHI 3:16 Yine de, eriştiğimiz düzeye uygun ilkeyle yürüyelim. Aynı düşüncede olalım.
PHI 3:17 Kardeşler, hep birlikte beni örnek alın. Bizim örnek olduğumuz gibi, bu yolda yürüyenlere dikkat edelim.
PHI 3:18 Çok kez size söylemiş olduğum gibi, şimdi de gözyaşları içinde söylüyorum. Birçokları Mesih’in çarmıhına düşman olarak yürüyor.
PHI 3:19 Onların sonu yıkımdır, tanrıları karınlarıdır. Ayıplarıyla övünürler, dünyasal şeyleri düşünürler.
PHI 3:20 Oysa yurttaşlığımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Efendi Yeşua Mesih’i bekliyoruz.
PHI 3:21 O her şeyi kendine tabi kılmaya yeten gücünün işiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.
PHI 4:1 Bu nedenle, ey sevgililer, özlediğim kardeşlerim, sevincim ve başımın tacı sizsiniz. Böylece Efendi’de dimdik durun, sevgili kardeşlerim.
PHI 4:2 Evodiya’ya ve Sintihi’ye rica ediyorum, Efendi’de aynı düşüncede olun.
PHI 4:3 Evet, gerçek ortağım, sana da yalvarırım, bu kadınlara yardım et. Çünkü onlar benimle, Klement’le ve yaşam kitabında adları olan öteki emektaşlarımla birlikte Müjde'de benimle birlikte çalıştılar.
PHI 4:4 Her zaman Efendi’de sevinin! Yine diyorum, “Sevinin!”
PHI 4:5 Nezaketiniz bütün insanlar tarafından bilinsin. Efendi yakındır.
PHI 4:6 Hiçbir şeyde kaygılanmayın. Ama her şeyde dua ve dilekle, şükran dolu bir yürekle isteklerinizi Tanrı’ya bildirin.
PHI 4:7 Ve Tanrı’nın her anlayışı aşan esenliği Mesih Yeşua aracılığıyla yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır.
PHI 4:8 Son olarak, kardeşlerim, gerçek, saygıdeğer, doğru, pak, sevimli, iyi haberden olan, erdemli, övgüye değer ne varsa, onlar hakkında düşünün.
PHI 4:9 Benden öğrendiğiniz, aldığınız, duyduğunuz ve gördüğünüz şeyleri yapın. O zaman esenlik veren Tanrı sizinle olacaktır.
PHI 4:10 Bana karşı beslediğiniz ilgiyi sonunda yeniden canlandırdığınız için Efendi’de çok sevindim. Aslında, her zaman ilginiz vardı. Ama bunu gösterme fırsatınız yoktu.
PHI 4:11 İhtiyaç içinde olduğum için söylemiyorum. Çünkü ben hangi durumda olursam olayım eldekiyle yetinmeyi öğrendim.
PHI 4:12 Yoksul durumda olmayı da bilirim, bolluk içinde olmayı da. İster tok ister aç, ister bolluk ister ihtiyaç içinde, her durumda, her şeyde yaşamanın sırrını öğrendim.
PHI 4:13 Beni güçlendiren Mesih aracılığıyla her şeyi yapabilirim.
PHI 4:14 Yine de sıkıntılarıma ortak olmakla iyi ettiniz.
PHI 4:15 Ey Filipililer, siz de biliyorsunuz ki, Müjde’nin başlangıcında, Makedonya’dan ayrıldığım sırada, sizden başka hiçbir kilise yardımlaşma işinde benimle işbirliği yapmadı.
PHI 4:16 Selanik’te de, ihtiyacım olduğunda birkaç kez bana yardım gönderdiniz.
PHI 4:17 Çünkü aradığım armağan değil, tersine aradığım sizin hesabınıza çoğalan ürün.
PHI 4:18 Her şeyim var, ben bolluk içindeyim. Epafroditus’un eliyle gönderdiklerinizi alınca dopdolu oldum. Bunlar hoş kokulu sunular, Tanrı tarafından kabul edilip beğenilen kurbanlardır.
PHI 4:19 Tanrım, her ihtiyacınızı kendi zenginliğine göre görkemle Mesih Yeşua’da karşılayacaktır.
PHI 4:20 Tanrımız’a ve Babamız’a sonsuza dek yücelik olsun! Amin.
PHI 4:21 Mesih Yeşua’daki bütün kutsallara selam söyleyin. Yanımdaki kardeşler size selam söylüyor.
PHI 4:22 Bütün kutsallar, özellikle Sezar’ın evinden olanlar size selam ederler.
PHI 4:23 Efendi Yeşua Mesih’in lütfu hepinizle birlikte olsun! Amin.
COL 1:1 Tanrı’nın isteğiyle Mesih Yeşua’nın elçisi olan ben Pavlus ve kardeşimiz Timoteos,
COL 1:2 Kolose’deki Mesih’e ait kutsallara ve sadık kardeşlere: Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
COL 1:3 Sizler için dua ettiğimizde Efendimiz Yeşua Mesih’in Babası Tanrı’ya, her zaman şükrediyoruz.
COL 1:4 Çünkü Mesih Yeşua’da olan imanınızı ve bütün kutsallara karşı sevginizi duyduk.
COL 1:5 Bunlar göklerde sizin için saklı bulunan umuttan dolayıdır. Bu umudu gerçeğin sözünde, size daha önce ulaşan Müjde’de duydunuz.
COL 1:6 Müjde, işitip Tanrı’nın lütfunu gerçekten bildiğiniz günden bu yana aranızda olduğu gibi, bütün dünyada da ürün vermekte ve yayılmaktadır.
COL 1:7 Müjde’yi bizim adımıza Mesih’in sadık bir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafras’tan öğrendiniz.
COL 1:8 Ruh’tan gelen sevginizi de bize o bildirdi.
COL 1:9 Bunun için biz de, bunu işittiğimiz günden beri sizler için dua etmekten, tam bir bilgelik ve ruhsal anlayışla Tanrı’nın isteğini bütünüyle bilmenizi sağlamasını dilemekten geri kalmadık.
COL 1:10 Efendi’ye yaraşır biçimde yürümeniz, O’nu her bakımdan hoşnut etmeniz, her iyi işte ürün vererek Tanrı bilgisinde büyümeniz için dua ediyoruz.
COL 1:11 Her şeye sevinçle dayanıp sabredebilmeniz için O’nun yüceliğinin gücüne göre, tam kudretle güçlenmenizi diliyoruz.
COL 1:12 Bizi kutsalların ışıktaki mirasına ortak olmaya uygun kılan Baba’ya şükretmeniz için dua ediyoruz.
COL 1:13 O bizi karanlığın gücünden kurtarıp sevgili Oğlu’nun Krallığı'na aktardı.
COL 1:14 O’nda kurtuluşa, günahlarımızın bağışına sahibiz.
COL 1:15 Görünmez Tanrı’nın sureti, tüm yaratılışın ilk doğanı O’dur.
COL 1:16 Çünkü göklerde ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen her şey; tahtlar, egemenlikler, hükümdarlıklar, güçler O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır.
COL 1:17 O her şeyden öncedir ve her şey O'nda bir arada tutulmaktadır.
COL 1:18 Bedenin, kilisenin başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasında ilk doğan O’dur.
COL 1:19 Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O’nda bulunmasından hoşnut oldu.
COL 1:20 Tanrı, Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisi ile barıştırdı.
COL 1:21 Sizler, geçmiş zamanlarda düşüncelerinizde ve kötü işlerinizde yabancılar ve düşmanlardınız.
COL 1:22 Şimdiyse kendi önünde kutsal, lekesiz ve kusursuz olarak sunmak için, kendi bedeninde ölüm aracılığıyla O sizi barıştırdı.
COL 1:23 Yeter ki, duyduğunuz Müjde’nin umudundan ayrılmadan, imanda temellenmiş ve sarsılmaz olarak devam edin. Ben Pavlus, göklerin altında bütün yaratılışa ilan edilen bu Müjde’nin hizmetkârı kılındım.
COL 1:24 Şimdi sizin uğrunuza çektiğim acılara seviniyorum. Mesih’in bedeni olan kilise uğruna O’nun eksik kalan acılarını kendi payıma bedenimde tamamlıyorum.
COL 1:25 Tanrı’nın sizin yararınıza bana verdiği görev uyarınca, Tanrı sözünü yerine getirmek için kilisenin hizmetkârı oldum.
COL 1:26 Bu sır, çağlar ve kuşaklar boyunca saklı kalmıştır. Ama şimdi O’nun kutsallarına açıklanmıştır.
COL 1:27 Tanrı kutsallarına bu sırrın uluslar arasında ne denli yüce ve zengin olduğunu bildirmekten hoşnut oldu. Bu sır Mesih içinizdedir, yücelik umududur.
COL 1:28 Her insanı Mesih Yeşua’da yetkinliğe kavuşturmak için herkesi uyararak ve herkese tam bir bilgelik öğreterek O’nu duyuruyoruz.
COL 1:29 O’nun kudretle bende işleyen gücüne göre emek vermemin ve çabalamamın nedeni de budur.
COL 2:1 Sizler, Laodikya’dakiler ve yüzümü bedence hiç görmemiş olanlar için ne denli büyük bir mücadele verdiğimi bilmenizi isterim.
COL 2:2 Yüreklerinin teselli bulmasını ve sevgide birleşmelerini diliyorum. Öyle ki, anlayışın tam güvencesinin bütün zenginliklerini kazansınlar ve hem Baba’ya hem de Mesih’e ait olan Tanrı’nın sırrını,
COL 2:3 bilginin ve bilgeliğin tüm hazinelerinin kendisinde bulunduğu Mesih’i bilsinler.
COL 2:4 Hiç kimse sizi ikna edici sözlerle kandırmasın diye söylüyorum bunu.
COL 2:5 Bedenen aranızda olmasam da, ruhça sizinleyim. Düzeninizi ve Mesih’te olan imanınızın kararlılığını görerek seviniyorum.
COL 2:6 Bu nedenle, Efendi Mesih Yeşua’yı kabul ettiğiniz gibi, O’nda yürüyün.
COL 2:7 O’nda köklenin ve gelişin. Size öğretildiği gibi imanda güçlenin ve şükranla dolup taşın.
COL 2:8 Dikkat edin! Yeşua’dan sonra insan gelenekleriyle, dünyasal öğelerle, felsefeyle ve boş aldatmacalarla hiç kimse sizi ele geçirmesin.
COL 2:9 Çünkü Tanrı’nın bütün doluluğu bedenen O’nda bulunuyor.
COL 2:10 Siz de her yönetimin ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.
COL 2:11 Siz de Mesih’in sünnetinde, benliğin bedensel günahlarından sıyrılarak, elle yapılmayan bir sünnetle O’nda sünnet edildiniz.
COL 2:12 Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz. O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın işine iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz.
COL 2:13 Suçlarınız ve bedeninizin sünnetsizliği yüzünden ölüydünüz. Tanrı bütün suçlarımızı bağışlayarak, O’nunla birlikte yaşama kavuşturdu.
COL 2:14 Kurallarıyla bize karşı olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha çivileyerek ortadan kaldırdı.
COL 2:15 Hükümdarlıkları ve güçleri soyup onları açıkça teşhir etti, onlara karşı çarmıhta zafer kazandı.
COL 2:16 Bu nedenle kimse sizi yeme, içme, bayram, Yeni Ay ya da Şabat Günü konusunda yargılamasın.
COL 2:17 Bunlar gelecek şeylerin gölgesidir; beden ise Mesih'indir.
COL 2:18 Hiç kimse sizleri ödülünüzden yoksun bırakmasın. Sözde alçakgönüllülük göstererek, meleklere tapınarak, görmediği şeyler üzerinde durarak, benliğin düşünceleriyle boşuna böbürlenirler.
COL 2:19 Baş’a sımsıkı tutunmazlar. Oysa bütün beden eklemler ve bağlar yardımıyla Baş’tan beslenip kenetlenmekte ve Tanrı’nın sağladığı büyümeyle büyümektedir.
COL 2:20 Madem Mesih’le birlikte dünyasal öğeler karşısında öldünüz, öyleyse neden dünyada yaşayanlar gibi kurallar altına giriyorsunuz?
COL 2:21 Şunu elleme, bunu tatma, şuna dokunma!
COL 2:22 Bunların hepsi kullanıldıkça yok olup giden şeylerdir, insanların kurallarından ve öğretilerinden gelir.
COL 2:23 Gerçi bunların gönüllü tapınma, alçakgönüllülük ve bedene eziyet açısından bilgece bir görüntüsü vardır, ancak benliğin tutkularına karşı hiçbir faydası yoktur.
COL 3:1 Eğer Mesih’le birlikte dirildiyseniz, yukarıdaki şeyleri arayın. Mesih orada, Tanrı’nın sağında oturuyor.
COL 3:2 Yeryüzünde olan şeyleri değil, yukarıda olan şeyleri düşünün.
COL 3:3 Çünkü siz öldünüz ve yaşamınız Mesih’le birlikte Tanrı’da saklıdır.
COL 3:4 Yaşamımız olan Mesih göründüğünde, siz de O’nunla birlikte yücelik içinde görüneceksiniz.
COL 3:5 Bu nedenle bedenin yeryüzündeki üyelerini -cinsel ahlaksızlığı, pisliği, şehveti, kötü arzuları ve putperestlik olan açgözlülüğü- öldürün.
COL 3:6 Tanrı’nın gazabı bu şeyler yüzünden itaatsizlik çocukları üzerine geliyor.
COL 3:7 Bir zamanlar onlarda yaşarken, siz de onların içinde yürüdünüz.
COL 3:8 Ama şimdi öfke, kin, kızgınlık, iftira ve ağzınızdan çıkabilecek utanç verici sözler dahil, hepsini üzerinizden atın.
COL 3:9 Birbirinize yalan söylemeyin. Çünkü eski insanı yaptıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız.
COL 3:10 Bunun yerine bilgide yenilenen, Yaratıcısı’na benzer yeni insanı giyindiniz.
COL 3:11 Bunda Grek ve Yahudi, sünnetli ve sünnetsiz, barbar, İskit, köle ya da özgür ayrımı yoktur. Mesih her şeydir ve her şeydedir.
COL 3:12 Bu nedenle, Tanrı’nın kutsal ve sevgili seçilmişleri olarak yürekten şefkati, nezaketi, alçakgönüllülüğü, sabrı giyinin.
COL 3:13 Birbirinize katlanın, birinin öbüründen bir şikayeti varsa, Mesih’in sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi öyle bağışlayın.
COL 3:14 Bütün bunların üstüne yetkin birliğin bağı olan sevgide yürüyün.
COL 3:15 Tek beden olmak üzere çağrıldınız. Tanrı’nın esenliği yüreklerinizde hüküm sürsün. Şükredici olun!
COL 3:16 Mesih’in sözü zenginlikle içinizde bulunsun. Bütün bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin. Mezmurlar, ilahiler ve ruhsal ezgiler söyleyin. Şükran dolu yürekle Efendi’ye nağmeler yükseltin.
COL 3:17 Söylediğiniz ya da yaptığınız her şeyi Efendi Yeşua’nın adıyla, O’nun aracılığıyla Baba Tanrı’ya şükrederek yapın.
COL 3:18 Ey kadınlar, Efendi’ye yaraşır şekilde kocalarınıza boyun eğin.
COL 3:19 Ey kocalar, karılarınızı sevin, onlara sert davranmayın.
COL 3:20 Ey çocuklar, her şeyde anne babanıza itaat edin, çünkü bu Efendi’yi hoşnut eder.
COL 3:21 Ey babalar, çocuklarınızı öfkelendirmeyin ki, cesaretleri kırılmasın.
COL 3:22 Ey hizmetkârlar, her şeyde bedensel efendilerinizin sözünü dinleyin. Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünmek için değil, tam bir yürekle, Tanrı korkusuyla yapın.
COL 3:23 Ne yaparsanız yapın, insanlar için değil, Efendi için candan yapın.
COL 3:24 Bilin ki, miras ödülünüzü Efendi’den alacaksınız. Çünkü Efendi Mesih’e hizmet ediyorsunuz.
COL 3:25 Haksızlık eden ettiği haksızlığın karşılığını yine alacaktır, hiçbir ayrım olmayacaktır.
COL 4:1 Efendiler, gökte sizin de bir Efendiniz olduğunu bilerek hizmetkârlarınıza adalet ve eşitlikle davranın.
COL 4:2 Kararlılıkla dua etmeyi sürdürün. Şükranla duada uyanık kalın.
COL 4:3 Bizim için de birlikte dua edin ki, Mesih’in sırrını açıklamamız için Tanrı bize bir kapı açsın ve sözü duyuralım, tutuklu olmamın nedeni de bundandır.
COL 4:4 Bu sırrı nasıl açıklamam gerekiyorsa, öyle açıklayabilmem için dua edin.
COL 4:5 Zamanı değerlendirin. Dışarıda olanlara karşı bilgelikle yürüyün.
COL 4:6 Sözünüz tuzla terbiye edilmiş gibi her zaman lütufkâr olsun. Öyle ki, herkese nasıl yanıt vermeniz gerektiğini bilesiniz.
COL 4:7 Bütün işlerimi, Efendi’de emektaşım ve Efendi’nin sadık hizmetkârı olan kardeşim Tihikos size bildirecektir.
COL 4:8 Tam bu amaçla, içinde bulunduğumuz durumu bilmeniz ve yüreklerinizi teselli etmesi için onu size gönderiyorum.
COL 4:9 İçinizden biri olan, sadık ve sevgili kardeş Onisimos’u da onunla birlikte gönderiyorum. Burada olup biten her şeyden sizi haberdar edecekler.
COL 4:10 Tutukluluk arkadaşım Aristarhus ve Barnaba’nın yeğeni Markos size selam ederler. Markos, “Size gelirse onu kabul edin” diye buyruk aldığınız kişidir.
COL 4:11 Yustus diye bilinen Yeşua da selam eder. Tanrı’nın Krallığı için çalışan ve bana teselli olan emektaşım sünnetliler yalnız bunlardır.
COL 4:12 İçinizden biri ve Mesih’in bir hizmetkârı olan Epafras size selam eder. Tanrı’nın bütün isteğinde yetkin ve eksiksiz biçimde ayakta durabilesiniz diye dualarıyla sizin için her zaman mücadele ediyor.
COL 4:13 Kendisine ilişkin tanıklık ederim ki, sizler için, Laodikya ve Hierapolis’te bulunanlar için büyük gayreti vardır.
COL 4:14 Sevgili doktor Luka ve Dimas size selam ederler.
COL 4:15 Laodikya’daki kardeşlere, Nimfa’ya ve onun evindeki kiliseye selam söyleyin.
COL 4:16 Bu mektup aranızda okunduktan sonra Laodikya kilisesinde de okunsun. Siz de Laodikya’dan olan mektubu okuyun.
COL 4:17 Arhippus’a şunu söyleyin: Efendi yolunda aldığın hizmeti yerine getirmeye dikkat et!
COL 4:18 Ben Pavlus bu selamı kendi elimle yazıyorum. Zincirlerimi hatırlayın. Lütuf sizinle olsun. Amin.
1TH 1:1 Pavlus, Silvanus ve Timoteos, Baba Tanrı’da ve Efendi Yeşua Mesih’te olan Selanik kilisesine: Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
1TH 1:2 Dualarımızda sizleri anıyor, hepiniz için Tanrı’ya her zaman şükrediyoruz.
1TH 1:3 Tanrımız ve Babamız’ın önünde, iman işinizi, sevgiyle verdiğiniz emeğinizi ve Efendimiz Yeşua Mesih’e olan dayanıklı umudunuzu hiç durmadan hatırlıyoruz.
1TH 1:4 Tanrı’nın sevdiği kardeşlerim, sizin seçilmiş olduğunuzu biliyoruz.
1TH 1:5 Çünkü duyurduğumuz Müjde size yalnız sözde değil, güçte, Kutsal Ruh’ta ve büyük güvenceyle ulaştı. Aranızda bulunduğumuz sırada sizin yararınıza nasıl bir yaşam sergilediğimizi bilirsiniz.
1TH 1:6 Siz de bizi ve Efendi’yi örnek aldınız. Karşılaştığınız büyük sıkıntılara karşın, Kutsal Ruh’un sevinciyle sözü kabul ettiniz.
1TH 1:7 Böylece Makedonya ve Ahaya’daki iman eden herkese örnek oldunuz.
1TH 1:8 Çünkü Efendi’nin sözü yalnız Makedonya ve Ahaya’dakilere sizden yayılmakla kalmadı, Tanrı’ya olan imanınız da her yere yayıldı. Artık bizim bir söz söylememize gerek kalmadı.
1TH 1:9 Çünkü onların hepsi bizi nasıl karşıladığınızı anlatıp duruyorlar. Diri ve gerçek Tanrı’ya hizmet etmek, O’nun ölümden dirilttiği ve bizleri gelecek gazaptan kurtaran Oğlu Yeşua’nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Tanrı’ya nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar.
1TH 2:1 Kardeşler, size yaptığımız ziyaretin boşuna olmadığını siz kendiniz biliyorsunuz.
1TH 2:2 Bildiğiniz gibi, önceden Filipi Kenti’nde zulüm görmüş ve aşağılanmıştık. Yine de sıkıntıların içinde, Tanrı’dan aldığımız cesaretle Müjde’yi size duyurduk.
1TH 2:3 Çünkü öğüdümüz yalandan, kötü niyetten ya da aldatmacadan değildir.
1TH 2:4 Tam tersine, Tanrı tarafından Müjde’yi emanet almaya layık görülen kişiler olarak insanları değil, yüreklerimizi sınayan Tanrı’yı hoşnut edecek şekilde konuşuyoruz.
1TH 2:5 Bildiğiniz gibi, hiçbir zaman ne pohpohlayıcı sözlerle ne de açgözlülüğü gizleyen bir maskeyle gelmedik. Tanrı tanığımızdır.
1TH 2:6 İnsanların -ne sizin ne de başkalarının- övgüsünü aramadık. Mesih’in elçileri olarak yetkimizi kullanabilirdik.
1TH 2:7 Ama biz emziren bir annenin kendi çocuklarına değer verdiği gibi aranızda uysal olduk.
1TH 2:8 Size öylesine bir sevgiyle bağlanmıştık ki, sizinle yalnız Tanrı’nın Müjdesi’ni değil, kendi canlarımızı da vermeye razıydık. Çünkü sizi çok sevdik!
1TH 2:9 Kardeşler, emeğimizi ve çabamızı hatırlayın. Hiçbirinize yük olmamak için gece gündüz çalıştık, size Tanrı’nın Müjdesi’ni duyurduk.
1TH 2:10 Siz iman edenlere nasıl kutsal, doğru ve kusursuz davrandığımıza, sizler de Tanrı da tanıksınız.
1TH 2:11 Bildiğiniz gibi, bir babanın kendi çocuklarına yaptığı gibi, hepinizi teşvik ettik, teselli ettik ve öğüt verdik.
1TH 2:12 Sonuna dek Krallığı'na ve yüceliğine çağıran Tanrı’ya layık bir biçimde yürüyün.
1TH 2:13 Bundan ötürü Tanrı’ya durmadan şükrediyoruz. Çünkü bizden duyduğunuz Tanrı’nın bildirisi olan sözü insan sözü olarak değil, gerçekte olduğu gibi, Tanrı sözü olarak kabul ettiniz. İman eden sizlerde işleyen de bu sözdür.
1TH 2:14 Çünkü kardeşler, siz, Yahudiye’de Mesih Yeşua’da olan Tanrı’nın kiliselerini örnek aldınız. Siz de onların Yahudiler’den çekmiş olduğu sıkıntıların aynısını kendi yurttaşlarınızdan çektiniz.
1TH 2:15 Hem Efendi Yeşua’yı hem de kendi peygamberlerini öldüren, bizi kovan Yahudiler’dir. Tanrı’yı hoşnut etmiyorlar ve bütün insanlara karşıtdırlar.
1TH 2:16 Kurtulmaları için öteki uluslardan olanlarla konuşmamızı yasaklıyorlar ve günahlarını durmadan çoğaltıyorlar. Ama artık gazap onların üzerine sonuna kadar geldi.
1TH 2:17 Ama biz kardeşler, sizden kısa bir süreliğine gönülde değil, bedende ayrı düştük, büyük bir arzuyla yüzünüzü görmek için daha da çok çabaladık.
1TH 2:18 Bundan ötürü size gelmek istedik. Gerçekten de ben Pavlus, kaç kez gelmek istedim. Ama Şeytan bize engel oldu.
1TH 2:19 Efendimiz Yeşua’nın gelişinde, O’nun önünde umudumuz, sevincimiz, sevinç tacımız nedir? Siz değil misiniz?
1TH 2:20 Yüceliğimiz ve sevincimiz sizsiniz.
1TH 3:1 Böylece artık daha fazla dayanamayınca, Atina’da yalnız kalmayı uygun gördük.
1TH 3:2 Mesih’in Müjdesi’nde Tanrı hizmetkârı olan kardeşimiz Timoteos’u imanınızı güçlendirip sizi teselli etmesi için yanınıza gönderdik.
1TH 3:3 Öyle ki, bu sıkıntılar nedeniyle hiçbiriniz sarsılmasın. Bu görev için atandığımızı biliyorsunuz.
1TH 3:4 Sizinle birlikteyken, kesin bir dille sıkıntı çekeceğinize ilişkin sizi önceden uyarmıştık. Bildiğiniz gibi, öyle oldu da.
1TH 3:5 Bu nedenle, ayartıcının sizi herhangi bir şekilde ayartmasından ve emeğimizin boşa gitmesinden korktuğum için, daha fazla dayanamadım. İmanınızın durumunu öğrenmek için Timoteos’u gönderdim.
1TH 3:6 Ama yanınızdan yeni dönen Timoteos, imanınız ve sevginiz hakkında bize müjde getirdi. Bizi her zaman iyi anılarla hatırladığınızı, tıpkı bizim sizi özlediğimiz gibi, sizin de bizi özlediğinizi bildirdi.
1TH 3:7 Bundan ötürü, kardeşlerim, imanınız sayesinde bütün sıkıntı ve acılarımızın içinde sizinle teselli bulduk.
1TH 3:8 Çünkü siz Efendi’de dimdik durursanız, biz o zaman yaşarız.
1TH 3:9 Tanrımız’ın önünde sizden ötürü duyduğumuz bütün sevinç için, Tanrı’ya sizin için nasıl şükran sunabiliriz?
1TH 3:10 Yüzünüzü görebilmek ve imanınızın eksiklerini tamamlayabilmek için gece gündüz gayretle dua ediyoruz.
1TH 3:11 Babamız Tanrı’nın kendisi ve Efendimiz Yeşua Mesih yolumuzu size yöneltsin.
1TH 3:12 Bizim sizi sevdiğimiz gibi, birbirinize ve bütün insanlara karşı Efendi sizi sevgide artırıp çoğaltsın.
1TH 3:13 Öyle ki, Efendimiz Yeşua bütün kutsallarıyla birlikte gelişinde, Babamız Tanrı’nın önünde kutsallıkta kusursuz olmanız için yüreklerinizi sonuna dek pekiştirsin.
1TH 4:1 Sonuç olarak, kardeşler, Tanrı’yı hoşnut etmek için nasıl yürümeniz gerektiğini bizden öğrendiniz. Bunda daha da artmanız için Efendi Yeşua adıyla size yalvarıyor, öğütlüyoruz.
1TH 4:2 Çünkü Efendi Yeşua aracılığıyla size hangi talimatları verdiğimizi biliyorsunuz.
1TH 4:3 Çünkü Tanrı’nın isteği şudur: Kutsal olmanız, cinsel ahlaksızlıktan kaçınmanız.
1TH 4:4 Öyle ki, her biriniz kendi bedenini kutsallık ve saygınlık içinde nasıl denetleyeceğini bilsin.
1TH 4:5 Tanrı’yı tanımayan öteki uluslar gibi şehvet tutkusuyla değil,
1TH 4:6 bu konuda hiç kimse kardeşine ya da kız kardeşine kötülük etmesin, faydalanmaya kalkışmasın. Önceden size tanıklık ettiğimiz, sizi uyardığımız gibi, Efendi bütün bu şeylerden ötürü öç alıcıdır.
1TH 4:7 Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsallaşmaya çağırdı.
1TH 4:8 Bu nedenle, bunu reddeden kişi insanı değil, size Kutsal Ruhu’nu da vermiş olan Tanrı’yı reddetmiş olur.
1TH 4:9 Kardeşlik sevgisine gelince, bu konuda birinin size yazmasına gerek yoktur. Çünkü Tanrı size birbirinizi sevmeyi öğretti.
1TH 4:10 Gerçekten, bütün Makedonya’daki kardeşlere karşı aynısını yapıyorsunuz. Ama kardeşler, bunda daha da çok artmanızı size öğütlüyoruz.
1TH 4:11 Size verdiğimiz talimat gibi, sakin bir yaşam sürmeyi, kendi işinize bakmayı ve kendi ellerinizle çalışmayı amaç edinin.
1TH 4:12 Öyle ki, dışarıda olanlar önünde hiçbir şeye ihtiyaç duymadan doğru bir şekilde yürüyebilesiniz.
1TH 4:13 Kardeşler, uyumuş olanlar hakkında bilgisiz kalmanızı istemiyoruz. Öyle ki, umudu olmayan diğerleri gibi kederlenmeyesiniz.
1TH 4:14 Yeşua’nın ölüp dirildiğine inandığımız gibi, Tanrı aynı biçimde Yeşua'da uyumuş olanları da O’nunla birlikte geri getirecektir.
1TH 4:15 Bunun için Efendi’nin sözüyle size diyoruz ki, hayatta olan bizler, Efendi’nin gelişine dek bırakılmış olanlar, uyumuş olanların önüne kesinlikle geçmeyeceğiz.
1TH 4:16 Çünkü Efendi’nin kendisi yüksek sesle, başmeleğin sesiyle, Tanrı’nın borusuyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek.
1TH 4:17 Sonra biz yaşamakta olanlar, bırakılmış olanlar, Efendi’yi havada karşılamak üzere onlarla birlikte alınıp bulutlarla götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Efendi’yle birlikte olacağız.
1TH 4:18 Onun için birbirinizi bu sözlerle teselli edin.
1TH 5:1 Kardeşler, zamanlar ve dönemler konusunda size bir şey yazmamıza gerek yok.
1TH 5:2 Çünkü siz kendiniz de çok iyi biliyorsunuz ki, Efendi’nin günü geceleyin hırsız gibi gelecek.
1TH 5:3 Onlar, “Esenlikte ve güvenlikteyiz” dedikleri zaman, gebe kadının doğum sancısı gibi, üzerlerine ani bir yıkım gelecek. Bundan hiçbir şekilde kaçıp kurtulamayacaklar.
1TH 5:4 Ama kardeşler, siz karanlıkta değilsiniz ki, o gün sizi hırsız gibi yakalasın.
1TH 5:5 Hepiniz ışığın çocukları, gündüzün çocuklarısınız. Geceye ya da karanlığa ait değiliz.
1TH 5:6 Öyleyse ötekiler gibi uyumayalım, ayık ve uyanık olalım.
1TH 5:7 Çünkü uyuyanlar gece uyur, sarhoş olanlar da gece sarhoş olur.
1TH 5:8 Madem gündüze aitiz, iman ve sevgi zırhını kuşanalım, başımıza miğfer olarak kurtuluş umudunu takalım ve ayık duralım.
1TH 5:9 Çünkü Tanrı bizi gazaba uğramak için değil, Efendimiz Yeşua Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşmak için belirledi.
1TH 5:10 O bizim için öldü. Öyle ki, ister uyanık ister uykuda olalım, O’nunla birlikte yaşayalım.
1TH 5:11 Bu nedenle şimdi yaptığınız gibi, birbirinizi teşvik edin ve birbirinizi geliştirin.
1TH 5:12 Kardeşler, aranızda emek verenlerin, Efendi’de size öğüt veren önderlerinizin kıymetini bilmenizi rica ederiz.
1TH 5:13 Yaptıkları işten ötürü onlara sevgiyle büyük saygı gösterin. Kendi aranızda barış içinde olun.
1TH 5:14 Kardeşler, öğüdümüz şudur: Düzensizlere öğüt verin, yüreksizleri cesaretlendirin, güçsüzleri destekleyin, herkese karşı sabırlı olun.
1TH 5:15 Bakın, kimse kötülüğe kötülükle karşılık vermesin. Birbirinize ve herkese karşı her zaman iyiliği amaçlayın.
1TH 5:16 Her zaman sevinin.
1TH 5:17 Sürekli dua edin.
1TH 5:18 Her şeyde şükredin. Çünkü Tanrı’nın Mesih Yeşua’da sizin için olan isteği budur.
1TH 5:19 Ruh’u söndürmeyin.
1TH 5:20 Peygamberlik sözlerini hor görmeyin.
1TH 5:21 Her şeyi sınayın ve iyi olana sıkıca sarılın.
1TH 5:22 Kötülüğün her türünden sakının.
1TH 5:23 Esenlik kaynağı olan Tanrı sizi tümüyle kutsasın. Efendimiz Yeşua Mesih’in gelişinde bütün ruhunuz, canınız ve bedeniniz kusursuz bir şekilde korunsun.
1TH 5:24 Sizi çağıran Tanrı sadıktır ve bunu yapacaktır.
1TH 5:25 Kardeşler, bizim için dua edin.
1TH 5:26 Bütün kardeşleri kutsal öpüşle selamlayın.
1TH 5:27 Bu mektubun tüm kutsal kardeşlere okunmasını Efendi adına ciddiyetle size buyuruyorum.
1TH 5:28 Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu sizinle olsun! Amin.
2TH 1:1 Pavlus, Silvanus ve Timoteos, Babamız Tanrı’da ve Efendi Yeşua Mesih’te olan Selanik kilisesine:
2TH 1:2 Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
2TH 1:3 Kardeşler, sizin için her zaman Tanrı’ya şükretmeye borçluyuz. Bunu yapmamız da uygun olandır. Çünkü imanınız fazlasıyla büyüyor, her birinizin bir diğerine karşı olan sevgisi artıyor.
2TH 1:4 Bunun içindir ki, biz kendimiz, katlandığınız bütün zulüm ve sıkıntılar karşısındaki gösterdiğiniz sabır ve imanınızdan ötürü Tanrı’nın kiliselerinde sizinle övünüyoruz.
2TH 1:5 Bu, uğruna acı çektiğiniz Tanrı’nın Krallığı'na sonunda layık sayılabilmeniz için Tanrı’nın adil yargısının açık bir işaretidir.
2TH 1:6 Size sıkıntı çektirenlere sıkıntı ile karşılık vermek adil Tanrı’ya özgü bir şeydir.
2TH 1:7 Efendi Yeşua alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleriyle gökten göründüğünde bizimle birlikte sıkıntı çeken sizleri rahata kavuşturacaktır.
2TH 1:8 Tanrı’yı tanımayanları ve Efendimiz Yeşua’nın Müjdesi’ne itaat etmeyenleri cezalandıracaktır.
2TH 1:9 Onlar Efendi’nin yüzünden ve yüce gücünden sonsuza dek mahvolma cezasını çekeceklerdir.
2TH 1:10 Bunlar Efendi’nin kendi kutsalları arasında yüceltilmek ve bütün imanlılarda hayranlık uyandırmak üzere geldiği gün olacak. Çünkü size bildirdiğimiz tanıklığa inandınız.
2TH 1:11 Bunun için de her zaman sizin için dua ediyoruz. Öyle ki, Tanrımız sizi çağrınıza layık saysın, her iyi dileğinizi, iman işinizi kendi gücüyle tamamlasın.
2TH 1:12 Böylece Tanrımız’ın ve Yeşua Mesih’in lütfu uyarınca Efendimiz Yeşua Mesih’in adı sizde yüceltilsin, siz de O’nda yüceltilesiniz.
2TH 2:1 Şimdi, kardeşler, Efendimiz Yeşua Mesih’in gelişi ve kendisine toplanmamız hakkında, sizden rica ediyoruz.
2TH 2:2 Efendi’nin gününün çoktan geldiğini söyleyen bir ruh, bir söz ya da bizden gelmiş gibi gösterilen bir mektup hemen aklınızı karıştırmasın, sizi telaşlandırmasın.
2TH 2:3 Hiç kimse sizi hiçbir şekilde aldatmasın. Çünkü isyan başlamadan ve yıkım oğlu olan o günahkâr adam ortaya çıkmadan o gün gelmeyecektir.
2TH 2:4 Bu adam, Tanrı diye anılan ya da tapınılan her şeye karşı çıkacak, kendini hepsinden yüce sayacak, kendisini Tanrı olarak gösterip Tanrı’nın Tapınağı’nda oturacaktır.
2TH 2:5 Daha yanınızdayken bu şeyleri size söylediğimi hatırlamıyor musunuz?
2TH 2:6 Şimdi kendi zamanından önce ortaya çıkmasını, onu neyin engellediğini biliyorsunuz.
2TH 2:7 Yasa tanımazlığın gizemi şu anda bile işliyor. Şimdilik onu engelleyen ortadan kaldırılıncaya dek meydana çıkmayacak.
2TH 2:8 İşte o zaman yasa tanımaz adam meydana çıkacak. Efendi onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek.
2TH 2:9 Yasa tanımaz adam, her çeşit mucizeyle, belirtiyle, yalancı harikalarla ve kaybolanları kandıran her çeşit kötülükle gerçekleşen Şeytan’ın işleriyle gelecek. Çünkü kaybolanlar kurtuluş bulabilmek için gerçeğin sevgisini kabul etmediler.
2TH 2:11 Bu nedenle Tanrı yalana inansınlar diye onlara güçlü bir yanılgı gönderiyor.
2TH 2:12 Öyle ki, gerçeğe iman etmemiş olan, kötülükten hoşlananların hepsi yargılansın.
2TH 2:13 Ama biz, ey Efendi’nin sevdiği kardeşler, sizin için her zaman Tanrı’ya şükretmeye borçluyuz. Çünkü Tanrı, Ruh aracılığıyla kutsal kılınıp gerçeğe inanarak kurtuluş bulmanız için sizi başlangıçtan seçti.
2TH 2:14 Efendimiz Yeşua Mesih’in yüceliğine kavuşmanız için, sizi bizim duyurduğumuz Müjde aracılığıyla çağırdı.
2TH 2:15 O halde kardeşler, yerinizde dimdik durun! İster sözle ister mektupla, size öğrettiğimiz geleneklere bağlı kalın.
2TH 2:16 Efendimiz Yeşua Mesih’in kendisi ve bizi sevip lütufla bize sonsuz teselli ve iyi bir umut veren Babamız Tanrı yüreklerinizi teselli etsin, sizi her iyi iş ve sözde pekiştirsin.
2TH 3:1 Son olarak, kardeşler, bizim için dua edin ki, Efendi’nin sözü tıpkı aranızda olduğu gibi hızla yayılıp yüceltilsin.
2TH 3:2 Bizler de akılsız ve kötü insanlardan kurtulalım; çünkü hepsinin imanı yoktur.
2TH 3:3 Ama Efendi güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan koruyacaktır.
2TH 3:4 Buyurduklarımızı hem yaptığınıza hem de yapacağınıza dair Efendi’de güvenimiz tamdır.
2TH 3:5 Efendi yüreklerinizi Tanrı’nın sevgisine ve Mesih’in sabrına yöneltsin.
2TH 3:6 Kardeşler, Efendimiz Yeşua Mesih’in adıyla size buyuruyoruz: Bizden aldıkları öğretilere göre yürümeyip isyan içinde olan bütün kardeşlerden uzak durun.
2TH 3:7 Bizi nasıl örnek almanız gerektiğini biliyorsunuz. Çünkü biz aranızdayken isyankâr davranmadık.
2TH 3:8 Kimsenin ekmeğini bedelini ödemeden yemedik. Tam tersine, hiçbirinize yük olmamak için uğraşıp didindik, gece gündüz çalıştık.
2TH 3:9 Hakkımız olmadığı için değil, size örnek olalım diye böyle yaptık. Öyle ki, bize benzeyesiniz.
2TH 3:10 Daha aranızdayken size şunu buyurmuştuk: “Çalışmak istemeyen yemek de yemesin.”
2TH 3:11 Çünkü aranızda bazılarının isyan içinde yürüdüğünü, hiç çalışmadığını, başkalarının işine burunlarını soktuğunu duyuyoruz.
2TH 3:12 Böyle olanlara, Efendi Yeşua Mesih’te sessizce çalışmalarını, kendi ekmeklerini yemelerini buyuruyor ve öğütlüyoruz.
2TH 3:13 Ama, ey kardeşler, doğru olanı yapmaktan usanmayın.
2TH 3:14 Eğer bu mektuptaki sözlerimize itaat etmeyen olursa, onu mimleyin. Onunla ilişkinizi kesin ki, sonunda utansın.
2TH 3:15 Onu düşman saymayın, ama bir kardeş olarak kendisini uyarın.
2TH 3:16 Esenlik kaynağı olan Efendi’nin kendisi size her zaman, her yönden esenlik versin. Efendi hepinizle birlikte olsun.
2TH 3:17 Ben Pavlus, bu selamı kendi elimle yazıyorum. Bu işaret her mektubumda bulunur. Ben böyle yazarım.
2TH 3:18 Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu hepinizle birlikte olsun! Amin.
1TI 1:1 Kurtarıcımız Tanrı’nın ve umudumuz Efendi Yeşua Mesih’in buyruğuna göre Yeşua Mesih’in elçisi olan Pavlus,
1TI 1:2 imanda öz oğlum Timoteos’a: Babamız Tanrı’dan ve Efendimiz Mesih Yeşua’dan lütuf, merhamet ve esenlik olsun.
1TI 1:3 Makedonya’ya giderken sana öğütlediğim gibi, Efes’te kal ve bazı kişileri farklı öğretiler öğretmemelerini,
1TI 1:4 masallara ve sonu gelmeyen soyağaçlarına kulak vermemelerini buyur. Bu şeyler, imanda olan Tanrı işini idare etmekten çok, tartışmalara neden olur.
1TI 1:5 Bu buyruğun amacı, temiz yürekten, iyi vicdandan ve samimi imandan olan sevgidir.
1TI 1:6 Bazıları bunlardan saparak boş laflara daldılar.
1TI 1:7 Kutsal Yasa öğretmeni olmayı arzuluyorlar, ancak ne söyledikleri sözleri anlıyorlar ne de ileri sürdükleri konuları.
1TI 1:8 Ancak Yasa’yı uygun biçimde kullanan için Yasa’nın iyi olduğunu biliyoruz.
1TI 1:9 Yasa’nın doğrular için değil, yasasızlar ve başkaldıranlara, tanrısızlar ve günahkârlara, kutsal olmayanlar ve kutsallığa saygı duymayanlara, babasını ya da annesini öldürenlere, katillere,
1TI 1:10 cinsel ahlaksızlık yapanlara, eşcinsellere, köle tüccarlarına, yalancılara, yalan yere ant içenlere, bunun dışında sağlam öğretiye karşı duran başka ne varsa onlar için yapılmış olduğunu biliyoruz.
1TI 1:11 Kutlu Tanrı’nın bana emanet edilen yüce Müjdesi’ne göre böyledir.
1TI 1:12 Bana olanak veren Efendimiz Mesih Yeşua’ya şükrederim. Çünkü beni güvenilir sayarak hizmete atadı.
1TI 1:13 Oysa eskiden küfreden, zulmeden ve küstah birisiydim. Ama yine de bana merhamet edildi. Çünkü yaptıklarımı bilgisizlik ve imansızlıktan ötürü yapmıştım.
1TI 1:14 Efendimiz’in lütfu, Mesih Yeşua’da olan iman ve sevgiyle bollukla bana verildi.
1TI 1:15 Bu güvenilir ve her bakımdan kabule layık bir sözdür: Mesih Yeşua günahkârları kurtarmak için dünyaya geldi. Bu günahkârların başı da bendim.
1TI 1:16 Bununla birlikte, Yeşua Mesih sonsuz yaşam için kendisine iman edecek olanlara bir örnek olayım diye bütün sabrını önce bende gösterdi. Merhamet görmemin nedeni de budur.
1TI 1:17 Ebedi Kral’a, ölümsüz, görünmez ve bilge olan tek Tanrı’ya, sonsuzluklar boyunca onur ve yücelik olsun! Amin.
1TI 1:18 Oğlum Timoteos, sana daha önce verilen peygamberlik sözleri uyarınca, bu buyruğu sana veriyorum. Öyle ki, onlarla iyi savaşı sürdüresin.
1TI 1:19 İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları bunları iterek iman konusunda battılar.
1TI 1:20 Himeneos ve İskender bunlardandır. Küfretmemeyi öğrensinler diye onları Şeytan’a teslim ettim.
1TI 2:1 Bu nedenle, her şeyden önce şunu öğütlerim: Bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun.
1TI 2:2 Bu etkinlik kralları ve üst yöneticileri de kapsasın. Öyle ki, tam tanrısallıkla sakin, huzurlu ve saygın bir yaşam sürdürebilelim.
1TI 2:3 Çünkü bu, bütün insanların kurtulmasını ve gerçeğin tam bilgisine ulaşmasını isteyen Kurtarıcımız Tanrı’nın gözünde iyi ve kabule layıktır.
1TI 2:5 Çünkü tek Tanrı, Tanrı ile insanlar arasında tek bir aracı vardır.
1TI 2:6 O da insan olan ve kendini herkes için fidye olarak sunmuş olan Mesih Yeşua’dır. Bu tanıklık uygun zamanda gelmiştir.
1TI 2:7 Ben bunun duyurucusu ve elçisi atandım. Yalan söylemiyorum, Mesih'te gerçeği söylüyorum; imanda ve gerçekte ulusların öğretmeni olarak atandım.
1TI 2:8 Bu nedenle, erkeklerin öfkelenmeden ve kuşku duymadan, her yerde kutsal eller kaldırarak dua etmelerini isterim.
1TI 2:9 Aynı şekilde, kadınlar da örgülü saçlarla, altınlarla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, edepli, sade ve ölçülü giysilerle,
1TI 2:10 tanrısal olduklarını açıkça söyleyen kadınlara yaraşır biçimde, iyi işlerle süslensinler.
1TI 2:11 Kadın sessizce, tam bir itaatle öğrensin.
1TI 2:12 Kadının öğretmesine ya da erkeğe hâkim olmasına izin vermiyorum, ancak sessizlik içinde olsun.
1TI 2:13 Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı.
1TI 2:14 Adem aldanmadı, ama kadın aldanarak itaatsizliğe düştü.
1TI 2:15 Ama ağırbaşlılıkla iman, sevgi ve kutsallık içinde devam ederse, dünyaya çocuk getirmekle kurtulacaktır.
1TI 3:1 Bu güvenilir bir sözdür: Gözetmen olmak isteyen, iyi bir iş arzulamış olur.
1TI 3:2 Ancak gözetmen ayıplanacak bir yanı olmayan, tek karılı, ölçülü, sağduyulu, alçakgönüllü, misafirperver, öğretmede iyi biri olmalıdır.
1TI 3:3 İçki düşkünü, açgözlü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalıdır.
1TI 3:4 Kendi evini iyi yöneten, her bakımdan saygılı, söz dinleyen çocuklar yetiştiren biri olmalıdır.
1TI 3:5 Kendi evini yönetmeyi bilmeyen biri, Tanrı’nın kilisesiyle nasıl ilgilenebilir?
1TI 3:6 Gözetmen yeni iman etmiş biri olmamalı. Yoksa gurura kapılıp İblis’le aynı yargıya uğrayabilir.
1TI 3:7 Ayrıca, kilisenin dışındakiler tarafından da iyi biri olarak tanınmalıdır. Öyle ki, ayıplanacak bir duruma ve İblis’in tuzağına düşmesin.
1TI 3:8 Tıpkı bunun gibi, kilise hizmetkârları, özü sözü ayrı, şaraba tutsak, para düşkünü kişiler değil, saygın kişiler olmalıdır.
1TI 3:9 Temiz bir vicdanla imanın sırrına tutunmalıdırlar.
1TI 3:10 Bunlar da önce sınansınlar; suçlanacak bir yanları yoksa hizmet etsinler.
1TI 3:11 Karıları da aynı şekilde saygılı, iftiracı değil, ölçülü ve her bakımdan sadık olmalıdır.
1TI 3:12 Hizmetkârlar tek karılı, çocuklarını ve kendi evlerini iyi yöneten kişiler olsun.
1TI 3:13 Çünkü iyi hizmet edenler, kendilerine iyi bir konum edinir, Mesih Yeşua’da olan imanda büyük cesaret kazanırlar.
1TI 3:14 Bu şeyleri size yakında yanınıza gelmeyi umarak yazıyorum.
1TI 3:15 Ama eğer gecikirsem, Tanrı’nın evi içinde, yani gerçeğin direği ve temeli olan yaşayan Tanrı’nın kilisesinde nasıl davranmak gerektiğini bilesin diye yazıyorum.
1TI 3:16 Tartışmasız tanrısallığın sırrı büyüktür: Tanrı, bedende göründü, Ruh’ta doğrulandı, melekler tarafından görüldü, uluslar arasında duyuruldu, dünyada iman edildi, ve yücelik içinde yukarı alındı.
1TI 4:1 Ruh açıkça diyor ki, son zamanlarda bazıları ayartıcı ruhlara ve iblislerin öğretilerine kulak vererek imandan sapacaklar.
1TI 4:2 Yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle vicdanları kızgın demirle dağlanmış gibi olacak.
1TI 4:3 Evlenmeyi yasaklayacak, iman edip gerçeği bilenlerin şükranla yemesi için Tanrı’nın yaratmış olduğu yiyeceklerden sakınılması gerektiğini buyuracaklar.
1TI 4:4 Çünkü Tanrı’nın yarattığı her şey iyidir. Şükranla kabul edilirse hiçbir şey reddedilmemelidir.
1TI 4:5 Çünkü Tanrı’nın sözü ve dua aracılığıyla kutsal kılınmıştır.
1TI 4:6 Kardeşlere bu şeyleri öğütlersen, iman sözlerinden ve izlediğin iyi öğretiden beslenerek Mesih Yeşua’nın iyi bir hizmetkârı olursun.
1TI 4:7 Ama kirli ve kocakarı masallarını reddet. Kendini tanrısallıkta eğit.
1TI 4:8 Bedeni eğitmenin biraz yararı vardır; ama şimdiki ve gelecek yaşamın vaadine sahip olan tanrısallığın her yönden yararı vardır.
1TI 4:9 Bu söz güvenilirdir ve her bakımdan kabule layıktır.
1TI 4:10 Bunun için hem çalışıyoruz hem de kınanıyoruz. Çünkü umudumuzu bütün insanların, özellikle de iman edenlerin Kurtarıcısı olan diri Tanrı’ya bağladık.
1TI 4:11 Bu şeyleri buyur ve öğret.
1TI 4:12 Kimse senin gençliğini hor görmesin. Sözde, yaşayışta, sevgide, ruhta, imanda ve paklıkta imanlılara örnek ol.
1TI 4:13 Ben gelinceye dek okumaya, öğüt vermeye ve öğretmeye dikkat et.
1TI 4:14 Peygamberlikle ve ihtiyarlar kurulunun ellerini senin üzerine koymasıyla sana verilen ve sende olan armağanı ihmal etme.
1TI 4:15 Bu şeylerde gayretli ol. Kendini tamamen onlara ver ki, ilerlediğini herkes görsün.
1TI 4:16 Kendine ve öğretine dikkat et. Bu şeyleri sürdür, çünkü bunu yapmakla hem kendini hem de seni dinleyenleri kurtaracaksın.
1TI 5:1 Yaşlı adamı azarlama, babanmış gibi, gençleri kardeşinmiş gibi,
1TI 5:2 yaşlı kadınları annenmiş gibi, genç kadınları tam bir saflıkla kardeşinmiş gibi yüreklendir.
1TI 5:3 Gerçekten dul olan dul kadınlara saygı göster.
1TI 5:4 Ama dul kadının çocukları ya da torunları varsa, bunlar önce kendi ailesine sevgi gösterip büyüklerine borçlarını ödesinler. Çünkü bu Tanrı’yı hoşnut eder.
1TI 5:5 Gerçekten kimsesiz kalan dul kadın, umudunu Tanrı’ya bağlamıştır; gece gündüz dilekte bulunup dua etmeye devam eder.
1TI 5:6 Kendini zevke veren dul kadın ise yaşarken ölmüştür.
1TI 5:7 Ayıplanmamaları için bu şeylerde onları uyar.
1TI 5:8 Ama kim kendine ait olanların, özellikle de ev halkının geçimini sağlamazsa, imanı inkâr etmiş olur ve imansızdan beter olur.
1TI 5:9 Altmış yaşını geçmemiş hiç kimsenin adı dullar listesine yazılmasın, tek erkekle evlenmiş,
1TI 5:10 çocuk büyütmüş, konukseverlik göstermiş, kutsalların ayaklarını yıkamış, sıkıntıda olanlara yardım etmiş ve kendini iyi işlere vermiş olan dul kadının adı listeye yazılsın.
1TI 5:11 Ama daha genç olan dul kadınları kabul etmeyin. Çünkü bedensel arzuları Mesih’e karşı baskın çıkınca evlenmek isterler.
1TI 5:12 Verdikleri ilk sözü reddettikleri için yargıya uğrarlar.
1TI 5:13 Ayrıca tembellik etmeyi, ev ev gezmeyi de öğrenirler. Yalnızca tembellik etmekle kalmaz, aynı zamanda dedikoducu olurlar. Üzerlerine düşmeyen sözler söyleyerek burunlarını başkalarının işine sokarlar.
1TI 5:14 Bundan ötürü, genç dulların evlenmelerini, çocuk yetiştirmelerini, evlerini yönetmelerini ve düşmana hiçbir aşağılama fırsatı vermemelerini istiyorum.
1TI 5:15 Çünkü bazıları şimdiden Şeytan’ın peşine düştü bile.
1TI 5:16 İmanlı birinin dul kalmış yakınları varsa onlara yardım elini uzatsın. Öyle ki, kilise yük altına girmeden gerçekten dullara yardım edebilsin.
1TI 5:17 İyi yöneten ihtiyarlar, özellikle sözde ve öğretmede emek verenler, iki kat saygıya layık görülsün.
1TI 5:18 Çünkü Kutsal Yazı şöyle der: “Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.” Ve, “İşçi ücretini hak eder.”
1TI 5:19 İki ya da üç tanığın sözü olmadan, bir ihtiyara karşı yapılan suçlamayı kabul etme.
1TI 5:20 Günah işleyenleri, herkesin önünde azarla. Öyle ki, öbürleri de korksun.
1TI 5:21 Tanrı’nın, Efendi Yeşua Mesih’in ve seçilmiş meleklerin huzurunda sana buyuruyorum; bu şeyleri önyargısız ve taraf tutmadan uygula.
1TI 5:22 Birinin üzerine el koymakta acele etme. Başkalarının günahlarına ortak olma. Kendini pak tut.
1TI 5:23 Artık yalnızca su içme, miden için ve sık sık baş gösteren hastalıkların için biraz şarap iç.
1TI 5:24 Bazı insanların günahları bellidir ve onlardan önce yargıya varır. Bazılarının da sonradan ardından gelir.
1TI 5:25 Aynı şekilde, iyi işler de bellidir; belli olmayanlar bile saklanamazlar.
1TI 6:1 Boyunduruk altındaki kölelerin hepsi kendi efendilerini tam bir saygıya layık görsünler ki, Tanrı’nın adı ve öğretisi lekelenmesin.
1TI 6:2 Efendisi imanlıysa, nasıl olsa kardeşiz deyip efendilerini hor görmesinler. Tam tersine, hizmet etsinler. Çünkü bu iyi hizmetten faydalananlar, sevdikleri imanlılardır. Bu şeyleri öğret ve öğütle.
1TI 6:3 Eğer biri farklı öğretiler yayıyor, doğru sözü, yani Efendimiz Yeşua Mesih’in sözlerini ve tanrısallık öğretisini kabul etmiyorsa,
1TI 6:4 kendini beğenmiş ve bilgisizdir. Ancak bu kişi tartışmalara ve kelime kavgalarına hastalık derecesinde tutkundur. Böyle şeyler kıskançlığa, çekişmeye, hakarete, kötü şüphelere,
1TI 6:5 düşünceleri yozlaşmış ve gerçeği yitirmiş kişilerin durmadan sürtüşmesine neden olur. Tanrısallığın kazanç yolu olduğunu sanıyorlar. Böylelerinden uzak dur.
1TI 6:6 Ama tanrısallık eldekiyle yetinmekle birlikte büyük kazançtır.
1TI 6:7 Çünkü dünyaya hiçbir şey getirmedik, ne de buradan herhangi bir şey götürebiliriz.
1TI 6:8 Ama yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz.
1TI 6:9 Zengin olmada kararlı olanlar ayartılıp tuzağa düşerler, insanı yıkıma ve mahva götüren birçok akılsız ve zararlı arzulara yakalanırlar.
1TI 6:10 Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü para sevgisidir. Bazıları bu hırsla imandan saptılar ve bir sürü kederle kendilerine acı yaşattılar.
1TI 6:11 Ama sen, ey Tanrı adamı, bu şeylerden kaç! Doğruluğun, Tanrı yolunun, imanın, sevginin, sabrın ve uysallığın ardından koş.
1TI 6:12 İmanın iyi mücadelesini ver. Çağrılmış olduğun sonsuz yaşama sımsıkı sarıl! Birçok tanık önünde yüce bildiriyi açıkça dile getirdin.
1TI 6:13 Her şeye yaşam veren Tanrı’nın ve Pontius Pilatus önünde yüce bildiriyi tanıklık etmiş olan Mesih Yeşua’nın önünde sana buyuruyorum:
1TI 6:14 Efendimiz Yeşua Mesih görünene dek Tanrı’nın buyruğunu lekesiz ve kusursuz olarak koru.
1TI 6:15 Tanrı kendi zamanında kralların Kralı’nı, efendilerin Efendisi’ni tek Hükümdar’ı, kutsal Olan’ın kim olduğunu gösterecektir.
1TI 6:16 Ölümsüzlük yalnızca O’na özgüdür. Kimsenin yaklaşamayacağı ışıkta yaşar. O’nu kimse görmedi ve göremez. O’na onur ve sonsuz kudret olsun! Amin.
1TI 6:17 Bu dünyada şimdi zengin olanları gurura kapılmamaları, geçici zenginliğe umut bağlamamaları konusunda uyar. Tersine zevk almamız için bize her şeyi bollukla veren Tanrı’ya umut bağlasınlar.
1TI 6:18 İyilik yapmalarını, iyi işlerde zengin olmalarını, eli açık ve paylaşmaya istekli olmalarını tembihle.
1TI 6:19 Böylece sonsuz yaşama kavuşmak üzere gelecek zaman için kendilerine iyi bir temel hazırlamış olurlar.
1TI 6:20 Ey Timoteos, sana emanet edileni koru! Boş gevezeliklerden ve yalan yere bilgi denen şeylerin karşı çıkışlarından sakın,
1TI 6:21 bazıları bunu öne sürdüler ve böylece imandan saptılar. Lütuf sizinle birlikte olsun! Amin.
2TI 1:1 Mesih Yeşua’daki yaşam vaadine göre Tanrı’nın isteğiyle Yeşua Mesih’in elçisi olan ben Pavlus,
2TI 1:2 sevgili oğlum Timoteos’a: Baba Tanrı’dan ve Efendimiz Mesih Yeşua’dan lütuf, merhamet ve esenlik olsun.
2TI 1:3 Aralıksız, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarımın yaptığı gibi temiz bir vicdanla hizmet ettiğim Tanrı’ya şükrediyorum.
2TI 1:4 Gözyaşlarını hatırlıyor, sevinçle dolmak için seni görmeyi özlemle bekliyorum.
2TI 1:5 Sendeki içten imanı hatırlıyorum. Önce büyükannen Lois’de ve annen Evniki’de hayat bulan imanın şimdi sende de bulunduğuna eminim.
2TI 1:6 Bu nedenle, ellerimi üzerine koymamla verilen Tanrı armağanını alevlendirmen gerektiğini hatırlatıyorum.
2TI 1:7 Çünkü Tanrı bize korku ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu verdi.
2TI 1:8 Öyleyse Efendimiz’in tanıklığından da O’nun tutsağı olan benden de utanma; ama Tanrı’nın gücü uyarınca Müjde için benimle birlikte sıkıntıya dayan.
2TI 1:9 Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal çağrıyla çağırdı. Bu lütuf zamanın başlangıcından önce Mesih Yeşua’da bize verildi.
2TI 1:10 Kurtarıcımız Mesih Yeşua’nın görünmesiyle şimdi açıklandı. Kendisi ölümü ortadan kaldırmış, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde yoluyla ışığa çıkarmıştır.
2TI 1:11 Müjde için ulusların habercisi, elçisi ve öğretmeni olmak üzere ben atandım.
2TI 1:12 Bu şeyleri çekmemin nedeni de budur. Yine de utanmıyorum. Çünkü kime inandığımı biliyorum. O’na emanet ettiğimi o güne karşı koruyacak güçte olduğuna eminim.
2TI 1:13 Benden duymuş olduğun sağlam sözlerin örneğini, Mesih Yeşua’da olan iman ve sevgide tut.
2TI 1:14 İyi emaneti, içimizde bulunan Kutsal Ruh aracılığıyla koru.
2TI 1:15 Asya İli’ndekilerin hepsinin beni terk edip gittiklerini biliyorsun; Figelos ve Hermogenis onlardandır.
2TI 1:16 Efendi, Onisiforos’un evine merhamet etsin. Çünkü o defalarca içimi rahatlattı ve zincirlerimden utanmadı.
2TI 1:17 Tersine, Roma’ya gelince beni gayretle arayıp buldu.
2TI 1:18 O gün Efendi ona merhamet göstersin. Efes’te ne denli hizmet ettiğini sen çok iyi biliyorsun.
2TI 2:1 Bu nedenle, oğlum, Mesih Yeşua’da olan lütufta güçlen.
2TI 2:2 Birçok tanık arasında benden duyduğun şeyleri, başkalarına da öğretebilecek yetenekte olan sadık kişilere emanet et.
2TI 2:3 Bu nedenle Mesih Yeşua’nın iyi bir askeri olarak sıkıntıya dayan.
2TI 2:4 Görev başındaki asker kendisini askerliğe çağıranı hoşnut etmek için günlük işlere karışmaz.
2TI 2:5 Ayrıca, spor yarışmasında yarışan biri, kurallara göre yarışmadıkça taç giyemez.
2TI 2:6 Emek veren çiftçi üründen ilk pay alan olmalıdır.
2TI 2:7 Söylediklerimi iyi düşün. Efendi sana her konuda anlayış verecektir.
2TI 2:8 Müjdem’e göre David’in soyundan olup ölümden dirilmiş olan Yeşua Mesih’i hatırla.
2TI 2:9 Müjde için bir suçlu gibi zincire vurulmaya kadar sıkıntı çekiyorum. Ama Tanrı’nın sözü zincire vurulmuş değildir.
2TI 2:10 Bu nedenle, seçilmişler uğruna her şeye katlanıyorum. Öyle ki, onlar da sonsuz yücelikle birlikte Mesih Yeşua’da olan kurtuluşa kavuşsunlar.
2TI 2:11 Şu söz güvenilirdir: “O’nunla birlikte öldüysek, O’nunla birlikte yaşayacağız.
2TI 2:12 Dayanırsak, O’nunla birlikte hüküm de süreceğiz. Eğer O’nu inkâr edersek, O da bizi inkâr edecek.
2TI 2:13 Biz sadık kalmasak da, O sadık kalacak. Çünkü kendini inkâr edemez.”
2TI 2:14 Bu şeyleri onlara hatırlat. İşitenleri yıkıma sürükleyecek, yararsız sözler üzerinde tartışmamaları konusunda Efendi’nin önünde onları uyar.
2TI 2:15 Doğruluk Sözü'nü uygunca kullanan, kendini Tanrı tarafından beğenilen, alnı ak bir işçi olarak sunmaya gayret et.
2TI 2:16 Ama bayağı, boş sözlerden kaçın. Çünkü bunlara kapılanlar tanrısızlıkta daha da ileri gidecekler.
2TI 2:17 Sözleri kangren gibi yayılacak. Himeneos ve Filitos onlardandır.
2TI 2:18 Diriliş olup bitti diyerek gerçek konusunda saptılar ve bazılarının imanını altüst ediyorlar.
2TI 2:19 Bununla birlikte, Tanrı’nın sağlam temeli şu mühre sahip olarak duruyor: “Efendi kendisine ait olanları bilir” ve “Efendi’nin adını anan herkes kötülükten uzak dursun.”
2TI 2:20 Şimdi büyük bir evde yalnız altın ve gümüş kaplar bulunmaz; aynı zamanda tahta ve toprak kaplar da vardır. Bazıları onurlu, bazıları da bayağı iş içindir.
2TI 2:21 Bunun gibi, kim kendini bunlardan arındırırsa, her iyi iş için hazırlanmış, efendinin kullanımına uygun, kutsal kılınmış, onurlu bir kap olur.
2TI 2:22 Gençlik arzularından kaç. Temiz bir yürekle Efendi’yi çağıranlarla birlikte doğruluğun, imanın, sevginin ve esenliğin ardından koş.
2TI 2:23 Çekişme yaratacağını bilerek, akılsızca ve cahilce tartışmalara girmeyi reddet.
2TI 2:24 Efendi’nin hizmetkârı tartışmamalı, herkese karşı uysal olmalı, öğretme becerisi olmalı ve sabırlı olmalı.
2TI 2:25 Kendisine karşı çıkanları uysallıkla düzeltmelidir. Gerçeğin bilgisine tam olarak erişebilmeleri için belki Tanrı onlara bir tövbe fırsatı verir.
2TI 2:26 Böylece, isteğini yerine getirmeleri için onları tutsak eden İblis’in tuzağından kurtulabilirler.
2TI 3:1 Şunu bil ki, son günlerde çetin zamanlar gelecektir.
2TI 3:2 İnsanlar kendilerini seven, para tutkunu, kendini beğenmiş, kibirli, küfürbaz, babasına ve annesine itaatsiz, nankör, kutsallıktan yoksun,
2TI 3:3 sevgisiz, affetmez, iftiracı, özünü denetlemeyen, azgın, iyilik sevmez olacaklar.
2TI 3:4 Hain, inatçı, kendini beğenmiş, Tanrı’dan çok eğlenceyi seven olacaklar.
2TI 3:5 Tanrısalmış gibi görünüp onun gücünü inkâr edenler olacak. Bunlardan da yüz çevir.
2TI 3:6 Çünkü onlardan bazıları, evlere gizlice girip günah yüklü, çeşitli arzulara kapılan saf kadınları esir aldılar.
2TI 3:7 Bu kadınlar her zaman öğrenen, asla gerçeğin bilgisine erişmeyen insanlardır.
2TI 3:8 Yannis ve Yambris nasıl Moşe’ye karşı çıktılarsa, onlar da gerçeğe karşı çıkıyorlar. Fikirleri bozuk, iman konusunda reddedilmiş kişilerdir.
2TI 3:9 Ama daha ileri gidemeyecekler. Çünkü onların akılsızlığı nasıl belli olduysa, bunlarınki de herkese belli olacaktır.
2TI 3:10 Ama sen benim öğretimi, davranışımı, amacımı, imanımı, sabrımı, sevgimi, kararlılığımı,
2TI 3:11 çektiğim eziyetleri ve acıları, Antakya’da, Konya’da ve Listra’da başıma gelenleri yakından izledin. O zulümlere katlandım. Ama Efendi beni hepsinden kurtardı.
2TI 3:12 Evet, Mesih Yeşua’da olup tanrısal bir yaşam arzulayan herkes zulüm görecek.
2TI 3:13 Ama kötü adamlar ve sahtekârlar aldatarak ve aldanarak kötülükte daha da ileri gidecekler.
2TI 3:14 Ama sen, kimden öğrendiğini bilerek öğrendiğin ve emin olduğun şeylerde kal.
2TI 3:15 Mesih Yeşua’da olan iman aracılığıyla kurtuluş için seni bilge kılmaya yeterli olan Kutsal Yazılar’ı çocukluğundan beri biliyorsun.
2TI 3:16 Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı nefesidir; öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için faydalıdır,
2TI 3:17 öyle ki, Tanrı’ya ait olan her insan her iyi iş için donatılıp tam olsun.
2TI 4:1 Tanrı’nın ve dirileri ve ölüleri yargılayacak olan Efendi Yeşua Mesih’in önünde, O’nun gelişi ve krallığı hakkı için sana buyuruyorum:
2TI 4:2 Sözü duyur. Zamanlı zamansız ısrarcı ol. Tam bir sabırla eğiterek, ikna et, uyar ve teşvik et.
2TI 4:3 Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiyi dinlemeyecekler. Kulaklarını okşayan kendi arzularına göre kendilerine öğretmenler toplayacaklar.
2TI 4:4 Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar.
2TI 4:5 Ama sen her şeyde ayık ol, sıkıntıya dayan, müjdeci olarak işini yap, hizmetini tamamla.
2TI 4:6 Çünkü ben zaten kurban ediliyorum ve ayrılma zamanım geldi.
2TI 4:7 İyi mücadeleyi verdim, yarışı tamamladım, imanı korudum.
2TI 4:8 Bundan böyle, doğruluk tacı benim için hazır duruyor. Adil yargıç, Efendi o gün bu tacı bana, yalnız bana değil, O’nun görünmesini sevenlerin hepsine verecektir.
2TI 4:9 Yanıma çabuk gelmeye gayret et.
2TI 4:10 Çünkü Dimas bu dünyayı sevdiği için beni bırakıp Selanik’e gitti. Kriskis Galatya’ya, Titus Dalmaçya’ya gitti.
2TI 4:11 Yanımda yalnız Luka var. Markos’u alıp yanında getir, çünkü hizmette bana yardımı dokunur.
2TI 4:12 Tihikos’u Efes’e gönderdim.
2TI 4:13 Troas’ta Karp’ın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle de yazı derilerini yanında getir.
2TI 4:14 Bakırcı İskender bana çok kötülük etti. Efendi ona yaptıklarının karşılığını verecektir.
2TI 4:15 Ondan sen de sakın. Çünkü sözlerimize çok karşı çıktı.
2TI 4:16 İlk savunmamda kimse yardıma gelmedi, hepsi beni bıraktı. Bunun hesabı onlardan sorulmasın.
2TI 4:17 Ama Efendi yanımda durup beni güçlendirdi. Öyle ki, Tanrı bildirisi aracılığımla tam olarak duyurulsun, ulusların hepsi bunu işitsin. Böylece aslanın ağzından kurtuldum.
2TI 4:18 Efendi beni her kötü işten kurtaracak, göksel krallığı için beni güvenlik içinde tutacaktır. Sonsuzlara dek O’na yücelik olsun! Amin.
2TI 4:19 Priska’ya, Akvila’ya ve Onisiforos’un evine selam söyle.
2TI 4:20 Erastus Korint’te kaldı. Trofimos’u Milet’te hasta bıraktım.
2TI 4:21 Kış gelmeden gelmeye gayret et. Evvulus, Pudens, Linus, Klavdiya ve bütün kardeşler sana selam ederler.
2TI 4:22 Efendi Yeşua Mesih ruhunuzla birlikte olsun. Lütuf sizlerle olsun. Amin.
TIT 1:1 Tanrı’nın hizmetkârı ve Yeşua Mesih’in elçisi Pavlus, Tanrı’nın seçilmişlerinin imanı için ve tanrısallık gerçeğinin bilgisine göre,
TIT 1:2 yalan söylemeyen Tanrı’nın zamanın başlangıcından önce vaat ettiği sonsuz yaşam umuduyla,
TIT 1:3 Kurtarıcımız Tanrı’nın buyruğuyla bana emanet edilen bildiride Tanrı, kendi sözünü, ancak kendi zamanında açıklamıştır.
TIT 1:4 Ortak imanımıza göre öz oğlum Titus’a Baba Tanrı’dan ve Kurtarıcımız Efendi Yeşua Mesih’ten lütuf, merhamet ve esenlik olsun.
TIT 1:5 Eksiklikleri düzene sokman ve sana buyurduğum gibi her kente ihtiyarlar ataman için seni Girit’te bıraktım.
TIT 1:6 İhtiyar eleştirilecek bir yanı olmayan, tek karılı biri olsun. Çocukları imanlı olmalı, ahlaksızlıkla suçlanan ya da asi davranışlar sergileyen çocuklar olmamalı.
TIT 1:7 Çünkü gözetmen, Tanrı evinin kâhyası olarak, lekesiz olmalı. Kendini beğenmiş, tez öfkelenen, şarap düşkünü, zorba, haksız kazanç peşinde koşan açgözlü biri olmamalı.
TIT 1:8 Tersine konuksever, iyiliksever, aklı başında, adil, kutsal, kendine hâkim biri olmalı.
TIT 1:9 Sağlam öğretide teşvik edebilmek ve karşı çıkanları ikna edebilmek için öğretişe göre güvenilir söze tutunmalı.
TIT 1:10 Çünkü asi, boşboğaz ve aldatıcı birçok kimse var. Özellikle sünnet yanlıları bunlardandır.
TIT 1:11 Ağızlarının kapatılması gerek. Haksız kazanç uğruna, öğretmemeleri gereken şeyler öğreterek bazı evleri tümüyle yıkıyorlar.
TIT 1:12 Onlardan biri, kendi peygamberlerinden biri, “Giritliler hep yalancıdır, azgın canavarlar, tembel oburlardır” demiştir.
TIT 1:13 Bu tanıklık doğrudur. Bu nedenle, Yahudi masallarına, gerçekten sapan adamların buyruklarına kulak asmamaları ve imanda sağlam durmaları konusunda onları keskin bir dille uyar.
TIT 1:15 Temiz olanlar için her şey temizdir, ama kirli ve imansız olanlar için hiçbir şey temiz değildir. Çünkü onların hem düşünceleri hem de vicdanları kirlenmiştir.
TIT 1:16 Tanrı’yı bildiklerini açıkça söylerler, ama yaptıklarıyla O’nu inkâr ederler. İğrenç, söz dinlemez ve hiçbir iyi iş için uygun değildirler.
TIT 2:1 Ama sen sağlam öğretiye uygun olan şeyleri söyle.
TIT 2:2 Yaşlı erkekler ölçülü, ağırbaşlı, aklı başında, imanda, sevgide ve sabırda sağlam olsunlar.
TIT 2:3 Aynı şekilde yaşlı kadınlar davranışlarında saygın olsunlar. İftiracı, şaraba tutsak olmayıp iyilik öğretmenleri olsunlar.
TIT 2:4 Öyle ki, genç kadınlara kocalarını, çocuklarını sevmeyi,
TIT 2:5 aklı başında, erdemli, iyiliksever birer ev kadını olmayı ve kocalarına boyun eğmeyi öğretebilsinler. Böylelikle Tanrı sözü kötülenmez.
TIT 2:6 Aynı şekilde, genç erkekleri de aklı başında olmaya özendir.
TIT 2:7 İyi olanı yaparak her şeyde örnek ol. Öğretişindeki dürüstlük, ciddiyet ve sağlamlık gözüksün.
TIT 2:8 Öyle ki, sana karşı çıkan, sağlam öğretişinden ötürü hakkımızda söyleyecek kötü hiçbir şey bulamasın ve utansın.
TIT 2:9 Hizmetkârları, her konuda efendilerine tabi olmaya teşvik et. Efendilerini hoşnut etsinler, onlarla ters düşmesinler.
TIT 2:10 Hırsızlık yapmasınlar, tümüyle güvenilir olduklarını göstersinler. Böylece Kurtarıcımız Tanrı’nın öğretisini her bakımdan çekici hale getirsinler.
TIT 2:11 Çünkü Tanrı’nın tüm insanlığa kurtuluş getiren lütfu göründü.
TIT 2:12 Bu lütuf, tanrısızlığı ve dünyasal arzuları reddederek bu çağda ölçülü, doğru, tanrısal bir yaşam sürmemiz için bizi eğitiyor.
TIT 2:13 Bizi tüm kötülüklerden kurtarmak, arıtıp kendisine ait, iyi işlerde gayretli bir halk yapmak üzere kendisini bizim için feda eden büyük Tanrımız ve Kurtarıcımız Yeşua Mesih’in kutlu umudunu, yücelik içinde görünmesini bekliyoruz.
TIT 2:15 Bunları tam bir yetkiyle söyle, teşvik et ve azarla. Kimse seni küçümsemesin.
TIT 3:1 Yöneticilere ve yönetimlere tabi olmaları, söz dinlemeleri, her iyi işe hazır olmaları gerektiğini imanlılara hatırlat.
TIT 3:2 Kimseyi kötülemesinler. Kavgacı değil, uysal olsunlar. Herkese karşı tam bir alçakgönüllülük göstersinler.
TIT 3:3 Çünkü biz de bir zamanlar akılsız, söz dinlemez, aldanan, çeşitli arzulara ve zevklere hizmet eden, kin ve kıskançlık içinde yaşayan, nefret dolu ve birbirimizden nefret eden kişilerdik.
TIT 3:4 Ama Kurtarıcımız Tanrı’nın iyiliği ve insanlığa olan sevgisi ortaya çıktı.
TIT 3:5 Kendi yaptığımız doğru işlerle değil, merhametine göre, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kutsal Ruh’la yenileyerek bizi kurtardı.
TIT 3:6 Kutsal Ruhu'nu Kurtarıcımız Yeşua Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktü.
TIT 3:7 Öyle ki, O’nun lütfuyla aklanmış olarak sonsuz yaşam umuduna göre mirasçılar olalım.
TIT 3:8 Bu söz güvenilirdir. Tanrı’ya iman edenlerin, iyi işleri sürdürmede gayretli olmaları için bu konuları güvenle teyit etmeni istiyorum. Bunlar insan için iyi ve faydalıdır.
TIT 3:9 Ama akılsız tartışmalardan, soyağacı çekişmelerinden, Yasa’yla ilgili kavgalardan kaçının. Çünkü bunlar yararsız ve boştur.
TIT 3:10 Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü kişiden uzak dur.
TIT 3:11 Böyle birinin sapmış olduğunu, günah işleyerek kendi kendini mahkûm etmiş olduğunu bilirsin.
TIT 3:12 Artemas’ı ya da Tihikos’u sana gönderdiğim zaman, Nikopolis’e, yanıma gelmeye gayret et. Çünkü kışı orada geçirmeye karar verdim.
TIT 3:13 Hukukçu Zenas’ı ve Apollos’u yolcu ederken bir eksiklerinin olmamasına dikkat et.
TIT 3:14 Bizimkiler de kendilerini iyi işlere vermeyi öğrensinler. Böylece temel ihtiyaçları karşılamış ve verimsiz olmamış olurlar.
TIT 3:15 Yanımdakilerin hepsi sana selam eder. İmanda bizi sevenlere selam söyleyin. Lütuf hepinizle birlikte olsun. Amin.
PHM 1:1 Mesih Yeşua’nın tutuklusu olan ben Pavlus ve kardeşimiz Timoteos’tan sevgili emektaşımız Filimon’a,
PHM 1:2 sevgili Afiya’ya, mücadele arkadaşımız Arhippus’a ve senin evinde bulunan kiliseye:
PHM 1:3 Babamız Tanrı’dan ve Efendi Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
PHM 1:4 Dualarımda seni anıyor, Efendi Yeşua’ya ve bütün kutsallara karşı beslediğin sevgiyi ve imanını duydukça Tanrım’a her zaman şükrediyorum.
PHM 1:6 Mesih Yeşua’da sahip olduğumuz her iyi şeyin bilgisiyle imandan gelen paydaşlığının etkin olması için dua ediyorum.
PHM 1:7 Çünkü senin sevginle büyük sevinç ve teselli bulduk. Çünkü kutsalların yürekleri senin sayende tazelendi kardeşim.
PHM 1:8 Bu nedenle, uygun olanı sana buyurmaya Mesih’te tam cesaretim olduğu halde,
PHM 1:9 yine de, Mesih Yeşua’nın tutuklusu olan ben yaşlı Pavlus sevgi adına sana rica etmeyi yeğliyorum.
PHM 1:10 Tutukluluğumda kendisine baba olduğum oğlum Onisimos için sana ricada bulunuyorum.
PHM 1:11 Bir zamanlar sana faydasızdı; ama şimdi hem sana hem de bana faydalıdır.
PHM 1:12 Onu sana geri gönderiyorum. Kendisini benim yüreğim gibi kabul et.
PHM 1:13 Müjde uğruna tutukluluğumda senin yerine bana hizmet etmesi için onu yanımda tutmak isterdim.
PHM 1:14 Ama senin rızan olmadan hiçbir şey yapmak istemedim. Öyle ki, iyiliğin zorunluluktan değil, gönülden olsun.
PHM 1:15 Belki de bir süre senden ayrı kalmasının nedeni onu kalıcı olarak geri alman içindi.
PHM 1:16 O artık bir köle değil, köleden üstündür; özellikle benim için sevgili bir kardeştir. Hele senin için hem bedende hem de Efendi’de bir kardeştir.
PHM 1:17 Eğer beni paydaşın sayıyorsan, kendisini beni kabul eder gibi kabul et.
PHM 1:18 Eğer sana herhangi bir konuda haksızlık etmiş ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma yaz.
PHM 1:19 Ben Pavlus bunu kendi elimle yazıyorum, sana ben ödeyeceğim. Kaldı ki, kendi canın için bana borçlu olduğunu söylememe bile gerek yok.
PHM 1:20 Evet, kardeşim, Efendi’de beni sevindir. Yüreğimi Efendi’de tazele.
PHM 1:21 Sözümü dinleyeceğine güvenerek ve söylediklerimden fazlasını da yapacağını bilerek sana yazıyorum.
PHM 1:22 Ayrıca benim için bir misafir odası hazırla. Dualarınızla size geri döneceğimi umuyorum.
PHM 1:23 Mesih Yeşua’da tutukluluk arkadaşım Epafras,
PHM 1:24 emektaşım Markos, Aristarhus, Dimas ve Luka sana selam ederler.
PHM 1:25 Efendimiz Yeşua Mesih’in lütfu ruhunuzla birlikte olsun! Amin.
HEB 1:1 Tanrı eskiden peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollarla atalarımıza konuştu.
HEB 1:2 Bu son günlerde her şeye mirasçı atadığı ve aracılığıyla dünyaları yarattığı Oğlu’yla bize konuşmuştur.
HEB 1:3 Oğul, O’nun yüceliğinin ışıltısı, Tanrı özünün tam suretidir. Güçlü sözüyle her şeyi bir arada tutar. Günahlarımızdan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde Heybetli’nin sağında oturdu.
HEB 1:4 Meleklerden ne denli daha harika bir adı miras aldıysa, onlardan o denli daha üstün oldu.
HEB 1:5 Çünkü Tanrı hiçbir zaman meleklerinden birine, “Sen benim Oğlum’sun. Bugün senin baban oldum.” Ya da, “O’na Baba olacağım, O da bana Oğul olacak” demiş midir?
HEB 1:6 Yine Tanrı ilk doğanı dünyaya getirirken, “Tanrı’nın bütün melekleri O’na tapınsın” diyor.
HEB 1:7 Melekler için şöyle diyor: “Kendi meleklerini rüzgârlar, ve hizmetkârlarını ateş alevi yapar.”
HEB 1:8 Ama Oğul için şöyle diyor, “Ey Tanrı, tahtın sonsuza dek kalıcıdır. doğruluk asası Krallığının asasıdır.
HEB 1:9 Doğruluğu sevdin, kötülükten nefret ettin. Bu nedenle Tanrı, senin Tanrın, seni arkadaşlarından daha çok sevinç yağıyla meshetti.”
HEB 1:10 Ve yine, “Efendi, başlangıçta yeryüzünün temelini sen attın. Gökler senin ellerinin işleridir.
HEB 1:11 Onlar yok olacak, ama sen kalıcısın. Hepsi bir giysi gibi eskiyecek.
HEB 1:12 Onları kaftan gibi düreceksin, ve değiştirilecekler. Ama sen hep aynısın, senin yılların tükenmeyecektir.”
HEB 1:13 Tanrı hiçbir zaman meleklerinden birine, “Düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek, sağımda otur” demiş midir?
HEB 1:14 Meleklerin tümü, kurtuluşu miras alacak olanlara hizmet etmek üzere gönderilmiş görevli ruhlar değil midir?
HEB 2:1 İşte bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için duyduklarımıza daha çok dikkat etmeliyiz.
HEB 2:2 Çünkü melekler aracılığıyla söylenen söz sabit kılındıysa, her suç ve itaatsizlik hak ettiği karşılığı aldıysa,
HEB 2:3 bu kadar büyük bir kurtuluşu umursamazsak nasıl kurtulabiliriz? O kurtuluş başlangıçta Efendi aracılığıyla söylendi, işitenler tarafından bize doğrulandı.
HEB 2:4 Tanrı da kendi isteği uyarınca belirtilerle, harikalarla, çeşitli güçlü işleriyle ve Kutsal Ruh’un armağanlarıyla buna tanıklık etmiyor mu?
HEB 2:5 Çünkü Tanrı, sözünü ettiğimiz gelecek dünyayı meleklere tabi kılmadı.
HEB 2:6 Ama biri bir yerde şöyle tanıklık etmiştir: “İnsan nedir ki onu düşünesin? Ya da insanoğlu ne ki, onu önemseyesin?
HEB 2:7 Onu meleklerden biraz aşağı kıldın. Onu yücelik ve onurla taçlandırdın.
HEB 2:8 Her şeyi onun ayaklarının altına tabi kıldın.” Çünkü Tanrı her şeyi insana tabi kılmakla, ona tabi olmayan hiçbir şey bırakmadı. Ama şimdi henüz her şeyin ona tabi kılınmış olduğunu görmüyoruz.
HEB 2:9 Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış olanı, Yeşua’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye, ölüm acısı nedeniyle yücelik ve onurla taçlandırılmış olarak görüyoruz.
HEB 2:10 Çünkü birçok çocuğu yüceliğe getirirken, onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendisi aracılığıyla var eden Tanrı’ya uygun olandı.
HEB 2:11 Çünkü kutsal kılan da kutsal kılınanlar da aynı özdendir. Bu nedenle, onlara kardeşler, diye çağırmaktan utanmıyor.
HEB 2:12 Şöyle diyor: “Adını kardeşlerime bildireceğim. Topluluğun içinde seni ilahilerle öveceğim.”
HEB 2:13 Yine, “O’na güveneceğim.” “İşte ben ve Tanrı’nın bana verdiği çocuklar” diyor.
HEB 2:14 Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için Yeşua, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm yoluyla hiçe indirmek için onlarla aynı insan yapısını aldı.
HEB 2:15 Bunu, yaşamları boyunca ölüm korkusuyla tutsaklık altında olanların hepsini özgür kılmak için yaptı.
HEB 2:16 Kesin olarak O, meleklere değil, Avraham’ın soyundan olanlara yardım ediyor.
HEB 2:17 Bu nedenle, her şeyde kardeşleri gibi olması gerekiyordu. Öyle ki, halkın günahlarına kefaret etmek üzere Tanrı’ya ilişkin şeylerde merhametli ve sadık bir başkâhin olsun.
HEB 2:18 Çünkü kendisi acı çekip denendiğinden, denenenlere yardım edebilir.
HEB 3:1 Bu nedenle, göksel çağrıya paydaş olan kutsal kardeşlerim, açıkça dile getirdiğimiz inancın elçisi ve başkâhini olan Yeşua’yı düşünün.
HEB 3:2 Moşe Tanrı’nın bütün evinde nasıl Tanrı’ya sadık kaldıysa, Yeşua da kendisini atayana sadıktır.
HEB 3:3 Çünkü evi yapan nasıl evden daha çok saygı görürse, Yeşua da Moşe’den daha büyük yüceliğe layık sayıldı.
HEB 3:4 Her evi yapan biri vardır, ama her şeyi yapan Tanrı’dır.
HEB 3:5 Gerçekten de Moşe, sonradan söylenecek olan şeylere tanıklık etmek üzere Tanrı’nın bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadıktı.
HEB 3:6 Ancak Mesih, O’nun evi üzerinde Oğul olarak sadıktır. Eğer güvenimizi ve yücelttiğimiz umudu sonuna dek sıkı tutarsak, O’nun evi bizleriz.
HEB 3:7 Bu nedenle, Kutsal Ruh’un dediği gibi, “Bugün eğer O’nun sesini duyarsanız,
HEB 3:8 çölde sınanma gününde, başkaldırıda olduğu gibi, yüreğinizi katılaştırmayın.
HEB 3:9 Atalarınız beni orada sınayıp denediler. Ve kırk yıl boyunca işlerimi gördüler.
HEB 3:10 Bu nedenle o kuşaktan hoşnut değildim, ve dedim ki, ‘Yürekleri hep sapar ve onlar yollarımı bilmediler.
HEB 3:11 Gazabımda ant içtiğim gibi, dinlenmeme girmeyecekler.’”
HEB 3:12 Kardeşler, dikkat edin, hiçbirinizde diri Tanrı’dan uzaklaşan imansızlığın kötü yüreği bulunmasın.
HEB 3:13 Ancak, “Gün bugündür” denildikçe birbirinizi günden güne teşvik edin. Öyle ki, hiçbiriniz günahın aldatıcılığıyla katılaşmasın.
HEB 3:14 Çünkü güvenimizi başından sonuna dek sıkı tutarsak, Mesih’e paydaş olmuş oluruz.
HEB 3:15 Söylenmiş olduğu gibi, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, başkaldırıda olduğu gibi yüreklerinizi katılaştırmayın.”
HEB 3:16 İşittikleri zaman başkaldıranlar kimlerdi? Moşe önderliğinde Mısır’dan çıkanların hepsi değil mi?
HEB 3:17 Kırk yıl boyunca kimlerden hoşnut değildi? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlerden değil mi?
HEB 3:18 Dinlenmeme girmeyeceklerine dair itaat etmeyenlerden başka kime ant içti?
HEB 3:19 İmansızlıklarından ötürü içeri giremediklerini görüyoruz.
HEB 4:1 Bu nedenle, herhangi birinizin O'nun dinlenmesine girme vaadinden mahrum kalmasından korkalım.
HEB 4:2 Çünkü onlar gibi bize de iyi haber bildirildi. Ama onlar duydukları sözü imanla birleştirmediklerinden bunun kendilerine bir faydası olmadı.
HEB 4:3 Çünkü biz iman edenler o dinlenmeye gireriz. Çünkü Tanrı şöyle demiştir: “Gazabımda ant içtiğim gibi, benim dinlenmeme girmeyecekler.” Bununla birlikte O’nun işleri dünyanın kuruluşundan beri bitmiştir.
HEB 4:4 Çünkü yedinci günle ilgili bir yerde şunu demiştir: “Tanrı bütün işlerinden yedinci günde dinlendi.”
HEB 4:5 Yine bu yerde şöyle diyor: ‘‘Benim dinlenmeme girmeyecekler.”
HEB 4:6 Görüyoruz ki, bazılarının oraya gireceği kesindir. Daha önce iyi haberi duymuş olanlar itaatsizlik nedeniyle içeri giremediler.
HEB 4:7 Bu nedenle Tanrı, çok uzun bir süre sonra David’in aracılığıyla “bugün” diyerek yeni bir gün belirliyor. Önceden söylendiği gibi, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, yüreğinizi katılaştırmayın.”
HEB 4:8 Çünkü eğer Yeşu onlara dinlenme vermiş olsaydı, Tanrı bundan sonra başka bir günden söz etmezdi.
HEB 4:9 Bu nedenle, Tanrı’nın halkı için bir Şabat dinlenmesi kalıyor.
HEB 4:10 Tanrı işlerinden nasıl dinlendiyse, O’nun Şabat dinlenmesine girenler de kendi işlerinden öyle dinlenir.
HEB 4:11 Bu nedenle, hiçbirinizin aynı itaatsizlik örneğini izlememesi için, o dinlenmeye girmeye gayret edelim.
HEB 4:12 Çünkü Tanrı’nın sözü diri ve etkilidir ve iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar deler, yüreğin düşüncelerini ve niyetlerini ayırt eder.
HEB 4:13 O’nun önünde hiçbir yaratık gizlenemez. Kendisine hesap vereceğimiz Tanrı’nın gözünde her şey çıplak ve açıktır.
HEB 4:14 Gökleri aşmış olan büyük başkâhinimiz Tanrı Oğlu Yeşua varken, açıkça dile getirdiğimiz inancı sıkı tutalım.
HEB 4:15 Çünkü zayıflıklarımızı hissedemeyen bir başkâhinimiz yoktur; tersine, her bakımdan bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiş bir başkâhinimiz vardır.
HEB 4:16 Bu nedenle, lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki, ihtiyaç anında merhamet alalım ve lütuf bulalım.
HEB 5:1 İnsanlar arasından alınan her başkâhin, günahlara karşılık hem sunular hem de kurbanlar sunmak üzere Tanrı’yla ilgili işlerde insanlar için atanır.
HEB 5:2 Başkâhin bilgisiz ve yoldan sapanlara yumuşak davranabilir, çünkü kendisi de zayıflıkla kuşatılmıştır.
HEB 5:3 Bu nedenle, halk için olduğu gibi, kendisi için de günahlara karşılık kurbanlar sunmak zorundadır.
HEB 5:4 Kimse bu onuru kendi kendine alamaz; ama başkâhin Aron gibi, Tanrı tarafından çağrılmalıdır.
HEB 5:5 Böylece Mesih de başkâhin olmak için kendini yüceltmedi, ama O’na, “Sen benim Oğlum’sun, bugün sana Baba oldum” diyen Tanrı O’nu yüceltti.
HEB 5:6 Başka bir yerde de dediği gibi, “Melkisedek düzenine göre, sen sonsuza dek kâhinsin.”
HEB 5:7 Mesih, bedende olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Tanrı’ya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dualar ve dilekler sundu ve tanrısal korkusu nedeniyle işitildi.
HEB 5:8 Oğul olduğu halde, çektiği acılarla itaati öğrendi.
HEB 5:9 Kusursuz kılınarak, kendisine itaat eden herkes için sonsuz kurtuluşun öncüsü oldu.
HEB 5:10 Tanrı tarafından Melkisedek düzenine göre başkâhin olarak adlandırıldı.
HEB 5:11 O’nun hakkında söylenecek çok söz var, ama kulaklarınız ağırlaştığı için açıklaması zor.
HEB 5:12 Çünkü bu zamana dek öğretmen olmanız gerekirken, Tanrı vahiylerinin temel ilkelerini yeni baştan size öğretecek birine ihtiyacınız var. Katı yiyeceğe değil, süte ihtiyacınız var.
HEB 5:13 Çünkü sütle beslenen herkes doğruluk sözünde deneyimli değildir, çünkü bebektir.
HEB 5:14 Ama katı yiyecek, yetişkinler içindir; onlar iyi ve kötüyü ayırt etmek üzere duyularını alıştırmayla eğitmiş kişilerdir.
HEB 6:1 Bu nedenle, Mesih’in ilk ilkelerinin öğretisini bırakıp ölü işlerden tövbe, Tanrı’ya iman, vaftiz öğretisi, el koyma, ölüler ve sonsuz yargıyla ilgili konuların temelini yeni baştan atmadan yetkinliğe doğru ilerleyelim.
HEB 6:3 Tanrı izin verirse, bunu yapacağız.
HEB 6:4 Çünkü bir kez aydınlatılmış, göksel armağanı tatmış, Kutsal Ruh’a ortak edilmiş, Tanrı sözünün iyiliğini ve gelecek çağın güçlerini tatmış oldukları halde düşmüş olanlara gelince, onları yeniden tövbe için yenilemek olanaksızdır. Çünkü Tanrı’nın Oğlu’nu kendileri için yeniden çarmıha geriyorlar, O’nu herkesin önünde açıkça aşağılıyorlar.
HEB 6:7 Üzerine sık sık yağan yağmuru içen ve kimler için işleniyorsa onlara yararlı ürün veren toprak, Tanrı tarafından bereketlenir;
HEB 6:8 ama toprak diken ve devedikeni taşıyorsa, reddedilir; sonu yakılmak üzere olan lanetlenmeye yakındır.
HEB 6:9 Ama ey sevgililer, böyle konuşmamıza rağmen sizin durumunuzun daha iyi olduğuna, kurtuluşa eşlik eden şeyleriniz hakkında eminiz.
HEB 6:10 Çünkü Tanrı adaletsiz değildir ki, sizin işinizi, kutsallara hizmet ederek ve hâlâ hizmet etmeye devam ederek O’nun adına gösterdiğiniz sevgi emeğinizi unutsun.
HEB 6:11 Dileğimiz, umudunuzun tam doluluğa ulaşması için her biriniz sonuna dek aynı gayreti göstersin.
HEB 6:12 Tembel olmayın, vaat edilenleri iman ve sabır yoluyla miras alanları örnek alın.
HEB 6:13 Tanrı Avraham’a vaat ettiği zaman, daha üstün birinin üzerine ant içemediğinden, kendi üzerine ant içerek şöyle dedi:
HEB 6:14 “Kesinlikle seni kutsadıkça kutsayacağım ve soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım.’’
HEB 6:15 Böylece Avraham sabırla dayandıktan sonra vaadi elde etti.
HEB 6:16 Gerçekten de insanlar daha üstün birinin üzerine ant içerler. Onlar için ant, söylenenleri doğrular ve her tartışmayı sona erdirir.
HEB 6:17 Böylece Tanrı, amacının değişmezliğini vaadin mirasçılarına daha açık biçimde göstermek istediği için antla araya girdi.
HEB 6:18 Öyle ki, önümüze konan umuda tutunmak için sığınan bizler, Tanrı’nın yalan söylemesi olanaksız olan iki değişmez şey aracılığıyla, büyük cesaret bulalım.
HEB 6:19 Sahip olduğumuz bu umut, can için gemi çapası gibi güvenilir ve sarsılmazdır, perdenin ardındaki iç bölmeye girer.
HEB 6:20 Melkisedek düzenine göre sonsuza dek başkâhin olan Yeşua bizim için öncü olarak oraya girdi.
HEB 7:1 Çünkü Şalem Kralı, bu Melkisedek yüce Tanrı’nın kâhiniydi. Kralları kıyıma uğratmaktan dönen Avraham’ı karşılamış ve onu kutsamıştı.
HEB 7:2 Avraham da ona her şeyin ondalığını verdi. Melkisedek, adının tercümesi, ilkin “Doğruluk Kralı”; sonra da “Şalem Kralı”, yani “Esenlik Kralı” dır.
HEB 7:3 Ne babası, ne annesi, ne de soyağacı vardır. Günlerinin başlangıcı ve yaşamının sonu yoktur. Tanrı’nın Oğlu gibi sürekli olarak kâhin olarak kalır.
HEB 7:4 Şimdi, büyük ata Avraham’ın kendisine ganimetin en iyi kısmından ondalık verdiği bu adamın ne kadar büyük olduğunu bir düşünün!
HEB 7:5 Levioğulları’ndan olup kâhinlik görevini alanlar, Kutsal Yasa’ya göre halktan, yani kendi kardeşlerinden ondalık toplamak için buyruk almışlardır. Onlar da Avraham’ın bedeninden çıkmışlardır.
HEB 7:6 Ama onların soyundan gelmeyen Melkisedek Avraham’dan ondalık almış ve vaatlere sahip olan kişiyi kutsamıştır.
HEB 7:7 Ancak daha küçük olanın daha büyük olan tarafından kutsandığı tartışmasızdır.
HEB 7:8 Burada ölümlüler ondalık alıyor, orada ise yaşadığına tanıklık edilen biri ondalık alıyor.
HEB 7:9 Ondalık alan Levi’nin bile Avraham aracılığıyla ondalık verdiğini söyleyebiliriz.
HEB 7:10 Çünkü Melkisedek Avraham’la karşılaştığında, Levi daha atasının bedenindeydi.
HEB 7:11 Eğer yetkinlik Levili kâhinler aracılığıyla olsaydı -çünkü halk bu kâhinlik altında Yasa’yı almıştır- Aron düzenine göre değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin çıkmasından söz etmeye ne gerek vardı?
HEB 7:12 Çünkü kâhinlik değişince, Yasa’nın da zorunlu olarak değişmesi gerekir.
HEB 7:13 Kendisi için bu sözlerin söylendiği kişi başka bir oymaktandır. Bu oymaktan hiç kimse sunak hizmetinde bulunmamıştır.
HEB 7:14 Çünkü Efendimiz’in Yahuda oymağından çıktığı bellidir. Moşe bu oymaktan söz ederken kâhinlere yönelik hiçbir şey söylemedi.
HEB 7:15 Melkisedek’e benzer başka bir kâhinin ortaya çıktığından, artık dediğimiz çok daha bellidir.
HEB 7:16 Bu kişi, Yasa’nın soyla ilgili buyruğuna göre değil, sonsuz yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur.
HEB 7:17 Çünkü, “Melkisedek düzenine göre, sen sonsuza dek kâhinsin” diye tanıklık edilmiştir.
HEB 7:18 Önceki buyruk, zayıf ve yararsız olduğu için geçersiz kılındı.
HEB 7:19 Çünkü Yasa hiçbir şeyi yetkinliğe erdiremedi. Bunun yerine, aracılığıyla Tanrı’ya yaklaştığımız daha üstün bir umut getirildi.
HEB 7:20 O da antsız kâhin olmadı.
HEB 7:21 Ötekiler ant içmeden kâhin olmuşlardı. Ama O kendisine, şu sözü bildirenin andıyla kâhin oldu: “Efendi ant içti, fikrini değiştirmez, ‘Melkisedek düzenine göre, sen sonsuza dek kâhinsin.’”
HEB 7:22 Böylece Yeşua daha iyi bir andın teminatı olmuştur.
HEB 7:23 Gerçekten de birçok kâhin yetişmiştir. Çünkü ölüm onların sürekli kâhinlik etmelerine engel oluyordu.
HEB 7:24 Ama O, sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği değişmez.
HEB 7:25 Bu nedenle, kendisi aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları sonuna dek kurtarmaya yeterlidir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.
HEB 7:26 Bize böyle bir başkâhin gerekliydi: Kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış ve göklerden daha yücelere çıkarılmış.
HEB 7:27 O, öbür başkâhinler gibi, önce kendi günahları, sonra da halkın günahları için her gün kurbanlar sunmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü kendini sunduğu zaman, bunu ilk ve son defa yaptı.
HEB 7:28 Çünkü Yasa, zayıflıkları olan insanları başkâhin atamaktadır. Ama Yasa’dan sonra gelen ant sözü, sonsuzluğa dek kusursuz kılınmış Oğul’u atamıştır.
HEB 8:1 Söylediğimiz şeylerde, ana nokta şudur: Göklerde, Heybetli Olan’ın tahtının sağında oturan öyle bir başkâhinimiz var ki,
HEB 8:2 insanın değil, Efendi’nin kurduğu asıl tapınma çadırında görev yapmaktadır.
HEB 8:3 Çünkü her başkâhin hem sunular hem de kurbanlar sunmak üzere atanır. Bu nedenle, bu başkâhinin de sunacak bir şeyi olması gerekir.
HEB 8:4 Eğer kendisi yeryüzünde olsaydı, kâhin olamazdı. Kutsal Yasa’ya göre sunular sunanlar var.
HEB 8:5 Bu kâhinler göklerdekilerin bir benzeri ve gölgesi olanda hizmet ediyorlar. Nasıl ki, Moşe çadırı kurmak üzereyken Tanrı tarafından şöyle uyarıldı: “Her şeyi sana dağda gösterilen örneğe göre yapacaksın.”
HEB 8:6 Şimdiyse, Mesih daha iyi vaatler üzerine kurulmuş daha iyi bir antlaşmanın aracısı olduğu kadar, daha üstün bir hizmeti de elde etti.
HEB 8:7 Çünkü o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek kalmazdı.
HEB 8:8 Ne var ki, onları kusurlu bulan Tanrı şöyle diyor: “‘İşte, İsrael evi ve Yahuda eviyle yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor’ diyor Efendi.
HEB 8:9 ‘Onları Mısır diyarından çıkarmak için ellerinden tuttuğum gün atalarıyla yaptığım antlaşma gibi değil, çünkü onlar antlaşmamda durmadılar, ben de onları umursamadım’ diyor Efendi.
HEB 8:10 ‘O günlerden sonra İsrael eviyle yapacağım antlaşma şudur’ diyor Efendi, ‘Yasalarımı zihinlerine yerleştireceğim, yüreklerine de yazacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.
HEB 8:11 Hiç kimse yurttaşına, ve hiç kimse kardeşine, Efendi’yi tanı diye öğretmeyecek. Çünkü küçüğünden büyüğüne hepsi beni tanıyacak.
HEB 8:12 Çünkü haksızlıklarına karşı merhametli olacağım, Günahlarını ve suçlarını artık hatırlamayacağım.’”
HEB 8:13 Tanrı, “Yeni bir antlaşma” demekle ilkini eski kılmıştır. Eskiyip yaşlanansa yok olmaya yakındır.
HEB 9:1 Şimdi ilk antlaşmanın bile ilahi hizmet kuralları ve dünyasal bir tapınağı vardı.
HEB 9:2 Çünkü kurulmuş bir çadır vardı. Kutsal Yer denen birinci bölümde kandillik, masa ve sergi ekmeği vardı.
HEB 9:3 İkinci perdeden sonra Kutsallar Kutsalı denen iç çadır vardı.
HEB 9:4 Altın bir buhur sunağı ve her yanı altınla kaplı Antlaşma Sandığı oradaydı. Sandığın içinde altından yapılmış bir man testisi, Aron’un tomurcuklanmış asası ve antlaşma levhaları vardı.
HEB 9:5 Sandığın üzerinde, şimdi ayrıntılarına giremeyeceğimiz, Merhamet Kapağı’nı gölgeleyen yüce Keruvlar bulunuyordu.
HEB 9:6 Şimdi her şey bu şekilde hazırlandıktan sonra kâhinler sürekli dış bölüme girip hizmetlerini yerine getirirler.
HEB 9:7 Ancak ikinci çadıra yılda bir kez yalnız başkâhin girebilir. O da, kendisi ve halkın işlediği suçları için sunduğu kan olmaksızın giremez.
HEB 9:8 Kutsal Ruh birinci çadır yerinde durdukça, Kutsal Yer’e giden yolun henüz görünmediğini işaret ediyor.
HEB 9:9 Bu, şimdiki çağ için bir simgedir; sunulan kurbanlarla sunuların tapınan insanın vicdanını kusursuzlaştıramadığını gösteriyor.
HEB 9:10 Bunlar yalnızca yiyecek, çeşitli yıkanmalar ve bedensel kurallardır; yeni düzen gelene kadar geçerlidir.
HEB 9:11 Ama Mesih, gelecek iyi şeylerin başkâhini olarak gelmiş, elle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük ve daha yetkin çadırdan geçmiştir.
HEB 9:12 Tekelerle danaların kanıyla değil, kendi kanıyla, sonsuz kurtuluşu sağlayarak Kutsal Yer’e ilk ve son kez girdi.
HEB 9:13 Tekelerle boğaların kanı ve serpilen düve külü murdar olanları kutsal kılıyor, bedensel açıdan temizliyorsa,
HEB 9:14 sonsuz Ruh aracılığıyla kendini eksiksiz olarak Tanrı’ya sunmuş olan Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya hizmet edebilmek için vicdanınızı ölü işlerden arındıracağı çok daha kesin değil midir?
HEB 9:15 Bu nedenle, çağrılanların sonsuz miras vaadini alabilmeleri için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. İlk antlaşma altında işlenen suçlardan kurtarmak için bir ölüm meydana geldi.
HEB 9:16 Bir yerde vasiyetin uygulanabilmesi için vasiyet edenin ölmüş olması gerekir.
HEB 9:17 Çünkü vasiyet ancak ölümden sonra yürürlüktedir. Çünkü vasiyet eden yaşadığı sürece, vasiyet asla yürürlükte değildir.
HEB 9:18 Bu nedenle, ilk antlaşma bile kan olmaksızın adanmamıştır.
HEB 9:19 Moşe, Kutsal Yasa’ya göre bütün halka her buyruğunu söyledikten sonra su, al yapağı, mercanköşkotu ile danaların ve tekelerin kanını alıp hem kitabın hem de bütün halkın üzerine serpti.
HEB 9:20 “Tanrı’nın size buyurduğu antlaşmanın kanı budur” dedi.
HEB 9:21 Aynı şekilde çadırın ve bütün hizmet kaplarının üzerine kan serpti.
HEB 9:22 Yasa’ya göre hemen her şey kanla temiz kılınır ve kan dökülmeden bağışlama olmaz.
HEB 9:23 Bu nedenle, göklerdeki şeylerin örneklerinin bunlarla, göksel şeylerin kendilerinin ise bunlardan daha iyi kurbanlarla temiz kılınması gerekliydi.
HEB 9:24 Çünkü Mesih, aslının örneği olan elle yapılmış kutsal yere girmedi, ancak şimdi bizim için Tanrı’nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi.
HEB 9:25 Başkâhinin her yıl kendisine ait olmayan kanla kutsal yere girdiği gibi, Mesih’in kendisini tekrar tekrar kurban etmesi de söz konusu değildir.
HEB 9:26 Böyle olsaydı, dünyanın kuruluşundan beri Mesih’in tekrar tekrar acı çekmesi gerekirdi. Ama şimdi, çağların sonunda, bir kez kurban olarak günahı ortadan kaldırmak için ortaya çıkmıştır.
HEB 9:27 İnsanın bir kez ölmesi, sonra da yargılanması kaçınılmazdır.
HEB 9:28 Aynı şekilde, birçoklarının günahlarını taşımak için bir kez kurban olan Mesih de, ikinci kez, günahla uğraşmak için değil, kurtuluş için kendisini can atarak bekleyenlere görünecektir.
HEB 10:1 Yasa gelecek iyi şeylerin yalnızca bir gölgesidir, asıl sureti değildir. Yasa, yıldan yıla sürekli sundukları aynı kurbanlarla yaklaşanları asla kusursuz kılamaz.
HEB 10:2 Yoksa, tapınanlar bir kez arındıktan sonra artık vicdanlarında günah bilinci olmayacağından, kurban sunmaya son vermezler miydi?
HEB 10:3 Tersine, bu kurbanlar yıldan yıla günahları hatırlatmaktadır.
HEB 10:4 Çünkü boğaların ve tekelerin kanının günahları ortadan kaldırması imkânsızdır.
HEB 10:5 Bu nedenle Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor: “Kurban ve sunu istemedin, ama benim için bir beden hazırladın.
HEB 10:6 Günah için sunulan bütün yakmalık sunulardan ve kurbanlardan hoşnut olmadın.
HEB 10:7 Bunun üzerine şöyle dedim: ‘Kutsal Yazı tomarında benim hakkımda yazılmış olduğu gibi, senin isteğini yapmak üzere, ey Tanrı, işte geldim.’”
HEB 10:8 İlk önce, “Kurbanları, sunuları, yakmalık sunuları ve günah sunularını istemedin ve bunlardan hoşnut olmadın” dedi. Ama bunlar Yasa’ya göre sunulması gereken sunulardır.
HEB 10:9 Sonra şöyle dedi: “İşte, senin isteğini yapmak üzere geldim.” İkinciyi kurmak için birinciyi ortadan kaldırıyor.
HEB 10:10 Yeşua Mesih’in bedeninin tek bir kez sunulmasıyla kutsal kılındık.
HEB 10:11 Gerçi her kâhin her gün ayakta durup hizmet eder ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar.
HEB 10:12 Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağında oturdu.
HEB 10:13 O zamandan beri düşmanlarının ayaklarının altına serilmesini bekliyor.
HEB 10:14 Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek kusursuz kılmıştır.
HEB 10:15 Kutsal Ruh da bize tanıklık ederek şöyle diyor:
HEB 10:16 “Efendi, ‘O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı yüreklerine koyacağım, zihinleri üzerinde de onları yazacağım’ diyor.” Sonra şöyle diyor,
HEB 10:17 ‘‘Onların günahlarını ve suçlarını artık hatırlamayacağım.”
HEB 10:18 Bunların bağışlandığı yerde, artık günah için sunuya ihtiyaç yoktur.
HEB 10:19 Öyleyse kardeşler, Yeşua’nın kanı aracılığıyla perdeden, kendi bedeninde bize adadığı yeni ve diri yoldan Kutsal Yer’e girmeye cesaretimiz vardır.
HEB 10:21 Tanrı’nın evinden sorumlu büyük bir kâhinimiz var.
HEB 10:22 Öyleyse, yüreklerimiz serpmeyle kötü vicdandan arınmış, bedenimiz temiz suyla yıkanmış olarak, tam bir iman ve içten bir yürekle yaklaşalım.
HEB 10:23 Açıkça dile getirdiğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden sadıktır.
HEB 10:24 Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl isteklendirebileceğimizi düşünelim.
HEB 10:25 Bazılarının alışkanlık edindiği gibi, bir araya gelmeyi bırakmayalım; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da cesaretlendirelim.
HEB 10:26 Gerçeği öğrendikten sonra kasıtlı olarak günah işlersek, artık günahlar için kurban kalmaz.
HEB 10:27 Ama yalnız yargının kaçınılmaz dehşetli beklenişi ve düşmanları yiyip bitirecek kızgın ateş kalır.
HEB 10:28 Moşe’nin Yasası’nı hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözü üzerine acımasızca öldürülür.
HEB 10:29 Tanrı’nın Oğlu’nu ayaklar altına alan, kendisini kutsal kılan antlaşma kanını bayağı sayan ve lütuf Ruhu’na hakaret eden bir insanın, ne kadar daha ağır bir cezaya layık görüleceğini sanırsınız?
HEB 10:30 Çünkü, “Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim” diyeni biliyoruz. Yine, “Efendi halkını yargılayacak” diyor.
HEB 10:31 Diri Tanrı’nın eline düşmek korkunç bir şeydir.
HEB 10:32 Aydınlandıktan sonra acılarla dolu büyük bir mücadeleye katlandığınız o eski günleri hatırlayın.
HEB 10:33 Kimi zaman aşağılanarak, baskılara maruz kalıp seyirlik oldunuz, kimi zaman da aynı durumda olanlarla ortak oldunuz.
HEB 10:34 Hem tutukluluğumda bana acıdınız hem de göklerde kendiniz için daha iyi ve kalıcı bir mülkünüz olduğunu bilerek, mallarınızın yağmalanmasını sevinçle kabullendiniz.
HEB 10:35 Bu nedenle, büyük bir ödülü olan cesaretinizi yitirmeyin.
HEB 10:36 Çünkü Tanrı’nın isteğini yerine getirdikten sonra vaat edileni alabilmeniz için sabıra ihtiyacınız vardır.
HEB 10:37 “Gelecek olan pek yakında gelecek, ve gecikmeyecek.
HEB 10:38 Ama doğru kişi imanla yaşayacaktır. Eğer geri çekilirse, canım ondan hoşnut olmayacak.”
HEB 10:39 Ama biz mahvolmak için geri çekilenlerden değiliz, ancak canın kurtuluşu için iman edenlerdeniz.
HEB 11:1 Şimdi iman, umut edilen şeylerin güvencesi, görünmeyen şeylerin kanıtıdır.
HEB 11:2 Eskiler bununla beğeni kazandılar.
HEB 11:3 Evrenin Tanrı’nın sözüyle kurulduğunu, böylece görülenlerin görünmeyenlerden meydana geldiğini iman sayesinde anlıyoruz.
HEB 11:4 İmanla Habel Tanrı’ya Kain’den daha üstün bir kurban sundu ve bunun aracılığıyla kendisinin doğru olduğuna dair tanıklık verildi, Tanrı onun armağanları hakkında tanıklık etti; ve bu sayede, ölmüş olduğu halde, hâlâ konuşmaktadır.
HEB 11:5 Hanok ölümü tatmamak üzere imanı sayesinde götürüldü ve bulunamadı. Çünkü Tanrı onu almıştı. Çünkü alınmadan önce Tanrı’yı hoşnut eden biri olduğuna tanıklık edildi.
HEB 11:6 İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkânsızdır. Çünkü Tanrı’ya gelen kişi, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendirdiğine inanmalıdır.
HEB 11:7 İman sayesinde Noa, henüz görünmeyen olaylarla ilgili uyarıldı. Tanrısal korkuyla harekete geçti, ev halkını kurtarmak için bir gemi hazırladı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana göre olan doğruluğun mirasçısı oldu.
HEB 11:8 İman sayesinde Avraham miras olarak alacağı yere gitmek üzere çağrıldığında, itaat etti. Nereye gittiğini bilmeden yola çıktı.
HEB 11:9 İman sayesinde vaat diyarında, kendinin olmayan bir ülkede, bir yabancı olarak yaşadı. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakov’la birlikte çadırlarda oturdu.
HEB 11:10 Çünkü temelleri olan, mimarı ve yapıcısı Tanrı olan kenti arıyordu.
HEB 11:11 İman sayesinde, Sarah bile hamile kalmak için güç buldu. Vaat edeni sadık saydığından ileri yaşına rağmen bir çocuk dünyaya getirdi.
HEB 11:12 Bu nedenle, bedeni ölmüş hükmündeki bir adamdan, gökyüzündeki yıldızlar kadar çok, deniz kıyısındaki kum kadar sayısız bir soy yetişti.
HEB 11:13 Bunların hepsi imanlı olarak öldüler. Vaatlere kavuşamadan onları uzaktan görüp kucakladılar. Yeryüzünde yabancı ve misafir olduklarını açıkça dile getirdiler.
HEB 11:14 Çünkü böyle konuşanlar bir yurt aradıklarını açıkça ortaya koyuyorlar.
HEB 11:15 Gerçi çıktıkları ülkeyi düşünselerdi, geri dönmek için yeterince zamanları olurdu.
HEB 11:16 Ama onlar daha üstün bir yeri -yani göksel yurdu- arzuluyorlardı. Bunun içindir ki, Tanrı onların Tanrısı olarak anılmaktan utanmıyor. Çünkü onlar için bir kent hazırladı.
HEB 11:17 Avraham denendiği zaman imanla İshak’ı kurban olarak sundu. Vaatleri memnuniyetle almış olan, tek doğan oğlunu kurban ediyordu.
HEB 11:18 Ona, “Senin soyun İshak’la sürecek” demişti.
HEB 11:19 Bunun için, Tanrı’nın ölüleri bile diriltebileceğini düşündü. Böylece İshak’ı simgesel şekilde ölümden geri aldı.
HEB 11:20 İman sayesinde İshak, Yakov’la Esav’ı gelecek olaylarla ilgili olarak kutsadı.
HEB 11:21 Yakov ölürken iman sayesinde Yosef’in oğullarının her birini kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak tapındı.
HEB 11:22 Yosef ölümü yaklaştığında iman sayesinde İsrael'in çocuklarının ayrılışını anlattı ve kemikleri hakkında talimat verdi.
HEB 11:23 Moşe doğduğunda annesi babası imanla onu üç ay sakladılar. Çünkü çocuğun güzel olduğunu gördüler ve kralın buyruğundan korkmadılar.
HEB 11:24 Moşe büyüdüğünde iman sayesinde firavunun kızının oğlu olarak anılmayı reddetti.
HEB 11:25 Bir süreliğine günahın sefasını sürmektense, Tanrı’nın halkıyla birlikte hakaret görmeyi tercih etti.
HEB 11:26 Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü ödüle bakıyordu.
HEB 11:27 Kralın gazabından korkmadan imanla Mısır’dan ayrıldı. Çünkü görünmez Olan’ı görür gibi dayandı.
HEB 11:28 İlk doğanları yok edenin kendilerine dokunmaması için imanla Pesah’ı tuttu ve kanını serpti.
HEB 11:29 İman sayesinde karadan geçermiş gibi Kızıldeniz’den geçtiler. Mısırlılar aynı şeyi yapmaya kalkıştıklarında boğuldular.
HEB 11:30 İsraelliler yedi gün boyunca Yeriha surları çevresinde döndükten sonra, imanları sayesinde surlar yıkıldı.
HEB 11:31 Fahişe Rahav casusları dostça kabul ettiği için imanı sayesinde itaatsizlerle birlikte mahvolmadı.
HEB 11:32 Daha ne diyeyim? Gidyon, Barak, Şimşon, Yiftah, David, Samuel ve peygamberlerden söz etsem, buna zaman yetmez.
HEB 11:33 İmanları sayesinde krallıkları ele geçirdiler, adaleti sağladılar, vaat edilenlere kavuştular, aslanların ağzını kapadılar.
HEB 11:34 Ateşin gücünü söndürdüler. Kılıcın ağzından kaçtılar. Zayıflıkta güç buldular, savaşta güçlendiler ve yabancı orduları kaçırdılar.
HEB 11:35 Kadınlar dirilen ölülerini geri aldılar. Başkalarıysa daha iyi bir dirilişe kavuşmak için salıverilmeyi kabul etmeyerek işkence gördüler.
HEB 11:36 Diğerleri alaya alınıp kırbaçlandı, hatta zincire vurulup zindana atıldı.
HEB 11:37 Taşlandılar. Biçilerek parçalandılar. Denendiler. Kılıçtan geçirilip öldürüldüler. Koyun postu, keçi postu içinde dolaştılar. Yoksulluk çektiler, sıkıntı gördüler, düşmanca davranışlara maruz kaldılar.
HEB 11:38 Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yerin yarıklarında dolanıp durdular.
HEB 11:39 Bunların hepsi, imanla ilgili böyle bir tanıklığa sahip oldukları halde, hiçbiri vaadi almadılar.
HEB 11:40 Bizden ayrı olarak kusursuz kılınmasınlar diye, Tanrı bize daha üstün bir şey sağlamıştır.
HEB 12:1 Çevremiz böylesine büyük bir tanıklar bulutuyla kuşatıldığına göre, her türlü ağırlığı ve bizi kolayca saran günahı bırakalım ve önümüze konulan yarışı sabırla koşalım.
HEB 12:2 Gözümüzü imanımızı başlatan ve tamamlayan Yeşua’ya dikelim. O, önüne konan sevinç uğruna çarmıhın utancını hiçe sayarak katlandı ve Tanrı’nın tahtının sağında oturdu.
HEB 12:3 Canlarınız yorulup gevşemesin diye günahkârların bunca karşı koymasına katlanmış Olan’ı düşünün.
HEB 12:4 Günaha karşı verdiğiniz mücadelede henüz kanınız dökülünceye dek direnmiş değilsiniz.
HEB 12:5 Size çocuklarım diye seslenen şu öğüdü unuttunuz: “Oğlum, Efendi’nin terbiyesini hafife alma, O’nun tarafından azarlandığında gevşeme.
HEB 12:6 Çünkü Efendi sevdiği kişiyi terbiye eder, kabul ettiği her oğulu cezalandırır.”
HEB 12:7 Terbiye edilmek uğruna sabretmelisiniz. Tanrı size çocukları gibi davranıyor. Hangi oğulu babası terbiye etmez?
HEB 12:8 Ama herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, o zaman çocuklar değil, gayrimeşru evlatlarsınız.
HEB 12:9 Ayrıca bizi terbiye eden dünyasal babalarımız vardı ve onlara saygı duyardık. Daha çok ruhlar Babası’na tabi olup yaşamamız gerekmez mi?
HEB 12:10 Gerçi babalarımız bir kaç gün için, uygun gördükleri gibi terbiye ettiler. Ama Tanrı, kutsallığına ortak olalım diye bizi kendi yararımıza terbiye ediyor.
HEB 12:11 Her terbiye şimdiki zamanda tatlı gelmez, acı gelir. Ama böyle eğitilenlere bu sonradan doğruluğun esenlik ürününü yetiştirir.
HEB 12:12 Öyleyse, sarkık elleri ve zayıf dizleri doğrultun.
HEB 12:13 Ayaklarınız için düz yollar yapın. Öyle ki, kötürüm kısım yerinden çıkmasın, tersine şifa bulsun.
HEB 12:14 Bütün insanlarla barış içinde yaşamaya ve kutsal olmaya gayret gösterin. Bu olmadan kimse Efendi’yi göremeyecek.
HEB 12:15 Dikkat edin ki, kimse Tanrı’nın lütfundan yoksun kalmasın. İçinizde sizi rahatsız edecek ve birçoklarını kirletecek acı bir kök filizlenmesin.
HEB 12:16 Kimse fuhuş yapmasın ya da ilk oğulluk hakkını bir yemek karşılığında satan Esav’a benzeyip kutsal değerlere saygısızlık etmesin.
HEB 12:17 Biliyorsunuz ki, daha sonra kutsamayı miras almak istediyse de reddedildi. Kutsanmak için gözyaşı döküp yalvardıysa da tövbe zemini bulamadı.
HEB 12:18 Sizler dokunulabilen, ateşle yanan dağa, karanlığa, zifiri karanlık ve kasırgaya, çağrı borusunun gürlemesine ve sözlerin sesine yaklaşmadınız. O sesi duyanlar, kendilerine bir söz daha söylenmesin diye yalvardılar.
HEB 12:20 Çünkü, “Dağa bir hayvan bile dokunsa taşlanacak” buyruğuna dayanamadılar.
HEB 12:21 Görünüm o kadar korkunçtu ki, Moşe, “Korkuyorum ve titriyorum” dedi.
HEB 12:22 Sizlerse Siyon Dağı’na, diri Tanrı’nın kenti göksel Yeruşalem’e, sayısız meleğin sevinçle kutlamaya katıldığı, adları göklerde yazılmış ilk doğanların topluluğuna yaklaştınız. Herkesin yargıcı olan Tanrı’ya, kusursuz kılınmış doğru kişilerin ruhlarına, yeni antlaşmanın aracısı olan Yeşua’ya ve Habel’inkinden daha üstün şeylerden söz eden serpmelik kana yaklaştınız.
HEB 12:25 Bunları söyleyeni sakın reddetmeyin. Yeryüzünde kendilerini uyaranı reddedenler kaçamadılarsa, bizi gökten uyarana yüz çevirirsek kaçamayacağımız çok daha kesindir.
HEB 12:26 O zaman O’nun sesi yeri sarsmıştı. Ama şimdi, ‘‘Artık bir kez daha yalnızca yeri değil, gökleri de sarsacağım” diyerek söz vermiştir.
HEB 12:27 “Artık bir kez daha” sözü, sarsılanların, yani yaratılmış olan şeylerin ortadan kaldırılacağını gösteriyor; öyle ki sarsılmayanlar geride kalsın.
HEB 12:28 Bu nedenle, bize sarsılmaz bir krallık verildiğine göre lütfa sahip olalım. Öyle ki, Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla hizmet edelim.
HEB 12:29 Çünkü Tanrımız yiyip bitiren bir ateştir.
HEB 13:1 Kardeş sevgisi sürekli olsun.
HEB 13:2 Yabancılara konukseverlik göstermeyi unutmayın. Çünkü bunu yapmakla bazıları bilmeden melekleri ağırladı.
HEB 13:3 Tutuklu olanları, onlarla birlikte tutukluymuşsunuz gibi hatırlayın. Sizin de bir bedeniniz olduğunu bilerek düşmanca davranışlara maruz kalanları unutmayın.
HEB 13:4 Herkes evliliğe saygı duysun, yatak lekesiz olsun. Tanrı fuhuş yapanları ve zina edenleri yargılayacak.
HEB 13:5 Para sevgisinden özgür olun. Elinizdekiyle yetinin. Çünkü Tanrı, “Seni hiçbir şekilde terk etmeyeceğim, seni hiçbir şekilde yüzüstü bırakmayacağım” dedi.
HEB 13:6 Böylece cesaretle diyoruz ki, “Efendi benim yardımcımdır. Korkmayacağım. İnsan bana ne yapabilir?”
HEB 13:7 Size Tanrı’nın sözünü bildiren önderlerinizi hatırlayın. Yaşayışlarının sonucunu göz önünde bulundurarak onların imanını örnek alın.
HEB 13:8 Yeşua Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.
HEB 13:9 Çeşitli ve garip öğretilere kapılıp sürüklenmeyin. Çünkü yüreğin yiyecekle değil, lütufla güçlenmesi iyidir. Yiyeceklerle meşgul olanlar bundan fayda görmediler.
HEB 13:10 Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.
HEB 13:11 Çünkü kanları başkâhin tarafından günah sunusu olarak kutsal yere getirilen hayvanların cesetleri ordugâhın dışında yakılır.
HEB 13:12 Bunun içindir ki, Yeşua da kendi kanıyla halkı kutsal kılmak için kent kapısının dışında acı çekti.
HEB 13:13 Bu nedenle, O’nun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugâhın dışına çıkıp yanına gidelim.
HEB 13:14 Çünkü burada kalıcı bir kentimiz yok. Tersine gelecek olanı arıyoruz.
HEB 13:15 O halde, Yeşua aracılığıyla Tanrı’ya sürekli övgü kurbanı, yani O’nun adına sadakatimizi ilan eden dudakların ürününü sunalım.
HEB 13:16 İyilik yapmayı ve paylaşmayı unutmayın. Çünkü Tanrı bu tür kurbanlardan hoşnut olur.
HEB 13:17 Önderlerinize itaat edin ve onlara tabi olun. Çünkü onlar canlarınız için hesap verecek kişiler olarak sizi gözetirler. Öyle ki, yaptıkları işi inleyerek değil, ki bunun size yararı olmaz, sevinçle yapsınlar.
HEB 13:18 Bizim için dua edin. Vicdanımızın temiz olduğuna ve her konuda erdemli bir yaşam sürdürmek istediğimize inanıyoruz.
HEB 13:19 Yanınıza tez zamanda dönebileyim diye özellikle dua etmenizi istiyorum.
HEB 13:20 Esenlik kaynağı olan Tanrı, koyunların büyük Çobanı’nı, Efendimiz Yeşua’yı sonsuz antlaşma kanıyla ölümden diriltti.
HEB 13:21 O’nun isteğini yapabilmeniz için sizi her iyi iş için eksiksiz kılsın. Hoşnut olduğu şeyin gerçekleşmesi için Yeşua Mesih aracılığıyla sizde işlesin. Yücelik sonsuzluklara dek O’nun olsun! Amin.
HEB 13:22 Kardeşler, size rica ediyorum, öğütlerimi hoş görün. Zaten size kısaca yazdım.
HEB 13:23 Kardeşimiz Timoteos’un serbest bırakıldığını bilmenizi istiyorum. Yakında gelebilirse, kendisiyle birlikte sizi göreceğim.
HEB 13:24 Önderlerinize ve bütün kutsallara selam söyleyin. İtalya’dan olanlar size selam ederler.
HEB 13:25 Lütuf hepinizle birlikte olsun! Amin.
JAM 1:1 Tanrı’nın ve Efendi Yeşua Mesih’in hizmetkârı ben Yakov, dağılmış on iki oymağa selamlar.
JAM 1:2 Kardeşlerim, çeşitli ayartılara düştüğünüzde bunu tam bir sevinç sayın.
JAM 1:3 Biliyorsunuz ki, imanınızın sınanması dayanıklılık üretir.
JAM 1:4 Dayanıklılık kendi mükemmel işini yapsın ki, hiçbir eksiği olmayan kusursuz ve tamamlanmış kişiler olasınız.
JAM 1:5 Ama içinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe ve azarlamadan veren Tanrı’dan istesin, kendisine verilecektir.
JAM 1:6 Yalnız hiç şüphe duymadan imanla istesin. Çünkü şüphe duyan kişi, rüzgârın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer.
JAM 1:7 O kişi Efendi’den bir şey alacağını sanmasın.
JAM 1:8 Böyle biri çift fikirli, bütün yollarında kararsız biridir.
JAM 1:9 Düşkün durumdaki kardeş kendi yüksekliğiyle övünsün.
JAM 1:10 Zengin olansa kendi düşkünlüğüyle, çünkü kır çiçeği gibi geçip gidecektir.
JAM 1:11 Çünkü güneş kavurucu rüzgârla doğar ve otu kurutur. Onun çiçeği düşer ve görünüşünün güzelliği kaybolur. Tıpkı bunun gibi zengin de kendi uğraşları içinde unutulup gidecektir.
JAM 1:12 Ne mutlu ayartıya dayanan insana! Çünkü onaylandığında, Efendi’nin kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır.
JAM 1:13 Hiç kimse ayartıldığında, “Tanrı beni ayartıyor” demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.
JAM 1:14 Ne var ki, herkes kendi arzularına kapılıp aldanarak ayartılır.
JAM 1:15 O zaman arzu gebe kalır ve günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm getirir.
JAM 1:16 Sevgili kardeşlerim, aldanmayın!
JAM 1:17 Her iyi armağan ve her mükemmel armağan yücelerden, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan gelir.
JAM 1:18 O, kendi isteğiyle, yarattıklarının ilk ürünü olmamız için gerçeğin sözü aracılığıyla bizi dünyaya getirdi.
JAM 1:19 O halde, sevgili kardeşlerim, herkes dinlemekte çabuk, konuşmakta ağır, öfkelenmekte yavaş olsun.
JAM 1:20 Çünkü insanın öfkesi Tanrı’nın doğruluğunu üretmez.
JAM 1:21 Bu nedenle, her türlü pisliği ve taşkınlığı üzerinizden sıyırıp atarak, içinize ekilmiş, canlarınızı kurtaracak güçte olan sözü alçakgönüllülükle kabul edin.
JAM 1:22 Tanrı sözünü yalnız duymakla kalmayın, sözü yerine getirenler de olun. Yoksa kendinizi aldatmış olursunuz.
JAM 1:23 Çünkü sözü yerine getiren değil de dinleyicisi olan kişi, aynada kendi doğal yüzüne bakan adama benzer.
JAM 1:24 Çünkü kendini görür, gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur.
JAM 1:25 Ama özgürlüğün kusursuz yasasına bakıp onda devam eden kişi, unutkan dinleyici değil, işi yerine getiren kişidir. Bu kişi yaptığıyla kutsanır.
JAM 1:26 Sizden biri kendinin inançlı olduğunu sanıp dilini dizginlemezse, kendi yüreğini aldatır ve inancı da boştur.
JAM 1:27 Babamız Tanrı’nın önünde pak ve lekesiz inanç şudur: Yetimleri ve dulları sıkıntılarında ziyaret etmek ve kendini dünyanın lekelemesinden korumaktır.
JAM 2:1 Kardeşlerim, yüce Efendimiz Yeşua Mesih’in imanını kayırarak tutmayın.
JAM 2:2 Çünkü eğer havranıza altın yüzüklü, güzel giysili bir adamla kirli giysili yoksul bir adam girerse,
JAM 2:3 güzel giysiler giyene ilgiyle, “Buraya iyi bir yere otur”, yoksula, “Şurada dur” ya da “Ayağımın dibine otur” derseniz,
JAM 2:4 aranızda ayrım yapmış, kötü düşünceli yargıçlar gibi olmuş olmaz mısınız?
JAM 2:5 Sevgili kardeşlerim, dinleyin: Tanrı, imanda zengin olsunlar ve kendisini sevenlere vaat ettiği krallığın mirasçıları olsunlar diye bu dünyada yoksul olanları seçmedi mi?
JAM 2:6 Oysa siz yoksulu küçük düşürdünüz. Size zulmeden zenginler değil mi? Sizi mahkemelere sürükleyenler onlar değil mi?
JAM 2:7 Çağrıldığınız o yüce Ad’a küfreden onlar değil mi?
JAM 2:8 Bununla birlikte, “Komşunu kendin gibi seveceksin” diyen Kutsal Yazı’ya göre krallık yasasını yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz.
JAM 2:9 Ama ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa’yı çiğnemekle suçlu bulunursunuz.
JAM 2:10 Çünkü kim Yasa’nın tümünü tutar ve bir noktada tökezlerse, hepsinde suçlu olur.
JAM 2:11 Çünkü “Zina etmeyeceksin” diyen, ayrıca “Adam öldürmeyeceksin” demiştir. Eğer zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa’yı çiğnemiş olursun.
JAM 2:12 Özgürlük Yasası’na göre yargılanacak insanlar gibi konuşun ve yapın.
JAM 2:13 Çünkü yargı merhamet göstermeyene karşı merhametsizdir. Merhamet yargıya galip gelir.
JAM 2:14 Kardeşlerim, biri imanı olduğunu söyleyip de işleri olmazsa, bu neye yarar? İman onu kurtarabilir mi?
JAM 2:15 Eğer bir erkek ya da kız kardeş çıplaksa ve günlük yiyecekten yoksunsa,
JAM 2:16 biriniz ona, “Esenlikle git, ısınmanı ve doymanı dilerim” der, ama bedenin ihtiyaçlarını vermezse, bu neye yarar?
JAM 2:17 Bunun gibi, tek başına işleri olmayan iman da ölüdür.
JAM 2:18 Evet, biri, “Senin imanın var, benimse işlerim. Bana işlerin olmadan imanını göster, ben de sana işlerimle imanımı göstereyim” diyebilir.
JAM 2:19 Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. İblisler de buna inanıyor ve titriyorlar.
JAM 2:20 Ama ey boş insan, işleri olmayan imanın ölü olduğunu bilmek mi istiyorsun?
JAM 2:21 Atamız Avraham, oğlu İshak’ı sunak üzerinde sunmuş olarak işleriyle aklanmadı mı?
JAM 2:22 Görüyorsun, onun imanı işleriyle birlikte işliyordu; eylemleriyle imanı tamam oldu.
JAM 2:23 Böylece, “Avraham Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. Ona Tanrı’nın dostu denildi.
JAM 2:24 Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, işleriyle de aklanır.
JAM 2:25 Aynı şekilde, ulakları kabul edip başka bir yoldan gönderen fahişe Rahav da işleriyle aklanmadı mı?
JAM 2:26 Ruhsuz beden nasıl ölüyse, eylemleri olmayan iman da ölüdür.
JAM 3:1 Kardeşlerim, daha ağır bir yargılamadan geçeceğimizi bilerek, çoğunuz öğretmen olmayın.
JAM 3:2 Çünkü hepimiz birçok konuda tökezleriz. Sözde, tökezlemeyen kişi, yetkin bir insandır ve bütün bedenini dizginleyebilir.
JAM 3:3 Bize itaat etsinler diye atların ağzına gem vururuz ve böylece bütün bedenlerini yönlendiririz.
JAM 3:4 İşte, gemiler de çok büyük olmalarına ve sert rüzgârlarla sürüklenmelerine karşın, dümencinin gönlü nereye isterse, çok küçük bir dümenle oraya çevrilir.
JAM 3:5 Böylece dil küçük bir üyedir ve büyük şeylerle övünür. Bakın, küçücük bir kıvılcım koca bir ormanı tutuşturabilir!
JAM 3:6 Dil de bir ateştir. Bedenimizin üyeleri arasında kötülük dünyasıdır. Bütün bedenimizi kirletir. Gehenna'dan yükselen alev olarak doğanın gidişatını alevlendirir.
JAM 3:7 İnsan her tür hayvanı, kuşu, sürüngeni ve deniz yaratığını evcilleştirmiş ve evcilleştirmeye devam etmektedir.
JAM 3:8 Ama dili kimse evcilleştiremez; ölümcül zehirle dolu, yerinde durmayan bir kötülüktür.
JAM 3:9 Dilimizle Tanrımız’ı, Babamız’ı överiz, yine aynı dille Tanrı’nın suretinde yaratılmış olan insana lanet ederiz.
JAM 3:10 Övgü ve sövgü aynı ağızdan çıkar. Kardeşlerim, bu böyle olmamalı.
JAM 3:11 Bir pınar aynı gözden tatlı ve acı su akıtır mı?
JAM 3:12 Kardeşlerim, incir ağacı zeytin ya da asma incir verebilir mi? Bunun gibi, hiçbir kaynak hem tuzlu su hem de tatlı su vermez.
JAM 3:13 Aranızda bilge ve anlayışlı olan kimdir? İyi yaşayışını, bilgeliğin uysallığında yapılan iyi işlerle göstersin.
JAM 3:14 Ama yüreğinizde acı bir kıskançlık ve bencil bir hırs varsa, övünmeyin, gerçeğe karşı yalan söylemeyin.
JAM 3:15 Bu bilgelik yukarıdan değildir. Tersine, dünyadan, bedensel, iblislerdendir.
JAM 3:16 Çünkü nerede kıskançlık ve bencil hırs varsa, orada karışıklık ve her türlü kötü iş vardır.
JAM 3:17 Ama yukarıdan gelen bilgelik önce paktır, sonra barışçıldır, uysal ve akla uygundur. Merhametle ve iyi meyvelerle doludur. Taraf tutmaz, ikiyüzlülük yapmaz.
JAM 3:18 Doğruluğun ürünü barış yapıcıları tarafından barış içinde ekilir.
JAM 4:1 Aranızdaki çatışmalar ve kavgalar nereden geliyor? Bedeninizin üyelerinde savaşan tutkularınızdan değil mi?
JAM 4:2 Arzu duyuyorsunuz, elde edemeyince öldürüyor, göz dikiyorsunuz. Çatışıp kavga ediyorsunuz. Sahip değilsiniz, çünkü dilemiyorsunuz.
JAM 4:3 İsteyince de alamıyorsunuz, çünkü yanlış niyetle, kendi zevkleriniz için kullanmak üzere istiyorsunuz.
JAM 4:4 Ey zina edenler, dünyayla dostluğun Tanrı’ya düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünyayla dost olmak isteyen, kendini Tanrı’ya düşman eder.
JAM 4:5 Yoksa Kutsal Yazı boşuna mı, “İçimizde yaşayan Ruh kıskançlıkla özler” diyor?
JAM 4:6 Ama daha çok lütuf verir. Bu nedenle, “Tanrı kibirlilere karşı durur, ama alçakgönüllülere lütfeder” der.
JAM 4:7 Bu nedenle Tanrı’ya tabi olun. İblis’e direnin, sizden kaçacaktır.
JAM 4:8 Tanrı’ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ellerinizi temizleyin ey günahkârlar. Yüreklerinizi arındırın, ey çift fikirliler.
JAM 4:9 Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün.
JAM 4:10 Efendi’nin önünde kendinizi alçaltın, O da sizi yükseltecektir.
JAM 4:11 Kardeşler, birbirinizi yermeyin. Kardeşini yeren ya da kardeşini yargılayan, Yasa’yı yermiş ve yargılamış olur. Ama Yasa’yı yargılarsan, Yasa’yı yerine getiren değil, yargıç olursun.
JAM 4:12 Tek Yasa koyucu vardır, kurtarmaya da mahvetmeye de gücü yeten O’dur. Sen kim oluyorsun ki, başkasını yargılıyorsun?
JAM 4:13 Gelin şimdi, “Bugün ya da yarın şu kente gidelim, orada bir yıl geçirelim, ticaret yapalım, kazanalım” diyen sizler,
JAM 4:14 oysa yarın yaşamınızın nasıl olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen, sonra kaybolup giden buğu gibisiniz.
JAM 4:15 Bunun yerine, ‘‘Eğer Efendi dilerse yaşayacağız, şunu ya da bunu yapacağız” demelisiniz.
JAM 4:16 Ama şimdi küstahlıklarınızla övünüyorsunuz. Bu tür övünmelerin hepsi kötüdür.
JAM 4:17 Bu nedenle, iyi olan şeyi yapmayı bilip de yapmayana günahtır.
JAM 5:1 Gelin şimdi ey zenginler, başınıza gelecek sefaletlerden ötürü feryat edip ağlayın.
JAM 5:2 Servetiniz çürümüş, giysilerinizi güve yemiş.
JAM 5:3 Altınınız ve gümüşünüz pas tutmuştur. Onların pası size karşı tanıklıkta bulunacak, etinizi ateş gibi yiyecek. Son günlerde hazine biriktirdiniz.
JAM 5:4 Bakın, tarlalarınızı biçen işçilerin hileyle alıkoyduğunuz ücretleri haykırıyor. Orakçıların feryatları Ordular Efendisi’nin kulaklarına ulaştı.
JAM 5:5 Yeryüzünde lüks ve zevk içinde yaşadınız. Kesim günü için yüreğinizi besiye çektiniz.
JAM 5:6 Size karşı direnmeyen doğru kişiyi suçlu çıkarıp öldürdünüz.
JAM 5:7 Öyleyse kardeşler, Efendi’nin gelişine dek sabırlı olun. Bakın, çiftçi, ilk ve son yağmurları alana dek toprağın değerli ürününü nasıl sabırla bekliyor!
JAM 5:8 Siz de sabırlı olun. Yüreğinizi güçlendirin, çünkü Efendi’nin gelişi yakındır.
JAM 5:9 Kardeşler, birbirinize karşı söylenmeyin ki, yargılanmayasınız. İşte, Yargıç kapıda duruyor.
JAM 5:10 Kardeşler, Efendi’nin adıyla konuşmuş olan peygamberleri sıkıntıda sabır örneği olarak alın.
JAM 5:11 Bakın, dayanmış olanlara ne mutlu diyoruz. İyov’un nasıl dayandığını işittiniz. Sonunda Efendi’nin onun için neler yaptığını gördünüz. Efendi’nin şefkati ve merhameti ne boldur.
JAM 5:12 Kardeşlerim, her şeyden önce, ne gök, ne yer, ne de başka bir şey üzerine ant içmeyin. “Evet” iniz “evet”, “hayır” ınız “hayır” olsun ki, ikiyüzlü duruma düşmeyin.
JAM 5:13 İçinizden biri acı mı çekiyor? Dua etsin. Birisi sevinçli mi? İlahi söylesin.
JAM 5:14 İçinizden biri hasta mı? Kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın. Efendi’nin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler.
JAM 5:15 İman duası hastayı iyileştirecek ve Efendi onu ayağa kaldıracaktır. Günah işlemişse affedilecektir.
JAM 5:16 Şifa bulabilmek için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru insanın ısrarcı duası çok güçlü ve etkilidir.
JAM 5:17 Eliya bizim gibi bir insandı. Yağmur yağmaması için hararetle dua etti ve üç yıl altı ay yeryüzüne yağmur yağmadı.
JAM 5:18 Yeniden dua etti, gökyüzü yağmur, toprak da ürün verdi.
JAM 5:19 Kardeşlerim, eğer içinizden biri gerçekten sapar da biri onu geri döndürürse,
JAM 5:20 bilsin ki, günahkârı sapık yolundan döndüren, ölümden bir can kurtarmış ve birçok günahı örtmüş olur.
1PE 1:1 Yeşua Mesih’in elçisi Petrus, Baba Tanrı’nın ön bilgisi uyarınca,
1PE 1:2 Ruh’un kutsal kılmasıyla, Yeşua Mesih’e itaat etmeniz ve O’nun kanının üzerinize serpilmesi için seçilmiş olup Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinya’ya dağılmış olan yabancılara: Size lütuf ve esenlik çoğaltılsın.
1PE 1:3 Efendimiz Yeşua Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun! O büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı. Yeşua Mesih’i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, bozulmaz, lekesiz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras göklerde sizin için ayrılmıştır.
1PE 1:5 Zamanın sonunda açığa çıkmaya hazır kurtuluş için iman aracılığıyla Tanrı’nın gücüyle korunuyorsunuz.
1PE 1:6 Bundan büyük sevinç duyuyorsunuz. Gerçi şimdi çeşitli denenmelerle kısa bir süre üzüntü çekmeniz gerekiyor.
1PE 1:7 Böylelikle ateşle arıtılmış saf altından daha değerli olan imanınızın kanıtlanması, Yeşua Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, saygınlık kazandıracak.
1PE 1:8 O’nu görmemiş olduğunuz halde seviyorsunuz. Şu anda O’nu görmediğiniz halde iman ediyorsunuz. Sözle anlatılamaz yücelik dolu bir sevinçle coşuyorsunuz.
1PE 1:9 İmanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşunu alıyorsunuz.
1PE 1:10 Size gelecek lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşu gayretle arayıp soruşturdular.
1PE 1:11 İçlerinde bulunan Mesih’in Ruhu, Mesih’in çekeceği acıları ve bu acıları izleyecek olan yücelikleri önceden bildirirken, Ruh’un kime ya da ne tür bir zamana işaret ettiğini araştırdılar.
1PE 1:12 Bu şeylerde kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara gösterildi. Bunları gökten gönderilen Kutsal Ruh aracılığıyla size Müjde’yi iletenler şimdi bildirdi. Melekler bu şeylere yakından bakmak isterler.
1PE 1:13 Bu nedenle düşüncelerinizi eyleme hazırlayın. Ayık kalıp umudunuzu tümüyle Yeşua Mesih’in görünmesiyle size getirilecek lütfa bağlayın.
1PE 1:14 İtaat çocukları gibi olun, bilgisizlik zamanındaki eski tutkularınıza uymayın.
1PE 1:15 Sizi çağıran Tanrı kutsal olduğu gibi, siz de her davranışınızda kutsal olun.
1PE 1:16 Çünkü şöyle yazılmıştır: “Kutsal olacaksınız, çünkü ben kutsalım.”
1PE 1:17 Kimseyi kayırmadan, kişiyi yaptığı işe göre yargılayan Tanrı’yı Baba diye çağırdığınıza göre, yabancı olarak yaşadığınız buradaki zamanınızı saygıyla korku içinde geçirin.
1PE 1:18 Çünkü atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan, çürüyüp giden gümüşle ya da altınla kurtulmadığınızı biliyorsunuz.
1PE 1:19 Tersine, eksiksiz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanıyla kurtuldunuz.
1PE 1:20 Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, bu son çağda sizin yararınıza göründü.
1PE 1:21 O’nu ölümden diriltip yücelten Tanrı’ya O’nun aracılığıyla iman ediyorsunuz. Öyle ki, imanınız ve umudunuz Tanrı’da olsun.
1PE 1:22 Ruh aracılığıyla gerçeğe itaat ederek içten kardeş sevgisinde canlarınızı temizlediğinize göre, yürekten birbirinizi hararetle sevin.
1PE 1:23 Çünkü çürüyen değil, çürümez bir tohumdan, yani Tanrı’nın diri ve ebedi sözü aracılığıyla yeniden doğdunuz.
1PE 1:24 Çünkü, “Bütün insanlar ota benzer, insanın tüm yüceliği kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer,
1PE 1:25 ama Efendi’nin sözü sonsuza dek yerinde durur.” İşte size duyurulmuş olan Müjde sözü budur.
1PE 2:1 Bunun için her türlü kötülüğü, hileyi, ikiyüzlülüğü, kıskançlığı ve her türden kötü konuşmayı bir yana bırakın.
1PE 2:2 Eğer gerçekten Efendi’nin iyiliğini tattıysanız, yeni doğan bebekler gibi, saf ruhsal sütü özleyin ki, onunla büyüyesiniz.
1PE 2:4 İnsanlar tarafından reddedilmiş, ama Tanrı’ya göre seçkin, değerli taşa, O’na gelin.
1PE 2:5 Siz de Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrı’yı hoşnut eden ruhsal kurbanlar sunmak ve kutsal kâhinler topluluğu olmak üzere, diri taşlar olarak ruhsal konut olmak için bina olunuyorsunuz.
1PE 2:6 Çünkü Kutsal Yazı şunu içerir, “İşte, Siyon’a seçkin ve değerli bir köşe taşı koyuyorum. O’na iman eden düş kırıklığına uğramayacak.”
1PE 2:7 İman eden sizler için bu taş saygındır. Ama itaatsizler için, “Yapıcıların reddettiği taş köşenin baş taşı,”
1PE 2:8 ve, “Tökezleme taşı ve suç kayası oldu.” Çünkü onlar söze itaatsizlik ederek tökezlerler. Zaten bunun için atanmışlardır.
1PE 2:9 Ama siz seçilmiş bir soy, Kral’ın kâhinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın kendisine ait bir halksınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın harikalarını duyurmak için seçildiniz.
1PE 2:10 Eskiden halk değildiniz, ama şimdi Tanrı’nın halkısınız. Eskiden merhamete kavuşmamıştınız, şimdiyse merhamete kavuştunuz.
1PE 2:11 Ey sevgililer, yabancılar ve konuklar olarak cana karşı savaşan benliğin tutkularından kaçınmanızı rica ediyorum.
1PE 2:12 Uluslar arasında iyi davranışlar sergileyin. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size karşı konuşsalar da, iyi işlerinizi görüp ziyaret gününde Tanrı’yı yüceltsinler.
1PE 2:13 Bu nedenle, Efendi adına insanlar arasında yetkili kılınmış her kuruma, gerek her şeyin üstünde olan krala, gerekse kötülük yapanları cezalandırmak ve iyilik yapanları onurlandırmak için kralın gönderdiği valilere tabi olun.
1PE 2:15 Çünkü Tanrı’nın isteği, akılsızların bilgisizliğini iyilik yaparak susturmanızdır.
1PE 2:16 Özgür insanlar olarak yaşayın, ancak özgürlüğünüzü kötülük perdesi olarak kullanmayın. Tanrı’nın hizmetkârları olarak yaşayın.
1PE 2:17 Bütün insanlara saygı gösterin. Kardeşsever olun. Tanrı’dan korkun. Krala saygı duyun.
1PE 2:18 Ey hizmetkârlar, efendilerinize tam bir saygıyla tabi olun. Yalnızca iyi ve yumuşak huylu olanlarına değil, kötü olanlarına da.
1PE 2:19 Çünkü bir kişi haksız yere acı çeker ve Tanrı bilinciyle acıya katlanırsa, övgüye değerdir.
1PE 2:20 Günah işleyip dövüldüğünüzde sabırla katlanırsanız, bunda ne yücelik var? Ama iyilik edip acıya sabırla katlanırsanız, bu, Tanrı katında övgüye değerdir.
1PE 2:21 Çünkü bunun için çağrıldınız. Mesih de bizim için acı çekti, O’nun adımlarını izleyesiniz diye size bir örnek bıraktı.
1PE 2:22 O günah işlemedi, ‘‘ağzından hileli söz çıkmadı.’’
1PE 2:23 Kendine lanet edildiğinde lanetle karşılık vermedi. Acı çektiğinde tehdit etmedi, ancak kendisini adaletle yargılayana teslim etti.
1PE 2:24 Günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı kendi bedeninde, ağaç üzerinde yüklendi. O’nun yaralarıyla iyileştiniz.
1PE 2:25 Çünkü yoldan sapan koyunlar gibiydiniz, şimdiyse canlarınızın Çobanı’na ve Gözetmeni’ne geri döndünüz.
1PE 3:1 Ey kadınlar, aynı şekilde, kocalarınıza tabi olun. Öyle ki, bazıları Söz’e itaat etmeseler bile, korku içindeki pak davranışınızı görerek söze gerek kalmaksızın karılarının davranışıyla kazanılsınlar.
1PE 3:3 Güzelliğiniz örgülü saçlar, altın takılar, güzel giysiler gibi yalnızca dış görünüşle ilgili olmasın.
1PE 3:4 Tersine yüreğin saklı kişiliğinde, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliği süsünüz olsun. Tanrı katında bunun değeri çoktur.
1PE 3:5 Çünkü geçmişte Tanrı’ya umut bağlamış kutsal kadınlar da kendi kocalarına tabi olup böyle süslenirlerdi.
1PE 3:6 Böylece Sarah Avraham’ın sözünü dinler, ona “Efendim” diye hitap ederdi. İyilik eder, hiçbir dehşetten korkmazsanız, siz de Sarah’ın çocukları olursunuz.
1PE 3:7 Aynı şekilde, siz kocalar, daha zayıf kap olan karılarınızla anlayış içinde yaşayın. Tanrı’nın lütfettiği yaşamın ortak mirasçıları oldukları için onlara saygı gösterin. Öyle ki, dualarınız engelle karşılaşmasın.
1PE 3:8 Sonuç olarak, hepiniz aynı düşüncede olun. Birbirinize karşı şefkatli, kardeşsever, yufka yürekli, nazik olun.
1PE 3:9 Kötülüğe kötülükle, hakarete hakaretle değil, tersine kutsamayla karşılık verin. Çünkü kutsanmayı miras almak için çağrıldınız.
1PE 3:10 Çünkü, “Yaşamı seven, güzel günler görmek isteyen, dilini kötülükten, dudaklarını yalandan korusun.
1PE 3:11 Kötülükten sakınıp iyilik etsin. Esenliği arasın, ve onun ardınca gitsin.
1PE 3:12 Çünkü Efendi’nin gözleri doğruların üzerindedir, kulakları onların duasına açıktır. Ama Efendi’nin yüzü kötülük edenlere karşıdır.”
1PE 3:13 Eğer iyilik yapmayı kendinize örnek alırsanız, size kim kötülük edecek?
1PE 3:14 Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! ‘‘Onların korktuğundan korkmayın, tedirgin de olmayın.’’
1PE 3:15 Ama Efendi Tanrı’yı yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese yanıt vermeye her zaman hazır olun.
1PE 3:16 Yalnız bunu alçakgönüllülükle ve saygıyla yapın. Temiz bir vicdana sahip olun. Öyle ki, Mesih’teki iyi yaşamınızı kötüleyenler söylediklerinden utansınlar.
1PE 3:17 Eğer Tanrı’nın isteği iyilik edip acı çekmekse, kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.
1PE 3:18 Çünkü Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak üzere doğru kişi olarak doğru olmayanlar uğruna bir kez günahlar için acı çekti. Bedende öldürüldü, ama Ruh’ta diriltildi.
1PE 3:19 Ruh’ta gidip bunları zindanda olan ruhlara duyurdu.
1PE 3:20 Eskiden, Noa’nın günlerinde gemi yapılırken, Tanrı’nın sabırla beklemesine karşın bu ruhlar itaatsiz olanlardı. O gemide suyla kurtulanların sayısı az oldu, yani sekiz kişiydi.
1PE 3:21 Bu şimdi, Yeşua Mesih’in dirilişiyle sizi kurtaran vaftizin bir simgesidir. Bedeni kirden arındıran değil, Tanrı’ya karşı temiz bir vicdanın yanıtı olan vaftiz.
1PE 3:22 O göğe çıkmıştır ve Tanrı’nın sağındadır. Melekler, yetkiler ve güçler O’na tabi kılınmıştır.
1PE 4:1 Bu nedenle, Mesih bizim için bedende acı çektiğine göre, siz de aynı düşünceyle silahlanın. Çünkü bedende acı çeken, günahla ilişkisini kesmiştir.
1PE 4:2 Öyle ki, bedende kalan zamanını artık insan tutkularına göre değil, Tanrı’nın isteği doğrultusunda yaşayasınız.
1PE 4:3 Çünkü ulusların arzularını yerine getirerek ahlaksızlık, şehvet, sarhoşluk, çılgın eğlenceler, içki alemleri, iğrenç putperestlikler içinde geçmişimizi yeterince boşa harcadık.
1PE 4:4 Onlarla aynı aşırı isyan seli içinde koşmamanızı yadırgıyorlar ve size küfrediyorlar.
1PE 4:5 Onlar, ölüleri ve dirileri yargılamaya hazır olan O'na hesap verecekler.
1PE 4:6 Bunun için Müjde ölülere de duyuruldu; öyle ki, bedenen insan gibi yargılansınlar, ama ruhta Tanrı'ya göre yaşasınlar.
1PE 4:7 Ama her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle sağduyulu olun, kendinize hâkim olun ve duada ayık durun.
1PE 4:8 Her şeyden önce birbirinizi içten sevin. Çünkü sevgi birçok günahı örter.
1PE 4:9 Söylenmeden birbirinize karşı konuksever olun.
1PE 4:10 Her biriniz almış olduğu ruhsal armağana göre, bunu Tanrı’nın çok yönlü lütfunun iyi yöneticileri olarak birbirinize hizmet etmek için kullanın.
1PE 4:11 Konuşan, Tanrı’nın sözlerini iletirmiş gibi konuşsun. Hizmet eden, Tanrı’nın sağladığı güçle hizmet etsin. Öyle ki, Yeşua Mesih aracılığıyla Tanrı her şeyde yüceltilsin. Yücelik ve hâkimiyet sonsuza dek O’na aittir! Amin.
1PE 4:12 Ey sevgililer, sınanmanız için üzerinize gelen ateşli denenme karşısında, sanki başınıza garip bir şey gelmiş gibi şaşırmayın.
1PE 4:13 Tam tersine, Mesih’in acılarına ortak olduğunuz için sevinin ki, O’nun görkemi açığa çıktığında siz de sevinçle coşasınız.
1PE 4:14 Mesih’in adından ötürü aşağılanırsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın yüce Ruhu üzerinizde duruyor. Onlar açısından O'na küfrediliyor, ama sizin açınızdan O yüceltiliyor.
1PE 4:15 Aranızdan hiçbiri katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin.
1PE 4:16 Ama biriniz Hristiyan olduğu için acı çekerse, bundan utanmasın. Tersine, bu konuda Tanrı’yı yüceltsin.
1PE 4:17 Çünkü yargının, Tanrı’nın ev halkından başlayacağı zaman geldi. Eğer yargı önce bizden başlarsa, Tanrı’nın Müjdesi’ne itaat etmeyenlere ne olacak?
1PE 4:18 “Doğru insanın kurtulması güçse, tanrısız ve günahkâra ne olacak?”
1PE 4:19 Öyleyse, Tanrı’nın isteği doğrultusunda acı çekenler, iyilik ederek canlarını güvenilir Yaradan’a emanet etsinler.
1PE 5:1 Bu nedenle, aranızdaki ihtiyarlara, onlar gibi bir ihtiyar, Mesih’in çektiği acıların tanığı, açığa çıkacak yüceliğin paydaşı olarak öğütte bulunuyorum.
1PE 5:2 Tanrı’nın aranızdaki sürüsünü güdün. Bunu zorunluymuş gibi değil, gönüllü olarak yapın. Haksız kazanç için değil, gönüllü gözetmenlik yapın.
1PE 5:3 Size emanet edilenlerin üzerinde efendi kesilerek değil, tersine sürüye örnek olarak yapın.
1PE 5:4 Baş Çoban ortaya çıktığında, solmayan yücelik tacını alacaksınız.
1PE 5:5 Aynı şekilde, gençler siz de, ihtiyarlara tabi olun. Evet, hepiniz birbirinize tabi olmak için alçakgönüllülüğü giyinin. Çünkü, “Tanrı kibirlilere karşı durur, alçakgönüllülere lütfeder.’’
1PE 5:6 Bu nedenle, Tanrı’nın güçlü eli altında kendinizi alçaltın ki, zamanı geldiğinde sizi yüceltsin.
1PE 5:7 Bütün kaygılarınızı O’na bırakın, çünkü O sizi kayırır.
1PE 5:8 Ayık durun ve kendinize hâkim olun. Uyanık durun. Düşmanınız İblis kükreyen bir aslan gibi yutabileceği birini arayarak dolaşıyor.
1PE 5:9 Dünyadaki kardeşlerinizin de aynı acıları çektiğini bilerek, imanınızda sarsılmadan ona karşı koyun.
1PE 5:10 Kısa bir süre acı çektikten sonra sizi Mesih Yeşua aracılığıyla sonsuz yüceliğine çağıran tüm lütfun kaynağı olan Tanrı sizi yetkinleştirip, pekiştirecek, güçlendirip temellendirecektir.
1PE 5:11 Yücelik ve güç sonsuza dek O’nun olsun! Amin.
1PE 5:12 Kendisini sadık bir kardeş saydığım Silvanus aracılığıyla size kısaca yazdım. Size öğütte bulunuyor ve içinde bulunduğunuz lütfun Tanrı’nın gerçek lütfu olduğuna tanıklık ediyorum.
1PE 5:13 Sizin gibi seçilmiş olan Babil’deki kilise size selam eder. Oğlum Markos da sizi selamlıyor.
1PE 5:14 Birbirinizi sevgiyle öperek selamlayın. Mesih Yeşua’da olan hepinize esenlik olsun! Amin.
2PE 1:1 Yeşua Mesih’in hizmetkârı ve elçisi Simon Petrus, Tanrımız ve Kurtarıcımız Yeşua Mesih’in doğruluğunda bizimle aynı değerli imana sahip olanlara:
2PE 1:2 Tanrı’nın ve Efendimiz Yeşua Mesih’in bilgisinde size lütuf ve esenlik çoğaltılsın.
2PE 1:3 Kendi yüceliği ve erdemiyle bizi çağıranın tanrısal gücü, kendisini tanımamız aracılığıyla yaşamamız ve tanrısallık için bize her şeyi verdi.
2PE 1:4 Bunlar sayesinde dünyada kötü arzuların neden olduğu yozlaşmadan kurtulmuş olarak tanrısal özyapıya ortak olasınız diye, bize çok büyük ve değerli vaatler verildi.
2PE 1:5 İşte tam bundan ötürü her türlü gayreti göstererek imanınıza erdemi, erdeminize bilgiyi,
2PE 1:6 bilginize özdenetimi, özdenetiminize dayanma gücünü, dayanma gücünüze tanrısallığı,
2PE 1:7 tanrısallığa kardeşseverliği, kardeşseverliğinize sevgiyi katın.
2PE 1:8 Çünkü bu şeylere artan ölçüde sahip olursanız, Efendimiz Yeşua Mesih’i tanımakta tembel ya da verimsiz olmazsınız.
2PE 1:9 Çünkü bu şeylerden yoksun olan kördür, yalnızca yakını görür. Eski günahlarından arındığını unutmuştur.
2PE 1:10 Bu nedenle, ey kardeşler, çağrınızı ve seçilmişliğinizi sağlamlaştırmaya daha çok gayret edin. Çünkü bunları yaparsanız, asla tökezlemezsiniz.
2PE 1:11 Böylece Efendimiz ve Kurtarıcımız Yeşua Mesih’in sonsuz Krallığı'na girme olanağı size cömertçe sağlanacaktır.
2PE 1:12 Bu nedenle, bunları bildiğiniz ve sahip olduğunuz gerçekte temellenmiş olduğunuz halde, bunları size hatırlatmaktan geri kalmayacağım.
2PE 1:13 Bu çadırda olduğum sürece bunları hatırlatarak sizi gayrete getirmeyi doğru buluyorum.
2PE 1:14 Efendimiz Yeşua Mesih’in bana gösterdiği gibi, çadırımdan ayrılma zamanım hızla yaklaşıyor.
2PE 1:15 Ben ayrıldıktan sonra da bu şeyleri her zaman hatırlayabilmeniz için her türlü gayreti göstereceğim.
2PE 1:16 Efendimiz Yeşua Mesih’in kudretini ve gelişini size bildirirken kurnazca uydurulmuş masallara başvurmadık. O’nun görkemini gözlerimizle gördük.
2PE 1:17 Çünkü görkemli ve Heybetli Olan’dan kendisine, “Bu benim sevgili Oğlum, O’ndan hoşnutum” diye ses geldiğinde, Baba Tanrı’dan onur ve yücelik aldı.
2PE 1:18 Kutsal dağda O’nunla birlikteyken gökten gelen bu sesi biz de duyduk.
2PE 1:19 Bizim için peygamberlik sözü daha da kesinleşmiş oldu. Gün ağarıncaya ve sabah yıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek, karanlık yerde parlayan bir kandile benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz.
2PE 1:20 İlk olarak şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
2PE 1:21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğiyle gelmedi. Tersine, Tanrı’nın kutsal insanları, Kutsal Ruh tarafından yönlendirilerek konuştular.
2PE 2:1 Ama halk arasında sahte peygamberler ortaya çıktığı gibi, sizin aranızda da sahte öğretmenler olacaktır. Bunlar kendilerini satın alan Efendi’yi bile inkâr ederek gizlice aranıza yıkıcı öğretiler sokacaklar. Onlar kendi üzerlerine hızlı bir yıkım getirecekler.
2PE 2:2 Birçokları onların ahlaksız yollarını takip edecek. Bunun sonucunda gerçeğin yolu kötülenecek.
2PE 2:3 Açgözlülükleri nedeniyle aldatıcı sözlerle sizi sömürecekler. Onlar için eskiden beri saptanmış olan yargı gecikmez. Onları bekleyen yıkım da uyuklamaz.
2PE 2:4 Çünkü Tanrı günah işlediklerinde melekleri esirgemedi. Onları Tartarus’a atıp karanlık çukurlara kapattı. Kendilerine ayrılan yargı için orada tutuluyorlar.
2PE 2:5 Tanrı eski dünyayı da esirgemedi. Ama tanrısızların dünyasına tufan gönderdiğinde, doğruluk sözünü duyuran Noa’yı yedi kişiyle birlikte korudu.
2PE 2:6 Sodom ve Gomora kentlerini küle çevirdi, onları yıkıma mahkûm etti ve tanrısız bir yaşam sürmek isteyenlere bir örnek gösterdi.
2PE 2:7 Kötülerin ahlaksızlık dolu yaşayışına kederlenen doğru adam Lut’u kurtardı.
2PE 2:8 Çünkü onların arasında yaşayan bu doğru adam, görüp işittiği yasasız işler nedeniyle doğru yüreğinde her gün acıyla inliyordu.
2PE 2:9 Efendi doğru kişileri ayartılardan kurtarmayı da kötülük yapanları yargı günü için saklamayı da bilir.
2PE 2:10 Özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri yargı için saklar. Bu küstah, dik başlı kişiler yüce varlıklar hakkında kötü konuşmaktan korkmazlar.
2PE 2:11 Oysa melekler bile, güçte ve kudrette daha üstün olmalarına rağmen Efendi’nin önünde onlara karşı kötüleyici bir şekilde yargılamazlar.
2PE 2:12 Ne var ki, bunlar akıldan yoksun yaratıklar, yakalanıp yok edilmek üzere doğmuş doğal hayvanlar gibidirler. Bilmedikleri konularda kötü sözler söyleyen bu kişiler de mahvlarında kesinlikle mahvolacaklar.
2PE 2:13 Gün içinde zevk alemlerine dalmayı eğlence sayarken, yaptıkları haksızlığın karşılığını alacaklar. Sizinle birlikte yiyip içerken kendi hilelerinden zevk alan bu insanlar birer leke ve utançtır.
2PE 2:14 Gözleri zinayla doludur, günahtan vazgeçmezler. Kararsız canları ayartırlar. Yürekleri açgözlülükle eğitilmiş lanet çocuklarıdır.
2PE 2:15 Haksız kazancı seven Beor oğlu Balam’ın yolunu izleyerek doğru yolu bırakıp saptılar.
2PE 2:16 Balam kendi itaatsizliğinden ötürü azarlandı. Dilsiz eşek insan diliyle konuşarak bu peygamberin deliliğini durdurdu.
2PE 2:17 Bunlar susuz kuyular, fırtınanın sürüklediği bulutlar gibidir. Onlara ayrılan sonsuza dek koyu karanlıktır.
2PE 2:18 Büyük büyük konuşup boş sözler söylerler. Çünkü yanlış yolda yürüyenlerden henüz kaçıp kurtulanları, benliğin tutkularıyla, ahlaksızlıkla ayartırlar.
2PE 2:19 Kendileri yozlaşmışlığın kölesiyken onlara özgürlük vaat ederler. Çünkü insan neye yenilirse onun esiri olur.
2PE 2:20 Efendi ve Kurtarıcı Yeşua Mesih’i tanımakla dünyanın pisliğinden kurtulduktan sonra yeniden onun içine karışıp yenilirlerse, son halleri ilkinden beter olur.
2PE 2:21 Çünkü doğruluk yolunu bildikten sonra kendilerine verilen kutsal buyruktan geri dönmektense, bu yolu hiç bilmemiş olmak onlar için daha iyi olurdu.
2PE 2:22 Şu gerçek özdeyiş onların başına gelmiş demektir: “Köpek yine kendi kusmuğuna döner” ve “Domuz da yıkandıktan sonra çamurda yuvarlanmaya döner.”
2PE 3:1 Ey sevgililer, şimdi bu size yazdığım ikinci mektuptur. İkisinde de hatırlatma yoluyla samimi düşüncenizi harekete geçirmeye çalıştım.
2PE 3:2 Öyle ki, kutsal peygamberler tarafından önceden söylenen sözleri ve Efendi’nin ve Kurtarıcı’nın elçileri olan bizlerin buyruğunu hatırlayasınız.
2PE 3:3 Öncelikle şunu bilmelisiniz: Son günlerde kendi tutkularının peşinden giden alaycı kişiler ortaya çıkacak.
2PE 3:4 Bu kişiler, “Hani O’nun gelişiyle ilgili vaade ne oldu? Çünkü ataların uykuya daldıkları günden beri her şey yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor” diyecekler.
2PE 3:5 Ne var ki, göklerin çok eskiden Tanrı’nın sözüyle var olduğunu, yerin sudan ve su aracılığıyla biçim aldığını kasıtlı bir biçimde unutuyorlar.
2PE 3:6 O zamanki dünya su baskınıyla mahvolmuştu.
2PE 3:7 Şimdi var olan gökler ve yer aynı sözle ateşe verilmek üzere saklanıyor, tanrısızların yargılanarak mahvolacağı o güne ayrılmış olarak bekletiliyor.
2PE 3:8 Ey sevgililer, şunu unutmayın ki, Efendi’nin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir.
2PE 3:9 Bazılarının gecikme saydığı gibi, Efendi vaadinde gecikmez; ama bize karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.
2PE 3:10 Ama Efendi’nin günü hırsız gibi gece gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle geçip gidecek, maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyecek, yeryüzü ve ondaki bütün işler yanıp tükenecek.
2PE 3:11 Böylece her şey yok olacağına göre, sizler nasıl insanlar olmalısınız? Kutsallık içinde yaşayan, tanrısal,
2PE 3:12 Tanrı’nın gününün gelişini gayretle bekleyen insanlar olmalıyız. O gün gökler yanıp yok olacak, maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyip gidecek.
2PE 3:13 Ama biz O’nun vaadine göre içinde doğruluğun barınacağı yeni gökleri ve yeni yeryüzünü bekliyoruz.
2PE 3:14 Öyleyse, ey sevgililer, bunları beklediğinize göre, O’nun gözünde lekesiz ve kusursuz olarak esenlik içinde olmaya gayret edin.
2PE 3:15 Sevgili kardeşimiz Pavlus’un da kendisine verilen bilgelikle size yazdığı gibi, Efendimiz’in sabrını da kurtuluş sayın.
2PE 3:16 Pavlus bütün mektuplarında bunlardan söz eder. Mektuplarında anlaşılması güç bazı şeyler vardır. Bilgisiz ve kararsız kişiler öbür Kutsal Yazılar’a yaptıkları gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar.
2PE 3:17 Bu nedenle, ey sevgililer, bu şeyleri önceden bildiğinize göre, kötülerin sapıklığına kapılıp kararlılığınızdan düşmemeye dikkat edin.
2PE 3:18 Efendimiz ve Kurtarıcımız Yeşua Mesih’in lütfunda ve O’nun bilgisinde gelişin. Şimdi ve sonsuza dek O’na yücelik olsun! Amin.
1JO 1:1 Yaşam Sözü hakkında başlangıçtan beri var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, bakıp ellerimizle dokunduğumuzu,
1JO 1:2 ve yaşam açığa çıktı, gördük ve tanıklık ediyoruz, Baba’yla birlikte olup bize görünmüş olan yaşamı, sonsuz yaşamı size bildiriyoruz.
1JO 1:3 Gördüğümüzü ve işittiğimizi, sizin de bizimle paydaşlığınız olsun diye size bildiriyoruz. Evet, bizim paydaşlığımız Baba ve Oğlu Yeşua Mesih’ledir.
1JO 1:4 Bu şeyleri size, sevincimiz tam olsun diye yazıyoruz.
1JO 1:5 O’ndan işittiğimiz ve size bildirdiğimiz haber şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda hiç karanlık yoktur.
1JO 1:6 O’nunla paydaşlığımız var deyip karanlıkta yürüyorsak, yalan söylüyor ve gerçeği söylemiyoruz.
1JO 1:7 Ama O ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur ve Oğlu Yeşua Mesih’in kanı bizi her günahtan arındırır.
1JO 1:8 Eğer günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız ve bizde gerçek olmaz.
1JO 1:9 Eğer günahlarımızı itiraf edersek, bize günahlarımızı bağışlayıp bizi her haksızlıktan arındırmak için O sadık ve adildir.
1JO 1:10 Eğer günah işlemedik dersek, O’nu yalancı yaparız ve O’nun sözü bizde olmaz.
1JO 2:1 Yavrularım, bu şeyleri size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Eğer biri günah işlerse, Baba’nın yanında Savunucu'muz, doğru olan Yeşua Mesih vardır.
1JO 2:2 O günahlarımız için, yalnızca bizim günahlarımız için değil, bütün dünyanın günahları için kefaret kurbanıdır.
1JO 2:3 Buyruklarını yerine getirirsek, O’nu tanıdığımızı bununla biliriz.
1JO 2:4 “O’nu tanıyorum” deyip de buyruklarını yerine getirmeyen yalancıdır ve kendisinde gerçek yoktur.
1JO 2:5 O’nun sözünü tutan kişide ise Tanrı’nın sevgisi gerçekten tamamlanmıştır. O’nda olduğumuzu bununla biliriz.
1JO 2:6 O’nda kaldığını söyleyen kişinin kendisi de tıpkı O’nun yürüdüğü gibi yürümelidir.
1JO 2:7 Kardeşler, size yeni bir buyruk değil, başlangıçtan beri sahip olduğunuz eski buyruğu yazıyorum. Eski buyruk, başlangıçtan beri işittiğiniz sözdür.
1JO 2:8 Size yine O’nda ve sizde gerçek olan yeni bir buyruk yazıyorum. Çünkü karanlık geçiyor ve gerçek ışık çoktan parlıyor.
1JO 2:9 Işıkta olduğunu söyleyip de kardeşinden nefret eden hâlâ karanlıktadır.
1JO 2:10 Kardeşini seven ışıkta kalır ve onda tökezleme nedeni bulunmaz.
1JO 2:11 Ama kardeşinden nefret eden karanlıktadır, karanlıkta yürür ve nereye gittiğini bilmez. Çünkü karanlık onun gözlerini kör etmiştir.
1JO 2:12 Yavrularım, size yazıyorum, çünkü O’nun adı uğruna günahlarınız bağışlandı.
1JO 2:13 Babalar, size yazıyorum, çünkü başlangıçtan beri var Olan’ı biliyorsunuz. Gençler, size yazıyorum, çünkü kötü olanı yendiniz. Çocuklar, size yazıyorum, çünkü Baba’yı tanıyorsunuz.
1JO 2:14 Babalar, size yazdım, çünkü başlangıçtan beri var Olan’ı biliyorsunuz. Gençler, size yazdım, çünkü güçlüsünüz, Tanrı’nın sözü içinizde bulunuyor, kötü olanı yendiniz.
1JO 2:15 Dünyayı ve dünyada olan şeyleri sevmeyin. Eğer biri dünyayı seviyorsa, Baba’nın sevgisi onda yoktur.
1JO 2:16 Çünkü dünyada olan her şey—benliğin tutkuları, gözün tutkuları ve yaşamın gururu—Baba’dan değil, dünyadandır.
1JO 2:17 Dünya tutkularıyla birlikte gelip geçer, ama Tanrı’nın isteğini yerine getiren sonsuza dek kalır.
1JO 2:18 Çocuklar, bunlar son zamanlardır. Mesih Karşıtı’nın geleceğini duydunuz. Şimdiden birçok Mesih Karşıtı çıkmış durumda. Son saat olduğunu bundan biliyoruz.
1JO 2:19 Onlar bizden çıktılar, ama bize ait değillerdi. Çünkü bize ait olsalardı, bizimle kalmayı sürdürürlerdi. Ama hiçbirinin bize ait olmadığı ortaya çıksın diye ayrıldılar.
1JO 2:20 Sizler Kutsal Olan tarafından meshedildiniz ve hepiniz bilgilisiniz.
1JO 2:21 Gerçeği bilmediğiniz için değil, hiçbir yalanın gerçekten olmadığını bildiğiniz için size yazdım.
1JO 2:22 Yeşua’nın Mesih olduğunu inkâr edenden başka yalancı kimdir? Baba’yı ve Oğul’u inkâr eden Mesih Karşıtı’dır.
1JO 2:23 Oğul’u inkâr edende Baba yoktur. Oğul’u açıkça kabul edende Baba da vardır.
1JO 2:24 Bu nedenle, size gelince, başlangıçtan beri işittiğiniz sizde kalsın. Başlangıçtan beri işittikleriniz sizde kalırsa, siz de Oğul’da ve Baba’da kalırsınız.
1JO 2:25 O’nun bize vaat ettiği budur, sonsuz yaşam.
1JO 2:26 Bu şeyleri size, sizi saptırmak isteyenlerle ilgili olarak yazdım.
1JO 2:27 Size gelince, O’ndan aldığınız mesh sizde kalır ve kimsenin size öğretmesine gerek yoktur. O’nun size her şeyi öğreten meshi gerçektir, yalan değildir. Size öğrettiği gibi, O’nda kalın.
1JO 2:28 Yavrularım, şimdi Mesih’te kalın. Öyle ki, O göründüğü zaman cesaretimiz olsun, geldiğinde O’nun önünde utanmayalım.
1JO 2:29 O’nun doğru olduğunu bilirseniz, doğru olanı yapan herkesin O’ndan doğduğunu da bilirsiniz.
1JO 3:1 Baba’nın bize ne kadar büyük bir sevgi verdiğine bakın! Bize “Tanrı’nın çocukları” deniyor. Bu nedenle dünya bizi tanımıyor, çünkü Baba’yı da tanımadı.
1JO 3:2 Ey sevgililer, şimdi Tanrı’nın çocuklarıyız. Ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ama biliyoruz ki, O göründüğünde biz de O’nun gibi olacağız. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz.
1JO 3:3 O'na umut bağlayan herkes, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar.
1JO 3:4 Günah işleyen herkes yasasızlıktan da suçludur. Günah, yasasızlıktır.
1JO 3:5 O'nun, günahlarımızı kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını biliyorsunuz.
1JO 3:6 Mesih’te duran, günah işlemez. Günah işleyen O’nu görmemiş ve tanımamıştır.
1JO 3:7 Yavrularım, kimse sizi saptırmasın. Doğru olanı yapan doğru kişidir, tıpkı O’nun doğru olduğu gibi.
1JO 3:8 Günah işleyen İblis’dendir. Çünkü İblis başlangıçtan beri günah işliyor. Tanrı’nın Oğlu, İblis’in işlerini yok etmek için ortaya çıktı.
1JO 3:9 Tanrı’dan doğan, günah işlemez. Çünkü Tanrı’nın tohumu onda kalır ve günah işleyemez. Çünkü Tanrı’dan doğmuştur.
1JO 3:10 Kimin Tanrı’nın çocukları, kimin İblis’in çocukları olduğu bununla belli olur. Doğru olanı yapmayan ve kardeşini sevmeyen kişi Tanrı’dan değildir.
1JO 3:11 Başlangıçtan beri işittiğiniz bildiri şudur: Birbirimizi sevelim.
1JO 3:12 Kötü olandan olup kardeşini öldüren Kain gibi olmayalım. Kardeşini neden öldürdü? Çünkü kendi işleri kötü, kardeşininkilerse doğruydu.
1JO 3:13 Kardeşlerim, dünya sizden nefret ederse şaşırmayın.
1JO 3:14 Biz kardeşleri sevdiğimiz için ölümden yaşama geçtiğimizi biliyoruz. Kardeşini sevmeyen, ölümde kalır.
1JO 3:15 Kardeşinden nefret eden katildir. Hiçbir katilin içinde sonsuz yaşam bulunmadığını bilirsiniz.
1JO 3:16 Sevgiyi bununla biliyoruz, çünkü O bizim için hayatını verdi. Biz de kardeşlerimiz için hayatımızı vermeliyiz.
1JO 3:17 Kim dünya malına sahip olup da kardeşini ihtiyaç içinde gördüğü halde ona karşı merhametini kaparsa, onda nasıl Tanrı sevgisi kalır?
1JO 3:18 Yavrularım, yalnızca sözle ve dille değil, eylemle ve gerçekle sevelim.
1JO 3:19 Bununla gerçeğe ait olduğumuzu biliriz. Yüreğimiz bizi suçladığında, Tanrı önünde yüreğimizi ikna edebiliriz. Çünkü Tanrı yüreğimizden daha büyüktür ve her şeyi bilir.
1JO 3:21 Ey sevgililer, eğer yüreğimiz bizi suçlamazsa, Tanrı’ya karşı cesaretimiz olur.
1JO 3:22 O’ndan ne dilersek alırız. Çünkü O’nun buyruklarını yerine getiriyor, O’nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.
1JO 3:23 O’nun buyruğu Oğlu Yeşua Mesih’in adına iman etmemiz ve buyurduğu gibi birbirimizi sevmemizdir.
1JO 3:24 O’nun buyruklarını tutan O’nda kalır, O da o kişide. O’nun bizde kaldığını bize verdiği Ruh’tan biliriz.
1JO 4:1 Ey sevgililer, her ruha inanmayın. Tersine Tanrı’dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyaya yayılmış durumda.
1JO 4:2 Şununla Tanrı’nın Ruhu’nu bileceksiniz: Yeşua Mesih’in beden alıp geldiğini açıkça söyleyen her ruh Tanrı’dandır.
1JO 4:3 Yeşua Mesih’in beden alıp geldiğini açıkça kabul etmeyen her ruh Tanrı’dan değildir. Bu ruh, Mesih Karşıtı’nın ruhudur. Onun geleceğini duydunuz. O zaten şimdiden dünyadadır.
1JO 4:4 Yavrularım, siz Tanrı’dansınız ve onları yendiniz. Çünkü sizde olan, dünyada olandan daha büyüktür.
1JO 4:5 Onlar dünyadandır. Bu yüzden dünyadan söz ederler ve dünya onlara kulak verir.
1JO 4:6 Biz Tanrı’danız. Tanrı’yı tanıyan bizi dinler. Tanrı’dan olmayan bizi dinlemez. Gerçeğin ruhunu ve sapkınlık ruhunu bununla biliriz.
1JO 4:7 Ey sevgililer, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır. Seven herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı bilir.
1JO 4:8 Sevmeyen kişi Tanrı’yı bilmez. Çünkü Tanrı sevgidir.
1JO 4:9 Tanrı’nın sevgisi şununla bize gösterildi: Tanrı biricik Oğlu’nu, O’nun aracılığıyla yaşayalım diye dünyaya gönderdi.
1JO 4:10 İşte sevgi budur. Biz Tanrı’yı sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu kefaret kurbanı olarak gönderdi.
1JO 4:11 Ey sevgililer, eğer Tanrı bizi böyle sevdiyse, biz de birbirimizi sevmeliyiz.
1JO 4:12 Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmedi. Birbirimizi seversek, Tanrı içimizde kalır ve O’nun sevgisi bizde tamamlanmış olur.
1JO 4:13 Bizim O’nda, O’nun bizde kaldığını şundan biliyoruz: Çünkü O bize kendi Ruh’undan vermiştir.
1JO 4:14 Baba’nın Oğul’u dünyanın Kurtarıcısı olarak gönderdiğini gördük ve buna tanıklık ediyoruz.
1JO 4:15 Kim Yeşua’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu açıkça söylerse, Tanrı onda, o da Tanrı’da kalır.
1JO 4:16 Tanrı’nın bize olan sevgisini biliyoruz ve buna inandık. Tanrı sevgidir. Sevgide kalan Tanrı’da kalır ve Tanrı da onda kalır.
1JO 4:17 Bunda, yargı gününde cesaretimiz olsun diye sevgi aramızda tam kılındı. Çünkü O nasılsa, biz de bu dünyada öyleyiz.
1JO 4:18 Sevgide korku yoktur. Tersine tam sevgi korkuyu kovar. Çünkü korkuda ceza vardır. Korkan kişi sevgide tam kılınmamıştır.
1JO 4:19 Bizse O’nu seviyoruz, çünkü önce O bizi sevdi.
1JO 4:20 Eğer biri, “Tanrı’yı seviyorum” deyip de kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı nasıl sevebilir?
1JO 4:21 “Tanrı’yı seven kardeşini de sevsin” diyen bu buyruğu O’ndan aldık.
1JO 5:1 Yeşua’nın Mesih olduğuna iman eden herkes, Tanrı’dan doğmuştur. Baba’yı seven herkes O’ndan doğmuş olan çocuğunu da sever.
1JO 5:2 Tanrı’yı sevip O’nun buyruklarını tuttuğumuzda, Tanrı’nın çocuklarını sevdiğimizi bununla anlarız.
1JO 5:3 Çünkü Tanrı’yı sevmek, O’nun buyruklarını tutmak demektir. O’nun buyrukları ağır değildir.
1JO 5:4 Çünkü Tanrı’dan doğan herkes dünyayı yener. Dünyaya karşı zafer kazandıran imanınızdır.
1JO 5:5 Yeşua’nın Tanrı’nın Oğlu olduğuna iman edenden başka dünyayı yenen kimdir?
1JO 5:6 Suyla ve kanla gelen Yeşua Mesih’tir. O yalnızca suyla değil, suyla ve kanla gelmiştir. Buna tanıklık eden Ruh’tur. Çünkü Ruh gerçektir.
1JO 5:7 Çünkü tanıklık eden üçtür.
1JO 5:8 Ruh, su ve kan. Üçü de uyum içindedir.
1JO 5:9 İnsanların tanıklığını kabul ediyorsak, Tanrı’nın tanıklığı daha büyüktür. Çünkü bu, Tanrı’nın Oğlu hakkında tanıklık ettiği tanıklığıdır.
1JO 5:10 Tanrı’nın Oğlu’na iman edenin tanıklığı kendisindedir. Tanrı’ya inanmayan, O’nu yalancı çıkarmış olur. Çünkü Tanrı’nın Oğlu hakkında ettiği tanıklığa inanmamıştır.
1JO 5:11 Tanıklık da şudur: Tanrı bize sonsuz yaşamı verdi ve bu yaşam O’nun Oğlu’ndadır.
1JO 5:12 Kendisinde Oğul bulunanın yaşamı vardır, kendisinde Tanrı Oğlu bulunmayanın yaşamı yoktur.
1JO 5:13 Bunları, Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz ve Tanrı Oğlu’nun adına iman etmeye sürdüresiniz diye yazdım.
1JO 5:14 O’nun önündeki cesaretimiz şu ki, O’nun isteğine uygun ne dilersek bizi dinler.
1JO 5:15 Ne dilersek bizi dinlediğini bildiğimizden, O’ndan istediğimiz dileklerimizi aldığımızı da biliriz.
1JO 5:16 Kardeşinin ölüme götürmeyen bir günah işlediğini gören, dilekte bulunsun. Tanrı ona yaşam verecektir. Bu, ölüme götürmeyen günah işleyenler içindir. Ölüme götüren günah da vardır. Bunun için istekte bulunsun demiyorum.
1JO 5:17 Her kötülük günahtır, ama ölüme götürmeyen günah da vardır.
1JO 5:18 Biliyoruz ki, Tanrı’dan doğan günah işlemez. Tanrı’dan doğan kendini tutar ve kötü olan ona dokunmaz.
1JO 5:19 Tanrı’dan olduğumuzu ve bütün dünyanın kötü olanın elinde olduğunu biliyoruz.
1JO 5:20 Tanrı Oğlu’nun geldiğini ve gerçek Olan’ı bilmemiz için bize anlayış verdiğini biliyoruz. Bizler gerçek Olan’da, O’nun Oğlu Yeşua Mesih’teyiz. Gerçek Tanrı ve sonsuz yaşam budur.
1JO 5:21 Yavrularım, kendinizi putlardan koruyun.
2JO 1:1 Bu ihtiyardan, gerçekten sevdiğim, seçilmiş hanımefendiye ve çocuklarına, yalnız ben değil, gerçeği bilenlerin hepsi de sizi seviyor.
2JO 1:2 Çünkü gerçek uğruna içimizde duran sonsuza dek bizimle olacak.
2JO 1:3 Baba Tanrı’dan ve Baba’nın Oğlu Efendi Yeşua Mesih’ten gelen lütuf, merhamet ve esenlik gerçekte ve sevgide bizimle olacaktır.
2JO 1:4 Senin çocuklarından bazılarının, Baba’nın bize buyurduğu gibi gerçekte yürüdüğünü gördüğüm için çok sevindim.
2JO 1:5 Şimdi senden ricada bulunuyorum, sevgili hanımefendi, birbirimizi sevelim. Size yeni bir buyruk yazmıyorum, başlangıçtan beri sahip olduğumuz buyruktur bu.
2JO 1:6 Sevgi O’nun buyruklarına göre yürümektir. Başlangıçtan beri işittiğiniz gibi, onun içinde yürümelisiniz.
2JO 1:7 Çünkü Yeşua Mesih’in beden alıp geldiğini kabul etmeyen birçok aldatıcı dünyaya yayıldı. Aldatan ve Mesih Karşıtı olan budur.
2JO 1:8 Başardığımız şeyleri kaybetmemeye, ödülünüzü tam almaya dikkat edin.
2JO 1:9 Haddi aşan ve Mesih’in öğretisinde kalmayan hiç kimsede Tanrı yoktur. Bu öğretide kalanda ise hem Baba, hem de Oğul vardır.
2JO 1:10 Eğer biri size gelir de bu öğretiyi getirmezse, onu evinize almayın ve kabul etmeyin.
2JO 1:11 Böyle birini kabul eden, onun kötü işlerine katılmış olur.
2JO 1:12 Size yazacak çok şeyim var, bunları kâğıt ve mürekkeple yazmak istemiyorum. Sevincimiz tamamlansın diye yanınıza gelmeyi ve sizinle yüz yüze konuşmayı umut ediyorum.
2JO 1:13 Seçilmiş kız kardeşinizin çocukları sana selam ederler. Amin.
3JO 1:1 Bu ihtiyardan, gerçekten sevdiğim sevgili Gayus’a.
3JO 1:2 Sevgili kardeşim, canın bolluk içinde olduğu gibi, her şeyde bolluk içinde ve sağlıklı olman için dua ediyorum.
3JO 1:3 Kardeşler gelip senin gerçekte yürüdüğün gerçeğine tanıklık ettiklerinde çok sevindim.
3JO 1:4 Benim için, çocuklarımın gerçekte yürüdüğünü duymaktan daha büyük bir sevinç yoktur.
3JO 1:5 Sevgili kardeşim, kardeşler ve yabancılar için yaptığın her işi sadakatle yapıyorsun.
3JO 1:6 Onlar kilise önünde sevgine tanıklık ettiler. Onları Tanrı’ya yaraşır biçimde yolcu edersen iyi edersin.
3JO 1:7 Çünkü uluslardan hiçbir şey almadan, Ad uğruna yola çıktılar.
3JO 1:8 Bu nedenle, gerçeğin emektaşları olmak için böylelerini kabul etmeliyiz.
3JO 1:9 Kiliseye yazdım, ama aralarında birinci olma sevdasında olan Diotrefis söylediklerimizi kabul etmiyor.
3JO 1:10 Bu nedenle, eğer gelirsem, bize karşı kötü sözlerle haksızca suçlayarak yaptığı onun işlerini hatırlatacağım. Bununla da yetinmeyerek kardeşleri de kabul etmiyor. Kabul etmek isteyenlere engel olup onları kilise dışarı ediyor.
3JO 1:11 Sevgili kardeşim, kötüyü değil, iyiyi örnek al. İyilik yapan Tanrı’dandır. Kötülük yapan, Tanrı’yı görmemiştir.
3JO 1:12 Dimitrios hakkında herkes iyi tanıklık ediyor, gerçeğin kendisi de buna tanıklık ediyor. Biz de tanıklık ederiz ve tanıklığımızın doğru olduğunu bilirsin.
3JO 1:13 Sana yazacak çok şeyim vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum;
3JO 1:14 yakında seni görmeyi umuyorum. O zaman yüz yüze konuşuruz. Sana esenlik olsun! Dostlar sana selam ediyorlar. Sen de arkadaşları adlarıyla selamla.
JUD 1:1 Yeşua Mesih’in hizmetkârı ve Yakov’un kardeşi Yahuda, Baba Tanrı tarafından kutsal kılınıp Yeşua Mesih için korunmuş olan çağrılmışlara:
JUD 1:2 Merhamet, esenlik ve sevgi size çoğaltılsın.
JUD 1:3 Ey sevgililer, ortak kurtuluşumuz hakkında size yazmayı çok gayret ederken, kutsallara ilk ve son kez teslim edilen iman uğrunda gayretle mücadele etmenizi teşvik etmek için sizlere yazmak zorundaydım.
JUD 1:4 Çünkü Tanrımız’ın lütfunu ahlaksızlığa çeviren, tek Baş ve Efendimiz Yeşua Mesih’i inkâr eden bazı tanrısızlar gizlice aranıza sızdılar. Bunların yargılanacağı uzun zaman önce yazılmıştır.
JUD 1:5 Şimdi, bunları bildiğiniz halde, size hatırlatmak isterim ki, Efendi halkı Mısır diyarından kurtardıktan sonra iman etmeyenleri yok etti.
JUD 1:6 İlk yetki alanlarında kalmayıp kendilerine ayrılan yeri terk eden melekleri, büyük yargı günü için sonsuz bağlarla karanlığa kapattı.
JUD 1:7 Sodom, Gomora ve çevresindeki kentler aynı şekilde kendilerini fuhşa kaptırıp garip bedenlerin peşine düştüler. Sonsuza dek ateşte yanma cezası çeken bu kentler örnek olarak gösterilmiştir.
JUD 1:8 Yine bunlar da aynı şekilde hayalleriyle bedeni kirletiyor, yetkiyi hor görüyor ve göksel varlıklara sövüyorlar.
JUD 1:9 Oysa Başmelek Mikael, Moşe’nin cesedi hakkında İblis’le çekişip tartışırken, söverek onu yargılamaya cüret etmedi. Ancak, “Efendi seni azarlasın” dedi.
JUD 1:10 Ama bunlar bilmedikleri her şeye sövüyorlar. Akıldan yoksun yaratıklar gibi doğal olarak anladıkları bu şeylerle yıkıma uğruyorlar.
JUD 1:11 Vay başlarına onların! Çünkü Kain’in yoluna gittiler. Kazanç için Balam’ın sapıklığına koştular. Korah’ın isyanında mahvoldular.
JUD 1:12 Bunlar sevgi şölenlerinizde sizinle birlikte yiyip içen birer lekedir. Yalnızca kendini besleyen çobanlardır. Rüzgârlarla sürüklenen yağmursuz bulutlara, iki kez kökünden sökülmüş, meyvesiz sonbahar ağaçlarına benzerler.
JUD 1:13 Kendi ayıbını köpürten azgın deniz dalgaları, serseri yıldızlar gibidirler. Onlara sonsuz koyu karanlık ayrılmıştır.
JUD 1:14 Adem’den yedinci olan Hanok, bunlar hakkında şöyle peygamberlik etmiştir: “İşte, Efendi, kutsallarından on binlerce kişiyle birlikte geldi.
JUD 1:15 Tanrısızların, tanrısızca yaptıkları bütün işlerden ve tanrısız günahkârların kendisine karşı söylediği bütün ağır sözlerden ötürü hepsine günahlarını gösterip yargılayacak.”
JUD 1:16 Bunlar yakınıp şikayet edip duran, kendi tutkularının peşinden giden, ağızları gururlu şeyler söyleyen, kendi çıkarları için insanlara saygı gösteren kişilerdir.
JUD 1:17 Ama siz, ey sevgililer, daha önce Efendimiz Yeşua Mesih’in elçileri tarafından söylenmiş olan sözleri hatırlayın.
JUD 1:18 Size, “Son zamanlarda kendi tanrısız tutkularının peşinden yürüyen alaycılar olacak” demişlerdi.
JUD 1:19 Bunlar bölücü, zevk düşkünü, Ruh’tan yoksun kişilerdir.
JUD 1:20 Ama siz ey sevgililer, kendinizi en kutsal olan imanınız üzerinde geliştirmeyi sürdürün, Kutsal Ruh’ta dua edin.
JUD 1:21 Sonsuz yaşam için Efendimiz Yeşua Mesih’in merhametini beklerken kendinizi Tanrı’nın sevgisinde tutun.
JUD 1:22 Bazı kararsızlara merhamet edin.
JUD 1:23 Bazılarını da korkuyla ateşten çekip kurtarın. Bedenin lekelediği giysiden bile tiksinin.
JUD 1:24 Kurtarıcımız bilge olan tek Tanrı, onları düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak kendi yüce huzuruna çıkaracak güçtedir.
JUD 1:25 Yücelik, görkem, güç ve hâkimiyet şimdi ve sonsuzluklar boyunca Tanrı’nın olsun! Amin.
REV 1:1 Yeşua Mesih’in vahyidir. Tanrı yakında olması gereken şeyleri hizmetkârlarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu hizmetkârı Yuhanna’ya bildirdi.
REV 1:2 Yuhanna gördüklerinin tümüne, Tanrı sözüne ve Yeşua Mesih’in tanıklığına tanıklık etti.
REV 1:3 Ne mutlu bu peygamberlik sözlerini okuyana, işitene ve onda yazılanları tutana! Çünkü zamanı yakındır.
REV 1:4 Yuhanna, Asya İli’ndeki yedi kiliseye: Var olan, var olmuş ve gelecek olan Tanrı’dan, tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasında ilk doğan, dünya krallarının hükümdarı sadık tanık Yeşua Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun. Yücelik ve hakimiyet sonsuzlara dek, bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan arındıran ve bizi krallık haline getirip Babası Tanrı için kâhinler yapmış olan Mesih’in olsun! Amin.
REV 1:7 İşte, bulutlarla geliyor! O’nun bedenini deşmiş olanlar da dahil, her göz O’nu görecek. Yeryüzünün bütün kabileleri, O’nun için yas tutacak. Böyle olacak! Amin.
REV 1:8 Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrı, ‘‘Alfa ve Omega Ben’im” diyor.
REV 1:9 Mesih Yeşua’da baskıda, Krallık'da ve sabırda ortağınız olan ben Yuhanna Tanrı’nın sözü ve Yeşua Mesih’in tanıklığı nedeniyle Patmos denilen adadaydım.
REV 1:10 Efendi’nin gününde Ruh’taydım. Arkamda boru sesine benzer yüksek bir ses işittim.
REV 1:11 Ses, “Gördüklerini kitaba yaz ve yedi kiliseye, yani Efes, Simirna, Bergama, Tiyatira, Sardes, Filadelfya ve Laodikya’ya gönder” dedi.
REV 1:12 Benimle konuşan sesi görmek için döndüm. Döndüğümde yedi altın kandillik gördüm.
REV 1:13 Kandilliklerin arasında İnsanoğlu'na benzeyen biri vardı. Giysileri ayağına kadar uzanmış, göğsüne altın bir kuşak sarınmıştı.
REV 1:14 Başı ve saçları yün gibi ak, kar gibi beyazdı. Gözleri ateş alevine benziyordu.
REV 1:15 Ayakları, ocakta ateşle arıtılmış parlak tunç gibiydi. Sesi, çok suların sesine benziyordu.
REV 1:16 Sağ elinde yedi yıldız vardı. Ağzından iki ucu keskin bir kılıç çıktı. Yüzü bütün gücüyle parlayan güneş gibiydi.
REV 1:17 O’nu görünce, ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. Sağ elini üzerime koyup, “Korkma! İlk ve son Ben’im” dedi.
REV 1:18 ‘‘Diri Olan Ben’im. Ölmüştüm ve işte, sonsuzluklar boyunca diriyim. Amin. Ölümün ve Hades’in anahtarları bendedir.
REV 1:19 Bu nedenle gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz.
REV 1:20 Sağ elimde gördüğün yedi yıldızla yedi altın kandilliğin sırrı şudur: Yedi yıldız yedi kilisenin melekleridir. Yedi kandillik ise yedi kilisedir.’’
REV 2:1 “Efes’teki kilisenin meleğine yaz: “Yedi yıldızı sağ elinde tutan, yedi altın kandilliğin arasında yürüyen şunları söylüyor:
REV 2:2 “Senin işlerini, emeğini, sabrını, kötü insanlara katlanamadığını biliyorum. Elçi olmadıkları halde kendilerine elçi diyenleri sınadın ve onları yalancı buldun.
REV 2:3 Sabırlısın, adım uğruna dayandın ve yorulmadın.
REV 2:4 Ama sana karşı bir şeyim var: İlk sevgini terk ettin.
REV 2:5 Onun için, nereden düştüğünü hatırla! Tövbe et ve ilk işlerini yap. Yoksa, tövbe etmezsen, hızla sana geleceğim ve kandilini yerinden kaldıracağım.
REV 2:6 Ama sende şu var, Nikolas yanlılarının işlerinden nefret ediyorsun, ben de nefret ediyorum.
REV 2:7 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene, Tanrım’ın cennetindeki yaşam ağacından yeme hakkını vereceğim.’’
REV 2:8 “Simirna’daki kilisenin meleğine yaz: “Ölmüş ve dirilmiş, İlk ve Son Olan şunları söylüyor:
REV 2:9 “Senin işlerini, sıkıntını ve yoksulluğunu biliyorum. Yine de zenginsin! Yahudi olduklarını söyleyen, ama Yahudi değil de Şeytan’ın havrası olanların sövgülerini biliyorum.
REV 2:10 Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, sınanmak için İblis içinizden bazılarını zindana atmak üzere. On gün zulüm göreceksiniz. Ölüme kadar sadık kal, sana yaşam tacını vereceğim.
REV 2:11 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelen, ikinci ölümden zarar görmeyecek.’’
REV 2:12 “Bergama’daki kilisenin meleğine yaz: “İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şunları söylüyor:
REV 2:13 “Senin işlerini, nerede oturduğunu biliyorum; Şeytan’ın tahtı oradadır. Adımı sımsıkı tutuyorsun. Şeytan’ın oturduğu yerde aranızda öldürülen sadık tanığım Antipas’ın günlerinde bile bana olan imanını inkâr etmedin.
REV 2:14 Ama sana karşı birkaç şeyim var: Çünkü orada Balam’ın öğretisini tutanlar var. Putlara sunulan kurbanların etini yemelerini, zina etmeleri için İsrael'in çocuklarının önüne tökez atmayı Balak’a öğreten Balam’dı.
REV 2:15 Sizde de aynı şekilde Nikolas yanlılarının öğretisini tutanlar var.
REV 2:16 Bunun için tövbe et! Yoksa yanınıza hızla gelir, ağzımdaki kılıçla onlara karşı savaşırım.
REV 2:17 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene, saklı mandan vereceğim. Ona beyaz bir taş da vereceğim. Bu taşın üzerinde onu alandan başka kimsenin bilmediği yeni bir ad yazılıdır.”
REV 2:18 “Tiyatira’daki kilisenin meleğine yaz: “Gözleri ateş alevine, ayakları parlak tunca benzeyen Tanrı’nın Oğlu şunları söylüyor:
REV 2:19 “Senin işlerini, sevgini, imanını, hizmetini, sabrını ve son işlerinin ilkinden çok olduğunu biliyorum.
REV 2:20 Ama sana karşı bir şeyim var: Kendine peygamber diyen İzebel adındaki kadını hoşgörüyorsun. Hizmetkârlarıma zina etmeyi ve putlara sunulan kurbanları yemeyi öğreten ve saptıran odur.
REV 2:21 Tövbe etmesi için ona zaman verdim, ama zina etmekten tövbe etmeyi reddediyor.
REV 2:22 Bak, onun işlerinden tövbe etmezlerse, onu ve onunla zina edenleri büyük bir sıkıntı yatağına atacağım.
REV 2:23 Onun çocuklarını Ölüm ile öldüreceğim. O zaman bütün kiliseler bilecek ki, akılları ve yürekleri araştıran benim. Her birinize işlerinize göre karşılık vereceğim.
REV 2:24 Ama size, yani Tiyatira’da bulunan diğerlerine, bu öğretiyi benimsememiş, Şeytan’ın sözde derin sırlarını bilmeyenlere söylüyorum. Üzerinize başka yük koymuyorum.
REV 2:25 Bununla birlikte ben gelene dek sizde olana sıkıca tutunun.
REV 2:26 Galip gelene ve işlerimi sonuna dek tutana uluslar üzerinde yetki vereceğim.
REV 2:27 Onları demir çomakla yönetecek, kil çömlekler gibi paramparça edecek. Benim de Babam’dan aldığım yetki gibi.
REV 2:28 Ona sabah yıldızını da vereceğim.
REV 2:29 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.’’
REV 3:1 “Sardes’teki kilisenin meleğine yaz. Tanrı’nın yedi Ruhu’na ve yedi yıldıza sahip olan şunları söylüyor: ‘Senin işlerini biliyorum. Yaşıyor olmakla ün salmışsın, ama ölüsün.
REV 3:2 Uyan! Geriye kalan, atılmak üzere olan şeyleri güçlendir. Çünkü hiçbir işinin Tanrım’ın önünde tamamlanmamış olduğunu buldum.
REV 3:3 Bu nedenle nasıl aldığını ve nasıl işittiğini hatırla. Bunu tut ve tövbe et! Eğer uyanık kalmazsan, hırsız gibi geleceğim ve hangi saatte üzerine geleceğimi bilmeyeceksin.
REV 3:4 Yine de Sardes’te giysilerini kirletmemiş birkaç isim var. Benimle birlikte beyazlar içinde yürüyecekler, çünkü buna layıktırlar.
REV 3:5 Galip gelen beyaz giysiler giyecek ve onun adını yaşam kitabından hiçbir şekilde silmeyeceğim. Adını Babam’ın ve meleklerinin önünde açıkça dile getireceğim.
REV 3:6 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.’”
REV 3:7 “Filadelfya’daki kilisenin meleğine yaz: Kutsal ve gerçek olan, David’in anahtarına sahip olan, açtığını kimsenin kapatamadığı, kapattığını kimsenin açamadığı kişi şunları söylüyor:
REV 3:8 ‘Senin işlerini biliyorum. İşte, önüne kimsenin kapatamayacağı açık bir kapı koydum. Gücünün az olduğunu biliyorum; yine de sözümü tuttun ve adımı inkâr etmedin.
REV 3:9 Bak, Şeytan’ın havrasından olanları, Yahudi olmadıkları halde Yahudi olduklarını söyleyen yalancıları ne yapacağımı gör! Onları önüne getirip ayaklarına kapandıracağım ve seni sevdiğimi anlamalarını sağlayacağım.
REV 3:10 Sözümü tutarak dayandığın için, ben de seni yeryüzünde oturanları sınamak için bütün dünyanın üzerine gelecek olan denenme saatinden esirgeyeceğim.
REV 3:11 Tez geliyorum! Sahip olduğuna sıkı tutun ki, tacını kimse almasın.
REV 3:12 Galip geleni, Tanrım’ın Tapınağı’nda sütun yapacağım. Oradan bir daha çıkmayacak. Onun üzerine Tanrım’ın adını ve Tanrım’ın kentinin adını, Tanrım’ın yanından gökten inen yeni Yeruşalem’in adını ve kendi yeni adımı yazacağım.
REV 3:13 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.’”
REV 3:14 “Laodikya’daki kilisenin meleğine yaz. Amin, Sadık ve Gerçek Tanık, Tanrı yaratılışının Başı şunları söylüyor:
REV 3:15 ‘Senin işlerini biliyorum, ne soğuk ne de sıcaksın. Keşke soğuk ya da sıcak olsaydın.
REV 3:16 Madem ılıksın, ne sıcak ne de soğuk, seni ağzımdan kusacağım.
REV 3:17 Çünkü, 'Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye ihtiyacım yok' diyorsun. Oysa zavallı, sefil, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun.
REV 3:18 Zengin olabilmen için benden ateşte arıtılmış altın, giyinip çıplaklığını, ayıbını örtmen için beyaz giysiler, görebilmen için gözlerine sürmek üzere merhem satın almanı öğütlerim.
REV 3:19 Ben sevdiklerimin hepsini azarlar, yola getiririm. Bu nedenle gayretli ol ve tövbe et.
REV 3:20 İşte, kapıda duruyor ve çalıyorum. Eğer biri sesimi duyup kapıyı açarsa, o zaman ben onun yanına gireceğim ve onunla, o da benimle birlikte yemek yiyeceğiz.
REV 3:21 Ben nasıl galip gelip Babam’la birlikte O'nun tahtına oturduysam, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkı vereceğim.
REV 3:22 Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.’”
REV 4:1 Bundan sonra baktım ve gökte bir kapının açıldığını gördüm. Benimle konuşan, boruya benzeyen ilk ses, “Buraya çık, bundan sonra olması gerekenleri sana göstereceğim” dedi.
REV 4:2 Birdenbire Ruh’taydım. İşte, gökte bir taht konulmuş ve taht üzerinde oturan biri vardı.
REV 4:3 Tahtta oturan yeşime, kırmızı akik taşına benziyordu. Tahtın etrafında görünüşü zümrüdü andıran bir gökkuşağı vardı.
REV 4:4 Tahtın çevresinde yirmi dört taht vardı. Bu tahtlarda başlarında altın taçlar bulunan, beyaz giysiler içinde yirmi dört ihtiyar oturuyordu.
REV 4:5 Tahttan şimşekler çakıyor, sesler ve gök gürlemeleri çıkıyordu. Tahtının önünde alev alev yanan yedi meşale vardı. Bunlar Tanrı’nın yedi Ruhu’dur.
REV 4:6 Tahtın önünde kristale benzer, sanki camdan bir deniz vardı. Tahtın ortasında ve çevresinde, önü ve arkası gözlerle dolu dört yaratık duruyordu.
REV 4:7 Birinci yaratık aslana, ikinci yaratık danaya, üçüncü yaratığın yüzü insana, dördüncü yaratık da uçan kartala benziyordu.
REV 4:8 Her birinin altışar kanadı vardı. İçleri ve dışları gözlerle doluydu. Gece gündüz durup dinlenmeden şöyle diyorlar: “Kutsal, kutsal, kutsaldır Efendi Tanrı, Her Şeye Gücü Yeten, var olmuş, var olan ve gelecek olan!”
REV 4:9 Canlı yaratıklar tahtta oturana, sonsuza dek yaşayana yücelik, saygı ve şükran sununca,
REV 4:10 yirmi dört ihtiyar tahtta oturanın önünde yere kapanıp sonsuza dek diri Olan’a tapınıyorlar ve taçlarını tahtın önüne atarak şöyle diyorlardı:
REV 4:11 ‘‘Ey Efendimiz ve Tanrımız, Kutsal Olan, Sen yüceliği, saygıyı ve gücü almaya layıksın. Çünkü her şeyi sen yarattın, hepsi senin arzunla yaratılıp var oldular!’’
REV 5:1 Tahtta oturanın sağ elinde içi dışı yazılı, yedi mühürle mühürlenmiş bir kitap gördüm.
REV 5:2 Güçlü bir melek gördüm, yüksek sesle, “Kitabı açmaya ve mühürlerini kırmaya kim layıktır?” dedi.
REV 5:3 Ne yukarıda gökte, ne yerde, ne de yer altında hiç kimse kitabı açıp içine bakamadı.
REV 5:4 O zaman çok ağladım, çünkü kitabı açmaya, içine bakmaya layık kimse bulunmadı.
REV 5:5 İhtiyarlardan biri bana, “Ağlama” dedi. “İşte, Yahuda oymağından, David’in Kökü olan Aslan galip geldi. Kitabı ve onun yedi mührünü açacak olan O'dur.”
REV 5:6 Tahtın, dört canlı yaratığın ve ihtiyarların ortasında, boğazlanmış gibi duran, bir Kuzu gördüm. Yedi boynuzu ve yedi gözü vardı. Bunlar Tanrı’nın bütün yeryüzüne gönderilen yedi Ruhu’dur.
REV 5:7 Sonra Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden kitabı aldı.
REV 5:8 Kitabı alınca, dört canlı yaratık ve yirmi dört ihtiyar, Kuzu’nun önünde yere kapandılar. Her birinin elinde birer arp kutsalların duaları olan buhur dolu altın taslar vardı.
REV 5:9 Yeni bir ezgi söyleyerek şöyle dediler: “Kitabı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü öldürüldün, ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı için satın aldın.
REV 5:10 Bizleri Tanrımız'a krallar ve kâhinleri yaptın; ve yeryüzünde hüküm süreceğiz.”
REV 5:11 Tahtın, canlı yaratıkların ve ihtiyarların çevresinde çok sayıda melek gördüm, seslerini duydum. Bunların sayısı binlerce binler, on binlerce on binlerdi.
REV 5:12 Yüksek sesle şöyle diyorlardı: “Öldürülmüş Kuzu, gücü, zenginliği, bilgeliği, kudreti, saygıyı, yüceliği, övgüyü almaya layıktır.”
REV 5:13 Gökteki, yerdeki, yer altındaki, denizdeki bütün yaratıkların ve onlarda bulunan her şeyin şöyle dediğini duydum: “Övgü, saygı, yücelik ve hâkimiyet sonsuzlara dek taht üzerinde oturanın ve Kuzu’nun olsun! Amin!”
REV 5:14 Dört yaratık, “Amin!” dediler. Sonra ihtiyarlar yere kapanıp tapındılar.
REV 6:1 Kuzu’nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. Dört canlı yaratıktan birinin, gök gürültüsünü andıran bir sesle, “Gel de gör!” dediğini duydum.
REV 6:2 Sonra beyaz bir at göründü. Binicisinin yayı vardı. Ona bir taç verildi ve galip gelsin diye galip gelerek çıktı.
REV 6:3 İkinci mührü açtığında, ikinci canlı yaratığın, “Gel!” dediğini duydum.
REV 6:4 Kızıl renkli başka bir at çıktı. Binicisine insanlar birbirini öldürsünler diye dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Ona büyük bir kılıç verildi.
REV 6:5 Üçüncü mührü açtığında, üçüncü canlı yaratığın, “Gel de gör!” dediğini duydum. İşte, siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı.
REV 6:6 Dört canlı yaratığın ortasında bir sesin şöyle dediğini duydum: “Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara! Yağa ve şaraba zarar verme!”
REV 6:7 Dördüncü mührü açtığında, dördüncü canlı yaratığın, “Gel de gör!” dediğini duydum.
REV 6:8 İşte, soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm’dü. Hades onu takip ediyordu. Ona kılıçla, kıtlıkla, ölümle ve yeryüzünün vahşi hayvanlarıyla öldürmek üzere yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi.
REV 6:9 Beşinci mührü açtığında, sunağın altında, Tanrı’nın Sözü ve Kuzu’ya ettikleri tanıklık uğruna öldürülenlerin canlarını gördüm.
REV 6:10 Yüksek sesle, “Kutsal ve gerçek olan ey Efendimiz! Yeryüzünde oturanları ne zaman yargılayacak, onlardan kanımızın öcünü ne zaman alacaksın?” dediler.
REV 6:11 Onların her birine uzun beyaz birer kaftan verildi. Kendileri gibi öldürülecek olan hizmet arkadaşlarının ve kardeşlerinin devirlerini tamamlayana dek bir süre daha dinlenmeleri gerektiği söylendi.
REV 6:12 Altıncı mührü açtığında, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay tümüyle kan gibi oldu.
REV 6:13 Gökyüzünün yıldızları, büyük bir rüzgârla sarsılan incir ağacının ham incirlerini dökmesi gibi, yeryüzüne düştü.
REV 6:14 Gökyüzü dürülen bir tomar gibi yerinden söküldü. Her dağ ve ada yerinden kaldırıldı.
REV 6:15 Dünyanın kralları, ileri gelenleri, komutanları, zengini, güçlüsü, kölesi ve özgürü mağaralara, dağların kovuklarına gizlendiler.
REV 6:16 Dağlara ve kayalara, “Üzerimize yıkılın” dediler, “Tahtta oturanın yüzünden ve Kuzu’nun gazabından bizi saklayın.
REV 6:17 Çünkü O’nun gazabının büyük günü geldi. Buna kim dayanabilir?”
REV 7:1 Bundan sonra, yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. Bunlar karaya, denize, herhangi bir ağaca esmesin diye, yeryüzünün dört rüzgârını tutuyorlardı.
REV 7:2 Diri Tanrı’nın mührüne sahip olan başka bir meleğin gün doğusundan yükseldiğini gördüm. Karaya ve denize zarar vermekle görevlendirilen dört meleğe yüksek sesle bağırıp dedi:
REV 7:3 “Biz Tanrımız’ın hizmetkârlarını alınlarından mühürleyinceye dek karaya, denize, ağaçlara zarar vermeyin!”
REV 7:4 İsrael'in çocuklarının her oymağından mühürlenenlerin sayısını yüz kırk dört bin olarak duydum.
REV 7:5 Yahuda oymağından on iki bin kişi mühürlendi. Ruven oymağından on iki bin, Gad oymağından on iki bin,
REV 7:6 Aşer oymağından on iki bin, Naftali oymağından on iki bin, Manaşşe oymağından on iki bin,
REV 7:7 Şimon oymağından on iki bin, Levi oymağından on iki bin, İssakar oymağından on iki bin,
REV 7:8 Zevulun oymağından on iki bin, Yosef oymağından on iki bin, Benyamin oymağından on iki bin kişi mühürlendi.
REV 7:9 Bundan sonra baktım ve işte, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Ellerinde palmiye dallarıyla beyaz kaftanlar giyinmişlerdi.
REV 7:10 Yüksek sesle, “Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız’a ve Kuzu’ya özgüdür!” dediler.
REV 7:11 Bütün melekler tahtın, ihtiyarların ve dört canlı yaratığın çevresinde duruyorlardı. Tahtın önünde yüzüstü yere kapandılar ve Tanrı’ya tapındılar.
REV 7:12 Şöyle diyorlardı: “Amin! Övgü, yücelik, bilgelik, şükran, saygı, güç ve kudret sonsuzlara dek Tanrımız’ın olsun! Amin.”
REV 7:13 İhtiyarlardan biri bana karşılık verip, “Beyaz kaftanlar kuşanmış olan bu kişiler kim, nereden geldiler?” dedi.
REV 7:14 Ona, “Efendim, sen bunu biliyorsun” dedim. Bana şöyle dedi: “Bunlar büyük sıkıntıdan çıkanlardır. Kaftanlarını yıkadılar ve Kuzu’nun kanında beyaz ettiler.
REV 7:15 Bu nedenle, Tanrı’nın tahtı önündedirler ve tapınağında gece gündüz O’na hizmet ediyorlar. Tahtta oturan, çadırını onların üzerine kuracak.
REV 7:16 Artık acıkmayacaklar, susamayacaklar. Ne güneş ne de kavurucu sıcak çarpacak onları.
REV 7:17 Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek ve yaşam veren suların pınarlarına götürecek. Tanrı onların gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek.”
REV 8:1 Yedinci mührü açtığında, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.
REV 8:2 Tanrı’nın önünde duran yedi meleği gördüm ve onlara yedi boru verildi.
REV 8:3 Başka bir melek geldi, elinde altın bir buhurdanla sunağın başında durdu. Tahtın önündeki altın sunakta bütün kutsalların dualarına katsın diye ona bol buhur verildi.
REV 8:4 Kutsalların dualarıyla buhurun dumanı meleğin elinden Tanrı’nın önünde yükseldi.
REV 8:5 Melek buhurdanı aldı, sunağın ateşiyle doldurup yeryüzüne attı. Bunu gök gürlemeleri, sesler, şimşekler ve bir deprem izledi.
REV 8:6 Ellerinde yedi boru olan yedi melek borularını çalmaya hazırlandı.
REV 8:7 Birincisi boru çaldı. Ardından kanla karışık dolu ve ateş yeryüzüne atıldı. Yeryüzünün üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı.
REV 8:8 İkinci melek boru çaldı. Alev alev yanan, büyük bir dağa benzer bir şey denize atıldı. Denizin üçte biri kan oldu.
REV 8:9 Denizdeki canlıların üçte biri öldü. Gemilerin üçte biri yok oldu.
REV 8:10 Üçüncü melek boru çaldı. Meşale gibi yanan büyük bir yıldız gökyüzünden ırmakların üçte birinin üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü.
REV 8:11 Bu yıldızın adı “Pelin” diye bilinir. Suların üçte biri peline dönüştü. Pek çok insan acılaşan sulardan öldü.
REV 8:12 Dördüncü melek boru çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri ve yıldızların üçte biri vuruldu. Böylece ışıkların üçte biri karardı; gündüz ve gecenin üçte biri aynı biçimde karardı.
REV 8:13 Baktım, göğün ortasında uçan bir kartalın yüksek sesle, “Vay! Vay! Henüz borularını çalmamış olan öteki üç meleğin boru sesleri yüzünden yeryüzünde yaşayanların vay haline!” dediğini duydum.
REV 9:1 Beşinci melek boru çaldı. Gökten yeryüzüne düşmüş bir yıldız gördüm. Abis çukurunun anahtarı ona verildi.
REV 9:2 Abis çukurunu açtı. Çukurdan ocaktan çıkarcasına duman yükseldi. Çukurun dumanından güneş ve hava karardı.
REV 9:3 Dumanın içinden yeryüzüne çekirgeler geldi. Onlara yeryüzündeki akreplerin gücüne benzer bir güç verildi.
REV 9:4 Çekirgelere yeryüzündeki otlara, hiçbir yeşile, hiçbir ağaca zarar vermemeleri, yalnızca alınlarında Tanrı’nın mührü olmayan insanlara zarar vermeleri söylendi.
REV 9:5 Onlara insanları öldürmeleri için değil, beş ay süreyle işkence etmeleri için yetki verildi. İşkenceleri akrebin insanı soktuğu zamanki acıya benziyordu.
REV 9:6 O günlerde insanlar ölümü arayacaklar, ama hiçbir şekilde bulamayacaklar. Ölmeyi arzulayacaklar, ama ölüm onlardan kaçacak.
REV 9:7 Çekirgelerin görünüşü savaşa hazırlanmış atlara benziyordu. Başlarında altın taçlara benzer bir şey vardı ve yüzleri insan yüzlerine benziyordu.
REV 9:8 Saçları kadın saçı gibi, dişleri aslan dişleri gibiydi.
REV 9:9 Demirden yapılmış zırhlara benzer göğüs zırhları vardı. Kanatlarının sesi savaş arabalarının, savaşa koşan birçok atın sesine benziyordu.
REV 9:10 Akrep gibi kuyrukları ve iğneleri vardı. Kuyruklarında, beş ay boyunca insanlara zarar verme güçleri vardı.
REV 9:11 Başlarında kral olarak dipsiz derinliklerin meleği vardı. İbranicedeki adı “Avaddon”, Grekçe adıysa “Apolyon” dur.
REV 9:12 İlk “vay” geçti. Bakın, bundan sonra iki “vay” daha geliyor.
REV 9:13 Altıncı melek boru çaldı. Tanrı’nın önündeki altın sunağın boynuzlarından bir ses duydum.
REV 9:14 Ses, elinde boru olan altıncı meleğe, “Büyük Fırat Irmağı’nın yanında bağlı olan dört meleği çöz!” dedi.
REV 9:15 İnsanların üçte birini öldürmek üzere o saat, o gün, o ay ve o yıl için hazır tutulan dört melek serbest bırakıldı.
REV 9:16 Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu. Sayılarını duydum.
REV 9:17 Görümde atları ve binicilerini böyle gördüm. Göğüs zırhlarının ateş kırmızısı, gökyakut ve kükürt sarısı olduğunu gördüm. Atların başları aslan başına benziyordu. Ağızlarından ateş, duman ve kükürt fışkırıyordu.
REV 9:18 İnsanların üçte biri şu üç beladan öldü: Ağızlarından fışkıran ateş, duman ve kükürt.
REV 9:19 Çünkü atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Kuyrukları yılana benzer, başları vardır ve bunlarla zarar verirler.
REV 9:20 Bu belalarla ölmeyen insanların geri kalanı, kendi ellerinin işlerinden dönüp tövbe etmediler. İblislere ve göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen altın, tunç, taş, tahta putlara tapmaktan vazgeçmediler.
REV 9:21 Öldürmekten, büyücülükten, fuhuştan, hırsızlık yapmaktan tövbe etmediler.
REV 10:1 Gökyüzünden inen güçlü başka bir melek gördüm. Buluta sarınmıştı, başının üzerinde gökkuşağı vardı. Yüzü güneşe benziyordu, ayakları ateşten sütunlar gibiydi.
REV 10:2 Elinde küçük, açık bir kitap vardı. Sağ ayağını denize, sol ayağını karaya koydu.
REV 10:3 Aslan kükremesini andıran yüksek sesle bağırdı. O bağırınca, yedi gök gürlemesi seslerini çıkardı.
REV 10:4 Yedi gök gürültüsü duyulunca yazmak üzereydim ki, gökten bir ses işittim: “Yedi gök gürlemesinin söylediklerini mühürle ve onları yazma” dedi.
REV 10:5 Denizde ve karada durduğunu gördüğüm melek sağ elini gökyüzüne kaldırdı.
REV 10:6 Göğü ve onda olanları, yeri ve onda olanları, denizi ve onda olanları yaratanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi, “Artık gecikme olmayacak.
REV 10:7 Yedinci meleğin sesinin günlerinde, boru çalmak üzereyken, o zaman Tanrı’nın sırrı da tamamlanacak. Tanrı bunu hizmetkârı olan peygamberlere bildirmişti.’’
REV 10:8 Gökten işittiğim ses yine benimle konuştu: “Git, denizde ve karada duran meleğin elindeki açık kitabı al” dedi.
REV 10:9 Bunun üzerine meleğe gittim, kitabı bana vermesini istedim. Bana, “Al ve ye” dedi. ‘‘Midende acılık yapacak, ama ağzına bal gibi tatlı olacak.”
REV 10:10 Küçük kitabı meleğin elinden alıp yedim. Ağzımda bal gibi tatlıydı. Ama onu yiyince midem apacı oldu.
REV 10:11 Bana, “Birçok halk, ulus, dil ve kral hakkında yine peygamberlik etmelisin” dediler.
REV 11:1 Bana değneğe benzer bir kamış verildi. Birisi, “Kalk ve Tanrı’nın tapınağını, sunağı ölç ve orada tapınanları say” dedi.
REV 11:2 ‘‘Tapınağın dışındaki avluyu ölçme, onu ayrı bırak. Çünkü orası uluslara verilmiştir. Uluslar kırk iki ay kutsal kenti ayaklar altında çiğneyecekler.
REV 11:3 İki tanığıma güç vereceğim ve çula sarınmış olarak bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.”
REV 11:4 Bunlar, yeryüzünün Efendisi’nin önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandildir.
REV 11:5 Eğer kim onlara zarar vermek isterse, ağızlarından ateş fışkıracak ve düşmanlarını yiyip bitirecek. Onlara zarar vermek isteyen herkesin bu şekilde öldürülmesi gerekir.
REV 11:6 Onlar gökyüzünü kapatma yetkisine sahiptir. Öyle ki, peygamberlik ettikleri günler boyunca yağmur yağmasın. Suları kana dönüştürme, yeryüzünü kaç kez isterlerse her türlü bela ile vurma yetkisine sahiptirler.
REV 11:7 Tanıklıklarını bitirdiklerinde, Abis'ten çıkan canavar onlarla savaşacak, onları yenip öldürecek.
REV 11:8 Cesetleri, ruhsal olarak Sodom ve Mısır olarak adlandırılan ve Efendileri’nin de çarmıha gerildiği büyük kentin caddesinde olacak.
REV 11:9 Her halktan, oymaktan, dilden ve ulustan insan üç buçuk gün cesetlerini seyredecek, cesetlerinin mezara konulmasına izin vermeyecekler.
REV 11:10 Yeryüzünde oturanlar onların bu durumuna sevinip memnun olacaklar. Birbirlerine hediyeler verecekler. Çünkü bu iki peygamber yeryüzünde oturanlara eziyet etti.
REV 11:11 Üç buçuk gün sonra onların içine Tanrı’dan yaşam soluğu girdi ve ayakları üzerine dikildiler. Onları görenlerin üzerine büyük bir korku düştü.
REV 11:12 Gökten onlara, “Buraya çıkın!” diyen yüksek bir ses duydum. Düşmanları bakarken onlar bulutun içinde göğe yükseldiler.
REV 11:13 O gün büyük bir deprem oldu ve kentin onda biri yıkıldı. Depremde yedi bin kişi öldü. Geri kalanlar dehşete kapılıp göğün Tanrısı’nı yücelttiler.
REV 11:14 İkinci “vay” geçti. Bakın, üçüncü “vay” tez geliyor.
REV 11:15 Yedinci melek boru çaldı. Gökteki yüksek sesler bunun ardından şöyle dediler: “Dünyanın krallığı Efendimiz’in ve O’nun Mesihi’nin oldu. O sonsuzlara dek hüküm sürecek!”
REV 11:16 Tanrı’nın tahtı önünde tahtlarda oturan yirmi dört ihtiyar yüzüstü yere kapanarak Tanrı’ya tapındılar.
REV 11:17 Şöyle diyorlardı: ‘‘Sana şükrederiz. Her Şeye Gücü Yeten, var olan, var olmuş olan Efendi Tanrı! Çünkü büyük gücünü eline alıp hüküm sürmeye başladın.
REV 11:18 Uluslar öfkelenmişti, gazabın geldi. Ölülerin yargılanma, sana bağlı hizmetkârların olan peygamberlerin, kutsalların, küçüğünden büyüğüne adından korkanların ödüllendirilme ve yeryüzünü mahvedenlerin mahvolma zamanı geldi.’’
REV 11:19 Tanrı’nın gökteki tapınağı açıldı ve tapınağında Efendi’nin Antlaşma Sandığı göründü. Bunu şimşekler, sesler, gök gürlemeleri, yer sarsıntısı ve şiddetli bir dolu izledi.
REV 12:1 Gökte büyük bir belirti görüldü: Güneşe sarınmış bir kadın, ayaklarının altında ay ve başında on iki yıldızdan oluşan bir taç vardı.
REV 12:2 Karnında çocuk taşıyor, doğum sancısıyla kıvranarak haykırıyordu.
REV 12:3 Gökte başka bir belirti görüldü. İşte, yedi başı, on boynuzu ve başında yedi tacı olan büyük bir kızıl ejderha vardı.
REV 12:4 Kuyruğu gökyüzündeki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne fırlattı. Ejderha, doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu. Böylece kadın doğum yapınca çocuğunu yutabilecekti.
REV 12:5 Kadın bütün ulusları demir asayla yönetecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuğu hemen alınıp Tanrı’ya, O'nun tahtına götürüldü.
REV 12:6 Kadın çöle kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün onu beslemeleri için Tanrı tarafından hazırlanmış bir yeri vardı.
REV 12:7 Gökyüzünde savaş oldu. Mikael ile melekleri ejderhaya karşı savaştılar. Ejderha da melekleriyle birlikte savaştı.
REV 12:8 Ama galip gelmediler. Gökte artık onlar için yer bulunmadı.
REV 12:9 İblis ve Şeytan denilen, bütün dünyayı saptıran büyük ejderha, eski yılan aşağıya atıldı. Melekleri de onunla birlikte yeryüzüne atıldı.
REV 12:10 Gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: “Tanrımız’ın kurtarışı, gücü, krallığı ve Mesihi’nin yetkisi şimdi yerine geldi. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları Tanrımız’ın önünde gece gündüz suçlayan aşağı atıldı.
REV 12:11 Onlar Kuzu’nun kanıyla ve ettikleri tanıklık sözüyle onu yendiler. Ölüme kadar yaşamlarını sevmediler.
REV 12:12 Bu nedenle, ey gökler ve onlarda oturanlar, sevinin! Yeryüzünün de, denizin de vay başına! Çünkü İblis vaktinin az olduğunu bilerek büyük gazapla üzerinize indi.”
REV 12:13 Ejderha kendisinin yere atıldığını görünce, erkek çocuk doğuran kadına zulmetti.
REV 12:14 Yılanın önünden çöle, bir vakit, vakitler ve yarım vakit besleneceği yere uçsun diye kadına büyük bir kartalın iki kanadı verildi.
REV 12:15 Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su kustu.
REV 12:16 Yeryüzü kadına yardım etti. Yer ağzını açıp ejderhanın ağzından kustuğu ırmağı yuttu.
REV 12:17 Ejderha kadına öfkelendi. Onun soyundan kalanlarla, Tanrı’nın buyruklarını tutup Yeşua’nın tanıklığını taşıyanlarla savaşmaya gitti.
REV 13:1 Sonra denizin kumu üzerinde durdum. On boynuzlu ve yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm. Boynuzlarında on taç vardı, başlarında küfürlü isimler yazılıydı.
REV 13:2 Gördüğüm canavar leopara benziyordu. Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi. Ejderha ona gücünü, tahtını ve büyük yetki verdi.
REV 13:3 Canavarın başlarından biri ölümcül yara almış gibi görünüyordu. Ancak ölümcül yarası iyileşti ve bütün dünya canavara şaştı.
REV 13:4 İnsanlar yetkisini canavara verdiği için ejderhaya şu sözlerle tapındılar: “Canavar gibisi var mı? Kimin gücü yeter onunla savaşmaya?”
REV 13:5 Canavara büyük şeyler, küfürler söyleyen bir ağız verildi. Kendisine kırk iki ay süreyle savaşma yetkisi de verildi.
REV 13:6 Tanrı’ya küfretmek, O’nun adına, konutuna, gökte oturanlara küfretmek için ağzını açtı.
REV 13:7 Kutsallarla savaşmak ve onları yenmek için yetki verildi. Her oymak, her halk, her dil ve her ulus üzerinde de ona yetki verildi.
REV 13:8 Yeryüzünde oturan ve dünya kurulduğundan beri öldürülmüş Kuzu’nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapınacak.
REV 13:9 Kulağı olan işitsin!
REV 13:10 Tutsak düşecek olan, tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan öldürülecek. Kutsalların sabrı ve imanı işte buradadır.
REV 13:11 Yeryüzünden çıkan başka bir canavar gördüm. Kuzu gibi iki boynuzu vardı ve ejderha gibi konuşuyordu.
REV 13:12 İlk canavarın bütün yetkisini onun önünde kullanıyordu. Yeryüzünü ve onda oturanları, ölümcül yarası iyileşen ilk canavara tapmaya zorluyordu.
REV 13:13 O, insanların gözleri önünde gökten yere ateş indirecek büyük mucizeler gerçekleştiriyordu.
REV 13:14 Canavarın önünde belirtiler yapmak için kendisine verilen yetki yüzünden, yeryüzünde oturanları kandırıyordu. Yeryüzünde oturanlara kılıçla yaralanan, ama sağ kalan canavara bir suret yapmalarını söyledi.
REV 13:15 Canavarın suretine yaşam soluğu vermesi için kendisine yetki verildi. Öyle ki, suret konuşsun ve canavarın suretine tapmayan herkesi öldürebilsin.
REV 13:16 Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle herkesin sağ eline ya da alnına bir işaret koyduruyordu.
REV 13:17 Öyle ki, canavarın adı ya da adının numarası olan o işarete sahip olmayan hiç kimse ne bir şey alabilsin, ne de satabilsin.
REV 13:18 İşte bilgelik buradadır. Anlayışa sahip olan, canavarın sayısını hesaplasın. Çünkü bu bir insanın sayısıdır. Sayısı altı yüz altmış altıdır.
REV 14:1 İşte, Kuzu’yu gördüm. Siyon Dağı üzerinde O’nunla birlikte yüz kırk dört bin kişi duruyordu. Alınlarında kendisinin ve Babası’nın adı yazılıydı.
REV 14:2 Gökten çok suların sesine, güçlü gök gürültüsüne benzeyen bir ses işittim. Duyduğum ses arp çalan arpçıların sesine benziyordu.
REV 14:3 Tahtın, dört yaratığın ve ihtiyarların önünde yeni bir ezgi söylüyorlardı. Yeryüzünden kurtarılmış olan yüz kırk dört bin kişi dışında kimse o ezgiyi öğrenemedi.
REV 14:4 Bunlar, kendilerini kadınlarla lekelememiş, bakir olanlardır. Kuzu nereye giderse, onlar da peşinden gidenlerdir. Yeşua tarafından insanlar arasından kurtarılan bu kişiler Tanrı’ya ve Kuzu’ya sunulan ilk ürünlerdir.
REV 14:5 Ağızlarında hiçbir yalan bulunmadı. Suçsuzdurlar.
REV 14:6 Göğün ortasında uçan bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara, her ulusa, her oymağa, her dile, her halka bildirmek üzere ebedi Müjde’yi taşıyordu.
REV 14:7 Yüksek sesle, “Efendi’den korkun ve O’nu yüceltin!” dedi. “Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi ve suların pınarlarını yaratana tapının!”
REV 14:8 Onun ardından gelen ikinci bir melek, “Düştü! Kendi cinsel ahlaksızlığının gazabının şarabını bütün uluslara içiren koca Babil düştü!” dedi.
REV 14:9 Onları üçüncü bir melek izledi. Yüksek sesle şöyle diyordu: “Eğer bir kimse canavara ve onun suretine tapar ve alnında ya da elinde işaretini koydurursa,
REV 14:10 Tanrı gazabının kâsesinden katıksız olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. O, kutsal meleklerin ve Kuzu’nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecektir.
REV 14:11 Çektikleri işkencenin dumanı sonsuza dek tütecek. Canavara ve suretine tapanlar ve onun adının işaretini alanlar gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler.
REV 14:12 Tanrı’nın buyruklarını ve Yeşua’nın imanını tutan kutsalların sabrı işte buradadır.”
REV 14:13 Gökten bir sesin, “Yaz, bundan böyle Efendi’de ölenlere ne mutlu” dediğini duydum. Ruh, “Evet” diyor, “İşlerinden dinlenecekler. Çünkü işleri onları izleyecek.”
REV 14:14 İşte, beyaz bir bulut ve bulutun üzerinde insanoğlu gibi oturan, başında altından bir taç, elinde keskin bir orak olan birini gördüm.
REV 14:15 Tapınaktan başka bir melek çıktı ve bulutun üzerinde oturana yüksek sesle, “Orağını gönder ve biç! Biçme saati geldi. Çünkü yerin ürünü olgunlaştı” dedi.
REV 14:16 Bulutun üzerinde oturan orağını yeryüzüne salladı ve yer biçildi.
REV 14:17 Gökteki tapınaktan başka bir melek çıktı. Onun da keskin bir orağı vardı.
REV 14:18 Ateş üzerinde yetkili olan başka bir melek sunaktan çıktı ve keskin orağı olana yüksek sesle şöyle seslendi: ‘‘Keskin orağını gönder ve yerin asmasının salkımlarını topla. Çünkü yerin üzümleri tam olgunlaştı!”
REV 14:19 Melek orağını yeryüzüne salladı, yerin ürününü topladı ve onu Tanrı’nın gazabının büyük üzüm sıkma çukuruna attı.
REV 14:20 Kentin dışında üzüm sıkma çukurunda çiğnendi. Üzüm sıkma çukurundan bin altı yüz stadia mesafede kan atların gemlerine kadar yükseldi.
REV 15:1 Gökyüzünde büyük şaşkınlık verici başka bir belirti gördüm: Son yedi belayı taşıyan yedi melekti. Çünkü Tanrı’nın gazabı onlarla sona eriyordu.
REV 15:2 Ateşle karışık camdan deniz gibi bir şey gördüm. Canavarı, onun suretini ve adının sayısını yenenler cam denizin üzerinde ellerinde Tanrı’nın arplarıyla durmuşlardı.
REV 15:3 Tanrı’nın hizmetkârı Moşe’nin ezgisini ve Kuzu’nun ezgisini söylüyorlardı: “Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrı, senin işlerin büyük ve şaşılasıdır, ey ulusların Kralı, senin yolların doğru ve adildir.
REV 15:4 Ey Efendimiz senden kim korkmaz, adını kim yüceltmez? Çünkü yalnız sen kutsalsın. Bütün uluslar gelip önünde tapınacaklar. Çünkü doğru işlerin ortaya çıktı.”
REV 15:5 Bunlardan sonra gökte tanıklık çadırı tapınağının açıldığını gördüm.
REV 15:6 Yedi belayı taşıyan yedi melek, pak, parlak keten giysiler giymiş, göğüslerine altın kuşaklar takmış olarak dışarı çıktılar.
REV 15:7 Dört canlı yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrı’nın gazabıyla dolu yedi altın tas verdi.
REV 15:8 Tapınak, Tanrı’nın görkeminden ve gücünden çıkan dumanla doldu. Yedi meleğin yedi belası bitene dek kimse tapınağa giremedi.
REV 16:1 Tapınaktan yedi meleğe, “Gidin, Tanrı’nın gazabının yedi tasını yeryüzüne dökün!” diyen yüksek bir ses işittim.
REV 16:2 Birincisi gidip tasını yeryüzüne boşalttı. Canavarın işaretini taşıyan ve onun suretine tapan insanların üzerinde acı veren, iğrenç yaralar oluştu.
REV 16:3 İkinci melek tasını denize boşalttı. Deniz ölü kanına dönüştü. Denizdeki her canlı öldü.
REV 16:4 Üçüncüsü tasını ırmaklara ve su pınarlarına boşalttı. Bunlar da kan oldular.
REV 16:5 Suların meleğinin şöyle dediğini duydum: “Ey Kutsal Olan, var olan ve var olmuş olan, bu yargılarında sen adilsin.
REV 16:6 Kutsalların ve peygamberlerin kanını döktükleri için, sen de onlara içmeleri için kan verdin. Bunu hak ettiler.”
REV 16:7 Sunaktan gelen bir sesin, “Evet, Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrı, yargıların doğru ve adildir” dediğini işittim.
REV 16:8 Dördüncüsü tasını güneşe boşalttı. Ona insanları ateşle kavurmak için yetki verildi.
REV 16:9 İnsanlar şiddetli ısıyla kavruldular. Bu belalar üzerinde hâkimiyeti olan Tanrı’nın adına küfrettiler. Tövbe edip O’nu yüceltmediler.
REV 16:10 Beşincisi canavarın tahtına boşalttı. Canavarın krallığı karardı. İnsanlar acıdan dillerini ısırdılar.
REV 16:11 Acılarından ve yaralarından ötürü göğün Tanrısı’na küfrettiler. Kendi işlerinden hâlâ tövbe etmediler.
REV 16:12 Altıncısı tasını büyük Fırat Irmağı’na boşalttı. Gündoğusundan gelen krallara yol hazırlasın diye ırmağın suları kurudu.
REV 16:13 Ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kirli ruhun çıktığını gördüm.
REV 16:14 Bunlar belirtiler yapan iblislerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın o büyük gününün savaşı için bütün yeryüzünün krallarını bir araya toplamaya gidiyorlar.
REV 16:15 “İşte hırsız gibi geliyorum. Çıplak dolaşmasın ve onun ayıbını görmesinler diye, uyanık kalıp giysilerini üzerinde tutana ne mutlu!”
REV 16:16 Onları İbranice’de “Armagedon” denilen yerde topladı.
REV 16:17 Yedincisi tasını havaya boşalttı. Göğün tapınağından, tahttan, “Tamamlandı!” diyen yüksek bir ses geldi.
REV 16:18 Şimşekler çaktı, sesler ve gök gürlemeleri oldu. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan var olduğundan beri böylesine büyük bir deprem olmamıştı.
REV 16:19 Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yıkıldı. Gazabının şiddetli şarabı ona verilsin diye Tanrı büyük Babil’i hatırladı.
REV 16:20 Bütün adalar kaçtı, dağlar bulunmaz oldu.
REV 16:21 Gökten insanların üzerine bir talant ağırlığında iri dolu taneleri yağdı. Dolu belası yüzünden insanlar Tanrı’ya küfrettiler. Çünkü bu bela aşırı şiddetliydi.
REV 17:1 Yedi tası taşıyan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: “Buraya gel” dedi. “Sana birçok suların üzerinde oturan büyük fahişenin yargısını göstereyim.
REV 17:2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde oturanlar onun fuhuş şarabıyla sarhoş oldular.”
REV 17:3 Melek beni Ruh’ta çöle götürdü. Yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfürlü adlarla dolu, kırmızı bir canavarın üzerinde oturmuş bir kadın gördüm.
REV 17:4 Kadın mor ve kırmızı giysiler giymiş, altın, değerli taşlar, incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle ve yeryüzünün fuhuş pislikleriyle dolu altın bir kâse vardı.
REV 17:5 Alnında şu ad yazılıydı: “GİZEMLİ, BÜYÜK BABİL, DÜNYA FAHİŞELERİNİN VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI.”
REV 17:6 Kadının kutsalların kanıyla ve Yeşua’nın şehitlerinin kanıyla sarhoş olduğunu gördüm. Onu gördüğümde büyük şaşkınlıkla şaştım.
REV 17:7 Melek bana, “Neden şaştın?” diye sordu. “Sana kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını anlatayım.
REV 17:8 Gördüğün canavar eskiden vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra Abis'ten çıkacak ve mahva gidecek. Yeryüzünde yaşayanlar ve dünyanın kuruluşundan beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar, canavarın bir zamanlar var olduğunu, şimdi olmadığını ve yine geleceğini görünce şaşacaklar.
REV 17:9 İşte bilgeliği olan akıl bundadır. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi dağdır.
REV 17:10 Onlar yedi kraldır. Beşi düştü, biri duruyor, öteki henüz gelmedi. Geldiğinde kısa bir süre kalması gerek.
REV 17:11 Var olmuş ama şimdi olmayan canavarın kendisi de sekizincidir. O da yedilerdendir ve mahva gitmektedir.
REV 17:12 Gördüğün on boynuz henüz hüküm sürmemiş on kraldır; ancak canavarla birlikte bir saatliğine hüküm sürmek için yetki alacaklar.
REV 17:13 Bunlar aynı düşünceyle güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler.
REV 17:14 Onlar Kuzu’ya karşı savaşacak ve Kuzu onları yenecek. Çünkü O, efendilerin Efendisi, kralların Kralı’dır. O’nunla birlikte olanlara seçilmiş ve sadık olanlar denir.”
REV 17:15 Melek bana, “Fahişenin oturduğu yerde gördüğün sular halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir” dedi.
REV 17:16 ‘‘Gördüğün on boynuz ve canavar, fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çırılçıplak bırakacak. Etini yiyip onu ateşle tümüyle yakacaklar.
REV 17:17 Çünkü Tanrı, tasarladığı şeyi yapmayı onların yüreğine koydu. Ta ki, Tanrı’nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara verme konusunda aynı fikirde olsunlar.
REV 17:18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde hüküm süren büyük kenttir.”
REV 18:1 Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökyüzünden indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
REV 18:2 Yüksek sesle şöyle bağırdı: ‘‘Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı! İblislerin barınağı, her kirli ruhun, her murdar ve iğrenç kuşun zindanı oldu!
REV 18:3 Çünkü bütün uluslar onun cinsel ahlaksızlığının gazabının şarabından içtiler. Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Dünyanın tüccarları onun lüksünün bolluğuyla zengin oldular.’’
REV 18:4 Gökten başka bir ses işittim: “Ey halkım! Oradan çıkın! Onun günahlarına ortak olmayın, belalarından siz de pay almayın” dedi.
REV 18:5 “Çünkü onun günahları gökyüzüne ulaştı ve Tanrı onun kötülüklerini hatırladı.
REV 18:6 İşlerine göre, karşılığını ona aynen verin, yaptığının iki katını ödeyin. Hazırladığı kâseden ona iki kat hazırlayın.
REV 18:7 Kendini yücelttiği, ahlaksızlığa verdiği ölçüde, eziyet ve ağlayış verin ona. Çünkü yüreğinde şöyle diyor, ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim ben. Hiç yas görmeyeceğim.’
REV 18:8 Bu nedenle onun belaları bir gün içinde gelecek. Ölüm, yas ve kıtlık, ateş de onu yakıp tüketecek çünkü onu yargılayan Efendi Tanrı güçlüdür.
REV 18:9 Yeryüzünün fuhuş yapan ve onunla sefahat içinde yaşayan kralları, onun yanan dumanını görünce onun için ağlayıp feryat edecekler.
REV 18:10 Çektiği azabın neden olduğu korkuyla uzakta durup, ‘Vay başına koca kent, vay başına güçlü kent Babil! Çünkü yargın bir saatte geldi’ diyecekler.
REV 18:11 Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü artık mallarını satın alacak kimse yok.
REV 18:12 Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her kabı, en değerli ağaçlardan, bakırdan, demir ve mermerden yapılmış her çeşit kabı,
REV 18:13 tarçını, baharatı, buhuru, güzel kokulu yağı, günnüğü, şarabı, zeytinyağını, ince unu, buğdayı, koyunları, atları, savaş arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimseler yok artık.
REV 18:14 Canının çektiği meyveler senin için yok oldu. Zarif ve gösterişli olan her şeyin gitti. Artık onları bir daha bulamayacaksın.
REV 18:15 Bu mallar sayesinde zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği azaptan korkacaklar. Uzakta durup göz yaşıyla yas tutacaklar.
REV 18:16 “Vay, vay başına koca kent” diyecekler. “İnce keten, mor ve kırmızı kumaş giyinmiş, altın, değerli taşlar ve incilerle süslenmiştin!
REV 18:17 Böylesine büyük zenginlik bir saat içinde harap oldu. Gemi kaptanları, yolculuğa çıkanlar, denizciler ve denizden geçimini sağlayan herkes uzakta durdular.
REV 18:18 Onu yakan ateşin dumanına bakarak, ‘Koca kent gibisi var mı?’ diye feryat ettiler.
REV 18:19 Başlarının üzerine toprak serptiler, yas tutup ağlayarak şöyle dediler: ‘Vay başına koca kent, vay! Denizde gemisi olanların hepsi, onun büyük servetiyle zengin olmuşlardı! Kent bir saat içinde ıssız kaldı.’
REV 18:20 Ey gök, kutsallar, elçiler ve peygamberler! Onun başına gelenlere sevinin! Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı.”
REV 18:21 Güçlü bir melek, değirmen taşına benzer büyük bir taşı alıp denize atarak şöyle dedi: “Koca kent Babil, işte böyle şiddetle atılacak ve bir daha bulunmayacak.
REV 18:22 Artık sende arpçıların, ezgi söyleyenlerin, kaval ve boru çalanların sesi hiç duyulmayacak. Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak, artık sende değirmen sesi duyulmayacak.
REV 18:23 Artık sende kandil ışığı parlamayacak. Artık sende güvey ve gelin sesi duyulmayacak. Tüccarların yeryüzünün ileri gelenleriydi. Çünkü büyücülüğünle bütün ulusları aldattın.
REV 18:24 Peygamberlerin, kutsalların ve yeryüzünde öldürülenlerin hepsinin kanı onda bulundu.”
REV 19:1 Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın güçlü sesine benzer bir ses duydum. Şöyle diyorlardı: “Haleluya! Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız’ındır.
REV 19:2 Çünkü O’nun yargıları doğru ve adildir. Çünkü yeryüzünü fuhuşla yozlaştıran büyük fahişeyi yargıladı ve hizmetkârlarının kanının öcünü ondan aldı.”
REV 19:3 İkinci kez, “Haleluya! Onun dumanı sonsuza dek tütecek” dediler.
REV 19:4 Yirmi dört ihtiyarla dört canlı yaratık yere kapanıp, “Amin! Haleluya!” diyerek tahtta oturan Tanrı’ya tapındılar.
REV 19:5 Tahttan bir ses yükselip dedi: “Ey bütün O'nun hizmetkârları! Küçük büyük O’ndan korkan herkes, Tanrımız’ı övün!”
REV 19:6 Büyük bir kalabalığın, çok suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer bir şeyin şöyle dediğini duydum: “Haleluya! Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrımız hüküm sürüyor.
REV 19:7 Sevinelim, coşalım! O’nu yüceltelim! Çünkü Kuzu’nun düğün günü geldi, O'nun eşi hazırlandı.
REV 19:8 Giymesi için ona parlak, pak ve ince keten giysiler verildi. Çünkü ince keten kutsalların doğru işleri demektir.”
REV 19:9 Ve bana, “‘Kuzu’nun düğün ziyafetine davet edilenlere ne mutlu!’ yaz” dedi. Bana, “Bunlar Tanrı’nın gerçek sözleridir.”
REV 19:10 Ona tapınmak için ayaklarına kapandım. Bana “Sakın yapma! Ben de seninle ve Yeşua’nın tanıklığını tutan kardeşlerinle birlikte ortak hizmetkârım. Tanrı’ya tap! Yeşua’ya tanıklık Peygamberlik Ruhu'dur” dedi.
REV 19:11 Göğün açıldığını gördüm. Baktım, beyaz bir at duruyordu. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir. Doğrulukta yargılar ve savaşır.
REV 19:12 Gözleri ateş alevi gibidir. Başında birçok taç vardır. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır.
REV 19:13 Kan serpilmiş bir giysi kuşanmıştı. Adı “Tanrı Sözü” olarak anılır.
REV 19:14 Gökteki ordular beyaz atlar üstünde pak, ince beyaz ketenden giysiler kuşanmış O’nu izliyordu.
REV 19:15 Ağzından ulusları vurmak için keskin, iki yanı keskin bir kılıç çıkıyordu. Onları demir asayla yönetecek. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın gazabının şiddetiyle üzüm sıkma çukurunda şaraplık üzümü çiğneyecek.
REV 19:16 Giysisinde ve kalçasının üzerinde şu ad yazılıdır: “KRALLARIN KRALI VE EFENDİLERİN EFENDİSİ.”
REV 19:17 Güneşte duran bir melek gördüm. Yüksek sesle gökte uçan bütün kuşlara şöyle dedi: “Gelin! Tanrı’nın büyük ziyafeti için toplanın.
REV 19:18 Kralların, komutanların, güçlü adamların, atların ve binicilerinin, özgür köle, küçük büyük hepsinin etini yiyin.”
REV 19:19 Canavarı, dünya krallarını ve ordularını ata binmiş Olan’la ve O’nun ordusuyla savaşmak üzere toplanmış gördüm.
REV 19:20 Canavarla onun önünde doğaüstü belirtiler gerçekleştiren sahte peygamber yakalanıp götürüldü. Sahte peygamber, canavarın işaretini alıp suretine tapanları bu belirtilerle kandırmıştı. Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.
REV 19:21 Geriye kalanlar, ata binmiş Olan’ın ağzından çıkan kılıçla öldürüldü. Böylece bütün kuşlar onların etiyle doydular.
REV 20:1 Gökten inen bir melek gördüm. Elinde Abis'in anahtarı ve büyük bir zincir vardı.
REV 20:2 Melek ejderhayı, yani İblis ya da Şeytan olarak bilinen şu eski yılanı yakaladı. Yeryüzünde oturanların hepsini kandıran onu bin yıllığına bağladı.
REV 20:3 Bin yıl doluncaya dek ulusları bir daha kandırmasın diye onu Abis'e attı. Bulunduğu yere kapayıp girişi mühürledi. Bundan sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor.
REV 20:4 Tahtlar gördüm, bu tahtlar üzerinde oturanlara yargılama yetkisi verildi. Yeşua’nın tanıklığı ve Tanrı’nın sözü için başları kesilenlerin canlarını gördüm. Onlar canavara ya da onun suretine tapmamış, alınlarına ve ellerine onun işaretini koydurmamış olanlardı. Hepsi bin yıl boyunca Mesih’le yaşadılar ve hüküm sürdüler.
REV 20:5 Ölülerin geri kalanı bin yıl doluncaya dek yaşamadılar. Bu ilk diriliştir.
REV 20:6 İlk dirilişte payı olan mutlu ve kutsaldır. Onların üzerinde ikinci ölümün gücü yoktur. Onlar Tanrı’nın ve Mesih’in kâhinleri olacak ve O’nunla birlikte bin yıl hüküm sürecekler.
REV 20:7 Bin yıldan sonra, Şeytan zindanından salıverilecek.
REV 20:8 Yeryüzünün dört köşesindeki ulusları, Gog ve Magog’u kandırmak, savaş için bir araya toplamaya gidecek. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur.
REV 20:9 Yeryüzünün genişliği üzerine çıktılar ve kutsalların ordugâhını ve sevilen kenti kuşattılar. Gökten inen, Tanrı’dan gelen ateş onları yakıp yuttu.
REV 20:10 Onları kandıran İblis, canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Sonsuza dek gece gündüz işkence çekecekler.
REV 20:11 Büyük, beyaz bir taht ve üzerinde oturanı gördüm. Yer ve gök önünden kaçıp gitti. Onlar için bir yer bulunmadı.
REV 20:12 Tahtın önünde duran irili ufaklı ölüleri gördüm. Kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler yaptıkları işlere göre kitaplarda yazılanlara göre yargılandı.
REV 20:13 Deniz, içindeki ölüleri teslim etti. Ölüm ve Hades de kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptığı işe göre yargılandı.
REV 20:14 Ölüm ve Hades ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.
REV 20:15 Adı yaşam kitabında yazılı olmayanların hepsi ateş gölüne atıldı.
REV 21:1 Yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü ilk gökle ilk yeryüzü gelip geçmişti. Artık deniz de yoktu.
REV 21:2 Kutsal kentin, Yeni Yeruşalem’in gökten, güveyi için süslenmiş bir gelin gibi hazırlanmış olarak Tanrı’nın yanından indiğini gördüm.
REV 21:3 Gökten yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: “İşte, Tanrı’nın konutu insanlarla birlikte! Tanrı insanlarla birlikte yaşayacak. Onlar O’nun halkı olacaklar, Tanrı’nın kendisi de Tanrıları olarak onlarla birlikte olacaktır.
REV 21:4 Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de acı olacak. Çünkü önceki şeyler gelip geçti.’’
REV 21:5 Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeni yapıyorum” dedi. “Yaz, çünkü Tanrı’nın bu sözleri sadık ve gerçektir.”
REV 21:6 Bana, “Alfa ve Omega, Başlangıç ve Son Ben’im” dedi. “Susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız olarak vereceğim.
REV 21:7 Galip gelene bunları vereceğim. Ben onun Tanrısı olacağım, o da bana oğul olacak.
REV 21:8 Ama korkak, imansız, günahkâr, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, ateş ve kükürtle yanan göldür. Bu, ikinci ölümdür.”
REV 21:9 Son yedi belayla dolu yedi kâseyi taşıyan yedi melekten biri geldi ve benimle konuştu. “Buraya gel” dedi. “Sana Kuzu’ya eş olacak gelini göstereyim.”
REV 21:10 Beni Ruh’ta büyük ve yüksek bir dağa götürdü ve bana kutsal kenti, Tanrı’nın yanından gökten inen Yeruşalem’i gösterdi.
REV 21:11 Tanrı’nın yüceliği onun üzerindeydi. Kentin ışıltısı en değerli taşın, kristal gibi parıldayan yeşim taşının ışıltısına benziyordu.
REV 21:12 Büyük ve yüksek surlara sahipti. On iki kapısı vardı. Kapılarda on iki melek duruyordu. Kapıların üzerinde İsrael'in çocuklarının on iki oymağının adları yazılıydı.
REV 21:13 Doğuda üç kapı, kuzeyde üç kapı, güneyde üç kapı, batıda üç kapı vardı.
REV 21:14 Kentin surlarının on iki temeli vardı. Bunların üzerinde Kuzu’nun on iki elçisinin on iki adı yazılıydı.
REV 21:15 Benimle konuşanın elinde kenti, kapılarını ve surlarını ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.
REV 21:16 Kent kare biçimindeydi, uzunluğu genişliğine eşittir. Melek kenti kamışla ölçtü, on iki bin on iki stadiaydı. Uzunluğu, genişliği ve yüksekliği birbirine eşitti.
REV 21:17 Melek surları da ölçtü. Kullandığı insan ölçüsüne göre yüz kırk dört arşındı.
REV 21:18 Surlar yeşimden yapılmıştı. Kent, cam gibi saydam saf altındandı.
REV 21:19 Kent surlarının temelleri her türden değerli taşlarla süslenmişti. İlk temel yeşim, ikincisi safir, üçüncüsü akik, dördüncüsü zümrüt,
REV 21:20 beşincisi damarlı akik, altıncı kırmızı akik, yedincisi sarı yakut, sekizincisi beril, dokuzuncusu topaz, onuncusu sarı zümrüt, on birincisi gökyakut, on ikincisi ametistti.
REV 21:21 On iki kapı on iki inciydi. Kapıların her biri birer inciden yapılmıştı. Kentin ana yolu cam saydamlığında saf altındandı.
REV 21:22 Onun içinde tapınak görmedim. Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrı ve Kuzu onun tapınağıdır.
REV 21:23 Kentin aydınlanması için güneşe ya da aya ihtiyacı yoktur. Çünkü kenti Tanrı’nın yüceliği aydınlatıyor. Şamdanı da Kuzu’dur.
REV 21:24 Uluslar onun ışığında yürüyecekler. Yeryüzü kralları, ulusların görkemini ve saygınlığını onun içine getirecekler.
REV 21:25 Kentin kapıları gündüz kapanmayacak, çünkü orada gece olmayacak.
REV 21:26 Ulusların görkemini ve saygınlığını oraya getirecekler ki, içeri girebilsinler.
REV 21:27 Kente hiçbir şekilde kirli hiçbir şey, iğrenç ya da aldatıcı hiç kimse girmeyecek; yalnızca Kuzu’nun yaşam kitabında yazılmış olanlar girecek.
REV 22:1 Melek bana Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtından çıkan kristal gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.
REV 22:2 Kentin ana yolunun ortasında, ırmağın iki yanında her ay meyve veren yaşam ağacı vardı. Ağaç on iki çeşit meyve üretiyordu. Yaprakları ulusların şifası içindi.
REV 22:3 Artık bir daha lanet olmayacak. Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı onun içinde olacak ve hizmetkârları O’na hizmet edecek.
REV 22:4 O’nun yüzünü görecekler, alınlarında O’nun adı olacak.
REV 22:5 Gece olmayacak, kandil ışığına da güneş ışığına da ihtiyaçları olmayacak. Çünkü Efendi Tanrı onları aydınlatacak. Sonsuza dek hüküm sürecekler.
REV 22:6 Melek bana, “Bu sözler sadık ve gerçektir” dedi. “Peygamberlerin ruhlarının Tanrısı Efendi, yakında olması gereken olayları hizmetkârına göstermek için meleğini gönderdi.”
REV 22:7 “İşte, yakında geliyorum. Bu kitabın peygamberlik sözlerini tutana ne mutlu!”
REV 22:8 Şimdi ben, Yuhanna, bu şeyleri işiten ve gören kişiyim. İşitip gördüğümde bana bunları gösteren meleğe tapmak için ayaklarına kapandım.
REV 22:9 Bana, “Sakın yapma!” dedi. “Ben seninle, peygamber kardeşlerinle ve bu kitabın sözlerini tutanlarla ortak bir hizmetkârım. Tanrı’ya tap!”
REV 22:10 Bana, “Bu kitabın peygamberlik sözlerini mühürleme, çünkü zamanı yakındır” dedi.
REV 22:11 “Haksızlık eden, yine haksızlık etsin. Kirli olan, yine kirli kalsın. Doğru olan, yine doğru olanı yapsın. Kutsal olan, yine kutsal olsun.”
REV 22:12 “İşte, yakında geliyorum! Herkese yaptığı işe göre karşılığını vermek için ödülüm yanımdadır.
REV 22:13 Alfa ve Omega, İlk ve Son, Başlangıç ve Son Ben’im.
REV 22:14 Ne mutlu O’nun buyruklarını yerine getirenlere, böylece yaşam ağacından yemeye hak kazanarak kapılardan geçip kente girenlere.
REV 22:15 Köpekler, büyücüler, fuhuş yapanlar, adam öldürenler, putperestler, yalanı sevip hilekâr olanların hepsi dışarıda kalacak.
REV 22:16 Ben Yeşua, kiliseler için bu şeyleri tanıklık etmesi için meleğimi gönderdim. David’in kökü ve soyu Ben’im, Parlak Sabah Yıldızı Ben’im.”
REV 22:17 Ruh ve Gelin, “Gel!” diyorlar. İşiten, “Gel!” desin. Susayan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın.
REV 22:18 Bu kitabın peygamberlik sözlerini duyan herkese tanıklık ediyorum. Eğer biri onlara bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılan belaları ona katacaktır.
REV 22:19 Kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı olan yaşam ağacından ve kutsal kentten onun payını çıkaracaktır.
REV 22:20 Bunlara tanıklık eden, “Evet, yakında geliyorum” diyor. Amin! Evet, gel, Efendi Yeşua!
REV 22:21 Efendi Yeşua Mesih’in lütfu bütün kutsallarla birlikte olsun. Amin.
